{"version":1,"language":"tr","source":{"title":"KeNet (Turkish WordNet, Starlang)","url":"https://github.com/StarlangSoftware/TurkishWordNet","license":"CC BY-SA 4.0"},"words":{"ABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuğunu dünyaya getiren kadın","example":"Doğumhanede, ‘aba’ sıfatını gururla taşıyan yeni anneye bebek hemen teslim edildi"},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin kendinden büyük olan kız kardeşi","example":"Ali, abasıyla çocukluğunda ne çok oyun oynadıklarını hatırlayıp gülümsedi"}]},"ABADİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık saman renginde, yarı mat, kalınca bir tür yazı kâğıdı","example":null}]},"ABAJUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan lamba siperi","example":"Sofranın üzerindeki lambanın kırmızı abajurundan süzülen ziya içinde iri mavi gözleriyle, kumral saçlarıyla harikulade güzel görünüyordu"},{"pos":"n","definition":"Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba","example":"Etajerin sağında bir telefon, ortasında bir heykel, solunda bir abajur."}]},"ABAKÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basit sayma ve hesap işleri yapmakta kullanılan, her teline onar boncuk geçirilmiş hesap aracı","example":"Kahraman vatanseverlerimiz sayılamayacak kadar çok olmakla birlikte, iktisadi vatanseverlerimiz abaküsün boncuk sayısını geçmez"},{"pos":"n","definition":"Yatay olarak sütun başlığının üstüne konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok","example":"Antik tapınakta, her sütunun tepesine yerleştirilen geniş abaküs blokları, yapıya hem sağlamlık hem de estetik bir denge katıyordu"}]},"ABAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak","example":"Yorgun düşen boksör, dengesini sağlamak için raundun sonuna doğru rakibine abanmak zorunda kaldı"},{"pos":"v","definition":"Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak","example":"Efendi, sen de ne üstüme abanıyorsun?"}],"lemma":"abanmak"},"ABANDONE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dövüşemeyecek duruma gelen boksör","example":null}]},"ABANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak","example":"Yorgun düşen boksör, dengesini sağlamak için raundun sonuna doğru rakibine abanmak zorunda kaldı"},{"pos":"v","definition":"Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak","example":"Efendi, sen de ne üstüme abanıyorsun?"}]},"ABANOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Abanozgillerin ağır, sert ve siyah renkli tahtası","example":null}]},"ABANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz, ipek kumaş","example":"Kıyafet inkılabından sonra abaniler tamamıyla tarihe karışmış fakat millî kılıklarda kefiye ve şallar eskisi gibi muhafaza edilmiştir"},{"pos":"adj","definition":"Sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz, ipek kumaştan yapılmış","example":"Yalnız sarı cübbeli, abani sarıklı, peykede bağdaş kurmuş bir cüce vardı ki onu tanımadı."}]},"ABART":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi olduğundan büyük veya çok göstererek anlatmak","example":"Başarısını şişirerek herkese abartılı hikayeler anlattı."}],"lemma":"abartmak"},"ABARTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Abartma işi","example":null}]},"ABARTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi olduğundan büyük veya çok göstererek anlatmak","example":"Başarısını şişirerek herkese abartılı hikayeler anlattı."}]},"ABAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşamaktan mutlu olduğunu davranışlarıyla belli eden","example":"Arkadaşlarıyla vakit geçirirken kahkahalarıyla etrafı dolduran Ayşe, gerçekten abat bir insandı"},{"pos":"adj","definition":"Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş (yer)","example":"Bahçeyi yıllarca özenle bakım yaparak öyle abat hale getirdi ki artık dört bir yanı çiçeklerle doluydu"}]},"ABAZAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uzun süre kadınsız kalan erkek","example":"Arkadaşları, uzun süredir yalnız yaşayan Ahmet’i şakayla karışık abazan diye takılıyordu"},{"pos":"adj","definition":"Karnı aç olan kimse","example":"Mutlu bir gün geldi çattı ramazan / Neşeliyim, ama mîde abazan"}]},"ABAŞO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama","example":null},{"pos":"adj","definition":"Alt, alttaki, aşağı","example":null}]},"ABD":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Amerika'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu'nun arasında bulunan, resmi dili bulunmamakla birlikte en çok İngilizce'nin konuşulduğu federal anayasal cumhuriyet","example":"ABD dünyanın en büyük ekonomilerinden birisini teşkil etmekte."},{"pos":"n","definition":"Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse","example":"Yekdiğerinin her iki dil abd ü esîri"}]},"ABDAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri","example":"Safevi devrinde, Abdal oymakları İran topraklarında büyük bir nüfusa sahipti"},{"pos":"n","definition":"Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı","example":"Yörük kültürünü koruyan Abdal oymakları, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde yerleşikti"}]},"ABDEST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müslümanların, bazı ibadetleri yapabilmek için belli bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma","example":"Hatta bize inadına, sözüm meclisten hâriç, süprüntülüğe abdest bozduğu bile vâki olurdu"},{"pos":"n","definition":"İdrar ve dışkı yapma","example":"Küçük abdestini yapmaya gitti."}]},"ABDİACİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alçak gönüllülük göstermek için kişinin kendisine verdiği san","example":null}]},"ABECE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü","example":null}]},"ABES":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Akla ve gerçeğe aykırı","example":"Hesâbını Allah’a verircesine memlekete hizmet eden hükümdarların, vezirlerin îmânını, ihlâsını beklemek ne abes!"},{"pos":"adj","definition":"Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş","example":"Artık söylemekte bir mahzur olmadığından gizlemek abes."}]},"ABIHAYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağlayan bir su","example":null}]},"ABLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin kendinden büyük olan kız kardeşi","example":"Kız, üç kardeşin ablası, Halil'in nişanlısıydı."},{"pos":"n","definition":"Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın","example":"Hatırda kalan şey değişmez zamanla / Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye abla!"}]},"ABLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yayvan ve dolgun yüz","example":"Şarap kızılı vurmuş ablak yüzüyle öfkeli girdi içeri."},{"pos":"adj","definition":"Yüzü böyle olan kimse","example":null}]},"ABLATYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı","example":null}]},"ABLATİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İsim soylu bir sözün taşıdığı kavramda çıkış bildiren, -dan / -den, - tan / -ten ekleri ile kurulan durum","example":null}]},"ABLAVUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bön, aptal, sersem (kimse)","example":null}]},"ABLUKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesme","example":null}]},"ABLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarım serenleri sağa, sola veya ortaya çevirmek için bunların ucuna bağlı bulunan donanım","example":null}]},"ABONE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parasını önceden ödeyerek süreli yayınları alıcı olma işi","example":"Türk dili dergisine abone oldum."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse","example":"Bu gazetenin elli bin abonesi var."}]},"ABONMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılan anlaşma","example":null},{"pos":"n","definition":"Abone olma durumunu gösteren belge","example":"Parayı yatırdım ama abonmanımı vermediler!"}]},"ABORDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması","example":"Gemi rıhtıma aborda etmişti"}]},"ABORJİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avustralya yerlisi","example":null}]},"ABRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb.","example":"Eski terazide ölçümü doğru yapabilmek için hafif kalan kefeye bir abra eklemek zorunda kaldı"},{"pos":"v","definition":"Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek","example":"Denizci, patlayan fırtınaya rağmen gemiyi ustalıkla abramayı başardı ve güvenli bir şekilde limana yanaştırdı"}]},"ABRAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek","example":"Denizci, patlayan fırtınaya rağmen gemiyi ustalıkla abramayı başardı ve güvenli bir şekilde limana yanaştırdı"}]},"ABRAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alaca benekli","example":"Dağ keçisinin abraş postu, yeşil ve kahverengi orman zemininde kolayca kamufle olmasını sağlıyordu"},{"pos":"n","definition":"Deseni ve atkısı bozuk halı","example":"Antikacının köşesinde duran abraş halı, zamanla desenlerinin bozulmasıyla farklı bir hava kazanmıştı"}]},"ABSORBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Emerek içine çekme","example":null}]},"ABSÜRT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anlamı olmayan, önemli bir şey anlatmayan","example":null}]},"ABUHAVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzünün herhangi bir yerinde hava olaylarına bağlı olarak gerçekleşen etkilerin uzun yılların ortalamasına dayanan durumu","example":null}]},"ABUJA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Nijerya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"ABUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Saçma (söz, kişi, davranış)","example":null}]},"ABULİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karar verme, dikkat, istekli kımıldama vb. zihin veya beden etkinliğine ilişkin işleri yapamamaktan doğan sinir yorgunluğunda görülen bir belirti","example":null}]},"ABUS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hoşnutsuzluğunu, kızgınlığını yüzüne sert bir anlam vererek belirten, öfkeli görünüşlü yüzü olan","example":"Bütün halk cenazelerdeki gibi suskun ve abustu."},{"pos":"adj","definition":"Somurtkan, çatık, asık yüz","example":"Abus çehreli bir adamın ne namazı, ne niyazı, ne zekâtı, ne orucu makbuldür."}]},"ABİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük erkek kardeş","example":null}]},"ABİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önemli bir olayı veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı","example":"Bu hatlar, bu çiniler, bu nakışlar olmasa bu abideler de olmazdı."}]},"ABİDEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anıt niteliğinde olan, anıta benzeyen","example":null}]},"ABİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Okyanusların çok derin yeri ve daha özel olarak güneş ışığının erişemediği kesim","example":null}]},"ABİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların özel gecelerde giydiği şık giysi","example":null}]},"ACABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirmemekten doğan kararsızlık","example":"Aklınızda bir acaba kalmasın diye söyledim."},{"pos":"adv","definition":"Merak, kararsızlık veya kuşku anlatan bir söz","example":null}]},"ACAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan","example":"Acar köpek leş başında belli olur."},{"pos":"n","definition":"Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk","example":null}]},"ACAYİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, yadırganan","example":null}]},"ACELE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda","example":"Adam, acele adımlarla tekrar geri dönüyor, süratle merdivenlerden iniyor."},{"pos":"n","definition":"Çabuk davranma, ivecenlik","example":"Onun acelesine yetişmek kabil değil, arkadan yetişiriz biz."}]},"ACELECİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tez iş gören, çabuk davranan, farfara, fırtına gibi","example":"Sabırsız bir şekilde, işi bitirmeden duramıyor, her zaman aceleyle hareket ediyordu."}]},"ACELETEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman geçirmeden, kısa süre içinde","example":null}]},"ACEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İran halkından veya bu halkın soyundan olan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde","example":null}]},"ACEMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen","example":"Ben bu sanatın acemisiyim, anlamam"},{"pos":"adj","definition":"Bir işe, bir duruma henüz alışmamış olan","example":null}]},"ACENTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşun yapığı işi kazanç karşılığı onun adına yürüten iş yeri","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse","example":null}]},"ACEP":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Merak, kararsızlık veya kuşku anlatan bir söz","example":"Bakın çantasında acep nesi var / Bir çift kundurayla bir de fesi var"}]},"ACEZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Âcizler, güçsüzler, düşkünler","example":null}]},"ACI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüntü, sıkıntı, keder","example":"Acı duyurmadan diş çekmek."},{"pos":"v","definition":"Tadı bozulmak, acı duruma gelmek","example":null}]},"ACIK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yemek yeme gereksinimi duymak","example":"Yemek hala hazır değil , çok acıktım ."}],"lemma":"acıkmak"},"ACIKARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sık, yuvarlak ve küçük taneli bir çeşit ekşi üzüm","example":null}]},"ACIKLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun","example":"Bu âdet bir fabrika sahibinin acıklı hayat hikâyesiyle birlikte kondulara yayıldı."},{"pos":"adj","definition":"Acı görmüş, yaslı, kederli","example":"Kendimi bu acı ve acıklı kitlenin bir parçası gibi hissediyordum."}]},"ACIKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yemek yeme gereksinimi duymak","example":"Yemek hala hazır değil , çok acıktım ."}]},"ACILAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acılı durumda, üzüntü duymak","example":null},{"pos":"v","definition":"Tadı bozulmak, acı duruma gelmek","example":null}],"lemma":"acılanmak"},"ACIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tadı bozulmak, acı duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Başkasının uğrayacağı veya uğramakta bulunduğu üzücü bir halin önüne geçme arzusunu duymak","example":null}]},"ACIMASIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıma duygusu veya vicdanı olmayan olmayan, başkalarına haksızlık eden","example":"Bu adam, başkalarına karşı acımasız davranarak gavur bir karakter sergiliyordu."},{"pos":"adv","definition":"Merhamet etmeksizin, merhametsiz bir biçimde, acımadan","example":"Bomboş, acımasız bakan gözler, sert ince dudaklı ağız..."}]},"ACIMIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, Orta Anadolu'da tarlalarda yetişen, çiçekleri mavimsi renkte bir yıllık bir bitki","example":null}]},"ACIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acıma işine konu olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek","example":"İki arkadaşın bozuşmasına çok acındım"}],"lemma":"acınmak"},"ACINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acıma işine konu olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek","example":"İki arkadaşın bozuşmasına çok acındım"}]},"ACIRAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıyı andıran, acıya benzeyen, acı gibi","example":null}]},"ACIRGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turpgillerden, kökü ve yaprakları baharlı, beyaz çiçek açan bir bitki","example":null}]},"ACUBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tuhaf kimse","example":"Mahallede acubelerin diline düşmekten korkuyorum."},{"pos":"n","definition":"Tuhaf, alışılmadık, garip şey","example":null}]},"ACUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tez iş gören, çabuk davranan, farfara, fırtına gibi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Hızlı; çabuk","example":"Geç vakit dönen zengin ve ecnebi kumarcıların acul arabalarını duymuyor."}]},"ACUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve","example":null}]},"ACUZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Huysuz, çirkin, yaşlı kadın, cadı karı","example":null}]},"ACYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Senetli kredi işlemlerinde bankaların yaptıkları tahsilat","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark","example":null}]},"ACİBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hiç görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey","example":null}]},"ACİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hemen yapılması gereken","example":"Mühim hadiselerin yanı sıra, acil durumların da şaşmaz adresiydi Celâl."}]},"ACİLEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç beklemeden, hiç zaman yitirmeden","example":null}]},"ACİLİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İvedi olma durumu","example":null}]},"ACİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkin olma durumu, bir işi yapmaya gücü olmama durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Becerisi olmama veya usta olmama durumu","example":null}]},"ACİZANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Söz söyleyen kimsenin kendi yaptıklarını abartmamak için kullandığı \"âcizlere yakışacak biçimde\" anlamında bir nezaket sözü","example":"Ben de âcizane bu vâdide bir eser kaleme almıştım"}]},"ADA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası","example":"İnziva yerim bazen limanda bir şileptir, bazen bir ada."},{"pos":"v","definition":"Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek, ant niteliğinde söz vermek","example":"Genç değiller mi, kendilerini adadıkları kavga, gözlerinde uzun bir kahramanlık destanının boyutlarını kazanıvermiş."}]},"ADACYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yavaş, ağır biçimde çalınan beste","example":null}]},"ADAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Adama işi veya adanılan şey","example":null}]},"ADAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Küçük çocuk yürümeye başlamak","example":null}],"lemma":"adaklamak"},"ADAKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Evlenmek üzere birbirine söz vermiş duruma gelmek","example":null}],"lemma":"adaklanmak"},"ADALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tellerden oluşan ve kasılarak vücut hareketlerini sağlayan organ ve bu organın telsi dokusu","example":null}]},"ADALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması","example":"Germiyan'da Süleyman Şahımız adaletle hüküm sürer."},{"pos":"n","definition":"Hak ve hukuka uygunluk işini uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları","example":"Suçlular adaletin pençesinden kurtulamazlar."}]},"ADAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan; kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Görevli kimse","example":"Artık şunları toplatsak, dedi, kavasa söyleseniz de bir adam buluverse."}]},"ADAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek, ant niteliğinde söz vermek","example":"Genç değiller mi, kendilerini adadıkları kavga, gözlerinde uzun bir kahramanlık destanının boyutlarını kazanıvermiş."},{"pos":"v","definition":"Zaman ayırmak, tahsis etmek","example":"Nasılsa altındaki arabayı edinmişti, bütün sevme gücünü de bu arabaya adamıştı."}]},"ADAMCIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan; sıcakkanlı; munis","example":"Hem de ne adamcıldır, ne candır, bilseniz."}]},"ADAMI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işi ustalıkla yapan","example":null}]},"ADANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"ADAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uygun olan davranış biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir toplumdaki ahlaki davranış biçimleri","example":null}]},"ADAPTE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Adapte olmak: yeni duruma uyum sağlamak","example":"Yeni okuluna çabuk adapte oldu."}]},"ADAPTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı","example":null}]},"ADAVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşmanca duygu veya davranış","example":null}]},"ADAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse","example":"Babası da beni damat adayı olarak görüyordu."}]},"ADAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Adları aynı olanlardan her biri","example":"Adaşının, neyin nesi olduğunu hiç bilmiyordu."}]},"ADCI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüşe bağlı kimse","example":null}]},"ADEDİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sayı bakımından","example":null}]},"ADEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan; kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Yok olma, bulunmama durumu","example":null}]},"ADEMOĞLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan; kimse","example":null}]},"ADEMİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yok olma, bulunmama durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Doğru dürüst insana yakışır durum","example":null}]},"ADENİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lenf düğümleri iltihabı","example":null}]},"ADESE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim","example":"Yaşamayı tatsız, dünyayı mahdut gösteren bu adese bana babamdan mı yadigâr kalmıştı?"},{"pos":"n","definition":"Bitkilerde, mantar tabakası üzerinde, sünger dokunun kalınlaşmadığı yerlerde oluşan ve bitkinin solunumuna yardım eden küçük delik","example":null}]},"ADET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayma, ölçme, tartma vb. işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu bildiren söz","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir sayıda olan","example":null}]},"ADETA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Tam değilse bile ona pek yakın, aşağı yukarı","example":null}]},"ADIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişi, dönüşlülük, gösterme, soru ve belirsizlik kavramları vererek varlıkların yerini tutan söz","example":null}]},"ADIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yürürken bir ayağı öne atma","example":"İlk adımı attı."}]},"ADIMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Adımla ölçmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir yerde ileri geri gezinmek","example":"Otele geldiğimiz zaman, kumandanı ölüler gibi sarı ve soluk, bel kayışı takılmış, hançeri belinde, tören esvabı ile salonu adımlarken bulduk."}],"lemma":"adımlamak"},"ADINA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir şeyin veya bir kimsenin namına, hesabına","example":null}]},"ADIYAMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"ADLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kötü ün kazanmak","example":"Okulda \"Cüce\" diye adlandı."},{"pos":"v","definition":"Kendisine ad verilmek","example":null}],"lemma":"adlanmak"},"ADLANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kötü ün kazanmak","example":"Okulda \"Cüce\" diye adlandı."},{"pos":"v","definition":"Kendisine ad verilmek","example":null}]},"ADLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Adaletle ilgili","example":"Eğer insan tedbiri olarak herhangi bir ihmal veya kötü kasta dayanıyorsa o zaman da adli hata olmaktan çıkar, zulüm olur."}]},"ADLİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı","example":"Onun telaşlı adımlarla binadan çıkıp karşıdaki adliyeye girdiğini gördüler."},{"pos":"n","definition":"Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları","example":null}]},"ADRES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin arandığında bulunabileceği yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Gönderilen bir şeyin üzerine, alıcının adını ve bulunduğu yeri bildirmek için yazılan yazı","example":null}]},"ADİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan","example":"Sonra redingot devri geldi ve redingot içinden yarı uşak, yarı kapı kulu, riyakâr, adi bir nesil türedi."},{"pos":"adj","definition":"Bayağı, niteliği düşük","example":null}]},"ADİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Adaletle iş gören, adaletten, doğruluktan ayrılmayan, hakkı yerine getiren","example":"Milletler tarihte fatihlerden fazla adillere bağlıdırlar."}]},"ADİLANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Adalete uygun bir biçimde; doğrulukla","example":null}]},"ADİSYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt","example":null}]},"AEROBİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hızlı müzik temposu eşliğinde yapılan, vücudun çevikliğine ve hareketliliğine dayanan bir tür jimnastik","example":null}]},"AEROLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hava araştırmaları bilimi","example":null}]},"AFACAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zeki ve yaramaz çocuk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Zeki ve yaramaz","example":"İkimiz de bir çocuk cılızlığı içinde afacan ve ele avuca sığmazdık."}]},"AFAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz arazide veya açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer","example":null}]},"AFAKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbin hızlı ve sık vurması","example":"Gece, hafakanlar içinde, vaziyeti unutup da elektrik düğmesini çevirdiğim zaman, korkunç bir 'tık' sedası duydum."}]},"AFAKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren","example":"Bizde nesnel eleştirme, afakî tenkit yok da onun için.."},{"pos":"adj","definition":"Belli bir konu üzerine olmayan, dereden tepeden konuşma","example":"Biraz afakî sohbetten sonra oradan kalktık."}]},"AFAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şaşkın, dağınık, ne yapacağını bilmez","example":"Bir top ağzından henüz fırlamış gibi afal ve dağınıktı."}]},"AFALLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek","example":null}],"lemma":"afallamak"},"AFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu, çok üzüntü veren, acıklı yıkım","example":null}]},"AFAZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ses çıkarma yeteneği kaybolmadığı hâlde istenilen sözü bulup söyleyememe hastalığı","example":null}]},"AFERİN":{"senses":[{"pos":"interj","definition":"Beğenmeyi, takdiri bildiren söz","example":"Aferin, çok güzel çözdün!"}]},"AFERİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıkarı için hileye başvuran kimse","example":null}]},"AFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu, çok üzüntü veren, acıklı yıkım","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çok kötü","example":"Şöhret gibi servetin de afet olduğunu yeni anlıyordum."}]},"AFETZEDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Afete uğramış, afet görmüş kimse","example":null}]},"AFFET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek; bağışlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Görev veya işten çıkarmak","example":"Seni bu görevden affettik."}],"lemma":"affetmek"},"AFFETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek; bağışlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Görev veya işten çıkarmak","example":"Seni bu görevden affettik."}]},"AFFOL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bağışlama işine konu olmak","example":"Sanıyordum ki şu anda ne kadar çok ihtimam gösterirsem geçmiş yıllara ait ilgisizliğim, o denli affolacak."}],"lemma":"affolmak"},"AFFOLMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bağışlama işine konu olmak","example":"Sanıyordum ki şu anda ne kadar çok ihtimam gösterirsem geçmiş yıllara ait ilgisizliğim, o denli affolacak."}]},"AFFOLUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bağışlama işine konu olmak","example":"Sanıyordum ki şu anda ne kadar çok ihtimam gösterirsem geçmiş yıllara ait ilgisizliğim, o denli affolacak."}],"lemma":"affolunmak"},"AFONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ses kirişlerinin çeşitli sebeplerle işleyememesi yüzünden sesin kısılıp yok olması","example":null}]},"AFOROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası","example":"Manastırdan kaçalı, papanın aforozuna uğrayalı on beş yıl oluyor."}]},"AFOROZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kilise birliğinden çıkarmak","example":null}],"lemma":"aforozlamak"},"AFORİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz","example":null}]},"AFORİZMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz","example":null}]},"AFRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pembeye çalan beyaz, ayak değmemiş beyaz toprak","example":null}]},"AFRİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri","example":null}]},"AFSUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad","example":null}]},"AFSUNLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çekiciliği ile etkisi altına almak, birini kendine bağlamak","example":null}],"lemma":"afsunlamak"},"AFT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle bebeklerde görülen ve bir mantardan ileri gelen, sindirim organında, ağızda ortaya çıkan iltihaplı hastalık","example":null}]},"AFTOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gönül eğlendiren kimse","example":"Delikanlının sarı kıvırcık saçlı aftosu bile bu seslere alışık olduğu hâlde ürktü."}]},"AFUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İspanya'da bir yerleşim birimi","example":null}]},"AFYON":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afyonkarahisar ilinin halk arasındaki kısa adı; Ege Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"AFYONKEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keyif için afyon yutan veya çeken, afyon tiryakisi olan kimse","example":null}]},"AFYONLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Telkin yoluyla doğru düşünmeyi önleyerek zararlı bir yola sürüklemek","example":"Gittiği okulda çocukları siyasi konularda afyonluyorlardı."}],"lemma":"afyonlamak"},"AFİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gösteriş, çalım","example":null}]},"AFİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İffetli erkek","example":null}]},"AFİFE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İffetini ve namusunu koruyan","example":null}]},"AFİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gümüş balığının küçüğü","example":null}]},"AFİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun hasta olmaması durumu","example":null}]},"AFİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere aşılmış, genellikle resimli duvar ilanı","example":null}]},"AFİŞE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açığa çıkmış, duyulmuş","example":null}]},"AFİŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin niteliğini belirtmek ya da göstermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Afiş asıp duyurmak","example":null}],"lemma":"afişlemek"},"AGAH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anlar, sayar, yapar anlamları ile isimlerle birleşerek birleşik sıfat kuran bir söz","example":null}]},"AGAMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güney Amerika'da yaşayan, mavi ve yeşil metalik yansımalı bir kuş","example":null}]},"AGANTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir","example":null}]},"AGARAGAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir tür jelatin","example":null}]},"AGEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ","example":null}]},"AGNOSTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilinemezcilikle ilgili","example":null}]},"AGNOSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanınan, bilinen varlıkları, görme, işitme vb. duyu organları yoluyla ayırt edememe durumu","example":null}]},"AGNOZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyularda herhangi bir bozukluk olmamasına rağmen sinir sisteminin belirli bir yerindeki doku bozukluğundan ileri gelen algı kaybı veya yokluğu","example":null}]},"AGORA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan; halk meydanı","example":null}]},"AGRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir giysinin iki yanını bitiştirmeye yarayan ve metal bir halka ile bir çengelden oluşan araç","example":null}]},"AGRAFİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ellerinde, parmaklarında hiçbir sakatlık olmamasına karşın ruhsal sebeplerle yazma melekesini yitirme","example":null}]},"AGREGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Benzer olmayan maddelerden oluşmuş bütün","example":null}]},"AGREMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı","example":null}]},"AGRESİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkasına saldıran, yapısında saldırma özelliği olan devlet, kimse, hayvan,","example":null}]},"AGRONOMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiftçilikle ilgili bilgilerin araştırıldığı bilim dalı","example":null}]},"AGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süt çocuklarının neşelendikleri zaman çıkardıkları ses","example":null}]},"AGULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bebek \"agu\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"agulamak"},"AGULAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bebek \"agu\" diye ses çıkarmak","example":null}]},"AGİTATO":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Canlı ve coşkulu bir biçimde çalınmak","example":null}]},"AHALİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde toplanan kalabalık","example":null},{"pos":"n","definition":"Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk","example":"Ankara ahalisi. Yenişehir ahalisi."}]},"AHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılan özel bir karışım","example":null}]},"AHARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ahar sürmek","example":"Kâğıtlarını kendi eliyle aharlayıp terbiye etmek itiyadında idi."}],"lemma":"aharlamak"},"AHBAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse","example":"Ben yeni tanıdım ama, kızın eski ahbapları imişler!"},{"pos":"n","definition":"Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü","example":null}]},"AHCAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde","example":null}]},"AHDET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi yapmaya veya yapmamaya söz vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi yapmak için kendi kendine söz vermek","example":"Daha İstanbul'da iken buna ahdetmiş, bu yolda ölümü göze alarak Anadolu'ya çıkmıştı."}],"lemma":"ahdetmek"},"AHDETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi yapmaya veya yapmamaya söz vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi yapmak için kendi kendine söz vermek","example":"Daha İstanbul'da iken buna ahdetmiş, bu yolda ölümü göze alarak Anadolu'ya çıkmıştı."}]},"AHDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Antlaşmaya göre olan, antlaşma gereği olan","example":null}]},"AHENK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk","example":"Sesi alaylı bir ahenkle kadının kulaklarına çarptı."},{"pos":"n","definition":"Birbirine uyma","example":null}]},"AHENKTAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Orantılı, biçimli, düzgün","example":"Zaman oldu en renkli, en ahenkli şekillerin peşinde koştum."}]},"AHESTE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hızlı olmayan, yavaş, ağır","example":null},{"pos":"adv","definition":"Yavaş, ağır bir biçimde","example":"Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın."}]},"AHFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek torunlar","example":null}]},"AHIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer","example":"Sağda, duvar kıyısında ahır, arabacı, uşak odaları var."}]},"AHIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan ahırda uzun süre kalıp hamlaşmak","example":null}],"lemma":"ahırlamak"},"AHKAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı","example":null}]},"AHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acı ile içini çekmek , ah etmek, ah çeker gibi ses çıkarmak","example":"Sabahtan beri sıkıntıdan ahladı durdu."}],"lemma":"ahlamak"},"AHLAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin ardından gelip onun makamına, yerine geçen kimse","example":null}]},"AHLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları","example":null},{"pos":"n","definition":"İyi nitelikler, güzel huylar","example":null}]},"AHLAKEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ahlak bakımından","example":null}]},"AHLAKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ahlaka uygun, ahlakla ilgili","example":null}]},"AHLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acı ile içini çekmek , ah etmek, ah çeker gibi ses çıkarmak","example":"Sabahtan beri sıkıntıdan ahladı durdu."}]},"AHLAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç","example":null},{"pos":"n","definition":"Ahlat ağacının, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi, yabani armut","example":null}]},"AHMAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null}]},"AHRAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşitemediği için söz söyleme alışkanlığı edinememiş olan kimse","example":null}]},"AHRETLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız","example":null},{"pos":"n","definition":"Ahiret kardeşi olan kadınlardan her biri","example":null}]},"AHTAPOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir mürekkep balığı türü","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir çeşit ur, polip","example":"Genzinde de herhâlde ahtapot olacaktı ki boynunu uzatıp derin derin nefes alırdı."}]},"AHU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift parmaklılardan, boynuzlugiller familyasından, çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliği ile tanınan, ince bacaklı, zarif, memeli hayvan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Güzel, ince, zarif kadın","example":null}]},"AHUDUDU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalı görünümündeki Ahududu bitkisinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi","example":null},{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki","example":null}]},"AHUVAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acı veya üzüntü belirten kesik, dokunaklı sesler","example":null}]},"AHVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı","example":null},{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş","example":null}]},"AHZET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Almak, kabul etmek","example":"Banka , adamın otuz bin lirasını ahzetti."}],"lemma":"ahzetmek"},"AHZETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Almak, kabul etmek","example":"Banka , adamın otuz bin lirasını ahzetti."}]},"AHZÜKABZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendine mal etme","example":null},{"pos":"n","definition":"Para tahsilinde bulunmaya yetkili olma","example":null}]},"AHZÜİTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alım satım işi","example":null}]},"AHÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kazanç amacıyla açılmış, para karşılığında yemek yenilen yer","example":null}]},"AHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Para ve malını esirgemeden veren","example":null},{"pos":"n","definition":"Aynı anne babadan doğmuş veya anne babalarından biri aynı olan çocukların birbirine göre adı)","example":null}]},"AHİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sonradan gelen, sonra olan","example":null},{"pos":"adv","definition":"Sonra, en sonra, sonunda","example":null}]},"AHİREN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Son zamanlarda, son günlerde, son olarak","example":null}]},"AHİRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer","example":"İnançlarına göre, dünyadan sonra ma'âd ahiret yurdudur."}]},"AHİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu","example":null}]},"AHİTNAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Antlaşma belgesi, antlaşma, anlaşma","example":null}]},"AHİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabul etme","example":null}]},"AHİZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça","example":"Ahize birinden ona geçerek belki bir saat konuştular."}]},"AHŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı","example":null}]},"AHŞAP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ağaçtan, tahtadan yapılmış","example":"Hani bazı ahşap evler vardır, üstüne beton püskürtülür."}]},"AJAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları için çalışan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, bir ortaklığın veya bir devletin bazı işlerini gören kimse, iş görevlisi, temsilci","example":null}]},"AJANDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter","example":null}]},"AJANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haber toplama ve yayma işiyle uğraşan kuruluş","example":"Onun yakalanma haberi yabancı ajanslarla bütün dünyaya yayıldı."},{"pos":"n","definition":"Bir ticari kuruluşu tanıtan, onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağlayan iş kolu","example":null}]},"AJUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılan diş diş süs","example":null}]},"AJİTATÖR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kışkırtma işini yapan, muharrik","example":"Tamam bak, ne diyorlardı kışkırtıcıya, ajitatör; tamam bir iki ajitatör lazım bize."}]},"AKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük erkek kardeş","example":null}]},"AKABE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tehlikeli, sarp ve zor geçit","example":null}]},"AKABİNDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından","example":"Kulağı iki kesik tırnak kıskacına aldıktan sonra başı şiddetle sağa sola sarsar, akabinde yanaklarda patlayan iki şimşek alevi gözlerden çıkar."}]},"AKADEMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üst düzeyde uygulayıcı meslek elemanı yetiştiren yükseköğretim kurumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu","example":"Cilt cilt eserleri vardır, akademilere onlar girerler, onlar büyük şahsiyetler sayılır."}]},"AKADEMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Akademi ile ilgili olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bilimsel niteliği olan","example":"Akademik bir çalışmadan yanaydı, bu yüzden üniversiteye girdi."}]},"AKAJU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tespih ağacıgillerden, Hindistan ve Honduras'ta yetişen büyük bir orman ağacı","example":"Akajudan yapılmış bu narin ve şık dolaplar otuz âşıklı bir kokotun elbise dolaplarına benziyordu."},{"pos":"adj","definition":"Maundan yapılmış","example":"Kenarda akaju bir yazıhane duruyordu."}]},"AKAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Irmak, çay, dere ve benzerinin, içinde aktıkları yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Irmak, dere, çay, küçük akarsu","example":null}]},"AKALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü","example":null}]},"AKAMBER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokulu olan bir taş","example":null},{"pos":"n","definition":"Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan Hymenea elde edilen katı, güzel kokulu reçine","example":null}]},"AKAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başarısız olma durumu, muvaffakiyetsizlik","example":"Bu mücadeleden ruhumun yorgun düştüğünü, akamete mahkûm kaldığını görüyorum."},{"pos":"n","definition":"Verimi az olma veya olmama durumu","example":null}]},"AKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk","example":"Başladı, her ay, akaretlerinden kira toplar gibi tıkır tıkır faizleri toplamaya."}]},"AKARCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyu sıcak olarak yerden çıkan hamam","example":null},{"pos":"n","definition":"Sürekli işleyen çıban","example":null}]},"AKARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk","example":"Başladı, her ay, akaretlerinden kira toplar gibi tıkır tıkır faizleri toplamaya."}]},"AKARLAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı","example":null}]},"AKARSU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su","example":"Kanyonun içinden geçen su, mevsimlere göre bazen coşkun bazen sakin akar."},{"pos":"n","definition":"Tek sıra elmastan gerdanlık","example":null}]},"AKASMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen sarmaşık özelliği gösteren bir bitki","example":null}]},"AKASYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı","example":null},{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok çeşitleri yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerinden yararlanılan bir ağaç","example":null}]},"AKAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç","example":null}]},"AKAÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerde birikmiş suları akıtmak","example":"Adam kürekle birikintideki suları akaçladı."},{"pos":"v","definition":"Bataklıkları akaç yoluyla kurutmak","example":"Eski gölün etrafını akaçladılar."}],"lemma":"akaçlamak"},"AKAĞAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü","example":null}]},"AKAİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarını ve tapınma kurallarını toplayan kitap","example":null}]},"AKBABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çıkarı için başkalarını sömüren","example":null}]},"AKBAKLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuru fasulye","example":null}]},"AKBALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uskumrugillerden, ufak pullu, 10-15, bazen de 50-60 kg gelen bir balık","example":null},{"pos":"n","definition":"Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılan bir balık","example":null}]},"AKBASMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göz merceğinin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen ve görmeyi engelleyen rahatsızlık","example":null}]},"AKBAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş","example":null}]},"AKBURÇAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, burçağa yakın bir bitki cinsi","example":null}]},"AKBUĞDAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurak iklime dayanıklı, beyaz kabuklu, ekmeklik buğday","example":null}]},"AKCİĞER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bronşçukların son bölümü","example":null}]},"AKDARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitki","example":null}]},"AKDOĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kartalgillerden doğana benzeyen, yırtıcı, avcı kuş","example":null}]},"AKDUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beyaz renkte olan dut","example":null}]},"AKDİKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç","example":null}]},"AKEMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki elemanlı mermer yapıştırıcısı","example":null}]},"AKGÜNLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tütsü olarak yakılan bir tür ağaç sakızı","example":null}]},"AKHARDAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanılan hardal türlerinden biri","example":null}]},"AKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri","example":null}]},"AKIBET":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bu biçimde, en sonunda","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir işin, olayın veya durumun sonu, sonuç","example":null}]},"AKIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz","example":null}]},"AKILLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılaşılan olayların sonuçlarından yararlanarak davranmak","example":null}],"lemma":"akıllanmak"},"AKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, tarz","example":null},{"pos":"n","definition":"Akışkanların (sıvı veya gaz) tipik hareket şekli","example":null}]},"AKIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılan baskın","example":"Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!"},{"pos":"n","definition":"Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması","example":"Ada'yı bir rençper akını doldurmuştu."}]},"AKINCI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda görevi karşı tarafa top sürmek ve gol atmak olan ileri uçtaki oyuncu","example":null},{"pos":"n","definition":"Düşman ülkesine akın yapan savaşçı","example":"Pencap vadilerine yerleşen akıncılar ana yurtlarını unutuverdiler."}]},"AKINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akışkanların (sıvı veya gaz) tipik hareket şekli","example":"Bataklıklardan kurtulduktan sonra, akıntıyı takip ederek bir köye giriyordum."},{"pos":"n","definition":"Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan,","example":"Musluğun akıntısı bir türlü kesilemedi"}]},"AKIT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Akmasını sağlamak, akmasına yol açmak","example":null}],"lemma":"akıtmak"},"AKITMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Akmasını sağlamak, akmasına yol açmak","example":null}]},"AKIŞKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendilerine özgü bir biçimleri olmayıp içinde bulundukları kabın biçimini alan sıvı veya gaz; likit","example":null}]},"AKIŞMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dış etkenlerin tesiriyle akışmazlığı değişmeyen","example":null}]},"AKKAVAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir kavak türü","example":null}]},"AKKEFAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sazangillerden bir cins tatlı su balığı","example":null}]},"AKKOR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan","example":null}]},"AKKUYRUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tadını artırmak için çay harmanına katılan beyaz bir çay türü","example":null}]},"AKKUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşlar sınıfının karinalılar bölümünden kartallar takımının gündüz yırtıcıları alt takımının atmacagiller familyasından atmacalar alt familyasına ait, kanatları geniş ve oldukça kısa, bacakları ve kuyrukları görece uzun kuş cinsi","example":null}]},"AKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Başarılı gösterilmek, değerli olarak nitelendirilmek","example":"Annesi sürekli çocuğunu akladı."}],"lemma":"aklamak"},"AKLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Başarılı gösterilmek, değerli olarak nitelendirilmek","example":"Annesi sürekli çocuğunu akladı."}]},"AKLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sularını bir denize veya göle gönderen bölge","example":null},{"pos":"v","definition":"Hakkında dava açılan sanığın, yargılama sonunda suçsuz bulunması","example":null}]},"AKLANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hakkında dava açılan sanığın, yargılama sonunda suçsuz bulunması","example":null}]},"AKLEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Akıl gereğince, akıl yönünden","example":null}]},"AKLEVREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akarsularda, göllerde yaşayan, iki sırtı yüzgeçli, beyaz etli bir balık","example":null}]},"AKLINCA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Düşüncesine göre, sandığına göre, umduğuna göre","example":null}]},"AKLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan","example":null}]},"AKLİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akıl yolu ile kazanılan bilgiler","example":null}]},"AKLİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı","example":null},{"pos":"n","definition":"Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu","example":null}]},"AKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskiden olduğu gibi, eskiden nasılsa gene öyle olmak, öyle devam etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek","example":"Eskiden Sakarya, bu köprünün altından akarmış."}]},"AKMAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bozulmamış; saf; temiz","example":null}]},"AKMANTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar","example":null}]},"AKMAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birikinti suların sulamak amacıyla genellikle bir set ardında toplandığı küçük göl","example":null}]},"AKNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağ bezlerinin deri üzerinde oluşturduğu iltihaplı sivilce","example":null}]},"AKONT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılan kısmi ödeme","example":null}]},"AKONİTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boğan otundan çıkarılan ve hekimlikte kullanılan zehirli bir madde","example":null}]},"AKOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üç veya daha çok sesin bir arada tınlaması","example":null}]},"AKORDEON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı","example":"Lütfü'ye akordeon çaldırıyorlar, lâmı cimi yok, çalacak."}]},"AKORT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk","example":null},{"pos":"n","definition":"Müzik aletlerinde doğru ses vermesi için yapılan ayar","example":null}]},"AKPAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar","example":null}]},"AKRA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Gana ülkesinin başkenti.","example":null}]},"AKRABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler","example":"Para yoktu ama akraba çoktu."},{"pos":"n","definition":"Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular","example":null}]},"AKRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri","example":"Babası silik, adsız bir berberken çocuk bütün akranlarını çekerek dükkânını canlandırdı."}]},"AKREP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akreplerden, sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehirli bir iğnesi olan böcek","example":null},{"pos":"n","definition":"23 Ekim - 21 Kasım arasında doğanların dahil olduğu, Zodyak'ın sekizinci burcu","example":null}]},"AKREPLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklılardan gerçek eklem bacaklılar alt dalının örümceğimsiler sınıfından, vücudun karın bölgesi önde geniş, artta dar, ucunda zehirli bir iğne taşıyan, doğurarak çoğalan, nemli, sıcak yerlerde yaşayan, geceleri faal olan, 10 cm kadar boyda, Silur devrinden beri yaşayan bir takım","example":null}]},"AKROBASİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cambazın işi veya mesleği","example":null}]},"AKROBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse","example":null}]},"AKRONİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısaltması yapılacak kelime veya kelimelerin ünlü ve ünsüzlerinden yararlanarak gerektiğinde bir ünlü ekleyerek akılda kalabilecek bir söz oluşturma","example":null}]},"AKROPOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale","example":null}]},"AKROSTİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak biçimde düzenlenmiş manzume","example":null}]},"AKRİLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Renksiz, keskin kokulu asitler","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu asitler kullanılarak yapılan","example":null}]},"AKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil","example":null}]},"AKSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş gereği gibi yürümemek, geri kalmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bacağındaki sakatlık sebebiyle seker gibi veya iki adımda, bir yana eğilerek yürümek","example":null}],"lemma":"aksamak"},"AKSAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk müziğinde oldukça kıvrak bir usul","example":null},{"pos":"n","definition":"Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize","example":null}]},"AKSAKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi","example":null},{"pos":"n","definition":"Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse","example":null}]},"AKSAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri","example":null}]},"AKSAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş gereği gibi yürümemek, geri kalmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bacağındaki sakatlık sebebiyle seker gibi veya iki adımda, bir yana eğilerek yürümek","example":null}]},"AKSAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konuşma, okuma sırasında bir hece veya kelime üzerine diğerlerinden daha farklı olarak yapılan baskı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği","example":"Sesi tok, aksanı düzgündü."}]},"AKSARAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"AKSATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alım satım işi","example":null}]},"AKSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastalık nöbeti, kriz","example":null}]},"AKSEDİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç","example":null}]},"AKSESUAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın giyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı, çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan, ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne","example":null}]},"AKSET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ses bir yere çarpıp geri dönmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Duyma işine konu olmak","example":null}],"lemma":"aksetmek"},"AKSETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ses bir yere çarpıp geri dönmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Duyma işine konu olmak","example":null}]},"AKSIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak","example":null}],"lemma":"aksırmak"},"AKSIRIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı","example":null}]},"AKSIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak","example":null}]},"AKSON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinir uyarmalarını sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan, sinir hücrelerinin uzantılarından en belirli ve uzun olanı","example":null}]},"AKSONA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vurgun hastalığına karşı uygulanan emniyet durakları","example":null}]},"AKSOĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zambakgillerden, soğanından ilaç olarak yararlanılan birtakım maddeler elde edilen çok yıllık bir bitki","example":null}]},"AKSU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göz merceğinin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen ve görmeyi engelleyen rahatsızlık","example":null}]},"AKSUNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vurgun yiyen bir dalgıcı iyileştirmek için içine girdiği basınç odasında yapay olarak daldığı derinliğe indirme ve uymak zorunda olduğu çıkış zamanını aynen uygulama","example":null}]},"AKSUNGUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kartalgillerden doğana benzeyen, yırtıcı, avcı kuş","example":null}]},"AKSÖĞÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söğütgillerden, kabukları eczacılıkta kullanılan bir söğüt türü","example":null}]},"AKSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çevresindekilerle iyi geçinemeyen, kavga çıkaran","example":"Ben bu aşçı kadar çılgın ve aksi insan görmedim."},{"pos":"adj","definition":"Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan","example":null}]},"AKSİLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlük çıkarmak, uyuşmaya yanaşmamak, huysuzluk etmek, inatçılık etmek, ters davranmak","example":null}],"lemma":"aksilenmek"},"AKSİLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşıtlık, karşıt olma","example":null},{"pos":"n","definition":"Huyu iyi olmama durumu","example":null}]},"AKSİNE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Beklenilenin, umulanın aksine, karşıt olarak, tam tersine","example":"Dikkatle dinlemiyordu bu haberleri. Aksine gittikçe artan bir güvensizlik duyuyordu söylenen sözlere."}]},"AKSİSEDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, aksiseda, inikâs, akis","example":"Şimdi derin bir aksiseda gibi uzayan bir ses odaya yayılıyor."}]},"AKSİYOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme","example":"Bizim yalnız sanat ve edebiyatta bu aksiyomu fazla ihtiyat kaydı ile ve mahdut manasıyla almamız lazımdır."}]},"AKSİYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Durağan bir noktaya göre devinmekte olan bir nesnenin durumu; devim; hareket","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması","example":null}]},"AKTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baharat veya güzel kokular satan kimse","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak","example":"Onun yerine Salâh Birsel'in bir şiirini aktaracağız."}]},"AKTARIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden alıp başka bir yere iletme","example":null},{"pos":"n","definition":"Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması","example":null}]},"AKTARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak","example":"Onun yerine Salâh Birsel'in bir şiirini aktaracağız."},{"pos":"v","definition":"Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak","example":"Tiyatro müziklerini operaya aktardı."}]},"AKTARİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aktarın sattığı şeyler","example":null}]},"AKTAVŞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cins iri çöl sıçanı","example":null}]},"AKTRİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın oyuncu","example":null}]},"AKTUTMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok hastalıklarda, özellikle böbrek hastalıklarında idrarda albümin bulunması durumu","example":null}]},"AKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek oyuncu","example":null},{"pos":"n","definition":"Olduğundan başka türlü görünen kimse","example":null}]},"AKTÖRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları","example":null}]},"AKTÜEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Edim niteliğinde olan, gerçek olarak var olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü haber, olay vb.","example":null}]},"AKTÜER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstatistiklere dayanarak sigorta primlerini, risklerini hesaplayan kimse","example":null}]},"AKTİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Etkin, hareketli, çalışır durumda","example":"Yanardağ hâlâ aktif."}]},"AKTİNYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 89, atom ağırlığı 227 olan radyoaktif bir element","example":null}]},"AKTİNİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aktinyum, toryum, protaktinyum, tulyum, plütonyum, amerikyum, küriyum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı","example":null}]},"AKTİVİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştirme taraftarı kimse","example":null}]},"AKTİVİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etkinlik","example":"Hafta sonu için bir aktivite planladık."}]},"AKTİVİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan hayatı ve düşüncesinde başlıca gerçekliğin etki ve eylem olduğunu öne süren öğreti ve dünya görüşü","example":null}]},"AKUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Azgın, kızgın hayvan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kudurmuş, kuduz, kuduruk","example":null}]},"AKUSTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kapalı bir yerde seslerin dağılım biçimi","example":"Bir tiyatro salonu yapılırken akustiğine önem verilir"},{"pos":"n","definition":"Fizik biliminin konusu ses olan kolu","example":null}]},"AKUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çabuk ilerleyen","example":null}]},"AKUZATİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüklemi geçişli bir fiil olan cümlede fiilin doğrudan etkilediği, -i/ -ı, -u/ -ü ekini almış isim","example":null}]},"AKVA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağlam, dayanıklı olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir tür sırmalı ve köstekli bıçak","example":"Beline akva adı verilen som sırmalı ve köstekli bir bıçak takan kızlar ağası..."}]},"AKVAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aralarında töre, dil ve kültür ortaklığı bulunan, boy ve soy bakımından da birbirine bağlı insan topluluğu","example":null}]},"AKVAREL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sulu boya resim","example":null}]},"AKVARYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tatlı veya tuzlu su hayvanlarının ve su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiği cam su kabı","example":null}]},"AKVARİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akvaryum işiyle uğraşan kimse","example":null}]},"AKYUVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kan ve lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre","example":null}]},"AKZAMBAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zambakgillerden, süs bitkisi olarak yetiştirilen, çiçeği diş ve yüz şişlerinin tedavisinde kullanılan bir bitki","example":null}]},"AKÇA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Oldukça beyaz, beyazca","example":"Akça kızlar sökün etti yurdundan / Koç yiğitler deli oldu derdinden"}]},"AKÇAAĞAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akçaağaçgillerden süs ağacı olarak da dikilen, tahtası hafif ve sağlam bir ağaç","example":null}]},"AKÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her tür madenî para","example":null},{"pos":"n","definition":"Küçük gümüş para","example":null}]},"AKÇIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Rengini atmış, ağarmış, içinde ak renk bulunan","example":"Bu perde güneşten akçıl olmuş"}]},"AKÇILLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Rengini atmak veya atmış gibi olmak","example":null}],"lemma":"akçıllanmak"},"AKÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz","example":null}]},"AKİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker","example":"Ağızları ve elleri yaladıkları akideden kıpkırmızı bir hâlde geçiyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Bir şeye inanarak bağlanış, inanç, din inancı","example":"Evvelâ mide, sonra akide."}]},"AKİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş","example":"Kabartmaların ortalık yerine de akik ve Necef taşlar serpiştirilmiştir."}]},"AKİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan","example":null}]},"AKİLANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Akla yakın, doğru bir biçimde","example":null}]},"AKİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sonuca ulaşamayan, sonuç vermeyen, neticesiz","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kısır, verimsiz, döl veremeyen","example":null}]},"AKİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işık veya ses dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi, inikâs","example":"İkide birde barutla infilak akisleri geliyordu."},{"pos":"n","definition":"Simetrik olarak ters çevirme","example":null}]},"AKİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin ya da kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem","example":null},{"pos":"n","definition":"İki kişinin evlilik birliği kurmasını sağlayacak yasal işlem","example":null}]},"AKŞAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş battıktan gün ağarıncaya kadar geçen süre","example":null},{"pos":"n","definition":"Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri","example":"Her akşam üç kadeh rakı içerdi"}]},"AKŞAMDAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Güneşin battığı sıralarda, gündüzün akşama yakın bir zamanında","example":"Bir akşamüzeri her zamanki hızlı adımlarla geldi."}]},"AKŞAMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek","example":"Stadyum kapısında akşamlayan, Keloğlan'la sabahlayan muhtardan adamdan muhtar olur mu?"},{"pos":"v","definition":"Akşamı bir yerde geçirmek","example":null}],"lemma":"akşamlamak"},"ALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, eti turuncu ve lezzetli, 250 gramdan 2 kilograma kadar gelen bir tatlı su balığı","example":null},{"pos":"adj","definition":"İyi, pekiyi","example":"Beni Konya Lezzet Lokantasına götürdü, âlâ bir öğle yemeği çekti."}]},"ALABACAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ayağı sekili at","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ara bozucu, dönek, uğursuz kimse","example":null}]},"ALABALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, eti turuncu ve lezzetli, 250 gramdan 2 kilograma kadar gelen bir tatlı su balığı","example":null}]},"ALABANDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz teknelerinin iç yanları","example":null}]},"ALABAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turpgillerden, şalgama benzeyen bir bitki","example":null}]},"ALABORA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi","example":"Babafingo serenini alabora etmek"},{"pos":"n","definition":"Geminin yan yatması","example":null}]},"ALABROS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fırça gibi dik kesilmiş erkek saçı","example":null}]},"ALACA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaçta ilk olgunlaşan meyve","example":"Bu incirin alacasını ben yedim."},{"pos":"adj","definition":"İki veya daha çok renkli","example":null}]},"ALACAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Alınması gerekli şey","example":"Çarşıdan alacaklarım için bir liste yaptım."}]},"ALACALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Renk renk, benek benek boyamak","example":"Çocuklar bahçe duvarını alacaladılar."}],"lemma":"alacalamak"},"ALACALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Alaca bir duruma gelmek","example":null}],"lemma":"alacalanmak"},"ALAGEYİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geyikgillerden, postu benekli, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan bir cins geyik, Dama dama","example":null}]},"ALAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık veya ilişki","example":null},{"pos":"n","definition":"Sevgi bağı; duygusal ilişki","example":null}]},"ALAKADAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İlgili, ilgili olan","example":null}]},"ALAKALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İlgi göstermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir işe, bir olaya, bir kimseye önem vermek","example":null}],"lemma":"alakalanmak"},"ALAKARGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kargagillerden, karnı beyaz, kanatları ve kuyruğu kül rengi diğer yerleri parlak, kara, uzun kuyruklu kuş","example":null}]},"ALAKART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemek listesinden seçilen, fiyatları ayrı ayrı hesaplanan yemek","example":null},{"pos":"adv","definition":"Yemek listesinden seçerek","example":null}]},"ALAKOK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kaynar suda kabuğu ile az pişirilmiş yumurta","example":null}]},"ALALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir şeyi bulunduğu çevreye uydurmak ve böylece görünmemesini sağlamak","example":null}],"lemma":"alalamak"},"ALALAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir şeyi bulunduğu çevreye uydurmak ve böylece görünmemesini sağlamak","example":null}]},"ALAMANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balık avlamakta veya yük taşımakta kullanılan büyük kayık","example":null}]},"ALAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayın veya durumun anlaşılmasına yardım eden şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne","example":null}]},"ALAMİNÜT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acele; çabuk","example":null}]},"ALAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yerin veya bir şeyin yüzeyinin ölçülmesi sonucunda ortaya çıkan miktar","example":null}]},"ALARGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denizin, kara sularının dışında kalan bölümü","example":null},{"pos":"adv","definition":"Bir yerin uzağından","example":"Arkadaşlarımdan mümkün olduğu kadar alarga yürüyor, kendimi pencerelerin, kapıların ışık sahası dışına çıkarmaya uğraşıyordum."}]},"ALARM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için işaret veren düzenek","example":null}]},"ALATEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hansen basilinin sebep olduğu, sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen bulaşıcı bir hastalık olan cüzzam hastalığına tutulmuş olan","example":null}]},"ALATURKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneşin batışında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanan saat","example":"Biz, alaturka 10 sularında mektepten çıkardık."},{"pos":"adj","definition":"Bir yönteme dayanmayan, düzensiz, uygunsuz","example":null}]},"ALAVERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzensizlik, karışıklık","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi elden ele vererek aktarma","example":"Karpuzları alavere ile mavnadan sergiye taşıdılar."}]},"ALAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biriyle eğlenmek için onu gülünç duruma düşürme","example":"Kimseyle alay etmezdi."},{"pos":"n","definition":"Askerlikte birkaç taburdan oluşan birlik","example":null}]},"ALAYİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gösteriş, göz kamaştırma","example":"Onun yaptığı hep alayişten ibarettir."}]},"ALAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı","example":null}]},"ALAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb","example":null}]},"ALAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzülmesine sebep olmak, incitmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yüzünü alevden geçirmek, aleve tutmak","example":null}],"lemma":"alazlamak"},"ALAÇAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rengi kızıla yakın bir çam türü","example":null}]},"ALAÇIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak","example":"Pamuk ırgatları alaçıkların önüne oturmuşlar, koza çekiyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Keçeden yapılan çadır","example":null}]},"ALAŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok metalden, bazı durumlarda metallerle, C, P, Te vb. elementlerden oluşan metal görünümünde katı veya sıvı karışım","example":null}]},"ALAŞIMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çözen metale, alaşım elementlerini eriterek katmak","example":null}],"lemma":"alaşımlamak"},"ALBASTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık","example":"Ferit kederinden bir lohusanın albastı olamayacağını söyleyemedi."}]},"ALBATR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parlatılmaya elverişli, yumuşak, beyaz, yarı saydam bir tür mermer","example":null}]},"ALBATROS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fırtına kuşugillerden, 1 metre uzunluğunda, Atlantik Okyanusu'nda yaşayan iri bir kuş türü","example":null}]},"ALBAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay","example":"Sonra o çatma örtülü minderin üstüne oturmuş, albayın İstanbul hakkındaki suallerine kısa kısa cevap vermişti."}]},"ALBENİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çekici olma durumu","example":null}]},"ALBÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sanatçının eserlerinin bir bölümünün yer aldığı kaset","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap","example":"Kelebek albümü. Bitki albümü. Ankara albümü."}]},"ALBÜMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan madde","example":null}]},"ALCOR":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Büyük Ayı takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"ALDAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Tanımayarak, niteliğini iyi anlamayarak (genellikle görünüşe bakarak) yanlış bir yargıya varmak","example":null}],"lemma":"aldanmak"},"ALDANGIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuş veya yaban hayvanlarını yakalamaya yarayan araç veya düzen","example":null}]},"ALDANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Tanımayarak, niteliğini iyi anlamayarak (genellikle görünüşe bakarak) yanlış bir yargıya varmak","example":null}]},"ALDANÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çabuk ve kolay aldatılan kimse","example":null}]},"ALDAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine verilen sözü tutmamak, yalan söylemek","example":"Yarışmacı hap kullanarak diğer yarışmacıları aldattı."},{"pos":"v","definition":"Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak","example":"Kardeşi miraslar konusunda abisini aldattı."}],"lemma":"aldatmak"},"ALDATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine verilen sözü tutmamak, yalan söylemek","example":"Yarışmacı hap kullanarak diğer yarışmacıları aldattı."},{"pos":"v","definition":"Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak","example":"Kardeşi miraslar konusunda abisini aldattı."}]},"ALDEHİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı","example":null}]},"ALDIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Değerli ve önemli saymak","example":null},{"pos":"v","definition":"Önem vermek, değer vermek","example":"Aldırma sen hemen çalış."}],"lemma":"aldırmak"},"ALDIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Değerli ve önemli saymak","example":null},{"pos":"v","definition":"Önem vermek, değer vermek","example":"Aldırma sen hemen çalış."}]},"ALDIRMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İlgisi olmayan veya ilgilenmeyen","example":null}]},"ALEGORİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme","example":null}]},"ALEGORİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirmek ile ilgili","example":"O gün Atatürk'te adaleti temsil eden alegorik heykellerin sert ve gamlı durgunluğundan bir şey vardı."}]},"ALEKSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görmede hiçbir bozukluk olmadığı hâlde okuma yetisinin yok olması","example":null}]},"ALELADE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bayağı, sıradan","example":null}]},"ALELUMUM":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Genel olarak, büyük bir sayı üstünlüğüyle","example":null}]},"ALELUSUL":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yol yordam gereğince, kurala uygun bir biçimde","example":"Şimdi bunları bırak da bir defa alelusul kardeşine söyle."}]},"ALEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yerde bulunan kimselerin bütünü ya da başkaları","example":null}]},"ALEMDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bayrağı taşımakla görevli kimse","example":null}]},"ALENEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Açıktan açığa, herkesin gözü önünde, herkesin içinde, gizlemeden, açıkça","example":"Zevcesinden aldığı yüz kızartıcı mektuplar alenen nasıl okunur ve neler anlatılır?"}]},"ALENGİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzen, komplo","example":null},{"pos":"n","definition":"Gösteriş, çalım","example":null}]},"ALENİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde yapılan","example":"Siz bugüne kadar zevcenizin vicdansızca ve aleni hıyanetine, edepsizliğine tahammül ettiniz."}]},"ALENİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık olup, gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu","example":null}]},"ALERJEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alerjiye sebep olan herhangi bir madde","example":null}]},"ALERJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birtakım yiyecek, ilaç, toz, koku ve benzerine hastalık derecesinde gösterilen bağışıklık kaynaklı aşırı tepki","example":"İğde kokusu, alerjisi olanlar dışında herkesin hoşuna gider."},{"pos":"n","definition":"Bir kimseye veya bir şeye karşı olumsuz yönde duyulan aşırı duyarlılık","example":"Büyük kalabalığın matematiğe karşı bir alerjisi vardı."}]},"ALERJİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir maddeye veya kimseye karşı olumsuz duyguları olan, alerjisi bulunan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Alerji ile ilgili olan","example":null}]},"ALESTA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Harekete hazır, tetikte","example":"Şafak sökerken denizcilerin hepsi alesta idiler."}]},"ALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne","example":"Tırpan bir tarım aletidir"},{"pos":"n","definition":"Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç, aygıt","example":"Hafif sesli bütün âletleri susturup davulu sabaha kadar vurdurmak istiyorum."}]},"ALEV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı","example":"Alevlerin yükselip dans ettiği lehîb, gecenin karanlığında büyüleyici bir görüntü oluşturdu."},{"pos":"n","definition":"Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası","example":null}]},"ALEVLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tutuşup alev çıkarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Zorlu, öfkeli veya heyecanlı bir durum almak","example":null}],"lemma":"alevlenmek"},"ALEYH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin veya bir kimsenin karşısında olma","example":null}]},"ALEYHTAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karşı çıkan, karşı olan","example":null}]},"ALFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Afrika'da ve İspanya'da yetişen ve kâğıt, ip, halı yapımında kullanılan bir bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Yunan alfabesinin birinci harfi","example":null}]},"ALFABE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir işin başlangıcı","example":"Tiyatro alfabesinin ilk harfinin disiplin olduğunu ilk öğreten odur."}]},"ALFENİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde bakır, çinko, nikel bulunan ve çatal bıçak takımı yapımında kullanılan gümüşlü bir alaşım","example":null}]},"ALG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su yosunlarından, klorofilli bitki","example":null}]},"ALGARİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme","example":null}]},"ALGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak","example":"Bakmak için algılarımız yeter, görmek içinse salim bir kafa, ayıklık, şuur gereklidir."}]},"ALGILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olayı veya bir nesnenin varlığını duyu organlarıyla algılamak, idrak etmek","example":"Koltukta oturanın o olduğunu zorlukla algıladım ."}],"lemma":"algılamak"},"ALGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Vücut direnci az olan, çabuk hastalanan, mariz","example":null},{"pos":"adj","definition":"Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun","example":null}]},"ALGLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denizlerde, tatlı ve durgun sularda, genellikle su yüzeyinde yaşayan, yaprak veya tel biçiminde tallı bitkiler alt şubesi","example":null}]},"ALICI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren aygıt","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz","example":null}]},"ALIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null},{"pos":"n","definition":"Hayvan çulu","example":null}]},"ALIKONUL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yasak edilmek, yapılmaması buyrulmak veya istenmek","example":null}],"lemma":"alıkonulmak"},"ALIKOY":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek","example":"Beni üç sene boyunca oraya gitmekten alıkoydu."},{"pos":"v","definition":"Yoksun duruma getirmek, bir şeyin yokluğunu çektirmek","example":null}],"lemma":"alıkoymak"},"ALIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çekici olma durumu","example":"O ne eda, o ne alım, o ne çalım."},{"pos":"n","definition":"Gösteriş, karşıdakini etkilemek amacıyla yapılan davranış","example":null}]},"ALIMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başka bir yazarın yazısından parça almak","example":"Halk sanatçısı olduğuna inandığım bu aktörden alımladığımı özetlemeye çalışacağım."},{"pos":"v","definition":"Anlayarak kabul etmek","example":null}],"lemma":"alımlamak"},"ALIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzün, kaşlarla saçların başladığı yer arasında kalan bölümü","example":"Alnındaki teri sildi."}]},"ALINDI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri","example":null}]},"ALINGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşırı duygulu, çabuk gücenen, kırılan","example":null}]},"ALINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık ve üzüntü duymak","example":null}]},"ALINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Başka bir dilden alınmış kelime","example":null}]},"ALINTILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak","example":null}],"lemma":"alıntılamak"},"ALIRLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti","example":null}]},"ALIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç","example":"Sık pırnallıklar, erguvan, defne, alıç kümeleri yer yer yolu boğuyor."},{"pos":"n","definition":"Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağacın mayhoş yemişi","example":null}]},"ALIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alma işi veya biçimi","example":null},{"pos":"v","definition":"Yanmaya başlamak","example":null}]},"ALIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir duruma alışmış olan","example":"Onun böyle durmasına alışık değilim."}]},"ALIŞKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye veya bir şey yapmaya alışmış olan","example":null}]},"ALIŞKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı","example":null}]},"ALIŞKIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye veya bir şey yapmaya alışmış olan","example":null}]},"ALIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeye zamanla uyum sağlamak, onu yadırgamamak","example":"Yeni okuluna çabuk alıştı."}]},"ALKALOİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikleri ile alkalileri andıran organik madde","example":null}]},"ALKALİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde","example":null}]},"ALKALİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde alkali bulunan","example":null}]},"ALKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doymuş alifatik hidrokarbonların genel adı","example":null}]},"ALKARNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstiridye, midye, tarak vb. kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden bir ağ","example":null}]},"ALKAİD":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Büyük Ayı takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"ALKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gök yüzünde oluşan yedi renkli, kemer biçimindeki görüntü","example":null}]},"ALKIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpma","example":null}]},"ALKIŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İyi veya güzel bulmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpmak","example":"O zaman biz hayranları onu şiddetle alkışlardık."}],"lemma":"alkışlamak"},"ALKOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pancar, patates vb. nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı","example":null},{"pos":"n","definition":"Her türlü alkollü içki","example":"Nefesleri alkol kokan bu kimseler pis paçavralar giyinmişlerdi."}]},"ALKOLİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alkollü içkilere aşırı derecede düşkün olan kimse","example":null}]},"ALKOLİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alkollü içkilere hastalık derecesinde düşkün olma durumu","example":null}]},"ALKİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alkol kökü","example":null}]},"ALLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kırmızı duruma getirmek","example":null}],"lemma":"allamak"},"ALLAHLIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendisinden hiçbir işte yararlık umulmayan saf ve zararsız kimse","example":null}]},"ALLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kırmızı duruma getirmek","example":null}]},"ALLAME":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Derin ve çok bilgisi olan, çok bilgili","example":null}]},"ALLEGRO":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Canlı, neşeli ve hızlı bir biçimde çalınarak","example":null}]},"ALLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"`Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak` anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer","example":null}]},"ALLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların süs için yanaklarına sürdükleri al boya","example":"Ben ilk defa oyuna çıkıyorum, beyefendi de gelmiş burada allık, pudra sürüştürüyor."}]},"ALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi tutup kendine doğru getirmek; satın almak","example":"Ekmek almak için fırına gitti."}]},"ALMANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın gün, hafta, ay vb. bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım astronomi, meteoroloji, istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim","example":"Almanağın dörtte üçü istatistik ve grafiklerle dolu idi."}]},"ALMANYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta Avrupa'da yer alan, resmi dili Almanca ve başkenti Berlin olan ülke","example":null}]},"ALMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz","example":"Telefon makinesinin, sesi kulağımıza veren kısmı bir almaçtır"}]},"ALMAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması","example":null},{"pos":"n","definition":"Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem","example":null}]},"ALMAŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki veya daha çok şeyi kendiliğinden değişerek veya sıra ile değiştirilerek işleyen","example":null},{"pos":"adj","definition":"İki veya daha çok şeyin sıralanmasında karşılıklı değil, aralıklı olarak sağda ve solda yerleşmiş olan","example":null}]},"ALNAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi, önde bulunan bölümü, önü","example":null}]},"ALNİLAM":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Orion takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"ALNİTAK":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Orion takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"ALOGAMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek organlardaki çiçek tozunun, rüzgâr veya böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması","example":null}]},"ALOTROPİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karbon, fosfor vb. maddelerin fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu","example":"Kırmızı ve beyaz fosfor arasında, hiçbir bileşim farkı olmadığına göre renk ayrılıkları bir alotropi halinden başka bir şey değildir"}]},"ALP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Savaşta veya tehlikeli bir durumda yararlık gösteren kimse","example":null}]},"ALPAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çinko, bakır ve nikelden yapılan, gümüşü andıran bir alaşım","example":null},{"pos":"n","definition":"Çift parmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan","example":null}]},"ALPAKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karışımı","example":null}]},"ALPEREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tarikata girmiş, onun yasa ve törelerine bağlı kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Kutsal ülküler uğruna savaşan kimse","example":null}]},"ALPİNİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağa tırmanma sporu yapan kimse","example":null}]},"ALPİNİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağa tırmanma sporu","example":null}]},"ALT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yere yakın bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yere bakan yanı","example":null}]},"ALTAİR":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Aquila takımyıldızının en parlak yıldızı.","example":null}]},"ALTES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Prens ve prenseslere verilen şeref unvanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu unvanı taşıyan kimse","example":null}]},"ALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beşten sonra gelen sayının adı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu sayıyı gösteren 6, VI rakamlarının adı","example":null}]},"ALTIGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altı kenarlı çokgen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu biçimde olan","example":null}]},"ALTIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu","example":null}]},"ALTILI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"At yarışlarında aynı gün üzerine bahis konulan ve birbiri ardınca düzenlenen altı koşunun birincilerini tahmin etme biçiminde oynanan oyun","example":null}]},"ALTIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarı renkli, değerli bir maden","example":"Altın bir yüzük."}]},"ALTINBAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle Ege bölgesinde yetişen, yuvarlak, kalınca kabuklu güzel bir kavun türü","example":null}]},"ALTINCI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Altı sayısının sıra sıfatı, sırada beşinciden sonra gelen","example":null},{"pos":"n","definition":"Altın alıp satan kimse","example":null}]},"ALTINTOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turunçgillerden sıcak bölgelerde yetişen bir meyve ağacının, portakaldan daha iri, kanarya sarısı renginde, tadı acımsı meyvesi","example":"Sabah kahvaltısında taze dilimlenmiş greyfurtun ekşi ve ferahlatıcı tadı güne enerjik başlamamı sağladı."},{"pos":"n","definition":"İki çeneklilerden, uzun, dikenli ve kürecikler halinde sapları olan bir kaktüs türü","example":null}]},"ALTIPAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ceza sahası içinde kale direklerine 5,5 metre uzaklıkta, kale çizgisine dik çizilen çizgi ile kale çizgisi arasında kalan bölüm","example":null}]},"ALTIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir doğumda dünyaya gelen altı kardeş","example":null}]},"ALTIŞAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Altı sayısının üleştirme sıfatı, her defasında altısı bir arada olan, her birine altı","example":null}]},"ALTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Özel diye alınan bir şeye, genel bir kavramın altında yer vermek","example":null}],"lemma":"altlamak"},"ALTLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Özel diye alınan bir şeye, genel bir kavramın altında yer vermek","example":null}]},"ALTMIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elli dokuzdan sonra gelen sayının adı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu sayıyı gösteren 60, LX rakamlarının adı","example":null}]},"ALTMIŞAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Altmış sıfatının üleştirme biçimi, her birine altmış, her defasında altmışı bir arada olan","example":null}]},"ALTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemanla viyolonsel arası büyük keman","example":null},{"pos":"n","definition":"Sesi kalın olan kadın ya da çocuk sanatçı","example":"Kontralto sanatçı, konserinde sesinin derinliğiyle izleyicileri büyüledi."}]},"ALTUNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altının renginde olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Altuni renginde olan","example":null}]},"ALTYAPI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi","example":null}]},"ALTÜST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok dağınık ve karışık, perişan halde","example":null}]},"ALVEOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde minik kese biçimindeki boşlukların son ucu","example":null},{"pos":"n","definition":"Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım","example":null}]},"ALYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cıvataları çıkarıp takmaya yarayan, altıgen kesitli, L biçiminde alet","example":null}]},"ALYANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlenecek olan çiftin nişanlandıklarında taktıkları ve düğünden sonra da taşıdıkları halka biçiminde yüzük","example":null}]},"ALYON":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok zengin kimse","example":null}]},"ALYUVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre","example":"Kanın her milimetreküpünde beş milyon kadar alyuvar bulunur."}]},"ALZAYMIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlerleyen yaşta ortaya çıkan, hatırlamada güçlük, bazı yetilerde bozulma ile ilişkilendirilen hastalık","example":null}]},"ALÇACIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok alçak","example":"Alçacık eşik taşını atlayarak odanın taşlığına girerdiniz."}]},"ALÇAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, hain","example":"Yurt hizmetinden kaçanlar alçaktır"},{"pos":"adj","definition":"Aşağı olan, yüksek(te) olmayan yer","example":null}]},"ALÇAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İnsanın değeri azalmak","example":"Hemşiremden esirgediğiniz şeyi ben kabul edecek kadar alçalmadım."},{"pos":"v","definition":"Yüksekten aşağı doğru inmek","example":"Rüzgâr gece beyaza boyanmış konduların üstüne doğru alçaldı."}],"lemma":"alçalmak"},"ALÇALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İnsanın değeri azalmak","example":"Hemşiremden esirgediğiniz şeyi ben kabul edecek kadar alçalmadım."},{"pos":"v","definition":"Yüksekten aşağı doğru inmek","example":"Rüzgâr gece beyaza boyanmış konduların üstüne doğru alçaldı."}]},"ALÇALT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Daha aşağıya indir; alçalt","example":"Sesini biraz alçalt."}]},"ALÇALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük düşürme, hor gör(ül)me","example":null},{"pos":"n","definition":"Yüksekliği az olan alan","example":null}]},"ALÇARAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Az alçak","example":"Alçarak sandalyede, bacak bacak üstüne atar, kolaylıkla, çabucak yazardı."}]},"ALÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alçı taşının pişirilip toz durumuna getirilmesinden elde edilerek yapılarda, sanatta, mimarlıkta ve dişçilikte kullanılan madde","example":null}]},"ALÇILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Alçı ile sıvamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Alçı karıştırmak","example":null}],"lemma":"alçılamak"},"ALÇIPAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duvarda ve tavanda düzgünlük sağlamak amacıyla iç mekânlarda kullanılan, alçı ve diğer katkı maddeleriyle sıkıştırılmış levha","example":null}]},"ALÜFTE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davranışları ağırbaşlı olmayan","example":null}]},"ALÜMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suda çözünmeyen, 2050 derecede eriyen, beyaz bir toz olan alüminyum oksit","example":null}]},"ALÜVYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil vb. çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın","example":null}]},"ALİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Derece veya makamı bakımından üstün olan","example":"Bu bizim en büyük, en şanlı, en ali bir günümüz, en mukaddes millî bayramımız."},{"pos":"n","definition":"`Kurnazca ve haince düzen` anlamında Ali Cengiz oyunu, `çok zorba` anlamında Ali kıran baş kesen, `bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek` anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz","example":null}]},"ALİCENAP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Para ve malını esirgemeden veren","example":null},{"pos":"adj","definition":"Öz saygısı olan veya öz saygısını üstün tutan","example":null}]},"ALİFATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık zincirli organik madde","example":null}]},"ALİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Vücut direnci az olan, çabuk hastalanan, mariz","example":null}]},"ALİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan ve bilimsel çalışmalarla uğraşan kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir konuda çok bilgisi olan","example":null}]},"ALİMANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Âlime yakışan","example":"Kitaplarının çoğu edebiyat tarihine girmiş olan âlimane eserlerdir."},{"pos":"adv","definition":"Âlimin yaptığı biçimde","example":null}]},"ALİNAZİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Közlenmiş patlıcan, sarımsaklı yoğurt ve kıyma ile yapılan bir çeşit yemek","example":null}]},"ALİOTH":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Büyük Ayı takımyıldızının en parlak yıldızı.","example":null}]},"ALİVRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parçalara bölerek dağıtma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Ürün daha tarladayken, yetiştiği zaman teslim edilmek üzere, önceden güvence verilerek yapılan satış","example":null}]},"ALİZARİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kökboyasıgillerden, 1-2 metre uzunluğunda, çalı görünüşünde, gövdesi sert dikenli çok yıllık bir bitkinin köklerinden elde edilen kırmızımsı sarı bir boya","example":null}]},"ALİZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yıl süresince düzenli esen birtakım rüzgârlar","example":"Alizeler, ekvatorun kuzeyinde doğu kuzeyden, ekvatorun güneyinde ise doğu güneyden eserler"}]},"ALŞİMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elementleri altına çevirmek isteyen bir iş alanı","example":"Alşimi birtakım metallerin bulunmasına yol açtığı için kimyanın gelişmesine katkıda bulunmuştur."}]},"ALŞİMİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elementleri altına çevirmek isteyen iş alanı ile uğraşan kimse","example":null}]},"AMA":{"senses":[{"pos":"c","definition":"Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz","example":"Yemek az, ama lezzetli"},{"pos":"c","definition":"Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz","example":"İnanmam ama fırsat bulursam baktırmadan da yapamam."}]},"AMABİLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir parça sevimli ve cana yakın bir biçimde çalınarak","example":null}]},"AMADE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan","example":null}]},"AMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi, uygulama, tatbik, ameliye, pratik","example":null}]},"AMALGAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cıvanın herhangi bir madenle birleşerek yaptığı alaşım","example":null}]},"AMANNAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslam devletlerinde düşmana güvenlik içinde olduğunu bildirmek üzere verilen belge","example":null}]},"AMANSIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıma duygusu veya vicdanı olmayan olmayan, başkalarına haksızlık eden","example":null}]},"AMASYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"AMATÖR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan kimse","example":null}]},"AMAZON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşa katılan kadınlara eski çağların Amazonlarına benzetilerek verilen san","example":null},{"pos":"n","definition":"Ata binen kadın","example":null}]},"AMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey; niyet, istek","example":"Her milletten, her tabakadan, huyları, dinleri, dilleri farklı fakat amaçları aynı olan insanların bulunduğu bir yerdi burası."},{"pos":"n","definition":"Nişan alınacak yer","example":"Amaç, şüphe götürmeyecek ilk kesin bilgiye varmaktı."}]},"AMAÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir hedefe, gayeye ulaşmayı istemek","example":"Yüzlerce ilaç, onlarca yöntem hep bunu amaçlamıştı."}],"lemma":"amaçlamak"},"AMBALAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eşyayı sarmaya yarayan mukavva, kâğıt, tahta, plastik madde vb. malzeme","example":null}]},"AMBALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"`Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek` anlamlarındaki ambale etmek ve `çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek` anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz","example":null}]},"AMBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korunmak, saklanmak veya gerektiğinde kullanılmak için bir şeyin konulduğu yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle tahıl saklanan yer","example":"Asker ambarlarında buğday var."}]},"AMBARGO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak","example":null}]},"AMBER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amber balığından çıkarılan güzel kokulu, kül renginde bir madde","example":"Dağıtır gülleri boşlukta hava / Ve buhurdanda tüter amberler"},{"pos":"n","definition":"Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı","example":null}]},"AMBERBU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hindistan'da, İran'da yetişen, piştiğinde güzel bir koku veren, iri ve uzun taneli bir tür pirinç","example":null}]},"AMBLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya","example":null}]},"AMBOLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atardamar kanının pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma","example":null}]},"AMBULANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hasta veya yaralı taşımaya uygun hazırlanmış özel araç","example":null}]},"AMBİYANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer","example":null}]},"AMCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Babanın erkek kardeşi","example":"Yıllarca süren sığıntı ezikliğinin hatırlanışı da vardır amcasında."},{"pos":"n","definition":"Yaşlı erkeklere saygı için kullanılan bir seslenme sözü","example":null}]},"AMCAZADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amcanın çocuğu","example":null}]},"AMEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir durumu değiştirmek, bir sonuç elde etmek ya da herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma","example":"Enkazın kalkması üç dört günlük ameliyata muhtaç."},{"pos":"n","definition":"Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma; bağırsakları bozulma","example":null}]},"AMELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gündelikle çalışan işçi, emekçi","example":null}]},"AMELİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Harekete ilişkin olan, yalnız düşünce alanında kalmayıp harekete dönüşen","example":null},{"pos":"adj","definition":"İşe dayanan, iş üstünde, tatbikî, uygulamalı, pratik","example":"Bir sanatı amelî olarak öğrenmek"}]},"AMELİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doktorun hastayı iyileştirmek için yaptığı cerrahi işlem","example":"Ameliyat başarılı geçti."}]},"AMELİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi, uygulama, tatbik, ameliye, pratik","example":null}]},"AMENTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları","example":null},{"pos":"n","definition":"Arapça \"inandım\" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan \"Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma\"yı dile getiren söz","example":null}]},"AMERİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Amerika'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu'nun arasında bulunan, resmi dili bulunmamakla birlikte en çok İngilizce'nin konuşulduğu federal anayasal cumhuriyet","example":null},{"pos":"n","definition":"Dünya üzerinde yer alan bir kıta","example":null}]},"AMETAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metal olmayan element","example":"Klor, fosfor, oksijen ametaldir."}]},"AMETİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süs taşı olarak kullanılan mor renkte bir tür kuvars","example":null}]},"AMFORA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testi","example":null}]},"AMFİBOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Piroksenlere yakın siyah, esmer, yeşil renkli bir silikat grubu","example":null}]},"AMFİBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurgalılar dalından, kurbağa ve semenderleri içine alan, balıklarla sürüngenler arasında birçok karakterlere sahip, soğukkanlı, larvaları solungaçla, erginleri akciğerlerle solunum yapan, doğuran türleri de bulunan, bazıları zehirli, küçük boylu ve çıplak derili türleri içine alan bir sınıf","example":null},{"pos":"adj","definition":"Karada olduğu gibi suda da kullanılabilen araba, tank, uçak vb. araç","example":null}]},"AMFİBİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hem suyun içinde hem karada yaşayabilen","example":null}]},"AMFİZEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücut organlarından bir bölümünün hava ile şişmesi","example":null}]},"AMMA":{"senses":[{"pos":"c","definition":"Yanına getirildiği kelimenin anlamına aşırılık katarak şaşma veya hayranlık anlatan bir söz","example":"Hatırladıkça amma da yılışıkmışım ha der, utana utana."},{"pos":"adv","definition":"Yanına getirildiği sözcüğün anlamına aşırılık katarak şaşma ya da hayranlık anlatır","example":null}]},"AMMAN":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Ürdün ülkesinin başkenti.","example":null}]},"AMME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkedeki halkın bütünü","example":null}]},"AMNEZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük sarsıntı, humma yüzünden belleğin bozulması veya kaybolması biçiminde beliren ruh hastalığı, bellek kaybı","example":null}]},"AMNİYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde embriyo veya fetüsün bulunduğu sıvı ile dolu boşluğu çeviren zar","example":null}]},"AMONYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Azot ve hidrojen birleşimi olan, keskin kokulu bir gaz","example":"Temiz tutulmıyan helâlar amonyak kokar"},{"pos":"n","definition":"Hamur kabartmada maya olarak kullanılan karbonik asidin amonyum tuzunun eritilmiş bulunduğu su","example":null}]},"AMONYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleşim kökü","example":null}]},"AMOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, güçlü sevgi","example":"Kadınlarla münasebetlerine amil olan şey hakiki amor değil, çevirmek istediği bazı entrikalardır."},{"pos":"n","definition":"Bir tür kumaş","example":null}]},"AMORF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendine özgü billurlaşmış bir biçimi olmayan madde","example":null}]},"AMORTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye","example":null},{"pos":"n","definition":"Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil","example":null}]},"AMPER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik akımında şiddet birimi","example":null}]},"AMPUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe","example":"Karşımdaki duvara takılmış iki ampulden biri sönüktü ve bir gözü kırpılmış bir insan gibi bana bakıyordu."},{"pos":"n","definition":"İçinde sıvı durumda ilaç bulunan cam tüp","example":null}]},"AMPİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fransa'da ve Avrupa'da yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb. üslubu","example":null}]},"AMPİRİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kurama değil de yalnızca gözleme dayalı","example":null}]},"AMPİRİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti yanlısı olan kimse","example":null}]},"AMPİRİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti","example":null},{"pos":"n","definition":"Organizma ile durum veya çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi, simgelerle iletişimi yapılan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı","example":null}]},"AMUDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başka bir doğru ile kesiştiğinde onunla birlikte dik açı oluşturan (doğru çizgi)","example":null}]},"AMUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dikey olan doğru veya düzlem","example":null},{"pos":"n","definition":"Dik durma","example":null}]},"AMYANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş, bir tür ak asbest","example":null}]},"AMİGO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla spor yarışmalarında seyircileri coşturan kimse","example":null}]},"AMİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birlikte veya ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, şartlardan, ögelerden her biri","example":null}]},"AMİLAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim","example":null}]},"AMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amonyaktaki hidrojen yerine, tek değerli hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluşan ürünlerin genel adı","example":null}]},"AMİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı","example":null}]},"AMİPLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hücreli hayvanların kök bacaklılar sınıfına giren bir takımı","example":null}]},"AMİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buyuran, emreden kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse","example":null}]},"AMİRAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rütbesi general ile aynı olan deniz subayı","example":null}]},"AMİRANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir işte emir verme yetkisine sahipçesine, bu duruma yakışır biçimde","example":"Ağır yürürdü ve gülümsemeksizin amirane konuşurdu."}]},"AMİRİİTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ödemeye yetkili kimse","example":null}]},"AMİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amonyağın hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluşan birleşiklerin sınıf adı","example":null}]},"AMİTOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amip, akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma","example":null}]},"AMİYANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kibarca olmayan, bayağı","example":"Hem, bu çeşit amiyane işler diplomatın nesine?"},{"pos":"adv","definition":"Kibarca olmayan, bayağı","example":null}]},"ANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuğunu dünyaya getiren kadın","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin temelini oluşturan","example":null}]},"ANACIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anasına düşkün çocuk","example":null}]},"ANADUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı","example":null}]},"ANAERKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soyda temel olarak anayı alan ve ailede çocukları ana klanına mal eden bir toplum düzeni","example":null}]},"ANAERKİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Soyda anayı temel olarak almaya dayanan","example":null}]},"ANAFOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hava veya suyun hızla dönüp sütun biçiminde yükselmesiyle oluşan, alanı dar bir fırtına çeşidi","example":null},{"pos":"n","definition":"Karmakarışık, sinirli, güç durum","example":null}]},"ANAFORLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yolsuzluk yaparak kazanç elde etmek","example":null}],"lemma":"anaforlamak"},"ANAGRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kelimedeki harflerin yerini değiştirerek elde edilen kelime","example":null}]},"ANAHTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç","example":null}]},"ANAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anüsle ilgili","example":null},{"pos":"adv","definition":"Anüs yoluyla","example":null}]},"ANALJEZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinir bozukluğu, çok ilaç alma, donma vb. sebeplerle acı duyumunun birazının veya tamamının yok olması","example":null}]},"ANALOG":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Benzer; eş","example":null}]},"ANALOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şey arasında bazı ortak yönlerin bulunması","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kelime örnek tutularak başka kelimelerin yaratılması","example":null}]},"ANALOJİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Analoji ile ilgili, benzeşmeye dayanan","example":null}]},"ANALİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konunun, bir nesnenin düşüncede veya gerçeklikte kurucu parçalarına ayrılmak yoluyla yapısının, işleyişinin ve gelişim yasalarının ortaya konması yoluyla bir şeyi inceleyen kimse","example":null}]},"ANALİTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çözümlemeye dayanan, çözümle ilgili","example":null}]},"ANALİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir maddenin birleşimindeki yalın cisimlerin niteliğini veya niceliğini anlamak için yapılan işlem","example":null}]},"ANALİZÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Analiz yapan cihaz, aygıt veya organ","example":null}]},"ANAMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların bütünü","example":null}]},"ANAMNEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastanın, hastalığı ve çevresi hakkında verdiği bilgi","example":null}]},"ANAMNEZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastanın, hastalığı ve çevresi hakkında verdiği bilgi","example":null}]},"ANANAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağacın tadı, kokusu çok beğenilen meyvesi","example":"Elinde bir kutu ananas konservesi vardı."},{"pos":"n","definition":"Ananasgillerden, sıcak ülkelerde yetişen bir ağaç","example":null}]},"ANANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar","example":null}]},"ANANEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geleneğe dayanan, gelenekle ilgili olan, yenilik getirmeyen","example":null}]},"ANAOKULU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu","example":null}]},"ANAPARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların bütünü","example":null}]},"ANARTRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dilin iyi çalışmamasından ileri gelen söyleme güçlüğü","example":null}]},"ANARŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyasi ve idari kurumlardaki çözülme sonucunda devlet denetiminin kalmaması durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu, kargaşa","example":"Babamın ölümünden sonra kalabalık evimiz bir anarşi devresi geçirmişti."}]},"ANARŞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anarşi niteliğinde olan","example":null}]},"ANARŞİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anarşi yanlısı olan kimse","example":"Paris'te bir anarşistin bir polisi öldürmesi."},{"pos":"adj","definition":"Anarşi ile ilgili olan","example":null}]},"ANARŞİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti","example":null}]},"ANASIL":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kökten, asıl olarak, esaslı bir biçimde","example":"Anasıl asker ve erkek bir kavim olmadıkları için askerliğin şanından hiçbir zaman nasipleri yoktur."}]},"ANASIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri","example":null}]},"ANASON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maydanozgillerden, kokulu tohumu hamur işlerinde ve rakı yapımında kullanılan, yurdumuzda ekimi yapılan bitki","example":null}]},"ANATOMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim","example":null},{"pos":"n","definition":"Beden yapısı, gövde yapısı","example":null}]},"ANATOMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsan vücudunun anatomisi ile ilgili","example":null},{"pos":"adj","definition":"Anatomi ile ilgili","example":null}]},"ANAVAŞYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göçücü balıkların Akdeniz'den Karadeniz'e çıkması","example":null}]},"ANAYASA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa","example":null}]},"ANAYASAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anayasa ile ilgili","example":null}]},"ANAYURT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlk yurt edinilen yer","example":null}]},"ANAÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen","example":null},{"pos":"n","definition":"Yemiş verecek durumdaki ağaç","example":"Bir yıllanmış ağaca anaç derler, babaç demezler."}]},"ANBEAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli olmayan zamanlarda, az, seyrek olarak","example":null},{"pos":"adv","definition":"Zaman ilerledikçe, derece derece","example":null}]},"ANCA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ancak; ancak o zaman (konuşma dili)","example":"Anca akşam bitireceğiz."}]},"ANCAK":{"senses":[{"pos":"conj","definition":"Yalnızca; fakat","example":"Ancak akşam görüşebiliriz."}]},"ANDANTE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Adagio ile andantino arası, yarı yavaş bir biçimde çalınmak","example":null}]},"ANDAVAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ahmak, aptal, beceriksiz, şaşkın, bön, görgüsüz kimse","example":null}]},"ANDAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi, bir olayı hatırlatan nesne veya kişi","example":null},{"pos":"n","definition":"Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter","example":null}]},"ANDEZİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Plajiyoklazlı bir yanardağ kültesi","example":null}]},"ANDIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sırtlangillerden, genellikle leşle beslenen, etçil, postu benekli bir hayvan","example":null}]},"ANDIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki kişi veya nesne arasında, birbirleriyle eş olacak kadar ortak nitelikler bulunmak","example":null}],"lemma":"andırmak"},"ANDIRIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şey arasında bazı noktalardaki uygunluk, benzerlik durumu, temsil","example":"Bir kısım insanlar yalnız vücutlarının ve yüzlerinin andırışıyla değil, ruh hâletlerini belirten bakışlarıyla da birbirlerine benziyorlar."},{"pos":"v","definition":"Birbirine çok benzeyen iki şeyi karıştırmak","example":null}]},"ANDIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki kişi veya nesne arasında, birbirleriyle eş olacak kadar ortak nitelikler bulunmak","example":null}]},"ANDIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Servigillerden, Akdeniz bölgesinde çok yetişen, kışın yapraklarını dökmeyen, 25 metre boyunda, ince, uzun, piramit biçiminde, çok koyu yeşil yapraklı bir ağaç","example":null},{"pos":"n","definition":"Yaprakları dikenli olan bir çeşit ardıç","example":null}]},"ANDIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyarı veya hatırlatmak için yazılan not","example":null}]},"ANDORRA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke.","example":null}]},"ANEKDOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısa veya özlü anlatımı olan hikâye","example":null}]},"ANELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde türlü işlerde kullanılan bir tür demir halka","example":null}]},"ANEMON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düğün çiçeğigillerden, mor renkli, çan biçimli tüylü çiçekleri olan otsu bir bitki","example":null}]},"ANEMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanda alyuvar sayısının ve hemoglobin miktarının azalmasından ileri gelen bir hastalık durumu","example":null}]},"ANEMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kanı az olan, çok kan kaybetmiş olan","example":"Kafa işlerimizin anemik bir soluklukta oluşunda yemeğe düşkünlüğümüzün rolü sanıldığından daha fazladır."}]},"ANEROİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cıva yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı barometre","example":null}]},"ANESTEZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ameliyatta acı duyulmasın diye yapılan uyuşturma; narkoz","example":null}]},"ANGAJMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey yapma sorumluluğunu alma","example":null}]},"ANGARYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılan iş","example":"Vazifelerini bir angarya gibi yaparlar."},{"pos":"n","definition":"Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş","example":"Anayasamız, angaryanın yasak olduğunu, yani hiçbir yurttaşın zorla çalıştırılamayacağını açıkça belirtmiştir."}]},"ANGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ünlü, anılmış, meşhur","example":null}]},"ANGIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabalarının iki tarafına takılan parmaklık","example":null}]},"ANGOLA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Luanda.","example":null}]},"ANGORA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ankara keçisinin kılından veya tavşanının tüyünden elde edilen iplikle dokunan giysi","example":null}]},"ANGSTRÖM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi","example":null}]},"ANGUDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Angut kuşunun rengi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Angudi renginde olan","example":null}]},"ANGUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ahmak, kaba saba","example":"Bu saldırgan angutlar, kuru gürültüden başka bir şey değildir."},{"pos":"n","definition":"Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu","example":null}]},"ANHİDRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle kaya tuzu ve alçı taşıyla birlikte bulunan doğal, susuz kalsiyum sülfat","example":null}]},"ANI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin saklandığı her türlü iz","example":null},{"pos":"n","definition":"Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü","example":"Büyük babanın zamanında bergüzarmış, ne yapayım, kıramadım."}]},"ANIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Ballıbabagillerden, tek yıllık, mavi çiçekli, yemeklere koku vermek için kullanılan bir bitki","example":null}]},"ANIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirmek","example":null}],"lemma":"anıklamak"},"ANIMSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bilinip unutulan bir şeyi akla getirmek","example":null}],"lemma":"anımsamak"},"ANINDA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç beklemeden, hiç zaman yitirmeden","example":null}]},"ANIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eşek bağırmak","example":null}],"lemma":"anırmak"},"ANIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eşek bağırmak","example":null}]},"ANIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eşeğin anırırken çıkardığı ses","example":null}]},"ANIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önemli bir olayı veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı","example":null},{"pos":"n","definition":"Önemi ve değeri çok olan eser","example":null}]},"ANIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap","example":null},{"pos":"n","definition":"Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla","example":"Uçsuz bucaksız uzayan kır / Kimi yerde nadas, kimi anız"}]},"ANIŞTIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi açıkça söylemeyip üstü kapalı anlatmak, hissetmesine sebep olmak","example":null}],"lemma":"anıştırmak"},"ANJİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boğaz mukozasının şişmesi","example":null}]},"ANJİYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Damar içine x ışınlarını geçirmeyen bir madde şırınga edildikten sonra damarların filminin alınması","example":null}]},"ANKARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri, Türkiye'nin başkenti","example":null}]},"ANKASTRE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir oyuğa, yuvaya yerleştirilmiş tesisat","example":null}]},"ANKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuyla ilgili durum ve tutumu belirlemek için düzenlenmiş ayrıntılı ve kapsamlı soru dizisi","example":"Anket biçimindeki soruşturma, halkın görüşlerini derinlemesine ortaya koymayı amaçlıyordu."}]},"ANKETÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anket yapan kimse, soruşturmacı, anketör","example":null}]},"ANKİLOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi, eklem kaynaşması","example":null}]},"ANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine yarar sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak","example":"Sonunda herkes gerginliğin sebebini iyice anladı ."}],"lemma":"anlamak"},"ANLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı","example":null}]},"ANLAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne","example":"Onun bakışlarında bir mana yoktu; ne düşündüğünü anlayamadım."},{"pos":"n","definition":"Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey","example":null}]},"ANLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin anlamını kavramak","example":"Bu soruyu anlamak biraz zaman aldı."}]},"ANLAMDAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anlamları aynı veya birbirine çok yakın olan kelimeler, müradif, sinonim","example":"Muşmula ile beşbıyık anlamdaş kelimelerdir"}]},"ANLAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İnanmasını sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Söylemek, nakletmek","example":"Bildiği her şeyi polislere anlattı ."}],"lemma":"anlatmak"},"ANLATI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, anlatış düzeni","example":null},{"pos":"n","definition":"Ayrıntılarıyla anlatma","example":null}]},"ANLATIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Anlatma işi","example":null}]},"ANLATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İnanmasını sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Söylemek, nakletmek","example":"Bildiği her şeyi polislere anlattı ."}]},"ANLAYIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayırıcı bir nitelik olmak bakımından görüş, zihniyet","example":"Bu günkü dünyamızda iki türlü devlet anlayışı çatışma halindedir."},{"pos":"n","definition":"Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi","example":null}]},"ANLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek","example":"Bakın böylesine bir dilimiz olmasaydı, nasıl anlaşacaktık şimdi?"},{"pos":"v","definition":"Sözleşmek, sözleşme imzalamak","example":null}],"lemma":"anlaşmak"},"ANLAŞIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aralarında anlaşma bulunan taraflardan, kimselerden biri","example":null}]},"ANLAŞMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki ya da daha çok tarafın bir konuda uzlaşması","example":"Uzun bir görüşmeden sonra anlaşmaya vardılar."}]},"ANLAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek","example":"Bakın böylesine bir dilimiz olmasaydı, nasıl anlaşacaktık şimdi?"},{"pos":"v","definition":"Sözleşmek, sözleşme imzalamak","example":null}]},"ANLIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir an süren, çok kısa süreli","example":"Anlık bir dalgınlıkla durağı kaçırdı."}]},"ANMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etme","example":null},{"pos":"n","definition":"(Ölmüş) Bir kişiyi veya bir olayı hatırlamak için yapılan tören","example":null}]},"ANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etmek veya onu düşünmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Adlandırmak, ad koymak","example":"Onu başka Tahir'lerden ayırt etmek için \"Temiz Tahir\" diye anarlardı."}]},"ANNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuğunu dünyaya getiren kadın","example":"Doğumhanede, ‘aba’ sıfatını gururla taşıyan yeni anneye bebek hemen teslim edildi"},{"pos":"n","definition":"Yavrusu olan dişi hayvan","example":null}]},"ANNEANNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Annenin annesi","example":"Cumartesi sabahı olduğu gibi gene ailecek oturmaya gitmişlerdi anneannesine."}]},"ANOFEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıtma mikrobunu aşılayan bir tür sivrisinek","example":null}]},"ANOMALİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastalık niteliğinde olmamakla birlikte, normalden belirgin durumda sapma gösterme durumu","example":null}]},"ANONS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir durumu, bir haberi sesli bir biçimde bildirme","example":null}]},"ANONSÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse","example":null}]},"ANONİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Adı sanı bilinmeyen","example":"Ah bir anonim olmak, kalabalık içine karışıp kaybolmak tadına kavuşabilseydik."},{"pos":"adj","definition":"Yazanı, yapanı, söyleyeni bilinmeyen eser","example":null}]},"ANORAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başlıklı, su geçirmeyen spor ceket","example":null}]},"ANORMAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun","example":null},{"pos":"adj","definition":"Genel olana, alışılmışa ve kurala aykırı olan, normal olmayan","example":"Kadını âdeta şehvetli ve anormal bir zevkle, değil erkek hatta kızlar bile seyrediyordu."}]},"ANOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrikli çözümlemede, sıvıya batırılıp akımın geçmesini ağlayan, metal uçlardan artı yüklü olanı","example":null}]},"ANSAMBL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup","example":null}]},"ANSI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bilinip unutulan bir şeyi akla getirmek","example":null}],"lemma":"ansımak"},"ANSIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bilinip unutulan bir şeyi akla getirmek","example":null}]},"ANSIZIN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":null}]},"ANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama","example":"Yaşı daha kırk bile yok diye yeminler, kasemler, antlar..."},{"pos":"n","definition":"Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma","example":null}]},"ANTALYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"ANTANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge","example":null}]},"ANTARES":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Akrep takımyıldızının en parlak yıldızı.","example":null}]},"ANTEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklılardan başın ön bölümünde bulunan, eklemlerden oluşmuş hareketli duyu alma organı","example":null},{"pos":"n","definition":"Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz","example":null}]},"ANTEP":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Gaziantep ilinin halk arasındaki kısa adı; Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"ANTET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres","example":null}]},"ANTLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Antlaşma yapmak","example":null}],"lemma":"antlaşmak"},"ANTLAŞMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu durumu belirten belge","example":null}]},"ANTLİA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"ANTOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şairlerin, yazarların, bestecilerin eserlerinden alınmış, seçme parçalardan oluşan eser","example":null}]},"ANTRAKT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir oyunda, bir filmde dinlenme süresi","example":null}]},"ANTRASİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlükle tutuşan, koku, duman çıkarmadan büyük bir ısı vererek yanan bir tür taş kömürü","example":null}]},"ANTRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının kapısından içeri girildiğinde görülen ilk boşluk, içeri geçilen yer","example":"Evin antresi pek dar."},{"pos":"n","definition":"Başlangıç yemeği","example":null}]},"ANTRENÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir spor dalında sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi, çalıştırıcı","example":null}]},"ANTREPO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korunmak, saklanmak veya gerektiğinde kullanılmak için bir şeyin konulduğu yer","example":null}]},"ANTROK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Trias devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, deniz lalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil","example":null}]},"ANTRİKOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sığırın iki kürek arasından ve pirzolalık yerinden çıkartılan, kemiğinden sıyrılmış et dilimi","example":null}]},"ANTİASİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde alkali bulunan","example":null}]},"ANTİDOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zehrin etkisini ortadan kaldırabilme özelliği olan madde","example":null}]},"ANTİFRİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sıvıya katıldığında o sıvının donma derecesini düşürerek donmasını önleyen madde","example":null}]},"ANTİJEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçerisine girdiği organizma aracılığıyla antikor oluşumunu sağlayan bakteri, virüs, parazit vb. protein yapısında madde","example":null}]},"ANTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İlk Çağdaki uygarlıklarla, özellikle eski Yunan ve Roma uygarlıkları ile ilgili olan","example":null}]},"ANTİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski ve değerli eşya","example":"Dedemin antika bir saati var."}]},"ANTİKOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastalığa sebep olan etkenleri zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde","example":null}]},"ANTİKİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En eski zamanlardan başlayarak miladi 476, Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküş yılına kadar süren çağ","example":null},{"pos":"n","definition":"Çoktan beri var olma, üzerinden çok zaman geçmiş olma durumu, yeni olmama durumu","example":null}]},"ANTİLOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Antiloplardan, sıcak ülkelerde yaşayan, çok hızlı koşan, boynuzlu bir hayvan","example":"Ceylan bir antilop türüdür"},{"pos":"adj","definition":"Bu hayvanın derisinden yapılmış","example":null}]},"ANTİMON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 51, atom ağırlığı 121,76 olan, 630 derecede eriyen, haddede veya çekiç altında işlenemeyen, çoğunlukla basım harfleri alaşımında kullanılan, mavimtırak beyaz renkte bir element","example":null}]},"ANTİNOMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasaların veya önermelerin kendi aralarında çelişikliği","example":null}]},"ANTİPATİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı kişilere veya varlıklara karşı duyulan ve belirli bir sebebe dayanmayan hoşnutsuzluk durumu","example":"Bunlar da çoğu insanda nedense aşağılık kompleksi ve antipati yaratır."},{"pos":"n","definition":"Hoşa gitmeyen olma durumu","example":null}]},"ANTİPLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Diş plağının dişin yüzeyine tutunmasını engelleyen madde","example":null}]},"ANTİTEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çatışkının ikinci terimini oluşturan düşünce veya önerme","example":"Bu, tam bir antitezdir, iddia ettiğiniz gibi sentez değildir."}]},"ANUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnatçı, bildiğinden dönmeyen aksi kimse","example":null}]},"ANYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Negatif elektrikle yüklü iyon","example":null}]},"ANZAROT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüm, incir, erik vb. meyvelerin alkolle mayalanarak damıtılmasıyla elde edilen içki","example":"Tam eğleneceğimiz sırada anzarot bitti"},{"pos":"n","definition":"Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç","example":null}]},"ANÇÜEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle hamsi, bazen de çaça, sardalye veya tirsi balıklarından yapılan tuzlu ve yağlı ezme","example":null}]},"ANÜRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İdrarını yapamama şeklinde ağır bir böbrek rahatsızlığı belirtisi","example":null}]},"ANÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği","example":null}]},"ANİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ansızın, birdenbire","example":"Bu iş pek âni oldu"},{"pos":"adj","definition":"Ansızın yapılan","example":"Ani bir hareketle Çakır'ın omzunu kavradı, öne itti, sonra aynı kuvvetle geri çekip bastırdı,"}]},"ANİDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":null}]},"ANİDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Birdenbire","example":"Işıklar aniden söndü."}]},"ANİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sert, kaba","example":"Bu haşin, anut, katil mazinin anif tahakkümü yalnız Türklere, yalnız Türkiye'ye mahsus değildi."},{"pos":"adv","definition":"Sert, kaba bir biçimde","example":"Lakin babam şiddetli ve anif hareket ediyordu."}]},"ANİLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Benzenden türeyen bir amin","example":null}]},"ANİMATO":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Canlı bir biçimde çalınmak","example":null}]},"ANİMATÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapan kimse","example":null}]},"ANİME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Japon çizgi filmi","example":null}]},"ANİMİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olup bitenin, ruhlar alanının gizli güçleri tarafından yönetildiğine inanan ilkel anlayış","example":null}]},"AORT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbin sol karıncığından çıkan ve vücuda kırmızı kan dağıtan büyük atardamar","example":null}]},"APACI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok acı","example":null}]},"APAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bembeyaz, çok beyaz","example":null}]},"APALAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen kimse","example":null}]},"APANDİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kör bağırsağın ince bir parmak gibi olan son bölümü","example":null}]},"APANSIZ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":null}]},"APAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ele geçirmek, fethetmek","example":null}],"lemma":"aparmak"},"APARAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Araç gereç","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir aracın çeşitli amaçlarla kullanılmasını sağlayan parçaları","example":null}]},"APAREY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne","example":null}]},"APARKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boksta bükük kolla aşağıdan yukarıya doğru çeneye atılan yumruk","example":null}]},"APARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ele geçirmek, fethetmek","example":null}]},"APARTMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birkaç katlı ve her katında bir veya birkaç daire bulunan yapı","example":"Apartmandaki dairelerin ışıkları kapalı, herkes mışıl mışıl uyuyor olmalı."}]},"APATİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğada, kemik dokusunda bulunan, içinde flor veya klor olan doğal kalsiyum fosfat","example":null}]},"APAYDIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok aydınlık","example":null}]},"APAYRI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büsbütün başka, değişik, farklı","example":null}]},"APAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok az","example":null},{"pos":"n","definition":"Elin iç tarafı","example":null}]},"APAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Avuçla kavramak, avuçla almak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yelken rüzgârla dolup şişmek","example":null}],"lemma":"apazlamak"},"APAÇIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok açık, çok belirgin","example":"Apaçık bir yalanla kızı yanından uzaklaştırıyordu."}]},"APAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başıboş, zarar vermeye eğilimli, serseri","example":null}]},"APEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anonim ortaklıklarda sermaye artırımı için yapılan ödeme çağrısı","example":null}]},"APERİTİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki","example":"Hatta öğle yemeğinden önce birer aperitif alsak daha iyi olmaz mı?"}]},"APIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Butların iç tarafı, iki bacak arası","example":null},{"pos":"v","definition":"Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek","example":null}]},"APIŞAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bacakları aça aça yürüme","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bacaklarını açarak yürüyen, ayrık bacaklı","example":null}]},"APIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü tükenmiş olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kuyruğunu apış arasına alarak yılgın yılgın giden hayvan","example":null}]},"APIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek","example":null},{"pos":"v","definition":"Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek","example":null}]},"APLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duvar lambası; duvar şamdanı","example":null}]},"APLİKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz veya desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu","example":null}]},"APOKRİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğruluğuna güvenilmez söz veya yazı","example":null}]},"APOLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformaların omuzlarına takılan işaretli parça","example":"Apoletleri, kalpağının şeritleri mutlu ışıklar gibi parlıyormuş."},{"pos":"n","definition":"Giysilerin omuzlarına süs olarak takılan parça","example":null}]},"APOLİTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Siyasi görüş ve olaylardan habersiz veya onlara kayıtsız kalan","example":null}]},"APOSTROF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel adlara ve sayılara getirilen ekleri, iki sözün birleşmesi sırasında ortaya çıkan ses düşmesini belirtmek için kullanılan noktalama işaretinin adı (')","example":null}]},"APOTR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb.","example":"Şimdi, senin apotrların (havarilerin) kimlerdir?"}]},"APOŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çember biçiminde, telden yapılma, torbaya benzer, büyük gözlü ağ","example":null}]},"APRAKSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"El, kol vb. düzenli hareketleri yapma yetersizliği","example":null}]},"APRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaş veya derinin cilalanması, perdahlanması","example":null},{"pos":"n","definition":"Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde","example":null}]},"APRELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kumaş veya deriyi cilalamak, perdahlamak","example":null}],"lemma":"aprelemek"},"APRİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın otuz gün süren, dördüncü ayı","example":null}]},"APRİORİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hiçbir denemeye dayanmayan ve akıl yordamıyla bulunup ortaya konan","example":null}]},"APSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi","example":null}]},"APSENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pelinle kokulandırılmış sert bir içki","example":null}]},"APSİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzey üzerinde veya uzayda bir noktanın yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanın, başlangıç noktasına olan uzaklığının cebirsel değeri","example":"Bir eksen üzerindeki her nokta, apsisi ile belirtilir."}]},"APTAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null},{"pos":"adj","definition":"Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü","example":"Aptal! Senin yerini açıkça söyledim ben."}]},"APTERİKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kivigillerden, kanatları küt olduğu için uçamayan, bacakları güçlü, Yeni Zelanda'da yaşayan bir kuş","example":null}]},"APUKURYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyanların büyük perhize girmek üzere bulundukları günler","example":null}]},"APUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"APİA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Samoa ülkesinin başkenti.","example":null}]},"APİKO":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolaylık ve çabuklukla davranan","example":"Apiko bir genç gelir"},{"pos":"adj","definition":"Güzel, zarif, modaya uygun","example":null}]},"ARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şey arasındaki boşluk ya da uzaklık","example":"İki ağacın arası çok dar."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bulmaya çalışmak (aramak)","example":"Gökyüzünde Kutup Yıldızı'nı ara."}]},"ARABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı","example":"Otomobiller, atlar, arabalar coşkun bir sel uğultusu ile geçiyordu."},{"pos":"adj","definition":"Bu taşıtın aldığı miktarda olan","example":"İki araba saman. Bir araba kömür."}]},"ARABAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir makam","example":null}]},"ARABAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba","example":null}]},"ARABESK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıvrılarak birbirinin içine geçerek uzayıp giden, yapraklı dalları andıran geometrik görünüşte birtakım biçimlerden oluşmuş bezeme çizgileri","example":null},{"pos":"adj","definition":"Arap üslubunda olan","example":null}]},"ARABOZAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan, ortalığı birbirine katan","example":null}]},"ARACI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şey arasında, bağlantı kuran kimse, vasıta","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir anlaşmazlıkta tarafları uzlaştıran kimse","example":"Pazarlığı uydurmak için Ahmedi aracı koydular"}]},"ARAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnanışa göre cennet ile cehennem arasındaki yer; arada kalmışlık","example":null}]},"ARAGONİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beyaz, yeşil, mavimsi gri renkte billurlaşmış bir tür kalsiyum karbonat","example":null}]},"ARAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Derinin gözeneklerinden sızan, kendine özgü bir kokusu olan, yapışkan, renksiz, tuzlu sıvı","example":null}]},"ARAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İri taneli bezelye","example":null}]},"ARAKİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dervişlerin giydikleri, tiftikten yapılmış ince külah","example":"Kadir Efendi kalemi arakiyesinin arasına soktu."},{"pos":"n","definition":"Bir tür küçük zurna","example":null}]},"ARALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki şey arasında açıklık oluşturmak, yarı açmak","example":"Kapıyı aralayıp içeri baktım."},{"pos":"v","definition":"Aralıklı duruma getirmek, seyrekleştirmek","example":"Şu sandalyeleri biraz aralayınız."}],"lemma":"aralamak"},"ARALAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki şey arasında açıklık oluşturmak, yarı açmak","example":"Kapıyı aralayıp içeri baktım."},{"pos":"v","definition":"Aralıklı duruma getirmek, seyrekleştirmek","example":"Şu sandalyeleri biraz aralayınız."}]},"ARALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın on ikinci ayı","example":"Aralıkta ilk kar yağdı."},{"pos":"n","definition":"İki şey arasındaki boşluk","example":null}]},"ARALIKTA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Öbür şeyler arasında, bu arada","example":"Aralıkta bu iş de çıksın"}]},"ARAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bulmaya çalışmak; telefonla birine ulaşmak","example":"Kutup Yıldızı'nı aramak için kuzeye bak."}]},"ARAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi kendine bir şeyler aramak","example":"Pantolon cebinde bir hayli arandıktan sonra parayı verdi."},{"pos":"v","definition":"Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek","example":null}],"lemma":"aranmak"},"ARANJMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde yapılan değişiklik","example":null}]},"ARANJÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir işi, kuruluşu gerçekleştirip düzenli sonuç alınmasını üstlenen kimse","example":null}]},"ARANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi kendine bir şeyler aramak","example":"Pantolon cebinde bir hayli arandıktan sonra parayı verdi."},{"pos":"v","definition":"Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek","example":null}]},"ARANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aranılan çözüm","example":"Günlük sorunların dışındaki her arantıyı, her tartışmayı, her merakı küçümseyen bir toplum, siyasetin değişmeyen budalalıklarıyla didişme uğraşını kaybettiği anda kendi gerçek yüzüyle karşılaşırdı."}]},"ARAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap halkından olan kimse","example":null}]},"ARAPSAÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çözümlenemeyecek kadar karışık durum","example":"Bu iş arapsaçına döndü"},{"pos":"n","definition":"Küçük, yuvarlak ve çok sık yeşil yaprakları olan, uzadıkça aşağı doğru sarkan bir tür süs bitkisi","example":null}]},"ARAROT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıcak iklimlerde yetişen maranta adlı kamıştan ve başka bitkilerin kökünden çıkarılan, çocuk maması yapmaya yarayan un","example":null}]},"ARASTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çarşılarda veya alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu bölüm","example":"Belediye çavuşu çarşıyı ve arastaları dolaşmış, esnafa kepenk kapattırmıştır."}]},"ARAYÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa","example":null}]},"ARAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun, hastalığın göstergesi olan durum veya görüntü","example":null},{"pos":"n","definition":"Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun, hastalığın belirlenmesine yarayan olgu veya olay","example":null}]},"ARAZBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk müziğinde bir birleşik makam","example":null}]},"ARAZÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolları ve yol kenarlarındaki yeşillikleri sulamakta kullanılan araç","example":null}]},"ARAZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzü parçası, yer","example":null}]},"ARAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta, gücünden yararlanılan nesne","example":null},{"pos":"n","definition":"Taşıma aracı","example":"Araçlarından inen iki polis sulara basmamak için sıçrayarak kapıya doğru yaklaşıyorlar."}]},"ARAŞTIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek","example":"Bihter kaybettiği küpesini bulmak için el feneriyle odayı iyice araştırdı ."}],"lemma":"araştırmak"},"ARAŞTIRI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılan yöntemli çalışma","example":null}]},"ARAŞİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, çiçekleri döllendikten sonra toprağa gömülerek meyve veren bir tarım bitkisi","example":null}]},"ARBALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kundaklı, tetikli yay","example":null}]},"ARBEDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş","example":null}]},"ARBİTRAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hisse senedi, tahvil, yabancı para vb. değerli kâğıtları daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi","example":null}]},"ARCTURUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Boötes takımyıldızının en parlak yıldızı.","example":null}]},"ARDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin ardından gelip onun makamına, yerine geçen kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"İşaret olarak yere dikilen çubuk","example":null}]},"ARDAHAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"ARDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçten çürümeye yüz tutmuş ağaç","example":null}]},"ARDAKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağaçlarda mantarların sebep olduğu çürümeye uğramak","example":null}],"lemma":"ardaklanmak"},"ARDIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin ardından gelip onun makamına, yerine geçen kimse","example":null},{"pos":"v","definition":"Birisinin sırtına asılmak","example":null}]},"ARDILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birisinin sırtına asılmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Sataşmak, çatmak","example":null}]},"ARDINCA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hemen arkasından, peşinden","example":null}]},"ARDINDAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sonra, peşinden","example":"Yemeğin ardından çay içtik."}]},"ARDIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Servigillerden, güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaççık","example":null}]},"ARDIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbiri ardından gelen","example":null}]},"ARDİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korunmak, saklanmak veya gerektiğinde kullanılmak için bir şeyin konulduğu yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm","example":null}]},"AREFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli bir günün ya da olayın bir önceki günü veya ona yakın günler","example":null}]},"ARENA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boğa güreşi, yarış, oyun vb. türlü gösteriler yapılan alan","example":null},{"pos":"n","definition":"Siyasi çekişmelerin geçtiği yer","example":"Politika arenasında hazin duruma düştü."}]},"ARGALİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boynuzlugillerden, Kuzeydoğu Asya'da yaşayan, büyük boynuzları olan bir tür koyun","example":null}]},"ARGAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik","example":null}]},"ARGAÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dokuma tezgâhlarında mekikle atkı atmak","example":null}],"lemma":"argaçlamak"},"ARGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü tükenmiş olan","example":"Bir beyaz tay, bakımsız, argın."},{"pos":"adj","definition":"Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen","example":null}]},"ARGIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki dağ arasında dar, geçmeye yarayan yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Keklik tutmakta kullanılan, tahtadan kapanların yan taraflarına bağlanan ağaç parça","example":null}]},"ARGO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin kullanıldığı söz veya deyim","example":null},{"pos":"n","definition":"Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek veya topluluktaki insanların kullandığı özel dil veya söz dağarcığı","example":null}]},"ARGON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 18, atom ağırlığı 39,9 olan, havada % 1 oranında bulunan, rengi, kokusu ve tadı olmayan bir element","example":null}]},"ARGONOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kafadan bacaklılardan, salyangoz kabuğu biçiminde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan","example":null}]},"ARGÜMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge","example":null},{"pos":"n","definition":"Tez, iddia, sav","example":"Öne sürdüğünüz son argüman mantık açısından daha önce söylediklerinizle çelişiyor"}]},"ARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bal yapan, sokan kanatlı küçük böcek","example":"Arı çiçekten çiçeğe uçtu."},{"pos":"adj","definition":"Temiz, katışıksız","example":null}]},"ARIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok zayıf ve güçsüz","example":null},{"pos":"n","definition":"Fide veya fidan dikilen yer","example":null}]},"ARIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Arık duruma gelmek","example":null}],"lemma":"arıklamak"},"ARILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyde herhangi bir kusuru, ayıbı ve kabahati olmadığını, kötü vasıflardan soyutlandırıldığını, dışında tutulduğunu bildirmek","example":null}],"lemma":"arılamak"},"ARILAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyde herhangi bir kusuru, ayıbı ve kabahati olmadığını, kötü vasıflardan soyutlandırıldığını, dışında tutulduğunu bildirmek","example":null}]},"ARIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü, sıkıntı, tedirginlik veren bir durum ortadan kalkmak veya azalmak, rahata kavuşmak","example":"Sınav sonuçlarını öğrenince rahatladı."},{"pos":"v","definition":"Kir ve lekelerden arınmış bir duruma gelmek","example":null}],"lemma":"arınmak"},"ARINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü, sıkıntı, tedirginlik veren bir durum ortadan kalkmak veya azalmak, rahata kavuşmak","example":"Sınav sonuçlarını öğrenince rahatladı."},{"pos":"v","definition":"Kir ve lekelerden arınmış bir duruma gelmek","example":null}]},"ARIT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Temiz duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Katışıksız duruma getirmek","example":null}],"lemma":"arıtmak"},"ARITIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Petrol, yağ vb. maddelerin arıtma işi","example":null}]},"ARITMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Temiz duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Katışıksız duruma getirmek","example":null}]},"ARIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sonradan ortaya çıkan","example":"Çocuğa bir öksürük arız oldu"},{"pos":"adj","definition":"Bulaşmış, musallat olmuş","example":"Zengin çocuklarına arız münasebetsizlikler, fakir çocuklarına mahsus fenalıklardan aşağı kalmıyor."}]},"ARIZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir makinede ortaya çıkan bozukluk","example":"Asansörde arıza var."}]},"ARIZALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Arıza yapmak, aksaklık göstermek, bozulmak","example":null}],"lemma":"arızalanmak"},"ARIZİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sonradan olan, dıştan gelen","example":null}]},"ARIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler","example":null},{"pos":"n","definition":"Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü","example":null}]},"ARJANTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük bira bardağı","example":null},{"pos":"place","definition":"Güney Amerika'da bir ülke; başkenti Buenos Aires.","example":null}]},"ARK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu","example":null}]},"ARKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin ön tarafının karşıtı olan yüzü","example":"Evin arkasında küçük bir bahçe var."}]},"ARKADAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Arka taraftan, geriden","example":"Arkadan biri seslendi."}]},"ARKADAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri","example":"Nedret'in arkadaşları bizi nezaketen davet ettiler."},{"pos":"n","definition":"Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri","example":"Arkadaşlar arasıra toplanıp hoş vakit geçirirler"}]},"ARKALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseye güven vererek yardım etmek","example":"Sen ona arka vermesen o bize böyle sırtarmazdı."},{"pos":"v","definition":"Arkasına almak; yüklenmek","example":null}],"lemma":"arkalamak"},"ARKALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sırtında yük taşıyan hamalların, yük taşırken kullandıkları arka yastığı, semer","example":null},{"pos":"n","definition":"Sırt dayamaya yarayan yer","example":"Rıza Efendi iskemlesinin arkalığına iyice yaslandı."}]},"ARKALIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sırtında yük taşıyan hamalların, yük taşırken kullandıkları arka yastığı, semer","example":null}]},"ARKAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer","example":"Bir keçi kokusu sarmış ağıllarda çobanlarla arkadaş oldum."},{"pos":"n","definition":"Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz, rüzgâr almayan kuytu yer","example":null}]},"ARKAİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güzel sanatlarda klasik çağ öncesinden kalan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Arkaizmle ilgili, eskimiş söz veya eser","example":null}]},"ARKAİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konuşulan ve yazılan dilde, kullanımdan düşmüş olan eski söz ve deyim","example":null},{"pos":"n","definition":"Kullanıldığı çağdan daha eski bir çağdan kalma bir biçimin, bir yapının özelliği","example":null}]},"ARKEBÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"XV. yüzyılda Fransa'da kullanılmaya başlanan, taşınabilir ateşli silah","example":"Fakat bu insanların çoğu, metrislerden açılan bir arkebüz yaylımıyla oracıkta yığılıverdiler."}]},"ARKEEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kambriyumlardan önce oluşan en eski yer katı","example":null}]},"ARKEGON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğrelti otlarında, bütün kara yosunlarında, bazı su yosunlarında ve açık tohumlularda görülen dişilik organı","example":null}]},"ARKEOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat açısından inceleyen bilim ile uğraşan kimse","example":null}]},"ARKETİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin bilinen ilk ve en özgün biçimi","example":null}]},"ARKIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köy evlerinde kapıların arkasına konulan kalın kuşak","example":null}]},"ARKOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşiminde feldspat bulunan, kum taşı türünden bir tortul kayaç","example":"Değirmen taşları sert arkozdan yapılır."}]},"ARKTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kuzey Kutbu'yla ilgili, Kuzey Kutbu yakınında olan","example":null}]},"ARLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, bu duruma düşmek","example":null}],"lemma":"arlanmak"},"ARLANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, bu duruma düşmek","example":null}]},"ARLANMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymayan, korkmayan","example":null}]},"ARMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil","example":null},{"pos":"n","definition":"Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı","example":null}]},"ARMADA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devletin deniz kuvvetleri","example":null}]},"ARMADOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin direk, seren, yelken ve ip vb. donanımını düzenleyen usta","example":null}]},"ARMADURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılık beklemeden birine verilen şey","example":"Siz, Tanrı'nın Fransız halkına bir armağanısınız."}]},"ARMATÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ticaret gemisi sahibi","example":null}]},"ARMATÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir mıknatısın iki kutbu arasında, kuvvet akımını toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arasına yerleştirilen demir parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri","example":null}]},"ARMAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir iyiliğe karşılık olarak verilen armağan","example":null}]},"ARMONYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşınabilir küçük org","example":null}]},"ARMONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok sesin aynı anda kulağa hoş gelecek biçimdeki uyumu","example":null}]},"ARMONİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Armoni ile ilgili olan","example":null}]},"ARMONİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı","example":null}]},"ARMONİZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tamamlayıcı sesler eklenmiş müzik parçası","example":null}]},"ARMUDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Armut biçiminde olan","example":"Çenesine doğru sivrilen armudi bir yüzün, ince bir burnu, hâlâ beyaz ve düzgün dişleri vardı."}]},"ARMUDİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nazarlık olarak takılan armut biçimindeki altın","example":null}]},"ARMUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağacın tatlı ve sulu, yumuşak, ufak çekirdekli meyvesi","example":"Armutların en fenası, en kavruk, en lekeli ve en hamı bile asildir."},{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, çiçekleri beyaz, yurdumuzun her yerinde yetişen bir ağaç","example":null}]},"ARMUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtalarının yan yana gelmeleri sonucu aralarında oluşturdukları çizgi","example":null}]},"ARNİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, sarı renkte, papatyayı andırır bir çiçek ve onun bitkisi","example":null}]},"AROMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitki özlerinden veya yağlarından elde edilen koku","example":null}]},"AROMATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hoş kokusu olan","example":null}]},"ARP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dik tutularak parmakla çalınan, üç köşeli ve telli, büyük çalgı","example":"Konser salonunda, harp sanatçısının parmakları tellere zarifçe dokunurken salonu büyüleyici bir melodi doldurdu."}]},"ARPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerden bir bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin ekmek ve bira yapımında kullanılan, hayvanlara yem olarak verilen taneleri","example":null}]},"ARPACIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban","example":null},{"pos":"n","definition":"Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı","example":null}]},"ARPALAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalık","example":null},{"pos":"n","definition":"Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı","example":null}]},"ARPAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yabani arpa","example":null}]},"ARPEJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir akort oluşturan seslerin birbiri arkasından çalınması","example":null}]},"ARSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine yapı yapılmak için ayrılmış yer","example":null}]},"ARSENİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 derecede süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element","example":null}]},"ARSIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Utanması, sıkılması olmayan, yılışık, yüzsüz kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Açgözlü davranan kimse","example":null}]},"ARSIZLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Arsızlık etmek","example":null}],"lemma":"arsızlanmak"},"ARSLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedigillerden, erkekleri yeleli, yırtıcı, Afrika'da ve Asya'da yaşayan, uzunluğu 160 cm, kuyruğu 70 cm ve ucu püsküllü, çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü","example":null}]},"ART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü","example":null},{"pos":"v","definition":"Azken çok olmak, çok duruma gelmek","example":null}]},"ARTAKAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Fazla bulunmak; artmak; geriye kalmak","example":"Artakalan para ile çocuk pek güç geçiniyordu."}],"lemma":"artakalmak"},"ARTAĞAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alışılandan veya beklenilenden artık verimi olan; bereketli","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çoğalan; fazlalaşan; artımlı","example":null}]},"ARTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar","example":null},{"pos":"n","definition":"Trafiği yoğun olan ana yol","example":null}]},"ARTERİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atardamar bozukluğu","example":null}]},"ARTEZYEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Burgu ile delinerek açılan ve suyu yükseğe fışkırtan kuyu","example":null}]},"ARTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplama işleminde + işaretinin adı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan sayı; pozitif","example":null}]},"ARTIK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bundan sonra, bu andan itibaren","example":"Artık geç kalmayacağım."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyden kalan parça, kalıntı","example":null}]},"ARTIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yemekte artık bırakmak","example":null}],"lemma":"artıklamak"},"ARTIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayısı artma, çok duruma gelme","example":null}]},"ARTIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çözeltinin elektrolizi sırasında eksi yüklü metal uçlarda toplanan iyon","example":null}]},"ARTIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Miktarını, sayısını, ölçüsünü artırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Tutumlu davranıp biriktirmek, para biriktirmek","example":null}],"lemma":"artırmak"},"ARTIRIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi idareli harcayarak onun bir bölümünü artırma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Müzayedede artırma","example":null}]},"ARTIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Miktarını, sayısını, ölçüsünü artırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Tutumlu davranıp biriktirmek, para biriktirmek","example":null}]},"ARTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Azken çok olmak, çok duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Değeri yükselmek, fazlalaşmak","example":"Borsa bugün 300 puan arttı"}]},"ARTROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle şekil bozucu, iltihapsız, süreğen eklem hastalığı","example":null}]},"ARTRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem romatizması","example":null}]},"ARTTIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çoğalt, artır","example":"Sesi biraz arttır."}]},"ARTVİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"ARTÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta","example":null},{"pos":"n","definition":"Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı, hareket","example":null}]},"ARTİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren veya güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse","example":"Filmlerdeki artistlerin sahiden ölmediğini keşfedinceye kadar kadınlar kondu yollarına çok yaş döktü."},{"pos":"n","definition":"Eğlence yerlerinde gösteri yapan kimse","example":null}]},"ARTİSTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sanatla yapılmış, bir usta elinden çıkmış","example":null}]},"ARUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hecelerin uzunluk ve kısalık, kapalılık veya açıklık değerlerine göre türlü ses kalıplarından oluşan divan edebiyatı nazım ölçüsü","example":null}]},"ARYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Operalarda solistlerden birinin orkestra eşliğinde söylediği, genellikle kendi içinde bütünlüğü olan parça","example":null}]},"ARZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler","example":"Büzülüp kaldığım köşede sabahın bir an evvel olmasını, güneşin bir saat evvel arza inmesini bekliyorum."},{"pos":"n","definition":"Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik","example":null}]},"ARZANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Enine olan","example":null}]},"ARZU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin dilediği veya istediği şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem","example":"İçimde nice zamandan kalma bir arzu var."}]},"ARZUHAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dileği bildirmek için resmî makamlara sunulan, imzalı ve adresli, pullu veya pulsuz yazı","example":"Bir gazete muhabiri Adliye koridorunda, tımarhaneye girmek için elindeki arzuhâlle dolaşan Osman isminde bir eroinman hastasına rastlıyor."}]},"ARZULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeye karşı eğilim duymak","example":null}],"lemma":"arzulamak"},"ARZİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağının yapısını, birleşimini, evrimini inceleyen bilim","example":null}]},"ARİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan; nü","example":null},{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta bağlı olmayan","example":null}]},"ARİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyi çabuk ve iyi anlayan, sezişi güçlü, zeki ve çok anlayışlı kimse","example":null}]},"ARİFANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yiyeceği ortaklaşa sağlanan toplantı","example":null},{"pos":"adv","definition":"Arif olana yakışacak biçimde","example":null}]},"ARİFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli bir günün ya da olayın bir önceki günü veya ona yakın günler","example":"Bazı ramazan ve bayram arifelerinde teyzelerim beni Eyüp'teki aile mezarlığına götürürlerdi."}]},"ARİOSO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dramatik ve lirik bakımdan yüksek bir anlatım gücü olan ağırbaşlı hava","example":null}]},"ARİTMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik","example":null}]},"ARİTMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ritimli olmayan, düzensiz","example":null}]},"ARİYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma","example":null}]},"ARİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Belli bir taşınır malın kullanılmasının geri verilmek şartıyla bedelsiz olarak bir kimseye bırakılması","example":null}]},"ARİYETEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Eğreti olarak, ödünç olarak","example":null}]},"ARİZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe","example":null}]},"ARŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslam inanışına göre göğün en yüksek katı","example":"El elden üstündür ta arşa kadar"},{"pos":"n","definition":"Yürü\" komutu","example":null}]},"ARŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemana takılıp ses vermeyi sağlayan tel","example":null},{"pos":"n","definition":"Tren, troleybüs, tramvay vb. elektrikle işleyen taşıtlarda telden elektrik akımı almaya yarayan, yukarıya doğru uzanmış demir yay","example":null}]},"ARŞIALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göğün dokuzuncu katı","example":null}]},"ARŞIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaklaşık olarak 68 santimetreye eşit olan uzunluk ölçüsü","example":null}]},"ARŞINLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Amaçsız, geniş adımlarla dolaşmak","example":"Şöyle bir arşınladı iskeleyi , sonra cebinden bir düdük çıkarıp öttürdü ."},{"pos":"v","definition":"Arşınla ölçmek","example":null}],"lemma":"arşınlamak"},"ARŞİDÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan","example":null}]},"ARŞİV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belge ve yazıların saklandığı yer","example":null}]},"ARŞİVLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Arşivde saklamak; arşive kaldırmak","example":null}],"lemma":"arşivlemek"},"ASA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek","example":null},{"pos":"n","definition":"İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa","example":null}]},"ASABİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolayca ve çabuk sinirlenen","example":"Bu sebepsiz ağrılar gibi onun her şeyi asabi mizacının belirtisi idi."},{"pos":"adj","definition":"Sinirle ilgili, sinir bakımından","example":null}]},"ASABİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinir hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu","example":null},{"pos":"n","definition":"Sinir hastalıkları ile ilgili hastane bölümü","example":null}]},"ASABİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinirli olma durumu veya sinirli bir biçimde davranma","example":null}]},"ASAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Esasla ilgili, asıl ve temel olanla ilgili","example":null}]},"ASALAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Başkalarının sırtından geçinen (kimse)","example":null}]},"ASALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyi tanınmış, köklü bir aileden gelme durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir görevi yüklenmiş olma, o görevin sahibi olma","example":null}]},"ASALETEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir görevde temelli olarak, asıl olarak","example":null},{"pos":"adv","definition":"Kendi adına hareket ederek","example":null}]},"ASAMBLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk","example":null}]},"ASANSÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç","example":"Babaevinden kaçan bir kız hınzırlığıyla kat görevlisiyle karşılaşmadan asansöre ulaştım."}]},"ASAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği","example":null}]},"ASAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Emek sonucu ortaya konan şey","example":null}]},"ASAYİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu","example":null}]},"ASBAŞKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İkinci başkan","example":null}]},"ASBEST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral","example":null}]},"ASEKSÜEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cinsliği olmayan, erkek veya dişi olmayan","example":null}]},"ASELBENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hekimlikte ve koku yapımında kullanılan aselbent ağacının gövdesi çizilerek elde edilen bir tür reçine","example":null}]},"ASENKRON":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eş zamanlı olmayan, başlama ve bitme anları başka olan olaylar","example":null}]},"ASEPSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle tıpta kullanılan araç gereçleri ilaç kullanmadan yalnız ısı yardımı ile mikropta arındırma işi","example":null}]},"ASEPTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her türlü mikroptan arınmış","example":null}]},"ASES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geceleyin iş yerlerini veya kuruluşları bekleyen kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğunda Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi","example":null}]},"ASESBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı","example":null}]},"ASETAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asetik asidin tuzu veya esteri","example":"Demir asetat. Etil asetat."}]},"ASETON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu, kolayca alev alır, eter kokusunda bir sıvı","example":null}]},"ASETİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sirkeyle ilgili, sirkeyle aynı özellikleri taşıyan","example":null}]},"ASETİLEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Renksiz, sarımsak kokulu, güçlü ve beyaz bir ışık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz","example":null}]},"ASFALT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ana maddesi katran olan ve yolların kaplanmasında kullanılan karışım","example":"Çatalca'ya on kilometre kala asfalttan ayrılıp toprak bir yola sapıyorum."},{"pos":"n","definition":"Siyah renkte şekilsiz bir cins bitüm","example":null}]},"ASFALTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Asfaltla kaplamak","example":"Ara sokakları da asfaltlayacaklarmış."}],"lemma":"asfaltlamak"},"ASFALTİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Petrolün ayrışması ile oluşan ve çoklukta tortul kayaçların gözeneklerinde bulunan doğal bitüm","example":null}]},"ASGARİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"En az; en aşağı; en düşük","example":null}]},"ASHAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Hazreti Muhammed'i görmüş, ve onun sohbetinde bulunmuş Müslümanlar","example":null}]},"ASI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi aşağıya sarkacak biçimde bir yere iliştirip sarkıtma işi","example":null}]},"ASIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hoşnutsuzluğunu, kızgınlığını yüzüne sert bir anlam vererek belirten, öfkeli görünüşlü yüzü olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Asılmış olan, asılmış","example":null}]},"ASIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir yere tutunup sarkmak","example":null}]},"ASILAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden yarar sağlamak, intifa etmek","example":null}],"lemma":"asılanmak"},"ASILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere tutunup sarkmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Tutup çekmek","example":"Çocuk annesinin eteğine asıldı."}]},"ASILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çözünemeyen madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda kalmış durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Çözünemeyen katı madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda bulunmasıyla oluşan karışımı","example":null}]},"ASIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi aşağıya sarkacak biçimde bir yere iliştirip sarkıtma işi","example":null}]},"ASINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma","example":null},{"pos":"n","definition":"Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme","example":null}]},"ASIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzyıllık süre","example":"Bu cümlelerin manaları yarım, bir asır sonra anlaşılacaktır."},{"pos":"n","definition":"Zaman dilimi","example":null}]},"ASK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asklı mantarlara özgü üreme organı","example":null}]},"ASKARİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortalama 25 cm boyunda, insanların, özellikle çocukların bağırsaklarında asalak olarak yaşayan yuvarlak solucan","example":null}]},"ASKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erden generale kadar orduda görevli bulunan herkes","example":null},{"pos":"n","definition":"Orduda görev yapan erden generale kadar herkes","example":null}]},"ASKERİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Askerlikle ilgili, askere özgü","example":"Sonra subay salonunda, askerî sorgu yargıcının karşısına çıkardılar."}]},"ASKERİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asker olma durumu","example":null}]},"ASKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne","example":"Durumu hiç değilse bir süre kurtarmak için giysiyi bir askıya takıp duvardaki çiviye astım."},{"pos":"n","definition":"Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ","example":null}]},"ASKINTI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkalarının sırtından geçinen kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Karşı cinsi rahatsız eden kimse","example":null}]},"ASKOSPOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asklı mantarların sporu","example":null}]},"ASLA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiçbir zaman, hiçbir biçimde","example":null}]},"ASLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedigillerden, erkekleri yeleli, yırtıcı, Afrika'da ve Asya'da yaşayan, uzunluğu 160 cm, kuyruğu 70 cm ve ucu püsküllü, çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü","example":null},{"pos":"n","definition":"Gürbüz, cesur ve yiğit adam","example":null}]},"ASLEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kök veya soy bakımından","example":null}]},"ASLINDA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Asıl olarak; esasen","example":null}]},"ASLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin temelini oluşturan","example":null}]},"ASLİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temel, esas","example":null}]},"ASMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüm veren tırmanıcı bitki","example":"Asmanın gölgesinde çay içtik."},{"pos":"adj","definition":"Bir yere asılmış olan","example":null}]},"ASMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi aşağıya sarkacak biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak","example":"Lambayı tam pencerenin karşısına astı."},{"pos":"v","definition":"Beline kuşak, kılıç, kemer vb. şeyler bağlamak","example":null}]},"ASMARA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Eritre ülkesinin başkenti.","example":null}]},"ASMOLEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pişmiş toprak, cüruf ve çimento karışımından yapılmış, ses geçirmez, delikli briket türü","example":null}]},"ASONANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı aksanı veren ünlüyü ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan her dizenin sonunda tekrarlama biçiminde yapılan uyak","example":null}]},"ASORTİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbirine uygun, birbirini tutar renk ve yapıda olan giysi","example":null}]},"ASORTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüksek sınıfın yaşama biçimine özenen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Giysilerini birbirine uygun giyemeyen","example":null}]},"ASOSYAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Genel kabul görmüş kuralların dışında hareket eden","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sosyal olmayan","example":null}]},"ASPUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, çiçekleri safrana benzeyen bir bitki","example":null}]},"ASPİRİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağrı kesici ve ateş düşürücü olarak kullanılan beyaz renkli hap","example":"Başım kazan gibiydi, bir kavanoz aspirin içsem ağrımın geçeceğine ihtimal vermiyordum."}]},"ASRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Aynı çağda yaşayan","example":null}]},"ASSOLİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir müzik programında genellikle en son sahneye çıkan, alanında çok ünlü olan sanatçı","example":null}]},"AST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yere bakan yanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Birine göre alt aşamada olan kimse","example":null}]},"ASTANA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kazakistan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"ASTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıva veya boyadan önce vurulan kat","example":"Astar düzgün değilse tepserir boya."},{"pos":"n","definition":"Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat","example":null}]},"ASTARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Asıl boyadan önce kiri kapatmak ve sürülecek boyanın dayanıklılığını artırmak için kullanılan boya ile boyamak","example":"Duvarlara tadilat sırasında astar çekildi."},{"pos":"v","definition":"Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına ince bir tabaka geçirmek","example":null}],"lemma":"astarlamak"},"ASTARYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gemiye yükleme veya boşaltma için tanınan süre","example":null}]},"ASTASIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öncüllerinden biri önceki tasımın vargısı durumunda olan bir ek tasım","example":null}]},"ASTAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 85 olan, bizmutun alfa ışınlarıyla bombardımanı sonucu elde edilen yapay element","example":null}]},"ASTATİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 85 olan, bizmutun alfa ışınlarıyla bombardımanı sonucu elde edilen yapay element","example":null}]},"ASTEĞMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orduda en küçük rütbeli subay","example":null}]},"ASTIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bronşların daralmasından ileri gelen nefes darlığı","example":null}]},"ASTRAGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karakul kuzusunun kıvırcık ve parlak postu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu posttan yapılmış olan","example":null}]},"ASTROLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıldızların durum ve hareketlerinden anlam çıkaran kimse","example":null}]},"ASTRONOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gök bilimiyle uğraşan bilgin","example":null}]},"ASTRONOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzay gemisini uzayda yöneten kimse","example":null}]},"ASTSUBAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silahlı Kuvvetler Yasası'na göre astsubay okullarında yetişerek Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbesi olan asker","example":null}]},"ASTİGMAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş göz","example":null}]},"ASUDE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Rahat, sakin","example":"Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde."}]},"ASUMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde gök cisimlerinin hareket ettiği sonsuz boşluk","example":null}]},"ASUR":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Mezopotamya'da kurulmuş eski bir devlet.","example":null}]},"ASYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri","example":null}]},"ASYÖN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört ana yönden ikisi arasında olan yönlerden her biri","example":null}]},"ASİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnatçı, bildiğinden dönmeyen aksi kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Başkaldıran, düzen bozan kimse","example":null}]},"ASİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Un, et ve bamya ile yapılan bir Arap yemeği","example":null}]},"ASİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyi tanınmış, köklü bir aileden gelen kimse","example":"Hiç kibar sınıfından, asilzade bir gencin oyuncu olduğunu gördünüz mü?"},{"pos":"adj","definition":"Yüksek duygu ile yapılan","example":null}]},"ASİLZADE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyi tanınmış, köklü bir aileden gelen kimse","example":"Hiç kibar sınıfından, asilzade bir gencin oyuncu olduğunu gördünüz mü?"}]},"ASİMPTOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sonsuza giden bir eğrinin çeşitli noktalarının gittikçe yaklaştığı başka bir eğri veya doğru","example":null}]},"ASİMİLE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Asimile etmek: kendine benzetmek, özümsemek","example":null}]},"ASİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb.","example":null},{"pos":"n","definition":"Sayı veya gol pası","example":null}]},"ASİSTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb.","example":null},{"pos":"n","definition":"Yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen görevleri yapan öğretim yardımcısı","example":null}]},"ASİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirmek özelliğinde olan ve birleşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluşturan hidrojenli birleşik","example":null}]},"ATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişinin geçmişte yaşamış olan büyükleri","example":null},{"pos":"v","definition":"Birini bir göreve getirmek","example":null}]},"ATABEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Selçuklu Devleti'nde ve sonrasında bazı Türk devletlerinde şehzadeleri eğitip yetiştiren memurlara verilen unvan","example":null}]},"ATABEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir","example":null}]},"ATAERKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soyda temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden topluluk düzeni","example":null}]},"ATAERKİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Soyda temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden topluluk düzeni temeline dayanan","example":null}]},"ATAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ani saldırı, hücum","example":"Takım son dakikada atağa kalktı."}]},"ATALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tembel olma durumu veya tembelce davranış","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir cismin içinde bulunduğu düzgün hareket veya hareketsizlik durumunun sürüp gitmesi, hareketsizliğe veya hareketsizlikten harekete kendi başına geçememesi özelliği","example":null}]},"ATAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini bir göreve getirmek","example":null}]},"ATAMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rus Kazakların başbuğuna verilen unvan","example":null}]},"ATARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş bir oyun türü","example":null}]},"ATASÖZÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz : Ayağını yorganına göre uzat. Atsan atılmaz, satsan satılmaz vb","example":null}]},"ATAVİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Atacılıkla ilgili","example":null}]},"ATAVİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması","example":null}]},"ATAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kâğıtları birbirine tutturmak için kullanılan telden yapılmış araç","example":null}]},"ATAŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elçiliğin belli bir kolunda görevli uzman","example":null}]},"ATBALIĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift parmaklılardan, Afrika ırmakları boyunca yaşayan, çok iri yapılı ve geniş ağızlı memeli hayvan","example":null}]},"ATBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eşit; birlikte; başa baş","example":null}]},"ATE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı'nın varlığını inkâr eden","example":null}]},"ATEH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İhtiyarlık yüzünden alık duruma gelme","example":null}]},"ATELYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer","example":null}]},"ATERİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gümüş balığıgillerden, gümüş renginde bir deniz balığı","example":null}]},"ATEİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı'nın varlığını inkâr eden","example":null}]},"ATEİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'nın varlığını inkâr eden öğreti","example":null}]},"ATEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanan bir şeyden çıkan ısı ve ışık","example":"Kampta ateşin başında oturduk."},{"pos":"n","definition":"Vücut sıcaklığının olağandan yüksek olması","example":null}]},"ATEŞBAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlılarda şenlikler için donanma fişeklerini hazırlayan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Ateşle hüner gösteren oyuncu","example":null}]},"ATEŞKES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması","example":null}]},"ATEŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak","example":"Kamp lideri, kuru dalları ateşe atarak alevleri harlattı ve herkesin ısınmasını sağladı."},{"pos":"v","definition":"Coşmasını sağlamak, coşmasına yol açmak","example":null}],"lemma":"ateşlemek"},"ATEŞİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Coşkun, canlı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ateş renginde","example":null}]},"ATFEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Mal ederek; yükleyerek","example":"Anasını görünce eski bir mezara atfen döktüğü yaşlar, yeni sevdası içindi."}]},"ATFET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi veya bir sözü bir kimsenin yükümlülüğü altına sokmak, sorumlu tutmak, ondan bilmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yöneltmek; çevirmek","example":"Hancı yüzüme, bir şey anlamamış gibi garip bir nazar atfetti."}],"lemma":"atfetmek"},"ATFETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi veya bir sözü bir kimsenin yükümlülüğü altına sokmak, sorumlu tutmak, ondan bilmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yöneltmek; çevirmek","example":"Hancı yüzüme, bir şey anlamamış gibi garip bir nazar atfetti."}]},"ATIF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yöneltme; çevirme","example":null},{"pos":"n","definition":"İlişkili bulma","example":null}]},"ATIFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılık beklenilmeden yapılan yardım","example":null},{"pos":"n","definition":"Karşılık beklemeden gösterilen sevgi","example":null}]},"ATIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşe yaramayıp atılan madde","example":"Atıkları geri dönüşüme verdik."}]},"ATIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapacak hiçbir işi olmayan veya iş tutmayan","example":null},{"pos":"v","definition":"Saldırmak, hücum etmek","example":null}]},"ATILGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kendi kendine iş, uğraş yaratabilen, bir işe hiç çekinmeden girebilen, başkalarıyla kolayca ilişki kurabilen","example":null}]},"ATILIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılan akın, hamle","example":null},{"pos":"n","definition":"Hızla ilerleme; hamle; savlet","example":"Çocuklar her atılımını boşa çıkarıyor, onunla alay ediyorlar."}]},"ATILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saldırmak, hücum etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir işe girişmek, yeltenmek; harekete geçmek","example":null}]},"ATIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atma işi","example":"Kimi yayı öptü, kimi fırlattı / En er kemankeşe yetti üç atım"},{"pos":"n","definition":"Atılan bir şeyin gidebildiği uzaklık","example":"Bir kurşun atımı yer."}]},"ATIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atma işi veya biçimi","example":"Adım atışları bile başkalaşmıştı."},{"pos":"v","definition":"Ağız kavgası etmek","example":null}]},"ATIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağız kavgası etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendisine dargın olan bir kimseye barışıkmış gibi söz söylemek","example":null}]},"ATIŞTIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acele olarak yemek veya içmek","example":"Besim, gidenlere ikram edilen çaydan kalma bisküvileri atıştırmakla meşguldü."},{"pos":"v","definition":"Yağmur veya kar serpiştirmek","example":"Dışarıda yine kar atıştırmaya başlamıştı."}],"lemma":"atıştırmak"},"ATKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü","example":"Belinde ince bir ceylan postu, sırtında ağaç liflerinden örülmüş kaba bir atkı vardı."},{"pos":"n","definition":"Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik","example":null}]},"ATKILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dokuma tezgâhlarında mekikle atkı atmak","example":null}],"lemma":"atkılamak"},"ATLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıçrayarak bir şeyin üstünden geçmek (atlamak)","example":"Su birikintisinin üstünden atla."}]},"ATLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tanımayarak, niteliğini iyi anlamayarak (genellikle görünüşe bakarak) yanlış bir yargıya varmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek biçimde kendini bırakmak","example":"Duvardan atlamak. Hendekten atlamak."}]},"ATLAMBAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocukların atlama oyunu","example":null}]},"ATLANGIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyu geçerken üzerine basıp atlamak için konulan büyük taş","example":null}]},"ATLAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzü parlak, sık dokunmuş bir tür ipekli kumaş","example":"Koyu şarap rengi giyimlerinin üstüne hep atlas bir yelek giyerdi."},{"pos":"n","definition":"Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi","example":"Atlastan bakardım nereye gitti / Öyle öyle ezber ettim gurbeti."}]},"ATLAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi isteyerek geri bırakmak, geciktirmek, umursamamak, ertelemek, sallamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birine verilen sözü tutmamak, yalan söylemek","example":null}],"lemma":"atlatmak"},"ATLATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi isteyerek geri bırakmak, geciktirmek, umursamamak, ertelemek, sallamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birine verilen sözü tutmamak, yalan söylemek","example":null}]},"ATLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılan bireysel sporları ile uğraşan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Kolsuz, askılı fanila","example":null}]},"ATLETİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Vücudu gelişmiş, biçimli, atlet gibi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Atletleri ilgilendiren","example":null}]},"ATLETİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılan bireysel sporların genel adı","example":null}]},"ATMACA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşlar sınıfının karinalılar bölümünden kartallar takımının gündüz yırtıcıları alt takımının atmacagiller familyasından atmacalar alt familyasına ait, kanatları geniş ve oldukça kısa, bacakları ve kuyrukları görece uzun kuş cinsi","example":null}]},"ATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi elden fırlatmak","example":"Topu havaya attı."}]},"ATMASYON":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uydurma, kafadan atma, palavra söz","example":null}]},"ATMOSFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarını kuşatan çeşitli gaz katmanlarından oluşan örtü","example":null},{"pos":"n","definition":"İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava","example":null}]},"ATOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su yüzüne kadar çıkan mercan resiflerinden oluşmuş ada","example":null}]},"ATOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birkaç türü birleştiğinde çeşitli kimyasal birleşikleri yani molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık","example":null},{"pos":"n","definition":"Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri","example":null}]},"ATOMAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Atomlarla ilgili olan","example":null}]},"ATOMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Atomlarla ilgili olan","example":null}]},"ATONAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yeni bir bestecilik çığırına göre, ton ve makam temeline bağlı kalmadan oluşturulan beste","example":null}]},"ATROPİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzelavrat otundan çıkarılıp hekimlikte kullanılan zehirli bir madde","example":null}]},"ATÖLYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer","example":"Ne atölyem ne fırçam ne paletim var."}]},"ATİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiilin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunduğu zamandan sonraya ait olması","example":"Ne harabiyim ne harabatiyim / Kökü mazide olan atiyim"}]},"ATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolaylık ve çabuklukla davranan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Eski, eski zamanla ilgili","example":null}]},"ATİNA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Yunanistan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"AURİGA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"AUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması","example":"Aut çizgisinden nefis bir orta..."}]},"AVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence","example":null},{"pos":"adj","definition":"Saflığı sersemlik derecesine varan kimse","example":null}]},"AVAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta olan insan topluluğu","example":null},{"pos":"n","definition":"Halkın aşağı tabakası","example":"Bu zihniyette olan avam değildi, bilhassa havas denilen insanlar böyle düşünüyordu."}]},"AVANAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null}]},"AVANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb.","example":null},{"pos":"n","definition":"Kötü işlerde birine yardım eden kimse","example":null}]},"AVANGART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser","example":null}]},"AVANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılacak bir hizmet veya satın alınacak bir mal için anlaşmaya göre önceden ödenen miktar","example":null}]},"AVANTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin emek vermeden sağladığı kazanç","example":"Şarkı söyleyip para kazanmaya bir çeşit avanta gözüyle bakıyordu."}]},"AVANTAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyden elde edilen sonuç","example":null},{"pos":"n","definition":"Üstünlük sağlayan şey","example":null}]},"AVANTÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin başından geçen veya içine atılmış olduğu heyecanlı olay","example":null}]},"AVARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması","example":null},{"pos":"n","definition":"Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma","example":null}]},"AVARE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapacak hiçbir işi olmayan veya iş tutmayan","example":null}]},"AVARIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış güçlerin etkisiyle oluşan, yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi","example":null}]},"AVARYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar","example":null},{"pos":"n","definition":"Çeşitli sebeplerle dayanıklılığını ve esnekliğini kaybetmiş yapağı ve yün","example":null}]},"AVAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haykırma, bağırma","example":null}]},"AVCI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avı kendine iş edinen kimse","example":"Avcı, elinde ipi silkeleyerek yavaş yavaş ağını çekiyordu."},{"pos":"n","definition":"Avcılara özgü şey","example":null}]},"AVDET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geri gelme","example":null}]},"AVDETİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İslam dinine dönen genellikle Musevi","example":null}]},"AVERAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbol vb. bazı karşılaşmalarda bir takımın elde ettiği sayıların, karşı takımın elde ettiklerine bölünmesiyle bulunan sayı","example":null}]},"AVLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kurnazlıkla kandırmak; tuzağa düşürmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir avı diri veya ölü olarak ele geçirmek","example":null}],"lemma":"avlamak"},"AVLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avı çok olan yer; av yeri","example":null}]},"AVLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kurnazlıkla kandırmak; tuzağa düşürmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir avı diri veya ölü olarak ele geçirmek","example":null}]},"AVLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ava gitmek, av için dolaşmak","example":"Babam o yaz sonunda avlanmak için Çardak'a gitti ."}],"lemma":"avlanmak"},"AVLANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ava gitmek, av için dolaşmak","example":"Babam o yaz sonunda avlanmak için Çardak'a gitti ."}]},"AVLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının veya yapı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevrili alan","example":"Konak, merkezdeki hanayla çevrelenmiş geniş bir avluya sahipti; yaz aylarında burada çok vakit geçirilirdi."}]},"AVOKADO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amerika armudu","example":null}]},"AVRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanlarda üreme organlarının bulunduğu yer","example":null}]},"AVRO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avrupa Birliği'nin ortak para birimi; ekü","example":null}]},"AVROVİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avrupa Birliği dışındaki ülkeler tarafından çıkarılan ve tutulan avroya dayalı borç senedi","example":null}]},"AVRUPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri","example":null}]},"AVUKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse","example":"Hem benim avukat veya yargıç olmak isteyip istemediğimi de hesaba kattıkları yoktu."},{"pos":"n","definition":"Gerekmediği hâlde başkasını savunmaya, onun adına konuşmaya kalkışan kimse","example":null}]},"AVUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğuna gerek görmemek, daha çoğunu istememek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak","example":"Ne de olsa amcam; ya bir yabancıya varsa ne yapacaktık diye avunuyordu."}],"lemma":"avunmak"},"AVUNMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğuna gerek görmemek, daha çoğunu istememek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak","example":"Ne de olsa amcam; ya bir yabancıya varsa ne yapacaktık diye avunuyordu."}]},"AVUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme","example":"Aldanışta avuntuyu bulmak bir rakı kadehinin içinde boğulup ölmek gibi bir şeydir."},{"pos":"n","definition":"İnsanı avutan şey, oyalanacak şey; avunç; avunma","example":"İnsanoğlu durumu bozulunca ille bir yerden bunun avuntusunu arayıp buluyor."}]},"AVUNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme","example":"Aldanışta avuntuyu bulmak bir rakı kadehinin içinde boğulup ölmek gibi bir şeydir."}]},"AVURT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen bölümü","example":null}]},"AVURTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yapamayacağı işleri yapabilirmiş gibi söylemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Büyüleme işine konu olmak","example":null}],"lemma":"avurtlamak"},"AVUT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir süre birinin dikkat ve ilgisini başka bir şey üzerine çekmek","example":null}],"lemma":"avutmak"},"AVUTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir süre birinin dikkat ve ilgisini başka bir şey üzerine çekmek","example":null}]},"AVUÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elin iç tarafı","example":null},{"pos":"n","definition":"Elin yarı yumulmuş durumu","example":null}]},"AVUÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Avuçla kavramak, avuçla almak","example":"Kapının sarı tokmağını avuçlayıp çeviriyor, kolaycacık açılıyor kapı."}],"lemma":"avuçlamak"},"AVİSTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ödenmesi gereken poliçelere yazılan ve \"görüldüğünde\" anlamına gelen bir terim","example":null}]},"AVİZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavana asılan, şamdanlı, lambalı, cam veya metal süslü aydınlatma aracı","example":"O günlerde avize filan gibi şeyleri görmek değil duymamıştık bile."}]},"AYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayağın yere basan ve parmak dibi ile topuk arasında kalan hafifçe çukur bölgesi","example":"Ayağındaki taban ağrısı nedeniyle uzun süre yürüyemedi."},{"pos":"n","definition":"Elin parmak dipleriyle bilek arasındaki iç bölüm","example":null}]},"AYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bacağın bilekten aşağıda kalan, yere basan bölümü","example":"Kumda çıplak ayakla yürüdü."}]},"AYAKALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelip geçenlerin çok olduğu yer","example":"Burası o kadar ayakaltı idi ki değme polis hafiyesinin aklına gelmezdi."}]},"AYAKKABI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılan giyecek","example":"Ökçesi basık pabucunun içinde kara ve çatlak topuklu ayakları ellerinden ziyade ortadadır."}]},"AYAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayakla ölçmek","example":null}],"lemma":"ayaklamak"},"AYAKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toplu biçimde zor ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Çocuk yürümeye başlamak","example":null}],"lemma":"ayaklanmak"},"AYAKTA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ayağa kalkmış durumda","example":null},{"pos":"adv","definition":"Telaşlı, heyecanlı bir biçimde","example":null}]},"AYAKTAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı amaçla ve birlikte hareket eden kimse","example":null}]},"AYAKUCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiği doğrultudaki alt yön","example":null}]},"AYAKYOLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer","example":null}]},"AYAKÇAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Merdiven basamağı; merdiven","example":null},{"pos":"n","definition":"Dokuma tezgâhı ayaklığı","example":null}]},"AYAKÇIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokuma tezgâhlarında atkı ipliklerini hareket ettirmek için ayakla basılan tahta ayaklık","example":null}]},"AYAKÜSTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısa sürede hazırlanan ve genellikle ayaküstü yenilen hafif yiyecek","example":null},{"pos":"adv","definition":"Kısa sürede, acele olarak","example":"Nihayet idare, ayaküstü çıkarılan emirlerle mahpusun yaşayışına bir düzen verilemeyeceğini anladı."}]},"AYAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın","example":null}]},"AYALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Avuç içiyle toplamak","example":null}],"lemma":"ayalamak"},"AYALAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Avuç içiyle toplamak","example":null}]},"AYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İleri gelenler","example":null},{"pos":"n","definition":"Senato üyeleri","example":null}]},"AYANDON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"18 Ocak'ta başlayan bir fırtına","example":null}]},"AYAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu","example":"Saatin ayarı bozuk. Televizyonun ses ayarı iyi."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet","example":null}]},"AYARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir aygıtı belli bir iş yapabilecek duruma getirmek","example":"Derken kamerayı bir başka sahneye ayarladık."},{"pos":"v","definition":"İşleri birbiriyle çatışmayacak veya zamanında bitirecek biçimde düzenlemek","example":"İşlerimi ayarlayabilirsem sinemaya gideceğim."}],"lemma":"ayarlamak"},"AYART":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kötü yola sürüklemek; doğru yoldan saptırmak","example":"Allah'ı ileri sürerek kadınları ayartacak aklınca!"},{"pos":"v","definition":"Birini, çalıştığı yerden ayırıp başkasının yanında çalışmaya kandırmak","example":"Bu adam bizim hizmetçiyi ayartıp başka bir eve götürdü"}],"lemma":"ayartmak"},"AYARTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötü yola sürükleme, doğru yoldan saptırma","example":null}]},"AYARTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kötü yola sürüklemek; doğru yoldan saptırmak","example":"Allah'ı ileri sürerek kadınları ayartacak aklınca!"},{"pos":"v","definition":"Birini, çalıştığı yerden ayırıp başkasının yanında çalışmaya kandırmak","example":"Bu adam bizim hizmetçiyi ayartıp başka bir eve götürdü"}]},"AYAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duru, sakin havada çıkan kuru soğuk","example":"Sürüp gider en sert ayazlarda bile / Bir tatlı sıcak kış vakti"},{"pos":"n","definition":"Çok soğuk hava; gece","example":null}]},"AYAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hava ayaza çevirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Ayazda kalıp üşümek","example":null}],"lemma":"ayazlamak"},"AYAZMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar","example":null}]},"AYBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli yaşlar arasında kadınların ayda bir döl yatağından kan gelmesi durumu","example":null}]},"AYBEAY":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Her ay, ay ay olarak","example":null}]},"AYDEDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk dilinde ay","example":null}]},"AYDEMİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzü yay biçiminde bir çeşit keser","example":null}]},"AYDIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bilim, teknik ve kültürün, değişik dallarında özel öğrenim görmüş kimse","example":null}]},"AYDINGER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parlak yüzeyli, saydam, mimarlıkta çizim için kullanılan özel bir kâğıt","example":null}]},"AYDINLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aydınlık olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinmek","example":"Vatandaşın bunu bilmesi, aydınlanıp belli bir konuda bir senteze varabilmesi açısından yarar sağlayabilir."}],"lemma":"aydınlanmak"},"AYDINLAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sorun üzerine bilgi vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Karanlığı giderip görünür duruma getirmek, ışıklı duruma getirmek","example":null}],"lemma":"aydınlatmak"},"AYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kur'an surelerini oluşturan kısımlardan her biri","example":"Unutmadığı ayetlerle namaz kılıyor, dua ediyordu."}]},"AYGIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Damızlık erkek at","example":null}]},"AYGIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne","example":"Telefon bir konuşma aygıtıdır"},{"pos":"n","definition":"Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu","example":"Sindirim aygıtı. Solunum aygıtı."}]},"AYI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Memelilerin etobur takımından, beş parmaklı, tabanlarına basarak yürüyen, yurdumuzda boz türü bulunan, iri gövdeli hayvan","example":null},{"pos":"n","definition":"Kaba saba olan insanlar için kullanılan bir seslenme sözü","example":null}]},"AYIBOĞAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İri yarı, kaba ve anlayışsız kimse","example":null}]},"AYIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapacağı işi bilen, dikkatli ve tetikte olan","example":null},{"pos":"v","definition":"Aklı başına gelmek; gerçekleri anlar, kavrar duruma gelmek","example":null}]},"AYIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin içinden, işe yaramayan, gereksiz veya istenmeyen taneleri ayırıp çıkarmak, temizlemek","example":"Döndüğümde karımın mezarını dolduran otları, baldıranları kendi elimle ayıkladım."},{"pos":"v","definition":"Bir görevde gereksiz görülenleri işinden ayırmak","example":null}],"lemma":"ayıklamak"},"AYIKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aklı başına gelmek; gerçekleri anlar, kavrar duruma gelmek","example":null}]},"AYIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aklı başına gelmek; gerçekleri anlar, kavrar duruma gelmek","example":null}],"lemma":"ayılmak"},"AYILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aklı başına gelmek; gerçekleri anlar, kavrar duruma gelmek","example":null}]},"AYILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçki içmiş bir kimsenin duyduğu baş ağrısı ve sersemlik","example":null}]},"AYIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap alfabesinin on sekizinci harfinin adı","example":null}]},"AYINGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaçak tütün","example":null}]},"AYIP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Utanılacak, kınanacak davranış","example":"Sözünde durmamak ayıptır."}]},"AYIPLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine (kusurundan ötürü) kırıcı ve sert söz söylemek","example":null}],"lemma":"ayıplamak"},"AYIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirinden uzaklaştırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Farklı davranmak, fark gözetmek, dışarıda bırakmak","example":null}],"lemma":"ayırmak"},"AYIRAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cisimleri, birleşime veya ayrışıma uğratarak niteliklerini belirtmede kullanılan madde","example":null}]},"AYIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirinden uzaklaştırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Farklı davranmak, fark gözetmek, dışarıda bırakmak","example":null}]},"AYIRMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum veya öge","example":null}]},"AYIRT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ayırt etmek: iki şeyin farkını görmek","example":"Renkleri ayırt edebiliyor musun?"}]},"AYIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark","example":null}]},"AYIRTMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınavlarda, soruların hazırlanmasından notların verilmesine kadar bütün değerlendirme çalışmalarına katılan görevli","example":null}]},"AYIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mine çiçeğigillerden, Akdeniz çevresinde yetişen, mavi, beyaz veya menekşe renginde çiçekler açan, 1-2 metre boyunda bir ağaççık","example":null}]},"AYKIRI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters","example":"Gene de anlamın ne olduğunu çepeçevre bilmiyoruz dersem gerçeğe aykırı bir şey demiş olmam."},{"pos":"adj","definition":"Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen","example":"Burası Ankara'ya iki günöte, ana yollardan aykırı küçük bir kasabaydı."}]},"AYKIRILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dikey olarak gelmek","example":"Bu demir yolu, Eğrikaya'dan keçi yurdu önünden, dereyi aykırılar."},{"pos":"v","definition":"Kestirmeden gitmek","example":null}],"lemma":"aykırılamak"},"AYLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker, ışık halkası","example":null},{"pos":"v","definition":"Eskiden olduğu gibi, eskiden nasılsa gene öyle olmak, öyle devam etmek","example":null}]},"AYLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapacak hiçbir işi olmayan veya iş tutmayan","example":null}]},"AYLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskiden olduğu gibi, eskiden nasılsa gene öyle olmak, öyle devam etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Ayı dolduran bir süre geçirmek, aylarca kalmak","example":null}]},"AYLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerin çevresinde dolanmak","example":null}],"lemma":"aylanmak"},"AYLANDIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sedef otugillerden, Avrupa'ya Çin'den getirilmiş, kısa zamanda yetişip boy attığı için bir gölge ağacı olarak dikilen, kötü kokan bir ağaç","example":null}]},"AYLANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerin çevresinde dolanmak","example":null}]},"AYLARCA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok uzun bir süre","example":"Başlanmış bir şiir, bazen aylarca bekler cebimde."}]},"AYLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her ay verilen ücret, maaş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir ay süren, ayda bir olan","example":null}]},"AYMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aklı başına gelmek; gerçekleri anlar, kavrar duruma gelmek","example":"Bırak gece yarısı hoşbeşi Allah aşkına, aydım artık gidip yatayım."},{"pos":"v","definition":"Gerçeği anlamak","example":"Matmazel olaylara önceden aymıştı ."}]},"AYMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Haberi olmayan, haber almamış, hiçbir bilgisi olmayan","example":null}]},"AYN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görme organı","example":null}]},"AYNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam","example":"Ben onun aynada saçlarına değil, bana baktığını gene aynadan görüyordum."},{"pos":"n","definition":"Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha","example":"Kapı kanadının aynası. Çeşmenin aynası."}]},"AYNAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok derin olmayan sularla örtülü üzerine basıldığında çöken çamurlarla kaplı bölge","example":null},{"pos":"n","definition":"Köy oyunlarını yöneten kimse","example":null}]},"AYNEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Olduğu gibi; değiştirmeden; aynıyla","example":"Benimki de ne yapsın, ne gördüyse aynen sürdürüyor."}]},"AYNI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aralarında ayrım ya da fark olmayan","example":null},{"pos":"n","definition":"Ayırt edilemeyecek kadar benzeri, özdeşi veya eşi","example":"Bana göstereceğin saygının aynısını yengene göstermek zorundasın."}]},"AYNISEFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, çiçekleri sarı renkli bir kır bitkisi","example":null}]},"AYNIYLA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiçbir değişiklik olmadan; olduğu gibi","example":"Dimağlar da aynıyla hazım cihazı gibi kendisine verilen yemeğin ihtiyaca müsait olan kısmını alır, diğerini tart ve ihraç eder."}]},"AYNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Para olarak değil, madde olarak verilen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gözle ilgili","example":null}]},"AYNİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kullanılmaya veya harcamaya elverişli, taşınması kolay eşya","example":null}]},"AYNİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı olma durumu","example":null}]},"AYRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoğurdun sulandırılıp çalkalanmasıyla yapılan içecek","example":"Taşlığa oturup soğuk ayranlar içtik."},{"pos":"n","definition":"Süt veya yoğurt yayıkta çalkalanarak yağı alındıktan sonra kalan sulu bölüm","example":"Ayran içmeye geldik, ara açmaya gelmedik."}]},"AYRAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret","example":null}]},"AYRI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbirinden ayrılmış, başka başka olan","example":"İkiz kardeşler ayrı odalarda uyur."}]},"AYRICA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bundan başka, ek olarak","example":"Ayrıca yarın yağmur bekleniyor."}]},"AYRIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir bütünün veya kurala uymayan","example":null},{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerden, kökü hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan yabani bir bitki","example":null}]},"AYRIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak","example":"Adamdan ayrılmak istediğini söyledi."}],"lemma":"ayrılmak"},"AYRILIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında farklılık","example":"Aramızda görüş ayrılığı var"},{"pos":"n","definition":"Sevilen bir şey veya kimseden ayrı kalma durumu","example":null}]},"AYRILIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevilen bir şey veya kimseden ayrı kalma durumu","example":null},{"pos":"v","definition":"Birbirinden ayrılmak","example":"Bunca zamanlar bilişip / Ahir dönüp ayrılışıp"}]},"AYRILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak","example":"Adamdan ayrılmak istediğini söyledi."}]},"AYRIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yolun yön değiştirdiği yer","example":"Yolun kıvrımında ayrılanlarla dönüp bakıştık."}]},"AYRIMSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi anlamak, bir şeyi görmek","example":null}],"lemma":"ayrımsamak"},"AYRINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri","example":"Ege denizinin jeolojik yapısı ayrıntıları ile tetkik edilmiştir."},{"pos":"n","definition":"Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri; teferruat","example":null}]},"AYRIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki düzlemin ara kesiti","example":"Bir küpün on iki ayrıtı vardır."}]},"AYRIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol kavşağı, iki yolun ayrıldığı yer","example":null}]},"AYRIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirinden ayrılmak, birliği bozmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Moleküller, türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalın atom veya moleküllere bölünmek","example":null}],"lemma":"ayrışmak"},"AYRIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çeşidi çok olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ayrışmış olan","example":null}]},"AYRIŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayrışma işi","example":null}]},"AYRIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirinden ayrılmak, birliği bozmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Moleküller, türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalın atom veya moleküllere bölünmek","example":null}]},"AYSAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ayın etkisiyle huyunun değiştiği sanılan kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Değişken huylu, kararsız kimse","example":null}]},"AYSBERG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akıntılarla yer değiştiren büyük buz parçası","example":null}]},"AYSFİLT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz suyunun donmasıyla kutup bölgelerinde oluşan buz alanı","example":null}]},"AYTIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağız kavgası etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Halk şairleri belli bir ayak çerçevesinde karşılıklı atışmak","example":null}],"lemma":"aytışmak"},"AYTIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağız kavgası etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Halk şairleri belli bir ayak çerçevesinde karşılıklı atışmak","example":null}]},"AYVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağacın büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe, ufak çekirdekli meyvesi","example":"Tavanda hevenk hevenk üzümler, elmalar, armutlar, ayvalar sarkıyordu."},{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, çiçekleri iri ve pembe, yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikte bir ağaç","example":null}]},"AYVADANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksekliği 15-70 cm, sık tüylü, soluk sarı çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitki","example":null}]},"AYVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının damında çevresi, üstü açık yer","example":null}]},"AYVAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kadının evlenmiş olduğu erkek","example":null},{"pos":"n","definition":"Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak","example":null}]},"AYYAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanları birtakım hilelerle şaşırtıp paralarını çalan kimse","example":null}]},"AYYAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçkiye düşkün, çok içki tüketen","example":"Ayyaşlar, bol bol buzlu, buzsuz rakı içtiler."}]},"AYYUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göğün en yüksek yeri","example":null},{"pos":"n","definition":"Göğün kuzey yarım küresinde bulunan bir takımyıldızın en parlak yıldızı","example":null}]},"AYÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs","example":null}]},"AYÇÖREĞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine tarçın, ceviz konularak ay biçiminde yapılmış çörek","example":null}]},"AYÇİÇEĞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, sarı renkli çiçeği çok iri olan, yurdumuzda çok yetiştirilen bir bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin yağ çıkarılan ve çerez olarak da yenilen tohumu","example":null}]},"AYİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî tören","example":"İbadet, dini âyin ve törenler serbesttir."},{"pos":"n","definition":"Mevlevi tekkelerinde okunan ağır bestelerin biçimi","example":null}]},"AYİNİCEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mevlevi ve Bektaşi tekkelerinde kadın ve erkeğin birlikte katıldığı, dinî müzikli sohbet töreni","example":null}]},"AZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı bir vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü","example":"Bu vücut, bütün azası kırılmış, birbiri üstüne yığılmış bir külçe hâlinde."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir topluluğu oluşturan bireylerden her biri","example":"Komşu gencine yüz vermemiş, çocuklu bir mahkeme azasıyla evlenmişti."}]},"AZADE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen","example":"Elli yıldır şu ömür kervanının yolcusuyum / Öyle her yoldaşı sevmezse de azade huyum"},{"pos":"adv","definition":"Başıboş, erkin, serbest olarak","example":null}]},"AZAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Az denecek bir miktara inmek","example":"Bakımsızlıklarla göçüp gitmiş bir cihan / Mevsimler soğumuş, sular azalmış"}],"lemma":"azalmak"},"AZALIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Azalma işi","example":null}]},"AZALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Az denecek bir miktara inmek","example":"Bakımsızlıklarla göçüp gitmiş bir cihan / Mevsimler soğumuş, sular azalmış"}]},"AZALT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Hafiflemesine yol açmak","example":"Aspirin baş ağrımı azalttı."}],"lemma":"azaltmak"},"AZALTIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Azaltma işi","example":null}]},"AZALTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Hafiflemesine yol açmak","example":"Aspirin baş ağrımı azalttı."}]},"AZAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı","example":null},{"pos":"n","definition":"Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kendini beğenme, başkalarından üstün tutma","example":"Evet ağzı ile değilse de sakalı ile böyle der, kendine için için böyle bir üstünlük azameti yaratırdı."}]},"AZAMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"En büyük, en yüksek, en çok","example":null}]},"AZAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organik veya ruhsal büyük sıkıntı","example":"Aydınlık olunca günlerin devamı bir azap gibi geliyordu."},{"pos":"n","definition":"Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker","example":null}]},"AZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine kusurundan ötürü sert sözler söyleme işi","example":null}]},"AZARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine (kusurundan ötürü) kırıcı ve sert söz söylemek","example":"Beni herkesin önünde azarladı."}],"lemma":"azarlamak"},"AZAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özgürlüğü kısıtlanmış birini özgür duruma getirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Okullarda paydos","example":null}]},"AZEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sunumun birkaç satıcı tarafından yapıldığı ve bu az sayıdaki satıcının birbirlerinin üretim kararlarından etkilendiği piyasa türü","example":null}]},"AZGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Coşmuş, taşmış","example":null},{"pos":"adj","definition":"Azmış olan; azılı","example":"Bakışları insanlıktan çıkmış, sanki karşımda ürkmüş, azgın bir hayvan var."}]},"AZI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı","example":null},{"pos":"n","definition":"Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi","example":null}]},"AZICIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok az; biraz","example":"Kahve caddeye oranla azıcık geride, bir bahçe içinde."},{"pos":"adv","definition":"Kısa bir süre; az miktarda","example":null}]},"AZIMSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz görmek","example":null}],"lemma":"azımsamak"},"AZINLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayıca az olan topluluk","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar","example":null}]},"AZIT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çığırından çıkmak veya çıkarmak, ölçüyü kaçırmak","example":"Zamanımızın Fransız romancıları da bir hayli işi azıtmış durumdadırlar."},{"pos":"v","definition":"Bitki çok uzamak","example":null}],"lemma":"azıtmak"},"AZITMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çığırından çıkmak veya çıkarmak, ölçüyü kaçırmak","example":"Zamanımızın Fransız romancıları da bir hayli işi azıtmış durumdadırlar."},{"pos":"v","definition":"Bitki çok uzamak","example":null}]},"AZIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zorlu, sert bir durum almak, şiddetlenmek","example":null}],"lemma":"azışmak"},"AZIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zorlu, sert bir durum almak, şiddetlenmek","example":null}]},"AZLET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İşine son vermek, görevinden atmak yada görevinden almak","example":null}],"lemma":"azletmek"},"AZLETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İşine son vermek, görevinden atmak yada görevinden almak","example":null}]},"AZLOLUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Görevinden alınmak; görevinden çıkarılmak","example":"Hâkimler ve savcılar azlolunamaz."}],"lemma":"azlolunmak"},"AZMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birikinti suların sulamak amacıyla genellikle bir set ardında toplandığı küçük göl","example":null},{"pos":"n","definition":"Çok derin olmayan sularla örtülü üzerine basıldığında çöken çamurlarla kaplı bölge","example":null}]},"AZMAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağlam, güçlü, uzun boylu, iyi gelişmiş ve etine dolgun kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Kerestelik tomruk","example":null}]},"AZMET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işteki engelleri yenmeye karar vermiş olmak","example":"En azından yirmi beş yıl daha yaşamaya azmettim."}],"lemma":"azmetmek"},"AZMETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işteki engelleri yenmeye karar vermiş olmak","example":"En azından yirmi beş yıl daha yaşamaya azmettim."}]},"AZNAVUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İri yarı, kırıcı, sinirli, asık suratlı, sert kimse","example":null}]},"AZNİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür domino oyunu","example":null}]},"AZOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Heterosiklik birleşiklerin önemli bir sınıfı","example":null}]},"AZONAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzünün herhangi bir noktasında enleme bağlı olmaksızın meydana gelen olay","example":null}]},"AZOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 7, atom ağırlığı 14,008 olan, havada beşte dört oranında bulunan, rengi, kokusu, tadı olmayan element","example":null}]},"AZOTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Azotla karıştırmak veya birleştirmek","example":null}],"lemma":"azotlamak"},"AZOİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En eski jeolojik sistem","example":null},{"pos":"adj","definition":"İçinde fosil bulunmayan toprak","example":null}]},"AZTEK":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Bugünkü Meksika'da kurulmuş eski bir uygarlık.","example":null}]},"AZVAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zambakgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, yaprakları oldukça yüksek bir sapın tepesinde rozet biçiminde toplanmış bulunan bir süs bitkisi","example":null}]},"AZİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görevden alma","example":null}]},"AZİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işteki engelleri yenme kararlılığı","example":null}]},"AZİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Azothidrik asitteki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleşikler","example":null}]},"AZİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi","example":"Kutsal kişiler ya da azizler, insanların istek ve gereksinimlerini Tanrı'ya iletmek yükünü üstlenmişlerdir"},{"pos":"adj","definition":"Sevgi ve bağlılık duyulan, üstüne titrenilen","example":null}]},"AZİZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ermiş kadın","example":null}]},"AZİZİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamlarının giydiği fes","example":null}]},"AÇACAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça","example":"Teybi susturup haberleri dinlemek için radyonun açacağına basıyor."},{"pos":"n","definition":"Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç","example":"Salçanın tenekesini açacakla zor açtım."}]},"AÇAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça","example":"Makine çalışmaya başlamadan önce açar düğmesine basarak sistemi devreye aldılar"},{"pos":"n","definition":"İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki","example":"Hatta öğle yemeğinden önce birer açar alsak daha iyi olmaz mı?"}]},"AÇELYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki","example":null}]},"AÇGÖZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen","example":null}]},"AÇGÖZLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen","example":null}]},"AÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim","example":null},{"pos":"n","definition":"Görüş, bakım, yön, anlayış biçimi","example":"Her oyunda, ele aldığım konu için yeni bir şekil, dramatik açıdan ve sahneleme açısından yeni bir üslup bulmaya çalışıyorum."}]},"AÇIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir gereksinimin karşılanamaması durumu","example":null}]},"AÇIKAĞIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turpgillerden bir bitki","example":null}]},"AÇIKGÖZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen","example":null}]},"AÇIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, aydınlatmak","example":"Bilim insanları virüse karşı yapılması gerekenleri açıkladı ."},{"pos":"v","definition":"Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek","example":null}],"lemma":"açıklamak"},"AÇIKLAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sorun üzerine bilgi verme","example":null}]},"AÇIKTAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir yerin uzağından","example":null},{"pos":"adv","definition":"Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak","example":null}]},"AÇIKÇASI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Açık söylemek gerekirse, açık olarak","example":null}]},"AÇILIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gök cisminin ilkbahar noktasından itibaren gök eşleği boyunca ölçülen açısal uzaklığı","example":"Güneşin bir yıldaki açılımı -23 derece 27 dakikadan +23 derece 27 dakikaya kadar değişir"},{"pos":"n","definition":"Bir kısaltma veya formülün açık biçimi","example":null}]},"AÇIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması","example":null}]},"AÇIMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak","example":null}],"lemma":"açımlamak"},"AÇIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Açmak fiilinin çoğul emri","example":"Lütfen pencereleri açın."}]},"AÇINIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması","example":null},{"pos":"n","definition":"Açınma işi","example":null}]},"AÇINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İlerlemek, olgunlaşmak, genişlemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Büyüyüp boy atmak, yetişmek","example":null}]},"AÇINSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek","example":"Berlin'e taşındıktan sonra orayı daha iyi açınsayabildi ."}],"lemma":"açınsamak"},"AÇIORTAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru","example":null}]},"AÇIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir duvarda açık bırakılmış bulunan kapı, pencere, kemerleme vb. açıklık","example":null}]},"AÇIÖLÇER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir açıyı ölçmeye ve başka bir yerde aynı açıyı çizmeye yarayan, yarım çember biçimindeki araç","example":null}]},"AÇKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç; açar","example":"Kocaman açkıyı kilide soktu, açtı."},{"pos":"n","definition":"Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah","example":null}]},"AÇKILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Açkı ile parlatmak","example":null}],"lemma":"açkılamak"},"AÇLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aç olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Aşırı istek içinde bulunma","example":"Öğrenme konusundaki yorulmayan açlığımı karşılayan bir okuldaydım."}]},"AÇMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi kapalı bir durumdan açık duruma getirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi","example":null}]},"AÇMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kapalı bir şeyi açık duruma getirmek","example":"Pencereyi açmak ister misin?"}]},"AÇMAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinden zor çıkılır durum","example":null},{"pos":"n","definition":"Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu","example":null}]},"AĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eskiden köyde büyük toprak sahibi; bir topluluğun önde geleni","example":"Köyün ağası herkesi düğüne çağırdı."}]},"AĞABABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atalardan, büyükbabalardan biri, önceki nesilden kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Sanı \"ağa\" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü","example":null}]},"AĞABEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük erkek kardeş","example":null},{"pos":"n","definition":"Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü","example":"Geçmiş olsun ağabey, ne oldu sana böyle?"}]},"AĞALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağa tavrı takınarak çalım yapmak","example":null}],"lemma":"ağalanmak"},"AĞAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beyaz duruma gelmek","example":"Sakalı ağardı fakat gönlü kocamadı."},{"pos":"v","definition":"Sabahleyin ortalık aydınlanmaya başlamak","example":null}],"lemma":"ağarmak"},"AĞARIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aklaşmış, rengi solmuş","example":null}]},"AĞARMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beyaz duruma gelme","example":"Bu esnada şafak sökmeye ve gök ağarmaya başlamıştı."},{"pos":"n","definition":"Tan atma, şafak sökme","example":null}]},"AĞARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beyaz duruma gelmek","example":"Sakalı ağardı fakat gönlü kocamadı."},{"pos":"v","definition":"Sabahleyin ortalık aydınlanmaya başlamak","example":null}]},"AĞARTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklık","example":"Şafağın ağartısıyla beraber foklar uyanıp derilerini giydikten sonra birer ikişer denize açılmışlar."},{"pos":"n","definition":"Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecek ve içecekler","example":null}]},"AĞAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki","example":null},{"pos":"adj","definition":"Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan","example":null}]},"AĞAÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yeri ağaçlı duruma getirmek","example":null}],"lemma":"ağaçlamak"},"AĞBENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açıklı koyulu kahverengi ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan asklı mantar","example":null},{"pos":"n","definition":"Açıklı koyulu kahverengi ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan asklı mantarın ortaya çıkardığı ekin hastalığı","example":null}]},"AĞDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği","example":null}]},"AĞDALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağdalaşmaya başlamak","example":"Bunların ağdalanır maç maç öterken sakızı."},{"pos":"v","definition":"Ağda bulaşmak","example":null}],"lemma":"ağdalanmak"},"AĞDIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek","example":"Eklediği 2 büyük patates , kantarı daha da aşağı ağdırdı."}],"lemma":"ağdırmak"},"AĞDIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek","example":"Eklediği 2 büyük patates , kantarı daha da aşağı ağdırdı."}]},"AĞIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer","example":"Bir keçi kokusu sarmış ağıllarda çobanlarla arkadaş oldum."},{"pos":"n","definition":"Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker, ışık halkası","example":null}]},"AĞILLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayın çevresinde ışık halkası oluşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Toplanıp bir arada durmak","example":null}],"lemma":"ağıllanmak"},"AĞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayağın üstündeki tümsek yer","example":null}]},"AĞIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elazığ iline bağlı ilçelerden biri","example":null},{"pos":"v","definition":"Hayvan yere yatıp yuvarlanmak","example":null}]},"AĞINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan yere yatıp yuvarlanmak","example":null}]},"AĞIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tartıda çok gelen, hafif karşıtı","example":"Bu bavul çok ağır."}]},"AĞIRAYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğurması yakın kadın","example":null}]},"AĞIRELLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eli ağır","example":null}]},"AĞIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek","example":"Beni karşıladılar ve ağırladılar."}],"lemma":"ağırlamak"},"AĞIRLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak","example":null},{"pos":"n","definition":"Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke","example":null}]},"AĞIRSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak","example":"Sevgilisini birkaç gün ağırsadı."},{"pos":"v","definition":"Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek","example":null}],"lemma":"ağırsamak"},"AĞIRŞAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yuvarlak ve yassı biçimli nesne","example":null},{"pos":"n","definition":"Yün, iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça","example":null}]},"AĞIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı","example":null},{"pos":"n","definition":"Ağlama, gelin olan bir kızın arkasından niteliklerini sayıp dökerek ağlama","example":null}]},"AĞITLAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü","example":null}]},"AĞIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz","example":null},{"pos":"n","definition":"Akarsu, yol gibi uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer","example":null}]},"AĞIZCIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ağızla ilgili olan; oral","example":null}]},"AĞIZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak","example":null}],"lemma":"ağızlamak"},"AĞIZOTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde","example":null}]},"AĞIZSIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ağızla ilgili","example":null}]},"AĞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sızlanmak, yakınmak, şikâyetçi bir sesle konuşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık aldanma ve benzerinin etkisiyle gözyaşı dökmek","example":"Ziyaret sırasında kabri eliyle düzeltti, üzüntüsünden ağladı."}],"lemma":"ağlamak"},"AĞLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ağlayacak gibi olan, üzüntülü","example":"Bana ne, onun sarı, parlak bir kumaşa sarınmış, ağlak suratlı bodur karısından?"}]},"AĞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sızlanmak, yakınmak, şikâyetçi bir sesle konuşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık aldanma ve benzerinin etkisiyle gözyaşı dökmek","example":"Ziyaret sırasında kabri eliyle düzeltti, üzüntüsünden ağladı."}]},"AĞLANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hafif hafif ağlama","example":"Şehrin dar sokaklarında günlerce ağlantı, inilti işitiliyor."}]},"AĞLATI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konusunu efsanelerden veya tarihsel olaylardan alan, acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri","example":null}]},"AĞLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sızlanmak, yakınmak, şikâyetçi bir sesle konuşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birlikte ağlamak","example":"İhtiyarlar, analar, çocuklar ağlaşıyor / Gökten geniş bir yürek matemimi taşıyor"}],"lemma":"ağlaşmak"},"AĞLAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sızlanmak, yakınmak, şikâyetçi bir sesle konuşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birlikte ağlamak","example":"İhtiyarlar, analar, çocuklar ağlaşıyor / Gökten geniş bir yürek matemimi taşıyor"}]},"AĞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir yönle açı oluşturacak bir durum almak, bir yöne doğru çarpılmak, dikliğini kaybetmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yükselmek, yukarı çıkmak","example":"Yolun tozları hayvanların ayakları altından dalga dalga ağıyordu"}]},"AĞNA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan yere yatıp yuvarlanmak","example":null}],"lemma":"ağnamak"},"AĞNAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her yıl tespit edilen hayvan sayısı üzerinden alınan vergi","example":null}]},"AĞNAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan yere yatıp yuvarlanmak","example":null}]},"AĞRAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öç almayı amaçlayan gizli düşmanlık","example":null}]},"AĞRI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı","example":null},{"pos":"v","definition":"Vücudun bir yeri ağrılı durumda olmak","example":null},{"pos":"place","definition":"Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"AĞRIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücudun bir yeri ağrılı durumda olmak","example":null}]},"AĞUSTOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın otuz bir gün süren, sekizinci ayı","example":null}]},"AĞYAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkaları, yabancılar, eller","example":"Kendini nasıl müdafaa edebilip yâr ve ağyar nazarında parlayacak."}]},"AİDAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para","example":"Hele şundan bundan aidat, iane ve yardım toplayıp veya böyle bir yardıma müminleri cebredip vakıf kurmak diye bir şey düşünülemez."}]},"AİDİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlişkin olma durumu","example":null}]},"AİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anne, baba ve çocuklardan oluşan topluluk","example":"Bayramda bütün aile toplandı."}]},"AİLECEK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bütün aile birlikte","example":"Bizim evin bacası çekmiyor. Bütün kış, maaile kömür vuruyor bizi bu yüzden."}]},"AİLEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aile ile ilgili","example":null}]},"AİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İlgilendiren, ilişkin, ilişik, ilgili","example":null}]},"AŞAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, faz","example":"Projenin ilk gradosu tamamlandıktan sonra, ekip ikinci aşamaya geçip daha karmaşık analizlere başladı."},{"pos":"n","definition":"Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri","example":null}]},"AŞAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temel olarak on sayısını alan","example":null},{"pos":"n","definition":"Toprak ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi","example":null}]},"AŞARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temel olarak on sayısını alan","example":null}]},"AŞAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alçak yer, alt taraf","example":"Merdivenlerden aşağı indi."}]},"AŞAĞILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz görmek","example":"Küçük kardeşi bile Ayşe'yi bu tavrı yüzünden aşağıladı."},{"pos":"v","definition":"Değerinden düşük göstermek","example":null}],"lemma":"aşağılamak"},"AŞAĞISA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz görmek","example":"Küçük kardeşi bile Ayşe'yi bu tavrı yüzünden aşağıladı."}],"lemma":"aşağısamak"},"AŞER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hamilelikte bazı yiyeceklere karşı aşırı düşkünlük göstermek, çok arzulamak veya nefret etmek, tiksinmek","example":null}],"lemma":"aşermek"},"AŞERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hamilelikte bazı yiyeceklere karşı aşırı düşkünlük göstermek, çok arzulamak veya nefret etmek, tiksinmek","example":null}]},"AŞEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kazanç amacıyla açılmış, para karşılığında yemek yenilen yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer","example":null}]},"AŞHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı bölgelerde yemek pişirilen yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer","example":null}]},"AŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastalığa karşı koruyucu ilaç","example":"Kış gelmeden aşı oldu."},{"pos":"n","definition":"Ağaca başka bir ağacın dalını ekleme","example":null}]},"AŞIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini çok seven kimse","example":"Ona âşık oldu."},{"pos":"n","definition":"Saz çalıp şiir söyleyen halk ozanı","example":null}]},"AŞIKANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşığa yaraşır biçimde olan","example":null},{"pos":"adv","definition":"Aşığa yaraşır biçimde","example":null}]},"AŞIKTAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirleriyle sevişen erkek ve kadından her biri","example":null}]},"AŞILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, etkilemek","example":null}],"lemma":"aşılamak"},"AŞILAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, etkilemek","example":null}]},"AŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Aşma işi","example":null}]},"AŞIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çıkıntıları silinmek, düz bir duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Zamanla veya çok kullanılma sonucu eskimek","example":null}],"lemma":"aşınmak"},"AŞINIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri veya bir yerden başka bir yere taşınması olayı","example":null}]},"AŞINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çıkıntıları silinmek, düz bir duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Zamanla veya çok kullanılma sonucu eskimek","example":null}]},"AŞINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşınmış yer","example":null}]},"AŞIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek","example":"Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır."}],"lemma":"aşırmak"},"AŞIRI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla","example":"Ticaret az gelişmiş toplumlarda aşırı bir gelişme gösterir."},{"pos":"adv","definition":"Gereğinden fazla olarak","example":"Kadın aşırı boyanmıştı, adamın yüzü solgundu."}]},"AŞIRINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşırılmış olan şey","example":"Cemiyetin çaldıklarına nazaran adi sokak hırsızlarının aşırıntıları adam sen de denecek bir hafiflikte kalırdı."}]},"AŞIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek","example":"Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır."}]},"AŞIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle para çalmak","example":null}]},"AŞIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Siper, kuytu yer","example":null}]},"AŞK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, güçlü sevgi","example":null}]},"AŞKABAT":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Türkmenistan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"AŞKIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir süreyi aşmış, ötesine geçmiş","example":"Sakalı kır, yaşı elliyi aşkın fakat dinçti."},{"pos":"adj","definition":"Benzerlerinden üstün","example":null}]},"AŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüksek, uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek","example":"İki gündür sarp dağ yollarından aşıyoruz."},{"pos":"v","definition":"Süre geçmek, bitmek, sona ermek","example":"Mesleğimde beş seneyi aştım."}]},"AŞOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzünü yerleştirmek için açılan keskin, sivri köşeli yuva","example":null}]},"AŞURE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğday, nohut vb. tanelerle kuru yemişlerin bir arada şekerle kaynatılmasıyla yapılan bir tür tatlı","example":null}]},"AŞÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemek pişiren kimse","example":"Aşçı bize çorba getirdi."}]},"AŞÇIBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birlikte çalışan birkaç aşçının başı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir lokanta veya evde yemek pişirmekle görevli kimse","example":null}]},"AŞÜFTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oynak, açık saçık kadın","example":"Fingir fingir aşüftelerin canı koca istiyor."}]},"AŞİKAR":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Açık, apaçık, belli, meydanda olan","example":"Tek bir yudum bile almıyordu bardağından ama zaten yeterince içtiği aşikârdı."}]},"AŞİKARE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Açıkça; belli ederek; saklamadan","example":"Kötülüğün aşikâre yapıldığını hiç gördün mü Ali ağa?"}]},"AŞİNA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilinmedik bir yanı olmayan, bilinen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bildik; tanıdık","example":"Sanki herkes uzun yolculuktan yeni dönmüş ve aşinalara kavuşmuştu."}]},"AŞİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dinî tören sırasında veya cemaatle namaz kılınıp dua edildikten sonra okunan Kur'an ayetleri","example":null}]},"AŞİRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk","example":"Bunlar aşiret reislerine hulus çakmışlar, hep alttan almışlar belki rüşvetlerini de yemişler ve onları şımartmışlardı."}]},"AŞİYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Kuşun içinde barındığı yer","example":null}]},"BABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuğu olmuş erkek","example":null},{"pos":"n","definition":"Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek","example":"Türk babanın ve Türk ananın çocuğu Türk'tür."}]},"BABAANNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Babanın annesi","example":"Babaannem özel bir kadındı. Anlatılmaya değer."}]},"BABACAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cana yakın, olgun, hoşgörülü, iyi kalpli, güvenilir erkek","example":"O ne babacan adamdır, bilseniz"}]},"BABACIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Babasını çok seven, babasına çok düşkün olan","example":null}]},"BABAEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Babadan, dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğup büyüdüğü, yaşadığı ev, toprak, yurt","example":"Kızlar uzun süre babaevinde kalamazlardı."}]},"BABAKÖŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayaksız olduğu için yılan sanılan, solucanla beslenen bir tür kertenkele","example":null}]},"BABALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kabadayıca davranmak; diklenmek","example":null}],"lemma":"babalanmak"},"BABAYANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gösterişi ve özentisi olmayan","example":"Padişah bakmış, babayani, hırpani bir derviş. Ne gelir ki böylesinin elinden?"}]},"BABAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı","example":"Bir yıllanmış ağaca anaç derler, babaç demezler."}]},"BABAÇKO":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güçlü ve gösterişli, iri yarı kadın","example":null}]},"BABİL":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Mezopotamya'da eski bir kent ve uygarlık.","example":null}]},"BACA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol","example":"Bacaların ağzından çok dumanlar savruldu."},{"pos":"n","definition":"Tavan arasını aydınlatmaya yarayan pencere veya camlı kapak","example":null}]},"BACABAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ocağın üstündeki raf","example":null}]},"BACAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun kalçadan ayağa kadar olan bölümü","example":"Koşmaktan bacakları yoruldu."}]},"BACANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Eşleri kardeş olan erkeklerden her biri","example":"Yusuf Ziya Ortaç ile Orhan Seyfi Orhon bacanaktır."}]},"BACI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin (genellikle yaşça küçük) kadın kardeşi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin kendinden büyük olan kız kardeşi","example":"Kız, üç kardeşin bacısı, Halil'in nişanlısıydı."}]},"BAD":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havanın yer değiştirmesinden oluşan esinti","example":"Esme ey bad esme canan uykuda."}]},"BADAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Kardan veya çamurdan oluşan çukur","example":"Derince bir badala girdik; sol ayağımı içeri çektim, debriyaja bastım."}]},"BADANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duvarları boyamak için kullanılan sulandırılmış kireç veya boya","example":"Bu kahvelerin çoğu beyaz badana duvarlıdır."}]},"BADANALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duvarları boyamak için sulandırılmış kireç veya plastik boya sürmek","example":"Bu duvarı kireçle tertemiz badanalayalım."}],"lemma":"badanalamak"},"BADAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri; harman döküntüsü","example":null}]},"BADAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, şekeri çok, bir tür yer elması","example":null}]},"BADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüm veya başka meyve sularını türlü yöntemlerle mayalandırarak elde edilen alkollü içki","example":"Fincanı taştan oyarlar / İçine bade koyarlar"}]},"BADEHU":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ondan sonra","example":null}]},"BADEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağacın yaş veya kuru yenilen yemişi","example":null},{"pos":"n","definition":"Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki","example":null}]},"BADEMA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Öyleyse, bu durum karşısında, sonuç olarak denilebilir ki","example":null}]},"BADEMCİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boğazın iki yanında birer tane bulunan, badem biçimindeki organ","example":null}]},"BADERNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Halatın aşınabilecek yerine sarılan bez; halat sargısı","example":null}]},"BADISABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzeydoğudan esen ve ruhu okşayan, gönle ferahlık veren hafif rüzgâr","example":null}]},"BADIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bakla, fasulye, bezelye vb. taze sebzelerde, içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuk","example":null}]},"BADYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağzı geniş, yayvan, büyükçe su kabı","example":null}]},"BADİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, Anas","example":null}]},"BADİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, Anas","example":null},{"pos":"n","definition":"Kaz, ördek, güvercin vb. bazı kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu","example":null}]},"BADİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek","example":"Bezi bağlanınca ufaklık badikliyor ."}],"lemma":"badiklemek"},"BADİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birdenbire ortaya çıkan tehlikeli durum","example":"Nasıl oldu da deminki badireden sağ salim kurtulabildi?"}]},"BADİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumluk, susuz ve ıssız geniş arazi","example":null}]},"BAGAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otomobillerin yük konulabilen, genellikle arkada olan bölümleri","example":"Kadın arabanın bagajını açıyor."},{"pos":"n","definition":"Yolcu yükü","example":null}]},"BAGET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk","example":null},{"pos":"n","definition":"Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş","example":null}]},"BAHADIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren kimse","example":null}]},"BAHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey, gerekçe","example":null}]},"BAHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kışla yaz arasındaki mevsim, ilkbahar","example":"Baharda çiçekler açar."}]},"BAHARAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler","example":null}]},"BAHARİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında, bahar tasviri ile başlayan kaside","example":null}]},"BAHREYN":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke; başkenti Manama.","example":null}]},"BAHRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Denizle ilgili","example":null}]},"BAHRİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluşlarının bütünü","example":"Bahriye neferleri sıçrayıp sandallara atladılar."}]},"BAHSET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir konu üzerinde söz söylemek, konuşmak, sözünü etmek","example":"O, yanıma oturarak kara haberlerden, kötü rivayetlerden bahsetti."}],"lemma":"bahsetmek"},"BAHT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç","example":null},{"pos":"n","definition":"Olacakların, kaçınılmaz olduğunu belirleyen ilahî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiği hayat tarzı; kader; talih","example":null}]},"BAHTİYAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mutluluğa erişmiş olan","example":null}]},"BAHUSUS":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Özel olarak, ayrı bir önem verilerek","example":null}]},"BAHÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiçek ve ağaç yetiştirilen yer","example":"Gerçekte Sultan Ahmed Câmii’nin içi, tıpkı çocukluğumda düşündüğüm gibi bir cennet bahçesidir."},{"pos":"n","definition":"Sebze yetiştirilen yer","example":"Evin arkasında üç dört dönümlük bir bahçemiz vardı."}]},"BAHÇIVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla görevli kimse","example":"Çalıştık bahçıvanla sabah akşam baş başa / Bu üç gülü büyüttük üç yiğit arkadaşa"},{"pos":"n","definition":"Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kimse","example":null}]},"BAHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Aruzdaki vezin takımlarından her biri","example":null}]},"BAHİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Üzerinde konuşulan şey","example":null}]},"BAHŞET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek","example":null}],"lemma":"bahşetmek"},"BAHŞİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılan bir hizmete ödenen ücretten ayrı olarak fazladan verilen para","example":null}]},"BAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bakışı bir şey üzerine çevirmek","example":"Ali , ilk defa gördüğü guguklu saate dakikalalarca baktı ."},{"pos":"v","definition":"İki kişi veya nesne arasında, birbirleriyle eş olacak kadar ortak nitelikler bulunmak","example":null}],"lemma":"bakmak"},"BAKAKAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şaşkınlığa uğrayıp ne yapacağını bilmez durumda kalmak","example":"Bakakalırım giden geminin ardından / Atamam kendimi denize dünya güzel"}],"lemma":"bakakalmak"},"BAKALİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Formaldehit ile bir fenolün yoğunlaşması sonucu elde edilen yapay reçine","example":null}]},"BAKAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, odunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç","example":null}]},"BAKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili","example":null}]},"BAKANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak, kemik çıkıntısı","example":null}]},"BAKANLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkilinin yönetimi altındaki kuruluşların bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkilinin durumu ve görevi","example":null}]},"BAKARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İskambil kâğıdı ile oynanan bir kumar","example":"Geçenlerde bir iş adamı bakarada yüz bin liraya yakın para kaybetti."}]},"BAKAYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar","example":null},{"pos":"n","definition":"Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler","example":null}]},"BAKAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet","example":null},{"pos":"n","definition":"Kamera, fotoğraf ve dürbünde bulunan, görüntüyü tam sınırlarıyla kesmeden veya taşırmadan alabilmeyi sağlayan düzenek","example":null}]},"BAKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılan araştırma","example":null},{"pos":"n","definition":"Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı, kahve telvesi, el ayası ve benzerine bakarak anlam çıkarma","example":null}]},"BAKICI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bakma işiyle görevlendirilen kimse","example":"Ustanın anası yatalak oldu, yanına başka bir bakıcı kocakarı tuttum."}]},"BAKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek","example":null},{"pos":"n","definition":"Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi","example":null}]},"BAKIMEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş","example":null},{"pos":"n","definition":"Motorlu araçların bakım ve onarım işlerinin yapıldığı birim","example":null}]},"BAKIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bakmak fiilinin çoğul emri","example":"Şu yıldıza bakın!"}]},"BAKINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Doktor tarafından muayene olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bakma işi yapılmak, çevreye göz gezdirmek, araştırmak","example":"Valizini yerden alıp yanını yöresini tanımak için bakındı."}]},"BAKINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temel gereksinimleri karşılama","example":"Üç yaşına kadar valideler çocuklarına pek az bir şey öğretebilecek veyahut hemen hiçbir şey öğretemeyecek, yalnız bir bakıntıdan ibaret bulunan hizmetlerinde bile..."}]},"BAKIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element","example":"Bakır sulu asitlerle temasa gelince zehirli tuzlar meydana gelir"},{"pos":"n","definition":"Bu elementten yapılmış kap","example":"Ertesi gün çadırların önünde Haldun Nedret'in Kadıköy'den getirdiği bakır lamba yanıyordu."}]},"BAKIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gözleri görmek ya da algılamak için bir şeye doğru yöneltme","example":null},{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok kimse birbirine bakmak","example":"Ev halkı birbirlerine bakışıyorlardı ."}]},"BAKIŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu","example":null}]},"BAKIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok kimse birbirine bakmak","example":"Ev halkı birbirlerine bakışıyorlardı ."},{"pos":"v","definition":"Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak","example":null}]},"BAKKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu maddelerin satıldığı dükkân","example":null},{"pos":"n","definition":"Yiyecek, içecek vb. maddeleri perakende olarak satan kimse","example":"Bakkallar, sebzeciler eline bir iki şey tutuştururlardı."}]},"BAKLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin yeşil ürünü veya kuru tanesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, yurdumuzun her yerinde yetiştirilen, yeşil kabuklu ve taneli bir bitki","example":null}]},"BAKLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anguda benzeyen kırmızı renkli bir çeşit yaban kazı","example":null}]},"BAKLAVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tür tatlı","example":null},{"pos":"n","definition":"Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne","example":"Yeşil kadifeden dikilmiş yarım baklava şeklinde muska çok ufakken üzerine gelen havaleden Fikret'i kurtarırmış."}]},"BAKLİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden elde edilen ürün","example":null}]},"BAKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bakışı bir şey üzerine çevirmek","example":"Ali , ilk defa gördüğü guguklu saate dakikalalarca baktı ."},{"pos":"v","definition":"İki kişi veya nesne arasında, birbirleriyle eş olacak kadar ortak nitelikler bulunmak","example":null}]},"BAKRAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle su ve sulu şeyler taşımaya, kuyudan veya denizden su çekmeye yarayan üstünden kulplu kap","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu kovanın alabildiği miktarda olan","example":"Yüzleri, kafalarından aşağı birkaç bakraç su akıtılmış gibi sırılsıklamdı terden."}]},"BAKTERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimde olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücre canlı","example":null}]},"BAKÜ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Azerbaycan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BAKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kesintisiz olarak süren; devamlı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir şeyden artan miktar","example":null}]},"BAKİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eskimemiş, kullanılmamış","example":null},{"pos":"adj","definition":"Hiç kullanılmamış, dokunulmamış","example":null}]},"BAKİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalan veya artan bölüm","example":"Hastanelerde boş yatak kalmamış, çoğunda ikişer kişi, bakiyesini bahçeye yatırıyorlar."},{"pos":"n","definition":"Artıp kalan şey","example":null}]},"BAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde","example":null},{"pos":"n","definition":"Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı","example":null}]},"BALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin oğlu veya kızı","example":null}]},"BALABAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan","example":null}]},"BALAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta oyununda Rum tipi","example":null},{"pos":"n","definition":"Karagöz, matiz ve külhanbeyi tipleri tarafından yabancı ülkelerin tiplerine seslenirken kullanılan söz","example":null}]},"BALANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hali","example":null}]},"BALAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köknar ve ladin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta","example":null}]},"BALAST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karaciğerin salgıladığı yeşil, sarı renkte acı sıvı","example":null},{"pos":"n","definition":"Demir yollarında traverslerin altına, şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları","example":null}]},"BALAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan veya şarkı olarak okunan eser","example":null},{"pos":"n","definition":"Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir tür şarkı","example":null}]},"BALATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu araçlarda fren yapmayı sağlayan, tekerlek mili üzerine yerleştirilmiş yarım ay biçimindeki alet","example":"Bir ara ne olur ne olmaz deyip frenleri, fren balatalarını gözden geçirdik."},{"pos":"n","definition":"Soğuk ve sıcakta büyük bir sürtünme kat sayısına sahip olan, suya ve yağa dayanıklı, yavaş aşınan madde","example":null}]},"BALAYI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlilik hayatının ilk ayı veya ilk günleri","example":"Şairane, âşıkane güzel, tatlı bir balayı geçirdik."}]},"BALBAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Türklerde kişinin anılması için mezarının veya bazı kurganların etrafına dikilen taş","example":null}]},"BALDIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bacağın dizden ayak bileğine kadar olan bölümü","example":"Dizlerinde, baldırlarında sızı kalmadı."},{"pos":"n","definition":"Bu bölümün yumuşak ve şişkin olan arka tarafı","example":null}]},"BALDIRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Don, pantolon vb. giysilerin dizden aşağı olan bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Kılıç kayışının aşağı uzanan parçası","example":null}]},"BALDIRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maydanozgillerden, nemli yerlerde yetişen zehirli bitkilerin ortak adı","example":"Döndüğümde karının mezarını dolduran otları, baldıranları kendi elimle ayıkladım."},{"pos":"n","definition":"Bu bitkiden çıkarılan zehir; şeytantersi","example":null}]},"BALDIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkeğe göre eşinin kız kardeşi","example":"Eve işçi, aşçı tutmam, kaynana, baldız istemem. Bir Köroğlu bir Ayvaz."}]},"BALDO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İri ve dolgun taneli pilavlık pirinç","example":null}]},"BALDUDAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tatlı dilli kimse","example":null}]},"BALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli hafif figürlere, adım atışlara, çoğunlukla sahne düzenine ve müziğe dayalı gösteri türü","example":"Nizamlı bir hareketler sisteminin ne olduğunu anlamak için bir baleyi seyretmelisiniz."},{"pos":"n","definition":"Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğu","example":"Devlet Opera ve Balesi."}]},"BALERİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bale yapan bayan sanatçı","example":"Büyük balerinler gibi tülden, kısa bir fistanı var."}]},"BALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bale yapan erkek sanatçı","example":null}]},"BALGAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Solunum organlarının salgıladığı, ağızdan dışarı atılan sümüksü madde","example":"Yolda giderken balgamını herkesin geçtiği yola atmayı çok doğal sayanı neden seveyim?"}]},"BALHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bal süzme ve paketleme işlemlerinin yapıldığı yer","example":null}]},"BALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı","example":null}]},"BALIKETİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurgalılardan, suda yaşayan hayvanların yumuşak ve açık renkli eti","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kilosu ortalamanın biraz üstünde olan, ne şişman ne zayıf olan","example":null}]},"BALIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Balıklama tarzı suya atlamak","example":null}],"lemma":"balıklamak"},"BALIKLAR":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"BALIKÇIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun bacaklılardan, boynu ve gagası uzun, su kıyılarında yaşayan, balık yiyerek beslenen büyük bir kuş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Balıkla beslenen, balık yiyen","example":null}]},"BALIKÇIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Perde ayaklılardan, uzunca gagalı, uzun ve çatal kuyruklu, deniz kıyılarında yaşayan bir kuş cinsi, deniz kırlangıcı","example":null}]},"BALKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarp ve ormanlık sıradağlar","example":null}]},"BALKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı","example":null},{"pos":"v","definition":"Üzerinde dalga oluşmak","example":null}]},"BALKIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerinde dalga oluşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık oluşmak","example":null}]},"BALKIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ışık kaynağının verdiği ışığın, göz gibi bir alıcının üzerinde yaptığı etki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık","example":null}]},"BALKON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiyatro, sinema vb. büyük salonlarda asma kat","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yapının genellikle dışarıya doğru çıkmış, çevresi duvar veya parmaklıkla çevrili bölümü","example":"Geçen gün bahçeye balkondan atlamak suretiyle inmiş."}]},"BALLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Meyve olgun duruma gelmek, belli bir tada kavuşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bal bulaşmak, bal sürülmek","example":null}],"lemma":"ballanmak"},"BALO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Danslı ve özel giysili gece eğlencesi","example":"O zaman nişan balosu falan yoktu, olsa da şoförün balosu mu olur?"}]},"BALON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılan çocuk oyuncağı","example":"Hatırlattı bana, bir bayram sabahı / Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıp ağlayışımı"},{"pos":"n","definition":"Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç","example":null}]},"BALOTAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Adaylardan hiçbirinin, gerekli oyu sağlayamaması dolayısıyla seçimin sonuçsuz kalması","example":null}]},"BALOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemici, işçi vb. kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili, danslı yer","example":"Baloz merdiveninden çıkar gibi çıkılmaz ki gemi merdiveninden!"}]},"BALSAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı ağaçlardan elde edilen, parfüm ve ilaçların yapımında kullanılan reçine","example":null}]},"BALSIRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaprakların üzerinde oluşan bir tür küf","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir tür kudret helvası","example":null}]},"BALTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağacı kesme, yarma, yontma vb. işlerde kullanılan ağaç saplı, demir araç","example":null}]},"BALTABAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi","example":null}]},"BALTACI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er","example":null},{"pos":"n","definition":"Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse; baltalı","example":null}]},"BALTALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi veya durumu bilinçli ve kasıtlı olarak bozup zarara yol açan davranışta bulunmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Balta ile kesmek","example":null}],"lemma":"baltalamak"},"BALTRAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atıcılıkta hedef vazifesi gören plakaları havaya fırlatan yaylı alet","example":null}]},"BALYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmasıyla oluşan yük","example":null},{"pos":"n","definition":"Çember ve demir tellerle bağlanmış ticaret eşyası","example":null}]},"BALYALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eşyayı sarılıp bağlanmış biçime getirmek, paket yapmak","example":null}],"lemma":"balyalamak"},"BALYEMEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kara ve deniz savaşlarında kullanılan, orta çapta, uzun menzilli, tunçtan top","example":null}]},"BALYOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçisi","example":null}]},"BALYOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taş kırma, kazık çakma vb. işlerde kullanılan, çok iri, iki ucu az keskin, ağır çekiç","example":null}]},"BALYOZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Balyozla vurmak, balyozla dövmek","example":null}],"lemma":"balyozlamak"},"BALÇAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kılıç, bıçak, silah ve benzerinin elle tutulacak yeri","example":null},{"pos":"n","definition":"Kabzanın demir siperi","example":null}]},"BALÇIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlük çıkartan","example":"Her geçen gün, onu, bu balçık yolda biraz daha ileri, biraz daha derinlere götürüyordu."},{"pos":"n","definition":"İçindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak","example":null}]},"BALİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denizde yaşayan, en büyük memeli hayvan","example":"Okyanusta bir balina gördük."}]},"BALİSTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim","example":null}]},"BALİĞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Döl verebilecek duruma gelmiş olan, erin, yeni yetme","example":null}]},"BAMAKO":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Mali ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BAMBAŞKA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büsbütün başka, değişik, farklı","example":"İşte şimdi bambaşka bir konuya geçiyoruz."}]},"BAMBU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerden, sıcak ülkelerde yetişen, boyu 25 metre kadar olabilen, mobilya, merdiven, baston vb. birçok eşyanın yapımında kullanılan bir tür kamış","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu kamıştan yapılmış olan","example":null}]},"BAMBUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü, ergin evrede başakları kemiren, kahverengi, kın kanatlı böcek","example":null}]},"BAMYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin hem taze hem kurutularak yenilen ürünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Ebegümecigillerden, sıcak ve ılıman yerlerde yetişen bir bitki","example":null}]},"BAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu döneminde Macaristan ve Hırvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan","example":null},{"pos":"v","definition":"Katı bir şeyi sulu veya tuz, biber vb. toz durumundaki maddelerin içine batırıp çıkarmak","example":"Kahvaltımı önüme serer / Reçele ekmek banar, yerim"}]},"BANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekmek parçası; lokma","example":null}]},"BANAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bayağı; sıradan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Herkesçe kullanılan, anlaşılan","example":null}]},"BANDAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun bir bölümünü yerinde veya baskı altında tutmak amacıyla uygun biçimde sarılmış şerit","example":null},{"pos":"n","definition":"Sargı ile sarma","example":null}]},"BANDAJLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sargı ile sarmak","example":null}],"lemma":"bandajlamak"},"BANDANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başı değişik biçimlerde bağlamak amacıyla kullanılan büyük mendil","example":null}]},"BANDIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Katı bir şeyi sulu veya tuz, biber vb. toz durumundaki maddelerin içine batırıp çıkarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Üzüm salkımlarını, inciri çabuk kuruması ve renginin parlak olması için küllü veya potaslı ılık suya daldırıp çıkarmak","example":null}],"lemma":"bandırmak"},"BANDIRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak","example":"İngiliz bandıralı bir gemi"},{"pos":"n","definition":"Yabancı devlet bayrağı","example":null}]},"BANDO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Takım; topluluk","example":"Hırsızlar bandosuna kumanda eden Ciyanni, asıl hırsız değilmiş."},{"pos":"n","definition":"Türlü üflemeli ve vurgulu çalgılardan oluşan ve genellikle geçit törenlerinde kullanılan mızıkacılar topluluğu veya takımı","example":null}]},"BANDROL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Paketlerin, şişelerin ağızlarına konulan şerit veya etiket","example":null},{"pos":"n","definition":"Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket","example":null}]},"BANGIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüksek sesle, avazı çıktığı kadar bağırmak","example":"Nerede o, meclis kürsülerinden 'mahkûmu ıslah ediyoruz' diye bangır bangır bağıran adliye vekilleri?"}],"lemma":"bangırdamak"},"BANGKOK":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Tayland ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BANGUİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Orta Afrika Cumhuriyeti ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BANJO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amerika zencilerinin çaldığı gitar biçiminde, madenî gövdesi olan beş veya daha çok telli bir müzik aleti","example":null}]},"BANJUL":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Gambiya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BANK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla parklarda ve bahçelerde oturulacak sıra","example":null}]},"BANKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve daha başka ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş","example":null},{"pos":"n","definition":"Bankacılık işleminin yapıldığı yapı","example":null}]},"BANKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok zengin kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Para, altın vb. taşınır değerlerin ticaretiyle uğraşan kimse","example":"Parayı aldıktan sonra harekete geçmediğinden aleyhine banker tarafından dava açılıyor."}]},"BANKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol","example":null},{"pos":"n","definition":"Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılan dar basamak","example":null}]},"BANKNOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet bankası tarafından piyasaya çıkarılan kâğıt para","example":null}]},"BANKO":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, kesin bir biçimde","example":null},{"pos":"n","definition":"Su altı tepeliği","example":null}]},"BANKİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz suyunun donmasıyla kutup bölgelerinde oluşan buz alanı","example":null}]},"BANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Horoz ötmek","example":null}],"lemma":"banlamak"},"BANLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Horoz ötmek","example":null}]},"BANLİYÖ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle oturma alanı niteliğinde olan, şehir merkezinden uzakta veya sınırlarına yakın yerlerde bulunan şehir yöresi","example":null}]},"BANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Katı bir şeyi sulu veya tuz, biber vb. toz durumundaki maddelerin içine batırıp çıkarmak","example":"Kahvaltımı önüme serer / Reçele ekmek banar, yerim"}]},"BANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılış özelliğine göre sarma, yapıştırma vb. işlerde kullanılan düz, ensiz, yassı bağ, şerit","example":null},{"pos":"n","definition":"Ses alma aygıtlarında seslerin kaydı için kullanılan manyetik oksitli plastik veya selüloz şerit","example":null}]},"BANTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bantla iki şeyi birbirine tutturmak, bant yapıştırmak","example":"Zarfın ağzını bantlayıp onu çekmeceye kaldırıyor."}],"lemma":"bantlamak"},"BANYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm","example":null},{"pos":"n","definition":"Fotoğrafçılıkta ve filmcilikte duyarlı yüzeylerin işlenmesinde belirli bir işlemin gerektirdiği maddeyi erimiş olarak içinde bulunduran sıvı","example":null}]},"BANÇO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amerika zencilerinin çaldığı gitar biçiminde, madenî gövdesi olan beş veya daha çok telli bir müzik aleti","example":null}]},"BANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kurucu kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yapan, kuran kimse","example":null}]},"BAOBAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ebegümecigillerden, sıcak ülkelerde yetişen, çok yüksek olmamakla birlikte, gövdesinin çevresi 20 metreyi aşabilen bir ağaç","example":"Baobap ağaçları görmüş bir seyyah için çam ormanı o kadar az çekicidir ki..."}]},"BAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde konuşulan şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare","example":null}]},"BAPTİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Protestan mezhebine bağlı kimse","example":null}]},"BAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayaküstü içki içilen eğlence yeri","example":"Barlarda, gazinolarda millî dilin konuşulduğunu pek işitmezdiniz."},{"pos":"n","definition":"Ateşten veya mide bozukluğundan, ağızda, dil ve dişlerde meydana gelen acılık","example":null}]},"BARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı gerilimdeki besleme hattı veya çıkışların toplandığı ve dağıtıldığı boru veya iletken çubuk veya lama","example":null}]},"BARAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılan bent","example":"Atatürk Barajı. Kurtboğazı Barajı."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart","example":"Doktora yapmak için baraj notu yedidir."}]},"BARAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cins tüylü av köpeği","example":null}]},"BARAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahta, çinko vb. hafif şeylerden yapılmış, temelsiz eğreti yapı","example":"Tren şehre girerken yerlilerin teneke barakaları görünür."}]},"BARAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı","example":null}]},"BARATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilim doktorlarının ve kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık","example":null}]},"BARBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İhtiyar Rum meyhanecisi","example":"Barba, şuradan bize yarım okka rakı doldur."}]},"BARBADOS":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kuzey Amerika'da bir ülke; başkenti Bridgetown.","example":null}]},"BARBAKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kale duvarlarında düşmana ok atmak için açılmış delik","example":null}]},"BARBAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kaba ve kırıcı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kaba saba; ilkel","example":"Bu vaziyeti haber alan köylüler türlü barbar aletlerle şehir ahalisini korumak üzere kasabaya yürümüşlerdi."}]},"BARBATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü; kale korkuluğu","example":null}]},"BARBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bar oyunlarında sıranın sağ başında yer alan ve oyunun düzenini sağlayan kimse","example":null}]},"BARBEKÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak","example":null}]},"BARBUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Barbunyagillerden, kırmızı pullu, beyaz etli, kemikli bir balık","example":null}]},"BARBUNYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Barbunyagillerden, kırmızı pullu, beyaz etli, kemikli bir balık","example":null},{"pos":"n","definition":"Taneleri yuvarlak, oval veya yassı, kırmızı benekli, bir tür fasulye","example":null}]},"BARBUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zarla oynanan bir çeşit kumar","example":null}]},"BARDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dam ustalarının kullandığı, başının bir ucu çember parçası biçiminde eğri, öbür ucu keskin çekiç","example":null},{"pos":"n","definition":"Fıçıcı keseri","example":null}]},"BARDACIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür küçük ve tatlı yaş incir","example":null}]},"BARDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılan kap","example":"Elim titredi, bardağı dudağımda güç tuttum."},{"pos":"n","definition":"Ağaç veya topraktan yapılmış küçük su kabı","example":null}]},"BARDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yük taşımak için kullanılan çanta veya çuval","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çok beyaz","example":null}]},"BARDO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aygır ile dişi eşek çiftleşmesinden üretilen hayvan","example":null}]},"BAREM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge","example":"Bunların tek derdi barem basamaklarını aşarak bu mertebeye fırlayıvermekten ibarettir."}]},"BARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış koruyucu başlık","example":null},{"pos":"n","definition":"Küçük takke; papaz takkesi","example":null}]},"BARFİKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli beden hareketleri yapmaya elverişli yükseklikte, iki ayak üzerine tutturulmuş çubuklu jimnastik aracı","example":null}]},"BARGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine izinle girilen yer, otağ, yüksek divan","example":null}]},"BARGAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Levreğe benzer bir balık","example":null}]},"BARHANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birlikte yolculuk eden topluluk","example":null},{"pos":"n","definition":"Göç eşyası; ev eşyası","example":null}]},"BARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağ, bahçe, bostan vb. yerlerin çevresine çalı, kamış, ağaç dalı gibi şeylerden çekilen duvar türü","example":null}]},"BARIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamak için uygun şartlar bularak yaşamak, yaşamaya başlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak","example":"Anadolu'nun tarihini bilenler, burada derin, sürekli bir dindarlığın barınamayacağını kestirebilirler."}],"lemma":"barınmak"},"BARINAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağmur, güneş veya çeşitli tehlikelerden korunmak amacıyla kullanılan yer","example":"Çocuklara yılda bir kez barınakları temizleme sırası gelirdi."}]},"BARINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamak için uygun şartlar bularak yaşamak, yaşamaya başlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak","example":"Anadolu'nun tarihini bilenler, burada derin, sürekli bir dindarlığın barınamayacağını kestirebilirler."}]},"BARIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum","example":"Uzun bir savaştan sonra barışa kavuşuldu"},{"pos":"v","definition":"Hoşuna gitmek, hoş bulmak, beğenmek","example":null}]},"BARIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkası ile barış durumunda bulunan, dargın veya düşman olmayan; sevecen; hoşgörülü","example":null}]},"BARIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoşuna gitmek, hoş bulmak, beğenmek","example":null},{"pos":"v","definition":"İki taraf, aralarındaki dargınlığı kaldırmak; uzlaşmak; anlaşmak","example":"Fakat bir gün barışacaksınız ve onun da kurtulmasına yardım edeceksiniz."}]},"BARIŞÇIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Barışı seven","example":"İlginç bir sonuç da çevreciliğin, barışsever akımlarla çakıştığıdır."}]},"BARK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ev, mülk, aile, çoluk çocuk\" anlamlarındaki ev bark birleşik sözünde geçen bir söz","example":null}]},"BARKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük sandal","example":null}]},"BARKAROL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Venedik gondolcularının söz ve müziği önceden yazılmadan, içlerinden geldiği gibi söyledikleri şarkı","example":null},{"pos":"n","definition":"Ritmi üç zamanlı müzik eseri","example":null}]},"BARKOD":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Malın değişik özelliklerini ve fiyatını belirten, elektronik aygıtların okuyabileceği biçimde düzenlenmiş etiket","example":null}]},"BARLAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce pullu, sırtı açık kahverengi, yanları ve karnı beyaz, ortalama 30-40 cm boyunda, Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balık türü","example":null}]},"BARMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bar tezgâhtarı","example":null}]},"BARO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şehir veya bir bölge avukatlarının bağlı oldukları meslek kuruluşu","example":null}]},"BAROGRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt","example":null},{"pos":"n","definition":"Hava basıncını ölçen ve kaydeden alet","example":null}]},"BAROK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"M.S 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu","example":"Barok biçemi dağınık, yüklü, şişkin biçimlerin aşırı ölçüde yığılmasıyla kendini gösterir."},{"pos":"n","definition":"Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı","example":"Mamafih, bütün şiirimde şekil bakımından bir çeşit barok hâlâ hükmünü sürdürüyordu."}]},"BARON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Batı ülkelerinde vikont ile şövalye arasında soyluluk unvanı","example":"Tombul yanaklarıyla Türk'ten çok bir Alman baronunu andırır."}]},"BAROSKOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havanın içinde bulunduğu cisimlerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı","example":null}]},"BARSAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeşit çarpan balığı","example":null}]},"BARTIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"BARUDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyu gri renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Barudi renginde olan","example":null}]},"BARUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde","example":"Dev boylu fetih askerleri, kollarının sert derilerine iğnelerle yazdırır, barutla ovdurur, dövme yaparlardı."}]},"BARYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom sayısı 56, yoğunluğu 3,78 olan, doğada en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan, havada çabuk oksitlenen, gümüş renginde, katı ve basit bir element","example":null}]},"BARÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta Çağda kullanılan kürekli ve yelkenli taşıma gemisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Kalyon türünden küçük savaş gemisi","example":null}]},"BARÇAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kılıç kabzasının siperi","example":null}]},"BARİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dilek anlatan cümlelerin başına getirilerek \"ne olurdu\" anlamında özlem veya pişmanlık bildiren bir söz","example":"Bu bari doğru çıksaydı, yazarlığıma geçmişte bir ipucu bulacaktım."},{"pos":"adv","definition":"Hiç olmazsa, hiç değilse, o hâlde, öyleyse","example":null}]},"BARİKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanılarak yapılan engel","example":null}]},"BARİSFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağının, yoğunluğu ve katılığı çok olan bölümü","example":null}]},"BARİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baryum oksit veya baryum hidroksit","example":null}]},"BARİTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tenor ve bas arasındaki erkek sesi","example":"Önce klarnetle ezgisini çalar, arkasından gür bariton sesiyle bir dörtlük söylerdi."},{"pos":"n","definition":"Basso ile alto arasında ses veren, pistonlu bir tür ağız çalgısı","example":null}]},"BARİTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mol kütlesi 233,4 g, bozunma noktası 1580 derece olan, rombik kristal yapıda, suda çözünmeyen, kağıt dolgu maddesi ve matbaa mürekkebi yapımında kullanılan bir madde","example":null}]},"BARİYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir yolu kapamak için konulan engel","example":null},{"pos":"n","definition":"Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır engel","example":null}]},"BARİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık","example":null}]},"BAS":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayağını bir yere koymak, üzerine ağırlık vermek (basmak)","example":"Düğmeye bas."},{"pos":"n","definition":"En kalın erkek sesi","example":null}]},"BASAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi","example":null}]},"BASAMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, faz","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri","example":"Koşarak basamaklara yürüdü, merdivenleri bir solukta çıktı."}]},"BASAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görme organı","example":null},{"pos":"n","definition":"İleriyi görme, algılama yetisi","example":null}]},"BASARNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismin bir yanını kaldıraçla yükseltme işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Dalyanın kapak yeri","example":null}]},"BASARİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görme ile ilgili","example":null}]},"BASEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun bel ile kalça arasındaki bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Kıtasal uzantıdan okyanus ortası sırtlarına kadar devam eden ve 4000-5000 metre derinliği olan deniz dibi","example":null}]},"BASI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez ve benzerine yazı, resim çıkarma işi","example":null}]},"BASIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşağı olan, yüksek(te) olmayan yer","example":"Arka sokağa bakan, dar, basık tavanlı, ışıksız bir yerdi."},{"pos":"adj","definition":"Basılmış; yassılaşmış","example":"Başına, arkası basık, önü yüksek, çuha püsküllü bir şapka giymiş."}]},"BASILA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basımcılıkta, provalar için \"basınız, basılsın\" anlamında kullanılan bir söz","example":null}]},"BASIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez ve benzerine yazı, resim çıkarma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bası sanatı","example":"Eski dönemlerde tabaat ile basılan kitaplar, şimdi antika değerinde sayılıyor."}]},"BASIMEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez ve benzerine yazı, resim, çıkarma işi yapılan yer","example":null}]},"BASIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü","example":null}]},"BASINÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı","example":"Gazların içinde kapalı oldukları kabın her yönüne doğru basınçları vardır."}]},"BASINÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hava taşıt araçlarında, insan organizması için yeterli basınç düzeyini sağlamak veya ayarlamak","example":null}],"lemma":"basınçlamak"},"BASKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun","example":null},{"pos":"n","definition":"Basketbolda kazanılan sayı","example":null}]},"BASKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eserin basılış biçimi veya durumu","example":"Baskı yanlışlıkları yüzünden kapatılan gazeteler vardı."},{"pos":"n","definition":"Bir maddeyi sıkıp ezen alet","example":null}]},"BASKILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Baskı altına almak","example":null}],"lemma":"baskılamak"},"BASKIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ansızın yapılan saldırı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Üstün gelen, ağır basan","example":null}]},"BASKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağırlıkları tartmaya yarayan alet","example":null},{"pos":"n","definition":"İki kolu sıra ile kalkıp inebilen, ortasından veya uçlarından birine az çok yakın değişmez bir noktaya dayanan kaldıraç","example":null}]},"BASMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde","example":null},{"pos":"n","definition":"Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler","example":null}]},"BASMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Baskın yapmak","example":"Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış."},{"pos":"v","definition":"Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb. bir araçla iz yapmak","example":null}]},"BASSO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En kalın erkek sesi","example":"Bir iri karga basso sesiyle avaz avaz öttü."},{"pos":"n","definition":"En kalın sesli orkestra çalgısı","example":null}]},"BASTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıyma ile pişirilmiş sebze","example":"Kabak bastısı. Patlıcan bastısı."}]},"BASTIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce yufka biçiminde kurutulmuş meyve ezmesi","example":null}]},"BASTIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Durmasını sağlamak, önlemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Üstünlüğünü göstermek, üstün gelmek","example":"Şişman, kısa boylu bir yüzbaşı usulsüzlükte, şarlatanlıkta, inatta hepimizi bastırıyor."}],"lemma":"bastırmak"},"BASTIRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol yapımında çakıl, kum, curuf vb. maddeleri ezmeye ve sıkıştırmaya yarayan alet","example":null}]},"BASTIRIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağırlık, baskı, yük","example":null},{"pos":"n","definition":"Kapıyı arkadan bastırmak için kullanılan ağaç dayak","example":null}]},"BASTIRIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ruh dünyasında oluşan tepkimelerin bilinç dışına yansıması","example":null}]},"BASTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yürürken dayanmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılan araç, sopa","example":"İsmet yengemin topal babası bastonunu yere vurdu."},{"pos":"n","definition":"Geminin baş tarafındaki yatık direğin dışarıya doğru uzanan parçası","example":"Gemi bastonunun altında dalga kalabalığı birikip kabarıyordu."}]},"BASTİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yelken serenine veya herhangi bir ağaca açılan delik","example":null}]},"BASUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis","example":null}]},"BASYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sapotgillerden, tohumlarından sabunculukta kullanılan bir yağ elde edilen, Asya'da yetişen bir ağaç","example":null}]},"BASİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü","example":null}]},"BASİRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği","example":null}]},"BASİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Süsü, gösterişi olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sıkıntı çekilmeden, güçlükle karşılaşmadan yapılan, eziyetsiz, emeksiz","example":"En basit şeyi yazamayacak kadar cahildi."}]},"BAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan, şimşirden yapılmış, ucu sivri bir çeşit takoz","example":null},{"pos":"v","definition":"Varlığı sona ermek","example":null}]},"BATAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak","example":"İnsan bu kumda, bir batakta gibi yürür, ayağını güç çeker, her adımda bir günlük yol zahmeti duyar."},{"pos":"n","definition":"Kötü durum, içinden çıkılmaz iş","example":"Bu bataktan kendini kurtarmaya çalıştıkça büsbütün saplandığını dehşetle görüyordu."}]},"BATAKLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok derin olmayan sularla örtülü üzerine basıldığında çöken çamurlarla kaplı bölge","example":"Stadyuma, mekteplere yakın, onların burnu dibinde olan bu dere, hakikatte bir bataklıktır."},{"pos":"n","definition":"Uygunsuz ve kötü, ahlak dışı durum","example":"Bizler kendisini bu bataklıktan kurtarmak için fazlasını bile yaptık."}]},"BATAKÇIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bataklıkları seven, bataklıklarda yaşayan bitki, hayvan","example":null}]},"BATAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sancı, ateş ve öksürükle beliren, tehlikeli bir akciğer hastalığı","example":null}]},"BATARYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çeviren araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluşan takım","example":"Elektrik bataryası. Musluk bataryası."}]},"BATERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orkestrada vurmalı çalgı takımı; davul","example":null}]},"BATERİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davul çalan kimse","example":null}]},"BATI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön","example":null},{"pos":"n","definition":"Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge","example":"Köyün garp tarafında uzanan ormanlar, gün batımında kızıl bir ışıkla kaplanırdı."}]},"BATIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İflas etmiş","example":null}]},"BATIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yürürlükten çıkarılmış, yürürlükten kaldırılmış, geçersiz, hükmü kalmamış","example":null},{"pos":"adj","definition":"Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan;, sağlam bir temele veya kanıtlara dayanmayan","example":null}]},"BATIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaklaşık olarak yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği; jenerasyon","example":"O, dördüncü batından dedesi oluyor."},{"pos":"adj","definition":"Gizli; görünmeyen","example":null}]},"BATINİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen, yalnızca sınırlı, dar bir çevreye aktarılan her türlü bilgi, öğreti","example":null}]},"BATIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kirletmesine sebep olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin sıvı veya yumuşak bir maddenin içine gömülmesine yol açmak, batmasını sağlamak","example":null}],"lemma":"batırmak"},"BATIRIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köftelik bulgur, dövülmemiş ceviz içi, soğan, domates, nane, maydanoz, tahin ve limon suyu kullanılarak yapılan, taze asma yaprağı veya lahanaya sarılarak yenilen bir salata türü","example":null}]},"BATIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kirletmesine sebep olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin sıvı veya yumuşak bir maddenin içine gömülmesine yol açmak, batmasını sağlamak","example":null}]},"BATKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş insanının durumu","example":null}]},"BATKIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Borçlarını ödeyemez duruma düşen, iflas etmiş kimse","example":null}]},"BATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığı sona ermek","example":null},{"pos":"v","definition":"İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek","example":"Onun her sözü bana batar."}]},"BATMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Miktarı bölgelere ve tartılacak şeylere göre değişen eski bir ağırlık ölçüsü","example":null},{"pos":"place","definition":"Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"BATON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayakta dengeyi veya hızı sağlamak, beyzbol, hokey, kriket gibi sporlarda itmek veya vurmak amacıyla kullanılan sopa","example":null}]},"BATSAT":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli olmayan zamanlarda, az, seyrek olarak","example":null}]},"BATTAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşe yaramaz; kullanılmaz","example":"Orada sahile çekilmiş bir battal balıkçı kayığı yan yatmış."},{"pos":"adj","definition":"En ve boyca alışılmış olandan büyük","example":null}]},"BATUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren kimse","example":null}]},"BATYAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"200-2000 metre arasında derinliği olan deniz","example":null}]},"BATİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hızlı olmayan, yavaş, ağır","example":null}]},"BATİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaş, deri veya kâğıt süslemede kullanılan bir yöntem","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu yöntemle hazırlanmış kumaş","example":null}]},"BATİSFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su üstü araçlarına çelik kablo ile bağlanmış, negatif yüzebilirliği bulunan dalış küresi","example":null}]},"BATİSKAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanılan araç","example":null}]},"BAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştırma işi","example":null}]},"BAVLI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ava alıştırılmış hayvan","example":null},{"pos":"v","definition":"Şahin ve köpeği ava alıştırmak","example":null}]},"BAVLIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şahin ve köpeği ava alıştırmak","example":null}]},"BAVUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolculukta, içine eşya konulan büyük çanta","example":null}]},"BAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cinsiyeti erkek olan yetişkin birey","example":null},{"pos":"v","definition":"Can sıkıntısı vermek, sıkmak, bunaltmak","example":null}]},"BAYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erişkin dişi insan","example":null},{"pos":"n","definition":"Kadın eş","example":null}]},"BAYAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Taze olmayan, son kullanma tarihi dolmuş olan yiyecek","example":"Dükkânlar karmakarışık, mallar bayat, kibar müşteriler birer birer çekiliyor, ayaktakımı her gün artıyor."},{"pos":"adj","definition":"Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmiş, çok söylenmiş","example":"Bayat haber. Bayat espri."}]},"BAYATI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Azeri ve Türkmen halk şiirinde mâni türü","example":null}]},"BAYATLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hava alarak bozulmak, tazeliğini yitirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmiş","example":null}],"lemma":"bayatlamak"},"BAYATSI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bayatlamaya başlamış","example":null},{"pos":"v","definition":"Bayatlamaya yüz tutmak","example":null}]},"BAYATİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde uşşak dörtlüsüne buselik beşlisi katılmasıyla yapılmış eski bir makam","example":null}]},"BAYAĞI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gereğinden çok, iyice, oldukça, epey","example":null},{"pos":"adv","definition":"Tam değilse bile ona pek yakın, aşağı yukarı","example":null}]},"BAYBURT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"BAYGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görevini yapacak yeterli gücü olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bayılmış, kendinden geçmiş","example":null}]},"BAYGINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İpek böceklerinin sindirim organlarında görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalık","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu sebeple koza yapamama durumu","example":null}]},"BAYIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek, tediye etmek","example":"Palas pandıras evden fırlayıp bir de üstüne o kadar taksi parası bayıldı .."},{"pos":"v","definition":"Baygın duruma girmek, bilinci işlemez olmak, uyur gibi olmak","example":"Anasının bayıldığını gören çocuk avaz avaz ağlamaya başlamıştı."}],"lemma":"bayılmak"},"BAYILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek, tediye etmek","example":"Palas pandıras evden fırlayıp bir de üstüne o kadar taksi parası bayıldı .."},{"pos":"v","definition":"Baygın duruma girmek, bilinci işlemez olmak, uyur gibi olmak","example":"Anasının bayıldığını gören çocuk avaz avaz ağlamaya başlamıştı."}]},"BAYINDIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş (yer)","example":null}]},"BAYIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnişli yer, dağ sırtı, tepe","example":"Biz de uğultularla denizin ardı sıra / Başka bir deniz gibi dağdan aktık bayıra"}]},"BAYIRLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yer ve yol dikleşmek","example":"Yol, yavaş yavaş bayırlaşıyor."}],"lemma":"bayırlaşmak"},"BAYKUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başında, kulak yerinde iki sorgucu bulunan, yırtıcı gece kuşlarının genel adı","example":"Baykuşlar uğursuzdu ama yeterince melun değil."}]},"BAYLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendisine gösterilen sevgi ve saygıdan veya verilen değerden yüreklenerek yersiz ve aşırı davranışlarda bulunmak","example":null}],"lemma":"baylanmak"},"BAYMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Can sıkıntısı vermek, sıkmak, bunaltmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yiyecek baygınlık vermek, mideyi bulandırmak; midede ezinti yapmak","example":null}]},"BAYPAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun bir yerinden alınan damarı tıkanmış başka bir damarın yerine koymak suretiyle yapılan tedavi","example":null},{"pos":"n","definition":"Devre dışı bırakma","example":null}]},"BAYRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devleti ya da kuruluşu simgeleyen renkli kumaş","example":"Bayrak rüzgârda dalgalanıyordu."}]},"BAYRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku","example":null},{"pos":"n","definition":"Millî veya dinî bakımdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler","example":"Cumhuriyet bayramı. Şeker bayramı."}]},"BAYRI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan","example":null}]},"BAYSAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Huzur ve refah içinde olan","example":null}]},"BAYTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan hastalıklarını tedavi eden uzman","example":null}]},"BAYİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli maddeleri satma izni olan kimse, dükkân veya kuruluş","example":null}]},"BAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin temelini oluşturan","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde","example":null}]},"BAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mobilyanın uzunluğunca konulan dar ayak","example":null},{"pos":"n","definition":"Dolap gövdesinin zemine düzgün oturmasına yarayan çerçeve şeklindeki kaide","example":null}]},"BAZAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bazı çok olan tuz veya bazın özelliklerini taşıyan madde","example":null}]},"BAZALT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyu renkli, sert, bir çeşit yanardağ kültesi","example":null}]},"BAZAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli olmayan zamanlarda, az, seyrek olarak","example":null}]},"BAZEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli olmayan zamanlarda, az, seyrek olarak","example":"Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz."}]},"BAZI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli olmayan zamanlarda, az, seyrek olarak","example":null}]},"BAZLAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sacda pişirilmiş yuvarlak ekmek","example":null},{"pos":"n","definition":"Tatlısı bol, kalın gözleme","example":null}]},"BAZOFOBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinirsel veya ruhsal bozukluktan ileri gelen yürüyememe hastalığı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yürürken düşme korkusu","example":null}]},"BAZOFİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alkali özelliği üstün olan bitki","example":null}]},"BAZUKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öz itmeli mermi atan, genellikle zırhlı araçlara karşı yakın savaş sırasında kullanılan hafif silah","example":null}]},"BAZİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Baz niteliği gösteren","example":null},{"pos":"adj","definition":"Birleşiminde asit ve baz ağırlığı oranı normal tuza göre az, fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan tuz","example":null}]},"BAZİLİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçi, ortadaki yüksek, yanlardakiler daha alçak olmak üzere iki sıra sütunla üç salona ayrılmış, dikdörtgen biçiminde büyük kilise","example":null},{"pos":"n","definition":"Kral sarayı","example":null}]},"BAZİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazit mantarların üreme organı","example":null}]},"BAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden, bir kimseden zorbalıkla alınan para","example":"Galata'da baç alınan evler bir gece içinde istiklallerini ilan ederek en meşhur hamilerini kovmuşlardı."},{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu'nda gümrük vergisi","example":null}]},"BAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şeyi birbirine bağlayan ip vb.; ilgi","example":"Ayakkabının bağı çözüldü."},{"pos":"n","definition":"Üzüm bahçesi","example":null}]},"BAĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hücrelerin aşırı çoğalmasıyla insan, hayvan veya bitki dokularında oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru","example":null},{"pos":"n","definition":"Kaplumbağalardan, çok sert ve kemiksi bir kabuk içinde yaşayan, ağır yürüyüşlü, dört ayaklı, sürüngen hayvan","example":null}]},"BAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru","example":null},{"pos":"n","definition":"Ölü doğan kuzunun derisi","example":null}]},"BAĞBOĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çit sarmaşığıgillerden, ince uzun ipliksi saplarıyla, asma, baklagiller ve bazı meyve ağaçlarına sarılarak onları sömüren, klorofilsiz bir asalak bitki","example":null}]},"BAĞCIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağlama işinde kullanılan şerit biçiminde bağ","example":null}]},"BAĞDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayağa vurulan, ipten, ağaçtan veya demirden yapılan köstek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birkaç şeyi birbirine geçirerek bağlamak","example":null}]},"BAĞDADİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ağaç direkler üzerine çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılan duvar veya tavan","example":"Eski bir deponun ön tarafında, depodan bağdadî bölmelerle ayrılmış harap bir odaydı."},{"pos":"n","definition":"Yapılarda kullanılan çıta","example":null}]},"BAĞDALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşürmek için ayağını birinin ayaklarına takmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Güreşte rakibe ayak sarması takmak","example":null}],"lemma":"bağdalamak"},"BAĞDAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birkaç şeyi birbirine geçirerek bağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"İçinden çıkılmayacak bir duruma getirmek; kördüğüm etmek","example":null}]},"BAĞDAT":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Irak ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BAĞDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağ ayağı sol uyluğun, sol ayağı sağ uyluğun altına alarak oturma biçimi","example":null},{"pos":"v","definition":"Aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak, antant kalmak","example":"Gerçekle bağdaşmayan ihtiraslar, insanın duygusunu hüzünden tedirginliğe hatta tiksintiye kadar zorluyor."}]},"BAĞDAŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her yeri aynı özelliği gösteren","example":null}]},"BAĞDAŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tutarlı olma durumu, birbirini tutma","example":null}]},"BAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad","example":null}]},"BAĞIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye göre olan, varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen","example":"Analık bağıl bir haldir, çünkü bir çocuğun varlığına bağlıdır"},{"pos":"n","definition":"Başka bir cisme uyarak sürüklenen, aynı zamanda kendine özgü bir kımıldanışı da bulunan bir cismin görünürdeki bu kımıldanışının niteliği","example":null}]},"BAĞILDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beşikteki çocuğun düşmemesi için beşiğe sarılıp bağlanan, kumaştan yapılmış enli bağ","example":null},{"pos":"n","definition":"Kadınların âdet zamanında bağladıkları bez","example":null}]},"BAĞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin veya bir kimsenin gücü ve etkisi altında bulunma durumu; tabiiyet","example":null}]},"BAĞIMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bağım altına sokmak, etkisi altında tutmak","example":null}],"lemma":"bağımlamak"},"BAĞIMLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan","example":null}]},"BAĞIMSIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür","example":"Yargı yetkisi bağımsız mahkemelerce kullanılır."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse","example":"... Meclis dışındaki bağımsızlardan olmak üzere, siyasi parti gruplarından, oranlarına göre, üye alınır."}]},"BAĞIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hendek veya temel çukuru kazılırken yandaki toprakları tutmak için yere yan yana çakılan ve kavramalarla birbirine tutturulan kalın tahtalarla kurulan düzen","example":null}]},"BAĞINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Var olabilmek veya belirlenebilmek için, bağıntı yolu ile başka bir şeye bağlı bulunma durumu, görece olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik","example":"Bir dairenin r yarı çapı ile alanı arasında şöyle bir bağıntı vardır: S=r²."}]},"BAĞIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü","example":null},{"pos":"v","definition":"(Telaş, şikâyet vb. sebeplerle) yüksek ve gür ses çıkarmak","example":"Yaşasın hürriyet diye bağırsa ismi tarihe geçecekti."}]},"BAĞIRGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bağırıp çağıran, tepkisini hemen ve sert bir biçimde dışa vuran","example":"Şiirlerindeki mistik hava ile yaşamındaki bu bağırgan, çocuksu yaklaşım, çoğu kimseyi yadırgatırdı."}]},"BAĞIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"(Telaş, şikâyet vb. sebeplerle) yüksek ve gür ses çıkarmak","example":"Yaşasın hürriyet diye bağırsa ismi tarihe geçecekti."},{"pos":"v","definition":"Yüksek sesle azarlamak","example":"Bu kızcağıza hep bağırıyor"}]},"BAĞIRSAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirim organının mideden anüse kadar olan, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan oluşan bölümü","example":null}]},"BAĞIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağırma sesi","example":null}]},"BAĞIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin ya da kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem","example":null}]},"BAĞITLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sözleşmeyle sonuçlandırmak","example":null}],"lemma":"bağıtlamak"},"BAĞIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılık beklemeden birine verilen şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Bağışlama işi veya biçimi","example":null}]},"BAĞIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan","example":"Çiçek aşısı, çiçek hastalığına karşı insanı bağışık kılar."},{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan; muaf","example":null}]},"BAĞIŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek","example":"Falanca bütün malını Kızılay'a bağışladı"},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek; affetmek","example":"Çocuk elindeki çiçek demetini kumandanın ayağı altına atarak, babamı bağışlayınız, diyordu."}],"lemma":"bağışlamak"},"BAĞKESEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kın kanatlılarından, başı ve makasları iri bir böcek","example":null}]},"BAĞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yere veya bir şeye iliştirmek, tutturmak","example":"Bu konuyu buraya nasıl bağladın ?"},{"pos":"v","definition":"Düğüm yaparak bağlamak","example":null}],"lemma":"bağlamak"},"BAĞLAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, sözün gelişi, sözün önü arkası","example":"Cümlenin bağlamını doğru anlamak için, kelimenin kullanıldığı konteksi göz önünde bulundurmak önemlidir."},{"pos":"n","definition":"Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı","example":null}]},"BAĞLAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk halk müziğinde kullanılan, gövdesi ağaçtan oyularak yapılmış, telli, uzun saplı çalgı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yapılarda duvarları birbirine bağlayan aynı zamanda demir yollarında da kullanılan kiriş","example":"Mühendis, köprü yapımında hem duvar bağlantısı hem de ray destekleri için putrel tercih etti."}]},"BAĞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yere veya bir şeye iliştirmek, tutturmak","example":"Bu konuyu buraya nasıl bağladın ?"},{"pos":"v","definition":"Düğüm yaparak bağlamak","example":null}]},"BAĞLANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması; ilişki","example":"Kar yüzünden çevre ile bağlantı kesildi."}]},"BAĞLANIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağlanma işi veya biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Siyasal veya sosyal konularda yan tutma","example":null}]},"BAĞLANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey yapma sorumluluğunu alma","example":null},{"pos":"n","definition":"İki şey arasında ilişki sağlayan bağ","example":"Bütün ulaştırma bağlantıları tahrip edilmiştir."}]},"BAĞLAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağlayan kelime türü; Ve, ya, veya, ya da birer bağlaçtır","example":"Türkçe dilbilgisinde \"ve\", \"ama\", \"ancak\" gibi kelimeler rabıt görevi görür ve cümleleri birbirine bağlar."}]},"BAĞLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey yapmak için birbirine antlaşma veya sözleşme ile bağlanmak","example":null}],"lemma":"bağlaşmak"},"BAĞLAŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aralarında anlaşma veya sözleşme sağlanmış olan kimse veya topluluk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sonuç, sebep gibi birbiriyle sıkı sıkıya bağlı ve karşılıklı bağımlı olan nesne, terim","example":null}]},"BAĞLAŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görüntü ve ses kuşakları arasındaki bağ","example":null},{"pos":"n","definition":"Aralarında ortak çıkar bulunan devletler ilişkisi","example":null}]},"BAĞNAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen","example":null}]},"BAĞRIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haykırma sesi","example":null},{"pos":"v","definition":"Birlikte veya karşılıklı bağırmak","example":"Bizden büyücek birkaç oğlan bağrışırdı."}]},"BAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun boyundan yukarıda kalan bölümü, kafa","example":"Başını kaldırıp gökyüzüne baktı."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin en önü, başlangıcı","example":null}]},"BAŞAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerin taneleri taşıyan kılçıklı başı","example":null},{"pos":"n","definition":"Tarlalarda, bağlarda dökülmüş veya tek tük kalmış olan ürün","example":null}]},"BAŞAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tarlalarda, bağlarda kalmış döküntüleri toplamak","example":null}],"lemma":"başaklamak"},"BAŞAKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu","example":null}]},"BAŞALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğuşları","example":"Bütün tayfa sandıklarını ve torbalarını başaltıdan güverteye taşımışlardı."}]},"BAŞAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi istenilen biçimde bitirmek","example":"Projeyi bu kadar kısa sürede konuşmak, ekibin başarısını gösteriyor."}],"lemma":"başarmak"},"BAŞARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işte elde edilen yararlı sonuç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir işi istenilen bir biçimde bitirme işi","example":null}]},"BAŞARIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sporcunun yapabileceği en iyi derece","example":null},{"pos":"n","definition":"Elde edilen bir başarı","example":null}]},"BAŞARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi istenilen biçimde bitirmek","example":"Projeyi bu kadar kısa sürede konuşmak, ekibin başarısını gösteriyor."}]},"BAŞAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, dominant, başat","example":null}]},"BAŞAĞAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yıl halkaları çember biçiminde görüntü veren ağaç","example":null}]},"BAŞBAKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hükûmetin ve Bakanlar Kurulunun başı, kabinenin başı","example":null}]},"BAŞBAYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet büyüklerinin eşi","example":null}]},"BAŞBAYİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dağıtım işinde bütün bayilerin bağlı bulunduğu ana bayi","example":null}]},"BAŞBUĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu'nda savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşturulan birliğin veya milis güçlerinin komutanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Eski Türklerde baş, başkan, komutan","example":null}]},"BAŞESER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi türünde mükemmel olan, üstün ve kalıcı nitelikte eser","example":null}]},"BAŞESKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeniçeri bölüklerinin en kıdemsiz subayı ve erlerinin en kıdemlisi","example":null},{"pos":"n","definition":"En kıdemli kimse","example":null}]},"BAŞFİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En iyi ürün için tespit edilen fiyat","example":null}]},"BAŞHAKEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarışmayı veya oyunu yöneten hakemlerin başı","example":null}]},"BAŞHEKİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hastaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim","example":null}]},"BAŞIBOŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan","example":"Başıboş yaşayışa alışkın değildir."},{"pos":"adj","definition":"Bağlanmamış, serbest bırakılmış","example":"İstanbul'un başıboş köpekleri rahatça ömür sürmektedirler."}]},"BAŞKA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Konu edilen, bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak başkası, başkaları biçiminde kullanılan bir söz","example":"İkimizden başkasının bilmediği bir adı vardı onun."},{"pos":"adj","definition":"Bilinenden ayrı, değişik, farklı","example":"Başka bir eve taşındık"}]},"BAŞKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir topluluğun, bir toplantının veya bir derneğin başında bulunan kimse","example":"Derneğin başkanlık görevine getirilen reis, yeni projeler üzerinde çalışmaya başladı."},{"pos":"n","definition":"Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin başı","example":null}]},"BAŞKASI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Diğer bir kişi, herhangi bir kimse","example":"Bir başkasını gönderir, soruşturmayı daha da derinleştirirlerdi."}]},"BAŞKATİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir resmî dairede veya kuruluşta çalışan kâtiplerin başı","example":"İki üç gün sonra kendisine saraydaki başkâtibin bir kâtibi gelmiş."}]},"BAŞKENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devletin yönetim merkezi olan şehir; devlet merkezi","example":"Bir akşam, bu servetle başkentin en şık pavyonuna gitmişti."}]},"BAŞKESİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağacın boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yıl halkalarının çember biçiminde görüntü verdiği yüzey","example":null}]},"BAŞKÖŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde en saygın kişinin veya büyüklerin oturması için ayrılan yer","example":"Suya en başköşeyi ayırmalarının nedeni de iyi suyun, hemen hemen memleketimizin dört bucağından fışkırmasıdır."}]},"BAŞKİŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eserde başrolü oynayan kişi","example":null}]},"BAŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işe girişmek (başlamak)","example":"Hadi, oyuna başla!"}]},"BAŞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli bir varlık kazanmak, ortaya çıkmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Görülür duruma gelmek, görülür olmak, gözükmek","example":"Dağların ardından güneş yavaş yavaş görünmeye başladı."}]},"BAŞLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başı olan","example":"O zaman kırmızı başlı kibritler vardı ya."}]},"BAŞLICA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"En önemli, başta gelen, temel","example":null}]},"BAŞLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle başı korumak için giyilen şapka","example":"İyi ki güneş açmış, sıcak basmış da başlığını sıyırınca yüzünü görmüş tanımışlardı."},{"pos":"n","definition":"Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare","example":null}]},"BAŞMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların bütünü","example":null}]},"BAŞMÜDÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En üst düzeydeki müdür","example":null}]},"BAŞNOKTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başlangıç noktası","example":null}]},"BAŞODA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geleneksel Türk evinde özellikle konukların ağırlandığı büyük ve özenle döşenmiş oda","example":null}]},"BAŞPAPAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı kiliselerin papazlarına, öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan","example":null}]},"BAŞRAHİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Manastırlarda en kıdemli ve yönetimden sorumlu rahip","example":null}]},"BAŞROL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başoyuncunun rolü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir filmin veya bir tiyatro eserinin başkişisini canlandırma işi","example":null}]},"BAŞSAVCI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En üst düzeydeki savcı","example":null}]},"BAŞTA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Özel olarak, ayrı bir önem verilerek","example":null},{"pos":"adj","definition":"En önde olan","example":null}]},"BAŞTABAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yunan ve Roma mimarlıklarında, sütunların üstüne oturan ve iki sütun arasındaki uzaklığın üstünü örten büyük, uzun taş kirişlerin oluşturduğu bölüm","example":null}]},"BAŞTABİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hastaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim","example":null}]},"BAŞTAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başından alarak, bir kez daha","example":"Yanlış yaptığım için projeyi gene baştan yapmam gerekecek."}]},"BAŞTARDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı donanmasında yer alan kadırga cinsinden bir tür savaş gemisi","example":null}]},"BAŞUCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerin düşeyinin gök küreyi kestiği nokta","example":null}]},"BAŞUZMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En yüksek düzeyde bulunan uzman","example":null}]},"BAŞVEKİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hükûmetin ve Bakanlar Kurulunun başı, kabinenin başı","example":"Başvekil olan Ahmet Vefik Paşa hemen arabasına atlayıp gitmiş."}]},"BAŞVUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanmak, İsteği, dileği belirtmek için herhangi bir işlem başlatmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir işin yapılması için bir kimsenin aracılığını istemek","example":"Fakat ben ona başvurmadan belki Hatice bana müracaat eder."}],"lemma":"başvurmak"},"BAŞVURU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma; bilgiye ulaşma","example":null},{"pos":"n","definition":"Başvurma işi","example":null}]},"BAŞYAPIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi türünde mükemmel olan, üstün ve kalıcı nitelikte eser","example":null}]},"BAŞYAVER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaverlerin başı olan kimse","example":null}]},"BAŞYAZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gazete veya derginin başyazılarını yazan kimse","example":"Tanin gazetesine ve başyazarına pek şiddetli bir dille çatmaktan kendimi alamamıştım."}]},"BAŞYAZI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı","example":"Demokrasi ve adalet konusunda, hem nalına hem mıhına, bir başyazı düşünmüştü."}]},"BAŞYEMEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geleneksel Türk mutfağında çorbadan sonra gelen en önemli yemek","example":null}]},"BAŞÇAVUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Astsubaylığın beşinci basamağı","example":"Başçavuş, kalabalığı dağıtmaya çalışan jandarmalara seslendi."},{"pos":"n","definition":"Yeniçeri Ocağının çavuşu","example":null}]},"BAŞÖRTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü","example":null}]},"BAŞÜLKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sömürge imparatorluklarında sömürgelere egemen olan ülke","example":"Vaktiyle Hindistan'ın başülkesi Büyük Britanya idi."}]},"BAŞİMAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birden çok imam bulunan camilerde en kıdemli imam","example":null}]},"BAŞŞEHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devletin yönetim merkezi olan şehir; devlet merkezi","example":null}]},"BEBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük çocuk","example":null}]},"BEBECİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşına yakışmayacak davranışlarda bulunan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Küçük veya acınacak durumda olan bebek","example":null}]},"BEBEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük çocuk","example":null},{"pos":"n","definition":"Plastik, tahta, bez ve benzerinden yapılan insan biçiminde oyuncak","example":"Yarın seni bonmarşeye götüreceğim, beğendiğin bebeği alacağım."}]},"BEBEKÇE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bebek gibi, bebeğe yakışır biçimde","example":null}]},"BEBERUHİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevimsiz, budala, bücür erkek","example":null}]},"BECAYİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılıklı yer değiştirme","example":null}]},"BECER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güç görünen bir iş veya durumu çözmek, başarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek","example":null}],"lemma":"becermek"},"BECERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güç görünen bir iş veya durumu çözmek, başarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek","example":null}]},"BECERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Becerikli olma durumu","example":"İstanbul halkını, bilgisini, becerikliliğini siz temsil ediyorsunuz."},{"pos":"n","definition":"Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği; maharet","example":null}]},"BECET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Serçegillerden, küçük bir kuş","example":null}]},"BED":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötü; çirkin; tuhaf","example":null}]},"BEDAHET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Apaçık olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği","example":null}]},"BEDAVA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gönüllü, karşılıksız, parasız","example":null},{"pos":"adv","definition":"Herhangi bir bedel ödemeden","example":"Bedava yaşıyoruz bedava / Hava bedava, bulut bedava / Dere tepe bedava"}]},"BEDAVAYA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Para verilmeksizin, parasız olarak, karşılık verilmeyerek","example":null}]},"BEDAYİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Estetik yönü ağır basan güzellikler","example":null}]},"BEDBAHT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bahtı kötü olan, talihi olmayan","example":null}]},"BEDBİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötümser; karamsar; pesimist","example":null}]},"BEDDUA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, bu amaçla sözler söyleme","example":null}]},"BEDEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey","example":"Buna bedel içimde mumlar, mumlar, mumlar yanan bir karanlık var."}]},"BEDEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı varlıkların maddi bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Vücudun, baş, kol ve bacak dışında kalan bölümü","example":"Yemen halkı yaz günlerinde bedenlerini serinletmek için kabuğu kaynatıp içerler."}]},"BEDENEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bedeniyle; vücuduyla","example":null},{"pos":"adv","definition":"Beden gücüyle","example":null}]},"BEDENİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bedene ait, tenle ilgili","example":"Hastaları ziyarete gider, onlara bedenî yardımda bulunurlar."}]},"BEDESTEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaş, mücevher vb. değerli eşyaların alınıp satıldığı kapalı tarihî çarşı","example":"Bedestende kötü şeyler arasına karışmış antika mallar gibi bunları seçmek de herkesin işi değil."}]},"BEDEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çölde, çadırda yaşayan göçebe","example":"İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı."},{"pos":"n","definition":"Böyle bir hayat sürdüren kimse","example":"Devriyeler, isyancılara silah götüren bedevileri yakalamışlar."}]},"BEDHAH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkasının kötülüğünü isteyen; kötü yürekli","example":"İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır."}]},"BEDNAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötü ün kazanan, kötülüğü ile dillere düşen","example":null}]},"BEDÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı bitkilerde, özellikle çamlarda oluşan, katı veya yarı akışkan organik salgı maddesi, ağaç sakızı","example":null}]},"BEDİHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Besbelli; apaçık","example":null}]},"BEDİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kazak Türklerinde bir hastalığın iyileşmesi için yapılan tören","example":null}]},"BEDİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayın tam bir daire olarak dolgun, parlak görüldüğü evre","example":null}]},"BEDİRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temizlenip taranmış ve eğrilmeye hazır duruma getirilmiş yün veya pamuk topağı, yumağı","example":null}]},"BEDİİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Güzellik ölçülerine uyan; gözü gönlü okşayan; beğenilen","example":"En zengin, en bedii sokaklarımıza pis diyoruz."}]},"BEDİİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanda coşku ve hayranlık uyandıran edebiyat, müzik, resim, heykel, mimarlık, tiyatro vb. sanatlar","example":null}]},"BEGAYET":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Son derece; pek çok; aşırı","example":"Kızım, evladım, sana söyleyeceğim sözler begayet mühim, begayet naziktir."}]},"BEGONVİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akdeniz bölgesinde yaygın bir çiçek","example":null}]},"BEGONYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Begonyagillerden, dekoratif yaprakları ve renkli çiçekleri olan, pek çok çeşitleri bulunan sıcak ülke bitkisi","example":null}]},"BEGÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hint prenseslerine verilen unvan","example":null}]},"BEHER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silindir biçiminde cam deney çubuğu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sayılabilen şeylerin ayrı ayrı hepsi","example":null}]},"BEHRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm","example":null}]},"BEHİME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört ayağa sahip hayvan","example":null}]},"BEHİMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hayvanca, hayvana yakışır biçimde olan duygu","example":null}]},"BEHİŞT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî inanışlara göre dünyada iyilik yapanların, günahsızların, öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer","example":null}]},"BEJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarıya çalan açık kahverengi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bej renginde olan","example":null}]},"BEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu","example":null},{"pos":"n","definition":"Kalecinin önünde yer alan, kaleyi savunan oyunculardan her biri","example":null}]},"BEKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalıcı olma durumu, sonsuzluk","example":"Fakat böyle bir zevk ve huzurun devam ve bekası olamaz."}]},"BEKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlenmemiş kimse","example":"Bekârdı, evlenmeye vakit bulamamıştı."},{"pos":"n","definition":"Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota işareti","example":null}]},"BEKARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğal olma durumu, tazelik","example":null},{"pos":"n","definition":"Günahsızlık, temizlik, ahlak temizliği","example":null}]},"BEKAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çullukgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, 32 cm uzunluğunda, tüyleri kahverengi ve kül rengi, göçebe, eti için avlanan, uzun gagalı, göçmen bir kuş","example":null}]},"BEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin gelmesini ya da bir şeyin olmasını umarak durmak (beklemek)","example":"Beni kapıda bekle."}]},"BEKLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin olmasını istemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Aramak, istemek","example":"Bu tecrübeli deniz kurdunun muhakkak bir beklediği var."}]},"BEKLENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleşmesi beklenen ve istenen şey","example":"Ondan beklentimi çarçabuk unuttum."},{"pos":"n","definition":"Bireyin belli şart ve durumların alacağı biçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki öngörüşü","example":null}]},"BEKRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçkiye düşkün, çok içki tüketen","example":null}]},"BEKÇİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse","example":"Han bekçisi, saçağın altındaki döşeğinde hâlâ uyumaktaydı."}]},"BEKİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Direnmek, ayak diremek","example":null}],"lemma":"bekinmek"},"BEKİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Direnmek, ayak diremek","example":null}]},"BEKİT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak","example":null}],"lemma":"bekitmek"},"BEKİTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak","example":null}]},"BEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gövdenin kalça ile göğüs arasındaki ince bölümü","example":"Kemerini beline taktı."}]},"BELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse","example":"Hayatta dipdiri yanmak belasından da kurtulmuştum."},{"pos":"n","definition":"İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum","example":"Kumar, toplum için büyük bir beladır."}]},"BELAGAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söz sanatlarını inceleyen bilim dalı","example":null},{"pos":"n","definition":"Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı","example":"Hakikati ifade için yazıdan ziyade resmin belagatine müracaat daha doğru olacak."}]},"BELAHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sersem veya budala olma durumu veya sersemce bir iş","example":null}]},"BELARUS":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Minsk.","example":null}]},"BELCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki kaş arası","example":null}]},"BELDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal","example":null},{"pos":"n","definition":"Şehirden küçük, köyden büyük, henüz kırsal özelliklerini yitirmemiş olan yerleşim merkezi","example":null}]},"BELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir nesnenin her yanını bir şeye değdirerek üstünü onunla kaplamak, bir nesneyi başka bir maddeye batırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Çocuğu kundaklamak","example":null}],"lemma":"belemek"},"BELEDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şehirle ilgili","example":"Millî hükûmet arzu eder ki tamamıyla sınai bir şehir olsun; bu beledi bir fikir olamaz, millî bir fikirdir."},{"pos":"adj","definition":"Bir tür pamuklu, kalın kumaş","example":null}]},"BELEDİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu örgütün bulunduğu bina","example":"Daha belediyeyi dönmüş dönmemiştim ki beynimden vurulmuşa döndüm."}]},"BELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez","example":null},{"pos":"n","definition":"Beşiğe konulan yatak","example":null}]},"BELEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir nesnenin her yanını bir şeye değdirerek üstünü onunla kaplamak, bir nesneyi başka bir maddeye batırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Çocuğu kundaklamak","example":null}]},"BELEMİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, Orta Anadolu'da tarlalarda yetişen, çiçekleri mavimsi renkte bir yıllık bir bitki","example":null}]},"BELEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnişli yer, dağ sırtı, tepe","example":null},{"pos":"v","definition":"İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek","example":null}]},"BELER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Göz, akı iyice belirecek biçimde açılmak","example":null}],"lemma":"belermek"},"BELERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Göz, akı iyice belirecek biçimde açılmak","example":null}]},"BELEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karşılıksız, emeksiz, parasız elde edilen","example":null}]},"BELEŞTEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Para verilmeksizin, parasız olarak, karşılık verilmeyerek","example":"Onlar beleşe karın doyurmaya gelmişler."}]},"BELGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.","example":"Mahkemenin elinde bu iddiaları yalanlayacak bir belge yoktu."}]},"BELGELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olgunun doğru olduğunu belge ile göstermek, ortaya çıkarmak","example":"Bazı işlerde konuşmanın yasak edilmesi, dilin toptan yetersizliğini belgelemez."}],"lemma":"belgelemek"},"BELGESEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belge niteliği taşıyan","example":null},{"pos":"n","definition":"Belge niteliği taşıyan film veya televizyon programı","example":null}]},"BELGRAD":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Sırbistan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BELGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik, belgi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi benzerlerinden ayıran özellik; alamet; nişan","example":null}]},"BELGİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belgi ile göstermek","example":null}],"lemma":"belgilemek"},"BELGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan; sarih","example":"Yalnızca beyaz elleri belgin, bir hülya kadını, dağılan bir evrenin perisi olup çıkar."}]},"BELGİSİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belirli olmayan","example":null}]},"BELGİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin yapmaya veya ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek için imzaladığı resmî kâğıt","example":null},{"pos":"n","definition":"Anonim veya komandit ortaklıklarda, ortaklık sermayesinin birbirine eşit bölümlere ayrılmış parçasından her birinin karşılığı olmak üzere, yasada gösterilen özelliklere uygun olarak düzenlenmiş değerli belge","example":null}]},"BELKİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Olsa olsa, ya ... ya, ihtimal","example":null},{"pos":"adv","definition":"Olabilir ki, muhtemel olarak","example":"İşte en basit bir sebep. Belki sadeliğinden tuhaf geliyor insana."}]},"BELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey veya kimsenin ... olduğunu düşünmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi olduğu gibi akılda tutmak, öğrenip akılda tutmak","example":"Ayça anneannesinin anlattıklarını iyice belledi ."}],"lemma":"bellemek"},"BELLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü","example":"Böylelerini dinlediğimizde, belleğimizde sözleri, hiç mi hiç, kalmaz."},{"pos":"n","definition":"Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm","example":null}]},"BELLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bellemek yetisi","example":null}]},"BELLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey veya kimsenin ... olduğunu düşünmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi olduğu gibi akılda tutmak, öğrenip akılda tutmak","example":"Ayça anneannesinin anlattıklarını iyice belledi ."}]},"BELLETEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilim kurumlarının çalışmaları ile ilgili yazı ve haberlerin yayımlandığı dergi","example":null}]},"BELLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan","example":"Bu oyun çok kısa, belli bir temsil süresi doldurmuyor."},{"pos":"adj","definition":"Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr","example":"Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin?"}]},"BELLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resim veya harfle yapılan işaret","example":null},{"pos":"n","definition":"Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla araya konulan ince, uzun karton parçası","example":null}]},"BELMOPAN":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Belize ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BELÇİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Batı Avrupa'da yer alan, resmi dilleri Felemenkçe, Fransızca ve Almanca, başkenti Brüksel olan ülke","example":null}]},"BELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nakış işlerinde bir tür motif adı","example":null}]},"BELİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saçları örmek","example":null}],"lemma":"beliklemek"},"BELİNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şaşırıp duraklamak","example":null}],"lemma":"belinlemek"},"BELİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak","example":"Yarı yola yaklaştığında, köprünün karşı ucunda, ona doğru gelen bir karaltı belirdi."},{"pos":"v","definition":"İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak","example":"İki kaşının arasında, yaşından ziyade asabiyetini ele veren birkaç çizgi belirdi."}],"lemma":"belirmek"},"BELİRGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık","example":null}]},"BELİRLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli duruma getirmek, belirli kılmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak","example":null}],"lemma":"belirlemek"},"BELİRLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan","example":null}]},"BELİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak","example":"Yarı yola yaklaştığında, köprünün karşı ucunda, ona doğru gelen bir karaltı belirdi."},{"pos":"v","definition":"İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak","example":"İki kaşının arasında, yaşından ziyade asabiyetini ele veren birkaç çizgi belirdi."}]},"BELİRSİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belirli olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen","example":"Bir ayağın yerlere sürtünmesinden çıkan, silik ve belirsiz sesi işitti."}]},"BELİRT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Açıklamak, anlatmak","example":null}],"lemma":"belirtmek"},"BELİRTEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime","example":null}]},"BELİRTKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya","example":null},{"pos":"n","definition":"Anlamla biçimin, gösterenle gösterilenin kaynaşmasından oluşan dil birimi","example":null}]},"BELİRTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun, hastalığın göstergesi olan durum veya görüntü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir olayın veya durumun anlaşılmasına yardım eden şey","example":null}]},"BELİRTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık, kolay anlaşılır, belirgin","example":null}]},"BELİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme","example":null}]},"BELİTKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belitler sistemi","example":null}]},"BELİTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belitleme kuramını ortaya koymak","example":null},{"pos":"v","definition":"Belgeye dayanarak ortaya koymak","example":null}],"lemma":"belitlemek"},"BELİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Felaket, keder, tasa","example":null}]},"BELİZE":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kuzey Amerika'da bir ülke; başkenti Belmopan.","example":null}]},"BELİĞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği olan","example":null}]},"BEMBEYAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bembeyaz, çok beyaz","example":"Öyle güzel bir bebek ki kaymak gibi bembetaz, hele bir elleri var yumak yumak."},{"pos":"adv","definition":"Pırıl pırıl, apaçık bir biçimde","example":"Bütün İzmit bir leylak demeti gibi bembeyaz, gözlerinin önüne açıldı."}]},"BEMOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren nota işareti","example":null},{"pos":"n","definition":"Böylece kalınlaştırılmış ses","example":null}]},"BEN":{"senses":[{"pos":"pron","definition":"Konuşan kişinin kendini anlattığı söz","example":"Ben de seninle geliyorum."},{"pos":"n","definition":"Deride bulunan küçük koyu leke","example":null}]},"BENBENCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendini çok öven, hep kendinden söz eden; kibirli; gururlu","example":"Hiç benbenci olamadım şu dünyada. Olmalıyım. Hiç kusura bakmadım. Bakmalıyım."}]},"BENCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bana göre, düşündüğüm gibi","example":null}]},"BENCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendini beğenen, kendini her konuda üstün gören","example":null}]},"BENCİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan","example":"Bencildir insanoğlu, bencil olduğu için de yalnız kendi dertlerini düşünür, yalnız onlara inanır."},{"pos":"adj","definition":"Bencillik öğretisine inanan","example":null}]},"BENDEGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kullar; köleler","example":null}]},"BENDENİZ":{"senses":[{"pos":"pron","definition":"Ben (alçakgönüllülükle söylenir)","example":null}]},"BENDİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alaturka çalgı aleti","example":null}]},"BENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyin üzerindeki çok küçük boyutlarda işaret","example":"Burunlar koyu renkte beneklerle kaplıdır."},{"pos":"n","definition":"Güneş lekeleri bölgelerinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm","example":null}]},"BENEKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Benek oluşmak","example":null}],"lemma":"beneklenmek"},"BENGİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sonu olmayan, hep kalacak olan, ölümsüz","example":null},{"pos":"n","definition":"Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunlarından biri","example":null}]},"BENLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ben oluşmak","example":null}],"lemma":"benlenmek"},"BENLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kendini beğenme, başkalarından üstün tutma","example":null}]},"BENMARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ısıtma veya eritme yöntemi","example":null}]},"BENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılan set; büğet","example":"Bentler, hakikaten Osmanlı medeniyeti eserlerinden örnek verecek heybetli tesislerden imiş."}]},"BENZE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki kişi veya nesne arasında, birbirleriyle eş olacak kadar ortak nitelikler bulunmak","example":"İki kardeşin konuşmaları o kadar benzerdi ki, adeta birbirleriyle çalıyorlardı."},{"pos":"v","definition":"Sanısını uyandırmak, gibi görünmek","example":"Bu çocuk akıllı bir şeye benziyor"}],"lemma":"benzemek"},"BENZEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki kişi veya nesne arasında, birbirleriyle eş olacak kadar ortak nitelikler bulunmak","example":"İki kardeşin konuşmaları o kadar benzerdi ki, adeta birbirleriyle çalıyorlardı."},{"pos":"v","definition":"Sanısını uyandırmak, gibi görünmek","example":"Bu çocuk akıllı bir şeye benziyor"}]},"BENZEMEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İskambil, okey oyunlarında farklı kâğıtların veya taşların bir araya gelmesi","example":null}]},"BENZEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Petrolün damıtılması ile elde edilen, özgül ağırlığı yaklaşık 0,65 olan, renksiz, uçucu, kendine özgü kokusu bulunan bir sıvı","example":null},{"pos":"n","definition":"Maden kömürü katranından çıkarılan hidrokarbonun bilimsel adı","example":null}]},"BENZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan","example":null}]},"BENZERİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başka bir kişiyle veya nesneyle arasında birbirini andıracak kadar ortak nitelikler bulunduran","example":null}]},"BENZET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak","example":"Ali'yi karakolda iyice benzetmişler"},{"pos":"v","definition":"Kötü duruma getirmek","example":null}],"lemma":"benzetmek"},"BENZETİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin niteliğini anlatmak için o niteliği eksiksiz taşıyan bir şeyi örnek olarak gösterme işi","example":"Bütün tumturaklı sözleri, bütün az rastlanır benzetmeleri tekrarladı."}]},"BENZETİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrenmek amacıyla benzerini yapma","example":null}]},"BENZEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan","example":null},{"pos":"v","definition":"Birbirine benzemek; müşabih olmak","example":null}]},"BENZEŞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Benzeşme özelliği gösteren","example":null}]},"BENZEŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şey arasında bazı ortak yönlerin bulunması","example":null},{"pos":"n","definition":"İki şeklin kenarlarının uzunlukları arasındaki oran değişmemekle birlikte, karşılıklı açılarının eşit bulunması durumu","example":null}]},"BENZOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Benzin ve tolüen karışımı bir akaryakıt","example":null}]},"BENZİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Petrolün damıtılması ile elde edilen, özgül ağırlığı yaklaşık 0,65 olan, renksiz, uçucu, kendine özgü kokusu bulunan bir sıvı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir tür organik yağ çözücü","example":null}]},"BENZİNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Benzin dökerek yakmak","example":"İşin bittiğinde bu arabayı benzinle."},{"pos":"v","definition":"Bir nesneyi benzine bulamak","example":null}],"lemma":"benzinlemek"},"BENİADEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan; kimse","example":null}]},"BENİLDE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şaşırıp duraklamak","example":null}],"lemma":"benildemek"},"BENİMKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çiftlerin birbirinden söz ederken ya da başka birinin diğer kişinin eşinden bahsederken kullandıkları söz","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yakın çevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanılan bir söz","example":null}]},"BENİMSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kendine mal etmek, sahip çıkmak","example":"Hititleri Türk saymanın asıl anlamı, Anadolu'yu bütün geçmişiyle benimsemekti."},{"pos":"v","definition":"Yadırgamaz olmak, hoşlanır olmak, alışmak","example":null}],"lemma":"benimsemek"},"BENİN":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Porto-Novo.","example":null}]},"BENİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüz rengi","example":null}]},"BERAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunma, temize çıkma","example":null}]},"BERABER":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Toptan, toplu olarak","example":null},{"pos":"adv","definition":"-e rağmen; -e karşın","example":"O günkü birdirbirler, köşe kapmacalar, esir almacalar çocukça olmakla beraber herhâlde daha erkekçeydi."}]},"BERABERE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir oyunda iki tarafın eşit kaldığı","example":"Maç berabere bitti."}]},"BERAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir buluşun veya o buluşu uygulama alanında kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belge","example":null},{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu'nda bir göreve atanan, aylık bağlanan, san, nişan veya ayrıcalık verilen kimseler için çıkarılan padişah buyruğu","example":null}]},"BERBAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok dağınık ve karışık, perişan halde","example":null},{"pos":"adj","definition":"İyi nitelikte olmayan, kötü","example":"Eskisinden daha berbat, iyileşmek ne gezer."}]},"BERBER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işinin yapıldığı dükkân","example":null},{"pos":"n","definition":"Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işiyle uğraşan veya bunu meslek edinen kimse","example":null}]},"BERCESTE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Seçerek ayrılmış, seçkin","example":null},{"pos":"n","definition":"Sanat değeri yüksek olan dize","example":null}]},"BERDEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ailenin kız ve erkek çocuğunun diğer ailenin kız ve erkek çocuğuyla karşılıklı olarak aynı zamanda evlendirilmesi","example":null}]},"BERDEVAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sürmekte olan; sürüp giden","example":"Yüz elli sene evvel türeyen bu âdet hâlâ da berdevam."}]},"BERDUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başıboş, serseri kimse","example":"Serseriler, berduşlar, kopuklar başlarını masalara dayayarak sabahlar burada."},{"pos":"adj","definition":"Özen gösterilmemiş, ilgilenilmemiş","example":null}]},"BERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yuvarlak, yassı ve sipersiz başlık","example":null}]},"BEREKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Alışılandan veya beklenilenden fazla ürün verme durumu, bolluk, verimlilik","example":"Çocuk gönlüm kaygılardan azade / Yüzlerde nur, ekinlerde bereket"}]},"BERELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bereli duruma getirmek","example":null}],"lemma":"berelemek"},"BERELİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Beresi olan","example":"Zaten siyah bereli kadın da hep aynı yerde idi."}]},"BERENARI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yetecek kadar, az denmeyecek kadar","example":null}]},"BERGAMOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turunçgillerden bir ağaç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın, kabuklarından reçel yapılan ve esans çıkarılan meyvesi","example":null}]},"BERGÜZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi, bir olayı hatırlatan nesne veya kişi","example":null}]},"BERHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük, harap, kullanışsız ev","example":null}]},"BERHAVA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yarar sağlamayan, yararı olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Havaya atılmış, uçurulmuş","example":null}]},"BERHAYAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hayatta olan, canlı, yaşayan kimse","example":null}]},"BERHUDAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mutluluğa erişmiş olan","example":null}]},"BERJER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arkası kabarık ve yüksek, oturacak yeri geniş koltuk","example":null}]},"BERK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan","example":null}]},"BERKEMAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mükemmel; pek iyi","example":"Kendisine olan itimat ve sevgimiz berkemaldir."}]},"BERKİ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sağlamlaşmak, güç kazanmak, pekişmek","example":null}],"lemma":"berkimek"},"BERKİMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sağlamlaşmak, güç kazanmak, pekişmek","example":null}]},"BERKİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sağlamlaşmak, güç kazanmak, pekişmek","example":null}],"lemma":"berkinmek"},"BERKİT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sağlam bir duruma getirmek","example":null}],"lemma":"berkitmek"},"BERLAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemikli balıklar takımının kemik dilligiller familyasından, 1 metre kadar uzunlukta, Brezilya'nın Nett ve Mary ırmaklarında yaşayan bir balık türü","example":null}]},"BERLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Almanya'nın başkenti","example":null}]},"BERMUDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dizlere kadar inen dar ve kısa pantolon","example":null}]},"BERMUTAT":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Alışılagelen biçimde, her zaman olduğu gibi","example":"Gece saat dokuz. Bermutat, köşk pırıl pırıl."}]},"BERN":{"senses":[{"pos":"place","definition":"İsviçre ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BERRAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Duru; temiz; aydınlık; açık","example":"Bu sabah hava berrak / Bu sabah her şey billurdan gibi"}]},"BERRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karayla, toprakla ilgili","example":null}]},"BERTARAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortadan kaldırmak, yok etmek","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kaldırılmış; giderilmiş","example":null}]},"BERTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vurma veya sıkıştırma yüzünden vücutta oluşan mor leke","example":null},{"pos":"n","definition":"Yara, çürük","example":null}]},"BERZAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yarımadayı karaya bağlayan, iki yanı su, dar kara parçası","example":"Yarımadanın berzahındaki bu geniş yol biraz tehlikeliydi."},{"pos":"n","definition":"Dinî inanışlara göre ölenlerin ruhlarının kıyamete kadar bulunduğu yer","example":null}]},"BERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"-den bu yana","example":"Altı ayı aşkın bir zamandan beri hazırlanıyordu bu yolculuk."},{"pos":"n","definition":"Konuşanın önündeki iki uzaklıktan kendisine daha yakın olanı","example":null}]},"BERİBERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle Uzak Doğu ülkelerinde B vitamini eksikliğinden ileri gelen bir hastalık","example":null}]},"BERİKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Beride olan şey veya kimse","example":"Fakat berikiler onu işitmemiş gibi masaya oturdular."},{"pos":"adj","definition":"Beride olan","example":null}]},"BERİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğada altıgen billurlar durumunda bulunan, saydam, çoğu yeşil renkli berilyum ve alüminyum silikat","example":null}]},"BERİLYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 4, atom ağırlığı 9,013, yoğunluğu 1,84 olan, 2970 derecede eriyen, zümrüt vb. taşların birleşiminde bulunan, havanın etkisine karşı ince bir oksit tabakasıyla kaplı element","example":null}]},"BESALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlü ve cesur olma durumu, kahramanca davranış","example":null}]},"BESBELLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık; apaçık; çok belli","example":"Açlığını kim duyar eğri ovaların, yanık dağların / Ölülerin duymadığı besbelli"},{"pos":"adv","definition":"Anlaşıldığına göre, anlaşılıyor ki","example":"Bu sonsuzluğun içinde işte besbelli sen de kendini kaybederek apışıp kalmışsın."}]},"BESBETER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok kötü","example":null}]},"BESEREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki hörgüçlü deve ile boz devenin melezi olan tülü devenin erkeği","example":null}]},"BESLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağzına yiyecek vermek, beslemek; karnını doyurmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Besili, yağlı bir duruma getirmek","example":null}],"lemma":"beslemek"},"BESLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız","example":"Besleme kız utandı, bütün kanı yüzüne çıktı, hemen ayağa kalktı."}]},"BESLEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız","example":"Besleme kız utandı, bütün kanı yüzüne çıktı, hemen ayağa kalktı."},{"pos":"n","definition":"Yedirip içirme yükümü","example":null}]},"BESLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağzına yiyecek vermek, beslemek; karnını doyurmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Besili, yağlı bir duruma getirmek","example":null}]},"BESLENEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Genliği hiçbir zaman sıfıra yaklaşmayan, her devirde beslenen salınım hareketi","example":null}]},"BESLENGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hizmetçi; evlatlık; besleme","example":"Sarı Sımayıl Yusuf Ağa'nın beslengisine öteden beri göz komuş."}]},"BESMELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adı ile\" anlamına gelen ve bir işe başlarken söylenilen bismillahirrahmanirrahim sözü","example":null}]},"BESTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir müzik eserini oluşturan ezgilerin bütünü","example":"Belki hâlâ o besteler çalınır / Gemiler geçmeyen bir ummanda"}]},"BESTEKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beste yapan kimse","example":null}]},"BESTELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir müzik eseri yaratmak","example":"Üstat hemen rasttan bestelediği bir şarkıyı mırıldanmaya başladı."}],"lemma":"bestelemek"},"BESİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşatmak ve geliştirmek için gereken besinleri yedirip içirme işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi istenilen durumda tutmak veya oturtmak için kullanılan takoz vb. şeyler","example":null}]},"BESİHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Besi yapılan yer","example":null}]},"BESİLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eti, yağı çok olan","example":null}]},"BESİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey","example":null}]},"BET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bereket kelimesi ile birlikte \"bolluk\" anlamında ikileme oluşturan bir söz","example":"Eve bet bereket geldi"},{"pos":"n","definition":"Beniz kelimesi ile birlikte, \"yüz rengi\" anlamında ikileme oluşturan bir söz","example":null}]},"BETA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yunan alfabesinin ikinci harfi -B","example":null}]},"BETATRON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektronları hızlandıran elektromanyetik bir araç","example":null}]},"BETER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Daha kötü; çok kötü","example":"Çöller, Yemen ellerinden beter imiş."}]},"BETON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çimentonun su yardımıyla kum, çakıl vb. maddelerle karışması sonucu oluşan sert, dayanıklı, bağlayıcı yapı malzemesi","example":null}]},"BETİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resim ve heykel sanatlarında varlıkların biçimi","example":null}]},"BETİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılı olan şey, kitap, mektup, tezkere, pusula","example":"Kanılarımız, rengimiz, görüşümüz betikte belirecek."}]},"BETİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tasarlama, bir şeyi sözle veya yazıyla anlatma, göz önünde canlandırma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi, bir kimseyi, bir olay veya duyguyu tam ve açık bir biçimde anlatan söz veya yazı","example":null}]},"BETİMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir nesnenin, kendine özgü niteliklerini tam ve açık biçimde söz veya yazı ile anlatmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Göz önünde canlandırmak","example":"Dün kitapta okuduğu türden çiçekleri betimledi ."}],"lemma":"betimlemek"},"BEVLİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıbbın idrar yolu hastalıklarını inceleyen dalı","example":null}]},"BEVVAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mahalle okullarında hademe","example":"Bevvap Salim Dayının da namaz kıldığını görmedim."}]},"BEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya verilmesi ve bunun karşılığında bir fiyat, bir değer alınması yoluyla yapılan işlem","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir asker topluluğunun başı","example":null}]},"BEYABAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumluk, susuz ve ıssız geniş arazi","example":null}]},"BEYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyi bildirme, anlatma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı","example":null}]},"BEYANAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yetkili bir kimsenin bir konuda yayın organlarına yaptığı açıklama, bildiri","example":null}]},"BEYAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kar, süt ve benzerinin rengi","example":null},{"pos":"n","definition":"Beyaz ırktan olan kimse","example":"Agni'nin iki kızı var, biri beyaz, biri siyah."}]},"BEYBABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşlı erkekler için kullanılan bir seslenme sözü","example":"Sen bana vurmazsın beybaba, sen seversin beni bilmez miyim."},{"pos":"n","definition":"Çocukların babaları için kullandığı saygı sözü","example":null}]},"BEYGİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan","example":null},{"pos":"n","definition":"Yüksekliği değişik ölçülere ayarlanabilen ve atlamalar için kullanılan beden eğitimi aracı","example":null}]},"BEYHUDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Boş yere, yararsız yere, gereksiz","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yarar sağlamayan, yararı olmayan","example":null}]},"BEYLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke","example":null},{"pos":"adj","definition":"Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan","example":null}]},"BEYNAMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Namaz kılmayan kimse","example":null}]},"BEYRUT":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Lübnan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BEYSBOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokuzar kişilik iki takım arasında bir top ve sopayla oynanan, Amerika Birleşik Devletlerinde yaygın bir çeşit oyun","example":null}]},"BEYYİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem","example":null}]},"BEYZADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soylu kimse","example":"Eşsiz bir beyzadeydi, zamanımızda artık benzeri çıkmıyor."},{"pos":"n","definition":"Bey oğlu","example":"Ben beyzade, kişizade / Her türlü dertten topyekûn azade"}]},"BEYZBOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokuzar kişilik iki takım arasında bir top ve sopayla oynanan, Amerika Birleşik Devletlerinde yaygın bir çeşit oyun","example":null}]},"BEYZİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yumurta biçiminde olan; yumurtamsı","example":"Beyzi gözlüklerinin ardında, çipil gözleri, rahatsız edici bir çabuklukla açılır kapanır."}]},"BEYİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kafatasının içindeki, düşünmeyi ve vücudu yöneten organ","example":"Beyin uykuda da çalışır."}]},"BEYİNCİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kafatasının art bölümünde ve beynin altında, hareket dengesi merkezi olan organ","example":null}]},"BEYİNSİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null},{"pos":"adj","definition":"Beyni olmayan","example":null}]},"BEYİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anlam bakımından birbirine bağlı iki dizeden oluşmuş şiir parçası","example":"Bazen bir beyit üzerinde günlerce uğraştığı olurdu."}]},"BEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pamuk veya keten ipliğinden yapılan dokuma","example":null},{"pos":"v","definition":"Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek","example":null}]},"BEZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yara veya çıban sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik","example":null},{"pos":"v","definition":"Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak","example":null}]},"BEZEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzellik veren, güzelleştiren şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri","example":null}]},"BEZEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak","example":null}],"lemma":"bezeklemek"},"BEZELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hamur topağı yapmak","example":null}],"lemma":"bezelemek"},"BEZELYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, yurdumuzun her yanında yetiştirilen, fasulyeye benzer, tırmanıcı bir bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin yuvarlak tanesi","example":null}]},"BEZELİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Süslü, süslenmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bezesi olan","example":null}]},"BEZEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak","example":null}]},"BEZEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzellik vermeye, güzelleştirmeye yarayan şey","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendini bezemek; süslenmek","example":null}]},"BEZGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzellik veren, güzelleştiren şey","example":null}]},"BEZGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş","example":"Bir ara bezgin bakışlarımla karşılaşan Şeref, toparlanmak gereği duyuyor."}]},"BEZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bez, kumaş vb. ile örtmek veya kaplamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Çocuğun altına bez koymak, çocuğu belemek","example":null}],"lemma":"bezlemek"},"BEZLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bez, kumaş vb. ile örtmek veya kaplamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Çocuğun altına bez koymak, çocuğu belemek","example":null}]},"BEZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçki meclisi, dost toplantısı","example":null}]},"BEZMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek","example":null}]},"BEZZAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaş alıp satan kimse","example":null}]},"BEZİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki, üç veya dört kişi arasında 96 kâğıtla oynanan bir çeşit iskambil kâğıdı oyunu","example":"Beybabanın bezik oynayışı da pek alengirlidir."}]},"BEZİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keten bitkisinin, yağı çıkarılan veya dövülerek hekimlikte kullanılan küçük taneleri","example":null},{"pos":"n","definition":"Keten tohumundan çıkarılan ve yağlı boya yapmak için içine renkli maddeler katılan, çabuk kurur bir yağ","example":null}]},"BEZİRGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ticaret yapan, ticaretle uğraşan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Hazreti Musa'nın dinine bağlı olan kimse","example":null}]},"BEZİRLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bezir yağı ile yağlamak, bezir yağı sürmek","example":null}],"lemma":"bezirlemek"},"BEĞEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İyi veya güzel bulmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek, onamak, uygun bulmak","example":null}],"lemma":"beğenmek"},"BEĞENCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eserin başına konulan yetkili bir kimsenin yazdığı, övücü tanıtma yazısı","example":null}]},"BEĞENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İyi veya güzel bulmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek, onamak, uygun bulmak","example":null}]},"BEĞENİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel veya çirkin yargısını verdiren duygu","example":"Kadınlar hoşgörü ve beğeniyle dansı alkışlarlar."},{"pos":"n","definition":"Güzeli çirkinden ayırma yetisi; zevk","example":null}]},"BEĞENİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Beğenme duygusu olan","example":null}]},"BEİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında farklılık","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç","example":null}]},"BEŞ":{"senses":[{"pos":"num","definition":"Dörtten sonra gelen sayı, 5","example":"Beş kardeşler."}]},"BEŞAMEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Et yemekleri için tereyağı, un ve sütle yapılan bir tür sos","example":null}]},"BEŞARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevindirici haber","example":null}]},"BEŞBIYIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Muşmula ağacının olgunlaşıp yumuşadıktan sonra yenilebilen, yuvarlak, mayhoş, buruk ve beş çekirdekli meyvesi","example":null}]},"BEŞER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan; kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Beş sayısının üleştirme biçimi, her birine beş, her defasında beşi bir arada","example":null}]},"BEŞERİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bedene ait, tenle ilgili","example":null},{"pos":"adj","definition":"İnsanoğlu ile ilgili","example":null}]},"BEŞGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beş kenarlı çokgen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu biçimde olan","example":null}]},"BEŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi beş kez yapmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin sayısını beşe çıkarmak","example":null}],"lemma":"beşlemek"},"BEŞLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi beş kez yapmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin sayısını beşe çıkarmak","example":null}]},"BEŞME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her çubuğu ayrı ayrı beş renkte olan, yollu bir çeşit kumaş","example":null},{"pos":"n","definition":"Tabaklanmamış ham deri","example":null}]},"BEŞON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beş ve on cm ölçülerinde biçilmiş kereste","example":null}]},"BEŞPENÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Derisi dikenlilerden, beş ışınlı yıldız biçiminde bir deniz hayvanı","example":null}]},"BEŞTAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beş tane taşla oynanan bir tür çocuk oyunu","example":null}]},"BEŞUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güler yüzlü; şen şakrak","example":null}]},"BEŞİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir çeşit küçük karyola","example":"Ayaklarının ucuna basarak beşiğin yanına geldi."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin doğup geliştiği yer","example":"Sırbistan'ın beşiği ve kaynağı burasıdır."}]},"BEŞİNCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Beş sayısının sıra sıfatı, sırada dördüncüden sonra gelen","example":null}]},"BEŞİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Beşi bir arada doğan kardeşler","example":null}]},"BICIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşık kemiğinin altında bulunan küçük bir kemik","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu kemikle oynanan bir oyun","example":null}]},"BICIRGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boru biçimindeki maden parçaların içini düzleştirip parlatmakta kullanılan alet","example":null}]},"BIDIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa ve tıknaz","example":null}]},"BIK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek","example":"Her gün baklava yense, ondan da bıkılır"},{"pos":"v","definition":"Dayanamaz duruma gelmek","example":"Onların geçimsizliğinden bıktım artık"}],"lemma":"bıkmak"},"BIKIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı olarak birbirinden bıkmak","example":null}],"lemma":"bıkışmak"},"BIKIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı olarak birbirinden bıkmak","example":null}]},"BIKKIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok bıkmış, usanmış, bezmiş","example":"Sevim ablanın yüzüne bıkkın bir ifade geldi, alnı kırıştı, omuzlarını silkti."}]},"BIKKINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bıkma duygusu","example":null}]},"BIKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek","example":"Her gün baklava yense, ondan da bıkılır"},{"pos":"v","definition":"Dayanamaz duruma gelmek","example":"Onların geçimsizliğinden bıktım artık"}]},"BILDIR":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Geçen yıl, bir yıl önce","example":"Bıldırdan beri tembel, ağır gölgelerin sessizce dolaştığı yolları aceleci şekiller doldurmuş."}]},"BILKI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yiyecek kokmak, yumuşamak, zedelenmek, erimek, çürümek","example":null}],"lemma":"bılkımak"},"BILKIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yiyecek kokmak, yumuşamak, zedelenmek, erimek, çürümek","example":null}]},"BINGILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Et ve sıvı yumuşaklık veya şişmanlık sebebiyle oynamak, titremek","example":"Hayvanların etleri hala bıngıldamıyor , biraz daha beklemeliyiz ."}],"lemma":"bıngıldamak"},"BIRAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine bir görev vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Aklında kalmamak, hatırlamamak","example":null}],"lemma":"bırakmak"},"BIRAKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bırakma işi","example":null}]},"BIRAKIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet","example":null}]},"BIRAKIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Savaşma, çarpışma vb. durumları karşılıklı bırakmak; ateşkes yapmak; mütareke yapmak","example":null}],"lemma":"bırakışmak"},"BIRAKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elinde tuttuğu şeyi salıvermek; bir şeyi bir yerde koyup gitmek","example":"Anahtarı masanın üstüne bırakmış."}]},"BIYIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balıklarda deri uzantısı","example":null},{"pos":"n","definition":"Asma vb. bitkilerde, sarılıp tutunmaya yarayan sürgün","example":null}]},"BIYIKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bıyığı çıkmak, bıyıklı duruma gelmek","example":null}],"lemma":"bıyıklanmak"},"BIZBIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davula sol elle vurulan ince değnek","example":null}]},"BIZDIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ufak çocuk","example":null}]},"BIÇAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sap ve çelik bölümden oluşan kesici araç","example":"Bıçağı sürte sürte ipin uzunca bir parçasını kesti."},{"pos":"n","definition":"Çeşitli kesme işlerinde kullanılan keskin ağızlı araç","example":null}]},"BIÇAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bıçakla kesmek","example":null}],"lemma":"bıçaklamak"},"BIÇAKLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bıçak koyacak yer","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bıçak yapmaya elverişli maden","example":null}]},"BIÇAKÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bıçak vb. kesici araçlar yapan veya satan kimse","example":null}]},"BIÇIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sel veya dere yatağı","example":null}]},"BIÇILGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Azmış, yayılmış yara","example":null},{"pos":"n","definition":"Hayvanların tırnak kökünde oluşan yara","example":null}]},"BIÇKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahta veya ağaç biçmekte kullanılan, karşılıklı iki sapı olan ve iki kişi tarafından kullanılan büyük testere","example":null},{"pos":"n","definition":"Motorla çalışan bir çeşit güçlü testere","example":null}]},"BIÇKIEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tomruklardan kalas, kalaslardan daha ince tahtalar kesen, boylarını ve kenarlarını düzgün ve eşit olarak düzelten iş yeri","example":null}]},"BIÇKIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Korkusuz; gözü pek; yürekli; cesur","example":"Kahve sahibi hem çok zengindi, hem çok bıçkın."}]},"BLASTULA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumurta hücresinin embriyo oluşurken gelişerek aldığı ilk biçim","example":null}]},"BLOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük, köşeli parça; sitedeki binalardan her biri","example":"B blokta oturuyoruz."}]},"BLOKAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bloke etme işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bankacılıkta bir varlığın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafından kullanılamaması durumu","example":null}]},"BLOKE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kullanılması önlenmiş; el konulmuş","example":null}]},"BLOKNOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaprakları kolayca çıkartılabilecek biçimde yapılmış not defteri","example":null}]},"BLUCİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysi yapılan bir tür mavi, kaba pamuklu kumaş","example":null}]},"BLUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür iskambil oyunu","example":null}]},"BLUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun üst bölümüne giyilen, genellikle ince kumaştan yapılan veya iplikten örülen kadın giysisi","example":"Sarı renkte incecik bir örme bluz giymiş."}]},"BLÖF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır","example":"Bu, bana bir blöften ziyade bir şantaj gibi görünüyordu."},{"pos":"n","definition":"İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı","example":"Pokerde blöf yakalama meraklısı idi."}]},"BLÖFÇÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Blöf yapan kimse","example":null}]},"BOA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların boyunlarına aldıkları yılan biçiminde dar ve uzun kürk; boyun kürkü","example":null}]},"BOALAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürüngenler sınıfının, yılanlar takımının bir bölümü","example":null}]},"BOBİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine iplik, tel, şerit vb. sarılan, kenarları çıkıntılı, ekseni boyunca delik silindir","example":null},{"pos":"n","definition":"İçinden elektrik akımı geçebilen yalıtılmış tel ile bu telin sarılı bulunduğu silindirden oluşan aygıt","example":null}]},"BOBİNAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir filmi veya mıknatıslı kuşağı bir makaradan başka bir makaraya sarma","example":null}]},"BOCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin rüzgâr almayan yanı","example":null}]},"BOCALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işte tutulması gereken yolu kestirememek, ne yapacağını bilememek, kararsız olmak","example":"Ben de karşısında ne yapacağımı bilmez, şuursuz bir esir gibi şaşkın şaşkın bocaladım durdum."},{"pos":"v","definition":"Gemi rüzgâra karşı gidemeyerek sürüklenmek","example":"Rüzgar vardı , gemi bocalıyordu ."}],"lemma":"bocalamak"},"BOCUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift parmaklılardan, eti ve yağı için beslenen evcil hayvan","example":null},{"pos":"n","definition":"Ortodokslarca kutlanan İsa'nın doğum yortusu","example":null}]},"BOCURGAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağır yükleri çekmek için manivela ile döndürülen ve döndürüldükçe çekilecek şeyin bağlı bulunduğu urganı kendi üzerine saran çıkrık","example":null}]},"BOCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağır yük taşımaya yarayan, iki kalın ve küçük tekerleği olan el arabası","example":null}]},"BODOSLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Açıklamak, belirtmek, ileri sürmek","example":null}],"lemma":"bodoslamak"},"BODRUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının yol düzeyinden aşağıda kalan bölümü","example":"Ev, bodrumu, tavan arası ve iki katıyla tam bir konak yavrusudur."}]},"BODUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boyu, uzunluğu az olan","example":"Bir av arıyormuş gibi tereddütlü adımlarla bodur böğürtlen dallarını hışırdatarak şoseye indi."}]},"BODUÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç veya topraktan yapılmış küçük su kabı","example":null}]},"BOGOTA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kolombiya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BOHEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yarınını düşünmeden günü gününe tasasız, derbeder bir yaşayışı olan edebiyat ve sanat çevresinden kimse veya topluluk","example":null}]},"BOHRİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 107, atom ağırlığı 264 olan, 25 derecede katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen yapay bir element","example":null}]},"BOHÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine çamaşır, elbise vb. koyup sarılan dört köşe kumaş","example":"Hemen hemen her giyim eşyası bohçada ve sandıkta saklanırdı."},{"pos":"n","definition":"Ufak ve seçme tütün dengi","example":null}]},"BOHÇALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bohça içine koyup sarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak","example":null}],"lemma":"bohçalamak"},"BOKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yeri veya bir işi kötü bir duruma getirmek","example":null}],"lemma":"boklamak"},"BOKLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yeri veya bir işi kötü bir duruma getirmek","example":null}]},"BOKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli kurallara uyularak yapılan yumruk dövüşü","example":"Bizim ufaklık gözünü budaktan esirgemez cinsten olduğundan boksta yaman ilerliyordu."}]},"BOKSÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli kurallara uyularak yapılan yumruk dövüşü yapan kimse","example":null}]},"BOKSİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşimi alüminyum oksit olan, cam parlaklığında, saydam ve türlü renklerde, elmastan sonra en sert mineral","example":null}]},"BOKTAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yarar sağlamayan, yararı olmayan","example":null}]},"BOL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok, bereketli; geniş (giysi)","example":"Bu yıl elma bol oldu."}]},"BOLAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş duruma gelmek","example":null}],"lemma":"bolalmak"},"BOLALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş duruma gelmek","example":null}]},"BOLAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş duruma gelmek","example":null}],"lemma":"bolarmak"},"BOLARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş duruma gelmek","example":null}]},"BOLCA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Oldukça çok; çokça","example":"Bu yıl bolca yağmur düştü."},{"pos":"adj","definition":"Oldukça geniş","example":null}]},"BOLERO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":null},{"pos":"n","definition":"Ağır ritimli bir İspanyol dansı","example":null}]},"BOLLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş duruma gelmek","example":"Biraz zayıflamış, kolalı beyaz yakalığı bollaşmıştı."}],"lemma":"bollanmak"},"BOLLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çokluk, gereğinden artık olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Her şeyin bol olduğu zaman","example":"Bu ev bollukta döşenmişti"}]},"BOLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"BOLİVYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Güney Amerika'da bir ülke.","example":null}]},"BOLİÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yahudi kadını","example":"Balat kapısından girdim içeri / Boliçeler oturmuş iki geçeli"}]},"BOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür kumar","example":null}]},"BOMBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı veya cansız hedeflere atılan, içi yakıcı ve yıkıcı maddelerle doldurulmuş, türlü büyüklükte patlayıcı, ateşli silah","example":null},{"pos":"n","definition":"Bomba biçiminde, kalın demirden kap","example":null}]},"BOMBALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli bir hedefe bomba atmak","example":null}],"lemma":"bombalamak"},"BOMBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıkıntılı ve şişmiş olma durumu","example":null}]},"BOMBOK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok kötü, çok berbat","example":null}]},"BOMBOZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok boz","example":null}]},"BOMBOŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan","example":"Güneşin doğacağı tarafa giden yol bomboştu."}]},"BONBON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şeker şerbeti içinde kaynatılarak üzeri şekerle kaplanmış meyve","example":null}]},"BONCUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cam, taş, sedef, tahta, plastik vb. maddelerden yapılan, ortası delik, çoğu yuvarlak ve renkli süs tanesi","example":null}]},"BONE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz veya kıvrımlı her çeşit yumuşak kumaş vb. maddeden yapılan başlık","example":null}]},"BONFİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasaplık hayvanlarda bel kemiğinin iki yanında bulunan ve yumuşaklığı dolayısıyla beğenilen et bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bölümden hazırlanan et dilimi","example":null}]},"BONJUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun siyah ceketle, çizgili pantolondan oluşan erkek giysisi","example":"Milâs'ın en iyi terzisine yaptırdığım bonjurumu giyerek memurlar arasına katılıyor, yaşlı başlı insanlardan ... akran muamelesi görüyorum."}]},"BONKÖR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Para ve malını esirgemeden veren","example":null},{"pos":"adj","definition":"Başkaları için hep iyilik düşünen","example":null}]},"BONMARŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde her türlü giyim, süs eşyası oyuncak vb. satılan büyük mağaza","example":null}]},"BONO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli bir sürenin sonunda, belirli bir paranın, belirli bir kimseye ödeneceğini belirten senet","example":null}]},"BOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Poker oyununda, oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar","example":null},{"pos":"n","definition":"Ortadaki miktar kadar oyuna katılma sözü","example":null}]},"BOPSTİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Züppece giyiniş biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu biçimde giyinen kimse","example":null}]},"BOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 5, atom ağırlığı 10,8, yoğunluğu 2,45 olan, tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan basit element","example":null},{"pos":"adj","definition":"İşlenmemiş, taşlık, sert, ekilmemiş toprak","example":null}]},"BORA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle arkasından yağmur getiren sert rüzgâr","example":"Boraların savurduğu karla siyah sakalı savrulup beyazlanırken bile şemsiye ve palto gibi şeyler kullanmazdı."}]},"BORAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşlenmemiş, taşlık, sert, ekilmemiş toprak","example":null}]},"BORAKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoğunlaşmış bir borik asitten türeyen sodyum tuzu","example":null}]},"BORAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rüzgâr, şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı","example":"Yazın sık sık boran olur."}]},"BORANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pirinçli, yumurtalı, yoğurtlu ıspanak vb. sebze yemeği","example":null}]},"BORASİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sert billur veya yumuşak beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı","example":null}]},"BORAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bor asidi ile bir oksidin birleşmesinden oluşan tuz","example":null}]},"BORAZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nefesle çalınan perdesiz madeni çalgı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu boruyu çalan kimse","example":"Borazanları alayın önünde topluyorlar."}]},"BORDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin veya kayığın yanı","example":null}]},"BORDALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki gemi yan yana gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Gemi başka bir gemiye çarpmak","example":null}],"lemma":"bordalamak"},"BORDO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mora çalan kırmızı renk, şarap tortusu rengi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bordo renginde olan","example":null}]},"BORDRO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir maaşın ayrıntılarını gösteren çizelge","example":null}]},"BORDÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Banyo, tuvalet, mutfak vb. ıslak zeminlerde duvar döşemeleri arasına konan motifli bir tür fayans","example":null},{"pos":"n","definition":"Kaldırımların kenarlarında bulunan taşlar","example":null}]},"BORNOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Banyodan çıkarken kurulanmak için kullanılan, önden açık, havludan yapılmış giyecek","example":"Ilık bir duş alarak bornozla odasına döndü."},{"pos":"n","definition":"Kuzey Afrika'da Berberilerin giydikleri başlıklı, geniş, kısa kollu bir üstlük","example":null}]},"BORSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı tüccarların ve özellikle sarraflarla değerli kâğıt ve tahvil alışverişiyle uğraşanların alım satım ve değişim amacıyla devlet denetimi altında iş yaptıkları yer","example":"Borsada istediği gibi oynuyordu fiyatlarla."}]},"BORU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir","example":"Soba borusu kazanın içinden geçerdi."},{"pos":"n","definition":"Nefesle çalınan perdesiz madeni çalgı","example":"Ankara'da ilk sabah boru sesinden uyandım."}]},"BORUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağlarda yetişen, kokulu, süpürge ve yakacak olarak kullanılan bir ot türü","example":null}]},"BORÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Yapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış","example":null}]},"BORÇLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılığını sonra vermek şartıyla birinden para veya bir şey almak","example":"Gerek yokken borçlanıyor ."},{"pos":"v","definition":"Manevi bir yükümlülük altına girmek","example":null}],"lemma":"borçlanmak"},"BORİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bordan türeyen asit ve anhidrit","example":null}]},"BORİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına, alt tarafa doğru bağlanan halat","example":null}]},"BOSTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sebze yetiştirilen yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Kavun, karpuz tarlası","example":null}]},"BOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür küçük deniz taşıtı","example":null},{"pos":"n","definition":"Ağaç, plastik veya kauçuktan yapılmış küçük sandal","example":null}]},"BOTANİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkileri inceleyen bilim kolu","example":null}]},"BOTSVANA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Gaborone.","example":null}]},"BOVLİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel olarak üretilmiş topla, bir bant üzerinde arkalı önlü dizilmiş kukaları uzaktan devirme amacına dayalı bir tür oyun","example":null}]},"BOY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin uzunluğu; insanın yüksekliği","example":"Boyu babasını geçti."}]},"BOYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzeye renk vermek için sürülen madde","example":"Duvarı mavi boyayla boyadık."},{"pos":"v","definition":"Bir şeye boya sürmek (boyamak)","example":null}]},"BOYAHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boya işleri yapılan yer","example":null}]},"BOYALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gelişigüzel boya sürmek","example":null}],"lemma":"boyalamak"},"BOYAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boya sürerek veya boyaya batırarak renk vermek","example":"Rastıkla, yanağındaki beni de boyadı."},{"pos":"v","definition":"Ağır söz söylemek; aşağılamak","example":null}]},"BOYANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sandalı kıçtan yürüten kısa kürek","example":null}]},"BOYAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğal veya yapay renkli madde","example":null},{"pos":"n","definition":"Tuna bölgesinde, Transilvanya'da, Rusya'da soylulara verilen unvan","example":null}]},"BOYCA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Boy bakımından","example":"Güçlü kuvvetli kız, boyca ondan en az iki karış yüksek."}]},"BOYDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlenmemiş kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Yükü olmayan yaya","example":null}]},"BOYDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri","example":null},{"pos":"adj","definition":"Aynı boyda olan","example":null}]},"BOYKOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi, bir davranışı yapmama kararı alma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimse, bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaşmak için her türlü ilişkiyi kesme","example":null}]},"BOYKOTAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boykot etme işi","example":"Evvela; 'kötüler' lakabı takılır, sonra boykotaj başlar."}]},"BOYLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yükseğe çıkmak","example":"Fakat o doludizgin kırkı boylamış bir ateşle par par yanıyordu."}],"lemma":"boylamak"},"BOYLAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen dairesiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen dairesi arasındaki açı değeri","example":null}]},"BOYLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yükseğe çıkmak","example":"Fakat o doludizgin kırkı boylamış bir ateşle par par yanıyordu."}]},"BOYLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalorifer kazanının sıcaklığından yararlanarak içindeki suyun ısıtılması sağlanan depo","example":null},{"pos":"n","definition":"Binalarda sıcak su sağlamakta kullanılan düzenek","example":null}]},"BOYNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sandalı kıçtan yürüten kısa kürek","example":null}]},"BOYNUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı hayvanların başında bulunan, tırnaksı bir maddeden, uzun, kıvrık veya çatallı korunma organı","example":null},{"pos":"n","definition":"Kurşun borudan kol alma işleminde kullanılan demirden yapılmış alet","example":null}]},"BOYNUZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boynuzlu hayvan boynuzu ile vurmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kocasını başka bir erkekle aldatmak","example":null}],"lemma":"boynuzlamak"},"BOYOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuş yuvası biçimi verilmiş milföy hamurunun içine kıyma, patates, peynir vb. malzemeler konulduktan sonra üzerine pudra şekeri veya tahin dökülerek hazırlanan bir çeşit börek","example":null}]},"BOYUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet","example":null},{"pos":"n","definition":"Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer","example":null}]},"BOYUNA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Arkası kesilmeden, sürekli ve devamlı bir şekilde","example":"Koşu boyunca soluk almadan ilerledi."},{"pos":"adv","definition":"Ene dik olarak, boyunca, uzunlamasına, tulani","example":"Zaten yol boyunca hem lezzetli hem de buz dolabına taş çıkartacak sulardan geçeceğiz."}]},"BOYUNCA":{"senses":[{"pos":"postp","definition":"Bir süre ya da uzunluk içinde, baştan sona","example":"Yol boyunca şarkı söyledik."}]},"BOYUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri","example":"Boyutları da çok farklı, ince uzun bir dergi."},{"pos":"n","definition":"Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı","example":null}]},"BOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Odunun yanmasıyla oluşan, külün akla kara arasındaki rengi","example":null},{"pos":"v","definition":"Kötü duruma getirmek","example":"Bu iki radyo istasyonu birbirini bozuyor."}]},"BOZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arpa, darı, mısır, buğday vb. tahılların hamurunun ekşitilmesiyle yapılan koyuca, tatlı veya mayhoş içecek","example":null}]},"BOZAHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boza yapılan yer","example":null}]},"BOZAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korku, heyecan vb. sebeplerle benzi sararmak","example":"Şimdi kızarıyor, şimdi bozarıyor, renk renk hareleniyordu."},{"pos":"v","definition":"Boz renge girmek","example":"Eski bozarmış çarşaf yatağın ortasında toplanmıştı."}],"lemma":"bozarmak"},"BOZARIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bozarmış olan","example":null}]},"BOZARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korku, heyecan vb. sebeplerle benzi sararmak","example":"Şimdi kızarıyor, şimdi bozarıyor, renk renk hareleniyordu."},{"pos":"v","definition":"Boz renge girmek","example":"Eski bozarmış çarşaf yatağın ortasında toplanmıştı."}]},"BOZAYI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etçiller takımının ayıgiller familyasından, 250 cm kadar uzunlukta, 8 cm kadar kuyruğu olan, esmer kahverengi karışık tüylü, iyi tırmanan ve yüzen, art ayakları üzerinde yürüyen, Avrupa ve Asya'da sık ormanlarda yaşayan bir tür","example":null}]},"BOZCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşlenmemiş, çalılık toprak; ham tarla","example":null},{"pos":"adj","definition":"Rengi boza çalan","example":null}]},"BOZDOĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir doğan türü","example":null},{"pos":"n","definition":"Yeniçeriler tarafından kullanılan ve atların eyerlerinde asılı duran altı toplu gürz","example":null}]},"BOZGEVEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yurdumuzda Erciyes dağında yetişen bir geven türü","example":null}]},"BOZGUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yenilen bir ordunun, düzen bağını yitirerek asker onurunun gerektirdiği bütün bağları bozması","example":null},{"pos":"n","definition":"Dağılarak birbirinden ayrılma","example":null}]},"BOZKIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurakçıl otsu bitkilerden oluşan, sıcak ve ılıman iklimlerde geniş alanlara yayılan, ağaçsız doğal bölge","example":null}]},"BOZKURT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok Türk destanında yer alan kutsal hayvan","example":null}]},"BOZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kulak tırmalayıcı korkunç sesler çıkararak acı acı bağırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Deve bağırmak","example":null}],"lemma":"bozlamak"},"BOZLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ezgiyle söylenen, konusu acıklı türküler","example":null},{"pos":"n","definition":"Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi","example":null}]},"BOZLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kulak tırmalayıcı korkunç sesler çıkararak acı acı bağırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Deve bağırmak","example":null}]},"BOZMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kötü duruma getirmek","example":"Bu iki radyo istasyonu birbirini bozuyor."},{"pos":"v","definition":"Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak","example":"Bir insanın aklını bozabilmesi için evvelce bu aklın mevcut olması lazım gelir."}]},"BOZRAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Rengi boza çalan","example":null}]},"BOZUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altın, gümüş, bakır, bronz, alüminyum vb. maddelerin alaşımından yapılan para","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bozulmuş olan","example":"Daracık ve bozuk kaldırımlardan çamurlu sular akıyordu."}]},"BOZUL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyük bir yenilgiye uğramak, yenilip perişan olmak, dağılmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık ve üzüntü duymak","example":null}],"lemma":"bozulmak"},"BOZULMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyük bir yenilgiye uğramak, yenilip perişan olmak, dağılmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık ve üzüntü duymak","example":null}]},"BOZUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkılganlık, mahcup olma durumu","example":null}]},"BOZUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birleşik bir madde, daha yalın bileşiklere veya bileşenlere tek yönlü olarak ayrılmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Işın etkin bir çekirdek, ışınım salarak değişikliğe uğramak","example":null}],"lemma":"bozunmak"},"BOZUNMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birleşik bir madde, daha yalın bileşiklere veya bileşenlere tek yönlü olarak ayrılmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Işın etkin bir çekirdek, ışınım salarak değişikliğe uğramak","example":null}]},"BOZUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bozulmuş bir şeyin kalan bölümleri, döküntü","example":"Giydiği şeyler hep dedesinden kalanların bozuntusu idi"},{"pos":"n","definition":"Kendinde bulunması gereken nitelikleri taşımayan kimse veya şey","example":"Taklit mal çıkaran fabrikalar, Hollywood bozuntusu şehirler istemeyiz."}]},"BOZUNUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işın etkin bir çekirdeğin ışınım salarak değişikliğe uğraması olayı","example":null},{"pos":"n","definition":"Birleşik bir maddenin daha yalın bileşiklere veya bileşenlere tek yönlü olarak ayrılması, dejenerasyon","example":null}]},"BOZUŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Arkadaşlıkları sarsılmak, aralarında anlaşmazlık çıkmak, arkadaşlık bağları kopmak, birbirine darılma","example":"Karısı ile barıştı lakin Zühtü ile bozuştu."}],"lemma":"bozuşmak"},"BOZUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Arkadaşlıkları sarsılmak, aralarında anlaşmazlık çıkmak, arkadaşlık bağları kopmak, birbirine darılma","example":"Karısı ile barıştı lakin Zühtü ile bozuştu."}]},"BOZUŞUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Araları açılmış, bozulmuş olan","example":null}]},"BOZÖRDEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tatlı sularda bulunan bir tür ördek","example":null}]},"BOÖTES":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"BOĞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak","example":"Güllü'nün boynuna sarılan Cemile, kadının hafif çilli, tombul yanaklarını öpücüklere boğdu."},{"pos":"v","definition":"Renkler uygun düşmemek","example":"Koyu yeşil renk odayı boğdu. Bu renk seni boğmuş."}],"lemma":"boğmak"},"BOĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Damızlık erkek sığır","example":null}]},"BOĞADA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıkanmak üzere hazırlanmış çamaşırın üzerine sıcak kül suyu süzme işi","example":"Karına söyle, boğadayı çok sert yapmasın, çamaşırları çürütür."},{"pos":"n","definition":"Küllü veya sodalı su ile çamaşır yıkama","example":null}]},"BOĞAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boğaz mukozasının şişmesi","example":null}]},"BOĞANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birdenbire başlayan, genellikle kısa süren şiddetli yağmur","example":null}]},"BOĞASA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İnek boğa istemek veya boğaya gelmek","example":null}],"lemma":"boğasamak"},"BOĞASAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boğaya gelmiş veya boğa isteyen inek","example":null}]},"BOĞASI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce bez, astar","example":null}]},"BOĞAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar","example":null},{"pos":"n","definition":"İki dağ arasında dar, geçmeye yarayan yer","example":null}]},"BOĞMACA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaşıcı bir hastalık","example":null}]},"BOĞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak","example":"Güllü'nün boynuna sarılan Cemile, kadının hafif çilli, tombul yanaklarını öpücüklere boğdu."},{"pos":"v","definition":"Renkler uygun düşmemek","example":"Koyu yeşil renk odayı boğdu. Bu renk seni boğmuş."}]},"BOĞUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güçlükle çıkan ses","example":null}]},"BOĞUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce damarların veya sinirlerin yumak gibi toplandığı yer","example":"Lenf boğumları. Sinir boğumları."},{"pos":"n","definition":"Parmak, kamış, saz vb. bitkilerin şişkince bölümü","example":"Sağ elinin şehadet parmağının ilk boğumuyla tetiği çekti."}]},"BOĞUMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boğum durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"boğumlamak"},"BOĞUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk","example":null},{"pos":"n","definition":"İleride meydana gelebilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak kazanç sağlama veya bir şeyi değerinden çok yükseğe satma işi","example":null}]},"BOĞUNUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güçlükle çıkan ses","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sıkıntılı; kapalı; donuk","example":null}]},"BOĞUŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek için uğraşmak, çaba göstermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Karşılıklı birbirini dövmek, birbirine vurmak","example":null}],"lemma":"boğuşmak"},"BOĞUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek için uğraşmak, çaba göstermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Karşılıklı birbirini dövmek, birbirine vurmak","example":null}]},"BOŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Haberi olmayan, haber almamış, hiçbir bilgisi olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan","example":"Güneşin doğacağı tarafa giden yol bomboştu."}]},"BOŞA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kanunlara göre eşlerden biri, aile ilişkisini kesmek","example":null}],"lemma":"boşamak"},"BOŞAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak; inhilal etmek","example":"Sınıf tamamen boşaldığında çıtı pıtı kadınla öğretmenin de onlarla birlikte gitmiş olduklarını fark etti."},{"pos":"v","definition":"Derdini, sıkıntısını, duygusunu birine anlatarak ferahlamak","example":"Derdimle öyle dolmuş ki boşalmadan evine gidemeyecek."}],"lemma":"boşalmak"},"BOŞALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak; inhilal etmek","example":"Sınıf tamamen boşaldığında çıtı pıtı kadınla öğretmenin de onlarla birlikte gitmiş olduklarını fark etti."},{"pos":"v","definition":"Derdini, sıkıntısını, duygusunu birine anlatarak ferahlamak","example":"Derdimle öyle dolmuş ki boşalmadan evine gidemeyecek."}]},"BOŞALTAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kabın içindeki havayı boşaltmaya yarayan araç","example":null}]},"BOŞALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması","example":null}]},"BOŞALTIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması","example":null},{"pos":"n","definition":"Dökme, boca etme işi","example":null}]},"BOŞAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kanunlara göre eşlerden biri, aile ilişkisini kesmek","example":null}]},"BOŞAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Çok ağlamak","example":"Tekrar göz yaşları boşandı."}],"lemma":"boşanmak"},"BOŞANMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eşlerden birinin boşanma ilamı almasıyla evlilik birliğinin son bulması","example":null}]},"BOŞANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Çok ağlamak","example":"Tekrar göz yaşları boşandı."}]},"BOŞBOĞAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yerli yersiz konuşan kimse","example":"Boşboğazı ateşe atmışlar da, odun yaş demiş"}]},"BOŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi isteyerek geri bırakmak, geciktirmek, umursamamak, ertelemek, sallamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bırakmak, ihmal etmek","example":null}],"lemma":"boşlamak"},"BOŞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi isteyerek geri bırakmak, geciktirmek, umursamamak, ertelemek, sallamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bırakmak, ihmal etmek","example":null}]},"BOŞLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde bir şey olmayan yer","example":"Dolaptaki boşluğa kitapları koydu."}]},"BOŞUNA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Boş yere, yararsız yere, gereksiz","example":null}]},"BRAKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dikişten çıkan kitapların sırtına makine ile bez geçirme","example":null}]},"BRANDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak","example":null}]},"BRANŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri","example":null}]},"BRASİLİA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Brezilya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BRAZAVİL":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kongo ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BREZİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden bazı ağaçların kırmızı boya çıkarılan odunu","example":null}]},"BREZİLYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güney Amerika'nın en geniş ülkesi olma özelliğine sahip, resmi dili Portekizce ve başkenti Brasilia olan ülke","example":null}]},"BREŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğal çimento ile lavlı, kavkılı, kabuklu, kemikli kırıntıların kaynaşmasıyla oluşmuş kütle","example":null},{"pos":"n","definition":"Doğal çimento ile lavlı, kavkılı, kabuklu, kemikli kırıntıların kaynaşmasıyla oluşmuş kütle","example":null}]},"BRIÇKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstü kapalı, kışın kızak olarak kullanılan tek atlı, yaylı hafif araba","example":null}]},"BROKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sırma veya gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş","example":null}]},"BROKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müşteri ile borsa acenteleri arasında menkul değerlerin alım satımına aracılık eden gerçek veya tüzel kişi","example":null}]},"BROKOLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hardalgillerden, küçük, yeşil yumrular hâlinde olan, haşlanarak yemeği hazırlanan bir tür sebze","example":null}]},"BROM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 35, atom ağırlığı 79,909, yoğunluğu 2,97 olan, deniz sularında az, bazı göllerde çok miktarda bulunan, kırmızı renkli, pis kokulu, zehirli, sıvı bir element","example":null}]},"BROMÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bromhidrik asidin tuzu veya eteri","example":null}]},"BRONZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyu kızıl renkte olan, bakır, çinko ve kalay alaşımı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu maddeden yapılmış olan","example":null}]},"BRONŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve bunların dalları","example":null}]},"BRONŞİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bronş ve bronşçukların iltihaplanmasıyla oluşan hastalık","example":"Bazılarının bronşiti, bazılarının romatizması azmış."}]},"BROVNİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"7,65 milimetrelik otomatik tabanca","example":null}]},"BROŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların takındıkları süs iğnesi","example":null}]},"BROŞÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle bir şeyi tanıtmayı amaçlayan, sayfa sayısı az, küçük kitap","example":null}]},"BRUNEİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke.","example":null}]},"BRÖVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye herhangi bir okulu veya öğrenim programını başarıyla tamamladığını, bir derece veya unvanı kullanmaya hak kazandığını, bir iş, sanat veya meslek dalında çalışabilme yetkisi elde ettiğini belirtmek için bir öğretim kurumu tarafından düzenlenip verilen resmî belge","example":null}]},"BRÜKSEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belçika'nın başkenti","example":null}]},"BRÜLÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten araç","example":null}]},"BRÜT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kesintisi yapılmamış, kesintisiz para","example":null},{"pos":"adj","definition":"Darası çıkarılmadan tartılan ağırlık","example":null}]},"BRİFİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açıklama","example":null}]},"BRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki direkli, seren yelkenli, birkaç top taşıyan gemi","example":null},{"pos":"n","definition":"Önde çok yüksek bir oturma yeri, arkada da boylamasına yerleştirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli, yaylı at arabası","example":null}]},"BRİKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Linyit, kömür tozu ve katran tortusundan basınçla elde edilen, tuğla biçimli yapı malzemesi","example":"Çocuklar taşları, kırılmamış briketleri, tuğlaları çarçabuk bir yana yığdılar."},{"pos":"n","definition":"Kum ve çimentonun birleştirilmesiyle elde edilen yapı malzemesi","example":null}]},"BRİKETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Briket durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"briketlemek"},"BRİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazın karadan denize doğru esen mevsim rüzgârı","example":null}]},"BRİZBİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pencerelerin çerçevesine, içeriden tutturulan bir tür ince perde","example":null}]},"BRİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört kişi arasında oynanan bir iskambil oyunu","example":"Briç masasında operetçi Muhlis Sabahattin başı çeker."}]},"BUAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik akımı devrelerinde birleştirme yapmak, akımı bir veya daha fazla kollara ayırmak için kullanılan araç","example":null}]},"BUCAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bölüm, kenar, yer veya yan","example":"Bunlardan sonra köşede, bucakta, kendi âleminde yaşayan Türkler vardı."},{"pos":"n","definition":"İlçelerin, bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri","example":null}]},"BUDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"MÖ 563-483 arasında Hindistan'da yaşadığı tahmin edilen ruhani öğretmen ve Budizm'in kurucusu","example":null},{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma getirmek","example":null}]},"BUDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dalın gövde içindeki başlangıç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm","example":null},{"pos":"n","definition":"Ağacın dal olacak sürgünü","example":null}]},"BUDAKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yayılmak, genişlemek, büyümek","example":"İnsan oğlunun idrak kābiliyeti değişip genişleyerek bundan da yeni yeni meseleler dallanmış ve budaklanmıştır."}],"lemma":"budaklanmak"},"BUDALA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir şeye aşırı düşkün","example":null}]},"BUDAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma ve benzerinin dallarını kesmek, kısaltmak","example":null}]},"BUDUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu","example":null},{"pos":"n","definition":"Aralarında töre, dil ve kültür ortaklığı bulunan, boy ve soy bakımından da birbirine bağlı insan topluluğu","example":null}]},"BUGÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde bulunduğumuz gün","example":null},{"pos":"n","definition":"İçinde bulunduğumuz çağ, zaman","example":null}]},"BUGÜNLÜK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bugün için","example":"Bugünlük söyleyebileceğim bu kadar."}]},"BUHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu","example":"Yağmur buhardan olur ama hiç bulutu andırır mı?"}]},"BUHRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplumun, bir kuruluşun veya bir kimsenin yaşamında görülen güç dönem","example":"Üç gecedir gelmiyor, o kadar buhran içindeyim ki."}]},"BUHUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî törenlerde çevrenin güzel kokmasını sağlamak amacıyla yakılan kokulu madde","example":null}]},"BUHURDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde tütsü için kullanılan maddeler yakılan kap","example":"Dağıtır gülleri boşlukta hava / Ve buhurdanda tüter amberler"}]},"BUJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Patlamalı motorlarda yakıtı tutuşturmaya yarayan araç","example":null}]},"BUKAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halka","example":"Bukağılı Baba'nın başı ucunda düşman zindanında taşıdığı bukağılar vardı."},{"pos":"n","definition":"Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek","example":null}]},"BUKAĞILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanın ayağına bukağı takmak","example":null}],"lemma":"bukağılamak"},"BUKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesnelerden yayılan küçücük zerrelerin burun zarı üzerindeki özel sinirlerde uyandırdığı duygu","example":null}]},"BUKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiçek demeti","example":"Beyaz zambaklar etrafına sıralanmış nadir yapraklarla buket fevkalade zarifti."}]},"BUKLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük lüle durumunda, kıvrımlı saç","example":"Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı."}]},"BUKLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bükülmüş iplik","example":"Paltom olmadığı için buklet yünden uzun bir ceket örmüştü."},{"pos":"adj","definition":"Bu iplikten dokunmuş giyecek","example":null}]},"BUKRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saraçların kullandığı yün kırpıntısı","example":null}]},"BUL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aranan ya da kaybolan bir şeyle karşılaşmak (bulmak)","example":"Gökyüzünde Büyük Kepçe'yi bul."}]},"BULA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin kardeşinin, dayısının veya amcasının karısı","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir nesnenin her yanını bir şeye değdirerek üstünü onunla kaplamak, bir nesneyi başka bir maddeye batırmak","example":"Çileklerin tamamını şekere buladık."}]},"BULADA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük piliç","example":null}]},"BULAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyun topraktan çıktığı yer","example":null}]},"BULAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir nesnenin her yanını bir şeye değdirerek üstünü onunla kaplamak, bir nesneyi başka bir maddeye batırmak","example":"Çileklerin tamamını şekere buladık."},{"pos":"v","definition":"Kirletmesine sebep olmak","example":null}]},"BULAMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu koyulukta yapılan çeşitli hamur yemekleri","example":null},{"pos":"adj","definition":"Karışık, oradan buradan toplanmış","example":"Az çok bulamaç olan romantizm şiirinin daha imbikten geçmiş taraflarına geldim."}]},"BULAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bulmak fiilinden: bir şeyi bulan kimse","example":"Kaybolan kediyi bulan çocuk çok sevindi."}]},"BULANIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bulutlarla kaplanmış, bulutlanmış","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bulanmış olan, duru olmayan","example":"Koltuğuna oturdu, Haliç'in bulanık sularına daldı."}]},"BULANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Duruluğunu yitirmek","example":null}]},"BULANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum","example":"Bu öneri ile karşılaştığım zaman duyduğum mide bulantısını şimdi bile duyuyorum."}]},"BULAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hastalık geçmek","example":"Valinin hızı ve coşkusu, yanındakilere de bulaşıcı bir hastalık gibi sirayet ediyordu."},{"pos":"v","definition":"İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek","example":null}],"lemma":"bulaşmak"},"BULAŞICI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birinden başkasına geçen, bulaşan","example":null}]},"BULAŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Can sıktığına, rahatsız ettiğine aldırmadan bir kimseden sürekli, yalvarırcasına istekte bulunan ve bu isteğinde direnen kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kişi ya da şeyin geride bıraktığı iz, işaret","example":null}]},"BULAŞKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bulaştığı yerden kolay temizlenemeyen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sataşma, kavga etme alışkanlığı olan","example":null}]},"BULAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hastalık geçmek","example":"Valinin hızı ve coşkusu, yanındakilere de bulaşıcı bir hastalık gibi sirayet ediyordu."},{"pos":"v","definition":"İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek","example":null}]},"BULDOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köpekgillerden, burnu basık, alt çenesi üsttekinden uzun, iri ve güçlü bir köpek türü","example":null}]},"BULDOZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önündeki geniş bıçakla toprağı sıyırıp kaldıran, tekerlekli veya paletli bir yol makinesi","example":"Dördüncü günün sabahında, işçilerden hiçbiri buldozeri kullanmaya yanaşmıyordu artık."}]},"BULGARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört telli bağlama","example":null}]},"BULGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun, hastalığın belirlenmesine yarayan olgu veya olay","example":"Kahvenin insan sağlığını olumsuz yönde etkileyerek ciddi hastalıklara yol açtığı konusunda kesin bulgular yok."},{"pos":"n","definition":"Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç, netice","example":null}]},"BULGULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yeni olayları ve bilgileri bulmak","example":null}],"lemma":"bulgulamak"},"BULGUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday","example":null},{"pos":"n","definition":"Sert ve ufak taneler durumunda yağan kar","example":null}]},"BULGURLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayırmak","example":null}],"lemma":"bulgurlamak"},"BULMACA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli biçimlerde düzenlenen ve düşündürerek, aratarak buldurmayı amaç edinen oyun","example":"Ulus gazetesinde Fikret Adil çapraz sözcük bulmacaları düzenliyor."}]},"BULMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aranan ya da kaybolan bir şeyle karşılaşmak","example":"Kayıp kediyi bulmak için her yere baktık."}]},"BULTAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ile üç yaş grubu için oluşturulmuş, üzerinde çeşitli biçimlerin ve uygun parçalarının bulunduğu zekâ oyunu","example":null}]},"BULUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerde olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir durumda olmak","example":null}],"lemma":"bulunmak"},"BULUNDUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Her zaman var etmek, eksik bırakmamak","example":"Her milletten alıcı için her şey bulundururlar orada ."},{"pos":"v","definition":"Var olmasını, hazır bulunmasını sağlamak","example":"Alıcılarımız için fazladan ürün bulundururuz ."}],"lemma":"bulundurmak"},"BULUNMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerde olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir durumda olmak","example":null}]},"BULUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sokakta bulunup alınan çocuk","example":null},{"pos":"n","definition":"Kazı veya araştırmalarla ortaya çıkarılmış olan, bazen de rast gelinerek bulunan eski çağlardan kalma eşya","example":null}]},"BULUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği","example":null},{"pos":"n","definition":"Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığınlar","example":"Mavi maviydi gökyüzü / Bulutlar beyaz beyazdı."}]},"BULUTLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acılı durumda, üzüntü duymak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bulutlarla kaplanmak","example":"Gökler bulutlanıyor rüzgâr serinliyordu / Serpilmeye başladı bir yağmur ince ince"}],"lemma":"bulutlanmak"},"BULUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlk defa yeni bir şey yaratma","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir kimse ile karşı karşıya gelmek","example":null}]},"BULUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimse ile karşı karşıya gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir yerde toplanmak","example":null}]},"BULVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şehir içinde ağaçlı, geniş cadde","example":"İki tarafı ağaçlık bir geniş bulvardan geçiyor, mütemadiyen gidiyorduk."}]},"BUMBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirim organının mideden anüse kadar olan, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan oluşan bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bağırsağa ciğer, kıyma, pirinç veya bulgur doldurularak yapılan yemek","example":null}]},"BUMBUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok soğuk","example":null}]},"BUMERANG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıvrık bir sopaya benzeyen ve fırlatıldığında geri dönen, ağaçtan yapılma bir av aracı","example":"Fırlat at uzağa / Döner gelir bumerang"}]},"BUMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Taşıt lastiği patlamak","example":null}],"lemma":"bumlamak"},"BUMLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Taşıt lastiği patlamak","example":null}]},"BUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz görmek","example":null}]},"BUNA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bu zamirinin yönelme durum eki almış biçimi","example":null},{"pos":"v","definition":"Frengi, alkolizm gibi dış sebeplerden veya yaşlılık, damar tıkanması gibi iç sebeplerle zihin gücünü yitirerek ne yaptığını bilemez duruma gelmek","example":null}]},"BUNAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çeşitli sebeplerle zihin gücünü yitirerek ne yaptığını bilemez duruma gelen (kimse)","example":null}]},"BUNAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Soluk alması güçleşmek","example":"Hoca bu son sözleri söylerken havasızlıktan bunalıyor gibi başını tavana kaldırıyor."},{"pos":"v","definition":"Çok sıkılmak, çok tedirgin olmak","example":null}],"lemma":"bunalmak"},"BUNALIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplumun, bir kuruluşun veya bir kimsenin yaşamında görülen güç dönem","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk","example":null}]},"BUNALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Soluk alması güçleşmek","example":"Hoca bu son sözleri söylerken havasızlıktan bunalıyor gibi başını tavana kaldırıyor."},{"pos":"v","definition":"Çok sıkılmak, çok tedirgin olmak","example":null}]},"BUNALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkıntı, iç sıkıntısı","example":null}]},"BUNAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İhtiyarlık yüzünden alık duruma gelme","example":"Bende bunaklık daha başlamadı, bunaklık veya sapıklık..."}]},"BUNAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Frengi, alkolizm gibi dış sebeplerden veya yaşlılık, damar tıkanması gibi iç sebeplerle zihin gücünü yitirerek ne yaptığını bilemez duruma gelmek","example":null}]},"BUNCA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok fazla","example":null},{"pos":"adj","definition":"Epey; çok","example":"Bunca zamandan sonra bu ziyaret de nereden çıkmıştı?"}]},"BUNCAĞIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bunun gibi","example":null}]},"BUNGALOV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle tahtadan yapılmış, tek katlı ev","example":null},{"pos":"n","definition":"Hindistan'da tek katlı, genellikle tahtadan yapılmış, veranda ile çevrili ev","example":"Onun hafıza ve hatırasında artık Seylan yaylasındaki kırmızı bungalov yok."}]},"BUNGUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıkıntısı olan","example":null}]},"BUNLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıkıntısı olan","example":"Erkenden yattığı biraz bunlu, gamlı gecelerde geniş kanepelerin üstünde uykusunu çekiyordu."}]},"BUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üreme organlarını ameliyatla döl veremez duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek","example":"Çamaşırı bura bura sıkarlar"}],"lemma":"burmak"},"BURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu yer","example":"En solda yarım ay biçiminde soyunma odaları ve duşlar bulunurdu ve burayı erkek çocuklar kullanırdı."}]},"BURAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlü esen rüzgâr","example":null}]},"BURCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel koku","example":null},{"pos":"v","definition":"Güzel koku yaymak","example":null}]},"BURCUMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güzel koku yaymak","example":null}]},"BURDUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"BURGATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tel ve bitkisel halatların çevresini belirten birim","example":null}]},"BURGAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hava veya suyun hızla dönüp sütun biçiminde yükselmesiyle oluşan, alanı dar bir fırtına çeşidi","example":null}]},"BURGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet","example":null},{"pos":"n","definition":"Delik açmaya yarayan delgiye takılı sarma, yivli, keskin, çelik alet","example":"Yeşil gözlerini iki burgu gibi gözlerime batırdı."}]},"BURGULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Burgu ile delmek, delik açmak","example":"Etrafı morarmış gözlerinde garip bir azap, burgulayan, soran, bir türlü ölüme teslim olmayan bir azap vardı."}],"lemma":"burgulamak"},"BURHAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir önermeyi ispatlamak için gösterilen ve daha önce doğru diye kabul edilen başka önerme","example":null}]},"BURJUVA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Orta sınıftan olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Şehirde yaşayan, özel imtiyazlardan yararlanan","example":null}]},"BURK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi burarak ekseni etrafında döndürmek","example":"Çamaşırları yıkadım , burktum ."},{"pos":"v","definition":"Üzülmesine sebep olmak, incitmek","example":null}],"lemma":"burkmak"},"BURKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi burarak ekseni etrafında döndürmek","example":"Çamaşırları yıkadım , burktum ."},{"pos":"v","definition":"Üzülmesine sebep olmak, incitmek","example":null}]},"BURKUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hafif eğri","example":"Çayları dağıtan çocuk, saat takındığı kolunu burkuk tutuyor; herkes görsün, ilk kol saatini."},{"pos":"adj","definition":"Burkulmuş olan","example":null}]},"BURKUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İç organlarda duyulan kasılma vb. hareketler","example":null},{"pos":"n","definition":"Üzüntü, sıkıntı, kırgınlık","example":null}]},"BURLESK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanat alanında ve özellikle edebiyatta rastlanan, komikliğe dayanan bir tür","example":null}]},"BURMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşken burularak kurutulan ot","example":"Arabacılık, sararsın burmayı, çalarsın kamçıyı, haylarsın hayvanı geçer gidersin."},{"pos":"n","definition":"Özel olarak güneşte kurutulan incir","example":null}]},"BURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üreme organlarını ameliyatla döl veremez duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek","example":"Çamaşırı bura bura sıkarlar"}]},"BURNAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İri ve uzun burunlu","example":null}]},"BURS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir öğrencinin öğrenimini sürdürebilmesi veya bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artırması için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca ödenen aylık para","example":"Öğrenimini tamamlaması için devlet bursuyla Almanya'ya gönderiliyor."},{"pos":"n","definition":"Bu amaçla vakfedilmiş paranın veya malın geliri","example":null}]},"BURSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"BURSİYER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Öğrenimini sürdürebilmek veya bilgi ve görgü artırabilmek için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca aylık olarak para ödenen","example":null}]},"BURTLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşlık, çalılık yer","example":null}]},"BURU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı","example":null}]},"BURUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tadı acımtırak, ekşi olan meyve","example":null},{"pos":"n","definition":"Uygun olmayan şartlar sonucu dönerek büyüyen ağacın kerestesi","example":null}]},"BURUKLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küskünlük; gücenmişlik","example":null}]},"BURUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kendini beğenme, başkalarından üstün tutma","example":null},{"pos":"n","definition":"Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı","example":null}]},"BURUNDİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Gitega.","example":null}]},"BURUNLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz görmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir kimse veya bir toplum, bir kimse, bir durum, bir düşünce ve benzerini yok saymak, ilgilenmemek","example":null}],"lemma":"burunlamak"},"BURUNSAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan yavrusunun anasından süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başlık","example":null},{"pos":"n","definition":"Hayvanların burunlarına geçirilen ip","example":null}]},"BURUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buru, sancı, bağırsak bozukluğu","example":null}]},"BURUŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey, bir kimse, bir düşünce ve benzerini kötü, iğrenç veya aşağılık bularak ondan uzak durma duygusuna kapılmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Düzgünlüğü bozulmak, üzerinde kırışık ve katlamalar olmak","example":"Daralmış, buruşmuş sof ceketi, uzamış sakalıyla işportacı Yahudilere dönmüş."}],"lemma":"buruşmak"},"BURUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey, bir kimse, bir düşünce ve benzerini kötü, iğrenç veya aşağılık bularak ondan uzak durma duygusuna kapılmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Düzgünlüğü bozulmak, üzerinde kırışık ve katlamalar olmak","example":"Daralmış, buruşmuş sof ceketi, uzamış sakalıyla işportacı Yahudilere dönmüş."}]},"BURUŞUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerginliği, düzgünlüğü kalmamış, buruşmuş olan","example":"Ama işin aslını öğrenince güldü, okşadı anacığının buruşuk yanaklarını."}]},"BURÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad","example":null},{"pos":"n","definition":"Ökse otugillerden, elma, armut, ıhlamur, kiraz, erik vb. ağaçların dalları üzerinde asalak olarak yaşayan, üzüme benzer yemiş veren, saplarından ökse çıkarılan bitki","example":null}]},"BURÇAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin mercimeğe benzeyen ve genellikle hayvan yemi olarak kullanılan tanesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, taneleri hayvan yemi olarak kullanılan yıllık bir yem bitkisi","example":null}]},"BUSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevgi göstermek için dudaklarıyla başka birisinin elini yüzünü öpme","example":null}]},"BUSELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde on üç basit makamdan biri","example":null}]},"BUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanların, arka bacaklarının gövdeye bitişik olan dolgun, etli bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsan vücudunun kalça ile diz arasındaki bölümü","example":null}]},"BUTAFOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyun için gerekli sahne eşyası","example":null}]},"BUTAN":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke.","example":null}]},"BUTLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçersiz olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Yanlışlık, haksızlık","example":null}]},"BUTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalıştırmaya yarayan düğme","example":null}]},"BUTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giyim ve süs eşyası satılan dükkân","example":null}]},"BUUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri","example":null}]},"BUY":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok üşümek","example":"Sen de titre eşek kızı, titre, buy."},{"pos":"v","definition":"Soğuktan donarak ölmek","example":null}],"lemma":"buymak"},"BUYMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok üşümek","example":"Sen de titre eşek kızı, titre, buy."},{"pos":"v","definition":"Soğuktan donarak ölmek","example":null}]},"BUYOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yatakta ısınmak için kullanılan sıcak su torbası","example":null}]},"BUYRUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz","example":null},{"pos":"n","definition":"Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi","example":null}]},"BUYRULTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü","example":null},{"pos":"n","definition":"Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan buyruk","example":null}]},"BUYUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak, bildirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Üst düzeyde bulunan biri, bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını kesin olarak söylemek","example":null}],"lemma":"buyurmak"},"BUYURGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sık sık buyruk veren, buyruk verir gibi konuşan","example":"Karısının buyurgan bilgiçliğine, yukardan ilgisine katlanabilmesi, artık son derece güç."}]},"BUYURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak, bildirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Üst düzeyde bulunan biri, bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını kesin olarak söylemek","example":null}]},"BUYURU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz","example":null}]},"BUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Donarak katı duruma gelmiş su","example":"Hep kar yağmıştı, her yer buzdu."},{"pos":"adj","definition":"Çok soğuk bir etki uyandıran şey veya kimse","example":null}]},"BUZAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni doğmuş, anne sütüyle beslenen sığır yavrusu","example":null}]},"BUZAĞILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sığır yavrulamak","example":null}],"lemma":"buzağılamak"},"BUZHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bozulabilen yiyeceklerin konulduğu, sürekli olarak soğutulan depo","example":null},{"pos":"n","definition":"Buz yapılan yer","example":null}]},"BUZKIRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Donmuş deniz, göl veya ırmaklarda ulaşımı öteki gemilere kolaylaştırmakta kullanılan, buzları kırarak yol açmak için yapılmış gemi","example":null}]},"BUZLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz suyunun donmasıyla kutup bölgelerinde oluşan buz alanı","example":null}]},"BUZLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıvının üstünde buz oluşmak, buzla kaplanmak","example":null}],"lemma":"buzlanmak"},"BUZLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yiyecek ve içecekleri soğutarak saklamak için kullanılan, buzla soğutulan kap veya dolap","example":null},{"pos":"n","definition":"Buzdolabının içinde buz yapan bölme","example":null}]},"BUZLUĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi","example":null}]},"BUZUKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağlamaya benzer, bozuk düzen çalınan bir Yunan çalgısı","example":null}]},"BUZUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kutup bölgelerinde veya dağ başlarında bulunan büyük kar ve buz kütlesi","example":null}]},"BUZÇÖZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buzu çözen, donmayı önleyen alet","example":null}]},"BUÇUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"... ve yarım","example":"Üç buçuk senedir ben bu sallantıya şahit oldum."}]},"BUĞDAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerin örnek bitkisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi","example":null}]},"BUĞRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek deve, iki hörgüçlü deve","example":null}]},"BUĞU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soğuk bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğunlaşmış sıvı","example":"Biz bile kendimizi en sadık bir aynada görmek istesek nefesimizin buğusu aynamızı bulandırır."},{"pos":"n","definition":"Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sıvı","example":null}]},"BUĞULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Buğudan geçirmek, buğuya tutmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bazı yemekleri buğu ile pişirmek","example":"Marine ettiği balığı fırında buğuladı."}],"lemma":"buğulamak"},"BUĞUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek deve, iki hörgüçlü deve","example":null}]},"BÖBREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kandaki zararlı maddeleri süzen, idrar salan, omurganın sağ ve sol yanında bulunan çift organlardan her biri","example":null}]},"BÖBÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kendini beğenme, başkalarından üstün tutma","example":"Evet ağzı ile değilse de sakalı ile böyle der, kendine için için böyle bir üstünlük böbürü yaratırdı."},{"pos":"n","definition":"Memelilerden, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, yırtıcı hayvan","example":null}]},"BÖBÜRLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":null}],"lemma":"böbürlenmek"},"BÖBÜRTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kendini beğenme, başkalarından üstün tutma","example":"Evet ağzı ile değilse de sakalı ile böyle der, kendine için için böyle bir üstünlük böbürü yaratırdı."}]},"BÖCEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı","example":null},{"pos":"n","definition":"Kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük hayvancıklar","example":"Artık onun yalnızca bir böcek ısırığı olduğunu düşünüyordum."}]},"BÖCEKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçinde veya üstünde böcek üremek","example":"Ağaç böceklendi. Mercimek böceklenmiş."}],"lemma":"böceklenmek"},"BÖCEKLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklılar dalının gerçek eklem bacaklılar alt dalından, vücutları baş, karın ve gövde olmak üzere üç bölgeli, bazı türleri kanatlı, trakea ile soluyan, ayrı eşeyli, yumurtlayan, Karbon Devri'nden beri yaşayan, hayvanlar aleminin en geniş sınıf","example":"Ağustos böceklerinin ninnileri, dızdızlarının ahengi sanki bu karanlık gölgelerde saklı haşeratı uyutuyordu."}]},"BÖCEKÇİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Böcek yiyen, böcekle beslenen hayvan veya bitki","example":null}]},"BÖCELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tahıl böceklenmek","example":null}],"lemma":"böcelenmek"},"BÖCÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı","example":null},{"pos":"n","definition":"Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet, hortlak vb. hayalî varlık","example":"Ferace ile böcü gibi çıkacak değilim ya."}]},"BÖKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ulusal ve uluslararası bir yarışmada ilk dereceyi alan, birinci olan kimse veya takım","example":null},{"pos":"n","definition":"Kahraman, güçlü kimse","example":null}]},"BÖL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok kimse aralarında herhangi bir şeyi paylaşmak, üleşmek, payını almak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birliğin bozulmasına yol açmak, parçalara ayırmak","example":null}],"lemma":"bölmek"},"BÖLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Teyze, dayı, hala veya amcanın çocuğu","example":null},{"pos":"n","definition":"Teyze, dayı, hala veya amcanın kız çocuğu; kız yeğen","example":null}]},"BÖLGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası","example":"Bölgedeki kömür havzası, yıllardır ekonominin en önemli kaynağı olarak işletilmeye devam ediyor."},{"pos":"n","definition":"Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm","example":"Özellikle kıllı bir bölgeden açtığı deliği de maharetle diktikten sonra cesedi teşrih masasından alıp ona kendi yabanlık elbiselerini giydirdi."}]},"BÖLGELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bölgelere ayırmak","example":null}],"lemma":"bölgelemek"},"BÖLGESEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan","example":null}]},"BÖLME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünü iki veya daha fazla parçaya ayırma","example":null},{"pos":"n","definition":"Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde","example":"Ortadan ayrılan bir bölmeyle de diğer nısfında Bora Reis yatıyordu."}]},"BÖLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok kimse aralarında herhangi bir şeyi paylaşmak, üleşmek, payını almak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birliğin bozulmasına yol açmak, parçalara ayırmak","example":null}]},"BÖLMEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ambalaj içinde bulunan malları birbirinden ayırmaya yarayan koruyucu parça","example":null}]},"BÖLÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bölme işlemini gösteren \"/\" veya \":\" işaretlerinin okunuşu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu","example":"A/b kesri a bölü b diye okunur."}]},"BÖLÜCÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bölme işini yapan; bölen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir topluluğu, birliği parçalama, bölme amacında olan; fesatçı; münafık","example":"Cumhuriyet devrinde benzeri görülmemiş bölücü ve yıkıcı kanlı bir iç savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı sırada..."}]},"BÖLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünü oluşturan parçaların her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Takımlardan oluşan, üçü veya dördü bir tabur oluşturan ve öbür birliklerin temeli sayılan birlik","example":"Şehre giren kuvvetlerimiz iki süvari bölüğünden ibaretmiş."}]},"BÖLÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünü oluşturan parçaların her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri; departman","example":null}]},"BÖLÜMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir bütünü bölümlere, sınıflara, eşit veya benzer olanları kümelere ayırmak","example":"Anlatacağı konuları kronolojik olarak bölümlendirdi ."}],"lemma":"bölümlemek"},"BÖLÜNGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup","example":null}]},"BÖLÜNMEZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parçalanamaz; ayrılamaz","example":"Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür."}]},"BÖLÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup","example":null},{"pos":"n","definition":"Bölünmüş parça","example":null}]},"BÖLÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklıların vücudunu oluşturan yan yana dizili parçaların her biri; halka","example":null},{"pos":"n","definition":"Zigotun bölünmesinden sonra embriyoda ortaya çıkan ve az çok birbirine benzeyen parçaların her biri","example":null}]},"BÖLÜŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok kimse aralarında herhangi bir şeyi paylaşmak, üleşmek, payını almak","example":null}],"lemma":"bölüşmek"},"BÖLÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok kimse aralarında herhangi bir şeyi paylaşmak, üleşmek, payını almak","example":null}]},"BÖLÜŞÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bölüşme, paylaşma işi","example":null}]},"BÖN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null}]},"BÖNCE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Budala; saf","example":null},{"pos":"adv","definition":"Budalaya yakışır biçimde; safça","example":null}]},"BÖREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açılmış hamurun veya yufkanın arasına, peynir, kıyma, ıspanak vb. konularak çeşitli biçimlerde pişirilen hamur işi","example":"Şerafettin'in hanımı böreği fırına yeni sürmüş, daha bir yarım saati varmış pişmeye."}]},"BÖRK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle hayvan postundan yapılan başlık","example":"Alnına bir şaplak atıp börkünü geri itmişti."}]},"BÖRKENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geviş getiren hayvanların midelerinin ikinci bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Yağmurdan veya soğuktan korunmak için giyilen ucu sivri boşluk; külah","example":null}]},"BÖRT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Suda kaynatarak pişirmek","example":null}],"lemma":"börtmek"},"BÖRTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Suda kaynatarak pişirmek","example":null}]},"BÖRTÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Haşlanarak veya ateşte biraz kızartılarak pişmiş olan","example":null}]},"BÖRÜLCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fasulyeye benzer bir bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve göbeği koyu benekli tohumu","example":null}]},"BÖYLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bu yolda, bu biçimde","example":"Böyle acıklı şeyleri ne diye yazıyorum bilmem ki?"},{"pos":"adv","definition":"Bu derece","example":"Böyle bir sevmek görülmemiştir."}]},"BÖYLECE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bu biçimde, en sonunda","example":null},{"pos":"adv","definition":"Bu biçimde, tam böyle","example":"Kadın, böylece ona bir teyze yakınlığı göstermişti."}]},"BÖĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklılardan, soluk sarı renkli, zehirli bir örümcek türü","example":null}]},"BÖĞÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri","example":null},{"pos":"v","definition":"(Telaş, şikâyet vb. sebeplerle) yüksek ve gür ses çıkarmak","example":null}]},"BÖĞÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"(Telaş, şikâyet vb. sebeplerle) yüksek ve gür ses çıkarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Öküz, manda, deve bağırmak","example":null}]},"BÖĞÜRTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Böğürme sesi","example":null}]},"BÜCÜR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ufak tefek ve kısa boylu kimse","example":null}]},"BÜFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplantılarda yiyecek ve içeceklerin konulduğu masa","example":"Kadınlar büfeye gidip bir şey yemek için bile kımıldamıyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Evlerde içine yemek takımlarının konduğu dolap","example":null}]},"BÜHTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye kasıtlı ve asılsız suç yükleme","example":null}]},"BÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen dikenli ve çok yıllık bir çalı","example":null},{"pos":"v","definition":"Kâğıt, kumaş vb. nesneleri üst üste kat oluşturacak biçimde bükmek","example":null}]},"BÜKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oynak kemikleri arasındaki açıları daraltan kasların genel adı","example":null}]},"BÜKLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akarsu kıyılarındaki verimli tarlalar","example":null}]},"BÜKLÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yolun yön değiştirdiği yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu kat","example":null}]},"BÜKMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kâğıt, kumaş vb. nesneleri üst üste kat oluşturacak biçimde bükmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Sert bir cismi bükmek","example":"Olur der gibi başını büktü. Çelik halatı büktü."}]},"BÜKREŞ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Romanya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BÜKÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bükülmüş, eğilmiş olan","example":"Az beli bükük ve gözleri biraz baygın bir ihtiyar."}]},"BÜKÜLGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Türetmede ve çekimde kelime kökleri değişikliğe uğrayan dil","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kolay eğilip bükülen","example":null}]},"BÜKÜLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bükülmüş olan","example":null}]},"BÜKÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı","example":"Cebine koyarken kâğıt yere düştü, bükümü açıldı."},{"pos":"n","definition":"Bükme işi","example":null}]},"BÜKÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dil bilgisi görevleri ve yapı bakımından, kelime köklerinin başında, içinde veya sonunda türlü değişikliklerin olması","example":null},{"pos":"v","definition":"Ağrıdan, sancıdan kıvranmak","example":null}]},"BÜKÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağrıdan, sancıdan kıvranmak","example":null}]},"BÜKÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yolun yön değiştirdiği yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Bükme sonucu oluşan biçim veya iz","example":null}]},"BÜKÜÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı","example":null}]},"BÜLBÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karatavukgillerden, sesinin güzelliği ile tanınmış olan ötücü kuş","example":null},{"pos":"n","definition":"Sesi çok güzel olan kimse","example":"Hanende Nedim Bey ki gençliğinde Boğaziçi'nin bülbülü, en sevgili kuluyken artık onun da ihtiyarlamaya, sesinin bozulmaya başladığı söylenirdi."}]},"BÜLTEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın","example":null},{"pos":"n","definition":"Özel veya resmî kurum, kuruluş veya yetkili kişilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayımlanan duyuru","example":null}]},"BÜLUĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rüşdünü ispat etme ve döl verebilecek erişkin yaşa gelmiş olmak işi veya durumu","example":null}]},"BÜNYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür","example":null},{"pos":"n","definition":"Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, strüktür","example":null}]},"BÜNYECE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bünye olarak, bünye bakımından","example":"Bünyece hayli zayıf, görünüşü marazi."}]},"BÜRGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü","example":null},{"pos":"n","definition":"İnce perde","example":null}]},"BÜRO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bölüm; şube","example":null},{"pos":"n","definition":"Konutlarda çalışmak için özel olarak ayrılmış ve döşenmiş oda","example":null}]},"BÜROKRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici","example":null},{"pos":"n","definition":"Kırtasiye işlerini öne sürerek işi zorlaştıran memur, kırtasiyeci","example":null}]},"BÜRUDET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soğuk bir etki yapan şeyin özelliği","example":null}]},"BÜRÜ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sarmak, kaplamak, örtmek, istila etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Çok, güçlü etkilemek","example":"Bir kötümserlik bürümüş sizin içinizi."}],"lemma":"bürümek"},"BÜRÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bürülmüş ip veya kordon","example":null}]},"BÜRÜMCEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koza gibi yumaklanmış şey","example":null}]},"BÜRÜMCÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ham ipekten dokunmuş ince kumaş","example":"Ona, yakası daima açık ve yenleri bol bir bürümcük gömlek giydirdim."},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış","example":"Kadınları kırmızı canfesten şalvar ve bürümcük gömlek giyerler."}]},"BÜRÜMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sarmak, kaplamak, örtmek, istila etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Çok, güçlü etkilemek","example":"Bir kötümserlik bürümüş sizin içinizi."}]},"BÜRÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vurgu, ezgi, durak, ulama, ton, uzunluk gibi konuşma diline özgü ögelere verilen ad","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendi üstüne sarmak, kendi üstüne örtmek","example":null}]},"BÜRÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi üstüne sarmak, kendi üstüne örtmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir görünüşe girmek","example":null}]},"BÜSBÜTÜN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bütünüyle, tam olarak, toptan","example":null}]},"BÜST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Heykelcilikte başı, göğsü, bazen de omuzları içine alan sanat ürünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Vücudun, omuzlarla birlikte göğüsten yukarı bölümü","example":"Vücudundaki oransızlık, nereden geliyor; büstü, bacaklarından daha mı uzun?"}]},"BÜSTİYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bayanların ceket vb. kıyafetlerinin içinde kullanılan çarpıcı, göz alıcı, işlemeli kumaştan yapılmış askılı veya askısız üstlük","example":null}]},"BÜTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metal bidonlar içinde az bir basınç altında sıvılaşan, yakıt olarak yararlanılan hidrokarbür gazı","example":null}]},"BÜTEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olefin grubundan iki hidrokarbonun adı","example":null}]},"BÜTÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü","example":"Düğün sahibinin bütçesi ne kadar dar ve mütevazı olursa olsun, hokkabaz şarttı."},{"pos":"n","definition":"Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar","example":null}]},"BÜTÇELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bütçe yapmak veya hazırlamak","example":null}],"lemma":"bütçelemek"},"BÜTÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bölünmezliği içeren yalın bütün","example":"Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."},{"pos":"adj","definition":"Eksiksiz, tüm","example":null}]},"BÜTÜNCÜL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Demokratik hak ve özgürlüklerin baskı altında tutulduğu, bütün yetkilerin bir elde veya küçük bir yönetici grubunun elinde toplandığı demokratik olmayan devlet düzeni","example":null}]},"BÜTÜNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eksiksiz, tamam duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Ufak, bozuk paraları büyük para durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"bütünlemek"},"BÜTÜNLER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen","example":null}]},"BÜVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle sığırlara saldıran, onların kanını emen, yumurtalarını sığırın teni altına bırakan ve vızıltılarıyla tedirginlik yaratan sokucu sinek","example":null}]},"BÜVELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle sığırlara saldıran, onların kanını emen, yumurtalarını sığırın teni altına bırakan ve vızıltılarıyla tedirginlik yaratan sokucu sinek","example":null}]},"BÜVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birikinti suların sulamak amacıyla genellikle bir set ardında toplandığı küçük göl","example":null},{"pos":"n","definition":"İstasyon, tiyatro, sinema vb. yerlerde yiyecek ve içecek satılan küçük büfe","example":"Postacılar, tahsil memurları, daha birkaç kişi istasyonun gölgeli büvetine oturmuşlar, masadan masaya yârenlik ediyorlar."}]},"BÜYÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad","example":null},{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":null}]},"BÜYÜCEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Biraz büyük, büyüğe yakın","example":"Bir dostumuzun teklifiyle İstanbul'da büyücek bir memuriyet almıştık."}]},"BÜYÜCÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek için gizli işlem ve davranışlara başvuran kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse","example":"O ne yaman büyücüdür, şeytan tüyü var herifte."}]},"BÜYÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Derece veya makamı bakımından üstün olan","example":"Bu bizim en büyük, en şanlı, en ali bir günümüz, en mukaddes millî bayramımız."},{"pos":"adj","definition":"Nitelik veya nicelik bakımından değeri olan","example":null}]},"BÜYÜKBAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eti, sütü ve derisinden yararlanılan sığır, manda vb. hayvanların genel adı","example":null}]},"BÜYÜKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":null}],"lemma":"büyüklenmek"},"BÜYÜKSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyük olduğunu kabul etmek","example":null}],"lemma":"büyüksemek"},"BÜYÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çekiciliği ile etkisi altına almak, birini kendine bağlamak","example":"Bu genç kadında kendisini büyüleyen şeyin ne olduğunu bulmaya uğraşıyor."},{"pos":"v","definition":"Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek amacıyla yapılan gizli işlemler ile etki altına almaya veya aldırmaya çalışmak","example":"Bu kız ona bir tür büyü yapmış, çocuğun oturuşu, duruşu, konuşması, gülümseyişi, her şeyi değişmişti."}],"lemma":"büyülemek"},"BÜYÜLT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi olduğundan büyük veya çok göstererek anlatmak","example":"Bir ara yine işi büyüttüğüne, hayale kapıldığına hükmetti."},{"pos":"v","definition":"Resim, harita ve benzerinin daha büyük örneğini yapmak","example":null}],"lemma":"büyültmek"},"BÜYÜLTEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fotoğraf ve resim büyültmeye, büyültüp basmaya yarayan aygıt","example":null}]},"BÜYÜMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek","example":"Bu yıl bahçedeki sebzeler oldukça iyi gelişti; domatesler hem daha büyük hem de daha lezzetli oldu."}]},"BÜYÜMSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyük olduğunu kabul etmek","example":null}],"lemma":"büyümsemek"},"BÜYÜT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi olduğundan büyük veya çok göstererek anlatmak","example":"Bir ara yine işi büyüttüğüne, hayale kapıldığına hükmetti."}],"lemma":"büyütmek"},"BÜYÜTEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cisimleri büyüterek gösteren alet","example":"Onun hicvi, yalnızca görüntüleri büyüten bir büyüteç değil."}]},"BÜYÜTKEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büyümeye yol açan","example":null}]},"BÜYÜTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi olduğundan büyük veya çok göstererek anlatmak","example":"Bir ara yine işi büyüttüğüne, hayale kapıldığına hükmetti."}]},"BÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pişmiş toprak veya betondan yapılmış kalın su borusu","example":null},{"pos":"v","definition":"Buruşturarak, sıkıştırarak veya kıvrım yaparak bir şeyin alanını ve hacmini küçültmek","example":"Herkesin ağzı torba değil ki çekip büzesiniz."}]},"BÜZGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasılarak vücuttaki herhangi bir deliği açan veya kapayan çember biçimindeki kasların genel adı","example":null}]},"BÜZGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dikişte kumaşın bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğin çekilmesi ile oluşan, kumaşın bolluğunu azaltan sık, küçük kıvrım","example":"Büzgüleri gevşetti ve keseyi sağ eliyle altından tutarak..."}]},"BÜZGÜLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büzgü şeklini vermek","example":null}],"lemma":"büzgülemek"},"BÜZMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Buruşturarak, sıkıştırarak veya kıvrım yaparak bir şeyin alanını ve hacmini küçültmek","example":"Herkesin ağzı torba değil ki çekip büzesiniz."},{"pos":"v","definition":"Kapatmak, dedikodu yapılmasına engel olmak","example":null}]},"BÜZÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven","example":null},{"pos":"n","definition":"Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği","example":null}]},"BÜZÜKTAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görüş ve anlayışları birbirine uyan kimselerden her biri","example":null}]},"BÜZÜŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düzgünlüğü bozulmak, üzerinde kırışık ve katlamalar olmak","example":null}],"lemma":"büzüşmek"},"BÜZÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düzgünlüğü bozulmak, üzerinde kırışık ve katlamalar olmak","example":null}]},"BÜZÜŞÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan; büzüşmüş","example":null}]},"BÜĞE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Suyu önüne bent yaparak toplamak","example":null}],"lemma":"büğemek"},"BÜĞELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle sığırlara saldıran, onların kanını emen, yumurtalarını sığırın teni altına bırakan ve vızıltılarıyla tedirginlik yaratan sokucu sinek","example":null}]},"BÜĞEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Suyu önüne bent yaparak toplamak","example":null}]},"BÜĞET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birikinti suların sulamak amacıyla genellikle bir set ardında toplandığı küçük göl","example":null}]},"BÜĞLÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük büğlü, soprano büğlü, alto büğlü, bariton büğlü olarak dört türü bulunan, bakırdan, perdeli veya pistonlu müzik araçlarının adı","example":null}]},"BİAMAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıma duygusu veya vicdanı olmayan olmayan, başkalarına haksızlık eden","example":null}]},"BİAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğunda padişah öldüğünde tahta geçecek oğlunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul edilip onaylanması","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin egemenliğini tanıma","example":null}]},"BİBAHT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bahtı kötü olan, talihi olmayan","example":null}]},"BİBEHRE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Payı, nasibi, hissesi olmayan","example":null}]},"BİBER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Patlıcangiller familyasından, uzun bakla tipinde meyvesi olan, ülkemizde kültürü yapılan, tek yıllık, otsu bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin kurutulup baharat olarak yararlanılan ürünü","example":null}]},"BİBERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Biber katmak; biber serpmek","example":null}],"lemma":"biberlemek"},"BİBERLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biber konulan küçük kap","example":null},{"pos":"n","definition":"Biber yetiştirilen yer","example":null}]},"BİBERON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle süt çocuklarına süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanılan emzikli şişe","example":null}]},"BİBERİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde çok yetişen, güzel kokulu yapraklarını dökmeyen, çiçekleri soluk mavi renkli, çok yıllık bir bitki","example":null}]},"BİBLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli maddelerden yapılan heykel, vazo vb. zarif, küçük süs eşyası","example":"Selma, teşhir edilen eşyaya ait bir koltuğa geçip önünde masadan bir biblo çeker, seyretmeye başlar."}]},"BİBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Babanın kız kardeşi","example":null}]},"BİCİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yavrularını emzirmek için, memelilerin göğsünde türlü biçim ve sayıda bulunan ve meme başı denilen çıkıntıları olan organ, bicik, emcek, emcik","example":null},{"pos":"n","definition":"Memenin ucundaki çıkıntı","example":null}]},"BİDAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uyanmış ya da uyumayan","example":null}]},"BİDAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslam dininde Hazreti Muhammed zamanından sonra ortaya çıkan değişik yargılar ve ilkeler","example":null},{"pos":"n","definition":"Sonradan türeyen şey","example":null}]},"BİDAYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işe başlama","example":null}]},"BİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bedenin belden aşağı bölümlerini yıkamakta kullanılan tuvalet aracı","example":null}]},"BİDON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine çeşitli maddeler konulan, sac, plastik veya çinkodan yapılmış kap","example":null}]},"BİENAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birer yıl ara ile olan, iki yılda bir olan","example":null}]},"BİFTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Izgara veya tavada pişirilen, genellikle dana eti dilimi","example":null}]},"BİGANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İlgisi olmayan veya ilgilenmeyen","example":null}]},"BİGUDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların saçlarını kıvırmak için kullandıkları, metal veya plastikten, boru biçiminde küçük araç","example":null}]},"BİGÜNAH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Suçsuz, günahsız","example":null}]},"BİHABER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Haberi olmayan, haber almamış, hiçbir bilgisi olmayan","example":"Kimisi maişet derdine düşmüş / Rahattan bihaber"}]},"BİHAKKIN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hakkıyla, hakkı olarak, gerçekten","example":null}]},"BİHUŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şaşkın; sersem; aklı başında olmayan; deli","example":null}]},"BİJUTERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuyumcunun yaptığı değerli takıların tamamı","example":null},{"pos":"n","definition":"Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takı, süs eşyası","example":null}]},"BİKARAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kararsız, duraksamalı","example":null}]},"BİKES":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kimsesiz olarak","example":null}]},"BİKİNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz, göl, havuz vb. yerlere girerken veya güneşlenirken giyilen, iki parçadan oluşan kadın giysisi","example":null}]},"BİL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey hakkında bilgisi olmak (bilmek)","example":"Bu yıldızın adını bil bakalım."}]},"BİLAHARE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Konuşulan zamanın ardından gelen zamanda","example":"Bu işin bilahare daha etraflı bir şekilde düşünülerek arz edilmesi icap ettiğini söyleyince başını eğerek sustu."}]},"BİLAKİS":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Beklenilenin, umulanın aksine, karşıt olarak, tam tersine","example":null}]},"BİLANÇO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşun, bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taşınır ve taşınmaz varlıkları ile bunları sağlamak için kullanılan öz ve yabancı kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge","example":null},{"pos":"n","definition":"Girişilen herhangi bir işte, belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçların karşılıklı durumu","example":"Hayatımın hesabını, bilançosunu yapıyordum."}]},"BİLAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Katranlı kıldan yapılan ve kalafat işlerinde kullanılan bir tür macun","example":null}]},"BİLARDO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çuha kaplı bir masa üzerinde, fil dişi toplarla ve isteka ile oynanan bir oyun","example":"Kalın, sarı bira bardaklı, bilardosunun çuhası yırtık kahvehaneye akşamları uğradım."}]},"BİLCÜMLE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bütün; hep","example":"Artık yalnız bizim gazinoya değil, bilcümle barlara, gazinolara ve kahve ve sinemalara gidemez oldum."}]},"BİLDİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanıdık kimse veya şey","example":"Başkentin yine hiç bilmediğim bir yerinde boşalacağımızı sanırken, bildik bir yerde, bir dörtyol ağzında durdum."}]},"BİLDİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir şeyi haber vermek","example":"Babası ile arasındaki bütün mektuplaşmaları bana da bildiriyor."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir konuda bilgi vermek","example":"Bana sıhatinizi telgrafla bildirin"}],"lemma":"bildirmek"},"BİLDİRGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin resmî bir kuruluşa herhangi bir durumu bildirmek için verdiği çizelge","example":null}]},"BİLDİRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı; tebligat","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilimsel bir konuyu ele alan ve bilimsel bir toplantıda okunup tartışılan yazı","example":null}]},"BİLDİRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılı olarak açıklamanın yer aldığı haber verme kâğıdı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yazılı olarak yapılan açıklama, beyan, tebliğ","example":null}]},"BİLDİRİŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir duyguyu, bir düşünceyi işaretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaşmak","example":null}],"lemma":"bildirişmek"},"BİLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dahi, hatta","example":"Çocuklar bile bu soruyu bildi."}]},"BİLECEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendini akıllı ve bilgili sanan, bilgiçlik taslayan (kimse)","example":null},{"pos":"adj","definition":"Her şeyi bilen, her şeyden anlayan","example":null}]},"BİLECİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"BİLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elle kolun, ayakla bacağın birleştiği bölüm","example":"Kadın, ağır takılarla yüklü sol bileğini yeşil abajurun altına doğru uzatmış."},{"pos":"n","definition":"Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar","example":null}]},"BİLEKLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyunlarda bileğin incinmesini önlemek için bileğe takılan meşin sargı","example":null}]},"BİLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü duruma getirmek, güç kazanmasını sağlamak","example":"Son satışlar şirketin ekonomisini iyice biledi."},{"pos":"v","definition":"Kesici aletlerin ağzını çark, zımpara, eğe, bileği taşı ve benzerinde keskinleştirmek, keskin duruma getirmek","example":"Elmayı kesmeden önce bıçağını biledi."}]},"BİLEREK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İsteyerek, kasten","example":null}]},"BİLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para ile alınan ve konser, sinema, tiyatro vb. eğlence yerlerine girme, ulaşım araçlarına binme veya bir talih oyununa katılma imkânını veren belge","example":"Biletini alıncaya kadar vapur da geldi."}]},"BİLEYİCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse","example":"Usta çarkçı, yeni kesici aletleri bilemek için sabırla çalışıyordu."}]},"BİLEZİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılan ve bileğe süs için takılan halka","example":"Ocağın yanına bir tabure çekip bileziklerini şıngırdata şıngırdata çorbayı karıştırmaya devam etti."},{"pos":"n","definition":"İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça","example":"Sonra ayağını yandaki su borusunun bileziğine koydu."}]},"BİLEĞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesici araçları bilemek için kullanılan alet","example":null}]},"BİLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturmak","example":null}],"lemma":"bileşmek"},"BİLEŞEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bileşke oluşturan kuvvetlerin her biri","example":null}]},"BİLEŞKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eşit olan tek kuvvet","example":null}]},"BİLEŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturmak","example":null}]},"BİLEŞİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren madde","example":"Su, bileşik bir maddedir"}]},"BİLEŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturma","example":"Suyun bileşiminde hidrojenle oksijen vardır"},{"pos":"n","definition":"Bileşme sonucu oluşan cisim","example":null}]},"BİLFARZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi açıklamak için örnek gösterileceğinde o örneğe giriş olarak söylenen bir söz","example":null}]},"BİLFİİL":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İş olarak, iş edinerek, gerçekten, eylemli olarak","example":"Türk milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek hâkimiyet ve saltanatını, isyan ederek kendi eline, bilfiil almış bulunuyor."}]},"BİLGE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek kimse","example":null}]},"BİLGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü","example":null}]},"BİLGİLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir durumdan haber edinmek, bilgi almak","example":null}],"lemma":"bilgilenmek"},"BİLGİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan ve bilimsel çalışmalarla uğraşan kimse","example":null}]},"BİLGİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgili kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilgisiz olmasına rağmen bilgili görünmek isteyen, bilgili geçinen kimse","example":null}]},"BİLHASSA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Özel olarak, ayrı bir önem verilerek","example":null}]},"BİLLAHİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'yı tanık tutarım, Tanrı hakkı için anlamında bir yemin sözü","example":null},{"pos":"n","definition":"İnan olsun\" anlamında kullanılan bir söz","example":null}]},"BİLLUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı cisimlerin aldıkları geometrik biçim","example":"Su buharı billur durumunda donunca kar olur."},{"pos":"n","definition":"Kesme cam","example":"Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat."}]},"BİLLURSU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Diyalize uğrayarak çözümlenen madde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kesme camı andıran, kesme cama benzeyen, kesme cam gibi","example":null}]},"BİLLURİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Billura benzer; billur gibi","example":"Bu taze kadın sesleri öyle güzel, billuri, ilahî duyulurmuş ki bunları hep birden dinlemek, deniz kızlarını işitmek kadar tesirli olurmuş."}]},"BİLMECE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anlaşılmayan, bilinmeyen şey","example":"Basit cümleleri bile anlamak güç olurken istihza bir bilmeceye döner."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin adını anmadan niteliklerini üstü kapalı söyleyerek o şeyin ne olduğunu bulmayı dinleyene veya okuyana bırakan oyun","example":"Eski kadınlar, çocukların zihinlerini bilmek için muammalara başvururlardı."}]},"BİLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey hakkında bilgisi olmak","example":"Yıldızların adlarını iyi bilir."}]},"BİLMEZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi, bir şey bilmez göstermek, birinin bilgisizliğini göstermek","example":null}],"lemma":"bilmezlemek"},"BİLSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuruluşlar, şirketler arasında bilgi satma","example":null}]},"BİLUMUM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kamu, ... -in hepsi; bütün; hep","example":"Bu tebligat Anadolu ve Rumeli'de bulunan bilumum ordu ve kolordu kumandanlarına tebliğ olunmuştur."}]},"BİLYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam ve benzerinden yapılmış küçük yuvarlak nesne","example":null},{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıtlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak, aşınmayı ve enerji yitimini önlemek için, göbeklerdeki yataklara yerleştirilen, çoğunlukla çelikten, küçük yuvarlak","example":null}]},"BİLYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Milyon kere bin, bin milyon","example":null}]},"BİLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü","example":"Bilim insanları, evrenin işleyişine dair yeni haberleri keşfetmek için çalışmalarını sürdürüyor."}]},"BİLİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi","example":null},{"pos":"n","definition":"Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci","example":null}]},"BİLİMSEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilimle ilgili, bilime dayanan","example":"Sosyal ve bilimsel konuda araştırmalar, makaleler yayımlar."}]},"BİLİNDİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilinmedik bir yanı olmayan, bilinen","example":null}]},"BİLİNEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değeri belli olan nicelik, bilindik, malum","example":null}]},"BİLİNMEZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değeri belli olmayan, bilinmeyen nicelik","example":null}]},"BİLİNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği","example":"Kaza sırasında bilincini kaybeden adam, şuurunu tekrar kazanması için hastaneye kaldırıldı."}]},"BİLİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bilmek fiilinin geniş zamanı","example":"O bu yolu iyi bilir."}]},"BİLİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlının, bir nesne veya olayın varlığına ilişkin bilgili ve bilinçli duruma gelmesi; vukuf","example":"Dereceler sonsuz fakat bizim biliş ve bildiriş vasıtalarımız sınırlı, kıyas basamaklarımız sayılı."},{"pos":"v","definition":"Birbirini tanımak; muarefesi olmak","example":"Bunca zamanlar bilişip, ahir dönüp ayrılışıp."}]},"BİLİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini tanımak; muarefesi olmak","example":"Bunca zamanlar bilişip, ahir dönüp ayrılışıp."}]},"BİLİŞSEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilişle ilgili, zekânın işleyişiyle ilgili","example":null}]},"BİLİŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişimde kullanılan ve özellikle elektronik aletler aracılığıyla düzenli bir biçimde işlenmeyi öngören bilim","example":null}]},"BİN":{"senses":[{"pos":"num","definition":"Dokuz yüz doksan dokuzdan sonra gelen sayı, 1000","example":"Gökyüzünde binlerce yıldız vardı."},{"pos":"v","definition":"Bir taşıta ya da hayvana binmek","example":null}]},"BİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri","example":null},{"pos":"n","definition":"Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu","example":null}]},"BİNAEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Birinden ya da bir şeyden güç alarak, dayanarak","example":"Bu mülahazaya binaen, padişaha hitaben bir telgrafname hazırlandı."},{"pos":"adv","definition":"-den dolayı; -den ötürü; -diği için","example":null}]},"BİNBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orduda rütbesi yüzbaşı ile yarbay arasında bulunan ve asıl görevi tabur komutanlığı olan subay","example":null}]},"BİNBİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Pek çok; çok sayıda","example":null}]},"BİNDALLI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla mor kadife üzerine sırma ile kabartma dal, yaprak ve çiçek işlenmiş giysi veya örtü","example":null}]},"BİNDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yere dayanan bölümü veya bir şeyin üzerine oturtulduğu nesne","example":null}]},"BİNDİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey eklemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Taşıt, ön tarafından başka bir taşıta çarpmak veya bir yere vurmak","example":"Araba , duramayınca diğer arabaya bindirmişti ."}],"lemma":"bindirmek"},"BİNDİRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin fiyatını artırma, bir fiyat üstüne yeni bir fiyat katma","example":null}]},"BİNEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Binmeye yarayan otomobil, at vb.","example":"Binek atı. Binek arabası."}]},"BİNER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bin sayısının üleştirme biçimi, her birine bin, her defasında bini bir arada olan","example":null}]},"BİNGÖL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"BİNGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arasını kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçalarından her biri","example":null}]},"BİNLERCE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Pek çok; çok sayıda","example":"Yüzlerce, binlerce gün, ötekinden hiç farklı olmayarak geçmeyecek miydi sanki?"}]},"BİNLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bin birimden oluşan para","example":null},{"pos":"n","definition":"Yaklaşık olarak üç litrelik büyük şişe","example":null}]},"BİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak","example":"Vapurlara, trenlere ihtiyarları itip çocukları ezip biniyoruz."},{"pos":"v","definition":"Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak","example":"Belki de atlara binerek dolaşırız."}]},"BİNYIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bin yılı içine alan zaman dilimi","example":null}]},"BİNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Binme işi","example":"Bu hayvan biniye gelmez."},{"pos":"n","definition":"Kapı, dolap vb. şeylerin, kanatları kapandığında kalan aralığı örtebilmek için bu kanatların kenarına çakılan çıta","example":null}]},"BİNİNCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bin sayısının sıra sıfatı, sırada dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen","example":null}]},"BİNİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Binilecek taşıt veya hayvan","example":"Tavla tavla şahbaz atlarım sana binit olsun."},{"pos":"n","definition":"Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce içine konulduğu oyuk gözlü tahta","example":null}]},"BİNİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksek aşamalı bilginlerin ve yeniçeri subaylarının giydikleri cübbe","example":null},{"pos":"v","definition":"İki parçadan biri, öbürünün üstünde olmak","example":null}]},"BİNİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki parçadan biri, öbürünün üstünde olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kas kirişleri birbiri üstüne binmek","example":null}]},"BİPERVA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çekinmez; sakınmaz; korkusuz; gözü pek","example":null},{"pos":"adv","definition":"Çekinmeden; korkmadan","example":null}]},"BİR":{"senses":[{"pos":"num","definition":"Sayıların ilki, 1","example":"Gökyüzünde tek bir bulut vardı."}]},"BİRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arpa ile şerbetçi otunu mayalandırarak yapılan bir içki","example":null}]},"BİRADER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cinsiyeti erkek olan kardeş","example":null},{"pos":"n","definition":"Masonların birbirlerine verdikleri ad","example":null}]},"BİRAHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle bira içilen, aynı zamanda çabuk hazırlanan bazı sıcak veya soğuk yemeklerin de yenildiği yer","example":"Dün akşam Reha Bey bana oturduğumuz birahanede muharrir Ahmet Rasim beyi de tanıttı."}]},"BİRAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir parça, azıcık","example":null},{"pos":"adv","definition":"Yeterince değil, yeter ölçüde değil, az miktarda","example":null}]},"BİRAZCIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Pek az, çok az, çok az","example":"İçeride nereden gelirse gelsin, birinin birazcık benimsenmesinden tedirgin."},{"pos":"adv","definition":"Kısa bir süre","example":null}]},"BİRAZDAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kısa bir süre sonra","example":null}]},"BİRBİRİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu","example":"O zaman on dört paşa, büyük, hudutsuz bir hayret içinde İzzet Paşa'nın, sonra da birbirlerinin yüzüne baktılar."},{"pos":"adv","definition":"Biri diğerinin yanı sıra","example":"Günler birbirini kovalar. Birbiri ardınca on kişi geldi."}]},"BİRDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman geçirmeden, kısa süre içinde","example":null},{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":null}]},"BİREBİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Etkisi kesin olan","example":"Bu yoldaki irfan, pek terbiyeli, pek nazik köleler yetiştirmek için birebirdi."},{"pos":"adj","definition":"İstenildiği gibi; uygun","example":null}]},"BİRER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir sayısının üleştirme sayı sıfatı, her birine bir","example":null}]},"BİREY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can","example":null}]},"BİREYSEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bireyle ilgili olan, bireye özgü olan","example":null}]},"BİREŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parçaların veya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleştirilmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu biçimde oluşan bütün","example":null}]},"BİRKAÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok olmayan, az sayıda, az","example":"Kıyıda kapıları, kepenkleri kapalı, birkaç ev ve depo sıralanıyordu."}]},"BİRKAÇI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Az sayıda olan kimse veya şey","example":"Şiirlerinin birkaçı erişilmez derecede güzel belki de şair olmaya özenmediği için eşsiz incilerdir."}]},"BİRLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tanrı'nın birliğini dile getirmek; zikretmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Tek duruma getirmek; bir etmek","example":null}],"lemma":"birlemek"},"BİRLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tanrı'nın birliğini dile getirmek; zikretmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Tek duruma getirmek; bir etmek","example":null}]},"BİRLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayrıyken tek bir bütün durumuna gelmek","example":"Ufuklar birleşince ezilecek bizleriz / Biz de çöl ortasında kuruyan denizleriz"},{"pos":"v","definition":"Bir yerde toplanmak","example":null}],"lemma":"birleşmek"},"BİRLEŞEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbirini kesen, bir noktada kesişen doğru, yay","example":null}]},"BİRLEŞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir araya gelmiş, birleşmiş olan","example":null}]},"BİRLEŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturma","example":null},{"pos":"n","definition":"Döllenmek için erkekle dişi hayvanın bir araya gelmesi","example":null}]},"BİRLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşmiş, bir arada olma durumu; vahdet","example":null},{"pos":"n","definition":"Bölünmezliği içeren yalın bütün","example":null}]},"BİRLİKTE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Toptan, toplu olarak","example":null},{"pos":"adv","definition":"Hep beraber","example":null}]},"BİRSAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması","example":null}]},"BİRTAKIM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bazı, birkaç","example":"Birtakım sorunlar çıktı."}]},"BİRUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı sarayında Harem dairesinin ve Enderun'un dışında kalan bölüm","example":null}]},"BİRYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tandırda susuz pişirilen kebap","example":null}]},"BİRYANCI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biryan yapan veya satan kimse","example":null}]},"BİRÇOK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, yeterinden fazla","example":null}]},"BİRÇOĞU":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok sayıda olan kimse veya şey","example":"Birçokları onu memleketin mukadderatına yabancı bulmuşlardır."}]},"BİRİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir tanesi","example":"Kurşun vınlayarak gidip bahçedeki ağaçlardan birine saplanmıştı."},{"pos":"adv","definition":"Bilinmeyen bir kimse","example":"İhtimal, hırsız Eşref'in hayranlarından biriydi."}]},"BİRİCİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eşi benzeri olmayan veya eşi benzeri görülmemiş olan","example":null}]},"BİRİK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir araya gelmek, bir yerde birikmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birbirine eklenip çoğalmak","example":null}],"lemma":"birikmek"},"BİRİKMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir araya gelmek, bir yerde birikmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birbirine eklenip çoğalmak","example":null}]},"BİRİKİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde aşırı kalabalık olma durumu, bir yerde toplanıp yığılma","example":null},{"pos":"n","definition":"Biriktirilen mal veya para","example":null}]},"BİRİKİŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerde toplanmak","example":null}],"lemma":"birikişmek"},"BİRİLERİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bazı kimseler","example":null}]},"BİRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça; vahit","example":"Uzunluk ölçüsü birimi metredir."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri","example":null}]},"BİRİNCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey","example":"Birincisi ne kadar mağrur ise öbürü o kadar yılışık."},{"pos":"n","definition":"Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse","example":"Sınıfın birincisi olduğundan imtihanlara girişinde..."}]},"BİRİNCİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin temelini oluşturan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sırada, önemde ilk yeri alan","example":null}]},"BİS":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İkinci kez","example":null}]},"BİSKÜVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Un, süt, şeker veya tuzla yapılan ince, gevrek kuru pasta türü","example":"Besim, gidenlere ikram edilen çaydan kalma bisküvileri atıştırmakla meşguldü."}]},"BİSSAU":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Gine-Bissau ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BİSTRO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçkili kahve, küçük lokanta","example":null}]},"BİSTURİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kan almak, aşı yapmak veya küçük apseleri açmak için kullanılan ufak bıçak","example":"İkisi de yere düşen bisturinin çıkardığı sesi duydular."}]},"BİSÜLFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidrojenli sülfatlar","example":null}]},"BİSÜLFÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleşik","example":null}]},"BİSİKLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tekerlekleri pedal aracılığıyla ayakla döndürülen binek aracı","example":null}]},"BİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarım kanatlılar alt takımına giren, insan ve memeli hayvanların vücudunda asalak olarak yaşayan böcek","example":null},{"pos":"v","definition":"Sona ermek; kalmamak","example":null}]},"BİTAP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü tükenmiş olan","example":null}]},"BİTARAF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birinden yana olmayan veya bir düşünceye, bir isteğe katılmayan, onu desteklemeyen, yan tutmayan","example":"Ben bitaraf değil, bir tarafım diyordu."}]},"BİTEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Verimi iyi ve bol olan","example":null}]},"BİTELGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprağın bitki yetiştirme gücü","example":null}]},"BİTEVİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Değişmeyerek, aynı biçimde tekrar edilerek","example":null}]},"BİTEVİYE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Değişmeyerek, aynı biçimde tekrar edilerek","example":null}]},"BİTEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü","example":null}]},"BİTKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen, döl veren ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren, yosun, ot, ağaç vb. canlıların genel adı","example":null}]},"BİTKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü tükenmiş olan","example":null}]},"BİTKİSEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bitki ile ilgili, bitki cinsinden olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bitkiden elde edilen ya da bitki ile ilgili","example":null}]},"BİTLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerinde bit üremek","example":"Bu kibar kıyafetli adamdan öteki bitlenenler ve dayak yiyenlerden daha çok iğrenir oldu."},{"pos":"v","definition":"Kendi bitlerini ayıklamak","example":"Kardeşler bakımsızlıktan bitlendiler, amma herkes kendini kehlelemek zorundaydı."}],"lemma":"bitlenmek"},"BİTLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanatlılar alt sınıfına giren, ağız yapıları sokup emmeye elverişli, memelilerde yaşayan ve kanla beslenen bir böcek takımı","example":null}]},"BİTLİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"BİTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sona ermek; kalmamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek","example":"Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda?"}]},"BİTMİŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pazarlıkta bir şeyin son fiyat","example":null}]},"BİTNİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genel davranışları ve hırpani giysileri ile toplum hayatından kopma eğilimi gösteren ve toplum dışında bir yaşantısı olan genç","example":null}]},"BİTTABİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Her hâlde, şüphesiz, kuşkusuz, tabii","example":null}]},"BİTTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acı çikolata","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir tür acı bira","example":null}]},"BİTÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı","example":"Neft, malt ve asfalt başlıca bitüm örnekleridir."},{"pos":"n","definition":"Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde","example":null}]},"BİTÜMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir kalınlıkta bitüm ile örtmek","example":null}],"lemma":"bitümlemek"},"BİTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Durumu kötü; fena","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yapışık, dolaşık, eklenmiş","example":null}]},"BİTİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitme işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Son; nihayet; münteha","example":"Çatalkaya'nın oralardan, körfezin bitim noktasında, bir gemi başını almış gidiyordu."}]},"BİTİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitmesini sağlamak, tüketmek veya sonuçlandırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Onulmaz duruma getirmek","example":"Yetişir koştuğum aşkın peşi sıra / Bitirdi beni bu içki, bu kumar"}],"lemma":"bitirmek"},"BİTİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitmesini sağlamak, tüketmek veya sonuçlandırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Onulmaz duruma getirmek","example":"Yetişir koştuğum aşkın peşi sıra / Bitirdi beni bu içki, bu kumar"}]},"BİTİRİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaman, zeki, çok beğenilen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çok hoşa giden kimse, yer","example":null}]},"BİTİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitme işi veya biçimi, bitme, sona erme","example":null},{"pos":"v","definition":"Birbirine dokunacak kadar yanaşmak","example":"Kem erin iki ucu bitişmiyor"}]},"BİTİŞKEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değişikliğe uğramayan, bitişen dil","example":null}]},"BİTİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine dokunacak kadar yanaşmak","example":"Kem erin iki ucu bitişmiyor"}]},"BİTİŞİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yandaki ev, komşu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Birbirine dokunacak kadar yakınlaşmış veya yan yana olan","example":null}]},"BİVEFA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yakınlığı ve bağlılığı sürekli olmayan, sevgisi çabuk geçen","example":null}]},"BİYAPRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaprakları halka dizilişli, genellikle akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi","example":null}]},"BİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle giysinin yaka, kol, etek çevresine kendi kumaşından veya başka kumaştan geçirilen ince şerit","example":null}]},"BİYEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Makinelerde, bir ucu pistona, öbür ucu volanı çeviren kaldıraca geçirilmiş hareketli çubuk","example":"Biyel, pistonun öteleme hareketini, düzen tekeri dön düren bir dönme hareketine çevirmeyi sağlar"}]},"BİYOGAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gübreden elde edilen yanıcı gaz","example":null}]},"BİYOGRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayat hikâyesi yazarı","example":null}]},"BİYOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı ile uğraşan kimse","example":null}]},"BİYOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitki ve hayvanların doğma, gelişme, üreme vb. yaşayış evrelerini inceleyen bilim","example":null}]},"BİYONİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlılar dünyasını özellikle beynin çalışmasını taklit eden elektronik aletlerden yararlanmayı konu edinen bilim dalı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Biyoloji ve elektronikle ilgili olan","example":null}]},"BİYOPSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mikroskopta yapısını incelemek amacıyla canlıdan bir doku parçası alma","example":null}]},"BİYOSFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi","example":null}]},"BİYOTOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biyolojik ortam","example":null}]},"BİYOTİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit kara renkli mika","example":null}]},"BİYOŞİMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organ dokularındaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu","example":null}]},"BİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uçlu ve ağaç saplı araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Ülkemiz sularında yaşayan bir mersin balığı türü","example":null}]},"BİZAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tedirgin, bezmiş, usanmış, bezginlik getirmiş","example":"Kendinden bizar, dünyadan, insanlardan, her şeyden bizar, eve döndü."}]},"BİZATİHİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başka şeylerin etkisi olmaksızın, kimseyle ilgisi, ilişkisi olmadan","example":null}]},"BİZCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bize göre","example":null}]},"BİZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ucu çivili değnekle hayvanı dürtmek","example":null}],"lemma":"bizlemek"},"BİZLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ucu çivili değnekle hayvanı dürtmek","example":null}]},"BİZMUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 83, atom ağırlığı 209, yoğunluğu 9,8 olan, 271,3 derecede eriyen, kızılımsı beyaz renkli, kırılgan ve katı bir element","example":null},{"pos":"n","definition":"İlaç olarak kullanılan ve asıl maddesi bizmut olan karışım","example":null}]},"BİZON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amerika'da yaşayan bir cins hörgüçlü yaban öküzü","example":null}]},"BİZZAT":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kendi (kendim, kendin, kendi...)","example":null}]},"BİZİMKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çiftlerin birbirinden söz ederken ya da başka birinin diğer kişinin eşinden bahsederken kullandıkları söz","example":"Bizimki bugün yine sinirli"},{"pos":"adj","definition":"Yakın çevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanılan bir söz","example":null}]},"BİÇ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ekin, ot ve benzerini orakla, tırpanla, makine ile kesmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek","example":"Entari biçmek istiyorum. Prova yapmak istiyorum. Makine öğrenmek istiyorum."}],"lemma":"biçmek"},"BİÇARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çaresiz, zavallı kimse","example":"Biçare kadın iki gözü iki çeşme anlatmış bunları."}]},"BİÇEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sanatçıya, bir çağa veya bir ülkeye özgü teknik, renk, biçimlendirme ve söyleyiş özelliği","example":null}]},"BİÇENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her yıl belirli bir süre otlatıldıktan sonra yeniden gelişen bitkilerin biçilerek değerlendirildiği doğal çayır","example":null}]},"BİÇKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dikilecek kumaşı belli bir modele ve ölçüye göre kesme işi","example":"Onlar biçkiyi, provayı öğrenme aşamasına gelmişlerdi."}]},"BİÇKİCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaşı belli bir modele göre biçen kimse","example":null}]},"BİÇMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ekin, ot ve benzerini orakla, tırpanla, makine ile kesmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek","example":"Entari biçmek istiyorum. Prova yapmak istiyorum. Makine öğrenmek istiyorum."}]},"BİÇİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü","example":"Bir kalıptan boşanıp başka bir kaba dolacak, onun biçimine bürünecekti."},{"pos":"n","definition":"Güzel sanatlarda üslup","example":"Sanatçının kendine özgü stil anlayışı, eserlerinde belirgin biçimde görülüyor."}]},"BİÇİMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeye belirli bir biçim vermek","example":"Parmaklar artık kuvvetin değil, deli eden arzunun gücünü biçimlendiriyordu."}],"lemma":"biçimlemek"},"BİÇİMLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Biçimi güzel olan; mevzun","example":"Duraksadı, gülümsedi, kâğıda uzandı, yüzünden daha esmerdi eli, biçimliydi."},{"pos":"adv","definition":"Uygun olarak, yakışacak biçimde","example":null}]},"BİİLAÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İlaçsız, çaresiz","example":null},{"pos":"adv","definition":"Umutsuz olarak","example":"Kim bilir saat kaçlara kadar aç ve biilaç duracağız."}]},"BİŞEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yayık dövmede kullanılan araç","example":null}]},"BİŞKEK":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kırgızistan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"BİŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çörek, tatlı bir ekmek türü","example":null}]},"CABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey; bedava","example":"Bu mâni benden sana caba olsun."},{"pos":"adv","definition":"Fazla olarak; fazladan; üstelik","example":"Bu kadar masraftan. başka yorgunluk da caba"}]},"CABADAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Para verilmeksizin, parasız olarak, karşılık verilmeyerek","example":null}]},"CACIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoğurt, ayran içine hıyar veya marul doğranarak yapılan, çoğu kez sarımsaklı, iştah açıcı yiyecek","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir tür ot","example":null}]},"CADALOZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok konuşan, huysuz ve şirret kadın","example":null}]},"CADDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ana trafiğe açık olan ve bunu kesen karayolundaki trafiğin, bu yolu geçerken veya bu yola girerken, ilk geçiş hakkını vermesi gerektiği işaretlerle belirlenmiş karayolu","example":null}]},"CADI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak","example":null},{"pos":"n","definition":"Huysuz, çirkin, ihtiyar kadın","example":null}]},"CAELUM":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"CAFCAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ağız kalabalığı ile bir şeyi elde eden; şirret","example":null}]},"CAHİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilgi sahibi olmayan; bilisiz","example":"Daha meselesiz, daha cahil, daha boş, daha yakışıklıydılar."},{"pos":"adj","definition":"Deneyi olmayan, deneyimsiz","example":null}]},"CAHİLANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Öğrenim görmemiş veya bir konuda bilgisi olmayan kimseye yakışır biçimde","example":"İnkılaptan, hürriyetten gayet cahilane bahseder."}]},"CAHİLİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Araplarda Müslümanlıktan önceki çağ","example":null}]},"CAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gösteriş, çalım","example":null}]},"CAKARTA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Endonezya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"CALİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Celp eden; çeken; çekici","example":"Bu hal şüpheyi câliptir"}]},"CAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık","example":"Şu camın perdesini çeker mısınız, suratıma suratıma güneş vuruyor?"},{"pos":"n","definition":"Soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılan sert, saydam ve çabuk kırılır cisim","example":"Elinde tuttuğu cam kase düştüğü gibi tuzla buz oldu."}]},"CAMADAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört köşe yelkenleri boğarak yüzeylerini küçültme işi","example":"Fırtına çıktığında, gemidekiler hızla camadan atarak yelkenleri küçülttü ve rüzgarın etkisini azaltmaya çalıştılar."},{"pos":"n","definition":"Çapraz düğmeli, ipek veya sırma işlemeli bir tür kısa yelek","example":"Sırtlarına da çuhadan, dar mı dar bir camadan geçirirler."}]},"CAMBAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanları birtakım hilelerle şaşırtıp paralarını çalan kimse","example":"Dolandırıcı cambaz, sahte altınları ucuza satıyor gibi göstererek birçok kişiyi kandırdı."},{"pos":"n","definition":"Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse","example":"Önüne getirilen ata bir cambaz çevikliğiyle atladı."}]},"CAMEKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç","example":"Yaşlı adam, okumakta zorlandığı için reçeteyle aldığı camekanını takıp gazeteyi dikkatle incelemeye başladı."},{"pos":"n","definition":"Limon ağaçlarının bulunduğu yer","example":"Kışın soğuktan korumak için limon ağaçlarını camekana aldı; böylece ağaçlar don olaylarından etkilenmeyecekti."}]},"CAMGÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz kıyısına yakın yaşayan, boyu 1,5 metre kadar olan, eti lezzetli bir tür köpek balığı","example":null}]},"CAMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cam geçirmek; cam takmak","example":null}],"lemma":"camlamak"},"CAMLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cam geçirmek; cam takmak","example":null}]},"CAMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müslümanların namaz kılmak için toplandıkları yer","example":null},{"pos":"adj","definition":"Toplayan, bir araya getiren, bir arada bulunduran","example":null}]},"CAMİA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet","example":null}]},"CAMİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Canlı olmayan varlık","example":"Bir kenara bırakılıvermek, bir camit eşya gibi ayak ucuyla itilmek ne korkunç."}]},"CAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlılardaki yaşama gücü; hayat","example":"Kedinin dokuz canı olduğu söylenir."}]},"CANAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tasavvufta Tanrı","example":"Yunus ver canını Hak yoluna / Can vermeyince canan bulunmaz"},{"pos":"n","definition":"Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın, sevgili","example":"Canı canan dilemiş, vermemek olmaz ey dil"}]},"CANAVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köpek balıklarından, gövdesi mekik biçiminde, burun kısmı sivri, solungaç yarıkları boynun iki yanında bulunan, kıkırdaklı, yırtıcı balıkların genel adı","example":"Balıklara canavar hücum etmesin diye göz kulak olurmuş."},{"pos":"n","definition":"Ehlîleştirilmemiş hayvan","example":"Anadoluda yer yer kurda, yaban domuzuna, yılana da canavar denir"}]},"CANCAĞIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"`Kendiliğinden isterse, içinden gelirse` anlamındaki cancağızı isterse sözünde geçer","example":null}]},"CANCİĞER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok yakın, sıkı fıkı, pek içten arkadaş","example":"Aynı işi ortaklaşa yaparlardı, canciğer dosttular."}]},"CANDAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Her türlü çıkar düşüncesinden uzak olarak, temiz yürekle, içten bir biçimde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yürekten, temiz duygulu","example":null}]},"CANDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pek içten, samimi dost","example":null}]},"CANEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Kalbin altındaki bölge","example":"Yazın susamışken birdenbire bir soğuk su içtiniz mi bir sancı, bir ağırlık oturuverir; öyle bir şey oturdu canevime."}]},"CANFES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde desen bulunmayan, ince dokunmuş, parlak, tok, ipekli kumaş","example":"Arabistan'dan getirdiği birtakım ipekler, canfesler ve kumaşlarla giyinir."},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış","example":"Canfes yastıklar üzerinde, muslinlere bürünmüş bir halayık portakal soyuyor."}]},"CANFEZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk müziğinde çok az kullanılmış bir birleşik makam","example":null}]},"CANGIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalabalık, düzensizlik ve benzerinin yol açtığı kargaşa","example":"Pazar yerindeki cangıl, satıcıların bağırışları ve müşterilerin telaşı ile daha da büyüdü."},{"pos":"n","definition":"Otlarla ve sık ağaçlarla örtülü geniş Hindistan ormanı","example":"Safari sırasında, cangılın derinliklerine ilerledikçe etrafımızı saran yemyeşil ağaçlar ve tuhaf sesler bizi büyüledi."}]},"CANHIRAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yürek paralayan, kulak tırmalayan, acı, tüyler ürpertici","example":null}]},"CANLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Manevi acılar yeniden etkisini duyurmak","example":"Bir kere gözlerime baksanız anlardınız / Sizin için kalbimde canlanan emelleri"},{"pos":"v","definition":"Etkinliği artmak, hareketlilik kazanmak","example":"Yaz aylarında sahil kasabaları turistlerle dolup canlanır."}],"lemma":"canlanmak"},"CANLI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan","example":"Akvaryumda çeşit çeşit canlı görmek çocukların ilgisini çekti."},{"pos":"adj","definition":"Canlı, neşeli, çok renkli","example":"Parti alanı rengarenk süslemelerle oldukça canlı bir atmosfere kavuştu."}]},"CANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıma duygusu veya vicdanı olmayan olmayan, başkalarına haksızlık eden","example":null},{"pos":"n","definition":"Cinayet işlemiş olan kimse","example":"Bugün medeniyet ve insaniyetin düşmanları olan canileri, sabıkalıları o arıyor, o takip ediyor, o buluyor."}]},"CANİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir noktaya göre olan yer","example":null}]},"CANİYANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Acımasızca, gaddarca","example":null}]},"CAPCANLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok canlı","example":"Ayaklarının birisi taşla ezilmişti ama capcanlıydı."},{"pos":"adv","definition":"Çok canlı bir biçimde","example":"Ulan Mustafa, insanoğlu ana rahmine düşer de dokuz ay on gün sonra capcanlı fırlar."}]},"CAPELLA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Auriga takımyıldızının en parlak yıldızı.","example":null}]},"CAPH":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Kassiopeia takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"CAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açıkça bildirme, açıkça duyurma","example":null},{"pos":"n","definition":"Tehlike durumu, imdat, yardım","example":null}]},"CARCAR":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok ve yüksek sesle, gürültülü bir biçimde konuşmak","example":null},{"pos":"adj","definition":"Geveze; yaygaracı","example":null}]},"CARCUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysi, çanta vb. yerlerde kullanılan, karşılıklı dişler ve bunların üzerinde yürüyen kapatıcıdan oluşan düzenek","example":"Çantasının carcuru sıkışmıştı, açmaya çalışırken dişleri biraz zorladı."},{"pos":"adv","definition":"Gelişigüzel konuşmak anlamındaki carcur etmek deyiminde geçen bir söz","example":null}]},"CARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"(Telaş, şikâyet vb. sebeplerle) yüksek ve gür ses çıkarmak","example":"İkisi arasında çıkan tartışma sırasında kadın birden carlayarak ortamı gerdi."},{"pos":"v","definition":"Gevezelik etmek","example":"Arkadaşım, çay bahçesinde otururken durmadan carlayarak etrafındakileri güldürdü."}],"lemma":"carlamak"},"CARLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"(Telaş, şikâyet vb. sebeplerle) yüksek ve gür ses çıkarmak","example":"İkisi arasında çıkan tartışma sırasında kadın birden carlayarak ortamı gerdi."},{"pos":"v","definition":"Gevezelik etmek","example":"Arkadaşım, çay bahçesinde otururken durmadan carlayarak etrafındakileri güldürdü."}]},"CART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sert bir şey yırtılırken çıkan ses","example":null}]},"CARTADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Birdenbire ve gürültü ile","example":null}]},"CARTADAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Birdenbire ve gürültü ile","example":null}]},"CARİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçerli olan, yürürlükte olan","example":"Memlekette bu konunun hükmü hâlâ caridir."}]},"CARİNA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"CARİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın","example":"Ben, dedi, zevce ile cariye arasındaki farkı hâlâ anlamış değilim."}]},"CASTOR":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"İkizler takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"CASTRİES":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Saint Lucia ülkesinin başkenti.","example":null}]},"CASTİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyuncu kadrosu","example":null}]},"CASUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları için çalışan kimse","example":null}]},"CATERİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemeğin hazırlanması, dağıtılması görevi","example":null}]},"CAVLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":"Hastalığı ilerledikçe hayatta kalma umudu azaldı ve sonunda cavladı."},{"pos":"v","definition":"Tüyünü dökmek, çıplak kalmak","example":"Böyle kuşlar kışın cavlarlar ki baharda yeni ve taze tüyleriyle endamını gösterebilsin."}],"lemma":"cavlamak"},"CAVLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çıplak, tüysüz, saçı olmayan (baş ya da kimse)","example":"Onun cavlak başı güneş altında parlıyordu."}]},"CAVLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":"Hastalığı ilerledikçe hayatta kalma umudu azaldı ve sonunda cavladı."},{"pos":"v","definition":"Tüyünü dökmek, çıplak kalmak","example":"Böyle kuşlar kışın cavlarlar ki baharda yeni ve taze tüyleriyle endamını gösterebilsin."}]},"CAY":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Niyetten veya karardan dönmek","example":"Yonca düşündü, önce annesiyle alışverişe gitmek istedi, sonra caydı."}],"lemma":"caymak"},"CAYGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnanç ve düşüncesini değiştiren, sözüne güvenilmeyen","example":"Sürekli caygın olan arkadaşıma olan itimadımız giderek azalıyor."},{"pos":"adj","definition":"Vazgeçip işin ardını bırakan","example":"Her zorlandığında caygın bir tavırla her şeyi bırakıyor."}]},"CAYIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Nesneler \"cayır\" sesi çıkararak yanmak veya yırtılmak","example":null}],"lemma":"cayırdamak"},"CAYIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiddetli yanma, yırtılma sesi; gürültü","example":null}]},"CAYMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Niyetten veya karardan dönmek","example":"Yonca düşündü, önce annesiyle alışverişe gitmek istedi, sonra caydı."}]},"CAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başlangıçta Kuzey Amerika zencilerine aitken sonraları bütün dünyada benimsenen bir müzik türü","example":"Onlar alaturka dinlemek istiyor, siz caz dinlemek istiyormuşsunuz."},{"pos":"n","definition":"Bu müziği çalan orkestra","example":"Bunun lüks bir lokantası olacak hatta ileride bir caz bile temin edilecekti."}]},"CAZBANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Caz müziği çalan orkestra","example":"Kaldırımın nihayetinde bir cazbant sesi geliyor."}]},"CAZGIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güreşecek olan pehlivanları yüksek sesle izleyicilere tanıtan ve dua okuyarak onları alana süren kimse","example":"Yağlı güreş müsabakasında cazgır, güçlü bir sesle pehlivanları tanıtarak izleyicilerin heyecanını arttırdı."}]},"CAZIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Caz\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"cazırdamak"},"CAZIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cazırdama sesi","example":null}]},"CAZİBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çekici olma durumu","example":"Onun doğal cazibesi her zaman etrafındaki insanları kendine çekiyor."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü","example":"Ay'ın cazibe etkisi nedeniyle okyanuslarda gelgit hareketleri meydana gelir."}]},"CAZİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan","example":"Gizli bir musikinin vezniyle dalgalanan ipekli maddeler gibi cazip, yumuşak ve tatlı idi."}]},"CAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle düşme tehlikesi olan yerlere çekilen dik ve biraz aralıklı olarak yan yana dizilmiş tahta, demir vb. çubuklarla yapılmış bölme veya duvar","example":null}]},"CAİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uygun, yerinde sayılan, yakışık alan","example":"Akşama kalıp iskelenin üstü binbir ayakken gitmek caiz değildi."},{"pos":"adj","definition":"Din, yasa, töre vb. bakımdan işlenmesinde, yapılmasında sakınca olmayan, yapılıp işlenmesine izin verilen","example":"Bu gibi zamanlarda olağanüstü tedbirler almak caizdir"}]},"CAİZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolculuk için hazırlanan yiyecek","example":null},{"pos":"n","definition":"Şairlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafından kendilerine verilen bahşiş","example":"Belki bu ihsan veya caizelerin miktarlarında bazı tadilat yapıldığı kabul edilebilir."}]},"CEBBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisine tapılacak varlık","example":"Mitolojide, bazı halklar doğaüstü güçlere sahip bir varlığı cebbar olarak kabul edip ona taparlardı."},{"pos":"adj","definition":"Gücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan","example":"Şirketin cebbar yöneticisi çalışanlarının görüşlerini dikkate almadan kendi bildiğini yapıyordu."}]},"CEBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Savaşlarda ok, kılıç, süngü vb. silahlardan korunmak için giyilen, demir ve tel levhalardan yapılmış giysi","example":"Orta Çağ’da şövalyeler, zırhlarının üzerine giydikleri cebe sayesinde ok ve kılıç darbelerine karşı korunuyorlardı."}]},"CEBECİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeniçeri ordusunda silah yapan, onaran ve bakımı ile görevli bulunan, savaşta ordunun silah ve cephanesini ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf asker","example":null}]},"CEBEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümleri","example":"Yolculukları sırasında yüksek bir cebel ile karşılaştılar ve bu sarp yamaçları aşmak zorunda kaldılar."},{"pos":"n","definition":"Sahipsiz, boş toprak","example":"Köyün dışında geniş bir cebel vardı."}]},"CEBELİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu döneminde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker","example":"Cebeli birlikleri, Osmanlı ordusunun en cesur ve etkili savaşçıları arasında yer alıyordu."},{"pos":"n","definition":"Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti","example":"Velâyetin güvenliğini sağlamak için görevde bulunan cebeli kuvvetleri, sık sık devriye gezerek halkı koruyordu."}]},"CEBERUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acıma duygusu olmama durumu","example":"O ceberut tavırlarıyla herkese, her şeye karşı duyarsız kalıyor."},{"pos":"adj","definition":"Acıma duygusu veya vicdanı olmayan olmayan, başkalarına haksızlık eden","example":null}]},"CEBREN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İsteksiz olarak, istemeye istemeye","example":"Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir."}]},"CEBRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak","example":null}],"lemma":"cebretmek"},"CEBRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zorlanarak sağlanan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Zorlanarak sağlanan","example":"Uzun bir müzakere sürecinin ardından cebri bir anlaşma imzalandı, ancak taraflar arasında hâlâ güvensizlik vardı."}]},"CEBRİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her şeyin, alın yazısına göre önceden belirlenmiş olduğuna, insanın bu önceden belirlenmiş olan alın yazısını değiştiremeyeceğine inanan dünya görüşü","example":null}]},"CEBİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok çabuk ve olmayacak şeylerden korkan","example":"Cebîn tavırlarıyla bilinen Selim, her gürültüde bir şey olmasından endişe ederdi."}]},"CEBİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşıt görüşte olanlara, inandırma veya uzlaştırma yerine kaba kuvvet kullanma","example":"Suçlu polise karşı geldiğinden cebir kullamldı"},{"pos":"n","definition":"Artı ve eksi gerçek sayılarla, bunların yerini tutan harfler yardımıyla nicelikler arasında genel bağlantılar kuran matematik kolu","example":"Bilinen en eski cebir kitabı, Harezm Türklerinden Musa oğlu Mehmet'in 830 yılında yazılan eseridir."}]},"CEBİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri bezle kaplanan levha","example":null}]},"CEDRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boyundaki troit bezinin aşırı büyümesiyle beliren hastalık","example":null}]},"CEFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşırı güçlük ve sıkıntı","example":null}]},"CEFAKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eziyet çeken, sıkıntıya katlanan","example":"Bu, cefakeş bir işçi kadının hikâyesiydi."},{"pos":"adj","definition":"Eziyet eden","example":"Yalnızca kendi çıkarları için başkalarına cefakar olan insanlar toplumda sorun yaratır."}]},"CEFAKEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eziyet çeken, sıkıntıya katlanan","example":"Bu, cefakeş bir işçi kadının hikâyesiydi."}]},"CEHALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgi yokluğu durumu","example":null}]},"CEHDET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok çaba harcamak, başarmak için çok çalışmak","example":null}],"lemma":"cehdetmek"},"CEHENNEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî inanışlara göre, dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer","example":"Cehennem inancında tamu sözcüğünün anlattığı belli bir cehennem tasarımı yoktur."},{"pos":"n","definition":"Çok sıkıntılı yer","example":"Cehennem gibi olmuş burası."}]},"CEHRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pamuk, yün, ipek ve benzerini eğirip iplik durumuna getirmeye yarar araç, iğ","example":null}]},"CEHRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kök boyasıgillerden, meyve, kabuk veya odunundan güzel kırmızı renk elde edilen bir kök","example":"Tokat, Kayseri, Ankara cehri ticaretinin önde merkezleri; İstanbul, İzmir ve Samsun ise önemli ihraç liman şehirleriymiş."}]},"CEHT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma","example":null}]},"CEHİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgi yokluğu durumu","example":null}]},"CEKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkeklerin ve kadınların giydiği, genellikle önden düğmeli, kalçayı örten, kollu üst giysisi","example":"Ceketinin arkasındaki potlar, bugün mutlaka her zamandan çok ensesine binmişti."}]},"CELADET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlü ve cesur olma durumu, kahramanca davranış","example":null}]},"CELAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erdemleri bakımından çok büyük olma durumu","example":"Bu hâl ile büyür artar celâl ile şânı"},{"pos":"n","definition":"Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap","example":"Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal?"}]},"CELALLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duygu ve davranışlarını denetleyemeyecek duruma gelmek, öfkeli duruma geçmek","example":null}],"lemma":"celallenmek"},"CELBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kara avında avcının avını koyduğu ağ biçiminde çanta","example":null}]},"CELEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğunda, saraylarda türlü devlet hizmetleri için aday olarak yetiştirilen genç","example":"Sadrâzam murâdına nâil oldu; sipâhilerle onlara iltihak eden ve “celep” denilen saray oğlanları mağlûp olup dağıldılar."},{"pos":"n","definition":"Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse","example":"Sen kasap mısın, koyun tüccarı mı, celeplerle senin ne işin var?"}]},"CELLAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acımasız; katı yürekli; kolaylıkla suç işleyen; zalim","example":null}]},"CELP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mahkeme tarafından dava edene, edilene veya tanıklara gönderilen belge","example":"Ona bugün mahkemeden celp gelmiş"},{"pos":"n","definition":"Getirmesini sağlama","example":null}]},"CELPNAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mahkeme tarafından dava edene, edilene veya tanıklara gönderilen belge","example":"Ona bugün mahkemeden celp gelmiş"}]},"CELSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı toplantı","example":"Bir ay sonraki celsede de yeni savcının evvelkine katılması üzerine ittifakla beraat kararı."}]},"CELİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cila sürülmüş, cila ile parlatılmış","example":"Celi antika mobilyalar onlarca yıldır parlıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Açık; aşikâr","example":"O bakışlardan daha celî delil aramak abesti."}]},"CELİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı'nın sıfatlarından biri","example":"Ey celil, kudretini ortaya çıkar."},{"pos":"adj","definition":"Çok büyük; ulu","example":"Tebrîz’e uçtu feth-i celîlin hümâları"}]},"CEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayı üstünlüğü","example":null},{"pos":"n","definition":"Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulma işlemi","example":"Mektepten çıkalı otuz beş sene oluyor. Otuz beş defa cem yapmamışımdır."}]},"CEMAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan kalabalığı, topluluk","example":"Sonra, dağılmayan, etrafını saran cemaate dönüyor."},{"pos":"n","definition":"Bir imama uyup namaz kılan kişiler","example":"Musalla taşında dört tabut var, cemaat gölgeliklere sığınmış, kıpır kıpır.."}]},"CEMADAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cansızlar, cansız varlıklar","example":null}]},"CEMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüz güzelliği","example":"Sadakatinden dinî bir zevk duyuyor, cemaline tutkun kalmaktan temiz neşeler topluyordu."}]},"CEMAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Toplayarak, hepsini içine alarak; toplam olarak","example":null}]},"CEMBİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucu eğri ve sivri, kamaya benzer, silah olarak kullanılan bir tür bıçak","example":"Karşı taraf üstüne üşüşüp cembiye ile Türk çocuğunu parçaladılar."},{"pos":"n","definition":"Ağzı eğri bir tür Arap bıçağı","example":"Soyunduk ve çıplak kalınca kurşunları veya cembiyeleri beklemeye koyulduk."}]},"CEMET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tek tek durumdaki şeyleri bir yerde birlik haline getirmek","example":null}],"lemma":"cemetmek"},"CEMETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tek tek durumdaki şeyleri bir yerde birlik haline getirmek","example":null}]},"CEMEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alevilerin toplanma yeri","example":null}]},"CEMRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şubat ayında birer hafta arayla havada, suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi","example":"Şubat ayında ilk cemrenin düşmesiyle birlikte havalar yavaş yavaş ısınmaya başladı."}]},"CEMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bütün, hep, bir şeyin hepsi, bir şeyin tümü","example":null}]},"CEMİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı'nın sıfatlarından biri","example":null},{"pos":"adj","definition":"Güzel erkek","example":null}]},"CEMİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gönül alıcı davranış","example":"Binecekleri vapur, Konsolosa fevkaladeden bir cemile olarak o turda, pruva direğine Türk bayrağı çekiyordu."},{"pos":"adj","definition":"Güzel kadın","example":null}]},"CEMİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için kurulan yasal topluluk","example":"Gazi'nin reisliği altında bir Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti var."},{"pos":"n","definition":"Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü","example":"Kasaba halkı, bir dayanışma cemiyeti olarak selden etkilenen komşularına yardım etmek için seferber oldu."}]},"CENABET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İslamın buyurduğu biçimde henüz yıkanmadığı için temiz sayılmayan kimse","example":"Ergenliğinde yaşadığı bazı komik olaylar yüzünden adı cenabet Ahmet olmuştu."},{"pos":"adj","definition":"Pis, kötü, hoşlanılmayan kimse veya şey","example":"Cenabet suratı kıpkırmızı oldu, hiç duraksamadan terslemeyi sürdürdüm."}]},"CENAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir noktaya göre olan yer","example":"Meclisteki sağ cenah millet vekilleri."},{"pos":"n","definition":"Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri","example":null}]},"CENAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saygı, onur ve büyüklük anlamıyla kullanılan bir söz","example":"Prens cenapları için oturacak yer arıyoruz."}]},"CENAZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cenaze için mezara kadar yapılan dinî tören","example":"Bir cenaze töreni için Şehitlik'e ilk defa gidiyordum."},{"pos":"n","definition":"Kefenlenip tabuta konmuş, gömülmeye hazırlanmış insan ölüsü","example":"Evden iki sene içinde üç cenaze çıkmıştı"}]},"CENDERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi sıkma, ezme vb. işlerde kullanılan düzenek","example":"Dört yanından demir bir cendere gibi sıkardı."},{"pos":"n","definition":"Manevi baskı","example":"Aralarından biri itilip kakılınca hepsinin birden boynunda aynı cendere acısı."}]},"CENGAVER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyi veya çok savaşan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Savaşta kahramanlık gösteren","example":"Bazı sipahi ağası gibi mağrurdu, kimi cengâver tavırlı ve sakindi."}]},"CENGEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otlarla ve sık ağaçlarla örtülü geniş Hindistan ormanı","example":null}]},"CENK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele","example":null},{"pos":"n","definition":"Birbirlerine isteklerini kabul ettirmek için iki taraf arasında yapılan zorlu çalışma","example":"Her dakikam bir ayrı cenk ile geçiyor"}]},"CENNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî inanışlara göre dünyada iyilik yapanların, günahsızların, öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer","example":"Cennet cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri / İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni"},{"pos":"adj","definition":"Çok güzel, huzur veren yer","example":null}]},"CENTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin, bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri","example":null}]},"CENUBİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güneyle ilgili, güneye özgü olan","example":null}]},"CENUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Solunu doğuya, sağını batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri","example":null}]},"CENİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Embriyonun, bütün organları belirdikten sonra aldığı ad","example":null}]},"CEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça","example":"Bayramın her günü gelirler, ellerini ceplerine sokarak dolaşırlardı."},{"pos":"n","definition":"Kişinin yanında taşıyabildiği, kablosuz telefon","example":"Sonra beni cepten aradı, hemen gel dedi."}]},"CEPHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateşli silahlarla atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde","example":"Artık silahım var, cephanem var, ava çıkabilirim."}]},"CEPHE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir noktaya göre olan yer","example":"Hakikatin binbir cephesi ve başka başka görünüşleri yok mudur?"},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi, önde bulunan bölümü, önü","example":"Başını kaldırarak köşkün karanlık cephesine baktı."}]},"CEPHEUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"CEPKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kolları yırtmaçlı ve uzun, harçla işlenmiş bir tür kısa, yakasız üst giysisi","example":"Cepkenini, damalı mintanını çıkarmış, kolalı gömleğine kravatını bağlıyordu."}]},"CEPLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hakkı olmadığı hâlde parayı kendine mal etmek","example":null}],"lemma":"ceplemek"},"CEPLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hakkı olmadığı hâlde parayı kendine mal etmek","example":null}]},"CER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çekme, sürükleyerek götürme","example":"Şimdi arabayı cerre hizmet edecek kuvvet üçleşir."}]},"CERAHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik","example":"Elinden kayan bıçakla parmağında derin bir cerahat açıldı."},{"pos":"n","definition":"Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı","example":"Bir iğneyle dokunulsa kan değil muhakkak cerahat akacaktı."}]},"CERBEZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini aldatmak, yanıltmak için dolap veya oyun çeviren olma durumu","example":"Cerbeze yapmaya gerek yok, doğruyu söylemek her zaman daha iyidir."},{"pos":"n","definition":"Becerikli olma durumu","example":"Bu başarı yalnız kendi cerbezesinin eseri değildir."}]},"CEREME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkası tarafından yapılan veya kaza sonucu ortaya çıkan zarar","example":"Çocukların yaptığı ziyanın ceremesini babalar çeker"}]},"CEREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift parmaklılardan, boynuzlugiller familyasından, çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliği ile tanınan, ince bacaklı, zarif, memeli hayvan","example":"Dedim akça ceren çölde ne gezer."}]},"CEREYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, tarz","example":null},{"pos":"n","definition":"Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan,","example":"O pencere de açık olunca cereyan yaptı."}]},"CERH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünce, inanç veya iddiayı çürütme","example":"Frenklerin “ésprit de contradiction” dedikleri, her fikri zıt bir fikirle cerhe kalkışma ihtiyâcını yerine getirmek fırsatını bulurdu"}]},"CERRAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ameliyat yapan uzman hekim","example":"Mengene gibi bir el, cerrahın yakasına yapışınca zavallının dizlerinin bağı çözülecek gibi oldu."},{"pos":"n","definition":"Önemsiz yaraları iyileştiren kimse","example":"Diplomasız / Cerrah Mustâfendi / Evvelâ çanta gider / Sonra peşinden kendi"}]},"CERRAHİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hekimliğin, ameliyatla tedavi yapan dalı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Cerrahlıkla ilgili","example":null}]},"CERRAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçimini dilenerek sağlayan kimse","example":"Dese lâyık mı değil sâil-i cerrârımdır"},{"pos":"adj","definition":"Alımlı, sürükleyici","example":"Gösterinin başında sahneye çıkan sanatçı öyle cerrar bir hava yayıyordu ki tüm izleyiciler ona hayranlıkla bakakaldı."}]},"CERİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Politika, ekonomi, kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için, yorumlu veya yorumsuz, her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın","example":"Müdâhale etmemek için dudaklarını ısırır, eline bir cerîde alırdı."},{"pos":"n","definition":"Bir durumu tespit eden veya edenler tarafından imzalanan belge, zabıt varakası","example":null}]},"CERİHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik","example":null}]},"CESAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük olma durumu","example":"Dağdan baktığınızda her biri beş altı fil cesametinde."}]},"CESARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlü ve cesur olma durumu, kahramanca davranış","example":"Bütün halk türküleri gibi ölenin örnek cesaretini öven türkülerdi bunlar."},{"pos":"n","definition":"Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven","example":"Bütün halk türküleri gibi ölenin örnek cesaretini öven türkülerdi bunlar."}]},"CESET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölen insanın vücudu","example":"Gece sabaha karşı, balıkçılar denizde bir ceset bulmuşlardı."}]},"CESUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan","example":null}]},"CESİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan","example":null}]},"CET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atalardan, büyükbabalardan biri, önceki nesilden kimse","example":null}]},"CETBECET":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Atalardan beri; soyca","example":"Devşirme değil, cetbecet Türk, özüm gibi halis Sivaslı, aslan gibi kumandan."}]},"CETUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"CETVEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çizgilerle bölümlere ayrılmış kâğıt","example":null},{"pos":"n","definition":"Doğru çizgileri çizmeye yarayan, dereceli veya derecesiz, tahtadan, plastikten, madenden yapılmış araç","example":"Zekâi Bey elinde hep bir cetvelle dolaşır."}]},"CEVABEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Cevap olarak, karşılık olarak","example":null}]},"CEVABİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cevap niteliğinde olan","example":"Cevabi nota, cevabi yazı."}]},"CEVAHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elmas, yakut vb. değerli taşlar; mücevher","example":"Bunların bazısının cevahirle süslenmiş mineli kapakları bulunur."}]},"CEVAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir soruya, bir isteğe, bir söz veya yazıya verilen karşı davranış","example":"Soruma karşılık verdiği cevaptan hiç tatmin olmadım."}]},"CEVAPLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir soruya, bir isteğe, bir söz veya yazıya karşılık vermek","example":"Gözünü yaptığı işten ayırmadan kısık sesle cevap verdi."}],"lemma":"cevaplamak"},"CEVAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey yapmak için verilen veya alınan özgürlük","example":null}]},"CEVELAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzak olmayan bir yere yapılan gezi","example":null}]},"CEVHER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değerli süs eşyası ya da taşı","example":"Onun mücevherlerine, incilerine malik tarihte az imparatoriçe gelmiştir."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin özü; maya","example":"Şu kuvvetin, cevherin sırrını öğrenmek için soruyorum."}]},"CEVVAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davranışları çabuk ve kesin olan","example":"Cevval çocuk. Cevval zekâ."}]},"CEVVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Atmosfer ile ilgili","example":null}]},"CEVİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşırı güçlük ve sıkıntı","example":null}]},"CEVİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç","example":"Şuradaki cevizler neden kesiliyor?"},{"pos":"n","definition":"Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli ağacın dışı kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemişi","example":"Cebimdeki paranın yarısını ayırıp avuç avuç ceviz alıyorum, sevinçle dolduruyorum ceplerimi."}]},"CEVİZİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cevizden yapılmış veya cevizi andıran","example":null}]},"CEYLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift parmaklılardan, boynuzlugiller familyasından, çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliği ile tanınan, ince bacaklı, zarif, memeli hayvan","example":null}]},"CEZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suç işleyen bir kimsenin yaşantısına, özgürlüğüne, mallarına, onuruna karşı yasaların öngördüğü yaptırım","example":"Cezasını tamamlayana kadar tek kişilik bir koğuşta kalmış."},{"pos":"n","definition":"Uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem veya yaptırım","example":"O, olası ihanetim için cezalardan ceza beğenirken, ben de elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyordum."}]},"CEZAEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer","example":"Mapus, suçluların cezalarını çekmek üzere kapatıldıkları karanlık ve dar odalardan oluşuyordu."}]},"CEZAYİR":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Cezayir.","example":null}]},"CEZAİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ceza ile ilgili, cezaya ilişkin, cezaya dayanan","example":"Bu cezai salahiyet hangi kanunla tespit edilmiştir, bilmiyorum."}]},"CEZBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir duygu veya bir inanışın etkisiyle aşırı ölçüde coşup kendinden geçme durumu","example":"İsmet Paşa'yı birer serdengeçti cezbesiyle savunanlar arasında ben de vardım."}]},"CEZBELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir duygu veya bir inanışın etkisiyle aşırı duygulanıp çevrede olup bitenin farkına varamamak","example":"Hırıltıdan cezbelenen cins köpek gibi artık kendini tutamayarak o da Nükhet'e saldırdı."}],"lemma":"cezbelenmek"},"CEZBET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine çekmek, bağlamak","example":null}],"lemma":"cezbetmek"},"CEZERYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ezilmiş havuç içine fındık, şeker vb. eklenerek yapılan bir tür tatlı","example":null}]},"CEZP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etkileyerek kendine bağlama","example":"O cezp edici bakışlar, o koku..."},{"pos":"n","definition":"Kendine çekme","example":null}]},"CEZRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüzeyde kalmayıp derine inen, asıl konuyu da içine alan","example":"Vilâyete gelir gelmez bu meseleyi cezrî bir şekilde tesviyeyi düşünmüş."}]},"CEZVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kahve pişirmeye yarayan, saplı, küçük kap","example":"Cezvedeki süt çoktan taşmış, gaz ocağının her tarafına köpük köpük yayılırken ateşi de söndürmüştü."}]},"CEZİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkileri toprağa bağlayan ve onların, topraktaki besi maddelerini emmesine yarayan klorofilsiz bölüm","example":"Bitkinin ceziri, kök kısmından ayrılarak toprak altındaki besinleri almasını sağlar."},{"pos":"n","definition":"Gelgitte denizin alçalması","example":"Cezir sırasında deniz seviyesi düşer ve sahil boyunca büyük kayaçlar ortaya çıkar."}]},"CEZİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası","example":"Cezirede yaşayan insanların dehşetli durumunun izlerini gören komite azaları hüngür hüngür ağlamaktan kendilerini alamamışlardı."}]},"CHANGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para değiştirme işlemi","example":null}]},"CHARTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli merkezler arasında bir tarifeye bağlı olmaksızın düzenlenen ucuz uçak seferi","example":null}]},"CHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uluslararası iletişim ağ ortamlarını kullanarak çeşitli yazılımlar aracılığıyla kişilerle karşılıklı olarak yazılı, sesli veya görüntülü görüşme","example":null}]},"CIBIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçinmekte çok sıkıntı çeken","example":"Nûri sen söylesen fakirliğini / Zîra hiç anlamaz tıkırlığını / Eğer farkederse cıbırlığını / Her gün eğlenecek saz eder seni"},{"pos":"adj","definition":"Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan; nü","example":"Cıbıl cıbıl ne dolaşıyorsun ortalıkta?"}]},"CIBILDAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan; nü","example":"Cıbıl cıbıl ne dolaşıyorsun ortalıkta?"}]},"CICIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzellik veren, güzelleştiren şey","example":"Yeni takı seti onun zarifliğine cıcık bir dokunuş katmış."},{"pos":"n","definition":"Vücudun çeşitli boşluklarının içinde bulunan organ; viseral organ","example":"Çocuğa öyle bir tekme vurdu ki çocuğun cıcıkları oynamadıysa şaşarım."}]},"CIDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun saplı, sivri demir uçlu silah","example":null}]},"CIDAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atın iki omzunun arası","example":"Şu atın cıdağısında ise iltihaplı bir yara var."},{"pos":"n","definition":"Derin, işleyen yara; büyük çıban","example":"Bu cıdağıyı iyileştirebilmek mümkün mü, emind eğilim."}]},"CILIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemi olmayan","example":"Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu."},{"pos":"adj","definition":"Çok zayıf ve güçsüz","example":"Hanın sahibi cılız bir adamdı."}]},"CILK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sözünün eri olmayan","example":"Böyle cılk birine güvenmek büyük bir hata olurdu."},{"pos":"adj","definition":"Bozularak kokmuş yumurta","example":null}]},"CILKAVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurdun veya tilkinin ense postundan yapılan kürk","example":"Sırtına da almış cılkava kürkü / Köroğlu söyledi üç beyit türkü"}]},"CIMBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni oluşmuş körpe ve küçük dal veya yaprak","example":"Şu cımbarları toplayarak bir salata yapabiliriz."},{"pos":"n","definition":"Dokuma tezgâhındaki kumaşı germeye yarayan iki tarafı dişli araç","example":"Dokunan kumaşın daralmasını önlemek için ise cımbar yerine metit denilen uçları çivili iki parça çıtadan meydana gelmiş bir araç kullanılır."}]},"CIMBARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dokunmakta olan halının veya bezin kenarını cımbarla geriye almak","example":null}],"lemma":"cımbarlamak"},"CIMBIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıl vb. ince şeyleri tutmak veya çekmek için kullanılan küçük maşa","example":"Bir elinde cımbız, bir elinde ayna / Umurunda mı dünya?"},{"pos":"n","definition":"Özellikle dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri temizlemekte kullanılan el aracı","example":"Cımbızla kumaşın üzerindeki küçük iplik parçalarını alırken çok dikkatli olmalısınız."}]},"CIMBIZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cımbızla yolmak","example":"Kaşlarımı da biraz cımbızladım."},{"pos":"v","definition":"Dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri cımbızla temizlemek","example":"Denetim masasındaki dokumacı, renkli şalın üstündeki küçük iplik parçalarını cımbızlayarak temizledi."}],"lemma":"cımbızlamak"},"CINCIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cam, porselen vb. maddelerden yapılmış bardak kadeh vb. gibi eşya","example":null}]},"CINGIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük üzüm salkımı","example":"Kimse bu sarkan dallardan bir cıngıl üzüm koparmazdı."},{"pos":"n","definition":"Boncuk, gümüş veya altın para ile yapılmış, başlığa veya giysiye takılan süs","example":"Gelinin başındaki kırmızı örtüden sarkan altın cıngıllar ışık vurdukça pırıl pırıl parlıyordu."}]},"CIRBOĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür çöl sıçanı","example":"Yarı cırboğa, yarı firavun faresi kemirgen, ressamın vücuduna yerleşir ve bacağını kemirmeye başlar."},{"pos":"n","definition":"Cılız, zayıf, çelimsiz çocuk","example":"Çocuk aç kala kala kuru kemçik, cırboğa olmuş"}]},"CIRCIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysi, çanta vb. yerlerde kullanılan, karşılıklı dişler ve bunların üzerinde yürüyen kapatıcıdan oluşan düzenek","example":"Cırcırı açık, yamalı bir keten pantolonu, yırtık süveteri ve eskimiş terlikleri olan on yaşlarındaki çorapsız bir velet cebindeki bozuklukların tamamını verince duygulandım."},{"pos":"n","definition":"Eş kanatlılardan, erkeği yazın karnının altındaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çıkaran bir böcek","example":null}]},"CIRDAVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meşe dalından yapılan ucu demirli, uzun cirit değneği","example":null}]},"CIRILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cır cır\" diye ses çıkarmak","example":"Ay! Ay! Aaaay diye cırıldayıp yerinden fırladı mı elli metre öteden tanıdığı bir kadının geldiği kesindi."}],"lemma":"cırıldamak"},"CIRILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cır cır\" diye çıkan ses","example":null}]},"CIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İnce ve usandırıcı ses çıkarmak","example":"Sonra hep birden cırladılar."}],"lemma":"cırlamak"},"CIRLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz kanatlılardan ocaklarda, fırınlarda, kırlarda yaşayan böcek","example":"Kırda yürürken, cırlakların çıkardığı sesler yaz akşamlarının sessizliğini bozuyordu."},{"pos":"adj","definition":"Hoşa gitmeyen, keskin ve çiğ, tiz ses","example":"Yanındaki cırlak ses artık boğuklaşmıştı"}]},"CIRLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İnce ve usandırıcı ses çıkarmak","example":"Sonra hep birden cırladılar."}]},"CIRLAYIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eş kanatlılardan, erkeği yazın karnının altındaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çıkaran bir böcek","example":"Kinaye yollu cırlayık ile karınca hikâyesini yazarak hikâyeye şöyle başlıyor."},{"pos":"n","definition":"Örümcek kuşugillerden, ormanlık, çalılık yerlerde yaşayan, güzel öten bir kuş","example":"Cırlayıklar, ne güzel ötüyorlar..."}]},"CIRMALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tırnaklarıyla çizmek veya hırpalamak","example":null}],"lemma":"cırmalamak"},"CIRMIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tırnak izi","example":null}]},"CIRNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yırtıcı hayvan tırnağı","example":null}]},"CIRNAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tırnaklarıyla çizmek veya hırpalamak","example":null}],"lemma":"cırnaklamak"},"CIRNIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Set duvarlarında su akacak delik","example":null}]},"CIRT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kâğıt, kumaş vb. yırtılırken çıkan ses","example":null}]},"CIRTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cırt\" diye ses çıkarmak","example":"Böceğin üstüne bastığı gibi böcek cırtlayarak ölmüştü."}],"lemma":"cırtlamak"},"CIRTLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olgunluktan ezilebilecek duruma gelmiş meyve, sebze","example":"Ağaçtaki şeftalileri topla artık, cırtlak cırtlak olmuşlar."}]},"CIV":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sekmek, değip geçmek, vurup sapmak","example":"Kurşun taşa değmiş, sonra taştan cıvmış, Dursun Hoca'ya değmiş."}],"lemma":"cıvmak"},"CIVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oda sıcaklığında sıvı olan gümüş renkli metal","example":null}]},"CIVADRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin baş tarafından havaya doğru biraz kalkık olarak uzatılmış bulunan direk","example":null}]},"CIVATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine bağlanmak istenen ağaç veya demir parçalarının üzerinde hazırlanmış olan deliklerden geçirilerek ucuna somun takılıp sıkıştırılan iri başlı vida","example":null}]},"CIVATALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cıvata ile tutturmak","example":null}],"lemma":"cıvatalamak"},"CIVI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cıvık bir duruma gelmek","example":"Hamur yanlışlıkla cıvıklandı, bana biraz daha un getirir misin?"},{"pos":"v","definition":"Bir iş çığırından çıkmak","example":"Toplantıda konu çok uzadı ve işler cıvımaya başladı, kimse ne dediğini anlamıyordu."}],"lemma":"cıvımak"},"CIVIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fazla suyla karıştığı için biçimini koruyamayacak kadar sulanmış","example":"Cıvık hamur. Cıvık çamur."},{"pos":"adj","definition":"Soğuk ve can sıkıcı şakalar yapan kimse","example":"Cıvık cıvık davranma ya !"}]},"CIVILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cıvıl cıvıl ötmek","example":"Bir kuş durmadan cıvıldıyor."}],"lemma":"cıvıldamak"},"CIVILDAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hep birden cıvıldamak","example":null}],"lemma":"cıvıldaşmak"},"CIVILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşların ötüşürken çıkardıkları ses","example":"Her tarafından kuşların hoş cıvıltıları taşardı."},{"pos":"n","definition":"Sesteki canlılık; ateşlilik","example":"Sesin cıvıltısı gitmiş, yerine hüzün konmuştu."}]},"CIVIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cıvık bir duruma gelmek","example":"Hamur yanlışlıkla cıvıklandı, bana biraz daha un getirir misin?"},{"pos":"v","definition":"Bir iş çığırından çıkmak","example":"Toplantıda konu çok uzadı ve işler cıvımaya başladı, kimse ne dediğini anlamıyordu."}]},"CIVIT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi yakışık almayacak bir duruma getirmek","example":"Ali Rıza içince cıvıtırdı."},{"pos":"v","definition":"Ciddiyetten uzaklaşmak","example":null}],"lemma":"cıvıtmak"},"CIVITMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi yakışık almayacak bir duruma getirmek","example":"Ali Rıza içince cıvıtırdı."},{"pos":"v","definition":"Ciddiyetten uzaklaşmak","example":null}]},"CIVMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sekmek, değip geçmek, vurup sapmak","example":"Kurşun taşa değmiş, sonra taştan cıvmış, Dursun Hoca'ya değmiş."}]},"CIYAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İnce, acı ve yüksek sesle bağırmak","example":null}],"lemma":"cıyaklamak"},"CIYIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yırtılırken cıyırtı çıkarmak","example":null}],"lemma":"cıyırdamak"},"CIYIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bez, kâğıt ve benzerinin yırtılırken çıkardığı ses","example":null}]},"CIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk dilinde ateş","example":"Annesi cocuğunu uyarmak için sobayı göstererek \"Cız !\" dedi."},{"pos":"n","definition":"Kızgın yağın içine bir şey atıldığında çıkan ses","example":"Bu manzara karş ısında yüreğim cız etti"}]},"CIZBIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Izgarada pişirilmiş et","example":null}]},"CIZGARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplu olarak Türk müziği icra edilirken kullanılan bir yaylı saz türü","example":"Saz takımında cızgara denilen ensiz, dikdörtgen bir kemanla santur da yer alır."}]},"CIZIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz","example":"Bu kâğıda üç cızık çekti."}]},"CIZIKTIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Taslak olarak yazmak veya çizmek","example":null}],"lemma":"cızıktırmak"},"CIZILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cızırdama sesi","example":null}]},"CIZIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cızır\" diye ses çıkarmak","example":"Sinyaller gitti herhalde, radyo cızırdıyor."},{"pos":"v","definition":"Boğazındaki gıcıktan dolayı kesik ve ince ses çıkarmak","example":"Alerjik astım yüzünden cızırdıyordu."}],"lemma":"cızırdamak"},"CIZIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cızırdama sesi","example":null}]},"CIZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cız diye ses çıkarmak","example":"Radyo cızlıyor, sinyaller gitmiştir."},{"pos":"v","definition":"Cız etmek","example":"Yani öyle bir ağlıyordu ki içim şöyle bir cızladı."}],"lemma":"cızlamak"},"CIZLAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden, bir şeyden kurtulma","example":null}]},"CIZLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cız diye ses çıkarmak","example":"Radyo cızlıyor, sinyaller gitmiştir."},{"pos":"v","definition":"Cız etmek","example":"Yani öyle bir ağlıyordu ki içim şöyle bir cızladı."}]},"COLUMBA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"CONTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçirmezliği sağlamak için sıkıştırılmış iki yüzey arasına yerleştirilen, genellikle kauçuk ve kurşundan yapılan ince parça","example":null}]},"CONTALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Conta koymak veya yerleştirmek","example":null}],"lemma":"contalamak"},"COP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalın, kısa değnek","example":"Çiftlikteki tilkiyi kovalamak için elinde bir cop tutan adam hızlıca hareket ediyordu."},{"pos":"n","definition":"Polislerin kullandığı genellikle lastikten yapılan sopa","example":"Polislerin öğrencilere tehdit amaçlı salladıkları copları dışında hiçbir şeyleri yok."}]},"COPLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Copla vurmak; copla dövmek","example":null}],"lemma":"coplamak"},"COPLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Copla vurmak; copla dövmek","example":null}]},"CORUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uskumruların büyük balıklardan korkarak kıyıya sığınması durumu","example":"Kıyıdaki corumu görünce bir ürktük."},{"pos":"n","definition":"Balık akını","example":null}]},"CORVUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"COĞRAFYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzünü fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal yönlerden inceleyen bilim","example":"Coğrafya okumayı çok isterdim."},{"pos":"n","definition":"Bir yeryüzü parçasını, bir bölgeyi, bir ülkeyi belirleyen, niteleyen, fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal gerçekliklerin tümü","example":"Süratli otomobiller artık şehrin coğrafyasını da hüviyetini de değiştirdi."}]},"COĞRAFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Coğrafya ile ilgili","example":"Kasaba, coğrafi vaziyeti yüzünden lodosu, poyrazı pek az tutan bir limanda kurulmuştur."}]},"COŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duygu ve düşünceleri güçlü bir tepki ile dışarı vurmak","example":"Askerler sevgili efendilerinin yüzünü görür görmez coşuyorlar."},{"pos":"v","definition":"Doğa olaylarından herhangi biri birdenbire çoğalıp hızlanmak","example":"Coşan sele dur diyorsun sen, dadı."}],"lemma":"coşmak"},"COŞKU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu","example":"Vali'nin hızı ve coşkusu yanındakilere de bulaşıcı bir hastalık gibi sirayet ediyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi","example":"Sanat galerisine girdiğinde sergilediği tabloların etkisiyle büyük bir coşku hissetti ve ruhu adeta yüksek bir düzeye ulaştı."}]},"COŞKULAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Coşkulu duruma gelmek","example":null}],"lemma":"coşkulanmak"},"COŞKUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Coşmuş, taşmış","example":"Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim."}]},"COŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duygu ve düşünceleri güçlü bir tepki ile dışarı vurmak","example":"Askerler sevgili efendilerinin yüzünü görür görmez coşuyorlar."},{"pos":"v","definition":"Doğa olaylarından herhangi biri birdenbire çoğalıp hızlanmak","example":"Coşan sele dur diyorsun sen, dadı."}]},"COŞUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Coşku, heyecanlı davranış","example":null}]},"CRATER":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"CUDAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beceriksiz, güçsüz, görgüsüz kimse","example":"Velakin bu adam onları adam edeceğine cudam ediyor, buyurdun. Ne etmişiz de cudam olmuşlar?"}]},"CUK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Tam yerine denk gelmek, uygun gelmek, yakışmak\" anlamlarındaki cuk oturmak deyiminde geçen bir söz","example":null}]},"CUKKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan ve insan memesi","example":null}]},"CUMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haftanın altıncı günü, perşembe ile cumartesi arasındaki gün","example":null},{"pos":"n","definition":"Cuma günü öğle vaktinde cemaatle kılınan namaz","example":null}]},"CUMBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapıların üst katlarında, ana duvarların dışına, sokağa doğru çıkıntı yapmış balkon","example":"Yola uzanan cumbaların altındaki destekler büyük annelerimizin sarkık gerdanlarına benzerdi."},{"pos":"n","definition":"Eski evlerde pencere hizasından sokağa doğru çıkıntısı olan kafesli bölüm","example":"Nihayet dün gece komşu kadın cumbadan seslendi."}]},"CUMBADAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suya düşen bir cismin çıkardığı ses","example":null},{"pos":"adv","definition":"Ses çıkararak","example":"Gece yarısı pencere çarptı ve cumbadak bir gürültüyle herkes uyandı."}]},"CUMBALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir parçanın dar kenarındaki testere izi vb. girinti ve çıkıntıları düzeltmek","example":null}],"lemma":"cumbalamak"},"CUMBALAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elleri yere koyduktan sonra ayakları kaldırıp vücudu üstten aşırtarak öne veya arkaya yapılan dönme hareketi","example":null}]},"CUMBULDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kabın içinde çalkalanıp ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"cumbuldamak"},"CUMBURDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cumburtu\" sesi çıkarmak","example":null}],"lemma":"cumburdamak"},"CUMBURTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suya düşen ağır bir cismin veya çalkalanan suyun çıkardığı ses","example":"Peşinden bir cumburtu daha oldu. Hıdır, kurbağa dedi."}]},"CUMHUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet","example":null},{"pos":"n","definition":"Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta olan insan topluluğu","example":"Ulu mâbed seni ancak bu sabâh anlıyorum / (…) / Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi / Senelerden beri rûyâda görüp özlediğim / Cedlerin mağfiret iklîmine girmiş gibiyim"}]},"CUMHURCA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Toplu olarak; hep birlikte","example":"Bu çocuk kafilesi ... Allah deyü deyü, ilahisini cumhurca ırlayarak yola düzüldüler."}]},"CUNDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yatay serenlerin her iki başı","example":null}]},"CUNTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkede yönetime kuvvet kullanarak el koyan kimselerden oluşan kurul","example":null}]},"CUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suya düşen bir şeyin çıkardığı ses","example":"Cup diye denize düştü."}]},"CUPPADAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suya düşen bir cismin çıkardığı ses","example":null}]},"CURA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı","example":null},{"pos":"n","definition":"Mızrap ile çalınan iki veya üç telli halk sazı","example":"Cura tambura örneğindeki halk sazlarının en küçüğüdür"}]},"CURCUNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gürültülü, karışık durum","example":"Adnan yatağına uzanmış, dün geceki curcunayı düşünüyordu."},{"pos":"n","definition":"Alaturka müzikte hızlı bir usul","example":"Sonra bir curcuna havası söyledi ve üç yabancı da dâhil olduğu hâlde salondakilerin hepsini oynattı."}]},"CURNATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bıldırcın sökünü","example":null}]},"CUŞİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Coşkun, ateşli olma durumu veya coşkunca yapılan iş","example":null}]},"CYGNUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"CÖMERT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Para ve malını esirgemeden veren","example":"Elinden gelen her iyiliği yapar, cömerttir, ikramı çok sever."},{"pos":"adj","definition":"Verimi iyi ve bol olan","example":"Bu ülkede toprak bir masal sultanı kadar cömert."}]},"CÖNK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saz şairlerinin, kendilerinin veya başkalarının şiirlerini derledikleri, uzunlamasına açılan, deri kaplı defter","example":"Masallarda, türkülerde, cönklerde / Seni buldum, seni duydum, seni okudum"},{"pos":"n","definition":"Büyük yelkenli gemi","example":"Yükünü almış bir cönkte yok yoktur, her şey bulunur."}]},"CÜBBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hukukçuların, üniversite öğretim üyelerinin, din adamlarının, mezuniyet törenlerinde öğrencilerin elbise üstüne giydikleri uzun, yanları geniş, düğmesiz giysi","example":"Artık cübbenin altına kolalı gömlek giyiyor."}]},"CÜCE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boyu, normalden çok daha kısa olan kimse","example":"Bunlardan başka köyün iki meczubu, bir cücesi vardır."},{"pos":"adj","definition":"Gelişmemiş bitki","example":null}]},"CÜCÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bitkinin üzerinde bulunan ve ileride sap, çiçek veya yaprak verecek olan filiz","example":"Fasulye bitkisinin cücükleri birkaç güne kadar yaprak açmaya başlayacak."},{"pos":"n","definition":"Yeni doğmuş kuş","example":"Yuvanın içinde anne serçenin altında minik bir cücük fark ettim."}]},"CÜCÜKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitki filiz vermek","example":null}],"lemma":"cücüklenmek"},"CÜDA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yurt, baba ocağı gibi çok sevilen şeylerden ayrılmış olan, uzak kalmış olan","example":"Gurbet ellerde yıllardır cüda kalan amcam köyüne döndüğünde gözyaşlarını tutamadı."}]},"CÜHELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisizler; cahiller","example":null}]},"CÜLUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hükümdarlık tahtına çıkma, tahta oturma","example":"Cülûsundan bir sene sonra ordu ve donanma ile Anadoluhisârı’na geldi."}]},"CÜLUSİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şairlerin tahta çıkan padişah için yazdığı şiir","example":"Tevfik Fikret, Abdülhamit için bir cülusiye yazmışmış."},{"pos":"n","definition":"Hükümdarların cülus törenlerinde dağıttığı bahşiş","example":"Cülusiye bahşişlerini alanlar daha da bir mutlu, daha da bir coşkulu idi."}]},"CÜMBÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Neşeli, hoşça vakit geçirme","example":"Onlara çok zaman kedi, köpek, horoz, tavuk taklidi yapar, dükkânın önünde bir alay adam toplanır, bir cümbüştür giderdi."},{"pos":"n","definition":"Neşelilik, hareketlilik, coşku","example":"Yavaş yavaş fırçalardan, boyalardan, renklerin cümbüşlerinden başka her şey çevresinden siliniyordu."}]},"CÜMLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yargı bildirmek için tek başına çekimli bir fiil veya çekimli bir fiille kullanılan kelimeler dizisi","example":"Ben bu cümleyi üç defa okudum, hiçbir şey anlayamadım."},{"pos":"n","definition":"Bir yerde bulunan kimselerin bütünü ya da başkaları","example":"Cem-i cümleyi saklasın Cenab-ı Allah cem-i cümlenin yavrularını, sonradan da benimkileri."}]},"CÜMLESİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bütünü; tamamı; tümü","example":"Cümlesi masanın başında koltuklara yerleştiler."}]},"CÜMLETEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Toplu olarak","example":null}]},"CÜMUDİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kutup bölgelerinde veya dağ başlarında bulunan büyük kar ve buz kütlesi","example":null}]},"CÜNHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabahatten ağır ve cinayetten hafif olan suç","example":"Selânik suç istatistiklerini incelemeye başlamadan önce Osmanlı hukuk sistemindeki suçların kabahat, cünha ve cinayet ayrımına değinmek faydalı olacaktır."}]},"CÜNUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davranışları aşırı ve taşkın olma durumu veya bu şekil davranış","example":null}]},"CÜNÜP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İslamın buyurduğu biçimde henüz yıkanmadığı için temiz sayılmayan kimse","example":null}]},"CÜRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşüncesizce, saygıyı aşan davranış; cesaret","example":"Bu cüretini asla unutmayacağım."},{"pos":"n","definition":"Yüreklilik, cesaret","example":"Geceleri evinin bahçesinde buluşacak kadar cüreti arttırmışlar."}]},"CÜRETKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan","example":"Bizans tâcını, ilk defa bir müslüman hükümdar olarak giymeye teşebbüs etmesi, Selçuk beylerinin o târihte ne kadar müteşebbis, cüretkâr, teşkîlâtçı olduğunu göstermektedir"}]},"CÜRETLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cüretli davranmak","example":null}],"lemma":"cüretlenmek"},"CÜRUF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erime durumundaki madenlerin yüzeyinde toplanan madde","example":"Fabrikalar da bütün asitlerini, cüruflarını, pisliklerini denize döküyorlar."},{"pos":"n","definition":"Kaloriferlerden çıkan yanmış kömür artığı","example":null}]},"CÜRÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasalara aykırı davranış","example":null},{"pos":"n","definition":"İstemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış","example":"Onun çalışmasını bozan, hassasiyetini körleten her şey cürümdür."}]},"CÜSSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan gövdesi","example":null}]},"CÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri","example":"Bu cüzü çözdüm, sırada bir sonraki var."},{"pos":"n","definition":"Büyük eserlerin ayrı ayrı bölümler halinde yayımlanan parçalarından her biri","example":"Cüz cüz yayımlanmış ki komple basıldığında çok kalın bir kitap olmasın, insanlar ihtiyaç duydukları yerleri taşıyabilsin."}]},"CÜZDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para, kâğıt vb. koymaya yarayan küçük çanta","example":"Yine heybeyi omzuma astım, cüzdanımı çıkardım."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin kimliğini bildirmek için resmî bir yerden kendisine verilen, cep defteri biçimindeki belge","example":"Nüfus cüzdanı. Evlenme cüzdanı."}]},"CÜZZAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hansen basilinin sebep olduğu, sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen bulaşıcı bir hastalık","example":null}]},"CÜZİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir türün bütün bireylerine değil de bir veya birkaç bireyine ilişkin olan","example":"Cüzi ve küllî felsefe nevileri hakkında kitapları olduğunu söylemişlerdir."},{"pos":"adj","definition":"Az; azıcık; pek az","example":"Mahsûlün ancak cüzi bir kısmı satılabildi."}]},"CİBRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkılıp suyu alınan üzüm vb. meyvelerin posası","example":null}]},"CİBUTİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke.","example":null}]},"CİBİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler sınıfının kanatlılar alt sınıfından, ince yapılı ve tıknaz vücutlu, ağız parçaları emici ya da delip emici tipte, gelişmelerinde tüm başkalaşım gösteren bir takım","example":null}]},"CİBİNLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sivrisinekten ve başka böceklerden korunmak için yatağın üstüne ve yanlarına gerilen çadır biçiminde tül","example":"Cibinliğin çözülmüş ve kopmuş perdelerine alnının, ensesinin terlerini sildi."}]},"CİCOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cam veya toprak bilyelerle oynanan bir çocuk oyunu","example":"Parkta cicoz oynayan çocukların yanına vardı."},{"pos":"n","definition":"Bu oyundaki bilyelerin her biri","example":"Morsta toprağa bir üçgen çizilir ve her oyuncu bu üçgenin içine belli sayıda cicoz koyardı."}]},"CİCOZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaçmak; uzaklaşmak","example":null}],"lemma":"cicozlamak"},"CİCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cana yakın, tatlı, hoşa giden","example":null}]},"CİCİANNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öz olmayan, biyolojik olarak çocuk ile bağlantısı olmayan anne","example":"Kızlarım benim, artık anneniz eskimişti, bu yüzden ben de size cicianne getirdim, diye söyleyince ben de babamın söylediği sözlere inanarak aptalca bir soru sordum."},{"pos":"n","definition":"Bazı çocukların, büyük annelerine veya o yaştaki kadın yakınlarına verdikleri ad","example":"Amaaaan cicianne! Hiç rahatlık yok senden. Bırak da şu bayram sabahında olsun rahat bir uyku çekeyim!"}]},"CİCİBABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öz olmayan baba","example":null}]},"CİCİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan veya hayvan memesi","example":null}]},"CİCİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ensiz olarak dokunmuş parçaların yan yana eklenmesiyle oluşan, perde veya örtü olarak kullanılan nakışlı ince kilim","example":"Bir cicim de getirmiştik; cicimi serdik, oturduk."},{"pos":"n","definition":"Birine sevgiyle yaklaşıldığında kullanılan söz","example":"Cicim! Sen ne kadar dışarlıklı olmuşsun."}]},"CİDAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele","example":"Onun büyük vatanperver olması için açık ve müspet bir cidale razı olması şarttı."},{"pos":"n","definition":"Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme","example":"Nihâl’e bir kelime daha söylemek, mevcut olmayan bir cidal zemîni yaratmak demektir."}]},"CİDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem","example":"Bin zahmetle ayağına pantolonunu geçirebildi, cidarlara tutunarak kapıyı açtı, dışarıya çıktı."},{"pos":"n","definition":"Birbirine sımsıkı yapışık hücre veya moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka","example":"Cidarı eriyen hücrenin özü nasıl onu çevreleyen dokulara boşalırsa zihnim öylece akıyor evrene."}]},"CİDDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ciddi olarak; gerçekten","example":"Adı o zaman, cidden kötüye çıkmıştı."}]},"CİDDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik veya nicelik bakımından değeri olan","example":"Bu, çok ciddi bir eserdir."},{"pos":"adj","definition":"Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat","example":"Size bunu ciddi söylüyorum, yalan değil!"}]},"CİDDİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davranışları ölçülü, olgun olma durumu","example":"Şaşırtmak için bu acayip vurgulamaya aşırı bir ciddilikle devam ediyor."}]},"CİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir malın sigorta ve navlun ücreti eklenmiş fiyatı","example":null}]},"CİFE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanda iğrenme duygusu uyandıran","example":null},{"pos":"n","definition":"Kokmuş hayvan ölüsü","example":"Ahlak bunlarda bir cifeyi örten kefen gibi pek basit, yüzeyde kalan bir elbisedir."}]},"CİHAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişinin içinde yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam","example":"Kendi küçük cihanında sadece doğa ve kitaplarla baş başa kalmak onu her şeyden çok mutlu ediyordu."}]},"CİHANGİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dünyanın büyük bir bölümünü eline geçiren","example":null}]},"CİHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavla oyununda dört sayısı","example":null}]},"CİHARIDÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyunda zarlardan birinin dörtlü, öbürünün ikili düşmesi","example":null}]},"CİHARISE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyunda zarlardan birinin dörtlü, öbürünün üçlü düşmesi","example":null}]},"CİHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Din uğruna yapılan savaş","example":null}]},"CİHAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne","example":"Sana dün sorduğun cihaz konusunda bilgi verecektim."},{"pos":"n","definition":"Gelin için hazırlanan her türlü eşya","example":"Gelinin cihazı 130 deveye yüklü idi; on iki sandık içinde bulunan hazinesi, atlas, diba ve ipekli elbiseleri de 74 katır taşıyordu."}]},"CİHET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere gitmek için izlenen yol","example":"Köye gitmek için en kısa ciheti kullanmamız gerekti, yoksa yol çok uzayacaktı."}]},"CİKCİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işe, bir duruma henüz alışmamış olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Beyaz kum midyesi","example":null}]},"CİKLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla şekerli ve kokulu ağızda çiğnenen eğlence yiyeceği","example":null}]},"CİLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik","example":"Üzerine özenle dizilmiş boya kutuları, parlatma bezleri, ayakkabı cilası ve fırça yerlere saçıldı."},{"pos":"n","definition":"Gereksiz süs, gösteriş","example":"Düğünde her şey mükemmeldi ama o kadar fazla cila vardı ki, asıl samimiyet kaybolmuştu."}]},"CİLALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin veya bir şeyin iyiliklerini, üstünlüklerini söyleyerek değerini yüceltmek, yermek karşıtı","example":"O kadar çok cilalamışlar ki, gerçek başarıları yerine sadece söylemlerle övünüyordu."},{"pos":"v","definition":"Cila sürerek parlatmak, cila vurmak","example":"Zehra, lame balo pabuçlarından görünecek olan ayak tırnaklarını da cilaladı."}],"lemma":"cilalamak"},"CİLASUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yiğit, eli çabuk, becerikli kimse","example":null}]},"CİLBAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok küçük taneli fasulye","example":null}]},"CİLBENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılı kâğıtları düzenli ve sıralı bir biçimde korumak için kullanılan mukavva veya plastikten telli kap","example":null}]},"CİLDİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıbbın deri hastalıkları ile ilgili dalı","example":null}]},"CİLLOP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parlak veya pırıl pırıl","example":null}]},"CİLT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı örtü","example":null},{"pos":"n","definition":"Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi ve benzerine geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak","example":null}]},"CİLTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kitaba cilt yapmak","example":null}],"lemma":"ciltlemek"},"CİLVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baş gösterme, meydana çıkma","example":"Yalnız ve yalnız Allah’ın cilvesi bu!.."},{"pos":"n","definition":"Kişilerin ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır","example":"Romantik devirlerde bu nevi cilvelere aşk mâni olurdu, şimdi de kültür."}]},"CİLVEBAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen","example":null}]},"CİLVEKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen","example":null}]},"CİLVELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş görünmek çabasıyla kendini ağırdan satan hareketlerde bulunmak","example":"Değil mi ki cilveler yapıyorsun, kalkıp da bize erdemlilikten söz etme!"}],"lemma":"cilvelenmek"},"CİLVELEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı cilve yapmak","example":"Ağalar yüzlerini görmedikleri kızlara seslerinden âşık olarak dönme dolap arkasından şakalaşır, cilveleşir hatta sözleşirlerdi."},{"pos":"v","definition":"Birbirine çok yakın arkadaşmış gibi takılmak","example":"Onun için de dâmâdıyle nazmen cilveleşmekten geri kalmazdı."}],"lemma":"cilveleşmek"},"CİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap alfabesinin beşinci harfinin adı","example":null}]},"CİMCİME":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Küçük ve sevimli çocuk, kadın","example":"Onlar çevrelerinde olup bitenleri izleyen ve büyüklerin rolcülüğünü sezen cimcimeler olmuşlardır."},{"pos":"n","definition":"Küçük ve tatlı bir tür karpuz","example":null}]},"CİMRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Elindeki parayı harcamaya kıyamayan","example":null}]},"CİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğday, arpa, yulaf ve benzerinden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir tür alkollü içki","example":"Ben bir cin tonik alabilir miyim?"},{"pos":"n","definition":"Masallara ve bazı inançlara göre, göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık","example":"Ben dünyada ecinni filan yoktur demez miydim?"}]},"CİNAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok anlamlı bir kelimeye, her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma","example":"En çok beğendiği manzumeler hep cinas, telmih, nükte gibi söz sanatları ve oyunlarıyla dolu olanlardı."},{"pos":"n","definition":"Çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek kötüsünü öne çıkarma","example":"Bu beyitteki cinas sanatını gözden kaçırırsan beyiti tamamen yanlış yorumlar, onun olumlu bir şey söylediğini sanarsın."}]},"CİNAİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Konusu cinayet olan","example":"Okuduğunuz ne kadar cinai roman varsa bu karanlık ve tenha sokaklarda âdeta hayat bulur."},{"pos":"adj","definition":"Cinayetle ilgili","example":"Polis, cinai suçlar bölümünden gelen yeni bir ipucuyla cinayet davasını yeniden incelemeye başladı."}]},"CİNGÖZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen","example":null}]},"CİNLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duygu ve davranışlarını denetleyemeyecek duruma gelmek, öfkeli duruma geçmek","example":null}],"lemma":"cinlenmek"},"CİNNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davranışları aşırı ve taşkın olma durumu veya bu şekil davranış","example":null}]},"CİNS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu","example":"Cins türlerden, tür çeşitlerden, çeşit de bireylerden meydana gelir"},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, sebep veya yer","example":null}]},"CİNSAÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çit sarmaşığıgillerden, ince uzun ipliksi saplarıyla, asma, baklagiller ve bazı meyve ağaçlarına sarılarak onları sömüren, klorofilsiz bir asalak bitki","example":null}]},"CİNSEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cinsiyetle ilgili","example":"Bugünkü kadın çıplaklığının cinsî câzibeyi azaltmakta (…) olduğundan şüphe yoktur"}]},"CİNSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cinsiyetle ilgili","example":"Bugünkü kadın çıplaklığının cinsî câzibeyi azaltmakta (…) olduğundan şüphe yoktur"}]},"CİNSİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bireye, üreme işinde ayrı bir rol veren ve erkek, dişi gibi formları oluşturan yaradılış özelliği","example":"Cinsiyet değiştirecek kadar kin ateşinde piştim."}]},"CİNYOLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarlaların arasında görülen verimsiz topraklar","example":null}]},"CİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü arazide kullanılabilen motorlu taşıt","example":null}]},"CİPS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle ince, yuvarlak kesilerek kızartılmış patates","example":null}]},"CİRANTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir senedi ciro eden kimse","example":null}]},"CİRCİNUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"CİRO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ticari kuruluşlarda bir yıl içinde yapılmış olan işlemlerin toplam değeri","example":"Dokuz yılda tonaj sıralamasında birinci marka, ciro sıralamasında ise ikinci marka olmayı başardık."},{"pos":"n","definition":"Bir ticaret senedinin, alacaklı tarafından başkasına çevrilmesi ve senedin arkasına gereken yazının yazılıp imza edilmesi","example":"Ödeme günü geldiğinde, alacaklı, senedi başka bir firmaya ciro ederek borcun aktarılmasını sağladı."}]},"CİRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismin uzayda doldurduğu boşluk","example":null},{"pos":"n","definition":"Miktar; tutar; bölüm","example":"Şirketin yıllık mali raporunda gelir ve giderlerin cirimini detaylı bir şekilde inceledik."}]},"CİRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At koşturup birbirine değnek atarak takım halinde oynanan oyun","example":"Yüz binlerce asker kol kol olmuş, cirit oynayarak, kaynaşarak otağ etrâfında geniş bir dâire çeviriyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Bu oyunda atılan değnek","example":"Cirit değnekleri kurumuş meşe dalından yapılır, sert ve ağır bir değnektir, süratle gelen cirit bâzan hasmını öldürebilir (…) Bu ölüm er meydanında olduğu için şeref sayılır, ekseri babalar ciritten ölen çocuklarıyle övünürler."}]},"CİSMANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cisimle, bedenle ilgili","example":"Nitekim cismani ve rûhânî tedâvi de umûmî kāidedir, yoksa kötü tedbir alınmış olur."},{"pos":"adj","definition":"Dinî bir inanışla ilgili düşüncelere bağlı olmayarak yalnız maddi temellere dayanan","example":"Patrikhânenin rûhânî ve cismani meclisleri."}]},"CİSMEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Vücut bakımından, cisim olarak","example":null}]},"CİSİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Katı maddenin biçim almış durumu","example":"En katı cisimler bile eriyor."},{"pos":"n","definition":"Vücudun, baş, kol ve bacak dışında kalan bölümü","example":null}]},"CİSİMLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cismi olmayan bir şey cisim durumuna gelmek, boyut kazanmak, belirmek","example":null}],"lemma":"cisimlenmek"},"CİVAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Genç ve yakışıklı","example":"Maşallah! Ne güzel, ne civan kişiler!"},{"pos":"n","definition":"Yakışıklı genç erkek veya genç kadın","example":null}]},"CİVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerin yakınında olan ve saran başka yerlerin bütünü","example":null}]},"CİVCİV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kümes hayvanlarının yumurtadan yeni çıkmış yavrusu","example":"Bunlar ne kadar tatlı civcivler."}]},"CİVELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeniçeri Ocağına yeni girmiş delikanlı","example":"Kaşa keçe külâh yıkmış civelek / Trabzon bezi don ile gömlek"},{"pos":"adj","definition":"Canlı, neşeli ve sokulgan","example":"Gönül alıcı, civelek ve sevdacı bir kızdır."}]},"CİYAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İnce, acı ve yüksek sesle bağırmak; cıyaklamak","example":null}],"lemma":"ciyaklamak"},"CİZYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslam ülkelerinde Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi","example":null}]},"CİĞER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Akciğerlerle karaciğerin ortak adı","example":"Kiminin ciğerleri iflas etmiş, kiminin ise derisi hastalanmıştı. Ağızlarının içi bile hasta olanlar vardı."}]},"DADAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yarar, çıkar amacıyla veya alışkanlıkla bir yere sık uğramak","example":"Kediler buraya fena dadandılar"},{"pos":"v","definition":"Tadını aldığı, hoşlandığı bir şeyi sık sık istemek","example":"Çocuk çikolataya pek dadandı."}],"lemma":"dadanmak"},"DADANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yarar, çıkar amacıyla veya alışkanlıkla bir yere sık uğramak","example":"Kediler buraya fena dadandılar"},{"pos":"v","definition":"Tadını aldığı, hoşlandığı bir şeyi sık sık istemek","example":"Çocuk çikolataya pek dadandı."}]},"DADAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cinsiyeti erkek olan kardeş","example":"Küçük yaşlarda öksüz kalan Hasan, ağabeyi için 'Benim en büyük desteğim dadaşım oldu' derdi."},{"pos":"n","definition":"Delikanlı, yiğit kimse","example":"Su katılmamış bir dadaştı ve politika ile uğraşmamıştı."}]},"DADI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk bakımı ile görevlendirilmiş kadın","example":null}]},"DAHA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Öyleyse, bu durum karşısında, sonuç olarak denilebilir ki","example":null},{"pos":"adv","definition":"Şu ana kadar, bugüne gelinceye kadar","example":null}]},"DAHASI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fazlası; ilavesi","example":null}]},"DAHLET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uzaktan, dolayısıyla dokunacak söz söyleyip işittirmek","example":"Bize kâfir diyenin kendide îmân olsa / Dahleden dînimize bâri müselmân olsa"},{"pos":"v","definition":"Karışmak, burnunu sokmak","example":"Türk kafa kâğıtları ile dinimize dahletmek mürailiğini edemeyeceklerdi."}],"lemma":"dahletmek"},"DAHİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görüş, irade vb. nitelikleri yüksek, yetenek ve erdemleri herkesten üstün, olağanüstü yeteneği ve yaratıcı gücü olan kimse","example":null},{"pos":"c","definition":"Daha önce geçmiş bir cümle veya eş görevli öge ile sonraki arasında -den başka anlamıyla ilişki kuran bir söz","example":"Ben dahi başka bir diyara gitmek için izin talep ederim."}]},"DAHİCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dâhiye yakışır biçimde","example":null}]},"DAHİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde olan, kapsanan","example":"Fiyata kahvaltı dahil."}]},"DAHİLEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İçeriden; içten","example":"Evi dahilen ve hâricen boyattım."}]},"DAHİLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçle ilgili, içe ilişkin","example":"Darülbedayi kısmını ve bu kısmın dâhilî şekil ve manzarasını anlatmalıyım."}]},"DAHİLİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun iç hastalıklarıyla ilgili hekimlik kolu","example":null},{"pos":"n","definition":"Devlet yönetiminde iç işleri","example":"Dâhiliye nezaretine yazarlar, orası lazım gelen, muameleyi yapar."}]},"DAHİYANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dâhiye yakışır biçimde","example":null}]},"DAKAR":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Senegal ülkesinin başkenti.","example":null}]},"DAKKA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Bangladeş ülkesinin başkenti.","example":null}]},"DAKTİLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tuşlara parmakla vurulduğunda harflerin boyalı bir şerit yardımıyla kâğıt üzerine çıkması temeline dayanan, mekanik veya elektrikle çalışan türleri bulunan makine","example":null},{"pos":"n","definition":"Yazı makinesi ile yazmayı meslek edinen kimse","example":"Ne dalarsın öyle güzel daktilo / Beni rahat bırak küçük satıcı."}]},"DAKİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düzenli işleyen, aksamayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Zamanı kullanmada çok dikkatli olan, her şeyi zamanında yapmaya özen gösteren","example":null}]},"DAKİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir saatlik zamanın altmışta biri","example":"Burada, kırk beş dakika kadar, elleri daima kelepçeli, bir koltukta bekleyiş veya bekletiliş."},{"pos":"n","definition":"Bir derecenin altmışta biri","example":"Harita üzerinde ölçüm yaparken bir açıdaki dakikaları doğru hesaplamak çok önemlidir."}]},"DAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağacın gövdesinden çıkan kol","example":"Kuş dala kondu."}]},"DALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zehirli böcek, ısırgan otu, sert kumaş dokunarak teni acıtmak veya kaşındırmak","example":"Isırgan otu bacaklarımı daladı."},{"pos":"v","definition":"Köpek, kurt vb. hayvanlar dişlemek","example":"Köpek mi daladı seni?"}],"lemma":"dalamak"},"DALAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Midenin arkasında, diyaframın altında, sol böbreğin üstünde, yassı, uzunca, akyuvar üreten ve yıpranmış alyuvarları toplayan, damarlı, gevşek bir dokudan oluşmuş organ","example":"Bir bütün olarak domatese baktığımızda karaciğer ve dalak sağlığımızı, kan basıncının dengelenmesini olumlu yönde etkilediğini görüyoruz."},{"pos":"n","definition":"Arıların içine bal doldurduğu bal mumu levha","example":"Şu dalaklara bak, ne kadar da dolmuşlar. Anlaşılan bu sezon çok verimli geçecek."}]},"DALALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğru yoldan ayrılma, sapkın olma durumu","example":"Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler."}]},"DALAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zehirli böcek, ısırgan otu, sert kumaş dokunarak teni acıtmak veya kaşındırmak","example":"Isırgan otu bacaklarımı daladı."},{"pos":"v","definition":"Köpek, kurt vb. hayvanlar dişlemek","example":"Köpek mi daladı seni?"}]},"DALAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü","example":"Heykelin dalanı, ustasının ne denli maharetli olduğunu gösteriyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir yapının kapısından içeri girildiğinde görülen ilk boşluk, içeri geçilen yer","example":"Otelin dalanı o kadar güzel tasarlanmış ki odaya çıkasımız gelmedi."}]},"DALAVERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun","example":null}]},"DALAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kavga, gürültülü bağrışıp çağrışma, kavga","example":"Hele hamileliği boyunca, onunla dalaşmaya hiç niyeti yoktu."},{"pos":"v","definition":"Ağız kavgası etmek","example":"Evinde çoluğu çocuğu ile dalaşmaya da öyle alışmıştı ki."}]},"DALAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağız kavgası etmek","example":"Evinde çoluğu çocuğu ile dalaşmaya da öyle alışmıştı ki."},{"pos":"v","definition":"Köpekler boğuşup birbirini ısırmak","example":"Osman Bey’in özel binekleri, koruyucularıyle ulakları için bulundurduğu atlar iyi beslendiklerinden sert başlı, didişken, şımarıktılar. Uzun süre insansız kalmayı da hiç sevmiyorlar, biraz bu yüzden dalaşıyorlardı."}]},"DALBASTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür iri, aşılı kiraz","example":null}]},"DALDIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaçtan oyulmuş arı kovanı","example":"Eski usullerle bal üretmek isteyen çiftçi, daldız kovana arıları yerleştirdi."},{"pos":"n","definition":"Ağaçtan oyulmuş yayık","example":"Köydeki kadınlar, sütü tereyağına dönüştürmek için büyük bir daldız yayık kullanıyordu."}]},"DALFES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstünde sarık bulunmayan, sarıksız fes","example":null}]},"DALFİDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taze ve yeni fidan","example":null}]},"DALGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi","example":"Kısık sesinin her dalgası içimi korkunç bir acıyla tırmalıyor."},{"pos":"n","definition":"Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgâr, deprem ve benzerinin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket","example":"Dışarıda nemli bir rüzgâr esiyordu, dalgalar durulmamış, yalnız biraz ağırlaşmıştı."}]},"DALGACI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşine gereken önem ve dikkati göstermeyen kimse","example":null}]},"DALGALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerinde dalga oluşmak","example":"Bu duvarı kim boyadı, dalgalanmış hep?"},{"pos":"v","definition":"Hareketli olmak, çalkantı durumunda olmak","example":"Dalga dalga dalga dalga dalgalanıyor."}],"lemma":"dalgalanmak"},"DALGALI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yay gibi kavislenmiş, dalgası olan","example":"O, bütün hayatı dalgalı bir ummanda ve kaptan köprüsünde geçen kocasından, sahilde sessiz bir balıkçı kulübesine mahsus bir yaşayış istemez."},{"pos":"adj","definition":"Kıvrımlı saç","example":"Anasının saçları siyahmış, dalgalıymış."}]},"DALGASIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yatışmış, sakin deniz ya da hava","example":null}]},"DALGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gaflet","example":null}]},"DALGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşinde dikkatli davranmayan, dalgın, savruk, özensiz","example":"İnsan tanımayan dalgın, dikkatsiz biletçi de kötüdür."},{"pos":"adj","definition":"Çevresinde olup bitenleri fark edemeyecek kadar düşünceye dalan","example":"Kendi kendine mırıldanır gibiydi, dalgındı."}]},"DALGIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı nesne, canlı, göz ve benzerinde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler","example":"Denizin yüzeyi güneş ışınlarıyla parlıyor, suların üstünde hara gibi dalgalanan ışık çizgileri görünüyordu."}]},"DALGIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz dibine inilebilecek özel donanımla su altında çalışmayı meslek edinen kimse","example":"Başkasını seçselerdi, o kaptan, ben de seve seve dalgıç ya da hava verici makineci olurdum."},{"pos":"n","definition":"Başkasına ait olan bir şeyi habersiz alma huyunda olan kimse","example":"Cımbızım kayıp, kesin yine o dalgıç aldı ya !"}]},"DALINÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendinden geçercesine sessiz bir coşkuya dalma, içine gömülme","example":"Dalınç haliyle bir köşeye çekilmiş, bir noktaya gözünü kırpmadan bakakalmıştı."},{"pos":"n","definition":"Günlük hayatın sıkıntılarından sıyrılmak amacıyla bağdaş kurarak sessiz ve hareketsiz bir biçimde düşüncelerden uzaklaşma, kendini dinleme; istiğrak; meditasyon","example":"Dalınç yaparken öyle huzurlu gözüküyordu ki..."}]},"DALIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İç kulaktaki kemik dolambacın orta bölümü","example":"Dalızın hasar görmüş, bu kulağın bir daha duymayabilir."}]},"DALKAVUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse; yağcı","example":null},{"pos":"n","definition":"Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse","example":"Geniş selâmlığında dostları, misâfirleri, ziyâretçileri, dalkavukları, ricâcıları arasında çubuk ve kahvelerini içerdi."}]},"DALKILIÇ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Elinde kılıç olduğu hâlde, kılıçlı olarak, kılıcını çekmiş olarak","example":"Süvariler dalkılıç hücuma geçtiler."}]},"DALKIRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabuk böcekleri familyasından, fındık ağaçlarında yaşayan kın kanatlı böcek","example":"Dalkıranlar basmış bu fındık ağaçlarını."},{"pos":"n","definition":"Şiddetli esen rüzgâr","example":"Ay resmen dalkıran esiyor."}]},"DALLAMA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fazla bön, avanak, et kafalı, budala","example":null}]},"DALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerin içine girmek","example":"Hızla içeri dalıp mumun başında duran adama doğru iki adım attı ."},{"pos":"v","definition":"Kendinden geçmek, içinde bulunduğu ortamdan başka bir dünyaya veya havaya geçmek","example":"Susalım yolcu, hastamız daldı."}]},"DALTABAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yalın ayak kimse","example":"O zaman tramvay, araba yok, içlerinden biri daltaban yürümüş."},{"pos":"adj","definition":"Aşağılık; serseri","example":"Daltaban dedi Remzi, sizi davar gibi sürerim ben."}]},"DALUYKU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyanılması güç uyku","example":"Yâr geliyor diyende, daluykudan uyandım"}]},"DALYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden çiçekleri katmerli, yıldız biçiminde ve türlü renkte bir süs bitkisi, Dahlia","example":null}]},"DALYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz, göl ve ırmakların kıyılara yakın yerlerinde ağ ve kazıklarla oluşturulan, büyük balık avlama yeri","example":"Dalyanda hamlacılar kaçıştı, deniz bir cam kadar sert ve hareketsiz."}]},"DALYASAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarıkların omuz üzerine dökülen ucu","example":null}]},"DALÖĞLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tam öğle zamanı","example":null}]},"DAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılan çoğu kiremit kaplı bölüm","example":"Pencerenin önüne geçmiş, dalgın ve hiddetli nazarlarıyla karşıki damları seyrediyordu."},{"pos":"n","definition":"Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer","example":"At damında çocuğa çok iyi bir yer yapmıştı."}]},"DAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun","example":"Gürültüsüz oyun isterseniz gelin damaya."}]},"DAMACANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su vb. sıvıları taşımaya yarayan, dar ağızlı, şişkin karınlı, genellikle hasır veya plastik sepet içinde korunan büyük şişe","example":null}]},"DAMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağız boşluğunun tavanı, tabanı","example":"Nasıl oldu bilinemez, ikinci bir çöp damağına saplandı."}]},"DAMAKSIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Damakla ilgili","example":null}]},"DAMALI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karelere bölünmüş, üstünde kareleri olan","example":null}]},"DAMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın yaradılış ve ruh özelliklerinin bütünü","example":"Mustafa Efendi, ben sana dedim ya, bu iş sopasız olmayacak… Bu köpoğluların damarını bilirim"},{"pos":"n","definition":"Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal","example":"Alnında ve şakaklarında şişen damarlar ağrıyordu."}]},"DAMARLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Damarlı duruma gelmek","example":null}],"lemma":"damarlanmak"},"DAMASKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılan, keten ve ipek karışımı bir tür kumaş","example":null}]},"DAMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kızın ailesinden olan büyüklere göre kızın kocası","example":"Seni ben değil, amma bu çeneyle galiba damadın sokağa silkeleyecek."},{"pos":"n","definition":"Evlenmekte olan bir erkeğe, evlenme töreni sırasında verilen ad; güveyi","example":"Herhâlde damat beyin büyük bir ihtirası vardı, zira zaruret içinde sayılmazdı, yüz yirmi lira aylık alıyordu."}]},"DAMATLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Damat olma durumu","example":"Gelenek, onun kızını Osman Bey’e vermek için epeyce tereddüt ettiğini ve nihâyet evinde misâfir kaldığı ve bir odada yan yana yer yataklarında yattıkları bir gece gördüğü o meşhur rüyâyı dinledikten sonra dâmatlığa kabul ettiğini söyler."},{"pos":"n","definition":"Damat için alınmış, yapılmış giysi, armağan","example":null}]},"DAMGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu araçla basılan nişan, işaret","example":"Her hayvanın üzerinde kesildiği mezbahanın damgası bulunur."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç","example":null}]},"DAMGALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin üzerine damga ile işaret yapmak; damga vurmak","example":"Hayvanı damgalamak. Pulu damgalamak."},{"pos":"v","definition":"Bir kimseye, gerçeğe dayanmadan herhangi bir özellik veya nitelik yüklemek","example":"Çevre yazarı damgalar, ama yazarın tepkisi türlü biçimlerde belirebilir: Uyum, ret veya isyan."}],"lemma":"damgalamak"},"DAMIT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gaz ürünler elde etmek için, bazı katı nesneleri ısı yoluyla temel ögelerine ayrıştırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Sıvı karışımlarda, karmaşık, değişken birleşimleri oluşturan ögeleri, özellikleri belirli ürünlere ayırmak","example":"Evinde kurduğu bir imbikten şeftali çekirdeğinin içindeki siyanürü damıttı."}],"lemma":"damıtmak"},"DAMITIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Damıtma yoluyla, damıtılarak elde edilmiş olan","example":null}]},"DAMITIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıvı karışımlarda, karmaşık, değişken birleşimleri oluşturan ögeleri, özellikleri belirli ürünlere ayırma işi","example":null}]},"DAMITMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gaz ürünler elde etmek için, bazı katı nesneleri ısı yoluyla temel ögelerine ayrıştırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Sıvı karışımlarda, karmaşık, değişken birleşimleri oluşturan ögeleri, özellikleri belirli ürünlere ayırmak","example":"Evinde kurduğu bir imbikten şeftali çekirdeğinin içindeki siyanürü damıttı."}]},"DAMIZLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı besinlerin yapımında mayalanmayı sağlamak için kullanılan madde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yalnız dölü alınmak için yetiştirilen yüksek nitelikli hayvan","example":"Aygır deposundaki damızlık aygırlardan biri gönülsüz kişnedi."}]},"DAMLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok az miktar","example":"Keyfin damlası karıştığı zaman, hak hak olmaktan, adalet adalet olmaktan çıkar."},{"pos":"v","definition":"Damla durumunda tane tane düşmek","example":"Yüzüne bir yerden su damlıyordu."}]},"DAMLALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapıda çörtenleri ve dam oluklarını taşıyan yan duvar","example":"Islak bir köpek, kamçı kuyruğunu arka ayaklarının arasına yapıştırmış, tim tim koşuyordu damlalıkların dibinden."},{"pos":"n","definition":"Bir sıvıyı damla damla akıtmak için bir ucuna kauçuktan yapılmış başlık geçirilmiş, öbür ucu sivri, cam veya plastikten araç","example":"Bir de tam ortasında, dıştan hiçbir ustanın oturtamayacağı bir biçimde sanki büyülü damlalıklarda damlatılmış bir başka yeşil damlası gelip yuvalanmıştı."}]},"DAMLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Damla durumunda tane tane düşmek","example":"Yüzüne bir yerden su damlıyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir yere çağrılmadan, beklenmedik bir zamanda gelmek","example":null}]},"DAMPER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şasinin üzerine takılmış, inip kalkan kasası olan, kendinden hareketli, yükü boşaltan düzen","example":null}]},"DAMPİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucuz olma durumu","example":"Yaptıkları damping yüzünden piyasayı çok aşağıya çektiler."}]},"DAMSIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Damı olmayan","example":"Taş yığınlarının yanında damsız birkaç ev kümesi etrafında bir gölge kırık bir tencereyi kaynatıyor."},{"pos":"adj","definition":"Yanında bayan bulunmayan","example":null}]},"DANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İneğin, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan yavrusu","example":null}]},"DANDİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan, gerçek olmayan, uydurma","example":"Koğuşta ağalık yapan seyrek saçlı, pos bıyıklı kara kuru adam beğenmediği insanları veya objeleri sıkça dandik sözcüğü ile betimlediği için yokluğunda adına bu betimleme eklenip anılırdı."},{"pos":"adj","definition":"Düşük nitelikli","example":"Pazardan aldıkları dandik sandalye bir hafta geçmeden kırıldı."}]},"DANDİNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok dağınık ve karışık, perişan halde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bebekleri uyuturken, oyalarken söylenen tekerlemelerde geçen bir söz","example":null}]},"DANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşlara yedirilen çeşitli tahıl taneleri","example":null}]},"DANG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başta, kaslarda, oynaklarda ağrılar yapan, vücutta kızıl lekeler gösteren, ateşli ve salgın bir hastalık","example":null}]},"DANGADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":"Onu dangadak hatırlamam beni çok etkiledi..."},{"pos":"adv","definition":"Birdenbire ve yersiz olarak","example":"Böyle bir haber dangadak verilir mi?"}]},"DANGIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüksek sesle, bağıra bağıra konuşmak","example":"Dağ deyip dangırdama, dağın sahibi vardır."}],"lemma":"dangırdamak"},"DANIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konu hakkında birinin düşüncesini sorma","example":"Bu civarda her kim ki başı sıkışır, ona danışmaya gelir."},{"pos":"v","definition":"Bir iş için bilgi veya yol sormak; görüş almak","example":"Doktor, bugün size ben asıl başka mesele danışmak için geldim."}]},"DANIŞIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olmayan bir durumu varmış gibi göstermek veya olduğundan başka anlatmak için önceden yapılan anlaşma","example":"Danışıklı bir hileydi bunların yaptığı."}]},"DANIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş için bilgi veya yol sormak; görüş almak","example":"Doktor, bugün size ben asıl başka mesele danışmak için geldim."}]},"DANIŞMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgi ve düşüncesi alınmak için kendisine danışılan görevli kimse","example":null}]},"DANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müzik temposuna uyularak yapılan ve estetik değer taşıyan düzenli vücut hareketleri, raks","example":null}]},"DANSLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dans edilen","example":"Bizim bakanlığın danslı bir yemeği var, tek kişilik bir davetiye verdiler."}]},"DANSSIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dans edilmeyen","example":null}]},"DANSÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dans etmeyi meslek edinmiş erkek","example":null}]},"DANSÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dans etmeyi meslek edinmiş kadın","example":null}]},"DANTEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü iplikle örülen veya bir kumaşın kenarına işlenen türlü biçimde ince ve ağ görünümünde örgü","example":"Gözlerini açıp Maviş Hanımı elinde tığ, pencerenin önüne oturmuş, sabırla dantel örüyor görmüyor mu?"}]},"DANİSKA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Katmeri olan, kat kat olan","example":"Tatlının daniska yapısı ona o kadar güzel bir doku katmış ki..."}]},"DAPDAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Genişliği çok az veya oldukça yetersiz olan","example":null}]},"DAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eni az olan, geniş karşıtı","example":"Dar bir sokaktan geçtik."}]},"DARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb.","example":"Eski teraziyi kullanabilmek için kefeye bir dara koymak zorunda kaldık."},{"pos":"n","definition":"Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı","example":"Sebzelerin tartılmasında kullanılan dara, her seferinde tartıdan çıkarılmalıydı."}]},"DARABAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalp vuruşu; kalp atışı","example":"Hastanın nabzını eline alır, saatini çıkarır, aded-i darabânı saymaya başlar."}]},"DARACIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Genişliği çok az veya oldukça yetersiz olan","example":null}]},"DARAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma gelmek","example":"Çevresi daraldıkça görüşü de daralıyor."},{"pos":"v","definition":"Büyükken herhangi bir sebeple küçük duruma gelmek","example":"Giysi daralınca üzerime daha iyi oturdu."}],"lemma":"daralmak"},"DARALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma gelmek","example":"Çevresi daraldıkça görüşü de daralıyor."},{"pos":"v","definition":"Büyükken herhangi bir sebeple küçük duruma gelmek","example":"Giysi daralınca üzerime daha iyi oturdu."}]},"DARALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dar gibi görünme veya olma","example":null}]},"DARAĞACI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İdama mahkum olanları asmak için kurulan sehpa","example":null}]},"DARAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dar, kasvetli yer","example":null}]},"DARBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çarpma işi veya biçimi","example":"Başına şiddetli bir darbe indirerek hayvanı sersemletti."},{"pos":"n","definition":"Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi","example":"Partisinin hükûmet darbesi yapacağına dair haber aldığını söylediğini, açık açık belirtmişti."}]},"DARBELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hızla değmek, vurmak","example":"Futbol topu sert bir şekilde ağaca darbedince kuşlar korkuyla uçuştu."},{"pos":"v","definition":"Yıkıma uğratmak","example":"Binayi darbelemişler, onu bu şekilde yıkmışlardı."}],"lemma":"darbelemek"},"DARBET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hızla değmek, vurmak","example":"Futbol topu sert bir şekilde ağaca darbedince kuşlar korkuyla uçuştu."},{"pos":"v","definition":"Darphanede, basımevinde metali veya kâğıdı para durumuna getirmek","example":"Altın sikkeler, eski zamanlarda büyük bir dikkat gerektiren el işçiliği ile darbedilerek piyasaya sürülürdü."}],"lemma":"darbetmek"},"DARBOĞAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplumun, çözümlenmesinde güçlüklerle karşılaştığı bunalımlı durum","example":null},{"pos":"n","definition":"Piyasalarda üretimin, kredilerin, döviz imkânlarının, sürümün, ham madde arzının ve malzeme stoklarının gereksinim düzeyi altına düştüğü sıkıntılı durum","example":"Acı reçeteleri uygulamakla beraber ekonomik darboğazdan kurtulamayan ülkelerde artan feryatlar yeni bir ekonomik düzen kurulması konusundaki arayışları ve girişimleri gündeme getirmiştir."}]},"DARBUKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprak veya madenden yapılan, bir yanı açık, vurmalı çalgı","example":null}]},"DARDAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Palmiye cinsinden bir ağaç","example":"Bu dardağan ağacının yakınında bir şahıs yatmaktadır ve bu şahsın yattığı yer çevrilerek ziyaret hâline getirilmiştir."},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın çitlembik büyüklüğünde, sert çekirdekli tatlı yemişi","example":"Kuru yemişçiden dardağan alır mısın?"}]},"DARGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İlgisi olmayan veya ilgilenmeyen","example":"Annem, bahçe kapısında beni iki dargın kelime ile karşıladı."},{"pos":"adj","definition":"Gücenmiş, kırılmış, incinmiş, küskün (kimse)","example":"Hasan Ağa büyük oğlu ile dargındı."}]},"DARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin buğday yerine besin olarak kullanılan tohumu","example":"Babaannem, darıyı öğüterek mis gibi kokan köy ekmeği yaptı."},{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitki","example":"Ak darı, karaca darı, Amerikan darısı, yeşil darı"}]},"DARIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine (kusurundan ötürü) kırıcı ve sert söz söylemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık ve üzüntü duymak","example":"Kendisine uygulanan bu tavırdan ne darılmıştı ne gücenmişti."}],"lemma":"darılmak"},"DARILGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çabuk alınıp darılan kimse","example":null}]},"DARILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine (kusurundan ötürü) kırıcı ve sert söz söylemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık ve üzüntü duymak","example":"Kendisine uygulanan bu tavırdan ne darılmıştı ne gücenmişti."}]},"DARLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçinmede çekilen güçlük","example":"Darlık içindelerdi, ellerinde avuçlarında hiçbir şey kalmamıştı."},{"pos":"n","definition":"İç sıkıntısı","example":"Yüreği göğsünü yırtacak gibi hopluyor, boğazına bir darlık tıkanıyordu."}]},"DARP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört işlemden biri, çarpmak işlemi","example":"İnsan gençliğinde, ilm-i hesap ile darp veyâhut taksim eder gibi mi evlenmeli?"},{"pos":"n","definition":"Dövme, çarpma","example":"O gece şahsa ilk önce en yakın sağlık kuruluşundan darp ve cebir raporunu aldık."}]},"DARPHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Madenî para basılan yer","example":null}]},"DART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hedef noktaları dairesel olarak belirlenmiş nişan tahtasına küçük okların atılmasıyla oynanan bir oyun türü","example":null}]},"DARU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için, türlü yollardan kullanılan madde","example":null}]},"DASİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuvarslı diyorit birleşiminde olan bir sızıntı kütlesi","example":null}]},"DATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge","example":"Eğer datalar öyle değil de şöyle olsaydı İkinci Köprü o zaman yapılabiliyor olurdu bu yerde."},{"pos":"n","definition":"Aslında kendileri ekonomik olmayan ancak ekonomi dünyasını dışarıdan kuşatan veya çerçeveleyen, nüfus, teknik bilgi, hukuk düzeni ve yönetim biçimi ögelerinden her biri","example":"Ülkenin hukuk düzeni ve yönetim biçimi gibi data unsurları, ekonomik kararların temel çerçevesini oluşturur."}]},"DATİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İsim soyundan bir sözü yönelme kavramıyla fiile veya bir edata bağlayan -a / -e ekiyle kurulan durum","example":null}]},"DAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Postu, kaplan postu gibi çizgili bir tür Afrika zebrası","example":"Davlar gerçekten de çok çevik hayvanlarmış."}]},"DAVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hukuki korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma","example":null},{"pos":"n","definition":"İleri sürülerek savunulan düşünce","example":"Erkekler, davalarını hanımlar kadar hararetle müdafaa edememişlerdir."}]},"DAVACI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dava eden kimse; müddei","example":null}]},"DAVALI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dava edilen kimse","example":"Davacı ile davalı hazır olduğu halde..."},{"pos":"adj","definition":"Davası olan kimse","example":"Ev yüzünden davalı oldular"}]},"DAVALIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davayı gerektiren","example":null}]},"DAVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyun ve keçiye verilen ortak ad","example":"Evin önünde birkaç davar geviş getiriyordu."},{"pos":"n","definition":"Koyun veya keçi sürüsü","example":"Çoban davarı yaymaya götürdü."}]},"DAVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin bir yere gelmesini isteme","example":"Hesnâ Hanım, Hesnâ Hanım, buraya gel” dâvetiyle kendine bir el sallandığını görür."},{"pos":"n","definition":"Yemekli toplantı","example":"Davet günü bir de baktım seninki elini kolunu sallaya sallaya yapayalnız teşrif buyurdular."}]},"DAVETKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çekimi olan, cezp edici","example":"Yanımdan geçerken bir tuhaf baktı / Arzulu ve davetkârdı mutlak"},{"pos":"adj","definition":"Çağıran, davet eden bakış, davranış vb.","example":null}]},"DAVETSİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çağrılmamış, davet edilmemiş","example":"Davetsiz bir misafir geldi."}]},"DAVETİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplantıya, bir yere çağrılanlara gönderilen yazının bulunduğu belge","example":"Kapıda gülümseyen bir zat davetiye kontrol ediyor."}]},"DAVRAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak","example":"Hiç gerekmezken dönüyor ve onu yeni görmüş gibi davranıyor."},{"pos":"v","definition":"Bir şeye el atmak; girişmek","example":"Onu örnek alan hamallar da camgöbeği takımın diğer parçalarına davrandılar."}],"lemma":"davranmak"},"DAVRANIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tutulan yol","example":"Bu konuda sergilediği kararlı davranış, ekibi başarıya ulaştırdı."}]},"DAVRANIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı","example":null},{"pos":"n","definition":"Tutulan yol","example":"Bu konuda sergilediği kararlı davranış, ekibi başarıya ulaştırdı."}]},"DAVUDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kalın, tok ve gür ses","example":null}]},"DAVUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı","example":null}]},"DAVYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dişçi kerpeteni","example":null}]},"DAYA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak","example":"Sol kolunu yürürken hep kalçasına dayardı."},{"pos":"v","definition":"Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak","example":"Kürekleri iskeleye dayayarak bütün hızıyla itti."}],"lemma":"dayamak"},"DAYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine elle ya da bir şeyle vurma, dövme","example":"Çizgi filmde kurt yine dayak yedi."}]},"DAYAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kapıyı bir destekle arkasından kapamak","example":"Oğlunu babasının evine yollayıp sokak kapısını dayakladı."},{"pos":"v","definition":"Yıkılmaması için bir şeye destek koymak","example":"Bu çatıyı dayaklamazsan gerçekten de çökebilir."}],"lemma":"dayaklamak"},"DAYAKLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Destek olarak kullanılan şey","example":null},{"pos":"adj","definition":"Dayağı hak eden kimse","example":null}]},"DAYALI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir konu üzerine olan, üzerine, konusunda, ... ile ilgili","example":"Bütün komiklikler de aşağı yukarı aynı duyguya dayalıdır."},{"pos":"adj","definition":"Dayanmış olan","example":"Yalıda panjurları açık bir pencereye / Sarmaşıklar içinden bir merdiven dayalı."}]},"DAYAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak","example":"Sol kolunu yürürken hep kalçasına dayardı."},{"pos":"v","definition":"Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak","example":"Kürekleri iskeleye dayayarak bütün hızıyla itti."}]},"DAYAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zorluğa katlanmak; bir şeye yaslanmak (dayanmak)","example":"Biraz daha dayan, az kaldı."}]},"DAYANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gerçekliğin onaylanması için olayların arkasında veya altında bulunan şey, kendisine bir şey yüklenilen, bir varlığa destek olan, altta bulunan temel","example":"Doğa bilimlerinin dayanağı uzun yıllara yayılan deneylerdir."},{"pos":"n","definition":"Dayanacak, güvenecek, sığınacak yer","example":"Zor zamanlarında ailesi onun en büyük dayanağı olmuştu."}]},"DAYANIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir varlığın dış etkilere karşı dayanma, karşı koyma gücü","example":null}]},"DAYANIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir topluluğu oluşturan kişiler bir şeyi gerçekleştirmek için duygu, düşünce ve çıkar birliği göstermek","example":null}],"lemma":"dayanışmak"},"DAYANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda boyun eğmemek","example":"Ordumuzun atılışına düşman ancak iki gün dayandı"},{"pos":"v","definition":"Hoş olmayan bir durumu, güç şartları, eziyeti, sıkıntıyı üstlenmek","example":"İnsan şerefi için her yoksulluğa dayanmalı."}]},"DAYANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metin, dayanıklı olma durumu","example":null}]},"DAYANÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi","example":"Dayancını koruması onun ne kadar güçlü bir kadın olduğuna işaret idi."}]},"DAYAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Empoze etmek","example":"Dayattı, ve en sonunda fikrini kabul ettirdi."},{"pos":"v","definition":"Kendi istediğini yaptırmakta direnmek","example":"Ertesi gün dayattı, ben onu almam diye."}],"lemma":"dayatmak"},"DAYATIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi istek ve arzuları doğrultusunda ısrar etmek; inatlaşmak","example":null}],"lemma":"dayatışmak"},"DAYATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Empoze etmek","example":"Dayattı, ve en sonunda fikrini kabul ettirdi."},{"pos":"v","definition":"Kendi istediğini yaptırmakta direnmek","example":"Ertesi gün dayattı, ben onu almam diye."}]},"DAYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk bakımı ile görevlendirilmiş kadın","example":null}]},"DAYI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Annenin erkek kardeşi","example":"Dayımı el pençe divan karşılar, ne yiyip ne içeceğini sormazdı çünkü bilirdi."},{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu döneminde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici","example":"Dayılık, eski Türkler’de alplik gibi çok güç elde edilir bir sıfat ve şerefti. Alpler, okla gökten kartal düşürüp tüylerini börklerine takmak, kılıçla pars tepeleyip kuyruğunu bileğine dolamak gibi işler başardıktan sonra o sıfatı alabildikleri gibi dayılar da Akdeniz’in boralarını, fırtınalarını, ışıksız gecelerini kendi irâdelerine râmettikten ve isimlerini o denizin dalgaları üzerinde yürüte yürüte İsanyollar’a, Venedikliler’e, Cenevizliler’e, Maltalılar’a, Fransızlar’a, İngilizler’e ve Felemenkliler’e tanıttıktan sonra dayı lakabı alırlardı"}]},"DAYIZADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dayının oğlu","example":null}]},"DAYLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan; nü","example":null},{"pos":"n","definition":"Dişi deve","example":null}]},"DAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çıplak, tüysüz, saçı olmayan (baş ya da kimse)","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çıplak toprak","example":null}]},"DAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güç beğenmek, güç beğenir olmak","example":null}],"lemma":"dazlamak"},"DAZLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çıplak, tüysüz, saçı olmayan (baş ya da kimse)","example":null}]},"DAZLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güç beğenmek, güç beğenir olmak","example":null}]},"DAÜSSILA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yurttan ayrı kalındığında duyulan özlem, sıla özlemi, daüssıla, nostalji","example":null}]},"DAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümleri","example":"Dağlar yeşillenirken biz kanlı mâcerâlara hazırlanıyorduk."},{"pos":"n","definition":"Üzüntü, sıkıntı, keder","example":null}]},"DAĞAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü","example":"Lugat dağarcığında anlatacak kelime bulamıyor."},{"pos":"n","definition":"Ağzı yayvan, dibi dar toprak kap","example":"Annesi yoğurt mayalamak için eski bir dağar kullanırdı."}]},"DAĞARCIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü","example":"Lugat dağarcığında anlatacak kelime bulamıyor."},{"pos":"n","definition":"Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar","example":"Bugünkü dağarcığınızda ne var?"}]},"DAĞBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Issız yer","example":"Dağbaşında gece yarısı beni kim görmek isteyebilir?"},{"pos":"n","definition":"Devletin koyduğu yasaların işletilmediği yer","example":"Burası dağbaşı değil bırakın utanmayı."}]},"DAĞCI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağa tırmanma sporu yapan kimse","example":null}]},"DAĞCIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dağ şartlarına ve iklimine göre yetiştirilen bitki","example":null}]},"DAĞDAĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gürültü; patırtı; telaş; karmakarışık durum; sıkıntı","example":"Hayat mütemadi ihtiyaçları yerine getirmeye uğraşmaktan ibaret çetin bir dağdağa."}]},"DAĞIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığı sona ermek","example":"Cemiyet, meclis, ordu, imparatorluk dağıldı."},{"pos":"v","definition":"Parçalanarak yayılmak","example":"Kentin eski merkezindeki evler kendiliğinden yıkılıyor, bahçe duvarları dökülüp dağılıyordu."}],"lemma":"dağılmak"},"DAĞILIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağılarak birbirinden ayrılma","example":"Kalabalık, polis geldiğinde meydanda hızlı bir dağılım gösterdi."},{"pos":"n","definition":"Bir toplumda, bir kümede incelenen bir veya birçok özelliğin zamana, yere, seçilen herhangi bir değişkene göre hesaplanan sayısal ve oransal dağılışı","example":"İlişkilerdeki rol dağılımını sürekli karıştırdığımdan, benim de temizlikçilerle başım hep derde girmiştir."}]},"DAĞILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığı sona ermek","example":"Cemiyet, meclis, ordu, imparatorluk dağıldı."},{"pos":"v","definition":"Parçalanarak yayılmak","example":"Kentin eski merkezindeki evler kendiliğinden yıkılıyor, bahçe duvarları dökülüp dağılıyordu."}]},"DAĞINIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düzeni olmayan veya düzeni bozuk","example":"Evdeki dağınıklık, kitapların ve eşyaların karışık bir şekilde yerleştirilmesiyle her yeri kaotik bir hale getirmişti."},{"pos":"adj","definition":"Hoş görünmeyen; uyumsuz","example":"Bağırarak konuşmaktan hoşlanmaz, dağınık kıyafetle, kocasına bile görünmez bir kadın."}]},"DAĞINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karışık, gelişigüzel atılmış öteberi","example":null}]},"DAĞIT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok kimse aralarında herhangi bir şeyi paylaşmak, üleşmek, payını almak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak","example":"Odayı dağıtmak. Kağıtları dağıtmak."}],"lemma":"dağıtmak"},"DAĞITIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağıtma işi; tevzi","example":"Bunlar, matbaada basılan ve dağıtımı yapılan dergilerdi artık."},{"pos":"n","definition":"Bir merkezden çeşitli yerlere gönderme işi","example":null}]},"DAĞITMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok kimse aralarında herhangi bir şeyi paylaşmak, üleşmek, payını almak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak","example":"Odayı dağıtmak. Kağıtları dağıtmak."}]},"DAĞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak","example":"Askerin yaralı kolunu mikrop kapmasın diye ocakta ısıttığı demir parçasıyla dağladı."},{"pos":"v","definition":"Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak","example":"Şu koyunları dağlamak lazım ki hayvanlarımız karışmasın."}],"lemma":"dağlamak"},"DAĞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak","example":"Askerin yaralı kolunu mikrop kapmasın diye ocakta ısıttığı demir parçasıyla dağladı."},{"pos":"v","definition":"Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak","example":"Şu koyunları dağlamak lazım ki hayvanlarımız karışmasın."}]},"DAĞLAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağlama aracı","example":null}]},"DAĞLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eğitim görmemiş, bilgisiz, görgüsü olmayan","example":"Dağlıysak insan değil miyiz yani?"},{"pos":"adj","definition":"Dağlık bölge halkından olan","example":"Kolağası Celil Efendi, dağlı milletinin kasaba yerinden nasıl korktuğunu bilmez değildi."}]},"DAĞLIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birçok dağın bulunduğu, dağlarla kaplı bölge","example":null}]},"DAĞLIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıvırcık koç ile Karaman koyununun birleşmesinden doğan melez koyun","example":null}]},"DAĞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağlık bölgelerde söylenen türkülerin makamı","example":null}]},"DAİM":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ara vermeden, sürekli","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sürekli; sonsuz","example":null}]},"DAİMA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ara vermeden, sürekli","example":null}]},"DAİMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kesintisiz olarak süren; devamlı","example":null}]},"DAİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir konu üzerine olan, üzerine, konusunda, ... ile ilgili","example":"Yarına kadar sarhoşluğu geçer, ben de sarhoş olmadığına dair rapor veririm."}]},"DAİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Apartmanda bir ailenin oturduğu bölüm; çemberin içi","example":"Üçüncü kattaki dairede oturuyorlar."}]},"DAİREVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Daire biçiminde olan","example":"Buradaki dairesel lambaya ne dersiniz?"}]},"DEBAGAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deri, post ve benzerini kullanabilecek duruma getirmek için uygulanan işlemlerin tümü","example":null}]},"DEBBAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deri, post ve benzerini kullanabilecek duruma getirmek için uygulanan işlemlerini yapan kimse","example":null}]},"DEBBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yandan kulplu, boynu uzun, genellikle bakırdan su kabı","example":null}]},"DEBBOY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silah, giysi vb. asker eşyası ambarı","example":null}]},"DEBDEBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı","example":"Bir Tanzimat konağının şaşırtıcı debdebesi içinden bu küçük eve düşmüştü."}]},"DEBELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir acının etkisiyle veya bir baskıdan kurtulmak için çırpınmak","example":"Polisler bu arada, kurtulmak için çırpınan ve debelenen Sadi'nin ceplerini arıyorlardı."},{"pos":"v","definition":"Çırpınmak, tepinmek, kımıldamak, sarsılmak","example":"Kedi yerde kasıla gevşeye debeleniyordu."}],"lemma":"debelenmek"},"DEBRİYAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otomobillerde kavrama yöntemi ile kenetlenmiş iki mili birbirinden ayıran ve çekici mili hareket düzeninde tutarak çekilen milin durmasını ve bu işlem sonunda aracın hareketini sağlayan sistem","example":null}]},"DEBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir akarsuyun herhangi bir kesiminden saniyede geçen suyun hacmi","example":null}]},"DEBİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bedensel ve zihinsel bakımdan güçsüz","example":null}]},"DECCAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yalancı, dedikoducu, ara bozucu kimse","example":null}]},"DEDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Babanın veya annenin babası","example":"Dedem vaktiyle Hama mütesellimiyken bir köy satın almış."},{"pos":"n","definition":"Büyük babadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri","example":"Dedelerimiz çok eski zamandan beri yiğitlikle bellenmiş idiler."}]},"DEDEKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gazları, mayınları, radyoaktif mineralleri, manyetik dalgaları ve benzerini bulmaya yarayan cihaz","example":null}]},"DEDEKTİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suç sayılan bir işi veya bu işi yapanı ortaya çıkarmakla görevli kimse","example":"En usta dedektifleri bile şaşkına çevirecek kadar dolaşık ve karışık bir olaydı."},{"pos":"n","definition":"Özel soruşturma yapmak için görevli olan ve edindiği bilgileri ilgililere ileten kimse","example":"Bu işle ilgili dedektifler görevlendirilmiş, bunun da bir sır olarak kalması lazım."}]},"DEDİKODU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma","example":null}]},"DEDİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Demek zorunda bırakmak","example":null}],"lemma":"dedirmek"},"DEDİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Demek zorunda bırakmak","example":null}]},"DEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zilli bir kasnağa geçirilmiş kursak zarından oluşan çalgı","example":"Davul değişmiş, def değişmiş, kemençe bambaşka bir çalgı olmuştu."}]},"DEFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz","example":"İlk defa bu fikir, bir fikir olmaktan çıktı."}]},"DEFAATLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Pek çok, tekrar tekrar, çok kez","example":null}]},"DEFAKTO":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uygulamada olan","example":null}]},"DEFANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir takımın kalesini korumak için gösterdiği çaba","example":null}]},"DEFANSİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Savunmayı esas alarak kurulan (oyun düzeni)","example":null}]},"DEFATEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":"Defaten kapı çalındı ve hiç beklemediğim bir misafir geldi."},{"pos":"adv","definition":"Ansızın, birdenbire","example":"Sönük bakan gözleri defaten parladı."}]},"DEFET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden sürüp çıkarmak, çıkarıp atmak","example":"Eğer buraya karşı bir tecavüze kalkışırlarsa defedeceğim."},{"pos":"v","definition":"Sıkıcı bir durumu geçirmek, atlatmak, savmak","example":"Tedhiş kasırgasını üzerlerinden defetmek için hiçbir gösterişi esirgemediler."}],"lemma":"defetmek"},"DEFETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden sürüp çıkarmak, çıkarıp atmak","example":"Eğer buraya karşı bir tecavüze kalkışırlarsa defedeceğim."},{"pos":"v","definition":"Sıkıcı bir durumu geçirmek, atlatmak, savmak","example":"Tedhiş kasırgasını üzerlerinden defetmek için hiçbir gösterişi esirgemediler."}]},"DEFLATÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para kısıtlama işlemini yapan kimse","example":null}]},"DEFLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıkıcı bir durumu geçirmek, atlatmak, savmak","example":null}],"lemma":"deflemek"},"DEFLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıkıcı bir durumu geçirmek, atlatmak, savmak","example":null}]},"DEFNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç","example":null}]},"DEFNET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir ölüyü toprağın içine yerleştirmek","example":null}],"lemma":"defnetmek"},"DEFO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanlış, hata","example":null}]},"DEFOL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenmeyen biri çekilip gitmek","example":null}],"lemma":"defolmak"},"DEFOLMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenmeyen biri çekilip gitmek","example":null}]},"DEFORME":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Biçimi, kalıbı bozulmuş","example":null}]},"DEFTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları","example":"Nikâh memurunun masasında, biraz sonra imzalayacakları defter vardı."}]},"DEFİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giyecekleri tanıtmak amacıyla mankenlerin yaptıkları gösteri","example":"Bir moda salonunda defileye bakıyormuşçasına baştan ayağa kadar süzdüğünü fark ettim."}]},"DEFİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölüyü gömme; toprağa verme","example":null}]},"DEFİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprak altına gömülerek saklanmış para veya değerli şeyler","example":null}]},"DEGAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda kalecinin topu sert bir ayak vuruşuyla uzağa atması","example":null}]},"DEGAJE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Serbest; geniş","example":"Yazın rahat etmek için degaje bir tişört tercih ediyorum."}]},"DEGAJMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda kalecinin topu sert bir ayak vuruşuyla uzağa atması","example":null}]},"DEHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görüş, irade vb. nitelikleri yüksek, yetenek ve erdemleri herkesten üstün, olağanüstü yeteneği ve yaratıcı gücü olan kimse","example":"Dehalar muvaffak olmak için zamanlarını ve şartlarını unutamazlar."},{"pos":"n","definition":"İnsan zekâsının, insan kişiliğinin erişebileceği en yüksek düzey","example":"Hepimiz Mustafa Kemal'in askerlik dehasına inanırdık."}]},"DEHALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli tehlikeleri engellemek için bir yere veya birine başvurma, kendini emniyete alma","example":null}]},"DEHDEH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk dilinde at","example":null}]},"DEHHAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşırı korku verici, dehşet saçıcı","example":"Hücuma uğrayan ihtiyar, odayı sallayan dehhaş bir öfkeyle kızının saçlarını yakaladı ve yere çöktürdü."}]},"DEHLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden sürüp çıkarmak, çıkarıp atmak","example":"Bu işi sen yapacaksın. Yapamazsan ben seni dehlerim."},{"pos":"v","definition":"Çifte koşulan hayvanı sürmek","example":"Hayvanı gayet ustaca dehleyerek beni Çingene çadırlarına getirdi."}],"lemma":"dehlemek"},"DEHLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden sürüp çıkarmak, çıkarıp atmak","example":"Bu işi sen yapacaksın. Yapamazsan ben seni dehlerim."},{"pos":"v","definition":"Çifte koşulan hayvanı sürmek","example":"Hayvanı gayet ustaca dehleyerek beni Çingene çadırlarına getirdi."}]},"DEHLİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstü kapalı, dar ve uzun geçit","example":"Mihrabın sağ tarafında dehliz gibi kuytu bir köşeye açılan bir kapı vardır."}]},"DEHŞET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli nesneler veya durumlar karşısında duyulan olağan dışı güçlü korku","example":"Şu dehşet ortamının altında koskoca bir yalnızlar dünyası yatıyor."},{"pos":"n","definition":"Olağanüstü şeyler karşısında şaşma anlatan bir söz","example":"Dehşet, bu ne güzellik!"}]},"DEHŞETLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Korku veya ürküntü veren","example":"Dehşetli bir kâbusa tutulmuşların kıvrandıran ızdırabını duyuyorum."},{"pos":"adv","definition":"Çok fazla; son derece","example":"Altımdaki beygir, efendisinin bu savaşına karşı dehşetli huysuzlanıyor."}]},"DEJAVU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yeri daha önce görmüş olma veya bir olayı daha önce yaşamış olma duygusu","example":null}]},"DEJENERE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Soysuz; yozlaşmış","example":null},{"pos":"adj","definition":"Biyolojik ve toplumsal ölçüler yönünden göze batacak kadar kötüye giden kimse","example":null}]},"DEK":{"senses":[{"pos":"postp","definition":"Kadar; \"-e dek\" biçiminde kullanılır","example":"Sabaha dek yıldızları izledik."}]},"DEKADAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı","example":"Fakat son zamanlarda zuhur eden sembolist yahut dekadan edebiyatlar terbiye noktainazarından muzır amillerdendir."}]},"DEKAGRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"On gram ağırlığında bir ölçü birimi","example":null}]},"DEKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üniversitelerde bir fakültenin yönetiminden sorumlu profesör","example":null}]},"DEKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"1000 m² değerinde yüzey ölçü birimi","example":"Dekar, hektarın onda biri değerindedir."}]},"DEKASTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"10 metreküplük hacim ölçüsü birimi","example":null}]},"DEKATLON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun atlama, gülle atma, cirit atma, yüksek atlama, disk atma, sırıkla yüksek atlama, 100 metre koşusu, 400 metre koşusu, 110 metre engelli koşu, 1500 metre koşularını içeren atletizm yarışması","example":null}]},"DEKLARE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bildirilmiş, ilan edilmiş","example":null}]},"DEKODER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektronik alıcılar için şifre veya bilgi çözücü","example":null}]},"DEKOLTE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Göreneğe aykırı derecede çıplak","example":null},{"pos":"n","definition":"Kolları, göğüs veya sırt bölümü açık kadın giysisi","example":null}]},"DEKONT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bankalarda çekilen veya yatırılan para karşılığında verilen belge","example":"Bankadan çektiği paranın dekontunu dosyasına dikkatlice yerleştirdi."},{"pos":"n","definition":"Kapatılan bir hesaptan yapılacak indirme","example":"Hesap kapanış işlemleri sırasında yapılan son dekont sistemde göründü."}]},"DEKOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu","example":"Fakat kendimi yeni bir dekorun içinde buluyorum, etrâfımda her şey değişiyor; asıl ben değişiyorum; iki gün içinde ne hâdiseler."},{"pos":"n","definition":"Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü","example":"Dekor, hayatın sahneleri kadar değişken olmalıydı."}]},"DEKORE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Süsleme amacıyla düzenlenmiş","example":null}]},"DEKOVİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ray aralığı 60 cm veya daha az olan, arabaları buhar, hayvan veya insan gücüyle yürütülen küçük demiryolu","example":null}]},"DEKSTROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Patates, mısır vb. nişastalı tarım ürünlerinden elde edilen şeker","example":null}]},"DEKSTRİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nişastanın bölünmesinden elde edilen zamklı bir madde","example":null}]},"DEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Delik duruma getirmek; delik açmak","example":"Taşın göze dokunmadığını ve bir parmak aşağıda yanağı deldiğini gördü."}],"lemma":"delmek"},"DELALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti","example":"Bu söz, Hamdi Bey’in öfkesini alt ettiğine delaletti."},{"pos":"n","definition":"Kılavuz olma durumu veya kılavuzun işi, rehberlik","example":"Hemşehrilerinden birinin delaletiyle senet sahiplerinin her birini ayrı ayrı öğrendi."}]},"DELECEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mukavva, kâğıt, kayış, maden ve benzerinde delik açmaya yarayan araç","example":null}]},"DELEGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisine yetki verilerek bir yere veya birinin katına gönderilen kimse, murahhas","example":"Avrupa'da toplanıp, konuşup dağılan milletlerarası konferanslara delege olarak gönderilmiştir."},{"pos":"n","definition":"Bilimsel toplantılara bildiri sunmak üzere katılan kimse; katılımcı","example":"Konferansta konuşma yapan delege, iklim değişikliği üzerine yaptığı araştırmayı anlattı."}]},"DELEP":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tutuşup alev çıkarmak","example":null}],"lemma":"delepmek"},"DELEPMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tutuşup alev çıkarmak","example":null}]},"DELGEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mukavva, kâğıt, kayış, maden ve benzerinde delik açmaya yarayan araç","example":null}]},"DELGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahta, maden, beton vb. sert maddeler üzerinde delik açmaya yarayan alet, delik açma aleti","example":null}]},"DELGİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucu sivri demirli, ağaçtan tutacak yeri olan ve tütün dikmeye yarayan araç","example":null}]},"DELK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ovma, ovuşturma","example":"Hamamda sırtındaki kirleri çıkarmak için güçlü bir delk yaptırdı."},{"pos":"n","definition":"Yüzeyleri birbirinin üstüne gelerek biri veya her ikisi ötekine göre ters doğrultuda kayan iki cismin durumu","example":"Kayalardaki delk izleri, depremin şiddetini açıkça gösteriyordu."}]},"DELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Delik duruma getirmek; delik açmak","example":"Taşın göze dokunmadığını ve bir parmak aşağıda yanağı deldiğini gördü."}]},"DELTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ırmağın çatallanarak denize veya ırmağa kavuştuğu yerde oluşan üçgen biçimli ova","example":"Ne var ki köyümüzdeki deltanın kurutulmasından sonra yörenin asıl sahibi olan hayvanlar doğaya saygı göstermeyen insanlara küsüp gitmişler ve bir daha hiç geri gelmemişler..."},{"pos":"n","definition":"Yunan alfabesinin dördüncü harfi D","example":"Deltanın yazılışı çok güzel değil mi?"}]},"DELİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Coşkun, canlı","example":"Bu deli öfkeyi kime veya nelere, bir namlu gibi çevireceğini bilemiyordu."},{"pos":"adj","definition":"Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun","example":"Gören bizi sanır deli / Usludan yeğdir delimiz"}]},"DELİBAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyunlarda ve danalarda görülen tehlikeli bir hastalık","example":"Delibaşa karşı önlemlerimizi almalıyız."},{"pos":"n","definition":"Huysuzluk yapan hayvan","example":"O delibaşı hemen kapatmazsak diğerleri de onu örnek alarak çıldıracak."}]},"DELİCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kartalgillerden, 50-55 cm uzunluğunda, Avrupa ve Asya'nın dağ, orman ve çalılıklarda yaşayan yırtıcı bir kuş","example":"Doğada bir delice görmeyi umut ederek sabah erkenden ormana gittik."},{"pos":"adv","definition":"Deliye yaraşır davranışta, aşırı bir biçimde","example":"Seni delicesine sevmeye başladım. Sevgime cevap istiyorum."}]},"DELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Girecek veya geçecek yer, açma, dar, küçük açıklık","example":"Anahtar deliği karanlıktı, içerden belli belirsiz sesler geliyordu."},{"pos":"n","definition":"Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer","example":null}]},"DELİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir sonuca ulaşan bir akıl yürütmenin dayandığı gerçek","example":null},{"pos":"n","definition":"Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge","example":"Elde hiçbir delil olmadığı için serbest bırakıldı."}]},"DELİLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Deli gibi davranmak","example":null}],"lemma":"delilenmek"},"DELİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çılgınca davranışlarda bulunmak","example":"Deli olmuş aşkından, garip garip davranışlarda bulunuyor."}],"lemma":"delirmek"},"DELİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çılgınca davranışlarda bulunmak","example":"Deli olmuş aşkından, garip garip davranışlarda bulunuyor."}]},"DELİŞMEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şımarık ve delice tavırlı, hareketlerinde ölçüsüz","example":"Çok heyecanlı, uyanık, sözünü sakınmaz, biraz da delişmen bir insan olduğu için Deli Murat derler."},{"pos":"adj","definition":"Güçlü, hareketli, sağlam yapılı","example":"Çok heyecanlı, uyanık, sözünü sakınmaz, biraz da delişmen bir insan olduğu için Deli Murat derler."}]},"DEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde alkol bulunan içecek","example":"Sâkiyâ bu demi içmeden gel gel."},{"pos":"n","definition":"Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı","example":"Küçük bir kesikte dahi akan dem, vücudun ne kadar hassas bir dengeye sahip olduğunu gösteriyordu."}]},"DEMAGOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, bir grubun duygularını kamçılayarak abartılı veya gerçek dışı sözler söyleyip onları kazanmaya çalışan kimse; halk dalkavuğu","example":null}]},"DEMAGOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, bir grubun duygularını kamçılayarak abartılı veya gerçek dışı sözler söyleyip onları kazanmaya çalışma","example":null}]},"DEMBEDEM":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli olmayan zamanlarda, az, seyrek olarak","example":null}]},"DEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne","example":"Bu söz ne demeye gelir?"},{"pos":"v","definition":"Koşullar ne olursa olsun aldırış etmemek","example":"Yağmur kar demedi, yola çıktı."}]},"DEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak, bildirmek","example":"Eskilerin dediği gibi beşer, şaşar."},{"pos":"v","definition":"Karşılaştırma ve değerlendirme yaparak bir sonuca ulaşmak","example":"Biz o zaman bu sözleri en kötü bir biçimde manalandırdık."}]},"DEMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitki veya çiçek destesi","example":"Öyle fukara çocuklara rastlıyorduk ki bize demet demet kır çiçekleri hediye ediyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Bağlanarak oluşturulmuş deste","example":null}]},"DEMETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Demet yapmak, demet durumunda ayırıp bağlamak","example":null}],"lemma":"demetlemek"},"DEMEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Öfkelenmiş, kızgın","example":"Tartışmanın ardından demevi bir ifadeyle odadan çıkıp kapıyı sertçe kapattı."},{"pos":"adj","definition":"Kanlı, kanı çok kimse","example":"Dişleri kilitlenerek mizâc-ı demevîsinin beynine is’ad ettiği kanın kesretinden…"}]},"DEMEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yetkili bir kimsenin bir konuda yayın organlarına yaptığı açıklama, bildiri","example":"Yan tutmadan davranacağını ve davranılmasını isteyen demecini yaymıştı."}]},"DEMKEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dem çeken, güzel ses çıkaran güvercin","example":null}]},"DEMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çayı kaynar suyun içine attıktan sonra renk ve koku vermesi için bir süre bekletmek","example":"Kendi eliyle semaverde demlendirdiği çayı karşılıklı içtiğimiz günleri bir daha bulamam."}],"lemma":"demlemek"},"DEMLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çayı kaynar suyun içine attıktan sonra renk ve koku vermesi için bir süre bekletmek","example":"Kendi eliyle semaverde demlendirdiği çayı karşılıklı içtiğimiz günleri bir daha bulamam."}]},"DEMLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçerisinde çay demlenen emzikli kap","example":null}]},"DEMO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılan sunum, demonstrasyon","example":null}]},"DEMODE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Modası geçmiş olan","example":null}]},"DEMOGRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan nüfusunu yapı, gelişme ve dağılım açısından inceleyen bilim ile uğraşan kimse","example":null}]},"DEMOKRAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Demokrasi yanlısı","example":null}]},"DEMİN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Az önce","example":"Deminden beri sözü edilen bu kumsal neydi?"}]},"DEMİNCEK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok az önce","example":null}]},"DEMİNKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Biraz önceki","example":"Deminki ihtiyar nine, bu sağlam yapılı Türk evlerini, yerlilerin nasıl yaktıklarını, kendilerini şehirden nasıl kovduklarını bize anlattı."}]},"DEMİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 derecede eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element","example":"İnşaatın temelinde kullanılan demir binanın sağlamlığı için büyük önem taşıyor."},{"pos":"n","definition":"Gemilerin dalgalara, akıntılara kapılarak yer değiştirmemesi için suya atılan, zincirle gemiye bağlı bulunan, ucu çengelli ağır demir araç","example":"Başa geç Davut Baba, çıpayı at. Demir dibe vurunca haber ver."}]},"DEMİRBAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde kullanılan, bir yere kayıtlı olan, bir görevliden öbürüne teslim edilen dayanıklı eşya","example":"Salonun demirbaşı olan piyano, yağmurlu günlerde çocukların eğlenmesi için kullanıldı."},{"pos":"adj","definition":"Bu nitelikte olan","example":"Demirbaş gereç. Demirbaş dolap."}]},"DEMİRLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gemi demir atmak","example":"Onların her gelişinde uzakta demirleyen gemilerine alıştık."},{"pos":"v","definition":"Demir zincirle bağlamak","example":"Hayran Baba'yı bir serseriyle birlikte demirlemişlerdi."}],"lemma":"demirlemek"},"DEMİRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Demir mavisi; gri","example":null},{"pos":"adj","definition":"Demiri renginde olan","example":null}]},"DENAET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soysuz olma durumu veya soysuzca davranış","example":null}]},"DENDEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çizelgede alt alta gelen aynı söz veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önleyerek kolaylık sağlamak amacıyla kullanılan noktalama işaretinin adı","example":null}]},"DENE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Nasıl olduğunu anlamak için yapmak, sınamak (denemek)","example":"Bu tarifi bir dene."}]},"DENEB":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Cygnus takımyıldızının en parlak yıldızı.","example":null}]},"DENEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzerinde deney yapılan canlı veya şey","example":"Yeni denek adaylarıyla uğraşmak onun göreviydi."},{"pos":"n","definition":"Üzerinde deney yapılan canlı veya şey","example":null}]},"DENEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin belli bir sürede veya hayat boyu edindiği bilgilerin tamamı","example":"Düşünce ve deneyimlerin olgunlaştırdığı bir yüzü vardı."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düz yazı türü","example":"Öykülerimde, denemelerimde beni yazmaya iten yüreğimin taşmasıdır."}]},"DENEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işe, başarmak amacıyla başlamak, girişimde bulunmak, teşebbüs etmek","example":"Gözü kapalıyken gol atmayı deneyecek."},{"pos":"v","definition":"Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için birini, bir nesneyi veya bir düşünceyi yoklamak","example":"Beni daha ne kadar deneyeceksin?"}]},"DENET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılan araştırma","example":"Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır."},{"pos":"n","definition":"Laboratuvar işlemi tamamlanmış bir filmin herhangi bir eksiği olup olmadığını anlamak için dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi","example":"Filmin son kopyası denet için dağıtımcıya gönderilmeden önce titizlikle kontrol edildi."}]},"DENETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek, murakabe etmek, teftiş etmek, kontrol etmek","example":"Denetçi, fabrikanın üretim sürecini kontrol etmek amacıyla birkaç gün boyunca gözlem yaptı."}],"lemma":"denetlemek"},"DENETMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kuruluştaki işlerin kanun ve tüzüklere uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini denetleyen kimse","example":null}]},"DENETİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılan araştırma","example":"Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır."}]},"DENEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi anlamak için yapılan bilimsel deneme","example":"Fen dersinde deney yaptık."}]},"DENEYLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Deney yapmak","example":null}],"lemma":"deneylemek"},"DENEYİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin belli bir sürede veya hayat boyu edindiği bilgilerin tamamı","example":"Düşünce ve deneyimlerin olgunlaştırdığı bir yüzü vardı."}]},"DENGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hali","example":"Bu çatışmanın dengeye gelmesi ona son verdi."},{"pos":"n","definition":"Bir toplumun başlıca kesimlerinin geniş ölçüde bir uyum içinde bulunmasını sağlayan toplum ve kültür bakımından bütünleşme","example":"Toplumdaki farklı etnik grupların dengesi kültürel çatışmaları önlemekte ve sosyal barışı sağlamaktadır."}]},"DENGELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dengeli duruma getirmek","example":"Sevgimde bir azalma olsaydı, bu bir bakıma beni dengeli kılardı."},{"pos":"v","definition":"Bir cismi güç katarak veya eksilterek denge durumuna getirmek","example":"Yaptığın fizik deneyindeki cismi dengelemezsen deney sonuca ulaşmaz."}],"lemma":"dengelemek"},"DENGEŞİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dümen sisteminde yelpazenin itme merkezinin kenarına değil, yakınına konulan ek dümen","example":null}]},"DENK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik yönünden eşit; uygun","example":null},{"pos":"n","definition":"Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmasıyla oluşan yük","example":"Denkler hazırlandı ama araba yok"}]},"DENKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Denk duruma getirmek","example":"Emri alır almaz yatağı yorganı, bakırı, çamaşırı denkledi."}],"lemma":"denklemek"},"DENKLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde yer alan bazı niceliklere ancak uygun bir değer verildiği zaman sağlanabilen eşitlik","example":"Bir denklemde küçük bir eksi artı yanlışı altüst eder eşitliği."},{"pos":"n","definition":"Bir yanında olaya giren çeşitli maddelerin formülleri, öteki yanında da tepkime sonucu oluşan yeni maddelerin formülleri bulunan eşitlik","example":"Bu tepkimenin denklemini yazın."}]},"DENKLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu","example":null}]},"DENKTAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Denk; eşit","example":null}]},"DENLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadar anlamında üstünlük derecesini belirten bir söz","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ağırbaşlı, sözleri ve davranışları ölçülü olan kimse","example":null}]},"DENSİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yakışıksız ve saygısızca davranan kimse","example":"Babasız büyümüş, anasından yüz bulmuş, densiz, şımarık, münasebetsiz bir haşarı."}]},"DENYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir borcun ödeneceğine teminat olarak, ödenince, geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey","example":null},{"pos":"adj","definition":"Günü gününe, sözü sözüne uymayan, dengesiz kimse","example":null}]},"DENİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alçak, kötü, kişiliksiz kimse","example":null}]},"DENİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysi yapılan bir tür mavi, kaba pamuklu kumaş","example":null}]},"DENİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi","example":"Ova ufkunda huzur / Deniz ufkunda tesellî bulunur"},{"pos":"n","definition":"Bu su kütlesinin belirli bir parçası","example":null}]},"DENİZATI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başı at başına benzeyen, suda dik duran, kuyruk yüzgeci olmayan, 10-15 cm boyunda bir deniz hayvanı","example":null}]},"DENİZLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"DENŞİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yapısını veya niteliğini bozmak","example":null}],"lemma":"denşirmek"},"DEPAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Verilen bir işaretle yarışa başlama","example":null}]},"DEPDERİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok derin","example":null}]},"DEPLASE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yerini değiştirmek anlamındaki deplase etmek , yeri değişmek. anlamındaki deplase olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz","example":null}]},"DEPO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korunmak, saklanmak veya gerektiğinde kullanılmak için bir şeyin konulduğu yer","example":"Kıyıda kapıları, kepenkleri kapalı, birkaç ev ve depo sıralanıyordu."},{"pos":"n","definition":"Ordu mallarının saklandığı, bakımlarının yapıldığı yer","example":"Gelibolu civarında Akbaş mevkisinde bir cephane deposu vardı."}]},"DEPOLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toplayıp yığmak","example":"Kış aylarında kullanmak üzere bahçeden toplanan odunları kulübede depolamamız en pratik çözüm oldu."},{"pos":"v","definition":"Bir bellek cihazına veriyi yerleştirmek veya saklamak","example":"Fotoğraf makinesinden alınan görüntüleri diske aktarıp depolaman arşiv düzenini korumak için önemliydi."}],"lemma":"depolamak"},"DEPOZİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir taahhüt sırasında yatırılan güvence veya bağlanma parası","example":null}]},"DEPOZİTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir taahhüt sırasında yatırılan güvence veya bağlanma parası","example":null},{"pos":"n","definition":"Kabıyla birlikte satılan bir malın kabı için alınan ve kap geri getirildiğinde alıcıya verilen para","example":null}]},"DEPREM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi veya yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntı","example":"Okuldayken bir öğle sonu hafif bir depremde otel çökmüş."}]},"DEPREŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Manevi acılar yeniden etkisini duyurmak","example":"Hiç olmazsa gönüllerde yatan acılar depreşir."}],"lemma":"depreşmek"},"DER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tek tek durumdaki şeyleri bir yerde birlik haline getirmek","example":null}],"lemma":"dermek"},"DERAKAP":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman geçirmeden, kısa süre içinde","example":"Fakat Nihat’ın hayat verici huzûru bu siyah endîşeleri derakap dağıtırdı."},{"pos":"adv","definition":"Hemen arkasından","example":"Fakat Nihat’ın hayat verici huzûru bu siyah endîşeleri derakap dağıtırdı."}]},"DERBEDER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşayışı ve davranışı düzensiz kimse","example":"Benim gibi derbeder bir biçareye tokat atmaktan kolay ne olur?"}]},"DERBENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki dağ arasında dar, geçmeye yarayan yer","example":"Bu derbendi geç Eşrefoğlu Rûmî / Eriş kāfileye sâlârı gözle"},{"pos":"n","definition":"Sınırda bulunan küçük kale","example":"Bosna ve Hersek ve Kırka sancaklarında mürur ve ubur eden yol üzerinde vâki olmakla zikrolunan derbend içinde cârî olan Virbas nehri üzerinde cisr lâzım olmağın…"}]},"DERBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı şehrin takımları arasında oynanan oyun","example":"Bu ilçenin takımları derbi oynadığı zaman herkes sahalara gider."},{"pos":"n","definition":"Yılda bir kez yapılan, üç yaşına gelmiş atların katıldığı yarış","example":"Bu derbide yeni atlar göreceğiz."}]},"DERDEST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ele geçirme","example":null},{"pos":"adj","definition":"Görülmekte olan","example":null}]},"DERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu","example":"Bu ensiz tahta köprü altında ince dere."},{"pos":"n","definition":"İki dağ arasındaki uzun çukur","example":"Uzun yürüyüşün ardından derin bir dereye ulaştık ve manzaranın keyfini çıkardık."}]},"DEREBEYİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Topraklarını derebeylik düzenine göre yöneten kimse","example":"Bir derebeyinin keyfi veya emîrin zevki için kan dökülmez."}]},"DERECE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, faz","example":null},{"pos":"n","definition":"Başarı gösterme","example":null}]},"DERECELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Derecelere ayırmak","example":null}],"lemma":"derecelemek"},"DEREKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşağı derece","example":"Dârülbedâyi günden güne daha aşağılara inerek ismiyle taban tabana zıt bir derekeye düşmüş oldu"}]},"DEREOTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maydanozgillerden, ince yapraklı, bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki","example":null}]},"DERGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ettikleri ve törenler yaptıkları yer","example":null}]},"DERGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın","example":"Belki bu matbaanın işi ama dergiler elimize ulaşmazsa sizi sorumlu tutarız."}]},"DERHAL":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç beklemeden, hiç zaman yitirmeden","example":null}]},"DERK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"(Bilgiyi) idrak etme","example":null}]},"DERKEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dendiği hâlde","example":"Bitti bitiyor derken hâlâ bitmeyen havaalanı."},{"pos":"adv","definition":"Tam o sırada","example":"Derken yağmur iyice bastırmış, gök gürlemeye, şimşekler çakmaya başlamıştı."}]},"DERKENAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı","example":"Bir derkenar yazacak oldu ancak ona da karar veremedi."}]},"DERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Seçme yaparak toplamak, bir araya getirmek","example":"Hakkında yazılanları yeni sayımızda derledik."},{"pos":"v","definition":"Düzgün bir biçimde toplamak","example":null}],"lemma":"derlemek"},"DERLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü","example":null}]},"DERLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Seçme yaparak toplamak, bir araya getirmek","example":"Hakkında yazılanları yeni sayımızda derledik."},{"pos":"v","definition":"Düzgün bir biçimde toplamak","example":null}]},"DERMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için, türlü yollardan kullanılan madde","example":"Yarayı ben aldım, derman sendedir."},{"pos":"n","definition":"Fiziksel güç, bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü","example":"Bana derler gam yükünü sen götür / Benim yük götürür dermanım mı var?"}]},"DERMATİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deride görülen her çeşit iltihaplı hastalık","example":null}]},"DERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tek tek durumdaki şeyleri bir yerde birlik haline getirmek","example":null}]},"DERMEYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortada, ortaya konmuş","example":null}]},"DERNEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence","example":"Her yıl düzenlenen yaz derneği, bu kez daha büyük bir katılımla yapıldı."},{"pos":"n","definition":"Belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için kurulan yasal topluluk","example":"Türk Kadınları Kültür Derneği."}]},"DERNEŞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dağınık olmayan, düzen verilmiş","example":null}]},"DERPİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aklından geçirme; göz önünde tutma","example":null}]},"DERRACE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tekerlekleri pedal aracılığıyla ayakla döndürülen binek aracı","example":null}]},"DERS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi","example":"Mektepten kaçmıyor, bazı derslerden zevk alıp saatlerce çalıştığım oluyordu."},{"pos":"n","definition":"Kötü bir olaydan alınması gereken uyarıcı sonuç, öğüt","example":"En iyisi, kıyının verdiği şu ekoloji dersini uygulamak mı dersiniz?"}]},"DERSHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrencilerin, bir öğretmenin gözetimi altında, anlatma, araştırma, küme çalışması vb. yollarla ve türlü eğitim araç ve gereçlerinden de yararlanarak ders yaptıkları yer","example":"Genç kızlığın bütün şakraklığı dershaneyi kapladı, her kafadan bir ses çıkıyordu."},{"pos":"n","definition":"Öğrencilere okul dışında para ile ders veren özel kuruluş","example":null}]},"DERSLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrencilerin, bir öğretmenin gözetimi altında, anlatma, araştırma, küme çalışması vb. yollarla ve türlü eğitim araç ve gereçlerinden de yararlanarak ders yaptıkları yer","example":"Genç kızlığın bütün şakraklığı dershaneyi kapladı, her kafadan bir ses çıkıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Bir ders saati süresine uygun","example":null}]},"DERSİAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlılar döneminde müderrislerin camilerde verdikleri ders","example":"Dünkü dersiam ne ala idi."},{"pos":"n","definition":"Bu dersi veren müderrislerin unvanı","example":"Süleymâniye dersiâmı Keçi Mehmed Efendi gibi tanınmış zatların derslerini dinlerdi."}]},"DERT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkıntı, kaygı","example":"Derdini bana anlat."}]},"DERTLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü duymak, kaygılanmak, dertli duruma gelmek","example":null}],"lemma":"dertlenmek"},"DERTLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Rahatlamak ve çözüm bulmak amacıyla dertlerini karşılıklı anlatmak","example":"Bunlar yılbaşında işlerinin başlarını aştığını görüp dertleşirler."}],"lemma":"dertleşmek"},"DERTOP":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir araya getirilerek, büzülerek","example":null}]},"DERUHTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey yapma sorumluluğunu alma","example":null}]},"DERUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri","example":"Derûnunda aşkı olmayan âşık / Hemen dünyâda bir hayvâna benzer."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis","example":"Cennet derûnunda hûrî gizlenmez."}]},"DERUNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin aslında veya gerçeğinde olan, özde bulunan","example":"Deruni gerçek araştırmakla çıkar."},{"pos":"adj","definition":"İçle ilgili; içten","example":"Seven insanda fiziki güzelliklerin deruni taraflarını gören gözler olurmuş."}]},"DERVİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tarikata girmiş, onun yasa ve törelerine bağlı kimse","example":"Derviş bağrı baş gerek / Gözü dolu yaş gerek / Koyundan yavaş gerek / Sen derviş olamazsın"},{"pos":"n","definition":"Kırlangıç balığının pek küçüğü","example":"Dervişin eti pek leziz olur."}]},"DERYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi","example":"Emreyle at koşturam deryâlarda."},{"pos":"n","definition":"Bilgili kimse","example":"Bu adam bir derya, dinle dinle bitmez..."}]},"DERYADİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyi hoş gören; çok sabırlı","example":null}]},"DERZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duvar taşlarının veya tuğlalarının harçla doldurulup üzerinden mala çekilerek düzeltilen aralığı","example":null}]},"DERÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para vermesi gerekenden parayı alma","example":null}]},"DERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan doku; işlenmiş hayvan postu","example":"Deri bir ceket aldı."}]},"DERİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan","example":"Genç kız onun kırık dişli ağzının içindeki derin karanlığa bakıyor."},{"pos":"adj","definition":"Yüzeyden içeri inen","example":"Suratında, sol gözünü aşağıya çeken derin bir yara izi vardı."}]},"DERİNDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ayrıntılı, eksiksiz, kapsayıcı bir biçimde","example":"Ben de İhsan gibi onu Ayşe’nin yanında derinden tetkik ettim."},{"pos":"adv","definition":"Pek belli olmayan uzak bir yerden","example":"Derinden top sesleri aksediyordu."}]},"DERİNLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu","example":"Su baskısı derinlikte santimetre başına yüz ton ağırlığında olunca, ona beş santimetre kalınlığında da olsa cam mı dayanır?"},{"pos":"n","definition":"Özüne inerek ayrıntılarıyla kavrama gücü","example":"Biraz daha derinliğine düşünülürse sonucun yıpratıcılığı daha iyi anlaşılır."}]},"DERİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzensiz insan topluluğu","example":null},{"pos":"n","definition":"Gelişigüzel toplanmış eşya","example":"Evdeki derinti, taşınırken nereye konduğunu bilmediğimiz birçok eşyayı içeriyordu."}]},"DERİŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir nokta ya da yer dolayında toplanmak","example":"Gün boyunca insanlar konser meydanında derişmeye başladılar."},{"pos":"v","definition":"Bir sıvı, içindeki su veya sıvı miktarı azalarak koyulaşmak; tekâsüf etmek","example":"Çorba derişiyor , birazdan pişer ."}],"lemma":"derişmek"},"DERİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir nokta ya da yer dolayında toplanmak","example":"Gün boyunca insanlar konser meydanında derişmeye başladılar."},{"pos":"v","definition":"Bir sıvı, içindeki su veya sıvı miktarı azalarak koyulaşmak; tekâsüf etmek","example":"Çorba derişiyor , birazdan pişer ."}]},"DERİŞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçindeki su veya sıvı miktarı azalarak koyulaşmış olan","example":null}]},"DESEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi","example":"Akademi Salonu'nda ilk desen sergisini açıyor."},{"pos":"n","definition":"Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılan çizim","example":"Elindeki vazoda öyle güzel desenler vardı ki vazoya bak bak doyamadım."}]},"DESENLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Desen yaparak çizmek","example":null}],"lemma":"desenlemek"},"DESPOT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir ülkeyi zora ve baskıya dayanarak yöneten kimse","example":"O despot, dini de kullanarak yıllardır ülkeyi çöküşe sürüklüyordu."}]},"DESPOTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her istediğini ve dilediğini yaptırmak isteyen kimse gibi","example":"Beni despotça kararlarına kurban mı edeceksin?"}]},"DESSAS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanları birtakım hilelerle şaşırtıp paralarını çalan kimse","example":null}]},"DESTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarih öncesi tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiir","example":"Manas, Şehname, İlyada, Kalevala birer destan örneğidir."},{"pos":"n","definition":"Bir kahramanlık hikâyesini veya bir olayı anlatan, koşma biçiminde, ölçüsü on bir hece olan halk şiiri","example":"Kendi millî, yâni hece veznimiz ise dervişlerin ilâhîlerinde, nefeslerinde, âşıkların koşmalarında, destanlarında ve halkın türkülerinde var."}]},"DESTANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Destan niteliğinde olan, destana benzer","example":"Selma Hanım onu seyrederken, âdeta destani bir rüyaya dalmış gibiydi."}]},"DESTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Örtmek için kullanılan şey","example":"Al bu destarı tabak üzre ört."},{"pos":"n","definition":"Başa sarılan bir çeşit örtü","example":"Şeyhler çok defa Hüseynî destar sararlar (…) Kafesî Hüseynî destar, tülbent dört kat edilip dikilerek iki parmak enliliğinde ve çok defa dokuz arşın uzunluğunda tülbentle sarılır."}]},"DESTARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarık yapan kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sarıkla ilgili","example":null}]},"DESTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kılıç, bıçak, silah ve benzerinin elle tutulacak yeri","example":null},{"pos":"n","definition":"Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı","example":"Destenin en itibarlı kâğıtları, bilindiği gibi beyler yani aslar oluyor."}]},"DESTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yere dayanan bölümü veya bir şeyin üzerine oturtulduğu nesne","example":"Masayı sallanmaktan kurtarmak için destek olarak altına birkaç karton parçası koydular."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz parça","example":null}]},"DESTEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseye güven vererek yardım etmek","example":"Desteklemeniz sonucu bugünleri de gördük, şükür..."},{"pos":"v","definition":"Bir kimse veya kuruluşa yardım sağlamak, müzaheret etmek","example":"Basında bizi destekleyen gazetecilerle görüştü."}],"lemma":"desteklemek"},"DESTELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Deste durumuna getirmek; deste yapmak","example":null}],"lemma":"destelemek"},"DESTUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey yapmak için verilen veya alınan özgürlük","example":null},{"pos":"n","definition":"Yol verin, savulun, izin verin\" anlamlarında kullanılan bir söz","example":"Arkamdan yürü, kapı eşiğini atladıkça destur de."}]},"DESİBEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ses şiddetini gösteren birimin onda biri","example":null}]},"DESİGRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gramın onda biri ağırlığında bir ölçü birimi","example":null}]},"DESİMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temel birimlerin katları ve askatları bu birimlerin ondalık kuvvetleri olan uzunluk ve ağırlık ölçüsü birimi","example":null}]},"DESİSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen","example":null}]},"DESİSTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sterin onda biri","example":null}]},"DETANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dünyada soğuk savaş döneminden sonra stratejik silahların geliştirilmesiyle başlayan siyasal gerginliğin ortadan kaldırılması siyaseti","example":null}]},"DETAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri","example":"Bu eski binayı restore ederken detaylara dikkat etmek tarihi dokuyu korumak için çok önemliydi."},{"pos":"n","definition":"Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri; teferruat","example":"Yazarın kitabında kullandığı doğa betimlemeleri, eserin atmosferini güçlendiren önemli detaylardı."}]},"DETERJAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Petrol türevlerinden elde edilen, temizleme özelliği bulunan, toz, sıvı veya krem durumunda olabilen kimyasal madde","example":null}]},"DETONE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yanlış, kusurlu ses","example":null}]},"DEV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korkunç, çok iri ve olağanüstü güçlü masal yaratığı","example":"Abdülhak Hamit Bey, fevkalbeşer bir devden daha güzel bir mahluktur."},{"pos":"adj","definition":"Olağanüstü irilikte olan","example":"Dev vücudu içinde bir genç kız hassasiyeti taşıyor."}]},"DEVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için, türlü yollardan kullanılan madde","example":"Lâkin çeşit çeşit kokuları ve baharâtı olan harâret verici devâları bol bol yetiştirir."}]},"DEVALÜE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değerini düşürmek anlamındaki devalüe etmek , değeri düşürülmek anlamındaki devalüe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz","example":null}]},"DEVAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin eksiğini tamamlamak için ona katılan parça","example":"Bu yapbozun devamı nerede?"},{"pos":"n","definition":"Kesilmeme, bitmeme, sürüp gitme","example":"Bu işlerin devamı sırasında"}]},"DEVASA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dev gibi; çok büyük","example":"Bu devasa kürenin ortasında bir musluk, sağında ve solunda ise iki supap vardı."}]},"DEVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geviş getiren memelilerden, boynu uzun, sırtında bir veya iki hörgücü olan, yük taşımakta kullanılan hayvan; Camelus","example":null}]},"DEVEGÖZÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İri ve siyah taneli bir üzüm çeşidi","example":null}]},"DEVELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç","example":"Bahçede dikili duran develik ağacı rüzgarla birlikte etrafa hoş bir koku yayıyordu."},{"pos":"n","definition":"Özellikle Güneydoğu Anadolu'daki evlerin alt katında bulunan, develerin korunduğu veya bağlandığı bölüm","example":"Köydeki eski evin alt katında develik olarak kullanılan bir bölüm hala sağlam duruyordu."}]},"DEVERAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbin sürekli olarak kasılıp gevşemesiyle kan ve lenfin damarlar içinde durmadan yer değiştirmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Dönmek, dolaşmak işi","example":null}]},"DEVETÜYÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kahverenginin bir veya birkaç ton açığı, sütlü kahverengi","example":"Sırtına yeni aldığı devetüyü uzun ropdöşambırını geçirdi."},{"pos":"adj","definition":"Açık kahverengi olan","example":"Sırtına yeni aldığı devetüyü uzun ropdöşambırını geçirdi."}]},"DEVLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin yönetimini sağlayan siyasi örgüt","example":"Devlet yeni okullar açtı."}]},"DEVLETLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğunda paşa, vezir vb. devlet adamlarına verilen unvan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Mutluluk ve refah içinde olan kimse","example":"Ne devletli adam idi."}]},"DEVRAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Mülkiyeti veya üzerindeki hakkı başkasına geçen bir şeyi almak","example":null}],"lemma":"devralmak"},"DEVRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç","example":"Herkesin başına yazılan gelir, devrandır."},{"pos":"n","definition":"Zaman; çağ","example":"Ben artık eskisi gibi değilim / Devran değişti"}]},"DEVRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik akımının dolaştığı yol; dönem","example":"Devrede bir kısa devre oldu."}]},"DEVREN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Devir yoluyla; devrederek","example":null}]},"DEVRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir malın mülkiyetini, bir mal üzerindeki hakkı başkasına geçirmek","example":"Bana gelip hisseni satın almak istiyorum, bana devret deseydin belki razı olurdum."},{"pos":"v","definition":"Dönmek, dolaşmak","example":"Hiç durmadan hayat öğütür devreden bu çark."}],"lemma":"devretmek"},"DEVRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çevrimle ilgili veya çevrim biçiminde olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Eşit zaman aralıkları ile ardışık olarak tekrarlanan hareket","example":null}]},"DEVRİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yıkılmış, dik durumunu yitirmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Katlanıp kendi üzerine bükülmüş","example":"Kısa keten etek, yakası devrik bol bluz..."}]},"DEVRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik","example":"Eğitimde yapılan devrim, kırsal bölgelerdeki çocukların okula erişimini büyük ölçüde kolaylaştırdı."},{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik yapısını veya yönetim düzenini değiştirmek amacıyla kanunlara uymaksızın cebir ve kuvvet kullanarak yapılan geniş halk hareketi","example":null}]},"DEVRİSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir sonraki, ertesi gün, hafta, ay, yıl","example":null}]},"DEVRİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güvenliği sağlamak amacıyla dolaşan polis, jandarma veya asker topluluğu","example":"Boş ver! Bu gece devriye falan yok."},{"pos":"n","definition":"Osmanlılarda ilmiye sınıfından olan kimselere verilen derece","example":"Bunlardan Eyüp kadılığı, 1185 H. (1771 M.) senesine kadar devriye denilen küçük mevleviyetlerden iken bu sene Hazret-i Hâlid b. Zeyd Ebû Eyyüb Ensârî’ye hürmeten mahreç mevleviyeti derecesine yükselmiş ve Halep ile Selânik mevleviyetleri arasına konulmuştu."}]},"DEVİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünce sürecinin başlaması","example":"Şairin aklındaki devinim, bu dizelerin ortaya çıkmasına zemin hazırladı."}]},"DEVİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir cismin, bir noktaya göre, yeri veya durumu değişmek, hareket etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Vücudu oynatmak veya kıpırdatmak; kımıldanmak; hareket etmek","example":"Kımıldanır hep dertlerim devinir / Yas ile sevincim yıkışır dağlar"}],"lemma":"devinmek"},"DEVİNGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yer değiştirebilen, oynar, taşınır","example":null}]},"DEVİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir cismin, bir noktaya göre, yeri veya durumu değişmek, hareket etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Vücudu oynatmak veya kıpırdatmak; kımıldanmak; hareket etmek","example":"Kımıldanır hep dertlerim devinir / Yas ile sevincim yıkışır dağlar"}]},"DEVİNİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Durağan bir noktaya göre devinmekte olan bir nesnenin durumu; devim; hareket","example":"Dünya'nın biri kendi, öteki Güneş çevresinde olmak üzere iki devinimi vardır."},{"pos":"n","definition":"Bir düşünce sürecinin başlaması","example":"Şairin aklındaki devinim, bu dizelerin ortaya çıkmasına zemin hazırladı."}]},"DEVİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası","example":null},{"pos":"v","definition":"Bütünüyle içmek","example":"Bir sürahi suyu devirdi"}]},"DEVİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bütünüyle içmek","example":"Bir sürahi suyu devirdi"},{"pos":"v","definition":"Bir yana eğmek","example":null}]},"DEVİT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hareket durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"devitmek"},"DEVİTKEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hareketini sağlayan, harekete getiren","example":null}]},"DEVİTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hareket durumuna getirmek","example":null}]},"DEVŞİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tek tek durumdaki şeyleri bir yerde birlik haline getirmek","example":"Bütün arkadaşlarımı bir araya devşirdim."},{"pos":"v","definition":"Kâğıt, kumaş vb. nesneleri üst üste kat oluşturacak biçimde bükmek","example":"Kumaşı tutacağız, kaldırıp çekeceğiz, buruşturacağız, devşirebileceğiz, sanki!"}],"lemma":"devşirmek"},"DEVŞİRME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri Ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi","example":"IV. Murad zamânında askerî sâhada yapılan ıslâhat arasında devşirme işine de ehemmiyet verilmiş ve devşirme işine hîle katılmamasına dikkat edilmişti."},{"pos":"n","definition":"Yeniçeri Ocağına bu yolla alınan çocuk","example":"Devşirmeler ocak tarafından tâyin olunan memur mârifetiyle toplanırdı."}]},"DEVŞİRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devşirmek eylemi","example":"Onların devşirimi çok da büyük etki yaratmadı."}]},"DEYYUS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman kimse","example":"Deyyus, godoş bir herifmiş."},{"pos":"adj","definition":"Bir sövgü sözü","example":"Allah belânı versin deyyus dedim, döndüm."}]},"DEYİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul; logos","example":null}]},"DEYİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği","example":null}]},"DEYİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özelliği veya bir türün, bir çağın kendine özgü anlatış biçimi","example":"Onun deyişi diğerlerininkine nazaran daha kapalı olmasıyla öne çıkıyor."},{"pos":"n","definition":"Toplum arasından çıkan ve geleneksel yöntemlere ve ilkelere bağlı olarak halk ozanları tarafından yazılıp söylenen veya anonimleşmiş edebî tür","example":"Karacaoğlan'ı okudukça deyişin önemini daha iyi anlarız."}]},"DEĞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, temas etmek","example":"O kadar dibime girdi ki , kolu koluma değiyordu ."},{"pos":"v","definition":"Değerinde olmak","example":"Benim ömrümün üç günü üç yüz bin liraya değer."}],"lemma":"değmek"},"DEĞDİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Değmesini sağlamak, değmesine yol açmak","example":null}],"lemma":"değdirmek"},"DEĞER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı","example":"Bildiği bütün Fransızcayı toparlayarak vitrindeki kravatın değerini sordu."},{"pos":"n","definition":"Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı","example":"Şu bilinmeyene bir değer ver bakalım, böyle yapınca sonuç çıkacak mı bir bak."}]},"DEĞERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Değer belirtmek","example":"Konuyu ankete katılan ülkeler ve sanayi dalları bakımından olmak üzere iki açıdan değerlemiş bulunuyoruz."}],"lemma":"değerlemek"},"DEĞERLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Değer kazanmak, değeri artmak, değer sağlamak","example":"Türk lirası daha paraların dalgalanmaya bırakıldığı 1973 yılında dolar karşısında %48 oranında değerlenmiş durumdadır."}],"lemma":"değerlenmek"},"DEĞERLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değeri olan veya değeri yüksek olan","example":"Bu defaki gidişimizde, eşyamızın arasında taç gibi değerli bir parça da vardı."}]},"DEĞERSİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemi olmayan","example":null}]},"DEĞEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değişik elektrik çevrimi veya araçları arasında bağlantı kurmaya yarayan ve bir elektromıknatısla uzaktan kumanda edilen çevrim kesici","example":null}]},"DEĞGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir konu üzerine olan, üzerine, konusunda, ... ile ilgili","example":null}]},"DEĞME":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Seçkin, seçilmiş, seçme","example":"Gece yüzüne yaptığı makyaj değme ustaların işiydi."},{"pos":"adj","definition":"Her; herhangi bir; gelişigüzel; rastgele","example":"Deli gönül değme çaydan bulanmaz / Coşarsa dalgası kendinden olur"}]},"DEĞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, temas etmek","example":"O kadar dibime girdi ki , kolu koluma değiyordu ."},{"pos":"v","definition":"Değerinde olmak","example":"Benim ömrümün üç günü üç yüz bin liraya değer."}]},"DEĞNEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elde taşınacak incelikte düzgün ağaç","example":"Bir tanesi elindeki değneği kapıp çekmeye kalkıyor"},{"pos":"n","definition":"Değnekle atılan dayak","example":"Bu ülkede bir değnek eksikliği var."}]},"DEĞNEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Değnekle vurmak","example":"Sıska eşeğini değnekleyen bir köylü."}],"lemma":"değneklemek"},"DEĞNEKÇİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıtların çalıştığı yerlerde yolcuların binişi ve taşıtların sıra düzenini sağlayan kimse","example":"Değnekçi nerede? Misafirlerimiz gidiyor, araçlarına yardımcı olsun."},{"pos":"n","definition":"Şehir düzeni ile ilgili görevli","example":"Eski zamanlarda binaların angarya olarak esirlere yaptırıldığı devirlerde böyle değnekçiler vardı. Bunlar ameleyi kamçı altında çalıştırırlardı."}]},"DEĞİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime","example":"Bu direniş çetin değil, haşin değil, yürek burkucuydu."}]},"DEĞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye hak kazandıran durumu, layık olma","example":"Sonunda gerektiği değime ulaştı."}]},"DEĞİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sincapgillerden, ağaçlarda yaşayan, genellikle meyveyle beslenen, çok tüylü, uzun kuyruklu, ince gövdeli bir hayvan","example":null},{"pos":"v","definition":"Birinden veya bir konudan söz etmek, onunla ilgili olarak konuşmak","example":"Gündüz yüzme havuzunda açmadığı bir konuya değinmek gereksinmesi duyuyordu."}]},"DEĞİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinden veya bir konudan söz etmek, onunla ilgili olarak konuşmak","example":"Gündüz yüzme havuzunda açmadığı bir konuya değinmek gereksinmesi duyuyordu."}]},"DEĞİNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözünü etme","example":null}]},"DEĞİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Götürmek, ulaştırmak, nakletmek, geçirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Değmesini sağlamak, değmesine yol açmak","example":null}],"lemma":"değirmek"},"DEĞİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Götürmek, ulaştırmak, nakletmek, geçirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Değmesini sağlamak, değmesine yol açmak","example":null}]},"DEĞİRMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde öğütme işi yapılan yer","example":"Su değirmeni. Yel değirmeni."},{"pos":"n","definition":"Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet","example":"Değirmende biraz kahve çekti."}]},"DEĞİRMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü","example":null},{"pos":"adj","definition":"Top veya küre biçiminde olan","example":"Saçı sık ola ve topuğu değirmi ola."}]},"DEĞİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi","example":"Bahçesindeki fazla elmalarını komşusuyla bir değiş yaparak taze sebzelerle takas etti."},{"pos":"v","definition":"Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, başka bir biçim veya duruma girmek","example":"Tuvalet onu ne değiştirmiş, gençliğinin cazibesini, vücudunu, gözlerinin rengini nasıl belli etmişti!"}]},"DEĞİŞKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her canlıda dış etkilerle ortaya çıkabilen, kalıtımla ilgili olmayan değişiklik","example":null}]},"DEĞİŞKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değişik sayı değerleri alabilen nicelik","example":null},{"pos":"adj","definition":"Değişme özelliği gösteren, çok değişen, değişebilir, kararsız, biçimden biçime giren","example":"Dekor, hayatın sahneleri kadar değişken olmalıydı."}]},"DEĞİŞKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başka bir biçime, görünüme ya da duruma sokulmuş","example":"Yasanın değişik onuncu maddesi gereğince..."}]},"DEĞİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, başka bir biçim veya duruma girmek","example":"Tuvalet onu ne değiştirmiş, gençliğinin cazibesini, vücudunu, gözlerinin rengini nasıl belli etmişti!"},{"pos":"v","definition":"Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak","example":"Rüzgâr gibi çarçabuk esiş istikametlerini değiştiriyorlar, ağaç kurdu gibi renkten renge giriyorlar."}]},"DEĞİŞMEZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynen kalan, değişikliğe uğramayan","example":null}]},"DEĞİŞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Farkı olan, aralarında fark bulunan","example":"Program müdürümüzün sesi acaba aradığım değişik ses olamaz mıydı."},{"pos":"adj","definition":"Başka bir biçime, görünüme ya da duruma sokulmuş","example":"Yasanın değişik onuncu maddesi gereğince..."}]},"DEĞİŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma","example":"Dünyamız bir değişim geçiriyor, hepimiz bir değişim yaşıyoruz."},{"pos":"n","definition":"Bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması veya böyle iki değer arasındaki ayrım","example":"Doların değeri son bir haftada büyük bir değişim gösterdi."}]},"DEİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, Tanrı için başka herhangi bir güç ve nitelik tanımayan, vahyi reddeden görüş yanlısı","example":null}]},"DEİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, Tanrı için başka herhangi bir güç ve nitelik tanımayan, vahyi reddeden görüş","example":null}]},"DEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü verecek bir durumu veya sorunu hatırlatmak","example":"Bu hatıraları daha deşmek istemiyorum ."},{"pos":"v","definition":"Oymak, delmek, yara açmak, içini açmak, karıştırmak, kazmak","example":"Tırnaklarıyle toprakları deşe deşe yol açarak…"}],"lemma":"deşmek"},"DEŞARJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Derdini birine açarak ferahlama","example":"Sohbetimiz seni deşarj edecek."}]},"DEŞELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir biçimde deşmek, karıştırmak","example":"Yaban domuzları tarlayı deşelemişler."}],"lemma":"deşelemek"},"DEŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü verecek bir durumu veya sorunu hatırlatmak","example":"Bu hatıraları daha deşmek istemiyorum ."},{"pos":"v","definition":"Oymak, delmek, yara açmak, içini açmak, karıştırmak, kazmak","example":"Tırnaklarıyle toprakları deşe deşe yol açarak…"}]},"DEŞİFRE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çözülmüş; açıklanmış","example":null}]},"DEŞİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deşilmiş yer","example":null},{"pos":"adj","definition":"Deşilmiş olan","example":null}]},"DIMIŞKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzümün beyaz ve iri taneli, tatlı bir türü","example":null}]},"DIRDIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bezdirici bir biçimde söylenme","example":null}]},"DIRILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bezdirici bir biçimde söylenme","example":"Başın dinç gönlün rahat. Karı dırıltısı, çocuk gürültüsü yok."}]},"DIRLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herkesi tedirgin edecek, bezdirecek biçimde söylenmek","example":"Kapısını vurmalı, o zaman uyanır açar diye başlayarak bir hayli dırlandı."}],"lemma":"dırlanmak"},"DIRLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağız kavgası etmek","example":null}],"lemma":"dırlaşmak"},"DIZDIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akrabalığın uzak olduğunu anlatan dızdığının dızdığı deyiminde kullanılır","example":null}]},"DIZDIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle sığırlara saldıran, onların kanını emen, yumurtalarını sığırın teni altına bırakan ve vızıltılarıyla tedirginlik yaratan sokucu sinek","example":null},{"pos":"n","definition":"Ağustos böceklerinin çıkardığı ses","example":"Ağustos böceklerinin ninnileri, dızdızlarının ahengi sanki bu karanlık gölgelerde saklı haşeratı uyutuyordu."}]},"DIZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birisini aldatarak parasını veya malını elinden almak","example":null}],"lemma":"dızlamak"},"DIZLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birisini aldatarak parasını veya malını elinden almak","example":null}]},"DIZMAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağlam, güçlü, uzun boylu, iyi gelişmiş ve etine dolgun kimse","example":null}]},"DIĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağ tavası","example":null}]},"DIĞDIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akrabalığın uzak olduğunu anlatan dığdığının dığdığı deyiminde geçen bir söz","example":null}]},"DIĞDIĞI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Konuşurken \"r\" leri \"ğ\" gibi söyleyen kimse","example":null}]},"DIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması","example":null}]},"DIŞARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Yurt sınırları dışında olan, yabancı ülke","example":null}]},"DIŞARISI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerin dış tarafı; açık hava","example":"Dışarısı çok soğuk."}]},"DIŞARLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin başkenti veya en önemli şehirleri dışındaki yerlerin hepsi","example":"Ben bu hâli uzun zaman dışarlıkta yaşamış birkaç kişide gördüm."},{"pos":"n","definition":"Yaşadığı yerden başka bir yere giderken giyilen kıyafet","example":null}]},"DIŞBÜKEY":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüzeyi çıkık ve şişkin olan","example":null}]},"DIŞIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erime durumundaki madenlerin yüzeyinde toplanan madde","example":null}]},"DIŞINLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin, bir düşüncenin aslında ve gerçeğinde olmayıp onun dışında kalan","example":null}]},"DIŞKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı","example":null}]},"DIŞKILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dışkıyı dışarı atmak","example":null}],"lemma":"dışkılamak"},"DIŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimse veya bir toplum, bir kimse, bir durum, bir düşünce ve benzerini yok saymak, ilgilenmemek","example":"Durumu düzelmişti, yavaş yavaş kendisini dışlayan topluluğun bireyleri kapılarını açıyordu."}],"lemma":"dışlamak"},"DIŞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimse veya bir toplum, bir kimse, bir durum, bir düşünce ve benzerini yok saymak, ilgilenmemek","example":"Durumu düzelmişti, yavaş yavaş kendisini dışlayan topluluğun bireyleri kapılarını açıyordu."}]},"DIŞRAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herkesin öğrenmesinde sakınca görülmeyen, gizli kapalı olmayan her türlü bilgi, öğreti","example":null}]},"DIŞTAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aslında olmayıp sonradan ve dışarının etkisiyle ortaya çıkan düşünceler","example":null}]},"DOBRA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyi; güzel","example":null}]},"DODOMA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Tanzanya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"DOGMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav","example":"Dogmaların en geçerli olduğu alan din alanıdır, burada yalnızca inanılır."},{"pos":"n","definition":"Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi","example":null}]},"DOGMATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Deney bilgisini, deneye dayanan kanıtları hiçe sayarak kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran düşünce biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Felsefe ve din dogmalarının mantıksal ve sıralı bir yolla ortaya konuluşu","example":null}]},"DOHA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Katar ülkesinin başkenti.","example":null}]},"DOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz","example":"Çekiç sesleri geliyor doklardan / Güzelim bahar rüzgârında ter kokuları / İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı"},{"pos":"n","definition":"Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılan büyük depo","example":null}]},"DOKSAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu sayıyı gösteren 90, XC rakamlarının adı","example":null}]},"DOKSANAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doksan sıfatının üleştirme biçimi, her birine doksan, her defasında doksanı bir arada olan","example":null}]},"DOKTOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanlardaki hastalıkları teşhis edip ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir fakülteyi veya bir yüksekokulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yükseköğrenim basamağına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir eserle gösterenlere verilen akademik unvan","example":null}]},"DOKTORA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir fakülte veya yüksekokulu bitirdikten sonra o bilim dalında sınav ve bilimsel bir eserle erişilen derece, basamak","example":null}]},"DOKTRİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilimde bir düzenli görüşü oluşturan ilke ve dogmaların bütünü","example":"Millî kültür bir doktrin değil, yüzlerce eserden mürekkep bir kütüphane ve müzedir."}]},"DOKU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü","example":null},{"pos":"v","definition":"Tezgâhta ipliği, çözgü ve atkı durumunda kullanarak kumaş yapmak","example":"Orada kilim dokuyan kadınların arasında yaşam savaşı veriyordu."}]},"DOKUMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tezgâhta dokunarak elde edilen kumaş","example":null},{"pos":"n","definition":"Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez","example":null}]},"DOKUMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tezgâhta ipliği, çözgü ve atkı durumunda kullanarak kumaş yapmak","example":"Orada kilim dokuyan kadınların arasında yaşam savaşı veriyordu."},{"pos":"v","definition":"En ince noktalarına kadar özen göstererek, emek vererek ortaya çıkarmak","example":null}]},"DOKUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak; değmek; el sürmek; temas etmek","example":"Bir elektrik zilinin düğmesine dokunduk."}],"lemma":"dokunmak"},"DOKUNAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok omurgasız hayvanın başında bulunan, dokunmaya, tutmaya yarayan hareketli uzantı","example":null}]},"DOKUNCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç","example":null},{"pos":"n","definition":"Kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey","example":null}]},"DOKUNMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak; değmek; el sürmek; temas etmek","example":"Bir elektrik zilinin düğmesine dokunduk."}]},"DOKUNUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevremizdeki nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derimiz aracılığıyla bildiren duyarlık yeteneği","example":null}]},"DOKURCUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Desenli veya yollu dokunmuş yün kumaş","example":null}]},"DOKURCUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ot veya ekin yığını","example":null},{"pos":"n","definition":"Dokuz taşla oynanan ve taşların yerleri ile yürütme yolları çizgilerle gösterilen oyun","example":null}]},"DOKUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sekizden sonra gelen sayının adı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sekizden bir artık","example":null}]},"DOKUZAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dokuz sayısının üleştirme biçimi, her birine dokuz, her defasında dokuzu bir arada olan","example":null}]},"DOKUZGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokuz kenarı olan çokgen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu biçimde olan","example":null}]},"DOKUZLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde dokuz işareti bulunan iskambil kâğıdı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Dokuz parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dokuz tane bulunan","example":null}]},"DOKUZTAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokuz taşla oynanan ve taşların yerleri ile yürütme yolları çizgilerle gösterilen oyun","example":null}]},"DOKÜMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.","example":null}]},"DOL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yetkin bir duruma gelmek","example":"Gök ekini biçer gibi!.. Başaklar daha dolmadan."},{"pos":"v","definition":"Dolu duruma gelmek","example":null}],"lemma":"dolmak"},"DOLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İplik, şerit, tel vb. nesneleri bir şeyin üzerine döndürerek çevrelemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kavuşmasını veya kavuşmalarını sağlamak","example":null}],"lemma":"dolamak"},"DOLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü","example":null},{"pos":"n","definition":"Tozluk yerine bacaklara ayak bileğinden dize kadar dolanan ensiz ve uzun kumaş parçası","example":"Kıran Bey, şimdi bacaklarına dolak sarmış, siyah poturlu, keçe külahlı, göğsünde fişeklikler ve elinde mavzer, tığ gibi bir delikanlıydı."}]},"DOLAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dolama işinin her defası","example":"Bu sargı ancak üç dolam dolanabilir."},{"pos":"adj","definition":"Bir kez dolanacak miktarda olan","example":null}]},"DOLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İplik, şerit, tel vb. nesneleri bir şeyin üzerine döndürerek çevrelemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kavuşmasını veya kavuşmalarını sağlamak","example":null}]},"DOLAMBAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üst giysilerinin yakalarına takılı başı korumaya yarayan parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Kulağın işitme sinirlerinin bulunduğu bölümü","example":null}]},"DOLAMIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür ağ, bir tür avcı tuzağı","example":null}]},"DOLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gelişigüzel gezmek","example":"Kızlarının, gelinlerinin evleri arasında dolanıyor, hep evini, komşularını arıyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin çevresine sarılmak","example":"Kocasının kolu beline bir kobra gibi dolanmış, ince kaburgalarını birbirine geçirecek gibi sıkıyordu."}],"lemma":"dolanmak"},"DOLANDIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birisini aldatarak parasını veya malını elinden almak","example":"Falan satıcı paranızı dolandırır, göndermeyelim."}],"lemma":"dolandırmak"},"DOLANIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mal veya paranın elden ele dolaşması","example":null}]},"DOLANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gelişigüzel gezmek","example":"Kızlarının, gelinlerinin evleri arasında dolanıyor, hep evini, komşularını arıyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin çevresine sarılmak","example":"Kocasının kolu beline bir kobra gibi dolanmış, ince kaburgalarını birbirine geçirecek gibi sıkıyordu."}]},"DOLANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gezip dolaşılan yer, alan","example":null}]},"DOLAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen","example":"Çevirdiği dolaplar anlaşılmasın diye herkese teker teker kapanca hazırlamaya kalktı."},{"pos":"n","definition":"Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya","example":"Hemen aynalı dolabını açtı, en iyi çarşafını çıkararak acele giyinmeye başladı."}]},"DOLAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada vb. devletlerin para birimi","example":null}]},"DOLAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerin yakınında olan ve saran başka yerlerin bütünü","example":null}]},"DOLAYI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir şeyin yada kişinin başka bir şeyin ya da eylemin olmasının, gerçekleşmesinin nedeni olduğunu ya da bir etmen olduğunu belirtmek amacıyla kullanılan bir söz","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çevrede, etrafta bulunan","example":"Atlar koşacak. Pehlivanlar güreşecek. Şehirden, dolayı köylerden çağrılanlar geliyorlar."}]},"DOLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eğlenmek, vakit geçirmek için seyran etmek","example":"Bol bol gezmek dolaşmak istiyordum ."},{"pos":"v","definition":"Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek","example":null}],"lemma":"dolaşmak"},"DOLAŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dolaşarak giden yol","example":"Orası göründüğü kadar yakın değil, yol dolaşıktır"},{"pos":"adj","definition":"Kolay çözülmeyecek veya içinden çıkılmayacak derecede karışık","example":"Birtakım dolaşık işleri yüzünden istifasını verip çekildi."}]},"DOLAŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para ve para yerine geçen bono, senet ve benzerinin geçerli olması, sürümde bulunması","example":null},{"pos":"n","definition":"Kalbin sürekli olarak kasılıp gevşemesiyle kan ve lenfin damarlar içinde durmadan yer değiştirmesi","example":null}]},"DOLAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eğlenmek, vakit geçirmek için seyran etmek","example":"Bol bol gezmek dolaşmak istiyordum ."},{"pos":"v","definition":"Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek","example":null}]},"DOLDUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek","example":"Elindeki kupayı kahveyle doldurdu."},{"pos":"v","definition":"Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak","example":"Osmanlı tabiiyetini haiz Müslim diye, yol tezkeresi doldururlardı."}],"lemma":"doldurmak"},"DOLGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir oyuğun, bir kovuğun içine doldurulan madde","example":null},{"pos":"n","definition":"Cevher alınmasından sonra oluşan boşlukların doldurulma işleminde kullanılan taş, toprak vb. malzeme","example":null}]},"DOLGUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kilosu ortalamanın biraz üstünde olan, ne şişman ne zayıf olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Öfke, kızgınlık, kırgınlık vb. duygularla dolu","example":"Müftüye karşı adamakıllı dolgundu."}]},"DOLMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun","example":null},{"pos":"n","definition":"Tavuk, kuzu gibi hayvanların veya biber, domates vb. sebzelerin içine pirinç ve başka şeyler doldurularak pişirilen yemek","example":"Perihan nine evde kalacak, baklava açacak, dolma yapacaktı."}]},"DOLMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yetkin bir duruma gelmek","example":"Gök ekini biçer gibi!.. Başaklar daha dolmadan."},{"pos":"v","definition":"Dolu duruma gelmek","example":null}]},"DOLMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İkisi dikili, üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş Taş Devri mezarı","example":null}]},"DOLMUŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boş yeri kalmamış","example":null},{"pos":"n","definition":"Yolcu taşımaya yarayan kayık, motor, otomobil, minibüs vb. küçük taşıt","example":"En iyisi ben buradan bir dolmuşa binip eve gideyim."}]},"DOLOMİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalsiyum ve magnezyumlu karbonat birleşiminde bir mineral","example":null}]},"DOLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boş yeri kalmamış","example":"Su ile dolu bir şişe"},{"pos":"n","definition":"Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü","example":"Dolu ekinlerini vurmuşsa bir yıl aç demekti."}]},"DOLUK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Göz yaşarmak, ağlayacak duruma gelmek","example":null}],"lemma":"dolukmak"},"DOLUKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Göz yaşarmak, ağlayacak duruma gelmek","example":null}]},"DOLUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doldurma işi","example":null}]},"DOLUNAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayın tam bir daire olarak dolgun, parlak görüldüğü evre","example":null}]},"DOLUSU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dolduracak kadar","example":"Aç ve susuzuz düşüncesiyle bir sepet dolusu şeftali de almışlar getirmişler."}]},"DOLUŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerde toplanmak","example":null}],"lemma":"doluşmak"},"DOLUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerde toplanmak","example":null}]},"DOMALAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asklı mantarlardan, toprak içinde yumru biçiminde yetişen, yenilebilen bir bitki","example":null}]},"DOMALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dizler bükük, baş ileride, çömelmiş bir durum almak","example":null}]},"DOMATES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin yenilen kırmızı veya yeşil ürünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Patlıcangillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri salkım durumunda, vitamince zengin, kırmızı ürünü için yetiştirilen bir bitki","example":null}]},"DOMDOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baş tarafı haç biçimi çentilmiş, çarptığı yerde tehlikeli yaralar açan bir tür tüfek kurşunu","example":null}]},"DOMESTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanabilen hayvan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Belli bir yöre, yer ya da yurt içi ile ilgili; belirli bir yöre, yer veya yurt içinde yapılan; bir yörenin, yerin veya yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan","example":null}]},"DOMUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik","example":null},{"pos":"n","definition":"Açmayı bekleyen çiçek, tomurcuk","example":null}]},"DOMUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift parmaklılardan, eti ve yağı için beslenen evcil hayvan","example":null},{"pos":"n","definition":"Hain, aksi, ters, inatçı kimse","example":null}]},"DOMUZLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kın kanatlılardan bir böcek","example":null}]},"DOMUZLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hain olma durumu veya haince davranış; kötülük etme veya karşı davranma","example":null},{"pos":"n","definition":"Su değirmeninde çarkın bulunduğu ve döndüğü yer","example":null}]},"DOMUZUNA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gereğinden çok, iyice, oldukça, epey","example":null},{"pos":"adv","definition":"Terslik veya inat olsun diye","example":null}]},"DOMİNANT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, dominant, başat","example":null}]},"DOMİNO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerleri noktalarla işaretli dikdörtgen biçiminde yirmi sekiz taşla masa üzerinde oynanan bir oyun","example":"Kahvede vakit tavla, dama ya da domino oynayarak geçer."},{"pos":"n","definition":"Maskeli balolarda giyilen kukuletalı uzun giysi","example":null}]},"DOMİNYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İngiliz uluslar topluluğuna üye olan bağımsız ülke","example":null}]},"DOMİNİKA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kuzey Amerika'da bir ülke; başkenti Roseau.","example":null}]},"DON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havanın çok soğuması sonucu suyun buz tutması","example":"Gece don olunca yollar kaydı."}]},"DONA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak","example":null}],"lemma":"donamak"},"DONAKAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aşırı coşku, korku, üzüntü vb. etkisiyle hareket edemeyecek, bir şey söylemeyecek duruma gelmek","example":"Kaşlarını kaldırarak kafasını salladığı saniye donakalmıştım."}],"lemma":"donakalmak"},"DONAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi ve sandalların donanımları","example":"Ayşe'yse köyün önünden geçen kayıkların teknelerini, yelkenlerini, donamlarını hep ezbere bilirdi."},{"pos":"n","definition":"Bir evin kapı, pencere, tavan, döşeme vb. bölümleri","example":null}]},"DONAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak","example":null}]},"DONAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Özenle giyinmek ve süslenmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yayılıp kaplanmak","example":"Baharda ağaçlar çiçeklerle donandı."}],"lemma":"donanmak"},"DONANIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir işin sağlanmasına yardım eden araçların uygun yerlere döşenmesi veya döşenen bu araçların tümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir bilgisayarda bulunan fiziksel birimler","example":null}]},"DONANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Özenle giyinmek ve süslenmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yayılıp kaplanmak","example":"Baharda ağaçlar çiçeklerle donandı."}]},"DONAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine (kusurundan ötürü) kırıcı ve sert söz söylemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak","example":null}],"lemma":"donatmak"},"DONATI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silah dışındaki savaş gereçleri","example":null}]},"DONATIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin iş görebilmesi için gereken nesneleri, gereçleri katmak eylemi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir sanat eserinde ikinci derecede olan ayrıntılar, yardımcı ögeler","example":"Orta oyununda dekor gibi donatıma da pek az yer verilmiştir."}]},"DONATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine (kusurundan ötürü) kırıcı ve sert söz söylemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak","example":null}]},"DONDURAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bozulabilecek yiyecekleri çok düşük ısılarda dondurarak uzun süre saklamak için kullanılan buzdolabı","example":"Buzdolabı yetmediği için bir de derin dondurucu aldım."}]},"DONDURMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şekerli sütün veya meyve sularının dondurulmasıyla hazırlanan soğuk yiyecek","example":"Dondurmalarını yalaya yalaya dolaşmaya başladılar."}]},"DONE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge","example":null}]},"DONMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok üşümek","example":null},{"pos":"v","definition":"Sıvının üstünde buz oluşmak, buzla kaplanmak","example":null}]},"DONRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saç kepeği; kaş konağı","example":null},{"pos":"n","definition":"Kalınlaşmış, tabaka durumuna gelmiş kir","example":null}]},"DONSUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçinmekte çok sıkıntı çeken","example":null},{"pos":"adj","definition":"Don giymemiş olan","example":null}]},"DONUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Duymaz ve hareket edemez duruma gelmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Parlaklığı olmayan","example":null}]},"DONUKLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Donuk olma durumu","example":null}]},"DONÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkasına aktarılmak üzere kan, doku veya organ veren kimse","example":null}]},"DOPDOLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büsbütün dolu","example":null}]},"DOPİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir spor yarışması sırasında vücuda ek enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilaç","example":null}]},"DOPİNGLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bazı bedensel özellikleri değiştiren veya artıran bir uyarıcı maddeyi çok az miktarda almak","example":"Günahı boynuna, doping de yapıyormuş."}],"lemma":"dopinglemek"},"DORADO":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"DORE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altının renginde olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Altın renginde olan","example":"Dore buklelerini sallaya sallaya ve beni ilk kez görüyormuşçasına elini uzattı."}]},"DORSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşıma araçlarındaki kasa","example":null}]},"DORU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi koyu renkli olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Gövdesi kızıl, bacaklarıyla yelesi kara olan at","example":null}]},"DORUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağ, ağaç vb. yüksek şeylerin tepesi, en yüksek yeri","example":null},{"pos":"n","definition":"En üstün başarı düzeyi","example":"Dorukta yalnız kalmak ve doruktan başlamak ne kadar da zormuş meğer."}]},"DORUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kabı tepeleme doldurmak","example":null}],"lemma":"doruklamak"},"DORUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deve yavrusu","example":null}]},"DOSDOĞRU":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sağa sola sapmadan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çok doğru","example":null}]},"DOST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi görüşülen kimse","example":"Her yüze güleni dost sanmamalı"},{"pos":"n","definition":"Evli olunduğu halde evlilik dışı ilişki kurulan, genellikle kadın, kimse","example":null}]},"DOSTANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kardeşe, dosta yaraşır biçimde; içtenlikle, sevgiyle","example":"Bu mağazaya girdiğimiz vakit güler yüzlü ve çok dostane kabul edildik."}]},"DOSTLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duygusal bağ veya akrabalık ilişkisi, dost olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Dostça davranış","example":"Kayınpederinden gördüğü dostluğa karşı kendisine bir yazlık takım ısmarladı."}]},"DOSYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuya ait belgeler; bilgisayarda kayıtlı belge","example":"Dosyayı masaya bıraktı."}]},"DOSYALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yazıları, belgeleri dosyaya koymak","example":null}],"lemma":"dosyalamak"},"DOY":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İsteği kalmayıncaya kadar yemek, açlığı kalmamak","example":"Ben biraz zeytin, biraz patates, biraz da yemişle doyarım."},{"pos":"v","definition":"Bir gereksinimini, bir isteğini yeteri kadar karşılamış olmak","example":"Çok verimli bir ders dönemiydi. Bilgiye kanmış, oldukça doymuş hissediyorum."}],"lemma":"doymak"},"DOYASIYA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Fazlasıyla, bolca","example":null},{"pos":"adv","definition":"Doyuncaya kadar yiyerek","example":"Sofradan doyasıya kalktıkları gün bahtiyardırlar."}]},"DOYGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek","example":null}]},"DOYGUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zorunlu ihtiyaçları karşılandığında bununla yetinen, fazla mal ve para istemeyen","example":null}]},"DOYMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İsteği kalmayıncaya kadar yemek, açlığı kalmamak","example":"Ben biraz zeytin, biraz patates, biraz da yemişle doyarım."},{"pos":"v","definition":"Bir gereksinimini, bir isteğini yeteri kadar karşılamış olmak","example":"Çok verimli bir ders dönemiydi. Bilgiye kanmış, oldukça doymuş hissediyorum."}]},"DOYMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen","example":null}]},"DOYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir isteğin yerine gelmesi, bir şeyin elde edilmesi, varılmak istenen bir hedefe ulaşılmasından doğan duygu, tatmin","example":null},{"pos":"n","definition":"Elindekinden hoşnut olma durumu, fazlasını istememe","example":null}]},"DOYUMEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gösterişsiz, küçük lokanta","example":null}]},"DOYUMLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kişinin zor kullanarak ele geçirdikleri malı alıp kaçması","example":null},{"pos":"adj","definition":"Doyulacak miktarda olan","example":null}]},"DOYUMSUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir türlü tatmin olunmayan","example":null}]},"DOYUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşaması için gerekeni sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir maddenin içine alabileceği kadar başka bir madde katmak","example":null}],"lemma":"doyurmak"},"DOYURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşaması için gerekeni sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir maddenin içine alabileceği kadar başka bir madde katmak","example":null}]},"DOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı","example":"Ruhsal gerilimlerimiz varsa düşük dozda Diazem falan alın, hiç değilse..."},{"pos":"n","definition":"Bir maddenin bir bileşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı","example":null}]},"DOZAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dozu ayarlama","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir bileşiğe veya bir karışıma girecek madde miktarlarının belirtilmesi","example":null}]},"DOZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önündeki geniş bıçakla toprağı sıyırıp kaldıran, tekerlekli veya paletli bir yol makinesi","example":"Dördüncü günün sabahında, işçilerden hiçbiri buldozeri kullanmaya yanaşmıyordu artık."}]},"DOÇENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üniversitelerde profesörden önceki basamakta bulunan öğretim üyesi","example":"Bu niyetle asistanların, doçent ve profesörlerle ilişkilerini gözlemliyordu."}]},"DOĞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Memelilerde ana rahminden canlı halde çıkmak","example":"Sonunda ne kadar istedilerse de erkek çocukları doğmadı."},{"pos":"v","definition":"Güneş, ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek","example":"Güneş doğarken yola düzüldük."}],"lemma":"doğmak"},"DOĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan faaliyetlerinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç, canlı ve cansız maddelerden oluşan varlığın hepsi","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal güzelliklerini koruyan çevre","example":"Burada doğa pek zengindir"}]},"DOĞAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her zamanki gibi olan, alışılan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yabancı bir şeyle karışmamış","example":"Kuyudan çıkardıkları su tamamen katıksız ve doğalmış."}]},"DOĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kartalgillerden, küçük kuş, fare vb. ile beslenen ve alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş","example":null}]},"DOĞAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiir veya sözü birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi söyleme","example":null}]},"DOĞAÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir metne dayanmadan içe doğduğu gibi konuşmak ve oynamak","example":"Oyuncular bu kez doğaçladı ."},{"pos":"v","definition":"Birdenbire ve içine doğduğu gibi söylemek; irticalen dile getirmek","example":"Yakalanınca hemen bir şeyler doğaçladı ."}],"lemma":"doğaçlamak"},"DOĞAÇTAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"O anda, birdenbire, içine doğduğu gibi","example":null}]},"DOĞAÜSTÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğa yasalarına uymayan, doğa yasalarıyla açıklanamayan","example":null}]},"DOĞMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dünyaya gelme, dünyaya gelme işi veya biçimi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Doğmuş, dünyaya gelmiş","example":null}]},"DOĞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Memelilerde ana rahminden canlı halde çıkmak","example":"Sonunda ne kadar istedilerse de erkek çocukları doğmadı."},{"pos":"v","definition":"Güneş, ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek","example":"Güneş doğarken yola düzüldük."}]},"DOĞRA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Keserek parçalamak veya elle küçük parçalara ayırmak","example":null}],"lemma":"doğramak"},"DOĞRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğrama sonucu ortaya çıkan parça","example":null}]},"DOĞRAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının kapı, pencere, dolap, raf vb. ağaç, metal veya plastik bölmeleri","example":null}]},"DOĞRAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Keserek parçalamak veya elle küçük parçalara ayırmak","example":null}]},"DOĞRU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki nokta arasındaki en kısa çizgi","example":"İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."},{"pos":"adj","definition":"Kesin, bütün ters ihtimallerden uzak, inanılır bir temeli olan olan, belgeye dayanan, doğru","example":"Veriler matematiksel bir kesinlikle hipotezi doğruluyordu."}]},"DOĞRUDAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğrudan doğruya olan, aracısız","example":null},{"pos":"adv","definition":"Aracısız olarak, herhangi bir aracı kullanmadan","example":"Devreye girmeselerdi seninle doğrudan görüşmek niyetindeydim."}]},"DOĞRUL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli bir yön tutmak, yüzünü belli bir yöne doğru çevirmek, teveccüh etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Durumunu düzeltmek, aşamalı bir biçimde gelişmek, yeniden güçlenmek","example":null}],"lemma":"doğrulmak"},"DOĞRULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin doğru olduğunu ortaya koymak, tasdik etmek","example":"Mahkemede sunduğu belgeler, iddialarının doğruluğunu gerçeklemek için yeterli oldu."},{"pos":"v","definition":"Bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını belirlemek amacıyla olayları inceleyip araştırmak","example":null}],"lemma":"doğrulamak"},"DOĞRULTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yön, tutulan izlenen yol","example":"Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda ... devletin gözetim ve denetimi altında yapılır."},{"pos":"n","definition":"Paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum","example":"Düz gittiği veya geldiği düşünülen bir okun uzayda kalan izi, okun doğrultusunu gösterir."}]},"DOĞRULUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitki, hayvan vb. canlı varlıkların, ışık, ısı, besin gibi türlü uyarıcı sebeplerin etkisi altında, bu uyarıcılara doğru veya tersine yer değiştirmeleri olayı","example":null}]},"DOĞRUSU":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gerçek olarak, gerçekte, gerçeği söylemek gerekirse","example":null}]},"DOĞRUSUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğrusu olmayan","example":null}]},"DOĞU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneşin doğduğu ana yön","example":"Bu yol, Boğaz'ın gündoğusundan başlar."},{"pos":"adj","definition":"Bu yönle ilgili","example":null}]},"DOĞUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dünyaya gelme, dünyaya gelme işi veya biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin doğduğu yıl","example":null}]},"DOĞUMEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğum yapılan sağlık kuruluşu","example":null}]},"DOĞUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yavru dünyaya getirmek","example":"Sabah erken saatte köpeğimiz altı yavru doğurarak kurtuldu."}],"lemma":"doğurmak"},"DOĞURGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok doğuran","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çok eser veren","example":"Doğurgan bir yazar olmanın genel kültürle bağlantılı ilişkisini yadsıyacak değilim."}]},"DOĞURGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkan sonuç","example":"Doğudaki göç ve bunun doğurguları toplantıda tartışıldı."}]},"DOĞURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yavru dünyaya getirmek","example":"Sabah erken saatte köpeğimiz altı yavru doğurarak kurtuldu."}]},"DOĞUŞTAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Doğumla beraber, doğumdan beri","example":"Kudretten gelen bu yetenek, ona doğuştan bir avantaj sağlamıştı."},{"pos":"adj","definition":"Kişinin doğduğu andan beri var olan, öğrenilmiş şeylerin sonucu olmayarak, doğuşla birlikte gelen","example":"Duygularımızı biz doğuştan mı getiririz sanırsınız?"}]},"DRACO":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"DRAGOMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazıyı veya konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse","example":null}]},"DRAGON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü biçimlerde tasarlanan korkunç bir masal canavarı","example":null},{"pos":"n","definition":"Batı ordularında, atlı veya yaya olarak çarpışan asker sınıfı","example":null}]},"DRAHMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yunan para birimi","example":null}]},"DRAHOMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyan ve Musevilerde gelinin güveyiye verdiği para veya mal","example":null}]},"DRAJE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstü şekerli, renkli ve parlak bir madde ile kaplanmış hap","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle çikolata ile kaplanmış kuru yemiş","example":null}]},"DRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acıklı, üzüntülü olayları, bazen güldürücü yönlerini de katarak konu alan sahne oyunu veya televizyon filmi","example":null},{"pos":"n","definition":"Acıklı olay","example":"İhtiyarın ve umumiyetle insanın dramı nedir, bilir misiniz?"}]},"DRAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acıklı olayları anlatan oyun ya da film; dram","example":"Akşam bir drama izledik."}]},"DRAMATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde gerilim, çatışma vb. olaylar bulunan, insan ilişkileri ile gelişen eser, olay","example":null},{"pos":"adj","definition":"Coşku veren, duyguları kamçılayan","example":null}]},"DREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu","example":null},{"pos":"n","definition":"Ameliyat sonrası vücut içinde kalan doku artıklarını ve sıvıları dışarı atmak veya yara üzerindeki iltihabı akıtmakta kullanılan bükülgen tüp","example":null}]},"DRENAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması","example":null},{"pos":"n","definition":"Yarada biriken sıvıyı akaçla boşaltma","example":"Bir dren takaran cerahatin direnajını sağladı."}]},"DRETNOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"XX. yüzyılın başlarında kullanılan bir zırhlı tipi","example":"Mazideki sal, bugün dretnottur."}]},"DREZİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Demir yollarında yol kontrol ve bakımı için kullanılan küçük araba","example":null}]},"DROG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan ve bitkilerden kurutularak veya özel metotlarla toplanarak elde edilen, eczacılık ve kısmen sanayide kullanılan ham veya yarı ham madde","example":null}]},"DROSERA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Droseragillerden, topuz biçimindeki yapraklarının üst yüzeyi, böcekleri yakalayan yapışkan tüyler ile örtülü otsu bir bitki","example":null}]},"DUA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'dan bir şey dilemek amacıyla söylenen söz, dua","example":"Pazartesi, perşembe geceleri yatağında gizli gizli Arapça dua okurdu."}]},"DUAHAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dua okuyucu","example":null}]},"DUAYEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir meslekte yaşça ve kıdemce ileri olan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Kordiplomatikte kıdemlilik bakımından başta gelen diplomat","example":null}]},"DUBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçi boş, her yanı kapalı, suyun üstünde yüzen bir tür büyük şamandıra","example":"Dört beş duba üstüne bir küçük tahta köşk kurmuşlar."},{"pos":"n","definition":"Yük taşımak veya köprü kurmak için kullanılan altı düz bir tür deniz aracı","example":null}]},"DUBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kefalgillerden, 30-40 cm uzunluğunda, eti lezzetli bir balık türü","example":null}]},"DUBARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aldatmaya dayanan davranış, aldatıcı oyun","example":"İnanma kızım, bu hastalıkta bir dubara var."},{"pos":"n","definition":"Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de iki benekli yüzünün üste gelmesi","example":null}]},"DUBHE":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Büyük Ayı takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"DUBLAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yabancı dildeki filmlerin başka bir dile çevrilmesi işi","example":"Bazı kere bana hani film Türkçeleştirirler ya, dublaj mıdır nedir, öyle bir şey yapıyormuşum gibime geliyor."},{"pos":"n","definition":"Sesin, çekimden sonra film üzerine geçirilmesi, kaydedilmesi","example":null}]},"DUBLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli miktarın veya büyüklüğün iki katı","example":"İçi öyle yanıyordu ki elinde olmadan buğulu bira dubleleri, bardak çatlatan nar şerbetleri kuruyor."},{"pos":"n","definition":"Giysilerin iç bölümüne geçirilip kumaşla birlikte dikilen astar veya giysilerin içine ayrı olarak giyilen giyecek","example":null}]},"DUBLEKS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinden merdivenli, iki katlı ev","example":null}]},"DUBLÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse","example":null}]},"DUBLİN":{"senses":[{"pos":"place","definition":"İrlanda ülkesinin başkenti.","example":null}]},"DUBNİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 105, atom ağırlığı 262 olan, 25 derecede katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen, kaliforniyum ile azot atomlarının reaksiyonu sonucu elde edilen yapay bir element","example":null}]},"DUDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve besinleri içine almaya yarayan boşluk","example":null},{"pos":"n","definition":"Ağzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri","example":"Birdenbire kavalı dudaklarına götürdü ve üfürmeye başladı."}]},"DUDAKSIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boğumlanma noktası dudaklarda bulunan ses çeşidi","example":null}]},"DUDU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Papağangillerden, tırmanıcı, eğri gagalı, pek çok türü bulunan, insan sesini taklit edebilen kuşların genel adı","example":null},{"pos":"n","definition":"Kadınlara verilen bir unvan","example":null}]},"DUETTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kadın ve bir erkek sesin sözleri dönüşümlü olarak okudukları hafif müzik parçası","example":null}]},"DUHUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine girmek işi","example":null}]},"DUHULİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiyatro, sinema, stadyum vb. yerlere girmek için ödenen ücret","example":null}]},"DUKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dük unvanının eskiden kullanılan biçimi","example":"Sırplar bir defa İpek'te kongreye benzer bir toplantı yaparak imparatorluktan ayrılmak ve Sırbistan tacını Savoie dukasına vermek istediler."},{"pos":"n","definition":"Bir çeşit Venedik altın akçesi","example":null}]},"DUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eşi ölmüş veya eşinden boşanmış kadın veya erkek","example":"Bebek'teki evinde bir dul kız kardeşiyle yalnız yaşar."}]},"DULDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutma","example":null},{"pos":"n","definition":"Yağmur, güneş ve rüzgârın etkileyemediği gizli, kuytu yer","example":null}]},"DULDALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korumak, siper altına almak","example":null}],"lemma":"duldalamak"},"DULUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göz, alın ve yanak arasında, elmacık kemiğinin üstünde bulunan çukurumsu bölge","example":null},{"pos":"n","definition":"Yüzün şakakla çene arasındaki yanı","example":"Yaşlar durmadan gözlerinden duluklarına doğru sızıyordu."}]},"DUMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havalanan tozların veya sisin oluşturduğu bulanıklık","example":"Köyünün üstüne boz bir duman çökmüştü."},{"pos":"n","definition":"Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan kara veya esmer renkli gaz","example":"Emin ol ki her sigara yakışta / Daha duman tüter tütmez ordayım"}]},"DUMANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dumanlı duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Dumana tutmak","example":null}],"lemma":"dumanlamak"},"DUMAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üşütme sonucunda burun akması, aksırma ile beliren hastalık","example":null}]},"DUMUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir organın beslenemeyerek küçülmesi","example":null}]},"DUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan","example":null}]},"DUPDURU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok duru","example":null}]},"DUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hareket etmeyi bırakmak (durmak)","example":"Dur, karşıdan araba geliyor."}]},"DURAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tren, tramvay, otobüs, minibüs vb. genel taşıtların durmak zorunda olduğu veya durabileceği yer","example":"İlk durakta otobüsten atlayarak geriye döndüm."},{"pos":"n","definition":"Cümle sonundaki nokta","example":null}]},"DURAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ne yapmak veya ne demek gerektiğini kestiremeyerek bir süre ses çıkarmamak, bir şey söylememek","example":"Rüstem hayret içinde durakladı."},{"pos":"v","definition":"Hareket durumundayken kısa bir süre için durmak veya arada bir durmak","example":"Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı"}],"lemma":"duraklamak"},"DURAKSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ne yapmak veya ne demek gerektiğini kestiremeyerek bir süre ses çıkarmamak, bir şey söylememek","example":"Rüstem hayret içinde durakladı."}],"lemma":"duraksamak"},"DURAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hep aynı durumda ve hiç değişmeden kalan","example":null}]},"DURAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yere dayanan bölümü veya bir şeyin üzerine oturtulduğu nesne","example":null}]},"DURAĞAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yerinden kımıldamayan, yerini değiştirmeyen, hareketsiz","example":"Sessizce gezinecek çevresinde, durağan bir yıldız gibi gökle birlikte dönecek o."},{"pos":"adj","definition":"Dış etkenlerin tesiriyle akışmazlığı değişmeyen","example":null}]},"DURDUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Durmasını sağlamak, önlemek","example":"Akan suları duvarlarla zor durdurdular."}],"lemma":"durdurmak"},"DURGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olmakta olan bir şeyin birdenbire durarak kesilmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir müzik eserinde, bitiş etkisi yapan armonik zincirlemeler bütünü","example":null}]},"DURGUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Duymaz ve hareket edemez duruma gelmiş","example":"Harp hemen tesirini gösterdi. Piyasa durgun."},{"pos":"adj","definition":"Mutsuz, neşesi olmayan","example":"Öteki durgun bir Anadolu köylüsü idi."}]},"DURMADAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Arkası kesilmeden, sürekli ve devamlı bir şekilde","example":null}]},"DURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hareket etmeyi bırakmak; bir yerde kalmak","example":"Kırmızı ışıkta durmak gerekir."}]},"DURU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bulanıklığı olmayan; temiz; berrak","example":"Karabuğday rengindeki esmer simasının üzerinde bir çift duru bakışlı güvela gözleri vardı."},{"pos":"adj","definition":"Arınmış, karışık olmayan dil, üslup","example":null}]},"DURUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hareketi olmayan ve belirli bir süre değişmeyen","example":"Uzun süre sabit kalan arabanın statik duruşu dikkat çekiciydi."},{"pos":"n","definition":"Dalgalı akımlı elektrik motor ve üreteçlerinde hareket etmeyen bölüm","example":null}]},"DURUL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uslanmak; sakinleşmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sakinleşmek","example":null}],"lemma":"durulmak"},"DURULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yıkanmış şeyleri duru sudan geçirmek","example":null}],"lemma":"durulamak"},"DURULMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uslanmak; sakinleşmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sakinleşmek","example":null}]},"DURUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon","example":"Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı."},{"pos":"n","definition":"Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri","example":null}]},"DURUŞMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi","example":"Duruşma mahkemede başladı ve her iki taraf da savunmalarını yaptı."}]},"DUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dutgillerden, kuzey yarım kürenin genellikle ılıman bölgelerinde yetişen, yapraklarıyla ipek böceği beslenen ağaç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın, ak, kara, pembe renkte ekşi veya tatlı, sulu meyvesi","example":null}]},"DUTLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dut ağaçlarının çok olduğu yer; dut bahçesi","example":null}]},"DUVAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelinin başını, bazen de yüzünü örten dantel veya tülden örtü","example":null},{"pos":"n","definition":"Küp, tandır, baca ve benzerinin taş veya topraktan yapılmış kapağı","example":null}]},"DUVAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başını ve yüzünü duvakla örtmek","example":null}],"lemma":"duvaklamak"},"DUVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini ya da yapılmasını önleyen sebep ya da şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem","example":null}]},"DUY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik ampulünün takıldığı bakır veya pirinçten yivli yer","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendisine bildirilmek, öğrenmek, bilgi edinmek","example":null}]},"DUYAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir olay, bir görünüm karşısında hızlı ve kolayca güçlü duyguların etkisinde kalan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Beden üzerinde uyarıldığında hızlı ve güçlü tepkilere yol açan","example":null}]},"DUYARGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklılardan başın ön bölümünde bulunan, eklemlerden oluşmuş hareketli duyu alma organı","example":null}]},"DUYARLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dış etkenlere karşı duyarlığı olan, hassas","example":null}]},"DUYGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşırı duygulu","example":"Sanat eseri yaratmamakla beraber fazla hisli, duygan olanlar, duygularının kuvveti nispetinde, muhakkak, şu beş hissin noksanını sezip sızlanırlar."}]},"DUYGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim","example":"Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir."},{"pos":"n","definition":"Hiçbir belirti yokken bir şeyin olacağını sezme, içe doğma","example":"Yolunuzu değiştirmeniz lazım geldiğini de sezecek kadar bir duygum vardır."}]},"DUYGUCA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Duygu bakımından","example":null}]},"DUYGUDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir konuda duyguları başkası ile aynı olan kimse","example":null}]},"DUYGULAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olay, bir görünüm karşısında birdenbire güçlü duyguların etkisinde kalmak","example":"Bu güzel hareketinizden çok duygulandım"}],"lemma":"duygulanmak"},"DUYGUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir olay, bir görünüm karşısında hızlı ve kolayca güçlü duyguların etkisinde kalan","example":null}]},"DUYMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendisine bildirilmek, öğrenmek, bilgi edinmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kulakla algılamak","example":"Yan odadan bir tıkırtı duydum ."}]},"DUYU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği; hasse","example":null}]},"DUYULTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yayılmış haber, yaygın söylenti","example":null}]},"DUYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği; hasse","example":null},{"pos":"n","definition":"Kişinin duyular yoluyla elde ettiği izlenim","example":null}]},"DUYUMSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duyular aracılığıyla bir şeyi algılamak","example":"Boğaziçi'nde yaşayan bir insan , kendisini kapanmış, bütünleşmiş bir mekânda duyumsar ."}],"lemma":"duyumsamak"},"DUYUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi açıkça söylemeyip üstü kapalı anlatmak, hissetmesine sebep olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"İlan etmek","example":null}],"lemma":"duyurmak"},"DUYURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi açıkça söylemeyip üstü kapalı anlatmak, hissetmesine sebep olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"İlan etmek","example":null}]},"DUYURU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir olguyu, bir işi, bir durumu duyurmak için yayımlanan yazılı veya sözlü haber, ilan, anons","example":null}]},"DUYURUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyurma işi","example":null}]},"DUYUÜSTÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Duyularla verilmeyen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Algılama yoluyla değil, düşünme ile kavranan","example":null}]},"DUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu biçimde yıkanmaya yarayan alet","example":null},{"pos":"n","definition":"Temizlik veya tedavi amacıyla suyu yüksekten üzerine doğru püskürtme yoluyla yıkanma","example":"Soğuk bir duş, sonra da deliksiz bir uyku!"}]},"DUŞAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanın iki ayağını iple bağlayarak yapılan köstek","example":null}]},"DUŞAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanın iki ayağını iple bağlamak","example":null}],"lemma":"duşaklamak"},"DUŞANBE":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Tacikistan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"DÖK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Gevezelik etmek","example":null}],"lemma":"dökmek"},"DÖKME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dökmek işi","example":"Üşenmiyor, her gün üç yüz metre yürüyüp çöpünü dökmeye buraya geliyor."},{"pos":"adj","definition":"Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan","example":"Dökme buğday. Dökme portakal. Dökme çimento."}]},"DÖKMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Gevezelik etmek","example":null}]},"DÖKTÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kolaylıkla ve güzel söylemek, yazmak veya oynamak","example":"Walter Scott da bir tek çizik olmadan dört yüz, beş yüz sayfa döktürürmüş."}],"lemma":"döktürmek"},"DÖKÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok eskimiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Niteliğinden ötürü kolayca istenilen biçim verilebilen kumaş","example":null}]},"DÖKÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma","example":"Bu hesapların dökümlerini alıp sizlere vereceğim."},{"pos":"n","definition":"Dökülme zamanı","example":null}]},"DÖKÜMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işin dökümünü yapmak","example":null}],"lemma":"dökümlemek"},"DÖKÜN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi üstüne dökmek","example":"Ben kışın kar yağarken bile kova kova soğuk su dökünürüm."},{"pos":"v","definition":"Rahat bir kıyafet giymek","example":null}],"lemma":"dökünmek"},"DÖKÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi üstüne dökmek","example":"Ben kışın kar yağarken bile kova kova soğuk su dökünürüm."},{"pos":"v","definition":"Rahat bir kıyafet giymek","example":null}]},"DÖKÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk vb. belirti","example":null},{"pos":"adj","definition":"İstenilen nitelikte olmayan, berbat, işe yaramayan","example":null}]},"DÖL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin oğlu veya kızı","example":null},{"pos":"n","definition":"Canlıların üremesi sonucu ortaya çıkan yeni birey veya bireylerin bütünü; nesil","example":"Senin dölünden kırallar çıkacak."}]},"DÖLEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ağırbaşlı, uslu, ağır davranışlı","example":"Oysaki Fatih'in dölek bir kişi olduğu belli, uzun uzun hazırlamış İstanbul'un alınmasını, düşünmüş, hesaplamış da öyle girişmiş o işe."},{"pos":"adj","definition":"Düz, engebesiz toprak parçası","example":null}]},"DÖLÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Embriyonun, bütün organları belirdikten sonra aldığı ad","example":null}]},"DÖMİVOLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda topun yere vurup sektiği anda, ayakla yapılan vuruş","example":null}]},"DÖN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Geri gelmek; bir yöne çevrilmek (dönmek)","example":"Köşeden sağa dön."}]},"DÖNBABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sardunyagillerden, tohumlarının ucunda turna gagasına benzer ince uzun bir uç bulunan, yaprakları güzel kokulu bir bitki","example":null}]},"DÖNEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnanç ve düşüncesini değiştiren, sözüne güvenilmeyen","example":null}]},"DÖNEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendi ekseni çevresinde dönerek oluşmuş","example":"Dönel koni. Dönel silindir."},{"pos":"v","definition":"En yüksek noktaya çıktıktan sonra alçalmaya başlamak","example":null}]},"DÖNELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eğlenmek, vakit geçirmek için seyran etmek","example":null}],"lemma":"dönelemek"},"DÖNELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"En yüksek noktaya çıktıktan sonra alçalmaya başlamak","example":null}]},"DÖNEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre","example":null}]},"DÖNEMEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yolun yön değiştirdiği yer","example":"Yolun dönemecinde ayrılanlarla dönüp bakıştık."},{"pos":"n","definition":"Bir durum, tutum, davranış ve düşüncedeki aşama","example":null}]},"DÖNEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Olduğu yerde veya bir şeyin çevresinde dönmek","example":"Çocuk zıplayarak etrafında dönendi ."}],"lemma":"dönenmek"},"DÖNENCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağının Ekvator'a paralel ve biri güneyde, ötekisi kuzeyde bulunan güneş ışınlarının yılda iki kez dik açı ile geldiği iki dairesinden her biri","example":null}]},"DÖNENCEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dönence ile ilgili","example":null}]},"DÖNENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Olduğu yerde veya bir şeyin çevresinde dönmek","example":"Çocuk zıplayarak etrafında dönendi ."}]},"DÖNER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kamu maliyesi alanında belirli ve sürekli bir amacın elde edilmesi için genel veya katma bütçeden bir miktar paranın, azaltılmamak şartı ile kuruluşa veya bu kuruluşla ilgili işletmelere verilmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılan kebap","example":"Lokantaların vitrinlerinde, mis kokularla dönerler pişiyordu."}]},"DÖNEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dalgalı akımlı elektrik motor veya dinamolarında hareketli bölüm","example":null}]},"DÖNGEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Muşmula ağacının olgunlaşıp yumuşadıktan sonra yenilebilen, yuvarlak, mayhoş, buruk ve beş çekirdekli meyvesi","example":null}]},"DÖNGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir önermeyi ikinci bir önerme ile, bunu da birincisiyle ispatlama çalışma yolu","example":"Tezin dayanakları, kısır döngüye düşerek birbirini tekrar etmekten öteye geçemedi."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir olayın birden fazla tekrarlanması","example":null}]},"DÖNME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi","example":null},{"pos":"n","definition":"Geri gelme","example":null}]},"DÖNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, başka bir biçim veya duruma girmek","example":"Gülüşü içli bir duyarlığa dönüştü yüzünde."},{"pos":"v","definition":"Belli bir yön tutmak, yüzünü belli bir yöne doğru çevirmek, teveccüh etmek","example":null}]},"DÖNÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dönmüş, çevrilmiş kimse","example":"Ayağa kalkmıştı, arkası bana dönüktü."}]},"DÖNÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"1000 m² 'lik bir alan ölçüsü","example":"Dayım ölmeden önce bir vasiyet hazırlamış, kasabadaki evi, tarladaki birkaç dönüm toprağı Zöhre'ye bırakmış."},{"pos":"n","definition":"Dönmek, dolaşmak işi","example":null}]},"DÖNÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gönderilen bilgi ve talimatın alıcıda yaptığı etkiye ilişkin edinilen bilgi","example":null}]},"DÖNÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geri gelme","example":null},{"pos":"v","definition":"Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, başka bir biçim veya duruma girmek","example":"Gülüşü içli bir duyarlığa dönüştü yüzünde."}]},"DÖNÜŞLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dönüşü olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Öznesi ile nesnesi bir olan fiil; mutavaat","example":"Dövünmek dönüşlü bir eylemdir."}]},"DÖNÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, başka bir biçim veya duruma girmek","example":"Gülüşü içli bir duyarlığa dönüştü yüzünde."}]},"DÖNÜŞSÜZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dönüşü olmayan","example":null}]},"DÖNÜŞÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma","example":null},{"pos":"n","definition":"Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme","example":null}]},"DÖPİYES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi","example":null}]},"DÖRDER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dört sayısının üleştirme sayı sıfatı, her birine dört, her defasında dördü bir arada olan","example":null}]},"DÖRDÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kenarları ve açıları birbirine eşit olan dörtgen","example":null},{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir","example":null}]},"DÖRDÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ay vb. gök cisimleri çemberlerinin yarısının aydınlık olduğu evre","example":null}]},"DÖRDÜNCÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dört sayısının sıra sıfatı, sırada üçüncüden sonra gelen","example":null}]},"DÖRDÜZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dördü bir arada doğan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Dördü bir arada bulunan","example":null}]},"DÖRT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört sayısının adı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Üçten bir artık","example":"Çocuk dört yıldır ana babasından ayrıydı."}]},"DÖRTGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört kenarlı çokgen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu biçimde olan","example":null}]},"DÖRTKÖŞE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşamaktan mutlu olduğunu davranışlarıyla belli eden","example":null}]},"DÖRTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin sayısını dörde çıkarmak","example":null}],"lemma":"dörtlemek"},"DÖRTLÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört kişiden oluşan müzik topluluğu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Dört parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dört tane bulunan","example":"Dörtlü sefer tası. Dörtlü abajur."}]},"DÖRTLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört dizelik bölümlerden oluşmuş şiir veya şiir parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Birlik notanın dörtte biri uzunluğunda nota","example":null}]},"DÖRTNAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atın en hızlı koşma biçimi","example":"Dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak."},{"pos":"n","definition":"Bir işi çok çabuk yapma; acele etme","example":null}]},"DÖRTNALA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"At, dörtnal koşarak","example":"Aydınlıktan huylanan atlar şaha kalkarak deli gibi dörtnala ileri atılıyorlardı."}]},"DÖRTTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ikişer tek küreği olan tekne","example":null}]},"DÖTERYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çekirdeğinde bir proton ve bir nötron bulunduran hidrojen atomunun bir izotopu","example":"Kimyada \"d\", yani döteryum, hidrojenin kararlı izotoplarından biridir."}]},"DÖV":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Hızla değmek, çarpmak","example":null}],"lemma":"dövmek"},"DÖVEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaçtan yapılmış havan","example":null}]},"DÖVME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dövülerek kabuğu çıkarılmış buğday","example":null},{"pos":"n","definition":"Vücut derisi üzerine iğne vb. sivri bir araçla çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak yoluyla yapılan yazı veya resim","example":null}]},"DÖVMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Hızla değmek, çarpmak","example":null}]},"DÖVÜLGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dövülerek levha durumuna geçebilen maden","example":null}]},"DÖVÜN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok üzülmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Aşırı üzüntü, çaresizlik, pişmanlık duyarak çırpınmak, kendi kendini dövmek","example":"Bir kadın dokuz çocukla bir viranenin içinde çırılçıplak kaldım diye dövünüyordu."}],"lemma":"dövünmek"},"DÖVÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok üzülmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Aşırı üzüntü, çaresizlik, pişmanlık duyarak çırpınmak, kendi kendini dövmek","example":"Bir kadın dokuz çocukla bir viranenin içinde çırılçıplak kaldım diye dövünüyordu."}]},"DÖVÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dövme işi veya biçimi","example":null},{"pos":"v","definition":"Karşılıklı birbirini dövmek, birbirine vurmak","example":"Yolun köşesinde birbiriyle dövüşen birkaç kişiye rastladılar."}]},"DÖVÜŞKEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyi dövüşen veya dövüşmeyi seven","example":"Eski dövüşken gür sesli erkek Osmanoğulları tanınamıyordu."}]},"DÖVÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı birbirini dövmek, birbirine vurmak","example":"Yolun köşesinde birbiriyle dövüşen birkaç kişiye rastladılar."},{"pos":"v","definition":"Boks yapmak","example":null}]},"DÖVİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ülkeler arası ödemelerde kullanılabilecek para, çek ve poliçe vb. her türlü ödeme aracı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yabancı ülke parası","example":null}]},"DÖŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Kaburga altı","example":null}]},"DÖŞE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek","example":"On parça eşya ile döşeyip süslenmiş yaz evi..."},{"pos":"v","definition":"Kumaş, halı ve benzerini bir yeri iyice örtecek biçimde sermek","example":"Yufkayı tepsiye döşedi. Salona halı döşedik."}],"lemma":"döşemek"},"DÖŞEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya","example":null},{"pos":"n","definition":"Irmak, çay, dere ve benzerinin, içinde aktıkları yer","example":null}]},"DÖŞELİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Döşenmiş olan","example":"Bu genç adamın oturduğu daire basit fakat rahat döşeli üç odadır."}]},"DÖŞEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir işin sağlanmasına yardım eden araçların uygun yerlere döşenmesi veya döşenen bu araçların tümü","example":null}]},"DÖŞEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taban, döşeme, yer","example":"Yatak odasının tabanına yeni parke döşenmiş ve oldukça şık bir görünüm kazanmıştı."},{"pos":"n","definition":"Ev, iş yeri vb. yerleri döşemek için gerekli her türlü eşya","example":"Burası, yeni mefruşatla döşenmiş zarif bir yatak odası."}]},"DÖŞEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek","example":"On parça eşya ile döşeyip süslenmiş yaz evi..."},{"pos":"v","definition":"Kumaş, halı ve benzerini bir yeri iyice örtecek biçimde sermek","example":"Yufkayı tepsiye döşedi. Salona halı döşedik."}]},"DÖŞGÖMÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanın ön iki bacağı ile göbek arasındaki etten yapılan pastırma","example":null}]},"DÜALİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız, birbirine geri götürülemeyen, birbirinin yanında veya karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden felsefi görüş yanlısı","example":null},{"pos":"adj","definition":"İkiciliğe ilişkin","example":null}]},"DÜALİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız, birbirine geri götürülemeyen, birbirinin yanında veya karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş","example":null}]},"DÜBEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vidanın daha sağlam yerleşmesi için duvarlarda açılan deliğe önceden çakılan plastik yuva","example":null},{"pos":"n","definition":"4-20 milimetre çaplarında, uçları yarık ve tırtıllı, baş tarafı uca doğru daralan delikli, orta sert veya sert plastikten yapılmış özel kavela","example":null}]},"DÜBEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de beş benekli yüzünün üste gelmesi","example":null}]},"DÜDEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kireçli bölgelerde kirecin erimesi veya yer altındaki karstlı bir çukur tavanın çökmesiyle oluşan doğal kuyu","example":null}]},"DÜDÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null},{"pos":"n","definition":"İçinden hava veya buhar geçirildiğinde keskin ses çıkaran ve işaret vermek için kullanılan araç","example":"Derinlerden gelen kesik düdük sesleri arasında, evimin ve çocuklarımın çığlığını yakalamak için bir hayli uğraştım."}]},"DÜDÜKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aldatmak; kandırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Değersiz bir şeyi çok değerliymiş gibi birine satmak","example":"Antikacı seni düdüklüyor ."}],"lemma":"düdüklemek"},"DÜELLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki kişi arasında, tanıklar önünde yapılan silahlı vuruşma","example":null},{"pos":"n","definition":"İki kişi arasında tanılar önünde yapılan sözlü atışma","example":null}]},"DÜET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki çalgı veya iki ses için düzenlenmiş müzik parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Karşılıklı iki kişi tarafından söylenen şarkı","example":null}]},"DÜGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk müziğinde bir birleşik makam","example":null}]},"DÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı devletlerde prensten sonra gelen en yüksek soyluluk unvanı","example":null}]},"DÜKKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Esnafın perakende satış yaptığı, küçük zanaat sahiplerinin çalıştıkları yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Ortaya para koyarak oynanan talih oyunları oynanan yer","example":null}]},"DÜKLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dükün yönetimindeki ülke","example":null}]},"DÜLDÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan","example":"Şu bizim düldüle bir saman vesikası lütfetseniz keyfime payan olmayacak."},{"pos":"n","definition":"Eski otomobil","example":null}]},"DÜLGER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapıların kaba ağaç işlerini yapan kimse","example":"Rumeli Hisarı'nda Fatih Sultan Mehmet'in duvarcı ve dülgerleri, Bizans üzerine açılacak büyük savaşın namlı hisarını ya bugün yükseltecek ya yarın."}]},"DÜMBELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağzına deri gerilmiş, çanak biçiminde, darbukaya benzer bir çeşit çalgı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Anlayışsız; sersem","example":null}]},"DÜMDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta","example":null}]},"DÜMDÜZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Süsü, gösterişi olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Doğru ve pürüzsüz","example":"Mühendislerin keşfine göre, taş ocağı olarak işletilirse yirmi senede dümdüz olabilirmiş."}]},"DÜMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlama işi, çekip çevirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça","example":"Karadeniz uşağının sevgilisi dümendir."}]},"DÜMTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde tempo","example":"Ellerini dümtek usulü ile dizlerine vurur."}]},"DÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçmiş, geride kalmış zaman","example":"Bugünü anlamak için dünü bilmek gerek."},{"pos":"n","definition":"Bugünden bir önceki gün","example":"Dün gece uyuyamadım da biraz başım ağrıyor."}]},"DÜNDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bugünden bir önceki günden","example":null}]},"DÜNYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde bulunan kimselerin bütünü ya da başkaları","example":null},{"pos":"n","definition":"Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü","example":"Biz dünyadan ayrı yaşarken dünya epey değişmiş."}]},"DÜNYADA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiçbir zaman, hiçbir biçimde","example":null}]},"DÜNYAEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşmiş olma durumu","example":null}]},"DÜNYALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü taşınır ve taşınmaz maddi varlık","example":"Dairemde, üstlerime hademelik yapamazdım üç günlük dünya malı için"}]},"DÜNYEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dünya ile ilgili, dünya işlerine ilişkin","example":null}]},"DÜNÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eşlerin baba ve analarının birbirlerine göre durumu","example":null}]},"DÜNİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temel maddesi olivin olan iri taneli kayaç","example":null}]},"DÜPEDÜZ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başka bir amaç gütmeden; açıktan açığa; açıkçası; gerçekten","example":"Daha başkaları vardı ki bunlar düpedüz korkuyorlardı."},{"pos":"adv","definition":"Yalın, basit, süssüz, sade bir biçimde","example":"Bir lakırtıyı düpedüz söylemek dururken, daha çok beğenilsin diye dolambaçlı yollardan söylediniz mi, çok kere manasız manasız şeyler meydana çıkıyor."}]},"DÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kıvırıp silindir biçiminde kendi üzerine sarmak","example":"Kâğıdı dürmek. Halıyı dürmek."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi üst üste katlamak","example":"Elmas, damalı örtmesini sıyırıp aldı, dürüp bükerek kucağına koydu."}],"lemma":"dürmek"},"DÜRBÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet","example":null},{"pos":"n","definition":"Kapının dışındakileri görmeye yarayan ve kapı ortasında açılmış mercekli delik","example":null}]},"DÜRME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turpgillerden, geniş ve kalınca kat kat yaprakları olan, güz ve kış sebzesi olarak yetiştirilen ve birçok türü olan bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Sacda, yağda kızartılan, tatlı veya tuzlu bir hamur işi","example":null}]},"DÜRMECE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağlarda, tomurcuk, yaprak ve salkım yiyerek yaşayan, sarımsı gece kelebeği","example":null}]},"DÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kıvırıp silindir biçiminde kendi üzerine sarmak","example":"Kâğıdı dürmek. Halıyı dürmek."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi üst üste katlamak","example":"Elmas, damalı örtmesini sıyırıp aldı, dürüp bükerek kucağına koydu."}]},"DÜRT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseye bir davranışta bulunmamasını söylemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, temas etmek","example":null}],"lemma":"dürtmek"},"DÜRTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseye bir davranışta bulunmamasını söylemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, temas etmek","example":null}]},"DÜRTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bedensel veya ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen içten gelen gerilim","example":null}]},"DÜRTÜKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üst üste birkaç kez dürtmek","example":"Konak, Gülsüm'ü en iyi dürtükleyip sürecek bu üvendire ile beraber, onu en ziyade ürkütecek tehdidi de keşfetmiş bulunuyordu."},{"pos":"v","definition":"Birini uyarmak veya kışkırtmak","example":"Yalnızlık konusunu, insanı dürtükleyecek biçimde ortaya koyan yazarlar da var."}],"lemma":"dürtüklemek"},"DÜRTÜŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini dürtmek veya itmek","example":null}],"lemma":"dürtüşmek"},"DÜRTÜŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birkaç kez dürtmek","example":"Neden sonra dalmışız. Dürtüşleyerek uyandırdılar."}],"lemma":"dürtüşlemek"},"DÜRÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Gelin için hazırlanan her türlü eşya","example":null}]},"DÜRÜLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dürülmüş, kıvrılmış","example":null}]},"DÜRÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine türlü katıklar konularak sarılmış yufka ekmeği veya ince pide","example":"Beyaz yumuşak elleriyle bir dürüm tutuyor ama yemiyordu."},{"pos":"n","definition":"Dürme, silindir biçiminde kıvırma","example":null}]},"DÜRÜMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dürüm biçiminde sarmak, kıvırmak","example":"Deri gibi sert, yayvan tandır ekmeğine alışmıştı; yer sofrasında bunu kaşık, çatal yerine dürümleyerek kullanmayı beceriyordu."}],"lemma":"dürümlemek"},"DÜRÜST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kurallara uygun; yanlışsız","example":"İyi giyinmek her zaman dürüst bir zevk ifade etmez."},{"pos":"adj","definition":"Sözünde ve davranışlarında doğruluktan ayrılmayan, doğru kimse","example":null}]},"DÜRÜŞT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücendirici, onur kırıcı","example":null}]},"DÜSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de üç benekli olan yanlarının üste gelmesi","example":null}]},"DÜSTUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genel kural","example":null},{"pos":"n","definition":"Yasaları içine alan kitap","example":null}]},"DÜTTÜRÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dar ve kısa giysi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kılığı ciddi olmayan, tuhaf ve hafif giyimli","example":null}]},"DÜVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boğaya gelmemiş, 1-2 yaşında dişi sığır","example":null}]},"DÜVEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık","example":null}]},"DÜVEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç","example":"Çocuğum başka çocuklarla beraber harmanda düvene binmiş dönüyor."}]},"DÜVER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaçtan veya demirden yapılan uzun ve kalın destek","example":null}]},"DÜVESİ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boğa, dişi istemek","example":null}],"lemma":"düvesimek"},"DÜYEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk müziğinde bir usul","example":null}]},"DÜYUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey","example":null}]},"DÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevrelerine göre çukurda kalmış, çoğunlukla alüvyonla örtülü, eğimi az, akarsuların derine gömülmemiş olduğu, genellikle geniş veya dar düzlük","example":"Kardaş gitmem Diyarbakır düzüne / Kızlar peri olsa bakmam yüzüne"},{"pos":"v","definition":"Bir konu üzerinde inceleme yapmadan rastgele konuşmak, yalan söylemek","example":"Bir sürü yalan düzmüş."}]},"DÜZAYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir halk oyunu türü","example":null},{"pos":"adj","definition":"İçinde merdiven veya inilip çıkılacak bölüm bulunmayan ev, yol","example":null}]},"DÜZCE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Oldukça düz","example":"Düzce bir çizgide olurdu bazen de adımları."},{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"DÜZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir maddenin bir bileşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı","example":null},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir karışımı istenilen orana göre hazırlamak, karışımın dozunu belirlemek","example":null}]},"DÜZEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çıkıntıları silinmek, düz bir duruma gelmek","example":"Burada toprak basıla basıla düzelmiş."},{"pos":"v","definition":"Hasta iyileşmek","example":"Sen merak etme, yavrucak yakında düzelir."}],"lemma":"düzelmek"},"DÜZELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çıkıntıları silinmek, düz bir duruma gelmek","example":"Burada toprak basıla basıla düzelmiş."},{"pos":"v","definition":"Hasta iyileşmek","example":"Sen merak etme, yavrucak yakında düzelir."}]},"DÜZELT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi iyileştirip işler veya kullanılır duruma sokmak, işe yarar duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yanlıştan kurtarmak; tashih etmek","example":"Öğleden sonra nüfus kâğıdını getir, kaydını düzeltelim."}],"lemma":"düzeltmek"},"DÜZELTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzeltmek, yanlıştan kurtarmak işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Basılmakta olan bir eserin provaları üzerinde özel düzeltme işaretleriyle yanlışları gösterme","example":null}]},"DÜZELTİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzeltme işi","example":"Bir dilde düzeltim, kimi zaman da reform gereksemesinin birçok nedenleri olabilir."}]},"DÜZEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bileşiğe veya bir karışıma girecek madde miktarlarının belirtilmesi","example":null}]},"DÜZEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir karışımı istenilen orana göre hazırlamak, karışımın dozunu belirlemek","example":null}]},"DÜZEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen","example":null},{"pos":"n","definition":"Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması","example":null}]},"DÜZENBAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanları birtakım hilelerle şaşırtıp paralarını çalan kimse","example":null}]},"DÜZENCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu","example":null}]},"DÜZENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ veya parçalar birleşimi","example":null}]},"DÜZENLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düzenli bir duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yapmak, önceden yapmak","example":null}],"lemma":"düzenlemek"},"DÜZENLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dağınık olmayan, düzen verilmiş","example":"Toplantıdan önce masanın prezantabl olması için tüm belgeleri düzenledim."}]},"DÜZEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi","example":"Bu sınav, öğrencilerin akademik seviyelerini ölçmek için düzenlenmişti."},{"pos":"n","definition":"Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır; seviye","example":null}]},"DÜZEYLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başka nesnelere veya başka kimselere göre belirli bir değeri ve yüceliği olan","example":null}]},"DÜZEYSİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir düzeyi olmayan, seviyesiz kimse","example":null}]},"DÜZEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç","example":null}]},"DÜZGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kural olarak benimsenmiş, yerleşmiş ilke veya kanuna uygun durum","example":null}]},"DÜZGÜN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eksiksiz ve yerli yerinde, düzenli, kusursuz","example":null},{"pos":"adj","definition":"Doğru ve pürüzsüz","example":null}]},"DÜZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düz, yassı bir duruma getirmek","example":null}],"lemma":"düzlemek"},"DÜZLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine, kesişen iki doğrunun her noktasının dokunması gereken yüzey","example":null},{"pos":"adj","definition":"Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan","example":null}]},"DÜZLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düz, yassı bir duruma getirmek","example":null}]},"DÜZLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevrelerine göre çukurda kalmış, çoğunlukla alüvyonla örtülü, eğimi az, akarsuların derine gömülmemiş olduğu, genellikle geniş veya dar düzlük","example":null},{"pos":"n","definition":"Deniz yüzeyine göre değişik yüksekliklerde olan az eğimli yer","example":"Binbir zorlukla bayırı tırmandı, düzlüğe çıkınca bir süre oturup soluğunu yatıştırdı."}]},"DÜZME":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçek olmayan, asılsız, uydurma","example":null},{"pos":"n","definition":"Düzmek işi","example":null}]},"DÜZMECE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan, gerçek olmayan, uydurma","example":null}]},"DÜZMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir konu üzerinde inceleme yapmadan rastgele konuşmak, yalan söylemek","example":"Bir sürü yalan düzmüş."},{"pos":"v","definition":"Oluşmasını sağlamak, meydana getirmek, teşekkül ettirmek, tekvin etmek","example":null}]},"DÜZTABAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendinde kötülük getirdiğine inanılan belirti veya güç bulunan, sıkıntılı","example":null},{"pos":"n","definition":"Doğal ayak kemerinin kaybolması ile oluşan yapısal bozukluk","example":"Şu ayaklarına bak, bedeninle kum arasında ezilmiş de düztaban olmuşsun."}]},"DÜZYAZI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiir olmayan söz ve yazı","example":null}]},"DÜZİKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde anason, sakız vb. kokulu maddeler olmayan üzüm rakısı","example":null}]},"DÜZİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı cinsten on iki parçanın oluşturduğu takım","example":null}]},"DÜÇAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uğramış; yakalanmış; tutulmuş","example":null}]},"DÜĞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak boğum yapmak","example":null}],"lemma":"düğmek"},"DÜĞME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça","example":"Teybi susturup radyonun düğmesine basıyor."},{"pos":"n","definition":"Giyecek, yorgan ve benzerinin bazı yerlerine ilikleyici veya süs olarak dikilen kemik, metal, sedef gibi sert maddelerden yapılmış küçük tutturma aracı","example":"Sımsıkı bağlanmış bir örme kese çıkarıyor, birer birer düğmelerini çözüyor."}]},"DÜĞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak boğum yapmak","example":null}]},"DÜĞMELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin düğmesini iliğine geçirmek","example":null}],"lemma":"düğmelemek"},"DÜĞMÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılan boğum","example":null}]},"DÜĞÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin besin olarak kullanılan taneleri","example":null},{"pos":"n","definition":"Elendikten sonra geriye kalan en ince bulgur","example":null}]},"DÜĞÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılan boğum","example":null},{"pos":"n","definition":"Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri","example":"Ardışık iki düğüm arası bir yarım dalga uzunluğudur."}]},"DÜĞÜMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düğüm yaparak bağlamak","example":"Sandalın koltuğunu demir halkaya düğümledi."},{"pos":"v","definition":"İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak boğum yapmak","example":null}],"lemma":"düğümlemek"},"DÜĞÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence","example":null},{"pos":"n","definition":"Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence","example":null}]},"DÜĞÜRCÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce bulgur","example":null}]},"DÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleşmesi beklenen ve istenen şey","example":null},{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma gelmek","example":null}]},"DÜŞES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dükün karısı","example":null}]},"DÜŞEY":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yer çekimi doğrultusunda olan","example":"Çekül bir düşey doğrultuyu gösterir."}]},"DÜŞEYAZ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşme tehlikesi atlatmak","example":null}],"lemma":"düşeyazmak"},"DÜŞEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Umulmayan iyi bir rastlama","example":"Sizin buraya uğramanız bir düşeş oldu."},{"pos":"n","definition":"Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de altı benekli olan yanlarının üste gelmesi","example":null}]},"DÜŞKÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görev ve meslek dışında severek yapılan, dinlendirici, oyalayıcı uğraş","example":null}]},"DÜŞKÜN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan","example":"Çocuklarına düşkün bir anne"},{"pos":"adj","definition":"Geçim sıkıntısına düşmüş","example":"Eski arkadaşının düşkün bulunduğu hâlinden anlaşılıyordu."}]},"DÜŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi, bir kimseyi, bir durumu istenilen biçimde tasarlamak, zihinde canlandırmak","example":"Sanırım o gece de alttan alta hep bunu düşlüyordum."}],"lemma":"düşlemek"},"DÜŞLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düş yoluyla beliren görüntü","example":"Öykümde, düşlemi uç noktasına vardırıp, bir öykü kişisinden söz etmiştim."}]},"DÜŞLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi, bir kimseyi, bir durumu istenilen biçimde tasarlamak, zihinde canlandırmak","example":"Sanırım o gece de alttan alta hep bunu düşlüyordum."}]},"DÜŞMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları","example":"Her sokak düşmanlarla doluyken o, sevinçli sevinçli şarkı söylüyor."}]},"DÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek","example":"Havada uçan kuş vurulmuş gibi birdenbire sokağa düşüyor."}]},"DÜŞÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru","example":null},{"pos":"adj","definition":"Aşağı doğru düşmüş, aşağı sarkmış","example":"Düşük mide. Düşük omuz."}]},"DÜŞÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşün, ide","example":null},{"pos":"v","definition":"Kaygı duymak, üzülmek, bir şeyi kendine tasa etmek","example":null}]},"DÜŞÜNCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir olay, bir olgu üzerine edinilen veya verilen bilgi","example":null}]},"DÜŞÜNCEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçekte olmayıp yalnızca düşüncede, tasarım içinde var olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yalnız düşünce ile kavranabilen","example":null}]},"DÜŞÜNDEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı düşüncede olan, aynı düşünceyi savunan","example":null}]},"DÜŞÜNDÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Meraklanmasına yol açmak, tasalandırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Akla getirmek, hatırlatmak, önceden kestirmek","example":null}],"lemma":"düşündürmek"},"DÜŞÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaygı duymak, üzülmek, bir şeyi kendine tasa etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir durumun nasıl bir sonuca yol açacağını düşünmek","example":null}]},"DÜŞÜNÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşün, ide","example":null}]},"DÜŞÜNÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse","example":"Bu ülkenin düşünürleri az değil."}]},"DÜŞÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin fiyatını ya da değerini azaltmak","example":null}],"lemma":"düşürmek"},"DÜŞÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin fiyatını ya da değerini azaltmak","example":null}]},"DÜŞÜRÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşürme işi veya durumu","example":null}]},"DÜŞÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru","example":null}]},"DİALKOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok dayanıklı filmlerin ve bazı sentetik kumaşların yapımında kullanılan, birleşiminde iki alkol grubu bulunan madde","example":null}]},"DİASPORA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu","example":"Ermeni diasporası. Türk diasporası."},{"pos":"n","definition":"Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları","example":"Diasporanın Filistin'de yaşananları meşrulaştırmaya çalışması çok acınası."}]},"DİBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş","example":null}]},"DİBACE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eserin konusunu tanıtarak kolay kavranmasını sağlayan, ön sözden sonra yer alan bölüm","example":null}]},"DİBEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taştan veya ağaçtan yapılmış büyük havan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Dibekte dövülmüş olan","example":null}]},"DİDAKTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Öğretme, yetiştirme ve açıklama niteliğinde olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Öğretim yöntemlerini ele alan bilim","example":null}]},"DİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görme organı","example":null}]},"DİDEBAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse","example":"Her gece tersânenin her bir gözüne bir dîdeban ve Sanbola zindanına üç yüz azep neferi nöbetçi tâyin kılınıp otuz beş kaptan da askerler ile şehrin sâir mahallerinde kol dolaşırlar."},{"pos":"n","definition":"Gümrüklerce gözaltında bulundurulması gerekli görülen eşya ve yolcularla beraber bulunmak, tartı, sayım ve muayene memurlarına yardım etmek vb. işlerle görevli kişi","example":null}]},"DİDON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Halkın İstanbul'daki yabancılara, özellikle Fransızlara verdiği ad","example":null}]},"DİDONA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Halkın İstanbul'daki yabancılara, özellikle Fransızlara verdiği ad","example":null}]},"DİDİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çekiştirerek veya ısırarak parçalamak","example":"Kuş, sanki öfkesini alamamış gibi gagasıyla yılanı didikliyor sanılırdı."},{"pos":"v","definition":"Bir yerin veya bir şeyin içindeki eşyayı karıştırarak aramak, araştırmak","example":"Manzumenin yazılı olduğu kâğıdı bulmak için bütün ceplerimi on parmağımla didikledim."}],"lemma":"didiklemek"},"DİDİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işte çok çaba ve özen göstermek, çok güçlük çekerek sürekli çalışmak","example":"Size de tiyatronuza da biraz yararlı olabilmek için didiniyorum, parçalanıyorum."}],"lemma":"didinmek"},"DİDİNGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok gayret eden","example":"Bu üşenmez, bu didingen, bu uyanık ve çevik adam, mecmuasında yazılmış binlerce imzanın heyecan ve bilgi ağırlığına muadil bir iradeyi tek başına temsil etti."}]},"DİDİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işte çok çaba ve özen göstermek, çok güçlük çekerek sürekli çalışmak","example":"Size de tiyatronuza da biraz yararlı olabilmek için didiniyorum, parçalanıyorum."}]},"DİDİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlük içinde ve sürekli olarak çalışıp çabalama","example":"Rusya, Fransa, İngiltere ve Avusturya ile o didintiler olmasaydı eserini daha az bir zamanda tarsin ederek halk karşısında da muvaffak olacaktı."}]},"DİDİŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"El veya sözle birbirini hırpalamak","example":"Anlaşmazlıktan, didişmekten, küçümsemekten, düşman olmaktan hoşlanmadıklarına inanıyordu."},{"pos":"v","definition":"Geçimini sağlamak amacıyla güç şartlarda çalışmak, uğraşmak","example":"Bir lokma kuru ekmek için sabahtan akşama kadar didişen zavallıların hâlini meraklı bir roman gibi dinliyor."}],"lemma":"didişmek"},"DİDİŞKEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Didişmekten hoşlanan","example":"Et ayrıca insanı didişken yapar, ihtirasları körükler."}]},"DİDİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"El veya sözle birbirini hırpalamak","example":"Anlaşmazlıktan, didişmekten, küçümsemekten, düşman olmaktan hoşlanmadıklarına inanıyordu."},{"pos":"v","definition":"Geçimini sağlamak amacıyla güç şartlarda çalışmak, uğraşmak","example":"Bir lokma kuru ekmek için sabahtan akşama kadar didişen zavallıların hâlini meraklı bir roman gibi dinliyor."}]},"DİDİŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konuşma ve tartışmayı bir araç değil, bir amaç sayan felsefe yöntemi","example":null}]},"DİFANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üç katlı bir balık ağı","example":null}]},"DİFTERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla çocuklarda görülen, burun, boğaz, yutak çeperine yerleşen mikropların yol açtığı bulaşıcı hastalık","example":null}]},"DİFTONG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli ses olayları sonunda söyleyişte yan yana gelen iki ünlü","example":null}]},"DİFÜZYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Moleküllerin kinetik enerjileri sebebiyle çok yoğun bir bölgeden az yoğun bir bölgeye hareketleri","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir düşüncenin veya kültürün belli bir noktadan başka birçok alana dağılması","example":"Kapitalizmin difüzyonu dünyaya bambaşka bir çehre kazandırdı."}]},"DİJİTAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Verileri bir ekran üzerinde elektronik olarak gösteren","example":null},{"pos":"n","definition":"Verilerin bir ekran üzerinde elektronik olarak gösterilmesi","example":null}]},"DİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eğimi dike yakın olan","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir cismi dik olarak durdurmak","example":"Müfettiş bey, oturuşunu daha da dikleştirdi."}]},"DİKEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayakta durmak, beklemek","example":"Oturacak değil, ayakta dikelecek yer yok."},{"pos":"v","definition":"Sert konuşmak; karşı gelmek; birine kafa tutmak; dinelmek","example":"Ne diyorsunuz siz ya? Hem kimsiniz siz?” diye dikeldi Mehmet."}],"lemma":"dikelmek"},"DİKELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayakta durmak, beklemek","example":"Oturacak değil, ayakta dikelecek yer yok."},{"pos":"v","definition":"Sert konuşmak; karşı gelmek; birine kafa tutmak; dinelmek","example":"Ne diyorsunuz siz ya? Hem kimsiniz siz?” diye dikeldi Mehmet."}]},"DİKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu vb. bölümlerinde ve bazı hayvanların derisinde bulunan sert, ucu sivri ve batıcı çıkıntılardan her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Dikeni çok olan bitki","example":"Mor diken. Deve dikeni."}]},"DİKEY":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dik olarak","example":null},{"pos":"adj","definition":"Başka bir doğru ile kesiştiğinde onunla birlikte dik açı oluşturan (doğru çizgi)","example":"A, b doğrusuna c noktasından dikey bir doğru indirince 90 derecelik bir açı oluşur."}]},"DİKEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değnekten uzun ve kalınca ağaç","example":"Sürüyü yönlendirmek için de bir dikeç almıştı yanına."},{"pos":"n","definition":"Bağ çubuğu dikmek için delik açmaya yarayan demir","example":"Üzüm bağını genişletmek için önce dikeçle toprağı deldik."}]},"DİKGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbiriyle veya kesim noktasındaki teğetleriyle dik açı yapacak biçimde kesişen","example":"Dikgen doğrular. Dikgen eğriler."}]},"DİKKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık","example":"Dikkatle dinledim, ama bir şey anlıyamadım"},{"pos":"n","definition":"Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi","example":null}]},"DİKKATLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dikkat eden, özen gösteren kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Araştıran, inceleyen kimse, titiz, sorgulayıcı","example":"Bir dikkatli adam bu makaledeki birçok eksiği bulabilirdi."}]},"DİKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine karşı ters bir davranışta bulunmak, karşı gelmek, kafa tutmak","example":"Fen şubesi şefi birden dikleşti."}],"lemma":"diklenmek"},"DİKME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaçtan veya demirden yapılan uzun ve kalın destek","example":"Çatıyı tutan dikmelerden biri çatlamış."},{"pos":"n","definition":"Ahşap yapılarda pencere ve kapı yanlarına dikilen direklerden her biri","example":"Dikmeler sayesinde daha da güçlenmişti pencereler."}]},"DİKMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir cismi dik olarak durdurmak","example":"Müfettiş bey, oturuşunu daha da dikleştirdi."},{"pos":"v","definition":"Yapı yapmak","example":null}]},"DİKMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koni biçiminde tepe","example":null}]},"DİKSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaçsız yerlerde, kuş yakalamak için üstüne ökse yerleştirilen ağaç","example":null}]},"DİKSİYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Seslerin, sözlerin, vurguların, anlam ve heyecan duraklarını kurallarına uygun olarak söyleme biçimi","example":"Müfredat programlarında kıraat yani diksiyon dersi yok."},{"pos":"n","definition":"Duru, açık vurgulama ve çıkaklara tam uyarak konuşma","example":"Müfredat programlarında kıraat yani diksiyon dersi yok."}]},"DİKTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hiçbir şart olmaksızın körü körüne uyulması gereken buyruk","example":null}]},"DİKTAFON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür ses alma cihazı","example":null}]},"DİKTATÖR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan","example":null},{"pos":"n","definition":"Bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış bulunan kimse","example":"İmparatorluk diktatörü olacağını, hayalime bile getirmiyordum."}]},"DİKTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu biçimde yazdırılan şey","example":"Bu dikteyi al kaymakamlığa götür."},{"pos":"n","definition":"Bir başkasına o anda söyleyerek yazdırma","example":"Bir zaman sonra yazılarımı da ona dikte etmeye başlamıştım."}]},"DİKİL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda boyun eğmemek","example":"Ordumuzun atılışına düşman ancak iki gün dikilebildi."},{"pos":"v","definition":"Ayakta durmak, beklemek","example":"Bütün o ağrılı, uzun gecelerimde yatak odasının kapısında dikilir, bana bakardı."}],"lemma":"dikilmek"},"DİKİLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda boyun eğmemek","example":"Ordumuzun atılışına düşman ancak iki gün dikilebildi."},{"pos":"v","definition":"Ayakta durmak, beklemek","example":"Bütün o ağrılı, uzun gecelerimde yatak odasının kapısında dikilir, bana bakardı."}]},"DİKİLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dikilmiş olan","example":null}]},"DİKİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitki dikme işi","example":"Çalışmalar tam bir yıl önce iki düzine kadar akasya fidanının dikimiyle başlamıştır."},{"pos":"n","definition":"Dikme işi veya biçimi","example":"Dikim zamanı geçmeden şuraya bir iki ağaç dikmeli"}]},"DİKİMEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysi ve çamaşır dikilen iş yeri","example":null}]},"DİKİNE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dik olarak","example":"Alnı da bir enlemesine, bir dikine kırış kırış oluyordu."},{"pos":"adv","definition":"Terslik veya inat olsun diye","example":"Karadut gözlerden biri uykuda, biri dikine bakıyor; anlamsız."}]},"DİKİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mağaraların tabanında, yukarıdan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla oluşan kolonlardan her biri","example":null}]},"DİKİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine veya bir şeye gizlice bakma","example":null}]},"DİKİZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine veya bir şeye gizlice, sezdirmeden bakmak veya izlemek","example":null}],"lemma":"dikizlemek"},"DİKİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dikme biçimi","example":"Bu terzinin dikişi güzel"},{"pos":"n","definition":"Dikme işi","example":"Dikişe, oyaya başladı, hanım hanımcık yaşıyordu, memnundu."}]},"DİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma","example":"Dilinden Anadolulu olduğu ancak belli oluyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir bütünü ince ve yassı parçalara ayırarak kesmek","example":"Şimdi bu elemanları ince ince dileceğim."}]},"DİLALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavuklarda görülen bir hastalık","example":null}]},"DİLAVER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan","example":null}]},"DİLBAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güzel, kandırıcı, gönül alıcı konuşan","example":"Ne kadar düzenbaz, ne kadar dilbaz ve perendebaz olursan o kadar diplomat oluyorsun."},{"pos":"adj","definition":"Neşeli ve serbest kadın","example":"O şûh-ı dilbâz bana eder nâz / Hüsnüyle mümtâz gāyet dilârâ"}]},"DİLBER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alımlı, güzel kadın","example":"Ala gözlü nazlı dilber / Koma beni el yerine"}]},"DİLDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı dili konuşanlardan her biri","example":null}]},"DİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinden bir şeyin yapılmasını rica etmek, arzu etmek","example":"Yalnız bu hususta beni bağışlamanızı dilerim."},{"pos":"v","definition":"Biri için bir dilekte bulunmak","example":"Karadakiler her lisandan hayırlı yolculuklar dilediler."}],"lemma":"dilemek"},"DİLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin dilediği veya istediği şey","example":null}]},"DİLEKÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dileği bildirmek için resmî makamlara sunulan, imzalı ve adresli, pullu veya pulsuz yazı","example":null}]},"DİLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinden bir şeyin yapılmasını rica etmek, arzu etmek","example":"Yalnız bu hususta beni bağışlamanızı dilerim."},{"pos":"v","definition":"Biri için bir dilekte bulunmak","example":"Karadakiler her lisandan hayırlı yolculuklar dilediler."}]},"DİLEMMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki önermesi bulunan ve her iki önermenin sonucu aynı olan tasım","example":null}]},"DİLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sadaka istemek","example":"Cami kapısında avuç açar dilenirim de onun evine gitmem."},{"pos":"v","definition":"Kendisini acındırarak bir kimseden bir şey istemek","example":"Karşılığı beklenen sevgiye sevgi denmez / Sevdalılar yalvarır fakat bir şey dilenmez"}],"lemma":"dilenmek"},"DİLENCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçimini dilenerek sağlayan kimse","example":"Yolumun üzerinde her sabah tesadüf ettiğim bir dilenci var."},{"pos":"n","definition":"Israrla ve arsızca bir şeyi isteyen kimse","example":"O muhabbet dilencisinin yalvarmalarına bir tek kelime ile cevap vermedi."}]},"DİLENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sadaka istemek","example":"Cami kapısında avuç açar dilenirim de onun evine gitmem."},{"pos":"v","definition":"Kendisini acındırarak bir kimseden bir şey istemek","example":"Karşılığı beklenen sevgiye sevgi denmez / Sevdalılar yalvarır fakat bir şey dilenmez"}]},"DİLLEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Söz götürüp getiren, dedikoducu","example":"Benim işim yok senin o dilli kardeşlerinin arasında."}]},"DİLLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Onaylanmayan bazı davranışlar yüzünden hakkında dedikodu yapılmak","example":"Komşunun garip halleri yüzünden mahallede dillenmeye başlaması uzun sürmedi."},{"pos":"v","definition":"Çocuk konuşmaya başlamak","example":"Bir buçuk yaşında o kadar dillenmek !"}],"lemma":"dillenmek"},"DİLMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazıyı veya konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse","example":null}]},"DİLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir bütünü ince ve yassı parçalara ayırarak kesmek","example":"Şimdi bu elemanları ince ince dileceğim."},{"pos":"v","definition":"Ortasını, içini açmak","example":"Yüzemez iken suyu diler idi."}]},"DİLSEVER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ana dili seven kimse","example":null}]},"DİLİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Doğu Timor ülkesinin başkenti.","example":null}]},"DİLİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünden ayrılmış dilim, parça","example":"Ekmek satan yer yokmuş, bir dilim kek alabilmek üzere bir pastacıya giriyorum."},{"pos":"n","definition":"Radyatör parçalarından her biri","example":null}]},"DİLİMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dilimlere ayırmak","example":"Ekmekleri benim için dilimler misin ?"}],"lemma":"dilimlemek"},"DİLİNİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayaçların, ince katlar biçiminde kolaylıkla ayrılabilme niteliği","example":null}]},"DİMAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kafatasının üst bölümünde beyin zarı ile örtülü, iki yarım yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ","example":"Bu öyle bir ziyâ ki yakmıyor, gözleri almıyor, dimâğı yormuyor."},{"pos":"n","definition":"Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü","example":"Meclisin nerede toplanabileceği fikri dimağımızı işgal ediyordu."}]},"DİMDİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü ve sağlık durumu yerinde, canlı","example":"Öldü ölecek dedikleri adam karşımızda dimdik duruyordu."},{"pos":"adj","definition":"Çok dik","example":"Yokuşlar eğri büğrü, dimdik ve minâre boyu uçurumlarla dolu."}]},"DİMMER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik akımının şiddetini azaltıp çoğaltmaya yarayan araç","example":null}]},"DİMNİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erken olgunlaşan ince kabuklu bir çeşit siyah üzüm","example":null}]},"DİMYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Seyrek ve yuvarlak taneli bir çeşit üzüm","example":"Dimyat, Bulgaristan'da çok ekilir."}]},"DİMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkı dokunmuş bir tür pamuklu kumaş","example":null}]},"DİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum","example":"Her dinin mabetleri bütün müminlere açıktır."},{"pos":"v","definition":"Sona ermek; kalmamak","example":"Gözyaşlarım dindi, ferahladım, eski hayatıma kavuştum."}]},"DİNAMO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt","example":"Pil ve dinamo birer elektrik üretecidir."}]},"DİNAMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Canlı, hareketli, aktif","example":"Neden olmasın, çok istekli bir çocuk. Üstelik genç ve dinamik."},{"pos":"adj","definition":"Devinimi yalnızca fizik kanunlarına bağlı olmayan, aynı zamanda etkin bir gücü, bir amacı da içeren","example":"Kültür araştırmasının gerçekleştirilmesi, toplumsal dinamiklerin farklı boyutlarıyla keşfedilmesini temin etmesinden dolayı, çok gerekli ve önemlidir."}]},"DİNAMİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi görme, kavuşma isteği","example":"Dinamit gibi çocuk, kafaya koydu mu yapar."},{"pos":"n","definition":"Nitrogliserin ile yapılan patlayıcı bir madde","example":"Tünel inşaatında kayaları parçalamak için güçlü bir dinamit kullanıldı."}]},"DİNAMİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beliren ve gelişen şeylerin kendiliklerinden etkin olduklarını, gelişmelerini sağlayan gücün dışarıdan gelmeyip kendileriyle özdeş bulunduğunu ileri süren öğreti","example":"Dinamizm terimi ilkin, 1907 yılında Fransız folklorcusu A. Van Gennep (1853-1957) tarafından kullanılmıştır."},{"pos":"n","definition":"Davranışları canlı ve hareketli olan canlının özelliği","example":"İlerleme yolunda yeni ve diri hareketleri zorlayan yığınların dinamizmidir."}]},"DİNAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bahreyn, Cezayir, İran, Irak, Kuveyt, Libya, Tunus, Ürdün, Yemen ve eski Yugoslavya'da kullanılan para birimi","example":"Bir restoranda akşam yemeği için yaklaşık elli Tunus dinarı ödediler."},{"pos":"n","definition":"Yaklaşık olarak altın liranın dörtte biri değerinde olan eski bir para","example":"Her birinin içinde on bin dînar bulunan elli torba…"}]},"DİNCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dinî bakımdan, dine göre","example":null}]},"DİNCEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gücü ve sağlık durumu yerine gelmek, canlı bir duruma gelmek","example":null}],"lemma":"dincelmek"},"DİNCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî görüşleri her alana yaymak isteyen kimse","example":null}]},"DİNDAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Din inancı güçlü, din kurallarına bağlı kimse","example":null}]},"DİNDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı dinden olan kimse","example":null}]},"DİNDİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Etkisini, gücünü azaltmak","example":"En büyük bahtiyarlık yasını dindiremez / Baba, benim kalbime sensiz kimse giremez"}],"lemma":"dindirmek"},"DİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konaklama yeri","example":"İsmini duyduklarımızın, bildiklerimizin kimi çayımdan, kimi dinemden geçti."}]},"DİNEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinlenmek için durulan yer","example":null}]},"DİNEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayakta durmak, beklemek","example":"Oturacak değil, dinelecek bir yer bile yok."},{"pos":"v","definition":"Ayağa kalkmak, dik durmak","example":"Önce ayaklarıyla, kollarıyla bir diz çöküp bir dinelerek ölçü aldılar."}],"lemma":"dinelmek"},"DİNELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayakta durmak, beklemek","example":"Oturacak değil, dinelecek bir yer bile yok."},{"pos":"v","definition":"Ayağa kalkmak, dik durmak","example":"Önce ayaklarıyla, kollarıyla bir diz çöküp bir dinelerek ölçü aldılar."}]},"DİNEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Din bakımından","example":null}]},"DİNERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İskambil kâğıtlarındaki işaretlerden karo","example":null}]},"DİNGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çifte kürekli küçük patalya","example":null}]},"DİNGİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil","example":null},{"pos":"adj","definition":"Giyinişinden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan (kimse)","example":"Bir dingil olduğu çok bariz idi."}]},"DİNGİLDE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sallanmak; oynamak","example":"Siyah esvaplılar, siyah çarşaflıları dingildeyen iskeleden vapura ite ite çıkardılar."},{"pos":"v","definition":"Korkmak, kuşkulanmak","example":null}],"lemma":"dingildemek"},"DİNGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Devinimsiz, durağan olma durumu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Hareket etmeyen, kımıldamayan","example":null}]},"DİNK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şayak, aba ve benzerini dövmek için kullanılan araç","example":"Babannesi eline bir dink aldığı gibi şayak dövmeye başladı."},{"pos":"n","definition":"Pirinci kabuğundan ayırmak veya bulgur dövmek için kullanılan dibek","example":null}]},"DİNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Söylenenlere kulak vermek (dinlemek)","example":"Bu şarkıyı bir dinle."}]},"DİNLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sesi ya da sözü kulak vererek duymak","example":"Akşamları radyo dinlemeyi sever."}]},"DİNLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güç kazanmak için çalışmaya ara vermek, yorgunluğunu gidermek","example":"Pervin biraz dinlendikten sonra ayağa kalktı."},{"pos":"v","definition":"Bazı yiyecek ve içecekleri, tadını arttırma, kolay pişmesini sağlama vb. sebeplerle bir süre bekletmek","example":"İyidir Issızhan'ın şarabı, dinlenmiştir."}],"lemma":"dinlenmek"},"DİNLENCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğlenmek, dinlenmek amacıyla çalışmadan geçirilen süre","example":null}]},"DİNLETİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanatçıların müzik eserlerini bir topluluk önünde çalması veya söylemesi","example":"Dün akşam düzenlenen konser, dinleyicilere unutulmaz bir müzik ziyafeti sundu."}]},"DİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sona ermek; kalmamak","example":"Gözyaşlarım dindi, ferahladım, eski hayatıma kavuştum."},{"pos":"v","definition":"Kar ve yağmurun yağması, rüzgârın esmesi kesilmek veya durmak","example":"Yağmur iki günün sonunda dindi."}]},"DİNOZOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinozorlar takımından, boyu 20 metre kadar olabilen, ilk çağlarda yaşamış, günümüze fosilleri kalmış bir sürüngen","example":"Dinozorlar boy boy, farklı farklı canlılar idi."},{"pos":"n","definition":"Gelişmelere ayak uyduramamış, çağın gerisinde kalmış veya mevcut durumu korumak isteyen kimse","example":"Dinozor konuştu: \"Kürtaj yapıyoruz burada!\"."}]},"DİNÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü ve sağlık durumu yerinde, canlı","example":null}]},"DİNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dinle ilgili; din üzerine","example":"Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir."}]},"DİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyuk veya çukur bir şeyin en alt bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Arka, kuyruk sokumu bölgesi, kaba et","example":null}]},"DİPDAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer","example":null}]},"DİPDİNÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok sağlıklı, çok canlı","example":null}]},"DİPDİRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok diri, çok canlı","example":"O gün çözer gibi olmuştu Kütahya çinilerindeki dipdiri renklerin gizini."}]},"DİPFRİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bozulabilecek yiyecekleri çok düşük ısılarda dondurarak uzun süre saklamak için kullanılan buzdolabı","example":null}]},"DİPLARYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pisi balığının küçüğü","example":null}]},"DİPLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitkiyi kökünden sökmek","example":"Bahçıvan, kuruyan çiçekleri diplemeliydi."},{"pos":"v","definition":"İçilecek bir şeyi dibine kadar içmek","example":"Masanın üzerindeki çayı dipleyip fincanı da mutfak tezgahına bıraktı."}],"lemma":"diplemek"},"DİPLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitkiyi kökünden sökmek","example":"Bahçıvan, kuruyan çiçekleri diplemeliydi."},{"pos":"v","definition":"İçilecek bir şeyi dibine kadar içmek","example":"Masanın üzerindeki çayı dipleyip fincanı da mutfak tezgahına bıraktı."}]},"DİPLOMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye herhangi bir okulu veya öğrenim programını başarıyla tamamladığını, bir derece veya unvanı kullanmaya hak kazandığını, bir iş, sanat veya meslek dalında çalışabilme yetkisi elde ettiğini belirtmek için bir öğretim kurumu tarafından düzenlenip verilen resmî belge","example":"Hukuktan diplomamı alınca bana mühim bir memuriyet buldu."}]},"DİPLOMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dış politikayla uğraşan ve ülkesini temsil etmekle görevlendirilen kimse","example":"Hem, bu çeşit amiyane işler diplomatın nesine?"},{"pos":"n","definition":"Teksir yapmak için kullanılan bir mumlu kâğıt türü","example":"Eski kitapçı, el yazmalarını korumak için diplomat türü özel bir kâğıt kullanıyordu."}]},"DİPLOİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki kromozom takımı taşıyan hücre veya organizma","example":null}]},"DİPNOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metin içinde geçen herhangi bir bilgi ile ilgili olarak sayfa altına veya çalışmanın sonuna konulan açıklama veya kaynak bilgisi","example":null}]},"DİPÇİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tüfek vb. silahların namlu gerisinde bulunan, atış sırasında silahın omza dayanmasını veya tabancanın elle kavranmasını sağlayan taban bölümü","example":null}]},"DİPÇİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dipçikle vurmak","example":null}],"lemma":"dipçiklemek"},"DİRAYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı","example":"Zor bir durumda soğukkanlılığını koruyarak doğru kararlar verebilmesi onun büyük bir dirayet sahibi olduğunu gösteriyordu."}]},"DİRE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda boyun eğmemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi dikine koymak, dayamak, durdurmak","example":"Şunu duvar dibine diretiver."}],"lemma":"diremek"},"DİREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaçtan veya demirden yapılan uzun ve kalın destek","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir maddeden yapılan, üstünde sütun başlığı denilen çıkıntılı bir bölüm olan, genellikle bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek","example":null}]},"DİREKT":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Doğrudan, dolaysız, araya başka bir şey girmeden, vasıtasız bir biçimde","example":"Bu otobüs direkt İstanbul'a gider"},{"pos":"adv","definition":"Doğru olarak, hiçbir yerde durmadan; duraksız; doğruca","example":"Bu otobüs direkt İstanbul'a gider."}]},"DİREKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse","example":null}]},"DİREKTİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda tutulacak yol için üst makamlardan alt makamlara belli bir esasa dayanarak verilen buyruk","example":null}]},"DİREMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda boyun eğmemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi dikine koymak, dayamak, durdurmak","example":"Şunu duvar dibine diretiver."}]},"DİREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı","example":null},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda boyun eğmemek","example":null}]},"DİRENGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnatçı, bildiğinden dönmeyen aksi kimse","example":null}]},"DİRENLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dirgenle yaymak","example":null}],"lemma":"direnlemek"},"DİRENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda boyun eğmemek","example":null}]},"DİRENÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir varlığın dış etkilere karşı dayanma, karşı koyma gücü","example":"Başarısızlık benim bilmediğim bir virüs, buna karşı direncim yok."},{"pos":"n","definition":"Bir devreye istenilen değerde akıma karşı ek tepki katmak için kullanılan düzen","example":null}]},"DİRENİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuda direnme","example":"Gösterdiği direnim sayesinde bu başarıyı gösterebilmişti."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir sebebe dayanmaksızın borcu ödememekte direnme","example":"Temerrüte yeni bir ad olarak direnim getirilmiştir."}]},"DİRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda boyun eğmemek","example":null}],"lemma":"diretmek"},"DİRETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda boyun eğmemek","example":null}]},"DİREY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü","example":null}]},"DİREŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sözünden veya kararından dönmemek, dayanmak, sebat etmek","example":null}],"lemma":"direşmek"},"DİREŞKEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işi yılmadan sonuna kadar götüren","example":null}]},"DİREŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sözünden veya kararından dönmemek, dayanmak, sebat etmek","example":null}]},"DİRGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı","example":null}]},"DİRGENLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dirgenle yaymak","example":null}],"lemma":"dirgenlemek"},"DİRHEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Okkanın dört yüzde birine eşit olan, 3,148 gramlık eski bir ağırlık ölçüsü","example":"On beşten aşağı vermedi, aksi gibi hâinlerin tânesi de üç yüz dirhem geliyor."},{"pos":"n","definition":"Bir tür gümüş para","example":"Bunlardan her birine seferde bulundukları müddetçe bir Osmanlı dirhemi, şer’î bir çeyrek dirhem gündelik tâyin edildi."}]},"DİRLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hiçbir eksiği, üzüntüsü ve acısı olmama durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Yaşamak için gerekeni sağlama","example":null}]},"DİRSEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir direği veya başka bir şeyi sağlamlaştırmak için yanına eğik olarak yerleştirilen ağaç","example":"Elini oturduğu koltuğun dirsek yerine vurunca ben kalktım."}]},"DİRSEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dirsekle vurmak, dirsekle itmek","example":"Kalabalığı dirsekleyerek şoseye çıktım."}],"lemma":"dirseklemek"},"DİRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü ve sağlık durumu yerinde, canlı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yaşamakta olan; yaşayan; canlı","example":"Ölü ya da diri isterim."}]},"DİRİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Canlı ile ilgili, canlılar üzerinde olan","example":null},{"pos":"v","definition":"Hastalıktan kurtulmak, sağlığa kavuşmak","example":null}]},"DİRİLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hastalıktan kurtulmak, sağlığa kavuşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yeniden etkin olmak, geçerli duruma gelmek","example":"Aruz ölçüsü bir gün yeniden dirilecek mi bilmiyorum."}]},"DİRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğumla ölüm arasında yaşanan süre","example":null},{"pos":"n","definition":"Hayatın zorluklarına karşı mücadele etme gücü veya kuvveti","example":null}]},"DİRİĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutma","example":null}]},"DİSK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce ve çapı oldukça büyük tekerlek şeklinde parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Disk atmada kullanılan, erkekler için 2, kadınlar için 1 kg ağırlığında, genellikle metal bir çember ile çevrelenmiş tahta ağırşak","example":null}]},"DİSKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayardaki işlemlerin kaydedildiği bir koruyucu içinde bulunan manyetik ortam","example":"Bilgisayarındaki disketi çıkarıyor, resimlerle birlikte büyükçe bir sarı zarfa koyuyor."}]},"DİSKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalınan plak, bant vb. eşliğinde dans edilen klüp","example":null}]},"DİSKOTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalınan plak, bant vb. eşliğinde dans edilen klüp","example":null},{"pos":"n","definition":"Plak, ses bandı koleksiyonu","example":null}]},"DİSKUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir topluluğa düşünceler, duygular aşılamak amacıyla söylenen, uzunca, coşkulu ve güzel söz","example":null}]},"DİSPEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ortak avaryada deniz kazasından sonra gemi, yük ve navlunla ilgili kimselerin uğradıkları zararların ve bunlar tarafından yapılmış olan masrafların nasıl, kimler tarafından ve ne oranda karşılanacağını belirlemek için yapılan işlem","example":null},{"pos":"n","definition":"Deniz sigortası dilinde, ilgili tarafların ortak avaryada kendilerine düşen yükümlülükleri, paylarının önemi ölçüsünde ayrıntılı olarak belirten belge","example":null}]},"DİSİPLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü; bilim dalı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu","example":"Bu belki de ordu için şart olan disiplin ruhunu bende bulamamış olmalarındandır."}]},"DİT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elle çok küçük parçalara ayırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yün, pamuk ve benzerini tellere ayırarak kabartmak","example":null}],"lemma":"ditmek"},"DİTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elle çok küçük parçalara ayırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yün, pamuk ve benzerini tellere ayırarak kabartmak","example":null}]},"DİTİRAMP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Yunanların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı","example":null},{"pos":"n","definition":"Lirik şiir","example":null}]},"DİVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok ünlü ve sevilen kadın şarkıcı","example":null}]},"DİVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altı mukavva ile beslenmiş, üstü sırmalı işleme","example":null}]},"DİVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için bir araya gelmiş kimseler topluluğu","example":"Çok geçmeden ortadaki masanın etrafında akşamki divan tekrar kurulmuş bulunuyordu."},{"pos":"n","definition":"Kozaklılardan, çiçekleri sarı veya açık yeşil renkli, boyu 40 metre kadar olabilen ve kerestesi yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı","example":null}]},"DİVANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir şeye çok düşkün olan","example":null}]},"DİVANÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük divan","example":null}]},"DİVANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Divan kaleminden çıkan ferman, berat vb. belgelerde kullanılmış olan yazı","example":null}]},"DİVLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalın kabuklu olgun kavun","example":null}]},"DİVİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz kanatlılardan, sıcak veya ılıman ülkelerde yaşayan, bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi","example":null}]},"DİVİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hokkadaki mürekkebe batırılarak yazı yazmaya yarayan ve değişik uçları olan bir tür kalem","example":"Rahlesinin üstünde diviti, kitapları ve değnekleri dururdu."}]},"DİVİTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzü havlu, pamuklu veya yünlü kumaş","example":null}]},"DİYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saydam bir yüzey üzerine alınmış, projeksiyonda kullanılmaya özgü, saydam, pozitif görüntü","example":null}]},"DİYABAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Feldspatlardan bir plajiyoklaz ile ojitten oluşmuş yeşil renkli bir kütle","example":null}]},"DİYABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanda glikozun artması sonucu idrarda şeker bulunması, çok su içme, çok yemek yeme ve çok idrar yapma ile beliren hastalık","example":null}]},"DİYAFON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İş yerlerinde, apartmanlarda, taksi duraklarında kısa süreli karşılıklı konuşmayı sağlayan araç","example":null}]},"DİYAFRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha","example":null}]},"DİYAGRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir olayın değişimini gösteren grafik","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir çiçeğin bütün ayrıntılarını gösteren taslak","example":null}]},"DİYAKLAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer altındaki basınç ve gerilim dolayısıyla, taş kütlelerinin yer değiştirmeden çatlayıp yarılması","example":null}]},"DİYAKOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyanlıkta papazın yardımcısı olan din adamı","example":null}]},"DİYALAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Piroksen cinsinden, doğal kalsiyum, magnezyum ve demir silikatı","example":null}]},"DİYALEKT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dilin tarihsel, bölgesel, siyasal sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu","example":null}]},"DİYALEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir önermeyi başka bir önerme ile tanıtlamak yoluyla yapılan sofizm, üstü örtülü bir tür kısır döngü","example":null}]},"DİYALOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyum sağlama veya bu yolda çalışma","example":null},{"pos":"n","definition":"Karşılıklı konuşma","example":null}]},"DİYALİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı cisimlerin gözenekli zarlardan geçebilmesi temeline dayanan bir çözümleme veya arıtma yöntemi","example":null}]},"DİYANET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum","example":null},{"pos":"n","definition":"Din kurallarına tam bağlı olma durumu","example":null}]},"DİYAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bazı nitelik veya değerleri taşıyanların çok bulunduğu yer","example":null}]},"DİYASTAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nişastayı dekstrin ve glikoz durumuna getiren, tükürükte ve pankreasın salgısında bulunan bir enzim","example":null}]},"DİYASTOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sistolden sonra karıncıkların genişlemesi","example":null}]},"DİYATOME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silisli sert kabukları olan ve fosilleri, kalın yer katmanları oluşturan bir algler familyası","example":null}]},"DİYE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sanarak; diyerek","example":"Gücenirsiniz diye bir şey söylemedim"},{"pos":"adv","definition":"Herhangi bir yargıya vararak","example":"Pancar ekimi kârlıdır diye bir yazı yazıverseniz"}]},"DİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağlığı korumak, düzeltmek veya fazla para harcamamak amacıyla uygulanan beslenme düzeni","example":null}]},"DİYEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sesin yarım ton inceltileceğini gösteren nota işareti","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yarım ton inceltilmiş ses","example":null}]},"DİYOPTRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Optik sistemlerin yakınsaklık birimi","example":null}]},"DİYORİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle plajiyoklazdan oluşan, saydam, üstü tanecikli derinlik kayacı","example":null}]},"DİYOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnızca bir yönde akım geçiren devre","example":null}]},"DİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer","example":"Bir iskemlede ellerini dizlerine sermiş, sessizce oturuyordu."},{"pos":"v","definition":"Düzenli bir duruma getirmek","example":null}]},"DİZAYN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir araştırma sürecinin çeşitli dönemlerinde izlenecek yol ve işlemleri tasarlayan çerçeve","example":null}]},"DİZDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kale muhafızı; kale bekçisi","example":"'Bunlar şehir subaşısının adamları, dizdarlarıydı."}]},"DİZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiirin satırlarından her biri","example":null}]},"DİZEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine veya arasına nota yazılan, aralıkları birbirine eşit, beş paralel çizgi","example":null}]},"DİZEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateşleme işi buji yerine havanın sıkıştırılması sonucu elde edilen ısıdan yararlanılarak yapılan bir tür motor","example":null}]},"DİZELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Mısra durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"dizelemek"},"DİZELGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alt alta yazılmış şeylerin bütünü","example":null}]},"DİZEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu","example":null}]},"DİZEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçek ve karmaşık sayıların dikdörtgen biçiminde tablosu","example":null},{"pos":"n","definition":"İstatistikte, bir elemanlar topluluğunun düzenlenmiş biçimi","example":null}]},"DİZGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ilkeye veya dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler, bilgiler, öğretiler bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir bütün oluşturacak biçimde birbirine bağlı ögelerin bütünü, manzume, sistem","example":null}]},"DİZGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleme","example":null}]},"DİZGİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemin uçlarına bağlanarak hayvanı yöneltmeye yarayan kayış","example":null}]},"DİZGİNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ata dizgin takmak veya atı yürütmek için dizginini oynatmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birinin aşırı davranışlarını önlemek","example":null}],"lemma":"dizginlemek"},"DİZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dize kadar batmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Dizini kullanarak bastırmak","example":null}],"lemma":"dizlemek"},"DİZLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dize kadar batmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Dizini kullanarak bastırmak","example":null}]},"DİZLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan geniş bir tür pantolon","example":null},{"pos":"n","definition":"İş önlüğü","example":null}]},"DİZMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düzenli bir duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yan yana veya üst üste sıralamak","example":"Odanın ortasına üç ayaklı masayı koymuş, etrafına sandalyeleri diziyordu."}]},"DİZMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basımevinde basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleme işiyle uğraşan kimse","example":null}]},"DİZYEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıcakölçerde santigradın onda biri","example":null}]},"DİZÜSTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi","example":"Yarın yola çıkıyoruz. Dizüstümü yanıma alıyorum. Raporlarım aksamayacak."},{"pos":"adv","definition":"Dizleri yere gelecek biçimde","example":null}]},"DİZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü","example":"İşte bütün eserlerini bir araya toplayacak olan bu dizinin başına yazılacak ön söz."},{"pos":"n","definition":"Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra","example":null}]},"DİZİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dizi durumunda sıralamak","example":null}],"lemma":"dizilemek"},"DİZİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söz zincirinde birbirini izleyen ve belli bir birim oluşturan ögeler birleşimi","example":null}]},"DİZİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kitaplık, belge vb. için düzenlenen belli bir bilginin veya belgenin bulunduğu yeri gösteren düzenli liste","example":null},{"pos":"n","definition":"Belli bir konuda çıkan kitap ve dergideki yazılarla ilişkiyi sağlayan ve ayrı bir kitap veya süreli yayın biçiminde çıkan eser","example":null}]},"DİZİNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dizinini yapmak","example":null}],"lemma":"dizinlemek"},"DİĞER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilinenden, sözü edilenden ayrı","example":null}]},"DİĞERKAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan (kimse)","example":null}]},"DİĞERİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Diğer bir kişi, herhangi bir kimse","example":null}]},"DİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri","example":"Dişleri dikkati çekecek aklıktaydı"},{"pos":"n","definition":"Çark, testere, tarak vb. çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri","example":"Çarkın dişleri tebessüm eder gibi tatlı bir ses çıkardı."}]},"DİŞBUDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zeytingillerden, kerestesi sert ve değerli bir ağaç","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu ağaçtan yapılmış","example":"Radyo, dişbudak etajer, kırk beş milimetre plak pikabı bile alamam."}]},"DİŞE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çene kemikleri içinde bulunan diş, diş etini deldikten sonra ağız boşluğuna doğru sivrilmek","example":null}],"lemma":"dişemek"},"DİŞEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çene kemikleri içinde bulunan diş, diş etini deldikten sonra ağız boşluğuna doğru sivrilmek","example":null}]},"DİŞEĞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşları yontmak için kullanılan dişli bir çeşit çekiç","example":null}]},"DİŞEĞİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dişeği ile değirmen taşı üzerinde diş yapmak, değirmen taşının dişlerini bilemek","example":null}],"lemma":"dişeğilemek"},"DİŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin bir parçasını ısırmak veya koparmak","example":"Bu elmayı kim dişledi?"}],"lemma":"dişlemek"},"DİŞLEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sözünü geçiren, istediğini yaptırabilen kimse","example":"Hacı Resul'e gelince, Çatalkaya'nın ve başka köylerin en dişlek kodamanıydı."},{"pos":"adj","definition":"Dişleri dışarıya doğru çıkık olan kimse","example":null}]},"DİŞLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin bir parçasını ısırmak veya koparmak","example":"Bu elmayı kim dişledi?"}]},"DİŞLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaya balığıgillerden, kayalık yerlerde yaşayan, çoğu koyu renkli küçük balık","example":null},{"pos":"n","definition":"Dişleri olan çark","example":null}]},"DİŞLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boksörlerin veya basketbolcuların bir karşılaşma sırasında dişleri ve dudakları arasına yerleştirdikleri kauçuk koruyucu","example":null}]},"DİŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erişkin dişi insan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Hayvan ve bitkilerin, erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş cinsi","example":null}]},"DİŞİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bazı dillerde dişi cinsten sayılan kelime","example":null}]},"DİŞİLLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı dillerde kelimelerin dişi cinsten sayılma durumu","example":null}]},"EBABİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çobanaldatangillerden, kanatları sivri, kuyruğu uzun bir kuş türü","example":null}]},"EBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri","example":null}]},"EBCET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap alfabesinin her harfi bir rakamı karşılayan ve anlamsız sekiz kelimeden oluşan değişik bir düzeni","example":null}]},"EBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Torunu olan kadın","example":null},{"pos":"n","definition":"Doğum işini yaptıran kadın","example":"Babam ebe bulmaya koştu."}]},"EBEDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sonu olmayan, hep kalacak olan, ölümsüz","example":"Geçtik hepimiz dörtnala cennet kapısından / Gördük ebedî; cetleri bir anda yakından!"}]},"EBEDİYEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiçbir zaman","example":null},{"pos":"adv","definition":"Sonsuz olarak, sonsuzluğa kadar","example":"Ebediyen sustuğuna ihtimal veremedim."}]},"EBEDİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sonu olmayan gelecek zaman","example":null}]},"EBELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oyunda ebe yapmak","example":null}],"lemma":"ebelemek"},"EBELEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oyunda ebe yapmak","example":null}]},"EBET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sonu olmayan gelecek zaman","example":null}]},"EBEVEYN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anne ve baba","example":"Ebeveynim çok bedbaht insanlardı."}]},"EBLEH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null}]},"EBONİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüz kısım kauçuğun otuz iki kısım kükürtle işlenmesinden elde edilen plastik madde","example":null}]},"EBRU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kâğıt süslemeciliğinde kitre, kola vb. yapıştırıcılarla yoğunlaştırılmış su üzerine, neft yağı ile sulandırılmış yağlı boya damlatılarak yapılan ve kâğıda geçirilen süs","example":null}]},"EBRULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ebru yaparak boyamak","example":null}],"lemma":"ebrulamak"},"EBRULU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzerine ebru yapılmış kâğıt, kumaş","example":null}]},"EBRULİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzerinde değişik renkler bulunan","example":null}]},"ECDAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Babanın veya annenin babası","example":null}]},"ECE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kral eşi veya krallığı yöneten kadın","example":null},{"pos":"n","definition":"Güzel kadın","example":"Dün Sirkeci istasyonunu görmeliydiniz, ecemiz geldi."}]},"ECEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayatın sonu; ölüm zamanı","example":"Vaktinize hazır olun / Ecel vardır gelir bir gün"}]},"ECNEBİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başka bir milletten olan, başka bir milletle ilgili olan kimse, bigâne, ecnebi","example":null}]},"ECZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kimyasal yollarla elde edilen, ilaç yapmaya yarayan veya sanayide türlü işlerde kullanılan maddelerin genel adı","example":null}]},"ECZANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlaçların yapıldığı ve satıldığı yer","example":null}]},"ECİNNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Masallara ve bazı inançlara göre, göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık","example":"Ben dünyada ecinni filan yoktur demez miydim?"}]},"ECİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para","example":null},{"pos":"n","definition":"Tanrı tarafından ödüllendirileceğine inanılan davranış","example":null}]},"EDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para vb. bir şey verme, ödemek işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü","example":"Gül kokusunda saf ve masum bir eda, yaseminde romantik bir sevda hisseder gibi olurum."}]},"EDAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek başına anlamı olmayan, sonuna geldiği sözle cümledeki diğer kelimeler arasında ilişki kuran kelime türü","example":null}]},"EDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük erkek kardeş","example":null}]},"EDEBİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Edebiyatla ilgili, edebiyata ilişkin","example":"Gazete idaresinde biriken edebî mecmuaların yapraklarını karıştırıyorum."}]},"EDEBİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi","example":null}]},"EDEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplum töresine uygun davranma","example":null},{"pos":"n","definition":"İyi ahlak; incelik; terbiye","example":null}]},"EDEPLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yadırganan, ayıplanan davranışlardan vazgeçmek, davranışlarına düzen vermek, ince ve terbiyeli olmak","example":null}],"lemma":"edeplenmek"},"EDEPLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Topluluk kurallarına uygun olarak davranan ve çevresini rahatsız etmeyen","example":null},{"pos":"adv","definition":"Ahlaka uygun bir biçimde","example":"İstanbul'daki patronun edepli bulmadığı yazı buydu."}]},"EDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı","example":"Fiyatı her ne ise derhâl tediye ederim."}]},"EDEVAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş için gerekli olan malzemelerin, parçaların tümü","example":"Taş binanın bir odasını mantarlardan, çivilerden ve balıkçı edevatından bir döşeme bürümüştü."}]},"EDNA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok aşağı, en alt düzeyde","example":"İlmin âlâsı da olur, ednası da!"}]},"EDVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Alaturka müzik kurallarını inceleyen eser","example":null}]},"EDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İş yapma","example":null},{"pos":"n","definition":"Yapılan iş","example":null}]},"EDİBANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Terbiyeli; nazik","example":null},{"pos":"adv","definition":"Edebiyatçıya yakışır biçimde","example":null}]},"EDİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumuşak ve renkli keçi derisinden yapılmış yarım konçlu bir tür ayakkabı","example":null},{"pos":"n","definition":"Kısa çizme","example":null}]},"EDİLGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkçede çoğu kez -il, bazen de -in- edilgen çatı ekleriyle kurulan, gerçek öznesi belli olmayan, sözde özne ile kullanılan fiil","example":null},{"pos":"adj","definition":"Etkileri alıcı durumunda olan","example":null}]},"EDİLGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dışarıdan gelip bir şeyde belli bir değişiklik yapan iş veya bu işin sonucu","example":null}]},"EDİLGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye karşı tepki göstermeyen ve hareket veya etkisi olmayan, başkasının etkisine katlanan","example":"Hiç kavgaya dönüşmemiş, edilgin bir dargınlıktı bu."},{"pos":"adj","definition":"Etkileri alıcı durumunda olan","example":null}]},"EDİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir durumu değiştirmek, bir sonuç elde etmek ya da herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma","example":null},{"pos":"n","definition":"Alacaklının isteyebileceği ve borçlunun yapmak zorunda olduğu davranış","example":null}]},"EDİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendini bir şeye sahip kılmak, kendine sağlamak, iktisap etmek","example":"Bu telefonu mağazadan edindim."}],"lemma":"edinmek"},"EDİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendini bir şeye sahip kılmak, kendine sağlamak, iktisap etmek","example":"Bu telefonu mağazadan edindim."}]},"EDİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Edinilen, kazanılan şey","example":null}]},"EDİNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Edinilen şey veya şeyler","example":null}]},"EDİNİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendini bir şeye sahip kılma","example":"Nasıl bir iş edinmeyi tasarladığını anlıyorum şimdi."}]},"EDİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilim, edebiyat, sanat alanında kitap yazan kimse","example":"Pek az hoşlandıklarım muhabirler, ediplerdir."}]},"EDİRNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"EDİTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayımlayıp satışını sağlayan kimse veya kuruluş; tabi","example":null},{"pos":"n","definition":"Yazıları yeniden düzenleyerek yayıma hazırlayan kimse","example":"Ben hem yazar hem de yazdıklarımın editörüydüm."}]},"EFDAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. nitelikleri çok olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yeğ tutulan, tercih edilen","example":null}]},"EFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük erkek kardeş","example":null},{"pos":"n","definition":"Balkanlarda çete savaşı yapan milis gücünde çarpışan kimse","example":null}]},"EFECE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Efe gibi, efeye yakışır biçimde","example":"Elini havada efece çevirip salınarak yürüdü."},{"pos":"adj","definition":"Efe gibi","example":null}]},"EFEKT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Radyo ve televizyon yayınlarında, tiyatro oyunlarında veya film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi","example":null}]},"EFEKTİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Peşin para","example":null},{"pos":"n","definition":"Banknot ve metal para","example":null}]},"EFELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karabuğdaygillerden, dere kıyılarında, sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen, çok yıllık ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki","example":null}]},"EFELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşı gelmek","example":null}],"lemma":"efelenmek"},"EFELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendine özgü namus kurallarını esas alıp toplum kurallarının dışına çıkarak zorbalık yapma","example":null}]},"EFEMİNE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kadınlara benzeyen veya kadınsı davranışlar içinde görünen, davranış ve kılık kıyafet bakımından kadına özenen erkek","example":null}]},"EFENDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kadının evlenmiş olduğu erkek","example":null},{"pos":"n","definition":"Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse","example":null}]},"EFKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş","example":null},{"pos":"n","definition":"Üzüntülü düşünce durumu","example":null}]},"EFKARLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü duymak, kaygılanmak, dertli duruma gelmek","example":"Cansev geçmişte olanları düşünüp efkarlanıyordu ."}],"lemma":"efkarlanmak"},"EFKARLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tasalanmış; tasalı; kaygılı","example":"Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."}]},"EFLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde gök cisimlerinin hareket ettiği sonsuz boşluk","example":null}]},"EFLATUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık mor renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Eflatun renginde olan","example":null}]},"EFLATUNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçekte var olmayan, düşte kalan, hep öyle kalması istenilen aşk, sevgi ve ilgi","example":"Kadını gayet ihtiyar bir adama nikâh ederler ve bu mecburi izdivaç tabiatıyla gayet eflatuni kalır."},{"pos":"n","definition":"Eflatun rengi","example":null}]},"EFOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma","example":null}]},"EFRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık","example":null},{"pos":"n","definition":"Orduda görev yapan erden generale kadar herkes","example":null}]},"EFRİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Yunan ve Roma yapılarında taban kirişi ile çatı arasında kalan, üzeri boydan boya kabartmalarla süslü bölüm","example":null}]},"EFSANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçeğe dayanmayan, asılsız söz, hikâye vb","example":"Hamdi'nin hayatına dair uydurulmuş efsanelerden birisi de onun müthiş bir aşk yüzünden bu hâle geldiğidir."},{"pos":"n","definition":"Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen hayalî hikâye","example":null}]},"EFSANEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Efsanelerde geçen, kendisi için efsaneler düzülen veya efsaneyi andırır nitelikte olan kimse, hayvan ya da yer","example":null}]},"EFSUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad","example":null}]},"EFSUNKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büyü gücü olan","example":null}]},"EFSUNLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek amacıyla yapılan gizli işlemler ile etki altına almaya veya aldırmaya çalışmak","example":null}],"lemma":"efsunlamak"},"EGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her türlü davranışından sorumlu kimse","example":null}]},"EGEMEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yönetimini hiçbir kısıtlama veya denetime bağlı olmaksızın sürdüren, bağımlı olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sözünü geçiren, üstünlük kazanan","example":null}]},"EGLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısa kır manzumesi; çoban türküsü","example":null}]},"EGO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge","example":null}]},"EGOTİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi benliğinin gelişimini, bütün davranışlarının ilkesi yapan kişinin niteliği","example":null}]},"EGOİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan","example":null}]},"EGOİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutma durumu","example":null}]},"EGZAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tende kızartı, kaşınma, sulanma, kabuk bağlama vb. doku bozukluklarıyla kendini gösteren ve bulaşıcı olmayan bir deri hastalığı","example":null}]},"EGZERSİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir spor dalında yapılan alıştırma veya hazırlık çalışması","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılan tekrar, temrin, talim, egzersiz)","example":"Sabahleyin balkonda nefes egzersizlerini ihmal etmez."}]},"EGZOGAMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlenecek kimsenin eşini kendi boy veya soyunun dışından seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi","example":null}]},"EGZOTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uzak, yabancı ülkelerle ilgili ya da bu ülkelerden getirilmiş","example":null}]},"EGZOTİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eserde uzak, yabancı ülkelerle ilgili olayları, kişileri, yöresel görüşleri yansıtma","example":null}]},"EGZOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Patlamalı veya tepkili motorlarda, yanmış gazların dışarıya atılmasından doğan gürültüyü önlemeye, azaltmaya yarayan araç","example":null},{"pos":"n","definition":"İçten yanmalı motorlarda yanan akaryakıtın gazı","example":"Büyük kentin yazın egzoz, kışın kalorifer dumanı kokan havasından..."}]},"EHEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok önemli","example":null}]},"EHLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanabilen hayvan","example":null}]},"EHLİDİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hoşgörüsü geniş, açık yürekli, güvenilir kimse","example":null}]},"EHLİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşıt sürücülerine ilgililerce verilen, araç kullanmada yeterli olmayı gösteren belge","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgi","example":null}]},"EHLİZEVK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel veya çirkin hükmünü verdiren duyguya sahip, zevkli kimse","example":null}]},"EHRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tepeleri ortak bir noktada birleşen, tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim","example":null},{"pos":"n","definition":"Mısır firavunlarının piramit biçimindeki mezarları","example":null}]},"EHVEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir başkasından daha çok beğenilip tercih edilen, üstün görülen","example":null}]},"EHİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işten anlayan, bir işi iyi yapan, bir işte yetkili olan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Sahipler, sahip çıkanlar","example":null}]},"EJDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü biçimlerde tasarlanan korkunç bir masal canavarı","example":"Otomobilimizi gören katırlar ejderha görmüşcesine kaçışıyorlar."},{"pos":"n","definition":"Büyük yılan","example":null}]},"EJDERHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü biçimlerde tasarlanan korkunç bir masal canavarı","example":"Otomobilimizi gören katırlar ejderha görmüşcesine kaçışıyorlar."}]},"EJEKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli hızla hareket eden bir akışkan yardımıyla, başka bir akışkanın boşalmasını sağlayan alet","example":null}]},"EKABİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyükler, devlet büyükleri, ileri gelenler","example":"Kaymakam beyin hemen arkasında kalan ekâbiri umursamadan sıtma doktoru da kalkmıştı."},{"pos":"n","definition":"Kendini beğenmiş kimse","example":"Senin gibi ekâbir bir adam bu tür haberlerin peşinde koşturmaz."}]},"EKE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş","example":null},{"pos":"n","definition":"Yaşı küçük olduğu hâlde sözleri ve davranışları büyükmüş gibi olan çocuk","example":null}]},"EKECEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane","example":null}]},"EKENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekime elverişli, ekilecek tarla veya yer","example":"Ekeneği, çayırları, alışverişi olan adamdır."}]},"EKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi ekle tamamlamak, katmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi ek olarak kullanmak","example":"Bu kumaşı örtüye eklemeli."}],"lemma":"eklemek"},"EKLEKTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Seçmeciliğe ilişkin","example":"Okurların bu eklektik bilgilerin temelini merak edip kitaplara başvuracağını umuyorlar."}]},"EKLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücut kemiklerinin uç uca veya kenar kenara gelip birleştiği yer","example":"Kırık mafsalda olmasaydı iyiydi, eklemin iyileşmesi biraz zaman alabili ve beklendiği üzere hareketlerinizi kısıtlayacak."}]},"EKLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi ekle tamamlamak, katmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi ek olarak kullanmak","example":"Bu kumaşı örtüye eklemeli."}]},"EKLEMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eklemle birleştirmek","example":null}],"lemma":"eklemlemek"},"EKLENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeye eklenmiş olan, ek durumunda bulunan parça","example":"Ondan öğrendiklerim, onun ufku, onun kadar olmasa da birkaç önemli eklenti dışında, bugün de tümüyle geçerlidir."}]},"EKLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçi krema ile doldurulmuş bir pasta türü","example":null}]},"EKLESİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üniversitelerde öğrencilerin ders seçme veya bırakma işlemi","example":null}]},"EKLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapışık, dolaşık, eklenmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Eki olan","example":null}]},"EKMEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek","example":"Sofradaki kuru ekmeğe ve birazcık çorbaya baktı ve bugünkü rızkımız da buymuş diyerek yemeye başladı."},{"pos":"n","definition":"Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek","example":"Ah mübarek nimet, sana evvelden nanıaziz derlerdi."}]},"EKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, aksiseda, inikâs, akis","example":null}]},"EKOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bilim ve sanat kolunda ayrı nitelik ve özellikleri bulunan yöntem veya akım","example":null}]},"EKOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlıların hem kendi aralarındaki hem de çevreleriyle olan ilişkilerini tek tek veya birlikte inceleyen bilim dalı ile uğraşan kimse","example":null}]},"EKOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlıların hem kendi aralarındaki hem de çevreleriyle olan ilişkilerini tek tek veya birlikte inceleyen bilim dalı","example":"Ekoloji o günden bugüne karşı karşıya kaldığı tehlikenin büyümesi ile orantılı bir boyutta gelişti, bir bilim hâlini aldı."}]},"EKOLOJİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ekolojiyle ilgili olan","example":null}]},"EKONOMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütününü inceleyen bilim dalı","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü","example":"Almanya akılalmaz bir çabuklukla yeniden kalkındı, ekonomisini çelikleştirdi, parasını altın yaptı."}]},"EKONOMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ekonomi ile ilgili olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Az masraflı, kazançlı, bütçeye uygun","example":null}]},"EKOSE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çeşitli renk ve büyüklükteki karelerden oluşan desen veya kumaş","example":null}]},"EKRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göstericiden çıkan görüntülerin üzerinde yansıdığı, sinema filminin oynatıldığı yüzey","example":null},{"pos":"n","definition":"Üzerine bir cismin ışık yoluyla görüntüsü düşürülen, saydam olmayan düz yüzey; görüntülük","example":null}]},"EKSELANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bakanlık ve elçilikten başlayarak cumhurbaşkanlığına kadar yükselen, yüksek makam sahibi yabancılara verilen şeref unvanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu unvanı taşıyan kimse","example":null}]},"EKSEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi","example":null},{"pos":"n","definition":"Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru","example":null}]},"EKSER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük çivi","example":null}]},"EKSERİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Genel olarak, büyük bir sayı üstünlüğüyle","example":null}]},"EKSERİYA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Genel olarak, büyük bir sayı üstünlüğüyle","example":null}]},"EKSPER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı çözümlemek için kendisine başvurulan kimse; uzman; ehlihibre; ehlivukuf","example":null}]},"EKSPOZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere sunulan bildiri özeti","example":null}]},"EKSPRES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnız belirli duraklarda duran, büyük iskelelere uğrayan tren, otobüs veya gemi","example":"Paris'e ekspres sabah altı buçukta hareket ediyordu."},{"pos":"adj","definition":"Özel ulak posta","example":null}]},"EKSTRA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"En iyi, üstün nitelikli tür","example":null},{"pos":"adv","definition":"Fazladan, alışılan ve gerekenden başka; ek olarak","example":"Ekstra yatak ücreti almadılar."}]},"EKSTRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Hesap özeti veya dökümü","example":null}]},"EKSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıfırdan küçük, önünde eksi işareti bulunan sayı; nakıs","example":null},{"pos":"n","definition":"Çıkarma işleminde - işaretinin adı","example":null}]},"EKSİBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgârların yığdığı kum tepesi","example":null}]},"EKSİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İhtiyaç duyulan şey","example":"Aynı zamanda, eski dönem edebiyatımızın sohbet ve mülakat türlerinde boşluk olan eksiğini tamamlıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Bir bölümü olmayan, noksan","example":"Bu kitap eksik, baş tarafı yok."}]},"EKSİL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma gelmek","example":"Doktorun eksilmeyen güleçliğini, cana yakınlığını maske sanıyor."},{"pos":"v","definition":"Bulunmamak, var olmamak, rastlanmamak","example":"Bu dağdan kar eksilmez."}],"lemma":"eksilmek"},"EKSİLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma gelmek","example":"Doktorun eksilmeyen güleçliğini, cana yakınlığını maske sanıyor."},{"pos":"v","definition":"Bulunmamak, var olmamak, rastlanmamak","example":"Bu dağdan kar eksilmez."}]},"EKSİLTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anlatımda kolaylık sağlamak üzere bir kelimedeki eklerin veya bir cümledeki kelimelerin azaltılarak kullanılması olayı","example":null}]},"EKSİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Negatif elektrikle yüklü iyon","example":null}]},"EKTODERM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinir sistemini ve duygu organlarını oluşturan, embriyonun dış yüzünü örten tabaka","example":null}]},"EKVADOR":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Güney Amerika'da bir ülke; başkenti Kito.","example":null}]},"EKVATOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fındık, ceviz vb. meyvelerin ölçümünde kullanılan bir birim","example":null}]},"EKÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avrupa Birliği'nin ortak para birimi; ekü","example":null}]},"EKÜRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı at sahibine veya at ortaklığı bulunan kişilere ait olan, aynı koşuya katılan atlar","example":null}]},"EKİLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ekilmiş olan","example":null}]},"EKİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın otuz bir gün süren, onuncu ayı","example":null},{"pos":"n","definition":"Ekme işi","example":"Ekim biçim işlerini tamamıyla kadınlara bırakmışlardı."}]},"EKİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya kadar aldığı durum","example":"Yağmur vaktinde ve yeterince yağmalı; ekinlere kına, pancarlara kurt düşmemeli."}]},"EKİNOKOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etoburların gelişmiş dönemlerinde bağırsaklarında yaşayan tenya türü","example":null}]},"EKİNOKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gece ile gündüzün eşit uzunlukta olması","example":null}]},"EKİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekilen şey","example":null}]},"EKİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birlikte çalışan kişilerden oluşan topluluk","example":"Kurtarma ekibi yola çıktı."}]},"EKİPMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman","example":"Aramızda ekipler kuracağız, maçlar yapacağız, oyunlar oynayacağız."}]},"EKİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücuda herhangi bir işlevi yerine getirmesi için yerleştirilen doku parçası, alet vb","example":null}]},"EKŞİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yakışık almayan, uygunsuz, çirkin, münasebetsiz tavır, hâl vb.","example":null},{"pos":"v","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, bu duruma düşmek","example":null}]},"EKŞİMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, bu duruma düşmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Küskünlüğünü, bir şeye sıkıldığını, keyifsizliğini anlatacak biçimde yüzünü buruşturmak","example":null}]},"EKŞİMSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tadı acımtırak, ekşi olan meyve","example":"Gerçi hiç renk vermiyor fakat içinde tiksintiyle karışık ekşimsi bir duygu..."},{"pos":"adj","definition":"Tadı ekşiyi andıran","example":null}]},"EKŞİMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağı alınmış süt veya yoğurdun kaynatılmasıyla elde edilen bir çeşit peynir","example":null}]},"ELA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ela renginde olan","example":"Ela gözlerini sevdiğim dilber / Seni görmeyeli göresim geldi"},{"pos":"n","definition":"Gözde sarıya çalan kestane rengi","example":null}]},"ELAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Şu anda, içinde bulunduğumuz zamanda","example":null}]},"ELASTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan","example":null}]},"ELASTİKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan","example":null}]},"ELAZIĞ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"ELBET":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Her hâlde, şüphesiz, kuşkusuz, tabii","example":null}]},"ELBETTE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Her hâlde, şüphesiz, kuşkusuz, tabii","example":null}]},"ELBİSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşanılacak, giyilecek şey","example":null}]},"ELDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çarpma ve toplama işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan sayı","example":null}]},"ELDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Aracısız olarak","example":"Atanma yazımı elden aldım, gidiyorum."},{"pos":"adv","definition":"Birinin aracılığıyla","example":null}]},"ELDİVEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dış etkilerden korumak için ele giyilen kumaş, deri veya kauçuktan yapılan el giysisi","example":null}]},"ELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elekten geçirerek ayıklamak; yarışmada dışarıda bırakmak (elemek)","example":"Unu ele, sonra hamuru yoğur."}]},"ELEBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötü, olumsuz iş veya hareketlerde önder olan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Oyunda arkadaşlarına baş olan çocuk","example":null}]},"ELEJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçli, acıklı yakarışları, yakınmaları ve melankolik duyguları anlatan şiir","example":"Salih Zeki Aktay 'Elejiler' başlıklı şiirler yazdı."}]},"ELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taneli veya un gibi toz durumunda olan şeyleri yabancı maddelerden ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak için kullanılan, tahta bir kasnak ve tek tarafa gerilmiş, gözenekli tel, kıl, bez ve benzerinden oluşan araç","example":"Evden bir elek getirilecek, eleğin kenarına bir sopa konup kaldırılacak."}]},"ELEKLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keçi kılından veya at yelesinden yapılmış iplikle dokunan ve sanayide bazı sıvıları süzmekte kullanılan özel dokuma türü","example":null}]},"ELEKTRO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalp hareketlerini kaydetme yöntemi","example":null}]},"ELEKTRON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün atomlarda bulunan negatif yüke sahip temel parçacık","example":null}]},"ELEKTROT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir elektrolitin içine daldırılan iki iletken çubuktan her biri, bunların artısına (pozitifine) anot, eksisine (negatifine) katot denir","example":null}]},"ELEKTRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işık, ısı ve hareket elde etmekte kullanılan enerji","example":"Fırtınada elektrik kesildi."}]},"ELELE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Birbirinin elini tutarak","example":null}]},"ELEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği","example":null}]},"ELEMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir toplulukta çalışan insanların her biri","example":"Kızı sizin elemanınız sanmışlar öyle mi?"}]},"ELEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elek yardımıyla ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak","example":"İşte deniz suyunun tuzunu eleyip çölü sulayıp kazanılan meralar."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin içinden, işe yaramayan, gereksiz veya istenmeyen taneleri ayırıp çıkarmak, temizlemek","example":"Yemek hazırlarken, kırık pirinç tanelerini seçmek çok önemlidir, çünkü bunlar yemeğin lezzetini bozabilir."}]},"ELEMENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kimyasal çözümlemeyle ayrıştırılamayan veya bireşim yoluyla elde edilemeyen madde","example":null}]},"ELEMGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çile durumundaki ipliği yumak yapmak veya masuraya sarmak için kullanılan ve bir eksen üzerinde dönen araç","example":"Bu rutubetli mahzenin loş serinliği içine elemgelerini kurmuşlar, iplik eğiriyorlar."}]},"ELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sınavda başarısız sayılmak","example":"İstekliler birer birer elenince en heveslisi ile karşı karşıya kaldı."},{"pos":"v","definition":"Yarışma dışı kalmak, yarışmadan çıkarılmak","example":null}],"lemma":"elenmek"},"ELENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sınavda başarısız sayılmak","example":"İstekliler birer birer elenince en heveslisi ile karşı karşıya kaldı."},{"pos":"v","definition":"Yarışma dışı kalmak, yarışmadan çıkarılmak","example":null}]},"ELENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arpa, buğday ve benzerinin kalburdan geçirilmiş bölümü","example":null}]},"ELEZER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkalarına acı çektirmekten zevk duyan (kimse)","example":null},{"pos":"adj","definition":"Başkalarına acı çektirmekten zevk duyan kimse","example":null}]},"ELEŞTİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir düşünceyi, bir eseri, bir yargıyı inceleyerek doğruluk veya yanlışlığını ortaya çıkarmak ve gerçek değerini belirtmek, tenkit etmek","example":"Sözlerinden dolayı ailesi onu çok eleştirdi."}],"lemma":"eleştirmek"},"ELEŞTİRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi","example":"Fırkacılık, karşıya sövüp saymadan çamur atmadan çok önce hatta karşıyı eleştiriden önce, kendi ilke ve amaçlarını, uygulama yöntemlerini anlatmak olmalıydı."},{"pos":"n","definition":"Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle sağlamak ve değerlendirmek amacıyla yazılan yazı türü","example":null}]},"ELGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başka bir milletten olan, başka bir milletle ilgili olan kimse, bigâne, ecnebi","example":null}]},"ELHAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gerçekten; hiç şüphesiz; doğrusu","example":"Eh bizim manikürler elhak iyi işlemiş ve intikamım centilmence alınmıştı."}]},"ELHASIL":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kısa söylemek gerekirse, özetle","example":null}]},"ELKIZI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın eş","example":null},{"pos":"n","definition":"Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın","example":null}]},"ELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elle dokunmak veya elle karıştırarak bakmak","example":null}],"lemma":"ellemek"},"ELLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elle dokunmak veya elle karıştırarak bakmak","example":null}]},"ELLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırk dokuzdan sonra gelen sayının adı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Beş kere on; kırk dokuzdan bir artık","example":null}]},"ELLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dış etkilerden korumak için ele giyilen kumaş, deri veya kauçuktan yapılan el giysisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Yelken dikenlerin kullandığı, madenî yüksüğü olan meşin eldiven","example":null}]},"ELLİLİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Elli yaşında olan","example":"Ellilik bir kadının elinde kocaman bir çanta ile geldiğini gördük."},{"pos":"adj","definition":"İçinde elli tane bulunan","example":null}]},"ELLİNCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ellinin sıra sıfatı, sırada kırk dokuzuncudan sonra gelen","example":null}]},"ELLİŞER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Elli sıfatının üleştirme biçimi, her defasında ellisi bir arada olan, her birine elli","example":null},{"pos":"adj","definition":"Her birine elli, her defasında ellisi bir arada olan","example":null}]},"ELMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağacın kabuğu parlak, sert, kırmızı, sarı ve yeşil renkte, kokusu hoş, tadı ekşi veya tatlı, dokusu gevrek, ufak çekirdekli meyvesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, çiçekleri pembe veya beyaz bir ağaç","example":null}]},"ELMABAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dalgıç kuşlarından, başında kara tüylerden bir tepelik bulunan, sazlık göllerde yaşayan bir kuş","example":null}]},"ELMACIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzün yanakla göz arasında bulunan, az çok çıkıntılı bölümü","example":null}]},"ELMALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elma bahçesi","example":null}]},"ELMAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mücevher olarak kullanılan, saydam, değerli taş","example":"Bazı nadir inciler, elmaslar vardır ki onların biri yalnız saltanat tacı olabilir."},{"pos":"n","definition":"Yerin derinliklerinde bulunan, billurlaşmış arı karbon","example":null}]},"ELMASİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dondurulmuş meyve suyundan yapılan bir tür pelte","example":null}]},"ELMEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayarlar veya bir ağ içindeki belli gönderim merkezleri arasında elektronik bilgi iletişimi","example":"Yıllar sonra elektronik posta mesajları teati ederek barıştık."}]},"ELOĞLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kadının evlenmiş olduğu erkek","example":null},{"pos":"n","definition":"Yabancı, yerli halktan olmayan kimse, yakınların dışında kalan kimse","example":"Eloğlunun keyfinin kâhyası değiliz."}]},"ELTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kardeş eşlerinden her birinin ötekine göre adı","example":"Sana derim, güzel eltim, sen bu kızına tez vakitte nikâh koy!"}]},"ELVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum","example":null},{"pos":"adj","definition":"Türlü renklerden olan","example":null}]},"ELVER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uygun gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak, yeter olmak","example":null}],"lemma":"elvermek"},"ELVERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uygun gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak, yeter olmak","example":null}]},"ELYAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle iplik durumuna getirilebilir lifli maddeler","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu maddeden yapılmış","example":null}]},"ELZEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok gerekli; vazgeçilmez","example":"Hükmün muteber olması için ittifakla alınması elzemdir."}]},"ELÇEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelinin elinin içine kına yakılmasından sonra giydiği, kumaştan yapılmış bir tür eldiven","example":null}]},"ELÇİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devleti başka bir devletin yanında temsil eden görevli","example":"Elçi, kralın mektubunu getirdi."}]},"ELÇİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir defada ele alınabilecek kadar az olan nesne","example":null},{"pos":"n","definition":"Tutam; bir demet; bir parça","example":null}]},"ELÖPEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kertenkelelerden, uzun vücutlu, sivri kuyruklu, çevik, böcekçil, küçük sürüngen hayvan","example":null}]},"ELİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap alfabesinin ilk harfinin adı","example":null}]},"ELİFBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle Araplar tarafından kullanılan, sağdan sola doğru yazılan alfabe","example":"Bu elifbada Türk'ün tek bir harfi yoktur."}]},"ELİFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bantlarla süslenmiş","example":"Başında elifî taç vardı, pek güzel, pek ışıklı bir taçtı bu."}]},"ELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boynuzlugiller familyasından, ufak sürüler halinde yaşayan, çok çevik bir antilop türü","example":null}]},"ELİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acınacak; acıklı","example":null}]},"ELİNDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yüzünden; -den dolayı","example":null}]},"ELİPS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün noktalarının odak denilen belirli iki ayrı noktaya olan uzaklıklarının toplamı birbirine denk olan kapalı eğri; oval","example":null},{"pos":"n","definition":"Anlatımda kolaylık sağlamak üzere bir kelimedeki eklerin veya bir cümledeki kelimelerin azaltılarak kullanılması olayı","example":null}]},"ELİPSOİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir elipsin kendi ekseni etrafında döndürülmesiyle oluşan cismin biçimi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Elipse benzeyen","example":null}]},"ELİPTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Elips ile ilgili, elips biçiminde olan","example":null}]},"ELİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan; üstün; güzide; mutena","example":null}]},"ELİYLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Aracı olarak, bağlantı kurarak","example":"Gelsin de malım, isterse satışı hırsızının eliyle olsun."}]},"EMANET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık","example":"Allah emanetini alsın da kurtulayım."},{"pos":"n","definition":"Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb.","example":null}]},"EMANETEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Emanet olarak","example":null}]},"EMARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, belirti","example":null}]},"EMARECİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük iz, ufak belirti","example":"Yazışlarda dostluğun içyüzünden bir emarecik bile yok."}]},"EMARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke","example":null}]},"EMAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila","example":null}]},"EMAYE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzeri emayla kaplanmış olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Fotoğrafçılıkta ışığa karşı hassas malzeme","example":null}]},"EMAYLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Emayla kaplamak","example":null}],"lemma":"emaylamak"},"EMBESİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null}]},"EMBOLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atardamar kanının pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma","example":null}]},"EMBRİYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Döllenmiş yumurtacığın gelişmeye başladığı andan dölüt olmasına kadar geçen süredeki adı","example":null}]},"EMCEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yavrularını emzirmek için, memelilerin göğsünde türlü biçim ve sayıda bulunan ve meme başı denilen çıkıntıları olan organ, bicik, emcek, emcik","example":null}]},"EMCİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yavrularını emzirmek için, memelilerin göğsünde türlü biçim ve sayıda bulunan ve meme başı denilen çıkıntıları olan organ, bicik, emcek, emcik","example":null}]},"EMEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü","example":"Bu işte benim de emeğim vardır"},{"pos":"n","definition":"İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci, say","example":"Bu iş çok himmet ister."}]},"EMEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dizler ve eller üzerinde yürümek","example":"Bebek altı aylıkken emekliyordu ."},{"pos":"v","definition":"Bir işe yeni başlarken deneyimsizlikten ötürü acemilik geçirmek","example":null}],"lemma":"emeklemek"},"EMEKLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan kimse","example":"Emeklilikten evvel aslan gibi olan bir adam, genç yaşında tekaüt edilirse sönüveriyor."},{"pos":"adj","definition":"Emek harcanarak elde edilen, zor, eziyetli","example":null}]},"EMEKTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir görevde uzun süre kalıp o işe emeği geçmiş olan kimse","example":null}]},"EMEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek","example":"Bu emele vasıl olmak için bütün gayretimi sarf edeceğim, elimden geleni yapacağım."}]},"EMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çukur, bağ çubuğu, ağaç veya sebze dikmek için açılan çukur","example":null}]},"EMEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su ve kara yosunlarının, kökü andıran tutunma organı","example":null}]},"EMLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ev, arsa, bahçe vb. taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı, taşınmazlar, gayrimenkul","example":"Eline geçen serveti emlake yatırıyordu."}]},"EMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İlaç sürmek; ilaç vermek","example":null}],"lemma":"emlemek"},"EMLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İlaç sürmek; ilaç vermek","example":null}]},"EMLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zamanından daha geç doğan kuzu veya oğlak","example":null},{"pos":"n","definition":"Emme döneminde olan çocuk","example":"Koç yiğidin yanında olur yazısı / Ananın babanın emlik kuzusu"}]},"EMME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir madde emerek içine çekme","example":null},{"pos":"n","definition":"Petrol ile ilgili işlemlerde bir akışkanın çekilişi","example":null}]},"EMMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sıvıyı ya da gazı içine almak, içine çekmek","example":"Hava temizleyicinin filtresi, odadaki kirli havayı massetmek için tasarlanmıştı."},{"pos":"v","definition":"Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi dudakları yapıştırıp kuvvetlice içine çekmek","example":"Çanağımdaki köpüklü sütü emer gibi içeceğim."}]},"EMMEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt","example":null}]},"EMMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Babanın erkek kardeşi","example":null}]},"EMNİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Güven duyma, güveni olma","example":"Bu kilide emniyet olmaz"}]},"EMPATİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı duyguları paylaşma","example":"Küçük çocuk şirin hareketleriyle herkeste sempati uyandırmıştı."},{"pos":"n","definition":"Kendini duygu ve düşüncede bir başkasının yerine koyabilme","example":"Onun yaşadığı zorlukları anlıyor ve derinden sempati duyuyordum."}]},"EMPOZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zorla benimsetilmiş, kabul ettirilmiş olan","example":null}]},"EMPRİME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değişik renkte boya kullanılarak kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu işleme uğratılan ipekli, yünlü vb. kumaş","example":null}]},"EMRAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu","example":null}]},"EMRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üst düzeyde bulunan biri, bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını kesin olarak söylemek","example":"Bunu böyle istiyorum ve böyle emrediyorum."}],"lemma":"emretmek"},"EMRETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üst düzeyde bulunan biri, bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını kesin olarak söylemek","example":"Bunu böyle istiyorum ve böyle emrediyorum."}]},"EMREYLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üst düzeyde bulunan biri, bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını kesin olarak söylemek","example":"Bunu böyle istiyorum ve böyle emrediyorum."}],"lemma":"emreylemek"},"EMRİHAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi","example":null}]},"EMRİVAKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkasına karışma fırsatı vermeden bir işi aceleye ve kargaşalığa getirip sonuca bağlama","example":null}]},"EMSAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir niceliğin kaç katı alındığını gösteren sayı","example":null},{"pos":"n","definition":"Aynı yaşta olan kimselerden her biri","example":null}]},"EMTİA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, tüccar malı","example":null}]},"EMVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mallar, para ile alınan şeyler","example":null}]},"EMZİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süt çocuklarını oyalamak için ağızlarına verilen kauçuk meme","example":"Parkta daldılar dedikoduya / Dün kaldıkları yerden devam ettiler / Yavrular da birbirlerine / Emziklerini ikram ettiler"},{"pos":"n","definition":"Zararını azaltmak amacıyla içilirken sigaranın takıldığı ahşap, plastik vb. maddelerden yapılmış araç","example":null}]},"EMZİKLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Memede çocuğu olan kadın","example":"Vapuru dolduran emzikli annelerin yüzlerine dikkatle bakarak saadetlerine imrendi."},{"pos":"adj","definition":"Emziği olan","example":null}]},"EMZİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kadın veya dişi hayvan, memesindeki sütü yavruya vermek","example":"Öğleden sonraları bebeği emzirmek için bir koşu eve gidiyor ve hep o zalimce dokunaklı sahneyle karşılaşıyordu."}],"lemma":"emzirmek"},"EMZİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kadın veya dişi hayvan, memesindeki sütü yavruya vermek","example":"Öğleden sonraları bebeği emzirmek için bir koşu eve gidiyor ve hep o zalimce dokunaklı sahneyle karşılaşıyordu."}]},"EMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar","example":null},{"pos":"n","definition":"Emmekten çürüyen yer; emme izi","example":null}]},"EMİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şüphesi olmayan","example":"Pek büyük bir serveti olduğundan emin idiler."},{"pos":"adj","definition":"Tehlikesi olmayan, korku vermeyen","example":"Bu yol pek emin değil"}]},"EMİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Askerlere, izcilere, öğrencilere beden eğitimi çalışmalarında veya bir tören sırasında bir durumdan başka bir duruma geçmeleri için verilen buyruk","example":null}]},"EMİRBER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Teğmen ve yukarısı üst düzey subayların hizmetinde bulunan er","example":"Bir gün yengem emir eriyle bir tencere yemek gönderdi."}]},"EMİRNAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılı buyruk","example":"Kaptanlar böyle bir seyahate çıkmak için bir de emirname istiyorlardı."}]},"EMİSYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıkarma, dışarıya atma","example":null},{"pos":"n","definition":"Devletçe para, senet ve tahvil çıkarma, piyasaya sürme","example":null}]},"EMİŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı olarak emmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Sağılmadan önce koyunların kuzular tarafından gizlice emilmesi","example":null}],"lemma":"emişmek"},"EMİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı olarak emmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Sağılmadan önce koyunların kuzular tarafından gizlice emilmesi","example":null}]},"ENAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta olan insan topluluğu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bazı ayet ve sureleri içeren dua kitabı","example":null}]},"ENANİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutma durumu","example":null}]},"ENAYİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fazla bön, avanak, et kafalı, budala","example":"İyice buldum kafayı, sen daha bulmadıysan enayisin."}]},"ENBERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gök cisminin yörüngesi boyunca, etrafında dolandığı merkezî cisme en yakın olduğu nokta","example":null}]},"ENBİYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nebiler, kendilerine kitap indirilmemiş peygamberler","example":null}]},"ENCAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiilin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunduğu zamandan sonraya ait olması","example":null},{"pos":"n","definition":"Son; işin sonu","example":"Nereye varır bu işin encamı?"}]},"ENCAMENA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Çad ülkesinin başkenti.","example":null}]},"ENCÜMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir konuyu ele almak amacıyla bir kurul içinden birkaç kişi seçilerek oluşturulan kurul","example":"Nadir eserleri kopya etmek üzere encümenin kararı ile Fransa'ya gönderildim."}]},"ENDAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun yapısı bakımından biçimi","example":"Yıldız'a sezdirmeden genç kızın endamına bakakaldı."}]},"ENDAZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü","example":null},{"pos":"n","definition":"65 cm boyunda bir uzunluk ölçüsü","example":"Birader bir ağızlık kullanıyor, nah, asgari bir endaze boyunda..."}]},"ENDAZELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Endaze ile ölçmek","example":null}],"lemma":"endazelemek"},"ENDEKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gelişimi gösteren nicelikler veya değerler arasındaki ilişki","example":null}]},"ENDEKSLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Endekse bağlamak","example":null}],"lemma":"endekslemek"},"ENDEMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sadece bir bölgede yetişen","example":null}]},"ENDER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok az; çok seyrek","example":"Ender fırsatlarla gittiğim bu salaşın içi bana pek sempatik gelirdi."},{"pos":"adv","definition":"Çok seyrek olarak, çok seyrek bir biçimde","example":"Gözleri, ender görülen bir acıyla gölgelendi."}]},"ENDERUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saraylarda harem ve hazine dairelerinin bulunduğu yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Büyük sarayların iç bölümü","example":null}]},"ENDODERM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirim ve solunum kanallarının iç yüzlerini ve karaciğerin, pankreasın içini örten tabaka","example":null},{"pos":"n","definition":"Bitkilerin kök, sap ve yapraklarında kabuğun iç bölümü","example":null}]},"ENDOGAMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlenecek kimsenin eşini, kendi boy veya soyu içinden seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi","example":null}]},"ENDOKRİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücuttaki salgı bezlerinin doğrudan doğruya kana karışacak yolda çıkardıkları salgı","example":null}]},"ENDOSKOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan vücudunun herhangi bir boşluğunu, muayeneyi kolaylaştırmak için aydınlatıp görünür duruma getiren alet","example":null}]},"ENDÜSTRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü","example":"Roman, basın endüstrisinin tüketime sürdüğü bir mal niteliğindedir."}]},"ENDİREKT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğrudan olmayan; dolaylı","example":null}]},"ENDİŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş","example":null},{"pos":"n","definition":"Üzüntülü düşünce durumu","example":"Geçmişin hatıraları ona korku veriyor, geleceğe dair endişeler içinde kayboluyordu."}]},"ENE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üreme organlarını ameliyatla döl veremez duruma getirmek","example":null}],"lemma":"enemek"},"ENEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Enenmiş, burulmuş, erkekliği giderilmiş","example":null}]},"ENEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üreme organlarını ameliyatla döl veremez duruma getirmek","example":null}]},"ENEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Erkekliği giderilmek","example":null}],"lemma":"enenmek"},"ENENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Erkekliği giderilmek","example":null}]},"ENERJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç","example":"Isıl enerji. Elektrik enerjisi. Mekanik enerji."},{"pos":"n","definition":"Manevi güç","example":"Size yaşamak enerjisini verecek kitaplar tavsiye ederim."}]},"ENERJİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güçlü ve hareketli, aktif","example":"Eğer onun, hadisenin bastırılması yolunda enerjik davranışları olmasaydı belki de daha feci şeyler olacaktı."},{"pos":"adj","definition":"Davranışlarında kararlarını kesinlikle uygulayan","example":null}]},"ENEZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok zayıf ve güçsüz","example":null}]},"ENEZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok zayıf ve güçsüz","example":null}]},"ENFES":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok güzel; en güzel","example":"Eline sağlık, ağacığım, sütlaç enfesti."}]},"ENFRARUJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işık tayfında kırmızı alanın ötesindeki alanda yayılmış ısı ışınlarından oluşan, gözle görülmeyen ışınım","example":null}]},"ENFÜSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesnelerin gerçeğine değil, ferdin düşünce ve duygularına dayanan; öznel","example":null}]},"ENFİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çürütülmüş tütünden yapılan ve burna çekilen keyif verici toz","example":null},{"pos":"n","definition":"Burna çekilmek için hazırlanmış toz ilaç","example":null}]},"ENGEBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış güçlerin etkisiyle oluşan, yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü","example":"Anadolunun engebeliğini gösteren bir harta"}]},"ENGEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini ya da yapılmasını önleyen sebep ya da şey","example":"O tehlikeli planın başarılı olmasını engelleyen köstek, her zaman beklenmedik bir şekilde ortaya çıkıyordu."},{"pos":"n","definition":"Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken, çerçeve ile tabandan kurulu tahta düzenek","example":null}]},"ENGELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek","example":"O kadar çabaya uğraşa rağmen yine aynı engel geldi karşıma dikildi."},{"pos":"v","definition":"Güreşte hasmı çaprazda sürerken düşürmek için ayağına basmak veya topuğuna ayak takmak","example":"Ayağına basarak hareketini engelledi ."}],"lemma":"engellemek"},"ENGEREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Engerekgillerden, başı üç köşeli, rengi kara veya karaya yakın, taşlık ve güneşli yerlerde yaşayan, zehirli bir yılan","example":null}]},"ENGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uçsuz bucaksız, çok geniş","example":"Engin denize baktı."}]},"ENGİNAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden çok yıllık, dikenli bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin sebze olarak tüketilen, iri, yuvarlak, yeşil çiçeği","example":null}]},"ENJEKTE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Enjekte etmek: iğneyle vücuda sıvı vermek","example":null}]},"ENJEKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaslar veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek için kullanılan bir tür pompa, araç","example":"Hemşire, ilacı şırınga ile hastanın koluna enjekte etti."}]},"ENKAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıkılan bir şeyin parçaları, kalıntıları","example":null}]},"ENLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağı üzerinde herhangi bir noktadan geçen paralel ile Ekvator arasındaki yay parçasının açısal değeri","example":null}]},"ENSAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti Muhammed'e hicret zamanında yardım eden Medineliler","example":null}]},"ENSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boynun arkası","example":null}]},"ENSELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaçan veya saklanan birini yakalamak","example":"Polisim de hırsızı enselemek istiyorum."}],"lemma":"enselemek"},"ENSEST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aile içi yasak ilişki","example":null}]},"ENSTİTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir üniversiteye bağlı veya bağımsız bir kuruluş olarak genellikle araştırma yapan ve bazı durumlarda öğretime de yer veren eğitim kurumu","example":"Türkiyat Enstitüsü. Gönül, daha birçoklarının bu enstitüde kabiliyetlerini bilemesini istiyor."}]},"ENSÜLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pankreas tarafından salgılanan, kanda şeker oranını ayarlayan, birçok hücre için büyüme faktörü olarak görev yapan, protein yapılı bir hormon","example":null}]},"ENTARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle tek parçalı kadın giyeceği","example":"Önünden düğmeli bir entari, şimdi gibi gözlerimin önünde."},{"pos":"n","definition":"Erkeklerin giydiği uzun, düz üstlük","example":null}]},"ENTEGRE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir bütünü, bir grubu oluşturan","example":null}]},"ENTEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sahte aydın","example":"Gençlerin bazıları entellerle birlikte olmaktan gurur duyduklarını söylüyorlar."},{"pos":"adj","definition":"Entelektüel olmaya özenen ancak bunun için gerekli olan niteliği kazanmamış kimse","example":null}]},"ENTERFON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İç telefon donanımı","example":null}]},"ENTERNE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gözaltında olan","example":null}]},"ENTERTİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli tekniklerden yararlanarak sözcük, satır, başlık, kimi durumlarda sayfaları blok durumunda döken makine","example":null}]},"ENTROPİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstatistik kurallarına göre yönlendirilen bir haber kaynağının haber içeriklerinin oranı","example":null}]},"ENTRİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen","example":null}]},"ENTİMEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir veya birden çok öncülü, önceden bilindiği varsayılarak kaldırılmış olan tasımsal çıkarım","example":"Çocuk! Büyüklerin işine karışma! sözü bir entimemdir çünkü çocuklar büyüklerin işine karışmamalı; sen de çocuksun; şu hâlde sen de karışma değerindedir."}]},"ENVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri","example":null}]},"ENVANTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ticaret kuruluşunun para, mal ve diğer varlıklarıyla genel olarak borçlu ve alacaklı durumlarını, nicelikleri ve değerleriyle ayrıntılı olarak gösterme","example":null},{"pos":"n","definition":"Mal ve değerlere ait döküm","example":null}]},"ENZİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimyasal tepkimeye sebep olan ve onu hızlandıran, eriyebilir organik madde","example":null}]},"ENÖTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift yıldızlarda, yoldaşın başyıldıza göre çizdiği bağlı yörüngenin, başyıldıza en yakın noktası","example":null}]},"ENİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız","example":"Evliyim ya, üç de enik var arkamda."},{"pos":"n","definition":"Kedi, köpek vb. çok memeli hayvanların yavrusu","example":"Köyün mezbelesinde, köpek enikleriyle insan yavruları birbirine karışmış, oynaşıyorlar."}]},"ENİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kedi, köpek vb. doğurmak","example":null}],"lemma":"eniklemek"},"ENİKONU":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yetecek kadar, az denmeyecek kadar","example":null}]},"ENİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür yaban mersini","example":null}]},"ENİŞTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin kız kardeşinin veya kadın hısımlarından birinin kocası","example":"Enişteniz olacak zat karısını çok seviyormuş."}]},"EOSEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üçüncü Çağın, memelilerin oluştuğu dönemi","example":null}]},"EPE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eskrimde kullanılan delici özelliğe sahip bir tür kılıç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu kılıç kullanılarak oynanan bir tür kılıç oyunu","example":null}]},"EPER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işığa karşı bakıldığında kâğıt tabakasının yapısal görünümü","example":null}]},"EPEY":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yetecek kadar, az denmeyecek kadar","example":null}]},"EPEYCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yetecek kadar, az denmeyecek kadar","example":null}]},"EPEYDİR":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Uzunca bir süredir","example":"Epeydir görüşmüyoruz."}]},"EPEYİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yetecek kadar, az denmeyecek kadar","example":null}]},"EPEYİCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yetecek kadar, az denmeyecek kadar","example":null}]},"EPOPE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarih öncesi tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiir","example":null}]},"EPRİ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yiyecek kokmak, yumuşamak, zedelenmek, erimek, çürümek","example":null},{"pos":"v","definition":"Meyvenin dura dura olgunlaşması, yumuşaması","example":null}],"lemma":"eprimek"},"EPRİMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yiyecek kokmak, yumuşamak, zedelenmek, erimek, çürümek","example":null},{"pos":"v","definition":"Meyvenin dura dura olgunlaşması, yumuşaması","example":null}]},"EPSİLON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yunan alfabesinin beşinci harfi e","example":null}]},"EPİDEMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısa zamanda çevredeki insan, hayvan veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan hastalık","example":null}]},"EPİDEMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Salgın hastalıkla ilgili","example":null}]},"EPİDERM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksek bitkilerde bütün bölümleri sararak onları dış etkilerden koruyan renksiz, saydam, bir hücreli tabaka","example":null},{"pos":"n","definition":"Deriyi oluşturan iki tabakadan dışta olanı","example":null}]},"EPİFİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üst bitken","example":null}]},"EPİGENEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini takip etme","example":null}]},"EPİGRAFİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konusu yazıtları incelemek olan, tarihe yardımcı bir bilim","example":null}]},"EPİGRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü konuda yapılmış kısa manzume","example":null}]},"EPİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Destan niteliğinde olan, destana benzer","example":null}]},"EPİKEREM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önertilerinin biri veya her ikisi kanıtıyla birlikte ileri sürülen tasım","example":"Çocuklar büyüklerin işine karışmaz çünkü akılları ermez; sen henüz on yaşında olduğun için çocuksun; şu hâlde benim işime karışma tasımı bir epikeremdir."}]},"EPİLEPSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı","example":null}]},"EPİLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı edebî eserlerde yer alan son söz niteliğindeki bölüm","example":null}]},"EPİTEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek veya çok hücreden oluşan, vücudun bütün dış ve iç yüzeylerini kaplayan doku","example":null}]},"EPİZOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir roman veya hikâyede olay","example":"Sözlerin içine sık sık somut örnekler, epizotlar sıkıştırıyorlar."},{"pos":"n","definition":"Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı","example":null}]},"ERAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orduda görev yapan erden generale kadar herkes","example":null}]},"ERBAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işten anlayan, bir işi iyi yapan, bir işte yetkili olan kimse","example":"Eh, erbabıdır, dedik, verdik dizginleri eline, halt etmişiz. Dolapçının, fırıldakçının biri çıkmaz mı?"}]},"ERBAİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hicri takvimde 22 Aralıktan 31 Ocak gününe kadar süren kırk günlük kış dönemi","example":null}]},"ERBAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker","example":null}]},"ERBİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erbiyum oksit veya erbiyum hidroksit","example":null}]},"ERBİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 68, atom ağırlığı 167,2 olan, tabiatta çok az bulunan, uygulama alanı olmayan, bir element","example":null}]},"ERDEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ahlakın övdüğü iyilikçilik, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsanın ruhsal olgunluğu","example":null}]},"EREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey; niyet, istek","example":null}]},"EREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi","example":null},{"pos":"n","definition":"Olağanüstü sezgileriyle birtakım gerçekleri gördüğüne inanılan kimse","example":null}]},"ERG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"C. G. S. sisteminde, uygulama noktasını, kuvvet yönünde 1 cm hareket ettiren 1 dinlik kuvvetin yaptığı işe eşit olan iş birimi: Bir kilogrammetre 981 x 105 erge eşittir","example":null},{"pos":"n","definition":"Büyük Sahra'da kumullarla örtülü bölge","example":null}]},"ERGANUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klavyeli büyük ve küçük borulardan yapılmış, körüklerden elde edilen havanın bu borulardan geçmesiyle değişik ses tonları verebilen, genellikle kilise çalgısı","example":"Muhatabımız Silezya erganun fabrikasının başakortçularından biri imiş."}]},"ERGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ergenlik çağındaki genç","example":"Ergen çocuklar yaz kampına gitti."}]},"ERGENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maden yeri","example":null}]},"ERGENLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocukluk çağından yetişkinlik çağına geçen kimselerin yüzünde çıkan sivilceler","example":null}]},"ERGONOMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın, makinenin ve çevrenin bir arada uyumlu ve verimli bir biçimde çalışmasını inceleyen bilim dalı","example":null}]},"ERGUVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, eflatunla kırmızı arası renkte çiçek açan, güzel bir süs ağacı","example":null}]},"ERGUVANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eflatunla kırmızı arası renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Erguvani renginde olan","example":null}]},"ERGÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ulaştırmak, eriştirmek","example":null}],"lemma":"ergürmek"},"ERGÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ulaştırmak, eriştirmek","example":null}]},"ERGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere ya da şeye ulaşma, elde etme, kazanma","example":null},{"pos":"v","definition":"Sıcaklığı artırılmak yoluyla bir cisim katı durumdan sıvı duruma geçmek","example":null}]},"ERGİLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine genellikle bir kurum veya kuruluşun adı, işareti kazılmış olan ve armağan olarak bir kimse veya takıma verilen levha","example":null}]},"ERGİME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıcaklığı artırılmak yoluyla bir cisim katı durumdan sıvı duruma geçmek eylemi","example":null}]},"ERGİMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıcaklığı artırılmak yoluyla bir cisim katı durumdan sıvı duruma geçmek","example":null}]},"ERGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gereken niteliğe veya olgunluğa erişmiş","example":"Ergin yemiş. Ergin ekin."},{"pos":"adj","definition":"Haklarını kendi kullanmak için yasanın gösterdiği yaşa gelmiş olan kimse","example":null}]},"ERGİNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini bir konu üzerinde aydınlatıp onu gerekli temel bilgi ve becerilerle donatarak ergin ve yetişmiş kılmak","example":null}],"lemma":"erginlemek"},"ERK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözü geçerlik, istediğini yaptırabilme gücü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar","example":null}]},"ERKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan ilke","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir topluluğun ileri gelenleri; büyükler; üstler","example":"Yüksek sınıf mahalle erkânını da konaklarına uğrayıp meseleden haberdar eder."}]},"ERKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç","example":null},{"pos":"n","definition":"İş başarma gücü, bir direnmeyi yenme gücü","example":null}]},"ERKEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cinsiyeti erkek olan yetişkin birey","example":"Bu kadının erkeği askere gitti"},{"pos":"n","definition":"Bir kadının evlenmiş olduğu erkek","example":null}]},"ERKEKEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlilikte erkek tarafı","example":null}]},"ERKEKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kabadayılık gösterisinde bulunmak","example":null}],"lemma":"erkeklenmek"},"ERKEKLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlü ve cesur olma durumu, kahramanca davranış","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü","example":null}]},"ERKEKÇİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Erkeğe düşkün","example":null}]},"ERKEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Vaktinden önce, alışılan zamandan önce","example":null},{"pos":"adv","definition":"Sabahın ilk saatleri","example":null}]},"ERKENCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Oldukça erken","example":"Başkanı, şehri güzelleştirmek için istimlaklerini yapmaya başlamakta erkence davranmaya teşvik etmeye başladı."}]},"ERKENDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Erken olarak, çok erken","example":null}]},"ERKETE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine veya bir şeye gizlice bakma","example":null}]},"ERKEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İğdiş edilmiş, üç yaşından büyük erkek keçi","example":null}]},"ERKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen","example":null}]},"ERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitkiler veya bunların ürünleri olgunlaşmak","example":"Yemişler bu yıl çabuk erişti."},{"pos":"v","definition":"Erişmek, kavuşmak","example":null}]},"ERMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sansargillerden, yazın esmer kırmızı, kışın beyaz renkli kürkü değerli, etçil hayvan","example":null}]},"EROTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşkla ilgili olan, aşkı anlatan; kösnül; erosal; şehevi; şehvani","example":null}]},"EROZYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri veya bir yerden başka bir yere taşınması olayı","example":"Devlet toprağın ... erozyonla kaybedilmesini önlemek ... amacıyla gerekli tedbirleri alır."}]},"EROİNMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eroin kullanan, eroine aşırı derecede düşkün kimse","example":"Bir gazete muhabiri Adliye koridorunda, tımarhaneye girmek için elindeki arzuhâlle dolaşan Osman isminde bir eroinman hastasına rastlıyor."}]},"ERSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Erkek istemek","example":null}],"lemma":"ersemek"},"ERSEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Erkek istemek","example":null}]},"ERTELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işin yapılmasını sonraya bırakmak","example":null}],"lemma":"ertelemek"},"ERTESİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir günün, bir haftanın, bir ayın, bir yılın ardından gelen gün, hafta, ay, mevsim, yıl","example":null}]},"ERVAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık","example":null}]},"ERZAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun süre saklanabilen yiyeceklerin genel adı","example":"Çarşıdan erzakını bile kendi pazarlık eder, kendi alır, kendi evine getirir."}]},"ERZEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötü tanınmış, ahlaksız, kötü soydan gelen kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Pek rezil","example":null}]},"ERZURUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"ERZİNCAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"ERİ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok zayıflamak","example":"Günden güne eriyen Kerime'yi, o tek kardeşimi kurtarabilirim ümidiyle size koştum."},{"pos":"v","definition":"Sona ermek; kalmamak","example":"Vaktiyle yaşamış olan büyük musiki ustalarının nesilleri artık tükendi."}],"lemma":"erimek"},"ERİDANUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"ERİGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çabuk eriyip dağılan","example":null}]},"ERİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağacın kabuğu ince, çeşitli renklerde, mayhoş veya tatlı, eti sulu, tek ve sert çekirdekli yemişi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gülgillerden, beyaz çiçekli bir ağaç","example":null}]},"ERİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fundagillerden, çiçekleri pembe, küçük bir çana benzeyen, işlenmemiş topraklar üzerinde yetişen, kökünden ağızlık, dallarından kaba süpürge yapılan, çalı görünüşünde bir bitki","example":null}]},"ERİKLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erik ağaçları çok olan yer; erik bahçesi","example":null}]},"ERİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bazı dillerde erkek cinsten sayılan kelime","example":null}]},"ERİLLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı dillerde, kelimelerin eril olması durumu","example":null}]},"ERİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevindirici haber","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin erebileceği uzaklık","example":null}]},"ERİMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok zayıflamak","example":"Günden güne eriyen Kerime'yi, o tek kardeşimi kurtarabilirim ümidiyle size koştum."},{"pos":"v","definition":"Sona ermek; kalmamak","example":"Vaktiyle yaşamış olan büyük musiki ustalarının nesilleri artık tükendi."}]},"ERİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Döl verebilecek duruma gelmiş olan, erin, yeni yetme","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendinde bir gevşeklik duyarak bir işi yapmaya isteği olmamak ya da yapacağı işi ağır bir yük veya angarya olarak kabul etmek","example":null}]},"ERİNCEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan kimse","example":"Kardeşim salpa davranmayı bırakıp derslerine daha çok odaklanmalı."}]},"ERİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendinde bir gevşeklik duyarak bir işi yapmaya isteği olmamak ya da yapacağı işi ağır bir yük veya angarya olarak kabul etmek","example":null}]},"ERİNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hiçbir eksiği, üzüntüsü ve acısı olmama durumu","example":null}]},"ERİSTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konuşma ve tartışmayı bir araç değil, bir amaç sayan felsefe yöntemi","example":null}]},"ERİT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığına son vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Zayıf olmasına yol açmak","example":null}],"lemma":"eritmek"},"ERİTEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde katı bir madde eriyebilen veya katı bir maddeyi eritebilen sıvı","example":null}]},"ERİTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığına son vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Zayıf olmasına yol açmak","example":null}]},"ERİTRE":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Asmara.","example":null}]},"ERİVAN":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Ermenistan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"ERİYİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçindeki katı bir madde erimiş bulunan sıvı; mahlul","example":null}]},"ERİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erme işi ve durumu","example":null},{"pos":"v","definition":"Erişilmek istenen yere ayak basmak","example":null}]},"ERİŞKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Beden gelişimi tamamlanmış olan","example":null}]},"ERİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Erişilmek istenen yere ayak basmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Varılması zamana, emeğe bağlı olan veya uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak","example":"Yüksek bir aşamaya erişmek"}]},"ERİŞTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denizlerde biten ve genellikle kıyılarda ve kayalıklarda yoğun olarak görülen bitki türü","example":null},{"pos":"n","definition":"İnce şeritler halinde kesilip kurutulmuş hamur","example":null}]},"ERİŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli iki yer arasında gidip gelebilme","example":"İki köy arasında erişim kesildi."}]},"ESAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz","example":null}]},"ESANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkilerden türlü yollarla çıkarılan veya kimyasal yöntemlerle yapılan, kokulu ve uçucu sıvı","example":"Buğday kokusu, ekmek kokusu gibi toprak kokusu da en nefis esanslardan daha asil bir mahiyet taşıyor."}]},"ESARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Esir olma durumu veya süresi","example":null},{"pos":"n","definition":"Zulüm ve zorbalık baskısı","example":null}]},"ESAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin özünü oluşturan ana öge; temel","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin temelini oluşturan","example":"Esas düşünce. Esas görev."}]},"ESASEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başından alarak, bir kez daha","example":null},{"pos":"adv","definition":"Doğrusunu isterseniz; doğrusu","example":"Esasen bende kabahat ki sizin gibi dönek insanlarla yola çıkmışım."}]},"ESASLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İyice ve güçlü bir biçimde yerleşmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Temeli sağlamlaşmak","example":null}],"lemma":"esaslanmak"},"ESASİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Esasla ilgili, asıl ve temel olanla ilgili","example":null}]},"ESATİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarih öncesi tanrılarının efsaneli serüvenlerini anlatan ve bir topluluğun duygularını, anlayışını ve özlemlerini göstermesi bakımından değeri olan hikâyeler","example":null}]},"ESATİRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tarih öncesi tanrılarının efsaneli serüvenlerini anlatan ve bir topluluğun duygularını, anlayışını ve özlemlerini göstermesi bakımından değeri olan hikâyeler ile ilgili; bu tür hikayelere ait","example":"Çamlıca tepesinden bakınca İstanbul, esatirî ve baş döndürücü bir güzellikle karşımızda yatardı."}]},"ESBAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zaman bakımından geride kalmış, önce olan","example":null}]},"ESBAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey","example":null}]},"ESEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüntülü düşünce durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Başkasının hesabına üzülme","example":null}]},"ESEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşüncenin ve düşüncenin varlık biçimlerinin, ögelerinin, türlerinin, olanaklarının, yasalarının ve düşünce bağlamlarının bilimi","example":null}]},"ESEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sakatlık veya hastalığı bulunmayan","example":null},{"pos":"adv","definition":"Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim bir biçimde","example":null}]},"ESENLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Biriyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine sözle veya işaretle bir nezaket gösterisi yapmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Ayrılırken birbirine esenlik dilemek","example":"A dostlar esenleşelim / Tuz ekmek helalleşelim"}],"lemma":"esenlemek"},"ESENLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun hasta olmaması durumu","example":null}]},"ESER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Emek sonucu ortaya konan şey","example":"Boğaziçi doğrudan doğruya Türklerin eseridir."},{"pos":"v","definition":"Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek","example":null}]},"ESERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek","example":null}]},"ESHAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm","example":null},{"pos":"n","definition":"Borç alınan bir paranın belirli zamanda ödeneceğini gösteren senetler","example":"Bunlar çok sağlam hatta en sağlam devlet eshamından sayılır."}]},"ESKORT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koruma, muhafız takımı","example":null}]},"ESKRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dürtücü kılıç, kesici kılıç ve delici kılıç adı verilen silahlarla yapılan spor","example":null}]},"ESKÜLABİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık ve kesin olmayan, örtülü söz veya davranış","example":"Babama yazdığın mektupta eskülabi bir cümle ile geçiştirmişsin. Demek iş yok."}]},"ESKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan","example":null},{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":null}]},"ESKİDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Geçmiş zamanlarda, geçmişte, daha önce","example":null}]},"ESKİMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Zamanla veya çok kullanılma sonucu eskimek","example":null}]},"ESLAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevde, bir makamda kendinden önce bulunmuş olan kimse","example":null}]},"ESLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aldırış etmek; önem vermek","example":null}],"lemma":"eslemek"},"ESLEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen","example":null}]},"ESLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aldırış etmek; önem vermek","example":null}]},"ESMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hava bir yönden bir yöne akmak, rüzgâr olmak","example":"İki üç günden beri sert bir kış rüzgârı esiyor."},{"pos":"v","definition":"Yapılması önce düşünülmüş olmayan veya beklenmeyen bir şeyi yapmaya birdenbire karar vermek","example":"Bu yolculuk size nereden esti ?"}]},"ESMER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse)","example":null},{"pos":"adj","definition":"Açık kestane renginde olan","example":"Esmer yüzünün hafifçe kızardığını, gözlerinin garip bir ışıkla yanmaya başladığını görüyoruz."}]},"ESNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman","example":null}]},"ESNAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük sermaye ve zanaat sahibi","example":"Kendileri balıkçı olmayıp da balık satan esnafı da severim."},{"pos":"n","definition":"Kötü yola sapmış olan kadın","example":null}]},"ESNE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uykulu, sıkıntılı veya yorgunluk duyulan bir anda ağzı genişçe açarak soluk alıp vermek","example":"Birden çenelerim gerildi. Uzun uzun esnedim."},{"pos":"v","definition":"Bir cisim bir etki ile biçim değiştirmek","example":null}],"lemma":"esnemek"},"ESNEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan","example":"Çelik ve kauçuk çok esnek cisimlerdir."},{"pos":"adj","definition":"Görüş ve tutumlarında katı olmayan","example":null}]},"ESNEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uykulu, sıkıntılı veya yorgunluk duyulan bir anda ağzı genişçe açarak soluk alıp vermek","example":"Birden çenelerim gerildi. Uzun uzun esnedim."},{"pos":"v","definition":"Bir cisim bir etki ile biçim değiştirmek","example":null}]},"ESPAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şey arasındaki boşluk, aralık","example":null},{"pos":"n","definition":"Basımcılıkta bir kelimenin harflerini ayırmak için kullanılan harflerden daha kısa ve küçük metal çubuk","example":null}]},"ESPERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ava alıştırılamayan bir tür doğan","example":null}]},"ESPRESSO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaynatılarak koyu kıvamlı duruma getirilen sert İtalyan kahvesi","example":null}]},"ESPRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı söz","example":null},{"pos":"n","definition":"Yazıda, resimde, sözde ve davranışta ince, derin anlam","example":null}]},"ESRAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aklın erişemediği, açıklanmayan veya çözülemeyen şey","example":null}]},"ESRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap harfli metinlerde bir ünsüzün ı, i seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret","example":null}]},"ESRİ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendinden geçecek kadar coşmak, bir şey karşısında sonsuz heyecan duymak","example":"Esridi Yunus'un canı / Bana seni gerek seni"}],"lemma":"esrimek"},"ESRİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek durumda olan kimse","example":null}]},"ESRİMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendinden geçecek kadar coşmak, bir şey karşısında sonsuz heyecan duymak","example":"Esridi Yunus'un canı / Bana seni gerek seni"}]},"ESSAH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat","example":null}]},"ESTAMP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metal, tahta vb. üzerine kazıldıktan sonra basılan resim","example":null}]},"ESTAMPAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metal, tahta vb. üzerine resim basma, çoğaltma yöntemi","example":null}]},"ESTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oksijenli asitler ile alkollerin aralarından bir su molekülü ayrılması sonucunda verdikleri madde","example":null}]},"ESTET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi","example":null}]},"ESTETİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzelliği ve güzelliğin insan belleğindeki ve duygularındaki etkilerini konu olarak ele alan felsefe kolu; güzel duyu","example":"Mantık hakikate ermek için akla nasıl kılavuzluk ediyorsa, estetik de güzeli bulmak için duyguya öylece yol gösterir"},{"pos":"n","definition":"Sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi","example":"Boğaziçi'nin, Sarayburnu yarımadasını, tarihî üslup ve estetiklerini korumak için çok iyi hazırlanmış projeler var."}]},"ESTETİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçeklik ve yarar kaygılarından sıyrılarak bir sanat veya felsefe konusunu salt güzelliği için sevme kuramı","example":null}]},"ESTOMP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kara kalem resimde çizgiyi veya pastel boyasını yaymak için kullanılan, kendi üzerine sarılmış kâğıt veya deri","example":null}]},"ESTONYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Tallinn.","example":null}]},"ESVAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşanılacak, giyilecek şey","example":null}]},"ESVATİNİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Mbabane.","example":null}]},"ESİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çukur yer","example":null}]},"ESİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelin esişi","example":null}]},"ESİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sabah vakti gün doğusundan esen yumuşak ve hafif rüzgar","example":"Sevinçler, mutluluklar esin gibi gelip geçiyordu."},{"pos":"n","definition":"Etkilenme, çağrışım veya içe doğmayla akla gelen yaratıcı duygu, düşünce","example":null}]},"ESİNDİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine esin duymasını sağlamak","example":null}],"lemma":"esindirmek"},"ESİNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine esin duymasını sağlamak","example":null}],"lemma":"esinlemek"},"ESİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli belirsiz hissedilen hafif yel","example":null}]},"ESİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşta düşman eline düşmüş kimse, tutsak","example":"Masaldaki prens esir düşmüştü."}]},"ESİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın","example":null},{"pos":"n","definition":"Dişi tutsak","example":null}]},"ESİRGE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi yapmaktan veya vermekten kaçınmak","example":"Hemşiremden esirgediğiniz şeyi ben kabul edecek kadar alçalmadım."}],"lemma":"esirgemek"},"ESİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çılgınca davranışlarda bulunmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek duruma gelmek","example":null}]},"ETAJER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Raflı, kapaksız ve taşınabilir dolap","example":null}]},"ETALON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağırlık ve uzunluk ölçüleri için kabul edilmiş yasal ölçü modeli","example":null}]},"ETAMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pamuk, keten veya ipekten, seyrek dokunmuş delikli bir tür kumaş","example":null}]},"ETANOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pancar, patates vb. nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı","example":null}]},"ETAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri; aşama; merhale","example":null}]},"ETEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde olan genellikle kadınların kullanığı giysi","example":"O irmik kokulu neftî bluzuyla vanilya kokulu gri etekliğini giyerdi."},{"pos":"n","definition":"Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılan saç örtü","example":null}]},"ETEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini, yüzüne karşı gereğinden çok övmek, ilgi göstermek veya bunun için onursuzca davranmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birinin eteğini saygı göstermek amacıyla öpmek veya öper gibi yapmak","example":"Sedirin yanına varıp hanımı etekledi."}],"lemma":"eteklemek"},"ETEKLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde olan genellikle kadınların kullanığı giysi","example":"O irmik kokulu neftî bluzuyla vanilya kokulu gri etekliğini giyerdi."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin aşağıya doğru uzanan yüzü","example":null}]},"ETEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Memelilerde ana ile dölüt arasında kan alıp verme işini sağlayan organ","example":null},{"pos":"n","definition":"Yemişlerin yenilen bölümü","example":"Cins kavun etenli olur"}]},"ETENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Memelilerde ana ile dölüt arasında kan alıp verme işini sağlayan organ","example":null},{"pos":"n","definition":"Meyve yaprağında yumurtacıkların bağlı olduğu bölüm","example":null}]},"ETER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hekimlikte kullanılan, çok uçucu, renksiz ve kendine özgü kokusu olan bir sıvı","example":null},{"pos":"n","definition":"Oksijenli asitlerin alkollerle birleşmesinden oluşan sıvılar","example":null}]},"ETERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eter buharı koklatarak anestezi yapmak","example":null}],"lemma":"eterlemek"},"ETKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğrudan doğruya öznenin yaptığı işi anlatan, öznesi belli olan fiil","example":"Ali kediyi çok sever cümlesindeki sever fiili etken fiildir."},{"pos":"adj","definition":"Nitelikleri ile etki yaratan; etkili","example":null}]},"ETKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir","example":"Yaşadıklarını yazmanın böylesine bir etki yapabileceğinden hiç haberim yoktu."},{"pos":"v","definition":"Etkide bulunmak, tesir etmek","example":null}]},"ETKİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Etkiye uğratmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendine çekmek, bağlamak","example":null}],"lemma":"etkilemek"},"ETKİMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Etkide bulunmak, tesir etmek","example":null}]},"ETKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Canlı, hareketli, aktif","example":null},{"pos":"adj","definition":"Fiilde bulunan, etkinlik gösteren","example":null}]},"ETLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beslenerek vücudun ağırlığı artmak","example":null}],"lemma":"etlenmek"},"ETLENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beslenerek vücudun ağırlığı artmak","example":null}]},"ETLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kış için etinden kıyma, kavurma, pastırma ve sucuk yapılan semiz hayvan","example":null},{"pos":"n","definition":"Buzdolabında et koymak için ayrılmış yer","example":null}]},"ETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi yapmak","example":"Kitabımı elimden bırakmadığımı görmek bile onları mutlu kılmaya yetiyordu."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir değerde olmak","example":null}]},"ETMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birlikte veya ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, şartlardan, ögelerden her biri","example":null}]},"ETNOGRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran uzman","example":null}]},"ETNOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların etnik gruplara ayrılışını, bu grupların kökenini, oluşumunu, yeryüzüne yayılışını, aralarındaki bağıntıları ve bunların töre, dil ve kültür niteliklerini, genel kanunlar çıkarmak amacıyla inceleyip karşılaştırma uzman","example":null}]},"ETNOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların ırklara ayrılışını, bunların nereden çıktığını, oluşumunu, yeryüzüne yayılışını, aralarındaki niteliklerini inceleyip karşılaştıran ve sınıflayan bilim","example":null}]},"ETNİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aralarında töre, dil ve kültür ortaklığı bulunan, boy ve soy bakımından da birbirine bağlı insan topluluğu ile ilgili","example":null}]},"ETOBUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dişleri et tüketecek biçimde olan ve genellikle etle beslenen omurgalı, memeli hayvan","example":null}]},"ETOKRASİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnızca ahlak üzerine kurulu yönetim biçimi","example":null}]},"ETOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle kürkten, gösterişli kumaşlardan veya yün örgüden yapılmış uzun omuz atkısı","example":null}]},"ETOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanların davranışlarını kendi doğal çevrelerinde ve deney düzeneğine sokmadan karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim dalı","example":null}]},"ETOLOJİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Etoloji ile ilgili","example":null}]},"ETRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerin yakınında olan ve saran başka yerlerin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri","example":null}]},"ETRAFLI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ayrıntılı, eksiksiz, kapsayıcı bir biçimde","example":"Bir karara varılmadan evvel, etraflıca düşünmek gerekir."},{"pos":"adv","definition":"Ayrıntılı, eksiksiz, kapsayıcı","example":null}]},"ETTOPRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumuşak, kırmızı ve özlü toprak","example":null}]},"ETTİRGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşi başkasına yaptıran veya yapılmasına yol açan","example":null}]},"ETYARAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle parmaklarda olan, derinlere kadar işleyen tırnak ya da kemik iltihaplanmasından kaynaklı ağrılı şişlik","example":null}]},"ETYEMEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Et ve et türevlerinin tüketilmediği beslenme biçimini uygulayan kimse","example":null}]},"ETÇİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dişleri et tüketecek biçimde olan ve genellikle etle beslenen omurgalı, memeli hayvan","example":null}]},"ETÇİLLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Memeliler sınıfının etenliler alt sınıfından, dişleri et yiyecek biçimde gelişmiş, ayaklarında kalın tırnaklı 4-5 parmağı olan, beyinleri iyi gelişmiş, dünyanın her bölgesine yayılmış türleri olan bir takım","example":null}]},"ETÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir durum, bir düşünce ile ilgili olarak yapılan yoklama, araştırma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir çalışmaya başlayabilmek için yapılması gereken hazırlık","example":null}]},"ETÜV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yiyecekleri, nesneleri yüksek ısıyla sterilize ve dezenfekte etmekte kullanılan kapalı araç","example":"Bize etüvden çıkmış esvaplarının içinde kaşınan bir sürü adam gösterdiği vakit..."},{"pos":"n","definition":"Türlü eşyaları kurutmakta veya temizlemekte kullanılan araç","example":null}]},"ETİBBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanlardaki hastalıkları teşhis edip ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse","example":null}]},"ETİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ahlaka uygun, ahlakla ilgili","example":null}]},"ETİKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin vatandaşlarına devletçe verilen, kimlikleriyle kişisel durumlarını gösteren resmî belge","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir malın tür, miktar, fiyat vb. nitelikleri veya kitap, defter vb. şeylerin kime ait olduğunu belirtmek, belli etmek için üzerlerine konulan küçük kâğıt","example":null}]},"ETİKETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Satışa çıkarılan mal üzerine etiket koymak","example":null}],"lemma":"etiketlemek"},"ETİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organik birleşiklerin birleşimine giren karbon ve hidrojen atomları grubu","example":null}]},"ETİLEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanıcı, renksiz, az kokulu, 0,97 yoğunluğunda karbon ve hidrojen birleşimi","example":null}]},"ETİMOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dildeki kelimelerin kaynağını gösteren, ne zaman ortaya çıktıklarını, nereden geldiklerini, hangi evrelerden geçtiklerini araştıran, kelimelerin hem biçim hem anlam tarihini ele alan dil bilimi dalı ile uğraşan dil bilimci","example":null}]},"ETİYOPYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Addis Ababa.","example":null}]},"EUROBOND":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avrupa Birliği dışındaki ülkeler tarafından çıkarılan ve tutulan avroya dayalı borç senedi","example":null}]},"EVAZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Etek ucuna doğru genişleyen giysi","example":null}]},"EVCARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir makam","example":null}]},"EVCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir evde yaşayan herkes bütün olarak, birlikte","example":null}]},"EVCEK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir evde yaşayan herkes bütün olarak, birlikte","example":null}]},"EVCİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanabilen hayvan","example":null}]},"EVCİLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle kız çocuklarının ev işlerini örnek alarak oynadıkları oyun","example":"Tepede ev yerine evcilik oynayan ufacık bir kız gördüler."}]},"EVCİMEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Evine, ailesine çok bağlı kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ev işlerini iyi bilen, becerikli kadın","example":null}]},"EVDEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı evde oturanlardan her biri","example":"Evdeşi ile bakıştılar, o zaman ikisi de ağlamaya başladı."}]},"EVER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Evlenmesini sağlamak","example":null}],"lemma":"evermek"},"EVERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Evlenmesini sağlamak","example":null}]},"EVET":{"senses":[{"pos":"p","definition":"Konuşma arasında cümlenin olumlu anlamını pekiştirmek için kullanılan bir söz","example":"Gidip kendisiyle konuştum., evet, sonra da eve döndüm"},{"pos":"p","definition":"Öyledir anlamında doğrulama veya tasdik kelimesi; olur; oldu; peki; tamam; ya; beli; ha; he","example":null}]},"EVETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek, onamak, uygun bulmak","example":null}],"lemma":"evetlemek"},"EVGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hemen yapılması gereken","example":null}]},"EVHAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma","example":null}]},"EVHAMLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuruntu duymak, kuruntuya kapılmak, kuşkulanmak, kendisine zararı dokunacak bir durum meydana geleceğinden kuşkulanmak","example":null}],"lemma":"evhamlanmak"},"EVKAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş","example":"Beni bu güzel havalar mahvetti / Böyle havada istifa ettim / Evkaftaki memuriyetimden"},{"pos":"n","definition":"Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para","example":null}]},"EVLA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir başkasından daha çok beğenilip tercih edilen, üstün görülen","example":null}]},"EVLAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin oğlu veya kızı","example":"Ahmet'in boyunca evlatları var"},{"pos":"n","definition":"Soy; nesil","example":"Yüksek bir tahsil görmedim ama ben de efendi evladıyım."}]},"EVLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağ ve bahçelerde kenarları set biçiminde birbirinden ayrılan, genellikle dikdörtgen toprak parçası","example":"Bu korkunç mücadeleye üç evlek toprak için Mustafa'dan başka bizim köyde kimse girişmezdi."},{"pos":"n","definition":"Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü","example":null}]},"EVLEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sürülecek tarlayı eşit bölümlere ayırmak","example":null}],"lemma":"evleklemek"},"EVLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşmek","example":null}],"lemma":"evlenmek"},"EVLENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşmek","example":null}]},"EVLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Evlenmiş olan kadın veya erkek","example":null},{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir sayıda ev bulunan yer","example":"Yirmi evli bir köy"}]},"EVLİLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşmiş olma durumu","example":"Demek bu bile bizi önünde sonunda evliliğe götürecekti?"}]},"EVLİYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi","example":null},{"pos":"n","definition":"Belli bir yerde mezarı olan, doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan ölü, evliya","example":null}]},"EVRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Resmî kurumlarda işlem gören belgeler","example":"Mektupçu evrak okur, cevap yazar, muhabere işlerini idare ederdi."}]},"EVRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müslümanlarca belirli zamanlarda okunması âdet olan dualar ve Kur'an ayetleri","example":null}]},"EVRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, faz","example":null}]},"EVREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluşturduğu bütün, evren","example":null},{"pos":"n","definition":"Kişinin içinde yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam","example":"Kendi evrenine dalmış olan Halim, ürkerek sıçradı, bir adım geriye attı."}]},"EVRİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başka bir önermeye, teoreme veya probleme göre terimleri ters durumda olan önerme, teorem veya problem","example":"Aydınlığın şiddeti ışıklı cısmin uzaklığiyle evrik olarak orantılıdır"}]},"EVRİL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir biçimden başka bir biçime doğal olarak dönmek","example":null}],"lemma":"evrilmek"},"EVRİLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir biçimden başka bir biçime doğal olarak dönmek","example":null}]},"EVRİLİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alıcıda kullanılıp kimyasal işlemden geçtikten sonra doğrudan doğruya pozitife dönebilen film","example":null},{"pos":"adj","definition":"Konu ile yüklemin birbirinin yerine geçmesiyle doğruluğu bozulmayan önerme","example":"Her insan güler evrilir bir önerme sayılır, çünkü her gülen insandır yargısı yanlış olmaz."}]},"EVRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlıların uzun zaman içinde geçirdiği değişim","example":"Darwin evrim kuramını geliştirdi."}]},"EVRİŞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Evirme yoluyla elde edilen önerme","example":"Her insan güler\" önermesinin evrişiği \"her gülen insandır\" şeklinde olur."}]},"EVSAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik","example":null}]},"EVSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Evini, yurdunu özlemek","example":null}],"lemma":"evsemek"},"EVSEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Evini, yurdunu özlemek","example":null}]},"EVSİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, evsin","example":"Avcılar evsinler yapmışlardı ağaçlıkların arasında."}]},"EVVEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zaman bakımından geride kalmış, önce olan","example":null},{"pos":"adv","definition":"İlk olarak; başlangıçta","example":"Emeklilik maaşına ne oldu? Üç aylığını, on, on beş gün evvel almadın mı?"}]},"EVVELA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başta, önce, ilk zaman","example":null}]},"EVVELCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Geçmiş zamanlarda, geçmişte, daha önce","example":null},{"pos":"adv","definition":"İlk olarak; başlangıçta","example":"Emeklilik maaşına ne oldu? Üç aylığını, on, on beş gün evvel almadın mı?"}]},"EVVELDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Geçmiş zamanlarda, geçmişte, daha önce","example":null}]},"EVÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer çevresinde dolanan bir uydunun yörüngesi üzerinde yere en uzak nokta","example":null},{"pos":"n","definition":"Yer yörüngesinin güneşe en uzak bulunduğu nokta","example":null}]},"EVİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içindeki öz; lüp","example":null}]},"EVİNLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Buğday, arpa vb. olgunlaşmak","example":null}],"lemma":"evinlenmek"},"EVİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çevirmek, ... bir duruma getirmek","example":"Veznedar lirayı evirdi , çevirdi ."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin biçim ve kalıbını değiştirmek","example":"Elinde evirdi çevirdi, sonra yere attı"}],"lemma":"evirmek"},"EVİRGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşini bilen, ölçülü ve hesaplı iş gören","example":null}]},"EVİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çevirmek, ... bir duruma getirmek","example":"Veznedar lirayı evirdi , çevirdi ."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin biçim ve kalıbını değiştirmek","example":"Elinde evirdi çevirdi, sonra yere attı"}]},"EVİRTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Evirtime uğramış","example":null}]},"EVİRTİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Simetrik olarak ters çevirme","example":"Sakarozun levüloz olması bir evirtimdir"}]},"EVİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mutfakta musluk altında bulaşık yıkamaya yarayan tekne","example":"Mutfak kirli ve dağınık, eviye de altüst, dağ gibi bulaşık."}]},"EVİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir çeşit birleşik makam","example":null}]},"EYALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla valilerce yönetilen ve yönetim bakımından bir tür bağımsızlığı olan büyük il","example":null},{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu'nda en büyük sivil ve asker yönetim bölgesi","example":null}]},"EYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Binek hayvanlarının sırtına konulan, oturmaya yarayan nesne","example":"Gözlerini eyerin kuburluklarıyla atın doru boynunda hasıl olan gölgeli çizgiye dikmişti."}]},"EYERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Atın sırtına oturmaya yarayan bir nesneyi koyup bağlamak","example":null}],"lemma":"eyerlemek"},"EYLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi yapmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir kişiden veya bir şeyden yoksun bırakmak","example":null}],"lemma":"eylemek"},"EYLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir durumu değiştirmek, bir sonuç elde etmek ya da herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma","example":null},{"pos":"n","definition":"Durağan bir noktaya göre devinmekte olan bir nesnenin durumu; devim; hareket","example":null}]},"EYLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi yapmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir kişiden veya bir şeyden yoksun bırakmak","example":null}]},"EYLÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın otuz gün süren, dokuzuncu ayı","example":null}]},"EYTAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Babası ölmüş olan çocuk; babasız","example":null}]},"EYTİŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmayı sağlayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi","example":null}]},"EYVAH":{"senses":[{"pos":"interj","definition":"Bir aksilik karşısında duyulan üzüntüyü anlatan söz","example":"Eyvah, anahtarı unuttum!"}]},"EYVALLAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Allah'a ısmarladık, öyle olsun anlamlarında kullanılan bir seslenme sözü","example":null}]},"EYVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının damında çevresi, üstü açık yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir tarafı dışarıya açık olan oda; ayvan","example":null}]},"EYYAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre","example":null}]},"EZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tedirginlik yaratmak, sıkıntı ve huzursuzluğa yol açma","example":"Gün geçtikçe içimde anlaşılmaz bir eza uyanmaya başlamıştı."}]},"EZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müslümanlıkta namaz vaktini bildirmek için müezzinin yüksek sesle yaptığı çağrı","example":"Emirgân Camiinden yankılanan sabah ezanını duydular."}]},"EZANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ezanla ilgili","example":null}]},"EZBER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ezberleme ve akılda tutma yeteneği","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir metni veya bir sözü eksiksiz tekrarlayabilecek biçimde akılda tutma","example":"Ezberi düşünmekten, söylediklerimizin anlamını düşünmezdik."}]},"EZBERDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir yerden okumayarak, bir yere bakmayarak, ezberlenmiş biçimde","example":"Beni karşısına oturttu, bir şiirimi ezbere okudu."}]},"EZBERE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir yerden okumayarak, bir yere bakmayarak, ezberlenmiş biçimde","example":"Beni karşısına oturttu, bir şiirimi ezbere okudu."},{"pos":"adv","definition":"Aslını, gerçeğini anlamadan; bilmeden; düşünmeden; incelemeden","example":"İlk yargısını ezbere mi verdiğini hâlâ bilmiyorum."}]},"EZBERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi olduğu gibi akılda tutmak, öğrenip akılda tutmak","example":null}],"lemma":"ezberlemek"},"EZCÜMLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kısaltarak, özet olarak","example":null},{"pos":"adv","definition":"Başlıca; belli başlı olarak; esas olarak","example":"Toplantıda ezcümle şunları söyledi"}]},"EZEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başlangıcı belli olmayan zaman","example":"Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım / Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım"}]},"EZELİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Zamanda başlangıcı olmayan","example":null}]},"EZGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği","example":null},{"pos":"n","definition":"Belli bir kurallara göre düzenlenmiş kulağa hoş gelen ses veya söz dizisi","example":null}]},"EZGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzüntü veren, dokunaklı, içe işleyen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Paraca durumu bozuk olan kimse","example":null}]},"EZGİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boyaları ezmeye yarayan demir veya porselen alet","example":null}]},"EZKAZA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kaza sonucu, yanlışlıkla, bilmeden","example":null}]},"EZMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Savaş veya yarışmada üstünlük sağlamak, üstün gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek","example":"Rüzgârın içinde birbirini ezercesine kaçıştılar."}]},"EZOFORİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki gözde görme bozukluğu","example":null}]},"EZOTERİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen, yalnızca sınırlı, dar bir çevreye aktarılan her türlü bilgi, öğreti","example":null}]},"EZİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yara, çürük","example":"Vücudu eziklerle dolu idi."},{"pos":"adj","definition":"Olaylar ve hayat şartları karşısında güçsüz ve sıkıntılı duruma düşmüş olan; üzüntülü","example":"Çökmüş yüzlerini gördüm, bükülmüş bellerini gördüm, ezik seslerini duydum, deliye döndüm."}]},"EZİLGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolayca ezilip toz durumuna gelen","example":null}]},"EZİMEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tohumların ezilip yağ çıkarıldığı yer","example":null}]},"EZİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açlık etkisiyle midede duyulan tedirginlik","example":null},{"pos":"n","definition":"Korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı","example":null}]},"EZİNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organik veya ruhsal büyük sıkıntı","example":null}]},"EZİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşırı güçlük ve sıkıntı","example":null}]},"EÇHEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok cahil, çok bilgisiz olan","example":null}]},"EĞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maden, tahta ve benzerinin pürüzlerini düzeltmek için kullanılan, üzeri pürtüklü, sert, ensiz, çelik araç","example":"Şimdi sen oradan kendine bir parça seç ve önce eğe ile düzeltmeye başla."},{"pos":"n","definition":"Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen uzun, yassı ve eğri kemiklerden her biri","example":null}]},"EĞELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eğe ile düzleştirmek, aşındırmak","example":null}],"lemma":"eğelemek"},"EĞELEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eğe ile düzleştirmek, aşındırmak","example":null}]},"EĞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Durmasını sağlamak, önlemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Belirli bir süre birinin dikkat ve ilgisini başka bir şey üzerine çekmek","example":null}],"lemma":"eğlemek"},"EĞLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı","example":null},{"pos":"n","definition":"Sürünün yazın öğle sıcağında dinlendiği gölgelik","example":null}]},"EĞLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Durmasını sağlamak, önlemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Belirli bir süre birinin dikkat ve ilgisini başka bir şey üzerine çekmek","example":null}]},"EĞLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Neşeli, hoşça vakit geçirmek","example":"Masadakiler eğlenirlerken vali dalgınlaşmıştı, pek dinlemiyordu konuşulanları."}],"lemma":"eğlenmek"},"EĞLENCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence","example":"Mahallede büyük bir keriz düzenlendi, herkes eğlenceye katılmak için toplandı."},{"pos":"n","definition":"Neşeli, hoşça vakit geçirme","example":null}]},"EĞLENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Neşeli, hoşça vakit geçirmek","example":"Masadakiler eğlenirlerken vali dalgınlaşmıştı, pek dinlemiyordu konuşulanları."}]},"EĞLENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence","example":"Mahallede büyük bir keriz düzenlendi, herkes eğlenceye katılmak için toplandı."}]},"EĞLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oyalanmak, eğlenmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir yerde oturmak, yaşamak, ikamet etmek","example":null}],"lemma":"eğleşmek"},"EĞLEŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oyalanmak, eğlenmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir yerde oturmak, yaşamak, ikamet etmek","example":null}]},"EĞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düz olan bir şeyi eğik duruma getirmek","example":"Bardağı eğmeyin, içindeki su dökülür"},{"pos":"v","definition":"Sert bir cismi bükmek","example":null}]},"EĞMEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eğrinin sınırlı bir kısmı","example":null},{"pos":"n","definition":"Çay ve ırmağın dönemeç yeri","example":null}]},"EĞRELTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğrelti otugillerden, kumlu yerlerde yetişen, 150 cm kadar yükselebilen, tıpta bağırsak kurtlarını düşürmek için kullanılan çok yıllık ve otsu bir bitki","example":null}]},"EĞRETİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçeğinin yerine konulan","example":"Eğreti diş. Eğreti bacak."},{"pos":"adj","definition":"Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici","example":"O gün için oraya eğreti olarak getirilmişe benziyordu."}]},"EĞREZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğirdir Gölü'nde yaşayan bir balık","example":null}]},"EĞRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey","example":"Eğrinin yatay ekseni kestiği noktanın çemberin merkezine uzaklığını hesaplayalım"},{"pos":"adj","definition":"Yay gibi kavislenmiş, dalgası olan","example":"İki zincirin arasında sallanan yarım eğri oturma yerlerine binersin."}]},"EĞRİL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eğri duruma gelmek","example":null}],"lemma":"eğrilmek"},"EĞRİLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eğri duruma gelmek","example":null}]},"EĞRİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yay gibi kavislenmiş, dalgası olan","example":"İki zincirin arasında sallanan yarım eğri oturma yerlerine binersin."},{"pos":"n","definition":"Hava veya suyun hızla dönüp sütun biçiminde yükselmesiyle oluşan, alanı dar bir fırtına çeşidi","example":null}]},"EĞSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucu yanmış odun","example":null}]},"EĞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yatay bir çizgi veya düzlemle açı oluşturacak biçimde olan","example":null}]},"EĞİL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belini bükerek öne doğru inmek (eğilmek)","example":"Eğil, kapı alçak."}]},"EĞİLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir yönle açı oluşturacak bir durum almak, bir yöne doğru çarpılmak, dikliğini kaybetmek","example":"Tabak eğildi, yemek döküldü"},{"pos":"v","definition":"İnsan, bir işi yapmak için belini eğmek","example":"Tenis oynarken yüz çeşit çeviklikler içinde eğilir, kalkar, sıçrar, koşar."}]},"EĞİLİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme","example":null},{"pos":"n","definition":"Para piyasalarında zamanla oluşan değişim, alım satım işlemleriyle ilgili iniş çıkış seyri","example":null}]},"EĞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzeyin yatay düzleme doğru eğilmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Eğilmiş olma durumu","example":null}]},"EĞİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı varlıkların maddi bölümü","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelmek, eğinmek, bir şeye ilgi göstermek","example":null}]},"EĞİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelmek, eğinmek, bir şeye ilgi göstermek","example":null}]},"EĞİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğelenen bir şeyden dökülen ince toz","example":null}]},"EĞİNİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eğilmiş olan, eğik","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir şeyi sevmiş, istemiş veya yapmaya içten yönelmiş olan","example":null}]},"EĞİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arıların çıkardığı bir tür salgı","example":null},{"pos":"v","definition":"Yün, pamuk ve benzerini iğ ile büküp iplik durumuna getirmek","example":null}]},"EĞİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yün, pamuk ve benzerini iğ ile büküp iplik durumuna getirmek","example":null}]},"EĞİRMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pamuk, yün, ipek ve benzerini eğirip iplik durumuna getirmeye yarar araç, iğ","example":"İki arkadaş, yüzlerce yıllık tonozların altında eğirmenlerini çevirirlerken her günkü ahenklerine giriştiler."}]},"EĞİT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Hayvanı istenilen davranışları yapabilecek biçimde yetiştirmek","example":null}],"lemma":"eğitmek"},"EĞİTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Hayvanı istenilen davranışları yapabilecek biçimde yetiştirmek","example":null}]},"EĞİTMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğitim işiyle uğraşan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Kurs görerek köyde öğretmenlik yapan kimse; köy öğretmeni","example":"Okudun mu canın çekerse köy yerinde eğitmen olursun."}]},"EĞİTSEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Pedagoji veya eğitimle ilgili olan","example":null}]},"EĞİTİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme; terbiye","example":"Bu çocuğun eğitimi sanıldığı kadar güç değildir"},{"pos":"n","definition":"Belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetiştirme, geliştirme ve eğitme işi","example":null}]},"EĞİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemiş koparırken dalları çekmeye veya kovandan bal almaya yarayan araç","example":null}]},"EŞARP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü","example":null}]},"EŞEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Kaba, yeteneksiz, inatçı kimse","example":null}]},"EŞEKBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yetkisi önemsenmeyen, gücünü gerektiği gibi göstermeyen kimse","example":"Sen necisin? Eşekbaşı mısın bu sınıfta?"}]},"EŞEKÇE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Terbiyeye, inceliğe aykırı; çirkin; kötü","example":null},{"pos":"adv","definition":"Terbiyesiz veya nezaketsiz bir biçimde","example":null}]},"EŞELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işin ya da sorunun aslını anlamaya çalışmak, bir konuyu araştırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Toprak, kül gibi toz durumunda bulunan şeyleri hafifçe kazıp karıştırmak","example":"Eşeledik külleri, kıvılcımlar parladı."}],"lemma":"eşelemek"},"EŞELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elma, armut, ayva vb. meyvelerin yenmeyen iç bölümü","example":null}]},"EŞELEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işin ya da sorunun aslını anlamaya çalışmak, bir konuyu araştırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Toprak, kül gibi toz durumunda bulunan şeyleri hafifçe kazıp karıştırmak","example":"Eşeledik külleri, kıvılcımlar parladı."}]},"EŞEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bireye, üreme işinde ayrı bir rol veren ve erkek, dişi gibi formları oluşturan yaradılış özelliği","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir organizmanın dişi veya erkek olarak sınıflandırılmasını sağlayan görev, yapı ve karakter topluluğu","example":null}]},"EŞHAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kimse; kişi; zat","example":"Memleket'in Rahmi Bey gibi eşhasa şiddetle ihtiyacı vardır."},{"pos":"n","definition":"Oyun, roman, hikâye ve benzerinde yer alan kimse","example":null}]},"EŞKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dıştan görünüş","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü","example":null}]},"EŞKENAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kenarları eşit olan","example":null}]},"EŞKIYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağlarda yol kesen silahlı soyguncu","example":null}]},"EŞKİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni oluşmuş körpe ve küçük dal veya yaprak","example":null},{"pos":"n","definition":"Atın bir tür hızlı yürüyüşü","example":null}]},"EŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ses ile görüntü arasında gerekli bağı sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Benzer iki şeyi bir araya getirmek","example":null}],"lemma":"eşlemek"},"EŞLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağının eksenine dik olarak geçtiği ve yer yuvarını iki eşit parçaya böldüğü varsayılan en büyük çember","example":null}]},"EŞLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suret çıkarma işi","example":null}]},"EŞLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ses ile görüntü arasında gerekli bağı sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Benzer iki şeyi bir araya getirmek","example":null}]},"EŞLENİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir biçimde birbiriyle oranlı bulunan nokta, çizgi, sayı","example":null}]},"EŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Toprağı veya toprak gibi yumuşak bir şeyi biraz kazmak","example":"Bereket versin ateş koydu demin komşu kadın / Üşüyorsan eşiver mangalı, eş, eş de ısın"}]},"EŞOFMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle spor çalışmalarında giyilen, pamuklu veya sentetik kumaştan, iki parçalı giysi","example":null}]},"EŞRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerin zenginleri, sözü geçenler, ileri gelenler","example":"Bu davranış, eşraftan bazılarının onlara yandaş olmasını sağlıyor."}]},"EŞREF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok onurlu; çok şerefli","example":null}]},"EŞYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesnelerin bütünü","example":"Tatile giderken tüm pırtımızı arabaya yükledik, eşyalarla dolup taşmıştı."}]},"EŞİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başlangıç yeri, başlangıç noktası, yakını","example":null},{"pos":"n","definition":"Kapı ağzında basamağın konulacağı yer ya da kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak","example":null}]},"EŞİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan, ayağıyla yeri kazmak","example":"Domuzlar pislik içinde eşinir, akbabalar leşle beslenir, ayılar kendi yavrularını yiyebilir, yarasalar da kan emerdi."}],"lemma":"eşinmek"},"EŞİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan, ayağıyla yeri kazmak","example":"Domuzlar pislik içinde eşinir, akbabalar leşle beslenir, ayılar kendi yavrularını yiyebilir, yarasalar da kan emerdi."}]},"EŞİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapı, değer, boyut, nicelik ve nitelik bakımından birbirinden ne artık ne eksik olmayan iki veya daha çok şey; müsavi","example":"Bu çocuklar yaşça eşittir."},{"pos":"adj","definition":"Aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan kimse","example":"Her Türk vatandaşı eşit haklara sahiptir"}]},"EŞİTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eşit duruma getirmek","example":null}],"lemma":"eşitlemek"},"FAAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok çalışan, canlı, hareketli, etkin","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çalışır durumda olan","example":null}]},"FAALİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalışma; canlılık; hareket","example":null},{"pos":"n","definition":"İşler durumda olma","example":"Dost bir tabiat cesaret verir insana, onu faaliyete sürükler."}]},"FABL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilen, sonunda ders verme amacı güden, genellikle manzum hikâye","example":null}]},"FABRİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşlenmemiş veya yarı işlenmiş maddelerin makine, araç vb. ile işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu","example":"Bir deri fabrikası her yerde yapılabilir."}]},"FACİA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu, çok üzüntü veren, acıklı yıkım","example":"Sebep olduğunuz faciadan henüz haberiniz yok."},{"pos":"n","definition":"Konusunu efsanelerden veya tarihsel olaylardan alan, acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri","example":null}]},"FAGOSİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organik veya inorganik cisimcikleri içine alıp sindirebilen kan hücresi","example":null}]},"FAGOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahtadan parçaları uç uca takılı, uzun bir boru biçiminde, perdeli bir üflemeli çalgı","example":null}]},"FAHRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gönüllü, karşılıksız, parasız","example":"Bilmem hangi bir esnaf cemiyetinin fahri kâtibi imiş."},{"pos":"adj","definition":"Saygı için verilen veya övünç için kabul edilen, başkanlık, üyelik, profesörlük vb. unvan","example":null}]},"FAHRİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında şairlerin kendi özelliklerinden övünerek söz ettikleri manzume veya manzumenin bir bölümü","example":null}]},"FAHTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde genellikle ilahi, beste ve özellikle peşrev formlarında kullanılan, yirmi zamanlı ve on iki vuruşlu bir büyük usul","example":null}]},"FAHUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok övünen, çok böbürlenen","example":null}]},"FAHİŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ölçüyü aşan; aşırı; çok fazla","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ahlaka ve törelere uygun olmayan","example":null}]},"FAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuş veya yaban hayvanlarını yakalamaya yarayan araç veya düzen","example":null}]},"FAKFON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bakır, nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünüşünde bir alaşım","example":null}]},"FAKR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoksul olma durumu, parasız kalma durumu","example":null}]},"FAKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılı, bilgi ve belgelerin telefon sistemi vasıtasıyla bir yerden bir yere iletilmesini anında sağlayan araç","example":null}]},"FAKSLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yazıyı faks makinesi ile başka bir yere göndermek","example":null}],"lemma":"fakslamak"},"FAKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birlikte veya ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, şartlardan, ögelerden her biri","example":null}]},"FAKTİTİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçişli veya geçişsiz fiil kök veya gövdelerine -er-, -ir-, -tir-, -t- eklerinden birinin veya ikisinin üst üste getirilmesiyle kurulan ve taşıdığı kavram bir nesneye aktarılabilen çatılı fiil","example":null}]},"FAKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş lekeleri bölgelerinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm","example":null}]},"FAKÜLTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir üniversitenin, öğrenim alanı veya uzmanlık konusu bakımından ayrılmış kollarından her biri","example":"Bir ev hizmetçisi azıcık dişini sıkınca çocuğunu fakülteye gönderebiliyor."}]},"FAKİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fıkıh bilgini","example":null}]},"FAKİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçinmekte çok sıkıntı çeken","example":"Nûri sen söylesen fakirliğini / Zîra hiç anlamaz tıkırlığını / Eğer farkederse cıbırlığını / Her gün eğlenecek saz eder seni"},{"pos":"adj","definition":"Acınacak kadar kötü durumda bulunan","example":null}]},"FAKİRANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fakir gibi, fakire uygun düşen","example":"Renksiz, fakirane bir hayat, cazibesiz ve yabancı bir erkek."}]},"FAKİRİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hint felsefesinde insan vücudu bütün kötülüklerin kaynağı sayıldığından, bedene eziyeti ruhun kurtuluşu ve mutluluğu için gerekli gören çilekeşlik","example":null}]},"FAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı, kahve telvesi, el ayası ve benzerine bakarak anlam çıkarma","example":"Ben bütün fallara, bütün rüyalara, bütün itikatlara inanırım."}]},"FALAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ceza olarak ayak tabanlarına vurmakta kullanılan, ayakları uygun bir durumda sıkıştırıp tutan, kalınca bir sopa ile bunun iki ucuna bağlı bir ipi olan cezalandırma aracı","example":"Yere yıkılmış bir adam, çıplak ayakları falakada bağırıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bu araçla uygulanan dayak cezası","example":null}]},"FALAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek \"ve benzerleri\" anlamında kullanılan bir söz","example":"Kapıyı falan iyice kapadın mı?"},{"pos":"adv","definition":"Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime; filan","example":"Bana falan geldi, falan gitti diye anlatmaya başladı."}]},"FALANCA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Falan kimse","example":null}]},"FALANJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı ülkelerde yarı askerî, siyasi kuruluş","example":null},{"pos":"n","definition":"Eski Yunanlarda, özellikle Makedonya yayalarının çekirdeğini oluşturan mızraklı alay","example":null}]},"FALEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksek kıyılarda dalga aşındırmasıyla oluşan ve aşınma sürdükçe karanın içine doğru gerileyen yar","example":null}]},"FALLUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkeğin çiftleşme organı","example":null}]},"FALNAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fala bakmanın inceliklerini ve yorumlama özelliklerini anlatan kitap","example":null}]},"FALSO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanlış davranış","example":"Bu iyi adamın şu kadarcık cehaleti ve falsosunu hoş görmeli."},{"pos":"n","definition":"Bir parça çalınır veya söylenirken yapılan nota yanlışlığı","example":"Ahenge falso, kalın erkek sesleri de karıştı."}]},"FALYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyvermek işi","example":"Sus! Buruntu geçiriyorum, azcık kıpırdansam falya."},{"pos":"n","definition":"Topları ateşlemek için ağızotunun konulduğu delik","example":null}]},"FALYANOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yunus balığının iri bir türü","example":null}]},"FALÇATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğri kunduracı bıçağı","example":null}]},"FAMİLYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok ortak özellikleri sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu","example":null},{"pos":"n","definition":"Evlilik ve kan bağına dayanan, eşler, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik","example":null}]},"FAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kapalı bir yerin sıcak ve durgun havasını dalgalandırarak esinti sağlayan veya böyle bir ortama temiz hava üfleyen döndüğünde bir mekanizmayı işleten bir eksene dikey olarak bağlanmış, iki veya ikiden çok kanattan yapılmış alet","example":null},{"pos":"n","definition":"Sıcak veya soğuk havayı dengeli olarak savuran araç","example":null}]},"FANATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen","example":null}]},"FANATİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık","example":null}]},"FANFAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Konuşması çok iyi anlaşılmayan kimse","example":null}]},"FANFAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bakır üflemeli çalgılardan oluşan orkestra","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu orkestranın çaldığı tartımlı ve canlı parça","example":null}]},"FANGRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mercan türünden bir balık","example":null}]},"FANTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mavimsi yeşil renkli bir tür baştankara","example":null}]},"FANTASMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekte olmadığı hâlde var gibi görünen hayal","example":null}]},"FANTAZYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri; atlı gösteri","example":null}]},"FANTEZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Serbest biçimli beste veya alaturkada serbest biçimli şarkı","example":null},{"pos":"n","definition":"Sonsuz, sınırsız hayal","example":null}]},"FANTOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey","example":null}]},"FANTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İskambil oyunlarında oğlan, bacak veya vale adlarıyla bilinen kâğıt","example":null}]},"FANUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süslü, ayaklı fener","example":"Bütün bahçeyi, donanma gecelerinde olduğu gibi fenerlerle, renkli fanuslarla donatmışlar; bayraklar asmışlar."},{"pos":"n","definition":"Genellikle silindir biçiminde olan mum, gaz lambası vb. aydınlatma araçlarının çevresini kapatarak rüzgârdan koruyan cam","example":"Madenî darbe ortada asılı avizenin fanuslarına çarptı."}]},"FANYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir balık ağına eklenen iri gözlü ikinci ağ","example":null}]},"FANYOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bariton veya tenor ses veren, bakırdan yapılmış çalgı","example":"Klarnetlerle, fanyollar ağır, yalvarıcı nağmelere dökülmüşlerdi."}]},"FANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gelip geçici, kalıcı olmayan, yok olacak","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti","example":null}]},"FANİLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle ince pamuk ipliğinden dokunmuş, ten üzerine giyilen iç çamaşırı","example":"Nihat'ı birkaç fanila ile sımsıkı giydirerek bitişik odada, karyolaya oturttu."},{"pos":"adj","definition":"Yumuşak yünden örülmüş veya dokunmuş, hafif ve gevşek kumaş","example":null}]},"FAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşıtların ön bölümünde bulunan, kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği","example":"Taksi yaklaşırken farların ışıkları gittikçe güçlenerek yukarılara doğru tırmandı."},{"pos":"n","definition":"Kadınların süs için göz kapaklarına sürdükleri çeşitli renkte boya; düzgün","example":"Uzun ve kıvırcık kirpiklerini göz kapaklarına kadar sürdüğü farla boyadı."}]},"FARAZA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Diyelim ki, sayalım ki, ola ki, tutalım ki, varsayalım ki","example":"Faraza sizin haberiniz olmadan öyle bir iş yapıldı, siz ne dersiniz?"}]},"FARAZİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir varsayıma dayanan","example":null}]},"FARAZİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış, ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce","example":"Böyle bir ihtimale hayal ve faraziyede bile tahammülümüz yok."}]},"FARAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplanan süprüntüleri alıp atmak için kullanılan teneke veya plastikten yapılmış kısa saplı bir tür kürek","example":"Elinde tuttuğu, içi süprüntü dolu faraşı merdivenlerin dibine boşalttı."}]},"FARBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysi, perde ve benzerinin kenarlarına dikilen kırmalı veya büzgülü süs","example":"Tam o sırada çıt etti, merdivenin üstüne asılı farbalaların bir köşesi koptu."}]},"FARBALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysi, perde ve benzerinin kenarlarına dikilen kırmalı veya büzgülü süs","example":"Tam o sırada çıt etti, merdivenin üstüne asılı farbalaların bir köşesi koptu."}]},"FARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemirgenlerden, küçük, uzun kuyruklu hayvan; bilgisayarda imleci yöneten araç","example":"Kedi fareyi kovaladı."}]},"FAREDİŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iğne veya boncuk oyası türü","example":null}]},"FARENJİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yutağın iltihaplanmasıyla oluşan bir hastalık","example":null}]},"FARFARA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tez iş gören, çabuk davranan, farfara, fırtına gibi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kendi kendini çok öven","example":null}]},"FARI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek","example":null}],"lemma":"farımak"},"FARIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek","example":null}]},"FARK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik","example":null},{"pos":"n","definition":"Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter","example":null}]},"FARMASON":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı'yı tanımayan, Tanrı'nın varlığına inanmayan","example":null},{"pos":"n","definition":"Masonluk derneği üyesi","example":null}]},"FARS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalın güldürme ögelerinden yararlanan, bazen inanırlığın sınırını aşan, güldürmeyi amaç edinen sahne eseri","example":"Eser konu bakımından eski farslar gibi bir toplamadır."}]},"FARZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış","example":null},{"pos":"n","definition":"Müslümanlıkta, özür olmadıkça yapılması zorunlu, yapılmaması günah sayılan ibadet","example":null}]},"FARİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin benzerlerinden ayırt etmeye yarayan durum veya öge","example":null}]},"FARİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip","example":null}]},"FARİZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinden istenen vazife","example":null},{"pos":"n","definition":"Tanrı buyruğu","example":null}]},"FARİĞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıkıntı olmayan, rahat","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir mülkün kullanma hakkını başkasına bırakan","example":null}]},"FAS":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Rabat.","example":null}]},"FASARYA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşe yaramaz; yeteneksiz","example":"Öylesine fasarya, semt takımında bile yer alamaz, her zaman yedek dururdu."},{"pos":"adj","definition":"Boş, anlamsız söz","example":null}]},"FASET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baskı işlerinde harf ve satırları formada tutmak ve sıkmak için kullanılan kama","example":null},{"pos":"n","definition":"Dişin ön yüzüne estetik amaçla yapılan kaplama","example":null}]},"FASIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi vb. parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi","example":null}]},"FASILA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman","example":"Ancak bir iki saat uyuyabildiğim o gecenin sabahında mersiyemi ilk defa çocuklarıma hıçkırık fasılaları arasında okudum"}]},"FASKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kundak çocuklarının beline, zıbının üzerinden sarılan geniş sargı","example":null}]},"FASLET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitmesini sağlamak, tüketmek veya sonuçlandırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Ayırmak; bölmek","example":null}],"lemma":"fasletmek"},"FASON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim vermesi işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Malzemesi marka sahibi tarafından karşılanarak başka bir firmaya yaptırılan mal","example":null}]},"FASONE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerinde, kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaş","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu tür kumaşları oluşturan desen örneği","example":null}]},"FASULYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fasulyegillerden, barbunya, çalı, ayşekadın, horoz vb. türleri bulunan bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve kuru tohumları","example":null}]},"FASİH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık ve düzgün anlatış","example":null},{"pos":"adj","definition":"Açık ve düzgün konuşma yeteneği olan","example":null}]},"FASİKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük eserlerin ayrı ayrı bölümler halinde yayımlanan parçalarından her biri","example":null}]},"FASİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok ortak özellikleri sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu","example":"Hepsi de bu asrın bir nevi insan fasilesine mensuptular."}]},"FASİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötü; bozuk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ara bozucu, fesat çıkaran; müfsit","example":null}]},"FATALİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her şeyin, alın yazısına göre önceden belirlenmiş olduğuna, insanın bu önceden belirlenmiş olan alın yazısını değiştiremeyeceğine inanan dünya görüşünü benimseyen","example":null}]},"FATALİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bazı olaylarda görülen ve insana kötülük getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan güç","example":null}]},"FATALİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her şeyin, alın yazısına göre önceden belirlenmiş olduğuna, insanın bu önceden belirlenmiş olan alın yazısını değiştiremeyeceğine inanan dünya görüşü","example":null}]},"FATURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satılan bir malın cinsini, miktarını ve fiyatını bildirmek için satıcının alıcıya verdiği hesap pusulası","example":"Camın arkasında oturmuş, ha babam fatura damgalayıp para üstü veriyor."}]},"FATURALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir malın ya da hizmetin faturasını düzenlemek","example":null}],"lemma":"faturalamak"},"FATİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslam devletlerinde bir ülkeyi veya bir şehri savaşarak alan hükümdar ve komutanlara verilen unvan","example":"Bizans fatihi kartal burunlu II. Mehmet ve Mısır fatihi yıldırım bakışlı Selim, birer dar çukura nasıl sığdılar?"},{"pos":"adj","definition":"Zafer kazanan, fetheden kimse","example":null}]},"FATİHANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Fatih gibi, fatihe benzercesine","example":"Padişahlık ricalinin en ziyade fatihane düşüneni idi."}]},"FAUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılaşmalarda rakip oyuncuya yapılan kural dışı hareket","example":null}]},"FAUNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu hayvanların tanımını yapan eser","example":null}]},"FAVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bakla tanelerinin kabuğu soyulduktan sonra yapılan zeytinyağlı yemek","example":null}]},"FAVORİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzün iki yanında, saçın devamı olarak bırakılan sakal demeti","example":null},{"pos":"adj","definition":"En çok beğenilen","example":null}]},"FAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması","example":null}]},"FAYANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan, bir yüzü sırlı ve türlü desenlerle bezenmiş, pişmiş balçıktan levha","example":null}]},"FAYDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyden elde edilen sonuç","example":null}]},"FAYDALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine yarar sağlamak","example":null}],"lemma":"faydalanmak"},"FAYRAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde ateşçiye ateşi harlandırmak için verilen komut","example":"Makine dairesinin zırıltısı yükseldi. Bunun ne demek olduğunu anladık. Fayrap! Kazanlara fazla islim gerekir, bittabi ocaklara da fazla ateş ve kömür."},{"pos":"n","definition":"Bir istim kazanının, istim oluşturacak biçimdeki yanar durumu","example":null}]},"FAYTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek körüklü, dört tekerlekli, genellikle çift atlı binek arabası","example":null},{"pos":"n","definition":"Perde ayaklılardan, sıcak deniz kıyılarında yaşayan, uzun kuyruklu bir kuş","example":null}]},"FAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik geriliminde evre","example":null}]},"FAZIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Faziletli, erdemli kimse","example":null}]},"FAZLA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan; ziyade","example":"Yaşamak için çok zorluk çekiyordu. Fazla olarak hastaydı."},{"pos":"adj","definition":"Daha çok; aşkın","example":"Biz ancak Cumhuriyet devrinde elli yıldan fazla bir barış devri geçirmişiz."}]},"FAZLADAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Alışılana ek olarak, alışılandan çok, bol bol, çok çok","example":"Beş dakika bile fazladan kaldığı da olmamıştı."}]},"FAZİLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ahlakın övdüğü iyilikçilik, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı","example":"Onun iyiliğini, faziletini, şan ve şerefini görmek benim saadetimdir."}]},"FAÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşanılacak, giyilecek şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Yüklü geminin bordasındaki su düzeyi ile boş geminin bordasındaki su düzeyi arasında kalan bölüm","example":null}]},"FAÇETA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elmasın yontulmuş yüzlerinden her biri","example":null}]},"FAÇUNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılan sargı","example":null}]},"FAĞFUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çin imparatorlarına verilen unvan","example":null},{"pos":"n","definition":"Çin'de yapılmış kâse, tabak, vazo vb. porselen eşya","example":null}]},"FAĞFURİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fağfurdan yapılmış","example":null}]},"FAİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan","example":null}]},"FAİKİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Benzerlerinden daha yüksek düzeyde olma","example":null}]},"FAİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hukuki sonuç doğuracak bir suç işleyen kimse","example":"Her gün yeni bir cinayet işlenip, failleri ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor."},{"pos":"n","definition":"Bir cümlede bildirilen işi yapan, yüklemin bildirdiği durumu üzerine alan kimse veya şey","example":null}]},"FAİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr","example":null},{"pos":"n","definition":"Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli","example":null}]},"FAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açığa vurulma, ortaya dökülme","example":null}]},"FAŞİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyanların belli dönemlerde renkli, komik ve şaşırtıcı kılıklara girerek yaptıkları şenlik ve eğlence dönemi","example":null}]},"FAŞİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Faşizm yanlısı olan kimse, görüş vb","example":null}]},"FAŞİZAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Faşist eğilimli","example":null}]},"FAŞİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Demokratik düzenin yerine aşırı bir ulusçuluk ve baskı düzeni kurmayı amaçlayan öğreti","example":null},{"pos":"n","definition":"İtalya'da 1922-1943 yılları arasında etkinliğini sürdüren, meslek kuruluşlarına dayanan, devlet sınırlarını genişletmeyi amaçlayan, yetkinin, tek partinin elinde toplandığı düzen","example":null}]},"FECAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok acıklı, yürekler acısı durum","example":"Balkan Harbinin fecaatlerinden sonraki hadiseler de malumunuzdur."}]},"FECİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıklı, çok acıklı, yürekler acısı","example":"İkimiz de feci bir akıbete doğru yuvarlanıyoruz."}]},"FECİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş doğmadan önceki alaca karanlık","example":null},{"pos":"n","definition":"Tan kızıllığı","example":"Bu fecir dediğimiz aydınlanmanın başını belli etmek için ak iplikten kara ipliği seçmek kıstas sayılmıştır."}]},"FEDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir amaç uğrunda bir değer veya varlıktan vazgeçme, uğruna verme","example":"Yurt yolunda her şey feda edilir"}]},"FEDAKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi çıkarlarından vazgeçerek davranan","example":null}]},"FEDAİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkü uğruna tehlikeli işlere girişerek canını esirgemeyen kimse","example":"Senin yanında fedaî yazılacağım ve dini bir uğruna çalışacağım."},{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir yeri koruyan kimse","example":"İlk zamanlar sadık fedailerini sık sık gelip yokladılar."}]},"FEDERAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Federasyon durumunda birleşmiş olan","example":null}]},"FEDERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konfederasyonun üyesi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir federasyona bağlı olan","example":null}]},"FEHAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değer, itibar","example":null},{"pos":"n","definition":"Erdemleri bakımından çok büyük olma durumu","example":null}]},"FEHVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği","example":null}]},"FEHİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"(Bilgiyi) idrak etme","example":null}]},"FEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zarar verme, feshetme, kesme, ayırma, koparma","example":null}]},"FEKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Patates gibi bazı bitkilerin yumrularında bulunan nişasta","example":null}]},"FEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyularla algılanabilen her şey","example":null}]},"FELAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyden, bir yerden kurtulma","example":null}]},"FELAKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum; yıkım; bela","example":"İnsanların korkması icap eden en büyük felaket, kötü ahlaktır."},{"pos":"adj","definition":"Çok kötü","example":null}]},"FELDSPAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Potasyumlu, sodyumlu ve kalsiyumlu olmak üzere üçe ayrılan en önemli silikatlı mineral grubu","example":null}]},"FELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç","example":"Kahpe felek kimine kavun yedirir, kimine kelek."},{"pos":"n","definition":"Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluşturduğu bütün, evren","example":null}]},"FELFELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hurmagillerden, kestane büyüklüğündeki yemişi şerit düşürücü nitelik taşıyan Asya bitkisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Küçük bir kelebek türü","example":null}]},"FELFELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek","example":null},{"pos":"v","definition":"Eski canlılığını yitirmek","example":null}],"lemma":"felfellemek"},"FELLAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçimini toprağı ekerek, tarımla sağlayan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Siyah ırktan olan kimse, siyahi","example":null}]},"FELSEFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması","example":"Felsefe diliyle söylersek her ozan bir fenomendir yani olgudur."},{"pos":"n","definition":"Evrenin ve hayatın anlamını, amacını, değerini, insan varlığını ve davranışlarını bütünüyle kavramaya çalışan genel düşünce","example":"Yargılarınızı, felsefenizi kendinize saklayıp oyununuza tek özdeyiş katmayacaksınız."}]},"FELSEFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Felsefe ile ilgili, felsefeye ilişkin","example":"Her neyse bunlar derin felsefi görüşlerdir."}]},"FELÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması","example":null}]},"FELİKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Palmiye yaprağına benzeyen, park ve bahçelerde süs için kullanılan iri gövdeli bir bitki","example":null}]},"FEMİNEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kadını andıran, kadına benzeyen, kadın gibi","example":null}]},"FEMİNİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Feminizm yanlısı kimse, görüş","example":null}]},"FEMİNİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplumda kadının haklarını çoğaltma, erkeğinkiler düzeyine çıkarma, eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımı","example":"Feminizmi destekleyecek bir dernek yahut vakıf kuracaklarmış."}]},"FEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi","example":null},{"pos":"n","definition":"Birini aldatmak, yanıltmak için dolap veya oyun çeviren olma durumu","example":null}]},"FENA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötü, iyi olmayan","example":"Hava bugün fena değil."}]},"FENER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saydam bir maddeden yapılmış veya böyle bir madde ile donatılmış, içinde ışık kaynağı bulunan aydınlatma aracı","example":"Sigara içilmeyecek, kibrit, fener yakılmayacaktı."},{"pos":"n","definition":"Kıyıların tehlikeli yerlerinde, bazı kaya ve adacıkların üzerinde geceleri deniz taşıtlarına yol gösteren, tepesinde güçlü bir ışık kaynağı olan kule","example":"Az ilerideki burunda bütün heybetiyle bir deniz feneri görünüyordu."}]},"FENLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşına göre bilmemesi gereken şeyleri öğrenmiş olmak","example":"Ben seni alık sanıyordum ama sen epey fenlenmişsin."}],"lemma":"fenlenmek"},"FENNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fizik, kimya, matematik veya biyoloji ilgili","example":"Bu fennî ihmal yüzünden Hacer'in çocuğu ziyan oldu."},{"pos":"adj","definition":"Usulüne göre iş gören","example":null}]},"FENOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boyacılıkla, plastik maddelerin ve bazı ilaçların yapımında kullanılan, çoğunlukla maden kömürünün katranından çıkarılan benzinin oksijenli türevi","example":null}]},"FENOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkilerin yıl içinde büyüme ve gelişmelerinde görülen değişikliklerle iklim olayları arasında ilgi kurarak bundan sonuç çıkaran bilim","example":null}]},"FENOMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyularla algılanabilen her şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Önemli tarihsel olgu","example":null}]},"FENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen","example":null}]},"FENİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alman markının yüzde biri","example":"Ömrü boyunca fenik bahşiş almamış postacı, adamın aklını oynatmış olmasından korktu."},{"pos":"n","definition":"Çok az para","example":null}]},"FENİKE":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Doğu Akdeniz kıyısında denizcilikleriyle bilinen eski bir uygarlık.","example":null}]},"FEODAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Derebeylikle ilgili","example":"Bütün istedikleri, amaçladıkları toplumun yarı feodal düzenini sürdürmekti."}]},"FER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözü geçerlik, istediğini yaptırabilme gücü","example":null},{"pos":"n","definition":"Gözdeki canlılık","example":null}]},"FERACE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların sokakta giydikleri, mantoya benzer, arkası bol, yakasız, çoğu kez eteklere kadar uzayan üst giysisi","example":"Ferace ile böcü gibi çıkacak değilim ya."},{"pos":"n","definition":"Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka","example":null}]},"FERAGAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hakkından kendi isteğiyle vazgeçme","example":null}]},"FERAH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Havası bol, temiz olan, aydınlık, iç açıcı yer","example":null},{"pos":"adj","definition":"İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan","example":null}]},"FERAHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İç açıcı duruma gelmek","example":"Ortadaki masa kaldırılınca oda ferahladı."},{"pos":"v","definition":"Sıkıntısı, tasası dağılmak","example":"Geçer hepsi geçer elbet / Daralmış gönüller ferahlar"}],"lemma":"ferahlamak"},"FERAHNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam","example":null}]},"FERAHİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucuz olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yerin uzaklara kadar bakılabilecek ve bakanın içinde ferahlık doğuracak durumda olması","example":null}]},"FERASET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı","example":null},{"pos":"n","definition":"Sezme yeteneği","example":null}]},"FERAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi isteğiyle işten, görevden veya bir hizmetten ayrılma, vazgeçme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir mülkü başkasına bırakma, başkasının üstüne geçirme","example":"Fabrikanın ferağ ve intikal muamelesinin ikmal edildiği günün akşamı nikâhımız kıyıldı."}]},"FERDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiilin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunduğu zamandan sonraya ait olması","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir günün veya olayın arkasından gelen zaman","example":null}]},"FERDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaş, kâğıt gibi şeylerin belli miktardaki bağı","example":null}]},"FERDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bireyle ilgili olan, bireye özgü olan","example":"Izdıraplarınızın maddi ve ferdî kısımlarını azaltmak kolay."}]},"FERDİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kişiyi benzerlerinden ayıran özelliklerin bütünü","example":null}]},"FERHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birden çok mağazası bulunan eski hanların tipinde, avlulu geniş bina, büyük han veya kervansaray","example":null}]},"FERMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi","example":null}]},"FERMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz","example":null},{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu'nda padişahın verdiği, uyulması gerekli hükümleri taşıyan yazılı buyruk","example":null}]},"FERMEJÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne","example":null}]},"FERMENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü nakışlarla işlemeli, önü kavuşmayan, yeleğe benzeyen bir giysi","example":null}]},"FERMENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı besinlerin yapımında mayalanmayı sağlamak için kullanılan madde","example":null}]},"FERMUAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysi, çanta vb. yerlerde kullanılan, karşılıklı dişler ve bunların üzerinde yürüyen kapatıcıdan oluşan düzenek","example":null}]},"FERMİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 100, kütle numarası 257 olan, Aynştaynyumla aynı zamanda bulunan yapay element","example":null}]},"FERNEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sünger toplamak için kullanılan makineli dalma aracı","example":null}]},"FERSAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaklaşık 5 kilometrelik bir uzaklık ölçüsü","example":null},{"pos":"n","definition":"Çok uzun mesafe, uzaklık","example":null}]},"FERSUDE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eskimiş, yıpranmış, aşınmış","example":"Yalnız birçok nefer yırtık, fersude eşyayı muttasıl at, eşek, öküz arabalarına yükletiyorlardı."}]},"FERT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık","example":"Mustafa Kemal bir fert değil, bir timsaldir."},{"pos":"n","definition":"İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can","example":null}]},"FERYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haykırma sesi","example":null}]},"FERZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satrançta, her yöne gidebilen, önemce ikinci sırada gelen taş","example":null}]},"FERÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dişi canlılarda üreme organının dış bölümü, vulva","example":null}]},"FERİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"İkinci dereceden","example":null}]},"FERİBOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arabaları veya vagonları bir kıyıdan öbür kıyıya geçirmeye yarayan gemi","example":null}]},"FERİH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok sevinçli, neşeli","example":null}]},"FERİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kümes hayvanlarının civcivlikten çıkmış yavrusu, erginleşmemiş tavuk veya horoz","example":null},{"pos":"n","definition":"Kara ve hava kuvvetlerinde, rütbesi tuğgeneralle korgeneral arasında bulunan general","example":null}]},"FERİŞTAH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"En iyi; en üstün","example":null}]},"FERİŞTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı ile insan arasında aracılık yaptığına ve nurdan olduğuna inanılan manevi varlık","example":null}]},"FES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık","example":null}]},"FESAHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anlatışta düzgünlük ve açıklıkla birlikte amaca uygunluk","example":null}]},"FESAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altın, gümüş, bakır, bronz, alüminyum vb. maddelerin alaşımından yapılan para","example":null},{"pos":"n","definition":"Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen","example":null}]},"FESHET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir topluluğun varlığına son vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Verilmiş bir yargıyı kaldırmak, bozmak","example":"Bahreyn, sözkonusu anlaşmayı feshetti."}],"lemma":"feshetmek"},"FESLEĞEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ballıbabagillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları güzel kokulu, beyaz veya pembe çiçekli, bir yıllık ve otsu bir süs bitkisi","example":null}]},"FESTİVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir sanat dalında oyun ve filmlerin sunulması ve gösterilmesi sonunda ödül, derece verilmesi biçiminde düzenlenen ulusal veya uluslararası gösteri dizisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Dönemi, yapıldığı çevre, katılanların sayısı veya niteliği programla belirtilen ve özel önemi olan sanat gösterisi","example":null}]},"FESİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parçalara bölerek dağıtma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Verilmiş bir yargıyı kaldırma","example":null}]},"FETHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret","example":null}]},"FETHET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yeri veya ülkeyi savaşarak almak; ülke açmak","example":"İstanbul , 1453'te fethedilmiştir ."},{"pos":"v","definition":"Herkesin takdirini, övgüsünü kazanıp kendine hayran bırakmak","example":"Fettan bir kızcağız, İstanbul'u fethetmişti."}],"lemma":"fethetmek"},"FETRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslam dinine göre Hazreti İsa ile Hazreti Muhammed arasında geçen süre","example":null},{"pos":"n","definition":"İki peygamber arasında peygambersiz geçen süre","example":null}]},"FETTAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gönül ayartıcı; cilveli","example":"Avuç avuç bu fettan kadına para dökerler de doktora on kuruş vermeyi çok görürler."},{"pos":"adj","definition":"Fitneli; karıştırıcı","example":null}]},"FETTANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cilveli, gönül alıcı kadın","example":null}]},"FETVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslam hukuku ile ilgili bir sorunun dinî hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan, şeyhülislam veya müftü tarafından verilebilen belge","example":null}]},"FETÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Embriyonun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu","example":null}]},"FETİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şehir veya ülkeyi savaşarak alma","example":null}]},"FETİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne","example":null},{"pos":"n","definition":"Uğurlu sayılan şey","example":null}]},"FETİŞİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fetişizme düşkün kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Fetişizmi uygulayan kimse, görüş","example":null}]},"FETİŞİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesnelere tapınma; tapıncakçılık","example":null}]},"FEVERAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birdenbire çok kızma","example":null},{"pos":"n","definition":"Birdenbire öfkelenme, köpürme, parlama","example":null}]},"FEVK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin üst bölümü","example":null}]},"FEVKANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstte; üstteki","example":null}]},"FEVRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birdenbire, düşünmeden yapan","example":"Bir kere fevri, hemen parlar, kızınca gözü dünyayı görmez."}]},"FEVT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yitmek işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Azrail tarafından ruh teslim alınma, cansız hale gelme","example":null}]},"FEVVARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyu yukarıya doğru, türlü biçimlerde bir basınç ile veren ağızlık","example":null}]},"FEVÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan kalabalığı","example":null}]},"FEYEZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sellerin veya eriyen kar sularının katılmasıyla kabaran akarsuların yataklarından taşarak çevreyi basması","example":"Kıranları ve zelzeleleri, feyezanları ve harpleri görmüşlerdir."},{"pos":"n","definition":"Alışılandan veya beklenilenden fazla ürün verme durumu, bolluk, verimlilik","example":null}]},"FEYLESOF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Felsefe ile uğraşan ve felsefenin gelişmesine katkıda bulunan kimse","example":"Öteki, derbeder, feylesof, düşünceleri arasında kendinden geçmiş."}]},"FEYYAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bol, verimli","example":null}]},"FEYZAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Etkilenmek, olgunlaşmak, ders almak","example":null}],"lemma":"feyzalmak"},"FEYİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayısı artma, çok duruma gelme","example":null},{"pos":"n","definition":"Alışılandan veya beklenilenden fazla ürün verme durumu, bolluk, verimlilik","example":null}]},"FEZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk","example":null}]},"FEZLEKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kararın kısaca yazılması","example":null}]},"FIKDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yok olma, bulunmama durumu","example":null}]},"FIKIH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslam hukukunda din ve dünya işleri ile ilgili ana kaynaklardan yararlanarak konulmuş olan kuralların bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi, gereği gibi, iyice anlayıp bilme","example":null}]},"FIKIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş görünmek çabasıyla kendini ağırdan satan hareketlerde bulunmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Fıkır fıkır kaynamak","example":null}],"lemma":"fıkırdamak"},"FIKIRDAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davranışları ağırbaşlı olmayan","example":null}]},"FIKIRDAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oynakça davranışlarda bulunmak","example":"Otomobilin içinde gülüşen, fıkırdaşan dört, beş hanım var."}],"lemma":"fıkırdaşmak"},"FIKIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hoşa gitmek için naz, kızırtma gibi davranışları karşılıklı sergileme işi","example":"Hani fiskoslar, gülüşmeler, fıkırtılar."},{"pos":"n","definition":"Kaynayan suyun çıkardığı ses","example":null}]},"FIKRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanun maddelerinin kendi içlerinde satır başlarıyla ayrıldıkları ufak bölümlerden her biri","example":"Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayınların izin sistemine bağlanmasına engel değildir."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir yiyecek ekşimek","example":null}]},"FIKRAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir yiyecek ekşimek","example":null}]},"FINDIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayıngillerden, kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genellikle Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen, boyu 6-7 metre, yaygın tepeli bir ağaççık","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu ağaççığın sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı ürünü","example":null}]},"FINDIKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğunda kenar süsleri fındığa benzediğinden bu adla anılan altın sikke","example":null},{"pos":"n","definition":"Fındıkkabuğu rengi","example":null}]},"FIR":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sürekli ve hızlı bir biçimde","example":null},{"pos":"n","definition":"Terbiyesiz, arsız çocuk","example":null}]},"FIRDÖNDÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biri döndüğünde ötekinin de dönmesini engellemek için uç uca getirilerek serbest bir eksenle bağlanmış çift halka","example":null},{"pos":"n","definition":"Belirli bir görüş veya düşünce sahibi olmayan kimse","example":"Sen de amma fırdöndüsün!"}]},"FIRFIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysi, perde ve benzerinin kenarlarına dikilen kırmalı veya büzgülü süs","example":null},{"pos":"adv","definition":"Sürekli ve hızlı bir biçimde","example":null}]},"FIRILDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rüzgârla dönen, çember biçiminde çocuk oyuncağı","example":null},{"pos":"n","definition":"Havalandırmak amacıyla oda veya mutfak pencerelerine takılan kanatlı araç","example":null}]},"FIRIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde genellikle odun yanan, her yanda aynı derecede ısı oluşturarak ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde, önünde tek açıklık bulunan ocak","example":null},{"pos":"n","definition":"Elektrik, tüp gaz ve doğal gazla çalışan, yiyecekleri pişirmeye veya ısıtmaya yarayan alet","example":null}]},"FIRINLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Fırında pişirmek","example":"Kadın, tavuğu terbiyeledikten sonra 2 saat fırınladı."},{"pos":"v","definition":"Fırında kurutmak","example":"Aşçı, domatesleri kurutmak için 1 saat fırınladı."}],"lemma":"fırınlamak"},"FIRKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsan topluluğu","example":null}]},"FIRKATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"10-15 çift kürekli, hızlı, eski bir savaş gemisi","example":null}]},"FIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hızla, birdenbire bulunduğu yerden çıkmak, ayrılmak","example":"Çalgıcıların oğlu, elinde kenarları zilli kocaman bir tefle ortaya fırladı."},{"pos":"v","definition":"Fiyatı birdenbire yükselmek","example":"Borsada altın fiyatları fırladı."}],"lemma":"fırlamak"},"FIRLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dışarı doğru fırlamış, çıkmış, çıkık","example":null}]},"FIRLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hızla, birdenbire bulunduğu yerden çıkmak, ayrılmak","example":"Çalgıcıların oğlu, elinde kenarları zilli kocaman bir tefle ortaya fırladı."},{"pos":"v","definition":"Fiyatı birdenbire yükselmek","example":"Borsada altın fiyatları fırladı."}]},"FIRSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yararlanılan uygun şart veya durum","example":null}]},"FIRT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir solukta veya bir yudumda içilebilecek miktarda sigara veya içki","example":null}]},"FIRTINA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr","example":null},{"pos":"n","definition":"Saatteki hızı 70 mil olan rüzgâr","example":null}]},"FIRTTIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çılgınca davranışlarda bulunmak","example":null}],"lemma":"fırttırmak"},"FIRÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl ve benzerinden yapılan araç","example":"Yer yer kireç artıkları ve fırça çizgileri duruyor."},{"pos":"n","definition":"Resim yapma sanatı ve biçimi","example":null}]},"FIRÇALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Temizlemek veya parlatmak için fırça ile sürtmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi çok azarlamak, fırça çekmek","example":"İşi istediği gibi yapmıyor diye bir güzel fırçaladı."}],"lemma":"fırçalamak"},"FISFIS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koku, ilaç vb. sıvıları püskürtmek için kullanılan araç","example":null}]},"FISFISLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Koku, ilaç vb. sıvıları püskürtmek","example":null}],"lemma":"fısfıslamak"},"FISILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarının duyamayacağı kadar alçak sesle konuşmak","example":"Savcı, kumandanın kulağına birkaç kelime fısıldadı."}],"lemma":"fısıldamak"},"FISILDAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine fısıldamak","example":"Bazı aileler sokağa çıkmış, genç kızlar aralarında fısıldaşıyorlardı."}],"lemma":"fısıldaşmak"},"FISILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fısıldarken çıkan, güçlükle duyulan ses","example":null}]},"FISIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fısıldarken çıkan, güçlükle duyulan ses","example":null}]},"FISKİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyu yukarıya doğru, türlü biçimlerde bir basınç ile veren ağızlık","example":"Bu fıskiyenin sularını yıllarca neşeden çağıldar gibi duymuştum."}]},"FISLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarının duyamayacağı kadar alçak sesle konuşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Gizlice haber vermek","example":"Radyoevi'nin sınavlarına gireceksin, iyi ama kardeş birinin kulağına fıslamalı ki hakkın yenmeye"}],"lemma":"fıslamak"},"FISLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarının duyamayacağı kadar alçak sesle konuşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Gizlice haber vermek","example":"Radyoevi'nin sınavlarına gireceksin, iyi ama kardeş birinin kulağına fıslamalı ki hakkın yenmeye"}]},"FISTIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Antep fıstığı, çam fıstığı veya yer fıstığı denilen yemişlerin genel adı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Tombul, kısa boylu, tıknaz kimse","example":null}]},"FISTIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kışkırtmak amacıyla araya nifak sokmak","example":null}],"lemma":"fıstıklamak"},"FISTIKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarıya çalan açık yeşil renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Fıstıki renginde olan","example":null}]},"FITIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İç organlardan bir parçanın, genellikle bağırsak bölümünün karın çeperlerini geçip deri altında ur gibi bir şişkinlik yapması","example":null}]},"FITRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yaratılırken kazanmış olduğu özellikler bakımından durumu","example":null}]},"FITRATEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Doğumla beraber, doğumdan beri","example":null}]},"FITRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kişinin doğduğu andan beri var olan, öğrenilmiş şeylerin sonucu olmayarak, doğuşla birlikte gelen","example":null}]},"FITRİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş","example":null}]},"FITTIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çılgınca davranışlarda bulunmak","example":null}],"lemma":"fıttırmak"},"FIÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir araya getirilerek çemberlerle tutturulmuş ensiz tahtalardan yapılan, yuvarlak, karnı şişkin ve altı üstü düz kap","example":"Su, kocaman fıçılara doldurulup arabalarla Beykoz'a getirilir."},{"pos":"adj","definition":"Bu kabın alabileceği miktarda olan","example":"Bir fıçı zeytin yağı"}]},"FIÇILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Fıçıya koymak","example":null}],"lemma":"fıçılamak"},"FIŞILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Fışır fışır ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"fışıldamak"},"FIŞILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fışırdama sesi","example":null}]},"FIŞIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Fışır fışır ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"fışırdamak"},"FIŞIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fışırdama sesi","example":null}]},"FIŞKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atgillerin taze dışkısı, tersi","example":null}]},"FIŞKILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toprağı fışkı ile gübrelemek","example":null}],"lemma":"fışkılamak"},"FIŞKIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni oluşmuş körpe ve küçük dal veya yaprak","example":null},{"pos":"n","definition":"Asma kütüğünde hereğin üst yanında biten dal","example":null}]},"FIŞKIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak","example":"Suya en başköşeyi ayırmalarının nedeni de iyi suyun, hemen hemen memleketimizin dört bucağından fışkırmasıdır."},{"pos":"v","definition":"Bitkiler toplu hâlde, gür olarak yetişmek","example":"Kaldırım taşları arasından fışkırmış otların bütün sokağı bürüyeceği muhakkak!"}],"lemma":"fışkırmak"},"FIŞKIRIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyu yukarıya doğru, türlü biçimlerde bir basınç ile veren ağızlık","example":null}]},"FIŞKIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fışkıran bir şeyin çıkardığı ses","example":null}]},"FIŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir yiyecek ekşimek","example":null}],"lemma":"fışlamak"},"FIŞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir yiyecek ekşimek","example":null}]},"FLAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşaret olarak veya çeşitli amaçlarla kullanılan küçük bayrak","example":null},{"pos":"n","definition":"Mızrak ucuna takılan küçük bayrak","example":null}]},"FLAMİNGO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Leyleksilerden, tüyleri beyaz, pembe, kanatlarının ucu kara, eti yenir bir kuş","example":null}]},"FLANDRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle ince bezden yapılmış, uçkurluk bölümü dar, kurdele biçiminde bayrak","example":null}]},"FLANEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keten ve yünden dokunan kumaş","example":"Eve gelince sokak elbiselerini, yumuşak Fransız flanelinden yapılma ev elbiseleriyle değiştirirdi."}]},"FLAVTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yan tutularak çalınan, orkestrada yer alan bir üflemeli çalgı","example":null}]},"FLAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı","example":null},{"pos":"n","definition":"Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba","example":null}]},"FLAŞÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otomobillerde dört sinyal lambasının aynı anda yanıp sönmesini sağlayan düzen","example":null}]},"FLEBİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplardamarlarda iç zar iltihabı","example":null}]},"FLEGMON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deri altındaki veya organlar arasındaki katılgan dokunun iltihaplanması","example":null}]},"FLEOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çayır otu","example":null}]},"FLOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin cıvadrasına çekilen üçgen yelken","example":null}]},"FLOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 9, atom ağırlığı 19, yoğunluğu 1,265 olan, kokusu ozonu andıran, yeşilimtırak sarı renkte, halojenler grubunun ilk elementi olan basit element","example":null}]},"FLORA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü","example":null}]},"FLORESAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aldığı ışığı, boyu daha uzun ışık ışınımlarına dönüştürme özelliği gösteren","example":null}]},"FLORYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İspinozgillerden, tüyleri yeşilimsi, ağaçlık ve fundalıklarda yaşayan, güzel ötüşlü bir kuş","example":null}]},"FLORÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Florun başka bir elementle verdiği ikili birleşik","example":null}]},"FLORİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altından dökme para","example":null}]},"FLORİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hollanda para birimi","example":null}]},"FLOŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Poker oyununda aynı renkten ve aynı türden beş kâğıt","example":null},{"pos":"n","definition":"Selülozdan yapılan, parlak, bükümsüz iplik","example":null}]},"FLURCUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İspinozgillerden, 18 cm uzunluğunda, sırtı kahverengi, karnı pembe bir kuş türü","example":null}]},"FLURYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İspinozgillerden, tüyleri yeşilimsi, ağaçlık ve fundalıklarda yaşayan, güzel ötüşlü bir kuş","example":null}]},"FLÖRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eskrimde kullanılan, namlusu düz ve yuvarlak, ucu düğmeli kılıç","example":null}]},"FLÖRT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini karşılıklı sevme","example":null},{"pos":"n","definition":"Birbirine duygusal ilgi duyan kadın ve erkek","example":"Daha doğrusu hayatımda flörtlerim olup olmadığını anlamak istiyorsunuz."}]},"FLÜOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 9, atom ağırlığı 19, yoğunluğu 1,265 olan, kokusu ozonu andıran, yeşilimtırak sarı renkte, halojenler grubunun ilk elementi olan basit element","example":null}]},"FLÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yan tutularak çalınan, orkestrada yer alan bir üflemeli çalgı","example":null}]},"FLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ilacı havaya püskürten araç","example":null}]},"FLİTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Flit vb. kullanarak bir yere ilaç püskürtmek","example":null}],"lemma":"flitlemek"},"FOB":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alıcı ile satıcı arasında kararlaştırılan bir fiyatın, malın satıcı tarafından belli bir limanda gemi üzerinde teslimi şartıyla biçilmiş olduğunu gösteren bir kısaltma","example":null}]},"FOBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli nesneler veya durumlar karşısında duyulan olağan dışı güçlü korku","example":null}]},"FODLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla imaretlerde yoksullara verilen kepekli undan yapılmış pideye benzer bir tür ekmek","example":null}]},"FODRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz ve dik durması için elbisenin bazı yerlerine kumaşla astar arasına konulan sert ve kolalı bez","example":null}]},"FODUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstünlük taslayan; kibirlenen","example":null}]},"FOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etçiller takımının fokgiller familyasından, 1-2 metre boyunda, Atlantik ve Pasifik okyanuslarında yaşayan postu değerli, memeli deniz hayvanı","example":null}]},"FOKSTROT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört tempolu bir dans","example":"Fokstrotta uzun boylu konuşamam."}]},"FOKURDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Fokur fokur ses çıkararak kaynamak","example":"Ateşin üzerinde tüm malzemeler hep bir ağızdan fokurduyordu ama her biri kendi dilinde."}],"lemma":"fokurdamak"},"FOKURDAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fokurdama özelliği olan","example":null}]},"FOKURTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıvılar fokurdarken çıkan ses","example":null}]},"FOKUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işınların bir mercekten geçtikten sonra toplandıkları nokta","example":null}]},"FOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavuğun istenilen yere yumurtlaması için o yere konulan yumurta veya yumurtaya benzeyen şey","example":null}]},"FOLK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta olan insan topluluğu","example":null}]},"FOLKLOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkede yaşayan halkın kültür ürünlerini, sözlü edebiyatını, geleneklerini, törelerini, inançlarını, mutfağını, müziğini, oyunlarını, halk hekimliğini inceleyerek bunların birbirleriyle ilişkilerini belirten, kaynak, evrim, yayılım, değişim, etkileşim vb. sorunlarını çözmeye, sonuç, kural, kuram ve yasaları bulmaya çalışan bilim dalı","example":"Hep, folklor, sanatın, ilmin, kültürün kendisidir, ortaya attık."}]},"FOLYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yiyecekleri korumak ve saklamak için kullanılan, ince, şeffaf kâğıt","example":null}]},"FON":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belirli bir iş için gerektikçe harcanmak üzere ayrılıp işletilen para; kaynak","example":"Karşılıklı paralar fonundan beş yüz milyon lira Millî Savunma hizmetlerine tahsis edilmişti."},{"pos":"n","definition":"Sermaye Piyasası Kurulu'nca yetkilendirilmiş kurumların yatırımcılardan topladığı birikimlerle riski dağıtmak amacıyla içerisinde birden çok hisse senedi, devlet tahvili, döviz, değerli maden ya da faiz getirili değerli kâğıt olacak şekilde çeşitlendirerek oluşturduğu portföy","example":null}]},"FONDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin demir attığı yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Gemiler için demir atma komutu","example":null}]},"FONDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde likör, tatlı veya hoş kokulu maddeler bulunan, ağızda kolayca eriyen bir tür şekerleme","example":"Çilek, muz, menekşe kokulu fondanlar..."}]},"FONDÖTEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cildi pürüzsüz göstermesi, renk vermesi için kadınların yüzlerine sürdükleri yarı sıvı veya boyalı krem; düzgün","example":null}]},"FONDİP":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sonuna kadar; bir solukta; bir dikişte","example":null}]},"FONEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dilde, başka seslerle kurduğu ilişki yönünden belirlenen, anlam ayrımlarını gösteren ve sesbirimciklerinden oluşan en küçük ses öğesi","example":"Sonra\" kelimesi fonem düşmesiyle \"sora\" şeklinde de söylenir"}]},"FONETİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dilin seslerini boğumlanma noktaları, boğumlanma özellikleri vb. bakımlardan inceleyen dil bilimi kolu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sesleri bütün özellikleriyle ve ayrıntılarıyla gösteren","example":null}]},"FONOGRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önceden özel bir madde üzerine tespit edilmiş sesleri, istenildiğinde tekrar eden alet","example":"Kapıya daha yakın bir yerde belki o yüzden girerken farkına varamadığım bir de borulu fonograf."}]},"FONOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ses bilimci","example":null}]},"FONOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dillerin ses dizgelerini araştıran dilbilim dalı","example":null}]},"FONOLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vurulduğunda çınlama sesi veren, gri veya yeşil renkli, ortoklazlı yanardağ kayası","example":null}]},"FONT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayarda birbiriyle uyumlu büyüklüğe ve biçime sahip, belirli bir özelliği olan harfler dizisi","example":null},{"pos":"n","definition":"İçinde % 2'den % 6'ya kadar karbon bulunan bir demir karbon alaşımı","example":null}]},"FORA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelken açtırma","example":null},{"pos":"n","definition":"Yelkenleri açtırmak için verilen komut","example":null}]},"FORM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü","example":null},{"pos":"n","definition":"İstenilen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge","example":null}]},"FORMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü","example":null},{"pos":"n","definition":"Tek kâğıt tabaka üzerine basılan on altı sayfalık kırılmış kitap parçası","example":"Forma başında olduğu için sık sık aynı yerinden açılan kitabın o cümlesine tesadüf etti."}]},"FORMALIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir sayıda forması olan","example":"Kitap dediği tek formalık şeylerdi."},{"pos":"adj","definition":"Forma yapmak için ayrılmış, forma yapmaya uygun","example":null}]},"FORMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Film veya fotoğrafta boyutlar","example":null},{"pos":"n","definition":"Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni","example":null}]},"FORMATLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bilgisayarda disketi kullanılabilir duruma getirmek veya disketi zararlı ögelerden temizlemek","example":null}],"lemma":"formatlamak"},"FORMATÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli bir alanda özel bir eğitimden geçirilerek yetiştirilen öğretici","example":null}]},"FORMEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biçime dayanan; biçimle ilgili; şekle ait; şeklî","example":null}]},"FORMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş yerinde çalışan ustaların başı olan ve onları denetleyen kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"İşçilerin düzenli ve verimli çalışmasını sağlayan ve işçiler üzerinde otoritesi olan işçi","example":null}]},"FORMOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Formaldehidin % 40'lık değişik sulu çözeltisi","example":null}]},"FORMÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan ilke","example":"Başarılı bir pazarlama kampanyası için geliştirilen formül, doğru hedef kitleye uygun mesajı vermekten geçiyor."},{"pos":"n","definition":"Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı","example":"Karbonmonoksit CO formülüyle gösterilir."}]},"FORMÜLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Formül dergisi","example":null}]},"FORMİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fenol formol reçinesine batırılmış ve yüzeyi yapay reçine ile kaplanmış birkaç kat kâğıttan oluşan ve çoğu marangozlukta kullanılan bir çeşit madde","example":null}]},"FOROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ağ atılışında çıkarılan balık miktarı","example":null}]},"FORS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı","example":"Köşkün iç tasarımı, lüks ve gösterişli eşyalarla o kadar forstu ki, misafirler hayranlıkla bakakalıyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak","example":"Komodorun gemisi, uzaktan görülen çatal biçimindeki forsuyla tanınıyordu."}]},"FORSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde kürek çeken tutsak veya hükümlü kimse","example":null}]},"FORSEPS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı güç doğumlarda çocuğun başını tutup dışarı çekmeye yarayan araç","example":null}]},"FORTE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Güçlü bir biçimde çalınmak","example":null}]},"FORUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinleyici durumunda olanların da söz alabildikleri belli bir konu üzerinde düzenlenmiş toplantı","example":"Çevre sorunları üzerine düzenlenen forumda, katılımcılar sadece dinleyici kalmadı; herkes sorunlara çözüm önerilerini dile getirdi."},{"pos":"n","definition":"Eski Romalılar zamanında, Roma'da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan","example":"Eski Roma'da forum, halkın siyasi ve ticari meseleleri tartıştığı ve kararlar aldığı önemli bir buluşma noktasıydı."}]},"FORVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda görevi karşı tarafa top sürmek ve gol atmak olan ileri uçtaki oyuncu","example":null}]},"FORİNT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Macar para birimi","example":null}]},"FOS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çürük, temelsiz, boş","example":null}]},"FOSEPTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atık suları ve pislikleri toplamak için kazılmış kapalı kuyu","example":null}]},"FOSFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapay gübre ve bazı ilaçların yapımında kullanılan fosforik asidin tuzu veya esteri","example":null}]},"FOSFATLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ekilen topraklara fosfatlı gübre vermek","example":"Çiftçi, bu yıl daha verimli bir hasat elde etmek için tarlayı fosfatlayarak toprağın besin değerini artırdı."},{"pos":"v","definition":"Madensel bir parçanın yüzeyinde koruyucu bir fosfat tabakası oluşturmak","example":"Metal parçaların paslanmasını önlemek için onları fosfatlayarak yüzeyde dayanıklı bir koruyucu tabaka oluşturduk."}],"lemma":"fosfatlamak"},"FOSFOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 15, atom ağırlığı 30,97, yoğunluğu 1,83 olan, yarı saydam, bal mumu kıvamında, karanlıkta ışıldayan sarımsak kokulu, zehirli bir element","example":null}]},"FOSGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karbonmonoksit ile klordan meydana gelen boğucu bir gaz","example":null}]},"FOSLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beklediği gerçekleşmemek ya da sonuç vermemek","example":null}],"lemma":"foslamak"},"FOSLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beklediği gerçekleşmemek ya da sonuç vermemek","example":null}]},"FOSURDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Solurken ağızdan ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"fosurdamak"},"FOSURTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sigara fosur fosur içilirken çıkarılan ses","example":"Odanın köşesinden yükselen sigara fosurtusu, ağır bir sessizlik içinde herkesin dikkatini dağıtıyordu."}]},"FOSİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçmiş yer bilimi zamanlarına ilişkin hayvanların ve bitkilerin, yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntıları veya izleri","example":"Paleontologlar, bu kayalık bölgede milyonlarca yıl öncesine ait dinozor fosilleri buldular."},{"pos":"n","definition":"Düşünce, yaşayış biçimi vb. bakımlardan çağın gerisinde kalmış kimse","example":"O, teknolojiyi ve modern yaşamı reddeden fosil zihniyetiyle her yeniliğe karşı çıkıyor."}]},"FOTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde şarap yapılan bir çeşit fıçı","example":null}]},"FOTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji; erke; ziya; nur","example":"Sabah erkenden pencereye düşen foto, odanın içini aydınlatıp huzurlu bir atmosfer yarattı."}]},"FOTOAKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fotoelektrik olayından elde edilen akım","example":null}]},"FOTOJEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Işık yaratan, doğuran","example":null}]},"FOTOKOPİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazı, kitap veya biçimin fotoğraf yoluyla kopyasını çıkarma yöntemi ile elde edilen kopya","example":"Ders notlarımı kaybettiğim için arkadaşımın fotokopisini alarak çalışmaya devam ettim."},{"pos":"n","definition":"Bir yazı, kitap veya biçimin fotoğraf yoluyla kopyasını çıkarma yöntemi","example":"Fotokopi sayesinde belgelerin kopyasını almak çok daha hızlı ve pratik bir hale geldi."}]},"FOTOSFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneşte, dışarıya ışık veren katman","example":null}]},"FOTOSKOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Merceklerin uyumundaki değişiklikleri, onların yüzeylerindeki yansımalarla gözlemeye yarayan alet","example":null}]},"FOTOTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fotoğraf belgeliği","example":null}]},"FOTOĞRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görüntüyü, ışığa karşı duyarlıklı cam, kâğıt vb. bir yüzey üzerinde özel makine ile tespit etme yöntemi","example":"Eski fotoğrafçılar, görüntüyü cam plakalar üzerinde kaydettikleri fotoğraf yöntemini büyük bir özenle uygulardı."},{"pos":"n","definition":"Çeşitli araç ve malzeme kullanarak görüntüyü özel bir yüzey üzerinde sabitleyerek çoğaltılan resim","example":"Albümdeki eski fotoğraflara bakarken, zamanla solmuş bu karelerin ne kadar değerli olduğunu fark ettim."}]},"FOTOŞİMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işık etkisiyle oluşan kimyasal tepkimeleri inceleyen bilim","example":null}]},"FOYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parıltısını artırmak için elmas taşlarının altlarına konan ince metal yaprak","example":"Elmas yüzüğümün daha da parıltılı görünmesi için zümrüt taşlarının altına özel bir foya yerleştirilmişti."}]},"FOŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tombul fındık grubunda standart bir fındık çeşidi","example":null}]},"FOŞURDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Foşur foşur ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"foşurdamak"},"FRAGMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sinemada bir sonraki programı, filmi tanıtmak için o programdaki filmden önce gösterilen örnek parçalar","example":null}]},"FRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resmî törenlerde giyilen uzun etekli, eteğinin arkası beline kadar yırtmaçlı, siyah erkek ceketi ve takımı","example":null}]},"FRAMBUAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalı görünümündeki Ahududu bitkisinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi","example":null}]},"FRANCALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyi nitelikli undan yapılan ince uzun ekmek","example":"Ayşe çayı demlemiş, düzgün dilimlerle francala kesiyordu."}]},"FRANK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fransa, İsviçre, Belçika vb. ülkelerin para birimi","example":null}]},"FRANSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Batı Avrupa'da yer alan, resmi dili Fransızca ve başkenti Paris olan ülke","example":null}]},"FRAPAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güzelliği ile ilgi çeken, alımlı, göze çarpan","example":null}]},"FREKANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ses, dalga ve benzerinin birim zamandaki titreşim sayısı","example":null}]},"FREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir makinenin, herhangi bir taşıtın hızını kesmeye veya onu durdurmaya yarayan mekanizma","example":"Bir ara ne olur ne olmaz deyip frenleri, fren balatalarını gözden geçirdik."}]},"FRENGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi güvertelerinde, suların dışarıya akması için bordalara açılan delik","example":"Fırtınadan sonra güverte suyla dolmuştu, ancak frengi deliklerinin iyi çalışması sayesinde tüm su hızlıca dışarı akıp gitti."}]},"FRENLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir gidişin, bir tutumun, bir isteği veya davranışın aşırılığını önlemek","example":"Adam fena sinirlendi. Ama durdu, düşündü, kendini iyi frenledi."},{"pos":"v","definition":"Bir taşıtın, mekanizmanın hareketini fren yardımıyla yavaşlatmak veya durdurmak","example":"Koşan yolcuyu görünce sert bir şekilde frenledi."}],"lemma":"frenlemek"},"FRER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yabancılara ait okullarda görevli papaz","example":"Mektepte arkadaşlarına hükmeden frerlerden hiç korkmadı."}]},"FRESK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu yöntemle yapılmış duvar resmi","example":"Katedralin duvarlarını süsleyen fresk, zamanla solmasına rağmen hala etkileyici bir görsellik sunuyordu."},{"pos":"n","definition":"Yaş duvar sıvası üzerine kireç suyunda eritilmiş madenî boyalarla resim yapma yöntemi","example":"Rönesans sanatçıları, fresk tekniğini kullanarak kiliselerin tavanlarına hayranlık uyandıran sahneler çizdiler."}]},"FREZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tornacılıkta, bir deliğin ağzını genişletmeye yarayan çelik alet","example":"Ustabaşı, metal parçadaki deliği daha geniş açabilmek için freze kullanarak düzgün bir yüzey elde etti."},{"pos":"n","definition":"Frezeleme işinde kullanılan takım tezgâhı","example":"Atölyede, freze tezgâhı kullanarak karmaşık metal parçalarının hassas bir şekilde işlenmesini sağladılar."}]},"FREZELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir parçayı freze tezgâhında işlemek","example":"Bu parçalar özel olarak frezelendi."}],"lemma":"frezelemek"},"FREZYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süsengiller familyasından yirmi kadar süs bitkisi türünü içeren cins","example":null}]},"FRUKTOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balda ve birçok meyvede bulunan bir tür şeker","example":null}]},"FRİG":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Anadolu'da kurulmuş eski bir krallık.","example":null}]},"FRİGO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dondurulmuş krema","example":"Sıcak yaz günlerinde en sevdiğim tatlı, üzeri çikolata sosuyla kaplanmış nefis bir frigo olurdu."},{"pos":"n","definition":"Sevimsiz, soğuk kimse","example":"Partide herkes neşeliyken, köşede sessizce duran ve kimseyle konuşmayan Ayşe’nin frigo gibi davranması, dikkatleri üzerine çekti."}]},"FRİJİDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yiyecek, içecek ve benzerini soğuk olarak saklamaya yarayan, motorla çalışan dolap","example":null}]},"FRİKİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir oyuncunun kural dışı davranışta bulunması üzerine, kural dışı davranışın yapıldığı noktadan karşı takım oyuncularının yaptığı vuruş","example":"Maçın 70. dakikasında ceza sahasının hemen dışından verilen frikik, topun üst direğe çarpıp dışarı çıkmasıyla gole dönüşemedi."},{"pos":"n","definition":"Giysinin kazara açılmasıyla göğüs veya bacağın görünmesi","example":"Konser sırasında sahnede dans ederken, Elif’in eteği takıldı ve istemeden frikik verdi, bu da sosyal medyada hemen konuşulmaya başlandı."}]},"FRİSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tütünleme suretiyle kurutulmuş ringa balığı","example":null}]},"FRİTÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yiyecekleri özellikle patatesi kızartmaya yarayan özel kap","example":null}]},"FRİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Yunan ve Roma yapılarında taban kirişi ile çatı arasında kalan, üzeri boydan boya kabartmalarla süslü bölüm","example":"Antik tapınağın friz kısmındaki mitolojik figürler, tarihin derinliklerinden gelen hikayeleri anlatıyor gibiydi."},{"pos":"n","definition":"Tavandan inerek sahnenin üst kısmını, sahne boyunca kaplayan kısa, dar perde","example":"Tiyatroda, sahne hazırlıkları sırasında friz indirilerek dekorun bir kısmı gizlendi."}]},"FRİŞKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelkeni dolduramayacak kadar hafif rüzgâr","example":null}]},"FUAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli zamanlarda, belli yerlerde ticari mal sergilemek amacıyla açılan büyük sergi","example":"Her yıl düzenlenen teknoloji fuarında, dünyanın önde gelen firmaları en yeni ürünlerini tanıtma fırsatı buluyor."}]},"FUAYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gösteri veya toplantı binasında, temsil veya toplantı aralarında kullanılan dinlenme yeri","example":null}]},"FUHUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda çok ileri gitme, ölçüyü aşma, aşırı davranma","example":"Toplantıda sürekli kendini övmesi, fikirlerini başkalarına zorla kabul ettirmeye çalışması tam anlamıyla bir fuhuş seviyesine ulaştı."}]},"FUJER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğrelti otugillerden, kumlu yerlerde yetişen, 150 cm kadar yükselebilen, tıpta bağırsak kurtlarını düşürmek için kullanılan çok yıllık ve otsu bir bitki","example":null}]},"FUKARA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçinmekte çok sıkıntı çeken","example":"Yaşlı adam, kiralık evinde tek başına yaşıyor, fukara haliyle kışı nasıl geçireceğini bile bilmiyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir tarikata girmiş, onun yasa ve törelerine bağlı kimse","example":null}]},"FUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşkırangillerden, birçok türleri bulunan ağaççık ve bunun güzel kokulu beyaz çiçeği","example":"Bahçedeki ful çiçekleri, akşamları etrafa mis gibi bir koku yayıyor."},{"pos":"n","definition":"Küçük taneli bir bakla türü","example":"Sabah kahvaltısında sıcak ful yemeği, Mısır mutfağının vazgeçilmezlerinden biridir."}]},"FULAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle boyna bağlanan, bir tür ince ipek kumaş","example":"Boynuna bulut mavisi bir fular bağlamıştı."},{"pos":"n","definition":"İpek eşarp","example":"Annesinin ona hediye ettiği desenli fular, özel günlerde kıyafetlerini tamamlayan en değerli aksesuarıydı."}]},"FULE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Adım aralığı","example":"Şimdi geniş fulelerle bayır aşağı koşarken, aferin be, hamlamamışız, diyordu."}]},"FULYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nergisgillerden, soğan köklü bir bitki ve bu bitkinin zerrin ve nergis adlarıyla da anılan güzel kokulu çiçekleri","example":null}]},"FUNAFUTİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Tuvalu ülkesinin başkenti.","example":null}]},"FUNDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fundagillerden, çiçekleri pembe, küçük bir çana benzeyen, işlenmemiş topraklar üzerinde yetişen, kökünden ağızlık, dallarından kaba süpürge yapılan, çalı görünüşünde bir bitki","example":null}]},"FUNDALAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fundagillerle birlikte bunlara benzeyen daha başka familyaları da içinde toplayan bir bitki takımı","example":null}]},"FURGON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolcu katarlarına eklenen yük vagonu","example":null}]},"FURYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olağandan çok fazla bulunma durumu","example":"O satış furyası içinde herkes birbirine kitabı okuyup okumadığını soruyor."}]},"FUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"30,48 santimetreye eşit olan İngiliz uzunluk ölçü birimi","example":null}]},"FUTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı","example":"Yarışta, sporcular dar ve hızlı ilerleyen futalarıyla gölde kıyasıya bir mücadele verdiler."},{"pos":"n","definition":"İpekli peştamal","example":"Hamamda, kadınlar omuzlarına futa örtüp keyifle sohbet ederken dinleniyorlardı."}]},"FUTBOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Topu, kafa veya ayak vuruşları ile karşı kaleye sokma kuralına dayanan ve on birer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu","example":"Bu sorunun içinde, futbolumuz dâhil, irdelenmesi gerekli pek çok şey var."}]},"FUZULİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yersiz; gereksiz","example":"Hemşire tutmak fuzuli masraf, bizler ne güne duruyoruz?"},{"pos":"adv","definition":"Yersiz, gereksiz bir biçimde","example":null}]},"FÖN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu rüzgarı veren bir aletle saçı kurutup biçim vererek tarama","example":null},{"pos":"n","definition":"Sıcak, kuru ve sert esen bir tür rüzgâr","example":null}]},"FÖTR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şapka, çanta, çiçek ve başka süs eşyası yapmak için kullanılan ince ve yumuşak keçe","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu keçeden yapılmış şapka","example":null}]},"FÖY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısa bilgileri içeren belge","example":null}]},"FÜCCETEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ansızın ölmek","example":null}]},"FÜG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok sesli müzikte bir beste","example":null}]},"FÜLÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bakır para","example":null}]},"FÜME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyu gri renk","example":"Füme renkteki ceket, hem klasik hem de gösterişli bir görünüm katıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Tütsü ile kurutulmuş balık, et","example":"Füme etlerin aroması mutfağı sardığında herkes sofrada iştahla onu beklemeye başladı."}]},"FÜMEROL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etkin olmayan dönemlerde, yanardağların ağzından yayılan gaz","example":"Fümeroller çok vakit sülfidrik gaz yayarlar"}]},"FÜNYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Barut vb. patlayıcı maddeleri ateşlemek için kullanılan kapsül","example":"Tünelin sonunda büyük bir kayayı kaldırmak için dinamite yerleştirilen fünye, patlatma ekibinin işini kolaylaştırdı."},{"pos":"n","definition":"Topu ateşlemek için falya deliğine konulan araç","example":"Savaş sırasında, topçu asker fünye aracını falya deliğine yerleştirerek topu ateşlemeye hazır hale getirdi."}]},"FÜRU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dallar, kollar, ayrıntılar","example":"Eserin ana fikrinden uzaklaşmamak için fazla füruya girmeden konuyu net bir şekilde özetledi."}]},"FÜRUMAYE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötü tanınmış, ahlaksız, kötü soydan gelen kimse","example":null}]},"FÜSUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad","example":null}]},"FÜSUNKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büyü gücü olan","example":"Başında ağır ve paha biçilmez emsalsiz ve füsunlu bir taç gibi duruyordu."}]},"FÜTUHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zaferler; fetihler","example":null}]},"FÜTUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yorgunluk, umutsuzluk, usanç","example":"Bu hülya uzaklaştıkça ruhta zehirli bir fütur husule geliyordu."}]},"FÜTÜRİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İtalyan şairi Marinetti'nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı yanlısı","example":null}]},"FÜTÜRİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İtalyan şairi Marinetti'nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı","example":null}]},"FÜTÜVVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî ve mesleki birlik; esnaf teşkilatı","example":"Ahilik kültürü içinde yer alan fütüvvet geleneği, esnafların birbirine destek olması ve dürüst çalışması üzerine kuruluydu."}]},"FÜZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yanıcı ve bir yakıcı maddenin sürekli olarak yanmasından doğan itiş gücü ile hareket eden düzenek","example":null}]},"FÜZEATAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"II. Dünya Savaşı'ndan bu yana otomatik füzeler atan bazı silahlar","example":null}]},"FÜZEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resim çizerken kullanılan, taflan çubuklarından yapılan kalem","example":"Sanatçı, füzen kalemiyle kağıda hafifçe dokunarak gölgeleri yumuşatıp portreye daha doğal bir görünüm verdi."},{"pos":"n","definition":"Kömür kalemle yapılmış resim","example":"Galeride sergilenen füzen portresi, koyu siyah ve gri tonlarıyla izleyicileri etkisi altına aldı."}]},"FÜZYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşme, kaynaşma","example":null}]},"FİBER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkıştırılmış bitki tellerinden yapılmış mukavva veya tahta","example":null}]},"FİBRİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kan ve lenf serumunda bulunan albüminli bir madde","example":null}]},"FİDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni yetişen ağaç veya ağaççık","example":"Elma fidanı. Gül fidanı."},{"pos":"n","definition":"Başka bir yere dikilmek için bulunduğu yerden çıkarılan taze ağaç","example":"Evlendiklerinin haftası, oraya iki gül fidanı dikmişlerdi."}]},"FİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek için hazırlanan sebze veya körpe çiçek","example":null}]},"FİDELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Fidan dikmek","example":null}],"lemma":"fidelemek"},"FİDEİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temel gerçeklerin akılla kavranamayacağını, ancak inan yoluyla elde edilebileceğini savunan öğretilerin genel adı","example":null}]},"FİDYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tutsak edilen veya rehin alınan bir kimsenin serbest bırakılması için istenen para","example":"Baskı altında tutulduğunu bilip fidye vadederek seni kaçıracak birini aramışım."}]},"FİFRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanlamasına çalınan, altı tane deliği olan, tahtadan bir tür flüt","example":null}]},"FİGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağırarak ağlama, inleme","example":null}]},"FİGÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resim ve heykel sanatlarında varlıkların biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir dansı veya oyunu oluşturan ölçülü adımlarla beliren zincirleme hareketlerden her biri","example":"Bale figürü. Dans figürü."}]},"FİGÜRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle tiyatro ve sinemada, konuşması olmayan veya konuşması çok az olan rollere çıkan kimse","example":"Bulunduğu yerin bir figüranlar ve artistler kahvesi olduğunun farkında bile değildi."},{"pos":"n","definition":"Bir toplumda, bir toplulukta sönük, etkisiz olan kimse","example":"Bize de sadece sıralarını bekleyen figüranlara resim çektirmek düştü."}]},"FİHRİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kitabevi, yayınevi, kurum vb. kuruluşların yayınlarını, ürettikleri malları, eşyaları tanıtan, gösteren liste veya kitap","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kitabın, derginin baş veya sonuna konulan, konu başlıklarını sayfa numaralarıyla gösteren liste","example":null}]},"FİJİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Okyanusya'da bir ülke; başkenti Suva.","example":null}]},"FİKREN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Düşünce yoluyla, düşünerek, zihninin kavradığı biçimiyle","example":null}]},"FİKRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düşünce ile ilgili, düşünce sonucu ortaya çıkan, düşünceye dayanan","example":null}]},"FİKRİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş","example":null}]},"FİKSTÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarışma veya karşılaşmaların zamanını ve sırasını belirleyen çizelge","example":null}]},"FİKTİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekten öyle olmadığı hâlde öyle sayılan","example":null}]},"FİKİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş","example":null},{"pos":"n","definition":"Olmayacak bir şeyin olacağını sanma","example":null}]},"FİKİRDEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı düşüncede olan, aynı düşünceyi savunan","example":null}]},"FİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Filgillerin hortumlular takımından, Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok iri, kalın derili hayvan","example":null},{"pos":"n","definition":"Satrançta çapraz hareket ettirilen taş","example":null}]},"FİLAMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik ampullerinden akım geçtiğinde akkor duruma gelen ince iletken tel","example":null}]},"FİLAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ve benzerleri, gibi şeyler; bir sayının yaklaşık olduğunu da anlatır","example":"Çay, kahve filan içtik."}]},"FİLAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hafif bir terlik","example":null}]},"FİLARİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keten dövmeye yarayan tokmak","example":null}]},"FİLBAHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düğün çiçeğigillerden, ilkbaharda beyaz ve güzel kokulu çiçekler açan, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen ağaççık","example":null}]},"FİLBAHRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düğün çiçeğigillerden, ilkbaharda beyaz ve güzel kokulu çiçekler açan, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen ağaççık","example":null}]},"FİLDEKOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce ve sağlam pamuk ipliği","example":null}]},"FİLDİŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fil dişinin donuk beyaz rengi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Fildişi renginde olan","example":null}]},"FİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Donun veya pantolonun apış arasına gelen yeri","example":null},{"pos":"n","definition":"Alışverişte öteberi taşımak için kullanılan, ilmeklerden oluşan ağ torba","example":"Elindeki pazar filesine boş iki şişe koymuştu"}]},"FİLENK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağır cisimleri bir yerden bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç","example":null}]},"FİLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Derinliği aynı olan sığ su alanı","example":null}]},"FİLETO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasaplık hayvanların sırtında, dikensi çıkıntı boyunca iki yandaki et","example":null}]},"FİLM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinema makinesiyle gösterilen eser","example":null},{"pos":"n","definition":"Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit","example":null}]},"FİLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarım kanatlılar alt takımına giren, insan ve memeli hayvanların vücudunda asalak olarak yaşayan böcek","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir arada ve bir komuta altında bulunan savaş gemilerinin veya uçaklarının bütünü","example":null}]},"FİLOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Filoloji ile uğraşan bilgin","example":null}]},"FİLOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dillerin yapısını, gelişmesini, dünyada yayılmasını ve aralarındaki ilişkileri ses, biçim, anlam ve cümle bilgisi bakımından genel veya karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim","example":null},{"pos":"n","definition":"Dili ve yazılı belgeleri dil ve tarih açısından inceleme","example":null}]},"FİLOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balıkçıların ağları su yüzünde tutmak için kullandıkları kabak veya mantardan yapılmış ağ şamandırası","example":null}]},"FİLOZOF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Felsefe ile uğraşan ve felsefenin gelişmesine katkıda bulunan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Felsefe yapmaya meraklı olan kimse","example":null}]},"FİLTRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haşlanmış yiyeceklerin sıvılarını veya bazı sıvıları süzmek için kullanılan, delikli, genellikle yuvarlak biçimli mutfak kabı","example":null}]},"FİLUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlıların bölümlenmesinde, dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik","example":null}]},"FİLVAKİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gerçek olarak, gerçekte, gerçeği söylemek gerekirse","example":null}]},"FİLİGRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı kâğıtların dokusunda bulunan ancak aydınlığa tutulduğunda görülen çizgi, resim, yazı vb. biçimler","example":null}]},"FİLİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz kazalarında veya gemi batmak üzereyken insanları kurtarmaya yarayan motorlu ya da kürekli sandal","example":"Filika hafif hafif sallanıyor, denizin alçalıp yükselmesine ayak uydurmuş."}]},"FİLİNTA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güzel, gösterişli (erkek)","example":null},{"pos":"n","definition":"Namlusu kısa, kurşun atan bir çeşit küçük tüfek","example":null}]},"FİLİSKİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerden 2-3 karış yükseklikte, çok yıllık ve otsu bir bitki","example":null}]},"FİLİSTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortadoğu'da, Akdeniz'in doğu kısmında bir bölge","example":null},{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke.","example":null}]},"FİLİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni oluşmuş körpe ve küçük dal veya yaprak","example":null},{"pos":"n","definition":"Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden bileşiği","example":"Demir filizi. Bakır filizi."}]},"FİLİZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitkilerin gereğinden çok olan filizlerini kırmak","example":null}],"lemma":"filizlemek"},"FİLİZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asma filizinin rengi; açık yeşil renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Filiz renginde olan","example":"Geride tek tük ev ve onların da ardında yarı filizî, yarı neftî bir orman seçiliyordu."}]},"FİNAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitme işi veya biçimi, bitme, sona erme","example":null},{"pos":"n","definition":"Elemeli yarışmalarda sonucu belirten karşılaşma","example":"Basketbol finalleri bugün yapılacak."}]},"FİNALİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şampiyonu belirleyecek son yarışmaya kalan sporcu veya takım","example":null}]},"FİNALİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her şeyin bir erekle belirlendiği, bir ereğe yöneldiğini, her şeyin bir ereklik yasasına göre olup bittiğini benimseyen görüş","example":null}]},"FİNANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Mali işler","example":null}]},"FİNANSAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parayla ve mali işlerle ilgili","example":"Şirketin finansal durumu iyi."}]},"FİNANSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir girişim için gereken parayı, krediyi sağlamak\" anlamında kullanılan finanse etmek ve \"parayla desteklenmek\" anlamında kullanılan finanse edilmek birleşik fiillerinde geçen bir söz","example":null}]},"FİNCAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çay, kahve vb. sıcak şeyler içmekte kullanılan, genellikle kulplu, porselen veya camdan yapılmış küçük kap","example":"Bir fincan kahve ve kızarmış ekmek getirin."},{"pos":"n","definition":"Elektrik tellerinin eklem noktalarına konulan porselenden yapılmış yalıtkan araç","example":null}]},"FİNGİRDE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dikkati çekecek kadar kırıtkan, oynak davranmak","example":"Senin tabirince kadın erkek hayli fingirdediler."},{"pos":"v","definition":"Gülüşerek sohbet etmek","example":null}],"lemma":"fingirdemek"},"FİNK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"`Hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek` anlamına gelen fink atmak sözünde geçer","example":null}]},"FİNO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok tüylü küçük bir köpek türü","example":null}]},"FİNİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitme işi veya biçimi, bitme, sona erme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yarışın son bulduğu yer","example":null}]},"FİRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevilen bir şey veya kimseden ayrı kalma durumu","example":null}]},"FİRAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden, bir şeyden kurtulma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir sanık, tutuklu veya hükümlünün gözcülerin elinden kurtulması","example":"Bu ikinci firar teşebbüsünden sonra, kendim de pişman oldum."}]},"FİRARİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bağlı bulunduğu yerden veya yasadan kaçan, uzaklaşan","example":null}]},"FİRAVUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Mısır hükümdarlarına verilen unvan","example":null},{"pos":"n","definition":"İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir çeşit oyun","example":null}]},"FİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yararsız, pis veya zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylerin hepsi","example":null},{"pos":"n","definition":"Her tür ticari malda kuruma, dökülme, bozulma vb. sebeplerle eksilme, ağırlık yitimi","example":null}]},"FİREZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap","example":null}]},"FİRFİRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parlak kızıl renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Firfiri renginde olan","example":null}]},"FİRKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevilen bir şey veya kimseden ayrı kalma durumu","example":null}]},"FİRKETE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların saçlarını tutturmak için kullandıkları U biçimindeki naylon veya telden saç tokası","example":null}]},"FİRMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tüzel kişiliği olsun olmasın bir ekonomik etkinlik birimi","example":null}]},"FİRUZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küpe ve yüzük taşı gibi süslemede kullanılan, yeşile çalan mavi renkli, saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral","example":null}]},"FİRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olgunlaşmak üzere olan tahıl","example":"Firik, daha yeşilken koparılıp kurutulmuş buğday taneleridir, pilavında bir taze çimen ve ilkbahar kokusu vardır."},{"pos":"n","definition":"Çerez olarak yenen tahıl kavurgası","example":null}]},"FİSKAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hazineye ilişkin","example":null},{"pos":"adj","definition":"Vergiye ilişkin","example":null}]},"FİSKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan derisinde herhangi bir sebeple ortaya çıkan ufak ve içi su dolu kabartı","example":null},{"pos":"n","definition":"Parmak uçlarıyla yapılan hafif vuruş","example":"Başının altından yastığı çektim ve yüzüne fiskeler hâlinde su serptim."}]},"FİSKELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hafifçe sitem etmek","example":"Başkan bu sistemi fiskeledi"},{"pos":"v","definition":"Fiske vurmak","example":null}],"lemma":"fiskelemek"},"FİSKOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarının duyamayacağı biçimde gizli ve alçak sesle konuşma","example":"Aralarında bir fiskos geçti."}]},"FİSTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek parça kadın giysisi","example":"Büyük balerinler gibi tülden, kısa bir fistanı var."},{"pos":"n","definition":"İskoç, Arnavut ve Yunan erkeklerinin giydikleri kısa, pilili eteklik","example":null}]},"FİSTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elde veya makinede işlenmiş süslü şerit","example":null},{"pos":"n","definition":"Dantele benzer süsleri olan bir tür kumaş","example":null}]},"FİSTÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürekli işleyen çıban","example":null}]},"FİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Formda, sağlıklı ve dinç","example":"Spor yapınca kendini fit hissediyor."}]},"FİTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini başkasına karşı kışkırtmak; arayı açmak","example":null}],"lemma":"fitlemek"},"FİTLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini başkasına karşı kışkırtmak; arayı açmak","example":null}]},"FİTNE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan, ortalığı birbirine katan","example":null},{"pos":"n","definition":"Kalabalık, düzensizlik ve benzerinin yol açtığı kargaşa","example":"Fitneyi, bastırmak kolay değil"}]},"FİTNELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin yaptığı işi, söylediği sözü yermek, kötülemek, birisini yerip çekiştirmek","example":null}],"lemma":"fitnelemek"},"FİTNESS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağlık kurallarına dikkat ederek sürdürülen hayat","example":null}]},"FİTRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ramazan ayı içinde verilen, miktarı belirli sadaka","example":null}]},"FİTİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç","example":null},{"pos":"n","definition":"Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılan genellikle yağ çekici madde","example":"Lambanın fitili biraz daha açılmış."}]},"FİTİLLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini kızdırmak veya kışkırtmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Fişek, dinamit vb. patlayıcı maddelerin fitilini ateşlemek","example":null}],"lemma":"fitillemek"},"FİTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fitik asidin, bir tuzu olan, fosforu tek mideliler tarafından değerlendirilemeyen organik bir bileşik","example":null}]},"FİYAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gösteriş, çalım","example":null}]},"FİYASKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir girişimde gülünç ve başarısız sonuç","example":null}]},"FİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı","example":"Fiyatı her ne ise derhâl tediye ederim."},{"pos":"n","definition":"Bir mal veya iş gücü için uygun görülen para karşılığı","example":null}]},"FİYONK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurdele, şerit, kumaş ve benzerinin kelebek şeklinde bağlanmış biçimi","example":"Gülistan ne kadar şık, belinde fiyonk olan eflatun bir elbise giymiş."}]},"FİYORT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Norveç, İskoçya ve Kuzey Amerika kıyılarında buzulların oluşturdukları dik yamaçlı, derin eski buzul koyaklarının aşağı kesimlerinin deniz altında kalmasıyla oluşan körfez","example":"Yuvarlak dünyanın üstünde fiyortlar, berzahlar, limanlar doludur."}]},"FİZYOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlıların hücre, doku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalı bilgini","example":null}]},"FİZİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maddenin kimyasal yapısındaki değişiklikler dışında genel veya geçici yasalara bağlı, deneysel olarak araştırılabilen, ölçülebilen, matematiksel olarak tanımlanabilen madde ve enerji olgularıyla uğraşan bilim dalı","example":"Fizik bilimi mekanik, ısı, ışık, elektrik ve manyetizma bölümlerine ayrılır."},{"pos":"n","definition":"Kişinin dış görünüşü","example":"Zamanın insanın fiziğinde tahribat yapması doğal değil mi?"}]},"FİZİKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Genel olarak doğaya, maddeye, nesnelere ilişkin olan","example":"İstiyorum ki binlerce yıldızcık parlasın, göz alıcı bir fiziki hadise vuku bulsun!"}]},"FİĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki","example":null}]},"FİİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir durumu değiştirmek, bir sonuç elde etmek ya da herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma","example":null},{"pos":"n","definition":"Olumlu veya olumsuz olarak çekimli durumda zaman kavramı taşıyan veya zaman kavramı ile birlikte kişi kavramı veren kelime","example":null}]},"FİİLEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gerçek olarak, gerçekte, gerçeği söylemek gerekirse","example":null},{"pos":"adv","definition":"Gerçekten yaparak, çalışarak","example":null}]},"FİİLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Edim niteliğinde olan, gerçek olarak var olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"İşe dayanan, iş üstünde, tatbikî, uygulamalı, pratik","example":null}]},"FİİLİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir durumu değiştirmek, bir sonuç elde etmek ya da herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma","example":null}]},"FİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri","example":"Fiş almak. Fiş kesmek."},{"pos":"n","definition":"Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç","example":null}]},"FİŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı mobilya kilitlerinin içinde bulunan, birbirinin benzeri fakat farklı ölçüdeki uçları yaylı kilit elemanı","example":null}]},"FİŞEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Donanma ve şenliklerde kullanılan çeşitli yanıcı veya patlayıcı maddeler","example":null},{"pos":"n","definition":"Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlara, atılmak için sürülen ve içinde barut bulunan bir kovan ile bu kovanın ucuna yerleştirilmiş mermiden oluşan cephane","example":"Ben fişeklerin barutunu, tapasını koyayım, beybaba saçmasını..."}]},"FİŞKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çipo tırnağını kaldırıp asmak için geminin kenarında bulunan sabit veya hareketli demir askı","example":null}]},"FİŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güvenlik kuruluşu, bir kişi hakkında dosya açmak","example":"Fişledim seni de tuhafiyeci, bundan sonra elimden zor kurtulursun."},{"pos":"v","definition":"Fiş üzerine yazmak","example":null}],"lemma":"fişlemek"},"FİŞLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güvenlik kuruluşu, bir kişi hakkında dosya açmak","example":"Fişledim seni de tuhafiyeci, bundan sonra elimden zor kurtulursun."},{"pos":"v","definition":"Fiş üzerine yazmak","example":null}]},"GABARDİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sık dokunmuş bir tür ince yünlü veya pamuklu kumaş","example":"Sonbahar ceketini dikmek için gabardin tercih etti; dayanıklı ve hafif olması bu mevsim için idealdı."},{"pos":"n","definition":"Su geçirmeyen kumaştan yapılmış reglan pardösü","example":"Yağmur başlamıştı, ama üzerindeki gabardin sayesinde hiç ıslanmadı."}]},"GABARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir binanın, yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği","example":"İnşaat şirketi, yapılacak yeni binanın gabari sınırlarını aşmamak için projede bazı değişiklikler yapmak zorunda kaldı."},{"pos":"n","definition":"Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları, yan görüşü çizmeye, hazırlamaya veya denetlemeye yarayan örnek","example":"Mobilya tasarımında, üretim aşamasında hata yapılmaması için dolabın gabarisini en ince detayına kadar çizdiler."}]},"GABAVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zekâsı az gelişmiş olma durumu, anlayış kıtlığı","example":null}]},"GABON":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Librevil.","example":null}]},"GABORONE":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Botsvana ülkesinin başkenti.","example":null}]},"GABRO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amfibol, piroksen, olivin vb. renkli minerallerden oluşan bir tür iri taneli kaya","example":null}]},"GABYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ana direklerin üzerine sürülen çubuklara ve ana direklerin üstlerinde bulunan serenler","example":null}]},"GABYAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelkenli gemilerde yelken, arma, seren ve bütün bunlara ait her tür işi yapan görevli","example":null}]},"GABİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null}]},"GABİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Edimler arasında açık oransızlık","example":"Arkadaşımın borç vermesi ve alacaklarının hiç karşılık bulmaması, aralarındaki gabin durumunu ortaya koyuyordu."},{"pos":"n","definition":"Alışverişte satın alınan mala ödenen karşılığın, malın değerinden çok fazla olması, alışverişte hile yapma","example":"O ürünü o kadar yüksek bir fiyata satmak, gerçekten bir gabin olmaktan başka bir şey değil."}]},"GACIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gacır\" diye kulak tırmalayıcı ve düzensiz ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"gacırdamak"},"GACIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gacırdarken çıkan ses","example":null}]},"GACO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evli olunduğu halde evlilik dışı ilişki kurulan, genellikle kadın, kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Torik yavrusu","example":null}]},"GADDAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıma duygusu veya vicdanı olmayan olmayan, başkalarına haksızlık eden","example":"Oyun sırasında haksız bir avantaj sağlamak için takım arkadaşlarını hiçe sayan gaddar davranışlarıyla dikkat çekti."}]},"GADRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Adalete aykırı davranmak","example":null}],"lemma":"gadretmek"},"GADROL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Adalete aykırı bir duruma düşmek, haksızlıkla karşılaşmak","example":null}],"lemma":"gadrolmak"},"GADİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acıma duygusu olmama durumu","example":"Savaş alanında yaşanan gadir, insanlığın ne denli acımasız olabileceğini gözler önüne serdi."},{"pos":"n","definition":"Haksızlık etme; zarar verme","example":"Oyun sırasında hakemin gözü önünde sergilenen gadir, tüm takıma zarar verdi ve morali bozdu."}]},"GAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yersiz, beceriksiz, zamansız söz veya davranış, patavatsızlık","example":null}]},"GAFFAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kullarının günahlarını affeden, bağışlayan, bağışlayıcı\" anlamında Allah'ın sıfatlarından biri","example":null}]},"GAFLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gaflet","example":"Kalabalık bir sokakta yürürken, kafamı kurcalayan düşünceler içinde kaybolduğum için bir an gaflet uykusuna daldığımı fark ettim."}]},"GAFUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok bağışlayıcı, merhamet eden ve bağışlayan\" anlamlarında Allah'ın sıfatlarından biri","example":null}]},"GAFİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Haberi olmayan, haber almamış, hiçbir bilgisi olmayan","example":null}]},"GAFİLANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gafletle yapılan, gaflet içinde bulunan","example":null},{"pos":"adv","definition":"Dikkatsizlikle, gafletle yapılan, gaflet içinde bulunan kimseye yakışan biçimde","example":null}]},"GAG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Skeç, revü, eğlence gösterisi ve benzerine eklenen beklenmedik, gülünç sözler veya durumlar","example":null}]},"GAGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve besinleri içine almaya yarayan boşluk","example":"Çocuk, neşeyle gülüp oynarken, bir anda gagasından dışarı fırlayan kahkahası herkesin dikkatini çekti."},{"pos":"n","definition":"Genellikle kuşlarda ağzın bir uzantısı durumunda olan, biçim ve büyüklüğü değişik, boynuz yapısında, katı ve çıkıntılı organ","example":"Kuşların boyu, ağacın boyuyla hemen hemen aynıydı; gagaları üst dallara değiyordu."}]},"GAGALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine (kusurundan ötürü) kırıcı ve sert söz söylemek","example":"Arkadaşının giydiği tuhaf elbise hakkında şaka yaparak gülümsemesine rağmen, içinde onu gagalamak isteği belirdi."},{"pos":"v","definition":"Çekiştirerek veya ısırarak parçalamak","example":"Kuş, sanki öfkesini alamamış gibi gagasıyla yılanı didikliyor sanılırdı."}],"lemma":"gagalamak"},"GAH":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli olmayan zamanlarda, az, seyrek olarak","example":null}]},"GAHİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli olmayan zamanlarda, az, seyrek olarak","example":null}]},"GAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karganın çıkardığı ses","example":null}]},"GAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karga \"gak\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"gaklamak"},"GAKLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karga \"gak\" diye ses çıkarmak","example":null}]},"GALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir temsilin ilk oynanışı veya bir filmin ilk gösterimi","example":"Yönetmen, yeni filminin galasında oyuncularla birlikte kırmızı halıda yürüyerek hayranlarını selamladı."},{"pos":"n","definition":"Resmî bir törenden sonra yapılan büyük ve gösterişli şölen","example":"Festivalin açılış töreninin ardından düzenlenen gala, davetlilere unutulmaz bir gece yaşattı."}]},"GALAKSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Milyonlarca yıldızdan, yıldız kümelerinden, bulutsu ve gaz bulutlarından oluşmuş, saman yolu gibi bağımsız uzay adası","example":"Evrende milyonlarca galaksi, her galakside milyonlarca güneş var."}]},"GALALİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arı kazeinden oluşan ve birçok işte kullanılan plastik bir madde","example":"Sanatçılar, heykel yapımında galalit kullanarak detaylı ve pürüzsüz yüzeyler elde ediyorlar."}]},"GALAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış","example":"Matematik sorusunu çözerken yaptığı galat, sınav sonucunu ciddi şekilde etkiledi."},{"pos":"n","definition":"Yanlış kelime veya söz","example":"Konuşma dilinde \"herkeslerin\" ifadesi sıkça kullanılsa da, bu aslında yaygın bir galattır; doğru kullanım \"herkes\" şeklindedir."}]},"GALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçerisinde kalıp yapılan üç tarafı kaplı, bir tarafı açık tepsi şeklinde dizgi aleti","example":null}]},"GALEBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayı üstünlüğü","example":"Düşmanın galebesine rağmen, askerler geri çekilmeyerek direnişi sürdürdüler."},{"pos":"n","definition":"Birçok emek ve tehlikeli uğraşmalar pahasına erişilen mutlu sonuç","example":"Böyle giderse tamamıyla galebe ümit ettiğini haber veriyordu."}]},"GALENİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde doğal kurşun bulunan sülfür","example":null}]},"GALERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanat eserlerinin veya herhangi bir malın sergilendiği salon","example":"Hilmi Bey'in evi, bir sanat ve ihtişam galerisi değildi."},{"pos":"n","definition":"Bir yapının birçok bölümlerini aynı katta birbirine bağlayan içten veya dıştan yapılmış geniş geçit","example":"Müzeyi gezerken, galerinin geniş koridorlarından odalara kolayca geçebiliyorduk."}]},"GALETA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fırında iyice pişirilerek kurutulan çeşitli biçimde unlu yiyecek","example":null}]},"GALEYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi","example":"Şair, ilhamla galeyana gelerek en güzel mısralarını kaleme aldı"},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir nedenle güçlü, geçici bir duygulanımdan etkilenme; heyecana gelme","example":"Arkadaşının haksız yere suçlanması onu galeyana getirdi ve hemen itiraz etti."}]},"GALON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla akaryakıt vb. sıvı maddeleri taşımada kullanılan, silindir biçiminde, metalden büyük kap","example":"Sonunda şarap galonunu başından aşağı boşaltıvermişti."},{"pos":"n","definition":"Anglosaksonların kullandığı yaklaşık dört buçuk litrelik bir tür ölçü birimi","example":"Market alışverişinde süt alırken, genellikle bir galon süt tercih ediyorum çünkü ailem bu miktarı rahatça tüketiyor."}]},"GALOŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müzelerde, özellikle sağlık kurumlarında özel bölümlere girerken ayakkabı üzerine geçirilen ince ve şeffaf korumalık","example":"Müzeye girmeden önce galoş giymemiz gerektiğini öğrendik, böylece sergilenen eserler korunmuş oldu."},{"pos":"n","definition":"Tabanı tahtadan yapılmış deri ayakkabı","example":"İşlemeli yün çorapları ve galoşları hâlâ ayağında idi."}]},"GALSAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suda yaşayan hayvanların solunum organı","example":null}]},"GALVANO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektroliz yoluyla yapılmış resim klişesi","example":null}]},"GALVANİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"450-455 derecedeki erimiş çinkonun içine daldırılan çeliğin kaplanması","example":null}]},"GALYOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başı ve kıçı çok yuvarlak, gulet tipinde, altı düz bir gemi","example":null}]},"GALYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 31, atom ağırlığı 69,72, yoğunluğu 5,9 olan, 29,8 derecede eriyen, çok seyrek bulunan, alüminyumu andıran bir element","example":null}]},"GALİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alçak ve altı düz gemi","example":"Deniz gezintisi için kiraladıkları gali, sakin sularda gezinmek için oldukça idealdir."},{"pos":"n","definition":"Gemilerin üst güvertelerinde ve palavralarında bulunan mutfak","example":"Gali, kaptanın yemek hazırlığı yaptığı alandı ve mürettebat burada sıcak yemekler pişirirdi."}]},"GALİBA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Görünüşe göre, muhtemelen","example":null}]},"GALİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir yarışma, karşılaşma, çatışma vb. sonunda yenen, üstün gelen, başarı kazanan","example":"Bunlar galipler tarafından haksızca esir edilmiş vatandaşlardı."}]},"GALİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanda iğrenme duygusu uyandıran","example":"Sokakta karşılaştıkları o galiz görüntü, tüm yürüyüşlerinin keyfini kaçırdı."}]},"GAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüntülü düşünce durumu","example":"Geçen hafta kaybettiği arkadaşının ardından içinde derin bir gam barındırıyordu ve bu durum onu sürekli hüzünlü kılıyordu."},{"pos":"n","definition":"Sekiz notanın kalın sesten inceye veya inceden kalına gitmek üzere sıralanmış dizisi","example":"Sonra, titrek titrek, ilk gamlarını sıraladığı piyanoyu hatırlıyor, do, re, mi, fa, sol..."}]},"GAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yunan alfabesinin üçüncü harfi g","example":null}]},"GAMBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyi toplanmamış halat veya zincirlerde ortaya çıkan dolaşıklık, burulma","example":null}]},"GAMBOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağır top taşıyan küçük savaş gemisi","example":"Savaşta stratejik bir öneme sahip olan gambot, düşman hatlarını aşarak önemli bir saldırı gerçekleştirdi."}]},"GAMBİYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Banjul.","example":null}]},"GAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek veya dişi üreme hücresi","example":"Hayvanlarda sperma hayvancığıyla yumurtacık birer gamettir."}]},"GAMLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü duymak, kaygılanmak, dertli duruma gelmek","example":null}],"lemma":"gamlanmak"},"GAMMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Söz getirip götüren; arkadan çekiştiren; ara bozucu; fitneci; kovcu","example":null}]},"GAMMAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin yaptığı işi, söylediği sözü yermek, kötülemek, birisini yerip çekiştirmek","example":"Ona, Celâl seni müdüre gammazlıyor, haberin olsun, dedi."}],"lemma":"gammazlamak"},"GAMSELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kauçuktan yapılmış, su geçirmeyen yağmurluk","example":"İçeriye gamselelerini giymiş, gök gözlü bir adam giriyor. Sarı saçlı, gök gözlü bir civanmış."}]},"GAMZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı insanların çenelerinde, yanaklarında doğal olarak bulunan özellikle güldüklerinde daha iyi görülen küçük çukur","example":"Böyle gülümsediği zaman ağzının iki yanında iki şirin gamze belirirdi."},{"pos":"n","definition":"Göz süzme, sitemli bakma","example":"Elif kaşlarını çatar / Gamzesi sineme batar"}]},"GANA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Akra.","example":null}]},"GANG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir maden cevherini, bir değerli taşı saran değersiz madde","example":"Maden işçileri, elmasın etrafındaki gangı dikkatlice ayırarak değerli taşı çıkarmaya çalıştılar."},{"pos":"n","definition":"Maden cevher damarının işletilemeyen değersiz bölümü","example":"Bu bölgede yapılan araştırmalarda, gang kısmının çok fazla olması nedeniyle madencilik yapmanın ekonomik olarak mantıklı olmadığı belirlendi."}]},"GANGSTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasa dışı işler yapan çete üyesi","example":"Gangster filmleri çoklukla gençler arasında öykünme isteği uyandırır."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir çıkar için her türlü kötülüğü yapan kimse","example":"Artık yapacak işleri kalmamış da afyon kaçakçılarına, karaborsa gangsterlerine taktik vermeye kalkmışlar."}]},"GANYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu at için alınan bilet","example":null},{"pos":"adj","definition":"At yarışlarında birinciliği kazanan at","example":null}]},"GANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parası, malı çok olan","example":"Şehirdeki en büyük inşaat projelerini üstlenen gani iş adamları, ekonomiye büyük katkı sağlıyor."},{"pos":"adj","definition":"Bol; çok","example":"Baharın gelişiyle bahçede gani bir çiçek açtı; her yer rengarenk bir manzaraya büründü."}]},"GANİMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşta düşmandan zorla ele geçirilen mal","example":"Burunları bile kanamadan ganimete kavuşacaklardı."},{"pos":"n","definition":"Yağma sonrasında elde kalan mal; çalıntı","example":"Şehirdeki yağmalamanın ardından, sokaklarda dağıtılan ganimetler büyük bir kaosa yol açtı."}]},"GAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Demir yolu ile yolculuk edenlerin gereksinimlerinin geniş ölçüde karşılandığı büyük tren istasyonu","example":"Bu beylerle Selanik garının civarında bazı bahçelerden geçerek gidiyorduk."}]},"GARABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yadırganacak yönü olma","example":"Bu toplantıda herkesin fikirlerini açıkça ifade etmesi beklenirken, onun sessiz kalması garabet olarak nitelendirildi."}]},"GARAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplu taşıma ve nakliye araçlarına hareket ve varış noktası olarak belediyelerce ayrılan ve şehirler arası çalışan motorlu taşıtların yolcularını aldıkları ve indirdikleri yer","example":"Şehirler arası seyahat etmek isteyen yolcular, otobüs garajında biletlerini alıp beklemeye başladılar."},{"pos":"n","definition":"Otomobil vb. taşıtların konulduğu üstü örtülü yer","example":"Ben arabayı garaja bırakıp şimdi döneceğim."}]},"GARAMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düşünceden çok, canlı duygulara ve aşka dayanan sanat eseri","example":null}]},"GARANTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kredi kartlarından doğacak her türlü borç ve yükümlülüklerden, kart sahibi olarak sorumluluğu bulunan gerçek veya tüzel kişi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir antlaşmada sorumluluğu üzerine alan ve bunun gerçekleşmesini gözeten ve denetleyen kimse, kuruluş veya devlet","example":null}]},"GARANTİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, kesin bir biçimde","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması","example":"Yeni ev alımında, banka kredisi için gerekli olan garantiyi sağlamak adına, benim adıma bir kefil bulmam gerekti."}]},"GARAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey; niyet, istek","example":"Başarıya ulaşmak için belirlediği garazlar, onu sürekli motive ediyordu."},{"pos":"n","definition":"Öç almayı amaçlayan gizli düşmanlık","example":"Onunla ilgili söyledikleri, arkasında garaz taşıdığını gösteriyordu; çünkü daha önce de ona zarar vermeye çalışmıştı."}]},"GARAZKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birine karşı kin besleyen","example":null}]},"GARAİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görülmemiş, şaşılacak şeyler, işitilmemiş olaylar","example":null}]},"GARD":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eskrim, boks vb. oyunlarda korunmak için alınan durum","example":null}]},"GARDENYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kök boyasıgillerden, sıcak bölgelerde yetişen bir ağaç veya ağaççık cinsi","example":"Yaz tatilinde, tropik bir adada gördüğüm gardenya ağaçları, yoğun yeşillikleriyle göz alıcıydı."},{"pos":"n","definition":"Bu ağaççığın güzel kokulu çiçeği","example":"Düğün günümde, buketimdeki gardenya çiçeklerinin hoş kokusu, misafirlerimin beğenisini topladı."}]},"GARDIROP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysilerin düzenli bir biçimde saklanmasını ve kullanmak istendiğinde kolay ulaşılmasını sağlayacak biçimde yapılmış dolap","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kişinin sahip olduğu bütün giysileri, giysi takımları","example":"Gardırobumda hiç kullanmadığım birçok giysi duruyor; bazılarını bağışlamaya karar verdim."}]},"GARDİYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cezaevlerinde düzeni, tutukluların yasalara uygun biçimde davranmalarını sağlamakla görevli kimse","example":null}]},"GARGAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süzgeçli testi","example":null}]},"GARGARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su veya başka bir sıvı ile ağzı veya boğazı çalkalama işi","example":"Boğazı ağrıyan Elif, her akşam tuzlu su ile gargara yaparak rahatlamaya çalışıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bu maksatla kullanılan ilaçlı sıvı","example":"Diş hekimi, diş etlerindeki iltihap için ona özel bir gargara verdi."}]},"GARK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suya batma","example":"Gark sonucu meydana gelen kazalarda, insanların hayatta kalma mücadelesi verdiği biliniyor."},{"pos":"n","definition":"Suya batırma","example":"Bahçede kullanılan gark, bitkilerin sulanmasında oldukça etkili oldu."}]},"GARNİTÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giyecekleri süslemek için eklenen şey; süs","example":"Gömleğinin yakasındaki ince dantel garnitür, kıyafetine zarif bir hava katmıştı."},{"pos":"n","definition":"Et veya balık gibi asıl yemeğin yanına eklenen sebze, patates vb. yiyecekler","example":"Ana yemekle beraber gelen patates ve ızgara sebzeler garnitür olarak oldukça lezzetliydi."}]},"GARNİZON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Askerî birliklerin bulunduğu yer","example":"Garnizonun içinde yer alan eğitim alanında askerler gün boyu tatbikat yapmaktaydı."},{"pos":"n","definition":"Bir şehri savunan veya yalnız orada bulunan askerî birlikler","example":"Sınır bölgesinde görev yapan garnizon, olası saldırılara karşı her an tetikte bekliyordu."}]},"GAROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Palamut ve toriğin iç organları","example":null}]},"GARP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön","example":"Güneş garp yönüne doğru alçalmaya başlayınca, hava da yavaş yavaş serinledi."}]},"GARSON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lokanta, pastane, kahvehane vb. yerlerde müşterilere hizmet eden kimse","example":"Öğle yemeklerinde garson olarak çalışacak, buna karşılık öğle ve akşam yemeklerini lokantadan yiyecekti."}]},"GARİBAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acınacak kadar kötü durumda bulunan","example":"Hastane bahçesinde oturan garip kadın, acı dolu bir yaşam hikayesini dinlemek isteyenleri bekliyordu."}]},"GARİBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şaşılacak şey, yadırganacak şey","example":"Dün akşamki konserden sonra, insanların garibeleri sosyal medyada geniş yankı uyandırdı."}]},"GARİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acınacak kadar kötü durumda bulunan","example":"Hastane bahçesinde oturan garip kadın, acı dolu bir yaşam hikayesini dinlemek isteyenleri bekliyordu."},{"pos":"adj","definition":"Başka bir milletten olan, başka bir milletle ilgili olan kimse, bigâne, ecnebi","example":"Garibin boynu bükük olur."}]},"GARİPSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine yabancı gelen bir kimseye, duruma veya şeye alışamamak, ısınamamak","example":"Yeni okula başladığında, arkadaşlarının tavırlarını garipseyip onlarla iletişim kurmakta zorlandı."},{"pos":"v","definition":"Kendini gurbette veya kimsesiz gibi düşünerek içlenmek","example":"İstanbul'u özlediğimi anlıyor ama yabancılığımı da garipsiyordum."}],"lemma":"garipsemek"},"GASBET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi zorla, izinsiz almak","example":"Topraklarını gasbetmek isteyenlere karşı köylüler aylarca direnmişti."}],"lemma":"gasbetmek"},"GASEYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Midesinin içindekilerini ağız yolu ile dışarı atma","example":"Yemek sonrası yaşadığı yoğun gaseyan, onu hemen tuvalete yönlendirdi."},{"pos":"n","definition":"Mide bulantısı","example":"Yola çıkmadan önceki akşam yediği ağır yemek yüzünden sabahları sürekli gaseyan hissediyordu."}]},"GASIP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zorla alan","example":null}]},"GASLET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ölüyü yıkamak","example":null}],"lemma":"gasletmek"},"GASP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir malı sahibinin izni ve haberi olmadan zorla ve hile ile alma","example":null}]},"GASSAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölü yıkayıcısı","example":null}]},"GASTRULA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumurta hücresi oğulcuk durumuna gelirken blastulanın bir noktasından çukurlaşarak iç içe geçmiş iki hücre katmanı biçimine girme evresi","example":null}]},"GASTRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mide iltihabı","example":null}]},"GASİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî kurallara göre, ölüyü kefenlemeden önce yıkamak işi","example":"Cenaze töreninde, merhumun gasil işlemi öncesinde dualar okundu."}]},"GATO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine katılmış türlü maddelerle özel bir tat verilmiş, fırında veya başka bir yolla pişirilerek hazırlanmış bir tür hamur tatlısı","example":null}]},"GAUSS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Manyetik alanın şiddet birimi","example":null}]},"GAVOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür eski Fransız halk dansı","example":null}]},"GAVUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıma duygusu veya vicdanı olmayan olmayan, başkalarına haksızlık eden","example":"Bu adam, başkalarına karşı acımasız davranarak gavur bir karakter sergiliyordu."},{"pos":"n","definition":"Müslüman olmayan kimse","example":"Yüzyıllar boyunca Müslümanların komşusu olan gavurlar, kendi din ve kültürleriyle zengin bir mozaik oluşturmuştur."}]},"GAYAKOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Peygamber ağacı reçinesinden çıkarılan ve hekimlikte kullanılan bir sıvı","example":null}]},"GAYBUBET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yok olma, bulunmama durumu","example":null}]},"GAYDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kamıştan yapılmış çift düdük ve tulumdan oluşan, tiz sesli, nefesli, İskoçların millî çalgısı","example":null}]},"GAYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey; niyet, istek","example":null}]},"GAYET":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gereken, beklenen veya alışılmış olandan fazla, daha güçlü daha etkili","example":null}]},"GAYETLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Aşırı derecede","example":"Gayetle zengin bir ailenin kıymetli, tek evladı."}]},"GAYR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başka kimse; başkası","example":null}]},"GAYRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutma","example":"Ailemiz, bu zor günlerde birbirimizi koruma gayretini asla elden bırakmadı."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma","example":"Az bir gayretle bu işin hakkından gelinebilir."}]},"GAYRI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Öyleyse, bu durum karşısında, sonuç olarak denilebilir ki","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bilinenden, sözü edilenden ayrı","example":"Bu gayri ihtiyari hareketiyle, aslında düşündüklerinden farklı bir mesaj verdi."}]},"GAYRİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başka, diğer","example":"Sık sık görüşürüz gayri."}]},"GAYUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gayreti olan, çok çalışkan; gayretli","example":"O makama daha gayur bir zat münasip düşüyordu."}]},"GAYYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karmaşık işlerin döndüğü yer veya çok çapraşık durum","example":"Şirketin yönetim kurulu toplantısında ortaya çıkan gayya, projelerin başarısını ciddi şekilde tehdit ediyordu."}]},"GAYZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap","example":null}]},"GAYZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Volkan bölgelerinde, belli aralıklarla su ve buhar fışkırtan sıcak kaynak","example":null}]},"GAYZERİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Volkan bölgelerinde oluşan silisli çökelti","example":null}]},"GAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde","example":"Hava, gaz halindeki bir madde olduğu için balonun içinde her yöne yayılabiliyor."},{"pos":"n","definition":"Yoğunluğu 0,8-0,95 arasında olabilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ","example":"Benzin istasyonunda çalışanlar, gazın sızıntı yapmadığından emin olmak için sürekli kontroller yapıyor."}]},"GAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapılan savaş, kutsal savaş","example":null}]},"GAZAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift parmaklılardan, boynuzlugiller familyasından, çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliği ile tanınan, ince bacaklı, zarif, memeli hayvan","example":null}]},"GAZAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap","example":null}]},"GAZAPLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duygu ve davranışlarını denetleyemeyecek duruma gelmek, öfkeli duruma geçmek","example":null}],"lemma":"gazaplanmak"},"GAZEKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cepken altına giyilen kolsuz bir çeşit giysi","example":null}]},"GAZEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında beş ile on beş beyit arasında değişen, ilk beytinin dizeleri birbiriyle, sonraki beyitlerinin ikinci dizeleri birinci beyitle uyaklı, genellikle lirik konularda yazılan nazım biçimi","example":"O mecmuadaki gazelleri yüksek sesle okurken eski şiir lehçemizdeki beliğ ve rindane edaların zevkine varıyorum."},{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde belli bir kurala bağlı olmadan bir kişi tarafından sazlardan birinin eşliğinde söylenen, söyleyenin ses gücünü göstermesine de olanak veren müzik eseri","example":"Yanımızdaki vagonda bir gazel başladı."}]},"GAZELHAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gazel okuyan, gazel söyleyen kimse","example":null}]},"GAZETE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Politika, ekonomi, kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için, yorumlu veya yorumsuz, her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın","example":"Gazetelerin çoğu gündelik olur."},{"pos":"n","definition":"Bu yayının yönetildiği, hazırlandığı, basıldığı yer","example":"Her gün gazeteye uğruyordu."}]},"GAZHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hava gazı üretilen veya depolanan yer","example":null}]},"GAZIŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Termik etki olmaksızın kendiliğinden görülen ışık","example":"Pazı bitki ve hayvanların ışık saçması bir gazışı olayıdır."}]},"GAZIŞIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gazışı ile ilgili, gazışı saçabilen","example":"Radyum gazışıl bir elementtir."}]},"GAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak","example":"Arkadaşım, planları bozulunca hiçbirimize haber vermeden gazlayıp gitti."},{"pos":"v","definition":"Gaz yağı sürmek","example":"Tahtakurularını öldürmek için somyayı gazladı."}],"lemma":"gazlamak"},"GAZLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak","example":"Arkadaşım, planları bozulunca hiçbirimize haber vermeden gazlayıp gitti."},{"pos":"v","definition":"Gaz yağı sürmek","example":"Tahtakurularını öldürmek için somyayı gazladı."}]},"GAZOJEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıvı veya katı yakıtı hava, oksijen etkisiyle gazlaştırmaya yarayan araç","example":null}]},"GAZOLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ham petrolün ilk damıtılmasında ayrılan çok uçucu, hafif akaryakıt","example":null}]},"GAZOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meyve esansı, şeker ve karbon asidi ile yapılan, basınçlı hava ile şişelere doldurularak hazırlanan içecek","example":"Kusura bakma abla! Aksi zamana rastladı. Gazozları yetiştiremedik."}]},"GAZVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Din uğruna yapılan savaş","example":"Peygamber döneminde gerçekleşen gazveler, İslam'ın yayılması için din uğruna verilen önemli mücadelelerdir."},{"pos":"n","definition":"Arap aşiretleri arasında yapılan savaş","example":"İki aşiret, bir gazve esnasında çarpışmışlar."}]},"GAZÖLÇER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli basınç altında gelen gazın hacmini ölçmeye yarayan araç","example":null}]},"GAZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaştan sağ ve zafer kazanmış olarak dönen kimse","example":"Şimdi İstanbul taklarının yeşil taflanları altından gaziler geçiyor."},{"pos":"n","definition":"Müslümanlıkta düşmanla savaşan veya savaş yapmış kimse","example":"Gazi Baba, etrafında binlerce gazi ile bir tepede yatardı."}]},"GAZİNO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemek yenilen, gösteri izlenen, müzik dinlenen, bazen oyun sergilenen eğlence yeri","example":"Gazinonun önündeki büyük tenha yoldan hiçbir ses gelmiyor."},{"pos":"n","definition":"Büyük kahvehane ve birahane","example":"Şehir merkezindeki gazinoda hem kahve içip sohbet edebilir hem de çeşitli içeceklerin tadını çıkarabilirsiniz."}]},"GAİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği","example":"Sınav sonuçlarını beklerken içinde bir gaile hissetti, olumsuz bir sonuç alma korkusu tüm gününü mahvetmişti."},{"pos":"n","definition":"Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev","example":"Proje yöneticisi, ekibin tüm sorumluluklarını üstlenerek büyük bir gaileyi sırtlamıştı, bu da onun için oldukça stresli bir süreç oldu."}]},"GAİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiil çekiminde teklik ve çokluk üçüncü şahıs biçimi","example":"O, her zaman zamanında gelir. cümlesindeki gelir fiilinde, gaip formunun kullanıldığı çok net bir örnek vardır."},{"pos":"n","definition":"Görünmez âlem","example":"Gaipten bir ses geldi."}]},"GAİTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan dışkısı","example":null}]},"GAŞYOL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendinden geçmek","example":null}],"lemma":"gaşyolmak"},"GAŞİY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baygın duruma girme","example":null}]},"GEBE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karnında yavru bulunan (kadın veya hayvan)","example":"Köpeğimizin gebe olduğunu öğrendikten sonra ona daha fazla özen göstermeye başladık."},{"pos":"adj","definition":"İçinde oğulcuk veya dölüt bulunan döl yatağı","example":"Bahçede yeni ekilen ağaçların gebe tohumları, bu yaz meyve verecek gibi görünüyor."}]},"GEBER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":"Öyle sert bir rüzgâr esti ki bahçedeki narin çiçekler hemen geberdi."},{"pos":"v","definition":"Bir kimseye aşırı ilgi, istek ve yakınlık duymak","example":"Küçük yeğeni, büyükannesi için geberiyor; her buluşmalarında yanından bir an bile ayrılmıyor."}],"lemma":"gebermek"},"GEBERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":"Öyle sert bir rüzgâr esti ki bahçedeki narin çiçekler hemen geberdi."},{"pos":"v","definition":"Bir kimseye aşırı ilgi, istek ve yakınlık duymak","example":"Küçük yeğeni, büyükannesi için geberiyor; her buluşmalarında yanından bir an bile ayrılmıyor."}]},"GEBERİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hayatı sona ermiş olan, artık yaşamıyor olan","example":null}]},"GEBEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düşünmeden hareket eden, ne yaptığının farkında olmayan","example":"Plan yapmadan işe atılan gebeş tavrı, ekibin tüm emeğini boşa çıkardı."},{"pos":"adj","definition":"Bodur ve şişman","example":"Bahçedeki gebeş kedi, yuvarlak gövdesiyle yavaş yavaş yürüyordu."}]},"GEBRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gebre otunun yemişi","example":"Gebre yeşilken toplanıp turşusu yapılır"},{"pos":"n","definition":"Atı tımar etmekte kullanılan kıldan kese","example":"Gebre, kıldan, hamam kesesine benzer yapılmıştır."}]},"GEBRELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanı gebre ile tımar etmek","example":null}],"lemma":"gebrelemek"},"GECE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş battıktan gün ağarıncaya kadar geçen süre","example":"Hasta geceyi nasıl geçirdi"},{"pos":"adv","definition":"Gece vakti","example":"Gece uyumalı, gündüz çalışmalı."}]},"GECECİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalışma sırası geceye rastlayan görevli","example":null}]},"GECELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Geceyi bir yerde geçirmek","example":"Gönül oralarda gecelemek, ertesi sabahı görmek istiyor."},{"pos":"v","definition":"Gecenin geç saatlerine kadar bir şeyle uğraşmak","example":"Projeyi zamanında yetiştirmek için gecenin geç saatlerine kadar çalışıp gecelemek zorunda kaldım."}],"lemma":"gecelemek"},"GECELERİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gece vakti","example":"Gece uyumalı, gündüz çalışmalı."},{"pos":"adv","definition":"Her gece","example":"Bu günden sonra geceleri dolaşma huyu edindim."}]},"GECELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yatakta giyilen giysi, gömlek","example":"Sabahleyin giyinmem, gecelikle dolaşırım."},{"pos":"n","definition":"Bir gece için ödenen ücret","example":"Geceliği beş milyon lira olan oda."}]},"GECİK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir işi kararlaştırılan zamandan sonra yapmak","example":"Tepeden tırnağa çamura, toza batmış, dize kadar çemrek kalabalığı görenler, bunda bir iş, mühim bir iş olduğunu anlamakta gecikmediler."},{"pos":"v","definition":"Bir taşıt zamanında kalkamamak veya zamanında varamamak","example":"Uçak hava muhalefeti nedeniyle planlanan saatten iki saat gecikti ve yolcularını bekletmek zorunda kaldı."}],"lemma":"gecikmek"},"GECİKMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir işi kararlaştırılan zamandan sonra yapmak","example":"Tepeden tırnağa çamura, toza batmış, dize kadar çemrek kalabalığı görenler, bunda bir iş, mühim bir iş olduğunu anlamakta gecikmediler."},{"pos":"v","definition":"Bir taşıt zamanında kalkamamak veya zamanında varamamak","example":"Uçak hava muhalefeti nedeniyle planlanan saatten iki saat gecikti ve yolcularını bekletmek zorunda kaldı."}]},"GED":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşman mevzilerindeki zayıf bir noktadan giriş yeri açmak","example":"Komutan, askerlerine zayıf bir noktadan gederek mevziyi ele geçirme planını anlattı."}],"lemma":"gedmek"},"GEDA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçinmekte çok sıkıntı çeken","example":"Son zamanlarda iş bulamayan Ahmet, geda bir hayat sürmek zorunda kaldı ve her gün yiyecek almak için mücadele ediyordu."}]},"GEDMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşman mevzilerindeki zayıf bir noktadan giriş yeri açmak","example":"Komutan, askerlerine zayıf bir noktadan gederek mevziyi ele geçirme planını anlattı."}]},"GEDİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eksik olma durumu, eksik olan miktar","example":"Projemizdeki gedik, bütçemizde yeterince fon bulunmamasından kaynaklanıyor."},{"pos":"n","definition":"Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer","example":"Yürüyüş grubu, yüksek dağların arasında kaybolmuşken, sonunda gediği bulup güvenli bir şekilde geçmeyi başardı."}]},"GEDİL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Giderilmesi çok güç bir eksiklik veya açık ortaya çıkmak","example":"El yordamıyla ilerlemeyi sürdürürken, sanki karanlıkta bir gedik açılıyor, bir yerlerden içeriye ışık vuruyor."},{"pos":"v","definition":"Bıçak, keser ve benzerinin ağızları aşınmak","example":"Sürekli kullanımdan dolayı bıçağın ağzı gedilmiş, artık kesmez hale gelmişti."}],"lemma":"gedilmek"},"GEDİLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Giderilmesi çok güç bir eksiklik veya açık ortaya çıkmak","example":"El yordamıyla ilerlemeyi sürdürürken, sanki karanlıkta bir gedik açılıyor, bir yerlerden içeriye ışık vuruyor."},{"pos":"v","definition":"Bıçak, keser ve benzerinin ağızları aşınmak","example":"Sürekli kullanımdan dolayı bıçağın ağzı gedilmiş, artık kesmez hale gelmişti."}]},"GEHGEH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"`Nöbetli bir hastalığa yakalanmak` anlamında kullanılan gehgeh tutmak deyiminde geçen bir söz","example":null}]},"GEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere doğru yaklaşmak, oraya varmak (gelmek)","example":"Akşam bize gel."}]},"GELBERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harman döküntülerini toplamaya yarayan araç","example":"Köydeki hasat zamanında, dedem gelberi ile harmanın kenarında kalan buğday tanelerini topluyordu."},{"pos":"n","definition":"Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç","example":"Demirci, ocağın alevlerini kontrol etmek için uzun saplı gelberiyi ustalıkla kullanıyordu."}]},"GELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar","example":null}]},"GELECEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiilin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunduğu zamandan sonraya ait olması","example":"Gelecek hafta yapılacak toplantıya şimdiden hazırlanmaya başladık."},{"pos":"adj","definition":"Zaman bakımından ileride olması, gerçekleşmesi beklenen","example":"Çocuklar, gelecek yıl için sabırsızlanıyor; çünkü yeni okullarına başlayacaklar."}]},"GELEMBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyun yatağı","example":null}]},"GELEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelen kimse ya da şey","example":"Kapıya gelen postacıydı."}]},"GELENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar","example":"Bir ulusu meydana getiren etmenlerden biri de gelenektir."}]},"GELENİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıçangillerden, 10 cm uzunluğunda, toprağı oyup yuva yapan, ekinlere zarar veren bir fare türü","example":null}]},"GELEĞEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ana ırmağa karışan akarsu","example":null}]},"GELGEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çekici olma durumu","example":"O, giydiği elbiselerle ve duruşuyla her zaman gelgel bir hava yaratmayı başarıyor."},{"pos":"n","definition":"Başa takılan elmas veya altın iğne","example":"Düğününde, geleneksel kıyafetinin üzerine gelgel olarak parlak bir iğne taktığı için herkesin ilgisini çekti."}]},"GELGEÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yerli, temelli olmayan, geçici","example":"Yaz tatilinde kaldığımız otel, sadece birkaç gün için kiraladığımız gelgeç bir mekândı."},{"pos":"adj","definition":"Hiçbir şeyde kararlı olmayan veya konudan konuya geçiveren (kimse)","example":"Toplantıda sürekli fikrini değiştiren gelgeç bir katılımcı, projenin yönünü belirlemede zorluk yarattı."}]},"GELGİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ay ve güneşin yer yuvarlağı üzerindeki çekim güçleri sebebiyle deniz yüzünde, özellikle ana denizlerde su düzeyinin alçalması, kabarması olayı","example":"Gelgit olayları, kıyıya yakın bölgelerde su seviyesinin hızlıca yükselip alçalmasına neden oluyor."},{"pos":"n","definition":"Boşuna gidip gelme","example":"Bu gelgitten bıktım artık iş bir türlü yürümüyor."}]},"GELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere doğru yaklaşmak, oraya varmak","example":"Bize gelmek ister misin?"}]},"GELMİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İri balıklarda kılçık durumunda olan kemik","example":null}]},"GELİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın","example":"Büyükanne, gelini ailemizin bir parçası olarak görmekten mutluluk duyuyordu."},{"pos":"n","definition":"Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın","example":"Az sonra beyaz bir at üzerinde gelin göründü."}]},"GELİNCİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazın kırlarda, özellikle ekin tarlalarında yetişen, kırmızı ve otsu bitki","example":"Ekin tarlasında kırmızı gelincikler rüzgarda dans eder gibi dalgalanıyordu, tarlaya renk katmışlardı."},{"pos":"n","definition":"Sansargillerden, ince uzun yapılı, sivri çeneli, küçük bir hayvan","example":"Sabah bahçede gezinirken, hızlı hareketleriyle dikkat çeken bir gelincik gördüm; ince uzun yapısıyla çalılıklar arasında kayboldu."}]},"GELİNLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelin giysisi","example":"Çalgısı, köçeği, rakısı, yemeği, gelinliği ile otomobil paralarını hep oğlanevi ödeyecekti."},{"pos":"adj","definition":"Gelin olma çağına gelmiş kız","example":"Komşuların kızı artık gelinlik yaşına gelmişti; çevredeki akrabalar evdeki bu genç kıza uygun bir talip arıyordu."}]},"GELİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandığı ücret, aylık, kira vb.","example":"Saklanan bir gelir vardı ki aç, çıplak kalmıyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para","example":"Köydeki çiftlikten sağlanan gelir, vakıf tarafından yıl boyunca bölgedeki ihtiyaç sahiplerine dağıtılıyordu."}]},"GELİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelme işi veya biçimi","example":"Yolculuğun zorlu geçeceğini düşünüyorduk, ama otobüsün gelişinin tam zamanında olması bizi rahatlattı."},{"pos":"v","definition":"Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek","example":"Bu yıl bahçedeki sebzeler oldukça iyi gelişti; domatesler hem daha büyük hem de daha lezzetli oldu."}]},"GELİŞKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gelişmiş olan, gelişme gösteren","example":null}]},"GELİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek","example":"Bu yıl bahçedeki sebzeler oldukça iyi gelişti; domatesler hem daha büyük hem de daha lezzetli oldu."},{"pos":"v","definition":"Beslenerek vücudun ağırlığı artmak","example":"Düzenli spor yapmaya başladıktan sonra, sağlıklı bir şekilde gelişerek birkaç kilo aldı."}]},"GELİŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüyerek, daha kaliteli hale gelerek ileri gitme","example":"Şirketin sürekli eğitim programları sayesinde çalışanların gelişimi, kariyerlerinde önemli ilerlemeler kaydetmelerine olanak sağladı."},{"pos":"n","definition":"Gelişme işi","example":"Şirketin son yıllardaki gelişimi, yeni pazarlara açılması ve yenilikçi projelere yönelmesiyle hız kazandı."}]},"GEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atı yönlendirmek için ağzına takılan demir araç","example":"Kadın dizginleri çekmek istedi fakat hırçın hayvan sert bir boyun hareketi ile gemini kurtardı."}]},"GEMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir gidişin, bir tutumun, bir isteği veya davranışın aşırılığını önlemek","example":"Derslerdeki aşırı hareketliliğini kontrol altına almak için öğretmeni, onun davranışlarını gemlemek zorunda kaldı."},{"pos":"v","definition":"Hayvanın ağzına, hayvanı yönlendirmek için demir araç takmak","example":"Karaduman'ı gemleyip dizgini kıza uzattı."}],"lemma":"gemlemek"},"GEMLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir gidişin, bir tutumun, bir isteği veya davranışın aşırılığını önlemek","example":"Derslerdeki aşırı hareketliliğini kontrol altına almak için öğretmeni, onun davranışlarını gemlemek zorunda kaldı."},{"pos":"v","definition":"Hayvanın ağzına, hayvanı yönlendirmek için demir araç takmak","example":"Karaduman'ı gemleyip dizgini kıza uzattı."}]},"GEMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt","example":"Bu yolculuğa bizi götürecek bir tek gemi bulamadık."}]},"GEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde bulunduğu hücre veya organizmada özel bir etkisi olan, kuşaktan kuşağa ve hücreden hücreye geçen kalıtımsal öge","example":"Miras olarak aktarılan genler, ailenin birçok bireyinde benzer fiziksel özelliklerin ortaya çıkmasına neden oluyor."},{"pos":"adj","definition":"Eni çok olan, enli","example":"Kenarları gençliğinde işlediği enli dantellerle çevrili patiska örtülü minderlerde oturuyordu."}]},"GENCECİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok genç","example":null}]},"GENE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başından alarak, bir kez daha","example":"Gene göğün gözleri bir gün yaşarmayacak / Geri kalan olursa gidenleri sayacak"}]},"GENEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan","example":"Hayvanlar aleminde, genel olarak memelilerin doğum yöntemleri benzerlik gösterir."},{"pos":"v","definition":"Geniş duruma gelmek","example":null}]},"GENELDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çoğu zaman, genel olarak","example":"Genelde erken kalkarım."}]},"GENELGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek, herhangi bir konuda aydınlatmak, dikkat çekmek üzere ilgililere gönderilen yazı","example":null}]},"GENELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlıklar veya olaylar arasındaki benzerlik bağıntılarını bir düşüncede toplamak","example":null}],"lemma":"genellemek"},"GENELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Geniş duruma gelmek","example":null}]},"GENERAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kara ve hava kuvvetlerinde albaylıktan sonra gelen ve mareşalliğe kadar olan yüksek rütbeli subaylara verilen genel ad","example":"Doğrusu ben o zamana kadar bu kadar zarif ve centilmen bir Türk generali görmemiştim."}]},"GENETİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitki, hayvan ve insan genlerinin yapısını, görevini ve bir dölden diğerine nasıl aktarıldığını inceleyen bilim","example":null}]},"GENLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir cisim birleşimi ve yapısı değişmeden ısı etkisiyle hacimce büyümek","example":null}],"lemma":"genleşmek"},"GENLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik","example":"Masanın genliği, yemek masası olarak kullanılmak için oldukça uygun; dört kişilik bir aile için yeterli alan sağlıyor."},{"pos":"n","definition":"Zenginlik, bolluk","example":"Bu yılki hasat, çiftliğimizdeki ürünlerin genliği sayesinde ailemizin geçimini rahatça sağlamamıza yardımcı oldu."}]},"GENOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gametlerde bulunan kromozomlar","example":null}]},"GENOTİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir canlının genlerinin bütünü","example":null}]},"GENSORU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye Büyük Millet Meclisinde başbakana veya bakanlardan birine, milletvekilleri tarafından açılan ve sonunda soruşturma yapılması istenebilen soru","example":"Türkiye Büyük Millet Meclisi genel görüşme, gensoru ve meclis soruşturması yollarıyla denetleme yetkisini kullanır."}]},"GENZEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Genizden konuşan","example":null}]},"GENZEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Genizde oluşan (ses)","example":"Şarkıcı, genzel sesiyle performansına farklı bir derinlik kattı ve dinleyiciler üzerinde etkileyici bir izlenim bıraktı."}]},"GENÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Deneyi olmayan, deneyimsiz","example":"Yeni başlayan genç oyuncular, sahne tecrübesi kazandıkça daha da başarılı olmaya başladı."},{"pos":"adj","definition":"Yaşı ilerlememiş olan","example":"Genç çocuklar, parkta oynarken neşeli kahkahalarıyla etraftaki herkesin dikkatini çekti."}]},"GENÇTEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Genç sayılan kimse","example":null}]},"GENİTİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ad görevindeki sözün taşıdığı kavramı başka bir kavrama -ın / -in / -un / -ün, -nın / -nin / -nun / -nün ekiyle bağlayan durum","example":null}]},"GENİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağız ve burun boşluğunun arka bölümü","example":null}]},"GENİŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eni çok olan, enli","example":"Seminerde geniş bir katılım sağlandı; bu da etkinliğin ne kadar ilgi çekici olduğunu gösteriyor."},{"pos":"adj","definition":"Aldırış etmeyen , kolay kolay tasalanmayan","example":"Geniş bir bakış açısına sahip olan Ali, zorluklarla karşılaştığında hemen paniğe kapılmadan sakin bir şekilde çözüm bulmaya çalışıyor."}]},"GENİŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Geniş duruma gelmek","example":"Teleskopların kuvveti arttıkça bilinen gök cisimlerinin sayısı ve kâinatın hacmi de genişlemiştir."},{"pos":"v","definition":"İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş duruma gelmek","example":"Bu elbise yıkandıktan sonra genişlediği için artık üzerime tam oturmuyor; alternatif bir çözüm bulmam gerekecek."}],"lemma":"genişlemek"},"GENİŞLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik","example":"Masanın genişliği, yemek masası olarak kullanılmak için oldukça uygun; dört kişilik bir aile için yeterli alan sağlıyor."},{"pos":"n","definition":"Bir yerin uzaklara kadar bakılabilecek ve bakanın içinde ferahlık doğuracak durumda olması","example":"Dağın zirvesine ulaştığımızda, etrafın genişliği karşısında hayran kaldık; yeşil vadiler ve mavi gökyüzü insanı adeta büyülüyordu."}]},"GEOMETRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nokta, çizgi, açı, yüzey ve cisimlerin birbirleriyle ilişkilerini, ölçümlerini, özelliklerini inceleyen matematik dalı","example":"Geometri, sadece matematiksel hesaplamalar değil, aynı zamanda gerçek dünyadaki şekillerin ve alanların anlaşılması için de kritik bir öneme sahiptir."},{"pos":"n","definition":"Bu konu ile ilgili olan kitap veya ders","example":"Geometri dersinde öğrendiklerimiz, mimarlık projelerinde kullanacağımız temel kavramları anlamamıza yardımcı oldu."}]},"GEOİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerkürenin geometrik olmayan gerçek biçimi","example":null}]},"GEPEGENÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok genç","example":null}]},"GEPGENÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok genç","example":null},{"pos":"adv","definition":"Çok genç olarak; çok gençken","example":null}]},"GER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek","example":"Yayı daha germe / Kıracaksın"},{"pos":"v","definition":"Gergin bir şeyle örtmek","example":"Güneşten korunmak için bahçeye geniş bir branda gerdi ve masa alanını gölge altına aldı."}],"lemma":"germek"},"GERDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genel olarak kilolu insanlarda çenenin altındaki tombulluk","example":"Sivri çenenin altında iki kat bir gerdan."},{"pos":"n","definition":"Vücudun omuzlarla baş arasında kalan ön bölümü","example":"Başını geri atıp gerdanını olanca beyazlığıyla göstererek sarsıla sarsıla güldü."}]},"GERDEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelin ve damadın düğün gecesi baş başa kalmaları ve ilk kez birlikte olmaları","example":"İki yüz yaşına bastıktan sonra mı gerdek sefası süreceğiz acaba?"}]},"GERDEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde temizlik işlerinde kullanılan, saç veya pirinç çemberli tahta kova","example":"Mürettebat, güverteyi temizlemek için pirinç çemberli gerdelle su taşıyordu."},{"pos":"n","definition":"Süt vb. şeyler koymaya, hayvanlara yem vermeye yarayan kova biçiminde tahta veya deriden kap","example":"Çoban, gerdeli doldurup hayvanlara su ve yem verdi."}]},"GEREK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan","example":"Yazı yazmak için kalem gerek."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yapılabilmesi veya gerçekleşmesi bazı nesne, fiil ve benzerine bağlı olmak, gerek olmak","example":"Dünyaya bakmayı aşıp dünyayı görme noktasına ulaştığımızda neye talip olmamız gerektiğini de anlarız."}]},"GEREKLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan","example":"Yazı yazmak için kalem gerek."}]},"GEREKMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yapılabilmesi veya gerçekleşmesi bazı nesne, fiil ve benzerine bağlı olmak, gerek olmak","example":"Dünyaya bakmayı aşıp dünyayı görme noktasına ulaştığımızda neye talip olmamız gerektiğini de anlarız."}]},"GEREKSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kendisi için gerekli saymak","example":null}],"lemma":"gereksemek"},"GEREKSİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kendisi için gerekli saymak","example":null}],"lemma":"gereksinmek"},"GEREKÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerektirici sebep","example":"Şimdi bu bana daha geçerli bir gerekçeymiş gibi görünüyor."},{"pos":"n","definition":"Bir önermenin kendiliğinden var kıldığı gereklik; lazıme","example":"Projenin hayata geçirilmesi için belirlenen hedeflerin başarılması, planlanan bütçenin de kaçınılmaz bir gerekçesiydi."}]},"GERELTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğruyu görmeye engel olan şey","example":null}]},"GEREÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey yapmak için kullanılması gereken maddeler","example":"Evin duvarlarını onarmak için gerekli malzeme getirildi."}]},"GERGEDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gergedangillerden, sıcak ülkelerde yaşayan, burnunun üstünde bir veya iki boynuzu bulunan, kalın derili, saldırgan bir hayvan","example":null}]},"GERGEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine kumaş gerilerek nakış işlemeye yarar, çoğu dikdörtgen biçiminde olan çerçeve","example":null}]},"GERGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü","example":"Odanın içine fazla ışık girmemesi için pencereye koyu renkli bir gergi taktırdılar."},{"pos":"n","definition":"İp, kayış, tel ve benzerini gerginleştirme işinde kullanılan araç","example":"Çadırı sağlam bir şekilde kurabilmek için gergi aparatlarını doğru bir şekilde yerleştirmemiz gerekti."}]},"GERGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerilmiş durumda olan","example":"Her hadisenin rüzgârı onun gergin sinirlerini derin derin sarsmıştır."},{"pos":"adj","definition":"Buruşuğu, kırışığı olmayan cilt","example":"Nemlendirici krem sayesinde cildi pürüzsüz ve gergin görünüyordu."}]},"GERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek","example":"Yayı daha germe / Kıracaksın"},{"pos":"v","definition":"Gergin bir şeyle örtmek","example":"Güneşten korunmak için bahçeye geniş bir branda gerdi ve masa alanını gölge altına aldı."}]},"GERMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı yaratıklarda gametlere dayanan ve gametlerle taşınan üreme ögelerinin tümü","example":"Bilim insanları, nesli tükenmekte olan türlerin korunması için germen hücreleri üzerine kapsamlı araştırmalar yapıyor."}]},"GERZEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null}]},"GERÇEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçekte var olan, uydurma olmayan","example":"Bu, gerçek bir hikâye."}]},"GERÇEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin doğru olduğunu ortaya koymak, tasdik etmek","example":"Mahkemede sunduğu belgeler, iddialarının doğruluğunu gerçeklemek için yeterli oldu."}],"lemma":"gerçeklemek"},"GERÇEKTE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gerçek olarak, gerçekte, gerçeği söylemek gerekirse","example":null}]},"GERÇİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Her ne kadar ... ise de","example":"Biz gerçi tahminler yürüttük velakin doğrusunu Allah bilir."}]},"GERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü","example":"Kitabın başları heyecan vericiydi, ancak gerisi çok durağandı."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin sona kalan bölümü","example":"Yazının gerisi yarın yayımlanacak."}]},"GERİATRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşlılık ve yaşlanmaya bağlı tüm klinik, biyolojik ve sosyolojik tıbbi sorunlarla ilgilenen bilim dalı","example":null}]},"GERİCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Toplumda çağdaş değerlere ve yeniliklere önem vermeyen, her yönüyle eskiyi özleyen veya eski düzeni getirmeye çalışan kimse veya görüş; mürteci","example":"Yeni eğitim sistemine karşı çıkan gerici gruplar, eski yöntemlerin daha yararlı olduğunu savunuyor."},{"pos":"adj","definition":"Bir organı germeye yarayan kas","example":"Bacaklardaki gerici kaslar, ani hareketlerde kasılıp vücudu dengede tutmaya yardımcı olur."}]},"GERİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karıştığı bir işi sürdürmekten veya sürdürenler arasında bulunmaktan vazgeçmek","example":"İşler günden güne geri gidiyor."},{"pos":"v","definition":"Daha aşağı bir dereceye düşmek","example":"Son yıllarda ekonomik kriz nedeniyle ülke, dünya sıralamasında gerilemek zorunda kaldı."}],"lemma":"gerilemek"},"GERİLEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendi üstüne geri dönen veya döner görünen","example":"Top, gerilek bir şekilde dönerken, oyuncuların gözleri onun peşinden kayıyordu."}]},"GERİLLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu birlikten olan kimse","example":"Ormanda yıllarca süren zorlu eğitimlerin ardından, genç adam kendini artık tam anlamıyla bir gerilla olarak görüyordu."},{"pos":"n","definition":"Bağımsız, düzensiz çete","example":"Köy halkı, ormandaki bağımsız gerilla gruplarının zaman zaman yiyecek ve erzak için baskınlar düzenlediğini söylüyordu."}]},"GERİLİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı","example":"Pil, uçları arasında yüksek bir gerilim sağlayarak devredeki akımın akmasını sağladı."},{"pos":"n","definition":"İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç","example":"Teli germeye başladıkça, telin ortasında oluşan gerilim gittikçe arttı."}]},"GERİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir niteliği sebebiyle kendini yücelmiş sayarak bundan abartmalı bir biçimde söz etmek","example":"Toplantıda, kendi projelerinin başarısını anlata anlata bitiremeyerek biraz fazla gerindi."},{"pos":"v","definition":"Kolları açarak gövdeyi gergin bir duruma sokmak","example":"Geç uyanmıştı, geç ve güç. Yatakta uzun uzun gerindi, esnedi."}],"lemma":"gerinmek"},"GERİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir niteliği sebebiyle kendini yücelmiş sayarak bundan abartmalı bir biçimde söz etmek","example":"Toplantıda, kendi projelerinin başarısını anlata anlata bitiremeyerek biraz fazla gerindi."},{"pos":"v","definition":"Kolları açarak gövdeyi gergin bir duruma sokmak","example":"Geç uyanmıştı, geç ve güç. Yatakta uzun uzun gerindi, esnedi."}]},"GERİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal","example":"Kasabanın merkezindeki geriz, yağmurlu günlerde tüm suları hızla toplayarak sokakları temiz tutardı."}]},"GESTALT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü","example":"Mimar, projede kullanılacak malzemelerin seçiminde sadece işlevselliği değil, aynı zamanda yapının gestaltını da göz önünde bulundurmalıyız diye vurguladı."},{"pos":"n","definition":"Psikolojik olayların bir bütün veya biçim olduğunu savunan görüş","example":"Gestalt psikolojisi, bireylerin algısının sadece duyusal unsurların toplamı değil, aynı zamanda bu unsurların bir bütün olarak nasıl organize edildiğine bağlı olduğunu öne sürüyor."}]},"GESTAPO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Almanya'da Hitler döneminde kurulan gizli, siyasi polis örgütü","example":null}]},"GETR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pantolonun paçasını tozdan korumak için ayakkabının üzerine geçirilip düğmelenen veya dizden aşağı uzanarak ayağın üstünü örten dar paçalık","example":"Belinde manevra kayışı, ayaklarında getrler, mahmuzlar, yanında da kasatura."}]},"GETTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerleşim bölgesinin, aynı şehirden gelen insanların yerleştiği bölümü","example":"New York'un zenci gettoları."},{"pos":"n","definition":"Avrupa ülkelerinde Yahudilerin gönüllü olarak veya zorlanarak yerleştirildikleri ve her türlü gereksinimlerini başka yere gitmeden karşılayabildikleri mahalle; Yahudi mahallesi","example":"Savaş döneminde, birçok Yahudi, güvenli bir yaşam sürmek için şehrin gettosuna yerleştirildi."}]},"GETİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi alıp bir yere taşımak (getirmek)","example":"Bana bir bardak su getir."}]},"GETİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oluşmasını sağlamak, meydana getirmek, teşekkül ettirmek, tekvin etmek","example":"Bu yeni yasa, toplumda adalet duygusunu getirmek için bir dizi reformu içeriyor."},{"pos":"v","definition":"İleri sürmek","example":"Araştırmacılar, bu teorinin doğru olduğunu getirmek için çeşitli kanıtlar sundular."}]},"GETİRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr","example":"Yatırımcılar, bankalara verdikleri paranın getirisinin yüksek olmasını umuyor ve bu nedenle daha güvenli seçenekleri tercih ediyor."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyden elde edilen sonuç","example":"Projenin sonunda elde ettiğimiz getiri, hedeflediğimiz başarıdan çok daha fazlasıydı ve tüm ekibin çabalarını taçlandırdı."}]},"GETİRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Getirme işi","example":null}]},"GEV":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yutmuş olduğu yiyeceği midesinden ağzına çıkarıp yeniden çiğnemek","example":"Evin önünde birkaç davar geviş getiriyordu."}],"lemma":"gevmek"},"GEVELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sözü tam olarak ve açıkça söylememek","example":"Saatlerce asıl maksadımı ağzımın içinde gevelemekle kalıyordum."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi çiğnemeden ağız içinde evirip çevirmek","example":"Kirli suratlı üç çocuk , ellerindeki birer dilim ekmeği geveliyorlar ."}],"lemma":"gevelemek"},"GEVEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, çok yıllık, bazı türlerinden kitre denilen zamk çıkarılan, dikenli bir çalı","example":null}]},"GEVEZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok konuşan","example":"Toplantıda geveze olan arkadaş, herkesin dikkatini dağıttı ve konuyu uzattı."},{"pos":"adj","definition":"Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan","example":"O kadar geveze bir insan ki, gizli planlarımızı ona anlatmamamız gerektiğini anladık."}]},"GEVHER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin özü; maya","example":null}]},"GEVMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yutmuş olduğu yiyeceği midesinden ağzına çıkarıp yeniden çiğnemek","example":"Evin önünde birkaç davar geviş getiriyordu."}]},"GEVRE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kolay kırılır duruma gelmek","example":"Bu eski ahşap masa, yıllar içinde o kadar gevremiş ki, üzerine bir ağırlık koyduğunda aniden kırılacak gibi hissediyorum."},{"pos":"v","definition":"Ekin olgunlaşmak","example":"Tarıma uygun havanın etkisiyle buğdaylar bu yıl erken gevremeye başladı ve hasat zamanı gelmeden tarlalar sarardı."}],"lemma":"gevremek"},"GEVREK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolayca kırılıp ufalanan, çok taze","example":"Bazı taşlar çok gevrek olur."},{"pos":"adj","definition":"Şen, neşeli gülüş","example":"Küçük çocukların gevrek gülüşleri, parktaki herkesin yüzünü aydınlattı."}]},"GEVREMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kolay kırılır duruma gelmek","example":"Bu eski ahşap masa, yıllar içinde o kadar gevremiş ki, üzerine bir ağırlık koyduğunda aniden kırılacak gibi hissediyorum."},{"pos":"v","definition":"Ekin olgunlaşmak","example":"Tarıma uygun havanın etkisiyle buğdaylar bu yıl erken gevremeye başladı ve hasat zamanı gelmeden tarlalar sarardı."}]},"GEVİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı hayvanların yutmuş olduğu yiyeceği ağzına getirip yeniden çiğnemesi","example":null}]},"GEVŞE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoşuna gitmek, hoş bulmak, beğenmek","example":"Yeni tanıştığı insanın rahat tavırları onu gevşetti ve kendini daha iyi hissetmeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Yumuşamak; yatışmak; sakinleşmek","example":"Poker lafını işitmesin, eli ayağı gevşiyor."}],"lemma":"gevşemek"},"GEVŞEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıkı veya gergin olmayan, gevşemiş olan","example":"Pantolonun bel kısmı gevşek olduğu için sürekli kayıyor."},{"pos":"adj","definition":"Cansız, hareketsiz, iradesiz","example":"Son zamanlarda onu pek göremedim, yüz ifadesi her zaman gevşek ve donuk, sanki hiçbir şey umurunda değil gibi duruyor."}]},"GEVŞEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoşuna gitmek, hoş bulmak, beğenmek","example":"Yeni tanıştığı insanın rahat tavırları onu gevşetti ve kendini daha iyi hissetmeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Yumuşamak; yatışmak; sakinleşmek","example":"Poker lafını işitmesin, eli ayağı gevşiyor."}]},"GEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi cinsinden birine ilgi duyan kimse","example":null}]},"GEYİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geyikgillerden, erkeklerinin başında uzun ve çatallı boynuzları olan memeli hayvan","example":"Ormanın derinliklerinde gezinen iri bir geyik, çevresini dikkatlice koklayarak su birikintisine doğru ilerledi."},{"pos":"n","definition":"Karısının veya bir kadın yakınının ihanetine uğramış erkek","example":"Arkadaşlarının sürekli alay ettiği Hasan, yaşadığı olaylar sonrası mahallede 'geyik' lakabıyla anılmaya başlamıştı."}]},"GEYŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dansçı ve şarkıcı Japon kadını","example":"Geyşa, zarif dansları ve ustalıkla söylediği geleneksel Japon şarkılarıyla izleyicileri büyüledi."},{"pos":"n","definition":"Özel olarak konuk ağırlamak için yetiştirilmiş Japon kadını","example":"Misafirlerin rahat etmesi ve geleneksel çay seremonisinin kusursuz geçmesi için özel olarak eğitilmiş bir geyşa bize eşlik etti."}]},"GEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Okun, kirişe geçen ucundaki kertik","example":"Okun gez kısmı kirişe sağlam bir şekilde oturdu, böylece ok sapasağlam kaldı."},{"pos":"v","definition":"Eğlenmek, vakit geçirmek için seyran etmek","example":"Bol bol gezmek dolaşmak istiyordum ."}]},"GEZEGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş çevresinde dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı","example":"Gezegenlerin hareketleri nasıl kati bir nizam içinde cereyan ederse rakkaselerinki de öyledir."}]},"GEZELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıkıntılı bir durumda dolaşmak, gezinmek","example":"Kavga etmiştik , kendi başıma gezeledim ."}],"lemma":"gezelemek"},"GEZENTİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Vaktini gezmekle geçiren, gezmeyi çok seven","example":"Gezenti komşumuz yine çantasını alıp sabah erkenden yollara düşmüş."}]},"GEZEĞEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Vaktini gezmekle geçiren, gezmeyi çok seven","example":"Gezenti komşumuz yine çantasını alıp sabah erkenden yollara düşmüş."}]},"GEZGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse; seyyah","example":"Eski bir gezgin olarak, yıllar boyunca dünyanın dört bir yanındaki kültürleri tanıma fırsatı bulmuş."}]},"GEZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir hedefi vurmak için silah, taş ve benzerine belli bir doğrultu vermek","example":"Mermiyi atış sırasında gezlemek çok önemlidir; bu sayede hedefe daha isabetli bir şekilde ulaşabilirsin."},{"pos":"v","definition":"Bir yeri ölçmek","example":"Araziyi daha iyi değerlendirebilmek için, haritayı kullanarak bu bölgeyi gezlemek oldukça faydalı oldu."}],"lemma":"gezlemek"},"GEZLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir hedefi vurmak için silah, taş ve benzerine belli bir doğrultu vermek","example":"Mermiyi atış sırasında gezlemek çok önemlidir; bu sayede hedefe daha isabetli bir şekilde ulaşabilirsin."},{"pos":"v","definition":"Bir yeri ölçmek","example":"Araziyi daha iyi değerlendirebilmek için, haritayı kullanarak bu bölgeyi gezlemek oldukça faydalı oldu."}]},"GEZMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eğlenmek, vakit geçirmek için seyran etmek","example":"Bol bol gezmek dolaşmak istiyordum ."},{"pos":"v","definition":"Hava alma, hoş vakit geçirme vb. amaçlarla bir yere gitmek; seyran etmek","example":"Tek başına buralarda gezdiği hâlde aradığını bulamıyordu."}]},"GEZMEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse; seyyah","example":"Doğrusu tarihçiler, özellikle de İstanbul'a gelen gezmenler, Uludağ'ın İstanbul'dan kolayca görüldüğüne inanmışlardır."}]},"GEZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ülkeler veya şehirler arasında yapılan uzun yolculuk","example":"Bahar tatilinde Avrupa'ya yapacağımız gezi, hayatım boyunca unutamayacağım anılar biriktirmemi sağlayacak."},{"pos":"n","definition":"Gezmek, görmek, eğlenmek amacıyla yapılan yolculuk","example":"Kafile, rol alan şahıslar tarafından yapılan türlü oyunlarla geziyi tamamlar."}]},"GEZİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir çevre içinde gezip durmak","example":"Bir akşam rıhtım boyunda geziniyordum."},{"pos":"v","definition":"Eğlenmek, vakit geçirmek için seyran etmek","example":"Arkadaşlarıyla birlikte şehrin sokaklarını gezindikten sonra, güzel bir kafede oturup sohbet ettiler."}],"lemma":"gezinmek"},"GEZİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir çevre içinde gezip durmak","example":"Bir akşam rıhtım boyunda geziniyordum."},{"pos":"v","definition":"Eğlenmek, vakit geçirmek için seyran etmek","example":"Arkadaşlarıyla birlikte şehrin sokaklarını gezindikten sonra, güzel bir kafede oturup sohbet ettiler."}]},"GEZİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzak olmayan bir yere yapılan gezi","example":"Hafta sonu, doğada kısa bir gezinti yaparak stres atmayı planlıyorum."},{"pos":"n","definition":"Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer","example":"Evimizin girişindeki gezinti, misafirler için hoş bir karşılama alanı oluşturuyor."}]},"GEÇ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kararlaştırılan, beklenen veya alışılan zamandan sonra","example":null},{"pos":"v","definition":"İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak","example":"O gürültülü ortamlardan geçip sessiz bir yere gitmeyi tercih ettim."}]},"GEÇE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Saatin bir saati aştığını bildirir: beşi on geçe","example":"Ders dokuzu on geçe başlıyor."}]},"GEÇEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok geçilen yer, işlek yol","example":"Şehir merkezine giden geçek, her sabah trafiğin yoğunluğundan dolayı çok kalabalık oluyor."},{"pos":"n","definition":"Küçük tahta köprü","example":"Ormanda yürüyüş yaparken, derelerin üstündeki geçeklerden geçerken çok dikkatli olmalısın, çünkü kaygan olabiliyorlar."}]},"GEÇEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zaman bakımından geride kalmış, önce olan","example":"Geçen yıllar, birçok anıyı beraberinde getirdi."}]},"GEÇENDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ne kadar geçtiği belli olmayan yakın bir zaman önce","example":"Geçenlerde bir gezintiye gitmiştik."}]},"GEÇENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapıya girmeyi sağlayan veya odaları birleştiren genellikle dar geçit","example":null}]},"GEÇER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sevilip aranan, istenilen, beğenilen","example":"Eski dönemlerin geçer parçaları hâlâ moda haftalarında ilgiyle takip ediliyor."},{"pos":"adj","definition":"Yürürlükte bulunan; geçerliği olan; kullanılan","example":"Bu belgede kullanılan imza hâlâ geçer kabul ediliyor."}]},"GEÇERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Geçmesini sağlamak","example":null}],"lemma":"geçerlemek"},"GEÇERLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yürürlükte olan, uygulanan","example":"Kimi ata sözleri bu gün de geçerlidir."},{"pos":"adj","definition":"Sevilip aranan, istenilen, beğenilen","example":"Eski dönemlerin geçer parçaları hâlâ moda haftalarında ilgiyle takip ediliyor."}]},"GEÇERSİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yürürlükten çıkarılmış, yürürlükten kaldırılmış, geçersiz, hükmü kalmamış","example":"Mahkeme, eski sözleşmeyi geçersiz sayarak tarafların yeni bir anlaşma yapmalarına karar verdi."}]},"GEÇGEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Seyredilecek uygun bir program aramak amacıyla televizyon kanallarını tarama","example":null}]},"GEÇGEÇLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Televizyon kanallarını aramak veya taramak","example":null}],"lemma":"geçgeçlemek"},"GEÇKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İhtiyarlamaya yüz tutmuş; yaşlanmış","example":"Cemile geçkin, kısa boylu, tombul, konuşkan bir kızdır."},{"pos":"adj","definition":"Gereğinden çok olgun veya solmaya başlamış bitki","example":"Bahçede geçkin çiçekler görmek istemiyorum, bu yıl daha taze ve canlı bitkiler yetiştirmeyi planlıyorum."}]},"GEÇMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak","example":"O gürültülü ortamlardan geçip sessiz bir yere gitmeyi tercih ettim."},{"pos":"v","definition":"Sona ermek; kalmamak","example":"Artık bu durum geçmedi, yeni bir çözüm bulmalıyım."}]},"GEÇMİŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zaman bakımından geride kalmış, önce olan","example":"Geçmiş olaylar, bugün üzerinde durmamız gereken dersler barındırıyor."},{"pos":"n","definition":"Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi","example":"Geçmiş, geleceğe ışık tutan önemli bir öğretmendir."}]},"GEÇİCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa ve belli bir süre için olan","example":"Bu geçici düzenleme, yeni yasalar yürürlüğe girene kadar uygulanacak."},{"pos":"adj","definition":"Yerli, temelli olmayan, geçici","example":"Bunu evvela gençliğe mahsus geçici bir heves zannettim."}]},"GEÇİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşamak için gerekeni sağlama","example":"Bazı zamanlarda geçim zorlaşır."},{"pos":"n","definition":"Uyum sağlama veya bu yolda çalışma","example":"Yeni çevresine geçim sağlamak için çaba gösteriyor, yerel geleneklere uyum sağlamaya çalışıyordu."}]},"GEÇİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":"Kaza sonrası hastaneye kaldırılan sürücü, ne yazık ki geçinmek zorunda kaldı."},{"pos":"v","definition":"Hayatta kalmak için gerekeni sağlamak","example":"Avla geçinen bir kabile, bu gıdaları tesadüfe borçlu olduğuna inanabilir."}],"lemma":"geçinmek"},"GEÇİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":"Kaza sonrası hastaneye kaldırılan sürücü, ne yazık ki geçinmek zorunda kaldı."},{"pos":"v","definition":"Hayatta kalmak için gerekeni sağlamak","example":"Avla geçinen bir kabile, bu gıdaları tesadüfe borçlu olduğuna inanabilir."}]},"GEÇİNİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçinme işi","example":"Kardeşlerimle olan çatışmalarımızı aşmayı başardık, böylece birlikte geçinmemiz daha da kolaylaştı."}]},"GEÇİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden öbür yana aktarmak; zaman harcamak (geçirmek)","example":"İpliği iğneden geçir."}]},"GEÇİRGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıvıların geçmesine elverişli kayaç","example":"Bölgedeki geçirgen kayaçlar, yağmur suyunun yer altına kolayca sızmasına olanak tanıyor."},{"pos":"adj","definition":"Gaz, sıvı ve benzerini içinden kolaylıkla geçiren","example":"Yeni üretilen filtre, suyun ve gazların içinden kolaylıkla geçmesini sağlayan geçirgen bir yapıya sahip."}]},"GEÇİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zamanı bir yerde ya da bir şeyle harcamak","example":"Tatili köyde geçirmek istiyor."}]},"GEÇİRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçirme işi","example":null}]},"GEÇİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki dağ arasında dar, geçmeye yarayan yer","example":"Başka türlü düşünmek, köprüyü bırakıp çayda geçit aramaya benzer."},{"pos":"n","definition":"İki dağ arasında dar ve uzun yol","example":"Geçit boyunca ilerlerken, dağların yüksekliği ve etrafındaki doğa beni büyüledi."}]},"GEÇİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir durumdaki değişme","example":"Şirketin geçiş döneminde, çalışanların adaptasyon süreci oldukça zorlu geçti."},{"pos":"v","definition":"Birbirinin içine geçip karışmak; tedahül etmek","example":null}]},"GEÇİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirinin içine geçip karışmak; tedahül etmek","example":null}]},"GEÇİŞTİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gereken önemi vermemek, üstünde durmadan başından savmak","example":"Babama yazdığın mektupta eskülabi bir cümle ile geçiştirmişsin. Demek iş yok."},{"pos":"v","definition":"Tehlikeli veya kötü bir durumu (az bir zararla) atlatmak","example":"Nihat bu kazayı da geçiştirince tekrar gözlerini apartmanın kapısına dikti."}],"lemma":"geçiştirmek"},"GEÇİŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli bir işi yapma yeterliliğinin ilişkili veya bağlantılı başka bir işi yapma sonucunda artması","example":"Müzik teorisinde edindiğim deneyimler, geçişim sayesinde beni müzik prodüksiyonunda daha yetkin hale getirdi."},{"pos":"n","definition":"Birbirinin içine girmek işi","example":"İki rengin, fırçayla uygulanması sırasında geçişme etkisiyle nasıl harmanlandığını izlemek oldukça keyifliydi."}]},"GEĞREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaburganın alt yanında bulunan boşluklardan her biri","example":"Kendi aralarında, bir hiç yüzünden, kıkır da kıkır gülerler. Gülmekten de geğrekleri ağrır."}]},"GEĞİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Midede toplanan gazı ağızdan sesli bir biçimde çıkarmak","example":"Geğirebilsem açılır mıyım acaba? Sancı göğsümde hatta kolumda..."}],"lemma":"geğirmek"},"GEĞİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Midede toplanan gazı ağızdan sesli bir biçimde çıkarmak","example":"Geğirebilsem açılır mıyım acaba? Sancı göğsümde hatta kolumda..."}]},"GEĞİRTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geğirirken çıkan ses","example":null}]},"GICIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beyaz renkli, dağlıç koyununa benzer vücut yapısında, kuyruğu son omurlara kadar yağ kitlesi ile kaplı ve bu sebeple alt kısmı yuvarlakça görünen, kaba, karışık yapağılı bir koyun türü","example":"Çiftlikte yeni bir gıcık sürüsü yetiştirmeye karar verdiler; bu koyunların yapağısı özellikle dayanıklı oluyormuş."},{"pos":"n","definition":"Boğazda duyulup aksırtan, öksürten yakıcı kaşıntı","example":"Bronşit filan desem öksürük değil, gıcık bile yok."}]},"GICIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Huylanmasına sebep olmak","example":"Evin etrafında dönen garip sesler, onu gıcıklamaya başlamıştı; ne olduğunu merak ediyordu."},{"pos":"v","definition":"Gıcık oluşturmak; kaşındırmak","example":"Tam konuşmanın ortasında boğazım gıcıklandı , ara verip su içmek zorunda kaldım ."}],"lemma":"gıcıklamak"},"GICIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sakıza kıvamını arttırmak için katılan, kauçuk cinsinden bir madde","example":null}]},"GICIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gıcırtı çıkarmak","example":"Tren fazla yüklü olduğu için istediği sürati alamıyor, tekerlekler, dingiller gıcırdıyordu."}],"lemma":"gıcırdamak"},"GICIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir davranışı, bir düşünceyi, bir uygulamayı haksız, yersiz, gereksiz bularak karşı çıkma, kabul etmeme","example":"Mahallenin huzurunu bozan bu efendinin evden çıkarılması için ahali gıcırtıya başlar."},{"pos":"n","definition":"Sert nesnelerin birbirine sürtünmesi sonucu çıkan ses","example":"Merdiven basamakları gıcır gıcır ötüyordu."}]},"GIDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Besin, yiyecek","example":"Taze gıdalar daha sağlıklıdır."}]},"GIDAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tavuk kesik kesik bağırmak","example":null}],"lemma":"gıdaklamak"},"GIDI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun omuzlarla baş arasında kalan ön bölümü","example":null}]},"GIDIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genel olarak kilolu insanlarda çenenin altındaki tombulluk","example":null}]},"GIDIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücudun bazı yerlerine dokunarak ürperme veya gülerek kaçınma ile beliren bir sinir tepkisi uyandırmak","example":"Seslendi, ayağının altını gıdıkladı, yüzünü tokatladı, ama Toto'yu canlandıramadı."},{"pos":"v","definition":"Eğlendirici, hoşa giden sözler söylemek","example":"Evlenme yaşına girmiş kızları mütemadiyen koca lakırtısı ederek gıdıklar, toy genç kadınları ayıp hikâyelerle eğlendirir."}],"lemma":"gıdıklamak"},"GIDIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük parça; bir miktar","example":null}]},"GIGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk dilinde çene altı","example":null}]},"GILLIGIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öç almayı amaçlayan gizli düşmanlık","example":null}]},"GINA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zengin ve varlıklı olma durumu","example":"İş hayatındaki başarıları sayesinde gına içinde yüzdüğünü ve artık seyahat etmek için düşündüğü her ülkeye gidebildiğini söyledi."},{"pos":"n","definition":"Tekrarlanması, uzun sürmesi dolayısıyla bir şeyden hoşlanmaz veya sıkılır durumda olma","example":"Her gün aynı yemeği yemek zorunda kalmak, sonunda gınasını getirmişti."}]},"GIPTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği","example":null}]},"GIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, kelam, kavil","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yalan; uydurma","example":null}]},"GIRGIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık denizlerde balık avlamakta kullanılan büyük ağ","example":"Balıkçı teknesinin arkasındaki gırgır, gün boyunca büyük miktarda balık tutmamıza yardımcı oldu."},{"pos":"n","definition":"Mekanik olarak çalışan süpürge","example":"Ofiste temizlik yapmak için gırgır kullanmak, zaman kazanmamızı sağladı."}]},"GIRGIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gırgırla süpürmek","example":null}],"lemma":"gırgırlamak"},"GIRLA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Alabildiğine; çokça","example":"Elbette ya... O köşkte uşaklar, bahçıvanlar gırla."}]},"GIRNATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahtadan, metal perdeli, orkestrada önemli yeri olan bir üflemeli çalgı","example":null}]},"GIRT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sert veya kalın bir şey kesilirken çıkan ses","example":null}]},"GIRTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şekeri ağızda tutarak çay içmek","example":null}],"lemma":"gırtlamak"},"GIRTLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar","example":"Gırtlak veremi midir nedir, çehresinde damla kan yok."},{"pos":"n","definition":"Yiyip içme","example":"Bu akşam yemeği hazırlarken gırtlağımın doyması için bol sebze ve protein eklemeyi unutmamalıyım."}]},"GIYABEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kendi yokken, ortada olmaksızın","example":"Toplantıya gıyaben katılan yöneticiler, önemli kararları uzaktan izlemek zorunda kaldılar."},{"pos":"adv","definition":"Adını, sözünü başkalarından duyarak; görmeden","example":"Ben teyzenizin kızıyım, sizi de gıyaben tanırım."}]},"GIYABİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kimse bulunmadığı sırada yapılan, verilen","example":"Toplantı sırasında gıyabi kararlar alındı ve katılmayanların onayları olmadan projeye devam edildi."},{"pos":"adj","definition":"Uzaktan, görüşmeden olan","example":"Birbirine benzer yaşayanlar arasındaki gıyabi dostluk alakasını içimizde taşıyoruz."}]},"GIYAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yok olma, bulunmama durumu","example":null}]},"GIYBET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma","example":null}]},"GIYGIY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir tür yaylı saz","example":"Yalıda eline bir gıygıy almayan tek kişi Ahmet Midhat Efendi'dir."}]},"GLASE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumuşak deri","example":null},{"pos":"adj","definition":"Üzerine saydam bir cila tabakası çekilmiş olan eşya","example":null}]},"GLASNOST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyasette açık, şeffaf olma","example":null}]},"GLAYÖL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süsengillerden, uzun, ensiz ve sivri yapraklı bir süs bitkisi","example":null}]},"GLOBAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dünya ölçüsünde geniş bir bakış açısıyla benimsenen","example":"Küresel ısınma sorununa karşı global bir yaklaşım benimsemek, ülkelerin işbirliği yapmasını gerektiriyor."}]},"GLOKOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı","example":null}]},"GLOKONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyu yeşil renkli, hidratlı doğal demir ve potasyum silikat","example":null}]},"GLÜTEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahıl unlarından nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan albüminli madde","example":"Ekmek yapımında kullanılan unun içindeki glüten, hamurun esnekliğini ve kabarmasını sağlayarak lezzetli bir sonuç elde edilmesine yardımcı olur."},{"pos":"n","definition":"Katı cisimlerin parçalarını birbirine yapıştıran madde","example":"Glüten, inşaat sektöründe yapıştırıcı olarak kullanılmaktadır."}]},"GLİKOJEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karaciğer ve kaslarda bulunan, hidrolizle şeker veren karbonhidrat","example":null}]},"GLİKOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok dayanıklı filmlerin ve bazı sentetik kumaşların yapımında kullanılan, birleşiminde iki alkol grubu bulunan madde","example":null}]},"GLİKOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle üzüm suyunda bulunan karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan şeker, üzüm şekeri yapısındaki basit şeker","example":null}]},"GLİKOZİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok bitkilerde bulunan glikoz birleşiklerinin genel adı","example":null}]},"GLİSERİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağlı maddelerden, sabunlaştırma yoluyla çıkarılan renksiz, tatlı şurup kıvamındaki sıvı","example":null}]},"GNAYS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuvars, mika ve feldspattan birleşmiş kayaç","example":null}]},"GOBLEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanaviçe veya telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan özel bir işleme","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu tür işlenmiş kumaş","example":null}]},"GOCUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek parça hayvan postundan yapılan ceket","example":"Atını bir direğe bağlar, gocuğunu kafasına çeker, uyurdu."},{"pos":"n","definition":"İçi kürk, pelüş ve benzerinden yapılan kalın ceket","example":"Üst baş direğinden gocuğunu, papağını aldı, çizmelerinin kenar kürklerini düzledi."}]},"GOCUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden alınmak, çekinmek, kaçınmak","example":"Arkadaşları şaka yaparken söylediklerinden gocunmuş gibi göründü, bu yüzden bir süre sessiz kaldı."},{"pos":"v","definition":"Çekinmek, kaçınmak","example":"İşkence yapıldığını söylemekten neden gocunuyor?"}],"lemma":"gocunmak"},"GOCUNMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden alınmak, çekinmek, kaçınmak","example":"Arkadaşları şaka yaparken söylediklerinden gocunmuş gibi göründü, bu yüzden bir süre sessiz kaldı."},{"pos":"v","definition":"Çekinmek, kaçınmak","example":"İşkence yapıldığını söylemekten neden gocunuyor?"}]},"GOFRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzeri petek biçiminde, arasında krema bulunan, bisküviye benzer tatlı, hafif bir yiyecek","example":null}]},"GOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda veya hentbolda topun kaleye sokulmasıyla kazanılan sayı","example":null}]},"GOLF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çimenlerle kaplı, açık, geniş bir alanda, ufak bir topu özel sopalarla ilerleterek belli bir deliğe sokma amaçlı oynanan oyun","example":null}]},"GOMALAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alkolde eriyen hayvansal reçine","example":null}]},"GONCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Henüz açılmamış veya açılmak üzere olan çiçek; tomurcuk","example":null}]},"GONDOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle Venedik'te kullanılan, ayakta, kıç tarafta tek kürekle yürütülen, 10 metre uzunluğunda, yassı ve iki başı yukarıya kıvrık kayık","example":"Venedik’in dar kanallarında gondol gezintisine çıkan turistler, şehrin büyüleyici atmosferini suyun üzerinden keşfetmenin keyfini yaşıyordu."},{"pos":"n","definition":"Genellikle söz ve nişanlarda kız tarafına içine şeker, çikolata vb. konularak armağan olarak verilen, kesme cam veya gümüşten, yayvan, kayık biçiminde tabak","example":"Nişanda getirdikleri gümüş gondolun içine özenle dizilmiş çikolatalar, masanın en dikkat çekici süsü haline geldi."}]},"GONK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keçe veya bez kaplı bir tokmakla vurularak uzun süreli ses veren, tepsi biçiminde, madenî bir çalgı","example":null},{"pos":"n","definition":"Boksta her raundun başlangıç ve bitimini bildiren ses verici araç","example":null}]},"GONOKOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bel soğukluğu mikrobu","example":null}]},"GORİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Afrika'nın Ekvator bölgesinde ormanlarda yaşayan, iri ve en güçlü bir maymun türü","example":"Araştırmacılar, Afrika'nın ormanlık bölgelerinde gorilleri gözlemleyerek onların sosyal yapıları hakkında önemli bilgiler topladılar."}]},"GOTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Orta Çağ Avrupa'sına özgü sivri kemerli mimari üslup","example":"Gotik bir katedral."}]},"GOYGOYCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçimini dilenerek sağlayan kimse","example":"Mahallenin girişinde bir goygoycu otururdu, elinde küçük bir tasla gelip geçenlerden para toplardı."},{"pos":"n","definition":"Muharrem ayında kapı kapı dolaşarak ve ilahiler okuyarak dilenen kimse","example":"Muharrem ayında her akşam mahalledeki goygoycuların ilahiler eşliğinde kapı kapı dolaşarak yardım topladıklarını görürdük."}]},"GOŞİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Goşizm yanlısı olan kimse veya tutum","example":null}]},"GOŞİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Solculuğun aşırı biçimi","example":null}]},"GRABEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunun birbirine paralel olarak uzanan kırıkları veya basamaklı kırık dizileri arasındaki çökmüş bölümü","example":null}]},"GRADO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, faz","example":"Projenin ilk gradosu tamamlandıktan sonra, ekip ikinci aşamaya geçip daha karmaşık analizlere başladı."},{"pos":"n","definition":"Bir sıvının içindeki alkol derecesi","example":"Muhasebeci, yerden temennalar, gevrek kahkahalar arasında bir vesile ile kuru üzümden iki çekilmiş yirmi iki grado sert rakısını methetti."}]},"GRAFOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazı uzmanı","example":null}]},"GRAFİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayın, niceliğin çeşitli durumlarını göstermeye veya birkaç şey arasında karşılaştırma yapmaya yarayan çizgilerden oluşmuş şekil","example":"Sunumda, şirketin yıllık büyüme oranlarını karşılaştırmak için detaylı bir grafik kullanarak yatırımcılara durumu açıkça anlattı."},{"pos":"n","definition":"Biçim, desen veya çizgilerle gösterme","example":"Sanat galerisine girdiğinde, duvarda asılı olan modern grafik çalışmaları ona karmaşık duyguların soyut bir anlatımını sundu."}]},"GRAFİKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir durumu yazı, biçim, desen veya çizgilerle gösteren kimse","example":null}]},"GRAFİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurşun kalemi ve bazı araç parçalarının yapımında kullanılan, yumuşak, kolay toz durumuna gelebilen, gri siyah renkli, yapay olarak billurlaşabilen bir çeşit doğal karbon","example":null}]},"GRAFİTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duvarlara yapılan yazı ve resimler","example":null}]},"GRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kilogramın binde biri değerindeki ağırlık ölçüsü birimi","example":null}]},"GRAMAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekmek ve kâğıt için ağırlık ölçüsü","example":null}]},"GRAMER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dilin ses, biçim ve cümle yapısını inceleyip kurallarını tespit eden bilim","example":"Dilbilimciler, Türkçenin gramer yapısını detaylı bir şekilde analiz ederek yeni nesil dil öğretim metotları geliştirdiler."},{"pos":"n","definition":"Dil bilgisi kitabı","example":"Yıllar yılı gramere bakmadan üç kelime yazmadığını kendi itiraf eder."}]},"GRAMOFON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önceden özel bir madde üzerine tespit edilmiş sesleri, istenildiğinde tekrar eden alet","example":null}]},"GRANDÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük bir düklüğün egemenine verilen ad","example":"Grandük Alexander, Rusya İmparatorluğu'ndaki geniş düklüğün yönetimini elinde bulunduruyordu."},{"pos":"n","definition":"Çarlık Rusyası'nda prenslere verilen unvan","example":"Grandük Alexander, Rusya İmparatorluğu'ndaki geniş düklüğün yönetimini elinde bulunduruyordu."}]},"GRANDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin baştan ikinci direği","example":null}]},"GRANÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir maddenin en küçük tanesi","example":"Bu kimyasal reaksiyon sonucunda, madde granül halinde çökelti oluşturdu ve en küçük tanecikler gözle görülebilir hale geldi."},{"pos":"n","definition":"Sitoplazmada bulunan küçük tanecikler","example":"Biyoloji dersinde, hücrelerin mikroskop altında incelenmesi sırasında sitoplazmada bulunan granüller, hücrenin metabolik süreçleri hakkında önemli bilgiler sundu."}]},"GRANÜLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Opalin türü","example":null}]},"GRANÜLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuvars, feldspat, granit, Moskof camı vb. maddelerden birleşmiş billur kayağan taş kütlesi","example":null}]},"GRANİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuvars, feldspat, ortoklaz ve mika minerallerinden birleşmiş türlü renkte, billursu, çok sert bir tür kayaç","example":null}]},"GRAVYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İsviçre'de yapılan bir çeşit sarı, yağlı peynir","example":null}]},"GRAVÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç, taş veya metal bir levhanın oyularak işlenmesi ve bunun bir yüzeye basılması tekniği ile yapılan resim","example":"Müzedeki sergide, eski ustaların yaptığı gravürler, o dönemin hayatını ve mimarisini gözler önüne seriyordu."},{"pos":"n","definition":"Ağaç, taş, metal bir levhanın oyularak işlenmesi ve bunun bir yüzeye basılması tekniği","example":"Sanatçı, gravür tekniğini kullanarak metal levha üzerine detaylı bir şehir manzarası işledi ve ardından bu deseni özel kağıtlara bastı."}]},"GRAVİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke","example":"Astronotlar, yer çekiminin zayıf olduğu ortamlarda graviteyi daha net hissedememekle birlikte, Dünya'ya döndüklerinde yer çekiminin güçlü etkisiyle daha hızlı yorgunluk hissi yaşıyorlar."},{"pos":"n","definition":"Bir cismin, 1 cm3lük kütlesinin aynı hacimdeki +4 derecelik suya göre oranı, kesafet","example":"Bilim insanları, madenin gravitesini belirlemek için, madenin hacmini ve suya göre kesafet oranını ölçerek minerali daha doğru bir şekilde sınıflandırdılar."}]},"GREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kâğıdın yüzeyinin pürüzlülük derece ve tipinin bir izlenimi","example":null}]},"GRENA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alüminyum silikat ile kalsiyum, magnezyum, demir, manganez vb. madenlerden birinin birleşmesinden oluşmuş çeşitli renkteki mineral","example":"Jeoloji müzesindeki sergide, farklı renk ve biçimlerde sergilenen grena mineralleri, ziyaretçilerin ilgisini çekti."},{"pos":"n","definition":"Nar çiçeği renginde bir süs taşı","example":"Antika yüzüğün ortasında, göz alıcı bir ışıltıyla parlayan grena taşı dikkatleri üzerine çekiyordu."}]},"GRENADA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kuzey Amerika'da bir ülke.","example":null}]},"GRES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rafine edilmiş bir yağlama yağı ile bir sabunun, istenen kıvama göre değişen oranlarda iyice karıştırılmasından elde edilen yarı koyu yağlama yağı","example":null}]},"GREV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İsteklerini işverene kabul ettirmek için işçilerin, işlerini hep birden bırakması","example":"Tartışma, grevin nereden çıktığını aklına takanlar yüzünden büyüyüp genişledi."}]},"GREYDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altında bulunan ve değişik açılarda çalışabilen bıçağı ile toprağı kesen veya yayan yol makinesi","example":null}]},"GREYFURT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turunçgillerden sıcak bölgelerde yetişen bir meyve ağacının, portakaldan daha iri, kanarya sarısı renginde, tadı acımsı meyvesi","example":"Sabah kahvaltısında taze dilimlenmiş greyfurtun ekşi ve ferahlatıcı tadı güne enerjik başlamamı sağladı."},{"pos":"n","definition":"Turunçgillerden sıcak bölgelerde yetişen bir meyve ağacı","example":"Bahçedeki greyfurt ağacı, bu yıl yoğun güneş ve bol su sayesinde meyveyle dolup taşmıştı."}]},"GROSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"On iki düzine","example":null}]},"GROSTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir geminin kullanılan bölümünün ton birimi cinsinden karşılığı","example":null}]},"GROTESK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaba gülünçlüklerden, tuhaf ve olmayacak şakalaşmalardan yararlanan, karşıt görüntüleri, bağdaşmaz durumları şaşırtıcı biçimde birleştiren güldürü biçimi","example":"Yerleşik yönetim kadrolarına dayanarak gerçekleştirilen bu değişim, grotesk örnekler sunmakta gecikmedi."},{"pos":"n","definition":"Eski Çağ Roma yapılarında bulunan tuhaf, gülünç figürlerden oluşmuş süsleme üslubu","example":"Antik Roma villasında sergilenen grotesk süslemeler, birbirine dolanmış fantastik yaratıklarla dekore edilmişti ve ziyaretçileri hayrete düşürüyordu."}]},"GRUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün; takım","example":null},{"pos":"n","definition":"Aralarında herhangi bir bakımdan ilgi veya benzerlik bulunan şeylerin tamamı","example":"Öteki gruptaki iki hamlacıdan birisi acınacak bir zayıflıktaydı."}]},"GRUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"GRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Siyahla beyazın karışımından oluşan, kül rengi","example":"Gökyüzü sabaha karşı griydi."}]},"GRİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç","example":null}]},"GRİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yorgunluk, kırıklık, kas ağrıları, ateş vb. belirtileri olan, bulaşıcı, salgın hastalık","example":null}]},"GRİZU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Normal sıcaklık ve basınçta kömür ocaklarında açığa çıkan ve büyük bölümü saf metandan oluşan, kolayca tutuşabilen gaz","example":"Grizu patlamasını önlemek için lambaların alevi ince tel örgü içine alınır."}]},"GUAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit zamklı, mat sulu boya","example":"Sanatçı, manzara resmini tamamlamak için canlı renklerde guaj boyalar kullandı."},{"pos":"n","definition":"Bu boya ile yapılan resim","example":"Galeriye girer girmez, duvarda asılı büyük guaj resmi dikkatini çekti."}]},"GUANO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle deniz kuşlarının pisliklerinin bir yerde uzun süreden beri birikip yığılmasıyla oluşan, azot ve fosfat bakımından zengin, gübre olarak kullanılan madde","example":null}]},"GUARANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Paraguay para birimi","example":null}]},"GUARD":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Takımda, savunucular ile akıncılar arasında yer alan ve karşılaşmada oyuna yön veren oyuncu","example":null}]},"GUATR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boyundaki troit bezinin aşırı büyümesiyle beliren hastalık","example":null}]},"GUCURDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gucur diye kulak tırmalayıcı ve düzensiz ses çıkarmak","example":"Kürekler yağlanmamış olmalı. Deniz yükseldi mi gacırdıyor, sonra gucurduyor deniz alçalırken."}],"lemma":"gucurdamak"},"GUDDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yara veya çıban sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik","example":"Ayak parmağındaki gudde, çıbanın etkisiyle büyük bir şişkinlik oluşmuştu, bu da yürümekte zorlanmasına neden oluyordu."}]},"GUDUBET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin","example":null}]},"GUFRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçme","example":null}]},"GUGUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek başına kalmak veya oturmak\" anlamında kullanılan guguk gibi kalmak veya guguk gibi oturmak deyimlerinde geçer","example":"Herkes eğlenirken bir köşede guguk gibi oturmak istemiyorsan, aramıza katılmalısın!"}]},"GULAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etli, salçalı bir Macar yemeği","example":null}]},"GULDEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hollanda para birimi","example":null}]},"GULET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki direkli, yelkenli savaş gemisi","example":null}]},"GULGULE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü","example":"Kürekçilerin zincir gürültüleri saz ve hanendenin çıkardığı seslerle birbirine karışır, ortalığı büyük bir gulgule kaplar."}]},"GURBET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğup yaşanılmış olan yerden uzak, yabancı yer","example":"Ben gurbette değilim / Gurbet benim içimde"}]},"GURK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Civciv çıkarmak amacıyla yumurtaya yatmış veya yatmak üzere olan dişi kuş veya kümes hayvanı","example":"Bahçedeki tavuk gurk olmuş, sabah akşam yumurtaların üstünden kalkmıyordu."},{"pos":"n","definition":"Erkek hindi","example":"Çiftlikteki iri gurk, kanatlarını açarak bahçede dolaşan çocukları korkutmaya çalışıyordu"}]},"GURKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dişi kuş yumurtaya yatma zamanı gelmek","example":"Tavuk, gurklamaya başladığı için kümeste sessiz bir köşe arayarak yumurtalarının üzerine yattı."},{"pos":"v","definition":"Erkek hindi kabarmak","example":"Bahçedeki erkek hindi, yanına yaklaşan köpeği görünce gurklayarak tüylerini kabarttı."}],"lemma":"gurklamak"},"GURLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sindirim yollarından bir sıvı geçerken \"gur gur\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"gurlamak"},"GURLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sindirim yollarından bir sıvı geçerken \"gur gur\" diye ses çıkarmak","example":null}]},"GURU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir sanat dalında veya işte en üst derecede değerlendirilen, usta","example":"Modern dansın gurusu olarak kabul edilen sanatçı, genç yeteneklere ilham vermeye devam ediyor."},{"pos":"n","definition":"Brahmacı eğitimde, yüksek kasttan gençleri ve öğrencileri yetiştiren kimse","example":"Guru, öğrencilerine hem kutsal metinleri öğretir hem de hayatın felsefesini anlamalarını sağlardı."}]},"GURULDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sindirim yollarından bir sıvı geçerken \"gur gur\" diye ses çıkarmak","example":"Sınavın sessizliğinde karnım guruldadı ."}],"lemma":"guruldamak"},"GURULTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Guruldama sesi","example":null}]},"GURUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneşin ufukta kaybolması","example":"Kumsalda otururken güneşin gurubunu izlemek, adeta bir huzur kaynağıyd"},{"pos":"n","definition":"Ay, güneş, yıldız vb. gök cisimlerinin ufkun altına inmesi","example":"Gün batımının ardından, güneşin gurubu gökyüzünü bir anda turuncuya boyadı ve çevredeki herkes o manzarayı izlemeye koyuldu."}]},"GURUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gösteriş, karşıdakini etkilemek amacıyla yapılan davranış","example":"O, sürekli pahalı arabasını ve markalı kıyafetlerini gururla sergileyerek, etrafındakilerin dikkatini çekmeye çalışıyordu."},{"pos":"n","definition":"Övünülecek bir olaydan dolayı sevinme eylemi","example":"Lise mezuniyetinde aldığı ödül, onun gururu oldu ve aile üyeleriyle birlikte kutlamalar yaptı."}]},"GURURLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":null}],"lemma":"gururlanmak"},"GUSLET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gusül abdesti almak","example":null}],"lemma":"gusletmek"},"GUSTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzeli çirkinden ayırma yetisi; zevk","example":null}]},"GUSÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslam dininin gerekli gördüğü durumlarda ve biçimde bütün vücudu yıkayıp abdest alma","example":null}]},"GUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmadaki ürik asidin atılmayarak vücudun bazı yerlerinde, özellikle ayak başparmağında, topuk ve eklem yerlerinde birikmesinden ileri gelen, ağrı ve şişlerle ortaya çıkan hastalık","example":null}]},"GUVERNÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet bankasını yöneten kimse","example":"Guvernör, merkez bankasının faiz oranlarıyla ilgili açıklamalar yaparak ekonomik istikrarı sağlamak için yeni bir strateji önerdi."},{"pos":"n","definition":"Bir kamu veya özel kuruluşu yöneten kimse","example":"Şirketin yeni guvernörü, finansal yapıyı güçlendirmek ve şirketi uluslararası pazarda daha rekabetçi hale getirmek için bir dizi yenilikçi adım atmayı planlıyor."}]},"GUYANA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Güney Amerika'da bir ülke; başkenti Georgetown.","example":null}]},"GUŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boyundaki troit bezinin aşırı büyümesiyle beliren hastalık","example":null}]},"GÖBEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaklaşık olarak yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği; jenerasyon","example":"Ailede dördüncü göbekten gelen bireylerle bir araya gelerek büyük bir kutlama yaptık."},{"pos":"n","definition":"Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça","example":"Bisikletin teker göbeğindeki sorun yüzünden, lastikler düzgün dönmüyordu."}]},"GÖBEKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karnı yağlanıp şişmanlamak","example":"Ofiste sürekli oturmaktan göbeklenmeye başladığını fark edince spora yazılmaya karar verdi."},{"pos":"v","definition":"Marul, lahana yaprakları büyüyüp sıklaşmak","example":"Bahçedeki marullar göbeklenmeye başladığında, sofrada taze salata eksik olmuyordu."}],"lemma":"göbeklenmek"},"GÖBEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kimsesiz, başıboş çocuk","example":"Köyde herkesin sahiplendiği, göbel bir çocuk vardı; o da kendini sokaklarda büyütmüştü."},{"pos":"n","definition":"Yaramaz çocuk","example":"Mahalledeki göbel çocuklar, yine akşamüstü komşunun bahçesine girip elmaları toplamışlardı."}]},"GÖBELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yenilen bir çeşit mantar","example":null}]},"GÖBELEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni doğmuş köpek","example":null}]},"GÖCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarılmış ve kırılmış bulgurdan yapılan çorba","example":"Soğuk kış günlerinde annem, içimizi ısıtacak bir göce pişirir ve üstüne nane serperdi."},{"pos":"n","definition":"Tarhana, bulgur yapmak için kullanılan kabuğu soyulmuş ve kırılmış buğday","example":"Köyde tarhana yapmak için büyük bir çuval göce hazırladık; buğdayın kabuğunu soyarak ince ince kırdık."}]},"GÖCEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni doğmuş domuz","example":"Çiftlikte, anne domuzun yanındaki göcenler, henüz birkaç günlük olmalarına rağmen çok hareketliydi."},{"pos":"n","definition":"Tavşan yavrusu","example":"Ormanda gezinirken bir çalı dibinde göcen bulduk; göcen gözlerini yeni yeni açmıştı."}]},"GÖDEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurgalılarda, sindirim sisteminin, yemek borusu ile onikiparmak bağırsağı arasında besinlerin sindirime hazır duruma getirildiği omurgasız hayvanlarda sindirim kanalının bu bölgeye karşılık olan parçası","example":"Besinler, hayvanın göden kısmında sindirime hazır hale getirildikten sonra diğer bölgelere geçiyor."},{"pos":"n","definition":"Kalın bağırsağın son bölümü","example":"Sindirim sistemindeki bazı sorunlar göden bölgesinde rahatsızlık hissine yol açabiliyor."}]},"GÖDEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eti, yağı çok olan","example":null}]},"GÖK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde gök cisimlerinin hareket ettiği sonsuz boşluk","example":"Bilim insanları, gökyüzünün derinliklerinde yer alan galaksileri keşfetmek için güçlü teleskoplar kullanıyor."},{"pos":"n","definition":"Yeryüzü üzerine mavi bir kubbe gibi kapanan boşluk","example":"Dağın zirvesine ulaştığında, gök yeryüzüne bir kubbe gibi yayılmış, sonsuz bir huzur veriyordu."}]},"GÖKDELEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yirmi, otuz veya daha çok katlı yapı","example":"Dev gökdelenlerin arasından süzülen güneş ışığı caddeyi aydınlatıyordu."}]},"GÖKEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gök olaylarını yıldızların, güneş, ay ve gezegenlerin konumlarını, hareketlerini küresel bir kubbe içinde, çeşitli araçlarla gösteren yapı","example":null}]},"GÖKMEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mavi gözlü kimse","example":"Gökmen bir çocuk olan Ahmet, sarı saçları ve masmavi gözleriyle dikkat çekiyordu."}]},"GÖKSOĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zambakgillerden, salata ve yemeklere tat vermek için kök yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan, acımsı, keskin kokulu sebze","example":null}]},"GÖKTÜRK":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Orta Asya'da kurulmuş eski bir Türk devleti.","example":null}]},"GÖKYÜZÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde gök cisimlerinin hareket ettiği sonsuz boşluk","example":"Bilim insanları, gökyüzünün derinliklerinde yer alan galaksileri keşfetmek için güçlü teleskoplar kullanıyor."}]},"GÖKÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gök rengi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gökle ilgili, göğe ilişkin","example":"Eski kültürlerde gökçül törenler, göğe saygı ve bağlılık ifadesi olarak düzenlenirdi."}]},"GÖKÇEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güzel, sevimli kimse","example":null}]},"GÖKÇÜL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gökle ilgili, göğe ilişkin","example":"Eski kültürlerde gökçül törenler, göğe saygı ve bağlılık ifadesi olarak düzenlenirdi."},{"pos":"adj","definition":"Gökçül renginde olan","example":"Yeni aldığı gökçül elbisesi, ona gökyüzünün huzurunu yansıtan bir güzellik katmıştı."}]},"GÖKŞİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maviye yakın renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gökşin renginde olan","example":null}]},"GÖL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oluşması genellikle tektonik, volkanik vb. olaylara bağlı olan, toprakla çevrili, derin ve geniş, tuzlu veya tuzsuz durgun su örtüsü","example":"Gölün üstünde güneşin doğuşuna batışına, aylı gecelere doyum olmuyordu."},{"pos":"n","definition":"Yapay su birikintisi","example":"Parkın ortasındaki küçük yapay göl, çevresine renk katarken ördekler için de huzurlu bir ortam sağlıyordu."}]},"GÖLALASI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avrupa ve Anadolu göllerinde yaşayan bir tür alabalık","example":"Göl kıyısındaki restoranda, gölalası gibi taze balık çeşitleri en sevilen yemekler arasındaydı."}]},"GÖLCÜL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Göllerde, göl kıyılarında yetişen veya yaşayan","example":null}]},"GÖLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birikinti suların sulamak amacıyla genellikle bir set ardında toplandığı küçük göl","example":"Köyde su sıkıntısı yaşanmaması için dereye bir set çekilerek küçük bir gölet oluşturuldu."}]},"GÖLER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Göl durumuna gelmek","example":"Şiddetli yağmurdan sonra, çukur alanlar suyla dolarak gölerdi ve çevrede küçük gölcükler oluştu."},{"pos":"v","definition":"Hayvanın ipi ayağına ve boynuna dolaşarak kalkamayacak biçimde yere yıkılmak","example":"Küçük buzağı, ahırda dolaşırken ipi boynuna dolandı ve gölererek olduğu yerde hareketsiz kaldı."}],"lemma":"gölermek"},"GÖLERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Göl durumuna gelmek","example":"Şiddetli yağmurdan sonra, çukur alanlar suyla dolarak gölerdi ve çevrede küçük gölcükler oluştu."},{"pos":"v","definition":"Hayvanın ipi ayağına ve boynuna dolaşarak kalkamayacak biçimde yere yıkılmak","example":"Küçük buzağı, ahırda dolaşırken ipi boynuna dolandı ve gölererek olduğu yerde hareketsiz kaldı."}]},"GÖLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birikinti suların sulamak amacıyla genellikle bir set ardında toplandığı küçük göl","example":"Köyde su sıkıntısı yaşanmaması için dereye bir set çekilerek küçük bir gölet oluşturuldu."},{"pos":"n","definition":"İçinde ham deri ıslatılan taş havuz","example":"Dericiler, ham derileri işleme başlamadan önce göletlerde bekleterek yumuşatırlardı."}]},"GÖLGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutma","example":"Onun gölgesi altında yaşıyor."},{"pos":"n","definition":"Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, belli belirsiz görünen şey, bir şeyin yalnız kenar çizgileriyle tek renk olarak beliren görüntüsü","example":"Pencereden dışarıya bir gölge çıktı, arkasından seğirttiler."}]},"GÖLGECİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gölgede yetişen veya gölgeyi seven","example":null}]},"GÖLGELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Perdelemek, gölgeli duruma getirmek","example":"Yazın bahçedeki masanın üzerine geniş bir şemsiye açarak oturma alanını gölgeledik, böylece sıcak güneş altında rahatça oturabildik."},{"pos":"v","definition":"Gölgeli duruma getirmek","example":"Mavi bir ışık gölgeliyordu sokakları, dönemeçleri."}],"lemma":"gölgelemek"},"GÖLLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Göl durumuna getirmek","example":"Yağmur suyu, arazinin engebeli yerlerinde birikerek küçük bir alanı göllemiş ve doğal bir gölet oluşturmuştu."}],"lemma":"göllemek"},"GÖLLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Göl durumuna getirmek","example":"Yağmur suyu, arazinin engebeli yerlerinde birikerek küçük bir alanı göllemiş ve doğal bir gölet oluşturmuştu."}]},"GÖM":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir ölüyü toprağın içine yerleştirmek","example":"Onu kalenin yanındaki küçük mezarlığa, bir zeytin ağacının yanına gömdüler."},{"pos":"v","definition":"Yerin altına koyarak üstünü toprakla örtmek","example":"Onu kalenin yanındaki küçük mezarlığa, bir zeytin ağacının yanına gömdüler."}],"lemma":"gömmek"},"GÖMGÖK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her yanı mavi","example":"Küçük çocuk, eline geçen mavi boyayla duvarı gömgök yapmış, odanın her yanı masmavi olmuştu."}]},"GÖMLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaklaşık olarak yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği; jenerasyon","example":"Genç gömlekleri, tarihteki önemli değişimlerin etkisi altında büyüyen bir nesil olarak kabul ediliyordu."},{"pos":"n","definition":"Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi","example":"Sarı zeminli, kırmızı çiçekli gömleğinin yalnız boğazına tesadüf eden düğmesi ilikli, ötekiler açıktı."}]},"GÖMME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölüyü gömme; toprağa verme","example":"Kızı artık uyuduğu yere temelli gömmeye hazırlanıyordu."},{"pos":"n","definition":"Mayalı, mayasız, yağlı veya yağsız olarak yapılan bir tür kül pidesi","example":"Annem, odun ateşinde pişirdiği gömmeleri sofraya getirince tüm ev mis gibi ekmek kokusuyla doldu."}]},"GÖMMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir ölüyü toprağın içine yerleştirmek","example":"Onu kalenin yanındaki küçük mezarlığa, bir zeytin ağacının yanına gömdüler."},{"pos":"v","definition":"Yerin altına koyarak üstünü toprakla örtmek","example":"Onu kalenin yanındaki küçük mezarlığa, bir zeytin ağacının yanına gömdüler."}]},"GÖMÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprak altına gömülerek saklanmış para veya değerli şeyler","example":null}]},"GÖMÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gömülmüş veya toprak altında saklanmış olan","example":"Arkeologlar, antik şehirde gömülü hazineyi bulmak için günlerce kazı yaptı ve sonunda tarihi eserleri gün yüzüne çıkardı."}]},"GÖMÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Para veya değerli şeyleri toprak altına gömerek saklamak","example":null}],"lemma":"gömülemek"},"GÖMÜLTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avcının avını beklerken içine saklandığı çukur","example":null}]},"GÖMÜLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gömülmüş veya toprak altında saklanmış olan","example":"Arkeologlar, antik şehirde gömülü hazineyi bulmak için günlerce kazı yaptı ve sonunda tarihi eserleri gün yüzüne çıkardı."},{"pos":"adj","definition":"Batmış, kaybolmuş olan","example":"Yıllar önce meydana gelen fırtınada, kıyıya yakın bir gemi suya gömülü kalmış ve artık sadece dalgaların arasında silik bir gölgesi görünüyordu."}]},"GÖMÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölünün gömülü olduğu yer","example":null}]},"GÖN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakkabı tabanı, bavul, çanta yapımında kullanılan, büyükbaş hayvanların işlenmiş derisi","example":"Zanaatkâr, müşterisi için dayanıklı bir bavul hazırlamak amacıyla en kaliteli gönü seçti."},{"pos":"n","definition":"İşlenmiş deri","example":"Dünyada herkes çarık giyse, o zaman da gön yetmez tabii."}]},"GÖNDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bayrak asmak için hazırlanmış uzun direk","example":"Tören öncesinde okulun bahçesine kurulan gönderde, tüm öğrenciler İstiklal Marşı'nı okurken bayrak gururla dalgalandı."},{"pos":"v","definition":"Gideni esenlik ve sevgi dilekleriyle geçirmek, selametle göndermek","example":"Tüm aile, askerlik görevine uğurladıkları çocuklarını selametle göndermek için dualar etti."}]},"GÖNDERGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dış dünyada yer alan, bir göstergenin belirttiği nesne veya varlık","example":null}]},"GÖNDERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden bir yere özellikle posta ile gönderilen paket, telgraf, mektup vb","example":"Yurt dışındaki arkadaşına yılbaşı hediyesi göndermek için gönderiyi postaneye erkenden teslim etti."},{"pos":"n","definition":"Sevgi dilekleriyle gideni geçirme, yolcu etme","example":"Ailesi, oğullarını askere dualarla uğurlarken gönderi sırasında gözyaşlarını tutamadı."}]},"GÖNDERİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birtakım bilgileri içeren, kişiden kişiye veya kurumlar arası bilginin geçişini sağlayan belge","example":null}]},"GÖNEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havada bulunan su buharı, hafif ıslaklık","example":"Sabahın erken saatlerinde havadaki gönen, çiçeklerin yapraklarına ince bir nem katıyordu."},{"pos":"v","definition":"İstenen veya hoşa giden bir şeyin olması sonucu coşku duymak","example":"Torunları bayramda evine gelince yaşlı kadın gönenmekten gözyaşlarını tutamadı."}]},"GÖNENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenen veya hoşa giden bir şeyin olması sonucu coşku duymak","example":"Torunları bayramda evine gelince yaşlı kadın gönenmekten gözyaşlarını tutamadı."}]},"GÖNENÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zenginlik, bolluk","example":"Memlekette istediğimiz gönenci sağlamak için pek çok çalışmalıyız."}]},"GÖNLÜNCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İsteğine göre, nasıl isterse, dilediğince, keyfine göre","example":"Arkadaşları, doğum günü partisini onun gönlünce süsleyip en sevdiği ikramları hazırlamıştı."}]},"GÖNYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dik açıları ölçmeye ve çizmeye yarayan dik üçgen biçiminde araç","example":null}]},"GÖNYELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gönye ile ölçmek","example":null}],"lemma":"gönyelemek"},"GÖNÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parası, malı çok olan","example":null}]},"GÖNÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin dilediği veya istediği şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri","example":null}]},"GÖNÜLDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi görüşülen kimse","example":null}]},"GÖNÜLLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık ve üzüntü duymak","example":"Yakın arkadaşının, hiç beklemediği bir anda yaptığı sert eleştiri karşısında gönüllendi ve günlerce kimseyle konuşmak istemedi."},{"pos":"v","definition":"Ağırlama işine konu olmak","example":"Misafirler gelince, en sevdiği arkadaşlarının evinde gönüllenen aile, sıcak bir sohbet eşliğinde akşam yemeğini paylaştı."}],"lemma":"gönüllenmek"},"GÖR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimse ile karşı karşıya gelmek","example":"Pazarda aniden eski bir dostunu görmek şaşırtıcıydı."},{"pos":"v","definition":"Bir davranış, olay veya bir durumla karşı karşıya olmak","example":"İşyerinde haksızlık görmek, onu derinden etkiledi."}],"lemma":"görmek"},"GÖRDEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaşayan, 8-10 cm uzunluğunda bir balık","example":null}]},"GÖRDÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi başkasına yaptırmak","example":null}],"lemma":"gördürmek"},"GÖRE":{"senses":[{"pos":"postp","definition":"Bakımından, uyarınca: \"bana göre\"","example":"Bana göre en güzel yıldız Vega."}]},"GÖRECE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye göre olan, varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen","example":"Mutluluk kavramı görece bir durumdur; kimine göre başarıya ulaşmak mutlulukken, kimine göre huzurlu bir yaşam en büyük mutluluk kaynağı olabilir."}]},"GÖRELİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı bulunan, mutlak olmayan","example":null}]},"GÖRELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Var olabilmek veya belirlenebilmek için, bağıntı yolu ile başka bir şeye bağlı bulunma durumu, görece olma durumu","example":"Işık hızına yakın hızlarda hareket eden nesneler için zamanın farklı akması, fiziksel süreçlerin göreliğini ve mutlak olmadığını ortaya koyar."},{"pos":"n","definition":"Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olma, mutlak olmama durumu","example":"Işık hızına yakın hızlarda hareket eden nesneler için zamanın farklı akması, fiziksel süreçlerin göreceliğini ve mutlak olmadığını ortaya koyar."}]},"GÖRENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı","example":null}]},"GÖRESİ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Görmek isteği duymak, özlemle görmek istemek","example":null}],"lemma":"göresimek"},"GÖREV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinden istenen vazife","example":"Ona verilen hizmet, kısa sürede tamamlanması gereken önemli bir görevdi."},{"pos":"n","definition":"Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş, iş görme yetisi","example":"Makinenin ana görevi, dakikada yüzlerce ürünü kesip şekillendirmektir."}]},"GÖREVDAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birlikte görev yapan","example":"Uzun yıllar aynı projelerde çalışan görevdaşlarıyla güçlü bir dostluk bağı kurmuştu."},{"pos":"adj","definition":"Aynı görevi yapan","example":"Öğretmenler odasında, farklı okullarda çalışsa da aynı dersleri veren görevdaşlarıyla eğitim yöntemleri üzerine fikir alışverişinde bulundu."}]},"GÖREVLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir görevde bulunmak, bir görevi üstlenmek","example":"Hâkimler ve savcılar kanunda belirtilenlerden başka resmî ve özel hiçbir görev alamazlar."}],"lemma":"görevlenmek"},"GÖRGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik davranışları","example":"Misafirliğe gittiğinde görgü kurallarına uygun davranarak ev sahiplerini memnun etti."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, yaşayarak ve deneyerek elde ettiği birikim; deneyim","example":"Bu sanatçıların çoğunun başarısında dış ülkelerde edindikleri sahne görgü ve kültürü etken olmuştur."}]},"GÖRGÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kurama değil yalnızca gözleme dayalı; ampirik","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir kurama değil yalnızca gözleme dayalı; ampirik","example":null}]},"GÖRGÜLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Görgülü duruma gelmek","example":null}],"lemma":"görgülenmek"},"GÖRK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı","example":"Eski sarayın görkemi, ziyaretçileri tarihsel bir yolculuğa çıkartarak adeta büyülüyordu."}]},"GÖRKEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı","example":"Eski sarayın görkemi, ziyaretçileri tarihsel bir yolculuğa çıkartarak adeta büyülüyordu."}]},"GÖRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimse ile karşı karşıya gelmek","example":"Pazarda aniden eski bir dostunu görmek şaşırtıcıydı."},{"pos":"v","definition":"Bir davranış, olay veya bir durumla karşı karşıya olmak","example":"İşyerinde haksızlık görmek, onu derinden etkiledi."}]},"GÖRMEZ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Görmek fiilinin olumsuz geniş zamanı","example":"Gözlüğü olmadan uzağı görmez."}]},"GÖRSEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görme ile, görme duyusuyla ilgili, görmeye dayanan","example":null}]},"GÖRÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görme yetisi","example":"Trahom hastalığı, tedavi edilmezse, görümü yok etmeye kadar varabilir."},{"pos":"n","definition":"Dolaysız kavrama, birden kavrama","example":"Konuşmanın ortasında, sorunun kaynağını görüsü sayesinde fark etti."}]},"GÖRÜCÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlenmek isteyen erkek için kız görmeye giden kimse","example":null}]},"GÖRÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görme yetisi","example":"Trahom hastalığı, tedavi edilmezse, görümü yok etmeye kadar varabilir."}]},"GÖRÜMCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kadının kocasının kız kardeşi","example":"Görümcesi onu paylıyor, o ise Kutlu'nun yüzüne bakıyordu, duymamacasına."}]},"GÖRÜMLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnız görülmek için konulan nesne","example":"Salondaki büyük antika vazo, açıkça bir görümlük olarak sergileniyordu."},{"pos":"n","definition":"Nişanlanan kıza, ilk kez görmeye gidildiğinde erkek tarafından takılan veya verilen armağan","example":"Nişan günü, Ali ailesiyle birlikte kız evine gidip Elif'e geleneksel görümlüğünü sundu."}]},"GÖRÜN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Görülür duruma gelmek, görülür olmak, gözükmek","example":"Kapıda Eda Hanım göründü ve ona hatır sordu."},{"pos":"v","definition":"İki kişi veya nesne arasında, birbirleriyle eş olacak kadar ortak nitelikler bulunmak","example":null}],"lemma":"görünmek"},"GÖRÜNGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eşya ve nesnelerin uzaktan görünüşü","example":null}]},"GÖRÜNGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyularla algılanabilen her şey","example":"Bir cismin düşmesi bir görüngü olduğu halde, esirin titreşimi sadece bir olaydır."}]},"GÖRÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Görülür duruma gelmek, görülür olmak, gözükmek","example":"Kapıda Eda Hanım göründü ve ona hatır sordu."},{"pos":"v","definition":"İki kişi veya nesne arasında, birbirleriyle eş olacak kadar ortak nitelikler bulunmak","example":null}]},"GÖRÜNMEZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görünmeyen, beklenmeyen","example":null}]},"GÖRÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. ile oluşturulan biçimi","example":"Kırık aynadaki görüntüsü oldukça farklı duruyordu."},{"pos":"n","definition":"Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey","example":"Çölün sıcak kumlarında yükselen buhar, uzaklarda bir vaha görüntüsü oluşturuyordu."}]},"GÖRÜNÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu","example":"Tadilat sonrası evin yeni görünümü, komşuların dikkatini hemen çekti."},{"pos":"n","definition":"Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey","example":"Terk edilmiş evin penceresinden gelen zayıf ışık, korkutucu bir görünüş yaratıyordu."}]},"GÖRÜNÜR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr","example":"Onun mutsuzluğu, yüzündeki görünür ifadeden hemen anlaşılıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Görünen, gözle görülebilen","example":"Uzakta, dağların zirvesinde görünür bir kar tabakası parlıyordu."}]},"GÖRÜNÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu","example":"Tadilat sonrası evin yeni görünümü, komşuların dikkatini hemen çekti."},{"pos":"n","definition":"Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey","example":"Terk edilmiş evin penceresinden gelen zayıf ışık, korkutucu bir görünüş yaratıyordu."}]},"GÖRÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayırıcı bir nitelik olmak bakımından görüş, zihniyet","example":"Onun politik görüşü, özgürlük ve adalet temelli bir yaklaşımı savunuyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir konu üzerinde fikir alışverişinde bulunmak, tartışmak","example":"Bu sorunu daha geniş bir zamanda görüşmeli."}]},"GÖRÜŞME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bulup sohbet etme","example":"Yıllar sonra eski öğretmenini görünce, onunla ayaküstü kısa bir görüşme yapma fırsatı buldu."}]},"GÖRÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir konu üzerinde fikir alışverişinde bulunmak, tartışmak","example":"Bu sorunu daha geniş bir zamanda görüşmeli."},{"pos":"v","definition":"Buluşup konuşmak, konuşup sohbet etmek","example":"Uzun zamandır görmediği kuzeniyle kahve içmek için görüşmek üzere sözleştiler."}]},"GÖSTER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi görülecek duruma getirmek (göstermek)","example":"Bana Kutup Yıldızı'nı göster."}]},"GÖSTERGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir aracın işlemesiyle ilgili bazı ölçümlerin sonucunu kendiliğinden gösteren araç","example":"Arabanın yakıt göstergesi, depodaki benzinin azaldığını işaret ediyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi belirtmeye yarayan şey, işaret","example":"Bu, yeterince cesur olamadığımın bir göstergesi olabilir."}]},"GÖSTERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlgi, dikkat çekmek için, bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun","example":"Sirk gösterisinde, jonglör topları havada döndürerek izleyicilerden büyük alkış aldı."},{"pos":"n","definition":"Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi","example":"Sinematekte film gösterileri başladı."}]},"GÖSTERİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görüntülerin gösterici yardımıyla bir yüzeye yansıtılması işi","example":"Sunumda, şirketin finansal durumu hakkında hazırlanan grafikler projeksiyon cihazı ile büyük ekrana gösterim yapıldı."},{"pos":"n","definition":"Sinema, tiyatro, konser vb. sanat dallarında yapılan gösterilerden her biri","example":"Bugün akşamki gösterim, modern dansın etkileyici bir örneğini sahneye koyan bir performanstı."}]},"GÖSTERİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı","example":"Bu binanın hiç gösterişi yok."},{"pos":"n","definition":"Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış, çalım, kurum","example":"Her zaman pahalı kıyafetler giyen Selim, sadece gösteriş yapmak için bu kadar para harcadığını söylüyordu."}]},"GÖTÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş olmayan bir durumu, güç şartları, eziyeti, sıkıntıyı üstlenmek","example":"Ağır yükün altına girip tüm sıkıntıyı üstlenerek söz götürmek zorunda kaldı."},{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek","example":"Arkadaşını kapıya kadar götürüp vedalaştı."}],"lemma":"götürmek"},"GÖTÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş olmayan bir durumu, güç şartları, eziyeti, sıkıntıyı üstlenmek","example":"Ağır yükün altına girip tüm sıkıntıyı üstlenerek söz götürmek zorunda kaldı."},{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek","example":"Arkadaşını kapıya kadar götürüp vedalaştı."}]},"GÖTÜRÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fiyatı veya ücreti toptan belirlenen iş vb.","example":null},{"pos":"adv","definition":"Toptan fiyat vererek","example":"Bu kitapların hepsini götürü on liraya aldım."}]},"GÖTÜRÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dayanmak işi, metanet","example":null}]},"GÖVDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan, ağaçlarda kök ve dallardan geri kalan bölüm","example":"Ağacın gövdesine yaslanarak dinlendi ve dallardan süzülen güneş ışığını izledi."},{"pos":"n","definition":"İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm","example":"Egzersizler, gövde kaslarını güçlendirerek omurgaya destek sağlar."}]},"GÖVDELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gövde oluşmak","example":"Fidan yavaş yavaş gövdelenerek küçük bir ağaç olmaya başladı."},{"pos":"v","definition":"Gövde kalınlaşmak, belirgin duruma gelmek","example":"Genç ağacın gövdesi yıllar içinde gövdelenip sağlam bir yapıya kavuştu."}],"lemma":"gövdelenmek"},"GÖVEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cevizin yeşil kabuğu","example":null}]},"GÖVEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yeşil başlı","example":"Gövel ördek indi bizim göllere."}]},"GÖVEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sığırlara dadanan zar kanatlı bir tür sinek","example":null}]},"GÖVERTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri","example":"Bahçeden topladığı göverti ile taze bir salata hazırladı, hepsi mis gibi kokuyordu."},{"pos":"n","definition":"Vurma ve çarpma sonucu vücutta oluşan çürük","example":"Dizindeki göverti gün geçtikçe morarıyor, çarpmanın izi bir türlü geçmiyordu."}]},"GÖVERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri","example":"Bahçeden topladığı göverti ile taze bir salata hazırladı, hepsi mis gibi kokuyordu."}]},"GÖYNÜ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü duymak, kaygılanmak, dertli duruma gelmek","example":"Yıllardır görmediği dostunu kaybettiğini duyunca içi göynedi, eski hatıralar bir bir aklına geldi."},{"pos":"v","definition":"Ham meyve olgunlaşmak","example":"Bahçedeki elmalar yavaş yavaş göynümeye başladı, yakında hepsi dalında kızaracak."}],"lemma":"göynümek"},"GÖYNÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yanmış olan","example":"Ocağın üzerinde unutulan ekmekler göynük hale gelmiş, kömür gibi kararmıştı."},{"pos":"adj","definition":"Güneşte yanmış","example":"Tarlada çalışan işçilerin yüzleri göynük bir hale gelmiş, güneşin altında saatlerce kalmanın izlerini taşıyordu."}]},"GÖYNÜMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü duymak, kaygılanmak, dertli duruma gelmek","example":"Yıllardır görmediği dostunu kaybettiğini duyunca içi göynedi, eski hatıralar bir bir aklına geldi."},{"pos":"v","definition":"Ham meyve olgunlaşmak","example":"Bahçedeki elmalar yavaş yavaş göynümeye başladı, yakında hepsi dalında kızaracak."}]},"GÖYÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yanmış olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Hastalık ateşi","example":null}]},"GÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi","example":"Misafirler için evin en geniş gözünü ayırdılar."},{"pos":"n","definition":"Girecek veya geçecek yer, açma, dar, küçük açıklık","example":"Kapının gözünden anahtarı çıkarıp cebine koydu."}]},"GÖZALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin, güvenlik kuvvetleri tarafından belli bir yerde belli bir süre alıkonulması","example":null}]},"GÖZCÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göz bilimiyle uğraşan kimse","example":"Üniversitenin tıp fakültesinde, tanınmış bir gözcü öğrencilere göz anatomisini detaylı bir şekilde anlattı."},{"pos":"n","definition":"Gözlemleme veya gözetleme işini yapan kimse","example":"Ama adam, gözcünün kendi gördüğünden daha fazlasını görmediğine emindi."}]},"GÖZDAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, yıldırma","example":null}]},"GÖZDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önemli bir kimsenin beğendiği kadın","example":"Kasabada herkes, zengin tüccarın gözdesi olan kadını konuşuyordu; onun güzelliği ve zarafeti dillere destandı."},{"pos":"adj","definition":"Benzerleri arasında nitelikleri sebebiyle üstün tutulan, beğenilen, önem verilen kimse veya şey","example":null}]},"GÖZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birliği","example":"İnsan gövdesi gözelerden oluşur."},{"pos":"v","definition":"Kumaştaki deliği örerek kapatmak","example":"Eski kazağın dirseğindeki deliği gözemek için ince bir yün ipliği kullandı."}]},"GÖZEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kumaştaki deliği örerek kapatmak","example":"Eski kazağın dirseğindeki deliği gözemek için ince bir yün ipliği kullandı."},{"pos":"v","definition":"Dikilen bitkilerin seyrek yerlerini sıklaştırmak","example":"Bahçedeki fideler arasındaki boşlukları fark edince, ertesi gün eksik kalan yerleri gözemeye karar verdi"}]},"GÖZENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kovandan bal alırken arılardan korunmak için başa giyilen, ön tarafı telden başlık","example":null}]},"GÖZENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık","example":"Eski geminin güvertesinde yer alan gözenekler, iç mekâna hem ışık hem de taze hava sağlıyordu."},{"pos":"n","definition":"Canlı dokularda dış deri üzerindeki küçük, basit açıklık","example":"Cildin üzerindeki gözenekler, ter ve yağ salgılarıyla vücut dengesini korumada önemli bir rol oynar."}]},"GÖZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğday, toprak ve benzerinin elendiği iri gözlü kalbur","example":null}]},"GÖZET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek","example":"Büyük bir yardım kuruluşu, küçük yerel işletmeleri gözeterek onlara finansal ve eğitim desteği sağladı."},{"pos":"v","definition":"Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak","example":"Proje planında, sürdürülebilirlik faktörünü gözetmek en önemli önceliklerimizden biri oldu."}],"lemma":"gözetmek"},"GÖZETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine veya bir şeye gizlice, sezdirmeden bakmak veya izlemek","example":"Dedektif, şüphelinin hareketlerini parkın uzak köşesinden gözetleyerek gizli soruşturmasına devam etti."},{"pos":"v","definition":"Birinin yaptıklarını belli etmeden izlemek","example":"İçerdekileri kapı deliğinden gözetliyordu ."}],"lemma":"gözetlemek"},"GÖZETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek","example":"Büyük bir yardım kuruluşu, küçük yerel işletmeleri gözeterek onlara finansal ve eğitim desteği sağladı."},{"pos":"v","definition":"Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak","example":"Proje planında, sürdürülebilirlik faktörünü gözetmek en önemli önceliklerimizden biri oldu."}]},"GÖZETMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Film çalışmalarında yapımcı adına filmin sanat, teknik ve para yönünü düzenleyen kimse","example":"Çekimler sırasında, filmin gözetmeni setin düzenini, ekipmanın kullanımını ve bütçeyi titizlikle kontrol etti."},{"pos":"n","definition":"Sınavın kurallara uygun bir biçimde yapılmasını sağlayan kimse, gözcü","example":"Sınav salonunda, gözetmen öğrencilerin dikkatini dağıtmadan kuralların uygulanmasını sağladı."}]},"GÖZETİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin, güvenlik kuvvetleri tarafından belli bir yerde belli bir süre alıkonulması","example":"Protestolardan sonra bazı katılımcılar, olayla ilgili soruşturma tamamlanana kadar gözetim altında tutuldu."}]},"GÖZEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göz yuvarlarının içinde bulundukları kemik oyuklardan her biri","example":"Şimdi yeşil mavi gözleri daha keskin, gözevleri daha çöküktü."}]},"GÖZGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam","example":null}]},"GÖZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışmak","example":"Arkeologlar, kazı alanındaki her taşı dikkatle gözleyerek tarihi kalıntıların özelliklerini anlamaya çalıştılar."}],"lemma":"gözlemek"},"GÖZLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi","example":"Onun romanları düş gücüne değil, gözlem gücüne dayanır."},{"pos":"n","definition":"İnceleme sonucu elde edilen değer","example":"Gözlemler, çevresel kirliliğin nehirdeki biyolojik çeşitliliği ciddi anlamda etkilediği belirledi."}]},"GÖZLEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sacda, yağda kızartılan, tatlı veya tuzlu bir hamur işi","example":"Anneannem, sabah kahvaltısında sıcacık peynirli gözlemeler yaparak bizi mutlu etti."},{"pos":"n","definition":"Gözlemek işi, dikkatle bakma","example":"Küçük çocuk, çatı katındaki pencereden aşağıdaki sokağı sessizce gözleme işine dalmıştı."}]},"GÖZLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışmak","example":"Arkeologlar, kazı alanındaki her taşı dikkatle gözleyerek tarihi kalıntıların özelliklerini anlamaya çalıştılar."}]},"GÖZLEMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dış dünyadaki bir şeyi iyi bilmek için dikkati onun üzerinde tutmak","example":"Bilim insanları, penguenlerin beslenme alışkanlıklarını detaylıca gözlemleyerek ekosistem üzerindeki etkilerini anlamaya çalıştı."}],"lemma":"gözlemlemek"},"GÖZLEĞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gözetleme yeri","example":null},{"pos":"n","definition":"Dağların yüksek yerlerinde nişan almak için ağaç veya taştan yapılan belli yer","example":null}]},"GÖZLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç","example":"Yaşlı adam, kitap okumak için eski model gözlüğünü burnunun üzerine yerleştirdi."},{"pos":"n","definition":"Kovandan bal alırken arılardan korunmak için başa giyilen, ön tarafı telden başlık","example":"Arıcı, kovanın yanına yaklaşırken yüzünü arılardan korumak için gözlüğünü takmayı unutmadı."}]},"GÖZYAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gözyaşı bezlerinin salgıladığı, bazı etkilerle akan duru sıvı damlacıklarından her biri","example":null}]},"GÖZÜK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Görülür duruma gelmek, görülür olmak, gözükmek","example":"Sis hafifçe dağıldığında, deniz feneri uzaktan gözükmeye başladı."}],"lemma":"gözükmek"},"GÖZÜKMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Görülür duruma gelmek, görülür olmak, gözükmek","example":"Sis hafifçe dağıldığında, deniz feneri uzaktan gözükmeye başladı."}]},"GÖÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi; taşınma","example":"Obalarının hâlâ arkası kesilmeyen göçleri devam etmekte idi."},{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":"Uzun süredir hasta olan dede, dün sabaha karşı göç etti ve köyde derin bir üzüntü yaşandı."}]},"GÖÇEBE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değişik şartlara bağlı olarak belli bir yöre içinde çadır, hayvan ve öteki araçlarla yer değiştiren, yerleşik olmayan kimse veya topluluk","example":"Göçebe Yörükler, yaylaların verimli otlaklarından yararlanmak için mevsim değiştikçe çadırlarını başka bölgelere kuruyorlar."},{"pos":"adj","definition":"Mevsimlere göre ülke veya yer değiştiren hayvan","example":"Kuş bilimciler, göçebe kuş türlerinin kış yaklaşırken daha sıcak bölgelere göç ettiğini gözlemledi."}]},"GÖÇELGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göçülen yer","example":null}]},"GÖÇER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değişik şartlara bağlı olarak belli bir yöre içinde çadır, hayvan ve öteki araçlarla yer değiştiren, yerleşik olmayan kimse veya topluluk","example":"Göçebe Yörükler, yaylaların verimli otlaklarından yararlanmak için mevsim değiştikçe çadırlarını başka bölgelere kuruyorlar."},{"pos":"v","definition":"Bir malın mülkiyetini, bir mal üzerindeki hakkı başkasına geçirmek","example":"Arkadaşım işini bana göçerdi."}]},"GÖÇERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir malın mülkiyetini, bir mal üzerindeki hakkı başkasına geçirmek","example":"Arkadaşım işini bana göçerdi."},{"pos":"v","definition":"Bitkileri yerinden çıkarıp başka yere dikmek","example":"Bahçıvan, baharın gelmesiyle gülleri göçererek daha güneşli bir alana göçerdi."}]},"GÖÇERİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sürekli yer değiştiren, göç etmekten hoşlanan","example":null}]},"GÖÇKÜN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değişik şartlara bağlı olarak belli bir yöre içinde çadır, hayvan ve öteki araçlarla yer değiştiren, yerleşik olmayan kimse veya topluluk","example":"Göçkün bir topluluk olan Yörükler, ilkbaharla birlikte yaylalarına doğru yola koyuldular."},{"pos":"adj","definition":"Göçecek duruma gelmiş","example":"Soğukların başlamasıyla köydeki birçok göçkün kuş sıcak bölgelere doğru yola çıktı."}]},"GÖÇMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":"Uzun süredir hasta olan dede, dün sabaha karşı göç etti ve köyde derin bir üzüntü yaşandı."},{"pos":"v","definition":"Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukur duruma gelmek","example":"Yıllardır kullanılan eski kanepenin ortası göçmüş, oturulması zor hale gelmişti."}]},"GÖÇMEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendi ülkesinden ayrılarak yerleşmek için başka ülkeye giden kimse, aile veya topluluk","example":"Savaşın ardından birçok göçmen insan, daha güvenli bir yaşam kurabilmek için komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı."},{"pos":"adj","definition":"Sıcak iklimli ülkelere giden hayvan","example":"Sonbaharın gelişiyle birlikte göçmen kuşlar, ılıman iklimlere doğru uzun yolculuklarına başladılar."}]},"GÖÇÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakalarının gevşemesi sonucu üst tabakanın yerinden oynayarak hareket etmesi","example":null}]},"GÖÇÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü","example":"Göçük altında can vermiş kaç insan görmüştü bugüne kadar?"},{"pos":"n","definition":"Çökmüş, göçmüş yer","example":"Şiddetli yağışlar sonrası tarla içinde büyük bir göçük oluştu ve bu durum ekinleri tehdit etti."}]},"GÖÇÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalık olayının organizmanın başka bir yerine sıçraması","example":"Doktor, hastalığın göçüm gösterdiğini ve tedavi için farklı bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğini belirtti."},{"pos":"n","definition":"Bazı kimyasal maddelerin veya ışık, ısı, elektrik vb. güçlerin etkisiyle protoplazmanın yanaşma veya uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi","example":"Bitkilerde göçüm, ışığın yönüne göre yaprakların uzaması ile gerçekleşiyor ve bu durum fotosentez verimliliğini artırıyor."}]},"GÖÇÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitkileri yerinden çıkarıp başka yere dikmek","example":"Bahçıvan, baharın gelmesiyle gülleri göçürerek daha güneşli bir alana göçürdü."},{"pos":"v","definition":"Yiyip bitirmek","example":"O kadar açtı ki önüne konulan tüm yemeği bir anda göçürdü."}],"lemma":"göçürmek"},"GÖÇÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitkileri yerinden çıkarıp başka yere dikmek","example":"Bahçıvan, baharın gelmesiyle gülleri göçürerek daha güneşli bir alana göçürdü."},{"pos":"v","definition":"Yiyip bitirmek","example":"O kadar açtı ki önüne konulan tüm yemeği bir anda göçürdü."}]},"GÖĞEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeşile çalan mor renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Göğem renginde olan","example":null}]},"GÖĞÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yavrularını emzirmek için, memelilerin göğsünde türlü biçim ve sayıda bulunan ve meme başı denilen çıkıntıları olan organ, bicik, emcek, emcik","example":"Onda hiç göğüs yok."},{"pos":"n","definition":"Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü","example":null}]},"GÖĞÜSLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda boyun eğmemek","example":"Yoğun baskılara rağmen, değerlerinden ödün vermemek için tüm zorlukları göğüslemeye kararlıydı."},{"pos":"v","definition":"Göğsünü dayayarak zorlamak","example":"Vapurlara, trenlere ihtiyarları itip, çocukları ezip, kadınları göğüsleyip biniyoruz."}],"lemma":"göğüslemek"},"GÜBRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde","example":"Dünyanın masrafını yapmış, araba araba toprak, gübre taşıtmıştır."}]},"GÜBRELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Verimini artırmak için toprağa hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde dökmek","example":null}],"lemma":"gübrelemek"},"GÜBÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yararsız, pis veya zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylerin hepsi","example":null}]},"GÜCEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık ve üzüntü duymak","example":"Toplantıya çağırılmazsa, bize gücenir."}],"lemma":"gücenmek"},"GÜCENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık ve üzüntü duymak","example":"Toplantıya çağırılmazsa, bize gücenir."}]},"GÜCENİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücenmiş, kırılmış, incinmiş, küskün (kimse)","example":null}]},"GÜCÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boyu, uzunluğu az olan","example":"Odanın köşesine yerleştirilen gücük sehpa, diğer mobilyalarla uyum içinde görünüyordu."},{"pos":"n","definition":"Ağaç direklerin hazırlanması sırasında arda kalan kısa parça","example":"Orman işçileri, gücük ağaç parçalarını da atmadılar, onları küçük odun olarak değerlendirdiler."}]},"GÜCÜMSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yapılmasını güç görmek, bir işi isteksiz yapmak","example":null}],"lemma":"gücümsemek"},"GÜCÜN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Güçlükle ve son anda, güç hâl ile, ancak, zorla","example":"İkinci tası gücün bitirdim ama, bir daha verse gene içecektim."},{"pos":"adv","definition":"Dara dar","example":"Yağmur yağarken, gücün yetişmeye çalıştım, ama sonunda sırılsıklam oldum."}]},"GÜDEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amaçlanan sonuç, güdülen şey","example":null}]},"GÜDELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ardına düşmek; kovalamak; sürmek","example":null}],"lemma":"güdelemek"},"GÜDERİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bu meşinden yapılmış","example":"Arka cebinden büyük bir güderi tabaka çıkarmıştı."},{"pos":"n","definition":"Genellikle geyik veya keçi derisinden yapılmış yumuşak ve mat meşin","example":null}]},"GÜDERİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güderi işlemlerini yapmak","example":null}],"lemma":"güderilemek"},"GÜDÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaynağı akıl olan sebep","example":"Sevgi bir dürtü, ödev bir güdüdür."},{"pos":"n","definition":"Bilinçli veya bilinçsiz olarak davranışı doğuran, sürekliliğini sağlayan ve ona yön veren herhangi bir güç","example":"Çocuğun bunalım geçirmesi, gelişen cinsel güdülerini doyuramaması anlamındadır."}]},"GÜDÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boyu, uzunluğu az olan","example":"Bahçedeki güdük çam ağacı, yanındaki devasa ladinlerin arasında neredeyse kayboluyordu."},{"pos":"adj","definition":"Kuyruğu kesik veya kopmuş","example":"Köydeki güdük köpek, sadık tavırlarıyla herkesin sevgisini kazanmıştı."}]},"GÜDÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Amaçlanan davranışa yönelirken bireye güç vermek, hedefe yoğunlaştırmak","example":null}],"lemma":"güdülemek"},"GÜDÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilişimde, bir olaylar dizisini, bir süreci veya bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin bütünü","example":"Robot kolunun güdümü, yazılımın optimize edilmesiyle daha verimli hale getirildi."}]},"GÜDÜMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli bir amaca veya inanca yönlendirmek","example":null}],"lemma":"güdümlemek"},"GÜFTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müzik parçalarının yazılı metni","example":null}]},"GÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gülgillerin örnek bitkisi Rosa","example":"Bahçenin en güzel köşesinde, farklı renklerde açan gül bitkileri, ortama hoş bir hava katıyordu."},{"pos":"v","definition":"İnsan, hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurmak","example":"O ne söylese sinirli sinirli ve tabii olmayan gülüşü ile gülüyordu."}]},"GÜLABDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gül suyu serpmek için kullanılan, ağzı emzikli, armut biçiminde küçük kap","example":null}]},"GÜLBAHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırmızı boya elde etmede kullanılan iyi bir cins toprak","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir tavla oyunu","example":null}]},"GÜLBANK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hep bir ağızdan ve makamla yapılan dua veya ant","example":"Dışarıya fırlayan bütün davetliler de bu gülbange iştirak ediyorlardı."}]},"GÜLDESTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şairlerin, yazarların, bestecilerin eserlerinden alınmış, seçme parçalardan oluşan eser","example":null}]},"GÜLDÜRÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalın güldürme ögelerinden yararlanan, bazen inanırlığın sınırını aşan, güldürmeyi amaç edinen sahne eseri","example":"Tiyatro topluluğu, izleyicileri kahkahaya boğan yeni bir güldürü sergilemek için hazırlıklara başladı."},{"pos":"n","definition":"Güldürme özelliği olan şey","example":"Gezmek, eğlenmek, dans etmek, caz müziği dinlemek ve güldürü filmlerime gitmek."}]},"GÜLECEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sevimli ve cana yakın tavırları olan kimse","example":null}]},"GÜLEÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her zaman gülümseyen","example":"Biraz sonra geceki güleç memur, hafif kapalı gözleriyle göründü."}]},"GÜLEĞEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yakınlık gösteren, içten davranan ve çok neşeli","example":"Zavallı anneciğin çok şen, güler yüzlü, gamsız bir kadındı."}]},"GÜLHATMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ebegümecigillerden, yaprakları geniş ve yuvarlak, çiçekleri büyük ve türlü renklerde olan, çok yıllık otsu bir bitki","example":null}]},"GÜLLABİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen","example":null},{"pos":"n","definition":"Akıl hastanelerindeki hademe","example":null}]},"GÜLLAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nişastadan yapılan, çok ince kuru yufka","example":"Güllaç yufkası, Ramazan ayında özellikle tatlı olarak tercih edilir; incecik ve kırılgan bir yapıya sahiptir."},{"pos":"n","definition":"Bu yufkadan hazırlanan tatlı","example":"Bir ramazan güllacı yemiştim muhallebicinin birinde, ne güzeldi..."}]},"GÜLLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atletizm yarışmalarında atılan, pirinç veya pirinçten daha sert bir maddeden yapılan, erkekler için 7,257 kg, kadınlar için 4 kg olan madenî küre","example":"Bu genç gülle şampiyonudur."},{"pos":"n","definition":"Eskiden som taş veya demirden, yuvarlak bir biçimde yapılırken, günümüzde çelikten silindir biçiminde, bir ucu sivri olarak yapılan top mermisi","example":"Atılan gülle ve lağımlardan kale duvarlarında geniş menfezler açıldı."}]},"GÜLMECE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güldürmek, eğlendirmek amacıyla karşısındakini kırmadan yapılan hareket veya söylenen söz, latife","example":"Onun yaptığı gülmece, arkadaşlarını kırmadan ortamı neşelendirdi ve herkes kahkahaya boğuldu."},{"pos":"n","definition":"Gerçeğin güldürücü yanlarını ortaya koyan edebiyat türü; mizah; ironi","example":"Bu yazarın gülmece eserleri, toplumsal olayları mizahi bir dille ele alarak düşündürürken güldürmeyi başarıyor."}]},"GÜLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İnsan, hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurmak","example":"O ne söylese sinirli sinirli ve tabii olmayan gülüşü ile gülüyordu."},{"pos":"v","definition":"Neşeli, hoşça vakit geçirmek","example":"Geceyi, eski arkadaşlarıyla birlikte gülerek ve sohbet ederek geçirdi."}]},"GÜLÜCÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hafifçe gülme","example":"Sadece hafif bir tebessüm yüzümde toplandı, açıldı ve bu gülüş ona cevap oldu."},{"pos":"n","definition":"Çocuk gülümsemesi","example":"Küçük kız, annesinin ona olan sevgisini gösteren o sıcak gülücüğüyle, tüm odadakilerin kalbini eritti."}]},"GÜLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavukgillerden, XV. yüzyılda evcilleştirilerek Amerika'dan bütün dünyaya yayılan, boyun ve başı çıplak, parlak, yeşil ve esmer tüylü kümes hayvanlarının en büyüğü","example":"Gülük, çiftlikte diğer hayvanların arasında heybetli duruşuyla hemen dikkat çekiyordu."},{"pos":"n","definition":"Sebze yetiştirmek için açılan ocak","example":"Kavağın dibine gülük yaptırdım / Basaksız evlere hayat yaptırdım"}]},"GÜLÜMSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güler gibi olmak, hafifçe gülmek","example":"Hep ona doğru bakar, göz göze geldiklerinde gülümserdi."}],"lemma":"gülümsemek"},"GÜLÜMSER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hafifçe gülümseyen, sevimli","example":null}]},"GÜLÜNÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alay edilecek durumda olan, güldürücü","example":null}]},"GÜLÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Skeç, revü, eğlence gösterisi ve benzerine eklenen beklenmedik, gülünç sözler veya durumlar","example":null}]},"GÜLÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurma işi veya biçimi","example":null},{"pos":"v","definition":"Karşılıklı veya birlikte gülmek, birlikte şakalaşmak","example":null}]},"GÜLÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı veya birlikte gülmek, birlikte şakalaşmak","example":null}]},"GÜLİSTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gül bahçesi","example":"Sabah erken saatte, çiğ taneleriyle parlayan gülistana gidip en güzel gülleri topladık."},{"pos":"n","definition":"Huzurlu, rahat ve zenginlik dolu yer","example":"Hayat her zaman gülistan değil, amcacığım."}]},"GÜLŞEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gül bahçesi","example":null}]},"GÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Derinden ve patlayıcı yankılı gürültü","example":"Kapı güm diye kapandı."}]},"GÜMBEDEK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Beklenmedik bir zamanda; birdenbire","example":"Herkes derin bir sohbete dalmışken gümbedek içeri giren haberci, düşman saldırısını haber verdi."}]},"GÜMBÜRDE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":"Uzun süredir hastalıkla mücadele eden yaşlı adam, sabaha karşı sessizce gümbürdemiş."},{"pos":"v","definition":"Gümbür\" diye ses çıkarmak","example":"Dereler tepeler gürültüyle gümbürdüyordu."}],"lemma":"gümbürdemek"},"GÜMBÜRTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birdenbire yankılı ve derinden gelen patlama, yıkılma, çarpma sesi, şiddetli gürültü","example":null}]},"GÜME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avcı kulübesi","example":"Avcılar, sabahın erken saatlerinde göl kenarındaki gümede toplanıp avlanma planlarını yaptılar."},{"pos":"n","definition":"Bostanda yapılan bekçi kulübesi","example":"Kavunları korumak için bostanın tam ortasına küçük bir güme inşa etmişti."}]},"GÜMEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bal peteğini oluşturan altı köşeli gözeneklerden her biri","example":null}]},"GÜMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başarılı olamayan öğrenci, bir üst sınıfa geçemeyerek aynı sınıfta yeniden okumak","example":"Sınavdan düşük not aldığı için, Ahmet bu yıl yine gümleyerek aynı sınıfta kaldı."},{"pos":"v","definition":"Güm\" diye ses çıkarmak","example":"Kapı aniden açıldığında, top gümleyerek yere düştü ve herkes şaşkınlıkla bakakaldı."}],"lemma":"gümlemek"},"GÜMLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başarılı olamayan öğrenci, bir üst sınıfa geçemeyerek aynı sınıfta yeniden okumak","example":"Sınavdan düşük not aldığı için, Ahmet bu yıl yine gümleyerek aynı sınıfta kaldı."},{"pos":"v","definition":"Güm\" diye ses çıkarmak","example":"Kapı aniden açıldığında, top gümleyerek yere düştü ve herkes şaşkınlıkla bakakaldı."}]},"GÜMRAH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşırı derecede büyümüş olan bitki","example":"Bahçedeki gümrah ağaçlar, bu yıl her zamankinden çok daha fazla meyve verdi."},{"pos":"adj","definition":"Deli dolu akan su","example":"Dağdan gelen gümrah su, nehrin kenarındaki kayaları hızla sürüklüyordu."}]},"GÜMRÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin giriş ve çıkışında gümrük denetim ve gözetiminin yapıldığı yer","example":"Yolculuk yaparken, havaalanındaki gümrük kapısından geçtikten sonra ülkeye giriş işlemlerini tamamlayabiliyorsunuz."},{"pos":"n","definition":"Bir ülkeye giren veya bir ülkeden çıkan mal ve eşya üzerinden alınan vergi","example":"Yurt dışından gelen telefonlar, yüksek gümrük vergisi nedeniyle fiyatları oldukça pahalıya satılıyor."}]},"GÜMRÜKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir malın gümrükte giriş işlemini yapmak","example":null}],"lemma":"gümrüklemek"},"GÜMÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Susam ve ekin demeti veya yığını","example":null}]},"GÜMÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element","example":"Eski madenciler, madenin derinliklerinde saf gümüş damarları bulduklarını anlatırdı."},{"pos":"adj","definition":"Gümüşten yapılmış olan","example":"Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı."}]},"GÜMÜŞGÖZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parayı çok seven, paraya çok düşkün","example":null}]},"GÜMÜŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gümüşle kaplamak veya süslemek","example":"Bakır eşyaların tamamını gümüşledik."},{"pos":"v","definition":"Gümüşün rengini andıran bir renk vermek","example":"Sabahın ilk ışıkları, denizi gümüşleyerek eşsiz bir manzara oluşturdu."}],"lemma":"gümüşlemek"},"GÜMÜŞÇÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Püskül kuyruklulardan, eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, vücutları küçük pullarla örtülü, kanatsız böcek","example":null}]},"GÜMÜŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gümüş parlaklığında, gümüşü andıran renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gümüş renginde olan","example":null}]},"GÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman","example":"Sınav için belirlenen gün nihayet açıklandı, 10 Aralık'ta yapılacakmış."},{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre","example":"Kız kardeşi üç yıl, bir gün olsun canı sıkılmadan yaşadı Tatvan'da."}]},"GÜNAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî bakımdan suç sayılan iş veya davranış","example":"İçki içmek Müslüman dinince günahtır."},{"pos":"n","definition":"Acımaya ve herkesi üzmeye yol açacak kötü davranış veya şey","example":"Bu adama bu kadar eziyet etmek günahtır."}]},"GÜNAHKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dinî bakımdan suç sayılan iş veya davranış işlemiş (kimse)","example":null}]},"GÜNAŞIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, sarı renkli çiçeği çok iri olan, yurdumuzda çok yetiştirilen bir bitki","example":null}]},"GÜNAŞIRI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir gün ara ile, iki günde bir","example":"Gelir desen dar gelir / Günaşırı alacaklılar gelir"}]},"GÜNBEGÜN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gün geçtikçe; gittikçe","example":null}]},"GÜNBERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerin, güneşe en yakın bulunduğu nokta","example":"Yer aralık ayının otuz birine doğru günberide bulunur."}]},"GÜNCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser","example":null}]},"GÜNCEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü haber, olay vb.","example":null}]},"GÜNCELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güncel duruma getirmek","example":null}],"lemma":"güncellemek"},"GÜNDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Süreklice, sürekli olarak","example":null}]},"GÜNDELİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan","example":"Gazetenin gündelik baskısı sabah erkenden dağıtıcılara ulaştırılıyor."},{"pos":"n","definition":"Bir günlük çalışma karşılığı verilen ücret","example":"Hayat pahalılığı arttıkça işçi gündeliklerine yeni zam istekleri gelecek."}]},"GÜNDEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplantılarda görüşülecek konuların bütünü","example":null}]},"GÜNDEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı günde olan","example":null}]},"GÜNDÖNDÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, sarı renkli çiçeği çok iri olan, yurdumuzda çok yetiştirilen bir bitki","example":"Mısırlar, gündödüler bozulmuş, içi tezekle sıvalı harmanlara getirilmişti."}]},"GÜNDÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü","example":null},{"pos":"adv","definition":"Gün ışığında, her şeyin açık seçik görüldüğü saatlerde","example":"Baksana, gündüz gözüyle hayal görmeye başladım."}]},"GÜNDÜZÜN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gün ışığında, her şeyin açık seçik görüldüğü saatlerde","example":"Baksana, gündüz gözüyle hayal görmeye başladım."}]},"GÜNEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneyden veya güneybatıdan esen ve bazen de yağış getiren yerel rüzgâr","example":"Yazın ortasında, güney rüzgârı akşamları hafifçe esti ve sıcak hava dalgasını daha da arttırdı."},{"pos":"n","definition":"Solunu doğuya, sağını batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri","example":"Haritayı doğru bir şekilde incelemek için, güney yönünü bulmak zorundaydım, çünkü yolculuğumun rotası bu doğrultuda ilerliyordu."}]},"GÜNEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok güneş alan yer","example":null}]},"GÜNEĞİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, yaprakları haşlanarak salata gibi yenebilen birkaç yıllık otsu bir bitki","example":null}]},"GÜNEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu gök cisminin yaydığı ışık ve ısı","example":"Güneş her şeyi kavuruyordu"}]},"GÜNEŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güneş ışınlarından vücudun yararlanmasını sağlamak","example":null}],"lemma":"güneşlemek"},"GÜNISI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş enerjisinden yararlanarak sıcak su elde etmeye yarayan düzenek","example":null}]},"GÜNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tarihini belirtmek, belirlemek","example":"Sözleşmeyi imzalamadan önce belgeyi günlemek gerektiğini söyledi."}],"lemma":"günlemek"},"GÜNLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tarihini belirtmek, belirlemek","example":"Sözleşmeyi imzalamadan önce belgeyi günlemek gerektiğini söyledi."}]},"GÜNLERCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Pek çok gün boyunca","example":"Beğendiğimiz bir şiiri hemen kopya edebilir, günler günü cebimizde taşır, açar açar okuruz."}]},"GÜNLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Günü gününe tutulan hatıra, günce","example":"Çantasından çıkardığı küçük günlük, onun en gizli düşüncelerini içeriyordu."},{"pos":"adj","definition":"Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan","example":"Günlük gazetelerde her gün başvuran öğrencilerin adları yayımlanıyordu."}]},"GÜNSÜLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kök bacaklılardan, ışın biçimindeki yalancı bacaklarıyla hareket eden bir hücreli hayvanlar takımı","example":null}]},"GÜNÖTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yörüngesinin güneşe en uzak bulunduğu nokta","example":"Yer, temmuzun başlangıcına doğru günöteye varmış bulunur."}]},"GÜNÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum","example":"Ona gösterdiği ilgiyi bir başkasına gösterdiğini görünce, ona karşı tamamen günü takındı; o an bir kırgınlık hissetti."},{"pos":"n","definition":"Zamanından önce doğan yavru","example":"Erken doğan günümüz, prematüre olarak dünyaya gelmişti ve hastanede uzun süre tedavi görmek zorunda kaldı."}]},"GÜNÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir bakımdan kendinden üstün gördüğü birinin bu üstünlüğünden acı duymak","example":null}],"lemma":"günülemek"},"GÜNİNDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön","example":"Evin günidiye bakan penceresinden her akşam güneşin kızıl ışıklarını izlemek büyük bir huzur veriyor."},{"pos":"n","definition":"Gurup zamanı","example":"Günidi vaktinde dağların arkasına çekilen güneş, gökyüzünü turuncu ve pembe tonlara boyadı."}]},"GÜPGÜZEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok güzel","example":"Âlemin güpgüzel kızını hiç bırakırlar mı sana?"}]},"GÜR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bol, verimli","example":"Oralarda deve dikenleri ve çalı süpürgeleri gür, yeşil, pembe bitmişti."},{"pos":"adj","definition":"Bol ve güçlü olarak çıkan veya fışkıran","example":"Gür, kumral saçlarının çerçevelediği narin yüzü kıpkırmızı idi."}]},"GÜRBÜZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağlam, güçlü, uzun boylu, iyi gelişmiş ve etine dolgun kimse","example":null}]},"GÜRE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyden çekinen","example":"Küçük çocuk, yabancıların arasına girmemek için annesinin arkasına saklanan bir güre gibiydi."},{"pos":"adj","definition":"Gücü ve sağlık durumu yerinde, canlı","example":"Dağcılar, sabah erken saatlerde güre bir enerjiyle zirveye doğru ilerlemeye başladılar."}]},"GÜREŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli kurallar içinde, güç kullanarak iki kişinin türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışması","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek için uğraşmak, çaba göstermek","example":"Zeynep, zorlu şartlara rağmen hayallerine ulaşmak için hayatla güreşmeye devam ediyordu."}]},"GÜREŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek için uğraşmak, çaba göstermek","example":"Zeynep, zorlu şartlara rağmen hayallerine ulaşmak için hayatla güreşmeye devam ediyordu."},{"pos":"v","definition":"İki kişi türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışmak","example":"Artık çayırlıklarda soyunup yağlanıp güreşemiyorlardı."}]},"GÜRGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gürgengillerden, Karadeniz kıyılarındaki ormanlarda çok yetişen, kerestesi değerli bir ağaç","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu ağaçtan yapılmış","example":null}]},"GÜRLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kalın ve gür ses çıkarmak","example":"Pala bıyıklı adamın sesi kapının önünde gürledi."}],"lemma":"gürlemek"},"GÜRLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer, küçük şelale","example":null}]},"GÜRLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kalın ve gür ses çıkarmak","example":"Pala bıyıklı adamın sesi kapının önünde gürledi."}]},"GÜRPEDEK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":null}]},"GÜRUH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzensiz insan topluluğu","example":"Bu artist güruhu balolardan hoşlanmazlar."}]},"GÜRZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silah olarak kullanılan ağır topuz","example":null}]},"GÜRÜLDE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok hızlı ve gürültülü ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"gürüldemek"},"GÜRÜLTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü","example":"Kürekçilerin zincir gürültüleri saz ve hanendenin çıkardığı seslerle birbirine karışır, ortalığı büyük bir gulgule kaplar."},{"pos":"n","definition":"Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma, gürültülü karışıklık","example":"İşçiler arasında gürültü çıktı."}]},"GÜT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan veya hayvan sürüsünü önüne katıp otlatarak sürmek","example":"Çoban, sabahın erken saatlerinde sürüsünü gütmek için dağa doğru yola çıktı, kuzu ve inekler bir arada otluyorlar."},{"pos":"v","definition":"Bir düşünceyi, bir duyguyu veya bir ilkeyi gerçekleştirmeye çalışmak","example":"Toplumda adaletin sağlanabilmesi için çalışmayı gütmek, tüm siyasetçilerin önceliği olmalı."}],"lemma":"gütmek"},"GÜTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan veya hayvan sürüsünü önüne katıp otlatarak sürmek","example":"Çoban, sabahın erken saatlerinde sürüsünü gütmek için dağa doğru yola çıktı, kuzu ve inekler bir arada otluyorlar."},{"pos":"v","definition":"Bir düşünceyi, bir duyguyu veya bir ilkeyi gerçekleştirmeye çalışmak","example":"Toplumda adaletin sağlanabilmesi için çalışmayı gütmek, tüm siyasetçilerin önceliği olmalı."}]},"GÜVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurtçuğu deri, yapağı, yünlü kumaş ve dokuma yiyen pul kanatlılardan bir böcek","example":null}]},"GÜVELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maviye çalan göz rengi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Güvela renginde olan","example":"Karabuğday rengindeki esmer simasının üzerinde bir çift duru bakışlı güvela gözleri vardı."}]},"GÜVELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güve tarafından yenilmek","example":null}],"lemma":"güvelenmek"},"GÜVEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven","example":"Yüksek bir dağa tırmanmaya karar verdiğinde, yıllarca süren eğitim ve deneyimi ona büyük bir güven veriyordu."},{"pos":"v","definition":"Birini doğru sözlü olarak bilmek","example":"Ali'ye her zaman güvenmişimdir, çünkü hiçbir zaman yalan söylemediğini biliyorum."}]},"GÜVENCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin şüphelerini dağıtmak için söylenen inandırıcı söz","example":"Bakanın vergilerin arttırılmayacağı yönündeki teminatı kimseye güven vermedi"},{"pos":"n","definition":"Alınan sorumluluğa karşı olarak ortaya konulan şey","example":"Şirket, çalışanlarına verilen maaş garantisi ile güvence sağladı."}]},"GÜVENLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplum yaşamında yasal düzenin aksamadan yürütülmesi, kişilerin korkusuzca yaşayabilmesi durumu","example":"Evde birilerinin olması bana bir çeşit güven hissi veriyor"}]},"GÜVENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini doğru sözlü olarak bilmek","example":"Ali'ye her zaman güvenmişimdir, çünkü hiçbir zaman yalan söylemediğini biliyorum."}]},"GÜVENOYU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göreve yeni başlamış veya görevini sürdüren hükûmetin tutumunu değerlendirmek için milletvekillerinin verdiği oy","example":"Bakanlar Kurulunun programı Türkiye Büyük Millet Meclisinde okunur ve güvenoyuna başvurulur."}]},"GÜVENÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güven duyma, güveni olma","example":"Ailesi, yıllar boyunca ona güvenç duydu ve her kararını destekledi."}]},"GÜVERCİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güvercingillerden, hızlı ve uzun zaman uçabilen, kısa vücutlu, sık tüylü, birçok evcilleşmiş türü bulunan, yemle beslenen kuş","example":null}]},"GÜVERTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemide ambar ve kamaraların üstü","example":"Vapurlar geçer bomboş güverteleri / Bomboş uzanan denizin üstünde"}]},"GÜVEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Damat","example":null}]},"GÜVEYİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kızın ailesinden olan büyüklere göre kızın kocası","example":"Güvey, kayınpederinin karşısında saygılı bir şekilde duruyor, onun öğütlerini dikkatle dinliyordu."}]},"GÜVEZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güvez renginde olan","example":"Bıyıkları tıraşlı bir uşak sağ tarafta üstü koyu güvez çuha ile kaplanmış bir kapı açtı."},{"pos":"n","definition":"Mora çalan kırmızı renk","example":null}]},"GÜVEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu kapta pişirilen yemek","example":"Güveçten sonra bir koca sini mantı gelmiş."},{"pos":"n","definition":"İçinde yemek pişirilen toprak kap","example":"Taş ocağın üstünde, ateşe vurduğu güveçten, kaynayan etin kokusu geliyordu."}]},"GÜYA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sözde, sanki","example":"Güya erken gelecekti."}]},"GÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey yarım kürede eylül, ekim ve kasım aylarını içine alan süre","example":"Güz geldiğinde yapraklar sararıp yerlere dökülür."},{"pos":"n","definition":"22 Eylül ile 21 Aralık arasındaki mevsim","example":"Güz mevsiminde havalar serinlemeye başlar, yağmurlar sıklaşır."}]},"GÜZAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boş, anlamsız, beyhude söz","example":null}]},"GÜZEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kesin, bütün ters ihtimallerden uzak, inanılır bir temeli olan olan, belgeye dayanan, doğru","example":"İddialarınızın arkasında güzel bir kanıt yoksa kimseyi inandıramazsınız."},{"pos":"adj","definition":"Aldatma veya yanıltma niteliği olan","example":"Onun söylediği her güzel söz, gerçekte niyetini gizlemek içindi."}]},"GÜZERGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol boyu","example":"Görüyorsun ki hat güzergâhına verdiğimiz şifrelerin hepsine menfi cevap geldi."},{"pos":"n","definition":"Yol üstü uğranılacak, geçilecek yer","example":"Yolculuk sırasında güzergah olarak tarihi kasabayı da planımıza ekledik."}]},"GÜZEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Az güneş alan, çok gölgeli kuzey yamaç","example":"Dağların güzeyindeki karlar geç erir."}]},"GÜZEŞTE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zaman bakımından geride kalmış, önce olan","example":null}]},"GÜZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güzü bir yerde geçirmek","example":null}],"lemma":"güzlemek"},"GÜZLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güz yağmuru","example":"Güzleğin ardından toprağa yayılan taze kokularla doğanın uyanışına tanıklık ettik."},{"pos":"n","definition":"Güz mevsiminin geçirildiği yer","example":"Köydeki güzlek, tüm yaz boyunca sıcaklardan bunalan insanlar için güzel bir dinlenme alanıydı."}]},"GÜZLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güzü bir yerde geçirmek","example":null}]},"GÜZÜN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Güz mevsiminde; sonbaharda","example":null}]},"GÜZİDE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilim, teknik ve kültürün, değişik dallarında özel öğrenim görmüş kimse","example":"Güzide bilim insanları, yeni keşifler yaparak dünya çapında tanınan isimler haline geldiler."},{"pos":"adj","definition":"Seçkin, seçilmiş, seçme","example":"Güzide öğrenciler, bu yılki ödül törenine katılmaya hak kazandılar."}]},"GÜÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik","example":null},{"pos":"n","definition":"Birim zamanda yapılan iş","example":null}]},"GÜÇLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güç kazanmak, direnci veya gücü artmak","example":"Spor onu güçlendirmişti ."}],"lemma":"güçlenmek"},"GÜÇLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü olan, şiddetli, kuvvetli","example":"Fırtına o kadar güçlüydü ki, sahildeki ağaçları kökünden söktü."},{"pos":"adj","definition":"Etkisi ve gücü çok olan","example":"Sanatçının güçlü kalemi, romanın her satırında okuyucuyu derinden etkiliyordu."}]},"GÜÇLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini ya da yapılmasını önleyen sebep ya da şey","example":"Bürokratik güçlükler, projenin onay sürecini aylarca geciktirdi."},{"pos":"n","definition":"Güç olan bir şeyin niteliği, sıkıntı veya güçlükle yapılma durumu","example":"Dağ tırmanışının güçlüğü, hem fiziksel hem de zihinsel dayanıklılığı sınırlarına kadar zorladı."}]},"GÜÇLÜKLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Güç, kolay olmayan bir biçimde, zorla","example":null}]},"GÜÇSÜN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi güç saymak","example":null}],"lemma":"güçsünmek"},"GÜĞÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yandan kulplu, boynu uzun, genellikle bakırdan su kabı","example":"Beş yaşımdan başlayarak buradan eve güğümlerle ben de su taşıdım."}]},"GİBİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"...-e benzer","example":"Aslan gibi bir adam."},{"pos":"adv","definition":"O anda, tam o sırada, hemen arkasından","example":"Haberi aldığı gibi yola çıktı."}]},"GİBİSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başka bir kişiyle veya nesneyle arasında birbirini andıracak kadar ortak nitelikler bulunduran","example":"Senin gibisini pilotluğa almayanların aklına şaşayım."}]},"GİCİŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücudun herhangi bir yerindeki kaşıntıyı gidermek için tırnakla veya başka bir şeyle deriyi hafifçe ovma isteği duymak","example":null}],"lemma":"gicişmek"},"GİCİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücudun herhangi bir yerindeki kaşıntıyı gidermek için tırnakla veya başka bir şeyle deriyi hafifçe ovma isteği duymak","example":null}]},"GİDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş için harcanan paranın bütünü","example":"Şirketin yeni ofis açılışı için yaptığı giderler, bütçenin %30'unu aşarak oldukça yüksek bir maliyet oluşturdu."},{"pos":"v","definition":"Varlığına son vermek","example":"Tükettiğimiz plastiklerin doğadaki varlığını gidermek için geri dönüşüm yöntemlerine yönelmeliyiz."}]},"GİDEREK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman ilerledikçe, derece derece","example":"Gide gide, geçmişteki hatıralar daha da belirsizleşti."}]},"GİDERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığına son vermek","example":"Tükettiğimiz plastiklerin doğadaki varlığını gidermek için geri dönüşüm yöntemlerine yönelmeliyiz."},{"pos":"v","definition":"Etkisini, gücünü azaltmak","example":"Bu tedavi, hastalığın semptomlarını gidermek için tasarlanmış etkili bir yöntemdir."}]},"GİDEĞEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gölün artan sularını denize, başka bir göle veya ırmağa taşıyan akarsu","example":null}]},"GİDON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bisikletin ön tekerlek maşası üstüne bağlanmış, iki elle kullanılan yön değiştirme aracı","example":"Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun!"},{"pos":"n","definition":"Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak","example":"Yelkenli tekne yarışında, komodorun gidonu dikkatle kullandığı görüldü."}]},"GİDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ahlaksız; pezevenk","example":null}]},"GİDİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol, tarz","example":"Bu proje için izlenmesi gereken gidiş, kesinlikle yenilikçi olmalı."},{"pos":"v","definition":"Vücudun herhangi bir yerindeki kaşıntıyı gidermek için tırnakla veya başka bir şeyle deriyi hafifçe ovma isteği duymak","example":null}]},"GİDİŞAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olayların durumu, işlerin gelişme biçimi","example":"Böyle ölçülü bir açıdan bakınca mahpushanede gidişat iyi sayılır."},{"pos":"n","definition":"Tutum; durum; davranış","example":"Âdettir, genç kızlar girdikleri ailenin terbiyesine, gidişine ayak uydururlar."}]},"GİDİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücudun herhangi bir yerindeki kaşıntıyı gidermek için tırnakla veya başka bir şeyle deriyi hafifçe ovma isteği duymak","example":null}]},"GİLABURU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki çeneklilerden, Kuzey ve Orta Anadolu'da yetişen, beyaz renkli çiçekler açan, kırmızı renkli meyvesinden meyve suyu elde edilen, 2-4 metre yükseklikte bir ağaççık","example":null}]},"GİNE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başından alarak, bir kez daha","example":null},{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Konakri.","example":null}]},"GİNSENG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çin, Japonya, Kore vb. Uzak Doğu ülkelerinde yetişen, geleneksel tedavilerde kullanılan, kazık köklü, otsu ve çok yıllık bir bitki Panax ginseng","example":null}]},"GİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerin içine geçmek (girmek)","example":"Kapı açık, içeri gir."}]},"GİRAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırım hanlarına ve han ailesinden olan prenslere verilen unvan","example":null}]},"GİRDAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hava veya suyun hızla dönüp sütun biçiminde yükselmesiyle oluşan, alanı dar bir fırtına çeşidi","example":"Açık denizde aniden beliren girdap, küçük balıkçı teknesini hızla içine çekmeye başladı."},{"pos":"n","definition":"Tehlikeli yer veya durum","example":"Biz, aksiyonu olmayan teorilerin girdaplarında boğulmuşuzdur."}]},"GİRDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir üretimde yararlanılan para, gereç ve iş gücü","example":"Fabrikanın aylık raporunda, üretimin tüm girdisi çıktısı detaylı olarak hesaplanmış ve maliyet analizine dahil edilmişti."}]},"GİRENLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hava serin bir duruma gelmek, hafifçe soğumak, serinleşmek","example":null}],"lemma":"girenlemek"},"GİRESUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"GİRGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilen","example":null}]},"GİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerin içine geçmek","example":"İçeri girmek için kapıyı çaldı."}]},"GİRİFT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbirinin içine girmiş, karışmış olan, dolaşık","example":"Girift bir konudur bu, en başta yeni şiir kavramı ile karıştırılır."},{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde kullanılmış, neye benzer bir çalgı","example":null}]},"GİRİFTAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ele geçirilmiş, yakalanmış","example":null}]},"GİRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Girme işi","example":null}]},"GİRİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz bir yüzeyde bulunan içeri girmiş bölüm","example":null}]},"GİRİZGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir anlatımda gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölüm","example":"Makalenin giriş bölümünde, ele alınan problemin tarihçesi ve önemi vurgulandı."}]},"GİRİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının kapısından içeri girildiğinde görülen ilk boşluk, içeri geçilen yer","example":"Evin girişi pek dar."},{"pos":"v","definition":"Bir işe, bir şeye başlamak için hazırlık yapmak, işe başlamak","example":"Yeni bir projeye girişmek için ekip toplantısı düzenledik ve planlarımızı detaylıca tartıştık."}]},"GİRİŞKEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendi kendine iş, uğraş yaratabilen, bir işe hiç çekinmeden girebilen, başkalarıyla kolayca ilişki kurabilen","example":null}]},"GİRİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işe, bir şeye başlamak için hazırlık yapmak, işe başlamak","example":"Yeni bir projeye girişmek için ekip toplantısı düzenledik ve planlarımızı detaylıca tartıştık."},{"pos":"v","definition":"Dövmeye başlamak","example":"Küçük bir tartışmanın ardından, iki genç hemen birbirlerine girişmeye başladılar."}]},"GİRİŞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbirinin içine girmiş, karışmış olan, dolaşık","example":"Girift bir konudur bu, en başta yeni şiir kavramı ile karıştırılır."}]},"GİRİŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işe başlama","example":"Bu yeni öğrendikleri girişim birçok bakımdan düşündürücü ve karanlık görünüyordu."},{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok dalga hareketinin, aynı noktaya aynı anda gelmesiyle birbirini yok edebilmesi veya kuvvetlendirebilmesi olayı","example":"Işık girişimi. Ses girişimi. Su dalgalarının girişimi."}]},"GİT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden başka bir yere doğru yol almak (gitmek)","example":"Okula yürüyerek git."}]},"GİTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle altı telli, telleri iki parmak arasında çekilerek çalınan bir çalgı","example":null}]},"GİTARİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gitar çalan kimse","example":null}]},"GİTEGA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Burundi ülkesinin başkenti.","example":null}]},"GİTGİDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman ilerledikçe, derece derece","example":null}]},"GİTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden başka bir yere doğru yol almak","example":"Yazın denize gitmek istiyoruz."}]},"GİTTİKÇE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman ilerledikçe, derece derece","example":null}]},"GİY":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Örtünüp korunmak için bir şeyi vücuduna geçirmek","example":"Hava soğuyunca kalın montunu giyinip dışarı çıktı."}],"lemma":"giymek"},"GİYECEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşanılacak, giyilecek şey","example":"Eh, hanın yakınları çul giyecek değil ya?"}]},"GİYMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Örtünüp korunmak için bir şeyi vücuduna geçirmek","example":"Hava soğuyunca kalın montunu giyinip dışarı çıktı."}]},"GİYOTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fransa'da ölüm cezasına çarptırılanların başını kesmek için kullanılan araç","example":null}]},"GİYSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşanılacak, giyilecek şey","example":null}]},"GİYİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşanılacak, giyilecek şey","example":"Soğuk havalarda kalın giyim tercih etmek çok önemli, üşütmemek için dikkatli olmalıyız."},{"pos":"n","definition":"Giyme biçimi","example":"Sonunda giyiminden garsonların başı olduğu anlaşılan biri yaklaştı."}]},"GİYİMEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü giysi satan dükkân veya mağaza","example":null}]},"GİYİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Örtünüp korunmak için bir şeyi vücuduna geçirmek","example":"Hava soğuyunca kalın montunu giyinip dışarı çıktı."},{"pos":"v","definition":"Giysiyi belli bir yerden almak veya belli bir yerde diktirmek","example":"Hepsi terzi Mir'de giyinirlerdi."}],"lemma":"giyinmek"},"GİYİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Örtünüp korunmak için bir şeyi vücuduna geçirmek","example":"Hava soğuyunca kalın montunu giyinip dışarı çıktı."},{"pos":"v","definition":"Giysiyi belli bir yerden almak veya belli bir yerde diktirmek","example":"Hepsi terzi Mir'de giyinirlerdi."}]},"GİYİNİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzerinde kıyafet bulunan, çıplak olmayan","example":"Memur çocukları güzel giyimli olurlardı."}]},"GİYİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşanılacak, giyilecek şey","example":"Soğuk havalarda kalın giyim tercih etmek çok önemli, üşütmemek için dikkatli olmalıyız."}]},"GİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aklın erişemediği, açıklanmayan veya çözülemeyen şey","example":"O gün çözer gibi olmuştu Kütahya çinilerindeki dipdiri renklerin gizini."},{"pos":"n","definition":"Yelken gemilerinde mizana direği denilen kıç direkte eğik duran bayrak sereni","example":"Kaptan, gemideki gizi kontrol etmesini mürettebata sıkı sıkıya tembih etti, fırtınaya hazırlanıyorlardı."}]},"GİZEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aklın erişemediği, açıklanmayan veya çözülemeyen şey","example":null}]},"GİZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak","example":"Eski fotoğrafları kimsenin bulamayacağı bir kutuya koyup dolabın en arkasına gizledi."},{"pos":"v","definition":"Bilerek ve isteyerek bir olguyu haber vermemek","example":"O, hastalığını saklamak için doktor randevularını ailesinden gizledi."}],"lemma":"gizlemek"},"GİZLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak","example":"Eski fotoğrafları kimsenin bulamayacağı bir kutuya koyup dolabın en arkasına gizledi."},{"pos":"v","definition":"Bilerek ve isteyerek bir olguyu haber vermemek","example":"O, hastalığını saklamak için doktor randevularını ailesinden gizledi."}]},"GİZLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görünmeyen, beklenmeyen","example":"Ormanda yürürken birden gizli bir patika keşfettiler; kimse o yolun orada olduğunu tahmin edemezdi."},{"pos":"adj","definition":"Başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan","example":"Biz onunla yıllardır tanışıyoruz, benden sakladığı gizli kapaklı ne işleri olabilir ki?"}]},"GİZİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gizli kalmış, henüz varlığı ya da gücü ortaya çıkmamış olan","example":"Yüksekte tutulan bir taştaki gizil kuvvet, taş bırakılınca mekanik bir kuvvet halinde meydana çıkar."}]},"GİŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstasyon, sinema, banka, mağaza ve bazı giriş kapılarında bilet veya para alıp verilen, çoğu küçük pencere biçiminde olan yer","example":null}]},"HABANERA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok kıvrak bir Küba dansı","example":"Festivalde sahne alan grup, izleyicilere enerjik bir habanera sergileyerek coşkulu anlar yaşattı."},{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":"Orkestranın çaldığı habanera, dinleyenleri Karayip rüzgarları eşliğinde nostaljik bir yolculuğa çıkardı."}]},"HABASET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alçakça davranış","example":"Onun sergilediği habaset, masum birini suçlamak kadar aşağılık bir hareketti."}]},"HABBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü","example":"Buğdayın habbesi, unun kalitesini belirlemede en önemli unsurdur."},{"pos":"n","definition":"Su kabarcığı","example":"Ateşoğlu, bir yandan da gözlerini deniz yüzüne gelen ve yüzde suyu fokurdatan hava habbelerinden ayırmıyordu."}]},"HABER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olay hakkında verilen bilgi","example":"Akşam haberlerini izledik."}]},"HABERDAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir olay veya durum üzerine bilgisi olan, haberi olan","example":null}]},"HABERLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir durumu karşılıklı olarak iletmek, karşılıklı olarak haber alıp vermek","example":null}],"lemma":"haberleşmek"},"HABİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sevilen; sevgili","example":null}]},"HABİRE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Durmadan, sürekli","example":"Habire soru soruyor."}]},"HABİS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötücül bazı hastalıklar veya urlar","example":"... bir sinek vardır, sokarsa habis çıban yapar, tedavisi zordur."},{"pos":"adj","definition":"Kötü, alçak, soysuz kimse","example":"Köy halkı, habis adamın sürekli sorun çıkarmasından artık bıkmıştı."}]},"HABİTAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde yaşama; iskân","example":"Bu bölgede yapılan çalışmalar, insan yerleşiminden önce tilkilerin doğal habitat olarak burayı kullandığını gösteriyor."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin ilk veya çok yetiştirildiği yer","example":"Van Gölü çevresi, inci kefalinin doğal habitatı olarak bilinir ve bu tür burada bol miktarda bulunur."}]},"HABİTUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkinin yerindeki durumu, dallanması, köklerinin toprak içerisindeki dağılmasını belirten morfolojik görünüş","example":null}]},"HAC":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle tek tanrılı dinlerde kutsal olarak tanınan yerlerin, o dinden olanlarca yılın belli aylarında ziyaret edilmesi","example":"Yahudilikte, Kudüs’e hac yapmak dini vecibeler arasında sayılırdı."},{"pos":"n","definition":"İslam'ın beş şartından biri olan, Müslümanlarca zilhicce ayında Mekke'de yapılan Kâbe'yi ziyaret ve tavaf ibadeti","example":"Hac ibadetini yerine getirenler, döndüklerinde hayatlarında büyük bir huzur ve manevi yenilenme hissettiklerini söylüyor."}]},"HACAMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizip üzerine boynuz, bardak veya şişe oturtarak kan alma","example":"Dedem, sırt ağrılarından kurtulmak için düzenli olarak hacamat yaptırırdı."},{"pos":"n","definition":"Hafif yaralama","example":"Küçük bir tartışmada, çocuğun kolunda hafif bir hacamat meydana gelmişti."}]},"HACCET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Müslümanlıkta hac zamanında Kâbe'yi ziyaret ve tavaf etmek","example":"Dedem, yıllardır dua ettiği gün sonunda geldi ve bu yıl Kâbe'yi haccetmek nasip oldu."},{"pos":"v","definition":"Hristiyanlıkta kutsal sayılan yerleri ziyaret etmek","example":"Ortaçağ Avrupası'nda binlerce insan, azizlerin türbelerini haccetmek için uzun yolculuklara çıkıyordu."}],"lemma":"haccetmek"},"HACET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey","example":"Projenin tamamlanması için son onayın alınması şart, aksi hâlde başka türlü bir hacet kalmıyor."},{"pos":"n","definition":"Böbreklerde kandan süzülerek idrar yolları aracılığıyla dışarıya atılan sıvı","example":"Doktor, hastaya böbreklerin düzgün çalışıp çalışmadığını anlamak için düzenli hacet yapıp yapmadığını sordu."}]},"HACI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kudüs, Efes, Mekke vb. kutsal bir yeri ziyaret etmiş olan kişi","example":"Rehber, grubundaki Hacı İsmail'e Kudüs'teki Kubbetü’s-Sahra’nın tarihi önemini anlattırıyordu."}]},"HACIAĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gereksiz, yersiz para harcayan taşralı zengin","example":null}]},"HACKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayar ve haberleşme teknolojileri konusundaki bilgisini gizli verilere ulaşmak, ağlar üzerinde yasal olmayan zarar verici işler yapmak için kullanan kimse","example":null}]},"HACZET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir alacağın ödenmesi için borçlunun geçim ve mesleğinde gerekli olan şeyler dışında kalan para, aylık veya malına icra dairesi el koymak","example":null}],"lemma":"haczetmek"},"HACİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismin uzayda doldurduğu boşluk","example":null}]},"HACİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bunama, mahkûm olma vb. sebeplerden dolayı kanunun, bir kimsenin malını, parasını istediği gibi kullanmasına ve harcamasına engel olması","example":null}]},"HACİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir alacağın ödenmesi için borçlunun parasına, aylığına veya malına icra dairesi tarafından el konulması","example":"Türkân'ın kocası oturdukları evin eşyalarını hacizden zor kurtarmıştı."}]},"HAD":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, faz","example":"İnsan buna bir hadde kadar göz yumabilir."},{"pos":"n","definition":"Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime","example":"Fizikte \"hız\" terimi, bir cismin birim zamanda aldığı yolu ifade eden bir haddir."}]},"HADDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Madenleri tel durumuna getirmek için kullanılan ve türlü çapta delikleri olan çelik araç","example":null}]},"HADDELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Madenleri haddeden geçirerek birtakım işlemler sonucu, istenilen biçime getirmek","example":null}],"lemma":"haddelemek"},"HADEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resmî kuruluşlarda, iş yerlerinde, temizlik ve getir götür işlerine bakan görevli","example":null}]},"HADIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısırlaştırılmış, enenmiş erkek","example":null}]},"HADİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hizmet eden; hizmet edici; yarayan","example":"Bilim insanları, insanlığa hadîm olmayı amaçlayan yeni bir tedavi yöntemi geliştirdiklerini duyurdu."}]},"HADİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti Muhammed'in söz ve davranışları","example":"Komşusu açken tok yatan bizden değildir hadisi, yardımlaşma ve dayanışmanın önemini vurgular."},{"pos":"n","definition":"Bu söz ve davranışları inceleyen bilim","example":"Üniversitede hadis ilmi üzerine uzmanlaşan bir profesör, Hz. Muhammed'in eğitim anlayışını detaylıca anlattı."}]},"HADİSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş","example":"Dün akşamki hadise, mahallenin tamamını ayağa kaldırdı; herkes ne olduğunu öğrenmeye çalışıyordu."}]},"HADİSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş","example":"Dün akşamki hadise, mahallenin tamamını ayağa kaldırdı; herkes ne olduğunu öğrenmeye çalışıyordu."}]},"HAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Takımda, savunucular ile akıncılar arasında yer alan ve karşılaşmada oyuna yön veren oyuncu","example":null}]},"HAFAKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbin hızlı ve sık vurması","example":"Gece, hafakanlar içinde, vaziyeti unutup da elektrik düğmesini çevirdiğim zaman, korkunç bir 'tık' sedası duydum."}]},"HAFIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuran'ı bütünüyle ezbere bilen kimse","example":"Köydeki camide görev yapan Hafız Mustafa, sesiyle herkesi derinden etkiliyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi anlamadan ezberleyen kimse","example":"Öğretmen, dersleri hafız öğrencilerine anlayarak çalışmaları gerektiğini sık sık hatırlatıyordu."}]},"HAFIZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü","example":null}]},"HAFIZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi olduğu gibi akılda tutmak, öğrenip akılda tutmak","example":null}],"lemma":"hafızlamak"},"HAFNİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 72, atom ağırlığı 178,6 olan, az rastlanır bir element","example":null}]},"HAFRİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yeri, toprağı kazma işi","example":null}]},"HAFTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbiri ardınca gelen yedi günlük dönem","example":"Bir iki haftaya kadar taburcu olacağız."}]},"HAFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkalarından gizlenen","example":null}]},"HAFİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şımarık ve delice tavırlı, hareketlerinde ölçüsüz","example":"Partide hafif davranışlarıyla dikkat çeken genç, herkesin tepkisini toplamıştı."},{"pos":"adj","definition":"Etkisi ve gücü az olan","example":"İlaç hafif bir yan etkisi yapabilir, ama bu geçicidir."}]},"HAFİFLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü, sıkıntı, tedirginlik veren bir durum ortadan kalkmak veya azalmak, rahata kavuşmak","example":"İkinci görevi bırakınca hafifledi."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir sebeple eski ağırlığı azalmak","example":"Koli taşındıkça içindekiler azalıyor, böylece her seferinde biraz daha hafifleşiyordu."}],"lemma":"hafiflemek"},"HAFİFSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz görmek","example":null}],"lemma":"hafifsemek"},"HAFİFTEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hafif bir biçimde, belli belirsiz, yavaş yavaş","example":"İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı / Hafiften bir rüzgâr esiyor"}]},"HAFİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek torun","example":"Dedesi, hafit Mehmet’i omzuna alarak köydeki bağları tek tek gezdirdi."}]},"HAFİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel soruşturma yapmak için görevli olan ve edindiği bilgileri ilgililere ileten kimse","example":null}]},"HAHAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yahudi din adamı","example":null}]},"HAHHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alaylı, yapmacıklı gülerken çıkan ses","example":null}]},"HAHNİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 105 olan, kaliforniyum atomlarının, azot çekirdekleriyle bombardımanından elde edilmiş yapay element","example":null}]},"HAJE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Afrika'da yaygın kobra türü","example":null}]},"HAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine yasa ya da adalet gereği düşen şey","example":"Herkesin söz hakkı var."}]},"HAKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı padişahlarına verilen unvan","example":"Kanuni Sultan Süleyman, doğuda ve batıda kazandığı zaferlerle sadece bir hakan değil, aynı zamanda adaletin simgesi olarak anılıyordu."},{"pos":"n","definition":"Türk, Moğol ve Tatar hanları için \"hükümdarlar hükümdarı\" anlamında kullanılan bir unvan","example":"Moğol ordusunun başındaki Hakan, doğudan batıya tüm hanları kendisine bağlı kılarak geniş bir imparatorluk kurdu."}]},"HAKARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçültücü söz veya davranış","example":"Hakaretlerle bağırarak haşlıyor ve onlara ambarda ve güvertedeki yerlerini gösteriyordu."},{"pos":"n","definition":"Onur kırma, onura dokunma","example":"Haksız yere suçlanması, tüm emeklerinin yok sayılması gibi geldi ve bu durum ona ağır bir hakaret oldu."}]},"HAKEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılaşmaları, yarışmaları kurallara uygun ve yansız olarak yöneten kimse","example":"Hakem, üçüncü defa tekrar ederse güreşe son vereceğini ilan etti."},{"pos":"n","definition":"Tarafların aralarındaki anlaşmazlığı çözmek için yetkili olarak seçtikleri ve üzerinde anlaştıkları kişi","example":"Şirketler arasındaki sözleşme ihtilafını çözmek için uluslararası tecrübesi olan bir hakem üzerinde anlaşıldı."}]},"HAKEZA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bu yolda, bu biçimde","example":null}]},"HAKKAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hak işleri yapan sanatçı, oyma işleri yapan sanatçı","example":null}]},"HAKKARİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"HAKKET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oymak","example":"Usta, mermer plakaya müşteri ismini büyük bir titizlikle hakketmek için saatlerce çalıştı."},{"pos":"v","definition":"Yazı ve şekilleri kazıyarak silmek","example":"Eski tapınağın duvarlarına oyulmuş yazıları, hırsızlar iz bırakmamak için hakketmek suretiyle yok etmişlerdi."}],"lemma":"hakketmek"},"HAKKINDA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İlgili olarak","example":null}]},"HAKKIYLA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok ince ayrıntıları ile, eksiksizce, gereği gibi, tam olarak","example":null}]},"HAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Savaş veya yarışmada üstünlük sağlamak, üstün gelmek","example":"Ben de dördünü beşini evelallah haklarım."},{"pos":"v","definition":"Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak","example":"Çiftlikteki eski taşları haklamak için büyükçe bir çekiç kullanıldı."}],"lemma":"haklamak"},"HAKLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Savaş veya yarışmada üstünlük sağlamak, üstün gelmek","example":"Ben de dördünü beşini evelallah haklarım."},{"pos":"v","definition":"Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak","example":"Çiftlikteki eski taşları haklamak için büyükçe bir çekiç kullanıldı."}]},"HAKSEVER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğru bildiği şeyden ayrılmayan kimse","example":null}]},"HAKTANIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herkesin hakkını gözeten kimse","example":null}]},"HAKURAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güvercinler takımından, güvercinden küçük, boz, gri renkli bir kuş","example":null}]},"HAKÇASI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğrusu; doğru olanı","example":"Yok bu konuda kabahatsiz sayılmam, hakçasını söylemek lazım."}]},"HAKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeşile çalan toprak rengi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yeşile çalan toprak renginde olan","example":"Arkadan hâkî esvaplı, ikişer olmuş rüştiye çocukları bağrışarak kaynaşıyorlardı."}]},"HAKİKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşüncenin gerçekle uyuşması, yargı ve önermelerin gerçeğe uygun olması","example":"Hakikatı anlamak çok defa kolay değildir."},{"pos":"adv","definition":"Gerçek olarak, gerçekte, gerçeği söylemek gerekirse","example":"Bu köşk, hakikat, güzel olmuş."}]},"HAKİKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahte olmayan","example":"O elbisenin hakiki deriden yapıldığını hemen fark ettim; dokusu o kadar gerçekçiydi."},{"pos":"adj","definition":"Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan","example":"Gerçek sevgi, hakiki bir bağ kurmaktan geçer ve hiçbir zaman yok sayılmaz."}]},"HAKİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisine tapılacak varlık","example":"Bazı eski uygarlıklar, hakim olarak kabul ettikleri tanrılara taparlardı."},{"pos":"n","definition":"Millet adına, yargı yetkisini kullanarak yasaya aykırı davranışlarda veya uyuşulmayan işlerde yasayı yerine getirmekle, adaleti gerçekleştirmekle görevli kimse","example":"Hakim mahkemede verdiği kararlarla adaletin sağlanmasına katkıda bulunuyordu."}]},"HAKİMANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek kimseye yaraşır biçimde","example":"Büyük bir tecrübe ve derin bir bilgiyle sorunları hakimane çözdü."},{"pos":"adv","definition":"Buyururcasına, hükmedercesine","example":"Fikirlerini anlattığı vakitlerdeki hâkimane ve müstehzi sesiyle söyledi."}]},"HAKİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değersiz, önemi olmayan, aşağı görülen","example":null}]},"HAKŞİNAS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herkesin hakkını gözeten kimse","example":"Hakşinas bir lider olarak, her çalışanının hakkını gözetti ve adaletli bir yönetim sergiledi."}]},"HAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içinde bulunduğu şartları veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum","example":"Bu eserin halini anlamak için detaylı bir inceleme yapmak gerekir."},{"pos":"n","definition":"Fiziksel güç, bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü","example":"Onun bu işin üstesinden gelecek hali yoktu."}]},"HALA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Şu ana kadar, bugüne gelinceye kadar","example":"Seksen yaşına geldi, hâlâ hâfızası yerinde."},{"pos":"n","definition":"Babanın kız kardeşi","example":null}]},"HALAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden, bir şeyden kurtulma","example":null}]},"HALASKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi hayatını tehlikeye atarak bir kimseyi, bir topluluğu güç bir durumdan veya yok olmaktan kurtaran kimse","example":null}]},"HALAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalın ve sağlam ip","example":"Gemiyi halatla iskeleye bağladılar."}]},"HALAVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hoşa gitme özelliği olma durumu","example":"Yüzünde ve sesinde bir halâvet var."}]},"HALAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde genellikle davul ve zurna eşliğinde toplu olarak oynanan bir halk oyunu","example":"Davullar dövüldü, zurnalar halay havaları üfürdü, düğün dernek kutlandı."}]},"HALAYIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın","example":"Ben, dedi, zevce ile cariye arasındaki farkı hâlâ anlamış değilim."}]},"HALAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekinler biçilirken tarlaya dökülen tanelerden ertesi yıl kendiliğinden yetişen ekin","example":null}]},"HALAZADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Halanın oğlu veya çocuğu","example":null}]},"HALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker, ışık halkası","example":"Gece gökyüzüne baktığımızda, ayın etrafındaki parlak hale dikkat çekici bir manzara oluşturuyordu."},{"pos":"n","definition":"Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire","example":"Müzedeki tablo, bir azizi tasvir ediyor ve başındaki altın rengi hale, kutsallığını vurguluyordu."}]},"HALEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin ardından gelip onun makamına, yerine geçen kimse","example":"Şirketin CEO'su emekli olduktan sonra, halefi onun başarılarını daha da ileriye taşıdı."}]},"HALEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bozma; bozukluk","example":"Harb ticarete halel verdi."}]},"HALELDAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bozukluğu olan","example":null}]},"HALELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayın çevresinde ışık halkası oluşmak","example":null}],"lemma":"halelenmek"},"HALEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Şu anda, içinde bulunduğumuz zamanda","example":null}]},"HALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi; durum","example":"Hastanın hâlie bakılırsa acilen müdahale edilmesi gerekiyor."},{"pos":"v","definition":"Hüküm etmesine, hükümdar olmasına son vermek","example":null}]},"HALETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hüküm etmesine, hükümdar olmasına son vermek","example":null}]},"HALFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerden, lifleri ip, çuval ve kâğıt yapımında kullanılan bir bitki","example":null}]},"HALHAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların ayak bileklerine taktıkları bilezik","example":"Vişneçürüğü ipekliden kuş tüyü yastıklara gömülmüş, şaşılacak incelikteki ayak bileklerindeki gümüş halhallar."}]},"HALI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yere veya mobilya üstüne serilmek, duvara gerilmek için, çoğu yünden dokunan, kısa ve sık tüylü, nakışlı, kalın yaygı","example":null}]},"HALK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkede ya da bir yerde yaşayan insanların bütünü","example":"Halk meydanda toplandı."}]},"HALKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember","example":"Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı."},{"pos":"n","definition":"Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı","example":"Çantanın askısını sağlam bir halkaya geçirdikten sonra yürümeye başladı."}]},"HALKALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kıvırarak halka biçimine getirmek","example":"Kadın, ince metal telini dikkatlice halkalamak için parmaklarıyla döndürerek güzel bir takı yaptı."},{"pos":"v","definition":"Bir yer veya şeyin çevresini çember biçiminde kuşatmak","example":"Çocuklar , öğretmeni , halkaladılar ."}],"lemma":"halkalamak"},"HALKAVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Halka biçiminde olan","example":null}]},"HALKEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Halkı eğitip millî birliğe ve ülküye yöneltmek amacıyla açılan kuruluş","example":"Cumhuriyet döneminde açılan halkevleri, halkın eğitimi ve kültürel gelişimi için önemli bir görev üstlendi."},{"pos":"n","definition":"Bu kuruluşun görev yaptığı yapı","example":"Kasabanın merkezindeki eski halkevi binası, bugün müze olarak kullanılıyor."}]},"HALKOYU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyla ilgili halkın genel düşüncesi","example":"Kamuoyu araştırmasına göre, çevre düzenlemesi konusunda halkoyunun olumlu olduğu gözlemlendi."}]},"HALKİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkede yaşayan halkın kültür ürünlerini, sözlü edebiyatını, geleneklerini, törelerini, inançlarını, mutfağını, müziğini, oyunlarını, halk hekimliğini inceleyerek bunların birbirleriyle ilişkilerini belirten, kaynak, evrim, yayılım, değişim, etkileşim vb. sorunlarını çözmeye, sonuç, kural, kuram ve yasaları bulmaya çalışan bilim dalı","example":null}]},"HALLAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yünü, pamuğu yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma, ditme işini yapan kimse","example":"Doktor, hallacın yanına vardı. Nabzını tuttu."}]},"HALLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, başka bir biçim veya duruma girmek","example":"Yağmur suları gölette birikerek zamanla bataklığa hallendi."},{"pos":"v","definition":"Bayılır gibi olmak","example":"Güneş altında saatlerce çalıştıktan sonra birden başı döndü, hallenir gibi oldu."}],"lemma":"hallenmek"},"HALLET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güç görünen bir iş veya durumu çözmek, başarmak","example":"Sinema işlerinden anlayan bir arkadaşa bu konuşmayı anlattığım zaman o muammayı halletti ."},{"pos":"v","definition":"Olumlu sonuca bağlamak; yoluna koymak","example":"Bakınız, tesadüf bunu ne kadar güzel düşünüp halletti."}],"lemma":"halletmek"},"HALLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Rahatlamak ve çözüm bulmak amacıyla dertlerini karşılıklı anlatmak","example":"Uzun zamandır görüşmediğimiz için oturup dertleşmek ve halleşmek istedik."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyle yakından ilgilenmek","example":"Bahçedeki güllerle sabah akşam halleşerek onları bambaşka bir güzelliğe kavuşturdu."}],"lemma":"halleşmek"},"HALLOL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sonuca ulaştırılmak, sonuca bağlanmak, bitirilmek, neticelenmek, intaç edilmek","example":"Uzun süredir tartışılan proje sonunda toplantıda halloldu ve uygulamaya geçildi."},{"pos":"v","definition":"Bir sıvı içinde erimek","example":"Tereyağı , suda halloldu ."}],"lemma":"hallolmak"},"HALLİCE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Durumu benzerlerine göre biraz daha iyi olan","example":null}]},"HALOJEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Madenlerle birleştiğinde tuz verebilen flor, klor, brom ve iyot elementleri","example":null}]},"HALT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi başka bir şeyle karıştırma","example":"Yeni işe başlayan çocuk, tuzu şekere halt edip tüm tatlıları mahvetti."},{"pos":"n","definition":"Uygunsuz söz söyleme, uygunsuz iş yapma","example":"Toplantıda herkes ciddi konular konuşurken onun yaptığı halt gerçekten sabrımızı zorladı."}]},"HALTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine metal sapla bağlanmış iki gülle veya disklerden yapılmış araç","example":"Yüksek dağda halter taşımak, eski zamanlarda dağcılar için zorlu bir işti."},{"pos":"n","definition":"Bu aracı iki elle kaldırmayı amaçlayan spor dalı","example":"Genç atlet, halter yarışmasında şampiyon olabilmek için haftalarca sıkı bir antrenman yaptı."}]},"HALUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Temiz huylu; iyi ahlaklı","example":"Ahmet Naci, ağırbaşlı, çalışkan ve haluk bir gençti."}]},"HALVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Issız yerde yalnız kalma","example":"Yalnız kalıp içsel huzurunu bulmak isteyen Ahmet, ormanın derinliklerine doğru bir halvet arayışına çıktı."},{"pos":"n","definition":"Issız ve kapalı yer","example":"Eski bina, uzun zamandır kullanılmadığı için içi kararmış ve bir halvete dönüşmüştü."}]},"HALİFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Padişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı","example":"O dönemde halife olarak kabul edilen padişah, ülkede huzuru sağlamak için çeşitli reformlar yaptı."},{"pos":"n","definition":"Hazreti Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimse","example":"Osmanlı İmparatorluğu döneminde, halife, Müslümanların dini lideri olarak büyük bir otoriteye sahipti."}]},"HALİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğu Hindistan'da yetişen bir bitki","example":null}]},"HALİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yumuşak huylu insanlar","example":null}]},"HALİS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçine başka şeyler karışmamış olan","example":null}]},"HALİSANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Her türlü çıkar düşüncesinden uzak olarak, temiz yürekle, içten bir biçimde","example":null}]},"HALİTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok metalden, bazı durumlarda metallerle, C, P, Te vb. elementlerden oluşan metal görünümünde katı veya sıvı karışım","example":"Bilim insanları, dayanıklılığı artırmak için çelik ve alüminyum halitası geliştirdiler."},{"pos":"n","definition":"Birden çok ögeden oluşmuş karmaşık bir bütün","example":"Dede tecrübe neticesiyle her insanın zıt şeylerden yoğrulmuş bir halita olduğunu biliyordu."}]},"HALİYLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zorunlu olarak, elinde olmadan","example":"Planları bozulan ekip, haliyle alternatif bir rota çizmek zorunda kaldı."},{"pos":"adv","definition":"Olduğu gibi","example":"Ahmet, iş yerindeki tüm zorluklara haliyle alıştı."}]},"HALİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karanın içine sokulmuş deniz parçası","example":"İstanbul'daki Haliç, karanın içine doğru uzanmış olan deniz parçası, şehre eşsiz bir manzara sunuyor."},{"pos":"n","definition":"Gelgit olayının belirgin olduğu yerlerde, bu olaydan doğan akıntıların etki yaptığı kıyılarda akarsu ağızlarının huni biçiminde genişlemiş durumu","example":"Kıyı boyunca yapılan incelemelerde, hâliçlerin gelgit etkisiyle zamanla daha da genişlediği gözlemlendi."}]},"HAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yenecek kadar olgun olmayan meyve","example":"Bu elmalar henüz ham, birkaç gün daha beklememiz gerekiyor."},{"pos":"adj","definition":"İdman yapmamış olan, idmanı olmayan, çevikliği olmayan","example":"Ham vücutla ancak bu kadar koşabilirim."}]},"HAMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki ağaç veya direk arasına asılarak içine yatılan ve sallanabilen, ağ, bez ve benzerinden yapılmış yatak","example":null}]},"HAMAKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zekâsı az gelişmiş olma durumu, anlayış kıtlığı","example":null}]},"HAMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ücretle yük taşıyarak geçinen kimse","example":null}]},"HAMALİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamal ücreti","example":"Çalışanlar, taşınan eşyaların miktarına göre hamallığı belirlediler, bu da işin zorluk derecesine bağlı olarak değişiyordu."}]},"HAMAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıkanılacak yer","example":"Banyosuz, duşlu, avuç içi gibi bir aralıktı hamam."},{"pos":"n","definition":"Para karşılığında yıkanma işinin yapıldığı yer","example":"Eski mahalle hamamı, her cuma akşamı kalabalıkla dolup taşar ve sıcak taşların üzerinde sohbetler yapılırdı."}]},"HAMARAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çalışkan, becerikli, elinden iyi iş gelen","example":null}]},"HAMASET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlü ve cesur olma durumu, kahramanca davranış","example":null}]},"HAMASİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yiğitlerden ve yiğitliklerden söz eden destan, şiir","example":null}]},"HAMAİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine muska vb. konulan, üzeri kabartma ya da telkâri tekniğiyle süslenmiş, dikdörtgen biçimli gümüş kutu","example":"Büyükannesinin sağlığını korumak için hediye olarak aldığı hamail, üzerinde ince işçilikle yapılan desenler ve bir muska taşıyan gümüş bir kutuydu."}]},"HAMHALAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eğitim görmemiş, bilgisiz, görgüsü olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Verimi olmayan veya az olan, yetersiz","example":"Toprağın hamhalat olması, çiftçilerin bu yıl istedikleri ürünü alamamalarına neden oldu."}]},"HAMIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirmek özelliğinde olan ve birleşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluşturan hidrojenli birleşik","example":null}]},"HAMLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması","example":"Kürekçilerin her hamlası, sandalı dalgaların üzerinde hızla ileriye taşıyordu."},{"pos":"v","definition":"Uzun zaman idman yapmamak, hareket etmemek yüzünden gücünü veya çevikliğini yitirmek","example":"Dükkânda otura otura şişmiş, hamlamış, etleri yumuşamış."}]},"HAMLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uzun zaman idman yapmamak, hareket etmemek yüzünden gücünü veya çevikliğini yitirmek","example":"Dükkânda otura otura şişmiş, hamlamış, etleri yumuşamış."}]},"HAMLAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaynak yapımında, metalleri kesme ve eritme işlemlerinde kullanılan, alev püskürten araç","example":null}]},"HAMLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi başarmak için yapılan atılım; satrançta taş sürme","example":"Satrançta ustaca bir hamle yaptı."}]},"HAMLET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sebebe bağlamak, bir duruma işaret saymak","example":null}],"lemma":"hamletmek"},"HAMSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan eser","example":null}]},"HAMSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamsigillerden, Akdeniz, Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında avlanan, 10-12 cm boyunda, ince uzun bir balık","example":null}]},"HAMSİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erbainden sonra gelen, 31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi","example":null}]},"HAMT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'ya şükretme","example":null}]},"HAMULE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kâğıt dolgu maddesi","example":"Baskı kalitesini artırmak için kağıda eklenen hamule, kağıdın dayanıklılığını ve pürüzsüzlüğünü artırdı."}]},"HAMUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen ana özellik","example":"Bu kadar sabırlı ve sakin olabilmesi, onun güçlü hamurundan kaynaklanıyordu"},{"pos":"n","definition":"Unun su veya başka sıvılarla yoğrulmuş durumu","example":"Annesi, mantı yapmak için hamuru incecik açarak hazır hale getirdi."}]},"HAMURKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fırında hamur yoğuran işçi","example":"Delikanlılardan biri, bir ekmekçi hamurkârı idi."}]},"HAMURLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hamur sürmek","example":"Böreğin üzerine ince bir tabaka zeytinyağı sürdükten sonra kalan hamuru iyice hamurladı."},{"pos":"v","definition":"Tencereden buğu çıkmasını önlemek için kenarını hamurla sıvamak","example":"Annem, buharın dışarı kaçmasını engellemek için tencerenin kapağını iyice hamurladı."}],"lemma":"hamurlamak"},"HAMUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Araba koşumunda atların boyunlarına geçirilen ağaç veya üstüne meşin geçirilmiş çember","example":null}]},"HAMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Koruma işini yapan; gözetici; bakıcı","example":"Yegâne hamim, ondan gayri kimsem yok."},{"pos":"adj","definition":"Kayıran, kayırıcı kimse","example":"Yeni projede görev almasını, onu yıllardır destekleyen hamisinin tavsiyesiyle başardı."}]},"HAMİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Elinde bulunduran, üzerinde taşıyan","example":"Yeni çıkan kitabı hamil bir şekilde taşıyan genç, herkese öneriyordu."}]},"HAMİLE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karnında yavru bulunan (kadın veya hayvan)","example":"Şu arkamdaki hamile kadına bir yer arıyorum."}]},"HAMİLEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Üzerinde taşıyarak","example":null}]},"HAMİNNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşlı ve saygı duyulan kadın","example":"Haminnenin azatlıları bayramdan birkaç gün evvel geldiler."}]},"HAMİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insanın yurdunu, ulusunu ve ailesini koruma çabası","example":"İçinde müthiş bir harp taraftarlığı, bir vatanperverlik, bir hamiyet taşıyordu."}]},"HAMİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı","example":"Mektubun sonuna, iş yerindeki değişiklikleri bildiren bir hamiş eklemeyi unuttum."}]},"HAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı","example":"Bir handa, yorgun argın tatlı bir uykudaydık."},{"pos":"n","definition":"Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan unvan","example":"Kırım hanları. Altın Ordu hanları."}]},"HANAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer","example":"Evdeki hanay, tüm odalara ulaşan geniş bir geçiş alanıydı; özellikle sabah kahvaltıları burada yapılırdı."},{"pos":"n","definition":"Bir yapının veya yapı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevrili alan","example":"Konak, merkezdeki hanayla çevrelenmiş geniş bir avluya sahipti; yaz aylarında burada çok vakit geçirilirdi."}]},"HANDAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşamaktan mutlu olduğunu davranışlarıyla belli eden","example":null}]},"HANDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurma işi veya biçimi","example":null}]},"HANDİKAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elverişsiz durum; engel","example":"Görme engeli, onun günlük yaşamını zorluyor, ancak her zaman bu handikapla başa çıkmaya çalışıyor."},{"pos":"n","definition":"At yarışlarında binicilerle eyerin toplam ağırlığının, atların koşuyu kazanma şansını etkileyecek biçimde ayarlanması","example":"Yarışta en güçlü atlardan biri olsa da, handikap nedeniyle biraz daha ağır bir biniciyle koşmak zorunda kaldı ve bu, hızını etkiledi."}]},"HANDİYSE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Nerede ise, az zaman sonra","example":null}]},"HANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ev; konut","example":"Yeni haneler inşa edilerek mahalleye birçok aile taşındı."},{"pos":"n","definition":"Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri","example":"Dama tahtasında altmış dört hane vardır."}]},"HANEDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hükümdar, devlet büyüğü vb. bir kişiye dayanan soy, büyük aile","example":"Hanedan prenslere dair başka hatıram yoktu."},{"pos":"adj","definition":"Belli ve büyük soydan gelen","example":"O, tarihi bir hanedanın mensubu olarak, ailesinin mirasını yaşatmaya ve kültürel mirasa sahip çıkmaya büyük bir özen gösteriyor."}]},"HANEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, kelam, kavil","example":"Konuşmasında her şeyi açıkça ifade etti; söyledikleri tam anlamıyla bir hanek gibiydi, her bir kelime düşüncesini eksiksiz aktarıyordu."}]},"HANENDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şarkı söyleyen, şarkı söyleme yeteneği olan veya mesleği şarkı söylemek olan kimse","example":"O, ünlü bir hanende olarak sadece sahnede değil, birçok müzik yarışmasında da ödüller kazanmış bir sanatçıdır."}]},"HANGAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uçak, araba, tarım aracı vb. nesneleri barındırmaya yarar kapalı yer, sundurma","example":"Havaalanındaki hangar, uçakların bakımını yapmak ve gecelemek için kullanılan büyük bir depoya sahipti."}]},"HANGİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki veya daha çok şeyden bir tanesini belirtecek bir cevap istemek için kullanılan soru sıfatı","example":"Hangi renk seni daha çok etkiledi?"}]},"HANIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın eş","example":"Ahmet, hanımıyla birlikte tatil planları yapmak için akşam oturup uzun uzun konuştu."},{"pos":"n","definition":"Kadınlara verilen bir unvan","example":"Kütüphane görevlisi, kitapları teslim ederken 'Buyurun Zeynep hanım, iyi günler dilerim,' dedi."}]},"HANIMELİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hanımeligillerden tırmanıcı, korularda, çalılıklarda yetişen bir bitki","example":"Bahçe duvarını tamamen saran hanımeli, yaz boyunca ortama doğal bir güzellik katıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin güzel kokulu çiçeği","example":"İki yanı ve mutfağın penceresi hanımelleri ve sarmaşıklarla perdelenmiş kafeslerle örtülüdür."}]},"HANOİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Vietnam ülkesinin başkenti.","example":null}]},"HANTAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan","example":"Oturma odasındaki hantal kanepe, hem çok yer kaplıyor hem de odanın havasını boğuyordu."},{"pos":"adj","definition":"İşi, davranışları kaba ve yavaş","example":"Suat onun yanında kendini iri yarı ve hantal hissetti, bırakıp kaçası geldi."}]},"HANUMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ev bark; ocak","example":null}]},"HANUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hizmet karşılığı olarak özellikle turist kafilelerini alışveriş etmeleri için belirli dükkânlara götürme işinden alınan yüzde","example":null}]},"HANÇER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucu eğri ve sivri, kamaya benzer, silah olarak kullanılan bir tür bıçak","example":null}]},"HANÇERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar","example":null}]},"HANÜMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ev bark, aile ocağı","example":null}]},"HANİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir şeyi hatırlatırken ya da sorarken kullanılır","example":"Hani bana kitabı getirecektin?"}]},"HAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kolayca yutulabilmesi için çoğu kez yassı veya silindir biçimine getirilmiş katı ilaç","example":"Baş ağrısından kurtulmak için bir hap içip biraz dinlenmeye çekildi."},{"pos":"n","definition":"Bir içimlik afyon","example":"Geceyi ayakta geçirmek isteyen kağnı sürücüsü, bir hap alarak yola koyuldu."}]},"HAPAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elin iç tarafı","example":null}]},"HAPAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Avuçla kavramak, avuçla almak","example":null}],"lemma":"hapazlamak"},"HAPLOİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olgun bir üreme hücresinde bulunan kromozom takımı","example":null}]},"HAPSET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir suçluyu hapishaneye koymak","example":"Polis, mahkeme kararı sonrası zanlıyı hapsederek cezasının infazına başlandı."},{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi bir süre için boşu boşuna tutmak","example":"Gelirim diye beni akşama kadar burada hapsetti."}],"lemma":"hapsetmek"},"HAPSOL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bulunduğu yerden dışarı çıkamamak","example":"1960'lar yükselişine fren koyan 12 Mart sonrasında, sol giderek savunma mevzilerine hapsoldu."}],"lemma":"hapsolmak"},"HAPTET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşısındakini susturmak, cevap veremez durumunda bırakmak","example":"Bu sözüyle beni haptetti."}],"lemma":"haptetmek"},"HAPİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer","example":"Yüksek duvarlarla çevrili hapis, kasabanın biraz dışında ürkütücü bir şekilde yükseliyordu."},{"pos":"n","definition":"Yasalara göre suçu belirlenen bir kimseyi cezaevine koyma cezası","example":"Yedil yıl hapis yatacak."}]},"HAPŞIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak","example":"Aksi gibi benim hiç durmadan esneyeceğim geliyor, hapşırmak istiyordum."}],"lemma":"hapşırmak"},"HAPŞIRIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı","example":null}]},"HAPŞU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hapşırırken çıkan ses","example":null}]},"HAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz","example":"Yaz tatilinde, bütün parayı har vurup harman savurduktan sonra borçlanıp zor durumda kaldı."},{"pos":"n","definition":"Sıcak; kızgın; yakıcı","example":"Yazın öğle saatlerinde güneşin har sıcağında sahilde yürümek neredeyse imkansız hale gelmişti."}]},"HARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı nesne, canlı, göz ve benzerinde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler","example":"Denizin yüzeyi güneş ışınlarıyla parlıyor, suların üstünde hara gibi dalgalanan ışık çizgileri görünüyordu."},{"pos":"n","definition":"At üretilen çiftlik, aygır deposu","example":"İyi bir at sahibi olmak isteyen çiftlik, en kaliteli aygırlarını hara adı verilen özel alanlarda besliyor."}]},"HARABAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçki satılan ve içilen yer, içki yeri","example":"Geceyi geçireceğimiz mekanın bir harabat olduğunu duyduğumda biraz tedirgin oldum, çünkü orada yalnızca içki içiliyordu."},{"pos":"n","definition":"Yıkıntılar; harabeler; viraneler","example":"Eski şehrin kalıntıları arasında dolaşırken, harabatın her köşesinde tarihî izler ve yıkık duvarlar görmek mümkündü."}]},"HARABATİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstüne başına özenmeyen, kılıksız","example":"Çalışanları arasında bir harabati vardı, her zaman kirli kıyafetlerle ofise gelir, dış görünüşüne hiç dikkat etmezdi."},{"pos":"adj","definition":"Vaktini meyhanelerde veya zevk ve sefada geçiren kimse","example":"Ahmet, eski arkadaşlarıyla her akşam harabati gibi zaman geçiriyor, meyhanelerden çıkmaz oldu."}]},"HARABE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuş yapı","example":"Ev, yıllardır bakımsız kaldığı için tam bir harabe haline gelmişti; duvarlar dökülüyor, çatıysa her an çökecek gibiydi."},{"pos":"n","definition":"Eski çağlardan kalmış şehir veya yapı","example":"Antik kenti gezdiğimizde, harabeler arasında geçmişe dair birçok iz bulduk."}]},"HARABİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Meyhaneye giden; âlemci","example":"Ne harabiyim ne harabatiyim / Kökü mazide olan atiyim"}]},"HARAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Din kurallarına aykırı olan, dinî bakımdan yasak olan","example":null}]},"HARANI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük tencere","example":null}]},"HARAP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü tükenmiş olan","example":"Yolculuk sırasında harap düşen adam, son bir gayretle kasabaya ulaşmayı başardı."},{"pos":"adj","definition":"Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak duruma gelmiş, yıkkın, viran","example":"İçeri girdiğimizde harap olmuş eski evin duvarları ve dökülen tavanı bizi gerçekten üzüntüye boğdu."}]},"HARAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğu kıldan dokunmuş, büyük çuval","example":"Yedi harar malı bir seferde kamyona yükledi."}]},"HARARE":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Zimbabve ülkesinin başkenti.","example":null}]},"HARARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Coşkun, ateşli olma durumu veya coşkunca yapılan iş","example":"Maçın son dakikalarındaki hararet, takımın galibiyetine olan inancı daha da arttırdı."},{"pos":"n","definition":"Bir cismin uzamasına, genleşmesine, buharlaşmasına, erimesine, sıcaklığının artmasına, bir iş yapmasına neden olan fiziksel enerji","example":"Fiziksel enerjinin artmasıyla metalin harareti hızla yükseldi, bu da malzemenin genleşmesine yol açtı."}]},"HARAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalabalık, düzensizlik ve benzerinin yol açtığı kargaşa","example":"Şehirdeki büyük festival, haraza dönüşerek sokaklarda büyük bir kalabalık ve kaos yarattı."},{"pos":"n","definition":"Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap","example":"Genç, arkadaşı tarafından küçümsendiğinde haraza gösterdi ve sinirli bir şekilde karşılık verdi."}]},"HARAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden, bir kimseden zorbalıkla alınan para","example":"Yerel çeteler, köylülerden haraç almak için sürekli baskı yapıyorlardı, bu da bölgedeki huzursuzluğu artırıyordu."},{"pos":"n","definition":"Osmanlı Devleti'nde Müslüman olmayanların devlete ödemekle yükümlü oldukları vergi","example":"Osmanlı döneminde, gayrimüslimlerin ödemek zorunda oldukları haraç, onların ekonomik durumunu zorlaştırıyordu."}]},"HARAŞO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür yün örgüsü","example":null}]},"HARBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateşli silahların içini temizlemekte kullanılan çubuk","example":"Av tüfeğini temizlerken, ustaca harbe kullanarak namlusunu tamamen temizledi."},{"pos":"n","definition":"Kısa mızrak","example":"Avcı, elindeki harbe ile hızla ormana doğru ilerleyerek ava çıkmaya hazırlandı."}]},"HARBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı Devletiyle henüz barış durumunda bulunmayan, bir antlaşma yapmamış devletler ve bu devletlerin uyrukları","example":"Osmanlı hükümeti, harbi devletlerle olan sınırlarını korumak için yeni önlemler aldı."},{"pos":"n","definition":"Osmanlı ülkelerinde ticaretle uğraşan yabancı uyruklu kimse","example":"Harbi tüccar, İstanbul'da kendi dükkanını açarak ticaret yapmaya başladı."}]},"HARBİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk Silahlı Kuvvetleri'ne subay yetiştiren yüksekokul","example":"Genç bir subay olarak Harbiye Okulu'ndan mezun olduktan sonra, yurdun dört bir yanında görev yapmaya başladım."},{"pos":"n","definition":"Savaşla ilgili işler","example":"Ülke, son yıllarda artan terör tehdidine karşı harbiye alanında önemli yatırımlar yaparak savunma sanayini güçlendirmeye başladı."}]},"HARCA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey yapmak için kullanmak, tüketmek","example":"Projeyi zamanında bitirebilmek için bütün enerjisini harcadı."},{"pos":"v","definition":"Bir iş görmek veya bir şey satın almak için parayı elden çıkarmak, sarf etmek","example":"Zeytin bahçesi kurmak için para harcadı ."}],"lemma":"harcamak"},"HARCAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey yapmak için kullanmak, tüketmek","example":"Projeyi zamanında bitirebilmek için bütün enerjisini harcadı."},{"pos":"v","definition":"Bir iş görmek veya bir şey satın almak için parayı elden çıkarmak, sarf etmek","example":"Zeytin bahçesi kurmak için para harcadı ."}]},"HARCIRAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol masrafı olarak ödenen para","example":null}]},"HARDAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turpgillerden, 100-150 cm yükseklikte, sarı çiçekli, deriyi yakıcı nitelikte olan ve tohumu hekimlikte kullanılan, tadı acı ve bir yıllık bir bitki","example":"Tarlanın köşesinde büyüyen hardal, parlak sarı çiçekleriyle hemen dikkat çekiyordu."},{"pos":"n","definition":"Bu tohumun toz durumuna getirilmiş veya sirke ile karıştırılarak yapılmış macunu","example":"Et yemeğinin yanında servis edilen hardal, yemeğe hafif acı bir tat katıyordu."}]},"HARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bileşiminde % 75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı","example":"Bu tarihi heykel, hare taşıyla yapılmış olup, zarif detaylarıyla göz alıcı bir şekilde parlıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bazı nesne, canlı, göz ve benzerinde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler","example":"Uskumrunun hareleri daha sık, gözleri küçük oysa kolyozun hem hareleri daha taraklı hem gözleri daha patlak."}]},"HAREKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir amaç gözetilerek bir askeri birliğe yaptırılan manevra, çarpışma, çevirme, kovalama gibi işler","example":"İzmir harekât on beş gün içinde ereğine varmış bulunuyordu"},{"pos":"n","definition":"Davranışlar; işler","example":"Şirket içindeki harekat, yeni projelerin başarısı için tüm departmanların uyumlu çalışmasını gerektiriyor."}]},"HAREKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret","example":null}]},"HAREKELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Arap alfabesiyle yazılmış bir metinlerde ünsüze hareke koymak","example":null}],"lemma":"harekelemek"},"HAREKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Durağan bir noktaya göre devinmekte olan bir nesnenin durumu; devim; hareket","example":"Trenin sürekli bir hareket halindeydi."},{"pos":"n","definition":"Tutulan yol","example":"Hedefe ulaşmak için doğru hareket planını çizmeliyiz."}]},"HAREKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hareket durumunda, devinim durumunda olan","example":"Rüzgar çanının devimsel hareketi ortaya bir akustik ahenk çıkarıyordu."}]},"HARELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerinde dalga oluşmak","example":"Şimdi kızarıyor, şimdi bozarıyor, renk renk hareleniyordu."}],"lemma":"harelenmek"},"HAREM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın","example":"Eski geleneklerde, bazı toplumlarda bir erkeğin birden fazla haremi olması yaygın bir durumdu."},{"pos":"n","definition":"Saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm","example":"Harem, ihtiyar hatunların bembeyaz patiska sedirli küçük köşe odalarında kalmıştı."}]},"HARF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri","example":"Türk alfabesinde 29 harf vardır"}]},"HARFİYEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Harfi harfine, hiçbir değişiklik yapmadan","example":null}]},"HARILAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan huysuzlanmak, huysuzluk etmek","example":null}],"lemma":"harılanmak"},"HARILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak, durağan durumdan hareketli duruma geçmek","example":"Yeni kitabını yazmaya başlamak için harıldayarak gece gündüz çalıştı, her kelimeye özen gösterdi."},{"pos":"v","definition":"Gürültüyle ve sürekli olarak akmak","example":"Şehirdeki nehir, yağmurdan sonra harıldayarak akmaya başladı, sesi kilometrelerce uzaktan duyuluyordu."}],"lemma":"harıldamak"},"HARILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harıldarken çıkan ses","example":null}]},"HARIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sebze ve meyve bahçesi","example":"Yaz aylarında, babamın harımında yetişen domatesler o kadar lezzetli olurdu ki, her gün taze taze toplar, sofraya koyardık."},{"pos":"n","definition":"Tarla ve bahçe çevresindeki çit","example":"Tarlasına harım çevirmek için dün Matarlı tepelerinde kestiği pırnal fidanı dalları harman yerinde koca bir yığın hâlinde durmakta idi."}]},"HARIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çevresindekilerle iyi geçinemeyen, kavga çıkaran","example":"O harın adam, her toplantıda bir tartışma çıkarır ve ortamı gererdi."},{"pos":"adj","definition":"Gereğinden çok yemek yiyen, doymak bilmeyen kimse","example":"Yemekte tüm tencereyi bitiren harın çocuk, tatlıyı da istiflemeye çalışıyordu."}]},"HARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ateş için kuvvetlenmek, harlı bir biçimde yanmak","example":"Çıralar tutuşunca ateş birden harladı."},{"pos":"v","definition":"Birden öfkelenerek bağırmak, birine çıkışmak","example":"Beklemediğimiz bir anda abisine harladı"}],"lemma":"harlamak"},"HARLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer, küçük şelale","example":null}]},"HARLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ateş için kuvvetlenmek, harlı bir biçimde yanmak","example":"Çıralar tutuşunca ateş birden harladı."},{"pos":"v","definition":"Birden öfkelenerek bağırmak, birine çıkışmak","example":"Beklemediğimiz bir anda abisine harladı"}]},"HARMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi","example":"Harman sırasında düvenin gıcırtıları köyün sessizliğini doldurdu, herkes el birliğiyle çalışıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bu işin yapıldığı yer veya mevsim","example":"Çocuğum başka çocuklarla beraber harmanda düvene binmiş dönüyor."}]},"HARMANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birçok çeşitten birer parça alıp yeni bir birleşim oluşturmak","example":"Şef, farklı baharatları ustalıkla harmanlayarak benzersiz bir sos hazırladı."},{"pos":"v","definition":"Gemi az bir dümen açısıyla büyük bir eğri çizerek yürümek","example":"Gemi , dün sabah kuzeye doğru harmanladı ."}],"lemma":"harmanlamak"},"HARMANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün vücudu saran, kolsuz ve bazen kukuletalı bir çeşit üst giysisi","example":"İki zayıf el harmaniden çıktı, göğsünün üstünde çaprazvari kavuştu."}]},"HARMONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok sesin aynı anda kulağa hoş gelecek biçimdeki uyumu","example":null}]},"HARNUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, kerestesi marangozlukta, kabukları tabaklıkta kullanılan bir ağaç","example":null},{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, kerestesi marangozlukta, kabukları tabaklıkta kullanılan ağacın baklaya benzer, şekerli yemişi","example":null}]},"HARP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele","example":null},{"pos":"n","definition":"Dik tutularak parmakla çalınan, üç köşeli ve telli, büyük çalgı","example":"Konser salonunda, harp sanatçısının parmakları tellere zarifçe dokunurken salonu büyüleyici bir melodi doldurdu."}]},"HARS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü","example":"Bu köy, yüzyıllardır süregelen gelenekleri ve zengin harsıyla bölgenin en dikkat çekici yerleşim yerlerinden biri haline gelmiştir."},{"pos":"n","definition":"Tarla sürme","example":"Çiftçiler, baharın gelişiyle birlikte tarlalarda hars işine koyuldular."}]},"HART":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Birden ve sert bir biçimde ısırmak, yemek","example":null}]},"HARTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sırasız, saygısız davranışlarda bulunmak\" anlamındaki hartası hurtası olmamak deyiminde geçen bir söz","example":"O çocuğun hiç hartası hurtası yok; büyüklerin yanında da aynı saygısız tavırları sergiliyor."}]},"HARTADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ansızın ve sertçe ısırmak, kapmak","example":null}]},"HARTUM":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Sudan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"HARTUÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Merminin arkasından namluya sürülen bezden veya kartondan barut kesesi","example":null}]},"HARÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş için harcanan paranın bütünü","example":"Kütüphanenin yenilenmesi için yapılan harç, bağışlarla karşılandı."},{"pos":"n","definition":"Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılan çamur, karışım","example":null}]},"HARÇLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ufak tefek gereksinimler için ayrılmış para","example":null}]},"HARİCEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dıştan; dışarıdan","example":null}]},"HARİCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dışla ilgili, dıştan olan","example":"İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır."}]},"HARİCİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devletin başka devletlerle ilgili işleri","example":"Avrupa hariciye memurlarından başkaları için kapanmış, bilinmez ve yasak bir yerdi."},{"pos":"n","definition":"Ameliyatı veya tedaviyi gerektiren hastalıklarla ilgilenen hekimlik kolu","example":"Trafik kazasından sonra acil servisten çıkarılan hasta, hariciye bölümüne sevk edildi."}]},"HARİKA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaradılışın ve imkânların üstünde nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran","example":"Türk tarihi harikalarla doludur."},{"pos":"adj","definition":"Çok büyük bir hayranlık uyandıran; eksiksiz; kusursuz; tam; mükemmel","example":"Harika fikir doğrusu, kim akıl ettiyse iyi akıl etmiş."}]},"HARİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Girilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer","example":"Düşmanı yurdun hariminde boğduk."}]},"HARİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince, esnek ve parlak tel","example":null}]},"HARİS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen","example":null}]},"HARİTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularla ilgili yeryüzünün veya bir parçasının, belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen taslağı","example":"Gelecek asırları tarihe bırakalım /Biz şimdi haritadan geçmişlere bakalım"}]},"HARİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer","example":"Bu kitapların haricinde herhangi bir menfaat ummak, seraptan su ummak gibi olur."},{"pos":"n","definition":"Yurt sınırları dışında olan, yabancı ülke","example":"On yıl hariçte kalmış."}]},"HAS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçine başka şeyler karışmamış olan","example":"Bu, en kaliteli zeytinyağıdır; tamamen has ve katkısızdır."},{"pos":"n","definition":"Padişahın anne, kız kardeş, kız ve hasekilerine bağlanan ödenek","example":"Has olarak bağlanan bu gelir, valide sultanların ihtiyaçlarını karşılamaya yetiyordu."}]},"HASA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğu pamuktan dokunmuş sık ve düzgün bez","example":null}]},"HASAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir olayın yol açtığı kırılma, dökülme, yıkılma gibi zarar","example":"Yağmur yollarda hasara yol açtı. Deprem çok hasar yaptı."}]},"HASAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ürün kaldırma, ekin biçme işi","example":"Çiftçiler, sabahın erken saatlerinden itibaren hasat işine koyularak gün boyu yorulmadan çalıştı."},{"pos":"n","definition":"Bu yolla elde edilen ürün","example":"Ey vatanın bağrı yanık bucağı / Hani senin bereketli hasadın"}]},"HASBIHAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gayriresmi fikir alışverişinin görüldüğü dostça, arkadaşça konuşma","example":null}]},"HASBİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nedeni olmayan","example":"Onunla konuşurken içime hasbi bir huzur doluyor, bunun nedenini bir türlü açıklayamıyorum."},{"pos":"adj","definition":"Gönüllü ve karşılıksız yapılan","example":"Gösterilen bu teveccüh tamamen hasbi mi idi?"}]},"HASBİHAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirme","example":null}]},"HASEKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı Devletinde bir görevde eskimiş olanlara verilen unvan","example":"Uzun yıllar devlete sadakatle hizmet eden Ali Ağa'ya, sonunda haseki unvanı verilmişti."},{"pos":"n","definition":"Bostancı ocağının küçük dereceli subayları","example":"Sarayın bahçesindeki düzeni sağlamakla görevli hasekiler, sabah erkenden işlerine koyulmuştu"}]},"HASENAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yararlı, iyi, güzel işler","example":null}]},"HASEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü, ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçebilen özellik","example":"Projenin başarısında en önemli hasep, ekibin yaratıcı düşünme becerisiydi."}]},"HASET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum","example":null}]},"HASETLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini çekememek","example":null}],"lemma":"hasetlenmek"},"HASIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olan; ortaya çıkan; görünen","example":"Yağmurdan sonra pencerenin buğusundaki hâsıl manzara, huzur vericiydi."}]},"HASILA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işten elde edilen sonuç","example":null}]},"HASILAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelir, kazanç","example":"Bu akşamki filmin hasılatı düşük."}]},"HASILI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kısa söylemek gerekirse, özetle","example":"Hasılı dünyada hiçbir emelim yoktur."}]},"HASIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse","example":"Köyde onun hakkında kötü dedikodular yayan kişinin eski bir hasımı olduğu ortaya çıktı."},{"pos":"n","definition":"Bir oyun, dava veya yarışta karşı taraf","example":"Satranç turnuvasında karşısına çıkan yetenekli hasımı, ona zorlu anlar yaşattı."}]},"HASIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saz, kabuk, yaprak vb. bir bitki maddesiyle örülmüş taban veya tavan örtüsü","example":"Eskiden odaları hasırla döşerlerdi"},{"pos":"n","definition":"Ayırma, bir şeyi özgü kılma","example":"Toplantıdaki karışıklığı önlemek için bu bölümü yalnızca davetlilere hasır ettiler."}]},"HASIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hasırla döşemek, üstünü hasırla örtmek","example":null}],"lemma":"hasırlamak"},"HASLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın yaradılışından gelen özellik, huy","example":null}]},"HASMANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Düşmana yakışır biçimde; düşman gibi","example":null}]},"HASPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kızlara, kadınlara söylenen söz","example":"Haspa büyüdü, kaşlı gözlü bir yosma oldu"}]},"HASRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi görme, kavuşma isteği","example":"Hasretimden deli olacak hâle geldim."},{"pos":"v","definition":"Bir şey veya bir yeri birine, bir şeye ayırmak, vermek","example":"Dedesi, yıllardır kullandığı bahçeyi torunlarına hasretmek istediğini söyleyerek onları sevindirdi."}]},"HASROLUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey bütünüyle birine verilmek, ayrılmak","example":null}],"lemma":"hasrolunmak"},"HASSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine, bir şeye mahsus olma durumu","example":"Bahçedeki o köşe, tamamen dinlenme amaçlı bir hassa alandı, kimse oraya izinsiz girmezdi."}]},"HASSAS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir olay, bir görünüm karşısında hızlı ve kolayca güçlü duyguların etkisinde kalan","example":"Doğum gününde aldığı küçük bir not bile gözlerinin dolmasına yetti; çok hassas biriydi."},{"pos":"adj","definition":"Çabuk etkilenen","example":"Düşmanın en hassas ve mühim noktası orası idi."}]},"HASSATEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Özel olarak, ayrı bir önem verilerek","example":null}]},"HASSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğu pamuktan dokunmuş sık ve düzgün bez","example":null}]},"HASSİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 108, atom ağırlığı 269 olan, 25 derecede katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen yapay bir element","example":null}]},"HASTA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağlığı bozuk olan","example":"Kardeşim bugün hasta."}]},"HASTALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sağlığı bozulmak, hastalanmak","example":"Hastalanınca Rabia onun odasına girip çıkmaya başladı."}],"lemma":"hastalanmak"},"HASTALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu","example":"Grip hastalığı, kış aylarında özellikle bağışıklığı zayıf kişilerde daha ağır seyrediyor."},{"pos":"n","definition":"Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk","example":"Filoksera, bağ hastalıklarının en korkuncudur."}]},"HASTANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastaların yatırılarak tedavi edildikleri sağlık kurumu","example":"Babam hastaneye gidip başhekimle görüştü."}]},"HASTEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Daha ziyade gençlerin ve araştırmacıların konaklaması için yapılmış ve belirli kurallara göre yönetilen ucuz tesisler","example":null}]},"HASUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kıskanma huyunda olan kimse","example":null}]},"HASİS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Elindeki parayı harcamaya kıyamayan","example":"Ahmet, gerçekten hasis bir adam olduğu için arkadaşlarının zor durumlarına bile yardım etmekten kaçınıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Bayağı, insanı küçülten; değersiz","example":"O, arkadaşının hasis sözleri nedeniyle kendini küçük ve önemsiz hissetti."}]},"HASİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine, bir şeye mahsus olma durumu","example":"Bu efsane, bölge halkının yaşamına özgü bir hasiyet taşır ve başka bir yerde rastlanmaz."},{"pos":"n","definition":"Yiyecek ve içecek için yarar, etki","example":"Balın soğuk algınlığına iyi gelmesi, onun şifalı bir hasiyet taşıdığını gösterir."}]},"HAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz","example":"Bu kâğıda iki hat çekerek, projenin temel planını çizdi."},{"pos":"n","definition":"Telefon, telgraf, televizyon vb. araçlarla iletişimi sağlayan yol","example":"İnternetteki kesintiler, iletişim hatlarının tıkanmasından kaynaklanıyordu."}]},"HATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış","example":"Yanlış anlaşılmamak için söylediklerini tekrar açıklamak zorunda kaldı, çünkü başlangıçta bir hata yapmıştı."},{"pos":"n","definition":"Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu","example":"Aynı hatayı senin de yapmana yol açmak istemiyorum."}]},"HATAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"HATIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağırlığı yatay olarak dağıtmak ve duvarların düşey doğrultudaki çatlamalarını önlemek için yatay olarak boydan boya yerleştirilen ahşap, tuğla veya beton bağlama ögesi","example":"İki saattir eski, sararmış hatılları sayıyordu."}]},"HATILLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duvarı hatılla güçlendirmek","example":"Yıkılmaya yüz tutmuş tüm duvarları hatılladı."}],"lemma":"hatıllamak"},"HATIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü","example":"Dedemle geçen yaz yaptığımız o uzun sohbet hâlâ hatırımda tazeliğini koruyor."},{"pos":"n","definition":"Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri","example":"Zor kararlar alırken yalnızca mantığımı değil, hatırımı da dinlemeye çalışıyorum."}]},"HATIRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin saklandığı her türlü iz","example":"Hatıralarımızda onun hüviyeti harp cephesinde bir yalçın tepe hâlinde kaldı."},{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi, bir olayı hatırlatan nesne veya kişi","example":"Dedemden kalan eski cep saati, ailemiz için değerli bir hatıra olarak sergileniyor."}]},"HATIRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anılar, andaç","example":null}]},"HATIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bilinip unutulan bir şeyi akla getirmek","example":"Eski anılar hatırıma geliyor ."}],"lemma":"hatırlamak"},"HATMET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitirmek, sonuçlandırmak","example":"Proje teslim tarihine kadar tüm raporu hatmetmek zorundaydım, yoksa önemli bir fırsat kaybedilecekti."},{"pos":"v","definition":"Kuran'ın tamamını okumak","example":"Ahmet, bu Ramazan ayında Kur'an'ı hatmetmek için her gün belirli bir süre ayırıyor."}],"lemma":"hatmetmek"},"HATMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ebegümecigillerden, bazı cinslerinin kök ve çiçekleri hekimlikte kullanılan çok yıllık otsu bir süs bitkisi","example":null}]},"HATTA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Üstelik; ayrıca","example":null},{"pos":"c","definition":"Bile, hem de","example":null}]},"HATTAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok güzel el yazısı yazan sanatçı","example":"Duvarlar hattat sütbabamın yadigâr bıraktığı levhalarla süslenmişti."},{"pos":"n","definition":"Mesleği hattatlık olan kimse","example":"Osmanlı döneminde hattatlar, camilerdeki yazıların süslemeleriyle büyük bir sanat eseri yaratırlardı."}]},"HATUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erişkin dişi insan","example":"Pazar yerinde alışveriş yapan hatunlar, mevsimlik sebzeleri titizlikle seçiyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın","example":"Bizim hatun bir manifatura mağazasında tezgâhtardı."}]},"HATİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gaipten seslenir gibi haber veren melek","example":"Bilgisi olmayanlara ilham veren hatif, insanların doğru yolu bulmalarına yardımcı olurmuş gibi görünüyordu."},{"pos":"n","definition":"Gaipten işitilen ses","example":"O gece, evin içinde duyulan hatif, herkesin tedirgin olmasına neden oldu, sanki biri onları çağırıyormuş gibi."}]},"HATİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuran'ın tamamını okuma","example":"Ramazan ayında, cami cemaatinden biri hatim yaparak Kur'an'ı baştan sona okudu."},{"pos":"n","definition":"Sona erdirme; bitirme","example":"Proje sonunda, tüm aşamaları tamamlayarak hatim ettik ve sonuca ulaşmanın huzurunu yaşadık."}]},"HATİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir topluluk karşısında etkili, açık, düzgün konuşarak düşüncesini anlatmada, duygusunu aşılamada yetenekli kimse","example":"Onun hatiplik yeteneği o kadar güçlüydü ki, dinleyicilerini kolayca ikna edebiliyordu."},{"pos":"n","definition":"Cuma ve bayram namazından önce camilerde hutbe okuyan kimse","example":"Caminin hatibi, cemaatin manevi havasını güçlendiren bir hutbe okudu ve herkes derin bir huzur içinde dinledi."}]},"HAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadife, çuha, yün ve benzerinin yüzeyindeki ince tüy","example":"Elini kadifenin üzerine sürdüğünde, havın yumuşak dokusunu hissederek ürperdi."},{"pos":"n","definition":"Köpeğin çıkardığı ses","example":"Kapıdan gelen hafif bir tıkırtıya, bahçedeki köpek keskin bir hav ile tepki verdi."}]},"HAVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dünyayı saran, solunan gaz karışımı; havanın durumu","example":"Bu gece hava açık, yıldızlar parlak."}]},"HAVACIVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değer ve önemi olmayan, boş şey","example":"Bu iş hava cıva."},{"pos":"n","definition":"Sığırdiligillerden, Akdeniz bölgesinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen çok yıllık otsu bir bitki","example":"Köylüler, havacıva bitkisinin köklerinden elde ettikleri kırmızı boyayı, yün ipliklerini renklendirmek için kullanıyordu."}]},"HAVADAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemi olmayan","example":"Bu kadar havai konularla vakit kaybetmek yerine, gerçekten çözülmesi gereken sorunlara odaklanmalıyız."},{"pos":"adv","definition":"Emeksiz; açıktan","example":"Benim havadan para kazandığımı mı sanıyorlar."}]},"HAVADAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Havası bol, temiz olan, aydınlık, iç açıcı yer","example":"Yazlık evin geniş balkonunda otururken, havalı ortamın keyfini çıkardık."}]},"HAVADİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlgi ile karşılanabilecek haber","example":"Şiirde gazete havadisini andıran bir mısra da bulunabilir."}]},"HAVALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Temiz hava alması sağlanmak, havası değiştirilmek","example":"Oda her gün havalanmalı."},{"pos":"v","definition":"Uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, havada yol almak","example":"Uçağımız tam saatinde pistten havalanarak gökyüzüne doğru yükseldi."}],"lemma":"havalanmak"},"HAVALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi bir başkasının sorumluluğuna bırakma","example":"Aylığını bana havale etti."},{"pos":"n","definition":"Postane, banka vb. aracılığıyla para gönderildiğinde gönderenle alacak olanın adları ve para miktarı yazılı kâğıt","example":"Banka havalesinin dekontunu işlemler için saklamayı unutma."}]},"HAVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde bir şey dövüp ufalamaya yarayan, tahta, taş, maden veya plastikten yapılan kap","example":"Anneannem, baharatları her zaman eski taş havanda döverek yemeklere eşsiz bir aroma katardı."},{"pos":"n","definition":"Üstün atış gücüne sahip bir çeşit kısa namlulu top","example":"Askerler, mevzideki engelleri aşmak için havan atışlarıyla destek sağladılar."}]},"HAVANA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Küba ülkesinin başkenti.","example":null}]},"HAVARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb.","example":"Şimdi, senin apotrların (havarilerin) kimlerdir?"},{"pos":"n","definition":"Bağlı olduğu önderinin düşünce ve inançlarını yayan kimse","example":"Devrim fikirlerinin havarisi olan bu genç, gece gündüz insanları bilinçlendirmek için çalışıyordu."}]},"HAVAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendilerini halktan ayrı ve üstün sayan, kendilerinde bir çeşit ayrıcalık gören kimseler","example":"Köydeki halk, havas takımının gösterişli ve mesafeli tavırlarına anlam veremiyordu."},{"pos":"n","definition":"Nitelikler; özellikler","example":"Edebiyatçının eserlerindeki mistik havas, okuyucuları derin düşüncelere sevk ediyor."}]},"HAVAİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemi olmayan","example":"Bu kadar havai konularla vakit kaybetmek yerine, gerçekten çözülmesi gereken sorunlara odaklanmalıyız."},{"pos":"adj","definition":"Şımarık ve delice tavırlı, hareketlerinde ölçüsüz","example":"Bu çocuk pek havai."}]},"HAVAİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boş, değersiz iş ve sözler","example":null}]},"HAVHAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk dilinde köpek","example":"Küçük Ali, parktaki köpeği görünce heyecanla \"havhav!\" diye bağırdı."}]},"HAVLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Köpek bağırmak","example":"Yine havlayan köpeklerin üstüne kahvelerden solgun kumar ışığı vuruyordu."}],"lemma":"havlamak"},"HAVLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Köpek bağırmak","example":"Yine havlayan köpeklerin üstüne kahvelerden solgun kumar ışığı vuruyordu."}]},"HAVLICAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zencefilgillerden, aynı adla anılan kök sapları baharat olarak kullanılan güzel kokulu bir bitki","example":null}]},"HAVLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun çeşitli yerlerinin kurulanmasına yarar dokuma bez","example":"Havluyu aldıktan sonra hemen vücudumu kurulayıp sıcak bir duşun keyfini çıkarmaya başladım."}]},"HAVRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti Musa'nın dinine bağlı olananların ibadet etmek için toplandıkları yer","example":"Yahudi topluluğu, kutsal günlerinde geleneksel ibadetlerini yapmak için yerel havraya toplandı."},{"pos":"n","definition":"Çok gürültülü yer","example":"Madrid'de kahvehaneyi gördüm ki havradır / Bir yerdeyiz ki söz denilen şey palavradır"}]},"HAVSALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün üstün yapılı omurgalılarda, gövdenin arka veya alt ucunda bulunan, bir yandan omurganın bel bölümüyle, öte yandan bacaklarla eklemlenen kemik çatı","example":"Kemik yapısını incelerken, hayvanın havsalasının güçlü ve sağlam bir destek oluşturduğunu fark ettiler."},{"pos":"n","definition":"Kuş kursağı","example":"Güvercinin havsalası dolup şişmişti; yavrularını beslemek için hazırdı."}]},"HAVUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deve semeri","example":null}]},"HAVUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su biriktirme, yüzme, çevreyi güzelleştirme vb. amaçlarla altı ve yanları mermer, beton vb. şeylerden yapılarak içine su doldurulan, genellikle üstü açık yer","example":"Ben havuzu seyrederken o giysileriyle içine dalardı."},{"pos":"n","definition":"Büyük gemilerin onarılmak için çekildikleri yer","example":"Limandaki kuru havuzda, eski yük gemisinin gövdesi onarılmaya başlanmıştı."}]},"HAVUZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gemiyi onarmak için havuza çekmek","example":null}],"lemma":"havuzlamak"},"HAVUÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maydanozgillerden, koni biçimindeki etli kökü için sebze olarak yetiştirilen iki yıllık otsu bir kültür bitkisi; pürçüklü","example":null}]},"HAVYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Madenlerle yapılan kaynak işlerinde lehimi eritmek için ateşle veya elektrikle kızdırılarak kullanılan, çoğunlukla çekiç biçiminde ucu bakır alet","example":null}]},"HAVYAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle mersin balığının salamura edilmiş yumurtası","example":"İkinci alkışa dayanamayan şair, havyar, şampanya getirtti."}]},"HAVZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası","example":"Bölgedeki kömür havzası, yıllardır ekonominin en önemli kaynağı olarak işletilmeye devam ediyor."},{"pos":"n","definition":"Yer kabuğundaki kıvrımların çukur, alçak yeri","example":"Araştırmacılar, bu alçak havzanın oluşumunun milyonlarca yıl süren tektonik hareketlerin bir sonucu olduğunu belirtti."}]},"HAVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde bulunduran; kapsayan","example":null}]},"HAVİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüntülü düşünce durumu","example":"Onun yüzündeki havil, başına gelenlerden dolayı ne kadar derin bir üzüntü içinde olduğunu gösteriyordu."}]},"HAYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten duyulan üzüntü","example":"Yanlışlıkla herkesin içinde yüksek sesle konuşunca yüzü kızardı ve derin bir haya duygusuyla oradan uzaklaştı."},{"pos":"n","definition":"Erkeklik hormonunu oluşturan erkek cinsiyet bezi","example":"Doktor, hastanın şikâyetlerini dinledikten sonra, haya bezlerindeki bir rahatsızlığın hormonal dengesizliğe yol açabileceğini söyledi."}]},"HAYAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekte olmayan, zihinde canlandırılan şey","example":"Uzaya gitmenin hayalini kurar."}]},"HAYALBAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayalci; hayalî","example":null}]},"HAYALEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hayalî olarak","example":null}]},"HAYALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekte var olmadığı hâlde bazen görüldüğü sanılan cin, peri, hortlak vb. görüntüler","example":"Kale duvarlarında dolaşan beyaz elbiseli bir hayalet olduğunu söyleyen köylüler, oraya gece yaklaşmaya cesaret edemezdi."},{"pos":"n","definition":"Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey","example":"Kale duvarlarında dolaşan beyaz elbiseli bir hayalet olduğunu söyleyen köylüler, oraya gece yaklaşmaya cesaret edemezdi."}]},"HAYALLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin imgesini zihinde canlandırmak","example":"Boş ol deyince karılarının pılı pırtı toplayıp gitmesini hayalliyorlar."}],"lemma":"hayallemek"},"HAYALİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçekte var olmayan, gerçek olmayan, hayalî","example":"Masaldaki prensesin yaşadığı hayalî saray, büyülü ormanın derinliklerinde bir yerde tasvir ediliyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir gölge oyunu olan Karagöz oynatan kimse","example":"Mahallenin hayalcisi, Ramazan gecelerinde kurduğu perdede Karagöz ve Hacivat'ı ustalıkla canlandırırdı."}]},"HAYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşam; doğumdan ölüme geçen süre","example":"Hayat güzel bir yolculuk."}]},"HAYATİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Biyoloji ile ilgili, hayatla ilgili","example":"Bilim insanları, suyun varlığını bir gezegende yaşamın temel bir işareti olarak gördükleri için bu keşfi hayati bir öneme sahip biyolojik bir bulgu olarak değerlendirdiler."},{"pos":"adj","definition":"Oldukça mühim, büyük önem taşıyan","example":"Bu kitapta toplanan yazıların bir kısmı bizim için hayati bir mesele olan demokrasi ile ilgilidir."}]},"HAYBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boş, işe yaramaz, anlamsız iş","example":null}]},"HAYBEDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Para verilmeksizin, parasız olarak, karşılık verilmeyerek","example":null}]},"HAYDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"(Sert veya küçük düşürücü sözlerle) istenmeyen birini yanından uzaklaştırmak","example":"Misafirin sözleri canını sıkan ev sahibi, bir an sabrını kaybederek, onu sert bir dille haydadı."},{"pos":"v","definition":"Çifte koşulan hayvanı sürmek","example":"Atları haydayıp yola koyuldular."}],"lemma":"haydamak"},"HAYDALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanı hızlandırmak için \"hayda\" diye seslenmek","example":null}],"lemma":"haydalamak"},"HAYDAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"(Sert veya küçük düşürücü sözlerle) istenmeyen birini yanından uzaklaştırmak","example":"Misafirin sözleri canını sıkan ev sahibi, bir an sabrını kaybederek, onu sert bir dille haydadı."},{"pos":"v","definition":"Çifte koşulan hayvanı sürmek","example":"Atları haydayıp yola koyuldular."}]},"HAYDARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dervişlerin giydiği, kolsuz, kısa, aba hırka","example":"Tekkenin köşesinde oturan yaşlı derviş, üstündeki eski haydariyle gelen misafirleri selamladı."},{"pos":"n","definition":"Süzme yoğurt, sarımsak, nane, dereotu ve tereyağı karışımıyla hazırlanan bir tür meze","example":"Akşam yemeğinde sofraya gelen haydari, közlenmiş patlıcanla birlikte herkesin favorisi oldu."}]},"HAYDUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaramaz, sevimli çocuk","example":"Küçük haydut, bahçedeki çilekleri toplayıp saklanmış, annesine de masum bir gülümsemeyle bakıyordu."}]},"HAYDİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Haydi haydi","example":"Ne kadar yaşayabilirdim? Altmış, yetmiş, doksan, haydi yüz sene."}]},"HAYHUY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herkesin aynı anda konuşmasından veya eğlenmesinden oluşan gürültü","example":"Bu hayhuy içinde çalışılamaz."},{"pos":"n","definition":"Boş ve sonuçsuz çaba","example":"Onun hayatı bir hayhuy içinde geçti."}]},"HAYIF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acıma duygusu olmama durumu","example":"Rakibinin sakatlanmasına rağmen oynamaya devam etmesini izleyen oyuncu, \"Hiç hayıf yok, yalnızca kazanmayı düşünüyorlar,\" diye söylendi."},{"pos":"n","definition":"Başkasının hesabına üzülme","example":"Sınavda başarısız olan arkadaşını görünce, \"Ne hayıf doğrusu, o kadar çalışmıştı,\" diye iç geçirdi."}]},"HAYIFLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acılı durumda, üzüntü duymak","example":null}],"lemma":"hayıflanmak"},"HAYIR":{"senses":[{"pos":"interj","definition":"Olumsuz cevap","example":"Hayır, bugün gelemem."},{"pos":"n","definition":"İyilik","example":null}]},"HAYIRDUA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyi dua","example":null}]},"HAYIRHAH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yoksullara, düşkünlere, yardıma muhtaç olanlara iyilik ve yardım etmesini seven, herkesin iyiliğini isteyen","example":"Hayırsever bir genç kızla beraber olmadığı için otomobile binemez."}]},"HAYIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mine çiçeğigillerden, Akdeniz çevresinde yetişen, mavi, beyaz veya menekşe renginde çiçekler açan, 1-2 metre boyunda bir ağaççık","example":null}]},"HAYIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli yaşlar arasında kadınların ayda bir döl yatağından kan gelmesi durumu","example":null}]},"HAYKIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"(Telaş, şikâyet vb. sebeplerle) yüksek ve gür ses çıkarmak","example":"Arabanın aniden fren yapmasıyla panikleyen sürücü, diğer araçtakilere öfkeyle haykırdı: \"Ne yapıyorsunuz!"},{"pos":"v","definition":"Çağırmak; seslenmek","example":"Kahkahayla karışık bir sesle merdivenden aşağı haykırdım."}],"lemma":"haykırmak"},"HAYKIRI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksek ve gür ses çıkarma","example":null}]},"HAYKIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksek sesle acı acı bağırma","example":null}]},"HAYLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"At gibi hayvanları sürmek için seslenmek","example":"Arabacılık, sararsın burmayı, çalarsın kamçıyı, haylarsın hayvanı geçer gidersin."}],"lemma":"haylamak"},"HAYLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"At gibi hayvanları sürmek için seslenmek","example":"Arabacılık, sararsın burmayı, çalarsın kamçıyı, haylarsın hayvanı geçer gidersin."}]},"HAYLAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan kimse","example":"Mahalledeki haylaz çocuklar, herkesin bahçesinden meyve topluyor ama bir türlü yakalanmıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Çalışma gücü varken çalışmayan, aylaklık eden, yaramaz","example":"Haylaz bir adam gibi tüm gün kahvede oturmak yerine iş bulup çalışmayı denemelisin."}]},"HAYLİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yetecek kadar, az denmeyecek kadar","example":null},{"pos":"adj","definition":"Epey; oldukça çok","example":null}]},"HAYMANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başıboş hayvanların salındığı çayırlık","example":null}]},"HAYRAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok beğenen ve takdir eden (kimse)","example":null}]},"HAYRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevap kazanmak için yapılan iyilik","example":"Küçük bir hayrat çeşmesinin başındaydı."},{"pos":"n","definition":"Halkın yararlanması için yapılan okul, çeşme, hastane vb. yapı","example":"Cami ve mescitlerden başka mektebinden hastanesine kadar her türlü hayratla bu şehri süslemeye çalışıyordu."}]},"HAYRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beklenmedik, garip bir şeyin sebep olduğu şaşkınlık","example":"Konducu kadınların hayret içinde bakıştıklarını görüp zamanı unuttu."},{"pos":"v","definition":"Yararlı olmak, olumlu etki yapmak","example":null}]},"HAYRETLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Düşünceleri dağılmış, karışmış, ne yapacağını bilemez bir biçimde","example":null}]},"HAYSİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın kendine karşı duyduğu saygı","example":"Haysiyetini korumak için zor bir durumda bile yanlış yapmaktan kaçındı."},{"pos":"n","definition":"Saygı görme, değerli, güvenilir olma durumu","example":"Adaletli tavırları sayesinde toplumda büyük bir haysiyet kazandı."}]},"HAYTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlıların ilk dönemlerinde eyalet askerlerinin uç boylarında görevli sınıflarından biri","example":"Hayta birlikleri, sınır bölgelerinde düşmana karşı ani baskınlar düzenleyerek Osmanlı’ya önemli katkılar sağlıyordu."},{"pos":"n","definition":"Başıboş, zarar vermeye eğilimli, serseri","example":"Köy meydanında sürekli huzursuzluk çıkaran birkaç hayta, sonunda muhtarın dikkatini çekti."}]},"HAYVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık","example":"İnce ruhlu insanlar gibi Atatürk de hayvanları severdi."},{"pos":"n","definition":"At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık","example":"Zavallı hayvan bir saattir yüz okkadan fazla bir yükü sürüklüyordu."}]},"HAYVANAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biyolojinin, hayvanların yapı, görev, davranış ve sınıflandırmaları, yeryüzündeki dağılışlarıyla uğraşan bilim dalı","example":"Üniversitedeki hayvanat derslerinde, memelilerin yeryüzündeki dağılımı ve yaşam biçimleri detaylıca inceleniyor."}]},"HAYVANİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok kaba ve hoyrat bir biçimde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık ile ilgili","example":"Hayvani protein alamayan yerlerde, bu yol ile fakir fukaraya et yedirebilmek imkânı hazırlanmıştır."}]},"HAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu","example":"Uzun zamandır beklediği kitabı eline aldığında hissettiği haz yüzünden okunuyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyden duyusal veya manevi sevinç duyma","example":"Doğanın seslerini dinlemekten büyük bir haz alıyordu."}]},"HAZA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eksiksiz, kusuru olmayan, şahane","example":"Bu tablo, renk uyumu ve detaylarıyla tam anlamıyla haza bir sanat eseridir."},{"pos":"adj","definition":"Bu, şu, o","example":"Haza bir fırsatın daha değerlendirilemediğini görmek gerçekten üzücü."}]},"HAZAKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıpta ustalık; uzluk","example":null}]},"HAZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey yarım kürede eylül, ekim ve kasım aylarını içine alan süre","example":"Yaprakların kızıl ve sarıya döndüğü hazan mevsiminde ormanda yürümek ona huzur verirdi."}]},"HAZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum","example":"Uzun yıllar süren çatışmaların ardından imzalanan antlaşma, sonunda bölgede bir hazar ortamı sağladı."}]},"HAZARİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Barışla ilgili","example":"Devletler arasında imzalanan hazarî anlaşmalar, bölgeye uzun süreli bir istikrar getirdi."}]},"HAZFET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortadan kaldırmak, yok etmek veya çıkarmak","example":null}],"lemma":"hazfetmek"},"HAZIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Usta, uz hekim","example":null}]},"HAZIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Besinlerin çeşitli enzimlerle eritilerek, parçalanarak ince bağırsakta emilebilir, kana karışabilir duruma gelmesi için uğradıkları fiziksel ve kimyasal değişikliklerin bütünü","example":"Sağlıklı bir hazım için öğünlerde yeterince su içmek ve yavaş yemek önemlidir."},{"pos":"n","definition":"Kabul edilme","example":"Yaptığı samimi özür, topluluk tarafından büyük bir hazımla karşılandı ve sorun kısa sürede çözüldü."}]},"HAZIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan","example":"Ben hazırım, isterseniz gidelim."},{"pos":"adj","definition":"Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş","example":"Kamp alanında, yemek pişirmek için odunlar hazırdı."}]},"HAZIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yapmak, önceden yapmak","example":"Tatil için bir hafta önceden detaylı bir plan hazırladık."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirmek","example":"Bir çeyrek saat içinde bavullarımızı bile hazırlayamazdık."}],"lemma":"hazırlamak"},"HAZIRLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazırlanmak için gereken şeyler veya durumlar","example":null}]},"HAZIRLOP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkası tarafından hazırlanmış, sağlanmış, emeksiz, kolay","example":"Hazırlop bir hayat sürmenin bedelini, gerçek zorluklarla karşılaşınca ödeyeceğini fark etti."},{"pos":"adj","definition":"Sarısı katılaşacak derecede kaynatılmış yumurta","example":"Kahvaltı sofrasına hazırlop yumurtaları da ekleyince herkes çok sevindi."}]},"HAZIRUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplantıya katılanlar","example":null}]},"HAZMET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş olmayan bir durumu, güç şartları, eziyeti, sıkıntıyı üstlenmek","example":"Yeni işe alışmak kolay olmadı, ama her gün artan sorumlulukları hazmetmeye çalışıyordu."},{"pos":"v","definition":"Yenilen besin maddesini sindirim sisteminde gereken değişikliklere uğratarak kana karışabilir bir duruma getirmek","example":"Doktor, ağır yemeklerden sonra midenin daha rahat hazmetmesi için bitki çayı içmesini önerdi."}],"lemma":"hazmetmek"},"HAZNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Memelilerde dölün ana karnındayken içinde bulunduğu organ","example":"Ultrason cihazı, anne karnındaki haznede gelişen bebeğin hareketlerini net bir şekilde gösterdi."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin toplandığı, biriktirildiği yer","example":"Suyun depolandığı büyük hazne, köyün bütün ihtiyacını karşılıyordu."}]},"HAZRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü","example":"Hazret! Şu kitabı uzatır mısın?"},{"pos":"n","definition":"Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen unvan","example":"Hazreti Ali. Hazreti Fatma."}]},"HAZZET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoşuna gitmek, hoş bulmak, beğenmek","example":null}],"lemma":"hazzetmek"},"HAZZETME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güler yüz gösterme, yakınlık duyma","example":null}]},"HAZİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gönle üzgünlük veren, iç kapanıklığına yol açan","example":"Sessizce yağan yağmurun altında yürürken, sokakların hazin sessizliği yüreğini sıkıyordu."}]},"HAZİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını, büyük servet","example":"Dünyanın hazinelerine başını çevirip bakmazdı."},{"pos":"n","definition":"Devlet malı veya parası","example":"Vergilerin düzenli toplanmasıyla hazine, kısa sürede dolup taşmıştı."}]},"HAZİRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın otuz gün süren, altıncı ayı","example":null}]},"HAZİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etrafı çitle çevrili ve girilmesi yasak yer","example":"Köyün dışındaki hazire, koruma altındaki nadir bitkilerin yetiştiği bir alandı."},{"pos":"n","definition":"Cami, türbe, tekke vb. yerlerde çevresi parmaklıklarla çevrili mezar yeri","example":"Caminin haziresinde yatan büyük âlimin mezarını ziyaret edenler, dualar ederek saygılarını sunuyordu."}]},"HAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyanlığın sembolü sayılan ve birbirini dikey olarak kesen iki çizgiden oluşan biçim","example":null}]},"HAÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Haç biçimindeki darağacına çivilemek","example":null}],"lemma":"haçlamak"},"HAÇLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Haç biçimindeki darağacına çivilemek","example":null}]},"HAÇVARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haç benzeri","example":null}]},"HAİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini ya da yapılmasını önleyen sebep ya da şey","example":null}]},"HAİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Manzum biçimde yazılmış trajedi","example":"Şair, köydeki sosyal adaletsizlikleri anlatan hailesinde, manzum bir biçimde halkın çektiği zorlukları ve acıları dile getirdi."},{"pos":"n","definition":"Çok acıklı olay","example":"Beni öldürmek için birisi fazla bile / Ancak onun elinden çıkar böyle haile"}]},"HAİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötü niyeti olan","example":"Konuşmasındaki hain üslup, dost gibi görünen bu adamın gerçek niyetini açıkça belli ediyordu."},{"pos":"adj","definition":"Kötü niyeti olan","example":"Hain düşüncelerle dolu bu adam, çevresindekilere sürekli şüphe ve korku salıyordu."}]},"HAİTİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kuzey Amerika'da bir ülke; başkenti Port-au-Prince.","example":null}]},"HAİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyi olan, elinde bulunduran, taşıyan","example":"Osmanlı tabiiyetini haiz Müslim diye, yol tezkeresi doldururlardı."}]},"HAŞARI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok yaramaz, ele avuca sığmayan çocuk","example":"Sevim hep ortaokul son sınıftaki haşarı, yaramaz kızdı."},{"pos":"adj","definition":"Huysuz, azgın hayvan","example":"Bu haşarı tay, sahibinin tüm çabalarına rağmen bir türlü sakinleşip eğitime başlayamadı."}]},"HAŞAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü tükenmiş olan","example":"Gün boyu tarlada çalışan işçiler, akşam olunca haşat bir halde yere çöktüler."},{"pos":"adj","definition":"Darmadağınık; işe yaramaz; bozuk; kötü","example":"Yağan dolu, bahçedeki çiçekleri haşat etmiş, ortalığı adeta savaş alanına çevirmişti."}]},"HAŞEFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiçeklerin erkek organlarında çiçek tozunu taşıyan torbacık","example":null}]},"HAŞERAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklılar dalının gerçek eklem bacaklılar alt dalından, vücutları baş, karın ve gövde olmak üzere üç bölgeli, bazı türleri kanatlı, trakea ile soluyan, ayrı eşeyli, yumurtlayan, Karbon Devri'nden beri yaşayan, hayvanlar aleminin en geniş sınıf","example":"Ağustos böceklerinin ninnileri, dızdızlarının ahengi sanki bu karanlık gölgelerde saklı haşeratı uyutuyordu."},{"pos":"n","definition":"Değersiz ve zararlı kimseler","example":"Toplumun gelişimine engel olan bu haşerat, kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmezdi."}]},"HAŞERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı","example":null}]},"HAŞHAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelincikgillerden, kapsüllerinden afyon, tohumlarından yağ çıkarılan bir yıllık ve otsu bir kültür bitkisi","example":null}]},"HAŞIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokumacılıkta kullanılan unlu veya çirişli sıvı","example":null}]},"HAŞILLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dokumayı unlu veya çirişli sıvıya batırmak","example":null}],"lemma":"haşıllamak"},"HAŞIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kâğıt, kolalı kumaş vb. sert şeyler birbirine sürtünürken kalın ve boğuk ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"haşırdamak"},"HAŞIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haşırdarken çıkan ses","example":null}]},"HAŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Suda kaynatarak pişirmek","example":"Nine, yolda yerim diye iki yumurta haşladıydı."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kaynar suya daldırmak","example":"Ben makarnaları haşlıyordum, o da sos hazırlıyordu."}],"lemma":"haşlamak"},"HAŞLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok ısınmış, ısıtılmış veya kaynar","example":null}]},"HAŞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Suda kaynatarak pişirmek","example":"Nine, yolda yerim diye iki yumurta haşladıydı."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kaynar suya daldırmak","example":"Ben makarnaları haşlıyordum, o da sos hazırlıyordu."}]},"HAŞMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı","example":null}]},"HAŞVİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözde ve yazıda gereksiz olan bölümler","example":null}]},"HAŞYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korku, ürküntü","example":null}]},"HAŞİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücendirici, onur kırıcı","example":"Onun haşin sözleri, arkadaşının moralini tamamen bozdu ve kendini çok kötü hissetmesine sebep oldu."}]},"HAŞİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir araya gelme, birleşme","example":"Komşular, baharın gelmesiyle birlikte mahallede bir araya gelip haşir yaptılar ve eski günleri yad ettiler."},{"pos":"n","definition":"Kıyamet gününde ölülerin diriltilip mahşere çıkarılması","example":"İslam inancına göre, haşir günü herkes mezarlarından diriltilip mahşere çıkarılacak ve amellerinin hesabını vereceklerdir."}]},"HAŞİV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazıyı veya konuşmayı gereksiz ayrıntılarla uzatma","example":"Sunumda anlatılan konular haşivlerle dolu olduğu için dinleyenlerin dikkatini dağıttı."}]},"HAŞİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metin içinde geçen herhangi bir bilgi ile ilgili olarak sayfa altına veya çalışmanın sonuna konulan açıklama veya kaynak bilgisi","example":"Medrese talebeleri, fıkıh kitabındaki zor anlaşılır kısımları açıklayan haşiye sayesinde dersleri daha iyi kavrıyordu."}]},"HAŞİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuru ot","example":"Köyde eski samanlıklarda kullanılan haşiş, çiftçilerin tarımsal işlerindeki ihtiyaçlarını karşıladı."}]},"HEBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hiçbir işe yaramadan yok olma; boşa gitme","example":"Bütün emekler heba oldu."}]},"HECCAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin veya bir şeyin kusurlarını ortaya koyma huyu olan kimse","example":null}]},"HECE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir solukta çıkarılan ses veya ses birliği","example":"Okumak sözünde üç hece vardır."}]},"HECELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kelimenin hecelerini teker teker söylemek","example":"Öğretmen, \"kitap\" kelimesini heceleyerek okudu."},{"pos":"v","definition":"Bir kelimeyi ilk bakışta okuyamayıp heceleri teker teker okumak","example":"Kendisine eski bir alfabe kitabı bulmuş, ara sıra heceliyor..."}],"lemma":"hecelemek"},"HECİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift parmaklılar takımının devegiller familyasından, uzunluğu 3, yüksekliği 2 metre kadar olan, sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan, hızlı yürüyen bir memeli türü","example":"Çöl yolculuğunda bir hecin görmek, o bölgedeki vahşi hayatın gücünü hissettiriyor."}]},"HEDEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey; niyet, istek","example":"Bu yılki hedefim, kariyerimde yeni bir adım atarak daha sorumlu bir pozisyona geçmek."},{"pos":"n","definition":"Nişan alınacak yer","example":"Okçular, yarışma sırasında tam on ikiden vurmak için hedefe dikkatle odaklandılar."}]},"HEDEFLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hedef yapmak","example":"Ağaca çıkmak istiyorsan, yıldızları hedefle."}],"lemma":"hedeflemek"},"HEDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılığını alamama; boşa gitme; ziyan olma","example":"Onca emeği heder oldu; kimse projesini ciddiye almadı."}]},"HEDONİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zevki, insan hayatının tek değer ve amacı sayan, haz veren her şeyin iyi olduğunu kabul eden öğretiyi benimseyen ve savunan kimse","example":null}]},"HEDONİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekonomik etkinliğin, hazzın en yüksek derecesine varacak biçimde geliştirilmesi öğretisi","example":"Antik Yunan'da Epiküros’un öğretileri, hedonizmin felsefi temellerinden biri olarak kabul edilir."},{"pos":"n","definition":"Zevki, insan hayatının tek değer ve amacı sayan, haz veren her şeyin iyi olduğunu kabul eden öğreti","example":"Antik Yunan'da Epiküros’un öğretileri, hedonizmin felsefi temellerinden biri olarak kabul edilir."}]},"HEDİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaynatılmış buğday, bulgur, mısır vb. şeyler","example":null}]},"HEDİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey","example":"Yengemin düğün hediyesiymiş, hâlâ takıyor."}]},"HEKTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüz ar (10.000 m²) değerinde yüzey ölçü birimi","example":"Bir hektar, kenarları yüzer metre olan bir dördülün alanıdır"}]},"HEKİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanlardaki hastalıkları teşhis edip ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse","example":"Hekim hastasına ve çevresine karşı sorumludur, mesleğe ancak and içerek girebilir."}]},"HELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer","example":"Gittiğimiz kamp alanında bir helâ bulunuyordu, bu da ihtiyacımızı gidermemiz için oldukça elverişli bir ortam sağlıyordu."}]},"HELAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortadan kaldırma, yok etme","example":"Doğadaki kirli atıklar, çevreyi helak edecek derecede zarar veriyor."},{"pos":"n","definition":"Bitkin bir duruma gelme veya getirme","example":"Uzun süren çalışmalar sonunda helak olmuş bir şekilde eve döndü."}]},"HELAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nikâhlı eş","example":"Helalliğine karşı bu kadar vefasız davranmana asla anlam veremiyordum."},{"pos":"adj","definition":"Dinin kurallarına aykırı olmayan, dinî bakımdan yasaklanmamış olan","example":"Müslümanlıkta içki helâl değildir"}]},"HELALLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Alışverişte veya ayrılma sırasında hakkını birbirine bağışlamak","example":"Gözyaşları içinde helalleşmişlerdi kâhyasıyla."}],"lemma":"helalleşmek"},"HELE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Özel olarak, ayrı bir önem verilerek","example":null},{"pos":"c","definition":"Sonunda\" anlamıyla geciken davranışları bildirmek için kullanılan bir söz","example":"Hele şükür geldin, saatlerdir seni bekliyorduk!"}]},"HELECAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbin düzensiz çalışması","example":"Ben de boyuna helecan geçirerek konuşmalarına dikkat ediyorum."}]},"HELEZON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir silindirin ana doğrularını sabit bir açı altında kesen eğri","example":"Mühendis, helezon şeklindeki yayları tasarlarken, malzemenin dayanıklılığına özellikle dikkat etmişti."}]},"HELEZONİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dolana dolana oluşmuş, birbirini izleyen","example":"Muvazenesi bozulmuş bir yıldız gibi helezoni bir sallantı içinde bulunuyordum."}]},"HELKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle su ve sulu şeyler taşımaya, kuyudan veya denizden su çekmeye yarayan üstünden kulplu kap","example":null}]},"HELLİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıbrıs'ta yapılan bir çeşit beyaz peynir","example":null}]},"HELME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı","example":"Akşam yemeğinde annem, fasulye çorbası yaparken helme koydu, bu da çorbanın kıvamını arttırdı."},{"pos":"n","definition":"Bazı bitkilerin kök, çiçek ve tohumlarında bulunan koyu kıvamlı madde","example":"Doğal ilaçlar yapan bir arkadaşım, zeytin ağacının kökünden çıkarılan helme ile şifalı bir merhem yaptı."}]},"HELMELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaynatılmış taneler koyulaşmak","example":null}],"lemma":"helmelenmek"},"HELSİNKİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Finlandiya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"HELVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şeker, yağ, un veya irmikle yapılan tatlı","example":null}]},"HELYODOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altın sarısı renginde, berilden oluşan, kuyumculukta kullanılan bir taş","example":null}]},"HELYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 2, yoğunluğu 0,13 olan, havada az miktarda bulunan soygazlardan biri","example":"Helyum, balonların şişirilmesinde kullanılan, havada az bulunan bir gazdır ve atom numarası 2'dir."}]},"HELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duvar örülürken büyük taşların arasına konulan ufak taşlar","example":null}]},"HELİKON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalgı ağızlığı ve pistonu olan, boyundan geçirilerek tutulan, çember biçimli, üflemeli bakır çalgı","example":null}]},"HELİKOİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Helis biçiminde eğri yüzey","example":"Minare merdiveninin alt yüzü helikoittir."}]},"HELİPORT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Helikopterin iniş kalkış yaptığı özel alan","example":null}]},"HELİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir silindirin ana doğrularını sabit bir açı altında kesen eğri","example":null}]},"HEM":{"senses":[{"pos":"c","definition":"Hem ... hem ... biçiminde tekrarlanarak görevdeş sözleri, cümleleri eşitlik, pekiştirme, birlikte olma veya karşıtlık anlamlarıyla bağlayan bir söz","example":"Hem beni, hem onu."},{"pos":"c","definition":"Bir kimseyi uyarmak, bir şeyi açıklamak veya anlamı güçlendirmek için \"özellikle, zaten, bir de, şurası da var ki\" anlamlarında kullanılan bir söz","example":"Hem ona neler söylemedim"}]},"HEMATİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanın hemoglobin ile renklenmiş alyuvarı","example":"Bir milimetreküp insan kanında 5.000.000 hemati vardır."}]},"HEMATİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırmızı veya esmer renkte olan doğal demir oksidinden oluşan, yaralardan akan kanı durdurmak için kullanılan bir mineral","example":null}]},"HEMAYAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Denk; eşit","example":null}]},"HEMCİNS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı cinsten olan","example":"Benim sosyal sınıfımdaki hemcinslerinin bakımlı, alımlı ve mutlu olduklarını sanıyordu."}]},"HEMDERT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dert ortağı olan","example":null}]},"HEMEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli durumun, şartın veya işin dışına çıkmaksızın","example":"Planı hemen çerçevesinde uygulayacağız, başka bir yola sapmayacağız."},{"pos":"adv","definition":"Hiç beklemeden, hiç zaman yitirmeden","example":"O girince hemen ayağa kalktılar."}]},"HEMFİKİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı düşüncede olan, aynı düşünceyi savunan","example":null}]},"HEMHAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı durumda olan","example":"Bu hususta birçok İsviçreliyi kendimle hemhâl bulmuşumdur."}]},"HEMHUDUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ortak sınırları olan","example":null}]},"HEMOFİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kanaması dinmeyen, hemofili hastalığına tutulan kimse","example":null}]},"HEMOFİLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluğa bağlı kanama hastalığı","example":null}]},"HEMOROİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis","example":null}]},"HEMPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı amaçla ve birlikte hareket eden kimse","example":null}]},"HEMZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gırtlakta, ses tellerinin birbirine yapışması sonucu havanın akışını birdenbire engellemesiyle oluşan ve bir kesinti izlenimi veren ünsüz","example":null}]},"HEMZEMİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı düzeyde olan","example":null}]},"HEMŞEHRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı memleketten olan kimse","example":"Yeni taşındığım şehirde, tesadüfen eski bir hemşehri ile karşılaşınca çok sevindim."},{"pos":"n","definition":"Arkadaş, ahbap\" anlamında bir seslenme sözü","example":"Hemşehri, şu kahvehaneye oturup biraz soluklanalım mı? dedi yol arkadaşıma."}]},"HEMŞİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin (genellikle yaşça küçük) kadın kardeşi","example":"Gözlüklerini bulamayan Ahmet, hemen hemşiresine, yani küçük kız kardeşine seslendi."},{"pos":"n","definition":"Mesleki eğitim almış, hekimle iş birliği yaparak hastaya bakan sağlık çalışanı","example":"Hastanede gece nöbetinde çalışan hemşire, tüm hastaların ilaçlarını düzenli bir şekilde verdi."}]},"HENDEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçmeye engel olacak biçimde uzunlamasına kazılmış derin çukur","example":"Bir hendekten çıkıp öbürüne giriyor, bir çukurdan kurtulup bir başkasına dalıyordu."}]},"HENDESE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nokta, çizgi, açı, yüzey ve cisimlerin birbirleriyle ilişkilerini, ölçümlerini, özelliklerini inceleyen matematik dalı","example":null}]},"HENDESİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nokta, çizgi, açı, yüzey ve cisimlerin birbirleriyle ilişkilerini, ölçümlerini, özelliklerini inceleyen matematik dalı ile ilgili veya bu dala uygun olan","example":null}]},"HENGAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zaman; vakit","example":"Hele Balkan Harbi hengâmında alnından yaralanışı, öldü sanılıp unutuluşu ..."}]},"HENGAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma, gürültülü karışıklık","example":"Pazar yerinde başlayan hengâme kısa sürede bütün sokağa yayıldı."}]},"HENTBOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yedi veya on birer kişilik iki takım arasında yalnızca elle oynanan, topu karşı takımın kalesine atmaya dayanan oyun","example":null}]},"HENÜZ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Şu ana kadar, bugüne gelinceye kadar","example":"Henüz hiçbir sorunla karşılaşmadığımız için oldukça şanslıyız."},{"pos":"adv","definition":"Biraz önce, çok zaman geçmeden","example":"Memleketten henüz dönmüş, avlunun duvar dibinden yine mutfağa doğru yürüyordum."}]},"HEP":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ara vermeden, sürekli","example":"O gün, yağmur hep yağdı ve bir an olsun durmadı."},{"pos":"adv","definition":"Hiçbiri dışta tutulmamak veya eksik olmamak üzere; bütün, tüm olarak","example":"Bu işleri hep o gördü."}]},"HEPATİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Derinin, dokuların ve organizmadaki sıvıların sarı bir renk almasıyla beliren hastalık","example":null}]},"HEPSİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bütünü; tamamı; tümü","example":null}]},"HEPTEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bütünüyle, tam olarak, toptan","example":null}]},"HEPYEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavla oyununda zarların tek benekli yönlerinin üste gelmesi","example":null}]},"HEPÇİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hem hayvansal hem bitkisel besinlerle beslenen","example":null}]},"HER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Teklik isimlere tamlayan görevinde getirilerek birer birer olarak, \"...-in hepsi\" anlamını veren söz","example":"Her kitabın ayrı bir hikâyesi vardır."}]},"HERCAİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yakınlığı ve bağlılığı sürekli olmayan, sevgisi çabuk geçen","example":"Hercai bir gönül için bunca fedakarlık yaptığını duyunca çok üzüldüm."},{"pos":"adj","definition":"Hiçbir şeyde kararlı olmayan veya konudan konuya geçiveren (kimse)","example":"O kadar hercai biri ki bir gün şiir yazıyor, ertesi gün ressam olmaya karar veriyor."}]},"HERCULES":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"HEREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asma, fasulye vb. sarılgan bitkilerin tutunması için yanlarına dikilen sırık","example":null}]},"HEREKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Asma, fasulye vb. sarılgan ve destek isteyen bitkilerin tutunması, dallarının desteklenmesi için yanlarına sırık dikmek","example":null}],"lemma":"hereklemek"},"HERGELE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dürüst davranmayan, kötü huylu","example":null},{"pos":"n","definition":"Binmeye veya yük taşımaya alıştırılmamış at veya eşek sürüsü","example":"Bu kofalık, köyün hergelesinin yayıldığı önemli yerlerden biriydi."}]},"HERHALDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Büyük bir ihtimalle","example":"Herhâlde yakışıklı denecek bir adam sayılmam."}]},"HERHANGİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen; rastgele","example":null}]},"HERK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürüldükten sonra bir yıl dinlendirilen, nadasa bırakılan tarla","example":null}]},"HERKES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde bulunan kimselerin bütünü ya da başkaları","example":null}]},"HERMETİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hava, ısı, ses ve benzerini geçirmeyen","example":null}]},"HERTZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saniyede bir titreşim yapan devirli bir olayın frekansına eşit frekans birimi","example":null}]},"HERZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saçma söz; zevzeklik","example":"Yatık Emine misin, Yanık Emine mi, her ne herze ise bana onun lüzumu yok."}]},"HERİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek kişi","example":"Herifin etrafına daha trenden inerken üşüştük."},{"pos":"n","definition":"Güven vermeyen, aşağı görülen, bayağı kimse","example":"İki herif zavallıya abanıyorlar."}]},"HERİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karadeniz'in geçit bölgelerinde yetiştirilen, beyaz renkli, kaba ve karışık yapağılı bir tür koyun","example":null}]},"HESABINA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yönünden, için, ... adına, yararına","example":null}]},"HESABİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşırı harcama yapmayan veya gerektirmeyen, hesabını bilen, tutumlu","example":"Hesapçı bir tavırla hareket edip gereksiz masraflardan kaçındı."}]},"HESAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Matematiksel işlem","example":"Hesap yaparken çarpma sırasına dikkat etmelisiniz."},{"pos":"n","definition":"Matematiğin, konusu sayılar, bunların özellikleri ve işlemler olan kolu","example":"Hesap ve geometri konuları mühendislik için temel birer araçtır."}]},"HESAPLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hesap işlemini yapmak, hesap etmek","example":"Alışverişten sonra hızlıca kalan parasını hesapladı."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin bütün sonuçlarını veya bir durumu ayrıntılı bir biçimde düşünmek","example":"Uzun vadeli yatırımlar için dikkatli hesaplamak gerekiyor."}],"lemma":"hesaplamak"},"HESAPLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin olumlu veya olumsuz yönlerini düşünerek, tartışarak bir yargıya varmak","example":"Karar öncesi tüm olasılıkları detaylı bir şekilde hesaplayıp tartıştılar."},{"pos":"v","definition":"Birbirindeki alacakla vereceğin hesabını yapmak","example":"Ortaklar, şirket gelirlerini bölüşmeden önce hesaplaşmak için bir araya geldi."}],"lemma":"hesaplaşmak"},"HEVENK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ipe, bir çubuğa geçirilmiş, dizilmiş veya birbirine bağlanmış yaş meyve ve sebze bağı","example":"Tavanda hevenk hevenk üzümler, elmalar, armutlar, ayvalar sarkıyordu."}]},"HEVES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstek, eğilim, arzu","example":"Yeni bir dil öğrenmeye büyük bir heves duyuyordu."},{"pos":"n","definition":"Gelip geçici istek","example":"Bu iş onun için bir hevesten ibaretti."}]},"HEVESKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye, bir işe istek duyan veya merak sarmış olan","example":"Ekibe yeni katılan çalışan oldukça hevesli ve çalışkandı."}]},"HEVESLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeye karşı istek duymak, çok istemek","example":"Millet vergi vermeye heveslenmelidir."}],"lemma":"heveslenmek"},"HEYAMOLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemicilerin veya işçilerin birlikte bir şey çekerken \"haydi çek, gayret\" anlamlarında bir ağızdan yüksek sesle ve makamla söyledikleri söz","example":null}]},"HEYBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omza geçirilebilen tek gözlü bir tür çanta","example":"Kitaplarını eski bir heybeye koyup okula götürdü."},{"pos":"n","definition":"At, eşek vb. binek hayvanlarının eyeri üzerine geçirilen veya omuzda taşınan, içine öteberi koymaya yarayan, kilim veya halıdan yapılmış iki gözlü torba","example":"Çiftçi, heybesini doldurup pazara doğru yola çıktı."}]},"HEYBET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erdemleri bakımından çok büyük olma durumu","example":"Konuşmacının heybet dolu sözleri salonda derin bir etki bıraktı."},{"pos":"n","definition":"Korku ve saygı uyandıran görünüş; mehabet","example":"Adını bilmeseler bile heybetini tarif etsem gene bulunur."}]},"HEYECAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi vb. sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu","example":"Halk arasında da keder ve sevinç diye iki bariz heyecan olduğuna inanmıştı."},{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi","example":"Konserdeki müzik, dinleyicilere tarifsiz bir heyecan verdi."}]},"HEYELAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakalarının gevşemesi sonucu üst tabakanın yerinden oynayarak hareket etmesi","example":null}]},"HEYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gökcisimlerinin konumlarını, devinimlerini, birbirlerine olan uzaklıklarının ölçülmesini, bunların fizik ve kimya bakımından yapılarını inceleyen bilim","example":"Üniversitede heyet ile ilgili bir seminer düzenlendi."},{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü","example":null}]},"HEYHEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinirli olma durumu veya sinirli bir biçimde davranma","example":null}]},"HEYKEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taş, tunç, bakır, kil, alçı vb. maddelerden yontularak, kalıba dökülerek veya yoğrulup pişirilerek biçimlendirilen eser","example":"Parkın ortasında büyük bir heykel yer alıyordu."}]},"HEYULA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korkunç hayal","example":"Sessiz nöbetçilerde heyula dolaşmada / Her yerde bir kederli muamma dolaşmada"}]},"HEZAREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerden, sıcak ülkelerde yetişen, boyu 25 metre kadar olabilen, mobilya, merdiven, baston vb. birçok eşyanın yapımında kullanılan bir tür kamış","example":"Hezaren bitkisinden yapılan sandalye oldukça dayanıklıydı."},{"pos":"n","definition":"Düğün çiçeğigillerden, tarlalarda yetişen, altmış kadar türü bulunan, birkaç türü süs bitkisi olarak çoğunlukla da hekimlikte kullanılan zehirli bir bitki","example":"Tarlada hezaren çiçeklerinin açtığını görünce baharın geldiğini anladım."}]},"HEZEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güldürmek, eğlendirmek amacıyla karşısındakini kırmadan yapılan hareket veya söylenen söz, latife","example":"Arkadaşlarıyla yaptığı hezeller, sınıfın neşesini yerine getirdi."},{"pos":"n","definition":"Bir şiiri veya şiir parçasını şakalı bir anlatıma çevirme","example":"Eski şairlerin hezel örnekleri hâlâ gülümsemeyle okunuyor."}]},"HEZEYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anlamsız, gereksiz, tutarsız, saçma sapan sözler söyleme veya bu tür davranışlarda bulunma işi","example":"Toplantıda sürekli olarak \"Dünya aslında bir üçgendir!\" gibi hezeyanlar dile getirdiği için kimse onu ciddiye almadı."},{"pos":"n","definition":"Bazı hastalıklarda görülen abuk sabuk konuşma, anlamsız davranışlarda bulunma vb. belirtiler gösteren ruh bozukluğu","example":null}]},"HEZLİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hezel türünde yazılmış şiirler","example":null}]},"HEZİMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yenilen bir ordunun, düzen bağını yitirerek asker onurunun gerektirdiği bütün bağları bozması","example":null}]},"HIFIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akılda tutma","example":"Verilen bilgilerin hıfızı için tekrar şarttır."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi koruyarak saklama işi","example":"Tarihi eserlerin hıfızı için özel bir depo inşa edildi."}]},"HIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hıçkırırken boğazdan çıkan ses","example":null}]},"HILTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Top biçimindeki çiçekleri kuruduktan sonra sapları kürdan olarak kullanılan yabani bir bitki","example":null}]},"HILTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davar ve sığırların boyunlarına takılan ip veya kayış","example":null}]},"HIMBIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan kimse","example":null}]},"HIMHIM":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sesleri genizden çıkararak","example":"Beni biraz hımhım konuşan fakat gözleri fıldır fıldır bir komiserin önüne götürdüler."},{"pos":"adj","definition":"Sesleri genizden çıkararak konuşan kimse","example":null}]},"HIMIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç çatkıların arasına kerpiç doldurularak yapılmış duvar veya bina","example":null}]},"HINZIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift parmaklılardan, eti ve yağı için beslenen evcil hayvan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Katı yürekli; kötü düşünen; gaddar","example":"Hortlasın mezarında öyleyse, hınzır herif, dedi."}]},"HINÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öç almayı amaçlayan gizli düşmanlık","example":null}]},"HIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kavga, gürültülü bağrışıp çağrışma, kavga","example":null}]},"HIRBO":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İri yarı kimse","example":"Hırbo bir adam olduğu için, her ortamda hemen dikkatleri üzerine çekiyordu."},{"pos":"adj","definition":"Sersem, salak ve kaba saba","example":"O hırbo tavırlarıyla her zaman etrafındaki insanları rahatsız ediyordu, kimseyle sağlıklı iletişim kuramıyordu."}]},"HIRDAVAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kilit, tel, çivi vb. metal eşya","example":"Yeni bir raf yapabilmek için biraz hırdavat alması gerekti."},{"pos":"n","definition":"Önemsiz, ufak tefek eşya, gereksiz eşya","example":"Tezgâhın ardındaki raflarda defter, kâğıt, kalem, silgi ve bir sürü hırdavat."}]},"HIRGÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş","example":null}]},"HIRILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hırıltılı bir ses çıkarmak","example":"Çocuğun nezlesi var, göğsü hırıldıyor."}],"lemma":"hırıldamak"},"HIRILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme","example":"İki arkadaş arasındaki hırıltı sonunda komşuları bile rahatsız etmeye başladı."},{"pos":"n","definition":"Boğazdan herhangi bir sebeple boğuk çıkan ses","example":"Yavaşlayan soluk alışında hafif hırıltı duyuluyordu."}]},"HIRKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle soğuktan korunmak için giyilen, kumaştan, bazen içi pamukla beslenmiş, ceket biçiminde giysi","example":"Soğuk havada annesinin ördüğü kalın hırka çok işine yaradı."},{"pos":"n","definition":"Önden açık, kollu, genellikle yünden üst giysisi","example":"Soğuk havada annesinin ördüğü kalın hırka çok işine yaradı."}]},"HIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kızgınlıkla ters konuşmak","example":"Patronu, hatalı raporu görünce sekreterine hırladı."},{"pos":"v","definition":"Hırıltıyla ses çıkarmak","example":"Hasta adam, konuşmaya çalışırken yalnızca hırlıyordu."}],"lemma":"hırlamak"},"HIRLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kızgınlıkla ters konuşmak","example":"Patronu, hatalı raporu görünce sekreterine hırladı."},{"pos":"v","definition":"Hırıltıyla ses çıkarmak","example":"Hasta adam, konuşmaya çalışırken yalnızca hırlıyordu."}]},"HIRPALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak","example":"Sokakta hırpalanan adamın yardım çığlıkları duyuluyordu."},{"pos":"v","definition":"İtip kakmak, azarlamak veya yıpratmak","example":"Yalnız miralayın sağ bacağını bir gülle misketi fena halde hırpalamış."}],"lemma":"hırpalamak"},"HIRPANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstüne başına özenmeyen, kılıksız","example":null}]},"HIRS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap","example":"Hırsını yenemiyerek çocuğu dövdü."},{"pos":"n","definition":"Sonu gelmeyen istek; aşırı tutku","example":"Para hırsı. Şöhret hırsı."}]},"HIRSIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkasının malını çalan kimse","example":"Hırsız, gece yarısı evin penceresinden içeri girmişti."}]},"HIRSLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek","example":"Arkadaşının yaptığı saygısızlığa hırslanan kadın, bir daha onunla konuşmadı."}],"lemma":"hırslanmak"},"HIRT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null}]},"HIRTAPOZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sersem; aptal; şaşkın","example":null}]},"HIRÇIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çevresindekilerle iyi geçinemeyen, kavga çıkaran","example":"Mahalledeki hırçın çocuğun bağırışları sabahın erken saatinde herkesi uyandırdı."},{"pos":"adj","definition":"Tiz, öfkeli ses","example":"Kedi, üzerine gelen köpeğe hırçın bir sesle tısladı."}]},"HISIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dede ve nineleri bir olanlardan her biri","example":"Uzun süredir görmediği hısımlarını bayramda ziyaret etti."}]},"HIYABAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki tarafı düzgün ağaçlı yol veya bulvar","example":"Sustu bülbüller hıyaban uykuda / Esme ey bad esme canan uykuda"}]},"HIYANET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güveni kötüye kullanma, vefasızlık","example":"Arkadaşına duyduğu hıyanet, onu derin bir pişmanlığa sürükledi."},{"pos":"n","definition":"Hain olma durumu veya haince davranış; kötülük etme veya karşı davranma","example":"Ülkeye yapılan hıyanet asla affedilmeyecektir."}]},"HIYAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eğitim görmemiş, bilgisiz, görgüsü olmayan","example":null},{"pos":"n","definition":"Kabakgillerden, uzun, iri meyveli, sürüngen, bir yıllık otsu bir bitkinin iri ve yeşil ürünü","example":"Kahvaltı için dalından kopardığı taptaze hıyarları dilimledi."}]},"HIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin belli bir sürede aldığı yol, sürat","example":"Işığın hızına hiçbir şey yetişemez."}]},"HIZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahta ve kereste biçmeye yarayan, elektrik ve su gücüyle çalışan büyük bıçkı","example":"Marangoz, hızarı kullanarak kütükleri küçük parçalara böldü."}]},"HIZLA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman geçirmeden, kısa süre içinde","example":null}]},"HIZLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hız almak, hızı artmak","example":null}],"lemma":"hızlanmak"},"HIZLI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman geçirmeden, kısa süre içinde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çabuk hareketlenen, çabuk giden, çabuk işleyen","example":"Bir akşamüzeri her zamanki hızlı adımlarla geldi."}]},"HIZÖLÇER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu araçlarda hız ölçüm aygıtı","example":null}]},"HIÇKIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boğazdan hıçkırık sesi çıkarmak","example":"Uçurtmamı isterim, diye hıçkırdı."},{"pos":"v","definition":"İçini çekerek ağlamak","example":"Küçük çocuk, oyuncağını kaybettiğinde köşede oturup hıçkırmaya başladı."}],"lemma":"hıçkırmak"},"HIÇKIRIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok yemek yeme veya sinirsel bir sebeple ve istemsiz olarak diyafram kasının kasılmasıyla hava akciğerlere geçerken boğazdan çıkan ve düzgün aralıklarla tekrarlanan ses","example":"Savcı mendilini ağzına kapayarak hıçkırığını gizledi."},{"pos":"n","definition":"Çok ağlandığında çıkan ses","example":"Genç kadın, hıçkırıklar arasında derdini anlatmaya çalışıyordu."}]},"HIŞILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hışıltılı ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"hışıldamak"},"HIŞILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sert ve sürekli çıkan ses","example":null}]},"HIŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap","example":null}]},"HIŞIMLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek","example":null}],"lemma":"hışımlanmak"},"HIŞIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düşünmeden hareket eden, ne yaptığının farkında olmayan","example":"Her zaman olduğu gibi yine hışır bir tavırla konuşmaya atıldı."},{"pos":"n","definition":"Olmamış meyve","example":"Ağaçtan düşen hışırı olgunlaşmadan yemek istemedi."}]},"HIŞIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kâğıt, kumaş, kuru yaprak vb. nesneler birbirlerine sürtünürken, buruşturulurken \"hışır\" diye ses çıkarmak","example":"Kuru yapraklar yerde hışırdadı."}],"lemma":"hışırdamak"},"HIŞIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce cisimler hışırdarken çıkan ses, hışırdama sesi","example":null}]},"HIŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hışıltılı ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"hışlamak"},"HIŞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hışıltılı ses çıkarmak","example":null}]},"HOBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görev ve meslek dışında severek yapılan, dinlendirici, oyalayıcı uğraş","example":null}]},"HOCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mesleği bilgi öğretmek olan kimse","example":"Matematik hocası, zor problemleri kolay bir dille anlatarak sınıfın sevgisini kazandı."},{"pos":"n","definition":"Müslümanlıkta din görevlisi","example":"Hoca, sabah namazından sonra medresede ders vermeye başladı."}]},"HODAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hodangillerden, çiçekleri hekimlikte kullanılan ve kökü kavrularak yenilen, bir yıllık ve otsu bir bitki","example":null}]},"HODBEHOT":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başka şeylerin etkisi olmaksızın, kimseyle ilgisi, ilişkisi olmadan","example":null}]},"HODBİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan","example":null}]},"HODKAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan","example":null}]},"HODRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendine güvenen ortaya çıksın, işte meydan\" anlamında hodri meydan deyiminde geçer","example":null}]},"HOHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağzını yaklaştırıp soluğunu bir şeyin üzerine hızla vermek","example":null}],"lemma":"hohlamak"},"HOHLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağzını yaklaştırıp soluğunu bir şeyin üzerine hızla vermek","example":null}]},"HOKEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ucu kıvrık sopalarla çayır veya buz üzerinde iki takım arasında oynanılan top oyunu","example":null}]},"HOKKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metal, cam veya topraktan yapılmış, içine mürekkep konulan küçük kap","example":"Hüsameddin Çelebi, kâğıdı, hokkayı, kalemi toplayarak çekildi."}]},"HOKKABAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"El çabukluğu ile birtakım şaşırtıcı olaylar yapmayı meslek edinen kimse","example":"Bu arsada zaman zaman at cambazları, hokkabazlar, palyaçolar hünerlerini gösterirler."},{"pos":"adj","definition":"Başkalarını aldatarak yalan dolanla iş gören","example":"O ne hokkabaz heriftir."}]},"HOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer","example":"Ekmekten bir lokma ısırırken hole bakıyorum."}]},"HOLDİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok ortaklığın pay senetlerini elinde bulundurarak onları denetimi altında tutan sermaye yatırım ortaklığı","example":null}]},"HOLLANDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Batı Avrupa'da yer alan, resmi dili Felemenkçe ve başkenti Amsterdam olan ülke","example":null}]},"HOLMİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 67, atom ağırlığı 164,94 olan, oksidi açık sarı renkte, tuzları portakal sarısı renginde, az bulunan bir element","example":null}]},"HOLOSEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"IV. çağın en yeni dönemi","example":null}]},"HOLİGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başıboş, zarar vermeye eğilimli, serseri","example":null}]},"HOMOJEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her yeri aynı özelliği gösteren","example":"Karışımın homojen olabilmesi için iyice karıştırılması gerekiyor."},{"pos":"adj","definition":"Bütün terimleri aynı derecede olan çok terimli","example":"Matematik sorusunda, homojen bir denklemi çözmeleri istendi."}]},"HOMOLOG":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir başkasının tam olarak yerini tutan","example":null}]},"HOMONİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Söylenişleri aynı, anlam ve kökleri ayrı olan kelimeler","example":null}]},"HOMOTETİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Merkez olarak alınan bir noktaya göre birer noktasının geometrik yerleri karşılıklı olarak aynı olan iki nokta grubunun durumu","example":null}]},"HOMURDAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sızlanmak, yakınmak, şikâyetçi bir sesle konuşmak","example":"Bu keşiften hoşnutluğumu gizleyebildiğim kadar gizleyip sözüm ona bir ayıplamayla homurdanıyorum."},{"pos":"v","definition":"Taşıt, alet vb. alışılmışın dışında bozuk ses çıkarmak","example":"Motor bir iki homurdanıp durduktan sonra, şimdi keyifli keyifli işlemeye başlamıştı."}],"lemma":"homurdanmak"},"HOMURTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Homurdanma sesi","example":"Dışarıdan bir elektrik süpürgesinin homurtusu geliyor."},{"pos":"n","definition":"Ayının çıkardığı ses","example":"Ayının homurtusu, ormanda yankılandı."}]},"HONA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek sığır","example":null}]},"HONDURAS":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kuzey Amerika'da bir ülke; başkenti Tegucigalpa.","example":null}]},"HONİARA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Solomon Adaları ülkesinin başkenti.","example":null}]},"HOPARLÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektikçe sesi yükselten alet","example":"Bu caminin hoparlör düzeni ve halıları için elektrik süpürgesi bile var."},{"pos":"n","definition":"Radyo, pikap, teyp vb. araçlarda sesi işitilebilecek duruma getiren alet","example":"Hemen hemen bütün Batı ülkelerini gezdim. Hiçbir yerde hoparlör sesi duymadım."}]},"HOPLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sevinçten, korkudan veya oyun için, bulunduğu yerde havaya doğru fırlamak","example":"Birden yüreği hopladı, işte oradaydı."}],"lemma":"hoplamak"},"HOPLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sevinçten, korkudan veya oyun için, bulunduğu yerde havaya doğru fırlamak","example":"Birden yüreği hopladı, işte oradaydı."}]},"HOPPA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şımarık ve delice tavırlı, hareketlerinde ölçüsüz","example":"Hoppa tavırlarıyla toplantının ciddiyetini bozdu."}]},"HOPPADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman geçirmeden, kısa süre içinde","example":null}]},"HOPPALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bebeklerin içine konup zıplayarak eğlenmelerini sağlayan yaylı araç","example":"Bebek, hoppala içinde keyifle zıplayarak kahkahalar atıyordu."},{"pos":"n","definition":"Küçük çocuklar atlarken onları yüreklendirmek için söylenen bir söz","example":"Atla bakayım ... Hoppala!"}]},"HOPURDAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey içerken \"höpür\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"hopurdatmak"},"HOR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değersiz, önemi olmayan, aşağı görülen","example":null}]},"HORA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kişi tarafından el ele tutuşarak oyun müziği eşliğinde oynanan bir halk oyunu","example":null}]},"HORANTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aile halkı","example":null}]},"HORASAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kiremit ve tuğla tozlarının kireç ve su ile karıştırılmasından elde edilen bir çeşit harç","example":null}]},"HORASANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üst bölümü sarıktan taşacak biçimde yapılmış hoca kavuğu","example":null}]},"HORHOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gür ve ses çıkararak akan su","example":null}]},"HORLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uyku sırasında soluk alırken boğaz ve burundan gürültülü sesler çıkarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birinin gönlünü incitircesine davranmak; hor görmek","example":"Biz horladık diyemem fakat evimizin havası artık ona yabancı gelmeye başlamıştı."}],"lemma":"horlamak"},"HORLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uyku sırasında soluk alırken boğaz ve burundan gürültülü sesler çıkarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birinin gönlünü incitircesine davranmak; hor görmek","example":"Biz horladık diyemem fakat evimizin havası artık ona yabancı gelmeye başlamıştı."}]},"HORMON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İç salgı bezlerinden kana geçen ve organların işlemesini düzenleyen adrenalin, insülin, tiroksin vb. uyarıcı maddelerin genel adı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu maddelerin işlevini yerine getirecek özellikte yapay madde","example":null}]},"HORMONAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hormonla ilgili; hormona ait","example":"Halkın, sanatı ve edebiyatı hormonal bir etkinlik saymasına gülüp geçemeyiz; örnekleri boldur."}]},"HORON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karadeniz bölgesinde kemençe ile oynanan halk oyunu","example":null}]},"HOROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavukgillerden, tavuğun erkeği olan kümes hayvanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Ateşli silahlarda çakmak taşına veya merminin kapsülüne vurmaya yarayan metal parça","example":"Çifteler dolduruldu, horozlar çekildi, iki el silah atıldı."}]},"HOROZLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":null}],"lemma":"horozlanmak"},"HORST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Merdiven biçimli fay serisindeki iki tektonik çukur arasında veya bir tektonik çukurun iki yanında yükselen kısım","example":null}]},"HORTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yanlış bir inanışa göre ölü mezardan çıkmak","example":"Hortlasın mezarında öyleyse, hınzır herif, dedi."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir sorun yeniden ortaya çıkmak","example":"Almanya birleşti, büyüdü ve ırkçılık hortladı, diyorlar."}],"lemma":"hortlamak"},"HORTLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mezardan çıkarak insanları korkuttuğuna inanılan yaratık","example":null}]},"HORTUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hava veya suyun hızla dönüp sütun biçiminde yükselmesiyle oluşan, alanı dar bir fırtına çeşidi","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle plastikten uzun ve esnek boru","example":"Yıllardan beri kontrol edilmeyen hortumlar delik olduğundan pek bir fonksiyonu olmamış."}]},"HORTUMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yasa dışı yollarla zimmetine para veya mal geçirmek","example":null}],"lemma":"hortumlamak"},"HORULTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Horlama sesi","example":null}]},"HOSTES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşıtlarda, özellikle uçaklarda yolcu ağırlayan bayan","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir topluluk, kongre vb. yerlerde katılanları ağırlayan, onlara kılavuzluk eden bayan","example":null}]},"HOTOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavus kuşu, tavuk ve benzerinin başında bulunan tüyler","example":null},{"pos":"n","definition":"Kadınların süs için saçlarının üstüne taktıkları, çeşitli renk ve biçimde yapılmış küçük başlık","example":"Bir gün burada koyu ateş renginde bir hotoz görmüştür ki feleğini şaşırmıştır."}]},"HOVARDA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçici aşklar ve ilişikler peşinde koşan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Uygunsuz kadının paralı aşığı","example":null}]},"HOYRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneydoğu Anadolu'da ve Irak'taki Türkler arasında tek başına söylenen bir çeşit ezgili deyiş","example":"Bir tanesi türkü söylüyor. Hoyrat diyorlar bunlara."},{"pos":"adj","definition":"Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı","example":"Ne hoyrat kullanmışlar / Sevincin sesi çıkmıyor"}]},"HOZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinlenmeye bırakılmış, birkaç yıl işlenmemiş tarla","example":null}]},"HOŞ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hem de, buna ek olarak","example":null},{"pos":"adj","definition":"Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren","example":null}]},"HOŞAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şekerli suda, bütün veya dilimler halinde kaynatılmış meyve","example":null}]},"HOŞBEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hatır sormak amacıyla söylenen ilk sözler","example":"Konaktaki hoşbeş merasimi de yerine getirildi."}]},"HOŞGÖRÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu","example":"Pek az kimseye göstermiş olduğu bir hoşgörüden yararlandım."},{"pos":"n","definition":"Bir boksörün ağırlık sınıfındaki ağırlığının kabul edilecek kadar azlığı veya çokluğu","example":null}]},"HOŞHOŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk dilinde köpek","example":null}]},"HOŞKURAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiçekleri dalları ıspanak gibi pişirilen bir yıllık otsu bir bitki","example":null}]},"HOŞLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoşuna gitmek, hoş bulmak, beğenmek","example":"Bu yaşam tarzından hep hoşlanmışımdır."}],"lemma":"hoşlanmak"},"HOŞLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"İyilik hissetmek","example":null}],"lemma":"hoşlaşmak"},"HOŞNUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir davranış, bir durum veya bir kimseden memnun olan, yakınması olmayan","example":"Yeni ilişkisinden son derece hoşnut ve ilk bebeğine veremediği tüm sevgiyi ikincisine vermekte kararlıydı."}]},"HOŞT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köpekleri ürkütüp kaçırmak için çıkarılan ses","example":null}]},"HOŞUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değersiz, bayağı, basit","example":null},{"pos":"adj","definition":"Şişman, dolgun kadın","example":null}]},"HUBUBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. ürünlerin genel adı","example":"Benim memleketim de ziraata elverişlidir, hububat yetiştirir."}]},"HUDUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uç, son","example":null},{"pos":"n","definition":"İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi","example":"Bir çiçek dermeden sevgi bağından / Huduttan hududa atılmışım ben."}]},"HUKUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu yasaları konu alan bilim","example":"Kaldı ki böyle bir hareket, milletlerarası hukuka taban tabana zıttı."},{"pos":"n","definition":"Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü","example":"Hukuk daima âdetlerin peşinden gider, önüne geçmez."}]},"HUKUKEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hukuksal olarak","example":"İstanbul civarının dağını taşını bir göz oda yaparak hukuken işgal hakkı kazanmak, uygarlık gereği midir?"}]},"HUKUKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasalar ile ilgili","example":null}]},"HUKŞAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basketbolda çembere yan durarak tek elle baş üzerinden geçirilerek atılan şut","example":null}]},"HULUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarı geçirgen bir çeperin iki yanına yerleştirilmiş, derişikliği farklı iki sıvıdan oluşan yer değiştirme olayı","example":null},{"pos":"n","definition":"Gelme işi veya biçimi","example":null}]},"HULUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gönül temizliği","example":null}]},"HULUSKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yürekten, temiz duygulu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse; yağcı","example":null}]},"HUMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçki veya uyku sersemliği","example":null}]},"HUMBARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Demir veya tunçtan dökülmüş, yuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya el ile atılan yuvarlak bir tür bomba","example":null}]},"HUMMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateşli hastalık","example":"Onun hummalar içinde yatan güzel yüzünü görünce hüzün ve rikkatinden yanaklarına akan bir iki damla yaşı tutamadı."},{"pos":"n","definition":"Sıtma hastalığında karşılaşılan ateş ve titreme durumu","example":null}]},"HUMOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güldürmek, eğlendirmek amacıyla karşısındakini kırmadan yapılan hareket veya söylenen söz, latife","example":null},{"pos":"n","definition":"Alay, dalga geçiş, hafife alma, boş verme","example":null}]},"HUMUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyice ezilmiş nohut, tahin ve baharatla hazırlanan bir yemek","example":null},{"pos":"n","definition":"Bitkilerin çürümesiyle oluşan koyu renkte organik toprak","example":null}]},"HUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı","example":"Artık şimdi öyle düşkün bir babayım ki / Yüreğim hun, sayhalarım boğuk boğuktur"},{"pos":"proper","definition":"Orta Asya'dan çıkan eski bir göçebe halk.","example":null}]},"HUNNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boğaz mukozasının şişmesi","example":null}]},"HUNRİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İsteyerek kan dökmüş olan kimse","example":null}]},"HUNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sıvıyı ağzı dar bir kaba aktarmak için kullanılan koni biçimindeki araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir sıvıyı ağzı dar bir kaba aktarmak için kullanılan koni biçimindeki araç","example":null}]},"HURAFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan, doğaüstü olaylara, gizli ve akıl dışı güçlere, kehanetlere aşırı derecede bağlı boş inanç","example":null}]},"HURDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski maden parçası","example":"Sonra birdenbire duruluvermiş. Oturmuş demir hurdaların üstüne."},{"pos":"adj","definition":"İşe yarayamayacak derecede bozulmuş, zarar görmüş","example":"Bu makine hurda olmuş."}]},"HURDAHAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"(Onarılamayacak biçimde) Pek çok parçalara ayrılmış, parça parça olmuş","example":null}]},"HURMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Palmiyegillerin eski çağlardan beri Kuzey Afrika'da kültürü yapılan, gövdesi uzun, yaprakları büyük ve dikenli bir ağaç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın tatlı meyvesi","example":null}]},"HURUFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basımda, baskı işinde kullanılan metal vb. bir maddeden yapılmış harf, rakam veya başka işaret kalıpları","example":null},{"pos":"n","definition":"Dizgi işinde kullanılan harf türlerinin bütünü","example":"Hurufatı zengin bir basımevi."}]},"HURUÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi; taşınma","example":null},{"pos":"n","definition":"Kuşatılmış bir bölgedeki birliklerin yaptığı saldırı","example":null}]},"HURUŞAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Coşkun, canlı","example":null}]},"HURÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle yelken bezinden veya meşinden yapılmış büyük heybe","example":null},{"pos":"n","definition":"Çeşitli kumaşlardan yapılan, içerisine battaniye, yorgan vb. eşya konulan özel çanta","example":null}]},"HURİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cennette yaşadığına inanılan kız","example":null}]},"HUSUF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağının güneş ile ay arasına girmesiyle, ayın yer yuvarlağı gölgesinde kalması","example":null}]},"HUSUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baş gösterme, meydana çıkma","example":null}]},"HUSUMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşmanca duygu veya davranış","example":null},{"pos":"n","definition":"Düşman olma durumu","example":null}]},"HUSUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik","example":"Şu hususu da gözden uzak tutmamalı."},{"pos":"n","definition":"Üzerinde konuşulan şey","example":null}]},"HUSUSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Devlete değil, kişiye ait olan","example":null},{"pos":"adv","definition":"Özel olarak, özel bir biçimde","example":"Annemle babam dört gün içinde üç defa hususi konuştular."}]},"HUSYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkeklik hormonunu oluşturan erkek cinsiyet bezi","example":null}]},"HUTBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cuma ve bayram namazlarında minberde okunan dua ve verilen öğüt","example":null}]},"HUY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın yaradılış ve ruh özelliklerinin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"İçgüdü durumunu almış alışkanlık","example":"Çocuk yeni bir huy edinmiş."}]},"HUYLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık ve kuruntu durumunda bulunmak ya da bu duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Hayvan, ürküp sinirlenmek","example":"Aydınlıktan huylanan atlar şaha kalkarak deli gibi dörtnala ileri atılıyorlardı."}],"lemma":"huylanmak"},"HUZUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hiçbir eksiği, üzüntüsü ve acısı olmama durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yerde bulunma","example":"Bu sorunun konuşulması için sizin huzurunuz şarttır."}]},"HUZUREVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşlanmış kimselerin bakımlarının yapıldığı ve barındığı kurum","example":null}]},"HUĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çubuk veya kamıştan yapılmış bağ ve bahçe kulübesi","example":"İlkin başlarını sokacakları bir kerpiç huğ yaptılar."}]},"HUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gürgengillerden, kerestelik bir ağaç cinsi","example":null}]},"HUŞU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren, başkalarını küçük görmeyen, büyüklenmeyen (kimse) olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Tanrı'ya boyun eğme, gönlü korku ve saygı ile dolu olma","example":"Herkes huşu içinde idi."}]},"HUŞUNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce ve nazik olmama durumu","example":null}]},"HYDRA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"HYDRUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"HÖDÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok çabuk ve olmayacak şeylerden korkan","example":"Tavuğun aniden kanat çırpmasıyla hödük adam panikle dışarı kaçtı."},{"pos":"adj","definition":"Görgüsüz, kaba, anlayışı kıt kimse","example":"Hödük tavırlarıyla toplantıda herkesi rahatsız etti."}]},"HÖL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havada bulunan su buharı, hafif ıslaklık","example":null}]},"HÖLLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı yerlerde kundak çocuklarının altına bez yerine konulan toprak","example":null}]},"HÖPÜRTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Höpürdetme biçimi ve tarzı","example":null}]},"HÖRGÜÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı hayvanların sırtındaki çıkıntı","example":"Çok tüylü hörgücü meydandaydı."},{"pos":"n","definition":"Hörgüce benzeyen tümsek, çıkıntı","example":null}]},"HÖYKÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Heyecanlı bir biçimde bağırarak konuşmak","example":null}],"lemma":"höykürmek"},"HÖYÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprak yığını; küçük tepe","example":null},{"pos":"n","definition":"Tarih boyunca türlü sebeplerle yıkılan yerleşme bölgelerinde, yıkıntıların üst üste birikmesiyle oluşan ve çoğu kez içinde yapı kalıntılarının gömülü bulunduğu yayvan tepe","example":null}]},"HÖŞMERİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tuzsuz taze peynir, nişasta, pirinç unu konularak yapılan bir çeşit tatlı","example":null}]},"HÜCCET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir önermeyi ispatlamak için gösterilen ve daha önce doğru diye kabul edilen başka önerme","example":null}]},"HÜCRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birliği","example":"Mikroskop altında incelediği hücrenin her bir gözesinde farklı bir yapı dikkati çekiyordu."},{"pos":"n","definition":"Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda","example":"Hücrenin kapısında delikten bana bakan ere bir pusula uzatıp kumandana götürmesini istiyorum."}]},"HÜCUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötülük veya yıpratma amacıyla, bir kimseye karşı doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma","example":null},{"pos":"n","definition":"Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılan akın, hamle","example":null}]},"HÜCUMBOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür küçük savaş gemisi","example":null}]},"HÜKMEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hakem kararıyla","example":"Pehlivan hükmen galip ilan edildi."}]},"HÜKMET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Egemenliği altında bulundurmak, egemenliği altına almak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir kimseye veya topluluğa sözünü geçirmek","example":"Biri bu konuda damarına basınca endazeyi şaşırıyor, kendine hükmedemiyordu."}],"lemma":"hükmetmek"},"HÜKMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hükümle, yargı ile ilgili","example":null}]},"HÜKUMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin yönetim kuruluşları","example":"Kadınlar çil yavrusu gibi dağılmış, hükûmete haber vermişler, hükûmet gelmiş, ölüyü kaldırmışlar."}]},"HÜKÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı","example":null}]},"HÜKÜMDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Padişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı","example":null}]},"HÜKÜMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin yönetim kuruluşları","example":null},{"pos":"n","definition":"Devlet yönetimi","example":null}]},"HÜKÜMRAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yönetimini hiçbir kısıtlama veya denetime bağlı olmaksızın sürdüren, bağımlı olmayan","example":null}]},"HÜLASA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz","example":"Bir kadınlık tarihi hülasası yapacak değiliz."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü","example":null}]},"HÜLLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Medeni Kanun'un kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe bir günlüğüne nikâh edilmesi","example":null}]},"HÜLYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olmayacak bir şeyin olacağını sanma","example":"İnsan, bazen malihülya içinde olmayacak bir şeyin gerçek olmasını bekler."},{"pos":"n","definition":"Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey","example":null}]},"HÜMANİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsancılık yanlısı olan","example":null}]},"HÜMANİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanlık sevgisini, insan ululuğunu en yüce amaç ve olgunluk sayan öğreti","example":null}]},"HÜMAYUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kutlu, mutlu","example":null}]},"HÜNER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Becerikli olma durumu","example":null}]},"HÜNGÜRDE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüksek sesle ve hıçkırarak ağlamak","example":null}],"lemma":"hüngürdemek"},"HÜNGÜRTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hüngürderken çıkan ses","example":null}]},"HÜNKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlılarda yalnız padişahlar için kullanılan bir unvan","example":"Hünkâr dairesi. Hünkâr yaveri."}]},"HÜNNAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hünnapgillerden, yenilen meyvesi için özellikle Batı ve Güney Anadolu'da yetiştirilen dikenli bir ağaç","example":"Küçük bahçede acı badem, ayva, nar, hünnap ağaçları görürüm."},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin meyvesi","example":null}]},"HÜNSA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hem erkek hem dişi gametleri bulunan (birey)","example":null}]},"HÜR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta bağlı olmayan","example":"Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir şairim."},{"pos":"adv","definition":"Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta bağlı olmayan bir biçimde","example":null}]},"HÜRLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür burçak","example":null}]},"HÜRMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu","example":null}]},"HÜRMETEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hürmetli olarak; saygılıca","example":null}]},"HÜRRİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu","example":"Vatan için, hürriyet için birbirine verdikleri şeref sözünü tutacaklar, gerekirse bu uğurda silahlarını da kullanacaklar."}]},"HÜRYA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Toptan, toplu olarak","example":null}]},"HÜRYEMEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit elma","example":null}]},"HÜSEYNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam","example":null},{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde mi notası","example":null}]},"HÜSNÜHAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin yaşayışında kötü bir şey bulunmama durumu","example":null}]},"HÜSNÜHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harflere güzel biçimler vererek yazma sanatı","example":null}]},"HÜSNÜZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kimse veya konuda hiçbir kötü düşünce beslememe","example":null}]},"HÜSRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç","example":null},{"pos":"n","definition":"Beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı","example":null}]},"HÜSÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik","example":null}]},"HÜTHÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çavuş kuşugillerden, uzun yay biçimli gagalı, güvercinden küçük, başı sorguçlu, kısa kanatlı bir kuş","example":null}]},"HÜVEYDA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Besbelli; açıkça; meydanda; aşikâr","example":null}]},"HÜVİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin vatandaşlarına devletçe verilen, kimlikleriyle kişisel durumlarını gösteren resmî belge","example":null}]},"HÜZME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ışık kaynağından yayılan yoğun aydınlık","example":null}]},"HÜZZAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde segâh perdesinde bir makam","example":null}]},"HÜZÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İç kapanıklığı, gönül üzgünlüğü","example":null}]},"HÜZÜNLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzgün, içi kapanık bir duruma gelmek","example":"O haberin ardından, gözleri duman bürüdü, yüzündeki neşeyi kaybetmişti ve gözleri derin bir hüzünle dolmuştu."}],"lemma":"hüzünlenmek"},"HİBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılık beklemeden birine verilen şey","example":null}]},"HİBRİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değişik türden hayvan veya bitkiden üremiş hayvan veya bitki; kırma","example":null},{"pos":"n","definition":"İki farklı güç kaynağının bir arada bulunması","example":null}]},"HİCAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten duyulan üzüntü","example":"Yaptığı hatanın ardından büyük bir hicap duydu."},{"pos":"n","definition":"Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü","example":"Güneş ışığını engellemek için hicap kullandılar."}]},"HİCAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam","example":"Hicaz makamında söylenen şarkı herkesi duygulandırdı."},{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde do diyez notasını andıran perde","example":"Türk sanat müziğinde hicaz perdesi çok sık kullanılır."}]},"HİCAZKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde rast perdesinde karar kılan bir makam","example":null}]},"HİCRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevilen bir şey veya kimseden ayrı kalma durumu","example":"Bu hicran, dudaklarına ezelî bir nakarat yapıştırmıştı."},{"pos":"n","definition":"Ayrılığın sebep olduğu onulmaz acı","example":"Başıma da konuyor konuyor aman martı kuşları / Gözlerimden boşalır hicran yaşları"}]},"HİCRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi; taşınma","example":"Aile, daha iyi bir yaşam umuduyla büyük bir hicret gerçekleştirdi."},{"pos":"n","definition":"İslam takviminde tarih başı sayılan Hazreti Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç etmesi","example":"Hicretten yüz elli yıl sonra..."}]},"HİCRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tarih başı olarak hicreti kabul eden","example":null}]},"HİCVET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Alay yoluyla yermek","example":"İkimiz de biribirimizi istemeden hicvediyorduk bazen."}],"lemma":"hicvetmek"},"HİCVİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi, bir göreneği yermek için yazılmış yazı veya söylenmiş söz","example":null}]},"HİCİV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi, bir göreneği yermek için yazılmış yazı veya söylenmiş söz","example":null}]},"HİDATİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok memelilerin ve insanın karaciğerinde gelişen ekinokok tenyasının larvası","example":null}]},"HİDAYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü kötülükten uzak olan tutum","example":"Onun hidayet dolu davranışları herkesin beğenisini kazanıyordu."}]},"HİDDET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap","example":null}]},"HİDRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidralar takımından, 1 cm uzunluğundaki, vücudu torba biçiminde, ağız çevresinde 6-10 dokunacı olan tatlı su hayvanı","example":null}]},"HİDRALAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Örnek hayvanı hidra olan sölenterler bölümü","example":null}]},"HİDRASİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidrojen ile bir metalsinin oksijensiz birleşmesinden oluşan asit","example":null}]},"HİDRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismin suyla birleşmesiyle veya bazı madenler üzerinde suyun etkisiyle oluşan bileşik","example":null}]},"HİDROFOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basınç uygulayarak suyu binanın üst katlarına çıkaran düzenek","example":null}]},"HİDROFİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nemden ve nemli yerden hoşlanan bitki","example":"Hidrofil bitkiler, sulak alanlarda yetişerek toprağı doğal yollarla filtrelemeye yardımcı olur."},{"pos":"adj","definition":"Su böceği","example":"Göl kenarında yürürken su yüzeyinde hareket eden hidrofillere rastlamak mümkündür."}]},"HİDROJEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oksijenle birleşerek suyu oluşturan, atom numarası 1, rengi, kokusu ve tadı olmayan bir gaz","example":null}]},"HİDROLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su bilimi uzmanı","example":null}]},"HİDROLİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Su ile ilgili","example":"Hidrolik sistemler, suyun basınçla iletilmesini sağlar."},{"pos":"adj","definition":"Su veya başka bir sıvı basıncıyla işleyen makine, cendere vb.","example":"Otomobil fren sistemleri, genellikle hidrolik prensiplere dayanır."}]},"HİDROLİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir molekülün su etkisiyle ikiye ayrılmasını sağlayan tepkime","example":null}]},"HİDROZOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıvı durumundaki koloit","example":null}]},"HİDRÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir element veya birleşikle hidrojen birleşimi","example":null}]},"HİDİV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı Devleti'nde Kavalalı Mehmet Ali Paşa'dan sonra Mısır valilerine verilen unvan","example":null}]},"HİGROFİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nemden ve nemli yerden hoşlanan bitki","example":null}]},"HİJYEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağlığın, hastalanmadan önce korunması ile ilgili bilimsel incelemelerle uğraşan tıp dalı","example":"Hijyen bilimi, salgın hastalıkların önlenmesinde önemli bir yere sahiptir."},{"pos":"n","definition":"Sağlıklı yaşamak için alınması gerekli önlemlerin bütünü","example":"Evde hijyen kurallarına dikkat edilmesi, birçok hastalığı önler."}]},"HİJYENİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağlık koruma ile ilgili, sağlık bilgisine uygun, sağlığa yararlı","example":null}]},"HİKAYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçek veya tasarlanmış olayları anlatan düz yazı türü, öykü","example":"Kitapta yer alan hikayeler, Anadolu'nun günlük yaşamından esinlenmiş."},{"pos":"n","definition":"Bir olayın sözlü veya yazılı olarak anlatılması","example":"Salonunda toplanmıştık geçen gece beş on kişi / Vardı onun kendine has bir hikâye söyleyişi"}]},"HİKAYELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Söylemek, nakletmek","example":null}],"lemma":"hikayelemek"},"HİKEMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Felsefe ile ilgili","example":"Yazarın hikemi tarzı, okuyucular üzerinde derin bir etki bırakıyor."},{"pos":"n","definition":"Felsefi söz veya düşünce","example":null}]},"HİKMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü","example":"Doğanın hikmeti, bilim insanları için sonsuz bir araştırma konusu."},{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz","example":null}]},"HİLAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz","example":"Onun bu hilafı işlerin karışmasına yol açtı."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin aksi, karşıtı","example":"Yaptıklarının sözlerinin hilafına olduğunu herkes fark etti."}]},"HİLAFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti Muhammed'in vekili olarak Müslümanların imamlığını ve din koruyuculuğunu yapmakla görevli kimsenin görevi","example":null}]},"HİLAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi","example":"Hilal, karanlık gökyüzünde zarif bir şekilde parlıyordu."},{"pos":"n","definition":"Çocukların okuma öğrenmeye başladıklarında satır ve sözleri şaşırmamak için söz üzerinde gezdirdikleri ucu sivri, uzunca bir gösterme aracı","example":"Çocuklar, okuma sırasında satır kaydırmamak için hilal kullanıyorlardı."}]},"HİLALİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hilal biçiminde","example":null}]},"HİLAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Padişahların, gönül almak, ödüllendirmek için birine giydirdikleri değerli kumaş veya kürkten yapılmış üst giysisi","example":null}]},"HİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen","example":"Onun kurduğu hile yüzünden, insanlar büyük maddi kayıplar yaşadı."},{"pos":"n","definition":"Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma","example":"Bu sütte hile var."}]},"HİLEBAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanları birtakım hilelerle şaşırtıp paralarını çalan kimse","example":"Hileci adam, insanları kandırarak onların tasarruflarını çalmıştı."}]},"HİLEKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanları birtakım hilelerle şaşırtıp paralarını çalan kimse","example":"Hileci adam, insanları kandırarak onların tasarruflarını çalmıştı."}]},"HİLKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yaratılırken kazanmış olduğu özellikler bakımından durumu","example":"O günden beri yoktur hilkatimde karanlık / Güneş gibi girmişim hakikatin koynuna."}]},"HİLKATEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Doğumla beraber, doğumdan beri","example":null}]},"HİLYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti Muhammed'in dış görünüşünü ve niteliklerini anlatan manzum ve mensur eser","example":"Evimizin başköşesinde yer alan hilye-i şerif, misafirlerimizin her zaman dikkatini çekerdi."}]},"HİMAYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutma","example":"Soğuk havalarda sokak hayvanlarına himaye sağlamak, insanlık görevidir."},{"pos":"n","definition":"Elinden tutma, destek, yardım","example":"Küçük işletmelere devletin verdiği himaye, ekonomiyi canlandırdı."}]},"HİMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınlarda döl yolunu kısmen kaplayan ve çeşitli türleri bulunabilen mukozal yapıya sahip zar","example":null}]},"HİMMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci, say","example":"Bu iş çok himmet ister."},{"pos":"n","definition":"Elinden tutma, destek, yardım","example":null}]},"HİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde bulunulan zaman, dönem","example":"Bu hin, savaşın ve barış arayışlarının bir arada yaşandığı zor bir dönemdi."},{"pos":"n","definition":"Cin fikirli kimse","example":"Herkes onun hinliğine hayran kalmış, çözüm önerilerini dinliyordu."}]},"HİNDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavukgillerden, XV. yüzyılda evcilleştirilerek Amerika'dan bütün dünyaya yayılan, boyun ve başı çıplak, parlak, yeşil ve esmer tüylü kümes hayvanlarının en büyüğü","example":null},{"pos":"adj","definition":"Aptal; şaşkın","example":null}]},"HİNDİBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, yaprakları haşlanarak salata gibi yenebilen birkaç yıllık otsu bir bitki","example":null}]},"HİNOĞLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen","example":null}]},"HİPERBOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düzlemin odak denilen durağan iki noktaya uzaklıkları değişmeyen noktaların geometrik yeri olan eğri","example":null}]},"HİPNOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözle, bakışla telkinle sağlanan bir çeşit uyku durumu","example":null}]},"HİPODERM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı gövde ve yaprakların üst derilerinin altında bulunan, çoğu kez hücre zarları kalınlaşmış özel doku","example":"Bitkinin hipoderm dokusu, kuraklığa dayanıklılığını artırır."},{"pos":"n","definition":"Üst derinin altında bulunan ikinci tabaka","example":"İlaç, hipoderme enjekte edildiğinde etkisini hızla gösterir."}]},"HİPODROM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At yarışları yapılan alan; koşu alanı","example":"Hafta sonu, hipodroma gidip heyecan dolu yarışları izledik."},{"pos":"n","definition":"Yunan ve Roma'da at ve araba yarışlarının yapıldığı yer","example":"Meşhur hipodromu yıkılmıştı, harabesi bir taş ocağı gibi kullanılıyordu."}]},"HİPOFİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beynin alt bölmünde bulunan, salgısını kana vererek fizyolojik olaylarda önemli rol oynayan sinirsel organ","example":null}]},"HİPOSTAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı felsefe ve din kuramlarının dayandığı temellerden her biri","example":"Hristiyanlık inanışına göre Tanrı kavramında üç hipostaz vardır: Baba, oğul ve kutsal ruh."}]},"HİPOTEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış, ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce","example":null}]},"HİPPİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplumsal düzene, tüketime ve şiddete karşı çıkan, derbederce yaşayan, örgütlenmemiş gençler topluluğu","example":"Hippilerin direnci, gece gündüz güvertede yatabilmeleri ilgimi çekmişti benim."}]},"HİRFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kunduracılık, duvarcılık, demircilik, marangozluk, dokumacılık vb. küçük el sanatları","example":null}]},"HİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği; hasse","example":"Köpeğin keskin bir his sayesinde tehlikeyi önceden fark ettiği söylendi."},{"pos":"n","definition":"Duyularla algılama","example":"Soğuk havanın cildine bıraktığı his, sabahın erken saatlerini hatırlattı."}]},"HİSAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı","example":"Tarihi hisar, şehrin en yüksek tepesinde ziyaretçileri ağırlıyordu."},{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam","example":"Bu akşamki konserde Hisar makamında bir şarkı dinledik."}]},"HİSLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olay, bir görünüm karşısında birdenbire güçlü duyguların etkisinde kalmak","example":null}],"lemma":"hislenmek"},"HİSSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm","example":null},{"pos":"n","definition":"Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay","example":"Bu kazadan herkes bir hisse çıkarmalı ve kurallara daha çok dikkat etmelidir."}]},"HİSSEDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik","example":null}]},"HİSSET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşırı derecede cimri olma durumu ya da bu şekilde davranış","example":null},{"pos":"v","definition":"Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek","example":"Hançer saplanmış gibi keskin bir sızı hissetmişti kasıklarında ."}]},"HİSSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Duygularla ilgili, duygulara dayanan","example":"Akşamın hissî saatinde bu türkü ne derin bir surette müessirdi!"}]},"HİSSİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duygular; sezişler","example":"Üç senedir günü gününe hissiyatımı yazıyorum."}]},"HİSTERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyu bozuklukları, türlü ruh karışıklıkları, çırpınma, kasılmalar ve bazen inmelerle kendini gösteren bir sinir bozukluğu","example":null}]},"HİSTERİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Duyu bozuklukları, çırpınma, kasılmalar ve bazen inmelerle kendini gösteren bir ruhsal bozukluğa tutulmuş olan","example":null}]},"HİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok sevilen, çok dinlenen şarkı ya da film","example":"Yazın en büyük hiti bu şarkı."}]},"HİTABE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir topluluğa düşünceler, duygular aşılamak amacıyla söylenen, uzunca, coşkulu ve güzel söz","example":null}]},"HİTABEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sözü birine yönelterek, hitap yoluyla","example":null}]},"HİTABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etkili söz söyleme sanatı","example":null}]},"HİTAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Son; bitim","example":null}]},"HİTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek çocukta erkeklik organının ucundaki deriyi çepeçevre kesme","example":null}]},"HİTAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözü birine veya birilerine yöneltme","example":"Konferansta yaptığı hitap, salonu derin bir sessizliğe bürüdü."}]},"HİTİT":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Anadolu'da kurulmuş eski bir uygarlık; başkenti Hattuşa.","example":null}]},"HİZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğru bir çizgi üzerinde bulunma durumu","example":"Çarşafların kenarları perdelerle bir hizada mıydı?"}]},"HİZALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Davranışlarını düzeltmek, yola gelmek","example":"Ha şöyle, dedi, içinden, adam ol da biraz hizaya gel."}],"lemma":"hizalamak"},"HİZMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinden istenen vazife","example":"Ona verilen hizmet, kısa sürede tamamlanması gereken önemli bir görevdi."},{"pos":"n","definition":"Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma","example":"Vatan, evladının hizmetini bekliyor."}]},"HİZMETÇİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hizmet gören kimse","example":"O, yıllarca büyük bir şirketin bürosunda hizmet gördü, fakat sonunda kendi işini kurmaya karar verdi."},{"pos":"n","definition":"Belli bir ücretle ev işlerini yapmak için tutulan kadın","example":"Yeni hizmetçi, mutfağı düzenli tutmakta oldukça titizdi."}]},"HİZİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünden ayrılmış olan parça; kısım","example":"Kitabı hiziplere ayırarak daha kolay çalışabileceklerini fark ettiler."},{"pos":"n","definition":"Bir topluluk, bir örgüt içinde inanç ve düşünce bakımından ayrılık gösteren yan tutmaya yönelik küçük topluluk; klik","example":"Partideki hizipler arasında ciddi fikir ayrılıkları yaşanıyordu."}]},"HİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boş, değersiz, önemsiz olan şey veya kimse","example":"Bir hiç için darıldı. O benim gözümde hiçtir."},{"pos":"adv","definition":"Olumsuz yargılı cümlelerde fiilin anlamını pekiştiren bir söz","example":"Hapishane yarı tımarhanedir, hiç şaşmayın."}]},"HİÇBİRİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir teki, biri bile","example":null}]},"HİÇLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Önem vermemek; yok saymak","example":null}],"lemma":"hiçlemek"},"HİÇLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Önem vermemek; yok saymak","example":null}]},"HİÇTEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Boş yere, yararsız yere, gereksiz","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çok değersiz; önemsiz","example":"Ne hiçten adam olduğu anlaşıldı."}]},"IHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hastalıktan veya yorgunluktan inler gibi \"ıh\" sesi çıkarmak","example":null}],"lemma":"ıhlamak"},"IHLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hastalıktan veya yorgunluktan inler gibi \"ıh\" sesi çıkarmak","example":null}]},"IHLAMUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ihlamurgillerden, kerestesi beğenilen, büyük bir gölge ağacı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın güzel kokulu çiçeği","example":"Sobanın üstündeki çaydanlıkta kaynayan ıhlamurun kokusu bütün evi sarmış."}]},"IHMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Deve çöküp oturmak","example":null}]},"IKIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Peklikte veya doğum sırasında kasları zorlayarak soluğunu tutmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir sebeple soluğunu içinde tutarak kendini zorlamak","example":"Sedef doğurmak için ıkınıyordu."}],"lemma":"ıkınmak"},"IKINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Peklikte veya doğum sırasında kasları zorlayarak soluğunu tutmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir sebeple soluğunu içinde tutarak kendini zorlamak","example":"Sedef doğurmak için ıkınıyordu."}]},"IKINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ikınma işi","example":null}]},"IKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yük altında güçlükle solumak","example":"Uzun süre ağır eşyalar taşıdıktan sonra sıklamaya başladı."},{"pos":"v","definition":"Ağlarken bunalır ve soluğu kesilir gibi iç çekmek","example":"Yaşlı kadın, evlat hasretiyle sıklayarak dualar ediyordu."}],"lemma":"ıklamak"},"IKLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yük altında güçlükle solumak","example":"Uzun süre ağır eşyalar taşıdıktan sonra sıklamaya başladı."},{"pos":"v","definition":"Ağlarken bunalır ve soluğu kesilir gibi iç çekmek","example":"Yaşlı kadın, evlat hasretiyle sıklayarak dualar ediyordu."}]},"ILGA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Atı dörtnala sürmek","example":null}],"lemma":"ılgamak"},"ILGAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Atı dörtnala sürmek","example":null}]},"ILGAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atla ansızın yapılan dolu dizgin saldırı","example":null},{"pos":"n","definition":"Dizginleri koyuverilmiş atın dörtnala koşması","example":null}]},"ILGARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir ülkeye atla ansızın doludizgin saldırmak","example":"Koşancalı Halil, ılgar ederek İstanbul kapısına kadar geldi."}],"lemma":"ılgarlamak"},"ILGIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen optik yanılma, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi, cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu","example":null}]},"ILGIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ilgıngillerden, Akdeniz bölgesinde yetişen bir ağaç veya ağaççık cinsi","example":null}]},"ILGINCAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, yaprak açmadan önce beyaz çiçek veren, kaplamacılıkta kullanılan yabani ağaç","example":null}]},"ILI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ilık duruma gelmek","example":"Kaynar su birazcık ılıdı."}],"lemma":"ılımak"},"ILICA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyu sıcak olarak yerden çıkan hamam","example":null}]},"ILICAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Biraz soğukla sıcak arası","example":null}]},"ILIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Soğukla sıcak arası, ne soğuk ne sıcak","example":"Galip; ıssız bir gece içinde, ılık bir bahçede, bir havuz kenarında yanan bir meşaledir."}]},"ILIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstek ve tutkularda aşırı olmama veya davranma erdemi","example":null}]},"ILIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ilık duruma gelmek","example":"Kaynar su birazcık ılıdı."}]},"ILIMAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıcaklığı çok yüksek veya çok düşük olmayan (yer, iklim)","example":null}]},"ILIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ilık duruma gelmek","example":null}],"lemma":"ılınmak"},"ILINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ilık duruma gelmek","example":null}]},"ILTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoban köpeklerinin boğazına takılan çivili demir","example":null}]},"IMIZGAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uyku ile uyanıklık arası bir durumda bulunmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kararıp söner gibi olmak","example":null}],"lemma":"ımızganmak"},"INCALIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turşusu yapılan bir tür küçük yaban soğanı","example":null}]},"INDUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"IPISLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok ıslak, her yanı ıslak","example":"Bütün bedeni terden suya batıp çıkmış gibi ıpıslak olmuştu."}]},"IPISSIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde alışılandan az insan bulunan, kalabalık olmayan yer","example":null}]},"IRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen ana özellik","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyden, bir yerden veya kimseden ayrılıp uzağa gitmek","example":null}]},"IRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortadoğu'da, Basra Körfezi'nin üzerinde yer alan, resmi dili Arapça ve başkenti Bağdat olan ülke","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan","example":null}]},"IRAKSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini uzak görmek, olacağına pek inanmamak","example":null}],"lemma":"ıraksamak"},"IRAKSAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbirinden gittikçe uzaklaşan ışınlar, çizgiler","example":null}]},"IRAKSIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uzak bulmak","example":null}],"lemma":"ıraksınmak"},"IRALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayırıcı niteliğini ortaya koymak","example":"Düşkünlere yardım Türk'ü ıralayan bir erdemdir."}],"lemma":"ıralamak"},"IRALAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayırıcı niteliğini ortaya koymak","example":"Düşkünlere yardım Türk'ü ıralayan bir erdemdir."}]},"IRAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden, bir yerden veya kimseden ayrılıp uzağa gitmek","example":null}]},"IRGA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hafifçe hareket ettirmek, hareketlendirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Hızlı davranmak, oyalanmamak","example":null}],"lemma":"ırgamak"},"IRGALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yerinden oynatıp sallamak; sarsmak","example":"Irgalama beni , yeter !"}],"lemma":"ırgalamak"},"IRGAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hafifçe hareket ettirmek, hareketlendirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Hızlı davranmak, oyalanmamak","example":null}]},"IRGAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kımıldamak, sürekli ve hafifçe oynamak","example":null}],"lemma":"ırganmak"},"IRGANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kımıldamak, sürekli ve hafifçe oynamak","example":null}]},"IRGAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarla, bağ, bahçe, yapı ve toprak işlerinde ağır işleri gören gündelikçi","example":null},{"pos":"n","definition":"Gemilerde ve yapılarda yatay kollarla ve birkaç kişi tarafından çevrilen bocurgat","example":null}]},"IRIP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür balık ağı","example":"Gideceksin ırıpların çalkantısında / Balıklar çıkacak yoluna karşıcı / Sevineceksin"}]},"IRK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir atadan gelen kimselerin topluluğu","example":null},{"pos":"n","definition":"Kalıtımsal olarak ortak fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahip insanlar topluluğu","example":"Türkler, insan olarak, ulus olarak doğunun en üstün ve şerefli ırkıdır."}]},"IRKTAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı ırktan olan kimse","example":null}]},"IRKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kalıtımsal olarak ortak fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahip insanlar topluluğu ilgili","example":null}]},"IRKİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların ırklara ayrılışını, bunların nereden çıktığını, oluşumunu, yeryüzüne yayılışını, aralarındaki niteliklerini inceleyip karşılaştıran ve sınıflayan bilim","example":null}]},"IRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir besteye göre güfteyi uyumlu olarak okumak","example":null}],"lemma":"ırlamak"},"IRLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir besteye göre güfteyi uyumlu olarak okumak","example":null}]},"IRMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu","example":null}]},"ISFAHAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde dügâh perdesindeki makamlardan biri","example":null}]},"ISI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismin uzamasına, genleşmesine, buharlaşmasına, erimesine, sıcaklığının artmasına, bir iş yapmasına neden olan fiziksel enerji","example":"Isı,atomlar arası çekim kuvvetini yenerek maddenin hacmını artırır"},{"pos":"n","definition":"Bir cismin uzamasına, genleşmesine, buharlaşmasına, erimesine, sıcaklığının artmasına yol açan fiziksel enerji","example":null}]},"ISIALAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Oluşumu sırasında ısı alan birleşme, tepkime","example":null}]},"ISICAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki cam plakanın çevresel olarak metal bir ara çıtası yardımıyla birbirine bağlanması temeline dayanan pencere camı","example":null}]},"ISIDAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıkanılacak yer","example":null}]},"ISIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Isı ile, sıcaklıkla ilgili","example":null}]},"ISIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Normal atmosfer basıncında donma ısısı 15 derecelik suyunkine eşit olan bir cismin, bir gramının sıcaklığını 10 derece yükseltmek için gerekli ısı miktarına eşit olan ısı birimi","example":null},{"pos":"v","definition":"Sıcak duruma gelmek","example":null}]},"ISINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıcak duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yadırgamaz olmak, hoşlanır olmak, alışmak","example":"Bunca çabamıza karşın halkımızın Batı müziğine ısınamadığını söyledi."}]},"ISIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zehirli böcek, ısırgan otu, sert kumaş dokunarak teni acıtmak veya kaşındırmak","example":"Isırgan otu bacaklarımı daladı."},{"pos":"v","definition":"Köpek, kurt vb. hayvanlar dişlemek","example":null}],"lemma":"ısırmak"},"ISIRGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Isırgangillerden, her tarafı sert tüylerle kaplı, tüyleri kırıldığında karınca asidi denilen çok kaşındırıcı bir madde çıkartan bir ot","example":null}]},"ISIRGIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Terlemekten veya sıcaktan vücutta meydana gelen küçük pembe kabartılar","example":null}]},"ISIRIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Isırılan yerde kalan iz","example":"Artık onun yalnızca bir böcek ısırığı olduğunu düşünüyordum."}]},"ISIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zehirli böcek, ısırgan otu, sert kumaş dokunarak teni acıtmak veya kaşındırmak","example":"Isırgan otu bacaklarımı daladı."},{"pos":"v","definition":"Köpek, kurt vb. hayvanlar dişlemek","example":null}]},"ISIT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıcak duruma getirmek","example":"Her gün birkaç ev kadını orada çalı çırpıyla su ısıtıp çamaşırını yıkıyor."},{"pos":"v","definition":"Çekici, olumlu, hoş bir duruma getirmek","example":"Orada kapkaranlık, soğuk geceleri ısıtan bir aydınlık vardı."}],"lemma":"ısıtmak"},"ISITMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıcak duruma getirmek","example":"Her gün birkaç ev kadını orada çalı çırpıyla su ısıtıp çamaşırını yıkıyor."},{"pos":"v","definition":"Çekici, olumlu, hoş bir duruma getirmek","example":"Orada kapkaranlık, soğuk geceleri ısıtan bir aydınlık vardı."}]},"ISIVEREN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Isı açığa çıkaran, çevresine ısı salan birleşme, tepkime","example":null}]},"ISIYAYAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir akışkanda ısıyı her tarafa eşit olarak yaymaya yarayan alet","example":null}]},"ISIÖLÇER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cisimlerin ısınma ısısını ölçmeye yarayan alet","example":null}]},"ISKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hedefi tutturamama, amaca ulaşamama","example":null},{"pos":"n","definition":"Boşa çıkarma, rast getirememe","example":"Güzel bir orta ile gole mal olan bir ıskayı ayırt edemez."}]},"ISKALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hedefe denk getirememek","example":null}],"lemma":"ıskalamak"},"ISKARMOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kürek takmak için kayık ve sandalın yan kenarına dikine yerleştirilmiş ağaç çubuk","example":null},{"pos":"n","definition":"Gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaçların adı","example":null}]},"ISKARTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir nedenle değerini yitirmiş mal","example":"Fakat öyle ki ıskartaya verdiği fiyat da öbür firmaların verdiği fiyattan yüksekti."},{"pos":"n","definition":"Bazı iskambil oyunlarında kullanılması gerekmediğinden bir yana bırakılan kâğıtlar","example":null}]},"ISKARÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir limanın gemi kalabalığı içindeki durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi tıka basa doldurma","example":null}]},"ISKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşürmek işi, aşağı atma","example":null},{"pos":"n","definition":"Düşürülmek işi veya durumu","example":null}]},"ISKAÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelkenli gemilerde direklerin alt uçlarının içine oturtulduğu yuva","example":null}]},"ISKOTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük yelkenleri yönetmek için kullanılan ip","example":null}]},"ISKUNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Brikten küçük, iki direkli bir çeşit yelkenli gemi","example":null}]},"ISLAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir hayvan veya bitki türünden daha iyi verim alabilmek amacıyla yapılan işlem","example":null}]},"ISLAHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik","example":null}]},"ISLAHEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suç işleyen çocukları ıslah etmek, eğitmek ve topluma kazandırmak amacıyla açılmış kurum","example":null}]},"ISLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Suya batırılmış, üzerine su dökülmüş veya yağmurdan ıslanmış olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir nedenle yaşarmış, sulanmış","example":"Hastanın soğuk terle ıslak alnına avucunu koyarak durdu."}]},"ISLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Islak duruma gelmek","example":"Sayfalar ıslanmış, mürekkebi dağılmış."}],"lemma":"ıslanmak"},"ISLANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Islak duruma gelmek","example":"Sayfalar ıslanmış, mürekkebi dağılmış."}]},"ISLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin çıkardığı ince ve tiz ses","example":"Söz dişlerinin arasından keskin bir ıslık şiddetiyle çıktı."},{"pos":"n","definition":"Dudakların büzülerek veya parmağın dil üzerine getirilmesiyle çıkarılan ince ve tiz ses","example":"Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık / Yalnız arabacının dudağında bir ıslık"}]},"ISLIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin sevilmediğini, istenmediğini veya beğenilmediğini ıslık çalarak belli etmek","example":null}],"lemma":"ıslıklamak"},"ISMARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin, bir kimsenin bakılmasını, korunmasını birine veya birinin gözetilmesine bırakmak","example":"Baban seni bana ısmarladı."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yapılmasını veya getirilmesini, bu işlerle uğraşan birine söylemek","example":"Elbise için kumaş ısmarladım."}],"lemma":"ısmarlamak"},"ISPANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ispanakgillerden, yapraklarından sebze olarak yararlanılan bir bitki","example":null}]},"ISPARTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"ISPATULA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cerrahi, ev işleri, duvarcılık ve benzerinde kullanılan, bir maddeyi kazımaya, yaymaya yarayan küçük bir kürek veya ucu keskin olmayan, bükülen bir bıçak biçiminde metal, ağaç, kemik vb. maddelerden yapılmış araç","example":null}]},"ISPAZMOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşırı titreme, kasılma","example":"Ispazmoz artmış ve vücudu iradesinin emirlerinden tamamıyla çıkmıştı."}]},"ISRAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşı koyma, dayanma, inat etme, mukavemet etme","example":"Ben hiçbir yerde yemeğe bu kadar ısrar görmedim."}]},"ISSIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde alışılandan az insan bulunan, kalabalık olmayan yer","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yanında başkaları bulunmayan, kimsesi olmayan","example":null}]},"ISTAKOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçek eklem bacaklıların kabuklular sınıfından, 30-45 cm kadar büyüklükte, koyu mavi renkli, yosunlu kıyılarda bulunan bir tür, deniz istakozu","example":null}]},"ISTAMPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç","example":null},{"pos":"n","definition":"İçinde, mühür, damga ve benzerini mürekkeplemeye yarayan çuha bulunan kutu","example":"Sol elinin başparmağını ıstampada mürekkepleyip pulun üstüne bastırdılar."}]},"ISTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Halı, kilim dokunan tezgâh","example":null}]},"ISTIFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşayan varlıklarda ortamın şartlarına en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması, uyamayanların yok olması","example":null}]},"ISTILAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime","example":null},{"pos":"n","definition":"Herkesin anlamadığı özel anlamda kullanılan söz","example":null}]},"ISTIRAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüntü, sıkıntı, keder","example":null},{"pos":"n","definition":"Acı; üzüntü; sıkıntı; keder; ızdırap","example":null}]},"ISTIRAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması gerekme, olduğundan başka olmama, zorunlu olma","example":null}]},"ISTIRARİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kesin olarak gereksinim duyulan","example":null}]},"ITIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel koku","example":null},{"pos":"n","definition":"Sardunyagillerden, yaprakları güzel kokulu, çiçekleri türlü renklerde bir süs bitkisi","example":null}]},"ITLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyvermek işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Zihnin genel düşünceler yapması işlemi veya özelden genele geçiş","example":null}]},"ITRAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dışarı çıkarma; dışarı atma","example":null}]},"ITRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güzel kokulu","example":null}]},"ITRİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürünülecek güzel kokular","example":null}]},"ITTILA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgi edinme","example":null}]},"ITTIRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini izleme, birbiri arkasından gelme, düzenli sıralanma","example":null}]},"IYDİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bayramlarda din ve devlet büyüklerine sunulan kaside","example":null},{"pos":"n","definition":"Bayram kutlaması","example":null}]},"IZGARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç","example":"Izgaranın sokağa verilen bacasından, kızardıkça yağları eriyen köftelerin kokusu vuruyordu dışarıya."},{"pos":"n","definition":"Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara","example":"Ötekisinde altından hâlâ ızgaraları sallanan bir futbol ayakkabı eskisi vardı."}]},"IZGIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tohumlarından yağ çıkarılan bir bitki","example":null}]},"IZRAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zarar verme, zarara sokma","example":null}]},"IZTIRAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması gerekme, olduğundan başka olmama, zorunlu olma","example":null}]},"IĞDIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"IĞIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yavaş akan su","example":null}]},"IĞRIP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür balık ağı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yalan; düzen","example":null}]},"IŞI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aydınlık olmak","example":"Bahçeye bir gölge düştü ama çok durmadı, ortalık yine ışıklandı."},{"pos":"v","definition":"Işık vermek; parıldamak","example":null}],"lemma":"ışımak"},"IŞIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji; erke; ziya; nur","example":"Okuyabilmek için kapıdaki ışık yeterli değildi."},{"pos":"n","definition":"Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç","example":"Buraya bir ışık getirin."}]},"IŞIKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aydınlık olmak","example":"Bahçeye bir gölge düştü ama çok durmadı, ortalık yine ışıklandı."}],"lemma":"ışıklanmak"},"IŞIL":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Işıl ışıl: pırıl pırıl parlayarak","example":"Gökyüzü ışıl ışıldı."}]},"IŞILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak","example":"Kızın yolunu beklerken karardıklarını, gölgelendiklerini, sonra kız gelince sevinçle ışıldadıklarını görmüştü."}],"lemma":"ışılamak"},"IŞILAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ışık kaynağının verdiği ışığın, göz gibi bir alıcının üzerinde yaptığı etki","example":null}]},"IŞILAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak","example":"Kızın yolunu beklerken karardıklarını, gölgelendiklerini, sonra kız gelince sevinçle ışıldadıklarını görmüştü."}]},"IŞILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak","example":"Kızın yolunu beklerken karardıklarını, gölgelendiklerini, sonra kız gelince sevinçle ışıldadıklarını görmüştü."}],"lemma":"ışıldamak"},"IŞILDAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parlaklığı olan, parıldayan, ışıltı yapan","example":"Bulutun ardından yine ışıltılı bir gece yarısı çıkıp gelmişti."},{"pos":"n","definition":"Karanlıkta bir hedefi aydınlatmak için kullanılan dar, uzun bir ışın demeti çıkaran ışık kaynağı","example":null}]},"IŞILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ışık kaynağının verdiği ışığın, göz gibi bir alıcının üzerinde yaptığı etki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin ışıldarken saçtığı ışık","example":null}]},"IŞIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aydınlık olmak","example":"Bahçeye bir gölge düştü ama çok durmadı, ortalık yine ışıklandı."},{"pos":"v","definition":"Işık vermek; parıldamak","example":null}]},"IŞIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti","example":"Lüks lâmbanın keskin ışınları gözlerini tırmaladı."},{"pos":"n","definition":"Bir noktadan çıkıp sonsuza giden yarım doğrulardan her biri","example":"Geometri dersinde öğretmen, ışının bir röntgen gibi belirli bir noktadan başlayıp sonsuza uzandığını anlattı."}]},"IŞINIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işın veya tanecik yayımı","example":"X-ışınlarının tıbbi görüntülemede kullanılması, hastalıkların teşhisinde önemli bir rol oynar."},{"pos":"n","definition":"Bir enerjinin ışık demeti durumunda yayılması","example":null}]},"IŞINLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bilim kurguya göre ışın gücüyle bir varlığı, atomlara ayırarak görünmez duruma getirmek veya atomlarını birleştirerek bir varlığı yeniden oluşturmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Virüslerden başka mikroorganizmaların, özellikle mikropların bulaşmasını azaltmak amacıyla yiyecek maddelerini hafif iyonlaştırıcı ışınlara tutmak","example":null}],"lemma":"ışınlamak"},"IŞITIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine yağ konularak ucundaki fitil sayesinde ışık elde edilen kandil","example":null}]},"IŞKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deri, tahta kazımakta kullanılan, iki ucu saplı eğri bıçak","example":null}]},"IŞKIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ravent türü","example":null}]},"IŞKIRLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karagöz'ün başlığı","example":"Tuhaf bir sepete benzeyen ışkırlağı, kısa şalvarı, saltası, tokalı pabucu ile bu adam bildiğimiz Karagöz'dü."}]},"IŞTIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pancargillerden, 30-70 santimetre yüksekliğinde, yapraklı dalları pişirilerek yenen bir yıllık otsu bitki","example":null}]},"JAGUAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedigillerden, Orta ve Güney Amerika'da yaşayan, postu iri benekli memeli türü","example":null}]},"JAKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her çözgü ipliğinin başlı başına hareket ettiği mekanik dokuma tezgâhı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu tezgâhta dokunmuş karmaşık desenli kumaş","example":null}]},"JAKOBEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tepeden inme yöntemine başvuran kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Fransa'da Aziz Dominicus tarikatına bağlı rahip ve rahibeler","example":null}]},"JAKUZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçindeki suyun birtakım düzeneklerle titreştirildiği özel havuz","example":null}]},"JALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su buğusunun soğuk havalarda, yerde, bitkiler, ağaçlar ve öteki nesneler üzerinde donmasıyla oluşan ince su damlacıkları","example":null}]},"JALUZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçeriden görülmeksizin dışarıyı görmeyi sağlayan, şerit biçiminde metal veya plastik levhalardan yapılmış bir tür pencere kapama düzeni","example":null}]},"JAMAİKA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kuzey Amerika'da bir ülke; başkenti Kingston.","example":null}]},"JAMBON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tuzlanarak, ise tutularak hazırlanmış domuz budu veya kolu","example":null}]},"JANDARMA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen","example":null},{"pos":"n","definition":"Yurt içinde genel güvenliği ve kamu düzenini korumakla görevli, yasa ve nizamların koyduğu hükümlerin yürütülmesini ve bunlara dayanan hükûmet emirlerinin yerine getirilmesini sağlayan silahlı askerî kuvvet","example":"Jandarma, yaz aylarında artan turistik ziyaretçi sayısıyla birlikte plajların güvenliğini sağlamak için daha fazla personel görevlendirdi."}]},"JANJAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kıpırdadıkça çeşitli renklerde parlayan (kumaş, deri vb).","example":"Gençtim, güzeldim, düzgüne, rastığa, janjanlı çoraba benim de içim gidiyordu."}]},"JANR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çığır, tarz, cins","example":null}]},"JANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşıtlarda, lastiklerin takıldığı tekerleğin çember biçimindeki bölümü","example":null}]},"JAPONE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uzun kollu kadın giysisi için omuz kesimi olmayan, bol ve geniş kadın giysisi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kolsuz kadın giysisi","example":null}]},"JAPONYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğu Asya'da, resmi dili Japonca ve başkenti Tokyo olan ada ülkesi","example":null}]},"JARGON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek veya topluluktaki insanların kullandığı özel dil veya söz dağarcığı","example":null}]},"JARSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Esnek dokunmuş ipekli veya yünlü bir kumaş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılan veya esnek örülmüş giyecek","example":null}]},"JARTİYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çorapları dizin altında veya üstünde tutmaya yarayan lastikli bağ","example":null}]},"JEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tedavi amacıyla kullanılan jöle yapısında bir krem türü","example":null}]},"JELATİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ambalaj için kullanılan ince, parlak bir madde","example":"Geri dönüp yediği bonbonların jelatinlerini topladı."},{"pos":"n","definition":"Genellikle hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılan, hayvanların kemik, kıkırdak vb. dokularından veya bitkisel yosunlardan elde edilen saydam, renksiz, kokusuz bir madde","example":null}]},"JELOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir tür jelatin","example":null}]},"JENERİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir filmde emeği geçen yapımcı, yönetmen, oyuncu ve benzerinin adlarını, filmin yapımıyla ilgili bilgileri içine alan, filmin başında bazen de sonunda bulunan liste","example":null},{"pos":"n","definition":"Tanıtımı ayrıntılı bir biçimde sağlayan, ilgi çekici, kısa ad","example":null}]},"JEODEZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerin boyutlarını ve biçimini konu olarak inceleyen bilim","example":null}]},"JEOFİZİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağını ve atmosferi etkileyen doğal fiziksel olayların incelenmesi","example":null}]},"JEOKİMYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunu oluşturan kimyasal ögelerin tümü","example":null}]},"JEOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağının yapısını, birleşimini, evrimini inceleyen bilim uzmanı","example":null}]},"JEOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağının yapısını, birleşimini, evrimini inceleyen bilim","example":null}]},"JEOLOJİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yer yuvarlağının yapısını, birleşimini, evrimini inceleyen bilim ile ilgili","example":null}]},"JEOTERMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerkürede oluşan ısı olaylarının incelenmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Yerküreyle ilgili ısı şartları, sıcaklıkların dağılımı, ısı alışverişi ve benzerini inceleyen jeofizik dalı","example":null}]},"JERSEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarı ve kahverengiden esmere kadar değişen renkte, et tutmayan, kemikleri belirgin bir kültür ırkı sığırı","example":null}]},"JEST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyi açıklamak için genellikle el, kol ve baş ile yapılan içgüdüsel veya iradeli hareket","example":"Jestleri daha serbest, çoğu güzel sesli, güzel güzel insanlardı."},{"pos":"n","definition":"Beklenmedik iyi davranış","example":null}]},"JET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tepkili motorlarla çalışan, özel cihazların çıkardığı gazla basınç sağlanan, hızı çok olan uçak","example":null}]},"JETON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Telefon ve türlü oyunlarda para yerine kullanılan küçük, metal veya plastik marka","example":null}]},"JOGGİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kır, orman vb. yerlerde yapılan koşu sporu","example":null}]},"JOKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı kâğıt veya taş oyunlarında istenen kartın veya taşın yerine konabilen kart","example":null},{"pos":"adj","definition":"Her işe yarayan kimse","example":null}]},"JOKEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarış atlarına binen, yetenekleri bu amaca göre geliştirilmiş kimse","example":null}]},"JORJET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bürümcük görünüşlü, çok bükümlü, genellikle pamuk iplikleri ile dokunmuş bir kumaş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış olan","example":null}]},"JUBA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Güney Sudan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"JUDO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Jiujitsudan gelişmiş, silahsız olarak tutmalara, fırlatmalara, hareketsiz bırakmalara dayanan Japon kökenli dövüş sporu","example":null}]},"JUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cisim üzerine uygulanan bir nevtonluk kuvvetin uygulama noktasını, kendi doğrultusunda 1 metre değiştiren iş birimi","example":null}]},"JURNAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biriyle ilgili olarak yetkililere verilen kötüleme, ihbar yazısı","example":null}]},"JURNALLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şikâyet etmek, ispiyonlamak, ihbar etmek","example":null}],"lemma":"jurnallemek"},"JURO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İkinci Çağın triasla kretase arasında kalan dönemi","example":null}]},"JÖLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Et suyunun soğuduktan sonra gevşek ve esnek bir kıvam almış durumu","example":"Tavuk jölesi. Dana jölesi."},{"pos":"n","definition":"Saçın düzgün bir biçimde uzun süre kalmasını sağlayan yağlı, parlak ve yapışkan madde","example":null}]},"JÖN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşı ilerlememiş olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Önemli rollerde oynayan genç oyuncu","example":null}]},"JÜBİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sanat veya spor dalında uzun süre çalışanların onuruna düzenlenen kutlama töreni","example":"Onun bu jübile saplantısı, meslektaşları arasında alay konusu bile olmuştu."},{"pos":"n","definition":"Ahd-i Atik'e göre, Yahudilerde, elli yılda bir Tanrı'ya ve dinlenmeye ayrılan yıl","example":null}]},"JÜPON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etek veya elbisenin bedene yapışmasını önlemek ya da içi göstermemesi amacıyla kadınların elbise altına giydikleri etek","example":null}]},"JÜPİTER":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni.","example":null}]},"JÜRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı ülkelerde yurttaşlardan seçilmiş ve mahkemede yargı görevini yapan geçici kurul","example":null},{"pos":"n","definition":"Yarışma, sınav vb. etkinliklerde başarılı, üstün olanları seçmek amacıyla oluşturulmuş geçici kurul","example":null}]},"JÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin liflerinden yapılan dokuma","example":null},{"pos":"n","definition":"Ihlamurgillerden, Hindistan ve Bangladeş'te yetişen, ip ve çuval yapımında kullanılan, liflerinden yararlanılan bir bitki","example":null}]},"JİG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir Orta Çağ çalgısı","example":null}]},"JİKLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıtların yüksek devirde çalışması için fazla benzin akışını sağlayan alet","example":null}]},"JİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların genellikle bluz üzerine giydikleri yelek biçimindeki giysi","example":null}]},"JİLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıraş için kullanılan ince, keskin bıçak","example":null}]},"JİLETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Jiletle kesmek","example":null}],"lemma":"jiletlemek"},"JİPS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprak içinde katman olarak bulunan ve pişirilip toz durumuna getirilerek alçı yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat","example":null}]},"JİUJİTSU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçten çok yönteme dayanan, çıplak elle Japon savunma tekniği","example":null}]},"KABA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Terbiyeye, inceliğe aykırı; çirkin; kötü","example":"Çocuklardan biri ağzından çok fena, çok kaba bir şey kaçırdı."},{"pos":"adj","definition":"Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz kimse","example":null}]},"KABACA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Biraz kocaman, büyük","example":null},{"pos":"adv","definition":"Terbiyesiz veya nezaketsiz bir biçimde","example":null}]},"KABADAYI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin en iyisi, başta geleni","example":"Bunun en kabadayısı yüz bin lira."}]},"KABAHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hafif hapis, para cezası veya meslek ve sanattan alıkonulma ile cezalandırılan suç","example":null},{"pos":"n","definition":"Uygunsuz hareket, çirkin veya yakışıksız davranış, hafif suç","example":"Diyeceksiniz ki sigara içmek bir kabahat değildir."}]},"KABAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eğitim görmemiş, bilgisiz, görgüsü olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çıplak, tüysüz, saçı olmayan (baş ya da kimse)","example":null}]},"KABAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağaçların gençleşmesi için dallarını budamak","example":null}],"lemma":"kabaklamak"},"KABALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu öğretinin yandaşlarının bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Doğaüstü varlıklarla ilişki kurma sanatı","example":null}]},"KABALAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda kullanılmış olan, şapkaya benzeyen bir tür başlık","example":"Kendisi, ayağında postallar, sırtında kaput, başında kabalak, Çanakkale cehenneminde askerliğini yaparken..."},{"pos":"n","definition":"Kabak yaprakları biçiminde etli ve tüylü yaprakları olan, kırlarda ve su kenarlarında yetişen bir bitki","example":null}]},"KABALLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Maden ocaklarında galerileri ağaçlarla pekiştirmek","example":null}],"lemma":"kaballamak"},"KABALİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabala iş yapan kimse","example":null}]},"KABAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Dik yokuş","example":null}]},"KABANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle otelin ana binasının dışında, plaj veya havuz kıyısında bir oda","example":null}]},"KABAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Vücudun bir yeri içine yabancı bir maddenin girmesiyle veya başka bir etkiyle gerilmek, genişlemek","example":"İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi."}],"lemma":"kabarmak"},"KABARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dayanıklılık sağlamak amacıyla, ayakkabıların altına çakılan, yassı ve iri başlı demir çivi","example":"Daha da dayanıklı olsun diye pençelerin üstüne kabara çivileri, ökçesine de demir nalça çakılırdı."},{"pos":"n","definition":"Süs olarak odaların ahşap bölümlerine, türlü biçimler yapmak için çakılan iri başlı, sarı çivi","example":null}]},"KABARCIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik","example":"Bardağın içindeki maden suyu kabarcıklarının pıtır pıtır söndüğü bile duyuluyordu."},{"pos":"n","definition":"Çıkıntılı yer, kabarıklık, şişkinlik","example":null}]},"KABARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri","example":null}]},"KABARIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kabarmış ya da şişmiş olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çıkıntılı, şişkin olan","example":null}]},"KABARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Vücudun bir yeri içine yabancı bir maddenin girmesiyle veya başka bir etkiyle gerilmek, genişlemek","example":"İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi."}]},"KABARTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıkıntılı yer, kabarıklık, şişkinlik","example":null}]},"KABIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Azrail tarafından ruh teslim alınma, cansız hale gelme","example":null},{"pos":"n","definition":"Dışkılama sıklığının azalması veya zor ve ağrılı dışkılama","example":null}]},"KABLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik akımı iletiminde kullanılan ve yalıtkan bir madde ile sarılı bulunan metal tel","example":"Konduları elektrik kablolarıyla sarıp sarmalayacağına söz verdi."}]},"KABOTAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin iskele veya limanları arasında gemi işletme işi","example":null}]},"KABUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm","example":"Büsbütün aç, bir parça ağaç kışrı ve bir kuru portakal kabuğu bile bulamayan insan iskeletlerinin son iniltisini dinliyorduk."},{"pos":"n","definition":"Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü","example":"Herhâlde kabuklu bir deniz hayvanının kabuğu kesmiş olacak."}]},"KABUKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla sertçe bölüm oluşmak","example":null}],"lemma":"kabuklanmak"},"KABUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir öneriyi uygun bulma, onaylama, tasvip","example":"Bu tekilli kabul etmem"},{"pos":"n","definition":"Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma","example":"Her mihnet kabulüm yeter ki / Gün eksilmesin penceremden"}]},"KABULLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kendine mal etmek, sahip çıkmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Hakkı yokken veya istemeyerek kendine mal etmek","example":"Adamcağız bu baş belasını kabullendi."}],"lemma":"kabullenmek"},"KABURGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğe kemiklerinin oluşturduğu kafes","example":"Yüreğinde heyecan büyüdü büyüdü, göğsüne sığmayan bir gürültü kaburgalarını parçalayacaktı."},{"pos":"n","definition":"Gemilerde dış kaplamanın dayandığı iskelet","example":"Geminin kaburgaları çatırdamaya başladığı zaman, birbirlerine sarıldılar."}]},"KABUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkıntılı ve korkulu düş","example":"Dün gece bütün sinirlerimi bir kâbus işkencesinin zoru altına koyan buhranlı saatler yaşadım."},{"pos":"adj","definition":"Acı, sıkıntı, korku veren","example":null}]},"KABZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kılıç, bıçak, silah ve benzerinin elle tutulacak yeri","example":"Kabzası altın kakmalı palası elinden düşmüştü."}]},"KABZIMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meyve ve sebze üreticileri ile satıcılar arasında aracılık eden kimse","example":null}]},"KABİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İhtimal dâhilinde olan, beklenen, görünüşe göre olacağı sanılan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Türlü, gibi, benzer","example":"Bu kabilden işler / Bu kabil şeyler / Hastalık kabilinden bir hal"},{"pos":"place","definition":"Afganistan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"KABİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk","example":null}]},"KABİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük, özel bölme","example":"Az sonra asansör kabininin çıkardığı sesi yeniden duydu."},{"pos":"n","definition":"Gemilerde, uçaklarda, uzay gemilerinde küçük bölme","example":null}]},"KABİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Küçük, özel bölme","example":"Az sonra asansör kabininin çıkardığı sesi yeniden duydu."}]},"KABİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölünün gömülü olduğu yer","example":null}]},"KADANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cins iri at","example":null}]},"KADAR":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Miktarda; derecede","example":"İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."},{"pos":"p","definition":"Bir işin, bir durumun sona erdiği zamanı veya yeri gösterir","example":null}]},"KADASTRO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkedeki her çeşit arazi ve mülklerin yerinin, alanının, sınırlarının ve değerlerinin devlet eliyle belirlenip plana bağlanması işi","example":null}]},"KADAVRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıp öğretiminde, üzerinde çalışma yapılan ölü insan veya hayvan vücudu","example":"Akşama doğru artan dayanılmaz kokuya rağmen kadavra üzerinde tam iki gün aralıksız çalıştı."}]},"KADAYIF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Undan yapılan, tatlı olarak tüketilen türlü biçimlerde yiyecek","example":"Ekmek kadayıfı. Tel kadayıf."}]},"KADEH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçki içmeye yarayan ayaklı bardak","example":"Hemen meyhaneciye kadeh getirmesini söyledi."},{"pos":"n","definition":"Kadehte bulunan içki","example":"Zil zurna sarhoş ediyor / Üst üste içilen kadehler gibi."}]},"KADEHDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birlikte içki içmeyi seven kadeh arkadaşı","example":null}]},"KADEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"30,48 santimetreye eşit olan İngiliz uzunluk ölçü birimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Yürümek için yapılan ayak atışlarının her biri","example":null}]},"KADEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, faz","example":null},{"pos":"n","definition":"Motorlu araçların bakım ve onarım işlerinin yapıldığı birim","example":null}]},"KADEMELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kademeli bir biçimde düzenlemek","example":null}],"lemma":"kademelemek"},"KADER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle kaçınılmaz kötü talih","example":"Esen rüzgâr siliyor alnımdan kaderimi / Okşuyor saçlarımı, yüzümü, ellerimi"}]},"KADERİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kader anlayışını inkâr ederek insanların irade ve hareket özgürlüklerinin bulunduğunu ileri süren İslam felsefesi","example":null}]},"KADI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanzimat'a kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları","example":null}]},"KADIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erişkin dişi insan","example":"Toplum içinde kancık olarak adlandırılan kadınlar, geçmişte çeşitli önyargılarla karşılaşmışlardı."},{"pos":"n","definition":"Kadın eş","example":null}]},"KADINANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deneyimli, yaşlı, saygı gösterilen kadın","example":"Adlarına kadınana denilen Havva kızlarını biricik can yoldaşı olarak gösteriyordu."}]},"KADIRGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hem yelken hem kürekle yol alan, özellikle Akdeniz'de kullanılmış bir savaş gemisi","example":"Çoban, Gümüşlük'e su almak için uğrayan bir kadırgaya tayfa yazıldı."}]},"KADMİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 48, atom ağırlığı 112,40, yoğunluğu 8,6 olan, 320 derecede eriyen, gümüş beyazlığında, elektrik ve seramik sanayisinde kullanılan yumuşakça bir element","example":"Seramik fabrikasında kullanılan bazı yüksek performanslı malzemeler, Cd yani kadmiyum içerdiği için ekstra özenle işleniyordu."}]},"KADRAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinema ve fotoğrafçılıkta görüntüyü çerçeve içine alma","example":"Bir sigara yakıp her ikisini birden kendi kadrajıma alarak arkama yaslanmıştım."}]},"KADRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ölçü aletinin üzerinde çizgilerle ayrılmış bölüm","example":null},{"pos":"n","definition":"Saat, pusula vb. araçlarda, üzerinde yazı, rakam veya başka işaretler bulunan düzlem","example":"Gün kadranında çarşamba, yerini perşembe ile değiştirdi."}]},"KADRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dizgide harfler arasına konulan yazısız metal parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Dizgi işinde kullanılan bir aralık ölçüsü birimi","example":null}]},"KADRO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işte görev alan kişi veya kişiler","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kamu kuruluşunun, bir işletmenin, denetim veya yönlendirme işlerini gerçekleştirenler ve bunların taşıdığı ödev, yetki ve sorumlulukların hepsi","example":"Bir disiplin kadrosu içinde anonim kalmak Türk gençlerinin hoşuna gitmez."}]},"KADRİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Salon danslarından biri","example":"Kadril için her kadına bir erkek lazımdı."},{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":null}]},"KADÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değerini, önemini yitirmiş, geçerliliği kalmamış; eskimiş","example":null}]},"KADİFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzeyi belirli uzunlukta bırakılmış ham madde lifleriyle kaplı, parlak, yumuşak kumaş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış, bu kumaşla kaplanmış","example":"Kardeşimin sırtında kadife tulumu yerine askılı, eski, soluk, paçaları dizlerine kadar inen şortu var."}]},"KADİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan","example":"İki hanım arkadaş rastlaşıyorlar; birbirinden saklısı gizlisi olmayan, iki kadim arkadaş."}]},"KADİMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kesintisiz olarak süren; devamlı","example":null}]},"KADİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değer, itibar","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yıldızın parlaklık bakımından bulunduğu basamak","example":"Birinci kadirde on dokuz, ikincide elli yedi, üçüncüde yüz yetmiş dört yıldız bulunur."}]},"KADİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çok zayıf","example":"Gözlerini kadit elleriyle iyice ovdu."}]},"KAFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm","example":null}]},"KAFADAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zihinden, belleğini kullanarak","example":null}]},"KAFADAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görüş ve anlayışları birbirine uyan kimselerden her biri","example":"O, bizimle kafa dengi olamaz"}]},"KAFADAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görüş ve anlayışları birbirine uyan kimselerden her biri","example":"O, bizimle kafa dengi olamaz"}]},"KAFAKOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güreşte bir oyun türü","example":null}]},"KAFATASI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanda ve omurgalılarda içinde beyin bulunan, başın kemik bölümü","example":null}]},"KAFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçecek ve hafif yiyeceklerin satıldığı, bazılarında kapı önlerinde oturacak yerlerin bulunduğu ayaküstü yiyecek yerleri","example":null}]},"KAFES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuş ya da hayvan konulan, telden ya da çubuklardan yapılmış kutu","example":"Kuş kafesten uçtu."}]},"KAFESLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çıkar sağlamak için birini aldatmak","example":null}],"lemma":"kafeslemek"},"KAFEİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kahve ve çayda bulunan, hekimlikte kullanılan, kasları, sinirleri uyarıcı, mide salgısını ve metabolik hızı artırıcı etki yapan bir madde","example":null}]},"KAFFE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bütün; tamam; hep; cümle","example":null}]},"KAFFESİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bütünü; hepsi; tamamı","example":"İstihbaratı yabana atılmaz, nezaretlerin hemen kâffesinde mutemet adamlar vardır."}]},"KAFTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğu ipekten yapılan, bir çeşit uzun, süslü üst giysisi","example":"Başkasına ait sırmalı kaftanı giymektense kendi malım olan eski hırkayı tercih ederim."},{"pos":"n","definition":"Padişahların, gönül almak, ödüllendirmek için birine giydirdikleri değerli kumaş veya kürkten yapılmış üst giysisi","example":null}]},"KAFUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kâfur ağacından elde edilen, hekimlikte kullanılan, beyaz ve yarı saydam, kolaylıkla parçalanan, güzel kokulu bir madde","example":"Hastaneye gider gitmez gene kan aldırdılar, kâfuru şırınga ettiler; daha bilmem neler yaptılar, hasta açılmadı."},{"pos":"adj","definition":"Çok beyaz","example":null}]},"KAFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gereksinimlere cevap veren, ihtiyaçları karşılayan (miktarda olan)","example":"Yalnız güzellik adi bir zevk kadını için bile kâfi değildir."},{"pos":"adj","definition":"Yeter, yetişir, artık istemez anlamlarında bir seslenme sözü","example":null}]},"KAFİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu","example":"Sağımızda yürüyen kafile, yolunu değiştirdi."},{"pos":"n","definition":"Birlikte yolculuk eden topluluk","example":"Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle."}]},"KAFİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'nın varlığını ve birliğini inkâr eden kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle Müslüman olmayanlara verilen ad","example":"Kâfirin güçsüz noktaları, köprüleri, kaleleri öğreniliyordu."}]},"KAFİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı sesi veren heceler veya aynı görevde olmayan, ses bakımından benzeşen ek","example":null},{"pos":"n","definition":"Halk edebiyatında ayak","example":null}]},"KAGİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Taş veya tuğladan yapılmış olan yapı","example":null}]},"KAH":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli olmayan zamanlarda, az, seyrek olarak","example":null}]},"KAHHAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Allah'ın sıfatlarından biri","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kahredici; kahreden; yok edici","example":null}]},"KAHIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yok etme, ezme; perişan etme","example":null},{"pos":"n","definition":"Derin üzüntü veya acı, sıkıntı","example":"Hayatını alnının teriyle kazanan, yirmi yıllık geçmişi, yalnız kahırlarla dolu bir Türk köylüsü."}]},"KAHIRLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aşırı derecede üzülmek","example":null}],"lemma":"kahırlanmak"},"KAHKAHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksek sesle gülme","example":"Kahkahayla karışık bir sesle merdivenden aşağı haykırdım."}]},"KAHPELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sözünden dönerek birine kötülük etmek","example":"Kahpelendin de garaz bağladım ahlaka bile."}],"lemma":"kahpelenmek"},"KAHRAMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Roman, hikâye, tiyatro vb. edebiyat türlerinde en önemli kişi","example":"Piyesin kahramanı azgın bir herif, boyuna baldızına saldırıyor."},{"pos":"n","definition":"Bir olayda önemli yeri olan kimse","example":"Son golün kahramanının yüzü, öpülmekten tükürük içinde kalmıştı."}]},"KAHRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine, Tanrı'nın, insanların sevgi ve ilgisinden yoksun kalıp nefretlerine uğraması, kötü duruma düşmesi dileğinde bulunmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Perişan etmek, çok yormak, düzenini bozmak","example":null}],"lemma":"kahretmek"},"KAHREYLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzülmesine neden olmak","example":null}],"lemma":"kahreylemek"},"KAHROL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aşırı derecede üzülmek","example":"Adamcağız kahrından deliye döndü"}],"lemma":"kahrolmak"},"KAHVALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle sabahları yenilen hafif yemek","example":"Sabah kahvaltısından sonra otelimden çıktım."},{"pos":"n","definition":"Bu biçimde düzenlenmiş yemek","example":"Bu sabah kahvaltı sofrasında üç kişiyiz."}]},"KAHVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu tozla hazırlanan içecek","example":"Bir fincan kahve daha içer, bir tutam enfiye daha çekerdi."},{"pos":"n","definition":"Kahve, çay, ıhlamur, bira, nargile içilen, hafif yiyecekler bulunduran, tavla, domino, bilardo, kâğıt vb. oynanan yer","example":null}]},"KAHYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konak, çiftlik vb. yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kimse","example":"Çiftliğe yeni bir kâhya tuttuk, Ziraat Mektebi mezunuymuş."},{"pos":"n","definition":"Zengin kimselerin ve devlet büyüklerinin buyruğunda çalışan, onların birtakım işlerini gören kimse","example":null}]},"KAHİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Beden gelişimi tamamlanmış olan","example":null}]},"KAHİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğaüstü yollardan gizli, bilinmeyen şeyleri, geleceği bilme iddiasında bulunan kimse","example":"F. R. Atay'a bu mücadeleyi kazanacağımızı kâhinler haber vermediler."},{"pos":"n","definition":"Yahudilerin din reisi","example":null}]},"KAHİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstün gelen, baskın gelen, ağır basan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kahredici; zorlayan","example":null}]},"KAHİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük kısmı Nil Nehri'nin doğu kıyısında yer alan, Mısır'ın başkenti olma özelliğine sahip şehir","example":null}]},"KAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elma, armut vb. meyvelerin kurutulmuşu","example":"Armut kakı. Kayısı kakı."},{"pos":"v","definition":"Kakma yapmak","example":null}]},"KAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çocuk dilinde kötü, çirkin","example":null}]},"KAKALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir malı, bir kimseye değerinden çok pahalıya ya da kötü bir malı satmak, alışverişte aldatmak","example":"Sonra paraları sayıyorum ki , tedavülden kalkmış kağıt yüzbinlikleri bize kakalamış ."},{"pos":"v","definition":"Sindirim sürecinin sonunda besin artığını anüs yoluyla dışarı atmak","example":null}],"lemma":"kakalamak"},"KAKALAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Daha çok gemilerde görülen bir tür hamam böceği","example":null}]},"KAKAO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki çeneklilerden, Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu çekirdeklerin öğütülmesiyle elde edilen toz","example":null}]},"KAKAVAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendini beğenmiş; sevimsiz; düşüncesiz; bilgisiz; budala","example":null}]},"KAKAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tuzlanıp kurutulmuş yiyecek","example":null},{"pos":"n","definition":"Manda pastırması","example":null}]},"KAKI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duygu ve davranışlarını denetleyemeyecek duruma gelmek, öfkeli duruma geçmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birine (kusurundan ötürü) kırıcı ve sert söz söylemek","example":null}],"lemma":"kakımak"},"KAKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sansargillerden, yazın esmer kırmızı, kışın beyaz renkli kürkü değerli, etçil hayvan","example":null}]},"KAKIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duygu ve davranışlarını denetleyemeyecek duruma gelmek, öfkeli duruma geçmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birine (kusurundan ötürü) kırıcı ve sert söz söylemek","example":null}]},"KAKINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözü dinlenmeyen, rezil, itilip kakılan kimse","example":null}]},"KAKINÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap","example":null}]},"KAKIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kakır kakır\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"kakırdamak"},"KAKIRDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuyruk yağının eritildikten sonra kalan gevrek posası, kıkırdak","example":null}]},"KAKIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuru şeylerin birbirine sürtünmesinden veya kırılmasından çıkan ses","example":null}]},"KAKIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balık avında kullanılan, ucu demir kancalı bir çeşit zıpkın","example":null}]},"KAKIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini dürtmek veya itmek","example":"Gecikme korkusuyla herkes itişip kakışmakta ise kimsenin aklına gelmez konuşmak."}],"lemma":"kakışmak"},"KAKIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini dürtmek veya itmek","example":"Gecikme korkusuyla herkes itişip kakışmakta ise kimsenin aklına gelmez konuşmak."}]},"KAKMA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ağaç üzerinde veya diğer ahşap malzemede, mobilyada, belirlenmiş desen ve çizimlere göre oyulmuş yuvalara gümüş, sedef vb. süs maddeleri kakılıp oturtularak yapılan iş","example":"Pirinç kakmaları donuk donuk ışıldayan hamam kapısını iterek içeri girdi."}]},"KAKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kakma yapmak","example":null},{"pos":"v","definition":"İtmek; vurmak","example":"Etiler'in renkli gece hayatında, onlarca kamera önünde sevgilisini dövdü, itip kaktı"}]},"KAKNEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok zayıf ve güçsüz","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çevresindekilerle iyi geçinemeyen, kavga çıkaran","example":null}]},"KAKOFONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı sözlerde, söz öbeklerinde, boğumlanma yerleri aynı veya birbirine yakın seslerin tekrarlanması sonucu söyleyişin güçlüğe uğraması, kulağı rahatsız etmesi","example":null}]},"KAKTÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaktüsgillerden, yaprakları yayvan ve dikenli, güzel, parlak renkte çiçekler açan bir bitki","example":null}]},"KAKULE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin bahar olarak kullanılan tohumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Zencefilgillerden, sıcak iklimlerde yetişen güzel kokulu bir bitki","example":null}]},"KAKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç","example":null}]},"KAKÜLLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saçı olan","example":null}]},"KAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden ayrılmamak, olduğu yerde durmak (kalmak)","example":"Bu gece bizde kal."}]},"KALA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli bir zamana ne kadar süre kaldığını anlatır","example":"Saat ona beş kala geldi."}]},"KALAFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokma, işe yarar duruma getirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi","example":"Kalafatın tokmak gürültüsü ve denize uzayan zift kokusu arasından yol aldım ve tenha yollara saptım."}]},"KALAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı","example":null},{"pos":"n","definition":"Gelin tacı","example":null}]},"KALAKAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey veya durum karşısında şaşırmak","example":"Baktılar ve ani bir komutla dondurulmuşçasına öylece kalakaldılar."},{"pos":"v","definition":"Güç durumda kalmak","example":"Arka tekerler alıp başını geçti gitti. Kırk yolcu yolun ortasında kalakaldık."}],"lemma":"kalakalmak"},"KALAMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mürekkep balığının bir türü","example":null}]},"KALAMATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür etli ve büyük zeytin","example":"Tereyağı, kalamata zeytini ve karaborsa has ekmek."}]},"KALAMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğada az bulunan, güç işlenen, hidratlı çinko silikat","example":null},{"pos":"n","definition":"Havada, yüksek ısıda işlenen metal parçaların yüzeyinde oluşan oksit katmanı","example":null}]},"KALAMİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amfibol cinsinden bir mineral türü","example":null},{"pos":"n","definition":"İlk Çağ ağaç taşılı","example":null}]},"KALANDIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokunmuş kumaş ve bezleri buhar altında veya belli bir ısıda silindir arasından geçirerek ütüleme, parlatma, istenilen boy ve ene göre çektirip germe","example":null}]},"KALANTOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gösterişi seven, varlıklı kimse","example":"Şimdi herkes bizi harp, zafer ganimetlerine boğulmuş kalantorlar sanıyor."}]},"KALAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ahşap yapılarda kiriş olarak kullanılan kalın biçilmiş uzun tahta","example":null},{"pos":"n","definition":"Kalın biçilmiş uzun tahta","example":null}]},"KALASTRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde cankurtaran filikalarını oturtmak için güvertelere konulan sehpa","example":null}]},"KALAVRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür hafif ve kaba ayakkabı","example":null},{"pos":"n","definition":"Deriden yapılmış eşya","example":null}]},"KALAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sövmek için söylenen söz","example":"Sinirli kalabalık arasından yükselen sövme ifadeleri ortamı kızıştırdı."},{"pos":"n","definition":"Atom numarası 50, atom ağırlığı 118,7, yoğunluğu 7,29 olan, 232 derecede eriyen, gümüş beyazlığında, kolay işlenebilen, yumuşak bir element","example":null}]},"KALAYLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oksitlenmeden korumak için bir metal parçasını veya kabı kalay tabakası ile kaplamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Eksiklikleri, kusurları görünüşte gizlemeye çalışmak","example":null}],"lemma":"kalaylamak"},"KALBEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İçten, gönülden gelerek; yürekten","example":"Kalben bana nasıl ahmak dediğine dikkat etmemek mümkün değildi."}]},"KALBUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahıl ve başka iri taneli maddeleri elemek için kullanılan büyük delikli veya seyrek telli elek","example":null}]},"KALBURLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyük delikli veya seyrek telli elek yardımıyla ayırmak, elemek","example":null}],"lemma":"kalburlamak"},"KALBİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçten, yürekten, gönülden gelen","example":null}]},"KALDIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş olmayan bir durumu, güç şartları, eziyeti, sıkıntıyı üstlenmek","example":"Ağır yükün altına girip tüm sıkıntıyı üstlenerek söz götürmek zorunda kaldı."},{"pos":"v","definition":"Sağlığına kavuşturmak, tedavi etmek","example":null}],"lemma":"kaldırmak"},"KALDIRAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk","example":"Küçük bir manivela yardımıyla, büyük taşları kolayca kaldırabiliyorlardı."}]},"KALDIRIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sokaklarda, caddelerde yayaların yürümesi için yapılmış yüksekçe yer","example":"Kendini yaya kaldırımına güç attı."},{"pos":"n","definition":"Yollarda taşlarla yapılan döşeme","example":"Araba bozuk kaldırımların üstünde sallanıyor, devrilecek gibi oluyordu."}]},"KALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı","example":"Onu kalenin yanındaki küçük mezarlığa, bir zeytin ağacının yanına gömdüler."},{"pos":"n","definition":"Takımla oynanan bazı top oyunlarında topun sokulmasına çalışılan yer","example":null}]},"KALEBENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kale dışına çıkmamaya hüküm giyen suçlu","example":null}]},"KALECİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı top oyunlarda kalenin önünde durarak topun kaleye girmesini önlemekle görevli oyuncu","example":null}]},"KALEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazı yazmaya yarayan araç","example":"Kalemini unutmuş."}]},"KALEMBEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cins kokulu sandal ağacı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir cins kokulu sandal ağacı; yalancı öd ağacı","example":null}]},"KALEMKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavan ve duvarlara kabartma gibi görünen resimler yapan sanatçı","example":null}]},"KALEMİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür misk faresi","example":null}]},"KALEMŞOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılarıyla sürekli olarak başkalarına saldıran yazar","example":"Onun çıkardığı Yarım Ay'da yine pırıltılı, hücumcu yazıları ile güçlü bir kalem savaşçısı kesildi."}]},"KALENDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özensiz giyinmiş, kılıksız kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Yalnız birisi hareketli üst üste konulmuş belirli sayıda silindirden meydana gelen ve düzgün yüzeyli kâğıt üretmek için kullanılan bir makine","example":null}]},"KALESKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört tekerlekli, hafif, bir tür gezinti arabası","example":null}]},"KALEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde alkali bulunan","example":null}]},"KALFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşaması çırakla usta arasında bulunan zanaatçı","example":"Beyoğlu'nda Caddeikebir'de kunduracı kalfası olarak hayata girdi."},{"pos":"n","definition":"Çocukları evlerinden alarak okula, okuldan evlerine götüren kimse","example":"Evin içinde, yaşlı bir kalfa ve bir besleme ile kalmıştık."}]},"KALGI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Serseri tavrında davranmak, çevreye rahatsızlık vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Sıçramak, fırlamak, şaha kalkmak","example":null}],"lemma":"kalgımak"},"KALGIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Serseri tavrında davranmak, çevreye rahatsızlık vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Sıçramak, fırlamak, şaha kalkmak","example":null}]},"KALHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kal işi yapılan yer","example":null}]},"KALIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalma işi","example":null}]},"KALIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eni, çapı ya da kalınlığı fazla olan; ince karşıtı","example":"Kışın kalın bir kazak giydi."}]},"KALINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Artıp kalan şey","example":"Her eğlencenin o kadar kalıntısı olacak artık."},{"pos":"n","definition":"Bir toplum, kültür, uygarlık ve benzerinden artakalan şey","example":"Bu babacan, filozof ve hazırcevap insanlar kuşağı, tükenen bir görgü devrinin son kalıntıları gibidir."}]},"KALIP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü","example":"Bir kalıptan boşanıp başka bir kaba dolacak, onun biçimine bürünecekti."},{"pos":"n","definition":"Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç","example":"İstenilen kalıplarda ve istenilen nüanslarda heykeller yapılabilir."}]},"KALIPLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Biçimi bozulmuş bir şeyi düzeltmek için kalıba geçirmek","example":null}],"lemma":"kalıplamak"},"KALIPLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli bir biçim almak","example":null},{"pos":"v","definition":"Dilbilgisinde sözcük ve eklerin görevini yitirmesi, belli bir formun dışına çıkmaması","example":null}],"lemma":"kalıplaşmak"},"KALIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet","example":null},{"pos":"n","definition":"Görenekler yoluyla yerleşmiş olan tutum veya davranış biçimi","example":"Yukarıda da söylediğim gibi ağabeylerimiz bir eleştiri kalıtı bırakmadılar bize."}]},"KALITIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları yoluyla bir kuşaktan ötekine geçmesi","example":"Bir ülkenin tarihsel varlığı, onun sahip olduğu ölçülemez bir değerler kalıtımıdır."}]},"KALITSAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Soydan geçme, soydan kalma, kalıtımla ilgili","example":"Kadın konularında sağduyudan hayli yoksun oluşu kalıtımsaldı."}]},"KALIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarım çember biçiminde yassı, ensiz ve keskin metal bir bıçakla, buna bağlı bir saptan oluşan ekin biçme aracı","example":null}]},"KALK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oturduğu ya da yattığı yerden doğrulmak (kalkmak)","example":"Hadi kalk, sabah oldu."}]},"KALKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yan yüzergillerden, büyük, yassı, derisi düğme veya çivi denilen birtakım sivri kemiklerle örtülü, beyaz etli balık","example":null},{"pos":"n","definition":"Ok, kılıç ve benzerinden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık","example":null}]},"KALKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kireç ocağında işlenerek kireç elde edilen, kalsiyum karbon tuzundan bileşik kayaç","example":null}]},"KALKIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düzeyine göre yüksekte olan","example":"Masanın bir tarafı kalkık."},{"pos":"adj","definition":"Dik durumda, ucu yukarı doğru olan","example":"Ve eniştemiz yine kaşlarını, omuzlarını yukarıya kalkık ve başını önüne eğik tutmaya koyulurdu."}]},"KALKIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Durumunu düzeltmek, aşamalı bir biçimde gelişmek, yeniden güçlenmek","example":"Bu firma batmak üzereyken yeni müdürün çabasıyla kalkındı."},{"pos":"v","definition":"Kendine mal sağlamak, mal sahibi olup varlığı artmak","example":"Bu firma batmak üzereyken yeni müdürün çabasıyla kalkındı."}],"lemma":"kalkınmak"},"KALKIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalkma işi veya biçimi","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir işe girişmek, yeltenmek; harekete geçmek","example":"Allah aşkına, boğuşmaya falan kalkayım deme."}]},"KALKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, başka bir biçim veya duruma girmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Varlığı sona ermek","example":null}]},"KALKOJEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Periyodik dizgede, altıncı gruptaki oksijen, kükürt, selenyum, tellür, polonyum elementlerinin genel adı","example":null}]},"KALLAVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Vezir ve sadrazamların giydikleri bir çeşit kavuk","example":null}]},"KALLEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sözünde durmayıp bir işin yüzüstü kalmasına yol açan","example":"Gene gülümsüyordu ama artık kalleş bir hınç vardı gülümseyişinde."},{"pos":"adj","definition":"Birine gizlice kötülük eden","example":null}]},"KALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir durumda bulunmak","example":"Fatma'nın yemek çantası olmasaydı, dün aç kalmıştık."},{"pos":"v","definition":"Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek","example":null}]},"KALOMEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cıva birleşimlerinden, hekimlikte kullanılan zehirli bir madde","example":null}]},"KALORİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Normal atmosfer basıncında donma ısısı 15 derecelik suyunkine eşit olan bir cismin, bir gramının sıcaklığını 10 derece yükseltmek için gerekli ısı miktarına eşit olan ısı birimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Besinlerin, dokular içinde yanarak vücudun sıcaklık ve enerjisini sağlama değerlerini gösteren ölçü","example":"Dimağ ve beden cevherlerini döken çocukları hesaplı bir kalori ile beslemek lazımdı."}]},"KALOTİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarı saydam durumdaki kâğıt üzerinde fotoğraf negatifleri elde etme yöntemi","example":null}]},"KALP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanı vücuda pompalayan organ, yürek","example":"Koşunca kalbi hızlı hızlı attı."},{"pos":"n","definition":"Sevgi, duygu","example":null}]},"KALPAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesik koni biçiminde deri, kürk veya kumaştan yapılmış başlık","example":"Hanımı, onun kalpağını otomobile dar yetiştirebilmişti."}]},"KALPAZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sahte para basan veya piyasaya süren kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Yalan ve hile ile iş gören kimse","example":null}]},"KALSEMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kandaki kalsiyum miktarı","example":null}]},"KALSİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonatı","example":"Tebeşir bir tür kalsittir."}]},"KALSİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 20, atom ağırlığı 40,80, yoğunluğu 1,55 olan, 845 derecede eriyen, kireç ve alçının birleşimine giren, sarımtırak beyaz bir element","example":null}]},"KALTABAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanları birtakım hilelerle şaşırtıp paralarını çalan kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ahlak kurallarına uygun olarak davranmayan, ahlak kurallarını çiğneyen","example":null}]},"KALUBELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok eski zaman","example":null}]},"KALYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sadeyağ ile pişirilen bir çeşit kabak veya patlıcan yemeği","example":null}]},"KALYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelkenle ve kürekle yol alan savaş gemilerinin en büyüğü","example":null}]},"KALÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gövdenin arka bölümünde, bacakların birleştiği yerle bel arasındaki şişkin bölge","example":"Sol kolunu yürürken hep kalçasına dayardı."}]},"KALÇETE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elle örülerek yapılan yassı halat","example":null}]},"KALÇIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstüne başka bir şey giyilmek için abadan veya meşinden yapılan çizme biçiminde ayak giysisi","example":null}]},"KALİBRAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltme, doğrulama işi","example":null}]},"KALİBRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mermilerde, ateşli silahlarda çap","example":null}]},"KALİFİYE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyi yapabilme niteliğini ve ustalığını kazanmış olan","example":null}]},"KALİKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pamuk iplikleriyle yapılan ilk cilt bezi","example":null}]},"KALİNOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Levreğe benzer bir balık","example":null}]},"KALİNİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su tavuğugillerden, gri, kızıl karışımı tonda, benekli veya çizgili tüyleri olan bir kuş","example":null}]},"KALİPSO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Jamaika'dan yayılmış iki zamanlı bir dans","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":null}]},"KALİPTRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kökün büyüme bölgesinin üzerini örten yüksük biçiminde koruyucu doku","example":null}]},"KALİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin iyi veya kötü oluşu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Üstün nitelikli","example":null}]},"KAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin dilediği veya istediği şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Şamanlıkta, gelecekten haber verme, büyü yapma vb. görevleri olan, ruhlarla ilişki kurarak hastalıkları iyileştirdiğine inanılan din adamı","example":null}]},"KAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kütüğü yarmak için kullanılan ucu sivri, yassı, enli çivi","example":null},{"pos":"n","definition":"Silah olarak kullanılan, ucu sivri, iki ağzı da keskin uzun bıçak","example":"Bu bıçak, sapına bez sarılmış, küçük çapta bir kamaydı."}]},"KAMALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kama ile yaralamak","example":null}],"lemma":"kamalamak"},"KAMANÇO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yükleme; aktarma; elden ele geçirme","example":null}]},"KAMARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde oda","example":"Annem kamaraya girdi, ben güverteye çıktım."},{"pos":"n","definition":"İngiltere yasama meclisi","example":"Lortlar Kamarası / Avam Kamarası"}]},"KAMAROT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde yolcuların hizmetine bakan görevli","example":"Masa başında hizmet ederken erkeklik falan yok, kamarotsun, kamarot erkeklik taslayacak değil, işini bilecek, o kadar."}]},"KAMAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir ışık sebebiyle göz bakamaz olmak","example":"Öğle vakti güneşe doğrudan bakınca gözleri kamaştı ve bir süre etrafı net göremedi."},{"pos":"v","definition":"Ekşi bir şey sebebiyle diş uyuşup tedirginlik vermek","example":null}],"lemma":"kamaşmak"},"KAMAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir ışık sebebiyle göz bakamaz olmak","example":"Öğle vakti güneşe doğrudan bakınca gözleri kamaştı ve bir süre etrafı net göremedi."},{"pos":"v","definition":"Ekşi bir şey sebebiyle diş uyuşup tedirginlik vermek","example":null}]},"KAMBER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sadık köle","example":null}]},"KAMBOÇYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke.","example":null}]},"KAMBUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sorun; problem; mesele","example":"Bilirsiniz usta, kente göçen köylünün kamburu çok olur."},{"pos":"n","definition":"Bazı hayvanların sırtındaki çıkıntı","example":"Bu genç bir deve idi. Semeri yoktu. Çok tüylü kamburu meydandaydı."}]},"KAMBURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kitapların ciltlenmesiyle sırt bölümünde oluşan yuvarlaklık","example":null}]},"KAMBİYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki ayrı ülke parasının birbiriyle değiştirilmesi","example":"Çünkü kambiyonun düşmesi, ahvalin karışıklığı, iratlarımızı tamamıyla yetişmez bir hâle getirmişti."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir yerdeki bir alacağın tahsili, bir borcun ödenmesi veya bir yerden toplanan para ve para yerine geçen taşınabilir değerlerin başka bir yere aktarılması için yapılan işlemin bedeli","example":null}]},"KAMBİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift çenekli bitkilerin gövde ve kökünde yer alan, yeni odun ve soymuk tabakaları oluşturarak bitkinin kalınlaşmasını sağlayan ve meristem hücrelerinden meydana gelen tabaka","example":null}]},"KAMELYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çaygillerden, büyük, beyaz, pembe veya kırmızı renkte çiçekler açan, dayanıklı yapraklı bir bitki","example":null}]},"KAMER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağının uydusu olan gök cismi","example":null}]},"KAMERA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görüntü kaydeden araç","example":"Kamerayı gökyüzüne çevirdi."}]},"KAMERUN":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Yaunde.","example":null}]},"KAMERİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yer yuvarlağının uydusu olan gök cismi ile ilgili","example":null}]},"KAMERİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bahçelerde yazın oturulmak için yapılan, kafes biçiminde, kubbeli, üstü yeşilliklerle sarılan süslü yapı","example":null}]},"KAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun yapısı bakımından biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Farz olan namazdan önce okunan iç ezan","example":null}]},"KAMGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesilen, yontulan veya rendelenen bir şeyden çıkan parça","example":null}]},"KAMIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkeğin çiftleşme organı","example":null},{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerden, sulak, nemli yerlerde yetişen, boğumlu, sert gövdesi olan bitkiler","example":null}]},"KAMKAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesme özelliğini yitirmiş, körleşmiş, keskin olmayan bıçak, orak vb. araç","example":null}]},"KAMP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çadır, baraka vb. eğreti araçlardan oluşturulan konak yeri","example":"Beni öyle bir dinlenme kampına alsınlar ki kapıdan girerken kimlik kartımla birlikte kişiliğimi de kapıda bırakayım."},{"pos":"n","definition":"Belli bir düşünce çevresinde birleşen topluluk","example":"Sırasında ayrı siyasi kamplarda birbirlerinin karşısına çıksalar da düşman görmezler birbirlerini."}]},"KAMPALA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Uganda ülkesinin başkenti.","example":null}]},"KAMPANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinden sarkan tokmağının kenarlara vurmasıyla ses çıkaran madenden araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Tekerleğin dingil üzerindeki fren mekanizması","example":null}]},"KAMPANYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Politika, ekonomi, kültür vb. alanlarda belirli bir süredeki etkinlik dönemi","example":"Yetki kanununa karşı gençlerin giriştiği kampanya sade Berlin'e inhisar etmiyor."},{"pos":"n","definition":"Tüketiciyi özendirmek için belli sürelerde düzenlenen indirimli veya taksitli satış","example":null}]},"KAMPÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şehir dışında kurulmuş bir üniversitenin alanı ve yapıları","example":null}]},"KAMPİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kamp kurma yeri","example":null}]},"KAMU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkedeki halkın bütünü","example":"Çevre koruması sorunları İsveç kamusunun bilincine ve hatta bilinçaltına sinmiş."},{"pos":"adj","definition":"Hep; bütün","example":"Biz kimseye kin tutmayız / Kamu âlem birdir bize"}]},"KAMUFLAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi örtme, saklama işi","example":null}]},"KAMUFLE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görünmeyecek, tanınmayacak biçimde örtülmüş; saklanmış; gizlenmiş; alalanmış; maskelenmiş","example":null}]},"KAMUOYU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyla ilgili halkın genel düşüncesi","example":"Kamuoyu araştırmasına göre, çevre düzenlemesi konusunda halkoyunun olumlu olduğu gözlemlendi."}]},"KAMUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dilin bütün veya belli bir çağda kullanılmış kelime ve deyimlerini alfabe sırasına göre alarak tanımlarını yapan, açıklayan, başka dillerdeki karşılıklarını veren eser","example":"İstanbul sözündeki İstanbul kelimesinin manalarını anlatmak için koca bir kamus lazım."},{"pos":"n","definition":"Büyük sözlük","example":"Kütüphanedeki büyük kamus, birçok dildeki terimlerin açıklamalarıyla dolup taşıyor."}]},"KAMUTAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye Büyük Millet Meclisinin genel kurulu","example":null}]},"KAMYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu büyük yük taşıtı","example":"Garajın içinde birkaç tane aletle bir de ufak kamyondan başka bir şey yoktu."},{"pos":"adj","definition":"Bu taşıtın taşıyabildiği miktarda olan","example":"İki kamyon kum getirmemi istedi."}]},"KAMYONET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yük taşıyan küçük kamyon","example":"Kağnıyı araba ile, kamyonet ile değiştiriyor."}]},"KAMÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ucuna ip, deri vb. bağlı vurma, dövme aracı","example":"İnce ve uzun parmaklı elleri kamçı tutmasını bilmiyor."},{"pos":"n","definition":"Bir ucu bir yere bağlı, öbür ucu herhangi bir işte kullanılmak için serbest bırakılan halat","example":null}]},"KAMÇILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinde bir şey yapma isteğini uyandırmak, özendirmek, teşvik etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir işi çabuklaştırmak, acele ettirmek","example":"Solgun ve buruşuk ruhlarımız ona çevrilecek, hayatımıza o hız verecek, ihtiraslarımızı o kamçılayacak."}],"lemma":"kamçılamak"},"KAMİKAZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İkinci Dünya Savaşı yıllarında Japonların kullandığı intihar uçağı","example":null}]},"KAMİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerekli olgunluğa erişmiş, olgun","example":null}]},"KAMİLEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Toplu olarak","example":null}]},"KAMİNETO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İspirto yakan küçük ocak","example":null}]},"KAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı","example":"Küçük bir kesikte dahi akan dem, vücudun ne kadar hassas bir dengeye sahip olduğunu gösteriyordu."},{"pos":"v","definition":"Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak","example":"Arkadaşının hikayesinin etkileyici olduğunu düşünerek, ona kolayca kanmıştı."}]},"KANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler","example":null},{"pos":"v","definition":"Manevi acılar yeniden etkisini duyurmak","example":null}]},"KANAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elindekinden hoşnut olma durumu, fazlasını istememe","example":null},{"pos":"n","definition":"İnanç, düşünce","example":null}]},"KANADA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kuzey Amerika'da bir ülke; başkenti Ottava.","example":null}]},"KANAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu","example":"Süveyş Kanalı. Panama Kanalı."},{"pos":"n","definition":"Telefon, telgraf, televizyon vb. araçlarla iletişimi sağlayan yol","example":"Bu topluluklar iki televizyon kanalı için de zaman zaman konserler veriyorlar."}]},"KANALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük kanal","example":"Bahçedeki sulama sistemini daha verimli hale getirmek için yeni kanalcıklar açarak suyun her yere eşit dağılmasını sağladık."}]},"KANALİZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yönlendirmek, bir düzene koymak anlamındaki kanalize etmek, yönlenmek, bir düzene konulmak anlamındaki kanalize olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz","example":null}]},"KANAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Manevi acılar yeniden etkisini duyurmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Vücudun herhangi bir yerinden kan akmak, kan gelmek, kan kaybetmek","example":null}]},"KANARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasaplık hayvanların kesilip yüzüldüğü yer","example":null}]},"KANARYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İspinozgillerden, yeşilimsi veya sarı tüylü, koni biçiminde küçük gagalı, ötücü kuş","example":null}]},"KANASTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür kâğıt oyunu","example":null}]},"KANAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşların ve böceklerin uçmaya yarayan organı","example":"Kuş kanatlarını açtı."}]},"KANATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağzı geniş, tek kulplu su kabı","example":null}]},"KANATLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok sevinmek","example":"Arkadaşının sürpriz doğum günü partisini görünce, mutluluktan kanatlandı ve neşeyle dans etmeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Uçmak, kanat açmak","example":"Serin sabah rüzgarında kuşlar özgürce kanatlanarak gökyüzünde süzüldü."}],"lemma":"kanatlanmak"},"KANAVİÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi","example":"Anneannem, eski dikiş makineleriyle kanava üzerine güzel desenler işlemeyi çok severdi."},{"pos":"n","definition":"Bu bezin üzerine yapılmış olan işleme","example":"Sergide yer alan kanavalar, ustaların becerisiyle oluşturulmuş göz alıcı nakışlarla doluydu."}]},"KANBERRA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avustralya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"KANBİYİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidratlı doğal demir silikat","example":null}]},"KANCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey çekmeye yarar, ucu çengelli demir çubuk","example":"Hepsi hazırlandılar, halatlar rota edildi, kancalar gerildi ve denizde köpüklü bir iz bırakarak ileri atıldılar."}]},"KANCABAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altı veya sekiz çift kürekle çekilen, dar, uzun bir çeşit kayık","example":null}]},"KANCALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kancayı bir şeye takmak","example":"Balıkçı, oltasını suya atarken kancayı dikkatlice yemle takarak hazırladı."},{"pos":"v","definition":"Kancayı atıp çekmek","example":"Usta, yükü kaldırmak için kancayı kullanarak halatı çekti ve ağır taşı yerinden oynattı."}],"lemma":"kancalamak"},"KANCIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanda yaşayan asalak","example":null}]},"KANCUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İzmarit balığının küçüğü","example":null}]},"KANDAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı kanı taşıyan, aynı soydan olan","example":null}]},"KANDELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işık şiddeti birimi","example":null}]},"KANDIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İnanmasını sağlamak","example":"Beni kandırmayı başardı. Sözleri çok ikna ediciydi."},{"pos":"v","definition":"Birine verilen sözü tutmamak, yalan söylemek","example":"Arkadaşım, toplantıya geleceğini söyleyip gelmeyerek beni kandırdı."}],"lemma":"kandırmak"},"KANDİDOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle bebeklerde görülen ve bir mantardan ileri gelen, sindirim organında, ağızda ortaya çıkan iltihaplı hastalık","example":null}]},"KANDİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müslümanlarca kutsal sayılan ve kutlanan berat, miraç, regaip ve kadir geceleri","example":"Kandil geceleri bu velilerin yerleri mumlarla donanırdı."},{"pos":"n","definition":"İçinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan kaptan oluşmuş aydınlatma aracı","example":"Gece kandili birdenbire sönmüş, oda zifirî karanlık kesilmişti."}]},"KANEPE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerektiğinde açılıp yatak durumuna getirilebilen birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk","example":"Misafirlerimiz geldiğinde, kanepeyi açarak onlara rahat bir yatak hazırladık."},{"pos":"n","definition":"Genellikle çay ve kokteyller için hazırlanan, peynir, sucuk, salam vb. şeylerle süslenen çok küçük ekmek","example":"Davetliler için çeşitli malzemelerle süslenmiş kanepe tabakları hazırladık."}]},"KANGAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, yol ve tarla kenarlarında yetişen, 30-100 cm yükseklikte 1-2 yıllık ve otsu bir bitki","example":"Kangal birkisi, arlanın kenarlarını süslerken, zarif görünümüyle de dikkat çekiyordu."},{"pos":"n","definition":"Tel, kurşun boru gibi uzun ve bükülebilir şeylerin halka biçiminde sarılmasıyla yapılan bağ","example":"Bahçede bitkileri desteklemek için kullandığı kangalları dikkatlice yerleştirdi."}]},"KANGALLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kangal durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"kangallamak"},"KANGREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun bir yerindeki dokuların ölmesi","example":"Onun bacağını kangren tehdit edip de tecrit ettiğimiz vakit daha iyi tanıdım onu."}]},"KANGURU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kangurugillerden, Avustralya'da yaşayan, iri, otçul, memeli, ön ayakları kısa, art ayakları ile kuyruğu uzun ve güçlü, başı küçük, dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir kesesi bulunan keseli hayvan","example":null}]},"KANI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnanç, düşünce","example":"Şimdiki aklım olsaydı bu dükkânın yerine aç bir kahve!"}]},"KANIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Azla yetinen, elindeki ile yetinen","example":"Küçük bir bahçesi ve birkaç meyve ağacı vardı; o da bu hayat tarzına kanık olmuştu, hiçbir zaman daha fazlasını istemedi."},{"pos":"v","definition":"Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak","example":"Onun samimi açıklamalarını dinleyince, sonunda gönlü kanıp tüm kuşkularını bir kenara bıraktı."}]},"KANIKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğuna gerek görmemek, daha çoğunu istememek","example":null}],"lemma":"kanıklanmak"},"KANIKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak","example":"Onun samimi açıklamalarını dinleyince, sonunda gönlü kanıp tüm kuşkularını bir kenara bıraktı."}]},"KANIKSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez olmak, yadırgamaz duruma gelmek","example":"Kanıksamış ve alışmış olduğumu düşünmek bile istemiyorum."},{"pos":"v","definition":"Bıkkınlık getirmek; usanmak","example":"Hepimiz kanıksadık, bıktık usandık artık bu adamdan ama ne yapalım atsan atılmaz satsan satılmaz."}],"lemma":"kanıksamak"},"KANIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi eğip zorlayarak yerinden çıkarmak veya çıkarmaya çalışmak","example":"Ağacın dalını kanırmak. Çiviyi kanırmak."}],"lemma":"kanırmak"},"KANIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi eğip zorlayarak yerinden çıkarmak veya çıkarmaya çalışmak","example":"Ağacın dalını kanırmak. Çiviyi kanırmak."}]},"KANIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir sonuca ulaşan bir akıl yürütmenin dayandığı gerçek","example":"Bu deneyin sonuçları, varsayımlarını çürütecek kadar sağlam bir kanıt ortaya koydu."},{"pos":"n","definition":"Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge","example":"Elde ettiği veriler, teorisini destekleyecek güçlü bir kanıt sundu; artık hipotezini güvenle savunabiliyordu."}]},"KANITLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin gerçekliğini kanıtla ortaya koymak","example":null}],"lemma":"kanıtlamak"},"KANITSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kanıt, belge veya delil olarak kabul etmek","example":null}],"lemma":"kanıtsamak"},"KANKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirlerinin kanını emerek veya yalayarak ant içmek yoluyla kardeş olanlardan her biri","example":null}]},"KANKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların oynadığı hareketli bir Fransız dansı","example":null}]},"KANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kan içinde bırakmak","example":null}],"lemma":"kanlamak"},"KANLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kan içinde bırakmak","example":null}]},"KANLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kanı çoğalmak","example":"Çocuk bu yaz epeyce kanlanıp canlandı"},{"pos":"v","definition":"Bir organda kan birikmek","example":"Kanlanan gözlerinden sıcak yaşlar akıyor, heyecan ve yorgunluğundan nefesi tıkanıyordu."}],"lemma":"kanlanmak"},"KANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak","example":"Arkadaşının hikayesinin etkileyici olduğunu düşünerek, ona kolayca kanmıştı."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğuna gerek görmemek, daha çoğunu istememek","example":"Bugüne kadar kazandığı ona yetmişti. Paraya kanmıştı. Şimdi sıra biraz sefasını sürmekte diye düşünüyordu."}]},"KANO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kürekle yürütülen dar, uzun, hafif tekne","example":"Yelkensiz ve dümensiz kotra, şimdi bir kano sürati ile hareket ediyordu."}]},"KANON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eşit aralıklarla ilerleyen ancak birlikte değil, art arda duyulan iki veya daha çok sesin birbirini sürekli taklit etmesiyle oluşan bütün","example":null}]},"KANOTİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz kenarlı şapka","example":null}]},"KANSER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz olarak bölünüp çoğalmasıyla beliren kötü urların yol açtığı hastalık","example":null}]},"KANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şeker ve limonla içilen sıcak su","example":null}]},"KANTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"56,452 kg ağırlığında veya kırk dört okkalık bir ağırlık ve sığa birimi","example":"Yük taşıyan aracın kantarı, tam olarak 56,452 kg geldiğinde tüm yükün standartlara uygun olduğunu gösterdi."},{"pos":"n","definition":"Tartılacak kütle alttaki çengele takıldığında sarmal bir yaya bağlı olan ve normal olarak sıfırı gösteren bir okun, yanlarda gösterilmiş ağırlık birimleri hizasına gelmesiyle kütle ağırlığını belirleyen bir tür tartı aleti","example":"Dedem pazarcıydı. Ondan yadigar bir kantar var evde. Hala kullanırız."}]},"KANTARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Konuyu bütün yönleriyle inceleyip ona göre davranmak, iyice düşünmek","example":"Bu önemli kararı vermeden önce, durumu kantarlamak ve tüm olasılıkları değerlendirmek zorundayım."},{"pos":"v","definition":"Bilgisini, yeteneğini, yeterliliğini veya niteliğini yoklamak","example":"Yeni projede görev alacak ekip üyelerinin yeteneklerini kantarlamak, başarı için kritik bir adım olacaktır."}],"lemma":"kantarlamak"},"KANTARON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kızılkantarongillerden, hekimlikte kullanılan, sarı çiçekli, acı köklü, küçük bir bitki","example":"Doktorum, cilt sorunlarım için kantaron yağının faydalı olabileceğini söyledi"},{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, sarı, mavi, kırmızı çiçekli türleri bulunan otsu bir bitki","example":"Bahçemdeki kantaronlar, yaz aylarında açan renkli çiçekleriyle görsel bir şölen oluşturuyor."}]},"KANTAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kahramanlık ve din konularında yazılıp bestelenen şiir veya bu şiirin orkestra eşliğindeki tek veya çok sesli bestesi","example":null}]},"KANTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tuluat tiyatrolarında oyundan önce genellikle kadın sanatçıların şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteri","example":"Kantodan piyese kadar her gösteriye katılıyor, herkesi hüzne, sevgiye, coşkuya, isteğe boğuyordu."},{"pos":"n","definition":"Bu gösteri sırasında söylenen şarkı","example":"Gösterinin en dikkat çekici anı, sanatçıların söylediği kanto oldu; herkes bu enerjik melodiye eşlik etti."}]},"KANTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İsviçre Konfederasyonunu oluşturan devletlerden her biri","example":null}]},"KANTONİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğal bakır sülfürü","example":null}]},"KANTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kışla, fabrika, okul vb. yerlerde yiyecek ve içecek maddelerinin satıldığı yer","example":"Okulun kantininde her sabah taze sandviçler ve sıcak içecekler satılıyor."},{"pos":"n","definition":"Bu gibi kurumlarda işletilen ve yalnız o kuruma bağlı kimselerin yemek yediği lokanta","example":"Uzun sakallı bir genç adamın yönettiği okul kantininden öğle yemeğini yerdi."}]},"KANTİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu","example":null}]},"KANUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünü","example":"Yeni çıkarılan kanun, herkesin eşit haklara sahip olmasını güvence altına alıyor."},{"pos":"n","definition":"Geçerli olan kural","example":"Dünyanın en büyük kanunu, nefsini müdafaa ve muhafaza etmek için karnını doyurmaktır."}]},"KANUNEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yasa gereğince, yasal olarak","example":null}]},"KANUNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun","example":null},{"pos":"n","definition":"Kanun çalan kimse","example":"Partideki herkes, gece yarısı kanuncu gibi davranarak, çaldıkları melodilerle dans etmeye başladılar."}]},"KANYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İspirto derecesi yüksek, özel kokulu, sarımtırak renkte bir tür içkinin patent adı","example":null}]},"KANYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu, bir kıvrımı keserek iki yandaki çukurlukları birleştiren, dar ve boğaz biçimindeki vadi","example":null}]},"KANÇILAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elçiliklerde, konsolosluklarda yazı ve evrak işlerini yürüten görevli","example":null}]},"KANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kanmış; inanmış","example":"İyi ama, Ali, Göksel'in kaybolduğuna kani değildi ki."}]},"KANİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun, kıvırcık tüylü bir cins köpek","example":"Köpek siyah beyaz karışık uzun tüylü bir kaniş, kedi kaplan postlu, yeşil gözlü bir tekir."}]},"KAOLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Porselen yapmakta kullanılan bir çeşit ak ve gevrek kil","example":null}]},"KAOLİNİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arı kilin temel maddesini oluşturan hidratlı alüminyum silikat","example":null}]},"KAOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalabalık, düzensizlik ve benzerinin yol açtığı kargaşa","example":"Festival alanında yaşanan kaos, kalabalığın kontrol edilememesi nedeniyle saatlerce sürdü."},{"pos":"n","definition":"Evrenin düzene girmeden önceki biçimden yoksun, uyumsuz ve karışık durumu","example":"Bilim insanları, evrenin oluşumuna dair teorilerde kaosun, başlangıçtaki düzensiz ve karmaşık durumu temsil ettiğini savunuyor."}]},"KAOTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kalabalık, düzensizlik ve benzerinin yol açtığı karışıklık içinde olan","example":"Bu kaotik şehrin en fazla, zaman tanımayan solumasını seviyordu."}]},"KAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne","example":"Laboratuvarda kullanacağımız kapların hepsi steril olmalı."},{"pos":"v","definition":"Hastalık geçmek","example":"Hastalık kapmasınlar diye çocujları götürmemiştik."}]},"KAPA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak","example":"Kavanozun ağzı sızdırıyordu, kapatmak için yeni bir kapak aldım."},{"pos":"v","definition":"Geçişi engellemek","example":"Kar yolu kapamıştı ."}],"lemma":"kapamak"},"KAPAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü kabın üstünü örtmeye veya bir deliği kapamaya yarayan nesne","example":"Evin en alt katına indik, oradan da bir mahzen kapağı açtılar."},{"pos":"n","definition":"Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi ve benzerine geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak","example":"Kapağını, geceleri aynı masa etrafında buluştuğu ressamlardan birine çizdirecekti."}]},"KAPAKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yelkenli tekne güçlü rüzgâr veya ansızın gelen sağanak etkisiyle devrilmek","example":"Deniz açıklarında aniden bastıran fırtına nedeniyle yelkenli olduğu yere kapaklandı, mürettebat büyük bir panik yaşadı."},{"pos":"v","definition":"Ayağı takılıp yüzüstü düşmek","example":"Sofraya ağzı aşağı kapaklanmıştı."}],"lemma":"kapaklanmak"},"KAPAKÇIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yürekte ve damarlarda kanın veya başka sıvıların geri dönmesini önleyen supap durumunda küçük kapak","example":"Kalbindeki rahatsızlık kapacakıların işlevini yerine getirmemsinden kaynaklanıyormuş."},{"pos":"n","definition":"Küçük kapak","example":"Saklama kabının kapacığı sıkı bir şekilde kapanmadığı için içindeki yiyecekler bozuldu."}]},"KAPALI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kapanmış olan, açılmamış, örtülü","example":null},{"pos":"adj","definition":"Başkalarından gizlenen","example":"Onun kapalı düşünceleri, arkadaşlarıyla arasındaki mesafeyi artırıyordu."}]},"KAPAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin giyinişi, dış görünüşü","example":"Onun kapaması her zaman özenli ve şık; arkadaşları arasında tarzıyla dikkat çekiyor."},{"pos":"n","definition":"Kapatmak işi","example":"Kendi elimdeki poşetin ağzını kapatmaya çalışırken onun elindekilere takıldı gözüm."}]},"KAPAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak","example":"Kavanozun ağzı sızdırıyordu, kapatmak için yeni bir kapak aldım."},{"pos":"v","definition":"Geçişi engellemek","example":"Kar yolu kapamıştı ."}]},"KAPAMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kilit, sürgü, toka ve benzerini kapalı tutmaya yarayan düzenek","example":null}]},"KAPAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen","example":"Arkasından kurulan kapanların farkında bile değil, arkadaşım dediği insanlar onu bir güzel oyuna getiriyor."},{"pos":"v","definition":"Belirli bir süre için çalışmalara ara vermek","example":"Okullar kapandıktan sonra memlekete gidelim diyoruz."}]},"KAPANIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Köşesine çekilmiş, insan içine çıkmak istemeyen kimse","example":"Son zamanlarda oldukça kapanık bir hale gelen Elif, arkadaşlarıyla bile pek fazla görüşmemeye başladı."},{"pos":"adj","definition":"Üzerine sis inmiş olan, bulanık","example":"Gün doğarken dağlara baksanız hiçbir şey görünmüyor sanırsınız her yer kapanık, sis eteklere kadar ulaşmış olur."}]},"KAPANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir süre için çalışmalara ara vermek","example":"Okullar kapandıktan sonra memlekete gidelim diyoruz."},{"pos":"v","definition":"Çalışamaz, etkinliğini sürdüremez duruma getirilmek","example":"Manzumem çıkmadı ve Rübap kapandı."}]},"KAPANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Patlayıcı ünsüzün oluşmasından önceki boğumlanma noktasının kapanması","example":null}]},"KAPANİÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Padişah ve yüksek rütbeli din ve devlet görevlilerinin giydiği kolsuz, geniş yakalı kürk","example":null}]},"KAPAROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolsuzca veya zorla elde edilen mal","example":null}]},"KAPARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürekli yeşil kalan çalı görünümünde bir bitki","example":null}]},"KAPASİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anlama, kavrama yeteneği","example":"Öğrencinin derslerdeki kapasitesi oldukça yüksek; yeni konuları hemen kavrıyor."},{"pos":"n","definition":"Bir işletmenin üretim miktarı","example":"Fabrika, yeni makine yatırımlarıyla yıllık üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor."}]},"KAPAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak","example":"Kavanozun ağzı sızdırıyordu, kapatmak için yeni bir kapak aldım."},{"pos":"v","definition":"Bitirmek, unutturmak, söz edilmesini engellemek","example":"Sanatçılar arasındaki tatsız olayı kapattı ."}],"lemma":"kapatmak"},"KAPATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak","example":"Kavanozun ağzı sızdırıyordu, kapatmak için yeni bir kapak aldım."},{"pos":"v","definition":"Bitirmek, unutturmak, söz edilmesini engellemek","example":"Sanatçılar arasındaki tatsız olayı kapattı ."}]},"KAPI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı","example":"Avlunun kapısı her daim açık durur."},{"pos":"n","definition":"Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat","example":"Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı."}]},"KAPIKULE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski kale ve saraylarda iki yanında korunma kuleleri bulunan anıtsal kapı","example":null}]},"KAPIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine güvenip boş bulunarak aldanmak","example":"Ben onun sözlerine kapıldım."},{"pos":"v","definition":"Bir kimseye tutulmak, bağlanmak, aşırı sevgi duymak","example":"Kızın güzelliğine kapılarak evlenme teklif etti."}],"lemma":"kapılmak"},"KAPILAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işe girmek","example":"Güzel yere kapılandık gibi görüyor kardeş, baksana işler yolunda. Biz burdan ekmek yeriz gayrı."},{"pos":"v","definition":"Bir işe girmek ve o işte devam etmek","example":"Onlar için iş, bir yere âdeta zorla kapılanmak gibi bir şeydi."}],"lemma":"kapılanmak"},"KAPILGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolayca etkilenen, her şeye çabuk kapılan","example":null}]},"KAPILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine güvenip boş bulunarak aldanmak","example":"Ben onun sözlerine kapıldım."},{"pos":"v","definition":"Bir kimseye tutulmak, bağlanmak, aşırı sevgi duymak","example":"Kızın güzelliğine kapılarak evlenme teklif etti."}]},"KAPIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kapma işi veya biçimi","example":"Kıvrak zekasıyla işi kapışı, sonra da işine dört elle sarılması takdire şayan doğrusu."},{"pos":"v","definition":"Kavgaya başlamak","example":"En yakın arkadaşı bir romancımızla bu konuda kapıştığı geceyi unutamam."}]},"KAPIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kavgaya başlamak","example":"En yakın arkadaşı bir romancımızla bu konuda kapıştığı geceyi unutamam."},{"pos":"v","definition":"Birlikte bir şeyin üzerine üşüşüp aceleyle almak; kapmak","example":"Bizim bebeler de koşup kapıştılar bunları."}]},"KAPKARA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok kara, kömür gibi kara","example":"Ocağın altını kapatmayı unuttuğm içi yemek yanmış, tencerenin dibi kapkara olmuş."},{"pos":"adj","definition":"Her yanı kara","example":"Ormanın derinliklerine girdiğimizde, karanlık ve kapkara bir ortamla karşılaştık; ağaçların gölgeleri her yeri sarmıştı."}]},"KAPLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek","example":"Bahçeyi çiçekle kapladı, adım atılacak boş bir yer kalmadı."},{"pos":"v","definition":"Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak","example":"Kütüphanedeki kitapları kaplamak için şeffaf bir kaplık seçtik."}],"lemma":"kaplamak"},"KAPLAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kavramın ve o kavramı dile getiren terimin içerdiği varlıkların ve bireysel olayların bütünü","example":"Bütün insanlar, hayvanlar, bitkiler canlı kavramının kaplamı içine girerler."}]},"KAPLAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin dışına süsleme veya koruma amacıyla geçirilen başka maddeden kat","example":"Her pencereyi, her kaplamayı tanıyordum artık."},{"pos":"n","definition":"Yayılıp etkisi altına alma","example":"Bu ahlaksızlığın her yanı kaplaması kayıtsız kalınacak gibi değil, ama ne yapmalı."}]},"KAPLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek","example":"Bahçeyi çiçekle kapladı, adım atılacak boş bir yer kalmadı."},{"pos":"v","definition":"Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak","example":"Kütüphanedeki kitapları kaplamak için şeffaf bir kaplık seçtik."}]},"KAPLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedigillerden, enine siyah çizgili, koyu sarı postu olan, Asya'da yaşayan çevik ve yırtıcı hayvan","example":null}]},"KAPLICA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyu sıcak olarak yerden çıkan hamam","example":"Bu yıl ağrılarım artınca soluğu kaplıcada aldık. Hem tatil yaptık hem şifalandık."},{"pos":"n","definition":"Taneleri ufak bir cins buğday","example":"Kaplıca buğdayı, besin değeri yüksek ve lezzetli olmasıyla dikkat çekiyor"}]},"KAPMACA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hızla kapma","example":"Pazarda her hafta bir kapmacadır başlıyor, kapandığı dakikaya kadar sürüyor."}]},"KAPMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hastalık geçmek","example":"Hastalık kapmasınlar diye çocujları götürmemiştik."},{"pos":"v","definition":"Birdenbire yakalayarak ve güç kullanarak almak","example":"Bir hamlede atıldım. Evvela tabibin elinden defteri kaparak fırlattım."}]},"KAPNİSİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidratlı doğal alüminyum fosfat","example":null}]},"KAPORA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözleşme yapılırken, taraflardan birinin diğerine işten caymayacağını belirtmek amacıyla önceden verdiği güvence parası","example":null}]},"KAPORTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıtları örten, genellikle sacdan yapılmış örtü","example":"Kaporta, aracın dış görünümünü koruyarak zarar görmesini önlüyor; bu nedenle düzenli bakımı oldukça önemli."},{"pos":"n","definition":"Gemi içinin aydınlanması ve hava alması amacıyla güvertede açılmış bulunan camekânlı yer","example":"Gemideki bütün askerler, derhâl kumanda kulesinin altındaki kaporta denilen delikten içeri giriyorlar."}]},"KAPRİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Huysuzca davranış","example":"Küçük çocuğun kaprisleri, bazen aile içinde gerginlik yaratıyordu; her istediği olmadığında hemen huysuzlanıyordu."},{"pos":"n","definition":"Geçici, düşüncesizce, değişken istek","example":"Buraya ben kendi kör kaprisimle, kendi irademle geldim."}]},"KAPRİÇYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalgı veya ses için bestelenmiş, serbest biçimde parça","example":null}]},"KAPSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine almak, sınırları içine almak, şamil olmak","example":null}],"lemma":"kapsamak"},"KAPSAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınırları içine başka konuları veya anlamları alma durumu, içinde bulundurma","example":"Yasa kapsamına giren devlet personeli."},{"pos":"n","definition":"Bir kavramın ve o kavramı dile getiren terimin içerdiği varlıkların ve bireysel olayların bütünü","example":"Sürdürülebilirlik kavramının kapsamı, çevre korumadan ekonomik büyümeye kadar birçok unsuru içeriyor; bu da onu günümüzde çok önemli hale getiriyor."}]},"KAPSAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine almak, sınırları içine almak, şamil olmak","example":null}]},"KAPSÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap","example":"Beyni koruyan kapsül, travmalara karşı önemli bir savunma mekanizması oluşturuyor."},{"pos":"n","definition":"Şişe kapağı","example":"Su şişesinin kapsülünü açarken dikkatli olmalısın; aksi halde su etrafa sıçrayabilir."}]},"KAPTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi yönetimiyle ilgili en yüksek görevli","example":"Başkasını seçselerdi, o kaptan, ben de seve seve dalgıç ya da hava verici makineci olurdum."},{"pos":"n","definition":"Balkanlarda çete savaşı yapan milis gücünde çarpışan kimse","example":"Yaşar Kaptan dedikleri bir sarı yılan / Kayalar kadısını durdurur divan"}]},"KAPUSKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etle pişirilmiş lahana yemeği","example":null}]},"KAPUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otomobil, kamyon vb. motorlu taşıtlarda motoru örten açılır kapanır biçimdeki kapak","example":"Arabanın kaputunu açtığında, motorun bir parçasının gevşediğini fark etti"},{"pos":"n","definition":"Asker paltosu","example":"İsli tavana bakarak kaputumun düğmelerini iliklemeye başladım."}]},"KAPUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu, bir kıvrımı keserek iki yandaki çukurlukları birleştiren, dar ve boğaz biçimindeki vadi","example":"Kapuz ormanları, içindeki yoğun ağaçlar ve sarmaşıklarla adeta bir labirent gibi görünüyordu."},{"pos":"n","definition":"İçine girilmeyen sık orman","example":"Yürüyüş parkuru kapuz üzerindeydi ve dağların arasındaki manzara büyüleyiciydi."}]},"KAPUÇİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Latin çiçeklerinden, kalkan biçiminde yuvarlak yapraklı, sarı ve kırmızı çiçekli bir süs bitkisi","example":null}]},"KAPUÇİNO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kremalı, sütlü İtalyan kahvesi","example":null}]},"KAPÇAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun saplı büyük kanca","example":null}]},"KAPÇIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fişeğin kapsül, barut ve kurşun taşıyan yuva bölümü","example":"Av tüfeğinin kapçığını inceleyerek, doğru fişekleri kullanmaya özen gösterdi."},{"pos":"n","definition":"Tahıl tanelerinde kabuk","example":"Buğdayın kapçığını ayırmak için tahılları önce iyice temizledik, sonra öğütmeye geçtik."}]},"KAPÜŞON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üst giysilerinin yakalarına takılı başı korumaya yarayan parça","example":null}]},"KAPİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köpekgillerden, boy ve biçim bakımından pek çok cinsleri olan, çok iyi koku alan, sadık; bekçilik, avcılık gibi işler için beslenen memeli hayvan","example":"Çiftlikteki kapik, hem iyi bir bekçi hem de avcılık için mükemmel bir dost oldu."},{"pos":"n","definition":"Rublenin yüzde biri değerindeki para","example":"Seyahat ederken yanımda birkaç kapik bulundurdum, böylece küçük harcamalarımı kolayca yapabildim."}]},"KAPİTAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların bütünü","example":null}]},"KAPİTONE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış veya bu biçimde dikilmiş","example":"Eve ekmek ve kıyma götürdüğünü inadına unutturmak istercesine ansiklopedilerin, kapitone fonların önünde bize poz veriyor."},{"pos":"n","definition":"İçi pamuk veya yün vatka ile doldurularak dikilmiş, döşemelik veya giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş","example":null}]},"KAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kışın gökten yağan beyaz, yumuşak buz kristalleri","example":"Sabah her yer karla kaplıydı."},{"pos":"n","definition":"Kâr: bir işten elde edilen kazanç","example":null}]},"KARA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Siyah","example":"Kara bulutlar yaklaşıyordu."},{"pos":"n","definition":"Yeryüzünün denizle kaplı olmayan bölümü","example":null}]},"KARAASMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki çeneklilerden, çiçekleri koyu kahverengi ve pis kokulu, tırmanıcı bir bitki","example":null}]},"KARAAĞAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karaağaçgillerin örnek bitkisi olan, kerestesi değerli bir ağaç","example":null}]},"KARABAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürüyü koruyan iri cins köpek","example":"Çiftlikteki kara baş, koyunları korumak için mükemmel bir bekçi köpeği olarak görevini yerine getiriyor."},{"pos":"n","definition":"Hristiyanlarda, genellikle manastırda yaşayan, hiç evlenmemiş din adamı","example":"Manastırdaki kara baş, tüm yaşamını ibadete adadı ve bu hayat tarzını seçerek hiç evlenmeyi düşünmedi."}]},"KARABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Benzer olma durumu","example":"İki sanatçının eserlerindeki karabet, izleyicilere farklı bakış açıları sundu; her ne kadar farklı stiller kullanmış olsalar da, temaları oldukça benzerdi."}]},"KARABÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"KARABİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Namlusu genellikle yivli, kısa ve hafif bir tüfek","example":"O devirlere ait baltalar, karabinalar, paslanmamış çelikleriyle müzelerimizdedir."}]},"KARACA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift parmaklılardan, boynuzlugiller familyasından, çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliği ile tanınan, ince bacaklı, zarif, memeli hayvan","example":"Çöl safarisinde karşılaştığımız karaca, zarif hareketleriyle gözlerimizi kamaştırdı; hızlıca uzaklaşırken ardında yalnızca toz bulutu bıraktı."},{"pos":"adj","definition":"Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse)","example":"Dışarıda güneş altında fazla kaldığında, teni kara bir renk almıştı."}]},"KARACAOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri sapının ucunda bulunan otsu bir bitki","example":"Düğün için seçtiğimiz kırsal düğün platosu karaca otlarla dolu; mekana doğallık katmış."},{"pos":"n","definition":"Bir çöpleme türü","example":"Bahçe için kara otları tercih ettiğimiz iyi oldu; botanikçi de çöpleme türünden bir bitkidir, bahçeye çok yakışır demişti."}]},"KARADAĞ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Podgorica.","example":null}]},"KARADUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sokması büyük acı veren, iri, esmer, zehirli örümcek","example":null}]},"KARADUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyah renkte olan dut","example":"Karadutum, çatalkaram, Çingene'm / Nar tanem, nur tanem bir tanem"}]},"KARAFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun boyunlu, kulpsuz küçük rakı sürahisi","example":"Garson gel şu karafayı doldur."}]},"KARAGÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İzmaritgillerden, 25-30 cm uzunluğunda, enli, boz renkli, beyaz etli bir balık","example":"Balıkçı, gölette yakaladığı kara gözleri hemen temizleyip taze bir şekilde pişirmek için hazırladı."}]},"KARAGÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asıl yurdu Buhara'da Karakul bölgesi olan ve yurdumuzda da yetiştirilen, tüyleri uzun ve kıvırcık bir cins koyun","example":null}]},"KARAKAS":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Venezuela ülkesinin başkenti.","example":null}]},"KARAKAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve tırnakları siyah, bazen vücutlarında da siyah lekeler bulunan, yağlı kuyruğunun uç kısmı akkaramanlara göre fazla sarkık ve genellikle Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen bir tür koyun","example":null}]},"KARAKEÇİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücut rengi beyazdan siyaha kadar değişmekle beraber en çok siyah renklisi görülen yerli bir keçi türü","example":"Benim bu karakeçilerim tek sermayem. Hem bana yayalada yerenlik ederler hem de karnımı doyururlar."},{"pos":"n","definition":"Sazana benzer bir tatlı su balığı","example":"Buralarda sazan gördüm ama oltamıza bir karakeçi takılacağını düşünmezdim doğrusu."}]},"KARAKOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güvenliği sağlamak amacıyla dolaşan polis, jandarma veya asker topluluğu","example":"O işleri bu saatte karakolda bulunan küçük memurlar bilmez."},{"pos":"n","definition":"Kamu düzenini korumakla görevli daire veya bu dairede görevli kimselerin bulunduğu yapı","example":"Karakol Cennet Mahallesi'nin karakoluna döndü. Sürekli bir vukuat, devamlı bir kalabalık."}]},"KARAKTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse","example":"Romanın ana karakteri, içsel çatışmaları ve derin duygusal yolculuğuyla okuyucular üzerinde büyük bir etki bıraktı."},{"pos":"n","definition":"Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen ana özellik","example":"Her bireyin karakteri, yaşam deneyimleri ve çevresel faktörlerle şekilleniyor; bu nedenle herkesin farklı bir bakış açısı var."}]},"KARAKUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asıl yurdu Buhara'da Karakul bölgesi olan ve yurdumuzda da yetiştirilen, tüyleri uzun ve kıvırcık bir cins koyun","example":null}]},"KARAKUTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uçaklarda pilotların konuşmalarını ve kuleden gelen mesajları alıp saklayan araç","example":null}]},"KARAKUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kartal türünden karakuşlara verilen ad","example":"Dağlarda yüksekten süzülen kara kuş, avını gözlemleyerek aniden dalışa geçti"},{"pos":"n","definition":"Atların ayaklarında şiş yapan bir hastalık","example":"Çiftlikteki atlardan birinin kara kuş olduğunu öğrendiğimizde hemen bayratı çağırdık."}]},"KARAKUŞİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kanun, kural, mantık ölçülerine dayanmayan","example":"Tiyatro eleştirmenleri, yazarlar, aydınlar bu karakuşi karara karşı çıktılar."}]},"KARALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Namusuna, onuruna zarar verecek bir suç yüklemek, kötü bir işe karışmış göstermek","example":"Gericiliği, insanlara kara sürme suçlamalarını kabul etmedi."},{"pos":"v","definition":"Taslak olarak yazmak veya çizmek","example":"Derste defterinin bir köşesine bir şeyler karalardı ."}],"lemma":"karalamak"},"KARALAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstünde düzeltmeler yapılan, temize çekilmemiş yazı taslağı","example":"İlk şiirim olan bir türkü güftesini, Üsküp türkülerinde gördüğüm vezinle karalamaya başladım."},{"pos":"n","definition":"Kötülük yükleme; leke sürme","example":"Biz karıyı istemezlerin karalamasıyla öldürdük."}]},"KARALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzaklık ve karanlık sebebiyle kim veya ne olduğu seçilemeyen, belli belirsiz, koyu renkli biçim","example":"Uzaktan bir karaltı göründü"},{"pos":"n","definition":"Hafif karanlık","example":"Akşamın ilerleyen saatlerinde, odanın köşelerindeki karaltı, ışıklar kapandıkça daha da belirginleşmeye başladı."}]},"KARAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz görmek","example":"Oyununu kaybettikten sonra, rakibini karamak için türlü bahaneler uydurmaya başladı."},{"pos":"v","definition":"Namusuna, onuruna zarar verecek bir suç yüklemek, kötü bir işe karışmış göstermek","example":"Gericiliği, insanlara kara sürme suçlamalarını kabul etmedi."}]},"KARAMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta Anadolu'da yetiştirilen, kuyruğu iri ve yağlı bir tür koyun","example":"Halis mulis karaman yünüdür bu, hayvanlarımızı kendimiz yetiştiriz kendimiz temizleriz."},{"pos":"place","definition":"Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"KARAMBOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalabalık, düzensizlik ve benzerinin yol açtığı kargaşa","example":"Benim işten ayrılma konusu yine karambole geldi. Bir türlü yalnız kalıp konuşamadık."},{"pos":"n","definition":"Bilardo oyununda isteka ile vurulan bilyenin öbürlerine dokunması","example":"Oyunun heyecanlı anlarında, ustaca yapılan bir karambol, masadaki bilyelerin yerini tamamen değiştirdi"}]},"KARAMEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eritilmiş ve birazı yakılmış şekerle yapılan şekerleme","example":null}]},"KARAMELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eritilmiş ve birazı yakılmış şekerle yapılan şekerleme","example":null}]},"KARAMSAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötümser; bedbin; meyus; pesimist","example":null}]},"KARAMUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karanfilgillerden, ekin tarlalarında biten, yaprakları karşılıklı, çiçeği pembe mor renkte, zararlı bir bitki","example":"Tarlada karamuk bitmiş hep, sanırsın ekin değil de karamuk ekmişiz."},{"pos":"n","definition":"Vücutta kara renkli kabarcıklara sebep olan bir hastalık","example":"Çocuğun vücudu kabarıp kalkınca doktora götürdüler, doktor karamuk olmuş demiş."}]},"KARANFİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karanfilgillerden, güzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi","example":"Bahçenin orta yerine süs diye karanfil çiçeği koyacağım, oldu olacak."},{"pos":"n","definition":"Mersingillerden, Molük adalarında, Filipinler'de ve Hindistan'da yetişen ve yaprakları sürekli yeşil kalan bir ağaç","example":"Ülkemizde karanfil daha çok Isparta'da yetişiyor."}]},"KARANLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği","example":"Son yaşanan felaketler, toplumda derin bir karanlık hissiyatı yaratmış, herkesin içindeki korkuyu tetiklemişti."},{"pos":"n","definition":"Işık olmama durumu","example":"Karanlıkta duyduğumuz çam kokularına artık yakınlaştığımız denizin rutubeti karışıyordu."}]},"KARAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı","example":"Mahkeme, davanın seyrine göre verdiği karar ile suçlunun cezasını belirledi."},{"pos":"v","definition":"Üzüntü duymak, kaygılanmak, dertli duruma gelmek","example":"Şu kalbine bir söyle bakalım en ufak engelde kararıvermesin."}]},"KARARGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir birlik veya kurumun, kumandan ile yardımcı şube ve bölümlerinden oluşan kuruluş","example":"Ordu, büyük bir taarruz öncesi stratejilerini belirlemek için karargahında bir toplantı düzenledi."},{"pos":"n","definition":"Ordunun uzun bir süre veya geçici olarak konakladığı yer","example":"Siper başları, büyük karargâhın etrafı hep nöbetçi dolu idi."}]},"KARARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ölçü ve tartıya dayanmaksızın, gözle oranlayarak, yaklaşık olarak hesaplamak","example":"Şöyle bir hedefi kararladı ve tetiği çekti."}],"lemma":"kararlamak"},"KARARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü duymak, kaygılanmak, dertli duruma gelmek","example":"Şu kalbine bir söyle bakalım en ufak engelde kararıvermesin."},{"pos":"v","definition":"Rengi karaya dönmek","example":"O mor karanlıkların siyahlaştığı yere yaklaşıyordu."}]},"KARARTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karanlık veya koyuluk","example":"Sokağın sonundaki karartı ürkütücüydü."}]},"KARASU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı","example":"Kara su hastalığı zamanında müdahale edilmezse kalıcı görme kaybına yol açabiliyordu."}]},"KARAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altının saflık ve değerli taşların ağırlık ölçüsü","example":"On dört karat altın."}]},"KARATE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayak ve yumruk vuruşları üzerine kurulu, Japon kökenli bir dövüş yöntemi","example":null}]},"KARATURP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turpgillerden, etli, iri beyaz köklü çok yıllık bir bitki","example":null}]},"KARAVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir otomobilin arkasına takılan, hem taşıt hem konut olarak kullanılan üstü kapalı araç","example":null}]},"KARAVANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atış taliminde hedef tahtasını bile vuramama","example":"Atış sırasında karavana yapan asker, hedefi göremediğini itiraf etti."},{"pos":"n","definition":"Genellikle orduda veya yatılı okul ve cezaevlerinde yemek dağıtmada kullanılan, büyük metal kap","example":"Ordu sahasında askerlere yemek dağıtmak için büyük bir karavana getirildi."}]},"KARAVAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşta tutsak edilen veya satın alınan ve sahibinin üzerinde tam bir kullanma hakkı bulunan kadın","example":null}]},"KARAVEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift motorlu bir uçak türü","example":null}]},"KARAVELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük deniz teknesi","example":"Yaz tatilinde kiraladıkları karavela ile Ege'nin güzel koylarını keşfetmeye çıktılar."},{"pos":"n","definition":"Gemilerde denizcilik kurallarına aykırı durum","example":"Karavelalar yüzünden birçok gemi, güvenlik standartlarına uymadığı için limandan çıkamadı."}]},"KARAVİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabuklular sınıfından, çamurlu tatlı sularda yaşayan bir eklem bacaklı","example":null}]},"KARAYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bir bitki","example":null}]},"KARAYAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen, uzun kuyruklu, beyaz renkli koyun türü","example":null}]},"KARAÇALI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hünnapgillerden, kurak yerlerde yetişen, çiçekleri altın sarısı renginde, dikenli bir bitki","example":"Yürüyüş yaptığımız dağlık alanda, kara çalıların sarı çiçekleri güneşin altında parlıyordu"},{"pos":"n","definition":"İki kişinin arasına girerek ilişkileri bozan kimse","example":"Kara çalı gibi yine girdin aramıza. Dirlik düzen kalmadı."}]},"KARAÇAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çamgiller familyasından boyu 35–40 metreye ulaşan, bol reçineli ve büyük, silindirik ve sivri uçlu tomurcukları olan bir ağaç, Pinus nigra","example":null}]},"KARAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beslenmede A vitamini yetersizliğinden ortaya çıkan bir hastalık belirtisi","example":"A vitamini eksikliği çocuklarda karağı hastalığına sebep olabilir."},{"pos":"n","definition":"Ateş karıştırmaya yarayan, eğri uçlu demir çubuk","example":"Kış akşamında ocaktaki ateşi canlı tutmak için karağı kullanarak odunları karıştırdı"}]},"KARAİĞNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür iğneli karınca","example":null}]},"KARBOJEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bileşiminde % 95 oksijen ve % 5 karbondioksit bulunan gaz karışımı","example":null}]},"KARBON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 6, atom ağırlığı 12 olan, doğada elmas, grafit gibi billurlaşmış veya maden kömürü, linyit, antrasit gibi şekilsiz olarak bulunan, canlı varlıkların aslını oluşturan ve yandıktan sonra kömür durumuna geçen element","example":null}]},"KARBONAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karbonik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuzların genel adı","example":"Kimyasal reaksiyonlar sonucunda oluşan karbonatlar, doğada yaygın olarak bulunur."},{"pos":"n","definition":"Pasta, çörek vb. hamur işlerinde kabarmayı sağlayan madde","example":null}]},"KARBONLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir maden veya alaşımı karbon bakımından zenginleştirmek","example":null}],"lemma":"karbonlamak"},"KARBONİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karbonla ilgili olan","example":null}]},"KARBONİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşme değeri 2 olan karbonmonoksit","example":null}]},"KARBONİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karbon grubundan basit madde","example":null}]},"KARBÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karbonun başka bir elementle birleşmesinden oluşan madde","example":null}]},"KARCIĞAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde hareketli bir makam","example":null}]},"KARDELEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nergisgillerden, baharda çok erken çiçek açan ve eczacılıkta kullanılan soğanlı bir bitki","example":null}]},"KARDEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı anne babadan doğmuş veya anne babalarından biri aynı olan çocukların birbirine göre adı)","example":"Öz kardeş. Üvey kardeş. Kız kardeş. Erkek kardeş."},{"pos":"n","definition":"Aralarında çok değer verilen ortak bir bağ bulunanlardan her biri","example":null}]},"KARDİNAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Papayı seçen, danışmanlığını yapan başpapazlardan her biri","example":null}]},"KARDİYAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kalple ilgili","example":null},{"pos":"n","definition":"Kalp hastalığı olan kimse","example":null}]},"KARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kenarları ve açıları birbirine eşit olan dörtgen","example":"Evin bütün pencereleri çift kanatlı, her kanat, kare biçimli üçer camlıydı."},{"pos":"n","definition":"Bir sayının kendisiyle çarpımı","example":"Dönemin sonu geldi neredeyse, beşin karesini soruyorum, çoğunuz cevap veremiyor. Nasıl olacak böyle?"}]},"KAREKÖK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karesi verilen bir sayıya eşit olan sayı","example":null}]},"KARELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karelere ayırmak","example":"Bahçenin düzenlemesi için toprağı karelemek, her bitkinin aynı mesafede olmasını sağladı."},{"pos":"v","definition":"Bir resmi büyütme veya küçültme işleminden sonra asıl örneğin oranlarını kopyasında da elde etmek için bir resmi eşit sayıda karelere ayırmak","example":"Sanat dersinde, öğrenciler resimlerini kareleyerek, boyutlarını doğru bir şekilde kopyalamayı öğrendiler."}],"lemma":"karelemek"},"KARFİÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta boy demir çivi","example":null}]},"KARGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşlar sınıfının ötücü kuşlar takımının kargagiller familyasından kanatları geniş, tüyleri çoğunlukla siyah, düz gagalı, yüksek sesli kuş türlerinin ortak adı","example":"Ağaçlar kesilince yuvalarını kaybeden kargalar oldukları yerde bir süre bağrışarak uçtular."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin asıl durumunu yitirerek baş aşağı olması","example":"Mekanın onlara ait olduğunu öğrenince her yeri dağıttılar kalan eşyaları da karga tulumba götürdüler."}]},"KARGAŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzensizlik, karışıklık","example":"Girişte de, yolda da onca kargaşa arasında kaynayıp gitmiştir."},{"pos":"n","definition":"Kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu; anarşi","example":"Şehirdeki kargaşa, yeni hükümete karşı bir tepkiydi."}]},"KARGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dalyanlarda büyük balıklar için kullanılan demir kanca","example":"Balıkçılar, dalyanda büyük bir levrek yakalamak için kargıyı dikkatlice suya bıraktılar."},{"pos":"v","definition":"Birine, Tanrı'nın, insanların sevgi ve ilgisinden yoksun kalıp nefretlerine uğraması, kötü duruma düşmesi dileğinde bulunmak","example":null}]},"KARGIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine, Tanrı'nın, insanların sevgi ve ilgisinden yoksun kalıp nefretlerine uğraması, kötü duruma düşmesi dileğinde bulunmak","example":null}]},"KARGIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eriyen karların oluşturduğu akarsu","example":"Baharın gelişiyle birlikte dağlardan inen kargın, gölü beslemeye başladı."},{"pos":"n","definition":"Karla karışık yağan yağmur","example":"Bizim küçük kargın ne bilmez ya eve heyecanla gelmiş hem kar hem yağmur yağıyor diye anlatıyor."}]},"KARGIŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine, Tanrı'nın, insanların sevgi ve ilgisinden yoksun kalıp nefretlerine uğraması, kötü duruma düşmesi dileğinde bulunmak","example":null}],"lemma":"kargışlamak"},"KARGO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Araba, hayvan ve benzerinin taşıdığı şeylerin hepsi","example":"Arabanın kargosu, hafta sonu için hazırlanan piknik malzemeleriydi."},{"pos":"n","definition":"Bu şirketin taşıdığı yük veya posta","example":"Kargomun teslimatı, beklediğimden daha hızlı gerçekleşti ve çok memnun kaldım."}]},"KARHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirim organlarında ve özellikle mide ile onikiparmak bağırsağında görülen yara","example":null}]},"KARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erişkin dişi insan","example":"Böyle karılar yüzünden adımız çıktı dokuza inmez sekize."},{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":null}]},"KARIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu","example":"Çayın suyu bahçeye de yarasın diye karık açtık."},{"pos":"v","definition":"Göz fazla ışıktan kamaşmak","example":"Güneşe bakmaktan gözlerim karıktı."}]},"KARIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karık açmak","example":null}],"lemma":"karıklamak"},"KARIKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Göz fazla ışıktan kamaşmak","example":"Güneşe bakmaktan gözlerim karıktı."},{"pos":"v","definition":"Göz kar yağmış bir alana bakmaktan kamaşmak","example":"Atı süren seyis kardan gözleri karıkmasın diye gözüne ince bir tül geçiriyordu."}]},"KARIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":null}]},"KARIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurgalılarda, sindirim sisteminin, yemek borusu ile onikiparmak bağırsağı arasında besinlerin sindirime hazır duruma getirildiği omurgasız hayvanlarda sindirim kanalının bu bölgeye karşılık olan parçası","example":"Sindirim sistemi üzerinde yapılan çalışmada, besinlerin havsala kısmında enzimlerle karıştığı gözlemlendi."},{"pos":"v","definition":"Sallanarak karışmak","example":null}]},"KARINCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zar kanatlılardan, toplu olarak yaşayan, yuvaları toprağın altında olan ve birçok türü bulunan böceklerin genel adı","example":"Yaz gelince bizim ev yine karıncalara ev sahipliği yapar."},{"pos":"n","definition":"Madenlerde, döküm sırasında arada hava kalmaktan veya pastan ileri gelen ufak boşluk","example":"Döküm sırasında oluşan karıncalar, ürünün kalitesini olumsuz etkileyebilir; bu nedenle hava boşluklarının önlenmesi önemlidir."}]},"KARINDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı anne babadan doğmuş veya anne babalarından biri aynı olan çocukların birbirine göre adı)","example":null}]},"KARINLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gemi yanını dayamak","example":null}],"lemma":"karınlamak"},"KARINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sallanarak karışmak","example":null}]},"KARINSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşların tüy değiştirme zamanı","example":null}]},"KARINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anaforlarda oluşan çevrinti","example":"Denizdeki güçlü anaforlar, karıntıların oluşmasına neden olarak küçük kayıkların dengesini bozabiliyor."},{"pos":"n","definition":"Geminin yanından vurarak gemiyi sarsan dalga","example":"Oluşan büyük karıntı kıyıya yaklaşmakta olan gemiyi sarsarak yolcuları korkuttu."}]},"KARIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ve serçe parmakların uçları arasındaki açıklık","example":null},{"pos":"v","definition":"Yer almak, katılmak","example":"Un sıvılara bir güzel karışsın, un topakları kalırsa görüntüsü ve tadı kötü olur."}]},"KARIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçine başka şeyler karışmış olan","example":"Çandır bir içecek hazırlamak için farklı meyveleri karıştırdım; portakal, limon ve nane ile ferahlatıcı bir tat elde ettim."},{"pos":"adj","definition":"Düzeni olmayan veya düzeni bozuk","example":"Evdeki dağınıklık, kitapların ve eşyaların karışık bir şekilde yerleştirilmesiyle her yeri kaotik bir hale getirmişti."}]},"KARIŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birden çok şeyin karıştırılmasıyla elde edilen veya ortaya çıkan şey","example":"Melez bir insan ırkının karışımı, bu adama kuvvet vermiş."},{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi","example":"Laboratuvar deneyinde su ve tuzun oluşturduğu karışım, çözelti olarak adlandırılır ve tuz tamamen çözündüğünde homojen bir yapı elde edilir."}]},"KARIŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karışla ölçmek","example":null}],"lemma":"karışlamak"},"KARIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine girmek; bir işe izinsiz katılmak","example":"Renkler suda birbirine karıştı."}]},"KARKARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun bacaklılardan, bataklık bölgelerde yaşayan, kışı sıcak ülkelerde geçiren, başı sorguçlu turna","example":null}]},"KARKAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Demirli betonla yapılmış yapı","example":"Yeni inşa edilen apartmanın karkas yapısı, sağlamlığıyla dikkat çekiyor."},{"pos":"n","definition":"Kemikli sığır eti","example":"Kasap, taze karkas sığır etini özenle keserek müşterilerine sundu."}]},"KARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kar yağmak","example":"Grip salgınının, göğse bir taş gibi oturan bronşitin bütün sebebi havanın bir türlü karlayamamasında, karın yağmamasındaymış."}],"lemma":"karlamak"},"KARLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kar yağmak","example":"Grip salgınının, göğse bir taş gibi oturan bronşitin bütün sebebi havanın bir türlü karlayamamasında, karın yağmamasındaymış."}]},"KARMA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçine başka şeyler karışmış olan","example":"Çeşitli sebzelerin yanı sıra kuru meyvelerin de bulunduğu bir karma salata vardı."},{"pos":"n","definition":"Karmak işi","example":null}]},"KARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine katmak; karıştırmak","example":"Sen o güzel ellerinle bir kek karsan da çayın yanında yesek, ha benim güzel kızım."},{"pos":"v","definition":"Toz durumundaki bir şeyi sıvı ile karıştırarak çamur veya hamur durumuna getirmek","example":"Yapı için harç karmak. Boya karmak."}]},"KARMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapı işlerinde harcı karmaya yarayan alet","example":"Şantiyede işler daha mekamik ilerliyor artık, örneğin harcı kürekle değil karmaçla karıyorlar."}]},"KARMAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey başka bir şeyle birleşerek karışık durum almak","example":null}],"lemma":"karmaşmak"},"KARMAŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastalıklı davranışları ortaya çıkaran, kişinin bilincini az çok şartlandıran, genellikle çocukluk döneminde kazanılmış, baskı altında tutulmuş hatıra, duygu ve düşüncelerin bütünü","example":"Psikoterapide, geçmişteki travmaların yarattığı karmaşa, danışanın yaşamını olumsuz etkilemekte."},{"pos":"n","definition":"Karmaşık olma durumu","example":"Şehirdeki trafik karmaşası, sabah işe gidenlerin stresini artırıyor"}]},"KARMAŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde aynı cinsten birçok öge bulunan, birbirine az çok aykırı birçok şeyden oluşan","example":"On kişi bir araya geldi. Her kafadan bir ses çıkıyor, mesele iyice karmaşık bir hale geldi."},{"pos":"adj","definition":"Çözeltide kendisini oluşturan parçalara iki yönlü olarak ayrışan (iyon veya birleşik)","example":"Laboratuvar deneyinde, karmaşık bir bileşiğin çözeltide nasıl ayrıştığını gözlemlemek için özel bir analiz gerçekleştirdik."}]},"KARMIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çay ağzında yapılmış olan balıkçı büğeti","example":"Sahilde yürüyüş yaparken, çay ağzında kurulmuş olan karmıkları görüp balıkçıların sabahki avlarını nasıl topladığını izledim."},{"pos":"n","definition":"Mersin balıklarının üremek için denizden nehirlere geçişleri sırasında avlanmalarında kullanılan ve nehir ağızlarına kurulan çok iğneli bir olta takımı","example":"Mersin balıkları üreme dönemi geldiğinde, nehir ağızlarına yerleştirilen karmıklar sayesinde bolca avlanma fırsatı doğuyordu."}]},"KARNABİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turpgillerden, çiçekleri etli ve tanecikli bir görünüşte olan, yaprakları lahana yaprağına benzeyen, sebze olarak kullanılan bir bitki","example":null}]},"KARNAVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu dönemde yapılan eğlence","example":"Şehirdeki karnaval, katılımcıların kostümleriyle sokakları renklendirdi ve herkes büyük bir neşeyle eğlendi."},{"pos":"n","definition":"Hristiyanların belli dönemlerde renkli, komik ve şaşırtıcı kılıklara girerek yaptıkları şenlik ve eğlence dönemi","example":"Karnaval yaklaştığı günlerde şehir hummalı bir hazırlık içindeydi."}]},"KARNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrencilere dönem sonlarında okul yönetimleri tarafından verilen ve her dersin başarı durumu ile devam, sağlık, yetenek ve genel gidiş durumlarını gösteren belge","example":"Karneleri alır almaz dedemin köydeki evine gittik. Hem pekiyi karnelerimizi onlara göstermek için sabırsızlanıyorduk."},{"pos":"n","definition":"Kişilerin bir haktan yararlanmaları için bir kuruluş tarafından verilen belge","example":"Ekmek karnesi. Vapur karnesi."}]},"KARNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Laboratuvarda damıtma işlerinde kullanılan, geniş karınlı, dar ve eğri boyunlu cam kap","example":null}]},"KARNİVOR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dişleri et tüketecek biçimde olan ve genellikle etle beslenen omurgalı, memeli hayvan","example":null}]},"KARO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Betondan yapılmış dört köşe döşeme taşı","example":"Olmaz, ben bu karonun metrekaresini iki bine döşeyemem."},{"pos":"n","definition":"Oyun kâğıtlarının küçük, kırmızı, baklava biçimli benekli olanı","example":"Arkadaşlarla oynadığımız oyun için elimdeki karo, en iyi elimi oluşturdu."}]},"KAROSER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otomobilde, mekanizmayı oluşturan motor, makine, tekerlek, şasi vb. bölümlerin dışında kalan, görünen dış bölüm","example":null}]},"KARPUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin dışı yeşil kabuklu, içi kırmızı ve sulu, iri meyvesi","example":"İstediğim zaman da bu karpuzlardan birini önüme çekip keser, kütür kütür, serin serin yerim."},{"pos":"n","definition":"Kabakgillerden, sürüngen gövdeli parçalı sert yapraklı, sarı çiçekler açan bir bitki","example":"Karpuz bitkisi, daha dilimli ve yeşil yapraklarıyla salatalık ve kavun bitkisinden ayrırt edilebiliyor."}]},"KARPİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle sanayide asetilen gazı çıkarmakta kullanılan, karbonla kalsiyum bileşiği madde","example":null}]},"KARS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"KARSAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köpekgillerden, soluk kahverengi, karnı beyaz tüylü, kısa kulaklı, postundan kürk yapılan bir memeli türü","example":null}]},"KARST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan, kireç taşı ve dolomit bölgesi","example":null}]},"KARSTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karst özelliği taşıyan, karst ile ilgili","example":null}]},"KART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzünde sayılar veya resimler bulunan, çeşitli oyunlar oynamaya yarayan kart","example":"Arkadaşlarla oynadığımız oyun için yeni bir kart seti aldık."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin kimliğini gösteren, kutlamalarda veya kendini tanıtmada kullanılan, çoğunlukla beyaz, küçük, ince karton parçası","example":"Davetiyelerde kullanılan ince kart, etkinliğe katılanların kimliğini belirtiyordu."}]},"KARTAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kartalgillerden, genellikle kızıl siyah tüylü, çok güçlü, yuvasını yüksek kayalıklar üzerinde kuran, iri bir yırtıcı kuş","example":null},{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":"Zamanla, aynada kartlanmış biriyle karşılaşacağımı biliyorum."}]},"KARTALOZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gençliği ve körpeliği kalmamış, yaşı geçkin","example":"Bana öyle geliyor ki bir kartaloz herif bir çocuk rolü oynuyor."}]},"KARTALOŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gençliği ve körpeliği kalmamış, yaşı geçkin","example":"Bana öyle geliyor ki bir kartaloz herif bir çocuk rolü oynuyor."}]},"KARTEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tekelci sermaye piyasasında, birtakım ticaret, üretim kuruluşlarının, genellikle kazanma veya başka kuruluşlara karşı tutunabilme vb. amaçlarla aralarında kurdukları dayanışma birliği","example":"Şirketler arasındaki kartel, fiyatları belirleyerek rekabeti olumsuz etkiledi."},{"pos":"n","definition":"Gemilerde içlerine içme suyu konulan, ortası basık, küçük fıçı","example":"Geminin kartelini doldurmak için limanda temiz su temin ettik."}]},"KARTELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tuluat tiyatrosunun kapısına asılan tabela","example":"Tuluat tiyatrosunun kapısındaki kartela, gösterinin saatini duyuruyordu."},{"pos":"n","definition":"Tombala vb. oyunlarda sayıların yazılı olduğu kart","example":"Tombala oyununda kazanmak için doğru kartelayı seçmek önemliydi."}]},"KARTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kâğıt hamuruyla yapılan, ayrıca içinde bir veya birkaç lif tabakası bulunan kalın ve sert kâğıt","example":"Karton kutuları geri dönüştürerek çevreye katkıda bulunuyorum."},{"pos":"n","definition":"Seri halinde canlandırılan, karakterleri hayvan olan çizgi film","example":"Çocuklar, karton karakterlere bayılıyor."}]},"KARTONLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karton yerleştirmek veya kartonla kaplamak","example":"Taşınırken her şeyi kartonladık."}],"lemma":"kartonlamak"},"KARTOPU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hanımeligillerden, birçok türü süs bitkisi olarak yetiştirilen, zeytinimsi, meyvemsi, kırmızı renkte bir ağaççık","example":"Bahçemdeki kartopu ağaççıkları, bahar geldiğinde güzel çiçeklerle dolacak."},{"pos":"adj","definition":"Beyaz ve tombul","example":null}]},"KARTOTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kartlar üstüne işlenmiş bilgilerin düzenli bir dizgeye göre derlenmesi","example":"Onu bu işe sevk eden, kafasındaki kartotekse birkaç yeni tip ilave etme fırsatıdır."},{"pos":"n","definition":"Bu biçimde derlenmiş kartların saklandığı kutu, dolap vb","example":"Araştırma için ihtiyaç duyduğum verileri bulmak üzere kartotek kutusunu karıştırdım."}]},"KARTUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük tarla tarağı","example":null}]},"KARTUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Merminin, içine barut doldurulmuş silindir biçimindeki bölümü","example":"Av tüfeğindeki kartuş, av sırasında dikkatle seçilmeliydi."},{"pos":"n","definition":"Dolma kalem içine yerleştirilen mürekkep dolu tüp","example":"Dolma kalemimin kartuşunu değiştirdikten sonra yazmaya devam ettim."}]},"KARYAĞDI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstünde beyaz benekler bulunan kumaş","example":null}]},"KARYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri veya nüfus yoğunluğu yönünden şehirden ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışmak gibi işlevlerle belirlenen, konutları ve öteki yapıları bu hayatı yansıtan yerleşme birimi","example":null}]},"KARYOLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine yatak konulup yatılan tahta veya metal ev eşyası","example":null}]},"KARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürekli olarak gazete, dergi vb. okuyan","example":"İflah olmaz bir kari olan bu adam, her sabah kahvaltıdan önce mutlaka gazetesini okur."},{"pos":"n","definition":"Kuran'ı kurallarına uygun bir biçimde okuyan kimse","example":"Diyanet İşleri Başkanlığı'nda kari olarak görev yapan hoca, gençlere Kuran okuma tekniklerini öğretiyor."}]},"KARİDES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denizlerde veya tatlı sularda yaşayan, yüzücü, orta büyüklükte kabuklu, eti yenir bir deniz hayvanı","example":"Elimi çapçağa daldırdım, karidesi bıyığından yakaladım."}]},"KARİHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşünme gücü","example":null}]},"KARİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi omurgası","example":"Gemi inşaatında, karina düzgün bir şekilde yerleştirildiğinde, geminin denizdeki stabilitesi artar ve sarkma riski azalır."},{"pos":"n","definition":"Gemi teknesinin su içinde kalan bölümü","example":"Yeni inşa edilen yatta, karina sayesinde denizle olan etkileşimini en iyi şekilde optimize ederek, hız ve manevra kabiliyeti sağlıyor."}]},"KARİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karışık bir iş veya sorunun anlaşılmasına, çözümlenmesine yarayan durum; ipucu","example":"Dedektif, cinayet mahallindeki karineyi inceleyerek olayın seyrini anlamaya çalıştı ve suçlunun kim olabileceğine dair önemli ipuçları buldu."}]},"KARİYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir meslekte uzmanlık","example":"Yok, Hamlet gibi başladım. Hamlet gibi bitireceğim. Benim için bu bir kariyer meselesidir."}]},"KARİZMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin kişiliği etrafında oluştuğu kabul edilen ve niteliği kolay açıklanamayan, hayranlık uyandıran etkileyici güç","example":null}]},"KARŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ön taraf, karşı yön","example":"Okul evimizin karşısında."},{"pos":"adj","definition":"Aykırı, ters","example":null}]},"KARŞILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Durmasını sağlamak, önlemek","example":"Hızla gelen topu elleriyle karşıladı."},{"pos":"v","definition":"Karşılık olmak, denk gelmek, tekabül etmek","example":"Biriktirdiğimiz para alacağımız arabanın fiyatını karşılamıyor maalesef."}],"lemma":"karşılamak"},"KARŞILAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimse ile karşı karşıya gelmek","example":"Sunumda onunla aynı masada karşılaşacağımı tahmin etmezdim."},{"pos":"v","definition":"İki sporcu veya iki takım yarışmak","example":"Futbol takımları, iki gün sonra şampiyonluk için karşılaşacaklar."}],"lemma":"karşılaşmak"},"KARŞILIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey","example":"O hediye için ona küçük bir karşılık vermek istedim."},{"pos":"n","definition":"Bir soruya, bir isteğe, bir söz veya yazıya verilen karşı davranış","example":"Soruma karşılık verdiği cevaptan hiç tatmin olmadım."}]},"KARŞIN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gerekenin veya mantığın tersine olarak","example":null}]},"KARŞIT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan","example":"Karşı parti. Karşı takım."}]},"KARŞITLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iddiaya zıt olarak başka bir iddia ileri sürmek","example":null}],"lemma":"karşıtlamak"},"KAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tellerden oluşan ve kasılarak vücut hareketlerini sağlayan organ ve bu organın telsi dokusu","example":"Kol kasları. Kalp kası."},{"pos":"v","definition":"Kasları gergin duruma getirmek","example":"Lütfen kendinizi kasmayın, gevşeyin. Böylelikle iğneyi hissetmeyeceksiniz bile."}]},"KASA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap","example":"Arkaya doğru bir adım atıp sırtını meyhanecinin kasasına dayadı."},{"pos":"n","definition":"Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve","example":"Yeni kapı ve pencerelerin montajında kasa, yapının sağlamlığını artırıyor."}]},"KASABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şehirden küçük, köyden büyük, henüz kırsal özelliklerini yitirmemiş olan yerleşim merkezi","example":"Biz, yolun üstünde, kasabanın çıkış yerinde boş bir handa otururduk."}]},"KASADAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasa başında oturarak para alıp kasa fişi veren kimse","example":"Sonra daha dolgunca bir maaşla bir tütün şirketine kasadar oldu."}]},"KASALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kasalara yerleştirmek","example":null}],"lemma":"kasalamak"},"KASAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sığır, koyun gibi eti yenecek hayvanları kesen veya dükkânında perakende olarak satan kimse","example":"Kasap bir bıçak alıp tekrar etin başına geçti."},{"pos":"n","definition":"Et satılan dükkân","example":"Mahalledeki kasap, her zaman en kaliteli etleri sunuyor."}]},"KASARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin baş ve kıç tarafında, asıl güverteden yüksek olan kısa güverte","example":"Baş kasarası, kıç kasarası."}]},"KASATURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süngü gibi tüfeğin namlusu ucuna takılan veya bel kayışına asılı olarak taşınan bir çeşit bıçak","example":"Haydi yürü, dedikçe kasaturanın sırtını da yapıştırıyordu."}]},"KASAVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği","example":null}]},"KASE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprak, metal, cam vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap","example":null}]},"KASEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama","example":"Yaşı daha kırk bile yok diye yeminler, kasemler, antlar..."}]},"KASET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde, görüntü ve seslerin kaydedildiği, gerektiğinde yeniden kullanılmasını sağlayan bir manyetik şeridin bulunduğu küçük kutu","example":null}]},"KASIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun karın ile uyluk arasındaki bölümü","example":"Tabancayı kılıfsız olarak kuşağının arasına, sol kasığının üstüne yerleştirdi."}]},"KASILGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kasılma özelliği olan, kasılabilen kas ve organik doku","example":null}]},"KASIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın otuz gün süren, on birinci ayı","example":"Kasım'da düzenlenen kitap fuarına katılmak için heyecanla bekliyorum."},{"pos":"n","definition":"Kışın başlangıcı sayılan 8 Kasım günü başlayıp hıdırellezin ilk günü olan 6 Mayısa kadar altı ay süren dönem","example":"Kasım deönemi kışla başlar baharın ortasında biter."}]},"KASIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":"Görüşmedeki tavrını görmeliydin, kasım kasım kasıldı, herkese manidar bakışlar attı."},{"pos":"v","definition":"Kasılıp kalmak","example":"Soğukta fazla bekleyince vücudum kasınıp kaldı."}],"lemma":"kasınmak"},"KASINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":"Görüşmedeki tavrını görmeliydin, kasım kasım kasıldı, herkese manidar bakışlar attı."},{"pos":"v","definition":"Kasılıp kalmak","example":"Soğukta fazla bekleyince vücudum kasınıp kaldı."}]},"KASINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kendini beğenme, başkalarından üstün tutma","example":"Arkadaşlarıyla beraberken takındığı kasıntı tavırları, onu giderek yalnızlaştırıyor."},{"pos":"n","definition":"Giyeceği daraltmak veya kısaltmak için yapılan eğreti dikiş","example":"Bu kolun kasıntısını sökmeli."}]},"KASINÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir veya birkaç kasın irade dışı, ağrılı ve geçici olarak kasılması","example":null}]},"KASIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bahçe içinde yapılmış süslü ev","example":"Padişah bu kasırdan donanmanın sefere çıkışını izlermiş."}]},"KASIRGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hızı saatte 120 kilometreyi aşan çok güçlü fırtına","example":"Dünkü kasırga damlardan kiremitleri uçurdu"},{"pos":"n","definition":"Duyguların patlak verişi, büyük heyecan, coşku","example":"Ön sıradakiler bir ağlama kasırgası içinde sarsılıyor."}]},"KASIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey; niyet, istek","example":null}]},"KASK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başı darbelerden korumak için sertleştirilmiş sentetik maddelerden yapılmış sağlam başlık","example":null}]},"KASKATI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıma duygusu veya vicdanı olmayan olmayan, başkalarına haksızlık eden","example":"Onun kaskatı tavırları, çevresindekilerin ona karşı mesafeli olmasına neden oluyor."},{"pos":"adj","definition":"Çok katı","example":"Şimdi onunla konuşmak, kaskatı buz üzerinde yürümekten daha zor."}]},"KASKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle erkeklerin giydiği, önü siperli başlık","example":"Kaldırımın önünde esas vaziyete geçip kasketini çıkardı."}]},"KASKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşıtın ileride herhangi bir yönden karşılaşabileceği zararı gidermek için önceden ödenen prim karşılığında bu işle uğraşan kuruluşla yapılan iki taraflı bağlantı sözleşmesi","example":null}]},"KASMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kasları gergin duruma getirmek","example":"Lütfen kendinizi kasmayın, gevşeyin. Böylelikle iğneyi hissetmeyeceksiniz bile."},{"pos":"v","definition":"Baskısı altında tutmak","example":"Şirket, çalışanlarını kasmak yerine motivasyonlarını artırmaya çalışmalı."}]},"KASNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Makinelerde, bir milden başka mile hareket geçiren kayışların takıldığı demir çember","example":"Fabrikadaki makinelerin verimliliği, kasnakların düzgün çalışmasına bağlıydı."},{"pos":"n","definition":"Pehlivanların giydikleri kispetin bele gelen bölümü","example":"Pehlivan, kasnağını iyice bağlayarak güreş alanına hazırlandı."}]},"KASNAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çember içine almak, çemberle çerçevelemek, kasnak içine almak","example":"Bahçedeki çiçekleri korumak için kasnaklayarak onları ezilmekten sakınmaya çalıştık."},{"pos":"v","definition":"Yapılarda, betonun şişmesini önlemek ve direncini artırmak için sıkıştırılmış betonun çevresini metalden bir kasnak içine almak","example":"İnşaat alanında, beton dökmeden önce yapının etrafını kasnaklayarak direncini artırmayı planladılar."}],"lemma":"kasnaklamak"},"KASNI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çadıruşağı, şeytantersi ağacı vb. bitkilerden elde edilen bir zamk","example":null}]},"KASSIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kasla ilgili olan","example":null}]},"KAST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayrıcalıklar bakımından yukarıdan aşağıya doğru kesin ölçülerle sınırlanmış bulunan, en koyu biçimiyle Hindistan'da görülen toplumsal sınıfların her biri","example":"Hindistan'daki kast sistemi, toplumda derin sosyal ve ekonomik farklılıklar yaratmaktadır."}]},"KASTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pamuk ipliğini veya bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi","example":null}]},"KASTARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kastar işi yapmak","example":null}],"lemma":"kastarlamak"},"KASTEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bilerek, isteyerek, önceden tasarlayarak veya düşünülerek","example":null}]},"KASTET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zarar vermeyi istemek, kötülük etmek","example":"İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler."},{"pos":"v","definition":"Demek istemek","example":"Kimi kastettiğimi boş ver! Arkadaşlara da söyle, sakin olsunlar."}],"lemma":"kastetmek"},"KASTOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemirgenlerden, kuyruğu geniş ve yassı, art ayak parmaklarının arası perdeli, ağaçları kemirerek beslenen, su kıyılarında yaşayan, yuvalar ve su setleri kuran, postu değerli bir hayvan","example":"Kastorlar, su kenarlarında yuvalar yaparak yaşamlarını sürdürürler ve ağaçları kemirerek beslenirler."},{"pos":"n","definition":"Kunduz kürkü","example":"Mantosunun yakası kastormuş, bir de övünerek söylüyor."}]},"KASTİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilerek, isteyerek yapılan","example":null},{"pos":"adv","definition":"Kasıtlı olarak; bilerek; isteyerek","example":null}]},"KASVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkıntı, iç sıkıntısı","example":null}]},"KASİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"On beş beyitten az olmayan, bütün beyitlerin ikinci dizeleri en baştaki beyit ile uyaklı olan ve çoğu kez büyükleri övmek için yazılan divan edebiyatı şiir türü","example":null}]},"KASİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kara yolunda oluşmuş çukurlar ve tümsekler","example":"Belediye iyi çalışmıyor anlaşılan. Yollar kasis dolu, söylemek lazım."},{"pos":"n","definition":"Yollarda araçların hızını düşürmek için yapılan, türlü biçimlerde tümsek","example":"Yerli yersiz kasis koymuşlar, dur kalk yapa yapa araba hararet yaptı."}]},"KASİYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasa başında oturarak para alıp kasa fişi veren kimse","example":null}]},"KAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbiri üzerinde bulunan yassıca maddelerin her biri","example":"Pastanın en üst katmanı çilek ve damla çikolata ile süslenmiş."},{"pos":"v","definition":"Tek tek durumdaki şeyleri bir yerde birlik haline getirmek","example":"Çeşitli kitapları bir araya katmak, kütüphanenin düzenini sağlamak açısından iyi bir fikir oldu."}]},"KATAFALK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önünden geçilerek kendisine saygı gösterilmek istenen ölünün tabutunun konulması için yapılmış yüksek yer","example":null}]},"KATAFOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dışarıdan gelen bir ışığın etkisiyle geceleyin ışıklı görünen reflektör","example":null}]},"KATAKOMP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlk Hristiyanların kayaları oyarak veya yer altını kazarak uzun dehlizler biçiminde yaptıkları, ölülerini gömdükleri veya tapınak olarak kullandıkları mezarlık","example":null}]},"KATALOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kitabevi, yayınevi, kurum vb. kuruluşların yayınlarını, ürettikleri malları, eşyaları tanıtan, gösteren liste veya kitap","example":"Yeni yayınevi, çıkardığı kitapları tanıtmak için kapsamlı bir katalog hazırladı."},{"pos":"n","definition":"Kitaplıktaki kitapları veya belli bir daldaki gereçleri, nitelikleri bakımından tanıtmak, arandıklarında bulunmalarını sağlamak amacıyla, yer numaraları belirtilerek hazırlanmış kitap, defter veya fişten oluşan bütün","example":"Kütüphanedeki katalog, kitapların yer numaralarını göstererek aradığımız eserleri kolayca bulmamızı sağladı."}]},"KATALPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki çeneklilerden, yaprakları çok iri ve kalp biçiminde, çiçekli bir süs bitkisi","example":null}]},"KATALİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir maddenin kimyasal bir tepkimede hiçbir değişmeye uğramadan tepkimenin olmasını veya hızının değişmesini sağlayan etkisi","example":null}]},"KATANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cins iri at","example":"Atları Rus katanalarını andırır, arabası çangıl çungul etmez."}]},"KATAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lokomotif ile lokomotif tarafından çekilen vagonlar oluşturdukları dizi","example":"Lokomotif, arkasındaki vagona eklenen yeni vagonlarla daha uzun bir katar oluşturdu."},{"pos":"n","definition":"Taşıt dizisi","example":"Otomobil katarı. Yük katarı."},{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke; başkenti Doha.","example":null}]},"KATARAKT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göz merceğinin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen ve görmeyi engelleyen rahatsızlık","example":null}]},"KATARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Katar durumuna getirmek, arka arkaya dizmek","example":null}],"lemma":"katarlamak"},"KATBEKAT":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok; pek çok","example":null}]},"KATEDRAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Piskoposluk makamı olan büyük kilise","example":"Katedralin önü turistlerle dolu."}]},"KATEGORİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aralarında herhangi bir bakımdan ilgi veya benzerlik bulunan şeylerin tamamı","example":"Kitapçıda, her bir kitap belirli bir kategoriye ayrılmış, böylece aradığını bulmak kolaylaşmıştı."},{"pos":"n","definition":"Nesnel gerçekliğin ve bilginin en genel ve temel özelliklerini, ilişkilerini yansıtan temel kavramların her biri, nicelik, nitelik, bağıntı","example":"Bilimsel çalışmalarda, verilerin doğru bir şekilde analiz edilmesi için her kategori dikkatlice tanımlanmalıdır."}]},"KATET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düzgün parçalara ayırmak","example":"Çocukluğumuzda evcilik oynarken yaprakları katetmek için tahta parçalarını bıçak gibi kullanırdık."},{"pos":"v","definition":"Bir yeri aşarak geçmek, yol olmak","example":"Kentten kete gidiyoruz, uzun kara yolları katediyoruz."}],"lemma":"katetmek"},"KATETER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Teşhis ve tedavi amacıyla vücut boşluklarına, damarlar içine ilaç veya sıvı vermek veya almak için özel olarak hazırlanmış tüp","example":null}]},"KATETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düzgün parçalara ayırmak","example":"Çocukluğumuzda evcilik oynarken yaprakları katetmek için tahta parçalarını bıçak gibi kullanırdık."},{"pos":"v","definition":"Bir yeri aşarak geçmek, yol olmak","example":"Kentten kete gidiyoruz, uzun kara yolları katediyoruz."}]},"KATGÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ameliyatlarda yaraları dikmek için kullanılan, bağırsaktan yapılmış iplik","example":null}]},"KATI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sert, kolay biçim değiştirmeyen; sıvı ya da gaz olmayan","example":"Su donunca katı hâle gelir."},{"pos":"adj","definition":"Acımasız, yumuşamayan (kimse)","example":null}]},"KATIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süt veya yoğurt yayıkta çalkalanarak yağı alındıktan sonra kalan sulu bölüm","example":"Yayık yaptıktan sonra geriye kalan katığı ayran niyetine içtiler."},{"pos":"n","definition":"Ekmekle karın doyurmak gerektiğinde, ekmeğe katılan peynir, zeytin, helva vb. yiyecek","example":"Birkaç günlük ekmeğini, katığını köyden getirirdi."}]},"KATIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ekmeğin çok, yemeğin az olduğu durumlarda yemeği ölçülü yemek","example":"Sofrada az yemek kalınca, herkes lokmalarını katıklayarak yedi."},{"pos":"v","definition":"Çorbayı yoğurtlamak","example":"Çorbayı tatlandırmak için biraz yoğurt katıklamayı unutmamıştı."}],"lemma":"katıklamak"},"KATIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir topluluğa ya da bir işe katılmak","example":"Sen de oyuna katıl!"}]},"KATILIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İletişim veya ortak davranışta bulunma yoluyla belirli bir toplumsal duruma girme süreci","example":null}]},"KATILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ekleme işi yapılmak","example":"Biri bir hikaye anlatmaya görsün, ahali toplanır bir hikaye bine katılırdı."},{"pos":"v","definition":"Bir topluluğa girmek, iştirak etmek","example":"Topal eşekle kervana katılmak"}]},"KATIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Katma işi","example":null}]},"KATINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine katılmış karışık şeylerin her biri","example":"Birçok dillerin katıntısı bir lehçe."},{"pos":"adj","definition":"Hayvan sürüsüne dışarıdan gelip katılan hayvan","example":null}]},"KATIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan melez hayvan","example":"Otomobilimizi gören katırlar ejderha görmüşcesine kaçışıyorlar."},{"pos":"adj","definition":"Kaba, bayağı, görgüsüz kimse","example":"Büyük bir restoranda oturmasına rağmen, katır bir tavırla garsona bağırarak sipariş verdi."}]},"KATIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir topluluğa girmek, iştirak etmek","example":"Topal eşekle kervana katılmak"}],"lemma":"katışmak"},"KATIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçine başka şeyler karışmış olan","example":null}]},"KATIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir topluluğa girmek, iştirak etmek","example":"Topal eşekle kervana katılmak"}]},"KATIŞMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Benzer olmayan maddelerden oluşmuş bütün","example":null}]},"KATKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin yapılmasına, gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile katılma; yardım","example":"Her geçen gün ününe, sanatına yeni katkılar getiriyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir şeye katılan başka bir madde","example":"Ürünlerin üzerindeki \"koruyucu ve katkı içermez\" ibaresine ne kadar güvenebiliriz?"}]},"KATKILAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine bir katkı karışmak","example":"... tartışmalar, sohbetler, görüş alışverişleri bir şeyler unutulmuştur, kaybolmuştur; hiç değilse sislenmiştir, katkılanmıştır."}],"lemma":"katkılanmak"},"KATLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kâğıt, kumaş vb. nesneleri üst üste kat oluşturacak biçimde bükmek","example":null}],"lemma":"katlamak"},"KATLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kâğıt, kumaş vb. nesneleri üst üste kat oluşturacak biçimde bükmek","example":null}]},"KATLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş olmayan bir durumu, güç şartları, eziyeti, sıkıntıyı üstlenmek","example":"İnsan şerefi için her yoksulluğa katlanmalı"}],"lemma":"katlanmak"},"KATLET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kötülük etmek","example":"Ne zamandan beri katletmekten zevk alır oldun?"},{"pos":"v","definition":"Zor duruma sokmak, aşırı derecede rahatsız etmek","example":"Bu adam benim can düşmanımdır. Haksız yere beni katlediyor."}],"lemma":"katletmek"},"KATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tek tek durumdaki şeyleri bir yerde birlik haline getirmek","example":"Çeşitli kitapları bir araya katmak, kütüphanenin düzenini sağlamak açısından iyi bir fikir oldu."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey eklemek","example":"Çorbaya biraz daha tuz katmak, lezzetini artıracaktır."}]},"KATMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbiri üzerinde bulunan yassıca maddelerin her biri","example":"Pastanın en üst katmanı çilek ve damla çikolata ile süslenmiş."},{"pos":"n","definition":"Bir topluluğu oluşturan ve makam, şöhret, meslek vb. bakımdan ayrılan kümelerden her biri","example":"Toplumun farklı katmanları arasında iletişimi güçlendirmek, sosyal uyum için önemlidir."}]},"KATMANDU":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Nepal ülkesinin başkenti.","example":null}]},"KATMER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi oluşturan katlardan her biri","example":"Hamurun her bir katmeri özenle açılarak lezzeti artırıldı."},{"pos":"n","definition":"Yağda veya sacda pişirilen bir tür börek","example":"Sabah kahvaltısında sıcak bir katmer yemek, güne harika bir başlangıç yaptı."}]},"KATOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrikli ayrıştırmada sıvıya batırılıp akımın geçmesini sağlayan metal uçlardan eksi yüklü olanı","example":null}]},"KATRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Marangozlukta tomrukları biçmeye yarayan ve birden çok testeresi olan biçme makinesi","example":null}]},"KATRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organik maddelerden kuru damıtma yoluyla elde edilen, sıvı yağ kıvamında, kara renkte, ağır, is kokulu, suda erimeyen bir madde","example":"Köpek, balıkçının kumsalda bir çalı ateşi üzerinde kaynamakta olan bir teneke katranını devirmişti."}]},"KATRANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere, bir şeye katran sürerek katranla kaplamak","example":"Yoldaki direkler de katranlanmış."}],"lemma":"katranlamak"},"KATSAYI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir niceliğin kaç katı alındığını gösteren sayı","example":"5a ifadesinde 5 sayısı a'nın katsayısıdır."},{"pos":"n","definition":"Cisimlerin fiziksel özelliklerini belirten değişmeyen büyüklükler","example":"Bu metalin genleşme katsayısı yüksek olduğu için sıcaklık değişimlerinde boyutları hızla değişir."}]},"KATYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çözeltinin elektrolizi sırasında eksi yüklü metal uçlarda toplanan iyon","example":null}]},"KATİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen; değişmez; mutlak; maktu","example":"Cem dayattı ve bu rolü asla kabul etmeyeceğini kati bir dille bildirdi."}]},"KATİBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın sekreter","example":"Şu bizim delişmen küçük kâtibe mi?"}]},"KATİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortadan kaldırma, yok etme","example":"Katil zanlısı hala bulunamadı."}]},"KATİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel veya kamu kuruluşlarında yönetim ve yazışmalardan sorumlu kimse","example":null}]},"KATİYEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiçbir zaman, hiçbir biçimde","example":"Katiyen bu durumu kabul etmeyeceğim, başka bir yol bulmalıyız."}]},"KATİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesin olma durumu veya kesin davranış","example":null}]},"KAUÇUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından veya bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek madde","example":"Ayakkabıların tabanında kullanılan kauçuk, dayanıklılığı ve esnekliği sayesinde uzun süre dayanır."},{"pos":"n","definition":"Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi","example":"Evdeki saksıdaki kauçuk bitkisi, bulunduğu odaya tropikal bir hava katıyor."}]},"KAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaçların gövdesinde veya dallarında yetişen bir tür mantardan elde edilen ve çabuk tutuşan, süngerimsi madde","example":"Kamp ateşini yakmak için kuru dalların arasına biraz kav yerleştirdik."},{"pos":"n","definition":"Yılanın deri değiştirirken attığı deri","example":"Ormanda yürürken, yılanın eski derisi olan kav ile karşılaştık."}]},"KAVAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucuz, özenmeden ve bayağı cins ayakkabı yapan veya satan esnaf","example":"Bu kanepe pek kavaf işi"}]},"KAVAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 metreye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç","example":null}]},"KAVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle kamıştan yapılan, daha çok çobanların çaldığı, yumuşak sesli, üflemeli bir çalgı","example":"Geniş yaylalarında otlanırken sürüler / Çobanı kaval çalar, taşı toprağı güler"}]},"KAVALYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadına, dansta eş olan veya bir yerde, toplantıda arkadaşlık eden erkek","example":"Kadınların karşısına da yine bekârlardan ve karısı yanında olmayan erkeklerden bir kavalye grubu diziliyordu."},{"pos":"n","definition":"Kibar erkek","example":"Davranışları ve nazik tavırlarıyla tam bir kavalye olduğunu kanıtladı."}]},"KAVANOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Plastik, cam vb. maddelerden yapılmış ağzı geniş, çeşitli boylarda kap","example":"Gül ağaçlarının dibini akşamdan beyaz kavanozlara koyar, içine yüzüklerimizi, yüksüklerimizi atar, ertesi sabah güneş doğarken mâni söyleyerek tekrar çıkarırdık."}]},"KAVANÇO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelkeni bir bordadan öbür bordaya geçirme","example":"Yelkenli tekne, rüzgarın yönüne göre kavança yaparak hızlandı."},{"pos":"n","definition":"Değiştirme, aynı türden bir şeyin yerine bir başkasını koyma","example":"Eski makinenin bozulması üzerine, onun yerine yeni bir kavanço yapmak zorunda kaldık."}]},"KAVARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü","example":"Çocukların parkta oynarken çıkardığı kavara, uzaktan bile duyuluyordu."},{"pos":"n","definition":"Sindirim borusunda, ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması","example":"Yemeğin ardından oluşan kavara, sindirim sürecinin doğal bir parçası olarak kabul ediliyor."}]},"KAVAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elçilik veya konsolosluklarda görev yapan hizmetli","example":"Artık şunları toplatsak, dedi, kavasa söyleseniz de bir adam bulunuverse."},{"pos":"n","definition":"Banka, patrikhane, otel vb. yerlerde hizmetli veya koruma görevlisi","example":"Otelin kapısındaki kavası değiştirmişler."}]},"KAVASYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sedef otugillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kabuğu ve odunu hekimlikte kullanılan küçük bir ağaç","example":null}]},"KAVATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sert ve fazla kızarmayan bir domates türü","example":"Salatalar için kullandığım kavata domatesleri, lezzeti ve dokusuyla oldukça popülerdir."},{"pos":"n","definition":"Oyma ağaç kap","example":"Dedemin yaptığı oymalı kavata, misafirlerime sunmak için mükemmel bir dekorasyon parçası oldu."}]},"KAVAİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke, her türlü kural","example":null}]},"KAVELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Halatların dikişlerinde kullanılan demir veya ağaç kama","example":null}]},"KAVGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş","example":"Parkta başlayan kavga, çevredekilerin müdahalesiyle sona erdi."},{"pos":"n","definition":"Birbirlerine isteklerini kabul ettirmek için iki taraf arasında yapılan zorlu çalışma","example":"İki grup arasında çıkan kavga, herkesin isteklerini kabul ettirmek için zorlu bir mücadele haline geldi."}]},"KAVKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü","example":null}]},"KAVLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tüyünü dökmek, çıplak kalmak","example":null}],"lemma":"kavlamak"},"KAVLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kabuğu dökülmüş","example":"Kavlak fıstık, lezzetiyle atıştırmalık olarak tercih ediliyor."},{"pos":"adj","definition":"Güneşten derisi soyulan kimse","example":"Plajda fazla zaman geçiren çocuklar, güneşten kavlak bir ciltle eve döndü."}]},"KAVLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tüyünü dökmek, çıplak kalmak","example":null}]},"KAVLAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çınar ağacı","example":null}]},"KAVLIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İç organlardan bir parçanın, genellikle bağırsak bölümünün karın çeperlerini geçip deri altında ur gibi bir şişkinlik yapması","example":null}]},"KAVMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aralarında töre, dil ve kültür ortaklığı bulunan, boy ve soy bakımından da birbirine bağlı insan topluluğu ile ilgili","example":null}]},"KAVMİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran bilim","example":null}]},"KAVMİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kavmin kendine özgü özellikleri","example":"Bu bölgede yaşayan insanların kavmiyetleri, onların gelenek ve göreneklerini belirler."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin bağlı olduğu kavme göre durumu","example":"Kavmiyeti nedeniyle bazı avantajlar elde eden bu kişi, toplumda farklı bir konumda bulunuyor."}]},"KAVRA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elle sıkıca tutmak","example":"Çocuğu koltuk altlarından kavrayıp kaldırdı."},{"pos":"v","definition":"Bir nesne veya düşünceyi her yönünü anlamak, iyice anlamak","example":"Firdevs Hanım anlatılanları hızla kavradı ."}],"lemma":"kavramak"},"KAVRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateş yakmak için kullanılan kuru yaprak, ince dal","example":null}]},"KAVRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım","example":"Bilimsel çalışmalarda kullanılan kavramlar, nesnelerin ve olayların ortak özelliklerini tanımlamak için önemlidir."},{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, nosyon","example":"Eğitimin temel kavramlarını anlamak, öğrencilerin öğrenme süreçlerini kolaylaştırır."}]},"KAVRAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elle sıkıca tutmak","example":"Çocuğu koltuk altlarından kavrayıp kaldırdı."},{"pos":"v","definition":"Bir nesne veya düşünceyi her yönünü anlamak, iyice anlamak","example":"Firdevs Hanım anlatılanları hızla kavradı ."}]},"KAVRAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağır taşları tutup kaldırmaya yarayan, iki tutaklı demir araç","example":null}]},"KAVRUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Rüzgâr, soğuk, sıcak vb. etkisiyle kuruyan, yanan","example":"Benzi kavruk, alacalı bulacalı, buralardan olmayan bir adama benziyordu."},{"pos":"adj","definition":"Yaşı ilerlemesine karşın (sıkıntı veya hastalıktan) iyi gelişememiş olan","example":"Kalem gibi baldırlı, kavruk çocuklara para verdim."}]},"KAVUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücuttan dışarıya atılacak olan idrarın toplandığı yapısı zar ve kastan oluşmuş hazne","example":"Vücutta idrarın toplandığı kavuk, sağlık açısından önemli bir işleve sahiptir."},{"pos":"n","definition":"Pamuktan yapılmış, üzerine sarık sarılan erkek başlığı","example":"Bu ziyafetlere gidilirken her günkü kavukla ferace ve samur kürk giyilir, atlara kemer rahtlar vurulurdu."}]},"KAVUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, iri meyveli bir bitki","example":"Kavun tefeği salatığınkine benzer fakat daha açık yeşil ve küçük yapraklı olmasıyla ondan ayırt edilir."},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin genellikle güzel kokulu, sulu ve etli meyvesi","example":"Kavunları olmadan henüz kıtır kıtır bir kelekken koparıp yediğimiz için babam bazen kızıyor."}]},"KAVUNİÇİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kavuniçi renkte olan","example":"Beyaz ipek pantolon, kavuniçi ipek gömlek giyinmiş; saçları saman sarısı, teni pembe."},{"pos":"n","definition":"Pembeye çalan sarı renk","example":null}]},"KAVUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir kabın içinde su katmadan kızartarak pişirmek","example":"Madenden bir kap içine bunları koyup kavuracağız."},{"pos":"v","definition":"Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak","example":"Doğal afetler, köyde her şeyi kavurdu."}],"lemma":"kavurmak"},"KAVURGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğday, mısır vb. tahılların kuru yemiş gibi yenilmek için ateşte kavrulmuşu","example":null}]},"KAVURMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi yağıyla pişirilip kavrulduktan sonra yenen veya dondurulup saklanan et","example":"Sinide haşlanmış ve ikiye kesilmiş yumurtalar, yeşilsoğanlar, tulum peynirleri, kavurmalar vardı."},{"pos":"adj","definition":"Rüzgâr, soğuk, sıcak vb. etkisiyle kuruyan, yanan","example":null}]},"KAVURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir kabın içinde su katmadan kızartarak pişirmek","example":"Madenden bir kap içine bunları koyup kavuracağız."},{"pos":"v","definition":"Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak","example":"Doğal afetler, köyde her şeyi kavurdu."}]},"KAVURMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kavrulmuş buğday","example":null}]},"KAVUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kavrulmuş ve dövülmüş tahıl ununa şeker veya tatlı yemiş katılarak yapılan yiyecek","example":"Kavut, sabah kahvaltılarında pek çok kişinin tercih ettiği geleneksel bir yiyecektir."},{"pos":"n","definition":"Güneşte kurutulmuş peynir","example":"Kavut, güneşte kurutulduğundan diğer peynirler gibi ıslak olmaz."}]},"KAVUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerin başağında, başakçıkları veya çiçeği saran kabuk","example":"Ekinin içinde kavuzlular her zaman olur, kaçınılmazdır."},{"pos":"n","definition":"İçi boş, kabuklu yemiş","example":"Çekirdekler bu yıl içini iyi doldurmamış, çoğu kavuz."}]},"KAVUŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Erişilmek istenen yere ayak basmak","example":"Onca ayrılıktan sonra memlekete kavuştuk ya daha ne isterim."},{"pos":"v","definition":"Gün sonunda, güneş ufukta kaybolmak","example":"Gün kavuşurken Handune'nin de hareket derecesi artmış."}],"lemma":"kavuşmak"},"KAVUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Erişilmek istenen yere ayak basmak","example":"Onca ayrılıktan sonra memlekete kavuştuk ya daha ne isterim."},{"pos":"v","definition":"Gün sonunda, güneş ufukta kaybolmak","example":"Gün kavuşurken Handune'nin de hareket derecesi artmış."}]},"KAVUŞTAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şarkıda her kıtadan sonra tekrarlanan ve bestesi değişmeyen parça","example":null}]},"KAVUŞUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağı bir uçta kalmak üzere, yerin, güneşin ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri","example":null}]},"KAVZA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elle sıkıca tutmak","example":"Onun elini kavzamak, bana güven verdi."},{"pos":"v","definition":"Tehlikeli, zararlı durumları önlemek","example":"Yeterince kavzadığında emin misin, o kadar önleme rağmen başımıza bir şey gelecek gibi hissediyorum."}],"lemma":"kavzamak"},"KAVZAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elle sıkıca tutmak","example":"Onun elini kavzamak, bana güven verdi."},{"pos":"v","definition":"Tehlikeli, zararlı durumları önlemek","example":"Yeterince kavzadığında emin misin, o kadar önleme rağmen başımıza bir şey gelecek gibi hissediyorum."}]},"KAVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tuttuğunu koparan kimse, baskı yapabilecek ölçüde güçlü","example":"Türkler dünyanın en cesur, en asil, en kavi bir milleti idi."},{"pos":"adv","definition":"Sıkı bir biçimde, iyice","example":null}]},"KAVİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi","example":"Konunun detaylarını anlatan kavil, anlaşmazlıkları ortadan kaldırmaya yardımcı oldu."},{"pos":"n","definition":"Sözleşme; anlaşma","example":"Biz birbirimize kavil verdik, bu cihanda ayrılık uğramasın bize."}]},"KAVİLYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelkenin kasa ve halat dikişlerinde, kollar arasını açmak için kullanılan, sivri ağaç veya demirden yapılmış sert parça","example":null}]},"KAVİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aralarında töre, dil ve kültür ortaklığı bulunan, boy ve soy bakımından da birbirine bağlı insan topluluğu","example":null}]},"KAVİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eğrinin sınırlı bir kısmı","example":"Sabah güneşi, duvara bir altın kavis çekti."}]},"KAVŞAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akarsu, yol gibi uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer","example":"Nehrin iki kolunun birleştiği kavşakta, doğal güzellikler ve manzaralar büyüleyiciydi."}]},"KAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Midesinin içindekilerini ağız yolu ile dışarı atma","example":"İki hay bir kayla geçirdik geceği. Gece boyu içi dışına çıktı, midesi alt üst oldu."},{"pos":"v","definition":"İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak","example":"Küçük bir an için bile olsa bu kasvet yuvasından kayıp gittiğimizi hayal edemez miyiz?"}]},"KAYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğada büyük yer tutan, yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle","example":"Bölgedeki kaya, farklı mineral yapılarıyla jeologların ilgisini çekiyor."},{"pos":"n","definition":"Büyük ve sert taş kütlesi","example":"Yolun kenarındaki kayanın üstüne küfesini koydu."}]},"KAYABAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk halk edebiyatında çoban türküsü","example":"Gece ateşin etrafında oturan köylüler, eski bir kaya başı türküsü söyleyerek nostalji yaşadılar."},{"pos":"n","definition":"Bir Anadolu ezgisi ve bu ezgiyle söylenen koşma","example":"Kaya başı ezgisi, dinleyicilerini derin duygulara götüren bir Anadolu melodisidir."}]},"KAYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karda kaymaya yarayan uzun tahta; bununla yapılan spor","example":"Kışın kayak yapmaya gittik."}]},"KAYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yassı, düz, kat kat oluşmuş taş","example":"Kayan, köydeki eski evlerin duvarlarında sıkça kullanılmıştır."},{"pos":"n","definition":"Dağdan inen sel","example":"Yoğun yağışlardan sonra oluşan kayan, vadideki tarlalara büyük zarar verdi."}]},"KAYAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm","example":"Bir temiz ağzının kayarını verdim."},{"pos":"n","definition":"Hayvanların eskiyen nallarının çivilerini değiştirme işlemi","example":"Atların yola dayanıklı olması için düzenli olarak kayar işlemi yapılır."}]},"KAYARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanın eskiyen nallarını onarmak, eskiyen nalın çivilerini yenilemek","example":"Uzun bir yolculuğa çıkmadan önce atları kayarlamak gerekiyor."},{"pos":"v","definition":"Düven taşlarını yeniden koymak veya onarmak","example":"Hasattan önce düven taşlarını kayarlamak, işlerin daha düzgün ilerlemesini sağladı."}],"lemma":"kayarlamak"},"KAYARTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ahlaksız kimse","example":"Vah vah, aynalı şeydi doğrusu, kayartonun elinden kurtaramadınız."}]},"KAYAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğada büyük yer tutan, yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle","example":"Bölgedeki kaya, farklı mineral yapılarıyla jeologların ilgisini çekiyor."}]},"KAYAĞAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Islak veya düz olduğundan kaydırıcı özelliği bulunan veya üzerinde kayılan","example":null}]},"KAYBET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyük bir yenilgiye uğramak, yenilip perişan olmak, dağılmak","example":"İstanbul'la girdiği sen mi büyüksün ben mi kavgasını büyük kaybetti."},{"pos":"v","definition":"Ne olduğunu, nerede olduğunu bilememek","example":"Anahtarımı kaybetmişim, nerede olduğunu bulamıyorum."}],"lemma":"kaybetmek"},"KAYBOL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortadan yok olmak, bulunamaz olmak (kaybolmak)","example":"Kalabalıkta kaybolma."}]},"KAYDET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi hatırlamak için kısaca yazmak","example":"Önüne bir şeyler kaydederken görür gibiyim."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir şeyi bir yere mal etmek, bir şeyin tarih, numara veya adını bir deftere geçirmek)","example":"Çocuğu okula kaydetmek. Nüfusa kaydetmek."}],"lemma":"kaydetmek"},"KAYDIRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk bahçelerinde çocukların oturup kayarak eğlendikleri oyun aracı","example":"Akşama kadar kah salıncakta sallandılar kah kaydırakta kaydılar."},{"pos":"n","definition":"Yassı, kaygan çakıl","example":"Derenin kenarında birçok kaydırak taş bulunuyordu."}]},"KAYDİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayıt için alınan para","example":null}]},"KAYGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Islak veya düz olduğundan kaydırıcı özelliği bulunan veya üzerinde kayılan","example":null}]},"KAYGANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çırpılmış yumurtayla sade olarak yapılabilen veya içine peynir, kıyma vb. katılarak tavada pişirilen bir yemek","example":"Kahvaltıda kaygana yapmayı planladım, içine beyaz peynir de ekleyeceğim."},{"pos":"n","definition":"Yumurta çalkanarak yapılan bir çeşit tatlı","example":"Misafirlerime tatlı olarak kaygana yapacağım, bu ilk olacak."}]},"KAYGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüntülü düşünce durumu","example":"Sınav öncesi kaygı, öğrencilerin performansını olumsuz etkileyebilir."}]},"KAYGILAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaygı duymak, üzülmek, bir şeyi kendine tasa etmek","example":null}],"lemma":"kaygılanmak"},"KAYGIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gebe deve","example":null}]},"KAYIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kürek veya yelkenle yürütülen ufak tekne","example":"Halk arabalarla, kayıklarla, yaya olarak oralara kadar geliyor ve bu ağaçların altına dağılıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Bir yana kaymış","example":"Çiçekli kumaştan, büzgülü, yakası kayık bir elbise dikti."}]},"KAYIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayıngillerin örnek bitkisi olan, 30-40 metre boyunda, 2 metre çapında, kışın yapraklarını döken, kerestesi beyaz ve değerli olan bir orman ağacı","example":"Ormanda gezinti yaparken karşılaştığımız kayın ağaçları, büyüklükleriyle dikkat çekiyordu."},{"pos":"n","definition":"Kadın veya kocaya göre birbirlerinin erkek kardeşi","example":null}]},"KAYINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açlık bastırmaya, atıştırılmaya yarar yiyecek","example":null}]},"KAYINÇO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın veya kocaya göre birbirlerinin erkek kardeşi","example":null}]},"KAYIP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yitirilmiş, bulunamayan","example":"Kayıp anahtarı halının altında bulduk."}]},"KAYIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalın kum","example":"Bahçede su arkının önünde kayırdan set oluşmuş."},{"pos":"v","definition":"Bir kimseye güven vererek yardım etmek","example":"Bugün ben seni kayırırım onarsın, yarın da sen beni kardeşim. Ne günler için varız yoksa?"}]},"KAYIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseye güven vererek yardım etmek","example":"Bugün ben seni kayırırım onarsın, yarın da sen beni kardeşim. Ne günler için varız yoksa?"},{"pos":"v","definition":"Birini, başkalarının veya işin zararı pahasına tutmak, birine haksız yere kolaylıklar sağlamak","example":"Küçük çocuğu herkes kayırıyordu."}]},"KAYISI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağacın açık turuncu renkte, eti sulu, güzel kokulu, tek ve sert çekirdekli tatlı meyvesi","example":"Benim kayısılara müşteri çıkmam ihtimalini düşünmüştü."},{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, sıcak veya ılık iklimlerde yetişen, çiçekleri pembemsi beyaz bir ağaç","example":"Bahar aylarında kayısı ağaçları, pembemsi beyaz çiçeklerle kaplanıyor."}]},"KAYIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi deftere, listeye ya da bir cihaza yazma","example":"Kursa kaydını yaptırdı."}]},"KAYITIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayın kendi sebepleri üzerindeki tepkisi","example":null}]},"KAYITLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir davranışı kısıtlamak, birtakım şartlara bağlamak","example":null}],"lemma":"kayıtlamak"},"KAYITMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Niyetten veya karardan dönmek","example":null}]},"KAYIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi","example":"Şapkası yere düşmüş, yakası yırtılmış, kılıcının kayışı kopmuştu."},{"pos":"n","definition":"Kayma işi veya biçimi","example":"Bastığım yerde buz tutmuş meğer, adımı atar atmaz bir kayış kaydım ki saniyeler içinde kendimi yerde buldum."}]},"KAYKAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü maddelerden yapılmış, altında tekerlekler bulunan, üzerinde kayılan alet","example":null}]},"KAYKIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Arkaya doğru eğilerek, yaslanarak oturmak","example":"Koltuğunda kaykılarak kendine güvenen bir iş adamı rahatlığıyla konuşabilir."}],"lemma":"kaykılmak"},"KAYMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak","example":"Küçük bir an için bile olsa bu kasvet yuvasından kayıp gittiğimizi hayal edemez miyiz?"},{"pos":"n","definition":"Sütün veya yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman","example":"Taze sütü yeterince ve soğukta bekletirsen kalın bir kaymak elde edersin."}]},"KAYMAKAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ilçede devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi","example":"Ama onlar da bu kaymakamın ne çetin ceviz olduğunu henüz bilmiyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Orduda rütbesi binbaşı ile albay arasında olan subay","example":"Orduda kaymakam rütbesine sahip subay, kritik görevlerde bulunabilir."}]},"KAYME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet bankası tarafından piyasaya çıkarılan kâğıt para","example":null}]},"KAYNA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir sebeple güçlü, geçici bir duygulanımdan etkilenmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak","example":"Kızcağız hasta olmuş, gidip bir çorba kaynatacağım."}],"lemma":"kaynamak"},"KAYNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, sebep veya yer","example":"Başarılı bir projenin kaynağı, iyi bir planlama ve ekip çalışmasıdır."},{"pos":"n","definition":"Suyun topraktan çıktığı yer","example":"Siyah gözleri, siyah birer kaynar su membası gibiydi."}]},"KAYNAKÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir konu, yer ve dönemle ilgili yayınları kapsayan veya en iyilerini seçen eser","example":null}]},"KAYNAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir sebeple güçlü, geçici bir duygulanımdan etkilenmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak","example":"Kızcağız hasta olmuş, gidip bir çorba kaynatacağım."}]},"KAYNANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eşlere göre birbirlerinin annesi","example":null}]},"KAYNAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyun topraktan çıktığı yer","example":"Siyah gözleri, siyah birer kaynar su membası gibiydi."},{"pos":"adj","definition":"Çok sıcak, sıkıntı veren","example":"Yemeği kaynar kaynar yersen öyle ağzın haşlama gibi olur."}]},"KAYNARCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıcak su kaynağı","example":"Kaplıca bölgesinde birçok şifalı kaynarca bulunuyor."},{"pos":"n","definition":"Sıcak su kaynağı","example":"Kaplıca bölgesinde birçok şifalı kaynarca bulunuyor."}]},"KAYNAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirmek, söyleşide bulunmak, yarenlik etmek, hasbihâl etmek","example":"Akşam misafirliğe gelen arkadaşlarla uzun uzun kaynatıp eski günleri yad ettiler."},{"pos":"v","definition":"Kaynamasını sağlamak","example":"Yemeği tencerede beş dakika kaynattı."}],"lemma":"kaynatmak"},"KAYNATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kocaya veya kadına göre birbirlerinin babası","example":null}]},"KAYNAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Volkan bölgelerinde, belli aralıklarla su ve buhar fışkırtan sıcak kaynak","example":null}]},"KAYNAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uyuşmak, yakın ilişki kurmak, derinleştirmek, iyi anlaşmak","example":"Ceylanlarla kaynaşan çocuk, onların seslerini tıpkı onlar gibi çıkarmayı öğrenmişti."},{"pos":"v","definition":"Ayrılmayacak bir biçimde birleşmek","example":"Yama yapılan yer, tahtayla tamamen kaynaşıp ayrılmaz hale geldi."}],"lemma":"kaynaşmak"},"KAYNAŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbirine kaynamış; kaynaşmış","example":"Bu kaynaşık metal parçalar, yapının dayanıklılığını artırıyor."},{"pos":"adj","definition":"Kıpırdak, oynak kadın","example":"Köyde onu herkes kaynaşık diye tanır, kız günlerinin aranan yüzü resmen."}]},"KAYPAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Islak veya düz olduğundan kaydırıcı özelliği bulunan veya üzerinde kayılan","example":"Yağmur sonrası yollar kaypak hale geldi, yürürken dikkatli olmak gerekiyordu."},{"pos":"adj","definition":"İnanç ve düşüncesini değiştiren, sözüne güvenilmeyen","example":"Böyle kaypak olacağını bilsem sana güvenir miydim? İlk tümsekte bizi sattın."}]},"KAYRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılık beklenilmeden yapılan yardım","example":"Yaşlı kadının zor durumdaki aileye yaptığı kayra, herkesin takdirini kazandı."}]},"KAYRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bıçak, çakı, makas vb. kesici araçları bilemekte kullanılan ince taneli sarı şist","example":"Bıçağı keskinleştirmek için kayrak taşı kullandı."},{"pos":"n","definition":"Ekime elverişli olmayan, taşlı, kumlu toprak","example":"Çiftçiler, kayrak olan tarlada verimli ürün yetiştirmekte zorlanıyor."}]},"KAYRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevrelerine göre çukurda kalmış, çoğunlukla alüvyonla örtülü, eğimi az, akarsuların derine gömülmemiş olduğu, genellikle geniş veya dar düzlük","example":null}]},"KAYSER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Roma, Bizans ve Alman imparatorlarına verilen unvan","example":null}]},"KAYSERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"KAYTABAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deve sürüsü","example":null},{"pos":"adj","definition":"Başıboş; düzensiz","example":null}]},"KAYTAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sözünde durmayan","example":"Kaytak tavırları yüzünden artık kimse ona güvenmiyor."},{"pos":"adj","definition":"Yağcı; dalkavuk; numaracı","example":"Patronun etrafında dolaşan kaytak kişilerin dedikodusu herkesin dilindeydi."}]},"KAYTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların iç giysilerinin çarşaf altından görünmemesi için bellerine bağladıkları ince kuşak, şerit, kaytan","example":"Nefise titreyerek bir küçük torbaya benzeyen bu atlas kesenin kaytanını çözdü, ağzını açtı."},{"pos":"n","definition":"Yelkeni yarı kapatmak için kullanılan örgü halat","example":"Denizci, rüzgar kuvvetini azaltmak için yelkenin kaytanını çekti."}]},"KAYTAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Geldiği yere göndermek","example":"Yanlış gelen ürünü iade edip mağazaya kaytardı."},{"pos":"v","definition":"İş yapmaktan kaçmak","example":"Toplum içinde kapısının önünü süpürmekten kaytaranlar dünyanın her yerinde çoklukta."}],"lemma":"kaytarmak"},"KAYYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimse","example":"Mahkeme, şirketin mali işlerini denetlemek için bir kayyım atadı."},{"pos":"n","definition":"Cami hademesi","example":"Caminin kayyımı, her sabah avluyu temizleyip namaz için hazırlar."}]},"KAYZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alman kralı","example":"Eskiden kayzerlerin taç giyme töreni Frankfurt'ta yapılırdı."}]},"KAYŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakalarının gevşemesi sonucu üst tabakanın yerinden oynayarak hareket etmesi","example":null},{"pos":"v","definition":"Kaya, toprak vb. yerinden koparak aşağıya kaymak","example":null}]},"KAYŞAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaya, toprak vb. yerinden koparak aşağıya kaymak","example":null}]},"KAYŞAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayşama sonucu yerinden kopmuş parça","example":null}]},"KAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Perde ayaklılardan, uzun, beyaz veya gri boyunlu, suda ve karada yaşayan, uçan, yabani veya evcil kuş","example":null},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir araçla toprağı açmak, oymak","example":"Bahçede yeni bir alan oluşturmak için toprağı kazmak gerekti."}]},"KAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beklenmedik anda olan, zarar veren olay","example":"Kaza sonrası herkes iyiydi."}]},"KAZAEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kaza sonucu, yanlışlıkla, bilmeden","example":"Yalnız ortada tef çalan, bunların arasına kaza ile düşmüş gibi."}]},"KAZAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baştan geçirilerek giyilen, genellikle kollu, örme üst giysisi","example":"Soğuk havada kalın bir kazak giymek iyi bir fikirdi."},{"pos":"n","definition":"Rusya'da ve İran'da ayrı bir sınıf oluşturan atlı asker","example":"Eski filmlerde Rusya'daki kazak askerlerin cesur hikayeleri anlatılır."}]},"KAZAMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Obüslerden, bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper","example":null}]},"KAZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap","example":"Koca bir kazan patates kaynattık."},{"pos":"v","definition":"Bir oyunda veya yarışta yenmek","example":"Final maçında, takımımız güçlü rakibine galebe çalarak şampiyonluğu kazandı."}]},"KAZANIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kazanma işi","example":"Şirket, her yıl yeni bir kazanım elde etmeyi hedefliyor."},{"pos":"n","definition":"Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuk, sosyal ve mali her tür hak","example":"3.500 lira izin harçlığı verilecektir. Sözleşmede yer alan diğer kazanımların arasında..."}]},"KAZANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir oyunda veya yarışta yenmek","example":"Final maçında, takımımız güçlü rakibine galebe çalarak şampiyonluğu kazandı."},{"pos":"v","definition":"Para sağlamak","example":"Bu beş lirayı bitirmeden ben para kazanmalıyım."}]},"KAZANÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey","example":"Hak ettiği ödülü kazandığında yüzündeki mutluluk görülmeye değerdi."},{"pos":"n","definition":"Satılan bir mal, yapılan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen getiri","example":"Ürünlerin satışından elde edilen kazanç, işletmenin gelişimine büyük katkı sağladı."}]},"KAZARA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kaza sonucu, yanlışlıkla, bilmeden","example":"Yalnız ortada tef çalan, bunların arasına kaza ile düşmüş gibi."},{"pos":"adv","definition":"Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın","example":"Müzedeki çok değerli bir eseri kazara keşfetti."}]},"KAZASKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaynağı Kafkasya olan ve hızlı oynanan bir halk dansı","example":"Festivalde geleneksel kıyafetleriyle kazaska oynadılar."},{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":"Davul ve zurna eşliğinde çalınan kazaska herkesi coşturdu."}]},"KAZASKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlmiye sınıfının yüksek derecesinde bulunan devlet görevlisi","example":"Aslında Lale, eski konakları pek bilmez değildi. Bir kazasker kızıydı."},{"pos":"n","definition":"Osmanlı döneminde mahkemelerin en yetkilisi","example":"Osmanlı mahkemelerinde en zor davalar kazasker tarafından çözümlenirdi."}]},"KAZAYAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ispanakgillerden, yaprakları kaz ayağına benzeyen bir bitki","example":"Bahçede kazayağı büyümüş, geniş yaprakları toprağı kaplamıştı."},{"pos":"n","definition":"Çaprazlama yapılan seyrek ve eğreti dikiş","example":"Elbisesinin etek ucunda ince kazayağı dikişler vardı."}]},"KAZAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ham ipeği iplik ve ibrişim durumuna getiren kimse","example":null}]},"KAZAZEDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kazaya uğramış, kaza geçirmiş olan kimse","example":"Birdenbire, elindeki suyu günlerce idareye mecbur bir kazazede hâline geldim."}]},"KAZAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kazımakta veya temizlemekte kullanılan demir araç","example":null}]},"KAZBOKU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kirli sarı renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kazboku renginde olan","example":null}]},"KAZEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saz veya kamıştan örülmüş büyük sepet, zembil","example":null}]},"KAZEİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sütte bulunan protein maddesi","example":"Yoğurdun besleyici değeri, içindeki kazein proteininden gelir."}]},"KAZGIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tandırdan ekmeği çıkarmaya yarayan bir araç","example":"Tandırdaki ekmekleri almak için kazgıcı dikkatlice kullandı."},{"pos":"n","definition":"Bitki kökü çıkarmaya yarayan ucu sivriltilmiş sopa","example":"Bahçede kökleri çıkarmak için kazgıcıyla çalıştı."}]},"KAZI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yeri, toprağı kazma işi","example":"Bahçede yeni bir alan açmak için kazı yapıldı."},{"pos":"v","definition":"Sertçe ovmak","example":"Yağlı yüzeydeki kiri kazımak için sert bir bezle ovmak gerekti."}]},"KAZIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değnekten uzun ve kalınca ağaç","example":"Yük taşıyan kazıklar, inşaat için önemli bir destek sağladı."},{"pos":"n","definition":"Kalın değnek","example":"Yağmurlu havalarda kalın bir kazıkla kaymayı önlemeye çalıştı."}]},"KAZIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir malı, bir kimseye değerinden çok pahalıya ya da kötü bir malı satmak, alışverişte aldatmak","example":"O dükkanda kazıklanmak istemiyorsan fiyatları iyi kontrol etmelisin."},{"pos":"v","definition":"Kazık cezasına çarptırmak","example":"Tarih boyunca bazı suçlular, kazıklanarak ağır bir ceza almışlardır."}],"lemma":"kazıklamak"},"KAZIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıldan veya yünden yapılmış ip","example":null}]},"KAZIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kazma işi","example":"Nasıl olsa mezarların kazımı esnasında taş sandukalar sökülmüş, olan olmuştu."}]},"KAZIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sertçe ovmak","example":"Yağlı yüzeydeki kiri kazımak için sert bir bezle ovmak gerekti."},{"pos":"v","definition":"Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak","example":"Tahtanın yüzeyindeki pürüzleri kazımak için zımpara kullanmak gerek."}]},"KAZIMIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süt, muhallebi ve yemek pişerken tencerenin dibinde yanan yapışkan bölüm","example":null}]},"KAZIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Derisini kazır gibi kaşımak","example":"Sivrisinekler yüzünden sabaha kadar kazındı durdu yavrucak."},{"pos":"v","definition":"Derisi yüzülürcesine tıraş olmak","example":"Bıyığını kesmeyen bir azınlık kaldı ise bile sakal dipten kazınmıştı."}],"lemma":"kazınmak"},"KAZINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Derisini kazır gibi kaşımak","example":"Sivrisinekler yüzünden sabaha kadar kazındı durdu yavrucak."},{"pos":"v","definition":"Derisi yüzülürcesine tıraş olmak","example":"Bıyığını kesmeyen bir azınlık kaldı ise bile sakal dipten kazınmıştı."}]},"KAZINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kazıyarak çıkarılan parça","example":"Belki para eder diye handiyse kayaları kazıyıp kazıntıları toplayacakmış."},{"pos":"n","definition":"Kâğıtta kazıma izi","example":"Not defterindeki kazıntılar, yazarken dikkatsiz olduğunu gösteriyordu."}]},"KAZMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir araçla toprağı açmak, oymak","example":"Bahçede yeni bir alan oluşturmak için toprağı kazmak gerekti."},{"pos":"v","definition":"Bu yolla çukur, kuyu, yol vb. oluşturmak","example":"Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?"}]},"KAZMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark veya zincirle donatılmış kazı makinesi","example":null}]},"KAZOLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidratlı doğal kurşun ve uranyum silikat","example":null}]},"KAZURAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı","example":null}]},"KAZİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir savı öne süren veya bir durumu dile getiren cümle, belli bir yorumda belli bir doğruluk değeri kazanan düzgün deyim","example":null}]},"KAÇ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sayıyı, miktarı sormak için kullanılan söz","example":"Saat kaç?"},{"pos":"v","definition":"Birinden ya da bir yerden hızla uzaklaşmak (kaçmak)","example":null}]},"KAÇAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı, bir telden kaçan akım","example":null},{"pos":"n","definition":"Gizlice kaçırılmış olan mal veya madde","example":"Şu âlâ kaçaktan birer sigara sarar mısınız?"}]},"KAÇAKÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasalara karşı gelerek bir yere mal sokan, bir yerden mal kaçıran veya bir yerde satan kimse","example":"Kaçakçılarla, gümrük ayrıcalıklarıyla uğraşır, sayfalar dolusu raporlar yazar."}]},"KAÇAMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hoş görülmeyen bir şeyi ara sıra yapma","example":"İnan bana, erkeğin elinde armağanla gelmesi, kaçamağını bağışlatmak içindir."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi belli etmeden, gizlice yapmaya çalışma","example":"Bununla beraber çok üzüntü içinde olduğunu da kaçamakla bana bakan gözlerinden anlıyordum."}]},"KAÇAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kaç soru sıfatının üleştirme biçimi","example":"Bu evler kaçar odalı? Her birinden kaçar tane aldınız?"}]},"KAÇGÖÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî bir anlayışla Müslüman kadınların erkeklere görünmemeleri, bir arada oturup konuşmaktan kaçınmaları","example":"Kaçgöç zamanında bile o erkekten ürkmezdi."}]},"KAÇIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun","example":"Bu köşkün perileri de kaçık galiba."},{"pos":"n","definition":"Çorabın ilmeği kaçmış yeri","example":null}]},"KAÇIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden çekinerek bulunduğu yerden uzaklaşmak","example":null}],"lemma":"kaçılmak"},"KAÇILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden çekinerek bulunduğu yerden uzaklaşmak","example":null}]},"KAÇIMSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi yapmamak için sözde sebepler ileri sürmek","example":null}],"lemma":"kaçımsamak"},"KAÇIMSAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kaçamak yolu arayan, kaçamağa sapan","example":null}]},"KAÇIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saygı, korku vb. duygularla bir şeyi yapmaktan geri durmak","example":null}],"lemma":"kaçınmak"},"KAÇINGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geri duran, girişken olmayan, insan içine girmek istemeyen, insanlardan kaçan; çekingen","example":null}]},"KAÇINIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Köşesine çekilmiş, insan içine çıkmak istemeyen kimse","example":null}]},"KAÇINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saygı, korku vb. duygularla bir şeyi yapmaktan geri durmak","example":null}]},"KAÇINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı, bir telden kaçan akım","example":"Çeşmenin yolunda kaçıntı var."},{"pos":"n","definition":"Erken doğan kuzu","example":null}]},"KAÇIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çılgınca davranışlarda bulunmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Zor kullanarak yanında götürmek","example":null}],"lemma":"kaçırmak"},"KAÇIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeye zamanında yetişememek; elden kaçırmak","example":"Otobüsü kaçırmamak için koştu."}]},"KAÇIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bulunulması gereken yerden izin almaksızın ayrılma","example":null},{"pos":"v","definition":"Hep birden kaçıp çeşitli yönlere dağılmak","example":"Öteki çocuklar çil yavrusu gibi kaçışmış, her biri bir deliğe girmişti."}]},"KAÇIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hep birden kaçıp çeşitli yönlere dağılmak","example":"Öteki çocuklar çil yavrusu gibi kaçışmış, her biri bir deliğe girmişti."}]},"KAÇKIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden veya bir işten kaçmış kimse","example":"Doktor kaçkını nice manyaklar içinde, narsist kompleksine müptela olanlar sandığınızdan çoktur."},{"pos":"n","definition":"İnsanlardan uzak durmak, insan içine çıkmak istemeyen kimse","example":null}]},"KAÇMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinden ya da bir yerden hızla uzaklaşmak","example":"Kedi köpekten kaçmak için ağaca tırmandı."}]},"KAÇTA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ne zaman?","example":null}]},"KAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir imparatorluğu yöneten kimse","example":null}]},"KAĞIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamur durumuna getirilmiş türlü bitkisel maddelerden yapılan, yazı yazmaya, baskı yapmaya, bir şey sarmaya yarayan kuru, ince yaprak","example":"Yazı kâğıdı. Duvar kâğıdı. Sigara kâğıdı."},{"pos":"n","definition":"Bir yüzünde sayılar veya resimler bulunan, çeşitli oyunlar oynamaya yarayan kart","example":"İskambil kâğıtlarını karıştırıyorum, kendi kendime söyleniyorum."}]},"KAĞITLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kâğıtla kaplamak, kâğıt yapıştırmak","example":null}],"lemma":"kağıtlamak"},"KAĞNI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki tekerlekli, tekerlekleri tek parça, dingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabası","example":"Kağnıyı araba ile, kamyonet ile değiştiriyor."}]},"KAĞŞA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gücü kalmamak, güçsüz duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"İhtiyar görünüşü almak, ihtiyar görünmek","example":null}],"lemma":"kağşamak"},"KAĞŞAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eskimiş, gevşemiş, dağılmaya yüz tutmuş eşya, yapı","example":null}]},"KAĞŞAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gücü kalmamak, güçsüz duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"İhtiyar görünüşü almak, ihtiyar görünmek","example":null}]},"KAİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yere dayanan bölümü veya bir şeyin üzerine oturtulduğu nesne","example":"Güneşten yanmamış tarafı fil dişi bir sütunun kaidesine benziyor."},{"pos":"n","definition":"Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke","example":null}]},"KAİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnanmış; aklı yatmış","example":"İkimiz de bu odayı tutmakla çok akıllılık ettiğimize kaildik."}]},"KAİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başka bir şeyin yerine geçen","example":"Altın para yerine kağıt para kaim oldu"},{"pos":"adj","definition":"Ayakta duran, var olan","example":null}]},"KAİME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet bankası tarafından piyasaya çıkarılan kâğıt para","example":null},{"pos":"n","definition":"Buyruk; resmî kâğıt; ferman","example":null}]},"KAİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bulunan; olan","example":null}]},"KAİNAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde bulunan kimselerin bütünü ya da başkaları","example":null},{"pos":"n","definition":"Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluşturduğu bütün, evren","example":null}]},"KAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer","example":"Koyun kaşı oturdum, denizin sesiyle birlikte huzur buluyorum."},{"pos":"n","definition":"Toprağın kaymasını veya suyun akmasını önlemek için yapılan kalın duvar","example":"Barajın kaşı, suyun kontrol altında tutulmasını sağlıyor."}]},"KAŞALOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balinalardan, büyüklüğü bakımından balinaya benzeyen, alt çenesindeki geniş dişiyle ondan ayrılan deniz memelisi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Aptal; budala","example":null}]},"KAŞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hizmet veya binek hayvanları durup işeme","example":null},{"pos":"v","definition":"Hizmet ve binek hayvanları durup işemek","example":null}]},"KAŞANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük, süslü köşk, saray vb. yapı","example":"Akrabalarıyla kâşaneler kurarak nasıl yerleştikleri hiç kimsenin gözünden kaçmıyordu."}]},"KAŞANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hizmet ve binek hayvanları durup işemek","example":null}]},"KAŞAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyun sütünden yapılan, çoklukla tekerlek biçiminde, sarımtırak, yağlı bir peynir","example":"Kahvaltıda kaşar peynirinin yanında zeytin ve domates de bulunuyordu."}]},"KAŞARLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işte, bir hareketle çok deneyim kazanmak","example":"Öteki, çok kadınla oynaşmış ve hatta yatıp kalkmış, sevda damarları kaşarlanmış bir gençti."},{"pos":"v","definition":"Hoşa gitmeyen bir harekete veya bir işe alışarak artık ondan üzüntü duymaz olmak","example":"Bu vadideki kaşarlanmış idmanlarına rağmen onları da ara sıra atlatanlar bulunur."}],"lemma":"kaşarlanmak"},"KAŞAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanları tımar etmek için kullanılan, sacdan, dişli araç","example":"Hayvan çok huysuzlanmış, kaşağıyı çok mu sert vurdun, canı acımıştır belki?"},{"pos":"n","definition":"Sırtı kaşımak için kullanılan uzun saplı, ucu kaşık veya el biçiminde, tırnaklı araç","example":"Bahçede, sırtımı kaşımak için uzun saplı kaşağıyı yanımda bulunduruyorum."}]},"KAŞAĞILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tımar etmek için hayvana kaşağı sürmek","example":"Günde iki defa hepsini kaşağılayıp ayrı ayrı ovuyordum."}],"lemma":"kaşağılamak"},"KAŞBASTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ","example":null}]},"KAŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, bir kuruluşun adının veya unvanının tersine kazılı bulunduğu, metal, lastik ve benzerinden yapılmış araç","example":"Yeni müdür için gelir gelmez bir kaşe basıldı."},{"pos":"n","definition":"Belirlenmiş sürelerde çalışanlara ödenen ücret","example":"Şirketimizde çalışanların kaşeleri düzenli olarak ödeniyor."}]},"KAŞEKSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün beslenme işlevlerinin bozulmasıyla oluşan ileri derecede zayıflık","example":null}]},"KAŞELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yazı, belge ve benzerinin doğruluğunu veya kabul ve onayını belirtmek amacı ile altına mühür koymak, mühür basmak","example":null}],"lemma":"kaşelemek"},"KAŞI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışmak","example":"Bir şeylerden şüpheleniyor olmalı, meseleyi kaşımaya başladı, haberin olsun."},{"pos":"v","definition":"Vücudun herhangi bir yerindeki kaşıntıyı gidermek için tırnakla veya başka bir şeyle deriyi hafifçe ovmak","example":"Baktı ki doktor sakalını kaşıyarak susuyor."}],"lemma":"kaşımak"},"KAŞIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sulu veya bazı ufak taneli yiyecekleri ağza götürmeye yarayan saplı sofra aracı","example":"Senin bu yaptığın çorbayı kaşıkla değil çatalla içmeye benziyor."},{"pos":"n","definition":"Ucu iğneli kaşık biçimindeki olta","example":"Balık avına giderken, iğneli kaşık ile en iyi sonuçları almayı umuyorum."}]},"KAŞIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaşıkla yemek","example":"Sustular, bir zaman konuşmadan çorbalarını kaşıkladılar."},{"pos":"v","definition":"Kaşıkla yenen yemekleri severek, iştahla yemek","example":"Yemeğini önüne koymamla tabağını tekrar uzatması bir oldu, bir solukta kaşıklayıvermiş."}],"lemma":"kaşıklamak"},"KAŞIKÇIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ördekgillerden, gagası kaşık biçiminde, tüyleri ak, kara, kahverengi, ayakları kırmızı bir kuş","example":null}]},"KAŞIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışmak","example":"Bir şeylerden şüpheleniyor olmalı, meseleyi kaşımaya başladı, haberin olsun."},{"pos":"v","definition":"Vücudun herhangi bir yerindeki kaşıntıyı gidermek için tırnakla veya başka bir şeyle deriyi hafifçe ovmak","example":"Baktı ki doktor sakalını kaşıyarak susuyor."}]},"KAŞIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücudun herhangi bir yerindeki kaşıntıyı gidermek için tırnakla veya başka bir şeyle deriyi hafifçe ovma isteği duymak","example":"Ellerim kömür karası ama burnum nasıl kaşınıyor. Eh sonunda elim yüzüm kara içinde kaldı tabii."},{"pos":"v","definition":"Kendi kendini kaşımak","example":"Kedi bir süre kaşındı, sonra kendini bir güzel temizlemeye koyuldu."}],"lemma":"kaşınmak"},"KAŞINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücudun herhangi bir yerindeki kaşıntıyı gidermek için tırnakla veya başka bir şeyle deriyi hafifçe ovma isteği duymak","example":"Ellerim kömür karası ama burnum nasıl kaşınıyor. Eh sonunda elim yüzüm kara içinde kaldı tabii."},{"pos":"v","definition":"Kendi kendini kaşımak","example":"Kedi bir süre kaşındı, sonra kendini bir güzel temizlemeye koyuldu."}]},"KAŞINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücutta kaşınma isteği uyandıran duygu","example":null}]},"KAŞKAVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gabya ve babafingo çubuklarının topuk taraflarında açılan deliklerden geçirilerek uçları mavnalara dayanan, demir veya ağaç takoz","example":"Mavnaların dengesini sağlamak için kaşkaval kullanarak yükleri sabitledik."},{"pos":"adj","definition":"Düşünmeden hareket eden, ne yaptığının farkında olmayan","example":null}]},"KAŞKOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boyun atkısı; atkı","example":"Bir tanesi çenesine yün bir kaşkol bağlamış."}]},"KAŞKORSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ten üzerine giyilen ince kadın fanilası","example":null}]},"KAŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüzüğün taşını kaşa oturtmak","example":null}],"lemma":"kaşlamak"},"KAŞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüzüğün taşını kaşa oturtmak","example":null}]},"KAŞMER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hileci, yaltak kimse","example":null}]},"KAŞMİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce, sık bir tür yün","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu yünden yapılmış","example":null}]},"KAŞİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Var olan ancak bilinmeyen bir şeyi bulan, ortaya çıkaran kimse, bulucu","example":null}]},"KEBAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kızartma, çevirme veya kavurma yoluyla hazırlanan her türlü yiyecek","example":"Kestane kebabı. Patlıcan kebabı."},{"pos":"n","definition":"Doğrudan doğruya ateşte veya kap içinde susuz olarak pişirilmiş et","example":"Oradan ayrılınca hemen çarşıya koşar, sıcak bir ekmek alır, içini kebapla doldurur, anama götürürdüm."}]},"KEBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısa kepenek","example":"Eşek gitti. Üstünde yeni kebe de vardı."}]},"KEBERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürekli yeşil kalan çalı görünümünde bir bitki","example":null}]},"KEBZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omzun art bölümünde bulunan, üçgen biçiminde geniş ve ince kemik","example":"Doktor, omzumdaki ağrının kebze kemiğinden kaynaklandığını söyledi."}]},"KEBİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Derece veya makamı bakımından üstün olan","example":"Bu bölgedeki kebir efendinin sözü her zaman herkesten önce gelir."},{"pos":"adj","definition":"Yaşı ilerlemiş, kocamış","example":"Mahalledeki kebir amcayı herkes saygıyla anar; çok şey görmüş geçirmiş biridir."}]},"KEDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği","example":null}]},"KEDERLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acılı durumda, üzüntü duymak","example":null}],"lemma":"kederlenmek"},"KEDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedigillerden, köpek dişleri iyi gelişmiş, kasları çevik ve kuvvetli evcil veya yabani, küçük memeli hayvan","example":null}]},"KEDİDİLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle dondurmanın yanında yenilen bir tür tatlı bisküvi","example":null}]},"KEDİGÖZÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşıtların arkasındaki kırmızı renkli işaret lambası","example":"Gece sürüşünde fark edilmesi için arabanın arkasına kedi gözü yerleştirildi."},{"pos":"n","definition":"Yollarda ışık vurduğu zaman parlayan trafik işareti","example":"Yol kenarındaki kedi gözleri, karanlıkta parlatarak sürücülerin dikkatini çekiyordu."}]},"KEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaynayan pekmezin, pişen etin üstünde oluşan köpük","example":"Kaynayan pekmezin üzerinde biriken kefi sürekli alarak temizlediler."}]},"KEFAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kefalgillerden, orta büyüklükte, çok pullu, küt başlı, gümüş renkte, beyaz etli bir balık","example":null}]},"KEFALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu","example":"O zamanlarda her sene kefaletleri yüzünden bin lira, iki bin lira ödemek mecburiyetinde kalınmış."}]},"KEFALLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kefalgiller, kum balığıgiller, cennet balığıgiller, uskumrugiller familyalarını içine alan kemikli balıklar takımı","example":null}]},"KEFARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir günahı Tanrı'ya bağışlatmak umuduyla verilen sadaka veya tutulan oruç","example":"Yaptığı yanlışın kefareti olarak üç gün oruç tutmaya karar verdi."}]},"KEFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Terazi gözlerinden her biri","example":"Eski terazinin bir kefesine ağırlık, diğer kefesine ise malzemeler konulurdu."},{"pos":"n","definition":"Semercilerin kullandığı bir tür araç","example":"Semer ustası, keçeyi düzgün yerleştirmek için kefe kullanıyordu."}]},"KEFEKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Diş köklerinde oluşan kireçsi taş tabaka, kefeki, tartar","example":"Dişlerini düzenli fırçalamadığı için zamanla kefeki birikmişti."},{"pos":"n","definition":"Yapılarda kullanılan açık renkli, delikli, hafif, işlenmesi kolay, ateşe dayanıklı bir tür taş","example":"Eski evlerin duvarlarında sağlam ve dayanıklı olduğu için kefeki taşı kullanılmıştı."}]},"KEFELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Atı kefe ile silip tüylerini parlatmak","example":null}],"lemma":"kefelemek"},"KEFEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölünün gömülmeden önce sarıldığı beyaz bez","example":null}]},"KEFENLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ölüye kefen sarmak","example":null}],"lemma":"kefenlemek"},"KEFERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müslüman olmayanlar","example":null}]},"KEFNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çuvaldız veya kalın iğne ile iş işleyen kimsenin eline geçirdiği demirli kayış","example":null}]},"KEFİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Borcunu ödemeyenin veya verdiği sözü yerine getirmeyenin bütün sorumluluğunu üzerine alan kimse","example":"Her hâllerine ben kefilim diyordu."}]},"KEFİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel bir maya mantarıyla keçi veya inek sütünün mayalanmasıyla hazırlanan ekşi içecek","example":null}]},"KEFİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arapların kullandığı ve omuzları da örten, püsküllü erkek baş örtüsü","example":null}]},"KEHANET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayın gerçekleşeceğini önceden bilme, kâhinlik","example":null}]},"KEHLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarım kanatlılar alt takımına giren, insan ve memeli hayvanların vücudunda asalak olarak yaşayan böcek","example":null}]},"KEHRİBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süs eşyası yapımında kullanılan, açık sarıdan kızıla kadar türlü renklerde, yarı saydam, kolay kırılır ve bir yere hızlıca sürtüldüğünde hafif cisimleri kendine çeken, fosilleşmiş reçine","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu reçineden yapılmış","example":"İki aydır kayıp sarı kehribar tespihini görünce sevindi."}]},"KEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ana maddeleri yumurta, un ve şeker olan, içerisine kuru üzüm, kakao, fındık vb. konularak fırında pişirilen tatlı çörek","example":"Anneme ait eski tariflerle yapılan kek, mis gibi kokusuyla bütün evi sarıyordu."},{"pos":"n","definition":"Tane ve tohumların, etin, balığın yağını veya diğer sıvılarını çıkarmak için mekanik sıkılmalarıyla oluşan fiziksel form","example":"Zeytinyağının çıkması için öğütme işlemi yapıldıktan sonra geriye kalan kek, hayvanlar için kullanılıyordu."}]},"KEKE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak birdenbire söyleyen ve keserek konuşan","example":"Arabacı yirmi beş yaşlarında delişmen, dili biraz kekeme bir oğlan."}]},"KEKELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak ve keserek konuşmak","example":"İhtiyar kadın hep çapaklanan gözlerini mendiliyle kurulayarak bir iki söz daha kekeledi."},{"pos":"v","definition":"Ne söyleyeceğini şaşırıp kelimeleri birbirine karıştırmak","example":"Bir şey söylemek istedim, bulamadım, kekeliyordum."}],"lemma":"kekelemek"},"KEKEME":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak birdenbire söyleyen ve keserek konuşan","example":"Arabacı yirmi beş yaşlarında delişmen, dili biraz kekeme bir oğlan."}]},"KEKEÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak birdenbire söyleyen ve keserek konuşan","example":"Arabacı yirmi beş yaşlarında delişmen, dili biraz kekeme bir oğlan."}]},"KEKLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sülüngillerden, güvercin büyüklüğünde, eti için avlanan, tüyü boz, ayakları ve gagası kırmızı renkte bir kuş","example":"Dağlarda keklik avlamak yasak, ancak bazı avcılar hala bunu yapıyordu."},{"pos":"n","definition":"Alımlı, güzel kadın","example":"Köyün meydanında, herkesin dikkatini çeken keklik gibi güzel bir kadın yürüyordu."}]},"KEKRE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tadı acımtırak, ekşimsi ve buruk olan","example":null}]},"KEKİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ballıbabagillerden, karşılıklı küçük yapraklı, beyaz, pembe, kırmızı başak durumunda çiçekleri olan ve çiçeği bahar gibi kullanılan, odunsu saplı, kokulu bir bitki","example":null}]},"KEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Saçları dökülmüş, saçsız","example":"Kel adam şapkasını çıkardı."}]},"KELAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi","example":"Konuşmasının sonunda, kelamını toparlayıp ana fikrini net bir şekilde belirtti."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyi bildirme, anlatma işi","example":"Toplantıda herkesin kelamı uzun sürdü, ama kimse somut bir şey söylemedi."}]},"KELAYNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Leylekgillerden, yeryüzünde yalnız Birecik'te, Fırat vadisini çeviren kayalarda yaşayan, başı tüysüz, soyu tükenme tehlikesi altında olan, uzun gagalı bir kuş","example":null}]},"KELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Damızlık erkek sığır","example":"Çiftlikteki kele, güçlü ve sağlıklıydı, en iyi damızlık olarak seçildi."}]},"KELEBEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad","example":"Kelebek gibi uçmada ruhumuz / Barış dolu bu yıldız bahçesinde"},{"pos":"n","definition":"Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan kelebek biçimindeki bölüm","example":"Makinedeki kelebek somunu gevşeterek, parçaları kolayca çıkarabildik."}]},"KELEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":"Bu iş için birini bulamıyor musun? Bu kadar kelek biriyle çalışılmaz ki."},{"pos":"adj","definition":"Kılı olmayan","example":"Pürüzsüz ve kelek bir yüzeye sahip olan bu cins köpekler, bakım açısından oldukça kolay."}]},"KELEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turpgillerden, geniş ve kalınca kat kat yaprakları olan, güz ve kış sebzesi olarak yetiştirilen ve birçok türü olan bitki","example":null}]},"KELEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağlanarak oluşturulmuş deste","example":"Odunları taşımak için onları sıkıca bir kelep yaptılar."},{"pos":"n","definition":"Büyük iplik çilesi","example":"İplik masuraları koca koca teknelerle keleplere taşınır, keleplerde çözülürdü."}]},"KELEPLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İpi çile yapmak","example":"Yün boyayanlar, eğrilmiş deve yününden kelepleyip, boya kazanına daldırıp ağaçlara asıyorlar."}],"lemma":"keleplemek"},"KELEPSER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atın başvurmasını engelleyen kayış","example":null}]},"KELEPÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kablo, boru vb. şeyleri bir yere bağlı tutmak için kullanılan halka veya kelebek","example":"Su borusunun gevşemesini önlemek için kelepçe kullanarak yerine sabitlediler."},{"pos":"n","definition":"Tutukluların kaçmasını önlemek için bileklerine takılan, bir zincirle tutturulmuş demir halka","example":"Kafile, kelepçe, zincir ve pranga sesleri ile meydanı geçti."}]},"KELEPİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değerinden çok aşağı bir fiyatla alınan veya alınabilecek olan şey","example":"Ben akıllı olmasaydım, bu kelepiri elden kaçırırdım."}]},"KELER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürüngenler sınıfının kelerler takımından olan hayvanların genel adı","example":null}]},"KELEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren kimse","example":"Köyün keleş delikanlıları, her zaman en önde giderlerdi."},{"pos":"adj","definition":"Çok yakışıklı; çok güzel","example":"Bu sokakta herkes onun kadar keleş birini daha görmediğini söyler, gören bir daha bakar."}]},"KELLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm","example":"Yaralanan işçinin kellesini sargıya aldılar, durumu ağırmış."},{"pos":"n","definition":"Koyun, kuzu ve keçinin pişirilmiş başı","example":"Yemekte kelle ve paça çorbası vardı, mis gibi kokuyordu."}]},"KELOĞLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavukgillerden, XV. yüzyılda evcilleştirilerek Amerika'dan bütün dünyaya yayılan, boyun ve başı çıplak, parlak, yeşil ve esmer tüylü kümes hayvanlarının en büyüğü","example":"Keloğlan, sonunda hem zengin olup hem de prensesle evlenerek masalını mutlu bir sonla bitirdi."},{"pos":"n","definition":"Bir ailenin koruyuculuğuna veya bir yere çıraklığa alınan öksüz çocuk","example":"Yaşlı çift, keloğlan gibi bir öksüzü yanlarına alıp ona sahip çıkmaya karar verdi."}]},"KELT":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Eskiden Avrupa'nın büyük bölümünde yaşamış halk.","example":null}]},"KELİFİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidratlı doğal magnezyum silikat","example":null}]},"KELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski ayakkabı","example":null}]},"KELİME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği","example":"Aşk kelimesi, Türkçede anlamlı bir lugat olarak her zaman derin duyguları ifade eder."}]},"KEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Noksan; eksik","example":"Bu işin kem tarafı, her zaman beklediğimizden daha fazla zaman alması."},{"pos":"adj","definition":"Kötü, fena göz, söz vb.","example":"Onun kem sözleri yüzünden herkese kötü bir izlenim bıraktı."}]},"KEMAKAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Önceden olduğu gibi; eskisi gibi","example":"İstanbul ve diğer vilayetlerimiz kemakân idare edilsin."}]},"KEMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların bilgi, görgü ve hoşgörü bakımından gereği kadar gelişmiş olma durumu","example":"... binbir çeşit meziyet, fazilet, tamlık ve kemal..."},{"pos":"n","definition":"En yüksek değer","example":"Bunun kemali on kuruş; ne değeri var!"}]},"KEMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört telli, çenenin altına dayayarak çalınan yaylı saz","example":"Köydeki düğünler, kemal eşliğinde yapılan müzikle çok eğlenceli geçerdi."}]},"KEMANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keman ve kemençe yayı","example":"Kemanın sesini çıkarabilmek için kemane yayıyla doğru teknikleri kullanman gerek."},{"pos":"n","definition":"Delgi veya küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç","example":"Bu eski alet, kemane gibi bir delgiyle tahtaya kolayca delik açıyordu."}]},"KEMANKEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Okçuluk sporunu yapan kimse","example":null}]},"KEMANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alaturka müzikte keman çalan kimse","example":null}]},"KEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asklı mantarlardan, toprak içinde yumru biçiminde yetişen, yenilebilen bir bitki","example":"Bu yıl keme mantarları çok verimli oldu, her akşam taze yemek yapabiliyoruz."},{"pos":"n","definition":"Büyük sıçan","example":"Bahçede keme gibi büyük sıçanlar görmeye başladık, dikkatli olmalısın."}]},"KEMENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanları yakalamak için kullanılan, ucu ilmikli, kaygan uzun ip","example":"Çiftçi, keçiyi yakalamak için kementi dikkatlice bağladı."},{"pos":"n","definition":"İdam için kullanılan yağlı kayış","example":"Eski zamanlarda, suçlular için kullanılan kement, oldukça korkunç bir araçtı."}]},"KEMENTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kement geçirmek","example":null}],"lemma":"kementlemek"},"KEMENÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yayla diz üzerinde çalınan, kemana benzer üç telli küçük bir çalgı","example":null}]},"KEMER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pantolonu bele tutturan kayış","example":"Kemerini sıktı."},{"pos":"n","definition":"Yay biçimli yapı bölümü","example":null}]},"KEMERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri","example":null}]},"KEMERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ciltçilikte dikişten sonra kitabın sırtına yuvarlak bir biçim vermek","example":null}],"lemma":"kemerlemek"},"KEMHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür ipek kumaş","example":null}]},"KEMRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde","example":"Bahçeye bolca kemre ekleyerek toprak verimini artırdılar."},{"pos":"n","definition":"Deride kalınlaşmış kir tabakası","example":"Ellerini yıkamayınca derisinde kemre oluşmaya başladı."}]},"KEMRELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Verimini artırmak için toprağa hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde dökmek","example":null}],"lemma":"kemrelemek"},"KEMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı","example":"Kemikten bir tahta gibi gıcırdayarak Nihat yerinden kalktı."},{"pos":"adj","definition":"Bu sert organdan yapılmış","example":null}]},"KEMİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sert bir şeyi dişleriyle azar azar koparmak","example":"Sarmaşığın dibini biri beyaz, diğeri kara iki fare kemirip durmaktadır."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin içine işleyerek onu harap etmek","example":"İşte birkaç zamandır beynimi kemiren şüphe: Ben deli miyim?"}],"lemma":"kemirmek"},"KEMİRDEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuyruğun iskeleti","example":null}]},"KEMİRGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kesici dişleri çok iyi gelişmiş olan hayvan","example":null}]},"KEMİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sert bir şeyi dişleriyle azar azar koparmak","example":"Sarmaşığın dibini biri beyaz, diğeri kara iki fare kemirip durmaktadır."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin içine işleyerek onu harap etmek","example":"İşte birkaç zamandır beynimi kemiren şüphe: Ben deli miyim?"}]},"KEMİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu","example":null}]},"KENAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir noktaya göre olan yer","example":"Evden çıkıp deniz kenarında yürüyüş yaptılar."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, uç, taraf","example":"Kitabı masanın kenarına koyup dikkatlice yanına oturdu."}]},"KENDİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri; zat","example":"Ben kendime her zaman güvenirim."},{"pos":"adv","definition":"Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz","example":"Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."}]},"KENDİNCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kendine göre","example":"Emin Paşa konağı kendince Topkapı Sarayı'ndan bile zengin bir sanat ve irfan hazinesiydi."}]},"KENDİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendirgillerden, sapındaki liflerden halat, çuval vb. kaba örgüler yapılan, iki evcikli bir bitki","example":null}]},"KENDİRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deriden veya çadır bezinden yapılan ve hamur tahtasının altına serilen yaygı","example":null}]},"KENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyun, köpek, at vb. hayvanların veya insanların derisinde asalak olarak yaşayan, bulaşıcı hastalıklara sebep olan böceklerin genel adı","example":null}]},"KENEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer","example":"On dakikaya kadar kenefin kokusu kesilmedi mi, başına gelecekleri kendin düşün."},{"pos":"adj","definition":"Beğenilmeyecek durumda olan, kötü, zararlı","example":null}]},"KENELER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklılardan gerçek eklem bacaklılar alt dalının örümceğimsiler sınıfından, başlıgöğüs ve yuvarlak ya da torba biçiminde karın bölgesinden oluşan vücutları olan, gelişmelerinde başkalaşım görülen, ayrı eşeyli ve çoğu kan emen, dış asalak, bazısı suda, bazısı bitkiler üzerinde yaşayan türleri olan bir takım","example":null}]},"KENET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki sert cismi birbirine bağlamaya yarayan, iki ucu sivri ve kıvrık metal parça","example":null}]},"KENETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıkıca birbirinin üzerine kapamak","example":"Baygınlığım sırasında bütün sözleri işitir, doktorun nabzımı tuttuğunu bilir; ama dudaklarımı kenetler, ısırır, köpükler saçardım."},{"pos":"v","definition":"Kenetle tutturmak veya kenetle birbirine bağlamak","example":"Yapı inşaatında çelik çerçeveleri birbirine kenetleyerek sağlamlaştırdılar."}],"lemma":"kenetlemek"},"KENEVİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendirgillerden, sapındaki liflerden halat, çuval vb. kaba örgüler yapılan, iki evcikli bir bitki","example":null}]},"KENGEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, yaprakları dikenli yaban bir bitki","example":null}]},"KENGER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, yaprakları dikenli yaban bir bitki","example":null}]},"KENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nüfusunun çoğu ticaret, sanayi, hizmet veya yönetimle ilgili işlerle uğraşan, genellikle tarımsal etkinliklerin olmadığı yerleşim alanı","example":"Paris gibi bir kentte, bu hatırlamalar, karamsarlığa sürükler insanı."}]},"KENTAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"100 kilogramlık bir ağırlık ölçü birimi","example":null}]},"KENTET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri","example":null}]},"KENTTAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı kentten olan kimse","example":null}]},"KENYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Nairobi.","example":null}]},"KEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başlık, sipersiz şapka","example":"Güdük Necmi gazete satan çocukların kafalarına geçirdiği keplerden yapıyordu."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir sebeple çökmek, göçmek","example":null}]},"KEPAZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alay edilecek durumda olan, güldürücü","example":"Sahneye çıkarken yaptığı yanlış hareketlerle tüm salonu kepaze etti."},{"pos":"adj","definition":"Değersiz, bayağı, basit","example":"Yaptığı iş gerçekten kepazeydi, hiç değerli bir şey ortaya koymamıştı."}]},"KEPBASTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift katlı büyük dalyan ağı","example":null}]},"KEPEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı deri hastalıklarında deriden dökülen parçacıklar","example":"Cilt hastalıklarından dolayı, bazı bölgelerde kepek gibi deri dökülmesi yaşandı."},{"pos":"n","definition":"Başın derisinde oluşan küçük, beyaz pulcuklar","example":"Temizlenmeye hiç vakti olmayan kirli iş adamı gibi acı acı ter, kepek, yağ ve toprak kokuyor."}]},"KEPEKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başta kepek oluşmak","example":"Kışın soğuk havalarda başımda kepeklenme sorunu artıyor."},{"pos":"v","definition":"Elma, susuz ve tatsız duruma gelmek","example":"Elma çok beklediği için kepeklenmiş ."}],"lemma":"kepeklenmek"},"KEPENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek","example":"Geceleri, ışığın etrafında çok sayıda kepenek dönüyordu."},{"pos":"n","definition":"Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz, kolsuz, keçeden üstlük","example":"Çobanlar, dağda soğuktan korunmak için kepenek giyerlerdi."}]},"KEPENK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İş yeri, pencere, kapı vb. yerleri kapamak için kullanılan, türlü biçimlerde sac levha, demir veya tahta kanat","example":"Akşamüstü, bütün kepenkler indikten sonra sokağa çıktık."}]},"KEPEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümleri","example":"Bölgenin kepezleri, çevresine hâkim olup geniş bir alanı kapsıyordu."},{"pos":"n","definition":"Dağların oyuk, kuytu yerleri","example":"Dağın kepezlerine yerleşen kuzu sürüsü, rüzgardan korunuyordu."}]},"KEPMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir sebeple çökmek, göçmek","example":null}]},"KEPÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sulu yiyecekleri karıştırmaya ve dağıtmaya yarayan, uzun saplı, yuvarlak ve derince kaşık","example":"Tahta kaşık ve kepçe yontar, geçimini bunları satarak sağlardı."},{"pos":"n","definition":"Saplı bir çembere geçirilmiş olan, balık veya kelebek tutmada kullanılan ağ","example":"Balık tutarken kepçe ağını suya attı."}]},"KEPÇELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yere düşmekte olan topu, iki eli kepçe biçimine getirip eğilerek yere değmeden kurtarmak","example":null}],"lemma":"kepçelemek"},"KEPİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çorak, çamurlu, verimsiz toprak","example":"Çiftçi, kepir toprakları ekim için hazırlamakta zorlanıyordu, çünkü toprak verimsizdi."}]},"KER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İş başarma gücü, bir direnmeyi yenme gücü","example":null}]},"KERAHET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi tiksindirici bulma","example":null}]},"KERAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olağanüstü durum","example":"O anda meydana gelen olağanüstü durum, sanki bir keramet gibi kabul edildi."},{"pos":"n","definition":"Keramet sayılabilecek nitelikte olan şey","example":"Bir söz dedi canan ki keramet var içinde."}]},"KERATİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tırnak, boynuz, kıl gibi üst deri ürünü olan yapıları oluşturan proteinli madde","example":null}]},"KERDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sebze fideliği","example":"İlerdeki kerdelerin birinde, üzerine uçuk sarı bir ışık düşmüş bir domates..."}]},"KERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz","example":null}]},"KEREM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılık beklenilmeden yapılan yardım","example":"Onun yaptığı yardımlar hep keremdi, hiçbir zaman karşılık beklemeden insanlara yardımcı oldu."},{"pos":"n","definition":"Erdemleri bakımından çok büyük olma durumu","example":null}]},"KEREMPE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağın en yüksek yeri","example":"Dağın zirvesine ulaşmak için çok zorlayıcı bir yolculuk yapmamız gerekti, çünkü kerempe, bölgenin en yüksek yeriydi."},{"pos":"n","definition":"Denize doğru uzanan taşlık burun","example":"Köyün yakınındaki kerempe, denize doğru uzanan taşlık bir burundu ve manzarası harikaydı."}]},"KERES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük ve derin karavana","example":null}]},"KERESTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç","example":"Marangoz, inşaat işlerinde kullanmak üzere kereste alarak yeni siparişine başladı."},{"pos":"n","definition":"Kaba saba kimse; kalas","example":"Gözünü oyarım vallahi kereste!"}]},"KEREVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kol koyacak yeri olmayan, arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen yatmaya veya oturmaya yarayan ev eşyası","example":"Misafirler için salona yerleştirilen kerevet, rahatça oturup sohbet etmelerine olanak tanıyordu."}]},"KEREVİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabuklular sınıfından, çamurlu tatlı sularda yaşayan bir eklem bacaklı","example":"Göl kenarında avlanan balıkçılar, bolca kerevides tutarak akşam yemeği için hazırlık yapıyordu."}]},"KEREVİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maydanozgillerden, kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan kokulu bir bitki","example":null}]},"KERH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi tiksindirici bulma","example":"O kadar kirli bir ortamda çalışmak kerh ediciydi, kimse orada durmak istemiyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir işi istemeyerek zorla yapma","example":"Ona, hiç istemediği bir iş verilmişti ve bütün gün boyunca kerh bir şekilde çalışmak zorunda kaldı."}]},"KERHEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İstemeyerek, özensiz, önem vermeden","example":"Bu işi bari kerhen yapmasaydın, önemliydi."},{"pos":"adv","definition":"Tiksinerek; iğrenerek","example":"O kadar kirli bir ortamda çalışıyordu ki, her şeyini kerhen yapmak zorunda kalıyordu."}]},"KERKENEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kartalgillerden, leşle beslenen, 35 cm uzunluğunda, kızılımsı tüyleri olan bir kuş","example":null}]},"KERKES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş","example":null}]},"KERKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç","example":null}]},"KERMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı","example":null}]},"KERMES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük şehirlerde bayram veya panayır günlerinde yapılan eğlenceli toplantı","example":"Küçük kasabada her yıl düzenlenen kermes, bayram coşkusunu daha da arttırıyordu."}]},"KERPETEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çivi sökmeye veya diş çekmeye yarayan, hareketli bir eksen çevresinde çapraz iki parçadan oluşmuş, kıskaç biçimindeki araç","example":"Çiviyi duvardan sökmek için kerpeten kullanarak kolayca çıkardılar."},{"pos":"n","definition":"Bu biçimde olan ve diş çekmekte kullanılan araç","example":"Diş hekimi, çürümüş dişini çekmek için kerpetenle müdahale etti."}]},"KERPİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duvar örmekte kullanılmak için kalıplara dökülüp güneşte kurutulmuş saman ve balçık karışımı ilkel tuğla","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu tuğladan yapılmış","example":"Kerpiç evler, ipe serili çamaşırlar gibi ay ışığında sallanıyorlar."}]},"KERRAKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce softan hafif ve dar bir üstlük","example":null}]},"KERRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kez","example":null}]},"KERT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin kenarında kertik açmak; çentmek","example":"Bıçakla tahtanın kenarına kerterek işaret koydu."},{"pos":"v","definition":"Sertçe sürtünmek","example":"Kayık rıhtımı kerterek geçti."}],"lemma":"kertmek"},"KERTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınır, derece","example":"Köyün sınırları belli bir kerteye kadar genişlemişti ve yeni yerleşim alanları oluşturuluyordu."},{"pos":"n","definition":"İşaret için yapılmış çentik veya iz","example":"Kayalar arasında ilerlerken, kayalıklara dikkatlice işaretler bırakmak için kerte yapıldı."}]},"KERTERİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerin pusula kertelerine göre bulunduğu yön","example":"Gemi kaptanı, rotayı belirlemek için kerteriz alarak seyir yapmaya başladı."},{"pos":"n","definition":"Balıkçıların denizde sığlıkları belirlemek için kullandıkları işaretlerin bütünü","example":"Balıkçılar, denizin derinliğini belirlemek için kerteriz kullanarak sığlıkları tespit ettiler."}]},"KERTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin kenarında kertik açmak; çentmek","example":"Bıçakla tahtanın kenarına kerterek işaret koydu."},{"pos":"v","definition":"Sertçe sürtünmek","example":"Kayık rıhtımı kerterek geçti."}]},"KERTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşaret için yapılmış çentik veya iz","example":"Kayalar arasında ilerlerken, kayalıklara dikkatlice işaretler bırakmak için kerte yapıldı."},{"pos":"adj","definition":"Bayat ekmek, et","example":null}]},"KERTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kertilmiş yer; gedik; çentik","example":"Ali bakırı çıkmış, kenarları kertikli bir sahanla getirdiği suyu anasının yanına koydu."},{"pos":"adj","definition":"Kertilmiş olan","example":null}]},"KERTİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kertik açmak","example":null}],"lemma":"kertiklemek"},"KERVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzak yerlere yolcu ve ticaret eşyası taşıyan yük hayvanı katarı","example":"Her giden sanki içimden yeni bir parça alır / Kervanın safları dolgunsa da gönlüm boşalır"},{"pos":"n","definition":"Toplu olarak birbiri ardınca gelen şeyler","example":"Kervana karışmalı, ne gerisinde kalmalı ne başında durmalı."}]},"KERİH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanda iğrenme duygusu uyandıran","example":null}]},"KERİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Para ve malını esirgemeden veren","example":"O kadar kerim bir insandı ki, her zaman başkalarına yardım eder, hiçbir karşılık beklemeden cömertçe davranırdı."},{"pos":"adj","definition":"Soylu; asil","example":"Kerim bir insan, sadece mal ve para vermekle kalmaz, aynı zamanda soyluluğunu ve asil tavırlarını da her davranışında yansıtır."}]},"KERİME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dişi çocuk","example":null}]},"KERİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence","example":"Mahallede büyük bir keriz düzenlendi, herkes eğlenceye katılmak için toplandı."},{"pos":"n","definition":"Ortaya para koyarak oynanan talih oyunu","example":"Gün sonunda bir keriz oynayarak şansını denedi, ama kazanan olmadı."}]},"KES":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bıçak gibi bir araçla bölmek (kesmek)","example":"Pastayı sen kes."}]},"KESAFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayı üstünlüğü","example":"Kampanya süresince elde edilen kesafet, rakiplerine karşı büyük bir sayı avantaj sağladı."},{"pos":"n","definition":"Bir cismin, 1 cm3lük kütlesinin aynı hacimdeki +4 derecelik suya göre oranı, kesafet","example":"Bilim insanları, madenin gravitesini belirlemek için, madenin hacmini ve suya göre kesafet oranını ölçerek minerali daha doğru bir şekilde sınıflandırdılar."}]},"KESAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alışverişte durgunluk","example":"Bugünlerde alışveriş de kesat."},{"pos":"n","definition":"Kıt olma durumu, ihtiyaca yetmeyecek kadar azlık, az ve zor bulunma","example":"Savaş zamanı, temel gıda maddelerinin kesat olması halkı zor durumda bırakıyordu."}]},"KESE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmanın bazı boşlukları","example":"Biyoloji dersinde organizmadaki kese yapılarını inceledik."},{"pos":"n","definition":"Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba","example":"Çıkarken elini göğsüne sokup bir kese çıkardı, keseden alabildiği kadar para alıp delikten attı."}]},"KESEDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zengin kimselerin parasını yöneten ve gerekli harcamaları yapan kimse","example":"Zengin iş adamı, tüm finansal işlerini yürüten güvenilir bir kesedar tutmuştu."},{"pos":"n","definition":"Esnafın gelirlerini toplayıp kimse","example":"Çarşıdaki kesedar, tüm esnafın gelirlerini toplamakla görevliydi."}]},"KESEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çimen yapmak için üzerindeki otuyla birlikte çıkarılmış çayır parçası","example":"Bahçeye çimen ekmeden önce kesek hâlindeki çayır parçalarını düzenli bir şekilde serdiler."},{"pos":"n","definition":"Bel, çapa veya sabanın topraktan kaldırdığı iri parça","example":"Yine o köye dönecek, mısır tarlası kesekleri arasında yalınayak dolaşacak, fındıkta çalışacaktı."}]},"KESEKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toprak, parça parça olmak","example":null}],"lemma":"keseklenmek"},"KESEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tembel olma durumu veya tembelce davranış","example":null}]},"KESELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kir çıkarmak için vücudu kese ile ovmak","example":null}],"lemma":"keselemek"},"KESENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılı anlaşma; sözleşme","example":"İki taraf arasındaki kesene, işi tam zamanında bitirmek üzerine anlaşılmıştı."},{"pos":"adj","definition":"Götürü; toptan","example":null}]},"KESENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi","example":"Çiftliğin kesenek işini üstlenen kişi, yıllık geliri topluca satın aldı."},{"pos":"n","definition":"Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para","example":"Emeklilik maaşı sade bir vefa borcu değil, ömür boyu bu maksatla toplanmış keseneklerin aylık hâlinde geri verilmesi."}]},"KESER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç","example":"Kadınlar kucaklarından bebeklerini atıp ellerine keserleri aldılar."}]},"KESKEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"El ile veya başka bir şeyle vuracak gibi yapmak","example":null}],"lemma":"keskenmek"},"KESKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç, taş, metal ve benzerini yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç","example":"Taşları yontan ustalar, keskiyle detayları ustaca işleyerek eserlerini tamamladılar."},{"pos":"n","definition":"Demir ve sac kesmek veya üzerinde delik açmak için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin araç","example":"Metal parçasını şekillendirmek için keskiyi dikkatlice çekiçle vurarak kullanıyor."}]},"KESKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolayca kesen, ağzı iyi bilenmiş","example":"Keskin bir bıçakla ekmeği kesti."},{"pos":"adj","definition":"Çok iyi gören, duyan ya da sezen","example":null}]},"KESME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünü iki veya daha fazla parçaya ayırma","example":"Kalemi daha düzgün yazmak için ortadan kesme işlemi yaptı."},{"pos":"n","definition":"Özel adlara ve sayılara getirilen ekleri, iki sözün birleşmesi sırasında ortaya çıkan ses düşmesini belirtmek için kullanılan noktalama işaretinin adı (')","example":"Ali'nin babası'nın adında kullanılan kesme işareti, anlam karışıklığını önledi."}]},"KESMECE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kesip bakarak beğenmek şartıyla","example":"Karpuzu kesmece verirlerse alırız"},{"pos":"adv","definition":"Aradaki değer ayrımını gözetmeksizin hepsi bir fiyattan","example":"Bu kitaplarıkesmece birer liradan aldım"}]},"KESMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok kimse aralarında herhangi bir şeyi paylaşmak, üleşmek, payını almak","example":"Kazancı aralarında eşit olarak kesmek istediler."},{"pos":"v","definition":"Bitirmek, sona erdirmek, durdurmak","example":"Konuşmayı daha fazla uzatmadan kesmek en doğrusu olur."}]},"KESMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesilmiş sütün koyu bölümü","example":"Süt kesmik olmaya başlayınca peynir de oluşmaya başlamış demektir."},{"pos":"n","definition":"Başakla karışık iri saman","example":"Kesmik, ateşi sarı aleve boyadı."}]},"KESP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendini bir şeye sahip kılma","example":null}]},"KESRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap harfli metinlerde bir ünsüzün ı, i seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret","example":null}]},"KESRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu","example":null}]},"KESTANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kahverenginin bir veya birkaç ton açığı, sütlü kahverengi","example":"Duvarları kestane rengi boyayarak odaya sıcak bir hava katmışlar."},{"pos":"n","definition":"Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 metre kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı","example":"Ormanın derinliklerinde kestane ağaçları yükseliyor, gölgeleri serinletiyor."}]},"KESTERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, çok yıllık dikenli bir çalı olan kevenden çıkarılan bir tür zamk","example":null}]},"KESYAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaş, tahta vb. malzemelerle yapılan, kâğıt veya kartona yapıştırılan resim","example":null}]},"KESİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesilmiş yer","example":"Elindeki bıçak darbesi nedeniyle parmağında derin bir kesi oluşmuştu."}]},"KESİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yoğunluğundan dolayı güç akan","example":"Petrolün kesif yapısı nedeniyle, borulardan geçişi oldukça zordu."},{"pos":"adj","definition":"Hacmine oranla ağırlığı çok olan, yoğun","example":"Kesif maddeler, suya göre çok daha ağırdır ve yerçekimi etkisiyle hızla dibe çökerler."}]},"KESİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kesilmiş olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Vücutta kesilen yer","example":"Parmağındaki kesik iyileşti."}]},"KESİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünü oluşturan parçaların her biri","example":"Her kesim, toplam malzemenin bir parçasını oluşturuyordu."},{"pos":"n","definition":"Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası","example":"O köy, dağlık kesimde yer alıyordu."}]},"KESİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hiç şüphe götürmeyen, değişmeyecek olan","example":"Kesin bir karar verdi."}]},"KESİNKES":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, kesin bir biçimde","example":null}]},"KESİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırpılan, kesilen şeyden kalan küçük parça","example":"Gerçi çeviri kitaplarda, çevirilerin özensizliği, kesintiler hoş görülecek gibi değil."},{"pos":"n","definition":"Bir işin bir süre için durması","example":"İşimiz hiçbir kesintiye uğramadan yürüyor"}]},"KESİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir birimin bölündüğü eşit parçalardan birini veya birkaçını anlatan sayı","example":"Yarım, üçte bir, yüzde üç birer kesirdir."}]},"KESİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey enlemesine veya boylamasına kesildiğinde ortaya çıkan yüzey","example":"Bu maket, duvarın kesitini göstererek binanın iç yapısını daha iyi anlamamızı sağlıyor."},{"pos":"n","definition":"Bir cisim düz olarak kesildiğinde ortaya çıkan düzlemin biçimi","example":"Bir kürenin her kesiti daire biçiminde olur."}]},"KESİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesme işi veya biçimi","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirine kavuşmak","example":"İki çizgi kesiştiğinde, birbirlerine doğru yönelip aynı noktada buluştular."}]},"KESİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirine kavuşmak","example":"İki çizgi kesiştiğinde, birbirlerine doğru yönelip aynı noktada buluştular."},{"pos":"v","definition":"Birbirini kesmek","example":"İki yol kesiştiğinde, bir noktada birleşirler."}]},"KET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini ya da yapılmasını önleyen sebep ya da şey","example":"İşin yapılmasının önündeki ket, herkesin planlarını alt üst etti."}]},"KETAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çirişli bir çeşit parlak bez","example":null}]},"KETE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağlı, mayalı veya mayasız hamurdan yapılan çörek","example":null}]},"KETEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ketengillerden, çiçekleri mavi renkte ve beş taç yapraklı, lifleri dokumacılıkta kullanılan bir bitki","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu bitkinin liflerinden yapılmış dokuma vb.","example":null}]},"KETHÜDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zengin kimselerin ve devlet büyüklerinin buyruğunda çalışan, onların birtakım işlerini gören kimse","example":null}]},"KETON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karbonil grubuna iki alkil kökünün bağlanmasıyla türeyen birleşik","example":null}]},"KETUM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sır saklayan","example":null}]},"KETÇAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temel maddesi baharat katılmış domates olan İngiliz sosu","example":"Mayoneze bir itirazı yoktu ama ketçaptan nefret ederdi Celâl."}]},"KEVEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzu veya koyun postundan yapılmış kürk","example":null}]},"KEVEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, çok yıllık, bazı türlerinden kitre denilen zamk çıkarılan, dikenli bir çalı","example":null}]},"KEVGİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haşlanmış yiyeceklerin sıvılarını veya bazı sıvıları süzmek için kullanılan, delikli, genellikle yuvarlak biçimli mutfak kabı","example":"Haşlanmış makarnayı süzmek için kevgir kullanarak fazla suyunu hızlıca aldık."},{"pos":"n","definition":"Uzun saplı, yayvan, derin kaplardan yiyecekleri süzerek almaya yarayan delikli kepçe","example":"Asma yaprağını sudan çıkarmak için kevgir kullanırsan rahat edersin."}]},"KEYFET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş ve eğlenceli vakit geçirmek","example":null}],"lemma":"keyfetmek"},"KEYFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İsteğe bağlı olan","example":"Bugün keyfi olarak dışarıda yemek yemeye karar verdik."},{"pos":"adj","definition":"Gerçeğe, akla, yol ve yöntemine uymayan","example":"Keyfi davranış. Keyfi karar."}]},"KEYFİNCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İsteğine göre, nasıl isterse, dilediğince, keyfine göre","example":"Guruba karşı bu son bahçelerde keyfince / Ya şevk içinde harap ol ya aşk içinde gönül"}]},"KEYFİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik","example":"Keyfiyetini anlamadan bir yargıya varmak doğru olmaz."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi; durum","example":"Olayın keyfiyeti hakkında daha fazla bilgi edinmeden hareket etmek istemedi."}]},"KEYİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin dilediği veya istediği şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Hiçbir eksiği, üzüntüsü ve acısı olmama durumu","example":"Yıllar sonra, ailesiyle birlikte hiçbir derdi olmadan keyifli bir yaşam sürüyordu."}]},"KEYİFLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Neşeli, sevinçli duruma gelmek","example":null}],"lemma":"keyiflenmek"},"KEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz","example":null}]},"KEZA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Aynı biçimde","example":"Keza, kaç zamandır apartman sakinlerine illallah dedirten çöp kokusunun nispeten en az hissedildiği yer de gene burasıydı."}]},"KEZZAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organik maddeler üzerinde yakıcı ve sarartıcı bir etki gösteren, birleşiminde bir azot, üç oksijen ve bir hidrojen bulunan, yoğunluğu 1,52 olan, 86 derecede kaynayan, sanayide kullanılan asit","example":null}]},"KEÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapağı veya keçi kılının dokunmadan yalnızca dövülmesiyle elde edilen kaba kumaş","example":"Belki on aile keçelerden, kilimlerden çergelerini meyve ağaçlarının altlarına kurdular."},{"pos":"n","definition":"Yere serilen halı, kilim vb. yünlü döşemelik","example":"Yaz geldi, keçeleri kaldırmalı."}]},"KEÇELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir nesneye keçe geçirmek","example":"Eskiden kalın giysileri soğuktan koruması için keçelemeyi tercih ederlerdi."},{"pos":"v","definition":"Metal bir yüzeyi keçeyle parlatmak","example":"Usta, metal parçayı keçelemek için özel bir araç kullandı."}],"lemma":"keçelemek"},"KEÇİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geviş getirenlerden, eti, sütü, derisi ve kılı için yetiştirilen, memeli evcil hayvan","example":"Çiftlikteki keçi, çocukların en çok ilgisini çeken hayvandı."},{"pos":"adj","definition":"Ayak direyen, inat eden","example":null}]},"KEÇİLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keçileri ve çeşitli koyun türlerini içine alan, dağlık, kayalık yerlerde yaşayan, hafif yapılı, çevik, geviş, getiren hayvanlar sınıfı","example":null}]},"KEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":"Geldiği lisede çok keş varmış."},{"pos":"n","definition":"Yağı alınmış sütten veya yoğurttan yapılan peynir","example":"Köyde, yapılan keş peynirinin tadı her zaman çok hoştu, sofralarda sevilen bir lezzetti."}]},"KEŞEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zincirden yular veya ayak kösteği","example":null}]},"KEŞFET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak","example":null}],"lemma":"keşfetmek"},"KEŞKE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dilek anlatan cümlelerin başına getirilerek \"ne olurdu\" anlamında özlem veya pişmanlık bildiren bir söz","example":null}]},"KEŞKEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyice dövülmüş buğdayın etle birlikte uzun süre kaynatılmasıyla yapılan bir yemek","example":null}]},"KEŞKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstüne, dövülmüş fıstık ve Hindistan cevizi dökülen bir çeşit süt tatlısı","example":"Sofraya gelen keşkül, üzerindeki Hindistan cevizi rendesiyle iştah kabartıyordu."},{"pos":"n","definition":"Gezici bazı dervişlerin ve dilencilerin ellerinde tuttukları, Hindistan cevizi kabuğundan, metalden veya abanozdan yapılmış dilenci çanağı","example":"Derviş, elinde taşıdığı eski keşkül ile köy meydanında dolaşıyordu."}]},"KEŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş, olay ya da durum karşısında durum ve davranışını değiştirmemek, umursamamak, ciddiye almamak","example":null}],"lemma":"keşlemek"},"KEŞLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş, olay ya da durum karşısında durum ve davranışını değiştirmemek, umursamamak, ciddiye almamak","example":null}]},"KEŞMEKEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karışık olma durumu; karışıklık","example":"Ne olacaksa olur ve her hâlde bu millet, ölümden beter bir keşmekeşten kurtulur."}]},"KEŞİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Banka ve her tür ikramiyede piyango çekilme işi","example":"Banka, keşide edilen piyango biletlerinin sonuçlarını bugün açıklayacak."},{"pos":"n","definition":"Arap harfli yazıda bazı harflerin baş tarafı yazıldıktan sonra süs için çekilen uzatma","example":"Eski yazı örneklerinde, keşide edilen harfler genellikle süslü bir şekilde uzatılarak yazılmıştır."}]},"KEŞİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Var olduğu bilinmeyen bir şeyin ortaya çıkarılması","example":"Antarktika'da yapılan keşif, daha önce bilinmeyen bir canlı türünün varlığını ortaya çıkardı."},{"pos":"n","definition":"Konu hakkında bilgi birikimi ve deneyimi olan eksperlerce yapılan inceleme, gözden geçirme","example":null}]},"KEŞİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyanlarda, genellikle manastırda yaşayan, hiç evlenmemiş din adamı","example":null}]},"KEŞŞAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşmanın durumunu anlamak, arazi ve yollar hakkında bilgi toplamak için gönderilen kol","example":"Askeri birlik, düşmanın hareketlerini izlemek için keşşaf gönderdi."},{"pos":"n","definition":"İz güderek aradığını bulabilen kimse","example":"Keşşaf, izleri takip ederek kaybolan çocuğu kısa sürede buldu."}]},"KIBLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı ibadetler yerine getirilirken dönülen Kâbe'nin bulunduğu yön","example":"Namaz kılarken kıblenin yönünü doğru bulmak çok önemli."},{"pos":"n","definition":"Bulunulan yerden Kâbe'nin bulunduğu yön","example":"Pencereden güneşe bakarak kıbleyi tayin ettikten sonra ellerimi kulaklarıma kaldırdım."}]},"KIBRIS":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Doğu Akdeniz'de bir ada.","example":null}]},"KIDEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevde rütbece eskilik","example":"Ali Fuad Bey de parti komitacılığının düşmanı olanlar gibi nizam, kıdem ve kanun adamı kalmıştır."},{"pos":"n","definition":"Bir görevde geçirilen süre","example":"Bu kıdemimle, şirketteki en eski çalışanlardan biriyim."}]},"KIKIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":"Bütün köy, hastalığa yakalanan yaşlı adamın kıkırdamasına şahit oldu."},{"pos":"v","definition":"Kıkır kıkır\" diye ses çıkararak gülmek","example":"Filmdeki komik sahnede herkes kıkırdamaktan kendini alamadı."}],"lemma":"kıkırdamak"},"KIKIRDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemiklerin bağlantı yerlerinde bulunan, katı, esnek ve saydam doku","example":"Kemiklerin ucundaki kıkırdak, eklem hareketlerini kolaylaştırıyor."},{"pos":"n","definition":"Sığır ve danada, hayvanın göğüs boşluğunun arka tarafının alt bölümünde bulunan parça","example":"Kasabalı, sığırın kıkırdaklarını ayırarak satmaya başladı."}]},"KIKIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıkırdarken çıkan ses","example":null}]},"KIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı hayvanların derisinde, insan vücudunun belli yerlerinde çıkan, üst deri ürünü olan ipliksi uzantı","example":"Rüzgarın yüzümdeki ince kıl tüylerini hafifçe oynattığını hissettim."},{"pos":"v","definition":"Bir işi yapmak","example":"Kitabımı elimden bırakmadığımı görmek bile onları mutlu kılmaya yetiyordu."}]},"KILADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğu değerli taş ve madenlerden veya altın paradan yapılmış, boyna takılan takı","example":null}]},"KILAPTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pirinç, bakır, kalay vb. madenlerden çekilerek gümüş ve altın yaldız vurulmuş ince metal iplik","example":"Antika elbisenin kenarları kılaptan ile işlenmişti ve ışıldıyordu."},{"pos":"n","definition":"Pamuk ipliğine sırma katılarak eğrilmiş iplik","example":"Eski kaftanların üzerindeki kılaptan iplikler, el emeği göz nuru işçiliği gösteriyor."}]},"KILAVUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb.","example":"Öğrenciler için hazırlanan bu kılavuz, sınav sürecinde oldukça faydalı olacak."},{"pos":"n","definition":"Bir devletin kılavuz alınması zorunlu olan sularında gemilere yol gösteren kimse","example":"İstanbul Boğazı'ndan kılavuz almadan geçmek yasaktır."}]},"KILAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taş üzerinde bilenen bir kesici aracın keskin yüzüne yapışan ve aracın iyi kesebilmesi için, yağlanmış yumuşak taşla kaldırılması gereken çok ince çelik parçaları","example":null}]},"KILAĞILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kesici araçların keskinliğini artırmak","example":null}],"lemma":"kılağılamak"},"KILCAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kıl gibi olan, çok ince","example":"Kılcal damarlar, vücutta kanın taşınmasında önemli rol oynar."}]},"KILCAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At kuyruğu kılından yapılmış kuş tuzağı","example":null}]},"KILGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi, uygulama, tatbik, ameliye, pratik","example":null}]},"KILGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Harekete ilişkin olan, yalnız düşünce alanında kalmayıp harekete dönüşen","example":"Yeni yönetim, teorik önerilerini hızla kılgılı eyleme dönüştürdü."}]},"KILIBIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karısının baskısı altında bulunan erkek","example":null}]},"KILICINA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kalas, cetvel tahtası gibi kalınlığı eninden az olan şeyler keskin ve dar tarafı yukarı gelmek üzere","example":"Tahtayı düzgün bir şekilde kesebilmek için onu kılıçlama yerleştirdi."}]},"KILIF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap","example":"Bütün vücudu sanki ziftten bir kılıf içine tıkılmış gibi idi."},{"pos":"n","definition":"Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe","example":"İhaleye kendi adamını sokmak için çeşitli kılıflar uydurdular."}]},"KILIFLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kılıfa koymak; kılıf geçirmek","example":null}],"lemma":"kılıflamak"},"KILIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dıştan görünüş","example":"Onun kılığı başkalarının arasında hemen dikkat çekiyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin giyinişi, dış görünüşü","example":"Fesi, kılığı, her şeyi sade, düzgün ve temizdi."}]},"KILIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maydanozgillerden, bir yıllık ve özel kokulu otsu bir bitki","example":null}]},"KILIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun, düz veya eğri, ucu sivri, bir veya her iki yüzü keskin, kın içinde bele takılan, çelikten silah","example":"Zırhları biraz paslanmış ve yaldızları bir hayli solmuş eğri kılıçlar asılıydı."},{"pos":"n","definition":"Saban ökçesini oka bağlayan ağaç parçası","example":"Sabancı, kılıcı sabana takarak tarlayı sürmeye başladı."}]},"KILKAPAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süs eşyası yapımında kullanılan, açık sarıdan kızıla kadar türlü renklerde, yarı saydam, kolay kırılır ve bir yere hızlıca sürtüldüğünde hafif cisimleri kendine çeken, fosilleşmiş reçine","example":null}]},"KILKIRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir mantarın oluşturduğu, saçları döken bir deri hastalığı","example":null}]},"KILLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık ve kuruntu durumunda bulunmak ya da bu duruma gelmek","example":"Birkaç tuhaf davranışından sonra, herkes bu işte bir iş olduğunu düşünerek kıllanmaya başladı."},{"pos":"v","definition":"Bıyığı, sakalı çıkmak","example":"Saçın sakalın birbirine karışmış, kıllanmışsın iyice. Tıraş olsan iyi edersin."}],"lemma":"kıllanmak"},"KILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi yapmak","example":"Kitabımı elimden bırakmadığımı görmek bile onları mutlu kılmaya yetiyordu."},{"pos":"v","definition":"Namazı yerine getirmek","example":"Cuma namazını mescitte kılıyor."}]},"KILÇIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balıkların eti arasında bulunan diken gibi ince ve küçük kemik","example":"Balığı yerken dikkat et, kılçıkları da çıkar."},{"pos":"n","definition":"Fasulye, bakla vb. sebzelerin yeşil kabuğunda ve ekin başaklarında bulunan sert ve kıl gibi uzun lif","example":"Fasulyeleri ayıklarken kılçıklar her tarafta dağılmıştı."}]},"KILÜKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma","example":null}]},"KIMIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarım kanatlılardan, sap, çiçek, yaprak ve başakları emerek veya yiyerek ekin hastalığına yol açan, vücudu kalkana benzeyen zararlı bir böcek","example":null}]},"KIMILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yerinde hafifçe hareketlenmek, hareket etmek","example":"Bir çocuk şaşkınlığıyla kımıldanmadan oturdum ."}],"lemma":"kımıldamak"},"KIMILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hafif ve sürekli hareketlenme","example":"Zil çalmaya yakın sınıfta bir kımıltıdır başlar."}]},"KIMIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısrak sütünün mayalanmasıyla yapılan, az alkollü, ekşi, bir Türk içkisi","example":null}]},"KIMKIM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ağır ağır konuşan kimse","example":"Toplantıda kımkım konuşan müdürü dinleyenin uykusu geliyordu."},{"pos":"adj","definition":"Her işinde ağır davranan kimse","example":"Onun kımkım tavırları, takımın hızla ilerlemesini engelliyordu."}]},"KIMLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuş uçmaya hazırlanmak","example":"Kuş olduğu yerde kımlanıyordu, cesaretini topladığı ilk anda uçtu karıştı sürüye."},{"pos":"v","definition":"Kalkacakmış gibi kıpırdamak","example":"Astımlı polis, üst üste içilen sigaralardan rahatsız olduğundan kımlanmaya başladı."}],"lemma":"kımlanmak"},"KIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerde olduğu gibi, yapraklarda sapın bir bölümünü uzunlamasına saran, geniş dış bölüm","example":"Tarlada buğdayların kınları sararmaya başlamıştı."},{"pos":"n","definition":"Bıçak, kılıç vb. kesici araçların kabı","example":"Kılıcı dikkatle kına yerleştirip, güvenli bir şekilde taşıdı."}]},"KINA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kına ağacının kurutulmuş yapraklarından elde edilen, saç ve elleri boyamakta kullanılan toz","example":"Genç güzel aşçı kadının kirpiklerinde sürme, parmaklarında kına yoktu."},{"pos":"v","definition":"Yapılan bir işin kötü olduğunu belirtir bir biçimde söz söylemek, ayıplamak","example":"Yaptığı hatalı davranış için onu kınayarak, doğru yolu göstermeye çalıştı."}]},"KINAKINA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkiden yapılan içecek","example":"O gece, kınakına içeceğini hazırlayarak geceyi rahat geçirmeyi umuyordu."},{"pos":"n","definition":"Kök boyasıgillerden, asıl yurdu Güney Amerika olan, Hindistan ve Endonezya'da da yetiştirilen, kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç","example":"Kınakına ağacının kabuğundan elde edilen kinin, eski zamanlarda sıtma tedavisinde kullanılırdı."}]},"KINALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kınayı su ile karıştırıp bulamaç kıvamına getirerek boyanacak yere sürmek","example":"Kadın, saçlarına kına koymak için hazırlık yapıyordu."}],"lemma":"kınalamak"},"KINAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yapılan bir işin kötü olduğunu belirtir bir biçimde söz söylemek, ayıplamak","example":"Yaptığı hatalı davranış için onu kınayarak, doğru yolu göstermeye çalıştı."}]},"KINDIRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sulak yerlerde yetişen, ince uzun yapraklarının kenarları keskin, koyu renkli bir tür çayır otu","example":null}]},"KINDIRAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oluk veya yiv açmaya yarayan araç","example":null}]},"KINLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeye kın yapmak","example":"Kılıcını çekerken dikkatlice kınlayıp, güvenli bir şekilde yerleştirdi."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kınına geçirmek","example":"Bıçaklarını her zaman dikkatlice kınlayarak kullanıyordu."}],"lemma":"kınlamak"},"KINLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeye kın yapmak","example":"Kılıcını çekerken dikkatlice kınlayıp, güvenli bir şekilde yerleştirdi."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kınına geçirmek","example":"Bıçaklarını her zaman dikkatlice kınlayarak kullanıyordu."}]},"KIP":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Göz kapaklarını açıp kapamak","example":null}],"lemma":"kıpmak"},"KIPIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yarı kapalı göz","example":null}]},"KIPIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kımıldamak, sürekli ve hafifçe oynamak","example":"Kıpırdamadan, nefes almadan apartmanı tarassut ediyordu."}],"lemma":"kıpırdamak"},"KIPIRDAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hayat dolu, yerinde duramayan","example":null}]},"KIPIRDAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kıpır kıpır etmek; kımıldamak","example":"Gözlerimin önünde hayaller kıpırdaştı."}],"lemma":"kıpırdaşmak"},"KIPIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hafif ve sürekli hareketlenme","example":"Yüreğinde onmaz bir karıncalanma vardı; onmaz bir kıpırtı dal sürüyordu, durmadan filizleniyordu."}]},"KIPKIP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gözünü çok kırpan kimse","example":null}]},"KIPKIZIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşırı davranış, düşünce vb.","example":"Kıpkızıl düşünceleriyle her zaman sert ve cesur bir tavır sergiliyordu."},{"pos":"adj","definition":"Her yanı kızıl","example":"Kıpkızıl bir gökyüzü, tüm manzarayı aydınlatıyordu."}]},"KIPMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Göz kapaklarını açıp kapamak","example":null}]},"KIPRA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kımıldamak, sürekli ve hafifçe oynamak","example":null}],"lemma":"kıpramak"},"KIPRAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kımıldamak, sürekli ve hafifçe oynamak","example":null}]},"KIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şehir dışındaki açık arazi","example":"Pazar günü kırda piknik yaptık."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi parçalamak (kırmak)","example":null}]},"KIRAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazıya geçirilmiş bir metne bakarak bunu sessizce çözümleyip anlamak veya aynı zamanda seslere çevirmek eylemi","example":"Kitapları kıraat ederken, anlamını çözümlemek için dikkatlice her kelimeyi inceliyordu."},{"pos":"n","definition":"Kuran'ın belli kural ve işaretlere göre okunması","example":"Camide, imam kıraatı dikkatlice takip ederek Kur'an'ı doğru şekilde okudu."}]},"KIRACAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nalbantların atın tırnağını kesmek için kullandıkları keskin demir alet","example":null}]},"KIRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köşe, kenar, kıyı","example":"Evin kıranında eski bir taş yığını vardı, kimse buraya pek uğramazdı."},{"pos":"n","definition":"İnişli yer, dağ sırtı, tepe","example":"Yolculuk boyunca birçok kıran aşarak tepelere ulaştık."}]},"KIRANTA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Saçları ağarmaya başlamış orta yaşlı erkek","example":"O, saçları hafifçe ağarmış, zarif giyimli bir kıranta olarak tanınıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Ağırbaşlı, yaşına rağmen bakımlı, özenli erkek","example":"Yaşına rağmen şıklığından ödün vermeyen bir kıranta, herkesin ilgisini çekiyordu."}]},"KIRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi","example":"Ne kıratta bir adam olduğunu son hareketi gösterdi"},{"pos":"n","definition":"Elmas, zümrüt vb. değerli taşların tartısında kullanılan iki desigramlık ölçü birimi","example":"Pırlanta yüzüğün taşı tam iki kırat ağırlığındaydı."}]},"KIRAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol kesen; asi","example":"Dağlardaki kıraylar, kervanlara saldırırdı."},{"pos":"n","definition":"Genç, delikanlı","example":"Mahalledeki genç kıray, çevresindeki herkese neşe saçıyordu."}]},"KIRAÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Verimsiz veya susuz, bitek olmayan toprak","example":null}]},"KIRAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su buğusunun soğuk havalarda, yerde, bitkiler, ağaçlar ve öteki nesneler üzerinde donmasıyla oluşan ince su damlacıkları","example":"Sedef parçasını hemen aşağıya düşecek bir kırağı damlası gibi parlatıyordu."}]},"KIRBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolculukta ve askerlikte kullanılan, boyna veya bele asılı olarak taşınan, genellikle aba, metal, cam, plastik veya deriden yapılmış su kabı","example":"Cesaretini toplamak için küçük kırbasına şarap doldurmayı unutmamıştı."},{"pos":"n","definition":"Çok su içen kimse","example":"Sıcak yaz günlerinde kırba gibi su içiyordu."}]},"KIRBAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek parça deri veya uzun esnek bir değneğin ucuna sırım bağlanarak yapılmış vurma aracı","example":"Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı"}]},"KIRBAÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Canlanmasını sağlamak, canlanmasına yol açmak","example":"Zorluklar onun hırslarını daha da kırbaçlıyordu."},{"pos":"v","definition":"Kırbaçla vurmak","example":"At, hızlanması için kırbaçlandı ve dörtnala koşmaya başladı."}],"lemma":"kırbaçlamak"},"KIRCI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ufak ve sert taneli kar","example":"Soğuk havayla birlikte kırcı yağmaya başlayınca yollar kayganlaştı."}]},"KIRCIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan kıranı","example":"Son kırcında çok davar öldü."}]},"KIRGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kimseye gücenmiş, gönlü kırılmış, kızgın olan","example":"Sende kalmıştı münfail, kırgın / Muzdarip gönlümün son ümidi"},{"pos":"n","definition":"Toplu ölümlere yol açan bulaşıcı hastalık","example":null}]},"KIRIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kırılmış olan","example":"Kırık bardağı dikkatlice topladı."}]},"KIRIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kırarak, ovarak veya ezerek ufak parçalara ayırmak","example":null}],"lemma":"kırıklamak"},"KIRILGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolay ve çabuk kırılan","example":"İnce cam şişe, darbe aldığında kırılgan yapısından dolayı hemen çatladı."},{"pos":"adj","definition":"Kolay ve çabuk gücenen","example":"Kırılgan bakışlarından, onca tehditten sonra bana yine sorabileceği aklıma geldi."}]},"KIRIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanların hastalık, soğuk gibi sebeplerle ölmesi","example":"Şiddetli kış nedeniyle sürüde büyük bir kırım yaşandı."}]},"KIRIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Müzik temposuna uyarak estetik değer taşıyan vücut hareketleri yapmak","example":"Dans pistinde herkesin gözü onun zarifçe kırınmasına takıldı."},{"pos":"v","definition":"Yürürken salınmak","example":"Dar sokakta ağır ağır yürürken kendine güvenle kırınıyordu."}],"lemma":"kırınmak"},"KIRINIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işık, ses ve radyoelektrik dalgalarının karşılaştığı bazı engelleri dolanarak geçmesi olayı","example":null}]},"KIRINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Müzik temposuna uyarak estetik değer taşıyan vücut hareketleri yapmak","example":"Dans pistinde herkesin gözü onun zarifçe kırınmasına takıldı."},{"pos":"v","definition":"Yürürken salınmak","example":"Dar sokakta ağır ağır yürürken kendine güvenle kırınıyordu."}]},"KIRINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyden ayrılan küçük parça","example":"Beyaz etekliğindeki ekmek kırıntılarını kuşlara serper."},{"pos":"n","definition":"Küçük kalıntı","example":"Çantasının dibinde yıllar öncesinden kalma bir anının kırıntıları vardı."}]},"KIRIT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş görünmek çabasıyla kendini ağırdan satan hareketlerde bulunmak","example":null}],"lemma":"kırıtmak"},"KIRITIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırıtma işi","example":null}]},"KIRITKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davranışları ağırbaşlı olmayan","example":null}]},"KIRITMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş görünmek çabasıyla kendini ağırdan satan hareketlerde bulunmak","example":null}]},"KIRIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düzgünlüğü bozulmak, üzerinde kırışık ve katlamalar olmak","example":"Hem sıcağın etkisiyle hem de uykusuzluktan yüzü iyice kırıştı."},{"pos":"v","definition":"Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma yapmak","example":"Anlaşmazlık çözülürken her iki taraf da birbirine kırışmak zorunda kaldı."}],"lemma":"kırışmak"},"KIRIŞIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzgünlüğü bozulmuş yer","example":"Yüzünde hiç kırışık yok"},{"pos":"n","definition":"Deride esnekliğin kaybolmasından oluşan kıvrım","example":"Ve aynaya akseden alın kırışığında / Ölümü hatırlarız solgun mum ışığında"}]},"KIRIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düzgünlüğü bozulmak, üzerinde kırışık ve katlamalar olmak","example":"Hem sıcağın etkisiyle hem de uykusuzluktan yüzü iyice kırıştı."},{"pos":"v","definition":"Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma yapmak","example":"Anlaşmazlık çözülürken her iki taraf da birbirine kırışmak zorunda kaldı."}]},"KIRK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otuz dokuzdan sonra gelen sayının adı","example":"Yılın sonunda kırk birinci doğum gününü kutlayacak."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi uçlarından kesmek","example":"Çiçeklerin uçlarını kırkmak, daha fazla açmalarını sağladı."}]},"KIRKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kırk sayısının üleştirme biçimi, her birine kırk, her defasında kırkı bir arada olan","example":null}]},"KIRKAYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklıların çok ayaklılar sınıfına giren, taşların altında yaşayan, vücudu yuvarlak ve uzun bir böcek","example":"Bahçedeki taşı kaldırınca altında bir kırk ayak hızla kaçtı."},{"pos":"n","definition":"Genellikle üreme organları çevresindeki kıl diplerinde yerleşen bir tür bit","example":"Doktor, kaşıntının sebebinin kırk ayak olduğunu söyledi ve tedaviye başladı."}]},"KIRKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırkma işi","example":"Bahar gelince koyunların kırkı işi için köyde şenlik düzenlenir."}]},"KIRKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davarların kırkılması işi","example":"Köyde kırkım bitince yünler büyük çuvallara dolduruldu."},{"pos":"n","definition":"Davarların kırkıldıkları mevsim","example":"Kırkım zamanı gelince herkes tarladaki işlerini bırakıp ağıla yönelir."}]},"KIRKINCI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kırk sayısının sıra sıfatı, sırada otuz dokuzuncudan sonra gelen","example":null}]},"KIRKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Lohusa veya yeni doğmuş bebek için kırk günü doldurmak","example":"Bebek kırklandıktan sonra aile büyük bir yemek verdi."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kırk defa yapmak ve özellikle birçok defa sudan geçirmek; çok yıkamak","example":"Ben bu yazının yüzünde itin mundar ettiği kabı kacağı nasıl kırklarım?"}],"lemma":"kırklamak"},"KIRKLAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırk kişilik evliya topluluğu","example":null}]},"KIRKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi uçlarından kesmek","example":"Çiçeklerin uçlarını kırkmak, daha fazla açmalarını sağladı."},{"pos":"v","definition":"Saç, sakal veya tüyü kesmek","example":"Saçını kırkmak için kuaföre gitti, birkaç santim kestirdi."}]},"KIRKYIL":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok uzun süre","example":"Eğer bu dehşetli muharebeler, bu ihtilaller, bu istilalar olmasa kırkyıl askerî eczacı Yusuf Efendi olarak kalırdı."}]},"KIRLENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiçek veya yaprak işlemeli süs","example":"Köşe yastıklarının süslü yüzlerine söylenilen kırlent sözcüğü hangi dildendir bilmiyorum."}]},"KIRMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaş, kâğıt ve benzerinde bir bölümün öbürünün üzerine getirilmesiyle oluşturulan kıvrım","example":null},{"pos":"n","definition":"Kırılmış veya dövülmüş tahıl","example":"Tarlada kırma buğdayları toplarken, kazancımız beklediğimizden fazla oldu."}]},"KIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sert bir şeyi vurarak ya da bükerek parçalara ayırmak","example":"Bardağı yanlışlıkla kırdı."}]},"KIRMIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırmız böceğinden çıkarılan parlak al boya","example":null}]},"KIRMIZI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanın rengi, kızıl","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kırmızı renkte olan","example":"Siyah zülüflü, kırmızı dudaklı, altın ve mercan gerdanlı kadınlar."}]},"KIRNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın","example":"Kırnak bir köle gibi, her isteği yerine getiren bir kadındı; özgürlüğü yoktu."},{"pos":"adj","definition":"Kolaylık ve çabuklukla davranan","example":"O kadar kırnak bir şekilde çalışıyordu ki, her işi hızla ve kolayca bitirirdi."}]},"KIRNAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiftleşmek isteyen dişi kedi","example":null}]},"KIRP":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi uçlarından kesmek","example":"Kağıt parçalarını amaçsızca kırpıyorum."},{"pos":"v","definition":"Göz kapaklarını açıp kapamak","example":"Az lakırtı söyler, sık ve siyah kaşlarının altında asla kırpmadığı iri, parlak, sabit ve siyah gözlerini hep önüne dikerdi."}],"lemma":"kırpmak"},"KIRPIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bütünlüğü sağlanamamış; parça parça","example":"Sağdan soldan duyduğu kırpık laflarla yargılamaya kalktı."},{"pos":"adj","definition":"Kırpılmış olan","example":"Kırpık saçlarıyla yeni bir tarz yaratmaya çalışıyordu."}]},"KIRPINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırpılan, kesilen şeyden kalan küçük parça","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kırpıntı biçiminde olan","example":null}]},"KIRPIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Göz kapakları çok ışıktan sık sık kırpılmak","example":"Ufak tefek, çok sinirli olduğu kırpışan gözlerinden belli bir ihtiyardı."},{"pos":"v","definition":"Işık yanıp söner gibi olmak","example":"Farların kırpışması, arabanın önünde bir arıza olduğunu gösteriyordu."}],"lemma":"kırpışmak"},"KIRPMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi uçlarından kesmek","example":"Kağıt parçalarını amaçsızca kırpıyorum."},{"pos":"v","definition":"Göz kapaklarını açıp kapamak","example":"Az lakırtı söyler, sık ve siyah kaşlarının altında asla kırpmadığı iri, parlak, sabit ve siyah gözlerini hep önüne dikerdi."}]},"KIRTIPİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değersiz, bayağı, basit","example":null}]},"KIRÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kışın, sisli havalarda, ağaç dallarını, toprak çıkıntılarını vb. yerleri kaplayan buz tabakası","example":null}]},"KIRÇIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kırlaşmaya başlamış; kır renkli","example":"Dağdaki ağaçlar, kışın kırçıl bir renge bürünmüştü."},{"pos":"adj","definition":"Bu renkte saçı olan","example":"Dükkânın önünde bekledi, kırçıl kuyumcu görününce hemen taşları çıkardı."}]},"KIRŞEHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"KIS":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dar duruma getirmek, büzmek","example":"Ciğerleri kısıldı, soluğu kesilmeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Masraf, harcama ve benzerini azaltmak","example":"Kes üç kuruş ekmekten / Beş kuruş etten kıs"}],"lemma":"kısmak"},"KISA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boyu, uzunluğu az olan","example":"Kısa boylu çocuklar, oyunda hızlarıyla öne çıkıyor."},{"pos":"adv","definition":"Kısaltarak, özet olarak","example":null}]},"KISACASI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kısa söylemek gerekirse, özetle","example":null}]},"KISAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kısa duruma gelmek","example":"Diz kapaklarını ancak örten, kısalmış, daralmış blucinlerinin altında kıllı bacakları görünüyor."},{"pos":"v","definition":"Süresi azalmak","example":"Borcun vadesi kısaldı ."}],"lemma":"kısalmak"},"KISALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kısa duruma gelmek","example":"Diz kapaklarını ancak örten, kısalmış, daralmış blucinlerinin altında kıllı bacakları görünüyor."},{"pos":"v","definition":"Süresi azalmak","example":"Borcun vadesi kısaldı ."}]},"KISALTIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısaltma işi","example":"Metindeki fazlalıkları atarak kısaltım yaptım ve sonuç daha okunabilir hale geldi."},{"pos":"n","definition":"Güzel sanatlarda perspektif sebebiyle bazı boyutları küçük görülen nesneleri, bu görünüşe uygun bir biçimde çizme yöntemi","example":"Ressam, masadaki vazonun perspektif kısaltımını ustalıkla tabloya aktarmış."}]},"KISARAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Biraz kısa","example":"Kısaca boylu esmer oğlan koştu."},{"pos":"adv","definition":"Kısa süreli","example":null}]},"KISAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir suçluyu, başkasına yaptığı kötülüğü aynı biçimde uygulayarak cezalandırma","example":"Adalet arayan aile, katil için kısas istedi."},{"pos":"n","definition":"Kıssalar; hikâyeler; öyküler","example":"Eski kısaslardan biri olan Lokman Hekim hikâyesi, hala ilgiyle anlatılıyor."}]},"KISAYOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayarda herhangi bir programa kestirmeden ulaşmayı sağlayan komutu içeren simge","example":null}]},"KISIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu, bir kıvrımı keserek iki yandaki çukurlukları birleştiren, dar ve boğaz biçimindeki vadi","example":"Bu bölgede akarsuyun oluşturduğu kısık, doğal bir köprü gibi kullanılıyor."},{"pos":"adj","definition":"Güçlükle çıkan ses","example":"Kısık ve kuru sesinde öldürme hırsının titreşimleri vardı."}]},"KISIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünü oluşturan parçaların her biri","example":"Makinenin çalışması için eksik olan kısım yerine takıldı."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri","example":null}]},"KISIMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tek elle avuçlamak","example":null}],"lemma":"kısımlamak"},"KISIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden el çekerek nefsine hâkim olmak","example":null}],"lemma":"kısınmak"},"KISINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden el çekerek nefsine hâkim olmak","example":null}]},"KISINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü gereksinimi karşılamada tutumlu davranma, kısma, azaltma","example":"Harb insanlaı birçok kısıntılara katlanmak zorunda bıraktı"}]},"KISIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Verimi olmayan veya az olan, yetersiz","example":"Tartışma kısır kalıyor, bir sonuca ulaştırmıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Üreme imkânı olmayan, döl vermeyen insan ve hayvan","example":"Çiftlikteki kısır inekleri diğerlerinden ayırdılar."}]},"KISIRGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Esirgeyip vermeyen","example":null},{"pos":"v","definition":"Esirgeyip bir şeyi vermekten çekinmek","example":null}]},"KISIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bunama, mahkûm olma vb. sebeplerden dolayı kanunun, bir kimsenin malını, parasını istediği gibi kullanmasına ve harcamasına engel olması","example":"Kısıtlama kararı sonrası, yaşlı kadının tüm finansal işlemleri yasal temsilcisine devredildi."},{"pos":"n","definition":"Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması","example":"Mahkeme, sanığa bazı kısıtlar getirerek haklarını geçici olarak askıya aldı."}]},"KISITLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir sınır içerisinde bırakmak, engellemek","example":"Pandemiden dolayı hükümütler ticari malların gümrükten geçişini kısıtladı ."},{"pos":"v","definition":"Medeni Kanun'a göre çeşitli haklarını kullanmaya yetkili olan kişinin bu haklarını mahkeme kararı ile elinden almak, haklarını kullanma bakımından kısıtlamak","example":"Sevgin rahatsız etti beni, özgürlüğümü kısıtladı."}],"lemma":"kısıtlamak"},"KISIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısma işi","example":"Yeşil gözlerini iki ince renk çizgisine çeviren bir kısışla güldü."}]},"KISKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tohumdan yetiştirilen ve tohumluk olarak kullanılan küçük soğan","example":null}]},"KISKAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine yabancı gelen bir kimseye, duruma veya şeye alışamamak, ısınamamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir bakımdan kendinden üstün gördüğü birinin bu üstünlüğünden acı duymak","example":"İyi insanlar kimseyi kıskanmazlar"}],"lemma":"kıskanmak"},"KISKANÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kıskanma huyunda olan kimse","example":null}]},"KISKAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi tutup sıkıştırmaya yarayan kerpeten, pense vb. araç","example":"Diş hekimi, kıskaç kullanarak dişi dikkatlice yerinden çıkardı."},{"pos":"n","definition":"Böceklerde besin maddelerini parçalamaya ve kendilerini savunmaya yarayan organ","example":"Deniz kenarında bu meşalelerle korkunç kıskaçlı büyük pavuryalar topladıkları görülüyor."}]},"KISKAÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kıskaç duruma gelmek","example":null}],"lemma":"kıskaçlamak"},"KISKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü maksatlarla iki şeyin arasına sokuşturulan, kıstırılan parça","example":null}]},"KISMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dar duruma getirmek, büzmek","example":"Ciğerleri kısıldı, soluğu kesilmeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Masraf, harcama ve benzerini azaltmak","example":"Kes üç kuruş ekmekten / Beş kuruş etten kıs"}]},"KISMEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bütün değil, bir bölüm olarak veya bazı bakımdan; bazı yönden","example":null}]},"KISMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç","example":"Her şeyin kısmet olduğuna inanarak, tüm zorluklara sabırla katlandılar."},{"pos":"n","definition":"Tanrı'nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu; nasip","example":"Bu çocuğun kısmeti açık olacak"}]},"KISMIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Elindeki parayı harcamaya kıyamayan","example":null}]},"KISMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin yalnız bir bölümünü içine alan, cüzi","example":null}]},"KISRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dişi at","example":"Kurt görmüş bir kısrak heyecanıyla haykıra haykıra kaçtı."}]},"KISSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisinden ders alınması gereken kısa hikâye","example":null}]},"KISTAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yarımadayı karaya bağlayan, iki yanı su, dar kara parçası","example":null}]},"KISTAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke","example":null}]},"KISTIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki şey arasında bırakarak sıkıştırmak","example":"Arabayı dar bir park yerine koyarak, diğer aracı kıstırmak zorunda kaldım."},{"pos":"v","definition":"Kaçamayacak bir duruma getirmek, kaçmayacak biçimde çembere almak","example":"Hırsızı çatı arasına kıstırdılar"}],"lemma":"kıstırmak"},"KIT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İhtiyaca yetmeyecek kadar az","example":"Bu yıl mahsul kıt"},{"pos":"adj","definition":"Az, yetersiz duygu, söz vb.","example":"Sözü kıt bir adamdı."}]},"KITA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzündeki altı büyük kara parçasından her biri","example":"Afrika kıtası, dünyanın en büyük ikinci kara parçasıdır."},{"pos":"n","definition":"Dört dizelik bölümlerden oluşmuş şiir veya şiir parçası","example":"Abdülkadir Efendi'nin yazdığı tarih kıtasını aynen buraya geçirmekte bir fayda yok."}]},"KITAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asker birlikleri","example":"Askerler, kıtaat olarak düzenlenmiş birliklerle savaşa hazır hale geldi."},{"pos":"n","definition":"Kıtalar; ana karalar","example":"Dünya, yedi kıtaatla çevrili büyük bir kara parçasıdır."}]},"KITAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele","example":"Devletler arasındaki kıtal, diplomatik ilişkilerin tamamen kesilmesinin ardından patlak verdi."}]},"KITIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Minder, yastık ve benzerini doldurmak için kullanılan ve bazen de sıvanın içine katılan keten ve kendir lifleri","example":null}]},"KITIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kıtıkla doldurmak","example":null}],"lemma":"kıtıklamak"},"KITIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz","example":"Onun kıtır sözleri, bizi sürekli yanıltıyordu, hiçbir zaman doğruluğundan emin olamadık."},{"pos":"n","definition":"Kuru ve gevrek ses","example":"Ekmeklerin kıtır kıtır sesi, mutfaktan duyuluyordu."}]},"KITIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kıtır\" diye ses çıkmak","example":"Şoför doğruldu, gerindi, kemikleri kıtırdadı"}],"lemma":"kıtırdamak"},"KITIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıtırdama sesi","example":null}]},"KITLAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük parçalara ayrılmış şekeri ağızda tutarak çay içme biçimi","example":null},{"pos":"adv","definition":"Küçük parçalara ayrılmış şekeri ağızda tutarak","example":null}]},"KITLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuraklık, savaş vb. sebeplerle ürünün yetişmemesi ve bundan doğan açlık","example":"Savaş nedeniyle kıtlık yaşanıyor, halk büyük bir açlık içinde."},{"pos":"n","definition":"Özellikle gıda maddelerinin ihtiyaca yetmeyecek derecede az olması","example":"Savaş nedeniyle kıtlık yaşanıyor, halk büyük bir açlık içinde."}]},"KIVAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıvılarda koyuluk, yoğunluk","example":"Çorbanın kıvamı tam tutmuş, ne çok koyu ne de çok sulu olmuş."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin en uygun zaman veya durumu","example":"Değirmende, daha sabahtan gönderilip hazırlanan yağlı bir oğlak çevirmesini tam kıvamında buldular."}]},"KIVAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir niteliği sebebiyle kendini yücelmiş sayarak bundan abartmalı bir biçimde söz etmek","example":"Başarılarıyla kıvanarak, sürekli kendini övmeye başladı."}],"lemma":"kıvanmak"},"KIVANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir niteliği sebebiyle kendini yücelmiş sayarak bundan abartmalı bir biçimde söz etmek","example":"Başarılarıyla kıvanarak, sürekli kendini övmeye başladı."}]},"KIVANÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku","example":"Onun başarısı, tüm takım için büyük bir kıvanç kaynağı oldu."},{"pos":"n","definition":"Övünülecek bir olaydan dolayı sevinme eylemi","example":"Kıvançla izlediğimiz o anı, herkes uzun süre hatırlayacak."}]},"KIVILCIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası","example":"Eşeledik külleri, kıvılcımlar parladı."},{"pos":"n","definition":"Güneş yüzeyinde görülen kesikli ışıma","example":"Güneşin yüzeyinde, kıvılcımlar gibi görünen ışımalar meydana geldi."}]},"KIVIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güç görünen bir iş veya durumu çözmek, başarmak","example":"Bu işi de kıvırdın, helal olsun."},{"pos":"v","definition":"Önceden belirlenmiş, tespit edilmiş görüş, düşünüş, amaç veya davranıştan ayrılmak","example":"Bu durum, onun daha önce söylediği şeylerden kıvırması anlamına geliyordu."}],"lemma":"kıvırmak"},"KIVIRCIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaprakları kıvırcık bir tür marul","example":"Salatada kullanılan kıvırcık marul, taze ve gevrektir."},{"pos":"adj","definition":"Küçük küçük kıvrımları olan","example":"Amcam ise kıvırcık saçlı, biraz daha uzun, sağlam ve kalınca yapılı, yüz çizgileri çok güzel bir gençti."}]},"KIVIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güç görünen bir iş veya durumu çözmek, başarmak","example":"Bu işi de kıvırdın, helal olsun."},{"pos":"v","definition":"Önceden belirlenmiş, tespit edilmiş görüş, düşünüş, amaç veya davranıştan ayrılmak","example":"Bu durum, onun daha önce söylediği şeylerden kıvırması anlamına geliyordu."}]},"KIVRA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere varmak için bulunduğu yerden ayrılarak yolculuğa başlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Buruşup toplanmak, kıvırcık duruma gelmek","example":"Kağıt yerde kıvranmış haldeydi, belli ki mektubu okumuştu."}],"lemma":"kıvramak"},"KIVRACIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çalışkan, becerikli, elinden iyi iş gelen","example":"O, her zaman kıvracık işler yaparak takımı sırtladı."},{"pos":"adj","definition":"Derli toplu ve işi kolay","example":"Iki göz odalı kıvracık tertemiz bir ev."}]},"KIVRAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tez iş gören, çabuk davranan, farfara, fırtına gibi","example":"Toplantıda kıvrak bir şekilde konuşarak herkesin dikkatini çekti."},{"pos":"adj","definition":"Güzel, gösterişli (erkek)","example":"O, kıvrak bir şekilde giyindi ve beş dakika içinde arabanın yanına geldi."}]},"KIVRAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere varmak için bulunduğu yerden ayrılarak yolculuğa başlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Buruşup toplanmak, kıvırcık duruma gelmek","example":"Kağıt yerde kıvranmış haldeydi, belli ki mektubu okumuştu."}]},"KIVRAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acılı durumda, üzüntü duymak","example":"Kaybolan kedisinin fotoğrafını görüp kıvranarak içi burkuldu."},{"pos":"v","definition":"Ağrı, sancı gibi bedensel veya korku, heyecan gibi ruhsal sebeplerle vücut eğilip bükülmek","example":"Zavallı sesini çıkarmıyor, ama kıvranıp duruyor"}],"lemma":"kıvranmak"},"KIVRANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kararsızlık; sıkıntı","example":"... ne yapacağını bilememenin kıvrantısı içinde..."}]},"KIVRIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş","example":"Sarı, uçları az kıvrık bıyıkları vardı."}]},"KIVRIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yolun yön değiştirdiği yer","example":"Yolun kıvrımında ayrılanlarla dönüp bakıştık."},{"pos":"n","definition":"Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu kat","example":"Yolda, eski taşların oluşturduğu her kıvrım, zamanın izlerini taşıyor."}]},"KIVRINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yolun yön değiştirdiği yer","example":"Yolun kıvrımında ayrılanlarla dönüp bakıştık."}]},"KIY":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acımayarak büyük bir kötülük etmek, eziyet çektirmek","example":"Gözleri yaşlıydı, ama ona kıymaktan başka çare yoktu."},{"pos":"v","definition":"Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğramak","example":"Soğanları iyice kıyıp, salataya eklemek için hazırladım."}],"lemma":"kıymak"},"KIYAFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysi, giyim","example":"Bayram için yeni kıyafet aldı."}]},"KIYAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıma duygusu veya vicdanı olmayan olmayan, başkalarına haksızlık eden","example":"Onun kıyak davranışları, çevresindeki herkesi zor durumda bırakıyordu."},{"pos":"n","definition":"Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu","example":null}]},"KIYAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kimsenin cebir ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmesi","example":"Kıyam sırasında halk, devletin baskıcı yönetimine karşı büyük bir direniş gösterdi."},{"pos":"n","definition":"Ayakta durma","example":"Uzun süre oturduktan sonra kıyam ederek biraz esnedi."}]},"KIYAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma, gürültülü karışıklık","example":"Mahalledeki kıyamet, herkesin birbirine girmesiyle iyice büyüdü."},{"pos":"n","definition":"Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu, çok üzüntü veren, acıklı yıkım","example":"Deprem ve sel felaketi, kasabada kıyamet gibi bir yıkıma yol açtı."}]},"KIYAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğru olarak kabul edilen iki yargıdan üçüncü bir yargı çıkarma temeline dayanan bir çıkarım yolu","example":"Mantıkta, doğru kabul edilen iki önermeden bir sonuç çıkarma işlemine kıyas denir."},{"pos":"n","definition":"Kişi ve nesnelerin benzer veya aynı yanlarını incelemek için kıyaslama","example":"Ailesinin o kişiyle devamlı kıyası canını iyiden iyiye sıkıyordu."}]},"KIYASEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kıyas edilerek, kıyas yoluyla","example":"Bu çözüm, önceki örneklerle kıyasen daha etkili görünüyor."},{"pos":"adv","definition":"Karşılaştırarak; oranlayarak","example":"Yaşı yetmişi bulmuştu, hâlâ dinç ve sağlıklı sayılırdı akranlarına kıyasen."}]},"KIYASIYA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok şiddetli, korku veren, dehşete düşüren","example":null}]},"KIYASLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kişi ve nesnelerin benzer veya ayrı yanlarını incelemek için kıyaslamak, mukayese etmek","example":null}],"lemma":"kıyaslamak"},"KIYASİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kurala göre yapılmış veya kurala uygun olan","example":"Bu uygulama, kıyasi bir şekilde yapılmış, bir sıkıntı olmaz."},{"pos":"adj","definition":"Uygulama ve benzetme ile elde edilen","example":"Kıyasi çözüm, önceki deneyimlerden elde edilen verilere dayanıyordu."}]},"KIYGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acıma duygusu olmama durumu","example":"Kendisinde hiçbir kıygı olmadığı için başkalarının acılarına kayıtsız kaldı."},{"pos":"n","definition":"Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum","example":"Onun kıygısı, zayıf birinin haksız yere zarara uğramasına sebep oldu."}]},"KIYGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Haksızlığa uğramış kimse","example":null}]},"KIYI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denizin ya da gölün karayla birleştiği yer","example":"Kıyıda yürüyüş yaptık."}]},"KIYIDAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı denizde kıyısı olan ülke","example":null}]},"KIYIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç","example":"Kıyığı elime aldığım gibi dikmeye başladım, gecemi gündüzüme kattım."},{"pos":"n","definition":"Çuval vb. dokumalar dikmekte kullanılan, ucu yassı ve eğri, büyük iğne","example":"Kıyık iğneyle çuvalı dikmeye başladım, her dikişi dikkatle attım."}]},"KIYILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kıyı boyunca gitmek","example":null}],"lemma":"kıyılamak"},"KIYIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıyma işi","example":"Bir kıyım ıspanak alabilir miyim?"},{"pos":"n","definition":"Kıyılma biçimi","example":"Bu tütünün kıyımı iri."}]},"KIYIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum","example":null},{"pos":"v","definition":"Ezilmiş veya kırılmış gibi bir duygu duymak","example":"Midem kıyındı. Vücudum kıyındı."}]},"KIYINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ezilmiş veya kırılmış gibi bir duygu duymak","example":"Midem kıyındı. Vücudum kıyındı."}]},"KIYINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açlık sebebiyle midede duyulan eziklik","example":"Midemde bir kıyıntı var."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir sebeple vücutta duyulan kırıklık","example":"Midemde bir kıyıntı var"}]},"KIYIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korkulması gereken bir işe korkmadan girişmek","example":"Zorlu projeye başlamak için kıyışmak gerekiyordu, ama sonunda o adımı attı."},{"pos":"v","definition":"Karşılıklı sözleşmek, anlaşıp karar vermek","example":"İki taraf da şartlarda kıyışarak, anlaşmazlıkları çözüme kavuşturdu."}],"lemma":"kıyışmak"},"KIYIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korkulması gereken bir işe korkmadan girişmek","example":"Zorlu projeye başlamak için kıyışmak gerekiyordu, ama sonunda o adımı attı."},{"pos":"v","definition":"Karşılıklı sözleşmek, anlaşıp karar vermek","example":"İki taraf da şartlarda kıyışarak, anlaşmazlıkları çözüme kavuşturdu."}]},"KIYMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çekilmiş et","example":"Dün akşam yemeği için kıyma aldım, börek yapmayı planlıyorum."},{"pos":"n","definition":"Küçük kuşbaşı etlerden kavrularak yapılmış kışlık kavurma","example":"Kış için hazırlanan kıyma, her yıl olduğu gibi büyük bir özenle kavrulmuştu."}]},"KIYMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acımayarak büyük bir kötülük etmek, eziyet çektirmek","example":"Gözleri yaşlıydı, ama ona kıymaktan başka çare yoktu."},{"pos":"v","definition":"Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğramak","example":"Soğanları iyice kıyıp, salataya eklemek için hazırladım."}]},"KIYMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değer, itibar","example":null}]},"KIYMIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok küçük ve sivri tahta, demir veya kemik parçası","example":null}]},"KIYTIRIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değersiz, bayağı, basit","example":null}]},"KIYYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"1283 gramlık veya 400 dirhemlik ağırlık ölçüsü birimi","example":null}]},"KIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dişi çocuk","example":"Oğlu savaşın birinde şehit düştü, iki kızı da evlenip ücra yerlere gittiler."},{"pos":"v","definition":"Duygu ve davranışlarını denetleyemeyecek duruma gelmek, öfkeli duruma geçmek","example":"O kadar kızdı ki, gözlerinden alevler çıkacak gibiydi."}]},"KIZAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kar veya buz üzerinde kayarak yol alan tekerleksiz taşıt","example":"Sokağa çıkıp tahta kızağıyla onu kaydırmak istedim."},{"pos":"n","definition":"Tersanelerde üzerinde gemi yapılan, onarılan veya gemiyi suya indirip sudan çıkarmaya yarayan ızgara","example":"Geminin bakımına başlanmadan önce kızağa alındı, tersanede büyük bir özenle onarılacak."}]},"KIZAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Taşıt fren görevini yerine getirdiği hâlde duramayıp kaymak","example":"Minibüs kızak yapmıştı ama işe yaramamıştı ."}],"lemma":"kızaklamak"},"KIZAMIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle küçük yaşlarda görülen, kuluçka dönemi bir iki hafta süren, bulaşıcı, ateşli, ufak kızıl lekeler döktüren hastalık","example":null}]},"KIZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük yaştaki erkek","example":"Mahalledeki kızan top oynarken pantolonunu çamura bulamış."},{"pos":"n","definition":"Çocuklarla birlikte aile topluluğu","example":"Düğün evine doluşan kızanlar, sohbetin ve ikramların tadını çıkarıyordu."}]},"KIZAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Meyve olgun duruma gelmek, belli bir tada kavuşmak","example":"Meyveler kızarmadan dalı üstünde soldu / Irmak yatağı kumsal, kırlar dikenlik oldu"},{"pos":"v","definition":"Kırmızı veya ona yakın bir renk almak","example":"Ufukta güneş batarken gökyüzü yavaş yavaş kızardı."}],"lemma":"kızarmak"},"KIZARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Meyve olgun duruma gelmek, belli bir tada kavuşmak","example":"Meyveler kızarmadan dalı üstünde soldu / Irmak yatağı kumsal, kırlar dikenlik oldu"},{"pos":"v","definition":"Kırmızı veya ona yakın bir renk almak","example":"Ufukta güneş batarken gökyüzü yavaş yavaş kızardı."}]},"KIZART":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok ısıtılmış yağda pişirmek","example":"Akşam yemeği için patates kızartacak."}],"lemma":"kızartmak"},"KIZARTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücutta kızarmış yer","example":null}]},"KIZCAĞIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisine karşı şefkat ve acıma duyulan kız","example":null}]},"KIZEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlilikte kız tarafı","example":null}]},"KIZGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok ısınmış, ısıtılmış veya kaynar","example":"Kızgın bir demire dökülen damla iz bırakmaz, buhar olur."},{"pos":"adj","definition":"Kızışmış olan, şiddetli, zorlu","example":"Çok kızgın bir fikir çarpışmasının üzerine gelmişim, kulak kesildim."}]},"KIZIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 derecede eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element","example":"Madendeki işçiler, kızıl madeni damarlar arasında çalışıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum düzeni yanlısı olan kimse","example":"Eski tartışmalar sırasında dedesi kızıl düşünceleri savunmuştu."}]},"KIZILCIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kızılcıkgillerden, yaprak açmadan çiçeklenen iri gövdeli bir ağaç","example":"Kızılcık ağaçları baharda çiçek açarken etrafı güzel bir koku sarardı."},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın güzün olgunlaşan, kırmızı, tek çekirdekli, reçeli ve şerbeti yapılan, buruk bir tadı olan yemişi","example":"Yazın sonlarına doğru kızılcıklar olgunlaşıp ağaçlardan düşmeye başladı."}]},"KIZILKÖK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kökboyasıgillerden, 1-2 metre uzunluğunda, çalı görünüşünde, gövdesi sert dikenli, kök sapları boyacılıkta kullanılan, çok yıllık bir bitki","example":null}]},"KIZILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden yansıyan hafif kızıl renk, solgun kızıl","example":"Bilirsin ki ciğer hastalığı çeken insanların yüzü daima bir kızıltı içindedir."},{"pos":"adj","definition":"Kızıltı renginde olan","example":null}]},"KIZILÇAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun boylu bir çam türü","example":"Kızılçamlar, ormanın yüksek tepelerinde göğe doğru uzanıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir tür orman ağacı","example":"Bölgedeki kızılçam ağaçları, rüzgarla birlikte ince ince hışırdıyordu."}]},"KIZILŞAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık eflatun renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kızılşap renginde olan","example":null}]},"KIZIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zorlu, sert bir durum almak, şiddetlenmek","example":"Yurtta seçim kampanyası kızışmıştır."},{"pos":"v","definition":"Hayvanın eş isteme zamanı gelmek","example":"Çiftlikteki koyunlar kızışmaya başlayınca sürüdeki davranışlar değişti."}],"lemma":"kızışmak"},"KIZIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kızışmış olan, şiddetli, zorlu","example":null}]},"KIZIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zorlu, sert bir durum almak, şiddetlenmek","example":"Yurtta seçim kampanyası kızışmıştır."},{"pos":"v","definition":"Hayvanın eş isteme zamanı gelmek","example":"Çiftlikteki koyunlar kızışmaya başlayınca sürüdeki davranışlar değişti."}]},"KIZKALBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şahteregillerden, kalp biçiminde pembe çiçekli bir süs bitkisi","example":null}]},"KIZMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duygu ve davranışlarını denetleyemeyecek duruma gelmek, öfkeli duruma geçmek","example":"O kadar kızdı ki, gözlerinden alevler çıkacak gibiydi."},{"pos":"v","definition":"Hayvanın eş isteme zamanı gelmek","example":"Bozkırda koyunlar kızmaya başlayınca erkek koyunlar birbirine yaklaştı."}]},"KIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer","example":"Çok uzun süre oturunca kıçım ağrımaya başladı."},{"pos":"n","definition":"Deniz teknelerinin arka tarafı","example":"Yavaşça ilerlerken, teknedeki herkes kıç tarafına geçip daha iyi yer kapmaya çalıştı."}]},"KIÇÜSTÜ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kıçı yere gelmiş durumda","example":"Kazara çarptım herifçioğluna, koyduğu şeytan minarelerinin üstüne kıçüstü düşüverdi."}]},"KIĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyun, keçi veya deve pisliği","example":null}]},"KIĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyun, keçi veya deve pisliği","example":null}]},"KIĞILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Koyun, keçi, deve pislemek","example":null}],"lemma":"kığılamak"},"KIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey yarım kürede 22 Aralık - 21 Mart tarihleri arasındaki zaman dilimi, sonbaharla ilkbahar arasındaki soğuk mevsim","example":"Kıştı. Yerler iki karış kar tutmuştu."},{"pos":"n","definition":"Çok soğuk hava","example":"Dışarıda kış çok sertti, kar yağışı ve rüzgarla birlikte her şey donmuştu."}]},"KIŞIN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kış mevsiminde, kış süresince","example":"Cuma ve pazartesi geceleri, kışın Aksaray'daki evimizde boza partisi verilirdi."}]},"KIŞIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm","example":null}]},"KIŞKIRT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kümes hayvanlarını ürkütüp kaçırmak","example":"Çocuk, tavukları kışkırtarak kümesten dışarı kaçmalarına neden oldu."},{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi kötü bir iş yapması için harekete geçirmek, tahrik etmek","example":"Sloganları etrafına toplanan kalabalığı daha da kışkırttı, dükkanlara saldırmaya kalktılar."}],"lemma":"kışkırtmak"},"KIŞKIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kışkırtma işi","example":null}]},"KIŞKIŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Genellikle kümes hayvanlarını \"kış kış\" diye kovalamak","example":null}],"lemma":"kışkışlamak"},"KIŞLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Askerlerin toplu olarak barındıkları yapılar bütünü","example":"Gece gündüz kışlada kaldığımızdan sivil hayat ile temasımız pek azdı."},{"pos":"v","definition":"Kışı bir yerde geçirmek","example":"Armudu taşlayalım / Dibinde kışlayalım"}]},"KIŞLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kışın barınılan yer","example":"Kışın soğuktan korunmak için dağ köyündeki kışlakta kaldılar."},{"pos":"n","definition":"Kışın orduların, göçebe oymakların hayvanlarıyla birlikte yayladan inip konakladıkları yer","example":"Göçebe topluluklar, kışlaklarına yerleşerek kış boyunca burada kaldılar."}]},"KIŞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kışı bir yerde geçirmek","example":"Armudu taşlayalım / Dibinde kışlayalım"},{"pos":"v","definition":"Kış olmak","example":"Bu yıl erken kışladı."}]},"KLAKSON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıtlarda, bisikletlerde sesle işaret vermek için kullanılan ve içinden hava geçirilerek çalınan boru","example":"İki klakson sesi durgunluğu iki yerinden bıçakladı."}]},"KLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk","example":null}]},"KLAPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakanın göğse doğru inen devrik bölümü","example":null}]},"KLARNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahtadan, metal perdeli, orkestrada önemli yeri olan bir üflemeli çalgı","example":"Önce klarnetle ezgisini çalar, arkasından gür bariton sesiyle bir dörtlük söylerdi."}]},"KLAS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Seçkin, üstün nitelikli","example":"Çok klas bir davranıştı."}]},"KLASMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok şey arasında, birbirine eşit ya da benzer olanları kümelere ayırma işi","example":null}]},"KLASÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılı kâğıtları düzenli ve sıralı bir biçimde korumak için kullanılan mukavva veya plastikten telli kap","example":"Ödevlerimi ve notlarımı kaybetmemek için her birini farklı klâsörlere yerleştiriyorum."}]},"KLASİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geleneğe dayanan, gelenekle ilgili olan, yenilik getirmeyen","example":"Ailenin iş yerinde klasik yöntemlerle çalışılmaya devam ediliyordu, yenilik yapılmıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Eski Yunan ve Roma çağı dili ve sanatı ile ilgili olan","example":"Klasik eserlerin oynandığı bir millî tiyatroları yok."}]},"KLAVSEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Piyanoya benzer, klavyeli ve telli bir çalgı","example":null}]},"KLAVYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parmaklarla hareket ettirilen piyano, org vb. çalgılarda veya yazı ve hesap makinelerinde değişmez bir eksen çevresinde inip kalkabilen, istenilen işe göre düzenlenmiş bazı mekanizmaları çalıştıran kaldıraç kollarının, tuş sıralarının bütünü","example":null}]},"KLON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı canlıdan eşeysiz olarak üreyen canlı","example":null}]},"KLONLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aynı canlıdan eşeysiz olarak üremek","example":null}],"lemma":"klonlamak"},"KLOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 17, atom ağırlığı 35,5 olan, normal sıcaklıkta gaz durumunda bulunan, halojenlerden bir element","example":null}]},"KLORLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Mikroplardan arındırmak amacıyla suya düşük oranda klor katmak","example":"Belediye, içme suyunu klorlayarak mikroplardan arındırmayı hedefliyor."},{"pos":"v","definition":"Özellikle yünlü kumaşlara, ipliklere parlaklık vermek için klor gazına tutmak","example":"Yeni yapılan halılar, parlaklık kazandırmak için klorlanmıştı."}],"lemma":"klorlamak"},"KLOROFİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren madde","example":"Yeşil alanların, parkların, koruların klorofili kirli havayı süzer, temizler."}]},"KLOROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaprakların sarımtırak bir renk aldığı bitki hastalığı; sararma hastalığı","example":"Bahçedeki güller kloroz nedeniyle sararmaya başladı, toprağa mineral takviyesi yapmamız gerekti."},{"pos":"n","definition":"Kanda alyuvar sayısının azalmasından ileri gelen, genellikle genç kızlarda görülen kansızlık","example":"Doktor, hastasına kloroz teşhisi koyarak demir takviyesi önerdi."}]},"KLORÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klorun, oksijen ve flor dışındaki element veya birleşiklerle yaptığı birleşik","example":null}]},"KLORİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Klorik asit","example":null}]},"KLOZET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine oturularak kullanılan kapaklı tuvalet","example":null}]},"KLOŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alt tarafı çan biçiminde genişleyen etek","example":null}]},"KLÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu, bir kıvrımı keserek iki yandaki çukurlukları birleştiren, dar ve boğaz biçimindeki vadi","example":null}]},"KLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünden ayrılmış olan parça; kısım","example":"O proje, grubun bir klik olarak çalıştığı küçük bir parçasını oluşturuyordu."}]},"KLİMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soğuk veya sıcak hava vererek kapalı bir yerin havasını değiştiren elektrikli araç","example":null}]},"KLİNKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çimento yapımında fırından ezilmeden çıkan pişirme ürünü","example":null}]},"KLİNİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastanın bakıldığı, muayene edildiği yer","example":"Onu, anlamını yitiren kliniğe ayaklarının alışkanlığı götürüyordu."},{"pos":"n","definition":"Hekim olacak öğrencilerin hasta başında uygulamalı olarak ders gördükleri hasta koğuşu","example":"Tıp öğrencileri, klinikte hasta başında uygulamalı eğitim alıyorlar."}]},"KLİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle televizyonda gösterilmek üzere hazırlanan, bir müzik parçasını görüntü eşliğinde veren film","example":null}]},"KLİPS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaylı bir pensle tutturulmuş küpe, iğne vb","example":null}]},"KLİŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baskıda kullanılmak amacıyla, üzerine kabartma resim, şekil, yazı çıkarılmış metal levha","example":"Klişecilik sanatını usta bir klişeci kadar bildiği hatta kendisi de klişe yaptığı için, siyah ve beyazın tonlarını son derece hünerle kaynaştırır."},{"pos":"adj","definition":"Basmakalıp söz, görüş vb.","example":null}]},"KOALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avustralya'da yaşayan, okaliptüs yapraklarıyla beslenen, yaklaşık 80 santimetre boyunda, otçul, kuyruksuz, keseli, tüyleri soluk boz veya sarımsı renkte olan bir memeli türü","example":null}]},"KOAPTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri bezle kaplanan levha","example":null}]},"KOBALT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 27, atom ağırlığı 59 olan, boyacılıkta kullanılan, nikel ve demire benzeyen, gümüş renginde bir element","example":null}]},"KOBAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kobaygillerden, bilimsel araştırmalarda kullanılan bir deney hayvanı","example":"Laboratuvarda yapılan araştırmalar için kobay olarak seçilen tavşanlar, yeni ilaçları test etmek için kullanıldı."},{"pos":"n","definition":"Deney konusu","example":"Yeni ürünün piyasaya sürülmesinde, birkaç ay boyunca kullanıcılar kobay olarak denendi."}]},"KOBRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kobragillerden, Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok zehirli, kızıl, esmer ve sarı renklerde bir yılan türü","example":null}]},"KOCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kadının evlenmiş olduğu erkek","example":"Bütün kadınlar gibi aklınca bu yolla kocasını zevksizlikle suçluyordu."},{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":null}]},"KOCABAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ispanakgillerden, etli kökünden şeker elde edilen bir yıllık tarım bitkisi","example":"Yükselen sıcaklıklarla birlikte kocabaş bitkileri, tarım alanlarında hızla büyüdü, şeker fabrikasına gitmek için hasata hazır."},{"pos":"n","definition":"Eti, sütü ve derisinden yararlanılan sığır, manda vb. hayvanların genel adı","example":"Kocabaş sürüleri ne kışlaklarda ne yaylaklarda beslenebiliyordu."}]},"KOCABAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse","example":null}]},"KOCAELİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"KOCAKARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuğunu dünyaya getiren kadın","example":null},{"pos":"n","definition":"Yaşlı kadın","example":"Kocakarının trenin arkasından ağzıyla uluyarak koşan hayali bir rüya gibi oldu."}]},"KOCAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":null}],"lemma":"kocalmak"},"KOCALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":null}]},"KOCAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":null}]},"KOCAMAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan","example":"Kocaman bir çanta alarak alışverişe çıktım, her şeyimi içine sığdırabildim."},{"pos":"adj","definition":"Yaşça büyük olan","example":"Kocaman çocuk oldun, artık dişlerini kendin fırçalayabilirsin."}]},"KOCAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kocamasına yol açmak","example":null}],"lemma":"kocatmak"},"KOCATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kocamasına yol açmak","example":null}]},"KOD":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şifre; bilgisayar programının yazısı","example":"Kapının kodunu unuttu."}]},"KODAMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir topluluğun önemli, sözü dinlenir, saygın kişisi","example":null}]},"KODEKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlaçların formüllerini gösteren resmî kitap","example":null}]},"KODES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tutukluların kapatıldığı yer","example":null}]},"KODEİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Afyondan çıkarılan ve öksürüğü kesmeye yarayan bir alkaloit","example":null}]},"KODLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Harf harf söylemek","example":"Öğretmen, öğrencilerin ezberlemesi için harf harf kodlama yöntemiyle kelimeleri söyledi."},{"pos":"v","definition":"Bir veya daha fazla sıra numarasıyla göstermek, numara koymak","example":"Veritabanında her ürün için ayrı bir kodlama yaparak sistemin düzenini sağladı."}],"lemma":"kodlamak"},"KODLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Harf harf söylemek","example":"Öğretmen, öğrencilerin ezberlemesi için harf harf kodlama yöntemiyle kelimeleri söyledi."},{"pos":"v","definition":"Bir veya daha fazla sıra numarasıyla göstermek, numara koymak","example":"Veritabanında her ürün için ayrı bir kodlama yaparak sistemin düzenini sağladı."}]},"KOF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görevini yapacak yeterli gücü olmayan","example":"İşi buraya kadar getirdik, tam oldu derken mühendis kof oldu."},{"pos":"adj","definition":"Çürük, temelsiz, boş","example":"Bu yapı, zamanla kof hale gelmiş ve neredeyse tamamen yıkılmıştı."}]},"KOFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hasır otugillerden, bataklıklarda yetişen düz, ince uzun ve dayanıklı olan yaprakları kıtık yapmaya, hasır ve zembil örmeye yarayan bir saz","example":null}]},"KOFANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lüfer balığının irisi","example":null}]},"KOFRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bina girişlerinde elektrik şebeke hattını sigorta sistemi ile düzenleyen kutu","example":null}]},"KOFTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sahtekâr, dolandırıcı kimse","example":"Kofti ne kanundan kaçar ne nizamdan; kanunu da nizamı da kendisine uydurur."},{"pos":"n","definition":"Değersiz, işe yaramaz kimse","example":"Devlet iş sahaları açmazsa böyle koftiler türer, iş kıtlığında iş icat etmeye çalışırlar."}]},"KOFUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitki hücreleri yaşlandıkça plazmalarında oluşan ve içi hücre suyu ile dolu olan boşluk","example":null}]},"KOGNİTİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilişle ilgili, zekânın işleyişiyle ilgili","example":null}]},"KOHENİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gök taşlarında bulunan demir, nikel ve kobalt karbür","example":null}]},"KOHEZYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sosyal grup içinde kişileri bir merkez etrafında toplama","example":"Takımın başarısı, aralarındaki güçlü kohezyon sayesinde mümkün oldu."},{"pos":"n","definition":"Moleküller arasındaki çekim kuvveti","example":"Su damlasının yüzeyinde kohezyon kuvveti, damlanın dağılmasını engeller."}]},"KOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, birleşiminde kömürden çok daha az oranda uçucu madde bulunan katı yakıt","example":null},{"pos":"v","definition":"Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, pis kokmak","example":"Bir çadıra konmuş, ağzı odunla açık tutulan bu köpek balığı kokuncaya kadar halkla gösterildi."}]},"KOKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki çeneklilerden, çiçekleri küçük ve sarımtırak, zeytine benzer meyvesi kırmızı renkte olan, yapraklarından kokain çıkarılan, en çok Peru'da yetişen bir bitki","example":"Koka bitkisi, And Dağları'nın eteklerinde doğal olarak yetişir."},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin yapraklarından çıkarılan madde","example":"Bazı kişiler, koka yapraklarından elde edilen maddelerin yasa dışı kullanımına karşı mücadele ediyor."}]},"KOKAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötü, pis kokan","example":"Üstleri yosunlu, içleri böcekli bu durgun, kokak sular insandaki içmek isteğini kesiyor."}]},"KOKARCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etoburlardan, orta boyda, kendini korumak için düşmanına kötü kokulu sıvı fışkırtan, ince uzun bir kürk hayvanı","example":null}]},"KOKART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret","example":"Askeri geçitte, her askerin şapkasında farklı renklerde kokartlar vardı."},{"pos":"n","definition":"Belli bir topluluğa özgü olan işaret","example":"O kokart, sadece bu gruba ait olan üyeleri tanımak için kullanılıyordu."}]},"KOKETRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel, zarif, modaya uygun olma yada giyinme durumu","example":"Yeni koleksiyondaki elbiseler, koketriyi seven kadınlar için özel olarak tasarlanmıştı."},{"pos":"n","definition":"Beğenilme merakı","example":"Elbiseyi, öyle bir hüner ve koketri ile tutardı ki en usta terzinin makasından çıkmış mantodan daha zarif olurdu."}]},"KOKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kokusunu duymak için bir şeyi burnuna yaklaştırmak veya bir yerin havasını içine çekmek","example":"Şu gülü bir koklasan ..."}],"lemma":"koklamak"},"KOKLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kokusunu duymak için bir şeyi burnuna yaklaştırmak veya bir yerin havasını içine çekmek","example":"Şu gülü bir koklasan ..."}]},"KOKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, pis kokmak","example":"Bir çadıra konmuş, ağzı odunla açık tutulan bu köpek balığı kokuncaya kadar halkla gösterildi."},{"pos":"v","definition":"Kokusunu duymak için bir şeyi burnuna yaklaştırmak veya bir yerin havasını içine çekmek","example":"Şu gülü bir koklasan ..."}]},"KOKONA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süsüne düşkün kadın","example":"Mahalledeki kokonalar, her zaman şıklıklarıyla dikkat çekerdi."},{"pos":"n","definition":"Hristiyan kadını","example":"O eski zamanlarda kokonalar, dinî etkinliklerde de her zaman öndeydiler."}]},"KOKOREÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şişe sarılarak kor ateşte kızartılan, kuzu bağırsağından yiyecek","example":null}]},"KOKOROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sivri uçlu uzun şey","example":"Yeni bir sivri kokoroz almak için pazara gittim."},{"pos":"n","definition":"Çirkin kimse","example":"O, herkesin arkasından konuşan çirkin bir kokorozdu."}]},"KOKOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oynak, açık saçık kadın","example":null}]},"KOKOZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçinmekte çok sıkıntı çeken","example":null}]},"KOKOZLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Parasını tüketmek; parasız kalmak","example":null}],"lemma":"kokozlanmak"},"KOKOŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşırı süslü, birbirine uyumsuz giysiler giymeyi seven","example":null}]},"KOKPİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uçakların ön tarafında pilot ile uçuş teknisyeninin bulunduğu, uçağın yönetildiği özel bölüm","example":null}]},"KOKTEYL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi","example":"Bu yeni madde, bir kokteyl gibi birleşiyor fakat kimyasal bir reaksiyon yaratmıyordu."},{"pos":"n","definition":"Türlü içkiler karıştırılarak yapılan içki","example":"Barın en popüler kokteyli, limon ve nane karışımıydı."}]},"KOKU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesnelerden yayılan küçücük zerrelerin burun zarı üzerindeki özel sinirlerde uyandırdığı duygu","example":"Çöp kokusuyla beraber mutsuzluğu da artıyordu günbegün."},{"pos":"n","definition":"Güzel kokmak için sürülen esans","example":"Devamlı kullanabileceği hafif bir koku almak için tüm parfümeriyi gezdik."}]},"KOKURDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalkerli ve karstik özelliği ağır basan yerlerde çukurlukları bol, engebeli arazi","example":null}]},"KOKUT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bozulup kokmasına sebep olmak","example":"Dondurucu bozulunca içinde ne var ne yoksa kokutmuş."},{"pos":"v","definition":"Hoş olmayan bir koku bırakmak","example":"Bebeğin altını burada değiştirmiş, odayı kokutmuş."}],"lemma":"kokutmak"},"KOKUTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bozulup kokmasına sebep olmak","example":"Dondurucu bozulunca içinde ne var ne yoksa kokutmuş."},{"pos":"v","definition":"Hoş olmayan bir koku bırakmak","example":"Bebeğin altını burada değiştirmiş, odayı kokutmuş."}]},"KOKUŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, pis kokmak","example":"Bir çadıra konmuş, ağzı odunla açık tutulan bu köpek balığı kokuncaya kadar halkla gösterildi."},{"pos":"v","definition":"Kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulmak","example":"Toplumun değerleri zamanla kokuştu ve eski düzen tamamen bozuldu."}],"lemma":"kokuşmak"},"KOKUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, pis kokmak","example":"Bir çadıra konmuş, ağzı odunla açık tutulan bu köpek balığı kokuncaya kadar halkla gösterildi."},{"pos":"v","definition":"Kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulmak","example":"Toplumun değerleri zamanla kokuştu ve eski düzen tamamen bozuldu."}]},"KOKUŞUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çürüyüp bozularak kötü kokan","example":"Kokuşuk biber kadar kötü kokan daha ne vardır acaba?"},{"pos":"adj","definition":"Kokuşmuş, bozulmuş olan","example":"Güngörmez, rutubetli mezbele hâlini almış müteaffin aralıklardan sefaletin kokusu sızıyordu."}]},"KOKİMBİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidratlı doğal demir sülfat","example":null}]},"KOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omuzdan ele kadar olan organ","example":"Kolunu havaya kaldırdı."}]},"KOLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılan içecek","example":"Yaz sıcağında bir bardak soğuk kola içmek iyi geldi."},{"pos":"n","definition":"Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki","example":"Aktar, uykusuzluğu gidermek için kola çekirdeklerini önerdi."}]},"KOLAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaş, tahta vb. malzemelerle yapılan, kâğıt veya kartona yapıştırılan resim","example":null}]},"KOLAJEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hareket sisteminin yapı taşlarını, özellikle kemik, lif ve eklemleri oluşturan protein","example":null}]},"KOLALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gömlek, örtü vb. şeyleri, sert ve parlak olması için kolalı suya batırıp ütülemek","example":"Yaşmak kolalamak ve ütülemek kolay işlerden değildir."}],"lemma":"kolalamak"},"KOLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yünden veya iplikten yapılmış, üzeri işli ince kuşak","example":"Geleneksel elbiselerin beline ince işli bir kolan bağlanmıştı."},{"pos":"n","definition":"At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer","example":"Adam döndü, beygirinin semerini almak için kolanını çözmeye başladı."}]},"KOLAY":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıkıntı çekilmeden, güçlükle karşılaşmadan yapılan, eziyetsiz, emeksiz","example":null},{"pos":"adv","definition":"Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basit","example":"Yolu bulmak kolay oldu."}]},"KOLAYDA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kolayca alınabilecek yerde, hazırda","example":null}]},"KOLAYLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi bitirmek üzere olmak, bir işin sonuna yaklaşmak","example":"Beraber otururuz, ben de yazılı yoklamaları kolaylarım."}],"lemma":"kolaylamak"},"KOLAÇAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir amaçla çevreyi dolaşıp pek belli etmeksizin gözden geçirme","example":"Şunları bir kolaçan edeyim"}]},"KOLAĞASI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı ordusunda yüzbaşı ile binbaşı arasında yer alan rütbe","example":"Karşı taraftan konuşanın kolağası Mustafa Kemal oluşu hepsini çileden çıkarır."}]},"KOLBASTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güreşte ayağı kapılan güreşçinin, rakibinin ayağını tutmasıyla ortaya çıkan geçersizlik durumu","example":null}]},"KOLBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta oyununda kolun başında olan ve kola adını veren oyunları düzenleyen, yöneten kimse","example":"Orta oyununun en önemli figürü olan kolbaşı, oyunları yöneten kişiydi."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kola başkanlık eden kimse; kol başkanı","example":"Toplantıya kolbaşı olarak katıldı ve bütün düzeni sağladı."}]},"KOLCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi korumak için bekleyen veya güvenlik amacıyla dolaşan görevli","example":"O mahalledeki kolcu, her gece sokakları kontrol ederdi."},{"pos":"n","definition":"Hizmetçilere çalışacak ev bulan kimse","example":"Kapı önünde durup, hizmetçiye iş bulmak isteyen kolcu iş arıyordu."}]},"KOLDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İş arkadaşı","example":null}]},"KOLEDOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karaciğer ve öd kesesi kanallarının birleşmesinden oluşan, safrayı bağırsağa veren kanal","example":null}]},"KOLEJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğretim programında yabancı bir dil öğretimine ağırlık veren okul","example":"Yabancı dil öğretimine büyük önem veren kolej, öğrencilere dünya çapında fırsatlar sunuyor."},{"pos":"n","definition":"Bazı meslek okullarına verilen ad","example":"Polis koleji. Sağlık koleji."}]},"KOLEKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik dinamolarında, hareketli bölümün üzerindeki iletken devrelerde oluşan akımı toplayıp tek bir devreye veren araç","example":"Elektrik santralindeki kolektör, jeneratörden gelen elektrik akımını düzgün bir şekilde topladı."},{"pos":"n","definition":"Atık suların akmasını sağlayan boru","example":"Yeni inşa edilen binada, kolektör boruları suyun düzgün şekilde akmasını sağlamak için yerleştirildi."}]},"KOLEKTİF":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Birlikte, el birliğiyle","example":null},{"pos":"adj","definition":"Birçok kimseyi veya nesneyi içine alan, birçok kişi ve nesnenin bir araya gelmesi sonucu olan","example":"Kolektif bir görüş rahatlığı insanı düşündürmekten kurtarır."}]},"KOLERA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağırsakları etkileyen, salgın yapabilen ağır bir hastalık","example":null}]},"KOLHOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rusya'da köylülerin ortak olarak çalıştıkları tarım işletmesi","example":null}]},"KOLLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek","example":"O her vakit zayıfları, düşkünleri kollar"},{"pos":"v","definition":"Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek","example":"Kocamı kıskanıyor, aradan atmak için vesileler kolluyormuş."}],"lemma":"kollamak"},"KOLLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek","example":"O her vakit zayıfları, düşkünleri kollar"},{"pos":"v","definition":"Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek","example":"Kocamı kıskanıyor, aradan atmak için vesileler kolluyormuş."}]},"KOLLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gömleğin kol ağzına geçirilen, genellikle çift katlı kumaştan yapılan iliklenen bölüm","example":"Frenk gömleğinde, bazen bileklerinden ellerinin üstüne düşen yuvarlak, katı, kolalı kollukları vardı."},{"pos":"n","definition":"İş yaparken giysiyi korumak için bilekten dirseğe kadar kola geçirilen, ekseri koyu renkli bir kumaştan dikilmiş parça","example":"Bahçede çalışırken kollukları takarak kollarımı kirlenmekten korudum."}]},"KOLODYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fotoğraf makinesi camı yapımında ve cerrahlıkta kullanılan, alkolle eter karışımı içinde sıvı durumuna getirilen nitroselüloz","example":null}]},"KOLOFAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çam sakızının damıtılmasıyla oluşan, saydam, sarı renkli reçine","example":"Resim sanatçısı, boyaların parlaklığını artırmak için kolofan ekledi."},{"pos":"n","definition":"Hidratlı doğal kalsiyum sülfat","example":"Kolofan, inşaat sektöründe alçı yerine kullanılan bir bileşen olarak kullanılır."}]},"KOLOKYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı","example":"Ekonomi profesörleri, güncel kriz üzerine yapılan kolokyumda fikirlerini paylaştılar."},{"pos":"n","definition":"Doçentlik sözlü sınavı","example":"Üniversitedeki kolokyumda, doçentlik için son adım atılacaktı."}]},"KOLON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir maddeden yapılan, üstünde sütun başlığı denilen çıkıntılı bir bölüm olan, genellikle bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek","example":"Antik tapınakta yüksek kolonlar, yapıyı ayakta tutan önemli unsurlardı."},{"pos":"n","definition":"Kalın bağırsağın gödenden önceki bölümü","example":"Kolon bölgesindeki rahatsızlıklar, mideye kadar yansıyan ciddi bir sorundu."}]},"KOLONYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde, limon, lavanta, tütün vb. bitkilerin yağı bulunan, hafif kokulu alkollü bir madde","example":"O giderken yanaklarına, ellerine kolonya sürdürdü."}]},"KOLONYAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sömürgeyle ilgili","example":"Kolonyal yönetim, sömürgeler üzerindeki baskıcı kontrolü sürdürüyordu."},{"pos":"adj","definition":"Sömürgede yaşayan","example":"Kolonyal dönemde, yerli halkın yaşamı büyük ölçüde sömürge yönetimi tarafından şekillendiriliyordu."}]},"KOLONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devletin kendi ülkesinin sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği ekonomik veya siyasal çıkarlar sağladığı ülke","example":"19. yüzyılda birçok Avrupa ülkesi, Afrika'da büyük koloniler kurarak kaynaklarını sömürüyordu."},{"pos":"n","definition":"Birlik durumda yaşayan aynı türden organizmaların oluşturduğu topluluk","example":"Karıncalar, koloniler halinde organizasyon içinde çalışan sosyal böceklerdir."}]},"KOLORDU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değişik sayıda tümen ve savaş destek birliklerinden kurulu büyük askerî birlik","example":"Kurmay başkanının ailesi, dün kolorduya gideceklerini söylediler."}]},"KOLOİDAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zamk, jelatin yapısında olan, koloit nitelikleri taşıyan","example":null}]},"KOLOİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Jelatin niteliğinde olan ve suda dağılmışı zarlardan geçmemekle billursulardan ayırt edilen maddelerin genel adı","example":null}]},"KOLPO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun","example":"Şirketin içinde dönen kolpo, yöneticilerin gözünden kaçmamıştı."},{"pos":"n","definition":"Bilardo oyununda vuruş","example":"Bilardoda, başarılı bir kolpo yaparak topu düzgün şekilde yerleştirdi."}]},"KOLTUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye","example":"Ta yan beline kadar gömüldüğü koltuğunun içinden ileriye doğru uzandı."},{"pos":"n","definition":"Elinden tutma, destek, yardım","example":"Babasının koltuğuyla sırtı yere gelmez."}]},"KOLTUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini, yüzüne karşı gereğinden çok övmek, ilgi göstermek veya bunun için onursuzca davranmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Koltuğu altına almak","example":"Tablolarını koltuklayarak İstanbul'a dönerken, Etimesgut köyünün elektriklerini görmüş."}],"lemma":"koltuklamak"},"KOLYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucuna süs eşyaları konularak boyna takılan takı","example":"Mercandan bir kolye ile mercan küpeler takmıştı."}]},"KOLYOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uskumrugillerden, uzunluğu 30-35 cm olan, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan bir balık türü","example":null}]},"KOLZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turpgillerden, yağlı tohumlarından elde edilen yağ, yapay kauçuk yapımında kullanılan mevsimlik bitki","example":null}]},"KOLÇAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnız başparmağı ayrı, diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven","example":"Kışın soğuk havalarda kolçaklar ellerimi sıcak tutuyor."},{"pos":"n","definition":"Belli bir amaçla kola geçirilen enli, işaretli bağ","example":"Bahçıvan, elleriyle çalışırken kolçakları sıyırarak toprağı kazıyordu."}]},"KOLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Posta paketi","example":"Kargo şirketi, önemli belgeleri hızlıca teslim etmek için koli gönderdi."},{"pos":"n","definition":"İçinde türlü eşya bulunan çeşitli büyüklükte paket","example":"Üst üste yığılmış kutular, açılmamış koliler arasında üstünkörü bir yaşam, geçici ve idareten."}]},"KOLİBRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kolibrigillerden, Amerika'da yaşayan, çok renkli, geriye doğru uçma özelliği olan, uzun gagalı, küçük göçmen kuş","example":null}]},"KOLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalın bağırsakta, genellikle karın boşluğunda aralıklı duyulan güçlü sancı","example":null}]},"KOLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalın bağırsak iltihabı","example":null}]},"KOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarım yapılan, hayvan yetiştirilen, çalışanlarının da oturması için evler bulunan geniş toprak parçası","example":"Büyük bir çiftlik olan komda, hem tarım yapılıyor hem de çalışanlar için evler bulunuyordu."},{"pos":"n","definition":"Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer","example":"Koyun nasıl olduysa komdan kaçmış, yakalayıp geri sokana kadar epey uğraştık."}]},"KOMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı hastalıklar sırasında görülen anlama, duyma ve hareketin büsbütün veya az çok kaybolmasıyla beliren derin dalgınlık durumu","example":"Hastalık nedeniyle komaya giren hasta, uzun süre bilinçsiz kaldı."},{"pos":"n","definition":"Eski Yunanlarda, eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralık","example":"Eski Yunan müziğinde, koma, sesler arasındaki en küçük aralığı tanımlıyordu."}]},"KOMANDO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Askerliğini komando olarak yapan er","example":"O, askerlik hizmetini komando olarak tamamladı ve büyük bir cesaretle görev yaptı."},{"pos":"n","definition":"Özel yetiştirilmiş askerlerden oluşan birlik","example":"Komando birlikleri, zorlu koşullara dayanıklı ve hızlı hareket edebilen özel eğitilmiş askerlerden oluşur."}]},"KOMANDİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir komandit şirket sermayesinin bir veya birçok ortak tarafından sağlanan bölümü","example":null}]},"KOMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Anadolu dağlarında yetişen, 3-5 metre boyunda, kışın yapraklarını dökmeyen, iri ve mor çiçekleri olan bir ağaç","example":null}]},"KOMBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Isıtmada kullanılan yakıtı düzenli ve ayarlı biçimde yakan araç","example":null}]},"KOMBİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birkaç sanayi kurumunun tek yönetimde birleşmesi","example":"Kombina, çeşitli sanayi kurumlarının tek çatı altında birleşerek daha verimli çalışmasını sağladı."},{"pos":"n","definition":"Birleştirilmiş et tesisi","example":"Şirket, yeni bir et kombinası kurarak üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor."}]},"KOMBİNE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir araya getirilmiş, düzenlenmiş, toplu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir spor dalında değişik türdeki yarışmaların sonuçlarına göre birleştirilmiş derecelendirme, toplam puana göre değerlendirme","example":null}]},"KOMBİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dış odun ile kabuk arasında bulunan, ağacın yaşamasını ve büyümesini sağlayan bölüm","example":null}]},"KOMEDYEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güldürü oyuncusu","example":"Babası büyük sahne üstadı, eşsiz komedyen Fehim Efendi idi."},{"pos":"adj","definition":"Sözleri, davranışları yalan ve yapmacık olan kimse","example":"İnsanlar onun yapmacık tavırlarını komedyenlik olarak görse de, aslında kimse onu ciddiye almıyordu."}]},"KOMEDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalın güldürme ögelerinden yararlanan, bazen inanırlığın sınırını aşan, güldürmeyi amaç edinen sahne eseri","example":"Sahnedeki komedi oyunu, izleyiciyi kahkahalara boğarak büyük ilgi gördü."},{"pos":"n","definition":"Gülmeye sebep olan olay veya olaylar","example":"O sabahki olay tam bir komedi gibiydi, herkes şaşkın ve gülüyordu."}]},"KOMODOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amiral yetkisiyle görevli deniz subayı","example":"Komodor, filosunun yöneticisi olarak yeni stratejileri belirlemekle görevlendirildi."},{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşa bağlı yolcu gemilerinin en eski kaptanı","example":"Komodor, yıllardır aynı gemiyi yönettiği için tüm mürettebatın saygısını kazanmıştı."}]},"KOMODİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karyolanın yanı başına konulan üstü masa biçimindeki küçük dolap","example":"Niye bu çerçeveli resim komodinin üstünde değil, çekmecenin içinde duruyor?"}]},"KOMORLAR":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Moroni.","example":null}]},"KOMOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karyolanın yanı başına konulan üstü masa biçimindeki küçük dolap","example":"Niye bu çerçeveli resim komodinin üstünde değil, çekmecenin içinde duruyor?"}]},"KOMPAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük uzunlukları, çapları ve kalınlıkları doğru olarak ölçmeye yarayan bir ölçü aracı","example":"Harita üzerinde doğru çizgiler çizmek için kompası dikkatlice kullandı."}]},"KOMPETAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir işte, belli bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan","example":null}]},"KOMPLE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eksiksiz, gerekli her şeyi tamam olan; tam","example":"Tatil paketi, konaklama ve uçak biletini de kapsayarak komple bir hizmet sundu."},{"pos":"adj","definition":"Aynı madde, kumaş ve benzerinden yapılmış olan","example":"O elbise, komple bir set halinde satılıyordu; hem etek hem de ceket aynı kumaştan yapılmıştı."}]},"KOMPLEKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastalıklı davranışları ortaya çıkaran, kişinin bilincini az çok şartlandıran, genellikle çocukluk döneminde kazanılmış, baskı altında tutulmuş hatıra, duygu ve düşüncelerin bütünü","example":"Çocukluk dönemindeki kompleks anıları, yetişkinlikteki davranışlarını etkiliyordu."},{"pos":"n","definition":"Karmaşık olma durumu","example":"Şehirdeki trafik, sabah saatlerinde adeta bir kompleks halini alıyor, hiç hareket edilemiyor."}]},"KOMPLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan","example":"Çalışanlar arasında, patronu zor durumda bırakmak için gizlice bir komplo kuruldu."},{"pos":"n","definition":"Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar; gizli düzen","example":"Hükümet karşıtı bir komplo, ülke çapında büyük bir huzursuzluğa yol açtı."}]},"KOMPLİKE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ögelerinin veya gerekli işlemlerin sayısının çokluğu, çeşitliliği yüzünden anlaşılması, yapılması güç olan","example":null}]},"KOMPOSTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şekerli suda, bütün veya dilimler halinde kaynatılmış meyve","example":"Yaz akşamlarında, soğuk komposto en sevdiğim tatlıdır."},{"pos":"n","definition":"Bitki artıklarından yapılan gübre","example":"Bahçedeki komposto, organik atıklardan yapılan doğal bir gübre olarak toprağı besliyor."}]},"KOMPOZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ögelerini birleştirmek, bütünleştirmek, yeniden oluşturmak\" anlamlarındaki kompoze etmek sözünde geçer","example":null}]},"KOMPOZİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değişik tarzları bir arada taşıyan","example":"Müzik albümü, rock ve elektronik gibi değişik tarzları bir arada taşıyan kompozit bir yapıya sahipti."}]},"KOMPRES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaraların bakımında veya başka bir amaçla kullanılan, birkaç kat katlanmış bez","example":null}]},"KOMPRİME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kolayca yutulabilmesi için çoğu kez yassı veya silindir biçimine getirilmiş katı ilaç","example":"Doktor, hastaya daha rahat yutulabilmesi için komprime tabletler verdi."},{"pos":"n","definition":"Bir konuyla ilgili olarak derinliği olmayan kalıplaşmış bilgi","example":"O, sorunu çözmek için komprime bilgilere dayanarak yüzeysel bir çözüm önerdi."}]},"KOMUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Askerlere, izcilere, öğrencilere beden eğitimi çalışmalarında veya bir tören sırasında bir durumdan başka bir duruma geçmeleri için verilen buyruk","example":null}]},"KOMUTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Askerî birliği ve onunla ilgili işleri yönetme görevi","example":null}]},"KOMUTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir asker topluluğunun başı","example":null}]},"KOMÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beraber çalışıp geliri paylaşmak üzere bir araya gelen topluluk","example":"Ama daha önemlisi komünle bizim aramızda bir anlayış farkı olduğu açığa çıktı."}]},"KOMÜNİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum düzeni yanlısı olan kimse","example":null}]},"KOMÜNİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum düzeni","example":"Dünyadaki bütün dengeler değişti. Artık ne Sovyetler var, ne komünizm tehlikesi."},{"pos":"n","definition":"Bütün malların ortaklaşa kullanıldığı ve özel mülkiyetin olmadığı toplum düzenin kurulmasını amaçlayan siyasi, ekonomik ve toplumsal öğreti","example":"Komünistlik, eşitlikçi bir toplum kurmayı hedefleyen bir siyasi ve ekonomik öğreti olarak ortaya çıkmıştır."}]},"KOMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otel, pansiyon vb. yerlerde çalışan hizmetli","example":"Oteldeki komi, odaları hazırlarken misafirlere yardımcı olmakla görevliydi."},{"pos":"n","definition":"Lokantalarda garson yardımcısı","example":"Restoranın komisi, garsona yemekleri hızlıca taşıyıp servis yapıyordu."}]},"KOMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güldürü oyuncusu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Alay edilecek durumda olan, güldürücü","example":"Onun komik davranışları herkesin ilgisini çekti, ama kimse ciddiye almadı."}]},"KOMİSER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Polis teşkilatında rütbeli görevli","example":"Komiser olay yerine ilk gelenlerden biriydi."}]},"KOMİSYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir konuyu ele almak amacıyla bir kurul içinden birkaç kişi seçilerek oluşturulan kurul","example":"Bu konuda bir komisyon oluşturuldu ve üyeler, çözüm önerilerini belirlemek için çalışmaya başladı."},{"pos":"n","definition":"Bir işte aracılık yapan kimseye bırakılan yüzdelik","example":"Satışlar üzerinden alınan komisyon, işin aracılığını yapan kişiye belirli bir yüzdelik oranında verilir."}]},"KOMİTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyasi bir amaca ulaşmak için silah kullanan gizli topluluk","example":"Makedonya Komitasının bu korkunç müfettişi adam kesmekten hazzetmezdi."}]},"KOMİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir konuyu ele almak amacıyla bir kurul içinden birkaç kişi seçilerek oluşturulan kurul","example":"Bu konuda bir komisyon oluşturuldu ve üyeler, çözüm önerilerini belirlemek için çalışmaya başladı."}]},"KOMŞU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konutları yakın olan kimselerin birbirine göre aldıkları ad","example":"Çok geçmeden odaya çevredeki komşular dolmaya başladı."},{"pos":"adj","definition":"Sınır ortaklığı bulunan","example":"Komşu bahçeler arasında da pek kullanılmayan yan kapılar vardı."}]},"KON":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yolculukta geceyi geçirmek için bir yerde kalmak","example":"Yolculuk sırasında köydeki bir hanın avlusunda geceyi geçirmek için konduk."},{"pos":"v","definition":"Kuş, kelebek, uçak, toz vb. bir yere inmek","example":"Bir bülbül gelip konmuştu havuzun kıyısına."}],"lemma":"konmak"},"KONAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı","example":"Yolculuk sırasında, kasabada bir konakta gecelemeye karar verdik."},{"pos":"n","definition":"Büyük ve gösterişli ev","example":"Konaktan tekrar mektebe döndükten sonra uzun zaman boynu bükük dolaştım."}]},"KONAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yolculukta geceyi geçirmek için bir yerde kalmak","example":null}],"lemma":"konaklamak"},"KONAKRİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Gine ülkesinin başkenti.","example":null}]},"KONALGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göçebe ve yolcuların yolculuk veya göç sırasında konakladıkları sulu ve otlu yer; konak yeri","example":null}]},"KONDOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güney Amerika'da, genellikle sazlık göllerde yaşayan, siyah beyaz tüylü, büyük boylu, boynu ve başı çıplak, erkeklerinde koyu kırmızı tepelik bulunan yırtıcı kuş","example":null}]},"KONDUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yakıştırmak, haksız yere birtakım eksiklikler isnat etmek, üzerine yormak","example":"Duyduklarımı ona konduramadım ."},{"pos":"v","definition":"Gelişigüzel takmak, iliştirmek","example":"Eşyaları gelişigüzel kondurup, odanın düzenini bozdu."}],"lemma":"kondurmak"},"KONDÜİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sahneye çıkma sırası gelen kişileri uyarmakla görevli kimse","example":null}]},"KONFETİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düğün, balo vb. eğlencelerde, spor karşılaşmalarında serpilen, küçük yuvarlak pul biçiminde kesilmiş renkli kâğıt parçaları","example":"Maskeli maskesiz bütün bu halk, avuç avuç hiç bıkmadan, yorulmadan muttasıl konfeti serpiyorlar."}]},"KONFOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Günlük hayatı kolaylaştıran maddi rahatlık","example":"Fazla konfor temin edemezsek kusurumuza bakmazlar."}]},"KONGO":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Brazavil.","example":null}]},"KONGRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşun, gündemindeki sorunları konuşmak ve bazen yeni kurullar seçmek üzere belli sürelerle yaptığı genel toplantı","example":"Şirketin yıllık kongresinde, yeni projeler hakkında kararlar alındı ve yönetim kurulu yeniden seçildi."},{"pos":"n","definition":"Çeşitli ülkelerden yöneticilerin, elçilerin, delegelerin katılmasıyla yapılan toplantı","example":"Sonradan öğrendim ki bu efendiler ticaret kongresine gelmiş delegelermiş."}]},"KONGÖVDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Palmiyelerde olduğu gibi, üzerinde yaprak kalıntıları, izleri bulunan dalsız, budaksız gövde","example":null}]},"KONKASÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapıcılıkta yol, yapı vb. yapımında kullanılacak çakıl veya taşları elde etmek için, büyük kayaları kırıp ufalamaya yarayan makine; kırma makinesi","example":null}]},"KONKAV":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüzeyi düzgün ve pürüzsüz çukur biçiminde olan","example":null}]},"KONKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür iskambil oyunu","example":null}]},"KONKRE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Varlığı duyularla algılanabilen","example":null}]},"KONKRET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Varlığı duyularla algılanabilen","example":null}]},"KONKUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarış; yarışma","example":null}]},"KONMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yolculukta geceyi geçirmek için bir yerde kalmak","example":"Yolculuk sırasında köydeki bir hanın avlusunda geceyi geçirmek için konduk."},{"pos":"v","definition":"Kuş, kelebek, uçak, toz vb. bir yere inmek","example":"Bir bülbül gelip konmuştu havuzun kıyısına."}]},"KONSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşla döşenmiş avlu, sofa, merdiven altı vb","example":"Eski köy evinin taşlarla kaplanmış geniş konsası, yaz akşamları oturmak için idealdir."}]},"KONSEPT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayırıcı bir nitelik olmak bakımından görüş, zihniyet","example":"Yeni restoranın konsepti, modern tasarımıyla geleneksel Türk mutfağını birleştirmek üzerine kurulmuştu."},{"pos":"n","definition":"Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım","example":"Eğitimde, \"doğal çevre\" konsepti, öğrencilere ekosistemlerin işleyişini öğretmek için bir araç olarak kullanıldı."}]},"KONSER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanatçıların müzik eserlerini bir topluluk önünde çalması veya söylemesi","example":"Dün akşam düzenlenen konser, dinleyicilere unutulmaz bir müzik ziyafeti sundu."},{"pos":"n","definition":"Sürekli gürültü","example":"Sokaktan gelen konser gibi sesler, sabaha kadar kimseyi uyutmadı."}]},"KONSERVE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Isı ile sterilize edilerek uzun zaman saklanabilecek biçimde kutulanmış yiyecek","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu yolla hazırlanmış yiyecek","example":null}]},"KONSEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için bir araya gelmiş kimseler topluluğu","example":"Çevre sorunlarını tartışmak için bilim insanlarından oluşan bir konsey toplandı."},{"pos":"n","definition":"Yönetim görevi yüklenmiş kimselerden oluşan topluluk","example":"Şehir planlamasıyla ilgili kararlar, belediye konseyinde oy birliğiyle alındı."}]},"KONSOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duvar kenarına yerleştirilen, üstüne ayna ve başka süs eşyası konulan, çekmeceli mobilya","example":"Halılar, kilimler, koca ceviz konsollar."},{"pos":"n","definition":"Aracın iç kısmında tüm göstergelerin ve düğmelerin topluca bulunduğu bölüm","example":"Aracın konsolunda, hız göstergesi ve klima kontrol düğmeleri düzenli bir şekilde yerleştirilmişti."}]},"KONSOLOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yabancı ülkelerde, orada bulunan yurttaşlarının haklarını koruyan, bağlı bulunduğu hükûmete siyasal ve ticari bilgileri veren dış işleri görevlisi","example":"Konsolosların her biri bağımsız bir vali gibi davranırdı."}]},"KONSOLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vadesi belli olmayan ve yalnızca faizi ödenen devlet tahvili","example":"Devlet, konsolit tahvilleriyle halktan uzun vadeli borç topluyor ve yalnızca faiz ödemesi yapıyordu."}]},"KONSON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses","example":null}]},"KONSULTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hastalığa birkaç hekimin teşhis koyması işi","example":null}]},"KONSÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"1799'dan 1804'e kadar Fransa'da birlikte görev alan üç devlet başkanından her biri","example":"Fransız Devrimi sonrası, konsüller döneminde, Napolyon da dahil olmak üzere üç lider ülkeyi yönetmişti."},{"pos":"n","definition":"Roma'da her yıl seçilen iki devlet başkanından her biri","example":"Roma'da her yıl yapılan seçimlerde, konsüller devletin başında bulunarak önemli siyasi kararlar alırlardı."}]},"KONT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Batı toplumunda erkekler için kullanılan bir soyluluk unvanı","example":"Batı Avrupa'da, kont unvanı soylu bir ailenin mensubu olan erkekler için kullanılıyordu."},{"pos":"n","definition":"Roma imparatorunun danışman olarak seçtiği kimse","example":"Roma İmparatoru, kontu önemli bir danışman olarak yanına almıştı, çünkü onun stratejik bilgisi çok değerliydi."}]},"KONTAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tutum ve davranışlarında uyum olmayan kimse, ruh sağlığı yerinde olmayan kişi","example":null},{"pos":"n","definition":"Karşıt elektrik taşıyan iki maddenin birbirine dokunması; temas","example":"Elektrik devresinde, kontak sağlam bir şekilde yapıldığında, enerji iletimi başlar."}]},"KONTEKST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, sözün gelişi, sözün önü arkası","example":"Cümlenin bağlamını doğru anlamak için, kelimenin kullanıldığı konteksi göz önünde bulundurmak önemlidir."},{"pos":"n","definition":"Olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı","example":"Her yapının hem görüntüsel hem manevi bir bütünlüğü vardır. Kişiliği ancak bu kontekst içinde vurgulanır."}]},"KONTES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kontun karısı","example":null}]},"KONTRA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle mobilya işlerinde kullanılan, en az üç kaplamanın üst üste tutkallanmasından oluşan, ince, esnek tahta","example":"Mukavva yahut kontrplak mıhlanmıştı cam yerine."}]},"KONTRAST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşıtlık, karşıt olma","example":null},{"pos":"adj","definition":"Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan","example":null}]},"KONTRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin ya da kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem","example":null}]},"KONTRBAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keman türünden, en kalın sesli yaylı sazı çalan sanatçı","example":"Kontrbas sanatçısı, konserin en etkileyici performansını sergileyerek izleyicileri büyüledi."},{"pos":"n","definition":"Keman türünden, en kalın sesli yaylı saz","example":"Kontrbas öğretmeni Rıza'nın daha bir oturmuşluğu vardır rolüne."}]},"KONTROL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılan araştırma","example":"Verdiği görevi bitirene kadar her gün kontrolden geçtik."},{"pos":"n","definition":"Bir işin ya da görevin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını inceleyen görevli kimse","example":"Bu işin kontrolü sensin, elbette olası durumda senden soracağım."}]},"KONTUAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kara ve hava yolları ulaşımında bilet ve bagaj işlemlerinin yapıldığı tezgâh veya bölüm","example":null}]},"KONTUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resimde nesneyi belirgin gösteren çevre çizgisi","example":"Bu ışık onların olanca konturlarını, ayrıntılarını ortaya çıkarır."}]},"KONTUVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir memleketin, yabancı bir memleketteki ticaret acentesi","example":null}]},"KONTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli bir sürenin bir birim olarak kabul edildiği ve toplam konuşma süresinin kaç birim olduğunu sayısal olarak gösteren araç","example":"Cep telefonumda kontör bittiği için, bir süre konuşma yapamadım."},{"pos":"n","definition":"Telefon, gaz, su ve benzerinde tüketim birimi","example":"Elektrik faturasında kontörlü sistemle ödeme yapıldığı için, kullandığım kadar ödeme yaptım."}]},"KONU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde konuşulan şey","example":"Toplantıda, gündemdeki konu uzun süre tartışıldı."},{"pos":"n","definition":"Bir konuşmanın, yazının, eserin temeli olan düşünce, olay veya durum, mesele","example":"Konuşmanın konusu, sosyal adalet üzerineydi."}]},"KONUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse","example":"Yaz tatilinde ailecek arkadaşlarımızı konuk ettik."},{"pos":"n","definition":"Konakçının üzerindeki asalak","example":null}]},"KONUKEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resmî veya özel kuruluşların kendi görevlilerinin yararlanması için yaptırdığı konut","example":null}]},"KONUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Konuk almak","example":"Arkadaşlarımı bu akşam konuklamak için hazırlıklar yapıyorum."},{"pos":"v","definition":"Yemeğe çağırmak","example":"Konuklamak için şık bir akşam yemeği planlıyoruz."}],"lemma":"konuklamak"},"KONUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi","example":"İnsanın tabii konumunu en uygun biçim içinde devam ettirme tavrı medeni bir yaşayış tuzağına düşmeden de gösterilebilir."},{"pos":"n","definition":"Yeryüzünde bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri","example":"Geminin konuşu, haritada işaretli noktaya tam olarak denk geliyor."}]},"KONUMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Konum durumunu kazanmak","example":null}],"lemma":"konumlamak"},"KONUMLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli bir yerde bulunmak, yer almak","example":null}],"lemma":"konumlanmak"},"KONUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık kestane renginde olan","example":"Atının konur tüyleri, güneş ışığında parlak bir görünüm almıştı."}]},"KONUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer","example":"Konut, ailelerin güvenle barınabileceği bir ortam sunar."},{"pos":"n","definition":"Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek","example":"Eukleides'in \"Bir noktadan bir doğruya ancak bir koşut çizilebilir\" yolundaki konutu"}]},"KONUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzünde bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri","example":"Geminin konuşu, haritada işaretli noktaya tam olarak denk geliyor."},{"pos":"v","definition":"Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirmek, söyleşide bulunmak, yarenlik etmek, hasbihâl etmek","example":"Yemekten sonra bahçede oturup saatlerce konuşmak keyifliydi."}]},"KONUŞKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güzel, kandırıcı, gönül alıcı konuşan","example":null}]},"KONUŞLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli bir yere veya bölgeye mevzilenmek","example":null}],"lemma":"konuşlanmak"},"KONUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirmek, söyleşide bulunmak, yarenlik etmek, hasbihâl etmek","example":"Yemekten sonra bahçede oturup saatlerce konuşmak keyifliydi."},{"pos":"v","definition":"Bir işi istenilen biçimde bitirmek","example":"Projeyi bu kadar kısa sürede konuşmak, ekibin başarısını gösteriyor."}]},"KONUŞU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı","example":null}]},"KONVEKS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüzeyi çıkık ve şişkin olan","example":null}]},"KONVEYÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yükü havadan veya yerden taşımaya yarayan ve kapalı devre çalışan alet, taşıyıcı","example":"Fabrikanın üretim hattında konveyör, ürünleri hızlıca bir noktadan diğerine taşıyor."},{"pos":"n","definition":"Koruyucu gemi; refakat gemisi","example":"Donanmanın en önemli konveyörleri, askerî gemilere eşlik ederek onları koruyor."}]},"KONVOY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu","example":"Uzun bir yolculuk için büyük bir konvoy, sabah erken saatlerde yola çıktı."},{"pos":"n","definition":"Savaş gemileri tarafından korunan yük gemileri katarı","example":"Savaş sırasında, konvoy, düşman saldırılarından korunmak için savaş gemileriyle eskort ediliyordu."}]},"KONYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"KONYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İspirto derecesi yüksek, özel kokulu, sarımtırak renkte bir tür içkinin patent adı","example":null}]},"KONÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayağa giyilen şeylerde ayak bileğinden baldıra doğru olan bölüm","example":null}]},"KONÇERTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çalgının teknik özelliklerini ön plana çıkarmak amacıyla yazılmış, orkestra eşliğinde seslendirilen, sonat formundaki müzik eseri","example":"Derinden gelen, insanın ruhunu okşayan bir keman konçertosu çalıyordu."}]},"KONÇİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyun kâğıtlarında ikiliden altılıya kadar olan kâğıtlar","example":null}]},"KONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çembersel bölge üzerindeki her noktanın çember düzlemi dışındaki bir nokta ile birleşiminden oluşan geometrik cisim","example":"Çevresi bir çember olan koni, her noktasının çember düzlemi dışında bir noktayla birleşmesinden oluşur."},{"pos":"n","definition":"Durağan bir noktadan geçen ve kapalı bir eğriye dayanarak hareket eden bir doğrunun çizdiği yüzey","example":"Şeker külahı, topacın alt kısmı, yontulmuş kurşun kaleminin ucu koni biçimindedir"}]},"KONİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tabanı daire biçiminde olan bir koninin bir düzlemle ara kesiti","example":"Çember, elips, hiperbol ve parabol birer koniktir."},{"pos":"adj","definition":"Koni biçiminde olan veya koni ile ilgili olan","example":null}]},"KOORDİNE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Koordinasyonla ilgili","example":null}]},"KOP":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak","example":"Zor bir durumdayken, her şeyden koparak kısa bir tatil yapmak istedim."},{"pos":"v","definition":"Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek","example":"Koşarken ayaklarımdan hızla koparak daha hızlı ilerledim."}],"lemma":"kopmak"},"KOPAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tropik bölgelerde yetişen, bazı erguvangillerden çıkarılan ve cila yapmakta kullanılan bir çeşit reçine","example":null}]},"KOPANAKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç","example":"Kopanaki, ince ipliklerle dantel örmek için kullanılan geleneksel bir araçtır."},{"pos":"n","definition":"Bu araç üstünde örülen bir tür dantel","example":"Teyzem, eski kopanakiyle çok zarif bir masa örtüsü ördü."}]},"KOPAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitki, tüy ve benzerini çekerek yerinden çıkarmak, çekip koparmak","example":"Çiçekleri koparmak için dalı dikkatlice çekerek yerinden çıkardım."},{"pos":"v","definition":"Birlikte koşan yarışçıyı üstün bir çaba ile hızlanıp geçmek","example":"Yarışın finalinde, rakibini koparmak için tüm gücünü kullandı."}],"lemma":"koparmak"},"KOPARAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kolları geriye sarkık cepken biçiminde, beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir çeşit ceket","example":null}]},"KOPARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitki, tüy ve benzerini çekerek yerinden çıkarmak, çekip koparmak","example":"Çiçekleri koparmak için dalı dikkatlice çekerek yerinden çıkardım."},{"pos":"v","definition":"Birlikte koşan yarışçıyı üstün bir çaba ile hızlanıp geçmek","example":"Yarışın finalinde, rakibini koparmak için tüm gücünü kullandı."}]},"KOPEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rublenin yüzde biri değerinde para birimi","example":null}]},"KOPENHAG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Danimarka'nın başkenti","example":null}]},"KOPKOYU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok koyu","example":"Otlar kopkoyu, İstanbul kızlarının yeşil gözleri gibi derin bir renk almışlardı."}]},"KOPMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak","example":"Zor bir durumdayken, her şeyden koparak kısa bir tatil yapmak istedim."},{"pos":"v","definition":"Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek","example":"Koşarken ayaklarımdan hızla koparak daha hızlı ilerledim."}]},"KOPOY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta boylu, düşük kulaklı, tüyleri kısa bir tür av köpeği","example":null}]},"KOPUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Toplum kurallarına aldırmayan erkek; işsiz; güçsüz; serseri","example":"Siz daha elinizin altındaki iki üç kopuğa söz geçiremiyorsunuz."}]},"KOPUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu","example":"Savaş sonrası, halkın bir kopuntu olarak dağılmasından dolayı yeni bir düzen kurulmaya çalışılıyordu."}]},"KOPUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ozanların çaldığı telli Türk sazı","example":"Oralarda âşıklar, halkı coşturmak için ozanların kopuzlarını çalıyorlar."}]},"KOPYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suret çıkarma işi","example":"Sanatçı, resminin kopyalarını yaparak satışa sunuyordu."},{"pos":"adj","definition":"Taklit edilmiş olan","example":"Hanımlar köşe minderinin sağ duvarındaki birkaç kopya resme daldılar."}]},"KOPYALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aynısını veya benzerini çoğaltmak","example":"Kitapçının yeni baskısı, eski baskıları kopyalamak suretiyle hazırlandı."},{"pos":"v","definition":"İşletim sistemlerinde bir verinin veya dosyanın eşinin yapılması","example":"Yeni dosyayı, bilgisayarımda başka bir klasöre kopyalamak için sağ tıklayıp seçtim."}],"lemma":"kopyalamak"},"KOPÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir giysinin iki yanını bitiştirmeye yarayan ve metal bir halka ile bir çengelden oluşan araç","example":"Elbisenin iki kenarını bir arada tutmak için çapraz kopça kullanıldı, böylece kıyafet şık bir görünüm kazandı."}]},"KOPÇALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kopça ile iliklemek","example":null}],"lemma":"kopçalamak"},"KOPİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arsız sokak çocuğu","example":"Mahallenin kopilleri ellerinde fener, kapı kapı dolaşır para toplarlarmış."},{"pos":"n","definition":"Babası belli olmayan çocuk","example":"O, kopil olarak doğmuş olsa da hayatına kimseyi kötülemeden devam etmeye çalışıyordu."}]},"KOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyice yanarak ateş durumuna gelmiş kömür veya odun parçası","example":"Hazır korl hala sönmemişken demliği üzerine koyalım."},{"pos":"adj","definition":"Kırmızı renkte olan","example":null}]},"KORA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başlıca belirtisi kısa, çabuk, değişken yapıda irade dışı hareketler olan bir hastalık","example":null}]},"KORAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî ezgi","example":"Caminin içinde yükselen koral, içimizi huzurla doldurdu."},{"pos":"n","definition":"Kaynağı dinî ezgi olan orkestra parçası","example":"Orkestra, konserin sonunda dinî bir temaya dayanan muazzam bir koral seslendirdi."}]},"KORDON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle ipekten yapılmış kalın ip","example":"O eski saat, ince bir kordonla cebine asılmıştı."},{"pos":"n","definition":"Kıyı şeridi","example":"Sahilde yürürken denizin kenarındaki kordon boyunca ilerlediler."}]},"KORDONE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sim, gümüş veya ipek ipliklerin bükülmesiyle hazırlanan ve el işlemelerinde kullanılan ince kordon","example":"El işlemelerinde kullanılan kordone, kumaşın üzerine zarif desenler eklemek için kullanıldı."},{"pos":"n","definition":"Üç katlı bükülmüş ipek ipliği","example":"Düğme süslemelerinde genellikle kordone tercih edilerek şık bir görünüm sağlanıyordu."}]},"KORK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaygı duymak, üzülmek, bir şeyi kendine tasa etmek","example":"İşlerinin son durumu hakkında korkuyordu, çünkü bir şeylerin ters gitmesinden endişeliydi."},{"pos":"v","definition":"Saygı, korku vb. duygularla bir şeyi yapmaktan geri durmak","example":"Büyük patronun önünde konuşmaktan korktu, çünkü sözlerinin yanlış anlaşılmasından çekiniyordu."}],"lemma":"korkmak"},"KORKAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok çabuk ve olmayacak şeylerden korkan","example":"En küçük böcekten korkacak kadar cesaretsiz olduğunu bilmezdim."}]},"KORKALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korkar gibi olmak, biraz korkmak","example":"Çakırcalı sinirlenmiş, biraz korkalamıştı; böyle bir şeyle ne karşılaşmış ne de duymuştu."}],"lemma":"korkalamak"},"KORKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaygı duymak, üzülmek, bir şeyi kendine tasa etmek","example":"İşlerinin son durumu hakkında korkuyordu, çünkü bir şeylerin ters gitmesinden endişeliydi."},{"pos":"v","definition":"Saygı, korku vb. duygularla bir şeyi yapmaktan geri durmak","example":"Büyük patronun önünde konuşmaktan korktu, çünkü sözlerinin yanlış anlaşılmasından çekiniyordu."}]},"KORKU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tehlike karşısında ya da tehlike düşüncesiyle duyulan kaygı","example":"Karanlık korkusunu yıldızları izleyerek yendi."}]},"KORKUNÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Korku veren; çok kötü","example":"Korkunç bir fırtına çıktı."}]},"KORKUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Muş iline bağlı ilçelerden biri","example":null},{"pos":"v","definition":"Korkmasına yol açmak","example":"Şimdi beni artık bu sessizlik korkutmakta."}]},"KORLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kor durumuna gelmek","example":null}],"lemma":"korlanmak"},"KORNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıtlarda, bisikletlerde sesle işaret vermek için kullanılan ve içinden hava geçirilerek çalınan boru","example":"Bisikletle yolda ilerlerken, karşıdan gelen aracı uyarmak için kornayı çaldı."},{"pos":"n","definition":"Bu borudan çıkan ses","example":"Hızla gelen aracın korna sesi, tüm caddeyi doldurdu ve herkesi uyardı."}]},"KORNEA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gözün ön bölümünde bulunan, ışığı geçiren küresel zar","example":null}]},"KORNER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbol, hentbol ve su topunda bir oyuncu, topu kendi kale çizgisi dışına çıkardığında karşı taraf lehine kale çizgisi ile yan çizgisinin kesiştiği noktadan verilen serbest vuruş hakkı","example":"Rakip takımın topu kale çizgisini geçtiği için hakem korner verdi."},{"pos":"n","definition":"Futbol alanını oluşturan yan ve kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri","example":"Oyuncu, topu korner çizgisine yakın bir noktada kontrol etti ve hızla oyunu başlatmaya çalıştı."}]},"KORNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pistonlu orkestra çalgısı","example":null}]},"KORNO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ağızlık, kendi üzerine dolanmış koni biçiminde uzun bir boru ve ağzı genişçe açılan bir kulaklıktan oluşan üflemeli bakır çalgı","example":"Konserde kornonun sesi, izleyicileri büyüleyerek tüm salona yayıldı."},{"pos":"n","definition":"Savaşlarda çağrı aracı olarak kullanılan boynuz veya fil dişi boru","example":"Savaş alanında, komutan kornoyu çalarak askerleri harekete geçirdi."}]},"KORNİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Perde asmaya yarayan, metal veya plastikten yapılmış araç","example":"Odayı yenilerken, modern bir korniş takarak perdeyi şık bir şekilde yerleştirdi."},{"pos":"n","definition":"Çerçeve biçiminde oymalı çıkıntı","example":"Evdeki eski duvarlarda, her odanın üst kısmında ince işçilikle yapılmış kornişler dikkat çekiyordu."}]},"KORNİŞON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabuğunun üzeri pürtüklü, lezzetli bir tür turşuluk salatalık","example":null}]},"KORO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek veya çok sesli olarak yazılmış bir müzik eserini uygulamak için bir araya gelen topluluk","example":"Konserde, ünlü bir koro, klasik eserleri büyüleyici bir şekilde seslendirdi."},{"pos":"n","definition":"Böyle bir topluluğun söylediği söz veya şarkı","example":"Koro, geceyi aydınlatan neşeli bir şarkı söyleyerek izleyicileri coşturdu."}]},"KORONER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbi taç şeklinde kuşatıp besleyen damarlar","example":null}]},"KOROZYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Teknik alanda ve günlük hayatta madenlerin elektriksel, kimyasal veya mekanik nedenlerle aşınması","example":null}]},"KORPUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konu külliyatı","example":null}]},"KORSAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşman veya kendi ulusunun gemilerine saldıran deniz haydutu","example":"Bu adayı ilk defa Portekizli korsanlar bulmuşlar."},{"pos":"n","definition":"Başkalarının hakkını zor kullanarak alan kimse","example":"O bölgede, zenginlerin malına el koyan korsanlar, halk arasında korku yaratıyordu."}]},"KORSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzellik veya sağlık amacıyla kullanılan esnek iç giysisi","example":null}]},"KORT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tenis oynanan alan","example":"Futbol sahasının karşısında, sağ tarafta yüksek tel örgüyle çevrilmiş iki tenis kortu bulunuyordu."}]},"KORTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini karşılıklı sevme","example":null}]},"KORTEJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bayram, cenaze vb. törenlerde veya gösterilerde yer alan ve sıralı olarak giden insan topluluğu","example":"Cenaze korteji, sokak boyunca sessiz bir hüzünle ilerliyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir devlet büyüğünün yanında bulunan kimseler","example":"Cumhurbaşkanı ve beraberindeki kortej, tören alanına doğru yürüdü."}]},"KORTEKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm","example":"Ağacın korteksi, onu zararlı böceklerden ve hava koşullarından koruyordu."},{"pos":"n","definition":"Beyni üst üste saran zar","example":"Bilim insanları, korteksin beynin düşünce ve hafıza işlevlerindeki rolünü araştırıyor."}]},"KORTİZON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaralanmanın, korkunun veya soğuğun yol açtığı stresler sonucu, vücutta şeker yapımını hızlandıran böbrek üstü bezi kabuğunun salgıladığı hormon","example":"Kortizonun verdiği kof şişlik dizlerimi mecalsizleştiriyordu."}]},"KORU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bakımlı küçük orman","example":"Arkamda çam korularının parça parça neftîleştirdiği yeşil bir dağ."},{"pos":"v","definition":"Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek","example":"Toplumda, zor durumda kalanları korumak için gönüllü bir yardım ağı oluşturuldu."}]},"KORUCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırsal bölgede güvenlik güçlerine yardımcı olan sivil görevli","example":"Korucu, köyün etrafındaki şüpheli hareketleri hemen jandarmaya bildirdi."},{"pos":"n","definition":"Orman veya kır bekçisi","example":"Korucu, gece boyunca ormanda devriye gezerek kaçak avcıları engelledi."}]},"KORUGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç gövdeleriyle yapılmış ve çevresinde kazılı çukuru bulunan, korunmaya elverişli, kare biçimindeki ev","example":"Eski köydeki korugan, köylülerin düşman saldırılarından korunmak için kullandıkları bir sığınaktı."},{"pos":"n","definition":"Ateş etmeye imkân verecek biçimde hazırlanmış delik ve mazgalları bulunan yer","example":"Siperin önündeki korugan, askerlerin düşman ateşinden korunmasını sağlıyordu."}]},"KORUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Henüz olgunlaşmamış ekşi üzüm","example":"Hüseyin Ağa, aşağıda koruk sıkmış, buğulu bardaklarla geldi."}]},"KORUMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek","example":"Toplumda, zor durumda kalanları korumak için gönüllü bir yardım ağı oluşturuldu."},{"pos":"v","definition":"Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek","example":"Hükümet, ekonomik dengenin bozulmasını korumak için yeni önlemler aldı."}]},"KORUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üst derinin en dış tabakası","example":"Korun tabakası deriyi koruyan bir oluşumdur."},{"pos":"v","definition":"Kendini korumak amacıyla bir yere veya birine başvurmak, başkalarının yardım ve korunmasına ihtiyaç duymak","example":"Depremden sırasında nerede korunacağımızı şaşırdık, sanki aklımız durmuştu."}]},"KORUNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tehlikeden kurtulmak, korunmak için yapılmış yer","example":"Askerler dağlık operasyonlarda geçici ve kamüflaj korunaklar yaparlar."},{"pos":"n","definition":"Sığınılan, saklanılan yapı, mağara gibi yer","example":"Öyle bir savaştayım ki sığınağı, korunağı yok."}]},"KORUNCAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ambalajlanan malı dış etkilere karşı korumak için ambalaj çatısına çakılan tahta, kontrplak vb. malzeme, mahfaza","example":null}]},"KORUNGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otsu, genellikle 30-70 cm boyunda, çok yıllık, pembe çiçekli, hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki","example":null}]},"KORUNUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi koruyarak saklama işi","example":null}]},"KORVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denizaltılara karşı özel olarak silahlandırılan bir çeşit küçük savaş gemisi","example":null}]},"KORZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denizin içinde iki zincirin birbirine dolaşması","example":null}]},"KORİDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle İspanya ve Meksika'da, özel olarak yetiştirilmiş boğayı yenmek amacıyla yapılan gösteri","example":null}]},"KORİDOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapıya girmeyi sağlayan veya odaları birleştiren genellikle dar geçit","example":"Henüz içinden çıktığım yaşamın beyaz koridorları, yerlerini çamurlu patikalara bıraktılar."},{"pos":"n","definition":"Üstü kapalı, dar ve uzun geçit","example":"Kırk elli metre uzunluğunda tabanı çini döşeli bir koridora girdiler."}]},"KORİNDON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşimi alüminyum oksit olan, cam parlaklığında, saydam ve türlü renklerde, elmastan sonra en sert mineral","example":null}]},"KOSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit uzun saplı orak","example":null}]},"KOSKOCA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok büyük, çok iri","example":"Koskoca bir vapur bir çöp gibi oldu."},{"pos":"adj","definition":"Boyca uzun","example":"Demek ki koskoca bir caddeyi yürümüş, Royal kahvesinin önüne sanki uykuda gezenler gibi varmışım."}]},"KOSTAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zarif, kibar, çalımlı, güzel giyinmiş, yakışıklı","example":"Boşa kostaklanma kostak değilsin karam"},{"pos":"adj","definition":"Yiğit; kabadayı; yürekli","example":"O, kasabada en çok bilinen kostak adamlardan biriydi; kimse ona karşı gelmeye cesaret edemezdi."}]},"KOSTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıyı limanları arasında seferler yapmak üzere inşa edilmiş ve donatılmış küçük yük gemisi","example":null}]},"KOSTÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinema ve tiyatroda rol gereği giyilen kıyafetlerin genel adı","example":"Oyuncular, sahnede karakterlerini canlandırmak için kostümlerini değiştirdi."},{"pos":"n","definition":"Ceket, pantolon ve bazen de yelekten oluşan erkek takım giysisi","example":"İş toplantısında kostüm olarak klasik bir takım elbise tercih etti."}]},"KOSTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hayvan ve bitki dokularını yakan, aşındıran","example":null}]},"KOSİNÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tümler açının sinüsü","example":null}]},"KOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysi yapılan bir tür mavi, kaba pamuklu kumaş","example":"Yazlık kot pantolonlar, rahatlıklarıyla herkesin favorisi haline geldi."},{"pos":"n","definition":"Yörelere göre değişen ölçüde tahıl alabilen, tahtadan yapılmış bir ölçek","example":"Köylüler, buğday ölçerken kotu kullanarak doğru miktarı belirliyorlardı."}]},"KOTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkede ithal edilecek malların çeşitlerini, oranlarını veya miktarlarını gösteren liste","example":"Ülke, bu yıl için kota sınırlarını artırarak daha fazla ithalat yapma imkânı sağladı."},{"pos":"n","definition":"Kuruluşlarda veya derneklerde bir gruba tanınan kontenjan sayısı","example":"Yeni üyelik için derneğe kabul edilen kota, sınırlı sayıda kişiyi kapsıyordu."}]},"KOTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprağı sürmek için kullanılan tarım aracı","example":null}]},"KOTAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güç görünen bir iş veya durumu çözmek, başarmak","example":"Bu işi kotarabileceğine ben canı gönülden inanıyorum."},{"pos":"v","definition":"Hazır olmak için gereken şeyleri toplamak veya durumları sağlamak","example":"Bu sabahki toplantıyı kotarmak için tüm hazırlıklar yapıldı."}],"lemma":"kotarmak"},"KOTARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güç görünen bir iş veya durumu çözmek, başarmak","example":"Bu işi kotarabileceğine ben canı gönülden inanıyorum."},{"pos":"v","definition":"Hazır olmak için gereken şeyleri toplamak veya durumları sağlamak","example":"Bu sabahki toplantıyı kotarmak için tüm hazırlıklar yapıldı."}]},"KOTASYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir malın veya hisse senedinin borsadaki değeri","example":null}]},"KOTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir veya daha fazla sıra numarasıyla göstermek, numara koymak","example":"İlgili kişiyi şu şekilde kotladık: 1357"}],"lemma":"kotlamak"},"KOTLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir veya daha fazla sıra numarasıyla göstermek, numara koymak","example":"İlgili kişiyi şu şekilde kotladık: 1357"}]},"KOTLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasaplık hayvanda omurganın iki yanındaki bölgeden dilimler halinde çıkarılan kemikli et parçası","example":null}]},"KOTON":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Pamuktan yapılmış olan kumaş vb.","example":null}]},"KOTRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla bir direkli, randası olan, ince gövdeli yelkenli","example":"Açıkta demir atmış kotrayı görüyor musun?"},{"pos":"n","definition":"Irmak ve göl ağızlarında kurulan ve ince kazıklarla kamışlardan yapılma dalyan","example":"Gölün kenarında, balıkçılar kotra kurarak balık avına çıktılar."}]},"KOV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma","example":"Kovu, dedikodusu olmayan temiz bir aile kızıdır."},{"pos":"v","definition":"Bir yerden sürüp çıkarmak, çıkarıp atmak","example":"Fareyi evden kovdu ."}]},"KOVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle su ve sulu şeyler taşımaya, kuyudan veya denizden su çekmeye yarayan üstünden kulplu kap","example":"Bahçeye su taşımak için eski bir kova kullandım, kuyudan su çekmek çok kolay oldu."},{"pos":"n","definition":"Hasır otugillerden, bataklıklarda yetişen düz, ince uzun ve dayanıklı olan yaprakları kıtık yapmaya, hasır ve zembil örmeye yarayan bir saz","example":"Çiftçi, bataklık alanlardan kova otu toplayıp, kış için hasır yapıyordu."}]},"KOVALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden sürüp çıkarmak, çıkarıp atmak","example":"Öyle sinirlendi ki evde kim var kim yoksa kovaladı."},{"pos":"v","definition":"Yarışta, kaçmakta olan koşucu veya koşucuları yakalamaya çalışmak","example":"Yarışta diğer koşucuyu kovaladım ama işe yaramadı ."}],"lemma":"kovalamak"},"KOVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fişeğin kapsül, barut ve kurşun taşıyan yuva bölümü","example":"İşte, etrafa yayılan top kovanları, kırık tüfekler, fişek yığınları..."},{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla toprak veya tahtadan yapılan arı barınağı","example":"Arıcı, kovanı dikkatlice yerleştirip arıların rahatça barınmasını sağladı."}]},"KOVBOY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amerika'da sığır çobanı","example":"Kovboy bozuntusu yahut gangster torunu birkaç sivri akıllıdır onlar."},{"pos":"n","definition":"Gangsterliğe özenen kimse","example":"Birisi sürekli kovboy gibi davranıp, sokakta çok havalı takılmaya çalışıyorsa, gangsterliğe özeniyor demektir."}]},"KOVCU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Söz getirip götüren, arkadan çekiştiren; fitneci; fitçi; gammaz","example":null}]},"KOVLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin yaptığı işi, söylediği sözü yermek, kötülemek, birisini yerip çekiştirmek","example":null}],"lemma":"kovlamak"},"KOVLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin yaptığı işi, söylediği sözü yermek, kötülemek, birisini yerip çekiştirmek","example":null}]},"KOVMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden sürüp çıkarmak, çıkarıp atmak","example":"Fareyi evden kovdu ."},{"pos":"v","definition":"İşine son vermek, görevinden atmak yada görevinden almak","example":"Çok kızgındı , çalışanını kovdu ."}]},"KOVUCUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkilerde, mantar tabakası üzerinde, sünger dokunun kalınlaşmadığı yerlerde oluşan ve bitkinin solunumuna yardım eden küçük delik","example":null}]},"KOVUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin oyuk durumunda bulunan iç bölümü","example":"Arada sırada ben de sığınacak kovuk ararım."}]},"KOVUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kovulmuş kimse; matrut","example":null}]},"KOVUŞTUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Suçlu olduğu ileri sürülen biri için gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmak","example":null}],"lemma":"kovuşturmak"},"KOY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karanın içine sokulmuş deniz parçası","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey eklemek","example":"Çorbanın tadı az geldi, biraz daha tuz koydum."}]},"KOYACAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine öteberi koymaya yarayan şey","example":"Dolap, sandık, sepet, tabak, bardak, kafes, kutu birer koyacaktır"}]},"KOYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki dağ arasındaki çukurca arazi veya geçit","example":"Dar koyaktan geçerken rüzgarın uğultusu yankılanıyordu."},{"pos":"n","definition":"Karalarda akarsu aşındırmasıyla oluşmuş, bir yöne doğru eğimli, uzunluğuna çukurluk","example":"Köyün altındaki koyaktan akan dere, zamanla derin bir vadi oluşturmuştu."}]},"KOYAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki akarsuyun birleştiği yer","example":null}]},"KOYGUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanın içine işleyen","example":null}]},"KOYMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey eklemek","example":"Çorbanın tadı az geldi, biraz daha tuz koydum."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek","example":"Öteki elini doktorun omzuna koydu."}]},"KOYU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Rengi açık olmayan; kıvamı yoğun","example":"Koyu mavi bir gökyüzü."}]},"KOYULT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir konuşmayı tat alınır biçimde uzatmak","example":"Topkapı'nın orada, Almanya'ya otobüsle gidecek işçilerle dostluğu koyultup akıllar verir."}],"lemma":"koyultmak"},"KOYUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan","example":"Köydeki çiftlikte büyük bir koyun sürüsü var, her sabah onları otlatmaya çıkarlar."},{"pos":"n","definition":"Açık kollarla göğüs arasındaki bölüm","example":"Kolyemi kaybettim, koyunun arasına düşmüş olmalı."}]},"KOYUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği","example":"Odaya girdiğinde yaşadığı koyuntu, bir türlü geçmiyor, hep bir tedirginlik var."},{"pos":"n","definition":"Sopa, baston koymaya yarayan yer","example":"Bastonun koyuntusunu kapı kenarına yerleştirdim, çıkarken hemen alırım."}]},"KOYUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek","example":null}]},"KOYUVER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oluruna bırakmak","example":null}],"lemma":"koyuvermek"},"KOYVER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oluruna bırakmak","example":"Zamanla insan koyvermey alışıyor, olacak olan olur."},{"pos":"v","definition":"Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek","example":"Yıllarca süren baskılardan sonra, sonunda ona koyverip özgür kalmasına izin verdi."}],"lemma":"koyvermek"},"KOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli ağacın dışı kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemişi","example":"Ceviz ağaçlarının etrafındaki yere düşen kozları toplamaya başladık."},{"pos":"n","definition":"İskambil oyunlarında diğer kâğıtları alabilen, onlara üstün tutulan belirli renk ve işaretteki kâğıt","example":"Oyunun son turunda, elinde tüm kozları tutarak büyük bir hamle yaptı."}]},"KOZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İpek böceğinin ördüğü ve içine kapandığı korunak","example":"İpek böceği, kozasını örüp içeri girerek sessizce dönüşüm sürecine başladı."},{"pos":"n","definition":"İçinde tohum veya krizalit bulunan korunak","example":"Pamuk kozası. İpek kozası."}]},"KOZAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metalden yapılmış, içine antlaşma ve padişah mektuplarının konulduğu kutu","example":"Eski belgeler için hazırlanan metal kozak, padişahın mektuplarını güvenle muhafaza ediyordu."}]},"KOZALAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kozalaklıların, genellikle dibi yuvarlak, tepesi koni biçiminde ve odunsu dokulu meyvesi","example":"Kozalaklar, ağaçların üzerinde olgunlaşmaya başlamıştı, bir süre sonra döküleceklerdi."},{"pos":"n","definition":"İçinde tohum veya krizalit bulunan korunak","example":"Pamuk kozası. İpek kozası."}]},"KOZMETİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cildi ve saçları güzelleştirmeye, canlı tutmaya yarayan her türlü madde","example":null}]},"KOZMONOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzay gemisini uzayda yöneten kimse","example":null}]},"KOZMOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluşturduğu bütün, evren","example":null}]},"KOZMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Evrenle ve onun genel düzeniyle ilgili","example":"Evliliğin kozmik bir kural olduğunu kabullenmek gerek."},{"pos":"adj","definition":"Haber alma ile ilgili","example":"O gece radyodan gelen sinyallerin kozmik bir kaynaktan geldiği tespit edildi."}]},"KOÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir spor dalında sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi, çalıştırıcı","example":"Futbol takımının koçu, oyunculara teknik ve taktik dersler veriyordu."},{"pos":"v","definition":"Kollarla sarıp göğüs üzerine bastırmak","example":"O, küçük çocuğu dikkatlice koçlayarak korkusuzca kalabalığa doğru yürüdü."}]},"KOÇAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Para ve malını esirgemeden veren","example":"Koçak, köydeki herkese yardım eder, hiçbir zaman elini cebinden esirgemezdi."},{"pos":"adj","definition":"Yürekli erkek","example":"O, bir koçak gibi savaşa atıldı, cesaretiyle tüm arkadaşlarını etkiledi."}]},"KOÇAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.","example":"O fotoğraf, bu anın koçanı gibiydi, gelecekte hatırlanacak en değerli belgeydi."},{"pos":"n","definition":"Mısırın taneleri atıldıktan sonra kalan sert bölüm","example":"Mısır koçanlarını tandıra atın, kuruyunca sobada güzel yanıyor."}]},"KOÇBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"XV. yüzyılın sonuna kadar kullanılan, kuşatılan bir şehrin veya kalenin sur ve kapılarını yıkmaya yarayan, ön tarafı koç başına benzeyen ağır direk","example":null}]},"KOÇKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dövüş için yetiştirilmiş iri koç","example":null}]},"KOÇLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gelişerek koç durumuna gelmek","example":"O, yıllar içinde koçlanarak köyün lideri haline geldi."},{"pos":"v","definition":"Koç gibi sert ve atak duruma gelmek; yiğitlenmek","example":"Bir anda koçlanarak rakiplerine meydan okudu ve herkes ona hayran kaldı."}],"lemma":"koçlanmak"},"KOÇMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kollarla sarıp göğüs üzerine bastırmak","example":"O, küçük çocuğu dikkatlice koçlayarak korkusuzca kalabalığa doğru yürüdü."}]},"KOÇSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dişi koyun koç istemek","example":null}],"lemma":"koçsamak"},"KOÇSAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dişi koyun koç istemek","example":null}]},"KOÇU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süslü bir çeşit gezme arabası","example":"Düğün alayı, koçu arabasıyla şehir merkezinden geçerken herkes onlara hayran kaldı."},{"pos":"n","definition":"Direkler üzerine, yüksekte kurulmuş zahire ambarı","example":"Köydeki eski koçu, mahsullerin depolandığı yüksek ambar olarak kullanılıyordu."}]},"KOÇUŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini kucaklamak, birbirine sarılmak","example":null}],"lemma":"koçuşmak"},"KOÇUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini kucaklamak, birbirine sarılmak","example":null}]},"KOĞUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kışla, okul, tutukevi, hastane vb. kalabalık yerlerde, içinde birçok kimsenin yattığı veya barındığı büyük oda","example":"Koğuşlardan birinin penceresinden hasta bir çocuğun söylediği türkü geliyor."},{"pos":"n","definition":"Osmanlı Devletinde devşirilen çocuklara acemi ocağında eğitim ve öğretimin verildiği, birbirini izleyen yedi oda","example":"Yeniçeri adayları koğuşlarda sıkı bir disiplinle eğitilirdi."}]},"KOŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek","example":"Ben kaçıyorum , abim de arkamdan koşuyor ."},{"pos":"v","definition":"Bir işi izlemek veya birçok işi yapmak amacıyla sürekli olarak gidip gelmek","example":"İşte çok koşuşturuyorum diye erken uyumak istiyordum ."}],"lemma":"koşmak"},"KOŞA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hep birlikte","example":"Hepiniz birlikte sağ olun, hanenizde koşa yaşayın."},{"pos":"adj","definition":"Birbirine tamamen benzeyen, eş","example":"Koşa badem sığmayan dar ağızlım."}]},"KOŞALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki hayvanı birbirine koşma veya bağlama","example":null}]},"KOŞAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elin iç tarafı","example":"Parmaklarını kapat yoksa koşamından düşer."},{"pos":"n","definition":"İki avuç dolusu","example":"Çocuğu komşuya görndermiştim, o da bir koşam şeker vermiş."}]},"KOŞAMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki elle avuçlamak","example":null}],"lemma":"koşamlamak"},"KOŞAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İsim cümlelerinde özne ile yüklemi birleştiren, yükleme olumluluk veya olumsuzluk, süreklilik, kesinlik, güçlü ihtimal kavramları veren -dır / -dir eki veya değil kelimesi","example":null}]},"KOŞMACA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini kovalayarak oynanan bir çocuk oyunu","example":"Çember çeviriyor, ip atlıyor, top arkasında konuşuyor, kelebek kovalıyor, koşmaca oynuyorlardı."}]},"KOŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek","example":"Ben kaçıyorum , abim de arkamdan koşuyor ."},{"pos":"v","definition":"Bir işi izlemek veya birçok işi yapmak amacıyla sürekli olarak gidip gelmek","example":"İşte çok koşuşturuyorum diye erken uyumak istiyordum ."}]},"KOŞNİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırmız böceğinin güzel lal boya çıkarılan bir türü","example":null}]},"KOŞTUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş yapmak için zahmet çekmek","example":"Bu projeyi tamamlama adına, gecesini gündüzüne katarak koşturdu."},{"pos":"v","definition":"Atı hızlı sürmek","example":"Atı hızla koşturup, yarışın birincisi oldu."}],"lemma":"koşturmak"},"KOŞU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koşarak yapılan yarış","example":"Sabahları 45 dakika yürüyüşün ardından 15 dakika koşu yapıyorum"},{"pos":"n","definition":"Atların en hızlısının belirlendiği yarış","example":"Koşuların sonuçlarından başka bir şey düşünmesini engelleyen bir hastalığa dönüşmüş."}]},"KOŞUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebî anlatım biçimi","example":"Şair, koşukla duygularını ifade ederken her kelimeyi büyük bir özenle seçmişti."},{"pos":"n","definition":"Sazla okunmak için hece ölçüsü ile yazılmış, ilk parçasının birinci, ikinci ve dördüncü dizeleriyle öteki parçaların dördüncü dizeleri birbiriyle, kalan dizeler de kendi aralarında uyaklı, konuları sevgi ve doğa olayları olan bir halk şiiri","example":"Aşık, sazını alıp doğayla ilgili yazdığı koşukları dinleyicilere sundu."}]},"KOŞUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey","example":"Onun işe alınması, bazı koşul ve şartların yerine getirilmesine bağlıydı."},{"pos":"v","definition":"Sürülmek, gönderilmek","example":"O kitabı hızla koşulmak için kütüphaneye gönderdiler."}]},"KOŞULLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şartlı duruma getirmek","example":null}],"lemma":"koşullamak"},"KOŞUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Araba hayvanının hayvanı bağlamak, tutmak veya yönlendirmek amacıyla kullanılan takımı","example":"Arabaya koşum takıldıktan sonra, atlar yola çıkmaya hazır hale geldi."},{"pos":"n","definition":"Hayvanın arabaya koşulması","example":"Çiftçi, sabah tarlasına gitmek için atların koşumunu yaptı."}]},"KOŞUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra","example":"Kitapların koşunu, konularına göre sıralanmıştı, her biri bir diğerini tamamlıyordu."},{"pos":"n","definition":"Koşarak yapılan yarış","example":"Sabahları 45 dakika yürüyüşün ardından 15 dakika koşu yapıyorum"}]},"KOŞUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir adamın yanında bulunan yardakçılar","example":null}]},"KOŞUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen","example":"İki paralel yol, koşut bir şekilde ilerleyerek birbirinden hiç ayrılmadı."},{"pos":"adj","definition":"Aynı zaman içinde gelişen, aynı özellikleri gösteren olay, düşünce vb.; paralel","example":"İki projenin gelişimi koşut ilerliyor, birinde yaşanan değişiklik diğerini de etkiliyor."}]},"KOŞUŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi izlemek veya birçok işi yapmak amacıyla sürekli olarak gidip gelmek","example":"İşte çok koşuşturuyorum diye erken uyumak istiyordum ."},{"pos":"v","definition":"Birlikte ve birden koşmak","example":"Her biri bir tarafa koşuştular ."}],"lemma":"koşuşmak"},"KOŞUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi izlemek veya birçok işi yapmak amacıyla sürekli olarak gidip gelmek","example":"İşte çok koşuşturuyorum diye erken uyumak istiyordum ."},{"pos":"v","definition":"Birlikte ve birden koşmak","example":"Her biri bir tarafa koşuştular ."}]},"KOŞİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağır, hareketsiz, bol ve kabarık tüylü bir tavuk ırkı","example":null}]},"KRAKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür gevrek ve tuzlu bisküvi","example":null}]},"KRAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En yüksek devlet otoritesini, bütün devlet başkanlığı yetkilerini kalıtım veya soylularca seçilme yoluyla elinde bulunduran kimse","example":"Orta Çağ’da bir kral, halkı için adalet sağlamakla ve ülkesini savunmakla yükümlüydü."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir alanda başkalarından üstün, başarılı olan kimse","example":"Sahnede gitarıyla harikalar yaratan adam için herkes \"O, bu işin kralı!\" diyordu."}]},"KRALİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kral olma durumu veya görevi","example":"Kraliyet arabasına biner gibi bir duruşu vardı."}]},"KRALİÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ülkeyi yöneten kadın hükümdar ya da kralın eşi","example":"Kraliçe halkını selamladı."}]},"KRAMP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir veya birkaç kasın irade dışı, ağrılı ve geçici olarak kasılması","example":null}]},"KRAMPON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbol ayakkabılarının altındaki, çimende rahat hareket etmeyi sağlayan, deri veya sentetik olan ve ayakkabıların altına çakılan, yassı ve iri başlı demir çivi","example":"Islak çimlerde rahatça koşabilmesi için kramponlarının altındaki çiviler oldukça sağlamdı."},{"pos":"n","definition":"Tuğla bacaların sağlamca durması için çevresine sarılan kuşak","example":"Bacanın yıkılmaması için ustalar sağlam bir krampon eklediler."}]},"KRANK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir motorda bilyelerin almaşık hareketini dairesel harekete çeviren dingil","example":"Motorun krank milindeki arıza, aracın çalışmamasına neden oldu."},{"pos":"n","definition":"Sac, çinko, dökme demir, bakır vb. borunun yönünü değiştirmeye yarayan kıvrım","example":"Su tesisatında kullanılan boruların arasında, suyun yönünü değiştirmek için bir krank vardı."}]},"KRATER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanardağın tepesinde, yamacında veya eteğinde arka arkaya patlamalar ve püskürtmelerle oluşmuş koni biçiminde delik","example":null}]},"KRAVAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ucu ince, diğer ucu daha geniş, gömlek yakasının altından geçirilerek önde üçgen biçiminde bağlanan, özel kumaştan yapılan giysi aksesuarı","example":null}]},"KRAVL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dizleri bükmeksizin bacakları hızla hareket ettirerek kulaçla yüzme","example":"Sen önce kravl yüzüşünü düzeltmelisin."}]},"KREASYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel yetenekle ortaya konulan eser veya nesne","example":"Müze, sanatçının en son kreasyonlarını sergilemek için özel bir alan ayırdı."},{"pos":"n","definition":"Yaratma işi","example":"Sanatçının son kreasyonu, izleyenleri derinden etkiledi."}]},"KREATÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel yetenekle bir nesne veya eser ortaya koyan kimse","example":null}]},"KREDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bankanın geri ödenmek üzere verdiği borç para","example":"Ev almak için kredi çekti."},{"pos":"n","definition":"Güven, itibar","example":null}]},"KREDİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kredi açmak","example":null}],"lemma":"kredilemek"},"KREDİTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağladığı bir kredi, mal veya hizmet karşılığında bir para ödenmesini veya bir yükümlülüğün yerine getirilmesini istemeye hakkı olan taraf","example":null}]},"KREM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tene yumuşaklık vermek veya güneş, yağmur vb. dış etkilerden korunmak için sürülen koyu kıvamlı madde","example":"Yeni aldığım krem, cildimi kuru havadan koruyarak yumuşatıyor."},{"pos":"n","definition":"Soluk sarı renk","example":"Odaya girdiğinde, krem rengindeki duvarlar hemen dikkatini çekti."}]},"KREMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sütün yüzünden toplanan yağlı katman","example":"Sütü kaynattığında, yüzeyinde biriken kremayı dikkatle toplar."},{"pos":"n","definition":"Bir çeşit yumurtalı süt tatlısı","example":"Anneme her zaman kremalı tatlıları çok severim derim, özellikle de o ev yapımı yumurtalı kremaları."}]},"KREMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Krem sürmek","example":null}],"lemma":"kremlemek"},"KREOZOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli katranların damıtılmasından elde edilen ve hekimlikte kullanılan, keskin kokulu bir sıvı","example":null}]},"KREP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok bükümlü iplikle dokunmuş bir çeşit ince kumaş","example":"Başına kenarları yeşil oyalı mor bir gaz boyaması krep bağlıyordu."},{"pos":"n","definition":"Yumurta, süt, un ile tavada kızartılarak yapılan, küçük yuvarlak tatlı veya tuzlu yiyecek","example":"Kahvaltı için, üzerine reçel sürüp krep yedi."}]},"KREPLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok ince bir tür ipekli kumaş","example":null}]},"KREPON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süslemede kullanılan, çabuk yırtılmayan, kıvrımlı, esnek bir kâğıt türü","example":"Bir gün Şirzat'ın ablası, bana krepondan, yapma güllerin nasıl yapılacağını öğretti."},{"pos":"n","definition":"Kıvrımları olan yün, pamuk veya ipek kumaş","example":"Gelinliği için seçtiği krepon kumaş, vücuda otururken zarif bir şekilde kıvrılıyordu."}]},"KRETEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kretenizme tutulmuş kimse","example":null}]},"KRETON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür keten, patiska veya basma","example":null}]},"KREZOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tolüenden türeyen üç fenol izomerinden biri","example":null}]},"KREŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük çocukların sabah bırakılıp akşam alındıkları bakımevi","example":null}]},"KREŞENDO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalgılar giderek daha yüksek ses verecek biçimde çalınma durumu","example":null}]},"KROKODİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşlenmiş timsah derisi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu deriden yapılmış olan","example":null}]},"KROKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konu veya nesnenin başlıca özelliklerini yansıtacak biçimde hazırlanmış taslağı","example":"Bu mektuba, korunun bir de küçük krokisini ilave ettim."}]},"KROM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 24, atom ağırlığı 52,01, yoğunluğu 6,92 olan, 1514 derecede eriyen, ısıya dayanıklı, havada oksitlenmeyen bir element","example":null},{"pos":"adj","definition":"Krom metalinden yapılmış olan","example":null}]},"KROMAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metal yüzeyleri kromla kaplama işlemi","example":"Arabasının jantları, kromaj işlemiyle parlatılmış ve çok şık görünüyordu."},{"pos":"n","definition":"Bu işlemle kaplanmış yer","example":"Camı silerken, kapı kromajlarını parlatırken hiç bu kerte isteksiz olduğunu bilmiyor."}]},"KROMATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kromozomlarla ilgili","example":"Kromatik analiz, genetik araştırmalarda önemli bir yer tutar."},{"pos":"adj","definition":"Yarım tonlardan oluşan ses dizisi","example":"Müzik teorisinde, kromatik dizi, her yarım tonun takip ettiği bir ses dizisidir."}]},"KROMATİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hücre çekirdeğinde küçük tanecikler, düzensiz kitleler veya ağ biçiminde bulunan, soya çekim olaylarını sağlayan, bazı boyalarla hemen boyanabilen madde","example":null}]},"KROMATİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kromozomun uzunlamasına iki yarısından her biri","example":null}]},"KROMOZOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karyokinez bölünme sırasında hücre çekirdeğinin içinde beliren ve kromatin ipliklerinin parçalara ayrılmasıyla oluşan, bazı yeteneklerin yeni bireylere geçmesine yarayan, kıvrık çubuk biçimindeki cisim","example":"İnsanda kromozom sayısı yirmi dört çifttir"}]},"KRON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çek para birimi","example":null}]},"KRONAKSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir elektrik akımının bir sinir veya kasla uyarım oluşturabilmesi için gereken kısa süre","example":null}]},"KRONİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olayların birbiri ardınca sıra ile yazıldığı eser","example":null},{"pos":"adj","definition":"Uzun zamandan beri süren, uzun süreli olan hastalık; süreğen; iyileşmez; kalıcı","example":"Kronik hastalığı nedeniyle düzenli tedaviye devam etmesi gerekiyordu."}]},"KROS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırlarda ve ormanlarda, hendeklerden, yükseltilerden, çukurlardan ve akarsulardan geçerek yaya yapılan koşu","example":null}]},"KROŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boksta bir yumruk vuruş biçimi","example":null}]},"KRUPİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kumarhanede veya oyun oynanan bir yerde oyunu yöneten kimse","example":"Uzakta bir krupiyenin kalın sesi işitiliyordu."}]},"KRUVASAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine tarçın, ceviz konularak ay biçiminde yapılmış çörek","example":null}]},"KRUVAZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ön parçaları birbiri üzerine gelecek biçimde yapılmış olan ceket, yelek","example":null}]},"KRUVAZÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz yollarını gözetmek, deniz ve hava filolarına kılavuzluk etmek amacıyla, topla silahlandırılmış hızlı savaş gemisi","example":null}]},"KRİKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"On birer kişilik iki takım arasında, küçük ve ağır bir topu, ucu kıvrılmış sopalarla vurarak karşı kaleye sokmak amacıyla oynanan bir oyun","example":null}]},"KRİKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağır bir yükün kaldırılmasını veya alt tarafında yapılacak bir çalışmada otomobil vb. taşıtların yerden yükseltilmesini sağlayan alet","example":null}]},"KRİPTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gizlilik taşıyan belge","example":"Gizli bilgileri içeren kripto belgeler, yalnızca yetkililer tarafından erişilebiliyordu."},{"pos":"n","definition":"Siyasi inancını gizleyen kimse","example":"Toplantıda, kripto bir ajan gibi sessizce oturup sadece gerektiğinde konuştu."}]},"KRİPTOLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir metni şifreli duruma getirmek","example":null}],"lemma":"kriptolamak"},"KRİPTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 36, atom ağırlığı 83,8 olan, atmosferde yarım milyonda bir oranında bulunan, renksiz, kokusuz bir soy gaz","example":null}]},"KRİSTAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesme cam","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kesme camdan yapılmış","example":null}]},"KRİTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke","example":null}]},"KRİTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eleştiri yazıları yazan kimse","example":"Kritikler her yerde olmalı, her sanat camiasında. Bu insanlarla sanat ileri taşınabilir."},{"pos":"n","definition":"Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle sağlamak ve değerlendirmek amacıyla yazılan yazı türü","example":"Son çıkan kitabın kritiğini sınıfça yaptık."}]},"KRİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplumun, bir kuruluşun veya bir kimsenin yaşamında görülen güç dönem","example":"Dünya krizi, özellikle de afyon piyasasındaki çöküntü ondan da çok şey götürmüştü."},{"pos":"n","definition":"Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk","example":"Kalp krizi. Sinir krizi."}]},"KRİZALİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kelebek olmadan önce bir böceğin, koza veya kozasız olarak geçirdiği başkalaşma durumu","example":null}]},"KRİZOLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarı renkte ve cam parlaklığında, doğal demir ve magnezyum silikat","example":null}]},"KSENON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 54, atom ağırlığı 131,30 olan, havada on milyonda bir oranında bulunan, renksiz, kokusuz asal gaz","example":null}]},"KSİLOFON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değişik sayıda akortlu tahta veya metal çubukların gam sırasıyla dizilmesinden oluşan, iki değnekle vurularak çalınan bir çalgı","example":null}]},"KUAFÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işinin yapıldığı dükkân","example":"Herkes özel bir kuaföre gitmek için randevu almıştı."},{"pos":"n","definition":"Kadınların saçını kesen ve saç yıkama, tarama ve süsleme yapan berber","example":"Kadın kuaförü, saçımı kestikten sonra onu harika bir şekilde şekillendirdi."}]},"KUANTUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dalganın olası değerlerinin alt değer kümelerinden biri","example":null}]},"KUARTET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört kişiden oluşan müzik topluluğu","example":null}]},"KUBAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak","example":"Yavaşça yaklaşırken, hindinin tüyleri kubardı."},{"pos":"v","definition":"Çalımlı bir tavır takınmak","example":"Sap kabarır, sahibi kubarır."}],"lemma":"kubarmak"},"KUBARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak","example":"Yavaşça yaklaşırken, hindinin tüyleri kubardı."},{"pos":"v","definition":"Çalımlı bir tavır takınmak","example":"Sap kabarır, sahibi kubarır."}]},"KUBAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kaba; biçimsiz","example":"Yapılan iş çok kubattı, hiçbir estetik kaygı taşımıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Davranışları kaba olan","example":"Onun kubat tavırları, diğerlerini rahatsız ediyordu."}]},"KUBAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı yardımda bulunmak","example":"Zorlu bir dönem geçiren komşusuna kubaşıp yardım etti."}],"lemma":"kubaşmak"},"KUBAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı yardımda bulunmak","example":"Zorlu bir dönem geçiren komşusuna kubaşıp yardım etti."}]},"KUBBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarım küre biçiminde olan ve yapıyı örten dam","example":"Büyük bir camiydi bu. Minareleri, kubbeleri, kemerleri ve parmaklıklı pencereleri filan hepsi tamamdı."},{"pos":"adj","definition":"Yapıyı yarım küre şeklinde örtecek biçimde olan","example":"Kubbeli çatılar, eski Osmanlı mimarisinin zarif örneklerindendi."}]},"KUBUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boru biçiminde kap","example":"Küçük bir kubur kullanarak, suyu hızlıca tahliye etti."},{"pos":"n","definition":"Bir çeşit tabanca; dolma tabanca","example":"Bu tabanca, eski model bir kubur olup oldukça ağırdı."}]},"KUCAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer","example":"Oralar her saldırganlıktan korunmuş Türk kucağı idi."},{"pos":"n","definition":"Açık kollarla göğüs arasındaki bölüm","example":"Küçük kediyi kucağında uyuturken yüzü ışıl ışıl gülümsüyordu."}]},"KUCAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kollarla sarıp göğüs üzerine bastırmak ya da kollarını dolamak","example":"Uzun bir aradan sonra dostunu görünce sımsıkı kucakladı."},{"pos":"v","definition":"Kucağında taşımak; kucağına almak","example":"Birkaç kişi kadını kucaklayıp bağ evine sokmaya çalışıyorlardı."}],"lemma":"kucaklamak"},"KUCAKLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini kucaklamak, birbirine sarılmak","example":"İki kardeş özlemle kucaklaştılar."}],"lemma":"kucaklaşmak"},"KUCAKTA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Henüz yürüyemeyen, küçük çocuk","example":null}]},"KUDAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti İsa'nın havarileriyle birlikte yediği son yemeği anmak için, Hristiyanların kilisede bir kap içinde ekmek ve şarabı kutsayarak yaptıkları tören","example":null}]},"KUDRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği","example":"Kudretli bir bilim insanı, karmaşık teorileri basitçe açıklayabilirdi."},{"pos":"n","definition":"İş başarma gücü, bir direnmeyi yenme gücü","example":"Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur."}]},"KUDUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek","example":"Kırlarda saatlerce böyle dolaştı, durdu / Söylendi, homurdandı. Düşündükçe kudurdu!"},{"pos":"v","definition":"Söz dinlememek, baskı altına alınamamak, zapt edilememek","example":"Dört tarafı haraca kesen bu kudurmuş oğlanı kodese attırana kadar el birliğiyle çalışacağımıza söz veriyor muyuz?"}],"lemma":"kudurmak"},"KUDURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek","example":"Kırlarda saatlerce böyle dolaştı, durdu / Söylendi, homurdandı. Düşündükçe kudurdu!"},{"pos":"v","definition":"Söz dinlememek, baskı altına alınamamak, zapt edilememek","example":"Dört tarafı haraca kesen bu kudurmuş oğlanı kodese attırana kadar el birliğiyle çalışacağımıza söz veriyor muyuz?"}]},"KUDURUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkasına saldıran, yapısında saldırma özelliği olan devlet, kimse, hayvan,","example":"Kuduruk bir köpek, sokakta herkese saldırıyordu."},{"pos":"adj","definition":"İnsan veya hayvan hakkında kudurmuş","example":"O kadar kuduruk bir köpekti ki, yakına yaklaşmak neredeyse imkansızdı."}]},"KUDUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köpek, kedi, tilki vb. memeli hayvanlardan ısırma, tırmalama veya salya yolu ile insana geçen, genellikle çırpınma, sudan korkma şeklinde beliren, zamanında aşı yapılmazsa ölümle sonuçlanan hastalık","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu hastalığa yakalanmış","example":"Ama dokunsalar ağlayacağı veya kuduz köpek gibi sağa sola saldıracağı belliydi."}]},"KUDÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mehter takımlarında ve tekkelerde kullanılmış olan, metal kâseli, küçük iki davuldan oluşmuş usul vurma aracı","example":null}]},"KUDÜMZEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kudüm çalan","example":null}]},"KUFİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap yazısının düz ve köşeli çizgilerle yazılan eski bir biçimi","example":"Kendi ismi akik üzerine kûfi bir yazıyla hakkedilmiş kıymetli bir yüzük taşırdı."}]},"KUHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan","example":null}]},"KUKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dantel veya nakış ipliği yumağı","example":"Annesi, dantel örerken kuka ipliğiyle ince işçilik yapıyordu."},{"pos":"n","definition":"Yumağa benzeyen nesnelerle oynanan bir çocuk oyunu","example":"Çocuklar, kuka ile zıplama oyununu neşeyle oynuyordu."}]},"KUKLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İple ya da elle oynatılan oyuncak bebek","example":"Kukla gösterisini izledik."}]},"KUKULETA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağmur, soğuk vb. dış etkilere karşı başa geçirilen, giysiye dikili veya ayrı olarak kullanılan başlık","example":null}]},"KUKUMAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baykuşgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, kahverengi tüylerinin üzerinde beyaz benekleri olan, başını 180 derece çevirebilen bir baykuş türü","example":"Koca herif de kendi kendine kalsındı kukumav gibi."}]},"KUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse","example":"Savaş sonrası, köylerinden kaçırılan kullar, uzun yıllar özgürlüklerinden mahrum kaldılar."},{"pos":"n","definition":"Savaşta tutsak edilen veya satın alınan ve sahibinin üzerinde tam bir kullanma hakkı bulunan kadın","example":"O, kul olarak alınıp bir efendinin malı haline gelmişti ve tüm hayatı onun kontrolündeydi."}]},"KULA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bu renkte olan at","example":"O, kula rengindeki atıyla yarışlarda birinci gelmeye alışmıştı."}]},"KULAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başın her iki yanında bulunan işitme organı","example":"Kulaklarımın uğultusu içinde, söylediği lakırtıların hiçbirini duymuyordum."},{"pos":"n","definition":"Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü","example":"Elleriyle kulaklarını tıkayıp yatağının yanında tortop oldu."}]},"KULAKTAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sadece duyarak, dinleyerek","example":null}]},"KULAKÇIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbin üst bölümünde bulunan ve sağdaki ana toplardamarlardan, soldaki akciğer toplardamarlarından kanı alıp karıncıklara veren iki boşluğun adı","example":null}]},"KULAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerilerek açılmış iki kolun parmak uçları arasındaki uzaklık","example":"Hortum beş on kulaç ötemize yanaşmıştı."}]},"KULAÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaç kulaç olduğunu ölçmek","example":"Uzun mesafeyi geçtikten sonra, kaç kulaç attığını saymaya başladı."},{"pos":"v","definition":"Kulaç atarak yüzmek","example":"Derin sularda kulaçlarak hızla kıyıya doğru yüzdü."}],"lemma":"kulaçlamak"},"KULE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla kare veya silindir biçimindeki yüksek yapı","example":"Şu muazzam kule bir mühendisin hayaliydi."},{"pos":"n","definition":"Her yanı görmeye elverişli, camlı çatı katı veya taraça","example":"Yaz akşamlarında kuledeki camlı çatı katına çıkarak, şehri yüksekten izlemek harika bir deneyim oluyor."}]},"KULLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak","example":"Parmaklarının arasındaki mendili eskiyinceye kadar kullandığın hiç oldu mu?"},{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak","example":"Siz analarımızı nasıl esir gibi kullandınızsa biz de sizi öyle kullanacağız."}],"lemma":"kullanmak"},"KULLANIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kullanma; yararlanma; tasarruf","example":"Enerji tasarrufu sağlamak için cihazların verimli kullanımına özen gösterildi."}]},"KULLAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İplik üzerine sırma sarmaya yarar bir dolap","example":"O eski kullap, tel sarma işlerinde oldukça faydalıydı."},{"pos":"n","definition":"Bir tür menteşe","example":"Kapının menteşesi bozulmuş, yenisini takmak için kullap almam gerek."}]},"KULLUKÇU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kullukta görevli yeniçeri","example":"Osmanlı döneminde kullukçu yeniçeriler, özellikle sınır bölgelerinde düzeni sağlardı."}]},"KULOĞLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölen evli yeniçerilerin, babaları gibi ocakta askerlik yapan çocukları","example":null}]},"KULP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir aracı tutmaya yarayan bölüm","example":"Çaydanlığın kulpu ısındığı için tutmakta zorlandım."},{"pos":"n","definition":"Uydurma sebep; bahane","example":"Her işi yapmamak için bir kulp bulmayı ne zaman bırakacaksın?"}]},"KULUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altı aylığa kadar olan at veya eşek yavrusu","example":null}]},"KULUNLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kısrak veya eşek yavrulamak","example":null}],"lemma":"kulunlamak"},"KULUNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiddetli omuz ve sırt ağrısı","example":"Nefesi, kulunca, sıtmaya, havaleye, saraya, çarpıntıya birebirmiş."}]},"KULUÇKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Civciv çıkarmak amacıyla yumurtaya yatmış veya yatmak üzere olan dişi kuş veya kümes hayvanı","example":null}]},"KULVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarışlarda her yarışçıya ayrılan şerit","example":null}]},"KULYUÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geniş ve derin ağızlı mağara","example":null}]},"KULÜBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kerpiç, saman veya ağaçtan yapılmış küçük, basit, ilkel ev","example":"Aliş tozu dumana katarak kulübeye seğirtirken o da arkadaşlarının birini aramaya çıktı."},{"pos":"n","definition":"Bir yeri beklemekle görevli kimsenin içinde bulunduğu küçük barınak","example":"Çalışanlar, geceyi geçirmek için kulübeye sığındılar."}]},"KULÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değişik dallarda özellikle gençlerin faaliyetleri için kurulmuş, ilgili devlet kurumuna kayıt ve tescilini yaptırmış olan ve Dernekler Kanunu'na göre yönetilen kuruluş","example":"Geceleri kapalı olan kulübün salonu aydınlanmıştı."},{"pos":"n","definition":"Kişilerin, toplulukların oluşturduğu grup","example":"Arkadaşlarım, geçen hafta yeni bir doğa kulübü kurmaya karar verdiler."}]},"KULİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sahnenin gerisinde ve yanlarında bulunan bölüm","example":"Sahneye girişlerinde kuliste sırasını bekliyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Bir işin, bir hareketin gizli hazırlık konuşması","example":"Lozan'daki Türk heyetinin kulisleri hakkında pek az şey biliyoruz."}]},"KUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından oluşan, deniz kıyısı, dere yatağı vb. yerlerde çok bulunan, ufak, sert tanecikler","example":"İki kamyon kum getirmemi istedi."},{"pos":"n","definition":"Armut, ayva vb. meyvelerin etli bölümlerindeki sert tanecikler","example":"Ayvanın içinde küçük kum tanecikleri gibi sert çekirdekler vardı."}]},"KUMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı erkekle evli olan kadınların birbirine göre adı","example":"Bir sene onunla dağlarda dolaşmış, anamın üstüne kuma getirmiş."}]},"KUMANDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Askerî birliği ve onunla ilgili işleri yönetme görevi","example":"Gemideki bütün askerler, derhâl kumanda kulesinin altındaki kaporta denilen delikten içeri giriyorlar."},{"pos":"n","definition":"Elektronik aygıtları belli bir uzaklıktan yönetmeye yarayan kablosuz alet","example":"Televizyonun kumandasını bulamıyorum, kanal değiştirmek için yerinden kalkmak zorunda kalacağım."}]},"KUMANDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir asker topluluğunun başı","example":null}]},"KUMANYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolculuk için hazırlanan yiyecek","example":"Her sabah, dağarcığına kumanyasını kor, çıngıraklı kara keçilerini patikalardan dağ aralıklarına sürerdi."},{"pos":"n","definition":"Sefer durumundaki askerler için hazırlanan yiyecek","example":"Askeri sefer için hazırlanan kumanya, her bir askere belirli miktarda gönderildi."}]},"KUMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaya para koyarak oynanan talih oyunu","example":"Oğlu kumara başlamış, neyi var neyi yoksa kaybetmiş. Ailesi çok üzgün."}]},"KUMARBAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaya para koyarak oynanan talih oyunlarına düşkün, sürekli bu oyunları oynayan kimse","example":"İnsan oyun oynamalı ama kumarbaz olmamalı."},{"pos":"adj","definition":"Kumara düşkün, sürekli kumar oynayan; kumarcı","example":"İnsan oyun oynamalı ama kumarbaz olmamalı."}]},"KUMAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pamuk, yün, ipek ve benzerinden makinede dokunmuş her türlü dokuma","example":"Her şey, esvap ve eşya Bursa'da dokunan ipek kumaşlardan yapılmıştır."},{"pos":"n","definition":"Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme","example":"İnsan, çevresindeki olaylardan ve deneyimlerden kumaş alarak kendi kişiliğini oluşturur."}]},"KUMBARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Demir veya tunçtan dökülmüş, yuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya el ile atılan yuvarlak bir tür bomba","example":"Eski savaşlarda kullanılan kumbaralar, büyük yıkımlar yaratmak için tasarlanmıştı."},{"pos":"n","definition":"Para biriktirmek için kullanılan, bozuk veya kâğıt para atılan deliği olan, metal, toprak, plastikten yapılmış küçük kap","example":"Çocuklar, harçlıklarını kumbaralarına atarak biriktirmeyi çok seviyorlar."}]},"KUMBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denize girmek için düzenlenmiş genellikle kumla kaplı alan","example":null}]},"KUMCUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kumlu toprakta yetişen, kumlu toprağı seven bitki","example":null}]},"KUMKAZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemirgenlerden, Afrika'nın güneyinde yaşayan bir memeli türü","example":null}]},"KUMKUMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük testi, çömlek","example":"Küçük kumkumaya su koymak yerine onu eve süs diye koymak istiyorum."},{"pos":"n","definition":"Kötü, olumsuz bir özelliği kendinde fazlasıyla toplayan kimse, olay, olgu veya yer","example":"Şu Mine, çelişkiler kumkuması bir kız."}]},"KUMLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denize girmek için düzenlenmiş genellikle kumla kaplı alan","example":"Sahildeki kumluk, güneşlenmek ve denize girmek isteyenler için harika bir alan sunuyordu."},{"pos":"v","definition":"Kumla kaplamak veya kum dökmek","example":"Bunları hep biz kumladık."}]},"KUMLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kumla kaplamak veya kum dökmek","example":"Bunları hep biz kumladık."}]},"KUMPANYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiyatro topluluğu","example":"O küçük kasabada arada bir uğrayan tiyatro kumpanyaları da olmasa biz neyle avunurduk?"},{"pos":"n","definition":"Genellikle yabancı sınai, ticari ortaklık","example":"Geminin batırılması emrini ben vermiş ve sigorta kumpanyasından ihtiyacım olan parayı sessizce koparıvermiştim."}]},"KUMPAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hile; düzen","example":"Oyun sırasında, rakip takım bir kumpas kurarak oyun kurallarını çiğnedi."},{"pos":"n","definition":"Dizicilerin harfleri satır durumuna getirirken içine yerleştirdikleri ayarlanabilir demir yuva","example":"Dizicilerin kullandığı kumpas, harfleri düzgün bir şekilde yerleştirmek için önemli bir araçtır."}]},"KUMPİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel fırında pişirilen patatesin içine peynir, mısır, bezelye vb. malzeme konularak yapılan yiyecek","example":"Parkta, kumpir standındaki çeşit çeşit malzeme ile yapılan kumpir gerçekten çok lezzetliydi."}]},"KUMRAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bu renkte olan kimse veya şey","example":"Kumral saçları dümdüz, ensesine doğru iniyordu."},{"pos":"n","definition":"Koyu sarı veya açık kestane rengi","example":null}]},"KUMRU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güvercinler takımından, güvercinden küçük, boz, gri renkli bir kuş","example":"Kuş gözlemcisi, parkta bir kumru görmüş ve hemen fotoğrafını çekmişti."},{"pos":"n","definition":"Hamurdan yapılan, sandviçe benzeyen bir tür yiyecek","example":"Sabah kahvaltısında, yanında domates ve zeytinle hazırlanmış sıcak bir kumru keyifliydi."}]},"KUMSAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denize girmek için düzenlenmiş genellikle kumla kaplı alan","example":null}]},"KUMUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgârların yığdığı kum tepesi","example":null}]},"KUMUÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sivrisineğe benzer çok küçük bir tür sinek","example":"Bahçede geceyi geçiren küçük ışıklar, kumuçların uçuşlarını izlemek için harika bir fırsattı."},{"pos":"n","definition":"İçine et veya peynir konarak yapılan bir çeşit sigara böreği","example":"Misafirlere yapılan sıcak yemeklerden biri, içinde peynir bulunan nefis bir kumuçtu."}]},"KUNDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit büyük ve zehirli örümcek","example":null}]},"KUNDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez","example":"Kendisine uzattıkları ince ve beyaz bir kundağa sarılmış kızına baktı."},{"pos":"n","definition":"Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm","example":"Amcası Mustafa geldi eve, ona bir kundağı sedefli tüfek getirdi."}]},"KUNDAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bebeği kundağa sarmak","example":"Dikmen Yıldızı yapma bebeğini büyük bir dikkat ve özenle tekrar kundakladı."},{"pos":"v","definition":"Bir yeri kundakla yakmak","example":"Yangın başlatmak için kundaklamak amacıyla odaya yerleştirilen yakıcı maddeler çok tehlikeliydi."}],"lemma":"kundaklamak"},"KUNDURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaba işlenmiş, bağsız, konçsuz ayakkabı","example":"Kundurasının tahta ökçeleri, ıssız Babıali kaldırımlarına vurdukça bir çekiç sesiyle ötüyordu."}]},"KUNDURU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başağı dört sıradan oluşan, bir tür sert, sarı, iyi buğday","example":null}]},"KUNDUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemirgenlerden, kuyruğu geniş ve yassı, art ayak parmaklarının arası perdeli, ağaçları kemirerek beslenen, su kıyılarında yaşayan, yuvalar ve su setleri kuran, postu değerli bir hayvan","example":null}]},"KUNGFU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendini savunma temeline dayalı, karateye benzeyen Çin kökenli spor","example":null}]},"KUNT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ağır, kalın, dayanıklı ve sağlam","example":"Yüksek, sur gibi kalın duvarın ardındaki küçük avluya kunt demir kapıdan girilirdi."}]},"KUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysi kesimi, kesimle verilen biçim","example":"Yeni elbisemin kupu o kadar şık ki, vücudumu çok güzel sarıyor."},{"pos":"n","definition":"Dondurma ve sütlü tatlıların konulduğu kap","example":"Yazın en sevdiğim tatlı, vanilyalı dondurmayı kup içinde yemektir."}]},"KUPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İskambil kâğıtlarının dört grubundan benekleri kırmızı, kalp biçiminde olanı","example":"Oyunun sonunda, kupa kartlarını doğru kullanarak kazanmayı başardı."},{"pos":"n","definition":"Cam veya seramikten yapılmış, kulplu, büyük bardak","example":"Aşağıya koştum, bir kupaya taze su koyup götürdüm."}]},"KUPES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İzmaritgillerden, ılıman denizlerde yaşayan bir balık","example":null}]},"KUPKURU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok kuru","example":"Ağaçlar çıplak, demir gibi kaskatı ve kupkuru."},{"pos":"adj","definition":"Belirgin olmayan","example":"Onun verdiği cevap, kupkuru bir \"bilmem\" ile sınırlı kaldı."}]},"KUPLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şarkıyı meydana getiren ve bir nakaratla sona eren bölümlerden her biri","example":null}]},"KUPON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet tahvili, hisse senetleri vb. değerli kâğıtların üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz veya kazanç payı olarak belirli bir gelir sağlayan kesilmiş parça","example":"Hisse senetlerimin kuponlarından elde ettiğim faizler tatmin ediciydi."},{"pos":"n","definition":"İşveren tarafından çeşitli amaçlarda kullanılmak üzere çalışanlarına verilen para değeri olan fiş","example":"Yemek kuponuyla her gün farklı bir lokantada öğle yemeği yiyebiliyorum."}]},"KUPÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gazete, dergi ve benzerinden kesilmiş yazı","example":"Bunu yazmaktan kupürlerini buraya yapıştırmak daha iyi."},{"pos":"n","definition":"Giyside kesim","example":"Elbisenin kupürü vücuda tam oturacak şekilde tasarlanmıştı."}]},"KUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yabancı paraların ulusal para cinsinden değeri","example":"Resmî kura göre doların değeri yeniden ayarlandı."},{"pos":"v","definition":"Tek tek durumdaki şeyleri bir yerde birlik haline getirmek","example":"Sen söylediğim kişilerden oluşan grubu kur, ben daha sonra dahil olacağı."}]},"KURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok aday arasında bir sıralama, bir ayırma yapılacağı zaman her birinde bir tek ad yazılı kâğıtları bir araya getirip karıştırdıktan sonra birini çekerek veya özel bir bilgisayar yazılımıyla adları belirleme, sıralama","example":"Okulda yapılan kura ile tatil için belirlenen yerler belirlendi ve herkes sırayla çıkacak."}]},"KURABİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Un, yağ, badem, fıstık vb. ile yapılan, şekerli küçük çörek","example":null}]},"KURADA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşe yaramaz, yıpranmış, eskimiş, bozulmuş eşya","example":"Eski bilgisayarlar genellikle kurada, her an bozulmaya hazır durumda bulunur."},{"pos":"adj","definition":"Gelişmemiş; cılız","example":"Pencereyi açar açmaz bu karı çarpık bacakları, kurada kolları, porsuk gerdanla karşıma çıkar."}]},"KURAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nem tutmayan, çabuk kuruyuveren, çorak toprak","example":"Kurak toprakta hiçbir şey yetişmiyor, sulama yapmak şart."},{"pos":"adj","definition":"Yağışsız hava, mevsim, yıl","example":"Kurak bir yıl geçiriyoruz"}]},"KURAKÇIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kurak yerde yetişen, kurak yerden hoşlanan bitki","example":null}]},"KURAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke","example":"Bilimsel araştırmalarda, verilerin doğru şekilde analiz edilmesi gerektiği bir kuraldır."},{"pos":"n","definition":"Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke, her türlü kural","example":"O yirmi beş yaşına kadar umumi kurallara, yargılara sığmayan bir hayat yaşamıştır."}]},"KURAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü","example":"Onun bir başka anlamı da bir düşüncenin, bir kuramın soyutça anlatılmasından doğar."},{"pos":"n","definition":"Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü","example":"İnsanlar da görünen dünyanın bir parçası olarak bu kurama girerler."}]},"KURANDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değişik sebeplerle atmosferde havanın yer değiştirmesi","example":null}]},"KURBAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kazada veya felakette ölen kimse","example":"Vardar, her sene Üsküp'ten beş on kurban alan bir nehirdi."},{"pos":"n","definition":"Ay takvimine göre Zilhicce ayının onunda başlayıp dört gün süren ve kurban kesilen dinî bayram","example":"Ramazanda gelemediler ama Kurban'da kesin geleiyorlarmış."}]},"KURBAĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan","example":null}]},"KURCALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elle dokunmak veya elle karıştırarak bakmak","example":"Çantamı neden kurcalıyorsun, çok ayıp."},{"pos":"v","definition":"Karıştırıp azdırmak, tırmalamak, yakmak","example":"Onun sürekli kurcaladığı fikir, sonunda daha büyük sorunlara yol açtı."}],"lemma":"kurcalamak"},"KURDELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geniş ipekli şerit","example":"Anam ikiz bebe beklemediği için tek bir kırmızı kurdele hazır etmişti beşiğin başına."},{"pos":"n","definition":"Belli bir biçim verilmiş saça veya giysinin yakasına takılan ince kumaş","example":"Elbisesinin yakasında mavi bir kurdele vardı."}]},"KURDEŞEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ciltte çeşitli sebeplerle oluşan kaşıntılı döküntüler","example":"Çeşitli alerjik reaksiyonlar nedeniyle cildimde kurdeşen çıktı ve kaşımaktan duramadım."}]},"KURGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşmanın gelmesi beklenilen yollar üzerinde, askerî önem taşıyan şehirlerde, geçit ve dar boğazlarda güvenliği sağlamak için yapılan kalın duvarlı, burçlu, mazgallı yapı","example":"Şehirdeki kurgan, eski savunma yapılarından biriydi ve hala etkileyici bir şekilde ayakta duruyordu."},{"pos":"n","definition":"Tarih boyunca türlü sebeplerle yıkılan yerleşme bölgelerinde, yıkıntıların üst üste birikmesiyle oluşan ve çoğu kez içinde yapı kalıntılarının gömülü bulunduğu yayvan tepe","example":"Kazılar sırasında, kurganın altında eski bir yerleşim bölgesine ait kalıntılar bulundu."}]},"KURGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu","example":"Romanın kurgusu, karakterlerin birbiriyle olan ilişkileri üzerinden gelişiyor."},{"pos":"n","definition":"Uygulamaya geçmeyen yalnız bilmek ve açıklamak amacını güden düşünce, kuramsal araştırma, spekülasyon","example":"Bilimsel araştırmalar, genellikle kurgu ve teorik düşüncelerle başlar."}]},"KURGULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir filmin değişik yerlerde çekilen bölümlerini bir bütün oluşturmak için birleştirmek","example":null}],"lemma":"kurgulamak"},"KURLAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle parmaklarda olan, derinlere kadar işleyen tırnak ya da kemik iltihaplanmasından kaynaklı ağrılı şişlik","example":null}]},"KURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tek tek durumdaki şeyleri bir yerde birlik haline getirmek","example":"Sen söylediğim kişilerden oluşan grubu kur, ben daha sonra dahil olacağı."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin nasıl gerçekleşebileceğini düşünmek, zihinde hazırlamak","example":"Ona söyleyeceklerini önceden kafasında kurdu ."}]},"KURMAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harp akademilerine girerek eğitimlerini başarıyla bitirmiş subay","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kurmaylık yetkisi ve niteliği olan subay","example":"Kurmay binbaşı. Kurmay albay."}]},"KURNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamam ve banyolarda musluk altında bulunan, içinde su biriktirilen, yuvarlak, mermer, taş veya plastik tekne","example":"Yıkanmak için aralık yerdeki kurnaya müracaat..."}]},"KURNAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen","example":"O, her zaman kurnazca planlar yapar ve istediğini elde eder."}]},"KURON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korumak için diş üzerine geçirilen metal kaplama","example":"Dişindeki çürümeyi engellemek için bir kuron taktırdı."}]},"KURS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yuvarlak ve yassı biçimli nesne","example":"Masada bir kurs şeklinde düzenlenmiş bir tatlı vardı."},{"pos":"n","definition":"Resmî ve özel kuruluşlarca ilgililere belirli bir konuda bilgi, beceri ve davranış kazandırmak amacıyla düzenlenen ve kısa süreli derslere dayanan eğitim etkinliği; kur","example":"Yazın sonunda, bilgisayar programcılığı kursuna katılmaya karar verdim."}]},"KURSAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurgalılarda, sindirim sisteminin, yemek borusu ile onikiparmak bağırsağı arasında besinlerin sindirime hazır duruma getirildiği omurgasız hayvanlarda sindirim kanalının bu bölgeye karşılık olan parçası","example":"Omurgalılarda, yemek borusuyla onikiparmak bağırsağı arasındaki bölge kursak olarak adlandırılır."},{"pos":"n","definition":"Kuşların yemek borusu üzerinde bulunan, yiyeceklerin toplandığı torba biçiminde şişkin organ","example":"Kuşların kursakları, yiyeceklerini depoladığı küçük torba gibidir."}]},"KURSİYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurs öğrencisi","example":null}]},"KURT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köpeğe benzeyen, sürü hâlinde yaşayan yabani hayvan","example":"Kurt uluması uzaktan duyuldu."},{"pos":"n","definition":"Bazı küçük, bacaksız hayvanlar","example":null}]},"KURTAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırmak","example":"İşte böyle bir eser onları bu külfetten kurtarmış olur."},{"pos":"v","definition":"Kurtulmasını sağlamak","example":"Yıllardır esir olduğu kaleden onu Mario kurtardı."}],"lemma":"kurtarmak"},"KURTARIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurtarma işi","example":null}]},"KURTAĞZI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi ve sandallarda halatın geçmesi için teknenin kenarına tutturulmuş, açık ağız biçiminde metal parça","example":"Gemi limanda demirlediğinde, kurt ağzındaki halatlar teknenin güvenli şekilde bağlanmasını sağladı."},{"pos":"n","definition":"Doğramanın birbirine geçen dişleri","example":"Eski doğrama tahtasında kurtağzı dişleri tam oturuyor, kesimler kusursuz oldu."}]},"KURTLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Rahat oturmayıp telaş ve sabırsızlık göstermek","example":"Uzun bir toplantının ardından herkes kurtlanmaya başlamıştı, sabırsızlıkla kalkıp dışarı çıkmayı bekliyorlardı."},{"pos":"v","definition":"Sürekli kımıldanmak","example":"Ne kurtlanıp durdun, az rahat dur."}],"lemma":"kurtlanmak"},"KURTUL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak","example":"Her gülüşte, ihtiyarlığın içlerine çöktürdüğü birkaç yıldan kurtularak çocuk masumluğuyla güldüler."},{"pos":"v","definition":"Yavru dünyaya getirmek","example":"Sabah erken saatte köpeğimiz altı yavru doğurarak kurtuldu."}],"lemma":"kurtulmak"},"KURTÇUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kurtçuklarla beslenen hayvan","example":null}]},"KURU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Islak olmayan, nemsiz","example":"Çamaşırlar kurudu, kuru havlu ver."}]},"KURUKAFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tırtılları patates yaprağı yiyen, alt kanatları sarı, üstü kahverengi bir tür kelebek","example":"Bahçedeki patatesleri yiyen zararlıların kuru kafa kelebeği olduğunu öğrendik."}]},"KURUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk","example":null},{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":"Adam amma da kuruluyor"}]},"KURULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin üzerindeki ıslaklığı gidermek","example":"Ayaklarını yıkadı, otelin havlusuyla kuruladı."}],"lemma":"kurulamak"},"KURULTAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşun, gündemindeki sorunları konuşmak ve bazen yeni kurullar seçmek üzere belli sürelerle yaptığı genel toplantı","example":"Şirketin kurultayı, yeni projeler ve finansal durumu tartışmak için yapıldı."},{"pos":"n","definition":"Eski Türklerde devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı meclis","example":"Eski Türklerde, devletin en önemli meseleleri görüşülüp karara bağlanırken kurultaylar düzenlenirdi."}]},"KURULUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Topluma hizmet amaç ve göreviyle kurulan her şey","example":"Hastaneler, okullar, bankalar, fabrikalar birer kuruluştur"},{"pos":"n","definition":"Bir şey yapılırken gerçekleştirilen özellik, nitelik","example":"Proje başlangıcındaki kuruluş, bütün detayların titizlikle planlanmasını gerektiriyordu."}]},"KURUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Topluma hizmet amaç ve göreviyle kurulan her şey","example":"Hastaneler, okullar, bankalar, fabrikalar birer kuruluştur"},{"pos":"n","definition":"Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is","example":"Vapur dumanı ve baca kurumuyla kapkara olan saçlarımla yastığı kirletmek istemiyordum."}]},"KURUMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eti, yağı az olan, sıska, cılız bir duruma gelmek","example":"Zavallı çocuk bu hastalıktan sonra pek kurudu"},{"pos":"v","definition":"Islaklığını, nemini yitirerek kuru duruma gelmek","example":"Çıplak dallarda henüz kuruyamayan su damlaları parlak, mavi birer boncuk gibi parlıyordu."}]},"KURUMLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":"Adam amma da kuruluyor"},{"pos":"v","definition":"Kurum tutmak","example":"Soba boruları kurumlanmış, temizlemek lazım."}],"lemma":"kurumlanmak"},"KURUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma","example":"Korkularımızın çoğu, kuruntularımızda geliyor."},{"pos":"n","definition":"Olmayacak bir şeyin olacağını sanma","example":"Bu kadar endişelenmenize gerek yok, sadece kuruntu yapıyorsunuz; her şey yolunda."}]},"KURUSIKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüntülü düşünce durumu","example":"O kadar kurusıkı düşüncelerle boğulmuştu ki, bir çözüm bulmakta zorlanıyordu."},{"pos":"n","definition":"Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır","example":"Daha ilk dakikada, başkanın kuru sıkı tavırları herkesin moralini bozdu."}]},"KURUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurutulmuş süt ürünü","example":"Yoğurt kurutu. Kaymak kurutu."},{"pos":"v","definition":"Zayıf olmasına yol açmak","example":"Yetersiz beslenme kurutmuştu onu haftalar içinde."}]},"KURUTAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde nemçeker bir kimyasal madde bulunan ve bazı maddeleri kurutmak veya nemlenmelerini önlemek için kullanılan kapaklı cam kap","example":null}]},"KURUTMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mürekkebi kurutmak için kullanılan kurutma kâğıdı ve bunun takılı bulunduğu araç","example":null}]},"KURUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Liranın yüzde biri değerinde Türk parası","example":"Kırmızı meşin üzerine yaldızlı en iyi cildi beş kuruşa yapardı."}]},"KURYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vatikan'ı yöneten yürütme ve yargılama organlarının bütünü","example":null}]},"KURYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle elçilik postasını yerine ulaştırmakla görevli kimse","example":"Elçilikte çalışan kurye, diplomatlara önemli belgeleri zamanında ulaştırmakla görevliydi."},{"pos":"n","definition":"Uçakla gönderilen mektup, koli veya havale","example":"Önemli evraklar, kurye ile uçakla gönderilerek hızlıca alıcıya ulaştırıldı."}]},"KURŞUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlarda kullanılan patlayıcı ve delici madde","example":"Kanatları kurşunla parçalanmış bir kartal / Benim gibi seyreder, yerden, mavilikleri"},{"pos":"n","definition":"Atom numarası 82, atom ağırlığı 207,21, yoğunluğu 11,3 olan, 327,4 derecede eriyen, yumuşak ve bükülgen, mavimtırak esmer renkte bir element","example":"Eski kimya ders kitaplarında, kurşunun periyodik tablodaki yerini çizimler üzerinden öğrenmiştik."}]},"KURŞUNLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçinde kurşun bulunan silahla ateş etmek, vurmak","example":"Gece yarısı sokakta bir adamı kurşunladıkları haberi mahallede hızla yayıldı."},{"pos":"v","definition":"Kurşunla kaplamak","example":"Eski caminin çatısını onarırken, ustalar dikkatle kurşunlamaya başladı."}],"lemma":"kurşunlamak"},"KURŞUNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurşunun rengi, koyu kül rengi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kurşun renginde olan","example":"Herkesin gözünde koyu, kurşuni, nihayetsiz bir yas dumanı vardı."}]},"KUS":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Midesinin içindekilerini ağız yolu ile dışarı atmak","example":"Mide bulantısıyla kıvranan hasta, aniden kusarak kendini rahatlattı."},{"pos":"v","definition":"Verilen veya yapılması istenen bir şeyi kabul etmemek","example":null}],"lemma":"kusmak"},"KUSKUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanın kuyruğu altından geçirilerek eyere bağlanan kayış","example":"O başta: kuskunu kopmuş eğerli düldüller / Bu başta: Paldım düşmüş semerli bülbüller"}]},"KUSKUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Un, süt, yumurta, bulgur ile yapılan ufak ve yuvarlak taneler biçiminde kurutulmuş hamur","example":null}]},"KUSMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Midesinin içindekilerini ağız yolu ile dışarı atmak","example":"Mide bulantısıyla kıvranan hasta, aniden kusarak kendini rahatlattı."},{"pos":"v","definition":"Verilen veya yapılması istenen bir şeyi kabul etmemek","example":null}]},"KUSMUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mideden ağız yoluyla dışarı atılan şey","example":null}]},"KUSUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mideden ağız yoluyla dışarı atılan şey","example":null}]},"KUSUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eksik olma durumu, eksik olan miktar","example":"Ben çalışmada kusur etmedim"},{"pos":"n","definition":"Yanlış, hata","example":"Bu iş kusura gelmez, çok ciddi bir iş yapıyoruz burda."}]},"KUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu","example":"Başarılarımdan sonra kut duyduğumda, içimde bir huzur hissettim."}]},"KUTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Serçegillerden, başında ve boynunda kırmızı, sarı tüyler bulunan, güzel öttüğü için kafeste beslenen küçük bir kuş","example":null}]},"KUTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Önemli bir olayın gerçekleşmesinin yıl dönümü dolayısıyla tören yapmak","example":"Ben her sene 11 mayısta doğum günümü kutlarım."},{"pos":"v","definition":"Mutlu bir olaya sevinildiğini söz, yazı veya armağanla anlatmak","example":"Arkadaşımın doğum gününü kutlamak için ona sevdiği kitaplardan birini hediye ettim."}],"lemma":"kutlamak"},"KUTLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Önemli bir olayın gerçekleşmesinin yıl dönümü dolayısıyla tören yapmak","example":"Ben her sene 11 mayısta doğum günümü kutlarım."},{"pos":"v","definition":"Mutlu bir olaya sevinildiğini söz, yazı veya armağanla anlatmak","example":"Arkadaşımın doğum gününü kutlamak için ona sevdiği kitaplardan birini hediye ettim."}]},"KUTLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uğuru olan, iyilik getirdiğine inanılan","example":null}]},"KUTNU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pamuk veya ipekle karışık pamuktan dokunmuş kalın, ensiz kumaş türü","example":"Kutnu kumaş dökülmüş, şala kim bakar / Ger Ali'nin kurşunu dağları yakar"}]},"KUTSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kutluluk dilemek","example":"Arkadaşını yeni işinde başarılar dileyerek kutsadı."},{"pos":"v","definition":"Kutlu ve aziz kılmak","example":"Ben bu evi 19. yüzyılda başlayan yaşamını 21. yüzyıla kadar sürdürebildiği için kutsamış oluyorum."}],"lemma":"kutsamak"},"KUTSAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken","example":"O kitabı okurken, içindeki kelimeler gerçekten kutsi bir hava yaratıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen","example":"Aile en kutsal varlıktır."}]},"KUTSAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kutluluk dilemek","example":"Arkadaşını yeni işinde başarılar dileyerek kutsadı."},{"pos":"v","definition":"Kutlu ve aziz kılmak","example":"Ben bu evi 19. yüzyılda başlayan yaşamını 21. yüzyıla kadar sürdürebildiği için kutsamış oluyorum."}]},"KUTSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken","example":"O kitabı okurken, içindeki kelimeler gerçekten kutsi bir hava yaratıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen","example":"Aile en kutsal varlıktır."}]},"KUTSİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kutsal olma durumu; mukaddeslik","example":"Galiba, verilen sözün kutsallığına inanmış bir neslin misyoner ruhlu üyelerinden biri de bendim."}]},"KUTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce tahta, mukavva, teneke, plastik ve benzerinden yapılmış, genellikle kapaklı kap","example":"Enfiyesini, üstü mineli bir kutudan çekerdi."},{"pos":"n","definition":"Elektrik akımı devrelerinde birleştirme yapmak, akımı bir veya daha fazla kollara ayırmak için kullanılan araç","example":"Elektrikçi, yeni eve kutu takarak akımın düzgün bir şekilde dağılmasını sağladı."}]},"KUTULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kutuya yerleştirmek; kutuya koymak","example":null}],"lemma":"kutulamak"},"KUTUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gök küresinin, dolayında döndüğü varsayılan eksenin iki ucundan her biri","example":"Dünya, gök küresinin kutupları etrafında dönüyor gibi algılanır."},{"pos":"n","definition":"Birbiriyle karşıt olan şeylerden her biri","example":"Çalışanlarla çalıştıranları ayrı kutuplarda toplayarak birbirine düşman ediyor."}]},"KUTUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cisimlerin genişliği","example":"Masa örtüsünün kuturu, masanın genişliğinden biraz daha fazlaydı."},{"pos":"n","definition":"Bir çokgende ardışık olmayan veya birçok yüzlüde aynı düzlem üzerinde bulunmayan iki köşe arasına çekilen çizgi","example":"Sekizgenin karşıt köşelerini birleştiren kutur çizgisi dikkatlice ölçüldü."}]},"KUVARS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Billurlaşmış silisin doğada çok yaygın bir türü","example":null}]},"KUVARSİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kum tanelerinin kaynaşmasıyla oluşmuş bir çeşit tortul kayaç","example":null}]},"KUVER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lokantalarda yemeklerin servisinden önce masaya serilen örtü","example":"Garson, yemek servisi yapmadan önce masaya yeni bir kuver serdi."},{"pos":"n","definition":"Bu örtüyle birlikte çatal, bıçak, kaşık, şamdan, tuzluk vb. şeylerin servise sunulmasından dolayı alınan ücret","example":"Restoran, kuver ücreti olarak her müşteri başına ek bir ücret aldı."}]},"KUVERTÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Örtmek için kullanılan şey","example":null}]},"KUVEYT":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke.","example":null}]},"KUVVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat","example":"Planlarını yaparken, işin sonunda ne başarmak istediğine dair kuvve oluşturdu."},{"pos":"n","definition":"Bir devletin silahlı kuvvetlerinin durumu veya gücü","example":"Ülkenin kuvve birlikleri, güvenlik politikalarında önemli bir rol oynuyor."}]},"KUVVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiziksel güç, bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü","example":"Bu kadar cesur bir hamleye yetecek kuvvetim yok."},{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin savaşçı silahlı kuruluşları veya gücü","example":"Nasıl ki düşmanın da her gün ümidi ve kuvveti eksilecektir."}]},"KUVVETLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Güçlü ve sağlam bir biçimde","example":"Acı poyraz kuvvetle esiyordu."},{"pos":"adv","definition":"Üzerinde durarak; direnerek","example":"O, sözlerini kuvvetle savunarak herkesin dikkatini üzerine çekti."}]},"KUVÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle erken veya yeni doğmuş bebeklerin, zarar verebilecek dış etkenlerden korunması amacıyla içine yerleştirildiği, belirli sıcaklığın ve nemin özel olarak oluşturulduğu araç","example":null}]},"KUYMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mısır ununun erimiş tereyağıyla kavrulması, su eklenmesi, bir miktar peynir katılması ve bir süre kaynatılmasıyla elde edilen yemek","example":"Tereyağını eritip mısır ununu kavurduktan sonra kuymak için peynir ekledi."}]},"KUYRUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanların çoğunda, gövdenin art yanında bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ","example":"Atın kuyruksokumunu kaşıması için kuyruğunu sağa sola salladığını fark ettim."},{"pos":"n","definition":"İnsanların sıra beklemek için, art arda durarak oluşturduğu dizi","example":"Çeşmenin başında, eşekli sucular, tenekeli, kovalı kadınlar, çocuklar kuyrukta sıradadır."}]},"KUYTU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sessiz, ıssız, tenha (yer)","example":"Ormanın derinliklerinde küçük bir kuytu bulup dinlendik."},{"pos":"adj","definition":"Uğrak olmayan, içerlek, sapa yer","example":"Dükkanı kuytu yerde olduğundan işlemiyor"}]},"KUYU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genellikle silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur","example":"Kahveci Salih eğilmiş, az evvel sarkıttığı gazozları kuyudan çıkarıyordu."},{"pos":"n","definition":"Toprağa kazılan derince çukur","example":"Hazine bulmak için bahçeye bir kuyu kazmışlardı."}]},"KUYUDAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resmî defterdeki kayıtlar","example":null}]},"KUYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değerli metal ve taşlardan yapılan süs eşyası","example":"Altın yüzük yaptırdım, kuyum ustalarına"}]},"KUYUMCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimse","example":null}]},"KUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gölgede kalan yan","example":null}]},"KUZEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Teyze, dayı, hala veya amcanın çocuğu","example":null}]},"KUZEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen dört ana yönden biri","example":"Haritayı önüme aldım, kuzey tam karşımda kalıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bulunduğu noktaya göre kuzeyde kalan yer","example":"Köyün kuzeyindeki dağlar, kışın karla kaplanır."}]},"KUZGUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok karga türüne, özellikle karakargaya verilen ad","example":null}]},"KUZGUNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok koyu; kara","example":"O kuzguni çehrenin üzerindeki parlak gözler, ha bire dövecek bir adam arıyor."}]},"KUZU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyun yavrusu","example":"Belki beş kuzunun derisinden yapılmış, siyah bir kalpak."},{"pos":"n","definition":"Bir meyve ve sebzeye bitişik olan küçük meyve veya sebze","example":null}]},"KUZULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Koyun yavrulamak","example":"Sabah erkenden ağıla vardığında koyunun kuzuladığını gördü."},{"pos":"v","definition":"Çocuk ellerini yere dayayarak dizleri üstünde emeklemek","example":"Çocuk ellerini yere koyup yavaş yavaş kuzulamak için gayret ediyordu."}],"lemma":"kuzulamak"},"KUZİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Teyze, dayı, hala veya amcanın kız çocuğu; kız yeğen","example":null}]},"KUZİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hem ısıtmaya hem de üzerinde veya içinde yemek pişirmeye yarayan büyük mutfak sobası","example":"Kış akşamlarında kuzinede kestane pişirmenin keyfi bir başkadır."},{"pos":"n","definition":"Gemilerde yemek pişirilen yer, mutfak","example":"Geminin kuzinesi dar ama aşçının maharetiyle her öğün ziyafete dönüşüyordu."}]},"KUÇUKUÇU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk dilinde köpek","example":null}]},"KUĞU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Perde ayaklılardan, yaban ve evcil türleri bulunan, çok uzun ve kıvrık boyunlu, geniş gagalı, geniş kanatlı bir su kuşu","example":null}]},"KUİNTET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri","example":null}]},"KUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumurtlayan omurgalılardan, akciğerli, sıcakkanlı, vücudu tüylerle örtülü, gagalı, iki ayaklı, iki kanatlı uçucu hayvanların ortak adı","example":"Çalıların üstünde kuşlar cıvıldayarak uçuşuyordu."}]},"KUŞAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaklaşık olarak yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği; jenerasyon","example":"Yeni jenerasyon, eski kuşağın bilgilerini aktararak köyde değişimi başlattı."},{"pos":"n","definition":"Sağlamlığını artırmak için, bir şeyin çevresine geçirilen ağaçtan veya metalden bağ","example":"Yapıyı sağlamlaştırmak için kuşağı metal ile desteklediler, böylece depremde daha dayanıklı hale geldi."}]},"KUŞAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuşaklarla sağlamlaştırmak","example":null}],"lemma":"kuşaklamak"},"KUŞAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Örtünüp korunmak için bir şeyi vücuduna geçirmek","example":"Soğuk hava başlamadan önce, kalın paltosunu kuşanarak dışarıya çıktı."},{"pos":"v","definition":"Beline kuşak, kılıç, kemer vb. şeyler bağlamak","example":"Savaşçı, kılıcını kuşanıp savaş alanına gitmek üzere hazırlandı."}],"lemma":"kuşanmak"},"KUŞANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yayvan küçük tencere","example":"Az kişi olunca kuşanede pişiriyorum yemeği, bize yetiyor."}]},"KUŞANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Örtünüp korunmak için bir şeyi vücuduna geçirmek","example":"Soğuk hava başlamadan önce, kalın paltosunu kuşanarak dışarıya çıktı."},{"pos":"v","definition":"Beline kuşak, kılıç, kemer vb. şeyler bağlamak","example":"Savaşçı, kılıcını kuşanıp savaş alanına gitmek üzere hazırlandı."}]},"KUŞANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşanılacak, giyilecek şey","example":null}]},"KUŞAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çevresini sarmak, çevrelemek","example":"Araplar İstanbul'u birkaç kez kuşattıysa da şehri almayı başaramadı ."},{"pos":"v","definition":"Çepeçevre sarmak","example":"Yabani otlar kuşattı güzelim bahçeyi ."}],"lemma":"kuşatmak"},"KUŞATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çevresini sarmak, çevrelemek","example":"Araplar İstanbul'u birkaç kez kuşattıysa da şehri almayı başaramadı ."},{"pos":"v","definition":"Çepeçevre sarmak","example":"Yabani otlar kuşattı güzelim bahçeyi ."}]},"KUŞBAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Padişahların av kuşlarını yetiştiren görevli","example":"Osmanlı sarayında, kuşbazlar padişahın av kuşlarını eğitip yetiştirirdi."},{"pos":"n","definition":"Süs kuşları yetiştiren kuş meraklısı","example":"Kuşbaz, yeni yavrularını sergileyerek kuş meraklılarıyla tanıştırıyordu."}]},"KUŞBAŞI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Küçük bir kuşun başı büyüklüğünde doğranmış et vb.","example":null}]},"KUŞBURNU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalılık ve ormanlık alanlarda yetişen, soluk pembe renkte çiçekler açan bir ağaç, yaban gülü ağacı","example":"Kuşburnu, dağ yolunda yürürken karşılaştığım yaban gülü ağacının çiçekleri arasındaydı."},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın parlak kırmızı renkli, içi tüylü ve çekirdekli meyvesi","example":"Kış gelmeden kuşburnu meyvelerini toplayıp reçel yapmayı planlıyorum."}]},"KUŞDİLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür dişbudak","example":"Eski ormanın derinliklerinde, kuşdili adı verilen dişbudak ağacına rastladık."}]},"KUŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özen isteyen baskı işlerinde kullanılan, parlak, düzgün, pürüzsüz, kaygan kâğıt","example":"Hayat önümüzde hiç yazılmamış bomboş papyekuşe bir sayfa gibidir."}]},"KUŞET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi veya tren yatağı","example":null}]},"KUŞGÖMÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pastırmanın fileto bölümü","example":null}]},"KUŞGÖZÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ev, villa vb. konutların çatı katlarını aydınlatmaya yarayan küçük pencere","example":null}]},"KUŞHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde süs kuşları beslenilen ve üretilen küçük oda veya büyük kafes","example":"Kuşhane, süs kuşlarını beslemek için odanın bir köşesinde kurulmuştu."}]},"KUŞKU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirmemekten doğan kararsızlık","example":"Bu konuda bir kuşku içindeyim, doğruluğundan emin olamıyorum."},{"pos":"n","definition":"Başkalarının iyi niyet ve amaçlarını kötüye yorarak işkillenme duygusu","example":"Birçok insan, başkalarının iyi niyetini kuşku ile değerlendirebiliyor."}]},"KUŞKULAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık ve kuruntu durumunda bulunmak ya da bu duruma gelmek","example":"Arkadaşının ani davranış değişiklikleri karşısında gönlü bulanarak onun samimiyeti hakkında kuşku duymaya başladı."}],"lemma":"kuşkulanmak"},"KUŞLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Av kuşları bol olan yer","example":null}]},"KUŞLAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuş sözcüğünün çoğulu: kanatlı, tüylü, yumurtlayan hayvanlar","example":"Kuşlar güneye göç etti."}]},"KUŞMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuş avlamak için hazırlanmış tuzak; kuş tuzağı","example":null}]},"KUŞYEMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerden, durgun sularda yetişen bir bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin taneleri","example":null}]},"KÖFTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle çekilmiş etten, bazen de tavuk, balık veya patatesten yapılan, türlü biçimlerde pişirilen yemek","example":"İçeriden de cızbız köfte kokusu geliyor."}]},"KÖFTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüm şırasıyla nişasta kaynatılıp dökülerek kesildikten sonra kurutulan bir çeşit pestil","example":null}]},"KÖFTÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sığırlara yedirilen susam veya keten küspesi","example":"Öküz müyüm ben köftün yiyecek?"}]},"KÖHNE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde yaşanılan zamanın gerektirdiği şartların gerisinde kalmış, eskimiş","example":"Köhne fikirlerle ilerlemeye çalışmak, değişimin önünde bir engeldir."},{"pos":"v","definition":"Çağın gerektirdiği şartların gerisinde kalmak","example":"Eski yönetim tarzı, çağın dinamikleri karşısında hızla köhnedi."}]},"KÖHNEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çağın gerektirdiği şartların gerisinde kalmak","example":"Eski yönetim tarzı, çağın dinamikleri karşısında hızla köhnedi."},{"pos":"v","definition":"Eskimek, modası geçmek","example":"Yıllardır el değmeyen köprü, köhnemeye başlamıştı."}]},"KÖK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkileri toprağa bağlayan ve onların, topraktaki besi maddelerini emmesine yarayan klorofilsiz bölüm","example":"Bitkinin ceziri, kök kısmından ayrılarak toprak altındaki besinleri almasını sağlar."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, sebep veya yer","example":"Bu projelerin kökeni, toplumun ihtiyaçlarına dayanıyordu."}]},"KÖKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, sebep veya yer","example":"Bu projelerin kökeni, toplumun ihtiyaçlarına dayanıyordu."},{"pos":"n","definition":"Kök, kaynak, soy","example":"Ailesinin kökeni, çok eski zamanlara dayanıyordu."}]},"KÖKENLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kökeni olmak, kökene sahip bulunmak","example":null}],"lemma":"kökenlenmek"},"KÖKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağaç veya bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarmak; kökertmek","example":"Bahçeyi farklı şekilde kullanmak isteyince oradaki ağaçları köklediği gibi başka yere götürdü."},{"pos":"v","definition":"Toprakta kalan bitki köklerini ayıklamak","example":"Tarla sürülmeden önce toprakta kalan kökleri köklemek gerekti."}],"lemma":"köklemek"},"KÖKLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağaç veya bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarmak; kökertmek","example":"Bahçeyi farklı şekilde kullanmak isteyince oradaki ağaçları köklediği gibi başka yere götürdü."},{"pos":"v","definition":"Toprakta kalan bitki köklerini ayıklamak","example":"Tarla sürülmeden önce toprakta kalan kökleri köklemek gerekti."}]},"KÖKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitkide kök oluşmak; bitki kök salmak; kök tutmak","example":"Bahçedeki çam ağaçları yıllar içinde kökleşip sağlam bir şekilde büyüdü."},{"pos":"v","definition":"Köklü, temelli bir biçimde yerleşmek","example":"Türklük ülküsünün biraz daha köklendiğini, büyüdüğünü, yeşerdiğini duyarız."}],"lemma":"köklenmek"},"KÖKNAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çamgillerden, yüksek bölgelerde yetişen, iğne yaprakları kısa, yassı olan, reçineli ve kozalaklı bir orman ağacı","example":null}]},"KÖKTEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüzeyde kalmayıp derine inen, asıl konuyu da içine alan","example":null}]},"KÖKTEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı kökten gelen çeşitli yapı ve görevdeki kelimeler","example":null}]},"KÖLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin emri altında bulunan, özgür olmayan kimse","example":"O köle, efendisinin her emrini yerine getirmek zorundaydı."},{"pos":"n","definition":"Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse","example":"Antik dönemde savaşlarda köleler, genellikle tutsak alınarak satılırdı."}]},"KÖLEMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kölelerden kurulan bir asker sınıfı","example":"Kölemenler, Mısır'da askeri güç olarak büyük bir rol oynuyordu."},{"pos":"n","definition":"Birinin sahip olduğu köle veya karavaş","example":"Hükümdarın, savaş sırasında yanında birçok kölemeni bulunuyordu."}]},"KÖLÇER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanelere zarar veren bir buğday hastalığı","example":null}]},"KÖMBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Un, tuz ve yağ ile yoğrulan kızgın sacda veya fırında pişirilen ekmek","example":null}]},"KÖMEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Papatya ve ayçiçeğinde olduğu gibi, sapın yassılaşmış ve genişlemiş ucu üzerinde çiçeklerin yan yana toplanması biçimindeki çiçek durumu","example":null}]},"KÖMÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karbonlu maddelerin kapalı ve havasız yerlerde için için yanmasından veya çok uzun süre derin toprak katmanları altında kalıp birtakım kimyasal değişmelere uğramasından oluşan, siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt","example":"Odun kömürü. Maden kömürü."},{"pos":"adj","definition":"Siyah renkli","example":null}]},"KÖPEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köpekgillerden, boy ve biçim bakımından pek çok cinsleri olan, çok iyi koku alan, sadık; bekçilik, avcılık gibi işler için beslenen memeli hayvan","example":"Ev köpeği / Av köpeği / Çoban köpeği"},{"pos":"n","definition":"Aşağılık niyetlerle yaltaklanan veya davranışları kötü olan kimse için kullanılan bir sövgü sözü","example":"Ben bu ite çattığıma bin pişman oldum. Bu köpekten de aşağı köpeğe uyma."}]},"KÖPEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok yorulmak","example":"Bütün gün çalıştıktan sonra köpeklemekten neredeyse düşüyordu."},{"pos":"v","definition":"Varlık, güç ve sağlık yönünden düşkünleşmek","example":"Son yıllarda sürekli hasta olduğu için sağlık açısından köpeklemeye başladı."}],"lemma":"köpeklemek"},"KÖPOĞLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hain, düzenbaz\" anlamlarında kullanılan sövgü","example":"Köpoğlu köpek, ekmek yediği kapıya böyle ihanet olur mu?"},{"pos":"n","definition":"Kurnaz, işini bilen, zeki kimse","example":"O ne köpoğludur, bilmezsiniz"}]},"KÖPRÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı","example":"Bu camiler, bu çeşmeler, bu köprüler rastgele yapılmadı."},{"pos":"n","definition":"İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey","example":"Annesinin yalnız onunla değil, hiç kimseyle bir köprüsü yoktu."}]},"KÖPRÜLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Köprüsü olmak","example":null}],"lemma":"köprülenmek"},"KÖPÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalkanan, kaynatılan, mayalanan, yukarıdan dökülen sıvıların üzerinde oluşan hava kabarcıkları yığını","example":"Süt köpürdüyse kaynamaya başlamıştır, taşmasın."},{"pos":"n","definition":"Sabun, deterjan ve benzerinin suda erimesinden oluşan beyaz kabarcık","example":"Köpükle oynamayı sevdiği için banyoya ikna oluyor."}]},"KÖPÜKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üstü köpük bağlamak","example":null}],"lemma":"köpüklenmek"},"KÖPÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şilte, yastık, yorgan ve benzerini kalın ve aralıklı, sıkıca dikmek","example":null}],"lemma":"köpülemek"},"KÖPÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek","example":"Onun öfkesi, küçük bir tartışma sonrası hızla köpürüp büyüdü."},{"pos":"v","definition":"Köpük yapmak, köpük oluşmak, köpük çıkararak kabarmak","example":"Fırat, Malatya'ya doğru bir dirsek gibi kıvrıldığı vadide artık dağlardan kopup çağıl çağıl köpürmüyor."}],"lemma":"köpürmek"},"KÖPÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek","example":"Onun öfkesi, küçük bir tartışma sonrası hızla köpürüp büyüdü."},{"pos":"v","definition":"Köpük yapmak, köpük oluşmak, köpük çıkararak kabarmak","example":"Fırat, Malatya'ya doğru bir dirsek gibi kıvrıldığı vadide artık dağlardan kopup çağıl çağıl köpürmüyor."}]},"KÖR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyi nitelikte olmayan, kötü","example":"Bana gönderdiği e-posta, oldukça kör bir yazışma gibiydi."},{"pos":"adj","definition":"Görme duyusu olmayan kimse","example":"Körü körüne duygululuk sanatçıyı da körün değneğiyle yolunu araması gibi zavallı duruma düşürür."}]},"KÖRDÜĞÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çözülmesi hemen hemen imkânsız olan sorun","example":"Bu misalin neticesini iyi tahlil etmek fikrimce bizim çözemediğimiz kördüğümü çözmek demektir."},{"pos":"n","definition":"Çözülemeyen, ilmiksiz düğüm","example":"O sabah evvela pijamanın uçkuru kördüğüm oldu."}]},"KÖRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karıncaların barındığı yer","example":"Bahçedeki köre, karıncaların yuvası haline gelmişti."},{"pos":"n","definition":"Demirci körüğünün, kömürlerin yandığı bölüme açılan deliği","example":"İkide birde ocağa gidiyor, körüğe asılıp köreden kıvılcımlar çıkartıyordu."}]},"KÖREBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gözleri bağlı olan ebenin, oyuna katılan öteki çocukları yakalamaya çalıştığı çocuk oyunu","example":null}]},"KÖREL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir organ beslenemeyerek küçülmek, dumura uğramak","example":"Yaralanan parmağım, kan dolaşımının yetersiz olması nedeniyle körelmeye başlamıştı."},{"pos":"v","definition":"Keskinliğini yitirmek","example":"Bıçak uzun süre kullanılmadığı için körelmişti."}],"lemma":"körelmek"},"KÖRELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir organ beslenemeyerek küçülmek, dumura uğramak","example":"Yaralanan parmağım, kan dolaşımının yetersiz olması nedeniyle körelmeye başlamıştı."},{"pos":"v","definition":"Keskinliğini yitirmek","example":"Bıçak uzun süre kullanılmadığı için körelmişti."}]},"KÖREŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerdeki karın yüzünde buz tutmuş olan tabaka","example":null}]},"KÖRFEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karanın içine sokulmuş deniz parçası","example":"Körfezin karşı kıyısında bir kömürcü kayığı demirlemişti."},{"pos":"adj","definition":"Sessiz, ıssız, tenha (yer)","example":"Orası pek körfez bir yer."}]},"KÖRPE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Genç, hoş, güzel, henüz bozulmamış, yıpranmamış","example":"O körpe kalbi henüz bu dünyanın çirkinliğiyle kirlenmemiş."},{"pos":"adj","definition":"Dalından yeni koparılmış, tazeliği üstünde, daha büyümemiş (bitki)","example":"Körpe fidan. Körpe hıyar."}]},"KÖRÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateşi canlandırmak için kullanılan ve açılıp kapandıkça içindeki havayı üfleyen araç","example":"Bir taraftan ha bire körüğün ipini çekiyordu."},{"pos":"n","definition":"Bazı müzik araçlarında hava vermeye yarayan, el veya ayakla işletilen meşin veya kâğıt bölüm","example":"Akordeonun körüğünden çıkan hava, melodiyi odanın her köşesine yaydı."}]},"KÖRÜKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şiddetini artırmak","example":"Ana ile baba büyük kızlarına davranışının doğru olmadığını sert bir dille anlatırlarsa da bu kızın kinini daha da körükler."},{"pos":"v","definition":"Körükle hava vermek","example":"Demirci, ateşi ha bir karar körüklüyor."}],"lemma":"körüklemek"},"KÖS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşlarda, alaylarda at, deve veya araba üzerinde taşınan ve işaret vermek için kullanılan büyük davul","example":null}]},"KÖSE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başağı kılçıksız bir çeşit buğday","example":"Köse buğdayı, öğütme işlemi sırasında diğerlerinden daha kolay eziliyordu."},{"pos":"adj","definition":"Bıyığı, sakalı çıkmayan erkek","example":"Genç yaşta bir köse olarak, arkadaşlarının şakalarına maruz kalıyordu."}]},"KÖSELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakkabı tabanı, bavul, çanta yapımında kullanılan, büyükbaş hayvanların işlenmiş derisi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu deriden yapılmış olan","example":null}]},"KÖSEMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Borsada öncülük yapan hisse","example":"Bu şirketin hisse senedi, borsada kösemen gibi davranarak yükseliyor ve diğer hisse senetlerine öncülük ediyor."},{"pos":"n","definition":"Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç veya teke","example":"Tehlikenin farkına varınca kösemen sürüsünü toplamış, bir de çitin içine aldık."}]},"KÖSEĞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucu yanmış odun","example":"Köseği odunla betona isimlerimizi yazdık."},{"pos":"n","definition":"Ateş karıştırmaya yarayan odun veya demir","example":"Köseğiyle ateşi karıştır da çabuk korlansın."}]},"KÖSNÜ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanın eş isteme zamanı gelmek","example":null}],"lemma":"kösnümek"},"KÖSNÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eş isteme zamanı gelmiş hayvan","example":null}]},"KÖSNÜL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kösnüyle ilgili; erotik","example":"Şair, kösnül bir dille yazdığı şiirlerde aşkı ve tutkuyu bir arada işlerdi."},{"pos":"v","definition":"Hayvanın eş isteme zamanı gelmek","example":null}]},"KÖSTEBEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köstebekgillerden, toprak altında oyduğu yuvalarda yaşayan, gözleri hemen hiç görmeyen, derisinden kürk yapılan küçük bir hayvan","example":"Bahçedeki sebzeler köstebekler tarafından kazınmış, hepsi yerle bir olmuştu."},{"pos":"n","definition":"Bir iş yerinden, kurumdan özellikle gizli servisten bilgi sızdıran kimse","example":"Onların köstebeklerinden biriyle inanılmaz bir aşk serüveni yaşıyordum o sıralar."}]},"KÖSTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini ya da yapılmasını önleyen sebep ya da şey","example":"O tehlikeli planın başarılı olmasını engelleyen köstek, her zaman beklenmedik bir şekilde ortaya çıkıyordu."},{"pos":"n","definition":"Cep saati, kılıç, anahtar ve benzerinin ucuna takılan zincir","example":"Cep saatinin ucuna zarif bir köstek takmıştı, çok hoş görünüyordu."}]},"KÖSTEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek","example":"Onun sürekli kösteklemesi yüzünden projede ilerleme kaydedemedik."},{"pos":"v","definition":"Hayvanın iki ayağını iple bağlamak","example":"Çiftçi, kaçmasını engellemek için tavuğa köstekleyerek iki bacağını bağladı."}],"lemma":"kösteklemek"},"KÖSTERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit uzun tahta rendesi","example":null}]},"KÖTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi","example":"Tekrir ile uslanmayanın hakkı kötektir."},{"pos":"n","definition":"Gölge balığıgillerden, büyük, eti lezzetli, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan bir balık","example":"Akdeniz'deki balıkçılar, kötek balığını yakalamak için uzun süre ağlarını denizde bıraktılar."}]},"KÖTÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İstenilen nitelikte olmayan, berbat, işe yaramayan","example":"O eski telefon, artık kötü durumdaydı, hiçbir işlevi yoktu."},{"pos":"adj","definition":"Kazaya yol açan, kendisinden kötülük gelebilen","example":"O kötü hava koşulları, kazaya yol açtı ve birçok araç yolda kaldı."}]},"KÖTÜCÜL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötülük eden, zarar veren","example":"Türk Edebiyatında kötücül çocuklarla ilgili yapılmış çalışmalar değerlidir."},{"pos":"adj","definition":"Habis hastalık veya ruh","example":"Doktor, hastalığının kötücülden kaynaklanan bir tür habis olduğunu açıkladı."}]},"KÖTÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Biri veya bir şey için olumsuz, aşağılayıcı, hoş olmayan sözler söylemek","example":"Devamlı birilerini kötüleceğine bir dön kendine bak nerede yanlış yapıyorum diye."},{"pos":"v","definition":"İnsanın sağlığı bozulmak","example":"Çocuk son günlerde ne kadar kötülemiş!"}],"lemma":"kötülemek"},"KÖTÜLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alçakça davranış","example":"O, kimseye kötülük etmez"},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç","example":"Bu olayın sonucunda, kötülük yüzünden büyük bir zarar ve kayıp yaşandı."}]},"KÖTÜMSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olay, bir konu ve benzerini yalnız olumsuz yönleriyle düşünmek veya ele almak","example":"Teyzeme ne getirsek beğenmeyip kötümsüyor."}],"lemma":"kötümsemek"},"KÖTÜMSER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyi kötü yanıyla ele alan, her durumu karanlık gören, hep en kötüyü bekleyen, kötüye yorumlayan; karamsar; bedbin; pesimist","example":null}]},"KÖTÜRÜM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yürüyemeyecek derecede sakat bacak","example":"Adamın sağ bacağı kötürüm"},{"pos":"adj","definition":"Yaşlılık veya sakatlık sebebiyle yürüyemeyen, ayağa kalkamayan kimse","example":"Yaşlı adam, kötürüm hale gelmişti ve artık kendi başına yürüyemiyordu."}]},"KÖY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasabadan daha küçük bir yerleşim biriminde yaşayanların bütünü","example":"Köyüler ne temiz ne güçlü insanlardı."},{"pos":"n","definition":"Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri veya nüfus yoğunluğu yönünden şehirden ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışmak gibi işlevlerle belirlenen, konutları ve öteki yapıları bu hayatı yansıtan yerleşme birimi","example":"Bu köy, yemyeşil vadinin içinde, doğayla iç içe bir yaşam sunuyordu."}]},"KÖYDEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı köyde oturan kimselerin birbirine göre her biri","example":"Köylüleriyle arası iyi olmayan biri köyde rahat edemez."}]},"KÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük kor parçası","example":"Kömürün közleri yavaşça sönüyordu, ama hala ısısı hissediliyordu."}]},"KÖZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Et, sebze, meyve, hamur ve benzerini köz üzerinde pişirmek","example":"Etin yanına patlıcan közleyelim."}],"lemma":"közlemek"},"KÖZLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Et, sebze, meyve, hamur ve benzerini köz üzerinde pişirmek","example":"Etin yanına patlıcan közleyelim."}]},"KÖÇEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın kılığına girip oynayan erkek","example":"Şehrin bütün köçekleri, çengileri çağrılsın!"},{"pos":"n","definition":"Ağırbaşlı davranışları olmayan kimse","example":"Hiç ağır usul davranışı yok, köçek adamın teki."}]},"KÖÇEKÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğu karcığar veya ağırlama makamında, kıvrak ve şen oyun havası","example":"Kahvenin rakı kokan havası bir köçekçenin kıvrak nağmeleriyle doluverdi."}]},"KÖŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı","example":"Dipteki zaviyeden içeriye doğru veranda şeklinde bir girinti yapıp salonun cumba köşesine dayanır."},{"pos":"n","definition":"İki duvarın birleştiği girintili veya çıkıntılı yer","example":"Seniha Hanım parmağını odanın köşesine uzattı."}]},"KÖŞEBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önemli makam","example":"O, köşebaşındaki bir pozisyonda çalışmaya başladığında tüm gözler üstündeydi."},{"pos":"n","definition":"Bir sokağın başka bir sokakla veya caddeyle kesiştiği yer","example":"Şu iki köşebaşı arasında senelerden beri ne hatıralar?"}]},"KÖŞEBENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşen iki kereste ve benzerini tutturmaya yarayan, L biçiminde bükülmüş demir çubuk","example":"Ahşap sandığın köşelerinde köşebentler kullanarak birleşim yerlerini güçlendirdik."},{"pos":"n","definition":"Bir yere fotoğraf yapıştırmaya yarayan, üçgen biçiminde arkası zamklı küçük kâğıt","example":"Fotoğraf albümünü hazırlarken köşebentleri kullanarak fotoğrafları sayfalara yapıştırdım."}]},"KÖŞEGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çokgende ardışık olmayan veya birçok yüzlüde aynı düzlem üzerinde bulunmayan iki köşe arasına çekilen çizgi","example":"Sekizgenin karşıt köşelerini birleştiren kutur çizgisi dikkatlice ölçüldü."}]},"KÖŞEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yaşına kadar olan deve yavrusu","example":null}]},"KÖŞEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Deve yavrulamak","example":null}],"lemma":"köşeklemek"},"KÖŞELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Köşeye gelecek biçimde koymak","example":null}],"lemma":"köşelemek"},"KÖŞK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bahçe içinde yapılmış süslü ev","example":"Yaz boyunca bahçedeki köşkte oturup çiçeklerin kokusunu içimize çektik."}]},"KÖŞKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemeni yapan, satan veya tamir eden kimse","example":null}]},"KÜBA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kuzey Amerika'da bir ülke; başkenti Havana.","example":null}]},"KÜBİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Küp biçiminde olan","example":"Evdeki dekorasyon, her şeyin kübik şekillerle tasarlandığı minimal bir tarza sahipti."},{"pos":"adj","definition":"Küp ve kesme biçiminde olan","example":"Yeni modern binanın içindeki mobilyalar, oldukça kübik bir tasarıma sahipti."}]},"KÜBİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kübizmle ilgili olan","example":"Sanat galerisi, kübist bir sergiyle ziyaretçilerini karşılıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Kübizmi uygulayan, kübizm yanlısı kimse","example":"Picasso'nun en ünlü tabloları, kübist bir yaklaşımın güçlü örnekleriydi."}]},"KÜBİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesneleri geometrik biçimlerde gösteren bir sanat akımı","example":null}]},"KÜF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekmek, peynir vb. organik maddelerin üzerinde, nem ve ısının etkisiyle oluşan, çoğu yeşil renkli mantar","example":"Onlar kendi küfleri, kendi yırtık pırtıkları, kendi döküntüleriyle yaşayabiliyorlar."}]},"KÜFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer","example":"Küfe, onun sırtında daha fazla yük taşımasına engel oluyordu, çünkü çok şişkinleşmişti."},{"pos":"n","definition":"Genellikle söğüt veya başka ağaç dallarından örülen, yük taşımaya yarayan, kaba ve dayanıklı sepet","example":"Yolun kenarındaki kayanın üstüne küfesini koydu."}]},"KÜFFAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müslüman olmayanlar","example":"Küffar üzerindeki gazamızın sevabı bize kâfidir."}]},"KÜFLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Küf oluşmak","example":"Zincirler küflendi, çürüdü, kırıldı."},{"pos":"v","definition":"İçinde yaşanılan zamana göre geride kalmak, zamanı geçmek","example":"Seniha, kendisinin de bu kirli aydınlığın altında bu eşya ile beraber küflendiğini hissetti."}],"lemma":"küflenmek"},"KÜFRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyilik gördüğü kimseye hainlik yapma, aldığı yardımı inkâr etme","example":null}]},"KÜFÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sövmek için söylenen söz","example":"O, sinirle küfür ederek ortamı gerdi."},{"pos":"n","definition":"Tanrı'nın varlığı ve birliği gibi dinin temellerinden sayılan inançları inkâr etme ve bu yolda söylenen söz","example":"Küfür etmek, dini değerlere karşı açık bir saygısızlık anlamına gelir."}]},"KÜFÜRBAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sövmeyi alışkanlık edinmiş, Kaba sövgüleri çok kullanan","example":null}]},"KÜHEYLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soylu Arap atı","example":"Dağın ardında bir nazlı sultanım / Tavlamda doru bir küheylanım"}]},"KÜKRE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Deniz, nehir kabarmak, çevresini kaplamak","example":"Fırtına sırasında deniz kükreyerek kıyıları aşmaya başladı."},{"pos":"v","definition":"Aslan, bağırmak","example":"Aslan ormanın derinliklerinden kükreyerek tüm hayvanları uyandırdı."}],"lemma":"kükremek"},"KÜKREMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Deniz, nehir kabarmak, çevresini kaplamak","example":"Fırtına sırasında deniz kükreyerek kıyıları aşmaya başladı."},{"pos":"v","definition":"Aslan, bağırmak","example":"Aslan ormanın derinliklerinden kükreyerek tüm hayvanları uyandırdı."}]},"KÜKÜRT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 16, atom ağırlığı 32,06 olan, 119 derecede eriyen ve 444 derecede kaynayan, doğada saf veya başka cisimlerle birleşik olarak bulunan, sarı renkli element","example":"Kükürt, endüstriyel alanda önemli bir elementtir ve kimyasal bileşiklerinde genellikle \"s\" harfiyle sembolize edilir."}]},"KÜKÜRTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toz kükürt serpmek","example":null}],"lemma":"kükürtlemek"},"KÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanan şeylerden arda kalan toz madde","example":"Ateş söndü ve geriye yalnızca kül olarak dağılmış tozlar kaldı."},{"pos":"n","definition":"Bütün; tüm","example":"Bir asırdan beri şiirimizi bir kül olarak göz önüne getirince bu misal canlanmaz mı?"}]},"KÜLAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aldatmaya dayanan davranış, aldatıcı oyun","example":"O, kulağımıza külahını geçirmiş gibi aldatıcı bir plan yapıyordu."},{"pos":"n","definition":"Erkeklerin giydiği genellikle keçeden, ucu sivri veya yüksek başlık","example":"Başında kara yünden bir külâh, belinde kara yünden bir kuşak vardı."}]},"KÜLBASTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Közde veya ızgarada pişirilen kemiksiz et","example":"Biraz et suyu ile iki parça külbastı yiyebildim."}]},"KÜLDÖKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın eş","example":null}]},"KÜLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bal, yağ, yoğurt vb. şeyler koymaya yarar tahta kova","example":null}]},"KÜLFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkıntı; zorluk","example":"İşte böyle bir eser onları bu külfetten kurtarmış olur."},{"pos":"n","definition":"Büyük masraf","example":"Beni külfete sokma, şimdi ben yokluktayım."}]},"KÜLHAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamamları ısıtan, hamamın altında bulunan kapalı ve geniş ocak","example":"Evin bir ucunda bir fırın, öbür ucunda bir külhan vardı."}]},"KÜLHANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hafif sövgü anlamı taşıyan bir okşama sözü","example":"Külhani, bak neler de biliyor!"}]},"KÜLLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Genellikle ateşin üzerini külle örtmek","example":"Kışın sobayı küllemek, ısının daha uzun süre kalmasını sağlıyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir acıyı, bir sıkıntıyı unutturmak","example":"Onun varlığı ayrılık acısını külledi ."}],"lemma":"küllemek"},"KÜLLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Genellikle ateşin üzerini külle örtmek","example":"Kışın sobayı küllemek, ısının daha uzun süre kalmasını sağlıyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir acıyı, bir sıkıntıyı unutturmak","example":"Onun varlığı ayrılık acısını külledi ."}]},"KÜLLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir sınıfa bağlı bireylerin hepsini içine alan","example":"Külli olarak ele aldığımızda, tüm çalışanların bu kurallara uyması bekleniyor."},{"pos":"adj","definition":"Bütün kapsamıyla alınmış olan önerme","example":"Küllî bir çıkarım yaparak, tüm bireylerin bu kurallara uyması gerektiğini söyleyebilirim."}]},"KÜLLİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazarın bütün eserlerini içeren dizi","example":"Başlıca şair ve nasirleri tamamıyla öğrenmek için külliyat okumak merakına düştüm."}]},"KÜLLİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir caminin çevresinde cami ile birlikte kurulmuş medrese, imaret, sebil, kitaplık, hastane vb. yapıların bütünü","example":"Camiden çıktıktan sonra külliyenin içinde yer alan aşevi ve medreseyi gezdik."}]},"KÜLLİYEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bütünüyle, tam olarak, toptan","example":null}]},"KÜLLİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tüm olma durumu","example":"Konuyla ilgili külliyetiyle bilgi sahibi olmak istiyorsanız bu kitabı okumalısınız."},{"pos":"n","definition":"Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu","example":"Bu kadar külliyetle kitap satın almak, bütçesini biraz zorlayacak gibi görünüyor."}]},"KÜLOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun belden aşağısına giyilen uzun veya kısa iç giysisi","example":"Çamaşırları asarken külotların renklerine göre ayırmayı unutma."},{"pos":"n","definition":"Genellikle binicilerin giydikleri paçası dar, üst bölümü geniş pantolon","example":"Adamın sırtında yakasız bir mintanı, bacaklarında da dolaksız bir külot vardı."}]},"KÜLT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı buyruklarını yerine getirme, Tanrı'ya yönelen saygı davranışı","example":"Tapınakta düzenlenen kült, halkın Tanrı'ya olan bağlılığını ifade etmesi için önemli bir fırsattı."},{"pos":"n","definition":"Dinî tören","example":"Antik Yunan'daki kült, tanrı ve tanrıçalara adanan törenlerle büyük bir coşkuyla gerçekleştirilirdi."}]},"KÜLTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğada büyük yer tutan, yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle","example":"Evin önüne odunlardan büyük bir külte yığmışlar, kış hazırlıkları tam gaz devam ediyor."},{"pos":"n","definition":"Bağlanarak oluşturulmuş deste","example":"Bahçenin kenarına, odunlardan bir kültem düzgünce yerleştirilmişti."}]},"KÜLTÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü","example":"Harf inkılabı, Türk kültür inkılabının temelidir."},{"pos":"n","definition":"Gerekli, yararlı bitkileri yetiştirmek amacıyla toprak üzerinde yapılan çalışmaların bütünü","example":"Bahçemde, yaz boyunca tarım kültürüne dair birçok yeni teknik deniyorum."}]},"KÜLTÜREL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kültüre ilişkin, kültürle ilgili","example":"Magazin yazarları, kültürel yaşamımıza el koydular."}]},"KÜLÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım","example":"Bilmeyenin elinde en modern aletler bir maden külçesi hâline gelir."},{"pos":"adj","definition":"Eritilerek kalıba dökülmüş olan","example":"Yüzlerce yıllık gözyaşı, bir külçe altına değmez."}]},"KÜLÜNK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşları, kayaları parçalamakta kullanılan sivri kazma","example":"Bir yaz sabahı, külüngün ve kazmanın sivri burunları taş odanın tepesini delmeye başladı."}]},"KÜLÜSTÜR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yıpranmış, eski, bakımsız","example":"Yakın dostlardan birisinin beş beygirlik külüstür bir deniz motoru var."}]},"KÜMBET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarım küre biçiminde olan ve yapıyı örten dam","example":"O eski yapının üstü, büyük bir kümbetle örtülmüştü, içeriye ışık girmesi çok zordu."},{"pos":"n","definition":"Koni, piramit biçiminde damı olan, yuvarlak veya köşeli yapı","example":"Mezarlığın ortasında altı adet mermer sütunlu harap bir kümbet göze çarpar."}]},"KÜME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün; takım","example":"Tarla kuşları Mustafa'nın sabanı altından yeni kurtulmuş olan kaba çığır üzerine kümeyle konarak buldukları tohumlara gaga çalmakta idiler."},{"pos":"n","definition":"Tümsek biçimindeki yığın","example":"Bahçede, toprak kümesi oluşturulmuş ve ağaçlar dikilmesi için hazırlanmıştı."}]},"KÜMELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toplayıp yığmak","example":null}],"lemma":"kümelemek"},"KÜMES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavuk, hindi vb. evcil hayvanların barınmasına yarayan kapalı yer","example":"Ne kümeste tavuk bırakırmış ne ahırda hayvan ne de ağılda koyun..."},{"pos":"n","definition":"Ufak ev","example":"Biriktirdiğimiz para ile bir kümes edindik."}]},"KÜMÜLTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırlarda, ormanlarda eğreti olarak yapılmış bekçi veya avcı kulübesi","example":"Küçük bir orman olmasına rağmen birçkaç tane kümültü gördüm."}]},"KÜMÜLÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üst bölümleri bembeyaz ve küme durumunda, tabanı da çoğu kez yatay ve esmer bulut","example":null}]},"KÜNCÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Susam tanesi","example":null}]},"KÜNDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzen, komplo","example":"Toplantıda, onu tehlikeli bir duruma düşürmek için kurdukları künde planı çok etkili olmuştu"},{"pos":"n","definition":"Güreşçinin, hasmını altına alıp bir elini önden, ötekini arkadan geçirerek kilitlemesi","example":"Güreşçinin rakibini altına alıp, bir elini önden, diğerini arkadan geçirerek kilitlemesiyle yaptığı hareket bir künde olarak bilinir."}]},"KÜNDELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Künde oyununu yapmak","example":null}],"lemma":"kündelemek"},"KÜNEFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıcak yenilen bir çeşit peynirli tel kadayıf","example":null}]},"KÜNH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan sebep veya nitelik","example":null}]},"KÜNK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pişmiş toprak veya betondan yapılmış kalın su borusu","example":"Bir gün bu künklerin bir tanesinin, bir yerinden delinmiş olduğu görülür."}]},"KÜNYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin adı, soyadı, ülkesi, doğumu, mesleği vb. özelliklerini gösteren kayıt","example":"Hastanenin girişinde her doktorun künyesi asılıydı, böylece hastalar kolayca kendilerine uygun hekimi bulabiliyordu."},{"pos":"n","definition":"Bu özelliklerden bazısının yazılı olduğu bilezik, kolye vb. metalden eşya","example":"Düğün hediyesi olarak anneme bir künye almıştım, üzerinde ismi ve doğum tarihi yazıyordu."}]},"KÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine eşit karelerden oluşan altı yüzlü prizma","example":"Bu çocuklar, küçük küplerle oyun oynarken büyük bir kale inşa ettiler."},{"pos":"n","definition":"Bu biçimindeki nesne","example":"Yeni aldığım masa lambasının küp şeklinde bir tasarımı vardı."}]},"KÜPE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kulak memelerine takılan süs eşyası","example":"Kızın kulaklarında mavi küpeler vardı."},{"pos":"n","definition":"Bazı hayvanların boyunlarının iki yanından sarkan deri uzantıları","example":"Horozun küpeleri. Keçinin küpeleri."}]},"KÜPEŞTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siperler, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölümler","example":"Fırtınalı havada geminin küpeştesine tutunarak güvertede yürüdü."},{"pos":"n","definition":"Duvarların üzerine, balkon veya pencerelerin içine çimento ve mozaik karışımı ile yapılan dolgu set; parapet","example":"Pencerelerin küpeştesi aşınmış, yenisi tapılacak."}]},"KÜPKÖK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küpü verilen bir sayıya eşit olan sayı","example":null}]},"KÜPLEĞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küreğin, baltanın sap takılan yeri","example":null}]},"KÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyi bakım ve ilaç tedavisi","example":"Daireden yıllık iznimi alınca kürümü günde on iki saate çıkardım."},{"pos":"n","definition":"Özel tedavi yöntemi","example":"Kaplıca suyunda yapılan kür tedavisi romatizma ağrılarına çok iyi geliyormuş."}]},"KÜRAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri bitkisel zehir","example":null}]},"KÜRASO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acı portakal kabuğundan yapılan bir içki","example":null}]},"KÜRATÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müze, kütüphane, sergi, hayvanat bahçesi ve benzerini yöneten ve etkinliklerini düzenleyen, yetkili kimse","example":null}]},"KÜRDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dişleri temizlemek için kullanılan küçük çöp","example":"Babam, paranın üstünü, kürdanlarla birlikte olduğu gibi aldı, cebine koydu; garsona hiç bahşiş bırakmadı."}]},"KÜRDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde si bemol notasını andıran perde","example":"Şarkının melodisi, kürdi perdesine benzer bir tınıyla başladığında, herkes bir an için sakinleşti."},{"pos":"n","definition":"Dügâh perdesindeki bir makam","example":"Kürdi makamı, özellikle klasik Türk müziğinde duygu yoğunluğunu en iyi şekilde yansıtan bir tercihtir."}]},"KÜRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün noktaları merkezden aynı uzaklıkta bulunan bir yüzeyle sınırlı cisim","example":"Matematikte küre, bütün noktaları merkezden eşit uzaklıkta olan bir yüzeyle sınırlı bir cisim olarak tanımlanır."},{"pos":"v","definition":"Kürekle atıp temizlemek","example":null}]},"KÜREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprak, kömür ve benzerini bir yerden bir yere alıp atmaya, taşımaya yarayan ve yayvan bir bölümü, buna bağlı uzun bir sapı bulunan araç","example":"Ölünün cesedi üstüne atılan birkaç kürek toprak gibi hatırası üzerine kapanan birkaç satır yazı!"},{"pos":"n","definition":"Küçük deniz teknelerini yürütmeye yarayan, bir ucu yassı, uzun ağaç","example":"Kürek, denizde küçük teknelerin ilerlemesi için vazgeçilmez bir araçtır."}]},"KÜRELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kürekle atıp temizlemek","example":null}],"lemma":"kürelemek"},"KÜREMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kürekle atıp temizlemek","example":null}]},"KÜRESEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Top veya küre biçiminde olan","example":"Küresel şekli her yere uygun değil."},{"pos":"adj","definition":"Dünya ölçüsünde geniş bir bakış açısıyla benimsenen","example":"Küresel ısınma sorununa karşı global bir yaklaşım benimsemek, ülkelerin işbirliği yapmasını gerektiriyor."}]},"KÜREVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Top veya küre biçiminde olan","example":"Küresel şekli her yere uygun değil."}]},"KÜRK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı hayvanların, giyecek yapmak için işlenmiş postu","example":"İnsanlar modaya uyacak diye hayvanların kürkleri elde ediliyor, bilin bakalım bu nasıl yapılıyor?"},{"pos":"n","definition":"Hayvan postundan yapılan giysi","example":"Ben yatağımın üstünde, kürkümün içinde soğuktan titreyerek oturuyorum."}]},"KÜRKAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sütleğengillerden, meyve çekirdekleri zehirli bir bitki","example":null}]},"KÜRNE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanlar sıcağın veya soğuğun etkisiyle birbirine sokulup toplanmak","example":null}],"lemma":"kürnemek"},"KÜRNEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanlar sıcağın veya soğuğun etkisiyle birbirine sokulup toplanmak","example":null}]},"KÜRSÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arkalıklı, kol koyacak yerleri olmayan, bir kişilik oturma eşyası","example":"Konferansta konuşmacı, kürsüsünün önünde durarak izleyicilere seslendi."},{"pos":"n","definition":"Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri","example":"Hukuk fakültesinin ceza hukuku kürsüsünde ders veren profesör çok deneyimliydi."}]},"KÜRTAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Döl yatağının içini kazıyıp cenini alma işi","example":"O dönemde, ceninin sağlıklı gelişim göstermediği için kürtaj yapılmasına karar verildi."},{"pos":"n","definition":"Vücutta boşluklar içinde bulunan yabancı cisimleri, hasta veya zararlı sayılan dokuları kazıyarak alma","example":"Doktor, yaralı kadının vücudundaki yabancı cisimleri almak için kürtaj işlemi gerçekleştirdi."}]},"KÜRTÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rüzgârın etkisiyle kuytu yerlere toplanmış kar yığını","example":"Dağ yamacındaki kürtün, karın rüzgârla nasıl biriktiğini gösteriyordu."},{"pos":"n","definition":"Genellikle eşeklere, bazen de atlara vurulan, kaşsız, enli, yayvan ve yumuşak bir çeşit eyer","example":"Yük taşımaya hazırlanırken eşeğin sırtına eski bir kürtün yerleştirildi."}]},"KÜRÜ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kürekle atıp temizlemek","example":null}],"lemma":"kürümek"},"KÜRÜMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kürekle atıp temizlemek","example":null}]},"KÜRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numaraları 96-103 arasında bulunan elementlerin genel adı","example":null}]},"KÜRİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 96, atom ağırlığı 248 olan, aktinitlerden, plütonyum 239'un helyum çekirdekleriyle bombardımanından elde edilen radyoaktif bir element","example":null}]},"KÜS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücenmiş, kırılmış, incinmiş, küskün (kimse)","example":"Bu sınıfta küs çocuklar var."},{"pos":"v","definition":"Hoşa gitmeyen bir tutum, davranış veya söz dolayısıyla alınıp görüşmez olmak, ilgiyi kesmek","example":"Ona söylediğim sözler yüzünden küstü ve bir hafta boyunca hiç konuşmadı."}]},"KÜSEĞEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, dokunulduğunda yaprakları pörsüyen bir bitki","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çabuk ve sık sık küsen kimse","example":null}]},"KÜSKÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşa veya duvara delik açmak için kullanılan uzun, ağır ve bir ucu sivri demir","example":"Usta, taş duvara küsküyle delik açarak işini hızla tamamladı."},{"pos":"n","definition":"Taş kaldırmakta kullanılan uzun demir çubuk veya basit, ağaçtan kaldıraç","example":"Taşı tekrar yerine koymazsak balta ve küskü ile onu kaldırır, aşağı yuvarlarız."}]},"KÜSKÜN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücenmiş, kırılmış, incinmiş, küskün (kimse)","example":"Dünkü tartışmadan sonra, hala küskün bir şekilde benimle konuşmak istemiyordu."},{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, dokunulduğunda yaprakları pörsüyen bir bitki","example":null}]},"KÜSKÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çit sarmaşığıgillerden, ince uzun ipliksi saplarıyla, asma, baklagiller ve bazı meyve ağaçlarına sarılarak onları sömüren, klorofilsiz bir asalak bitki","example":null}]},"KÜSMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoşa gitmeyen bir tutum, davranış veya söz dolayısıyla alınıp görüşmez olmak, ilgiyi kesmek","example":"Ona söylediğim sözler yüzünden küstü ve bir hafta boyunca hiç konuşmadı."},{"pos":"v","definition":"Görevini yerine getirememek","example":"Yemek zamanı geçerse mide küser."}]},"KÜSPE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan yemi, yakacak ve gübre olarak kullanılan, yağı veya suyu çıkarılmış her türlü yağlı tohum ve bitki artığı","example":"O gövdeleri küspe terleri döken ve dallarından mis kokulu ballar akan yemiş ağaçlarıyla..."},{"pos":"n","definition":"Özü alınmış meyvelerin kalan bölümü","example":"Küspeyi sıkıştırarak elde ettiğimiz meyve artıkları, gübre olarak tarlada kullanıldı."}]},"KÜSTAH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İncitici sözler söyleyen, kaba, terbiyesiz","example":null}]},"KÜSTERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit uzun tahta rendesi","example":"Meyve hazırlarken, küstere ile kabukları ince ince rendeledim."},{"pos":"n","definition":"Değirmen taşı yapılan taş","example":"Eski değirmen, taşların arasına yerleştirilen küstere ile buğdayı öğütüyordu."}]},"KÜSUF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayın, yer ile güneş arasına girmesinden dolayı güneşin yeryüzünden kararmış olarak görünmesi","example":null}]},"KÜSUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir birimin bölündüğü eşit parçalardan birini veya birkaçını anlatan sayı","example":"Yarım küreyi bir bütün olarak kabul ettiğimizde, küsur sayısını kullanarak tam sayıyı hesapladık."},{"pos":"n","definition":"Tam sayıdan sonra gelen kesirli sayı","example":"Kırk küsur senelik hayatımda, gecelerin en işkencelisi, beni bu sabaha, hapishaneye girdiğim sabaha bağlayan gecedir."}]},"KÜSURAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir birimin bölündüğü eşit parçalardan birini veya birkaçını anlatan sayı","example":"Yarım küreyi bir bütün olarak kabul ettiğimizde, küsur sayısını kullanarak tam sayıyı hesapladık."}]},"KÜSÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hoşa gitmeyen bir tutum, davranış veya söz dolayısıyla gücenip görüşmez olma durumu","example":null}]},"KÜSÜŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine küsmek, karşılıklı darılmak","example":"Kocasıyla arası açıktı, tartışıp küsüşüyorlardı sık sık."}],"lemma":"küsüşmek"},"KÜSÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine küsmek, karşılıklı darılmak","example":"Kocasıyla arası açıktı, tartışıp küsüşüyorlardı sık sık."}]},"KÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahta vb. katı şeylere vurulduğunda çıkan ses","example":"Kapı kapandığında küt bir ses duyuldu."},{"pos":"n","definition":"Voleybol ve teniste topu yukarıdan aşağıya doğru sertçe yere vurma","example":"Voleybol maçında topu küt bir şekilde yere vurdu ve sayı kazandılar."}]},"KÜTAHYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"KÜTLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Katı maddelerin büyük parçası, küme, yığın","example":"Fabrikadaki kütleler, işçilere kolayca taşınabilmesi için küçültüldü."},{"pos":"v","definition":"Bir yere çarpıp \"küt\" diye ses çıkarmak","example":null}]},"KÜTLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere çarpıp \"küt\" diye ses çıkarmak","example":null}]},"KÜTTEDEK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Birdenbire \"küt\" diye ses çıkararak","example":null}]},"KÜTÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalın ağaç gövdesi","example":"Etrafına gölge salmayan, yemiş vermeyen hangi kütük baltadan kurtulur?"},{"pos":"n","definition":"Kesilmiş ağaç gövdesi","example":"Kenara iri zeytin kütükleri istif edilmişti."}]},"KÜTÜRDE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kütür\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"kütürdemek"},"KÜTÜRTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kütür kütür\" diye çıkan ses","example":"Ayakkabıları giyerken yerden çıkan kütürtü sesi, odada yankılandı."}]},"KÜTİKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabukluların ve böceklerin örteneğinin koruyucu, kitinli katmanı","example":"Karidesin vücudunu saran kütikül, onu dış etkenlerden korur."},{"pos":"n","definition":"Yaprakların her iki yüzünde bulunan ve suyu sızdırmadığı için bitkinin kurumasına engel olan ince zar","example":"Bitkilerin su kaybını önlemek için yapraklarının kütikülleri oldukça sağlamdır."}]},"KÜTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkilerin kütiküllerini oluşturan, geçirgen olmayan, bal mumu yapısında madde","example":null}]},"KÜVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle içine su doldurulup yıkanmaya elverişli tekne","example":"İçeri girince gözüme ilk ilişen şey küvetle oturak oldu."},{"pos":"n","definition":"İçinde bazı şeyler veya el yıkanan kap","example":"Ufak bir küvetin içine siyah görünen bir mayi döktü."}]},"KÜÇÜCÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok ufak, küçük","example":"Masanın üzerindeki küçücük bir düğme bile dikkatini çekmişti."}]},"KÜÇÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemi olmayan","example":"Küçük bir jest bile, birinin gününü güzelleştirebilir."},{"pos":"n","definition":"Böbreklerde kandan süzülerek idrar yolları aracılığıyla dışarıya atılan sıvı","example":"Susuzluk yüzünden küçük çıkarmakta zorlanıyordu."}]},"KÜÇÜKBAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasaplık hayvanlardan koyun ve keçiye verilen ortak ad","example":null}]},"KÜÇÜKSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz görmek","example":"Küçük kardeşi bile Ayşe'yi bu tavrı yüzünden aşağıladı."}],"lemma":"küçüksemek"},"KÜÇÜL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyükken herhangi bir sebeple küçük duruma gelmek","example":"Bir zamanlar güçlü olan o şehir, şimdi küçülüp harabe haline gelmişti."},{"pos":"v","definition":"Hacimce ufalmak","example":"Bu eski elbise zamanla küçülüp vücudumu sıkı sıkı sardı."}],"lemma":"küçülmek"},"KÜÇÜLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyükken herhangi bir sebeple küçük duruma gelmek","example":"Bir zamanlar güçlü olan o şehir, şimdi küçülüp harabe haline gelmişti."},{"pos":"v","definition":"Hacimce ufalmak","example":"Bu eski elbise zamanla küçülüp vücudumu sıkı sıkı sardı."}]},"KÜÇÜMEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Benzerlerinden daha küçük olan; pek küçük","example":null}]},"KÜÇÜMSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz görmek","example":"Küçük kardeşi bile Ayşe'yi bu tavrı yüzünden aşağıladı."}],"lemma":"küçümsemek"},"KÜÇÜREK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Biraz küçük","example":"Bu ismin sebebi de küçürek meydanın ortasında, yeşile boyalı, tahta çıkrıklı bir tulumbanın bulunması."}]},"KÜŞADE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık; açılmış","example":null}]},"KÜŞAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması","example":"Yeni okulun açılışı, küşat töreniyle kutlandı ve öğrenciler derslerine başladı."},{"pos":"n","definition":"Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren olma durumu","example":"Konserin küşatını çok beğendim; müziğin her notası kalbime dokundu."}]},"KÜŞNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, hayvan yemi ve gübre olarak kullanılan bir tür","example":null}]},"KÜŞÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüntülü düşünce durumu","example":"Bütün gün boyunca küşüm içinde, bir türlü içimi rahatlatacak bir çözüm bulamadım."},{"pos":"n","definition":"Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirmemekten doğan kararsızlık","example":"Küşüm içinde kaldı, çünkü olayın doğru olup olmadığını tam olarak kestiremiyordu."}]},"KÜŞÜMLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık ve kuruntu durumunda bulunmak ya da bu duruma gelmek","example":"Bu kadar küşümleniyorsan git yanına ve direkt sor."},{"pos":"v","definition":"Kaygı duymak, üzülmek, bir şeyi kendine tasa etmek","example":"Ona bir şey olacak diye küşümlendi durdu sabaha kadar."}],"lemma":"küşümlenmek"},"KİBAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkalarına karşı saygılı davranan, davranış, düşünce, duygu bakımından ince olan (kimse)","example":"Her zaman kibar davranarak, herkese saygılıydı."},{"pos":"adj","definition":"Değerli, soylu, seçkin","example":"Kibar ailesi, uzun yıllardır köyün en saygın ailesiydi."}]},"KİBRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 16, atom ağırlığı 32,06 olan, 119 derecede eriyen ve 444 derecede kaynayan, doğada saf veya başka cisimlerle birleşik olarak bulunan, sarı renkli element","example":"Kibrit elementi, kimya dersinde öğrenilen en önemli elementlerden biridir."},{"pos":"n","definition":"Bir ucu sürtünme sonucu yanabilecek birleşimde olan küçük tahta veya karton parçası","example":"Sol cebinden sigara paketiyle kibriti çıkardı."}]},"KİBUTZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İsrail'de ortak çalışma esaslarına göre oluşturulmuş tarımsal topluluk","example":null}]},"KİBİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kendini beğenme, başkalarından üstün tutma","example":"Onun kibiri, başkalarına sürekli üstünlük taslamasına neden oluyordu."},{"pos":"n","definition":"Erdemleri bakımından çok büyük olma durumu","example":"Kibir, bazen insanın erdemlerinin farkında olmasından kaynaklanabilir."}]},"KİBİRLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":null}],"lemma":"kibirlenmek"},"KİEV":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Ukrayna ülkesinin başkenti.","example":null}]},"KİFAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşayacak kadar rızık","example":null}]},"KİFAFLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elde ne varsa onunla, çok az yiyecekle karın doyurmak, çok az şeyle yetinmek","example":null}],"lemma":"kifaflanmak"},"KİFAYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi başarabilme yetki ve yeteneği, görevini yerine getirme gücü","example":"Bu işi yapması için kifayeti bulunduğunu düşünüyorum."},{"pos":"n","definition":"Yeterli miktarda olma; kâfi gelme","example":"Seni anlatacak sözelerin kifayeti ne mümkün!"}]},"KİGALİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Ruanda ülkesinin başkenti.","example":null}]},"KİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı","example":"Kısacık boyuyla üç çifte kikine yerleşerek dümen kullanırdı."}]},"KİKLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lapinagillerden, güzel renkli, 50 cm uzunluğunda bir balık","example":null}]},"KİKLON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atmosferde bir alçak basınç alanı çevresinde hızla dönen rüzgârların oluşturduğu şiddetli fırtına","example":"Kiklonlar Antiller denizinde meydana gelip bütün Atlas Okyanusunu aşarlar"}]},"KİKİRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zayıf, ince, uzun boylu kimse","example":"O, çok kikirik bir yapıya sahipti, her zaman ince ve uzun görünürdü."}]},"KİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Islandığı zaman kolayca biçimlendirilebilen yumuşak ve yağlı toprak","example":null}]},"KİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle tahıl ölçmede kullanılan belirli hacimdeki kap","example":"Mercimek kile kile / Ölçerler sile sile"}]},"KİLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlerde yiyecek, içecek ve erzakın saklandığı oda, ambar veya dolap","example":"Kileri kilitlemezdi, paraları meydanda dururdu."}]},"KİLLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kirli çamaşırları kil kullanarak tokaçla yıkamak","example":null}],"lemma":"killemek"},"KİLLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kirli çamaşırları kil kullanarak tokaçla yıkamak","example":null}]},"KİLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bin gramlık bir ağırlık ölçü birimi","example":"Sebzeleri tartarken, her biri yaklaşık bir kilo geldi."},{"pos":"n","definition":"Halter sporunda barın iki ucuna yerleştirilen ve ağırlığı oluşturan parça","example":"Halterci, kilo ekleyerek yeni bir rekor kırmayı hedefliyordu."}]},"KİLOGRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bin gramlık bir ağırlık ölçü birimi","example":"Sebzeleri tartarken, her biri yaklaşık bir kilo geldi."}]},"KİLOJUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bin jul değerinde iş birimi","example":null}]},"KİLOSİKL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saniyede bin devir olan elektrik akımının frekansını ölçmek için kullanılan birim","example":null}]},"KİLOTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değeri bin ton olan kütle birimi","example":null}]},"KİLOVAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bin vatlık bir güç birimi","example":null}]},"KİLOVOLT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değeri bin volt olan elektrik gerilimi veya potansiyel farkı birimi","example":null}]},"KİLS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kireç ocağında işlenerek kireç elde edilen, kalsiyum karbon tuzundan bileşik kayaç","example":null}]},"KİLÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağırsaktan gelen, içinde yağ damlacıkları bulunan ak kan","example":"Doktor, hastanın kilüs seviyesini kontrol ederek sindirim sisteminin düzgün çalışıp çalışmadığını belirledi."}]},"KİLİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Döşeme, divan gibi yerlere serilen, genellikle desenli, havsız, kalın, kıl veya yün dokuma","example":"Dikmen Yıldızı'nın gözleri yerdeki kırmızı sarı çubuklu kilime takıldı."}]},"KİLİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"KİLİSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyanların ibadet etmek için toplandıkları yer","example":"Onlardan iki fedai kilise kapısının karşısındaki harap evin penceresine mitralyözlerini kurdu."},{"pos":"n","definition":"Hristiyanlıkla ilgili dinî kuruluş","example":"Kilisenin etkisi, Orta Çağ boyunca Avrupa'da büyük bir rol oynamıştır."}]},"KİLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anahtar, düğme gibi takılıp çıkarılabilen bir parça yardımıyla çalışan kapatma aleti","example":"Avlu kapısının kilidinde anahtar döndü."},{"pos":"n","definition":"Bir yanı değirmi, öbür yanına demir çubuk geçirilmiş olan yarım halka","example":"Bu kilit, eski tarzda, demir çubukla güvenliği artıran bir mekanizmaya sahipti."}]},"KİLİTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Anahtarla kilidi kapamak","example":"Annesi bu olaydan sonra iki gün kapıyı kilitlemiş, korku içinde yaşamıştı."},{"pos":"v","definition":"Bir nesne veya bir kimseyi kilitli bir yere kapamak","example":"Bütün giyeceklerini dolaba kilitlemişler. Çocuğu bodruma kilitlemiş."}],"lemma":"kilitlemek"},"KİLİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hasır otugillerden, bataklıklarda yetişen düz, ince uzun ve dayanıklı olan yaprakları kıtık yapmaya, hasır ve zembil örmeye yarayan bir saz","example":null}]},"KİLİZMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sazları çok olan yer","example":null}]},"KİM":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hangi kişi?\" anlamında cümlede, özne, tümleç, nesne, yüklem görevinde kullanılan bir soru sözü","example":"Bunu kim söyledi? / Benimle kim gelecek?"}]},"KİMLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin vatandaşlarına devletçe verilen, kimlikleriyle kişisel durumlarını gösteren resmî belge","example":"Yeni kimlik kartımı almak için nüfus müdürlüğüne başvurdum."},{"pos":"n","definition":"Toplumsal bir varlık olarak insana özgü olan belirti, nitelik ve özelliklerle, birinin belirli bir kimse olmasını sağlayan şartların bütünü","example":"Sanırım uzun zaman kimliğini korumak, güçlü kalabilmek için direndi."}]},"KİMONO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geniş kollu sabahlık","example":"Üzerinde rahat bir kimono ile sabah kahvesini içiyordu."},{"pos":"n","definition":"Japonların önden çapraz olarak kavuşan uzun ve geniş kollu ulusal giysisi","example":"Düğün için giydiği kimono, geleneksel Japon tarzını yansıtıyordu."}]},"KİMSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi","example":null},{"pos":"adv","definition":"Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi, şahıs, nefer","example":"Kimse bu kadar zor bir görevi tek başına başaramaz."}]},"KİMYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini, çözümleme, birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim","example":"Kimya dersinde atomların nasıl birleşip yeni maddeler oluşturduğunu öğrendik."},{"pos":"n","definition":"Üstün özellikler taşıyan çok değerli şey","example":"Emniyetlerini kazanmak için bu esrar bir kimya gibi gizli kalmalıdır."}]},"KİMYAGER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini, çözümleme, birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim ile uğraşan kimse","example":"Kimyacı olarak çalışırken, laboratuvarın güvenliğini sağlamak çok önemli."}]},"KİMYASAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kimyaya ait, kimya ile ilgili","example":null}]},"KİMYEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kimyaya ait, kimya ile ilgili","example":null}]},"KİMYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maydanozgillerden, 50 cm kadar yükseklikte, beyaz veya pembe çiçekli, bir yıllık, güzel kokulu ve otsu bir bitki","example":"Kimyon bitkisi, Akdeniz iklimini yaşayan bölgede yetişir."},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin tohumundan elde edilen ve bahar olarak kullanılan toz","example":"Çorbanın tadını zenginleştirmek için bir çay kaşığı kimyon ekledim."}]},"KİMYONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kahverengiye çalan yeşil renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kimyoni renginde olan","example":null}]},"KİMÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemeklerin mide öz suyuyla karıştıktan sonra aldığı durum","example":null}]},"KİMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bazı canlı varlıklar için","example":null}]},"KİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öç almayı amaçlayan gizli düşmanlık","example":null}]},"KİNAYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstü kapalı, sitemli, dokunaklı söz","example":"Demek lokantadaki kinayeler hep ona karşıydı. Aleyhine bir şeyler kuruluyordu."},{"pos":"n","definition":"Sözün gelişiyle, gerçek anlamların dışında bir kavrama değinme sanatı","example":"Okuduğumuz beyitte en belirgin söz sanatı kinayeydi."}]},"KİNCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Öç almak isteyen, kin tutan","example":null}]},"KİNDAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Öç almak isteyen, kin tutan","example":null}]},"KİNETİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hareket olaylarını inceleyen bilim dalı","example":"Kinetik enerji, hareket halindeki bir cismin sahip olduğu enerjidir."},{"pos":"n","definition":"Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı","example":"Kinetik teori, kimyasal reaksiyonların hızlarını daha iyi anlayabilmemizi sağlar."}]},"KİNGSTON":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Jamaika ülkesinin başkenti.","example":null}]},"KİNLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Öç almak istemek veya öç alma duygusunu sürdürmek","example":"Kendi ettiği yetmiyormuş gibi evlatlarını da zehirliyor, bana karşı kışkırtıyor diye karısına kinlenmişti."}],"lemma":"kinlenmek"},"KİNİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanın erdem ve mutluluğa, hiçbir değere bağlı olmadan, bütün gereksinmelerden sıyrılarak bağımsız olarak erişebileceğini savunan Antisthenes'in öğretisinin taraftarı kimse veya görüş","example":null}]},"KİNİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kınakınadan elde edilen ve sıtmanın tedavisinde kullanılan beyaz alkaloit","example":null}]},"KİNİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın erdem ve mutluluğa, hiçbir değere bağlı olmadan, bütün gereksinmelerden sıyrılarak bağımsız olarak erişebileceğini savunan Antisthenes'in öğretisi","example":null}]},"KİNİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Marangozlukta tahta üzerine boydan boya açılan, kesiti kare veya dikdörtgen biçiminde kanal","example":null}]},"KİNŞASA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Demokratik Kongo Cumhuriyeti ülkesinin başkenti.","example":null}]},"KİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiillerde belirli bir zamanla birlikte konuşanın, dinleyenin ve hakkında konuşulanın, teklik veya çokluk olarak belirtilmiş biçimi","example":"Türkçede fiilin kipleri, konuşmacının ne zaman ve kiminle konuştuğunu gösterir."},{"pos":"n","definition":"Belirli bir biçim","example":"Yazılımda her programın bir kip ayarı vardır, bu ayarları değiştirerek işlevselliği değiştirebilirsiniz."}]},"KİPE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hızla bükülen kalçanın sert ve birden gerilişiyle, vücudun yatıştan ayaküstü duruşa veya asılmadan dayanmaya geçmesi","example":null}]},"KİPKİRLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok kirli, çamura ve pisliğe bulaşmış","example":"Tertemiz yerlere kipkirli potinlerle dalar."}]},"KİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde oluşan, biriken pislik","example":"Yanaklarında yer yer kirle karışmış gözyaşı var."},{"pos":"n","definition":"Utanılacak durum","example":"O kadar yanlış yaptı ki, tüm sınıfın önünde yaptığı kirini temizlemek neredeyse imkansız."}]},"KİRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konutun, bir mülkün veya taşıt gibi herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında, bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi","example":"Eski kirayı yükseltiyorum, isterseniz gidin mahkemeye."},{"pos":"n","definition":"Bu biçimde tutulan bir şey için karşılık olarak ödenen para","example":"Kira ile aldım, zaten bu yüzden de geciktim ya!"}]},"KİRALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir konutu, bir mülkü veya taşıt gibi herhangi bir şeyi belli bir bedel karşılığında, bir süre için başkasına vermek","example":"Evi ona kiraladım ."},{"pos":"v","definition":"Kira ile tutmak","example":"Oturduğunuz evin alt katını bir terzi kiralamıştı ."}],"lemma":"kiralamak"},"KİRAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağacın kırmızı ve beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesi","example":"Kırmızı kirazlar bu yıl oldukça lezzetli olmuş."},{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı","example":"Kiraz ağaçları baharda çiçek açmaya başladı, bu yıl bol meyve bekliyoruz."}]},"KİRDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle mısır unuyla yapılan bir tür pide","example":null}]},"KİREMİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çatıları örtmekte kullanılan, yan yana dizilerek suyu aşağıya geçirmeden dışarı akıtacak biçimde yapılmış, kızıl toprağın renginde, pişmiş balçık levha","example":"En fakir köyler taştandır ve üstü kiremittir."}]},"KİREÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mermer, tebeşir, kireç taşı, alçı taşı gibi birçok taşın özünü oluşturan kalsiyum oksit","example":"Yapı malzemelerinde sıklıkla kullanılan kireç, dayanıklı bir bağlayıcıdır."},{"pos":"n","definition":"Kalsiyum hidroksit","example":"Bahçedeki toprak asidik olduğu için kireç eklememiz gerekti."}]},"KİREÇLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kireç katmak veya kireç sürmek","example":"Ağaçları haşerelerden korumak için gövdelerini kireçledik."},{"pos":"v","definition":"Kireç kullanarak badana yapmak","example":"Duvarları temiz bir görünüme kavuşturmak için bahçedeki kulübeyi kireçlediler."}],"lemma":"kireçlemek"},"KİREÇÇİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kireçli topraktan hoşlanan, kireçli toprakta yetişen bitki","example":null}]},"KİRKİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan, demirden veya ağaçtan yapılmış dişli araç","example":"Kirkit bıçak sesleri hep bir anda kesildi."}]},"KİRLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kadınlar belirli yaşlar arasında ayda bir döl yatağından kan gelmek","example":"Genç kız, ilk kez kirlenmenin getirdiği değişimleri yaşıyordu."},{"pos":"v","definition":"Pis olmak, pisliğe bulaşmak","example":"Hele saçların kirlenmiş, kırışmış, keçeleşmiş."}],"lemma":"kirlenmek"},"KİRLET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Namusuna, onuruna zarar verecek bir suç yüklemek, kötü bir işe karışmış göstermek","example":"Haksız yere onu kirlemek isteyenlere karşı uzun süre mücadele etti."},{"pos":"v","definition":"İdrar veya sindirim atıklarını vücuttan dışarı atmak","example":"Yaşlı adam, sağlık sorunları nedeniyle artık kirlemek için yardım almak zorunda kalıyordu."}],"lemma":"kirletmek"},"KİRLOŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kirli ve pasaklı","example":null}]},"KİRMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pamuk, yün, ipek ve benzerini eğirip iplik durumuna getirmeye yarar araç, iğ","example":null}]},"KİRPİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kirpigillerden, uzunluğu 25-30 cm olan, sırtı dikenlerle kaplı memeli hayvan","example":null}]},"KİRPİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tüy gibi, küçük ve ince uzantı veya uzantılar","example":"Bazen tüy gibi ince kirpikler, ağaçların dallarında rüzgarla savruluyor."}]},"KİRTİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük kabuklu deniz hayvanlarını avlamakta kullanılan, ince dallardan örülmüş sepet","example":null}]},"KİRVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sünnet olan çocuğun bütün masraflarını üstlendikten sonra sünnet sırasında çocuğu kucağına alarak elini, kolunu tutan ve bütün hayatı boyunca çocuk üzerinde babasına yakın hak taşıyan kimse","example":null}]},"KİRİBATİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Okyanusya'da bir ülke; başkenti Tarawa.","example":null}]},"KİRİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılarda dört köşe kalın keresteden, demirden veya betonarmeden yapılmış yatay destek parçası","example":"Tavanın ağırlığını taşıyan betonarme kiriş, binanın sağlamlığında önemli bir rol oynuyor."},{"pos":"n","definition":"Kasların uçlarında bulunan, kasları kemiklere ve başka organlara bağlayan beyazımsı kordon","example":"Koşarken dizindeki kiriş zorlandığı için bir süre hareket etmekte zorlandı."}]},"KİRİŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kirişi çekip germek","example":"Yayı daha güçlü hale getirmek için ustalıkla kirişledi."},{"pos":"v","definition":"Kiriş olarak kullanılan keresteyi döşemek","example":"Tavanın sağlam olması için tüm bölgelere dikkatlice kirişlediler."}],"lemma":"kirişlemek"},"KİSPET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağlı güreşte pehlivanların giydikleri, belden baldıra kadar uzanan, dar paçalı meşin pantolon","example":null}]},"KİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçi koloit, yağ vb. sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu patolojik torba","example":"Doktor, karında bulunan kisti ultrasonla inceledikten sonra daha fazla test yapılmasını önerdi."},{"pos":"n","definition":"Tek hücrelilerin veya çok hücreli küçük hayvanların uygun olmayan şartlarda veya çoğalma sırasında çevrelerine saldıkları kendilerini korumaya yarayan dayanıklı kapsül","example":"Bazı tek hücreliler, zor koşullarda hayatta kalabilmek için kist oluştururlar."}]},"KİSVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşanılacak, giyilecek şey","example":"O, düğün için en güzel kisveyi seçti, ince bir kumaştan yapılmıştı."},{"pos":"n","definition":"Hacıların Kâbe'de giydikleri beyaz üstlük","example":"Hacılara, Kâbe'de giyecekleri kisveyi dağıttılar, beyaz ve sade bir kıyafet."}]},"KİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne","example":"Yeni başlayanlar için özel olarak tasarlanmış bir dikiş kitini aldım, her şey içinde vardı."}]},"KİTABE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimse veya bir olayın anısını yaşatmak için bir şey üzerine kazılan yazı","example":null}]},"KİTABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sekreterin görevi ya da makamı","example":"Efendim bu dosyayı kitabete bırakmadınız Allah aşkına!"},{"pos":"n","definition":"Öğrencilere duygu ve düşüncelerini etkili ve düzgün bir biçimde anlatmaları için yaptırılan yazılı veya sözlü çalışma","example":"Öğrencilere kitabet çalışmaları yaptırarak yazılı anlatım becerilerini geliştirmeye çalıştılar."}]},"KİTABEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kitap satılan dükkan","example":"Eski bir kütüphaneden nadir bir el yazması kitap satın aldım."}]},"KİTABİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kitaba uygun","example":"Romanın dili tamamen kitabi şekilde, tarihsel bağlamı yansıtarak yazılmıştı."},{"pos":"adj","definition":"Akıcı olmayan, duygudan yoksun (anlatım)","example":"Konuşması kitabi bir üslupla ilerliyordu, bu yüzden insanları pek etkilemiyordu."}]},"KİTAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ciltli ve ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yaprakların bütünü","example":"Ona son olarak rüya için kitaptaki tabiri aramanın abes olduğunu söylediğimi hatırlıyorum."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda yazılmış eser","example":"Şiir kitabı. Tıp kitabı."}]},"KİTLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan topluluğu","example":"Konser alanını dolduran kitle, sanatçıyı coşkuyla karşıladı."}]},"KİTO":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Ekvador ülkesinin başkenti.","example":null}]},"KİTRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, çok yıllık dikenli bir çalı olan kevenden çıkarılan bir tür zamk","example":null}]},"KİTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklıların ve kabukluların örteneğini oluşturan, bazı mantar ve likenlerde de rastlanan, dayanıklı ve esnek organik madde","example":null}]},"KİVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kivigillerden, kanatları küt olduğu için uçamayan, bacakları güçlü, Yeni Zelanda'da yaşayan bir kuş","example":"Yeni Zelanda'ya gittiğimizde ilk kez kivi kuşunu gördük."},{"pos":"n","definition":"Kahverengi tüylü kabuğu soyularak yenen yeşil renkli sulu, C vitamini bakımından zengin meyve","example":"Kahvaltıda kivi ve yoğurt karıştırarak sağlıklı bir başlangıç yaptım."}]},"KİYANUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğada serbest olarak bulunmayan, fakat birçok cismin birleşimine giren, karbon ve azottan oluşan bir gaz","example":null}]},"KİYASET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akıllıca davranış; akıllılık","example":null}]},"KİZİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köy muhtarı yardımcısı","example":"Köyün kiziri, her sabah erkenden gelip tarlaları kontrol ederdi."},{"pos":"n","definition":"Köy kâhyası","example":"Kizir, köydeki düzensizlikleri düzelten ve halkla ilgilenen kişiydi."}]},"KİŞMİRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan","example":"Güçlü kişiliği ve sevecen tavırlarıyla kişmiri bir insan olarak herkesin sevgi ve saygısını kazanmıştı."},{"pos":"adj","definition":"Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse)","example":"O, kişmiri birisi olarak tanınıyor; teni ve saçları koyu buğday renginde."}]},"KİŞMİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük taneli bir tür çekirdeksiz üzüm","example":null}]},"KİŞNE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"At, bağırır gibi yüksek ses çıkarmak","example":"Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı"}],"lemma":"kişnemek"},"KİŞNEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"At, bağırır gibi yüksek ses çıkarmak","example":"Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı / Bir dakika araba yerinde durakladı"}]},"KİŞNİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maydanozgillerden yaprakları maydanozu andıran, 20-60 cm yükseklikte, tüysüz, bir yıllık ve otsu bir bitki","example":"Yemekte kullanılan kişniş, taze yapraklarıyla oldukça lezzetli bir aroma katıyor."},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin baharat olarak kullanılan kurutulmuş meyvesi veya tohumu","example":"Çorbanın tadını artırmak için üzerine kişniş tohumu serpiştirdiler."}]},"KİŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan; kimse","example":"Burası gerçekten yalnız bir kişi için çok sessiz."},{"pos":"n","definition":"Cinsiyeti erkek olan yetişkin birey","example":"Oğlum, seninle gurur duyuyorum, gerçekten olgun bir kişi oldun."}]},"KİŞİLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü","example":"Kişilik, bir insanın ailedeki, iş yerindeki ve arkadaş çevresindeki tutumlarını belirler."},{"pos":"n","definition":"Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü","example":"Onun kişiliği, duygusal zekâsı ve empati yeteneğiyle herkese ilham veriyor."}]},"KİŞİNEV":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Moldova ülkesinin başkenti.","example":null}]},"KİŞİOĞLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan; kimse","example":"Burası gerçekten yalnız bir kişi için çok sessiz."},{"pos":"n","definition":"Soylu kimse","example":"O, köydeki en saygıdeğer kişi oğlu olarak biliniyordu."}]},"KİŞİSEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kişi ile ilgili, kişiye ilişkin ya da kişinin kendi malı olan","example":null}]},"KİŞİZADE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyi tanınmış, köklü bir aileden gelen kimse","example":"Hiç kibar sınıfından, kişizade bir gencin oyuncu olduğunu gördünüz mü?"}]},"LAAKAL":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"En azı ile","example":null}]},"LABADA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karabuğdaygillerden, dere kıyılarında, sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen, çok yıllık ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki","example":null}]},"LABORANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Araştırmalarda, laboratuvar deneylerinde yardımcı olarak çalıştırılan kimse","example":"Röntgen hademesi ile laborantı kandırıp bir radyografisini çektirmişti."}]},"LABRADOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Labrador kıyılarında parlak bir türüne rastlanan, feldspatlar grubundan ve plajiyoklaz serisinden olan alüminyum, kalsiyum ve sodyum silikatı","example":null}]},"LABROS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lapina balığının büyük cinsi","example":null}]},"LABİRENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıkış yeri kolay bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı","example":"Bu labirentte yolumu kaybedip gitmem işten değildi."},{"pos":"n","definition":"İçinden çıkılması güç veya imkânsız durum, sorun","example":"Hikayenin ortasında ana karakterin içinde bulunduğu durum bir labirente dönüşmüş, çözüm bulması imkansız hale gelmişti."}]},"LACEREM":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Her hâlde, şüphesiz, kuşkusuz, tabii","example":null},{"pos":"adj","definition":"Şüphesiz; besbelli","example":null}]},"LACERTA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"LACİVERT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyu mavi renk","example":"Gece gökyüzü, lâcivertin en derin tonuyla kaplanmıştı."},{"pos":"adj","definition":"Koyu mavi renkte olan","example":"Bir lacivert pardösü almanın daha iyi olacağına karar verdi."}]},"LADEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kirpik diplerine sürülen siyah boya","example":"Eski dönemlerde kadınlar gözlerine derinlik katmak için laden kullanırlardı."},{"pos":"n","definition":"Ladengillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen tüylü ve genellikle yapışkan yapraklı, beyaz veya pembe çiçekli, reçinesi hekimlikte kullanılan bir bitki","example":"Bahçede yetişen laden çiçekleri, sabah güneşiyle harika bir görüntü oluşturuyordu."}]},"LADES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavuğun lades kemiğini iki kişinin birer ucundan tutarak kırması, birinin bir şeyi \"aklımda\" veya \"hatırımda\" demeden ötekinden almasıyla yenilmiş sayılarak biten oyun","example":null}]},"LADİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çamgillerden, 50-60 metre kadar yükseklikte olan, düz gövdeli, kozalağı aşağıya doğru sarkık, kerestesi ve reçinesi değerli, çam türüne çok yakın bir orman ağacı","example":null}]},"LADİNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dinle ilişiği olmayan","example":null},{"pos":"n","definition":"Ladin dili","example":null}]},"LAEDRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yazanı, yapanı, söyleyeni bilinmeyen eser","example":"Kitapçıdaki eski el yazmalarından biri laedri bir şiir kitabıydı, yazarının kim olduğu belirtilmemişti."},{"pos":"adj","definition":"Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen kimse; agnostik","example":"Felsefe tartışmalarında, laedri görüşleri savunan adam, evrenin kökenine dair kesin bir bilgiye ulaşılamayacağını söyledi."}]},"LAEDRİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti","example":null}]},"LAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söz, söylenen şey","example":"Bu laf aramızda kalsın."}]},"LAFAZAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok konuşan","example":"O kadar lafazan biriydi ki, iki dakika bile sessiz duramıyordu."}]},"LAFIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği","example":"Lafız ve mana, tıpkı eskisi gibi birbirinden ayrı telakki ediliyor."},{"pos":"n","definition":"Yasanın sözle anlatmak, bildirmek istediği anlam","example":"Kanun, her lafızla açıkça ne demek istediğini belirtiyor."}]},"LAFLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirmek, söyleşide bulunmak, yarenlik etmek, hasbihâl etmek","example":null}],"lemma":"laflamak"},"LAFLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirmek, söyleşide bulunmak, yarenlik etmek, hasbihâl etmek","example":null}]},"LAFZEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sözün gelişine, söylenişine, yapısına göre, yazılı olmayarak","example":"Şantajcılıkla şarlatanlık arasında lafzen ve maddeten benzerlik var."}]},"LAFZİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sözün söylenişine, yapısına ait, sözle ilgili","example":null}]},"LAGAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok zayıf ve güçsüz","example":null}]},"LAGOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hanigillerden, Akdeniz ve Ege'de yaşayan lezzetli bir balık","example":null}]},"LAGÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez","example":"Lagünler deniz ya da okyanus gibi büyük su kütlelerine bağlantısı olan sığ göllerdir. “Deniz kulağı” olarak da isimlendirilirler."}]},"LAHANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turpgillerden, geniş ve kalınca kat kat yaprakları olan, güz ve kış sebzesi olarak yetiştirilen ve birçok türü olan bitki","example":null}]},"LAHMACUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstüne kıyma, kıyılmış soğan, maydanoz ve baharat konularak fırında pişirilen pide türü bir yiyecek","example":null}]},"LAHOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hanigillerden, Akdeniz ve Ege'de yaşayan lezzetli bir balık","example":null}]},"LAHURAKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Lahor'a ait","example":null}]},"LAHURİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lahor'da yapılan her tür şal","example":"Hediyelik olarak getirilen lâhurî şal, gerçekten çok zarifti."}]},"LAHUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı âlemi","example":null}]},"LAHUTİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı ile ilgili olan, Tanrı'ya özgü olan","example":null}]},"LAHZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zamanın bölünemeyecek kadar kısa parçası","example":"Top gürleyip oruç bozulan lahzadan beri / Bir nurlu neşe kapladı kerpiçten evleri"}]},"LAHZADA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman geçirmeden, kısa süre içinde","example":null}]},"LAHİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kelime türetmek veya kelimenin görevini belirtmek için kullanılan şekil verici ses veya sesler","example":"Gözlük kelimesindeki -lük eki, kelimenin anlamını genişleten bir lâhika olarak kullanılmış."}]},"LAHİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duvarları taş veya tuğladan, üstü taş bir kapakla örtülü mezar","example":"Firavun'un açık lahitlerindeki boğuk yankıları dinledim."},{"pos":"n","definition":"Taş veya mermerden oyma mezar","example":"Müzenin bahçesinde sergilenen lahit, Roma dönemine aitmiş."}]},"LAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzak Doğu'da yetişen Amerika elmasından çıkan zamk","example":"Bu eski sandığın parlak yüzeyi, laktan yapılmış ve zamanla rengini kaybetmemiş."},{"pos":"n","definition":"Boyacılıkta kullanılan, kırmız böceğinin üst deri bezlerinin salgıladığı madde","example":"Boyacılar, duvarları boyarken kırmızı laktan faydalandılar."}]},"LAKAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye, bir aileye kendi adından ayrı olarak sonradan takılan, o kimsenin veya o ailenin bir özelliğinden kaynaklanan ad","example":"Öyleyse bana da bir lakap bul, dedi, sallanmaktan başı dönen tuzluğu nihayet masaya bırakabildiğinde."},{"pos":"n","definition":"Başkaları tarafından takılan kötü ad","example":"Mahallede ona takılan lakap, hiçbir zaman onun hoşuna gitmedi."}]},"LAKAYDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeye önem vermeme, bir şeyle ilgilenmeme durumu","example":"O, toplantılarda her zaman lakaydi bir tavır sergileyerek hiç konuşmazdı."}]},"LAKAYIT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İlgisi olmayan veya ilgilenmeyen","example":"Konuşmalarına lakayt bir şekilde yanıt vererek, kimseyi önemsemediğini belli etti."},{"pos":"adv","definition":"İlgisiz, aldırmaz, umursamaz, kayıtsız bir biçimde","example":null}]},"LAKE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Lak ile cilalanmış","example":"Yaldızlı beyaz lake karyolasının yanındaki koltukta dadısı uyukluyordu."}]},"LAKERDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Palamut, torik vb. balıklardan dilim dilim kesilerek yapılan salamura","example":"Aşçı kadın ömründe lakerda görmemiş."}]},"LAKIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, kelam, kavil","example":"Bilimsel lakırdılar, doğru bilgiyle harmanlanmadığında yanlış anlaşılmalara yol açabiliyor."},{"pos":"n","definition":"Boş söz, dedikodu","example":"Akşamın ilerleyen saatlerinde, kahvede yalnızca lakırtı yapılıyordu."}]},"LAKLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ara vermeden söylenilen saçma sapan söz dizisi, gevezelik","example":"Toplantıda, birinin sürekli laklak yapması tüm dikkatimizi dağıttı."},{"pos":"adj","definition":"Leyleğin gagasıyla çıkardığı ses","example":"Çiftlikte leyleklerin laklak sesleri, sabahları uyandırıyordu."}]},"LAKLAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gereksiz, anlamsız, boş söz","example":"O, sürekli lâklâka yapıp duruyor, kimse söylediklerine aldırmıyordu."}]},"LAKONİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa ve etkili söz","example":null}]},"LAKOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hanigiller familyasından yuvarlak kuyruğu bulunan bir balık türü","example":null}]},"LAKRİMAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gözyaşı kemiği bezesi","example":"İçindeki trajedi barutunu lakrimal bezelerinde ıslatıyor."}]},"LAKTAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süt şekerini üzüm şekerine çeviren bir bağırsak enzimi","example":null}]},"LAKTOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sütte bulunan, sütün buharlaşmasıyla kristal durumunda toplanan şeker","example":null}]},"LAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşitemediği için söz söyleme alışkanlığı edinememiş olan kimse","example":"O, hâlâ lâl olduğu için kendini ifade etmekte zorluk çekiyor."},{"pos":"adj","definition":"Bu taşın renginde olan","example":"Bahçede lal bir çiçek açmış, herkesin ilgisini çekmişti."}]},"LALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şehzadelerin özel eğitmenleri","example":"Şehzadenin lalası, ona sarayda nasıl davranması gerektiğini öğretmeye çalışıyordu."},{"pos":"n","definition":"Padişahların vezirlerine seslenirken kullandıkları bir söz","example":"Padişah, vezirine hitap ederken \"lala\" diyerek onu çağırdı."}]},"LALANGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağda kızartılarak üzerine şeker veya şerbet dökülen bir hamur tatlısı","example":"Rana bir lalanga yapar, alimallah parmaklarını yalarsın."}]},"LALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zambakgillerden, yaprakları uzun ve sivri, çiçekleri kadeh biçiminde, türlü renkte bir süs bitkisi","example":"Bahçemde açan laleler, renkleriyle etrafı adeta şenlendiriyor."},{"pos":"n","definition":"Ağır hapis mahkûmlarının boynuna geçirilen demir halka","example":"O dönemde ağır suçlulara lale takılarak, kaçmalarını engellemek için onları izlerlerdi."}]},"LALEZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lale yetiştirilen yer; lale bahçesi","example":null}]},"LAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mikroskopta incelenecek maddelerin üzerine konulduğu dar, uzun cam parçası","example":"Mikroskopa yerleştirilen örnek, lamın üzerine düzgünce yerleştirildi."},{"pos":"n","definition":"Arap alfabesinin yirmi üçüncü harfinin adı","example":"Arap alfabesinin lam harfi, telaffuz açısından diğerlerinden biraz farklıdır."}]},"LAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geviş getirenlerden, Güney Amerika'nın dağlık bölgelerinde yaşayan, yük hayvanı olarak kullanılan, karadan aka kadar türlü renklerde olabilen, tüyleri uzun, boyu yüksek ve boynu uzun hayvan Lama","example":"Güney Amerika'nın dağlarında lama, yük taşıyarak insanlara yardımcı oluyor."},{"pos":"n","definition":"Tibetlilerde ve Moğollarda Buda rahibi","example":"Lama, Tibet'teki manastırlarda yüksek saygınlık taşıyan bir Buda rahibidir."}]},"LAMBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet","example":"Saat kaçtı bilmiyorum, lambalar söndü / Anladım ki davetliler evlere döndü"},{"pos":"n","definition":"Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul","example":"Eski radyo cihazının içinde kullanılan lamba, sesin iletilmesini sağlıyordu."}]},"LAMBADA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güney Amerika'da yapılan bir dans","example":"Lambada dansını öğrenmek, çok eğlenceli ve enerjik bir deneyim oldu."},{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":"Lambada müziği, dansa uyum sağlamak için hızlı ve ritmik bir melodi sunuyor."}]},"LAMBALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Lamba ışığıyla incelemek","example":"Yeni alacağı kitapları lambalamak için geceyi bekledi, ışık altında daha rahat inceledi."},{"pos":"v","definition":"Kapı ve pencere kenarlarına girinti açmak","example":"Evdeki tadilat sırasında, ustalar pencere kenarlarına lambalamak yaparak yeni bir görünüm kazandırdı."}],"lemma":"lambalamak"},"LAMBRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının iç duvar kaplaması","example":"Mermer lambri. Ahşap lambri."},{"pos":"n","definition":"Tavan kaplaması","example":"Tavan lambri kaplaması, mekâna hem estetik hem de yalıtım avantajı sağladı."}]},"LAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokusunda çoğunlukla gümüş ve altın renginde tel bulunan kumaş veya metal parlaklığı verilmiş deri","example":"Düğün için alınan elbisenin lâme dokusu, ışık altında göz kamaştırıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Böyle bir kumaş veya deriden yapılmış olan","example":null}]},"LAMEKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Barınacak yeri ya da belirli bir adresi olmayan","example":"Sokakta yaşayan o lâmekân adam, kışın sert soğuğuna karşı çaresizdi."},{"pos":"adj","definition":"Mekânı olmayan; mekânsız","example":"Tasavvuf felsefesinde lâmekân, varlığın mekânla sınırlı olmadığını ifade eder."}]},"LAMEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok ince tabaka","example":"Ahşabın yüzeyindeki lamel, koruma ve estetik bir görünüm sağlıyordu."},{"pos":"n","definition":"Mikroskopla yapılan incelemede bazen lamların üstüne kapatılan dört köşe, küçük ve ince cam parçası","example":"Örneği mikroskopta incelemek için lamelin dikkatlice yerleştirilmesi gerekiyordu."}]},"LAMELİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eğri büğrü; çarpık","example":"Çocuk, defterine lamelif çizgiler çizerek kendi hayal gücünü yansıtıyordu."}]},"LAMİNANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapay reçine çözeltisi emdirilmiş kâğıtların üst üste konularak sıcak preslerde basınç altında sıkıştırılması ile elde edilen kaplama ve döşeme malzemesi","example":"Ön tarafta parke, laminant gibi inşaat malzemeleri satan bir dükkân olmalıydı."}]},"LAMİSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklılardan başın ön bölümünde bulunan, eklemlerden oluşmuş hareketli duyu alma organı","example":"Karıncanın lamisesi, yiyecek arayışında ona rehberlik ediyordu."},{"pos":"n","definition":"Çevremizdeki nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derimiz aracılığıyla bildiren duyarlık yeteneği","example":"Lamise duymazsa da gönül de mi anlamaz?"}]},"LANARKİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidratlı doğal kurşun sülfat","example":null}]},"LANDO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört tekerlekli, içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan, üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası","example":"Şehir meydanında eski bir landon, nostaljik bir atmosfer yaratıyordu."}]},"LANDON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört tekerlekli, iki dingilli, çift körüklü, içinde karşılıklı iki oturma sırası bulunan, atlarla çekilen binek arabası","example":"Atlı landon, düğün alayının en önünde süslenmiş bir şekilde ilerliyordu."}]},"LANET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'nın sevgi ve ilgisinden yoksun olma; beddua","example":"Başıma yağan bu ana laneti beni ürpertiyor."},{"pos":"adj","definition":"Ters; berbat; çok kötü","example":"Öyle lânet bir yer ki..."}]},"LANETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine, Tanrı'nın, insanların sevgi ve ilgisinden yoksun kalıp nefretlerine uğraması, kötü duruma düşmesi dileğinde bulunmak","example":"Bu nesil öyle zamanlar geçirdi ki doğduğuna lanet etti."},{"pos":"v","definition":"Tanrı, merhametinden yoksun bırakmak","example":"Kötü davranışları nedeniyle Tanrı tarafından lanetlenecek bir kişi olarak kabul ediliyordu."}],"lemma":"lanetlemek"},"LANGIRT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dikdörtgen masa üzerinde türlü aletleri yönetmek yoluyla küçük topları belirli deliklere sokmak veya bu deliklere girmesini önlemek amacına dayanan oyun","example":null}]},"LANGUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maymunlardan, Hindistan'da yaşayan, kül rengi veya kırmızıya çalan sarı tüylü, büyük bir maymun","example":null}]},"LANGUST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabuklulardan, makasları olmaması, duyargalarının daha uzun ve güçlü olmasıyla ıstakozdan ayrılan, eti için avlanan bir deniz hayvanı","example":null}]},"LANOLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapağıdan elde edilen, eczacılıkta ve parfümeride kullanılan, sarımtırak renkte bir yağ","example":null}]},"LANSE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İleri atılmış, ortaya çıkarılmış","example":null}]},"LANSMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin veya bir şeyin tanınmasını sağlama işi","example":null}]},"LANTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 57, atom ağırlığı 138,9, yoğunluğu 6,1 olan, beyaz, havada çabuk oksitlenen, parlak bir alevle yanan, seyrek bulunur bir element","example":null}]},"LANTANİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine çok yakın kimyasal özellikler gösteren, atom numarası 57-71 arasında olan, seyrek bulunan elementlerin genel adı","example":null}]},"LAOS":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke.","example":null}]},"LAPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nişastalı tanelerin, su ile kaynatılarak bulamaç kıvamına getirilmiş durumu","example":"Bulgur lapası. Pirinç lapası."},{"pos":"n","definition":"Keten tohumu vb. bitkilerin kaynatılmasıyla elde edilen, sıcak olarak tülbent içinde vücuda dıştan uygulanan ilaç","example":"Keten tohumu lapası. Hatmi lapası."}]},"LAPPADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir şey \"lap\" sesi çıkararak düşmek","example":"Koca taş, lappadak yere düştü ve etrafı gürültüyle sarstı."}]},"LAPTOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi","example":null}]},"LAPÇIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumuşak ve renkli keçi derisinden yapılmış yarım konçlu bir tür ayakkabı","example":"Sarığı ile cübbesi ve lapçınları ile tam bir hoca efendi idi."}]},"LAPİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lapinagillerden, kayalık kıyılarda, sığ sularda yaşayan 25-35 cm uzunluğunda, kırmızı benekli, mavi veya yeşil balık","example":null}]},"LARENJİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gırtlaktaki aşırı ve süreğen iltihap","example":null}]},"LARGO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağırlıkta çalınan müzik parçası","example":null},{"pos":"adv","definition":"Bir parçan ağır ve görkemli çalınarak veya söylenerek","example":null}]},"LARP":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ansızın ve güçlü","example":null}]},"LARPADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":null}]},"LARVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı hayvanların, özellikle böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra, krizalit veya ergin karakterlerini kazanmadan önceki evresi","example":null}]},"LARVACIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Larvayla beslenen hayvan","example":null}]},"LASKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakı ile ilgili","example":null}]},"LASKİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun","example":null}]},"LASTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Avrupa'da kullanılan, 2000 kilograma yakın gemi yüklerine ve büyük miktardaki ticaret mallarına değer biçmeye yarayan kütle ölçü birimi","example":"Ticaret gemisi, 2000 kilogramlık lastasıyla büyük bir yük taşıyordu."}]},"LASTEKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kauçuk, ipek, pamuk veya yün karışımı bir tür yapma kumaş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış olan","example":null}]},"LASTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Esnek madde; aracın tekerleğini saran kauçuk kaplama","example":"Bisikletin lastiği patladı."}]},"LATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dar ve kalınca tahta","example":"Yeni yapılan evde, duvarların arasına destek olarak lata kullanıldı."},{"pos":"n","definition":"Osmanlılarda ilmiyenin giydiği bir tür üstlük","example":"Latasının kollarını geçirerek kapıya doğru yürüdü."}]},"LATANYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı türleri evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, bazı türlerinden de dokumalık iplik elde edilen bir tür palmiye","example":null}]},"LATEKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı bitkilerin genellikle süt görünüşünde olan öz suyu","example":null}]},"LATERNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kolu çevrilerek çalınan, sandık biçiminde bir tür org","example":"Apaşlardan biri laternayı çalıyor."}]},"LATERİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıcak, nemli iklimlerde oluşan, parlak kırmızı veya kahverengiye çalan kırmızı renkli, demir oksit ve alüminyum bakımından zengin toprak","example":null}]},"LATİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yumuşak, hoş, ince bir güzelliği olan","example":"Bahar rüzgarı, latif bir şekilde çiçeklerin arasından süzüldü."}]},"LATİFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güldürmek, eğlendirmek amacıyla karşısındakini kırmadan yapılan hareket veya söylenen söz, latife","example":null}]},"LAUBALİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İncitici sözler söyleyen, kaba, terbiyesiz","example":"Eleştirilere verdiği laubali cevaplarla ortamın tansiyonunu yükseltti."},{"pos":"adj","definition":"Samimi ve apaçık, olduğu gibi","example":"Biraz laubali bir şekilde konuyu açtı ama herkesin hoşuna gitti."}]},"LAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanardağların püskürme sırasında yeryüzüne çıkardıkları, dünyanın derinliklerinden gelen kızgın, erimiş maddeler","example":null}]},"LAVABO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer","example":"İstasyonun lavabosu oldukça temiz ve düzenliydi."},{"pos":"n","definition":"Üzerinde su muslukları bulunan, porselen, emaye, sac ve benzerinden yapılmış, el, yüz, bulaşık yıkamaya yarar, çukur yer veya eşya","example":"Lavabonun aynasında yorgun bir suratla kendini anlamaya çalışan bu adama bakıyorum."}]},"LAVAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir organı su vererek yıkayıp temizleme","example":"Hastanın midesine lavaj uygulanarak zararlı maddeler temizlendi."},{"pos":"n","definition":"Bir işlem sonrası, metal yüzeyleri su ile yıkama","example":"Metal parçalarını işlemden sonra lavaj ederek temizlediler."}]},"LAVANTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lavanta çiçeğinden yapılan ispirtolu esans","example":"Bu el, hafiften benzin, tütün ve bayıltıcı bir lavanta kokuyordu."}]},"LAVANTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lavanta çiçeğinin bir başka türü","example":null}]},"LAVAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mayalı hamurdan tandırda pişirilerek yapılan ve yapıldığı yere göre büyüklüğü değişen ince ekmek türü","example":"Sıcak lavaşları sofraya koyar koymaz, herkes hızla birer dilim aldı."},{"pos":"n","definition":"Yufka inceliğinde açılmış uzun sade pide","example":"O kadar ince bir lavaş açtı ki, neredeyse bir yufka gibi oldu."}]},"LAVDANOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde afyon bulunan sulu bir ilaç","example":null}]},"LAVMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalın bağırsağı anüs yoluyla su fışkırtarak yıkama","example":"Doktor, hastaya lavman yaparak bağırsaklarını temizlemeyi önerdi."},{"pos":"n","definition":"Bu iş için kullanılan alet ve sıvı","example":"Doktorun yazdığı reçetede bir de lavman vardı, eczaneden almak gerekir."}]},"LAVROVİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Piroksen grubundan doğal silikat","example":null}]},"LAVSONİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidratlı alüminyum ve kalsiyum çift silikatı","example":null}]},"LAVTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mızrapla çalınan, gövdesi uttan küçük bir çalgı","example":"Konserde, lavta çalan müzisyen, zarif melodileriyle herkesi büyüledi."},{"pos":"n","definition":"Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan alet; forseps","example":"Doğum sırasında doktor, lavta kullanarak bebeği güvenli bir şekilde dünyaya getirdi."}]},"LAVTACI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lavta çalan kimse","example":null}]},"LAVUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gereksiz konuşan kimse","example":null}]},"LAYEMUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hiçbir zaman ölmeyecek olan","example":"Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklal fikrinin layemut abidesidir."}]},"LAYIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kimseye uygun olan","example":"Bu hediye gerçekten senin gibi birine layık."},{"pos":"adj","definition":"Nitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan","example":"Sevilmeye o herkesten fazla layıktır."}]},"LAYUHTİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hata işlemeyen, yanlış yapmayan","example":null}]},"LAYİHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hukuki bir işlemin, o işlemi yapmakla yetkili kurul veya organ önüne getirildiği andaki durumu, üstünde görüşme ve oylama yapılabilir durumdaki metin","example":"Hukuk kurulu, davayla ilgili lâyiha üzerinde görüşüp oylama yapacak."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda bir görüş ve düşünceyi bildiren yazı","example":"Yazılacak raporlarım, layihalarım var gibi bahanelerle İstanbul'a bile inmezmiş."}]},"LAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bal koymaya yarayan küçük tekne","example":null}]},"LAZANYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür İtalyan makarnası","example":null}]},"LAZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok güçlü pırıltılar oluşturan, değişik alanlarda kullanılan ışık kaynağı","example":null}]},"LAZIM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan","example":"Bu projeyi tamamlayabilmek için bazı önemli belgeler lazım."},{"pos":"adj","definition":"Geçişsiz fiil","example":"Bu cümlenin fiili lazım fiildir; nesnesi yoktur."}]},"LAZIMLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap","example":null}]},"LAÇIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kartalgillerden, küçük kuş, fare vb. ile beslenen ve alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş","example":null}]},"LAÇKA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gevşemiş, verimsiz duruma gelmiş, düzeni bozulmuş","example":null},{"pos":"n","definition":"Gemi halatının gevşetilip boşa bırakılması","example":null}]},"LAĞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal","example":"Lağımın içinde yürüyerek, kale duvarlarının zayıf noktalarına ulaşıp düşmanı şaşırtmayı planladılar."},{"pos":"n","definition":"Düşmanın kale duvarlarını yıkmak veya düşman ordugâhına zarar vermek amacıyla, düşman siperlerine doğru yer altından açılan dar yol","example":"Eğrikapı, girmek için başlıca bir hedef olmuştu, oradan lağımlarla suru yıkmaya girişilmişti."}]},"LAĞIV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Verilmiş bir yargıyı kaldırma","example":"Mahkeme, davada yapılan lağıv yüzünden daha önce verilen kararı bozdu."},{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşun faaliyetine son verme","example":"Şirketin uzun süredir zarar ettiğini görünce, faaliyetlerine lağıv kararı verildi."}]},"LAĞVET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Verilmiş bir yargıyı kaldırmak, bozmak","example":"Mahkeme, dava sürecindeki hatalar nedeniyle verilen kararı lağvetmek için yeniden inceleme başlattı."},{"pos":"v","definition":"Bir kuruluşun çalışmasına son vermek","example":"Yönetim kurulu, şirketin mali kriz yüzünden faaliyetlerini lağvetmek zorunda kaldı."}],"lemma":"lağvetmek"},"LAĞVOL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Faaliyetten men edilmek","example":"Büyük gürültülere sebep olan gece kulübü, gelen şikayetler üzerine lağvoldu."},{"pos":"v","definition":"Bir kuruluşun faaliyeti sona ermek","example":"1930'larda kurulan dernek, üye eksikliği nedeniyle zamanla lağvoldu."}],"lemma":"lağvolmak"},"LAİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Din işlerini devlet işlerine karıştırmayan, devlet işlerini dinden ayrı tutan","example":"Türkiye Cumhuriyeti ... laik ve sosyal bir hukuk devletidir."}]},"LAİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı'nın ve insanların nefretine, lanetine uğramış","example":null}]},"LAİSİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet ile din işlerinin ayrılığı, devletin, din ve vicdan özgürlüğünün gerçekleşmesi bakımından yansız olması; laisizm","example":null}]},"LAŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kokmuş hayvan ölüsü","example":"Ormanın derinliklerinde, bir lâşe kokusu yayılıyordu, uzaklaşmak zorunda kaldılar."}]},"LEB":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Daha söze başlanırken ne denmek istenildiğini çabucak anlamak\" anlamındaki leb demeden leblebiyi anlamak deyiminde geçen bir söz","example":"Lep demeden leblebiyi anlamak, onun ne demek istediğini hemen kavrayabilen biri olduğunu gösteriyor."}]},"LEBALEP":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Tıka basa dolu olarak, boş yeri kalmayacak biçimde","example":null}]},"LEBLEBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dış kabuğu çıkarıldıktan sonra fırında kavrulup çerez olarak yenen nohut","example":null}]},"LEDÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı katı","example":null}]},"LEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine sokma","example":"Elyafları yeni yıkanan kılıfların içine lef ediversen."}]},"LEFFET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine sokmak, iliştirmek","example":null}],"lemma":"leffetmek"},"LEFKOŞA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kıbrıs adasının en büyük şehri.","example":null}]},"LEGAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun","example":null}]},"LEGATO":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir parçanın notalarını ara vermeden birbirine bağlayarak söylemek veya çalmak","example":null}]},"LEGORN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumurta verimi yüksek, genellikle beyaz tüylü bir tavuk ırkı","example":"İki sarılı yumurta yumurtlayan bu canım legornlar, iki üç gün ara ile birer birer helak olup gitmişlerdi."}]},"LEH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyden veya bir kimseden yana olma","example":"Babanın fikri, her zaman için senin lehinedir."}]},"LEHTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinden yana olan veya bir düşünceye, bir isteğe katılan, onu destekleyen kimse","example":"Toplantıda konuşan lehtar, önerilen projeyi savunarak tüm avantajlarını sıraladı."},{"pos":"n","definition":"Senet metninde, senet bedelinin kendisine ödenmesi yazılı olan kişi","example":"Çek üzerindeki lehtar, ödemeyi almak için banka şubesine gitti."}]},"LEHÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dilin tarihsel, bölgesel, siyasal sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu","example":"Türkçenin çeşitli lehçeleri, Anadolu'nun farklı bölgelerinde kendini gösteriyor."},{"pos":"n","definition":"Konuşma tarzı","example":"Onun lehçesine aşina olanlara göre gayet derin hikmet, pek ince manalar taşırdı."}]},"LEHİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erime noktaları düşük metalleri tutturma işlemlerinde kullanılan, kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı","example":"Elektrik devresindeki bağlantıları güçlendirmek için ince bir lehim kullanıldı."},{"pos":"n","definition":"Bu alaşımla yapılan işlem","example":"Kabloları birleştirdikten sonra lehim yaparak bağlantıyı sağlamlaştırdı."}]},"LEHİMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Lehimle yapıştırmak, lehimle tutturmak","example":null}],"lemma":"lehimlemek"},"LEJANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir fotoğrafın, haritanın, desenin veya karikatürün özünü anlatan yazı","example":null}]},"LEJYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birkaç takımdan oluşan asker birliği","example":"Düşman hattını geçmek için ileri sürülen lejyon, gece boyunca karargâhta bekledi."},{"pos":"n","definition":"Eski Romalılarda, piyade ve süvarinin oluşturduğu askerî birlik","example":"Romalı lejyon, savaş meydanında kusursuz bir düzenle ilerliyordu."}]},"LEJYONER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lejyon asker","example":null}]},"LEKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk","example":"Çocuğun yanağındaki doğum lekesi, yüzüne ayrı bir güzellik katıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk","example":"Kuyruğunun ucu ile alnının orta yerinde beyaz lekeler vardı."}]},"LEKELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Namusuna, onuruna zarar verecek bir suç yüklemek, kötü bir işe karışmış göstermek","example":"Bu adamı düşmanları lekelemek istiyorlar"},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kirletmek, bir şey üzerinde leke oluşturmak","example":"Oyun alanındaki çocuk, çamurla üstünü lekelemiş."}],"lemma":"lekelemek"},"LEKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üniversitede yabancı dil, Türkçe ve inkılap tarihi gibi ortak, zorunlu dersleri öğretmek için görevlendirilen, uygulamalı çalışmaları yöneten öğretim elemanı","example":"Üniversitedeki lektör, öğrencilere Türkçe dersinde doğru yazım ve dil bilgisi üzerine pratikler yaptırıyordu."},{"pos":"n","definition":"Yayınevlerinde yayımlanması düşünülen eserleri inceleyerek değerlendiren kimse","example":"Yayınevi on on beş lektörle çalışıp çok daha fazla iş çıkarabiliyor."}]},"LEMİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"El ile dokunarak duyma, bir şeye el ile dokunma","example":null}]},"LENDUHA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok iri ve kaba","example":"O lenduha kapının mandalına erişip de ağır ve paslı demirini yerinden oynatmak kolayca becereceği iş değildi."}]},"LENF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Damarlarında dolaşan kanla, doku ögeleri arasında aracı görevi yapan, kan plazması ve lenfositten oluşan saydam, sarı renkte bir sıvı","example":null}]},"LENFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Damarlarında dolaşan kanla, doku ögeleri arasında aracı görevi yapan, kan plazması ve lenfositten oluşan saydam, sarı renkte bir sıvı","example":null}]},"LENFATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Lenfle ilgili olan","example":"Doktor, lenfatik sistemi güçlendirecek egzersizler önerdi."},{"pos":"adj","definition":"Lenfatizme tutulmuş olan kimse","example":"Lenfatik bozuklukları nedeniyle sürekli yorgun hissetti."}]},"LENFOMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lenf düğümlerinde çıkan ve lenfositlerden oluşan urların tümü","example":null}]},"LENFOSİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanda, kemik iliğinde, lenfte bulunan, tek ve çok iri çekirdekli, küçük, renksiz bir kan hücresi","example":null}]},"LENGER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi demiri","example":"Gemi, denizde ilerlerken demirini lengerle bıraktı."},{"pos":"n","definition":"Yayvan ve kenarları geniş, büyük bakır kap","example":"Tenha köyün sokaklarında lengerler içinde balık götüren ateş bacaklı çocuklara baktım."}]},"LENGÜİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dillerin yapısını, gelişmesini, dünyada yayılmasını ve aralarındaki ilişkileri ses, biçim, anlam ve cümle bilgisi bakımından genel veya karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim ile uğraşan kimse","example":null}]},"LENS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim","example":"Fotoğraf makinesinin lensi, görüntüyü net bir şekilde odaklamak için tasarlanmıştı."},{"pos":"n","definition":"Gözün saydam tabakasının üzerine doğrudan uygulanan, görmeyi düzeltici mercek","example":"Gözlükçü, lensin gücünü artırarak gözlük camlarını gözlüklerime göre yeniden düzenledi."}]},"LENTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş","example":"Evdeki tadilat sırasında, duvarda yeni bir lento yerleştirildi."},{"pos":"n","definition":"Bu tempoda çalınan parça","example":"Orkestra, son bölümde lento tempoda çalarak parça üzerinde derin bir etki yarattı."}]},"LEOPAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedigillerden, genellikle Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, postu benekli, bazen de düz siyah, çevik, yırtıcı, etçil, memeli hayvan","example":null}]},"LEPRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hansen basilinin sebep olduğu, sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen bulaşıcı bir hastalık","example":null}]},"LEPUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"LEPİSKA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uzun, sarı ve yumuşak saç","example":"Küçüğü bağrıma bastım ve sezdirmeden lepiska saçlarını göz yaşlarımla ıslattım."},{"pos":"n","definition":"Leipzig şehrinde üretilen ipek","example":null}]},"LERZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Titremek eylemi ya da biçimi","example":null}]},"LESEPASE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sınırdan geçebilmek için verilen yazılı izin","example":"Görevliye lesepase olmadan sınırı geçemeyeceğimi söylediler."},{"pos":"n","definition":"Bu izni gösteren belge","example":"Elimdeki lesepase buraya kadarmış."}]},"LESOTHO":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Maseru.","example":null}]},"LETAFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma","example":"Misafirlerine karşı gösterdiği letafet herkesin dilindeydi."},{"pos":"n","definition":"Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren olma durumu","example":"Odanın köşesindeki zarif çiçek aranjmanı, bulunduğu yere bambaşka bir letafet katmıştı."}]},"LETARJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşama işlevlerinin çok zayıfladığı, çok derin ve sürekli patolojik uyku durumu","example":null}]},"LETARJİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Letarji ile ilgili","example":null}]},"LETONYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Riga.","example":null}]},"LEVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bulgar para birimi","example":"Pazarda el yapımı çömlekleri sadece birkaç leva karşılığında satıyordu."}]},"LEVANTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir rüzgâr türü","example":"Kışın sırtındaki paltoyu artık ne dıramudana ne de levanti rüzgârı uçurabiliyordu."}]},"LEVAZIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler, araç ve gereçler","example":"Anadolu şehirleri, kasabaları, köyleri harıl harıl levazım gönderdiler."},{"pos":"n","definition":"Ordunun lojistik hizmetinde bulunan bütün malzeme veya bu malzemeyi sağlayan bölüm","example":"Sağlık, levazım gibi geri hizmetlerde çalıştırılıyor, sedye, karavana taşıyorduk."}]},"LEVENT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki ucu arasında fazla uzaklık olan","example":"Bu köprü, iki yakası arasındaki levent açıklığıyla mühendislik harikası sayılıyor."},{"pos":"n","definition":"Osmanlı donanmasında ve kıyılarında görev yapan asker sınıfı","example":"Kıyıdaki barakadan bizim leventler birer birer çıkıp denize dalarlardı."}]},"LEVHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri","example":"Resimci dükkânlarında Türkler aleyhinde birçok levhalar asılmıştı."},{"pos":"n","definition":"Üzerinde tanıtıcı, belirtici bir yazı, açıklama, işaret veya resim bulunan, tahta veya sac parçası","example":"Dışarıdaki tabela levhasında mağazanın çalışma saatleri yazıyordu."}]},"LEVREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Levrekgillerden, eti beyaz, üzeri pullu iri bir balık","example":"Hüseyin Ağa, rıhtıma yanaşmış bir balıkçı kayığından pırıl pırıl iri bir levrek alıyor."}]},"LEVYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir mekanizmanın kumanda kolu","example":"Makineyi çalıştırmak için önce levyeyi aşağı indirmeniz gerekiyor."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi yerinden oynatmak, kaldırmak, harekete geçirmek, gevşetmek vb. için kullanılan, kaldıraca benzer araç","example":"Sonra bir el çekti gemiyi tezgâhtan ayıracak levyeyi."}]},"LEVÜLOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balda ve birçok meyvede bulunan bir tür şeker","example":null}]},"LEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rumen para birimi","example":null}]},"LEYLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zeytingillerden, yaprakları karşılıklı bir ağaççık","example":"Bahçemizdeki leylaklar, ilkbaharın geldiğini müjdeliyordu."},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın koni durumunda toplanmış, beyaz, eflatun veya pembe renkte, güzel kokulu çiçekleri","example":"Bahar yağmuru ancak mor salkımlarla leylakların açtığı bir memlekette çekilebilir."}]},"LEYLAKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Leylak çiçeğinin rengi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Leylak renginde olan","example":"Erguvan göklerin altında sular leylaki."}]},"LEYLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Leyleksilerden, kışın tropikal Afrika'da yaşayan, siyah telekli, uzun gagalı, uzun bacaklı, büyük, beyaz, göçmen kuş","example":null}]},"LEYLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geceleri de kalıp yatan (öğrenci, konuk)","example":"Orada Amerikan mektebine leyli verdi."},{"pos":"adj","definition":"Geceleri de kalınıp yatılan okul vb.","example":"Okulun yeni açılan leylisi, şehir dışında yatılı kalan öğrenciler için tasarlandı."}]},"LEZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir tür deri","example":null}]},"LEZBİYEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi cinsinden birine ilgi duyan kadın","example":null}]},"LEZYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yara, darbe, iltihap, ur vb. sebeplerle bir organda ortaya çıkan bozukluk","example":null}]},"LEZZET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağız yoluyla alınan tat","example":"Tekrar odaya dönse bu kaynağın suyunda umduğu lezzeti tekrar bulabilecek miydi?"},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şey karşısında duyulan zevk; haz","example":"Ona da dinlenmek gibi bir lezzet yetişir."}]},"LEZİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yumuşak, hoş, ince bir güzelliği olan","example":"Bunun öte tarafında hayalî, leziz bir âlem mevcuttur."},{"pos":"adj","definition":"Tadı güzel","example":"Bu akşam yediğimiz yemek gerçekten lezizdi, herkes çok beğendi."}]},"LEÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşlı tarla","example":null}]},"LEÇEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü","example":null}]},"LEĞEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün üstün yapılı omurgalılarda, gövdenin arka veya alt ucunda bulunan, bir yandan omurganın bel bölümüyle, öte yandan bacaklarla eklemlenen kemik çatı","example":"Omurgalıların leğen kemiği, vücudun alt kısmında bacaklarla birleşir."},{"pos":"n","definition":"Genellikle, içinde bir şey yıkamak için kullanılan metal veya plastikten yayvan kap","example":"Adam, önündeki leğene eğilmiş, bardak yıkıyordu."}]},"LEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kokmuş hayvan ölüsü","example":"Yollarda insan, at ve deve leşleri nadir değildir."},{"pos":"adj","definition":"Çok kötü kokan","example":null}]},"LEŞKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orduda görev yapan erden generale kadar herkes","example":"Tatbikat alanında leşker, komutanın talimatlarını dikkatle dinliyordu."}]},"LEŞÇİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Leşle beslenen hayvan","example":null}]},"LIKIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaptaki sıvı akarken \"lık lık\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"lıkırdamak"},"LIĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil vb. çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın","example":null}]},"LIĞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sel, akarsu, ince çamur, birikinti getirip yığmak","example":null}],"lemma":"lığlamak"},"LIĞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sel, akarsu, ince çamur, birikinti getirip yığmak","example":null}]},"LOBELYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Salkım durumunda mavi çiçekleri bulunan bir veya çok yıllık Kuzey Amerika bitkisi","example":null}]},"LOBUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kol gücünü geliştirmek için kullanılan, gürgenden jimnastik aracı","example":"Spor salonunda, lobutla yapılan egzersizler kas gücünü artırmada etkilidir."},{"pos":"n","definition":"Kalın, kısa ve düzgün sopa","example":"Yaradan'a sığınıp Osmanlı tokadını çarptık mı adamı lobut yemişe çeviren biz değil miydik?"}]},"LOBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının kapısından içeri girildiğinde görülen ilk boşluk, içeri geçilen yer","example":"Otelin lobisinde beklerken, arkadaşımı görmek için biraz daha sabrettim."},{"pos":"n","definition":"Otel, tiyatro vb. yerlerde girişe yakın geniş yer","example":"Tiyatroya gitmeden önce, lobi kısmında arkadaşlarımla buluştuk."}]},"LOCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiyatro, sinema vb. eğlence yerlerinde veya parlamento salonlarında özel bölme","example":"Gittim, bir hışımla locanın kapısını açtım."},{"pos":"n","definition":"Masonların toplantı yeri","example":"Masonlar, sıradaki toplantı için locada bir araya geldiler."}]},"LODA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küme, yığın","example":"Bahçede, oraya buraya dağılmış bir loda saman vardı."},{"pos":"n","definition":"Taneli veya tanesiz saman yığını","example":"Tarlada, taneli samanlardan büyük bir loda oluşmuştu."}]},"LODOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneyden veya güneybatıdan esen ve bazen de yağış getiren yerel rüzgâr","example":"Dinmiş lodosların uğultusu içinde / İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı"},{"pos":"n","definition":"Bu rüzgârın estiği gün veya zaman","example":"Bugün lodos olduğu için deniz yolculukları iptal edildi."}]},"LODOSLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Lodos esmeye başlamak","example":"İstanbul'un kadıları, hava lodosladığı zaman karar veremezler, işlerini ertelerlermiş."},{"pos":"v","definition":"Rüzgâr lodosa çevirmek","example":"Sabah sert poyraz vardı, öğlene doğru rüzgâr lodosladı."}],"lemma":"lodoslamak"},"LOGO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kurum veya kuruluşun kendine seçtiği, bazı ticaret eşyası üzerine konulan, o eşyayı üreten veya satanı tanıtan resim, harf vb. özel işaret","example":"Şişelerin üzerindeki logo, markanın kalitesini hemen belli ediyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşun, gazete ve benzerinin adının simge özelliği bulunan özel olarak hazırlanmış biçimi","example":"Firmanın yeni logosu modern ve akılda kalıcı bir tasarıma sahipti."}]},"LOGOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü","example":null}]},"LOHUSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni doğum yapmış kadın","example":"Annemin lohusa yatağı, evin cepheye doğru, sonundaki ön odada idi."}]},"LOJMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kuruluş ve iş yerinde çalışanlara parasız veya az bir kira karşılığında verilen konut","example":null}]},"LOJİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşüncenin ve düşüncenin varlık biçimlerinin, ögelerinin, türlerinin, olanaklarının, yasalarının ve düşünce bağlamlarının bilimi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Mantıkla ilgili","example":null}]},"LOJİSTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere her türlü ürünün, hizmetin ve bilgi akışının çıkış noktasından varış noktasına kadar taşınmasının etkili ve verimli bir biçimde planlanması ve uygulanması","example":"E-ticaret firması, lojistik süreçlerini iyileştirerek teslimat sürelerini kısalttı."},{"pos":"n","definition":"Kavramları kelimelerle değil göstergelerle göstererek işlem yapan, matematiğe dayalı mantık","example":"Problemi çözmek için lojistik bir analiz yaparak verileri sembollerle ifade etti."}]},"LOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemileri, farklı iki su düzeyinin birinden öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz","example":null}]},"LOKAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir yöre ile ilgili","example":"Köyün lokal yemekleri, şehirdeki restoranlarda pek bulunmazdı."},{"pos":"n","definition":"Geceleri açık olan, dans etmek, müzik dinlemek ve gösteri izlemek için gidilen eğlence yer","example":"Onlarla beraber Beyoğlu lokanta ve gece lokallerine büsbütün başka bir üslup geldi."}]},"LOKALİZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerini ve niteliğini belirlemek, sınırlamak anlamındaki lokalize etmek , yeri ve niteliği belirlenmek, sınırlanmak anlamındaki lokalize olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz","example":null}]},"LOKANTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kazanç amacıyla açılmış, para karşılığında yemek yenilen yer","example":"Şehirdeki en popüler lokantaya gidip akşam yemeğimizi yedik."}]},"LOKATİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İsim soylu bir sözün taşıdığı kavramda bulunuş bildiren, -da / -de, - ta / -te ekleri ile kurulan durum","example":null}]},"LOKAVT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşverenin işçileri topluca işten uzaklaştırma veya işten çıkarma kararı","example":"Fabrika sahipleri, işçilerin taleplerine karşılık olarak lokavt ilan ettiler."}]},"LOKMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir defada ağza alınan yiyecek parçası","example":"Ekmekten bir lokma aldı."},{"pos":"n","definition":"Şerbete batırılmış küçük kızarmış hamur tatlısı","example":null}]},"LOKUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şekerli nişasta eriyiğini pişirip hafif ağdalaştırarak yapılan, küçük küp veya dikdörtgen biçiminde kesilen şekerleme","example":"Üsküdar'a gider iken bir mendil buldum / Mendilimin içine lokum doldurdum"},{"pos":"n","definition":"Kömür tozu, kil vb. maddelere emdirilmiş dinamit","example":"Patlayıcıların yapımında kullanılan lokum, oldukça tehlikeli bir maddeydi."}]},"LOMBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi bordalarına, küpeştelerine açılan dörtgen biçiminde delik","example":null}]},"LOMBOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kamaralarla alt güverteleri aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere","example":null}]},"LOME":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Togo ülkesinin başkenti.","example":null}]},"LONCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir iş kolunda usta, kalfa ve çırakları içine alan dernek","example":"Bu iş için loncada, isim duası yapılır."}]},"LONDRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dünyanın en önemli iş, finans ve turizm merkezlerinden biri olan, İngiltere'nin ve Birleşik Krallık'ın başkenti","example":"London’a taşınan arkadaşım, iş hayatının yoğunluğundan şikayet ediyordu."}]},"LONGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk müziğinde yörük özellik taşıyan oyun havası","example":null}]},"LONGOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz veya ırmaklarda birdenbire derinleşen yer","example":"Balıkçılar, teknenin longozda aniden alabora olabileceğini söyledi."}]},"LOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir organın yuvarlak ve birbirinden ayrılmış parçalarından her biri","example":"Sağ akciğerde üç, soldakinde iki lop vardır."},{"pos":"adj","definition":"Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden","example":null}]},"LOPPADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Lop diye ses çıkararak","example":"Et loppadak yere düştü. Koca dolmayı loppadak ağzına attı."}]},"LOPUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi yerken veya yutarken çıkan ses","example":null}]},"LOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür taze, yumuşak ve tuzsuz beyaz peynir","example":"Teyzem iki dolu kaşık lora, günlük iki yumurta kırdı."}]},"LORT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok zengin kimse","example":"Şehirdeki en büyük otelin sahibi, herkesin tanıdığı bir lorttu."},{"pos":"n","definition":"Gösterişi seven, varlıklı kimse","example":"Sahildeki malikane, gösterişi seven lortun yazlık eviydi."}]},"LORTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakkabı kalıbının çapı","example":"Baş lorta. Orta lorta. Aşağı lorta."}]},"LOSTRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakkabı boyama","example":"Köşe başındaki küçük dükkânda lostra işiyle uğraşıyordu."}]},"LOSTROMO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ticaret gemilerinde tayfaların başı","example":"Lostromo filikaya atlıyor, ayaklarımın altında tahtalar takılıyor."}]},"LOSYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deri ve saç bakımında kullanılan alkollü veya alkolsüz, kokulu sıvı","example":"Yüzüne tıraştan sonra losyonunu sürdü."}]},"LOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay","example":null}]},"LOTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tatlı sularda yaşayan, bir tür gelincik balığı","example":null}]},"LOTARYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı","example":null}]},"LOTUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nilüfer cinsinden birçok bitkiye verilen genel ad","example":null}]},"LOÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerin baş bodoslamalarının her iki yanında, çapayı içine alabilen ve güverteye açılan demir zincirin geçtiği delik","example":null}]},"LOĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yollarda, toprak damlarda yeri bastırmak veya tarlalarda toprağı ezmek için gezdirilen taş silindir","example":"Tarlayı ekime hazırlamak için loğu sabahın erken saatlerinde çekmeye başladılar."}]},"LOĞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak","example":"Aceleyle çekilen kapı, parmağını loğlayıp morarttı."}],"lemma":"loğlamak"},"LOĞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak","example":"Aceleyle çekilen kapı, parmağını loğlayıp morarttı."}]},"LOŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yeterince aydınlık olmayan, az ışık alan; yarı karanlık","example":"İçeriye doğru gittiler, loş bir köşede, küçük bir masaya yerleştiler."},{"pos":"adj","definition":"Az aydınlatan ışık","example":"Masanın üstünde yalnızca loş bir abajur yanıyordu."}]},"LUANDA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Angola ülkesinin başkenti.","example":null}]},"LUMBAGO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soğuğun etkisiyle veya bir bükülme sonucunda, bel bölgesinde birdenbire beliren ağrı","example":null}]},"LUNAPARK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü eğlence ve oyun kuruluşları bulunan alan","example":"Lunaparklarda döner salıncaklar vardır hani."}]},"LUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür büyüteç","example":"Sol gözüne lupunu iliştirmiş, beyaz taş yüzüğü, bir türlü elinden bırakamıyordu."}]},"LUPUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"LUSAKA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Zambiya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"LUSTRİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parlak kumaş kullanılarak yapılmış bir ayakkabı türü","example":null}]},"LUTR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sansargillerden, tüyleri koyu kahverengi, iyi yüzen, kürkü beğenilen, küçük bir tür hayvan","example":"Ormanda bir lutr izine rastladık, tüyleri kahverengiydi ve suya çok iyi uyum sağlıyordu."},{"pos":"n","definition":"Su samurundan elde edilen post","example":"O eski palto, lutr postundan yapılmış ve oldukça değerliydi."}]},"LYRA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"LÖK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kireç, zeytinyağı, pamuk ve yumurta akının karıştırılması yoluyla, kırık çanak çömlekleri, künkleri birleştirmekte kullanılan macun; lökün","example":"Çömleği tamir etmek için eski usul lök hazırladılar."},{"pos":"n","definition":"Yedi yaşından büyük erkek boz deve","example":"Kervanın en önünde, iri bir lök deve ağır ağır ilerliyordu."}]},"LÖKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Lökle yapıştırmak","example":null}],"lemma":"löklemek"},"LÖKLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Lökle yapıştırmak","example":null}]},"LÖKOSİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kan ve lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre","example":null}]},"LÖKOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lösemi durumu","example":null}]},"LÖP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İri ve yumuşak","example":"Delikanlı şişman, löp löp yanaklı, kara bıyıklı, güzel sesli idi."}]},"LÖS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En çok vadilerde, yamaçlarda bulunan, kil ve kum karışımı, sarı renkli verimli balçık","example":null}]},"LÖSEMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanda akyuvarların olağanüstü çoğalmasıyla beliren bir hastalık","example":null}]},"LÖSEMİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lösemilerde görülen deri belirtileri","example":null}]},"LÜBNAN":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke; başkenti Beyrut.","example":null}]},"LÜFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eti beyaz, tadı güzel, gövdesi pullu bir balık","example":null}]},"LÜGAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği","example":"Göz kelimesi, kısa ve anlamlı bir lügattır."},{"pos":"n","definition":"Bir dilin bütün veya belli bir çağda kullanılmış kelime ve deyimlerini alfabe sırasına göre alarak tanımlarını yapan, açıklayan, başka dillerdeki karşılıklarını veren eser","example":"Eski Türkçe’nin kelimeleri, yeni bir lügatle açıklanıyor."}]},"LÜGATÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük sözlük","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir eserin sonunda yer alan ek sözlük","example":null}]},"LÜGOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüz birim suya bir birim iyodo-iyodür katılarak oluşturulan güçlü bir çözelti","example":null}]},"LÜKNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dilde pelteklik","example":null}]},"LÜKS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gereğinden çok pahalı ve gösterişli","example":"Lüks bir otelde kaldılar."}]},"LÜLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tütün çubuğu, pipo, nargile ve benzerinin ucuna takılan, tütün konulan yuva","example":"Duman ocak gibi çıkmakta çünkü her lüleden."},{"pos":"n","definition":"Su akan musluksuz boru","example":"Lüleden akan su bollaşmıştı."}]},"LÜMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işık şiddeti 1 mum olan, eşit dağıtımlı bir nokta kaynağının 1 steradyan içine yayımladığı ışık akısı","example":null}]},"LÜMPEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde bulunduğu toplumun kültürüne yabancı düşen, sözde bilgili tutum ve davranışlarıyla itici olan","example":"Sürekli gösteriş yaparak etrafındaki insanlara lümpen tavırlarla yaklaşması, onu toplumdan dışlanmış biri haline getirdi."},{"pos":"adj","definition":"Marksçılık akımına göre toplumsal sınıf bilinci olmayan","example":"O, bir lümpen olarak, toplumsal sınıf farklarını ve dayanışmayı anlamaktan uzak bir hayat sürüyordu."}]},"LÜNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç","example":"Gözümde ince yeşil tek lünetle sertaser."}]},"LÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hiç emek vermeden ele geçirilen şey","example":"Lüp buldu mu dayanamaz / Lüpe bayılır"},{"pos":"n","definition":"Büyükçe bir şeyin birdenbire ve kolaylıkla yutulmasını anlatan ses","example":"Deve hamur topağını lüp diye yutmuş"}]},"LÜPLET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hızlı bir biçimde yiyecekleri mideye indirmek","example":"... baklavaları, börekleri lüpletiyor."}],"lemma":"lüpletmek"},"LÜPTEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Para verilmeksizin, parasız olarak, karşılık verilmeyerek","example":null}]},"LÜTESYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 71, atom ağırlığı 175 olan, iterbiyumun çözüşmesi ile oluşan, renksiz tuzlar veren, henüz uygulama alanı olmayan çok ender bir element","example":null}]},"LÜTFEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İstemeyerek, özensiz, önem vermeden","example":"Çalışmayı lütfen yapmadı, tamamen ihmalkâr bir şekilde her şeyi bırakıp gitti."},{"pos":"adv","definition":"Birinden bir şey isterken \"dilerim, rica ederim\" anlamında kullanılan bir söz","example":"Lütfen kaleminizi verir misiniz?"}]},"LÜTFET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek","example":"Okuduğumuz şiiri bana lütfeder misiniz?"},{"pos":"v","definition":"Müsaade etmek; izin vermek","example":"Bu dansı bana lütfeder misiniz?"}],"lemma":"lütfetmek"},"LÜTUF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılık beklenilmeden yapılan yardım","example":null}]},"LÜTUFKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yoksullara, düşkünlere, yardıma muhtaç olanlara iyilik ve yardım etmesini seven, herkesin iyiliğini isteyen","example":"Lütufkâr bir genç kızla beraber olmadığı için otomobile binemez."}]},"LÜZUCET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapışkan olma durumu","example":"Yeni boyanmış duvarda lüzucet oluştu, ve her dokunuşla yapışkanlık arttı."},{"pos":"n","definition":"Yapışıp uzayan şeyin durumu","example":"Bahçedeki sarmaşıkların lüzucet hâlindeki uzun dalları, duvara doğru yayılmaya başladı."}]},"LÜZUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey","example":"Başarılı bir proje için, takım çalışmasına lüzum vardır."}]},"LİBAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşanılacak, giyilecek şey","example":null}]},"LİBERAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyi tolerans ve müsamaha göstererek karşılayan","example":"Çocuklarının seçimlerine her zaman saygı duyar ve oldukça liberal bir tavır sergiler."},{"pos":"adj","definition":"Hürriyet ve serbestlikle ilgili","example":"Sanatçı, eserlerinde liberal bir yaklaşımı benimseyerek sansüre karşı durdu."}]},"LİBERO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda savunmanın gerisinde görev yapan, önündeki savunma oyuncularını kontrol eden, yöneten, yardımcı ve serbest hareket edebilen savunma oyuncusu","example":null}]},"LİBERYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Monrovia.","example":null}]},"LİBOŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Liberal ekonomiyi ve liberal siyaseti savunurken çabucak zengin olmayı amaçlayan ve bu yolda hiçbir değer yargısını kabul etmeyen, her şeyi mübah gören kimse","example":null}]},"LİBRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarım kilogramlık bir ağırlık ölçü birimi","example":null}]},"LİBRETTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir operanın sözlerinin yazılı bulunduğu kitap","example":"Operanın başlamasından önce librettoyu okuyarak hikayeye hazırlık yaptı."},{"pos":"n","definition":"Bir pandomimi veya baleyi açıklayan kitap","example":"Bale gösterisinden önce librettoyu inceleyip sahnelerin anlamını kavradı."}]},"LİBREVİL":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Gabon ülkesinin başkenti.","example":null}]},"LİBYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Trablus.","example":null}]},"LİDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse","example":"Zor zamanlarda halkını cesaretlendiren bir lider herkes için ilham kaynağıdır."},{"pos":"n","definition":"Bir partinin veya bir kuruluşun en üst düzeyde yönetimiyle görevli kimse","example":"Politika kargaşalarına gömülmüş liderler, ufukta bekleyen tehlikeyi göremiyorlardı."}]},"LİDYA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Batı Anadolu'da kurulmuş eski bir krallık; madenî parayı ilk kullananlardan.","example":null}]},"LİET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi","example":null}]},"LİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı organizmaların demet durumundaki oluşumunu meydana getiren ipçiklerin her biri","example":"Mikroskop altında kas liflerinin detayları incelendi."},{"pos":"n","definition":"Her türlü maddeyi oluşturan çok ince ve uzun parça","example":"Ihlamur lifleriyle tavana asılmış kış kavunları gözünün önüne geliyordu."}]},"LİFLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücudu lifle sabunlamak","example":null}],"lemma":"liflemek"},"LİFLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücudu lifle sabunlamak","example":null}]},"LİFT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Teniste topa arkadan öne ve yukarıdan aşağıya doğru vurma","example":null}]},"LİG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Takımların durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan topluluk","example":null}]},"LİGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üç deniz mili uzunluğunda eski bir ölçü birimi","example":null}]},"LİGNİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkide kök ve gövdenin sert ve odunsu yapısını oluşturan madde","example":null}]},"LİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mürekkep hokkalarına konulan ham ipek","example":"Yazıya başlamadan önce hokkaya bir miktar lika yerleştirdi."}]},"LİKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mantarlar ve fotosentetik alglerden meydana gelen simbiyotik birlikteliklerin genel adı","example":"Dağdaki kayaların üzerinde çeşitli likenler büyümüş."},{"pos":"n","definition":"Kaşındırıcı bir deri hastalığı","example":"Doktor, cildimdeki kızarıklığı liken olarak teşhis etti."}]},"LİKÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meyve veya bazı bitkiler ile alkol, esans karışımından yapılan şekerli içki","example":"Bu likör vakitsiz, amma şişeleri açmış bulunduk."}]},"LİKİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alacak ve verecekleri hesaplayarak sonucu belirtmek\" anlamındaki likide etmek teriminde geçer","example":null}]},"LİKİDİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü","example":"Şirketin likiditesi, kriz zamanlarında hızlıca nakit elde etme kabiliyetini gösteriyor."},{"pos":"n","definition":"Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar","example":"Altın, yüksek likiditeye sahip bir varlık olarak her zaman değerini korur."}]},"LİKİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Peşin para","example":"İkinci el eşyalarını satarken, yalnızca likit ödeme kabul etti."},{"pos":"adj","definition":"Sıvı; akışkan","example":null}]},"LİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük limon","example":null}]},"LİMA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Peru ülkesinin başkenti.","example":null}]},"LİMAKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakkabıcılıkta kullanılan küçük eğe","example":null}]},"LİMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerin barınmalarına, yük alıp boşaltmalarına, yolcu indirip bindirmelerine yarayan doğal veya yapay sığınak","example":"Hayatını anlatacağımız adam Çin limanlarından birinde yaşamıştı."}]},"LİMANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gemi bir limana girip orada kalmak","example":"Fırtınadan sonra gemi güvenli bir şekilde limanladı."},{"pos":"v","definition":"Yatışmak; sakinleşmek","example":"Fırtına gibi estin durdun, bir an hiç limanlamayacaksın diye düşündüm."}],"lemma":"limanlamak"},"LİMBO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Irmaklarda, sığ sularda yük taşıyan bir tür tekne","example":"Nehirde yol alırken limbo tekneleri en verimli taşımacılık araçlarıydı."},{"pos":"n","definition":"Bir ticaret gemisinin içindeki yükü, bordasına yanaşan başka bir gemiye aktarma işlemi","example":"Limanda, yüklerin limbo ile başka bir gemiye aktarılması işlemi başladı."}]},"LİMON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turunçgillerden, 3-5 metre yükseklikte, kışın yapraklarını dökmeyen, beyaz çiçekli bir ağaç","example":"Bahçede limon ağaçları kışın bile yeşil kalmaya devam ediyor."},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın sarı renkli, kabuğu kokulu, suyu ekşi meyvesi","example":"Limonun suyu, yazın sıcak günlerinde serinletici bir içecek olur."}]},"LİMONATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su, şeker ve limon suyundan yapılan şerbet","example":"Fahri'nin canı soğuk bir limonata istiyor."}]},"LİMONLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine, üstüne limonun suyunu sıkmak veya katmak","example":null}],"lemma":"limonlamak"},"LİMONİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşırı duygulu, çabuk gücenen, kırılan","example":"Anasını alacak değilim ama bilirim, çok şişman kadınların huyları biraz limoni olur."},{"pos":"n","definition":"Yeşile çalan açık sarı","example":null}]},"LİMONİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarı veya kahverengi doğal hidratlı demir oksit","example":null}]},"LİMUZİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde her türlü donanım bulunan lüks, uzun ve geniş otomobil türü","example":null}]},"LİMİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya erişebileceği en alt ve en üst sınır, yer","example":"Bu ayki harcamalarım, bütçemin limitini aşmak üzere."},{"pos":"n","definition":"Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük","example":"Daire iç çokgenlerin çevresinin üst limitidir"}]},"LİMİTET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli","example":"Projeye verilen süre, limitet bir takvimle sıkı bir şekilde belirlenmişti."}]},"LİNEER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çizgilerle ilgili olan","example":"Resmin stilinde, tüm şekiller lineer bir şekilde çizilmişti."},{"pos":"adj","definition":"Değişmesi bir doğru ile gösterilebilen","example":"Lineer bir fonksiyon, birinci dereceden bir fonksiyondur."}]},"LİNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma; bağırsakları bozulma","example":null}]},"LİNK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İletişimi sağlayan dizgenin, teknik ağın birliği","example":"İnternet bağlantısında yaşanan sorun, ağdaki linkin kesilmesinden kaynaklanıyordu."},{"pos":"n","definition":"Atın eşkin yürüyüşü","example":"Yarışta, atın linki oldukça hızlıydı ve önde gidiyordu."}]},"LİNOLYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer döşemesi olarak kullanılan, üzeri keten yağı ve mantar tozuyla kaplanmış jüt bezi","example":"Ben bir tek odada oturuyorum. Döşeme linolyum döşeli."}]},"LİNOTİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli tekniklerden yararlanarak sözcük, satır, başlık, kimi durumlarda sayfaları blok durumunda döken makine","example":null}]},"LİNYİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşimindeki karbon oranı % 60-70 bulunan, kahverengi veya siyah kömür","example":null}]},"LİNİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan ağ biçimindeki ipliksi yapı","example":null}]},"LİPARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çirozluktan sonra yağlanmaya başlayan uskumru","example":null}]},"LİPARİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Granitle aynı kimyasal yapıda, içinde mikrolitler olan kayaç","example":null}]},"LİPOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağ dokusunun, bulunduğu yerde büyümesiyle oluşan zararsız ur","example":null}]},"LİPSOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İskorpitgillerden, Akdeniz ve Atlas Okyanusu'nda yaşayan, yüzgeçlerindeki dikenlerde yaralara sebep olan bir zehir bulunan, 40 cm uzunluğunda, eti çok beğenilen bir balık","example":"Lipsos, dikenli yüzgeçleri nedeniyle dikkatli olunması gereken bir balık türüdür."}]},"LİPİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan ve bitki dokularının eter, benzin, kloroform vb. yağ çözücülerinde eriyen bölümü","example":null}]},"LİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı","example":null}]},"LİRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüz kuruş değerinde Türk para birimi","example":"Ayda beş bin lira kazanıyor."},{"pos":"n","definition":"Osmanlılar döneminde kullanılmış, 7 g ağırlığında altın sikke","example":"Sarı lira / İngiliz lirası"}]},"LİRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İtalyan para birimi","example":null}]},"LİRİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eski Yunan edebiyatında lir eşliğinde söylenen şiir","example":"Eski Yunan'da, lir eşliğinde söylenen lirik şiirler duygusal bir yoğunluk taşırdı."},{"pos":"n","definition":"Çok etkili, coşkun, genellikle kişisel duyguları dile getiren edebiyat","example":null}]},"LİRİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı","example":"Vezin ve kafiyenin atılması, lirizmden yüz çevirme, imge kullanılmaması, şiirde yenilik sayılıyordu."}]},"LİSAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma","example":"Lisan, insanların duygu ve düşüncelerini başkalarına aktarmak için en temel araçtır."}]},"LİSANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir malı yabancı firma adına üretme izni","example":"Şirket, popüler markaların lisansını alarak üretim yapma izni elde etti."},{"pos":"n","definition":"Yurda mal sokma veya yurttan mal çıkarma izni","example":"İthal lisansı. İhraç lisansı."}]},"LİSANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dille ilgili","example":null}]},"LİSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üç yıllık ortaokuldan sonra en az üç yıllık bir eğitimle hayata veya yükseköğretime hazırlayan ortaöğretim kurumu","example":"Lise, öğrencilere hem akademik hem de sosyal beceriler kazandıran bir eğitim dönemidir."},{"pos":"n","definition":"İlköğretimden sonra öğrenimini sürdürmek isteyen öğrencileri üniversiteye veya teknik ve meslek alanlarında hazırlamak için planlanan öğretim dönemi","example":"Liseyi bitirince Avrupa'da tahsilini ben üzerime alırım."}]},"LİSTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alt alta yazılmış şeylerin bütünü","example":"Elimden geldiği kadar listenizi yerine getirmeye çalışacağım."}]},"LİSTELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Liste durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"listelemek"},"LİTOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşların yapısını inceleyen bilim dalı","example":null}]},"LİTOSFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunu oluşturan ve yer yuvarlağının merkez çekirdeği çevresinde bulunan katı yuvar","example":null}]},"LİTRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıvıları ölçmede kullanılan, bir desimetre küp hacminde ölçü birimi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu birimde bir kabın alabileceği miktarda olan","example":"Şimdi yedek iki litre kan var elimizde."}]},"LİTURYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti İsa'nın havarileriyle birlikte yediği son yemeği anmak için, Hristiyanların kilisede bir kap içinde ekmek ve şarabı kutsayarak yaptıkları tören","example":null}]},"LİTVANYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Vilnius.","example":null}]},"LİTYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 3, atom ağırlığı 6,94, yoğunluğu 0,55 olan, 180 derecede eriyen, gümüş parlaklığında, bilinen en hafif element","example":null}]},"LİVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dik dörtgen biçiminde kumaş","example":"Ülkenin bağımsızlık simgesi olarak liva, gökyüzünde dalgalanıyordu."},{"pos":"n","definition":"Kara ve hava kuvvetlerinde, rütbesi albay ile tümgeneral arasında bulunan general","example":"Liva rütbesindeki general, birliğini başarıyla yönetiyordu."}]},"LİVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avlanan balıkları canlı olarak saklamak için ağzı içine doğru konik örülmüş sepet","example":"Keçi kellesinin ince derisini parça parça kesip de ağlara takmak için hazır edip livarına tıktığı zaman ..."},{"pos":"n","definition":"İçinde diri balık saklanan, denizden ayrılmış havuz","example":"Denizin içinde bir livar kurarak balıkları canlı tutmayı başardılar."}]},"LİYAKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi başarabilme yetki ve yeteneği, görevini yerine getirme gücü","example":"Yönetici, ekibini liyakatlerine göre yerleştirerek başarılı bir sonuç aldı."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye hak kazandıran durumu, layık olma","example":"O, liyakatı sayesinde bu önemli göreve seçildi."}]},"LİZBON":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Portekiz ülkesinin başkenti.","example":null}]},"LİZOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tolüenden türeyen üç fenol izomerinden biri","example":"Koridor, kızarmış ekmek, lizol ve eter kokuyordu."}]},"LİZÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yatakta kadınların giydiği bir çeşit yün hırka","example":null}]},"MAADA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"-den başka; -den gayri","example":"Karakol Cemiyeti'nin de İstanbul'dan maada, Bursa havalisinde de faaliyette bulunduğu anlaşıldı."}]},"MAALESEF":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Üzülerek söylüyorum ki; ne yazık ki","example":null}]},"MAARİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgi ve kültür","example":"Bakalım ne türlü maariften bahsedebileceksin?"},{"pos":"n","definition":"Öğretim ve eğitim sistemi","example":"En büyük emelim, maarif vekili olarak yurdumun irfanını yükseltmektir."}]},"MAAİLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bütün aile birlikte","example":"Bizim evin bacası çekmiyor. Bütün kış, maaile kömür vuruyor bizi bu yüzden."}]},"MAAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine, görevi karşılığı olarak veya geçimi için her ay ödenen para","example":"O, her ay düzenli olarak maaş alarak yaşamını sürdürmektedir."}]},"MABAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer","example":"Mabadını kaldırırsan belki bir şeyler yapabiliriz."},{"pos":"n","definition":"Bitmemiş yazı, roman ve benzerinde arka, devam, sonra","example":"Yazının mabat bölümünde yazar, hikayenin devamını daha da heyecanlı hale getirmişti."}]},"MABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde ibadet edilen, tapınılan yapı","example":"Bu kutsal mabedi basit konulara ait etmemek gerekir."},{"pos":"n","definition":"Özel bir konuda, sevgi ve saygı ile bağlanmanın ortaya konulduğu yer","example":"Burası jüri heyetinin toplanacağı mukaddes sanat mabedidir."}]},"MABEYİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir oyunda, bir filmde dinlenme süresi","example":"Filmin mabeyin sahnesi, izleyicilerin beklemedikleri bir sürprizle doluydu."},{"pos":"n","definition":"Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire","example":"Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki mabeyin, her iki tarafın da rahatça geçebileceği bir alan sağlardı."}]},"MABLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamur, merhem, boya vb. şeyleri ezip karıştırarak yoğurmak için kullanılan ve bir ucu ele alınacak biçimde saplı, öbür ucu yassı olan alet","example":"Elindeki mablakları yere düşürdü."},{"pos":"n","definition":"Aşure kazanlarını karıştırmakta kullanılan, uzun saplı ve yayvan uçlu tahta kepçe","example":"Aşevindeki mablağı gözüne kestirmişti."}]},"MABUDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok tanrılı dinlerde kendisine tapınılan dişi tanrı","example":"Antik mitolojilerde, o mabude gücüyle halkını korurdu."},{"pos":"n","definition":"Tapınırcasına sevilen kadın; sevgili","example":"O, onun için bir mabude gibi değerliydi, her hareketi ona ilham veriyordu."}]},"MABUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisine tapılacak varlık","example":null}]},"MACERA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin başından geçen veya içine atılmış olduğu heyecanlı olay","example":"Tatilde başından geçen macera, ona unutulmaz anılar bıraktı."},{"pos":"n","definition":"Hiç olmayacak gibi görünen iş","example":"Yine bir maceraya atılıyorsun, olacağını aklın kesiyor mu?"}]},"MACUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boyacılıkta çatlak ve aralıkları kapamak, camcılıkta camları tutturmak için kullanılan hamur kıvamında karışım","example":"Cam macunu. Yağlı boya macunu."},{"pos":"n","definition":"Hamur kıvamına getirilmiş madde","example":"Betonu macunlaştırarak yayarsak daha fazla alan kaplar."}]},"MACUNLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Macun çekmek","example":"Camı macunlamak. Kapıları macunlamak."}],"lemma":"macunlamak"},"MADALYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşta yararlık gösterenlere, yarışlarda ve sergilerde derece alanlara ödül, bazen de önemli bir olay dolayısıyla ilgililere hatıra olarak verilen metal nişan","example":"Göğsündeki madalyaları gururla taşıyordu."}]},"MADALYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boyna zincirle takılan, genellikle değerli metalden yapılmış, içine küçücük resim gibi şeyler konulan, türlü biçimde süs eşyası.","example":"Altın madalyonunu herkese göstermeden masaya oturmaz."}]},"MADAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fransa'da evli kadınlara verilen san","example":"Fransa'da, sosyal etkinliklerde \"Madam Dupont\" adı sıkça duyulurdu."},{"pos":"n","definition":"Türkiye'de Müslüman olmayan evli kadın","example":"Beyoğlu'ndaki Madam'a temizlik yapmaya gidiyorum."}]},"MADARA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötü, sevimsiz","example":null}]},"MADDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim","example":"Oksijen, bir element olarak maddeyi oluşturan temel bir birimdi."},{"pos":"n","definition":"Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan nesne","example":"Maddelerin temelini öğrenmek insanoğlunun uzun yıllar boyunca en büyük amaçlarından biri idi."}]},"MADDETEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Madde bakımından, maddi bakımdan","example":null}]},"MADDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mal, para, varlıkla ilgili olan","example":"Maddi kazançlar, kişinin mal varlığını artıran finansal kaynaklardır."},{"pos":"adj","definition":"Madde özelliğinde olan","example":"Maddesel değişiklikler, çevredeki tüm nesnelerin fiziksel yapısındaki değişiklikleri ifade eder."}]},"MADDİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Madde ile ilgili şeyler","example":"Maddiyatın ön planda olduğu bir toplumda, insanlar genellikle fiziksel varlıklar ve araçlar üzerinden değer ölçerler."},{"pos":"n","definition":"Sahip olunan mal veya paralar","example":"Maddiyat, kişinin yaşam standardını belirleyen sahip olduğu mal ve paralardır."}]},"MADEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde","example":"Altın, çok yüksek elektrik iletkenliğine sahip bir maden olarak bilinir."},{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral","example":"Demir, bakır, altın birer madendir."}]},"MADENİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Madenle ilgili","example":"Madeni eşya, genellikle metal ya da mineral içeren, doğal kaynaklardan elde edilen ürünleri tanımlar."}]},"MADER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuğunu dünyaya getiren kadın","example":null}]},"MADERZAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anadan doğma","example":null}]},"MADIMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlkbaharda kırlarda yetişen, ufak yeşil yapraklı, ıspanak gibi pişirilip yenilen bir bitki","example":null}]},"MADRABAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan, balık, sebze, meyve vb. yiyecekleri yerinden getirerek toptan satan kimse","example":"Büyük pazarda madrabazlar, balıkları yerinden alıp toptan satıyorlardı."},{"pos":"adj","definition":"Hile yapan; hileci","example":"Hiçbir hareketi tanımıyor, sadece mahir bir madrabaz edasıyla çıkarına bakıyor."}]},"MADRUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çarpma işleminde önce yazılan ve tekrarlanan sayı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Dövülmüş kimse","example":"Madrup durumda olan adam, haksız yere suçlanarak dövülmüştü."}]},"MADRİD":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İber Yarımadası'nın orta kesiminde yer alan, İspanya'nın başkenti olma özelliğine sahip şehir","example":null}]},"MADUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin buyruğu altında olan görevli","example":"O, patronunun madunuydu ve her zaman onun direktiflerine göre hareket ediyordu."},{"pos":"adj","definition":"Alt aşamada bulunan","example":null}]},"MADİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen","example":"Bu işte de madik atacağını biliyordum ama arkadaş işte, güvendik bir kere."},{"pos":"n","definition":"Miskete fiske vurarak oynanan zıpzıp oyunu","example":"Çocuklar, madik oynarken misketleri zıp zıp bir şekilde fırlatıyorlardı."}]},"MADİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çıkar sağlamak amacıyla bir şeyin saflığını bozmak, dalavere ile amacına ulaşmaya çalışmak","example":null}],"lemma":"madiklemek"},"MAESTOSO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu tempo ile çalınan parça","example":"Orkestra, maestoso temposunda çaldığı parçayla dinleyicilerini büyüledi."},{"pos":"n","definition":"Eğlenceli müzik parçası","example":"Konserde çalınan maestoso parçası, tüm salonda coşkulu bir atmosfer yarattı."}]},"MAESTRO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beste yapan kimse","example":"Orkestra şefi, maestro olarak konserin başında yerini aldı."},{"pos":"n","definition":"Orkestra şefi","example":"En ünlü maestro, yıllar süren eğitim ve deneyimin ardından dünya çapında tanınan bir isim oldu."}]},"MAFEVK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine göre yüksek aşamada olan kimse","example":"Onun mâfevk başarıları, tüm ekipten çok daha ileride olduğunu gösteriyordu."},{"pos":"adj","definition":"Üst aşamada bulunan","example":null}]},"MAFSAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücut kemiklerinin uç uca veya kenar kenara gelip birleştiği yer","example":"Kırık mafsalda olmasaydı iyiydi, eklemin iyileşmesi biraz zaman alabili ve beklendiği üzere hareketlerinizi kısıtlayacak."},{"pos":"n","definition":"Birbirine bağlanmış parçaların her yönden dönmesini sağlayan bağlantı ögesi","example":"Bu araç, her yönden dönebilmesi için özel bir mafsal mekanizması kullanıyor."}]},"MAFYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasa dışı işlerle uğraşan, zor kullanarak birtakım gizli çıkarlar sağlayan örgüt","example":"Polis, büyük bir mafya örgütünü çökertmek için operasyon düzenledi."},{"pos":"n","definition":"Bu örgüte mensup olan kimse","example":"Mahalledeki herkes onun bir mafya üyesi olduğundan şüpheleniyordu."}]},"MAFİŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bulunmayan, mevcut olmayan (nesne, kimse vb.)","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir çeşit yumurtalı ve hafif hamur tatlısı","example":null}]},"MAGANDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görgüsüz, kaba, anlayışsız, terbiyesiz ve uyumsuz kimse","example":null}]},"MAGAZİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Halkın çoğunluğunu ilgilendirecek, çeşitli konulardan söz eden, bol resimli yayın","example":"Magazin yazarları, kültürel yaşamımıza el koydular."},{"pos":"n","definition":"Genellikle sanat, eğlence ve spor dünyasında tanınmış kişilerle ilgili haber ve yorum","example":"Magazinde yayımlanan haber, sanat camiasında büyük bir yankı uyandırdı."}]},"MAGMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerin içinde, sıvı veya hamur kıvamında uçucu gazlarla doymuş olarak bulunan eriyik","example":null}]},"MAGMATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Magma ile ilgili; magmasal","example":null}]},"MAGNEZİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğal magnezyum silikat","example":null}]},"MAGRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılan balığıgillerden, Avrupa kıyılarında yaşayan, eti lezzetli büyük bir balık","example":null}]},"MAHAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerin yakınında olan ve saran başka yerlerin bütünü","example":null}]},"MAHALLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şehrin bir kasabanın, büyükçe bir köyün bölündüğü parçalardan her biri","example":"Mahallemizin bunca yıllık kasabı, bakkalı bir gece yok oldular."},{"pos":"n","definition":"Bir mahallede oturan insanlar; mahalle halkı","example":"Mahalle, düğün hazırlıkları için hep birlikte seferber olmuştu."}]},"MAHALLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir yöre ile ilgili","example":null}]},"MAHARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Becerikli olma durumu","example":null}]},"MAHBES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer","example":null}]},"MAHBUBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevilen kadın","example":null}]},"MAHBUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevilen erkek","example":null}]},"MAHCUP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendinde gereken güven ve cesareti bulamayan","example":"Toplantıda konuşmak için çağrıldığında mahcup haliyle birkaç kelime zor söyleyebildi."}]},"MAHCUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılmış","example":null}]},"MAHCUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir alacağın ödenmesi için parasına, aylığına veya malına icra dairesi tarafından el konulmuş","example":null}]},"MAHDUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek evlat","example":"Fakat ne olmuşsa olmuş, geçen gün bizim mahdum top oynarken koca alameti devirmiş."}]},"MAHDUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çevrilmiş; sınırlanmış","example":"Bahçenin mahdut alanı içinde sebze yetiştirmek oldukça zordu."},{"pos":"adj","definition":"Sayısı belli olan; sayılı; az","example":"Hükûmetler mahdut bir zaman içinde yaşar."}]},"MAHFAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde küpe, yüzük, bilezik vb. değerli süs eşyalarının saklandığı kutu","example":"Kadife bir mahfazayı usulcacık karısının yastığının altına koydu."}]},"MAHFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deve, fil vb. hayvanların sırtına konulan, üzerine oturmaya yarayan sepet","example":"Mahfeye o kadar ok saplanmıştı ki gören onu kocaman bir kirpi sanabilirdi."}]},"MAHFUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Saklanmış, korunmuş, korunan","example":"Belgeler nerede mahfuz, söyle çabuk."}]},"MAHFUZEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gözaltında olarak","example":null}]},"MAHFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gizli; saklanmış","example":"Bu hatıra kalbin mahfi bir köşesinde saklanır."}]},"MAHFİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplantının yapıldığı yer veya merkez","example":"Merdivenleri inerken öğretmenler arasında, gençlik mahfilinde kimlere güvenilebileceğini gözden geçirdi."},{"pos":"n","definition":"Camilerde parmaklıkla ayrılmış yüksek yer","example":"Cemaat mahfilde hazır bekliyordu."}]},"MAHIV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yok etme; yok olma","example":"Yangın, tüm ormanı mahıv etti, geriye sadece kül kaldı."}]},"MAHKEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi","example":"Mahkeme tam yedi yıl sürdü."},{"pos":"n","definition":"Bir yargıçtan veya bazen savcı ve yargıçlardan oluşan bir kurulun, yargı görevini yerine getirdikleri yer","example":"Yıllarca mahkeme kapılarında süründü."}]},"MAHKUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kazılmış, oyulmuş","example":null}]},"MAHKUKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kazılmış, oyulmuş şeyler","example":null}]},"MAHKUM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir konuda yükümlü, bir şeyi yapmak zorunda olan","example":"Her sabah erken kalkmak, o kişinin mahkum olduğu bir rutindi."},{"pos":"adj","definition":"Ceza hükmü verilmiş olan","example":"O, mahkum olduğu suç nedeniyle yıllarca cezaevinde kalmak zorunda kaldı."}]},"MAHLAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi adından başka eğreti alınan ad","example":"O, okul çevresinde gerçek adıyla değil mahlasıyla tanınıyordu."}]},"MAHLEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, 6-10 metre yüksekliğinde bir ağaç","example":"Mahlep ağacı, özellikle kırsal alanda 6-10 metreye kadar boylanabilir."},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın bahar olarak kullanılan, nohut büyüklüğündeki yemişi","example":"Çöreklerde lezzet katmak için mahlep tohumlarını öğüterek kullandılar."}]},"MAHLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaratılmış canlı varlık","example":"İnsanlar, koku duygusunun çeşitlerini ve manalarını görmekte her mahluktan daha fazla miyopturlar."}]},"MAHLUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mirasçısı olmayan bir kimseden hükûmete kalan mülk","example":"O köydeki malikâneler, mirasçısı olmayanlardan devlete geçip mahlul sayılmıştı."},{"pos":"adj","definition":"İçindeki katı bir madde erimiş bulunan sıvı","example":"Bu sıvı, içindeki katı maddeyi tamamen çözerek mahlul halini almıştı."}]},"MAHLUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi","example":null},{"pos":"adj","definition":"İçine başka şeyler karışmış olan","example":null}]},"MAHMUDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çit sarmaşığıgillerden, yaprakları ok ucu biçiminde, çiçekleri soluk sarı renkte, 50-100 cm boyunda, çok yıllık ve otsu bir bitki","example":"Bahçemdeki mahmude bitkisi her yıl boy atıp sarmaşık gibi yayılıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin köklerinden çıkarılan, hekimlikte kullanılan, reçineye benzer bir madde","example":"Mahmude köklerinden elde edilen reçine, geleneksel tıpta tedavi amaçlı kullanılıyordu."}]},"MAHMUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cümlede oluş, iş ve hareket bildiren kelime veya kelime grubu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yükü olan","example":"Telgraf hatları ziyadesiyle mahmul, çektikleri telgrafı babasıyla annesi bakalım alabilecekler mi?"}]},"MAHMUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uykudan sonra üzerinde sersemlik, ağırlık bulunan","example":"Uykusuz geçen bir gecenin ardından mahmur gözlerle işine gitmek zorunda kaldı."},{"pos":"adj","definition":"Süzgün, dalgın bakışlı göz","example":"Gözlerindeki mahmur ifade, onun düşüncelere dalmış olduğunu gösteriyordu."}]},"MAHMUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çizmenin, potinin arkasına takılan ve binek hayvanlarını dürtüp hızlandırmaya yarayan demir veya çelik parça","example":"Konağın içinde kılıç ve mahmuz şakırtıları duyuldu."},{"pos":"n","definition":"Eski tür savaş gemilerinde su kesimi altında, ileriye doğru uzanan, karşısındaki gemiyi batırabilen uzantı","example":"Eski gemilerin mahmuzları, düşman gemilerini batırmak için tasarlanmış keskin uçlardı."}]},"MAHMUZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hızlanması için hayvana mahmuzla dürtmek","example":null}],"lemma":"mahmuzlamak"},"MAHPUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer","example":"Mahkûmlar, mahpus hücrelerinde günlerini geçiriyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Bir tür tavla oyunu","example":"Arkadaşlarıyla akşamları mahpus oynayarak vakit geçirirdi."}]},"MAHRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüm taşımaya yarayan ağzı geniş, dibi dar tahta kap","example":null}]},"MAHRAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı bölgelerde kadınların sokağa çıkarken manto üstüne örtündükleri işlemeli geniş örtü","example":null}]},"MAHREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hareketli bir noktanın izlediği veya çizdiği yol","example":"Araba yarışlarında, her aracın mahreği farklıydı, bu da onların hızlarını etkiliyordu."}]},"MAHREM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin sırlarını bilen kimse","example":"Az vakitte mahremlerimden biri oldu."},{"pos":"adj","definition":"Başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan","example":"Müdür, dosyadan başka bir rapor çıkardı. Kenarında kırmızı bir damga: Mahrem."}]},"MAHREÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden çıkmak için kullanılan yer","example":"Kapıdan çıkmak için mahreç olarak belirlenen yerden geçmek gerekiyordu."},{"pos":"n","definition":"Bayağı kesirlerde birimin kaç eşit parçaya bölünmüş olduğunu gösteren sayı","example":"Kesirlerdeki mahreç sayısı, birimin kaç eşit parçaya bölündüğünü gösterir."}]},"MAHRUKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Odun, kömür, doğal gaz, mazot gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde","example":null}]},"MAHRUM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir şeyden kendisinde olmayan, belli bir şeyin yokluğunu çeken","example":"Esef olunur ki memleket, ilmî ehliyeti haiz, üstün insanlardan mahrumdu."}]},"MAHRUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Durağan bir noktadan geçen ve kapalı bir eğriye dayanarak hareket eden bir doğrunun çizdiği yüzey","example":null}]},"MAHRUTİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Koni biçiminde olan veya koni ile ilgili olan","example":null}]},"MAHSUBEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hesaba geçirilerek, alacağa sayılarak, hesabına sayılmak üzere","example":"Bazen sıkışınca da ileride getireceği reklamlara mahsuben avans olarak şarap istiyordu."}]},"MAHSUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey","example":"Arının kovanlarda verdiği mahsul, köydeki tek geçim kaynağıydı."},{"pos":"n","definition":"Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği","example":"Onca emek ve fedakârlıktan sonra alınan mahsul, herkesin yüzünü güldürdü."}]},"MAHSULAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkan, elde edilen şeyler","example":"Projenin sonunda elde edilen mahsulat, tüm ekip tarafından incelendi."}]},"MAHSUP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hesap edilmiş, hesaba geçirilmiş","example":null}]},"MAHSUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kuşatılmış; sarılmış; çevrilmiş","example":null}]},"MAHSUS":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Özel olarak, ayrı bir önem verilerek","example":"Bu hediyeyi, ona mahsus bir incelik olarak gönderdim."},{"pos":"adv","definition":"Bilerek, isteyerek, önceden tasarlayarak veya düşünülerek","example":"Bunu mahsus yaptığını söylemesine rağmen herkes ona güldü."}]},"MAHSUSEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Özel olarak, ayrı bir önem verilerek","example":"Bu hediyeyi, ona mahsus bir incelik olarak gönderdim."}]},"MAHUNYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki çeneklilerden, çiçekleri sarı renkte, kokulu ve salkım durumunda olan, köklerinden sarı boya çıkarılan bir süs bitkisi","example":null}]},"MAHUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir makam","example":null}]},"MAHUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilinen, adı geçen, sözü geçen","example":"Mahut meseleyi gene mi açtılar?"}]},"MAHVET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığına son vermek","example":"Zaman her şeyi mahveder."},{"pos":"v","definition":"Bozup işe yaramaz duruma getirmek","example":"Yeni aldıkları makineyi hatalı kullanmışlar, anlayacağın iki gün içinde mahvetmişler."}],"lemma":"mahvetmek"},"MAHVOL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığı sona ermek","example":"O kadar borcun içinde, şirket mahvoldu ve bir daha toparlanamadı."},{"pos":"v","definition":"Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak bir duruma gelmek","example":"Ev çok eskiydi, mahvolmuştu ve sonunda yıkıldı."}],"lemma":"mahvolmak"},"MAHVİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren, başkalarını küçük görmeyen, büyüklenmeyen (kimse) olma durumu","example":null}]},"MAHYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çatılarda iki eğik yüzeyin birleştiği bölüm","example":"Yoğun yağmura rağmen mahyadan sızan su, çatıdaki sorunu büyütmedi."},{"pos":"n","definition":"Ramazan gecelerinde, camilerde iki minare arasına gerilen ipler üzerine kandil veya elektrik ampulleriyle yazılan yazı veya yapılan resim","example":"Japon fenerlerinin, mahyaların ve yıldızların renk renk birbirine karıştığı bir gece buraya gelmişlerdi."}]},"MAHZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mahkeme sicil defteri","example":"Hakim, karar vermeden önce mahzar kayıtlarını dikkatlice inceledi."},{"pos":"n","definition":"Yüksek makamlı bir kimsenin yanı, huzuru","example":"Genç subay, padişahın mahzarında takdirname ile ödüllendirildi."}]},"MAHZEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılarda yer altı deposu","example":"Gözleri, karanlık bir mahzende yolunu şaşırmış gibi dalgın."}]},"MAHZUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzülmüş, üzüntü duymuş","example":"Bir gün gayet mağmum ve mahzun, bir gün de son derece neşeli ve uçarı."}]},"MAHZUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini ya da yapılmasını önleyen sebep ya da şey","example":"Bu yolun kullanılması için herhangi bir mahzur görülmüyor."},{"pos":"n","definition":"Çekinilmesi, dikkatli olunması gereken, sakınmayı gerektiren durum","example":"Yanlış anlaşılma ihtimali, konuşurken en büyük mahzurdu."}]},"MAHİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Becerisi olan, elinden iş gelen","example":"Yazılım dünyasında mahir olan biri olarak, projeyi başarıyla tamamladı."},{"pos":"adj","definition":"Uzman, işini iyi bilen, becerikli kimse","example":"O, her türlü marangozluk işinde mahir bir ustaydı."}]},"MAHİRANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Becerisi olan, elinden iş gelen","example":"Yazılım dünyasında mahir olan biri olarak, projeyi başarıyla tamamladı."}]},"MAHİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine, görevi karşılığı olarak veya geçimi için her ay ödenen para","example":"Büyük şirket, çalışanlarına düzenli olarak mahiyeler ödüyordu."},{"pos":"adv","definition":"Aylık olarak","example":null}]},"MAHİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan sebep veya nitelik","example":"Her olayın mahiyetini kavrayabilmek, sadece görünenle yetinmemekle mümkündü."}]},"MAHŞER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıyamet günü dirilenlerin toplanacaklarına inanılan yer","example":"Dualar ederek mahşer yerinde hesap vermeyi düşündü."},{"pos":"n","definition":"Büyük kalabalık","example":"Yangın yeri bir mahşer."}]},"MAHŞERİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kıyamet günü dirilenlerin toplanacaklarına inanılan yeri andıran","example":null}]},"MAJESTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet başkanları için kullanılan san","example":"Bütün diplomatik yazışmalarda, devlete başkanlık eden kişi için \"Majeste\" ifadesi kullanıldı."},{"pos":"n","definition":"Hükümdarlara verilen san","example":"Kraliçe'nin huzurunda konuşurken, her zaman \"Majeste\" olarak hitap edilirdi."}]},"MAJURO":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Marshall Adaları ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MAJÖR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik veya nicelik bakımından değeri olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Tasımın öncüllerinden büyük olanı","example":"Askeri okulda, majör rütbesi, öğrencilerin hedeflediği en yüksek konumdu."}]},"MAJÜSKÜL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Özel adlarla cümle başları gibi yerlerde kullanılan ve büyük yazılan harf","example":null}]},"MAKABİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin öncesi, geçmişi","example":"Bütün olayların makabilini incelediğinde, çözüm bulması kolaylaştı."}]},"MAKADAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırılmış taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol","example":"Bu makadam yeni yapıldı, öbür yoldan gidelim."},{"pos":"n","definition":"Yolların kaplanması için genellikle 4-7 cm arasında parçalara bölünmüş taş","example":"Yeni köy yolunun yapımında, makadam kullanılarak sağlam bir zemin oluşturuldu."}]},"MAKAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneydoğu Asya'da yaşayan kuyruklu bir maymun","example":null}]},"MAKALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilim, fen konularıyla siyasal, ekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı veya yorumlayıcı niteliği olan gazete ve dergi yazısı","example":null}]},"MAKAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir müzik parçası veya şarkının işleniş biçimi","example":"Makamda her şarkının kendine özgü bir tınısı ve duygusu vardı."}]},"MAKARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağır yüklerin kaldırılma ve indirilmesinde kullanılan, birbirine paralel iki veya daha çok tabla arasında dönen, kenarı çepeçevre oluklu tekerlek veya tekerleklerden oluşmuş mekanik alet","example":"İnşaatta kullanılan makara, demir blokları kolayca yukarı çekiyordu."},{"pos":"n","definition":"Üzerine iplik, tel, şerit vb. sarılan, kenarları çıkıntılı, ekseni boyunca delik silindir","example":"Dikiş makinesinin makarasına yeni iplik taktı."}]},"MAKARENA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"El kol hareketleri ile birlikte yapılan bir tür hızlı dans","example":null}]},"MAKARNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İrmik veya una yumurta karıştırılarak hazırlanmış türlü biçimlerdeki kuru hamur","example":"Annesi, makarna yapmak için hamurları ince ince kesti."},{"pos":"n","definition":"İtalyan para birimi","example":"İtalyan ressam, tablosunu satıp birkaç makarna kazandı."}]},"MAKAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalma işi","example":"Adam, büyük bir makasla dükkanın gelirlerini kendi hesabına aktarıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir eksen çevresinde dönebilecek biçimde çapraz eklemlenmiş, birbirine bakan yüzleri keskin iki çelik lamadan oluşmuş, arasına yerleştirilen herhangi bir şeyi kesmeye yarayan araç","example":"Her iki eliyle kullanırdı makasıyla tarağını."}]},"MAKASKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kâğıt oymacılığı ile uğraşan kimse, oymacı, kesme ve oyma sanatı ile uğraşan kimse","example":null}]},"MAKASLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yazı, film ve benzerini kısaltmak","example":"Yazıyı daha kısa ve öz hale getirmek için makaslamak zorunda kaldı."},{"pos":"v","definition":"Yanağı orta parmak ile işaret parmağı arasına alıp sıkıştırmak","example":"Yanağını makaslamadan edemezdi rezil!"}],"lemma":"makaslamak"},"MAKASTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaş biçen, prova yapan, parçaları patrona göre ayarlayan, iş dağıtımını yapan usta","example":null}]},"MAKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer","example":"Çocuğum, makatının üstüne otur beş dakika, bir soluk al yahu."},{"pos":"n","definition":"Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği","example":"Doktor, sindirim sisteminin sağlığı için makat bölgesini inceledi."}]},"MAKBER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölünün gömülü olduğu yer","example":null}]},"MAKBUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sevilip aranan, istenilen, beğenilen","example":"O, kasabada makbul bir kişi olarak herkes tarafından saygı görüyordu."},{"pos":"adj","definition":"Kabul edilen","example":"Tamam, benim için makbul bir açıklama."}]},"MAKBUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri","example":null}]},"MAKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mimarlıkta, sanayide ve bazı sanat dallarında yer alan eserlerin taslak durumundaki küçük örneği","example":"Servet Bey, benim maketleri incelemekle meşguldü."}]},"MAKOSEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Amerika Kızılderililerinin giydiği deriden yapılmış, tek parça ayakkabı","example":"Kamp alanında, geleneksel makosen ayakkabılar giyen Kızılderililer, rahatça yürüyebiliyordu."},{"pos":"n","definition":"Kısa ökçeli, bağsız ayakkabı","example":"Yaz aylarında, rahatlığıyla makosen ayakkabıları tercih ediyorum."}]},"MAKRO":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büyük, çaplı","example":null}]},"MAKSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey; niyet, istek","example":null}]},"MAKSURE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Camilerde, parmaklıklarla çevrilmiş yer","example":"Camideki maksûreye yalnızca imam ve müezzin girebilir."},{"pos":"n","definition":"Bir evin yabancıların girmesine izin verilmeyen bölümü","example":"Eski evlerde, maksûre olarak ayrılan bölümde sadece aile üyeleri bulunurdu."}]},"MAKSUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İstenen; niyet edilen; güdülen; amaçlanan","example":null}]},"MAKSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki ucu arasında fazla uzaklık olan","example":"Aralarındaki mesafe maksi olduğu için, evin önündeki çiçekler birbirine oldukça uzak kaldı."},{"pos":"adj","definition":"Boyu topuklara kadar uzanan etek","example":"Yazın sıcak günlerinde, maksi etekle rahatça dolaşmayı tercih ederim."}]},"MAKSİMAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"En büyük, en yüksek, en çok","example":"Bugün, hava sıcaklığı maksimum 35 dereceye kadar yükseldi."}]},"MAKSİMUM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"En büyük, en yüksek, en çok","example":"Bugün, hava sıcaklığı maksimum 35 dereceye kadar yükseldi."},{"pos":"adj","definition":"Değişebilen bir niceliğin varabileceği en yüksek olan sınır; azami; maksimal","example":"Aracın hızının maksimum seviyesi 200 kilometreye kadar çıkabiliyor."}]},"MAKTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cisim düz olarak kesildiğinde ortaya çıkan düzlemin biçimi","example":"Taşıma işlemi için kesilen tahtaların maktası düzgün ve simetrikti."},{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında gazelin veya kasidenin son beyti","example":"Şairin son maktasındaki anlam, tüm gazelin özeti gibiydi."}]},"MAKTEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cinayet işlenen yer","example":null}]},"MAKTU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısılmış, kesilmiş olan","example":"Filmde, maktu sahneler sonunda olaylar hızla çözüme kavuştu."},{"pos":"adj","definition":"Fiyatı veya ücreti toptan belirlenen iş vb.","example":"Çalışanın ücreti, maktu bir miktar olarak belirlenmişti."}]},"MAKUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aklın benimseyebileceği, aklın kabul edebileceği nitelikte olan","example":"O, makul bir çözüm önerisiyle herkesin içini ferahlattı."},{"pos":"adj","definition":"Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan","example":"Süreç makul bir düzeyde sınırlandırıldı, herkes ne yapacağını biliyor."}]},"MAKULE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri","example":"Çalışma grubunda, makulelerin her biri farklı bir konu üzerinde yoğunlaşarak sonuçlar elde etti."},{"pos":"n","definition":"Nesnel gerçekliğin ve bilginin en genel ve temel özelliklerini, ilişkilerini yansıtan temel kavramların her biri, nicelik, nitelik, bağıntı","example":"Matematiksel modelde, makulelerin özellikleri temel kavramları daha net bir şekilde ortaya koyuyor."}]},"MAKUS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendinde kötülük getirdiğine inanılan belirti veya güç bulunan, sıkıntılı","example":"Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz."},{"pos":"adj","definition":"Ters çevrilmiş, baş aşağı getirilmiş","example":"Sandalyeyi makûs bir şekilde yerinden kaldırdım, ancak hızla düştü."}]},"MAKYAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzü güzelleştirmek için boyama; yüz boyama; yüz bakımı; düzgün","example":"Sabahları makyaj yaparak güne başlamak, yüzünü taze ve canlı tutmasını sağlıyordu."},{"pos":"n","definition":"İyi görüntü sağlamak, belli bir tipi yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve başka organlarında yapılan boyama ve değişmeler","example":"Sahneye çıkmadan önce, makyaj artisti oyuncunun yüzünü dikkatlice makyajladı."}]},"MAKYAJLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüzü çeşitli işlemlerle temizlemek, boyamak ve diğer işlemlerle daha bakımlı ve güzel göstermek","example":null}],"lemma":"makyajlamak"},"MAKYÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyi görüntü sağlamak, belli bir tipi yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve başka organlarında boyama ve değişim yapan kadın","example":null}]},"MAKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akdeniz dolaylarında yaygın, yaygın bodur ağaç ve çalılardan oluşan bitki örtüsü","example":"Akdeniz kıyılarındaki maki bitki örtüsü, bölgenin iklimine uyum sağlıyor."},{"pos":"n","definition":"Makigillerden, Madagaskar adasında sık rastlanan, uzun kuyruklu, yumuşak tüylü bir memeli primat","example":"Madagaskar'ın ormanlarında, maki türü primatlar sıkça görülür."}]},"MAKİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü","example":"Tıraş makineleri ile usturalar çekmecelerde dururdu."}]},"MAKİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü","example":"Tıraş makineleri ile usturalar çekmecelerde dururdu."},{"pos":"n","definition":"Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı","example":null}]},"MAKİNİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lokomotif, vapur, fabrika ve benzerinin makinesini işleten kimse","example":"Makinist, trenin hızını dikkatlice ayarlayarak istasyona güvenli bir şekilde yanaştı."},{"pos":"n","definition":"Makinelerden anlayan, makineleri onarabilen usta","example":"Fabrikada çalışan makinist, arızalanan makineleri hızla onardı."}]},"MAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, tüccar malı","example":"Sattığınız mal kadar yüzdeye dahil olursunuz."},{"pos":"n","definition":"Büyükbaş hayvan","example":"Boz atlar yağız değildi, artık; mallar erimiş, zayıflamıştı."}]},"MALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harç alıp sürmeye yarayan, çoğu üçgen biçiminde, yassı, demirden, üstten tahta saplı, duvarcı ve sıva aracı, sürgü","example":null}]},"MALABO":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Ekvator Ginesi ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MALAFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgâhı bağlama aleti","example":null}]},"MALAGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İspanya'nın Malanga yöresinde yapılan bir tür şarap","example":"Yemekte, yanında bir kadeh Malaga şarabı sunulması misafirleri çok memnun etti."},{"pos":"n","definition":"İri taneli misket üzümü","example":"Bu yıl, bahçemizde yetişen Malaga üzümleri, oldukça iri ve tatlı oldu."}]},"MALAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Manda yavrusu","example":null}]},"MALAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Manda, yavrulamak","example":null}],"lemma":"malaklamak"},"MALAKİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeşil renkli, yontulup parlatılabilen, doğal bakırlı, hidratlı karbonat","example":null}]},"MALALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çimento veya alçı sürülmüş bir yüzeyi mala sürerek düzeltmek","example":null}],"lemma":"malalamak"},"MALARYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anofel türü sivrisineğin sokmasıyla insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren bir hastalık","example":null}]},"MALATYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"MALAVİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Lilongwe.","example":null}]},"MALAYANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boş ve yararsız; saçma","example":null}]},"MALAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sulak yer","example":"Malaz bölgeler tarıma elverişli yerler olması sebebiyle çiftçiler tarafından tercih ediliyor."},{"pos":"n","definition":"Sürülmemiş, ot bürümüş toprak","example":"Çiftçi, malaz olan tarlasını ekim için hazırlamakta zorlanıyordu."}]},"MALCA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Mal olarak, mal bakımından","example":null}]},"MALE":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Maldivler ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MALEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Mal olarak, mal bakımından","example":null}]},"MALEZYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke; başkenti Kuala Lumpur.","example":null}]},"MALGAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cıvanın herhangi bir madenle birleşerek yaptığı alaşım","example":null}]},"MALKIRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan vebası","example":null}]},"MALKOÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlılarda akıncılar ocağının komutanı","example":"Osmanlı'da malkoç, akıncılar ocağının komutanı olarak önemli görevler üstlenirdi ve sınır ötesi seferlerde öncü rol oynardı."}]},"MALLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine mal sağlamak, mal sahibi olup varlığı artmak","example":null}],"lemma":"mallanmak"},"MALT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bira yapmak için çimlendirilip kurutularak hazırlanmış arpa","example":null}]},"MALTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, Akdeniz çevresinde yetişen, büyük, pürüzsüz ve sert yapraklı bir ağacın erik büyüklüğünde, iri çekirdekli, sarı renkli, sulu ve mayhoş meyvesi","example":"Malta ağacının meyvesi, mayhoş tadı ve iri çekirdeği ile tanınır."},{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Valletta.","example":null}]},"MALTIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla yemek pişirmekte kullanılan, içinde ızgarası bulunan, ayaklı ve taşınır ocak","example":"Bahçenin bir köşesinde akşam için maltıza kömür yerleştiren aşçı, ellerini önündeki önlüğe silerek kapıda göründü."}]},"MALTLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Malt ile işlem görmek, içine malt katılmak","example":null}],"lemma":"maltlanmak"},"MALTOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nişastası tam olmayan, hidroloji sırasında ortaya çıkan ve","example":null}]},"MALUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Vücudunda hasta veya eksik bir yanı olan (kimse)","example":"O, geçirdiği kazadan sonra malul kaldı ve fiziksel olarak bazı zorluklarla karşılaştı."},{"pos":"adj","definition":"Hasta kimse","example":"Malul biri evde yalnız konur mu!"}]},"MALULEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sakat, hasta bir biçimde","example":"O, malulen çalışamayacak duruma geldi ve sağlık durumu her geçen gün kötüleşti."},{"pos":"adv","definition":"Hastalık, sakatlık sebebiyle","example":"O malulen emekli oldu."}]},"MALUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğrudan doğruya öznenin yaptığı işi anlatan, öznesi belli olan fiil","example":"Çalışanlar, malûm fiil olan \"çalışmak\" eyleminden türer."},{"pos":"adj","definition":"Bilinmedik bir yanı olmayan, bilinen","example":"O, malûm durumu göz önünde bulundurarak kararını verdi."}]},"MALUMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü","example":"Bu hakikatler artık çocukların bildikleri en basit malumat sırasına geçmiştir."}]},"MALYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz dibinde otlara takılmış oltayı kurtarmaya ve deniz derinliklerinden ağ, halat, sicim vb. şeyleri çıkarmaya yarayan dört tırnaklı demir","example":null}]},"MALZEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey yapmak için kullanılması gereken maddeler","example":"Şimdi bütün bu malzemeleri kaynar suya atarak on dakika kaynatalım"},{"pos":"n","definition":"Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı","example":"Türk tiyatro tarihi üzerinde çalışanlar için zengin malzeme ihtiva eden metni burada yayınlarken sadece bir iki noktaya işaret etmekle yetineceğim."}]},"MALÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprak ve rutubet muhafazası amaçları ile çayır ve mera üzerine bırakılan veya başka yerlerden getirilip serpilen her türlü bitki artığı","example":null}]},"MALİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Para ile ilgili, para bakımından","example":"Bu sıra mali durumum iyi değil, alacaklarımızın bir kısmını diğer aya erteleyelim."},{"pos":"adj","definition":"Mal ile ilgili","example":"Mali durumu zaten kötü."},{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Bamako.","example":null}]},"MALİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse","example":"Bu arsanın malikliği, ona geniş bir kullanım hakkı sağlıyordu."}]},"MALİKANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geniş bir alana kurulmuş, büyük ve gösterişli ev","example":null}]},"MALİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konusu bu kuralları incelemek olan bilim dalı","example":"Maliye, devletin ekonomik yönetimini ve kaynaklarını doğru şekilde kullanmasını sağlayan bir bilim dalıdır."},{"pos":"n","definition":"Devlet gelir ve giderlerini yöneten kuruluş; Maliye Bakanlığı","example":"Maliye Bakanlığı, ülkenin bütçesini ve devletin maliye politikalarını düzenler."}]},"MALİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üretimde bir mal elde edilinceye değin harcanan değerlerin toplamı","example":null}]},"MAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bebek için hazırlanan yiyeceklerin genel adı","example":"Babam Ayşe'ye mama yaptı, ana."}]},"MAMALİGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaynar suda haşlanıp üzerine yağ gezdirilen mısır unu yemeği","example":null}]},"MAMBO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haiti kökenli, rumba ve çaçaya benzeyen bir dans","example":"Eğlencede herkes mambo yaparak keyifli vakit geçirdi."},{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":"Dans pistinde çalan mambo müziği herkesi coşturdu."}]},"MAMELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mallar, para ile alınan şeyler","example":null}]},"MAMUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapılmış, işlenmiş, imal edilmiş eşya, yiyecek","example":"Raflardaki mamul yiyecekler müşterilerin dikkatini çekti."}]},"MAMULAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılmış şeyler","example":null}]},"MAMUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş (yer)","example":"Yıkılmış dilberin mamur illeri / Susmuş bülbüllerin taze dilleri"}]},"MAMURE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş yer","example":"Şu kıraç dağın teras biçiminde kesilmiş tepesinde benim, kaç akşamüstü, büyük hisarlar üstüne kurulmuş, saraylı, kuleli kaç masal mamuresi seyrettiğimi bilemezsiniz."}]},"MANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne","example":"Onun bakışlarında bir mana yoktu; ne düşündüğünü anlayamadım."}]},"MANAGUA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Nikaragua ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MANAMA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Bahreyn ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MANAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kın kanatlılardan, ergin evrede yaprakları, kurtçuk evresinde kökleri kemirerek tarım bitkilerine ve orman ağaçlarına büyük zarar veren bir böcek","example":null}]},"MANASTIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı kesin kurallara bağlı rahip veya rahibelerin dünya ile ilgilerini keserek yaşadıkları yapı","example":"İnsan manastıra kapansın, rahibe olsun daha iyi öyleyse."}]},"MANAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Azerbaycan ve Türkmenistan para birimi","example":null}]},"MANAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meyve ve sebze satan kimse","example":"Mahalledeki manav, her sabah tezgâhını erkenden kurar."},{"pos":"n","definition":"Genellikle Romanya ve Bulgaristan'dan göç etmiş kimse","example":"Düğüne gelen yaşlı adam, Manav olduğunu ve çocukken Bulgaristan'dan göç ettiklerini anlattı."}]},"MANCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedi, köpek yiyeceği","example":"Marketten kedi için bir kutu manca aldım."}]},"MANCANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sütleğengillerden, Antil Adalarında yetişen, çok zehirli bir ağaç","example":"Mancana ağacının zehirli olduğu için yaklaşırken dikkatli olunması gerekir."}]},"MANCINIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Top yapımının bilinmediği çağlarda, kale kuşatmalarında, ağır taş gülle fırlatmakta kullanılan basit bir savaş aracı","example":"Ok, mancınık gibi silahlar nasıl eskimişse bugünün tankları, uçakları da eskiyebilir."},{"pos":"n","definition":"İpekçi çıkrığı","example":"Mancınıkla ipek iplikler dikkatlice sarıldı."}]},"MANDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek bir düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik","example":"Birinci Dünya Savaşı sonrası bazı ülkeler, manda yönetimi altına girdi."}]},"MANDAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuruması için asılmış çamaşırları ipe sıkıca tutturmak amacıyla kullanılan küçük, tahta veya plastik kıskaç","example":"Çamaşırları rüzgarda savrulmasın diye mandallarla sıkıca ipe tutturdum."},{"pos":"n","definition":"Kapı vb. şeyleri kapalı tutmaya yarayan, döner tahta veya metal parça","example":"Rüzgar kapıyı açmasın diye mandalı iyice kilitledi."}]},"MANDALLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kapı, pencere kanadını mandalla tutturmak","example":"Kapıyı rüzgarın açmaması için mandalladım."},{"pos":"v","definition":"Çamaşırı mandalla tutturmak","example":"Çamaşırları dışarıya asarken mandalladım ki uçmasınlar."}],"lemma":"mandallamak"},"MANDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde küçük makara","example":null}]},"MANDARİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avrupalıların Çin devlet memurlarına verdikleri ad","example":null}]},"MANDATER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkeyi kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar yönetmesi için Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen devlet","example":"Mandacı devletler, manda altındaki ülkelerin yönetiminden sorumluydu."}]},"MANDEPSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzen, komplo","example":null}]},"MANDIRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyun, keçi vb. süt veren hayvanların barındırıldığı, süt ve süt ürünlerinin elde edildiği yer","example":"Şehirden iki saat ötedeki mandırasından o gün satılacak koyunları ona getiriyor, ona kestiriyor."}]},"MANDOLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İkişer ikişer aynı değerde dört çift telli, kısa saplı bir çalgı","example":null}]},"MANEJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At eğitimi","example":"Bugün manej için yeni bir hoca gelecekti ama sanırım atlardan biri rahatsızlanmış."},{"pos":"n","definition":"Bu eğitimin yapıldığı yer","example":"Binicilik gösterilerinin yapıldığı maneje büyük bir kalabalık toplandı."}]},"MANEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kişinin iç dünyası yönünden, manevi bakımdan","example":null}]},"MANEVRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asker birliklerini savaşa hazırlamak amacıyla, arazi üzerinde yapılan geniş ölçüde savaş denemesi","example":"Askerler, tatbikat için geniş bir arazide manevra yaptı."},{"pos":"n","definition":"Ulaşım yollarının yayalar ve her türlü taşıt araçları tarafından kullanılması, hareket","example":"Şehirdeki trafik, yayaların ve araçların daha verimli bir şekilde hareket edebilmesi için düzenli olarak manevra yapıyor."}]},"MANEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görülmeyen, duyularla sezilebilen, soyut","example":null}]},"MANGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"On kişilik asker birliği","example":"Ormanın kıyısından dönen yoldan, neredeyse bir manga silahlı adam çıktı."},{"pos":"n","definition":"Savaş gemilerinde deniz erlerinin yattığı koğuş","example":"Denizci, savaş gemisindeki mangasında dinlenmeye çekildi."}]},"MANGAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Isınmaya, bir şey pişirmeye yarayan, sac, bakır veya pirinçten, türlü biçimlerde üstü açık ayaklı ocak","example":"Masanın solunda küçük bir sac mangal yaz kış sürekli olarak yanardı."}]},"MANGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 25, atom ağırlığı 54,93, yoğunluğu 7,39 olan, 1244 derecede eriyen, doğada oksit durumunda bulunan, çeliği sertleştirmek için kullanılan, çok sert ve kırılgan bir element","example":null}]},"MANGANEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 25, atom ağırlığı 54,93, yoğunluğu 7,39 olan, 1244 derecede eriyen, doğada oksit durumunda bulunan, çeliği sertleştirmek için kullanılan, çok sert ve kırılgan bir element","example":null}]},"MANGANİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Manganezin bakır ve nikelle yaptığı alaşım","example":null}]},"MANGIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı","example":"Cüzdanında sadece birkaç mangır ve birkaç bozuk madeni para kalmıştı."},{"pos":"n","definition":"Bakırdan yapılmış, iki buçuk para değerinde sikke","example":"Şu güzelim zeytinin batmanını on sekiz mangıra bile almıyorlar."}]},"MANGO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sumak familyasından, sıcak ülkelerde yetişen, zeytin büyüklüğünde, yenilebilen meyvesi olan, büyük bir ağaç","example":null}]},"MANGİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı","example":"Cüzdanında sadece birkaç mangır ve birkaç bozuk madeni para kalmıştı."}]},"MANKAFA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anlayışsız; aptal","example":"Bazen o kadar mankafa davranıyor ki, söylediklerini anlamak neredeyse imkansız."},{"pos":"adj","definition":"Sakağı hastalığına tutulmuş at","example":"Ahırdaki mankafa at, tüm gün boyunca yemini reddetti ve oldukça sinir bozucu bir hâl aldı."}]},"MANKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle modaevlerinde giysileri alıcılara gösterme işiyle görevli kimse","example":"Defilede, tasarımlarını sergileyen ünlü bir manken yürüyordu."},{"pos":"n","definition":"Terzilerin, giysi denemek, sergilemek için kullandıkları insan vücudu biçimindeki tahta, mukavva vb. kalıp","example":"Yeni elbiseyi, vitrine yerleştirdiği zarif mankenin üzerine giydirdi."}]},"MANKURT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk, Altay ve Kırgız efsanelerinde bahsedilen bilinçsiz köle","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ulusal kimlikten uzaklaşan, içinde bulunduğu topluma yabancılaşan","example":null}]},"MANOLYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Manolyagillerden, yaprakları almaşık, iri ve parlak yeşil renkte bir süs ağacı","example":"Bahçeye dikilen manolya, ilkbaharda tüm ihtişamıyla çiçek açtı."},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın çok iri, beyaz ve limon kokusunda güzel çiçeği","example":"Vazoya yerleştirilen manolya, odanın havasını limon kokusuyla doldurdu."}]},"MANSAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akarsu, yol gibi uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer","example":null}]},"MANSİYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yarışmada konulan ödüle yeterli nitelikte görülmemekle birlikte, anılmaya değer bulunan kimseye veya esere verilen derece","example":null}]},"MANTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel bitkilerin genel adı","example":"Çayır mantarı / Kuzu mantarı"},{"pos":"n","definition":"Aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz","example":"Onun söylediği sözler tamamen mantar; hiçbiri gerçeği yansıtmıyor."}]},"MANTARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yalan söylemek; aldatmak","example":null}],"lemma":"mantarlamak"},"MANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu hamur parçalarıyla hazırlanan yemek","example":"Güveçten sonra bir koca sini mantı gelmiş."},{"pos":"n","definition":"İçine kıyma konularak küçük bohçalar biçiminde dürülen hamur parçaları","example":"Annem, içine kıyma koyarak her birini özenle mantı haline getirdi."}]},"MANTIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğru düşünme sanatı ve bilimi","example":"Akılla, mantıkla açıklanmayacak durumlar vardır dünyada."},{"pos":"n","definition":"Düşüncenin ve düşüncenin varlık biçimlerinin, ögelerinin, türlerinin, olanaklarının, yasalarının ve düşünce bağlamlarının bilimi","example":"Filozoflar, mantık ilminin yasalarını ve düşünme biçimlerini yıllarca incelemişlerdir."}]},"MANTIKEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Mantık bakımından, mantığa göre","example":null}]},"MANTIKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aklın benimseyebileceği, aklın kabul edebileceği nitelikte olan","example":"Onun mantıklı açıklamaları, herkesin akıl süzgecinden geçebilecek şekilde sade ve anlaşılırdı."}]},"MANTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın paltosu","example":"Kürklü, zarif ve epeyce pahalı bir mantoya büründüğü için kadının yüzü görünmüyordu."}]},"MANTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi serenlerini direklere asılı tutan halat ve makara","example":"Gemi kaptanı, mantiyi dikkatlice kontrol ederek serenlerin düzgün bir şekilde asıldığından emin oldu."},{"pos":"n","definition":"Sakalı çıkmamış genç oğlan","example":"Yaşına göre oldukça olgun bir davranış sergileyen manti, hala çocukluk dönemini geride bırakmamıştı."}]},"MANTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canfese benzeyen bir tür ipekli kumaş","example":null}]},"MANTİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sayının logaritmasının ondalık bölümü","example":null}]},"MANUEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herkesin kolaylıkla yararlanması için herhangi bir konuda, pratik amaçlarla hazırlanan kitap","example":null},{"pos":"adj","definition":"Elle işletilen","example":null}]},"MANYAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Maniye yakalanmış hasta","example":"Doktor, onun manyak olduğunu ve tedavi edilmesi gerektiğini söyledi."},{"pos":"adj","definition":"Gülünç, garip, şaşırtıcı davranışları olan kimse","example":"Onun manyak hareketleri, herkesin gözlerini üzerine çekmesine neden oldu."}]},"MANYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alamanadan küçük, üç çifte balıkçı kayığı","example":"Göl kenarındaki balıkçılar, manyatlarla balık tutmak için denize açıldılar."},{"pos":"n","definition":"Bu kayıklarla atılıp karadan çekilen küçük ağ","example":"Balıkçılar, manyatla çektikleri ağlardan taze balıkları çıkararak günlerini kazandılar."}]},"MANYETO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde mıknatıslı demir bulunan elektrik üreteci","example":null}]},"MANYETİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mıknatısla ilgili, kendinde demir ve bazı başka metalleri çekme özelliği bulunan","example":null},{"pos":"n","definition":"Yüzeyine manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabildiği bir mıknatıslanabilir kaplaması olan plak şekilli tabaka","example":null}]},"MANYETİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mıknatıs özelliği olan doğal demir oksidi","example":null}]},"MANYEZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İç sürdürücü olarak kullanılan, beyaz renkli, suda az eriyen, hiçbir tadı olmayan, magnezyum oksidinin bir adı","example":null}]},"MANYEZİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğal magnezyum silikat","example":null}]},"MANYOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sütleğengillerden, sıcak ülkelerde yetişen, yaprakları almaşık, üçü veya yedisi bir arada yelpaze durumunda olan, büyük bir ağaç","example":null}]},"MANZARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon","example":"Şirketin ekonomik manzarası, çalışanlar için pek de umut verici görünmüyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu","example":"Dağın zirvesinden bakıldığında, manzara inanılmaz derecede güzeldi."}]},"MANZUM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şiir biçiminde yazılmış","example":"Türk edebiyatında o zamana kadar böyle sembolik şahsiyetleri ele alarak manzum bir mesnevi yazılmamıştı."},{"pos":"adj","definition":"Düzenli; muntazam","example":"Manzum bir düzenle yapılan bu organizasyon, her şeyin yerli yerinde olmasını sağladı."}]},"MANZUME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebî anlatım biçimi","example":"Şair, manzume şeklinde yazdığı şiirlerinde zengin semboller ve ritmik sözler kullanarak derin anlamlar ortaya koydu."},{"pos":"n","definition":"Bir ilkeye veya dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler, bilgiler, öğretiler bütünü","example":"O öğretmen, öğrencilere dünya görüşüne dayalı bir manzume şeklinde düşüncelerini aktararak dersini işledi."}]},"MANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini ya da yapılmasını önleyen sebep ya da şey","example":"Onun tereddütleri, karar almamızda büyük bir mânia oldu."},{"pos":"n","definition":"Genellikle birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı olan, daha çok hecenin yedili ölçüsüyle söylenen halk şiiri","example":"Her köyde mâni, türkü söyleyen biri var."}]},"MANİA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini ya da yapılmasını önleyen sebep ya da şey","example":"Onun tereddütleri, karar almamızda büyük bir mânia oldu."}]},"MANİDAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gizli anlamı olan bir şey demek isteyen, düşündürücü","example":null}]},"MANİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde, ambarlara ve makine bölümüne hava vermek için güverteye açılan baca","example":null}]},"MANİKÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elin ve özellikle el tırnaklarının bakımı","example":null}]},"MANİLA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Filipinler ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MANİPLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Telgraf işaretlerini göndermek için, bir devredeki akımı kesmekte veya yeniden vermekte kullanılan araç","example":"Telgraf hattındaki manipülatör, iletişimin düzgün bir şekilde sağlanabilmesi için sürekli kontrol ediliyordu."}]},"MANİSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"MANİTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevilen ve âşık olunan kimse","example":"Gözleri parlayan genç, elindeki çiçekle sevgilisi için bir sürpriz hazırlıyordu; manitası çok mutlu olacaktı."},{"pos":"n","definition":"Tanışıyormuş gibi yaparak veya çevredeki yandaşlarından destek alarak birinden para sızdırma işi, bir çeşit dolandırıcılık","example":"Onun manita oyunları yüzünden birçok kişi büyük maddi zararlar yaşadı."}]},"MANİVELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk","example":"Küçük bir manivela yardımıyla, büyük taşları kolayca kaldırabiliyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Bir ucunun bağlı bulunduğu bir nokta çevresinde dönen kol","example":"Araba lastiğini değiştirmek için manivela kullanarak daha fazla kuvvet uyguladılar."}]},"MANİŞKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki dilli iki makara ile yapılan palanga","example":null}]},"MANŞET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gömleğin kol ağzına geçirilen, genellikle çift katlı kumaştan yapılan iliklenen bölüm","example":"Şık görünmek için gömleğinin manşetlerini dikkatlice ütüledi."},{"pos":"n","definition":"Gazetelerin ilk sayfasına iri puntolarla konulan başlık","example":"Naci, masasında bir sürü gazete, manşetlerine ibret ve hayretle bakıyor ve kelimesi kelimesine içinden geçiriyor."}]},"MANŞON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki boruyu birbirine eklemekte kullanılan bağlantı parçası","example":"Usta, su sızıntısını önlemek için boruları sağlam bir manşonla birleştirdi."},{"pos":"n","definition":"Elleri soğuktan korumak için kullanılan astarlanmış kürk; el kürkü","example":"Soğuk kış günlerinde ellerini sıcacık tutmak için şık bir manşon kullanıyordu."}]},"MAPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucu halkalı cıvata","example":"Makineye yerleştirilen mapa, sağlam bir şekilde vidalandı."},{"pos":"n","definition":"Gemi içini aydınlatmaya yarayan, içinde zeytinyağı bulunan siperli fener","example":"Gemide, gece yolculuğu sırasında mapalar kullanılarak iç mekan aydınlatıldı."}]},"MAPUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer","example":"Mapus, suçluların cezalarını çekmek üzere kapatıldıkları karanlık ve dar odalardan oluşuyordu."},{"pos":"n","definition":"Kapatılmış, hapsedilmiş (kimse); mahpus","example":null}]},"MAPUTO":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Mozambik ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MARABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçimini toprağı ekerek, tarımla sağlayan kimse","example":"Köydeki her maraba sabah erkenden tarlaya gitmeye alışkındır."},{"pos":"n","definition":"Başkasının tarlasında çalışarak veya sürüsüne bakarak belli bir anlaşmaya göre ürününe ortak olan kimse","example":"Maraba, hasat zamanı toplanan buğdayın üçte birini evine götürdü."}]},"MARABUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad","example":null}]},"MARAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dişi geyik","example":null}]},"MARANGOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta","example":null}]},"MARANTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çenekliler sınıfından, Antillerde ve bütün tropikal bölgelerde yetiştirilen, kökündeki yumrulardan ararot çıkarılan bir kamış çeşidi","example":null}]},"MARATON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"42,195 metrelik en uzun yol koşusu","example":"Sporcu, maratonu iki saatten kısa sürede tamamlayarak rekor kırdı."},{"pos":"n","definition":"Sabır gerektiren uzun iş","example":"Tez yazma süreci adeta bir maraton gibiydi, ama sonunda başardım."}]},"MARAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu","example":"Soğuk havalarda dikkat etmezsen maraz kapabilirsin."},{"pos":"n","definition":"Dayanılması güç durum","example":"Bu kadar lafın altında kalmak tam bir maraz oldu."}]},"MARAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu","example":"Soğuk havalarda dikkat etmezsen maraz kapabilirsin."},{"pos":"n","definition":"Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş","example":"Küçük bir yanlış anlamadan koca bir maraza çıktı."}]},"MARAZLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sağlığı bozulmak, hastalanmak","example":null}],"lemma":"marazlanmak"},"MARAZİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağlığı bozuk olan, esenliği yerinde olmayan, hastalanmış","example":"O marazi psikolojik an geçtikten sonra bunların manalarının ne olduğunu yazan da seçemez."},{"pos":"adj","definition":"Hastalık derecesinde","example":"Onun marazi bir takıntıya dönüşen titizliği herkesi bunaltıyordu."}]},"MARAŞ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kahramanmaraş ilinin halk arasındaki kısa adı; Akdeniz Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"MARDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Iskarta mal","example":"Depodaki marda eşyalar artık satılamayacak durumdaydı."}]},"MARDİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"MAREŞAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En yüksek askerî rütbe","example":"Zaferden sonra mareşal törenle karşılandı."},{"pos":"n","definition":"En yüksek askerî rütbede bulunan general","example":"Mareşal, ordunun başında savaşı yönetiyordu."}]},"MARGARİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçyağlarında bulunan, margarik asidin gliserinle birleştirilmesiyle de yapay olarak elde edilen, 47 derecede eriyen ve besin değeri olan bitki yağı","example":null}]},"MARJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ticari bir işlemde zarar tehlikesine karşı ayrılan pay","example":"Şirket, ticari risklere karşı marjlarını artırmayı planlıyor."},{"pos":"n","definition":"Yazılmış veya basılı bir kâğıdın kenarında bırakılmış boşluk","example":"Bu kadar dar marjla yazmak, gözleri yoruyor."}]},"MARJİNAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birimleri matematik anlamda değişken olabilen","example":"Matematiksel bir denklemin marjinal çözümü, farklı parametrelerle değişebilir."},{"pos":"adj","definition":"Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan, çizgi dışı, aykırı kimse","example":"O, her zaman marjinal bir görüşe sahip olduğu için toplumdan dışlanmıştı."}]},"MARK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alman para birimi","example":"İkinci ay biterken babasına üç bin mark yolladı."},{"pos":"n","definition":"Finlandiya para birimi","example":"Finlandiya'ya gittiğimde marklarla ödeme yapmam gerekti."}]},"MARKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kurum veya kuruluşun kendine seçtiği, bazı ticaret eşyası üzerine konulan, o eşyayı üreten veya satanı tanıtan resim, harf vb. özel işaret","example":"Şişelerin üzerindeki logo, markanın kalitesini hemen belli ediyordu."},{"pos":"n","definition":"Resim veya harfle yapılan işaret","example":"Arabanın arkasındaki marka, şoförün kimin olduğunu kolayca gösteriyor."}]},"MARKAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun davranışına engel olma","example":"Futbolcunun, rakibine yaptığı marka, golü engelledi."}]},"MARKALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir nesneyi tanıtmak veya benzerlerinden ayırmak için işaret koymak","example":null}],"lemma":"markalamak"},"MARKE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşaretlenmiş; belirtilmiş","example":null}]},"MARKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü tüketim mallarının, özellikle her türlü yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin alıcılarca seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri","example":null}]},"MARKKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Finlandiya para birimi","example":"Finlandiya'ya gittiğimde marklarla ödeme yapmam gerekti."}]},"MARKÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önemli ibareleri veya dikkati çekmek istenilen yerleri işaretlemeye yarayan kalem","example":null}]},"MARKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı Batı devletlerinde kont ile dük arasındaki bir soyluluk unvanı","example":null}]},"MARKİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kapı veya pencere önünde yağmurdan korunmak için yapılan saçak","example":"Evimizin penceresinin üstünde büyük bir markiz var, yağmurda rahatça korunabiliyoruz."},{"pos":"n","definition":"Markinin karısı","example":"Markiz, uzun yıllar boyunca eşiyle birlikte sarayın en görkemli odalarında yaşadı."}]},"MARKİZET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit ince ve çoğu kez çiçekli, pamuklu kumaş","example":null}]},"MARLEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılarda döşeme gereci olarak kullanılan plastik madde","example":null}]},"MARMELAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şeker karıştırılarak pişirilmiş meyve ezmesi","example":null}]},"MARN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok ince taneli kil minerallerinden ve kalsitin değişik oranlardaki karışımından oluşan tortul kayaç, pekmez toprağı","example":null}]},"MARNLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kireci az olan toprağın içine marn katarak daha iyi duruma getirmek","example":null}],"lemma":"marnlamak"},"MAROKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fas'ta işlenen yumuşak bir çeşit keçi derisi","example":"Kitaplar kırmızı marokenle ciltlenmiş, bütün yazılar sarı yaldızla yazılmıştı."},{"pos":"n","definition":"Üzerine benekler basılarak marokene benzetilen koyun derisi","example":"Çantasından çok sayfalı, maroken kaplı küçük bir defter çıkardı."}]},"MARON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kahverenginin bir veya birkaç ton açığı, sütlü kahverengi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Maron renginde olan","example":null}]},"MARPUÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nargileye takılan ve kolayca içmeyi sağlayan, hortum biçiminde uzun ve bükülgen boru","example":"Nargilesinin marpucunu ayırdı dudaklarının arasından."}]},"MARS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavlada oyunculardan birinin, karşı taraf pul toplamaya başlamadan bütün pullarını toplayıp oyunu bitirerek iki sayı kazanması","example":"Terlikçi İhsan, üst üste iki düşeş atmakla marsı sağlamış gibiydi."},{"pos":"proper","definition":"Güneş'ten dördüncü gezegen; Kızıl Gezegen.","example":null}]},"MARSIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılırken iyice yakılmadığı için, yakıldığında duman ve koku vererek baş ağrısı yapan odun kömürü","example":null}]},"MARSIVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gayet iyi cins eşek","example":"Çiftlikteki marsıvan, oldukça güçlüydü, sahibinin yüklerini kolayca taşıyordu."},{"pos":"n","definition":"Sınırdaki koruma görevlisi","example":"Sınır bölgesindeki marsıvan, gece gündüz görevini aksatmadan yerine getiriyordu."}]},"MART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın otuz bir gün süren, üçüncü ayı","example":null}]},"MARTAVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun ve uydurmalarla dolu boş konuşma","example":null}]},"MARTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Martıgillerden, çoğu beyaz renkte, eti yenmez, yüzücü, perde ayaklı deniz kuşlarının ortak adı","example":null}]},"MARTOLOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk garnizonlarında hizmet eden garson","example":null}]},"MARTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek kurşun atan bir çeşit tüfek","example":"At martini Debreli Hasan, dağlar inlesin / Drama mahpusunda, aman dostlar dinlesin"}]},"MARTİNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Portakal kabuğu, cin ve vermutla yapılan içki","example":null}]},"MARUF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herkesçe bilinen, tanınan, belli, ünü olan","example":"Bu camianın maruf simalarından biridir."},{"pos":"adj","definition":"Dinî bakımdan uygun görülen, beğenilen, buyrulan","example":"Bu davranış, dinî açıdan maruf kabul edilmediği için yapılmamalıdır."}]},"MARUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, geniş ve uzun olan yeşil yaprakları taze olarak yenilen bir bitki","example":null}]},"MARUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Arz edilen, sunulan, verilen","example":"Falan kişinin maruz ettiği mektubu okuduk."},{"pos":"adj","definition":"Bir olayın, bir durumun etkisinde veya karşısında bulunan","example":"Herkes, her an müthiş bir tehlikeye maruzdur."}]},"MARUZAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mevki, makam veya yaş bakımından büyük birine sunulan, bildirilen dilek veya bilgi","example":null}]},"MARYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beş yaşından büyük veya damızlık dışı bırakılmış dişi koyun","example":"Beş yaşını dolduran marya, artık damızlık dışı bırakıldı."},{"pos":"n","definition":"Dişi hayvan","example":"Ahırda yeni doğmuş bir marya yavrusu vardı."}]},"MARİFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi","example":"Doğa, kendisine dair marifeti her zaman şaşırtabilecek sırlarla doludur."},{"pos":"n","definition":"Becerikli olma durumu","example":"O çocuk, oyunlarıyla gerçek bir marifet sergiliyor."}]},"MARİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük teknelerin ve yatların barınabilmeleri için özel bir mendirekle çevrilen veya bir liman içinde ayrılan deniz alanı","example":null}]},"MARİNE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tavuk, et gibi ürünleri yumuşatmak için pişirmeden önce belirli bir süre baharatlı sirke, zeytinyağı vb. içerisinde bekletmek anlamındaki marine etmek birleşik fiilinde geçen bir söz","example":null}]},"MARİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağlığı bozuk olan, esenliği yerinde olmayan, hastalanmış","example":null}]},"MARİZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak","example":null}],"lemma":"marizlemek"},"MARŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ritmi, yürüyen bir kimsenin veya topluluğun adımlarını hatırlatan müzik parçası","example":"Bu şiir ya da manzumeyi marş biçimine bile sokmuştur."},{"pos":"n","definition":"Otomobil, kamyon vb. motorlu araçlarda motoru işletme düzeni","example":"Otomobilin marşını çevirince motor hemen çalıştı."}]},"MAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir madde emerek içine çekme","example":"Yeni filtreden geçen su massetme işlemi sayesinde daha temiz hale geliyordu."}]},"MASA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya","example":"Çoğunlukla akşam yemeğinden sonra, sofra kaldırılınca yemek masasında yazardım o öyküleri."},{"pos":"n","definition":"Dairelerde, kurumlarda belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm","example":"Kaçakçılık masası. Kıbrıs masası."}]},"MASAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ovma, ovuşturma","example":"Elindeki kremi kullanarak, kas ağrısını hafifletmek için koluna nazikçe masaj uyguladı."},{"pos":"n","definition":"Vücut yüzeyinde el, elektrik, su aracılığıyla çeşitli işlemler yapma biçiminde, iyileştirme ve bakım yöntemi","example":"Uzun bir günün ardından, sırt ağrıları için rahatlatıcı bir masaj yaptırdı."}]},"MASAJLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sağlık, bakım veya yarışmalara hazırlık amacıyla vücudun çeşitli bölgelerini özel araç ve yöntemlerle ovmak, ovuşturmak","example":"Kolonya çarpar, pudralar, kremle ikinci bir masaj daha yapardı yüze."}],"lemma":"masajlamak"},"MASAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle halkın yarattığı, ağızdan ağza, kuşaktan kuşağa sürüp gelen, çoğunlukla insanların veya tanrıların başından geçen, olağan dışı olayları anlatan hikâye","example":"... içeride masal söylüyorlardı, onu dinledim dedim."},{"pos":"n","definition":"Boş ve yalan söz","example":"Söylediklerinin hepsi masal, gerçeklik payı yok."}]},"MASARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük, dar yer veya hücre","example":"Adına masara denen ayakyolu gibi taş bir hücreye yatırmışlar."}]},"MASARİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giderler; masraflar","example":null}]},"MASARİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağırsakları tutan karın iç zarı","example":null}]},"MASAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bıçak bilemeye yarayan çelikten, çubuk biçiminde araç","example":"Kasap masadı. Aşçı masadı."}]},"MASAÜSTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayar açıldığında klasör, program vb. simgeler ile genel görüntülerin yer aldığı çalışma ortamı","example":null}]},"MASERU":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Lesotho ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MASK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle ölünün yüzüne uygulanarak elde edilen yüz kalıbı","example":null}]},"MASKARA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Onuru olmayan veya onura aykırı davranışlarda bulunan, rezil (kimse)","example":"Görseniz ne maskara adam!"},{"pos":"n","definition":"Kadınların kirpiklerini kıvırmak ve daha uzun göstermek için fırça ile sürdükleri yağlı sürme","example":"Takma kirpiğe gerek yok, maskara yeterli."}]},"MASKAT":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Umman ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MASKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boyalı karton, kumaş veya plastikten yapılan ve başkalarınca tanınmamak için yüze geçirilerek kullanılan yapma yüz","example":"Karnavalda herkes, maskelerini takarak kimliklerini gizledi."},{"pos":"n","definition":"Korunmak için özel olarak yapılıp yüze geçirilen şey","example":"Çalışanlar, kimyasal maddelerden korunmak için maske takıyordu."}]},"MASKELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir şeyi bulunduğu çevreye uydurmak ve böylece görünmemesini sağlamak","example":"Kuş, yapraklarla kendini maskeleyerek yırtıcıların dikkatinden kaçtı."},{"pos":"v","definition":"Gerçek görünüşünü saklamak, gizlemek","example":"Duygusal durumunu maskelemek için her zaman neşeli görünmeye çalışıyordu."}],"lemma":"maskelemek"},"MASKOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uğur sayılan kimse veya hayvan","example":"Bu patili dostumuz, evimizin maskotu."},{"pos":"n","definition":"Uğur getireceğine inanılan şey","example":"Takımın bir maskotu vardı, taraftarlar her maç onu yanlarında taşıyordu."}]},"MASKULEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Erkeği andıran, erkeğe benzeyen, erkek gibi","example":null}]},"MASLAHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkeğin çiftleşme organı","example":null},{"pos":"n","definition":"Mesele, konu, sorun","example":"Bu senin maslahatın olmaktan çıktı, artık bizi de ilgilendiriyor."}]},"MASLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürekli su akan boru","example":"İlerideki maslaktan su doldurmaya giden simsiyah bir zenci kızının yakasından asıldı."},{"pos":"n","definition":"Su yolu üzerinde bulunan su haznesi","example":"Nehrin kenarındaki maslak, suyun birikmesini sağlayarak tarıma su sağlıyordu."}]},"MASMAVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her yanı mavi","example":"Gökyüzü mavi, masmaviydi/ Güneş gittikçe ısıtıyordu"}]},"MASNU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan, gerçek olmayan, uydurma","example":"Bu masnu çiçekler, gerçek çiçekle"},{"pos":"n","definition":"Sanatla yapılmış ürün","example":null}]},"MASNUAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanatla yapılmış şeyler; sanat eserleri","example":"Galerideki masnuat örneklerinin her biri farklı bir sanat akımını yansıtıyordu."},{"pos":"n","definition":"Aslı olmayan şeyler, yapma ve düzme şeyler","example":"Odanın dekorasyonundaki masnuat objeleri, gerçek olanlardan çok daha ucuz ve yapma görünüyordu."}]},"MASON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Masonluk derneği üyesi","example":null}]},"MASRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş için harcanan paranın bütünü","example":"Çiftlik kâhyası her sene uzun bir masraf defteri gönderir."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yapımında kullanılan gereç; harç","example":"Bu yemeğin masrafı bol tutulmuş."}]},"MASRUF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sarf edilmiş; harcanmış","example":"Eve masruf olunan malzemelerin tutarı, bütçemizi ciddi şekilde aştı."}]},"MASSET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sıvıyı ya da gazı içine almak, içine çekmek","example":"Hava temizleyicinin filtresi, odadaki kirli havayı massetmek için tasarlanmıştı."},{"pos":"v","definition":"Bir şey, bir sıvıyı içine çekmek, emmek","example":"Sünger, dökülen suyu hızla massetmek için idealdi."}],"lemma":"massetmek"},"MASTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiilin -mak / -mek veya -ma / -me ekleri alan ve isim gibi kullanılan biçimi","example":"Yüzmek kelimesi, mastar halindeki fiilin örneğidir."},{"pos":"n","definition":"Sıvacı ve duvarcıların, cetvel gibi kullandıkları, uzun, ensiz ve düz tahta","example":"Sıvacılar, duvarın düzgün olabilmesi için mastar tahtalarını kullanarak işi tamamladılar."}]},"MASTARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir açıyı ölçmeye ve başka bir yerde aynı açıyı çizmeye yarayan, yarım çember biçimindeki araç","example":null}]},"MASTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lisans diplomasıyla doktora arasındaki akademik derece","example":null}]},"MASTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kulakları uzun ve düşük, bacakları kısa, bodur bir köpek cinsi","example":null}]},"MASTURİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin en geniş yeri","example":null}]},"MASTİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sakız ağacından çıkarılan reçine","example":"Mastikadan yapılan krem, cilt üzerinde çok faydalı etkiler bırakıyordu."},{"pos":"n","definition":"İçinde sakız bulunan rakı","example":"Elinde kesme kristal bir sürahi, kadeh boşaldıkça koşup mastika dolduruyor."}]},"MASUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük çocuk","example":"Dört tane masumu var."},{"pos":"adj","definition":"Temiz; saf","example":"Çocuklar, masum bakışlarıyla etrafındaki herkesi etkiliyordu."}]},"MASUMANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Suçsuz, temiz bir biçimde","example":null}]},"MASUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Korunan; korunmuş","example":"Poyrazdan masun bir kulübe göreceksin."}]},"MASURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karton, tahta veya plastikten yapılan, üzerine şerit, iplik vb. sarılan koni veya silindir","example":"İplikleri düzgün bir şekilde sarmak için masura kullanılır."},{"pos":"n","definition":"Çeşme zıvanası","example":"Çeşme başına yerleştirilen masura, suyun düzgün akışını sağlamak için önemliydi."}]},"MASÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağlık veya tedavi amacıyla masaj yapan kimse","example":null}]},"MASÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bayan masajcı, ovucu","example":null}]},"MASİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kütlesi, görünürdeki bütün hacmi kaplayan, kaplama veya doldurma olmayan, içi dolu","example":null}]},"MASİKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rengi kırmızı ile sarı arasında değişen, doğal kurşun oksit","example":null}]},"MAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parlaklığı olmayan","example":null},{"pos":"n","definition":"Satranç oyununda taraflardan birinin yenilgisi","example":null}]},"MATADOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arenada boğalarla mücadele eden kimse","example":null}]},"MATAFORA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sandalları asmaya yarayan ve gemilerin bordalarında bulunan dikme","example":null}]},"MATAFYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelkenlere ve teknelere açılan delik","example":null}]},"MATAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan, mal, eşya vb. için küçümseme yollu bir söz","example":"Kadının çantası da matah bir şey değil zaten."}]},"MATARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolculukta ve askerlikte kullanılan, boyna veya bele asılı olarak taşınan, genellikle aba, metal, cam, plastik veya deriden yapılmış su kabı","example":"Uzun yürüyüş boyunca mataradan bir yudum su alıp yoluna devam etti."}]},"MATBAA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez ve benzerine yazı, resim, çıkarma işi yapılan yer","example":"Belki bu matbaanın işi ama dergiler elimize ulaşmazsa sizi sorumlu tutarız."}]},"MATBU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Basılmış kâğıt, kitap vb.","example":"Masadaki matbu evrakları inceleyip imzaladı."}]},"MATBUA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler","example":null}]},"MATBUAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü","example":"Yoksa bu şikâyetimizin hiçbir zaman şümullü manasıyla matbuatımızla alakası yoktur."}]},"MATEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölüm veya bir felaketten doğan acı ve bu acıyı belirten davranışlar","example":"Caminin methali, minberi, kâmilen siyah matem bayraklarıyla kaplı."}]},"MATERYAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey yapmak için kullanılması gereken maddeler","example":null}]},"MATKAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahta, maden, beton vb. sert maddeler üzerinde delik açmaya yarayan alet, delik açma aleti","example":null}]},"MATLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti","example":"Şairin matlası, gazelin en etkileyici kısmıydı."},{"pos":"n","definition":"Gök cisimlerinin doğması","example":"Gün doğumuyla birlikte matla, ufukta belirmeye başladı."}]},"MATLUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey","example":null},{"pos":"adj","definition":"İstenilen; aranılan","example":null}]},"MATMAZEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkçede evlenmemiş Hristiyan kızlar için \"bayan\" sözü yerine kullanılan bir söz","example":"Ona \"matmazel\" diye seslenilmesi, kasaba gelen evlenmemiş Hristiyan kızlar için yaygın bir kullanım olmuştu."}]},"MATRAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir verginin miktarını belirtmek için temel olarak alınan değer","example":null}]},"MATRAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alay edilecek durumda olan, güldürücü","example":null},{"pos":"n","definition":"Kalın sopa, değnek","example":"Bahçede çalışırken elinde kalın bir matrak vardı."}]},"MATRUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kovulmuş, çıkarılmış; kovuntu","example":null}]},"MATRUŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tıraş olmuş","example":null}]},"MATRUŞKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle Rusya'dan dünyaya yayılan, tahtadan yapılmış iç içe bebeklerden oluşan süs eşyası","example":null}]},"MATRİKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde birçok biyolojik olayın meydana geldiği, akıcılığı az, cansız bir sıvı ortam","example":null}]},"MATRİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçek ve karmaşık sayıların dikdörtgen biçiminde tablosu","example":"Matris, sayılar arasındaki ilişkiyi görsel olarak daha anlaşılır hale getiriyordu."},{"pos":"n","definition":"Baskı yoluyla çoğaltma için kullanılan, girintili çıkıntılı metal veya mukavva kalıp","example":"Yazıcı, metinleri çoğaltmak için matris kullanarak baskı yaptı."}]},"MATUF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir yöne eğilmiş","example":"Yolun matuf kısmı, dağların eteklerine doğru uzanıyordu."}]},"MATUH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çeşitli sebeplerle zihin gücünü yitirerek ne yaptığını bilemez duruma gelen (kimse)","example":null}]},"MATİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiyatro, sinema, konser salonu ve benzerinde gündüz gösterisi","example":"Sabah saatlerinde düzenlenen matine gösterisini izlemeye gittiler."},{"pos":"n","definition":"Tiyatro, sinema, konser salonu ve benzerinde yapılan gösteri","example":"Konserde, akşamki büyük etkinliğin aksine daha sakin bir matine düzenlendi."}]},"MATİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki halatı ek yeri kalınlaşmayacak biçimde birbirine ekleme işi","example":null}]},"MAUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tespih ağacıgillerden, Hindistan ve Honduras'ta yetişen büyük bir orman ağacı","example":"Maun ağacından yapılmış mobilyalar, evin dekorasyonuna zarif bir dokunuş katıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın parlak kırmızımtırak renkte, sert ve iyi cilalanan kerestesi","example":"Hindistan ormanlarında yetişen maun, inşaat sektöründe yüksek kaliteli kereste olarak kullanılır."}]},"MAVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalan; uydurma söz","example":"Bu sürgünlük mavalı neyin nesi? Aslı astarı var mı? Ya varsa ne yaparım ben?"}]},"MAVERA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey","example":"Köyün mavera tarafındaki ormanda daha önce kimse gitmemişti."},{"pos":"n","definition":"Görülen âlemin ötesi","example":"Mavera âlemine dair yazılar, insanın bilincini derinleştiriyordu."}]},"MAVNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan, güvertesiz büyük tekne","example":"Mavnalar kocaman gövdeleriyle sallanır."},{"pos":"n","definition":"Büyük, üç köşe yelkenli yük gemisi","example":"Köpüklü denizin üstünde serseri martılar uçuşuyor, yanımızdan yelkenli bir mavna geçiyordu."}]},"MAVRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saçma sapan konuşan, zevzeklik eden olma durumu","example":"O, toplantıda sürekli mavra yaparak ciddi konuşmaların önünü kesiyordu."}]},"MAVRUKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurşundan dökülmüş uzun ve yuvarlak, iki ucu delikli, mazgallanıp cıvayla parlatılmış veya sarı madenden döküm yapılıp nikelajlanmış, 80-130 gram ağırlığında bir av aleti","example":null}]},"MAVZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atış hızı dakikada ortalama altı mermi olan ve orduda kullanılan bir tüfek tipi","example":"Şimdi de kucağında evirip çevirdiği İngiliz malı, kız gibi mavzerine bakıyor, gözlerini ondan ayırmıyordu."}]},"MAVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gök rengi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Mavi renkte olan","example":"Düşsün olur mu toprağa göçmüş cihan gibi / Sönsün o mavi gözleri bir asuman gibi"}]},"MAVİŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ak tenli, mavi gözlü olan kimse","example":"Benim mavişim çok usludur."}]},"MAYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen ana özellik","example":"Bir insanın kişisel mayası, onun davranışlarını belirleyen önemli bir etkendir."},{"pos":"n","definition":"Bazı besinlerin yapımında mayalanmayı sağlamak için kullanılan madde","example":"Ekmek mayası. Yoğurt mayası. Kımız mayası."},{"pos":"proper","definition":"Orta Amerika'da kurulmuş eski bir uygarlık.","example":null}]},"MAYALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Maya koymak, içine maya karıştırmak","example":null}],"lemma":"mayalamak"},"MAYALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Mayanın etkisiyle ekşiyip kabarmak","example":"Hamur mayalanıp kabardıktan sonra fırına verildi."}],"lemma":"mayalanmak"},"MAYASIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tende kızartı, kaşınma, sulanma, kabuk bağlama vb. doku bozukluklarıyla kendini gösteren ve bulaşıcı olmayan bir deri hastalığı","example":"Rıza Bey'in ayak parmakları mayasıl olmuştur."},{"pos":"n","definition":"Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis","example":null}]},"MAYDANOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maydanozgillerden, 50-80 cm uzunlukta, ufak yeşil yapraklı, hoş kokulu iki yıllık otsu bir bitki","example":null}]},"MAYHOŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tadı şekerli ve az ekşi olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bozulmuş veya bozulmaya yüz tutmuş olan dostluk ilişkisi","example":null}]},"MAYIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprak altına, üstüne veya suyun içine yerleştirilen, doğrudan doğruya, çarpma veya basınç etkisiyle patlayarak zarara yol açan patlayıcı madde","example":null}]},"MAYINLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere mayın dökmek veya döşemek","example":null}],"lemma":"mayınlamak"},"MAYIS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın otuz bir gün süren, beşinci ayı","example":null},{"pos":"n","definition":"Taze sığır gübresi","example":null}]},"MAYIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok yemekten, sıcaktan veya zevkten gevşemek","example":null}],"lemma":"mayışmak"},"MAYIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok yemekten, sıcaktan veya zevkten gevşemek","example":null}]},"MAYMUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört ayaklı, iki ayağı üzerinde de yürüyebilen, ormanda toplu olarak yaşayan, kuyruklu hayvan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çirkin ve gülünç","example":null}]},"MAYNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Terk edilme veya son verilme işi ya da durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Yelken indirme","example":null}]},"MAYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle denize girerken ten üzerine giyilen, vücudun gerekli kısımlarını sıkıca örten giysi","example":null}]},"MAYONEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumurta sarısı, zeytinyağı ve limonla yapılan bir çeşit koyu, soğuk yiyecek","example":"Mayoneze bir itirazı yoktu ama ketçaptan nefret ederdi Celâl."}]},"MAYTAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yandığında renkli ve parlak ışıklar saçan, şenlik gecelerinde yakılan havai fişek","example":null}]},"MAYİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim","example":"Ufak bir küvetin içine siyah gibi görünen bir mayi döktü."}]},"MAYİSTRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzeybatı rüzgârı","example":null},{"pos":"n","definition":"Grandi direğinin en alt sereni ve bu serene çekilen yelken","example":null}]},"MAYŞOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çinko, bakır ve nikelden yapılan, gümüşü andıran bir alaşım","example":null}]},"MAZAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırlangıç balığıgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Marmara denizinde yaşayan, kırmızı renkli, lezzetli bir balık","example":null}]},"MAZARRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç","example":null}]},"MAZBATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kimsenin imzaladığı rapor","example":null}]},"MAZBUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düzenli, düzgün, beğenilen","example":"Bunlar arasında aklı başında, mazbut devlet adamları da vardı."},{"pos":"adj","definition":"Ele geçirilmiş, zapt edilmiş","example":null}]},"MAZERET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kusurun, bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme veya bu kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyden kurtulmak veya kaçınmak için ileri sürülen gerekçe; bahane","example":null}]},"MAZGAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kale duvarlarında iç yanı geniş, dış yanı dar delik","example":null},{"pos":"n","definition":"Yağmur sularını kanalizasyon şebekesine çekmek için kullanılan üzeri parmaklıklı demirle kapatılmış delik","example":null}]},"MAZHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin ortaya çıktığı, göründüğü yer veya kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir iyiliğe erişmiş, erişen kimse","example":null}]},"MAZI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Servigillerden, yaprakları almaşık ve küçük pullar biçiminde, gövdesi düz olan, dipten dallanan bir süs bitkisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Hayvansal ve bitkisel asalakların bitkilerde oluşturduğu ur","example":null}]},"MAZLUM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zulüm görmüş, haksızlığa uğramış, kendisine zulmedilmiş","example":"Milli mücadele, mazlum bir milletin kaynayan benliğinden taşmıştır."},{"pos":"adj","definition":"Sessiz ve uysal; boynu bükük","example":"Mazlum ve mütevekkil, kadıncağız çıkıp gitti."}]},"MAZMUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım","example":null},{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında bazı kavramları dolaylı anlatmak için kullanılan nükteli ve sanatlı söz","example":null}]},"MAZNUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Suçlu olduğu sanılan kimse","example":"İkinci maznun kalabalık ağızlı bir koltukçu idi."}]},"MAZOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakıt olarak kullanılan, ham petrolün damıtma ürünlerinden biri","example":null}]},"MAZOTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Mazot tabakasıyla kaplamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yağlı parçaları mazotla temizlemek, yıkamak","example":null}],"lemma":"mazotlamak"},"MAZRUF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zarf içine konmuş, zarfı olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Zarflı kâğıt","example":null}]},"MAZUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kusurun, bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme veya bu kusurun hoş görülmesini gerektiren sebebi olan","example":null}]},"MAZURKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür leh dansı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":null}]},"MAZURYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Teknetyumun eski adı","example":null}]},"MAZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçmiş, geride kalmış zaman","example":"On kişinin şekil ve şemailini şöyle bir süzerim, mümkünse cemaziyelevvellerini de bir yoklayıveririm."},{"pos":"n","definition":"Fiilin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunduğu zamandan önceye ait olması","example":null}]},"MAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı spor dallarında iki takım, iki kişi, iki taraf arasında yapılan karşılaşma","example":"Bu akşam Beşiktaş'ın maçı var."}]},"MAÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyun kâğıtlarında, mızrak ucuna benzer, ayaklı siyah beneklerle oluşan dizi","example":"Batak oyununun bir türü de koz maçadır."},{"pos":"n","definition":"Döküm parçasında, içi boş, kopya elde etmek için kullanılan kum, maden veya erimiş durumdaki döküm maddesine dayanıklı başka bir maddeden yapılmış dolgu kalıp","example":"Döküm işlemi sırasında, maça kullanılarak mükemmel bir şekil elde edildi."}]},"MAÇO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sert karakterli, kaba erkek","example":null}]},"MAÇUNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslimle çalışan ağırlık kaldırma makası","example":null}]},"MAĞARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yamaca veya kaya içine doğru uzanan, barınak olarak kullanılabilen yer kovuğu","example":"Şu karşıki dağda derin bir mağara vardır."},{"pos":"n","definition":"Karst bölgelerinde kireç taşlarının erimesiyle oluşan, büyük, birbirine koridorlarla bağlı yer altı kovukları","example":"Turistler, karstik bir bölgedeki mağarayı gezip yer altı göllerini hayranlıkla izledi."}]},"MAĞAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Esnafın perakende satış yaptığı, küçük zanaat sahiplerinin çalıştıkları yer","example":"O yandaki duvarın dış yüzünde, demir kepenkleri bulunan bir kaç mağaza da vardı."},{"pos":"n","definition":"Eşya ve azık deposu","example":"Gemiye yüklenen eşyalar, geminin mağazasında dikkatlice yerleştirildi."}]},"MAĞDUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Haksızlığa uğramış kimse","example":null}]},"MAĞFUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Affolunmuş; bağışlanmış","example":null}]},"MAĞFİRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçme","example":"Hatasını anlayıp özür dileyince, onu affetmek ve mağfiret göstermek erdemli bir davranıştır."}]},"MAĞLUP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Savaş veya yarışmada yenilmiş","example":"Mağlup taraf, anlaşma şartlarını kabul etmek zorunda kaldı."}]},"MAĞMUM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kaygılı, tasalı, sıkıntısı, üzüntüsü olan","example":"Otobüsün içi, bizimkilerin mağmum kalplerinden, mağmum bakışlarından bin kez iyi."},{"pos":"adj","definition":"Sıkıcı, kapanık hava","example":"Mağmum bir havada dışarı çıkmak zor, her şey kasvetli ve boğucu."}]},"MAĞRUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendini büyük gören, büyüklenen, kendini beğenmiş","example":"Herkesin arasında mağrur bir şekilde yürüyen o, aslında hiç de düşündüğü kadar başarılı değildi."}]},"MAĞRİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge","example":"Mağripten maşrıka dünyanın ucu / Sarrafı bilir altını, tuncu"}]},"MAİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gök rengi","example":null}]},"MAİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"E-posta","example":"Sana bir mail attım."},{"pos":"adj","definition":"Eğilimi olan","example":null}]},"MAİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sularını bir denize veya göle gönderen bölge","example":null}]},"MAİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört kenarı da birbirine eşit olan dörtgen","example":null}]},"MAİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devlet büyüğünün yanında bulunan kimseler","example":"Ona maiyet ettiğim süre boyunca çok şey öğrendim."}]},"MAİŞET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşamak için gerekeni sağlama","example":"Maişetini temin etmek için çiftçilik yapmaya karar verdi."}]},"MAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit börülce","example":null}]},"MAŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateş veya kızgın bir şey tutmaya, korları karıştırmaya yarayan iki kollu metal araç","example":"Kahveci ocaktan maşayı kapmış, o da fırlamıştı dışarı."},{"pos":"n","definition":"Hoş görülmeyen bir işe yardımcı veya aracı veya başkalarının isteklerine ve amaçlarına alet olmayı kabul eden kimse","example":"Asıl suçlu, bu maşaya emir verenler."}]},"MAŞALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağ ve bahçelerde kenarları set biçiminde birbirinden ayrılan, genellikle dikdörtgen toprak parçası","example":null},{"pos":"v","definition":"Saçları maşa ile kıvırmak veya düzeltmek","example":null}]},"MAŞER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan topluluğu; toplum","example":null}]},"MAŞERİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Toplumla ilgili, topluma ilişkin","example":"Bu olay, maşerî vicdanı derinden etkiledi."},{"pos":"adj","definition":"Topluluğa ait olan, toplumu ilgilendiren","example":"Adalet, maşeri vicdanı tatmin edecek şekilde tecelli etmelidir."}]},"MAŞLAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek parçalı ve kol yerine yarıkları olan bir çeşit kadın üstlüğü","example":"Kalın bir Doğu maşlahı giymiş, işlemeli beyaz bir baş örtüsü örtmüştü."},{"pos":"n","definition":"Bazı varlıklı Arapların giydiği ipekten pelerin","example":"Zengin Arapların, özel günlerinde tercih ettiği maşlah oldukça zarifti."}]},"MAŞRAPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metal, toprak, plastik ve benzerinden yapılmış, ağzı açık, kulplu, bardağa benzeyen, küçük kap","example":"Su testisinin ağzına ters kapatılmış maşrapaya su doldurdu."}]},"MAŞRIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneşin doğduğu ana yön","example":null}]},"MAŞUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sevilen, âşık olunan erkek","example":"Biz sevdik, âşık olduk, sevildik, maşuk olduk."}]},"MAŞUKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevilen, âşık olunan kadın","example":"Demek hamal Mehmet'in, sürücü Ahmet'in maşukalarına yaptıklarını sen de bana yapacaksın?"}]},"MBABANE":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Esvatini ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MEAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım","example":"Her cepheden tek mealde bir telgraf geliyor."},{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkan şey; sonuç; netice","example":null}]},"MEALEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Anlam bakımından","example":null}]},"MEBDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, sebep veya yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül","example":null}]},"MEBLAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para miktarı","example":null}]},"MEBNİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"-den dolayı; -den ötürü","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yapılmış, kurulmuş, bina olunmuş","example":null}]},"MEBUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anayasaya göre millet meclisine seçimle giren millet temsilcisi","example":null}]},"MEBZUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bol; çok","example":null}]},"MEBİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlılarda dişi üreme hücrelerini veren organ","example":null}]},"MECAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiziksel güç, bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü","example":null}]},"MECAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz","example":null}]},"MECAZEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Mecaz yoluyla, mecaz olarak","example":null}]},"MECAZİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mecazla ilgili, mecaz niteliğinde olan","example":null}]},"MECBUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir konuda yükümlü, bir şeyi yapmak zorunda olan","example":"Biz toprağımızdan düşmanı atmaya mecburuz."},{"pos":"adj","definition":"Bağlı, düşkün, gönül vermiş","example":null}]},"MECBUREN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kendi isteğinin dışında, zorunlu olarak; zorla; kaçınılmaz","example":null}]},"MECBURİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kesin olarak gereksinim duyulan","example":null}]},"MECCANEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Herhangi bir bedel ödemeden","example":null}]},"MECCANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Para verilmeden elde edilen, bedava","example":null}]},"MECELLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fıkıh hükümleriyle bu konudaki türlü içtihadı bir araya getiren, Tanzimattan sonra hazırlanmış olan, yasa yerine kullanılan eser","example":null}]},"MECLİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu toplantının yapıldığı yer, şûra","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için bir araya gelmiş kimseler topluluğu","example":null}]},"MECMU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplama işleminin sonucu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir araya getirilmiş, toplanmış çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi","example":null}]},"MECMUA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın","example":null}]},"MECNUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davranışları aşırı ve taşkın olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sevdadan ötürü kendini kaybetmiş","example":null}]},"MECRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Irmak, çay, dere ve benzerinin, içinde aktıkları yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir işin gidişi, bir olayın doğrultusu","example":null}]},"MECRUH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaralanmış kimse","example":"Harbiye nazırıyla sadrazamı vurmuşlar. Ahmet Rıza tehlikeli surette mecruh..."},{"pos":"adj","definition":"İncinmiş olan kimse","example":null}]},"MECZUP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun","example":null},{"pos":"adj","definition":"Tanrı aşkıyla aklını yitirmiş kimse","example":null}]},"MECİDİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uranyum ve kalsiyum hidratlı doğal sülfatı","example":null}]},"MECİDİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı Devletinde 1840 yılında basılmış, 20 kuruş değerinde olan gümüş sikke","example":null}]},"MEDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağının Ekvator'a paralel ve biri güneyde, ötekisi kuzeyde bulunan güneş ışınlarının yılda iki kez dik açı ile geldiği iki dairesinden her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Dayanak; yardımcı","example":null}]},"MEDDAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taklitler yaparak, hoş hikâye anlatarak halkı eğlendiren sanatçı","example":null},{"pos":"n","definition":"Öven, aşırı övgüde bulunan kimse","example":null}]},"MEDENİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fikir, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş olan","example":"Orada medeni bir insan gibi yaşamak, hasılı oraya yerleşmek istiyordu."}]},"MEDET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tehlike durumu, imdat, yardım","example":null},{"pos":"n","definition":"Yardım edin, yetişin, kurtarın anlamında bir seslenme sözü","example":null}]},"MEDLUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne","example":null}]},"MEDRESE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir üniversitenin, öğrenim alanı veya uzmanlık konusu bakımından ayrılmış kollarından her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"İslam ülkelerinde, genellikle İslam dini kurallarına uygun bilimlerin okutulduğu yer","example":"Geceleri de ya bir cami ya da bir medrese köşesinde kıvrılır yatarmış."}]},"MEDYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bildirişim, haberleşme veya komünikasyon imkânlarının sağlandığı ortam","example":null},{"pos":"n","definition":"Büyük iletişim ve yayın organlarının tümü","example":null}]},"MEDYATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İletişim araçlarına özgü, iletişim araçlarıyla ilgili","example":null},{"pos":"adj","definition":"Medyada çok yer alan, çok tanınan, çok bilinen kimse","example":null}]},"MEDYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ruh ötesi iletişim kurma deneylerinde, ruhlarla insanlar arasında aracılık ettiğini ileri süren kimse","example":"Öğleden sonra ünlü bir medyumun evine çaya davetliyim."}]},"MEDYUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Borç almış olan","example":null}]},"MEDÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sölenterlerden, yassı bir diske benzeyen, saydam, serbestçe yüzebilen deniz hayvanı","example":null}]},"MEDİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini, bir şeyi övmek için söylenen söz veya yazılan yazı","example":null}]},"MEDİKAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tıbba ait, tıpla ilgili","example":null},{"pos":"adj","definition":"İyileştiren; sağaltan","example":null}]},"MEFAHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Övünülecek şeyler; övünceler","example":"Mazinin mefahirini yaşatmak, bir millete yapılacak en büyük hizmet."}]},"MEFHARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendini övme, övünme","example":null}]},"MEFHUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım","example":null}]},"MEFKURE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke, örnek yargı ölçüsü","example":"Bazıları mefkûrenin enginliğini ve azametini tamamıyla kavrayamayacak derecede dardırlar."}]},"MEFLUÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Vücudunun bir bölümünde hareket ve hissi kalkmış olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Düzgün olmayan; bozuk","example":null}]},"MEFRET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan","example":null}]},"MEFRUŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Döşenmiş olan","example":null}]},"MEFRUŞAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ev, iş yeri vb. yerleri döşemek için gerekli her türlü eşya","example":"Burası, yeni mefruşatla döşenmiş zarif bir yatak odası."}]},"MEFSUH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Feshedilmiş; kaldırılmış; dağıtılmış; bozulmuş","example":null}]},"MEFTUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bağlı, düşkün, gönül vermiş","example":null}]},"MEFUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle fiilin anlamını çeşitli yönlerden tamamlayan, herhangi bir isim durumunda bulunan, edat alan isim veya tamlama","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yapılmış; işlenmiş","example":null}]},"MEGA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok büyük","example":null}]},"MEGAFON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sesi yükseltip uzağa iletmeye yarayan koni biçiminde alet","example":null}]},"MEGAPOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Merkezî idarenin vali yönetimindeki şehirlerinden nüfus ve ticarî bakımından belli bir büyüklükte olanı","example":null}]},"MEGASTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift yıldızlarda büyük olan yıldız","example":null}]},"MEGATON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir milyon ton değerinde kütle birimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Nükleer bir bombanın veya merminin gücünü ölçmeye yarayan birim","example":null}]},"MEGAVAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir milyon vat değerinde elektrik güç birimi","example":null}]},"MEGREZ":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Büyük Ayı takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"MEHABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erdemleri bakımından çok büyük olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Büyük ve saygıdeğer kimselere duyulan saygı","example":null}]},"MEHAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eser yazılırken başvurulan kaynak","example":null}]},"MEHDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğru yolda olan, hidayete ermiş olan","example":null}]},"MEHEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uygun; yerinde; denk","example":null}]},"MEHLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasaplık hayvanların omuz başından çıkan külbastılık veya pastırmalık yumuşak et","example":null}]},"MEHTAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayın dolunay durumundaki parlak durumu","example":"Oklar gibi saplanmada kalbe / Vurdukça semadan yere mehtap"}]},"MEHTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kös, nakkare, zil, zurna ve borulardan kurulan askerî mızıka takımı","example":null},{"pos":"n","definition":"Mehter takımında görevli kimse","example":null}]},"MEHİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin yapılması veya bir borcun ödenmesi için tanınan süre","example":null}]},"MEKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal","example":null},{"pos":"n","definition":"Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk","example":null}]},"MEKANİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuvvetlerin maddeler ve hareketler üzerine etkisini inceleyen fizik dalı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Makine ile yapılan","example":null}]},"MEKANİZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Savaş ve taşıma gereçleriyle donatılmış kıta veya birlik","example":null}]},"MEKANİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün fiziksel olayları, uzay ve uzayda yer değiştirmelerle açıklayan görüş","example":null},{"pos":"n","definition":"Canlı varlıkları, organik olayları, mekanik yasalara göre açıklayan öğreti","example":null}]},"MEKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan ve hayvanlarda yiyecekleri çiğnemeye yarayan, oynayabilen çene","example":null},{"pos":"n","definition":"Ördekler familyasından, kamışlı sularda yaşayan ve yalnız bitki ile beslenen büyük ve göçücü bir kuş","example":null}]},"MEKKARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı ordusunda taşıma işlerinden yararlanmak için halktan ücret karşılığında kiralanan yük hayvanı","example":"Gündüzki muharebede obüs isabetiyle yaralanmış bir mekkâre katırının canhıraş çığlığı..."},{"pos":"n","definition":"Osmanlı ordusunda taşıma işlerinde kullanılan at, deve, katır vb. hayvanlar","example":null}]},"MEKNUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gizli bir yere konarak kaybolması veya çalınması önlenen","example":null}]},"MEKRUH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanda iğrenme duygusu uyandıran","example":null},{"pos":"adj","definition":"İslam dininde, dinî bakımdan yasaklanmadığı hâlde yapılmaması istenen","example":null}]},"MEKSEFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde akımsız elektrik yükü biriktirilen cihaz","example":null},{"pos":"n","definition":"Otomobillerde kondansatör görevini yapan parça","example":null}]},"MEKSİKA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kuzey Amerika'da bir ülke; başkenti Meksiko.","example":null}]},"MEKSİKO":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Meksika ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MEKTEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Okuyup yazmadan başlayarak en yüksek düzeyde bilim ve sanat bilgisi vermeye kadar, çeşitli derecede toplu olarak öğretimin yapıldığı yer","example":"Atatürk'ün hemen herkesin gördüğü, mektep kitaplarına kadar geçmiş bir fotoğrafı vardır."}]},"MEKTUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey haber vermek, sormak, istemek veya duyguları bildirmek için, birine çoğunlukla posta yoluyla gönderilen, zarfa konulmuş yazılı kâğıt","example":null}]},"MEKİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzaya gitmek için yapılmış taşıt","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle karın kaslarının güçlendirilmesi için yapılan beden hareketi","example":null}]},"MELAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği","example":null},{"pos":"n","definition":"Can sıkıntısı; usanç","example":"Melalimizi avutmak için bin türlü eğlence, bin türlü zevk icat ettik."}]},"MELAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine kusurundan ötürü sert sözler söyleme işi","example":null}]},"MELAMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mutfak eşyası yapımında, kâğıt ve dokuma sanayisinde kullanılan yapay reçinelerin üretiminde yer alan kimyasal bir madde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu maddeden yapılan","example":null}]},"MELANET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük kötülük, lanetlenecek iş veya davranış","example":null}]},"MELANİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğal demir ve kalsiyum silikat","example":null}]},"MELAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şeker üretiminde, billurlaşan şeker alındıktan sonra kalan şekerli posa","example":null}]},"MELAİKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Melek gibi güzel kadın","example":"Yerin melaikesi misin yoksa cennetin hurisi mi?"}]},"MELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Koyun, kuzu veya keçi bağırmak","example":null}],"lemma":"melemek"},"MELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı ile insan arasında aracılık yaptığına ve nurdan olduğuna inanılan manevi varlık","example":null},{"pos":"n","definition":"Terbiyeli, uysal kimse","example":"Yanlarındaki kızlar ise sahici birer melekti."}]},"MELEKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bellek, usa vurma, algılama veya imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsanda bulunan, bir şeyi yapabilme gücü","example":null}]},"MELEKUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ruhlar ve melekler âlemi","example":null}]},"MELEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Koyun, kuzu veya keçi bağırmak","example":null}]},"MELENGİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kara ağaçgillerden, düz kabuklu, kerestesi sert ve dayanıklı bir ağaç","example":null}]},"MELES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beli çökük at","example":null}]},"MELEZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçine başka şeyler karışmış olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Değişik türden hayvan veya bitkiden üremiş hayvan veya bitki; kırma","example":null}]},"MELEZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki ayrı türü çiftleştirip birleştirmek","example":null}],"lemma":"melezlemek"},"MELEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki kuzulu koyun","example":null},{"pos":"v","definition":"Birlikte melemek","example":null}]},"MELFUF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sarılmış; bağlanmış; eklenmiş","example":null}]},"MELFUFEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Eklenmiş olarak","example":null}]},"MELHUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mülahaza edilen; düşünülen","example":null}]},"MELODRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yunan trajedilerinde koro başı ile bir oyuncu arasında geçen şarkılı diyalog","example":null},{"pos":"n","definition":"Oyuncuların müzik eşliğinde sahneye girip çıktıkları bir oyun türü","example":null}]},"MELODİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi","example":"Biz bu melodileri ilk olarak Cemal Sahir operetlerinden duymuş, bellemiştik."}]},"MELODİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi ile ilgili","example":null}]},"MELON":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yuvarlak ve bombeli şapka","example":null}]},"MELTEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazın karadan denize doğru esen mevsim rüzgârı","example":"Meltemin esmeye başladığı güneyden yavaş yavaş rüzgârsız ölü dalgalar sallana sallana gelmeye koyuldu."}]},"MELUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzülmüş, üzüntü duymuş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Boynu bükük; zavallı; yoksul","example":null}]},"MELUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı'nın ve insanların nefretine, lanetine uğramış","example":null},{"pos":"n","definition":"Ahlaksız kimse","example":null}]},"MELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Padişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı","example":null}]},"MELİKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın hükümdar","example":"Saba melikesi Belkıs da kendisine Yemen iklimlerinin en güzel atlarından hediyeler göndermişti."},{"pos":"n","definition":"Padişah karısı","example":null}]},"MELİNİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aslı pikrik asit olan patlayıcı bir madde","example":null}]},"MELİSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ballıbabagillerden, 20-150 cm yükseklikte, tıpta yapraklarından yararlanılan çok yıllık ve otsu bir bitki","example":null}]},"MEMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi","example":null}]},"MEMBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyun topraktan çıktığı yer","example":"Siyah gözleri, siyah birer kaynar su membası gibiydi."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin çıktığı yer","example":null}]},"MEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yavrularını emzirmek için, memelilerin göğsünde türlü biçim ve sayıda bulunan ve meme başı denilen çıkıntıları olan organ, bicik, emcek, emcik","example":null},{"pos":"n","definition":"Ateşli silahların veya bazı patlayıcıların ateşlendiği çıkıntı","example":null}]},"MEMELİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Memesi olan","example":"Birdenbire uzun boylu, diri memeli bir hatun askerin önüne çıktı."}]},"MEMLEHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz veya göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer","example":null}]},"MEMLEKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin doğup büyüdüğü yer, şehir","example":null}]},"MEMLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse","example":null}]},"MEMNU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Men edilmiş; yasaklanmış; yasak","example":null}]},"MEMNUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir olaydan veya durumdan ötürü sevinç duyan","example":"Ben yine memnunum senden evladım / Sana ben bu bapta kusur bulmadım"}]},"MEMUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Umulan; düşünülen","example":null}]},"MEMUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet hizmetinde aylıkla çalışan, resmi görevi olan kimse","example":"Kasabaya gelen her yeni memur ilk olarak beni tanır."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi yapma zorunluluğu olan","example":null}]},"MEMURE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bayan memur","example":"Patronun, benim gibi bir memurenin nazını çekmeye ne mecburiyeti var?"}]},"MEMURİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimseler","example":null}]},"MEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İzin vermeme, yaptırmama","example":null}]},"MENAFİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yararlar; faydalar","example":null}]},"MENAJER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir spor takımının teknik yöneticisi","example":null}]},"MENDEBUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gevşek, tembel, miskin","example":null}]},"MENDERES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir akarsu yatağının az eğimli koyak tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği S harfine benzeyen kıvrım","example":null}]},"MENDİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Burun ve ter silmekte, el ve yüz kurulamakta kullanılan küçük, kare biçiminde dokuma veya yumuşak, ince kâğıt","example":"Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol."},{"pos":"n","definition":"İçine bazı şeyler konulan dokuma,","example":"Sabahleyin erkenden işine gider, akşamüstü elinde dolu mendiliyle evine dönerdi."}]},"MENDİREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıyılarda dalgakıranla yapılmış liman","example":"Eğer bir an önce bu işin önüne geçilmezse mendirek bu seneki lodoslarda bir kat daha göçecek."}]},"MENEKŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Menekşegillerden, bir veya çok yıllık otsu bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin mor renkli, güzel kokulu çiçeği","example":null}]},"MENEMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumurta, soğan, yeşilbiber ve domatesle yapılan bir yemek","example":"Fasulye pilakileri, piyazlar, köfteler, salçalı makarnalar, menemenler, patlıcan kızartmaları, neler de neler pişmedi."}]},"MENENGİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kara ağaçgillerden, düz kabuklu, kerestesi sert ve dayanıklı bir ağaç","example":null}]},"MENENJİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateş, şiddetli baş ağrısı, kusma, sayıklama vb. belirtilerle ortaya çıkan, beyin zarlarının iltihaplanmasıyla oluşan bir hastalık","example":null}]},"MENENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri","example":null}]},"MENET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yapılmamasını buyurmak veya istemek","example":null}],"lemma":"menetmek"},"MENETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yapılmamasını buyurmak veya istemek","example":null}]},"MENEVİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı nesne, canlı, göz ve benzerinde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler","example":null},{"pos":"n","definition":"Terementi ağacının tohumu","example":null}]},"MENFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin sürgüne gönderildiği yer; sürgün yeri","example":null}]},"MENFAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç","example":null}]},"MENFEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Girecek veya geçecek yer, açma, dar, küçük açıklık","example":null}]},"MENFUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanda iğrenme duygusu uyandıran","example":null}]},"MENFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapıcı ve yararlı olmayan, hiçbir sonuca ulaşmayan, gözetilen amaca veya beklenilene uygun olmayan","example":"Hayatım üzerine yaptığı bu menfi tesirden kurtulamayacak mıyım?"},{"pos":"adj","definition":"Davranışları beğenilmeyen, yıkıcı düşünceleri olan; zararlı","example":null}]},"MENGENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşletme, onarma, düzletme vb. işlemlerin uygulanması için bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan alet","example":"Yıldız, bileğimi bir mengene gibi sıktı."},{"pos":"n","definition":"Yağını veya suyunu çıkarmak için ürünleri sıkmaya yarayan alet","example":null}]},"MENHUS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendinde kötülük getirdiğine inanılan belirti veya güç bulunan, sıkıntılı","example":"Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin menhus talihini de yendiniz."}]},"MENHİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Din yasakları","example":null}]},"MENKIBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olağanüstü olaylarla ilgili anlatı","example":"Kemalettin Bey, bize sağda ve solda, alçak, yüksek nihayetsiz tepelerin harp menkıbelerini anlatıyordu."},{"pos":"n","definition":"Din büyüklerinin veya tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikâye","example":null}]},"MENKUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para, çek, senet, tahvil vb. değerli kâğıt","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ağızdan ağza geçerek gelmiş, söylenegelmiş","example":"Kerameti kendinden menkul şeyhler gibi bu armağanlar onların eksik olan kabiliyetlerinin bir çeşit icazeti oluyor."}]},"MENOPOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınlarda gebe kalma ve doğurma yeteneğinin sona ermesi","example":null}]},"MENSA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"MENSUCAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tezgâhta dokunarak elde edilen kumaş","example":null}]},"MENSUP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir yerle veya bir kimseyle bağlantısı olan, ilişkili, -den olan, -e bağlı (kimse)","example":"Bu derneğe mensup olanlar."}]},"MENSUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiir olmayan söz ve yazı","example":"Manzum teliflerim ve mensur tercümelerimle Türk sahnesine ettiğim hizmetin hakikaten bir değeri var mı?"}]},"MENTEŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kapı, pencere, mobilya kapakları vb. açılır kapanır şeylerde kullanılan, bir mille birbirine tutturulmuş, biri sabit, öbürü hareketli iki parçadan oluşmuş metal parça","example":null}]},"MENTOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nane esansından elde edilen, renksiz, keskin kokulu, bir tür alkol kristali","example":null},{"pos":"n","definition":"Nane kokusu","example":null}]},"MENUS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir duruma alışmış olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yadırganmaz olmuş, alışılmış","example":null}]},"MENZİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin erebileceği uzaklık","example":null}]},"MENZİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşama, kerte, yükseklik derecesi","example":null}]},"MENÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yenecek yemeklerin listesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Komut veya seçenek listesi","example":null}]},"MENÜSKÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Diz eklemlerinde kemik arasındaki kıkırdak yapıda oluşan yaralanma","example":null}]},"MENİSK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı eklemlerde kemik arasında bulunan kıkırdak bölüm","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yüzü içbükey, öbür yüzü dışbükey olan mercek","example":null}]},"MENİSKÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Diz eklemlerinde kemik arasındaki kıkırdak yapıda oluşan yaralanma","example":null}]},"MENŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, sebep veya yer","example":"Yeter ki marazın menşesi anlaşılmış olsun."}]},"MENŞUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eşit iki çokgenden, yanal yüzeyleri de eşit ve paralel doğrulardan oluşan çok düzlemli cisim","example":null},{"pos":"n","definition":"Padişah tarafından verilen vezirlik vb. bir unvanı gösteren bir ferman türü","example":null}]},"MEPSUTEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yayılmış, açılmış bir biçimde","example":null}]},"MERA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan otlatılan yer","example":null}]},"MERAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi öğrenmek, bilmek için duyulan istek","example":"Merakla teleskoba baktı."},{"pos":"n","definition":"Kaygı, endişe","example":null}]},"MERAKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaygı duymak, üzülmek, bir şeyi kendine tasa etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin sebebini anlamak için çaba harcamak","example":"Yeşil gözlülerin dünyayı yeşil görüp görmediklerine meraklanıp gezindiği çocukluk günlerini anlattı."}],"lemma":"meraklanmak"},"MERAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dişi geyik","example":null}]},"MERAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey; niyet, istek","example":null}]},"MERASİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılan toplantı","example":"Hemen o akşam nişan merasimini yapmaya karar verdik."},{"pos":"n","definition":"Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi","example":null}]},"MERBUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir konu üzerine olan, üzerine, konusunda, ... ile ilgili","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir bağ ile tutturulmuş olan, bağlanmış","example":null}]},"MERCAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan","example":null},{"pos":"n","definition":"İzmaritgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de bulunan, açık kırmızı renkte, eti beğenilen bir balık","example":null}]},"MERCEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim","example":null}]},"MERCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başvurulacak yer veya makam","example":"O devirlerde devletin yüksek kademeli mercilerine 'kapu' denirdi."},{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, beyaz çiçekli bir tarım bitkisi","example":null}]},"MERCİMEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, beyaz çiçekli bir tarım bitkisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin, besin değeri yüksek, ufak, kırmızı, sarı veya yeşil, yuvarlak ve yassıca tohumu","example":null}]},"MERDANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Korkusuz olarak, korkmadan","example":null},{"pos":"n","definition":"Türlü işlerde kullanılan, silindir biçiminde araç","example":null}]},"MERDİVEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi","example":"Bu merdivenleri yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."}]},"MEREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan yeminin saklandığı yer, ahır","example":null}]},"MERES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köpekte yaş","example":null}]},"MERET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendinde kötülük getirdiğine inanılan belirti veya güç bulunan, sıkıntılı","example":null},{"pos":"n","definition":"Sıkıntı veren, hoşlanılmayan şeyler veya kimseler için kullanılan sövgü sözü","example":"Ben de öyle söyledim. Bırakalım artık şu meredi, dedim."}]},"MERGUP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sevilip aranan, istenilen, beğenilen","example":"Böyle altı erkekli, iki kadınlı bir mecliste, kadınların en güzeli pek nadir ve merguptur."}]},"MERHABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine söz ve işaretle bir nezaket gösterisi yapma","example":"Sıkı fıkı dostluklarını değil, şöyle uzaktan bile merhabalarını istemiyorum."},{"pos":"n","definition":"Geniş ve mamur yere geldiniz, rahat ediniz, günaydın, hoş geldiniz\" anlamlarında bir esenleşme veya selamlaşma sözü","example":null}]},"MERHALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, faz","example":"Bu yolun üstünde Edirne bir konak, hürriyet bir merhaledir."},{"pos":"n","definition":"Varılması istenen noktaya kadar aşılması gereken yerlerin her biri; konak; menzil","example":"Bu gece yolculuğumuzun son merhalesine varacaktık."}]},"MERHAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü","example":"Hâlbuki Türk mazisi, o devirlerin idrakine göre şefkatin, merhametin yüzlerce abidesini vücuda getirmiştir."}]},"MERHEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için, türlü yollardan kullanılan madde","example":null},{"pos":"n","definition":"Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etkili madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı veya yağsız ilaç","example":null}]},"MERHEMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Merhem sürmek","example":null}],"lemma":"merhemlemek"},"MERHUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölmüş Müslüman erkek; rahmetli","example":null}]},"MERHUME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölmüş Müslüman kadın; rahmetli","example":null}]},"MERKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölünün gömülü olduğu yer","example":null}]},"MERKEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı","example":null}]},"MERKEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer","example":"İki harp esnasında, burası kolay kazançların, vurgunculuğun en işlek merkezlerinden biriydi."},{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin, bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri","example":null}]},"MERKEZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Merkez durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"merkezlemek"},"MERKEZİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Merkezde olan, merkezi oluşturan","example":"Dur bakalım; biraz daha merkezî mahallelere yaklaşalım, diyordu."}]},"MERKUM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Adı geçen, az önce anılan kimse","example":null}]},"MERKUP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzerine binilmiş olan","example":null}]},"MERKÜR":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Güneş'e en yakın gezegen.","example":null}]},"MERLANOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür mezgit balığı","example":null}]},"MERMER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bileşiminde % 75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı","example":"Fırçayı tutamıyor parmakları nakkaşın / Mermeri oymaz oldu eli heykeltıraşın"},{"pos":"adj","definition":"Bu taştan yapılmış","example":"Başhemşire, hastanenin mermer salonunda karşıladı doktoru."}]},"MERMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlarda kullanılan patlayıcı ve delici madde","example":null}]},"MERSİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mersingillerden, Güney ve Batı Anadolu dağlarında yetişen, yaprakları yaz kış yeşil kalan, gıda ve parfüm sanayisinde ham madde olarak kullanılan, meyvesi murt adıyla bilinen, esansı çıkarılan, beyaz çiçekli, güzel kokulu bir ağaç","example":null},{"pos":"place","definition":"Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"MERSİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı","example":"Ancak bir iki saat uyuyabildiğim o gecenin sabahında mersiyemi ilk defa çocuklarıma hıçkırık fasılaları arasında okudum"}]},"MERT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sözünün eri, güvenilir, hilesiz (kimse)","example":null}]},"MERTEBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, faz","example":null},{"pos":"n","definition":"Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri","example":"Devletin teşkilatında rütbeler, hizmet edenlerin liyakati ve başarılarıyla yükseldiği bir mertebe silsilesi olarak belirlenmiştir."}]},"MERTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaçtan veya demirden yapılan uzun ve kalın destek","example":null}]},"MERİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yürürlükte olan, uygulanan","example":null}]},"MERİDYEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen dairesiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen dairesi arasındaki açı değeri","example":"Her meridyen dair kutup noktasından geçer."}]},"MERİNOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun, çok ince, beyaz ve bol tüylü yapağısından dokumacılıkta yararlanılan bir koyun cinsi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu koyundan elde edilen yün","example":null}]},"MERİSTEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkilerde kök ve sapların gelişebilecek durumda olan uç bölümlerindeki, çok yüzlü, kolay üreyebilir hücrelerden oluşan bir doku türü","example":null}]},"MERİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gereğinin yapılır olması durumu","example":null}]},"MESABE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi","example":null}]},"MESAFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki noktayı birbirinden ayıran arasındaki uzay ölçümü","example":"Etrafı görememek, belki gözleri oyalayacak şeyleri bulamamak bu mesafeye sabır tüketen bir uzayış verdi."},{"pos":"n","definition":"İlişkilerde çok içten olmama, ciddi olma durumu","example":null}]},"MESAHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerin veya bir şeyin yüzeyinin ölçülmesi sonucunda ortaya çıkan miktar","example":null},{"pos":"n","definition":"Yeri ölçme","example":null}]},"MESAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazı veya sözle anlatılması amaçlanan duygu, düşünce","example":null},{"pos":"n","definition":"Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi","example":null}]},"MESAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı dokularda dış deri üzerindeki küçük, basit açıklık","example":null},{"pos":"n","definition":"Bitkilerde solunum ve fotosentez için gerekli oksijen ve karbondioksit alışverişine, suyun buhar olarak dışarı atılmasına yarayan, yaprakların alt yüzeyinde çok sayıda bulunan, hücreler arasındaki küçük deliklerden her biri","example":null}]},"MESANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücuttan dışarıya atılacak olan idrarın toplandığı yapısı zar ve kastan oluşmuş hazne","example":null}]},"MESAİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü","example":null}]},"MESCİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle minaresiz, küçük cami","example":"Cami ve mescitlerden başka mektebinden hastanesine kadar her türlü hayratla bu şehri süslemeye çalışıyordu."}]},"MESEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz : Ayağını yorganına göre uzat. Atsan atılmaz, satsan satılmaz vb","example":"Diğer ülkelerde Türk gençleri gibi kahraman, Türk kızları gibi ince, Türk gibi hür yollu darbımeseller vardı."},{"pos":"n","definition":"Örnek alınacak söz","example":"Büyük annemin sık sık kullandığı bir mesel belleğimde beliriyor."}]},"MESELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi açıklamak için örnek gösterileceğinde o örneğe giriş olarak söylenen bir söz","example":null}]},"MESELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum","example":"Etrafın gülüşmeleri arasında mesele anlaşıldı."},{"pos":"n","definition":"Mesele, konu, sorun","example":"Oraya gitmek şimdi bir meseledir."}]},"MESEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanat ve bilim adamlarını koruyan kimse","example":"Anacığı Sait Faik'in tek meseni, en anlayışlı dostu, sır yoldaşı oldu dünyada."}]},"MESERRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku","example":null}]},"MESH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Abdest alırken ıslak eli başa ve meste sürme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi elle sıvazlama","example":null}]},"MESKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer","example":null}]},"MESKENET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoksul olma durumu, parasız kalma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Uyuşuk, tembel olma durumu veya davranış","example":null}]},"MESKUKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sikkeler, metal paralar","example":null}]},"MESKUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsan oturan, şeneltilmiş yer","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yurt edinilmiş yer","example":null}]},"MESLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma","example":null},{"pos":"n","definition":"Sanat, sosyal bilimler veya mühendislik gibi bir alanda özel eğitim gerektiren bir uğraş","example":null}]},"MESLEKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir eğitim ile kazanılan, sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş işe ilişkin, bu iş ile ilgili olan","example":null}]},"MESMU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşitilmiş, duyulmuş olan","example":null}]},"MESNEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu türdeki eserlerin genel adı","example":null},{"pos":"n","definition":"Her beyti ayrı uyaklı bir divan edebiyatı nazım biçimi","example":null}]},"MESRUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşamaktan mutlu olduğunu davranışlarıyla belli eden","example":null}]},"MEST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek durumda olan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Üzerine mesh edilebilen, kısa konçlu, hafif ve yumuşak bir tür ayakkabı","example":null}]},"MESTUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kapanmış olan, açılmamış, örtülü","example":null}]},"MESTURE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kapanmış olan, açılmamış, örtülü","example":null}]},"MESUDANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Mutlu bir biçimde, mutlu olarak","example":"Mesudane bir hayat geçireceğimizi, annemin bizi yakında cennette beklediğini söylüyorlardı."}]},"MESUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstüne aldığı veya yaptığı işlerden dolayı hesap vermek zorunda olan, sorumluluk taşıyan kimse","example":null}]},"MESUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşamaktan mutlu olduğunu davranışlarıyla belli eden","example":null}]},"MESİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yürüyüş yapmak, dolaşmak ve hava almak amacıyla ayrılmış yol veya bölge","example":null}]},"MET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ay ve güneşin çekim etkisiyle, büyük denizlerde suların yükselmesi","example":"Bir met zamanı gökyüzü kurşunla örtülü / Gördüm deniz dedikleri bin başlı ejderi"},{"pos":"n","definition":"Çelik çomak oyununda kullanılan değnek parçası","example":null}]},"META":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, tüccar malı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların bütünü","example":null}]},"METAFOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğretileme; bir şeyi başka bir şeyle anlatma","example":null}]},"METAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde","example":null},{"pos":"n","definition":"Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı","example":null}]},"METALOİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metallerin fiziksel özelliklerini, metal olmayan ögelerin ise kimyasal özelliklerini taşıyan element","example":null}]},"METALİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Madenle ilgili","example":"Madeni eşya, genellikle metal ya da mineral içeren, doğal kaynaklardan elde edilen ürünleri tanımlar."},{"pos":"adj","definition":"Madenle ilgili veya madenden yapılmış","example":null}]},"METAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çürümekte olan karbonlu maddelerden çıkan, havada sarı bir alevle yanan, renksiz bir gaz","example":null}]},"METANET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metin, dayanıklı olma durumu","example":null}]},"METASTAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalık olayının organizmanın başka bir yerine sıçraması","example":null}]},"METATEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kelime içinde birbirini izleyen iki ünsüzün yer değiştirmesi","example":null}]},"METAZORİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İsteksiz olarak, istemeye istemeye","example":null}]},"METBU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendisine bağlanılan","example":null}]},"METELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeyrek kuruş, on para değerinde demir para","example":"Köprüyü yelek cebimdeki son metelikle geçtim."},{"pos":"n","definition":"Çok az para","example":"Bende tek metelik yok diye kahkahayı bastı."}]},"METEOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş sistemine bağlı, kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanlarına girdiğinde ateş külçesi durumuna dönüşen küçük gök cismi, ağma, şahap, meteor","example":null},{"pos":"n","definition":"Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmeleri, rüzgâr, yıldırım, yağmur, dolu vb. olaylara verilen genel ad","example":null}]},"METEORİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gezegenlerin arasında hareket eden, tümüyle gaz durumuna geçmeden yeryüzüne ulaşan katı cisim","example":null}]},"METFEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölünün gömülü olduğu yer","example":null}]},"METFUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gömülmüş veya toprak altında saklanmış olan","example":"Bu selvi ormanının içinde nice vezirler, serdarlar, kazaskerler metfundur."}]},"METHAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının kapısından içeri girildiğinde görülen ilk boşluk, içeri geçilen yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir müzik parçasında baştaki bölüm","example":null}]},"METHET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin veya bir şeyin iyiliklerini, üstünlüklerini söyleyerek değerini yüceltmek, yermek karşıtı","example":null}],"lemma":"methetmek"},"METHİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini, bir şeyi övmek için söylenen söz veya yazılan yazı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi övmek için yazılmış şiir","example":null}]},"METODİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dağınık olmayan, düzen verilmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Belli bir yönteme dayanılarak yapılan","example":"Yazdığı anıları metodik bir şekilde inceleyen bu kürsü oldu."}]},"METOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilimde belli bir sonuca erişmek için, belli ilke ve kurallara göre izlenen yol","example":null}]},"METRAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metre olarak uzunluk","example":null},{"pos":"n","definition":"Metre ile ölçme","example":null}]},"METRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer meridyen dairesinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen, temel uzunluk ölçüsü birimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle desimetre, santimetre, milimetrelere bölünmüş ölçü aracı","example":null}]},"METREKÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kenarı 1 metre olan bir küpün hacmine eşit hacim ölçüsü birimi","example":null}]},"METRES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evli olunduğu halde evlilik dışı ilişki kurulan, genellikle kadın, kimse","example":"Zeytinyağı tüccarı kekremsi bir minnetle baktı metresine."}]},"METRO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyükşehirlerde semtler arasında yer altından işleyen tren","example":"Hemen açılışın ertesi günü gazeteler metrodan övgü ile bahsediyorlar, trenlerin konfor ve aydınlatma sistemini anlatıyorlar."},{"pos":"n","definition":"Bu hatta çalışan taşıt","example":"Metroda, otobüslerde, özellikle akşamları, vakit çok geç olmasa bile, her yaşta uyuklayan insanlar var."}]},"METRONOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir müzik parçasının hangi hızla çalınması gerektiğini gösteren alet","example":"İki cam silici demir şimdi bir metronom temposuyla sağa sola gitmeye başladılar."}]},"METROPOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri","example":null}]},"METRUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bırakılmış; terk edilmiş","example":"Daha birçok yalılar da metruk, bakımsız bir hâlde çöküyor, yıkılıyor, yerinde yeller esiyor."}]},"METRUKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölen birinin bıraktığı şeyler","example":null}]},"METRUKE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bırakılmış, geriye kalmış","example":null}]},"METRİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Metre veya metreyi temel olarak alan ölçülerle ilgili; ölçümlü","example":null}]},"METRİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Askerin çarpışma sırasında korunması için yapılan toprak siper","example":"Fakat bu insanların çoğu, metrislerden açılan bir arkebüz yaylımıyla oracıkta yığılıverdiler."}]},"METİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doymuş hidrokarbon kökleri serisinin ilk basamağı","example":null}]},"METİLEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metanın iki hidrojen atomunu yitirmesiyle türeyen bir kök","example":null}]},"METİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Basılı veya el yazması parça","example":null}]},"METİS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değişik türden hayvan veya bitkiden üremiş hayvan veya bitki; kırma","example":null}]},"MEVCUDAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Var olan şeyler; varlıklar","example":null}]},"MEVCUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Evrende veya düşüncede yer alan","example":"Gerçi, bir nevi karaborsa mevcuttu ama bundan faydalanmak hem alan hem satan için hayli tehlikeli idi."},{"pos":"n","definition":"Bir topluluğu oluşturan bireylerin tümü","example":null}]},"MEVDU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Emanet edilmiş, verilmiş, bırakılmış","example":null}]},"MEVDUAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parayı, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma","example":null},{"pos":"n","definition":"Belli bir süre sonunda veya istenildiğinde çekilmek üzere bankalara faizle yatırılan para","example":"Vadeli mevduat. Vadesiz mevduat."}]},"MEVHUM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçekte olmayıp zihinde tasarlanan, var sanılan, kuruntuya dayanan","example":null}]},"MEVHİBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik","example":"Bu, sanatımın bana bahşettiği bir mevhibedir."}]},"MEVKUF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanun yoluyla hürriyetlerinden alıkonularak bir yere kapatılan (kimse)","example":null}]},"MEVKUFEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Tutuklu olarak","example":"Muhittin Paşa mevkufen Sivas'a getirilmiştir."}]},"MEVKUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belirli aralıklarla yapılan, çıkan, mevkut, periyodik","example":null}]},"MEVKUTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli zaman aralıkları ile çıkan yayın","example":null}]},"MEVKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi; durum","example":null}]},"MEVLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse","example":null}]},"MEVLUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni doğmuş çocuk","example":null}]},"MEVLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dünyaya gelme, dünyaya gelme işi veya biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin doğduğu yer","example":null}]},"MEVRUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gelme işini yapan kimse veya nesne, gelmiş","example":"Dâhiliye Nezaretinden mevrut telgrafta dahi azimetim bildirilmekte."}]},"MEVSUF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıfat tamlamasında tamlanan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Nitelenmiş, nitelikleriyle belirlenmiş","example":null}]},"MEVSUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kesin, bütün ters ihtimallerden uzak, inanılır bir temeli olan olan, belgeye dayanan, doğru","example":null},{"pos":"adj","definition":"Tamlamada anlamı belirtilen, açıklanan ad, belirtilen; mevsuf","example":null}]},"MEVSİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın, güneşten ısı, ışık alma süresi ve dolayısıyla iklim şartları bakımından farklılık gösteren dört bölümünden her biri","example":"Bütün bir mevsim vur patlasın çal oynasın, eğlenildi."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyin etkinlik dönemi, sezon","example":null}]},"MEVT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi","example":null}]},"MEVTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölü, ölmüş kimse","example":"Kimi mevtasına kefen biçmiyor / Kimi helal rızkı yiyip içmiyor."}]},"MEVUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Vadolunmuş, söz verilmiş","example":null}]},"MEVZU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde konuşulan şey","example":null}]},"MEVZUAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkede yürürlükte olan yasa, tüzük, yönetmelik ve benzerinin bütünü","example":"Mahkemenin hangi süre içinde başlaması gerektiğine dair bir kayıt da yoktu mevzuatta."},{"pos":"n","definition":"Sandık, çuval, teneke gibi içine ticaret malı konulan koyacaklar","example":null}]},"MEVZUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Orantılı, biçimli, düzgün","example":"Zaman oldu en renkli, en mevzun şekillerin peşinde koştum."},{"pos":"adj","definition":"Belli bir ölçüye göre düzenlenmiş olan manzume ya da düz yazı","example":null}]},"MEVZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir askerî birliğin yeri veya bu birlik tarafından ele geçirilen bölge","example":"Ne olursa olsun, bizim vazifemiz cephaneyi topçu mevzilerine yetiştirmektir."}]},"MEVZİLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Mevziye yerleşmek, mevziye girmek","example":"Üç araç bir üçgenin kenar uçları hâlinde mevzilenmişlerdir."}],"lemma":"mevzilenmek"},"MEVZİİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir yöre ile ilgili","example":null}]},"MEVİZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz","example":null}]},"MEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüm veya başka meyve sularını türlü yöntemlerle mayalandırarak elde edilen alkollü içki","example":null},{"pos":"n","definition":"Türk halk müziğinde kullanılan, ağzı yassı bir tür zurna","example":null}]},"MEYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Fasulyegillerden, 30-60 cm yükseklikte, tüysü yapraklı, mavimsi, mor çiçekli, tatlı olan toprak altı bölümleri hekimlikte ve serinletici içkilerin yapımında kullanılan, çok yıllık otsu bir bitki","example":null}]},"MEYANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çorba vb. yiyeceklere lezzet kazandırmak için un ve yağla yapılan sos","example":null}]},"MEYDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz, açık ve geniş yer; alan","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şey için uygun zaman, fırsat","example":null}]},"MEYDANDA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ortada; belli; açık; aşikâr","example":"Bu genç bir deve idi. Semeri yoktu. Çok tüylü kamburu meydandaydı."},{"pos":"n","definition":"Ortada bulunan, gözle görülen şey","example":null}]},"MEYDANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beyaz veya renkli, yol yol ipek çözgülü dokunmuş kumaş","example":null}]},"MEYHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçki satılan ve içilen yer, içki yeri","example":"Meyhaneden çıktığında sarhoş kafayla bir esir gemisine binmiş, güvertede sızıp kalmıştı."}]},"MEYLET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir yönle açı oluşturacak bir durum almak, bir yöne doğru çarpılmak, dikliğini kaybetmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelmek, eğinmek, bir şeye ilgi göstermek","example":null}],"lemma":"meyletmek"},"MEYMENET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyi nitelik; hayır; bereket","example":null}]},"MEYUS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzülmüş, üzüntü duymuş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Umutsuz; karamsar","example":null}]},"MEYVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ","example":null},{"pos":"n","definition":"Ürün, sonuç, kâr","example":null}]},"MEYVEDAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bitki yenilebilir döllenmiş kısmı olan, bu ürünü veren","example":null}]},"MEYVEHOŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fındık, fıstık, leblebi gibi yemek dışında yenilen yiyecekler","example":null},{"pos":"n","definition":"Kuru yemiş satılan yer","example":null}]},"MEYVELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Meyve vermek","example":null}],"lemma":"meyvelenmek"},"MEYYAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eğilimi olan, bir şeyi yapmaya içten yönelmiş","example":null}]},"MEYİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yüzeyin yatay düzleme doğru eğilmesi","example":null}]},"MEZALİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılan zulümler; haksızlıklar; kıyımlar","example":null}]},"MEZAMİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Makamla okunan Zebur sureleri","example":null}]},"MEZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölünün gömülü olduğu yer","example":"Köyün dışında bulunan kurganda, eski bir krala ait taşlardan yapılmış mezar keşfedildi."}]},"MEZAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir malın satışında alıcılar arasında fiyat artırma yarışına dayanan satış","example":null},{"pos":"n","definition":"Açık artırma ile satış yapılan yer","example":"Bu masayı mezattan aldım."}]},"MEZBAHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasaplık hayvanların kesilip yüzüldüğü yer","example":null}]},"MEZBELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çöplerin atıldığı veya biriktirildiği yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Aşağılık ve kötü durum","example":null}]},"MEZCET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin içine başka bir şey katarak karıştırmak","example":null}],"lemma":"mezcetmek"},"MEZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçki içilirken yenilen yiyecek","example":"Salatayı, peyniri yenilediler. Bu kadar mezenin yenilip bu kadar içkinin içilmesi gene de bir saat sürmedi."},{"pos":"n","definition":"Eğlence, alay","example":null}]},"MEZELLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşağılık duruma düşme","example":null}]},"MEZGİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mezgitgillerden, Avrupa ve Türkiye denizlerinde yaşayan, uzun vücutlu, büyük ağızlı, eti lezzetli bir balık","example":null}]},"MEZHEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayırıcı bir nitelik olmak bakımından görüş, zihniyet","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilimde bir düzenli görüşü oluşturan ilke ve dogmaların bütünü","example":null}]},"MEZKUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Adı geçen; anılan","example":null}]},"MEZODERM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dış deri ve iç deri arasındaki hücre katmanı","example":null}]},"MEZON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrondan ağır, protondan hafif bir atom cisimciği","example":null}]},"MEZOSFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer hava yuvarında kat yuvarının üzerinde, sıcaklığın azaldığı yaklaşık olarak 60-80 km arasındaki katman","example":null}]},"MEZOZOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bakterinin üremesi sırasında bakteri zarından kıvrımlar yaparak meydana gelen mitokondri benzeri yapı","example":null}]},"MEZOZOİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzünün yaklaşık yüz elli milyon yıllık çağı","example":null}]},"MEZRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekime elverişli, ekilecek tarla veya yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Kırsalda birkaç evden oluşan en küçük yerleşim birimi","example":null}]},"MEZRU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ekilmiş olan","example":null}]},"MEZUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İzin alarak belli bir süre için bir yerden ayrılmış","example":"Vedia'dan öğrendim, seyahate çıkacakmışsınız, mezunmuşsunuz."},{"pos":"adj","definition":"Bir görevi ya da bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak verilmiş (kimse)","example":"Bunu yapmaya mezun değilim."}]},"MEZURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Terzilikte ölçü almak için kullanılan, genellikle 1,5 metre uzunluğunda bezden yapılmış metre","example":null}]},"MEZZO":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Orta hızda","example":null}]},"MEZÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü","example":null},{"pos":"n","definition":"Terzilikte ölçü almak için kullanılan, genellikle 1,5 metre uzunluğunda bezden yapılmış metre","example":null}]},"MEZİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kişiyi veya nesneyi benzerinden üstün gösteren nitelik","example":"Cemal Paşa'da anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı."}]},"MEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süngü gibi yalnız batırılarak yaralamaya yarayan, kısa, düz ve ensiz kılıç","example":"Bir polis koşuyor, meçini kalçasına bastırmış, vapura koşuyor."},{"pos":"n","definition":"Saçın küçük tutamlar biçiminde değişik renklerde boyanmış durumu","example":null}]},"MEÇHUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değeri belli olmayan, bilinmeyen nicelik","example":"Artık demir almak günü gelmişse zamandan / Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan"},{"pos":"n","definition":"Türkçede çoğu kez -il, bazen de -in- edilgen çatı ekleriyle kurulan, gerçek öznesi belli olmayan, sözde özne ile kullanılan fiil","example":null}]},"MEÇHULAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilinmeyen, anlaşılmayan şeyler; meçhuller","example":null}]},"MEĞER":{"senses":[{"pos":"c","definition":"Aralarında karşıtlık, aykırılık bulunan iki cümleyi tersine olarak, aksine anlamlarıyla birbirine bağlayan bir söz","example":"Evinin şaşmaz düzenine, sürekli durgunluğuna meğer ne de alışmış?"}]},"MEĞERSE":{"senses":[{"pos":"c","definition":"Aralarında karşıtlık, aykırılık bulunan iki cümleyi tersine olarak, aksine anlamlarıyla birbirine bağlayan bir söz","example":"Evinin şaşmaz düzenine, sürekli durgunluğuna meğer ne de alışmış?"}]},"MEİSSA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Orion takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"MEŞAKKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlük, sıkıntı, zorluk, zahmet","example":null}]},"MEŞALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucunda, alev çıkararak yanıcı bir madde bulunan, aydınlatmaya yarayan değnek","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir düşüncenin öncüsü","example":null}]},"MEŞBU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boş yeri kalmamış","example":null},{"pos":"adj","definition":"Doyma durumuna gelmiş gaz, sıvı veya elektromıknatıs","example":null}]},"MEŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayıngillerden, üç yüz kadar türü arasında, kış yaz yapraklarını dökmeyenleri de bulunan, kerestesi dayanıklı bir orman ağacı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu ağaçtan yapılmış olan","example":null}]},"MEŞGALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insanın yaptığı iş veya meslek","example":null}]},"MEŞGUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boş vakti olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir işle uğraşan, iş görmekte olan","example":"Belediye doktoru, kışın kimya tecrübeleri ile meşguldü."}]},"MEŞHER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerin, bir ülkenin veya çeşitli ülkelerin kendine özgü tarım, sanayi vb. ürünlerini tanıtmak için bunların uygun bir biçimde gösterildiği yer","example":null}]},"MEŞHET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şehit düşülen yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Şehidin gömüldüğü yer","example":null}]},"MEŞHUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herkesçe bilinen, tanınan, belli, ünü olan","example":null}]},"MEŞHUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görülen, gözle görülmüş, tanık olunmuş","example":null}]},"MEŞK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazı veya müzik dersi","example":"Meşk almak / Meşk etmek / Meşk vermek"},{"pos":"n","definition":"Bir öğretmenin, aynısını yazmaları için öğrencilerine verdiği yazı örneği","example":null}]},"MEŞKUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendisinden şüphe edilen, kuşkulanılan","example":null}]},"MEŞKUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Beğenilmiş; övülmüş","example":null}]},"MEŞREP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen ana özellik","example":null},{"pos":"n","definition":"Davranış biçimi","example":"Kişilik genel çizgisi meşrep olarak bilinir."}]},"MEŞRU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun","example":null}]},"MEŞRUBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçilen her şey","example":null}]},"MEŞRUHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir maddenin açıklanması için yazılanlar; açıklamalar","example":null}]},"MEŞRUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şeye bağlı","example":null}]},"MEŞRUTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye, mirasçılara veya bir kuruluşa satılmamak şartı ile verilmiş mülk","example":null}]},"MEŞRUTEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Şarta bağlı olarak","example":null}]},"MEŞRUTİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Meşrutiyetle ilgili olan","example":null}]},"MEŞUM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendinde kötülük getirdiğine inanılan belirti veya güç bulunan, sıkıntılı","example":null}]},"MEŞVERET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konu hakkında birinin düşüncesini sorma","example":null},{"pos":"n","definition":"İki veya daha fazla kişinin birbiriyle fikir alışverişinde bulunması","example":null}]},"MEŞİHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı Devleti'nde, kabinede sadrazamdan sonra yer alan ve genellikle din işlerinden sorumlu olan üyenin makamı","example":null}]},"MEŞİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşlenmiş koyun derisi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu deriden yapılmış olan","example":null}]},"MICIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kömür kırıntısı","example":null}]},"MIGRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sularımızda yaşayan bir yılan balığı türü","example":null}]},"MIH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şeyi birbirine tutturmak için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk","example":null},{"pos":"n","definition":"Büyük çivi","example":null}]},"MIHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birini veya bir şeyi bir yerden ayrılamaz, kıpırdayamaz duruma getirmek","example":"Korku ikimizi de sanki mıhlamıştı."}],"lemma":"mıhlamak"},"MIHLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birini veya bir şeyi bir yerden ayrılamaz, kıpırdayamaz duruma getirmek","example":"Korku ikimizi de sanki mıhlamıştı."}]},"MIHSIÇTI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Elindeki parayı harcamaya kıyamayan","example":null}]},"MIKLEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ciltli kitapların sol cilt kapağında bulunan ve okunmakta olan yeri belli eden, ucu üçgenimsi, katlanabilir parça","example":null}]},"MIKNATIS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Demiri ve daha başka bazı metalleri çeken demir oksit","example":null},{"pos":"n","definition":"Demiri çekme özelliği taşıyan veya sonradan bu özelliği kazanan her türlü madde","example":null}]},"MINCIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek","example":null}],"lemma":"mıncıklamak"},"MINCIRIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Küçük, afacan, zeki çocuk","example":null}]},"MINTIKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası","example":null}]},"MIRILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Alçak ve güç anlaşılır bir sesle bir şeyler söylemek","example":null}],"lemma":"mırıldamak"},"MIRILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alçak ve anlaşılmaz bir ses çıkararak konuşma","example":"Dinleyiciler arasında dolaşan mırıltı birden uğultu hâlini aldı."}]},"MIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kedi \"mır mır\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"mırlamak"},"MIRLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kedi \"mır mır\" diye ses çıkarmak","example":null}]},"MIRMIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür kedi","example":null},{"pos":"n","definition":"Sularımızda yaşayan bir yılan balığı türü","example":null}]},"MIRMIRIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sürekli sorun çıkaran","example":null}]},"MIRNAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Miyavlama sesi","example":null}]},"MIRRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acılık veren sıvılarla özel bir biçimde kaynatılarak pişirilen bir tür acı kahve","example":null}]},"MISDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke","example":null}]},"MISIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerden gövdesi boğumlu ve kalın, yaprakları şerit biçiminde, boyu yaklaşık 2 metre olabilen, erkek çiçekleri tepede salkım durumunda, dişi çiçekleri yaprakla gövde arasında koçan biçiminde olan bir kültür bitkisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin koçan üzerindeki taneli ürünü","example":null},{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Kahire.","example":null}]},"MISKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her biri başka perdede bir sıra kamış boğumundan yapılmış düdük","example":null}]},"MISKALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metal veya deri parlatmaya yarar alet","example":null}]},"MISMIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eti yenilebilen, murdar olmayan","example":null}]},"MISRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiirin satırlarından her biri","example":null}]},"MIYMINTI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanın sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören","example":null}]},"MIZI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birlikte yapılması planlanan bir işten çekilmek","example":"Seninki mızıkçılık etmeye kalkıyor da onun için münakaşasını yapıyoruz."}],"lemma":"mızımak"},"MIZIKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı","example":null},{"pos":"n","definition":"Türlü üflemeli ve vurgulu çalgılardan oluşan ve genellikle geçit törenlerinde kullanılan mızıkacılar topluluğu veya takımı","example":"Bu rolü, kız kıyafetine soktuğumuz bir mızıka neferine vermiştik."}]},"MIZIKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birlikte yapılması planlanan bir işten çekilmek","example":"Seninki mızıkçılık etmeye kalkıyor da onun için münakaşasını yapıyoruz."}],"lemma":"mızıklanmak"},"MIZIKÇI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birlikte yapılmasına karar verilen bir işten tek taraflı cayan","example":null}]},"MIZILDAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sızlanmak, yakınmak, şikâyetçi bir sesle konuşmak","example":null}],"lemma":"mızıldanmak"},"MIZIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birlikte yapılması planlanan bir işten çekilmek","example":"Seninki mızıkçılık etmeye kalkıyor da onun için münakaşasını yapıyoruz."}]},"MIZIRDAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sızlanmak, yakınmak, şikâyetçi bir sesle konuşmak","example":null}],"lemma":"mızırdanmak"},"MIZMIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyde kusur bulan, hiçbir şeyden memnun olmayan","example":"Kız, bizden büyük olmalıydı; mızmız, zayıf, silik bir şeydi."},{"pos":"adj","definition":"Çevresindekileri rahatsız edecek kadar yavaş olan","example":null}]},"MIZRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun saplı, sivri demir uçlu silah","example":"Düzgün ağaç dallarından yaptıkları mızrakları at kıllarıyla süslemişlerdi."},{"pos":"n","definition":"Atletizmde kullanılan, tek elle savrulan bir alet","example":null}]},"MIZRAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Telli çalgıları çalmaya yarayan, kemik, maden, plastik veya özellikle kiraz ağacından yapılan alet","example":null}]},"MIŞILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Mışıl mışıl ses çıkararak","example":null}],"lemma":"mışıldamak"},"MIŞMIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayısı veya zerdali","example":null}]},"MOBİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yer değiştirebilen, oynar, taşınır","example":"Yeni ofis mobilyaları, hareketli raf sistemleri sayesinde kolayca düzenlenebiliyor."},{"pos":"n","definition":"Parçalar halinde yapılmış olup hava hareketleriyle kımıldayan heykel","example":null}]},"MOBİLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alçak bir şasisi, küçük tekerlekleri ve yüksekçe gidonları bulunan küçük motorsiklet","example":null}]},"MOBİLYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan taşınabilir eşyalara verilen genel ad","example":null}]},"MOBİLİZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yer değiştirebilen, oynar, taşınır","example":"Yeni ofis mobilyaları, hareketli raf sistemleri sayesinde kolayca düzenlenebiliyor."}]},"MODA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik","example":null},{"pos":"n","definition":"Belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlük","example":"Moda sandığımız birçok şeylerin hayatın kendi bünyesinden geldiği anlaşılır."}]},"MODAEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Moda giysilerin yapıldığı ve satıldığı yer","example":null}]},"MODEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü","example":null},{"pos":"n","definition":"Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey","example":null}]},"MODELAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kil, bal mumu gibi kolayca biçimlendirilebilen maddelerin yapılacak heykellere model hazırlamak üzere hacimli olarak biçimlendirme, taslak yapma","example":null}]},"MODELİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Modacının tasarım gücünü kalıplayan teknisyen","example":null}]},"MODEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç","example":null}]},"MODERATO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek başına kullanıldığında orta hızda bir tempoyu belirten bir söz","example":null},{"pos":"n","definition":"Başka bir terimle birlikte kullanıldığında gösterilen temponun biraz yavaşlatılması gerektiğini anlatan bir söz","example":null}]},"MODERN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan","example":null}]},"MODÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir uzay taşıtının bütün yapısı içinde yer alan bağımsız bölüm, parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yapının çeşitli bölümleri arasında orantıyı sağlamak için kullanılan ölçü birimi","example":null}]},"MODÜLER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parçalardan oluşan","example":null}]},"MODİSTRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın terzi","example":null}]},"MOGADİŞU":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Somali ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MOHER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiftik keçisinin ince, yumuşak, parlak yünü","example":null},{"pos":"adj","definition":"Tiftikten yapılmış olan","example":null}]},"MOKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu kahveden yapılan içecek","example":null},{"pos":"n","definition":"Çok kokulu bir tür kahve","example":null}]},"MOKASEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Amerika yerlilerince kullanılan, hayvan derisinden yapılma, üzerleri inci boncukla süslü, ökçesiz, yarım ayakkabı","example":null}]},"MOLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yorgunluğu gidermek için işe ya da yola verilen kısa ara","example":"Yolda kısa bir mola verdik."}]},"MOLAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karbonatlı kum taşı","example":null}]},"MOLDOVA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Kişinev.","example":null}]},"MOLEKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim","example":null},{"pos":"n","definition":"Fiziksel kimyada bir veya birkaç atomun birleşmesinden oluşan, birkaç çekirdek veya elektronlu yapı","example":null}]},"MOLLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Medrese öğrencisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Büyük kadı","example":null}]},"MOLOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprak ve kireçle karışık taş kırıntıları; yapı döküntüsü","example":"En sessiz olduğu sanılan koylar moloz dolu."},{"pos":"n","definition":"Değersiz, işe yaramaz şey veya kimse","example":null}]},"MOLİBDEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 42, atom ağırlığı 95, 94 olan, 617 °C'ye doğru eriyen, gümüş beyazlığında, kırılgan, türlü çeliklerin alaşımına giren element","example":null}]},"MOLİBDİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğada ancak amorf durumunda bulunan, doğal molibden oksit","example":null}]},"MOMENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuvvetin, bir cismi bir nokta veya bir eksen yörüngesinde döndürme etkisini belirleyen vektör niceliği","example":null}]},"MOMENTUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Seri olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir cismin hareket miktarı, kütlenin sürat ile çarpımı","example":null}]},"MONADİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evrenin artık bölünemez bir birlik olan sonsuz sayıdaki cevherlerden oluştuğunu ileri süren Leibniz'in öğretisi","example":null}]},"MONAKO":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Monako.","example":null}]},"MONARŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyasi otoritenin genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet düzeni veya rejim, tek erklik","example":null}]},"MONARŞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Monarşi ile ilgili","example":null}]},"MONAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik","example":null},{"pos":"n","definition":"Leibniz'in felsefesinde artık bölünemez bir birlik olan sonsuz sayıdaki cevherlerin her biri","example":null}]},"MONDEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüksek sosyete yaşamını seven","example":"Cigaralarından birini yakmaya davranmıştı; Abdi Bey, monden bir telaşla, ateş yetiştirdi."},{"pos":"adj","definition":"Toplum yaşamı ile ilgili","example":null}]},"MONOBLOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parçalara ayrılmayan, bütün olarak bulunan","example":null}]},"MONOGAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eşi tek olan","example":null}]},"MONOGAMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnız bir kişiyle evlenebilmeyi onaylayan, birden çok eşle evlenmeyi yasaklayan evlilik biçimi","example":null}]},"MONOKL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek gözde kaş ile yanak arasına sıkıştırılan, çerçevesiz ve tek camlı gözlük","example":null}]},"MONOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir oyunda, kişilerden birinin kendi kendine yaptığı konuşma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kişinin dinleyicilere anlattığı, genellikle güldüren olay","example":"Sünnet çocuklarını eğlendiren orta oyunu fasılları arasında tuhaf monologlar söyleyerek cemaati eğlendirir."}]},"MONOPOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir üretim alanını devletin elinde tutma, satışı tek elden yönetme ve fiyata hâkim olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir malın yapımının, tek bir kuruluşun elinde bulunduğu durum","example":null}]},"MONORAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek bir raydan oluşan demir yolu","example":null}]},"MONOTON":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değişmeksizin, düzenli, aynı biçimde tekrarlanan","example":"Belki de dünyanın hayatı bizimkinden daha monoton, daha yeknesak ve bilhassa daha tekrarlıdır."}]},"MONOTİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harfleri ayrı ayrı dizip döken dizgi makinesi","example":null}]},"MONROVİA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Liberya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MONT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaştan veya deriden yapılan, genellikle belden kemerli, üstünde cepleri bulunan, gömlek, hırka vb. üzerine giyilen kısa, hafif giysi","example":null}]},"MONTAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir makine veya cihazın sökülmüş parçalarını yerli yerine takmak","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir anlam ve uyum bütünlüğü sağlayarak birleştirme","example":null}]},"MONTE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Monte etmek: parçaları birleştirip kurmak","example":"Rafları duvara monte etti."}]},"MONTÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli takılarda taşın yerleştirildiği çerçeve","example":null},{"pos":"n","definition":"Vazo, duvar saati, ayna vb. eşyayı korumak veya kullanışını kolaylaştırmak için yapılan metal, bronz, gümüş çerçeve veya örgü","example":null}]},"MONİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tekçilik taraflısı olan, tekçilikle ilgisi olan kimse","example":null}]},"MONİTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Televizyon, bilgisayar ve benzerinde görüntü ile sesin niteliğini eşleme, görüntü seçimini gerçekleştirme, görüntüyü yayımlama gibi işlerin denetlenmesinde kullanılan alet","example":null},{"pos":"n","definition":"Işının yeğinlik düzeyini algılayıp ölçen alet","example":null}]},"MONİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekliğin temeli olarak yalnızca tek bir ilkeyi benimseyen dünya görüşü","example":null},{"pos":"n","definition":"Gerçekliğin herhangi bir organ gibi bölünmez bir bütün olduğuna ve bağımsız parçaları bulunmadığına inanan öğreti","example":null}]},"MOPET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür küçük motosiklet","example":null}]},"MOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırmızı ile mavinin karışmasından oluşan renk, menekşe renginin kırmızıya çalanı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Mor renkte olan","example":"Piyanonun solmuş ve eprimiş mor kadifeden şamdanlıkları vardı."}]},"MORAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insanın ruhsal gücü","example":null}]},"MORALMAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Moral bakımından","example":null}]},"MORALİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her şeyi ahlak açısından değerlendiren kimse","example":null}]},"MORALİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ahlakı bir araç değil, bir amaç sayan öğreti","example":null}]},"MORAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, bu duruma düşmek","example":"Toplum içinde düştüğü hatadan dolayı şişip morali bozuldu."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir sıkıntı, darbe veya hastalıkla vücudun bir yeri mor renk almak","example":"Parça parça morarmış yüzüyle ateş püskürüyordu."}],"lemma":"morarmak"},"MORARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, bu duruma düşmek","example":"Toplum içinde düştüğü hatadan dolayı şişip morali bozuldu."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir sıkıntı, darbe veya hastalıkla vücudun bir yeri mor renk almak","example":"Parça parça morarmış yüzüyle ateş püskürüyordu."}]},"MORARTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vurma ve çarpma sonucu vücutta oluşan çürük","example":"Dizindeki göverti gün geçtikçe morarıyor, çarpmanın izi bir türlü geçmiyordu."}]},"MOREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çok kez parıltılı veya çizikli taşlar","example":null}]},"MORFEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kelimelere dil bilgisi bakımından biçim veren çoğu ek halinde olan kelime parçaları","example":null}]},"MORG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastanelerde veya mezarlıklarda ölülerin belirli süre için saklandıkları soğuk ortam","example":"Morgun parlak mermer duvarlarında dağılan gölgemin hüzün verici bir görüntüsü var."},{"pos":"n","definition":"Adliyede kovuşturmayı gerektiren olaylar sonucu veya birdenbire ve şüpheli ölümlerde, ölüm sebebinin ve ölünün kim olduğunun belirlenmesi için ölülerin konulduğu ve incelendiği yer","example":null}]},"MORONİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Komorlar ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MORS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Morsgillerden, Kuzey Atlantik'te yaşayan, 4 metre uzunluğunda, derisi, dişi ve yağı için avlanan bir memeli hayvan","example":null}]},"MORTGAGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir taşınmazın ipotek edilmek suretiyle uzun vadeli krediyle satın alınması","example":null}]},"MORTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":null}],"lemma":"mortlamak"},"MORUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşlı erkek; baba","example":null}]},"MORUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":null}],"lemma":"moruklamak"},"MORULA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumurta hücresinin embriyo oluşurken gelişerek aldığı ilk biçim","example":null}]},"MORÖTESİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mor ışıktan daha kısa dalgaboylu, çıplak gözle görünmez ışık; ültraviyöle","example":null}]},"MORİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mezgitgillerden, kuzey denizlerinde yaşayan, eti yenilen, karaciğerinden yağ çıkarılan bir balık","example":null}]},"MOSKOVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avrupa Rusyası'nda Moskova Nehri üzerinde yer alan ve Rusya'nın başkenti olma özelliğine sahip şehir","example":null}]},"MOSMOR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her yanı mor; koyu mor","example":null}]},"MOSTRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resim, heykel vb. şeyler yapılırken baka baka benzetilmeye çalışılan nesne veya kimse, örnek","example":null}]},"MOTAMOT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kelimesi kelimesine, aynen","example":null},{"pos":"adv","definition":"Hiç değiştirmeden","example":null}]},"MOTEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıtlarla yolculuk edenlerin barınmalarını, arabalarını park etmelerini ve başka gereksinimlerini karşılamak için işlek kara yolları üzerinde yapılmış otel","example":null}]},"MOTOKROS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırlarda ve engebeli arazilerde motosikletle yapılan yarış","example":null}]},"MOTOPOMP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu tulumba","example":null}]},"MOTOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir enerjiyi mekanik enerjiye dönüştüren düzenek","example":"Taşındıkları kamyon önünde durunca motorun patırtısı kesildi."},{"pos":"n","definition":"Motor silindirinin hacmi 125 cm³ den büyük olan, iki tekerlekli motorlu taşıt","example":null}]},"MOTORBOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorla çalışan küçük deniz taşıtı","example":null}]},"MOTORİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakıt olarak kullanılan, ham petrolün damıtma ürünlerinden biri","example":null}]},"MOTORİZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Motorlu taşıtlarla donatılmış kıta veya birlik","example":null}]},"MOTOTREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir termik motorla çalışan, kısa mesafeler arasında işleyen demir yolu taşıtı","example":null}]},"MOTRİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birkaç arabalı bir katarda elektrik motoru veya patlamalı motorla çalışan ve öbür arabaları çekmeye yarayan taşıt","example":null}]},"MOTİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yan yana gelerek bir bezeme işini oluşturan ve kendi başlarına birer birlik olan ögelerden her biri","example":"Halı motifi. Danteldeki motifler."},{"pos":"n","definition":"Bestenin bir parçasına çeşitli yönlerden birlik sağlayan belirleyici küçük birim","example":null}]},"MOTİVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İsteklendirmek, güdülemek anlamındaki motive etmek , isteklenmek, güdülenmek anlamındaki motive olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz","example":null}]},"MOUSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıçangillerden, küçük vücutlu, kemirgen, memeli hayvan","example":null}]},"MOZAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni doğmuş domuz","example":null}]},"MOZAMBİK":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Maputo.","example":null}]},"MOZAİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü renklerde, küçük küp biçiminde mermer, taş veya pişmiş toprak parçalarının yan yana getirilmesiyle yapılan resim ve bezeme işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu iş için kullanılan mermer parçaları","example":"Mozaikten tapınaklar yapar, tunçtan kaleler, fil dişinden tahtlar kurarmışsın."}]},"MOZOLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarihî değeri olan kişilerin mezarı olarak yapılan anıt değerindeki yapı","example":null}]},"MOĞOL":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Orta Asya'da yaşayan bir halk.","example":null}]},"MUACCEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir alışverişte, alışveriş yapıldığı anda, alınan şeyin tesliminden önce veya teslimiyle birlikte ödenen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Acele olunmuş","example":null}]},"MUACCİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Can sıktığına, rahatsız ettiğine aldırmadan bir kimseden sürekli, yalvarırcasına istekte bulunan ve bu isteğinde direnen kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sıkıntı veren; taciz eden; bıktıran; usandıran","example":"Bu buhran tatsız, münasebetsiz, muacciz bir buhrandı."}]},"MUADDEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başka bir biçime, görünüme ya da duruma sokulmuş","example":null}]},"MUADELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"İçinde yer alan bazı niceliklere ancak uygun bir değer verildiği zaman sağlanabilen eşitlik","example":null}]},"MUADELET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu","example":null}]},"MUADİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değer yönünden birbirine eşit olan","example":null}]},"MUAF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta bağlı olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bağışlanmış; affedilmiş","example":null}]},"MUAFİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayrı tutulma, kendisine uygulanmama","example":null}]},"MUAHEDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu","example":"Osmanlılar 1681 muahedesiyle Moskova hükümdarının Çarlık unvanını ve Kudüs Ortodoks kilisesi üzerindeki himaye hakkını tanımışlardı."}]},"MUAHEZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine kusurundan ötürü sert sözler söyleme işi","example":null}]},"MUAHHAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sonradan gelen, sonra olan","example":null}]},"MUAKKİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İzleyen; arkasından koşan; takip eden","example":null},{"pos":"adj","definition":"İşi yürüten","example":null}]},"MUALLA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Derece veya makamı bakımından üstün olan","example":null}]},"MUALLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Asılmış olan, asılmış","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sonuca bağlanmamış, sürüncemede kalmış","example":"Komite mahkemesince verilip de nasılsa icra olunmayan muallak kararları yerine getirirdi."}]},"MUALLEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat","example":null}]},"MUALLİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mesleği bilgi öğretmek olan kimse","example":"Sanatkârın, asıl cemiyete nüfuz eden büyük bir muallim olduğunu bilmemiz lazımdır."}]},"MUAMELAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi sonuçlandırmak için yapılan iş veya uygulamaların hepsi","example":null}]},"MUAMELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tutulan yol","example":"Bana karşı olan muamelesini beğenmedim."},{"pos":"n","definition":"Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan ilke","example":null}]},"MUAMMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin adını anmadan niteliklerini üstü kapalı söyleyerek o şeyin ne olduğunu bulmayı dinleyene veya okuyana bırakan oyun","example":"Eski kadınlar, çocukların zihinlerini bilmek için muammalara başvururlardı."},{"pos":"n","definition":"Anlaşılmayan, bilinmeyen şey","example":null}]},"MUANNİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnatçı, bildiğinden dönmeyen aksi kimse","example":null}]},"MUARAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş","example":null}]},"MUARE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış olan","example":"Muare bir giysisi vardı ve gelinden çok güzeldi."},{"pos":"n","definition":"Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir tür kumaş, kareli kumaş","example":null}]},"MUAREFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini bilme","example":"Sizi tanıdığım günden beri aramızda muarefenin alabileceği şekiller üstünde her gün düşünüyorum."}]},"MUARIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karşı koyan; karşı çıkan","example":"Dışarı çıktığında kulağında kalmış rivayetleri ileri sürerek muarızlarını iknaya çalıştı."}]},"MUASIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Aynı çağda yaşayan","example":null}]},"MUATTAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapacak hiçbir işi olmayan veya iş tutmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"İşlemez, kullanılmaz duruma gelmiş","example":null}]},"MUATTAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güzel kokulu","example":null}]},"MUAVENET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma","example":null}]},"MUAVİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb.","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir görevlinin, bir yöneticinin işine yardım eden, yokluğunda yerini ve yetkilerini üzerine alan kimse","example":null}]},"MUAYEDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirinin bayramını kutlama","example":null}]},"MUAYENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin hasta olup olmadığını veya hastalığın ne olduğunu araştırma","example":null},{"pos":"n","definition":"Konu hakkında bilgi birikimi ve deneyimi olan eksperlerce yapılan inceleme, gözden geçirme","example":null}]},"MUAYYEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kararlaştırılmış; belirlenmiş","example":null}]},"MUAZZAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik veya nicelik bakımından değeri olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çok büyük, çok iri","example":null}]},"MUAZZEP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acı, sıkıntı, azap çeken","example":null}]},"MUAZZEZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sevgi ve bağlılık duyulan, üstüne titrenilen","example":"Ona ait her hatıra muazzez ve yâdını uyandıracak her vesile kıymetlidir."}]},"MUAŞAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini karşılıklı sevme","example":null}]},"MUAŞERET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbiriyle toplumsal ilişkiler içinde bulunma","example":"Biz bu farkın muaşeretten üsluba, insan ve zevke kadar derinleştiğine inanıyoruz."}]},"MUBAH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapılması ne iyi ne kötü sayılan; serbest","example":null}]},"MUBASSIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Okullarda öğrencilerin durumu ile ilgilenen ve düzeni sağlamakla görevli kimse","example":"Mubassır Uzun Osman'dan bir izinsiz cezası almıştım."}]},"MUCUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür küçük sinek","example":null}]},"MUCUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kömür kırıntısı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yol yapımında kullanılan taş kırıntısı","example":null}]},"MUCİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerektiren; gerektirici","example":null}]},"MUCİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kiraya veren kimse","example":null}]},"MUCİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak görülmeyen yeni bir şey ortaya koyan, yapan","example":null},{"pos":"n","definition":"Yeni bir buluş ortaya koyan, icat eden kimse","example":null}]},"MUCİZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birdenbire, ansızın olan, akıl karıştıran","example":null},{"pos":"n","definition":"Allah'ın izni ve emri ile yalnız peygamberlerin gösterdiği, özellikle peygamberlere karşı çıkanları ikna etmek, iman etmeyenlerin iman etmelerini sağlamak, inananların imanını güçlendirmek amacı taşıyan olağanüstü işler, hareketler, hâller","example":"Onca hayhuy arasında, gündeliğin olağan mucizelerini iyiden iyiye unutmuştu."}]},"MUCİZEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olağanüstü niteliklere sahip","example":"Ruhumun yaralarına mucizevi bir merhem gibi derman olsun uyku."}]},"MUDAREBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yandan sermaye, öte yandan emek konularak kurulan şirket","example":null}]},"MUDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bankaya para yatıran kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Emanet bırakan kimse","example":null}]},"MUDİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde aynı cinsten birçok öge bulunan, birbirine az çok aykırı birçok şeyden oluşan","example":null}]},"MUFASSAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir bütünün önemce ikinci derecedeki ögeleri olan","example":"Kağnı arabalarının değiştirilmesi lüzumuna dair mufassal layihalar vermişti."}]},"MUFLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cisimleri, aleve değdirmeden ateşin etkisine uğratmak için kullanılan büyük toprak kap","example":null},{"pos":"n","definition":"Porselen fırını","example":null}]},"MUFLON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boynuzlugillerden, Kuzeydoğu Asya'da yaşayan, büyük boynuzları olan bir tür koyun","example":null},{"pos":"n","definition":"Pardösülerin içine iliklenerek geçirilen bir çeşit çok kalın, eğreti astar","example":null}]},"MUGADDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Besleyici; besleyen","example":null}]},"MUGALATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılan uslamlama ve çıkarsama","example":null},{"pos":"n","definition":"Birini bir şeyin sonucunu düşündürmeden veya bildirmeden uygunsuz bir davranışta bulunmaya yönlendirici söz söyleme","example":null}]},"MUGANNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şarkı söyleyen, şarkı söyleme yeteneği olan veya mesleği şarkı söylemek olan kimse","example":"Her muganninin okuyuşu, her çalanın çalışı yine şahsidir ve ayrıdır."}]},"MUGAYİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters","example":null}]},"MUHABBET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu","example":null},{"pos":"n","definition":"Dostça konuşma, yârenlik","example":null}]},"MUHABERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Telefon, telgraf, televizyon, radyo vb. araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir konuda karşılıklı yazı yazma","example":null}]},"MUHABİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basın ve yayın organlarına haber toplayan, bildiren veya yazan kimse","example":"Ben de Tanin muhabiri olarak aynı trenle gidecektim."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kuruluşun çalışmasıyla ilgili olarak merkezle başka bir ülke arasında bağlantıyı sağlayan görevli","example":null}]},"MUHACİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda görevi karşı tarafa top sürmek ve gol atmak olan ileri uçtaki oyuncu","example":null},{"pos":"n","definition":"Saldıran; saldırıcı","example":null}]},"MUHACİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendi ülkesinden ayrılarak yerleşmek için başka ülkeye giden kimse, aile veya topluluk","example":"Yolda uzun bir muhacir kafilesine tesadüf ettik."},{"pos":"adj","definition":"Hazreti Muhammed'e uyarak Mekke'den Medine'ye göç eden","example":null}]},"MUHADDİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hadis bilimiyle uğraşan kimse","example":null}]},"MUHAFAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi koruyarak saklama işi","example":null}]},"MUHAFIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi korumak için bekleyen veya güvenlik amacıyla dolaşan görevli","example":"Hecinlerimizi bir iki muhafızla tepecikler arasına yerleştirmiştik."},{"pos":"n","definition":"Bir kalenin veya bir şehrin önemli yerlerini korumak, düzeni ve güvenliği sağlamakla görevli komutan","example":"İstasyonda veliahdı uğurlayanlar arasında İstanbul muhafızı da vardı."}]},"MUHAKEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akıl süzgecinden geçirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Birbirine karşı olan iki tarafı dinleyerek bir yargıya varma","example":null}]},"MUHAKKAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğruluğu, gerçekliği kesin olarak bilinen, gerçekliği kesinleşmiş","example":"Yalnız muhakkak olan bir şey varsa o da, Orhan'ın bana fena hâlde âşık olduğudur."},{"pos":"adv","definition":"Yüzde yüz","example":null}]},"MUHAKKİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anket yapan kimse, soruşturmacı, anketör","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gerçeği araştıran","example":null}]},"MUHAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olma veya gerçekleşme durumu bulunmayan","example":"Gizli düşmanların elinden memleketi kurtarmak muhal bulunuyordu."}]},"MUHALİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tutuma, bir görüşe, bir davranışa karşı olan, aykırı olan kimse","example":"Muhaliflerin, Mecliste ordu aleyhine açtıkları cereyan devam ediyordu."}]},"MUHAMMEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Oranlanan, tahmin edilen","example":null}]},"MUHAMMES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri","example":null},{"pos":"n","definition":"Beş kenarlı çokgen","example":null}]},"MUHAMMİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Oranlayan; tahmin eden","example":null}]},"MUHAREBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele","example":null},{"pos":"n","definition":"Güçlü tartışma","example":null}]},"MUHARREM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ay takviminin birinci ayı","example":null}]},"MUHARRER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kaydı yapılmış, yazıya geçirilmiş","example":null}]},"MUHARRİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hareketini sağlayan, harekete getiren","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kışkırtıcı; ayartıcı","example":null}]},"MUHARRİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse","example":null}]},"MUHARRİŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tırmalayan; tahriş eden","example":null},{"pos":"adj","definition":"İrkilten, korku veren","example":null}]},"MUHARİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşa katılan kimse","example":null}]},"MUHASARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesme","example":null},{"pos":"n","definition":"Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma","example":null}]},"MUHASEBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alacakla vereceği karşılaştırma ve ödeşme","example":null},{"pos":"n","definition":"Hesap işlerinin görüldüğü yer","example":null}]},"MUHASIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine düşman olanlardan her biri","example":null}]},"MUHASIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşatan; saran","example":null}]},"MUHASSAS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birine ayrılmış, tahsis olunmuş","example":null}]},"MUHASSIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu'nda Tanzimattan önceki dönemde vergi tahsildarı","example":null}]},"MUHASİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kurum, kuruluş ve benzerinin hesap işleriyle uğraşan kimse","example":"Çalışma günü olmadığı hâlde dindar muhasebeci geldi."}]},"MUHAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kuşatılmış; sarılmış; çevrilmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kitabın sırt kâğıdı ile mukavvasının arasında isteka ile bastırılarak oluşturulmuş hafif çukurluk","example":null}]},"MUHATAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisine söz söylenilen kimse, kendisiyle konuşulan kimse","example":"Muhatabı da olmayan gecikmiş hesapların ardına düşüyordu."}]},"MUHATARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç","example":null},{"pos":"n","definition":"Büyük zarar veya yok olmaya yol açabilecek durum","example":null}]},"MUHAVERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki kişi arasında karşılıklı olarak yapılan konuşma","example":"Gündelik hayatın türlü safhalarına ait muhavereler ihtiva eden bu gibi eserler Türkçe için de öteden beri yazılagelmiştir."}]},"MUHAVVİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değiştiren; dönüştüren","example":null}]},"MUHAYYEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hayal gücüyle yaratılan, hayal edilen","example":"Gülümser bir resimdir / Muhayyel sevgilimdir"}]},"MUHAYYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk müziğinde bir makam","example":null},{"pos":"adj","definition":"Beğenilmediğinde geri verilmek şartıyla alınan eşya vb.; seçmece","example":null}]},"MUHBİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haber ulaştırıcı, haber veren kimse","example":"Genç muhbirler bu defa Hazım Aslan'ın peşinde koşuyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Yasa dışı olan bir durumu yetkili makamlara bildiren kimse","example":null}]},"MUHKEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağlamlaştırılmış; sağlam","example":"Duvarlar ses geçmeyecek derecede muhkemdi."}]},"MUHLİS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dostluğunda ve inançlarında içten olan","example":null}]},"MUHRİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yanık, dokunaklı ses","example":null}]},"MUHRİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Torpido, top ve denizaltılara karşı silahlarla donatılmış, küçük, hızlı giden savaş gemisi","example":null}]},"MUHTAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme yetkisi olan kuruluş, devlet vb.","example":"Milletin ağzı torba değil ki, iki gözüm, dikesin. Herkes dilediği hikmeti savurmakta muhtardır."},{"pos":"n","definition":"Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse","example":null}]},"MUHTASAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısaltılmış olan, kısa, özet","example":null}]},"MUHTAÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye gereksinim duyan","example":"Bunu işitmeye ne kadar muhtaçmış!"},{"pos":"adj","definition":"Yoksul, fakir kimse","example":null}]},"MUHTEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düzeni bozulmuş; bozuk","example":null}]},"MUHTELİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çeşidi çok olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Birbirini tutmayan; zıt","example":null}]},"MUHTELİS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kamu malını zimmetine geçiren, çalan","example":null}]},"MUHTELİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçine başka şeyler karışmış olan","example":null}]},"MUHTEMEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İhtimal dâhilinde olan, beklenen, görünüşe göre olacağı sanılan","example":null}]},"MUHTEREM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendisine saygı gösterilmeye değer","example":null}]},"MUHTERİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yeni bir şey yaratan, icat eden","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yalanlar uydurarak bir kimseye iftirada bulunan","example":null}]},"MUHTERİS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sonu gelmeyen isteği olan, aşırı tutkulu","example":null}]},"MUHTERİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyden çekinen","example":null}]},"MUHTESİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslam şehirlerinde çarşı ve pazar esnafını din kurallarına göre denetleyen görevli, belediye memuru","example":null}]},"MUHTEVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içinde bulunanların bütünü","example":null}]},"MUHTEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İhtiva eden, içine alan, kapsayan, içinde bulunduran","example":null}]},"MUHTEŞEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen","example":null}]},"MUHTIRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Günü gününe tutulan hatıra, günce","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir devletin başka bir devlete politik sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı","example":null}]},"MUHZIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlgililerin mahkemede bulunmalarını sağlayan görevli","example":"Kadı ola davacı ve muhzır dahi şahit / Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet"}]},"MUHİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Haklı; doğru","example":null}]},"MUHİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dokunan; bozan; ihlal eden","example":null}]},"MUHİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Seven; sevgi besleyen; dost","example":null}]},"MUHİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, insanlar topluluğu","example":null},{"pos":"n","definition":"Çevre; yöre; etraf","example":"Geniş enginlere, bitmez ufuklara alışan korsanı bu dar muhit sıkıyordu."}]},"MUJİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rus köylüsü","example":null}]},"MUKAAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüzeyi düzgün ve pürüzsüz çukur biçiminde olan","example":null}]},"MUKABELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış","example":null},{"pos":"n","definition":"Toplu yerlerde yüksek sesle hatim okunurken Kuran okumasını bilenlerin gözleriyle Kuran'ı takip etmesi, bilmeyenlerin dinlemesi","example":"Tevfik'in kızı selatin camilerine ramazanda mukabele için büyük ücretlerle çağrılıyordu."}]},"MUKABİL":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gerekenin veya mantığın tersine olarak","example":null},{"pos":"adv","definition":"Karşılık olarak","example":null}]},"MUKADDEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zaman bakımından geride kalmış, önce olan","example":null}]},"MUKADDER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yazgıda var olan, alında yazılı olan","example":"Her şey mukadderdir, amenna, akacak kan damarda durmaz derler."}]},"MUKADDES":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken","example":null},{"pos":"adj","definition":"Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen","example":null}]},"MUKAFFA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şiir, aynı sesi veren heceler veya aynı görevde olmayan, ses bakımından benzeşen ek bulunan","example":null}]},"MUKALLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin veya bir şeyin davranışlarını, konuşmalarını tekrarlayarak eğlendiren kimse","example":null}]},"MUKANNEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değişmez ve yanılmaz nitelikte olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kanun durumuna gelmiş; kanunlaşmış","example":null}]},"MUKARRER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kararlaşmış, kararlaştırılmış","example":null}]},"MUKASSEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ayrılmış; bölünmüş","example":null}]},"MUKASSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güç, kasvetli, sıkıntı verici","example":null}]},"MUKATAA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi","example":null}]},"MUKATTAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Damıtma yoluyla, damıtılarak elde edilmiş olan","example":null}]},"MUKAVELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin ya da kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem","example":"Meşhur aktör davet edilmiş hatta mukavelesi bile yapılmak üzere imiş!"}]},"MUKAVVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalın karton","example":"Benden iş çıkaramayacağını anlayan çocuk, yazgısına razı olarak mukavva tezgâhının başına dönüyor."}]},"MUKAVVES":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yay gibi kavislenmiş, dalgası olan","example":null}]},"MUKAVVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kuvvetlendirici; güç katıcı","example":null}]},"MUKAVİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Karşı koyan; başkaldıran","example":null}]},"MUKAYESE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişi ve nesnelerin benzer veya aynı yanlarını incelemek için kıyaslama","example":"Bu kitabın kahramanıyla hakikat arasında yeniden mukayeseye başladı."}]},"MUKAYYET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kaydı yapılmış, yazıya geçirilmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bağlı olan; bağlanmış","example":null}]},"MUKAYYİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayıt işlerini yapan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Kaydedici makine","example":null}]},"MUKNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnandıran, inandırma özelliği olan","example":null}]},"MUKOZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde çok sayıda ince memecik ve salgı bezi delikleri bulunan, iç organları kaplayan koruyucu doku","example":null}]},"MUKRİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ödünç para veren; borç veren","example":null}]},"MUKTEBES":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yararlanmak için alınmış; aktarılmış","example":null}]},"MUKTEDİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyi yapmaya, başarmaya gücü yeten, istediğini yaptıran","example":null}]},"MUKTESİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşırı harcamalardan kaçınan","example":null}]},"MUKTEZA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir iş yapılırken gerekli işlemlerin bütünü","example":null}]},"MUKTEZİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan","example":null}]},"MUKUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Solunum yolları ve sindirim organlarının hücreleri tarafından salgılanan madde","example":null}]},"MUKİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir yerde, bir evde oturan; eğleşen; ikamet eden","example":null}]},"MULAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin bal mumu, alçı vb. bir madde ile kalıbını çıkarmak için yapılan işlemlerin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu işlemler sonunda elde edilen kalıp","example":null}]},"MUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arıların peteklerini yapmak için karın halkaları arasından salgıladıkları yumuşak ve sarımsı madde","example":"Bal mumu gibi bir el, yorganın altından çıktı."},{"pos":"n","definition":"Bazı böcekler ve bitkiler tarafından salgılanan, böceklerin deri ve tüylerini, bitkilerin yüzeyini kaplayarak koruyucu görev yapan, içinde serbest yağ asitleri, alkoller ve doymuş hidrokarbonlar bulunan esterler","example":"En bilinen mum, arıların yaptığı bal mumudur."}]},"MUMHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mum üretim yeri","example":null}]},"MUMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bal mumu sürmek, bal mumuna batırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin üzerine açıldığında belli olması için yetkili makamlarca yapıştırılan kırmızı muma mühür basmak","example":null}],"lemma":"mumlamak"},"MUMLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bal mumu sürmek, bal mumuna batırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin üzerine açıldığında belli olması için yetkili makamlarca yapıştırılan kırmızı muma mühür basmak","example":null}]},"MUMSÖNDÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cem ayinlerinde, aydınlatmak için kullanılan mumum tören bitiminde söndürülmesinin yanlış yorumlanmasıyla ortaya çıkmış bir inanış","example":null}]},"MUMYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok zayıf kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Birtakım özel ilaçlar kullanılarak bozulmayacak duruma getirilmiş olan ve kazılarla ortaya çıkarılan ceset","example":null}]},"MUMYALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir cesedi, bozulmaması için özel ilaçlarla mumya durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"mumyalamak"},"MUNFASIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ayrılmış olan, ayrı duran","example":null}]},"MUNKABIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büzülmüş; toplanmış","example":null},{"pos":"adj","definition":"Pekliği olan, peklik çeken","example":null}]},"MUNKALİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değişmiş, dönüşmüş olan","example":null}]},"MUNSAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akarsu, yol gibi uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer","example":null}]},"MUNTAZAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dağınık olmayan, düzen verilmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Eksiksiz ve yerli yerinde, düzenli, kusursuz","example":null}]},"MUNTAZIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bekleyen; gözleyen","example":null}]},"MUNZAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey koyma","example":null},{"pos":"adj","definition":"Katılmış; ulanmış; eklenmiş","example":null}]},"MUNİS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her zamanki gibi olan, alışılan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Cana yakın, tatlı, hoşa giden","example":null}]},"MURABAHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"El altından yüksek faizle ödünç para veren kimsenin işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir malı çok fazla kârla satma","example":null}]},"MURABBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kenarları ve açıları birbirine eşit olan dörtgen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kenarları ve açıları birbirine eşit olan dörtgen biçiminde olan","example":null}]},"MURABIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad","example":null},{"pos":"n","definition":"Savaşçı derviş","example":null}]},"MURAFAA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi","example":null}]},"MURAKABE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılan araştırma","example":null},{"pos":"n","definition":"Tasavvufta Tanrı'ya bağlanarak çile doldurma","example":null}]},"MURAKIP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin ya da görevin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını inceleyen görevli kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Tanrı'ya bağlanarak çile dolduran kimse","example":null}]},"MURANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılan balığına benzeyen, çok yırtıcı, sıcak denizlerde yaşayan, göğüs yüzgeci olmayan, eti beğenilen bir deniz balığı","example":null}]},"MURASSA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değerli taşlarla bezenmiş, cevahirle süslenmiş","example":"Cemal Paşa'nın göğsünde murassa bir nişan takılıyordu."}]},"MURAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin dilediği veya istediği şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey; niyet, istek","example":null}]},"MURDAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Leke, toz veya kirle kaplı olan, kirli, iğrendirici","example":null},{"pos":"adj","definition":"Şeriata uygun olarak kesilmemiş olan hayvan","example":null}]},"MURT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mersin ağacının yazın olgunlaşan, bezelye büyüklüğünde, morumsu siyah, çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan meyvesi","example":null}]},"MURÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Betonu kırmakta veya betona delik açmakta kullanılan sivri uçlu, çelikten yapılmış bir alet","example":null}]},"MURİS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Miras bırakan","example":null}]},"MUSADDAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Onaylanmış olan, tasdik edilmiş","example":"Diploma ile musaddak yüksek iradesi dolayısıyla kendini tebrik ettim."}]},"MUSAFFA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Temizlenmiş; arıtılmış","example":null}]},"MUSAHABE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bulup sohbet etme","example":null}]},"MUSAHHİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dizilmekte olan bir eserin provalarını düzeltme ile görevli kimse","example":"Yoksa musahhih maaşımdan haftada üç papel taksite bağlayıp seni bir şamaroğlanı gibi kullanırım."}]},"MUSAHİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tatlı konuşmaları ile büyüklerin, özellikle padişahların güzel zaman geçirmelerini sağlamakla görevli kimselere verilen unvan","example":null},{"pos":"n","definition":"Sohbet, arkadaşlık eden kimse","example":null}]},"MUSAKKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ufak parçalar biçiminde doğranmış sebzelerin, kuşbaşı et veya kıyma ve soğanla pişirilmesiyle yapılan bir yemek","example":"Patlıcan musakkası. Kabak musakkası."}]},"MUSALLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açıkta namaz kılmak için hazırlanmış olan ve kıble yönüne doğru dikili bir taşı bulunan yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Camilerde cenaze namazı kılınan yer","example":null}]},"MUSALLAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kimse veya şeyin üzerine bıktıracak kadar düşen kimse","example":null}]},"MUSALLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Beş vakit namazını sürekli olarak kılan","example":null}]},"MUSANNA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sanatla yapılmış, bir usta elinden çıkmış","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan, hayal gücüyle yaratılma niteliğinde olan","example":null}]},"MUSANNİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilim, edebiyat, sanat alanında kitap yazan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Sınıflandıran kimse","example":null}]},"MUSAP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hastalığa yakalanmış, tutulmuş, uğramış","example":"Herkes, hastalığın cinsine göre, aşağı yukarı musap sayılır."},{"pos":"adj","definition":"Başına bir kötülük, felaket gelmiş olan","example":null}]},"MUSAVVER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde resimler bulunan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Zihinde tasarlanmış, düşünülmüş olan","example":null}]},"MUSCA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"MUSIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir söz veya düşüncede direnen, ayak direyen kimse","example":null}]},"MUSKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde dinî ve büyüleyici bir gücün saklı olduğu sanılan, taşıyanı, takanı veya sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan bir nesne, yazılı kâğıt vb.","example":"Biz muskamızın gücüyle seferberlik kırımlarının üstesinden gelmiş herifiz."},{"pos":"n","definition":"Üçgen biçiminde katlanmış olan şey","example":null}]},"MUSLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Takıldığı boru veya kabın içindeki akışkanı, istenildiğinde akıtabilecek bir düzende yapılmış açılır kapanır alet","example":"Ben suratımı buruşturdukça, bir yaz öğlesinde yarı açık kalmış bir musluktan akarak ak mermer bir yalakta şarkı söyleyen serin bir su gibi gülsün o!"},{"pos":"n","definition":"Üzerinde su muslukları bulunan, porselen, emaye, sac ve benzerinden yapılmış, el, yüz, bulaşık yıkamaya yarar, çukur yer veya eşya","example":null}]},"MUSLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sık dokunmuş, parlak, ince, yumuşak bir tür kumaş","example":"Bir bebek yatağı hazırlar gibi özene bezene muslinlerle süslemiştim."},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış olan","example":null}]},"MUSON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güney Asya kıyılarıyla Hint Denizi'nde yaz ve kış mevsimlerinde birbirine ters yönlerden esen geniş alanlı rüzgâr","example":null}]},"MUSTARİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Istırap ve acı çeken","example":"Annem kalp ağrılarından mustariptir."}]},"MUSTATİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açıları dik olan paralelkenar","example":"O siyah ağaç gövdesi, o mustatilin içine ne kadar güzel oturmuş."}]},"MUSİBET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendinde kötülük getirdiğine inanılan belirti veya güç bulunan, sıkıntılı","example":null},{"pos":"n","definition":"Ansızın gelen felaket, sıkıntı veren şey","example":"Bir musibet bin nasihatten yeğdir."}]},"MUSİKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her biri başka perdede bir sıra kamış boğumundan yapılmış düdük","example":null},{"pos":"n","definition":"Gagasındaki deliklerden rüzgâr estikçe türlü sesler çıktığına inanılan bir masal kuşu","example":null}]},"MUSİKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki","example":"Musikisinde bir taraftan din / Bir taraftan bütün hayat akmış"},{"pos":"n","definition":"Kulağa hoş gelen sesler dizisi","example":"Şiirin musikisi demek, resmin musikisi demek gibi bir şeydir."}]},"MUTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge","example":null},{"pos":"n","definition":"Bazı yerlerde kadına verilen para karşılığında yapılan geçici nikâh","example":null}]},"MUTABIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güzel durma, iyi gitme","example":null},{"pos":"adj","definition":"Birbirine uyan, aralarında anlaşmazlık olmayan","example":"Cadde açılmadan evvel mutabıklarının harabeleriyle henüz bir duvarı duruyordu."}]},"MUTAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keçi kılından hayvan çulu, yem torbası vb. dokuyan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Keçi kılından dokunmuş veya örülmüş çul, çuval, yem torbası vb. şey","example":null}]},"MUTANTAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen","example":null}]},"MUTARİZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cümle içinde geçen bir sözü metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen noktalama işaretinin adı","example":null}]},"MUTASYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğada ve toplumda nitelikle ilgili değişmelerin yavaş yavaş değil, birdenbire olması, bir şeyin ortam ve şartlarını bulduğunda birdenbire nitelik değiştirmesi","example":null}]},"MUTAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her zamanki gibi olan, alışılan","example":null}]},"MUTAVAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boyun eğme; uyma; itaat etme","example":null}]},"MUTEBER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değeri olan veya değeri yüksek olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Güven duygusu veren, güvenilen","example":null}]},"MUTEDİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düşünce, iş ve benzerinde aşırıya kaçmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sıcaklığı çok yüksek veya çok düşük olmayan (yer, iklim)","example":null}]},"MUTEKİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnancı veya imanı olan","example":null}]},"MUTEMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dairelerde, iş yerlerinde bazı para işlerine bakan görevli","example":null},{"pos":"n","definition":"Kendisine inanılıp güvenilen kimse","example":null}]},"MUTENA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik veya nicelik bakımından değeri olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Özenilmiş, özenle yapılmış","example":"En mutena çiçek muhakkak ki menekşedir."}]},"MUTERİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeye karşı çıkan, itiraz eden","example":null},{"pos":"adj","definition":"İtiraz eden kimse","example":null}]},"MUTEZİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaderi inkâr ederek \"kul, ettiklerinin yaratıcısıdır\" diyen ve Tanrı'nın sıfatları konusunda sünnet ehlinden ayrılan bir felsefe","example":null}]},"MUTFAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı bölgelerde yemek pişirilen yer","example":"Lafı döndürdüm dolaştırdım, mutfağın sırrına getirdim."},{"pos":"n","definition":"Yiyecekleri hazırlama sanatı","example":null}]},"MUTLAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, kesin bir biçimde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan; bağımsız","example":null}]},"MUTLAKA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, kesin bir biçimde","example":null}]},"MUTLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenen veya hoşa giden bir şeyin olması sonucu coşku duymak","example":null}],"lemma":"mutlanmak"},"MUTLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşamaktan mutlu olduğunu davranışlarıyla belli eden","example":null},{"pos":"adj","definition":"Mutluluk veren","example":null}]},"MUTLULAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenen veya hoşa giden bir şeyin olması sonucu coşku duymak","example":null}],"lemma":"mutlulanmak"},"MUTMAİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnanmış, gönlü kanmış, emin olan","example":null}]},"MUTSUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mutlu olmayan, bedbaht","example":null}]},"MUTTALİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Öğrenmiş, haber almış, bilgi edinmiş","example":null}]},"MUTTARİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değişmeksizin, düzenli, aynı biçimde tekrarlanan","example":null}]},"MUTTASIF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyi yapabilme niteliğini ve ustalığını kazanmış olan","example":null}]},"MUTTASIL":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Arkası kesilmeden, sürekli ve devamlı bir şekilde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Birbirine dokunacak kadar yakınlaşmış veya yan yana olan","example":null}]},"MUTİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen","example":null}]},"MUVACEHE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüz yüze gelme; yüzleşme","example":null}]},"MUVAFFAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başarılmış, başarılı iş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Başarmış, başarılı kimse","example":null}]},"MUVAFIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşe yarayan","example":"Böyle bir teklifi kabul etmek kolay ve muvafık değildir."}]},"MUVAHHİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı'nın birliğine inanan","example":null}]},"MUVAKKAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa ve belli bir süre için olan","example":null}]},"MUVAKKİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneşe bakarak namaz vakitlerini bildiren kimse","example":null}]},"MUVASALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli iki yer arasında gidip gelebilme","example":null}]},"MUVAZAA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olmayan bir durumu varmış gibi göstermek veya olduğundan başka anlatmak için önceden yapılan anlaşma","example":null}]},"MUVAZENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hali","example":null},{"pos":"n","definition":"Dengeli duruma getirme","example":null}]},"MUVAZZAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silahlı Kuvvetlerde çalışan meslekten subay ve astsubaylarla askerlik hizmetini yapan erler","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir görev ve hizmetle yükümlü olan kimse","example":null}]},"MUVAZİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen","example":null}]},"MUVAŞŞAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak biçimde düzenlenmiş manzume","example":null}]},"MUYLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başka bir parça için dönme ekseni görevini yapan, silindir biçiminde parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir milin yatağında dönmesini sağlayan bölüm","example":null}]},"MUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin kendine özgü hoş kokulu, tatlı, besleyici, kalın kabuklu, uzun meyvesi","example":"Lübnan; portakal, turunç, hurma ve muz memleketiydi."},{"pos":"n","definition":"Muzgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, bir çenekli, çok yıllık bir bitki","example":null}]},"MUZAFFER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstünlük elde etmiş, zafer kazanmış","example":"Boş sokakta bir dakika evvelki mutena alayın hayalini heyecanlı ve muzaffer gözlerle takip ediyorlardı."}]},"MUZDARİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Izdırap ve acı çeken","example":"Büyük bir millet, gururunda, haklarında, tarihinde mağdur ve muzdaripti."}]},"MUZIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zarar veren, zararı dokunan","example":"Hatta en muzır hayvanlara bile fenâlık edemezdi"},{"pos":"adj","definition":"Sağlığı bozan","example":null}]},"MUZLİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gizli; belirsiz","example":null}]},"MUZMAHİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çökmüş, çöküntüye uğramış","example":"Onun için mağlûp, perîşan, muzmahil bir halde iken bile kendimizi bir kuvvet zannediyorduk"}]},"MUZİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanı, şaka yollu üzecek veya uğraştıracak davranışlarda bulunmayı huy edinmiş olan","example":null}]},"MUÇO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde çalışan küçük yaştaki tayfa yamağı","example":null},{"pos":"n","definition":"Meyhaneci çırağı","example":null}]},"MUĞBER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücenmiş, kırılmış, incinmiş, küskün (kimse)","example":null}]},"MUĞLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"MUĞLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anlaşılması, çözülmesi veya içinden çıkılması güç","example":"Son günlerin karşı, muğlak vakalarını tahlil edemedi."}]},"MUİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb.","example":null}]},"MUİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Okullarda çocukları çalıştırmakla görevli kimse, öğretmen yardımcısı","example":null}]},"MUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altı düz, küçük gezinti vapuru","example":"Ertuğrul yatına bir muş yaklaştı. O muştan redingotlu asker üniformalı birçok paşalar çıktılar."},{"pos":"place","definition":"Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"MUŞAMBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer döşemesi olarak kullanılan, üzeri keten yağı ve mantar tozuyla kaplanmış jüt bezi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir tarafına kauçuk veya yağlı boya sürülerek su geçirmeyecek duruma getirilen kalın bez","example":"Ameliyat masasının beyaz muşambası üzerine yatırdılar."}]},"MUŞMULA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Muşmula ağacının olgunlaşıp yumuşadıktan sonra yenilebilen, yuvarlak, mayhoş, buruk ve beş çekirdekli meyvesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, 2-3 metre yükseklikte dikenli küçük bir ağaç","example":null}]},"MUŞTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Kunduracıların, derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak","example":null}]},"MUŞTALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Muşta ile vurmak","example":null}],"lemma":"muştalamak"},"MUŞTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevindirici haber","example":null}]},"MUŞTULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sevinilecek bir iş, olay ve benzerinin olduğunu birine haber vermek","example":null}],"lemma":"muştulamak"},"MYANMAR":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke.","example":null}]},"MÖBLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan taşınabilir eşyalara verilen genel ad","example":null}]},"MÖSYÖ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkeklerin ad veya soyadlarının önüne getirilen saygı sözü","example":null},{"pos":"n","definition":"Erkeklere verilen bir unvan","example":null}]},"MÜBADELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi","example":null}]},"MÜBADİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lozan Antlaşması'na göre, Türkiye'de, İstanbul dışında oturan Rumlarla değiştirilerek Batı Trakya dışındaki Yunanistan'dan getirilen Türkler","example":null},{"pos":"adj","definition":"Başkasının yerine getirilmiş, mübadele edilmiş","example":null}]},"MÜBAH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dinî bakımdan yapılmasında sakınca olmayan, yapılması günah veya sevap olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yapılmasında sakınca görülmeyen","example":null}]},"MÜBAHASE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konu hakkında iki veya daha çok kişinin karşılıklı konuşması","example":"Mübahasemizin sonuna doğru, tabaksız geniş bir fincanla bize taze kahve ikram ettiler."}]},"MÜBALAĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok gösterme","example":null}]},"MÜBAREK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uğuru olan, iyilik getirdiğine inanılan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çok saygı duyulan","example":"Mübarek yüzlü bir ihtiyar."}]},"MÜBAREZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki düşman taraftan çıkan birer kişinin çarpışması","example":null}]},"MÜBAYAA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesneyi belirlenen fiyatını ödeyerek kendine mal etme işi","example":null}]},"MÜBAŞİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mahkemede duruşmaya girecekleri ve tanıkları çağıran, yargıcın emirlerini bildiren, kâğıtları getirip götüren görevli","example":"Bekliyorlar, mübaşirlerden biri seslensin, sanıklardan sırası geleni çağırsın."}]},"MÜBEYYİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazıları temize çeken kimse","example":null}]},"MÜBEŞŞİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Muştu veren, müjde getiren kimse","example":null}]},"MÜBREM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İstek ve irade dışında olan","example":null}]},"MÜCADELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirlerine isteklerini kabul ettirmek için iki taraf arasında yapılan zorlu çalışma","example":"İki grup arasında çıkan kavga, herkesin isteklerini kabul ettirmek için zorlu bir mücadele haline geldi."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek amacıyla bir kişi veya grubun sürekli çabası","example":null}]},"MÜCAHEDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci, say","example":null},{"pos":"n","definition":"Allah yolunda savaşma","example":null}]},"MÜCAHİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kutsal ülküler uğruna savaşan kimse","example":null}]},"MÜCAVİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sınır ortaklığı bulunan","example":null}]},"MÜCAZAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşlenen bir suçtan ötürü ceza verme","example":"Her şeyde mükâfatla mücazatı, tatlıyla acıyı muvazene ederdi."}]},"MÜCBİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan","example":null}]},"MÜCEHHEZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şey için önceden hazırlanmış olan","example":null}]},"MÜCELLA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parlatılmış; parlak","example":"Mücella mermer tezgâhın sathında hafif bir çizgi bile yoktu."}]},"MÜCELLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kitapları ciltleyen kimse","example":null}]},"MÜCERREP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Denenmiş; sınanmış","example":null}]},"MÜCERRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İsim soyundan sözün taşıdığı kavramı ek almadan bildiren durum","example":null},{"pos":"adj","definition":"Evlenmemiş; bekâr","example":"Yavrum! Gençsin, dilbersin, mücerretsin."}]},"MÜCESSEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cisim durumunda olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Soyut kavramlar için somut bir varlıkta tam olarak belirmiş olan","example":null}]},"MÜCEVHER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değerli süs eşyası ya da taşı","example":"Onun mücevherlerine, incilerine malik tarihte az imparatoriçe gelmiştir."}]},"MÜCMEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Özet olarak anlatılmış, kısa ve özlü","example":null}]},"MÜCRİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Töreler ve ahlaka uygun olmayan, çirkin ve yakışıksız davranışlarda bulunmuş kimse","example":null}]},"MÜCVER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rendelenmiş kabağa un, yumurta, peynir, dereotu, tuz, karabiber, taze soğan katılmasıyla yapılan bir tür köfte","example":null}]},"MÜDAFAA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saldırıya karşı koyma","example":null}]},"MÜDAFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyi savunan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir davada, davacı veya davalının haklarını savunan kimse","example":null}]},"MÜDAHALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstek, gereksinim veya bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi","example":"Sözümü adi bir müdahale zanneder diye korktum."},{"pos":"n","definition":"Bir dava sonucu verilecek olan kararın, dolaylı olarak etkileyeceği üçüncü kişilerin davaya katılmaları","example":null}]},"MÜDAHİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davaya müdahale eden","example":null}]},"MÜDARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalandan dost gibi görünme durumu","example":null}]},"MÜDAVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hastaya bakan kimse","example":null}]},"MÜDAVİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir yere sürekli olarak giden ya da bir işi sürekli yapan kimse","example":null}]},"MÜDDEA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İddia edilen","example":null}]},"MÜDDET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman bölümü","example":null}]},"MÜDDEİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dava eden, bir savda bulunan (kimse)","example":null}]},"MÜDEBBİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranan, önlem alan, hazırlıklı davranan","example":null}]},"MÜDEKKİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnceleyen, araştırma yapan kimse","example":null}]},"MÜDELLEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belgeyle gösterilmiş","example":null}]},"MÜDERRİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yükseköğretim kuruluşlarında en üst aşamada olan öğretim üyesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Medresede veya camide öğretmen","example":null}]},"MÜDEVVEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir araya getirilerek divan durumunda toplanmış şiir vb.","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir araya toplanmış, düzenlenmiş","example":null}]},"MÜDEVVER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Top veya küre biçiminde olan","example":null}]},"MÜDRİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anlamış, aklı ermiş","example":null}]},"MÜDRİKE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa süren, bir an içinde olan","example":null}]},"MÜDRİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İdrarı artıran, idrar söktürücü","example":null}]},"MÜDÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"İdare eden; yöneten","example":"Yazı işleri müdürleri böyle öyküler istiyorlar."}]},"MÜDİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bayan müdür, bayan yönetmen","example":null}]},"MÜEBBET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşadıkça süren, ömür boyunca olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sonu olmayan","example":null}]},"MÜECCEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İleriye atılmış, ertelenmiş","example":null}]},"MÜEDDEP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Topluluk kurallarına uygun olarak davranan ve çevresini rahatsız etmeyen","example":null}]},"MÜELLİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilim, edebiyat, sanat alanında kitap yazan kimse","example":null}]},"MÜEMMEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Emniyete alınmış kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Güvenilir kimse","example":null}]},"MÜENNES":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bazı dillerde dişi cinsten sayılan kelime","example":null}]},"MÜESSES":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir yere yerleşmiş","example":null}]},"MÜESSESE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Topluma hizmet amaç ve göreviyle kurulan her şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi insanlar tarafından oluşturulan şey","example":null}]},"MÜESSİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzüntü veren, acıklı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Hoşa gitmeyen, kötü olay, durum","example":null}]},"MÜESSİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanın içine işleyen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Nitelikleri ile etki yaratan; etkili","example":null}]},"MÜEZZİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Namaz vakitlerini bildirmek için ezan okuyan din görevlisi","example":null}]},"MÜFERRİH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ferahlık verici, gönlü ferahlatıcı","example":null}]},"MÜFESSİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa ve anlaşılması güç bir metni açıklayan, açıklığa kavuşturan, metnin anlam ve amacı üstünde yorumda bulunan kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kuran'ı yorumlayan kimse","example":null}]},"MÜFETTİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kuruluştaki işlerin kanun ve tüzüklere uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini denetleyen kimse","example":null}]},"MÜFLİS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Borçlarını ödeyemez duruma düşen, iflas etmiş kimse","example":null}]},"MÜFREDAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir okulu bitirmek veya bir alanda uzmanlaşmak için okunması gereken ders ve konuları kapsayan plan","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir bütünü oluşturan bireyler, ayrıntılar","example":"Bir listenin, bir hesabın müfredatı."}]},"MÜFREZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir bütünden ayrılmış","example":null}]},"MÜFREZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü askerî görev ve hizmetlerin yapılması için, küçük birliklerden, belli bir kuruluşa bağlı kalmadan geçici olarak oluşturulan grup","example":null}]},"MÜFRİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren","example":null}]},"MÜFSİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan, ortalığı birbirine katan","example":null}]},"MÜFT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karşılıksız, emeksiz, parasız elde edilen","example":null}]},"MÜFTEHİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyi övünç bilerek onunla sevinen, övünen, iftihar eden","example":null}]},"MÜFTERİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birine işlemediği bir suçu veya kendisinde bulunmayan bir ayıbı yükleyen","example":null}]},"MÜFTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî konularda fetva veren kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"İl ve ilçelerde Müslümanların din işlerine bakan görevli","example":"Müftü bunu işitince çatkın bir çehre ile geldi."}]},"MÜFİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işte iyi sonuç veren, fayda sağlayan, kazançlı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Anlatan; ifade eden","example":null}]},"MÜGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zambakgillerden, temren biçimindeki yaprakları arasında, ince bir sap üzerinde küçük çan biçiminde beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi","example":null}]},"MÜHENDİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mühendislik mesleğinden olan kimse","example":null}]},"MÜHEYYA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan","example":null}]},"MÜHEYYİÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Coşturucu, heyecan verici","example":null}]},"MÜHLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin yapılması veya bir borcun ödenmesi için tanınan süre","example":null}]},"MÜHLİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kazaya yol açan, kendisinden kötülük gelebilen","example":null}]},"MÜHLİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Adana bölgesinde yetiştirilen ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki","example":null}]},"MÜHMEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bırakılmış, bakılmamış, ilgisizliğe uğramış","example":null}]},"MÜHRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı av hayvanlarını çekmek için kullanılan çığırtkan kuş","example":"Gökten çekilirken / Ördekleri çeker mühre"},{"pos":"n","definition":"Her tür yuvarlak şey; küçük top","example":null}]},"MÜHRELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kâğıdı mühre ile cilalamak, parlatmak, düzeltmek","example":null}],"lemma":"mührelemek"},"MÜHTEDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başka bir dindeyken Müslüman olan","example":null}]},"MÜHÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, bir kuruluşun adının veya unvanının tersine kazılı bulunduğu, metal, lastik ve benzerinden yapılmış araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu araçla basılan ve imza yerine geçen ad","example":null}]},"MÜHÜRDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet büyüklerinin mühürlerini taşımak ve gereken kâğıtları mühürlemekle yükümlü görevli","example":"Mühürdar, vezirin mührünü muhafaza eden ve gene onun emriyle kullanabilen adamdı."}]},"MÜHÜRLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yazı, belge ve benzerinin doğruluğunu veya kabul ve onayını belirtmek amacı ile altına mühür koymak, mühür basmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin üzerine açıldığında belli olması için yetkili makamlarca yapıştırılan kırmızı muma mühür basmak","example":null}],"lemma":"mühürlemek"},"MÜHİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik veya nicelik bakımından değeri olan","example":null}]},"MÜHİMMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateşli silahlarla atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde","example":null},{"pos":"n","definition":"Savaş gereçleri","example":"Otomobillerdeki topçu mühimmatını kurtarıp mahalline ulaştırmak elzemdi."}]},"MÜHİMSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Değerli ve önemli saymak","example":null}],"lemma":"mühimsemek"},"MÜJDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevindirici haber","example":"Anasından para geldiği müjdesini ilkin ben verdim."},{"pos":"n","definition":"Sevindirici haber getirene verilen armağan","example":null}]},"MÜJDELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sevinilecek bir iş, olay ve benzerinin olduğunu birine haber vermek","example":"Kız Hasan'a gelecek baharda yine burada misafir kalacaklarını müjdeledi."}],"lemma":"müjdelemek"},"MÜKAFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iyiliğe karşılık olarak verilen armağan","example":"Talihin sana bilasebep verdiği nahak bir mükâfatın kıymetini takdir edemiyorum."},{"pos":"n","definition":"Değerlendirici, sevindirici davranış","example":null}]},"MÜKALEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılıklı konuşma","example":null}]},"MÜKEDDER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzülmüş, üzüntü duymuş","example":null}]},"MÜKELLEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vergi vermekle yükümlü gerçek veya tüzel kişi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi yapma zorunluluğu olan","example":null}]},"MÜKEMMEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eksiksiz, kusuru olmayan, şahane","example":null}]},"MÜKERRER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yinelenmiş, tekrar edilen","example":null}]},"MÜKRİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Konuklarına iyi davranan, onları iyi ağırlayan ve kendisine konuk gelmesinden hoşlanan","example":null}]},"MÜKTESEP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kazanılmış; edinilmiş","example":null}]},"MÜLAHAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş","example":null}]},"MÜLAHHAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen kimse","example":null}]},"MÜLAKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bulup sohbet etme","example":null},{"pos":"n","definition":"Radyo ve televizyon habercisinin araştırma ve soruşturma sonucunda hazırlamış olduğu program","example":null}]},"MÜLAKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Buluşan; kavuşan; görüşen","example":null}]},"MÜLAYİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uygun, hoş görülebilir","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yumuşak huylu","example":null}]},"MÜLAZIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orduda rütbesi asteğmenle üsteğmen arasında olan, takım komutanlığı yapan subay","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden","example":null}]},"MÜLEMMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dizelerinden her biri başka dille yazılmış şiir","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bulaşmış; sıvanmış","example":null}]},"MÜLEVVEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan","example":null}]},"MÜLEVVES":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Leke, toz veya kirle kaplı olan, kirli, iğrendirici","example":null},{"pos":"adj","definition":"Karışık; düzensiz","example":null}]},"MÜLEYYİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bağırsakları boşaltan, dışkının dışarı çıkmasını kolaylaştıran ilaç","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yumuşaklık veren; yumuşatıcı","example":null}]},"MÜLGA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Varlığı kaldırılan, kapatılan","example":null}]},"MÜLHAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir asker karargâhında subay yardımcısı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir bütüne sonradan katılmış olan; eklenmiş","example":null}]},"MÜLHAKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir merkeze bağlı olan yerler","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir bütüne katılanlar; ekler","example":null}]},"MÜLHEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçe doğmuş; birinin içine doğmuş; esinlenmiş","example":null}]},"MÜLHİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı'yı tanımayan, Tanrı'nın varlığına inanmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Doğru yoldan çıkmış","example":null}]},"MÜLK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal","example":"Almanya'da mülk düzerek bir daha dönmemişti."}]},"MÜLKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ülke yönetimine ilişkin","example":null},{"pos":"adj","definition":"Asker sınıfı dışında kalan","example":null}]},"MÜLKİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asker olmayanlar sınıfı","example":null}]},"MÜLKİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisinin olan bir şeyi yasa çerçevesi içinde istediği gibi kullanabilme hakkını taşıma durumu","example":null}]},"MÜLTECİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başka bir ülkeye veya yere sığınmış olan kişi","example":null}]},"MÜLTEFİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güler yüz gösteren, hoş davranan","example":null}]},"MÜLTEZİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keseneği alan kimse","example":null}]},"MÜMANAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Engel olma; karşı koyma","example":null}]},"MÜMARESE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alışkanlıktan doğan yeti; meleke","example":null}]},"MÜMAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru","example":null},{"pos":"adj","definition":"Dokunan; temas eden","example":null}]},"MÜMASİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Benzeyen; andıran","example":"Adapazarı havalisinde de buna mümasil bir hadise vukua geldi."}]},"MÜMBİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Verimi iyi ve bol olan","example":null}]},"MÜMESSİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hak ve görev bakımından birinin veya bir topluluğun adına davranan kimse","example":"O, yalnız devrinin değil, bütün asırlar boyunca Türk edebiyatının en kuvvetli mümessillerinden biri olmuştur."}]},"MÜMEYYİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınavlarda, soruların hazırlanmasından notların verilmesine kadar bütün değerlendirme çalışmalarına katılan görevli","example":"Neşemden duramıyor, öbür mümeyyizlerle konuşuyor, gülüyordum."},{"pos":"n","definition":"Yazıları beyaz kâğıda temize çeken kimse","example":"O, 'yazıla' işaretini koydu mu mümeyyiz temize çeker."}]},"MÜMKÜN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İhtimal dâhilinde olan, beklenen, görünüşe göre olacağı sanılan","example":null}]},"MÜMTAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan; üstün; güzide; mutena","example":null}]},"MÜMTENİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olma veya gerçekleşme durumu bulunmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir şeyi yapmaktan çekinen, kaçınan","example":null}]},"MÜMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti Muhammed ümmetinden olan kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"İnancı veya imanı olan","example":null}]},"MÜNACAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'dan bir şey dilemek amacıyla söylenen söz, dua","example":null},{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında Tanrı'yı öven şiir türü veya şiirin bir bölümü","example":null}]},"MÜNADİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kamuya duyurulmak istenilen şeyleri yüksek sesle haber vermeyi iş edinmiş olan kimse","example":null}]},"MÜNAFIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan, ortalığı birbirine katan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Dinî kurallara inanmadığı hâlde inanmış gibi görünen","example":null}]},"MÜNAKALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köyler, şehirler, ülkeler arasında bir yerden bir yere gidiş geliş; muvasala; temas","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi bir yerden başka bir yere aktarma","example":null}]},"MÜNAKAŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme","example":null}]},"MÜNASİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşe yarayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Beğenilen; hoşa giden; uygun","example":"Yaşta küçük amma boyda münasip / Sallanıyor bir fidanca dal gibi"}]},"MÜNAVEBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması","example":null}]},"MÜNAZAA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme","example":null},{"pos":"n","definition":"Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş","example":null}]},"MÜNAZARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konu üzerinde, belli kural ve yöntemlere uyularak yapılan tartışma","example":"Bir fikrin münazarasıyla kütüphanesinin önünde sabahladığımız geceler olurdu."},{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında zıt varlıklar ve kavramlar arasındaki karşıtlığı anlatan yazı türü","example":null}]},"MÜNCER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir yana doğru çekilip sürüklenen","example":null}]},"MÜNDEMİÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Varlığın içinde bulunan, varlığın yapısına karışmış olan","example":"Bu harekette mündemiç bulunan mana..."},{"pos":"adj","definition":"Yalnızca bilinçten olan, yalnızca bilinç içeriği olarak var olan","example":null}]},"MÜNDERİÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin içinde yer almış","example":"Kitapta bu bahis münderiç değil."}]},"MÜNEBBİH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir canlının herhangi bir organını dıştan bir etki ile görev yapmaya zorlayıcı özelliği olan","example":null}]},"MÜNECCİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıldızların durum ve hareketlerinden anlam çıkaran kimse","example":null}]},"MÜNEKKİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eleştiri yazıları yazan kimse","example":null}]},"MÜNEVVER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aydın kimse","example":"Ustanın kendisini küçük burjuva münevveri diye aşağılık görmesinin acısını çıkarıyor."}]},"MÜNEZZEH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kirli, lekeli, pis veya bulaşık olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan","example":"Onu, sefil pohpohlama edebiyatı ile kazanacak herhangi bir sahtekârlık gayretinden münezzeh bulunuyoruz."}]},"MÜNFAİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kimseye gücenmiş, gönlü kırılmış, kızgın olan","example":"Sende kalmıştı münfail, kırgın / Muzdarip gönlümün son ümidi"}]},"MÜNFERİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tek, ayrı, kendi başına olan","example":"Ama bu münferit hayranlıklar aldatmamalı bizi."}]},"MÜNFESİH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bozulmuş; dağılmış; feshedilmiş","example":null}]},"MÜNHAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görevlisi olmayan iş, görev, memuriyet vb.","example":null},{"pos":"adj","definition":"Erir; eriyebilen; çözülen","example":null}]},"MÜNHANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğru veya düz olmayan, bir noktasında yön değiştiren","example":null}]},"MÜNHARİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir tarafa sapmış, doğruluğunu yitirmiş","example":null}]},"MÜNHASIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir kimse veya bir şey için ayrılmış","example":"Vatan bizim kılıcımızın ekmeğidir. Daima kendimize mahsus, kendimize münhasır biliriz."}]},"MÜNHAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşağı olan, yüksek(te) olmayan yer","example":null}]},"MÜNHEZİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bozguna uğramış; bozulmuş; yenilmiş","example":null}]},"MÜNKESİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kırılmış, kırma eylemine konu olmuş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir kimseye gücenmiş, gönlü kırılmış, kızgın olan","example":null}]},"MÜNKİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnkâr eden, kabul etmeyen","example":"Kurban kılayım bu canı aşka münkir olmayayım / Aşktır bu derdin dermanı aşk yolunda verem canı."},{"pos":"adj","definition":"Tanrı'nın varlığına inanmayan, Tanrı'nın varlığını inkâr eden kimse","example":null}]},"MÜNTEHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi; akıbet","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sona ermiş; bitmiş","example":null}]},"MÜNTEHAP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Seçerek ayrılmış, seçkin","example":null}]},"MÜNTEHİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Seçimde oy verme hakkı olan kimse","example":null}]},"MÜNTESİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir yere, birine bağlanmış, kapılanmış, intisap etmiş olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"İlgisi bulunan; ilgili","example":null}]},"MÜNTEŞİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çoğu kimselerce duyulmuş, öğrenilmiş, kullanılmış veya benimsenmiş, özgünlüğü olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yayımlanan, yayımlanmış olan gazete, dergi vb.","example":null}]},"MÜNZEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Topluluktan kaçan, yalnız başına kalmayı seven","example":null}]},"MÜNŞEAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanatlı düz yazı veya mektupların toplandığı dergi","example":null},{"pos":"n","definition":"Kaleme alınmış, yazılmış şeyler","example":null}]},"MÜNŞİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mektup türünde usta ve başarılı olan, inşası güçlü kimse","example":null}]},"MÜPHEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen","example":null},{"pos":"adv","definition":"Belli belirsiz bir biçimde","example":null}]},"MÜPTEDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şey öğrenmeye yeni başlayan kimse","example":null}]},"MÜPTELA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bağlı, düşkün, gönül vermiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir hastalığa tutulmuş","example":null}]},"MÜPTEZEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Saygınlığını yitirmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çokluğundan dolayı değerini yitiren, değersiz","example":null}]},"MÜRACAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konu hakkında birinin düşüncesini sorma","example":null},{"pos":"n","definition":"Başvurma işi","example":"Bize daha önce yapmış olduğunuz müracaatla evlenmek istediğinizi bildirmişsiniz."}]},"MÜRADİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anlamları aynı veya birbirine çok yakın olan kelimeler","example":null}]},"MÜRAİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Özü sözü bir olmayan","example":"Pek nazik olduğu için onu görenler mürai zannederler."}]},"MÜRDÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Reçeli veya hoşafı yapılan bir cins küçük ve kara erik","example":"Al yanaklı elma mı daha önce dalından kopar, yoksa bir sıcak ülkeler güzelinin gözlerine benzeyen mürdüm eriği mi?"}]},"MÜRDÜMÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, yazın ekilen bir yıllık otsu bir bitki","example":null}]},"MÜREBBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle çocuk eğitimi ile uğraşan kimse","example":null}]},"MÜRECCAH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir başkasından daha çok beğenilip tercih edilen, üstün görülen","example":null}]},"MÜREFFEH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Refah ve varlık içinde yaşayan","example":null}]},"MÜREKKEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazı yazmak, desen çizmek veya basmak için kullanılan, türlü renklerde sıvı madde","example":"Delikanlının elinden yere kocaman bir mürekkep şişesi düşüp patladı."},{"pos":"adj","definition":"Bir araya gelmiş, birleşmiş olan","example":null}]},"MÜRETTEP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıralanmış, düzenlenmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sonradan düzenlenmiş, derlenmiş","example":null}]},"MÜRETTİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basımevinde basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleme işiyle uğraşan kimse","example":"Eli yüzü karalı, elleri dirseklerine kadar sıvalı mürettipler harıl harıl çalışırlarken arada bana bakıyorlardı."},{"pos":"adj","definition":"Düzenleyen, hazırlayan, sıraya koyan","example":null}]},"MÜREVVİÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir düşüncenin taraftarı veya yayıcısı","example":null}]},"MÜRT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ölmüş, gebermiş hayvan","example":null}]},"MÜRTECİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yeni düzene karşı direnen kimse; gerici","example":null}]},"MÜRTEFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Derece veya makamı bakımından üstün olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yükselen, yüksek bir yere çıkmış olan","example":null}]},"MÜRTEKİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için mal veya para olarak sağlanan çıkarı alan ya da kullanan (kimse)","example":null},{"pos":"adj","definition":"Para, kazanç karşılığı olarak kötü, uygunsuz işler çeviren, kimse","example":null}]},"MÜRTESEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İz düşümü düzlemi denilen bir düzlem üzerinde, bazı geometri kurallarına uyularak bir cismin gösterilmesi","example":null}]},"MÜRTET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Müslümanlığı bırakıp başka bir dine geçmiş olan kimse","example":null}]},"MÜRUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitme işi veya biçimi, bitme, sona erme","example":null},{"pos":"n","definition":"Geçme, bir taraftan girip diğer taraftan çıkma","example":null}]},"MÜRURİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı yerlerden geçenlerin ödemek zorunda oldukları para","example":null}]},"MÜRVER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hanımeligillerden, yaprakları karşılıklı, demet durumundaki beyaz çiçeklerinden hekimlikte yararlanılan, meyvesi zeytine benzer bir ağaççık","example":null}]},"MÜRÜVVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlü ve cesur olma durumu, kahramanca davranış","example":null},{"pos":"n","definition":"Para ve malını esirgemeden verme durumu","example":null}]},"MÜRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tarikat şeyhine bağlanarak ondan tasavvufun yollarını öğrenen, onun doğrultusunda ilerleyen kimse","example":"Ankara'ya geldiği zaman Hacı Bayram'ı müritleriyle ovada mahsul toplarken görür."}]},"MÜRŞİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğru yolu gösteren kimse; kılavuz","example":"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir."},{"pos":"n","definition":"Müritlerine tasavvufu öğreten, sırları ve gerçekleri gösteren tarikat şeyhi","example":null}]},"MÜSAADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey yapmak için verilen veya alınan özgürlük","example":"Ayrıca, saray kütüphanesine dilediğim kadar girip çıkma müsaadesi bahşettiler."},{"pos":"n","definition":"Elverişli, uygun olma durumu","example":null}]},"MÜSABAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki sporcu veya iki takım arasında, karşılıklı olarak kazanmak amacıyla yapılan yarışma","example":null}]},"MÜSABIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yarışmaya katılan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir spor dalında birbirini geçmeye çalışanlardan her biri, rekabet yanlısı olan kimse","example":null}]},"MÜSADEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silahlı iki grup arasındaki kısa çatışma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir iş üzerinde sürekli çalışma","example":null}]},"MÜSADERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanzimattan önce herhangi bir kişiye ait mallara padişah adına el konulması","example":null}]},"MÜSAMAHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Görmezlikten gelme;, göz yumma","example":null}]},"MÜSAMERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Okullarda öğrencilerin sunduğu, programında koşuk, oyun vb. gösterilerinin yer aldığı eğlence","example":"Bu müsamere günündeki selamlama süresince bedenimde bir değişim olmuştu."},{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla akşam toplantısı, akşam eğlencesi","example":null}]},"MÜSAVAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu","example":"Hürriyet, müsavat diye herkesin ağzına bir parmak bal çaldılar."}]},"MÜSAVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik yönünden eşit; uygun","example":null}]},"MÜSAİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uygun; elverişli","example":"Asla hissîliğe, ılık ve yumuşak duygulara müsait değiliz."},{"pos":"adj","definition":"Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen kadın","example":null}]},"MÜSEBBİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin olmasına, yapılmasına sebep olan, yol açan kimse veya şey","example":null}]},"MÜSECCEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sicile geçmiş, sicili defterine işlenmiş","example":null}]},"MÜSEDDES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altı kenarlı çokgen","example":null},{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi","example":null}]},"MÜSELLEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnkâr edilemeyen, karşı çıkılamayan, söz götürmez","example":"Aksaray'ın kaldırım kabadayısı yetiştirmesi müsellemdir."}]},"MÜSELLES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üç tepe noktası, üç açısı, üç kenarı olan geometri biçimi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Üç parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden üç tane bulunan","example":null}]},"MÜSELLİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı Devleti'nde eyalet ve sancakta yönetimi elinde bulunduran kişi","example":null}]},"MÜSELSEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbirine bağlı olan, art arda zincirleme olarak gelen","example":"Birbirini yaratan müselsel esprilerle söylüyordu."}]},"MÜSEMMA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ad verilmiş, adı olan","example":null}]},"MÜSEMMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sekizer dizeli bentlerden oluşan şiir","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sekiz bölümden oluşan; sekizli","example":null}]},"MÜSEVVİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel veya kamu kuruluşlarında yönetim ve yazışmalardan sorumlu kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Taslak yapan kimse","example":null}]},"MÜSHİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağırsakları çalıştırıp temizleyen, dışkının kolaylıkla dışarı atılmasını sağlayan ilaç","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bağırsakları çalıştırıp temizleyen, dışkının kolaylıkla dışarı atılmasını sağlayan ilaç","example":null}]},"MÜSMİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Verimi iyi ve bol olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sonuç veren","example":null}]},"MÜSPET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olgulara, deneylere dayalı olarak bazı nitelikleri belli olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gözetilen amaca veya beklenilene uygun; yararlı; pozitif","example":null}]},"MÜSRİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşırı ve yersiz harcamalar yapan","example":null}]},"MÜSTAFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendi isteğiyle işinden çekilmiş, istifa etmiş","example":"Müstafi başbakan olmadan bir memleketimi ziyaret edeyim."}]},"MÜSTAHAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin layık olduğu ödül veya ceza","example":null}]},"MÜSTAKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karar kılınan, yerleşilen yer","example":null},{"pos":"adj","definition":"İstikrar bulmuş, durulmuş","example":null}]},"MÜSTAKİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kullanış yönünden belli kişi veya kişiler için ayrılmış olan","example":"Daireye on yıl, yirmi yıl sonra girenlerin her biri başköşelere kurulsun, müstakil oda sahipleri olsun ve hatta sana emirler versin..."}]},"MÜSTAKİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir doğru boyunca olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Doğru, doğruluktan şaşmayan","example":null}]},"MÜSTAMEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kullanılmış olan","example":null}]},"MÜSTAĞNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zorunlu ihtiyaçları karşılandığında bununla yetinen, fazla mal ve para istemeyen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Nazlı davranan","example":null}]},"MÜSTAİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğuştan yetenekli, kabiliyetli olan","example":null}]},"MÜSTEAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçeğinin yerine konulan","example":null},{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir makam","example":null}]},"MÜSTEBAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olacağı sanılmayan, uzak görülen","example":null}]},"MÜSTEBİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan","example":null}]},"MÜSTECİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi, bir yeri kira ile tutan kimse","example":null}]},"MÜSTEFİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Faydalanma, istifade etme","example":null}]},"MÜSTEHZİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma huyu olan","example":"Dans edenlerin dansını beğenmiyormuş gibi müstehzi bir ağız çarpıklığıyla dudaklarını kıvırıyordu."}]},"MÜSTENİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir konu üzerine olan, üzerine, konusunda, ... ile ilgili","example":null}]},"MÜSTERİH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bütün kaygılardan kurtulup gönlü rahata kavuşan, içi rahat olan","example":null}]},"MÜSTESNA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir bütünün veya kurala uymayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Başkalarına benzemeyen, ayrı tutulan","example":null}]},"MÜSTEVLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa zamanda çevredeki insan, hayvan veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir yeri istila eden, yönetimi altına alan kimse, devlet, ordu vb.","example":"Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler."}]},"MÜSTEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine, kesişen iki doğrunun her noktasının dokunması gereken yüzey","example":null},{"pos":"adj","definition":"Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan","example":null}]},"MÜSTEZAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her dizesine bir küçük dize eklenmiş divan edebiyatı nazım türü","example":null},{"pos":"n","definition":"Çoğalması istenilen; artmış","example":null}]},"MÜSTEŞAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bakanlıklarda, elçiliklerde bakan veya büyükelçiden sonra gelen en büyük yönetici","example":"Güzel çehreli müsteşar bey, nazır beyin kapıcısından daha alçak gönüllü idi."},{"pos":"n","definition":"Kendisinden bilgi alınan, kendisine danışılan kimse","example":"Yeni müsteşar, yarın daire başkanlarını olağanüstü toplantıya çağırmış."}]},"MÜSVEDDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstünde düzeltmeler yapılan, temize çekilmemiş yazı taslağı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin kötü benzeri","example":"Anne değil ki anne müsveddesi."}]},"MÜTALAA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş","example":null},{"pos":"n","definition":"Müzakere, görüş","example":null}]},"MÜTAREKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması","example":null}]},"MÜTEADDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçişli, lazım karşıtı","example":null}]},"MÜTEAKİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Arkadan gelen; ardı sıra gelen; ardı sıra","example":null},{"pos":"adv","definition":"-den sonra","example":"Bir dövüşmeyi müteakip bazen iki kişi, bazen iki saf arasında kıyasıya bir boğuşmadır başlardı."}]},"MÜTEBAKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Artan, geriye kalan","example":null}]},"MÜTEDAİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ait, için, dolayı, üzerine, ... ile ilgili","example":"Bu meseleye mütedair verdiğim cevapları, şu suretle hülasa edebilirim."}]},"MÜTEKAİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan kimse","example":null}]},"MÜTEMADİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Arkası kesilmeden, sürekli ve devamlı bir şekilde","example":null}]},"MÜTEMMİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle fiilin anlamını çeşitli yönlerden tamamlayan, herhangi bir isim durumunda bulunan, edat alan isim veya tamlama","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen","example":"Hâlbuki birçok kadınlar malumatlarını zarafetlerinin bir mütemmimi addederler."}]},"MÜTERCEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çevrilmiş, tercüme edilmiş","example":null}]},"MÜTERCİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazıyı veya konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse","example":null}]},"MÜTEVALİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbiri ardından gelen","example":null}]},"MÜTEVAZI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren, başkalarını küçük görmeyen, büyüklenmeyen (kimse)","example":"O, her ne kadar büyük başarılara imza atmış olsa da, gönülsüz tavırları ve mütevazı duruşu herkesin saygısını kazanmıştı."},{"pos":"adj","definition":"Göz alıcı, çekici olmayan, iddiasız","example":null}]},"MÜTEVAZİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbirine paralel olan","example":null}]},"MÜTHİŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tahammül edilemez, çok rahatsız eden","example":"Bu müthiş yokluğa, bu derin acıya tahammül edemiyordum."},{"pos":"adj","definition":"Şaşılacak kadar değişik","example":"Birdenbire kendinde müthiş bir sükûnet, tarifsiz bir rahatlık hissetti."}]},"MÜTTEFİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aralarında anlaşma veya sözleşme sağlanmış olan kimse veya topluluk","example":null}]},"MÜTTEHİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birlik durumuna gelmiş, birleşik, birlik olmuş","example":null}]},"MÜVEKKİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini kendine vekil olarak seçen kimse","example":null}]},"MÜVERRİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarihsel konular üzerinde araştırmalar yapan, tarih kitapları yazan kimse","example":"Osmanlı müverrihleri, acı tecrübelerin ilham ettiği bu insafsız hükümlere elbette ki itibar etmeyeceklerdi."}]},"MÜVESVİS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyden bir anlam çıkaran (kimse)","example":null}]},"MÜVEZZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse","example":null}]},"MÜYESSER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolaylıkla ortaya çıkan","example":null}]},"MÜZAHİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Arkalayan; destekleyici; arka çıkan; yardımcı","example":null}]},"MÜZAKERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konuşma biçiminde yapılan sınav","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir konuyla ilgili fikir alışverişinde bulunma","example":null}]},"MÜZAYAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoksul olma durumu, parasız kalma durumu","example":null}]},"MÜZAYEDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir malın satışında alıcılar arasında fiyat artırma yarışına dayanan satış","example":null}]},"MÜZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapı","example":"O devirlere ait yatağanlar, baltalar paslanmamış çelikleriyle müzelerimizdedir."}]},"MÜZEBZEP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bozuk yönetim","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çok karışık; karmakarışık","example":null}]},"MÜZEHHEP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaldızla süslenmiş, yaldızlanmış","example":"Ramazan ayında müzehhep yazmalar ortaya çıkar."},{"pos":"adj","definition":"Altın suyuna batırılmış olan","example":null}]},"MÜZEKKER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bazı dillerde erkek cinsten sayılan kelime","example":"Türkçe'de müzekker ya da müennes kelimeler olmasa da yabancı dillerden gelen kelimelerde bu tür sözcüklere rastlanabilir."}]},"MÜZEVİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan, ortalığı birbirine katan","example":"Ah müzevvirler, Allah'tan korkmaz kalleşler!"}]},"MÜZEYYEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Süslenmiş; bezenmiş","example":"Güllerle, güneşlerle, emellerle müzeyyen"}]},"MÜZMİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ne kadar süreceği belli olmaksızın sürüp giden","example":null},{"pos":"adj","definition":"Uzun zamandan beri süren, uzun süreli olan hastalık; süreğen; iyileşmez; kalıcı","example":"Müzmin hastalıktan kurtulacağına dair inancı gitgide azalıyordu."}]},"MÜZİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması","example":"Bu akşam güzel bir müzik dinledik."}]},"MÜZİKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müzik eşliğinde sergilenen film veya tiyatro oyunu","example":"Halk müzikallere ilgi göstermeye başlıyor."},{"pos":"adj","definition":"Müzikle ilgili","example":null}]},"MÜZİKHOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fon müziğinden yararlanılarak eğlenceli, fantezi oyunların oynandığı yer","example":null}]},"MÜZİSYEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müzik eserleri yaratan, besteleyen veya besteleri çalan kimse","example":"Başarılı oyunların hemen hepsinde bu yönetmen, müzikçi, dekorcu, ışıkçı iş birliği görülüyordu."}]},"MÜZİÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boğucu, sıkıntı veren","example":"Bütün ruhumda müziç bir ağırlık olur geceleri."}]},"MÜÇTEHİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayet ve hadislere dayanarak yargıya varan, karar veren din düşünürü","example":null}]},"MÜŞABİH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan","example":"Hatta bir halıdaki mukabil iki şekilden bile biri diğerine tamamıyla müşabih değildir."}]},"MÜŞAHEDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılama","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi","example":null}]},"MÜŞAHHAS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Varlığı duyularla algılanabilen","example":null}]},"MÜŞAHİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dikkatle, eleştirici bir gözle gözlem yapan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir konferans, kongre ve benzerine katılan, genellikle söz alma ve önerge verme hakkı olmayan, toplantıları kendi veya başkası adına izleyen kimse","example":null}]},"MÜŞAVERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konu hakkında birinin düşüncesini sorma","example":null}]},"MÜŞAVİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgi ve düşüncesi alınmak için kendisine danışılan görevli kimse","example":null}]},"MÜŞEBBEH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyle arasında benzerlik bulunan; benzetilen","example":null}]},"MÜŞEKKEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Biçim verilmiş","example":null}]},"MÜŞERREF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Onur verilerek yüceltilmiş","example":null}]},"MÜŞEVVEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belirsiz; karışık; düzensiz","example":null}]},"MÜŞEVVİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ayartan; kışkırtan; önayak olan","example":"Mukavemet müşevviklerine itibar etmeyiniz, felaket getirir."},{"pos":"adj","definition":"Arzusunu çoğaltan, isteğini artıran","example":null}]},"MÜŞFİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıyarak ve koruyarak seven","example":null}]},"MÜŞKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini ya da yapılmasını önleyen sebep ya da şey","example":"Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi."},{"pos":"adj","definition":"Amaçlanan duruma getirilmesi, elde edilmesi, çözümlenmesi, işlenmesi güç veya engeli çok olan, zor","example":null}]},"MÜŞKÜLAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlük; güçlükler; zorluklar","example":"İtiraf edelim ki dünkü halkımız henüz sanata karşı hazırlıklı olmadığı için çok büyük müşkülata maruz kalıyordu."}]},"MÜŞKÜLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağ bozumuna yakın bir zamanda yetişen, kalınca kabuklu, iri ve uzun taneli bir üzüm","example":null}]},"MÜŞRİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı'ya ortak koşan","example":null}]},"MÜŞTAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapım ekiyle kurulmuş kelime","example":null},{"pos":"adj","definition":"Başka bir kelime veya kökten türemiş, çıkmış","example":null}]},"MÜŞTEHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye, bir işe istek duyan veya merak sarmış olan","example":null}]},"MÜŞTEKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yakınan, sızlanan; şikâyetçi","example":null}]},"MÜŞTEREK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan","example":"İnsanlar müşterek tecrübeleri taşıdıkları için birbirlerinin ne dediklerini anlayabilirler."},{"pos":"adj","definition":"Ortaklaşa, el birliğiyle yapılan veya hazırlanan","example":null}]},"MÜŞTERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hizmet ya da mal alan ve karşılığında ücret ödeyen kimse","example":null}]},"MÜŞİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir aracın işlemesiyle ilgili bazı ölçümlerin sonucunu kendiliğinden gösteren araç","example":null},{"pos":"n","definition":"En yüksek askerî rütbede bulunan general","example":"Sakarya zaferi ile gazi ve müşir Mustafa Kemal Paşa tam otoritesini elde etmiştir."}]},"MİAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yerine yenisinin verilebilmesi için kabul edilmiş bulunan süre; kullanma süresi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yapılması için tanınan süre","example":null}]},"MİBZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tohum ekme aleti","example":null}]},"MİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurgalılarda, sindirim sisteminin, yemek borusu ile onikiparmak bağırsağı arasında besinlerin sindirime hazır duruma getirildiği omurgasız hayvanlarda sindirim kanalının bu bölgeye karşılık olan parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Karın bölgesi; karın","example":null}]},"MİDEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mide ile ilgili olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Mideye uygun olan, mideye iyi gelen","example":null}]},"MİDYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yassı solungaçlı, yumuşakçalardan, kabukları birbirine eşit, denizlerin kayalık yerlerinde kümeler durumunda yaşayan eti yenir bir hayvan","example":null}]},"MİDYECİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Midye avlayan veya satan kimse","example":null}]},"MİDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan","example":null}]},"MİDİBÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük otobüs","example":null}]},"MİDİLLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Normalden daha küçük boyda bir tür at","example":null}]},"MİFTAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça","example":null}]},"MİGMATİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tortul katmanlar arasına mağma girmesiyle oluşan değişim kayacı","example":null}]},"MİGREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kusma, mide bulantısı ile görülen, sempatik sinir sistemi dengesinin bozulmasından ileri gelen baş ağrısı","example":null}]},"MİHANİKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düşünmeden, ölçülerek değil de yalnızca alışkanlığın verdiği kolaylıkla veya yalnız kasların hareketiyle yapılan iş, hareket vb.","example":null}]},"MİHENK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altın, gümüş vb. madenlerin ayarını anlamak için sürtüldükleri bir tür taş","example":null},{"pos":"n","definition":"Birinin değerini, ahlakını anlamaya yarayan ölçüt","example":null}]},"MİHMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse","example":"Dilde gam var şimdilik lütfeyle gelme ey sürur / Olamaz bir hanede mihman mihman üstüne"}]},"MİHNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk","example":null}]},"MİHR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müslüman bir erkeğin nikâh esnasında eşine vermeyi kabullendiği mal veya para","example":null}]},"MİHRACE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hindistan'da racadan daha büyük hükümdarlara verilen unvan","example":null}]},"MİHRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir düşüncede, nitelikte olan kimselerin kaynağı veya bir şeyin toplandığı, yoğunlaştığı yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer","example":null}]},"MİHRAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cami, mescit vb. yerlerde Kâbe yönünü gösteren, duvarda bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer","example":"Cennetten, cehennemden bahseden ihtiyar imamı, mihrabın yanındaki kürsüye çıkardı."},{"pos":"n","definition":"Umut bağlanan yer","example":"Bir mihrap istiyorum, önünde diz çökmeye."}]},"MİHVER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi","example":"Bir dolap beygiri gibi bir mihverin etrafında dönüp dolaşarak ağaçları muayene eder, zerzevatları sulardı."},{"pos":"adj","definition":"Konuşulan, yazılan, tartışılan veya düşünülen bir konunun en önemli noktası","example":"Bütün düşünce ve hareketlerinin bu mihver etrafında dönmesi lâzım geldiğini hissediyordu."}]},"MİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Püskürük ve başkalaşmış kayalar içinde bulunan, alüminyum silikat ile potasyumdan oluşmuş, yapraklar durumunda ayrılabilen, ateşe dayanıklı parlak bir mineral","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu mineralden yapılmış olan","example":null}]},"MİKADO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Japon imparatorlarına verilen unvan","example":null},{"pos":"n","definition":"Fil dişi, tahta veya kemikten yapılmış küçük çubuklarla oynanan bir oyun","example":null}]},"MİKAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine eşit karelerden oluşan altı yüzlü prizma","example":null}]},"MİKAŞİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük kuvars billurlarıyla mikadan oluşmuş, yaprak biçiminde başkalaşmış kaya","example":null}]},"MİKOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mantarların yapılarını, yaşayışlarını ve yol açtıkları hastalıkları inceleyen bilim dalı","example":null}]},"MİKOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mantar asalaklarından oluşan hastalık","example":null}]},"MİKRO":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çapı geniş olmayan, küçük","example":null}]},"MİKROBİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mikroskopla görülebilen, çürümeye, mayalanmaya ve hastalıklara yol açan bir hücreli canlı içeren, bunlarla bulaşan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Mikropla ilgili","example":null}]},"MİKROFON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik akımı etkisiyle sesi uzakta bulunan alıcıya ulaştıran araç","example":null}]},"MİKROKOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nokta biçimdeki mikroplara verilen genel ad","example":null}]},"MİKROLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı taşların yapısında bulunan, prizma biçiminde ve mikroskopla görülebilen billurlar","example":null}]},"MİKRON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir metrenin milyonda biri, milimetrenin binde biri","example":null}]},"MİKROP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mikroskopla görülebilen, çürümeye, mayalanmaya ve hastalıklara yol açan bir hücreli canlı","example":"Açığa aksır, mikropları üstümüze savurma."},{"pos":"n","definition":"Kendisinden kötülük ve zarar gelen kimse","example":null}]},"MİKSER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapı işlerinde harcı karmaya yarayan alet","example":null}]},"MİKTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu","example":null}]},"MİKYAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü","example":null}]},"MİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karada 1609, denizde 1852 metre olarak kabul edilen bir uzaklık ölçü birimi","example":"İngiliz deniz mili 1855 metredir"},{"pos":"n","definition":"Türlü işlerde kullanılmak için yapılan ince ve uzun metal çubuk","example":null}]},"MİLADİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Milada dayanan, milatla ilgili olan","example":null}]},"MİLAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir olayın başlangıcı","example":"Bütün uzay araştırmacıları için yepyeni bir milattı bugün."},{"pos":"n","definition":"Hazreti İsa'nın doğduğu gün","example":null}]},"MİLDİYU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En çok bağlarda görülen, peronospora cinsinden, emeçlerini bitkilerin yapraklarına salarak yaşayan asalak bir mantarın oluşturduğu hastalık","example":null}]},"MİLEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Milletler; uluslar","example":null}]},"MİLENYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bin yılı içine alan zaman dilimi","example":null}]},"MİLFÖY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli pastaların yapımında kullanılan ince açılmış, yağlı bir tür hamur","example":null}]},"MİLLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Akarsuyun getirdiği kumlu, çamurlu toprak bir yere yığılmak","example":null}],"lemma":"millenmek"},"MİLLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde bulunan kimselerin bütünü ya da başkaları","example":"Millet tütün paralarını alınca borcunu öder."},{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu","example":null}]},"MİLLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Milletle ilgili, millete özgü","example":"Bunların arasında millî, şahsi, tarihî bütün elemleri, zaferleri, mazi ve istikballeriyle yaşamıştım."},{"pos":"adj","definition":"Mili I, II olan","example":null}]},"MİLLİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olma durumu","example":"Bu adamın milliyeti nedir?"},{"pos":"n","definition":"Millete özgü veya milletle ilgili olma durumu","example":null}]},"MİLYAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Milyon kere bin, bin milyon","example":null}]},"MİLYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bin kere bini ifade eden sayının adı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bin kere bin","example":null}]},"MİLYONER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maddi varlığı bakımından zengince sayılan kimse","example":"Ben oldum bittim milyoner olmak istiyorum."},{"pos":"n","definition":"Bir veya daha çok milyonu olan kimse","example":null}]},"MİLİBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir barın binde biri değerinde atmosfer basıncı ölçü birimi","example":null}]},"MİLİGRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gramın binde birine eşit ağırlık ölçüsü birimi","example":null}]},"MİLİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir metrenin binde biri uzunluğunda bir ölçü birimi","example":null},{"pos":"adv","definition":"En küçük veya en az miktarda","example":null}]},"MİLİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaş sırasında orduya yardımcı olarak toplanan halk gücü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bazı ülkelerde yardımcı güvenlik gücü","example":"Şehirde fenalık olmasın diye yerli İslamlardan milis teşkil ediyorlar."}]},"MİLİTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşüncenin, bir görüşün başarı kazanması için savaşan, mücadele eden kimse","example":"Adını öğrenmek istediğinde kim olduğunu bilmediği birtakım yaşlı militanlar, cigaralarını suçlu suçlu içerek..."},{"pos":"n","definition":"Bir örgütün etkin üyesi","example":null}]},"MİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Yunan ve Roma'da yaşamı, töreleri taklit amacı güden komedi türü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir oyuncunun herhangi bir davranış veya duyguyu yüz ve vücut hareketleriyle anlattığı komedi türü","example":null}]},"MİMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapıların planını yapıp bunların gerçekleşmesini sağlayan kimse","example":"Binanın mimarını da bulsanız bu sualinize cevap vermez."}]},"MİMARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli ölçü ve kurallara göre yapılar yapma sanatı","example":"Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu."},{"pos":"n","definition":"Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür","example":null}]},"MİMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini, hoşa gitmeyen veya iyi olmayan bir davranışı dolayısıyla hakkında iyi düşünülmeyenler arasına koymak","example":"Kışkırtıcıları, elebaşıları mimleyelim, sonra tek tek haklarından geliriz, dedi."}],"lemma":"mimlemek"},"MİMLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini, hoşa gitmeyen veya iyi olmayan bir davranışı dolayısıyla hakkında iyi düşünülmeyenler arasına koymak","example":"Kışkırtıcıları, elebaşıları mimleyelim, sonra tek tek haklarından geliriz, dedi."}]},"MİMOZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, çiçekleri sarı, bazı türleri beyaz veya menekşe renginde, yaprakları akasya yaprağına benzeyen bir süs bitkisi","example":null}]},"MİMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyguları, düşünceleri belirtecek biçimde yüzde beliren kımıldanışlar, hareketler","example":"Bu özelliği anıldığında hanımlar tiksinti ve korku mimikleri yaparlardı."},{"pos":"n","definition":"Yüz, el, kol hareketleriyle düşünceyi anlatma sanatı","example":"Bütün rolleri şahısların sesleri, tavırları, mimikleriyle tek başına oynamıştı."}]},"MİNAKOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gölge balığıgillerden, büyük, eti lezzetli, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan bir balık","example":null}]},"MİNARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Namaz vaktinin geldiğini bildirmek için camide müezzinin ezan okuduğu, sala verdiği, şerefesi olan, çoğunlukla taştan, yüksek ve ince yapı","example":null}]},"MİNBER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Camilerde hatibin çıkıp hutbe okuduğu merdivenli, yüksekçe yer","example":null}]},"MİNDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçi yumuşak bir malzeme ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte","example":"Derin bir düşünceyle kurulmuştu mindere / Saçlarından tutarak hemen devirdim yere"},{"pos":"n","definition":"Yer alıştırmalarında ve atlamalarda, düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan, deri veya kauçuktan yapılmış şilte","example":null}]},"MİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dişlerin taç kısmını kaplayan beyaz ve sert doku","example":null},{"pos":"n","definition":"Metal eşya üzerine vurulan renkli cam katmanı","example":null}]},"MİNELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Mine ile süslemek","example":null}],"lemma":"minelemek"},"MİNERAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Normal sıcaklıkta doğada katı durumda birtakım maddelerle karışık veya birleşik olarak bulunan veya kimyasal yollarla elde edilen inorganik madde","example":null},{"pos":"adj","definition":"İçinde inorganik maddeler bulunan","example":null}]},"MİNK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sansargillerden, kürkü çok beğenilen bir memeli türü","example":null}]},"MİNKALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir açıyı ölçmeye ve başka bir yerde aynı açıyı çizmeye yarayan, yarım çember biçimindeki araç","example":null}]},"MİNNACIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok küçük; minimini","example":"Teyp, son derece hassas bir kulağa sahip, minnacık bir şey."}]},"MİNNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılan iyiliğe karşı kendini borçlu sayma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir iyiliğe karşı teşekkür etme, memnuniyet duyma","example":null}]},"MİNORKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle siyah tüylü, balta veya gül ibikli yumurta tavuğu","example":null}]},"MİNSK":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Belarus ülkesinin başkenti.","example":null}]},"MİNTAKA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Orion takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"MİNTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakasız, uzun kollu erkek gömleği","example":"Cepkenini, damalı mintanını çıkarmış, kolalı gömleğine kravatını bağlıyordu."},{"pos":"n","definition":"Gömlek üzerine giyilen kollu yelek","example":null}]},"MİNVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir amaca erişmek için izlenen düzenli yol, tutulan yol","example":null}]},"MİNYATÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve hacim duygusu yansıtılmayan küçük, renkli resim sanatı","example":"Aynı oyunu, avuç içi kadar bir minyatürden seçilmiş bir köşecikle oynuyorlar."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin küçük ölçekte kopyası veya benzeri","example":"Ufacık, minyatür bir yüzü, aynı ufaklıkta vücudu vardı."}]},"MİNYON":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ufak tefek ve sevimli","example":null}]},"MİNÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tasımda, küçük terimi taşıyan öncül","example":null},{"pos":"adj","definition":"Daha küçük","example":null}]},"MİNÜSKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük harfin küçük yazılan türü","example":null}]},"MİNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok küçük veya kısa","example":null}]},"MİNİBÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"10-12 kişilik oturma kapasitesi olan küçük otobüs","example":null}]},"MİNİCİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok ufak, küçük","example":"Minicik ellerini uzatarak bu taş nedir diye soruşu hâlâ hatırımızda."}]},"MİNİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Küçük ve sevimli","example":null}]},"MİNİMUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değişken bir niceliğin inebildiği en alt; asgari; minimal","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şey için gerekli en az veya en küçük derece, nicelik","example":null}]},"MİNİMİNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok ufak, küçük","example":"Minicik ellerini uzatarak bu taş nedir diye soruşu hâlâ hatırımızda."},{"pos":"adj","definition":"Pek sevimli, küçük çocuk","example":"Büyükçe çocuklar onun bu hâline gülüşürlerken miniminiler yüzlerini buruşturuyorlardı."}]},"MİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Araplarda ve daha başka Müslüman ülkelerde bir kavim, şehir veya ülkenin başı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse","example":null}]},"MİRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arazi üzerinde seçilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren, yön belirtmek için uzaktan gözlenen, geometrik biçimli tahta lata","example":null}]},"MİRALAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay","example":null}]},"MİRAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir neslin kendinden sonra gelen nesle bıraktığı şey","example":"Hatta bazıları mesleğin püf noktalarını anlatan kitaplar yazıp tecrübelerini gelecek nesillere miras bırakmışlardı."}]},"MİRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam","example":null}]},"MİRAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göğe çıkma","example":null}]},"MİRLİVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kara ve hava kuvvetlerinde, rütbesi albay ile tümgeneral arasında bulunan general","example":null}]},"MİRZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı Türk topluluklarında ve İran'da kullanılan bir soyluluk sanı","example":null}]},"MİRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet hazinesi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Devletle ilgili, devlete özgü olan; devlet malı ,hazinenin malı olan","example":null}]},"MİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel koku","example":null},{"pos":"n","definition":"Evlenmemiş kadın","example":null}]},"MİSAFİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Gözün saydam tabakasında herhangi bir sebeple oluşan beyaz leke","example":null}]},"MİSAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağlaşmak işi, uyuşma, anlaşma","example":null}]},"MİSAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılan davranış","example":"Cumhuriyet tarihimizde bunun iki misali vardır."}]},"MİSEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koloit iyonlarında molekül yığılmasından oluşan ve yalnız başına koloidin bütün niteliğini taşıdığı kabul edilen bölüm","example":null}]},"MİSK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asya'nın yüksek dağlarında yaşayan bir tür erkek ceylanın karın derisi altındaki bir bezden çıkarılan güzel kokulu madde","example":null}]},"MİSKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"4,5 g değerinde eski bir ağırlık ölçü birimi","example":null}]},"MİSKALLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok az ölçüde, çok az miktarda","example":"Muhabbet kantarla, alışveriş miskalle."}]},"MİSKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam ve benzerinden yapılmış küçük yuvarlak nesne","example":"Çocuk muyuz da iki miskete, üç gazoz kapağına bahse girelim?"},{"pos":"n","definition":"Bomba ve şarapnellerin içinde bulunan kurşun veya demir tanelerin adı","example":"Yalnız miralayın sağ bacağını bir gülle misketi fena halde hırpalamış."}]},"MİSKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görevini yapacak yeterli gücü olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan kimse","example":null}]},"MİSO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tuzlu ve zengin çeşnili bir tür tatlandırıcı","example":null}]},"MİSTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bay; erkekler için kullanılan unvan","example":null}]},"MİSTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gizli yönleri bulunan, ne olduğu anlaşılamayan, akıl erdirilemeyen","example":null},{"pos":"n","definition":"Aklın yetmediği alanlarda ve özellikle Tanrı kavramında, gerçeğe akıl ve araştırma yolu ile değil de gönül yoluyla veya bir irade zorlayışıyla ulaşılabileceğini kabul eden felsefe ve din öğretisi yanlısı olan, ilahiyat veya mistik yaşamla uğraşan kimse","example":null}]},"MİSVAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Afrika, İran ve Hindistan'da yetişen dikensiz küçük bir ağaç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın, ucu dövülüp fırça durumuna getirilen ve diş temizliğinde kullanılan çubuğu","example":null}]},"MİSYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye veya bir kurula verilen özel görev","example":null},{"pos":"n","definition":"Dinsel, bilimsel veya diplomatik bir görev yüklenmiş kimselerden oluşan kurul","example":null}]},"MİSYONER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceye, bir ülküye kendini adayan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir dini, özellikle Hristiyanlığı yaymakla görevli kimse","example":"Misyonerin yanı başında duran sarı bavulun üstüne atılarak onu nehre yuvarlayıverdi."}]},"MİSİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz","example":null},{"pos":"n","definition":"Birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri","example":null}]},"MİSİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balıkçıların olta ipi olarak kullandıkları kıl veya naylondan iplik","example":"Kopmuş, çürümüş misinaları tamir ediyor, paslı iğneleri değiştiriyordu."},{"pos":"n","definition":"Yapay ve sentetik ham maddeden tek kat çekilmiş, değişik kalınlıkta iplik","example":null}]},"MİSİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlenmiş kadın","example":null}]},"MİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geleneksel olarak yayılan veya toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren, tanrı, tanrıça, evrenin doğuşu ile ilgili hayalî, alegorik bir anlatımı olan halk hikâyesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Efsaneleşen kavram veya kişi","example":null}]},"MİTOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mitleri, doğuşlarını, anlamlarını yorumlayan, inceleyen bilim","example":"Tezini mitolojiden hazırlayan gözlüklü bir delikanlı."},{"pos":"n","definition":"Tarih öncesi tanrılarının efsaneli serüvenlerini anlatan ve bir topluluğun duygularını, anlayışını ve özlemlerini göstermesi bakımından değeri olan hikâyeler","example":null}]},"MİTOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geleneksel olarak yayılan veya toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren, tanrı, tanrıça, evrenin doğuşu ile ilgili hayalî, alegorik bir anlatımı olan halk hikâyesi","example":null}]},"MİTOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok hücreli canlılarda hücrenin belli evrelerden geçerek çoğalması","example":null}]},"MİTRAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kalpte sol kulakçık ile sol karıncık arasında bulunan kapakla ilgili","example":null}]},"MİTİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine yün, pamuk vb. doldurulan beyaz yastık veya yorgan kılıfı","example":null},{"pos":"n","definition":"İki yüzü beyaz kapsız yorgan","example":null}]},"MİTİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gösteri amacıyla veya bir olaya dikkati çekmek için, genellikle açık yerlerde yapılan toplantı","example":null}]},"MİYAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke","example":"Pakize bu son fikri fazla beğenmişti ve itiraf edeyim ki Pakize'nin zevki benim için bir çeşit miyar olmuştu."},{"pos":"n","definition":"Cisimleri, birleşime veya ayrışıma uğratarak niteliklerini belirtmede kullanılan madde","example":null}]},"MİYAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedinin çıkardığı ses; kedi sesi","example":null}]},"MİYAVLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kedi miyav diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"miyavlamak"},"MİYAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinek kurtçuklarının insanda ve hayvanlarda ortaya çıkardığı bozukluk","example":null}]},"MİYOKART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbin ana duvarını çeviren ve düzenli hareket edebilen kas örgüsü","example":null}]},"MİYOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kas dokusu uru","example":null}]},"MİYOP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nesnelerin görüntüleri ağ tabakanın ön tarafında kaldığı için uzağı iyi göremeyen göz","example":"Miyop gözlerini kırpıştırarak elini çenesinden alnına götürdü."},{"pos":"adj","definition":"Gözleri uzağı iyi göremeyen kimse","example":null}]},"MİYOSEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üçüncü Çağın memeliler ve maymunların gelişmiş olduğu dönemi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu döneme ilişkin","example":null}]},"MİZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumarda ortaya sürülen para","example":null}]},"MİZAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güldürmek, eğlendirmek amacıyla karşısındakini kırmadan yapılan hareket veya söylenen söz, latife","example":null}]},"MİZAHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde gerçeğin güldürücü yanlarını ortaya koyan nitelikler bulunan yazı, karikatür vb.","example":null}]},"MİZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Tartma aleti","example":null}]},"MİZANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üç veya daha çok direği bulunan yelkenli gemilerde arka direk","example":null}]},"MİZANPAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gazete, dergi vb. yayınlarda sayfa düzeni","example":null}]},"MİZANSEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yönetmenin oyuncuları oyuna uygun bir uyum içine sokması için yaptığı hazırlık, çalışma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi, bir durumu olduğundan değişik göstermek amacıyla hazırlanan düzen","example":null}]},"MİZAR":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Büyük Ayı takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"MİZAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın yaradılış ve ruh özelliklerinin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Vücudun iyi veya kötü olması durumu","example":null}]},"MİZAÇGİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herkesin huyuna ve keyfine göre davranan, nabza göre şerbet vermesini bilen","example":null}]},"MİÇEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Selüloz moleküllerinin en küçük parçası","example":null}]},"MİÇO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde çalışan küçük yaştaki tayfa yamağı","example":null}]},"MİĞFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşçıların veya itfaiyecilerin başlarına giydikleri demir başlık","example":"Yollar, dereler taş dipleri, koparılmış apoletler, atılmış miğferler, terk edilmiş silahlarla dolu."}]},"NAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti Muhammed'in niteliklerini övmek, ondan şefaat dilemek amacıyla yazılan kaside","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin niteliklerini övme","example":null}]},"NAAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölen insanın vücudu","example":null}]},"NABEKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapacak hiçbir işi olmayan veya iş tutmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yararsız; işe yaramaz","example":"Muhbirlere göre nabekâr zenginin hüviyeti keşfedilmeden mayısın birinci günü geldi çattı."}]},"NABIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat","example":null},{"pos":"n","definition":"Kalp atışının sağladığı kan basıncından dolayı atardamarlara ve özellikle bilekteki atardamara parmakla basıldığında duyulan kımıldama","example":null}]},"NACAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sapı kısa, küçük odun baltası","example":"Silahsız kaldık, köylüler bize dipçik, üvendire, nacak yetiştirdi."}]},"NADAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilgi sahibi olmayan; bilisiz","example":null},{"pos":"adj","definition":"Davranışı kaba, sert ve gönül kırıcı olan","example":null}]},"NADAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarlayı sürerek dinlenmeye bırakma","example":"Uçsuz bucaksız uzayan kır / Kimi yerde nadas, kimi anız"}]},"NADİDE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok bulunmayan, az rastlanan","example":"Bazı nadir inciler, elmaslar vardır ki onların biri yalnız saltanat tacı olabilir."}]},"NADİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaptığı bir işin veya davranışın olumsuz sonucunu görerek üzülen","example":null}]},"NADİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok bulunmayan, az rastlanan","example":"Bazı nadir inciler, elmaslar vardır ki onların biri yalnız saltanat tacı olabilir."},{"pos":"adv","definition":"Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde","example":null}]},"NADİRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Seyrek, az görülen, az bulunan şey veya durum","example":"Ne yalan söyleyeyim, be birader, ben doktora nadirattan giderim."}]},"NADİREN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde","example":null}]},"NAFAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçinmek için gerekli olan şeylerin bütünü","example":"Çoluk çocuğunun nafakası için geceli gündüzlü örs başından ayrılmayan demirciyi göreyim, dedim, bir gün."},{"pos":"n","definition":"Birinin geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselere, mahkeme kararıyla bağlanan aylık","example":null}]},"NAFTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Petrolden 100-250 derece arasında damıtılan ürün","example":null}]},"NAFTALİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maden kömürü katranının kuru kuruya damıtılmasından elde edilen, özel kokulu, beyaz, 1,158 yoğunluğunda, 80 derecede eriyen, 218 derecede kaynayan, suda erimeyen, alkol, benzol ve eterde kolaylıkla eriyen, kumaş, elbise, halı ve benzerini güve gibi zararlılardan korumakta kullanılan antiseptik bir hidrokarbon","example":null}]},"NAFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işte iyi sonuç veren, fayda sağlayan, kazançlı","example":null}]},"NAFİLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Boş yere, yararsız yere, gereksiz","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir işe yaramayan; yararsız","example":null}]},"NAFİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Delip geçen","example":null},{"pos":"adj","definition":"İçe işleyen","example":null}]},"NAGEHAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":null}]},"NAHAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Boş yere, yararsız yere, gereksiz","example":null},{"pos":"adj","definition":"Hak ve adalete uygun olmayan","example":"Talihin sana bilasebep verdiği nahak bir mükâfatın kıymetini takdir edemiyorum."}]},"NAHIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sığır sürüsü","example":null}]},"NAHOŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hoş olmayan; hoşa gitmeyen; kötü; çirkin","example":"Öteden beri denemişimdir, bu, daima bana bir nahoş vaka haber verir."}]},"NAHİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok zayıf ve güçsüz","example":null}]},"NAHİV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cümleyi oluşturan kelime ve kelime grupları arasındaki ilişkiyi inceleyen ve sınıflamalar yapan, dil bilgisinin ana bölümlerinden biri","example":null}]},"NAHİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm","example":null},{"pos":"n","definition":"İlçelerin, bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri","example":"Kendi kazamızın beş on saat ötesinde bir nahiye merkezinde bulunuyorduk."}]},"NAKARAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şarkıda her kıtadan sonra tekrarlanan ve bestesi değişmeyen parça","example":"Şirket vapurları, bir şarkının nakaratı gibi ikide bir geçerlerdi."},{"pos":"n","definition":"Çok sık tekrarlanan, bundan dolayı bıkkınlık vererek önemini yitiren söz","example":"Bir yandan da Necla: Ay yoruldu, ay hastalanacak, ay ölecek diye eski nakaratına devam ediyor."}]},"NAKAVT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boks maçında yumruk etkisiyle yere düşen ve on saniye içinde kalkıp devam edemeyen oyuncunun yenilmesi durumu","example":null}]},"NAKDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir alışverişte, alışveriş yapıldığı anda, alınan şeyin tesliminden önce veya teslimiyle birlikte ödeyerek","example":null},{"pos":"adv","definition":"Para olarak","example":"Karı koca üç senede bir apartman, bir konak ve nakden altmış beş bin lira yediler."}]},"NAKDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Para ile ilgili, para bakımından","example":"Ve bu nakdî fedakârlıkların yekûnuyla, dört beş aile rahat rahat geçinebilirdi."}]},"NAKIS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıkarma işleminde - işaretinin adı","example":null},{"pos":"adv","definition":"Tam olmayan, bitmemiş, noksan biçimde; eksik","example":"Nakıs kalan bilgilerimizi ikmale uğraşırlar."}]},"NAKIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zarar verme, feshetme, kesme, ayırma, koparma","example":null}]},"NAKIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle kumaş üzerine renkli iplikler veya sırma ve sim kullanarak elle, makineyle yapılan işleme; el işi","example":null}]},"NAKIŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Nakışla ince ve süslü şeyler yapmak","example":null}],"lemma":"nakışlamak"},"NAKKARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mehterhanede yer alan, birbirine bağlı iki yarım küre benzeri ve iki değnekle vurularak çalınan bir tür davul","example":null}]},"NAKKAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse","example":"Fırçayı tutamıyor parmakları nakkaşın / Mermeri oymaz oldu eli heykeltıraşın"},{"pos":"n","definition":"Genellikle kumaş üzerine renkli iplikler veya sırma ve sim kullanarak elle ya da makineyle işleme yapan kimse","example":null}]},"NAKLEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Nakil yoluyla; aktarılarak","example":null}]},"NAKLET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Nakil işini yapmak, bir yerden başka bir yere geçirmek, iletmek","example":"Mallar nakliyat şirketinin araçlarıyla depoya sevkedildi"},{"pos":"v","definition":"Anlatmak, aktarmak","example":"Spiker olay yerinden son gelişmeleri nakletti ."}],"lemma":"nakletmek"},"NAKLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Taşıma ile ilgili olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Anlatılan, söylenen gerçek","example":null}]},"NAKLİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan, mal ve benzerinin çeşitli araçlarla bir yerden bir yere taşınması işi","example":"Samsun ile içeri iller arasında kamyonla nakliyecilik yapmak için birleşmişlerdi."}]},"NAKLİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşıma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Taşıma parası","example":null}]},"NAKZET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yapısını veya niteliğini bozmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yargıtay, bir mahkemenin yargısını yerinde veya yolunda bulmayarak geri çevirmek","example":null}],"lemma":"nakzetmek"},"NAKİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden alıp başka bir yere iletme","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyi bildirme, anlatma işi","example":null}]},"NAKİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kavmin, kabilenin başkanı veya onun vekili","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir tekkede en yaşlı derviş veya dede","example":null}]},"NAKİSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eksik olma durumu, eksik olan miktar","example":null}]},"NAKİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazır para, peşin para","example":"Nakit ödedi."}]},"NAKŞET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Süslemek, bezemek, nakış yapmak","example":"Dantelleri bir güzel nakşetmiş."},{"pos":"v","definition":"Kalıcı ve etkili olmasını sağlamak","example":"Onun sözlerini kalbine nakşetti."}],"lemma":"nakşetmek"},"NAKŞOL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerde belirli bir ize neden olmak ve etkisi kalıcı duruma gelmek","example":null}],"lemma":"nakşolmak"},"NAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At, eşek, öküz vb. yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan, ayağın şekline uygun demir parçası","example":"Atların nal tıkırtıları, demir tekerlek gürültüleri işitildi."}]},"NALAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnleyici; inleyen","example":null}]},"NALAYIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yakışıksız; hoş olmayan","example":"Başka kızların böyle nalayık hâllerde bulunması senin için bir mazeret değildir kızım."}]},"NALBANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanların ayağına nal çakan kimse","example":"Odun yardı, tarlalarda çalıştı, nalbanda yardım etti."}]},"NALBUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çivi, kilit, menteşe gibi yapı işlerinde kullanılan şeyleri satan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"At nalı yapan demirci","example":null}]},"NALDÖKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşlı, çakıllı yol","example":null}]},"NALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acı veya üzüntü belirten kesik, dokunaklı sesler","example":null}]},"NALIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamam gibi zemini ıslak yerlerde kullanılan, üstü tasmalı, tabanı yüksek, ağaçtan yapılmış bir tür terlik","example":"Çarşı hamamlarındaki nalınlar da boy boymuş."}]},"NALLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanın ayağına nal çakmak","example":null}],"lemma":"nallamak"},"NALLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanın ayağına nal çakmak","example":null}]},"NALÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At, eşek, öküz vb. yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan, ayağın şekline uygun demir parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Ayakkabıların altına çakılan demir","example":"Sokağın taşlarında çın çın öten nalçalı ayakkabıların sesi onu uyandırmıyordu."}]},"NAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ad, ün","example":"Namı bütün ülkeye yayılmıştı."}]},"NAMAHREM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aileden, çevreden olmayan kimse veya şey","example":"Doğrusunu isterseniz beni aldatmamıştır; ama namahrem karşısında oynamıştır."},{"pos":"adj","definition":"Evlenmelerinde yasa bakımından sakınca olmayan kadın ve erkek","example":null}]},"NAMAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslamın beş şartından biri olan ve Müslümanların günde beş vakit, dinî bakımdan belirlenen kurallara göre yapmak zorunda oldukları ibadet","example":"Her Müslüman, salavatını düzgün bir şekilde yerine getirmek için günde beş vakit namazını kılar."}]},"NAMAZGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açıkta namaz kılmak için hazırlanmış olan ve kıble yönüne doğru dikili bir taşı bulunan yer","example":"Yanımdaki kırık taşa bakılırsa burası bir eski namazgâhtı."}]},"NAMAĞLUP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mağlup olmamış, hiçbir yenilgi almamış","example":null}]},"NAMDAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herkesçe bilinen, tanınan, belli, ünü olan","example":null}]},"NAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey haber vermek, sormak, istemek veya duyguları bildirmek için, birine çoğunlukla posta yoluyla gönderilen, zarfa konulmuş yazılı kâğıt","example":"Ertesi sabah tam demir alırken kaptanıderyanın bir namesini aldı."}]},"NAMERT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok çabuk ve olmayacak şeylerden korkan","example":null}]},"NAMEVCUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bulunmayan, mevcut olmayan (nesne, kimse vb.)","example":null}]},"NAMINA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Adına; kendisine","example":"Bunlardan bazıları kitapçı tarafından kendi namına saklanmıştır."},{"pos":"adv","definition":"Yerine; olarak","example":"Sizinle bu mesele etrafında karşılaşmamayı sizin selametiniz namına temenni ederim."}]},"NAMLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tüfek, tabanca, top vb. ateşli silahların ucunda bulunan boru biçimindeki parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Kasatura, kılıç, meç, bıçak vb. kesici silahların uzun ve keskin bölümü","example":null}]},"NAMUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hak ve adalete uygunluk","example":null}]},"NAMUSKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İffetini ve namusunu koruyan","example":null}]},"NAMZET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse","example":"Bana göre masal dinlemeyen bir çocuk çok bedbaht bir insan olmaya namzet bir insandır."},{"pos":"n","definition":"Sözlü; yavuklu","example":null}]},"NAMÜSAİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uygun olmayan; elverişsiz","example":"Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir."}]},"NAMİBYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Windhoek.","example":null}]},"NAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek","example":"Ah mübarek nimet, sana evvelden nanıaziz derlerdi."}]},"NANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ballıbabagillerden, yaprakları sapsız, çiçekleri beyaz veya menekşe renginde, güzel kokulu, yaprakları baharat olarak kullanılan, çok yıllık ve otsu bir kültür bitkisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin kurutulmuş yapraklarından elde edilen baharat","example":null}]},"NANIAZİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek","example":"Ah mübarek nimet, sana evvelden nanıaziz derlerdi."}]},"NANKÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyilik gördüğü kimseye hainlik yapan, aldığı yardımı inkâr eden (kimse)","example":null}]},"NANSUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cins ince, sık dokunmuş patiska","example":"Annesine gelince şu anda nansuk üzerine pembe pamukaki ile fisto yapmakta."}]},"NANİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başparmağı burna değdirip öteki parmakları açarak ve sallayarak yapılan alay işareti","example":null}]},"NANİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başparmağı burun ucuna değdirip diğer parmakları sallayarak alay işareti yapmak","example":null}],"lemma":"naniklemek"},"NAPALM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yangın bombalarının doldurulmasında kullanılan, alüminyum veya sodyum palmitatla kıvamlaştırılmış madde","example":null}]},"NAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nargilelerden, yaprakları karşılıklı, çiçekleri büyük, koyu kırmızı renkte, küçük bir ağaç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın kırmızımtırak sarı sert bir kabukla örtülü, içinde çok sayıda kırmızımtırak, sulu taneler bulunduran yuvarlak yemişi","example":null}]},"NARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haykırma, bağırma","example":"Akıncıların naralarıyle savaş alanı çınladı"}]},"NARCIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Palmiyegillerden, tropikal bölgelerde yetişen bir ağaç","example":null}]},"NARDENK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nar, erik, kızılcık vb. yemişlerden yapılan pekmez","example":null}]},"NARDİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maydanozgillerden, çayırlarda yetişen ve hayvanlara yem olarak verilen, başakçıkları tek çiçekli küçük bir bitki","example":null}]},"NARGİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tömbeki denilen bir cins tütünün dumanının sudan geçirilerek içilmesini sağlayan araç","example":"Sağdan soldan nargile gurultularının yükseldiği işitiliyordu."}]},"NARH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle temel ihtiyaç maddeleri için resmî makamlarca belirlenen ve her yerde geçerli olan fiyat","example":null}]},"NARKOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlaçla yapay olarak sağlanan ve vücutta bir veya birkaç görevin azalmasına yol açan uyku durumu","example":null}]},"NARSİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendi benliğine bağlanan, hayran olan kimse","example":null}]},"NARTEKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bizans kiliselerinde sahndan sütunlarla veya duvarla ayrılan bölüm","example":null}]},"NARVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balinagillerden, 8-10 metre boyunda, erkeğinin üst çenesinde iki uzun diş bulunan bir deniz memelisi","example":null}]},"NARVEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karaağaçgillerin örnek bitkisi olan, kerestesi değerli bir ağaç","example":null}]},"NARİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnce yapılı, zarif, davranışlarıyla hoşa giden","example":null},{"pos":"adj","definition":"İnce, nazik","example":null}]},"NAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav","example":null},{"pos":"n","definition":"Açıklık, açık ve kesin yargı","example":null}]},"NASBET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini bir göreve getirmek","example":null}],"lemma":"nasbetmek"},"NASFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hak ve adalete uygunluk","example":null}]},"NASIL":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ne biçimde, ne yolla","example":"Bu bulmacayı nasıl çözdün?"}]},"NASILSA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Herhangi bir sebeple veya bilinmeyen bir sebeple","example":"Araba tam duracağı sırada nasılsa sol tekerlekler küçük bir hendeğin içine kaydı."}]},"NASIP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevden başka bir göreve getirme","example":null}]},"NASIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En çok el ve ayağın sürekli sürtünmelere uğrayan noktalarında üst derinin kalınlaşması ve sertleşmesiyle oluşmuş deri","example":"Ellerinde nasır, yüzlerinde nur / Yarına ümitle yürüyenlere / Bir selam uçuralım"}]},"NASIRLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"En çok el ve ayağın sürekli sürtünmelere uğrayan noktalarında üst derinin kalınlaşması ve sertleşmesiyle deri oluşmak","example":null}],"lemma":"nasırlanmak"},"NASSAU":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Bahamalar ülkesinin başkenti.","example":null}]},"NASİHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz","example":null}]},"NASİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç","example":null},{"pos":"n","definition":"Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm","example":null}]},"NASİPLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine yarar sağlamak","example":null}],"lemma":"nasiplenmek"},"NASİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesir yazan, nesir ustası","example":"Başlıca şair ve nasirleri tamamıyla öğrenmek için külliyat okumak merakına düştüm."}]},"NATAMAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir bölümü olmayan, noksan","example":null}]},"NATIKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşünüp söyleme yeteneği","example":null},{"pos":"n","definition":"Düzgün ve iyi konuşma yeteneği","example":null}]},"NATIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın","example":null}]},"NATO":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Söz dinlemez, söz anlamaz, taş gibi kafa\" anlamlarındaki nato kafa, nato mermer deyiminde geçen bir söz","example":null}]},"NATRON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidratlı doğal sodyum karbonat","example":null}]},"NATUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düzgün, güzel ve kolaylıkla söz söyleyen","example":null}]},"NATURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın yaradılış özelliği","example":"Biraz da hastanın naturasını kollamadan ilaç yazar."}]},"NATÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan faaliyetlerinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç, canlı ve cansız maddelerden oluşan varlığın hepsi","example":null}]},"NATÜRİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımını benimseyen (kimse)","example":null}]},"NATÜRİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplumsal kuruşların ve yaşayış biçiminin doğaya dönük olmasını amaç edinen öğreti","example":null}]},"NATİVİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş","example":null}]},"NAURU":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Okyanusya'da bir ülke.","example":null}]},"NAVLUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşıyıcı tarafından, gemisinde taşınacak yük için istenen ücret","example":"Kendi kesemden navlun parasını ödeyecektim, nasıl olsa."},{"pos":"n","definition":"Bir yerden başka yere ulaştırmak için gemiye alınan eşyanın bütünü","example":null}]},"NAVÇAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiçekleri katmerli ve mor renkte olan bir tatula türü","example":null}]},"NAYLON":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan, gerçek olmayan, uydurma","example":null},{"pos":"n","definition":"Dayanıklı ve esnek döküm maddesi","example":"Geç saatlere kadar çöpten toplayacakları demirleri, şişeleri, naylonları nasıl satacaklarını konuştular."}]},"NAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişilerin ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır","example":null},{"pos":"n","definition":"İsteksiz gibi görünerek yalvartmak amacıyla yapılan davranış","example":"Çok naz âşık usandırır."}]},"NAZAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Genizde oluşan (ses)","example":null}]},"NAZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gözleri görmek ya da algılamak için bir şeye doğru yöneltme","example":null},{"pos":"n","definition":"Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, insanlara, özellikle çocuklara, evcil hayvanlara, eve, mala mülke, hatta cansız nesnelere de zarar veren, bakıştaki çarpıcı ve zarar verici güç","example":"Yeni aldıkları arabaya göz değmesin diye nazar boncuğu astılar."}]},"NAZARAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca","example":"Buna nazaran şimdi vereceğim malumat ve izahatı anlamak daha kolay olacaktır."}]},"NAZARİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar ve yasalar bütünü ile ilgili, bu durumda ve nitelikte olan","example":null}]},"NAZARİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü","example":null}]},"NAZENİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen","example":null},{"pos":"adj","definition":"İnce yapılı, zarif, davranışlarıyla hoşa giden","example":"O nazenin papatyalar, gelin yüzlü papatyalar."}]},"NAZIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebî anlatım biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Manzume yazan kimse","example":null}]},"NAZIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili","example":"Eski nazırlardan birisine ilk defa burada rastladım."},{"pos":"adj","definition":"Bir yere doğru bakan ev, oda vb.","example":"Denize nazır bir pencere."}]},"NAZLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kolayca gönlü olmamak, ısrar beklemek","example":"Ara sıra buluşup içer, birbirine nazlanıp türlü lakırtılar söylemekten hoşlanırlar."},{"pos":"v","definition":"İsteksiz görünmek","example":"Nazlanma da bu işi kabul et."}],"lemma":"nazlanmak"},"NAZMEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Şiir olarak","example":null}]},"NAZİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnce yapılı, zarif, davranışlarıyla hoşa giden","example":null},{"pos":"adj","definition":"Başkalarına karşı saygılı davranan, davranış, düşünce, duygu bakımından ince olan (kimse)","example":"Seçilmişlik duygusu insanları birbirine yakınlaştırdığından içeride herkes birbirine karşı son derece nazikti."}]},"NAZİKANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İncelikle; saygıyla","example":"Yakından tanıdığında çok nazikâne kapının yolunu gösterdi."}]},"NAZİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnen; inmiş","example":null}]},"NAZİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Benzer; eş; örnek","example":null}]},"NAZİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başka bir manzume örnek alınarak aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan şiir","example":"Yahya Kemal'e bayılıyor, boş zamanlarında onun rubailerine nazireler yazmaya çalışıyordu."},{"pos":"n","definition":"Karşılık olarak, benzetilerek yapılan davranış, söz","example":null}]},"NAÇAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acınacak kadar kötü durumda bulunan","example":null},{"pos":"adj","definition":"İlaçsız, çaresiz","example":null}]},"NAÇİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemi olmayan","example":null}]},"NAÇİZANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Önemsiz bir şey olarak, haddi olmayarak","example":"Bunun için sizlere, naçizane, bir tavsiyem olacak."},{"pos":"adv","definition":"Çok küçük, önemsiz bir şey olarak","example":null}]},"NAĞME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir kurallara göre düzenlenmiş kulağa hoş gelen ses veya söz dizisi","example":"Boyuna Arapçayı andırır bir nağme mırıldanıyor."},{"pos":"n","definition":"Belli bir kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi","example":null}]},"NAİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen","example":null},{"pos":"n","definition":"Kendi kendisini yetiştirmiş, doğal bir plastik sanat yeteneğine sahip sanatçılar tarafından yaratılan resim sanatı","example":null}]},"NAİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Erişmiş; ele geçirmiş; başarmış; kazanmış; ulaşmış","example":null}]},"NAİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahtta hükümdar olmadığı zaman veya hükümdarın çocukluğu sırasında devleti yöneten kimse","example":null}]},"NAİROBİ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kenya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"NAŞİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir şeyin yada kişinin başka bir şeyin ya da eylemin olmasının, gerçekleşmesinin nedeni olduğunu ya da bir etmen olduğunu belirtmek amacıyla kullanılan bir söz","example":null}]},"NAŞİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayımlayıp satışını sağlayan kimse veya kuruluş; tabi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yayan; saçan","example":null}]},"NEBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen, döl veren ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren, yosun, ot, ağaç vb. canlıların genel adı","example":"Hepsi kır nebatları gibi gelişigüzel, bu mevsim burada, öbür mevsim orada doğup yaşıyorlar."}]},"NEBATAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkileri inceleyen bilim kolu","example":null}]},"NEBATİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bitkiden elde edilen ya da bitki ile ilgili","example":null}]},"NEBBAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölüyle birlikte gömülen değerli eşyaları çalan kimse","example":null}]},"NEBEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Peygamberle ilgili, peygambere ilişkin","example":null}]},"NEBZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Az şey; az","example":null}]},"NEBÜLÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzayda ekseni çevresinde yavaşça dönen, kızgın gaz ve tozlardan oluşmuş gök varlığı","example":null}]},"NEBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanlara Tanrı'nın buyruklarını bildiren, onları Tanrı yoluna, dine çağıran kimse","example":null}]},"NECABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyi tanınmış, köklü bir aileden gelme durumu","example":null}]},"NECASET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı","example":null},{"pos":"n","definition":"Kötü durum","example":null}]},"NECİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ne iş yapar, ne ile uğraşır?","example":null}]},"NECİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyi tanınmış, köklü bir aileden gelen kimse","example":null}]},"NEDAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaptığı bir işin veya davranışın olumsuz sonucunu görerek üzülme durumu","example":null}]},"NEDBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaranın kapanmasından, iyileşmesinden sonra geride kalan belirti","example":null}]},"NEDEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum; sebep","example":"İzmir'in işgali faciası, özel nedenlerden, onu ayrıca ilgilendiriyor."}]},"NEDENSE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bilinmeyen, belli olmayan bir sebep dolayısıyla","example":"Her nedense diğerleri kadar olsun kuvvetli bir tesir bırakmadı."}]},"NEDRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nicelik bakımından alışılanın, umulanın veya gerekenin altında, az olma durumu","example":null}]},"NEDİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı anne babadan doğmuş kadar yakın sayılan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Yüksek makamdaki kişileri hoş sözlerle, güzel fıkra ve hikâyelerle eğlendiren kimse","example":null}]},"NEDİME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hanım arkadaş","example":null},{"pos":"n","definition":"Hanım sultanın, yüksek makamda bulunan kadınların yardımcısı olan hanım","example":null}]},"NEFASET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nefis olma durumu","example":null}]},"NEFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan; kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Orduda görev yapan erden generale kadar herkes","example":"En kuvvetli, en dikkate değer nefer daima kapının önünde oturuyor."}]},"NEFES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava veya ciğerlere hava alıp verme","example":"Sabah derin bir nefes alırken soluk sesim odada yankılandı."},{"pos":"n","definition":"Hayat belirtisi","example":"Bir insan daha var çok şükür evde / Nefes var / Ayak sesi var / Çok şükür, çok şükür"}]},"NEFESLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dini inanca göre, rahatsızlığı, illeti geçirmek için duayı okuduktan sonra, üfleyerek ruhlara yollamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Dudakları büzerek soluğu bir şey üzerine hızla vermek, üfürmek","example":null}],"lemma":"nefeslemek"},"NEFHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli belirsiz hissedilen hafif yel","example":null},{"pos":"n","definition":"Güzel koku","example":null}]},"NEFRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi tiksindirici bulma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu","example":null}]},"NEFRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Böbrek iltihabı","example":null}]},"NEFSANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Canlılığın zorunlu kıldığı gereksinim ve isteklerle ilgili, beden arzularıyla ilgili","example":null}]},"NEFT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla boyacılıkta kullanılan, petrol türevlerinden bir çeşit mineral yağ","example":null},{"pos":"n","definition":"Organik maddelerin ayrışmasından oluşan tutuşur sıvıların birçoğu","example":null}]},"NEFTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyaha yakın koyu yeşil","example":"Karacaahmet'in koyu servileri bulutsuz ufukta neftî bir leke hâlinde göze batıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Siyaha yakın koyu yeşil renkte olan","example":"Geride tek tük ev ve onların da ardında yarı filizî, yarı neftî bir orman seçiliyordu."}]},"NEFYET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek","example":"Şimdilik sizleri ve ailelerinizi Anadolu'ya nefyetmekle iktifa ediyorum."},{"pos":"v","definition":"Olumsuz kılmak","example":null}],"lemma":"nefyetmek"},"NEFİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boynuzdan yapılan bir tür boru","example":null}]},"NEFİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsanın yeme içme vb. gereksinimlerinin bütünü","example":null}]},"NEFİY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yargıdan onun karşıtı olan yargıya geçme","example":null},{"pos":"n","definition":"Sürme; sürgüne gönderme","example":"Bu nefiy hadisesinin dehşeti konakta, için için hissolunurdu."}]},"NEGATİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıfırdan küçük, önünde eksi işareti bulunan sayı; nakıs","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yapıcı ve yararlı olmayan, hiçbir sonuca ulaşmayan, gözetilen amaca veya beklenilene uygun olmayan","example":null}]},"NEHARİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Okula gündüz giden, yatılı olmayan öğrenci","example":null},{"pos":"adv","definition":"Gündüzlü olarak","example":null}]},"NEHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu","example":null}]},"NEHİY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi işten alıkoyma, oyalama","example":null}]},"NEKAHET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastalık sonrası, sağlıklı duruma geçme dönemi","example":null}]},"NEKAİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eksiklikler, noksanlıklar","example":null}]},"NEKES":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Elindeki parayı harcamaya kıyamayan","example":null}]},"NEKRE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Beklenmedik hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyen, güldürücü hikâye anlatan kimse","example":null}]},"NEKROTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nekroz görünümünde veya durumunda olan","example":null}]},"NEKROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı maddelerin fiziksel ve kimyasal değişimi","example":null}]},"NEKTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı çiçeklerin içinde bulunan, arıların bal yapmak için emdikleri tatlı sıvı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yunan mitolojisinde, içenleri ölümsüzlüğe kavuşturan tanrı içkisi","example":null}]},"NELER":{"senses":[{"pos":"pron","definition":"Hangi şeyler; birden çok şeyi sormak için kullanılır","example":"Bugün neler yaptın?"}]},"NEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havada bulunan su buharı, hafif ıslaklık","example":"Sabahın erken saatlerinde havadaki gönen, çiçeklerin yapraklarına ince bir nem katıyordu."},{"pos":"n","definition":"Havada bulunan su buharı","example":null}]},"NEMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayısı artma, çok duruma gelme","example":null},{"pos":"n","definition":"İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr","example":null}]},"NEMALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Faizin katılmasıyla para çoğalmak","example":null}],"lemma":"nemalanmak"},"NEMCİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nemden ve nemli yerden hoşlanan bitki","example":null}]},"NEMF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Böceklerin kurtçuk durumdan yetişkin duruma geçerken aldıkları özel biçim","example":null}]},"NEMLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Islak duruma gelmek","example":null}],"lemma":"nemlenmek"},"NEMRUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüzü gülmez; acımaz; can yakıcı","example":null}]},"NEMÇEKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havadaki nemin niceliğini ölçüp gösteren alet","example":null},{"pos":"adj","definition":"Havadaki nemi emme özelliği olan","example":null}]},"NEMÖLÇER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havanın nem derecesini ölçmeye yarayan alet","example":null}]},"NENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuğunu dünyaya getiren kadın","example":null},{"pos":"n","definition":"Torunu olan kadın","example":null}]},"NEODİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 60, atom ağırlığı 144,3, yoğunluğu 6,96 olan, seryumdan daha sert bir element","example":null}]},"NEOJEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üçüncü zamanın bölündüğü dört büyük devirden son ikisi olan pliyosen ile miyoseni birden kavrayan sistem","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu sistemle ilgili","example":null}]},"NEOLİTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Taş Devrinin son çağı ile ilgili","example":null}]},"NEON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom sayısı 10, atom ağırlığı 20,2, yoğunluğu 0,7 olan, sıvı durumuna getirilmiş havadan elde edilerek ışık araçlarında kullanılan, havada pek az olarak bulunan, asal gazlar sınıfından bir element","example":null},{"pos":"n","definition":"Neon lambası tüpü kullanılarak yapılan aydınlatma aracı","example":"O koca çınarın altındaki fıskiyeli, kameriyeli, neon ışıklı havuz kaça çıkardı?"}]},"NEOZOİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üçüncü ve dördüncü zamanla ilgili","example":null}]},"NEPAL":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke; başkenti Katmandu.","example":null}]},"NEPOTİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akraba ve yakın arkadaşlarını kayıran","example":null}]},"NEPOTİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akraba ve yakın arkadaşları kayırma","example":null}]},"NEPTÜN":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Güneş'ten en uzak gezegen.","example":null}]},"NERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun hangi tarafı veya hangi organı","example":null},{"pos":"adv","definition":"Hangi yer?","example":"Buranın nere olduğunu biliyor musunuz? Bu nerenin resmi?"}]},"NEREDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hangi yerde anlamına yer zarfı","example":null},{"pos":"adv","definition":"İmkânsız\" anlamında bir söz","example":null}]},"NERGİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nergisgillerden, çiçekleri ayrı veya bir kök sap üzerinde şemsiye durumunda, açılmadan önce bir yenle örtülü bulunan ve bazı türlerinde beyaz, bazılarında sarı renkte, 20-80 cm yükseklikte, soğanlı bir süs bitkisi","example":null}]},"NERVÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Direnci artıran çıkıntı","example":"Bazı demirlerin üzerinde nervür vardır."},{"pos":"n","definition":"Bir veya iki milimlik pili","example":null}]},"NERİTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kıyı şeridinde deniz kabukları, kum, çakıl vb. şeylerle oluşan yığınakla ilgili","example":null}]},"NESEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün soy ve hısımlar","example":null}]},"NESNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık","example":null},{"pos":"n","definition":"Öznenin dışında kalan her konu","example":null}]},"NESNEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren","example":"Bizde nesnel eleştirme, afakî tenkit yok da onun için.."},{"pos":"adj","definition":"Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan; objektif","example":"Din bir yasalar dizgesidir ama, bu yasalarda tanımlar usumuzun aradığı nesnel tanımlara benzemez."}]},"NESİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaldırma, hükümsüz bırakma","example":null},{"pos":"n","definition":"Arap harflerinin, basımda ve yazma kitaplarda en çok kullanılan çeşidi","example":null}]},"NESİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaklaşık olarak yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği; jenerasyon","example":"Genç gömlekleri, tarihteki önemli değişimlerin etkisi altında büyüyen bir nesil olarak kabul ediliyordu."},{"pos":"n","definition":"Hayvanlarda döl","example":null}]},"NESİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli belirsiz hissedilen hafif yel","example":null}]},"NESİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiir olmayan söz ve yazı","example":"Manzum teliflerim ve mensur tercümelerimle Türk sahnesine ettiğim hizmetin hakikaten bir değeri var mı?"}]},"NESİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tezgâhta dokunarak elde edilen kumaş","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü","example":null}]},"NET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan","example":"Bin beş yüz net veriyorlardı, vergi, sigorta çıktıktan sonra."},{"pos":"adj","definition":"Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan","example":null}]},"NETİCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin ya da durumun sonucu","example":null}]},"NEV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri","example":null}]},"NEVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir makam adı ve yegâhtan bir oktav tiz olan \"re\" perdesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Ses; ahenk; nağme","example":null}]},"NEVALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gereken yiyecek ve içecek şeyler; azık","example":null}]},"NEVAZİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üşütme sonucunda burun akması, aksırma ile beliren hastalık","example":"Sabah erkenden ayaza çıkarsan nevazil olursun..."}]},"NEVBAHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey yarım küre için, 21 Martta gündüz gece eşitliğiyle başlayarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten, mart, nisan ve mayıs aylarını içine alan kış ve yaz arasındaki mevsim","example":null},{"pos":"n","definition":"Türk müziğinde birleşik bir makam","example":null}]},"NEVESER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam","example":null}]},"NEVMİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hiç umudu kalmayan","example":null},{"pos":"adv","definition":"Umutsuz, çaresiz bir biçimde","example":"Bir kısmı geceyi burada geçirmek zaruri olduğu kanaatinde idi, ona göre bir şey yapalım, ateş yakalım diye, nevmit ve şaşkın söyleniyorlardı."}]},"NEVRALJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinir üzerinde duyulan, genellikle şiddetli ve batıcı ağrı","example":null}]},"NEVRESİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Torba biçiminde dikilmiş, yorgana geçirilen kılıf","example":null}]},"NEVROPAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sinir hastası","example":null},{"pos":"n","definition":"Sinir hastası","example":null}]},"NEVROTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sinirle ilgili, sinir bakımından","example":null}]},"NEVROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle bunalım ve beden görevleri üzerinde yakınmalarla beliren, kişiliğin ve uyumun bütününü etkilemeyen, ruhsal kaynaklı sinir hastalığı","example":null}]},"NEVRUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki çeneklilerden, çiçekleri aslanağzına benzeyen, türlü renkte, taşıdığı glikozit sebebiyle iç söktürücü olarak kullanılan bir kır bitkisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Çiçekleri aslanağzına benzeyen, türlü renkte bir kır bitkisi","example":null}]},"NEVTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uluslararası birim sisteminde, kütlesi 1 kg olan cisme saniye karede 1 metrelik bir ivme veren güç birimi","example":null}]},"NEVZAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni doğan çocuk","example":null}]},"NEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri","example":null}]},"NEVİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzün rengi; bet beniz","example":null}]},"NEVŞEHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"NEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde ve özellikle tekke müziğinde yer alan, kaval biçiminde, yanık sesli, kamıştan bir üflemeli çalgı","example":"Bu ücra ve metruk sarayda yalnız arada sırada bir Türk gencinin neyi işitiliyor."}]},"NEYSE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Konuyu kapatalım; uzatmayalım; her ne ise","example":null},{"pos":"c","definition":"İş işten geçti, artık yapacak bir şey kalmadı anlamında kullanılan bir söz","example":null}]},"NEYZEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ney üfleyici, ney çalan kimse","example":null}]},"NEYÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük ney","example":null},{"pos":"n","definition":"Dokumacıların kullandığı küçük kamış","example":null}]},"NEZAFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temiz olma durumu","example":null}]},"NEZAHET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Günahsızlık, temizlik, ahlak temizliği","example":null}]},"NEZAKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma","example":"Dillere destan İstanbul nezaketini o evde gördüm, ağzım açık kaldı."},{"pos":"n","definition":"Bir iş veya durum için önemli olma, dikkatli davranmayı gerektirme","example":null}]},"NEZARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gözleri görmek ya da algılamak için bir şeye doğru yöneltme","example":null},{"pos":"n","definition":"Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkilinin yönetimi altındaki kuruluşların bütünü","example":null}]},"NEZDİNDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yanında; huzurunda; gözetiminde","example":null}]},"NEZET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitki, tüy ve benzerini çekerek yerinden çıkarmak, çekip koparmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Ölmek üzere bulunmak","example":null}],"lemma":"nezetmek"},"NEZETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitki, tüy ve benzerini çekerek yerinden çıkarmak, çekip koparmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Ölmek üzere bulunmak","example":null}]},"NEZLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üşütme sonucunda burun akması, aksırma ile beliren hastalık","example":null}]},"NEZRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal bir güce yönelik bir niyette bulunmak","example":null}],"lemma":"nezretmek"},"NEZİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun herhangi bir yerinden kan akma eylemi","example":null}]},"NEZİH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Temiz ahlaklı; temiz","example":null}]},"NEZİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Adama işi veya adanılan şey","example":null}]},"NEŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku","example":null}]},"NEŞELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Neşeli, sevinçli duruma gelmek","example":"O günkü başarılarından dolayı kıvanç duyarak herkese haber verdi, oldukça neşeliydi."}],"lemma":"neşelenmek"},"NEŞET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıkma; ileri gelme","example":null}]},"NEŞREN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yayım yoluyla","example":null}]},"NEŞRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kitap, gazete, dergi vb. şeyleri basmak ve dağıtmak","example":"Alacağımız fazla haberleri yine neşredeceğiz."},{"pos":"v","definition":"Yaymak, dağıtmak, saçmak","example":null}],"lemma":"neşretmek"},"NEŞROLUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yayımlama işi yapılmak","example":null}],"lemma":"neşrolunmak"},"NEŞRİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete gibi okunan veya radyo, televizyon aracılığıyla halka sunulan, duyurulan, iletilen şey","example":"Tereddütlü, imalı, gıllıgışlı bazı mülahazalar ve neşriyat vardır."}]},"NEŞTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kan almak, aşı yapmak veya küçük apseleri açmak için kullanılan ufak bıçak","example":null}]},"NEŞTERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü verecek bir durumu veya sorunu hatırlatmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Neşterle kesmek","example":null}],"lemma":"neşterlemek"},"NEŞİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplulukta okunmaya değer şiir","example":"Neşidesini okurken, birdenbire bir açılışı, bir derinleşmesi vardır."},{"pos":"n","definition":"Atasözü gibi kullanılan beyit veya dize","example":null}]},"NEŞİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parçalara bölerek dağıtma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılması","example":null}]},"NISFİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür kısa ney","example":null}]},"NISIF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan","example":null}]},"NOBELYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 102 olan radyoaktif yapay element","example":null}]},"NOBRAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davranışı kaba, sert ve gönül kırıcı olan","example":"Kadın, seni sevmiş de konuşuyor oğlum, öyle nobran olma."}]},"NODUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanın yürüyüşünü hızlandırmak için üvendirenin ucuna çakılmış sivri demir çivi","example":null}]},"NODULLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseye bir davranışta bulunmamasını söylemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Hayvanı üvendire ile dürtmek","example":null}],"lemma":"nodullamak"},"NODÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle derinin içine gömülü, yuvarlak ve sert oluşumun küçük hali","example":null}]},"NOHUDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kirli veya donuk sarı renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Nohut renginde olan","example":"Üstünde daima saz rengi, hardal rengi ... nohudi renklerde veya bunları andıran bir renkte bir esvabı ... vardı."}]},"NOHUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, Anayurdu Akdeniz kıyıları olan, birleşik telek yapraklı, çiçekleri sarımtırak renkte, tanesi baklamsı, bol nişastalı bir bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin yuvarlak tanesi","example":null}]},"NOKRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büveleğin sebep olduğu, genellikle davar ve sığırlarda, seyrek olarak insanlarda rastlanan, ortası delik şişkinliklerle tanınan hastalık","example":null}]},"NOKSAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eksik olma durumu, eksik olan miktar","example":null}]},"NOKTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cümlenin sonuna konan (.) işareti; çok küçük yuvarlak iz","example":"Cümleyi bir noktayla bitirdi."},{"pos":"n","definition":"Belirli bir yer ya da an","example":"Buluşma noktası köprünün başıydı."}]},"NOKTALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitirmek, sonuçlandırmak","example":"Bu şirketle olan projelerimizi noktaladık."},{"pos":"v","definition":"Yazıda noktalama işaretlerini yerli yerine koymak","example":null}],"lemma":"noktalamak"},"NOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Mısır'da şehir devleti","example":null}]},"NOMİNAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ad belirtilerek yapılan","example":null}]},"NONOŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevgi sözü","example":null}]},"NORM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kural olarak benimsenmiş, yerleşmiş ilke veya kanuna uygun durum","example":null}]},"NORMA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"NORMAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir eğrinin bir teğetine değme noktasından çizilen dikme","example":null}]},"NORMATİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kurallarla, yasalarla ilgili olan, kural, yasa koyan","example":null}]},"NORVEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Avrupa'da İskandav Yarımadası'nın batısında yer alan, resmi dili Norveççe ve başkenti Oslo olan ülke","example":null}]},"NOSTALJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yurttan ayrı kalındığında duyulan özlem, sıla özlemi, daüssıla, nostalji","example":"Haydi seni gezdireyim, o kadar senelik nostaljini teskin edersin."},{"pos":"n","definition":"Geçmişe duyulan aşırı özlem","example":null}]},"NOSYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım","example":null}]},"NOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Okulda başarıyı gösteren puan; kısa yazı","example":"Matematikten iyi not aldı."}]},"NOTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir müzik sesini belirtmeye yarayan işaret","example":"Saz sesleri bazen aynı notaları, ruhumuza mıhlanmak istenen bir altın çiviye vurulan darbeler gibi tekrar ederdi."},{"pos":"n","definition":"Bir devletin başka bir devlete politik sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı","example":"Yazılı nota / Sözlü nota"}]},"NOTALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir eseri notaya almak","example":null}],"lemma":"notalamak"},"NOTAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havacılar ve pilotlar için yayımlanan bülten","example":null}]},"NOTEBOOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi","example":null}]},"NOTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli belge ve işlemlere geçerlik kazandırmak, yasanın öngördüğü diğer görevleri yerine getirmekle yükümlü, belli nitelikleri ve kendine özgü bir hukuk statüsü olan kamu görevlisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu görevlinin çalıştığı yer; noterlik","example":null}]},"NOVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parlaklığı zamana bağlı olarak değişme gösteren yıldız","example":null}]},"NUAKŞOT":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Moritanya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"NUHUSET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı olaylarda görülen ve insana kötülük getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan güç","example":null}]},"NUMARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı","example":"Tüm duyularım uyanık olarak trenimin rengini ve numarasını bulmaya çalışırdım."},{"pos":"n","definition":"Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun","example":null}]},"NUMARALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir veya daha fazla sıra numarasıyla göstermek, numara koymak","example":null}],"lemma":"numaralamak"},"NUMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesnenin kendisi","example":null}]},"NUMERİK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sayı bakımından","example":null}]},"NUMUNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünün niteliğini anlatmak için bütünden ayrılıp verilen parça","example":null}]},"NUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlahi bir güç tarafından gönderildiğine inanılan parlaklık","example":"Kuru kadın okurken önündeki mezarın bir yeşil nurla tutuştuğunu gördü."},{"pos":"n","definition":"Aydınlık, ışık, parıltı","example":null}]},"NURANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Işığı olan, aydınlık, ışıklandırılmış, nurlu","example":"Bu nurani adamın sözleri dağılan içimi toplamama yardım etti."},{"pos":"adj","definition":"Saygı uyandıran","example":"Nurani, babacan, hoşlanılır bir ihtiyar olamazsın."}]},"NURLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Işık içinde kalmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Temiz, parlak bir duruma gelmek","example":null}],"lemma":"nurlanmak"},"NUTUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir topluluğa düşünceler, duygular aşılamak amacıyla söylenen, uzunca, coşkulu ve güzel söz","example":null}]},"NÖBET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz","example":null},{"pos":"n","definition":"Vakit vakit ortaya çıkan aynı türden fizyolojik bozuklukların bütünü","example":"Bir sıtma nöbeti içinde titreyerek olduğu yere çöreklendi."}]},"NÖROLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinir hastalıkları uzmanı","example":null}]},"NÖROLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinir sistemini inceleyen ve tedavisi ile uğraşan tıp dalı","example":null},{"pos":"n","definition":"Hastanelerde sinir hastalıklarıyla ilgili bölüm","example":null}]},"NÖRON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asıl hücre ile protoplazma uzantılarından ve bir silindir eksenden oluşmuş sinir hücresi","example":null}]},"NÖROTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinir sisteminde rahatsızlığı olan kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sinir sistemi üzerinde etki yapan","example":null}]},"NÖTR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birinden yana olmayan veya bir düşünceye, bir isteğe katılmayan, onu desteklemeyen, yan tutmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Elektriğe karşı hiçbir tepkisi olmayan","example":null}]},"NÖTRLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Asit veya alkali tepkisi gösteren bir eriyiği alkali veya asit katarak nötr duruma getirmek","example":null}],"lemma":"nötrlemek"},"NÖTRON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaklaşık olarak proton ağırlığında ve elektrik yüklü olmayan bir atom cisimciği","example":null}]},"NÜANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark","example":null}]},"NÜBÜVVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanlara Tanrı'nın buyruklarını bildiren, onları Tanrı yoluna, dine çağıran olma durumu","example":null}]},"NÜDİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her yerde çıplak gezmeyi savunan kimse","example":null}]},"NÜFUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın veya erkeğe verilen genel ad","example":"Burada beş nüfus var."},{"pos":"n","definition":"Bir ülkede, bir bölgede, bir evde belirli bir anda yaşayanların oluşturduğu toplam sayı","example":null}]},"NÜFUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözü geçerlik, istediğini yaptırabilme gücü","example":"Bu adamın çok nüfuzu var."},{"pos":"n","definition":"İçine geçme","example":null}]},"NÜFUZKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Etkileyebilecek özellikte olan","example":null}]},"NÜHÜFT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam","example":null}]},"NÜKLEER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Atom çekirdeği ile ilgili","example":null}]},"NÜKLEON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun ortak adı","example":null}]},"NÜKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir durumun veya olayın yeniden ortaya çıkması","example":null}]},"NÜKTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı söz","example":"Hoş konuşur, nükteleri kahvelere intikal etmiştir, kıyafeti ve tavrı zariftir."},{"pos":"n","definition":"Yazıda, resimde, sözde ve davranışta ince, derin anlam","example":"Bu fıkradaki nükteyi anlayamadım."}]},"NÜKTEDAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Beklenmedik hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyen, güldürücü hikâye anlatan kimse","example":null}]},"NÜKUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vazgeçme işi","example":null}]},"NÜMAYİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması","example":null}]},"NÜMİSMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Madalya ve eski para bilimiyle uğraşan kimse","example":null}]},"NÜSHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gazete ve dergi vb. sürekli yayınların bir bütün oluşturan, değişik tarih, numara taşıyan baskılarından her biri","example":"Geçende Sarıkamış'ta çıkan Varlık gazetesinin bir nüshası geldi."},{"pos":"n","definition":"Birbirinin tıpkısı olan yazılı şeylerin her biri","example":"Bu yazma eserin üç nüshası daha var."}]},"NÜTASYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla ayın neden olduğu, yerin dönme ekseninin yaptığı koni hareketindeki dönemsel salınım, nütasyon","example":null}]},"NÜVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin özü; çekirdek","example":null}]},"NÜZUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması","example":null}]},"NİAMEY":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Nijer ülkesinin başkenti.","example":null}]},"NİCE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, yeterinden fazla","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kaç, ne kadar","example":null}]},"NİCEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sayılabilirliği, ölçülebilirliği veya azalıp artabilirliği bakımından","example":null}]},"NİCELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir terime, tek veya çok oluşuna göre bir nicelik yüklemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi sayı, ölçü vb. ile bildirmek","example":null}],"lemma":"nicelemek"},"NİDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çağırma, bağırma","example":null},{"pos":"n","definition":"Türlü duyguları anlatan veya bir doğa sesini yansıtan kelime","example":null}]},"NİFAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan kışkırtan olma veya karışıklık yoluyla ortaya çıkan düzen bozukluğu","example":null}]},"NİHALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sofrada kullanılan, tencere, çaydanlık, tava altlığı","example":null}]},"NİHAVENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir makam","example":null}]},"NİHAYET":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sonunda, en sonunda","example":"Nihayet yağmur dindi."}]},"NİHAİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Artık ondan ötesi veya başkası olmayan","example":null}]},"NİHİLİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü gerçek varlığı inkâr eden aşırı bireycilik yanlısı kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Nihilizm yanlısı olan; hiççi; yokçu","example":null}]},"NİHİLİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü gerçek varlığı inkâr eden aşırı bireycilik","example":null},{"pos":"n","definition":"Her türlü siyasi düzeni inkâr eden, toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmeyen görüş","example":"Bir nevi şiddetli mefkûrecilik, bir nevi nihilizm, daha doğrusu bir nevi ... zırdelilik."}]},"NİJER":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Niamey.","example":null}]},"NİJERYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Abuja.","example":null}]},"NİKAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki kişinin evlilik birliği kurmasını sağlayacak yasal işlem","example":null},{"pos":"n","definition":"Evlilik birliğinin yasal olarak kurulması sırasında erkeğin kadına borçlandığı para","example":null}]},"NİKAHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Evlenmesini sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Nikâh memuru kanuna göre çiftlerin eş olduklarını bildirmek","example":null}],"lemma":"nikahlamak"},"NİKAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların sokakta yüzlerine örttükleri ince genellikle siyah renkteki örtü","example":null}]},"NİKBET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şansı olmama durumu","example":"Siyasi ikbal veya nikbet yellerine göre yön alan bir huy sahibi olduğunu bilirdim."}]},"NİKBİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren","example":null}]},"NİKEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 28, atom ağırlığı 58,71, yoğunluğu 8,9 olan, gümüş parlaklığında, demir sertliğinde, kolay işlenebilen ve kolayca tel durumuna getirilebilen bir element","example":null}]},"NİKELAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metal üzerine nikelle yapılmış kaplama","example":"Nikelajı çoktan bozulmuş ucuz çatallar..."},{"pos":"n","definition":"Metal bir yüzeyi nikelle kaplama","example":null}]},"NİKELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Nikel ile kaplamak","example":"Burada otomobil parçaları nikelleniyor."}],"lemma":"nikellemek"},"NİKOTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tütün yapraklarından çıkarılan, renksiz, açıkta bırakıldığında havadan oksijen alarak esmerleşen, 247 derecede kaynayan, 1,033 yoğunluğunda çok zehirli bir alkaloit","example":null}]},"NİKRİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmadaki ürik asidin atılmayarak vücudun bazı yerlerinde, özellikle ayak başparmağında, topuk ve eklem yerlerinde birikmesinden ileri gelen, ağrı ve şişlerle ortaya çıkan hastalık","example":null}]},"NİKRİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde, dizisi bir sekizli içinde gösterilebilen basit görünüşlü bir birleşik makam","example":null}]},"NİLÜFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nilüfergillerden, yaprakları yuvarlak ve geniş, çiçekleri beyaz, sarı, mavi, pembe renkte, durgun sularda veya havuzlarda yetişen bir su bitkisi","example":null}]},"NİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan","example":null}]},"NİMBUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyu esmer renkte büyük yağmur bulutu","example":null}]},"NİMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılık beklenilmeden yapılan yardım","example":null},{"pos":"n","definition":"Yaşamak için gerekli her şey","example":"Desem ki sen benim için hava kadar lazım / Ekmek kadar mübarek / Su gibi aziz bir şeysin / Nimetsin, nimettensin"}]},"NİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Torunu olan kadın","example":null},{"pos":"n","definition":"Yaşlı kadın","example":null}]},"NİNNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bebeklerin uyumasına yardımcı olmak için söylenen türkü","example":"Gırç gırç bir beşik sallanıyor, kalın, uzun bir kadın sesi ninni söylüyordu."},{"pos":"n","definition":"Bu türkülerin sonunda tekrarlanan söz","example":"Uyusun da büyüsün ninni!"}]},"NİPEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki bağlantı parçasını birbirine yakın olarak eklemekte kullanılan özel parça","example":null}]},"NİRENGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli sayıda noktanın konumunu kesin olarak tespit edebilmek için, bu noktaları tepe olarak kabul ederek bir alanı üçgenlere bölme işi","example":null}]},"NİSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erişkin dişi insan","example":null}]},"NİSAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın otuz gün süren, dördüncü ayı","example":null}]},"NİSAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplantının, oturumun açılabilmesi için bulunması gereken üye sayısı","example":null}]},"NİSAİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kadını andıran, kadına benzeyen, kadın gibi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kadınla ilgili","example":null}]},"NİSAİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastanelerde kadın hastalıkları ile ilgili bölüm","example":null}]},"NİSPET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı","example":"Zira melal devri uzadığı nispette teheyyüç kuvvetli ve devamlı oluyor."},{"pos":"n","definition":"İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık veya ilişki","example":null}]},"NİSPETEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yetecek kadar, az denmeyecek kadar","example":"Bugün hava nispeten iyidir."},{"pos":"adv","definition":"Herhangi bir şeye göre, herhangi bir şeyle kıyaslayarak","example":null}]},"NİSPİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı bulunan, mutlak olmayan","example":"Zenginlik fukaralık nispî hallerdir."},{"pos":"adj","definition":"Birbirine göre olan, önceki duruma göre","example":"Bu gün hastada nispî bir iyilik var."}]},"NİSYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Unutmak eylemi","example":null}]},"NİTE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz","example":null}]},"NİTEKİM":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gerçek olarak, gerçekte, gerçeği söylemek gerekirse","example":null},{"pos":"adv","definition":"Ne denli eksiği, kusuru olursa olsun, böyle olmakla birlikte anlamında kullanılan bir söz","example":null}]},"NİTEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik bakımından, nitelikle ilgili","example":null}]},"NİTELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin niteliğini belirtmek ya da göstermek","example":"En yakınları bile onu yalancı diye niteledi ."}],"lemma":"nitelemek"},"NİTELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başarı yönünden herkesin dikkatini çekecek bir duruma gelmek","example":null}],"lemma":"nitelenmek"},"NİTELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü, ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçebilen özellik","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik","example":null}]},"NİTRAMİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğal amonyum nitrat","example":null}]},"NİTRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nitrik asit tuzu","example":null}]},"NİTRATİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğal sodyum nitrat","example":null}]},"NİTROJEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 7, atom ağırlığı 14,008 olan, havada beşte dört oranında bulunan, rengi, kokusu, tadı olmayan element","example":null}]},"NİYABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin yerine iş görme yetkisi, naiplik","example":null}]},"NİYAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalvarma işi veya biçimi, merhamet dileme","example":null}]},"NİYE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz","example":null}]},"NİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat","example":"Ama benim asıl niyetim eski sevgilisinin adını öğrenmek."},{"pos":"n","definition":"Namaz kılmaya, oruç tutmaya ve abdest almaya karar verip başlama","example":null}]},"NİYETLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi yapmayı zihinde tasarlamak, düşünmek","example":"Birkaç kere gitmeye niyetlendi."},{"pos":"v","definition":"Oruç tutmaya karar vermek","example":null}],"lemma":"niyetlenmek"},"NİYOBYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 41, atom ağırlığı 92,91, yoğunluğu 8,57 olan, oksijen, kükürt, klor vb. maddelerle birleşikler veren bir element","example":null}]},"NİZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş","example":null}]},"NİZAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke","example":"Şimdi, eski sıralar bozuldu, yeni sıralar, yeni nizamlar gelinceye kadar böyle olacak!"}]},"NİZAMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İstenilen düzende olan, düzene uygun olan, kurallara uygun olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kanunlarla ilgili olan","example":null}]},"NİZAMİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanzimat döneminde kara ordusu","example":"Henüz nizamiye ve gönüllü taburcuların neferleri dağılmamıştı."},{"pos":"n","definition":"Yurttaşları askere alma işiyle görevli olan askerlik şubelerinin bağlı bulundukları bölge dairesi","example":null}]},"NİÇİN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz","example":null}]},"NİĞDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"NİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duvar içinde bırakılan oyuk; göz; hücre","example":null}]},"NİŞADIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamur kabartmada maya olarak kullanılan karbonik asidin amonyum tuzunun eritilmiş bulunduğu su","example":null}]},"NİŞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti","example":null},{"pos":"n","definition":"Evlenmek üzere birbirine söz verme","example":null}]},"NİŞANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti","example":null},{"pos":"n","definition":"Nişan alınacak yer","example":null}]},"NİŞANGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nişan alınacak yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Ateşli silahlarda hedefin uzaklığına ve bulunduğu yerin yüksekliğine göre namluya gereken yükseliş açısını veren, silahı bu hedefe doğrultmaya yarayan alet","example":null}]},"NİŞANGEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzeltilmiş bir ağaç parçasının kenarına değişik aralıklarda paralel çizgiler çizmek için marangozlukta kullanılan el aracı","example":null}]},"NİŞANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir hedefi vurmak için silah, taş ve benzerine belli bir doğrultu vermek","example":"Tabancasını kılıfından çıkarmış ve nişan almak üzereydi."},{"pos":"v","definition":"Bir şeye işaret koymak, bir şeyi işaretle belirtmek","example":null}],"lemma":"nişanlamak"},"NİŞASTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahıl tanelerinden, mercimek, bezelye vb. bakla türleri veya patates gibi birtakım yumrulardan özel yöntemlerle çıkarılan una benzer bir madde","example":"Buğday nişastası. Mısır nişastası. Patates nişastası. Pirinç nişastası."}]},"OBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göçebelerin konak yeri","example":"Yarın daha gün ışımadan kovduracağım onları obadan."},{"pos":"n","definition":"Bu yerde konaklayan göçebe halk veya aile","example":"Dayısı, amcası dâhil, obadan, oymaktan kimse dünür gitmeye gönüllü değildir."}]},"OBABAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Obanın başı olan kimse","example":null}]},"OBELİSK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önemli bir olayın durumu veya bir zaferin anısı için dikilmiş tek parça yüksek taş","example":null}]},"OBERJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şehir merkezinin dışında sade, basit kurulmuş konaklama yeri","example":null}]},"OBEZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok şişman, aşırı kilolu","example":null}]},"OBEZİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok şişmanlık","example":null}]},"OBJE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öznenin dışında kalan her konu","example":"Şimdi bunlar sırf müzelik birer obje olarak duruyorlar."}]},"OBJEKTİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik aletlerle cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine yansıtan mercek veya mercek sistemi","example":"Fotoğrafta, annemle babamın objektife bakışlarından, onu kendilerine çeviren kimseden hoşlandıkları anlaşılıyor."},{"pos":"adj","definition":"Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren","example":null}]},"OBRUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüzeyi düzgün ve pürüzsüz çukur biçiminde olan","example":null},{"pos":"n","definition":"İçinde su biriken çukur yer, doğal kuyu","example":null}]},"OBSESİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlüğü olan","example":null}]},"OBUA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orkestrada yer alan çift kamışlı, tahtadan yapılmış üflemeli çalgı","example":null}]},"OBUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gereğinden çok yemek yiyen, doymak bilmeyen kimse","example":null}]},"OBÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksek ve alçaktan mermi atabilen kısa namlulu top","example":"Gündüzki muharebede obüs isabetiyle yaralanmış bir mekkâre katırının canhıraş çığlığı..."}]},"OCAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın ilk ayı","example":"Ocakta kar yağdı."},{"pos":"n","definition":"Ateş yakılan, yemek pişirilen yer","example":null}]},"OCTANS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"OCU":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden korkmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyden soğumak","example":null}],"lemma":"ocumak"},"OCUMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden korkmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyden soğumak","example":null}]},"ODA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi","example":"Hâlâ kapısı aralık duran odaya doğru koştu."},{"pos":"n","definition":"Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmî birlik","example":"Sanayi odası. Ticaret odası."}]},"ODABAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeniçeri kuruluşunda görevi alaylarda selam törenlerini düzenlemek ve yönetmek olan subay","example":null},{"pos":"n","definition":"Hanlarda çalışan uşakların başı","example":"Hana gelinceye kadar planını kurmuştu. Odabaşı ile hemen hesabını kesti."}]},"ODAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir düşüncede, nitelikte olan kimselerin kaynağı veya bir şeyin toplandığı, yoğunlaştığı yer","example":"Herkesin ilgisini çeken bir odak olmaktan mutluluk duyardı."},{"pos":"n","definition":"Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer","example":null}]},"ODAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İyi görüntü elde etmek, görüntüyü tam odak noktasına düşürmek için alıcı merceğini düzenlemek","example":null}],"lemma":"odaklamak"},"ODALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Padişah, şehzade ve paşaların saraya alınan karavaşlar arasından seçtikleri kadın","example":"Rahmetli bilmem ne paşanın odalığı imiş."},{"pos":"n","definition":"Bir erkeğin nikâhsız olarak aldığı kadın","example":"Eskiden bu senin dediklerini yapanlara odalık denirdi."}]},"ODEON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Yunan'da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer","example":null}]},"ODUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakılmak için kesilmiş, parçalanmış ağaç","example":"Sobada çıralar hemen alev almış, odunları da tutuşturmuştu."},{"pos":"adj","definition":"Anlayışsız ve kaba kimse","example":null}]},"ODUNCUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Odunla beslenen böcek","example":null}]},"OFANSİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Atağa dayalı","example":null}]},"OFLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Of\" diyerek sıkıntı, bezginlik, usanç, acı veya yorgunluk duyduğunu belli etmek","example":null}],"lemma":"oflamak"},"OFLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Of\" diyerek sıkıntı, bezginlik, usanç, acı veya yorgunluk duyduğunu belli etmek","example":null}]},"OFLAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eksiksiz, kusuru olmayan, şahane","example":null}]},"OFRİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Salepgillerden, çiçekleri sinek, örümcek gibi birtakım böcekleri andıran, yumrulu, otsu bir bitki","example":null}]},"OFSAYT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda hücuma geçen takımın en az bir oyuncusunun topla oynandığı anda rakip takımın kale çizgisine, o takımın en yakın oyuncusundan daha yakın bulunması durumu","example":"Maçta da kendini pek yormaz, yarı ofsayt durumlarından beleş goller çıkarırdı."}]},"OFSET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalıp izlerini önce kauçuğa, kauçuktan da kâğıda geçirmeye dayanan çift kopyalı baskı yöntemi","example":null}]},"OFİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevin yapıldığı yer","example":null}]},"OHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü, sıkıntı, tedirginlik veren bir durum ortadan kalkmak veya azalmak, rahata kavuşmak","example":null}],"lemma":"ohlamak"},"OHLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü, sıkıntı, tedirginlik veren bir durum ortadan kalkmak veya azalmak, rahata kavuşmak","example":null}]},"OJE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü renklerde tırnak cilası","example":"Tırnaklarına az önce sürdüğü gülkurusu ojenin kokusunu duyuyorum."}]},"OJİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanardağ kütlelerinde bulunan ve feldspatla birlikte bazaltların temelini oluşturan piroksen cinsinden mineral madde","example":null}]},"OKAPİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geviş getirenlerden, Kongo'da bataklık ormanlarda yaşayan, büyük bir antilop boyunda, gövdesi kızıl kestane renginde, bacakları beyaz çizgili bir memeli hayvan","example":null}]},"OKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başında ok biçiminde bir tel demeti bulunan balıkçıl","example":null}]},"OKAZYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yararlanılan uygun şart veya durum","example":null}]},"OKEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Plastik, tahta, mika vb. maddelerden yapılmış taşlarla oynanan ve konkene benzeyen bir tür oyun","example":null}]},"OKKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"1283 gramlık veya 400 dirhemlik ağırlık ölçüsü birimi","example":null}]},"OKKALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini, yüzüne karşı gereğinden çok övmek, ilgi göstermek veya bunun için onursuzca davranmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ağırlığını yaklaşık olarak anlayabilmek için elle yoklamak","example":null}],"lemma":"okkalamak"},"OKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok hızlı gitmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Okla vurmak","example":null}],"lemma":"oklamak"},"OKLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok hızlı gitmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Okla vurmak","example":null}]},"OKLAVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamur açmakta kullanılan silindir biçiminde uzunca, ince değnek","example":"Yufkacılar burada açarlar, koskocaman oklavalarla."}]},"OKRA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acıkmış, susamış olan at yiyecek veya su gördüğü zaman kişnemek","example":null}],"lemma":"okramak"},"OKRAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acıkmış, susamış olan at yiyecek veya su gördüğü zaman kişnemek","example":null}]},"OKSALAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Billurları idrarda bulunabilen ve idrar yolunda taş yapan kalsiyum oksalatın kısa biçimi","example":null}]},"OKSİJEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 8, atom ağırlığı 16 olan, hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada beşte bir oranında bulunan bir gaz","example":null}]},"OKSİLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyla birleştiğinde oksijen açığa çıkaran, birleşiminde nikel ve bakır tozları bulunan sodyum ve potasyum peroksit","example":null}]},"OKSİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oksijenin bir element veya kökle birleşmesiyle oluşan madde","example":null}]},"OKSİTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oksijenle birleştirmek","example":null}],"lemma":"oksitlemek"},"OKSİYÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"3-12 milimetre uzunluğunda, insanların, özellikle çocukların bağırsaklarında yaşayan küçük bir solucan","example":null}]},"OKTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doymuş hidrokarbonlardan birine verilen ad","example":null}]},"OKTANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıldızların yüksekliğini ve açı uzaklığını gözlemeye yarayan alet","example":null}]},"OKTAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sekiz sesten oluşan ses dizisi, bir do sesiyle ondan sonraki do sesi arasındaki uzaklık","example":null}]},"OKTRUA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şehre giren şeylerden alınan vergi","example":null}]},"OKU":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yazılı bir metne bakarak anlamak ya da sesli söylemek (okumak)","example":"Bu akşam bana bir masal oku."}]},"OKUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Okuyup yazmadan başlayarak en yüksek düzeyde bilim ve sanat bilgisi vermeye kadar, çeşitli derecede toplu olarak öğretimin yapıldığı yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir bilim ve sanat kolunda ayrı nitelik ve özellikleri bulunan yöntem veya akım","example":null}]},"OKULDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Okul arkadaşı","example":null}]},"OKUMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yazılı bir metne bakarak anlamak ya da sesli söylemek","example":"Yatmadan önce kitap okumayı sever."}]},"OKUME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Afrika'da yetişen, kerestesi parlak, öz odunu mor, dış odunu pembe renkli bir ağaç","example":null}]},"OKUNAKLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık ve düzgün harflerle yazılmış, kolaylıkla okunabilen yazı","example":null}]},"OKUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplantıya, bir yere çağrılanlara gönderilen yazının bulunduğu belge","example":null}]},"OKUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürekli olarak gazete, dergi vb. okuyan","example":"İflah olmaz bir kari olan bu adam, her sabah kahvaltıdan önce mutlaka gazetesini okur."}]},"OKUTMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üniversitede yabancı dil, Türkçe ve inkılap tarihi gibi ortak, zorunlu dersleri öğretmek için görevlendirilen, uygulamalı çalışmaları yöneten öğretim elemanı","example":null}]},"OKYANUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıtaları birbirinden ayıran engin; açık deniz","example":null}]},"OKÜLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Optik aletlerinde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi","example":null}]},"OKÜLTİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle ruhlar dünyasıyla ve evrenin bilinmeyen güçleriyle ilgili bilgi dünyasına dayalı çeşitli kuramlar, uygulamalar ve ayinler için kullanılan genel ad","example":null}]},"OKŞA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki kişi veya nesne arasında, birbirleriyle eş olacak kadar ortak nitelikler bulunmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak","example":null}],"lemma":"okşamak"},"OKŞAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki kişi veya nesne arasında, birbirleriyle eş olacak kadar ortak nitelikler bulunmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak","example":null}]},"OKŞANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine ya da bir şeye sevgi, şefkat ile dokunmak","example":null}]},"OLAGEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskiden olduğu gibi, eskiden nasılsa gene öyle olmak, öyle devam etmek","example":null}],"lemma":"olagelmek"},"OLANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yararlanılan uygun şart veya durum","example":null}]},"OLANCA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bütün, elde bulunanın hepsi","example":"Bunları unutmak, sarsılmamak, olanca dikkatini konu bulmaya sarf etmek gerekti."}]},"OLASI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İhtimal dâhilinde olan, beklenen, görünüşe göre olacağı sanılan","example":null}]},"OLASILIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin olabilmesi durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"O zamana kadar yapılan deneylerle bir olayın ortaya çıkmasının beklenilmesi, ancak yine de tam bir kesinliğin bulunmaması durumu","example":null}]},"OLASIYA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Olabileceği ölçüde, olabileceği kadar","example":"Uzakta ufacık, bambaşka, olasıya beyaz ve beyaz sevimli bir ışık belirdi."}]},"OLAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş","example":"Güneşin batıdan doğması gibi olağanüstü bir olay sayılmalıdır bu."},{"pos":"n","definition":"Önemli tarihsel olgu","example":"Nötron bombası günümüzün olayıdır."}]},"OLAĞAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her zamanki gibi olan, alışılan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun","example":"Mutluluğa, bolluğa alışmayacak, bunları olağan görmeyecek insan yoktur."}]},"OLDUKÇA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yetecek kadar, az denmeyecek kadar","example":null}]},"OLDURGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçişli değilken bir ek katılarak geçişli duruma getirilen fiil","example":null}]},"OLEFİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etilen gibi yapısına başka bir öge veya kök sokulabilen, karbonlu hidrojenlerin genel adı","example":null}]},"OLEİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağlarda gliserin ile birlikte bulunan, rengi, kokusu, tadı olmayan, 4 derecede billur durumunda katılaşan sıvı bir madde","example":null}]},"OLEİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıvı yağlarda ve margarinlerde bulunan oleik asidin bir esteri","example":null}]},"OLGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç","example":null},{"pos":"n","definition":"Varlığı deneyle kanıtlanmış şey","example":null}]},"OLGUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yenecek duruma gelmiş meyve","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş, ağırbaşlı kimse, kâmil","example":null}]},"OLMADIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Daha önce hiç olmamış, alışılmamış, hiç beklenmeyen","example":"Aslı olmadık şeye nasıl inanırım?"}]},"OLMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, başka bir biçim veya duruma girmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir durumda bulunmak","example":"Fatma'nın yemek çantası olmasaydı, dün aç kalmıştık."}]},"OLMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olma veya gerçekleşme durumu bulunmayan","example":null},{"pos":"n","definition":"Yapılamayacak iş, tutum veya davranış","example":"Onun o gözü pekliği, onurla ölümü göze alışıdır ki Atatürk'e olmazları oldurtmak gücünü vermiştir."}]},"OLMEK":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Meksika'nın bilinen en eski uygarlıklarından biri.","example":null}]},"OLTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balık avlamada kullanılan, ucuna çengelli iğne takılı, çoğunlukla at kuyruğu kılından olan veya naylon tellerden yapılmış iplik","example":"İğneye midyeden balık yemini geçirir, oltayı savururum denize."},{"pos":"n","definition":"Birini aldatabilmek için hazırlanmış düzen, kullanılan kimse veya şey","example":"Ankara'nın sorumluları bu oltanın yabancısı değillerdi."}]},"OLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağmur sularını damların kenarlarına toplayıp akıtan yatay konumlu, genellikle çinko boru","example":"Oluklardan kol gibi buzlar sarkıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin akmasına yarayan üst yanı açık boru","example":null}]},"OLUMLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olgulara, deneylere dayalı olarak bazı nitelikleri belli olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gözetilen amaca veya beklenilene uygun; yararlı; pozitif","example":"Olumlu tip, olumlu sanat diye bir şeyler tutturmuşlardı."}]},"OLUMSUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olumlu olmayan; kötü sonuç veren","example":"Olumsuz düşünme."}]},"OLUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etme","example":null},{"pos":"adj","definition":"İhtimal dâhilinde olan, beklenen, görünüşe göre olacağı sanılan","example":"Bu olur iş mi?"}]},"OLUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meydana gelme işi veya durumu","example":null},{"pos":"v","definition":"Belli bir varlık kazanmak, ortaya çıkmak","example":null}]},"OLUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli bir varlık kazanmak, ortaya çıkmak","example":null}]},"OLUŞUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir jeoloji döneminde meydana gelmiş katmanlar dizisi","example":null}]},"OLUŞUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir varlık ve biçim kazanma","example":null},{"pos":"n","definition":"Katman, kütle, gök cismi ve benzerinin biçimlenme süreci","example":null}]},"OLÇUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hekimlik taslayan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Kendini becerikli, usta gösteren kimse","example":null}]},"OLİGARŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyasal gücün birkaç kişilik bir grubun elinde toplandığı yönetim","example":"Bugün Fransa gibi iki yüz yıl önce oligarşiyi yıkmış bir ülkede hâlâ kral diye bağıranlar vardır."}]},"OLİGOPOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sunumun birkaç satıcı tarafından yapıldığı ve bu az sayıdaki satıcının birbirlerinin üretim kararlarından etkilendiği piyasa türü","example":null}]},"OLİGOSEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üçüncü Çağın miyosen ile eosen arasındaki dönemi","example":null}]},"OLİJİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kızıl renkli, kayaçlarda rastlanan doğal demir oksidi","example":null}]},"OLİMPİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olimpiyatlarla ilgili, olimpiyat ölçülerinde olan","example":null}]},"OLİVİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarımsı yeşil renkli, cam parıltılı, magnezyum ve demirli silikat","example":null}]},"OMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yassı, geniş, girintisi ve çıkıntısı çok olan, leğen veya kemik çatının ön ve yan bölümlerini oluşturan bir çift kemik","example":null},{"pos":"n","definition":"Bel kemiği","example":null}]},"OMBRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğrama işlerini kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya","example":null}]},"OMFAZİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Piroksen grubundan, yeşil renkli doğal silikat","example":null}]},"OMLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çırpılmış yumurtayla sade olarak yapılabilen veya içine peynir, kıyma vb. katılarak tavada pişirilen bir yemek","example":"Mantarlı omleti yedikten sonra uykudan bayılıyorduk."}]},"OMNİBÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolcu taşıyan motorlu büyük taşıt","example":null},{"pos":"n","definition":"Şehirlerde yolcu taşıyan atlı araba","example":null}]},"OMNİVOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hem et hem ot ile beslenen canlı","example":null}]},"OMUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurgayı oluşturan kemiklerden her biri","example":"Boyun omurları. Bel omurları. Sağrı omurları. Kuyruk omurları."}]},"OMURGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirleriyle eklemlendiklerinde kafatasından kuyruk sokumuna kadar uzanan bir kemik eksen oluşturan omurların bütünü, bel kemiği","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü; temel; esas","example":null}]},"OMURİLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurga içinde bulunan kanal boyunca uzanan, boz madde ve ak maddeden oluşan sinir dokusu","example":null}]},"OMUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm","example":"Başı omuzları içine çökmüş gibi idi."}]},"OMUZDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı amaçla ve birlikte hareket eden kimse","example":null}]},"OMUZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş veya görevi yüklenmek, üstüne almak","example":null},{"pos":"v","definition":"Omzuyla dayayıp itmek","example":"Odasına gelirken paravanaya çarpmış, panoyu omuzlamıştı."}],"lemma":"omuzlamak"},"ONA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"O zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi","example":"Yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur."},{"pos":"v","definition":"Uygun görmek, onaylamak, kabul etmek","example":"Patronu projeyi yeniden değerlendirdiğinde, sonunda onun gönlü oldu ve gerekli bütçeyi onayladı."}]},"ONAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uygun görmek, onaylamak, kabul etmek","example":"Patronu projeyi yeniden değerlendirdiğinde, sonunda onun gönlü oldu ve gerekli bütçeyi onayladı."}]},"ONAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"On sayının üleştirme sayı sıfatı, her birine on, her defasında onu bir arada","example":null},{"pos":"v","definition":"Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi iyileştirip işler veya kullanılır duruma sokmak, işe yarar duruma getirmek","example":"Bozuk bir saati onardı."}]},"ONARIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokma, işe yarar duruma getirme","example":"Onarımı yeni bitmiş yapının önünde hayvanın dizginlerini tıpkı tıpkısına bir erkek gibi çekti."},{"pos":"n","definition":"Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapma, ilk durumuna getirme; restore etme","example":null}]},"ONARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi iyileştirip işler veya kullanılır duruma sokmak, işe yarar duruma getirmek","example":"Bozuk bir saati onardı."},{"pos":"v","definition":"Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapmak, ilk duruma getirmek","example":null}]},"ONAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işte iyi sonuç veren, fayda sağlayan, kazançlı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Özenle çalışan kimse, düzgün, uygun","example":null}]},"ONAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etme","example":null}]},"ONAYLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek, onamak, uygun bulmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek, tasdik etmek, doğrulamak","example":null}],"lemma":"onaylamak"},"ONAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı rıza göstermek, razı olmak","example":null}],"lemma":"onaşmak"},"ONAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı rıza göstermek, razı olmak","example":null}]},"ONBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"On ere kumanda eden asker, erin üstündeki ilk rütbe","example":"Askerî çavuşlar, onbaşılar talim ettiriyorlardı."}]},"ONCA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"O kadar; o denli","example":"Koca Yusuf onca atın içinden üç at seçememişti."},{"pos":"adv","definition":"Onun düşüncesince; ona göre","example":"Onca yapılacak şey bir gelin entarisi, iki sofra da yemek"}]},"ONDUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Onmasını sağlamak; iyiye döndürmek","example":"Çocuk haklarıyla ilgili yasayı ondurduk."}],"lemma":"ondurmak"},"ONDURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Onmasını sağlamak; iyiye döndürmek","example":"Çocuk haklarıyla ilgili yasayı ondurduk."}]},"ONDÜLE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büklümleri olan","example":null}]},"ONEJİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidratlı doğal oksit","example":null}]},"ONGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"On açısı, on kenarı olan çokgen","example":null}]},"ONGUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uğuru olan, iyilik getirdiğine inanılan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş (yer)","example":null}]},"ONKOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Urları inceleyen tıp dalı","example":null}]},"ONLARCA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Pek çok; çok sayıda","example":null},{"pos":"adv","definition":"Onlara göre","example":null}]},"ONMADIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendinden beklenen yararlığı sağlayamayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Talihi yaver gitmeyen, başı beladan kurtulmayan","example":null}]},"ONMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenen veya hoşa giden bir şeyin olması sonucu coşku duymak","example":null},{"pos":"v","definition":"Hastalıktan, dertten kurtulmak, iyileşmek","example":null}]},"ONS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fransa'da 30,59 gram, İngiltere'de 28,349 gram ağırlığında bir ağırlık ölçüsü birimi","example":null}]},"ONTOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konu olarak eski Yunan felsefesinden beri ele alınan ve Aristoteles'in ilk felsefe adını verdiği, var olanların özü üzerine bilim","example":null}]},"ONUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötü bir durumdan kurtulma","example":null}]},"ONUNCU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"On sayısının sıra sıfatı, sırada dokuzuncudan sonra gelen","example":null}]},"ONUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın kendine karşı duyduğu saygı","example":null},{"pos":"n","definition":"Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer","example":"Çokbilmiş görünmek, onuruna toz kondurmak istemez."}]},"ONURLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şeref duymak","example":null}],"lemma":"onurlanmak"},"ONİKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Damarlı ve yarı saydam bir tür Kadıköy taşı","example":null}]},"OOSFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkilerde erkek gamet tarafından döllenerek yumurtayı oluşturan dişi gamet","example":null}]},"OOSİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüme evresini tamamlamış, fakat henüz döllenebilecek duruma gelmemiş dişi gamet","example":null}]},"OPAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Donuk, mat (renk)","example":null}]},"OPAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silisin hidratlı ve jelatinli bütün türlerini kapsayan değerli bir mineral","example":null},{"pos":"n","definition":"İnce, düzgün dokunmuş pamuklu kumaş","example":null}]},"OPALİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Opali andıran camdan yapılmış vazo, kupa vb","example":null}]},"OPERA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözlerinin bütünü veya çoğu şarkılı olarak söylenen müzikli tiyatro eseri","example":"Viyana tiyatrolarına, operasına, aktris hayatına, gece eğlencelerine dair bildiklerini, gördüklerini hep anlattı, anlattı."},{"pos":"n","definition":"Böyle eserlerin oynandığı yapı","example":null}]},"OPERATÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ameliyat yapan uzman hekim","example":"Can pazarı bu. Bir operatör gibi hesaplı saplayabilir misin?"},{"pos":"n","definition":"Bazı teknik aletleri işleten kimse","example":null}]},"OPERET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğlenceli, hafif konulu, içinde bestesiz konuşmalar bulunan sahne eseri","example":"Onun çalıp söylediği bir operet parçasını tekrarlıyordum."},{"pos":"n","definition":"Bu eseri oynayan oyunculardan oluşan kuruluş","example":"Bizim, operetlerimiz cinsinden bir sürü halk tiyatroları var."}]},"OPSİYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir alışverişin karara bağlanması için genellikle satıcının alıcıya tanıdığı süre","example":null},{"pos":"n","definition":"Bankacılıkta borç senetlerinin, bankalara ödenmesi için vade tarihinden başlayarak tanınan iki gün","example":null}]},"OPTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Görme ile ilgili olan","example":null}]},"OPTİMAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"En elverişli, en iyi olan","example":null}]},"OPTİMUM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"En elverişli, en iyi olan","example":null}]},"OPTİMİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren","example":null},{"pos":"n","definition":"Tek yelkenli, tek kişilik yarış","example":null}]},"OPTİMİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her şeyi en iyi yanından gören, her durumda iyi bir çıkış yolu uman dünya görüşü","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren bir tutum veya kişilik özelliği","example":null}]},"OPUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bestecinin, besteleniş sırasına göre numaralanmış müzik eseri","example":null}]},"ORA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"O yer","example":"Odam orası, dedi, sağ tarafa düşen kapı."}]},"ORACIKTA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hemen o yerde, olduğu yerde","example":"Yemeğini son günlerde oracıkta, pasaj içindeki Macar lokantasında yiyordu."}]},"ORAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarım çember biçiminde yassı, ensiz ve keskin metal bir bıçakla, buna bağlı bir saptan oluşan ekin biçme aracı","example":null},{"pos":"n","definition":"Ürün kaldırma, ekin biçme işi","example":null}]},"ORAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ağızla ilgili; ağızcıl","example":null},{"pos":"adj","definition":"Söze dayanan","example":null}]},"ORAMİRAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz kuvvetlerinde, kara kuvvetlerindeki orgeneralin dengi olan en yüksek rütbeli amiral","example":null}]},"ORAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı","example":null},{"pos":"n","definition":"İki büyüklük, iki nicelik arasındaki bağıntı","example":null}]},"ORANLA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Herhangi bir şeye göre, herhangi bir şeyle kıyaslayarak","example":"Kahve caddeye oranla azıcık geride, bir bahçe içinde."},{"pos":"v","definition":"Kişi ve nesnelerin benzer veya ayrı yanlarını incelemek için kıyaslamak, mukayese etmek","example":null}]},"ORANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birincinin ikinciye oranı, üçüncünün dördüncüye oranına eşit olan dört terim arasındaki bağıntı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi oluşturan parçaların kendi aralarında ve parçalarla bütün arasında bulunan uygunluk, oran, tenasüp","example":null}]},"ORANTILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Orantılı olarak düşünmek veya değerlendirmek","example":null}],"lemma":"orantılamak"},"ORATORYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Solo sesler, koro ve orkestra için yazılmış, oyun ögesi bulunmayan, kutsal nitelikte müzik eseri","example":null}]},"ORDONAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk silahlı kuvvetlerinde, ordunun savaş araç ve gereçlerini ve benzeri her türlü gereksinimini sağlamakla görevli asker sınıfı","example":null}]},"ORDU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devletin silahlandırılmış gücünün tümü","example":"Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi / Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi"},{"pos":"n","definition":"Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü","example":null},{"pos":"place","definition":"Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"ORDUEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kara, deniz ve hava subay ve astsubaylarının buluştukları, sosyal gereksinimlerini karşılayabilecek biçimde yapılmış lokal veya yapı","example":null}]},"ORDUGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devletin silahlı kuvvetlerinin konakladığı yer","example":"Komanova'ya giden derenin içinde ordugâh kurduk."}]},"ORDÖVR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemekten önce sofraya getirilen soğuk yiyecekler; çerez; meze","example":null}]},"ORDİNAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir noktanın uzaydaki yerini belirtmeye yarayan çizgilerden her biri","example":null}]},"ORDİNO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denizcilik işletmelerinde gemi adamlarını gemilere atama belgesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir poliçenin arkasına ciro edildiği kişiye ödenmesi için yazılan havale emri","example":null}]},"ORFOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hanigillerden, Ege ve Akdeniz'de bulunan, eti beyaz ve lezzetli, 10 kilogramdan 50 kilograma kadar ağırlığı olan bir balık türü","example":null}]},"ORG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klavyeli büyük ve küçük borulardan yapılmış, körüklerden elde edilen havanın bu borulardan geçmesiyle değişik ses tonları verebilen, genellikle kilise çalgısı","example":null}]},"ORGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı bir vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş","example":null}]},"ORGANEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hücre içerisinde bulunan kendi içinde özelleşmiş yapı","example":null}]},"ORGANTİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış","example":"Sahnede siyah organtin tuvaletiyle beli incelmiş, göğsü kabarmış."},{"pos":"n","definition":"Seyrek dokunmuş, ince, sert bir kumaş","example":null}]},"ORGANZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İpek veya keten iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde bir çeşit kolalı kumaş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış","example":null}]},"ORGANİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Organla ilgili","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir görevi yerine getirmekle yükümlü kuruluşla ilgili olan","example":"Ne ki organik bütünlüğü ve büyüklüğü kalmamıştı."}]},"ORGANİZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzenli, düzgün duruma getirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Kuruluşları ortak bir amaç için bir araya getirme, birleştirme","example":null}]},"ORKESTRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgılar topluluğu","example":"Locadan çıkarken, davulu üstüne on lira atılan orkestra, zeybek havası çalmaya başlar."},{"pos":"n","definition":"Bazı tiyatroların birinci katında sahne veya perdeye en yakın koltuklar","example":"Butterfly'ı ben orkestrada koltuktan seyrederken sen locada ... idin."}]},"ORKİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Salepgillerden, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla camekânlarda yetiştirilen birtakım bitki türlerinin ortak adı","example":null}]},"ORKİNOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uskumrugillerden, boyu 2,5 metre kadar olabilen, eti yenir bir balık","example":null}]},"ORKİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Er bezlerinin iltihaplanıp şişmesi","example":null}]},"ORLON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapay dokuma ipliği","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu iplikle dokunmuş","example":null}]},"ORMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaçlarla örtülü geniş alan","example":"Bütün evi bir ormanmış gibi rahatça ve her anlamda kullanabiliyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Bu ağaçların bütünü","example":null}]},"ORNAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimse veya bir şeyin yerine yenisini koymak","example":null}],"lemma":"ornatmak"},"ORNATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimse veya bir şeyin yerine yenisini koymak","example":null}]},"OROJENİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunun belli yerlerinde kıvrılma, kırılma ve yükselme olayları sonucu dağların oluşunu inceleyen bilim kolu","example":null}]},"ORSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin rüzgâr alan yanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Geminin, rüzgârın geldiği yöne döndürülmesi","example":"Orsa! diye bağırmasıyla dümeni basması bir oldu."}]},"ORSALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gemi rüzgâr alan tarafa dönmek","example":null}],"lemma":"orsalamak"},"ORTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer","example":"Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."},{"pos":"adj","definition":"İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan","example":"Gürültüden, şöhret avcılığından çekiniliyor, ölçülü bir orta yıl tutuluyordu."}]},"ORTAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik","example":"Bırakın ortağıma bir telefon edeyim."},{"pos":"n","definition":"Aynı erkekle evli olan kadınların birbirine göre adı","example":null}]},"ORTAKLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok kimsenin iş yaparak kazanç elde etmek için birleşmeleri","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi paylaşmak veya bir şeye katılma","example":"Dil birliği, anlaşamamak yüzünden doğabilecek ayrılıkların karşılıklı düşmanlıkları giderebileceği bir ortaklık tabanıdır."}]},"ORTALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Futbolda topu kale ağzındaki arkadaşlarına havadan göndermek","example":"Sol açık topu güzel ortaladı."},{"pos":"v","definition":"Ortasını bulmak, ortasına varmak","example":null}],"lemma":"ortalamak"},"ORTALAMA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçek değeri ve miktarı değil, ondan az fazla veya eksik bir niceliği gösteren, aşağı yukarı bir değerlendirme yapılarak bulunan","example":null},{"pos":"adj","definition":"İki veya ikiden fazla sayının toplamının toplanan sayıların adedine bölünmesiyle elde edilen sayı","example":"Yarısı 70, yarısı da 80 kuruştan alınan bir malın ortalama fiyatı 75 kuruştur"}]},"ORTALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzünün görünen bölümü; çevre; etraf","example":"Ortalıkta güneş olmadığı, hava yine bulutlu olduğu hâlde, tatlı bir aydınlık vardı."},{"pos":"n","definition":"Bulunulan yer ve çevresi","example":null}]},"ORTAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü","example":null}]},"ORTANCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşkırangillerden, kırmızı, pembe veya mor renkli çiçeklerini yaz başında açan, gölgelik yerlerde yetiştirilen bir süs bitkisi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasında bulunan","example":"Ortanca erkek kardeşimle aynı yöntemi benimsemiş olması beni tedirgin ediyor."}]},"ORTAOKUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrencileri genel eğitim yoluyla bir yandan hayata, bir yandan da liseye hazırlayan, genellikle üç yıllık ortaöğretim okulu","example":"Ortaokulun üçüncü yılına geçince okuldan ayrıldı."}]},"ORTAY":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen çizgi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen düzlem; çizgi","example":null}]},"ORTAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiilden -an -en, -r -ır, -ir, -ur, -ür, -acak -ecek vb. eklerle türetilmiş isim ve sıfat görevinde kullanılan kelimeler","example":null}]},"ORTEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemikteki biçim bozukluğunu düzelten, bozukluğun ekleme vereceği yükü azaltan veya felçli kasa destek veren araç","example":null}]},"ORTOKLAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dik açı biçiminde ayrıtları olan, billurları parça halinde dilinen bir çeşit potasyum feldspat","example":null}]},"ORTOPEDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücutta kemikler, eklemler, kaslar, kirişler, sinirler gibi hareketi sağlayan organların bozukluklarını düzelten, tedavi eden cerrahi kolu","example":null},{"pos":"n","definition":"Hekimliğin, çocuklardaki vücut biçimsizliklerini düzelten veya önleyen bir kolu","example":null}]},"ORTOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dik açı biçiminde ayrıtları olan, billurları parça halinde dilinen bir çeşit potasyum feldspat","example":null}]},"ORUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel yer","example":null}]},"ORUÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'ya ibadet amacıyla yeme, içme vb. şeylerden belli bir süre veya biçimlerde kendini alıkoyma","example":null},{"pos":"n","definition":"Çok sevilen veya istenen şeylerden uzak durma","example":null}]},"ORYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyun kâğıtlarının küçük, kırmızı, baklava biçimli benekli olanı","example":null}]},"ORYANTAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle Doğu ülkelerinde, kadınların tek başlarına ve yarı çıplak olarak müzik eşliğinde yaptıkları, vücut ve göbek hareketlerine dayalı dans","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu dansı yapan kadın","example":null}]},"ORİGAMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle kare kâğıt parçalarını kesmeden ve yapıştırıcı kullanmadan sadece katlayıp çeşitli canlı ve cansız figürler oluşturularak yapılan kâğıt katlama sanatı","example":null}]},"ORİJİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Soy sop","example":null}]},"ORİJİNAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yalnız kendine has bir nitelik taşıyan","example":"Zira ki biz, orijinal mevzulara teması şiar edinmişiz."},{"pos":"adj","definition":"Gerçek olan, gerçeğe veya aslına dayanan; mevsuk","example":null}]},"ORİON":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"OSLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Norveç'in başkenti ve en büyük şehri","example":null}]},"OSMANLI":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"1299'da kurulup 1922'ye kadar süren devlet.","example":null}]},"OSMANİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"OSMİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mavi renkte, 2700 derecede eriyen, platin filizlerinde bulunan çok kırılgan bir element","example":null}]},"OSTEOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemik bilimi uzmanı","example":null}]},"OSUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kalın bağırsaktaki gazı çıkarmak","example":null}],"lemma":"osurmak"},"OSURGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kalın bağırsaktan çok gazı çıkaran","example":null}]},"OSURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kalın bağırsaktaki gazı çıkarmak","example":null}]},"OTA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İlaç vererek hastalığı iyi etmeye çalışmak; tedavi etmek","example":null}],"lemma":"otamak"},"OTACI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanlardaki hastalıkları teşhis edip ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse","example":null}]},"OTALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İlaç vererek hastalığı iyi etmeye çalışmak; tedavi etmek","example":null}],"lemma":"otalamak"},"OTALAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İlaç vererek hastalığı iyi etmeye çalışmak; tedavi etmek","example":null}]},"OTAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İlaç vererek hastalığı iyi etmeye çalışmak; tedavi etmek","example":null}]},"OTANTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçek olan, gerçeğe veya aslına dayanan; mevsuk","example":null}]},"OTAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanı veya sürüyü otlayabileceği bir yere götürmek, otlamaya bırakmak, otlamasını sağlamak","example":null}],"lemma":"otarmak"},"OTARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanı veya sürüyü otlayabileceği bir yere götürmek, otlamaya bırakmak, otlamasını sağlamak","example":null}]},"OTARSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkede ekonomik alandaki gereksinimleri kendi kendine karşılamaya yönelen tutum","example":null}]},"OTAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük ve süslü çadır","example":null}]},"OTEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolcu ve turistlere geceleme imkânı sağlamak, bunun yanında yemek, eğlence vb. hizmetleri sunmak amacıyla kurulmuş işletme","example":"Selamlaşarak ayrılıyor ve masaların arkasından dönüp otelin kapısından dışarı çıkıyorlar."}]},"OTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan, dolaşarak yerdeki ot, çimen, yaprak ve benzerini yemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Vaktini vermek, uğraşmak, ilgilenmek","example":null}],"lemma":"otlamak"},"OTLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan otlatılan yer","example":null}]},"OTLAKİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı döneminde, devlet malı otlaklarda yayılan hayvanlardan alınan vergi","example":null}]},"OTLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan, dolaşarak yerdeki ot, çimen, yaprak ve benzerini yemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Vaktini vermek, uğraşmak, ilgilenmek","example":null}]},"OTLUBAĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyah renkli kurbağa","example":null}]},"OTLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ot konulan yer","example":"Bir evin otluğunun altındaki boşluğa girdi."},{"pos":"n","definition":"Kış için kurutulmuş ot yığını","example":null}]},"OTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Patlamalı, içten yanmalı, elektrikli bir motor veya gaz türbiniyle hareket eden taşıt, araba","example":null}]},"OTOBAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hızlı bir trafik akımı sağlamak amacıyla yapılan, çok şeritli, çift yönlü geniş yol","example":null}]},"OTOBUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Otla beslenen hayvan","example":null}]},"OTOBÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolcu taşıyan, motorlu, büyük taşıt","example":null}]},"OTOGAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplu taşıma ve nakliye araçlarına hareket ve varış noktası olarak belediyelerce ayrılan ve şehirler arası çalışan motorlu taşıtların yolcularını aldıkları ve indirdikleri yer","example":null}]},"OTOGRAF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir yazarın veya kişinin kendi elinden çıkan yazı","example":null}]},"OTOGRAFİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağlı mürekkeple özel kâğıda çizilen şekillerin litografya tekniği ile taş üzerine yazılması","example":null}]},"OTOKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplu geziler için yapılmış büyük otobüs","example":null}]},"OTOKLAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vida ve cıvatalarla tutturulmuş basit bir kapağı olan, iç basınca dayanıklı kap","example":null},{"pos":"n","definition":"Laboratuvar işlerinde ve ameliyatlarda yararlanılan her türlü araç ve gereçleri mikropsuzlaştırmak için kullanılan basınçlı buhar kazanı","example":null}]},"OTOKRASİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hükümdarın, bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi","example":null}]},"OTOKRAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Siyasal kudreti elinde bulunduran hükümdar","example":null}]},"OTOLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurgalılarda ve bazı omurgasızlarda denge organı olan, iç kulakta bulunan kalker parçacıkları","example":null}]},"OTOMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sedir biçiminde kanepe","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir tür ipekli kumaş","example":null}]},"OTOMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı bir varlığın yapabileceği bazı işleri yapan mekanik veya elektrikli araç","example":"Kimi oyuncaklar küçük birer otomattır"},{"pos":"n","definition":"Sıcak su verecek biçimde hazırlanmış, hava gazı ocaklı cihaz","example":null}]},"OTOMATİK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Otomatik olarak, kendisinden","example":null},{"pos":"adj","definition":"Mekanik yollarla hareket ettirilen veya kendi kendini yöneten alet","example":null}]},"OTOMOBİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı","example":"Otomobiller, atlar, arabalar coşkun bir sel uğultusu ile geçiyordu."}]},"OTOMOTİV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıt yapımıyla uğraşan endüstri kolu","example":null}]},"OTONOM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme yetkisi olan kuruluş, devlet vb.","example":null}]},"OTONOMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir topluluğun, bir kuruluşun ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme hakkı","example":null}]},"OTOPARK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıtların belli bir süre için bırakıldığı yer","example":null}]},"OTOPSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölüm sebebini belirlemek amacıyla bir cesedi inceleme işi","example":null}]},"OTORAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ray üzerinde işleyen motorlu taşıma aracı","example":null}]},"OTORİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü","example":"Sakarya zaferi ile gazi ve müşir Mustafa Kemal Paşa tam otoritesini elde etmiştir."},{"pos":"n","definition":"Siyasi veya idari güç","example":null}]},"OTORİTER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Emretme, yaptırma gücüne sahip olan (kimse)","example":null}]},"OTOSTOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yayanın yoldan geçen bir otomobili durdurarak binmesi ve gideceği yere para vermeden gitmesi","example":null}]},"OTOSİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suda yaşayan bazı omurgasız hayvanlardan, işitme taşını içinde bulunduran akışkan sıvılı organ","example":null}]},"OTOTROF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Besinini bağımsız olarak sağlayan, inorganik azot, azotlu madde ve CO2'den protein ve karbonhidratların sentezini yapabilen bitki","example":null}]},"OTOTROFİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Besinini bağımsız olarak sağlama, inorganik azot, azotlu maddeler ve karbonhidratların sentezini yapabilme","example":null}]},"OTOYOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hızlı bir trafik akımı sağlamak amacıyla yapılan, çok şeritli, çift yönlü geniş yol","example":null}]},"OTSUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ot gibi olan, gövdesi odunlaşmayan, kısa ömürlü bitki","example":null}]},"OTTAVA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kanada ülkesinin başkenti.","example":null}]},"OTUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek","example":"Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu."},{"pos":"v","definition":"Uygun gelmek","example":null}],"lemma":"oturmak"},"OTURACAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sandalye, tabure, kanepe gibi üstüne oturulan şey","example":null}]},"OTURAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oturulacak yer veya şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap","example":null}]},"OTURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek","example":"Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu."},{"pos":"v","definition":"Uygun gelmek","example":null}]},"OTURUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı toplantı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yasama meclislerinin birleşimlerinden her biri","example":null}]},"OTUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üç kere on, yirmi dokuzdan bir artık","example":null},{"pos":"n","definition":"Yirmi dokuzdan sonra gelen sayının adı","example":null}]},"OTUZAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Otuz sayısının üleştirme biçimi, her defasında otuzu bir arada, her birine otuz","example":null}]},"OTUZUNCU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Otuz sayısının sıra sıfatı, sırada yirmi dokuzuncudan sonra gelen","example":null}]},"OTÇUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Otla beslenen hayvan","example":null}]},"OTİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine kapanık, psikolojik sorunları olan kimse","example":null}]},"OTİSTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçe yönelik olan","example":null}]},"OTİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçeklerden kaçınarak hayal olaylara bağlılığı geliştirme ve düşünceleri, genellikle dileklerin yönetmesine bırakma durumu","example":null}]},"OVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevrelerine göre çukurda kalmış, çoğunlukla alüvyonla örtülü, eğimi az, akarsuların derine gömülmemiş olduğu, genellikle geniş veya dar düzlük","example":null}]},"OVAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yumurta biçiminde olan; yumurtamsı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kapalı, dışbükey ve uzunca bütün eğriler, özellikle elips gibi iki simetri ekseni olan simetrik eğri","example":null}]},"OVALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sertçe ovmak","example":"Çok geceler gözlerimi ovalaya ovalaya uykumu dağıtmaya çalışır, kendimi güç tutarak verilen işleri yapmaya uğraşırdım."},{"pos":"v","definition":"Ellerini bir şeye veya birbirine sürtmek","example":"Kocası okurken gözleriyle satırları takip ediyor, elleriyle boncuk çantasını ovalıyordu."}],"lemma":"ovalamak"},"OVALAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sertçe ovmak","example":"Çok geceler gözlerimi ovalaya ovalaya uykumu dağıtmaya çalışır, kendimi güç tutarak verilen işleri yapmaya uğraşırdım."},{"pos":"v","definition":"Ellerini bir şeye veya birbirine sürtmek","example":"Kocası okurken gözleriyle satırları takip ediyor, elleriyle boncuk çantasını ovalıyordu."}]},"OVERLOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaş, halı, kilim ve benzerinin kenarına makine ile yapılan sıkı, zikzaklı dikiş","example":null}]},"OVMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin üzerine bastırarak el gezdirmek","example":"Şakaklarını, bileklerini kolonya ile ovdum."},{"pos":"v","definition":"Bir yere bir şeyi kuvvetle sürterek temizlemek","example":"Tencereyi ovmak. Tahtaları ovmak."}]},"OVMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamuru ovalayarak yapılan kırıntılarla pişirilmiş çorba","example":null},{"pos":"n","definition":"Taze tarhana","example":null}]},"OVOGON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su yosunu, mantar gibi ilkel bitkilerde dişi cinslik hücresi","example":null}]},"OVOLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker","example":null}]},"OVUŞTUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bastırarak başka bir şey üzerinden geçirmek","example":"Aynı anda, gözlerini ovuşturduğunu, sonra bir çocuk arılığıyla gülümsediğini gördü."},{"pos":"v","definition":"Eli birbirine sürtmek","example":"Ahmet kahveden içeri girerken ellerini ovuşturarak söyleniyordu."}],"lemma":"ovuşturmak"},"OYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle ipek ibrişim kullanarak iğne, mekik, tığ veya firkete ile yapılan ince dantel","example":"Dikişe, oyaya başladı, hanım hanımcık yaşıyordu, memnundu."}]},"OYALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir süre birinin dikkat ve ilgisini başka bir şey üzerine çekmek","example":"Gazino varmış / Denize karşı / Beni oyalarmış / Dükkânlarıyla çarşı"},{"pos":"v","definition":"Vakit kazanmak için aldatmak","example":"Alacaklıyı iki aydır oyalıyor"}],"lemma":"oyalamak"},"OYALAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir süre birinin dikkat ve ilgisini başka bir şey üzerine çekmek","example":"Gazino varmış / Denize karşı / Beni oyalarmış / Dükkânlarıyla çarşı"},{"pos":"v","definition":"Vakit kazanmak için aldatmak","example":"Alacaklıyı iki aydır oyalıyor"}]},"OYALANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyalanmak için yapılan şey","example":"Araban, yazlığın, kışlığın, çiftliğin, hafta sonu evin, hobilerin, oyalantıların var."}]},"OYDAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı düşüncede olan, aynı düşünceyi savunan","example":null},{"pos":"v","definition":"Düşünce birliği içerisinde olmak","example":null}]},"OYLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oya koymak veya oya sunmak","example":null}],"lemma":"oylamak"},"OYLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oya koymak veya oya sunmak","example":null}]},"OYLUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismin uzayda doldurduğu boşluk","example":null},{"pos":"n","definition":"Resimde derinlik, üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekân karşılığı","example":"Benim için açtı bu güller / Oylum oylum, katmer katmer"}]},"OYLUMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Resim ve heykelde ögelere oylum duygusu ve biçim vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Küçülterek yapmak","example":null}],"lemma":"oylumlamak"},"OYMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk","example":null},{"pos":"n","definition":"İzcilikte küçük birlik","example":null}]},"OYNA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eğlenmek için oyun oynamak; dans etmek (oynamak)","example":"Biraz bahçede oyna."}]},"OYNAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davranışları ağırbaşlı olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Değişme özelliği gösteren, çok değişen, değişebilir, kararsız, biçimden biçime giren","example":null}]},"OYNAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eğlenmek için oyun oynamak; dans etmek","example":"Çocuklar bahçede top oynamak istedi."}]},"OYNAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir müzik parçasını, bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlılık ve teknikle çalmak, söylemek veya oynamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Hafifçe hareket ettirmek, hareketlendirmek","example":"Elindeki kamçıyı oynatarak güneş altında yanan ovalarda gözlerini gezdirdi."}],"lemma":"oynatmak"},"OYNATIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinema endüstrisinin, filmlerin seyircilere gösterilmesi işiyle uğraşan kolu","example":null},{"pos":"n","definition":"Oynatma işi","example":null}]},"OYNATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir müzik parçasını, bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlılık ve teknikle çalmak, söylemek veya oynamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Hafifçe hareket ettirmek, hareketlendirmek","example":"Elindeki kamçıyı oynatarak güneş altında yanan ovalarda gözlerini gezdirdi."}]},"OYNAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aralarında toplumca hoş karşılanmayan ilişkiler bulunan kadın veya erkekten her biri","example":"Bu da öğretmen gibi; gözü işte, aklı oynaşta!"},{"pos":"v","definition":"Karşılıklı sevgi gösterisinde bulunmak","example":null}]},"OYNAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı sevgi gösterisinde bulunmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birbiriyle oynamak","example":"Kardeşleri ile oynaşıyor, güreşiyor ve onları yeniyordu."}]},"OYSA":{"senses":[{"pos":"c","definition":"Aralarında karşıtlık, aykırılık bulunan iki cümleyi tersine olarak, aksine anlamlarıyla birbirine bağlayan bir söz","example":null}]},"OYUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevresine göre aşağı çökmüş ya da aşağıda olan yer","example":"Birbirine karışmış nal oyuklarından gündüz beş on kişilik bir devriyenin geçip gittiği anlaşılıyordu."}]},"OYULGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elle yapılan kalın, seyrek dikiş","example":null}]},"OYULGALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dikmek, saplamak, kurmak, sokmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Gelişigüzel dikmek","example":null}],"lemma":"oyulgalamak"},"OYULGAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin içine iyice girmek","example":null}],"lemma":"oyulganmak"},"OYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyma işi","example":"Tünel açmak için bu dağın oyumu iki ay sürdü."}]},"OYUMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitki kök salmak, tutmak","example":null}],"lemma":"oyumlamak"},"OYUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence","example":"5 numaralı oyunu oynuyoruz"},{"pos":"n","definition":"Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen","example":"Arkasından kurulan kapanların farkında bile değil, arkadaşım dediği insanlar onu bir güzel oyuna getiriyor."}]},"OYUNBAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanları birtakım hilelerle şaşırtıp paralarını çalan kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Oynamayı seven","example":null}]},"OYUNCAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oynayıp eğlenmeye yarayan her şey","example":"Bana birçok hediye ve oyuncağın gelmiş olduğunu söylüyordu."},{"pos":"n","definition":"Önemsiz ve kolay iş","example":"Oyuncak değil, mesele çok ciddi."}]},"OYUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevresine göre aşağı çökmüş ya da aşağıda olan yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Oyulmuş bölüm","example":"Ceketin kol oyuntusu iyi açılmamış."}]},"OZALİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzeyi ışığa karşı duyarlı bir madde ile kaplı kâğıt üzerine, kalıptan çekilmiş resim kopyası","example":null}]},"OZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiir söyleyen veya yazan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Halk içinde yetişen, deyişlerini genellikle sazla söyleyen, sözlü şiir geleneğine bağlı şair","example":null}]},"OZMOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarı geçirgen bir çeperin iki yanına yerleştirilmiş, derişikliği farklı iki sıvıdan oluşan yer değiştirme olayı","example":null}]},"OZOKERİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Petrol ve terebentin içinde eriyen, doğal hidrokarbonlardan oluşan bir tür mum","example":null}]},"OZON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Molekülünde üç atom bulunan oksijenden oluşan, ağır kokulu, gaz durumundaki basit element","example":null}]},"OZONLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oksijeni ozon durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"ozonlamak"},"OZONOLİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ozonla ayrışma","example":null}]},"OZONÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ozonun çift bağlı organik maddelerle meydana getirdiği katılma bileşiği","example":null}]},"OZUGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tropikal Afrika ve ormanlık alanlarda yetişen ince dokulu bir ağaç türü","example":null}]},"OĞLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keçi yavrusu","example":null}]},"OĞLAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Keçi, yavrulamak","example":null}],"lemma":"oğlaklamak"},"OĞLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük yaştaki erkek","example":"Çocukların ikisi oğlan, biri kız."},{"pos":"n","definition":"İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt","example":null}]},"OĞLANEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlilikte erkek tarafı","example":null}]},"OĞUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek evlat","example":null},{"pos":"n","definition":"Yaşlı kimselerin genç erkeklere söylediği bir seslenme sözü","example":"Bu su onu da devirir oğul!"}]},"OĞULLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Arılar, oğul durumuna gelmek","example":null}],"lemma":"oğullanmak"},"OĞUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyi huylu kimse","example":null}]},"PABUÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılan giyecek","example":"Ökçesi basık pabucunun içinde kara ve çatlak topuklu ayakları ellerinden ziyade ortadadır."},{"pos":"n","definition":"İletken telleri elektrik birimlerine bağlayan veya cıvatalı bağlantıyı sağlayan parça","example":null}]},"PADOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hipodromda yarış atlarının yedekte gezdirildikleri yer","example":null}]},"PADİŞAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Padişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı","example":"O dönemde halife olarak kabul edilen padişah, ülkede huzuru sağlamak için çeşitli reformlar yaptı."}]},"PADİŞAHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Padişah ile ilgili, padişaha ait","example":null}]},"PAFTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metal çubuk ve borulara diş açan alet","example":null},{"pos":"n","definition":"Büyük harita, plan veya modeli oluşturan ayrı parçalardan her biri","example":null}]},"PAGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birçok tanrının varlığı düşüncesini benimseyen inançtan olan kimse","example":null}]},"PAGANİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok tanrının varlığı düşüncesini benimseyen inanç","example":null}]},"PAGODA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çin, Japonya vb. Uzak Doğu ülkelerindeki tapınak","example":null}]},"PAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğik olarak kesilmiş kenar","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yapı elemanında eğik bir yüzey elde etmek amacıyla keskinliği giderme","example":null}]},"PAHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı","example":null}]},"PAHAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ters; aksi","example":"Bazen pahal gibi midemizden rahatsız olduğumuz günlerde sık sık öğle ve akşam yemeklerine davetlisinizdir."},{"pos":"adj","definition":"Ağır; hantal","example":null}]},"PAHALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin fiyatı yükselmek","example":null}],"lemma":"pahalanmak"},"PAHALI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fiyatı yüksek olan","example":null}]},"PAHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir parçanın keskin kenarını keserek pah durumuna getirmek, keskinliğini gidermek","example":null}],"lemma":"pahlamak"},"PAHLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir parçanın keskin kenarını keserek pah durumuna getirmek, keskinliğini gidermek","example":null}]},"PAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kirli, lekeli, pis veya bulaşık olmayan","example":"Efendiler, bizim çehremiz her zaman temiz ve pak idi ve daima temiz ve pak kalacaktır."}]},"PAKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde bir veya birçok şey bulunan, kâğıda sarılarak veya kutuya konularak bağlanmış, elde taşınacak büyüklükte nesne","example":"Cebimden sigara paketimi çıkarıp içinden bir tanesini dudaklarıma yerleştiriyorum."},{"pos":"adj","definition":"Kâğıda sarılarak veya bir kutuya konularak satışa hazır duruma getirilmiş, belli bir miktarda olan yiyecek, ilaç vb.","example":null}]},"PAKETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir veya birkaç şeyi kâğıda sararak, kutuya koyarak bağlamak","example":"Öteberi paketlemiştim, annem paketime şüpheyle baktı."},{"pos":"v","definition":"Kaçan kimseyi bulmak ve hareketini engellemek","example":null}],"lemma":"paketlemek"},"PAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Temiz duruma getirmek","example":null}],"lemma":"paklamak"},"PAKLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Temiz duruma getirmek","example":null}]},"PAKT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu","example":null}]},"PAKİSTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güney Asya'da yer alan, resmi dili Urduca ve başkenti İslamabad olan ülke","example":null}]},"PAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür güvercin","example":null}]},"PALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kavisli, kısa, uç bölümü geniş, kabzasına doğru daralan bir tür kılıç","example":"Belindeki kısa palasıyla ve omuzunda gri tüfeğiyle masanın kenarına oturdu."},{"pos":"n","definition":"Bez parçalarından dokunan basit kilim; yaygı","example":"Kendi ürettiği kocaman sürünün yünlerinden Fadime nine ne güzel palalar dokumuş."}]},"PALADYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 46, yoğunluğu 11,4 olan, 1500 derecede eriyen, tel durumuna getirilebilen, başlıca özelliği hidrojeni soğurmak olan çok sert bir element","example":null}]},"PALAMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemileri iskele, rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat","example":null}]},"PALAMUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uskumrugillerden, ortalama 1 veya 2 kg gelen, eti esmer, büyüklüğüne göre \"çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak, piçuta\" adlarını alan, kılçıksız ve pulsuz bir balık","example":null},{"pos":"n","definition":"Yurdumuzda yetişen meşe türlerinin uzunca, fındığa benzeyen, sert ve pürüzlü, bir yüksük içinde bulunan, tanen bakımından zengin meyvesi","example":null}]},"PALAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle eşeklere, bazen de atlara vurulan, kaşsız, enli, yayvan ve yumuşak bir çeşit eyer","example":null}]},"PALANDIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşmenin musluk taşı","example":null}]},"PALANGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir halatla makaralardan oluşturulan, ağır cisimleri kaldırmaya, sağa sola döndürmeye yarayan donanım","example":null}]},"PALANKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç ve toprakla yapılmış, hendekle çevrilmiş küçük hisar","example":"Hasan Paşa palankası civarındaki hanlara geldiklerinde eşkıya hücumuna uğradılar."}]},"PALAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lüks otel veya gösterişli yapı","example":"Tanınmaz, anonim bir insan olmanın zevkine vardığımız oteller, palaslar yoktu."},{"pos":"adj","definition":"Kolay; rahat","example":"Yarınki derslerin hepsi palas."}]},"PALASKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Askerlerin bellerine bağladıkları veya göğüslerine çaprazlama taktıkları, üzerinde fişek, kasatura vb. koymak için yerleri bulunan, genellikle köseleden yapılmış kayış","example":null}]},"PALAU":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Okyanusya'da bir ülke; başkenti Ngerulmud.","example":null}]},"PALAVRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun ve uydurmalarla dolu boş konuşma","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda gerçeğe aykırı, uydurma söz veya haber","example":null}]},"PALAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaz, ördek, güvercin vb. bazı kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu","example":"Sarı yaylam bu yıl da seni yaylayamadım / Ala kar iken palazların avlayamadım"}]},"PALAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine mal sağlamak, mal sahibi olup varlığı artmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kuş yavrusu irileşip semirmek","example":null}],"lemma":"palazlamak"},"PALAZLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendine mal sağlamak, mal sahibi olup varlığı artmak","example":null}],"lemma":"palazlanmak"},"PALDIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yük ve binek hayvanının, semer veya eyerinin ileri kaymasını önlemek için arka ayaklarının kaba etleri üzerinden geçirilen kayış","example":"O başta: Kuskunu kopmuş eğerli düldüller. Bu başta: Paldımı düşmüş semerli bülbüller."}]},"PALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ressamların boyaları üzerine dizerek fırça ile karıştırdıkları tahta veya porselen levha","example":"Ne atölyem ne fırçam ne paletim var."},{"pos":"n","definition":"Hızlı yüzmek için ayağa geçirilen araç","example":null}]},"PALMİTAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Palmitik asidin tuzu veya esteri","example":null}]},"PALMİTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doymuş bir yağ asidi ve bu asitten türeyen birleşikler","example":null}]},"PALMİTİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Palmitik asitten türeyen tek değerli kök","example":null}]},"PALMİTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gliserinin palmitik esteri","example":null}]},"PALMİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle sıcak bölgelerde yetişen, basit bir kongövde ve bunun tepesinde yelpaze biçiminde telek damarlı yaprakları olan, hurma ve Hindistan cevizi ağaçlarını içine alan bir familya","example":"Burası, iki köşesinde boynu bükük, uzun palmiye saksıları duran zarif bir methaldi."}]},"PALTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soğuk havalarda öbür giyeceklerin üstüne giyilen kalın kumaştan giysi","example":"Evlenirken ikimize de birer palto yapılmıştı."}]},"PALUZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nişasta ve şekerle yapılan ve üzerine dövülmüş ceviz serpilerek yenilen pelte","example":null}]},"PALYATİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa ve belli bir süre için olan","example":null}]},"PALYAÇO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisini seyredenleri güldüren ve eğlendiren, acayip kılıklı, yüzü aşırı ve komik biçimde boyalı oyuncu","example":"Bu arsada zaman zaman at cambazları, hokkabazlar, palyaçolar hünerlerini gösterirler."}]},"PALYOŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısa ve iki yanı keskin, düz kılıç","example":null}]},"PALİKİR":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Mikronezya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"PAMPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güney Amerika'daki bozkırlar","example":null}]},"PAMUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ebegümecigillerden, koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimli olan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin tohumlarının çevresinde oluşmuş ince, yumuşak tellerin adı","example":null}]},"PAMUKAKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beyaz iş işlemekte kullanılan bir çeşit parlak pamuk ipliği","example":"Annesine gelince şu anda nansuk üzerine pembe pamukaki ile fisto yapmakta."}]},"PAMUKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toz pamuk gibi olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Üstü incecik pamuk biçiminde küf bağlamak","example":null}],"lemma":"pamuklanmak"},"PANAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta Amerika'da yetişen bir bitkinin yapraklarından örülmüş yumuşak hasır şapka","example":null},{"pos":"n","definition":"Özel olarak dokunmuş bir kumaş türü","example":null},{"pos":"place","definition":"Kuzey Amerika'da bir ülke.","example":null}]},"PANAYIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli zamanlarda ve genellikle küçük yerleşme birimlerinde kurulan, sergi niteliğini de taşıyan büyük pazar","example":"İzmir'de her yaz uluslararası bir panayır kurulur ki \"İzmir Enternasyonal Fuarı\" gibi acayip bir ad taşır"}]},"PANCAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ispanakgillerden, etli kökünden şeker elde edilen bir yıllık tarım bitkisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin şeker elde edilen kalın ve etli kökü","example":null}]},"PANDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etçillerden, Avustralya ile Himalaya ormanlarında yaşayan, tüyleri sık ve pas kırmızısı renginde, karnı, bacakları kara, postu beğenilen bir hayvan","example":null},{"pos":"n","definition":"Çin'de yaşayan, ayı iriliğinde, siyah beyaz renkli otçul bir hayvan","example":null}]},"PANDOMİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşünce ve duyguları müzik veya türlü eşyalar eşliğinde bazen dansla, bazen de gövde ve yüz hareketleriyle yansıtmayı amaçlayan oyun; mim sanatı","example":null}]},"PANDÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Durağan bir nokta çevresinde ağırlığının etkisiyle salınım yapan hareketli katı cisim","example":null}]},"PANDİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elle sarkıntılık etmek anlamındaki pandik atmak ve elle sarkıntılığa uğramak anlamındaki pandik yemek deyimlerinde geçen bir söz","example":null}]},"PANEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güncel, siyasal, sosyal ve bilimsel konuların veya sorunların bir konuşmacı grubu tarafından herkesin izleyebileceği bir biçimde açık olarak tartışıldığı toplantı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yerleştirileceği yüzeyin bir bölümüne uyan, çoğunlukla dikdörtgen biçiminde düzgün parça","example":null}]},"PANELİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Panelde konuşmacı olan","example":null}]},"PANJUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneşi ve rüzgârı önlemeye, ışığı azaltmaya yarayan, açılır kapanır dar ve yatay tahtadan, plastikten veya metal gereçlerden yapılmış, pencereye takılan kapatma düzeneği","example":"Açsam sonra tek panjuru / Yıllar yılı kapalı"}]},"PANKART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplantı ve gösterilerde taşınan, üzerinde benimsenen amacın birkaç sözle gösterildiği karton veya bezden levha","example":"Gençler ellerindeki pankartları bir anda açarak uygun adım sahneye dalıverdiler."}]},"PANKRAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güreşle boksu birleştiren spor karşılaşması","example":null}]},"PANKREAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Midenin arkasında bulunan, boşaltıcı kanallarıyla onikiparmak bağırsağına bağlı, iç ve dış salgıları olan iri bir bez","example":null}]},"PANO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine bildiri, açıklama veya tanıtma kâğıtları tutturmak için hazırlanmış levha","example":null},{"pos":"n","definition":"Hafif malzemeden yapılan ve iki yüzü kontrplakla kaplanan levha","example":"Odasına gelirken paravanaya çarpmış, panoyu omuzlamıştı."}]},"PANORAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerin, bir olayın dıştan görünümü","example":"Çağdaş Türk sanatından bir panorama vermeyi amaçladık."},{"pos":"n","definition":"Yüksek bir yerden bakıldığında göz önüne serilen geniş görünüş","example":"Belediye reisi bir panorama resmi çekmeyi akıl etmeyen fotoğrafçıya çıkışıyordu."}]},"PANSUMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yara temizliği ve bakımı","example":"Pansuman çadırına gitmek üzere dışarı çıkıyordu ki birdenbire kapıda durdu."}]},"PANSİYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütünü veya bir bölümü sürekli veya belli bir zaman için kiraya verilen, isteğe göre yemek de veren ev","example":"Bu hâlimize karşı bize pansiyonunuzda oda vermeyi kabul eder misiniz, etmez misiniz?"},{"pos":"n","definition":"Ücretli öğrenci yurdu","example":"Sanırım her şey Paris gibi bir yerde, yabancı öğrencilerin kaldığı bir pansiyonda geçiyor."}]},"PANTEON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir halkın, bir ulusun bütün tanrıları","example":null},{"pos":"n","definition":"Yunan ve Romalıların en büyük tapınaklarına verdikleri ad","example":null}]},"PANTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedigillerden, genellikle Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, postu benekli, bazen de düz siyah, çevik, yırtıcı, etçil, memeli hayvan","example":null}]},"PANTEİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı ile evreni bir kılan, her şeyi tanrı olarak gören öğretilerin yanlısı","example":null},{"pos":"n","definition":"Evrenin ya da doğanın Tanrı ile aynı olduğu görüşünde olan kimse","example":null}]},"PANTEİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı ile evreni bir kılan, her şeyi tanrı olarak gören öğretilerin genel adı","example":null}]},"PANTOLON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belden başlayan ve genellikle paçaları ayak bileklerine kadar inen giyecek","example":"Günde iki kez pantolonunun ütülenmesini istiyordu."}]},"PANTOMİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşünce ve duyguları müzik veya türlü eşyalar eşliğinde bazen dansla, bazen de gövde ve yüz hareketleriyle yansıtmayı amaçlayan oyun; mim sanatı","example":null}]},"PANTUFLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aba terlik","example":null}]},"PANZEHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zehrin etkisini ortadan kaldırabilme özelliği olan madde","example":"Eniştemiz zehriyle birlikte panzehrini de sunuyor, öyle ki tehlikesiz kalıyor."}]},"PANZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İkinci Dünya Savaşı'nda Alman ordusunun kullandığı, günümüzde polisin kanunsuz sokak gösterileri gibi hareketleri bastırmak için yararlandığı, yüksek tekerlekli, zırhlı, hafif silahlarla donatılmış araç","example":"Panzer tümenlerinin saldırısını akşama sabaha bekliyorduk."}]},"PANİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ani dehşet duygusu, büyük korku","example":"Elbette öyle ama sen böyle panik hâlinde kapı kapı dolaşırsan, teşkilatta muhalefet var sanıp gerçekten de bir temizliğe başlayabilirler."}]},"PANİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok korkmak","example":null}],"lemma":"paniklemek"},"PAPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Roma Katolik kilisesinin, bir meclis tarafından seçilen, Vatikan'da oturan ve Hazreti İsa'nın vekili sayılan başkanı","example":null}]},"PAPAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle Azerbaycan ve Kafkasya'da giyilen, kuzu derisinden veya yününden yapılan, uzun tüylü başlık","example":"Üst baş direğinden gocuğunu, papağını aldı, çizmelerinin kenar kürklerini düzledi."}]},"PAPALİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sardalye yavrusu","example":null}]},"PAPARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine kusurundan ötürü sert sözler söyleme işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Ekmek, peynir ve et suyu veya süt ile yapılan bir tür yemek","example":null}]},"PAPARAZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ünlü kimselerin kendilerinden habersizce çekilmiş, onları güç durumda bırakacak özellikteki fotoğrafları","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu tür fotoğraflar çekme ve yazılı ve görsel basında yayımlama işi","example":null}]},"PAPATYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, 20-50 cm yükseklikte, baharda çiçek açan, taç yaprakları beyaz, ortası sarı kömeçli, bir yıllık otsu bir bitki","example":null}]},"PAPAYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amerika'nın sıcak bölgelerine özgü, sarı, kavuna benzer bir tür meyvesi olan ağaç","example":null},{"pos":"n","definition":"Amerika'nın sıcak bölgelerine özgü, sarı, kavuna benzer bir tür meyve","example":null}]},"PAPAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyan din adamı","example":null},{"pos":"n","definition":"Üzerinde papaz resmi olan iskambil kâğıdı","example":null}]},"PAPAZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür ince, ipekli kumaş","example":null}]},"PAPAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Papağangillerden, tırmanıcı, eğri gagalı, pek çok türü bulunan, insan sesini taklit edebilen kuşların genel adı","example":null},{"pos":"n","definition":"Duyduklarını düşünmeden olduğu gibi tekrarlayan kimse","example":null}]},"PAPEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir liralık kâğıt para","example":null}]},"PAPRİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acısı az bir çeşit kırmızıbiber","example":null}]},"PAPURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki çift öküzle çekilen ağır saban","example":null}]},"PAPYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kelebek biçiminde, bir çengelle veya lastik bağla yakaya tutturulan kravat","example":"Rugan iskarpinleri, papyon boyun bağı bile var."}]},"PAPİKÇİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sokak satıcısı","example":null}]},"PAPİRÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Mısırlıların bu bitkinin saplarından yaptıkları kâğıt","example":null},{"pos":"n","definition":"Papirüsgillerden, Nil kıyılarında yetişen, sürüngen, çıplak saplı, otsu bir bitki","example":null}]},"PARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı","example":"Çıkarken elini göğsüne sokup bir kese çıkardı, keseden alabildiği kadar para alıp delikten attı."},{"pos":"n","definition":"Satılan bir mal, yapılan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen getiri","example":"Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."}]},"PARABOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düzlemin odak denen sabit bir noktadan ve doğrultman denen sabit bir doğrudan eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri","example":null}]},"PARACA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Para ile ilgili olarak, para bakımından","example":"Paraca cömert davranması yeterdi kadınların hoşlanması için."}]},"PARADOKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kökleşmiş inanışlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce","example":null}]},"PARADİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tiyatroda en üst balkon","example":null}]},"PARAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnız adın veya ad ve soyadın baş harfleriyle atılan kısa imza","example":null}]},"PARAFAZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kelimenin yerine bir başkasını kullanma biçiminde görülen konuşma bozukluğu","example":null}]},"PARAFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnız adın veya ad ve soyadın baş harfleriyle atılan kısa imza","example":null}]},"PARAFELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Adının ve soyadının baş harflerini kullanarak imzalamak","example":"Her üç ayda bir kocaman bir kâğıt yığını teşkil eden sarf evrakını imzalamakla, parafelemekle harcamışımdır."}],"lemma":"parafelemek"},"PARAFLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Adının ve soyadının baş harflerini kullanarak imzalamak","example":"Her üç ayda bir kocaman bir kâğıt yığını teşkil eden sarf evrakını imzalamakla, parafelemekle harcamışımdır."}],"lemma":"paraflamak"},"PARAFİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doymuş alifatik hidrokarbonların genel adı","example":null}]},"PARAGRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanun maddelerinin kendi içlerinde satır başlarıyla ayrıldıkları ufak bölümlerden her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Düz yazıların kendi içinde satır başlarıyla ayrıldıkları bölümler","example":"Aynı paragraf başları, aynı satır aralıkları, eminim yazıldıkları daktilo bile aynıdır."}]},"PARAGUAY":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Güney Amerika'da bir ülke; başkenti Asunsiyon.","example":null}]},"PARAGÖZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parayı çok seven, paraya çok düşkün","example":null}]},"PARAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İğneli uzun balık oltası","example":null}]},"PARAKETE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin saatteki hızını anlamak için kullanılan araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Üzerinde yüzlerce iğneli köstek bulunan uzun balık oltası","example":"Paraketalarımızı yemledik, av gereçlerimize çekidüzen verdik, şakalaştık."}]},"PARALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birliğin bozulmasına yol açmak, parçalara ayırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yıpratıp eskitmek","example":"Yepyeni ayakkabıları bir ayda paraladı."}],"lemma":"paralamak"},"PARALAKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biri yerkürenin merkezinden, öbürü yeryüzünde bulunan bir kimsenin gözünden çıkan iki doğrunun, bir gök cisminin merkezinde birleşerek oluşturdukları düşünülen açı","example":null}]},"PARALEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen","example":"İki paralel yol, koşut bir şekilde ilerleyerek birbirinden hiç ayrılmadı."},{"pos":"adj","definition":"Yan yana ve birbirini kesmeden, birbirine kavuşmadan uzanıp giden şeyler; koşut; muvazi","example":null}]},"PARALİZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması","example":null}]},"PARANOYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Abartılı gurur, kuşku, güvensizlik, bencillikle belli olan bir ruh hastalığı","example":"Herkes birbirini kuşkuyla süzüyor. Toplumsal bir paranoya yaşıyoruz bugün."}]},"PARANTEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cümle içinde geçen bir sözü metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen noktalama işaretinin adı","example":null},{"pos":"n","definition":"Konunun dışında kalan söz ve yazı","example":"Bu zorunlu parantezden sonra konumuza dönelim."}]},"PARAPET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siperler, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölümler","example":null}]},"PARAVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde","example":"Tuvalet masası paravana ile yatak odasından ayrılmıştı."},{"pos":"adj","definition":"Adından, yetkisinden, gücünden kendisine belli etmeden yararlanılan","example":"Onların sıfır hisseye sahip olduğu paravan bir şirketin üzerine yapıldı apartman."}]},"PARAVANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde","example":"Tuvalet masası paravana ile yatak odasından ayrılmıştı."}]},"PARAZİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir işte, olayda sorun çıkaran kimse","example":"Zaten ilk fırsatta dökülecek parazitlerdir ki bu sözlerimize gücenip kıymetleri koparmışlardır."}]},"PARAÇOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi çatmasında eğri parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Cumba vb. altına destek olarak konulan eğri ağaç","example":null}]},"PARAŞÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hava taşıtından, yüksek bir yerden atılan bir cismin veya atlayan bir insanın kontrollü biçimde yere inmesini sağlayan araç","example":null}]},"PARDON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özür dilerim, affedersiniz\" anlamlarında kullanılan bir söz","example":null}]},"PARDÖSÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Serin havalarda öbür giysilerin üzerine giyilen, paltodan ince üstlük","example":"Sırtında kumaştan kül rengi bir pardösü, ayaklarında da alçak topuklu kahverengi ayakkabılarla çıktı."}]},"PARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tane; adet","example":"Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi / Yeni doğmuş ayı gördükleri yerden geliyor"},{"pos":"n","definition":"Parça; kısım","example":null}]},"PARFÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel koku","example":null},{"pos":"n","definition":"Şişelenmiş güzel koku","example":null}]},"PARILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Işık saçmak; parlamak","example":"Suların kenarında Sarayburnu içli, hisli ve sırlı bir nur içinde parıldar."},{"pos":"v","definition":"Gelişmek, yükselmek","example":null}],"lemma":"parıldamak"},"PARILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ışık kaynağının verdiği ışığın, göz gibi bir alıcının üzerinde yaptığı etki","example":null}]},"PARK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerleşme merkezinde halkın gezip hava alması için düzenlenmiş ağaçlı ve çiçekli büyük bahçe; millet bahçesi","example":"Yeşil alanların, parkların, koruların klorofili kirli havayı süzer, temizler."},{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıtların belli bir süre için bırakıldığı yer","example":"Sağ yönde çeşit çeşit arabaların durduğu betondan bir park."}]},"PARKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle askerin açık hava eğitimi ve manevra sırasında giydiği soğuğa karşı koruyucu, başlıklı bir çeşit üstlük","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle gençlerin giydiği başlıklı bir tür üstlük","example":null}]},"PARKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol yapımında kullanılan, düzgün ve çeşitli biçimlerde taş","example":"Parke taşları ıslaktı, günlerdir yağmur yağmadığı hâlde yağmış gibi."},{"pos":"n","definition":"Konut, iş yeri vb. yerlerin tabanını döşemek için çeşitli boyutlarda, ince, uzunca tahta parçaları veya yapay malzemenin belirli bir düzene göre yerleştirilmesiyle yapılan döşeme","example":"Yerden halıyı kaldırttı, parke döşemeleri iyice sildirdi, parlattırdı."}]},"PARKELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Parke ile döşemek","example":null}],"lemma":"parkelemek"},"PARKUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Binicilik, bisiklet, atletizm, yürüyüş vb. sporların yapıldığı özel yol","example":null},{"pos":"n","definition":"Gezi ve yürüyüş yapılan özel yol","example":null}]},"PARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortaya çıkmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Tutuşup alev çıkarmak","example":"Pof diye gaz parladı ve zaten seyrek olan kirpiklerimi ütüledi."}],"lemma":"parlamak"},"PARLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parlayan; ışıldayan","example":"Siyah, çıplak dallarda henüz kuruyamayan su damlaları parlak, mavi birer boncuk gibi parlıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Göze çarpacak kadar başarılı","example":"Birinci İnönü Harbini parlak bir zaferle kazandık."}]},"PARLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortaya çıkmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Tutuşup alev çıkarmak","example":"Pof diye gaz parladı ve zaten seyrek olan kirpiklerimi ütüledi."}]},"PARMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri","example":"Uzun, sinirli parmakları locanın kenarında uzanmış, boksörün kulağını koparıyordu."},{"pos":"n","definition":"Futun on ikide biri olan, uzunluğu 2,54 cm olan İngiliz uzunluk ölçü birimi","example":null}]},"PARMAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Parmakla dokunmak","example":"İçeri girdiği gibi , etrafta toz bulayım diye tüm sehpaları parmakladı ."},{"pos":"v","definition":"Parmakla yemek","example":null}],"lemma":"parmaklamak"},"PARMICAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür İtalyan peyniri","example":null}]},"PARODİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ciddi sayılan bir eserin bir bölümü veya bütününü alaya alarak, biçimini bozmadan ona bambaşka bir özellik vererek biçimle öz arasındaki bu ayrılıktan gülünç etki yaratan bir oyun türü","example":null}]},"PAROLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gizlilik ortamında insanların birbirini tanımalarını ve anlaşmalarını sağlayan işaret","example":"Her gelen, ilk iş olarak parolayı söyler. Parola her altı ayda bir değişir."},{"pos":"n","definition":"Gizli derneklerin toplantılarına katılan kimselerin birbirlerini tanımalarını sağlayan ve kendi aralarında önceden kararlaştırdıkları kelime veya söz","example":null}]},"PARPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalkan balığının yavrusu","example":null}]},"PARS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedigillerden, genellikle Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, postu benekli, bazen de düz siyah, çevik, yırtıcı, etçil, memeli hayvan","example":null}]},"PARSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir izleyici topluluğu önünde yapılan gösteriden sonra toplanan para","example":"Yıllardır parsa topladığı şehri geride bırakıp karanlık çökünceye kadar kırlarda yürüdü."}]},"PARSEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İmar yasalarına göre ayrılıp sınırlanmış arazi parçası","example":null}]},"PARSELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Parsellere ayırmak","example":"Geniş arazisini parselleyip sattı."},{"pos":"v","definition":"Çeşitli kişiler belirli bir toprağı aralarında paylaşmak","example":"Kıyılar halkındır, ama zamanında parsellediler kıyıları."}],"lemma":"parsellemek"},"PARTAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok kullanılmaktan yıpranmış, eskimiş","example":"Vücudu eski partal esvapları içinde eski bir değneğe dönmüştü."},{"pos":"n","definition":"Abartılmış söz; yalan","example":null}]},"PARTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiyatro, sinema vb. yerlerde, sahnenin bulunduğu ilk kat ve burada bulunan koltuklar","example":"Parter, her sınıftan insanla hıncahınç dolu idi."}]},"PARTNER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik","example":null},{"pos":"n","definition":"İkişer kişilik gruplarla oynanan oyunlarda, ortak oynayan iki kişiden her birinin öbürüne göre durumu","example":null}]},"PARTÖNER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiyatro, sinema vb. sanat kollarında özellikle başrol oynayan sanatçının rol arkadaşı","example":null}]},"PARTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğlence toplantısı","example":"Doğum günü partisine gittik."},{"pos":"n","definition":"Siyasi örgüt","example":null}]},"PARTİKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri","example":null}]},"PARTİSİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiilden -an -en, -r -ır, -ir, -ur, -ür, -acak -ecek vb. eklerle türetilmiş isim ve sıfat görevinde kullanılan kelimeler","example":null}]},"PARTİZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk üyesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Düşmanlarına karşı mücadele verirken silahlı harekete katılan kimse","example":null}]},"PARYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayısıyla toplum içinde aşağı durumda olan kişiler","example":null},{"pos":"n","definition":"Hindistan'da toplumsal sınıfların dışında kalanlar","example":"Paryalar her türlü toplumsal haklardan yoksundurlar."}]},"PARÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey","example":"Yolun bu parçası bozuk."},{"pos":"n","definition":"Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm","example":"Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."}]},"PARÇALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birliğin bozulmasına yol açmak, parçalara ayırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birliği bozmak amacıyla bölmek","example":null}],"lemma":"parçalamak"},"PARİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sen Nehri üzerinde yer alan ve Fransa'nın başkenti olma özelliğine sahip şehir","example":null}]},"PARİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki ülke parasının karşılıklı değeri","example":null}]},"PARŞÖMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazı yazmak, resim yapmak için özel olarak hazırlanan deri","example":"Duvarlardaki raflarda kurtların kemire kemire bitiremediği el yazmaları, parşömenler ve harita ruloları vardı."}]},"PAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı top oyunlarında oyunculardan birinin topu takım arkadaşına geçirmesi","example":"Pas vermek / Pas almak"},{"pos":"n","definition":"Su içinde ve nemli havada metallerin, özellikle demirin yüzeyinde oksitlenme sonucunda oluşan madde","example":"Demirin tozu ve pası dev işçilerin kirpiklerine yağar, gözlerine dolardı."}]},"PASAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazıdan, bir eserden alınan bölüm","example":"Roman veya hikâyede güzel pasajlar halinde bizi sürükleyecek bu şiir ne yazık ki, bir hikâye içinde değil."},{"pos":"n","definition":"İçinde dükkânlar bulunan, üzeri kapalı veya açık çarşı","example":"Pasajın demir kapıları kapanırken önde hocaları, dört delikanlı çakırkeyif dışarı çıkıyordu."}]},"PASAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde oluşan, biriken pislik","example":null}]},"PASAPORT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yabancı ülkelere gidecek olanlara yetkili kuruluşça verilen, yabancı ülke yetkililerinin kimlik incelemesinde geçerli olan belge","example":"Pasaportlar için Emniyet Dairesine gittim, orada lafa daldım."}]},"PASATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür kumar oyunu","example":null}]},"PASAVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınırdaş olan ülkelerin sınır bölgeleri içinde oturan kendi vatandaşlarına komşu bölge sınırları içinde kısa süreli dolaşmalarını sağlamak üzere verdiği belge","example":null}]},"PASKAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanı güldürüp eğlendiren","example":null}]},"PASKALYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyanların, her yıl Hazreti İsa'nın dirildiğine inanılan günün yıl dönümünde kutladığı bayram","example":null}]},"PASLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerinde oksitlenme sonucunda madde oluşmak","example":"İşlemeyen demir paslanır. Gövdemiz bir düzen içinde işletilirse ışıldar."},{"pos":"v","definition":"İşsizlikten, tembellikten, hareketsizlikten canlılığını yitirmek, uyuşup kalmak","example":"İnsan okumazsa zihni paslanır."}],"lemma":"paslanmak"},"PASLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bazı top oyunlarında oyuncular topu birbirine geçirmek","example":"Hikmet ve Bora paslaşarak kale önüne kadar geldiler."},{"pos":"v","definition":"Bakışlarla anlaşmak","example":null}],"lemma":"paslaşmak"},"PASO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, herhangi bir ücretin bütününden veya bir bölümünden muaf tutulduğunu gösteren belge","example":null}]},"PASPAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok kepekli un","example":"Dört sene çamurlu paspaldan ekmek yiye yiye bıktılar."},{"pos":"n","definition":"Bu un karıştırılarak hazırlanan yem","example":null}]},"PASPARTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı boyda baskı, desen ve fotoğrafların yerleştirildiği karton çerçeve","example":null}]},"PASPAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakkabıların altını temizlemek için kapı önlerine konulan kıl, plastik ve benzerinden yapılmış yüzü tırtıklı silecek","example":null},{"pos":"n","definition":"Yer silmekte kullanılan, özel olarak yapılmış bir sopa ve ona geçirilmiş bezden oluşan temizlik aracı","example":null}]},"PASPASLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sopa ve onun ucuna geçirilmiş bezden oluşan temizlik aracı ile yerleri silmek","example":null}],"lemma":"paspaslamak"},"PASTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine katılmış türlü maddelerle özel bir tat verilmiş, fırında veya başka bir yolla pişirilerek hazırlanmış bir tür hamur tatlısı","example":null},{"pos":"n","definition":"Giysilerde dikişli kıvrım","example":null}]},"PASTAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tütün yaprağı dizisi","example":null}]},"PASTANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pasta vb. yapılan, yenilen ve satılan yer","example":"Ekmek satan yer yokmuş, bir dilim kek alabilmek üzere bir pastacıya giriyorum."}]},"PASTAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çuha kumaşının sarıldığı top","example":null}]},"PASTEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resim yapmakta kullanılan renkli boya kalemi","example":"Duvarda Nadir'in pastelle yapılmış çerçevesiz bir portresi"},{"pos":"n","definition":"Böyle kalemlerle yapılan resim","example":null}]},"PASTIRMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tuz, çemen, kırmızıbiber karışımının et üzerine sürülerek güneşte veya iste kurutulması yoluyla yapılan yiyecek","example":null}]},"PASTORAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kır yaşantısını ve özellikle çobanların aşk ve yaşayışlarını anlatan edebiyat türü","example":null}]},"PASTRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit iskambil oyunu","example":"Elli ikilik iskambillerle fal açar yahut birini bulabilirse pastra oynardı."}]},"PASTİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle boğaz enfeksiyonlarına karşı ağızda emilerek kullanılan ilaç","example":null}]},"PASTİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anason kokulu bir tür alkollü içki","example":"Önce evde yapılmış vişne likörü yahut bizdeki rakıya benzeyen pastisler içilir."}]},"PASÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Voleybolda öbür oyuncuların vurması için topu, ağın üzerine yükselten oyuncu","example":null}]},"PASİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyden çekinen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir şeye karşı tepki göstermeyen ve hareket veya etkisi olmayan, başkasının etkisine katlanan","example":null}]},"PASİFİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir okyanus çukuruyla sınırlı, dengesiz ve depremle ilgili kıta kenarı","example":null}]},"PASİYANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İskambille açılan bir fal","example":null}]},"PAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan","example":"Ne de ıslak pat burnundaki mor mor meneviş."},{"pos":"n","definition":"Yassı bir şeyle vurulduğunda çıkan ses","example":null}]},"PATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyunda yenen ve yenilen olmaması; berabere kalma","example":null}]},"PATADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":null}]},"PATAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi","example":null}]},"PATAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Rastgele vurarak dövmek","example":"Babam yerinden fırlayıp beni bir iyi pataklayacak sanıyordum."}],"lemma":"pataklamak"},"PATALYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her iki küreği bir kişi tarafından çekilen, birden üç çifteye kadar savaş gemisi sandalı","example":null}]},"PATATES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin toprak altında oluşan, nişastaca zengin, yenebilen yumruları","example":"Ben biraz zeytin, biraz patates, biraz da yemişle doyarım."},{"pos":"n","definition":"Patlıcangillerden, yaprakları ve sürgünleri acı bir bitki","example":null}]},"PATEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buz üstünde kaymak için kullanılan, çoğunlukla tabanına, dar uzun bir çelik takılı ayakkabı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu ayakkabının düz yerlerde kaymakta kullanılan tekerlekli türü","example":null}]},"PATENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir buluşun veya o buluşu uygulama alanında kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belge","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir durum veya bir işi yalnızca kendi yetkisi altında görme","example":"Çünkü Türkiye'de patenti yabancı şöhretlerin elinde bulunan heykeltıraşlık Türk sanatkârına para getirmez."}]},"PATETİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanın içine işleyen","example":null}]},"PATIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Patırtılı ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"patırdamak"},"PATIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma, gürültülü karışıklık","example":null},{"pos":"n","definition":"Pat pat çıkan ses ve gürültü","example":null}]},"PATLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Nesneler, iç basıncın etkisiyle ve çoğunlukla büyük ses çıkararak dağılmak","example":null}],"lemma":"patlamak"},"PATLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Patlayarak açılmış, dışarı fırlamış, yarık","example":"Fırındaki kestaneler yeterince çizilmediği için pırtlak bir şekilde patladı, her tarafa dağıldı."},{"pos":"n","definition":"Patlamış yer","example":"Karşısındakini kalpağından ta patlakları gözüken kunduralarına kadar bir süzdü."}]},"PATLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Nesneler, iç basıncın etkisiyle ve çoğunlukla büyük ses çıkararak dağılmak","example":null}]},"PATLICAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Patlıcangillerden, kalın saplı, uzunca yapraklı otsu bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin sebze olarak kullanılan, mor renkli, uzunca veya toparlak ürünü","example":null}]},"PATOJEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastalık oluşturan","example":null}]},"PATOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle patoloji ile uğraşan doktor","example":null}]},"PATOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastalıkla ilgili hücrelerdeki, dokulardaki ve organlardaki yapısal ve işlevsel değişikliklerin tanınması, araştırılması ve incelenmesiyle ilgilenen bilim dalı","example":null}]},"PATOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harman dövme makinesi","example":null}]},"PATPAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kökü yumru biçimde şişkin, Doğu Anadolu'da yetişen bir bitki","example":null}]},"PATRON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşta, bir iş yerinde makam bakımından yetkili kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir ticaret veya sanayi kurumunun sahibi, başı, işçileri ücretle çalıştıran gerçek veya tüzel kişi","example":null}]},"PATRONA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı devletinde tümamirale yakın bir deniz subaylığı unvanı","example":null}]},"PATRONAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlama işi, çekip çevirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması","example":null}]},"PATRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortodoks ve bazı Doğu kiliselerinin başkanı","example":"Patriklerini otele getirmek büyük bir hadise idi."}]},"PATTADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":null}]},"PATTADAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":null}]},"PATİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedi, köpek vb. hayvanların ön ayağı","example":null},{"pos":"n","definition":"Küçük çocuk ayağı","example":null}]},"PATİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altı yumuşak veya ince deriden, genellikle üstten bağlı küçük çocuk ayakkabısı","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle iple örülerek yapılan ayakkabı biçimindeki çorap","example":null}]},"PATİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Engebeli yerlerden gelip geçenlerin, hayvanların ayak izlerinden oluşan, tekerlekli araç işlemeyen dar yol","example":null}]},"PATİNAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altı çelik bıçaklı, özel ayakkabı ile buzla kaplı zemin üzerinde yapılan kayma sporu","example":null},{"pos":"n","definition":"Yolun kaygan olması dolayısıyla tekerleklerin dönmesine rağmen taşıtın ilerleyememesi","example":null}]},"PATİSKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğu pamuktan dokunmuş sık ve düzgün bez","example":"Kenarları gençliğinde işlediği enli dantellerle çevrili patiska örtülü minderlerde oturuyordu."},{"pos":"adj","definition":"Bu bezden yapılmış","example":"Bu patiska perdelerin dantelalarını beraber örecektik."}]},"PAVKIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok öfkeli duruma düşmek, kızmak, hiddetlenmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Tilki veya çakal ulumak","example":"Tok bir çakal toprakta debelenmekte, arada ince ve bembeyaz dişleriyle aya doğru pavkırmaktaydı."}],"lemma":"pavkırmak"},"PAVO":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"PAVURYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür iri yengeç","example":null}]},"PAVYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşun, bir kurumun, bir bahçe içindeki yapılarından her biri","example":"Gölün karşı yanında kalan büyük pavyonların gölgeleri, gittikçe kendilerine doğru uzanıyordu."},{"pos":"n","definition":"Geceleri geç vakte kadar açık, içkili eğlence yeri","example":null}]},"PAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm","example":"Hasattan elde edilen ürünler, her çiftçinin kayar payına göre bölüşüldü."},{"pos":"n","definition":"Eşit bölüm","example":"Bunu beş pay yapın."}]},"PAYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazının veya sözün bitim bölümü","example":"Şu bizim düldüle bir saman vesikası lütfetseniz keyfime payan olmayacak."}]},"PAYANDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz parça","example":null}]},"PAYDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bayağı kesirlerde birimin kaç eşit parçaya bölünmüş olduğunu gösteren sayı","example":"1/2 kesrinin paydası 2 sayısıdır."}]},"PAYDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik","example":null}]},"PAYDOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşi veya çalışmayı geçici olarak bırakma","example":"Atatürk mektepten ayrılmak üzereyken paydos trampeti çaldığından hepimiz bahçeye boşandık."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir işi bıraktırmak için söylenen bir söz","example":"Paydos! Ne nakış dersi var ne Türkçe."}]},"PAYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri","example":null}]},"PAYEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birçok tanrının varlığı düşüncesini benimseyen inançtan olan kimse","example":"Avrupa kıtasında yaşayan milletlerden payen kalmış olanlar arasında Hristiyanlık IX. asır ile XI. asır arasında teessüs etti."}]},"PAYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysi vb. işlemek için kullanılan küçük, pırıltılı pul","example":null}]},"PAYLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine (kusurundan ötürü) kırıcı ve sert söz söylemek","example":null}],"lemma":"paylamak"},"PAYLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine (kusurundan ötürü) kırıcı ve sert söz söylemek","example":null}]},"PAYLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok kimse aralarında herhangi bir şeyi paylaşmak, üleşmek, payını almak","example":null},{"pos":"v","definition":"Ortak olmak, benimsemek","example":null}],"lemma":"paylaşmak"},"PAYLAŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Paylaşma işi","example":"İlk büyük kanlı paylaşım sona ermiş, yaralar sarılmaya çalışılıyordu."}]},"PAYREKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Isıya ve kimyasal etkilere dayanıklı bir tür cam","example":null}]},"PAYTAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satrançta oyun başında ön sıraya dizilen, bulundukları sıra üzerinde ilk hamlede bir veya iki hane gidebilen sekiz küçük taş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çarpık, eğri bacaklı","example":null}]},"PAYTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek körüklü, dört tekerlekli, genellikle çift atlı binek arabası","example":"Bayramlarda bir payton tutar, tek başına arkaya kurulur, saatlerce dolaşırdı."}]},"PAYİDAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kalıcı, sonsuza kadar yaşayacak olan","example":"Böyle bir siyaset, sabit ve payidar bir membadan çıkar."}]},"PAYİTAHT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devletin yönetim merkezi olan şehir; devlet merkezi","example":null}]},"PAZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haftanın cumartesiden sonra gelen günü","example":"Pazar sabahı geç kalktık."},{"pos":"n","definition":"Alışveriş yapılan açık yer","example":null}]},"PAZARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir ürünü, bir malı, bir hizmeti satacak uygun piyasa bulmak","example":"Bu yıl 7-8 bin tona yakın sebzemizi bu halde pazarladık ."}],"lemma":"pazarlamak"},"PAZARLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı kolaylıklar elde etmek veya daha iyi bir çözüme varmak amacıyla yapılan görüşme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir alışverişte tarafların kendileri için en elverişli fiyatı karşısındakine kabul ettirmek amacıyla yaptıkları görüşme","example":"... pazarlığa girmez, müşterileri ne verirse alırdı."}]},"PAZEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokuması kalın, sık ve yumuşak, bir tür pamuklu bez","example":null}]},"PAZI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ispanakgillerden yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Kolun omuz ile dirsek arasındaki bölümünde bulunan, şişkince kas kitlesi","example":null}]},"PAZVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kunduracıların çalışırken kundurayı dizleri üzerinde tutmak için kullandıkları kayış","example":null}]},"PAZVANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rumeli'de gece bekçisi","example":null}]},"PAÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pantolon, don, şalvar vb. giyeceklerde bacakların çıktığı aşağı bölüm","example":"... bacaklarında paçaları gayet geniş bir pantolon vardı."},{"pos":"n","definition":"Kasaplık hayvanların kesilmiş ayağı","example":null}]},"PAÇAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekmek yapmak için çeşitli tahılların yasaya göre belirlenen gerekli karışım oranı","example":null},{"pos":"n","definition":"Çeşitli şeylerin karışımı","example":null}]},"PAÇAVRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eskimiş bez veya kumaş parçası","example":"Gemiden, sırtında çıkını ve üzerinde paçavralarla kör ve sağır bir adam indi."},{"pos":"n","definition":"Değersiz ve iğrenç şey veya kimse","example":null}]},"PAÇOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kefal türünden bir balık","example":null}]},"PAŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu zamanında yüksek sivil memurlara ve albaydan üstün rütbede bulunan askerlere verilen unvan","example":"Vali paşa. Nazır paşa. Enver paşa. Talât paşa."},{"pos":"n","definition":"Cumhuriyet döneminde general","example":"Yanımdakilerden bu sarışın ve kibar tavırlı paşanın kim olduğunu sordum."}]},"PAŞABABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Paşalık yapmış dede","example":null}]},"PAŞAZADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rahatına düşkün, gösterişi seven kimse","example":"Bu paşazadenin yazarlıkta henüz ilk mektebi bitirebilmiş olduğuna inanılamaz."},{"pos":"n","definition":"Paşanın çocuğu","example":null}]},"PEDAGOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğitim işiyle uğraşan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Öğretmenlik sanatı, uygulaması veya mesleği için gerekli bilgi ve becerileri kazandıran ve öğretim ve eğitimi kurallara bağlayan bilim dalı ile uğraşan kimse","example":null}]},"PEDAGOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğretim ve eğitimi kurallara bağlayan bilim kolu","example":null}]},"PEDAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakla işletilen bir makinede ya da bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen","example":null}]},"PEDAVRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köknar ve ladin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta","example":"Harap, viran, sekiz on pedavra tahtasından çatılma kahveli bir yer."}]},"PEDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuğu olmuş erkek","example":"Ben, rahmetli pederden miras kalan bakkal dükkânını işletirim."},{"pos":"n","definition":"Hristiyan din adamı","example":null}]},"PEDERANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Babaya yakışır biçimde","example":null}]},"PEDOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konu olarak çocuğu alan ve onu her bakımdan inceleyerek özelliklerini belirten bilim uzmanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Toprakların fiziksel, kimyasal, biyolojik vb. özelliklerini inceleyen bilim","example":null}]},"PEDOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konu olarak çocuğu alan ve onu her bakımdan inceleyerek özelliklerini belirten bilim","example":null},{"pos":"n","definition":"Toprakların fiziksel, kimyasal, biyolojik vb. özelliklerini inceleyen bilim","example":null}]},"PEDİATRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk hastalıkları ile ilgili hekimlik dalı","example":null}]},"PEDİKÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tırnakları kesip düzeltme, nasırları yumuşatma veya çıkarma gibi işlerle ilgili ayak bakımı","example":"Ayağımdaki nasır düştü. Çok zahmet verirdi, hep pediküre giderdim."}]},"PEELİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üst derinin özel işlemlerle soyulması","example":null}]},"PEGANİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidratlı doğal alüminyum fosfat","example":null}]},"PEGASUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"PEGMATİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başlıca kuvars, feldspat ve Moskof camından oluşan, açık renkli bir tür magma taşı","example":null}]},"PEHLİVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli kurallar içinde, güç kullanarak karşısındaki kişinin sırtını türlü oyunlarla yere getirmeye çalışmaya dayanan oyun ya da sporla uğraşan kimse","example":"Pehlivan Rüstem Almanya'ya çalışmaya gidiyor."},{"pos":"n","definition":"Boylu boslu ve güçlü kimse","example":"Pehlivan yapılıydı fakat yüzünü tam göremedim."}]},"PEHPEHLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini, yüzüne karşı gereğinden çok övmek, ilgi göstermek veya bunun için onursuzca davranmak","example":null}],"lemma":"pehpehlemek"},"PEJMÜRDE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parça parça olmuş, eskiyip parçalanmış, işe yaramayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Dağınık; perişan","example":"Bütün kasaba ahalisi gibi bunun da üstü başı pejmürdeydi."}]},"PEK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok, oldukça","example":"Pek güzel bir gece."},{"pos":"adj","definition":"Sert, katı","example":null}]},"PEKALA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok iyi","example":null},{"pos":"adv","definition":"Dediğin gibi olsun, öyle kabul edelim anlamlarında bir söz","example":null}]},"PEKENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kolayca geçit vermeyen, aşılması çok güç doğal engel","example":null}]},"PEKMEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle üzüm, dut vb. meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi","example":null}]},"PEKSİMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pişirildikten sonra dilimler halinde kesilerek ısı ile kurutulmuş, uzun süre dayanabilen ekmek","example":"Yanımızda, ne olur ne olmaz diye alınmış yarım çuval peksimet vardı."}]},"PEKTORAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Göğse veya akciğer hastalıklarına ait, göğüs hastalıklarına ilişkin","example":null},{"pos":"adj","definition":"Göğse ait","example":null}]},"PEKTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle bitki hücrelerinin orta lamelinde bulunan büyük moleküllü karbonhidrat karışımı madde","example":null},{"pos":"n","definition":"Bitki dokularında bulunan renksiz, metil grubundan madde","example":null}]},"PEKİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dediğin gibi olsun, öyle kabul edelim anlamlarında bir söz","example":"Kalfa peki, der gibi başını salladı ve hemen oradan ayrılıverdi."},{"pos":"adv","definition":"Madem öyle ise","example":null}]},"PEKİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çin Halk Cumhuriyeti'nin başkenti","example":null}]},"PEKİT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü duruma getirmek, güç kazanmasını sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Daha önce istenip de yerine getirilmemiş bir iş için yeniden resmî bir yazı yazmak; tekit etmek","example":null}],"lemma":"pekitmek"},"PEKİTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü duruma getirmek, güç kazanmasını sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Daha önce istenip de yerine getirilmemiş bir iş için yeniden resmî bir yazı yazmak; tekit etmek","example":null}]},"PEKİYİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan en yüksek başarı derecesi","example":"Sınıfımı pekiyi derece ile geçtim."}]},"PEKİŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Azken çok olmak, çok duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç duruma gelmek","example":null}],"lemma":"pekişmek"},"PEKİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Azken çok olmak, çok duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç duruma gelmek","example":null}]},"PELENK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedigillerden, genellikle Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, postu benekli, bazen de düz siyah, çevik, yırtıcı, etçil, memeli hayvan","example":null}]},"PELERİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omuzlardan aşağı dökülen, geniş, kolsuz bir çeşit üstlük","example":"Kollarını yarısına kadar örten bir pelerini dirseklerinin ucu ile bir kanat gibi açıp kapıyordu."}]},"PELESENK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü bitkilerden çıkarılan kokulu bir reçine","example":null},{"pos":"n","definition":"Pelesenk ağacından elde edilen değerli kereste","example":null}]},"PELTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sölenterlerden, yassı bir diske benzeyen, saydam, serbestçe yüzebilen deniz hayvanı","example":"Denizde canlanmış bir köpük gibi açılan kapanan peltenin hayatını gördükçe bu hayatlar nedir ve niçindir, demek ihtiyacını duyardım."},{"pos":"n","definition":"Koloidal bir katı içine bir sıvının işlemesinden sonra, ya bu sıvıya daldırılan koloidin doğrudan doğruya şişmesiyle veya sıcakta hazırlanan oldukça konsantre çözeltinin soğultularak kıvamlaşmasıyla oluşan esnek madde","example":null}]},"PELTEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Akıcı, rahat konuşamayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Dilini dişlerinin arasına alır gibi konuşan ve bu yüzden s, z gibi sesleri kusurlu söyleyen kimse","example":"Çiçekleri sulayan Mürüvvet bacının peltek konuşmasını dinleyip, yengesiyle bahçede akşam çayını içerken..."}]},"PELTELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Pelte kıvamında olmak","example":null}],"lemma":"peltelenmek"},"PELÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı zamanda hem yazmak hem de kopya çıkarmak için yazı kâğıtlarının arasına konulan, daktiloda da kullanılan kâğıt","example":null},{"pos":"n","definition":"İnce ve yarı saydam bir tür kâğıt","example":null}]},"PELÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzü uzun tüylü, yumuşak ve parlak, kadifeye benzer bir kumaş türü","example":null}]},"PELİKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pelikangillerden, pembeye çalan beyaz tüylü, kanatları gri renkli, alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş","example":null}]},"PELİKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boş film, film şeridi","example":null}]},"PELİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, yapraklarında ve öteki bölümlerinde çok acı, kokulu bir madde bulunan, hekimlikte kullanılan çok yıllık ve otsu bir bitki","example":null}]},"PELİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayıngillerden, üç yüz kadar türü arasında, kış yaz yapraklarını dökmeyenleri de bulunan, kerestesi dayanıklı bir orman ağacı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yurdumuzda yetişen meşe türlerinin uzunca, fındığa benzeyen, sert ve pürüzlü, bir yüksük içinde bulunan, tanen bakımından zengin meyvesi","example":null}]},"PEMBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beyaza biraz kırmızı karıştırılmasıyla oluşan açık renk","example":"Dantele ve pembeye olan düşkünlüğünü ise mintanında yansıttı."},{"pos":"adj","definition":"Pembe renginde olan","example":null}]},"PEMBEZAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bu bezden yapılan","example":"Ya şu pembezar gömlek?"},{"pos":"n","definition":"Genellikle gömlek yapımında kullanılan bir tür ince ve yumuşak bez","example":null}]},"PENA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Telli çalgıları çalmaya yarayan, kemik, maden, plastik veya özellikle kiraz ağacından yapılan alet","example":null}]},"PENALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbol ve hentbolda ceza alanı içinde yapılan kural dışı bir hareket sebebiyle yalnız kalecinin koruduğu kaleye ortadan ve tam karşıdan yapılan atış","example":null},{"pos":"n","definition":"Elemeli futbol maçlarının sonrasındaki eşitlik durumlarında takımların birbirlerine üstünlük sağlamaları için rakip kaleye en az beşer kez yaptığı vuruş","example":null}]},"PENCERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık","example":"Yüzümü en çok da pencerelerden yana döndürüyorum."}]},"PENCÜDÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavla oyununda zarların üst yüzünün birinin beşli, öbürünün ikili gelmesi","example":null}]},"PENCÜSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavla oyununda zarların üst yüzünün birinin beşli, öbürünün üçlü gelmesi","example":null}]},"PENCÜYEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavla oyununda zarların üst yüzünün birinin beşli, öbürünün birli gelmesi","example":null}]},"PENCİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asker yetiştirilmek için savaş tutsaklarından beşte bir oranında ayrılan acemi oğlanı adayı","example":null},{"pos":"n","definition":"Asker yetiştirilmek üzere verilen beşte bir askerden sonra esir sahibinde kalan beşte dört oranındaki esir için alınan vergi","example":null}]},"PENDNAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğüt kitabı","example":null}]},"PENEPLEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erozyon etkisiyle oluşmuş, yumuşak engebeli yeryüzü parçası","example":null}]},"PENES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle halk oyunlarında kızların süs olarak kullandığı, altını taklidi, sarı tenekeden pul","example":null}]},"PENGUEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Penguengillerden, Güney Kutbunda yaşayan, sırtı kara, göğsü ak, iyi yüzen, deniz hayvanlarıyla beslenen, uçamayan, kısa kanatlı deniz kuşu","example":null}]},"PENGÖ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar kullanılan Macar para birimi","example":null}]},"PENS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysilerde bazı yerlerden içeriye doğru daraltılarak dikilmiş bölüm","example":null},{"pos":"n","definition":"Kıskaç biçiminde iğne","example":null}]},"PENSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok meslek dalında çeşitli nesneleri sıkmak, germek, kıvırmak, tutmak vb. işler için kullanılan değişik biçimlerde el aleti","example":null},{"pos":"n","definition":"Çeşitli biçim ve büyüklükte maşa veya kıskaç","example":"Önce topu ateşe gösterdi, elinin yandığını anlayınca bir pensle tuttu, ateşe uzattı."}]},"PENTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doymuş hidrokarbon","example":null}]},"PENUVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür sabahlık","example":null}]},"PENYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokumacılıkta özel araçla apresi yapılmış bir tür ince kumaş","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu kumaştan yapılmış üst giysisi","example":null}]},"PENÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları","example":"Kuş, beni görünce korktu, pençesinde yılanla havalandı."},{"pos":"n","definition":"Ayakkabının tabanındaki kösele","example":null}]},"PENÇELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yırtıcı hayvan pençesiyle kapmak, yakalamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Ayakkabıya pençe yapmak","example":null}],"lemma":"pençelemek"},"PENÇELEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek için uğraşmak, çaba göstermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Karşılıklı birbirini dövmek, birbirine vurmak","example":null}],"lemma":"pençeleşmek"},"PENÇGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde rast ve bayati dizilerinden oluşan birleşik makam","example":null}]},"PENİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sterlinin yüzde biri değerindeki para birimi","example":null}]},"PENİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkeğin çiftleşme organı","example":null}]},"PEPE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dudak sesleriyle başlayan kelimelerin ilk seslerini güçlükle söyleyen ve birkaç kez tekrarladıktan sonra arkasını getirebilen (kimse)","example":null}]},"PEPELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Pepe gibi konuşmak","example":null}],"lemma":"pepelemek"},"PEPEME":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dudak sesleriyle başlayan kelimelerin ilk seslerini güçlükle söyleyen ve birkaç kez tekrarladıktan sonra arkasını getirebilen (kimse)","example":null}]},"PEPSİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mide mukozasının salgıladığı albüminli besinleri peptona çeviren enzim","example":null}]},"PEPTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücutça özümlenebilecek duruma gelmiş albüminli besin","example":null}]},"PERDAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parlatma, parlaklık verme","example":null},{"pos":"n","definition":"Sakal tıraşından sonra kıl çıkış yönünün tersine yapılan ikinci tıraş","example":null}]},"PERDAHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini asılsız sözlerle kandırmaya çalışmak","example":null}],"lemma":"perdahlamak"},"PERDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü","example":"Durmadan pencere kapatıyor, perde çekiyorum."},{"pos":"n","definition":"Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri","example":"Oyunun üç perdesi de böyle alkışlar içinde geçti."}]},"PERDEDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlılarda yüksek makamlı kimselerin kapılarında bekleyen ve girmeye izni olanları içeri alan görevli","example":null}]},"PERDELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak","example":null},{"pos":"v","definition":"Basketbolda rakibin önüne geçerek top almasını engellemek","example":"Jordan rakibini perdeleyerek skorun eşitlenmesine izin vermedi."}],"lemma":"perdelemek"},"PEREME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gondola benzeyen bir kayık","example":null}]},"PEREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ülker yıldızı","example":null}]},"PERENDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havada çark gibi dönerek atılan takla","example":null}]},"PERESE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Durum; derece; kerte","example":"İş bu pereseye geldikten sonra..."},{"pos":"n","definition":"Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul ipi","example":null}]},"PERESTİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı buyruklarını yerine getirme, Tanrı'ya yönelen saygı davranışı","example":null},{"pos":"n","definition":"Delicesine sevme","example":null}]},"PERFORJE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Delik açma","example":null}]},"PERGEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yay veya çember çizmekte ve ölçmekte kullanılan araç","example":"Pergel, çember yaylarını çizmeye yarar."}]},"PERGOLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kazıkların ve belli kalınlıktaki dikmelerin üzerine bindirilmiş bir tür demir veya ahşap çardak","example":null}]},"PERHİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağlığı korumak, düzeltmek veya fazla para harcamamak amacıyla uygulanan beslenme düzeni","example":"Ölçülü bir perhiz sağlığa yardım eder. Bazı hastalıklar sıkı perhiz ister."},{"pos":"n","definition":"Hristiyanların ve Yahudilerin belli günlerde et, yağ vb. yiyecekleri yemeden tuttukları oruç","example":null}]},"PERKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tatlı su levreği","example":null}]},"PERLON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlk olarak Almanya'da yapılan sentetik dokuma ipliği","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu iplikle dokunmuş kumaş","example":null}]},"PERLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Feldspat cinsinden, suyu az ve eridiği zaman inciye benzeyen taneleri olan yanardağ kaynaklı cam","example":null},{"pos":"n","definition":"Erimiş sodyum potasyum alüminyum silikattan ibaret olan cam gibi bir volkanik kayadan kabartılarak pudra haline getirilmiş bulunan, yem maddelerinin preslenmesinde yardımcı madde veya kekleşmeyi önleyici bir madde","example":null}]},"PERMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saçların uzun süre dalgalı kalmasını sağlamak için uygulanan işlem","example":null}]},"PERMEÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yedek olarak kullanılan ince halat","example":null}]},"PERMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılı izin belgesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Özellikle dış ticarete ilişkin olarak devletçe verilen izin","example":null}]},"PERMİYEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinci Çağın altıncı ve sonuncu dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer katmanları","example":null}]},"PEROKSİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşiminde normal oksitlerden daha çok oksijen bulunan oksitlerin genel adı","example":null}]},"PERON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tren, tramvay, metro istasyonlarında yol boyunca uzanan, inilip binilen özel bölüm","example":"Peronla yolcu vagonlarını ayıran parmaklığın otomatik demiri kapanıyordu."},{"pos":"n","definition":"Otobüs terminallerinde aracın yanaştığı, yolcuların inip binmesine yarayan bölüm","example":null}]},"PERSEUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"PERSONEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş yerinde ücret karşılığında görev yapan kimse(ler)","example":null},{"pos":"n","definition":"Devlet ve diğer kamu kuruluşlarında çalışan, etkinliğe çeşitli görevleriyle katılan gerçek kişiler","example":null}]},"PERT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç","example":null}]},"PERU":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Güney Amerika'da bir ülke; başkenti Lima.","example":null}]},"PERUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Farklı görüntüye sahip olmak için değişik renk ve boyda yapılarak başa takılan saç","example":null}]},"PERUKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Farklı görüntüye sahip olmak için değişik renk ve boyda yapılarak başa takılan saç","example":null}]},"PERUKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işinin yapıldığı dükkân","example":null}]},"PERVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korku, çekinme","example":null}]},"PERVANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kapalı bir yerin sıcak ve durgun havasını dalgalandırarak esinti sağlayan veya böyle bir ortama temiz hava üfleyen döndüğünde bir mekanizmayı işleten bir eksene dikey olarak bağlanmış, iki veya ikiden çok kanattan yapılmış alet","example":"Vapur pervanesi. Uçak pervanesi. Vantilâtör pervanesi."},{"pos":"n","definition":"Geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek","example":"Ötede mum yanıyor / Pervaneler art arda ne çabuk ölüyor."}]},"PERVAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uçma işi veya biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Kapı, pencere vb. yerlerin kenarlarına geçirilen ensiz parça","example":null}]},"PERÇEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç","example":"Selma alnına düşen bir perçemi eliyle kaldırıyor."},{"pos":"n","definition":"Başlarını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç tutamı","example":null}]},"PERÇİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok levhayı birbirine bağlamak için geçirilen çivinin, ezilerek baş durumuna getirilen ucu","example":null}]},"PERÇİNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sağlam bir duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir bağıntıyı perçinle tutturmak","example":null}],"lemma":"perçinlemek"},"PERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, hayal ürünü varlık","example":"Özellikle cinden, periden, umacıdan çok korkardım."},{"pos":"n","definition":"Çok güzel, alımlı, becerikli kadın","example":null}]},"PERİDOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarımsı yeşil renkli, cam parıltılı, magnezyum ve demirli silikat","example":null}]},"PERİKART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbin üzerini saran zar","example":null}]},"PERİSKOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denizaltılarda, tanklarda, siperlerde kullanılan, gözlemcinin gözünü çevirmeksizin çevreyi araştırmasını sağlayan mercekli araç","example":null}]},"PERİTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karın boşluğunun içini, bu boşluğun içinde bulunan bağırsakları, öbür organları kaplayan ve tutan zar","example":null}]},"PERİYOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir hareket, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılan başka hareketlerden oluştuğunda hareketlerin her biri veya bunların yapılması için geçen her zaman aralığı","example":null}]},"PERİŞAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acınacak kadar kötü durumda bulunan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yaşayışı ve davranışı düzensiz kimse","example":"Ne kadar toplasan perişandır / Toplanır saçlarım dağılmak için"}]},"PERŞEMBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haftanın beşinci günü, çarşamba ile cuma arasındaki gün","example":null}]},"PES":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hafif, yavaş sesle söylenen, ince karşıtı","example":"Nihayet Zehra kapıya doğru yürüyünce pesten, sevinçli seslerle söyleşerek arkasından giderler"}]},"PESEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Diş kiri; diş pası","example":null}]},"PESETA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İspanya'da 1869'dan 2002'ye kadar kullanılan para birimi","example":null}]},"PESO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok Güney Amerika devletinde kullanılan para birimi","example":null}]},"PESPAYE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Niteliği aşağı olan, adi","example":null}]},"PESPEMBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok pembe","example":null},{"pos":"adj","definition":"Pespembe renginde olan","example":null}]},"PEST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hafif, yavaş sesle söylenen, ince karşıtı","example":"Nihayet Zehra kapıya doğru yürüyünce pesten, sevinçli seslerle söyleşerek arkasından giderler"}]},"PESTİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce yufka biçiminde kurutulmuş meyve ezmesi","example":"Erik pestili. Kayısı pestili."},{"pos":"adj","definition":"Çok yorgun, güçsüz","example":null}]},"PESÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde yağ yakılan toprak kandil","example":null}]},"PESİMİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötümser; karamsar; bedbin","example":null}]},"PESİMİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her şeyi kötü yanıyla ele alma, hep en kötüyü bekleme, kötüye yorumlama durumu","example":null}]},"PETEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arıların içinde bal yaptıkları çeşitli maddelerden yapılmış yuva","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir akaryakıtın yanmasından veya sıcak bir akışkandan aldığı ısıyı dışarı ileten dilimli borulardan oluşan ısıtma aracı","example":null}]},"PETROL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoğunluğu 0,8-0,95 arasında olabilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ","example":"Kamyonlar yarı benzin, yarı petrolle çalışmaya uğraşıyor."}]},"PETUNYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Patlıcangillerden, çeşitli renkte çiçekler açan, kokulu bir süs bitkisi","example":null}]},"PEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sözleşmede taraflardan birinin öbürüne işten caymayacağını belirtmek amacıyla önceden verdiği güvence parası","example":"Pey vermek. Pey almak."}]},"PEYAPEY":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hemen birbirinin arkasından","example":null}]},"PEYDA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr","example":null}]},"PEYDAH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr","example":null}]},"PEYDAHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Görülür duruma gelmek, görülür olmak, gözükmek","example":null},{"pos":"v","definition":"İstenmeyen veya uygun olmayan şeyler edinmek","example":"Çocuk yeni yeni huylar peydahladı."}],"lemma":"peydahlamak"},"PEYK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir başkasına bağımlılığı olan","example":null}]},"PEYKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kol koyacak yeri olmayan, arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen yatmaya veya oturmaya yarayan ev eşyası","example":null}]},"PEYLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi önceden kendine ayırtmak","example":"Ta uçta kendime bir yer peyleyip sineyim derken Gazi seslendi."},{"pos":"v","definition":"Temin etmek, sağlamak","example":"Alıcının istediği aracı peyledik ."}],"lemma":"peylemek"},"PEYLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi önceden kendine ayırtmak","example":"Ta uçta kendime bir yer peyleyip sineyim derken Gazi seslendi."},{"pos":"v","definition":"Temin etmek, sağlamak","example":"Alıcının istediği aracı peyledik ."}]},"PEYNİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maya ile katılaştırılarak sütten yapılan ve birçok türü olan besin","example":"Kuru ekmekle bayat peyniri lezzetle yiyen / Çeşmeden her su içerken şükür Allah'a diyen"}]},"PEYREV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkasının izinden giden; izleyen; izleyici","example":null}]},"PEYZAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kır resmi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yerin doğal görünüşü","example":null}]},"PEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rus mimarisinde odaları ısıtmak için yapılan fırın tarzı ocak","example":null}]},"PEÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların sokakta yüzlerine örttükleri ince genellikle siyah renkteki örtü","example":"En büyük günahımız yüzümüzde bir peçe, sırtımızda bir çarşaf olması."},{"pos":"n","definition":"Maske; sır; giz","example":"Bu düzme cadının peçesini kaldırmalıyız."}]},"PEÇELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak","example":null},{"pos":"v","definition":"Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir şeyi bulunduğu çevreye uydurmak ve böylece görünmemesini sağlamak","example":null}],"lemma":"peçelemek"},"PEÇETE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemekte giysiyi korumak, ağız silmek için kullanılan ince, yumuşak kâğıt veya kumaş parçası","example":null}]},"PEÇİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zar yerine yedi tane küçük deniz hayvanı kabuğu atılarak bunların açık taraflarının üste veya alta gelmelerine göre taş ilerleterek oynanan bir oyun","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir tür kâğıt oyunu","example":null}]},"PEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Art, geri","example":"Biz kuru canımıza razıyız diye peşimizden geliyordu."},{"pos":"n","definition":"Elbisenin etek kısmı","example":null}]},"PEŞKEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaranmak amacıyla uygunsuz olarak verilen şey","example":null}]},"PEŞKİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemek yerken kullanılan, el kurulanan, büyük mendil biçiminde pamuk veya keten bez, peçete","example":"Henüz birkaç yudum içtiği şarabın ıslaklığını sapsarı bıyıklarının üstünden peşkiriyle silerek dedi ki:"},{"pos":"n","definition":"Genellikle pamuk ipliğinden dokunmuş ince havlu","example":"Kafası babasının dükkânıyla meşgul olan oğul, elini yüzünü yıkamış, duvardaki peşkiri alıp odaya dönerken kadın pencereye az önceki gibi dayandı."}]},"PEŞMELBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şeftalili, kremalı bir çeşit dondurma","example":null}]},"PEŞREV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde faslın giriş taksiminden sonra, şarkıdan önce çalınan parça","example":"Bir giriş bölümünü birlikte dinliyoruz, ağır bir peşrev eşliğinde birbirimizi yokluyoruz."},{"pos":"n","definition":"Güreşe tutuşmadan önce pehlivanların ellerini birbirine ve uyluklarına vurarak ve hafifçe sıçrayarak yaptıkları gösteri","example":null}]},"PEŞTAHTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İş masası gibi kullanılan çekmece","example":null},{"pos":"n","definition":"Sarrafların üzerinde para saydıkları tahta","example":null}]},"PEŞTAMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamamda örtünmek için kullanılan ince dokuma","example":"'Misafirlere mahsus bir sürü yedek silecek bohçaları peştamalından kesesine kadar hazır durur."},{"pos":"n","definition":"Başa ve omuzlara örtülen dokuma","example":"Sonra onun da arkasındaki peştamal kan içinde, saçları didik didik, yuvarlandığını gördüm."}]},"PEŞİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir alışverişte, alışveriş yapıldığı anda, alınan şeyin tesliminden önce veya teslimiyle birlikte ödenen","example":"Peşin para. Ismarlanan şeylerin ücreti peşindir."},{"pos":"adj","definition":"Çalışmadan verilen ücret, aylık","example":"O peşin para ile çalışıyor."}]},"PEŞİNAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir alışveriş veya hizmet için önceden verilen bir miktar para","example":null}]},"PEŞİNEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Peşin olarak; önceden","example":"Birkaç arkadaşımın içeride olduğunu haber veriyor ve alacağım zevk için beni peşinen tebrik eden bir tebessümle gülüyordu."}]},"PHECDA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Büyük Ayı takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"PIHTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyulaşarak yarı katı duruma gelmiş sıvı","example":"Topla parçalanmış, taşlarında kan pıhtıları duran bir siper önünde sırayla şehit mezarlarına kadar gelmişim."}]},"PIHTILAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçinde pıhtılar olmak","example":null}],"lemma":"pıhtılanmak"},"PINAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyun topraktan çıktığı yer","example":"Köyün arkasındaki vadide, dağın eteklerinden pınar fışkırıyor, suyun sesi huzur veriyordu."},{"pos":"n","definition":"Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı","example":"İşte bir pınar başındayım, oluğun altına bir sepet iri, olgun, renkli şeftali koymuşlar."}]},"PIRASA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zambakgillerden, sapından ve yapraklarından yararlanılan, çok yıllık bir kış sebzesi","example":null}]},"PIRILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Işık saçmak; ışıldamak","example":"Yaklaşmış pırıldayan şeye. Bir de ne görsün? Böyle ışıl ışıl ışıldayan bir kuş kanadıymış."}],"lemma":"pırıldamak"},"PIRILDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işık açıp kapamak yoluyla işaretler vererek anlaşmayı sağlayan araç","example":null}]},"PIRILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pırıldayan şeyin yansıttığı ışık","example":"Enver Paşa, elinde tuttuğu bir kutuyu açtı ve içinden bütün çöl gecesine akseden bir pırıltı çıktı."}]},"PIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuş, herhangi bir şeyden ürküp uçmak","example":"Güvercin korkunca pırladı ."},{"pos":"v","definition":"İnsan, bulunduğu yerden koşarak hemen uzaklaşmak","example":"Polis sirenini duyunca, hırsız hemen pırlayıp sokak arasında kayboldu."}],"lemma":"pırlamak"},"PIRLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğan, atmaca vb. yırtıcı kuşları yakalamada çağırtkan olarak kullanılan, avcılarca bir kafes içinde av yerine bırakılan kuş","example":null}]},"PIRLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuş, herhangi bir şeyden ürküp uçmak","example":"Güvercin korkunca pırladı ."},{"pos":"v","definition":"İnsan, bulunduğu yerden koşarak hemen uzaklaşmak","example":"Polis sirenini duyunca, hırsız hemen pırlayıp sokak arasında kayboldu."}]},"PIRLANTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok façetası olacak biçimde yontulmuş foyasız parlak elmas","example":"Onlara hakiki pırlanta diye geçirilmek istenen yalancı elmaslara bir kuyumcunun baktığı gibi bakmıştı."},{"pos":"adj","definition":"Üzerinde pırlanta olan yüzük vb.","example":null}]},"PIRNAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kışın yapraklarını dökmeyen bir tür meşe çalısı","example":null}]},"PIRPI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rengi ve billur yapısı farklı birçok türü olan, minerallerin başkalaşmasıyla oluşan kütle, serpantin","example":"Dağdaki kazıda serpantin yapısına sahip pırpı taşları bulundu, bunlar oldukça değerli kabul ediliyor."}]},"PIRPIRI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeniçeri salma erlerinin giydikleri kırmızı çuhadan yapılmış cübbe","example":"Tarihi bir sergide, pırpırı adı verilen kırmızı cübbeleri yakından görme fırsatımız oldu."},{"pos":"n","definition":"Bir tür bizans altını","example":"Müzayedede satılan nadir pırpırı altınlarından biri, antika koleksiyoncuları arasında büyük ilgi uyandırdı."}]},"PIRPIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yanıp sönmek","example":null}],"lemma":"pırpırlamak"},"PIRPIT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parça parça olmuş, eskiyip parçalanmış, işe yaramayan","example":null},{"pos":"n","definition":"El tezgâhında dokunmuş kaba yünlü","example":"Köyde hala eski el tezgâhlarında pırpıt dokuyan yaşlı kadınlar var, o kumaşlar çok dayanıklı oluyor."}]},"PIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yorganı kirden ve dış etkilerden korumak için kumaştan yapılan yüz","example":"Göçmen kızının tezgahı önünde durup pırtılarına baktığı pazarcı, meğer sayılı kopuklardanmış."},{"pos":"n","definition":"Değersiz şey, eşya","example":"Bu evde biriken eski pırtılar artık atılmalı, hiçbir işe yaramıyorlar."}]},"PIRTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bulunduğu yerden kayıp dışarı çıkmak","example":"Anlattıklarını dinledikçe sanki hava borum tıkanmış da deniz baskısından iliklerim gözlerimden pırtlıyormuş gibi sıkılıyorum."}],"lemma":"pırtlamak"},"PIRTLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Patlayarak açılmış, dışarı fırlamış, yarık","example":"Zatî Bey ellerini çırptı, pırtlak gözlü hafiye odaya girdi."},{"pos":"adj","definition":"Kolayca kabuğundan dışarı çıkabilen","example":"Bu fıstıklar pırtlak olduğu için kabuğunu soyarken hiç zorlanmadım."}]},"PISIRIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanın sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören","example":"Böyle pısırık bir tamirciyle iş yapmak çok zor, her şeyi o kadar yavaş ve isteksiz yapıyor ki!"}]},"PIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok küçük bir nesnenin, su damlasının yere veya herhangi bir şey üzerine düşmesiyle çıkan hafif ses","example":null}]},"PITIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok hafif gürültü çıkmasına yol açmak","example":null}],"lemma":"pıtırdamak"},"PITIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok hafif patırtı, hafif gürültü","example":null}]},"PITRAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok taneli, sık","example":null}]},"PIŞPIŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acısını hafifletmek, acısını unutturmak","example":"Arkadaşım moralim bozuk olduğunda hep beni pışpışlar, derdimi unutturacak güzel şeyler söylerdi."},{"pos":"v","definition":"Bebeği kucakta yavaş yavaş sallayarak uyutmaya çalışmak","example":"Annem, bebek uyusun diye onu kucağında pışpışlıyordu."}],"lemma":"pışpışlamak"},"PIŞT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Islıklı ses","example":null}]},"PLAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denize girmek için düzenlenmiş genellikle kumla kaplı alan","example":"Plâjlarda sesin, mavi suların içine gömülmek, çam altlarında uyku çekmek dururken nereye gideceğiz?"}]},"PLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müzik kaydedilmiş, döner bir aletle çalınan disk","example":"Eski bir plak dinledik."}]},"PLAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşıtların kayıt numarasının yazılı olduğu levha","example":"Arabanın plakasını not aldı."}]},"PLAKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir başarıyı veya durumu ödüllendirmek amacıyla verilen türlü biçimlerde levha","example":"Şirketin 10. yıl kutlamasında en başarılı çalışanlara birer plaket verildi, herkes çok gururlandı."},{"pos":"n","definition":"Metal, ağaç, cam ve benzerinden türlü biçimlerde yapılan, duvara veya herhangi bir yere çakılan küçük, alçak kabartma levha","example":"Müzenin girişine, binanın tarihini anlatan bir plaket çakılmış, herkesin görebileceği bir yerde duruyordu."}]},"PLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi yapmak için önceden düşünülen yol, tasarı","example":"Hafta sonu için bir plan yaptık."}]},"PLANERİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidratlı doğal alüminyum fosfat","example":null}]},"PLANET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş çevresinde dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı","example":null}]},"PLANKTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sularda bulunan, ancak mikroskopla görülebilen yaratıklar topluluğu","example":null}]},"PLANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yapılacak bir işi belli plana göre düzenlemek","example":"Düğünümüzü tüm detaylarıyla planladık."}],"lemma":"planlamak"},"PLANYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç rendelemekte kullanılan uzun marangoz rendesi","example":null}]},"PLANYALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağacı planya tezgâhında rendelemek","example":null}],"lemma":"planyalamak"},"PLANÇETE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harita çıkarmaya yarayan bir alet","example":null}]},"PLANÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hava akımlarından yararlanarak uçan, uçağa benzer motorsuz hava taşıtı","example":null}]},"PLASE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Voleybol, tenis, masa tenisi vb. oyunlarda topu yumuşak bir vuruşla rakip alandaki bir boşluğa indirme","example":"Voleybol maçında, oyuncu güzel bir plase yaparak topu rakip savunmanın boş olduğu alana gönderdi."},{"pos":"n","definition":"Futbolda topu yumuşak bir vuruşla havadan istenilen yere gönderme","example":"Forvet, kaleciyle karşı karşıya kaldığında sert bir şut yerine topu plaseyle kalenin köşesine bıraktı."}]},"PLASELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Topu kavisli vuruşla ileri göndermek","example":null}],"lemma":"plaselemek"},"PLASENTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Memelilerde ana ile dölüt arasında kan alıp verme işini sağlayan organ","example":null}]},"PLASMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parayı, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma","example":null}]},"PLASTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yara üzerine yapıştırılan, genellikle ilaçlı özel bant","example":null}]},"PLASTRON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek giyiminde, gömleğin göğüs tarafının üzerine takılan parça","example":"Üzerinde, uzun bir redingot, boynunda da kara bir plastron boyun bağı vardı."},{"pos":"n","definition":"Kılıç oyunu oynarken kullanılan meşin göğüslük","example":"Kılıç antrenmanında güvenliği sağlamak için plastron giydi, böylece darbelere karşı korundu."}]},"PLASTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organik ve sentetik olarak yapılan madde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu maddeden yapılan","example":"Pencere önünde duran plâstik sürahiyi ağzına dikti."}]},"PLATFORM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksekçe yer","example":"Bir alt kata iki merdivenle iniliyordu ve arada ufak bir platform vardı."},{"pos":"n","definition":"Büyük çaplı tabakaların çarpılması ve bunun sonucunda oluşan hafif eğimlerle nitelenen jeolojik yapı tipi","example":"Araştırmacılar, bölgedeki platform yapılarını inceleyerek jeolojik geçmiş hakkında bilgi edindiler."}]},"PLATO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akarsularla derin bir biçimde yarılmış, parçalanmış, üzerinde düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu, deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçası","example":"Kapadokya bölgesindeki geniş plato, akarsuların oluşturduğu derin vadilerle dikkat çekiyor."},{"pos":"n","definition":"Dekorun kurulduğu yer","example":"Film çekimleri için büyük bir plato hazırlandı, her sahne için özel dekorlar kuruldu."}]},"PLATONİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçekte var olmayan, düşte kalan, hep öyle kalması istenilen aşk, sevgi ve ilgi","example":null}]},"PLATİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 78, atom ağırlığı 195,23, yoğunluğu 21,4 olan, 1755 derecede eriyen, kolay işlenen, çok dayanıklı, değerli bir element","example":null}]},"PLAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir ürünün bütün çeşitleriyle sergilendiği ve satışının yapıldığı yer","example":"Otomobil plazasında markanın tüm modelleri sergileniyor, ziyaretçiler istedikleri aracı yakından inceleyebiliyor."},{"pos":"n","definition":"Birçok satış merkezinin bir arada bulunduğu yer","example":"Yeni açılan plazada farklı mağazalar, restoranlar ve eğlence alanları bulunuyor."}]},"PLAZMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı","example":"Doktor, kan bağışı sonrası plazmanın ayrıştırılarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını açıkladı."},{"pos":"n","definition":"Elektrik yükü yansız olan gaz moleküllerinden, pozitif iyonlardan ve negatif elektronlardan oluşan akışkan","example":"Bilim insanları, plazma fiziği üzerine yaptıkları deneylerde bu dördüncü madde halinin özelliklerini inceliyor."}]},"PLAÇKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kişinin zor kullanarak ele geçirdikleri malı alıp kaçması","example":null}]},"PLEBİSİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Halkın türlü siyasi ve toplumsal sorunlar karşısında olumlu veya olumsuz görüşünü belirlemek için başvurulan oylama","example":"Hükümet, yeni anayasa taslağını kabul etmek için plebisit yapma kararı aldı, böylece halkın görüşünü doğrudan öğrenebilecek."},{"pos":"n","definition":"Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama","example":"Bölge halkı, düzenlenen plebisitle hangi ülkeye katılmak istediklerine dair oy kullandı."}]},"PLEVRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göğüs boşluğunun iç yüzünü ve akciğerleri saran zar","example":null}]},"PLEYBEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önceden kaydedilmiş bir şarkı çalınırken, seslendirmeye uygun olarak çeşitli mimik ve hareketlerin yapılması","example":null}]},"PLONJON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Topu yakalamak amacıyla savunmadaki bir oyuncunun yatay olarak sıçraması","example":"Plonjon yapar, gol kurtarır, bu arada yaralanır, baygınlık geçirir."}]},"PLÜTON":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Güneş Sistemi'nin dış bölgesindeki bir cüce gezegen.","example":null}]},"PLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaş, kâğıt ve benzerinde bir bölümün öbürünün üzerine getirilmesiyle oluşturulan kıvrım","example":"Elbisenin etek kısmındaki pliler, kıyafete hacim ve hareket kattı."},{"pos":"n","definition":"Kumaş, kağıt ve benzerinde bir bölümün öbürünün üzerine gelmesiyle oluşan kıvrım","example":"Perdenin plileri düzgün ütülenmişti, böylece pencereye zarif bir görünüm verdi."}]},"PLİYOSEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üçüncü Çağın en son dönemi","example":null}]},"PODYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli, yüksekçe yer","example":null}]},"PODÖSÜET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumuşak, yüzü ince havlı bir tür deri","example":"Podösüet iskarpin. Süet eldiven."},{"pos":"adj","definition":"Bu deriden yapılmış olan","example":null}]},"POETİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen; anı, duygu, coşku uyandıran","example":"Gün batımında deniz kıyısında yürümek, poetik bir atmosfer yaratıyor ve insanı düşüncelere daldırıyor."},{"pos":"adj","definition":"Şiire özgü","example":"Yazarın dilindeki poetik üslup, eserlerine adeta şiirsel bir derinlik katıyor."}]},"POF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yere düşen kaba ve yumuşakça bir şeyin veya havası boşalan bir nesnenin çıkardığı ses","example":"Yastık pof diye yere düştü. Balon pof diye söndü."}]},"POFURDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Can sıkıntısı sebebiyle sesli nefes vermek","example":"Burada oturduğu sürece pofurdadı durdu."}],"lemma":"pofurdamak"},"POG":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gür ve uzun bıyık","example":null}]},"POGROM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yahudilere yapılan soykırım","example":null}]},"POHPOH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pohpohlama işi","example":"Bazı insanlar pohpohtan hoşlanır."}]},"POHPOHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini, yüzüne karşı gereğinden çok övmek, ilgi göstermek veya bunun için onursuzca davranmak","example":"Sanırım , yazılarımdan ötürü beni pohpohlıyorlar."}],"lemma":"pohpohlamak"},"POKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür kâğıt oyunu","example":"Poker toplulukta, kimi vakit çok kötü sonuçlara meydan verir."}]},"POLAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Polarma olayına uğratmak","example":null}],"lemma":"polarmak"},"POLARGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işığı polarmaya yarayan alet","example":null}]},"POLARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Polarma olayına uğratmak","example":null}]},"POLAROİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçirdiği ışığı polaran saydam yaprak","example":"Gözlük camlarında kullanılan polaroit yapraklar, yansımayı azaltarak daha net bir görüş sağlar."},{"pos":"n","definition":"Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi","example":"Arkadaşım, nostaljik bir polaroit makineyle birkaç saniye içinde fotoğraf baskısı yaptı."}]},"POLARİS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Kutup Yıldızı; Küçük Ayı takımyıldızının en parlak yıldızı.","example":null}]},"POLARİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir elektrik üretecinin kutuplarını birbirinden ayırt etmeyi sağlayan nitelik","example":null}]},"POLAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı","example":null}]},"POLEMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyaset, bilim, edebiyat alanında yapılan sert tartışma","example":null}]},"POLEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiçekli bitkilerde erkek organın başçığında bulunan döl hücresi","example":null}]},"POLKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür polonya dansı","example":"Festivalde, geleneksel kıyafetler içinde polka dansı yapan grubu izlemek çok keyifliydi."},{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":"Orkestra polka çalmaya başladığında herkes neşeli ritimle dans etmeye başladı."}]},"POLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At üzerinde sopayla oynanan bir tür top oyunu","example":null}]},"POLONYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta Avrupa'da yer alan, Baltık Denizi'ne kıyısı bulunan, resmi dili Lehçe ve başkenti Varşova olan ülke","example":null}]},"POLONYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 84, atom ağırlığı 210 olan, ilk radyoaktif element","example":null}]},"POLİASİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşiminde birçok asit fonksiyonu bulunan madde","example":null}]},"POLİFONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok sesi müziğe uygun olarak yazma sanatı","example":null}]},"POLİGAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı zamanda birçok kadınla evli olan erkek veya birçok erkekle evli olan kadın","example":null}]},"POLİGAMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karı veya kocadan herhangi birinin birden çok sayıda olmasının toplumsal olarak onaylandığı evlilik biçimi","example":null}]},"POLİGON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açı oluşturacak biçimde dörtten çok kenardan oluşan kapalı şekil","example":"Matematik dersinde, öğretmen çokgenler konusunu anlatırken çeşitli poligon örnekleri çizdi."},{"pos":"n","definition":"Ateşli silahlarla atış yapılan yer","example":"Polisler düzenli olarak poligonda eğitim alarak nişan alma yeteneklerini geliştiriyor."}]},"POLİJİNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir erkeğin yasalara uygun olarak aynı zamanda iki veya daha çok sayıda kadınla evli olabildiği evlilik biçimi","example":null}]},"POLİMER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tekrarlanan yapısal kümelerin oluşturduğu yüksek molekül ağırlıklı birleşikler","example":null}]},"POLİMERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biri, diğerinin polimeri olan iki molekül arasındaki bağıntı","example":null}]},"POLİNOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aralarında artı + veya eksi - işareti bulunan birçok terimden oluşan cebir ile ilgili anlatım","example":null}]},"POLİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sölenterlerden, toplu veya tek başına yaşayabilen basit yapılı hayvan","example":"Mercan resiflerinde yaşayan bazı polipler, su altı ekosistemine renk katıyor."},{"pos":"n","definition":"Mukoza ile kaplı boşluklar içinde gelişen, yumuşak, telsel, genellikle saplı bir armut biçiminde ur","example":"Kolon taraması sırasında bağırsakta birkaç polip tespit edildi ve patolojik inceleme için alındı."}]},"POLİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluşta yer alan görevli","example":"İki gün sonra, polisler eve giderek annesini götürdüler."},{"pos":"n","definition":"Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta","example":"Şehrin güvenliğini sağlamak için polis sürekli olarak halka açık alanlarda denetim yapıyor."}]},"POLİSAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi","example":"Fabrikada üretilen kumaşlar, pürüzsüz bir yüzey elde etmek için polisaj işleminden geçirildi."},{"pos":"n","definition":"Parlaklık verme","example":"Metal yüzeyin daha estetik görünmesi için son aşamada polisaj yapıldı ve yüzey ışıl ışıl oldu."}]},"POLİSEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Polis hizmetinde bulunanların dinlenmek ve barınmak amacıyla kullandığı bina","example":null}]},"POLİSİYE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Konusu polisin ilgilendiği alanlarda olan olay, roman, film vb","example":null}]},"POLİTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Siyasetle ilgili","example":"O dönem politik ortam zaten kızışmıştı."}]},"POLİTİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilimde belli bir sonuca erişmek için, belli ilke ve kurallara göre izlenen yol","example":"Hükümetin bu konudaki politikası belli mi?"},{"pos":"n","definition":"Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı","example":"Devlet yönetiminde politika, toplumun refahını artırmak ve sorunları çözmek için geliştirilir."}]},"POLİTİZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Politikaya bulaştırmak\" anlamındaki politize etmek, \"politikaya bulaşmak\" anlamındaki politize olmak birleşik fiilinde geçen bir söz","example":null}]},"POLİÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sigorta senedi","example":"Evimizi yangına ve doğal afetlere karşı güvenceye almak için sigorta şirketinden bir poliçe satın aldık."},{"pos":"n","definition":"Belirli bir sürenin sonunda belirli bir parayı kendi adına veya bir başkasının emrine ödemesi için alacaklının borçluya yazdığı bildiri","example":"Şirket, borcunu ödemediği için alacaklı ona bir poliçe düzenleyerek ödeme talebini iletti."}]},"POMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağlı ve kokulu merhem","example":"Kirpi dikeni saçlarını, ne briyantinle yatırabiliyor ne pomatla."}]},"POMPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hava veya herhangi bir akışkanı bir yerden başka bir yere aktarmaya yarayan makine","example":"Su pompası arızalanınca, tarlayı sulamak için başka bir yöntem bulmak zorunda kaldık."},{"pos":"n","definition":"Bir kapta boşluk oluşturmak için, o kaptaki havayı emmeye yarayan alet","example":"Vakumlu pompa, kavanozdaki havayı çekerek gıdaların tazeliğini korumasını sağlıyor."}]},"POMPALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şiddetini artırmak","example":"Sosyal medya üzerinden yayılan haberler, insanların kaygı seviyesini daha da pompaladı."},{"pos":"v","definition":"Pompa ile şişirmek, tulumba ile suyu çekmek veya vermek","example":"Takım kaptanı Tulum Hayri, topu iki dizinin arasına almış ha bire pompalıyordu."}],"lemma":"pompalamak"},"PONJE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz, ince ve sık dokunmuş bir tür ipekli","example":null}]},"PONPON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yuvarlak püskül","example":"Kazağın kollarına dikilen renkli ponponlar kıyafete şirin bir hava katmıştı."},{"pos":"n","definition":"Pudra sürmek için kullanılan yumuşak tüylü tuvalet gereci","example":"Makyaj masasındaki eski ponpon, pudra sürmek için hala annem tarafından kullanılıyor."}]},"PONTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Batmış gemileri askıya alma işinde kullanılan büyük duba","example":"Kurtarma ekibi, batık gemiyi yüzeye çıkarmak için ponton kullanarak işlemi gerçekleştirdi."}]},"PONZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı yüzeylerin temizlenmesinde, mermerlerin parlatılmasında, ovma işlerinde kullanılan, çok gözenekli, çok hafif ve sert kaya","example":null}]},"PONZALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ponza ile silmek, ovmak, temizlemek","example":null}],"lemma":"ponzalamak"},"POP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Halkın arasında yaşayan motiflere, ögelere yer veren, onlardan yararlanan kültür; popüler","example":null}]},"POPLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pamuk, keten veya ipekten sık dokunmuş ince bir tür kumaş","example":"Dekolte, sade poplinden bir ev elbisesi giymişti."},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış olan","example":null}]},"POPO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer","example":null}]},"POPÜLER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Halkın zevkine uygun, halk tarafından tutulan","example":"Popüler müzik, gençler arasında en çok dinlenen türlerden biri haline geldi."},{"pos":"adj","definition":"Herkesçe tanınan","example":"Her şeyden önce, pala bıyıkları ile meşhur kırk, kırk iki yaşlarında popüler bir yazar."}]},"POPÜLİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Halkın yararı için uğraşan kimse","example":null}]},"POPÜLİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bireyler arasında hiçbir hak ayrılığı görmemek, topluluk içinde hiçbir ayrıcalık kabul etmemek, halk adı verilen tek ve eşit bir varlık tanıma görüş ve tutumu","example":"Popülizm anlayışı, toplumdaki her bireyin eşit haklara sahip olması gerektiğini savunur."},{"pos":"n","definition":"XX. yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan, yoksul halkın yaşayışı ve duyguları üzerinde duran bir edebiyat çığırı","example":"Fransız edebiyatındaki popülizm akımı, toplumun alt kesimlerinin yaşamını konu alarak bu kişilerin duygularını ön plana çıkardı."}]},"PORFİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğada büyük yer tutan, yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle","example":"Dağdaki incelemelerde, yer kabuğunun oluşumuna katkı sağlayan porfir kütlelerine rastladılar."}]},"PORFİRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Andezit birleşiminde bir çeşit püskürük taş","example":"Jeologlar, volkanik bölgede porfirit içeren kayaçlar üzerinde araştırmalar yapıyor."}]},"PORNO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık saçık yayın veya resim","example":null}]},"PORSELEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaolinden yapılma, beyaz, sert ve yarı saydam çömlek hamuru","example":"Antika porselen tabaklar, zarif tasarımlarıyla vitrinlerde sergileniyordu."},{"pos":"adj","definition":"Bu hamurdan yapılmış tabak vb.","example":"Porselen tabak. Porselen fincan."}]},"PORSU":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gevşeyip sarkmak","example":null}],"lemma":"porsumak"},"PORSUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sansargillerden, su kıyılarında kazdıkları deliklerde yaşayan, ot ve etle beslenen, pis kokulu, memeli bir hayvan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Porsumuş; pörsümüş","example":null}]},"PORSUMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gevşeyip sarkmak","example":null}]},"PORSİYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir yemekten bir kimseye verilen belirli miktar","example":"Sosisin ekmeği ve hardalı o kadar boldur ki bir porsiyonla iki kişi bile doyar."}]},"PORTAKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağacın turuncu renkli, yuvarlak ve kabuğu güzel kokulu meyvesi","example":"Hemen şeftali, portakal, mevsimlik sulu meyve, ne varsa satmaya başlıyorum."},{"pos":"n","definition":"Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları sert bir ağaç","example":"Bahçemizdeki portakal ağacı, her yıl kışın meyve verir ve mis gibi kokar."}]},"PORTAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının süslü, büyük ön kapısı","example":"Kiliseye girişteki taş işlemeli portal, mimari bir şaheser olarak kabul ediliyor."},{"pos":"n","definition":"Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası","example":"Öğrenciler, tüm ders materyallerine erişebildikleri eğitim portalı üzerinden çalışmalarını sürdürüyor."}]},"PORTATİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen","example":"Bir köşede portatif bir çadır karyolası, bir küçük masa vardı."},{"pos":"adj","definition":"Sökülüp başka yerde kurulma imkânı bulunan","example":"Portatif sahne sistemi, konser alanına hızlıca kurulup etkinlik sonrası kolayca sökülebiliyor."}]},"PORTBEBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bebekleri kucakta, elde ve sırtta taşımak için kullanılan çanta","example":null}]},"PORTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu","example":"Eserin kültürel porte kazanması, halk tarafından benimsenip sevilmesine bağlı."},{"pos":"n","definition":"Üzerine veya arasına nota yazılan, aralıkları birbirine eşit, beş paralel çizgi","example":"Müzik dersinde, öğrencilere nota yazımı için boş porte kağıtları dağıtıldı."}]},"PORTEKİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avrupa'nın güneybatısında, İber Yarımadası'nın batı kısmını kapsayan, resmi dili Portekizce ve başkenti Lizbon olan ülke","example":null}]},"PORTFÖY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para koymaya yarayan cüzdan","example":"Toplantıya giderken, tüm kartlarını ve notlarını sakladığı şık bir portföy taşıyordu."},{"pos":"n","definition":"Banka, simsar veya bir aracı kuruluşun kendi elinde tuttuğu, istediği gibi tasarruf ettiği menkul değerler toplamı","example":"Yatırım danışmanı, portföy çeşitliliğini artırarak riskleri minimize etmeyi önerdi."}]},"PORTMONE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bozuk para cüzdanı","example":null}]},"PORTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dünyaca ünlü bir Portekiz şarabı","example":null}]},"PORTRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin yağlı boya, suluboya, karakalem vb. bir yolla yapılmış resmi","example":"Fotoğraf âletinin keşfiyle portre ressamının vazifesine nihayet bulmuş nazarıyla bakanlar..."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, bir şeyin sözlü veya yazılı tasviri","example":"Milliyet'in eski pazar eklerinde on beş hafta boyu portreler yazmıştım."}]},"PORTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt","example":"Arabanın portörü arızalandığı için bujilere düzgün akım gitmiyor, motor çalışmıyordu."},{"pos":"n","definition":"Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığın sebebi olan mikrobu taşıyan kimse veya hayvan","example":"Hastane kontrollerinde, bazı çalışanların farkında olmadan mikrop taşıyan portörler olduğu tespit edildi."}]},"POS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gür ve uzun bıyık","example":"Yaşlı amcanın pos bıyıkları ona karakteristik bir hava katıyordu."}]},"POSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çökeltime sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde","example":"Kimyasal çözeltinin dip kısmında oluşan posa, deneyin son aşamasında dikkatlice süzüldü."},{"pos":"n","definition":"Suyu alınmış her tür yiyecek maddesinin artığı","example":"Portakal sıkacağı ile yapılan meyve suyunun posasını, kompost için biriktirdik."}]},"POSALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tortu durumuna gelmek","example":null}],"lemma":"posalanmak"},"POST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tüylü hayvan derisi","example":"Belinde ince bir ceylan postu, sırtında ağaç liflerinden örülmüş kaba bir atkı vardı."},{"pos":"n","definition":"Tarikatlarda şeyhlik makamı","example":"Yeni şeyh, mürşidinin vefatından sonra postu devralarak dergahın başına geçti."}]},"POSTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz","example":"Yarışta üçüncü posta geldiğinde heyecan doruktaydı."},{"pos":"n","definition":"Bir yere gelen veya bir yerden gönderilen mektup ve emanetlerin tümü","example":"Eşyalarımı ilk posta ile bir denk yapıp İstanbul'a gönderdim."}]},"POSTAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle askerlerin giydiği konçlu ve kaba potin","example":"Ayaklarındaki postalların yarısı yok bir hâlde mart havasının sert soğuğunda âciz ve sefil titriyordu."},{"pos":"n","definition":"Düşkün kadın","example":"Mahallede, herkesin hakkında dedikodular yaptığı postal kadın, kendi dünyasında yaşamaya çalışıyordu."}]},"POSTALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Mektup, gazete, paket ve benzerini gideceği yere ulaşması için posta kuruluşuna vermek","example":"Halk, kendisine ne yapılacağından haberdar olmalı diye düşündü ve belgeleri Guardian'a postaladı."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir sebeple birini yanından uzaklaştırmak","example":"Çok geçmeden biri koluma girdi ve 'Özür dileriz şimdi kadınların alışveriş saati, erkekler için akşam açığız' deyip beni kibarca postaladı."}],"lemma":"postalamak"},"POSTANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Posta ile gönderilen maddelerin kabul edildiği, postaya verilmiş maddelerin ayrım ve dağıtımının yapıldığı bina","example":null}]},"POSTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere aşılmış, genellikle resimli duvar ilanı","example":"Konserin posterini caddenin en işlek noktasına asarak herkesin görmesini sağladılar."},{"pos":"n","definition":"Bilimsel toplantılarda panolara asılan kısa bildiri","example":"Konferansta araştırmacılar çalışmalarını poster olarak sundu."}]},"POSTULAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek","example":null}]},"POSTİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların genellikle başlarının arkasına taktıkları ek saç","example":null}]},"POT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yersiz, beceriksiz, zamansız söz veya davranış, patavatsızlık","example":"Hiç konuştuklarına dikkat etmiyor, sürekli pot kırıp bizi mahcup ediyor."},{"pos":"n","definition":"Poker vb. iskambil oyunlarında oyuncuların tümünce ortaya sürülen eşit miktardaki para veya fiş","example":"Oyunun sonunda tüm potu kazandı ve büyük ödülle masadan ayrıldı."}]},"POTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde maden eritilen kap","example":"Maden işçileri, cevheri yüksek sıcaklıkta eritmek için büyük bir pota kullandılar."},{"pos":"n","definition":"Basketbolda düşey bir levhaya monte edilmiş yatay çember ile ağdan meydana gelen düzenek","example":"Basketbolcu, son saniyede topu potaya göndererek maçı kazandıran sayıyı yaptı."}]},"POTAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Potasyum hidratı, potasyum karbonatı vb. potasyum birleşiklerine verilen genel ad","example":null}]},"POTASYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 19, atom ağırlığı 39,10, yoğunluğu 0,87 olan, 62,5 derecede eriyen, 15 derecede mum gibi yumuşak, soğukta sert ve kırılgan, potasyum hidroksit içinde bulunan bir element","example":null}]},"POTKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaza veya başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan, içinde mektup olan şişe","example":null}]},"POTLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dikişte kabarıklık veya büzülme olmak","example":null}],"lemma":"potlanmak"},"POTLAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kızılderililerin birbirlerine armağanlar verdikleri dinî bayram","example":null}]},"POTPURİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevilen müzik eserlerinden seçilmiş bölümlerin sıralanmasıyla oluşan müzik parçası","example":null}]},"POTUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deve yavrusu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kırmalı ve geniş","example":null}]},"POTUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arka tarafında kırmaları çok, bacakları dar bir tür pantolon","example":"Ayağında lacivert Karamürsel kumaşı bir potur vardı."},{"pos":"adj","definition":"Kırmalı ve potlu","example":null}]},"POTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan, bağcıklı veya yan tarafı lastikli ayakkabı","example":"Soyunmaya hatta potinlerini çıkarmaya takati yoktu."}]},"POY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tohumları kırmızıbibere benzeyen, 10-50 cm yükseklikte, karabiberle karıştırılarak pastırma çemeninde kullanılan bir bitki; çemen","example":null}]},"POYRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça","example":null}]},"POYRAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen dört ana yönden biri","example":"Sağını doğuya, solunu batıya çevirince önünde poyraz yönü kaldı."},{"pos":"n","definition":"Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgâr","example":"Vapur, Kız Kulesi açıklarından geçiyor, poyraz solumuzdan çarpıyordu."}]},"POYRAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Poyraz esmeye başlamak","example":null}],"lemma":"poyrazlamak"},"POZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gösteriş, karşıdakini etkilemek amacıyla yapılan davranış","example":"Büyük yazar pozlarındalar ama, edebiyat dünyası denilen şu dünyanın ne geçmişinden ne şimdisinden haberleri var."},{"pos":"n","definition":"Resim ve fotoğrafta duruş","example":"Yastıkları hastaya vereceğim yan oturma pozuna göre dizdim."}]},"POZİSYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, bir kurum veya bir toplum içindeki durumu","example":"Yıllardır çalıştığı şirkette üst düzey bir pozisyona terfi etti."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi","example":"Deprem sırasında, güvenli bir pozisyon almak hayat kurtarıcı olabilir."}]},"POZİTRON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pozitif elektron","example":null}]},"POZİTİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olgulara, deneylere dayalı olarak bazı nitelikleri belli olan","example":"Bilimsel araştırmalar pozitif verilere dayanmalı, varsayımlar üzerinden ilerlememelidir."}]},"POĞAÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine peynir, kıyma vb. konarak hazırlanan bir tür tuzlu çörek","example":"İstersen öğleyin sana taze poğaça alır gelirim."}]},"POŞET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Naylon torba","example":null}]},"POŞETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi poşetin içine koyup paketlemek","example":null}],"lemma":"poşetlemek"},"POŞU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başa sarılan bir çeşit örtü","example":null}]},"PRAFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi öbürüne göre daha iyi, üstün veya önemli sayma","example":"Yönetici, çalışanlar arasında prafa yapmadan herkese eşit davrandığını belirtti."},{"pos":"n","definition":"İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir tür oyun","example":"Arkadaşlar, akşamları bir araya gelip prafa oynayarak vakit geçiriyorlar."}]},"PRAG":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Çekya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"PRANGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağır cezalıların ayaklarına takılan kalın zincir","example":"Kafile, kelepçe, zincir ve pranga sesleri ile meydanı geçti."}]},"PRATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Harekete ilişkin olan, yalnız düşünce alanında kalmayıp harekete dönüşen","example":"Teori yerine pratik uygulamalar, öğrenmeyi daha etkili hale getirir."},{"pos":"n","definition":"Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi, uygulama, tatbik, ameliye, pratik","example":"Laboratuvar derslerinde pratik yapmak, teorik bilgiyi pekiştirmek için çok önemlidir."}]},"PRATİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıyı sağlık idaresi tarafından gemilere verilen giriş çıkış izni","example":null}]},"PRATİKTE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Günlük yaşayışta; uygulamada","example":null}]},"PRAİA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Yeşil Burun Adaları ülkesinin başkenti.","example":null}]},"PRELÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ses ve çalgı ile ilgili bir kompozisyona girişi sağlayan yazılı veya doğaçtan olan müzik parçası","example":null}]},"PRENS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hükümdar ailesinden olan erkeklere verilen unvan","example":"Hanedan prenslere dair başka hatıram yoktu."},{"pos":"n","definition":"Bir prensliğin başında bulunan kimse","example":"Prens, bölgesindeki halkın refahı için yeni projeler başlatacağını açıkladı."}]},"PRENSES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hükümdar ailesinden olan kadın veya kızlara verilen unvan","example":"Yengem, ağzındaki lokmayla beraber, prensesten hiç de iyi haberler almadığını geveliyor."},{"pos":"n","definition":"Hükümdar karısı","example":"Prenses, kocasının yanında kraliyet görevlerini yerine getirerek, halkın gözünde önemli bir figür haline geldi."}]},"PRENSİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temel düşünce veya temel inanç","example":null}]},"PREPARAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önceden hazırlanarak eczanede bulundurulan hazır ilaç","example":"Eczanede, baş ağrısını dindiren çeşitli preparatlar hazır bir şekilde bekliyordu."},{"pos":"n","definition":"Eczanede doktorun isteğine göre hazırlanan ilaç","example":"Doktor, hastasının özel ihtiyacına uygun bir preparat hazırlattı ve eczacı ile birlikte formülü oluşturdu."}]},"PRES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşletme, onarma, düzletme vb. işlemlerin uygulanması için bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan alet","example":"Mekanik atölyede kullanılan pres, metal parçaları şekillendirmek için büyük kolaylık sağlıyor."},{"pos":"n","definition":"Bir maddeyi sıkıp ezen alet","example":"Patatesleri ezmek için kullandığımız pres, mutfaktaki en pratik aletlerden biri."}]},"PRESBİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Presbitliğe uğramış göz veya kimse","example":null}]},"PRESE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıkıştırılmış, sıkılmış olan","example":null}]},"PRESLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Presle sıkıştırmak","example":null}],"lemma":"preslemek"},"PRESTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu tempo ile çalınan müzik parçası","example":null},{"pos":"adv","definition":"Çabuk, çok çabuk bir tempo ile","example":null}]},"PRESTİJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saygı görme, değerli, güvenilir olma durumu","example":"Akademik başarıları sayesinde, üniversitedeki prestiji giderek yükseldi."}]},"PRETORYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Güney Afrika ülkesinin başkenti.","example":null}]},"PREZANTE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanıtmak, takdim etmek\" anlamlarındaki prezante etmek birleşik fiilinde geçen bir söz","example":null}]},"PROBLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum","example":"Küresel ısınma, tüm dünyanın üzerinde durması gereken ciddi bir problem."},{"pos":"n","definition":"Teoremler veya kurallar yardımıyla çözülmesi istenen soru; mesele","example":"Matematik dersinde, öğrenciler verilen problemleri teoremler yardımıyla çözmeye çalıştılar."}]},"PROCYON":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Canis Minor takımyıldızının en parlak yıldızı.","example":null}]},"PROFESÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yükseköğretim kuruluşlarında en üst aşamada olan öğretim üyesi","example":"Bu kırk yaşını geçmiş profesörleri ve ressamları kapıcı tanıyor."}]},"PROFİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın yüzünün yandan görünüşü","example":"Yalnız, sakallı sert profilinin bir parçasını görebiliyoruz."},{"pos":"n","definition":"Bir cismin düşey kesiti","example":"Profil doğrusu. Profil düzlemi."}]},"PROGRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayara bir işlemi yaptırmak için yazılan komutlar dizisi","example":"Ne yapacaksa, yapmadan kurar, hatta programını yanındakilere de söylerdi."},{"pos":"n","definition":"Yapılacak bir işin bölümlerini, bölümlerin sırasını ve zamanını gösteren tasarı","example":"Konferansın programını incelediğimde, en ilgi çekici konuşmanın öğleden sonra olacağını gördüm."}]},"PROJE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tasarlanmış şey; tasarı","example":"Büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi..."},{"pos":"n","definition":"Mal sahibinin isteğine göre yapılacak bir yapıyı, belli bir programa göre inşa edilecek bir yapı bütününü, bir makine veya bir kuruluşu plan durumunda gösteren çizim","example":"Yeni hastane için hazırlanan proje, mimari çizimlerle birlikte sunuldu."}]},"PROLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eserde asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce, geçmiş birtakım başka olguları anlatan ilk bölüm","example":null}]},"PROMÖNAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yürüyüş yapmak, dolaşmak ve hava almak amacıyla ayrılmış yol veya bölge","example":null}]},"PROMİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanda alkol varlığı birimi","example":null}]},"PROSEDÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir amaca ulaşmak için tutulan yol ve yöntem","example":null}]},"PROSES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi","example":null}]},"PROSTAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkeklerde idrar torbasının altında bulunan, sidik yolunun başlangıç bölümünü çevreleyen ve meni yapımında görev alan, iç salgı da salgılayan bez","example":"Prostat, erkeklerin üreme sağlığı açısından önemli bir rol oynar ve düzenli kontroller gerektirir."},{"pos":"n","definition":"Bu organda oluşan hastalık","example":"Prostat, özellikle yaşlı erkeklerde sık görülen bir sorundur ve zamanında tedavi edilmesi önemlidir."}]},"PROTESTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir davranışı, bir düşünceyi, bir uygulamayı haksız, yersiz, gereksiz bularak karşı çıkma, kabul etmeme","example":"Çalışanlar, yeni çalışma saatlerini protesto ederek iş bıraktı."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir davranışın haksız, yersiz, gereksiz görülerek onaylanmadığını bildiren resmî açıklama","example":"Efendiler, aynı günde muhtelif vesaitle şu protestoyu gönderdim."}]},"PROTEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aslında kelimede bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün ön seste belirmesi","example":"Stavroz kelimesinin istavroz olarak kullanımının yaygınlaşması bir protez örneğidir."},{"pos":"n","definition":"Eksik bir organın yerini tutmak, bir organın sakatlığını örtmek amacıyla yapılan yapma organ veya parça","example":"Kaza sonrası ayağını kaybeden adam, protez bacak kullanmaya başladı."}]},"PROTEİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, genellikle sülfür, oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, Yumurta akı, et, süt vb. yiyeceklerde bulunan karmaşık yapılı doğal madde","example":null}]},"PROTOJİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gnays yapısında, genellikle Alp dağlarında rastlanan bir granit","example":null}]},"PROTOKOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Diplomatlıkta, devletler arasındaki ilişkilerde geçen yazışmalarda, resmî törenlerde, devlet başkanları ile onların temsilcileri arasındaki görüşmelerde uygulanan kurallar","example":"Resmî törenlerde, protokol çerçevesinde devlet başkanlarının selamlaşma şekli önceden belirlenmiştir."},{"pos":"n","definition":"Resmî ilişkilerde ve işlemlerde ciddiyet","example":"Protokole filan sığmamasına rağmen dönüşte beni tekrar vagonuna çağırttı."}]},"PROTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom çekirdeğinde her biri +1 pozitif elektrik yükü taşıyan tanecik","example":"Protonlar, atomun çekirdeğinde bulunan ve pozitif elektrik yükü taşıyan temel taneciklerdir."},{"pos":"n","definition":"Hidrojen atomunun çekirdeği","example":"Hidrojen atomunun çekirdeği yalnızca bir protondan oluşur, bu da onu en basit atom yapısı haline getirir."}]},"PROTOTİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin bilinen ilk ve en özgün biçimi","example":null}]},"PROVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazar veya düzeltmen tarafından üstünde düzeltmeler yapılan basılı metin","example":"Gece yarısına kadar isli bir petrol lambasının ışığında gazetenin provalarını tashih ederdi."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin amacına uygun, istenilen düzeyde olup olmadığını anlamak için yapılan deneme","example":"Saatlerce tatlı tatlı konuştuk, onlar gittikten sonra da türküler çınladı provada."}]},"PROVOKE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kışkırtmak\" anlamındaki provoke etmek birleşik fiilinde kullanılır","example":null}]},"PROZODİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şiir bestesinde, hece vurgularının müzik vurgu ve yükselişleriyle iyice uyuşmuş olması ve bu yoldaki kuralların bütünü","example":null}]},"PRUVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin veya sandalın ön tarafı, baş bölümü","example":"Gök çakınca pruvadaki gemici: Oradalar! diye gösterdi."}]},"PRÖMİYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sahneye konulan oyunun ilk temsili","example":null}]},"PRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşveren tarafından iş yapanı isteklendirip verimini artırmak veya sonuca daha kolay ve çabuk ulaşmak amacıyla verilen para","example":"Kimi mutluluğu attığı golde, aldığı primde, kırdığı rekorda bulur."},{"pos":"n","definition":"Sigorta kuruluşlarına bağlı olanların ödemek zorunda oldukları ücret","example":"Yeni sigorta poliçesi için her ay belirli bir prim ödemem gerekecek."}]},"PRİMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Memeliler sınıfının etenliler alt sınıfından, ayakları beş parmaklı, çoğunluğu yassı tırnaklı, iyi tırmanan, tek yavru doğuran türleri olan bir takım","example":null}]},"PRİMİTİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan","example":"Köydeki yerleşim alanı, hâlâ primitif bir yaşam tarzını sürdürüyor."},{"pos":"adj","definition":"Zaman bakımından en eski olan","example":"Müzede sergilenen primitif objeler, geçmiş medeniyetlerin izlerini taşıyor."}]},"PRİNT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir maddeyi sıkıp ezen alet","example":"Patates püresi yapmak için öncelikle patatesleri haşlayıp ardından print ile ezdim."},{"pos":"n","definition":"Bilgisayarda yazılan bir metnin kâğıda dökülmüş biçimi","example":"Proje raporunu hazırladıktan sonra hemen print alarak toplantıya götürdü."}]},"PRİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik akımı almak için fişin sokulduğu yuva","example":"Hatta bir keresinde prizdeki ütüyü devirip handiyse evi bile yakıyordu."}]},"PRİZMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eşit iki çokgenden, yanal yüzeyleri de eşit ve paralel doğrulardan oluşan çok düzlemli cisim","example":"Geometri dersinde öğrenciler, prizma modelini yaparak farklı çokgenlerin özelliklerini keşfettiler."},{"pos":"n","definition":"Işınları saptıran ve ayrıştıran, saydam maddeden yapılmış üçgen cisim","example":"Prizmanın içinden geçen ışık, rengarenk bir spektrum oluşturarak sınıftaki tüm öğrencilerin dikkatini çekti."}]},"PSİKOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyum, heyecan, düşünme vb. olguları ve bunların yasalarını inceleyen bilim ile uğraşan uzman","example":null}]},"PSİKOPAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ruh veya sinir hastalığına tutulmuş olup dengesiz hareketler yapan kimse; ruh hastası","example":null},{"pos":"n","definition":"Topluma karşıt davranışlar sergileyen kişi","example":null}]},"PSİKOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü sebeplerle kişiliğin bütünlük ve uyum gücünü geniş ölçüde yıkan ruhsal bozukluklar","example":"Psikoz tedavisi, bireyin ruhsal bozukluklarıyla başa çıkabilmesi için profesyonel destek gerektirir."},{"pos":"n","definition":"Toplumsal bir sarsıntıya bağlı olarak doğan ruh durumu","example":"Sansür, sağlam rejimlerde, kimsenin aklına dahi gelmeyen bir korku psikozunun simgesidir."}]},"PSİŞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ruhla ilgili olan, ruhi, tinsel, psişik","example":"Sürekli tetikte duruş hâlimiz psişik bir görünüm arz ediyorsa herhâlde nedensiz değil."}]},"PTİYALİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nişastanın sindirilmesine yarayan, tükürükte bulunan bir enzim","example":null}]},"PUAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyin üzerindeki çok küçük boyutlarda işaret","example":"Kırtasiyeden aldığım defterde her sayfanın köşesinde bir puan vardı."},{"pos":"n","definition":"Çeşitli sporlarda kullanılan ölçüsü ve değeri değişken birim","example":"Maçın sonunda takımımız 75 puanla galip geldi."}]},"PUANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sorulara verilen cevapları puan olarak değerlendirmek; puan vermek","example":null}],"lemma":"puanlamak"},"PUANTAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin denetlendiğini veya görüldüğünü belirtmek için işaretleme, işaret koyma","example":null}]},"PUANTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalışanların giriş çıkış saatlerini işaretleyen kimse veya alet","example":null}]},"PUDRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı mineral ürünlerin karışımı ile elde edilen, cildi korumak, düzgün ve güzel göstermek veya kırışıklıkları, pürüzleri gizlemek amacıyla yüze ve tene sürülen, kokulu ince toz","example":"Hiç boya kullanmaz, az pudra sürerdi."}]},"PUDRALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Pudra sürmek","example":null}],"lemma":"pudralamak"},"PUDRİYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı mineral ürünlerin karışımı ile elde edilen, cildi korumak, düzgün ve güzel göstermek veya kırışıklıkları, pürüzleri gizlemek amacıyla yüze ve tene sürülen, kokulu ince tozun konulduğu kutu","example":null}]},"PUDİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meyve, bisküvi vb. ile yapılan bir tür sütlü tatlı","example":"En çok kakaolu pudingi sever."},{"pos":"n","definition":"Çakıl ve taş kırıntılarının kendi kendine çimentolaşmasından oluşmuş kütle","example":"Bölgedeki zemin puding ile kaplıydı ve bu da yapıların dayanıklılığını artırıyordu."}]},"PUF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arkalıksız, alçak, yumuşak, ayakları gözükmeyen oturacak","example":"Aynanın önündeki kumaş kaplı, arkalıksız, kabarık, yumuşacık pufa oturmuş."},{"pos":"n","definition":"Kaba, kabartılmış, yumuşak minder","example":"Bahçedeki puf, yaz akşamlarında oturmak için çok konforlu bir seçenek sunuyor."}]},"PUFLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Perde ayaklılardan, Kuzey Kutbu'na yakın yerlerde, İskandinavya kıyılarında yaşayan, ince ve yumuşak tüyleri için avlanan bir kuş","example":"Pufla görmek için Danimarka kıyılarına gitmiş."},{"pos":"v","definition":"Puf\" diye ses çıkararak sıkıntı veya üzüntüsünü belli etmek","example":null}]},"PUFLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Puf\" diye ses çıkararak sıkıntı veya üzüntüsünü belli etmek","example":null}]},"PUHU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baykuşgillerden, orman, dağ ve kayalıklarda yaşayan, uzunluğu 65 cm, sırtı koyu kahverengi bir kuş türü","example":null}]},"PUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Posta parası karşılığı mektuplara, damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası","example":"Mektuplarına kendi pullarını yapıştırırlar, kendi memurlarıyla sevk ederlerdi."},{"pos":"n","definition":"Bazı giysilerde süs olarak kullanılan parlak, incecik, genellikle metal levhacık","example":"Arkasında bir omzu tamamıyla açık, altın pul işlemeli bir akşam tuvaleti vardı."}]},"PULLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Pullarla süslemek","example":"Arkadaşına aldığı doğum günü hediyesinin paketini güzelce pulladı."},{"pos":"v","definition":"Üzerine pul yapıştırmak","example":null}],"lemma":"pullamak"},"PULLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Pullarla süslemek","example":"Arkadaşına aldığı doğum günü hediyesinin paketini güzelce pulladı."},{"pos":"v","definition":"Üzerine pul yapıştırmak","example":null}]},"PULLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprağı sürmek için kullanılan tarım aracı","example":null}]},"PULMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı toplu taşıma araçlarında kullanılan, gerektiğinde arkalığı geriye doğru yatan koltuk","example":null}]},"PUMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedigillerden, uzunluğu 120 cm, kuyruğu 70 cm, sırtı kahverengi, karnı beyaz, Amerika'da yaşayan bir memeli türü","example":null}]},"PUMBA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kabartılmış, yumuşak duruma getirilmiş","example":"Yün şilteler, pamuk şilteler, pumba yastıklar..."}]},"PUNT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey için uygun zaman, fırsat","example":"Bu fırsatı değerlendirmek için doğru puntu yakalamak çok önemliydi."}]},"PUNTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Matbaacılıkta, bilgisayarda harflerin büyüklük ve küçüklüklerine göre aldığı ad","example":"8 punto. 10 punto."}]},"PUNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çay, şeker, tarçın, limon karışımına rom veya kanyak gibi damıtılmış bir alkollü içki katılarak yapılan ve bu içkinin buharlaşan alkolü yakıldıktan sonra içilen içki","example":null}]},"PUPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz teknelerinin arka tarafı","example":"Öyle bir denizci ki rüzgârı pupasından aldı mı deniz atı gibi gidiyor düşmanın üzerine."}]},"PUPPİS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"PURO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaprak tütünün dürülerek sarılmasıyla yapılan kalın sigara","example":null}]},"PUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futun on ikide biri olan, uzunluğu 2,54 cm olan İngiliz uzunluk ölçü birimi","example":"Mühendislik çalışmalarında bazen eski İngiliz ölçü birimi olan pus kullanılır, özellikle restorasyon projelerinde."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kendine siper edip saklanmak","example":"Küçük çocuk annesinin eteğinin arkasına pusmuş, yabancılardan çekiniyordu."}]},"PUSARIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen optik yanılma, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi, cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Puslu; puslanmış; sisli","example":null}]},"PUSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silah, zırh vb. savaş aracı","example":"Müze, eski dönemlere ait pusatları sergiliyor."},{"pos":"n","definition":"Giysi veya giysilik kumaş","example":"Bu pusat, özel günler için tasarlanmış şık bir elbisedir."}]},"PUSET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elle sürülen, hafif, küçük çocuk arabası","example":null}]},"PUSLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerinde buğu oluşmak, buğu ile kaplanmak","example":"Soğuk havada dışarı çıktıklarında gözlük camları hemen puslanmıştı."},{"pos":"v","definition":"Hava hafif sisli bir durum almak","example":"Sabah erkenden parka yürüyüşe çıktığında, hava yavaş yavaş puslanmaya başlamıştı."}],"lemma":"puslanmak"},"PUSMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kendine siper edip saklanmak","example":"Küçük çocuk annesinin eteğinin arkasına pusmuş, yabancılardan çekiniyordu."},{"pos":"v","definition":"Ortalığı hafif sis kaplamak; pusarmak","example":"Yüce dağlar ne kararıp pusarsın."}]},"PUSU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine saldırmak için hazırlanma durumu","example":"Onu alt etmek için pusuda bekliyor, her fırsatı kullanıyor."},{"pos":"n","definition":"Birine saldırmak için saklanarak beklenen yer","example":"Yatsıdan sonra ata binip, pusu yerine yel gibi yetişin."}]},"PUSULA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İğnesi hep kuzeyi gösteren, yön bulmaya yarayan araç","example":"Yolunu kaybedince pusulasına baktı."},{"pos":"n","definition":"Küçük kâğıda yazılmış kısa not","example":null}]},"PUSVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemenicilerin kullandığı ölçü","example":null}]},"PUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyanlığın sembolü sayılan ve birbirini dikey olarak kesen iki çizgiden oluşan biçim","example":"Kilisenin duvarında asılı olan büyük put, ziyaretçilerin dikkatini çekti."},{"pos":"n","definition":"İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne","example":"Onu ben, büsbütün başka bir hayranlıkla âdeta bir puta taparcasına seviyordum."}]},"PUTREL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılarda duvarları birbirine bağlayan aynı zamanda demir yollarında da kullanılan kiriş","example":"Demir putreli bir bal mumu gibi bir vuruşta eritiveriyordu."}]},"PUZZLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesilmiş resim parçacıklarını birbirine uygun duruma getirerek asıl biçimi yeniden oluşturmaya dayanan bir tür çocuk oyunu ve hobi","example":null}]},"PÖHRENK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pişmiş toprak veya betondan yapılmış kalın su borusu","example":null}]},"PÖRSÜ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gevşeyip sarkmak","example":null}],"lemma":"pörsümek"},"PÖRSÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gevşeyip sarkmış; yıpranmış","example":"Beni yanımdaki pörsük, sarışın yüze bağlayan başka ortak hatıralar da var."}]},"PÖRSÜMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gevşeyip sarkmak","example":null}]},"PÖRTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Göz, çeşitli sebeplerle açılmak, dışarıya doğru fırlamak","example":"Ulan köpek, diyordu dişlerini sıkarak. Yüzü gerilmiş, gözleri pörtlemiş."},{"pos":"v","definition":"Meyve kabuğu yarılıp içi dışarıya doğru çıkmak","example":"Olgunlaşan nar, kabuğu pörtleyerek içindeki taneleri ortaya çıkardı."}],"lemma":"pörtlemek"},"PÖRTLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cıvık şeylerin çatlayan kabuktan, delikten dışarıya çıkmış durumu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Dışarıya doğru çıkık, patlak göz","example":null}]},"PÖSTEKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyun veya keçi postu","example":"Bir siyah koyun pöstekisinin üzerine diz çöktü."}]},"PÖTİBÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür bisküvi","example":null}]},"PÖTİFUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuru hamurdan hazırlanan veya arasına krema doldurulan küçük pasta","example":null}]},"PÖTİKARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük kareli kumaş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış olan","example":null}]},"PÖÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurganın bitiminde, beş kuyruk omurunun kaynaşmasından oluşan, üçgen biçiminde kemik","example":null}]},"PÖÇÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanda omurganın alt ucunun bitim yeri","example":null}]},"PÜF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ateşi söndürmek, canlandırmak için dudakları hafifçe büzerek dışarı verilen soluğun çıkardığı ses","example":null}]},"PÜFKÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üfleyerek püskürmek","example":null}],"lemma":"püfkürmek"},"PÜFLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Söndürmek veya soğutmak için üflemek","example":"Bütün gün çalışıp acıkan adam ocaktan yeni inen çorbayı püfleye püfleye içti ."}],"lemma":"püflemek"},"PÜFLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Söndürmek veya soğutmak için üflemek","example":"Bütün gün çalışıp acıkan adam ocaktan yeni inen çorbayı püfleye püfleye içti ."}]},"PÜFÜRDET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dumanını havaya savurarak içmek","example":"Orada oturup sigara püfürdetmeyin, iş başına, haydi bakalım."}],"lemma":"püfürdetmek"},"PÜNEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz, geniş başlı, kısa bir çivi görünüşünde, kâğıt veya karton vb. şeyleri bir yere tutturmak için kullanılan araç","example":null}]},"PÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çam, ardıç, ladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları","example":null}]},"PÜRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sebzeyi, eti ezerek veya süzgeçten geçirerek elde edilen ezme","example":"Patates püresi. Kestane püresi."}]},"PÜREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fundagillerden, çiçekleri pembe, küçük bir çana benzeyen, işlenmemiş topraklar üzerinde yetişen, kökünden ağızlık, dallarından kaba süpürge yapılan, çalı görünüşünde bir bitki","example":null}]},"PÜRMELAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gönle üzgünlük veren, iç kapanıklığına yol açan","example":null}]},"PÜRMÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle metalleri lehimlemede kullanılan, güçlü alev çıkaran, benzin veya gazla çalışan araç","example":null}]},"PÜRTELAŞ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Telaşlı olarak","example":"Gırtlağımı yırtarcasına haykırırken odaya efendim pürtelaş girdi."}]},"PÜRTÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cızırdama sesi","example":"Eski ahşap kapıyı açarken çıkan pürtük sesi, evin sessizliğini bozdu."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyin üzerindeki çıkıntı biçiminde küçük kabarcık, çıkıntı","example":"Yeni alınan bu metal yüzey üzerindeki pürtükler, işleme sırasında oluşmuş olabilir."}]},"PÜRÇEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şakaklardan sarkan saç","example":"Genç kız, yüzüne dökülen pürçekleri nazikçe arkaya atarak yüzünü açtı."},{"pos":"n","definition":"Bitkilerin saçaklı kökü veya püskülü","example":"Buğday başaklarının pürçekleri, rüzgârda hafifçe sallanıyordu."}]},"PÜRÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini ya da yapılmasını önleyen sebep ya da şey","example":"Planın uygulanmasında karşılaştığımız pürüzler, bizi biraz yavaşlattı."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyin üzerindeki çıkıntı biçiminde küçük kabarcık, çıkıntı","example":"Yüzeydeki pürüzler, malzemenin kalitesini düşürüyor."}]},"PÜRÜZLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş, durum vb. karışık ve güç bir duruma gelmek","example":"Projede beklenmedik bir durum ortaya çıkınca işler pürüzlenmeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Pürüz oluşmak, pürüzlü duruma gelmek","example":"Beton yüzeyken kururken pürüzlendi."}],"lemma":"pürüzlenmek"},"PÜRİTEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kutsal kitapları yeniden ve değişik bir anlayışla okumaya özen gösteren","example":"Ben Avrupa'nın püriten papazlarıyla rekabet eden ruhiyat büyücülerinden değilim."}]},"PÜRİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dili yabancı ögelerden arıtarak arı, katışıksız bir duruma getirmeyi ve kendi imkânlarıyla geliştirmeyi amaçlayan çalışma","example":null}]},"PÜSKÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eski püskü: yıpranmış, eskimiş","example":"Eski püskü bir palto."}]},"PÜSKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ucundan bazı şeylere süs olarak takılan, diğer ucu serbest saçak biçimindeki iplik demeti","example":null}]},"PÜSKÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağzında bulunan bir sıvı veya toz durumundaki bir şeyi hızla savurtarak dışarı çıkarmak","example":"Bu soluyan, homurdanan, garip kelimelerle kilitlenmiş ağzından etrafa hiddet ve infial püsküren dadım mıydı?"},{"pos":"v","definition":"Yanardağ lav çıkarmak; indifa etmek","example":"Toplantıda beklenmedik bir sorunla karşılaşınca, yönetici öfkeyle püskürdü."}],"lemma":"püskürmek"},"PÜSKÜRTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanardağların püskürme sırasında yeryüzüne çıkardıkları, dünyanın derinliklerinden gelen kızgın, erimiş maddeler","example":null}]},"PÜSKÜRÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yanardağın püskürmesiyle ortaya çıkan","example":null}]},"PÜSTÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İrinle dolu kabarcık veya sivilce","example":null}]},"PÜSÜR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin can sıkıcı, karışık ayrıntısı veya pürüzü","example":"Yahu bu iş iki günde olur mu, onun o kadar boku püsürü var!"}]},"PÜTÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyin üzerindeki çıkıntı biçiminde küçük kabarcık, çıkıntı","example":null}]},"PÜTÜRLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Pütürlü duruma gelmek","example":"Cildim yağlı yiyeceklerden pütürlendi"}],"lemma":"pütürlenmek"},"PİANTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakkabının alt kenarı","example":null}]},"PİCTOR":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"PİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mayalı hamurdan yapılan, isteğe göre üzerine yumurta, kıyma, peynir, pastırma vb. konarak pişirilen, ince, yayvan yiyecek","example":null}]},"PİGMENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı bir organizmanın oluşturduğu, ona özel bir renk veren kimyasal madde","example":null}]},"PİJAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki parçadan oluşan yatak giysisi","example":"Üçü de pijamalarının üstünü masaya bırakarak aşağı koştular."}]},"PİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyun kâğıtlarında, mızrak ucuna benzer, ayaklı siyah beneklerle oluşan dizi","example":null},{"pos":"n","definition":"İçinde % 2'den % 6'ya kadar karbon bulunan bir demir karbon alaşımı","example":null}]},"PİKAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayarda dizilen yazıları milimetrik kartona yapıştırıp düzenleme işi","example":null}]},"PİKAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yük taşıyan küçük kamyon","example":null},{"pos":"n","definition":"Elektrikle veya pille çalışan, plak dinlemekte kullanılan araç","example":"Odama dünyanın en güzel musikisinin dolması için pikabımın başına gitmem kâfidir."}]},"PİKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uçağın yüksekten, hedef üzerine büyük bir açı ile inmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu kumaştan yapılan yatak örtüsü","example":"Yarım saate varmadan evdeki bütün çarşaflar, pikeler, yorganlar, yastıklar salonun ortasına yığılmış oluyordu."}]},"PİKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki, üç veya dört kişi arasında ve otuz iki kâğıtla oynanan bir tür iskambil oyunu","example":null}]},"PİKNİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırda yenen yemek","example":null},{"pos":"n","definition":"Suyu, yeşilliği olan mesire yeri","example":null}]},"PİKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kimi örtülerin veya çamaşırların kenarına makineyle yapılan bir tür süs","example":null}]},"PİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çeviren araç","example":null}]},"PİLAKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null},{"pos":"n","definition":"İçine soğan, sarımsak, maydanoz, havuç vb. katılarak zeytinyağıyla pişirilen ve soğuk olarak yenen yemek","example":null}]},"PİLAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pirinçten, bulgurdan veya kuskustan yapılan bir yemek","example":"Servis tabağını pilavla doldurdu, tepesine de kale burcu gibi etleri dikti."}]},"PİLOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hava taşıtını kullanmak ve yönetmekle görevli kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Deneme niteliğinde olan","example":"Yüz milyon lira sermayeli bir pilot şirket kuruldu."}]},"PİLOTAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hava taşıtını yönetme","example":null}]},"PİLİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cildin ölü hücrelerden arındırılmasını sağlayan, kan dolaşımını hızlandıran bir krem türü","example":null}]},"PİLİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kümes hayvanlarının civcivlikten çıkmış yavrusu, erginleşmemiş tavuk veya horoz","example":null},{"pos":"n","definition":"Genç, güzel ve alımlı kız veya kadın","example":null}]},"PİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İç içe geçen veya birbiri üzerine gelen parçaları tutturmaya yarayan bir tür tahta veya metal çivi","example":null},{"pos":"n","definition":"Mobilyalardaki cam rafları taşımak için yan tablalara yerleştirilen kapsüllerin içine takılan silindirik, yassı ve L biçimli raf taşıma aleti","example":null}]},"PİMPİRİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık bir biçimde kanıtlanmamış her şeyden kuşkuya düşen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak duruma gelmiş, yıkkın, viran","example":"Üç katlı, tahtadan, pimpirik bir evdir burası."}]},"PİNEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uyku ile uyanıklık arası bir durumda bulunmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Boşa zaman harcamak","example":"Ödevini yapmak için odasına kapandı ama sadece bilgisayar başında pinekledi."}],"lemma":"pineklemek"},"PİNEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rüzgârın estiği yönü göstermek için direk şapkalarının üstüne konulan yelkovan biçimindeki araç","example":null}]},"PİNES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumuşakçalardan, midye biçiminde, ondan daha büyük kabuklu bir deniz hayvanı","example":null}]},"PİNGPONG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuralları tenisinkine benzeyen, masa üzerinde özel top ve raketlerle oynanan bir oyun","example":null}]},"PİNHAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Saklanmış olan","example":null}]},"PİNPON":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşı ilerlemiş, kocamış","example":null},{"pos":"n","definition":"Kuralları tenisinkine benzeyen, masa üzerinde özel top ve raketlerle oynanan bir oyun","example":null}]},"PİNTİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşırı derecede cimri","example":null}]},"PİPET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıvı içecekleri bardak veya şişeden kolayca içmek için kullanılan ince, genellikle plastik boru","example":null},{"pos":"n","definition":"Sıvıları, solukla içine çekip kaptan kaba aktarmaya yarayan cam boru","example":null}]},"PİPO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucundaki lüle içine tütün konulan ve yakılarak dumanı çekilen kısa, çubuk biçimindeki tütün içme aracı","example":"Osman koltuğuna oturmuş, piposunu içmektedir."}]},"PİPİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk dilinde erkeklik organı","example":null}]},"PİR":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gereğinden çok, iyice, oldukça, epey","example":"Bir söyledi ama pir söyledi."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir sanat dalında veya işte en üst derecede değerlendirilen, usta","example":"Bana Recep Çavuş derler. Eşkıyanın piri."}]},"PİRAMİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tepeleri ortak bir noktada birleşen, tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim","example":null},{"pos":"n","definition":"Mısır firavunlarının mezarı","example":null}]},"PİRANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle Güney Amerika'da rastlanan, grup halinde avlanan ve avını kısa sürede iskeleti kalıncaya kadar yiyen yırtıcı balık","example":null}]},"PİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pireler takımında, insanın ve bazı hayvanların kanını emerek yaşayan, iyi sıçradığı için kolay yakalanamayan, küçük, asalak böcek","example":null}]},"PİRELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık ve kuruntu durumunda bulunmak ya da bu duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Üzerinde pire olmak","example":null}],"lemma":"pirelenmek"},"PİRELER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler sınıfının kanatlılar alt sınıfından, vücutları yandan yassı, ağız parçaları delip emmeye elverişli, gelişmelerinde tüm başkalaşım görülen, kuşların ve memeli hayvanların kanlarını emen, çoğu dış asalak olan bir takım","example":null}]},"PİROKSEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğal kalsiyum, magnezyum ve demir silikatlarına verilen ad","example":null}]},"PİROMANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yangın çıkarma hastalığı","example":null}]},"PİROSFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağının, yoğunluğu ve katılığı çok olan bölümü","example":null}]},"PİRUHİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür hamur yemeği","example":null}]},"PİRYOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde kümbet biçiminde bir kapağı bulunan, oldukça büyük bir tür cep saati","example":null}]},"PİRZOLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasaplık hayvanda omurganın iki yanındaki bölgeden dilimler halinde çıkarılan kemikli et parçası","example":"Ardiyelerin arkasındaki bahçede pirzolalar pişer..."},{"pos":"n","definition":"Kasaplık hayvanda omurganın iki yanındaki bölge","example":"Koyun pirzolası. Kuzu pirzolası. Sığır pirzolası."}]},"PİRÜPAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok temiz, her yanı temiz","example":null}]},"PİRİFANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İhtiyar kimse","example":null}]},"PİRİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zeytinin, sıkıldıktan sonra yağ bakımından zenginliğini yitirmeyen, gübre veya hayvan yemi olarak kullanılan küspesi","example":null}]},"PİRİNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin besin olarak kullanılan taneleri","example":null},{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki","example":null}]},"PİRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok doğal maden sülfürü ve özellikle demir ve bakır sülfürü","example":null}]},"PİS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Leke, toz veya kirle kaplı olan, kirli, iğrendirici","example":null},{"pos":"adj","definition":"Beğenilmeyecek durumda olan, kötü, zararlı","example":"Şu pis dünyanın acılarında bile öyle bir tat var ki her şeye razıyım."}]},"PİSBOĞAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eline geçeni zamansız ve ayırt etmeden yiyen kimse","example":null}]},"PİSKOPOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Katoliklerde, bir bölgenin din işlerine başkanlık eden, papazlığın en yüksek aşamasında olan din görevlisi","example":null}]},"PİSLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İdrar veya sindirim atıklarını vücuttan dışarı atmak","example":null}],"lemma":"pislemek"},"PİSLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İdrar veya sindirim atıklarını vücuttan dışarı atmak","example":null}]},"PİSLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Pis olmak, pisliğe bulaşmak","example":null}],"lemma":"pislenmek"},"PİSLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı","example":"Şu kedi pisliğini temizlesinler."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde oluşan, biriken pislik","example":"Spor salonundaki ekipmanlarda ter ve pislikten oluşan sahra birikmişti."}]},"PİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu araçların yarışları ve koşular için özel olarak düzenlenmiş yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Gösteri yapmak, dans etmek vb. için düzenlenmiş, genellikle yuvarlak yer","example":"Biz bunu bütün hüneri, inceliği ile oynamaya başlayınca pistte ancak dört çift kalmıştı."}]},"PİSTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı araçlarda, motorlarda bir silindir içinde düzenli hareket eden daha küçük çaplı silindir","example":"Şırınga pistonu sıvıyı önce çeker, sonra dışarıya verir."},{"pos":"n","definition":"Kayıran kimse, arka, iltimas","example":"Yeni işe girişte amcası ona piston oldu, bu yüzden süreci çok kolay atlattı."}]},"PİSUVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genel tuvaletlerde erkeklerin kullandığı, duvar kenarına yerleştirilmiş idrar yapmak için uygun yer","example":null}]},"PİSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk dilinde kedi","example":null}]},"PİSİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedigillerden, köpek dişleri iyi gelişmiş, kasları çevik ve kuvvetli evcil veya yabani, küçük memeli hayvan","example":null}]},"PİSİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Spor, sağlık ve eğlence amacıyla yapılmış, belirli derinlikleri bulunan, suyla dolu olan yer","example":"Sadece kıyıdaki lüks kulüpte bir pisin vardı."}]},"PİSİPİSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk dilinde kedi","example":null},{"pos":"n","definition":"Halk oyunu oynarken giyilen, üzeri tüylü özel ayakkabı","example":null}]},"PİTORESK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Durumu ve görünüşü resim konusu olmaya değer görünüş","example":null}]},"PİTYALİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nişastanın sindirilmesine yarayan, tükürükte bulunan bir enzim","example":null}]},"PİTİKARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük kareli kumaş","example":null}]},"PİYADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satrançta oyun başında ön sıraya dizilen, bulundukları sıra üzerinde ilk hamlede bir veya iki hane gidebilen sekiz küçük taş","example":"Satrançta oyunu piyadelerle açıp stratejik hamleler yapmaya başladım."},{"pos":"n","definition":"Yaya olarak savaşan askerlerin oluşturduğu sınıf","example":"Genellikle piyadeler savaşta en önde giderler."}]},"PİYALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şarap bardağı, içki kadehi","example":"Ateş doludur tutma, yanarsın / Karşında şu gülgûn piyale"}]},"PİYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mantara benzeyen kabarcıklarla ortaya çıkan, ciltte yaralar yapan, bulaşıcı sıcak bölge hastalığı","example":null}]},"PİYANGO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzenleyenlerce bastırılmış numaralı kâğıtları satın alanlar içinden, kazananların kura ile belirlendiği talih oyunu","example":"Yılbaşında piyango biletimi aldım, belki bu sefer şans yüzüme güler."},{"pos":"n","definition":"Beklenmedik olay veya durum","example":"Tam her şey kötü gidiyor derken aldığım iş teklifi resmen piyango oldu."}]},"PİYANO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klavyeli, telli, değişik tuşlara basılarak çalınan ağır ve büyük çalgı","example":"Köşede bir piyano, piyanonun üstünde yapma çiçekler."},{"pos":"adv","definition":"Yavaş bir biçimde, sesleri hafifleterek","example":null}]},"PİYANİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Piyano çalan kimse","example":null}]},"PİYASA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arz ve talebin karşılaştığı alan","example":"Emlak piyasasında bu yıl ciddi bir canlanma yaşanıyor, talep her geçen gün artıyor."},{"pos":"n","definition":"Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat","example":"Sonbaharda, yakında açılacak tütün piyasasının haberleriyle ümitlenir, tasalanır, yüzleri bir gün gülerse beş gün kederli kalırdı."}]},"PİYATA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan","example":null},{"pos":"n","definition":"Yassı ve büyük yemek tabağı","example":null}]},"PİYAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haşlanmış kuru fasulyenin üzerine ince doğranmış, tuzla ovulmuş soğan ve maydanoz katıldıktan sonra zeytinyağı, sirke dökülerek yapılan fasulye salatası","example":"Annem, akşam yemeği için nefis bir fasulye piyazı hazırlamıştı, zeytinyağı ve sirke ile tam kıvamında olmuştu."},{"pos":"n","definition":"Bir çıkar sağlamak düşüncesiyle söylenen övücü söz","example":"Seni severim; yüze, piyaz anlama bu lafımı, apaçık söylerim her şeyi."}]},"PİYAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eti pişirmeden birkaç saat önce soğan ve karabiber, tarçın vb. baharatla ovup bir süre bırakmak","example":"Izgaralık eti iyice piyazlayıp birkaç saat dinlendirdikten sonra mangala attık, lezzeti mükemmel oldu."},{"pos":"v","definition":"Bir çıkar sağlamak amacıyla birini aşırı övmek","example":"Seni piyazlamıyorum , sen memleketin en iyi aktörüsün."}],"lemma":"piyazlamak"},"PİYES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oynanmak için yazılmış eser, tiyatro eseri veya oyunu","example":null}]},"PİYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satrançta oyun başında ön sıraya dizilen, bulundukları sıra üzerinde ilk hamlede bir veya iki hane gidebilen sekiz küçük taş","example":"Satrançta piyonları doğru kullanmak, oyunun ilerleyen safhalarında büyük avantaj sağlar."},{"pos":"n","definition":"Bir çıkar sağlamak için yararlanılan, istenildiği gibi kolayca kullanılabilen kimse","example":"Onu sadece kendi çıkarları için bir piyon gibi kullanıyorlar, ama o bunun farkında değil."}]},"PİYORE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Diş eti iltihabı","example":null}]},"PİZOLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalsiyum karbonat birleşimli, nohut büyüklüğünde, yuvarlağımsı kalsit tanecikleri veya bunların bağlanmasıyla taş durumuna geçen kireç taşı","example":null}]},"PİZZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle domates, zeytin, peynir, mantar, çeşitli et ve sebze türlerinin üzerine konulmasıyla hazırlanıp fırında pişirilen pide","example":null}]},"PİÇSİNEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür olta iğnesi","example":null}]},"PİÇUTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Palamut balığının iri bir türü","example":null}]},"PİŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Meyve olgun duruma gelmek, belli bir tada kavuşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Isıtma sonucu belirli bir kullanıma uygun duruma gelmek","example":"Tuğla, çanak çömlek özel ocaklarda pişer."}],"lemma":"pişmek"},"PİŞDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yürüyüşte kolun ilerisinden giden kıta","example":null},{"pos":"n","definition":"Öncülük eden, önde giden kimse","example":"Pişdarlarımız son dağların üstünden İzmir'e bakıyor."}]},"PİŞEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çabuk ve kolay pişen","example":null}]},"PİŞEĞEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çabuk ve kolay pişen","example":null}]},"PİŞKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çabuk ve kolay pişen","example":null}]},"PİŞMAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaptığı bir işin veya davranışın olumsuz sonucunu görerek üzülen","example":null}]},"PİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Meyve olgun duruma gelmek, belli bir tada kavuşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Isıtma sonucu belirli bir kullanıma uygun duruma gelmek","example":"Tuğla, çanak çömlek özel ocaklarda pişer."}]},"PİŞPİRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür iskambil oyunu","example":null}]},"PİŞTOV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür tabanca","example":null}]},"PİŞTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit iskambil oyunu","example":"Akşam ailece oturup pişti oynadık, yine babam herkesi yenip en çok eli topladı."}]},"PİŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mayalı hamurdan yapılan, yağda kızartılarak pişirilen bir tür yiyecek","example":"Şebit ekmekleri ve pişiler som altın gibi değerli; sarılmış düzülmüş, yol azığı diye ayrılmıştı."}]},"PİŞİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Apış yeri, koltuk altı gibi tenin birbirine sürtünen yerlerinde ter ve idrarın yakmasıyla oluşan kızartı","example":null}]},"PİŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pişme işi veya biçimi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir kez pişirmeye yetecek ölçüde olan","example":null}]},"PİŞİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek bir duruma getirmek","example":"Ayşe Nine de onlara bir yorgunluk kahvesi pişiriyordu."},{"pos":"v","definition":"Bunaltacak kadar ısıtmak, çok sıcak olmak","example":"Bu ceket beni pişirdi."}],"lemma":"pişirmek"},"PİŞİRGEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ocakta börek pişirmeye yarayan alet","example":null}]},"PİŞİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek bir duruma getirmek","example":"Ayşe Nine de onlara bir yorgunluk kahvesi pişiriyordu."},{"pos":"v","definition":"Bunaltacak kadar ısıtmak, çok sıcak olmak","example":"Bu ceket beni pişirdi."}]},"PİŞİRİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kez pişirmeye yetecek ölçüde olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Pişirme işi","example":null}]},"RABAT":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Fas ülkesinin başkenti.","example":null}]},"RABBANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Allah ile ilgili, Allah'a bağlı, Allah'tan gelen; ilahi","example":"Rabbani ilhama mazhar oldu."},{"pos":"adj","definition":"Kalbini ve fikrini Allah'a bağlamış ve sadece onunla meşgul olan","example":"Onun tüm düşünceleri ve eylemleri rabbani bir derinlik taşıyor, sürekli olarak manevi gelişim peşinde."}]},"RABIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağlayan kelime türü; Ve, ya, veya, ya da birer bağlaçtır","example":"Türkçe dilbilgisinde \"ve\", \"ama\", \"ancak\" gibi kelimeler rabıt görevi görür ve cümleleri birbirine bağlar."},{"pos":"n","definition":"Bağ; bağlama","example":null}]},"RABITA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas","example":"Bu iki bilim insanı arasında, ortak çalışmaları nedeniyle güçlü bir rabıta bulunuyor."},{"pos":"n","definition":"İlgi, ilişki","example":"Bu dünya öyle bir dünya ki zengin ile fakir arasında kardeşlik rabıtaları bile kalmıyor."}]},"RACA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hindistan'da prenslere verilen unvan","example":null}]},"RACON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan ilke","example":"Bu sektörde ilerlemek istiyorsan işin raconunu bilmen gerekir"},{"pos":"n","definition":"Gösteriş, çalım","example":"Racon meraklısı bir adam"}]},"RACİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geri dönen","example":"Bu söz size raci değildir."},{"pos":"adj","definition":"Dokunan; ilgilendiren; dayanan","example":"Karar, eğitim alanında raci düzenlemeler içerdiği için öğretmenlerin de ilgisini çekti."}]},"RADANSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelkenlere açılan deliklere ve halat ilmiklerine geçirilen metal halka","example":null}]},"RADAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sezme yeteneği","example":"Onun güçlü bir radarı var, insanların niyetlerini hemen anlar."},{"pos":"n","definition":"Radyo dalgalarının yankısını alarak cisimlerin yerini ve uzaklığını bulabilen, genellikle uçak ve gemilerde kullanılan cihaz","example":"Fırtınaya rağmen, radar sayesinde geminin güvenli bir rota izlemesi sağlandı."}]},"RADDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınır, derece","example":"İşe polisi karıştırmadım. Son raddeye gelmedikçe de karıştırmak niyetinde değilim."}]},"RADON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 86, atom ağırlığı 222 olan, radyum tuzunun su ile işlenmesinden, hidrojen ve oksijenle karışım durumunda elde edilen, boru yardımıyla sıvı hava içinden geçirilerek karışımdan ayrılan radyoaktif element","example":null}]},"RADYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dairede yarıçap uzunluğundaki yay parçasını gören merkez açıya eşit açı ölçme birimi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Işın veya ısı yayan","example":null}]},"RADYATÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir akaryakıtın yanmasından veya sıcak bir akışkandan aldığı ısıyı dışarı ileten dilimli borulardan oluşan ısıtma aracı","example":"Kış aylarında odanın sıcak kalması için radyatörün düzgün çalıştığından emin olun."},{"pos":"n","definition":"Bağlı bulunduğu motordaki ısı derecesinin yükselmesini önleyen soğutucu","example":"Radyatörün suyunu tazeledikten sonra virajlı yokuşu tırmanmaya başladı."}]},"RADYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik dalgalarıyla düzenli olarak yayın yapan istasyon ve bu istasyonun programlarını düzenlemekle görevli kuruluş","example":"Yerel radyo, bölgedeki güncel haberleri ve müzik programlarını her gün saat başında yayınlıyor."},{"pos":"n","definition":"Bu istasyonun yayınlarını alan araç","example":"Dönüş yolunda radyoyu açtık."}]},"RADYOEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Radyo yayınlarının gerçekleştirildiği yapı","example":null}]},"RADYOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işık, elektrik ve ısı ışınımlarının uygulama alanlarını inceleyen bilim dalı uzmanı","example":null}]},"RADYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 88, atom ağırlığı 226,05 olan, 700 derecede eriyen, 1898 yılında Marie Curie ve eşi Pierre Curie tarafından bulunan, soğukta suyu ayrıştıran, ışınetkinliği çok bir element","example":null}]},"RADİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, uzun ve dişli yapraklı, çiçekleri sarı ve kömeç biçiminde bir bitki","example":null}]},"RADİKAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüzeyde kalmayıp derine inen, asıl konuyu da içine alan","example":"Sorunun çözümü için radikal önlemler alınması gerektiği konusunda herkes hemfikirdi."},{"pos":"adj","definition":"Kurulu düzenin temellerine yönelik toplumsal ve ekonomik değiştirmelerden yana olan tutum veya öğretiden yana olan","example":"Gelenekçiler için her ev temizliği bir, radikaller içinse biriciktir."}]},"RAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstüne öteberi koymak için duvara veya bir dolabın içine birbirine paralel olarak tutturulmuş, genellikle geniş, uzun tahta veya metal levha","example":"Kapıdan girince sol yanda bir ocağı, sağ yanda da duvara gömme bir dolabıyla beş altı rafı vardı."}]},"RAFADAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kaynar suda kabuğu ile az pişirilmiş yumurta","example":null}]},"RAFTİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle ırmaklarda azgın sular arasında salla yapılan bir tür yarış","example":null}]},"RAFYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Afrika ve Amerika'da yetişen, iri gövdeli, uzun yapraklı palmiye","example":"Rafya palmiye, tropikal bölgelerde gölgelik sağlamak amacıyla bahçelerde sıkça tercih edilmektedir."},{"pos":"n","definition":"Bu palmiyenin dokuma işlerinde kullanılan lifleri","example":null}]},"RAFİNAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Petrol, yağ vb. maddelerin arıtma işi","example":null}]},"RAFİNE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İncelmiş, ince; arıtılmış; saflaştırılmış","example":"Rafine petrol, motorlu taşıtlarda kullanılan yakıtların temelini oluşturuyor"},{"pos":"adj","definition":"Hassas, duygulu, nazik, ince, seçkin","example":"Onun rafine zevkleri vardır."}]},"RAFİNERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer","example":null}]},"RAFİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan, iğne biçiminde billur madde","example":null}]},"RAGBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"On beşer kişilik iki takım arasında oval bir topla oynanan oyun","example":null}]},"RAHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hiçbir eksiği, üzüntüsü ve acısı olmama durumu","example":"Sendeki rahatlık kimsede yok."},{"pos":"adj","definition":"Aldırış etmeyen , kolay kolay tasalanmayan","example":"O, eleştiriler karşısında oldukça rahat biri ve asla moralini bozmaz."}]},"RAHATLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü, sıkıntı, tedirginlik veren bir durum ortadan kalkmak veya azalmak, rahata kavuşmak","example":"Sınav sonuçlarını öğrenince rahatladı."},{"pos":"v","definition":"Durgun duruma gelmek; durgunlaşmak","example":"Festivallerin ardından şehirdeki atmosfer biraz rahatladı."}],"lemma":"rahatlamak"},"RAHLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde kitap okunan, yazı yazılan, bazıları açılıp kapanabilen alçak, küçük masa","example":"İlk defa yeni usul bir rahleye oturtuldum."}]},"RAHMAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herkese, her canlıya merhamet eden Tanrı","example":null}]},"RAHMANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı ile ilgili; tanrısal","example":"O, meyvelerin tadında, yarınki Cennet'in rahmani kokularını duymasını bilirdi."}]},"RAHMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı","example":"Ne zaman yağmur yağsa \"rahmet yağıyor\" derdi babam."},{"pos":"n","definition":"Birinin suçunu bağışlama, yarlıgama, merhamet etme","example":null}]},"RAHMETLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ölmüş (kimse)","example":"Rahmetli çok iyi bir insandı."},{"pos":"adj","definition":"Tanrı'nın rahmetine kavuşmuş, yargılanmış anlamlarında ölmüş kimseleri saygıyla anmak için ad veya unvanlarının başına getirilen bir söz; merhum","example":"Rahmetli Ziya beyi de bu vesileyle anmış olalım."}]},"RAHNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık","example":"Çatının üzerindeki rahne, yoğun yağışlar sırasında su sızıntısına neden oldu."}]},"RAHT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At takımı","example":"Bu ziyafetlere gidilirken her günkü kavukla ferace ve samur kürk giyilir, atlara kemer rahtlar vurulurdu."},{"pos":"n","definition":"Yolda lazım olacak şeyler","example":"Dağ yürüyüşüne çıkmadan önce yolda kullanacağımız rahtı hazırladık."}]},"RAHVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koşarken bir yandaki iki bacağını aynı anda atan binek hayvanlarının biniciyi sarsmayan koşma biçimi","example":"Hecin üstünde kısa rahvan en rahat yürüyüştür."},{"pos":"adj","definition":"Bu biçimde koşan binek hayvanı","example":null}]},"RAHİBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın rahip","example":"İşgali müteakip tekmil yabancı kadınları, rahibeler ve hasta bakıcılar da dâhil, alıp götürdüler."}]},"RAHİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Memelilerde dölün ana karnındayken içinde bulunduğu organ","example":"Veteriner, dişi köpeğin rahim sağlığını düzenli olarak kontrol ediyor."},{"pos":"adv","definition":"Koruyarak, acıyarak, merhamet ederek","example":"Fakat pederimiz hiçbir zaman bendenize rahîm davranmamıştır."}]},"RAHİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyanlarda, genellikle manastırda yaşayan, hiç evlenmemiş din adamı","example":null}]},"RAKAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayıları yazmaya yarayan işaretlerden her biri (0–9)","example":"Şifrede dört rakam var."}]},"RAKAMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bas notalarının üstüne akortlarını belirten rakam koymak","example":null}],"lemma":"rakamlamak"},"RAKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Masa tenisi, tenis vb. oyunlarda topa vurmak için kullanılan, oval tahta bir kasnağa gerilmiş bir ağla veya lastikle kaplanmış saplı araç","example":null}]},"RAKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüm, incir, erik vb. meyvelerin alkolle mayalanarak damıtılmasıyla elde edilen içki","example":null}]},"RAKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir noktanın deniz yüzeyinden olan yüksekliği","example":null}]},"RAKKAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Durağan bir nokta çevresinde ağırlığının etkisiyle salınım yapan hareketli katı cisim","example":"Duvara asılan eski saat, rakkasının düzenli salınımıyla sessizliği bozuyordu."},{"pos":"n","definition":"Raksı meslek edinmiş erkek","example":"Gece boyunca dans eden rakkas, gösterinin en dikkat çeken performansını sergiledi."}]},"RAKKASE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dans etmeyi meslek edinmiş kadın","example":"Çeşitli gösteriler arasında bir rakkase vardı."}]},"RAKOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıhhi tesisatta iki boruyu döndürmeden birbirine bağlanmasını sağlayan bağlantı parçası","example":null}]},"RAKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müzik temposuna uyularak yapılan ve estetik değer taşıyan düzenli vücut hareketleri, raks","example":"Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı."},{"pos":"n","definition":"Düzenli olarak hep aynı konumlardan aynı hızla geçen bir nesnenin hareketi","example":"Saatin sarkaçları, sabit bir raks içinde ileri geri sallanarak zamanı gösteriyordu."}]},"RAKİBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın rakip","example":"Kocalarının aşkına sahip ve hâkim olmak hususundaki mübarezede kadınlar rakibelerine nispetle pek müsait olmayan bir mevkide bulunurlar."}]},"RAKİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötü olaylardan çok çabuk etkilenen, üzülen","example":"Rakik bir kalbi var, çabuk etkilenir."},{"pos":"adj","definition":"İnce; narin","example":"Yazılarında olduğu gibi konuşurken de kelimelerin en asil ve en rakiklerinden seçiyordu."}]},"RAKİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir işte, bir yarışta, birbirini geçmeye çalışan, aynı şeyi elde etmeye uğraşan kimse","example":"Bakarsın erkek rakibini de sevgilisini de öldürmüş."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir işte, bir yarışta, birbirini geçmeye çalışan, aynı şeyi elde etmeye uğraşan kimse","example":null}]},"RAKİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Durgun (su)","example":null}]},"RALLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarışmacıların otomobille belli yolları izleyerek ve özel kurallara uyarak belirli bir yere ulaşmalarına dayanan otomobil yarışması","example":null}]},"RAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boyun eğen, kendini başkasının buyruğuna bırakan","example":null}]},"RAMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin olmasına çok az kalmak\" anlamına gelen ramak kalmak deyiminde geçer","example":"Zamanında müdahale edilmeseydi, bina yangını büyümeye ramak kalmıştı."}]},"RAMAZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ay takviminin dokuzuncu ayı, üç ayların sonuncusu, oruç tutulan ay","example":"Çocukluğunda çoğu ramazan akşamları bu pencerenin önünde beklerdi iftar topunun ışığını."}]},"RAMP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tiyatro sahnesinin önünde, ışık ve ışıldakların yerleştirildiği, izleyiciye en yakın yer","example":null}]},"RAMPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir arazinin, bir kara yolunun, bir demir yolu hattının yatay doğrultuya göre yokuş olan bölümü","example":"Tren, rastgele bir yerlere gidiyor, rampalarda, küçük istasyonlarda saatlerce duruyordu."},{"pos":"n","definition":"Füzelerin havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek","example":"Füze rampası, ateşleme öncesinde dikkatlice ayarlandı."}]},"RAMPALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Rampa etmek","example":"İskelede üç vapur daha üst üste rampalamış duruyorlardı."}],"lemma":"rampalamak"},"RAMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Isırgangillerden, Çin, Vietnam ve Malezya'da yetişen değerli bir bitki","example":"Rami, Asya'nın tropikal bölgelerinde yaygın olarak yetiştirilen dayanıklı bir bitkidir."},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin dokumacılıkta kullanılan lifi","example":"Rami lifi, dayanıklılığı sayesinde özellikle yazlık kıyafetlerde tercih ediliyor."}]},"RANDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerin mizana direğinin gerisindeki yelken","example":null}]},"RANDEVU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir saatte, belli bir yerde iki veya daha çok kişi arasında kararlaştırılan buluşma","example":"Bunlar bana öyle gelir ki vaktiyle verdikleri bir randevuya o gün canları istememiş de gitmemişler."}]},"RANDIMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği","example":"Orada evin randımanı artıyorsa burada da kulübün randımanı artacak."}]},"RANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir mal veya paranın, belirli bir süre içinde emek verilmeksizin sağladığı gelir","example":null}]},"RANTABL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelir getiren, kâr sağlayan; verimli; getirimli","example":null}]},"RANTİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Getirim sağlayan şey veya kimse","example":"Şirketin satın aldığı yeni ticari bina, uzun vadede güvenilir bir rantiye kaynağı olacak."}]},"RANZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi, tren, kışla, yatılı okul vb. yerlerde üst üste yapılan yatak yeri","example":null}]},"RAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ritimli, hızlı konuşmaya dayanan bir müzik türü","example":"Kardeşi rap dinlemeyi seviyor."}]},"RAPOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir işte, bir konuda yapılan inceleme, araştırma sonucunu, düşünceleri veya tespit edilenleri bildiren yazı","example":"Müdürümüz: -Hele şükür! İlk defa tam zamanında, tıpatıp doğru çıkan bir raporunu aldım dedi."},{"pos":"n","definition":"Hastalığın teşhisi, hastanın dinlenme durumu ve benzerini gösteren, doktor veya doktorlar kurulu tarafından verilen yazı","example":"Doktor, hastalığın teşhisini belirten bir rapor vererek hastaya üç gün istirahat önerdi."}]},"RAPORLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Rapora bağlamak, rapor haline getirmek","example":null}],"lemma":"raporlamak"},"RAPORTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir komisyonun verdiği kararların gerekçesini kaleme alıp genel kurul karşısında savunmakla görevlendirilen üye","example":null}]},"RAPPADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":null}]},"RAPSODİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle halk türkülerinden ve millî ezgilerden oluşturulmuş müzik eseri","example":"Besteci, Anadolu’nun çeşitli yörelerinden derlediği ezgilerle bir rapsodi hazırladı."},{"pos":"n","definition":"İçinde, Homeros'un şiirlerindeki olaylardan birini işleyen şarkı veya parça","example":"Orkestra, konserin sonunda Homeros’un destanlarından esinlenilmiş bir rapsodi seslendirdi."}]},"RAPTEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bağlı olarak, tutturulmuş biçimde","example":"Oradan da bir mahzen kapağı açtılar, bir sopaya rapten beni içerisine indirdiler, üzerime de demir kapıyı kapadılar."}]},"RAPTET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yere veya bir şeye iliştirmek, tutturmak","example":null}],"lemma":"raptetmek"},"RAPTİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz, geniş başlı, kısa bir çivi görünüşünde, kâğıt veya karton vb. şeyleri bir yere tutturmak için kullanılan araç","example":null}]},"RASAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi","example":"Ay tutulması sırasında yapılan rasat, bilim insanlarına önemli veriler sağladı."}]},"RASIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gözlemevinde gözlem yapan kimse","example":null}]},"RASPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Demir, tahta yüzeylerdeki boya, pas ve benzerini çıkarma, pürüzleri gidermek amacıyla kullanılan iri dişli bir törpü","example":"Eski kapının üzerindeki kalın boya tabakasını temizlemek için raspayı kullandı."},{"pos":"n","definition":"Kunduracılıkta köselenin yüzünü sıyırmaya ve perdahlamaya yarayan alet","example":"Usta, köseleyi düzgün hale getirmek için raspayla son rötuşları yaptı."}]},"RASPALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İri dişli bir törpü kullanarak boyaları, pasları kazımak, pürüzleri gidermek veya iki yüzeyi birbirine yapıştırmak, oturtmak","example":null}],"lemma":"raspalamak"},"RAST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir makam","example":"Rast makamında bir şarkı okudu."},{"pos":"n","definition":"Atılan şey hedefi vurma","example":"Okçu, yayı gerip oku fırlattı ve ok tam hedef tahtasına rast geldi."}]},"RASTGELE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın","example":null},{"pos":"adv","definition":"Seçmeden, iyisini kötüsünü ayırmadan, gelişigüzel, lalettayin","example":null}]},"RASTIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kirpik diplerine sürülen siyah boya","example":"Gözlerini daha çekici göstermek için kirpik diplerine hafifçe rastık sürdü."},{"pos":"n","definition":"Sürme mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı","example":"Bu yıl tarladaki buğdayların bir kısmı rastık hastalığından etkilendi."}]},"RASTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimse ile karşı karşıya gelmek","example":"Hava kararmaya başladığında, mezarlıkta sadece bir kişiye rastladı."},{"pos":"v","definition":"Atılan şey hedefi bulmak; rast gelmek","example":"Okçu, yayı gerip oku fırlattı ve ok tam hedef tahtasına rastladı."}],"lemma":"rastlamak"},"RASYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı","example":null}]},"RASYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hayvanın 24 saatlik bir periyot için besin maddeleri ve enerji gereksinimini sağlayan toplam yem miktarı","example":null}]},"RASYONEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan","example":null}]},"RATANYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karabuğdaygillerden, 20-40 cm yükseklikte, basit yapraklı, kökü sürgün kesici olarak kullanılan ağaççık","example":null}]},"RATE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşlı, verimsiz, geçimsiz kimse","example":"Komşular, her şeye itiraz eden bu rate adamla anlaşmanın zor olduğunu söylüyordu."},{"pos":"n","definition":"Büyük fare","example":null}]},"RATIP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Az ıslak, rutubetli","example":null}]},"RAUNT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boks karşılaşmalarında devrelerden her biri","example":null}]},"RAVENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karabuğdaygillerden, 1-2 metre yükseklikte, büyük yapraklı, beyaz çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitki","example":null}]},"RAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tren, tramvay vb. taşıtlarda tekerleklerin üzerinde hareket ettiği demir yol","example":null}]},"RAYBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir borunun ağzına biçim vermek, genişletmek veya çapaklarını, pürüzlerini almak için kullanılan, çevresinde kesici yüzü bulunan alet","example":null}]},"RAYİHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesnelerden yayılan küçücük zerrelerin burun zarı üzerindeki özel sinirlerde uyandırdığı duygu","example":null}]},"RAYİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir para biriminin veya malın satış ve sürüm değeri","example":"Türk lirasının rayicinin en yüksek olduğu bir dönemden söz ediyorum."}]},"RAZAKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalınca kabuklu, iri ve uzunca taneli, şekeri çok bir tür üzüm","example":null}]},"RAZI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uygun bulan, benimseyen, isteyen, kabul eden","example":"Doğrusu ben ne güzelliğimin ne de ilmimin kimsenin ağzına düşmesine razı değilim."}]},"RAZMOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İri, kepekli un","example":null}]},"RAĞBET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin dilediği veya istediği şey","example":"Bu sezon en çok rağbet gören moda trendleri arasında oversized ceketler yer alıyor."},{"pos":"n","definition":"Beğenip belirtme, değer verme","example":"Fakat memlekette böylelerine rağbet yok."}]},"RAĞMEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gerekenin veya mantığın tersine olarak","example":"Birdenbire nutku tutuldu ve bütün gayretlerine rağmen konuşamadı."}]},"RAŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Titremek eylemi ya da biçimi","example":null}]},"RAŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rüşvet veren kimse","example":"Rüşvet yiyene mürteşi, rüşvet verene de raşi denir."}]},"RAŞİTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Raşitizm hastalığına yakalanmış çocuk","example":null}]},"RAŞİTİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle süt çocuklarında D vitamini eksikliği ile kalsiyum, fosfor eksikliğinden veya dengesizliğinden ileri gelen, biçim bozukluğuna sebep olan kemik hastalığı","example":null}]},"REAKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakıt olarak çevre havayı kullanan ve pervanelerin yardımı olmaksızın doğrudan doğruya tepki ile çalışan, iki ucu açık boru biçiminde itici","example":"Jet motorunda kullanılan reaktör, hava akımını sıkıştırarak büyük bir itiş gücü sağlıyor."},{"pos":"n","definition":"Bir katalizör yardımıyla kimyasal tepkime yaparak üretim elde edilen endüstri kuruluşu","example":"Kimya fabrikasındaki reaktörde çeşitli kimyasallar birleştirilerek yeni bir madde üretiliyor."}]},"REAKTİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cisimleri, birleşime veya ayrışıma uğratarak niteliklerini belirtmede kullanılan madde","example":null}]},"REALİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçeği gören ve ona göre davranan veya gerçeğe uygun olarak yapılan","example":"Kukla oyunu realist bir yansıtma değil."},{"pos":"adj","definition":"Gerçekçilik yanlısı olan","example":"Sanatçının realist yaklaşımı, eserlerinde hayatın tüm yönlerini ayrıntılı bir şekilde yansıtmasını sağladı."}]},"REALİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçek olan, var olan şeylerin tümü","example":null}]},"REALİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilinçten bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu benimseyen görüş","example":"Felsefede realizm, nesnelerin zihnimizden bağımsız olarak var olduğunu savunur."},{"pos":"n","definition":"Gerçekleri olduğu gibi yansıtmaya çalışan sanat çığırı","example":"Realizm akımı, edebiyatta ve resimde sıradan insanların yaşamını tüm gerçekliğiyle anlatmaya odaklanır."}]},"REAYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti İsa Peygamber'in dininden olan kimse","example":"Köyde yaşayan reaya, kendi inançlarına uygun bir yaşam sürdürüyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir hükümdarın yönetimi altındaki halk","example":"Padişah, reayanın refahı için çeşitli düzenlemeler yapılmasını emretti."}]},"REBABİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir olay, bir görünüm karşısında hızlı ve kolayca güçlü duyguların etkisinde kalan","example":null},{"pos":"n","definition":"Rebap çalan kimse","example":null}]},"REBAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz","example":null}]},"RECEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ay takviminin yedinci ayı, üç ayların birincisi","example":null}]},"RECMET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üst üste taş atmak, aralıksız taşlamak","example":null}],"lemma":"recmetmek"},"REDAKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayıma hazır duruma getiren kimse","example":"Redaktör, makaleyi detaylı bir şekilde inceleyip yazım hatalarını düzeltti."},{"pos":"n","definition":"Yazı yazan, bir yazıyı kaleme alan kimse","example":"Gazetenin tecrübeli redaktörü, haftalık köşesini her zaman ilgi çekici konularla doldurur."}]},"REDDET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Verilen veya yapılması istenen bir şeyi kabul etmemek","example":"Kendisine sunulan teklifleri zamanı yok diye reddetti."},{"pos":"v","definition":"Haber veya sözün gerçek olmadığını bildirmek, yalan olduğunu açıklamak","example":"Büyük bir nefretle bu adi yalanı reddederim."}],"lemma":"reddetmek"},"REDDEYLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Verilen veya yapılması istenen bir şeyi kabul etmemek","example":"Kendisine sunulan teklifleri zamanı yok diye reddetti."}],"lemma":"reddeylemek"},"REDDİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi, bir öğretiyi çürütmek için yazılan yazı","example":null}]},"REDEVANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir berat, lisans hakkı veya ticari marka sahibinin bunu devrettiği firmalardan aldığı maddi karşılık","example":null}]},"REDOKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir atom veya molekülden ötekine bir veya daha çok elektronun geçişi olayı","example":null}]},"REDRESÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki yönlü bir dalgalı akımı, bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt","example":null}]},"REDİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiirde uyaktan sonra tekrarlanan, aynı harflerden oluşan kelime veya ek","example":"Şair, mısraların sonunda redif kullanarak şiire ahenk kattı."},{"pos":"n","definition":"Son dönem Osmanlı ordusunda, askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er","example":"Bir büyük karargâhta kumandan ve zabitlere hizmetçi dağıtıldığı zaman, zabit namzetlerinin payına eğer salak bir Şam redifi düşerse gene iyidir."}]},"REDİNGOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arkası yırtmaçlı, etekleri uzun, çift sıra düğmeli, resmî erkek ceketi","example":"Yahya Kemal'in redingotu biraz tozlanmıştı. Şosonları gümüş rengiydi."}]},"REEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan","example":null}]},"REESKONT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bankanın elinde bulundurduğu, vadesi gelmemiş senetlerin bir başka bankaya iskonto ettirmesi","example":null}]},"REFAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zenginlik, bolluk","example":null}]},"REFAKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eşlik etmek işi","example":"Şarkıcının yanında çalan orkestra, performans sırasında kusursuz bir refakat sağladı."},{"pos":"n","definition":"Birlikte bulunma; arkadaşlık etme","example":"Nice yıllar devam eden bir refakatin hatırası bundan mı ibaretti?"}]},"REFERANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma; bilgiye ulaşma","example":"Kitapta yapılan her bilimsel iddia için güvenilir bir referans verilmişti."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin yararlığını, yeteneğini ya da bir işe uygunluğunu göstermek amacıyla yazılmış mektup ya da belge","example":"İş başvurusu için hazırladığı dosyaya güçlü bir referans ekledi."}]},"REFET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortadan kaldırmak, yok etmek veya çıkarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yukarı kaldırmak","example":"Mahkeme, haksız yere verilen cezayı refetmek için karar aldı."}],"lemma":"refetmek"},"REFETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortadan kaldırmak, yok etmek veya çıkarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yukarı kaldırmak","example":"Mahkeme, haksız yere verilen cezayı refetmek için karar aldı."}]},"REFLEKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dıştan gelen bir uyarım sonucu doğan hareket, salgı gibi iç tepkilere yol açan irade dışı sinir etkinliği","example":null}]},"REFORM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik","example":null}]},"REFTİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğunda Tanzimat'a kadar ihraç edilen maldan alınan vergi","example":null}]},"REFÜJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşıt trafiğinin yoğun olduğu yollarda yayaların karşıdan karşıya geçmesi ve yolu ikiye bölebilmek için yolun ortasında düzenlenmiş kaldırım","example":null}]},"REFİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kadının evlenmiş olduğu erkek","example":"Davette, dostlarıyla birlikte refikini tanıştırmaktan büyük mutluluk duydu."},{"pos":"n","definition":"Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri","example":"Onlar uzun yıllardır birbirlerine refik olarak hayatın zorluklarına birlikte göğüs germişlerdi."}]},"REFİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın","example":"Akşam yemeğinde, arkadaşlarıyla birlikte refikasını da davet etti."}]},"REGAİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hicri takvime göre Recep ayındaki ilk perşembeyi cumaya bağlayan gece","example":"Regaip gecesinde tüm aile bir araya gelerek dualar etti."}]},"REGLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pelerinli bir çeşit palto","example":null},{"pos":"adj","definition":"Omuzlardan geçerek boyna kadar uzanan kol","example":null}]},"REGULUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Aslan takımyıldızının en parlak yıldızı.","example":null}]},"REHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden, bir şeyden kurtulma","example":null}]},"REHAVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücutta görülen tembellik, uyuşuk olma durumu","example":null}]},"REHBER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse","example":"Rehberim sille, tokat hatta asker süngüsü, bir hayli darbe yedikten sonra işini tamamladı."},{"pos":"n","definition":"Birinin doğruyu bulmasına yardımcı olan, yol gösteren kimse veya şey; delil","example":"Ben bunları düşünürken rehberim eliyle bir büyük bina gösterdi."}]},"REHİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir borcun ödeneceğine teminat olarak, ödenince, geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey","example":null}]},"REHİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir anlaşma, sözleşme veya isteğin yerine getirilmesini sağlamak için güvence olarak ele geçirilen kimse","example":null}]},"REJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinema, tiyatro, radyo ve televizyon oyunlarında oyunu yönetme","example":"Bu sezonki tiyatro oyununun rejisi, ünlü bir yönetmen tarafından üstlenildi."},{"pos":"n","definition":"Tekel idaresi","example":"Daha edeceğiniz nice iyilikleri bekleyen reji hademesi sizi evliya bilir."}]},"REJİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devletin yönetim biçimi","example":"Birinci Dünya Harbi'nden beri dünyanın temellerini sarsan totaliter rejimlerin hiçbiri lehinde beyanatta bulunmuş değildir."},{"pos":"n","definition":"Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi","example":"Hiç kimse Türkiye'de normal, sürekli ve dengeli bir basın rejimi yaşamış olduğunu iddia edemez."}]},"REJİSÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse","example":null}]},"REKABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme","example":"Bu seferki kovuluşun sebebi meslek rekabeti değil, meslek ahlakı idi."}]},"REKAKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dudak sesleriyle başlayan kelimelerin ilk seslerini güçlükle söyleyen ve birkaç kez tekrarladıktan sonra arkasını getirebilme durumu","example":"Çocuk, 's' harfiyle başlayan kelimeleri söylemekte rekâket yaşıyordu, ancak öğretmeni ona sabırlı bir şekilde yardım etti."}]},"REKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Namazda bir kıyam (ayakta durma), bir rükû (ayaktayken eğilme) ve iki secdeden (yere kapanma) oluşan bölüm","example":"Öğle namazının kaç rekât olduğunu unutmuş, aklında hiç namaz suresi kalmamıştı."}]},"REKLAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol","example":"Şehirde canlı reklam dolaştırmak hiçbirimizin aklına gelmemişti."},{"pos":"n","definition":"Bu amaç için kullanılan yazı, resim, film vb","example":"Sağ yanda bir gaz ortaklığının reklâmının kırmızı ışıkları yanıp sönüyordu."}]},"REKOLTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarımda bir yılda derlenen ürünlerin bütünü","example":"Bu yılın buğday rekoltesi..."}]},"REKOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir spor dalında erişilmiş derecelerin en üstünü","example":"Yüzme şampiyonasında, genç sporcu 100 metre serbest stil yarışında yeni bir rekor kırarak altın madalya kazandı."},{"pos":"n","definition":"Daha önce elde edilmemiş olan sonucu aşan yeni sonuç","example":"Araştırmacılar, yaptıkları deneyler sonucunda önceki çalışmalardaki verileri geride bırakarak, yeni bir rekor elde etmeyi başardılar."}]},"REKTUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalın bağırsağın son bölümü","example":null}]},"REKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üniversitenin tüzel kişiliğini temsil eden, yönetimden, eğitim ve öğretimin düzenli yürütülmesinden sorumlu profesör","example":null}]},"REKZET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dikmek, saplamak, kurmak, sokmak","example":null}],"lemma":"rekzetmek"},"REKİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dikme; kurma","example":null}]},"REMEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir usul","example":"Konserde, sanatçının remel usulündeki eserleri dinleyicileri derinden etkiledi ve herkes coşkuyla eşlik etti."},{"pos":"n","definition":"Aruz ölçülerinden biri","example":"Şair, eserinde remel ölçüsünü ustaca kullanarak kelimelere ahenk katmayı başardı."}]},"REMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İskambillerle oynanan bir tür oyun","example":null}]},"REMİKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin fiyatını artırma, bir fiyat üstüne yeni bir fiyat katma","example":null}]},"REMİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumda birtakım çizgiler çizerek fala bakma","example":"Kumsalda oturan kadın, elindeki çubukla kumda remil yaparak geleceği hakkında tahminlerde bulunmaya çalışıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bu biçimde bakılan fal","example":"Gece toplanan arkadaşlar, remil bakarak eğlenceli bir sohbetin içinde kaybolmuşlardı, herkes geleceğini merakla dinliyordu."}]},"REMİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret","example":null}]},"RENCİDE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İncinmiş, kalbi kırılmış","example":null}]},"RENDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahta yüzeyleri pürüzsüz duruma getirmek, biçim vermek için marangozların kullandığı araç","example":"Marangoz, rende ile tahtaların yüzeyini pürüzsüz hale getirerek, mobilyanın kalitesini artırmayı hedefliyordu."},{"pos":"n","definition":"Üzerinde küçük delik ve kesici çıkıntıları bulunan, peynir, soğan, havuç vb. ufak parçalara ayırmak için kullanılan mutfak aleti","example":"Salata hazırlarken, rendeyi kullanarak havuçları ince ince rendeleyip karışıma ekledi."}]},"RENDELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Rende ile ufak parçalara ayırmak","example":"Mutfakta yemek hazırlarken, peynirleri rendeleyip salatanın üzerine ekleyerek lezzetini artırmayı tercih etti."},{"pos":"v","definition":"Rende ile pürüzlerini gidermek, istenilen biçimi vermek","example":"Marangoz, ahşap parçalarını rendeleyerek pürüzsüz bir yüzey elde etti ve son işlemler için hazır hale getirdi."}],"lemma":"rendelemek"},"RENK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin iyi veya kötü oluşu","example":"Son projede gösterdiği başarı, onun kariyerine gerçekten güzel bir renk kattı."},{"pos":"n","definition":"Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum","example":"Güneş ışığı altında parlayan yaprakların renkleri, baharın tazeliğini adeta gözler önüne seriyordu."}]},"RENKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boya sürerek veya boyaya batırarak renk vermek","example":null}],"lemma":"renklemek"},"RENKSER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Renklerle ilgili olan","example":"Sanatçının resmindeki kromatik geçişler, renklerin uyumunu harika bir şekilde yansıtıyordu."}]},"RENKTAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı renkte olan","example":null}]},"RENYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 75, atom ağırlığı 186,2, yoğunluğu 21 olan ve 3150 derecede eriyen, parlak beyaz renkte bir element","example":null}]},"RENÇPER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçimini toprağı ekerek, tarımla sağlayan kimse","example":"Ben dünyada balıkçıları, toprakla uğraşan rençperleri severim."},{"pos":"n","definition":"Tarla, bağ, bahçe, yapı ve toprak işlerinde ağır işleri gören gündelikçi","example":"Kan tere batmış rençper gibi çalışırdı."}]},"REOSTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik akımının şiddetini azaltıp çoğaltmaya yarayan araç","example":null}]},"REPLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyuncunun sözü karşısındakine bırakırken söyleyeceği son söz","example":"Peş peşe sıralanan mizansen bozukluklarıyla, kötü okunan replikleriyle bu piyes baştan başa fiyaskoydu."},{"pos":"n","definition":"Oyunda, karşısındakinin sözüne gerekli karşılığı verme","example":"İyi bir diyalog oluşturmak için, oyuncuların repliklerini ustaca kullanarak birbirlerine etkili karşılıklar vermeleri gerekiyordu."}]},"REPO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr","example":"Yatırımcı, işletmesine daha fazla likidite sağlamak amacıyla repo yöntemini kullanarak düşük riskle kâr elde etmeyi hedefliyor."},{"pos":"n","definition":"Bankalar arası işlemlerde bir gecelik faiz uygulaması","example":"Bankalar, likidite ihtiyacını karşılamak için repo işlemlerine yöneliyor ve bu sayede bir gecelik faiz oranlarını belirliyor."}]},"RESEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bağımsız olarak, kimseye bağlı olmaksızın","example":"Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine yargı mercilerine başvurulamaz."}]},"RESEPTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz","example":null}]},"RESESYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para şişkinliğine karşı önlem olarak paranın piyasada azalmasıyla satın alma gücünün artması","example":null}]},"RESESİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birkaç kuşak sonra ortaya çıkan ve o zamana kadar aradaki döllerde gizli kalan soya çekim nitelikleri","example":null}]},"RESMEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde","example":"Konferansta, proje hakkında her şey resmen açıklandı ve katılımcılar her konuda bilgilendirildi."},{"pos":"adv","definition":"Devlet adına, devletçe, resmî olarak","example":"Bu, resmen harp ilan olunmaksızın savaş kapısını açmak demekti."}]},"RESMET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İz yapmak; işlemek; nakşetmek","example":"Zanaatkar tahtanın üzerine güzel desenler resmetti."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin resmini yapmak","example":"Yüzüne bakarak onun bir portresini resmetti ."}],"lemma":"resmetmek"},"RESMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Devletin olan, devlete ait, devletle ilgili","example":"Resmî memur / Resmî daire"},{"pos":"adj","definition":"Samimi olmayan, teklifli, ciddi, içten olmayan","example":"Davet edilen kişilerin tavırları oldukça resmiydi; hiçbiri birbirine sıcak bir yaklaşım göstermedi."}]},"RESMİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlişkilerde çok içten olmama, ciddi olma durumu","example":"Vecihe, aynı soğuk resmiyetle kısa cevaplar verdi."}]},"RESSAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resim yapan sanatçı","example":"Ben kendi hesabıma ressam olmak isterdim."}]},"REST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pokerde, bir oyuncunun önündeki paranın tümü","example":"Oyuncu, masadaki en yüksek resti koyarak rakiplerini zor durumda bıraktı."},{"pos":"n","definition":"Karşı çıkış","example":"Yeni düzenlemeye rest olarak, çalışanlar bir araya gelerek protesto gösterisi düzenlediler."}]},"RESTLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı restini görmek","example":null}],"lemma":"restleşmek"},"RESTORAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kazanç amacıyla açılmış, para karşılığında yemek yenilen yer","example":null}]},"RESTORE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eski durumuna veya ilk biçimine getirilmiş","example":null}]},"RESUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanlara Tanrı'nın buyruklarını bildiren, onları Tanrı yoluna, dine çağıran kimse","example":"İslam inancında, Hz. Muhammed resul olarak Tanrı'nın mesajlarını insanlara iletmiştir."},{"pos":"n","definition":"Haber getiren kimse","example":null}]},"RESÜLMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların bütünü","example":"Yeni bir iş kurmak isteyen girişimci, işini başlatmak için gerekli olan resülmali hazırladı ve yatırımlarını değerlendirdi."}]},"RESİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su düzeyindeki sıra kayalar","example":null}]},"RESİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri","example":"Resimci dükkânlarında Türkler aleyhinde birçok levhalar asılmıştı."},{"pos":"n","definition":"Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılan toplantı","example":null}]},"RESİMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir konuyu resimlerle anlatmak","example":"O konuyu daha iyi anlatabilmek için resimledi ."},{"pos":"v","definition":"Bir yazının konusu ile ilgili resimleri o yazının uygun yerine koymak","example":"Ödevini daha etkili hale getirmek için, araştırdığı konuyla ilgili resimleri metnin içine resimlemeyi unutmamalısın."}],"lemma":"resimlemek"},"RESİTAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyuncunun tek başına gösterdiği başarılı etkinlik","example":"Tiyatroda, ünlü oyuncunun tek kişilik resitali büyük ilgi gördü, sahnedeki performansı izleyenleri büyüledi."},{"pos":"n","definition":"Tek bir sanatçının tek bir çalgı ile verdiği konser","example":"Piyanist, akşamki resitalinde Mozart'ın en ünlü eserlerini seslendirecek."}]},"RET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uygun bulmama; geri çevirme; kabul etmeme","example":"Dostundan ve ötekilerden kuvvetli bir ret bekliyordu."},{"pos":"n","definition":"Aile bireylerinden birinin sorumluluğunu üstünden atma, varlığını tanımama, aileden saymama","example":null}]},"RETORİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söz sanatlarını inceleyen bilim dalı","example":"Üniversitedeki ders programında, öğrencilere retorik üzerine derinlemesine bir eğitim verildi."},{"pos":"n","definition":"Güzel söz söyleme; hitabet sanatı","example":"Politikanın önemli isimlerinden biri olan konuşmacı, etkileyici bir retorik kullanarak salondaki herkesi büyüledi."}]},"RETİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göz yuvarlarının iç yüzeyinde görme sinirinin yayılması ile beliren, ışığa duyarlı, ağımsı bölüm","example":null}]},"REVA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yakışır; yerinde; uygun","example":"Reva mı hiddetin, reva mı şiddetin / Zulmeden sen misin, bilmem ki ben miyim?"}]},"REVAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstü örtülü, önü açık yer, sundurma","example":null}]},"REVAKİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aklın egemenliğini, doğaya uygun yaşamayı, ruhun duyumsamazlığı ve dünya yurttaşlığı ülküsünü amaç olarak koyan Kıbrıslı Zenon'un kurduğu, öğretiye ilişkin derslerin stoa denilen direkli galeride verildiği öğreti","example":null}]},"REVAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Giden; yürüyen","example":"Arabalarımıza binip Tiran yoluna revan, âdeta, kır gezintisine çıkmış bir aile hâlinde idik."}]},"REVANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumurta ve irmikle yapılan, fırında kabarıp piştikten sonra üzerine şerbet dökülen bir tür tatlı","example":null}]},"REVAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ticaret malının satılır olması","example":"Son zamanlarda teknolojik ürünlerin revaçta olması, birçok yeni mağazanın açılmasına neden oldu."},{"pos":"n","definition":"Bir paranın geçer olması","example":"Bu dönemde, döviz kurları değiştikçe bazı yabancı paralar revaçta, ancak yerli para birimi pek talep görmüyor."}]},"REVERANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Selam veya teşekkür için eğilerek veya dizleri kırarak yapılan hareket","example":"Kalktı, bir reverans ve bir çöküş; başını uzattı, ellerini yere koydu."}]},"REVNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parlak olma durumu, göz alıcı olma durumu","example":null}]},"REVOLVER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fişek koymaya yarayan bölümü silindir biçiminde ve namlu gerisinde olan, tek parçadan oluşmuş altı tane fişek alan tabanca","example":null}]},"REVÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş, zengin görünümlü sahne gösterisi","example":"Güzel bir kadın, filmlerdeki asker revü kızları gibi bir selam verdi."}]},"REVİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Okul, kışla vb. yerlerde hastalar için ayrılmış bölüm","example":null}]},"REVİZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzeltmek, yenilemek\" anlamlarındaki revize etmek sözünde kullanılır","example":null}]},"REVİZYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeniden gözden geçirme, düzeltme, yenileme, yenilenme, inceleme, kontrol etme","example":null}]},"REVİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yürüme işi veya biçimi","example":"Ne yapacağını bilmez serseri bir revişle, uzaklarda yeşil zirveleri dalgalanan duradur dağlara doğru uzaklaştı."},{"pos":"n","definition":"Bir sanatçıya, bir çağa veya bir ülkeye özgü teknik, renk, biçimlendirme ve söyleyiş özelliği","example":"Sanatçı, 19. yüzyılın izlenimci revişi ile tabloya hareket ve ışık katmayı başardı."}]},"REY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayırıcı bir nitelik olmak bakımından görüş, zihniyet","example":"Toplumda farklı reyler olduğu için, her bireyin olaylara bakış açısı da farklı olabiliyor."},{"pos":"n","definition":"Bir toplantıya katılanların, bir sorunla ilgili birkaç seçenekten birini tercih etmesi","example":"Parlamentoda itimat reyi alamayan her hükûmet şüphesiz istifa etmek zorunda kalacaktır."}]},"REYE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çizgili çubuklu çizgileri olan kumaş","example":null}]},"REYHAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ballıbabagillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları güzel kokulu, beyaz veya pembe çiçekli, bir yıllık ve otsu bir süs bitkisi","example":"Yedi türlü çiçek vardır başında / Kokar reyhan ile gül karmakarış"}]},"REYHANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap harfleriyle yazılan bir yazı türü","example":null},{"pos":"adj","definition":"İnce nakışlı","example":null}]},"REYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir mağazanın yalnız bir tür eşya satılan bölümü","example":null}]},"REYTİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"TV izlencesi için izleniş durumu, izlenme","example":null}]},"REZALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şerefsizce, haysiyetsizce davranış veya toplumu inciten olay veya durum","example":"Olayın ortaya çıkmasının ardından, yönetimin rezalet davranışları tüm şehirde konuşulmaya başlandı."}]},"REZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kapı, pencere, mobilya kapakları vb. açılır kapanır şeylerde kullanılan, bir mille birbirine tutturulmuş, biri sabit, öbürü hareketli iki parçadan oluşmuş metal parça","example":"Kapının reze tarafına yakın yerinde bir parmak kalınlığında bir çatlak gözüme ilişti."},{"pos":"n","definition":"Kapıyı içeriden ve dışarıdan açıp kapamaya yarayan ve başparmakla basılarak işletilen düzen","example":"Gece yağan yağmurdan rezeler şişmiş mi şişmiştir."}]},"REZEDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Muhabbet çiçeğigillerden, 1,5 metre yüksekliğinde, tohumlarından kandil yağı, çiçeklerinden sarı boya çıkarılan otsu bir bitki","example":null}]},"REZELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Reze ile kapamak","example":"Cebinden çıkardığı yassı uçlu bir demiri söve ile çerçevenin arasına sokarak camı da yukarı sürdü ve rezeledi."}],"lemma":"rezelemek"},"REZENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maydanozgillerden, 1-1,5 metre yüksekliğinde, sarı çiçekli, yaprakları iplik biçiminde parçalı, hoş kokulu, baharatlı meyveleri anason gibi yemeklerde ve bazı içkilerde tat verici olarak kullanılan, hekimlikte gaz söktürücü olarak yararlanılan çok yıllık otsu bir bitki","example":null}]},"REZERV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek kaçınmayı gerektiren sebep veya durum","example":"Bu konuya bir rezerv koymak lazım."},{"pos":"n","definition":"Gereğinden fazla olup saklanan şey; yedek","example":"Spor salonunun yedek rezerv ekipmanları, ana malzemeler bozulduğunda hemen devreye girmesi için hazır tutuluyor."}]},"REZONANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzgün itmelerin etkisiyle bir salınım genliğinin artışı","example":null}]},"REZİDANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güvenliği bulunan, kullanıcılarına özel hizmetler sunulan, her türlü ihtiyacın karşılandığı özel konut","example":"Modern rezidanslarda, bina sakinleri için 24 saat güvenlik ve çeşitli sosyal olanaklar sunuluyor."},{"pos":"n","definition":"Yüksek devlet görevlileri, elçiler ve benzerinin oturmalarına ayrılan konut","example":"Şehirdeki yeni inşa edilen rezidans, elçilere ve yüksek devlet görevlilerine tahsis edilecek."}]},"REZİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, hain","example":"O kişi başkalarının sırtına basarak en rezil yoldan para kazanmayı seçti."}]},"REÇEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meyvelerin şekerle kaynatılmasıyla hazırlanan tatlı","example":"Onlar kahve, süt hatta kışın salep içmeyi, zeytin, peynir, reçel ve ekmek yemeyi tercih ederler."}]},"REÇETE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sonuca varmak, ortadaki engelleri kaldırmak için izlenilmesi gereken yöntem","example":"Şirket yönetimi, krizi atlatmak için bir reçete hazırladı."},{"pos":"n","definition":"Üzerinde doktorun hastası için gerekli gördüğü ilaçlarla, bunların kullanılış biçimleri yazılı olan kâğıt","example":"Faydasını gördüğümüz ve faydasını görürsek tekrar etmemizi doktor tavsiye ettiği için reçeteyi yine aldım ele."}]},"REÇİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı bitkilerde, özellikle çamlarda oluşan, katı veya yarı akışkan organik salgı maddesi, ağaç sakızı","example":"Ata Efendi, depoya yığılı kerestelerin reçine kokusundan hazzettiğini anladı."},{"pos":"n","definition":"Sonsuz polimerleşme ile elde edilen, büyük moleküllü yapay madde","example":"Sanayide kullanılan reçine, dayanıklı ve esnek bir kaplama malzemesi olarak tercih edilir."}]},"REİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse","example":"Mahalledeki etkinliklere katılan reis, herkesin fikirlerini dinleyip kararlar alarak toplumu yönlendirdi."},{"pos":"n","definition":"Bir topluluğun, bir toplantının veya bir derneğin başında bulunan kimse","example":"Derneğin başkanlık görevine getirilen reis, yeni projeler üzerinde çalışmaya başladı."}]},"REŞME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanın başlığı, yuları ve gemi","example":"Çiftlikteki ineklerin reşmelerini düzgün takarak onları rahatça yönlendirebilirsin."}]},"REŞİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Haklarını kendi kullanmak için yasanın gösterdiği yaşa gelmiş olan kimse","example":"18 yaşını doldurduğu için artık reşit sayılıyor ve tüm yasal haklarını kendisi kullanabiliyor."}]},"RIH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazıdaki mürekkebi kurutmak için dökülen çok ince ve renkli bir tür kum","example":null}]},"RIHDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazı kurutmak için kullanılan özel kumun konduğu üzeri delikli kap","example":null}]},"RIHTIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir akarsu veya deniz kıyısında doldurularak yapılmış, gemilerin indirme bindirme veya yükleme boşaltma yapabileceği yer","example":"Önce rıhtımda acı bir insan çığlığı koptu, sonra hıçkırıklarla gözyaşları kaldı rıhtımda."}]},"RIZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uygun bulmak, beğenmek, benimsemek, istemek","example":"Bu kararında annesinin rızası yoktu."}]},"RIZIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek","example":null},{"pos":"n","definition":"Tanrı'nın bütün yarattıklarına verdiği nimet","example":"Her sabah güneş doğduğunda, doğa rızıkla dolup taşar; her varlık, Tanrı'nın lütfuyla beslenir."}]},"ROAMİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müşterilerine yurt dışında da hizmet verebilmek için cep telefonu firmalarının başka ülkelerin iletişim firmalarıyla kurduğu iş birliği","example":null}]},"ROBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça","example":"Geleneksel kıyafetlerde, roba kısmı genellikle çok zarif işçilikle süslenmiş olurdu."}]},"ROBOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli bir işi yerine getirmek için manyetizma ile kendisine çeşitli işler yaptırılabilen otomatik araç","example":"Fabrikanın üretim hattında, yeni alınan robotlar, montaj işlemlerini hızlı ve hatasız bir şekilde gerçekleştiriyor."},{"pos":"n","definition":"Başkasının buyruğu ile iş yapan, kendi akıl ve iradesini kullanmayan kimse","example":"Toplantıda, müdürünün her söylediğini harfiyen uygulayan Ali, adeta bir robot gibi davranıyordu."}]},"ROBOTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birtakım işlevlerde insanın yerini alabilecek düzeneklerin hazırlanmasıyla ilgili çalışma ve tekniklerin bütünü","example":null}]},"RODA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yöntemine uygun düzgün sarılmış halat yumağı","example":null}]},"RODAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir motorun yavaş yavaş çalıştırılarak alıştırılması","example":null}]},"RODEO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir binicinin yabani at veya öküz üzerinde durabilmesine dayanan Amerikan oyunu","example":null}]},"RODYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 45, atom ağırlığı 102, 91, yoğunluğu 12,33 olan, 1970 derecede eriyen, gümüş renginde, sert, kırılgan bir element","example":null}]},"ROKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turpgillerden, yaprakları salata gibi yenen, 20-40 cm yüksekliğinde, sebze olarak bahçelerde yetiştirilen, kokulu, bir iki yıllık bir bitki","example":null}]},"ROKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atış sırasında mekanik olarak yön verilen, yörüngesinin başlangıcında öz itmeli olarak yol alan ve daha sonra yalnız balistik kanunlarına bağlı kalan mermi","example":"Askeri tatbikatta, roketler hedeflere doğru başarılı bir şekilde yönlendirildi ve istenilen noktalara ulaştı."},{"pos":"n","definition":"Bir tür füze","example":"Uzay ajansı, Mars’a keşif aracı göndermek için yeni bir roket fırlatma testi gerçekleştirdi."}]},"ROKFOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyun sütünden yapılan, mahzenlerde olgunlaştırılan, içi özel küflü peynir","example":null}]},"ROKOKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"XVIII. yüzyılın başında Fransa'da çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol, gösterişli bir bezeme üslubu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu üslupta olan","example":null}]},"ROL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir oyunda oyuncunun canlandırdığı kişi; bir işteki görev","example":"Okul oyununda kral rolünü oynadı."}]},"ROM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şeker kamışından şeker yapılırken elde edilen öz suyun, melas ve artıkların mayalandırılarak kurutulmasıyla elde edilen alkollü sert içki","example":null}]},"ROMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İtalya'nın ve Razio Bölgesi'nin başkenti","example":null}]},"ROMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu türde yazılmış eser","example":"Hikâyem tıpkı hayalî, hissî bir roman kadar gariptir diye başladı."},{"pos":"n","definition":"İnsanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî tür","example":"Roman sanatının inceliklerine hakim bir yazardı."}]},"ROMANESK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sürekli hayal kuran, hep hayal peşinde koşan (kimse)","example":"Hicabını, ayıbını da henüz duyamayacak kadar romanesk bir hüzün içindeydi."},{"pos":"adj","definition":"Roman özelliği olan","example":"Hayattaki her vaka, her sergüzeşt romanesk çeşide mevzu olabilir."}]},"ROMANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış, genellikle kıtalar biçiminde beste","example":"Piyanist, akşam konserinde duygu dolu bir romans çalarak izleyicileri büyüledi."},{"pos":"n","definition":"Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü","example":"İspanyol edebiyatına özgü romanslar, halkın günlük yaşamını ve duygularını anlatan sekiz hecelik dizelerle yazılırdı."}]},"ROMANTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davranışlarında duygu ve coşkunun aşırı ölçüde etkisi bulunan","example":"Kardeşimin hayatında oynadığınız rol sizi romantik bir insan gibi bana gösterdi."},{"pos":"adj","definition":"Romantizm ile ilgili","example":"Romantik sanat, istek ile istenç arasındaki çatışamadan doğar."}]},"ROMANYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Bükreş.","example":null}]},"RONDELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkıştırılacak parça ile somun arasına konan ve bu somunun parça üzerine uyguladığı kuvveti iletmeye ve dağıtmaya yarayan küçük delikli pul","example":null}]},"ROP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğu tek parça kadın giysisi","example":"İlk gözüme çarpan şey, pembe renkli, ince yünlü, sade bir roptu."}]},"ROSEAU":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Dominika ülkesinin başkenti.","example":null}]},"ROSTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haşlandıktan sonra veya doğrudan doğruya kızartılarak pişirilen, dilim dilim kesilen et","example":null}]},"ROT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıtlarda direksiyon ile tekerlek arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk","example":null}]},"ROTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol","example":"Uçuş öncesi kaptan, hava koşullarına göre rotasını değiştirdi."},{"pos":"n","definition":"Görüş veya tutuma göre gidilen, izlenen yol","example":"Sarhoş serseri, bir eliyle boyuna rotayı ayarlamaya çalışıyordu."}]},"ROTASYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir birimde çalışan görevlilerin düzenli bir biçimde yer değiştirmeleri","example":null}]},"ROTATİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük bir çabuklukla dönerek işleyen ve saatte binlerce adet basan bir tür basım makinesi","example":null}]},"ROTOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dalgalı akımlı elektrik motor veya dinamolarında hareketli bölüm","example":null}]},"ROTİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otomobilin ön düzeninde bulunan, her yöne dönebilen ve mafsal olarak kullanılan küre biçiminde bir parça","example":null}]},"ROZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür pembe elmas","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu elmasla yapılmış olan takı","example":null}]},"ROZBİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kızartılmak amacıyla hazırlanmış veya kızartılmış sığır eti parçası","example":null}]},"ROZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür pembe şarap; gül şarabı","example":null}]},"ROZET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakaya takılmak için çeşitli biçimlerde yapılan, bir kuruluşun sembolü sayılacak genellikle küçük metal nesne","example":"Bir süs bir rozet gibi yakasına iliştirmiştir."},{"pos":"n","definition":"Güney Anadolu sahillerinde yetişen, pembe ve beyaz çiçekleri olan süs bitkisi","example":"Bahçemdeki rozeti her yıl dikkatle suluyorum çünkü bu çiçekler sıcak havaları çok sever."}]},"RUAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle atlarda görülen ve insanlara da bulaşan ölümcül bir hayvan hastalığı","example":null}]},"RUANDA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Kigali.","example":null}]},"RUBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşanılacak, giyilecek şey","example":"Şu parayı al da kendine birkaç kat ruba yaptır."}]},"RUBAİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir","example":"Bu rubailer basit olmakla beraber onlarda hayalden çok mücerrede doğru bir akış vardır."}]},"RUBLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rusya Federasyonu'nda geçerli olan para birimi","example":null}]},"RUBİDYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 37, atom ağırlığı 85,48, yoğunluğu 1,53 olan, 39 derecede eriyen, çabuk oksitlenen, tütün, pancar vb. bitkilerde, maden sularında bulunan, potasyuma benzer kimyasal element","example":null}]},"RUCHBAH":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Kassiopeia takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"RUF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılan çoğu kiremit kaplı bölüm","example":null}]},"RUGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakkabı, çanta vb. yapımında kullanılan parlak deri","example":"Yağmurlu havalarda kaldırımlar ne güzeldirler, rugan gibi parlarlar."},{"pos":"adj","definition":"Bu deriden yapılmış","example":"Fakat ne frakları var, ne sivri yakalı kolalı gömlekleri, ne rugan pabuçları."}]},"RUH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık","example":"Birçok kültür, ölümden sonra ruhun bedenden ayrıldığına ve başka bir varlık halinde yaşamaya devam ettiğine inanır."},{"pos":"n","definition":"Bitkilerden türlü yollarla çıkarılan veya kimyasal yöntemlerle yapılan, kokulu ve uçucu sıvı","example":"Lavanta yağından elde ettiği ruhu her tarafına sürünmüştü."}]},"RUHANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görülmeyen, duyularla sezilebilen, soyut","example":"Ruhani bir cazibe Turhan'ı türbeye çekti."},{"pos":"adj","definition":"Dinle ilgili, dinî bir havası olan; manevi","example":"Bir nur inmiş gibi yüreğime âdeta ruhanî diyebileceğim bir sükûnet çökmüştü."}]},"RUHEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ruh bakımından","example":null}]},"RUHSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey yapmak için verilen veya alınan özgürlük","example":"Yönetim, yeni bir proje başlatmak için herkese ruhsat verdi, böylece herkes kendi alanında yenilik yapma şansına sahip oldu."},{"pos":"n","definition":"Belli etkinliklerde bulunabilmek, kamu hizmet ve mallarından yararlanabilmek için kişilere, önceden belirlenmiş bazı şartlara uyma kaydıyla idarece verilen izin","example":"Pazar ruhsatları tarifesi hakikaten ağırdır."}]},"RUHÖTESİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ruhlarla ilişki kurma, gelecekten haber verme gibi ruh biliminin kapsamına girmeyen ve onun dışında incelenen olayları kapsayan alan","example":null}]},"RUHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ruhla ilgili olan, ruhi, tinsel, psişik","example":null}]},"RUHİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyum, heyecan, düşünme vb. olguları ve bunların yasalarını inceleyen bilim","example":"Ben Avrupa'nın püriten papazlarıyla rekabet eden ruhiyat büyücülerinden değilim."}]},"RUJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dudakları boyamak için kullanılan kokulu, renkli madde","example":"Yanaklara, dudaklara, gül renkli ruj sürülmüş ama belli belirsiz."}]},"RUJLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ruj sürmek","example":null}],"lemma":"rujlamak"},"RUJLAMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ruj sürmek","example":null}]},"RULET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bilyenin, dönmekte bulunan derin tepside yazılı numaralarından ve siyah ile kırmızı renklerden birinin üzerinde durmasıyla kazananı belirten kumar aracı ve bununla oynanan kumar","example":"Oyuncakçı dükkânından satın alınmış, çocuk işi teneke bir makine ile dün gece cumhur cemaat rulet oynamıştık."},{"pos":"n","definition":"Pastacı, terzi ve benzerinin kullandığı dişli, küçük demir çark","example":"Terzi, kumaşın düzgün kesilmesi için rulet kullanarak ölçüler aldı."}]},"RULMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mekanik ve elektrikli sistemlerde kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile muylular arasına yerleştirilen parça","example":null}]},"RULO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dürülerek boru biçimi verilmiş deri veya kâğıt tomar","example":"Duvarlardaki raflarda kurtların kemire kemire bitiremediği el yazmaları, parşömenler ve harita ruloları vardı."},{"pos":"n","definition":"Boya işlerinde kullanılan emici özelliğe sahip sünger veya sentetik silindir","example":"Duvarı boyarken, rulo yardımıyla daha hızlı ve düzgün bir şekilde boyayı yaydım."}]},"RUMBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küba'dan Amerika ve Avrupa'ya yayılan bir dans","example":"Rumba, Küba kökenli bir dans olup, zarif ve ritmik hareketleriyle dünya çapında büyük bir popülerlik kazanmıştır."},{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":"Caz o yıl çok yayılan bir rumbayı çalıyor."}]},"RUMUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret","example":"Pencere kenarındaki mavi boncuk, anneannesinin ona olan sevgisinin bir rumuzuydu; her gördüğünde ona sarıldığı günleri hatırlardı."},{"pos":"n","definition":"Gizli anlamları olan işaretler ve sözler","example":"Ne vurdumduymaz misafirdi bunlar... Ne surattan anlıyorlardı ne rumuzdan ne kinayeden..."}]},"RUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"III-XIII. yüzyıllarda İngiliz İskandinav dillerinde kullanılan alfabenin harflerinin her biri","example":"Eski İskandinav mezar taşında oyulmuş birkaç run, o dönemden kalan önemli mesajları içeriyordu."},{"pos":"n","definition":"Göktürk yazıtlarında kullanılan yazı türünün harflerinden her biri","example":"Tarihi taşların üzerindeki her run, Türklerin o dönemki yaşamına ve değerlerine dair ipuçları veriyordu."}]},"RUNİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Run harfleriyle yazılmış","example":null}]},"RUPİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hindistan, Nepal, Pakistan'da kullanılan para birimi","example":null}]},"RUSTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kır ile ilgili","example":"Rustik barlarda her şey sıcacık ve tahtadır."},{"pos":"n","definition":"Pencere üstlerine takılan ahşap korniş","example":null}]},"RUSYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Asya ve Doğu Avrupa'da yer alan, resmi dili Rusça ve başkenti Moskova olan ülke","example":null}]},"RUTENYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 44, atom ağırlığı 101,07, yoğunluğu 12,3 olan, 2400 derecede eriyen, sert ve kırılgan, havada kolayca oksitlenen bir element","example":null}]},"RUTUBET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havada bulunan su buharı, hafif ıslaklık","example":null}]},"RUTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alışkanlıkla elde edilmiş beceri","example":null},{"pos":"adj","definition":"Alışılagelen, sıradan, sıradanlık, çeşitlilik göstermeyen, alışılagelmiş düzen içinde yapılan","example":null}]},"RUZNAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplantılarda görüşülecek konuların bütünü","example":"Bugün yapılacak toplantının ruznamesinde, öncelikle bütçe konusu ele alınacak."},{"pos":"n","definition":"Olayların zaman sırasına göre yazılmış bulunduğu defter","example":"Bugün elimde bir ruznamem olsaydı belki hakikati anlayabilecektim."}]},"RUZUŞEB":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Arkası kesilmeden, sürekli ve devamlı bir şekilde","example":null}]},"RÖFLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saçın yansıması","example":"Güneş ışığı, onun saçlarında öyle güzel bir röfle oluşturuyordu ki, adeta altın sarısı bir parlama yayılıyordu."},{"pos":"n","definition":"Saçın değişik tonlarda boyanması","example":"Yaz tatilinden önce saçlarına röfle yaptırarak daha canlı bir görünüm elde etti."}]},"RÖGAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanalizasyona inmek ve tıkanıklığı gidermek üzere yapılmış özel baca","example":null}]},"RÖLANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Poker vb. oyunlarda konuşmadan önce zaman kazanmak veya sürülmüş olan parayı artırmak için söylenen söz","example":null}]},"RÖLANTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıtlarda motorun en az yakıtla çalışma ayarı","example":null}]},"RÖLATİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı bulunan, mutlak olmayan","example":null}]},"RÖLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismin veya bir gücün biçimini değiştirmeye yarayan alet","example":null}]},"RÖLYEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser","example":null}]},"RÖLÖVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski bir sanat eserinin, bir yapının çizilerek veya boyanarak hazırlanan kopyası","example":"Müze, antik tapınağın rölövesini yaparak, ziyaretçilere orijinal yapının nasıl göründüğünü gösterdi."},{"pos":"n","definition":"Bir yapının bütün boyutlarını ölçerek plan, kesit ve görünüşünü yeniden çıkarma","example":"Aklıma gelmişken otelden ilk çıkarttığımız rölöveyi de kontrol et, ölçüler tutmuyor."}]},"RÖMORK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başka bir taşıt tarafından çekilen motorsuz taşıt","example":"Traktörün arkasına bağlı römorkun üstüne tırmandı."}]},"RÖMORKÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yedeğinde başka taşıtlar götüren taşıt ve özellikle deniz taşıtı","example":null}]},"RÖNTGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir organın durumunu tespit etmek için çekilen film","example":"Dişindeki problemi görmek için röntgen sonuçlarını bekliyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Gama veya x ışınlarının miktar ölçümü birimi","example":"Radyasyon ölçümlerinde, güvenli seviyenin üzerinde röntgen biriminde ışın almamak için koruyucu ekipman kullanmak çok önemlidir."}]},"RÖPORTAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Radyo ve televizyon habercisinin araştırma ve soruşturma sonucunda hazırlamış olduğu program","example":"Gazeteci, şehirdeki trafik sorunlarıyla ilgili kapsamlı bir röportaj hazırlayarak konuyu televizyon programında ele aldı."},{"pos":"n","definition":"Konusu bir soruşturma, araştırma olan gazete veya dergi yazısı","example":"Ben vaktiyle hayata İstanbul gazetelerine röportaj yapan bir genç olarak katılmıştım."}]},"RÖPORTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Röportaj yapan kimse","example":"Romancı olmadan evvel ben de röportör olarak hayata atıldım."}]},"RÖTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gecikmek eylemi","example":null}]},"RÖTUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fotoğrafçılıkta resimleri basmadan önce cam üzerinde düzeltme işi","example":"Fotoğrafçı, baskı işleminden önce son rötuşları yapmak için resmin üzerinde çalışıyordu."},{"pos":"n","definition":"Düzeltmek amacıyla yapılan değiştirme","example":"Benim kısaltılan makale ile Zühtü'nün rötuştan geçen makalesini birleştirdiler."}]},"RÖTUŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kusurları gidermek amacıyla düzeltmek, değiştirmek","example":null}],"lemma":"rötuşlamak"},"RÖVANŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sporda veya oyunda yenilmiş olanın aynı rakiple oynadığı ikinci oyun","example":null}]},"RÖVEŞATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda yüksekten gelen topa gövdeyi sırtüstü devirip makas yaparak vurma","example":null}]},"RÖYALTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir fikir veya sanat eserini yaratan kişinin, bu eserden doğan haklarının hepsi","example":null}]},"RÜCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geri dönme, sözünü geri alma","example":"İş bu raddeye geldikten sonra rücu edilmez."},{"pos":"n","definition":"Bir olayın kendi sebepleri üzerindeki tepkisi","example":"Olan bitenin rücu ettiği noktada, kararın ne kadar yanlış olduğu daha da netleşti."}]},"RÜFEKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimseler","example":null}]},"RÜKU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öne doğru eğilme","example":"Rüku halinde birkaç dakika bekledi."},{"pos":"n","definition":"Namazda elleri dizlere dayayıp öne doğru eğilme","example":"Namaz kılarken rükuda beklemeyi unutup doğrudan secdeye gitti."}]},"RÜKÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kurulun, bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri","example":null}]},"RÜKÜŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın","example":"Sadece kasabanın adam çekiştirmesinden başka bir şey bilmeyen seviyesiz ve rüküş kadınlarını tenkit ediyordu."}]},"RÜSUMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı mallardan devletçe alınan vergiler","example":"Size ya rüsumat müdürlüğünde yahut da şehir eminliğinde gözü olduğunu söyler."}]},"RÜSUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çökeltime sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde","example":null}]},"RÜSVA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ayıplanacak durumda olan; rezil","example":null}]},"RÜTBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri","example":"Müfit vatandaş yetiştirmenin kutsi zevki de her rütbenin, her zevkin fevkinde değil midir?"},{"pos":"n","definition":"Subay, astsubay ve polislerin sahip olduğu derece, mevki","example":"Askeri Yargıtay Başkanı, Başsavcı, Askeri Yargıtay üyeleri arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar."}]},"RÜYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleşmesi beklenen ve istenen şey","example":"Başarılı bir kariyer, onun en büyük rüyasıydı."},{"pos":"n","definition":"Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü","example":"Gece boyunca çok ilginç bir rüya gördüm, sanki başka bir dünyada yaşıyordum."}]},"RÜYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılama","example":"Uzaktaki bir dağın zirvesini rüyet etmek, ona güç ve ilham veriyordu."}]},"RÜZGAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havanın yer değiştirmesinden oluşan esinti","example":null}]},"RÜZGARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak","example":"Rüzgârın savurduğu karlar, keskin cam parçaları gibi insanın yüzünü dağlıyordu."},{"pos":"v","definition":"Rüzgârı veya havayı herhangi bir şeyin üzerine yöneltmek","example":"Sıcak yaz günlerinde, vantilatörü açıp rüzgarlayarak odayı serinlettiler."}],"lemma":"rüzgarlamak"},"RÜÇHAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Benzerlerinden daha yüksek düzeyde olma","example":"Çalışkanlığı ve dürüstlüğü sayesinde sınıf arkadaşlarına kıyasla rüçhan sahibiydi."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, başkalarından üstün sayılması","example":"Bu mülk, konumu ve büyüklüğü açısından diğerlerine göre rüçhan sahibidir."}]},"RÜŞEYM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Döllenmiş yumurtacığın gelişmeye başladığı andan dölüt olmasına kadar geçen süredeki adı","example":null}]},"RÜŞT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların bilgi, görgü ve hoşgörü bakımından gereği kadar gelişmiş olma durumu","example":"Rüştünü ispat eden bu genç, yalnızca ilmî sahada değil, ahlâkî bakımdan da olgunlaşmış fazilet sahibi birisiydi."}]},"RÜŞTİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaokul derecesinde olan eğitim kurumu","example":null}]},"RÜŞVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak sağlanan çıkar","example":"Bu zat rüşvetin, hediyenin korkunç bir düşmanıymış!"}]},"RİAYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyma; boyun eğme","example":"Edep ve erkâna riayet lazım."},{"pos":"n","definition":"Sayma, saygı, ağırlama, itibar etme","example":"Onun sözüne kıymet verir, riayet eder."}]},"RİCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dileyiş, dileme, dilek","example":"Onun ricasını kıramaz, hemen yapar."}]},"RİCAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksek makamlardaki devlet adamları","example":"Kendisi II. Abdülhamit devri ricalinden olmakla beraber bu servete hiçbir şey ilave etmedi."}]},"RİCAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vazgeçme işi","example":"Bu işten ricatı yok."},{"pos":"n","definition":"Savaşı daha elverişli şartlarda sürdürmek amacıyla bir askerî birliğin düşmandan çözülerek başka bir mevzi veya bölgeye hareket etmesi","example":"1683'te Viyana ricati ile imparatorluk, Avrupa fetihlerini kaybetmeye başlayacaktır."}]},"RİGA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Letonya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"RİGEL":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Orion takımyıldızının en parlak yıldızı.","example":null}]},"RİJİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sert, katı (davranış)","example":"Yöneticinin rijit tutumu, çalışanların fikirlerini özgürce ifade etmelerini engelliyordu."},{"pos":"adj","definition":"Kuvvet veya moment etkisi altında şekil değiştirmeyen, formunu koruyan","example":"Bu yeni rijit malzeme, yoğun baskı altında bile formunu kaybetmeden uzun süre dayanabiliyor."}]},"RİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi","example":null}]},"RİKKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma","example":"Yeni müdür, çalışanlarına gösterdiği rikkat ile kısa sürede herkesin takdirini kazandı."}]},"RİMEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların kirpiklerini kıvırmak ve daha uzun göstermek için fırça ile sürdükleri yağlı sürme","example":"Nihayet kirpiklerine de birer fırça rimel dokundurdu, onları da dikleştirdi."}]},"RİMELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Göze rimel sürmek","example":null}],"lemma":"rimellemek"},"RİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öz kedi balığıgillerden, yan kanatları vücuduna yapışık, uzun kuyruklu, iri bir balık","example":null}]},"RİNDANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Rint gibi, rinde yakışır biçimde","example":"O mecmuadaki gazelleri yüksek sesle okurken eski şiir lehçemizdeki beliğ ve rindane edaların zevkine varıyorum."}]},"RİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde boks yapılan, çevresi kordonla çevrilmiş yer","example":null}]},"RİNGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemikli balıklardan, ılık denizlerde büyük sürüler halinde dolaşan ve tütsü ile kurutulmuşu sıkça tüketilen, uskumru iriliğinde bir balık","example":null}]},"RİNT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hoşgörüsü geniş, açık yürekli, güvenilir kimse","example":"O, her zaman rint bir insandı; zor zamanlarda bile başkalarına yardım etmek için elinden geleni yapardı."}]},"RİSALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle bir şeyi tanıtmayı amaçlayan, sayfa sayısı az, küçük kitap","example":"O zamanın âlimlerinden biri, dini bilgileri halk arasında yaymak için kısa bir risale yazdı."}]},"RİSK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zarara uğrama tehlikesi","example":null}]},"RİTMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düzenli aralıklarla tekrarlanan, uyumlu","example":null}]},"RİTÜEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî tören","example":null}]},"RİTİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu","example":null}]},"RİVAYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağızdan ağza dolaşan, kesinlik kazanmayan haber, rivayet, şayia","example":"O geceki olay hakkında birçok rivayet var, ancak hala ne olduğunu kimse tam olarak bilmiyor."},{"pos":"n","definition":"Bir olay, bir haber veya sözü nakletme","example":"Bir rivayete göre, kaplanın dayısı olan kedinin keyiflenip miyavlaması işte bu zamandan kalmadır."}]},"RİYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnandığı, düşündüğü gibi davranmama, özü sözü bir olmama huyu","example":null}]},"RİYAD":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Suudi Arabistan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"RİYAKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İkiyüzlü; yüze gülen; mürai","example":"Herkesin içinde gülüp, hoş sohbet eden o riyakar adam, arkasından başkalarını kötülemeden duramaz."},{"pos":"adj","definition":"Özü sözü bir olmayan","example":"O riyakar kişi, herkese ne kadar yardımsever olduğunu söylese de, aslında kimseye el uzatmaz."}]},"RİYAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pesetanın dörtte biri değerinde İspanyol parası","example":"Aldığı kumaş için satıcıya bir peseta verdi, para üstü olarak iki riyal aldı."},{"pos":"n","definition":"İran, Suudi Arabistan ve Yemen'de kullanılan para birimi","example":"Suudi Arabistan'da alışveriş yaparken, ödemeleri riyal ile yapmamız gerektiğini öğrendik."}]},"RİYALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı donanmasında tuğamirale eş bir rütbe","example":null}]},"RİYASET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir topluluğun, bir toplantının veya bir derneğin başında bulunan kimsenin görevi veya makamı","example":"Öğleden sonra Posta ve Telgraf Nezaretinin üst katındaki salonda içtimaya bizzat riyaset edecekti."}]},"RİYASIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olduğu gibi görünen, ikiyüzlü davranmayan","example":"Riyasız Evliya Çelebi Beşiktaş'taki seyir yerinin de bülbüllerle kaynaştığını söyler."},{"pos":"adv","definition":"İki yüzlü davranmadan","example":"Dünyayı ve şehri riyasız kucaklamak istiyordum."}]},"RİYAZET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nefsin isteklerini kırma","example":"Karargâhta âdeta bir manastır hayatının riyazeti içinde yaşıyorduk."}]},"RİYAZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Matematik, geometri vb. bilimlerle ilgili olan","example":null}]},"RİYAZİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aritmetik, cebir, geometri gibi sayı ve ölçü temeline dayanarak niceliklerin özelliklerini inceleyen bilimlerin ortak adı","example":null}]},"RİYOLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Granitle aynı kimyasal yapıda, içinde mikrolitler olan kayaç","example":null}]},"RİZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"RİZİKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zarara uğrama tehlikesi","example":null}]},"SAADET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu","example":null}]},"SAADETLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Güle güle\" anlamında esenleme sözü","example":null}]},"SAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Günün yirmi dörtte biri olan zaman birimi; zamanı gösteren araç","example":"Saat dokuzda buluşalım."}]},"SABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sabah vakti gün doğusundan esen yumuşak ve hafif rüzgar","example":"Saba rüzgarı, dağların eteklerinde hafifçe esip taze sabah havasını taşır, insanın ruhunu canlandırır."},{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam","example":"Usta sanatçı, saba makamında söylediği eserle dinleyiciyi derinden etkiledi, her notası ruhu sarstı."}]},"SABAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Günün başlangıcı, günün ilk saatleri","example":"Bu gece sabaha kadar oturduk. Bugün sabahtan beri çalışıyorum."},{"pos":"adv","definition":"Sabah vaktinde, sabahın ilk saatlerinde","example":"Bu sabah / Dün sabah"}]},"SABAHA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yarın sabah","example":null}]},"SABAHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir sebeple bütün geceyi uyumadan geçirmek","example":"Ödevini vaktinde yetiştirmek için sabahlamış."},{"pos":"v","definition":"Bir yerde sabaha kadar kalmak","example":"Stadyum kapısında akşamlayan, Keloğlan'la sabahlayan muhtardan adamdan muhtar olur mu?"}],"lemma":"sabahlamak"},"SABAHTAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sabah vaktinde, sabahın ilk saatlerinde","example":"Bu sabah / Dün sabah"}]},"SABAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı","example":"Bak çorak tarlasında sabanına dayanmış / Geniş alnı güneşle, bağrı ateşle yanmış"}]},"SABIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zaman bakımından geride kalmış, önce olan","example":"Sabık yıllarda yapılan uygulamalar, günümüz şartlarına göre daha zorlayıcıydı."}]},"SABIKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçmişte işlenmiş, mahkemece ispatlanıp cezalandırılmış olan suç","example":"Üstelik sabıkası olduğu için iş bulması daha da güçtür."},{"pos":"n","definition":"Geçmiş bulunan şey, geçmiş bulunan olay","example":"Hadise-i sabıkanın etkisi hala sürüyordu."}]},"SABIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi","example":"Annem pek yorgun bir saatinde değilse bu tutturmalarıma sabır gösterirdi."},{"pos":"n","definition":"Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme","example":"Sabırlı ol, şimdi gelecek annen."}]},"SABIRLA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sabır göstererek, sabırlı davranarak","example":null}]},"SABO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle birçok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı","example":"Yaz aylarında sabo giyen çiftçiler, tarla işlerini rahatça yapabiliyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Üzerinde deri vb. bant bulunan bir tür sandal","example":"Sahilde, sabo giyen turistler denizin keyfini çıkarıyordu, çünkü bu rahat ayakkabılar, sıcak kumlarda yürümeyi kolaylaştırıyordu."}]},"SABOTAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilinçli ve kasıtlı olarak bir işi veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma","example":null}]},"SABOTE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sabote etmek: bir işi bilerek bozmak","example":null}]},"SABRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş olmayan bir durumu, güç şartları, eziyeti, sıkıntıyı üstlenmek","example":null}],"lemma":"sabretmek"},"SABREYLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş olmayan bir durumu, güç şartları, eziyeti, sıkıntıyı üstlenmek","example":null}],"lemma":"sabreylemek"},"SABUH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sabah vakti içilen içki","example":null}]},"SABUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Abuk sabuk, saçma sapan söz söylemek","example":"Bin çeşit cinsel sapmayı sabuklamadan önce, savaşa sayfalar ayırmış uzun uzadıya..."}],"lemma":"sabuklamak"},"SABUKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Abuk sabuk konuşma, anlamsız davranışlar gösterme biçiminde belirtileri olan ruhsal bozukluğa yakalanmak","example":null}],"lemma":"sabuklanmak"},"SABUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kirli ve yağlı şeyleri temizlemekte kullanılan, türlü yağlarla alkaliler birleştirilerek yapılan madde","example":"Elleri kirlenen çocuk sabunla yıkadı ve parmak uçlarına kadar tertemiz oldu."},{"pos":"n","definition":"Bu maddenin kalıp durumunda olan biçimi","example":"Sabunlar, her biri farklı kokularla hazırlanmış ve küçük kalıplara dökülüp paketlenmişti."}]},"SABUNLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir şeyi sabun sürerek yıkamak","example":"Yüzünü sabunlarken ıslık çalıyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir nesneyi sabun sürerek kaygan duruma getirmek","example":"Komiserle gelen jandarmalar bir iskemleye binmişler, gülüşerek darağacının ipini sabunluyorlardı."}],"lemma":"sabunlamak"},"SABUNİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür nişasta helvası","example":null}]},"SABUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok sabırlı","example":null}]},"SABURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi safrası","example":null}]},"SABİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük çocuk","example":null}]},"SABİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yerinden kımıldamayan, yerini değiştirmeyen, hareketsiz","example":"Rüzgardan üstü başı dağılmıştı ancak ne hikmetse şapkası uçmamıştı, sabit bir şekilde başında duruyordu."},{"pos":"adj","definition":"Gerçekliği tespit edilmiş, kanıtlanmış olan","example":"Bir amaç uğruna göze alınacak sıkıntı ve zorlukların sabit sembolleri işimize yaramayabilir."}]},"SABİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir formülde geçen ve önceden belirlenmiş bulunan değişmez nicelik","example":"Bu denkleme göre sabite, her zaman aynı değeri alır ve çözümdeki tüm hesaplamalar buna dayanır."},{"pos":"n","definition":"Hareket etmeyen yıldız","example":"Gökyüzünde sabit yıldızlar, astronomların zaman ölçümleri için önemli bir referans noktasıydı."}]},"SABİTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sabit duruma getirmek","example":null}],"lemma":"sabitlemek"},"SAC":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yassı demir çelik ürünü","example":"Atölyede çalışan işçiler, sac levhaları kesip, farklı projelerde kullanmak üzere hazırladılar."},{"pos":"n","definition":"Bu nesneden yapılmış dışbükey pişirme aracı","example":"Evde, eski usul bir sac üzerinde ekmek pişirmek çok daha lezzetli oldu; dışı çıtır çıtır, içi ise yumuşacık oldu."}]},"SACAYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine tencere, tava vb. koymaya yarayan, ateş üzerine oturtulan, üç ayaklı çember veya üçgen biçiminde demir destek)","example":"Sacayağını ateşin üstüne koydu."}]},"SACAYAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine tencere, tava vb. koymaya yarayan, ateş üzerine oturtulan, üç ayaklı çember veya üçgen biçiminde demir destek)","example":"Sacayağını ateşin üstüne koydu."},{"pos":"n","definition":"Üçlü grup","example":"Siz bu projenin sacağını oluşturuyorsunuz."}]},"SADA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kulağın duyabildiği titreşim","example":null}]},"SADAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine ok konulan torba veya kutu biçiminde, sırtta taşınan kılıf","example":null}]},"SADAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoksullara yardım olarak karşılıksız verilen şey","example":"Sen bana niye söylemedin? Sadaka verirdik, adak adardık."},{"pos":"n","definition":"Dilenciye verilen para","example":"Sen bana niye söylemedin? Sadaka verirdik, adak adardık."}]},"SADAKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine karşı, sevgi, saygı ile yakınlık duyma ve gösterme","example":"O, yıllardır patronuna büyük bir sadakatle hizmet etti ve her zaman işine sadık kaldı."}]},"SADAKOR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış olan","example":"Sırtında tiril tiril sadakor gömlek"},{"pos":"n","definition":"Düz dokunmuş, açık saman renginde bir tür ipek kumaş","example":null}]},"SADARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu'nda başvezirlik","example":"Sadaret makamında bulunan zat, devletin en mühim işlerini padişah namına idare ederdi."}]},"SADE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Süssüz, yalın; içine bir şey katılmamış","example":"Kahvesini sade içer."}]},"SADECE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli durumun, şartın veya işin dışına çıkmaksızın","example":"Bu kural sade resmi toplantılarda uygulanır, diğer durumlar için geçerli değildir."}]},"SADET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konuşulan asıl konu, asıl madde","example":"Sadede gelelim, bu toplantının amacı projeyi nasıl geliştireceğimizdir."}]},"SADEYAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sütten çıkarılan yemeklik yağ","example":null}]},"SADIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bağlılığından ayrılmayan, vefalı","example":"Sadık bir dost."}]},"SADIKANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dostluğu ve bağlılığı içten olan kişiye yaraşır bir biçimde","example":null}]},"SADIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göğüs boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ","example":null},{"pos":"n","definition":"Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü","example":null}]},"SADRAZAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu'nda başbakan","example":"Sadr-ı a'zam kelimesi sadrazam şeklinde birleştirilerek kullanılmaya başlamıştır ve baş vekil anlamına gelir, bugünün başbakanına benzer."}]},"SADİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sadistlik özelliği olan","example":"Ah, siz sadik bir adamsınız. Bakışınızdan anladım."}]},"SADİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkalarına acı çektirmekten zevk duyan (kimse)","example":"Tartışma sırasında sergilediği sadist tavırlarla çevresindekileri rahatsız etti."},{"pos":"adj","definition":"Başkalarına acı çektirmekten zevk duyan kimse","example":"Sadist bir yönetici, çalışanlarına sürekli baskı uygulayarak kendini üstün hissetmeye çalışır."}]},"SAF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Katışıksız, temiz","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kolay kandırılan, iyi niyetli","example":null}]},"SAFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğlence; zevk; neşe","example":"Pek safalı bir akşamdı."}]},"SAFAHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, faz","example":null}]},"SAFARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılan vahşi hayvan avı","example":"Safariye katılan grup, Afrika'nın savanlarında büyük bir vahşi hayvan avına çıktılar."},{"pos":"n","definition":"Toplu olarak ava çıkma","example":"Büyük bir safari düzenlendi ve tüm ekip ormanlık alanda ava çıkmak için hazırlandı."}]},"SAFDERUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen","example":null}]},"SAFDİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen","example":null}]},"SAFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ay takviminin ikinci ayı; sefer ayı","example":null}]},"SAFFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temiz olma durumu","example":null}]},"SAFHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, faz","example":"Projenin her safhası dikkatlice planlanmış ve başarıyla uygulanmıştı."},{"pos":"n","definition":"Elektrik geriliminde evre","example":"Elektrik devresinde her safha birbirini izleyen adımlarla gerilim ve akımın düzenli bir şekilde yükselmesini sağlıyordu."}]},"SAFKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Irkının katışıksız özelliklerini taşıyan (at)","example":null}]},"SAFRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karaciğerin salgıladığı yeşil, sarı renkte acı sıvı","example":"Yemekten sonra mide ağrısı çekmeye başlayan kişi, safra kesesindeki sorunlar nedeniyle acı bir tat hissetmeye başladı."},{"pos":"n","definition":"Gemileri ve her boyda deniz aracını dengede tutmak, istenilen su düzeyine kadar batırabilmek için, dip bölümlerine konulan ağırlık","example":"Geminin dengesini sağlamak için safra eklenmişti, bu da hareket halinde daha stabil olmasını sağlıyordu."}]},"SAFRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süsengillerden, baharda çiçek açan, 20-30 santimetre boyunda, soğanlı kültür bitkisinin tepeciklerinin kurutulmasıyla elde edilen, bazı yiyecek ve içeceklere tat, koku ve sarı renk vermekte kullanılan toz","example":"Yemeklere lezzet katmak için safran kullandığında, hem tat hem de renginin ne kadar güzel olduğunu fark etti."},{"pos":"n","definition":"Süsengillerden, baharda çiçek açan, 20-30 cm boyunda, soğanlı bir kültür bitkisi; zafran","example":"Baharda tarlalarda açan safran çiçekleri, kendine özgü mor rengiyle doğanın güzelliğini tamamlıyor."}]},"SAFSATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılan uslamlama ve çıkarsama","example":"Onun tüm açıklamaları safsata niteliğindeydi; söyledikleri, gerçeklere dayanmıyordu."},{"pos":"n","definition":"Boş, temelsiz, asılsız söz","example":"Türk Cumhuriyeti, varlığını, istiklalini safsatalarla tehlikeye maruz bırakamaz."}]},"SAFTORİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen","example":null}]},"SAFTİRİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen","example":null}]},"SAFİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli durumun, şartın veya işin dışına çıkmaksızın","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan","example":"Geriye kalan safi zamanda, projeye dair son detaylar hızlıca tamamlandı."}]},"SAFİHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere asılmak için yazılmış yazı","example":"İlanın safihası duvarda dikkatle asılıydı ve tüm çalışanlar tarafından okunması bekleniyordu."}]},"SAFİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mavi renkli, değerli bir korindon, taş türü","example":"Onun parmaklarındaki safir yüzük, mavi taşın derinliğiyle göz kamaştırıyordu."}]},"SAFİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Günahsızlık, temizlik, ahlak temizliği","example":null}]},"SAGAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçki bardağı","example":null}]},"SAGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı","example":"O köyde, kaybolan kahramanın ardından bir sagu söylendi, herkes onun hayatını ve toplumuna kattığı değerleri hatırlayarak gözyaşı döktü."},{"pos":"n","definition":"Bazı hurma ağaçlarının özünden çıkarılan ve pirinç gibi kullanılan nişastalı bir madde","example":"Sagu, bazı tropikal bölgelerde pirinç yerine kullanılan nişastalı bir gıda maddesidir ve özellikle tatlılarda kullanılır."}]},"SAGİTTA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"SAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin doğru olduğunu belirtmek için yapılan işaret","example":null}]},"SAHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz, açık ve geniş yer; alan","example":"Okulun ardında büyük bir saha vardı."}]},"SAHABE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sahipler, sahip çıkanlar","example":null},{"pos":"n","definition":"Hazreti Muhammed'i görmüş, ve onun sohbetinde bulunmuş Müslümanlar","example":"Burada bir sahabe mezarı olduğu söylenir."}]},"SAHABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutma","example":null}]},"SAHAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle kullanılmış ve eski kitap alıp satan kitapçı","example":null}]},"SAHAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde yemek ısıtılan veya yumurta gibi şeyler pişirilen, derinliği az metal kap","example":"Akşam yemeğini sahan içinde servis ettik, böylece sıcak tutması daha kolay oldu."},{"pos":"n","definition":"Derinliği az olan kap","example":"Büyük bir bakır sahan içinde tarhana çorbası vardı."}]},"SAHAVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para ve malını esirgemeden verme durumu","example":null}]},"SAHLEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu tozun, şekerli süt veya su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek","example":null}]},"SAHN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının veya yapı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevrili alan","example":"Sarayın ortasında geniş bir sahn bulunuyordu."},{"pos":"n","definition":"Cami ve medreselerde umumun toplanmasına mahsus üstü kubbeli, örtülü yer","example":"Caminin sahnında bekliyormuş seni."}]},"SAHNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer","example":"Müzik dinletisi için kurulan sahne, salonun tam ortasında yer alıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri","example":"Filmin her sahnesi, izleyiciyi daha derinlemesine etkileyen anlamlarla doluydu."}]},"SAHNELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir müzik parçasını, bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlılık ve teknikle çalmak, söylemek veya oynamak","example":null}],"lemma":"sahnelemek"},"SAHRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyin veya vücudun üzerinde oluşan, biriken pislik","example":"Spor salonundaki ekipmanlarda ter ve pislikten oluşan sahra birikmişti."},{"pos":"n","definition":"Kumluk, susuz ve ıssız geniş arazi","example":"Çöl yolculuğu sırasında sıcak, geniş sahralarda ilerlemek oldukça zordu."}]},"SAHRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğada büyük yer tutan, yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle","example":null}]},"SAHTE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçeği gibi yapılmış, taklit","example":"Sahte bir tablo çıktı."}]},"SAHTEKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sahte işler yapan","example":null}]},"SAHTİYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tabaklanarak boyanmış ve cilalanmış genellikle keçi derisi","example":null}]},"SAHUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek","example":"Sonra sahur niyetine iki lokma bir şey yemek için otelin salonuna girdiğinde..."},{"pos":"n","definition":"Bu yemeğin yendiği vakit","example":"Çadır önünde sahura kadar oturduk."}]},"SAHİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gerçek olarak; gerçekten","example":"Sahi dedikleri kadar güzelmiş! Siz onu görmediniz mi sahi!"}]},"SAHİBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şey üzerinde mülkiyeti olan kadın","example":"Şato sahibesini ancak haftanın nihayetinde tekrar görebildim."}]},"SAHİCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahte olmayan","example":null}]},"SAHİDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gerçek olarak; gerçekten","example":"Sahi dedikleri kadar güzelmiş! Siz onu görmediniz mi sahi!"}]},"SAHİFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine yazı yazılan veya basılan bir kâğıt yaprağın iki yüzünden her biri","example":null}]},"SAHİH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sözün anlatılmak istenene tam karşılık olması, tam uygun düşmesi niteliği","example":"Şairin kullandığı ifadeler o duyguyu sahih bir şekilde yansıtmış."}]},"SAHİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü","example":null}]},"SAHİLDAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı denizde kıyısı olan ülke","example":null}]},"SAHİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse","example":"Kaçan kızın bütün sahipleri için beklemek ve buluncaya değin beklemek vardı."},{"pos":"n","definition":"Sahipler, sahip çıkanlar","example":null}]},"SAHİPLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek","example":"Dernek, ekonomik zorluk çeken aileleri sahiplenip onlara yardım sağladı."},{"pos":"v","definition":"Üzerine sorumluluk almak, göz kulak olmak, sahip çıkmak","example":"Sevdasını, bidayette kıyısından köşesinden paylaşırken, zamanla tamamen sahiplenmiş."}],"lemma":"sahiplenmek"},"SAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkinin dal, yaprak, çiçek vb. bölümlerini taşıyan, ağaçlarda odunlaşarak gövde durumunu alan bölüm","example":"Bahçedeki saklar zamanla büyüdü ve ağacın gövdesini oluşturdu."},{"pos":"adj","definition":"Yapacağı işi bilen, dikkatli ve tetikte olan","example":"İş yerinde oldukça sak bir insan olduğu için her zaman doğru kararlar alır."}]},"SAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Serçegillerden, başında ve boynunda kırmızı, sarı tüyler bulunan, güzel öttüğü için kafeste beslenen küçük bir kuş","example":"Kafesinde bir saka kuşu besleyen Ahmet, her sabah kuşunun öttüğünü dinleyerek güne başlardı."},{"pos":"n","definition":"Su satan kimse","example":"Mahalledeki saka, her sabah taze su ile evleri dolaşırdı."}]},"SAKAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılan çoğu kiremit kaplı bölüm","example":null}]},"SAKAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çene altı","example":null}]},"SAKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkeklerin çenesinde ve yanaklarında çıkan kıllar","example":"Dedemin bembeyaz bir sakalı var."}]},"SAKALLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sakallı duruma gelmek","example":"Fark, yalnız şurada ki birbirinin kucağında oturan bayram çocukları otuzar, kırkar, ellişer yaş ihtiyarlamışlar, sakallanmışlar."},{"pos":"v","definition":"Sakalı çıkmak","example":"Lise yıllarında sakallanmış bir şekilde okula gitmek, birçok arkadaşını şaşırtmıştı."}],"lemma":"sakallanmak"},"SAKAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eksik olma durumu, eksik olan miktar","example":null}]},"SAKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sık sık küçük, önemsiz kazalar yapan kimse","example":"Orada ne babamın sakar hareketlerinden, ne annemin çehresindeki hüzünden haberim olurdu."},{"pos":"n","definition":"Bazı hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan beyaz leke, küçük akıtma","example":"Atın alnındaki sakar, onu diğerlerinden ayırıyordu."}]},"SAKARYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"SAKARİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle şeker hastalarının şeker yerine kullandığı, maden kömürü katranından elde edilen, beyaz, tatlandırıcı bir madde","example":null}]},"SAKAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Vücudunda hasta veya eksik bir yanı olan; engelli; özürlü","example":"Ben gördüğünüz gibi bir sakat askerim, malul."},{"pos":"adj","definition":"Bozuk veya eksik","example":"Sakat bir anlatım. Sakat bir iş."}]},"SAKATAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesilmiş hayvanın yürek, karaciğer, böbrek, işkembe, beyin, vb. gibi iç organlarıyla baş ve ayakları","example":"Sakatat yemekleri, bazıları için oldukça lezzetli olsa da, bazıları tercih etmez."}]},"SAKATLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yapısını veya niteliğini bozmak","example":"Yazılımda yapılan küçük değişiklik, tüm programın işleyişini sakatladı."},{"pos":"v","definition":"Sakat bir duruma getirmek; sakat etmek","example":"O, yanlış hareketiyle kendini sakatlayıp hastaneye gitmek zorunda kaldı."}],"lemma":"sakatlamak"},"SAKAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle atlarda görülen ve insanlara da bulaşan ölümcül bir hayvan hastalığı","example":null}]},"SAKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pirinçten yapılan bir tür Japon rakısı","example":null}]},"SAKIN":{"senses":[{"pos":"interj","definition":"Bir şeyi yapmaması için birini uyarırken söylenir","example":"Sakın geç kalma!"},{"pos":"v","definition":"Çekinmek, korunmak (sakınmak)","example":null}]},"SAKINCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çekinilmesi, dikkatli olunması gereken, sakınmayı gerektiren durum","example":"Kabul etmekte bir sakınca yoktur."}]},"SAKINGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranan, önlem alan, hazırlıklı davranan","example":null}]},"SAKINIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma","example":"Sağlığını önemsiyorsan, dengeli ve sağlıklı beslenmeyi önemsemeli, hazır yiyeceklerden sakınmalısın."}]},"SAKINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saygı, korku vb. duygularla bir şeyi yapmaktan geri durmak","example":"O, tecrübeleri nedeniyle tehlikeli yollarda yürümekten sakınır."},{"pos":"v","definition":"Kendini korumak amacıyla bir yere veya birine başvurmak, başkalarının yardım ve korunmasına ihtiyaç duymak","example":"Tehlikeli bir durumda yardım almak için polise sakındı."}]},"SAKINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkıntıya yol açabilecek durumlara karşı alınan önlem; ihtiyat","example":null}]},"SAKIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korkudan veya soğuktan titremek","example":"Bana çok bağırıyordu , durduğum yerde sakırdıyordum."}],"lemma":"sakırdamak"},"SAKIRGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyun, köpek, at vb. hayvanların veya insanların derisinde asalak olarak yaşayan, bulaşıcı hastalıklara sebep olan böceklerin genel adı","example":null}]},"SAKIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korkudan veya soğuktan titreme","example":"Soğuk rüzgar yüzünden sakırtı içinde kaldı, elleri titriyordu."}]},"SAKIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru","example":"Sakıt doğan kuzu, hayatta kalamadı."},{"pos":"adj","definition":"Düşen; düşmüş","example":"Ağaçtan sakıt olan yapraklar rüzgarla savruluyordu."}]},"SAKIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla şekerli ve kokulu ağızda çiğnenen eğlence yiyeceği","example":"Sakız çiğnemek, çoğu zaman sinirli olduğunda rahatlatıcı bir etki yapar."},{"pos":"n","definition":"Bazı ağaçların ve özellikle sakız ağacının kabuğundan sızan, çiğnendiğinde yumuşayan, hoş kokulu, beyaz renkli reçine","example":"Sakız ağacından elde edilen reçine, eski zamanlarda tıbbi amaçlarla kullanılıyordu."}]},"SAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi görülmeyecek bir yere koymak; korumak (saklamak)","example":"Bu mektubu sakla."}]},"SAKLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bilerek ve isteyerek bir olguyu haber vermemek","example":"Batı, o büyük kaynaktan sık sık faydalanır ama iktibaslarını titizce saklar."},{"pos":"v","definition":"Elinde bulundurmak, tutmak","example":"Sarayın sükûnu bir kederli muammayı saklar gibi ağırdı."}]},"SAKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendini göstermemek için büzülmek, kendi kendini gizlemek","example":"O âdeta kaçıp saklanacak bir yer arıyormuş gibi sıkıntıdaydı."}],"lemma":"saklanmak"},"SAKLANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saklanan şey","example":"Saklantının ne olduğunu bilmesek de kıymetli bir şey olduğunu tahmin ediyorduk."}]},"SAKLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkalarından gizlenen","example":"Birbirlerinden saklı hiçbir işleri yoktur."},{"pos":"adj","definition":"Gizli bir yere konarak kaybolması veya çalınması önlenen","example":"Çeyiz eşyaları saklı odada güvenle duruyordu."}]},"SAKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Paltoya benzer bir tür üstlük","example":null}]},"SAKSAFON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle pirinçten yapılmış, metal tuşlara basılarak çalınan, çoğunlukla bandolarda ve caz topluluklarında kullanılan bir tür üflemeli çalgı","example":null}]},"SAKSAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kargagillerden, karnı beyaz, kanatları ve kuyruğu kül rengi diğer yerleri parlak, kara, uzun kuyruklu kuş","example":null}]},"SAKSI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm","example":"İnsan vücudunun baş kısmı, beynin ve duyusal organların bulunduğu saksıdır."},{"pos":"n","definition":"Pişmiş toprak, plastik ve benzerinden yapılan, çiçek yetiştirmekte kullanılan kap","example":"Yaz kış yeşil, bir saksı ıtır pencerede."}]},"SAKSONYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Almanya'da Saksonya bölgesinde yapılan, iyi nitelikli porselen tabak veya kap","example":"Bu tabak hakiki saksunya mı?"}]},"SAKULETA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silindir biçiminde bir demirin içine çivi, cıvata vb. maddelerin doldurulması ile yapılan bir tür mermi","example":null}]},"SAKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçkili toplantılarda içki dağıtan kimse","example":null}]},"SAKİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ağırlık bakımından fazla olan","example":"Bu elbise bana biraz sakil geldi, çok ağır ve fazla geniş."},{"pos":"adj","definition":"Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz","example":"Onun sakil kıyafeti toplantıya hiç de uygun değildi, dikkatleri üzerine çekti."}]},"SAKİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı","example":"Olayın sakim taraflarını gözden geçirip doğruyu bulmak zorundaydık."}]},"SAKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hareketsiz, gürültüsüz, durgun","example":"Deniz bu sabah çok sakindi."},{"pos":"n","definition":"Bir yerde oturan kimse","example":null}]},"SAKİNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Durgun duruma gelmek; durgunlaşmak","example":"Fırtına başladığında herkes panik oldu, ama sonra rüzgar sakinleşip deniz duruldu."}],"lemma":"sakinlemek"},"SAKİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Susmuş; sessiz","example":"Nazmiye Hanım hülyaları içinde sakit, uysal ve gevşek adımlarla yürüyordu."}]},"SAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine bağlanmış tahtalardan yapılan, suda yüzen düz taşıt","example":"Nehri bir salla geçtiler."},{"pos":"v","definition":"Bırakmak, serbest bırakmak (salmak)","example":null}]},"SALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müslümanları bayram veya cuma namazına çağırmak, bazı yerlerde cenaze için kılınacak namazı haber vermek amacıyla minarelerde okunan dua","example":"Cenaze namazı için salâ okunduktan sonra, kalabalık mezarlığa doğru ilerledi."}]},"SALABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağlam olma durumu","example":"Salâbet sahibi bir kimse idi."}]},"SALACAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzeride ölü yıkanan ayaklı tahta","example":"Salacağın üzerinde özenle yıkanan merhum, dualarla kefenlendi."}]},"SALAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağlığı yerine gelme, şifa bulma","example":"Uzun bir tedavi sürecinin ardından salâha kavuştu."}]},"SALAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Giyinişinden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan (kimse)","example":null},{"pos":"n","definition":"Giyinişinden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan kimse","example":"Salak gibi görünse de bazen hiç beklenmedik şekilde mantıklı şeyler söylüyordu."}]},"SALAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sığır, hindi vb. etinden yapılan, genellikle dilimlenerek soğuk yenen bir yiyecek","example":null}]},"SALAMURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Peynir, et, balık, turşu, asma yaprağı vb. yiyeceklerin, bozulmaması için içinde tutuldukları tuzlu su","example":"Asma yapraklarını salamura yapıp dolma için saklamak çok daha pratik oluyor."},{"pos":"n","definition":"Bu suyun içinde tutulmuş yiyecek","example":"... meze tabağını hazırlamıştır bile... Başta sazan balığı, yumurtası ve salamurası."}]},"SALANGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hint Okyanusu ve Çin Denizi kıyılarında yaşayan, uzun kanatlı, dört köşe kısa kuyruklu, esmer küçük kuş","example":null}]},"SALAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslamın beş şartından biri olan ve Müslümanların günde beş vakit, dinî bakımdan belirlenen kurallara göre yapmak zorunda oldukları ibadet","example":"Her Müslüman, salavatını düzgün bir şekilde yerine getirmek için günde beş vakit namazını kılar."},{"pos":"n","definition":"Hazreti Muhammed'in adı anıldığında saygı göstermek için okunan dua","example":"Peygamberimizin adı anıldığında, salat-ı selam okumak gelenek haline gelmiştir."}]},"SALATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle bazı çiğ ot ve sebzelerle yapılan, yağ, limon vb. maddeler konulan, yemeklerle birlikte yenen yiyecek","example":"Domates salatası. Yeşil salata. Çoban salatası."}]},"SALAVAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslamın beş şartından biri olan ve Müslümanların günde beş vakit, dinî bakımdan belirlenen kurallara göre yapmak zorunda oldukları ibadet","example":"Her Müslüman, salavatını düzgün bir şekilde yerine getirmek için günde beş vakit namazını kılar."},{"pos":"n","definition":"Yağlı güreşte, yarışmalardan önce cazgırın okuduğu dua","example":"Yağlı güreş öncesinde cazgır, salavatı okudu ve güreşçilerin moralini yükseltti."}]},"SALAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sebze, meyve vb. satmak için kurulmuş, eğreti, derme çatma dükkân","example":"Bizim salaş bütün ömrünce kaç defa süpürülmüş, kaç defa yıkanmış?"},{"pos":"adj","definition":"Tahtadan yapılmış baraka","example":"Kenar mahalleleri gezerken birtakım salaş barakalar göreceksiniz."}]},"SALAŞPUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Seyrek dokunmuş, astarlık ince bez","example":"Yalnız belinden fazla olarak murdar bir salaşpur sarkıyor."}]},"SALDIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseye veya bir şeye karşı saldırı yöneltmek, zarar verici bir davranışta bulunmak","example":"Bugün şu dakikada onlar hâlâ düşmana saldırıyorlardı."},{"pos":"v","definition":"Yıkıcı ve sert eleştiriler yapmak","example":"Eleştirmenler yazarın son yazısına birçok yönden saldırdı"}],"lemma":"saldırmak"},"SALDIRI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötülük veya yıpratma amacıyla, bir kimseye karşı doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma","example":"Tütün tabelasının kenarında kendimi kurtarmak için saldırmaya hazırlanmış kırmızı bir tilki duruyor."}]},"SALEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu tozun, şekerli süt veya su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek","example":"Üstüne bol zencefil ektirdiğim salep fincanını iki elimle kavradım."},{"pos":"n","definition":"Salepgillerin tek köklü, yumrulu, salkımlı veya başak çiçekli örnek bitkisi","example":"Salep bitkisi, özellikle dağlık bölgelerde yetişir ve köklerinden çok değerli bir toz elde edilir."}]},"SALGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hücrelerin, vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde","example":"Sindirim sisteminde, mide salgısı asidik özellik gösterir ve yiyeceklerin sindirilmesine yardımcı olur."},{"pos":"n","definition":"Güneşten dışarı doğru madde fırlaması","example":"Güneş salgısı, uzaya yayılan enerjiyi ve parçacıkları ifade eder, bu da Dünya’daki manyetik alanı etkileyebilir."}]},"SALGILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Salgı oluşturmak, bu salgıyı kana veya diğer organlara bırakmak","example":null}],"lemma":"salgılamak"},"SALGIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hastalığın veya başka bir durumun yaygınlaşması ve birçok kimselere birden bulaşması","example":"Tifo salgını / Kumar salgını"},{"pos":"adj","definition":"Kısa zamanda çevredeki insan, hayvan veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan","example":"Çiftlikteki tavuklar arasında hızla yayılan salgın, tüm sürüyü etkisi altına aldı."}]},"SALHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasaplık hayvanların kesilip yüzüldüğü yer","example":null}]},"SALI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haftanın üçüncü günü, pazartesi ile çarşamba arasındaki gün","example":null}]},"SALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olay, bir olgu üzerine edinilen veya verilen bilgi","example":"Salık verildiği üzere oraya gittiler."},{"pos":"n","definition":"Öğütleme, yol gösterme","example":"Çalışma hayatında, birine salık vermek, deneyimlerini paylaşarak yol gösterici olmak çok önemli."}]},"SALIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek","example":"Vücudu o kadar narindi ki hafif rüzgârlarla sallanan salkım söğütler gibi oradan oraya salınıyor."}],"lemma":"salınmak"},"SALINCAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki ucundan iki iple veya zincirle yüksek bir yere asılan ve üzerine oturulup sallanılan eğlence aracı","example":"Salıncağa annesi binmedi, o bindi yalnız."},{"pos":"n","definition":"Küçük çocukları uyutmak için beşik yerine kullanılan ve karşılıklı iki yere iple bağlı bulunan asılı yatak","example":"Yeni doğan bebeği uyutmak için annesi ona bir salıncak aldı, rahatça sallanarak huzur içinde uyudu."}]},"SALINIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzenli olarak hep aynı konumlardan aynı hızla geçen bir nesnenin hareketi","example":"Sarkacın devimi bir salınımdır."},{"pos":"n","definition":"Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilme işi","example":"Koşarken yaptığı hafif salıntı hareketi, onun hızını ve dengeyi korumasına yardımcı oluyordu."}]},"SALINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek","example":"Vücudu o kadar narindi ki hafif rüzgârlarla sallanan salkım söğütler gibi oradan oraya salınıyor."}]},"SALINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilme işi","example":"Koşarken yaptığı hafif salıntı hareketi, onun hızını ve dengeyi korumasına yardımcı oluyordu."}]},"SALIVER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Özgürlüğü kısıtlanmış birini özgür duruma getirmek","example":"Mahkeme, son kararını verip, suçsuz olduğu için onu salıvermek zorunda kaldı."}],"lemma":"salıvermek"},"SALKI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gevşeyip sarkmak","example":null}],"lemma":"salkımak"},"SALKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüm gibi, birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve","example":"Bunu görünce Behzat da iki salkım muzu oradakilere dağıtmış."},{"pos":"n","definition":"Ana saptan çıkan yan çiçekleri sapları hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu","example":"Bitki uzmanı, bu tür çiçeklerin salkım şeklindeki duruşunun botanikte özel bir yeri olduğunu anlattı."}]},"SALKIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gevşeyip sarkmak","example":null}]},"SALLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir konu üzerinde inceleme yapmadan rastgele konuşmak, yalan söylemek","example":"Sallıyorsun, aslında onunla hiç tanışmadığınızı biliyorum."},{"pos":"v","definition":"Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek","example":"Sen yine anahtarını çıkar, salla, eğlendir."}],"lemma":"sallamak"},"SALLABAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başı sürekli sallanan","example":"Dalgın dalgın düşünüyor, sallabaş oturuyordu bir köşede."},{"pos":"adj","definition":"Her sözü düşünmeden onaylayan","example":"Toplantıda hiçbir fikri olmayan kişi, her söylenene sallabaş gibi kafa sallıyordu."}]},"SALLAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzenli bir biçimde bir yandan bir yana hareket ettirme","example":null},{"pos":"v","definition":"Önem vermemek, hesaba katmamak, sözünü etmeye değer bulmamak","example":"Arkadaşları onu partiye davet etti ama o, \"Boş işler!\" diyerek hiç sallamadı."}]},"SALLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir konu üzerinde inceleme yapmadan rastgele konuşmak, yalan söylemek","example":"Sallıyorsun, aslında onunla hiç tanışmadığınızı biliyorum."},{"pos":"v","definition":"Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek","example":"Sen yine anahtarını çıkar, salla, eğlendir."}]},"SALLANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gereken ilgiyi göstermeme, önem vermeme, baştan savma","example":"Bu işi tamamına erdir, sallatında bırakma!"},{"pos":"n","definition":"Sallanma işi","example":"Üç buçuk senedir ben bu sallantıya şahit oldum."}]},"SALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saldırmak, hücum etmek","example":"Avcı köpeği, aniden ormanda karşısına çıkan tavşanın üzerine saldı."},{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi vergiye bağlamak","example":"Ona elli bin lira salmışlar."}]},"SALNAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılda bir çıkan ve o yılın olaylarını anlatan kitap, bülten, dergi vb. eser","example":null}]},"SALON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Esnafın perakende satış yaptığı, küçük zanaat sahiplerinin çalıştıkları yer","example":"Terzi salonunda hem kıyafet tamiri yapılıyor hem de yeni dikimler hazırlanıyor."},{"pos":"n","definition":"Toplantıların, kutlamaların, gösterilerin yapıldığı geniş yer","example":"Düğün salonu. Konferans salonu."}]},"SALOZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Giyinişinden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan (kimse)","example":null}]},"SALPA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan kimse","example":"Kardeşim salpa davranmayı bırakıp derslerine daha çok odaklanmalı."}]},"SALPAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan kimse","example":"Kardeşim salpa davranmayı bırakıp derslerine daha çok odaklanmalı."}]},"SALSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür Güney Amerika dansı","example":"Çiftler gece boyunca coşkuyla salsa yaparak pistin enerjisini hiç düşürmediler."},{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":"Salsa müziği, Latin Amerika'nın canlı kültürünü ve enerjisini yansıtıyordu."}]},"SALT":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yalnız, sadece","example":"Salt merak için sordu."}]},"SALTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gergin duran bir halatı biraz koyuverme işi","example":"Tüccar, ipi salta yaparak biraz gevşetti ve işlemi kolaylaştırdı."},{"pos":"n","definition":"Köpeğin arka ayakları üzerine ayağa kalkması","example":"Köpek, öğretmeninin komutuyla hızlıca salta yaparak gösterisini tamamladı."}]},"SALTANAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın egemen olması","example":"Bir medeniyetten öbürüne geçerken kaybolan şeylerin yanı başında gerçek saltanatlar da vardır."},{"pos":"n","definition":"Bolluk ve zenginlik, gösterişli yaşayış","example":"Bu saltanat böyle sürüp gidecek sanıyordum."}]},"SALTIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan; bağımsız","example":"Felsefi sorular, saltık hakikatlere ulaşma çabasıyla ele alınır."},{"pos":"adj","definition":"Bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına tam sayılan bir olgunun niteliği","example":"Felsefi sorular, saltık hakikatlere ulaşma çabasıyla ele alınır."}]},"SALTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana veya arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu","example":null}]},"SALVO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle topla yapılan yaylım ateş","example":null}]},"SALYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağızdan sızan tükürük","example":"Uyuyan, ağzından sızan salyasını yeniyle sildi."}]},"SALÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan domates veya biber ezmesi","example":"Biber salçası. domates salçası."},{"pos":"n","definition":"Domates, baharat vb. şeylerle yapılan, çoğunlukla et yemeklerine katılan sos","example":"Yemeğin salçasını hazırladın mı?"}]},"SALÇALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yemeklere salça katmak","example":null}],"lemma":"salçalamak"},"SALİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Huzuru olan, dertsiz, tasasız","example":"Sonunda salim bir hayat sürmeye başladım; eskiden düşündüğüm her şeyin ne kadar önemsiz olduğunu fark ettim."},{"pos":"adj","definition":"Esen; sağlam","example":"Sağ salim eve vardı."}]},"SALİMEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sağ ve esen olarak, hiçbir kötü durumla karşılaşmadan","example":"Canını kurtarıp salimen bugünlere ulaşabildiği için kendisini şanslı sayardı."}]},"SALİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyanlığın sembolü sayılan ve birbirini dikey olarak kesen iki çizgiden oluşan biçim","example":null}]},"SALİSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saniyenin altmışta biri olan zaman birimi","example":"Yarışmacı rakibini saliselerle geçip madalyanın sahibi oldu."}]},"SALİSEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Üçüncü olarak","example":null}]},"SAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çölden esen sıcak rüzgâr","example":"Geceleri serinleşen çöl, gündüz sam rüzgârları ile yeniden kavurucu hale geliyor."},{"pos":"n","definition":"Rus yapısı, karadan havaya güdümlü silah","example":"Rus yapımı sam füzeleri, hava savunma sistemlerinin önemli bir parçası haline geldi."}]},"SAMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekinlerin harmanda dövülüp taneleri ayrıldıktan sonra kalan, hayvanlara yedirilen ufalanmış sapları","example":null}]},"SAMANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarının bir ton açığı","example":"Beyaz ipek pantolon, kavuniçi ipek gömlek giyinmiş; saçları saman sarısı, teni pembe."},{"pos":"adj","definition":"Samani renginde olan","example":null}]},"SAMARYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 62, atom ağırlığı 150,4, yoğunluğu 7,75 olan, az bulunur element","example":null}]},"SAMBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür brezilya dansı","example":"Karnavalda rengârenk kıyafetler içinde samba yapan dansçılar izleyenleri büyüledi."},{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":"Partide bir anda samba çalmaya başlayınca herkes kendini ritme kaptırdı."}]},"SAMOA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Okyanusya'da bir ülke; başkenti Apia.","example":null}]},"SAMSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklavaya benzeyen bir tür hamur tatlısı","example":null}]},"SAMSUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşta kullanılan köpek","example":null},{"pos":"place","definition":"Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"SAMUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Avrupa'da yaşayan, çok yumuşak ve ince tüyleri olan, postu için avlanan küçük hayvan","example":"Samur kürkleri, dünyanın en pahalı ve değerli kürklerinden biridir."},{"pos":"adj","definition":"Bu hayvanın postundan yapılan","example":"Samur kürkünün içinde terliyordu boyuna."}]},"SAMURAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Japon derebeyinin hizmetindeki savaşçı","example":null}]},"SAMUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Susan; suskun","example":null}]},"SAMİMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yürekten, temiz duygulu","example":"Sana karşı duygularımda oldukça samimiyim."},{"pos":"adj","definition":"Candan, açık yüreklilikle davranan","example":"Onun samimi yaklaşımı, herkesin ona yakın hissetmesini sağlıyordu."}]},"SAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin işi, mesleği veya toplum içindeki durumu ile ilgili olarak kullanılan ad","example":"Sanını bir öğretmen olarak kazanmış ve öğrencilerine ilham vermiştir."},{"pos":"v","definition":"Bir olgunun sonuçlarından yararlanabilmek, bu sonuçlar üzerine düşünce yürütebilmek için onu olmuş veya olacak saymak","example":"Farklı bir tabloyla karşılacağımı sanıyordum, hayal kırıklığına uğradım."}]},"SANA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sen zamirinin yönelme durumu","example":null},{"pos":"place","definition":"Yemen ülkesinin başkenti.","example":null}]},"SANAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçekte olmayıp zihinde tasarlanan, var sanılan, kuruntuya dayanan","example":"Çocuklar, kendilerine sanal bir arkadaş yaratıp onunla oyun oynayabiliyor."},{"pos":"adj","definition":"Negatif bir sayı üzerinde alınan ve ikinci kuvvetten bir kök taşıyan cebirsel anlatım","example":"Matematik dersinde, öğretmen sanal sayılarla ilgili yeni bir problem çözmeyi gösterdi."}]},"SANAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir duygu, tasarı, güzellik ve benzerinin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık","example":"Bir oyunun on beş gün sürmesi bir sanat hadisesi olduğunu gösterirdi."},{"pos":"n","definition":"İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş","example":"Terzilik, el emeği ve detaylara özen isteyen bir sanat olarak görülür."}]},"SANATEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanat eserlerinin üretildiği veya sergilendiği yer","example":null}]},"SANATKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren veya güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse","example":"O dönemin sanatçıları, rollerini o kadar etkileyici oynarlardı ki, insanlar sahnede gördüklerini gerçek sanardı."},{"pos":"n","definition":"El ile yaptığı işi kendisine meslek edinen işçi veya usta","example":"Geleneksel halı dokumacılığını modern desenlerle buluşturan bu ustayı herkes bir sanatkar olarak tanıyor."}]},"SANAYİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü","example":null}]},"SANCAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dik dörtgen biçiminde kumaş","example":"Şampiyonluk kutlamasında taraftarlar ellerindeki sancakları gururla dalgalandırıyordu."},{"pos":"n","definition":"Osmanlı yönetim teşkilatında illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü","example":"O dönemde, her bir sancak farklı bir bey tarafından yönetilirdi."}]},"SANCI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı","example":"Dişinde başlayan hafif sancı, zamanla tüm çenesine yayıldı."},{"pos":"v","definition":"Sancı vermek, ağrımak","example":"Dünden beri karnımın sağ tarafı sancıyor ."}]},"SANCILAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sancıya tutulmak, birden bire şiddetli ağrı duymak","example":"Sancılanmak ihtimalini de düşünerek uyuşturucu ilaç bile aldım yanıma!"}],"lemma":"sancılanmak"},"SANCIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sancı vermek, ağrımak","example":"Dünden beri karnımın sağ tarafı sancıyor ."}]},"SANDAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle yürütülen deniz teknesi","example":"Annesiyle bir sandala binip karşıya geçtiler."},{"pos":"n","definition":"Yalnız tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan açık ayakkabı","example":"Sahilde yürürken rahatça giyilebilecek bir sandal tercih ettim."}]},"SANDALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnız tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan açık ayakkabı","example":"Sahilde yürürken rahatça giyilebilecek bir sandal tercih ettim."}]},"SANDALYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arkalıklı, kol koyacak yerleri olmayan, bir kişilik oturma eşyası","example":"Odalarda mobilya namına, uzun, kısa yuvarlak bir sürü masayla sandalyeden başka bir şey yok."}]},"SANDIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası","example":"Dolabını, sandığını, kitaplarını, defterlerini didik didik aradık, bulamadık."},{"pos":"n","definition":"Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, meyve ve sebze koymaya yarayan, dört köşe sağlam ambalaj parçası","example":"Çiftçiler pazarda ürünlerini bu sandıklara yerleştirip satıyor."}]},"SANDIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sandık içine koymak, yerleştirmek, ambalajlamak","example":null}],"lemma":"sandıklamak"},"SANDUKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mezarın üzerine yerleştirilmiş, tabut büyüklüğünde tahta veya mermer sandık","example":"Sandukanın yeşil çuhasına başını dayadığında, sanki bir el saçlarını okşayıp teskin edecekti onu."}]},"SANDVİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki ince ekmek dilimi arasına tereyağı, peynir, sucuk vb. konularak hazırlanan yiyecek","example":"Ben köşedeki büfeden size sandviç getirebilirim."}]},"SANEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne","example":"Köy halkı, yaşadıkları ormanın kutsal sanemlerinin bulunduğu yere yaklaşmakta çekiniyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Çok güzel kadın","example":"O, tam anlamıyla bir sanemdi; güzelliğiyle etrafındaki her şeyi etkisi altına alıyordu."}]},"SANGI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sersemleşmiş, şaşkınlaşmış olan, sözü kolayca anlamayan","example":null}]},"SANGILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek","example":null}],"lemma":"sangılamak"},"SANI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanma durumu veya bunun sonucu","example":"Söylediklerimiz, yazdıklarımız, hayatın birtakım konulara bölünmüş olduğu sanısını sürdürüp yalanı berkitmekten başka neye yarar?"}]},"SANIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Suçlu olduğu sanılan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Suçlu olduğu sanılarak mahkemeye sevk edilmiş kimse, maznun","example":null}]},"SANKİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Farz edelim ki; güya","example":"Sanki toprak altına diri diri gömülen benim."},{"pos":"adv","definition":"Soru cümlelerinde belirtilen konuya ilgiyi çekmek veya uyarıda bulunmak için kullanılan bir söz","example":"Ne olur sanki, sen de gelsen?"}]},"SANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olgunun sonuçlarından yararlanabilmek, bu sonuçlar üzerine düşünce yürütebilmek için onu olmuş veya olacak saymak","example":"Farklı bir tabloyla karşılacağımı sanıyordum, hayal kırıklığına uğradım."},{"pos":"v","definition":"Bir şey veya kimsenin ... olduğunu düşünmek","example":"Doktor Sevim , hastayı ilk gördüğü an kendinde değil sanmıştı ."}]},"SANRI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması","example":null}]},"SANRILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gerçekte olmayan bir şeyin var olduğunu, görüldüğünü, duyulduğunu sanmak","example":null}],"lemma":"sanrılamak"},"SANSAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Postları değerli türlü etçil hayvanların ortak adı; Martes martes","example":null}]},"SANSÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserlerinin hükûmetçe önceden denetlenmesi işi, yayın ve gösterilmesinin izne bağlı olması","example":"Ülkedeki bazı gazeteler, sansür nedeniyle belirli haberleri yayımlayamıyor."},{"pos":"n","definition":"Denetleme işini yapan kurul","example":"Filmler ve diziler, yayınlanmadan önce sansür kurulunun onayını almak zorundadır."}]},"SANSÜRLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Her türlü yayını, sinema ve tiyatro eserini denetlemek","example":"Onlar bu vehimle ellerinden gelse / Rüyalara sansür koyacaklar bir gün"}],"lemma":"sansürlemek"},"SANTRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta; orta alan; merkez","example":"Oyuncu santradan pası verdi."},{"pos":"n","definition":"Futbol sahasının ortasında bulunan, oyunun başlatıldığı nokta","example":"Her iki takım da santra noktasından oyun başlatır."}]},"SANTRAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğadaki başka enerji türlerini elektrik enerjisine çeviren kuruluş","example":"Santral tesisler, fosil yakıtlar ya da yenilenebilir enerji kaynakları kullanarak elektrik üretir."},{"pos":"n","definition":"Telefonların bağlı olduğu merkez","example":"Telefon görüşmeleri, santral aracılığıyla dış hattı arayan kişilere yönlendirilir."}]},"SANTRFOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda ileri uçta, hücum hattının ortasında oynayan oyuncu","example":null}]},"SANTRHAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda orta alanın ortasında yer alan oyuncu","example":null}]},"SANTUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanuna benzeyen, tokmaklarla çalınan bir tür telli çalgı","example":"Saz takımında cızgara denilen ensiz, dikdörtgen bir kemanla santur da yer alır."}]},"SANTURİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanuna benzeyen, tokmaklarla çalınan telli çalgıyı çalan kimse","example":null}]},"SANTİAGO":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Şili ülkesinin başkenti.","example":null}]},"SANTİAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir arın yüzde biri, bir metre kare","example":null}]},"SANTİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir metrenin yüzde biri uzunluğunda bir ölçü birimi","example":"Halının eni kaç santim olsun?"},{"pos":"n","definition":"Bazı ülkelerde kullanılan para biriminin yüzde birine eşit olan küçük para birimi","example":"Lokantaya girip sıcak bir şeyler içmek istiyordu ama cebinde santimi bile yoktu."}]},"SANÇ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saplanmak; batmak","example":null}],"lemma":"sançmak"},"SANÇMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saplanmak; batmak","example":null}]},"SANİDİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Volkanik kayaçlarda bulunan ortoz feldspat türü","example":null}]},"SANİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dakikanın altmışta biri olan zaman birimi","example":"Bütün bu hadise hemen bir yirmi saniye içinde olup bitmişti."},{"pos":"n","definition":"Fizik ve mekanikte zaman birimi","example":"Fizikte, saniye, hız ve mesafe hesaplamaları için temel zaman birimi olarak kabul edilir."}]},"SAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cinsiyeti erkek olan yetişkin birey","example":"Kız arkadaşım beni terk etti, sap gibi ortada kaldım."},{"pos":"v","definition":"Bir şey başka bir yöne gitmeye başlamak","example":"Evvela kuşların bulunduğu tarafa saptım ."}]},"SAPA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Merkezden uzak, kıyıda köşede kalmış","example":"Eskiden sapa semtlerde küçücük dükkânlar görünürdü."},{"pos":"adj","definition":"Gidilen yol üzerinde olmayan, sapılarak varılan","example":"Dar ve sapa yollardan hızla yürümeye çalışıyorduk."}]},"SAPAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ana yoldan ayrılan yolun başlangıç noktası","example":"Düz gitmeye devam edin ve ikinci sapaktan sağa dönün."},{"pos":"n","definition":"Akarsuyun kollara ayrıldığı yer","example":"Sapak başına yaygısını serdi ve karpuzu soğuması için suyun sığ yerine koydu."}]},"SAPAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle çocukların kuş vurmak için kullandıkları, iki ucuna lastik ve lastiklerin arasına da geniş bir meşin parçası bağlı bulunan çataldan oluşan araç","example":"Cebine sakız gibi kuru üzümü doldurdun mu elde sapan, incir kuşu avına çıkarsın."},{"pos":"n","definition":"Makarayı bir yere bağlamak için tablaların çevresine geçirilen halat veya demir kuşaklar","example":"O eski gemide, sapanları kullanarak makaraları yerlerine sabitlediler."}]},"SAPARNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış olan, zambakgillerden, yeşilimsi çiçekli, dikenli ve tırmanıcı, çok yıllık bir bitki","example":null}]},"SAPARTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine kusurundan ötürü sert sözler söyleme işi","example":"Çırağına kızan usta sağlam bir saparta verdi."},{"pos":"n","definition":"Gemi bordasındaki top çıkarılan dört köşe boşluk ve açıklık","example":"Geminin saparta kısmı, top atışlarını yapacak şekilde özel olarak tasarlanmıştı."}]},"SAPIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun","example":"Şehirdeki terkedilmiş evin önünde, eski zamanlardan kalma elbiselerle dolaşan sapık bir adam vardı, mahalleli onu görünce tedirgin olurdu."},{"pos":"adj","definition":"Tavır ve davranışları normal olmayan veya geleneklerden, törelerden ayrılan, anormal kimse; gayritabii; anormal","example":"Bu sapık düşüncelerin çocuklarımızı zehirlemesine izin vermeyelim."}]},"SAPINÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğru yoldan ayrılma, sapkın olma durumu","example":"Bu tür bir sapınç, toplumdan dışlanmasına ve yalnızlaşmasına neden oldu."},{"pos":"n","definition":"Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu arasındaki fark","example":"Sapınç, ışığın belirli bir hızda yol alması nedeniyle astronomide hesaplamaları daha karmaşık hale getiriyor."}]},"SAPIT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şaşırmak, şaşakalmak","example":"Beklenmedik sonuçlar karşısında sapıtıp olayın kontrolünü kaybetti."},{"pos":"v","definition":"Bir şey üzerine çok düşerek hep onunla uğraşıp durmak","example":"Yeni telefonuyla öyle bir sapıttı ki günlerdir elinden düşürmüyor."}],"lemma":"sapıtmak"},"SAPITMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şaşırmak, şaşakalmak","example":"Beklenmedik sonuçlar karşısında sapıtıp olayın kontrolünü kaybetti."},{"pos":"v","definition":"Bir şey üzerine çok düşerek hep onunla uğraşıp durmak","example":"Yeni telefonuyla öyle bir sapıttı ki günlerdir elinden düşürmüyor."}]},"SAPKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevin ve özellikle bir fizyoloji görevinin ters bir yön alması","example":null}]},"SAPKIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Allah'ın emirlerini tanımayan ve günah işleyen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sapkıya uğramış olan","example":null}]},"SAPLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dikmek, saplamak, kurmak, sokmak","example":"Askerler, sancaklarını kale burcuna büyük bir coşkuyla sapladı."}],"lemma":"saplamak"},"SAPLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dikmek, saplamak, kurmak, sokmak","example":"Askerler, sancaklarını kale burcuna büyük bir coşkuyla sapladı."}]},"SAPLANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce","example":"Yıllardan beri böyleyim işte. Bir saplantıya mı uğradım?"}]},"SAPMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey başka bir yöne gitmeye başlamak","example":"Evvela kuşların bulunduğu tarafa saptım ."},{"pos":"v","definition":"Önceden belirlenmiş, tespit edilmiş görüş, düşünüş, amaç veya davranıştan ayrılmak","example":"Hayatındaki hedeflerden sapmak seni çok kötü bir duruma getirebilir, o yüzden dikkatli olmalısın."}]},"SAPROFİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğal olarak hayvan ve bitki kalıntılarının üzerinde yaşayan ve onların çürümesine yol açan bitki ve organizmalar","example":null}]},"SAPSARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok sarı veya her yanı sarı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çok sarı ya da her yanı sarı","example":null}]},"SAPTA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli duruma getirmek, belirli kılmak","example":"Sonunda tatilin başlangıç tarihini saptadık, bu da tüm planları daha kolay organize etmeyi sağladı."}],"lemma":"saptamak"},"SAPTAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli duruma getirmek, belirli kılmak","example":"Sonunda tatilin başlangıç tarihini saptadık, bu da tüm planları daha kolay organize etmeyi sağladı."}]},"SAPTANIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saptanma işi","example":null}]},"SAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saldırmak, hücum etmek","example":"Arı kovanına yanlışlıkla dokununca, arılar adamı hemen sardılar."},{"pos":"v","definition":"İyi veya güzel bulmak","example":"Bu tarz etkinlikler beni pek sarmıyor, daha sakin bir şeyler tercih ederim."}],"lemma":"sarmak"},"SARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı","example":null}]},"SARACİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deri, muşamba ve benzerinden yapılan bavul, çanta cüzdan, kemer vb. ürün","example":"Dükkanın vitrininde, el yapımı deri saraciye ürünleri dikkat çekiyordu; çantalar, kemerler ve cüzdanlar oldukça şık bir şekilde sergilenmişti."},{"pos":"n","definition":"Deri, muşamba ve benzerinden bavul, çanta cüzdan, kemer vb. ürün yapma işi","example":"Saraciye işi, sabır ve ustalık gerektiren bir meslek, çünkü her ürün el emeğiyle yapılıyor."}]},"SARAHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık, belli, anlaşılır olma durumu","example":"Hazırladığımız raporlarınızda bu konuda hiçbir sarahat yok."}]},"SARAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapı yüzeylerinde yatay, enli, az çıkıntılı, süslü veya düz silme","example":null}]},"SARAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gizli veya kinayeli bir biçimde alay","example":null}]},"SARAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korku, üzüntü, coşku vb. sebeplerle yüzün rengi solmak","example":"İnim inim inleyerek sağa sola dönerken rengi büsbütün sararıyor."},{"pos":"v","definition":"Sarı olmak, rengi sarıya dönmek","example":"Sigaradan sararmış dişleriyle dolgun dudaklarını kemiriyor."}],"lemma":"sararmak"},"SARARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korku, üzüntü, coşku vb. sebeplerle yüzün rengi solmak","example":"İnim inim inleyerek sağa sola dönerken rengi büsbütün sararıyor."},{"pos":"v","definition":"Sarı olmak, rengi sarıya dönmek","example":"Sigaradan sararmış dişleriyle dolgun dudaklarını kemiriyor."}]},"SARARTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarı olma durumu","example":null}]},"SARAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük delikli kalbur","example":null}]},"SARAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet başkanı ve çevresi","example":"Saraydaki herkes, padişahın emirlerini büyük bir dikkatle yerine getirirdi."},{"pos":"n","definition":"Hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı","example":"Sarayın içine girmiş olanlar bir bir süngülendiler."}]},"SARAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koşum ve eyer takımları yapan veya satan kimse","example":"Köydeki saraç, atlar için yeni bir eyer takımı yaptı ve pazara getirdi."},{"pos":"n","definition":"Koşum ve eyer takımlarını işleyen ve süsleyen kimse","example":"Eski saraç ustası, atların eyerlerine zarif işçilikle desenler işleyerek takımlarını daha güzel hale getirirdi."}]},"SARBAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deve kervanını güden kimse","example":null}]},"SARDALYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamsigillerden, konservesi ve tuzlaması yapılan, gümüş renginde, pullu ve 10-15 cm boyunda, küçük bir balık","example":"Gelibolu'nun sardalyesi çok beğenilir."}]},"SARDALYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamsigillerden, konservesi ve tuzlaması yapılan, gümüş renginde, pullu ve 10-15 cm boyunda, küçük bir balık","example":"Gelibolu'nun sardalyesi çok beğenilir."}]},"SARDOĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarı renkli bir tür doğan","example":null}]},"SARDUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balıkçıların kullandığı bir tür halat","example":null}]},"SARDUNYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla pembe çiçekler açan, sardunyagillerden bir süs bitkisi","example":null}]},"SARF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harcama, kullanma","example":"Çok emek sarf etti."}]},"SARFİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harcanan şeylerin tümü; harcama; masraf","example":"Sarfiyat hususunda bir şart koşmuyorlar."}]},"SARGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun bir bölümünü yerinde veya baskı altında tutmak amacıyla uygun biçimde sarılmış şerit","example":"Kendisi ağır bir asker gölgesi, yalnız bir kolu beyaz bir sargı içinde."},{"pos":"n","definition":"Esnek bir maddeden yapılmış uzun, dar ve ince şerit","example":"Murat beyin bütün yaralarının sargılarını hep ben sardım."}]},"SARGILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sargı ile sarmak","example":null}],"lemma":"sargılamak"},"SARGIN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Temiz duygularla, saygı ile, samimi davranarak","example":null}]},"SARHOŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek durumda olan kimse","example":"İskemlede oturan sarhoşlar yuvarlandılar"},{"pos":"adj","definition":"Bir şeyden çok fazla mutluluk duyan","example":"O kadar güzel bir haber aldım ki, sevinçten sarhoş oldum, hemen herkese anlatmak istedim."}]},"SARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi","example":"Sarı renkteki çiçekler tarlayı süslüyordu."},{"pos":"adj","definition":"Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan","example":null}]},"SARIASMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ötücü kuşlar takımının, sarıasmagiller familyasından, parlak sarı tüylü, kara kuyruklu bir kuş türü","example":null}]},"SARIAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kışın yapraklarını döken, sarı çiçekli ve çalı görünüşünde bir bitki","example":null}]},"SARIAĞIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gölge balığıgillerden, ağzının içi sarı, büyük pullarla örtülü bir balık türü","example":null}]},"SARIERİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağacın açık turuncu renkte, eti sulu, güzel kokulu, tek ve sert çekirdekli tatlı meyvesi","example":null}]},"SARIFİĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarı renkli fiğ","example":null}]},"SARIGÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İzmaritgillerden, rengi altın sarısı olan, Atlantik Okyanusu'nda ve Akdeniz'de yaşayan bir balık","example":null}]},"SARIHANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hanigillerden, uzunluğu 25 cm kadar olan bir Akdeniz balığı","example":"Bu yaz, balıkçı pazarı sarı hani ile doluydu."}]},"SARIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başa sarılan bir çeşit örtü","example":"Şeyhler çok defa Hüseynî destar sararlar (…) Kafesî Hüseynî destar, tülbent dört kat edilip dikilerek iki parmak enliliğinde ve çok defa dokuz arşın uzunluğunda tülbentle sarılır."}]},"SARILGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sapı yakınındaki başka bitkilere, başka şeylere sarılıp yükselen, otsu veya odunsu sap, bitki","example":null}]},"SARILIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Derinin, dokuların ve organizmadaki sıvıların sarı bir renk almasıyla beliren hastalık","example":"Sarılık yüzünden hastanın gözleri sararmıştı, doktor tedaviye başladı."},{"pos":"n","definition":"Sarı renk","example":"Yüzü adamakıllı çökmüş, derisini yeşile yakın bir sarılık kaplamıştı."}]},"SARILIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirlerine sarılmak","example":null}],"lemma":"sarılışmak"},"SARIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektromıknatıslarda makara biçiminde sarılan iletken telin her bir halkası","example":"Elektromıknatısın verimli çalışabilmesi için her sarım dikkatlice yerleştirilmeli."},{"pos":"n","definition":"Sarma işi","example":"Çiftçiler sabahın erken saatlerinden itibaren bağbozumu için sarım işlemine başladılar."}]},"SARIMSAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zambakgillerden, 25-100 cm yükseklikte, yapraklarında, saplarında ve toprak altındaki soğanında kokulu yağ bulunan bir kültür bitkisi","example":"Sarımsak yetiştirmek için toprağın iyi bir şekilde havalanması gerekir."},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin baharat olarak kullanılan dişli bölümü","example":"Yemekte sarımsak kullanmak, yemeğe lezzet katar."}]},"SARIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi üstüne sarmak, kendi üstüne örtmek","example":"Davut ile Ali paltolarına, kaşkollerine sarınıp caddeye çıktılar."}],"lemma":"sarınmak"},"SARINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi üstüne sarmak, kendi üstüne örtmek","example":"Davut ile Ali paltolarına, kaşkollerine sarınıp caddeye çıktılar."}]},"SARIÇALI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri sarı, meyvesi ekşi ve kırmızı renkte, kabuğu ve kökü solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitki","example":null}]},"SARIÇAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Adana iline bağlı ilçelerden biri","example":"Sarıçam'daki orman yürüyüşleri, doğa severler için çok popülerdir."},{"pos":"n","definition":"Çamgillerden, genellikle Akdeniz Bölgesi'nde yetişen bodur, iğne yapraklı bir tür çam","example":"Sarıçam ağaçlarının bulunduğu orman, bölgedeki en değerli doğal alanlardan biri olarak korunuyor."}]},"SARIŞIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sarı saçlı ve ak tenli kimse","example":"Sarışın ve beyaz tenli bir kızcağızdı."},{"pos":"adj","definition":"Sarıya yakın renkli","example":"Sarışın bir kış güneşi maviyi billurlaştırıyor, bulutları pamuk yığınlarına çeviriyordu."}]},"SARK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak","example":"Uzun yolda mola vermek için dağ köyüne sarkıp biraz dinlendik."},{"pos":"v","definition":"Aşağıya doğru uzamak veya uzanmak","example":"Oluklardan kol gibi buzlar sarkıyordu."}],"lemma":"sarkmak"},"SARKAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Durağan bir nokta çevresinde ağırlığının etkisiyle salınım yapan hareketli katı cisim","example":null}]},"SARKAÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Türlü tutuş ve duruşlar gergin durumda bulunan vücut bölümlerini kendi ağırlıklarıyla düşmeye ve sallanmaya bırakmak","example":null}],"lemma":"sarkaçlamak"},"SARKIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşağı doğru uzanmış veya uzanmış; sarkmış; sölpük; salpa; gevşek","example":"İri yarı, bıyıkları sarkık bir ozan elini dostça omzuna attı."}]},"SARKIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sarkaçla ilgili, hareketi sarkaç hareketine benzeyen","example":null}]},"SARKINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunma işi","example":"Kimseye sarkıntı olma, önüne bak!"},{"pos":"n","definition":"Aşağı doğru uzanan, sarkan şey","example":"Kayışı siyaha yakın koyu lacivertti. Gümüşten üç büyük sarkıntısı vardı."}]},"SARKIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mağaraların tavanında oluşan, genellikle koni biçiminde kalker birikintisi","example":"Bir çocuğun elinde sisli bir lâmbayla dev dikitleri ve sarkıtları olan, akıllara durgunluk veren mağaralara giriyorsunuz."}]},"SARKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak","example":"Uzun yolda mola vermek için dağ köyüne sarkıp biraz dinlendik."},{"pos":"v","definition":"Aşağıya doğru uzamak veya uzanmak","example":"Oluklardan kol gibi buzlar sarkıyordu."}]},"SARKOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötücül bağ dokusu uru","example":null}]},"SARMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap","example":"Mücevheri ipek bir kumaşla sarmasını bekledim."},{"pos":"n","definition":"Lahana, pazı ve üzüm yaprağının hazırlanan içle sarılmasıyla yapılan etli veya zeytinyağlı yemek","example":"Kuş üzümlü sarma yaptım, tadına baksana."}]},"SARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saldırmak, hücum etmek","example":"Arı kovanına yanlışlıkla dokununca, arılar adamı hemen sardılar."},{"pos":"v","definition":"İyi veya güzel bulmak","example":"Bu tarz etkinlikler beni pek sarmıyor, daha sakin bir şeyler tercih ederim."}]},"SARMAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dolana dolana oluşmuş, birbirini izleyen","example":"Merdivenler yukarıya doğru sarmal bir şekilde yükseliyordu."},{"pos":"adj","definition":"İçinden çıkılmaz durum","example":"Her geçen gün daha da büyüyen borç sarmalından kurtulması imkânsız görünüyordu."}]},"SARMALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıkı sıkı sarmak","example":"Soğuktan korunmak için kalın atkısını boynuna sarmaladı."}],"lemma":"sarmalamak"},"SARMAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağlam, güçlü, uzun boylu, iyi gelişmiş ve etine dolgun kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Sarı tüylü kedi","example":null}]},"SARMAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini kucaklamak, birbirine sarılmak","example":null}],"lemma":"sarmaşmak"},"SARMAŞAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sapı yakınındaki başka bitkilere, başka şeylere sarılıp yükselen, otsu veya odunsu sap, bitki","example":null}]},"SARMAŞIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarmaşıkgillerden, koyu yeşil renkli, değişik biçimli yaprakları olan, sap ve dallarından çıkan küçük ek köklerle dik, düz yerlere yapışarak tırmanan bitki","example":null}]},"SARMISAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zambakgillerden, 25-100 cm yükseklikte, yapraklarında, saplarında ve toprak altındaki soğanında kokulu yağ bulunan bir kültür bitkisi","example":null}]},"SARNIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağmur suyu biriktirmeye yarayan yer altı su deposu","example":"Birlikte kalenin sarnıcına kadar yürüdüler."},{"pos":"n","definition":"Gemilerde bulunan sacdan yapılmış tatlı su deposu","example":"Mühendisler, gemideki sarnıçları düzenli olarak kontrol etti."}]},"SARP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dik, çıkması ve geçilmesi güç yer","example":"Dağcılar, önlerindeki sarp kayalıkları aşmak için büyük bir çaba harcadı."},{"pos":"n","definition":"Güç; güçlük","example":null}]},"SARPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İzmaritlerden, boyu 35 cm kadar olan bir Akdeniz balığı","example":null}]},"SARPIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahıl vb. ürünlerin korunduğu, saklandığı veya depolandığı, genellikle silindir biçiminde ambar","example":"Harmandan topladığı buğdayları, büyük bir sarpında muhafaza ediyordu."},{"pos":"n","definition":"Ekmeği koymaya yarayan dört gözlü sandık","example":"Büyükannenin mutfağında duran eski sarpın, hâlâ mis kokulu ekmeklerle doluydu."}]},"SARRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimse","example":"Düğün için altın set almak isteyen kadın, çarşının en güvenilir sarrafına gitti."},{"pos":"n","definition":"Mesleği, değerli kâğıt ve metal paraları birbiriyle değiştirmek, tahvil alışverişi yapmak olan kimse","example":"Eski günlerde sarraf, hem döviz bozdurmak hem de altın ticareti yapmak için sıkça tercih edilirdi."}]},"SARS":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birdenbire ve güçle kımıldatmak","example":"Çocukların karyolalarını sarsıyorlardı ."},{"pos":"v","definition":"Zarar verecek yolda etkilemek; aksatmak","example":"Her hadisenin rüzgârı onun gergin sinirlerini derin derin sarsmıştır."}],"lemma":"sarsmak"},"SARSAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle güçsüz kalarak vücudu titrer gibi sarsılan kimse","example":"Sarsık ihtiyar, birkaç adım atabilmek için büyük çaba harcıyordu."}]},"SARSALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birdenbire ve güçle kımıldatmak","example":"Çocukların karyolalarını sarsıyorlardı ."}],"lemma":"sarsalamak"},"SARSICI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sarsma niteliği olan, sarsan şey","example":null}]},"SARSIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçsüz durumda kalmak","example":"Uzun süren açlık sebebiyle çocuk epey sarsılmıştı."},{"pos":"v","definition":"Beklenmedik bir olaydan çok etkilenmek","example":"Cemil Kâzım inanmak istemediği bir şüphe ile sarsılmıştı."}],"lemma":"sarsılmak"},"SARSIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarsma işi","example":"Güçlü bir sarsımla odanın lambası sallanmaya başladı."},{"pos":"n","definition":"Gök cisimlerinin, genel çekim yasasına uygun olarak birbirini çekmesi sebebiyle herhangi bir gezegenin hareketinde görülen karışıklık","example":"Gözlemler, yıldızların hareketlerindeki sarsımı daha net anlamamıza yardımcı oldu."}]},"SARSINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi veya yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntı","example":"Sabah erken saatlerde yaşanan sarsıntı, şehirde paniğe yol açtı."},{"pos":"n","definition":"Titremek eylemi ya da biçimi","example":"Başını sırasının üstüne saklamış, omuzları hafif sarsıntılarla titriyordu."}]},"SARSMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birdenbire ve güçle kımıldatmak","example":"Çocukların karyolalarını sarsıyorlardı ."},{"pos":"v","definition":"Zarar verecek yolda etkilemek; aksatmak","example":"Her hadisenin rüzgârı onun gergin sinirlerini derin derin sarsmıştır."}]},"SARİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birinden başkasına geçen, bulaşan","example":"Bu iş o kadar sarî bir şekilde olur ki, insan hayret eder."},{"pos":"n","definition":"Hint kadınlarına özgü giysi","example":"Üstünde kırmızı bir sari vardı, çok güzel görünüyordu."}]},"SARİG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amerika'da yaşayan, genellikle yavrularını sırtında taşıyan keseli hayvanlardan bir tür sıçan","example":null}]},"SARİH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık, kolay anlaşılır, belirgin","example":"Sarih bir açıklama yapmak, çoğu zaman yanlış anlamaları engeller."}]},"SASI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Küf ve çürük gibi kokan","example":"Bu eski kutular oldukça sasılardı, içerisi kokmuş ve havasız kalmıştı."},{"pos":"v","definition":"Kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulmak","example":"Uzun yıllar süren psikolojik buhran sonrasında karakteri sasımış, tepkileri tahmin edilemez olmuştu."}]},"SASIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulmak","example":"Uzun yıllar süren psikolojik buhran sonrasında karakteri sasımış, tepkileri tahmin edilemez olmuştu."}]},"SAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek","example":"Geniş arazisini parselleyip sattı ."},{"pos":"v","definition":"Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek","example":"Onun yerinde kim olsa bu kadar azamet satardı."}],"lemma":"satmak"},"SATANİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şeytana tapan","example":null}]},"SATANİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şeytana tapma","example":null}]},"SATAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uzaktan, dolayısıyla dokunacak söz söyleyip işittirmek","example":"Sataşma mı var, hayırdır?"},{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunmak, musallat olmak","example":"Toplantıda, birisi sürekli ona sataşarak dikkatini dağıttı."}],"lemma":"sataşmak"},"SATAŞKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkasına saldıran, yapısında saldırma özelliği olan devlet, kimse, hayvan,","example":null}]},"SATAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uzaktan, dolayısıyla dokunacak söz söyleyip işittirmek","example":"Sataşma mı var, hayırdır?"},{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunmak, musallat olmak","example":"Toplantıda, birisi sürekli ona sataşarak dikkatini dağıttı."}]},"SATEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzü parlak, sık dokunmuş bir tür ipekli kumaş","example":"Düğün için elbisesini saten kumaştan seçti."},{"pos":"n","definition":"Parlak, pamuklu kumaş","example":"Kumardan aldığı ilk parayla siyah satenden arkası kemerli iki adet iç yelek yaptırdı."}]},"SATHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Derine inmeyen, gelişigüzel, ayrıntılı olmayan","example":"Konuşmalarının çoğu sathiydı; gerçekten önemli noktalara değinmiyordu."},{"pos":"adj","definition":"Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölümü ile ilgili","example":"Bu gezegenin sathi atmosferi, uzayda gezegenin koruyucu kalkanı gibi görev yapıyor."}]},"SATI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya verilmesi ve bunun karşılığında bir fiyat, bir değer alınması yoluyla yapılan işlem","example":null}]},"SATICI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alıcıya bir şey satan kimse","example":null}]},"SATIH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm","example":null}]},"SATILIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Satışa çıkarılmış olan","example":null}]},"SATIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya verilmesi ve bunun karşılığında bir fiyat, bir değer alınması yoluyla yapılan işlem","example":null}]},"SATIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sayfa üzerinde alt alta ve yan yana gelen kelimelerden oluşan dizi","example":"Bu sayfada on beş satır var."},{"pos":"n","definition":"Et kesmeye, kemik kırmaya yarayan ağır ve enli bir tür bıçak","example":"Kasap, kalın kemikleri parçalamak için elindeki büyük satırı kullandı."}]},"SATIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya verilmesi ve bunun karşılığında bir fiyat, bir değer alınması yoluyla yapılan işlem","example":null}]},"SATLICAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göğüs sancısı, ateş, titreme, öksürük vb. belirtilerle ortaya çıkan akciğer zarı iltihabı","example":"Kayıkla gelip kurtarmasalardı satlıcandan geberecektim."}]},"SATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek","example":"Geniş arazisini parselleyip sattı ."},{"pos":"v","definition":"Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek","example":"Onun yerinde kim olsa bu kadar azamet satardı."}]},"SATRANÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik olan on altışar siyah ve beyaz taşlarla oynanan bir oyun","example":null}]},"SATRAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Perslerde il yöneticisi","example":null}]},"SATSUMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabuğu kolay soyulabilen, güzel kokulu bir mandalina türü","example":null}]},"SATVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zorlu, sindirici güç","example":"Hükümdarın satveti karşısında hiç kimse ses çıkarmaya cesaret edemedi."}]},"SATÜRN":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Halkalarıyla bilinen, Güneş'ten altıncı gezegen.","example":null}]},"SATİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi, bir göreneği yermek için yazılmış yazı veya söylenmiş söz","example":null}]},"SATİRİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yergi ile ilgili, yergi niteliğinde olan","example":"Bunların hepsi de edebiyatın satirik nevi denilen kısmına mal edilerek işin içinden çıkılıyordu."}]},"SAUNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok sıcak yerden ve sudan çok soğuk yere ve suya girme gibi vücudu uyarıcı niteliği olan hamam","example":"Tatil köyünde birkaç saat sauna keyfi yaptık, çok rahatlatıcıydı."},{"pos":"n","definition":"Bu banyonun bulunduğu yer","example":"Şu anda yapabileceğim tek şey buradan çıkar çıkmaz bir saunaya gitmek."}]},"SAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İleri sürülerek savunulan düşünce","example":"Onun savı, küresel ısınmanın insan faaliyetlerinden kaynaklandığını bilimsel verilerle destekliyor."},{"pos":"v","definition":"(Sert veya küçük düşürücü sözlerle) istenmeyen birini yanından uzaklaştırmak","example":"Kapıya gelen ısrarcı satıcıyı birkaç keskin sözle başından savdı."}]},"SAVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olay, bir olgu üzerine edinilen veya verilen bilgi","example":"Dedektif, cinayetle ilgili önemli bir sava ulaştı ve soruşturmayı bu bilgi doğrultusunda genişletti."},{"pos":"n","definition":"Sevindirici haber","example":"Uzun süredir bekledikleri evrakın onaylandığına dair gelen sava, herkesin yüzünü güldürdü."}]},"SAVAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Giyinişinden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan (kimse)","example":null},{"pos":"n","definition":"Suyu başka yöne akıtmak için yapılan düzenek","example":"Bahçeyi sulamak için nehrin kenarına bir savak yaptılar."}]},"SAVAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Suyu arklara salmak","example":null}],"lemma":"savaklamak"},"SAVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Döşeme, divan gibi yerlere serilen, genellikle desenli, havsız, kalın, kıl veya yün dokuma","example":"Eski evdeki divanın üstüne serilen renkli savan, odaya nostaljik bir hava katıyordu."},{"pos":"n","definition":"Pamuk ipliğinden yapılan kalınca kilim","example":"Annem, pazardan yeni bir savan alıp salona serdi."}]},"SAVANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ekvator kuşağındaki otsu bitkilerle kaplı çayırlar","example":null}]},"SAVAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gümüş üstüne özel bir biçimde kurşunla işlenen kara nakış","example":"Eski ustaların yaptığı savat işlemeli gümüş tabaklar, hala büyük ilgi görüyor."}]},"SAVATLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gümüş üstüne kurşunla kara nakışlar işlemek","example":"Usta, tarihi bir yüzüğü restore etmek için gümüş üzerine yeniden savatladı."}],"lemma":"savatlamak"},"SAVAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele","example":"İki ülke arasında yıllarca süren savaş, sonunda bir barış anlaşmasıyla sona erdi."},{"pos":"v","definition":"Bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek için uğraşmak, çaba göstermek","example":"Hepsinin her şeyden önce ezbercilikle savaştığını hemen görürsünüz."}]},"SAVAŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek amacıyla bir kişi veya grubun sürekli çabası","example":null}]},"SAVAŞKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyi veya çok savaşan","example":"O, daima cesur ve yenilmez bir savaşçı olarak anılmak istemişti."}]},"SAVAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek için uğraşmak, çaba göstermek","example":"Hepsinin her şeyden önce ezbercilikle savaştığını hemen görürsünüz."},{"pos":"v","definition":"Ordu ölçüsünde iki silahlı kuvvet karşı karşıya gelip vuruşmak","example":"İki büyük ordu, nehir kenarında kanlı bir şekilde savaştı ve bu savaşta birçok asker hayatını kaybetti."}]},"SAVAŞÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşa katılan kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"İyi veya çok savaşan","example":"O, daima cesur ve yenilmez bir savaşçı olarak anılmak istemişti."}]},"SAVCI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet adına ve yararına davalar açan, kamu haklarını ve hukuku yerine getirmek üzere yargıç katında sanıkları kovuşturan görevli","example":null}]},"SAVLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde bayrakları direğe çekmekte kullanılan ince ip","example":"Denizci, geminin ulusal bayrağını direğe çekmek için savloyu sıkıca bağladı."},{"pos":"v","definition":"Sözünde direnmek, bir iddia ileri sürmek","example":"Nasıl eleştirmen yazarın kişisel yaşamını bildiğini iddia ediyorsa romancı da falancanınkini bildiğini savlayacak."}]},"SAVLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sözünde direnmek, bir iddia ileri sürmek","example":"Nasıl eleştirmen yazarın kişisel yaşamını bildiğini iddia ediyorsa romancı da falancanınkini bildiğini savlayacak."}]},"SAVLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötülük veya yıpratma amacıyla, bir kimseye karşı doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma","example":null}]},"SAVMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"(Sert veya küçük düşürücü sözlerle) istenmeyen birini yanından uzaklaştırmak","example":"Kapıya gelen ısrarcı satıcıyı birkaç keskin sözle başından savdı."},{"pos":"v","definition":"Sıkıcı bir durumu geçirmek, atlatmak, savmak","example":"Büyük bir felaketten henüz çıkmış bu adamda küçük bir sokak kavgası veya hafif bir araba kazasını savuşturmuş da şimdi üstünü başını düzeltmeye koyulmuş bir kimse hâli vardı."}]},"SAVRUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşırı ve yersiz harcamalar yapan","example":"Ay sonunu getiremeyen genç, babasının onu sürekli savruk olmakla suçlamasına aldırmıyordu."},{"pos":"adj","definition":"İşinde dikkatli davranmayan, dalgın, savruk, özensiz","example":"Usta çok savruk çalışıyor, kombiyi düzgünce tamir edemedi."}]},"SAVRUL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dağılmak; saçılmak","example":"Naylonlar, kilimler savrulup yere serildi."}],"lemma":"savrulmak"},"SAVRUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savrulurken dökülen kırıntı","example":null}]},"SAVSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi isteyerek geri bırakmak, geciktirmek, umursamamak, ertelemek, sallamak","example":"İşinizi savsaladım sanmayın, vaktini bekliyorum."}],"lemma":"savsamak"},"SAVSAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi isteyerek geri bırakmak, geciktirmek, umursamamak, ertelemek, sallamak","example":"İşinizi savsaladım sanmayın, vaktini bekliyorum."}],"lemma":"savsaklamak"},"SAVSAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi isteyerek geri bırakmak, geciktirmek, umursamamak, ertelemek, sallamak","example":"İşinizi savsaladım sanmayın, vaktini bekliyorum."}]},"SAVUL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden çekinerek bulunduğu yerden uzaklaşmak","example":null}],"lemma":"savulmak"},"SAVULMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden çekinerek bulunduğu yerden uzaklaşmak","example":null}]},"SAVUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir saldırıya karşı koymak","example":"Şehri savunmak için ellerinden geleni yaptılar"},{"pos":"v","definition":"Yapılan bir suçlamaya veya ithama karşı kendi haklı gösterecek sebepler ileri sürmek","example":"Genç, öğretmeninin yanlış anlamasına karşı kendini savunmak zorunda kaldı."}],"lemma":"savunmak"},"SAVUNMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kişiyi, bir düşünceyi doğru, haklı göstermeyi amaçlayan yazı veya konuşma, savunu","example":"Takımın savunması, maç boyunca rakip forvetlere göz açtırmadı."},{"pos":"n","definition":"Bir takımın kalesini korumak için gösterdiği çaba","example":"Olaylar zinciri bu savunuyu haklı çıkaracak nitelikte değildir."}]},"SAVUNMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir saldırıya karşı koymak","example":"Şehri savunmak için ellerinden geleni yaptılar"},{"pos":"v","definition":"Yapılan bir suçlamaya veya ithama karşı kendi haklı gösterecek sebepler ileri sürmek","example":"Genç, öğretmeninin yanlış anlamasına karşı kendini savunmak zorunda kaldı."}]},"SAVUNU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir takımın kalesini korumak için gösterdiği çaba","example":"Olaylar zinciri bu savunuyu haklı çıkaracak nitelikte değildir."}]},"SAVUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mardin iline bağlı ilçelerden biri","example":null},{"pos":"v","definition":"Boşuna ve çok miktarda para harcamak, parayı düşüncesizce ve boşuna harcamak","example":"Geçen yıl büyük bir düğün yaparak elindeki tüm parayı savurdu."}]},"SAVURGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşırı ve yersiz harcamalar yapan","example":null}]},"SAVURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boşuna ve çok miktarda para harcamak, parayı düşüncesizce ve boşuna harcamak","example":"Geçen yıl büyük bir düğün yaparak elindeki tüm parayı savurdu."},{"pos":"v","definition":"Bir cismi bir yöne doğru hızla atmak, bulunduğu yerden dışarı atmak","example":"Çocuk, topu öylesine savurdu ki, top bahçenin diğer ucuna kadar gitti."}]},"SAVUŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hastalıktan kurtulmak, sağlığa kavuşmak","example":"İlaç ve tedaviyle birlikte hastalığı savuşturdu."},{"pos":"v","definition":"Bulunduğu yerden aceleyle, gizlice veya dikkati çekmeden ayrılmak","example":"Konserdeki kalabalıktan sıkılan genç, kimse fark etmeden savuştu."}],"lemma":"savuşmak"},"SAVUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hastalıktan kurtulmak, sağlığa kavuşmak","example":"İlaç ve tedaviyle birlikte hastalığı savuşturdu."},{"pos":"v","definition":"Bulunduğu yerden aceleyle, gizlice veya dikkati çekmeden ayrılmak","example":"Konserdeki kalabalıktan sıkılan genç, kimse fark etmeden savuştu."}]},"SAVUŞTUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıkıcı bir durumu geçirmek, atlatmak, savmak","example":"Büyük bir felaketten henüz çıkmış bu adamda küçük bir sokak kavgası veya hafif bir araba kazasını savuşturmuş da şimdi üstünü başını düzeltmeye koyulmuş bir kimse hâli vardı."}],"lemma":"savuşturmak"},"SAY":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sayıları sırayla söylemek; kaç tane olduğunu bulmak (saymak)","example":"Gökyüzündeki yıldızları say."}]},"SAYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü","example":"Çobanlar, koyunların saya törenini yapmak için toplandılar."},{"pos":"n","definition":"İş önlüğü","example":"Sırtına giymiş sıkma sayayı / Yedeğine almış ağca mayayı"}]},"SAYAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hava gazı, elektrik, su ve benzerinin kullanılan miktarını veya mekanik etkilenmeleri ölçen alet","example":null}]},"SAYDAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saydam bir yüzey üzerine alınmış, projeksiyonda kullanılmaya özgü, saydam, pozitif görüntü","example":null},{"pos":"n","definition":"Asetik asidin tuzu veya esteri","example":null}]},"SAYDIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sözünü dinletmek, saygı gösterilmesini sağlamak","example":null}],"lemma":"saydırmak"},"SAYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koruma, yardım","example":"Onun başarıları, usta öğretmeninin sayesinde ve desteğiyle mümkün olmuştu."}]},"SAYFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde konuşulan şey","example":"Geçmişte yaşananları artık bir kenara bırakıp yeni bir sayfa açmalısın."},{"pos":"n","definition":"Üzerine yazı yazılan veya basılan bir kâğıt yaprağın iki yüzünden her biri","example":"Parmaklarını sayfaların arasına sokup casusun kendisine verdiği parayı aradı ve buldu."}]},"SAYFALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bilgisayarda sayfalara ayrılmış bir bellek kullanma düzenine dayalı sistemi uygulamak","example":null}],"lemma":"sayfalamak"},"SAYFİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazın oturulan yer","example":"Kısa bir müddet sonra o ücra bayırlarda yepyeni modern bir sayfiye doğuverdi."},{"pos":"n","definition":"Şehre yakın kır kesimi","example":"Hafta sonu dinlenmek için şehir dışındaki bir sayfiyeye gittik."}]},"SAYGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu","example":"İnsanlara saygıyı yitirdin mi yandın bittin, on paralık oldun demektir."},{"pos":"n","definition":"Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu","example":"Kütüphanede yüksek sesle konuşmamalısın, çalışan insanlara saygı göstermelisin."}]},"SAYGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İtibarı olan, hatırı sayılır, sözü geçer","example":"Şehrin en saygın doktorlarından biri olarak tanınıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Değerli, değeri anlaşılmış, en üst düzeye ulaşmış","example":"Nobel ödülünü kazanması, onu bilim dünyasında daha da saygın bir konuma getirdi."}]},"SAYHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haykırma sesi","example":null}]},"SAYI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayma, ölçme, tartma vb. işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu bildiren söz","example":"Bir, beş, yüz birer sayıdır."},{"pos":"n","definition":"Bir spor karşılaşmasında karşılaşanlardan her birinin başarı derecesini tespit eden nicelik","example":"Basketbol maçının sonunda takımımız, rakibini 85’e 78 sayıyla mağlup etti."}]},"SAYICA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sayı bakımından","example":"Tiyatrolar sayıca arttı, bunun sonucu seyirci sayısında da artma oldu."}]},"SAYIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uykuda veya bir hastalığın verdiği dalgınlık sırasında anlamsız, tutarsız sözler söylemek","example":"Bu onun ilacı, tılsımı gibi bir şey ... Onları sayıklayınca iyileşiyor."},{"pos":"v","definition":"İstediği, özlediği bir şeyden sürekli söz etmek","example":"Tatili dört gözle bekleyen Ayşe, her fırsatta sahilde güneşlenmeyi sayıklıyordu."}],"lemma":"sayıklamak"},"SAYILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Nesnelerin veya olayların niceliğini rakamlarla belirtmek","example":null}],"lemma":"sayılamak"},"SAYILI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir sayısı olan","example":"Kitaplıkta her kitabın yerini bulmak kolaydı, çünkü hepsi sayılı bir düzenle yerleştirilmişti."},{"pos":"adj","definition":"Sayısı belli olan, sayılmış olan","example":"İkramlar sayılı, herkes birer tane alsın lütfen."}]},"SAYILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir araştırmada, mevcut araştırma sürecini ve sonucunu önemli ölçüde etkileyeceği düşünülen, araştırıcının gerekçeli kabulleri","example":null}]},"SAYIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak için bunları birer birer elden veya gözden geçirme","example":null}]},"SAYIMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sayım yapmak","example":null}],"lemma":"sayımlamak"},"SAYIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konuşma ve yazışmalarda saygı belirtisi olarak kişi adlarının önüne getirilen söz; saygıdeğer; muhterem","example":null},{"pos":"adj","definition":"Konuşma ve yazışmalarda saygı belirtisi olarak kişi adlarının önüne getirilen söz","example":null}]},"SAYISAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayı ile ilgili, sayıya dayanan","example":"Bu araştırmada, öğrencilerin başarılarını gösteren sayısal veriler tablolar halinde sunuldu."},{"pos":"n","definition":"Sayıya dayanan konuları kapsayan sınav","example":"Üniversite sınavında, sayısal alanda başarı gösteren öğrenciler mühendislik fakültelerine başvurdu."}]},"SAYIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine olan borçları ödeyip alacak verecek bırakmamak","example":"İki esnaf, mal alışverişlerinden sonra aralarındaki hesabı kapatmak için sayıştılar."},{"pos":"v","definition":"Çocuk oyunlarında sayı sayarak ebeyi belirlemek","example":"Saklambaç oynamadan önce çocuklar sayışarak ebeyi belirlediler."}],"lemma":"sayışmak"},"SAYIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine olan borçları ödeyip alacak verecek bırakmamak","example":"İki esnaf, mal alışverişlerinden sonra aralarındaki hesabı kapatmak için sayıştılar."},{"pos":"v","definition":"Çocuk oyunlarında sayı sayarak ebeyi belirlemek","example":"Saklambaç oynamadan önce çocuklar sayışarak ebeyi belirlediler."}]},"SAYKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maden, ayna vb. nesneleri parlatmak için kullanılan cila","example":"Usta, eski aynayı saykal ile parlatıp müşteriye teslim etti."},{"pos":"n","definition":"Cilalamakta kullanılan araç","example":"Sandık üzerindeki izleri çıkarmak için eski bir saykal aradı."}]},"SAYKALLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cila sürerek parlatmak, cila vurmak","example":null}],"lemma":"saykallamak"},"SAYLAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anayasaya göre millet meclisine seçimle giren millet temsilcisi","example":null}]},"SAYMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Değerli ve önemli saymak","example":"O, bu gibi âdetleri çok sayar."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir durumun nasıl bir sonuca yol açacağını düşünmek","example":"Uzun vadede bu yatırımı kârlı sayabiliriz."}]},"SAYMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kurum, kuruluş ve benzerinin hesap işleriyle uğraşan kimse","example":null}]},"SAYRI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağlığı bozuk olan, esenliği yerinde olmayan, hastalanmış","example":"Geçirdiği kaza sonrası sağlığı pek sayrıl hâle gelmişti."}]},"SAYRIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağlığı bozuk olan, esenliği yerinde olmayan, hastalanmış","example":"Geçirdiği kaza sonrası sağlığı pek sayrıl hâle gelmişti."}]},"SAYRIMSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gerçekte hasta olmadığı hâlde kendini hasta göstermek","example":null}],"lemma":"sayrımsamak"},"SAYVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kulağın sesi toplayarak orta kulağa göndermeye yarayan, yarım daire biçimindeki bölümü","example":"Amma nasıl çocuk ... vücut tüylü, kulağın sayvanı yok."},{"pos":"n","definition":"Güneşten, yağmurdan korunmak için veya süs olarak bir şeyin üzerine çekilen dam saçağı gibi düz veya eğimli örtü","example":"Saçak sayvanı. Perde sayvanı. Eteklik sayvanı. Karyola sayvanı."}]},"SAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müzik çalmak için kullanılan herhangi bir alet","example":"Her müzik kültürünün kendine has sazları vardır."},{"pos":"n","definition":"Türk halk müziğinde bağlama, cura, tar vb. mızraplı çalgıların genel adı","example":"Türk halk müziğinin saz önemli bir yere sahiptir."}]},"SAZAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mersingillerden, Güney ve Batı Anadolu dağlarında yetişen, yaprakları yaz kış yeşil kalan, gıda ve parfüm sanayisinde ham madde olarak kullanılan, meyvesi murt adıyla bilinen, esansı çıkarılan, beyaz çiçekli, güzel kokulu bir ağaç","example":"Sazak ağacının meyvesi, parfüm sanayisinde kullanılmak üzere toplanır."},{"pos":"n","definition":"Sazları çok olan yer","example":"Sazak göleti etrafındaki bataklıklar, sazların büyüdüğü ve kümelendiği alanlardır."}]},"SAZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sazangillerden, Avrupa, Asya ve Amerika'nın tatlı sularında yaşayan, sırt yüzgeci uzun, eti beğenilen kılçıklı bir balık","example":null}]},"SAZENDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saz çalan kimse","example":"Düğünde, o ünlü sazendeyi dinleyen herkes büyülenmişti."}]},"SAZKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam","example":null}]},"SAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başta çıkan kılların tümü","example":"Saçlarını taradı."}]},"SAÇAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının herhangi bir bölümünü güneş ve yağmurdan koruması için, o bölümden dışa taşkın ve altı boşta olarak yapılan örtü","example":"Han bekçisi, saçağın altındaki döşeğinde hâlâ uyumaktaydı."},{"pos":"n","definition":"Bazı giyim eşyalarında veya döşemeliklerde kumaş kenarlarına dikilen süslü iplikten püskül","example":"Perdenin uçlarına saçaklı bir şerit diktirmiş."}]},"SAÇAKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kenarları saçak gibi olmak","example":null}],"lemma":"saçaklanmak"},"SAÇALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saçmak, serpmek","example":null}],"lemma":"saçalamak"},"SAÇIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Saçılmış; serpilmiş","example":"Oyun bittikten sonra çocukların oyuncakları saçık bir şekilde odanın her köşesine dağılmıştı."}]},"SAÇINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dökülmüş, saçılmış şeyler","example":null}]},"SAÇKIRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir mantarın oluşturduğu, saçları döken bir deri hastalığı","example":null}]},"SAÇMA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anlamı olmayan, önemli bir şey anlatmayan","example":"Bunlar çok saçma lafllar."},{"pos":"n","definition":"Yersiz, akla aykırı, tutarsız söz","example":"Bırak şu saçmaları! Bir daha bahsini etme."}]},"SAÇMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli bir görüşü, düşünceyi yaymak","example":"Türk halk usunun ağzından, boyuna akıl ve akılcılık saçar Nasreddin Hoca."},{"pos":"v","definition":"Işık ve ısı yaymak","example":"Büyümüş gözler örste dövülen kızgın demir gibi kıvılcımlar saçtı."}]},"SAÇMALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Anlamsız, gereksiz, tutarsız, saçma sapan sözler söylemek","example":"Konuşması büsbütün dağıldı, tutarsızlaştı. Artık saçmalıyor."}],"lemma":"saçmalamak"},"SAÇMALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeri ve değeri olmayan söz, davranış içinde olma","example":"Onun söyledikleri tam bir saçmalık; bu kadar mantıksız bir şey nasıl söylenir?"},{"pos":"n","definition":"Yeri ve değeri olmayan söz, davranış","example":"Hakikatten ne kadar uzaksa yalandan da o kadar uzaktır saçmalık."}]},"SAÇULA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp","example":null}]},"SAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sol karşıtı olan yön","example":"Köşeden sağa dön."},{"pos":"adj","definition":"Yaşayan, diri","example":null}]},"SAĞAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hastalıktan kurtulmak, sağlığa kavuşmak","example":null}],"lemma":"sağalmak"},"SAĞALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hastalıktan kurtulmak, sağlığa kavuşmak","example":null}]},"SAĞALTIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlaç vb. ile hastalığı iyi etme; iyileştirme","example":"Doktor, sağaltım sürecine başladığında, hastanın durumu hızla iyileşmeye başladı ve tedaviye olumlu yanıt verdi."},{"pos":"n","definition":"Bir hastalığı yenecek etkenleri ve bu etkenlerin kullanılma yöntemlerini bularak hastanın sıkıntılarını giderme, iyi etme işi","example":"Sağaltım yöntemleriyle ilgili yapılan araştırmalar, yeni tedavi yöntemlerinin hastalar üzerindeki etkilerini kanıtladı."}]},"SAĞANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birdenbire başlayan, genellikle kısa süren şiddetli yağmur","example":"Sabah güneşli havada başladık, fakat aniden bir sağanak yağmurun altında kaldık ve sırılsıklam olduk."}]},"SAĞANLAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşlar sınıfının gökkuzgunumsular takımından, kanatları uzun, ayakları sıçramaya ve tutunmaya elverişli, sağangiller, kolibrigiller familyalarını içine alan alt takım","example":null}]},"SAĞCI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağ görüşlü partilerin yandaşı olan","example":"O kendini sağcı olarak tanımlıyor."}]},"SAĞDIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düğünde gelin veya güveyiye kılavuzluk eden kimse","example":"Düğün hazırlıkları sırasında, sağdıç gelinle birlikte evin her köşesini gezerek gerekli tüm düzenlemeleri yaptı."}]},"SAĞDUYU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği","example":"Bu halk çocuğunun, sağduyusu, temiz bir yüreği, yiğitliği ve hepsiyle beraber saflığı vardır."},{"pos":"n","definition":"Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü","example":"Sağduyusunu kaybetmiş, doğruyla yanlışı tefrik edemiyor."}]},"SAĞGÖRÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği","example":null}]},"SAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuş tersi; kuş gübresi","example":null}]},"SAĞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağma işi","example":"Her gün sürülerin sağımı..."},{"pos":"n","definition":"Süt veren hayvan","example":"Onun epey sağımı var."}]},"SAĞIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sözün anlatılmak istenene tam karşılık olması, tam uygun düşmesi niteliği","example":"Konuşmacının kullandığı ifadeler, durumu açıklamak için sağın bir örnek oluşturuyordu."},{"pos":"adj","definition":"Doğruluk kuralına uygun olan","example":"Hakimin verdiği karar, herkes tarafından sağın ve adil bulundu."}]},"SAĞIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen (kimse)","example":"Yaşlı adam sağır olduğu için konuşmaları işitmekte zorlanıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Ses geçirmeyen","example":"Adliyenin arka taraflarına isabet eden, şehrin gürültüsünü duymayan, sağır, mahfuz bir odasında idik."}]},"SAĞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak","example":"Hesapların doğruluğunu sağlamak için tüm belgeleri yeniden kontrol etti."},{"pos":"v","definition":"Elde etmek, sahip olmak","example":"O sevimli yavru haliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti"}],"lemma":"sağlamak"},"SAĞLAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolay bozulmayan, kırılmayan, dayanıklı","example":"Köprü çok sağlam yapılmıştı."}]},"SAĞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak","example":"Hesapların doğruluğunu sağlamak için tüm belgeleri yeniden kontrol etti."},{"pos":"v","definition":"Elde etmek, sahip olmak","example":"O sevimli yavru haliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti"}]},"SAĞLAMCI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşini sağlama bağlayan kimse","example":null}]},"SAĞLAMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sağlam bir duruma getirmek","example":"Proje ekibi, altyapı çalışmalarını tamamlayarak binanın temelini sağlamlamak için ekstra destek ekledi."},{"pos":"v","definition":"Bir durumun, bir sözün doğru, gerçek olduğunu kanıtlamak","example":"Sunum sırasında, araştırmalarını sağlamlamak amacıyla verileri ve istatistikleri sundu."}],"lemma":"sağlamlamak"},"SAĞLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun hasta olmama durumu, esenlik","example":"Sağlığına dikkat et."}]},"SAĞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Memeyi parmaklar arasında sıkarak sütünü akıtmak","example":"Gözümüzün önünde keçilerden sağdıkları köpüklü sütlerimizi yarıda bırakıp kalktık."},{"pos":"v","definition":"Kovandaki balı peteklerden almak","example":"Balcı, kovandaki balı sağmak için dikkatle petekleri yerinden çıkardı."}]},"SAĞMAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Süt veren, sağılan","example":"Çiftlikteki sağmal inekler sabahları düzenli olarak sağılır ve sütleri hemen işlenmeye başlanır."},{"pos":"n","definition":"Bol süt veren inek","example":"İri Hollanda cinsi sağmallardı, günde 42 45 kilogram arası süt verirlerdi."}]},"SAĞRI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Memeli hayvanlarda bel ile kuyruk arasındaki dolgun ve yuvarlakça bölüm","example":"Ben, yelesi yelde dalgalanan, sağrısı köpüklü kır atıma bineceğim."}]},"SAĞYAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sütten çıkarılan yemeklik yağ","example":"Köylüler, sağyağı sabahları taze sütten çıkarır ve genellikle kahvaltıda ekmekle tüketirlerdi."}]},"SAĞİSTEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kimse veya konuda hiçbir kötü düşünce beslememe","example":null}]},"SAİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey, gerekçe","example":"Hırsızın bu suçu işlemesindeki saik, maddi sıkıntılar olarak belirtildi."},{"pos":"n","definition":"Kaynağı akıl olan sebep","example":"Planı detaylıca düşündüğümüzde, her adımının arkasında mantıklı bir saik olduğunu görebiliriz."}]},"SAİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey, gerekçe","example":"Hırsızın bu suçu işlemesindeki saik, maddi sıkıntılar olarak belirtildi."},{"pos":"n","definition":"Gök gürültüsü ve şimşekle görülen, hava ile yer arasındaki elektrik boşalması","example":"Öteden saikalar parçalıyor afakı!"}]},"SAİPH":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Orion takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"SAİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilinenden, sözü edilenden ayrı","example":"Bu konu hakkındaki sair görüşlerinizi de paylaşabilir misiniz?"}]},"SCHEDAR":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Kassiopeia takımyıldızının en parlak yıldızı.","example":null}]},"SCULPTOR":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"SCUTUM":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"SEANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinema, tiyatro, konser vb. sanat dallarında yapılan gösterilerden her biri","example":"Sinemalar günde üç seans yapıyor."},{"pos":"n","definition":"Aralıksız bir iş için harcanan süre","example":"Bir poker seansı yapalım mı?"}]},"SEBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözünden veya kararlarından dönmeme, bir işi sonuna değin sürdürme","example":null}]},"SEBATKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işi yılmadan sonuna kadar götüren","example":null}]},"SEBAYÜDÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavla oyununda zarlardan birinin üçlü, öbürünün ikili gelmesi","example":"Zarın sebayüdü gelmesi, oyuncunun planladığı hamleyi yapmasına fırsat verdi."}]},"SEBEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey, gerekçe","example":"Her medeniyet çöküş sebeplerini kendi içinde taşır."}]},"SEBEPLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine yarar sağlamak","example":null}],"lemma":"sebeplenmek"},"SEBZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri","example":null}]},"SEBZEVAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri","example":null}]},"SEBİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle camilere bitişik özel bir biçimde yapılmış, karşılık beklemeden hayır için içme suyu dağıtılan taş yapı","example":"Camii avlusunda büyük bir sebil var."},{"pos":"n","definition":"Kutsal günlerde karşılık beklemeden hayır için dağıtılan içme suyu","example":"Ramazan ayında caminin önünde sebil açarak su dağıtılmaya başlandı."}]},"SECCADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kişinin üzerinde namaz kılabileceği büyüklükte, halı, kilim, post veya kumaştan yaygı","example":"Bir zahit gibi seccadesinin üstünde, bir müddet daha şaşkın ve dalgın oturup kalıyordu."}]},"SECDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle namaz kılarken alnı, el ayalarını, dizleri ve ayak parmaklarını yere getirerek alınan durum","example":null}]},"SECİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesirde yapılan uyak","example":null}]},"SECİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen ana özellik","example":null}]},"SEDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kulağın duyabildiği titreşim","example":"Uzun zamandır ondan ses seda yok."}]},"SEDEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sedefi andıran pulcukların belirmesiyle ortaya çıkan bir deri hastalığı","example":"Doktor, hastanın dirseğindeki kızarıklığın sedef hastalığı olabileceğini söyledi."},{"pos":"n","definition":"Midye, istiridye vb. deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan sedefçilikte kullanılan, pırıltılı, beyaz, sert bir madde","example":"Antika sandığın kapağı, ustaca işlenmiş sedef parçalarıyla süslenmişti."}]},"SEDEFKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sedef üzerinde çalışan, sedef kullanarak eşya yapan kimse","example":null}]},"SEDYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hasta veya yaralı taşımaya yarayan katlanabilir hasta yatağı","example":"Güner'i her gün tekerlekli bir sedyeyle ışın tedavisine indirirdim hastanede."}]},"SEDİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kozaklılardan, çiçekleri sarı veya açık yeşil renkli, boyu 40 metre kadar olabilen ve kerestesi yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı","example":"Sedir ağacı, hem dayanıklılığı hem de hoş kokusuyla mobilya yapımında tercih edilir."},{"pos":"n","definition":"Kol koyacak yeri olmayan, arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen yatmaya veya oturmaya yarayan ev eşyası","example":"Ahmet sessizce yürüyerek kadının karşısındaki sedire oturdu."}]},"SEFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hiçbir eksiği, üzüntüsü ve acısı olmama durumu","example":"Bahçede kuş sesleri arasında kitap okuyarak sefa sürdü."},{"pos":"n","definition":"Eğlence; zevk; neşe","example":"Beni tam manasıyla mesut eden de asıl bu çeşit tatil sefalarıydı."}]},"SEFAHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Neşeli, hoşça vakit geçirme","example":"Kadehlerden boşalan zevküsefa sonunda gerçek yerini bulmuştu."},{"pos":"n","definition":"Zevk ve eğlenceye düşkünlük; uçarılık","example":"Bir memlekette zenginlik başlar da bir parça eğlence ve sefahat da başlamaz olur mu?"}]},"SEFALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoksul olma durumu, parasız kalma durumu","example":null}]},"SEFARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devleti başka bir devlet katında temsil eden kimsenin görevini yaptığı yapı","example":"Eski sefaret binası, bugün müze olarak ziyarete açılmış durumda."}]},"SEFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele","example":"Padişah yeni bir sefer için ordusunu hazırlıyordu."},{"pos":"n","definition":"Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde, bir yerden bir yere gidiş veya geliş","example":"Üç aylık uzun bir sefere çıkmaya karar verdim, Avrupa'nın tamamını dolaşacağım."}]},"SEFERBER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Savaşa hazırlanmış veya girmiş askerî birlik","example":null}]},"SEFERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolculuk sebebiyle dinî açıdan kendisine bazı kolaylıklar sağlanan kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yolculukla ilgili olan","example":"Seferi harcamalar tahmininden fazla tuttuğundan seyahat sırasında daha az harcama yapacaktı."}]},"SEFİH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendini çeşitli eğlencelere vermiş kimse, hovarda","example":null}]},"SEFİHANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Alçak, aşağılık kimselere yaraşırcasına","example":null}]},"SEFİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sefalet çeken; yoksul","example":"Bu, korkunç bir çocukluğun, sefil, bahtsız bir çocukluğun devamıdır."}]},"SEFİLANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sefile yakışır biçimde","example":"Yalnız sefilane gebermemek için bir lokma ekmek, bir gayret..."}]},"SEFİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt","example":null}]},"SEFİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisine yetki verilerek bir yere veya birinin katına gönderilen kimse, murahhas","example":"Herkes onun az zamanda büyük yer tutacağını, bir zaman gelip sefir, nazır olacağını söylüyorlar."}]},"SEFİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bayan elçi","example":"Sefiremizin tiyatrosever oluşu konuşmalara daha da revnak verdi"},{"pos":"n","definition":"Elçi karısı","example":"Sefire, tören boyunca yerel kıyafetleri büyük bir zarafetle taşıdı."}]},"SEGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde si perdesi ve bu perdedeki makam","example":null}]},"SEGMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir motorun alt bölümü ile üst bölümü arasındaki gaz geçişini önlemek amacıyla kullanılan esnek metal parça","example":null}]},"SEGMENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir organ, yapı veya bütünün doğal veya yapay olarak sınırlanmış her bir bölümü","example":null}]},"SEGİN":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Kassiopeia takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"SEHER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sabahın gün doğmadan önceki zamanı, tan ağartısı","example":"Seher vaktine yakın uyanmışım."}]},"SEHPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük masa","example":"Sehpanın üzerine kitabımı ve çay bardağımı koydum."},{"pos":"n","definition":"İdama mahkum olanları asmak için kurulan sehpa","example":"Kral şehrin meydanına, herkesin görebileceği bir yükseltinin üzerine idam sehpası kurdurttu."}]},"SEHVEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kaza sonucu, yanlışlıkla, bilmeden","example":null}]},"SEHİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm","example":"O mirasın sehimi, aile üyeleri arasında eşit bir şekilde dağıtıldı."},{"pos":"n","definition":"Hisse bedeli","example":"Senin o şirketteki sehimin ne kadar?"}]},"SEHİV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık","example":null}]},"SEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçine su, başka bir içki veya bir sıvı karıştırılmamış içki","example":null},{"pos":"v","definition":"Tek veya iki ayak üzerinde sıçramak","example":"Evden yola, yoldan eve varabilmek için evvelce yerleştirilmiş iri kayalar üzerinde sekmek gerekirdi."}]},"SEKANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütün meydana getiren planlar dizisi","example":"Senarist, dram ve komediyi içeren bir sekansla izleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkarmak istedi."},{"pos":"n","definition":"Bir melodi veya ritim motifinin gamın değişik derecelerinde tekrarı","example":"Piyano konserindeki sekans, melodinin farklı tonlarda tekrar edilmesiyle harika bir atmosfer yaratıyordu."}]},"SEKANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesen doğru","example":"Bu doğruların birbiriyle kesiştiği yer, sekantın kesişim noktasıydı."}]},"SEKBAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlılarda, sınır boylarında görev yapan bir asker sınıfı","example":"Sekbanlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarını korumak için sürekli olarak tehlikeli bölgelere gönderilirdi."},{"pos":"n","definition":"Eyalet paşaları ve sancak beylerine bağlı olarak görev yapan bir asker sınıfı","example":"Sekbanlar, eyalet paşasına bağlı olarak yerel düzeyde asayişi sağlamak ve isyanları bastırmakla görevliydi."}]},"SEKEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hastalıktan sonra yerleşip kalan işlev veya doku bozukluğu","example":"Kırık ve çıkık sekellerine kaplıca yararlıdır."}]},"SEKENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde oturanlar; sakinler","example":null}]},"SEKLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıldan, yünden dokunmuş çuval","example":"Değirmen önünde un dolu birkaç seklem bırakılmıştı."},{"pos":"n","definition":"On batman un, vb","example":"Kasabaya götürmek için arabaya iki seklem buğday yüklediler."}]},"SEKMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tek veya iki ayak üzerinde sıçramak","example":"Evden yola, yoldan eve varabilmek için evvelce yerleştirilmiş iri kayalar üzerinde sekmek gerekirdi."},{"pos":"v","definition":"Tek veya iki ayak üzerinde sıçrayarak ilerlemek","example":"Bileğini burkmuştu , sekiyordu ."}]},"SEKMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, faz","example":"Projenin bu sekmeninde, maliyet analizleri tamamlanmış olmalı."},{"pos":"n","definition":"Sırt ve kol dayayacak yeri olmayan iskemle","example":"Küçük kafede, ahşap sekmenler düzenli sıralar halinde yerleştirilmişti."}]},"SEKOYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kozalaklıların porsukgiller familyasından, Kaliforniya'da yetişen, 100-130 metre boyunda, büyük bir orman ağacı","example":null}]},"SEKRETER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel veya kamu kuruluşlarında yönetim ve yazışmalardan sorumlu kimse","example":"Müdür beyin sekreteri, toplantı davetlerini gönderdi."},{"pos":"n","definition":"Özel veya kamu kuruluşlarında haberleşmeyi sağlayan, yazışma yapabilen görevli, yazman, kâtip","example":"Derneğin sekreteri, yıllık faaliyet raporlarını tüm üyelere ulaştırdı."}]},"SEKSEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sekerek oynanan bir çocuk oyunu","example":"Çocuklar mahallede çizdikleri seksek oyununda kahkahalarla eğleniyordu."}]},"SEKSEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yetmiş dokuzdan sonra gelen sayının adı","example":"Seksen yaşına kadar sağlıklı bir hayat sürmeyi hayal ediyor."},{"pos":"n","definition":"Bu sayıyı gösteren 80, LXXX rakamlarının adı","example":"Bu hafta kütüphane için seksen adet yeni kitap sipariş edildi."}]},"SEKSTANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneşin, yıldızların açısal yüksekliğini ölçmeye yarayan bir alet","example":null}]},"SEKSİYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri; departman","example":null}]},"SEKTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altın, gümüş, bakır, bronz, alüminyum vb. maddelerin alaşımından yapılan para","example":"Eski dönemde kullanılan sekte paralar koleksiyoncuların ilgisini çekiyor."},{"pos":"n","definition":"Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması","example":"Yaşlı adam, geçirdiği kaza sonrası kısmi bir sekte geçirdi."}]},"SEKTER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkalarının siyasi, dinî vb. düşüncelerine, inançlarına karşı çıkan, katı ve hoşgörüsüz davranan kimse","example":"Grup içindeki sekter tutumlar, fikir alışverişini zorlaştırıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Katı; hoşgörüsüz düşünce; tutum","example":"Sekter bir yaklaşımla herkesi susturmaya çalıştı."}]},"SEKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı işi yapan topluluk","example":"Bu sektörde çalışanlar yüksek motivasyona sahip."},{"pos":"n","definition":"Manyetik tamburun, manyetik diskin veya bir disk paketinin üzerindeki, veri ortamının önceden belirlenmiş açılı yer değiştirmesi sırasında manyetik kafaların erişebildiği, bir iz veya bant parçası","example":"Turizm sektörü, pandemi sonrası toparlanmaya başladı."}]},"SEKTÖREL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bölüm, kol, dal, kesim ile ilgili","example":null}]},"SEKUNDER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sırada önem bakımından ikinci derecede olan","example":null}]},"SEKÜLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Laik duruma getirme, dinden bağımsızlaştırma","example":"Bazı toplumlarda seküler yönetimler tercih ediliyor."},{"pos":"n","definition":"Yüzyıllık, yüzyılda bir olan","example":null}]},"SEKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü şekli","example":"Deredeki doğal seki, piknik yapanlar için ideal bir oturma alanı olmuştu."},{"pos":"n","definition":"At, eşek ve sığırların ayaklarında bileğe veya dize kadar çıkan beyazlık","example":"Yarışta gördüğümüz siyah atın sekisi, bacaklarına ayrı bir güzellik katıyordu."}]},"SEKİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At, eşek ve sığırların ayaklarında bileğe veya dize kadar çıkan beyazlık","example":"Yarışta gördüğümüz siyah atın sekisi, bacaklarına ayrı bir güzellik katıyordu."}]},"SEKİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yamacı ağaçlandırmak için taraçalar yapmak","example":null}],"lemma":"sekilemek"},"SEKİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yediden sonra gelen sayının adı","example":"Pastanın üzerinde sekiz mum vardı."},{"pos":"n","definition":"Bu sayıyı gösteren 8, VIII rakamlarının adı","example":"Matematik dersinde sekizi sonsuzluk sembolüne benzetti."}]},"SEKİZER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sekiz sayısının üleştirme sıfatı, her birine sekiz, her defasında sekizi bir arada olan","example":null}]},"SEKİZGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sekiz kenarlı çokgen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu biçimde olan","example":null}]},"SEKİZTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde dörder küreği olan tekne","example":null}]},"SEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürekli yağmurlardan veya eriyen karlardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su","example":"Şiddetli yağmurun ardından sel, köyde büyük hasara yol açtı."},{"pos":"n","definition":"Hareket halindeki büyük kalabalık, yığın","example":"Ellerinde çantalı, küçük yiyecek paketleri, kadınlı erkekli bir memur seli, Ulus Meydanı'na doğru akıyor."}]},"SELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müslümanları bayram veya cuma namazına çağırmak, bazı yerlerde cenaze için kılınacak namazı haber vermek amacıyla minarelerde okunan dua","example":null}]},"SELAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine söz ve işaretle bir nezaket gösterisi yapma","example":null}]},"SELAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun hasta olmaması durumu","example":"Nihayet iyi bir tedavi ve bakım sürecinin ardından hastalığı atlattı, selamete kavuştu."},{"pos":"n","definition":"Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu","example":"Sizinle bu mesele etrafında karşılaşmamayı sizin selametiniz namına temenni ederim."}]},"SELAMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Biriyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine sözle veya işaretle bir nezaket gösterisi yapmak","example":"Okuldan çıkarken eski öğretmenine rastladı ve gülümseyerek selam verdi."}],"lemma":"selamlamak"},"SELANİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atkı, hırka ve benzerinde kullanılan bir tür örgü biçimi","example":null}]},"SELASET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söz, yazı ve anlatımın kolay anlaşılabilir ve okunabilen, anlamca açık olma özelliği","example":null}]},"SELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık duran başparmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık","example":"Keresteleri sele uzunluğunda kesip küçük objeler yaptı."},{"pos":"n","definition":"Bisikletin oturulacak yeri","example":"Bisikletin selesi gevşediği için bir türlü rahat süremiyordu."}]},"SELEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevde, bir makamda kendinden önce bulunmuş olan kimse","example":"Yeni müdür, selefinin başlattığı projeleri devam ettirme kararı aldı."}]},"SELEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Para ve malını esirgemeden veren","example":"Babası selek bir insandı, fakirlere her zaman yardım ederdi."}]},"SELEKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahılı yabancı maddelerden ayırmak için kullanılan aygıt","example":"Selektörden çıkan buğdayı inceleyen müdür, bir aralık havayı kokladı."},{"pos":"n","definition":"Taşıtlarda farların uzun ve kısa uzaklıkta yanmasını sağlayan araç","example":"Karşıdan gelen sürücü, selektör yaparak uyarıda bulundu."}]},"SELEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ses; haber; bilgi","example":"Köyün en yüksek tepesinden bir selen duyuldu, herkes kulak kesildi."}]},"SELENYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 34, yoğunluğu 4,8 olan, 217 derecede eriyen, ısı ve elektriği ileten, genellikle telsiz telefon, televizyon yapımında kullanılan bir element","example":"Bilim insanları, yeni tasarladıkları cihazda selen elementi kullanmayı planlıyor."}]},"SELOBANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapıştırma işlerinde kullanılan, ince, saydam, bir yüzü yapışkan şerit","example":null}]},"SELOFAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Selülozdan yapılmış, ince, saydam, ambalaj yapımında kullanılan tabaka","example":null}]},"SELOTEYP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapıştırma işlerinde kullanılan, ince, saydam, bir yüzü yapışkan şerit","example":null}]},"SELP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaldırma; kaçırma; yok etme","example":"Ekipler, patlayan borunun çevresindeki suyu selp ederek alanı temizledi."}]},"SELVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amerika'da Amazon, Afrika'da Nijer ırmakları gibi Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlar","example":null}]},"SELVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Servigillerden, Akdeniz bölgesinde çok yetişen, kışın yapraklarını dökmeyen, 25 metre boyunda, ince, uzun, piramit biçiminde, çok koyu yeşil yapraklı bir ağaç","example":"Bu selvi ormanının içinde nice vezirler, serdarlar, kazaskerler metfundur."}]},"SELVİÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi armasında bulunan oynak halat","example":"Fırtınada selviçeleri sıkıca bağlamaları gerekiyordu."}]},"SELZEDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sel felaketine uğramış, selden zarar görmüş kimse","example":null}]},"SELÜLOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkilerde hücre yapısının büyük bir bölümünü oluşturan kâğıt, yapay ipek ve patlayıcı maddelerin yapımında kullanılan bir karbonhidrat","example":null}]},"SELÜLOİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nitroselüloz ile kâfurdan oluşan, fotoğraf kâğıdı, sinema filmi, bilardo topu, tarak vb. şeylerin yapımında kullanılan plastik madde","example":null}]},"SELÜLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağ dokusu iltihabı","example":null}]},"SELİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel söyleme ve yazma yeteneği","example":null}]},"SELİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eksiksiz, kusuru olmayan, şahane","example":"O zevk-i selim sahibidir, yaptığı her işe inceliğini yansıtır."},{"pos":"adj","definition":"Sonu iyi, tehlikesiz, kötücül olmayan (ur veya hastalık)","example":"Doktor, urun selim olduğunu ve endişe edecek bir durum olmadığını söyledi."}]},"SELİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağış sebebiyle oluşan ufak sel","example":"Dün gece yağan yağmurdan sonra sokakta küçük bir selinti belirdi."},{"pos":"n","definition":"Sel sularının bıraktığı çer çöp","example":"Selintinin getirdiği dallar bahçenin her köşesine dağılmıştı."}]},"SELİS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık anlatım","example":null}]},"SEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zehir (eski dilde)","example":null}]},"SEMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzü üzerine mavi bir kubbe gibi kapanan boşluk","example":"Sema yıldızlarla süslenmiş bir atlas gibi başımızın üzerindeydi."},{"pos":"n","definition":"Mevlevi dervişlerinin ney, nısfiye vb. çalgılar eşliğinde, kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayin","example":"Dervişlerin seması herkesi büyüledi."}]},"SEMAFOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Demir yollarında gündüz mekanik olarak kırmızı bir kol ile gece kırmızı ışıkla işaret veren alet","example":"Semaforun kırmızıya dönmesiyle tren birden yavaşladı."},{"pos":"n","definition":"İki gemi veya gemi ile kıyı istasyonu arasında haberleşmede kullanılan üç kollu işaret sütunu","example":"Kaptan, semafor işaretlerini dikkatle takip ederek limana doğru yöneldi."}]},"SEMAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alevi ve Bektaşi topluluklarında yaygın olan ve müzik eşliğinde uygulanan tören nitelikli oyun","example":null}]},"SEMAHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mevlevi tekkelerinde dervişlerin sema ayini yaptıkları özel bölüm","example":null}]},"SEMAHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para ve malını esirgemeden verme durumu","example":null}]},"SEMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Diş köklerini kaplayan sert madde","example":"Dişindeki seman tabakası zedelenmiş, bu da hassasiyete neden olmuştu."},{"pos":"n","definition":"Bir metalle temas durumunda ısıtılan ve yüksek sıcaklıkta ayrışarak taşıdığı elementlerden bir veya birçoğunu o metalin yüzeyine yayan madde","example":null}]},"SEMANTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anlam bilimsel","example":"Kelimelerin semantik analizini yaparak metnin alt metinlerini ortaya çıkardı."},{"pos":"n","definition":"Dili anlam açısından inceleyen bilim dalı","example":"Kendisi semantik alanında yaptığı derinlemesine araştırmalarla tanınıyordu."}]},"SEMAVER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle çay demlemekte kullanılan, içinde kömür yakacak ocağı bulunan, elektrikle de çalışabilen, bakır, pirinç vb. metallerden yapılmış musluklu kap","example":"Semaverde demlenmiş çayın zevki başkadır."}]},"SEMAVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gökle ilgili, göğe ilişkin","example":null}]},"SEMAZEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sema ayininde dönen derviş","example":null}]},"SEMAİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sekizer hece ölçüsüyle yazılmış olan halk şiiri türü","example":"Usta şairin yazdığı semailer köy kahvesinde dilden dile dolaşıyordu."},{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde iki basit usulden biri","example":null}]},"SEMBOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret","example":null}]},"SEMBOLİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaretle ilgili, ya da bu nitelikte olan","example":null}]},"SEMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satım sözleşmesinde alıcının borcu","example":"Anlaşmaya göre semen, teslimden hemen sonra nakit olarak ödenecekti."}]},"SEMENDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Semendergillerden, uzun gövdeli, dört bacaklı, kuyruklu, kertenkeleye benzeyen, birçok türü bulunan bir hayvan, Salamandra","example":"Semenderler genellikle nemli ve gölgeli yerlerde yaşar, derileri de oldukça hassastır."},{"pos":"n","definition":"Ateşte yanmadığına, hatta ateşi söndürdüğüne inanılan efsanevi hayvan","example":"Köse Vezir, ateş içinde yanmayan bir semender gibi sakindi."}]},"SEMER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sırtında yük taşıyan hamalların, yük taşırken kullandıkları arka yastığı, semer","example":"Sokakta, sırtında eski bir semerle yük taşıyan bir hamal gördüm."},{"pos":"n","definition":"Yer katmanları kıvrımlarının tümsek bölümü","example":"Araziyi inceleyen jeolog, semer biçimli bir yükseltiye rastladı."}]},"SEMERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ","example":"Bahçedeki elma ağacının semeresi bu yıl oldukça bol ve iriydi."},{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç","example":"Sonunda bu zahmetli uğraşın semeresini görür gibi oldu."}]},"SEMERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerine yük bağlanan veya binilen, iskeleti ağaçtan aracı yük hayvanının sırtına koyup bağlamak","example":"Seyis, atlara semer vurduktan sonra onları tarlaya götürdü."}],"lemma":"semerlemek"},"SEMPATİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insanın bir başkasına karşı doğal ve içgüdüsel olarak bir eğilim, sevgi ve yakınlık duyması","example":"Küçük çocuklara karşı sempatim diğer her şeyden fazladır."}]},"SEMPATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cana yakın, tatlı, hoşa giden","example":"Yeni tanıştığım komşum çok sempatik birisi, sohbeti çok keyifliydi."},{"pos":"adj","definition":"Çok hoş; hoşa giden","example":"Geçende girdiğim dükkân da böyle sempatik bir yerdi."}]},"SEMPTOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun, hastalığın belirlenmesine yarayan olgu veya olay","example":null}]},"SEMT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir noktaya göre olan yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Şehirde yerleşim bölgesi","example":"O semtteki evler genellikle çok pahalı."}]},"SEMİH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Para ve malını esirgemeden veren","example":null}]},"SEMİNER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konu ile ilgili bilgi vermek ve bu bilgiler üzerinde tartışmak amacıyla birkaç yetkilinin yönetimi altında düzenlenen toplantı","example":"Çevre kirliliği üzerine düzenlenen seminerde uzmanlar önemli açıklamalarda bulundu."},{"pos":"n","definition":"Üniversitelerde öğretim elemanının yönetimi altında öğrencilerin yaptıkları araştırmalarla ilgili rapor hazırlama, tartışma biçiminde yürütülen grup çalışması","example":"Lisansüstü öğrenciler seminer dersinde hazırladıkları raporları sundu."}]},"SEMİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beslenerek vücudun ağırlığı artmak","example":null}],"lemma":"semirmek"},"SEMİRGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tembellikten yağ bağlayan, semiren kimse","example":"Her gün hamur işleri ve yağlı yemeklerle beslediği çocuğu bir ayda semirgin hale soktu."},{"pos":"adj","definition":"Semirmekten dolayı hareketleri ağırlaşmış kimse","example":"Sporu bıraktığından beri semirgin birine dönüştü, yalnız bir şeyler yiyip televizyon izliyor."}]},"SEMİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beslenerek vücudun ağırlığı artmak","example":null}]},"SEMİTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti Musa'nın dinine bağlı olan kimse","example":null}]},"SEMİTİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yahudi taraftarlığı","example":null}]},"SEMİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen kimse","example":"Bütün kış boyunca hareket etmeden oturduğu için Ahmet biraz semizleşti."},{"pos":"adj","definition":"Eti, yağı çok olan","example":"Köpeğin semiz hali, sahiplerinin ona gereğinden fazla yem verdiğini gösteriyordu."}]},"SEMİZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beslenerek vücudun ağırlığı artmak","example":null}],"lemma":"semizlemek"},"SEMİZOTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Semizotugillerden, etli ve mayhoş yaprakları sebze olarak yenilen otsu bir bitki","example":null}]},"SEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Teklik ikinci kişiyi gösteren söz","example":null}]},"SENA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini, bir şeyi övmek için söylenen söz veya yazılan yazı","example":null}]},"SENARYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiyatro oyunu, piyes, film, dizi film vb. eserlerin sahnelerini ve akışını gösteren yazılı metin","example":"Kusursuz bir senaryoyu adım adım oynuyor."},{"pos":"n","definition":"Bir olayı başka bir yöne, bir amaca ulaştırmak için uydurulan yalan","example":"Kurcalamazsam belki de çok iyi hazırlanmış bir senaryoyu bana gerçek diye yutturacak."}]},"SENARİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiyatro oyunu, piyes, film, dizi film vb. eserlerin sahnelerini ve akışını gösteren yazılı metin yazarı kimse","example":"Ünlü senaryo yazarı yeni filmine dair küçük ipuçları verdi."}]},"SENATO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı ülkelerde yaş ve eğitimlerine göre seçilmiş parlamento üyelerinden oluşan meclis","example":"Amerika'da kurulan yeni senatodan toplumun bir kısmı memnun değildi."},{"pos":"n","definition":"Senatörlerin toplandıkları yer","example":"Bugün senatoda yapılan oturum, ülkenin geleceğiyle ilgili önemli kararlar aldı."}]},"SENATÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Senato üyesi","example":null}]},"SENDELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dengesi bozularak düşecek gibi olmak, bir sağa bir sola eğilmek veya adımlarını şaşırmak","example":"İkimiz de birbirine sarılmış sarhoşlar gibi bir sağa bir sola sendeliyorduk."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir olay karşısında ne yapacağını şaşıracak kadar sarsılmak","example":"Bu haberi alınca fena hâlde sendeledi."}],"lemma":"sendelemek"},"SENDROM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun, hastalığın göstergesi olan durum veya görüntü","example":null}]},"SENDİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir birliğin, ortaklığın veya alacaklılar grubunun haklarını korumakla görevli kimse","example":null}]},"SENDİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşçilerin veya işverenlerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik","example":"Sendikaya kayıtlı olan işçiye grev destekçisi olmak sendika emriydi."}]},"SENDİKAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sendika ile ilgili","example":null}]},"SENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Miladi takvime göre ocak ayının birinde başlayıp aralık ayının otuz birinde sona eren on iki aylık dönem","example":"Önde zeytin ağaçları arkasında yâr / Sene 1946 / Mevsim sonbahar"}]},"SENEGAL":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Dakar.","example":null}]},"SENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çam ağacından yapılmış su testisi","example":null}]},"SENET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin yapmaya veya ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek için imzaladığı resmî kâğıt","example":"Bu zarflar hisse senedi dolu idi."}]},"SENEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir yıl için","example":"Kirayı senevi peşin istiyor."}]},"SENEYE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gelecek sene","example":null}]},"SENFONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orkestra için bestelenmiş, birkaç bölümden oluşan uzun müzik eseri","example":null}]},"SENFONİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Senfoni ile ilgili, senfoniye dayanan","example":null}]},"SENKRON":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı zaman içinde hareket eden","example":null}]},"SENKRONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir evrede görülen dil bilimi olgularının, olaylarının özelliği","example":null}]},"SENOZOİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzünün yaklaşık altmış milyon yıllık çağı","example":null}]},"SENSEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağızdaki kokuları gidermek için çiğnenen baharlı bir madde","example":null}]},"SENSÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklılardan başın ön bölümünde bulunan, eklemlerden oluşmuş hareketli duyu alma organı","example":null}]},"SENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doların yüzde biri değerinde para birimi","example":null}]},"SENTAGMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söz zincirinde birbirini izleyen ve belli bir birim oluşturan ögeler birleşimi","example":null}]},"SENTAKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cümleyi oluşturan kelime ve kelime grupları arasındaki ilişkiyi inceleyen ve sınıflamalar yapan, dil bilgisinin ana bölümlerinden biri","example":null}]},"SENTETİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapay yolla elde edilen, bileşimli","example":null}]},"SENTEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Element veya başka maddeleri bir araya getirerek yapay olarak bileşik cisimler oluşturma, bireşim","example":"Laboratuvarda yapılan deneyler sırasında yeni bir kimyasal sentez elde edildi."},{"pos":"n","definition":"Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, zorunludan olasıya, ilkeden onun uygulanmasına, genel yasadan bireysel duruma, nedenden etkiye, öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi, bireşim, terkip","example":"Felsefi bir metni okurken analiz ve sentez yapabilmek, metni daha iyi anlamamı sağladı."}]},"SENTEZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sentez durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"sentezlemek"},"SENYÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta Çağda Avrupa'da toprağı olan derebeyi","example":"Senyörün etrafındakilerden biri dayanamayıp bir kahkaha salıverdi."},{"pos":"n","definition":"Fransa'da bir soyluluk unvanı","example":"Senyör Jacques, kralın en güvendiği danışmanlardan biri olarak sarayda önemli bir yere sahipti."}]},"SENİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki dağ arasındaki sırt","example":null}]},"SENİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde hamur açılan bazen yemek yemek içinde kullanılan, tekerlek biçiminde ve kısa ayaklı masa","example":null}]},"SEPEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değirmen taşının ekseni","example":null}]},"SEPELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kısa süreler içinde ve seyrek damlalar durumunda yağmak","example":null}],"lemma":"sepelemek"},"SEPET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saz, kamış veya ince dallardan örülerek yapılan, genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan kap","example":"Piknik için hazırlanan yiyecekleri büyük bir sepete yerleştirdim."},{"pos":"n","definition":"Sazdan örülmüş balık kapanı","example":"Balıkçı, nehrin kenarına birkaç sepet bırakıp ertesi gün gelip kontrol edeceğini söyledi."}]},"SEPETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak","example":"Adam, bahaneler uydurarak kız arkadaşını sepetledi."},{"pos":"v","definition":"Meyve, sebze ve benzerini sepete koymak, sepete yerleştirmek","example":"Bahçeden topladığı domatesleri dikkatlice sepeteledi ve mutfağa götürdü."}],"lemma":"sepetlemek"},"SEPKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısa süreli ve az yağan yağmur, kar","example":null}]},"SEPTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Açık bir biçimde kanıtlanmamış her şeyden kuşkuya düşen","example":null}]},"SEPYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mürekkep balığından alınan koyu siyah boya","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu boya ile yapılan resim","example":null}]},"SEPİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deri, post ve benzerini kullanabilecek duruma getirmek için uygulanan işlemlerin tümü","example":"Sepicilikte kullanılan doğal malzemeler, derinin dayanıklılığını artırıyordu."}]},"SEPİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan postlarını ve derilerini kullanılabilecek duruma getirmek amacıyla değişik kimyasal maddelerle işlemek","example":null}],"lemma":"sepilemek"},"SER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir topluluğun, bir toplantının veya bir derneğin başında bulunan kimse","example":"Bu hastanenin sertabibi olarak sizi uygun gördük."},{"pos":"v","definition":"Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi isteyerek geri bırakmak, geciktirmek, umursamamak, ertelemek, sallamak","example":"Okulu iyice serdi, derslere dahi gelmiyor, yalnız sınavlar için uğruyor."}]},"SERA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sebze ve meyvelerin yetiştirildiği ve hava şartlarına karşı korunduğu cam ve naylonla kaplı yer","example":"Limonluk serasında yazın sıcak günlerinde taze sebzeler yetiştiriliyordu."}]},"SERAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dik yerlerden inen buzullarda, derin yarılmalar sebebiyle buz parçalarının koparak aşağıya düşmesi","example":null}]},"SERAMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek vb. nesne","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselen yapımıyla ilgili olan","example":null}]},"SERAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen optik yanılma, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi, cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu","example":null}]},"SERAPA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başından sonuna kadar, bir uçtan bir uca","example":null}]},"SERASKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sadrazamlık göreviyle yükümlü olmayan ve Osmanlı ordusunun komutanlığını yapan vezirin unvanı","example":null}]},"SERAZAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Serbest ve özgür","example":null}]},"SERBAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yürekli, yiğit, korkusuz olan kimse","example":null}]},"SERBEST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta bağlı olmayan","example":"Tatilde olduğum için bugün tamamen serbestim."},{"pos":"adj","definition":"Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen","example":"Sanatçılar serbest bir ortamda daha yaratıcı olabiliyorlar."}]},"SERBESTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu","example":"Fikirlerin serbestliği, toplumların gelişmesi için hayati öneme sahiptir."}]},"SERDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu'nda başkomutan","example":null}]},"SERDET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İleri sürmek","example":"Enine boyuna birçok deliller serdetti."}],"lemma":"serdetmek"},"SERDÜMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaş gemilerinde çavuştan yüksek bir aşamada bulunan er","example":"Amiral, serdümeni yanına çağırarak rotayla ilgili detaylı bilgi aldı."},{"pos":"n","definition":"Dümen kullanmakla görevli bilgili ve deneyimli tayfa","example":"Gemiciden ne olur, olsa olsa serdümen, saat gelip çattı mı geç dümenin başına, vardiya"}]},"SERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık duran başparmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık","example":null}]},"SEREMONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılan toplantı","example":"Nişan seremonisi, çiftin mutluluğunu paylaşan kalabalık bir davetli topluluğuyla gerçekleşti."},{"pos":"n","definition":"Genellikle resmî yerlerde, resmî işlerde uyulması gereken kural, yol ve yöntemlerin tümü","example":"Yarın düzenlecek özel gecede seremoninin kusurzu olmasını istiyorum."}]},"SEREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelkenli gemilerde üzerine dört köşe yelken açmak ve işaret kaldırmak için direğe yatay olarak bağlanan gönder","example":"Kaptan, rüzgârı tam kullanmak için sereni yeniden düzenlemelerini emretti."},{"pos":"n","definition":"Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey konumdaki kalın parça","example":"Eski ahşap kapının sereni zamanla yıprandığı için değiştirilmesi gerekiyordu."}]},"SERENAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geceleyin, açık havada sevgi duyulan biri için bir müzik aracıyla verilen küçük konser","example":"Gecenin sessizliği aşık bir gencin serenatıyla bozuldu."},{"pos":"n","definition":"Sesli olarak söylenen veya müzik aracılığıyla çalınan serbest biçimli müzik parçası","example":"Ders sonunda öğrencilerine sürpriz yapıp bir serenat yaptı."}]},"SERENCAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin, olayın veya durumun sonu, sonuç","example":"O işin serencamı ne oldu bilmiyorum."},{"pos":"n","definition":"Başa gelen bir durum veya olay","example":"Hikâyesini anlattığında, onun serencamını dinleyen herkes derin bir sessizliğe büründü."}]},"SERETAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklılardan, kabuklu, birinci ayak çifti iki kıskaç olarak gelişmiş, eti için avlanan, suda yaşayan bir böcek, Brachyura","example":"Tatil sırasında kıyı restoranında en taze seretanı yeme şansı bulduk."}]},"SERF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Derebeylik toplum düzeninde toprakla birlikte alınıp satılan köle","example":null}]},"SERGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstüne öteberi koymak için duvara veya bir dolabın içine birbirine paralel olarak tutturulmuş, genellikle geniş, uzun tahta veya metal levha","example":"Mutfakta baharat kavanozlarını düzenlemek için yeni bir sergen taktırdık."},{"pos":"n","definition":"Bir dükkân veya mağazanın sokaktan camla ayrılan ve mal sergilemek için kullanılan yeri","example":"Vitrindeki sergende en güzel elbiseler sergilenmişti."}]},"SERGERDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötü, olumsuz iş veya hareketlerde önder olan kimse","example":"Bir sergerde ortaya çıkarak devlete vergi ödemek istemeyenleri bir partide toplamıştır."}]},"SERGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanat eserlerinin ya da ürünlerin gösterildiği etkinlik","example":"Resim sergisini gezdik."}]},"SERGİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bazı şeyleri göstermek, tanıtmak veya satmak amacıyla herhangi bir biçimde, herkesin görebileceği bir yere yerleştirmek","example":"Mağaza, yılbaşı hediyeliklerini vitrininde sergileyerek müşterilerin ilgisini çekti."},{"pos":"v","definition":"Vermek veya sunmak","example":"Futbolcular sahada çok başarılı bir oyun sergiledi"}],"lemma":"sergilemek"},"SERGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Serilmiş olan","example":"Çarşafın üzerinde sergin el yazmaları oldukça eskiydi."},{"pos":"adj","definition":"Yatan hasta","example":"Hastanede sergin halde yatan adam, gelen ziyaretçilerini gülümsemeyle karşıladı."}]},"SERHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ülke sınırları","example":null}]},"SERKEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kafa tutan; başkaldıran","example":"Ün salmış nice serkeş efeleri kendime bent etmiş, nice açları doyurmuş, nice çıplakları giydirmiş"}]},"SERLEVHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare","example":"Roman adına benzer bir serlevha seçtim."}]},"SERMAYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü taşınır ve taşınmaz maddi varlık","example":"Bir iş kurarken, sermaye olarak her türlü mal varlığı değerlendirilir."},{"pos":"n","definition":"Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların bütünü","example":"Komisyoncu demek, metelik sermayesi olmayan tüccar demektir."}]},"SERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi isteyerek geri bırakmak, geciktirmek, umursamamak, ertelemek, sallamak","example":"Okulu iyice serdi, derslere dahi gelmiyor, yalnız sınavlar için uğruyor."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi açarak, düzelterek bir alanı örtecek biçimde yerleştirmek","example":"Çerçeveli çerçevesiz bir sürü fotoğraf çıkarıp masanın üzerine serdi."}]},"SERMEST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek durumda olan kimse","example":null}]},"SERP":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yağmur veya kar azar azar, ince ince yağmak","example":"Serpiştiriyordu kar soğuk gece yarısı."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi dağılacak biçimde dökmek, saçmak","example":"Naneleri kuruması için çatıya serptik."}],"lemma":"serpmek"},"SERPELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kısa süreler içinde ve seyrek damlalar durumunda yağmak","example":"Yağmurun serpelediği olurdu eski yaz günlerinde, bulut geçti derlerdi."},{"pos":"v","definition":"Sürekli olarak ve az serpmek","example":"Tarlaya gübre serpeleyerek bitkilerin beslenmesini sağladılar."}],"lemma":"serpelemek"},"SERPENS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"SERPMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yağmur veya kar azar azar, ince ince yağmak","example":"Serpiştiriyordu kar soğuk gece yarısı."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi dağılacak biçimde dökmek, saçmak","example":"Naneleri kuruması için çatıya serptik."}]},"SERPUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle başı korumak için giyilen şapka","example":null}]},"SERPİCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su serpen veya su saçan alet","example":null}]},"SERPİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Damlacıklar, tanecikler durumunda, azar azar yağan yağmur veya kar","example":"Soğukla birlikte, kar serpintileri de geldi yatakların üzerine."},{"pos":"n","definition":"Dökülen veya akan bir şeyden sıçrayıp serpilen bölüm","example":"Ali Rıza'nın ayaklarına kadar denizin serpintileri geliyordu."}]},"SERSEFİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok sefil olan; yoksul","example":"Onlar da olmasaydı sersefildim köy yerinde."},{"pos":"adv","definition":"Sefil, yoksul bir biçimde","example":null}]},"SERSEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":"Böyle bir basit hatayı nasıl yaparsın? Sersem misin?"},{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir sebeple bilinci ve duyguları zayıflamış olan","example":"Darbenin etkisiyle sersem bir şekilde ayağa kalktı."}]},"SERSEMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek","example":null}],"lemma":"sersemlemek"},"SERSERİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşayışı ve davranışı düzensiz kimse","example":"Mahallede dolaşan serseri tiplerden herkes rahatsızdı."},{"pos":"adj","definition":"Belli bir işi ve yeri olmayan başıboş kimse, kabadayı, hayta, holigan kimse","example":"Serseri gibi sokaklarda gezmek yerine bir iş bulmaya çalış."}]},"SERT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan","example":"Elmas dünyanın en sert maddelerinden biridir."},{"pos":"adj","definition":"Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz","example":"Hayatında kimseye sert muamele etmedi ve öfke yüzü göstermedi."}]},"SERTABİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hastaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim","example":null}]},"SERTEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Direnci artmak","example":"Metal soğudukça sertelmeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Sert, öfkeli bir durum almak; sertleşmek","example":"Mercan Usta'nın suratı, elli derecelik rakı gibi sertleşmişti."}],"lemma":"sertelmek"},"SERTLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sert bir tavır almak; sertleşmek","example":"Mahalleliden biri sana sataşırsa öyle bize yaptığın gibi sertlenip bıçkınlaşma."}],"lemma":"sertlenmek"},"SERTLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olma durumu","example":"Bu metallerin sertliği, sanayi için idealdir."},{"pos":"n","definition":"Kaba, sert, çevresindekileri inciten olma durumu veya böyle davranış","example":"Onların acımalarında bile bir türlü kurtulamayacakları bir sertlik sezilir."}]},"SERUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mikroplu bir hastalığa veya zehirli bir maddeye karşı aşılanmış bir hayvanın özellikle atın kanından elde edilen sıvı madde","example":"Yılan sokmalarında panzehir olarak kullanılan serumlar hayati önem taşır."},{"pos":"n","definition":"Pıhtılaşma sonunda kandan ayrılan sıvı bölüm","example":"Serum, tıbbi araştırmalarda analiz için kullanılır."}]},"SERVER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ağda diğer kullanıcılar tarafından erişilen kaynakları barındıran bilgisayar","example":null}]},"SERVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü taşınır ve taşınmaz maddi varlık","example":"Bu araziler onun en değerli servetiydi."}]},"SERVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Servigillerden, Akdeniz bölgesinde çok yetişen, kışın yapraklarını dökmeyen, 25 metre boyunda, ince, uzun, piramit biçiminde, çok koyu yeşil yapraklı bir ağaç","example":null}]},"SERVİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hizmet; okul ya da iş taşıtı","example":"Servis sabah yedide geliyor."},{"pos":"n","definition":"Tenis, voleybol gibi oyunlarda topu oyuna sokma","example":null}]},"SERYAVER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaverlerin başı olan kimse","example":null}]},"SERYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 58, atom ağırlığı 140,1, yoğunluğu 6,7 olan, 810 derecede eriyen, birleşme değeri bazı birleşiklerde 3, bazılarında 4 olan, gümüş parlaklığında, akkor temeline dayanan lambaların yapımında kullanılan bir element","example":"Ce yani seryum, akkor lambaların yapımında kullanılan ve yüksek parlaklık sağlayan önemli bir elementtir."}]},"SERÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Serçegillerden, insanlara yakın yerlerde yaşayan, kışın göçmeyen, koyu boz renkli, ötücü küçük bir kuş","example":null}]},"SERÇİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mekik dili","example":null},{"pos":"adj","definition":"Seçme, seçkin olan","example":null}]},"SERÜVEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin başından geçen veya içine atılmış olduğu heyecanlı olay","example":"Ben serüvenlere kul olmayacağım, serüvenler bana kul olacak."}]},"SERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü","example":"Yazarın polisiye romanlardan oluşan yeni serisi çok beğenildi."},{"pos":"adj","definition":"Güçlü, fazla miktarda (yağış)","example":"Nazik ve oynak tavırlar, seri kelimelerle sözüne devam etti."}]},"SERİAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman geçirmeden, kısa süre içinde","example":null}]},"SERİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyun, roman, hikâye, masal vb. anlatı türlerinde kişilerin ve çevrenin tanıtıldığı, konunun, olayın anlatılmaya başlandığı bölüm","example":"Hikâyenin serim kısmında ana karakterler ve ortam detaylı bir şekilde tanıtıldı."},{"pos":"n","definition":"Serme işi","example":null}]},"SERİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Az soğuk, ılık ile soğuk arası","example":"Serin bir yaz akşamı, dışarıda vakit geçirmek oldukça keyifliydi."},{"pos":"adj","definition":"Hoşa giden, hafif bir soğukluk veren","example":"Kuşluk vaktinin sıcağına rağmen bina loş ve serin."}]},"SERİNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hava serin bir duruma gelmek, hafifçe soğumak, serinleşmek","example":"Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın."},{"pos":"v","definition":"Hafif soğukluk duymak","example":"Gülleri koklardın, kuşları dinlerdin / Rüzgâr esmezse terasta serinlerdin"}],"lemma":"serinlemek"},"SES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kulağın duyabildiği titreşim","example":"Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."},{"pos":"n","definition":"Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda yaptığı titreşim","example":"Sesi duyulmadığı için konuşmasını tekrarladı."}]},"SESELİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzgün itmelerin etkisiyle bir salınım genliğinin artışı","example":null}]},"SESLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Merak edip dinlemek, işitmeye çalışmak","example":"Toplantı odasında konuşulanları sesleyerek dinlemeye başladım, çünkü bir şeyler kaçırdığımı düşündüm."},{"pos":"v","definition":"Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek","example":"Bahçede oynayan çocukları annesi yüksek sesle sesledi."}],"lemma":"seslemek"},"SESLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir solukta çıkarılan ses veya ses birliği","example":null}]},"SESLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Merak edip dinlemek, işitmeye çalışmak","example":"Toplantı odasında konuşulanları sesleyerek dinlemeye başladım, çünkü bir şeyler kaçırdığımı düşündüm."},{"pos":"v","definition":"Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek","example":"Bahçede oynayan çocukları annesi yüksek sesle sesledi."}]},"SESLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sözü birine veya birilerine yöneltmek, birine karşı söylemek","example":"Maalesef teknedeki alet edevatla beceremeyeceğiz bu işi diye seslendi mühendis."},{"pos":"v","definition":"Uzaktan bağırarak çağırmak; ünlemek","example":"Aşağıda daimî akislerle seslenen gürültülü, derin yarlar tehlike hissini kalbimizden ayırmıyordu."}],"lemma":"seslenmek"},"SESLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ses yolunda bir engele çarpmadan çıkabilen ses","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ses çıkaran","example":null}]},"SESSİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yumuşak huylu, kendi halinde ve sakin","example":"Çok sessiz sakin biridir, kavga gürültü sevmez."}]},"SESTEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Söylenişleri aynı, anlam ve kökleri ayrı olan kelimeler","example":null}]},"SESYAYAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sesleri radyo dalgaları aracılığıyla yayma aleti","example":null}]},"SESYAZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önceden özel bir madde üzerine tespit edilmiş sesleri, istenildiğinde tekrar eden alet","example":null}]},"SESÇİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Radyoda, televizyonda ses kaydı yapan ve yayın sırasında ses düzenini ayarlayan teknik görevli","example":null}]},"SESÇİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sesleri bütün özellikleriyle ve ayrıntılarıyla gösteren","example":null}]},"SET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin önünü kesen engel, bent","example":"Dere üzerine bir set yapıldı."},{"pos":"n","definition":"Tenis, voleybol gibi oyunlarda maçın bölümlerinden her biri","example":null}]},"SETER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun tüylü İngiliz köpeği","example":null}]},"SETLİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İç sürdürücü bir maden suyu","example":"Sıcak bir yaz gününde, serinlemek için bir şişe setliç içti."},{"pos":"n","definition":"Karbonat katılarak köpürtülmüş limonata","example":"Eski zamanların favorisi olan karbonatlı setliç, bayram sofralarının vazgeçilmeziydi."}]},"SETRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz yakalı, önü ilikli bir tür ceket","example":"Müdür Bey, senelerden beri giymediği sırmalı setresini, kılıcını sandıktan çıkardı."}]},"SETRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak","example":null}],"lemma":"setretmek"},"SETİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce bulgur","example":null}]},"SETİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi örtme, saklama işi","example":"O kadar acıklı ki sorduğun sebep bizden / Biz bile setire çalıştık kendimizden"}]},"SEUL":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Güney Kore ülkesinin başkenti.","example":null}]},"SEV":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoşuna gitmek, hoş bulmak, beğenmek","example":"O elbiseyi gerçekten çok sevdim, tam bana göre."},{"pos":"v","definition":"Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak","example":"Köpeğini sevmek için diz çöktü."}],"lemma":"sevmek"},"SEVAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı tarafından ödüllendirileceğine inanılan davranış","example":"İhtiyaç sahibine yemek vermek büyük bir sevaptır."},{"pos":"n","definition":"Hayırlı bir davranış karşısında Tanrı tarafından verileceğine inanılan ödül","example":"Bunun günahı değil, olsa olsa sevabı vardır."}]},"SEVDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, güçlü sevgi","example":"Bu kadar derin bir sevda nasıl anlatılır, bilemiyorum."},{"pos":"n","definition":"Aşırı ve güçlü tutku, istek","example":"Ve ellerim, kelepçede / Tütünsüz uykusuz kaldım / Terk etmedi sevdan beni"}]},"SEVDALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sevmek, tutulmak","example":"Kız kaptırdı gönlünü / Sevdiği kalpsizin biri"}],"lemma":"sevdalanmak"},"SEVECEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıyarak ve koruyarak seven","example":"Kadınlara karşı sevecen ve yumuşak başlısınız."}]},"SEVER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Seven kimse","example":null}]},"SEVGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu","example":"Onun hevâ dolu bakışları, sevginin derinliğini anlatıyordu."}]},"SEVGİLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevilen ve âşık olunan kimse","example":"Gözleri parlayan genç, elindeki çiçekle sevgilisi için bir sürpriz hazırlıyordu; manitası çok mutlu olacaktı."},{"pos":"adj","definition":"Sevgi ve bağlılık duyulan, üstüne titrenilen","example":null}]},"SEVK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi gönderme","example":"Sevk gününü, raporun ismini, uğrayacağı limanları yazdım."},{"pos":"n","definition":"Sürükleme; itme","example":"Korku, insanları tehlikeden uzaklaşmaya sevk eder."}]},"SEVKIYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyi bir yere gönderme","example":null}]},"SEVKİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silahlı kuvvetlerde, personel, silah, araç, yiyecek vb. ikmal maddelerinin, stratejik ve taktik amaçlarla bir yerden başka bir yere gönderilmesi","example":null}]},"SEVMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoşuna gitmek, hoş bulmak, beğenmek","example":"O elbiseyi gerçekten çok sevdim, tam bana göre."},{"pos":"v","definition":"Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak","example":"Köpeğini sevmek için diz çöktü."}]},"SEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, güçlü sevgi","example":"Seviyi kelimelerle anlatmak imkânsızdı."}]},"SEVİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu","example":"Doğaya olan sevimi, onun içinde bir sevim oluşturmuştu."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsede, bir şeyde bulunan ve o kimse veya şeyi başkalarına sevdiren özellik","example":"Sevimli bir yüzü var."}]},"SEVİMLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cana yakın, tatlı, hoşa giden","example":"Şu kuzu ne sevimli şey!"}]},"SEVİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Neşeli, sevinçli duruma gelmek","example":"Bu habere pek sevindim."}],"lemma":"sevinmek"},"SEVİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Neşeli, sevinçli duruma gelmek","example":"Bu habere pek sevindim."}]},"SEVİNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku","example":null}]},"SEVİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi","example":"Bu sınav, öğrencilerin akademik seviyelerini ölçmek için düzenlenmişti."}]},"SEVİŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini sevmek","example":"Öyle sevişiyorlardı ki bir gün birbirlerini gücendirdiklerini görmedim."}],"lemma":"sevişmek"},"SEVİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini sevmek","example":"Öyle sevişiyorlardı ki bir gün birbirlerini gücendirdiklerini görmedim."}]},"SEYAHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde, bir yerden bir yere gidiş veya geliş","example":"İş için şehirler arası seyahat etmek zorunda kaldı."},{"pos":"n","definition":"Ülkeler veya şehirler arasında yapılan uzun yolculuk","example":"Yıllardır hayalini kurduğu Avrupa seyahatine çıkmak üzere hazırlıklara başladı."}]},"SEYEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavla oyununda zarlardan birinin üçlü, öbürünün birli gelmesi","example":null}]},"SEYELAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması","example":"Uzun süredir devam eden göz seyelanı rahatsızlık veriyordu."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri","example":"Manyetik alan çizgileri, elektriksel seyelanı açıklamak için kullanılan bir yöntemdir."}]},"SEYFİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı Devletinde Yeniçeri Ocağı kaldırıldıktan sonra, yerine kurulan yeni ordu örgütünde görev yapan subayların oluşturduğu askerî sınıf","example":null}]},"SEYLANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapısında alüminyum ve demir bulunan bir granat türü","example":null}]},"SEYLAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sellerin veya eriyen kar sularının katılmasıyla kabaran akarsuların yataklarından taşarak çevreyi basması","example":null}]},"SEYRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzak olmayan bir yere yapılan gezi","example":null}]},"SEYREK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Uzun zaman aralıklarıyla, arada sırada, nadiren","example":"Bir yere seyrek gitmek"},{"pos":"adj","definition":"Çok bulunmayan, az rastlanan","example":"O kadar seyrek görülen bir kuştu ki, onu herkesin görmesi zordu."}]},"SEYREL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Seyrek duruma gelmek","example":null}],"lemma":"seyrelmek"},"SEYRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eğlenmek, görmek, öğrenmek vb. için bakmak","example":"Çocuklar, hayvanat bahçesinde farklı hayvanları eğlenerek seyrediyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin durumunu, oluşumunu gözlemek; bakmak","example":"Çocuk , heyecanla çömlek yapımını seyrediyordu ."}],"lemma":"seyretmek"},"SEYREYLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi seyretmek, geriden gözlemek","example":"Bir kenara çekilip köy meydanını seyreyledi ."}],"lemma":"seyreylemek"},"SEYYAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse","example":null}]},"SEYYAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendilerine özgü bir biçimleri olmayıp içinde bulundukları kabın biçimini alan sıvı veya gaz; likit","example":"Masallar folklor bakımından da türkülerden daha seyyal ve ekseriya daha renkli olurlar."}]},"SEYYANEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Eşit olarak","example":null}]},"SEYYAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen","example":"Seyyar sandalyeyi katlayarak bagaja koydum, böylece her yere rahatça götürebilirim."},{"pos":"adj","definition":"Belli bir yeri olmayan ve gezerek iş gören","example":"O seyyar satıcı her gün farklı sokaklarda dolaşarak iş yapıyordu, bir gün burada, ertesi gün başka bir yerde."}]},"SEYYARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş çevresinde dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı","example":null}]},"SEYYİAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Din bakımından yapılan kötülükler; günahlar","example":null}]},"SEYYİBE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dul kadın","example":null}]},"SEYYİE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alçakça davranış","example":"O, yaptığı seyyie ile herkesin gözünden düşmeyi başardı."},{"pos":"n","definition":"Yanlış veya kötü bir davranış sonucu karşılaşılan kötü durum","example":"Yaptığı seyyie sonunda, başına büyük bir bela açıldı ve işler iyice karıştı."}]},"SEYİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol, tarz","example":null},{"pos":"n","definition":"Eğlenmek için hoşlanarak bakma","example":null}]},"SEYİRCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayı gören, izleyen kimse, izleyici","example":"Maç sırasında seyirciler, takımlarını coşkuyla desteklediler."},{"pos":"n","definition":"İzlemek, eğlenmek için bakan kimse, izleyici","example":"Tiyatro salonunda yüz seyirci vardı."}]},"SEYİRLİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Seyir için olan","example":null}]},"SEYİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ata bakan, tımar eden kimse","example":null}]},"SEYİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir topluluğun ileri gelen kişisi","example":"Seyit, köyün önde gelen, söz sahibi kişisiydi."},{"pos":"n","definition":"Hazreti Muhammed'in soyundan olan kimse","example":"Seyitlik, toplumda büyük saygı gören bir kimliktir."}]},"SEZ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş veya olacak bir şeyi anlamak, kestirmek","example":"Bu sorunun çıkacağını önceden sezmiştim ."},{"pos":"v","definition":"Anlamak; fark etmek","example":"Onun deli sayılmasının sebeplerini gizlice biz de sezerdik."}],"lemma":"sezmek"},"SEZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uygun, yaraşır, bir şeye değer","example":"Hele, Topaç dedikleri o mollanın hâli görülmeye seza."}]},"SEZARYEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğal olmayan durumlarda karın ve döl yatağının kesilerek bebeğin alınmasına dayanan doğum yöntemi","example":null}]},"SEZGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sezme yeteneği","example":"Onun sezgisi o kadar güçlüydü ki, daha kimse bir şey söylemeden, neler olacağını tahmin edebiliyordu."},{"pos":"n","definition":"Gerçeğin deneye veya akla vurmadan doğrudan doğruya kavranması","example":"Bazen sezgilerim bana doğruyu gösteriyor, hiçbir mantıklı açıklama olmasa bile hislerim doğruyu buluyor."}]},"SEZMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş veya olacak bir şeyi anlamak, kestirmek","example":"Bu sorunun çıkacağını önceden sezmiştim ."},{"pos":"v","definition":"Anlamak; fark etmek","example":"Onun deli sayılmasının sebeplerini gizlice biz de sezerdik."}]},"SEZON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın, güneşten ısı, ışık alma süresi ve dolayısıyla iklim şartları bakımından farklılık gösteren dört bölümünden her biri","example":"Yaz sezonu geldiğinde, tatil beldeleri kalabalıklaşır ve her şey daha hareketli olur."},{"pos":"n","definition":"Belirli bir süre","example":"Böylece tiyatro sezonu hakkında insan yarım saat içinde fikir edinebilmiş oluyor."}]},"SEZYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 55, atom ağırlığı 133, yoğunluğu 1,90 olan, 28 derecede eriyen ve doğada ender rastlanan bir element","example":null}]},"SEZÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Batı Akdeniz bölgesinde yetişen bir tür meşe","example":null}]},"SEZİNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Anlamak, gözüne çarpmak, fark etmek, sezmek","example":"Bir şeylerin ters gittiğini sezinmek çok uzun sürmedi, ama ne olduğunu anlamam zaman aldı."}],"lemma":"sezinlemek"},"SEZİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sezme yeteneği","example":"Onun sezişi güçlüydü, karışık durumları bile kolayca çözüme kavuşturabiliyordu."}]},"SEÇ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek","example":"Benim ne akla hizmet edip de Almanca muallimliğini seçtiğime şaşıp şaşıp kalıyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin içinden, işe yaramayan, gereksiz veya istenmeyen taneleri ayırıp çıkarmak, temizlemek","example":"Yemek hazırlarken, kırık pirinç tanelerini seçmek çok önemlidir, çünkü bunlar yemeğin lezzetini bozabilir."}],"lemma":"seçmek"},"SEÇAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kafeterya, lokanta, mağaza vb. yerlerde alıcının kendine hizmet ettiği satış yöntemi","example":null}]},"SEÇENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin yerine seçebilecek bir başka yol, yöntem, tutum, alternatif","example":null}]},"SEÇKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şairlerin, yazarların, bestecilerin eserlerinden alınmış, seçme parçalardan oluşan eser","example":null}]},"SEÇKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan; üstün; güzide; mutena","example":"O, seçkin bir sanatçıydı; yaptığı resimler, her sergide büyük beğeni toplardı."},{"pos":"adj","definition":"Bir toplumda gücü ve saygınlığı olan kişi veya grup","example":"Bu seçkin grup, toplumun ileri gelenlerinden oluşuyordu ve sözleri herkes tarafından saygıyla dinleniyordu."}]},"SEÇMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üstün, iyi, uygun bularak yeğlemek","example":"Benim ne akla hizmet edip de Almanca muallimliğini seçtiğime şaşıp şaşıp kalıyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin içinden, işe yaramayan, gereksiz veya istenmeyen taneleri ayırıp çıkarmak, temizlemek","example":"Yemek hazırlarken, kırık pirinç tanelerini seçmek çok önemlidir, çünkü bunlar yemeğin lezzetini bozabilir."}]},"SEÇMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Seçimde oy verme hakkı olan kimse","example":"Seçmenlerine meraklı insanların yufka yürekli olduklarına dair düşüncelerini açtı."}]},"SEÇİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Seçme işi","example":"Çok yüce bir kişi için de olsa uşaklığın öncesiz sonrasız gönüllü bir seçim hâline gelişi beni irkiltiyor."}]},"SEÇİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Seçme işi","example":"Çok yüce bir kişi için de olsa uşaklığın öncesiz sonrasız gönüllü bir seçim hâline gelişi beni irkiltiyor."},{"pos":"n","definition":"Kanunlar, yönetmelikler uyarınca kanun koymak ve yönetmek için bir veya daha çok aday arasından belli birini veya birkaçını seçme","example":"Yerel seçimlerde, her vatandaşın oy kullanarak belediye başkanını seçmesi gerekiyordu."}]},"SEĞMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bayram günlerinde, düğünlerde törene yerli giysilerle, atlı ve silahlı olarak katılan yiğit","example":null}]},"SEĞİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hafif kımıldamak, genellikle vücudun bir yerinde deri ile birlikte derinin hemen altındaki kaslar hafifçe oynamak","example":null}],"lemma":"seğirmek"},"SEĞİRDİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeniçeri mutfaklarında kullanılan etleri taşıyan hayvanların ön ve arkalarında yürüyen yeniçeri","example":"Yeniçeri mutfağına seğirdimin peşi sıra hayvanlar geldi."},{"pos":"n","definition":"Değirmene su veren oluğun eğimi","example":"Değirmenin seğirdimi oldukça dikti, suyun hızla akmasına neden oluyordu."}]},"SEĞİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hafif kımıldamak, genellikle vücudun bir yerinde deri ile birlikte derinin hemen altındaki kaslar hafifçe oynamak","example":null}]},"SEĞİRT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çabuk adımlarla veya sıçrayarak yakın bir yere doğru yürümek","example":"Evdekilere çaktırmadan yavaşça seğirtti ."}],"lemma":"seğirtmek"},"SFAGNUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bataklıklarda, nemli yerlerde kümeler durumunda yetişen, küçük yapraklı bir tür yosun","example":null}]},"SFENKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mısır'da eski Mısırlılar çağından kalma kadın başlı, aslan vücutlu heykel","example":"Suat, bir sfenks sessizliğiyle her şeyden uzak yaşamayı yeğler görünmektedir."},{"pos":"n","definition":"Yunan mitolojisinde, geçen yolculara birtakım bilmeceler sorarak bilemeyenleri yuttuğuna inanılan efsanevi yaratık","example":"Efsaneye göre Sfenks'in bilmecesini çözemeyen yolcular ortadan kayboluyordu."}]},"SHELİAK":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Lyra takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"SICACIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa sürede insanlarla kaynaşıp dost olabilen, kendini çabucak sevdiren","example":"Ahmet'in sıcakkanlı kişiliği, yeni tanıştığı herkese kendini hemen sevdiriyor."},{"pos":"adj","definition":"Yeter derecede ve hoşa giden bir sıcaklığı olan","example":"Kışın soğuk günlerinde sıcacık bir çorba içmek gibisi yok."}]},"SICAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıkanılacak yer","example":"Eski hamamda sıcak yerin hemen yanındaki taşlara oturduk ve yavaşça su döktük."},{"pos":"adj","definition":"Isısı yüksek olan; çok ısınmış","example":"Kız kardeşim ikindiüzeri bana sıcak, limonlu bir çorba içirdi."}]},"SICAKLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir araçla veya cihazla ölçülebilen ısı derecesi","example":"Termometre, hava sıcaklığını 35°C olarak ölçtü."},{"pos":"n","definition":"Sıcak olan şeyin durumu, etkisi veya sıcak olan şeyin niteliği","example":"Bahçedeki sıcaklık, gündüz saatlerinde neredeyse dayanılmaz hale geldi."}]},"SIDK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşüncenin gerçekle uyuşması, yargı ve önermelerin gerçeğe uygun olması","example":"Sıdk-ı kelamdan başka şey konuşmaz."},{"pos":"n","definition":"İçten bağlılık","example":"Ona sıdk ile bağlıdır."}]},"SIFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ismi, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten kelime","example":"Türkçede \"güzel\" ve \"büyük\" gibi sıfatlar, isimleri nitelendirir."},{"pos":"n","definition":"Yüz, kılık ve dış görünüş","example":"Takındığı bu sıfatı boynundaki kravattan fazla mühimsediği yoktu."}]},"SIFIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eskimemiş, kullanılmamış","example":"Bu arabayı daha dün sıfır aldım."},{"pos":"n","definition":"Kendi başına değeri olmayan, ondalık sayı sisteminde sağına geldiği rakamı on kere büyüten işaret","example":"On dört bin sayısında kaç tane sıfır vardır?"}]},"SIFIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sayma işlemi yapan bir göstergeyi sıfır sayısına getirmek","example":"Aracın kilometre sayacını sıfırladıktan sonra yola devam etti."},{"pos":"v","definition":"Bir denklemdeki bütün terimleri yalnız bir yanda toplayarak denklemin öbür yanını eşit duruma getirmek","example":"Matematik problemini çözmek için denklemi sıfırlamak gerekiyor."}],"lemma":"sıfırlamak"},"SIHHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun hasta olmaması durumu","example":"Sıhhatine dikkat etmezsen daha büyük sorunlar yaşarsın."},{"pos":"n","definition":"Düşüncenin gerçekle uyuşması, yargı ve önermelerin gerçeğe uygun olması","example":"Söylediklerinin sıhhatini sorgulamak zorundayım."}]},"SIHHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağlıkla ilgili, sağlığa yarar","example":null}]},"SIHHİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağlık işlerinin tümü","example":"Belediyenin sıhhiye hizmetleri bu yıl oldukça genişletildi."}]},"SIHRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Akrabalık; hısımlık","example":null}]},"SIHRİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlenme sonucu oluşan yakınlık, hısımlık","example":null}]},"SIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Benzerleri veya parçaları arasında çok az aralık bulunan","example":"Ağaçları sık bir bahçe"},{"pos":"v","definition":"Yalan konuşmak","example":"Yine mi abartıyorsun? Gerçekten mi oldu, yoksa sıkıyor musun?"}]},"SIKACAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle meyve sıkmak için kullanılan her tür araç","example":"Limonları sıkmak için yeni bir sıkacak aldık."},{"pos":"n","definition":"Bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan araç","example":"Cevizleri kırmak için sıkacak kullanıyorlardı."}]},"SIKBOĞAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey yaptırmak için \"birini zorlamak, baskı yapmak\" anlamlarına gelen sıkboğaz etmek deyiminde geçer","example":"Adamcağızı sıkboğaz ederek muvafakatini aldılar."}]},"SIKI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Elindeki parayı harcamaya kıyamayan","example":"Çok sıkı bir adamdır, bir lira bile harcamaz."},{"pos":"adj","definition":"Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan","example":"Bu işte sıkı bir denetim gerekiyor."}]},"SIKICI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boğucu, sıkıntı veren","example":null}]},"SIKIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Can sıkıntısı duymak","example":"Ama lunaparkların işlemeli dönme dolaplarına bakmaktan hiç sıkılmadı."},{"pos":"v","definition":"Utanıp bir şeyi yapmak istememek, kaçınmak","example":"O dakikadan dakikaya daha ziyade şaşırıyor, sıkılıyor, buradan kurtulmak istiyordu."}],"lemma":"sıkılmak"},"SIKILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak","example":"Kocakarı odadan çıktıkça ben Nuri'yi sıkıştırıyorum."},{"pos":"v","definition":"Sıkı duruma getirmek","example":"Kapıyı sıkılayıp dışarı çıktı."}],"lemma":"sıkılamak"},"SIKILGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendinde gereken güven ve cesareti bulamayan","example":null}]},"SIKILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Can sıkıntısı duymak","example":"Ama lunaparkların işlemeli dönme dolaplarına bakmaktan hiç sıkılmadı."},{"pos":"v","definition":"Utanıp bir şeyi yapmak istememek, kaçınmak","example":"O dakikadan dakikaya daha ziyade şaşırıyor, sıkılıyor, buradan kurtulmak istiyordu."}]},"SIKILMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymayan, korkmayan","example":null}]},"SIKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkma işi","example":"Birkaç sıkımda limonların posasını çıkardı."},{"pos":"n","definition":"Kapalı elin alabildiği miktar","example":"Bir sıkım tuz kazanda pişen yemekler için idealdir."}]},"SIKIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi başarmak için çalışmak, uğraşmak, gayret göstermek","example":null}],"lemma":"sıkınmak"},"SIKINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi başarmak için çalışmak, uğraşmak, gayret göstermek","example":null}]},"SIKINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sorun; problem; mesele","example":"Konuşarak tüm sıkıntılarınızı çözebiliriz."},{"pos":"n","definition":"Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk","example":"Yollarda çok sıkıntı çektik."}]},"SIKIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru","example":null}]},"SIKIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıkıntı ve darlık vermek, çarpıntı duymak","example":"Konuşma sırasında sıkışarak yerinde kıpırdanmaya başladı."},{"pos":"v","definition":"Dar bir yere zorla sığmak veya sığdırılmak","example":"Tüm eşyalar küçük arabanın bagajına sıkıştı."}],"lemma":"sıkışmak"},"SIKIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıkışmış bir durumda olan, çok","example":"Size bu kadar ücreti niye ödemekteyiz, böyle sıkışık anlarımızda?"}]},"SIKIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıkıntı ve darlık vermek, çarpıntı duymak","example":"Konuşma sırasında sıkışarak yerinde kıpırdanmaya başladı."},{"pos":"v","definition":"Dar bir yere zorla sığmak veya sığdırılmak","example":"Tüm eşyalar küçük arabanın bagajına sıkıştı."}]},"SIKKIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıkıntısı olan","example":"Uzun bekleyiş yüzünden sıkkın bir haldeydi."},{"pos":"adj","definition":"Çok sıkılmış","example":"Sürekli aynı konuyu tartışmaktan oldukça sıkkın görünüyordu."}]},"SIKLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk","example":"Uzun çalışma saatleri ona büyük bir sıklet yükledi."},{"pos":"n","definition":"Ağırlık, baskı, yük","example":"Bu kadar büyük bir sıkleti tek başına kaldırması imkansızdı."}]},"SIKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yalan konuşmak","example":"Yine mi abartıyorsun? Gerçekten mi oldu, yoksa sıkıyor musun?"},{"pos":"v","definition":"Tedirgin etmek, bunaltmak","example":"Bu kadar soru sormayı bırak, beni sıkıyorsun."}]},"SIKMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir akışkanı veya gazı, gereken basınca göre sıkıştırmaya yarayan alet","example":null}]},"SIKÇA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Arası çok geçmeden; az aralıkla; sık olarak","example":null}]},"SILA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir süre ayrı kaldığı bir yere veya yakınlarına kavuşma","example":"Onca yıl sonra sıla hasretini dindirmek için köyüne döndü."},{"pos":"n","definition":"Gurbetteki bir kimse için doğup büyüdüğü ve özlediği yer","example":"Bakarım bakarım sılam görünmez / Ara yerde yıkılası dağlar var"}]},"SIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir oyunda veya yarışta yenmek","example":"Finalde rakibini kolayca sımayı başardı."},{"pos":"v","definition":"Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak","example":"Ekmek o kadar sertti ki bıçağıyla kesemeyince sımak zorunda kaldı."}]},"SIMSICAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Pek sıcak, cana yakın","example":"Küçük köydeki insanlar sımsıcak davranışlarıyla bizi büyüledi."},{"pos":"adj","definition":"Çok samimi; çok duygulu","example":"Siz hiç her satırı sımsıcak, yepyeni bir özle dolu şiirler hatırlar mısınız?"}]},"SIMSIKI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok sıkı olarak, sıkı bir biçimde","example":"Artık onu sımsıkı sarıyorlarmış gibi bunaltan duvarlar, o kilitli kapılar yoktu."},{"pos":"adj","definition":"Çok sıkı","example":"Etrafa dökülüyor bahanesiyle saçlarını sımsıkı bir yemeni ile bağlarlar."}]},"SIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyük bir yenilgiye uğramak, yenilip perişan olmak, dağılmak","example":"Düşman ordusu, stratejik hatalar nedeniyle savaşta sınmıştı."},{"pos":"v","definition":"Parçalama işine konu olmak, parçalara ayrılmak","example":"Kazadan sonra arabası tamamen sınmış bir haldeydi."}],"lemma":"sınmak"},"SINA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bilgisini, yeteneğini, yeterliliğini veya niteliğini yoklamak","example":"Yeni işe alımlarda adayları sınamak için özel bir test uygulanıyor."},{"pos":"v","definition":"Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için birini, bir nesneyi veya bir düşünceyi yoklamak","example":"Allah kimseyi evlat acısıyla sınamasın"}],"lemma":"sınamak"},"SINAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş","example":null}]},"SINAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bilgisini, yeteneğini, yeterliliğini veya niteliğini yoklamak","example":"Yeni işe alımlarda adayları sınamak için özel bir test uygulanıyor."},{"pos":"v","definition":"Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için birini, bir nesneyi veya bir düşünceyi yoklamak","example":"Allah kimseyi evlat acısıyla sınamasın"}]},"SINAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılan yoklama","example":"Annem, derslerine çalışıp eylülde sınavları başarması gerektiğini hatırlatıyordu."},{"pos":"n","definition":"Direnme, dayanışma, güç gerektiren, sonuçta bir deneyim kazandıran zor durum","example":"Evliliğin ilk yılları bir sınavdır."}]},"SINAİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü ile ilgili","example":"Sınaî yatırımlar sayesinde bölge ekonomisi hızla gelişiyor."}]},"SINCAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sakızlı bir tür dikenli çalı","example":null}]},"SINDI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eksen çevresinde dönebilecek biçimde çapraz eklemlenmiş, birbirine bakan yüzleri keskin iki çelik lamadan oluşmuş, arasına yerleştirilen herhangi bir şeyi kesmeye yarayan araç","example":null}]},"SINGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyden çekinen","example":"Sıngın bir tavrı vardı, konuşmaya cesaret edemedi."},{"pos":"adj","definition":"Gözü korkmuş, sinmiş kimse","example":"Hırsızlık olayından sonra sıngın bir şekilde etrafını kolluyordu."}]},"SINIF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü","example":"Memeliler, kuşlar, balıklar, omurgalılar dalının birer sınıfıdırlar."},{"pos":"n","definition":"Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu","example":"Parter, her sınıftan insanla hıncahınç dolu idi."}]},"SINIFLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir bütünü bölümlere, sınıflara, eşit veya benzer olanları kümelere ayırmak","example":null}],"lemma":"sınıflamak"},"SINIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kırık; çıkık","example":"Doktor, hastanın sınık kolunu hemen alçıya aldı."},{"pos":"adj","definition":"Yenilmiş, bozguna uğramış","example":"Takım, bu kadar kötü bir mağlubiyetle sınık bir ruh hali içinde ayrıldı sahadan."}]},"SINIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uç, son","example":"Artık sabrımın sınırına geldim."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç","example":"Bataklığın sınırı / Ormanın sınırı"}]},"SINIRDAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ortak sınırları olan","example":null}]},"SINIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak","example":"Mutluluk bu dar kalıplarla sınırlanamaz ."},{"pos":"v","definition":"Sınırını çizmek, sınırını belirtmek veya belirlemek","example":"Toplantıda, konuşmalar için bir süre sınırı getirmek zorunda kaldılar."}],"lemma":"sınırlamak"},"SINIRSIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, yeterinden fazla","example":"Tatildeki çocuklar, sınırsız eğlenceye kendilerini kaptırmıştı."},{"pos":"adj","definition":"Bir sınırla ayrılmamış olan","example":"Çöl, göz alabildiğine uzanan sınırsız bir boşluk gibi görünüyordu."}]},"SINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyük bir yenilgiye uğramak, yenilip perişan olmak, dağılmak","example":"Düşman ordusu, stratejik hatalar nedeniyle savaşta sınmıştı."},{"pos":"v","definition":"Parçalama işine konu olmak, parçalara ayrılmak","example":"Kazadan sonra arabası tamamen sınmış bir haldeydi."}]},"SIPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eşek yavrusu","example":"Köydeki sıpa, annesinin yanında keyifle otluyordu."}]},"SIPSICAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Pek sıcak, cana yakın","example":"Gelin çıtı pıtı, esmer güzeli, sıpsıcak bir kızdı."}]},"SIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aklın erişemediği, açıklanmayan veya çözülemeyen şey","example":"Evrenin oluşumu, bilim insanları için hâlâ büyük bir sır."},{"pos":"n","definition":"Varlığı veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey","example":"Onun hiçbir sırrı yoktur."}]},"SIRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Art arda dizilmiş şeylerin dizisi; bir işi yapma zamanı","example":"Sıra sende."}]},"SIRACA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deride ve genellikle boyunda görülen, lenf düğümlenmelerinin şişkinliğiyle beliren tüberküloz türü","example":"Elif'i almış, başında keli, boynunda sıracası, sırtında da paçavra entarisiyle getirmişti."}]},"SIRADAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir; bayağı; alelade","example":null}]},"SIRADAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortak özellikler gösteren, aralarında uzunlamasına vadilerin bulunduğu dağlar dizisi","example":null}]},"SIRALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir düzene göre yerleştirmek","example":"Kitapçı yeni gelen romanları alfabetik sıraya göre raflara sıraladı."},{"pos":"v","definition":"Birbiri ardı sıra veya yan yana koyarak sıra durumuna getirmek","example":"Çocuklar teneffüste sıraya dizilerek bahçeye çıktılar."}],"lemma":"sıralamak"},"SIRALAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılı kâğıtları düzenli ve sıralı bir biçimde korumak için kullanılan mukavva veya plastikten telli kap","example":null}]},"SIRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslam inancına göre mahşer günü üstünden geçilecek olan köprü","example":"Sırat köprüsünü nasıl rahat geçeceğini tahayyül ederdi."}]},"SIRDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin sırlarını bilen kimse","example":null}]},"SIRF":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yalnızca, sadece","example":"Sırf seni görmek için geldim."}]},"SIRI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sağlam ve sıkıca dikmek","example":"Minderlerin kenarını sırımak için dikiş makinesini getirdi."},{"pos":"v","definition":"Yorgan, şilte ve benzerini iri ve aralıklı dikmek","example":null}],"lemma":"sırımak"},"SIRIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değnekten uzun ve kalınca ağaç","example":"Hızlandıkça sırığın gıcırtısı artıyordu."}]},"SIRIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Asma, fasulye vb. sarılgan ve destek isteyen bitkilerin tutunması, dallarının desteklenmesi için yanlarına sırık dikmek","example":"Dedem, fasulye fidelerinin yanını sırıklayarak bitkilerin düzgün büyümesini sağladı."}],"lemma":"sırıklamak"},"SIRIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı işlerde sicim yerine kullanılan, ince ve uzun, esnek deri parçası","example":null}]},"SIRIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sağlam ve sıkıca dikmek","example":"Minderlerin kenarını sırımak için dikiş makinesini getirdi."},{"pos":"v","definition":"Yorgan, şilte ve benzerini iri ve aralıklı dikmek","example":null}]},"SIRIT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dişlerini göstererek aptallık, şaşkınlık, kurnazlık veya alay belirtir biçimde gülmek","example":"Bir yandan karısını yatıştırmak istermiş gibi davranıyor, bir yandan hınzırca sırıtıyordu."},{"pos":"v","definition":"Bütün çirkinliği ve kusuru ortaya çıkmak","example":"İşi biraz karıştırınca bütün pürüzler sırıttı."}],"lemma":"sırıtmak"},"SIRITIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sürekli olarak sırıtan","example":null}]},"SIRITKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sürekli sırıtan, sırıtma huyu olan","example":"Çantamı kapıyor ve sırıtkan suratı hâlâ bana dönük olarak uzaklaşıp gidiyor."}]},"SIRITMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dişlerini göstererek aptallık, şaşkınlık, kurnazlık veya alay belirtir biçimde gülmek","example":"Bir yandan karısını yatıştırmak istermiş gibi davranıyor, bir yandan hınzırca sırıtıyordu."},{"pos":"v","definition":"Bütün çirkinliği ve kusuru ortaya çıkmak","example":"İşi biraz karıştırınca bütün pürüzler sırıttı."}]},"SIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bazı nesnelere, toprak kaplara sır sürmek","example":null}],"lemma":"sırlamak"},"SIRLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bazı nesnelere, toprak kaplara sır sürmek","example":null}]},"SIRLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sır sürülmüş, sırı olan","example":"Toprak olanları dahi pek zevkle yapılmış olup ekserisi cam gibi sırlıdır."},{"pos":"adj","definition":"Sırrı olan","example":"Hikâye, kahramanın sırlı geçmişini öğrenmesiyle daha da ilginç hale geldi."}]},"SIRMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rütbe gösteren şerit","example":"Subayın üniformasındaki sırmalar, görevdeki kıdemini simgeliyordu."},{"pos":"n","definition":"Altın yaldızlı veya yaldızsız ince gümüş tel","example":"Açık gri etrafı iki parmak kalınlığında sarı sırma işlemeli, gayet zarif bir kumaş."}]},"SIRMAKEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gümüş veya başka madenleri haddeden çekip sırma yapan kimse","example":null}]},"SIRNAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sırnaşıkça davranmak","example":"Ters cevap alınca sırnaşmaya başladı."}],"lemma":"sırnaşmak"},"SIRNAŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Can sıktığına, rahatsız ettiğine aldırmadan bir kimseden sürekli, yalvarırcasına istekte bulunan ve bu isteğinde direnen kimse","example":"Sokakta sırnaşık bir çocuk, turistlere sürekli mendil satmaya çalışıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Sıkıntı veren, rahatsız eden, tedirgin eden, musallat olan","example":"Ne sırnaşık adam, hiç de gitmeye niyeti yok."}]},"SIRRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey veya kimseyi akıl almaz bir biçimde ortadan yok etmek, görünmez kılmak","example":null}],"lemma":"sırretmek"},"SIRROL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey veya kimse akıl almaz bir biçimde ortadan yok olmak","example":null}],"lemma":"sırrolmak"},"SIRT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurgalı veya omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm","example":"Arabacı katırın sırtına binmiş."},{"pos":"n","definition":"Dağların veya tepelerin üst bölümü","example":"Beşiktaş sırtları pırıl pırıl, aradaki boğaz parçası masmaviydi."}]},"SIRTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir keler türü","example":null},{"pos":"v","definition":"Açıkta kalarak görünmek","example":"Eski elbise, yırtıldığı için sırtarmaya başlamıştı."}]},"SIRTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sırtına alıp yüklenmek","example":"Balığı sırtlayınca soluğu ninesinin kulübesinde aldı."},{"pos":"v","definition":"Birinin, bir şeyin sorumluluğunu, yükünü veya geçimini üzerine almak","example":"Gazete satan Babuş daracık omuzlarıyla bir aileyi sırtlayacak."}],"lemma":"sırtlamak"},"SIRTLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sırtlangillerden, genellikle leşle beslenen, etçil, postu benekli bir hayvan","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir iş veya görevi yüklenmek, üstüne almak","example":null}]},"SIRTÜSTÜ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sırtı yerde olmak üzere","example":"İkide bir kendini sırtüstü saman dalgalarının içine atarak yüzme taklidi yapıyordu."}]},"SIRÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılan sert, saydam ve çabuk kırılır cisim","example":"Mermere düşen sırça gibi tuz buz oldu."},{"pos":"adj","definition":"Camdan yapılmış","example":"Kadınlar kollarında birçok sırça bilezikler taşırlardı."}]},"SISKA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok zayıf ve güçsüz","example":"Sıska kedi, sokakta yiyecek arıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Karın boşluğuna su dolmuş olan","example":"Veteriner, karın boşluğuna su dolan sıska hayvanı tedavi etmeye çalışıyordu."}]},"SITMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anofel türü sivrisineğin sokmasıyla insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren bir hastalık","example":null}]},"SITMALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sıtmaya tutulmak","example":null}],"lemma":"sıtmalanmak"},"SIVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir yapıdaki yüzeyleri düzgünleştirmek için kullanılan, yarı akışkan, kum, kireç, çimento karışımı veya toprak harç","example":"Usta, duvarın çatlaklarını sıva ile kapatmaya başladı."},{"pos":"v","definition":"Bir nesnenin her yanını bir şeye değdirerek üstünü onunla kaplamak, bir nesneyi başka bir maddeye batırmak","example":"Ekmeği bala sıvayarak yemeyi çok severdi."}]},"SIVALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir duvarı sıva kullanarak düzgünleştirmek","example":"İşçiler, duvarı sıvamak için hazırlıklara başlamışlardı."}],"lemma":"sıvalamak"},"SIVAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir nesnenin her yanını bir şeye değdirerek üstünü onunla kaplamak, bir nesneyi başka bir maddeye batırmak","example":"Ekmeği bala sıvayarak yemeyi çok severdi."},{"pos":"v","definition":"Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak","example":"Annesi, çocuğun başını sıvazlayarak onu sakinleştirdi."}]},"SIVAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak","example":"Annesi, çocuğun başını sıvazlayarak onu sakinleştirdi."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin üstünde yavaş yavaş, hafifçe el gezdirmek","example":"Kaşlarından süzülen yağmur damlalarını eliyle sıvazlayarak onlara baktı."}],"lemma":"sıvazlamak"},"SIVAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek","example":"Çamur, yağmur sonrası çocuğun ayakkabılarına sıvaşmıştı."},{"pos":"v","definition":"Sıvık veya sıvışık bir duruma gelmek","example":"Unu az ekleyince, hamur sıvaşık bir kıvam aldı."}],"lemma":"sıvaşmak"},"SIVAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek","example":"Çamur, yağmur sonrası çocuğun ayakkabılarına sıvaşmıştı."},{"pos":"v","definition":"Sıvık veya sıvışık bir duruma gelmek","example":"Unu az ekleyince, hamur sıvaşık bir kıvam aldı."}]},"SIVI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim","example":null}]},"SIVIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yumuşak kıvamlı, suyu fazla","example":null}]},"SIVIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gaz veya buhar durumundan sıvı durumuna geçmek","example":null}],"lemma":"sıvınmak"},"SIVINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gaz veya buhar durumundan sıvı durumuna geçmek","example":null}]},"SIVIRYA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Arkası kesilmeden, sürekli ve devamlı bir şekilde","example":"Şarkıcı, sıvırya şarkılar söyleyerek kalabalığı coşturdu."},{"pos":"adv","definition":"Birbiri ardı sıra","example":"Konvoy, sıvırya ilerleyerek şehre ulaştı."}]},"SIVIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Haber vermeden sessizce gidivermek, kaçmak","example":"Parti bittiğinde, misafirlerden bazıları sıvışmıştı bile."},{"pos":"v","definition":"İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek","example":"Yağ, gömleğe sıvışmış ve çıkmıyordu."}],"lemma":"sıvışmak"},"SIVIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapışıp bulaşan","example":"Üç çocuk, üzerlerine sıvışık bir madde sürülmüş birer dilim ekmeği geveleyip duruyorlar."},{"pos":"adj","definition":"Bir kimsenin yanından ayrılmayarak insanı tedirgin eden kimse","example":"Sıvışık komşu, her sabah bir bahane bulup uğruyordu."}]},"SIVIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Haber vermeden sessizce gidivermek, kaçmak","example":"Parti bittiğinde, misafirlerden bazıları sıvışmıştı bile."},{"pos":"v","definition":"İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek","example":"Yağ, gömleğe sıvışmış ve çıkmıyordu."}]},"SIYANET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutma","example":null}]},"SIYGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiillerde belirli bir zamanla birlikte konuşanın, dinleyenin ve hakkında konuşulanın, teklik veya çokluk olarak belirtilmiş biçimi","example":"Yarına kadar hepiniz bilmediğiniz sıygaları, lügatleri öğrenmelisiniz."}]},"SIYGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismin uzayda doldurduğu boşluk","example":null}]},"SIYIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hızla sürtünerek bir şeyin yüzünden bir parça soymak, koparmak veya üzerini hafifçe yırtmak","example":"Mandalinanın kabuğunu sıyırıp yedi."},{"pos":"v","definition":"Sürtünerek veya çekerek bir şeyi yerinden almak, kaldırmak","example":"Balçığa saplanan lastiği sıyırıp kurtardılar."}],"lemma":"sıyırmak"},"SIYIRGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harmanda sap toplamaya veya damlardan karı küremeye yarayan araç","example":"Sıyırga ile karı küreyip damı temizlediler."},{"pos":"n","definition":"Kar küremekte kullanılan büyük kürek","example":"İşçiler, sıyırga ile yolları açmaya başladılar."}]},"SIYIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hızla sürtünerek bir şeyin yüzünden bir parça soymak, koparmak veya üzerini hafifçe yırtmak","example":"Mandalinanın kabuğunu sıyırıp yedi."},{"pos":"v","definition":"Sürtünerek veya çekerek bir şeyi yerinden almak, kaldırmak","example":"Balçığa saplanan lastiği sıyırıp kurtardılar."}]},"SIYRIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çarpma veya vurma sonucunda vücutta hafifçe kazınmış, zedelenmiş, soyulmuş, kanamış yer","example":"Kolundaki sıyrığı yara bandıyla kapattı."},{"pos":"n","definition":"Sıyrılmış yer","example":"Masanın köşesi, duvara çarpınca sıyrık oluştu."}]},"SIYRIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak","example":null}],"lemma":"sıyrılmak"},"SIYRINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kapta kalan yemek; yemek artığı","example":"Tenceredeki sıyrıntıyı köpeklere verdiler."},{"pos":"n","definition":"Bir bezden el ile koparılan uzunca parça","example":"Annem eski çarşaftan sıyrıntılar yapıp temizlik bezi hazırladı."}]},"SIZ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Haber vermeden sessizce gidivermek, kaçmak","example":"Bekir , kaşla göz arasında dışarıya sızdı ."},{"pos":"v","definition":"Düşman mevzileri arasına gizlice girmek ve ilerlemek","example":"Yabancı çeteler karşı topraktan sızmıştı ."}],"lemma":"sızmak"},"SIZAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağ sırtlarında, taş aralarından sızan su; küçük pınar","example":null}]},"SIZDIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eritip süzerek temiz bir duruma getirmek","example":"Bu küp suyu sızdırıyor. Son kadeh adamı sızdırdı."},{"pos":"v","definition":"Baskı veya türlü bahanelerle birinden para çekmek","example":"Çeteler, iş insanlarından tehditle para sızdırmaya çalışıyordu."}],"lemma":"sızdırmak"},"SIZGIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi yağıyla pişirilip kavrulduktan sonra yenen veya dondurulup saklanan et","example":"Köyden getirilen sızgıt, kış için dolaba konuldu."}]},"SIZI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüntü, sıkıntı, keder","example":"Çocuğunu kaybetmenin sızısı hala içinde."},{"pos":"n","definition":"Hafif ve ince ağrı","example":"Fakat her an, her an yine / İçimde aynı sızı"}]},"SIZILDAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sızlanmak, yakınmak, şikâyetçi bir sesle konuşmak","example":null}],"lemma":"sızıldanmak"},"SIZILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hoşnutsuzluk belirten söz veya yazı","example":"Gazetedeki köşe yazısı, yönetimin kararlarına dair bir sızıltı içeriyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir davranış, bir durum veya bir kimseden memnun olmama durumu","example":"Komşuların sürekli şikâyet etmesi artık dayanılmaz bir sızıltıya dönüştü."}]},"SIZINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması","example":"Ameliyat sonrasında yaranın çevresinde hafif bir sızıntı oluştu."},{"pos":"n","definition":"Bir kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı, bir telden kaçan akım","example":"Mutfak lavabosundaki küçük sızıntı, bir süre sonra büyük bir soruna dönüştü."}]},"SIZIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sızdırmak; süzmek","example":null}],"lemma":"sızırmak"},"SIZIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sızdırmak; süzmek","example":null}]},"SIZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşıdakine yakınarak anlatmak, şikâyet etmek","example":"İşten geç çıktığı için sürekli patronundan sızlanıyordu."},{"pos":"v","definition":"Hafifçe ağrımak","example":"Kafa kemiklerine varıncaya kadar her yanı sızlıyordu ."}],"lemma":"sızlamak"},"SIZLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşıdakine yakınarak anlatmak, şikâyet etmek","example":"İşten geç çıktığı için sürekli patronundan sızlanıyordu."},{"pos":"v","definition":"Hafifçe ağrımak","example":"Kafa kemiklerine varıncaya kadar her yanı sızlıyordu ."}]},"SIZMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Haber vermeden sessizce gidivermek, kaçmak","example":"Bekir , kaşla göz arasında dışarıya sızdı ."},{"pos":"v","definition":"Düşman mevzileri arasına gizlice girmek ve ilerlemek","example":"Yabancı çeteler karşı topraktan sızmıştı ."}]},"SIÇ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kötü duruma getirmek","example":"Bu işi sıçtı batırdı resmen."},{"pos":"v","definition":"Dışkıyı vücuttan dışarı atmak","example":"Köpek sıçtıktan sonra hemen temizlememiz gerekiyordu."}],"lemma":"sıçmak"},"SIÇAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıçangillerden, fareden iri, zararlı birçok türü bulunan kemirgen bir memeli hayvan","example":"Sıçanlar, gece boyunca yiyecekleri kemirip büyük zarar veriyorlar."},{"pos":"n","definition":"Sıçangillerden, küçük vücutlu, kemirgen, memeli hayvan","example":"Evde sıçanlar görülmeye başlandı, bu yüzden hemen bir haşere kontrolü yaptırdık."}]},"SIÇANOTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 derecede süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element","example":null}]},"SIÇIRGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sürgüne tutulup her yanı pisleten","example":null}]},"SIÇRA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birdenbire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılmak","example":"Yataktan sıçrayarak uyandı ."},{"pos":"v","definition":"Yayılmak, bir yerden başka bir yere geçmek","example":"Hatta az önce Birgi'ye de sıçramıştı satışlar."}],"lemma":"sıçramak"},"SIÇRAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir uyarı veya heyecan sebebiyle ürkerek birdenbire olduğu yerde doğrulur gibi sarsılmak","example":"Yataktan sıçrayarak uyandı ."},{"pos":"v","definition":"Yayılmak, bir yerden başka bir yere geçmek","example":"Hatta az önce Birgi'ye de sıçramıştı satışlar."}]},"SIĞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Derinliği az, dibi yüzeyine yakın olan göl, deniz, akarsu vb.","example":"Çocuklar, sığ bir denizde güvenle oynuyorlardı."},{"pos":"v","definition":"Uygun olmak","example":"Bu sözler insanlığa sığar mı?"}]},"SIĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kondansatörün elektrik yığma sınırı","example":null}]},"SIĞAMSAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Besin maddelerinin sindirim kanalı içinde ilerlemesini sağlayan hareket","example":null}]},"SIĞIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geyikgillerden, postu benekli, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan bir cins geyik, Dama dama","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendini korumak amacıyla bir yere veya birine başvurmak, başkalarının yardım ve korunmasına ihtiyaç duymak","example":"Karı koca o evlerden birinde bir odacığa sığınmıştık."}]},"SIĞINAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağmur, güneş veya çeşitli tehlikelerden korunmak amacıyla kullanılan yer","example":"Ani bastıran yağmurdan korunmak için bir sığınak aradılar."},{"pos":"n","definition":"Kötülüklerden koruyan, sığınılan kimse veya şey","example":"Anne, çocuğunun en güvenli sığınağıdır."}]},"SIĞINIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başka bir ülkeye veya yere sığınmış olan kişi","example":"Sığınmacılar, savaş nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kaldı."}]},"SIĞINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendini korumak amacıyla bir yere veya birine başvurmak, başkalarının yardım ve korunmasına ihtiyaç duymak","example":"Karı koca o evlerden birinde bir odacığa sığınmıştık."},{"pos":"v","definition":"Genellikle siyasi sebeplerle kendi ülkesinden kaçıp başka ülkeye gitmek","example":"Aktivist, baskılardan kurtulmak için yurtdışına sığındı."}]},"SIĞINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bulunduğu yerde kalması istenmeyen, varlığı gereksiz görülen kimse","example":"Yıllarca süren sığıntı ezikliğinin hatırlanışı da vardır amcasında."}]},"SIĞIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geviş getirenlerden, boynuzlu büyükbaş evcil hayvanların genel adı","example":"Çiftçi, sabahın erken saatlerinde sığırlarını otlatmaya götürdü."},{"pos":"n","definition":"Anlayışsız, kaba saba kimse","example":"Ne söylesem anlamıyor, tam bir sığır!"}]},"SIĞIRCIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Serçegillerden, siyah renkli, uzun gagalı, serçeden iri, ötücü bir kuş","example":null}]},"SIĞIRÖDÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırlarda görülen bir tür çalı cinsi bitki","example":null}]},"SIĞIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ancak sığmak, güçlükle sığmak","example":"Bir başka fotoğrafı ona doğru tuttum, çerçeve içine sığışmak için herkes birbirine yapışmıştı sanki."}],"lemma":"sığışmak"},"SIĞIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ancak sığmak, güçlükle sığmak","example":"Bir başka fotoğrafı ona doğru tuttum, çerçeve içine sığışmak için herkes birbirine yapışmıştı sanki."}]},"SIĞLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ülkemizde Muğla ilinde yetişen, 20 metre yüksekliğe erişebilen, çınar görünüşünde bir ağaç","example":null}]},"SIĞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uygun olmak","example":"Bu sözler insanlığa sığar mı?"},{"pos":"v","definition":"Bir kaba, bir yere bütünüyle girebilmek veya içinden geçebilmek","example":"Bir tavla zarı kadar küçücük eve / Bir kadın iki çocuk nasıl sığar?"}]},"SKALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sekiz notanın kalın sesten inceye veya inceden kalına gitmek üzere sıralanmış dizisi","example":"Şarkıcı, performans öncesi sesini skala üzerinde ısıttı."},{"pos":"n","definition":"Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi","example":"Piyano dersinde yeni bir skala çalışması yapıldı."}]},"SKANDAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük yankı uyandıran, utanç verici veya küçük düşürücü olay","example":"Ben evimde skandal istemem demedim mi?"}]},"SKAVUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi","example":null}]},"SKEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle radyo ile yayımlanmak için hazırlanmış, genellikle güldürü niteliğinde kısa oyun","example":null}]},"SKLEROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçindeki katılgan dokunun artmasından dolayı bir organ veya dokunun patolojik sertleşmesi","example":null}]},"SKOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir spor karşılaşmasında karşılaşanlardan her birinin başarı derecesini tespit eden nicelik","example":null}]},"SKİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine yalnız kürek çekenin girebildiği çok uzun ve çok dar yarış kayığı","example":null}]},"SKİNK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Skinkgillerden, çöl bölgelerinde, kurak bölgelerde yaşayan bir sürüngen türü","example":null}]},"SLALOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayak sporunda bayraklarla işaretlenmiş birtakım dönemeçlerden oluşan pist üzerinde yapılan bir yarış türü","example":null}]},"SLAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük yassı parça","example":null}]},"SLAYT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saydam bir yüzey üzerine alınmış, projeksiyonda kullanılmaya özgü, saydam, pozitif görüntü","example":null}]},"SLOGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısa ve çarpıcı propaganda sözü, uran","example":null}]},"SLOVAKYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Bratislava.","example":null}]},"SLOVENYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Ljubljana.","example":null}]},"SLİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Paçasız, kasıklara oturacak biçimde dikilmiş külot","example":"Mağazadan rahat slip iç çamaşırları aldı."},{"pos":"n","definition":"Kredi kartı ile satın alınan mal veya hizmet karşılığında bankanın yetki verdiği iş yeri tarafından düzenlenen, satın alanca imzalanan, ödeme taahhüdünü gösteren belge","example":"Alışverişin ardından slip imzalayıp kartını geri aldı."}]},"SMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Voleybol ve teniste topu yukarıdan aşağıya doğru sertçe yere vurma","example":"Takımın kaptanı, etkili bir smaçla maçı kazandırdı."},{"pos":"n","definition":"Basketbolda yakın mesafeden topu sertçe sepete geçirme","example":"Seyirciler, oyuncunun mükemmel bir smaçla sayı almasını coşkuyla karşıladı."}]},"SMAÇÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Voleybolda file üzerinde karşı alana doğru yukarıdan aşağıya topu sertçe yere vuran oyuncu","example":null}]},"SMOKİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel günlerde erkeklerin giydiği önü açık, ceketi genellikle ipek yakalı takım giysi","example":"Köylerinde akşamları smokin giyen İngiliz Yahudisi muhtarlık eder."}]},"SNOBİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Snop gibi davranmayı benimseme yanlısı olan","example":null}]},"SNOP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Seçkin görünmek için, bazı çevrelerdeki düşünceleri benimseyen, hayranlık duyan ve onlar gibi davranmaya özenen kimse","example":null}]},"SOBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yeri ısıtmak için içinde kömür, odun veya gaz yakılarak kullanılan bir araç","example":null}]},"SOBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle kovalamaca, saklambaç vb. çocuk oyunlarında, ebeden önce davranıp daha önce kararlaştırılmış yere ulaşıldığında söylenen söz","example":null}]},"SOBELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sobe\" diyerek ebeden önce kararlaştırılmış yere ulaşıldığını bildirmek","example":"Saklambaç oynarken köşe başında arkadaşını sobeledi."}],"lemma":"sobelemek"},"SODA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirimi kolaylaştırmak, susuzluğu gidermek, içkileri sulandırmak için kullanılan, içinde sodyum karbonat bulunan, köpüren su","example":"Yemekten sonra mideyi rahatlatmak için bir şişe soda içti."},{"pos":"n","definition":"Temizlik işlerinde kullanılan bir çeşit tuz","example":"Annem, lekeyi çıkarmak için biraz soda kullandı."}]},"SODYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 11, atom ağırlığı 22,990, yoğunluğu 0.971 olan, 97,5 derecede eriyen, deniz ve kaya tuzlarında, doğada birleşik olarak çok yaygın bulunan, beyaz, parlak, mum gibi yumuşak bir element","example":null}]},"SOF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit sertçe, ince yünlü kumaş","example":"Elbiseyi dikmek için yumuşak değil, sof kumaşı tercih etti."},{"pos":"n","definition":"Ham ipekten yapılmış astarlık kumaş","example":"Eski zamanlarda sof, özellikle astar için kullanılırdı."}]},"SOFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer","example":null}]},"SOFRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği","example":"Çocuğun sofrası dışarı çıkmış."},{"pos":"n","definition":"Masa, sini vb. şeylerin, yemek yemek üzere hazırlanmış durumu","example":"Yemek vakti gelmiş, misafirler sofraya oturmuşlardı."}]},"SOFTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Medrese öğrencisi","example":"Softalar, derslerini büyük bir dikkatle dinlerdi."},{"pos":"n","definition":"Yaşadığı çağın gerisinde kalmış, geri kafalı kimse","example":"Bizim moruk yeni kafalı görünmek ister amma halis muhlis softadır."}]},"SOFU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dinin buyruk ve yasaklarına bütünüyle uyan kimse","example":null}]},"SOFYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Bulgaristan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"SOFİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendini Tanrı'ya adamış kimse","example":"Sohbet sırasında, bir sofinin hikâyesini anlattı."}]},"SOFİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sofizmden yana olan kimse veya düşünce","example":null}]},"SOFİSTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Safsatalı; yanıltmalı","example":null}]},"SOFİYANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tasavvufla ilgili veya mutasavvıflara yakışır biçimde olan","example":null}]},"SOFİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı","example":null}]},"SOHBET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirme","example":"Uzun bir günün ardından arkadaşlarla yapılan keyifli bir sohbet gibisi yoktur."},{"pos":"n","definition":"Bir bilim veya sanat konusunu, konuşmayı andıran biçimde inceleyerek anlatan edebiyat türü","example":"Tam fikir ve sanat sohbetlerine yakışan bir çerçeve içindeyiz."}]},"SOK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine veya arasına girmesini sağlamak","example":"Ellerini cebine sokup, ayaklarını uzatmıştı."},{"pos":"v","definition":"Bir yere girmesini sağlamak; içeri almak","example":"Bahçeye girerken kediyi de eve sokmayı unutma."}],"lemma":"sokmak"},"SOKAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İl, ilçe vb. yerleşim bölgelerinde, iki yanında evler olan, caddeye oranla daha dar veya kısa olabilen yol","example":"Biraz sonra şehrin bütün sokaklarında süvariler dörtnala koşmaya başladılar."}]},"SOKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısa çorap","example":"Yazın genelde soket çorap tercih ederim, daha rahat oluyor."},{"pos":"n","definition":"Bir elektrik kablosunun ucunu oluşturan ve onu yapının bir bölümüne bağlayan parça","example":"Yeni lambayı taktığımda soketin uyumlu olmadığını fark ettim."}]},"SOKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine veya arasına girmesini sağlamak","example":"Ellerini cebine sokup, ayaklarını uzatmıştı."},{"pos":"v","definition":"Bir yere girmesini sağlamak; içeri almak","example":"Bahçeye girerken kediyi de eve sokmayı unutma."}]},"SOKMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit uzun konçlu çizme","example":null}]},"SOKRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güverte döşemelerinde iki ağacın uç uca gelmesiyle oluşan aralık","example":null}]},"SOKRAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sızlanmak, yakınmak, şikâyetçi bir sesle konuşmak","example":null}],"lemma":"sokranmak"},"SOKU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taş dibek","example":"Evlerinin önü bulgur sokusu / Yel estikçe gelir yarin kokusu"},{"pos":"n","definition":"Dibekte, havanda tahıl dövmeye yarayan tokmak","example":"Tuttuğu zaman bütün bilekleri bükmek, dibek başında sokuyu en iyi sallamak isterdi."}]},"SOKUL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dışarıdan içeriye geçmek","example":"Yağmur başlayınca, herkes aceleyle kapının altından içeri sokuldu."},{"pos":"v","definition":"Yanaşmak, yaklaşmak","example":"Aydınlık yüzlü bir kadın, bir mısır pişiricisine sokuldu, taze mısırlardan birisini işaret etti."}],"lemma":"sokulmak"},"SOKULGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa sürede insanlarla kaynaşıp dost olabilen, kendini çabucak sevdiren","example":null}]},"SOKULMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dışarıdan içeriye geçmek","example":"Yağmur başlayınca, herkes aceleyle kapının altından içeri sokuldu."},{"pos":"v","definition":"Yanaşmak, yaklaşmak","example":"Aydınlık yüzlü bir kadın, bir mısır pişiricisine sokuldu, taze mısırlardan birisini işaret etti."}]},"SOKULU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sokulmuş olan","example":"Tokmağın altındaki kilitte bir sarı pirinç anahtar sokulu idi."},{"pos":"adv","definition":"Sokulmuş olarak","example":"Baş parmakları, kılıcının işlemeli kemerine sokulu, bakıyordu."}]},"SOKUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağza bir defada alınıp götürülen yiyecek parçası","example":"Küçük bir sokum peynir yedikten sonra kahvemi içtim."},{"pos":"n","definition":"Yufka ekmeğinden yapılan dürüm","example":"Yolculuk için annem birkaç sokum hazırladı; hem pratik hem de doyurucuydu."}]},"SOKUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köstebekgillerden, toprak altında oyduğu yuvalarda yaşayan, gözleri hemen hiç görmeyen, derisinden kürk yapılan küçük bir hayvan","example":null},{"pos":"adj","definition":"İçeriye batmış","example":"Eskimiş tahtada ufak bir sokur çukur, yürürken ayağımı takılma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı."}]},"SOKUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sokma işi veya biçimi","example":null},{"pos":"v","definition":"Dar bir yere sokulmak","example":"Kalabalık arasında öne geçmek için koridora sokuşmak zorunda kaldım."}]},"SOKUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dar bir yere sokulmak","example":"Kalabalık arasında öne geçmek için koridora sokuşmak zorunda kaldım."},{"pos":"v","definition":"Usulcacık araya girmek","example":"Hiç kimseye çarpmadan sıraya sokuşmak kolay olmadı."}]},"SOKUŞTUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli etmeden kötü bir malı vermek","example":"Pazarda çürük meyveleri poşete sokuşturmak isteyen satıcıyı uyardım."},{"pos":"v","definition":"Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek","example":"Tartışmada her fırsatta laf sokuşturmak onu iyice sinirlendirdi."}],"lemma":"sokuşturmak"},"SOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağ karşıtı olan yön","example":"Köşeden sola dön."}]},"SOLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeniçeri Ocağının, padişahın gözeticiliğini yapan asker sınıfı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Genellikle sol elini kullanan kimse","example":null}]},"SOLARYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapay yolla bronzlaşmayı sağlayan aygıt","example":"Tatile gidemeyince solaryum kullanarak bronzlaşmayı denemiş."},{"pos":"n","definition":"Hastalıkları güneş ışınları ile tedavi etmeyi amaçlayan kuruluş","example":"Doktor, cilt hastalığı için hastayı solaryum merkezine yönlendirdi."}]},"SOLCU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sol görüşlü partilerin yandaşı olan kimse","example":null}]},"SOLFEJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müzik ezgilerinin nota adları ile ses ve süre değerlerine uygun bir biçimde söylenmesi","example":"Korodaki herkesin solfej bilgisi tamdı."},{"pos":"n","definition":"Notaları değerlerine göre seslendirmeyi amaçlayan müzik çalışması","example":"Gitar dersinde solfej öğrenmek, şarkıları daha doğru söylememe yardımcı oldu."}]},"SOLGUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan","example":"Öyle solgun, öyle zayıftı ki bir yolcudan ziyade bir hastaya benziyordu."}]},"SOLLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir taşıt, önünden gitmekte olan taşıtın solundan geçmek","example":"Emirgân iskelesinin oralarda, ansızın sollayan serseri bir kamyondan kıl payı kurtuldu."}],"lemma":"sollamak"},"SOLLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir taşıt, önünden gitmekte olan taşıtın solundan geçmek","example":"Emirgân iskelesinin oralarda, ansızın sollayan serseri bir kamyondan kıl payı kurtuldu."}]},"SOLMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Rengini yitirmek","example":"Sen, yüzü beyaz güller gibi solan / Adın ve senin?"},{"pos":"v","definition":"Tazeliğini, diriliğini veya parlaklığını yitirmek","example":"Kuşlar ağlıyor, çiçekler soluyor, yapraklar dökülüyor, ufuklar kararıyordu."}]},"SOLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kişi tarafından söylenen veya çalınan müzik parçası","example":null}]},"SOLU":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Havayı ciğerlere almak ve vermek","example":"Soluduğum duman havaya karışırken aniden, kendiliğinden, küçük, bit kadar küçücük bir fikir geldi aklıma."},{"pos":"v","definition":"Gücünün hepsini harcamak","example":"Uzun parkurun sonunda bütün gücünü solumak sporcuyu yerde bıraktı."}],"lemma":"solumak"},"SOLUCAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yuvarlak veya yassı, uzun kurtlara verilen genel ad","example":null}]},"SOLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel sanatlarda üslup","example":"Gençler dergimize yeni bir soluk getirdiler."},{"pos":"n","definition":"Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava veya ciğerlere hava alıp verme","example":"Karısı ocağı tutuşturmak için olanca soluğu ile ateşi üflüyordu."}]},"SOLUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Soluk duruma gelmek","example":null}],"lemma":"soluklamak"},"SOLUKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güç kazanmak için çalışmaya ara vermek, yorgunluğunu gidermek","example":"Aralıksız çalışan işçiler, gün ortasında biraz soluklandı."},{"pos":"v","definition":"Geniş ve rahat soluk almak","example":"Yorucu tırmanışın sonrasında bir kayanın üstünde durup soluklandı."}],"lemma":"soluklanmak"},"SOLUMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Havayı ciğerlere almak ve vermek","example":"Soluduğum duman havaya karışırken aniden, kendiliğinden, küçük, bit kadar küçücük bir fikir geldi aklıma."},{"pos":"v","definition":"Gücünün hepsini harcamak","example":"Uzun parkurun sonunda bütün gücünü solumak sporcuyu yerde bıraktı."}]},"SOLUNGAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suda yaşayan hayvanların solunum organı","example":null}]},"SOLUNUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün canlılarda, oksijen alıp karbondioksit verme biçiminde görülen hareket","example":null}]},"SOLUĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzaklarda esen rüzgârdan sonra başlayan dalga hareketi","example":"Adaların kıyılarına gürleyen açık deniz soluğanları, ıssız koylara ak bir çizgi çekmişler."},{"pos":"adj","definition":"Nefes darlığına tutulmuş","example":"Hastanın nefesi daraldı, sesi soluğan hâle geldi."}]},"SOLÜSYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çözünme sonucu ortaya çıkan madde","example":"Asit ve bazı kimyasallar karışınca hafif bulanık bir solüsyon elde edildi."}]},"SOLİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir müzik eserini tek başına çalan, söyleyen sanatçı","example":null}]},"SOM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçine başka şeyler karışmamış olan","example":"Kek tarifinde yalnızca som malzeme kullanmak lezzeti artırıyor."},{"pos":"n","definition":"Kemikli balıklardan, hem denizde hem tatlı sularda yaşayan, eti beğenilen, irice bir balık","example":"Akşam yemeğinde ızgara som çok lezzetliydi."}]},"SOMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlk damıtılan ve içinde anason bulunmayan rakı","example":"Meyhanede ilk sunulan soma, anason aroması içermiyordu."},{"pos":"n","definition":"Cinsiyet hücreleri dışında, vücut hücrelerinin tümü","example":"Araştırmada canlıların soma hücreleri üzerinde deneyler yapıldı."}]},"SOMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanlarda yüzün çıkıntılı ve az çok sivri olan ön bölümü","example":"Köpeğin somak kısmı hafif sivri olduğundan çok şirin görünüyor."}]},"SOMAKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kızıl veya yeşil renkte, damarlı ve çok sert bir porfir türü mermer","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu mermerden yapılmış","example":"Az sonra kraliçenin yeşil somaki banyosunda idim."}]},"SOMALİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Afrika Boynuzu adı verilen bölgede yer alan, resmi dilleri Somalice ve Arapça, başkenti Mogadişu olan ülke","example":null}]},"SOMATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bademden yapılan bir şerbet; badem subyesi","example":null}]},"SOMON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemikli balıklardan, hem denizde hem tatlı sularda yaşayan, eti beğenilen, irice bir balık","example":null}]},"SOMUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cıvatanın ucuna geçirilen, içi yivli demir başlık","example":"Vidayı tam oturtmak için uygun boyutta somun seçmek gerekiyor."},{"pos":"n","definition":"Yuvarlak ve şişkin ekmek","example":"Çocuk işe başlamadan Şaban amca bir çanak yoğurtla bir yarım somunu getiriyordu."}]},"SOMUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi dudakları yapıştırıp kuvvetlice içine çekmek","example":null}],"lemma":"somurmak"},"SOMURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi dudakları yapıştırıp kuvvetlice içine çekmek","example":null}]},"SOMURT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Küskünlüğünü, bir şeye sıkıldığını, keyifsizliğini anlatacak biçimde yüzünü buruşturmak","example":"Morali bozulan genç, kenarda somurtarak sorutmak şeklinde tepkisini gösteriyordu."}],"lemma":"somurtmak"},"SOMURTUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hoşnutsuzluğunu, kızgınlığını yüzüne sert bir anlam vererek belirten, öfkeli görünüşlü yüzü olan","example":"Bütün halk cenazelerdeki gibi suskun ve somurtkandı."}]},"SOMUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Varlığı duyularla algılanabilen","example":"Taş, su, hava somut birer varlıktır."},{"pos":"n","definition":"Somut olan şey","example":null}]},"SOMYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şilteyi taşımaya ve ona esneklik vermeye yarayan, yaylı kerevet","example":"Küçük odalarda somye kullanmak hem pratik hem konforlu bulundu."}]},"SON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin bittiği yer ya da zaman","example":"Filmin sonu çok güzeldi."}]},"SONAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu sistemden yararlanılarak yapılmış, denizaltılarda kullanılan cihaz","example":"Balıkçı gemisi sonar kullanarak sürülerin yerini belirledi."},{"pos":"n","definition":"Batmış olan nesnenin, yüzeye yakın balıkların yerini ve durumunu akustik dalgalarla belirleyen sistem","example":"Denizaltının sonar sistemi deniz tabanındaki batığı tespit etti."}]},"SONAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir veya iki çalgı için yazılmış, üç veya dört bölümden oluşan müzik eseri","example":null}]},"SONBAHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey yarım kürede eylül, ekim ve kasım aylarını içine alan süre","example":null}]},"SONCUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Son bulma özelliği olan","example":null}]},"SONDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun içinde birikip dışarı atılamayan sıvıyı çekmek için kullanılan araç","example":"Doktor, hastanın mesanesine sıvı tahliyesi için bir sonda yerleştirdi."},{"pos":"n","definition":"Suyun herhangi bir noktadaki derinliğini ölçmek, dip tabakaların yapısını incelemek için kullanılan araç","example":"Denizin derinliğini ölçmek için gemiden sonda indirdiler."}]},"SONDAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir durum, bir düşünce ile ilgili olarak yapılan yoklama, araştırma","example":"Onun durumu ile ilgili bir sondaj yaptım."},{"pos":"n","definition":"Sonda ile yoklama","example":"Sondaj sonuçları, yer altı kaynaklarının zengin olduğunu gösterdi."}]},"SONDALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Suyun derinliğini sonda ile ölçmek","example":"Uzmanlar, nehir yatağının derinliğini sondalamak için bir tekne kullandılar."},{"pos":"v","definition":"Dip katmanların yapısını sonda kullanarak incelemek ve araştırmak","example":"Maden şirketi, değerli cevher bulmak umuduyla toprağı sondalamak istedi."}],"lemma":"sondalamak"},"SONE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki dörtlü ve iki üçlüden oluşan, on dört dizeli bir Batı şiir türü","example":null}]},"SONLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitirmek, sonuçlandırmak","example":null}],"lemma":"sonlamak"},"SONLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitirmek, sonuçlandırmak","example":null}]},"SONLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitmek, tükenmek, son bulmak","example":"Bu seneki tüm programlar da bugün itibariyle sonlandı."}],"lemma":"sonlanmak"},"SONLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sonu olan","example":"Zamanın sonlu ve sonsuz akışları içinde iki yıl, kısa bir süredir."},{"pos":"adj","definition":"Sonu olan, sonsuz olmayan","example":"Evrenin sonlu olduğuna inanan bilim insanları var."}]},"SONRA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir şeyden daha geç olarak, ardından","example":"Yemekten sonra yürüyüşe çıktık."}]},"SONRADAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Konuşulan zamanın ardından gelen zamanda","example":null}]},"SONSUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sonu olmayan, hep kalacak olan, ölümsüz","example":"Bazı filozoflar, ruhun sonsuz olduğuna inanır."},{"pos":"adj","definition":"Ölçülemeyecek kadar çok veya büyük olan","example":"Şu sonsuz mavilikte var mıydı onun eşi? / Kim söndürebilirdi o muhteşem güneşi?"}]},"SONUNDA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bu biçimde, en sonunda","example":"Akşama kadar düşünüp sonunda bir çare buldu."}]},"SONURGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir başlangıcın, bir olgunun, bir ilginin renkli ve zorunlu görülen sonucu, vargısı","example":null}]},"SONURTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine bağlı iki önermeden ikincisi","example":"Duman çıkmıyorsa ateş vardır sözünde ateş vardır önermesi bir sonurtudur."}]},"SONUÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice","example":"Onlar bu sonucu bekliyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey","example":"Yoğun emek harcanan projeden elde edilen sonuç, tüm ekibi mutlu etti."}]},"SONUÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sonuca ulaştırılmak, sonuca bağlanmak, bitirilmek, neticelenmek, intaç edilmek","example":"Tüm üyelerin onayıyla toplantı hızlıca sonuçlandı."},{"pos":"v","definition":"Yol açmak","example":"Uzun görüşmeler, beklenmedik anlaşmalara sonuçlamak potansiyeline sahipti."}],"lemma":"sonuçlamak"},"SONUÇLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sonuca ulaştırılmak, sonuca bağlanmak, bitirilmek, neticelenmek, intaç edilmek","example":"Tüm üyelerin onayıyla toplantı hızlıca sonuçlandı."}],"lemma":"sonuçlanmak"},"SONUÇSUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sonuca ulaşamayan, sonuç vermeyen, neticesiz","example":"Tüm çabalara rağmen proje sıfır sonuç verdi."}]},"SONUŞMAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sonsuza giden bir eğrinin çeşitli noktalarının gittikçe yaklaştığı başka bir eğri veya doğru","example":null}]},"SOPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalın değnek","example":"Elinde bir sopayla bütün çocukları kovalamıştı"},{"pos":"n","definition":"Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi","example":"Kavgada bir hayvanı korkutmak için eline sopa aldı."}]},"SOPALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sopa ile vurmak, dövmek","example":null}],"lemma":"sopalamak"},"SOPRANO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın veya çocuklarda en ince ses","example":"Çocuğun sesi o kadar incedi ki okul korosunda soprano olarak yer aldı."},{"pos":"n","definition":"Sesi böyle olan sanatçı","example":"Opera temsillerinde ünlü soprano seyircilerden büyük alkış topladı."}]},"SOPSOĞUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok soğuk","example":null}]},"SOR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine soru yönelterek herhangi bir konuda bilgi istemek, sual etmek","example":"Birine saatin kaç olduğunu sormak."},{"pos":"v","definition":"Bir işin sorumluluğu kendisinde olmak, bir işten sorumlu bulunmak","example":"Bu işi benden sorarlar."}],"lemma":"sormak"},"SORGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin açıklanmasını, aydınlığa kavuşmasını isteme, anlamaya çalışma","example":"Ebeveynler, çocuğun ne yaptığını anlamak için ufak bir sorgu başlattılar."},{"pos":"n","definition":"Ceza muhakemeleri usul kanununa göre, sanığın araştırma konusu olayla ilgili olarak yargıç karşısındaki beyanı","example":"Mahkeme sırasında sanığın resmî sorgu işlemi tamamlanınca duruşma ertelendi."}]},"SORGULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Suç niteliğinde bulunan bir sorun üzerine ilgili bulunanlara sorular sormak","example":null}],"lemma":"sorgulamak"},"SORGUÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy","example":"Sarayın yüksek rütbeli vezirleri de süslü sorguçlar takardı."}]},"SORMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine soru yönelterek herhangi bir konuda bilgi istemek, sual etmek","example":"Birine saatin kaç olduğunu sormak."},{"pos":"v","definition":"Bir işin sorumluluğu kendisinde olmak, bir işten sorumlu bulunmak","example":"Bu işi benden sorarlar."}]},"SORMUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk emziği","example":"Sormuğunu düşüren çocuk ağlamaya başladı."},{"pos":"n","definition":"Tülbent içine lokum, şeker konularak küçük çocuklara verilen emzik","example":"Çocuğa lokumlu bir sormuk verelim."}]},"SORTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci","example":"Pilot, havaalanından kalktıktan sonra yakıt ikmali için başka bir noktaya sorti yaptı."},{"pos":"n","definition":"Elektrik tesisatında lamba veya fiş konacak kolların her biri","example":"Bu evde yirmi sorti vardır."}]},"SORU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz veya yazı","example":"Minicik ellerini uzatarak bu taş nedir, diyen sorusu hâlâ hatırımızda!"},{"pos":"n","definition":"Bir öğrenciye sınavda yöneltilen söz veya yazı","example":"Yazılı sınavdaki her soru için yeterince zaman ayırmak önemliydi."}]},"SORUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet","example":"Babam bütün sorumluluğu üzerine aldı."}]},"SORUMLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstüne aldığı veya yaptığı işlerden dolayı hesap vermek zorunda olan, sorumluluk taşıyan kimse","example":"Bu işin sorumlusu benim, siz karışmayın."}]},"SORUMSUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sorumlu olmayan, sorumluluk taşımayan, sorumluluk duygusu bulunmayan, düşünmeden hareket eden kimse","example":"Bu kadar sorumsuz insanların bir arada çalışması verimsizliğe yol açtı."}]},"SORUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkıntı veren durum; dert","example":"Yoğun trafik, şehir hayatında sürekli bir sorun olarak gündemde kalıyor."},{"pos":"n","definition":"Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum","example":"Şirket içindeki problemler, yönetimin sorum arayışını gerektiriyor."}]},"SORUTKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hoşnutsuzluğunu, kızgınlığını yüzüne sert bir anlam vererek belirten, öfkeli görünüşlü yüzü olan","example":null}]},"SORUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin açıklanmasını, aydınlığa kavuşmasını isteme, anlamaya çalışma","example":"Soruşum, soruşlarım kendim için değil, vallah kendim için değil."},{"pos":"v","definition":"Birine sormak","example":"Yabancı dilde konuşmak isteyen öğrenci, öğretmenine birkaç şey soruşmak istedi."}]},"SORUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine sormak","example":"Yabancı dilde konuşmak isteyen öğrenci, öğretmenine birkaç şey soruşmak istedi."},{"pos":"v","definition":"Emilip yok olmak","example":"Güneşin etkisiyle su, topraktan hızlıca soruştu."}]},"SORUŞTUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Öğrenilmek istenilen şeyi birçok kişiye inceden inceye sormak, araştırmak","example":null}],"lemma":"soruşturmak"},"SORİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öncül sayısı ikiden çok olan tasımsal çıkarım","example":null}]},"SOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı yemeklerin üzerine dökülen, domates, baharat vb. şeylerle yapılan karışım","example":null}]},"SOSYAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Toplumla ilgili; toplumsal; içtimai","example":"Her çağın kendi idealine göre gördüğü sosyal manalı bazı rüyalar vardır."}]},"SOSYETE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir topluluktaki gelir düzeyi yüksek ve kendilerine özgü yaşama biçimleri olan topluluk","example":"Sosyetede bir kişinin etrafına toplanmak, öteki misafirleri açıkta bırakmak ayıptır."}]},"SOSYETİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sosyete ile ilgili","example":"Sosyete hakkındaki dergide, üst düzey davetlerin detayları yer aldı."},{"pos":"adj","definition":"Yüksek sınıfın yaşama biçimine özenen","example":"Dışarıdan bakıldığında sıradan insanlar da sosyete yaşam tarzına özenebiliyordu."}]},"SOSYOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplumun oluşum, işleyiş ve gelişim yasalarını inceleyen bilim dalı uzmanı","example":null}]},"SOSYOPAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşırı antisosyal tavır ve davranışlar sergilemesine neden olan bir kişilik bozukluğuna sahip kimse","example":null}]},"SOSİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıyılmış, baharat katılmış etle, tütsüleme, pişirme vb. işlemlerden sonra yapılan bir tür sucuk","example":null}]},"SOTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük küçük doğranmış et, ciğer, böbrek vb. şeyler yağda hafifçe kavrulduktan sonra su, domates, biber vb. katılarak yapılan yemek","example":null}]},"SOVHOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sovyetler'de devlet eliyle yönetilen tarım işletmesi","example":null}]},"SOY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin ataları, sülalesi","example":null},{"pos":"v","definition":"Kabuğunu ayırmak (soymak)","example":"Elmayı soy."}]},"SOYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Protein değeri bakımından zengin ve kökeni Çin ve Japonya'ya uzanan bir tür fasulye","example":null}]},"SOYADI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herkesin ailece anılmasına yarayan öz adından sonraki adı","example":null}]},"SOYDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soyları bir olan bireylerden her biri","example":"Bizim zavallı soydaşlarımıza kadar önünüze kim rast geldiyse kılıçtan geçirdiniz."}]},"SOYGUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hiçbir emek harcamadan ve yolsuz olarak elde edilen büyük kazanç","example":"Ticari hilelerle emek vermeden yüksek gelir elde etmek de bir tür soygun sayılır."}]},"SOYGUNCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soygun yapan kimse","example":"Namluyu elinde tutan soyguncu, kalabalığın üst giysilerini toplayıp ortadan kayboldu."}]},"SOYKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tüyleri alacalı, küçük bir karga türü","example":"Sabahın erken saatlerinde ağaç dalına konmuş küçük bir soyka, alacalı tüyleriyle dikkat çekti."},{"pos":"n","definition":"Ölünün üzerinden çıkan giysi","example":"Merhumun soykası bir poşet içinde ailesine teslim edildi."}]},"SOYLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyi tanınmış, köklü bir aileden gelen kimse","example":"Kasabanın en soylu ailesi, şehrin tarihi mirasına büyük katkılar yapmıştı."},{"pos":"adj","definition":"Doğuştan veya hükümdar buyruğuyla, bazı ayrıcalıklara sahip olan ve özel unvanlar taşıyan kimse; asil","example":"Genç yaşta ona soylu bir unvan verilmesi, ailesi için gurur kaynağı oldu."}]},"SOYMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birisini aldatarak parasını veya malını elinden almak","example":"Dolandırıcılar onu kandırarak cüzdanını soymak için plan kurmuşlar."},{"pos":"v","definition":"Giysi, ayakkabı ve benzerini vücuttan ayırmak","example":"Çocuğun üstünü soyup banyo yaptırdı."}]},"SOYMUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çam ağacının çiğnenip emilen iç kabuğu ve bunu almak için ağacın gövdesine açılan yara","example":"Çam ağacına bir soymuk açtı."},{"pos":"n","definition":"Damarlı bitkilerin kök, gövde ve yapraklarında, ongun besi suyunu ileten borularla, yakın hücrelerden ve bunların arasını dolduran özek dokudan oluşan tabaka","example":"Bahçedeki ağaçların soymuk tabakasında bazı böcek izleri fark etti."}]},"SOYSAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soyla ilgili","example":null}]},"SOYSUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötü tanınmış, ahlaksız, kötü soydan gelen kimse","example":"O soysuz biri olarak bilinir."},{"pos":"adj","definition":"Biyolojik ve toplumsal ölçüler yönünden göze batacak kadar kötüye giden kimse","example":"Bu soysuz hareketler sana hiç yakışmıyor."}]},"SOYTARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söz ve davranışlarıyla halkı güldürüp eğlendiren kimse; maskara","example":"Çirkin bir oyun bu. Soytarıların zaferinden tehlikeli sonuçlar çıkarıyorsunuz."},{"pos":"n","definition":"Hileci, yaltak kimse","example":"Her dediği yalan çıkınca çevresindekiler onu soytarı gibi görmeye başladı."}]},"SOYUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üstündeki giysilerin bir bölümünü veya tümünü çıkarmak","example":"Islıkla, hafif şarkılar mırıldanarak soyunuyorum."},{"pos":"v","definition":"Mevlevilikte tarikata girmek","example":"Bu yaştan sonra bir de dervişliğe soyundu."}],"lemma":"soyunmak"},"SOYUNMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üstündeki giysilerin bir bölümünü veya tümünü çıkarmak","example":"Islıkla, hafif şarkılar mırıldanarak soyunuyorum."},{"pos":"v","definition":"Mevlevilikte tarikata girmek","example":"Bu yaştan sonra bir de dervişliğe soyundu."}]},"SOYUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soyulup atılan şey","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir yer soyularak alınan","example":null}]},"SOYUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soyutlama ile elde edilen, varlığı duyularla algılanamayan; mücerret; abstre","example":"Ele aldığı konuyu tüm detaylardan arındırarak soyutlamak onun tarzıydı."},{"pos":"n","definition":"Anlaşılması, kavranılması güç","example":"Çok soyut konuşuyorsun, ne demek istediğin anlaşılmıyor."}]},"SOYUTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi, durumu, düşünce ve benzerini içinde bulunduğu toplum, durum veya düşünceden ayrı tutmak","example":"Kitap beni gerçek dünyadan soyutladı."},{"pos":"v","definition":"Bir şeye soyutlama işlemini uygulamak","example":"Bu konuyu soyutlayarak anlatırsan öğrenciler anlamaz."}],"lemma":"soyutlamak"},"SOĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zambakgillerden, yemeklere tat vermek için yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan güzel kokulu bitki","example":"Yemekte soğan kullanmak, yemeğin lezzetini artırır."},{"pos":"n","definition":"Çiğdem, lale, zambak, sarımsak vb. bitkilerin toprak altındaki yumru kökü","example":"Lalelerin cinsleri günden güne çoğalıyor, soğanları akıl almayacak fiyatlarla satılıyordu."}]},"SOĞANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Soğan katmak","example":null}],"lemma":"soğanlamak"},"SOĞU":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Isısını hızla veya yavaş yavaş yitirerek soğuk duruma gelmek","example":"Üşüyorum, vücudumun soğuduğunu duyuyorum, dişlerim birbirine vuruyor."},{"pos":"v","definition":"Birine veya bir şeye duyulan istek, sevgi ve ilgi kalmamak","example":"Bizden soğudular, bizi de kendilerinden soğuttular."}],"lemma":"soğumak"},"SOĞUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu","example":"Karın soğuğu başka bir tür soğuktur."},{"pos":"adj","definition":"Benimsenilmeyen, sevilmeyen, beğenilmeyen, saygı uyandırmayan","example":"Bu soğuk, yavan sözler zevkimi rencide ediyordu."}]},"SOĞUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üşüyerek hastalanmak","example":"Yetmişi geçmiş, o hâline bakmadan geçende kahveye gitmiş, soğuklamış mı sana."}],"lemma":"soğuklamak"},"SOĞUMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Isısını hızla veya yavaş yavaş yitirerek soğuk duruma gelmek","example":"Üşüyorum, vücudumun soğuduğunu duyuyorum, dişlerim birbirine vuruyor."},{"pos":"v","definition":"Birine veya bir şeye duyulan istek, sevgi ve ilgi kalmamak","example":"Bizden soğudular, bizi de kendilerinden soğuttular."}]},"SOĞUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sıvıyı ya da gazı içine almak, içine çekmek","example":"Havadaki nemi soğurmak için özel bir cihaz kullanılıyor."},{"pos":"v","definition":"Bir madde bir sıvıyı içine çekmek","example":"Bu bez, fazla yağı kolayca soğuruyor."}],"lemma":"soğurmak"},"SOĞURGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Emen; soğuran","example":null}]},"SOĞURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sıvıyı ya da gazı içine almak, içine çekmek","example":"Havadaki nemi soğurmak için özel bir cihaz kullanılıyor."},{"pos":"v","definition":"Bir madde bir sıvıyı içine çekmek","example":"Bu bez, fazla yağı kolayca soğuruyor."}]},"SOĞUT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir durum, kişi, olay; birine, bir yere veya bir şeye karşı duyulan sevgi ve ilginin yok olmasına yol açmak","example":"Bizden soğudular, bizi de kendilerinden soğuttular."}],"lemma":"soğutmak"},"SOĞUTKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir makine veya yapıda, aşırı ısınmayı önlemek için yer alan düzen","example":"Bilgisayarın soğutucusu yeterince güçlü olmadığı için işlemci aşırı ısındı."},{"pos":"adj","definition":"Sıcaklığı azaltan, soğutma özelliği olan","example":null}]},"SOĞUTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir durum, kişi, olay; birine, bir yere veya bir şeye karşı duyulan sevgi ve ilginin yok olmasına yol açmak","example":"Bizden soğudular, bizi de kendilerinden soğuttular."}]},"SOĞUTMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir makine veya yapıda, aşırı ısınmayı önlemek için yer alan düzen","example":"Bilgisayarın soğutucusu yeterince güçlü olmadığı için işlemci aşırı ısındı."}]},"SOĞUŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toprak su soğurup tavlanmak","example":null}],"lemma":"soğuşmak"},"SOĞUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toprak su soğurup tavlanmak","example":null}]},"SPAGETTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli soslarla yapılan İtalyan makarnası","example":null}]},"SPASTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beyin zedelenmesi yüzünden kasları kasılmış kimse","example":null}]},"SPATULA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ev işleri, duvarcılık, boyacılık gibi alanlarda kullanılan, bir maddeyi kazımaya, yaymaya yarayan, küçük bir kürek veya ucu keskin olmayan, bükülebilen bir bıçak biçiminde metal, ağaç, kemik vb. maddelerden yapılmış araç","example":null}]},"SPAZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle kalp ve diz kaslarının elde olmadan kasılması","example":null}]},"SPEKTRUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşidi çok olma durumu","example":null}]},"SPERMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir başı, bir gövdesi, hareket etmeye yarayan kuyruğu olan, yumurtadan çok küçük erkek eşeylik hücresi","example":"Mikroskopta hareket eden her bir sperma hücresinin yapısı dikkatini çekti."}]},"SPESİFİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir türün, bir olayın karakteristik yönünü veren","example":null}]},"SPESİYAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir özelliği olan; özel","example":null}]},"SPONSOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin, bir faaliyetin maddi ve manevi yönünü üstlenen kimse veya kurum","example":null}]},"SPONTANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Otomatik olarak, kendisinden","example":null},{"pos":"adj","definition":"Anında yapılan","example":null}]},"SPOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişisel veya toplu oyunlar biçiminde yapılan, genellikle yarışmaya yol açan, bazı kurallara göre uygulanan beden hareketlerinin tümü","example":"Hafta sonunda düzenlenen spor karşılaşması büyük ilgi gördü."},{"pos":"n","definition":"Çiçeksiz bitkilerde üreme organı","example":"Eğrelti otlarının spor keseleri sayesinde ürediği bilinir."}]},"SPORCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sporla uğraşan kimse","example":"Sporcular da birbirlerini sık sık ziyaret etsinler."}]},"SPORLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Spor oluşturmak veya bakterilerde spora dönüşmek","example":null}],"lemma":"sporlanmak"},"SPORTMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sporla uğraşan kimse","example":"Sporcular da birbirlerini sık sık ziyaret etsinler."},{"pos":"adj","definition":"Vücudu iyi gelişmiş","example":"Benim arkadaş yakışıklıdır, cerbezelidir, sportmendir ve kuş beyinlidir."}]},"SPORTİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sporla ilgili","example":"O eski sportif atletik gücünüz gün günden azalmaktadır."}]},"SPOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dar bir alana çok güçlü ışık yöneltebilen stüdyo lambası","example":"Sahnedeki dansçıyı ön plana çıkarmak için güçlü bir spot yerleştirdiler."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir aynalı alet ile ekran üzerinde oluşturulan görüntü","example":"Televizyonda ekrana yansıyan parlak bir spot, seyircilerin dikkatini çekti."}]},"SPREY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıvıları ve toz durumundaki maddeleri gaz veya toz durumunda saçan araç","example":"Bahçedeki çiçekleri ilaçlamak için kullanışlı bir sprey tercih etti."},{"pos":"n","definition":"Bir püskürtücü yardımıyla çok ince damlacıklar durumunda püskürtülen sıvı","example":"Bitkilere uyguladığı sprey, zararlı böcekleri uzaklaştırdı."}]},"SPRİNT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarışlarda son 100 metrede yapılan atak","example":null}]},"SPRİNTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atletizmde 100 ve 200 metre koşularına katılan atlet","example":null}]},"SPİCA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Başak takımyıldızının en parlak yıldızı.","example":null}]},"SPİKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Radyo ve televizyonda programları, haberleri sunan kimse","example":"Oyuncuların düşüncelerini de seyircilere ancak spikerler iletir."}]},"SPİRAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Döl yatağı içine konan, gebeliği uzun süreli önleyici sarmal biçiminde araç","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sarmal biçiminde olan","example":null}]},"SPİRİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarmal biçiminde uzun ve kıvrık, bazıları titrek tüylerle kaplı, iplik biçimindeki bakterilerin genel adı","example":null}]},"STABİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynen kalan, değişikliğe uğramayan","example":"Yağmur başlamasına rağmen hava koşulları henüz stabil görünüyordu."},{"pos":"adj","definition":"Dayanıklı; sağlam","example":"Beton zeminin sağlamlığı sayesinde yapının oldukça stabil olduğu anlaşıldı."}]},"STADYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir noktanın takeometreye olan uzaklığını ölçmek için, bu nokta üzerine düşey doğrultuda konan santimetrelere bölünmüş mira","example":null}]},"STADYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Takım oyunlarının, atletizm karşılaşmalarının ve benzerinin yapılabilmesi, seyircilerin törenleri veya oyunları izleyebilmesi için elverişli kuruluşları olan alan","example":null}]},"STAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, meslek bilgisini artırmak için bir kurumun bir veya birçok bölümünde çalışarak geçirdiği dönem","example":"Farklı departmanlarda geçirdiği staj süreci sonunda işe kalıcı olarak alındı."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir meslek edinecek olan kimsenin geçirdiği uygulamalı öğrenme dönemi","example":"Kız stajını bitirince kasabada bir diş muayenehanesi açacaktı."}]},"STAJYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Staj yapan kimse","example":null}]},"STANDART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işletmede, bir ürünü, bir çalışma yöntemini, üretilecek miktarı, bir bütçenin para miktarını belirlemek için konulmuş kural","example":"Maliyet hesaplarını düzenlerken işletmenin her üründe aynı standart kuralını uyguladılar."},{"pos":"adj","definition":"Belli bir tipe göre yapılmış veya ayrılmış","example":"Fabrikanın tüm parçaları standart ölçülere göre üretilmişti."}]},"STANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göstermek, tanıtmak veya satmak amacıyla nesnelerin herkesin görebileceği ve herhangi bir biçimde bulunduğu yer","example":"Fuarda yeni ürünlerini sergilemek isteyen firma, büyük bir stant hazırladı."},{"pos":"n","definition":"At yarışlarında seyirci tribünü","example":"At yarışı izlemek için kurulan stant dopdoluydu."}]},"STAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meşhur sanatçı","example":null}]},"START":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıkış; başlama","example":null}]},"STAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Takım oyunlarının, atletizm karşılaşmalarının ve benzerinin yapılabilmesi, seyircilerin törenleri veya oyunları izleyebilmesi için elverişli kuruluşları olan alan","example":null}]},"STATOLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurgalılarda, denge ve yönelimle ilgili işitme taşları","example":null}]},"STATOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dalgalı akımlı elektrik motor ve üreteçlerinde hareket etmeyen bölüm","example":"Makinenin statik kısımlarında bir arıza olmadığını söylediler."}]},"STATÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, bir kurum veya bir toplum içindeki durumu","example":"Yeni göreviyle birlikte şirkette önemli bir statü kazandı."},{"pos":"n","definition":"Kadro bakımından bağlı olduğu durum; pozisyon","example":"Kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri siyasi partilere giremezler."}]},"STATÜKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yürürlükte bulunan antlaşmalara göre olması gereken veya süregelen durum","example":null}]},"STATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hareketi olmayan ve belirli bir süre değişmeyen","example":"Uzun süre sabit kalan arabanın statik duruşu dikkat çekiciydi."},{"pos":"n","definition":"Dalgalı akımlı elektrik motor ve üreteçlerinde hareket etmeyen bölüm","example":"Makinenin statik kısımlarında bir arıza olmadığını söylediler."}]},"STEARİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkisel ve özellikle hayvansal stearin durumunda bulunan stearik asit","example":null}]},"STEARİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gliserinin stearik asit esteri","example":null}]},"STEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"9 milimetre çapında, İngiliz yapısı, hafif, kullanışı kolay bir tür makineli tüfek","example":"Uzun yıllardır koleksiyonunda bir sten sakladığı söylenir."},{"pos":"n","definition":"Bir tonluk bir kütleye bir saniyede 1 metre hız artışı veren kuvvet ölçü birimi","example":"Deney sonuçlarını doğrulamak için gerekli hesaplamalarda sten kullandılar."}]},"STENO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söylenen sözleri söylendiği kadar çabuk yazmaya elverişli, kısa ve yalın işaretlerden oluşan yazı yöntemi","example":"Diplomatik toplantıda konuşulan her şey, konferans salonunda steno yöntemiyle kayda geçirildi."},{"pos":"n","definition":"Söylenen sözleri söylendiği kadar çabuk yazmaya elverişli, kısa ve yalın işaretlerle herhangi bir metni konuşma hızıyla yazan kimse","example":"İş görüşmesinde hızlı notlar almak için bir steno ile çalışmayı önerdiler."}]},"STENOTİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Stenografi için yapılmış yazı makinesi","example":null}]},"STENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıkanmak üzere olan damarın içine konan araç","example":null}]},"STEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurakçıl otsu bitkilerden oluşan, sıcak ve ılıman iklimlerde geniş alanlara yayılan, ağaçsız doğal bölge","example":"Steplerde akşam güzel ve korkunçtur."},{"pos":"n","definition":"Basketbolda bir oyuncunun top elindeyken yerde zıplatmadan bir adımdan fazla yürümesi","example":"Basketbolcu, topla dripling yapmadan fazla step atınca hakem düdük çaldı."}]},"STEPNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otomobillerde gerektiğinde kullanılmak üzere genellikle bagajda bulundurulan janta takılı lastik","example":null}]},"STER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yığın durumundaki yakacak odun için kullanılan, bir metre küpe eşit hacim ölçüsü birimi","example":null}]},"STERLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüz peniden oluşan İngiliz para birimi","example":null}]},"STEROL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanlarda, bitkilerde ve D vitamininde bulunan, genellikle karbon atomlarından oluşan, alkol niteliğinde organik bir madde","example":null}]},"STERİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Verimi olmayan veya az olan, yetersiz","example":"Steril bir arazi, çiftçi gereken verimi alamıyor."},{"pos":"adj","definition":"Her türlü mikroptan arınmış","example":"Ameliyathanedeki tüm aletler tamamen steril ortamda muhafaza ediliyordu."}]},"STEYŞIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arkasında kapısı ile bir veya iki koltuğu ve eşya konacak yeri aracın içine dâhil edilmiş binek otomobili","example":null}]},"STOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gereksinimi karşılayacak maddeden çok miktarda yığma, depolama","example":"İhracat planı iptal olunca, firmada büyük bir stok yığılması meydana geldi."},{"pos":"n","definition":"Bir satış yerinde satışa hazır bulundurulan malların tümü","example":"Mağazada sezon sonu stok indirimleri büyük ilgi çekti."}]},"STOKHOLM":{"senses":[{"pos":"place","definition":"İsveç ülkesinin başkenti.","example":null}]},"STOKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İhtiyacın üstünde bir malı aşırı miktarda yığmak","example":"Soğancılar bu yaz da mahsulü stokluyor ."}],"lemma":"stoklamak"},"STOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dur\" anlamında bir seslenme sözü","example":"Yarış pistine yaklaşırken hakemin “Stop!” diye bağırmasıyla herkes durdu."},{"pos":"n","definition":"Telgraf ve telefonla olan haberleşmelerde cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılan bir söz","example":"Telgraf mesajında cümleleri ayırmak için stop işareti kullanmayı unutma."}]},"STOPAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ücretlerde, serbest meslek gelirlerinde ve sonraki yıllara devredilen taahhüt işlerinde ödemeler sırasında bu ödemelerin belirli bir kısmı ödemeyi yapanlarca tutulduktan sonra kişiler adına vergi dairelerine yatırılan miktar","example":null}]},"STOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç, kumaş ve benzerinden yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde","example":"Pencerelere stor perdeleri çekilmişti."}]},"STRATEJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Strateji uygulayan kimse veya uzman","example":null}]},"STRATEJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol","example":"Bir hedefe ulaşmak isteyen ekip, iyi planlanmış bir strateji geliştirerek harekete geçti."},{"pos":"n","definition":"Bir ulusun veya uluslar topluluğunun, barış ve savaşta benimsenen politikalara en fazla desteği vermek amacıyla politik, ekonomik, psikolojik ve askerî güçleri bir arada kullanma bilimi ve sanatı","example":"Savaş ve barış dönemlerinde etkin bir strateji uygulamak, ulusal gücü en verimli şekilde kullanmanın ön koşuludur."}]},"STRATUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gri renkli, sise benzeyen fakat yere kadar inmeyen bulut tabakası","example":null}]},"STRES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baskı ve gerginlik altında hissedilen sıkıntı","example":"Sınav haftasında stres arttı."}]},"STREÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Çeşitli maddelerin havayla etkileşimini ortadan kaldırmak amacıyla sarıldığı şeffaf paketleme malzemesi","example":null}]},"STRÜKTÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün","example":"Yapının her parçası, özenli bir strüktür anlayışıyla birbirine bağlandı."},{"pos":"n","definition":"Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge","example":"Mimarın özenle tasarladığı strüktür, binanın yük dengesini korudu."}]},"STRİKNİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kargabükenden çıkarılan etkili bir zehir","example":null}]},"STRİPTİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle gece kulüplerinde, pavyonlarda genç bir kadın oyuncunun müzik eşliğinde dans edip soyunarak yaptığı gösteri","example":"Vals, kankan ve striptiz devri böylece sona erdi."}]},"STÜDYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinema, televizyon ve radyo için film çekilen, ses alınan ve yayın yapılan yer","example":"O, büyük aktörlüğün gölgesine yatmış, günlerini stüdyolara telefon etmekle geçiriyor."},{"pos":"n","definition":"Sanat çalışmaları için düzenlenmiş oda","example":"Üst kattaki tek odayı bir çalışma stüdyosu hâline getirmişti."}]},"STİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel sanatlarda üslup","example":"Sanatçının kendine özgü stil anlayışı, eserlerinde belirgin biçimde görülüyor."},{"pos":"n","definition":"Bir sanatçıya, bir çağa veya bir ülkeye özgü teknik, renk, biçimlendirme ve söyleyiş özelliği","example":"Farklı dönemlerde gelişen her stil, sanat tarihinde önemli izler bırakır."}]},"STİLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine mürekkep doldurularak kullanılan yazı kalemi","example":null}]},"STİLİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir modaevinde yeni ürünlerin oluşumunu ve yaratılmasını sağlayan kimse","example":"Yeni koleksiyon için hazırlık yapan stilist, kumaş seçiminde çok titiz davrandı."},{"pos":"n","definition":"Giyim eşyası alanında uzmanlaşmış moda desinatörü","example":"Deneyimli stilist, defilede sergilenecek giysileri bizzat tasarladı."}]},"SUAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz veya yazı","example":"Sınavda en zor sual hiç beklemediği bir konudan geldi."},{"pos":"n","definition":"Bir öğrenciye sınavda yöneltilen söz veya yazı","example":"Öğretmen sorduğu sual ile öğrencilerin dikkatini ölçmek istedi."}]},"SUARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gece yapılan sinema veya tiyatro gösterisi","example":"Yarın geceki suarenin biletleri bir günde tükendi."},{"pos":"n","definition":"Akşam yemeğinden sonra yapılan eğlence, toplantı","example":"Karargâh, şerefine büyük bir suare vermek için hazırlanmakta idi."}]},"SUBASAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basınç uygulayarak suyu binanın üst katlarına çıkaran düzenek","example":null}]},"SUBASMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağlam bir taban oluşturmak için temel ile birlikte belli bir yüksekliğe ulaşmış yapının oturduğu bölüm","example":null}]},"SUBAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silahlı kuvvetlerde asteğmenden orgeneral veya oramirale kadar rütbedeki asker","example":"Seni gelin edeceğiz, kılıçlı bir subayın koluna gireceksin."}]},"SUBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şehirlerin güvenlik işlerine bakan görevlilerin başı","example":"Osmanlı döneminde subaşı, güvenliği sağlamak için savaşta da aktif rol alırdı."},{"pos":"n","definition":"Acemi ocaklarında küçük aşamalı subay","example":"Acemi ocağında düşük rütbeli bir subaşı olarak vazifeliydi."}]},"SUBRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysinin terden lekelenmemesi için koltuk altına içten dikilen parça","example":null}]},"SUBRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Komedilerde hafif meşrep genç kadın veya işveli hizmetçi rollerine çıkan kadın oyuncu","example":null}]},"SUBYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayağın altından geçen, tozluğa veya pantolon paçalarına bağlanan deriden, kumaş ve benzerinden şerit","example":null}]},"SUCUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şişirilip kurutulmuş bağırsak içine baharlı et kıyması doldurularak yapılan bir tür yiyecek","example":"Köy kasabında baharatlı et kıyması doldurulmuş sucuk rafları ilgi çekti."},{"pos":"n","definition":"Ceviz, badem içi vb. şeyler, bir ipliğe dizildikten sonra nişasta ile koyulaştırılmış kaynar üzüm şırasına batırılarak yapılan tatlı yiyecek","example":"Köyde üzüm şırasına batırılarak yapılan cevizli sucuk, bayramların vazgeçilmez tatlısıydı."}]},"SUCUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nemden ve nemli yerden hoşlanan bitki","example":"Bahçeye ektiğimiz sucul bitkiler nemli ortamda daha hızlı büyüdü."},{"pos":"adj","definition":"Suyu seven; suya düşkün","example":"Suyu ve gölgeli yerleri seven tüm bu canlılar gerçekten suya düşkün, tam anlamıyla sucul türlerdir."}]},"SUDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Levrekgillerden, tatlı sularda yaşayan, eti beyaz ve lezzetli bir balık","example":null}]},"SUDAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstünkörü, gereken önem verilmeyen, baştan savma","example":null},{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Hartum.","example":null}]},"SUFLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Un, şeker, yumurta vb. maddelerin muhallebi kıvamına gelinceye kadar çırpılıp pişirilmesiyle yapılan bir tür tatlı","example":"Hazırlanan tatlı sufle, fırından çıkınca kabarıp yumuşacık oldu."},{"pos":"n","definition":"Sahnedeki oyunculara, izleyicilere duyurmadan unutulmuş bir sözü veya cümleyi hatırlatma","example":"Oyuncu repliğini unutunca yönetmen sahne arkasından sufle verdi."}]},"SUFLÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri izleyicilere duyurmadan söyleyip hatırlatan erkek","example":"Suflör çırpınıyor ama bu da kâr etmiyordu."}]},"SUFİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendini Tanrı'ya adamış kimse","example":null}]},"SUHULET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma","example":"Bu suhulet ve nezaket ancak sana yakışır."},{"pos":"n","definition":"Uygun ortam","example":"Çocuğu uyutmak için gereken suhulet ve sessizlik mevcuttu."}]},"SUHUNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir araçla veya cihazla ölçülebilen ısı derecesi","example":null}]},"SUKUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşme işi","example":null}]},"SULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvana su vermek, su içirmek","example":"Köydeki hayvanları sulamak her sabah ilk işimizdi."},{"pos":"v","definition":"Toprak, bitki, hayvan ve benzerine su vermek","example":"Bitkilerin kurumaması için her gün düzenli olarak bahçeyi sulamak gerekir."}],"lemma":"sulamak"},"SULAFAT":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Lyra takımyıldızının bir yıldızı.","example":null}]},"SULAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Suyu olan, suyu bol yer","example":"Orası ağaçlık ve sulakmış"},{"pos":"n","definition":"Kuşlar için su konulan küçük kap","example":null}]},"SULAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvana su vermek, su içirmek","example":"Köydeki hayvanları sulamak her sabah ilk işimizdi."},{"pos":"v","definition":"Toprak, bitki, hayvan ve benzerine su vermek","example":"Bitkilerin kurumaması için her gün düzenli olarak bahçeyi sulamak gerekir."}]},"SULAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sulu duruma gelmek","example":"Geceye doğru kar sulanıyor ve gevşiyor."},{"pos":"v","definition":"Suyu çoğalıp yoğunluğu azalma","example":"Nehir taştığında, çevredeki tarlalar tamamen sulanmak zorunda kaldı."}],"lemma":"sulanmak"},"SULANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sulu duruma gelmek","example":"Geceye doğru kar sulanıyor ve gevşiyor."},{"pos":"v","definition":"Suyu çoğalıp yoğunluğu azalma","example":"Nehir taştığında, çevredeki tarlalar tamamen sulanmak zorunda kaldı."}]},"SULFATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kinin sülfatı ve genel olarak kinin tuzu","example":"Sizin sulfatalarınız tesir etmiyor. İçine nişasta karıştırıyorsunuz."}]},"SULH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum","example":null}]},"SULP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlıların üremesi sonucu ortaya çıkan yeni birey veya bireylerin bütünü; nesil","example":null},{"pos":"n","definition":"Birbirleriyle eklemlendiklerinde kafatasından kuyruk sokumuna kadar uzanan bir kemik eksen oluşturan omurların bütünü, bel kemiği","example":"Sulp yapısı güçlü olan canlılar, iskelet sistemiyle çevresel etkilere dayanabilir."}]},"SULTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü","example":"Halk, zalim hükümdarın sulta döneminin sona ermesini umut ediyordu."},{"pos":"n","definition":"Yeterliğine herkesi inandırarak bir kimsenin kendisine sağladığı itaat ve güven","example":"Otoritesini güçlendiren lider, halk üzerinde büyük bir sulta kurmayı başardı."}]},"SULTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Padişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı","example":"Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü sultanlarından biri Kanuni Sultan Süleyman'dır."},{"pos":"n","definition":"Padişahların erkek ve kız çocukları ile anne ve eşlerine verilen unvan","example":"Naciye Sultan. Hürrem Sultan."}]},"SULTANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"1908'den sonra Osmanlı ülkelerinde, bugünkü lise dengi öğretim kurumu","example":"Koskoca bir sultani mualliminin anası olmak!"},{"pos":"adj","definition":"Çekirdeksiz bir tür üzüm","example":"Kurutulmuş sultani üzümler, tatlılarda lezzet artırıcı olarak tercih edilir."}]},"SULU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçine su katılmış, sulandırılmış, kıvamı çok gevşemiş","example":"Hamurun çok sulu olması nedeniyle kurabiye yapımı zorlaştı."},{"pos":"adj","definition":"Yersiz şakalar yapan, söz ve davranışları ile çevresini tedirgin eden veya gereksiz iltifatlarda bulunan kimse","example":"Bu kadar sulu şakalar yapmayı bırak, ortamı bozuyorsun."}]},"SULUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarışçıların su, glikozlu su, çay veya meyve suları koymalarına yarayan su kabı","example":"Maraton sırasında yarışçıların suluğunun dolu olması gerekiyor."},{"pos":"n","definition":"Küçük çocukların başlarında, yer yer saç dökülmesi ve kabartılarla beliren bir deri hastalığı","example":"Doktor, çocuğun başındaki kızarıklığın suluktan kaynaklandığını söyledi."}]},"SUMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Antep fıstığıgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, kabuğu hekimlikte, yaprakları dericilikte kullanılan bir ağaç","example":"Sumak, sıcak bölgelerde yetişen faydalı bir ağaç türüdür."},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın, ekşilik vermek için dövülerek yemeklere katılan mercimeğe benzeyen meyvesi","example":"Yemeklere ekşi bir tat vermek için sumak meyvesi kullanılır."}]},"SUMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde yazı yazmaya, arasında evrak saklamaya yarayan deri kaplı altlık","example":null}]},"SUMSUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumrukla vurma","example":"Rakip oyuncu sert bir sumsukla yere yığıldı."}]},"SUMSUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elin, parmakların kapanmasıyla aldığı biçim ile vurmak","example":null}],"lemma":"sumsuklamak"},"SUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir büyüğe veya nezaket gereğince bir kimseye bir şeyi vermek, yollamak, göndermek, takdim etmek","example":"Genç kadın, elindeki hediyeyi törende büyük bir mutlulukla sunmak üzere kürsüye çıktı."},{"pos":"v","definition":"Tanıtmak, bilgi vermek amacıyla çeşitli yöntemler kullanarak bir konuyu dinleyenlere aktarmak","example":"Araştırmacı, projenin detaylarını ve önemini sunmak için geniş bir dinleyici kitlesinin karşısına geçti."}],"lemma":"sunmak"},"SUNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cinsiyeti erkek olan ördek","example":"Uzatır boynunu arar eşini / Bir tek suna gördüm göl kenarında"},{"pos":"n","definition":"Göl ördeği","example":"Avcıların gözünden kaçan suna, hızla suya daldı."}]},"SUNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dinî tören yapılan taş masa","example":null}]},"SUNDURMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağmurdan, güneşten korunmak için yapılan ve arkası bir duvara verilen çatı","example":"Odalarımıza gitmek üzere sundurmadan sofaya geçmeye hazırlandığımız sırada bir haberle karşılaştık."},{"pos":"n","definition":"Sunma işini yaptırmak","example":"Şirket yöneticisi yeni yıl projelerini asistanına sundurdu."}]},"SUNGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir büyüğe sunulan armağan","example":"Hükümdara değerli taşlarla süslenmiş bir sungu takdim ettiler."},{"pos":"n","definition":"Bir tanrıya veya tapınağa yapılan bağış","example":"Tapınağa yapılan her sungu, halkın inancını pekiştiren bir gelenekti."}]},"SUNGUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kartalgillerden doğana benzeyen, yırtıcı, avcı kuş","example":null}]},"SUNMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir büyüğe veya nezaket gereğince bir kimseye bir şeyi vermek, yollamak, göndermek, takdim etmek","example":"Genç kadın, elindeki hediyeyi törende büyük bir mutlulukla sunmak üzere kürsüye çıktı."},{"pos":"v","definition":"Tanıtmak, bilgi vermek amacıyla çeşitli yöntemler kullanarak bir konuyu dinleyenlere aktarmak","example":"Araştırmacı, projenin detaylarını ve önemini sunmak için geniş bir dinleyici kitlesinin karşısına geçti."}]},"SUNTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan, sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta","example":null}]},"SUNTIRAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nalbantların, nallanacak hayvanın tırnağını keserken kullandıkları keskin araç; nalbant keskisi","example":"Nalbant, atın tırnağını düzeltmek için suntıraç ile dikkatlice çalışıyordu."},{"pos":"n","definition":"Saraçların derilere yiv açmakta kullandıkları, metalden U biçimindeki araç","example":"Eski saraç, deriye düzgün yiv açabilmek için suntıraç kullanarak ustalığını sergiledi."}]},"SUNTURLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen","example":"Köy meydanına çıkan sunturlu çınar ağacı, yıllardır herkesin hayranlıkla baktığı bir simge olmuştu."},{"pos":"adj","definition":"Yaman; adamakıllı; dehşetli","example":"Çorbaya herkesten önce daldığı için annesinden sunturlu bir azar işitiyor."}]},"SUNU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi karşılıksız olarak birine verme","example":"Hayırsever, öğrencilere burs olarak ciddi bir maddi sunu yaptı."},{"pos":"n","definition":"Bir büyüğe veya nezaket gereğince bir kimseye verilen, sunulan şey","example":"İlk Çağın insanları sunu niyetine öd ağacı gibi, günlük gibi güzel koku saçan bitkiler yakarlardı."}]},"SUNUCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse","example":"Televizyon programının sunucusu, konukları tanıtarak canlı yayını başlattı."},{"pos":"n","definition":"Bir ağda diğer kullanıcılar tarafından erişilen kaynakları barındıran bilgisayar","example":"Veri merkezindeki sunucu, tüm çalışanların erişim sağladığı önemli bir platformu barındırıyor."}]},"SUNUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bildirinin çeşitli yollarla dinleyenlere aktarılması","example":"Seminerdeki sunum, herkesin ilgisini çekecek şekilde görsellerle desteklenmişti."},{"pos":"n","definition":"Sunma işi","example":"Şirketin yıllık toplantısında, pazarlama müdürü projenin detaylı bir sunumunu yaptı."}]},"SUNUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sunma işi veya biçimi","example":"Törene gelen öğrenciler, hazırladıkları projeleri şık bir sunuşla jüriye takdim ettiler."},{"pos":"n","definition":"Kitapların giriş kısmına konulan, o eserin konusunu, amacını, işleniş biçimini anlatan yazı","example":"Yazar, kitabın sunuş kısmında eserin ortaya çıkış sürecini ve ilham kaynaklarını detaylıca açıklamıştı."}]},"SUNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçten olmayan tavır, davranış veya duygu","example":"Onun gülüşü öyle suni görünüyordu ki, söylediklerinin içten olmadığını anlamak hiç zor değildi."},{"pos":"adj","definition":"Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış, üretilmiş","example":"Bahçedeki çiçeklerin arasına yerleştirilmiş sunî güller, gerçeklerinden ayırt edilemeyecek kadar başarılıydı."}]},"SUOKU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suokugillerden, bataklık bölgelerde ve su kenarlarında yetişen, kök sapları tazeyken kekre olan, kurutulduğunda yenilebilen küçük bir bitki","example":null}]},"SUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çikolata ile yapılan bir çeşit tatlı","example":null}]},"SUPANGLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çikolata ile yapılan bir çeşit tatlı","example":null}]},"SUPAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yay yardımıyla gergin tutulan ve yatağın düzlemine dik olarak yaptığı gidip gelme hareketiyle bir akışkanın geçişini ayarlamaya yarayan kapak","example":"Elektrik devresindeki supap, yalnızca doğru yönde akım geçişine izin vererek sistemi koruyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir devreye yerleştirildiğinde belirli şartlar altında, akımın yalnız bir yönde geçmesini sağlayan ve böylece dalgalı akımları doğrultmaya yarayan sistem","example":"Arabanın motorundaki supaplar düzgün çalışmadığı için motor performansı düşüyordu."}]},"SUPARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu'nda okul kitaplarının genel adı","example":null}]},"SUPERİSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiçekleri tek eşeyli, gövdesi iki eşeyli olan su bitkisi","example":null}]},"SUPLES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olma durumu","example":"Elastik bir materyal, baskıya maruz kaldığında gösterdiği suples sayesinde eski haline dönebiliyor."},{"pos":"n","definition":"Güreşte hasmın sırtını yere getirmek için kendi üzerinden aşırılarak yapılan bir atma hareketi","example":"Güreşçi, müthiş bir suples hamlesiyle rakibini sırt üstü yere serdi."}]},"SUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç","example":"Eski sur kalıntıları, şehrin tarihini merak eden ziyaretçilerin ilgisini çekiyor."},{"pos":"n","definition":"Kale duvarı","example":"Kalenin yüksek surları, düşmanlara karşı yıllar boyunca güvenli bir savunma sağlamıştı."}]},"SURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumuşak ince bir tür ipekli kumaş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış olan","example":null}]},"SURAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Somurtkanlık, asık yüzlülük","example":"Evdeki suratsızlık, küçük bir yanlış anlama yüzünden saatlerce sürdü."},{"pos":"n","definition":"Soğuk davranma","example":"Ne vurdumduymaz misafirdi bunlar, ne surattan anlıyorlardı ne rumuzdan ne kinayeden."}]},"SURE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuran'ın yüz on dört bölümünden her biri","example":"İmam Efendi, bir serviye belini dayayıp çömelerek Mülk suresini okumaya başladı."}]},"SURET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu","example":"Köyün sureti, uzaktan bakıldığında huzurlu bir tabloyu andırıyordu."},{"pos":"n","definition":"Dıştan görünüş","example":"Köyün sureti, uzaktan bakıldığında huzurlu bir tabloyu andırıyordu."}]},"SURETA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dıştan göründüğüne göre, görünene inanmak gerekirse, görünüşe göre","example":"Sureta her şey yolunda gibi görünse de, olayın perde arkasında ciddi sorunlar olduğu belliydi."},{"pos":"adv","definition":"Gerçek olmayarak, yapmacık bir biçimde, oyun olsun diye","example":"Onun gülümsemesi sureta içten gibiydi ama gerçekte büyük bir yapmacıklık içeriyordu."}]},"SURİNAM":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Güney Amerika'da bir ülke; başkenti Paramaribo.","example":null}]},"SURİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortadoğu'da yer alan, Akdeniz'e kıyısı bulanan, resmi dili Arapça ve başkenti Şam olan ülke","example":null}]},"SUS":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ses veya gürültüyü kesmek, ses ve gürültü yapmamak","example":"Sen onun sustuğuna bakma, kim bilir neler tasarlıyor!"},{"pos":"v","definition":"Konuşmasını kesmek","example":"Son mısraları acele okuyarak susmuştu."}],"lemma":"susmak"},"SUSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Su içme gereksinimi duymak","example":"Yazın susamışken, birdenbire bir soğuk su içtiniz mi, bir sancı, bir ağırlık oturuverir."},{"pos":"v","definition":"Çok istemek, özlemek","example":"Türkler yeniliğe ve bilgiye susamıştı."}],"lemma":"susamak"},"SUSAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Giyinişinden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan (kimse)","example":"Tuhaf davranışları, susak bir hali vardı."},{"pos":"adj","definition":"Susamış olan; susayan","example":"Susak köylü, kavurucu güneşin altında suya hasret bir şekilde çeşmeye doğru yürüyordu."}]},"SUSALLAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suda yaşayan bitki veya hayvan familyası","example":null}]},"SUSAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süsengillerden, yaprakları kılıç biçiminde, çiçekleri iri ve mor renkli, güzel görünüşlü ve kokulu, çok yıllık bir süs bitkisi","example":"Komşu kadın, bahçesindeki mor çiçekli susamların kokusuyla övünüyordu."},{"pos":"n","definition":"Susamgillerden, sıcak bölgelerde yetişen küçük bir bitki","example":"Bahçedeki susam bitkileri, yaz boyunca özenle sulanarak büyütüldü."}]},"SUSAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Su içme gereksinimi duymak","example":"Yazın susamışken, birdenbire bir soğuk su içtiniz mi, bir sancı, bir ağırlık oturuverir."},{"pos":"v","definition":"Çok istemek, özlemek","example":"Türkler yeniliğe ve bilgiye susamıştı."}]},"SUSKUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok az konuşan, sessiz, sakin olan","example":null},{"pos":"adv","definition":"Sessiz, sakin bir biçimde","example":null}]},"SUSMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ses veya gürültüyü kesmek, ses ve gürültü yapmamak","example":"Sen onun sustuğuna bakma, kim bilir neler tasarlıyor!"},{"pos":"v","definition":"Konuşmasını kesmek","example":"Son mısraları acele okuyarak susmuştu."}]},"SUSPUS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Susmuş; sinmiş","example":"Başını öne eğip suspus oluşlarında böyle bir huyun tesirini keşfedebilmekteyim."},{"pos":"adv","definition":"Susmuş, sinmiş bir biçimde","example":"Çenelileri hor görmemeliyiz, gereğinde söze atılmak, konuşmak hatta epeyce konuşmak suspus oturmaktan yeğdir."}]},"SUSTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köpek arka ayakları üzerinde durma","example":"Eğitilmiş köpek, komut üzerine susta durarak dikkat çekti."},{"pos":"n","definition":"Emniyet yayı","example":"Silahın sustası bozulduğu için güvenli bir şekilde kullanılmadığından emin oldular."}]},"SUSTUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek, bastırmak","example":"İşimizi, gücümüzü bırakmış olmak düşüncesini bir vazife yapmakta olduğumuz fikri susturuyordu."},{"pos":"v","definition":"Verdiği karşılıkla veya yaptığı bir davranışla birini artık söz söyleyemeyecek bir duruma getirmek; ilzam etmek","example":"İsyancı grup, baskılar karşısında susturularak geri çekildi."}],"lemma":"susturmak"},"SUSUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Suyu olmayan, suyu bulunmayan","example":"Bir kadeh rakıyı susuz ve bir hamlede içti."},{"pos":"adj","definition":"Susamış olan","example":"Koca bir tarihin tutuştuğu çöllerde susuz yanan insanların çatlak dudaklarında temaşa ediyoruz."}]},"SUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eskiden bazı bitkilerden, bugün sodyum klorürden elde edilen sodyum karbonatın ticaretteki adı","example":null}]},"SUTAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı giysilerin yaka, kol, cep vb. yerlerini süslemekte kullanılan işlemeli şerit","example":null}]},"SUTYEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göğüsleri dik tutup dolgun göstermek için kullanılan, saten, dantel vb. kumaşlardan yapılan kadın iç çamaşırı","example":null}]},"SUVA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Fiji ülkesinin başkenti.","example":null}]},"SUVAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvana su vermek, su içirmek","example":"Bülbülü suvardım altın tasınan / Gurbete yolladım kara yasınan"}],"lemma":"suvarmak"},"SUVARIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir suvarmada veya sulamada verilen su miktarı","example":null}]},"SUVARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvana su vermek, su içirmek","example":"Bülbülü suvardım altın tasınan / Gurbete yolladım kara yasınan"}]},"SUVAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan suvaracak yer","example":null}]},"SUYOLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı giysilerin yaka, kol, cep vb. yerlerini süslemekte kullanılan işlemeli şerit","example":"Elbisenin yakasına eklenen ince suyolu işlemeler, ona zarif bir hava katıyordu."},{"pos":"n","definition":"Toprağı sulamak için içinden su akıtılan ark, oluk","example":"Çiftçi, tarlasını sulamak için suyolu boyunca kanalları açtı."}]},"SUYUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmanın kan, lenf vb. sıvı bölümü","example":null}]},"SUZİDİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam","example":null}]},"SUZİNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir basit makam","example":"Suzinak faslının eski yeni şarkıları birbirini takip ederken bu hâle gülen doktor gezinmeye başladı."}]},"SUÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasalara aykırı davranış","example":"Suçlu cürmünü inkâr etmekte ve saçma sapan ifadeleriyle tahkikatı karıştırmak istemektedir."},{"pos":"n","definition":"Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış","example":"Toplumun örf ve adetlerine aykırı davranış, bazen en ağır suç olarak görülür."}]},"SUÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimsenin herhangi bir suç işlediğini öne sürmek","example":null}],"lemma":"suçlamak"},"SUÇLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimsenin herhangi bir suç işlediğini öne sürmek","example":null}]},"SUÇLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Suç işlemiş olan","example":"Suçlu sonunda yakalandı."}]},"SUÇSUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Suçu veya kabahati olmayan","example":null}]},"SUÇÜSTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini suç işlerken yakalama, cürmümeşhut, meşhut suç","example":null},{"pos":"adv","definition":"Suçu işlerken","example":null}]},"SUÇİÇEĞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle çocuklarda görülen döküntülü, bulaşıcı, salgın hastalık","example":null}]},"SUÖLÇER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su vb. akışkanlara ilişkin derinliği ve ağırlığı, basıncı ölçmeye yarayan alet","example":null}]},"SUİBRİĞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suibriğigillerden, yaprakları almaşık, sapları uzun ve sülüksü, yaprak ayası ibrik biçiminde gelişmiş olan, sıcak ülkelerde yetişen, tırmanıcı bir bitki","example":null}]},"SUİKAST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gizlice cana kıyma ve kötülük etmeye kalkışma","example":"Bir nefes alayım derken iğrenç bir suikasta uğradım."}]},"SUİNİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötü niyet","example":null}]},"SUİZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötü san; kuşku","example":null}]},"SUŞERİDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su kamışıgillerden, şeridi andıran, 1 metreye kadar uzayabilen, yaprakları açık yeşil renkte sucul bir bitki","example":null}]},"SUŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce şerit biçimindeki yosun tabakasının içine çiğ balık, yağsız, tuzsuz haşlanmış pirinç ve özel baharat karışımının konulmasıyla hazırlanan Japon yemeği","example":null}]},"SÖBE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yumurta biçiminde olan; yumurtamsı","example":null}]},"SÖK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayırmak, uzaklaştırmak","example":"Çocukları oyun oynarken birbirinden sökmek mümkün olmadı."},{"pos":"v","definition":"Kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak","example":"Eski dolabı söküp atmak zorunda kaldılar."}],"lemma":"sökmek"},"SÖKEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görevini yapacak yeterli gücü olmayan","example":"Yaşlandıkça sökel düşen makine artık tamir edilemiyor."},{"pos":"adj","definition":"Sağlığı bozuk olan, esenliği yerinde olmayan, hastalanmış","example":"Sökel bir köylü, doktora gitmek yerine bitkisel ilaçlar deniyordu."}]},"SÖKMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayırmak, uzaklaştırmak","example":"Çocukları oyun oynarken birbirinden sökmek mümkün olmadı."},{"pos":"v","definition":"Kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak","example":"Eski dolabı söküp atmak zorunda kaldılar."}]},"SÖKÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dikişi sökülmüş veya örgüsü çözülmüş","example":null}]},"SÖKÜL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Parayı istemeyerek vermek, harcamak","example":"Karım ağlayınca parayı söküldüm ."}],"lemma":"sökülmek"},"SÖKÜLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Parayı istemeyerek vermek, harcamak","example":"Karım ağlayınca parayı söküldüm ."}]},"SÖKÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sökme işi","example":null}]},"SÖKÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek\" anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer","example":null}]},"SÖKÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sökülen şeyin parçası","example":"Eski kulübenin söküntüleri bahçenin bir köşesine yığılmıştı."},{"pos":"n","definition":"Ağaçlık yerden açılan tarla","example":"Ormanın kenarındaki söküntü, köylüler tarafından tarlaya dönüştürülmüştü."}]},"SÖLOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta derinin iki tabakası arasında bulunan ve oğulcukta genel vücut boşluğunu oluşturan oyuk","example":null}]},"SÖLPÜ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gevşeyip sarkmak","example":"Yastığın içi boşaldıkça kenarları sölpümeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Şişmanken zayıflamak","example":"Kilo verdikçe vücudu sölpüdü ve hafifçe sarktı."}],"lemma":"sölpümek"},"SÖLPÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gevşeyip kendini koyuvermiş","example":null}]},"SÖLPÜMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gevşeyip sarkmak","example":"Yastığın içi boşaldıkça kenarları sölpümeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Şişmanken zayıflamak","example":"Kilo verdikçe vücudu sölpüdü ve hafifçe sarktı."}]},"SÖMESTR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarıyıl tatili; dönem","example":null}]},"SÖMÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseden veya bir şeyden haksız ve sürekli çıkarlar sağlamak","example":"Arkadaşını her yerde sömürüyordu ."},{"pos":"v","definition":"Yiyecek içeceğin hepsini birden yiyip bitirmek","example":"Büyükdere'den yanına bir sepet kiraz aldığı vakit, sandalda bütün kirazı sömürür."}],"lemma":"sömürmek"},"SÖMÜRGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devletin kendi ülkesinin sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği ekonomik veya siyasal çıkarlar sağladığı ülke","example":"19. yüzyılda birçok Avrupa ülkesi, Afrika'da büyük koloniler kurarak kaynaklarını sömürüyordu."}]},"SÖMÜRGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sömürüyü gerçekleştiren","example":null}]},"SÖMÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseden veya bir şeyden haksız ve sürekli çıkarlar sağlamak","example":"Arkadaşını her yerde sömürüyordu ."},{"pos":"v","definition":"Yiyecek içeceğin hepsini birden yiyip bitirmek","example":"Büyükdere'den yanına bir sepet kiraz aldığı vakit, sandalda bütün kirazı sömürür."}]},"SÖMÜRÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sömürme işi","example":null}]},"SÖMİKOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taş kömürünü çok yüksek olmayan, 500-600 derecede damıtarak elde edilen kömür","example":null}]},"SÖN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sona ermek; kalmamak","example":"Onun partiye gelmeyeceğini öğrenince tüm heyecanı söndü."},{"pos":"v","definition":"Parlaklığını, ışığını yitirmek","example":"Oksijen tükenince alevler söndü."}],"lemma":"sönmek"},"SÖNDÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ateş ve ışık için, yanmasına, aydınlatmasına son vermek","example":"Yanan mumun alevini söndürmek için hafifçe üfledi."},{"pos":"v","definition":"Hava veya gaz ile şişirilmiş bir şeyin havasını veya gazını boşaltmak","example":"Lastiğin havasını tamamen söndürmek yedek lastik takmadan önce gerekliydi."}],"lemma":"söndürmek"},"SÖNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sona ermek; kalmamak","example":"Onun partiye gelmeyeceğini öğrenince tüm heyecanı söndü."},{"pos":"v","definition":"Parlaklığını, ışığını yitirmek","example":"Oksijen tükenince alevler söndü."}]},"SÖNÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendini gösteremeyen, dikkati çekmeyen veya önemli ve belirli olmayan","example":"Bu şehirde satışı bini geçmez, yerli lisanlarda sönük cerideler çıkar."},{"pos":"adj","definition":"Enerjisi, etkisi, yoğunluğu, parlaklığı ya da hızı az veya azalmış olan","example":"Konserin ikinci yarısında grubun performansı oldukça sönüktü."}]},"SÖNÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir borcun her yıl ödenen taksitlerle belli bir zaman sonunda ödenmiş olması","example":"Bir borcun sönümü için her yıl verilmesi gereken taksit, vade uzunluğuna, ana borca ve faiz fiyatına bağlıdır."}]},"SÖNÜMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak","example":"Borcunu yıllarca sönümledi ."},{"pos":"v","definition":"Bir salınım hareketinin genliğini sıfıra indirmek; itfa etmek","example":"Mühendisler, yapıda oluşan titreşimleri sönümlemek için özel destek plakaları ekledi."}],"lemma":"sönümlemek"},"SÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Katolik mezhebinde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın","example":"Rahibelik yemini etmiş sör, manastırda hasta bakıcılık yapıyordu."},{"pos":"n","definition":"Katolik mezhebinde dinle ilgili bir yükümlülük almayan, ancak din uğruna hemşirelik, hasta bakıcılık vb. işlerde çalışan kadın","example":"Hastanede gönüllü çalışan diğer sör, hastalara şefkatle yaklaşıyordu."}]},"SÖRF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel kayma aracı ve yelkenlisi ile denizde yapılan bir tür spor","example":null}]},"SÖVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık","example":"Kendilerini ağaçlara, kapı sövelerine çarpmazlar."},{"pos":"n","definition":"Pencere ve kapı kenarlarındaki süs kalıpları","example":"Cebinden çıkardığı yassı uçlu bir demiri söve ile çerçevenin arasına sokarak camı da yukarı sürdü ve rezeledi."}]},"SÖVEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük sopa","example":"Akşamdan sonra gelene ya soğan ya da söven."},{"pos":"n","definition":"Çit yapmakta kullanılan büyük kazık","example":"Bahçe sınırını belirlemek için toprağa söven çakarak sağlam bir çit oluşturdular."}]},"SÖVGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sövmek için söylenen söz","example":null}]},"SÖVÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hafif sövme yollu, kaba ve yakışıksız söz","example":null}]},"SÖVÜŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine sövmek","example":"Bazen dövüşür, sövüşürüz ama karı iyi komşudur, neme lazım."}],"lemma":"sövüşmek"},"SÖVÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine sövmek","example":"Bazen dövüşür, sövüşürüz ama karı iyi komşudur, neme lazım."}]},"SÖYLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak, bildirmek","example":"Düşüncelerini açıkça söylemek, ekibin ilerlemesi için gerekliydi."},{"pos":"v","definition":"Bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak","example":"Toplantıda herkesin ne yaptığını söylemek, işlerin düzenlenmesini kolaylaştırdı."}],"lemma":"söylemek"},"SÖYLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kelimenin ses, hece, ton ve vurgu bakımından söylenme biçimi","example":"Kelimenin söylem biçimi, konuşmacının duygularını ele veriyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez","example":"Bilimsel makalenin söylemi oldukça anlaşılır ve tutarlıydı."}]},"SÖYLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak, bildirmek","example":"Düşüncelerini açıkça söylemek, ekibin ilerlemesi için gerekliydi."},{"pos":"v","definition":"Bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak","example":"Toplantıda herkesin ne yaptığını söylemek, işlerin düzenlenmesini kolaylaştırdı."}]},"SÖYLEMSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Söyleniş özelliği taşımak","example":"Metnin ifade tarzı söylemsemek çabasını yansıttı."},{"pos":"v","definition":"Söylemeye özen göstermek","example":"Yazıyı hazırlarken kelimeleri özenle seçmek, söylemsemek duygusunu artırdı."}],"lemma":"söylemsemek"},"SÖYLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine (kusurundan ötürü) kırıcı ve sert söz söylemek","example":"Öğretmen, öğrencinin hatası yüzünden ona söylendi."},{"pos":"v","definition":"Sızlanmak, yakınmak, şikâyetçi bir sesle konuşmak","example":"Ev işlerinden sıkılan kadın bütün gün durmadan söylenerek dert yandı."}],"lemma":"söylenmek"},"SÖYLENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağızdan ağza dolaşan, kesinlik kazanmayan haber, rivayet, şayia","example":null}]},"SÖYLEV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir topluluğa düşünceler, duygular aşılamak amacıyla söylenen, uzunca, coşkulu ve güzel söz","example":"Bir aralık elinde tahta çantalı birisi, kahvenin önündeki halka karşı bir söylev çekmeye başladı."}]},"SÖYLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirmek, söyleşide bulunmak, yarenlik etmek, hasbihâl etmek","example":"Üniversite kantininde bir araya gelerek uzun süre söyleşmek onlara iyi geldi."},{"pos":"v","definition":"Bir konu üzerinde fikir alışverişinde bulunmak, tartışmak","example":"Yeni projeyle ilgili fikrini paylaşmak için yönetimle söyleşmek istedi."}],"lemma":"söyleşmek"},"SÖYLEŞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dostça, arkadaşça konuşarak hoş bir vakit geçirme","example":"Rakısından mı, mezesinden mi yoksa söyleşilerin bal kıvamı kazanıp tatlı tatlı ağdalaşmasından mı, nedense."},{"pos":"n","definition":"Bir bilim veya sanat konusunu, konuşmayı andıran biçimde inceleyerek anlatan edebiyat türü","example":"Edebiyat dersinde okuduğumuz metin, bir söyleşi türü örneğiydi."}]},"SÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği","example":"Bir bebeğin ilk hecesi bile, ailenin kulağına anlamlı bir söz gibi gelir."},{"pos":"n","definition":"Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi","example":"Yer yer birçok türküde rastladığımız beylik sözler de vardı içinde."}]},"SÖZCÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir komisyonun verdiği kararların gerekçesini kaleme alıp genel kurul karşısında savunmakla görevlendirilen üye","example":"Komisyonun aldığı kararların gerekçesini kaleme alıp savunma görevi sözcü tarafından üstlenildi."},{"pos":"n","definition":"Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse","example":"Kongrede bunların beş yüz sözcüsü bulunuyordu."}]},"SÖZCÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği","example":null}]},"SÖZDE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçekte öyle olmayıp öyle geçinen veya bilinen","example":"Bugün bir ikinci moda da çıplaklıktır fakat bu bir sözde çıplaklıktır."}]},"SÖZEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sözle ilgili, söze dayanan","example":"Edebiyat alanında sözel anlatım yeteneği yüksek olan öğrenciler dikkat çeker."},{"pos":"adj","definition":"Sosyal konuları kapsayan sınav","example":"Sosyal bilimlerin söz konusu olduğu sınavda sözel konular ağırlıklıydı."}]},"SÖZLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Evlenmek için anlaşarak kesin karar vermek","example":null}],"lemma":"sözlenmek"},"SÖZLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir iş konusunda birbirine karşılıklı söz vermek","example":"Bir gün annemle babam sözleşmişler, ikimizi de karşılarına oturtarak ikaz konuşması yaptılar."},{"pos":"v","definition":"Belli bir yerde, belli bir saatte buluşmayı kararlaştırmak","example":"Bir anda sinirlenip sertçe sözleşmek kimseye fayda sağlamadı."}],"lemma":"sözleşmek"},"SÖZLEŞME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin ya da kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem","example":"İki tarafın anlaşarak imza attığı sözleşme yürürlüğe girdi."},{"pos":"n","definition":"Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin, kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlemi gösteren belge","example":"Resmî belge niteliğindeki sözleşme, her iki kuruluş için de bağlayıcı oldu."}]},"SÖZLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sözle, konuşma biçiminde yapılan","example":"Şirketle yapılan görüşmede sözlü mutabakat sağlandı."},{"pos":"n","definition":"Evlenmek için birbirine söz vermiş olan kimse, yavuklu","example":null}]},"SÖZLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dilin bütün veya belli bir çağda kullanılmış kelime ve deyimlerini alfabe sırasına göre alarak tanımlarını yapan, açıklayan, başka dillerdeki karşılıklarını veren eser","example":"İstanbul sözündeki İstanbul kelimesinin mânalarını anlatmak için koca bir sözlük lazım."}]},"SÖZSÜZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Konuşmadan yapılan","example":"Bu konuda sözlü bir mutabakat yoktu aralarında, sözsüz bir uzlaşmaydı yalnızca."}]},"SÖĞÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söğütgillerden, sulak yerlerde yetişen, yaprakları almaşık ve alt yüzleri havla örtülü büyük bir ağaç","example":null}]},"SÖĞÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soğuk olarak yenen haşlanmış et","example":"Şimdi her sokakta bir tavukçu aşevi var. Tavuğun çorbasını, söğüşünü, suyuna pilavını satıyor."},{"pos":"n","definition":"Üzerine yağ ve limon konulmadan ve birbirine karıştırılmadan yenen dilimlenmiş domates, salatalık vb","example":"Kahvaltıda, zeytinin yanında domates ve salatalıktan yapılmış söğüş vardı."}]},"SÖĞÜŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birisini aldatarak parasını veya malını elinden almak","example":null}],"lemma":"söğüşlemek"},"SÜBEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı yerlerde beşikteki çocukların bacakları arasına yerleştirilen sidik şişesi veya sidiği bir kaba akıtacak boru","example":"Sübekten çarpık kalan bacaklarını yanlara atar gibi yengeçvari yürümeye başladı."}]},"SÜBLİME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cıva ile klorun birleşimi olan, çok zehirli, beyaz bir toz","example":"Süblimenin panzehiri yumurta akıdır."},{"pos":"n","definition":"Süblimleştirme yoluyla elde edilen ürün","example":"Ellerine bulaşmaması için süblime maddeyle çalışırken eldiven kullandılar."}]},"SÜBUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkma, yerine gelme","example":null}]},"SÜBVANSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para yardımı yapmak, desteklemek\" anlamlarındaki sübvanse etmek birleşik fiilinde geçer","example":null}]},"SÜBYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kafadan bacaklılardan, ılıman ve sıcak denizlerde yaşayan, eti yenen, kendini korumak için siyah renkli bir sıvı salarak suyu bulandıran bir yumuşakça","example":"Kızarmış sübye tabağı, sofranın en sevilen deniz ürünlerinden biri oldu."},{"pos":"n","definition":"Badem içi, kavun çekirdeği ve benzerinden yapılan boza koyuluğundaki şerbet","example":"Lezzetli bir sübye hazırlamak için badem içi ve kavun çekirdeğini kaynatarak kıvamlı bir şerbet elde etti."}]},"SÜCUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Secdeye varma; secde etme","example":null}]},"SÜDRE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek duruma gelmek","example":null}],"lemma":"südremek"},"SÜDREMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek duruma gelmek","example":null}]},"SÜET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumuşak, yüzü ince havlı bir tür deri","example":"Podösüet iskarpin. Süet eldiven."}]},"SÜFLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstüne başına özenmeyen, kılıksız","example":"Çok süfli, özensiz giyinir."},{"pos":"adj","definition":"Niteliği aşağı olan, adi","example":"Böyle süflî tavırlar sana hiç yakışmıyor."}]},"SÜJE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde konuşulan şey","example":"Yeni projede ele alınan en önemli süje, toplumsal sorunlara çözümler aramaktı."},{"pos":"n","definition":"Bir cümlede bildirilen işi yapan, yüklemin bildirdiği durumu üzerine alan kimse veya şey","example":"Cümledeki fiilin kim tarafından yapıldığını bulmak için önce süje belirlenir."}]},"SÜKSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlgi çekecek durum; gösteriş","example":"Nefsime itimadım, spordaki süksemle başlamıştır."}]},"SÜKUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sakin olma durumu","example":"Kanatlı hercai menekşeler gibi kelebekler ekinlerin sükûnunda uçuşurken bu kitapçıktan birkaç sayfa okunsun."}]},"SÜKUNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hiçbir eksiği, üzüntüsü ve acısı olmama durumu","example":"Tam bir sükunet içerisindeyim."},{"pos":"n","definition":"Sakin olma durumu","example":"Kanatlı hercai menekşeler gibi kelebekler ekinlerin sükûnunda uçuşurken bu kitapçıktan birkaç sayfa okunsun."}]},"SÜKUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortalıkta gürültü olmama durumu","example":null}]},"SÜKUTİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok az konuşan, sessiz, sakin olan","example":null}]},"SÜLALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakın ve uzak bütün akrabalar","example":"Uzun zamandır görmediği sülale üyeleriyle bir araya gelmek onu çok mutlu etti."},{"pos":"n","definition":"Ev; aile","example":"Sülale, yıllık toplantısını bu yıl büyük bir bahçede yaptı."}]},"SÜLF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 16, atom ağırlığı 32,06 olan, 119 derecede eriyen ve 444 derecede kaynayan, doğada saf veya başka cisimlerle birleşik olarak bulunan, sarı renkli element","example":null}]},"SÜLFAMİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mikroplara karşı etkili olan azotlu ve kükürtlü organik birleşimlerin ortak adı","example":null}]},"SÜLFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sülfürik asidin tuzu veya esteri","example":null}]},"SÜLFÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kükürdün başka bir elementle yaptığı birleşik","example":null}]},"SÜLFÜRLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kükürtle birleştirmek","example":null}],"lemma":"sülfürlemek"},"SÜLFÜRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En önemlisi sülfürik asit olan asitler için kullanılan bir söz","example":null}]},"SÜLFİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sülfürlü asit tuzu","example":null}]},"SÜLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yola girme, bir yol tutma","example":"Yeni bir süluk ile buradan göç etti."},{"pos":"n","definition":"Bir tarikata girme","example":"Tarikata giren, dervişliğe soyunan kimselerin süluk yolculuğu başlar."}]},"SÜLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asma dallarının çevresine tutunmasına yarayan yeşil uzantılar","example":"Asmanın yeşil sülükleri, dalların sağlam bir şekilde sarılmasını sağlıyor."},{"pos":"n","definition":"Sülüklerin örnek asalak hayvanı","example":"Tatlı sularda yaşayan sülük, biyolojik araştırmalarda önemli bir yer tutar."}]},"SÜLÜKLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tatlı ve tuzlu sularda yaşayan, halkalılar takımından, uzun ve yassı vücutları otuz dört parçadan oluşmuş, gözleri gelişmemiş, iki çekmenli, kan emen türlerinde tükürük bezlerinin bir salgısı kanın pıhtılaşmasını önleyen bir enzim yapan asalaklar sınıfı","example":null}]},"SÜLÜMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cıva ile klorun birleşimi olan, çok zehirli, beyaz bir toz","example":null}]},"SÜLÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sülüngillerden, kuyruğu çok uzun, eti yenilen bir kuş","example":null}]},"SÜLÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erata yolculuklarda indirim sağlayan belge","example":"Askerlik yolculukları için alınan sülüs, büyük kolaylık sağlıyordu."},{"pos":"n","definition":"Üçte bir","example":"Hesaplamada kullanılan sülüs, bütçenin üçte birini temsil ediyordu."}]},"SÜLÜĞEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erimiş kurşunun, bir hava akımında yükseltgenmesiyle üretilen, çok yoğun ve zehirli, pas önleyici astar boyaların hazırlanmasında kullanılan kırmızı boya","example":null}]},"SÜLİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dar ve uzun kavkılı bir deniz yumuşakçası","example":null}]},"SÜMBÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zambakgillerden, soğanla üretilen, 15-20 cm yükseklikte, çiçekleri kuvvetli kokulu ve türlü renkli, çok yıllık bir süs bitkisi","example":null}]},"SÜMBÜLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir makam","example":null}]},"SÜMBÜLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yağmur yağdırmayan koyu renkli bulutlarla örtülü hava","example":null}]},"SÜMEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğirilmek için temizlenmiş, taranmış yumak biçiminde yün","example":null}]},"SÜMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde yazı yazmaya, arasında evrak saklamaya yarayan deri kaplı altlık","example":"... yazıhanenin sümeni üzerinde, ona gerekli kâğıtları imzalatırken..."}]},"SÜMER":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Mezopotamya'da yazıyı ilk kullanan uygarlıklardan biri.","example":null}]},"SÜMKÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Soluğu burundan hızla vererek sümüğü dışarı atmak","example":"Cebinden bir sümüklü mendil çıkarıp sümkürdü."}],"lemma":"sümkürmek"},"SÜMSÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanın sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören","example":"Beş yıl öncesine kadar kara kuru, sümsük bir kızken şimdi gelişivermiş bir dişi."},{"pos":"n","definition":"Sümsükgillerden, sivri gagalı, kısa bacaklı deniz kuşu","example":null}]},"SÜMTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırmızımtırak, küçük taneli sert buğday","example":null}]},"SÜMÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sümük doku hücrelerinin ve üzerinde bulunan bezlerin, doku yüzünde nemli, akıcı, kaygan bir tabaka oluşturan salgısı","example":"Soğuk havalarda sümük salgısı artabilir."},{"pos":"n","definition":"Burun boşluklarından gelen yapışkan sıvı","example":"Burnundan akan sümük nedeniyle çocuk sürekli mendil kullanıyordu."}]},"SÜN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gergin duruma gelmek, kopmadan belirli bir uzama ile çekilmek","example":"Köprü halatı, rüzgarın şiddetiyle gerilerek sünmeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Esnekliğini yitirerek gevşemek","example":"Bu kumaş kolay kolay sünmez."}],"lemma":"sünmek"},"SÜNDÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Esnemesine neden olmak","example":null}],"lemma":"sündürmek"},"SÜNDÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İpin yanı sıra altın ve gümüş tellerle dokunan, kaftan ve giysi dikiminde kullanılan bir tür ipekli kumaş","example":null}]},"SÜNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarım kanatlılardan, yumurtalarını ekin yapraklarına bırakan, esmer renkli, zararlı böcek","example":null}]},"SÜNEPE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gevşek, tembel, miskin","example":null}]},"SÜNGER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle denizlerde bir yere tutunarak koloni durumunda yaşayan, çok hücreli ilkel hayvan","example":"Dalgıçlar, denizin dibinden değerli sünger topladılar."},{"pos":"n","definition":"Yapay olarak elde edilen temizlik veya dolgu gereci","example":"Onun ilk nutkunu rutubete bırakılmış bir sünger gibi iliklerime kadar içerek dinledim."}]},"SÜNGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tüfek namlusunun ucuna takılan küçük kılıç biçiminde delici silah","example":"Cephane suyunu çekti. Süngü hücumuna kalkılacak."},{"pos":"n","definition":"Mezar başına nişan olarak dikilen sırık","example":"Köy mezarlığındaki eski mezarların başına dikilmiş süngüler, zamanla paslanmış ama hala ayakta duruyordu."}]},"SÜNGÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Süngü batırmak","example":"Üç yerinden süngüleyip yere serdikleri delikanlının başını taşla ezmediler mi?"},{"pos":"v","definition":"Süngü ile ateşi karıştırıp külün ızgaradan aşağı dökülmesini sağlamak","example":"Annem sobayı durmadan süngüledi."}],"lemma":"süngülemek"},"SÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gergin duruma gelmek, kopmadan belirli bir uzama ile çekilmek","example":"Köprü halatı, rüzgarın şiddetiyle gerilerek sünmeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Esnekliğini yitirerek gevşemek","example":"Bu kumaş kolay kolay sünmez."}]},"SÜNNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti Muhammed'in Müslümanlarca uyulması gerekli sayılan davranışları ve herhangi bir konuda söylemiş olduğu söz","example":"İslamiyet’te Peygamber Efendimizin yaşam tarzını örnek alarak yaşamaya sünnete uymak denir."},{"pos":"n","definition":"Erkek çocukta, erkeklik organının ucundaki derinin çepeçevre kesilmesi","example":"Sünnet etmek / Sünnet olmak"}]},"SÜNNETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tabaktaki yemeği sıyırıp bitirmek","example":null}],"lemma":"sünnetlemek"},"SÜPER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik, nicelik ve derece bakımından üstün olan","example":"Gösteri öyle etkileyiciydi ki herkes bu süper performansı dakikalarca ayakta alkışladı."},{"pos":"adj","definition":"Belli bir normun üstünde olan","example":"Yapılan süper indirim sayesinde mağaza bir günde tüm ürünlerini tüketti."}]},"SÜPRÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yararsız, pis veya zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylerin hepsi","example":"Sokak köşesindeki süprüntü yığını, çevrede kötü bir görüntü oluşturuyordu."},{"pos":"n","definition":"Bayağı, aşağılık şey veya kimse","example":"Belediye, her gün süprüntüleri temizlemek için bir ekip görevlendiriyor."}]},"SÜPÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden sürüp çıkarmak, çıkarıp atmak","example":"Askerler, düşmanı şehirden süpürmek için yeni bir saldırı başlattı."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin, bir yerin üstündeki çer çöp, toz toprak vb. şeyleri süpürge, fırça veya başka bir araçla toplamak, temizlemek","example":"Dükkânların önünü çocuklar süpürür."}],"lemma":"süpürmek"},"SÜPÜRGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süpürme işinde kullanılan araç","example":"Hasta bakıcının elinden süpürgeyi kaparak ut gibi çalmaya başlamış."},{"pos":"n","definition":"Elektrik enerjisi ile çalışan süpürge","example":"Bu caminin hoparlör düzeni ve halıları için elektrik süpürgesi bile var."}]},"SÜPÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden sürüp çıkarmak, çıkarıp atmak","example":"Askerler, düşmanı şehirden süpürmek için yeni bir saldırı başlattı."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin, bir yerin üstündeki çer çöp, toz toprak vb. şeyleri süpürge, fırça veya başka bir araçla toplamak, temizlemek","example":"Dükkânların önünü çocuklar süpürür."}]},"SÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskiden olduğu gibi, eskiden nasılsa gene öyle olmak, öyle devam etmek","example":"Sen ne kadar çabalarsan çabala , bu düzen böyle süregelmiş , böyle süregidecek."},{"pos":"v","definition":"Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak","example":"Bağırsaklarının bozulması nedeniyle çocuk gece boyunca sürekli sürmekten şikayetçiydi."}],"lemma":"sürmek"},"SÜRAHİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçecek koymaya yarar, cam, plastik ve benzerinden yapılan kap","example":"Bardaklara, sürahilere, kırılacak şeylere iyi dikkat ediniz."}]},"SÜRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alınan yolun harcanan zamana oranı","example":"Otobüs, aşırı sürat nedeniyle yoldan çıkarak tehlikeli bir durum oluşturdu."},{"pos":"n","definition":"Seri olma durumu","example":"Gösterdiği sürat sayesinde yarışı açık ara farkla kazandı."}]},"SÜRATLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman geçirmeden, kısa süre içinde","example":null}]},"SÜRATLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hız almak, hızı artmak","example":null}],"lemma":"süratlenmek"},"SÜRDÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek","example":null}],"lemma":"sürdürmek"},"SÜRDÜRÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılan anlaşma","example":null}]},"SÜRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman bölümü","example":"Hükümdar gibi davrandığınız sürece hükümdar sayılırsınız."}]},"SÜREGEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskiden olduğu gibi, eskiden nasılsa gene öyle olmak, öyle devam etmek","example":"Sen ne kadar çabalarsan çabala , bu düzen böyle süregelmiş , böyle süregidecek."}],"lemma":"süregelmek"},"SÜREGİT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aynı biçimde devam etmek","example":"İki yetişkin arasında bir gerilim süregidiyodu."}],"lemma":"süregitmek"},"SÜREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süren, devam eden zaman","example":"Koyun sürüsünü pazara götüren çoban, bu sürek için tüm gece yolda kalmıştı."},{"pos":"n","definition":"Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü","example":"Sürek boyunca, hayvanların düzenini bozmamak için sürekli başlarında durdular."}]},"SÜREKLİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Arkası kesilmeden, sürekli ve devamlı bir şekilde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kesintisiz olarak süren; devamlı","example":"Yağmur sürekli olarak yağdığı için sokaklar su altında kalmıştı."}]},"SÜREÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi","example":"Kitaba aldığım bu yazılar, gerçekte siyasal kavgamın gelişme sürecinde önemli bir tavır takınmayı vurgulamaktadır."}]},"SÜREĞEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ne kadar süreceği belli olmaksızın sürüp giden","example":"Doktor, süreğen bir rahatsızlık nedeniyle düzenli tedaviye ihtiyaç duyulduğunu söyledi."},{"pos":"adj","definition":"Uzun süreli olan hastalık, akut karşıtı; müzmin; kronik","example":"Süreğen ağrıları nedeniyle günlük hayatında pek çok şeyden geri kalıyordu."}]},"SÜRFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı hayvanların, özellikle böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra, krizalit veya ergin karakterlerini kazanmadan önceki evresi","example":null}]},"SÜRFİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kumaşın kenarlarına yapılan seyrek ve çapraz dikiş","example":null}]},"SÜRGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kapının kapalı tutulmasına yarayan demir veya tahtadan araç","example":"Ne var ki banyo kapısının sürgüsü tutuk, kilidi de kırık olduğundan, kolu indirerek dışarı çıkmayı başarmıştı her seferinde."},{"pos":"n","definition":"Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan veya ağaç kütüğünden tarım aracı","example":"Çiftçi, sürgü kullanarak tarlayı bastırdı ve ekim için hazır hale getirdi."}]},"SÜRGÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kapıyı bir destekle arkasından kapamak","example":"Oğlunu babasının evine yollayıp sokak kapısını sürgüledi."},{"pos":"v","definition":"Sürgü ile bastırarak düzeltmek","example":"Usta, duvarın pürüzsüz olması için sıva üzerine sürgüleyerek son bir kez bastırdı."}],"lemma":"sürgülemek"},"SÜRGÜLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sürgü kolu olan","example":"Sürgülü kapı. Sürgülü pencere."},{"pos":"adj","definition":"Sürgüsü itilmiş, sürgülenmiş olan","example":"Deprem sırasında sürgülü kapının raydan çıkması eşyaların zarar görmesine yol açtı."}]},"SÜRGÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni oluşmuş körpe ve küçük dal veya yaprak","example":"Bahçedeki ağacın yeni sürgünleri, baharın gelişini müjdeliyordu."},{"pos":"n","definition":"Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma; bağırsakları bozulma","example":"Sürgünü var. / Sürgün olmak"}]},"SÜRGİT":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sonsuz olarak, sonsuzluğa kadar","example":"Bu düzenin sürgit süremeyeceği artık herkes tarafından anlaşıldı."}]},"SÜRME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesilmeme, bitmeme, sürüp gitme","example":"Projelerin sürmesi, ekip içinde büyük bir moral kaynağı oldu."},{"pos":"n","definition":"Kapının kapalı tutulmasına yarayan demir veya tahtadan araç","example":"Kapının sürmesi sıkıştığı için açmakta zorlandılar."}]},"SÜRMEDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç veya kemikten yapılan, içine göz sürmesi konulan küçük kap","example":null}]},"SÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eskiden olduğu gibi, eskiden nasılsa gene öyle olmak, öyle devam etmek","example":"Sen ne kadar çabalarsan çabala , bu düzen böyle süregelmiş , böyle süregidecek."},{"pos":"v","definition":"Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak","example":"Bağırsaklarının bozulması nedeniyle çocuk gece boyunca sürekli sürmekten şikayetçiydi."}]},"SÜRMELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sürmeyi sürüp kapamak","example":"Misafirler geldikten sonra kapıyı sürmeleyip rahatça sohbete daldılar."},{"pos":"v","definition":"Göze sürme çekmek","example":"Genç kız, aynanın karşısına geçip özenle gözünü sürmeledi."}],"lemma":"sürmelemek"},"SÜRMELİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sürme ile boyanmış olan","example":"Sürmeli gözleriyle dikkat çeken kadın, girdiği her ortamda fark ediliyordu."},{"pos":"adj","definition":"Sürgü ile kapatılmış olan, sürmelenmiş olan","example":"Yavaşça vitrinin sürmeli camını açtı."}]},"SÜRMENAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkin olma durumu, bir işi yapmaya gücü olmama durumu","example":"Sürmenaj belirtileri artınca doktora giderek durumu ciddiye almak gerektiğini fark etti."}]},"SÜRPRİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beklenmeyen ve insanı şaşırtarak sevindiren veya üzen olay, beklenmedik durum","example":null}]},"SÜRRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı padişahlarının her yıl Mekke ve Medine'ye gönderdikleri para ve armağanlar","example":null}]},"SÜRSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşa giden ordunun geçeceği yollar çevresindeki köylülerden savaş araç ve gereçlerini temin etmesi ve rayiç değeri üzerinden yiyecek satın alması","example":null}]},"SÜRT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bastırarak başka bir şey üzerinden geçirmek","example":"Elindeki taş parçasını duvara sürterek sivriltmeye çalıştı."},{"pos":"v","definition":"Yararsız dolaşmak; başıboş dolanmak","example":"Adam akşamları hep sürtüyor ."}],"lemma":"sürtmek"},"SÜRTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bastırarak başka bir şey üzerinden geçirmek","example":"Elindeki taş parçasını duvara sürterek sivriltmeye çalıştı."},{"pos":"v","definition":"Yararsız dolaşmak; başıboş dolanmak","example":"Adam akşamları hep sürtüyor ."}]},"SÜRTÜN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeye değerek geçmek, geçerken değme","example":"Hasta gene duvarlara sürtünerek kendini alt katın merdivenlerine attı."},{"pos":"v","definition":"Başıboş, amaçsız dolaşmak","example":"O günkü tartışma yüzünden komşular, birbirleriyle sürekli sürtünmeye başladı."}],"lemma":"sürtünmek"},"SÜRTÜŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Anlaşamamak, uyuşamamak","example":"Farklı görüşlere sahip olmaları nedeniyle grup üyeleri sürekli sürtüşmekteydi."},{"pos":"v","definition":"Birbirine sürtünmek","example":"Kediyle köpek, oyun oynarken birbirlerine sürtüşerek eğleniyorlardı."}],"lemma":"sürtüşmek"},"SÜRUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku","example":null}]},"SÜRVEYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınavın kurallara uygun bir biçimde yapılmasını sağlayan kimse, gözcü","example":null}]},"SÜRÇ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sonucunu düşünmeden veya bilmeden uygunsuz bir davranışta bulunmak, dalgınlıkla yanlış bir iş yapmak","example":"Konuşması sırasında, dalgınlıkla kullandığı yanlış bir kelime yüzünden dil sürçerek gülünç bir durum oluşturdu."},{"pos":"v","definition":"Yürürken yanlış adım atıp dengesini yitirmek","example":"Bir sürçen atın başı kesilmez."}],"lemma":"sürçmek"},"SÜRÇMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sonucunu düşünmeden veya bilmeden uygunsuz bir davranışta bulunmak, dalgınlıkla yanlış bir iş yapmak","example":"Konuşması sırasında, dalgınlıkla kullandığı yanlış bir kelime yüzünden dil sürçerek gülünç bir durum oluşturdu."},{"pos":"v","definition":"Yürürken yanlış adım atıp dengesini yitirmek","example":"Bir sürçen atın başı kesilmez."}]},"SÜRÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birlikte yaşayan hayvan topluluğu","example":"Ormanda yaşayan kurt sürüsü, bölgedeki avcıların ilgisini çekiyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi yerden kaldırmaksızın çekerek, iterek götürmek","example":"Prenses koluma girdi , sürüklercesine büfeye götürdü ."}]},"SÜRÜCÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karada kullanılan motorluya da motorsuz araçları sürüp yöneten kimse","example":"Deneyimli sürücü, araç kullanırken hem hız kurallarına uyar hem de çevresine dikkat ederdi."},{"pos":"n","definition":"Koyun, keçi, sığır, manda sürülerini otlatan kimse","example":"Çoban kaval çaldı sordu bülbüle, sürülerim hani, ovam nerede"}]},"SÜRÜCÜL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sürü durumunda yaşayan","example":null}]},"SÜRÜKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi yerden kaldırmaksızın çekerek, iterek götürmek","example":"Prenses koluma girdi , sürüklercesine büfeye götürdü ."},{"pos":"v","definition":"Akarsu alıp götürmek","example":"Sakarya nehri kırılmış söğüt dallarını, saman çöplerini sürüklüyordu."}],"lemma":"sürüklemek"},"SÜRÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para ve para yerine geçen bono, senet ve benzerinin geçerli olması, sürümde bulunması","example":"Bu para sürümden kaldırıldı."},{"pos":"n","definition":"Değişik biçim","example":"Yazılımın yeni sürümü, kullanıcılar için birçok yenilik sunuyordu."}]},"SÜRÜMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi yerden kaldırmaksızın çekerek, iterek götürmek","example":"Prenses koluma girdi , sürüklercesine büfeye götürdü ."},{"pos":"v","definition":"Yakalayıp götürmek, derdest etmek","example":"Polis, olay yerine geldiğinde şüpheliyi hemen yakalayıp sürümek zorunda kaldı."}]},"SÜRÜN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yoksul ve acınacak şekilde yaşamak","example":"Bu kafa ile o, daha çok sürünecek."},{"pos":"v","definition":"Bir şeye değerek geçmek, geçerken değme","example":"Üstün çok kirli, hiçbir yere sürünmeden doğru banyoya geç."}],"lemma":"sürünmek"},"SÜRÜNGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suda ve karada yaşayabilen yılan, kertenkele, kaplumbağa, timsah gibi yerde sürünerek veya yürüyerek ilerleyen omurgalı hayvan","example":"Bahçede bir sürüngen gördüm, kertenkele olduğu için korkacak bir şey olmadığını düşündüm."},{"pos":"n","definition":"Yere yatay olarak uzanan sap veya kök","example":"Bitkinin sürüngen kökleri, toprağın altına yayılıp yeni filizler oluşturuyordu."}]},"SÜRÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yoksul ve acınacak şekilde yaşamak","example":"Bu kafa ile o, daha çok sürünecek."},{"pos":"v","definition":"Bir şeye değerek geçmek, geçerken değme","example":"Üstün çok kirli, hiçbir yere sürünmeden doğru banyoya geç."}]},"SÜRÜŞTÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sürekli olarak yavaş yavaş ve ovarak sürmek","example":"Duvar boyasını fırçayla dikkatlice değil, gelişigüzel sürüştürmek, görünümü bozdu."},{"pos":"v","definition":"Özensizce, çabucak sürmek","example":"Ben ilk defa oyuna çıkıyorum, beyefendi de gelmiş burada allık, pudra sürüştürüyor."}],"lemma":"sürüştürmek"},"SÜRŞARJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sayının, kelimenin yerine geçmek için, üzerine başka bir sayı veya kelime basma işi","example":"Çok defa pullara sürşarj yapılır."}]},"SÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzellik veren, güzelleştiren şey","example":"Kitabı bir süs kabul etmek, kültür görgüsüzlüğünün en somut örneğini oluşturur."},{"pos":"v","definition":"Boynuzlu hayvan boynuzu ile vurmak","example":null}]},"SÜSEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süsengillerden, yaprakları kılıç biçiminde, çiçekleri iri ve mor renkli, güzel görünüşlü ve kokulu, çok yıllık bir süs bitkisi","example":null}]},"SÜSLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak","example":"Resim defterini yapıştırmalarla süsledim."},{"pos":"v","definition":"Söz oyunlarıyla güzelleştirmek","example":"Söylediğim şeyleri, maalesef bir kısmı da uydurma olan misallerle süsleyerek adamcağızı âdeta ağlamaklı ederdim."}],"lemma":"süslemek"},"SÜSLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak","example":"Resim defterini yapıştırmalarla süsledim."},{"pos":"v","definition":"Söz oyunlarıyla güzelleştirmek","example":"Söylediğim şeyleri, maalesef bir kısmı da uydurma olan misallerle süsleyerek adamcağızı âdeta ağlamaklı ederdim."}]},"SÜSLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Süsü olan, süslenmiş, bezenmiş","example":"Düğünde gelin arabası özenle süslü bir hale getirilmişti."},{"pos":"adj","definition":"Süslenmeye, süse çok düşkün olan","example":"Süslü bir kadın olan komşusu, her zaman şık kıyafetler giymeyi severdi."}]},"SÜSMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boynuzlu hayvan boynuzu ile vurmak","example":null}]},"SÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların ve memeli dişi hayvanların yavrularını beslemek için memelerinden gelen, besin değeri yüksek beyaz sıvı","example":"Sabah kahvaltıda içtiğim taze süt, gün boyunca enerjik hissetmemi sağladı."},{"pos":"n","definition":"Süte benzeyen her türlü sıvı","example":"Yemek tarifinde kullanılan hindistancevizi sütü, yemeğe farklı bir aroma katıyordu."}]},"SÜTANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çocuğun, anasından başka, sütünü emmiş olduğu kadın","example":null}]},"SÜTANNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çocuğun, anasından başka, sütünü emmiş olduğu kadın","example":null}]},"SÜTBABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sütannenin kocası","example":"Duvarlar hattat sütbabamın yadigâr bıraktığı levhalarla süslenmişti."}]},"SÜTHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süt ve süt ürünleri satılan yer","example":"Diyojen'le beraber oturduğu kulübesinden iki günde bir inip de eski dostu hemşehrisi Pandeli ustanın süthanesinde sabahları süt içerken rastlıyorum."}]},"SÜTKIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kadının kendi çocuğu değilken emzirdiği ve kocasıyla birlikte evlat olarak benimsediği kız çocuk","example":"Siz bizim hanımefendinin ölen kocasının erkek kardeşinin sütkızı imişsiniz."}]},"SÜTLAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süt, şeker ve pirinçten yapılan bir tür tatlı","example":"Eline sağlık, ağacığım, sütlaç enfesti."}]},"SÜTLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sütü gelmek, sütü çoğalmak, sütlü duruma gelmek","example":null}],"lemma":"sütlenmek"},"SÜTLEĞEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sütleğengillerden, yaprak sap ve köklerinde süt görünüşlü, kekre ve yakıcı bir öz su bulunan, verdiği öz su türlerine göre hekimlikte ve sanayide kullanılan, yedi yüz kadar türü bilinen, bir veya çok yıllık bir bitki","example":null}]},"SÜTLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Süt veren, sağılan","example":"Çiftlikteki sağmal inekler sabahları düzenli olarak sağılır ve sütleri hemen işlenmeye başlanır."},{"pos":"n","definition":"Süt, şeker ve pirinçten yapılan bir tür tatlı","example":"Eline sağlık, ağacığım, sütlaç enfesti."}]},"SÜTLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süt koymaya yarayan kap","example":"Evde süt taşımak için kullanılan eski bakır sütlük hâlâ sağlamdı."}]},"SÜTLİMAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olayı olmayan, hiçbir olay çıkmamış olan","example":"Deniz, sabah saatlerinde sütliman bir haldeydi, rüzgâr dahi esmiyordu."},{"pos":"adj","definition":"Durgun; sakin","example":"Kavga sonrası ortamın sütliman bir hale gelmesi herkesi rahatlattı."}]},"SÜTNİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bebeğe süt vermek için para ile tutulmuş kadın","example":null}]},"SÜTOĞUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kadının kendi çocuğu değilken emzirdiği ve kocasının da evlat olarak benimsediği erkek çocuk","example":null}]},"SÜTRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşman gözünden ve ateşinden korunmaya yarar doğal veya yapma siper","example":"Düşman askerlerinden saklanmak için çalılıkların arkasında doğal bir sütre oluşturdu."},{"pos":"n","definition":"Perde; örtü","example":"Odanın sütresi yırtılmış, tamir için terziye götürelim."}]},"SÜTUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir maddeden yapılan, üstünde sütun başlığı denilen çıkıntılı bir bölüm olan, genellikle bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek","example":"Antik tapınağın görkemli sütunları, zamana meydan okuyarak ayakta kalmıştı."},{"pos":"n","definition":"Alt alta sıralanmış şeyler dizisi","example":"Tablodaki üçüncü sütun, gelirleri gösterirken diğerleri gider kalemlerini belirtmekteydi."}]},"SÜTYEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göğüsleri dik tutup dolgun göstermek için kullanılan, saten, dantel vb. kumaşlardan yapılan kadın iç çamaşırı","example":null}]},"SÜTÖLÇER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sütün yoğunluğunu ölçmeye yarayan alet","example":null}]},"SÜVARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atlı asker","example":"Bir sabah süvarilerimizin şehre girdiği işitildi."},{"pos":"n","definition":"Ata binmiş kimse","example":"Süvari, atını ustalıkla yönlendirerek engellerin üzerinden atladı."}]},"SÜVEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bozuk ve gevşek arazide veya göçük açmada bağ direklerinin üst ve yanından arazi içine çakılarak sürülen ucu sivri direk veya kama","example":null}]},"SÜVETER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen kolsuz kazak","example":null}]},"SÜVEYDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbin ortasında var olduğuna inanılan siyah benek","example":"Kalbindeki süveyda, onu yaptığı hataları düşünmeye zorladı."},{"pos":"n","definition":"Kalpteki gizli günah","example":"Tasavvufa göre süveyda, insanın içindeki günahların gizli bir yansımasıdır."}]},"SÜYEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri bezle kaplanan levha","example":null}]},"SÜYÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İğneye geçirilen bir sap iplik","example":null}]},"SÜZ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gözle inceleyerek dikkatle bakmak","example":"Yarı kapalı, yumuk yumuk gözlerini büsbütün küçülterek nehrin iki kıyısını süzdü ."},{"pos":"v","definition":"Bir sıvıyı, içindeki katı maddelerden ayırmak için bez veya delikli bir kaptan geçirmek","example":"Çaydan tortuları temizlemek için demliği ince bir tülbentten süzmek gerekiyordu."}],"lemma":"süzmek"},"SÜZEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haşlanmış yiyeceklerin sıvılarını veya bazı sıvıları süzmek için kullanılan, delikli, genellikle yuvarlak biçimli mutfak kabı","example":"Süzülen meyve suyunu hazırlamak için ince delikli bir süzek tercih edildi."},{"pos":"n","definition":"Işığın önüne konulan, ince kumaş veya tülden yarı saydam yayındırıcı","example":"Fotoğrafçı, ışığı yumuşatmak için süzek olarak ince bir tül perde kullandı."}]},"SÜZGEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haşlanmış yiyeceklerin sıvılarını veya bazı sıvıları süzmek için kullanılan, delikli, genellikle yuvarlak biçimli mutfak kabı","example":"Makarnanın suyunu süzmek için delikli metal süzgeç tercih edildi."},{"pos":"n","definition":"Sıvıları süzmeye yarayan araç","example":"Özel bir süzgeçle zeytinyağını sudan ayırdı."}]},"SÜZGEÇLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayrıntılı bir biçimde incelemek","example":"Genç şair ile hanım ilk anlarda birbirlerini tepeden ayağa süzgeçten geçirdiler ."}],"lemma":"süzgeçlemek"},"SÜZGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Delikli çanak","example":"Makarnanın suyunu süzmek için delikli metal süzgeç tercih edildi."},{"pos":"n","definition":"Balıkçı kepçesi","example":"Süzgüsünü unutan balıkçı eve geri döndü."}]},"SÜZGÜN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görevini yapacak yeterli gücü olmayan","example":null}]},"SÜZMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gözle inceleyerek dikkatle bakmak","example":"Yarı kapalı, yumuk yumuk gözlerini büsbütün küçülterek nehrin iki kıyısını süzdü ."},{"pos":"v","definition":"Bir sıvıyı, içindeki katı maddelerden ayırmak için bez veya delikli bir kaptan geçirmek","example":"Çaydan tortuları temizlemek için demliği ince bir tülbentten süzmek gerekiyordu."}]},"SÜZÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görevini yapacak yeterli gücü olmayan","example":"Hastalık nedeniyle süzük kalan hayvan, yem yemeye bile zorlanıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Süzgünleşmiş; süzülmüş","example":"Uykudan uyandırılmış gibi gözleri süzük, döndü baktı."}]},"SÜZÜL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok zayıflamak","example":"Uzun süredir aç kalan adam, hastalık nedeniyle iyice süzülmüştü."},{"pos":"v","definition":"Sıvı ve benzeri maddeler aşağıya, yere düşmek","example":"Şelaleden dökülen su, kayalıklardan ince ince süzülerek göle karışıyordu."}],"lemma":"süzülmek"},"SÜZÜLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok zayıflamak","example":"Uzun süredir aç kalan adam, hastalık nedeniyle iyice süzülmüştü."},{"pos":"v","definition":"Sıvı ve benzeri maddeler aşağıya, yere düşmek","example":"Şelaleden dökülen su, kayalıklardan ince ince süzülerek göle karışıyordu."}]},"SÜZÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sıvıyı süzerek elde edilen tortu","example":"Peynir yapımında kalan süzüntü, çiftlikteki hayvanlar için besin olarak değerlendirildi."},{"pos":"n","definition":"Vücut suyunun dışarı atılması sırasında böbrekte kıvrımlı kanalcıklara geçen ve içinde çeşitli kimyasal maddeler bulunan sıvı","example":"Böbrekte oluşan süzüntü, idrarın temel bileşenlerini içerir ve vücuttan atılır."}]},"SÜİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı tonda yazılmış şarkı biçimindeki dans müziği","example":"Konsere hazırlanan orkestra, çalacağı süiti son kez prova etti."},{"pos":"n","definition":"Otellerde değişik amaçlar için kullanılmak üzere donatılmış ve birden çok odaya sahip olan özel bölüm","example":"Tatil için ayrılan süit oda, geniş salonu ve mutfağıyla çok rahattı."}]},"SİBAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin geçmişi, geçmişle bağlantısı","example":null}]},"SİCİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resmî belgelerin kaydedildiği kütük","example":"Şirketin her çalışanının sicili düzenli olarak kaydedilir ve gerektiğinde incelenir."},{"pos":"n","definition":"Görevlilerin her türlü durumlarının işlendiği dosya","example":"Sicil memuru, çalışanların devamsızlık durumlarını ve performans raporlarını dikkatlice sicil defterine işler."}]},"SİCİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce ip","example":"Paketi sicimle bağladı."}]},"SİDEROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla kahverengi demir karbonat birleşimli demir cevheri","example":"Siderit cevheri, demir üretiminde kullanılan önemli bir kaynak olup, genellikle kahverengimsi renkte olur."}]},"SİDERİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla kahverengi demir karbonat birleşimli demir cevheri","example":"Siderit cevheri, demir üretiminde kullanılan önemli bir kaynak olup, genellikle kahverengimsi renkte olur."},{"pos":"n","definition":"İçinde yalnız demir ve nikel bulunan gök taşı","example":"Siderit, nadir bulunan bir gök taşı türü olup, genellikle metalik özellikleriyle dikkat çeker."}]},"SİDİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Böbreklerde kandan süzülerek idrar yolları aracılığıyla dışarıya atılan sıvı","example":"Bodrum, şimdi keskin bir eski çamaşır, sidik kokusu içinde idi."}]},"SİESTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle öğle yemeğinden sonraki kısa süreli uyku","example":null}]},"SİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İthalatta bir malın bedeli, sigortası ve navlunu giderleriyle birlikte olmak üzere maliyeti","example":null}]},"SİFON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hızla fışkırtılan su yardımıyla pis su ile dışkıları atık su tesisatına akıtan düzenek","example":"Lavabodaki sifon, suyu hızlıca fışkırtarak atıkları ana su borusuna yönlendirir."},{"pos":"n","definition":"Bir sıvıyı bir kaptan başka bir kaba aktarmaya yarayan, değişik uzunlukta iki kolu olan bükülmüş boru","example":"Mutfakta, sifonu kullanarak eski suyu bir kovaya aktardık ve borunun yardımıyla işlem çok daha kolay oldu."}]},"SİFONLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sifonu çekmek","example":null}],"lemma":"sifonlamak"},"SİFTAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlk alışveriş","example":"Daha sabahtan beri siftahım yok!"},{"pos":"adv","definition":"İlk kez olarak","example":"Bu haberi siftah ondan işittim."}]},"SİFTAHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Esnaf sabahleyin ilk alışverişi yapmak","example":"Bu vakit kim gelecek? Her günkü gibi siftahı sen ediyorsun?"},{"pos":"v","definition":"Turfanda bir şeyi ilk kez yemek","example":"Karpuz mevsimi geldiğinde, yazın ilk karpuzunu siftahlamak keyifli bir deneyimdi."}],"lemma":"siftahlamak"},"SİFTİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boş boş vakit harcamak","example":"O gün, hiçbir şey yapmadan sadece evde siftinmekten başka bir şey yapmadım."},{"pos":"v","definition":"Bir yere sürtünerek kaşınmak","example":"Mahallede duvar kenarlarında siftinip pinekleyen uyuz, kör, topal köpeklerden başka kimse yoktur."}],"lemma":"siftinmek"},"SİFİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kışın yapraklarını döken, sarı çiçekli ve çalı görünüşünde bir bitki","example":null}]},"SİGALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ülkemizde Muğla ilinde yetişen, 20 metre yüksekliğe erişebilen, çınar görünüşünde bir ağaç","example":null}]},"SİGAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaprak tütünün dürülerek sarılmasıyla yapılan kalın sigara","example":"Yaprak sigarasını, bir hamam böceği gibi çıtır çıtır ezerek ona dedi, tutuldum desem bana kızar mısın?"}]},"SİGARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce kâğıda, kıyılmış tütün sarılarak hazırlanan, silindir biçiminde, ağızdan dumanı çekilen nesne","example":"Onları sigara dumanları arasından seçebiliyordum."}]},"SİGORTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olabilecek bir zarara karşı, belli bir ücret ödenerek yapılan güvence anlaşması","example":"Evini depreme karşı sigorta ettirdi."}]},"SİHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad","example":null}]},"SİHİRBAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek için gizli işlem ve davranışlara başvuran kimse","example":"Sonunda, kumarbazların çoğu açlıktan ve talihsizlikten ölünce, sağ kalanlar, kasabaya sayısız efsuncu ve sihirbazı buyur ettiler."}]},"SİHİRLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyüleme işine konu olmak","example":null}],"lemma":"sihirlenmek"},"SİKALAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık tohumlulardan, parklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen, yurdu Güney Asya olan, palmiyelere benzer ağaç ve ağaççıkları içine alan bir familya","example":null}]},"SİKATİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle maden birleşiklerinden oluşan, katalitik özellikler taşıyan ve çabuk kurumasını sağlamak amacıyla boya, vernik ve yağlı boyalara az miktarda katılan madde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yükseltgenerek polimerleşmeye uygun olan","example":null}]},"SİKKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altın, gümüş, bakır, bronz, alüminyum vb. maddelerin alaşımından yapılan para","example":"Eski dönemlere ait altın sikke koleksiyonu, müzede sergileniyor."},{"pos":"n","definition":"Madenî paralara vurulan damga","example":"Osmanlı döneminde basılan sikkelerde padişahın tuğrası bulunurdu."}]},"SİKKELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanları sikkeye bağlamak","example":"Ahırdaki inekleri sakinleştirmek için sikkelediler."}],"lemma":"sikkelemek"},"SİKLAMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çuha çiçeğigillerden, kalp biçiminde geniş yapraklı, beyaz, pembe, şarap rengi çiçekli bir bitki","example":"Bahçeye, soğuğa dayanıklı siklamen çiçekleri ekti."},{"pos":"n","definition":"Kırmızıya çalan eflatun renk","example":"Odanın perdeleri siklamen renginde seçilmişti."}]},"SİKLON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atmosferde bir alçak basınç alanı çevresinde hızla dönen rüzgârların oluşturduğu şiddetli fırtına","example":null}]},"SİL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortadan kaldırmak, yok etmek veya çıkarmak","example":"Hatıralarını unutmaya çalışsa da zihninden silemiyordu."},{"pos":"v","definition":"Üzerine genellikle bir bez sürterek tozlarını, kirlerini almak veya parlatmak","example":"Türküler çağırarak tahta siliyorlar."}],"lemma":"silmek"},"SİLAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç","example":"Askerler, tatbikatta farklı türde silahlar kullandı."},{"pos":"n","definition":"Savunmak veya saldırmak için kullanılan, başvurulan her şey","example":"Beni ikna etmek için bütün silahlarını kullandı"}]},"SİLAHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Silahlı duruma getirmek","example":null}],"lemma":"silahlamak"},"SİLAHLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Silahlı duruma gelmek","example":"Dedemler silahlanıp dağlarda eşkıya avına çıkmışlar domuz avına çıkar gibi."}],"lemma":"silahlanmak"},"SİLAHLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tabanca, bıçak vb. silahları yerleştirmek için kullanılmış olan, kat kat, enli, meşin kemer","example":"Eskiden bazı savaşçılar, silahlarını taşımak için silahlık kullanırlardı."},{"pos":"n","definition":"Kışlada erlerin silahlarını yerleştirip bıraktıkları yer","example":"Eğitim sonrası askerler, tüfeklerini silahlığa teslim etti."}]},"SİLAHTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlılar döneminde padişah, sadrazam, vezir vb. devlet büyüklerinin silahlarına bakan ve koruyan kimse","example":null}]},"SİLAHÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silah yapan veya satan kimse","example":null}]},"SİLAHŞOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyi silah kullanan kimse; savaşçı","example":null}]},"SİLAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taze bitkilerin kıyılmış biçiminin bir siloda sıkıştırılarak korumaya ve saklamaya alınması yöntemi","example":null}]},"SİLECEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakkabıların altını temizlemek için kapı önlerine konulan kıl, plastik ve benzerinden yapılmış yüzü tırtıklı silecek","example":"Köy evinin kapısında eski bir silecek duruyordu."},{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıtlarda ön camı silmeye, temizlemeye yarayan alet","example":"Yağmur başladığında silecekler hemen çalıştırıldı."}]},"SİLGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamamda kullanılan havlu, kese, tas vb. araçlar","example":"Hamamdan çıkmadan önce silgilerini topladı ve sepetine koydu."},{"pos":"n","definition":"Kalem veya daktiloyla yazılmış, çizilmiş şeyleri silmeye yarayan, birleşiminde kauçuk olan madde","example":"Yanlış yazdığı kelimeyi hemen silgisiyle düzeltti."}]},"SİLGİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıtlarda ön camı silmeye, temizlemeye yarayan alet","example":"Yağmur bastırınca arabasının silgilerini çalıştırdı."}]},"SİLK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üstündeki şeyleri düşürmek veya temizlemek için bir şeyi kuvvetle sallamak, sarsmak","example":"Eline geçen her şeyi silkip akrepler varmış gibi bakıyor ."},{"pos":"v","definition":"Ani bir hareketle sarsmak","example":"Sağ elini silkerek yana doğru eğildi."}],"lemma":"silkmek"},"SİLKELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak","example":"Kavga sırasında bir adam diğerini yumrukla silkeledi."},{"pos":"v","definition":"Kuvvetle sarsmak","example":"Birini yakasından tutup silkelemek."}],"lemma":"silkelemek"},"SİLKMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üstündeki şeyleri düşürmek veya temizlemek için bir şeyi kuvvetle sallamak, sarsmak","example":"Eline geçen her şeyi silkip akrepler varmış gibi bakıyor ."},{"pos":"v","definition":"Ani bir hareketle sarsmak","example":"Sağ elini silkerek yana doğru eğildi."}]},"SİLKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uykuda sıçrama","example":null}]},"SİLKİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ani bir hareketle ya da korkuyla vücudu sarsılmak","example":"Kadın birden silkinerek gözlerini açıyor ."},{"pos":"v","definition":"Üstünü silkmek","example":"Sofray camdan silkeleme, insanların üstüne gelebilir."}],"lemma":"silkinmek"},"SİLKİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ürkerek sıçramak","example":"Ansızın çıkan gürültü, odadakilerin silkintiyle yerlerinden zıplamasına neden oldu."},{"pos":"n","definition":"Bitkilerde çiçek düşürme durumu","example":"Havaların aniden soğuması, ağaçlarda silkintiye yol açtı."}]},"SİLLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elin iç yüzüyle vurulan tokat","example":"Adam keçinin gerisine hafif bir sille indirdi."}]},"SİLME":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Tıka basa dolu olarak, boş yeri kalmayacak biçimde","example":"Dolap, silme kışlık yiyeceklerle doldurulmuştu."},{"pos":"n","definition":"Duvar, tavan vb. yerlerde yapılan kabartma kenar","example":null}]},"SİLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortadan kaldırmak, yok etmek veya çıkarmak","example":"Hatıralarını unutmaya çalışsa da zihninden silemiyordu."},{"pos":"v","definition":"Üzerine genellikle bir bez sürterek tozlarını, kirlerini almak veya parlatmak","example":"Türküler çağırarak tahta siliyorlar."}]},"SİLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahıl vb. ürünlerin korunduğu, saklandığı veya depolandığı, genellikle silindir biçiminde ambar","example":null}]},"SİLOLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tarım ürünlerini siloya koyup yığmak veya saklamak","example":"Buğdayları silolayıp eve gitti ."}],"lemma":"silolamak"},"SİLSİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra","example":"Depremin ardından gelen artçı sarsıntılar, bir silsile hâlinde devam etti."},{"pos":"n","definition":"Bilinen en eski atalardan yaşayan torunlara kadar aile sırası","example":"Kökten, silsileden, anadan, babadan, ecdattan asildi."}]},"SİLÜET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, belli belirsiz görünen şey, bir şeyin yalnız kenar çizgileriyle tek renk olarak beliren görüntüsü","example":null}]},"SİLÜRYEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinci Çağın ikinci dönemi ve bu dönemde oluşan yer katmanları","example":null}]},"SİLİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendini gösteremeyen, dikkati çekmeyen veya önemli ve belirli olmayan","example":"Toplantıda en silik kişi olarak konuşmalar boyunca sessiz kaldı."},{"pos":"adj","definition":"Üstündeki yazı veya çizgiler silinmiş, bozulmuş, aşınmış olan","example":"Silik para. Silik yazı."}]},"SİLİKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapı malzemesi olarak kullanılan cam, çimento, tuğla vb. maddelerin birleşiminde bulunan, silisik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuz","example":null}]},"SİLİKON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karbon yerine silisyumun geçtiği organik cisimlere benzer maddelerin genel adı; ısı ve suya karşı dayanıklı olduğu için yağ, plastik, merhem gibi maddelerin yapımında kullanılır","example":"Pencerelerde sızdırmazlık sağlamak için silikon kullandılar."},{"pos":"n","definition":"Güzel görünmek amacıyla çeşitli organlara eklenen madde","example":"Burun ameliyatından sonra silikon dolgu yaptırmayı tercih etti."}]},"SİLİKOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silis tozu içinde çalışan işçilerin yakalandıkları hastalık","example":null}]},"SİLİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi kendini silmek","example":"Ekrandaki yazılar, otomatik olarak silindi."},{"pos":"v","definition":"Birden yok olmak; gözden kaybolmak","example":"Nina'nın dudaklarındaki ferah, tatlı tebessüm silinmiştir."}],"lemma":"silinmek"},"SİLİNDİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim","example":"Matematik dersinde silindir hacmini hesaplamayı öğrendik."},{"pos":"n","definition":"Metalleri inceltme, kumaşları parlatma, kâğıt üzerine baskı yapma vb. işler için sanayide kullanılan merdane","example":"Baskı işlemi için metal silindirler kullanılıyor."}]},"SİLİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi kendini silmek","example":"Ekrandaki yazılar, otomatik olarak silindi."},{"pos":"v","definition":"Birden yok olmak; gözden kaybolmak","example":"Nina'nın dudaklarındaki ferah, tatlı tebessüm silinmiştir."}]},"SİLİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazının silinmiş olduğunu gösteren iz","example":"Bu sayfada silintiler var."}]},"SİLİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kum, çakmak taşı, kuvars vb. silisyumun oksijenli birleşimleri","example":null}]},"SİLİSYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom sayısı 14, atom ağırlığı 28,09, yoğunluğu 2,34 olan, 1420 derecede eriyen, endüstride geniş ölçüde kullanılan ve doğada oksijenden sonra en bol bulunan element","example":"Silikon, özellikle elektronik sektöründe çok yaygın kullanılır çünkü doğada bol bulunan bir elementtir, simgesi ise Si’dir."}]},"SİLİSÇİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Silisli yerde yetişen bitki","example":null}]},"SİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anlam yükletilen şey; anlamlı iz","example":"Yazar, hikâyesine gizli bir sim eklemişti, ancak bunu fark eden çok az kişi oldu."},{"pos":"n","definition":"Atom numarası 47, atom ağırlığı 107,88, yoğunluğu 10,5 olan, 960 °C'ye doğru sıvı durumuna geçen, parlak beyaz renkte, kolay işlenir ve tel durumuna gelebilen element","example":"Antik çağlardan bu yana sim, takı yapımında kullanılan değerli bir elementtir."}]},"SİMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kimse, insan","example":"Bu semtte yeni bir sima görünce, herkes hemen tanışmak ister."}]},"SİMETRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu","example":"Geometrik desenlerde simetri, tasarımın estetik açıdan dengeli görünmesini sağlar."},{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu","example":"İnsanların çoğunun yüzü simetrik değildir."}]},"SİMETRİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bakışımı bulunan; bakışık","example":null}]},"SİMGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret","example":null}]},"SİMGELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sembol durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"simgelemek"},"SİMGESEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaretle ilgili, ya da bu nitelikte olan","example":null}]},"SİMSAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş karşılığında yüzdelik alan kimse","example":"Bu adam kıyafet itibarıyla öbür sandaldaki simsar, tercüman, satıcı, gezdirici vesaireden farklı değildi."}]},"SİMSİYAH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok kara, kömür gibi kara","example":null}]},"SİMYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elementleri altına çevirmek isteyen bir iş alanı","example":null}]},"SİMİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Halka biçiminde, genellikle üzerine susam serpilmiş çörek","example":"Sıcak bir simit ve çay, sabah kahvaltısının vazgeçilmez ikilisidir."},{"pos":"n","definition":"İnce bulgur","example":"Köfte tarifinde kullanılan simit, yemeğin lezzetini artırır."}]},"SİMİTÇİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Simit yapan veya satan kimse","example":"Safranbolulu Halil, al yanaklı, ürkek gözlü, köse bir simitçidir."}]},"SİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölünün gömülü olduğu yer","example":"Küçük kızın sinnine bir buket çiçek bıraktı."},{"pos":"v","definition":"Kendini göstermemek için büzülmek, kendi kendini gizlemek","example":"Kediyi aradıklarında, dolabın köşesine sinmiş halde buldular."}]},"SİNAGOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti Musa'nın dinine bağlı olananların ibadet etmek için toplandıkları yer","example":null}]},"SİNAMEKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, sıcak bölgelerde yetişen, birçok türü bulunan bir bitki","example":"Sinameki, sindirim sistemi için faydalı olan bir bitkidir."},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin meyvesi","example":"Sinameki meyvesi, doğal bir laksatif olarak kullanılır."}]},"SİNARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük zoka","example":null}]},"SİNARİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İzmaritgillerden, Akdeniz'de yaşayan, pullu, eti beğenilen bir balık","example":"Sinagrit, Akdeniz'de yaşayan ve eti lezzetli olan bir balık türüdür."}]},"SİNCABİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kahverengi ile kurşun rengi arasında olan renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sincap renginde olan","example":"Tatlı bir cızırtı çıkararak çabucak tutuşur, mavi ve sincabi bir buhar bırakarak kül oluverirdi."}]},"SİNCAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sincapgillerden, ağaçlarda yaşayan, genellikle meyveyle beslenen, çok tüylü, uzun kuyruklu, ince gövdeli bir hayvan","example":null}]},"SİNDİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yenilen besin maddesini sindirim sisteminde gereken değişikliklere uğratarak kana karışabilir bir duruma getirmek","example":"Hoca, sabahleyin bir bahçıvanın ikram ettiği turp salatasını henüz sindirememişti."},{"pos":"v","definition":"Başkasının yaptığı işi kendisi yapmış gibi göstermek","example":"Bir de o düşünceleri gerçekten sindirmiş bilginlerin, bilge kişilerin tutumuna bir bakın."}],"lemma":"sindirmek"},"SİNDİRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Besinlerin çeşitli enzimlerle eritilerek, parçalanarak ince bağırsakta emilebilir, kana karışabilir duruma gelmesi için uğradıkları fiziksel ve kimyasal değişikliklerin bütünü","example":null}]},"SİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri","example":"Bu yaşadıklarımı sinem almıyor."},{"pos":"n","definition":"Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü","example":"Dalgalar taşlara çarparak sinelerini yırttıkça ipliği kopan inci gerdanlık gibi gözyaşlarım göğsüme dökülüyordu."}]},"SİNEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler sınıfının kanatlılar alt sınıfından, ince yapılı ve tıknaz vücutlu, ağız parçaları emici ya da delip emici tipte, gelişmelerinde tüm başkalaşım gösteren bir takım","example":"Sinek, özellikle yaz aylarında rahatsızlık verebilir."},{"pos":"n","definition":"İskambil kâğıtlarının siyah renkte yoncayı andıranı","example":"Sinek, iskambil oyunlarında rastlanan bir semboldür."}]},"SİNEKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sineği çoğalmak, sinekli duruma gelmek","example":"Pencereyi açık unuttuğundan içerisi iyice sineklenmiş."},{"pos":"v","definition":"Sineklerini kovmak","example":"Öküzler sağa sola bakınır / Göz kırpar sineklenir"}],"lemma":"sineklenmek"},"SİNEKLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklı hayvanlardan böcekler sınıfının kanatlılar alt sınıfından, ince yapılı ve tıknaz vücutlu, ağız parçaları emici ya da delip emici tipte, gelişmelerinde tüm başkalaşım gösteren bir takım","example":"Sinek, özellikle yaz aylarında rahatsızlık verebilir."}]},"SİNEKLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle karasineklerin girmesini önlemek için dükkân kapısına takılan şerit, boncuk dizisi ve benzerinden yapılmış eğreti perde","example":"Dükkanların girişlerinde sineklik kullanmak, hijyen açısından önemlidir."},{"pos":"n","definition":"Sinekleri kovmaya yarayan ucu püsküllü değnek","example":"Sinekleri uzak tutmak için sineklik kullanılabilir."}]},"SİNEKÇİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Serçegillerden, sinekle beslenen, Amerika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan bir kuş","example":null}]},"SİNEMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı","example":"Sinema teknolojisi, zamanla daha sofistike hale gelmiştir."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi","example":"Sinema, görsel estetiği ve hikaye anlatımını birleştiren bir sanat dalıdır."}]},"SİNERAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mercekleri 27 milimetre aralıklı üç ayrı alıcının yan yana birleştirilip eşlemeli olarak çalıştırılmasıyla ortaya çıkan bir geniş perde ve üç boyutlu sinema tekniği","example":null}]},"SİNERJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevin yerine getirilmesi için birkaç organın birlikte çalışması durumu","example":"Sinerji, organizmanın verimli çalışabilmesi için önemlidir."},{"pos":"n","definition":"Bir işi yapmak ve sonuçlandırmak için varılan ortak istek, güç","example":"Sinerji, takım çalışmasının gücünü vurgular."}]},"SİNERJİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görevdaşlık ile ilgili","example":null}]},"SİNGAPUR":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke.","example":null}]},"SİNGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendinde gereken güven ve cesareti bulamayan","example":"Singin bir kişi, bazen kendini ifade etmekte zorlanabilir."}]},"SİNLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mezarların bulunduğu yer","example":null}]},"SİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendini göstermemek için büzülmek, kendi kendini gizlemek","example":"Kediyi aradıklarında, dolabın köşesine sinmiş halde buldular."},{"pos":"v","definition":"Hiç çıkmayacak veya güç çıkacak biçimde işlemek","example":"Çay, döküldüğü masa örtüsüne o kadar sinmiş ki, yıkamak yetmedi."}]},"SİNONİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anlamları aynı veya birbirine çok yakın olan kelimeler","example":null}]},"SİNOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"SİNSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gizli ve kurnazca kötülük yapan","example":"Bu kadın ne kadar inatçı, sinsi bir kadın!"},{"pos":"adj","definition":"Gizlilik ve kurnazlık belirten","example":"Beklenilmeyen, sessiz, sinsi bir giriş."}]},"SİNSİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geceleyin, ateş çevresinde, genç erkeklerin davul, zurna eşliğinde oynadıkları bir halk oyunu","example":"Köy düğününde sinsin oynanırken herkes neşeyle izliyordu."},{"pos":"n","definition":"Bu oyunun müziği","example":"Sinsin müziği çalmaya başladığında gençler hemen sahneye çıktılar."}]},"SİNTİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin içinde en alt bölüm","example":"Omurgası çürümüş, sintinesi su eden eski bir gemide gibi suları durgun bir limanın rıhtımına bağlanmıştır."}]},"SİNYAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey bildirmek için verilen işaret","example":"Kaptan, limana yaklaşırken işçilere bir sinyal verdi."},{"pos":"n","definition":"Telefonda, hat bağlantısının olduğunu, numaraları çevirmeye başlanabileceğini haber veren ince ve monoton ses","example":null}]},"SİNYOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bay\" anlamında kullanılan bir unvan","example":null}]},"SİNÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Trigonometrik bir çember üzerine taşınmış bir yayın ucunun ve bu yaya karşılık olan merkez açısının ordinatı","example":"Matematik sınavında sinüs fonksiyonunun grafiğini çizmeleri istendi."},{"pos":"n","definition":"Organların veya dokuların arasında bulunan boşluklar","example":"Burun sinüslerinde biriken sıvı, baş ağrısına neden oluyordu."}]},"SİNÜZOİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çemberin, sıfır dereceden 360 dereceye kadar olan yaylarının sinüslerinin değişmelerini grafik ile gösteren devirli düzlem eğri","example":null}]},"SİNÜZİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateş, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve akıntısı ile beliren yüz sinüslerinin iltihaplanması","example":null}]},"SİNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde yemek de yenilebilen yuvarlak, bakır veya pirinçten büyük tepsi","example":"Sininin üstünde, çepeçevre tahta kaşıklar ve yerde sini etrafında birer küçük minder dizilmişti."}]},"SİNİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanın erdem ve mutluluğa, hiçbir değere bağlı olmadan, bütün gereksinmelerden sıyrılarak bağımsız olarak erişebileceğini savunan Antisthenes'in öğretisinin taraftarı kimse veya görüş","example":"Antisthenes'in sinik felsefesine göre, insan gerçek mutluluğa, toplumun dayattığı değerlerden ve maddi gereksinimlerden sıyrılarak, içsel erdem ve bağımsızlıkla ulaşabilir."},{"pos":"adj","definition":"Sinmiş; yılmış; pusmuş","example":"Bundan zevk alan ve bazı kere de bununla kadının sempatisini kazanan sinik erkeklerden biri de Atıf'tır."}]},"SİNİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hoşa gitmeyen, can sıkan","example":null},{"pos":"n","definition":"Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet","example":"Koket ruhu artık yüzünün sinirlerini idare etmiyordu."}]},"SİNİRLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yenilen besin maddesini sindirim sisteminde gereken değişikliklere uğratarak kana karışabilir bir duruma getirmek","example":"Doktor, ağır yemeklerden sonra midenin daha rahat hazmetmesi için bitki çayı içmesini önerdi."},{"pos":"v","definition":"Etin içindeki kas kirişlerini ve kalın zarları ayıklamak","example":"Etin sinirlenmesi, yemeklerin daha kolay pişmesini sağlar."}],"lemma":"sinirlemek"},"SİNİRLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duygu ve davranışlarını denetleyemeyecek duruma gelmek, öfkeli duruma geçmek","example":"İnsan sinirlenince hatır gönül tanımaz. Bu söze kim olsa sinirlenir."}],"lemma":"sinirlenmek"},"SİNİRLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolayca ve çabuk sinirlenen","example":"Tartışma sırasında patronunun her soruya sinirli bir şekilde cevap verdiğini fark etti."},{"pos":"adj","definition":"İçinde sinir bulunan","example":"Kasaptan aldıkları et biraz sinirliydi, doğramakta zorlandılar."}]},"SİNİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın erdem ve mutluluğa, hiçbir değere bağlı olmadan, bütün gereksinmelerden sıyrılarak bağımsız olarak erişebileceğini savunan Antisthenes'in öğretisi","example":null}]},"SİPAHİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlılarda tımar sahibi bir sınıf atlı asker","example":"Bazı sipahi ağası gibi mağrurdu, kimi cengâver tavırlı ve sakindi."}]},"SİPARİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yapılmasını, gönderilmesini, getirilmesini isteme","example":"Restorana gidip oturmadan önce telefonla yemek siparişi vermiştik."},{"pos":"n","definition":"Yapılması ısmarlanan şey","example":"Bütün bu siparişleri bir ayrı deftere kaydetmeyi unutmazmış."}]},"SİPER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş ve yağmurun etkisinden korumak amacıyla şapka, kapı, lamba vb. şeylere yapılan koruyucu engel","example":"Kaskın üzerindeki siperlik, motosiklet sürücüsünü yağmurdan koruyordu."},{"pos":"n","definition":"Korunulacak, arkasına, altına veya içine girerek saklanılacak yer","example":"Çocuklar saklambaç oynarken, eski ağacın kovuğunu siper olarak kullandılar."}]},"SİPERLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korunmak, saklanmak amacıyla bir yeri, bir şeyi kendine siper etmek veya siper altına, arkasına veya içine girmek","example":null}],"lemma":"siperlenmek"},"SİPOLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Katmanlarında iç içe daireler bulunan billurlu bir kalker türü","example":null}]},"SİPSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zurnanın dudaklara gelen kamış bölümü","example":"Usta zurnacı, sipsiyi değiştirerek çaldığı melodilere farklı bir ton kattı."},{"pos":"n","definition":"Ağaç dallarından yapılan düdük","example":"Dedem, çocukken el yapımı sipsilerle oynadığını anlatırdı."}]},"SİPSİVRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok sivri","example":"Uçları sipsivri demir kalemleri duvarlara atıyorum."}]},"SİRAYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşma","example":"Yağmur başladığında, parkta oturan insanlar bir anda sirayet etti."},{"pos":"n","definition":"Hastalık başkalarına geçme","example":"Yapılan muayene neticesinde, hastalığın kimseye sirayetine meydan verilmeyecektir."}]},"SİREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acı acı ses çıkaran ve uzaklara kadar tehlike veya uyarı işareti vermek için kullanılan düdük","example":"Ambulansın sireni duyulduğunda, herkes yol vermek için kenara çekildi."},{"pos":"n","definition":"Üst tarafı kız, alt tarafı balık olduğuna inanılan deniz kızı","example":"Mitolojide sirenler, güzel sesleriyle denizcileri büyüleyip tehlikeye sürüklerdi."}]},"SİRK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğitilmiş hayvanların ve cambazların gösteri yaptıkları genellikle kapalı yer","example":"O yalnız hasmıyla değil, bütün sirk halkıyla güreşiyor."}]},"SİRKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soygun yapma","example":null}]},"SİRKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Salatalara, yemeklere ekşilik vermek için kullanılan ekşimiş üzüm, elma, limon vb. suyu","example":"Annem salataya bir kaşık elma sirkesi ekledi."},{"pos":"n","definition":"Bit, tahtakurusu vb. asalak böceklerin yumurtası","example":"Hepsi bit, sirke içinde, sıvandım, hepsini temizledim."}]},"SİRKELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birçok sirke türemek","example":"Eski üzüm şişesinde bir süre sonra sirkelenme başlamıştı."},{"pos":"v","definition":"İçine sirke konmak","example":"Sakalının rengi kınaya, kokusu sirkelenmiş tarçına benzer."}],"lemma":"sirkelenmek"},"SİRKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yabani ıspanak","example":null}]},"SİRKÜLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek, herhangi bir konuda aydınlatmak, dikkat çekmek üzere ilgililere gönderilen yazı","example":"Vergi düzenlemeleriyle ilgili yeni bir sirküler tüm firmalara iletildi."},{"pos":"n","definition":"Yazılı çağrı, duyuru","example":"Yönetim, toplantı saatini bildiren bir sirküler yayımladı."}]},"SİRMO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğu Anadolu'da yetişen bir yabani sarımsak türü","example":null}]},"SİROKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akdeniz havzasında görülen çok sıcak bir rüzgâr","example":null}]},"SİROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karaciğerin büyümesi veya körelmesi ile ortaya çıkan bir hastalık","example":null}]},"SİRRUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce, tüy gibi saçaklı görünüşü olan buz parçalarından oluşmuş beyaz bulut","example":null}]},"SİRTAKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür dans","example":null}]},"SİRTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk müziğinde bir oyun havası","example":"Düğünde çalınan neşeli sirtto ile herkes dans etmeye başladı."}]},"SİRİUS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gece gökyüzünün en parlak yıldızı; Canis Major takımyıldızındadır.","example":null}]},"SİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atmosferin alt tabakalarındaki küçük su taneleri veya buhardan oluşan bulutların çok alçalarak yeryüzüne kadar inmesiyle oluşan duman","example":"Kalküta'yı süt mavisi bir akşam sisi kaplıyor."}]},"SİSLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sisle kaplanmak, sise bürünmek, bulanmak","example":null}],"lemma":"sislenmek"},"SİSMOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deprem bilimi uzmanı","example":null}]},"SİSMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Depremle ilgili","example":null}]},"SİSTEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan ilke","example":"Bu yılki hedeflerine ulaşmak için disiplinli bir çalışma sistemi benimsedi."},{"pos":"n","definition":"Bir aracı oluşturan düzen; düzenek; tertibat","example":"Arabanın fren sistemi, kış şartlarına uygun olarak yenilendi."}]},"SİSTEMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sayısal ve ekonomik konulara belli sistemler çerçevesinde bakan","example":null}]},"SİSTOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalp kasının kasılma devresi","example":null}]},"SİSTİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tahtanın üzerindeki ufak pürüzleri giderip onu dümdüz bir duruma getirmeye yarayan ince çelik lama","example":null}]},"SİSTİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle bakterilerin sebep olduğu sidik torbası iltihabı","example":null}]},"SİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarih öncesinden günümüze kadar değişik çağların ve uygarlıkların kültür değerlerini temsil eden eser veya kalıntı","example":null}]},"SİTAYİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Övme veya övgü","example":null}]},"SİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortak yönetimi olan konutlar topluluğu","example":"Sitenin bahçesinde oynadık."},{"pos":"n","definition":"İnternette bir kuruluşa ait sayfaların bütünü","example":null}]},"SİTEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye, yaptığı bir hareketin veya söylediği sözün üzüntü, alınganlık, kırgınlık vb. duygular uyandırdığını öfkelenmeden belirtme","example":"Millî Mücadelenin başından o güne kadar Atatürk'ün en hafif bir sitemine uğramamıştım."}]},"SİTEMKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kimseye üzüldüğünü, kırıldığını öfkelenmeden belirten","example":null}]},"SİTOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biyolojinin hücrenin yapısı, görevi, çoğalması ve hayatıyla ilgili dalı","example":null}]},"SİTİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük bakraç; su kovası","example":null}]},"SİVAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"SİVRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uskumrugillerden, ortalama 1 veya 2 kg gelen, eti esmer, büyüklüğüne göre \"çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak, piçuta\" adlarını alan, kılçıksız ve pulsuz bir balık","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ucu keskin ve batıcı olan","example":"Sivri gagasından kelimeler çıkarken sanki birer ok oluyordu."}]},"SİVRİL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sivri duruma gelmek","example":"Masanın kenarı sivrileşmişti ."},{"pos":"v","definition":"Başkalarını geride bırakıp yükselmek veya ün kazanmak","example":"Ben kardeşlerimin en küçüğü olmakla beraber epeyce sivrilmiştim."}],"lemma":"sivrilmek"},"SİVRİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaya çatlakları arasına sokulup üzerine balyozla vurulan, ucu sivri, yaklaşık 1 metre boyunda çelik çubuk","example":null}]},"SİVİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Asker olmayan; resmî giysi giymeyen","example":"Sivil giyimli bir polis."}]},"SİVİLCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde irin bulunan küçük deri kabarcığı, en küçük çıban","example":"Araya taraya gördüğünüz küçük bir sivilceye şirpençe adını takmışsınız."}]},"SİVİLİZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Medenileşmiş; uygar","example":"Hayatta gözlerini böyle yüksek bir muhitte açan Beatris'in ne kadar sivilize bir insan olacağı kolayca tasavvur buyrulur."}]},"SİY":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kedi, köpek işemek","example":null}],"lemma":"siymek"},"SİYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme","example":null}]},"SİYAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyu renkte olan","example":"Siyah kahve, soğuk kış günlerinde içimi oldukça keyifli hale getiriyor."},{"pos":"n","definition":"En koyu renk","example":"Siyah duvarlar odada derin bir huzur yaratıyordu."}]},"SİYAHLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Rengi karaya dönmek","example":"O mor karanlıkların siyahlaştığı yere yaklaşıyordu."}],"lemma":"siyahlanmak"},"SİYAHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Koyu tenli (kimse)","example":null}]},"SİYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözün gelişi, anlatım biçimi","example":null}]},"SİYAKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle devlet dairelerinde kullanılmış bir yazı türü","example":null}]},"SİYANÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hidrosiyanik asidin tuzu veya esteri olan çok güçlü bir zehir","example":null}]},"SİYASA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı","example":"Türkiye'nin siyasası \"Yurtta sulh, cihanda sulh\" sözüyle özetlenir."}]},"SİYASAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Siyasetle ilgili","example":null}]},"SİYASET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı","example":"Türkiye'nin siyasası \"Yurtta sulh, cihanda sulh\" sözüyle özetlenir."},{"pos":"n","definition":"Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış","example":"Onun siyaseti, halkın her kesimini memnun etmeye yönelikti."}]},"SİYASİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı ile uğraşan kimse","example":"Müdür bey, siyasiler koğuşunda başladı bu geceki teftişine."},{"pos":"adj","definition":"Siyasetle ilgili","example":null}]},"SİYATİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalça sinirlerinde oluşan ağrılı hastalık","example":null}]},"SİYEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sidiği böbreklerin her birinden sidik torbasına akıtan bir çift kanal","example":null}]},"SİYENİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşiminde bol miktarda alkali feldspat bulunan bir granit","example":null}]},"SİYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti Muhammed'in hayatını anlatan kitap","example":null}]},"SİYMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kedi, köpek işemek","example":null}]},"SİYONİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Siyonizmle ilgili","example":null},{"pos":"n","definition":"Siyonizm yanlısı","example":null}]},"SİYONİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"XIX. yüzyıl sonlarında çeşitli ülkelerde Yahudilerce ortaya atılan, Filistin'de bağımsız bir Yahudi devleti kurmayı amaçlayan akım","example":null}]},"SİZ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çokluk ikinci kişi zamiri","example":"Siz de bizimle gelmek ister misiniz?"},{"pos":"adv","definition":"Bir kişiye saygı ve incelik belirtisi olarak kullanılan bir seslenme sözü","example":"Sizden çok değerli fikirler alacağımızı düşünüyorum."}]},"SİĞİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deride, özellikle ellerde oluşan zararsız, pürtüklü küçük ur","example":"Siğil, bazen ciltte oluşan küçük, zararsız kabarcıklardır ve genellikle tedavi edilebilir."},{"pos":"n","definition":"Odun yarmakta kullanılan ağaç veya demir kama","example":"Eski odunları keserken siğil kullanmak işleri kolaylaştırıyordu."}]},"SİİRT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"TAACCÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şaşkınlık, şaşma","example":null}]},"TAADDÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayısı artma, çok duruma gelme","example":null}]},"TAAFFÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarma","example":null}]},"TAAHHÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey yapma sorumluluğunu alma","example":null}]},"TAALLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık veya ilişki","example":"Bu olay, birbiriyle hiç ilgisi olmayan meselelerin taalluk etmesiyle daha karmaşık hale geldi."}]},"TAAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek","example":null}]},"TAAMMÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşlenecek bir suçun daha önceden tasarlanması","example":"Taammüt içeren planlar, genellikle soğukkanlılıkla hazırlanır."},{"pos":"n","definition":"Bir işi veya suçu bile bile, tasarlayarak yapma","example":"Suçun taammüt ile işlenmesi, mahkemede cezanın ağırlaştırılmasına sebep oldu."}]},"TAANNÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuda direnme","example":null}]},"TAARRUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötülük veya yıpratma amacıyla, bir kimseye karşı doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma","example":"Düşman, gece yarısı karanlıktan faydalanarak ani bir taarruz başlattı."}]},"TAASSUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık","example":"Taassubun çevrelendiği öyle bir muhit ki kimse bana inanmaz da herkes ona inanır."}]},"TAAYYÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baş gösterme, meydana çıkma","example":"Yağmurun başlamasıyla birlikte sokaklarda ani bir hareketlilik taayyün etti."}]},"TAAYYÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşamak için gerekeni sağlama","example":null}]},"TAAŞŞUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılıklı âşık olma","example":null}]},"TAB":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez ve benzerine yazı, resim çıkarma işi","example":"Bu posteri tab ettirip şehrin farklı yerlerine astıralım."},{"pos":"n","definition":"Mizaç; huy; tabiat; karakter","example":"Onun tab'ı oldukça sakin ve uzlaşmacı bir insana uygun bir yapıdadır."}]},"TABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Taba renginde olan","example":null}]},"TABAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basımevi işletme işi, kitap basma işi","example":"Gelişen teknolojiyle birlikte tabaat işi, daha hızlı ve verimli hale geldi."},{"pos":"n","definition":"Bası sanatı","example":"Eski dönemlerde tabaat ile basılan kitaplar, şimdi antika değerinde sayılıyor."}]},"TABABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hekim olma durumu","example":"Üniversitede tababet eğitimi alarak hekimlik mesleğine adım attı."},{"pos":"n","definition":"Tıp bilgisi","example":"Tababet, hastalara doğru teşhis ve tedavi uygulayabilmek için bilim ve tecrübeyi birleştirir."}]},"TABAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yiyecek koymaya yarar, az derin ve yayvan kap","example":"Kadın masaya tabak, kaşık koyuyor."},{"pos":"n","definition":"Deri, post ve benzerini kullanabilecek duruma getirmek için uygulanan işlemlerini yapan kimse","example":null}]},"TABAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri, faz","example":"Deney sıvısının bu tabakasında oldukça dikkatli olmak gerekiyor."},{"pos":"n","definition":"Birbiri üzerinde bulunan yassıca maddelerin her biri","example":"Zemin katmanlarının her bir tabakası, farklı bir jeolojik dönemi temsil ediyor."}]},"TABAKALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tabaka durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"tabakalamak"},"TABAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan postlarını ve derilerini kullanılabilecek duruma getirmek amacıyla değişik kimyasal maddelerle işlemek","example":"Kesilen hayvanların postları burada tabaklanır."}],"lemma":"tabaklamak"},"TABAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yere dayanan bölümü veya bir şeyin üzerine oturtulduğu nesne","example":"Sandalyenin taban kısmı biraz hasar görmüş, tamir edilmesi gerekiyor."},{"pos":"n","definition":"Taban, döşeme, yer","example":"Yatak odasının tabanına yeni parke döşenmiş ve oldukça şık bir görünüm kazanmıştı."}]},"TABANCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısa, hafif, cepte veya belde taşınan ateşli silah","example":"Biraz eğildikleri zaman cübbelerinin arkasında tabanca kabzalarının kabartısı görülür."},{"pos":"n","definition":"Boyacılıkta kullanılan, basınçlı hava yardımıyla boya püskürtmeye yarayan araç","example":"Boyacı, duvarları tabanca ile boyayarak işini hızlı bir şekilde tamamladı."}]},"TABANVAY":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gidilecek yere herhangi bir taşıt ya da araç kullanmadan, yürüyerek","example":null}]},"TABASBUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranma durumu ya da bu şekilde davranış","example":null}]},"TABELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde tanıtıcı, belirtici bir yazı, açıklama, işaret veya resim bulunan, tahta veya sac parçası","example":"Dışarıdaki tabela levhasında mağazanın çalışma saatleri yazıyordu."},{"pos":"n","definition":"Hastane, yatılı okul, askerî birlik gibi toplu yemek verilen yerlerde, günlük yemek için çıkarılan erzakın türünü, miktarını gösteren çizelge","example":"Yemekhanedeki tabela, o gün çıkacak yemeklerin ve malzemelerin listesini içeriyordu."}]},"TABL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı","example":"Odanın köşesinde tablı yavaş yavaş alıyordu."}]},"TABLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sigara külü silkelenen ve sigara söndürülen kap","example":"Kahve masasında duran gümüş tabla, sigaraların söndürülmesi için kullanılıyordu."},{"pos":"n","definition":"Ağaçtan veya ağaç ürünlerinden hazırlanmış, büyük yüzeyli düzgün parça","example":"Masif ahşaptan yapılan tabla, yemek masasını oldukça şık bir hale getirmişti."}]},"TABLAKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mallarını tahtadan bir tepsi üzerinde satan kimse","example":"Eski zamanlarda tablakar, sokak sokak dolaşıp tahtadan tablasında yiyecek satardı."},{"pos":"n","definition":"Büyük konaklarda mutfaktan yemek tablalarını götürüp getiren görevli","example":"Konağın tablakarı, mutfaktan yemekleri hızlı ve dikkatli bir şekilde taşırdı."}]},"TABLDOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lokanta ve otellerde belirli bir para karşılığında verilen ve seçme olanağı olmayan birkaç kap yemek","example":"Tabldot ile lokanta onlar gibi küçük memurlara pahalı gelir"}]},"TABLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz ve yassı biçimli, çiğnenecek veya yutulacak madde","example":"İlaç tableti. Nane şekeri tableti."},{"pos":"n","definition":"Eski medeniyetlerden kalma, pişmiş veya güneşte kurutulmuş kilden yapılmış, üzerinde çivi yazısı ile metin yazılı belge","example":null}]},"TABLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu","example":"Köyün sureti, uzaktan bakıldığında huzurlu bir tabloyu andırıyordu."}]},"TABLİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köprü yapımında ilk olarak yerleştirilen ve köprüyü oluşturan bölüm","example":null}]},"TABU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kutsal sayılan bazı insanlara, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen dinî inanç","example":null},{"pos":"adj","definition":"Belli davranış veya sözlerin bir toplumca, bir toplumsal grupça tehlikeli sayılması ve olumsuz yaptırımlara bağlanarak yasaklanması","example":null}]},"TABUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küme, yığın, grup","example":null},{"pos":"n","definition":"Dört bölükten kurulan, bir binbaşının komutasındaki asker birliği","example":null}]},"TABURE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sırt ve kol dayayacak yeri olmayan iskemle","example":"Ocağın yanına bir tabure çekip bileziklerini şıngırdata şıngırdata çorbayı karıştırmaya devam etti."}]},"TABUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölünün içine konulduğu sandık biçiminde araç","example":null},{"pos":"n","definition":"İçine yumurta konan uzun sandık","example":null}]},"TABYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bölgeyi savunmak için yapılan ve silahlarla güçlendirilen yapı","example":null}]},"TABİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan","example":"Küçük bir köyde doğup büyüyen genç, ailesine ve yaşadığı çevreye tâbi olarak yaşamını sürdürüyor."},{"pos":"adv","definition":"Doğal olarak, işin gereği olarak","example":null}]},"TABİAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın yaradılış ve ruh özelliklerinin bütünü","example":"Bu adamın ne güzel bir tabiatı var."},{"pos":"n","definition":"İnsan faaliyetlerinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç, canlı ve cansız maddelerden oluşan varlığın hepsi","example":"İnsan zekâsı, tabiatın içinde değil, tabiatın yanında, ayrı bir kuvvettir."}]},"TABİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanlardaki hastalıkları teşhis edip ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse","example":null}]},"TABİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deyiş; anlatım; ifade","example":"Bugünlük temsil sözünü kullanırken onu alışılmış bir tabir olarak alıyoruz."},{"pos":"n","definition":"Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği","example":"Elma düşmekle ağacı terk etmez gibi tabirler hala kullanılmaya devam ediyor."}]},"TABİİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her zamanki gibi olan, alışılan","example":"Sıcaklar arttıkça serin yerler aramak, âdeta tabii bir ihtiyaç haline geliyor"},{"pos":"adj","definition":"Doğada olan, doğada bulunan","example":"Su kaynaklarından çıkarılan tabii mineraller, sağlığa oldukça faydalıdır."}]},"TABİİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeye veya bir kimseye bağlı olma; bağlılık","example":"Artık bu aileye bir tabiiyetim kalmadı."},{"pos":"n","definition":"Bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olma durumu","example":"Bir kişinin hangi devlete tabiiyet bağı ile bağlı olduğunu nüfus cüzdanı gösterir."}]},"TACİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin yapılmasını hızlandırma işi","example":null}]},"TACİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ticaret yapan, ticaretle uğraşan kimse","example":null}]},"TACİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tedirgin etme, rahatsız etme","example":null}]},"TADAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak için bunları birer birer elden veya gözden geçirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Saygı, itibar etme","example":null}]},"TADIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tat alma yetisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Tadına bakmak için bir şeyden ağza alınan miktar","example":null}]},"TADİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amaca uygun biçime getirmek için yapılan değiştirme","example":null}]},"TADİLAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amaca uygun biçime getirmek için yapılan değiştirme","example":null}]},"TAFLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, 2-6 metre yükseklikte, kışın yapraklarını dökmeyen, çiçekleri salkım durumunda, beyaz veya yeşil olan, süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç","example":null}]},"TAFRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisini olduğundan büyük gösterip böbürlenme, yüksekten atma","example":"Bir süre yakayı ele vermemenin tafrasıyla dolaşmak, bir beceri örneği değil mi?"}]},"TAFSİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi ayrıntılarıyla anlatma, açıklama","example":null}]},"TAFSİLAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri; teferruat","example":null}]},"TAFTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür sert, ipekli kumaş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış","example":"Söylemeyi unuttum, ben sana gri tafta çarşafımı verecektim, daha yirmi gün evvel yaptırdım ve hiç giymedim."}]},"TAGALLÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayarak davranma","example":null}]},"TAGAYYÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma","example":null}]},"TAHACCÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taş kesilme, taş olma","example":null}]},"TAHAFFUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli tehlikeleri engellemek için bir yere veya birine başvurma, kendini emniyete alma","example":null}]},"TAHAKKUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkma, yerine gelme","example":null}]},"TAHAKKÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu","example":null}]},"TAHAMMUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tadı ekşi hale gelmek, bozulmak eylemi","example":null}]},"TAHAMMÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü; kaldırma; katlanma","example":"Genç, tasavvurunun, tahammülünün fevkindeki bu hâllere karşı daima isyan ederdi."},{"pos":"n","definition":"Nesne, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilme, dayanma","example":null}]},"TAHAMMÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca salgılanan enzimler etkisiyle uğradığı değişiklik","example":null}]},"TAHARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temiz durma veya tutma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"İslam dini inanışlarına uygun olarak yapılan temizlik","example":null}]},"TAHARRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapma","example":null}]},"TAHASSUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korunmak için bir yere çekilme","example":null}]},"TAHASSÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi görme, kavuşma isteği","example":null}]},"TAHASSÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duygulanmak, etkilenmek durumu","example":null}]},"TAHATTUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilinip unutulan bir şeyi akla getirme","example":null}]},"TAHAVVÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma","example":null}]},"TAHAYYÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayalde canlandırma","example":null}]},"TAHAŞŞÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin bir yerde çokça birikmesi","example":null}]},"TAHDİDAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınırlamalar; kısıntılar","example":null}]},"TAHDİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevresini daraltma","example":null}]},"TAHFİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yükünü azaltma","example":null}]},"TAHIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. ürünlerin genel adı","example":null}]},"TAHKİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sorunu açıklığa kavuşturmak amacıyla bir idari veya adli makamın yönettiği, ilgililerden ve tanıklardan bilgi toplama, konuyu inceleme işi","example":"Tahkikatın neticesinden beni de malumattar ediniz."}]},"TAHKİKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sorunu açıklığa kavuşturmak amacıyla bir idari veya adli makamın yönettiği, ilgililerden ve tanıklardan bilgi toplama, konuyu inceleme işi","example":"Tahkikatın neticesinden beni de malumattar ediniz."}]},"TAHKİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anlaşmazlıkların hakem yoluyla çözülmesi yöntemi","example":null}]},"TAHKİMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yeri düşman saldırısına karşı koyabilecek duruma getirmek için yapılan türlü haberleşme, hendek, siper vb. savunma tesisleri","example":null},{"pos":"n","definition":"Maden yatağında açılan bir kanalın çökmesini önlemek amacıyla sağlamlaştırma","example":null}]},"TAHKİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Onur kırma, onuruna dokunma, hor görme","example":null}]},"TAHKİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, anlatış düzeni","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir olayı anlatmadaki düzen, anlatış düzeni","example":null}]},"TAHLİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ant içirme; yemin ettirme","example":null}]},"TAHLİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir maddenin birleşimindeki yalın cisimlerin niteliğini veya niceliğini anlamak için yapılan işlem","example":"Biz yine sırasıyla bu seyahatlerin tahliline geçerek mühim noktalara işaret etmeye çalışalım."},{"pos":"n","definition":"Bir cümledeki kelimelerin hangi kelime türünden olduklarını veya özne, tümleç, yüklem görevlerinden hangisinde bulunduklarını belirtme","example":null}]},"TAHLİLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çözümlemeye dayanan, çözümle ilgili","example":null}]},"TAHLİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir canlıyı bir felaketten, tehlikeden veya zor durumdan uzaklaştırma","example":"Bunlar tahlisiye madalyalarıdır. Geçen sene yangında bir çocuğu kurtardım."}]},"TAHLİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boşaltmak işi","example":"Evin tahliyesi iki gün sürdü."},{"pos":"n","definition":"Tutukluyu serbest bırakma","example":null}]},"TAHMİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüklemek işi, tahmil","example":null}]},"TAHMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akla, sezgiye veya bazı verilere dayanarak gelecek bir şeyi, olayı kestirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Yaklaşık olarak değerlendirme","example":null}]},"TAHMİNEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yaklaşık olarak","example":null}]},"TAHMİNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçek değeri ve miktarı değil, ondan az fazla veya eksik bir niceliği gösteren, aşağı yukarı bir değerlendirme yapılarak bulunan","example":null}]},"TAHMİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında bir gazelin her beytinin başına üç dize katılması durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Kahve vb. şeyleri kavurma","example":null}]},"TAHNİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölüyü, bozulmaması için ilaçlama","example":null}]},"TAHRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür eğri budama bıçağı","example":null}]},"TAHRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elburz Dağları'nın güney yamaçlarında bulunan ve İran'ın başkenti olma özelliğine sahip şehir","example":null}]},"TAHRİBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıkıp bozma, harap etme","example":null}]},"TAHRİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin aslını bozma, kalem oynatma, değiştirme","example":null}]},"TAHRİFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin aslını bozma, değiştirme","example":null}]},"TAHRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi kötü bir iş yapması için ileri sürme, kışkırtma","example":null},{"pos":"n","definition":"Hareket ettirme","example":null}]},"TAHRİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz","example":null}]},"TAHRİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırıp dökme, harap etme","example":null}]},"TAHRİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrencilere duygu ve düşüncelerini etkili ve düzgün bir biçimde anlatmaları için yaptırılan yazılı veya sözlü çalışma","example":null}]},"TAHRİRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resmî bir dairece yazılan yazılar ve mektuplar","example":null}]},"TAHRİREN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yazıyla, yazılı olarak","example":"Bize tahriren verdiği imzalı cevabında, vapurun limandan çıkmasına kadar nezdimizde alıkoymamızın, hayatını kurtarabileceğini söyledi."}]},"TAHRİRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kaydı yapılmış, yazıya geçirilmiş","example":null}]},"TAHRİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakarak kaşındırma","example":null}]},"TAHSİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma","example":null},{"pos":"n","definition":"Para vermesi gerekenden parayı alma","example":null}]},"TAHSİLAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alacakların toplanması veya süresi içinde ödenmeyenlerin yasal yollarla alınması","example":null}]},"TAHSİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma","example":null}]},"TAHSİSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş için ayrılan belli para","example":"Sonra tahsisat yoktur, gelecek sene bütçesine para konulacak diye bir lakırtı çıkardılar."},{"pos":"n","definition":"Bir işi gerçekleştirmek için ayrılmış para","example":"Okulun bahçesine bir Atatürk büstü dikme emeli tahsisat geciktikçe suya düşmektedir."}]},"TAHT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın egemen olması","example":null},{"pos":"n","definition":"Hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk","example":"Mozaikten tapınaklar yapar, tunçtan kaleler, fil dişinden tahtlar kurarmışsın."}]},"TAHTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç","example":"Tahtaları oynattığında üzerine topraklar dökülmeye başladı."},{"pos":"n","definition":"Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme","example":"Yeni silinmiş tahtalar birkaç saniye içinde berbat oldu."}]},"TAHTABOŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının genellikle dışarıya doğru çıkmış, çevresi duvar veya parmaklıkla çevrili bölümü","example":null}]},"TAHVİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletin veya özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı, yıllık faiz getiren yazılı senet","example":null},{"pos":"n","definition":"Dönüştürmek işi, bir durumdan başka bir duruma çevirme","example":null}]},"TAHVİLAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletin veya özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı, yıllık faiz getiren yazılı senet","example":null}]},"TAHİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu","example":null}]},"TAHİNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kirli, koyu sarı renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Tahin renginde olan","example":null}]},"TAHŞİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haşiye yazma; çıkma yapma","example":null}]},"TAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yere iliştirmek, geçirmek (takmak)","example":"Yakana bu rozeti tak."},{"pos":"n","definition":"Bir olayı anmak için kurulan kemer biçiminde yapı, zafer takı","example":null}]},"TAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi","example":"Taka ile deniz yolculuğunun nasıl geçtiğini anlatmayacağım."},{"pos":"n","definition":"Bozuk, zor çalışan veya eski kara taşıtları için kullanılan bir söz","example":null}]},"TAKADDÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin öbüründen önce olması durumu","example":null}]},"TAKALLÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasın büzülüp toplanması","example":null}]},"TAKANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alacak; borç","example":null}]},"TAKARRÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arada az bir aralık kalacak biçimde ilerleme, aradaki uzaklığı azaltma veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitme","example":null}]},"TAKARRÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde yaşama; iskân","example":null},{"pos":"n","definition":"Karar verilme","example":null}]},"TAKAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi","example":"Bahçesindeki fazla elmalarını komşusuyla bir değiş yaparak taze sebzelerle takas etti."},{"pos":"n","definition":"İki ülke arasında yapılan alışverişin karşılıklı olarak malla ödenmesi","example":null}]},"TAKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiziksel güç, bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü","example":null}]},"TAKATUKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gereksiz, önemsiz, sonu alınamayacak söz veya davranış","example":null},{"pos":"n","definition":"Basımevlerinde dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz","example":null}]},"TAKAYYÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağlı olmak işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Üstüne düşme, özen gösterme","example":null}]},"TAKAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Azarlama; başa kakma","example":"Acaba, bütün bu söylediklerinin altında bir takaza da var mı diye iyice tartıyorum, yok gibi."}]},"TAKBİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine kusurundan ötürü sert sözler söyleme işi","example":null}]},"TAKDİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sunma; tanıştırma","example":"Konuğu herkese takdim etti."}]},"TAKDİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beğenme, değer verme","example":"Öğretmeni onu takdir etti."},{"pos":"n","definition":"Kader, alın yazısı","example":null}]},"TAKDİRDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"...-dığı zaman","example":"İnsan kendisine öğretilmediği takdirde dostunu, düşmanını tabii olarak ayıramaz."}]},"TAKDİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kutsal sayma","example":null}]},"TAKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Takılarak kullanılan süs eşyası","example":null},{"pos":"n","definition":"İsmin başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki","example":null}]},"TAKIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak","example":"Son günlerde bir de usta sözüne takılır oldum."},{"pos":"v","definition":"Birbirine geçip kenetlenmek","example":"O gece üst katla bizim odayı birleştiren merdivenin üstüne koca kapak takıldı."}],"lemma":"takılmak"},"TAKILGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanı, şaka yollu üzecek veya uğraştıracak davranışlarda bulunmayı huy edinmiş olan","example":null}]},"TAKILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak","example":"Son günlerde bir de usta sözüne takılır oldum."},{"pos":"v","definition":"Birbirine geçip kenetlenmek","example":"O gece üst katla bizim odayı birleştiren merdivenin üstüne koca kapak takıldı."}]},"TAKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birlikte oynayan ya da çalışan kişiler topluluğu","example":"Takımımız maçı kazandı."},{"pos":"n","definition":"Bir arada kullanılan eşyalar: çay takımı","example":null}]},"TAKIMADA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine yakın büyüklü küçüklü birkaç adanın tümü","example":null}]},"TAKIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir nitelik veya durum almak","example":"Takındığı bu sıfatı boynundaki kravattan fazla mühimsediği de yoktu."},{"pos":"v","definition":"Kendine takmak","example":null}],"lemma":"takınmak"},"TAKINAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı düşünce","example":null}]},"TAKINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir nitelik veya durum almak","example":"Takındığı bu sıfatı boynundaki kravattan fazla mühimsediği de yoktu."},{"pos":"v","definition":"Kendine takmak","example":null}]},"TAKINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum veya sorun","example":"Uykum kaçınca aklım bir şeye takılır ve o takıntıyı savuşturuncaya kadar gözüme uyku girmez."},{"pos":"n","definition":"Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük","example":null}]},"TAKIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Metal nesneler kuru bir ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"takırdamak"},"TAKIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin çıkardığı kuru ve sert ses","example":"Yüksek ökçelerin takırtısından evin en üst katının da kımıldadığını duyardık."}]},"TAKIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Anlaşamamak, uyuşamamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birbirine takılmak","example":null}],"lemma":"takışmak"},"TAKIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Anlaşamamak, uyuşamamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birbirine takılmak","example":null}]},"TAKKADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman geçirmeden, kısa süre içinde","example":null}]},"TAKKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce kumaştan dikilmiş veya ipten örülmüş, çoğunlukla yarım küre biçiminde başlık","example":"Yatarken beyaz gecelik entarisini giyer ve başına da küçücük gecelik takkesini geçirirmiş."},{"pos":"n","definition":"Yarım küre biçimindeki kubbenin üst bölümü","example":null}]},"TAKLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elleri yere koyduktan sonra ayakları kaldırıp vücudu üstten aşırtarak öne veya arkaya yapılan dönme hareketi","example":null},{"pos":"n","definition":"Uçak, güvercin ve benzerinin uzunlamasına veya yanlamasına dönme hareketi","example":null}]},"TAKLAVAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parçalarıyla birlikte takım anlamındaki takım taklavat sözünde geçer","example":"Onlar takım taklavat gezmeye çıktılar."}]},"TAKLİDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Taklit yoluyla yapılan","example":null}]},"TAKLİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değiştirmek işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin biçim ve kalıbını değiştirme","example":null}]},"TAKLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma","example":"Her memleket başkalarının yeniliklerini taklit ile başladığı intizama kendisinin eskiliklerini tahkik ile nihayet verir."},{"pos":"n","definition":"Benzetilerek yapılmış şey","example":null}]},"TAKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Önemsemek, önem vermek","example":"O hiç kimseyi takmaz"},{"pos":"v","definition":"Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek","example":"Geline pırlanta yüzük takmışlar."}]},"TAKOGRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu araçlarda hız ölçüm aygıtı","example":null}]},"TAKOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir taşıtın kaymaması, kımıldamaması için tekerlekleri altına yerleştirilen tahta, plastik vb. engel","example":null},{"pos":"n","definition":"Türlü maksatlarla iki şeyin arasına sokuşturulan, kıstırılan parça","example":"Alçak yanına bir takoz sokup kürsüyü düz durdurdu."}]},"TAKOZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Takoz koymak","example":null}],"lemma":"takozlamak"},"TAKRİBEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yaklaşık olarak","example":null}]},"TAKRİBİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçek değeri ve miktarı değil, ondan az fazla veya eksik bir niceliği gösteren, aşağı yukarı bir değerlendirme yapılarak bulunan","example":null}]},"TAKRİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meclis, kongre vb. resmî bir toplantıda, herhangi bir konu veya sorunla ilgili olarak bir öneride bulunmak için, üyelerden biri veya birçoğu tarafından başkanlığa verilen, oya konularak karar verilmesi istenen yazılı kâğıt","example":null},{"pos":"n","definition":"Anlatma; ders verme","example":"Dersi kitaptan mı takip ediyorlar, yoksa takrirden mi?"}]},"TAKRİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eserin başına konulan yetkili bir kimsenin yazdığı, övücü tanıtma yazısı","example":null}]},"TAKSA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pulu yapıştırılmadan veya eksik yapıştırılarak gönderilen mektup için, alıcının cezalı olarak ödediği posta ücreti","example":null}]},"TAKSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ücret karşılığı yolcu taşıyan otomobil","example":"Havalimanına taksiyle gittik."}]},"TAKSİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parçalara bölerek dağıtma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bölme işlemini gösteren \"/\" veya \":\" işaretlerinin okunuşu","example":null}]},"TAKSİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik veya düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu","example":"Elbette bir taksirimiz varmış ki çekiyoruz. Bugünleri de görmek mukaddermiş."},{"pos":"n","definition":"Kısaltma işi","example":null}]},"TAKSİRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kusurlar; suçlar","example":"İnsan gene kendi taksiratı yüzünden normal ömrünü yaşayamaz oldu."}]},"TAKSİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir borcun belli zamanlarda ödenmesi gerekli olan parçalarından her biri","example":"Sen nasıl olsa memursun, taksitle her şeyi alabilirsin."}]},"TAKSİTLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Taksitlere bağlanarak","example":null}]},"TAKT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerinde konuşma veya davranma","example":null}]},"TAKTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünü iki veya daha fazla parçaya ayırma","example":null},{"pos":"n","definition":"Aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün parçalarına göre ayırma","example":null}]},"TAKTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü savaş araçlarını belli bir sonuca ulaşmak amacıyla etkili biçimde birleştirerek ve kullanarak kara, deniz veya hava savaşını yönetme sanatı","example":null},{"pos":"n","definition":"İstenen sonuca ulaşmak amacıyla izlenen yol ve kullanılan yöntemlerin tümü","example":"Hayatında ilk ve son defa başvurduğu taktik de bu oldu."}]},"TAKTİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gaz ürünler elde etmek için, bazı katı nesneleri ısı yoluyla temel ögelerine ayrıştırma, imbikten çekme","example":null}]},"TAKUNYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamam gibi zemini ıslak yerlerde kullanılan, üstü tasmalı, tabanı yüksek, ağaçtan yapılmış bir tür terlik","example":null}]},"TAKVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Allah'tan korkma","example":null}]},"TAKVİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yılın günlerini, aylarını, sayılı günlerini gösteren, değişik biçimlerde yapılmış çizelge veya defter","example":"Takvimi iki gündür koparmadım."},{"pos":"n","definition":"Zamanı yıllara, aylara ve günlere ayıran yöntem","example":null}]},"TAKVİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma","example":"Düşmanı, takviye gelinceye kadar oyalamak zorundaydılar."}]},"TAKYİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağlı kılma","example":null}]},"TAKİBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suçlu sanılan biri için yapılan soruşturma ve araştırma","example":"Hakkımda takibat yapılacağından korkmayarak size anlatabilirim."}]},"TAKİBEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İzleyerek; hemen sonra","example":"Teravihi takiben imam ve müezzinlere buzlu şerbetler ikram edilirdi."}]},"TAKİGRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu araçlarda hız ölçüm aygıtı","example":null}]},"TAKİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mikrobundan arıtma","example":null},{"pos":"n","definition":"Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma","example":null}]},"TAKİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İzinden gitme, uyma","example":null},{"pos":"n","definition":"Yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitme; izleme","example":"Hazım Aslan'ı, bir polis hafiyesi gibi günlerce takipten sonra bulmaya muvaffak oldum."}]},"TAKİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korku, çekinme","example":null},{"pos":"n","definition":"Olduğundan farklı görünme","example":null}]},"TAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı","example":null}]},"TALAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evliliğin sona ermesi, erkeğin karısını boşaması","example":null}]},"TALAKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzgün söz söyleme kolaylığı","example":null}]},"TALAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kişinin zor kullanarak ele geçirdikleri malı alıp kaçması","example":null}]},"TALANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birçok kimse, zor kullanarak bir malı alıp kaçmak","example":"Çapulcular bütün köyleri alan talan etmişler."}],"lemma":"talanlamak"},"TALAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hızı saatte 120 kilometreyi aşan çok güçlü fırtına","example":null},{"pos":"n","definition":"İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde oluşan kabarıklık","example":null}]},"TALAZLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerinde dalga oluşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde kabarıklık oluşmak","example":null}],"lemma":"talazlanmak"},"TALAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Testere ile biçilen veya rende, matkap, törpü vb. araçlarla işlenen bir şeyden dökülen kırıntılar","example":null}]},"TALAŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Talaş dökmek","example":null}],"lemma":"talaşlamak"},"TALEBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse","example":null}]},"TALEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme","example":null}]},"TALK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle açık yeşil, toz durumundayken yağlı bir görünümde, özgül ağırlığı 2,7, sertliği 1 olan, hidratlı doğal magnezyum","example":null}]},"TALKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ana sapın bir çiçekle sonuçlandığı, büyümeyi yan sapların sürdürdüğü bir tür uzama biçimi","example":null}]},"TALKIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölü gömüldükten sonra mezar başında imamın söylediği dinî sözler","example":null}]},"TALLİNN":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Estonya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"TALTİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyilik ederek gönül alma","example":null},{"pos":"n","definition":"Birini nişan, madalya, aylık artırma vb. şeylerle ödüllendirme","example":null}]},"TALYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 81, atom ağırlığı 204,39, yoğunluğu 11,85, 303 derecede eriyen, fizik özellikleri bakımından kurşuna çok yaklaşan, tuzları ve birleşikleri zehirli bir element","example":null}]},"TALİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sırada önem bakımından ikinci derecede olan","example":null}]},"TALİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şans","example":"Talihi yaver gitti."}]},"TALİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu tür yazı ile yazılmış","example":"... sonra üç de eski talik levha."}]},"TALİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört tekerlekli, üstü kapalı, yaylı bir tür at arabası","example":null}]},"TALİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tümel bir önermeden tikel bir önermeye, yasalardan olaylara, etkenden etkiye geçme yolu","example":null},{"pos":"n","definition":"Sebep gösterme","example":null}]},"TALİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılan tekrar, temrin, talim, egzersiz)","example":null}]},"TALİMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan, cıvadra donanımına desteklik etmek amacıyla konulan ekleme","example":null}]},"TALİMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda tutulacak yol için üst makamlardan alt makamlara belli bir esasa dayanarak verilen buyruk","example":"Demir Bey'den beklenilen talimat gelmişti."},{"pos":"n","definition":"Görevin gerektirdiği türlü hizmetlerin başarıyla yürütülmesi için kumandanlık, başkanlık veya daire başkanları tarafından verilen, o hizmetle ilgili sorumluluk, düzen ve ilkeleri içine alan buyruklar","example":null}]},"TALİMGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli uzmanlık dallarına gerekli olan uzman, öğretici ve benzerini yetiştirmek amacıyla uygulamalı olarak eğitim ve öğretim vermek için oluşturulmuş askerî kuruluş","example":null}]},"TALİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye, bir işe istek duyan veya merak sarmış olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle evlenmek isteyen ve bu isteğini evleneceği kimseye bildiren erkek","example":"Öyle olmasa Musa ile evlenmez, talipleri içinde en beğendiği İsa'nın İstanbul'dan dönmesini beklerdi."}]},"TAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eksiksiz, bütün","example":"Tam zamanında geldi."}]},"TAMAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeme durumu veya böyle davranış","example":"Bu kitabın nesine tamah ettin?"}]},"TAMAHKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen","example":null}]},"TAMAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eksiksiz, tüm","example":null},{"pos":"adj","definition":"Eksiksiz, kesintisiz","example":null}]},"TAMAMEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bütünüyle, tam olarak, toptan","example":null}]},"TAMAMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitmesini sağlamak, tüketmek veya sonuçlandırmak","example":"Bu genç , otuz yaşına gelmeden altmışını tamamlamıştı."},{"pos":"v","definition":"Eksiksiz, tamam duruma getirmek","example":"Tatil için tüm hazırlıkları tamamladık."}],"lemma":"tamamlamak"},"TAMANİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğal kalsiyum ve demir fosfat","example":null}]},"TAMBUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinin başlıca çalgılarından biri olan, yay veya mızrapla çalınan, uzun saplı, telli çalgı","example":"Eczacı İhsan Bey'in tamburundan ağır tınlamalı birtakım sesler geliyordu."},{"pos":"n","definition":"Silindir biçiminde kap","example":null}]},"TAMBURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk halk müziğinde kullanılan, cura, bulgari, çöğür, bağlama gibi telli ve çalgıçla çalınan çalgıların genel adı","example":"Gündüzleri öğleden sonra yatağından kalkarak tamburasını eline alıyordu."}]},"TAMBURİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tambur çalan kimse","example":"Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta / Tamburi Cemil Bey çalıyor eski plakta"}]},"TAMPON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çarpışmaların etkisini azaltmak için vagonların, otomobillerin ön ve arkalarında bulunan donanım","example":"Biz, bizimkinin arka tamponunu da göçürttük"},{"pos":"n","definition":"Bir darbenin şiddetini azaltmaya yarayan, içi yumuşak maddeyle dolu şey","example":null}]},"TAMPONLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tampon koymak, yerleştirmek","example":"Cebinden çıkardığı mendille kanayan burnunu tamponlarken, yavaş yavaş uzaklaşmak istedi."}],"lemma":"tamponlamak"},"TAMTAKIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan","example":null}]},"TAMTAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı olayları haber vermeye veya açıklamaya yarayan, davulla yapılan ses","example":"Tamtamların yeni ahengiyle raks başladı."},{"pos":"n","definition":"Orkestrada yer alan bir tür Çin gongu","example":null}]},"TAMU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî inanışlara göre, dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer","example":"Cehennem inancında tamu sözcüğünün anlattığı belli bir cehennem tasarımı yoktur."}]},"TAMZARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğu Anadolu'da, toplu olarak oynanan bir halk oyunu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu oyunun müziği","example":null}]},"TAMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Derin duruma getirmek","example":null}]},"TAMİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek, herhangi bir konuda aydınlatmak, dikkat çekmek üzere ilgililere gönderilen yazı","example":"Askerî tamimlerin, nizamların, kanunların, tefsirlerin, göreneklerin çeşidi, vergi kâtibinin hafızasına yerleşti."},{"pos":"n","definition":"Zihnin genel düşünceler yapması işlemi veya özelden genele geçiş","example":null}]},"TAMİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokma, işe yarar duruma getirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Yapılan bir yanlışı, kusuru düzeltmeye çalışma","example":"Mademki bir münasebetsizlik etmişsin, bunu tamire imkân yok muydu?"}]},"TAMİRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokma, işe yarar duruma getirme","example":null}]},"TAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş doğmadan önceki alaca karanlık","example":null}]},"TANDANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme","example":null}]},"TANDEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda savunmanın gerisinde görev yapan oyuncunun arkasındaki tek kişi","example":null},{"pos":"n","definition":"Kürek sporunda ikişer kürek kullanılarak yapılan tekne yarışı kategorisi","example":null}]},"TANDIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yere çukur kazılarak yapılan bir tür fırın","example":null},{"pos":"n","definition":"Bazı yerlerde, kışın ayakları ısıtmak için, alçak bir masanın altına mangal konulup üstüne yorgan örtülerek yapılan düzen","example":null}]},"TANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı bitkilerin tohumu","example":"İşçiler buğdayı savurmakta ve taneyi samandan ayırmaktadır."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir sayıda olan","example":"Kırlarda bir tane bile çiçek yoktu."}]},"TANECİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tahılla beslenen","example":null}]},"TANELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tanelerini ayırmak","example":null}],"lemma":"tanelemek"},"TANEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok bitkisel maddede bulunan, deri tabaklamada, hekimlikte kullanılan, tadı buruk bir madde","example":null}]},"TANGIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Madenî şeyler kuru ve gürültülü ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"tangırdamak"},"TANGIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Madenî şeylerin çıkardığı kuru ve gürültülü ses","example":null}]},"TANGO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel ritimli ağır bir dans","example":"Annemle babam yalnızca tango ve vals yaparlarmış cumhuriyet balolarında."},{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":"Burada o zaman bir laterna vardı. Kolunu çevirdiğinizde hırıl hırıl bir tango çalıyordu."}]},"TANI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastalığın ne olduğunu araştırıp ortaya koyma","example":null},{"pos":"v","definition":"Daha önce görülen, bilinen bir kimse veya şeyle karşılaşıldığında bunun kim veya ne olduğunu hatırlamak","example":"Zarfın üstündeki yazıyı hemen doğru olarak tanıdı ."}]},"TANIDIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanışılıp konuşulan kimse; bildik; tanış","example":"Tanıdıklar vasıtasıyla işini hallediyordu"},{"pos":"adj","definition":"Daha önceden bilinen, görülen; aşina","example":"Küçük kız, bir tanıdık edasıyla konuşan bu esrarlı adamı yadırgamadı."}]},"TANIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse","example":null}]},"TANIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iddiayı tanıkla desteklemek; tanık göstermek","example":null}],"lemma":"tanıklamak"},"TANILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Teşhis etmek","example":null}],"lemma":"tanılamak"},"TANIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme veya açıklama","example":null}]},"TANIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Daha önce görülen, bilinen bir kimse veya şeyle karşılaşıldığında bunun kim veya ne olduğunu hatırlamak","example":"Zarfın üstündeki yazıyı hemen doğru olarak tanıdı ."},{"pos":"v","definition":"Boyun eğmek, yargısına uymak, saymak, saygı göstermek","example":null}]},"TANIMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtmek ve açıklamak","example":"Mutluluğu eşsiz bir duygu olarak tanımlardı ."}],"lemma":"tanımlamak"},"TANINMIŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herkesçe bilinen, tanınan, belli, ünü olan","example":"Memleketin tanınmış bir hekimi."},{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir özelliği ile ün kazanmış olan","example":"Cimri tanınmış bir komşu. İyi tanınmış bir adam."}]},"TANIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge","example":"Ölümlerin nedenlerini Azrail'e bağlamamız bizim bu konuda sürüp giden çaresizliğimiz tanıtıdır."},{"pos":"v","definition":"Bir kişinin kim olduğunu başkasına bildirmek, birbirini tanımayanların tanışmasını sağlamak","example":null}]},"TANITI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İletişim araçları yoluyla tanıtma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Duvar duyurusu","example":null}]},"TANITIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin veya bir şeyin tanınmasını sağlama işi","example":null}]},"TANITLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iddianın gerçekliğini inkâr edilmeyecek bir kesinlikle göstermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Muhakeme etme yoluyla veya tanık göstererek bir şeyin doğruluğunu ortaya koymak","example":null}],"lemma":"tanıtlamak"},"TANIŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanıdık kimse veya yer","example":null},{"pos":"v","definition":"Birbirini tanır duruma gelmek","example":"Çağır hele arkadaşını, onunla da tanışalım, dedi."}]},"TANIŞIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini tanıyanlardan her biri","example":"Tanışıklar birbirlerine iftira ederlerdi."}]},"TANIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini tanır duruma gelmek","example":"Çağır hele arkadaşını, onunla da tanışalım, dedi."}]},"TANJANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başka bir çizgiye, eğriye ve yüzeye dokunan, fakat onu kesmeyen çizgi, eğri veya yüzey","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir şeye yalnız bir noktada değen","example":null}]},"TANK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zırhlı ve silahlı, tekerlekleri paletli, motorlu savaş taşıtı","example":null},{"pos":"n","definition":"Su, yakıt vb. sıvıları depolamaya yarayan araç","example":null}]},"TANKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Petrol, benzin gibi akaryakıt ürünleriyle, sanayi ile ilgili yağ, şarap vb. sıvı maddeleri taşıyan gemi veya kamyon","example":null}]},"TANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek","example":null}],"lemma":"tanlamak"},"TANLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek","example":null}]},"TANNAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tınlayan; çınlayan","example":null}]},"TANRI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisine tapılacak varlık","example":"Bazı eski uygarlıklar, hakim olarak kabul ettikleri tanrılara taparlardı."}]},"TANRIÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok tanrılı dinlerde kendisine tapınılan dişi tanrı","example":null}]},"TANSIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan aklının alamayacağı şaşırtıcı veya olağanüstü olay","example":null}]},"TANSİYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanın damarlara içeriden yaptığı basınç","example":null},{"pos":"n","definition":"Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava","example":null}]},"TANTAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 73, atom ağırlığı 180,88, yoğunluğu 16,6 olan, 3000 °C'ye doğru eriyen ve siyah bir toz durumunda elde edilen bir element","example":null}]},"TANTANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı","example":null},{"pos":"n","definition":"Gereksiz, önemsiz, sonu alınamayacak söz veya davranış","example":null}]},"TANTUNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşbaşından daha küçük et parçalarının soğan, biber, maydanoz, domates vb. ile bir sac üzerinde pişirilmesi sonunda hazırlanan kebap türü","example":null}]},"TANZANYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Dodoma.","example":null}]},"TANZİFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belediyece yaptırılan temizlik işleri","example":null}]},"TANZİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması","example":"Rakamları tanzime ihtiyacın yoktur her halde."},{"pos":"n","definition":"Aksayan bir şeyi düzeltme, düzenleme, yoluna koyma","example":null}]},"TANZİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin niteliğini anlatmak için o niteliği eksiksiz taşıyan bir şeyi örnek olarak gösterme işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında bir şiiri örnek alarak ona benzer bir örnek kaleme alma","example":null}]},"TANİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çın ya da \"tın\" seslilerini çıkarma; bu seslerin bir süre devam etmesi","example":null}]},"TAP":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tutku ile sevmek, bağlanmak","example":"Bütün Bucaklılar bana tapıyor , biliyorsun."},{"pos":"v","definition":"Tanrı'ya kulluk etmek","example":null}],"lemma":"tapmak"},"TAPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şişe gibi dar delikleri tıkamaya yarayan mantar, cam, tahta veya plastikten tıkaç","example":null},{"pos":"n","definition":"Top mermisinin ucuna takılan ve mermi atıldıktan sonra patlamasını sağlayan ayarlı başlık","example":null}]},"TAPALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şişe ve benzerinin ağzına, ağzı tıkamak için mantar, cam, tahta veya plastikten tıkaç koymak","example":null}],"lemma":"tapalamak"},"TAPAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan veya ağaç kütüğünden tarım aracı","example":null}]},"TAPANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tarlaya atılan tohumu örtmek için sürgü çekmek","example":null}],"lemma":"tapanlamak"},"TAPI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisine tapılacak varlık","example":null}]},"TAPIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çocuğu uyutmak veya susturmak için arkasına yavaş yavaş vurmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birini beğenerek arkasını okşamak; tapışlamak","example":null}],"lemma":"tapıklamak"},"TAPIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tanrı buyruklarını yerine getirmek, Tanrı'ya yönelen saygı davranışlarında bulunmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Büyük bir sevgiyle bağlanmak, aşkla sevmek","example":null}],"lemma":"tapınmak"},"TAPINAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde ibadet edilen, tapınılan yapı","example":null}]},"TAPINCAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne","example":null}]},"TAPINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tanrı buyruklarını yerine getirmek, Tanrı'ya yönelen saygı davranışlarında bulunmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Büyük bir sevgiyle bağlanmak, aşkla sevmek","example":null}]},"TAPIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tapırtı\" sesi çıkarmak","example":null}],"lemma":"tapırdamak"},"TAPIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yürürken çıkan ayak sesini andırır ses","example":null}]},"TAPIŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hamurun üzerini düzeltmek için hafif hafif vurarak elle sıvamak","example":null}],"lemma":"tapışlamak"},"TAPMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tutku ile sevmek, bağlanmak","example":"Bütün Bucaklılar bana tapıyor , biliyorsun."},{"pos":"v","definition":"Tanrı'ya kulluk etmek","example":null}]},"TAPON":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Niteliği düşük; eski; elde kalmış","example":"İşportanın içinde hayatın en yırtık, en tapon matahları satılıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Bayağı kimse","example":null}]},"TAPTAZE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bozulmadan, değerinden bir şey yitirmeyerek","example":"Ama bu güzel, bu ince hatıra, bütün acılığı ve bütün tatlılığı ile içinde taptaze duruyor."},{"pos":"adj","definition":"Çok taze","example":null}]},"TAPU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir taşınmazın üstündeki mülkiyet hakkını gösteren belge","example":null},{"pos":"n","definition":"Tapu işlerinin yürütüldüğü kuruluş","example":null}]},"TAPULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Taşınmazlar ve bunlarla ilgili ipotek, şufa, irtifak gibi bazı hakları tapu kütüğüne geçirmek","example":null}],"lemma":"tapulamak"},"TAPYOKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Manyok kökünden çıkarılan nişasta","example":null}]},"TAPİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pokerde kâğıtlar dağıtılmadan önce oyunculardan birinin fiş veya parasını ortaya sürdükten sonra önünde hiç fişi veya parası kalmadığını belirtmek için söylediği söz","example":null}]},"TAPİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tapirgillerden, bir türü Asya ve Afrika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan, 2 metre uzunluğunda, kısa hortumlu bir hayvan türü","example":null}]},"TAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğu Anadolu ile Azerbaycan'da çalınan bir çalgı türü","example":null}]},"TARA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gözle inceleyerek dikkatle bakmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şey veya kimseyi bulmak, denetlemek için türlü yöntemlerden yararlanarak bir yeri sıkı bir biçimde aramak","example":"Birdenbire uzun bir ışık, sol tarafımızdaki sırtları taradı."}],"lemma":"taramak"},"TARABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki yeri birbirinden ayıran tahta duvar","example":null}]},"TARAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin belli bölümü, kısmı","example":"Tiyatronun ön tarafı konuklara ayrıldı."}]},"TARAFEYN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki taraf","example":null}]},"TARAFGİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir tarafı kayıran, bir tarafı tutan","example":null}]},"TARAFTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinden yana olan veya bir düşünceye, bir isteğe katılan, onu destekleyen kimse","example":"Siz işin olmaması taraftarısınız."},{"pos":"n","definition":"Sporcunun veya sporcuların temsil ettikleri renklere, kulübe veya bayrağa bağlı kimse","example":"Taraftara aklını peynir ekmekle yediren çılgın ve ilkel spor basını bu örnek karşısında kına yakabilir."}]},"TARAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabartılmış toprağın taşını, çöpünü ayıklamak için kullanılan seyrek dişli, tarak biçiminde araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Saçların, sakalın, hayvan tüylerinin karışıklığını gidermeye veya kadınların saçlarını tutturmaya yarayan dişli araç","example":"Bir ay boyunca, kırlaşan saçlarına tarak sürmedi."}]},"TARAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin içindeki gereksiz maddeleri tarak, tırmık vb. ile ayıklamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yılankavi çizgilerle boyamak","example":"Renklendirmeden önce duvarlar taraklandı."}],"lemma":"taraklamak"},"TARAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gözle inceleyerek dikkatle bakmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şey veya kimseyi bulmak, denetlemek için türlü yöntemlerden yararlanarak bir yeri sıkı bir biçimde aramak","example":"Birdenbire uzun bir ışık, sol tarafımızdaki sırtları taradı."}]},"TARAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi başını taramak","example":"Bugün bu tarağımla taranmıştım."},{"pos":"v","definition":"Dikkatlice bir şey aramak","example":null}],"lemma":"taranmak"},"TARANGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür tatlı su balığı","example":null}]},"TARANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi başını taramak","example":"Bugün bu tarağımla taranmıştım."},{"pos":"v","definition":"Dikkatlice bir şey aramak","example":null}]},"TARANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taramak sonunda çıkan gereksiz şeyler","example":null}]},"TARASSUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gözlemek işi, dikkatle bakma","example":"Tarassut mevkisinde sıramızı bekleyerek düşman siperlerini tetkik etmeye başladık."}]},"TARATOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ceviz içi, sarımsak, tuz, ekmek içi, sirke ve tahinin limon suyu ile çırpılmasından sonra kıyılmış maydanozla hazırlanan salça veya sos","example":"Havyar salatasından içi ançüez dolu zeytine, tarator ve cacığa kadar neler hem de nelerin âlâsı bulunmazdı?"}]},"TARAVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taze olma durumu","example":null}]},"TARAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İpek gibi düz ve parlak bir kumaşın üzerinde bulunan tel tel iplik","example":null}]},"TARAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tezgâhtan çıkan kumaşın tarazlarını ayıklamak","example":null}],"lemma":"tarazlamak"},"TARAÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının damında çevresi, üstü açık yer","example":"Akşamları taraçada toplanan ev halkını gizli gizli tetkik ederken dedikoducu kadınları büsbütün menfur buluyordum."},{"pos":"n","definition":"Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü şekli","example":null}]},"TARAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarla, bağ, bahçe vb. yerlerden toplanan üründen artakalanlar","example":null}]},"TARAŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tarla, bağ, bahçe vb. yerlerden kaldırılan üründen artakalanları toplamak","example":null}],"lemma":"taraşlamak"},"TARDİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beş dizelik bentlerden oluşan nazım parçası","example":null}]},"TARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerde veya kalelerde, topçu mevzilerinde topun makine bölümünü ve topçuları koruyacak biçimde yapılmış zırhlı kule","example":"Payitahtın göbeğinde demirletip taretlerini saraylara çevirmiş olduklarını görünce cinleri tepesinde toplanıyordu."}]},"TARH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer","example":"Çiçek tarhları üzerinde küçük sinek kümeleri görünüyor, birden kayboluyorlardı."}]},"TARHANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine tarhana katılarak hazırlanan çorba","example":"Sofranın üstünde, ortada, büyük bir bakır sahan içinde, tarhana çorbası vardır."},{"pos":"n","definition":"İçine domates, biber, soğan, kokulu otlar, süt veya yoğurt katılan, bulgur, mayalanmış ve kurutularak ufalanmış hamur ve benzerinden yapılan çorba malzemesi","example":null}]},"TARHUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, hekimlikte kullanılan, güzel kokulu bir bitki","example":null}]},"TARIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerekli, yararlı bitkileri yetiştirmek amacıyla toprak üzerinde yapılan çalışmaların bütünü","example":"Bahçemde, yaz boyunca tarım kültürüne dair birçok yeni teknik deniyorum."}]},"TARLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası","example":"Denizciler aralarında, karadaki tarla sahiplerinden çok daha fazla, hem çok daha candan yardımlaşırlar."},{"pos":"n","definition":"Deniz hayvanlarının çok olduğu yer","example":"İstiridye tarlası. Midye tarlası."}]},"TARLAKOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür küçük manyat ağı","example":null}]},"TARLATAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı giyeceklere sertlik vermek için kullanılan bir tür kumaş","example":null}]},"TARPAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atgillerden, soyu tükenmiş olan, küçük, çevik bir yaban atı","example":null}]},"TART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin değeri üzerinde olumlu veya olumsuz bir kanıya varmak","example":null}]},"TARTAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çekerek ve iterek hırpalamak","example":"Zabit, onu bir kere daha omzundan tutup şiddetle tartakladı."}],"lemma":"tartaklamak"},"TARTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Diş köklerinde oluşan kireçsi taş tabaka, kefeki, tartar","example":null},{"pos":"n","definition":"Suda eriyen, alkol ve eterde erimeyen, asit tadında beyaz bir tuz","example":null}]},"TARTARAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tartarik asit tuzu","example":null}]},"TARTARİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapısında iki alkol ve iki asit bulunan madde","example":null}]},"TARTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke","example":"Bunun tartısı belli değil."},{"pos":"n","definition":"Tartma aleti","example":"Pazar yerinde sebze ve meyve tartmak için eski bir çeki kullanıyorlardı."}]},"TARTIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tartıya dayanan","example":null},{"pos":"v","definition":"Ne durumda olduğunu öğrenmek için kendini yoklamak","example":null}]},"TARTIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu","example":null}]},"TARTIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tartma işi veya biçimi","example":"Kömür tartı ile satılır"},{"pos":"v","definition":"Ağız kavgası etmek","example":null}]},"TARTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin değeri üzerinde olumlu veya olumsuz bir kanıya varmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin birim cinsten ağırlığını bulmak","example":null}]},"TARTURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıkrıkçı çarkı","example":null}]},"TARUMAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dağınık; karışık; perişan","example":null}]},"TARZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel sanatlarda üslup","example":null},{"pos":"n","definition":"Özel oluş veya davranış biçimi","example":"Şimdi beni meraka düşürmek suretiyle yine aynı zevki başka tarzda çıkarmakla meşgul..."}]},"TARZİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılan kötü bir davranış için özür dileme, gönül alma","example":"Arkadaşım namına Refik Bey'den gayet kuvvetli bir tarziye isterim."}]},"TARÇIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Defnegillerden, genellikle Asya'nın güneyinde yetişen ve değişik türleri bulunan bir ağaç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın, içinde kokulu bir yağ bulunması dolayısıyla bahar gibi kullanılan kabuğu","example":null}]},"TARÇINİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarı ile kahverengi arası bir renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Tarçıni renginde olan","example":null}]},"TARİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yemeğin nasıl yapılacağını ya da bir yerin nasıl bulunacağını anlatma","example":"Annesinin kek tarifini denedi."}]},"TARİFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlaç, alet vb. şeylerin nasıl kullanılacağını açıklayan kâğıt","example":null},{"pos":"n","definition":"Fiyat gösteren çizelge","example":"Pazar ruhsatları tarifesi hakikaten ağırdır."}]},"TARİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz veya gün","example":"19 Mayıs 1919, Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı tarihtir. O tarihte memleket karanlık günler yaşıyordu."}]},"TARİHEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Tarihçe; tarihe göre","example":null}]},"TARİHÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olay veya nesnenin özet olarak yazılmış tarihi","example":null}]},"TARİHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tarihe dair, tarihle ilgili","example":null},{"pos":"adj","definition":"Unutulmayan, anılma değeri olan","example":null}]},"TARİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık","example":null}]},"TARİKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı dinin içinde birtakım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan, bazı ilkelerde birbirinden ayrılan, Tanrı'ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her biri","example":null}]},"TARİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz, tariz","example":"Bununla beraber sitemleri ve tarizleri onunkilerden çok daha ince ve nezihtir."}]},"TAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle içine sulu şeyler konulan metal ve benzerinden yapılmış kap","example":null},{"pos":"n","definition":"Başa giyilen metal koruyucu","example":"Tulumbacılar yangınlarda başlarına kalaylı taslar giyerler."}]},"TASA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüntülü düşünce durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Tatmin edici olmayan veya tedirgin eden durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede, güvensizlik içinde bulunulduğunda duyulan tedirgin edici duygu","example":null}]},"TASALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaygı duymak, üzülmek, bir şeyi kendine tasa etmek","example":null}],"lemma":"tasalanmak"},"TASALLUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötülük veya yıpratma amacıyla, bir kimseye karşı doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma","example":null},{"pos":"n","definition":"Sataşma, laf atma, rahatsız etme, huzur bozma","example":null}]},"TASALLÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir maddenin sıvı durumundan katı duruma geçmesi","example":null}]},"TASANNU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi olduğundan daha değerli gösterme; yapmacık","example":null}]},"TASAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş, bir düşünce sırasını, düzeyini gösteren resim, yazı, plan","example":null}]},"TASARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hukuki bir işlemin, o işlemi yapmakla yetkili kurul veya organ önüne getirildiği andaki durumu, üstünde görüşme ve oylama yapılabilir durumdaki metin","example":"Bütçe Kanunu tasarısı üzerine yazdığım bir yazı."},{"pos":"n","definition":"Olması veya yapılması istenen bir şeyin zihinde aldığı biçim, proje","example":null}]},"TASARIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir araştırma sürecinin çeşitli dönemlerinde izlenecek yol ve işlemleri tasarlayan çerçeve","example":null},{"pos":"n","definition":"Zihinde canlandırılan biçim","example":"Kafamda bir tasarım olarak yücelttiğim bir kız kavramı yaratmıştım."}]},"TASARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin nasıl gerçekleşebileceğini düşünmek, zihinde hazırlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir taşın, bir ağacın kaba bölümlerini, çıkıntılarını almak","example":null}],"lemma":"tasarlamak"},"TASARRUF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi idareli harcayarak onun bir bölümünü artırma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idareli tüketme","example":null}]},"TASAVVUF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuran'da önerilen ve peygamberin hayatında uygulamaları görülen hayat tarzını yaşama gayreti","example":null},{"pos":"n","definition":"Tanrı'nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akım","example":"Bu dil derindir ve birçok tasavvuf deyimleri ile zengindir de!"}]},"TASAVVUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey; niyet, istek","example":null},{"pos":"n","definition":"Göz önüne getirme, hayal etme, zihinde bir kişilik kazandırma","example":null}]},"TASDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Can sıkma, baş ağrıtma, tedirgin etme","example":null}]},"TASDİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etme","example":null}]},"TASFİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arıtma, temizleme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir dili yabancı ögelerden arıtarak arı, katışıksız bir duruma getirmeyi ve kendi imkânlarıyla geliştirmeyi amaçlayan çalışmalar yapma","example":null}]},"TASGİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçültme, ufak duruma getirme","example":null}]},"TASHİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzeltmek, yanlıştan kurtarmak işi","example":null}]},"TASIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğru olarak kabul edilen iki yargıdan üçüncü bir yargı çıkarma temeline dayanan bir çıkarım yolu","example":"Taşlar katı olur, mermer bir taştır, şu hâlde mermer katıdır uslamlaması bir tasımdır."}]},"TASIMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işin tasarısını hazırlamak","example":null}],"lemma":"tasımlamak"},"TASLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine veya bir şeye gizlice, sezdirmeden bakmak veya izlemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek","example":null}],"lemma":"taslamak"},"TASLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi, bir sanat veya edebiyat eserini ana çizgileriyle, türlü bölümleriyle belirten ön çalışma, eskiz","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda başaramayacağı bir işe girişen veya kendini o işin ustası olarak kabul ettirmeye çalışan kimse","example":null}]},"TASLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine veya bir şeye gizlice, sezdirmeden bakmak veya izlemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek","example":null}]},"TASMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı hayvanların boynuna takılan, bu hayvanları bir yere bağlamaya, çekip götürmeye yarayan kemer biçiminde bağ","example":"Bir adam yanaştı, tasmasından tuttuğu güzel bir koyunu gösterdi."},{"pos":"n","definition":"Nalın ve terliğin ayağı tutan üstteki meşin bölümü","example":null}]},"TASMİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyu, nesneyi zihinde biçimlendirme","example":null}]},"TASNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey, hayal gücüyle yaratılmış olan şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeye veya bir kimseye bağlama, mal etme, yakıştırma","example":null}]},"TASNİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok şey arasında, birbirine eşit ya da benzer olanları kümelere ayırma işi","example":null}]},"TASNİFLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir bütünü bölümlere, sınıflara, eşit veya benzer olanları kümelere ayırmak","example":null}],"lemma":"tasniflemek"},"TASRİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiillerin çeşitli zaman, kişi ve kiplere, isimlerin de isim hâllerine göre uğradıkları değişiklikler","example":null}]},"TASRİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık ve kesin olarak, anlaşılmayan yön bırakmadan anlatma, belirli kılma işi","example":null}]},"TASTAMAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tıpatıp, her bakımdan uygun, iyice","example":"Aynaya baktığı zaman, bu gece için tastamam bir kıyafet giydiğinden emindi."}]},"TASTİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazı yazma; satır dizme","example":null}]},"TASVİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünce veya davranışın doğru olduğunu belirtme; onama; uygun bulma","example":null}]},"TASVİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tasarlama, bir şeyi sözle veya yazıyla anlatma, göz önünde canlandırma","example":"Bugün bu saadet tasvirlerinin üstlerine birer siyah tül çekildi."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi, bir kimseyi, bir olay veya duyguyu tam ve açık bir biçimde anlatan söz veya yazı","example":null}]},"TASVİRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyi, bir kimseyi, bir olay veya duyguyu tam ve açık bir biçimde anlatan niteliğinde olan, bu tarz söz ya da yazı ile ilgili","example":null}]},"TAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı cisimlerin tat alma organı üstünde bıraktığı duyum","example":null},{"pos":"v","definition":"Dil yardımıyla bir şeyin tadının nasıl olduğunu anlamak","example":"Fasulyeden de tat biraz ."}]},"TATAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Postayı süren kimse","example":null}]},"TATARI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tam pişmemiş","example":null}]},"TATBİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi, uygulama, tatbik, ameliye, pratik","example":null}]},"TATBİKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata geçirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Asker birliklerini savaşa hazırlamak amacıyla, arazi üzerinde yapılan geniş ölçüde savaş denemesi","example":"Askerler, tatbikat için geniş bir arazide manevra yaptı."}]},"TATBİKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Harekete ilişkin olan, yalnız düşünce alanında kalmayıp harekete dönüşen","example":null}]},"TATLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Meyve olgun duruma gelmek, belli bir tada kavuşmak","example":null}],"lemma":"tatlanmak"},"TATLI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şekerle veya şekerli şeylerle yapılan yiyecek","example":"Baklava, revani, lokma birer tatlıdır."},{"pos":"adv","definition":"Okşayıcı söz veya davranışla","example":null}]},"TATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dil yardımıyla bir şeyin tadının nasıl olduğunu anlamak","example":"Fasulyeden de tat biraz ."},{"pos":"v","definition":"Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek","example":null}]},"TATMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir isteğin yerine gelmesi, bir şeyin elde edilmesi, varılmak istenen bir hedefe ulaşılmasından doğan duygu, tatmin","example":null}]},"TATSIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hoşa gitmeyen, can sıkan","example":"O akşamki tatsız olaya benim de canım sıkıldı."},{"pos":"adv","definition":"Hoşa gitmeyen bir biçimde","example":"Her şey, herkes boş, abes, çirkin, münasebetsiz, tatsız görünür."}]},"TATULA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Patlıcangillerden, çiçekleri beyaz veya mor renkte, meyveleri dikenli, hekimlikte kasların kasılmasını gidermek üzere kullanılan bir yıllık ve otsu bir bitki","example":null}]},"TATİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğlenmek, dinlenmek amacıyla çalışmadan geçirilen süre","example":"Beni tatili geçirmek üzere evlerine davet ettiler."},{"pos":"n","definition":"Kanun gereğince çalışmaya ara verileceği belirtilen süre; dinlenme","example":"Gel gelelim berberlere karşı haksızlığımız şu hafta tatili işinde bile kendini gösteriyor."}]},"TAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşlenecek bir nesnede bulunması gereken ısının, nemin yeterli olması durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"En uygun durum ve zaman","example":null}]},"TAVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu kapta pişmiş yemek","example":"Balık tavası. Ciğer tavası."}]},"TAVAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin çevresini dolaşma","example":null},{"pos":"n","definition":"İslam dininde hac sırasında Kâbe'nin çevresini yedi kez dolaşma","example":null}]},"TAVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi değerlendirmede kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat","example":"Yükseköğrenim görmüş bir devlet memurunun tavanı birinci derecenin dördüncü basamağıdır."}]},"TAVASSUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aracının gördüğü iş, anlaşmazlık durumunda bulunan kimseleri uzlaştırma işi","example":null}]},"TAVATTUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yurt edinme","example":null}]},"TAVAZZUH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konu aydınlanmak, anlaşılır duruma gelmek","example":null}]},"TAVERNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalgılı meyhane","example":"Gece bir tavernada mezesi bol bir yemek yiyip pansiyona döndük."}]},"TAVHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Merdiven, balkon vb. yerlerin kıyılarına çekilen, 20-30 cm yüksekliğindeki set","example":null},{"pos":"n","definition":"Yoksulların sığındığı sıcak yer","example":null}]},"TAVIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içinde bulunduğu şartları veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum","example":"Dalgın, düşünceli bir tavırla işini görmeye devam etti."},{"pos":"n","definition":"Büyüklenme, yapma davranış","example":null}]},"TAVLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bölümlere ayrılmış iki yanlı tahta üzerinde on beşerden otuz pul ve iki zarla iki kişinin karşılıklı oynadığı oyun","example":"Kahveciden başka üç kişi vardı, ikisi tavla oynuyordu."},{"pos":"v","definition":"İşlenilecek bir nesneye gereken ısıyı veya nemi sağlamak","example":null}]},"TAVLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İşlenilecek bir nesneye gereken ısıyı veya nemi sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Ümit vererek kandırmak; kendine bağlamak; aldatmak","example":"Ayrıca bir de milyoner kızı tavlamış ki..."}]},"TAVSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş, bir durum vb. gücünü, hızını kaybetmek; yavaşlamak; gevşemek","example":"İş türlü sebeplerle tavsadı ."}],"lemma":"tavsamak"},"TAVSAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş, bir durum vb. gücünü, hızını kaybetmek; yavaşlamak; gevşemek","example":"İş türlü sebeplerle tavsadı ."}]},"TAVSIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tavlanmamış, tav verilmemiş","example":null}]},"TAVSİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Niteliklerini söyleme; nitelendirme","example":null}]},"TAVSİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğütleme, yol gösterme","example":"Bu fikirden vazgeçmeni tavsiye ederim."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir kimsenin iyi, işe yarar olduğunu ilgili kişiye söyleme","example":"Size bu arkadaşı tavsiye ederim."}]},"TAVUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sülüngillerden, eti ve yumurtası için üretilen kümes hayvanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Tavuktan yapılan yemek","example":null}]},"TAVUKLAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavuksular takımının bir alt takımı","example":null}]},"TAVULGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabuğu kırmızı veya erguvan renginde olan ve tabaklamada kullanılan bir söğüt türü","example":null}]},"TAVUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sülüngillerden, erkeğinin tüyleri uzun, kuyruğu parlak, güzel renkli, acı ve tiz sesli, süs hayvanı olarak beslenen bir kuş","example":null}]},"TAVZİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine yapılması, yerine getirilmesi gereken bir iş veya davranış verme","example":null}]},"TAVZİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sorun üzerine bilgi verme","example":null}]},"TAVİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alıkoyma, geciktirme, tehir","example":null}]},"TAVİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçme","example":null}]},"TAVİZKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İstek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçerek anlaşma sağlayan","example":null}]},"TAVŞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavşangillerden, eti yenen, hızlı koşan, postundan yararlanılan bir memeli türü","example":null},{"pos":"n","definition":"Atletizm yarışlarında rekor kırılabilmesi için tempoyu yüksek tutup belirli bir mesafeyi diğer atletlerin önünde koşan atlet","example":null}]},"TAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üç yaşına kadar olan at yavrusu","example":null},{"pos":"n","definition":"Hayvanın bir yanındaki yük","example":null}]},"TAYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk bakımı ile görevlendirilmiş kadın","example":null}]},"TAYDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri","example":null}]},"TAYF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey","example":"Orada ezelî efsanelerini yaşayan binlerce tayf vardı."},{"pos":"n","definition":"Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü","example":"Güneşin tayfı, biçmenin köşesinden tabanına doğru sıra ile şu renkleri gösterir: Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert, mor."}]},"TAYFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı işi yapan topluluk","example":"Esrarkeş, serseri tayfası hava almak için çıkar, balık tutar, getirir kasabaya, satarlar."},{"pos":"n","definition":"Gemi, uçak vb. taşıtlardaki türlü işlerde çalışan görevliler","example":"Kayıkta hem ben, hem de tayfam uyandık."}]},"TAYFUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çin Denizi'nde ve Hint Denizi'nde görülen güçlü kasırga","example":null}]},"TAYGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıralı ormanların oluşturduğu dizi","example":null}]},"TAYGELDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İkinci kez evlenen kadının beraberinde getirdiği çocuk veya çocuklar","example":null}]},"TAYIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asker azığı","example":"Tayın çizelgelerini düzenliyorum, ambar defterini işliyorum."},{"pos":"n","definition":"Savaş veya seferberlik dönemlerinde vatandaşlara karneyle dağıtılan ekmek","example":"Çok defa kahvaltı tayınım olan bir dilim kuru ekmekle bir topak tulum peynirini bile tıkınmaya imkân bulamıyordum."}]},"TAYLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kısrak doğurmak","example":null}],"lemma":"taylamak"},"TAYLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At veya deve yavrusu","example":null}]},"TAYLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kısrak doğurmak","example":null}]},"TAYLAND":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke; başkenti Bangkok.","example":null}]},"TAYT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bacakları sıkı saran özel kumaştan yapılmış bir tür pantolon","example":null},{"pos":"n","definition":"Sızmaz, su geçirmez bir kumaştan yapılmış şort giysi","example":null}]},"TAYYARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanatlarının altına havanın yaptığı basınç yardımıyla yükselip ilerleyebilen motorlu hava taşıtı","example":"O gün güpegündüz İstanbul'un üstünde düşman tayyareleri dolaştılar."}]},"TAYYET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığına son vermek","example":null}],"lemma":"tayyetmek"},"TAYYÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ceket ve eteklikten oluşan kadın giysisi","example":null}]},"TAYİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir göreve atama; belirleme","example":"Öğretmenin tayini başka bir şehre çıktı."}]},"TAYİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine kusurundan ötürü sert sözler söyleme işi","example":null}]},"TAZALLÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hafif sesle ve bezdirici biçimde yakınma, sızlanma","example":null}]},"TAZAMMUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınırları içine başka konuları veya anlamları alma durumu, içinde bulundurma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü","example":null}]},"TAZARRU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalvarma işi veya biçimi, merhamet dileme","example":null}]},"TAZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bozulmamış, bayatlamamış olan","example":"Beyaz peyniri, ekmeğin taze kabuğuna sarıp ağzıma sokuyorum."}]},"TAZELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi bir kez daha yapmak","example":"Hoca bir kere daha tazeleyince harıl harıl yazmaya koyuldu."},{"pos":"v","definition":"Yenisiyle veya tazesiyle değiştirmek","example":"Barmenle yardımcısı boşalan kadehleri tazeliyorlardı."}],"lemma":"tazelemek"},"TAZI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle tavşan avında kullanılan, uzun bacaklı, çekik karınlı, çok çevik bir köpek türü","example":null}]},"TAZMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zararı ödeme","example":null}]},"TAZMİNAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zarar karşılığı ödenen para","example":"Benim bir raporum üzerine sonradan adamcağıza bileği için üç beş lira tazminat verdiler."}]},"TAZYİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı","example":null},{"pos":"n","definition":"Dar duruma getirme işi","example":"Bütün kanı göğsünü çatlatacak bir tazyikle kalbine hücum ediyordu."}]},"TAZİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı dolayısıyla bir kimseye değer verme","example":null}]},"TAZİMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksek saygı","example":null}]},"TAZİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tedirginlik yaratmak, sıkıntı ve huzursuzluğa yol açma","example":null}]},"TAZİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölen kimsenin yakınlarına başsağlığı dileme","example":null}]},"TAZİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölen kimsenin yakınlarına başsağlığı dileme","example":null}]},"TAZİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevgi ile anma","example":null}]},"TAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kralların başlarına giydikleri süslü başlık","example":"Kraliçe tacını taktı."}]},"TAÇLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Taç giymek","example":null}],"lemma":"taçlanmak"},"TAĞYİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değiştirmek işi","example":null}]},"TAĞŞİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içine başka bir madde karıştırma","example":null}]},"TAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunu oluşturan sert madde; bu maddeden parça","example":"Göle küçük bir taş attı."}]},"TAŞEMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşemengillerden, suda yaşayan, çok ilkel yapılı omurgalı hayvan","example":null}]},"TAŞERON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük bir işin bir bölümünü yaptırmayı, asıl müteahhitten alarak kendisi üstlenen diğer yüklenici","example":"Sağdan soldan rica etmişler, taşeronlar aramışlardı boşuna."}]},"TAŞI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek","example":"Facebook, sosyal paylaşım sitelerini adeta farklı bir boyuta taşıdı."},{"pos":"v","definition":"Üstünde bulundurmak","example":"Boynunda asılmış gümüş bir köstek taşırdı."}],"lemma":"taşımak"},"TAŞIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçmiş yer bilimi zamanlarına ilişkin hayvanların ve bitkilerin, yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntıları veya izleri","example":null}]},"TAŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaynama sırasında taşma","example":null}]},"TAŞIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek","example":"Facebook, sosyal paylaşım sitelerini adeta farklı bir boyuta taşıdı."},{"pos":"v","definition":"Üstünde bulundurmak","example":"Boynunda asılmış gümüş bir köstek taşırdı."}]},"TAŞIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yerleşmek amacıyla mahalle, köy, şehir veya ülke değiştirmek, başka bir yere gitmek","example":"Evi gezdim pek beğendim, ne yapıp yapıp oraya taşınmalıyız."},{"pos":"v","definition":"Bir yere sık sık gitmek","example":"Bir ay mahkemeye taşındı."}],"lemma":"taşınmak"},"TAŞINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yerleşmek amacıyla mahalle, köy, şehir veya ülke değiştirmek, başka bir yere gitmek","example":"Evi gezdim pek beğendim, ne yapıp yapıp oraya taşınmalıyız."},{"pos":"v","definition":"Bir yere sık sık gitmek","example":"Bir ay mahkemeye taşındı."}]},"TAŞINMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ev, tarla vb. taşınamayan mülk","example":null},{"pos":"n","definition":"Ev, tarla vb. taşınamayan mülk, gayrimenkul","example":null}]},"TAŞINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sel suları ile taşınmış taş, toprak","example":null}]},"TAŞIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sabrını tüketmek","example":null}],"lemma":"taşırmak"},"TAŞIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sabrını tüketmek","example":null}]},"TAŞIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşıma aracı","example":null}]},"TAŞKENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konya iline bağlı ilçelerden biri","example":null},{"pos":"place","definition":"Özbekistan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"TAŞKIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sellerin veya eriyen kar sularının katılmasıyla kabaran akarsuların yataklarından taşarak çevreyi basması","example":null},{"pos":"adj","definition":"Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla","example":null}]},"TAŞKIRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşkırangillerden, bazı türleri süs bitkisi olarak yetiştirilen, saplarının parçalanmasıyla üreyen bir bitki","example":null}]},"TAŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üstü kapalı, iğneleyici söz söylemek","example":"Sen istediğin kadar taşla beni, gene de bir şiirle girişeceğim işe."},{"pos":"v","definition":"Birine dolaylı olarak iğneleyici, dokunacak bir söz söylemek","example":null}],"lemma":"taşlamak"},"TAŞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üstü kapalı, iğneleyici söz söylemek","example":"Sen istediğin kadar taşla beni, gene de bir şiirle girişeceğim işe."},{"pos":"v","definition":"Birine dolaylı olarak iğneleyici, dokunacak bir söz söylemek","example":null}]},"TAŞLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşla döşenmiş avlu, sofa, merdiven altı vb","example":"Giderken taşlıktaki duvar çivilerinde asılı palto, baston, şemsiye gibi şeyleri toparlamayı ihmal etmediler."},{"pos":"adj","definition":"Taşı bol, taşlı yer","example":"Atları erlerden birine bıraktılar, inişli yokuşlu taşlık bir keçi yolundan yürüdüler."}]},"TAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Deniz, nehir kabarmak, çevresini kaplamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir yere veya şeye sığmamak","example":"Kasketinden taşmış siyah saçları yakına gelince çok kırçıllaştı."}]},"TAŞRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin başkenti veya en önemli şehirleri dışındaki yerlerin hepsi","example":null}]},"TAŞÇIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Taşlar ve kayalar üzerinde veya taşlı topraklarda yetişen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Taşı andıran, taş gibi","example":null}]},"TAŞİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğa biçimlerini değil, boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün, insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğuna inanan soyut resim anlayışı","example":null}]},"TEADÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu","example":null}]},"TEAKUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Art arda gelme","example":null}]},"TEALİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüce bir duruma gelme","example":null}]},"TEAMÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini etkileyen maddeler arasında ortaya çıkan olay","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi yapma yöntemi veya biçimi","example":null}]},"TEARUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çatışma; birbirine ters düşme","example":null}]},"TEATİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılıklı alıp verme","example":null}]},"TEBAA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olma durumu","example":null}]},"TEBAHHUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su, sıvı vb. kaynayıp buhar olma, uçmak işi","example":null}]},"TEBARÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baş gösterme, meydana çıkma","example":null}]},"TEBAİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanun, buyruk ve benzerine uyma","example":null},{"pos":"n","definition":"Devlete veya güçlü kişiye bağlanma","example":null}]},"TEBCİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı dolayısıyla bir kimseye değer verme","example":null}]},"TEBDİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değiştirmek işi","example":null}]},"TEBEDDÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir durumdan başka bir duruma geçme","example":"Onu deli ve meraklı bilen komşular, bu tebeddüle şaşıyorlardı."}]},"TEBELLEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İstenmediği hâlde, birinden veya bir yerden ayrılmayan, gitmeyen, musallat olan","example":null}]},"TEBELLÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baş gösterme, meydana çıkma","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı fizik ve kimya değişmeleriyle geometrik biçim alması","example":null}]},"TEBELLÜĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bildirimi alma","example":null}]},"TEBER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağacı kesme, yarma, yontma vb. işlerde kullanılan ağaç saplı, demir araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bazı dervişlerin taşıdıkları sapı uzun, keskisi ayça biçiminde, küçük ve hafif balta","example":null}]},"TEBERRU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılık beklemeden birine verilen şey","example":null}]},"TEBERRÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uğur sayma","example":null}]},"TEBERRÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baş gösterme, meydana çıkma","example":null}]},"TEBESSÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hafifçe gülme","example":"Sadece hafif bir tebessüm yüzümde toplandı, açıldı ve bu gülüş ona cevap oldu."}]},"TEBEYYÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli olma","example":null}]},"TEBEŞİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toz zerreciklerinden oluşan, çizdiği yerde iz bırakan, beyaz veya açık renkte kireçli kaya","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu maddeden yapılan, kara tahta, duvar vb. yüzeylere yazı yazmak için kullanılan, beyaz veya renkli çubuk","example":"Tahta başında, elimde tebeşir, sallanıyorum."}]},"TEBLİGAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılı olarak yapılan açıklama, beyan, tebliğ","example":null}]},"TEBLİĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resmî bir makam, kurum veya resmî olmayan bir örgüt, topluluk tarafından herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazılan yazı; tebligat","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilimsel bir konuyu ele alan ve bilimsel bir toplantıda okunup tartışılan yazı","example":null}]},"TEBRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mutlu bir olaya sevinildiğini söz, yazı veya armağanla anlatma ve kutlulama","example":"Dostlar tebriğe gelip el sıkıyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Bayram ve benzerini kutlamak için gönderilen kart","example":null}]},"TEBRİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temize çıkarma","example":null}]},"TEBYİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazı ile ilgili taslağı temize çekme","example":"Eserimin tebyizinden artan şu boş deftere gelişigüzel bu satırları yazdım."}]},"TEBŞİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müjdeleme, muştulama","example":null}]},"TECAHÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilmiyor gibi davranma, bilmez gibi görünme","example":null}]},"TECANÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünü oluşturan ögeler arasında uyum bulunması durumu","example":null}]},"TECDİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yenisiyle veya tazesiyle değiştirme","example":null}]},"TECEDDÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eskimiş, zararlı veya yetersiz sayılan şeyleri yeni, yararlı ve yeterli olanlarıyla değiştirme","example":null}]},"TECELLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç","example":null},{"pos":"n","definition":"Baş gösterme, meydana çıkma","example":null}]},"TECEMMU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin bir yerde çokça birikmesi","example":null}]},"TECENNÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aklını oynatma, aklını yitirme","example":null}]},"TECERRÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her şeyden uzaklaşma, sıyrılma, soyutlanma","example":"İlk gençlik yılları da aynı hâlet ve tecerrüt içinde geçti."}]},"TECESSÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baş gösterme, meydana çıkma","example":null},{"pos":"n","definition":"Boyut kazanma","example":"Selimiye Mimar Sinan'ın tecessüm etmiş dehasıdır."}]},"TECESSÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Merakını gidermeye çalışma, görme, anlama merakı","example":"Bütün dikkat ve tecessüsümle etrafımda bir an evvel muayyeniyet yaratmaya çalışıyordum."},{"pos":"n","definition":"Belli etmeden kendini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışma","example":"Yahya Kemal tecessüsü, üstelemeyi Doğuluların bir kusuru olarak görür."}]},"TECEZZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parçalara ayrılma, taksim edilme","example":null}]},"TECRÜBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin belli bir sürede veya hayat boyu edindiği bilgilerin tamamı","example":"Her tarih eseri, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yazarın hayat tecrübesine bağlıdır."},{"pos":"n","definition":"Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik davranışları","example":null}]},"TECRÜBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deneye dayanan, deneme ile ilgili; deneysel","example":null}]},"TECRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin özelliklerinden veya özellikleri arasındaki ilişkilerden herhangi birini tek başına ele alan zihinsel işlem, gerçeklikte ayrılamaz olanı düşüncede ayırma","example":null},{"pos":"n","definition":"Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için, iletkeni kauçuk, lastik, porselen vb. ile kaplama","example":null}]},"TECVİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kelimelerin söylenişinde, seslerin çıkaklarına, uzunluk ve kısalıklarına göre okunması","example":"Okurken tecvide riayetten kelimeler ağzında yassılanarak, yayvanlaşarak, incelerek çıkıyordu."},{"pos":"n","definition":"Kuran'ın doğru okunmasını sağlayan bilim","example":null}]},"TECVİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılmasını uygun bulma; izin verme","example":null}]},"TECİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma","example":null}]},"TECİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ürün, mal vb. alım satımı","example":null}]},"TECİMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ticaret yapan, ticaretle uğraşan kimse","example":null}]},"TECİMEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ticaret işlerinin yürütüldüğü yer","example":"Ben gazeteciyim. Bir ticarethanenin sahibiyim."}]},"TEDAFÜİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Savunma ile ilgili olan veya savunmaya yarar","example":null}]},"TEDAHÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde aşırı kalabalık olma durumu, bir yerde toplanıp yığılma","example":null},{"pos":"n","definition":"Birbirinin içine girmek işi","example":null}]},"TEDARİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Araştırıp bulma","example":null},{"pos":"n","definition":"Hazırlanmak için gereken şeyler veya durumlar","example":"Hemen düğün tedarikine başladım ve bir günde birkaç iş gördüm."}]},"TEDAVÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para ve para yerine geçen bono, senet ve benzerinin geçerli olması, sürümde bulunması","example":null},{"pos":"n","definition":"Mal veya paranın elden ele dolaşması","example":null}]},"TEDAVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlaç vb. ile hastalığı iyi etme; iyileştirme","example":"Doktor, sağaltım sürecine başladığında, hastanın durumu hızla iyileşmeye başladı ve tedaviye olumlu yanıt verdi."},{"pos":"n","definition":"Aksayan bir şeyi düzeltme, düzenleme, yoluna koyma","example":null}]},"TEDAİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davranışlar, düşünceler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girdiğinde ötekini de bilince çekmesi olayı","example":"Birbirini bütün tedaileriyle karşılayan iki kelimeye ne aynı dilde rastlarsınız ne iki ayrı dilde."}]},"TEDBİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötü veya yanlış bir şeyi önleyecek yol","example":null},{"pos":"n","definition":"Hazırlanmak için gereken şeyler veya durumlar","example":null}]},"TEDBİREN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Önlem olarak, önlem amacıyla","example":null}]},"TEDENNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerileme, düşme","example":null}]},"TEDFİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölüyü gömme; toprağa verme","example":null}]},"TEDHİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma","example":null}]},"TEDRİCEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman ilerledikçe, derece derece","example":null}]},"TEDRİCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Derece derece, yavaş yavaş olan","example":null}]},"TEDRİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi","example":"Ankara'da gündüz tedrisat yapan bu fakülteye devam edebilmek için bir iş aradım."}]},"TEDRİSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi","example":"Ankara'da gündüz tedrisat yapan bu fakülteye devam edebilmek için bir iş aradım."}]},"TEDRİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Derece derece, azar azar ilerleme durumu","example":null}]},"TEDVİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Seçme yaparak toplama, bir araya getirme","example":null}]},"TEDVİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlama işi, çekip çevirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Değiştirmek işi","example":null}]},"TEDVİREN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yönetmekle görevli olarak","example":null}]},"TEDİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yola getirme veya terbiye etme","example":null}]},"TEDİRGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Rahatı; huzuru kaçmış; bizar","example":"Herkes tedirgin, kuruntulu ve heyecanlı idi."}]},"TEDİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para vb. bir şey verme, ödemek işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Gerçekleşen bir alacağı para ile ödeme","example":null}]},"TEEDDÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten duyulan üzüntü","example":null}]},"TEEHHÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşme","example":null}]},"TEEHHÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gecikmek eylemi","example":null}]},"TEEMMÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi ayrıntılarıyla düşünme, düşünüp taşınma","example":null}]},"TEENNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlerisini düşünerek acelesiz iş görme, ağır davranma","example":null}]},"TEESSÜF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkasının adına üzülme","example":null}]},"TEESSÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği","example":null}]},"TEESSÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkma, meydana gelme","example":null},{"pos":"n","definition":"Kendine bir yer sağlamak","example":null}]},"TEEYYÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçek olduğu anlaşılma","example":null}]},"TEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zilli bir kasnağa geçirilmiş kursak zarından oluşan çalgı","example":"Davul değişmiş, tef değişmiş, kemençe bambaşka bir çalgı olmuştu."}]},"TEFAHHUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnceden inceye araştırma","example":"Vatanın inkişafında psikolojik tefahhus veya teninde hep onun açtığı perspektif vardır."}]},"TEFAHÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Övünülecek bir olaydan dolayı sevinme eylemi","example":null}]},"TEFARİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"60-100 cm yüksekliğinde, büyük yapraklı ve beyaz çiçekli bir bitki","example":null}]},"TEFAVÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik","example":null}]},"TEFCİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması","example":null}]},"TEFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokuma tezgâhında tarağı tutan ağaç veya metal parça","example":null}]},"TEFECİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"El altından yüksek faizle ödünç para veren kimse","example":"Silah zoruyla elde edemediğini bir tefeci taktiğiyle pişmiş armut gibi gövdeye indirmeyi umuyordu."}]},"TEFEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ufak tefek: küçük, önemsiz (şeyler)","example":"Ufak tefek işler kaldı."}]},"TEFEKKÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretme, zihinsel yetiler oluşturma işi","example":"Her şeyden evvel kendisinde tefekkürle hissin yüksek bir imtizacı fark ediliyordu."}]},"TEFERRÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarına göre üstün duruma gelme","example":null},{"pos":"n","definition":"Tek, yalnız olma, herkesten uzaklaşarak yalnız kalma","example":null}]},"TEFERRÜÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzak olmayan bir yere yapılan gezi","example":"Senin bu vücutla değirmen başına teferrüce gitmeye ne hakkın var ne takatin..."},{"pos":"n","definition":"Ferah duruma gelme","example":null}]},"TEFESSÜH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılma","example":null},{"pos":"n","definition":"Kişi, toplum vb. özelliğini, niteliğini yitirerek bozulma; kokuşma","example":null}]},"TEFEVVUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Benzerlerinden daha yüksek düzeyde olma","example":null}]},"TEFEYYÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Derece veya makam bakımından yükselme","example":null}]},"TEFEÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fal açma; fala bakma","example":null},{"pos":"n","definition":"Uğur sayma; hayra yorma","example":null}]},"TEFHİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyi bildirme, anlatma işi","example":null}]},"TEFLON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etilenden, flordan ve plastikten elde edilen madde","example":null},{"pos":"n","definition":"Tencere, tava vb. mutfak malzemelerinin iç yüzeyini kaplamakta kullanılan, ısıya dayanıklı özel madde","example":null}]},"TEFRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nitelik değişikliğini anlama","example":null}]},"TEFRİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gazete veya dergilerde çıkan, birbirini tamamlayan yazılardan oluşan dizi","example":"Geçen yılki turnesini, gazetelerdeki tefrikalardan işitmeyen kalmadı."},{"pos":"n","definition":"Birbirine kötülük etmeye kadar varan sürekli anlaşmazlık, ikilik","example":null}]},"TEFRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda geride kalma, yeterli ölçüde olmama durumu","example":null}]},"TEFRİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Döşeme işleri","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yeri gerekli eşya ile döşeme","example":null}]},"TEFRİŞAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Döşemenin gerektirdiği bütün parçalar veya eşyanın tümü","example":"Görüyorum ki salonun tefrişatı henüz tamamlanmamış. Bütün koltuklar yerleştirildikten sonra tekrar geliriz."},{"pos":"n","definition":"Döşeme işleri","example":null}]},"TEFSİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazıyı veya bir sözü yorum yaparak açıklama","example":"Hiçbirini tefsire ve hiçbirinden mana çıkarmaya kimsenin dili varmaz olmuştu."},{"pos":"n","definition":"Bir yazının veya bir sözün, anlaşılması güç yönlerini açıklayarak aydınlığa kavuşturma","example":null}]},"TEFTİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılan araştırma","example":"Bizde on beş yıldır teftiş görmemiş daireler var."}]},"TEFVİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parçalara bölerek dağıtma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir işi bir kimsenin üzerinde bırakma, ihale","example":null}]},"TEGAFÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anlamazlıktan gelme","example":null}]},"TEGANNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli bir besteye göre güfteyi uyumlu olarak okuma","example":null}]},"TEHACÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötülük veya yıpratma amacıyla, bir kimseye karşı doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yere toplaşma; üşüşme","example":null}]},"TEHALÜF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında farklılık","example":null}]},"TEHALÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok isteme","example":"Yeni neşriyattan ne görürse hepsinin üzerine ayrı bir tehalükle atılırdı."}]},"TEHCİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göç ettirme; göç etmesine sebep olma; sürme","example":null}]},"TEHDİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sonradan verilecek bir ceza ile korkutma, yıldırma","example":null}]},"TEHEVVÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birdenbire çok kızma","example":null}]},"TEHEYYÜÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir nedenle güçlü, geçici bir duygulanımdan etkilenme; heyecana gelme","example":null}]},"TEHLİKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük zarar veya yok olmaya yol açabilecek durum","example":null},{"pos":"n","definition":"Gerçekleşme ihtimali bulunan fakat istenmeyen durum","example":null}]},"TEHYİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Coşturma, heyecanlandırma","example":null}]},"TEHZİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ciddi bir esere alay tarzında nazire yazma, şakalı bir anlatıma çevirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Alaya alma","example":null}]},"TEHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma","example":null},{"pos":"n","definition":"Alıkoyma, geciktirme, tehir","example":null}]},"TEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eşi benzeri olmayan veya eşi benzeri görülmemiş olan","example":"O bu civarlarda tektir."},{"pos":"adv","definition":"Belli durumun, şartın veya işin dışına çıkmaksızın","example":null}]},"TEKABÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirinin karşısında bulunan, birbirini karşılıklı olarak dışta bırakan kavram veya yargı arasındaki bağlantı","example":null},{"pos":"n","definition":"Karşılık olma; karşılama","example":null}]},"TEKALİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vergiler; salmalar","example":null}]},"TEKAMÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüyerek, daha kaliteli hale gelerek ileri gitme","example":"Bu derece intibak kabiliyeti, tekâmül kuvveti olan dinamik bir millet olmasak mahvolurduk."},{"pos":"n","definition":"Olgunlaşmak işi","example":null}]},"TEKAPU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dalkavukluk etme, birinin her dediğini, her yaptığını onaylama","example":null}]},"TEKASÜF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir araya gelme, birleşme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir cismin, birleşimindeki suyu yitirerek daha koyu kıvama gelmesi","example":null}]},"TEKAÜT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan kimse","example":"Emeklilikten evvel aslan gibi olan bir adam, genç yaşında tekaüt edilirse sönüveriyor."},{"pos":"n","definition":"Emekliye ayrılma","example":null}]},"TEKBENCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tekbencilik yanlısı olan kimse","example":null}]},"TEKBİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müslümanlıkta Tanrı'nın büyüklüğünü, yüceliğini anmak için söylenen ve \"Allah ekber\" sözü ile başlayan dua","example":null}]},"TEKDÜZE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değişmeksizin, düzenli, aynı biçimde tekrarlanan","example":null},{"pos":"adv","definition":"Değişmeyerek, aynı biçimde tekrar edilerek","example":null}]},"TEKDİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine kusurundan ötürü sert sözler söyleme işi","example":null}]},"TEKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek keçi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir karides türü","example":null}]},"TEKEBBÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kendini beğenme, başkalarından üstün tutma","example":null}]},"TEKEFFÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin sorumluluğunu üzerine alma","example":null},{"pos":"n","definition":"Kefil olma","example":null}]},"TEKEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir malın yapımının, tek bir kuruluşun elinde bulunduğu durum","example":"Tütün, kahve, çay tekel maddeleridir"},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir üretim alanını devletin elinde tutma, satışı tek elden yönetme ve fiyata hâkim olma durumu","example":null}]},"TEKELLÜF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma, özenme, gösteriş","example":null},{"pos":"n","definition":"Zahmet veren bir iş görme; güçlüğe katlanma","example":null}]},"TEKELLÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyi bildirme, anlatma işi","example":null}]},"TEKEMMÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olgunlaşmak işi","example":null}]},"TEKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Merkezde bulunan ve bir eksenin çevresinde dönebilir çember","example":"Araba tekeri. Makine tekeri."},{"pos":"n","definition":"İnce ve çapı oldukça büyük tekerlek şeklinde parça","example":null}]},"TEKERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yerden kaldırmadan ekseni çevresinde döndürerek yürütmek","example":null}],"lemma":"tekerlemek"},"TEKERLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Merkezde bulunan ve bir eksenin çevresinde dönebilir çember","example":"Araba tekeri. Makine tekeri."},{"pos":"adj","definition":"Merkezde bulunan, bir eksenin çevresinde dönebilen çember biçimde olan","example":null}]},"TEKERRÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tekrar edilme","example":null}]},"TEKESE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dişi keçi çiftleşmek için teke istemek","example":null}],"lemma":"tekesemek"},"TEKESSÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayısı artma, çok duruma gelme","example":null}]},"TEKEVVÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baş gösterme, meydana çıkma","example":null}]},"TEKFUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bizans İmparatorluğu zamanında vali düzeyinde olan yöneticilerle Anadolu ve Rumeli'deki Hristiyan beylerine verilen ad","example":null}]},"TEKFİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kefenlemek işi veya durumu","example":null}]},"TEKFİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kâfir sayma","example":null}]},"TEKGÖVDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parçalara ayrılmayan, bütün olarak bulunan","example":null}]},"TEKKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ettikleri ve törenler yaptıkları yer","example":"Hemen her ev yarı saray ve yarı tekke gibi bir şeydi."},{"pos":"n","definition":"İşsiz güçsüz kimselerin buluşup sığındıkları yer","example":null}]},"TEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sık fideleri seyrekleştirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Motorda pistonun biri çalışmamak","example":null}],"lemma":"teklemek"},"TEKLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sık fideleri seyrekleştirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Motorda pistonun biri çalışmamak","example":null}]},"TEKLİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İncelenmek veya kabul edilmek için bir şey sunma","example":"Böyle bir teklifi kabul edeceğini sanmıyorum."},{"pos":"n","definition":"Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce","example":null}]},"TEKME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakla vuruş","example":"Kondulardan birinin duvarını tekmeyle yıkan bir yıkımcı, topal bir kadından ilk darbeyi yedi."},{"pos":"n","definition":"At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu","example":null}]},"TEKMELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayakla bir yere sertçe vurmak","example":"Ayağımın ucuna ne gelirse çiğniyor, tekmeliyordum."}],"lemma":"tekmelemek"},"TEKMİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitirmek işi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Eksiksiz, tüm","example":null}]},"TEKMİLLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tamamlamak; bütünlemek; bitirmek","example":"Hele dur öfkemi tekmilleyeyim."}],"lemma":"tekmillemek"},"TEKNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür küçük deniz taşıtı","example":"Sefere kalkacak bir sürü tekne vardı limanda."},{"pos":"n","definition":"Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü","example":null}]},"TEKNOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Teknoloji üzerinde çalışan kimse","example":null}]},"TEKNİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sanat, bir bilim, bir meslek dalında kullanılan yöntemlerin hepsi","example":"Eserin tekniği, sanatını hakkıyla bilen bir şair tarafından yazıldığını belirtmektedir."},{"pos":"n","definition":"Fizik, kimya, matematik vb. bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama","example":"Bu yazılarda Türkiye'nin kalkınması için ilim ve tekniğin lüzumuna sık sık işaret edilmiştir."}]},"TEKNİKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uygulayımla ilgili herhangi bir alanda bilgi ve becerisi olan kimse","example":null}]},"TEKRAR":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başından alarak, bir kez daha","example":null},{"pos":"n","definition":"Aynı olayın, işin, hareketin yeniden ortaya çıkışı, tekrarlanması","example":"Gerçi hayat kitaba sığmayacak kadar geniştir fakat tekrarlarla doludur."}]},"TEKRAREN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Tekrar tekrar, tekrarlanarak, defalarca","example":null}]},"TEKRARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi bir kez daha yapmak","example":null}],"lemma":"tekrarlamak"},"TEKRİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazıda, bir şiirde sözü veya kavramı anlatımı pekiştirmek amacıyla sık sık tekrar etme sanatı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yeniden söyleme; tekrar etme","example":null}]},"TEKST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriyle oluşturan kelimelerin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Basılı veya el yazması parça","example":"Holdinglere reklam teksti yazan benden kat kat fazla kazanıyor."}]},"TEKSTİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tezgâhta dokunarak elde edilen kumaş","example":null},{"pos":"n","definition":"Kumaş dokuma işi, sanatı veya dokuma ticareti","example":null}]},"TEKSİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyu veya yoğun bir hale getirmek","example":null}]},"TEKSİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok duruma getirme","example":null}]},"TEKTAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sadece bir pırlantası veya elması olan yüzük; küpe","example":null}]},"TEKTONİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parçalanıp dağılmış yer katmanlarının birbirleri ile olan ilgilerini araştıran yer bilimi kolu","example":null}]},"TEKVANDO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"El ve kol vuruşlarından çok, ayak ve tekme tekniklerine önem veren, Uzak Doğu'ya özgü dövüş sanatı","example":null}]},"TEKVİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkarma, meydana getirme","example":null}]},"TEKZİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söylenen, söylendiği iddia edilen bir sözün, yazılan bir yazının yorumunda yapılan yanlışlığı söz veya yazıyla düzeltme","example":"Üçü de derhâl tekzip etti ve tekziplerinin başında tabii seksen yaşında olmadıklarını altını çizerek ilan ettiler."}]},"TEKİDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Tekit edilerek, tekit yoluyla, üsteleyerek, yineleyerek","example":null}]},"TEKİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kelimelerde bir varlığı veya çekimli fiillerde bir kişiyi bildiren biçim; müfret","example":null}]},"TEKİLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sert bir Meksika içkisi","example":null}]},"TEKİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğlu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Boş, içinde kimse bulunmayan","example":null}]},"TEKİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Barbunyaya benzeyen bir balık","example":null},{"pos":"adj","definition":"Postu siyah çubuklarla ve beneklerle süslü, kül renginde veya boz olan kedi","example":null}]},"TEKİRDAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"TEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne","example":"Gelin teli. Telgraf teli."},{"pos":"n","definition":"İki merkez arasında, kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni ile gönderilen haber","example":"Hareketimiz, hiçbir tarafa telgrafla bildirilmeyecekti."}]},"TELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaşla astar arasına konularak giysinin dik durmasını sağlayan kolalı bez","example":null}]},"TELAFFUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kelimenin ses, hece, ton ve vurgu bakımından söylenme biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Konuşma organları olan dudak, dil, damak uzamı, yanaklar, alt çene ve boğazın birlikte çalışarak ses çıkarmasına verilen ad","example":null}]},"TELAFİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötü bir etkiyi veya sonucu başka bir etki ile yok etme, karşılama, yerine koyma","example":"Telafisi kolay olmayan bir zarar."}]},"TELAKKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayırıcı bir nitelik olmak bakımından görüş, zihniyet","example":null},{"pos":"n","definition":"Kabul etme, sayma","example":null}]},"TELAKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayrı kalınan, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onu yeniden görme","example":null}]},"TELALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki kumaş parçası arasına tela koymak","example":null}],"lemma":"telalamak"},"TELATİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür sağlam, yumuşak dana veya öküz derisi","example":null}]},"TELAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüntülü düşünce durumu","example":"Hastanın halinde telaş edecek bir şey yok."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir sebeple acelecilik","example":"Atatürk'ün gelişini göremedik ama koridordaki telaştan meseleyi anladık."}]},"TELAŞLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir sebeple acelecilik göstermek","example":"Vapur işlemeyecek zamanlarda bile bir gün işinden kalmadığını bilen Hayriye Hanım telaşa düştü."},{"pos":"v","definition":"Sıkıntı duyarak hızlı hareket etmek, bir şeyi hızlı yapmak","example":"Kafilenin başında polisi gören kadınlar fena telaşlanmışlardır."}],"lemma":"telaşlanmak"},"TELAŞSIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olaylara ve gelişmelere sakin, ılımlı ve temkinli yaklaşan (kimse)","example":null},{"pos":"adv","definition":"Soğukkanlılıkla, şaşırmadan","example":"Bu ikramın sebebini anlamak için telaşsız bekledi."}]},"TELEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortadan kaldırma, yok etme","example":null},{"pos":"n","definition":"Boş yere harcama","example":null}]},"TELEFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaş, kaza vb. sebeplerle uğranılan can kaybı","example":null}]},"TELEFON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirinden uzakta bulunan iki kişinin konuşmasını sağlayan aygıt","example":null},{"pos":"n","definition":"Konuşmaları ileten ve yansıtan elektrik tesisatının bütünü","example":null}]},"TELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy","example":null}]},"TELEKART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Telefon etmek için kullanılan kart","example":null}]},"TELEKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanat teleklerinin uzun ve serti","example":null}]},"TELEKIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Telefon ile iletişim kurarak fuhuş yapan kadın","example":null}]},"TELEKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Telsiz ve telem araçlarına uzaktan haber yazdırma düzeni","example":null}]},"TELEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir metnin doğrudan doğruya gönderilmesini ve alıcı olarak basımevi harfleriyle yazılmasını sağlayan araç","example":null}]},"TELEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tuzsuz ve yumuşak bir peynir türü","example":null}]},"TELEPATİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin düşündüklerini veya uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama","example":null}]},"TELES":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yıpranmış, hırpalanmış bir biçimde telleri, lifleri meydana çıkmış","example":null}]},"TELESKOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü, içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt","example":null}]},"TELESİ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eti, yağı az olan, sıska, cılız bir duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bitkin duruma gelmek, güçsüz düşmek","example":null}],"lemma":"telesimek"},"TELFİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lakerda yapılmak için kesilmiş torik balığı parçası","example":null}]},"TELGRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki merkez arasında, kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni ile gönderilen haber","example":"Hareketimiz, hiçbir tarafa telgrafla bildirilmeyecekti."},{"pos":"n","definition":"Bu araçla alınan haber","example":"Telgraf aldım, İstanbul'a gidiyorum."}]},"TELHİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazı, konu, söz veya filmin içeriğini daha az sözle anlatma, özünü verme","example":null},{"pos":"n","definition":"Sadrazamın bir sorunu kendi düşünceleriyle birlikte özet olarak yazıp padişaha sunduğu kâğıt","example":null}]},"TELKARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tel durumundaki gümüşü, altını örerek veya bir şey üzerine kakarak yapılan iş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gümüş veya altın tellerden yapılmış motiflerle süslü","example":null}]},"TELKİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ağacın dalı veya gövdesi üzerine, aynı familyanın daha iyi bir türünden alınan dal, göz, tomurcuk vb. parçaları kaynaştırma işi","example":null}]},"TELKİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilinç dışı bir sürecin aracılığıyla, kişinin ruhsal veya fizyolojik alanıyla ilgili bir düşüncenin gerçekleştirilmesi","example":"İçinden gelen gizli bir telkin altında hareket ediyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama","example":"Bu telkin günlerce, haftalarca devam etti."}]},"TELLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamamda insanları keseleyip yıkayan erkek","example":null}]},"TELLAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyi, olayı veya bir şeyin satılacağını halka duyurmak için çarşıda, pazarda yüksek sesle bağıran kimse","example":"Annemin çeyizlik eşyasını hamallarla tellallar çarşısına gönderdi."},{"pos":"n","definition":"Satışlarda aracılık eden kimse","example":null}]},"TELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki merkez arasında, kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni ile haber göndermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Tel ile süslemek","example":"Çitleri de dün telledik."}],"lemma":"tellemek"},"TELLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki merkez arasında, kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni ile haber göndermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Tel ile süslemek","example":"Çitleri de dün telledik."}]},"TELLÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 52, atom ağırlığı 127,60, yoğunluğu 6,24 olan, 450 derecede eriyen, mavimtırak beyaz renkte bir element","example":null}]},"TELMİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dizede veya beyitte bilinen bir olay, bir atasözü, fıkra ve benzerini hatırlatma sanatı","example":null},{"pos":"n","definition":"Anlatılmak istenen şeyi söz arasında imalı olarak belli etme, açıkça söylememe","example":"İleride dahi ağzını açıp da ufacık bir telmihte bulunmasın."}]},"TELMİHEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Telmih olarak, telmih yoluyla ima ederek","example":null}]},"TELSİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlerine göre belirli bir kapsama alanı içinde belirli kişilerin iletişimini sağlayan, elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan araç","example":"Telsiz dediğimiz de nihayet sonunda gene tele dayanıyor."},{"pos":"adj","definition":"Teli olmayan","example":null}]},"TELTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu","example":null}]},"TELVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fincanın dibine çöken kahve tortusu","example":"Fincanını çalkalayıp çalkalayıp diker, dibinde hiç telve bırakmamacasına!"}]},"TELVİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kirli duruma getirme","example":null}]},"TELYAZI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki merkez arasında, kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzeni ile gönderilen haber","example":null}]},"TELİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir fikir veya sanat eserini yaratan kişinin, bu eserden doğan haklarının hepsi","example":null},{"pos":"n","definition":"Kitap yazma","example":null}]},"TELİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, bu amaçla sözler söyleme","example":null}]},"TELİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkisel tellerden yapılmış, kaba örgülü büyük çuval","example":null}]},"TEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğretici veya edebî bir eserde işlenen düşünce, görüş","example":"İkinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesine rastlayan dönemde bu şiirler aşk temasını değişik ve güzel biçimlerde işlemişlerdir."}]},"TEMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğretici veya edebî bir eserde işlenen düşünce, görüş","example":"İkinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesine rastlayan dönemde bu şiirler aşk temasını değişik ve güzel biçimlerde işlemişlerdir."},{"pos":"n","definition":"Asıl konu","example":null}]},"TEMADİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesilmeme, bitmeme, sürüp gitme","example":null}]},"TEMARUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendini hasta gibi gösterme","example":null}]},"TEMAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duyma; değme; el sürme","example":null},{"pos":"n","definition":"Sözünü etme","example":null}]},"TEMATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir tema etrafında oluşan","example":null}]},"TEMAYÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme","example":"Musiki ruhların en tabii temayülleri arasındadır."},{"pos":"n","definition":"Belli bir amaca veya sonuca yönelen, faaliyete dönüşmeyen etki gücü","example":null}]},"TEMAYÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarına göre üstün duruma gelme","example":null}]},"TEMAŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oynanmak için yazılmış eser, tiyatro eseri veya oyunu","example":"Bazı meddahlar da Karagöz oynatmış, şahbaz, hayalbaz veya hayalî isimleriyle yaşadıktan sonra temaşa hayatımızdan el etek çekmişlerdir."},{"pos":"n","definition":"Eğlenmek için hoşlanarak bakma","example":null}]},"TEMBEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan kimse","example":"O tembel, kokmuş bir işçi gibi hep başkalarına yük bırakıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren organ","example":null}]},"TEMBUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hindistan'da yetişen, tırmanıcı bir tür biber ağacı Piper betle","example":null}]},"TEMBİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir uyaran karşısında organizmanın gösterdiği tepki","example":null}]},"TEMBİHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tembihler; uyarılar","example":null}]},"TEMBİHLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin belli biçimde ve yolla yapılmasını istemek, söylemek, uyarmak","example":"Ertesi gün ayrılırken tekrar oradan geçmemi sıkı sıkı tembih ediyorlar."}],"lemma":"tembihlemek"},"TEMCİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Recep, şaban ve ramazan ayları süresince, sabah ezanından sonra minarelerden okunan ve Allah'ın ululuğunu belirten dua","example":null}]},"TEMDİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devam ettirme","example":null}]},"TEMEDDÜH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendini övme, övünme","example":null}]},"TEMEDDÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fikir, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş duruma gelme","example":null}]},"TEMEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ahırdaki gübreyi dışarı atmak için kullanılan kapaklı veya kapaksız delik, pencere","example":null}]},"TEMEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin temelini oluşturan","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler","example":"Temelde sıradan bir Fransız vodviline dayanırdı oynadıkları oyun."}]},"TEMELLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Temel tutmak","example":null}],"lemma":"temellenmek"},"TEMENNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öne doğru eğildikten sonra doğrulurken eli başa götürerek verilen selam","example":"Bir temenna ile salonda hazır bulunanları selamladı."}]},"TEMENNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin dilediği veya istediği şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini dileme","example":"Hangi şair bu kadar pürüzsüz ve kuvvetli bir dille ölüm temennisinde bulunabildi?"}]},"TEMERKÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde toplanma","example":null}]},"TEMERRÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir sebebe dayanmaksızın borcu ödememekte direnme","example":"Temerrüte yeni bir ad olarak direnim getirilmiştir."},{"pos":"n","definition":"Ek faiz ödememe durumu","example":null}]},"TEMESSÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kelimede bir sesin başka bir sesi kendisine benzetme etkisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Hücre içinde basit yapıdaki moleküllerin, daha karmaşık yapıdaki moleküllerin sentezinde kullanılması ve bunlara ilişkin kimyasal değişimler","example":null}]},"TEMETTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satılan bir mal, yapılan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen getiri","example":null}]},"TEMEYYÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarına göre üstün duruma gelme","example":null}]},"TEMKİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin sonunu düşünerek ölçülü, tedbirli davranma","example":"Bütün temkin ve vakarını kaybedip konuşanlara sokuldu."}]},"TEMLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hakkın diğer bir kimseye geçirilmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Mülk olarak verme","example":null}]},"TEMMUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın otuz bir gün süren, yedinci ayı","example":null}]},"TEMPO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol, tarz","example":null},{"pos":"n","definition":"Vücut alıştırmalarının belirli süre içinde tekrarlanma hızı","example":null}]},"TEMREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ok, kargı vb. şeylerin ucundaki sivri demir","example":null}]},"TEMRİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılan tekrar, temrin, talim, egzersiz)","example":null}]},"TEMRİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çayır ve ormanlarda yumuşak bir bitki oluşturan çiçeksiz bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Deride yer yer küme durumundaki birtakım kabartılarla kendini gösteren hastalık","example":null}]},"TEMSİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimse ya da kuruluş adına davranma, onu yansıtma","example":"Okulunu yarışmada temsil etti."}]},"TEMSİLCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hak ve görev bakımından birinin veya bir topluluğun adına davranan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Aracı olarak başkasına mal satmakla görevlendirilen ve çoğunlukla yasal çalışma yeri ve elinde malı olmayan kimse","example":null}]},"TEMSİLEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Birinin yerine, onu temsil ederek","example":"Okulu temsilen yarışmaya katıldı."}]},"TEMSİLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyi göz önünde canlandıran, temsille ilgili","example":null}]},"TEMYİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden incelenmesini sağlayan yasal yol","example":"Dama tıkıldım ama temyizde beraat ettim."},{"pos":"n","definition":"Birkaç şeyi birbirinden ayıran niteliği anlama","example":null}]},"TEMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Araştırıp bulma","example":null},{"pos":"n","definition":"Korkusunu giderme; inanç verme","example":null}]},"TEMİNAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin şüphelerini dağıtmak için söylenen inandırıcı söz","example":"Bakanın vergilerin arttırılmayacağı yönündeki teminatı kimseye güven vermedi"}]},"TEMİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kirli, lekeli, pis veya bulaşık olmayan","example":"Efendiler, bizim çehremiz her zaman temiz ve pak idi ve daima temiz ve pak kalacaktır."},{"pos":"adj","definition":"Ahlakça lekesiz, namuslu","example":null}]},"TEMİZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Temiz duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bitirmek; tüketmek","example":"Bir aylık iş vardı, bir haftada temizledim. Bir tepsi böreği temizledi."}],"lemma":"temizlemek"},"TEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan derisinin dış yüzü, rengi bakımından","example":"Güneşte teni bronzlaştı."}]},"TENAFÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı sözlerde, söz öbeklerinde, boğumlanma yerleri aynı veya birbirine yakın seslerin tekrarlanması sonucu söyleyişin güçlüğe uğraması, kulağı rahatsız etmesi","example":null}]},"TENAKUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eskisinden az duruma gelme","example":null}]},"TENAKUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşıt anlamlı kelimelerin, sözlerin bir araya gelmesi","example":null}]},"TENASÜH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ruhun bir bedenden başka bir bedene geçerek varlığını sürdürdüğü inancı","example":null}]},"TENASÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi oluşturan parçaların kendi aralarında ve parçalarla bütün arasında bulunan uygunluk, oran, tenasüp","example":null},{"pos":"n","definition":"Birbirleriyle ilgili söz veya kavramların dizelerde toplanması sanatı","example":null}]},"TENAZUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu","example":null}]},"TENCERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde yemek pişirilen, kapaklı, genellikle metal kap","example":"Bir çocuğa tencere getirmesini tembihliyordu."}]},"TENDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lokomotifin arkasına bağlanan, gerekli yakıtı, suyu taşıyan vagon","example":null}]},"TENEFFÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün canlılarda, oksijen alıp karbondioksit verme biçiminde görülen hareket","example":null},{"pos":"n","definition":"Temiz hava almak, dinlenmek için verilen ara","example":"Artık boyuna dua ediyorum, teneffüs zamanı gelse de çocuklar bahçeye çıksa ve cıvıltı başlasa diye."}]},"TENEKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac","example":"Uyuyanı uyandırmak için ondan yana teneke parçaları atıp gürültü çıkartırlardı."},{"pos":"n","definition":"Bu sacdan yapılan, yaklaşık yirmi litre hacmindeki kap","example":"Sonunda bu su tenekelerini civardaki evine kadar taşımaya karar verdi."}]},"TENEKELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Teneke kutuya doldurmak","example":null}],"lemma":"tenekelemek"},"TENEVVÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşidi çok olma durumu","example":null}]},"TENEVVÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme","example":null}]},"TENEZZÜH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzak olmayan bir yere yapılan gezi","example":null}]},"TENEZZÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi, bir durumu kabul etme","example":null}]},"TENEŞİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzeride ölü yıkanan ayaklı tahta","example":null}]},"TENGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kazakistan para birimi","example":null}]},"TENHA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde alışılandan az insan bulunan, kalabalık olmayan yer","example":"Mecburi hizmeti şenliksiz, oldukça tenha bir kasabada yaptım."},{"pos":"adj","definition":"Yalnız; tek","example":null}]},"TENKİDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eleştiri niteliği taşıyan veya eleştiri ile ilgili","example":null}]},"TENKİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herkese örnek olacak bir ceza verme","example":null},{"pos":"n","definition":"Düşman veya zararlı kimseleri topluca ortadan kaldırma","example":null}]},"TENKİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Az denecek bir miktara indirmek","example":null}]},"TENKİSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Azaltmalar; eksiltmeler","example":"Elçilik kadrolarında tenkisat yapılacağından söz ediliyor."}]},"TENKİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle sağlamak ve değerlendirmek amacıyla yazılan yazı türü","example":null}]},"TENKİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anüsten su vermek yoluyla kalın bağırsağın içini temizleme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu iş için kullanılan araç","example":null}]},"TENNURE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mevlevi dervişlerinin giydiği kolsuz, yakasız, yırtmaçlı, beli kırmalı, uzun ve geniş giysi","example":"O tennurelerin elvan elvan renkleri ve bu renklerin göz alıcı, baş döndürücü kasırgası..."}]},"TENOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En tiz erkek sesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Sesi böyle olan şarkıcı, sanatçı","example":null}]},"TENSİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aksayan bir şeyi düzeltme, düzenleme, yoluna koyma","example":null}]},"TENSİKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzen vermeler, düzenlemeler","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir iş yerinde kadro düzenlemeleri","example":null}]},"TENSİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağacın düşen yapraklarını toplayıp dibine gömme","example":null}]},"TENSİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünce veya davranışın doğru olduğunu belirtme; onama; uygun bulma","example":null}]},"TENTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle güneşten korunmak için bir yerin üzerine gerilen bez, naylon ve benzerinden yapılmış örtü","example":"En üst setin bir özelliği ağaçtan ağaca tente gerilmiş olmasıdır."}]},"TENTENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü iplikle örülen veya bir kumaşın kenarına işlenen türlü biçimde ince ve ağ görünümünde örgü","example":null}]},"TENTÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alkolün bir veya birden çok bitki üstündeki eritici etkisi sonucu elde edilen sıvı ilaç","example":null}]},"TENVİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işıklı duruma getirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilgi verme; aydınlatma","example":null}]},"TENVİRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işıklı duruma getirme","example":null}]},"TENYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şeritgillerden, vücudu yassı, birbirine kenetlenmiş boğumları bulunan ve bazısı metrelerce boyda olan bir bağırsak asalağı","example":null}]},"TENZİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kusur kondurmama","example":null},{"pos":"n","definition":"Allah'ın bütün kusurlardan uzak olduğuna inanma","example":null}]},"TENZİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Azaltma, eksiltme, çıkartma","example":null}]},"TENZİLAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiyatta yapılan değer düşürümü","example":null}]},"TENİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağla ortasından ikiye bölünen bir alanda tek veya çift oyuncuların raketle karşılıklı vurdukları, çeldikleri topu, belli kurallara göre, karşılanamayacak biçimde birbirlerinin alanına düşürerek sayı kazanmaları esasına dayanan oyun","example":"Tenis oynarken bileğim burkuldu, berbat, fena acıyor."}]},"TEOGONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrıların meydana gelişi hakkında bilgi","example":null}]},"TEOKRASİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyasi iktidarın, Allah'ın temsilcileri olduklarına inanılan din adamlarının elinde bulunduğu toplumsal, siyasi düzen","example":null}]},"TEOKRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Teokrasiye dayanan iktidar sahibi kimse","example":null}]},"TEOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Allah'ın varlığı ve nitelikleriyle ilgili konuları ele alan bir bilim kolu ile uğraşan kimse","example":null}]},"TEOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Allah'ın varlığı ve nitelikleriyle ilgili konuları ele alan bir bilim kolu","example":null}]},"TEOLOJİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı bilimiyle ilgili","example":null}]},"TEOREM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanıtlanabilen bilimsel önerme","example":null},{"pos":"n","definition":"Mantıksal usa vurma ile kanıtlanan önermenin veya özelliğin bildirimi","example":null}]},"TEORİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü","example":null}]},"TEORİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar ve yasalar bütünü ile ilgili, bu durumda ve nitelikte olan","example":null}]},"TEP":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çokça yürümek","example":"Köy yollarını günlerce teptim ."},{"pos":"v","definition":"Değerini anlamamak veya kestirememek; geri çevirmek","example":"Gelmiş buraya, başını sokacak, ekmeğini kazanacak bir yer bulmuş, hiç bunu teper mi?"}],"lemma":"tepmek"},"TEPE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi","example":"Derenin sağ tarafına yükselen tepenin yamaçları daha hafif eğimli, daha genişti."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin en üstteki bölümü","example":"Pencere önünde dimdik durmuş, kocaman ağaçların tepesine bakıyordunuz."}]},"TEPEBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyah pullarla işlenmiş kumaş veya giysi","example":null}]},"TEPECİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerden yükseklikleri çok az olan tepeler","example":null},{"pos":"n","definition":"Çiçek tozunun konmasına yarayan, çiçeklerde dişi organların ucu","example":null}]},"TEPEGÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Medine kurdunun ara konakçısı, tepegözlerin örnek türü olan küçük kabuklu","example":null},{"pos":"n","definition":"Derslerde, konferanslarda asetat üzerine yazılan yazıyı veya grafiği kuvvetli bir ışık kaynağı aracılığıyla perdeye yansıtan optik araç","example":null}]},"TEPELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bozguna uğratmak, hırpalamak","example":"Ordumuz da düşman kollarını ayrı ayrı yakalayıp tepeleyebilirler."}],"lemma":"tepelemek"},"TEPEÜSTÜ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başı aşağı gelecek biçimde","example":null}]},"TEPHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su, sıvı vb. kaynayıp buhar olma, uçmak işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Buğuya tutma, etüvden geçirme","example":null}]},"TEPKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dıştan gelen bir uyarım sonucu doğan hareket, salgı gibi iç tepkilere yol açan irade dışı sinir etkinliği","example":null},{"pos":"n","definition":"Dıştan gelen bir uyarım sonucunda doğan ve hareket, salgı vb. tepkilere yol açan samimiyetsiz sinir etkinliği; refleks","example":null}]},"TEPKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir etkiye cevap olarak doğan söz veya davranış","example":"Önemli olan, tepki gösterdiğimiz şeyden kurtulmanın yoluna bakmak, bu yolu bulmaktır."},{"pos":"v","definition":"Bir cisim etki aldığı şeye karşı etkide bulunmak","example":null}]},"TEPKİMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir cisim etki aldığı şeye karşı etkide bulunmak","example":null}]},"TEPKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tepkimeye ilişkin; tepkiyen","example":null}]},"TEPMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çokça yürümek","example":"Köy yollarını günlerce teptim ."},{"pos":"v","definition":"Değerini anlamamak veya kestirememek; geri çevirmek","example":"Gelmiş buraya, başını sokacak, ekmeğini kazanacak bir yer bulmuş, hiç bunu teper mi?"}]},"TEPSER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuruyup çatlamak","example":"Siz hiç eski tahtalara yağlı boya yaptınız mı? / Bütün iş ilk çekilen boyadadır astarda. / Astar düzgün değilse tepserir boya / Islak duvarlar gibi dökülür pul pul"}],"lemma":"tepsermek"},"TEPSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap","example":"Tam bu sırada yanlarından elindeki tepside boşlarla ortalıkçı bir çocuk geçmektedir."},{"pos":"n","definition":"İçinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap","example":"Bir küçük çırak, koltuğunda pasta dolu bir tepsiyle dışarı çıktı."}]},"TEPİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi yapmak, harekete geçmek için duyulan ve bireyin engelleyemeyeceği kadar güçlü istek","example":null}]},"TEPİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakla vuruş","example":null}]},"TEPİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Binek hayvanını yürütmek için ayakla vurmak, tekmelemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Otomobilin gaz pedalına sonuna kadar basmak","example":null}],"lemma":"tepiklemek"},"TEPİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayaklarını hızla yere vurmak","example":"Tekmelediler, üzerime çıkıp tepindiler."},{"pos":"v","definition":"Öfke ve sevincini açığa vuracak davranışlarda bulunmak","example":"Sabaha kadar tepindiler. Bayram ediyorlar."}],"lemma":"tepinmek"},"TEPİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayaklarını hızla yere vurmak","example":"Tekmelediler, üzerime çıkıp tepindiler."},{"pos":"v","definition":"Öfke ve sevincini açığa vuracak davranışlarda bulunmak","example":"Sabaha kadar tepindiler. Bayram ediyorlar."}]},"TEPİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahılı saman ve kavuzlardan ayırmaya yarayan, kıldan veya kamıştan yapılmış elek","example":null}]},"TEPİRLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elek yardımıyla ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak","example":null}],"lemma":"tepirlemek"},"TEPİŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini dürtmek veya itmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birbirini tepmek","example":"O günlerde, atlar tepişecek diyordu."}],"lemma":"tepişmek"},"TEPİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini dürtmek veya itmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birbirini tepmek","example":"O günlerde, atlar tepişecek diyordu."}]},"TER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Derinin gözeneklerinden sızan, kendine özgü bir kokusu olan, yapışkan, renksiz, tuzlu sıvı","example":null}]},"TERAKKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Daha iyi, daha yetkin, daha değerli, daha yüksek bir duruma doğru basamak basamak oluşan gelişme","example":null}]},"TERAKÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde aşırı kalabalık olma durumu, bir yerde toplanıp yığılma","example":null}]},"TERANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok tekrarlandığından usanç verici bir durum alan söz","example":"Bu teraneleri çok işittik. Gece o terane. Araboğlu, Araboğlu, ayakları Şam'a doğru diye bir teranedir tutturuyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Ezgi; makam; nağme","example":null}]},"TERAPİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hastalığı yenecek etkenleri ve bu etkenlerin kullanılma yöntemlerini bularak hastanın sıkıntılarını giderme, iyi etme işi","example":null}]},"TERAPİST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Terapi yapan kimse","example":null}]},"TERAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının damında çevresi, üstü açık yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü şekli","example":null}]},"TERASLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yamacı ağaçlandırmak için taraçalar yapmak","example":null}],"lemma":"teraslamak"},"TERAVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ramazan ayı boyunca, yatsı namazından sonra kılınan namaz","example":null}]},"TERAVİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ramazan ayı boyunca, yatsı namazından sonra kılınan namaz","example":null}]},"TERAZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı","example":"Sanki her an bütün bir tarihi tartan hisli teraziler gibiydiler."},{"pos":"n","definition":"Vücudun, asılarak veya dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu","example":null}]},"TERAZİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cambazlıkta kol veya sırık yardımıyla denge sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ağırlığını elle yoklamak","example":null}],"lemma":"terazilemek"},"TERBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gazelin her beytinin başına iki dize katılarak yapılan nazım biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Ay vb. gök cisimleri çemberlerinin yarısının aydınlık olduğu evre","example":null}]},"TERBİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme; terbiye","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik davranışları","example":"Davudi sesi, şetareti, terbiyesi kendisini hem kadınlara hem erkeklere sevdirmişti."}]},"TERBİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 65, atom ağırlığı 159 olan, az bulunan bir element","example":null}]},"TERCÜMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazıyı veya konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse","example":null}]},"TERCÜME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dilden başka bir dile aktarma","example":"Biz, telif eser ayarında bir sanat kıymeti taşıyan tercümelere teşekkür edelim."},{"pos":"n","definition":"Bir dilden başka bir dile çevrilmiş yazı veya kitap","example":null}]},"TERCİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi öbürüne göre daha iyi, üstün veya önemli sayma","example":null}]},"TERCİHEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Tercih hakkını kullanarak","example":null}]},"TERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turpgillerden, yaprakları salata olarak yenen baharlı bir bitki","example":null}]},"TERECİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tere yetiştiren veya satan kimse","example":null}]},"TEREDDÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kararı olmama ya da karar vermekte güçlük çekme durumu","example":null}]},"TEREDDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özündeki iyi nitelikleri birtakım dış etkenlerle zamanla yitirme","example":null}]},"TEREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlerde veya dükkânlarda yüksekçe yerde yapılan raf","example":null}]},"TEREKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet","example":"Hâlâ eski zenginliğinin hasedini üstüne çeker ve eski terekelerinin veraset vergilerini öder."}]},"TEREKKÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birkaç şeyin bileşmesinden oluşma","example":null}]},"TERENNÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyi bildirme, anlatma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Kuş şakıma, değişik sesler çıkarma","example":null}]},"TERESSÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tortu oluşması","example":null}]},"TERETTÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey","example":null},{"pos":"n","definition":"İş vb. için gerekme, ait olma","example":null}]},"TEREYAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sütten çıkarılan yemeklik yağ","example":null}]},"TERFİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Derece veya makam bakımından yükselme","example":"Ordu beklenen terfi kararnamesini açıkladı"},{"pos":"n","definition":"Derece, makam bakımından üste geçirme","example":null}]},"TERFİAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Terfi ederek; yükselerek","example":null}]},"TERFİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ferahlatma, rahat yaşamasını sağlama","example":null}]},"TERFİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi arkadaş olarak yanına alma","example":null},{"pos":"n","definition":"Arkadaş olarak yanına bir kimse verilme","example":null}]},"TERGAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapay polyester lifleri veya ipliği","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu iplikten yapılmış","example":null}]},"TERHİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rehin olarak bırakma; rehine koyma; tutuya koyma","example":null}]},"TERHİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Askerlik ödevini bitirenleri ordudan bırakma","example":"Artık serbestim, koynumda terhis kâğıdımla dönüş yolundayım."}]},"TERK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşma","example":null},{"pos":"n","definition":"Vazgeçme işi","example":null}]},"TERKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eyerin arka bölümü","example":"Avluda terkiden yere atladığında öfkeden kudurmuştu."},{"pos":"n","definition":"Binek hayvanının sağrısı","example":null}]},"TERKİBİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tamlama ile ilgili","example":null}]},"TERKİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılmış bir şeyi çizerek silme","example":null}]},"TERKİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir adın başka bir ad, zamir veya sıfatla birlikte oluşturduğu kelime grubu","example":"Farsça manasız terkipler yapılıyor."},{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturma","example":null}]},"TERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş yapmak için zahmet çekmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Ter çıkarmak, ter dökmek","example":null}],"lemma":"terlemek"},"TERLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş yapmak için zahmet çekmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Ter çıkarmak, ter dökmek","example":null}]},"TERLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle ev içinde giyilen, deri, naylon vb. şeylerden yapılan, arkası açık, hafif ve türlü biçimlerde ev ayakkabısı","example":"Tabanları sertleşmesin diye, ipek kadife terlikler giyerdi."},{"pos":"n","definition":"Beyaz patiskadan dikilen veya yünden örülen takke, başlık","example":"Kenarları dört parmak yağ bağlamış fesinden, eski terlikten hiç farkı kalmamış."}]},"TERLİKSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün kirpiklilerden, durgun ve kirli sularda yaşayan, yassı gövdeli, bir hücreli hayvan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Terlik biçiminde olan","example":null}]},"TERMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıcak kaplıca suyu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu sudan yararlanma imkânı sağlayan kuruluş vb","example":null}]},"TERME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür yaban turpu","example":null}]},"TERMOFOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kauçuktan veya türlü maddelerden yapılan, içi sıcak su veya kimyasal bir madde ile doldurularak sürekli ısı sağlayan kap","example":null}]},"TERMOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalıtım maddesiyle kaplı metal bir kılıf içine yerleştirilen, aralarında hava boşluğu bulunan çift çeperli cam şişeden oluşan, içine konan sıvının ısısını uzun süre koruyan kap","example":"Benim termosumda bir parça su kalmıştı."}]},"TERMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Isı ile, sıcaklıkla ilgili","example":null},{"pos":"n","definition":"Isının üretilmesini, iletilmesini ve kullanılmasını inceleyen fizik dalı","example":null}]},"TERMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir saatte, belli bir yerde iki veya daha çok kişi arasında kararlaştırılan buluşma","example":null}]},"TERMİNAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otobüs, uçak vb. taşıtların yolcularını ilk aldığı veya son bıraktığı yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilgisayar ucu","example":null}]},"TERMİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz kanatlılardan, sıcak veya ılıman ülkelerde yaşayan, bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi","example":null}]},"TERMİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki çenekliler sınıfının baklagiller familyasından beyaz çiçekleri olan, acı olan taneleri suda tatlılaştırılarak yenilen bir yıllık otsu bitki","example":null}]},"TERS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin aksi, karşıtı","example":"Anlattığının tersi anlaşılınca utandı."}]},"TERSANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi yapılan yer","example":"İstanbul'un camileri, tersaneleri, uzaktan seyrettiği sarayları onu çok meşgul etti."}]},"TERSLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseye gönül kırıcı, sert söz söylemek veya gönül kırıcı davranmak, azarlamak","example":"Ne söylesem olur olmadık tersledi."},{"pos":"v","definition":"Hayvanlar pislemek","example":null}],"lemma":"terslemek"},"TERSİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resmini yapma","example":null}]},"TERSİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Geldiği yere gitmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Güçlük çıkarmak, uyuşmaya yanaşmamak, huysuzluk etmek, inatçılık etmek, ters davranmak","example":null}],"lemma":"tersinmek"},"TERSİNE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Beklenilenin, umulanın aksine, karşıt olarak, tam tersine","example":null}]},"TERSİNİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir olayın ortaya çıkma şartlarındaki sonsuz küçük bir değişikliğin etkisiyle herhangi bir anda yön değiştirebilen kimyasal, fiziksel ve mekanik dönüşüm","example":null}]},"TERSİYER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Organik bir bileşiğin formülünde öbür üç karbon atomuna bağlı olan (karbon atomu)","example":null}]},"TERTEMİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok temiz, her yanı temiz","example":"Misafirler gelmeden önce evi pırıl pırıl yaptık, her yer tertemiz oldu."},{"pos":"adj","definition":"Kötülük düşünmeyen ve günahı veya suçu olmayan","example":"Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor."}]},"TERTİBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerine uygun koyma, düzenleme","example":"Fabrikaya havalandırma tertibatı kurup buzdolabı gazını mavi gökyüzüne mi savuracak?"},{"pos":"n","definition":"Bir işin güçlüklerini karşılamak için yapılan ön hazırlıklar","example":"Şimdi yol tertibatını konuşamaz mıyız? diye sordu."}]},"TERTİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması","example":null},{"pos":"n","definition":"Düzenli, düzgün duruma getirme","example":"Dolapların tertibiyle annem uğraşır"}]},"TERTİPLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düzenlemek, dağınıklıktan kurtarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Toplantı, seminer vb. düzenlemek, hazırlamak","example":"O eyyam hükûmetin ressamlar için tertiplediği yurt gezilerine katılmıştık."}],"lemma":"tertiplemek"},"TERVİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi tutma, destekleme","example":null}]},"TERZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysi biçip diken kimse","example":"Bir şehrin yedi mahallesinde herkesin baş eğdiği bir terzi olmalıydım."},{"pos":"n","definition":"Giysi biçilip dikilen yer, terzi dükkânı","example":"Terzihane belki biraz mübalağa ederek bu ısmarlama emrini üç beş takım ilavesiyle tefsir etmiş olabilir."}]},"TERZİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük düşürme","example":null}]},"TERÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma","example":null}]},"TERÖRİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anarşi yanlısı olan kimse","example":null}]},"TERÖRİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir siyasi davayı zorla kabul ettirmek için karşı tarafa korku salacak, cana ve mala kıyacak davranışlarda bulunma","example":null}]},"TERÜTAZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok taze; körpe","example":"Frenk illerinde ... tenorların akbabaya dönmüş, kartlaşmışlarına bile terütaze kızlar gönül verirlermiş."}]},"TERİLEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapay polyester lifleri veya ipliği","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu liften yapılmış olan","example":null}]},"TERİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime","example":"Bazıları ise terimlerimizi milletlerarası esaslara bağlamak davasındadırlar."},{"pos":"n","definition":"Geleneksel mantıkta özne veya yüklem","example":null}]},"TESADÜF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın oluveren karşılaşma","example":"Bilmeden acı bir tesadüfün eliyle Hakan'a giden bir armağana taarruz etmiş ve büyük bir günah işlemişti."},{"pos":"n","definition":"Yalnız ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi","example":"Öyle bir tesadüf olsa ki bir saatçik şu doktorla oturup konuşabilse!"}]},"TESADÜFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Rastlantı sonucu olan","example":"Karşılaşmamız tesadüfiydi."}]},"TESAHUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi kendine mal etmek işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Arkadaşlık etme işi","example":null}]},"TESALÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinir ve damarların birbirinin üzerinden çapraz olarak geçmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"İki şeyin birbiri üzerine çapraz biçimde gelmesi","example":null}]},"TESANÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı amaçla ve birlikte hareket eden kimse olma durumu","example":null}]},"TESBİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tekrarlanan monoton işlemleri saymak, özellikle de dini vecibelerin yerine getirilişinin hesabını tutmak için kullanılan ve 33 veya katları kadar boncuk tanesinin ipe dizilmesiyle meydana gelen halka","example":null}]},"TESCİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir taşınmazın üzerinde bir ayni hakkın kurulması için tapu kütüğüne yapılması gerekli kayıt","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyi resmî olarak kaydetme, kütüğe geçirme","example":null}]},"TESDİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gazelin her beytine dört dize ekleyerek altılı duruma getirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Sayısını altıya çıkarma veya altıya bölme","example":null}]},"TESELLÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Verilen bir şeyi alma; teslim alma","example":null}]},"TESELLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme","example":null},{"pos":"n","definition":"Piyangoda büyük ikramiyeyi kaybeden en yakın numaralara yapılan ödeme","example":null}]},"TESELSÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra","example":null},{"pos":"n","definition":"Birden fazla kimsenin bir borçtan dolayı sorumlu olması","example":null}]},"TESETTÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların kapalı bir biçimde giyinmesi","example":null}]},"TESEYYÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayıtsızlık, tembellik","example":null}]},"TESHİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kolay bir duruma getirme, güçlükleri ortadan kaldırma işi","example":null}]},"TESHİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıcak duruma getirme","example":null}]},"TESHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyü ile ya da çekicilik ile etki altına alma","example":null},{"pos":"n","definition":"Ele geçirme; zapt etme","example":null}]},"TESKERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hasta veya yaralı taşımaya yarayan katlanabilir hasta yatağı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yapılarda malzeme taşımak için kullanılan, dört kollu ve iki kişinin taşıdığı tahta araç","example":null}]},"TESKİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acı, öfke, heyecan vb. duyguları yatıştırma, dindirmeye çalışma","example":"Ev sahibi erkek beni, kadın da onu teskine uğraşıyordu."}]},"TESLİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi bir başkasının sorumluluğuna bırakma","example":null},{"pos":"n","definition":"Gerçek olduğunu söyleme, doğruluğunu onaylama","example":null}]},"TESLİMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Teslim edilen eşyalar veya yatırılan paralar","example":null}]},"TESLİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Katoliklerde, Tanrı, İsa ve Meryem'in aynı kişi olmaları inancı","example":null},{"pos":"n","definition":"Üçe çıkarma","example":null}]},"TESMİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ad koyma, ad verme","example":"Öz şiir tesmiyesini ise gülünç ve iddialı görenler vardı."}]},"TESPİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tekrarlanan monoton işlemleri saymak, özellikle de dini vecibelerin yerine getirilişinin hesabını tutmak için kullanılan ve 33 veya katları kadar boncuk tanesinin ipe dizilmesiyle meydana gelen halka","example":"İri taşlı tespihinin parmakları arasında arada bir şıkırdaması..."},{"pos":"n","definition":"Süphanallah\" sözünü söyleme","example":null}]},"TESPİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ne olduğunu anlama, gösterme, belirtme","example":"Bu şahane tespitlere bazı müdahaleler yapalım."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirme, yerinden oynamaz duruma getirme","example":null}]},"TESRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin yapılmasını hızlandırma işi","example":null}]},"TEST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılan yoklama","example":null},{"pos":"n","definition":"Biyolojik bir işlevi veya değişmez bir niteliği incelenen bireyin tepkisi, örnek olarak alınan normal bireyinkiyle karşılaştırılarak ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan yoklama","example":null}]},"TESTERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç, demir vb. şeyleri kesmeye yarayan, genellikle üçgen biçiminde dişleri olan, dar ve uzunca çelik araç","example":"Ağaç testeresi. Demir testeresi."}]},"TESTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geniş gövdeli, dar boğazlı, emzikli veya emziksiz olabilen, toprak, cam, metal vb. maddelerden yapılan su kabı","example":"Yalnız çeşme başında dizleri üstüne çökmüş bir ihtiyar kadın, testisini dolduran genç kızı bekleyerek bize bakıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Bu kabın alabileceği miktarda olan","example":null}]},"TESTİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkeklik hormonunu oluşturan erkek cinsiyet bezi","example":null}]},"TESVİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müsvedde yapma, yazı taslağı oluşturma","example":null}]},"TESVİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para vb. bir şey verme, ödemek işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Düzlemek işi","example":null}]},"TESİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir","example":null}]},"TESİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Topluma hizmet amaç ve göreviyle kurulan her şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Yapma, kurma, temelini atma","example":null}]},"TESİSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir işin sağlanmasına yardım eden araçların uygun yerlere döşenmesi veya döşenen bu araçların tümü","example":null}]},"TESİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mutlu bir olaya sevinildiğini söz, yazı veya armağanla anlatma ve kutlulama","example":null}]},"TETABUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyma; uygun gelme","example":null}]},"TETANOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan ve hayvan vücuduna açık yaralardan giren, genellikle toprakta, gübrede yaşayan bir basilin yol açtığı, kasların sürekli ağrılı kasılmasıyla kendini gösteren ateşli ve tehlikeli bir hastalık","example":"Onun tetanosun yakıcı pençesinde ne büyük bir ızdırapla kıvrandığını boş gözlerle seyretti."}]},"TETEBBU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir durum, bir düşünce ile ilgili olarak yapılan yoklama, araştırma","example":null}]},"TETKİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılan yöntemli çalışma","example":null}]},"TETİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolaylık ve çabuklukla davranan","example":null},{"pos":"n","definition":"Ateşli silahlarda ateşlemeyi sağlamak için çekilen küçük parça","example":"Bir çay bardağını dökmeden içebilmek, tetiği eli titremeden çekebilmek kadar bir itiyat meselesidir."}]},"TETİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işin yapılmasına sebep olmak, eyleme dökülmesini sağlamak","example":"Alkol alışkanlığı karaciğer hastalığını tetikledi."}],"lemma":"tetiklemek"},"TETİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cevizin yeşil kabuğu ve yaprağı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yeşil ceviz kabuğu, nar vb. bitkilerin bıraktığı kalıcı boya lekesi","example":null}]},"TEVABİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devlet büyüğünün yanında bulunan kimseler","example":null}]},"TEVAFUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uymak işi, intibak, riayet, tebaiyet","example":null}]},"TEVAHHUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyden korkup sıçrama ve şaşkınlık duygusu","example":null}]},"TEVAKKUF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğleşme, eğlenme, tevakkuf","example":"Geminin altı saat tevakkufundan istifade ile bu şehrin içeri taraflarını araba ile gezdi."},{"pos":"n","definition":"Bağlı olma; ilgili olma","example":null}]},"TEVAKKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korku, çekinme","example":null}]},"TEVALİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arası kesilmeksizin sürme","example":null},{"pos":"n","definition":"Art arda gelme; ardı arası kesilmeme; sürüp gitme","example":null}]},"TEVARÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseden miras kalma; mirasa konma","example":null},{"pos":"n","definition":"Kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme","example":null}]},"TEVATÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir haberin ağızdan ağza yayılması, yaygın söylenti","example":"Eğer bu derece tevatür olmamış olsaydı, bu alışverişten çoktan vazgeçecekti."},{"pos":"n","definition":"Yalan olarak söylenmiş bir söz üzerine birleşmeleri mümkün olmayan, her zaman güvenilen kimselerin bir haberi bildirmeleri","example":null}]},"TEVAZU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren, başkalarını küçük görmeyen, büyüklenmeyen (kimse) olma durumu","example":null}]},"TEVAZÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine denk olma, dengede bulunma","example":null}]},"TEVBİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine kusurundan ötürü sert sözler söyleme işi","example":null}]},"TEVCİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeye belli bir yön verme, yönelmesini sağlama","example":null},{"pos":"n","definition":"Aşama, makam, mevki verme; terfi ettirme","example":null}]},"TEVDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Verme, bırakma","example":null}]},"TEVDİAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir süre sonunda veya istenildiğinde çekilmek üzere bankalara faizle yatırılan para","example":null}]},"TEVECCÜH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güler yüz gösterme, yakınlık duyma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yana doğru yönelme, yüzünü çevirme","example":null}]},"TEVEHHÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuruntuya düşme","example":null}]},"TEVEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asma kütüğü","example":null},{"pos":"n","definition":"Asma, kavun, karpuz vb. bitkilerin sürgünü veya dalı","example":null}]},"TEVEKKEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyi oluruna bırakan","example":null}]},"TEVEKKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her şeyi Allah'a bırakma, Allah'tan bekleme, kadere boyun eğme","example":null}]},"TEVEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüm kütüklerinde dip ve gövdeden fışkıran gereksiz sürgünleri temizlemek","example":null}],"lemma":"teveklemek"},"TEVELLÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dünyaya gelme, dünyaya gelme işi veya biçimi","example":null}]},"TEVERRÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Verem hastalığına yakalanma","example":null}]},"TEVESSÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genişleme, yayılma","example":null}]},"TEVESSÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işe başlama","example":null}]},"TEVETTÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç","example":null},{"pos":"n","definition":"Gergin duruma gelme","example":null}]},"TEVFİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Allah'ın yardımına kavuşma","example":null}]},"TEVFİKAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Uyarak; uygun olarak; -e göre","example":"Türk Ceza Kanunu'na tevfikan..."}]},"TEVHİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birkaç şeyi bir araya getirme","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsanın, doğada ve toplumda, ilk veya değişmez sebebi araştırmasına yol açan tarihsel şartların etkisiyle her şeye gücü yeten bir tek tanrı düşüncesine varması","example":null}]},"TEVKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Padişah fermanlarına çekilen tuğra","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu tuğrayı taşıyan ferman","example":null}]},"TEVKİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir suç dolayısıyla birini kanun yoluyla hürriyetini kısıtlayarak bir yere kapatmak","example":null}]},"TEVKİFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para konusunda kesintiler","example":null}]},"TEVKİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vekil etme","example":null}]},"TEVLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkarma, meydana getirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Doğurtmak işi veya durumu","example":null}]},"TEVLİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vakıf mallarına bakma görevi","example":null}]},"TEVRİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir anlatım inceliği elde etmek için birden çok anlamı olan bir sözün yakın anlamının değil de uzak anlamının kullanılması sanatı","example":null}]},"TEVSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kapsamına alma","example":null}]},"TEVSİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma","example":null}]},"TEVZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parçalara bölerek dağıtma işi","example":null}]},"TEVZİAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağıtmalar, üleştirmeler","example":null}]},"TEVİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sözü veya davranışı görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme","example":"Selim Bey birçok vesilelerle evvelki hiddet ve şiddetini affettirmeye, sebebini başka başka şeylerle tevile çalıştı, gönlümü aldı."}]},"TEVŞİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak biçimde düzenlenmiş manzume","example":null}]},"TEYAKKUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyanık olma durumu","example":null}]},"TEYEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Seyrek ve eğreti dikiş","example":null}]},"TEYELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Teyel yapmak","example":null}],"lemma":"teyellemek"},"TEYEMMÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su bulunmayan yerde su niyetiyle toprak, kum vb. şeylerle abdest alma","example":null}]},"TEYP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Manyetik bir bant üzerine sesleri kaydeden ve okuyan aygıt","example":null}]},"TEYZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Annenin kız kardeşi","example":"Teyzem de çok gecikiyor, uyuyakalmışım yeniden."},{"pos":"n","definition":"Anne yaşıtı kadınlara söylenen bir seslenme sözü","example":null}]},"TEYİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçek olduğunu söyleme, doğruluğunu onaylama","example":null}]},"TEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görüşü savunan bilimsel çalışma","example":null},{"pos":"adv","definition":"Çabuk","example":null}]},"TEZAHÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baş gösterme, meydana çıkma","example":null}]},"TEZAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşıtlık, karşıt olma","example":null},{"pos":"n","definition":"Anlatımda birbirine karşıt iki sözü yan yana kullanma","example":null}]},"TEZAYÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayısı artma, çok duruma gelme","example":null}]},"TEZEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bel, çapa veya sabanın topraktan kaldırdığı iri parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Yakıt olarak kullanılan kurutulmuş sığır dışkısı","example":"Tezek kokusu burnumun direğini kırmış, ciğerime işlemişti."}]},"TEZEKKÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sorunu konuşma","example":null},{"pos":"n","definition":"Hatırlama, hatıra getirme","example":null}]},"TEZELDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman geçirmeden, kısa süre içinde","example":null}]},"TEZENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Telli çalgıları çalmaya yarayan, kemik, maden, plastik veya özellikle kiraz ağacından yapılan alet","example":null}]},"TEZEVVÜÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşme","example":null}]},"TEZGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde genellikle el veya küçük makinelerle iş görülen yapım aracı","example":"Halı tezgâhı. Çanak çömlek tezgâhı."},{"pos":"n","definition":"Gemi yapılan yer","example":null}]},"TEZGAHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dokunacak bezi tezgâha yerleştirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir iş için hazırlık yapmak, işe girişmek","example":null}],"lemma":"tezgahlamak"},"TEZHİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ciltlenmiş kitapların kapak veya kenarlarını altın suyuyla ya da boyayla süsleme","example":null},{"pos":"n","definition":"Süsleme; bezeme","example":null}]},"TEZKERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük bir kâğıda yazılmış kısa mektup","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt","example":"Nihayet yol tezkerem yapıldı, üstüm başım düzeltildi."}]},"TEZKİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Divan şairlerinin hayatlarını ve şiirlerini genellikle öznel bir bakış açısıyla değerlendiren eser","example":null}]},"TEZKİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temize çıkarma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin iyi bir insan olduğunu kendisini tanıyanlardan soruşturarak ortaya çıkarma","example":null}]},"TEZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi çabuklaştırmak","example":null}],"lemma":"tezlemek"},"TEZLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi çabuklaştırmak","example":null}]},"TEZVİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalan söyleme","example":null},{"pos":"n","definition":"Ara bozma ve özellikle kötülük amacıyla yapılan kovculuk","example":null}]},"TEZVİRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalan dolan şeyler; kovculuklar","example":null}]},"TEZYİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi değersiz, adi, bayağı, aşağılık göstermeye çalışma, küçültmek isteme","example":null}]},"TEZYİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlama","example":null}]},"TEZYİNAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bezekler; süsler","example":null}]},"TEZYİNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dekor olarak kullanılan, süslemeye yarayan","example":null}]},"TEZYİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğaltma, fazlalaştırma","example":null}]},"TEÇHİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi, bir şey bilmez gösterme","example":"Artık itirazlar, teçhiller, istihzalar, hiddetler birbirini takip ediyordu."}]},"TEÇHİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin iş görebilmesi için gereken nesneleri, gereçleri katmak eylemi","example":null}]},"TEÇHİZAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silah dışındaki savaş gereçleri","example":"Silahını, teçhizatını ve hatta başındaki şapkasını bırakıp kaçıyor."}]},"TEĞELTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Binek hayvanlarında eyerin altına konulan keçe","example":null}]},"TEĞET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru","example":null}]},"TEĞMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orduda rütbesi asteğmenle üsteğmen arasında olan, takım komutanlığı yapan subay","example":null}]},"TEİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çayda bulunan ve kafein niteliğinde olan etkili madde","example":null}]},"TEİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evreni yaratan ve yöneten, vahiy yoluyla insanlara buyruklar veren bir Tanrı'nın varlığına inanan","example":null}]},"TEİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evreni yaratan ve yöneten, vahiy yoluyla insanlara buyruklar veren bir Tanrı'nın varlığına inanma","example":null}]},"TEŞBİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin niteliğini anlatmak için o niteliği eksiksiz taşıyan bir şeyi örnek olarak gösterme işi","example":null}]},"TEŞCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine yüreklilik, cesaret vermek işi","example":"Bedia bu teşciden şok bir heyecan duydu."}]},"TEŞDİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiddetini artırma, güç verme","example":null}]},"TEŞEBBÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işe başlama","example":null}]},"TEŞEHHÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Namazda oturarak \"ettehiyyatü\" duasını okuma","example":null}]},"TEŞEKKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik","example":null},{"pos":"n","definition":"Belli bir varlık ve biçim kazanma","example":null}]},"TEŞEKKÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılan bir iyiliğe karşı duyulan kıvanç ve gönül borcunu anlatma","example":"Teşekküre geldim zarif hediyenize / Gücenmeyin biraz fazla güldümse size"},{"pos":"n","definition":"Okullarda belli bir başarı düzeyinin üzerine çıkan öğrenciye karnesiyle birlikte verilen belge, teşekkür","example":null}]},"TEŞERRÜF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimse ile tanışmaktan şeref duyma","example":null}]},"TEŞEVVÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karışık olma durumu","example":null}]},"TEŞHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı şeyleri göstermek, tanıtmak veya satmak amacıyla herhangi bir biçimde, herkesin görebileceği bir yere yerleştirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Herkese duyurma, dile düşürme","example":null}]},"TEŞHİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hastalığın ne olduğunu belirleme, tanı","example":"Doktor doğru teşhisi koydu."}]},"TEŞKİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkarma, meydana getirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Belli bir varlık ve biçim kazanma","example":null}]},"TEŞKİLAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik","example":"Bu yüzden teşkilatı kendi çıkarları için kullanmaya tenezzül etmedi."}]},"TEŞMİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kapsamına alma","example":null}]},"TEŞNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok istekli","example":"Ne kadar da teşne imiş askerliğe..."}]},"TEŞRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasa koyma, yasa yapma","example":null}]},"TEŞRİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisine saygı duyulan bir kimse, bir yere gelerek oradakileri mutlu etme","example":null},{"pos":"n","definition":"Gelmesiyle bir yeri onurlandırma","example":null}]},"TEŞRİFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol","example":null},{"pos":"n","definition":"Resmî günlerde ve toplantılarda devlet büyüklerinin makam ve mevki sıralarına göre kabulü","example":null}]},"TEŞRİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim","example":"O uğursuz teşrih atlasını hazırlamaya da işte böyle başladı."},{"pos":"n","definition":"İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı","example":null}]},"TEŞRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaptığı bir işe bir kimseyi ortak etme","example":null}]},"TEŞRİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın onuncu ve on birinci aylarına verilen ortak ad","example":null}]},"TEŞRİİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasa yapma ile ilgili","example":null}]},"TEŞT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde çamaşır yıkanan, metal veya plastikten yapılmış geniş kap","example":null}]},"TEŞVİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini bir işi yapmaya yüreklendirme","example":"Öğretmeni onu yarışmaya katılmaya teşvik etti."}]},"TEŞVİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karıştırma, bulandırma","example":null}]},"TEŞYİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevgi dilekleriyle gideni geçirme, yolcu etme","example":null}]},"TIBBEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Tıpla ilgili olarak; tıbba göre","example":null}]},"TIBBİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tıpla ilgili, hekimlikle ilgili","example":"Lokantalarda mikroplu çatal kaşıkları kullandığımız hâlde yaşayabilmemiz bir tıbbi harikadır."}]},"TIBBİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doktor yetiştiren öğretim kuruluşu; tıp fakültesi","example":"İki yabancı dil bilen, okumuş, kibar bir tıbbiye talebesi."}]},"TIFIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük çocuk","example":null},{"pos":"adj","definition":"İnce yapılı, kısa ve zayıf ve güçsüz (kimse)","example":null}]},"TIGALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hekimlikte kullanılan, sütleğengillerden bir bitkinin verdiği zamk ve öz su","example":null}]},"TIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce ve küçük bir nesne ile sert bir yere vurulduğunda çıkan ses","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak","example":"Her birinin ağzına avucundaki et parçasını tıktı."}]},"TIKA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak","example":"Camına vurdular, açtı, Ahmet kızın ağzına bir mendil tıkadı."},{"pos":"v","definition":"Yol, su, geçit vb. şeyleri bir engelle işlemez, akmaz, geçilmez duruma getirmek","example":"Yolu iki manda arabası tıkandığından iyice yavaşlatmışlardı."}],"lemma":"tıkamak"},"TIKALI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kapanmış, herhangi bir şeyin geçmesine imkân vermeyen","example":null}]},"TIKAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak","example":"Camına vurdular, açtı, Ahmet kızın ağzına bir mendil tıkadı."},{"pos":"v","definition":"Yol, su, geçit vb. şeyleri bir engelle işlemez, akmaz, geçilmez duruma getirmek","example":"Yolu iki manda arabası tıkandığından iyice yavaşlatmışlardı."}]},"TIKANIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tıkanmış olan","example":"Her adımın bir merdiven basamağındaki boğuk ve tıkanık gürültüsü kulağında sonu gelmeyen bir akisle uzuyordu."}]},"TIKAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyin delik veya ağzını tıkamaya yarayan nesne","example":null}]},"TIKAÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tıkaçla tıkamak","example":null}],"lemma":"tıkaçlamak"},"TIKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağzın alabileceği büyüklükte lokma","example":null}]},"TIKIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karın doyurmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Eline geçen yiyeceği oburca yemek","example":"Vebali boynuna, bunların karınlarına sığdırdıklarını bir insan tıkınamaz."}],"lemma":"tıkınmak"},"TIKINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karın doyurmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Eline geçen yiyeceği oburca yemek","example":"Vebali boynuna, bunların karınlarına sığdırdıklarını bir insan tıkınamaz."}]},"TIKIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı","example":null},{"pos":"n","definition":"Tıkırdayan, birbirine vuran, çarpan şeylerin çıkardığı ses","example":null}]},"TIKIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tıkır tıkır ses çıkarmak; tıkırtı yapmak","example":null}],"lemma":"tıkırdamak"},"TIKIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıkırdayan bir şeyin çıkardığı ses","example":null}]},"TIKIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa ve kalın yapılı","example":"İkisi de tıkız ve aynı boyda."},{"pos":"adj","definition":"Çok sıkıştırılmaktan veya çok sıkı doldurulmaktan katılaşmış ya da iyice sıkılaştırılmış","example":"Bu yastık pek tıkız olmuş."}]},"TIKIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birlikte bir yere tıkılmak","example":"Altı kişi bir arabaya tıkıştılar."}],"lemma":"tıkışmak"},"TIKIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tıkışmış olan","example":null}]},"TIKIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birlikte bir yere tıkılmak","example":"Altı kişi bir arabaya tıkıştılar."}]},"TIKIŞTIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hiç boş yer kalmayacak biçimde doldurmak, gelişigüzel koymak; tıka basa sokmak","example":"Bavula her şeyi tıkıştırdım."},{"pos":"v","definition":"Acele ile birine bir şeyi yedirmeye çalışmak veya iyice çiğnemeden yutarak yemek","example":null}],"lemma":"tıkıştırmak"},"TIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere vurarak \"tık\" sesi çıkarmak","example":"Girmeden önce kapıyı tıkladı."},{"pos":"v","definition":"Bilgisayarda, ağ sayfalarında bağlantılara ulaşmak amacıyla fare ile düğmeye veya bağlantı adresine dokunmak","example":"Devam etmek için bağlantıya tıklayınız."}],"lemma":"tıklamak"},"TIKLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere vurarak \"tık\" sesi çıkarmak","example":"Girmeden önce kapıyı tıkladı."},{"pos":"v","definition":"Bilgisayarda, ağ sayfalarında bağlantılara ulaşmak amacıyla fare ile düğmeye veya bağlantı adresine dokunmak","example":"Devam etmek için bağlantıya tıklayınız."}]},"TIKLAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tık\" sesi çıkararak hafifçe vurmak","example":null}],"lemma":"tıklatmak"},"TIKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak","example":"Her birinin ağzına avucundaki et parçasını tıktı."}]},"TIKNAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa ve kalın yapılı","example":null}]},"TIKNEFES":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir sebeple solunum sıkıntısı olan, güçlükle kesik kesik nefes alan","example":null}]},"TIKSIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağız kapalıyken hafifçe aksırmak","example":null}],"lemma":"tıksırmak"},"TIKSIRIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıksırırken çıkan ses","example":null}]},"TILSIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötü veya yanlış bir şeyi önleyecek yol","example":null},{"pos":"n","definition":"İçinde dinî ve büyüleyici bir gücün saklı olduğu sanılan, taşıyanı, takanı veya sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan bir nesne, yazılı kâğıt vb.","example":null}]},"TIMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda, belirli görev ve hizmet karşılığında kişilere verilen, yıllık geliri 3.000-20.000 akçe olan toprak","example":null},{"pos":"n","definition":"Ağaç bakımı","example":"Merkeplere atladılar, şeftali bahçelerinden geçtikten sonra tımar görmemiş sık, gür bir ayvalığa daldılar."}]},"TIMARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tımar etmek","example":null}],"lemma":"tımarlamak"},"TIMTIKIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok tıkız","example":null}]},"TIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tınlayan şeyin çıkardığı ses, tınlama sesi","example":null},{"pos":"v","definition":"Önemsemek, önem vermek","example":null}]},"TINAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dövülerek savrulmaya hazırlanan ekin yığını","example":null}]},"TINGADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Birdenbire, aniden ses çıkararak","example":null}]},"TINGILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Metal nesneler kuru bir ses çıkarmak","example":"İncecik ağlama sesleri rüzgâr vurdukça tıngırdayan tabakların seslerine karışıyordu."}],"lemma":"tıngıldamak"},"TINGIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Geçinmekte çok sıkıntı çeken","example":null}]},"TINGIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Metal nesneler kuru bir ses çıkarmak","example":"İncecik ağlama sesleri rüzgâr vurdukça tıngırdayan tabakların seslerine karışıyordu."}],"lemma":"tıngırdamak"},"TINGIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıngırdayan şeyin çıkardığı ses","example":null}]},"TINI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismin titreşiminden çıkan sesi, başka nitelikteki bir cismin aynı yükseklikte çıkan sesinden ayırt ettiren özellik","example":"Mustafa sesimdeki alaycı tınıdan kuşkulandı."},{"pos":"n","definition":"Söyleniş biçimi, vurgusu","example":"Bu cümlenin tınısında ufak bir böbür sezer gibi oldum."}]},"TINLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tın sesi biraz sürüp gitmek ya da \"Çın\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"tınlamak"},"TINLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tın sesi biraz sürüp gitmek ya da \"Çın\" diye ses çıkarmak","example":null}]},"TINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Önemsemek, önem vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Ses çıkarmak","example":null}]},"TINNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çın ya da \"tın\" seslilerini çıkarma; bu seslerin bir süre devam etmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir cismin titreşiminden çıkan sesi, başka nitelikteki bir cismin aynı yükseklikte çıkan sesinden ayırt ettiren özellik","example":null}]},"TINTIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bilgi sahibi olmayan; bilisiz","example":null}]},"TIP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastalıkları iyileştirmek, hafifletmek veya önlemek amacıyla başvurulan teknik ve bilimsel çalışmaların tümü, hekimlik, tababet","example":null}]},"TIPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şişe gibi dar delikleri tıkamaya yarayan mantar, cam, tahta veya plastikten tıkaç","example":null}]},"TIPALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şişe ve benzerinin ağzına, ağzı tıkamak için mantar, cam, tahta veya plastikten tıkaç koymak","example":null}],"lemma":"tıpalamak"},"TIPATIP":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Her bakımdan uygun, birbirinin aynı bir biçimde ve eksiksiz","example":null}]},"TIPIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yürürken tıpır tıpır ses çıkarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Hafif hafif vurmak","example":null}],"lemma":"tıpırdamak"},"TIPIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıpırdayan şeyin çıkardığı ses, tıpırdama sesi","example":null}]},"TIPIŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çocuğu uyutmak veya susturmak için arkasına yavaş yavaş vurmak","example":null}],"lemma":"tıpışlamak"},"TIPKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayırt edilemeyecek kadar benzeri, özdeşi veya eşi","example":null},{"pos":"adv","definition":"Her bakımdan uygun, birbirinin aynı bir biçimde ve eksiksiz","example":"Çocuk tıpkı babasına benziyor."}]},"TIPKISI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayırt edilemeyecek kadar benzeri, özdeşi veya eşi","example":null}]},"TIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle uluslararası kara yolu taşımacılığında kullanılan, dingil sayısı fazla olan uzun kamyon","example":null}]},"TIRABZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Merdivenlerin boşluk tarafındaki demir veya ahşap parmaklık","example":"Fakat tırabzandan aşağıya sakın bakmayın, başınız döner."}]},"TIRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırılan kuru bir şeyin çıkardığı ses","example":null}]},"TIRAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saç veya sakalı kesme işi","example":"Tıraştan sonra da bıyık, sakal yerleri belli olurdu."},{"pos":"n","definition":"Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal","example":"Üç günlük tıraşıyla hasta yatıyordu."}]},"TIRAŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeye istenilen biçimi vermek için dış bölümünü keskin bir araçla biçmek, kesmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Saç, sakal ve benzerini seyreltmek; kazımak; tıraş etmek","example":null}],"lemma":"tıraşlamak"},"TIRIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin art arda iki yere çarpmasından çıkan ince ve kuru ses","example":"Kapı tırık diye kapandı."}]},"TIRIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçinmekte çok sıkıntı çeken","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çıplak ve zayıf","example":null}]},"TIRILLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çıplak veya parasız kalmak","example":null}],"lemma":"tırıllamak"},"TIRINK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sert bir yüzeye çarpan para vb. metal bir nesnenin çıkardığı ses","example":null}]},"TIRIS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü","example":"Hafif tırıs üzere yürüyen hayvanı âdeta dörtnala koşturmaya başlıyordu."}]},"TIRIVIRI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Misina ağından çeşitli boyutlarda örülmüş, ucuna kurşun ağırlık takılan av malzemesi","example":null}]},"TIRIŞKA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşe yaramaz; yararsız","example":null}]},"TIRKAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kapının kapalı tutulmasına yarayan demir veya tahtadan araç","example":null}]},"TIRKAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tırkazı sürmek","example":null}],"lemma":"tırkazlamak"},"TIRMALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tırnaklarıyla çizmek veya hırpalamak","example":"Böyle çöktüğüm yerde, tahtaları tırmalayarak ne kadar ağladım."},{"pos":"v","definition":"Rahatsız etmek","example":"Bu ses kulağımı tırmalıyordu."}],"lemma":"tırmalamak"},"TIRMAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli bir durum, olay gittikçe güç kazanmak, giderek artmak","example":"Olayların tırmanmasına izin vermemli."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin eğimini izleyerek yükselmek","example":"Boğazın karşı yakasına tırmanan yolda atı üstünde, tarlasından Urla'ya dönen bir rençperle karşılaştılar."}],"lemma":"tırmanmak"},"TIRMIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabartılmış toprağın taşını, çöpünü ayıklamak için kullanılan seyrek dişli, tarak biçiminde araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Tırnak beresi","example":null}]},"TIRMIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tırnaklarıyla çizmek veya hırpalamak","example":"Böyle çöktüğüm yerde, tahtaları tırmalayarak ne kadar ağladım."},{"pos":"v","definition":"Üzerinde tırmık çekerek toprağı işlemek","example":"Tarlalarımızı bu sene tırmıklatmadık."}],"lemma":"tırmıklamak"},"TIRNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanda ve birçok omurgalı hayvanda parmak uçlarının dış bölümünü örten boynuzsu tabaka","example":"Zarfın ucunu tırnağımla yırttım."},{"pos":"n","definition":"Demir ve sac kesmek veya üzerinde delik açmak için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin araç","example":null}]},"TIRNAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tırnaklarıyla çizmek veya hırpalamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Tırnaklarını geçirerek yolmaya, kazımaya veya çekmeye çalışmak","example":"Diş ağrısından döşeğini tırnaklıyor, yastığı yumrukluyordun."}],"lemma":"tırnaklamak"},"TIRPAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun bir sapın ucuna tutturulan, ot, ekin vb. biçmeye yarayan, hafifçe kıvrık, uzun çelik bıçak","example":null},{"pos":"n","definition":"Karşı güreşçinin ayak bileklerine ayaktayken hızla ayak vurma ve onu yere devirme","example":null}]},"TIRPANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öz kedi balığıgillerden, yan kanatları vücuduna yapışık, uzun kuyruklu, iri bir balık","example":null}]},"TIRPANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tırpanla biçmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi ortadan kaldırmaya, yıkmaya girişmek","example":"Ama sahte sevgilere kızıp gerçek sevgileri de tırpanlamak bindiğimiz dalı kesmek olur."}],"lemma":"tırpanlamak"},"TIRS":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden korkmak","example":null}],"lemma":"tırsmak"},"TIRSMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden korkmak","example":null}]},"TIRTIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin kenarından kesilerek veya kırılarak açılan küçük kesik","example":null}]},"TIRTIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kelebek kurtçuğunun yumurtadan çıktıktan sonra krizalit oluncaya kadarki durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Pulların veya metal paraların kenarındaki kertikleri oluşturan çıkıntılardan her biri","example":"Bu pulların tırtıllarından biri kopmuş."}]},"TIRTIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zar kanatlılardan, uzun gövdeli, uzun duyargalı, kurtçuk evresini tarım bitkilerine zarar veren böcekler üzerinde geçiren bir böcek türü","example":null}]},"TIS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaz, kedi, yılan ve benzerinin çıkardığı ses","example":null}]},"TISLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağır yük altında iniltiye benzer sesler çıkarmak","example":"Bekçi ne tıslıyordu, ne terliyordu."},{"pos":"v","definition":"Kaz, kedi, yılan \"tıs\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"tıslamak"},"TISLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağır yük altında iniltiye benzer sesler çıkarmak","example":"Bekçi ne tıslıyordu, ne terliyordu."},{"pos":"v","definition":"Kaz, kedi, yılan \"tıs\" diye ses çıkarmak","example":null}]},"TIYNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsede doğuştan bulunan vücut ve ruh özelliklerinin tümü","example":null}]},"TIĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uçlu ve ağaç saplı araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Demirci ve tesviyecilerin delikleri büyütmek veya eşit duruma getirmek için kullandıkları takım","example":null}]},"TOFU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soya fasulyesinden elde edilen, beyaz peynire benzeyen, kolesterol içermeyen bir tür yiyecek","example":null}]},"TOGO":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Lome.","example":null}]},"TOHT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoban köpeklerinin boynuna takılan dikenli demir halka; tasma","example":null}]},"TOHUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane","example":null},{"pos":"n","definition":"Er bezi borucuklarının ürettiği, meni içinde bulunan erkek döl hücresi","example":null}]},"TOHUMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Erkek gamet bir yumurtacıktaki dişi gametle kaynaşmayı sağlayarak yumurtacığı tam bir hücre durumuna getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Dişi bir hayvanı, erkeğinden alınan tohumla yapay olarak döllemek","example":null}],"lemma":"tohumlamak"},"TOK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şey yiyerek açlığını gidermiş","example":"Tok, açın halinden anlamaz"},{"pos":"n","definition":"Ağaçtan yapılmış iri çekiç","example":"Hallaç geniş, kocaman tırnaklı elleriyle hâlâ tokmak sallıyordu."}]},"TOKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemer, kayış, ayakkabı ve benzerinin iki ucunu birbirine bağlamaya, bunları istenilen genişlikte tutmaya yarayan, türlü biçimlerde tutturmalık","example":null},{"pos":"n","definition":"Kadınların saçlarını tutturmaya yarayan, bazen de süs olarak kullanılan araç","example":"Süsleri kopmuş saç tokasını eline aldı."}]},"TOKALAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirinin elini sıkmak; el sıkışmak","example":"Yalnız rüyalarında birbirlerinden bir lahza ayrılıp tokalaşıyorlardı."}],"lemma":"tokalaşmak"},"TOKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesindeki illerinden biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Açık elle yüze vuruş","example":null}]},"TOKATLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elin içi ile vurmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi dolandırmak, hile yoluyla parasını almak","example":null}],"lemma":"tokatlamak"},"TOKAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çamaşır yıkarken kullanılan, tahtadan, yassı tokmak","example":null}]},"TOKAÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çamaşırı tokaçla dövmek","example":null}],"lemma":"tokaçlamak"},"TOKMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaçtan yapılmış iri çekiç","example":"Hallaç geniş, kocaman tırnaklı elleriyle hâlâ tokmak sallıyordu."},{"pos":"n","definition":"Davul vb. vurmalı çalgıları çalmakta kullanılan ve çalgının bir parçası olan araç","example":"Alın tokmağı vurun davula, sabahın ilk saatlerinde sesi başka çıkar."}]},"TOKMAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tokmakla vurmak","example":null}],"lemma":"tokmaklamak"},"TOKSİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zehirli","example":"Bu madde toksiktir."}]},"TOKSİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı organizmalarda görülen zehir","example":null}]},"TOKURCUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ot veya ekin yığını","example":"Harmanı kaldırdım birazı kaldı / Tokurcun şalvarım al kanla doldu"}]},"TOKURDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hava, suyun içinde kabarcıklar durumunda yükselirken ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"tokurdamak"},"TOKURTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tokurdama sesi","example":null}]},"TOKUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sık ve kalınca, tok kumaş","example":null}]},"TOKUŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki şey birbirine çarpmak; çarpışmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kafa kafaya vuruşmak","example":null}],"lemma":"tokuşmak"},"TOKUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki şey birbirine çarpmak; çarpışmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kafa kafaya vuruşmak","example":null}]},"TOKYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle plastikten yapılmış bir tür terlik","example":null},{"pos":"place","definition":"Japonya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"TOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük köy","example":"Bu demir yolu, bu yana gidersen derenin boyuna alır, iner Kara Hasan toluna."},{"pos":"n","definition":"Taş kemer veya taş kemerlerle yapılmış ev, oda, kapı vb. şey","example":null}]},"TOLERANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"İşlenmiş bir parçanın yapım ölçüsünde olabilecek özür payı","example":null}]},"TOLGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşçıların veya itfaiyecilerin başlarına giydikleri demir başlık","example":null}]},"TOLKŞOV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplumun ilgisini çeken, çeşitli konuların ele alındığı, karşılıklı şaka ve takılmalarla süslenen program, çene yarıştırma; tolkşov","example":null}]},"TOLÜEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maden kömürü katranında benzinle birlikte bulunan, eritici ve leke çıkarıcı olarak kullanılan, yanabilir sıvı hidrokarbür","example":null}]},"TOMAHAVK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amerikan yapısı güdümlü füzelerinin bir türü","example":null},{"pos":"n","definition":"Kuzey Amerikalı Kızılderililerinin kullandığı savaş baltası","example":null}]},"TOMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaçtan yapılmış top","example":null},{"pos":"n","definition":"Ağaçtan yapılmış gürz","example":null}]},"TOMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dürülerek boru biçimi verilmiş deri, kâğıt","example":"Bana bir tomar müsvedde getirdi."},{"pos":"n","definition":"Topun içini silmekte kullanılan, ucu fırçalı çubuk","example":null}]},"TOMBAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuyumculukta kullanılan, % 80 bakır, % 20 çinkodan oluşan sarı renkli alaşım","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu alaşımdan yapılmış","example":null}]},"TOMBALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tombala kartında bütün numaraların doldurulmasıyla kazanılan en büyük ödül","example":"Sokarım elimi bu torbaya, çekerim 77 numarayı, çinko, 19 numarayı, tombala!"},{"pos":"n","definition":"Torbadan numaralı taşlar çekilerek üzerinde numara yazılı kâğıtlarla oynanan bir talih oyunu","example":null}]},"TOMBALAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa boylu, şişman, tıknaz ve tombulca","example":"O, o zaman vara yoğa gülen tombalak bir çocuktu."}]},"TOMBAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde köprü kurulan, altı düz kayık biçiminde duba","example":null},{"pos":"n","definition":"Irmaklarda işleyen, altı düz kayık","example":null}]},"TOMBUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen kimse","example":"Tombul bir kadındı eşi"},{"pos":"adj","definition":"Top veya küre biçiminde olan","example":"Altı tombul, boynu ince boş likör şişesi, koltuğun dibinde duruyordu."}]},"TOMBİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Afrika kıyılarında avlanan bir çeşit orkinosun yavrusu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Küçük ve şişman çocuk","example":null}]},"TOMBİLYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Afrika kıyılarında avlanan bir çeşit orkinosun yavrusu","example":null}]},"TOMBİLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük ton balığı","example":"10-15 kilogram arasındaki orkinoslar, tombiliklere oranla çok daha güçlü balıklardır."}]},"TOMRUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tutukluların kapatıldığı yer","example":null},{"pos":"n","definition":"İşlenmek veya biçilmek için hazırlanmış taş kütlesi","example":null}]},"TOMRUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tomruk durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"tomruklamak"},"TOMUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağaç ve asmalarda filiz vermek üzere gözler kabarmak","example":"Bu arada ihtiyar kavak da tomurcuklanıp yaprak açmıştı."},{"pos":"v","definition":"Ağacı dibinden kesmek","example":null}],"lemma":"tomurmak"},"TOMURCUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bitkinin üzerinde bulunan ve ileride sap, çiçek veya yaprak verecek olan filiz","example":null},{"pos":"n","definition":"Çiçek açacak gonca","example":"Birden yaban güllerinin dikenli dallarında tomurcuklar çatlıyor."}]},"TOMURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağaç ve asmalarda filiz vermek üzere gözler kabarmak","example":"Bu arada ihtiyar kavak da tomurcuklanıp yaprak açmıştı."},{"pos":"v","definition":"Ağacı dibinden kesmek","example":null}]},"TON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir rengin koyuluk veya açıklık derecesi","example":"Siyah ve beyazın tonlarını son derece hünerle kaynaştırır."},{"pos":"n","definition":"Bin kilogramlık ağırlık birimi","example":null}]},"TONAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ticaret gemisinin iç hacminin hesaplanmasıyla bulunan taşıma kapasitesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir taşıtın alabildiği ton miktarı","example":null}]},"TONALİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli bir tonda yazılmış müzik parçasının niteliği","example":null}]},"TONER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayar yazıcısı veya fotokopi makinesinde kullanılan toz durumundaki mürekkep","example":null}]},"TONGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzen, komplo","example":null},{"pos":"place","definition":"Okyanusya'da bir ülke.","example":null}]},"TONLA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok miktarda olan","example":"Göz kapaklarımın üstünde sanki tonlarca ağırlık var, güçlükle açıyorum."}]},"TONLARCA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok miktarda olan","example":"Göz kapaklarımın üstünde sanki tonlarca ağırlık var, güçlükle açıyorum."}]},"TONOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tuğla ve harçla örülmüş, alttan obruk, yarım silindir biçiminde tavan örtüsü","example":"İki arkadaş, yüzlerce yıllık tonozların altında eğirmenlerini çevirirlerken her günkü ahenklerine giriştiler."},{"pos":"n","definition":"Bir kemerin aralıksız devam etmesiyle oluşan örtü biçimi","example":null}]},"TONTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevimli, hoş kimse","example":null}]},"TONİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı içkilere katılan sıvı madde","example":null},{"pos":"n","definition":"Organları uyaran ve güçlendiren ilaç","example":null}]},"TONİLATO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerin alabileceği yükü belirtmekte kullanılan, bir tona eşit birim","example":"Bu gemi iki bin tonilatodan fazla alamaz."}]},"TOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok spor oyununda kullanılan, türlü büyüklükte, genellikle kauçuktan yapılmış yuvarlak nesne","example":"Havası boşalmış bir futbol topu..."},{"pos":"n","definition":"Gülle veya şarapnel atan büyük, ateşli silah","example":"Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor / Barbaros belki donanmayla seferden geliyor"}]},"TOPAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu biçim verilmiş şey","example":"Daha gün doğmadan anası yayığın ilk tereyağı topağını ona verirdi."},{"pos":"n","definition":"Yufka açmak için avuç içinde yuvarlak bir biçim verilen hamur parçası","example":null}]},"TOPAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toz veya küçük parçalar durumundaki bir şeyi kütle veya yığın biçiminde birleştirmek","example":null}],"lemma":"topaklamak"},"TOPAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bacağındaki sakatlık sebebiyle seker gibi veya iki adımda bir, bir yana eğilerek yürüyen insan veya hayvan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ayaklarından biri kısa olan nesne","example":null}]},"TOPALAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hünnapgillerden, yapraklarından yeşil boya çıkarılan bir bitki","example":null}]},"TOPALLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş gereği gibi yürümemek, geri kalmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bacağındaki sakatlık sebebiyle seker gibi veya iki adımda, bir yana eğilerek yürümek","example":"Ameliyattan sonra sürekli topallıyordu ."}],"lemma":"topallamak"},"TOPALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kale toplarının koruması altındaki yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Kale ile korunan bir şehrin yakın çevresi","example":null}]},"TOPARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tek tek durumdaki şeyleri bir yerde birlik haline getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Şaşkın durumdan kurtulup kendine gelmek","example":"Köroğlu neye uğradığını şaşırdı ama, kendisini de çabuk toparladı."}],"lemma":"toparlamak"},"TOPARLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Top veya küre biçiminde olan","example":"Çehre toparlak, kaşlar incecik, ağız iri, yanaklar fazla etli ve gözler çekik."},{"pos":"n","definition":"Top cephanesi taşıyan araba","example":null}]},"TOPATAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzel kokulu, sarı renkte, uzunca bir kavun türü","example":null}]},"TOPAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alüminyum silikatı ve florinden oluşan, kahverengi veya soluk sarı renkte değerli taş","example":null}]},"TOPAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevresine ip sarılıp birden bırakılarak veya kamçı ile vurularak döndürülen koni biçiminde ucu sivri oyuncak","example":"Çünkü planlarını gördüğün bu topaç, boşlukta hareket edeceği için arzu ettiğim hıza ulaşır ve karşı hareketi gerçekleştirebilir."},{"pos":"n","definition":"Kurşun borunun ağzını genişletmekte kullanılan bir tür ağaç tıkaç","example":null}]},"TOPBAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anadolu'da özellikle Tokat yöresinde yetiştirilen açık renkli, orta boy yapraklı ve tatlı içimli bir tür tütün","example":null}]},"TOPHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Top yapılan, top dökülen yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Topçu askerinin eğitildiği yer","example":null}]},"TOPLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir araya getir; toplamak fiilinin emri","example":"Oyuncaklarını topla, yemek hazır."}]},"TOPLAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplama işleminin sonucu","example":null}]},"TOPLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beslenerek vücudun ağırlığı artmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Tek tek durumdaki şeyleri bir yerde birlik haline getirmek","example":null}]},"TOPLANIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Toplantı durumunda bulunan","example":null}]},"TOPLANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gündem üzerinde görüşmek amacıyla ilgililerin katılmasıyla yapılan birleşim","example":"Geçenlerde İstanbul'da Kültür Özgürlüğü Kongresinin toplantısı oldu."},{"pos":"n","definition":"Bir araya gelme, birleşme","example":null}]},"TOPLAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik dinamolarında, hareketli bölümün üzerindeki iletken devrelerde oluşan akımı toplayıp tek bir devreye veren araç","example":"Elektrik santralindeki kolektör, jeneratörden gelen elektrik akımını düzgün bir şekilde topladı."}]},"TOPLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir araya getirilmiş, düzenlenmiş, toplu","example":null}]},"TOPLULUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet","example":null},{"pos":"n","definition":"Aynı yerde bulunan insan kalabalığı","example":"Beyazıt Meydanındaki öğrenci topluluğu üzerine bomba atan..."}]},"TOPLUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet","example":null},{"pos":"n","definition":"Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü","example":null}]},"TOPOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geometrik cisimlerin nitelikleriyle ilgili özelliklerini ve bağıl konumlarını, biçim ve büyüklüklerinden ayrı olarak alıp inceleyen geometri dalı","example":null}]},"TOPONİMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer adlarını inceleme konusu edinen dil bilimi dalı","example":null}]},"TOPOĞRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Topoğrafya uzmanı","example":null}]},"TOPRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzünü kaplayan, bitkilerin yetiştiği madde","example":"Tohumu toprağa gömdü."}]},"TOPRAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerini toprakla örtmek","example":null}],"lemma":"topraklamak"},"TOPTAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büyük ölçüde, çok miktarda yapılan alışveriş","example":"Bir yıllık yağı toptan aldılar."},{"pos":"adv","definition":"Toplu bir biçimde","example":null}]},"TOPU":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bütünü; tamamı; tümü","example":null}]},"TOPUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakkabı altının topuğa rastlayan yüksek bölümü","example":"Sıska kız, alışık olmadığı yüksek topuklarla yürümeye çalışıyordu."},{"pos":"n","definition":"Ayağın yuvarlakça olan alt bölümü","example":"Topuklarına kadar uzun saçları vardı."}]},"TOPUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanı topukla dürtmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir taşıtın hızını artırmak","example":null}],"lemma":"topuklamak"},"TOPUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kestanenin dikenli olan dış kabuğu","example":null},{"pos":"n","definition":"Fındığın dışındaki yeşil kabuk","example":null}]},"TOPUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çökeltime sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde","example":null}]},"TOPUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Top biçiminde toplanmış saç","example":"Saçlar, sımsıkı taranmış, fırçalanmış, ensesinde bir topuz yapılmıştı."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin elle tutulabilen çıkıntısı","example":"Kapıya doğru yürüdü. Evvela anahtarı, sonra topuzu çevirdi."}]},"TOPYEKUN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Eksiksiz, toplam, toplu olarak","example":null}]},"TOPÇEKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağır top taşıyan küçük savaş gemisi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Top çeken hayvan veya araç","example":null}]},"TOPİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahin, nohut, patates ve soğanla yapılan meze","example":null}]},"TOR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eğitim görmemiş, bilgisiz, görgüsü olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yenecek kadar olgun olmayan meyve","example":null}]},"TORAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kömürleştirilecek ağaç veya pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile sıvanan kümbet","example":null}]},"TORAMAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İri yapılı genç","example":null}]},"TORBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç","example":"Cüzdanı bir meşin torbaya sarmış, torbayı gömleğimin içine bağlamıştım."},{"pos":"n","definition":"Erkeklik hormonunu oluşturan erkek cinsiyet bezi","example":null}]},"TORBALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Torbaya koymak; torba biçimine getirmek","example":null}],"lemma":"torbalamak"},"TOREADOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arenada boğalarla mücadele eden kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Arenada boğa güreşine katılan herkes","example":null}]},"TORERO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arenada boğalarla mücadele eden kimse","example":null}]},"TORK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu araçlarda güç","example":null}]},"TORLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tarikata girmiş, onun yasa ve törelerine bağlı kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Deneyi olmayan, deneyimsiz","example":null}]},"TORLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tecrübesiz olma durumu","example":null}]},"TORNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç veya metal eşyaya yuvarlak bir biçim vermek için kullanılan çarklı tezgâh","example":null}]},"TORNADO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Batı Afrika kıyılarında esen çok kuvvetli kiklon","example":null}]},"TORNALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Torna ile işlemek","example":null}],"lemma":"tornalamak"},"TORNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilyeli tekerlekler ve küçük bir sandıktan oluşan basit taşıma aracı","example":null}]},"TORPİDO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Torpil atmaya yarar, küçük ve çok hızlı giden savaş gemisi","example":"Torpido ile hücum edip de Frenk zırhlısını batıranlar içinde Ahmet de vardı."},{"pos":"n","definition":"Otomobillerde, içinde sürücü için gerekli şeylerin bulunduğu kapaklı küçük bölme","example":null}]},"TORPİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaş gemilerinde su altı silahı olarak kullanılan büyük bomba","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi kayırma işi","example":null}]},"TORPİLLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başarılı olamayan öğrenci, bir üst sınıfa geçemeyerek aynı sınıfta yeniden okumak","example":null},{"pos":"v","definition":"Torpille batırmak","example":null}],"lemma":"torpillemek"},"TORTOP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bütünüyle top biçiminde olan","example":null}]},"TORTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çökeltime sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde","example":"Gün iyiden iyiye ışıdı artık, tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık."},{"pos":"n","definition":"Artıp kalan şey","example":"Baş ağrısı ile kalkmanız da olası. Her eğlencenin o kadar tortusu olacak artık."}]},"TORTUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tortullaşma sonucu oluşmuş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Tortu niteliğinde olan","example":null}]},"TORTULAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tortu durumuna gelmek","example":null}],"lemma":"tortulanmak"},"TORUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deve yavrusu","example":null}]},"TORUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye göre çocuğunun çocuğu","example":"Onun torunu koşarak yanına gelir, yüzünü, gözlerini öper!"},{"pos":"n","definition":"Aynı soydan gelenler","example":"Madem ki hepimiz Adem'le Havva'nın torunlarıyız..."}]},"TORYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 90, atom ağırlığı yaklaşık 232 olan, yoğunluğu 112,6 olan, 1700 derecede eriyen, kurşun renginde, havada bozulmaz, atom enerjisi kaynağı olarak kullanılan radyo etkin bir element","example":null}]},"TORİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uskumrugillerden, ortalama 1 veya 2 kg gelen, eti esmer, büyüklüğüne göre \"çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak, piçuta\" adlarını alan, kılçıksız ve pulsuz bir balık","example":null}]},"TOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alın veya boynuzla vuruş","example":null}]},"TOSBAĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaplumbağalardan, çok sert ve kemiksi bir kabuk içinde yaşayan, ağır yürüyüşlü, dört ayaklı, sürüngen hayvan","example":null}]},"TOSLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Alın veya boynuzla vurmak; süsmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Para vermek","example":"Beyoğlu'na çıkmadan rejisör ona bir elli kâğıt tosladı ."}],"lemma":"toslamak"},"TOSLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Alın veya boynuzla vurmak; süsmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Para vermek","example":"Beyoğlu'na çıkmadan rejisör ona bir elli kâğıt tosladı ."}]},"TOST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine peynir, sucuk vb. konularak özel makinesiyle gevretilip kızartılmış ekmek","example":null}]},"TOSUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Damızlık erkek sığır","example":null},{"pos":"n","definition":"Sağlıklı, tıknaz delikanlı","example":"Yanında oturan nefer, tosun bir oğlan; ona dik dik bakıyor, kızıyor gibi görünüyor."}]},"TOTEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlkel toplumlarda topluluğun kendisinden türediği sanılarak kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. doğal nesne veya olay","example":null}]},"TOTEMİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toteme inanma üzerine kurulu toplumsal bir birlik, dinî uygulama biçimi","example":null}]},"TOTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Futbol maçlarının sonuçlarını önceden kestirip para ödülü kazanmak temeline dayanan bir oyun","example":null}]},"TOY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gençliği sebebiyle görgüsüz ve beceriksiz olan; acemi kimse","example":null}]},"TOYAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen tahta parçası","example":null}]},"TOYDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toy kuşunun iri bir türü","example":null}]},"TOYGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoğurtla yapılan bir tür çorba","example":null}]},"TOYGAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarla kuşugillerden, tarlalarda yuva yapan, uzunluğu 20 cm, sırtı kahverengi, karnı beyaz olan, küçük, ötücü kuş","example":null}]},"TOYNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At, eşek vb. tek tırnaklı hayvanların tırnağı","example":null}]},"TOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok küçük parçacıklara bölünmüş olan herhangi bir madde","example":"Bak gene bir tutam saçak tütün kalmadı. Bana yalnız tozları kalıyor."},{"pos":"v","definition":"Toz havalanarak çevreye yayılmak","example":"İncecikten bir kar yağar / Tozar elif elif diye"}]},"TOZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok küçük parçacık","example":null},{"pos":"n","definition":"Tozu çok olan yer","example":null}]},"TOZAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toz durumuna girmek","example":null}],"lemma":"tozarmak"},"TOZARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toz durumuna girmek","example":null}]},"TOZLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tozlu olmak, üstüne toz konmak","example":"Tozlanan ayakkabılarını parlatmak amacıyla arka cebinde koyu kırmızı kadifeden bir bez taşıdı."}],"lemma":"tozlanmak"},"TOZMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toz havalanarak çevreye yayılmak","example":"İncecikten bir kar yağar / Tozar elif elif diye"}]},"TOZPEMBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık pembe renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Tozpembe renginde olan","example":null}]},"TOZU":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toz havalanarak çevreye yayılmak","example":null}],"lemma":"tozumak"},"TOZUMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toz havalanarak çevreye yayılmak","example":null}]},"TOZUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tozumakla havaya kalkıp uçan tozlar","example":null}]},"TOZUT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yapamayacağı işleri yapabilirmiş gibi söylemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Aklını yitirmek","example":"Hangi doktor hastasına resmen sen tozutuyorsun dostum, demiştir?"}],"lemma":"tozutmak"},"TOZUTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yapamayacağı işleri yapabilirmiş gibi söylemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Aklını yitirmek","example":"Hangi doktor hastasına resmen sen tozutuyorsun dostum, demiştir?"}]},"TRABLUS":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Libya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"TRABZON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"TRAFO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı frekansta fakat yoğunluğu, gerilimi genellikle farklı olan bir veya birçok değişik akım dizgesini, değişik bir akım dizgesine dönüştüren elektromanyetik indükleçli duruk araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Şehrin elektrik akımını sağlayan transformatör kuruluşu","example":null}]},"TRAFİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ulaşım yollarının yayalar ve her türlü taşıt araçları tarafından kullanılması, hareket","example":"Şehirdeki trafik, yayaların ve araçların daha verimli bir şekilde hareket edebilmesi için düzenli olarak manevra yapıyor."},{"pos":"n","definition":"Ulaşım yollarında bulunan taşıt ve yayaların tümü","example":"Trafik, Bankalar Caddesi'nin ağzından Taksim doğrultusuna aralıksız boşalıyor."}]},"TRAGEDYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konusunu efsanelerden veya tarihsel olaylardan alan, acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri","example":null}]},"TRAHOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göz kapaklarının altında birtakım kabarcıkların belirmesiyle başlayan, tedavi edilmezse kirpiklerin içeriye kıvrılması, saydam tabakada yaralar çıkması yüzünden körlükle sonuçlanabilen bulaşıcı hastalık","example":null}]},"TRAJEDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konusunu efsanelerden veya tarihsel olaylardan alan, acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri","example":null}]},"TRAJİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıklı, çok acıklı, yürekler acısı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Trajedi ile ilgili","example":null}]},"TRAKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gırtlakla bronşlar arasında bulunan, yaklaşık 12 cm uzunluğunda, havanın akciğerlere girip çıkmasını sağlayan boru","example":null},{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklılarda bulunan özel solunum kanalları","example":null}]},"TRAKEİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nefes borusunun iltihaplanması","example":null}]},"TRAKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arkasına römork takılabilen, çift sürmek, yük taşımak vb. işlerde kullanılan motorlu iş makinesi","example":"Kara saban, traktörün yanında, koca bir şahmerdana nispetle küçücük bir çekiç."}]},"TRAKUNYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Levrekgillerden, yüzgeçleri dikenli ve zehirli, eti sevilen bir balık","example":null}]},"TRAKİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanardağ kayalıkları arasında bulunan bir feldspat türü","example":null}]},"TRAMPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi","example":null}]},"TRAMPET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki değnek ile çalınan küçük davul","example":null}]},"TRAMPLEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıçrama tahtası","example":null},{"pos":"n","definition":"Yüzme sporunda, suya yüksekten atlamada kullanılan bir ucu sabit, öteki ucu esneyen sıçrama tahtası","example":null}]},"TRAMVAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şehirlerde yol üzerinde döşenmiş özel raylarda hareket eden yolcu taşıtı","example":"Şosede bir otomobil olmaktan geçtik, rayında bir tramvay gibi kendi başımıza hareket edebilsek o da yeterdi."}]},"TRANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendinden geçme, içinde bulunduğu ortamdan başka bir dünyaya veya havaya geçme","example":"Mükrimin Hoca trans hâline girer, o gazanın kahramanları ile özdeşleşir."},{"pos":"n","definition":"Medyumların ruhla ilişki kurdukları zaman, girdikleri özel hipnoz durumu","example":null}]},"TRANSFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden alıp başka bir yere iletme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir profesyonel sporcunun, para karşılığı kulübünden bir başka kulübe geçmesi","example":null}]},"TRANSİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden, dinlenmeden, beklemeden, durmadan geçme","example":"Transit yolcuları kasaba içinde hiç eğlenmezler, araba ile geçip giderler."},{"pos":"n","definition":"Millî topraklardan geçiş sırasında, hiç durmadan geçen mallar için gümrüksüz geçme","example":null}]},"TRANÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İzmaritgillerden, özellikle sıcak denizlerde yaşayan, pullu, esmer renkli, beyaz etli, kemikli bir balık","example":null}]},"TRANŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnek veya dana budunun orta bölümü","example":null}]},"TRAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçmeye engel olacak biçimde uzunlamasına kazılmış derin çukur","example":null},{"pos":"n","definition":"Sahnede yerde bulunan kapak","example":null}]},"TRAPEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alt uçlarına bir çubuk bağlanmış bulunan iki düşey ipten yapılmış salıncağa benzer bir jimnastik aracı","example":"En zararsız oyun da sokak kapısının kol demirinde saatlerce süren trapez idmanlarıydı."},{"pos":"n","definition":"Alt uçlarına bir çubuk bağlanmış bulunan iki düşey ipten yapılmış salıncağa benzer bir jimnastik aracı ile gösteri yapan sanatçı","example":null}]},"TRAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Volkanik tüf","example":null}]},"TRATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Torbalı balık ağı","example":null}]},"TRAVERS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine rayların yerleştirildiği, yere enine konulmuş demir veya ağaç parçaların her biri","example":null}]},"TRAVMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir doku veya organın yapısını, biçimini bozan ve dıştan mekanik bir tepki sonucu oluşan yerel yara","example":"Bu nedenle birçok yazar doğum travmasından söz etmiştir."},{"pos":"n","definition":"Canlı üzerinde beden ve ruh açısından önemli ve etkili yaralanma belirtileri bırakan durum","example":null}]},"TREKKİNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli kurallar ve grup anlayışı içinde doğada yapılan uzun yürüyüşler","example":null}]},"TREMOLİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde magnezyum, kalsiyum, demir ve alüminyum bulunan, amfibol grubundan doğal silikat","example":null}]},"TREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lokomotif ile lokomotif tarafından çekilen vagonlar oluşturdukları dizi","example":"O gece Eskişehir'den son kalkan trenle Ankara'ya dönüyordu."}]},"TREND":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme","example":null}]},"TRENÇKOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağmurdan korunmak için üste giyilen giysi, trençkot","example":"Elleri trençkotunun cebinde, ışıklara yürüdü."}]},"TRETUVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sokaklarda, caddelerde yayaların yürümesi için yapılmış yüksekçe yer","example":null}]},"TREYLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Traktör veya kamyonlara, genellikle yük taşımalarını sağlamak için takılan araba","example":null}]},"TROK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi","example":null}]},"TROL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Teknelerle suyun dibinde sürüklenerek çekilen, huni biçiminde geniş ağızlı balık ağı","example":null}]},"TROLCÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Trol ile balık avlayan kimse","example":null}]},"TROMBON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürgü kolunun hareketiyle değişik yükseklikte seslerin elde edildiği nefesli çalgı","example":"Sanki bu daktilo gürültüleri içinden, sesi pürtüklü bir trombon, tek başına hâlâ o rumbayı çalmakta idi."}]},"TROMBOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kan pıhtısı oluşumu nedeniyle kan akışının engellenmesi","example":null}]},"TROMP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Binanın bir bölümünü tutmaya yarayan köşe kubbesi","example":null}]},"TROMPET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ağızlık ve kendi üstüne kıvrılmış silindir bir borudan oluşan nefesli çalgı","example":null}]},"TROPLAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Antik çağ kuşkucularının var olan şeyler hakkında nesnel bilgi edinebilmenin imkânsızlığını kanıtlamak için kullandıkları ilkeler","example":null}]},"TROPİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağının Ekvator'a paralel ve biri güneyde, ötekisi kuzeyde bulunan güneş ışınlarının yılda iki kez dik açı ile geldiği iki dairesinden her biri","example":null}]},"TROPİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağının Ekvator'a paralel ve biri güneyde, ötekisi kuzeyde bulunan güneş ışınlarının yılda iki kez dik açı ile geldiği iki dairesinden her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"İki dönence arasında bulunan sıcak kuşak","example":null}]},"TROPİKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tropika ile ilgili, tropika bölgesinden olan","example":"Fakat Emma, uzakta ilk mimozaların arasında tropikal bir lacivertlikle uzanan denize dalmıştı."}]},"TROPİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitki, hayvan vb. canlı varlıkların, ışık, ısı, besin gibi türlü uyarıcı sebeplerin etkisi altında, bu uyarıcılara doğru veya tersine yer değiştirmeleri olayı","example":null}]},"TROTİNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ayakla üzerine binilip öbür ayakla yeri teperek yol alınan ve bir yönetme kolu ile arka arkaya iki tekerleği bulunan çocuk oyuncağı","example":null}]},"TROYKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rusya'da, üç atla çekilen kızak veya araba","example":null}]},"TRUAKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısa manto","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kol boyu dirsek ile bilek arasında olan kadın giysisi","example":null}]},"TRUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı tiyatroda çalışan oyuncular topluluğu","example":null}]},"TRÖST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı alanda iş yapan çeşitli ortaklıkların hisse senetlerinin, bir denetim teşkilatına teslim edilmesi ve yönetimin bir teşkilatı yöneten gruba aktarılmasıyla oluşan, tekelci sermayedarlığa dayanan ortaklıklar birliği","example":null}]},"TRÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinema veya tiyatroda teknik ustalıkla yapılan gösteri","example":null}]},"TRİAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İkinci Çağın yaklaşık kırk beş milyon yıllık dönemi","example":null}]},"TRİATLON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzme, koşu ve bisiklet yarışından oluşan atletizm dalı","example":null},{"pos":"n","definition":"Slalom, tüfekle ateş, kayak yarışlarından oluşan spor dalı","example":null}]},"TRİBÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Spor salonu stadyum, hipodrom vb. yarışma ve gösteri yapılan yerlerde seyircilerin oturduğu koltuklu veya basamaklı bölüm","example":null}]},"TRİFTONG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı dillerde bir hecede yan yana gelen üç ünlü","example":null}]},"TRİKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Örülerek dokunan bir cins yün kumaş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış olan","example":null}]},"TRİKOTAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Örme işleri","example":null}]},"TRİLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazarın, konu ve fikrî yapı olarak birbirini izleyen üç eseri","example":null}]},"TRİLYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Milyar kere bin, 1000000000000","example":null}]},"TRİNKETA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelkenli gemilerde pruva direğinin en altta bulunan ana sereni ve bu serene bağlanan yelken","example":null}]},"TRİO":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üç kişiden oluşan","example":null}]},"TRİPLEKS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinden merdivenli, üç katlı ev","example":null}]},"TRİPOLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ufalandığında toz, madenî eşya, taş, mermer, cam ve benzerini temizlemeye ve parlatmaya yarayan silisli kaya","example":null}]},"TRİPTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otomobiller için verilen geçici gümrük belgesi","example":null}]},"TRİTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Trityumun, bir protondan ve iki nötrondan oluşan atom çekirdeği","example":null}]},"TRİTYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom ağırlığı 3 olan radyoaktif hidrojen izotopu","example":null}]},"TRİYAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İkinci Çağın yaklaşık kırk beş milyon yıllık dönemi","example":null}]},"TRİŞİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ergin durumda olan, domuzdan başka, insanlarla birçok memelinin ince bağırsağında yaşayan, ipsiler cinsinden bir solucan","example":null}]},"TSUNAMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz tabanında oluşan depremin yarattığı büyük dalga","example":null}]},"TUBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde pistonlar bulunan, bakırdan nefesli çalgı","example":null}]},"TUCANA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"TUFAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiddetli yağmur","example":null},{"pos":"n","definition":"Çok yoğun veya şiddetli şey","example":"Bu heyecan tufanı içinde hiçbir muayyen şekli göremiyordu."}]},"TUFEYLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkalarının sırtından geçinen (kimse)","example":"Ben kendimi faydalı bir adam farz ettiğim hâlde, sen kendini niçin işsiz ve tufeyli sayıyorsun?"},{"pos":"adj","definition":"Salaş, yıkılmış olan, harap","example":null}]},"TUGAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alayla tümen arasındaki askerî birlik","example":null}]},"TUHAF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alay edilecek durumda olan, güldürücü","example":"Bu kıyafetle tuhaf oluyorsun."},{"pos":"adj","definition":"Anlaşılması, çözülmesi veya içinden çıkılması güç","example":null}]},"TUHAFİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çorap, mendil, eldiven gibi giyim ile kurdele, dantel gibi giysi süsüne yarar şeyler","example":null}]},"TUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen dairesiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen dairesi arasındaki açı değeri","example":null},{"pos":"n","definition":"İki nokta arasındaki yer aralığının ölçümü","example":null}]},"TULANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uzunluğuna, uzunlamasına olan; boyuna","example":null}]},"TULU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneşin doğması, doğuşu","example":null}]},"TULUAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılı metni olmayan, kararlaştırılmış taslağı, yerine, zamanına göre oyuncular tarafından, sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun","example":null}]},"TULUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göğüs ve pantolon bölümü bitişik giysi","example":"Kardeşimin sırtında kadife tulumu yerine askılı, eski, soluk, paçaları dizlerine kadar inen şortu var."}]},"TULUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akışkan maddelerin konulduğu, genellikle silindir biçiminde, içi boş, ağzı özel tapalı kap","example":null},{"pos":"adj","definition":"Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen kimse","example":null}]},"TULUMBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıvıları alçak yerlerden çekmeye veya yüksek yerlere çıkarmaya yarayan araç","example":"Bir yandan kollu tulumbadan ağır ağır su çekip sağda solda çelimsiz gök kuşakları yaratarak bahçeyi suluyor."},{"pos":"n","definition":"Otomobil lastiği, futbol topu vb. şeyleri şişirmeye veya herhangi bir sıvıyı sıkmaya, bir şey üzerine püskürtmeye yarayan araç","example":"Lastik tulumbası. Flit tulumbası."}]},"TULUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atılmış, eğrilmeye hazırlanmış, top biçiminde yün veya pamuk","example":null}]},"TULYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 69, atom ağırlığı 168,9, yoğunluğu 9,3 olan, yaklaşık 1500 derecede eriyen nadir element","example":null}]},"TUMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan geniş bir tür pantolon","example":null}]},"TUMAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üşütme sonucunda burun akması, aksırma ile beliren hastalık","example":null}]},"TUMBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altüst etmek işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Çocuk dilinde, yatağa atlama","example":null}]},"TUMBADIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa ve şişman","example":null}]},"TUMTURAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı","example":null},{"pos":"n","definition":"Gerekli olmadığı hâlde kulağa hoş gelen, gösterişli kelimeler kullanma","example":null}]},"TUMŞUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Papağan, kartal vb. kuşların kemerli gagası","example":null}]},"TUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göze çarpmayan yer","example":null}]},"TUNCELİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"TUNDRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkilerle kaplı geniş alan","example":null},{"pos":"n","definition":"Kutuplara yakın bölgelerin bitki örtüsü","example":null}]},"TUNGSTEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 74, atom ağırlığı 183,85, yoğunluğu 19,3, simgesi W olan, sert, 3482 derecede eriyebilen bir element, tungsten","example":null}]},"TUNUS":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Tunus.","example":null}]},"TUNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyu kızıl renkte olan, bakır, çinko ve kalay alaşımı","example":"Başında kalpak tunçtan bir miğfer gibi duruyordu."},{"pos":"adj","definition":"Bu alaşımdan yapılmış olan","example":null}]},"TUNÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tunç durumuna getirmek","example":"Güneşin tunçladığı yanakları solgun ve dudakları etrafında derin ızdırap hatları var."}],"lemma":"tunçlamak"},"TUNİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pantolon veya etek üzerine giyilen, dizlere kadar inen üst giysisi","example":null}]},"TUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzak olmayan bir yere yapılan gezi","example":null},{"pos":"n","definition":"Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılan seyahat","example":null}]},"TURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metal paranın resimli yanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Halat gibi örülmüş iplik çilesi","example":null}]},"TURALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tur atmak, dolaşmak, dönüp durmak","example":null},{"pos":"v","definition":"İplik çilelerini turalarına ayırmak","example":null}],"lemma":"turalamak"},"TURAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sülüngillerden, uzunluğu 34 cm olan, soyu azalmış bir kuş türü","example":null}]},"TURBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Az çok kömürleşmiş bitkilerden oluşan yakıt","example":null}]},"TURBO":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Havayı veya havaya katılmış bir karışımı, düzenli ve amaca uygun olarak üfleyen","example":"Turbo fırın. Turbo jet."}]},"TURFA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok bulunmayan, az rastlanan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Değersiz, değeri düşük","example":"Şehirli dediği bu turfa kalabalığı küçümsediğini her haliyle belli ederdi."}]},"TURFALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Değer vermemek","example":null}],"lemma":"turfalamak"},"TURFANDA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mevsimin başında ilk yetişen meyve, sebze","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yeni, ilk kez ortaya çıkan","example":null}]},"TURGAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarla kuşugillerden, tarlalarda yuva yapan, uzunluğu 20 cm, sırtı kahverengi, karnı beyaz olan, küçük, ötücü kuş","example":null}]},"TURGOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hücrenin çok su çekerek şişmesi, öz suyunun kıvamının azalması","example":null}]},"TURKUAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küpe ve yüzük taşı gibi süslemede kullanılan, yeşile çalan mavi renkli, saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral","example":null},{"pos":"n","definition":"Yeşile çalan mavi renkte değerli bir taşın rengi","example":null}]},"TURLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tur atmak, dolaşmak, dönüp durmak","example":"Futbolcu sahada turladı ."}],"lemma":"turlamak"},"TURLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tur atmak, dolaşmak, dönüp durmak","example":"Futbolcu sahada turladı ."}]},"TURNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turnagillerden, Avrupa ve Kuzey Afrika'da toplu olarak yaşayan, göçebe, iri bir kuş","example":null}]},"TURNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bulunduğu yerden başka yerlere gösteri yapmak amacıyla giden tiyatro veya müzik sanatçılarının gezisi","example":"O günlerde Anadolu'ya turneye çıkmak üzere hazırlanıyorduk."}]},"TURNO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek dilli, bir tekerlekli makara","example":null}]},"TURNUSOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birtakım bitkilerden elde edilen mavi boya maddesi","example":null}]},"TURNUVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyuncu veya takımlar arasında sırayla yapılan yarışma dizisi","example":"Şu son turnuvada dört futbolcu hastanelik olmuş."}]},"TURNİKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların teker teker geçmesini sağlamak amacıyla bazı yerlere konulan, uçlarından birinin çevresinde dönebilecek düzende yatay olarak yerleştirilmiş çarpı biçiminde araç","example":null}]},"TURP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin yenilen etli kökü","example":null},{"pos":"n","definition":"Turpgillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri beyaz, sarı, mor renkli bir bitki","example":null}]},"TURTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzeri yufka kaplı, meyveli veya kakaolu bir pasta çeşidi","example":null}]},"TURUNCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turunç rengi, kızıl sarı renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Portakal renginde olan","example":null}]},"TURUNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağacın portakala benzeyen, suyu acımtırak meyvesi","example":"Lübnan; portakal, turunç, hurma ve muz memleketiydi."},{"pos":"n","definition":"Turunçgillerden, bütün Akdeniz ülkelerinde yetişen, kışın yaprağını dökmeyen bir ağaç","example":null}]},"TURİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan kimse","example":"O zamanki Boğaziçi'nin turizm idaresi yok fakat turistleri çoktu."}]},"TURİSTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Turistlerin gereksinimlerini karşılama amacı gözeten, turistleri ilgilendirici niteliği olan","example":"Turistik otel. Turistik bölge."},{"pos":"adj","definition":"Turizmle ilgili olan","example":null}]},"TURİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkeye veya bir bölgeye turist çekmek için alınan ekonomik, kültürel, teknik önlemlerin, yapılan çalışmaların tümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Dinlenme, eğlenme, görme, tanıma vb. amaçlarla yapılan gezi","example":null}]},"TURŞU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tuzlu suda, sirkede bırakılarak özel bir kıvama getirilmiş sebze veya meyve","example":null}]},"TUT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elle kavramak, bırakmamak (tutmak)","example":"Elimi sıkı tut."}]},"TUTACAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıcak mutfak araçlarını tutmakta kullanılan, birbirine şeritle bağlı bez çifti","example":null}]},"TUTAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kılıç, bıçak, silah ve benzerinin elle tutulacak yeri","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir anlaşma, sözleşme veya isteğin yerine getirilmesini sağlamak için güvence olarak ele geçirilen kimse","example":null}]},"TUTAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay","example":null},{"pos":"adj","definition":"Avuç içi veya parmak uçlarıyla tutulabilen miktarda olan","example":"Öksüzün cebindeki son tutam tütünü sardılar, sıra ile üçer nefes çektiler."}]},"TUTAMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tutunacak yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Tutunacak, dayanacak, güvenecek şey","example":null}]},"TUTAMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tutunacak yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin tutulup çekilecek yeri","example":null}]},"TUTAMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir tutam almak","example":null}],"lemma":"tutamlamak"},"TUTANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir durumu tespit eden veya edenler tarafından imzalanan belge, zabıt varakası","example":null},{"pos":"n","definition":"Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi","example":null}]},"TUTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para miktarı","example":null},{"pos":"n","definition":"Nicelik bakımından bir şeyin bütünü","example":null}]},"TUTARAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı","example":null}]},"TUTARGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı","example":null}]},"TUTARIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı","example":null}]},"TUTAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıcak mutfak araçlarını tutmakta kullanılan, birbirine şeritle bağlı bez çifti","example":null},{"pos":"n","definition":"Laboratuvar maşası","example":null}]},"TUTKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deri, kıkırdak vb. hayvansal maddelerden elde edilen, katılaşıp sertleşme özelliğiyle tahta, kâğıt vb. yapıştırmaya yarayan madde","example":null}]},"TUTKALLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tutkal sürmek; tutkalla yapıştırmak","example":null}],"lemma":"tutkallamak"},"TUTKU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İrade ve yargıları aşan güçlü bir coşku","example":"Her yeni şiir derinlerdeki içgüdülerin, tutkuların yeni biçimlerde verilişidir."},{"pos":"n","definition":"Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç, aşırı düşkünlük","example":null}]},"TUTKUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bağlı, düşkün, gönül vermiş","example":null}]},"TUTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Erişilmek istenen yere ayak basmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Belli bir yön tutmak, yüzünü belli bir yöne doğru çevirmek, teveccüh etmek","example":null}]},"TUTMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört köşe kesilmiş küçük hamur parçalarından yapılan yoğurtlu çorba","example":null}]},"TUTSAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşta ele geçen düşman","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeye veya bir kimseye çok bağlı, kendisini bir şeyin etkisinden kurtaramayan kimse","example":"Her insan kendi kuruluşuna uygun bir romantizmin tutsağı."}]},"TUTSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir taşınmazın ipotek edilmek suretiyle uzun vadeli krediyle satın alınması","example":null}]},"TUTTURAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin bağlanıp tutturulduğu nesne","example":"Telgraf direklerindeki fincanlar birer tutturaçtır."}]},"TUTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir borcun ödeneceğine teminat olarak, ödenince, geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey","example":null}]},"TUTUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyden çekinen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sıkıntısı olan","example":null}]},"TUTUKEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tutukluların kapatıldığı yer","example":null}]},"TUTUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kanun yoluyla hürriyeti kısıtlayarak bir yere kapatmak","example":null}],"lemma":"tutuklamak"},"TUTUKLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanun yoluyla hürriyetlerinden alıkonularak bir yere kapatılan (kimse)","example":null}]},"TUTUL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başarı yönünden herkesin dikkatini çekecek bir duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak ve bu yüzden canı sıkılmak","example":null}],"lemma":"tutulmak"},"TUTULMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başarı yönünden herkesin dikkatini çekecek bir duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak ve bu yüzden canı sıkılmak","example":null}]},"TUTULMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yakalanmaz, ele avuca gelmez","example":null}]},"TUTULUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yıl boyunca güneşin gök küresi üzerinde çizdiği çemberin sınırladığı daire","example":null}]},"TUTUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tutulan yol","example":null},{"pos":"n","definition":"Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idareli tüketme","example":null}]},"TUTUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tutup bırakmamak, dayanmak, sarılmak veya asılmak","example":"Evinin bahçesinin kapısını açtım ve kapanmayan panjurlarına tutunarak odasına girdim."},{"pos":"v","definition":"Aynı yerde ve durumda kalmak, direnmek, dayanmak","example":"Düşman ordusu ordumuz karşısında tutunamadı."}],"lemma":"tutunmak"},"TUTUNMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tutup bırakmamak, dayanmak, sarılmak veya asılmak","example":"Evinin bahçesinin kapısını açtım ve kapanmayan panjurlarına tutunarak odasına girdim."},{"pos":"v","definition":"Aynı yerde ve durumda kalmak, direnmek, dayanmak","example":"Düşman ordusu ordumuz karşısında tutunamadı."}]},"TUTURUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateş tutuşturacak çalı, çırpı, yonga vb. şeyler","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çok ekşi","example":null}]},"TUTUŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yanmaya başlamak","example":"Bu fenerleri birbirine bağlayan çiçekli askılardaki küçük lambalar tutuştu."},{"pos":"v","definition":"Kırmızı veya ona yakın bir renk almak","example":"Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri / Koyu bir kırmızılık gökten ayırmada yeri"}],"lemma":"tutuşmak"},"TUTUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yanmaya başlamak","example":"Bu fenerleri birbirine bağlayan çiçekli askılardaki küçük lambalar tutuştu."},{"pos":"v","definition":"Kırmızı veya ona yakın bir renk almak","example":"Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri / Koyu bir kırmızılık gökten ayırmada yeri"}]},"TUTUŞTUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Coşmasını sağlamak, coşmasına yol açmak","example":null}],"lemma":"tutuşturmak"},"TUTYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kirpik diplerine sürülen siyah boya","example":null},{"pos":"n","definition":"Atom numarası 30, atom ağırlığı 65,37, mavimsi beyaz renkte olan sert bir element","example":null}]},"TUVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu kumaşın üzerine yapılmış tablo","example":null}]},"TUVALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi","example":"Başımı, tuvaletimi ve makyajımı bile ezbere yapacağım, aynada kendi yüzümü görmeyeceğim."}]},"TUVALU":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Okyanusya'da bir ülke; başkenti Funafuti.","example":null}]},"TUYUĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mâni biçiminde aruzla yazılmış manzume","example":null}]},"TUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemeklere tat vermek için kullanılan, suda eriyen beyaz madde","example":"Çorbaya bir tutam tuz ekledi."}]},"TUZAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuş veya yaban hayvanlarını yakalamaya yarayan araç veya düzen","example":null},{"pos":"n","definition":"Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzen, komplo","example":null}]},"TUZAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tuzak kurmak; tuzağa düşürmek","example":null}],"lemma":"tuzaklamak"},"TUZCUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tuzlu toprakları seven bitki","example":null}]},"TUZLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz veya göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer","example":null},{"pos":"v","definition":"Tuza yatırmak veya üstüne tuz ekmek","example":"Şirketin biri fıçılar dolusu sardalya tuzluyordu."}]},"TUZLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Otları tuzlu olan veya hiç ot bitmeyen, çorak, verimsiz yer","example":null}]},"TUZLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tuza yatırmak veya üstüne tuz ekmek","example":"Şirketin biri fıçılar dolusu sardalya tuzluyordu."}]},"TUĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy","example":null},{"pos":"n","definition":"Padişahların ve vezirlerin başlarına taktıkları başlıkların ön tarafında bulunan tüy veya püskül biçimindeki süs","example":null}]},"TUĞBAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tugay komutanlığı yapan albay","example":null}]},"TUĞLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balçığın kalıplara dökülüp güneşte kurutulduktan sonra özel ocaklarda pişirilmesiyle yapılan ve duvar örmekte kullanılan yapı malzemesi","example":"Tuğla büyüklüğünde bir delikten aydınlık giriyordu içeri."}]},"TUĞRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metal paranın resimli yanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçimi olan sembolleşmiş işaret","example":null}]},"TUĞRAKEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Padişah divanı üyesi olan, antlaşma, berat, menşur, name ve fermanların başına tuğra çeken görevli","example":null}]},"TUĞYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akarsuyun taşması, kabarması","example":null}]},"TUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı","example":"Piyanonun tuşlarından, kemanın tellerinden uçan sesler, insana, insan olmanın mutluluğunu tattırır."},{"pos":"n","definition":"Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi","example":"Fırça tuşlarının altında desenin mücessem etkisi, çizginin hakim rolü kolayca belli oluyordu."}]},"TUŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güreşte tuşa getirmek, tuşla yenmek; tuş etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Telefonun tuşlarına basmak","example":null}],"lemma":"tuşlamak"},"TUŞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güreşte tuşa getirmek, tuşla yenmek; tuş etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Telefonun tuşlarına basmak","example":null}]},"TVİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle gençler arasında 1961 yılında yaygınlık kazanan çok hızlı ritmi olan bir dans","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":null}]},"TÖHMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine yüklenen, işlenildiği sanılan fakat henüz aydınlanmamış olan suç, suçlama işi","example":"Talebeyi dersten başka şeylerle işgal töhmeti ile tevbihe maruz kaldı, istifaya mecbur oldu."}]},"TÖKEZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlük ve engellerle karşılaşmak","example":"Ne zaman bir işe kalkışsa tökezledi ."},{"pos":"v","definition":"Yürürken ayağı bir yere çarpıp sendelemek","example":null}],"lemma":"tökezlemek"},"TÖMBEKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle İran'da yetişen ve nargile ile içilen bir tütün türü","example":null}]},"TÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde en saygın kişinin veya büyüklerin oturması için ayrılan yer","example":null}]},"TÖRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplulukta benimsenmiş, yerleşmiş davranış ve yaşama biçimlerinin, kuralların, görenek ve geleneklerin, ortaklaşa alışkanlıkların, tutulan yolların bütünü","example":"Töre anlayışları bu bilinçlilikleriyle pekişmiştir."},{"pos":"n","definition":"Bir toplumdaki ahlaki davranış biçimleri","example":null}]},"TÖREL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Töreye uygun olan","example":"Eski Boğaziçi'nde törel bir yaşama belirmiş, sürmüş, artık sona ermiş."},{"pos":"adj","definition":"Töre ile ilgili","example":null}]},"TÖREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılan toplantı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi","example":"Töreni daha uzaktan izleyen annelerle babalar da sevinçle el çırpıyorlardı."}]},"TÖRPÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yüzündeki pürüzleri gidermek, düzgünleştirmek için kullanılan kısa, ince, pürtüklü eğe","example":null},{"pos":"n","definition":"Ağaç, kurşun, kalay vb. yumuşak metallerin kabasını almaya yarayan, dişleri uzun ve aralıklı olan eğe","example":null}]},"TÖRPÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İnce duruma getirmek","example":"Her şeyde olduğu gibi bu konuda da yıllar insanın sivriliklerini törpülüyor."},{"pos":"v","definition":"Törpü ile düzeltmek","example":"Aysel tırnaklarını törpülüyor, sırtında bornoz."}],"lemma":"törpülemek"},"TÖSKÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan geri geri gitmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Düşman geri çekilmek","example":null}],"lemma":"töskürmek"},"TÖSKÜRÜ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Geldiği yere veya ters yöne doğru","example":null}]},"TÖVBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşlediği bir günah veya suçtan pişman olarak bir daha yapmamaya karar verme","example":null}]},"TÖVBEKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Günah sayılacak bir işten vazgeçmiş olan, bir daha yapmamaya karar vermiş olan kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kötü alışkanlıklarından arınmış ve vazgeçmiş","example":null}]},"TÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kök, kaynak, soy","example":null},{"pos":"n","definition":"Değişenlerin özünde değişmeden kaldığı varsayılan idealist kavram","example":null}]},"TÖZEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tözle ilgili","example":null}]},"TÜCCAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ticaret yapan, ticaretle uğraşan kimse","example":"Ova köylerinde sözü geçen bir koyun tüccarı ile orada buluşacaktı."}]},"TÜF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanardağların püskürttüğü kül, kum ve lav parçacıklarından oluşan, çoğunlukla açık renkli, hafif gözenekli bir tür çökelti taşı","example":null}]},"TÜFEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaş veya avda kullanılan, uzun namlulu ateşli silah","example":null}]},"TÜKEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sona ermek; kalmamak","example":"Vaktiyle yaşamış olan büyük musiki ustalarının nesilleri artık tükendi."},{"pos":"v","definition":"Çok yorulmak, bitkinleşmek","example":"İnsan sevdiği birini tükenmiş görmek istemez."}],"lemma":"tükenmek"},"TÜKENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sona ermek; kalmamak","example":"Vaktiyle yaşamış olan büyük musiki ustalarının nesilleri artık tükendi."},{"pos":"v","definition":"Çok yorulmak, bitkinleşmek","example":"İnsan sevdiği birini tükenmiş görmek istemez."}]},"TÜKENMEZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sonu olmayan, hep kalacak olan, ölümsüz","example":null},{"pos":"n","definition":"Ucunda küçük bir bilyesi bulunan ve içi özel bir mürekkeple dolu ince bir borucuktan oluşan bir kalem türü","example":null}]},"TÜKENİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bitmiş; tükenmiş","example":"Bitkin ve tükenik hâliyle cevaplar veriyordu."},{"pos":"adv","definition":"Çok azalmış bir biçimde","example":"Uzaklarda coşkun akan Ravi Çayı, suyunu kumluk vadilere içire içire, Lahor'a yorgun ve tükenik gelirmiş."}]},"TÜKET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kullanarak, harcayarak yok etmek, bitirmek","example":"Babasından kalan mirası 2 sene içinde tüketti."},{"pos":"v","definition":"Güçsüzleştirmek, bezdirmek","example":"Gurbet canlıyı candan düşürür, tüketir."}],"lemma":"tüketmek"},"TÜKETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kullanarak, harcayarak yok etmek, bitirmek","example":"Babasından kalan mirası 2 sene içinde tüketti."},{"pos":"v","definition":"Güçsüzleştirmek, bezdirmek","example":"Gurbet canlıyı candan düşürür, tüketir."}]},"TÜKETİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üretilen veya yapılan şeylerin kullanılıp harcanması","example":null},{"pos":"n","definition":"Tüketme işi","example":null}]},"TÜKÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tükürüğü ağız içinden dışarıya atmak","example":"Ötekiler, pis bir şeye dokunmuş gibi yere tükürdüler."},{"pos":"v","definition":"Ağız yoluyla dışarı çıkarmak","example":"Kan tükürmek. Balgam tükürmek."}],"lemma":"tükürmek"},"TÜKÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tükürüğü ağız içinden dışarıya atmak","example":"Ötekiler, pis bir şeye dokunmuş gibi yere tükürdüler."},{"pos":"v","definition":"Ağız yoluyla dışarı çıkarmak","example":"Kan tükürmek. Balgam tükürmek."}]},"TÜKÜRÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok omurgalı ve omurgasızlarda ağzın içine açılan tûkrük bezlerinden salgılanan, insanda mukoproteinler ile nişastayı sindiren amilaz enzimi kapsayan, kan emen omurgasızlarda kanın pıhtılaşmasını engelleyen enzimler taşıyan salgı","example":"Böyle tükürük saçtığına bakılırsa ya politikadan konuşuyor ya birini batırıyordu."}]},"TÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok ince gözenekli pamuk, ipek veya sentetik dokuma","example":"Bugün bu saadet tasvirlerinin üstlerine birer siyah tül çekildi."},{"pos":"adj","definition":"Bu dokumadan yapılmış","example":"Bütün pencereler eskisi gibi çiçekli ve tül perdeliydi."}]},"TÜLBENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez","example":"Orta hâlli hanımlar renkli yeldirmeler giyerler ve beyaz tülbent başörtüleri örtünürlerdi."},{"pos":"n","definition":"Bu bezden yapılmış baş örtüsü","example":"Mürüvvet bacı, limon küfü tülbendini düşmesin diye bir ucundan ısırmış, elinde süzgeçle çıkageldi."}]},"TÜM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bütün, hepsi","example":"Tüm gece yıldızları izledik."}]},"TÜMBEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük tepe","example":null}]},"TÜMCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yargı bildirmek için tek başına çekimli bir fiil veya çekimli bir fiille kullanılan kelimeler dizisi","example":"Her şey bütün bağlantılarıyla anlaşılmadan o tek tümceyi çevirtmek istemiyordu."}]},"TÜMDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Tümüyle; bütünüyle","example":null}]},"TÜMEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir sınıfa bağlı bireylerin hepsini içine alan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bütün kapsamıyla alınmış olan önerme","example":null}]},"TÜMELLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cins, tür, ayrım, özellik ve ilineği içeren kavramlar","example":null}]},"TÜMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tugayla kolordu arasında yer alan birlik","example":null},{"pos":"n","definition":"On bin erden oluşan asker kuvveti","example":null}]},"TÜMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tüm durumuna getirmek; tamamlamak; ikmal etmek","example":null}],"lemma":"tümlemek"},"TÜMLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tüm durumuna getirmek; tamamlamak; ikmal etmek","example":null}]},"TÜMLEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle fiilin anlamını çeşitli yönlerden tamamlayan, herhangi bir isim durumunda bulunan, edat alan isim veya tamlama","example":null},{"pos":"n","definition":"Tümleyen şey; mütemmim","example":null}]},"TÜMLEŞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbiriyle bağlantılı duruma getiren","example":null}]},"TÜMSEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük tepe","example":"Sazlarla, kamışlarla örtülü bir tümseği atladım."},{"pos":"n","definition":"Çıkıntılı yer, kabarıklık, şişkinlik","example":null}]},"TÜMSEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tümsek olmak","example":null}],"lemma":"tümselmek"},"TÜMÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hücrelerin aşırı çoğalmasıyla insan, hayvan veya bitki dokularında oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru","example":null}]},"TÜMÜ":{"senses":[{"pos":"pron","definition":"Hepsi, bütünü","example":"Kitapların tümünü okudu."}]},"TÜMÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağırsakların iç yüzeylerinde bulunan pürtüklerin adı","example":null}]},"TÜMÜYLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bütünüyle, tamamen","example":"Kar yolu tümüyle kapattı."}]},"TÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş battıktan gün ağarıncaya kadar geçen süre","example":null},{"pos":"v","definition":"Hava kararıp gece olmak","example":null}]},"TÜNE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuşlar, kanatlı evcil hayvanlar, uyumak için bir dala veya sırığa konmak","example":"Bir sene evvel kargaların tünediği çınara, şimdi bir bülbül konmuş ötüyordu."},{"pos":"v","definition":"Tabure, yüksekçe iskemle vb. üzerine oturmak","example":"Athena, gidip taburelerden birine tünedi."}],"lemma":"tünemek"},"TÜNEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşların, evcil kanatlıların üzerinde tünedikleri dal veya sırık","example":null}]},"TÜNEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yandan öbür yana geçebilmek için yer altında, genellikle dağların içinde açılan yol","example":"Şimdi tünelin ağzında değilim artık."},{"pos":"n","definition":"Çevresi kapalı yol","example":"Polisler, fotoğrafçılar çıkış tüneline doğru birikirler."}]},"TÜNEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuşlar, kanatlı evcil hayvanlar, uyumak için bir dala veya sırığa konmak","example":"Bir sene evvel kargaların tünediği çınara, şimdi bir bülbül konmuş ötüyordu."},{"pos":"v","definition":"Tabure, yüksekçe iskemle vb. üzerine oturmak","example":"Athena, gidip taburelerden birine tünedi."}]},"TÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hava kararıp gece olmak","example":null}]},"TÜP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akışkan maddelerin konulduğu, genellikle silindir biçiminde, içi boş, ağzı özel tapalı kap","example":null},{"pos":"n","definition":"İçine krem, diş macunu, ilaç vb. maddeler konulan, bir ucu burgu kapaklı, plastik veya metal boru","example":"Tüpte kalan iki üç taneyi de yol ihtiyatı olarak zorla kendisine kabul ettirdim."}]},"TÜPLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tüpe yerleştirmek, doldurmak","example":null}],"lemma":"tüplemek"},"TÜPLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tüpe yerleştirmek, doldurmak","example":null}]},"TÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri","example":"Üretilen farklı türdeki çaylar, her biri ayrı bir soy sayılarak sınıflandırılır."},{"pos":"n","definition":"Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavram","example":"Parça bütünün, cins türün yerine geçti mi daralma olur. Hayvan canlı varlık karşısında türdür, aslan karşısında cinstir."}]},"TÜRAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok küçük ve hafif parçacıklara bölünmüş toprak","example":null}]},"TÜRBAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir tür baş örtüsü","example":null}]},"TÜRBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle ünlü bir kimse için yaptırılan ve içinde o kimsenin mezarı bulunan yapı","example":"Çekirge'de Hüdavendigâr türbesini ziyaret ettim."}]},"TÜRBEDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türbede hizmet gören, türbeyi bekleyen kimse; türbe bekçisi","example":"Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına / Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem"}]},"TÜRBİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su, buhar, gaz gibi herhangi bir akışkanın hareket enerjisiyle ve birtakım özel düzenler yardımıyla dönerek çalışan araç","example":null}]},"TÜRDEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Türleri bir olan","example":null}]},"TÜRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir kökten çıkmak","example":"Kızarmak ve kızıl sözcükleri aynı kökten türemişlerdir"}]},"TÜREDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisinden umulmayan bir biçimde sivrilmiş ve hakkı olmayan bir duruma gelmiş kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Nereden geldiği, nasıl ortaya çıktığı belirsiz, gerçek bir değeri olmayan","example":"Ama bu türedi akımları sevmemekle kalmaz..."}]},"TÜREL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasalar ile ilgili","example":null}]},"TÜREMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kökten çıkmak","example":"Kızarmak ve kızıl sözcükleri aynı kökten türemişlerdir"},{"pos":"v","definition":"Oluşmak, ortaya çıkmak, meydana çıkmak, parçalanıp çoğalmak, üremek","example":"İki yıl sonra dağlarda yeniden eşkıyalar türeyince onlara karışmıştı."}]},"TÜRENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söz türetmecilik ve uydurmacılık","example":null}]},"TÜRETİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oluşturma, yaratma, türetme","example":null}]},"TÜREV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir madde üzerinde yapılan kimyasal işlemler sonucu elde edilen bir başka madde","example":null},{"pos":"n","definition":"Yapım ekiyle kurulmuş kelime","example":null}]},"TÜRKÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş manzume","example":"Kulak ver ki havasında bahçemizin / Gök maviliğinden, dal yeşilliğinden / Bir türkü söylenmede kendiliğinden"}]},"TÜRKÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Türkü sözünü bestelemek","example":"Kara sevdalarını türkülüyor uzaklarda / Çıplak kalan ağaçlar, sürüsüz çoban ve deniz"}],"lemma":"türkülemek"},"TÜRKİYE":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Anadolu ve Trakya'da yer alan ülke; başkenti Ankara.","example":null}]},"TÜRLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çeşidi çok olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Çeşit veya çeşitleri toplayan daha geniş bir bölüm","example":"Hava taşıtları iki türlü olur: balonlu ya da kanatlı; bunların da birçok çeşitleri vardır."}]},"TÜRÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Varlıkların oluşumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bütün var olanların Allah'tan, ondan hiçbir şey eksiltmeksizin çıkması","example":null}]},"TÜT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığını sürdürmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Duman veya buhar çıkarmak","example":"Dumanı tütmekte olan bir vapuru görerek artık yerine dönmeyi akıl etti."}],"lemma":"tütmek"},"TÜTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığını sürdürmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Duman veya buhar çıkarmak","example":"Dumanı tütmekte olan bir vapuru görerek artık yerine dönmeyi akıl etti."}]},"TÜTSÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde alkol bulunan içecek","example":null},{"pos":"n","definition":"Dinî törenlerde çevrenin güzel kokmasını sağlamak amacıyla yakılan kokulu madde","example":null}]},"TÜTSÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Türlü amaçlarla bir yeri tütsü dumanıyla doldurmak","example":null}],"lemma":"tütsülemek"},"TÜTTÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sigara, pipo içmek","example":"Sigaramı tüttürürken hep o geçmiş günlerin garip hatıraları başımda uzanır."}],"lemma":"tüttürmek"},"TÜTÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin kurutulup kıyılarak sigara biçiminde veya pipoyla içilen yaprağı","example":"Elinin tersiyle yeleğine düşen tütün küllerini silkti."},{"pos":"n","definition":"Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan, otsu bir bitki","example":null}]},"TÜVANA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü ve sağlık durumu yerinde, canlı","example":null}]},"TÜVEYÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiçeklerin üreme organlarının çevresinde türlü renkte yaprakçıklardan oluşan ve böcekleri çeken organ","example":null}]},"TÜVİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taranmış yünden yapılan, çoğu iki renkte, spor giyecekler yapımında kullanılan kumaş türü","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış","example":null}]},"TÜY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşların gövdesini örten ince ve tel gibi uzantıların her biri veya tamamı","example":null},{"pos":"v","definition":"Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak","example":null}]},"TÜYLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Para sahibi olmak","example":"Papaz , Trabzon'a sürülünce nasılsa tüyleniverdi ."},{"pos":"v","definition":"Üzerinde tüyler oluşmak, tüy çıkmak","example":null}],"lemma":"tüylenmek"},"TÜYMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak","example":null}]},"TÜYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sınavda soruları cevaplamak için başka birinden veya yerden gizlice yararlanma","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda verilen gizli bilgi","example":null}]},"TÜZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü","example":null}]},"TÜZEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasalar ile ilgili","example":null},{"pos":"adj","definition":"Hükümle, yargı ile ilgili","example":null}]},"TÜZÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kurumun veya kuruluşun tutacağı yolu ve uygulayacağı hükümleri sırasıyla gösteren maddelerin hepsi","example":"Bu, çok ucuz bir amatör ressam tüzüğüdür."}]},"TİCARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu etkinlikle ilgili bilim","example":null},{"pos":"n","definition":"Ürün, mal vb. alım satımı","example":"Ne ziraat ne ticaret için kâfi nüfus kaldı."}]},"TİCARİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ticaretle ilgili, ticarete ilişkin","example":"Mektup uzun değildi, biraz da ticari bir lisanla yazılmıştı."}]},"TİFDRUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyulmuş bakır kalıplarla yapılan, renkli fotoğraf baskılarına elverişli bir baskı tekniği","example":null}]},"TİFLİS":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Gürcistan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"TİFO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kirli sularda, bu sularla sulanmış sebzelerde bulunan, ortalama üç hafta süren, ateşli ve tehlikeli bir bağırsak hastalığı","example":null}]},"TİFTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiftik keçisinin ince, yumuşak, parlak yünü","example":"Otuz senedir tiftik ticaretiyle iştigal ederim."},{"pos":"adj","definition":"Bu yünden yapılmış olan","example":null}]},"TİFÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitle geçen, ortalama on beş gün süren, vücutta pembe lekelerle beliren, ateşli ve tehlikeli bir hastalık","example":null}]},"TİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kas kümesinin irade dışı hareketi","example":"Abdi Bey, sol gözünde beliren bir tikle, yay gibi gergin ve mosmor dudakları titreyerek onları seyretti."},{"pos":"n","definition":"Alışkanlıkla sık sık tekrarlanan gülünç, sıkıcı söz, el, kol, yüz hareketi veya bir davranış biçimi","example":"Güldükten sonra hemen öksürmesinin de ilk önce sandığım gibi hastalık değil, bir nevi tik olduğu anlaşılıyordu."}]},"TİKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünden ayrılmış dilim, parça","example":null}]},"TİKEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir türün bütün bireylerine değil de bir veya birkaç bireyine ilişkin olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin yalnız bir bölümünü içine alan, cüzi","example":null}]},"TİKSİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey, bir kimse, bir düşünce ve benzerini kötü, iğrenç veya aşağılık bularak ondan uzak durma duygusuna kapılmak","example":null}],"lemma":"tiksinmek"},"TİKSİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi tiksindirici bulma","example":null}]},"TİKSİNÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanda iğrenme duygusu uyandıran","example":null}]},"TİLAVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuran'ı güzel ve yüksek sesle, usulünce okuma","example":"Hafız Hanım'ın Kur'an tilaveti de tövbe tövbe Ya Rabbi, dikkatimi dağıtmıyor değil ha!"}]},"TİLKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köpekgillerden, uzunluğu 90 cm, kuyruğu 30 cm kadar, ırklarına göre çeşitli renklerde olan, ağız ve burnu uzun, sivri, kümes hayvanlarına zarar veren, kürkü beğenilen bir memeli türü","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu hayvanın postundan yapılan manto vb.","example":"İki hanım, yaşları geçkince olmasına bakmayarak, sürmüşler, boyanmışlar, omuzlarına tilkilerini almış kurulmuşlar."}]},"TİLMİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse","example":null}]},"TİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silah, telsiz istasyonu ve benzerini çalıştırmak için kurulan topluluk","example":null},{"pos":"n","definition":"Silahlı kuvvetlerde, belirli bir iş veya hizmeti başarabilecek güçteki en küçük birlik","example":null}]},"TİMBAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstü deri ile kaplı, bakırdan yapılan, küre biçiminde bir tür davul","example":null}]},"TİMSAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürüngenlerden, sıcak bölgelerin akarsularında yaşayan, kalın derili, uzun kuyruklu, iri bir hayvan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu hayvanın derisinden yapılan","example":null}]},"TİMSAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret","example":null}]},"TİMÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göğüs kemiği arkasında bulunan iç salgı bezi","example":null}]},"TİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinlerin ve dinci felsefelerin insanda vücuttan ayrı bir varlık olarak kabul ettiği öz","example":null},{"pos":"n","definition":"Birtakım fizik ötesi kurucularının, gerçeği ve evreni açıklamak için her şeyin özü, temeli veya yapıcısı olarak benimsedikleri madde dışı varlık","example":null}]},"TİNER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boyaların yoğunluğunu azaltmak, sulandırmak amacıyla kullanılan kimyasal birleşimlerin genel adı","example":null}]},"TİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Aynı cinsten bütün varlıkların veya nesnelerin temel özelliklerini büyük ölçüde kendinde toplayan örnek","example":"Aynı yaşta, aynı tipte, aynı kuvvette iki güreşçi."}]},"TİPLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir tipin bütün çapraşık özelliklerini, bunu en iyi, en rahat, en inandırıcı biçimde temsil edebilecek kişiyle canlandırmak","example":null}],"lemma":"tiplemek"},"TİPLEME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiplemek işi veya durumu","example":"Yengecin Kıskacı'nı yazarken tipleme, olaylama, kurgulama sürecini görselliğin en uç noktalarına götürmeye çalıştım."}]},"TİPLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir tipin bütün çapraşık özelliklerini, bunu en iyi, en rahat, en inandırıcı biçimde temsil edebilecek kişiyle canlandırmak","example":null}]},"TİPO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurşundan dökülmüş harflerin bir araya getirilmesiyle yapılan bir baskı türü","example":null}]},"TİPOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan tiplerini belirleme ve ayırt etme yöntemi","example":null}]},"TİPİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kar fırtınası","example":"Onuncu gün tipi bastırınca adamların elleri aşırı soğuk nedeniyle madenî eşyalara yapışmaya başladı."}]},"TİPİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kimse veya nesneye özgü olan ayırıcı nitelik","example":"Pek tipik ve âdeta alametifarikalı bir kadını bulmak zor değildir."},{"pos":"adj","definition":"Güçlü özgünlüğü olan","example":null}]},"TİPİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kar tipiye çevirmek","example":null}],"lemma":"tipilemek"},"TİRAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gazete, kitap, dergi ve benzerinin bir defada basıldığı sayı","example":null}]},"TİRAMOLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geminin rüzgâr üstüne veya altına dönmesi için yelkenlerin bazısını gevşetme, bazısını germe işlemi","example":null},{"pos":"n","definition":"Makaraları birbirine kavuşan bir palangayı açıp uzatma işi","example":null}]},"TİRAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıma duygusu veya vicdanı olmayan olmayan, başkalarına haksızlık eden","example":null},{"pos":"n","definition":"Eski Yunan'da siyasal gücü zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kimse","example":null},{"pos":"place","definition":"Arnavutluk ülkesinin başkenti.","example":null}]},"TİRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazı veya konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi","example":"Nina romantik bir tiradı andıran anlatışı kesti."},{"pos":"n","definition":"Uzun ve tumturaklı konuşma","example":"Hayatın insafsızlığı ile başlayan bir yakınma tiradı, sizin beceriksizliğinize dayanır."}]},"TİRBUŞON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet","example":null}]},"TİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satır sonuna sığmayan kelimeleri, hecelere bölerken kullanılan noktalama işaretinin adı","example":null},{"pos":"n","definition":"Karşılıklı konuşmada, konuşanın değiştiğini göstermek için kullanılan noktalama işaretinin adı","example":null}]},"TİRELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yazıya tire koymak","example":null}],"lemma":"tirelemek"},"TİRENDAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Elinden iş gelir; becerikli","example":"Tirendaz bir ev hanımı."},{"pos":"adj","definition":"Ok atan","example":null}]},"TİRFİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür yonca","example":null}]},"TİRHOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taze sardalye balığı","example":null}]},"TİRLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meme başı üzerine yerleştirilip sütün alınmasına yarayan araç","example":null}]},"TİRLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mürekkeple çizgi çizmeye yarayan, türlü kalınlıklarda gereç","example":null}]},"TİROKSİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiroit hormonlarının ilki","example":null}]},"TİROİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gırtlağın ön ve alt bölümünde bulunan, çok damarlı, salgısını kana veren bir bez","example":null}]},"TİRPİDİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ufak bahçe çapası","example":null}]},"TİRSİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamsigillerden, yumurtalarını tatlı sulara bırakan bir balık türü","example":null}]},"TİRYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zehrin etkisini ortadan kaldırabilme özelliği olan madde","example":null}]},"TİRYAKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye çok alışmış, vazgeçemeyen","example":null},{"pos":"n","definition":"Karagöz oyununda yaşlı ve afyon içmeye alışmış kimse","example":null}]},"TİRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemek","example":null},{"pos":"n","definition":"Yemeğin suyu","example":null}]},"TİRİTLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok yaşlanıp gücü kalmamak","example":null}],"lemma":"tiritlenmek"},"TİRİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ensiz tahta","example":null},{"pos":"n","definition":"Çarpma ve sürtüşmelerden korunmak için güvertesiz teknelerin, direklerin ve dubaların dış kenarlarına takılan, tahtadan veya halat örgüsüyle yapılmış çıkıntı","example":null}]},"TİRŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazı yazmak, resim yapmak için özel olarak hazırlanan deri","example":null},{"pos":"adj","definition":"Tirşe renkte olan","example":"Rıhtım kenarlarında en taze yosunların tirşe çizgisi var."}]},"TİTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 22, atom ağırlığı 47,90, yoğunluğu 4,5 olan, 1675 °C'ye doğru eriyen, özellikleri bakımından silisyumla kalaya yaklaşan, parlak beyaz renkli, basit element","example":null}]},"TİTANYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 22, atom ağırlığı 47,90, yoğunluğu 4,5 olan, 1675 °C'ye doğru eriyen, özellikleri bakımından silisyumla kalaya yaklaşan, parlak beyaz renkli, basit element","example":null}]},"TİTR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin işi, mesleği veya toplum içindeki durumu ile ilgili olarak kullanılan ad","example":null}]},"TİTRE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok üşümek","example":"Sen de titre eşek kızı, titre, buy."},{"pos":"v","definition":"Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak","example":"Ninelerin dua ile titreyen dudakları dokundu ."}],"lemma":"titremek"},"TİTREK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Titreyen","example":"Titrek bir sesle konuştu."}]},"TİTREM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ses titreşimlerinin yükselip açılması","example":null}]},"TİTREMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok üşümek","example":"Sen de titre eşek kızı, titre, buy."},{"pos":"v","definition":"Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak","example":"Ninelerin dua ile titreyen dudakları dokundu ."}]},"TİTREMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Konuşmada, düşünce veya duyuştan gelen yumuşaklık ve sertlik özelliklerini belirtmek için tonları düzenlemek","example":null}],"lemma":"titremlemek"},"TİTRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korkmasına yol açmak","example":null}],"lemma":"titretmek"},"TİTREŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Titreşim durumunda olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Her yanı titremek","example":"Şarap fıçılarını yelpazeliyor gibi ince ve sinirli titreşen hurmalar !.."}],"lemma":"titreşmek"},"TİTREŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük ve hızlı salınım","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir noktanın gözün göremeyeceği kadar kısaca kımıldanışı","example":"Sorunları ve titreşimleriyle, çok gelişkin bir insan."}]},"TİTİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Huysuz, görgüsüz, öfkeli","example":"Kendisi gayet titiz, kibirli, azametli, öfkeli olduğu için hizmetçileri ve adamları korkarlarmış."},{"pos":"adj","definition":"Temizliğe aşırı düşkün olan kimse","example":null}]},"TİTİZLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlük çıkarmak, uyuşmaya yanaşmamak, huysuzluk etmek, inatçılık etmek, ters davranmak","example":"Kadın kadına çeneye daldıklarını sanıp titizleniyor."},{"pos":"v","definition":"Çok dikkat ve özenle davranmak veya böyle davranılmasını istemek, titiz olmak","example":null}],"lemma":"titizlenmek"},"TİYATRO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer","example":"Her tiyatronun holünde ille smokinli bir müdüre rastlayacaksınız."},{"pos":"n","definition":"Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü","example":"Bütün bu vasıflarıyla tiyatroyu çocuk oyunlarına kıyas etmek çocukça bir şey görünür."}]},"TİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnce, keskin ses","example":null}]},"TİŞÖRT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle kısa kollu, pamuklu spor giysi","example":null}]},"UBUDİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Esir olma durumu veya süresi","example":null}]},"UCUBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok acayip, şaşılacak kadar çirkin olan şey","example":null}]},"UCUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fiyatı yüksek olmayan, pahası az, düşük fiyatlı","example":"Tenha bir yerde, ucuz, küçücük bir kiralık ev arıyordu ."},{"pos":"adj","definition":"Az emekle elde edilen","example":"Biletçi teşekkür etmekten, ben de bu kadar ucuz teşekkür toplamaktan kurtulduk."}]},"UCUZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Fiyatı inmek","example":"Yaz geldi, sıcaklar bastı. Kapalı yerlerde oturulur gibi değil. Bunun sonu, sinemalar ucuzladı."},{"pos":"v","definition":"Kolaylıkla elde edilir ve duyulur olmak","example":null}],"lemma":"ucuzlamak"},"UCUZUNA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ucuz olarak, ucuz bir biçimde","example":"Oysa çocuklar atılan gazeteleri okumak için değil, hemen götürüp kahvede ucuzuna satmak için istiyorlardı."}]},"UDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ut çalan kimse","example":null}]},"UFACIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok ufak, küçük","example":null}]},"UFAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Önemsiz; çok az","example":"Ufak bir ameliyatla yüzük kesilip alındı."},{"pos":"adj","definition":"Boyutları normalden küçük","example":null}]},"UFAKLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük çocuk; bozuk para","example":"Ufaklık bahçede uyuyakalmış."}]},"UFAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyükken herhangi bir sebeple küçük duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Hacimce ufalmak","example":null}],"lemma":"ufalmak"},"UFALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kırarak, ovarak veya ezerek ufak parçalara ayırmak","example":"Bahçenin çevresi lavanta çiçekleriyle çevrili. Eğildim, kopardım bir tutam ve avucumda iyice ufaladım."}],"lemma":"ufalamak"},"UFALAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kırarak, ovarak veya ezerek ufak parçalara ayırmak","example":"Bahçenin çevresi lavanta çiçekleriyle çevrili. Eğildim, kopardım bir tutam ve avucumda iyice ufaladım."}]},"UFALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyükken herhangi bir sebeple küçük duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Hacimce ufalmak","example":null}]},"UFARAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Oldukça ufak","example":"Kara ve pos bıyıklar bu kuru ve ufarak yüzü karanlıklar içinde bırakıyordu."}]},"UFLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acı, sızı duyarak uf demek, sürekli olarak uflamak, uflayıp durmak; uflamak puflamak","example":null}],"lemma":"uflamak"},"UFLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acı, sızı duyarak uf demek, sürekli olarak uflamak, uflayıp durmak; uflamak puflamak","example":null}]},"UFUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerin yakınında olan ve saran başka yerlerin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Düz arazide veya açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer","example":null}]},"UFUNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı","example":null},{"pos":"n","definition":"Pis koku","example":"Kokladığım bu havada devrin ufunetini hissediyorum."}]},"UGANDA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Kampala.","example":null}]},"UHDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinden istenen vazife","example":null},{"pos":"n","definition":"Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet","example":null}]},"UHREVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Öbür dünya ile ilgili, ahiret ile ilgili","example":null}]},"UHUVVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı anne babadan doğma veya anne babalarından birinin aynı olma durumu","example":null}]},"UKALA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendini akıllı ve bilgili sanan, bilgiçlik taslayan (kimse)","example":null}]},"UKDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yuvarlak, şişkin şey","example":null},{"pos":"n","definition":"İçe dert olan şey","example":"Geceleri bilhassa yatsı namazından sonra seccadede oturmuş, çocuk dilimle, içimde ukde olan meseleler hakkında Allah'la konuşur dururdum."}]},"UKNUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı felsefe ve din kuramlarının dayandığı temellerden her biri","example":null}]},"UKRAYNA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Kiev.","example":null}]},"UKUBET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok çirkin ve sakil","example":null}]},"ULA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Muğla iline bağlı ilçelerden biri","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi ekle tamamlamak, katmak","example":null}]},"ULAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haber getiren kimse, ulak","example":null}]},"ULAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aralarında herhangi bir bakımdan ilgi veya benzerlik bulunan şeylerin tamamı","example":null},{"pos":"n","definition":"Nesnel gerçekliğin ve bilginin en genel ve temel özelliklerini, ilişkilerini yansıtan temel kavramların her biri, nicelik, nitelik, bağıntı","example":null}]},"ULAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi ekle tamamlamak, katmak","example":null}]},"ULANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ulanan şey","example":null}]},"ULAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zarf olarak kullanılan fiil soyundan kelime","example":null}]},"ULAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sivas iline bağlı ilçelerden biri","example":null},{"pos":"v","definition":"Erişilmek istenen yere ayak basmak","example":null}]},"ULAŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli iki yer arasında gidip gelebilme","example":null},{"pos":"n","definition":"Köyler, şehirler, ülkeler arasında bir yerden bir yere gidiş geliş; muvasala; temas","example":"Ulaşım için köprüye aktarılması gereken paralar yola yönlendirilmişti."}]},"ULAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Erişilmek istenen yere ayak basmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Akarsular, göl veya denize akmak","example":null}]},"ULEMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Din bilginleri","example":"Bursa uleması bütün memleketçe tanınır ve sevilirdi."}]},"ULTRASON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan kulağının alamayacağı nitelikte olan yüksek frekanslı ses titreşimi","example":null}]},"ULU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erdemleri bakımından çok büyük; yüce","example":"Aile uluları arasında buna bir çare bulmak için dertleşmeler olur."},{"pos":"v","definition":"Köpek, kurt, çakal vb. hayvanlar uzun, iniltili, ağlar gibi bir ses çıkarmak","example":"Geceleyin çakallar etrafta dolaşır, ulurlardı."}]},"ULUFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlılarda kapıkulu askerlerine, saray ve devlet kuruluşlarındaki bazı görevlilere üç ayda bir verilen ücret","example":null}]},"ULUHİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrıya özgü olan varlık, nitelik","example":"Gerçek Tanrı'nın yolunu bulamayanlar tabiatıyla birtakım düzme uluhiyetlere doğru saparlar."}]},"ULULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Ulu tutmak; ulu saymak","example":null}],"lemma":"ululamak"},"ULULAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Ulu tutmak; ulu saymak","example":null}]},"ULUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilimler; ilimler","example":null}]},"ULUMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Köpek, kurt, çakal vb. hayvanlar uzun, iniltili, ağlar gibi bir ses çıkarmak","example":"Geceleyin çakallar etrafta dolaşır, ulurlardı."},{"pos":"v","definition":"İnsan iniltili ses çıkararak boğuk boğuk ağlamak","example":"Boğazında acı bir yumru, gözleri kupkuru, yüzükoyun mutfağın taşlarına kapandı, uludu."}]},"ULUORTA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir şeyin aslını bilmeden, düşünüp tartmadan, çekinmeden; açıktan açığa","example":null}]},"ULUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu","example":"Doğrulup gürlüyorsun yeryüzünde yeniden / Her silkinen, kalkınan, kurtulan ulusla sen"}]},"ULVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Derece veya makamı bakımından üstün olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gökle ilgili, göğe ilişkin","example":null}]},"ULVİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erdemleri bakımından çok büyük olma durumu","example":null}]},"UMACI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocukları korkutmak için kendisinden söz edilen, gerçek dışı bir yaratık","example":null}]},"UMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için, türlü yollardan kullanılan madde","example":null}]},"UMDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temel düşünce veya temel inanç","example":null}]},"UMMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin olmasını istemek","example":"Umarım ki siz de mayıs hakkındaki bu sevgimi benimle paylaşırsınız."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanmak, zannetmek","example":"Hava çok bulutlu, yağmur yağacağını sanıyorum ama yine de güneş açabilir."}]},"UMMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kıtaları birbirinden ayıran engin; açık deniz","example":"O, bütün hayatı dalgalı bir ummanda ve kaptan köprüsünde geçen kocasından, sahilde sessiz bir balıkçı kulübesine mahsus bir yaşayış istemez."}]},"UMRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hac mevsimi dışında Kâbe'yi ve Mekke'nin öbür kutsal yerlerini ziyaret etme","example":null}]},"UMU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin dilediği veya istediği şey","example":null}]},"UMUM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bütün; tüm; kamu","example":"Onun umum kumandanlığı, boş çöller içinde bedevi şeyhlerine verilen fahri paşalıklar gibi bir şey idi."},{"pos":"adj","definition":"Herkes; halk; ahali","example":"Üçü de kısa bir boyun kırışıyla umumu selamladılar."}]},"UMUMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan","example":"Hükümdarların yumuşak kalpliliğini zaaf sayan umumi hüküm belki de haklıdır."}]},"UMUMİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğu kimselerce duyulmuş, öğrenilmiş, kullanılmış veya benimsenmiş olma durumu","example":null}]},"UMUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlikler, çalışmalar","example":"Artık siyaset ve hükûmet umurunu erbabına bırak!"},{"pos":"n","definition":"Aldırış etme; önem verme","example":"Kim aldırır? Annesi umurumda mıydı benim?"}]},"UMURSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aldırış etmek; önem vermek","example":"Politikayı zerre kadar umursadığı yoktu."}],"lemma":"umursamak"},"UMUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleşmesi beklenen ve istenen şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu duyguyu veren kimse veya şey","example":"Oğullar umut, tek umut çünkü."}]},"UMUTLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin olmasını inançla beklemek","example":null}],"lemma":"umutlanmak"},"UNLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Una bulamak, üzerine un serpmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Un bulaştırmak","example":null}],"lemma":"unlamak"},"UNLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Una bulamak, üzerine un serpmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Un bulaştırmak","example":null}]},"UNSUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri","example":null}]},"UNUT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aklında kalmamak, hatırlamamak","example":"Sonradan hepsini unutmuştum ."},{"pos":"v","definition":"Hatırdan ve gönülden çıkarmak","example":null}],"lemma":"unutmak"},"UNUTKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok unutan, unutma huyu olan","example":null}]},"UNUTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aklında kalmamak, hatırlamamak","example":"Sonradan hepsini unutmuştum ."},{"pos":"v","definition":"Hatırdan ve gönülden çıkarmak","example":null}]},"UNVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin işi, mesleği veya toplum içindeki durumu ile ilgili olarak kullanılan ad","example":null}]},"UPUSLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok uslu","example":"Yepyeni, ... belden büzmeli dört peşli elbisesi içinde Nina upusludur."}]},"UPUYGUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tıpatıp, her bakımdan uygun, iyice","example":null}]},"UPUZUN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Tamamıyla uzanmış bir durumda","example":"Babam karyolasında arkası üstü, upuzun yatıyordu."},{"pos":"adj","definition":"Çok uzun","example":null}]},"URAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü","example":null}]},"URANYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 92, atom ağırlığı 238,03, yoğunluğu 18,7 olan, 1800 °C'ye doğru eriyen, demir görünüşünde, nükleer enerji elde etmede kullanılan bir element","example":null}]},"URANÜS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Güneş'ten yedinci gezegen.","example":null}]},"URARTU":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Doğu Anadolu'da kurulmuş eski bir krallık.","example":null}]},"URAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beraberinde yağmur getirmeyen güçlü fırtına","example":null}]},"URBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşanılacak, giyilecek şey","example":null}]},"URBANİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şehirlerin kurulmasında, düzenlenmesinde, güzelleştirilmesinde kullanılacak, uygulanacak yöntemleri, şehirlerle ilgili toplumsal, ekonomik vb. sorunları konu edinen bilim dalı","example":null}]},"URFA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Şanlıurfa ilinin halk arasındaki kısa adı; Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"URODEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurgalı hayvanlardan, amfibyumlar sınıfının, vücut ve kuyrukları uzun, bacakları zayıf, birçok semender türlerini içine alan bir alt takımı","example":null}]},"URUGUAY":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Güney Amerika'da bir ülke; başkenti Montevideo.","example":null}]},"URUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakın ve uzak bütün akrabalar","example":null}]},"URUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arşının sekizde biri uzunluğundaki ölçü","example":null}]},"USAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek","example":null}],"lemma":"usanmak"},"USANGIN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Usanmış, bıkmış bir biçimde","example":"Kırgın, usangın kalktı sabahın er saatlerinde."}]},"USANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek","example":null}]},"USANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Usanma durumu; usanç","example":null}]},"USANÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Usanma duygusu; bıkma; bıkkınlık; melal","example":"Çehremde usanç alametlerinin arttığını sezen kâhya sustu."}]},"USARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitki ve hayvan dokularında bulunan sıvı","example":"İki parmak arasında bütün usaresini salıveriyor, eriyor bitiyor."}]},"USKUMRU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uskumrugillerden, sıcak ve ılık denizlerde sürü durumunda yaşayan, çizgili bir deniz balığı","example":null}]},"USKUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek","example":null}]},"USKURU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cıvata ve somunlardaki yiv","example":null}]},"USLAMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir konuyu zihinde iyice düşünüp inceleyerek karar vermek","example":null}],"lemma":"uslamlamak"},"USLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yadırganan, ayıplanan davranışlardan vazgeçmek, davranışlarına düzen vermek, ince ve terbiyeli olmak","example":"Deli eniştemiz bir hayli yaşlanmıştı fakat hiç uslanmış değildi."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir olaydan ders almak; aklı başına gelmek","example":"Ne deli gönlüm uslandı, ne uslu başım yaşlandı."}],"lemma":"uslanmak"},"USLANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yadırganan, ayıplanan davranışlardan vazgeçmek, davranışlarına düzen vermek, ince ve terbiyeli olmak","example":"Deli eniştemiz bir hayli yaşlanmıştı fakat hiç uslanmış değildi."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir olaydan ders almak; aklı başına gelmek","example":"Ne deli gönlüm uslandı, ne uslu başım yaşlandı."}]},"USLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Topluluk kurallarına uygun olarak davranan ve çevresini rahatsız etmeyen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çabuk ve kolay kavrayan","example":"Gören bizi sanır deli / Usludan yeğdir delimiz"}]},"USTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse","example":"Bunların hepsi de çok güzel sesli ve oyunun en ustaları arasından seçildi."},{"pos":"n","definition":"Zanaat öğreticisi","example":null}]},"USTABAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş yerinde çalışan ustaların başı olan ve onları denetleyen kimse","example":"Ustabaşı Salih Ağa, iri yumruğunu göğsüne vurarak..."}]},"USTALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Becerikli olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"İşçi emeği, yapılış","example":null}]},"USTUNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşınabilir cerrah araçları takımı","example":null}]},"USTURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıraş için kullanılan, açılır kapanır, çok keskin bıçak, baş bıçağı, yülgü","example":"Tayyar ile kalfaları tertemiz giyinmişler, boyuna ellerindeki yepyeni usturaları kılağılıyorlar."}]},"USTURLAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gök cisimlerinin yükseltisini ölçmekte kullanılan araç","example":"Pencereden sızan ay ışığı bir usturlabın parlak yüzeyine vuruyordu."}]},"USTURPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce bir halatın ucuna bir kurşun parçası bağlanarak yapılan bir çeşit kırbaç","example":"Hele Üsküdar gibi bıçkını fazla semtlerde on çocuktan üç dördünde bir bıçak, bir sustalı, bir usturpa hatta bir saldırma bulunurdu."}]},"USUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan ilke","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilimde belli bir sonuca erişmek için, belli ilke ve kurallara göre izlenen yol","example":null}]},"USULCA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Oldukça yavaş, sessizce","example":"Hadi çekici al da perdeleri sök. Usulca çıkar ki duvarlar bozulmasın."},{"pos":"adv","definition":"Sessiz bir biçimde","example":"Ayfer, Nuran'ın düşürdüğü mendili usulca yerden aldı."}]},"USULDAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Oldukça yavaş, sessizce","example":"Hadi çekici al da perdeleri sök. Usulca çıkar ki duvarlar bozulmasın."}]},"USULEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Formalite icabı","example":"Lübnan hükûmeti Türk emlakini usulen bloke ettiğinden satış muamelesi durdurulmuş."},{"pos":"adv","definition":"Yöntemine uygun olarak","example":null}]},"USULÜNCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gereği gibi, gereğine göre, gerektiği gibi","example":null}]},"UTAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saygı, korku vb. duygularla bir şeyi yapmaktan geri durmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, korkmak; mahcup olmak","example":"Düğün sofrasında kendisinden başka böyle çatal tutanı göremeyince pek utandı."}],"lemma":"utanmak"},"UTANGAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendinde gereken güven ve cesareti bulamayan","example":"Bu kadar utangaç olmak kız gibi davranmakla ilgili değil, sadece özgüven eksikliğiydi."}]},"UTANGAÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendinde gereken güven ve cesareti bulamayan","example":"Bu kadar utangaç olmak kız gibi davranmakla ilgili değil, sadece özgüven eksikliğiydi."}]},"UTANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saygı, korku vb. duygularla bir şeyi yapmaktan geri durmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, korkmak; mahcup olmak","example":"Düğün sofrasında kendisinden başka böyle çatal tutanı göremeyince pek utandı."}]},"UTANMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymayan, korkmayan","example":null}]},"UTANÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten duyulan üzüntü","example":null}]},"UTERUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Memelilerde dölün ana karnındayken içinde bulunduğu organ","example":null}]},"UTKU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok emek ve tehlikeli uğraşmalar pahasına erişilen mutlu sonuç","example":null}]},"UTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir oyunda veya yarışta yenmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Oyunda yenmek; ütmek","example":null}]},"UVERTÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Operada, perde açılmadan önce orkestranın çaldığı parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Pokerde oyuna başlayabilmek için gerekli el","example":null}]},"UYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı sesi veren heceler veya aynı görevde olmayan, ses bakımından benzeşen ek","example":null}]},"UYAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uyku durumundan çıkmak","example":"Seher vaktine yakın uyanmışım."},{"pos":"v","definition":"Aklı başına gelmek; gerçekleri anlar, kavrar duruma gelmek","example":null}],"lemma":"uyanmak"},"UYANIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uyumayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Dikkatli, açıkgöz","example":null}]},"UYANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uyku durumundan çıkmak","example":"Seher vaktine yakın uyanmışım."},{"pos":"v","definition":"Aklı başına gelmek; gerçekleri anlar, kavrar duruma gelmek","example":null}]},"UYAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir tehlikeye karşı dikkatli olmaya çağırmak (uyarmak)","example":"Arkadaşını buz konusunda uyar."}]},"UYARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme","example":"Romancının uyarılarından habersiz kaldınız."},{"pos":"n","definition":"Organizmada uyarım yaratan güç","example":null}]},"UYARIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir uyarma sebebiyle herhangi bir kas veya salgı bezinde olan açık veya gizli değişme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir uyaran karşısında organizmanın gösterdiği tepki","example":null}]},"UYARINCA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gereği gibi, gereğine göre, gerektiği gibi","example":"Toplumumuzda sanatçıedebiyatçının bir lokma bir hırka felsefesi uyarınca yaşaması beklenir."}]},"UYARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine herhangi bir bakımdan uyar duruma getirmek","example":"Bu çiçeği Ankara'nın ıklimine uyarlamak sanıldığı gibi güç olmadı."},{"pos":"v","definition":"Edebî eserleri, sinema, tiyatro, radyo ve televizyonun teknik imkânlarına uygun duruma getirmek; adapte etmek","example":null}],"lemma":"uyarlamak"},"UYARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseye bir davranışta bulunmamasını söylemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir canlının herhangi bir organını dıştan bir etki ile görev yapmaya zorlamak","example":null}]},"UYARTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyarmak için söylenen söz; uyarı; ihtar","example":null},{"pos":"n","definition":"Uyaran kimse veya şey","example":null}]},"UYDU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen","example":null},{"pos":"n","definition":"Türlü amaçlarla yerden fırlatılan ve genellikle kapalı bir yörünge çizerek yer çevresinde dolanan araç","example":null}]},"UYDUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir konu üzerinde inceleme yapmadan rastgele konuşmak, yalan söylemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Uymasını sağlamak","example":"Onu da diğer tarzlara uydurdular."}],"lemma":"uydurmak"},"UYDURMA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçek olmayan, asılsız, uydurma","example":null}]},"UYDURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir konu üzerinde inceleme yapmadan rastgele konuşmak, yalan söylemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Uymasını sağlamak","example":"Onu da diğer tarzlara uydurdular."}]},"UYDURUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aslı olmayan; uydurma şey; sania","example":null}]},"UYGAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fikir, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kültürlü, eğitimli, görgü kurallarına uyan, medeni kimse","example":"Yani uygar, çağdaş bir insan olacaksınız."}]},"UYGARLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fikir, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin, bir toplumun, maddi ve manevi varlıklarının, fikir, sanat çalışmalarıyla ilgili niteliklerinin tümü; medeniyet","example":"Gerçekten, uygarlık nimetlerinin gençlere bir faydası oldu ama daha çok bundan büyükler istifade ediyor."}]},"UYGULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb. bir araçla iz yapmak","example":"İki üçgeni birbirine uygulamak."},{"pos":"v","definition":"Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata geçirmek; tatbik etmek","example":"Nitekim bilge bunu açıkça söylemekle kalmaz, tamı tamına uygular da."}],"lemma":"uygulamak"},"UYGUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Orantılı, biçimli, düzgün","example":null},{"pos":"adj","definition":"İşe yarayan","example":null}]},"UYGUR":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Orta Asya'da yaşayan bir Türk halkı.","example":null}]},"UYKU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu","example":"Hiç kimse bir diğerinin yerine karnını doyuramaz, hiç kimse bir başkasının uykusunu uyuyamaz."},{"pos":"n","definition":"Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gaflet","example":"Kalabalık bir sokakta yürürken, kafamı kurcalayan düşünceler içinde kaybolduğum için bir an gaflet uykusuna daldığımı fark ettim."}]},"UYLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbiriyle uyuşmak; uzlaşmak; anlaşmak","example":null}],"lemma":"uylaşmak"},"UYLAŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saymaca bir şey benimsemek için yapılan anlaşma","example":null}]},"UYLAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbiriyle uyuşmak; uzlaşmak; anlaşmak","example":null}]},"UYLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalçadan dize kadar olan bacak bölümü","example":"Kalçalarının ve uyluklarının her basamakta aldığı şekil, kalbinde dayanılmaz heyecanlar alevlendiriyordu."}]},"UYMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İsteyerek veya istemeyerek bir inanca, bir anlayışa, bir duruma veya egemen bir güce uymak, karşısındakinin kendisinden daha üstün olduğunu kabul ederek buyruk altına girmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Uygun gelmek","example":"Bu şapka başıma oluyor."}]},"UYMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters","example":null}]},"UYRUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin etkisi altında olma durumu, körü körüne bağlanma, gözü kapalı inanma","example":null}]},"UYSAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen","example":null}]},"UYU":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uyku durumunda olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"İlaç etkisiyle ağrı duymayacak kadar derin uykuya dalmak","example":"Hasta uyuyunca ameliyata alınacak."}],"lemma":"uyumak"},"UYUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uyku ile uyanıklık arası bir durumda bulunmak","example":"Kızım, uyukluyorsun, dadını git bul, seni yatırsın, haydi..."}],"lemma":"uyuklamak"},"UYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kelimede ünlülerin veya ünsüzlerin birbirlerini ünlü ve ünsüz uyumlarına bağlı olarak etkilemeleri, benzeşmeleri","example":"Ünlü uyumu / Ünsüz uyumu"}]},"UYUMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uyku durumunda olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"İlaç etkisiyle ağrı duymayacak kadar derin uykuya dalmak","example":"Hasta uyuyunca ameliyata alınacak."}]},"UYUNTU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gevşek, tembel, miskin","example":null}]},"UYUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uyumakta olan","example":null}]},"UYUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hareketli, canlı olmayan, uyuşuk, pısırık, miskin kimse","example":"Bu uyuz, can acısından bağıracaktı, ağzı açıldı; ama sesi çıkmadı."},{"pos":"adj","definition":"Uyuz böceğinin, üst derinin altına girerek yaptığı kaşındırıcı ve bulaşıcı hastalığı olan","example":"Uyuz köpekler gibi ne arkadan geliyorsun?"}]},"UYUŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak, antant kalmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Her konuda birbirine uymak; imtizaç etmek","example":"Sanat edebiyat açısından, derginin politikasıyla tam uyuşmasa da burada tek satırıma ilişmediler."}],"lemma":"uyuşmak"},"UYUŞKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herkesle veya her şeyle kolayca uyuşabilen","example":null}]},"UYUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak, antant kalmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Her konuda birbirine uymak; imtizaç etmek","example":"Sanat edebiyat açısından, derginin politikasıyla tam uyuşmasa da burada tek satırıma ilişmediler."}]},"UYUŞTUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Anlaşmalarını sağlamak","example":null}],"lemma":"uyuşturmak"},"UYUŞUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Duymaz ve hareket edemez duruma gelmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gevşek, tembel, miskin","example":null}]},"UYUŞUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her konuda birbirine uyma durumu","example":"Bir uyuşuma varmanın tadını çıkara çıkara güneşli kaldırımda yürüyordu."},{"pos":"n","definition":"İki çekim arasında hareket, anlam, ışık, dekor, donatım, oyun bakımlarından aykırılık olmama durumu","example":null}]},"UZA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir durum veya iş düzelmeyecek duruma gelmek, uzamak","example":"Yılan hikayesi gibi uzadı bu iş."},{"pos":"v","definition":"Boyu büyümek","example":"Kısa boylu Japon cinsi bile sporla üç parmak uzadı."}],"lemma":"uzamak"},"UZAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Birbiriyle yakın ilgisi olmayan","example":"Ne iyi! Sizinle birlikte uzak şeylerden bahsedebileceğiz."}]},"UZAKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş görünmek çabasıyla kendini ağırdan satan hareketlerde bulunmak","example":null}],"lemma":"uzaklanmak"},"UZAKLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyden, bir yerden veya kimseden ayrılıp uzağa gitmek","example":"Böyle uzaklaşınca ağır ağır o bizden / Biz ayrı düşmemeye ant içmiştik denizden ."},{"pos":"v","definition":"Tanımaz, bilmez duruma gelmek, yabancı olmak,","example":"Bu genç kız yaşasaydı, sevdiği adamın günden güne kendisinden uzaklaştığını görecekti."}],"lemma":"uzaklaşmak"},"UZAKSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini uzak görmek, olacağına pek inanmamak","example":null}],"lemma":"uzaksamak"},"UZAKTAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Uzak yerden","example":"Merak bu ya, bir gün uzaktan seyredeceğim bizim takımı."}]},"UZAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin uzayda kapladığı yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Algılanan nesnelerin temel niteliği","example":null}]},"UZAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir durum veya iş düzelmeyecek duruma gelmek, uzamak","example":"Yılan hikayesi gibi uzadı bu iş."},{"pos":"v","definition":"Boyu büyümek","example":"Kısa boylu Japon cinsi bile sporla üç parmak uzadı."}]},"UZAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boylu boyunca yatmak","example":"Büyük bir karyola ve içinde ben uzanmışım, sen baş ucumda oturup sessiz bekliyorsun beni."},{"pos":"v","definition":"Bir alana yayılmak","example":"Sokağın dibinden gelen bir elektrik lambasının titreye titreye uzanan ışığında, bu iki gölgenin umumi şekilleri görülüyor."}],"lemma":"uzanmak"},"UZANIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik","example":null},{"pos":"n","definition":"Titreşim durumunda bulunan bir noktanın, herhangi bir anda titreşim merkezinden uzaklığı","example":null}]},"UZANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Boylu boyunca yatmak","example":"Büyük bir karyola ve içinde ben uzanmışım, sen baş ucumda oturup sessiz bekliyorsun beni."},{"pos":"v","definition":"Bir alana yayılmak","example":"Sokağın dibinden gelen bir elektrik lambasının titreye titreye uzanan ışığında, bu iki gölgenin umumi şekilleri görülüyor."}]},"UZANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı nesnelerin herhangi bir yerinde görülen uzamış bölüm","example":"İyi güzel de, şu arkadaki kuyruk gibi uzantı neyin nesi?"},{"pos":"n","definition":"Ana konumdaki bir bütünün, özün veya durumun, kendisinden ayrı görülen, ancak aynı yapısal özellikleri içeren parçası","example":"Bu bölgeler, Anadolu yarımadasının Ege'deki doğal uzantısını teşkil etmektedir."}]},"UZAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek","example":null}],"lemma":"uzatmak"},"UZATIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzatma işi","example":null}]},"UZATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek","example":null}]},"UZAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk","example":null},{"pos":"n","definition":"Bütün gök cisimlerinin içinde bulunduğu sınırsız boşluk","example":null}]},"UZGÖREN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçeği önceden görebilen","example":null}]},"UZGÖRÜR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçeği önceden görebilen","example":null}]},"UZLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak, antant kalmak","example":null}],"lemma":"uzlaşmak"},"UZLAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge","example":null}]},"UZLAŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge","example":null}]},"UZLAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak, antant kalmak","example":null}]},"UZLAŞMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uzlaşmayan, uzlaşma yanlısı olmayan","example":null}]},"UZLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplum hayatından kaçıp tek başına yaşama","example":null}]},"UZMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir işte, belli bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düşüncesine başvurulan kimse","example":null}]},"UZO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yunan rakısı","example":null}]},"UZUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki ucu arasında fazla uzaklık olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren","example":"Uzun ince bir yoldayım / Gidiyorum gündüz gece"}]},"UZUNEŞEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğilmiş ve biri ötekinin arkasına tutunmuş birkaç kişinin üzerinden atlanılarak oynanan bir oyun","example":null}]},"UZUNLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin bir uçtan öbür uca kadar olan uzaklığı","example":null},{"pos":"n","definition":"İki nokta arasındaki yer aralığının ölçümü","example":null}]},"UZUV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı bir vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri","example":null}]},"UZVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Organla ilgili","example":"Bu uzvi acı, onu galeyanın son raddesine getirerek ağlattı."}]},"UZVİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı bir varlığı oluşturan organların bütünü","example":"Dil yaşayan bir uzviyettir."}]},"UÇAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanatlarının altına havanın yaptığı basınç yardımıyla yükselip ilerleyebilen motorlu hava taşıtı","example":null}]},"UÇAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uçma yeteneği veya özelliği olan","example":null}]},"UÇARI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendini çeşitli eğlencelere vermiş kimse, hovarda","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kişi ele avuca sığmaz kimse","example":"Gençliği uçarı bıçkın dönemini İstanbul'da yaşamış."}]},"UÇKUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım","example":null}]},"UÇKUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şalvarı bele bağlamak veya torba, kese vb. şeylerin ağzını büzmek için bunlara geçirilen bağ","example":"O sabah evvela pijamanın uçkuru kördüğüm oldu."}]},"UÇLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uçlu duruma gelmek","example":null}],"lemma":"uçlanmak"},"UÇLANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uçlu duruma gelmek","example":null}]},"UÇMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığı sona ermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Çok sevinmek","example":"Buna pek sevinmişti, oğlum memur oldu diye havalara uçuyordu."}]},"UÇMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hava taşıtını kullanmak ve yönetmekle görevli kimse","example":null}]},"UÇUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güçlü ve hareketli, aktif","example":null},{"pos":"adj","definition":"Etkisi ve gücü az olan","example":"Ruhsar Hanım uçuk bir gülümsemeyle kapıya süzüldü gitti, birkaç saat içinde birkaç yıl daha yaşlanıvermiş kadıncağız."}]},"UÇUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uçuk oluşmak","example":null}],"lemma":"uçuklamak"},"UÇUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitki, tüy ve benzerini çekerek yerinden çıkarmak, çekip koparmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Uçma işini yaptırmak","example":null}],"lemma":"uçurmak"},"UÇURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitki, tüy ve benzerini çekerek yerinden çıkarmak, çekip koparmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Uçma işini yaptırmak","example":null}]},"UÇURUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer","example":"Üç arkadaş, arabanın gidebileceği bütün köyleri, dereleri, uçurumları aradılar."},{"pos":"n","definition":"Felaketli sonuç","example":"Bir gün bencileyin, bir uçuruma yuvarlanırsanız artık her şey burada bitti, sanmayınız."}]},"UÇUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uçma işi veya biçimi","example":null},{"pos":"v","definition":"Hep birlikte uçmak","example":"Hava gazı fenerinin ışığının uzayıp azaldığı yerlerde gölgeler uçuşur."}]},"UÇUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hep birlikte uçmak","example":"Hava gazı fenerinin ışığının uzayıp azaldığı yerlerde gölgeler uçuşur."},{"pos":"v","definition":"Havada gidip gelerek dolaşmak","example":"Polenler etrafta uçuşuyorlardı ."}]},"UĞRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir davranış, olay veya bir durumla karşı karşıya olmak","example":null}]},"UĞRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçerken uğranılan, yanından yol geçen","example":"İlk uğrağım olan Viyana'da..."},{"pos":"n","definition":"Çok uğranılan yer","example":"Bingöl bugün de şahinlerin yaylağı, çobanın uğrağı ve Türk'ün sevgisidir."}]},"UĞRALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uğra serpmek","example":null}],"lemma":"uğralamak"},"UĞRAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir davranış, olay veya bir durumla karşı karşıya olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak","example":"Karaya uğramak, her denizci gibi cinine gidiyordu."}]},"UĞRAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Savmak; çıkmak; dışarı atmak; kovmak","example":"Onu uğratmama herkes şaşırdı ."}],"lemma":"uğratmak"},"UĞRATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Savmak; çıkmak; dışarı atmak; kovmak","example":"Onu uğratmama herkes şaşırdı ."}]},"UĞRAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirlerine isteklerini kabul ettirmek için iki taraf arasında yapılan zorlu çalışma","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir iş yapmak için zahmet çekmek","example":"İkisi barbut oynuyor, üçüncüsü, en küçükleri, bir çekirgeye sigara içirmeye uğraşıyordu."}]},"UĞRAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insanın yaptığı iş veya meslek","example":null}]},"UĞRAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş yapmak için zahmet çekmek","example":"İkisi barbut oynuyor, üçüncüsü, en küçükleri, bir çekirgeye sigara içirmeye uğraşıyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek için uğraşmak, çaba göstermek","example":null}]},"UĞRU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ön veya yan","example":null}]},"UĞRUN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kimsenin haberi olmadan, kimseye haber vermeden, kimseye duyurmadan","example":null}]},"UĞRUNDA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Amacında; yolunda","example":"Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır / Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır"}]},"UĞULDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sürekli gürültülü, boğuk ve anlaşılmaz ses çıkarmak","example":"Atılan toplardan ortalık uğulduyordu."},{"pos":"v","definition":"Beyinde, kulakta uğultu olmak","example":"Kafam uğulduyor sanki , gözlerimi açamıyorum ."}],"lemma":"uğuldamak"},"UĞULTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gürültülü, boğuk ve anlaşılmaz ses, uğuldama sesi","example":"İçeride müphem, karışık bir uğultu var."}]},"UĞUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyük bir üzüntü veya acıdan kıvranmak, soluğu tıkanmak, ağlaya ağlaya bayılmak","example":null}],"lemma":"uğunmak"},"UĞUNMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Büyük bir üzüntü veya acıdan kıvranmak, soluğu tıkanmak, ağlaya ağlaya bayılmak","example":null}]},"UĞUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç","example":null},{"pos":"n","definition":"Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey; niyet, istek","example":null}]},"UĞURLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gideni esenlik ve sevgi dilekleriyle geçirmek, selametle göndermek","example":"Tüm aile, askerlik görevine uğurladıkları çocuklarını selametle göndermek için dualar etti."}],"lemma":"uğurlamak"},"UĞURSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir olguyu veya nesneyi uğur saymak","example":null}],"lemma":"uğursamak"},"UĞUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çimlenmiş buğdayın kaynatılmasıyla yapılan bir çeşit yemek","example":null}]},"UŞAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız","example":null},{"pos":"n","definition":"Erkek hizmetçi","example":"Kapının eşiğinde fraklı, beyaz eldivenli bir uşak duruyordu."},{"pos":"place","definition":"Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde bir il.","example":null}]},"UŞKUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karabuğdaygillerden, yaprakları yürek biçiminde, kökü dıştan sincabi ve içten sarı renkte olan bir ravent türü","example":null}]},"UŞŞAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk müziğinde ana makamlardan biri","example":null}]},"VAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi yerine getirmek için verilen söz","example":"Bütün bunlar güneşli ve rüzgârlı bir günün boş vaatleri miydi?"}]},"VAAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cami, mescit vb. yerlerde vaizlerin yaptığı, genellikle öğüt niteliği taşıyan dinî konuşma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimseye kalbini yumuşatacak, kendisini doğruluğa, iyiliğe götürecek biçimde söz söyleme","example":null}]},"VABESTE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçekleşmesi bir şeye bağlı bulunan","example":null}]},"VACİP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Müslümanlıkça yapılması gerekli olan","example":null}]},"VADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin yapılması veya bir borcun ödenmesi için tanınan süre","example":null}]},"VADET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Davranışıyla, tutumuyla bir işi yapacağı duygusunu uyandırmak, bir kimseye güven vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir işi yerine getireceğine söz vermek","example":"Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın / Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın"}],"lemma":"vadetmek"},"VADETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Davranışıyla, tutumuyla bir işi yapacağı duygusunu uyandırmak, bir kimseye güven vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir işi yerine getireceğine söz vermek","example":"Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın / Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın"}]},"VADUZ":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Lihtenştayn ülkesinin başkenti.","example":null}]},"VADİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki dağ arasındaki çukurca arazi veya geçit","example":"Vadinin hemen kıyı başında idi ve çevresinde beş karaltı vardı."},{"pos":"n","definition":"Alan; yol; tarz","example":"Bu vâdide hayli konuştu"}]},"VAFTİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyanlıkta yeni doğan çocuğun ilk günahı silmek ve onu Hristiyanlaştırmak amacıyla yapılan kutsal işlem","example":null}]},"VAGADUGU":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Burkina Faso ülkesinin başkenti.","example":null}]},"VAGON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği demir yolu aracı","example":"Protokole filan sığmamasına rağmen dönüşte beni tekrar vagonuna çağırttı."}]},"VAGONET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yana veya arkaya doğru devrilebilen ve bazı toprak düzleme işlerinde kullanılan küçük vagon","example":"Boş kömür vagonetlerine bindik."}]},"VAGOTONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinirsel bir tür rahatsızlık","example":null}]},"VAHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çöllerde çoğu kez yüze çıkan yer altı sularının yarattığı tarım veya yerleşme bölgesi","example":null}]},"VAHAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlük, korkulacak tehlikeli durum","example":"İşin aramızda mutlak bir ayrılıkla halledilmesi lazım gelecek derecede vahameti olmadığını anlıyorum."}]},"VAHDET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağlılık, benzerlik, bağlantı, bir olmak","example":null}]},"VAHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Boş; saçma","example":"Bunun ne çürük, ne vahi bir hayal olduğunu anlamıyor muyuz?"}]},"VAHİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tehlikeli, korkulu, endişe veren","example":null}]},"VAHİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir; tek","example":null}]},"VAHİY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir buyruk veya düşüncenin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi","example":"Aklın kavrayamadığı hakikatlere, tasavvuf ve vahiy yolu ile erişilebilir."},{"pos":"n","definition":"Bu biçimde bildirilen buyruk","example":null}]},"VAHŞET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yabani olma durumu, yabanıllık","example":"Hayır, sandığınız gibi bir haydutluk, bir vahşilik değil."},{"pos":"n","definition":"Kimse bulunmama durumu, ıssızlık, tenhalık","example":null}]},"VAHŞİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü olan, şiddetli, kuvvetli","example":null},{"pos":"adj","definition":"Görgüsü olmayan, kaba ve hoyrat kimse","example":"Adada vahşi bir kabile varmış, dikkatli davranalım."}]},"VAJİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Döl yatağının ağzından dışarıya doğru uzanan yol","example":null}]},"VAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş","example":null}]},"VAKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davranışları ölçülü, olgun olma durumu","example":"Hepsi temiz, hepsi yeni giyinmiş askerin vakarı, efendiliği üstlerinden akıyor."}]},"VAKETA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnek derisinden bir tür ince meşin","example":null}]},"VAKFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Durma işi","example":null}]},"VAKFET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Adamak, bir şeyin bütününü bir işe vermek","example":"Ben bütün ömrümü yuvamıza vakfedeyim de sen burada beni yalnız bırakıp çekil, öyle mi?"},{"pos":"v","definition":"Mal ve mülkünü satılmamak şartıyla bir hayır kurumuna veya işine bağışlamak","example":null}],"lemma":"vakfetmek"},"VAKFİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir vakfın şartlarını bildiren belge","example":null}]},"VAKIA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç","example":"Bu bir vakıadır, inkâr edilemez."},{"pos":"adv","definition":"Her ne kadar ... ise de","example":null}]},"VAKIF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bilen, farkında olan","example":"Demirci anladı, ses çıkarmadı, duvardan üç beş halka aldı, sanatına vâkıf bir adam sükûnetiyle değneğe taktı."}]},"VAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vak\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"vaklamak"},"VAKLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vak\" diye ses çıkarmak","example":null}]},"VAKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bal mumunun sanayide mat yüzeyleri parlak ve kaygan duruma getiren türü","example":null}]},"VAKTİNDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Önceden belirlenen ve düşünülen zamanda","example":null}]},"VAKTİYLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Geçmiş zamanlarda, geçmişte, daha önce","example":null}]},"VAKUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havası alınmış, içinde hiçbir cisim bulunmayan","example":null}]},"VAKUMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vakumla temizlik yapmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bozulmaması için bazı yiyeceklerin paketinin havasını, boşluğunu almak","example":null}],"lemma":"vakumlamak"},"VAKUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davranışları ölçülü, olgun","example":null}]},"VAKVAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk dilinde ördek","example":null}]},"VAKVAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ördek \"vak vak\" diye ses çıkararak bağırmak","example":null}],"lemma":"vakvaklamak"},"VAKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gereken niteliğe veya olgunluğa erişmiş","example":null}]},"VAKİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu sürenin belirli bir parçası","example":"Oyuncular meyus olmayarak gene saati geldiği vakit perdelerini açtılar."}]},"VALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt","example":null},{"pos":"n","definition":"Otellerde görevli acemi ve genç eleman","example":null}]},"VALF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boru içindeki bir akışkanın akışını durdurmaya veya serbest bırakmaya yarayan alet","example":null}]},"VALLAHİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'yı tanık tutarım, Tanrı hakkı için anlamında bir yemin sözü","example":null}]},"VALLETTA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Malta ülkesinin başkenti.","example":null}]},"VALS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu dansın müziği","example":"Vals çalınırsa dördüncü dansı bir ihtiyara lütfeder misiniz?"},{"pos":"n","definition":"Bazı besteciler tarafından yalnızca çalınmak için hazırlanmış beste türü","example":null}]},"VALÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne","example":null},{"pos":"n","definition":"Değer, itibar","example":null}]},"VALİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ilde devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi","example":"Validen sert bir emir aldım."},{"pos":"n","definition":"Perslerde il yöneticisi","example":null}]},"VALİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuğunu dünyaya getiren kadın","example":"Validenizin ellerinden öper, minnettarlığımı bu vesileyle bir kere daha arz ederim."}]},"VALİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle yolculukta içine çamaşır vb. eşya konulan küçük el bavulu","example":"Ufak bir iş de bulmuş, istasyonda valiz taşıyordu."}]},"VAMP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek peşinde koşan kadın, serüvene düşkün kadın","example":null}]},"VAMPİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların kanını emdiğine inanılan yaratık","example":null},{"pos":"n","definition":"Yarasalardan, Yeni Dünya'nın tropik bölgelerinde yaşayan, kuyruksuz, kahverengi tüylü, arka bacakları yürümeye ve sıçramaya çok uygun, kan emici bir memeli türü","example":null}]},"VAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"VANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boru içindeki bir akışkanın akışını durdurmaya veya serbest bırakmaya yarayan alet","example":null}]},"VANADYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 23, atom ağırlığı 50,942, yoğunluğu 6,11 olan ve 1710 derecede eriyen beyaz bir element","example":null}]},"VANTUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deri üzerine yapıştırılarak çekip emmeye yarayan şişe vb. alet","example":null}]},"VANUATU":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Okyanusya'da bir ülke; başkenti Port Vila.","example":null}]},"VANİLYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin tatlılara güzel koku vermek için kullanılan meyvesi","example":"O irmik kokulu neftî bluzuyla vanilya kokulu gri etekliğini giyerdi."},{"pos":"n","definition":"Salepgillerden, çiçekleri beyaz, kokulu, tırmanıcı küçük bir bitki","example":null}]},"VAPUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su buharı gücüyle çalışan gemi","example":"Vapur saat birde hareket etti."}]},"VAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Evrende veya düşüncede yer alan","example":null},{"pos":"v","definition":"Erişilmek istenen yere ayak basmak","example":null}]},"VARAGELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi, bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan halat","example":null}]},"VARAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Yazılı kâğıt","example":null}]},"VARAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılı kâğıt","example":null}]},"VARAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varak yapıştırarak süslemek","example":"Ayna ve avizeleri ev sahibinin isteği üzerine varakladık."}],"lemma":"varaklamak"},"VARAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir olayın tek kalmayıp arkadan daha başkalarının gelebileceğini anlatmak için birden başlayarak sıra ile sayıların başına getirilen bir söz","example":"Varan bir. Varan iki."}]},"VARDELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaklaşık 3 cm genişliğinde yumuşak kösele şerit","example":null}]},"VARDİYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"24 saatlik çalışma gününün, çalışma bölümlerinden her biri","example":"Fabrika iki vardiya çalışıyor."},{"pos":"n","definition":"Gemilerde beklenen nöbet","example":null}]},"VARGEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir makinenin bir doğrultuda gidip gelerek iş gören parçası","example":null}]},"VARGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Verilen bir önermeden çıkarsama yoluyla varılan sonuç","example":"Taşlar katı olur, mermer bir taştır, şu hâlde mermer katıdır uslamlaması bir tasımdır. Bu tasımın ilk önermesine büyük önerme, ikincisine küçük önerme, sonuncusuna da vargı denir."}]},"VARLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü taşınır ve taşınmaz maddi varlık","example":"Bir iş kurarken, sermaye olarak her türlü mal varlığı değerlendirilir."},{"pos":"n","definition":"Doğumla ölüm arasında yaşanan süre","example":null}]},"VARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Erişilmek istenen yere ayak basmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Evlenmek (kadınlar için)","example":"Kız komşunun oğluna varmış."}]},"VAROLUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşama, var olma, bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu değil, var olduğu olgusu","example":null}]},"VAROŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kent veya kasabada dış mahalle","example":"Bütün kasabanın varoşları boyunca kıvrıla kıvrıla akıp giden bu çaya, ben yakın bir ilgiyle bağlıydım."}]},"VARSANI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması","example":null}]},"VARSAY":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olgunun sonuçlarından yararlanabilmek, bu sonuçlar üzerine düşünce yürütebilmek için onu olmuş veya olacak saymak","example":"Öyle bir durum karşısmda kaldığımızı varsayalım, ilk yapacağımız iş ne olurdu?"}],"lemma":"varsaymak"},"VARSAYIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış, ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce","example":null}]},"VARSAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin söyledikleri koşma","example":null}]},"VARSIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parası, malı çok olan","example":null}]},"VARTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tehlikeli durum","example":"O insanlar ki hayatın bir bakıma ne korkunç vartaları olabileceğini vaktinde anlamışlar, işlerini becerip kılıçlarını kuşanmışlar..."}]},"VARYANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yol şebekesi üzerinde, belli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol, yan yol","example":null},{"pos":"n","definition":"Masal, efsane, bilmece, oyun, gelenek vb. bir metnin, bir eserin, bir olayın aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı","example":null}]},"VARYEMEZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Elindeki parayı harcamaya kıyamayan","example":null}]},"VARYETE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değişik biçim","example":"Kültür düzeyine göre de çeşitli varyasyonlar gösterebilsin."},{"pos":"n","definition":"Şarkı, dans, hokkabazlık, temsil gibi aralarında ilişki bulunmayan farklı oyunlardan oluşan gösteri","example":null}]},"VARYOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taş kırma, kazık çakma vb. işlerde kullanılan, çok iri, iki ucu az keskin, ağır çekiç","example":null}]},"VARİDAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para","example":null}]},"VARİDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelen şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Gelen evrak","example":null}]},"VARİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla sıvı maddeleri koymak için kullanılan, metalden yapılmış, silindir biçiminde, üstü kapalı kap","example":"Yetmişer kiloluk varilleri raylar üzerinde yuvarlayarak tıngır tıngır getiriyorlar."},{"pos":"n","definition":"Bir varilin içine aldığı madde miktarı; petrol ölçü birimi 158,8l litre","example":"Petrolün varili 35 dolara yükseldi."}]},"VARİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplardamar genişlemesi","example":"Varis ağrıları yüzünden on dakikadan fazla ayakta duramıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir mirastan yasalar gereğince yararlanan kimse","example":null}]},"VARİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olabileceği akla gelen","example":"Bu, kitap satılmıyor iddiası varit değil."}]},"VARİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Her türlü taşınır ve taşınmaz maddi varlık","example":null}]},"VARŞOVA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Polonya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"VASAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre","example":null},{"pos":"adj","definition":"İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan","example":null}]},"VASATİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki veya ikiden fazla sayının toplamının toplanan sayıların adedine bölünmesiyle elde edilen sayı","example":null}]},"VASIF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik","example":null}]},"VASIFLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başarı yönünden herkesin dikkatini çekecek bir duruma gelmek","example":null}],"lemma":"vasıflanmak"},"VASIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ulaşan; varan","example":null}]},"VASITA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aracının gördüğü iş, anlaşmazlık durumunda bulunan kimseleri uzlaştırma işi","example":"Ortalıkta utanmak, arlanmak kalmadığını, kızlara, kadınlara dairelerindeki müdürün vasıtalık ettiklerini söylüyordu."},{"pos":"n","definition":"Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta","example":"Geçim bakımından da aynı yolu tutanlar vardır; memur kayırmak, mümkünse vasıta olmak suretiyle!"}]},"VASİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eni çok olan, enli","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş","example":null}]},"VASİSTAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pencere veya kapının üst yanında bulunan ve oda havasının değiştirilmesine yarayan, açılır kapanır bölüm","example":"Başucundaki vasistası açar, kapıyı da aralık bırakırdı cereyan yapsın diye."}]},"VASİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin ölümünden sonra yapılmasını istediği şeyi yazmış olduğu belge","example":"Dayım ölmeden önce bir vasiyet hazırlamış, kasabadaki evi, tarladaki birkaç dönüm toprağı Zöhre'ye bırakmış."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin ölümünden sonra yapılmasını istediği şey","example":"Şimdiki hür Türkiye halkının yarınki hür Türkiye halkına vasiyeti işte budur."}]},"VAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saniyede bir jullük iş yapan bir motorun güç birimi","example":null}]},"VATAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası","example":null}]},"VATANDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yurtları veya yurt duyguları bir olanlardan her biri","example":null}]},"VATANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası ile ilgili","example":"Hepimizin el birliğiyle ve samimiyetle çalışmamız vatani bir vazifedir."}]},"VATKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysilerde, omuzların dik durmasını sağlamak amacıyla içine konulan parça","example":null}]},"VATMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tramvay sürücüsü","example":"Yolda giderken / Vatman çan çalar, şoför korna"}]},"VATOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köpek balıklarından, sırtında büyük dikenleri olan, kuma gömülü olarak yaşayan bir balık","example":null}]},"VATVAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çobanaldatangillerden, kanatları sivri, kuyruğu uzun bir kuş türü","example":null}]},"VATİKAN":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke.","example":null}]},"VAVEYLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haykırma sesi","example":null}]},"VAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyma veya konma işi yapılma","example":null},{"pos":"n","definition":"Birine ayırma, ona ait olma","example":null}]},"VAZELİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ham petrolden çıkarılan, merhem ve kremlerde kullanılan ve 31 derecede eriyen bir tür mineral yağ","example":null}]},"VAZGEÇ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Niyetten veya karardan dönmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendi hakkı saydığı bir şeyi artık istemez olmak","example":"Ben bu sevdadan vazgeçmez iken"}],"lemma":"vazgeçmek"},"VAZGEÇİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayırmak, uzaklaştırmak","example":null}],"lemma":"vazgeçirmek"},"VAZIH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolay anlaşılacak derecede açık olan, belli","example":null}]},"VAZO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiçek koymak için kullanılan, cam, toprak, porselen, maden vb. maddelerden ve çeşitli madenlerden yapılan, türlü boyut ve biçimlerde olabilen derin kap","example":null}]},"VAZİFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş, iş görme yetisi","example":"Nedim bugün vazifesine geç geldi."},{"pos":"n","definition":"Yapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış","example":"Sana karşı olan vazifelerimde kusur mu ediyorum?"}]},"VAZİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içinde bulunduğu şartları veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum","example":null},{"pos":"n","definition":"Durum; yer; pozisyon","example":null}]},"VAİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cami, mescit vb. yerlerde öğüt niteliğinde dinî konuşmalar yapan kimse","example":null}]},"VAŞAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kedigillerden, kulakları sivri, dişleri ve tırnakları keskin, kürkünden yararlanılan çok yırtıcı hayvan","example":null}]},"VEBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı hayvan hastalıkları","example":"Sığır vebası. Domuz vebası."}]},"VEBAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî bakımdan suç sayılan iş veya davranış","example":null}]},"VECA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı","example":null}]},"VECİBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış","example":null}]},"VECİH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol; tarz","example":null}]},"VECİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısa ve etkili söz","example":null}]},"VECİZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz","example":"Daima birtakım vecizeler zikreden eniştemiz yemeğe dair de böyle şeyler söyler."}]},"VEDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayrılırken birbirine selam ve esenlik dileme","example":"Zaten ayrılması sırasında elimi sıkışı, yüzüme bakışı, acelesi ve tuhaflığı bir vedaya benziyordu."}]},"VEDİA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb.","example":null},{"pos":"n","definition":"Kendine korunması, saklanması için eşya verilen kimsenin durumunu gösteren sözleşme","example":null}]},"VEFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevgiyi sürdürme, sevgi bağlılığı","example":null}]},"VEFAKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sevgisi geçici olmayan","example":"... iftihar duyarak sadık ve vefakâr bir ömür sürmektedir."}]},"VEFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi","example":null}]},"VEGA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Lyra takımyıldızının en parlak yıldızı.","example":null}]},"VEHLETEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":null},{"pos":"adv","definition":"İlk anda","example":null}]},"VEHMET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuruntu duymak, kuruntuya kapılmak, kuşkulanmak, kendisine zararı dokunacak bir durum meydana geleceğinden kuşkulanmak","example":null}],"lemma":"vehmetmek"},"VEHİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olmayacak bir şeyin olacağını sanma","example":null}]},"VEKALET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkilinin yönetimi altındaki kuruluşların bütünü","example":null}]},"VEKTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü ile yönü olan nicelik","example":null},{"pos":"n","definition":"Doğrultusu, yönü, uzunluğu belirli olan ve bir ok işaretiyle gösterilen doğru çizgi","example":null}]},"VEKİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anayasaya göre millet meclisine seçimle giren millet temsilcisi","example":"Protokolde yeri, bedava yolculuk ve dokunulmazlıklar gibi özellikleri olan bir milletvekilisiniz."},{"pos":"n","definition":"Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili","example":null}]},"VELA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"VELADET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dünyaya gelme, dünyaya gelme işi veya biçimi","example":null}]},"VELAYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü","example":null},{"pos":"n","definition":"Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişinin görev ve ödevi","example":null}]},"VELEDROM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde motosiklet ve bisiklet yarışlarının yapıldığı pist","example":null}]},"VELENSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzü uzun tüylü, kalın ve ağır battaniye","example":"Köşedeki divana oturmuş, üstüne kırmızı bir velense örttüğü ayaklarını karşısındaki koltuğa dayamıştı."}]},"VELESPİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tekerlekleri pedal aracılığıyla ayakla döndürülen binek aracı","example":null}]},"VELET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek evlat","example":null},{"pos":"n","definition":"Çocukları paylarken kullanılan bir söz","example":null}]},"VELFECRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkçede yalnızca zeki ama kurnaz, düzenci, hileci olduğu gözlerinden, bakışından belli olmak, gözleri kurnazca parıldamak anlamındaki gözleri velfecri okumak deyiminde geçer","example":null}]},"VELHASIL":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kısa söylemek gerekirse, özetle","example":null}]},"VELUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzeyi belirli uzunlukta bırakılmış ham madde lifleriyle kaplı, parlak, yumuşak kumaş","example":null}]},"VELUT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok eser veren","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çok eser ortaya koyan","example":null}]},"VELVELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gereksiz telaş, gürültü ve heyecan","example":"Çoktan böyle gürültü, kalabalık görmemiş, böyle velvele duymamıştı."}]},"VELİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her türlü davranışından sorumlu kimse","example":null}]},"VELİAHT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hükümdarın ölümünden veya tahttan çekilmesinden sonra tahta geçmeye aday olan kimse","example":null}]},"VENA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanın, vücudun her yanından kalbe gitmesine yarayan damar","example":null}]},"VENÜS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Güneş'ten ikinci gezegen; gökyüzünün en parlak gezegeni.","example":null}]},"VER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek","example":"Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm."},{"pos":"v","definition":"Bir müzik parçasını, bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlılık ve teknikle çalmak, söylemek veya oynamak","example":"Konser vermek. Resital vermek."}],"lemma":"vermek"},"VERANDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstü kapalı ve çevresi camlı balkon","example":"Onu, odamın penceresinden, her sabah kahvaltıdan önce, verandada bir aşağı bir yukarı volta vururken görürdüm."},{"pos":"n","definition":"Camlı taraça","example":"... içeriye doğru veranda şeklinde bir girinti yapıp salonun cumba köşesine dayanır."}]},"VERASET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları yoluyla bir kuşaktan ötekine geçmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Mirasta hak sahibi olma","example":"Hatta türedi ortaklar da çıkacak, veraset bile düzülecek, soy sop iddialarına girilecekti."}]},"VERDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir borudan bir saniyede geçen suyun veya bir iletken telden bir saniyede geçen elektriğin miktarı","example":null}]},"VERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kalenin veya tahkim edilmiş bir yerin teslimi","example":null}]},"VERECEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey","example":null}]},"VEREM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koch basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık","example":"Annemin, genç yaşta veremden ölen rahmetli amcasını görmedim."},{"pos":"adj","definition":"Verem hastalığına yakalanmış","example":"Onu yalnız ince hastalığa münhasır zanneder, başka hastalıklara aldırmadığı hâlde, veremliden son derece çekinir."}]},"VERESİYE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İstemeyerek, özensiz, önem vermeden","example":"Çok veresiye iş görüyor."},{"pos":"adv","definition":"Karşılığı sonra ödenmek üzere","example":"Bu elbiseyi veresiye yaptırdım"}]},"VEREV":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir köşeden karşı köşeye doğru kesilmiş, katlanmış veya konulmuş olan","example":null}]},"VEREVİNE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Verev biçimi verilerek","example":"İpek mavi yorgan, düzgün bir biçimde verevine katlanmış, yarı yarıya açık duruyordu."}]},"VERGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para","example":"Önce vergiyi kolay tahsil etmenin vesilesini hazırlasınlar."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik","example":null}]},"VERGİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vergi koymak","example":null}],"lemma":"vergilemek"},"VERKAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbol ve basketbolda topu takım arkadaşına aktaran bir oyuncunun karşı takım kalesine veya uygun bir yöne koşarak aynı kişiden topu geri alması","example":null}]},"VERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek","example":"Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm."},{"pos":"v","definition":"Bir müzik parçasını, bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlılık ve teknikle çalmak, söylemek veya oynamak","example":"Konser vermek. Resital vermek."}]},"VERMUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok bitki eklenerek özel koku verilmiş, tatlı, bir tür şarap","example":null}]},"VERNİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı maddeleri parlatmak veya havanın etkisinden korumak için sürülen bir sıvı","example":"Fırınlanmamış birader, iki yıl sonra pul pul olmaz mı bunun vernikleri?"}]},"VERNİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vernik sürmek","example":null}],"lemma":"verniklemek"},"VERNİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğrusal veya dairesel boyutların ölçülmesinde, ölçme duyarlığını artıran, çok küçük boyutların ölçülebilmesini sağlayan düzen","example":null}]},"VERONİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıracagillerden, mavi ve beyaz renkte çiçekler açan bir bitki","example":null}]},"VERSİYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değişik biçim","example":null}]},"VERTİGO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denge yitimi ve göz kararmasının eşlik ettiği geçici hareket yitimi; baş dönmesi","example":null}]},"VERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge","example":null}]},"VERİCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkasına aktarılmak üzere kan, doku veya organ veren kimse","example":"Verici bulma sorunu bir dereceye kadar çözümlenmiştir."},{"pos":"n","definition":"Elektromanyetik dalgalar yardımıyla işaret, ses ve görüntü iletmeye yarayan cihazların genel adı","example":"Anten olursa verici istasyonları da kurulabilir."}]},"VERİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği","example":null},{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç","example":null}]},"VERİMKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Vermeye yatkın, verme eğiliminde olan, gönüllü kimse","example":null}]},"VERİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanın, vücudun her yanından kalbe gitmesine yarayan damar","example":null}]},"VERİŞTİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Nezaket dışına çıkarak ağır ve kırıcı sözler söylemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Çok fazla söylemek","example":null}],"lemma":"veriştirmek"},"VESAYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vasinin yaptığı iş","example":"Vesayet ve himaye altına giren bir devlet istiklalini yitirir."}]},"VESAİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belgeler; vesikalar","example":null}]},"VESAİR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilinenden, sözü edilenden ayrı","example":null}]},"VESAİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayılan birkaç şeyin benzerlerinin de bulunduğunu belirtmek için kullanılan bir söz","example":null}]},"VESAİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Araçlar; vasıtalar","example":"İki cephane depomuz vardır ki bunlar, seksen otomobil ve bütün ordu vesaitiyle altı ayda oraya depo edilmiştir."}]},"VESSELAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"`İşte o kadar, son söz şudur` anlamlarında kullanılan bir söz","example":null}]},"VESTON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek ceketi","example":"İçinden koca bir dolaba sığmayacak bir sürü esvaplar çıkmış: Çift sıra düğmeli vestonlar, yuvarlak vestonlar, kukuletalı seyahat paltoları..."}]},"VESTİYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otel, lokanta vb. yerlerde veya evlerde şapka, palto, pardösü gibi eşyayı bırakmak ve korumak için ayrılmış yer","example":"Vestiyerde bir kadın şapkası unutulmuş olduğunu görmüştüm."}]},"VESVESE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma","example":null}]},"VESİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.","example":null}]},"VESİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey, gerekçe","example":null},{"pos":"n","definition":"Yararlanılan uygun şart veya durum","example":null}]},"VETO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yetkinin, bir yasanın, bir kararın yürürlüğe girmesine karşı çıkma hakkı","example":null}]},"VETİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi","example":null}]},"VEZARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlılarda devletin bakanlık, valilik gibi yüksek görevlerinde bulunan ve paşa unvanını taşıyan kimse olma durumu","example":null}]},"VEZNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Banka, büro vb. kuruluşlarda para alınıp verilen yer","example":null}]},"VEZNEDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Banka, büro vb. kuruluşlarda para alıp veren görevli","example":null}]},"VEZİKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçi su dolu kabarcık","example":null}]},"VEZİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tartma aleti","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu","example":"Ayrı ayrı kurulan beyitler bir araya gelince aralarında konu, vezin, kafiye ortaklığı vardır ama şiir her beyitte başlayıp biterek yürür."}]},"VEZİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlılarda devletin bakanlık, valilik gibi yüksek görevlerinde bulunan ve paşa unvanını taşıyan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Satrançta, her yöne gidebilen, önemce ikinci sırada gelen taş","example":"Çok güzel. Şimdi ben veziri iki tane ilerletiyorum. Ne yaparsınız."}]},"VEÇHE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yön, tutulan izlenen yol","example":null}]},"VICIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sulanarak kıvamı gevşemiş, yumuşamış","example":null}]},"VICIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sulu veya yumuşak şeyleri avuç içinde ezmek, vıcık duruma getirmek","example":null}],"lemma":"vıcıklamak"},"VICIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Böcek kıvıl kıvıl oynaşmak, hareket etmek","example":"İçeride aynanın önünde kavanozda vıcırdayan sülük sürüsünü seyredersiniz."},{"pos":"v","definition":"Serçe gibi kuşlar ötmek","example":null}],"lemma":"vıcırdamak"},"VICIRDAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hep birlikte vıcırdamak","example":null}],"lemma":"vıcırdaşmak"},"VIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vınlama sesi","example":null}]},"VINILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vınlama sesi","example":null}]},"VINLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dönerken veya düz bir doğrultuda hızla hareket ederken \"vın\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"vınlamak"},"VINLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dönerken veya düz bir doğrultuda hızla hareket ederken \"vın\" diye ses çıkarmak","example":null}]},"VIRILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Usandıracak, sinirlendirecek biçimde durmadan konuşmak","example":null}],"lemma":"vırıldamak"},"VIRILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vırıldama sesi","example":null}]},"VIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Usandıracak, sinirlendirecek biçimde durmadan konuşmak","example":null}],"lemma":"vırlamak"},"VIRLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Usandıracak, sinirlendirecek biçimde durmadan konuşmak","example":null}]},"VIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Böcek uçarken veya atılan bir şey hızla geçerken çıkan ses","example":null}]},"VIZILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sızlanmak, yakınmak, şikâyetçi bir sesle konuşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Vız diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"vızıldamak"},"VIZILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vızıldama sesi","example":"Uçan bir sivrisineğin vızıltısı duyuldu."},{"pos":"n","definition":"Hafif sesle ve bezdirici biçimde yakınma, sızlanma","example":"Gerçi sabahları gene evde iş görüyor, annesinin vızıltısını dinlemeye mecbur oluyordu."}]},"VIZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vız diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"vızlamak"},"VIZLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vız diye ses çıkarmak","example":null}]},"VODVİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hareketli, eğlenceli bir konuya dayanan, şarkılara da yer verilen hafif güldürü","example":"Şimdilik olaylar, vodviller kadar iç içe ve karmaşık."},{"pos":"n","definition":"Meyhanelerde söylenen neşeli, alaylı, taşlamalı şarkı","example":null}]},"VOKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ses yolunda bir engele çarpmadan çıkabilen ses","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sesle ilgili","example":null}]},"VOKALİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kişi veya sanatçı grubuna, şarkı söylerken belli bölümlerinde eşlik eden kişi veya grup","example":null}]},"VOLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hareketi bir mekanizmaya aktaran veya makinelerde hareketin hızını düzgün tutmaya yarayan tekerlek","example":null},{"pos":"n","definition":"Kadın giysilerinin etek ucu, kol vb. yerlerine verev kesilmiş kumaştan yapılan süs","example":null}]},"VOLANS":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"VOLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havadan gelen topa, futbolda sıçrayarak ayağın üstüyle, teniste raket ile vurma","example":"Nefis bir vole Hacettepe kalecisinin ellerinde sönüyor."}]},"VOLEYBOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altışar kişilik iki takım arasında, bir alan ortasında gerilmiş olan ağ üzerinden topun karşılıklı olarak elle oynanması oyunu","example":null}]},"VOLFRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 74, atom ağırlığı 183,85, yoğunluğu 19,3, simgesi W olan, sert, 3482 derecede eriyebilen bir element, tungsten","example":null}]},"VOLKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Magmanın yer içinden yüzeye çıktığı veya geçmişte çıkmış olduğu, genellikle koni biçiminde, tepesinde bir püskürme ağzı bulunan dağ","example":null}]},"VOLKANİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Volkanla ilgili","example":null},{"pos":"adj","definition":"İçinde volkan bulunan","example":null}]},"VOLT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektromotor gücün veya gerilimin birimi","example":null}]},"VOLTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürekli aşağı yukarı gidip gelme, yürüme, dolaşma","example":"Ben de tırmalanan elimi soktum cebime, bir aşağı bir yukarı voltaya başladım."},{"pos":"n","definition":"Bir halatı bir yere bir kez dolama veya babalara yöntemince sarma","example":null}]},"VOLTAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı","example":null}]},"VOLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balıkçı kayıklarının balıkları çevirmek için denize fırdolayı ağ salmaları","example":null},{"pos":"n","definition":"Vurgun, kazanç, kâr","example":null}]},"VOMBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keselilerden, Avustralya'da yaşayan, ağır gövdeli, kısa bacaklı hayvan","example":null}]},"VONOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kolyoz, uskumru, sardalye vb. balıkların ufağı","example":null}]},"VOTKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahıl tanelerinin damıtılmasıyla elde edilen alkollü içki","example":"Karabiberli, domates suyuyla karışık votka içiyorduk."}]},"VOYVODA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlıların Eflak ve Boğdan beylerine verdikleri unvan","example":null}]},"VUKU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meydana gelme işi veya durumu","example":null}]},"VUKUAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Polisi ilgilendiren olay veya olaylar","example":"Vukuat aramaya giden, hadise çıkmıyor diye üzülen ... bir adamım."},{"pos":"n","definition":"Olanlar, olan bitenler","example":null}]},"VUKUF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü","example":null}]},"VULVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dişi canlılarda üreme organının dış bölümü, vulva","example":null}]},"VUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hızla değmek, vurmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak","example":null}],"lemma":"vurmak"},"VURAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Masa tenisi, tenis vb. oyunlarda topa vurmak için kullanılan, oval tahta bir kasnağa gerilmiş bir ağla veya lastikle kaplanmış saplı araç","example":null}]},"VURGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konuşma, okuma sırasında bir hece veya kelime üzerine diğerlerinden daha farklı olarak yapılan baskı","example":null}]},"VURGULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Biri hakkında kötü bir yargıya varmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir yazı veya konuşmada sürekli olarak öne sürülen, önemle belirtilmek istenen düşünceye dikkati çekmek, belli bir noktayı altını çizerek belirtmek","example":"Amacım, sadece ideolojinin bir toplumdaki imgeler, mitoslar, fikirler ya da kavramlardan oluşan bir tasavvurlar sistemi olduğunu vurgulamaktı."}],"lemma":"vurgulamak"},"VURGUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun (kimse)","example":null},{"pos":"n","definition":"Hiçbir emek harcamadan ve yolsuz olarak elde edilen büyük kazanç","example":null}]},"VURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hızla değmek, vurmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak","example":null}]},"VURTUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Silahla yaratılan kargaşalık","example":"O vurtut içinde o da gitti."},{"pos":"adv","definition":"Uzun uzun çekişerek, sıkı pazarlık ederek","example":null}]},"VURU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbin, gevşeyip kasılmasından ileri gelen kımıldanışı; vuruş","example":null}]},"VURUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çarpık; çarpılmış","example":null}]},"VURUL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Âşık olmak; gönül kaptırmak; sevdalanmak","example":"Kim söylemiş beni / Süheyla'ya vurulmuşum diye"}],"lemma":"vurulmak"},"VURULMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Âşık olmak; gönül kaptırmak; sevdalanmak","example":"Kim söylemiş beni / Süheyla'ya vurulmuşum diye"}]},"VURUNTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateşleme bozukluğu sebebiyle bir motorun içinden gelen gürültü ve bu gürültüden anlaşılan çalışma düzensizliği","example":null}]},"VURUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çarpma işi veya biçimi","example":null},{"pos":"v","definition":"Birbirini vurmak; dövüşmek","example":null}]},"VURUŞKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyi dövüşen veya dövüşmeyi seven","example":null}]},"VURUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini vurmak; dövüşmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Savaşmak; çarpışmak","example":null}]},"VUSLAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevgiliye kavuşma","example":"Civanlığında senin de başından geçmiştir anacığım; aşkın ilacı vuslattır, anacığım."}]},"VUSUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere ya da şeye ulaşma, elde etme, kazanma","example":null}]},"VUZUH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği; duruluk; aydınlık","example":"Bu akşam bilhassa, Şevki'nin fikrindeki vuzuh onu düşündürdü."},{"pos":"n","definition":"Açık olup, gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu","example":null}]},"VÜCUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı varlıkların maddi bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Var olma durumu","example":null}]},"VÜKELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu'nda bakanlar, vekiller","example":null}]},"VÜRUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelme işi veya biçimi","example":null}]},"VÜSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin uzayda kapladığı yer","example":null}]},"VİBRATÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Titreşim yaratan araç","example":null}]},"VİBRİYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Virgül biçimindeki bakteri","example":null}]},"VİBRİYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Virgül gibi bir ucu kıvrık çomak biçiminde, öteki ucunda bulunan bir ya da birçok kamçı yardımıyla hareket eden bakteri","example":null}]},"VİCAHEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Omuz omza, başa baş","example":null}]},"VİCAHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüz yüze olan veya yapılan","example":"Dostluğumuz gıyabi idi, bu kez vicahiye çevirdik."}]},"VİCDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişinin, kendi niyetlerini ve eylemlerini ahlak bakımından iyi veya kötü bulması ve aynı zamanda, doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de tanıması","example":"Tüm insanlar dünyaya, kafa ve yüreklerinde bir iç mahkeme ile gelirler. Bunun adına vicdan denir."}]},"VİCDANEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Vicdan bakımından","example":"Yoksa vazife başında bulunmadığım için vicdanen rahatsız ve hükûmet doktoru olarak da belki mesut olacaktım."}]},"VİCDANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Vicdanla ilgili olan, vicdana dayanan","example":"Tabir caizse, yalanın böylesi vicdani bir suç değildir."}]},"VİCTORİA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Seyşeller ülkesinin başkenti.","example":null}]},"VİDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Döndürülerek bir yere sokulan burmalı çivi","example":null}]},"VİDALA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çanta ve ayakkabı yapılan tabaklanmış dana derisi","example":null},{"pos":"v","definition":"Vida ile tutturmak","example":null}]},"VİDANJÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Foseptik kuyularındaki pis suları çekmeye yarayan makine","example":null}]},"VİDEO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hem görüntü hem de ses kaydedebilen, daha önce kasete kaydedilmiş görüntü ve sesleri ekrana yansıtan aygıt","example":null}]},"VİDO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyunda kazanılacak sayıyı veya parayı iki katına çıkarma","example":null}]},"VİETNAM":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke; başkenti Hanoi.","example":null}]},"VİGLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaş ve ticaret gemilerinin direklerine ve dalyanlarda dikine gömülmüş gönderler üzerine gözcülerin nöbet tutmaları için yapılmış yer","example":null}]},"VİKAYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutma","example":null}]},"VİKONT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Batı ülkelerinde baron ile kont arasında bir soyluluk unvanı","example":null}]},"VİKONTES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın vikont veya vikont karısı","example":null}]},"VİKİNG":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"İskandinavya'dan çıkan, denizcileriyle bilinen eski halk.","example":null}]},"VİLADİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğuştan olan","example":null}]},"VİLAYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ülkenin vali yönetimindeki bölümü","example":"İki haftadan beri komşu vilayetleri kasıp kavuran dayanılmaz sıcaklar burada..."}]},"VİLLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazlıkta veya şehir dışında, bahçeli, müstakil ev","example":"Bütün konsolosluklar orada ve önleri bahçeli şirin villalar içinde."}]},"VİLNİUS":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Litvanya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"VİNTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçimindeki balık ağı","example":null}]},"VİNYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kitabın sayfalarını süsleyen başlık, süslü harf gibi motif","example":null}]},"VİNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağır yük kaldırmaya ve bir yere taşımaya yarayan araç","example":"Civarda başka vinç bulamamışlardı."}]},"VİRA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Arkası kesilmeden, sürekli ve devamlı bir şekilde","example":null},{"pos":"adv","definition":"Maçuna ve başka makinelerin çevrilmesi için verilen komut","example":null}]},"VİRAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yolun yön değiştirdiği yer","example":null}]},"VİRAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Virüslerle ilgili","example":null}]},"VİRAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Salaş, yıkılmış olan, harap","example":null}]},"VİRANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıkılmış veya çok harap olmuş yapı","example":"Viranede oynayan çocukların sesleri gittikçe azalıyor."},{"pos":"n","definition":"Yıkılmış veya yanmış olan yapılardan geriye kalan","example":null}]},"VİRGÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılı cümlelerde birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime grupları arasına konulan, kısa bir durmayı göstermek için kullanılan noktalama işaretinin adı","example":null}]},"VİRMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Banka hesabındaki fonların belli bir miktarının başka bir hesaba aktarılması","example":null}]},"VİROLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Viroloji uzmanı","example":null}]},"VİROLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Virüsleri inceleyen bilim dalı","example":null}]},"VİRT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinî bir sözü sürekli tekrarlama","example":null},{"pos":"n","definition":"Çok tekrarlama, diline dolama","example":null}]},"VİRTÜÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı","example":"Ressam için müze görmek ne ise müzisyen için de virtüözlerinin plaklarını dinlemek o imiş."}]},"VİRÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayar programlarında bozulmaya sebep olan etken","example":null},{"pos":"n","definition":"Bulaşıcı hastalıklara yol açan mikrop","example":null}]},"VİSAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevgiliye kavuşma","example":null}]},"VİSKOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Selüloz türevlerinin üretiminde kullanılan koloidal selüloz çözeltisi","example":null}]},"VİSKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahıllar malt yapılarak şekerlendirildikten ve gereği kadar mayalandıktan sonra damıtılarak elde edilen alkollü içki","example":null}]},"VİTAMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle taze besinlerde bulunan, vücutta eksikliği çeşitli hastalıklara yol açan, organizmaya besin veya ilaç olarak dışarıdan sağlanan maddelere verilen genel ad","example":null}]},"VİTELLÜS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yumurtada, kabuk ve çekirdek dışında kalan maddelerin hepsi","example":null}]},"VİTES":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otomobillerin çekiş ve hızını ayarlamaya yarayan dişliler düzeni","example":null}]},"VİTRAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine bağlı kurşun bölmelere yerleştirilmiş renkli cam parçalarından oluşan, saydam pencere süslemesi veya resim","example":null}]},"VİTRİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dükkân veya mağazanın sokaktan camla ayrılan ve mal sergilemek için kullanılan yeri","example":"Sarışın bir kız, pastacının vitrinine dikkatle bakıyordu."},{"pos":"n","definition":"İçine konan şeylerin görünmesi için yapılmış camlı dolap","example":"Vitrinin yan aynasında eşyayı seyreder gibi görünerek kendime de bakıyorum."}]},"VİTRİNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vitrin durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"vitrinlemek"},"VİTİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yatsı namazından sonra kılınan üç rekâtlık namaz","example":null}]},"VİYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dümeni ortaya alarak gemiyi bulunduğu doğrultuda yürütme","example":null},{"pos":"n","definition":"Gemiyi belirli bir doğrultu verildikten sonra, aynı doğrultuda tutması için dümenciye verilen komut","example":null}]},"VİYADÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir vadi, bir ırmak üstünden bir demir yolunun veya kara yolunun geçişini sağlayan, ayaklar üzerine oturtulmuş yüksek ve uzun köprü","example":null}]},"VİYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bebeğin ağlarken çıkardığı ses","example":null}]},"VİYAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Viyak\" diye ses çıkararak bağırmak, ağlamak","example":null}],"lemma":"viyaklamak"},"VİYANA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avusturya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"VİYOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satış sırasında yumurtayı korumayı amaçlayan, atık malzemeden yapılmış özel kap","example":null}]},"VİYOLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemanla viyolonsel arası büyük keman","example":null}]},"VİZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üniversitelerde yarıyıl içinde yapılan sınav","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir ülkeye girmek veya bir ülkeden çıkmak için yetkili makamlardan alınması gerekli izin","example":"İçeriye girmen için vize mi bekliyorsun? İngiliz validenden izin mi gelecek?"}]},"VİZON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sansargillerden, kürkü çok beğenilen bir memeli türü","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu hayvanın kürkünden yapılmış olan","example":"Vizon manto. Vizon etol."}]},"VİZYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinema salonlarında filmin gösterilmeye başlanması","example":null},{"pos":"n","definition":"Daha sonra olabilecekleri düşünme işi","example":null}]},"VİZÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kamera, fotoğraf ve dürbünde bulunan, görüntüyü tam sınırlarıyla kesmeden veya taşırmadan alabilmeyi sağlayan düzenek","example":null}]},"VİZİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Muayene için hekime ödenen ücret","example":"İlk cömert müşterinin vereceği vizitemle ödeyeceğim, tasa çekme!"},{"pos":"n","definition":"Hekimin hastanedeki hastaları dolaşıp yoklaması","example":null}]},"VİZİYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasket siperi","example":null}]},"VİŞNAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taze vişneden içmek için yapılan şurup","example":"Vişne şerbetinin bu buruk tadı gerçek midir?"}]},"VİŞNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, dalları kırmızımtırak, çiçekleri beyaz renkte, kiraza benzer ağacın genellikle reçel ve şerbet yapılan, kırmızı renkte ekşimtırak meyvesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, dalları kırmızımtırak, çiçekleri beyaz renkte, kiraza benzer bir ağaç","example":null}]},"YABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı","example":null}]},"YABALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaba ile atmak veya savurmak","example":null}],"lemma":"yabalamak"},"YABAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yabancı, yerli halktan olmayan kimse, yakınların dışında kalan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsan yaşamayan ıssız yer","example":null}]},"YABANCI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başka bir milletten olan, başka bir milletle ilgili olan kimse, bigâne, ecnebi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Aynı türden, aynı çeşitten olmayan","example":"Yağın içinde yabancı maddeler var."}]},"YABANCIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uzak, yabancı ülkelerle ilgili ya da bu ülkelerden getirilmiş","example":null}]},"YABANIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğada yaşayan, evcil olmayan hayvan","example":null},{"pos":"adj","definition":"İlkel yaşayan kimse; yabani; vahşi","example":"Önce bu yabanıl insanlara, bu dağlara alışamadı."}]},"YABANSI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, yadırganan","example":null},{"pos":"v","definition":"Yabansı bulmak, garip ve tuhaf bulmak","example":null}]},"YABANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğada yaşayan, evcil olmayan hayvan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Görgüsü olmayan, kaba ve hoyrat kimse","example":null}]},"YABGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletlerinde kağandan sonra gelen en üst düzeydeki yöneticinin unvanı","example":null}]},"YAD":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etme","example":null},{"pos":"n","definition":"Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü","example":null}]},"YADIMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Canlı protoplazmayı yapan büyük ve karmaşık yapılı moleküller enerji çıkararak yanmak","example":null}],"lemma":"yadımlamak"},"YADIRGA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine yabancı gelen bir kimseye, duruma veya şeye alışamamak, ısınamamak","example":"İçine paldır küldür yuvarlandığı bu curcunayı yadırgadı."}],"lemma":"yadırgamak"},"YADSI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaptığı bir işi, söylediği sözü veya tanık olduğu bir şeyi yapmadığını, bilmediğini, görmediğini söylemek, yaptığını saklamak","example":null},{"pos":"v","definition":"İlgili, bağlı bulunduğu bir şeye yabancı kalmak","example":"Değerlerimizden kopmadan, şanlı geçmişimizi yadsımadan bir orta yol aramalıyız."}],"lemma":"yadsımak"},"YADSIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaptığı bir işi, söylediği sözü veya tanık olduğu bir şeyi yapmadığını, bilmediğini, görmediğini söylemek, yaptığını saklamak","example":null},{"pos":"v","definition":"İlgili, bağlı bulunduğu bir şeye yabancı kalmak","example":"Değerlerimizden kopmadan, şanlı geçmişimizi yadsımadan bir orta yol aramalıyız."}]},"YADİGAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi, bir olayı hatırlatan nesne veya kişi","example":null}]},"YAFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalın kabuklu, çekirdekli bir tür portakal","example":null}]},"YAFTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine asıldığı veya yapıştırıldığı şeylerle ilgili bir bilgi veren yazılı kâğıt parçası","example":"Bir şeye ad koymak, satışa çıkarılan malın üzerine yafta asmaya benzetilebilir."}]},"YAFTALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini bir kimlikle anmak, o kimliği o kişiye uygun görmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yafta asmak","example":null}],"lemma":"yaftalamak"},"YAHNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kavrulmuş soğan ve salça ile pişirilen, sade veya sebzeli et yemeği","example":null}]},"YAHŞİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyi; güzel; çok güzel","example":null}]},"YAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir müzik eseri yaratmak","example":null}],"lemma":"yakmak"},"YAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysinin boyun çevresindeki bölümü; kıyı","example":"Gömleğinin yakası kırışmıştı."}]},"YAKACAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Odun, kömür, doğal gaz, mazot gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde","example":null}]},"YAKALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaçan kimseyi bulmak ve hareketini engellemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak","example":"Üç ince dalı birleştirerek sıkıca yakaladım."}],"lemma":"yakalamak"},"YAKAMOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı","example":"Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim / Çifte sandal, yüzüyorduk; o yüzer, ben yüzerim"},{"pos":"n","definition":"Biyolojik ışık üretme özelliğine sahip, akıntı ve rüzgârlarla sürüklenen ve bir şeye dokunduğunda ışık veren deniz hayvanı","example":null}]},"YAKAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinden ısrarla, kendine acındıracak sözlerle, saygılı bir biçimde bir şey istemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Tanrı'ya içten yalvararak dua etmek, niyaz etmek","example":null}],"lemma":"yakarmak"},"YAKARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'dan bir şey dilemek amacıyla söylenen söz, dua","example":null}]},"YAKARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinden ısrarla, kendine acındıracak sözlerle, saygılı bir biçimde bir şey istemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Tanrı'ya içten yalvararak dua etmek, niyaz etmek","example":null}]},"YAKAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyanık olma durumu","example":null}]},"YAKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp vücudun bazı yerlerine konulan, koyuca lapa veya özel biçimde yapılmış eczalı parça","example":"Nohut yakısı. Pehlivan yakısı."}]},"YAKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Önemli bir olay üzerine yakılmış türkü","example":null}]},"YAKIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzak olmayan yer","example":null},{"pos":"v","definition":"Sızlanmak, yakınmak, şikâyetçi bir sesle konuşmak","example":null}]},"YAKINDA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kısa bir süre sonra","example":null},{"pos":"adv","definition":"Yakın bir geçmişte","example":null}]},"YAKINDAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yakın bir yerden, yakın olarak","example":"Yakından bakılırsa iyi görülür."},{"pos":"adv","definition":"Çok dikkatli, titiz bir biçimde","example":"Hükûmet gibi müttefik kuvvetlerin ajanları da olayları yakından gözetliyorlardı."}]},"YAKINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sızlanmak, yakınmak, şikâyetçi bir sesle konuşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kına, yakı ve benzerini vücudun bir yerine sürmek, koymak","example":null}]},"YAKINSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Değişken bir büyüklük durağan bir büyüklüğe, hiçbir zaman erişmemek şartıyla gittikçe yaklaşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yakın zamanda olacağını düşünmek, olmasını yakın görmek","example":"Uzmanlar krizi yakınsıyorlar ."}],"lemma":"yakınsamak"},"YAKINSAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tek bir noktaya yöneltme niteliği taşıyan mercek","example":null}]},"YAKINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hoşnutsuzluk belirten söz veya yazı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yakılan bir şeyin kalıntıları","example":"Düşmanın yakıp yıktığı köylerin yakıntı ve yıkıntıları..."}]},"YAKIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Odun, kömür, doğal gaz, mazot gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde","example":null}]},"YAKIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güzel durmak, iyi gitmek","example":null},{"pos":"v","definition":"İyi karşılanmak, münasip olmak; uygun olmak","example":"Öyle şey küçüklerin ağzına yakışmaz."}],"lemma":"yakışmak"},"YAKIŞIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uygun olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Yakışıklı delikanlı","example":null}]},"YAKIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güzel durmak, iyi gitmek","example":null},{"pos":"v","definition":"İyi karşılanmak, münasip olmak; uygun olmak","example":"Öyle şey küçüklerin ağzına yakışmaz."}]},"YAKLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere ya da birine daha yakın gelmek (yaklaşmak)","example":"Biraz yaklaş, sesini duyamıyorum."}]},"YAKLAŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçek değeri ve miktarı değil, ondan az fazla veya eksik bir niceliği gösteren, aşağı yukarı bir değerlendirme yapılarak bulunan","example":"Yaklaşık bir hesap. Yaklaşık bir sayı."}]},"YAKLAŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sorunu ele alış, ona bakış biçimi","example":"Yazarların analığa ve analarına yaklaşımları da çeşitlidir doğallıkla."},{"pos":"n","definition":"Yaklaşma işi","example":null}]},"YAKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir müzik eseri yaratmak","example":null}]},"YAKMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten araç","example":null}]},"YAKUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pembe veya erguvan tonları ile karışık koyu kırmızı renkte, saydam bir korindon türü olan değerli taş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu taştan yapılmış veya bu taşla süslenmiş","example":null}]},"YAKİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğruluğundan kuşkulanılmayan bilgi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi iyice, kesinlikle bilme","example":null}]},"YAKİNEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sağlam olarak, iyice bilmek","example":null}]},"YAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köpek ve ineklere yedirilmek için un ve kepekle hazırlanan yiyecek","example":null}]},"YALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin üzerinden dilini sürüp geçirmek","example":"Kedi üstünü yalaya yalaya temizler."},{"pos":"v","definition":"Sıyırarak, dokunarak geçmek","example":"Bir güneş parçası binanın yüzünü yalayarak açık kapılardan içeri giriyor."}],"lemma":"yalamak"},"YALABI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık oluşmak","example":null}],"lemma":"yalabımak"},"YALABIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık","example":null},{"pos":"adj","definition":"Parlaklığı olan, parıldayan, ışıltı yapan","example":null}]},"YALAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan","example":null},{"pos":"n","definition":"Hayvanların su içtikleri taş veya ağaçtan oyma kap","example":"Bir de hayvanları sulamak için yalak vardı."}]},"YALAKA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse; yağcı","example":"İhsan bekleyen bu çanak yalayıcı, bu jurnalci yaratıklar köpeklik tarihinin yüz karası idiler."},{"pos":"adj","definition":"Can sıktığına, rahatsız ettiğine aldırmadan bir kimseden sürekli, yalvarırcasına istekte bulunan ve bu isteğinde direnen kimse","example":null}]},"YALAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin üzerinden dilini sürüp geçirmek","example":"Kedi üstünü yalaya yalaya temizler."},{"pos":"v","definition":"Sıyırarak, dokunarak geçmek","example":"Bir güneş parçası binanın yüzünü yalayarak açık kapılardan içeri giriyor."}]},"YALAMUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çam ağacının çiğnenip emilen iç kabuğu ve bunu almak için ağacın gövdesine açılan yara","example":null},{"pos":"n","definition":"Çam ağacının reçineli kabuğundan çıkan öz suyu","example":null}]},"YALAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendini yalamak","example":null}]},"YALANDAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gerçek olmayarak, yapmacık bir biçimde, oyun olsun diye","example":"Tam iki saat yalandan tamirle uğraştım."},{"pos":"adv","definition":"Gösteriş olsun diye; özen göstermeden; önem vermeyerek; üstünkörü","example":"Yalandan bir temizlik yapıverdiler."}]},"YALANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Haber veya sözün gerçek olmadığını bildirmek, yalan olduğunu açıklamak","example":"Büyük bir nefretle bu adi yalanı reddederim."}],"lemma":"yalanlamak"},"YALAPŞAP":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Baştan savma; üstünkörü; yarım yamalak","example":"Ne denli yalapşap yapıldığı sonradan anlaşılan bir ameliyatla, zaten çirkince olan burun iflah olmaz bir eğriliğe kavuşmuş, öyle de kalmıştı."}]},"YALAVAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanlara Tanrı'nın buyruklarını bildiren, onları Tanrı yoluna, dine çağıran kimse","example":null}]},"YALAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı","example":null}]},"YALAZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı","example":null}]},"YALAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi alevden geçirmek","example":null}],"lemma":"yalazlamak"},"YALDIRAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cila sürülmüş, cila ile parlatılmış","example":null}]},"YALDIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eşyaya altın veya gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı veya yaprak durumundaki altın, gümüş ve bunların taklidi olan madde","example":"Boya değil, altın yaldız vursan manda gözü gibi donuk duruyor."},{"pos":"n","definition":"Aldatıcı dış görünüş; göz boyama","example":"Onun kibarlığı yaldızdan ibarettir."}]},"YALDIZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başka biriyle ilişki kurarak eşi aldatmak aldatılmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir eşyayı yaldızla kaplamak, yaldız sürerek süslemek","example":"Ödev için aldığımız kartonları yaldızladık."}],"lemma":"yaldızlamak"},"YALELLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arapça şarkı","example":"Radyo, Beyrut'tan bir yalelliyi, sızmak üzere bir sarhoş gibi mırıldanıyordu."}]},"YALGIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen optik yanılma, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi, cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu","example":null}]},"YALI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Su kıyısında yapılmış büyük, görkemli ev","example":"Yalıda panjurları açık bir pencereye / Sarmaşıklar içinden bir merdiven dayalı"}]},"YALIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı","example":null},{"pos":"n","definition":"Kılıç, bıçak gibi kesici araçların keskin yüzü","example":null}]},"YALIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Süsü, gösterişi olmayan","example":null}]},"YALINCAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan; nü","example":null}]},"YALINGAÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kabuğu çatlayıp soyulan","example":null}]},"YALINGÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür kertenkele","example":null}]},"YALINÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ayırt edici özelliği olmayan, düz","example":null},{"pos":"adj","definition":"Birleşik olmayan, yalnız bir maddeden oluşan","example":null}]},"YALIT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elektrik ve ısı akımını engellemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için, iletkeni kauçuk, lastik, porselen vb. ile kaplamak; izole etmek","example":null}],"lemma":"yalıtmak"},"YALITIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için, iletkeni kauçuk, lastik, porselen vb. ile kaplama","example":null},{"pos":"n","definition":"Elektrik, ses ve ısı akımını engelleme; izolasyon","example":null}]},"YALITKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Elektrik iletkenliği sıfır veya çok zayıf olan cisim veya madde","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir değmeyi, sürtünmeyi önlemek için, elektrik iletkenlerini saran, koruyan porselen, kauçuk vb. madde","example":null}]},"YALITMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elektrik ve ısı akımını engellemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için, iletkeni kauçuk, lastik, porselen vb. ile kaplamak; izole etmek","example":null}]},"YALIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düz ve parlak kas","example":null}]},"YALMAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yatay bir çizgi veya düzlemle açı oluşturacak biçimde olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Dik, çıkması ve geçilmesi güç yer","example":null}]},"YALNIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yanında kimse olmayan, tek başına","example":"Gece kumsalda yalnız yürüdü."},{"pos":"conj","definition":"Ancak, fakat","example":null}]},"YALNIZCA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli durumun, şartın veya işin dışına çıkmaksızın","example":"Sanat adına konuşmakta kendinde hak gören, her konuştuğunu da yalnız doğrudur diye karşısındakine kabullendirmek isteyen kimseler sardı etrafımızı."},{"pos":"adv","definition":"Kendi kendine, yalnız olarak","example":null}]},"YALOVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"YALPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki yana sallanarak, eğilerek yürüme","example":"İkisi de yalpada; kol kola tutunmasalar yere yıkılacaklar."},{"pos":"n","definition":"Rüzgâr veya dalgaların etkisiyle geminin bir sancağa, bir iskeleye yatıp kalkması","example":null}]},"YALPAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kısa sürede insanlarla kaynaşıp dost olabilen, kendini çabucak sevdiren","example":null}]},"YALPALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dengesi bozularak düşecek gibi olmak, bir sağa bir sola eğilmek veya adımlarını şaşırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kararsızlık içinde kalarak ne yapacağını bilmemek","example":"Böylece bu medeniyete mahkûm edilmiş olan insanlar kendileri için çekilmiş iki çizgi arasında yalpalayıp duruyorlar."}],"lemma":"yalpalamak"},"YALPI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağın veya tepenin herhangi bir yanı","example":null},{"pos":"n","definition":"İki tepe arasındaki düzlük","example":null}]},"YALPIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eni boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş","example":null}]},"YALTAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaltaklanmayı huy edinen","example":null}]},"YALVAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinden ısrarla, kendine acındıracak sözlerle, saygılı bir biçimde bir şey istemek","example":"Dâvadan vazgeçmesi için çok yalvardılar."}],"lemma":"yalvarmak"},"YALVAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanlara Tanrı'nın buyruklarını bildiren, onları Tanrı yoluna, dine çağıran kimse","example":null}]},"YALÇIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Islak veya düz olduğundan kaydırıcı özelliği bulunan veya üzerinde kayılan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Eğimi dike yakın olan","example":"Hatıralarımızda onun hüviyeti harp cephesinde bir yalçın tepe hâlinde kaldı."}]},"YAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu iş için kullanılan parça","example":"Bereket versin benim tente yaması içindeki paracıklara."},{"pos":"v","definition":"Delik ve yırtığı uygun bir parça koyarak onarmak","example":null}]},"YAMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işte yardımcı olarak çalışan kişi","example":null},{"pos":"n","definition":"Yeniçeri Ocağında topçu ve humbaracı gibi askerî kuruluşlarda aday olarak bulunan kimse","example":null}]},"YAMAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Biçimini, rengini doğaya uydurarak saklanmak","example":null}],"lemma":"yamalmak"},"YAMALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Delik ve yırtığı uygun bir parça koyarak onarmak","example":null}],"lemma":"yamalamak"},"YAMALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Biçimini, rengini doğaya uydurarak saklanmak","example":null}]},"YAMAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Delik ve yırtığı uygun bir parça koyarak onarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"İstenmeyen kimse veya şeyi birine mal etmek","example":"Bu bozuk saati size kim yamadı?"}]},"YAMAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötü, korkulan, endişe veren","example":null},{"pos":"v","definition":"Kötü bir şey veya kimse birinin üstünde kalmak, yük olmak, yükletilmek","example":"Bu kedi bize yamandı."}]},"YAMANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kötü bir şey veya kimse birinin üstünde kalmak, yük olmak, yükletilmek","example":"Bu kedi bize yamandı."}]},"YAMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağın veya tepenin herhangi bir yanı","example":"Ay ışığında düz yolda yürümek iyi ama dik yamaçlardan nasıl inecektik aşağıya?"},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi, önde bulunan bölümü, önü","example":null}]},"YAMPİRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eğri büğrü, yan yan ve çarpık giden","example":"Süvari taburunun en önünde bir topal, biri yampiri iki bastıbacak ihtiyar da darbuka çalarak yürüyorlar."}]},"YAMRUL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yamru yumru bir duruma gelmek","example":null}],"lemma":"yamrulmak"},"YAMUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnız iki kenarı paralel olan dörtgen","example":null},{"pos":"n","definition":"Birine karşı yanlış davranma","example":null}]},"YAMYAM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görgüsü olmayan, kaba ve hoyrat kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"İnsan eti yiyen kimse","example":null}]},"YAMYASSI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok yassı, dümdüz bir biçimde","example":null}]},"YAMYAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Büsbütün ıslak, çok ıslak","example":null}]},"YAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin sağ ya da sol tarafı","example":"Gel, yanıma otur."},{"pos":"v","definition":"Ateş alıp alev çıkarmak (yanmak)","example":null}]},"YANA":{"senses":[{"pos":"postp","definition":"Taraf, yön bakımından: \"ondan yana\"","example":"Hep doğrudan yana oldu."}]},"YANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü","example":"Dedim dilber yanakların kızarmış / Dedi çiçek taktım gül yarasıdır"},{"pos":"n","definition":"Lastik tekerlekli taşıtlarda lastiğin jant ile yere temas eden bölümü arasında kalan yan yüzeyi","example":null}]},"YANAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki veya daha çok renkli","example":"O dalın ucunda bir yanal alma / Almasını al da dalını yolma"},{"pos":"adj","definition":"Yanda olan; yana düşen","example":null}]},"YANARDAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Magmanın yer içinden yüzeye çıktığı veya geçmişte çıkmış olduğu, genellikle koni biçiminde, tepesinde bir püskürme ağzı bulunan dağ","example":"Vezüv ve Etna birer yanardağdır."}]},"YANAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismin düşey kesiti","example":null}]},"YANAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tanışma yolu açmak, bir bağlantı sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin, bir kimsenin yanına gelmek","example":"Usulca avluya indim, rafa doğru yanaştım."}],"lemma":"yanaşmak"},"YANAŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yanaşmış bir durumda olan","example":"Arabalar kapı önündeki kaldırıma yanaşık park etmişler."}]},"YANAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tanışma yolu açmak, bir bağlantı sağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin, bir kimsenin yanına gelmek","example":"Usulca avluya indim, rafa doğru yanaştım."}]},"YANDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinden yana olan veya bir düşünceye, bir isteğe katılan, onu destekleyen kimse","example":null}]},"YANDIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, sıcak ve kurak bölgelerde yetişen, sarımtırak küçük tohumlarından kudret helvasına benzer bir madde elde edilen bitki","example":null}]},"YANDIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak","example":null}],"lemma":"yandırmak"},"YANGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması","example":"Dolama bir yangıdır. Kışın boğaz yangısı çok olur."}]},"YANGILAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir doku veya bir organda iltihap, irin oluşmak","example":null}],"lemma":"yangılanmak"},"YANGIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Coşkun, ateşli olma durumu veya coşkunca yapılan iş","example":null},{"pos":"n","definition":"Zarara yol açan büyük ateş","example":"Yangın yaklaştığı için yaverleri ve dostları telaşta idi."}]},"YANIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yanmış olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Ateşin deride açtığı yara","example":null}]},"YANIKARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli hayvanlarda, özellikle koyun ve sığırlarda görülen, deri veya mukoza yoluyla insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban yapan tehlikeli hastalık","example":null}]},"YANIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tanımayarak, niteliğini iyi anlamayarak (genellikle görünüşe bakarak) yanlış bir yargıya varmak","example":"Bazen insanlar o kadar birbirlerine benziyor ki insan yanılıyor."},{"pos":"v","definition":"Sonucunu düşünmeden veya bilmeden uygunsuz bir davranışta bulunmak, dalgınlıkla yanlış bir iş yapmak","example":"Nasıl yanıldınız da bu işe peki dediniz?"}],"lemma":"yanılmak"},"YANILGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Yanlış davranış","example":"Yaşamda yanılgılara çok düşer insan."}]},"YANILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tanımayarak, niteliğini iyi anlamayarak (genellikle görünüşe bakarak) yanlış bir yargıya varmak","example":"Bazen insanlar o kadar birbirlerine benziyor ki insan yanılıyor."},{"pos":"v","definition":"Sonucunu düşünmeden veya bilmeden uygunsuz bir davranışta bulunmak, dalgınlıkla yanlış bir iş yapmak","example":"Nasıl yanıldınız da bu işe peki dediniz?"}]},"YANILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık","example":null}]},"YANINDA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir şeye, bir kimseye göre","example":null}]},"YANIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir soruya, bir isteğe, bir söz veya yazıya verilen karşı davranış","example":"Türk Eli'nin uluları bu sorulara akıllıca ve gerçekçi yanıtlar bulamıyorlardı."}]},"YANITLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir soruya, bir isteğe, bir söz veya yazıya karşılık vermek","example":"Azmi, benim yerime yanıtladı."}],"lemma":"yanıtlamak"},"YANKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, aksiseda, inikâs, akis","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir olgunun çevrede uyandırdığı duygu, düşünce, dedikodu gibi tepki; akis","example":"Bu çığlıklar, ağızdan ağza, kulaktan kulağa geniş yankılarla bütün yurdu kaplıyordu."}]},"YANKILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ses bir yere çarpıp geri dönmek","example":"Tapınaklar gibi yüksek tavanlı olan bu binanın duvarlarında belli belirsiz bir ilahi yankılanıyordu."}],"lemma":"yankılamak"},"YANKILAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ses bir yere çarpıp geri dönmek","example":"Tapınaklar gibi yüksek tavanlı olan bu binanın duvarlarında belli belirsiz bir ilahi yankılanıyordu."}],"lemma":"yankılanmak"},"YANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yana yatmak; yana dönmek","example":"Çarpışan arabalar durmaksızın yanlıyordu ."},{"pos":"v","definition":"Çalışıp yorulmadan başka birisinden geçinmek","example":"Validenin yanına yanlamaktan başka çarem yok!"}],"lemma":"yanlamak"},"YANLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yana yatmak; yana dönmek","example":"Çarpışan arabalar durmaksızın yanlıyordu ."},{"pos":"v","definition":"Çalışıp yorulmadan başka birisinden geçinmek","example":"Validenin yanına yanlamaktan başka çarem yok!"}]},"YANLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birinden yana olan veya bir düşünceye, bir isteğe katılan, onu destekleyen kimse","example":null}]},"YANLIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı","example":"Yanlış ve mantıksız hareketim bu suretle cezalanmalı."}]},"YANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok üzülmek","example":"Bu yaz tatil yapamayacağıma yanıyorum."},{"pos":"v","definition":"Bir iş yapmak için zahmet çekmek","example":null}]},"YANSI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dıştan gelen bir uyarım sonucu doğan hareket, salgı gibi iç tepkilere yol açan irade dışı sinir etkinliği","example":null},{"pos":"v","definition":"Ortaya çıkmak, belirgin duruma gelmek, açıklanmak","example":null}]},"YANSILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Türün öteki üyelerinin davranışlarını, öğrenme söz konusu olmadan yapma eğilimi","example":null}],"lemma":"yansılamak"},"YANSIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortaya çıkmak, belirgin duruma gelmek, açıklanmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek","example":"Düz ve parlak yüzeylere çarpan ışık yansır."}]},"YANSITAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işık, ses, görüntü ve benzerini geri göndermek, yansımasını sağlamak amacıyla kullanılan araç","example":null}]},"YANİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sözün kısası, doğrusu\" anlamlarında bir söz","example":"Berbat bir hava yani."},{"pos":"c","definition":"Demek, şu demek ki\" anlamlarında bir söz","example":null}]},"YANŞA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saçma sapan konuşmak, tatsızlık etmek","example":null}],"lemma":"yanşamak"},"YANŞAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yersiz ve çok konuşan; geveze","example":null}]},"YANŞAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saçma sapan konuşmak, tatsızlık etmek","example":null}]},"YAP":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi ortaya koymak, gerçekleştirmek (yapmak)","example":"Ödevini şimdi yap."}]},"YAPAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlkbaharda kırkılan koyun tüyü","example":null}]},"YAPALAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür baykuş","example":null}]},"YAPAY":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçten olmayan tavır, davranış veya duygu","example":"En yapay, en saçma sorunları bile güncelleştirip kitleye mal etmekte üstüne yoktu."},{"pos":"adj","definition":"Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış, üretilmiş","example":null}]},"YAPAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlkbaharda kırkılan koyun tüyü","example":null}]},"YAPBOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesilmiş resim parçacıklarını birbirine uygun duruma getirerek asıl biçimi yeniden oluşturmaya dayanan bir tür çocuk oyunu ve hobi","example":null}]},"YAPI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri","example":"Bu sırada başımıza yapı işi çıkarmayalım."},{"pos":"n","definition":"Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün","example":"Yapının her parçası, özenli bir strüktür anlayışıyla birbirine bağlandı."}]},"YAPIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Yeniçerilerin giydikleri üstlük","example":null}]},"YAPILAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yapı özelliği kazanmak, oluşmak","example":null}],"lemma":"yapılanmak"},"YAPIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapı kurma, yapı yapma","example":null},{"pos":"n","definition":"Hücre içinde basit yapıdaki moleküllerin, daha karmaşık yapıdaki moleküllerin sentezinde kullanılması ve bunlara ilişkin kimyasal değişimler","example":null}]},"YAPIMEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşlenmemiş veya yarı işlenmiş maddelerin makine, araç vb. ile işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu","example":"Bir deri fabrikası her yerde yapılabilir."},{"pos":"n","definition":"Film yapımı işiyle uğraşmak için kurulmuş ortaklık","example":null}]},"YAPIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yapmak fiilinin çoğul emri","example":"Lütfen sıraya girin, sakin olun."}]},"YAPINCAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Seyrek taneli, kırmızı benekli bir tür üzüm","example":null},{"pos":"n","definition":"Soğuk havada, açıkta bırakılan atlara örtülen uzun tüylü kebe","example":null}]},"YAPINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Özenmek, hazırlanmak","example":"Kul yavrusu uçmaya yapınıyor. Bu genç şairliğe yapınıyor."},{"pos":"v","definition":"Kendine yapmak veya kendi için yaptırmak","example":null}]},"YAPINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey, hayal gücüyle yaratılmış olan şey","example":"Oyun kişilerini gerçek kişiler ve yapıntı kişiler olarak ikiye ayırabiliriz."},{"pos":"n","definition":"Bilgi kuramında ve ontolojide gerçeğe uymayan, ancak belirli bir kuramsal veya pratik amaç için kullanılması sakıncasız olan tasarım","example":null}]},"YAPIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Emek sonucu ortaya konan şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Sanatçının ortaya koyduğu ürün; eser","example":null}]},"YAPIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuvvetlice sarılmak, sıkıca yakalamak","example":null},{"pos":"v","definition":"İyice yaklaşmak, sokulup değmek","example":"Geri geri giderek duvara yapıştı."}],"lemma":"yapışmak"},"YAPIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapışık, dolaşık, eklenmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Dokunan; değen","example":"Lavabonun duvara yapışık kıyısının üstüne konmuş bir diş fırçası gösteriyordu."}]},"YAPIŞKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapıştırma özelliği olan ve yapıştırmaya yarayan nesne","example":null},{"pos":"adj","definition":"Can sıktığına, rahatsız ettiğine aldırmadan bir kimseden sürekli, yalvarırcasına istekte bulunan ve bu isteğinde direnen kimse","example":"Ne yapışkan adam, bir türlü savamadık."}]},"YAPIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuvvetlice sarılmak, sıkıca yakalamak","example":null},{"pos":"v","definition":"İyice yaklaşmak, sokulup değmek","example":"Geri geri giderek duvara yapıştı."}]},"YAPMACIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçten olmayan tavır, davranış veya duygu","example":null}]},"YAPMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi ortaya koymak, gerçekleştirmek","example":"Kek yapmak için un aldık."}]},"YAPRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler","example":"Dökülmüş yapraklar, bozulmuş bağlar / Bülbülün konduğu dallar perişan."},{"pos":"n","definition":"Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri","example":"Takvimin kapak yaprağını ve günlük yapraklarını kolayca çevirdim."}]},"YAPSATÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bina yapıp satan kimse","example":null}]},"YAPTIRIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanun, ahlak gibi kurumların buyruklarının yerine getirilmesini sağlama; müeyyide","example":null},{"pos":"n","definition":"Yaptırma işi","example":null}]},"YAPYAKIN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok yakın","example":"Birimizin erişilmez uzaklarda gördüğünü öbürümüz yapyakın görüyor."}]},"YAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb.","example":"Krizin ortasında, ekibinin en güvenilir havarisi olarak hemen yardıma koştu."},{"pos":"v","definition":"Yarık açmak","example":null}]},"YARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücutta kesilme, yanma gibi nedenlerle oluşan zedelenme","example":"Dizindeki yara iyileşti."}]},"YARABBİ":{"senses":[{"pos":"interj","definition":"\"Ey Tanrım\" anlamında yakarış sözü","example":null}]},"YARALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Silah, bıçak vb. bir araçla yara açmak","example":"Kocaman bir bıçağı kuşağının arasından çıkarıp Seher'i böğründen yaraladı."},{"pos":"v","definition":"Gücendirmek, incitmek, kırmak","example":null}],"lemma":"yaralamak"},"YARAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey yararlı olmak, yarar sağlamak","example":"Yediği organik gıdalar çocuğa yaradı."},{"pos":"v","definition":"Bir iş için uygun olmak, kullanılır olmak","example":"Bu kitap bana yaramaz."}]},"YARAMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı çocuk","example":"Annesine bakmak için akşama kadar elliye yakın yaramazın kahrını çekiyordu."},{"pos":"adj","definition":"Kendini çeşitli eğlencelere vermiş, geçici aşklar ve ilişkiler peşinde koşan","example":null}]},"YARAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir amaç çevresinde toplanmış veya aynı amacı güttükleri için bir araya gelmiş olanların tümü","example":"Rusçuk yâranı. Malta yâranı."},{"pos":"v","definition":"Bir davranışla birini memnun etmek","example":"Kocası için saçını süpürge etti yine de yaranamadı."}]},"YARANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir davranışla birini memnun etmek","example":"Kocası için saçını süpürge etti yine de yaranamadı."},{"pos":"v","definition":"İçten olmayan davranışlarla birini memnun etmeye, gözüne girmeye çalışmak","example":"Bir memurun müdürüne yaranmak için yaptığı yılışıklıkları düşün."}]},"YARAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç","example":"Kızılay yararına bir balo."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyden elde edilen sonuç","example":null}]},"YARARLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine yarar sağlamak","example":null}],"lemma":"yararlanmak"},"YARASA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geceleri uçan, kanatlı küçük memeli hayvan","example":"Yarasalar karanlıkta sesle yön bulur."}]},"YARAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Allah, olmayan bir şeyi var etmek","example":"Allah, mutlaka dünyayı kullarına sevdirmek için baharı yaratmış olacaktı!"}],"lemma":"yaratmak"},"YARATI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel yetenekle ortaya konulan eser veya nesne","example":null}]},"YARATIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaratılmış canlı varlık","example":null}]},"YARATIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel yetenekle ortaya konulan eser veya nesne","example":null}]},"YARATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Allah, olmayan bir şeyi var etmek","example":"Allah, mutlaka dünyayı kullarına sevdirmek için baharı yaratmış olacaktı!"}]},"YARAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kimseye kendini beğendirmek için alımlı davranan kimse","example":null},{"pos":"v","definition":"Güzel durmak, iyi gitmek","example":null}]},"YARAŞIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uygun olma durumu","example":null}]},"YARAŞIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kimseye uygun olan","example":"Yüzüne kahramanlığına yaraşır bir tebessüm sindirdi."}]},"YARAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güzel durmak, iyi gitmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yatkın olmak","example":"Söylenen sözü anlıyor, eli hemen her işe yaraşıyordu."}]},"YARBAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orduda rütbesi binbaşı ile albay arasında olan subay","example":null}]},"YARDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"91,4 santimetrelik İngiliz uzunluk ölçüsü birimi","example":null}]},"YARDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle kötü işlerde yardım","example":null}]},"YARDIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma","example":"Bulaşıkları yıkamama yardım eder misin?"},{"pos":"n","definition":"Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir","example":null}]},"YARDIMCI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb.","example":"Krizin ortasında, ekibinin en güvenilir havarisi olarak hemen yardıma koştu."},{"pos":"adj","definition":"Yardımı olan şey, nesne","example":null}]},"YAREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Dostların oluşturduğu topluluk","example":null}]},"YARGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza","example":"Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır."},{"pos":"n","definition":"Bir yargıçtan veya bazen savcı ve yargıçlardan oluşan bir kurulun, yargı görevini yerine getirdikleri yer","example":null}]},"YARGIEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yargıçtan veya bazen savcı ve yargıçlardan oluşan bir kurulun, yargı görevini yerine getirdikleri yer","example":null}]},"YARGILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yargıç, bir karara varmak için davalı ile davacıyı dinleyerek sonuca varmak","example":"Akın arkadaşımız kadınları yargılıyor."},{"pos":"v","definition":"Herhangi bir kimse, şey, konu ve benzeriyle ilgili olumlu veya olumsuz görüş belirtmek","example":null}],"lemma":"yargılamak"},"YARGIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Millet adına, yargı yetkisini kullanarak yasaya aykırı davranışlarda veya uyuşulmayan işlerde yasayı yerine getirmekle, adaleti gerçekleştirmekle görevli kimse","example":"Hem benim avukat veya yargıç olmak isteyip istemediğimi de hesaba kattıkları yoktu."}]},"YARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri; nısıf","example":"Ekmeğin yarısını yedi. Ürünün yarısı çürüdü. Bu sözlerin yarısı yalan."},{"pos":"n","definition":"Futbolda 45 dakikalık her iki devreden biri","example":null}]},"YARIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında farklılık","example":null},{"pos":"n","definition":"Yarılarak açılmış yer, geniş çatlak","example":"Tam öğle vakitleri yüksek kaya yarığının dibinde toplanıyor, bir saat kadar güneşleniyorduk."}]},"YARILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortasına varmak, yarısını bitirmek","example":null}],"lemma":"yarılamak"},"YARIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bütünün yarısı","example":"Yarım ekmek aldı."}]},"YARIMADA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnız bir yanından ana karaya bağlı, öbür yanları denizle çevrili kara parçası","example":"Anadolu bir yarımadadır. Balkan yarımadası."}]},"YARIMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ortasına varmak, yarısını bitirmek","example":null}],"lemma":"yarımlamak"},"YARIMŞAR":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yarım olarak; yarım yarım","example":null}]},"YARIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiilin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunduğu zamandan sonraya ait olması","example":null},{"pos":"n","definition":"Bugünden sonra gelecek ilk gün","example":null}]},"YARINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sel sularının veya yüzeyi kaplarcasına akan selinti sularının oluşturduğu, eğim aşağı uzanan ince, az derin, oluk biçimli çukurlar","example":"Derin bir sel yarıntısını geçmek lazım geldi."}]},"YARIYIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir öğretim yılının ayrıldığı iki parçadan her biri","example":null}]},"YARIÇAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çemberin herhangi bir noktasıyla merkezini birleştiren doğru parçası, çapın yarısı","example":null}]},"YARIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgi, yetenek, güzellik ve benzerinde üstünlüğünü göstermek için yarışmak işi","example":"Bunlardan kaç babayiğit bu ölüm yarışını göze alabilir?"},{"pos":"v","definition":"Başkalarından üstün olmaya çalışmak","example":"Hadi aşağı kapıya kadar yarışalım"}]},"YARIŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgi, yetenek, güzellik ve benzerinde üstünlüğünü göstermek için yarışmak işi","example":"Bunlardan kaç babayiğit bu ölüm yarışını göze alabilir?"}]},"YARIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarından üstün olmaya çalışmak","example":"Hadi aşağı kapıya kadar yarışalım"},{"pos":"v","definition":"Üstünlük kazanmak amacıyla bir yarışmaya katılmak","example":"Radyolar okunan şiirleri dinleyiciye ulaştırmakta birbiriyle yarıştı."}]},"YARKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük piliç","example":null}]},"YARKURUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir konuyu ele almak amacıyla bir kurul içinden birkaç kişi seçilerek oluşturulan kurul","example":null}]},"YARLIGA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tanrı, birinin suçunu bağışlamak","example":null}],"lemma":"yarlıgamak"},"YARMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dövülerek kabuğu çıkarılmış buğday","example":"Yarma arpa. Yarma burçak."},{"pos":"n","definition":"Engebeli bir yerde, bir yolu geçirmek için açılmış yer","example":"Demiryolu birçok yarmalardan geçer."}]},"YARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yarık açmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Derin yara açmak","example":"Aralarına girmemiş olsaydı boğaz boğaza dövüşecekler, birbirlerinin başını gözünü yaracaklardı."}]},"YARMALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uzunlamasına ikiye bölmek","example":null}],"lemma":"yarmalamak"},"YARPUZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ballıbabagillerden, çiçekleri birbirinden ayrı halka durumunda, nane türünden, kısa saplı, az veya çok tüylü, güzel kokulu bir bitki","example":null}]},"YAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölüm veya bir felaketten doğan acı ve bu acıyı belirten davranışlar","example":null},{"pos":"v","definition":"Yayın kirişini gevşetmek","example":"Felek benim kurulu yayım yastı / Her köşebaşında yolumu kesti"}]},"YASA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilimde çok sayıda deney ve gözlemden sonra, aynı şartlarda aynı sonuçları verdiği kesin olarak belirlenen durum","example":"Yer çekimi yasası. Mendel yasaları."},{"pos":"v","definition":"Bir yasa önerisi, yasama gücü tarafından onaylanmak","example":null}]},"YASAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin yapılmasına karşı olan yasal veya yasa dışı engel","example":"İçki yasağı. Av yasağı."},{"pos":"adj","definition":"Yapılmaması istenmiş olan; memnu","example":"Eskiden içki yasaktı. Bu yoldan geçmek yasaktır."}]},"YASAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yapılmamasını buyurmak veya istemek","example":null}],"lemma":"yasaklamak"},"YASAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun","example":null}]},"YASAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasa koyma, yasa yapma","example":null},{"pos":"n","definition":"Genel, soyut, objektif ve sürekli nitelikte kurallar koyma","example":null}]},"YASAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yasa önerisi, yasama gücü tarafından onaylanmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Düzen vermek","example":null}]},"YASEMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zeytingillerden, beyaz, kırmızı veya sarı renkli güzel kokulu çiçekleri olan, 1-2 metre boyunda, süs bitkisi olarak yetiştirilen tırmanıcı bir ağaççık","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu ağaççıktan yapılmış olan","example":null}]},"YASLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak","example":null}],"lemma":"yaslamak"},"YASLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak","example":null}]},"YASMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yayın kirişini gevşetmek","example":"Felek benim kurulu yayım yastı / Her köşebaşında yolumu kesti"},{"pos":"v","definition":"Düz duruma getirmek","example":null}]},"YASMIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin, besin değeri yüksek, ufak, kırmızı, sarı veya yeşil, yuvarlak ve yassıca tohumu","example":null}]},"YASSI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan","example":null}]},"YASSILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yassı duruma getirmek","example":null}],"lemma":"yassılamak"},"YASTA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak","example":null}],"lemma":"yastamak"},"YASTAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak","example":null}]},"YASTAĞAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde hamur açılan bazen yemek yemek içinde kullanılan, tekerlek biçiminde ve kısa ayaklı masa","example":null}]},"YASTIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başın altına koymak veya sırtı dayamak için kullanılan, içi yün, pamuk, kuş tüyü, ot ve benzeriyle doldurulmuş küçük minder","example":"Isınmayı umarak başımı yastığa gömüyorum."},{"pos":"n","definition":"Bu biçimde yapılmış ve türlü işlerde kullanılan şey","example":"İğne yastığı. Ütü yastığı."}]},"YAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel gezinti gemisi","example":"Seni kendi yatımızda kaptan kıyafetiyle göremeyeceğim."},{"pos":"v","definition":"Sağ olmak, yaşamak, bulunmak","example":null}]},"YATAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya","example":"Sabahleyin onu aynı güzellikte bulacağım ümidiyle yatağımdan fırladım."},{"pos":"n","definition":"Irmak, çay, dere ve benzerinin, içinde aktıkları yer","example":"Meyveler kızarmadan dalı üstünde soldu / Irmak yatağı kumsal, kırlar dikenlik oldu"}]},"YATALAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Felç, sakatlık vb. bir sebeple yataktan kalkamayan kimse","example":null}]},"YATAY":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Durgun bir su yüzeyine veya zemine paralel, düşey doğrultusuna dikey olan","example":"Sıvıların yüzü hep yatay olur."}]},"YATAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Namlusu kavisli, iki yanı da kesici, bir tür uzun savaş bıçağı","example":"Kalkanları parçalayan çelik yatağanlar, zırhları kesen ağır saldırmalar yapacaktı."}]},"YATI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gidilen yerde geceyi geçirme","example":null}]},"YATIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yıkılmış, dik durumunu yitirmiş","example":null}]},"YATILI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geceleri de kalınıp yatılan okul vb.","example":"Okulun yeni açılan leylisi, şehir dışında yatılı kalan öğrenciler için tasarlandı."},{"pos":"adj","definition":"Geceleri de kalıp yatan (öğrenci, konuk)","example":null}]},"YATIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi direklerinin başa veya kıça doğru olan eğimi","example":null}]},"YATIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan kimsenin mezarı","example":null},{"pos":"v","definition":"Düz olan bir şeyi eğik duruma getirmek","example":null}]},"YATIRIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parayı, gelir getirici, taşınır veya taşınmaz bir mala yatırma","example":null},{"pos":"n","definition":"Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılan yeni eklemeler","example":null}]},"YATIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düz olan bir şeyi eğik duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Parayı, işletmek amacıyla bir yere vermek","example":"Eline geçen serveti ... emlaka yatırıyordu."}]},"YATIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Soğuk, rüzgâr vb. eski gücü kalmamak, hızı ve etkisi azalmak","example":"Vapurun gürültüsü büsbütün yatıştı."},{"pos":"v","definition":"Coşku, sinir, korku ve benzerinin etkisi azalmak, geçmek; sakinleşmek","example":"Nasılsın yavrum, uyuduktan sonra biraz sinirlerin yatıştı mı?"}],"lemma":"yatışmak"},"YATIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Soğuk, rüzgâr vb. eski gücü kalmamak, hızı ve etkisi azalmak","example":"Vapurun gürültüsü büsbütün yatıştı."},{"pos":"v","definition":"Coşku, sinir, korku ve benzerinin etkisi azalmak, geçmek; sakinleşmek","example":"Nasılsın yavrum, uyuduktan sonra biraz sinirlerin yatıştı mı?"}]},"YATKIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eğilimi olan, bir şeyi yapmaya içten yönelmiş","example":"Benim aklım yine eski usulümüze yatkın."},{"pos":"adj","definition":"Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan","example":null}]},"YATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uyumak ya da dinlenmek için uzanmak","example":"Erken yatmak istiyor."}]},"YATSI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yatsı namazı için okunan ezan","example":"Gece olmuş, yatsılar okunmuş, daha damat bey gelmemişti."},{"pos":"n","definition":"Yatsı vakti kılınan namaz","example":"Yatsı namazını kıldıktan sonra kaldığı han odasına döndü ve yatağına uzanıp uykuyu beklemeye başladı."}]},"YATUĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanun, santur vb. sazların ortak adı","example":null}]},"YAUNDE":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kamerun ülkesinin başkenti.","example":null}]},"YAVAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eğitim görmemiş, bilgisiz, görgüsü olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Hoşa gitmeyen, can sıkan","example":null}]},"YAVAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen","example":"Yavaş adam. Yavaş at."},{"pos":"adj","definition":"Hızlı olmayan, yavaş, ağır","example":null}]},"YAVAŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanları nallarken ısırmaması için dudaklarını kıstırmaya yarayan kıskaç","example":null}]},"YAVAŞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yavaş gitmeye başlamak, hızını azaltmak, yavaş olmak","example":"Artık yavaş yavaş göçüyor, boyu kısalıyor, teni sararıyor, hareketleri ağırlaşıyordu."}],"lemma":"yavaşlamak"},"YAVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yersiz, akla aykırı, tutarsız söz","example":null}]},"YAVER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb.","example":null},{"pos":"n","definition":"Devlet ve hükûmet başkanlarıyla komutanların yanında bulunan ve onların buyruklarını yazmakla, gereğinde yerine ulaştırmakla görevli subay","example":null}]},"YAVRU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin oğlu veya kızı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yeni doğmuş hayvan veya insan","example":"Kedi yavrusu. Kuş yavrusu."}]},"YAVRUCAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acıma, sevgi, sevecenlik duygusu ile yavruya söylenen söz","example":null}]},"YAVRULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan, doğurmak","example":null}],"lemma":"yavrulamak"},"YAVSI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür kene","example":null}]},"YAVUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir çiftin evlenme işinin kararlaştığına belirti olarak parmaklarına yüzük takmak","example":"Kızını bir subaya yavukladı."}],"lemma":"yavuklamak"},"YAVUKLU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevilen ve âşık olunan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Evlenmek için söz verip yüzük takmış olan kimse, adaklı","example":"Köylerine dönmekte olan iki er yavukluları için birer maşa aldılar."}]},"YAVUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağlam, güçlü, uzun boylu, iyi gelişmiş ve etine dolgun kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"İyi nitelikte olmayan, kötü","example":null}]},"YAVŞAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bit, tahtakurusu vb. asalak böceklerin yumurtası","example":null},{"pos":"adj","definition":"Geveze, yılışık kimse","example":"Sonra aynı yavşak, teklifsizlikle Binbaşı Ferit'in kadehini dikiyor."}]},"YAVŞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıracagillerden, mavi ve beyaz renkte çiçekler açan bir bitki","example":"Artık ne öbek öbek yavşanları ne de yavşanların saltanat sürdüğü ovayı görüyorum."}]},"YAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Farklı amaçlarla çeşitli biçimlerde yapılan esnek parça","example":"Araba yayı. Kilidin yayı. Kanepenin yayı."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi açarak, düzelterek bir alanı örtecek biçimde yerleştirmek","example":null}]},"YAYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yürüyerek giden kimse","example":"Akşama kadar taştan taşa atlayarak ve yaya olarak devam ettik."},{"pos":"adv","definition":"Gidilecek yere herhangi bir taşıt ya da araç kullanmadan, yürüyerek","example":"Galiba sen köprüyü bizim gibi yaya geçmiyorsun."}]},"YAYAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilgi sahibi olmayan; bilisiz","example":null},{"pos":"adv","definition":"Gidilecek yere herhangi bir taşıt ya da araç kullanmadan, yürüyerek","example":"Galiba sen köprüyü bizim gibi yaya geçmiyorsun."}]},"YAYGARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hoşnutsuzluk belirten söz veya yazı","example":null},{"pos":"n","definition":"Gereksiz olarak yüksek sesle bağırıp çağırma","example":"Cıyak cıyak bir dudu yaygarası, herkesi yerinden sıçrattı."}]},"YAYGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Döşeme, divan gibi yerlere serilen, genellikle desenli, havsız, kalın, kıl veya yün dokuma","example":null}]},"YAYGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çoğu kimselerce duyulmuş, öğrenilmiş, kullanılmış veya benimsenmiş, özgünlüğü olmayan","example":"Yaygın bir kültürü ve her çeşit insanı kavrayacak bir sunuş tarzı vardı."},{"pos":"adj","definition":"Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan","example":"Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir."}]},"YAYIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tereyağı çıkarmak için sütün, yoğurdun içinde çalkalandığı kap veya makine","example":"Nina'nın bildiği alet değirmen ve yayıktır; buğday öğüten ve tereyağı çıkaran yararlı iki basit makine."},{"pos":"adj","definition":"Eni boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş","example":null}]},"YAYIKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yayıkta dövmek","example":null}],"lemma":"yayıklamak"},"YAYIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan, dolaşarak yerdeki ot, çimen, yaprak ve benzerini yemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yayılmak, genişlemek, büyümek","example":"Bu âdet bir fabrika sahibinin acıklı hayat hikâyesiyle birlikte kondulara yayıldı."}],"lemma":"yayılmak"},"YAYILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan, dolaşarak yerdeki ot, çimen, yaprak ve benzerini yemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yayılmak, genişlemek, büyümek","example":"Bu âdet bir fabrika sahibinin acıklı hayat hikâyesiyle birlikte kondulara yayıldı."}]},"YAYIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılması","example":null},{"pos":"n","definition":"Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması","example":"Kitap ve gazete yayımı işi bizim can davamızdır."}]},"YAYIMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kitap, gazete, dergi vb. şeyleri basmak ve dağıtmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Resmen bildirmek, açıklamak, ilan etmek","example":null}],"lemma":"yayımlamak"},"YAYIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete gibi okunan veya radyo, televizyon aracılığıyla halka sunulan, duyurulan, iletilen şey","example":null}]},"YAYINEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dergi, kitap ve benzerini yayımlayan veya satan kuruluş","example":null}]},"YAYINIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Pürüzlü yüzeyde yansıyan ışık","example":null}]},"YAYINIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Işığın, pürüzleri bulunan bir yüzeyin her noktasında yansıyarak pek çok doğrultuda yayılması olayı","example":null}]},"YAYINLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kitap, gazete, dergi vb. şeyleri basmak ve dağıtmak","example":null}],"lemma":"yayınlamak"},"YAYINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde radyoaktif elementler bulunan bir kaptan yayılan gaz veya sıvı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yayılmış, dağılmış şeyler","example":null}]},"YAYLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akarsularla derin bir biçimde yarılmış, parçalanmış, üzerinde düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu, deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçası","example":"Geceleri yaylalar ayaz olur, adamı üşütür."},{"pos":"v","definition":"Yazın yaylada oturmak; yaylaya çıkmak","example":"Sarı yaylam bu yıl da seni yaylayamadım / Ala kar iken palazların avlayamadım"}]},"YAYLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan otlatılan yer","example":null}]},"YAYLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yazın yaylada oturmak; yaylaya çıkmak","example":"Sarı yaylam bu yıl da seni yaylayamadım / Ala kar iken palazların avlayamadım"}]},"YAYLIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan otlatılan yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Genişleme, yayılma","example":"Narayı müteakip müthiş bir küfür yaylımı, daha ardından feryat ve figan..."}]},"YAYMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi açarak, düzelterek bir alanı örtecek biçimde yerleştirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak","example":null}]},"YAYVAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eni boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş","example":"İki katlı yayvan bir evdi."}]},"YAYÇİZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yay veya çember çizmekte ve ölçmekte kullanılan araç","example":null}]},"YAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey yarım kürede 21 Haziran - 23 Eylül tarihleri arasındaki zaman dilimi, ilkbaharla sonbahar arasındaki sıcak mevsim","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak","example":null}]},"YAZANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir işte, bir konuda yapılan inceleme, araştırma sonucunu, düşünceleri veya tespit edilenleri bildiren yazı","example":null}]},"YAZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilim, edebiyat, sanat alanında kitap yazan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse","example":null}]},"YAZGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç","example":null}]},"YAZI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç","example":"Birçok kişi, yaşanan her şeyin bir şekilde hayat denilen gizemli bir güç tarafından önceden yazıldığına inanır."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü","example":"İstiklal Harbi'nde millî duyguları aksettiren ümit ile dolu yazılarını hâlâ unutmadık."}]},"YAZIHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevin yapıldığı yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Yazı masası","example":"Ufak bir odaydı burası, köhne iki maroken koltuk, birkaç tahta iskemle, iki ucuz yazıhane ile döşenmişti."}]},"YAZIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acımaya ve herkesi üzmeye yol açacak kötü davranış veya şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Acınma, üzüntü anlatan bir söz","example":"Yazık! Bu iş böyle mi olacaktı?"}]},"YAZIKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acılı durumda, üzüntü duymak","example":null}],"lemma":"yazıklanmak"},"YAZILA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet dairelerinde yapılan müsveddenin düzeltilmesi yapıldıktan sonra yazılması için verilen \"yazılsın\" emri","example":null}]},"YAZILI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kaydı yapılmış, yazıya geçirilmiş","example":null},{"pos":"n","definition":"Öğrencilerin ve değişik kurumlara alınacak kişilerin bilgi ve becerilerini yazılı olarak ölçmeyi amaçlayan sınav","example":null}]},"YAZILIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bilgisayarda donanıma hayat veren ve bilgi işlemde kullanılan programlar, yordamlar, programlama dilleri ve belgelemelerin tümü","example":null}]},"YAZIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dilin belli kurallarla yazıya geçirilmesi","example":null}]},"YAZIN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yaz mevsiminde","example":"Yazın denize gideriz."},{"pos":"n","definition":"Edebiyat","example":null}]},"YAZIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimse veya bir olayın anısını yaşatmak için bir şey üzerine kazılan yazı","example":null},{"pos":"n","definition":"Çevresi kabartma silmeli, içinde yazı olan taş","example":null}]},"YAZIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyu yazı durumuna getirme","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir durumu karşılıklı olarak iletmek, karşılıklı olarak haber alıp vermek","example":null}]},"YAZIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir durumu karşılıklı olarak iletmek, karşılıklı olarak haber alıp vermek","example":null}]},"YAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yazı bir yerde geçirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bahar gelmek","example":null}],"lemma":"yazlamak"},"YAZLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yazı bir yerde geçirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bahar gelmek","example":null}]},"YAZLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazın oturulan yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir buğday cinsi","example":null}]},"YAZMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazmak işi; elle yazılmış eski kitap","example":null},{"pos":"n","definition":"Başa bağlanan ince örtü","example":null}]},"YAZMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Harfleri, sözleri kâğıda ya da ekrana geçirmek","example":"Her akşam günlüğüne yazmak ister."}]},"YAZMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özel veya kamu kuruluşlarında yönetim ve yazışmalardan sorumlu kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Özel veya kamu kuruluşlarında haberleşmeyi sağlayan, yazışma yapabilen görevli, yazman, kâtip","example":null}]},"YAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşiminde stearik, oleik, palmitik asitlerle gliserin bulunan ve bunların oranlarına göre kıvamları değişen bitkisel veya hayvansal madde","example":"Erkeklerde, mide ve göbek çevresinde kalçaya göre daha fazla yağ birikir"},{"pos":"v","definition":"Yağmur, kar, dolu gökten düşmek","example":"Her zaman yılbaşı gecesi kar yağardı."}]},"YAĞCI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağ çıkaran veya satan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Makineleri yağlayan kimse","example":null}]},"YAĞHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkisel ve hayvansal yağ elde edilen yer","example":null}]},"YAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse","example":"Yağı basar, uğru çapar, tek başıma barınamam, ölürüm."}]},"YAĞILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Derideki yağ ve ter bezleri tarafından salgılanan, lifleri bir kılıf gibi sararak dış tesirlerden koruyan madde","example":null}]},"YAĞIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, arka","example":null},{"pos":"n","definition":"Atın omuzları arasındaki yer","example":null}]},"YAĞIZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse)","example":"Yağız ve kuvvetli, analarının ardı sıra dokuzar onar gürbüz çocuk koşar."}]},"YAĞLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini, yüzüne karşı gereğinden çok övmek, ilgi göstermek veya bunun için onursuzca davranmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Sürtünen iki yüzey arasına, kaymayı kolaylaştırmak için yağlı bir madde sürmek","example":null}],"lemma":"yağlamak"},"YAĞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini, yüzüne karşı gereğinden çok övmek, ilgi göstermek veya bunun için onursuzca davranmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Sürtünen iki yüzey arasına, kaymayı kolaylaştırmak için yağlı bir madde sürmek","example":null}]},"YAĞMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kişinin zor kullanarak ele geçirdikleri malı alıp kaçması","example":"Yağmacılar, gece yarısı depoyu basarak içindeki tüm elektronik eşyaları çapul edip kayıplara karıştılar."},{"pos":"n","definition":"Akıncıların düşman topraklarına yaptıkları baskın","example":null}]},"YAĞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yağmur, kar, dolu gökten düşmek","example":"Her zaman yılbaşı gecesi kar yağardı."},{"pos":"v","definition":"Üst üste ve çok gelmek","example":"Sende bu istidat varken, pencerelerden başına çil kuruş yağar, biz de ekmek parası ediniriz."}]},"YAĞMALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birçok kimse, zor kullanarak bir malı alıp kaçmak","example":null}],"lemma":"yağmalamak"},"YAĞMUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı","example":"Ne zaman yağmur yağsa \"rahmet yağıyor\" derdi babam."},{"pos":"n","definition":"Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu","example":"İtiraz yağmuru. İltifat yağmuru."}]},"YAĞMURLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hava yağmura çevirmek, yağmur yağacak gibi olmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yağmur biçiminde sulamak","example":null}],"lemma":"yağmurlamak"},"YAĞRIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omzun art bölümünde bulunan, üçgen biçiminde geniş ve ince kemik","example":null}]},"YAĞÖLÇER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sütteki yağlı madde miktarını ölçmeye yarayan alet","example":null}]},"YAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğuştan veya kuruluştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman","example":null},{"pos":"n","definition":"Kadınların ferace ile birlikte kullandıkları, gözleri açıkta bırakan, ince yüz örtüsü","example":"Çıka çıka, yaşmak feraceli, kazık gibi bir kadın çıktı."}]},"YAŞA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayatta olmak (yaşamak)","example":null},{"pos":"interj","definition":"Sevinç ve beğeni bildiren söz","example":"Yaşa, başardın!"}]},"YAŞAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğumla ölüm arasında yaşanan süre","example":null}]},"YAŞAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayatta olmak; bir yerde oturmak","example":"Deniz kenarında yaşamak istiyor."}]},"YAŞANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Yaşanılan bir an, hayatın bir bölümü","example":"Bu dört buçuk yıllık zaman, benim ömrümde normal akıp geçen yıl ya da aylarla ölçülen bir yaşam değil; kimi zaman saat, hatta dakikalarla bile ölçülemeyen heyecan ve mutluluklarla dolu bir yaşantılar zinciridir."}]},"YAŞAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Islak duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yaşla dolmak","example":"Anam beni çok bekleyecek diye gözleri yaşardı."}],"lemma":"yaşarmak"},"YAŞARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Islak duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yaşla dolmak","example":"Anam beni çok bekleyecek diye gözleri yaşardı."}]},"YAŞATKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hayatın sürmesini, büyümeyi, çoğalmayı sağlayan","example":null}]},"YAŞIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı yaşta olan kimselerden her biri","example":"Sevim, yaşıtlarından boylu, inanılmayacak kadar çevik bir kızdı."}]},"YAŞLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşı ilerlemek, yaşlı duruma gelmek","example":null}],"lemma":"yaşlanmak"},"YAŞMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların ferace ile birlikte kullandıkları, gözleri açıkta bırakan, ince yüz örtüsü","example":"Çıka çıka, yaşmak feraceli, kazık gibi bir kadın çıktı."},{"pos":"n","definition":"Başla birlikte yüzü, ağzı kapatan örtü","example":null}]},"YAŞMAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşmakla yüzünü örtmek","example":null}],"lemma":"yaşmaklamak"},"YED":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yanında, beraberinde götürmek","example":"Burhan'ın kolu Ayşe'ye düşmesin diye sımsıkı sarılmış, yalnız bir arkadaş ve kardeş gibi değil, aynı zamanda bir sevgili rikkatiyle onu yediyordu."},{"pos":"v","definition":"Çekerek peşinden götürmek, yedeğinde götürmek","example":null}],"lemma":"yedmek"},"YEDEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere bağlamak veya çekerek götürmek için hayvanın başlığına veya tasmasına bağlanan ip","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan eşi, benzeri","example":null}]},"YEDEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Akıntılı suda kayığı karadan iple çekmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yedeğini sağlamak","example":null}],"lemma":"yedeklemek"},"YEDMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yanında, beraberinde götürmek","example":"Burhan'ın kolu Ayşe'ye düşmesin diye sımsıkı sarılmış, yalnız bir arkadaş ve kardeş gibi değil, aynı zamanda bir sevgili rikkatiyle onu yediyordu."},{"pos":"v","definition":"Çekerek peşinden götürmek, yedeğinde götürmek","example":null}]},"YEDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altıdan sonra gelen sayının adı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Altıdan bir artık","example":null}]},"YEDİEMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birden çok kişi arasında hukuki durumu çekişmeli olan bir malın, çekişme sonuçlanıncaya kadar emanet olarak bırakıldığı kimse","example":null}]},"YEDİGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yedi kenarlı çokgen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu biçimde olan","example":null}]},"YEDİLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yedi kişilik evliya topluluğu","example":null}]},"YEDİNCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yedi sayısının sıra sıfatı, sırada altıncıdan sonra gelen","example":null}]},"YEDİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağzına yiyecek vermek, beslemek; karnını doyurmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak","example":"Kumaşın fazlasını büzgüye yedirdi."}],"lemma":"yedirmek"},"YEDİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağzına yiyecek vermek, beslemek; karnını doyurmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak","example":"Kumaşın fazlasını büzgüye yedirdi."}]},"YEDİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir doğumda dünyaya gelen yedi kardeş","example":null}]},"YEDİŞER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yedi sayısının üleştirme biçimi, her birine yedi, her defasında yedisi bir arada olan","example":null}]},"YEGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde kalın re notası karşılığı sayılan makam","example":null}]},"YEGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birler; tekler","example":null}]},"YEGANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eşi benzeri olmayan veya eşi benzeri görülmemiş olan","example":null}]},"YEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir; tek","example":null}]},"YEKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayıkta dümeni kullanmak için dümenin baş tarafına takılan kol","example":null}]},"YEKNESAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değişmeksizin, düzenli, aynı biçimde tekrarlanan","example":"Belki de dünyanın hayatı bizimkinden daha monoton, daha yeknesak ve bilhassa daha tekrarlıdır."}]},"YEKPARE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir parçadan oluşan, tek parça","example":"Pencerelerin karşı duvarı yerden tavana kadar yekpare aynayla örtülüydü."},{"pos":"adv","definition":"Tek parça olarak, bütün olarak","example":"Tarih, yekpare görülecek, topyekûn sevilecek yahut da nefret edilecek bir şey değildir."}]},"YEKSAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir; aynı düzeyde; eşit","example":null}]},"YEKTA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eşi benzeri olmayan veya eşi benzeri görülmemiş olan","example":null}]},"YEKTEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ansızın, birdenbire","example":null},{"pos":"adv","definition":"Durup dururken","example":null}]},"YEKVÜCUT":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hep birlikte","example":null},{"pos":"n","definition":"Tek ve beraber olma","example":null}]},"YEKİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Davranmak, olduğu yerden fırlamak, ayağa kalkmak, kalkmak için hareket etmek, kımıldamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Gereğinden fazla gayret sarf etmek","example":null}],"lemma":"yekinmek"},"YEKİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Davranmak, olduğu yerden fırlamak, ayağa kalkmak, kalkmak için hareket etmek, kımıldamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Gereğinden fazla gayret sarf etmek","example":null}]},"YEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havanın yer değiştirmesinden oluşan esinti","example":null},{"pos":"v","definition":"Aceleyle, telaşla koşmak","example":"Çocuğa doğru hızlıca yeldim ."}]},"YELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balıklarda sırt yüzgeci","example":null}]},"YELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ceket altına giyilen kolsuz ve kısa giysi","example":"Sağ elini yelek cebine attı."},{"pos":"n","definition":"Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy","example":null}]},"YELEKEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Havası bol, temiz olan, aydınlık, iç açıcı yer","example":null}]},"YELEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Okun kuyruğuna tüy takmak","example":null}],"lemma":"yeleklemek"},"YELENGEÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kabuğu kendi kendine çatlayıp soyulan ağaç","example":null}]},"YELEÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Havası bol, temiz olan, aydınlık, iç açıcı yer","example":null}]},"YELKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rüzgar gücünden faydalanıp yol almak üzere direklerine kalın bez gerilen su aracı","example":null},{"pos":"n","definition":"Rüzgâr gücünden yararlanarak geniş bir yüzey oluşturacak biçimde yan yana dikilen ve teknenin direğine uygun bir biçimde takılarak onu hareket ettiren kumaş veya şeritlerin tümü","example":"Rıhtıma kurumak üzere yelkenler serilmişti."}]},"YELKENLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yelken açıp yola çıkmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kaçıp gitmek","example":null}],"lemma":"yelkenlemek"},"YELKESEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yarışlarda, rüzgârın etkisinden korunmak için öne takılan siperlik; yelkıran; rüzgârlık","example":null}]},"YELKIRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarışlarda, rüzgârın etkisinden korunmak için öne takılan siperlik","example":null}]},"YELKOVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelkovangillerden, kanatları sivri, siyahımsı veya kül rengi gövdeli bir deniz kuşu","example":null},{"pos":"n","definition":"Yelin yönünü göstermek için dik bir eksene geçirilen türlü biçimlerde, hafif levha","example":null}]},"YELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Körükle, yelpaze ile veya başka bir araçla rüzgâr yapmak","example":null}],"lemma":"yellemek"},"YELLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Körükle, yelpaze ile veya başka bir araçla rüzgâr yapmak","example":null}]},"YELLOZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davranışları ile içinde bulunduğu toplumun ahlak anlayışına ters düşen","example":null}]},"YELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aceleyle, telaşla koşmak","example":"Çocuğa doğru hızlıca yeldim ."}]},"YELPAZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşidi çok olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Sallandığında küçük bir hava akımı yapan ve özellikle yüzü serinletmeye yarayan, küçük, katlanabilir, taşınabilir araç","example":"Sarayında olduğu gibi başının üzerinde uzun saplı yelpazelerin serinletici nazik havasını istermiş."}]},"YELPİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Solumada yaşanan sıkıntı","example":null}]},"YELPİRDE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kımıldamak, hafif sallanmak","example":"Meşe yaprağı gibi yelpirdedim ."}],"lemma":"yelpirdemek"},"YELSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hava alarak bozulmak, tazeliğini yitirmek","example":null}],"lemma":"yelsemek"},"YELSEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hava alarak bozulmak, tazeliğini yitirmek","example":null}]},"YELTEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hiçbir şeyde kararlı olmayan veya konudan konuya geçiveren (kimse)","example":null}]},"YELTEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yapamayacağı bir işe girişmek, özenmek, heves etmek, meyletmek","example":"Bu cehaletinizi bilmeden muharrirliğe yelteniyorsunuz."}],"lemma":"yeltenmek"},"YELVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İspinozgillerden, tüyleri yeşilimsi, ağaçlık ve fundalıklarda yaşayan, güzel ötüşlü bir kuş","example":null}]},"YELYUTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atlarda hava yutmanın yol açtığı bir hastalık","example":null}]},"YELÖLÇER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rüzgârın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt","example":null}]},"YELİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnek, manda, koyun vb. hayvanlarda memenin süt toplanan bölümü","example":null}]},"YEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan yiyeceği","example":"Balıklara yem attık, suyun içi birbirine karıştı."},{"pos":"n","definition":"Kuş ve balık tutmak için tuzağa bırakılan, oltaya takılan yiyecek veya yiyecek görüntüsündeki nesne","example":"Orfozun görünmesiyle yemin kaybolması bir oldu, çocuğun da kolu koparılırcasına sarsıldı."}]},"YEMEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek","example":"Bu akşam lokmayı beraber yeriz, tanışmış olursunuz."},{"pos":"n","definition":"Günün belli saatlerinde yenilen besin","example":"Yemek ya kahvaltıda ya da yemekte yenir. Arada bir şey yenmez."}]},"YEMEN":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke; başkenti Sana.","example":null}]},"YEMENİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü","example":"Genç güzel aşçı kadının dört örgülü uzun saçları siyah bir yemeni ile örtülüydü."},{"pos":"n","definition":"Bir tür hafif ve kaba ayakkabı","example":"Hacı, ayağından yemenisini çıkardı, arabadan uzattı."}]},"YEMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvana yem vermek, beslemek","example":"Teri kuruyan hayvanları ahıra çektiler, yemlediler."},{"pos":"v","definition":"Yem takmak","example":"Paraketalarımızı yemledik, çekidüzen verdik..."}],"lemma":"yemlemek"},"YEMLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvana yem vermek, beslemek","example":"Teri kuruyan hayvanları ahıra çektiler, yemlediler."},{"pos":"v","definition":"Yem takmak","example":"Paraketalarımızı yemledik, çekidüzen verdik..."}]},"YEMYEŞİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her yanı yeşil; çok yeşil","example":"O gün de deniz su değil, inadına yemyeşil bir aydınlık, bir parlayıştı."}]},"YEMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama","example":"Yaşı daha kırk bile yok diye yeminler, kasemler, antlar..."}]},"YEMİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ","example":null},{"pos":"n","definition":"Dutgillerden, asıl yurdu Akdeniz kıyıları olan, yaprakları geniş dilimli olan ağacın yaş veya kuru olarak yenilen etli, tatlı meyvesi","example":null}]},"YEMİŞEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, meyvesi elmaya benzeyen, yaprakları kısa saplı, yumurtamsı biçimde ve kenarları dişli olan, dikenli bir bitki","example":null}]},"YEMİŞLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağaçlar meyve vermek","example":null}],"lemma":"yemişlenmek"},"YEMİŞÇİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yemişle beslenen","example":null}]},"YEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Japon para birimi","example":null},{"pos":"v","definition":"Savaş veya yarışmada üstünlük sağlamak, üstün gelmek","example":null}]},"YENGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir erkeğin kendi karısından söz ederken kullandığı ad","example":"Biz şimdi yenge ile bir Köroğlu bir Ayvaz."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin kardeşinin, dayısının veya amcasının karısı","example":null}]},"YENGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemesi hoş nesne","example":null},{"pos":"n","definition":"İçine peynir ve sucuk konularak hazırlanan tost","example":null}]},"YENGEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eklem bacaklılardan, kabuklu, birinci ayak çifti iki kıskaç olarak gelişmiş, eti için avlanan, suda yaşayan bir böcek, Brachyura","example":null}]},"YENGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok emek ve tehlikeli uğraşmalar pahasına erişilen mutlu sonuç","example":null}]},"YENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Savaş veya yarışmada üstünlük sağlamak, üstün gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Oyunda, kumarda kazanmak","example":null}]},"YENİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eskimemiş, kullanılmamış","example":null},{"pos":"adj","definition":"Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan","example":"Yeni haber. Yeni moda."}]},"YENİDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başından alarak, bir kez daha","example":null}]},"YENİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hayvanın veya böceğin bir şeyi yiyerek onda bıraktığı iz","example":"Boynunda pire yenikleri vardı."},{"pos":"adj","definition":"Savaş veya yarışmada yenilmiş","example":"Düşman daha görünmeden kendini yenik sayanla, bunu gerçekten boğuşup yenme sayan arasında ne fark vardır?"}]},"YENİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimse veya bir şeyin yerine yenisini koymak","example":"Fatih Sultan Mehmet onu onarttığı gibi III. Murat da 1582 yılında yenilemiştir."}],"lemma":"yenilemek"},"YENİLGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işte, bir uğraşta başarısızlığa uğrama","example":null},{"pos":"n","definition":"Yenilen bir ordunun, düzen bağını yitirerek asker onurunun gerektirdiği bütün bağları bozması","example":null}]},"YENİLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eskimiş, zararlı veya yetersiz sayılan şeyleri yeni, yararlı ve yeterli olanlarıyla değiştirme","example":"Makine yağının kokusunu, yeniliklerin çürümeye bırakılmasının hüznünü ilk kez o araçta oynarken duydum."},{"pos":"n","definition":"Yeni olma durumu veya yeni olan bir şeyin özelliği","example":null}]},"YENİÇERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orhan Gazi tarafından Yeniçeri Ocağı adıyla 1362'de kurulan, İkinci Mahmut zamanında 1826'da Nizamıcedit adındaki asker ocağının kurulmasıyla ortadan kaldırılan Osmanlı İmparatorluğu'nun piyade asker sınıfı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu asker sınıfından olan er","example":null}]},"YENİŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini yenmeye çalışmak","example":null}],"lemma":"yenişmek"},"YENİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini yenmeye çalışmak","example":null}]},"YEPELEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnce yapılı, zarif, davranışlarıyla hoşa giden","example":null}]},"YEPYENİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok temiz, her yanı temiz","example":null},{"pos":"adj","definition":"O güne kadar karşılaşılmamış, şaşılacak nitelikte olan","example":"Batı tiyatrosu Türkiye için yepyeni bir şey olduğu için sıfırdan başlamak gerekiyordu."}]},"YER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzü, toprak; bir şeyin bulunduğu nokta","example":"Yere bir yaprak düştü."}]},"YERALTI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gizli ve zararlı çalışma","example":null},{"pos":"n","definition":"Yerin yüzeyi altındaki bölümü","example":null}]},"YERBERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gök cisminin gerçek veya görünür yörüngesinin yere en yakın noktası","example":null}]},"YEREL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir yöre, yer ya da yurt içi ile ilgili; belirli bir yöre, yer veya yurt içinde yapılan; bir yörenin, yerin veya yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gözlem yerine veya gözlemcinin bulunduğu yere ilişkin","example":null}]},"YERELLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir yöreye özgü özellik kazanmak","example":null}],"lemma":"yerelleşmek"},"YEREY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeryüzü parçası, yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunun oluşumu bakımından ele alınan herhangi bir parçası","example":null}]},"YEREŞEĞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kın kanatlılarından, başı ve makasları iri bir böcek","example":null}]},"YERGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi, bir göreneği yermek için yazılmış yazı veya söylenmiş söz","example":null}]},"YERKÜRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstünde yaşadığımız gök cismi","example":null}]},"YERLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Rahat bir biçimde oturmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yaşamak için uygun şartlar bularak yaşamak, yaşamaya başlamak","example":"Rıza böylece ahırın üst katındaki dairesine yerleşti."}],"lemma":"yerleşmek"},"YERLEŞKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şehir dışında kurulmuş bir üniversitenin alanı ve yapıları","example":null}]},"YERLEŞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir yere yerleşmiş","example":"Onlar yerleşik toplumlar, herkesin yeri belli, öyle vırt zırt oradan oraya geçilemez."},{"pos":"adj","definition":"Bir yerde varlığını sürekli olarak sürdürecek olan","example":"Türkler Anadolu'ya gelmeden önce de muhtelif ülkelerde yerleşik medeniyete geçmişler, büyük şehirler kurmuşlardır."}]},"YERLEŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde yaşama; iskân","example":"Bu bölgede yapılan çalışmalar, insan yerleşiminden önce tilkilerin doğal habitat olarak burayı kullandığını gösteriyor."}]},"YERLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan kimse","example":"Bizim arkadaş buranın yerlisidir."},{"pos":"adj","definition":"Belli bir yöre, yer ya da yurt içi ile ilgili; belirli bir yöre, yer veya yurt içinde yapılan; bir yörenin, yerin veya yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan","example":"Yerli halıları gördüm, koyu sıcak kırmızılarla diri maviler ağır basıyordu."}]},"YERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey, bir kimse, bir düşünce ve benzerini kötü, iğrenç veya aşağılık bularak ondan uzak durma duygusuna kapılmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir kimsenin kötülüklerini söylemek","example":"Şiirinde hep hocaları yermiş"}]},"YERSİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Barınacak yeri ya da belirli bir adresi olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yerinde olmayan; uygunsuz; anlamsız; manasız","example":"Hepsini birden istemek / Yersiz / Zamanı var / Biz zengin değiliz"}]},"YERYÜZÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dünyanın dışını çepeçevre kaplayan, üzerinde karalar ve denizlerin bulunduğu bölüm","example":null},{"pos":"n","definition":"Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler","example":null}]},"YERÖTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer çevresinde dolanan bir uydunun yörüngesi üzerinde yere en uzak nokta","example":null}]},"YERİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer sözcüğünün tamlayan biçimi: yerin altı, yerin yüzü","example":"Yerin altında mağaralar var."}]},"YERİNDE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gereksinimlere cevap veren, ihtiyaçları karşılayan (miktarda olan)","example":null},{"pos":"adv","definition":"Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde","example":null}]},"YERİNE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir şeyin veya bir kimsenin namına, hesabına","example":null},{"pos":"adv","definition":"Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere","example":null}]},"YERİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acılı durumda, üzüntü duymak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yaptığı bir işin yanlış veya uygunsuz sonuç verdiğini anlamak","example":null}]},"YESTEHLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücuttan dışkıyı çıkarmak","example":null}],"lemma":"yestehlemek"},"YET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak, yeter olmak","example":"Bu kadar malzeme tüm sınıfa yetecek kadar gitmeli."},{"pos":"v","definition":"İnsanın bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş olmak","example":null}],"lemma":"yetmek"},"YETENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği","example":null},{"pos":"n","definition":"Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü","example":"Görme, işitme, telkine uyma birer yetenektir."}]},"YETER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gereksinimlere cevap veren, ihtiyaçları karşılayan (miktarda olan)","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kâfi, yetişir, yeterli anlamlarında bir söz","example":null}]},"YETERLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gereksinimlere cevap veren, ihtiyaçları karşılayan (miktarda olan)","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgisi olan","example":null}]},"YETERLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi başarabilme yetki ve yeteneği, görevini yerine getirme gücü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgi","example":null}]},"YETERSİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gereken, istenen niteliği olmayan","example":"Fakat anladığına göre, bu önlemlerin hepsi de yetersiz kalmıştı."},{"pos":"adj","definition":"Gerekli bilgi ve yeteneği olmayan, yeterliği olmayan, kifayetsiz, ehliyetsiz","example":null}]},"YETKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü","example":null},{"pos":"n","definition":"Yeterliğine herkesi inandırarak bir kimsenin kendisine sağladığı itaat ve güven","example":null}]},"YETKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak","example":null}]},"YETKİLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir işte yetkisi olan (kimse)","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir görevi ya da bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak verilmiş (kimse)","example":null}]},"YETKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerekli olgunluğa erişmiş, olgun","example":null}]},"YETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak, yeter olmak","example":"Bu kadar malzeme tüm sınıfa yetecek kadar gitmeli."},{"pos":"v","definition":"İnsanın bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş olmak","example":null}]},"YETMİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altmış dokuzdan sonra gelen sayının adı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu sayıyı gösteren 70, LXX rakamlarının adı","example":null}]},"YETMİŞER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yetmiş sayısının üleştirme biçimi, her birine yetmiş, her defasında yetmişi bir arada olan","example":null}]},"YETİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bellek, usa vurma, algılama veya imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsanda bulunan, bir şeyi yapabilme gücü","example":"Düşünme, söyleme birer yetidir."}]},"YETİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gereken niteliğe veya olgunluğa erişmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş, ağırbaşlı kimse, kâmil","example":null}]},"YETİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Babası ölmüş olan çocuk; babasız","example":null}]},"YETİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğuna gerek görmemek, daha çoğunu istememek","example":null}],"lemma":"yetinmek"},"YETİNGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Azla yetinen, elindeki ile yetinen","example":null}]},"YETİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi kendisi için yeter bularak daha çoğuna gerek görmemek, daha çoğunu istememek","example":null}]},"YETİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitirmek; tamamlamak","example":"Neticede tüm işleri yetirdik."},{"pos":"v","definition":"Besleyip büyütmek, yetiştirmek","example":"Oğlan yetir, kız yetir, ağır yükü sen götür."}],"lemma":"yetirmek"},"YETİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitirmek; tamamlamak","example":"Neticede tüm işleri yetirdik."},{"pos":"v","definition":"Besleyip büyütmek, yetiştirmek","example":"Oğlan yetir, kız yetir, ağır yükü sen götür."}]},"YETİŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek","example":"Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti."},{"pos":"v","definition":"Erişilmek istenen yere ayak basmak","example":null}],"lemma":"yetişmek"},"YETİŞKİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanunların belirttiği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gereken niteliğe veya olgunluğa erişmiş","example":null}]},"YETİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek","example":"Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti."},{"pos":"v","definition":"Erişilmek istenen yere ayak basmak","example":null}]},"YETİŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğretmen olabilmek için alınan mesleki eğitim derslerinin bütünü","example":null}]},"YEVMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her günkü, günlük","example":null}]},"YEVMİYE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Süreklice, sürekli olarak","example":"Yevmiye şu kadar su harcanıyor."},{"pos":"n","definition":"Bir günlük çalışma karşılığı verilen ücret","example":null}]},"YEYGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanlar için saklanan kışlık yiyecek, yem","example":"Akşama doğru Gökbel'den kurtulmuşlardı ama yeygi işleri yine ters gitti."}]},"YEZİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanları birtakım hilelerle şaşırtıp paralarını çalan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Nefret edilen kimseler için kullanılan bir söz","example":"Kolay canı çıkar mı o yezidin?"}]},"YEĞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir başkasından daha çok beğenilip tercih edilen, üstün görülen","example":null}]},"YEĞEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine göre, kardeş, amca, hala, dayı veya teyzenin çocuğu","example":"Ama yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur."},{"pos":"n","definition":"Tüylü dişi deve ile tek hörgüçlü erkek devenin geriye melezlenmesiyle elde edilen bir deve türü","example":null}]},"YEĞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Diğerlerinden daha üstün görüp bir şeye yönelmek","example":"Aslında susmayı yeğlerdi şu anda."}],"lemma":"yeğlemek"},"YEĞLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Diğerlerinden daha üstün görüp bir şeye yönelmek","example":"Aslında susmayı yeğlerdi şu anda."}]},"YEĞNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tartıda ağırlığı az gelen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ciddi olmayan","example":null}]},"YEĞNİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz görmek","example":null}],"lemma":"yeğnilemek"},"YEĞNİSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz görmek","example":null}],"lemma":"yeğnisemek"},"YEĞREK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir başkasından daha çok beğenilip tercih edilen, üstün görülen","example":null}]},"YEĞİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü olan, şiddetli, kuvvetli","example":null},{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir yönden üstün, iyi","example":null}]},"YEİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Umutsuzluktan doğan karamsarlık, üzüntü","example":"Seni bu derece derin bir ızdıraba, karanlık bir yeise düşüren şey nedir?"}]},"YEŞER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yeşil renk almak, yeşil olmak","example":null}],"lemma":"yeşermek"},"YEŞERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yeşil renk almak, yeşil olmak","example":null}]},"YEŞERTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeşermiş yer","example":null}]},"YEŞİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarı ile mavinin karışmasından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk","example":"Memleket isterim / Gök mavi, dal yeşil / Tarla sarı olsun / Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun"},{"pos":"adj","definition":"Yenecek kadar olgun olmayan meyve","example":null}]},"YEŞİLBAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ördekgillerden, tüyleri mavi, beyaz, kara, kahverengi, erkeğinin başı yeşil renkli bir yaban ördeği türü","example":null}]},"YEŞİLLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yeşil renk almak, yeşil olmak","example":"Hayat sanki yeniden doğar, ağaçlar yeşillenir."},{"pos":"v","definition":"Başkasının malında gözü olmak, elde etmeye çalışmak","example":null}],"lemma":"yeşillenmek"},"YEŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenen, değerli bir taş","example":null}]},"YIK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yıkımına yol açmak, zarar vermek","example":"Bu acı onu yıkar."},{"pos":"v","definition":"Kurulu bir şeyi dikkatsizlik veya öfkeyle parçalayarak dağıtmak, bozmak, kırılmasına neden olmak","example":null}],"lemma":"yıkmak"},"YIKA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Su veya başka bir sıvı kullanarak bir şeyi temizlemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Çözünmeyen bir çökeltiden ayrılması istenen suda çözünür maddeleri, yıkama yoluyla temizlemek","example":null}],"lemma":"yıkamak"},"YIKAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Su veya başka bir sıvı kullanarak bir şeyi temizlemek","example":null},{"pos":"v","definition":"Çözünmeyen bir çökeltiden ayrılması istenen suda çözünür maddeleri, yıkama yoluyla temizlemek","example":null}]},"YIKAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi vücudunu yıkamak","example":null}],"lemma":"yıkanmak"},"YIKANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi vücudunu yıkamak","example":null}]},"YIKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuş yapı","example":"Hazine boş, millet yoksul, ülke bir yıkılar yığını idi."}]},"YIKIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Salaş, yıkılmış olan, harap","example":null}]},"YIKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı protoplazmayı yapan büyük ve karmaşık yapılı moleküllerin enerji çıkararak yanması","example":null},{"pos":"n","definition":"Yıkma işi","example":null}]},"YIKINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıkım, çökme","example":null},{"pos":"n","definition":"Yıkılan bir şeyin parçaları, kalıntıları","example":"Ateşoğlu'nun evinin biraz ötesinde bir ev yıkıntısı keşfettim."}]},"YIKIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki kişi türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışmak","example":null}],"lemma":"yıkışmak"},"YIKIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki kişi türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışmak","example":null}]},"YIKKIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak duruma gelmiş, yıkkın, viran","example":null}]},"YIKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yıkımına yol açmak, zarar vermek","example":"Bu acı onu yıkar."},{"pos":"v","definition":"Kurulu bir şeyi dikkatsizlik veya öfkeyle parçalayarak dağıtmak, bozmak, kırılmasına neden olmak","example":null}]},"YIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Miladi takvime göre ocak ayının birinde başlayıp aralık ayının otuz birinde sona eren on iki aylık dönem","example":null},{"pos":"v","definition":"Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek","example":"Yıllardır aynı tatil yerine gitmekten gına geldi, artık yeni yerler keşfetmek istiyor."}]},"YILAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürüngenlerden, ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sinsi ve hain","example":"Gözlerinde ancak annemin bildiği bir yılan ışıltısıyla gülüyor."}]},"YILANCIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En çok yılanla beslenen bir kuş","example":null}]},"YILBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ocak ayının birinci günü","example":"Ben, bizde yılbaşını kutlulamak diye bir görenek olduğunu bilmiyorum."}]},"YILDIRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık","example":null},{"pos":"adj","definition":"Parıldayıcı; parıldayan","example":null}]},"YILDIRIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gök gürültüsü ve şimşekle görülen, hava ile yer arasındaki elektrik boşalması","example":null},{"pos":"n","definition":"1955 doğumlu, Türk siyasetçi, ulaştırma, denizcilik ve haberleştirme bakanı, ve Türkiye başbakanı","example":null}]},"YILDIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç","example":null},{"pos":"n","definition":"Güneş ve ay dışında gökyüzünde görülen ışıklı gök cisimlerinden her biri","example":"Yıldızlardan yükselen kadehler gördük."}]},"YILDIZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Rüzgâr kuzeyden esmeye başlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bulutlar sıyrılıp yıldızlar görünür olmak","example":null}],"lemma":"yıldızlamak"},"YILGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli nesneler veya durumlar karşısında duyulan olağan dışı güçlü korku","example":null}]},"YILGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Morali bozulmuş; çökmüş","example":"Böyle manen bozgun, yılgın ve bedenen bitkin bir hâlde köye varıyoruz."},{"pos":"adj","definition":"Bıkmış; usanmış","example":null}]},"YILIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çarpık, eğri ağız","example":null},{"pos":"adj","definition":"Şaşı göz","example":null}]},"YILIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yapmacık davranışlarla hoş görünmeye çalışmak","example":"Ben ne kadar şiddetli hareket edersem o da o kadar yılışıyor, pısırık pısırık gülüyor."}],"lemma":"yılışmak"},"YILIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapmacık davranışlarla hoş görünmeye çalışan","example":"O hanende denilen yılışık boşboğaza ne diyeyim?"}]},"YILIŞKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hoşa gitmek düşüncesiyle sürekli olarak ve yapmacıklı bir biçimde gülen kimse","example":null}]},"YILIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yapmacık davranışlarla hoş görünmeye çalışmak","example":"Ben ne kadar şiddetli hareket edersem o da o kadar yılışıyor, pısırık pısırık gülüyor."}]},"YILKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At, eşek gibi tek tırnaklı hayvan sürüsü","example":"Yaban atlarının yılkı sürüsünde, toynakları toprağı döven deli kısraklar."},{"pos":"n","definition":"Başıboş bırakılmış at veya eşek","example":null}]},"YILLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerde uzun süre kalmak","example":"Gittiğin yerde yıllarsın, vaktinde dönmezsin."}],"lemma":"yıllamak"},"YILLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerde uzun süre kalmak","example":"Gittiğin yerde yıllarsın, vaktinde dönmezsin."}]},"YILLARCA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yıllar boyu, birçok yıl","example":null}]},"YILLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yılın gün, hafta, ay vb. bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım astronomi, meteoroloji, istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir yıl için","example":null}]},"YILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek","example":"Yıllardır aynı tatil yerine gitmekten gına geldi, artık yeni yerler keşfetmek istiyor."},{"pos":"v","definition":"Bir işten gözü korkup vazgeçmek","example":"On beş dakika içinde onlar kadar yılmış, onlar kadar güçten kuvvetten kesilmişti."}]},"YILMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işten gözü korkup vazgeçmeyen (kimse)","example":null}]},"YIPRA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aşınıp eskimek, ince duruma gelmek","example":null}],"lemma":"yıpramak"},"YIPRAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yıpranmış; aşınmış; eski","example":"İç cebindeki meşin cüzdandan çıkardığım, ortasından ikiye bölünmüş yıprak bir sarı kâğıdı uzatıyorum."}]},"YIPRAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aşınıp eskimek, ince duruma gelmek","example":null}]},"YIPRAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zamanla veya çok kullanılma sonucu eskimek","example":"Gömleği ütülü ama yıpranmıştı."},{"pos":"v","definition":"Makine veya makine parçaları aşınıp bozulmak","example":"Dikiş makinesi kullanıla kullanıla yıprandı."}],"lemma":"yıpranmak"},"YIPRAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok kullanarak eskimiş duruma getirmek","example":null}],"lemma":"yıpratmak"},"YIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebî anlatım biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Ezgi; türkü; nağme","example":null}]},"YIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir besteye göre güfteyi uyumlu olarak okumak","example":null}],"lemma":"yırlamak"},"YIRLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belirli bir besteye göre güfteyi uyumlu olarak okumak","example":null}]},"YIRT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığına son vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak","example":null}],"lemma":"yırtmak"},"YIRTICI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnce, keskin ses","example":null},{"pos":"adj","definition":"Beslenmek için başka hayvanları parçalayarak yiyen hayvan","example":null}]},"YIRTIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yarılarak açılmış yer, geniş çatlak","example":null},{"pos":"adj","definition":"Parça parça olmuş, eskiyip parçalanmış, işe yaramayan","example":"Çatıların üstüne çöp yığınlarından ayıkladıkları naylonları, yırtık pırtık savanları, delik deşik kilimleri serdiler."}]},"YIRTIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Parçalanırcasına bağırmak","example":"Ağlıyor, yırtınıyor, dövünüyor fakat adamakıllı yuvarlanmaya başladığım hissini veren bu hâlden silkinemiyorum."},{"pos":"v","definition":"Bir konuda kendini yoracak kadar çok uğraşmak","example":"Aylardan beri yırtınıp durdum bu görüşmeyi ayarlayabilmek için."}],"lemma":"yırtınmak"},"YIRTLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Göz kuyruğu yırtılmış gibi açık duran göz","example":null}]},"YIRTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığına son vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak","example":null}]},"YIRTMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla etek, paça veya kol yeninde, dikilmemiş uzunca açıklık","example":null}]},"YIVIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cıvık bir duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Teklifsiz ve laubali olmak","example":"Devlet adamı saygın kişiliğini böyle gösterir yoksa sırıtıp yıvışıp dedikodu dergilerinin flaşlarına poz vererek değil."}],"lemma":"yıvışmak"},"YIVIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yapmacık davranışlarla hoş görünmeye çalışan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bulaştığı yerden kolay temizlenemeyen","example":null}]},"YIVIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Cıvık bir duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Teklifsiz ve laubali olmak","example":"Devlet adamı saygın kişiliğini böyle gösterir yoksa sırıtıp yıvışıp dedikodu dergilerinin flaşlarına poz vererek değil."}]},"YIĞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tek tek durumdaki şeyleri bir yerde birlik haline getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir tepe oluşturacak biçimde üst üste koymak","example":"Odunları bodruma yığ ."}],"lemma":"yığmak"},"YIĞILIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gereksinimi karşılayacak maddeden çok miktarda yığma, depolama","example":"İhracat planı iptal olunca, firmada büyük bir stok yığılması meydana geldi."},{"pos":"n","definition":"Bir satış yerinde satışa hazır bulundurulan malların tümü","example":null}]},"YIĞILIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir araya gelmek, bir yerde birikmek","example":null}],"lemma":"yığılışmak"},"YIĞIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe","example":null},{"pos":"n","definition":"Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle","example":"Yığınlardan kopmuş hiçbir eylem, başarıya ulaşamaz."}]},"YIĞINAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin bir yerde çokça birikmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir hücreli bitkilerin bir araya gelerek oluşturdukları küme","example":null}]},"YIĞINLA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, yeterinden fazla","example":null}]},"YIĞINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir araya yığılmış şeyler kümesi","example":null}]},"YIĞIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üst üste birikmiş","example":null}]},"YIĞIŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Molozların çimento durumuna dönüşmesiyle oluşan kütle","example":null}]},"YIĞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tek tek durumdaki şeyleri bir yerde birlik haline getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir tepe oluşturacak biçimde üst üste koymak","example":"Odunları bodruma yığ ."}]},"YOBAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan kimse","example":null}]},"YOGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ruhsal yaşama ve bedene egemen olmayı amaçlayan Hint felsefe sistemi","example":null}]},"YOGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoga felsefesini uygulayan kimse","example":null}]},"YOK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bulunmayan, mevcut olmayan (nesne, kimse vb.)","example":"Burada kimse yoktur. Yoklamada yok olan öğrenciler ceza görecek."},{"pos":"n","definition":"Olmayan, bulunmayan şey","example":"Sen yoktan anlamaz mısın?"}]},"YOKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kontrol amaçlı okumak, bakmak","example":"Gecenin bir vaktinde şeytan gelmiş yoklamış."},{"pos":"v","definition":"Durum, bilgi, niyet ve benzerini belirlemeye veya anlamaya çalışmak","example":"Kalbimi ne zaman yokladımsa ona dair bir iz bulamadım."}],"lemma":"yoklamak"},"YOKLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kontrol amaçlı okumak, bakmak","example":"Gecenin bir vaktinde şeytan gelmiş yoklamış."},{"pos":"v","definition":"Durum, bilgi, niyet ve benzerini belirlemeye veya anlamaya çalışmak","example":"Kalbimi ne zaman yokladımsa ona dair bir iz bulamadım."}]},"YOKSA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Öyle olmazsa anlamında kullanılan bir söz","example":null}]},"YOKSUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçinmekte çok sıkıntı çeken","example":"Onun gibi bir yoksuza kız verilir mi?"},{"pos":"adj","definition":"İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan; yetersiz","example":"Yazılarını okudum, sözlerini dinledim, bilgice onu biraz yoksul buldum."}]},"YOKSUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir şeyden kendisinde olmayan, belli bir şeyin yokluğunu çeken","example":null}]},"YOKUMSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Var olan bir şeyi yok olarak kabul etmek","example":null}],"lemma":"yokumsamak"},"YOKUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen eğimli yer","example":"Dolana dolana yaylanın yokuşunu çıktım."}]},"YOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden bir yere gidilen yer","example":"Köye giden yol çok güzel."}]},"YOLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Engebeli yerlerden gelip geçenlerin, hayvanların ayak izlerinden oluşan, tekerlekli araç işlemeyen dar yol","example":"Evlerinin önü yoldur yolaktır / Başımızda dönen derttir dolaptır"}]},"YOLCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolculuğa çıkmış kimse","example":"İbrahim Ağa isminde tatlı dilli bir yolcu var."},{"pos":"n","definition":"Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse","example":"Gişelerin önünde işsiz güçsüzler, erken gelen yolcular dolanıyordu."}]},"YOLDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri","example":"Zeynep ve Ali, birbirlerinin can yoldaşı olduklarını her an hissettiriyorlar; en zor günlerinde bile birbirlerine destek olmayı asla ihmal etmiyorlar."},{"pos":"n","definition":"Yol arkadaşı","example":"Elli yıldır şu ömür kervanının yolcusuyum / Öyle her yoldaşı sevmezse de azade huyum"}]},"YOLKESEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolda engelleme yapıp soygun düzenleyen","example":null}]},"YOLLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere doğru yola çıkarmak, yollamak, ulaşmasını, gitmesini sağlamak","example":"Hekim hademeleri aşağıya yolladı."},{"pos":"v","definition":"Birine esenleme haberi göndermek","example":"Şimdi müdüre bir selam yollar, müşkülünü çözeriz."}],"lemma":"yollamak"},"YOLLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere doğru yola çıkarmak, yollamak, ulaşmasını, gitmesini sağlamak","example":"Hekim hademeleri aşağıya yolladı."},{"pos":"v","definition":"Birine esenleme haberi göndermek","example":"Şimdi müdüre bir selam yollar, müşkülünü çözeriz."}]},"YOLLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yol masrafı olarak ödenen para","example":null},{"pos":"n","definition":"Yolculuk sırasında yenmek üzere hazırlanan yiyecek","example":null}]},"YOLMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitki, tüy ve benzerini çekerek yerinden çıkarmak, çekip koparmak","example":"Tavşanlar güzelim havuçları yolmuş."},{"pos":"v","definition":"Dolandırarak, hile ile birinin parasını almak","example":null}]},"YOLSUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kurallara aykırı; uygunsuz; yöntemsiz; düzensiz; yersiz; usulsüz; nizamsız","example":"Kaymakamın yolsuz icraatı, hususi hayatı hep burada konuşulur, kasabanın olup biten işleri hep burada öğrenilirdi."},{"pos":"adj","definition":"Yolu olmayan","example":"Bu dik, sarp ve yolsuz dağları arabalar, katırlar ve otomobillerle aşacaksınız."}]},"YOLUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yolunmuş olan","example":"Nuran, yoluk kaşlarını parmaklarıyla düzeltiyordu."}]},"YOLUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok kederlenerek çırpınmak","example":null}],"lemma":"yolunmak"},"YOLUNMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok kederlenerek çırpınmak","example":null}]},"YOLUYLA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Aracı olarak, bağlantı kurarak","example":null},{"pos":"adv","definition":"Usulüne uygun olarak; yöntemiyle","example":"Her işi yoluyla yapar."}]},"YOLÜSTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yolun hemen kenarı","example":null}]},"YOM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uğur; iyi talih; iyi haber","example":null}]},"YOMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan, üç veya dört kollu halat","example":null},{"pos":"n","definition":"Birçok ipin örülmesiyle oluşturulan, balıkçılıkta kullanılan halat","example":null}]},"YONCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden, başak durumundaki çiçekleri kırmızı veya mor renkli, hayvanlara yem olarak yetiştirilen çayır bitkilerinin genel adı","example":null}]},"YONGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesilen, yontulan veya rendelenen bir şeyden çıkan parça","example":"Ağaç yongası. Demir yongası."}]},"YONGALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yonga durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"yongalamak"},"YONGAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üç telli bağlama","example":null}]},"YONT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başıboş hayvan","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeye istenilen biçimi vermek için dış bölümünü keskin bir araçla biçmek, kesmek","example":"Boş zamanlarında tahta kaşık, kepçe yontar, geçimini bunları satarak sağlardı."}]},"YONTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeye istenilen biçimi vermek için dış bölümünü keskin bir araçla biçmek, kesmek","example":"Boş zamanlarında tahta kaşık, kepçe yontar, geçimini bunları satarak sağlardı."},{"pos":"v","definition":"Bir kimsenin azar azar parasını çekmek, birinden para sızdırmak","example":"Hacı beyi yontacak, ondan bir hayli fazla para sızdıracaktı."}]},"YONTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taş, tunç, bakır, kil, alçı vb. maddelerden yontularak, kalıba dökülerek veya yoğrulup pişirilerek biçimlendirilen eser","example":null}]},"YONTUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yontulmuş parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Yontulmuş yer","example":null}]},"YOR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olaya, bir duruma bir anlam vermek","example":"Gördüklerini kötü olarak yorumlamış ."},{"pos":"v","definition":"Bir sebebe bağlamak, bir duruma işaret saymak","example":"Rüyasında gördüklerini iyiye yordu ."}],"lemma":"yormak"},"YORDAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gösteriş, karşıdakini etkilemek amacıyla yapılan davranış","example":"O, sürekli pahalı arabasını ve markalı kıyafetlerini gururla sergileyerek, etrafındakilerin dikkatini çekmeye çalışıyordu."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb.","example":null}]},"YORGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biniciyi sarsmayan at yürüyüşlerinden biri","example":null}]},"YORGALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"At yorga yürümek, yorga gitmek","example":"Minik at yorgunlukla yorgalıyordu ."}],"lemma":"yorgalamak"},"YORGAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yatakta örtünmeye yarayan, içi pamuk, yün vb. şeylerle doldurularak dikilmiş geniş örtü","example":"Yatağının içinde, yorganı omzuna almış, bağdaş kurmuş, oturuyordu."}]},"YORGUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çalışma vb. sebeplerle beden veya zihin etkinliği yavaşlayan, yorulmuş olan","example":null}]},"YORMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olaya, bir duruma bir anlam vermek","example":"Gördüklerini kötü olarak yorumlamış ."},{"pos":"v","definition":"Bir sebebe bağlamak, bir duruma işaret saymak","example":"Rüyasında gördüklerini iyiye yordu ."}]},"YORT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sürekli yol yürümek","example":"Her gün yortmaktan ayaklarım ağrıyordu ."},{"pos":"v","definition":"İşsiz güçsüz gezmek","example":null}],"lemma":"yortmak"},"YORTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sürekli yol yürümek","example":"Her gün yortmaktan ayaklarım ağrıyordu ."},{"pos":"v","definition":"İşsiz güçsüz gezmek","example":null}]},"YORTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyan bayramı","example":null}]},"YORUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayı belli bir görüşe göre açıklama, değerlendirme","example":"Böyle bir yorum hiçbir şey öğretmez."},{"pos":"n","definition":"Bir yazının veya bir sözün, anlaşılması güç yönlerini açıklayarak aydınlığa kavuşturma","example":null}]},"YORUMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir müzik parçasını, bir tiyatro oyununu kendine özgü bir duyarlılık ve teknikle çalmak, söylemek veya oynamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir olaya, bir duruma bir anlam vermek","example":"Gördüklerini kötü olarak yorumlamış ."}],"lemma":"yorumlamak"},"YOSMA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şen, güzel, fettan genç kadın","example":"Bir yosma geçiyor kaldırımdan."},{"pos":"adj","definition":"Çok süslü giyinen ve modaya düşkün kadın, koket","example":null}]},"YOSUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tallı bitkilerin, çoğu sularda, ağaç veya taşların üzerinde yetişen, ilkel yapıdaki örneklerine verilen genel ad","example":null}]},"YOSUNCUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yosunla beslenen veya yosunların içinde yaşayan","example":null}]},"YOSUNLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yosun oluşmak, yosunla kaplanmak","example":null}],"lemma":"yosunlanmak"},"YOZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Soysuz; yozlaşmış","example":null},{"pos":"adj","definition":"Doğada olduğu gibi kalarak işlenmemiş olan","example":"Yoz toprak. Yoz bitki."}]},"YOZGAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"YOĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Türklerde ölüler için yapılan tören","example":null}]},"YOĞAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığı sona ermek","example":null}],"lemma":"yoğalmak"},"YOĞALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığı sona ermek","example":null}]},"YOĞALTIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üretilen veya yapılan şeylerin kullanılıp harcanması","example":null}]},"YOĞRUL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bazı konularla sürekli uğraşma sonucu deneyim sahibi olmak","example":"Bu problemler içinde yoğruldu."},{"pos":"v","definition":"Metal kap bir yere çarparak bir yanı eğrilmek, yamulmak","example":null}],"lemma":"yoğrulmak"},"YOĞRUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Katı veya toz durumundaki bir maddeyi herhangi bir sıvı ile karıştırarak hamur durumuna getirme işi","example":null}]},"YOĞUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Katlanmış, birikmiş","example":"O bölgede nüfus yoğundur."}]},"YOĞUNLAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde akımsız elektrik yükü biriktirilen cihaz","example":null}]},"YOĞUR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Katı veya toz durumundaki bir maddeyi herhangi bir sıvı ile karıştırarak hamur durumuna getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir kişiye istenilen nitelikleri kazandırmak, yeteneklerini geliştirmek","example":"Taşı yoğuran mimarın yanında bir de hayali yoğuran şair bulunuyordu."}],"lemma":"yoğurmak"},"YOĞURMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Katı veya toz durumundaki bir maddeyi herhangi bir sıvı ile karıştırarak hamur durumuna getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir kişiye istenilen nitelikleri kazandırmak, yeteneklerini geliştirmek","example":"Taşı yoğuran mimarın yanında bir de hayali yoğuran şair bulunuyordu."}]},"YOĞURT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maya katılarak koyulaştırılmış beyaz, kıvamlı bir süt ürünü","example":"Zehirlenmemek için tas tas yoğurt yediler."}]},"YOĞURTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yoğurt katmak","example":null}],"lemma":"yoğurtlamak"},"YOĞUŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yoğun duruma gelmek, konsantre olmak","example":"Reçel çok fazla yoğunlaşmış ."}],"lemma":"yoğuşmak"},"YOĞUŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yoğun duruma gelmek, konsantre olmak","example":"Reçel çok fazla yoğunlaşmış ."}]},"YUDUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir içişte yutulacak miktar","example":null}]},"YUDUMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yudum yudum içmek, acele etmeden yavaş yavaş içmek","example":null}],"lemma":"yudumlamak"},"YUFKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oklava ile açılan ince, yuvarlak hamur yaprağı","example":null},{"pos":"adj","definition":"İnce ve çabuk kırılır; dayanıksız","example":"Bu kapak pek yufka bir şey."}]},"YUHALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine \"yuha\" diye bağırmak","example":null}],"lemma":"yuhalamak"},"YUKARI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksek yer, üst taraf","example":"Yukarı bak, yıldızlar orada."}]},"YUKAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer katmanları kıvrımlarının tümsek bölümü","example":null}]},"YULAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerden, en çok hayvan yemi olarak yetiştirilen otsu bitki","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin tanesi","example":null}]},"YULAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere bağlamak veya çekerek götürmek için hayvanın başlığına veya tasmasına bağlanan ip","example":"Papaz beygirin yularını çekti."}]},"YUM":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kısarak kapamak, sıkarak kapalı duruma getirmek","example":"Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu."}],"lemma":"yummak"},"YUMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Su veya başka bir sıvı kullanarak bir şeyi temizlemek","example":"Evlerinin önü susam / Bir su bulsam yüzüm yusam"},{"pos":"n","definition":"Yuvarlak biçimde sarılmış iplik, yün vb. şey","example":null}]},"YUMAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yumak durumuna getirmek","example":"Kalan hamuru yumaklayıp bitirene kadar ağız açmadı."}],"lemma":"yumaklamak"},"YUMMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kısarak kapamak, sıkarak kapalı duruma getirmek","example":"Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu."}]},"YUMRU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yuvarlak, şişkin şey","example":"Alnında bir yumru var."},{"pos":"adj","definition":"Kabarmış ya da şişmiş olan","example":null}]},"YUMRUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parmakların avuç içine kapanmasıyla elin aldığı biçim","example":"Elini yumruk yaptı."}]},"YUMRUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elin, parmakların kapanmasıyla aldığı biçim ile vurmak","example":null}],"lemma":"yumruklamak"},"YUMRULAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yumru gibi olmak","example":null}],"lemma":"yumrulanmak"},"YUMUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kısarak kapanmış, sıkarak kapalı duruma getirilmiş gibi duran","example":"Uyandı, silkindi, yumuk gözlerini açarak yere sıçradı."}]},"YUMURCAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaramaz küçük çocuk","example":"Bizim yumurcaklar ağızları gibi açık o güzel gözleri yuvarlacık, verdiğim derse bakıyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Veba hastalığında koltuk altında veya kasıkta çıkan çıban","example":null}]},"YUMURTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavuk yumurtası","example":"İki sarılı yumurta yumurtlayan bu canım legornlar iki üç gün ara ile birer birer helak olup gitmişlerdi."},{"pos":"n","definition":"Erkeklik hormonunu oluşturan erkek cinsiyet bezi","example":null}]},"YUMURTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tavuk, kuş, balık vb. yumurta yapmak","example":"Baba yadigârı kümesteki tavuklar yumurtlamışsa ıspanaklı iki yumurta pişirirdi."},{"pos":"v","definition":"Uydurup söylemek veya söylenmemesi gereken şeyi açığa vurmak","example":"Bütün bu zırvaları kompliman diye söylemiyorsun da, ne diye yumurtluyorsun öyleyse?"}],"lemma":"yumurtlamak"},"YUMUŞA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Öfkesi, kızgınlığı, inadı geçmek","example":"Kurt hoca şimdi yumuşamış, el pençe divan duruyordu."},{"pos":"v","definition":"Sertliği kalmamak, yumuşak duruma gelmek","example":null}],"lemma":"yumuşamak"},"YUMUŞAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolay ezilen, sert olmayan","example":"Yumuşak bir yastık."}]},"YUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi vücudunu yıkamak","example":"Kuyunun başında mevtam yunuyor / Düşmanlarım kıs kıs olmuş gülüyor"}],"lemma":"yunmak"},"YUNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası","example":null}]},"YUNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıkanılacak yer","example":null}]},"YUNMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi vücudunu yıkamak","example":"Kuyunun başında mevtam yunuyor / Düşmanlarım kıs kıs olmuş gülüyor"}]},"YUNUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balinalardan, ılık ve sıcak denizlerde sürüler durumunda yaşayan, boyları 3 metreye kadar erişebilen, memeli deniz hayvanı","example":null}]},"YURDU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İğnenin arkasında iplik geçirilen delik","example":null}]},"YURT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Ev, arsa, bahçe vb. taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı, taşınmazlar, gayrimenkul","example":null}]},"YURTLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yeri yurt edinmek, oraya yerleşmek","example":null}],"lemma":"yurtlanmak"},"YURTSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yurt özlemi çekmek","example":null}],"lemma":"yurtsamak"},"YURTTAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yurtları veya yurt duyguları bir olanlardan her biri","example":"Yurttaşlarım arasında bana bu yabancılığı çektirmemek isteyenler de oldu tabii."}]},"YUSUFÇUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parlak renkli, iri kanatlı, büyük kız böceği","example":null},{"pos":"n","definition":"Dağlık ve ormanlık bölgelerde yaşayan, güvercine benzeyen, ondan daha küçük bir kuş","example":null}]},"YUSYUMRU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tam bir yumru durumuna gelmiş olan","example":null}]},"YUT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş olmayan bir durumu, güç şartları, eziyeti, sıkıntıyı üstlenmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Ağızda bulunan bir şeyi yutağa geçirmek","example":null}],"lemma":"yutmak"},"YUTAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağız ve burun boşluklarıyla gırtlak ve yemek borusu arasındaki boşluk","example":null}]},"YUTKUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tükürüğü yutmak veya bir şey yutuyormuş gibi gırtlağı hareket ettirmek","example":"Oturup oturup kalkıyor, ağzını açacakken hemen yutkunup kapıyor."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi söylemekle söylememek arasında duraksamak","example":null}],"lemma":"yutkunmak"},"YUTMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hoş olmayan bir durumu, güç şartları, eziyeti, sıkıntıyı üstlenmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Ağızda bulunan bir şeyi yutağa geçirmek","example":null}]},"YUTUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yutma işi","example":null}]},"YUVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk","example":"Diş yuvası. Kilit yuvası."},{"pos":"n","definition":"Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak","example":"Kuşlar yuva, dünyaevi yatak, dünya kapılarında yavrular kundak bekliyordu."}]},"YUVALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yuva yapmak","example":"Leylek bacaların üstünde yuvalar."}],"lemma":"yuvalamak"},"YUVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genellikle yuvarlak veya oval küçük cisim","example":null},{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim","example":null}]},"YUVARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Döndürerek tomar yapmak veya yuvarlak duruma getirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Hızla düşürmek, devirmek","example":"Topu merdivenlerden yuvarladı ."}],"lemma":"yuvarlamak"},"YUVARLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Top veya küre biçiminde olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Top veya küre biçiminde toparlak şey","example":null}]},"YUVGULA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerinden yuvgu geçirmek","example":null}],"lemma":"yuvgulamak"},"YÖN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Belli bir noktaya göre olan yer","example":null}]},"YÖNDEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yönü aynı olan, aynı yöne bakan","example":null}]},"YÖNEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli bir yön tutmak, yüzünü belli bir yöne doğru çevirmek, teveccüh etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Hedef almak","example":null}],"lemma":"yönelmek"},"YÖNELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli bir yön tutmak, yüzünü belli bir yöne doğru çevirmek, teveccüh etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Hedef almak","example":null}]},"YÖNELT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine bir şey söylemek; tevcih etmek","example":"Yine ünlü kişiler çeşitli konularda konuşur, ardından dinleyiciler onlara sorular yöneltirlerdi."},{"pos":"v","definition":"Birine veya bir şeye doğru bakmak","example":null}],"lemma":"yöneltmek"},"YÖNELTEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bisikletin ön tekerlek maşası üstüne bağlanmış, iki elle kullanılan yön değiştirme aracı","example":null},{"pos":"n","definition":"Taşıta istenilen yönü vermeye ve taşıtı belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan düzenek","example":null}]},"YÖNELTİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yöneltme işi","example":null}]},"YÖNELİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belli bir yöne çevrilmiş olan","example":"Biliyorum, zaten sizlere yönelik bir suçlama da yok."}]},"YÖNELİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitki, hayvan vb. canlı varlıkların, ışık, ısı, besin gibi türlü uyarıcı sebeplerin etkisi altında, bu uyarıcılara doğru veya tersine yer değiştirmeleri olayı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bireyin, karşılaştığı karışık ve sorunlu durumlar karşısında belirlediği tutum","example":null}]},"YÖNERGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda tutulacak yol için üst makamlardan alt makamlara belli bir esasa dayanarak verilen buyruk","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu buyrukların yazılı olduğu belge","example":null}]},"YÖNET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlamak, idare etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Program ve oyunların yapımını, gerçekleşmesini sağlamak","example":null}],"lemma":"yönetmek"},"YÖNETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlamak, idare etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Program ve oyunların yapımını, gerçekleşmesini sağlamak","example":null}]},"YÖNETMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse","example":"Bu çabam yönetmenlerin işine gelmedi."},{"pos":"n","definition":"Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse","example":null}]},"YÖNETSEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yönetimle ilgili","example":null}]},"YÖNETİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlama işi, çekip çevirme","example":null}]},"YÖNEYLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karmaşık sorunların çözümünde ve incelenmesinde bilimsel ve özellikle matematiksel yöntemlerin uygulanışı","example":null}]},"YÖNLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli bir yön tutmak, yüzünü belli bir yöne doğru çevirmek, teveccüh etmek","example":null}],"lemma":"yönlenmek"},"YÖNTEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan ilke","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilimde belli bir sonuca erişmek için, belli ilke ve kurallara göre izlenen yol","example":null}]},"YÖRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerin yakınında olan ve saran başka yerlerin bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Değirmenlerde, taşla kasnak arasında kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan un","example":null}]},"YÖREKENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle oturma alanı niteliğinde olan, şehir merkezinden uzakta veya sınırlarına yakın yerlerde bulunan şehir yöresi","example":null}]},"YÖRÜNGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hareketli bir noktanın izlediği veya çizdiği yol","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir gök cisminin hareketi süresince izlediği yol","example":null}]},"YÜCE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Derece veya makamı bakımından üstün olan","example":null}]},"YÜCEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüksek veya ulu bir duruma gelmek","example":null}],"lemma":"yücelmek"},"YÜCELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüksek veya ulu bir duruma gelmek","example":null}]},"YÜCELİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yıldızın ufuk üzerinde en yüksek noktaya geçiş durumu","example":null}]},"YÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesnelerin bütünü","example":"Tatile çıkarken tüm pılı pırtıyı toparlayıp arabaya yükledik, sanki evi taşıyoruz gibi."},{"pos":"n","definition":"Araba, hayvan ve benzerinin taşıdığı şeylerin hepsi","example":"Çölde yük götüren vasıta develer, insan taşıyan vasıta hecinlerdir."}]},"YÜKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Namusuna, onuruna zarar verecek bir suç yüklemek, kötü bir işe karışmış göstermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir işi veya bir sözü bir kimsenin yükümlülüğü altına sokmak, sorumlu tutmak, ondan bilmek","example":null}],"lemma":"yüklemek"},"YÜKLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cümlede oluş, iş ve hareket bildiren kelime veya kelime grubu","example":"Çocuk çalışkandır ve Çocuk çok çalışır örneklerinde çalışkandır ve çalışır birer yüklemdir."},{"pos":"n","definition":"Bir konu için olumlanan veya inkâr edilen şey; mahmul","example":null}]},"YÜKLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Namusuna, onuruna zarar verecek bir suç yüklemek, kötü bir işe karışmış göstermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir işi veya bir sözü bir kimsenin yükümlülüğü altına sokmak, sorumlu tutmak, ondan bilmek","example":null}]},"YÜKLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlerde yatak, yorgan gibi şeyleri koymaya yarayan yer veya büyük dolap","example":"Öbür yana dönüyor, kocaman bir yüklüğün kapısını açıyordum."}]},"YÜKSEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Derece veya makamı bakımından üstün olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. nitelikleri çok olan","example":"Vatana gözyaşı döktünse eğer / Varlığın bu yüksek gururu anlar"}]},"YÜKSEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yükseğe çıkmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Şiddeti giderek artmak","example":"Annemle kız kardeşlerimin ağıtları birden yükseldi."}],"lemma":"yükselmek"},"YÜKSELTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük tepe","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir noktanın deniz yüzeyinden olan yüksekliği","example":"Ankara'nın yükseltisi 850 metredir."}]},"YÜKSELİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yıldızın gök küresinde Ekvator düzlemine göre açısal uzaklığı","example":null}]},"YÜKSÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum","example":null},{"pos":"n","definition":"Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç","example":null}]},"YÜKSÜN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendinde bir gevşeklik duyarak bir işi yapmaya isteği olmamak ya da yapacağı işi ağır bir yük veya angarya olarak kabul etmek","example":null}],"lemma":"yüksünmek"},"YÜKÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılması zorunlu olan iş veya bir işi yapma zorunluluğu olma durumu","example":"Vergi yükümü yasayla konulur."}]},"YÜKÜMLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin sorumluluğunu üzerine almak","example":null}],"lemma":"yükümlenmek"},"YÜKÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir veya daha çok elektron kazanmış veya yitirmiş bir atom veya bir atom grubundan oluşmuş elektrik yüklü parçacık","example":null},{"pos":"v","definition":"Birinin önünde, saygı göstermek için eğilmek veya yere kapanmak","example":null}]},"YÜKÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin önünde, saygı göstermek için eğilmek veya yere kapanmak","example":null}]},"YÜLGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıraş için kullanılan, açılır kapanır, çok keskin bıçak, baş bıçağı, yülgü","example":null}]},"YÜLÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ustura ile kesilmiş kıl","example":null}]},"YÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyun tüyü","example":"Bu şiltenin yünü az gelmiş."},{"pos":"adj","definition":"Bu tüyden yapılmış","example":"Sırtımdaki kırmızı yün hırkam devamlı su çekiyordu."}]},"YÜPÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Telaşla öteye beriye koşmak","example":"Evde saatlerce yüpürdüm ."}],"lemma":"yüpürmek"},"YÜPÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Telaşla öteye beriye koşmak","example":"Evde saatlerce yüpürdüm ."}]},"YÜREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Göğüs boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ","example":"Bak ellerim nasıl titriyor, bak alnım nasıl yanıyor, bak yüreğime nasıl çarpıyor."}]},"YÜREKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü olmak, tehlikeyi korkusuzca karşılamak","example":"Okulda yazdığım bir oyun sahnelenince yüreklendiğimi anlattım."}],"lemma":"yüreklenmek"},"YÜREKTEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Temiz duygularla, saygı ile, samimi davranarak","example":null}]},"YÜRÜ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yolda ilerlemek","example":"Uzun bir yürüyüşe çıktık ve patikadan gitmeye devam ettik."}],"lemma":"yürümek"},"YÜRÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu'nda otuzar kişilik ocaklar olarak Rumeli'ye yerleştirilen ve savaş zamanlarında geri hizmetlerde çalıştırılan tımarlı asker; yörük","example":null},{"pos":"adj","definition":"Değişik şartlara bağlı olarak belli bir yöre içinde çadır, hayvan ve öteki araçlarla yer değiştiren","example":null}]},"YÜRÜMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Yolda ilerlemek","example":"Uzun bir yürüyüşe çıktık ve patikadan gitmeye devam ettik."}]},"YÜRÜRLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gereğinin yapılır olması durumu","example":"Yürürlükte bulunan kanunlar, usuller, kurallar. Fakat umumi hatlar yine yürürlükte idi."}]},"YÜRÜT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kabul edilmesi veya tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek","example":"Mütalaa yürütmek. Muhakeme yürütmek."},{"pos":"v","definition":"Gerektiği gibi yapmak, uygulamak","example":"İşlerini eskisi gibi yürütüyorlar."}],"lemma":"yürütmek"},"YÜRÜTEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni yürümeye başlayan çocukların çabuk yürümelerini sağlayan araç","example":"Ona dört ayaklı yürütenlerden aldık, sevindi."},{"pos":"n","definition":"Yürüme sorunu olan kimselerin kullandığı araç","example":null}]},"YÜRÜTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kabul edilmesi veya tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek","example":"Mütalaa yürütmek. Muhakeme yürütmek."},{"pos":"v","definition":"Gerektiği gibi yapmak, uygulamak","example":"İşlerini eskisi gibi yürütüyorlar."}]},"YÜRÜTÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kararı, bir yargıyı yerine getirme, uygulama","example":null},{"pos":"n","definition":"Yürütme işi","example":null}]},"YÜSRÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı ince işlerin yapımında kullanılan siyah bir ağaç ve bu ağacın kökü","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu kökten yapılmış olan","example":null}]},"YÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm","example":null},{"pos":"v","definition":"Üzerinde dalga oluşmak","example":null}]},"YÜZBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orduda rütbesi üsteğmenle binbaşı arasında olan subay","example":null}]},"YÜZBEYÜZ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Omuz omza, başa baş","example":null}]},"YÜZDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir işte aracı olan kimseye, görevinin karşılığı olarak yüzde hesabına göre verilen ücret","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir sayı sıfatı ile kullanıldığında yüze bölünen bir şeyin o kadarlık parçasını belirten bir söz","example":"Bir eli tabancalı militan mıdır, yoksa kesesini doldurmakla uğraşan iş adamlarından mıdır, mebus mudur hemen anlar ve bu anlayışlarında yüzde seksen yanılmazdı."}]},"YÜZER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüz sıfatının üleştirme biçimi, her birine yüz, her defasında yüzü bir arada olan","example":null}]},"YÜZEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm","example":null}]},"YÜZGEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balıklarda ve yüzen memelilerde karın ve göğüste çift, sırt, kuyruk ve anüste tek olarak bulunan, hareketi ve dengeyi sağlayan organ","example":null},{"pos":"adj","definition":"Suda iyi yüzen kimse veya hayvan","example":"Ördek yüzgeç bir kuştur."}]},"YÜZGÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün yüz","example":null}]},"YÜZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kusurunu veya suçunu yüzüne karşı söyleyip birini utandırmak","example":"Ben onun yaptıklarını bilirim, ama herkesin içinde yüzlemek istemedim."}],"lemma":"yüzlemek"},"YÜZLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kusurunu veya suçunu yüzüne karşı söyleyip birini utandırmak","example":"Ben onun yaptıklarını bilirim, ama herkesin içinde yüzlemek istemedim."}]},"YÜZLERCE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Pek çok; çok sayıda","example":"Yüzlerce, binlerce gün, ötekinden hiç farklı olmayarak geçmeyecek miydi sanki?"}]},"YÜZLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüz yüze gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir olayı ileri sürenle, inkâr eden kimseler yüz yüze gelerek sözlerini tekrarlamak","example":"Ben onunla her zaman yüzleşebilirim."}],"lemma":"yüzleşmek"},"YÜZLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"On kuralına göre yazılmış bir tam sayıda sağdan sola doğru üçüncü basamak","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yüzü, yüz tanesi bir arada olan","example":"Yüzlük paket. Yüzlük deste."}]},"YÜZMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzerinde dalga oluşmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kol, bacak, yüzgeç vb. organların özel hareketleriyle su yüzeyinde veya su içinde ilerlemek, durmak","example":"En sevdiği şeylerden biri gölde yüzmekti ."}]},"YÜZSUYU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin onuru, haysiyeti","example":null}]},"YÜZSÜZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Utanmaz; sıkılmaz; çekinmez; arsız","example":"Arkasından en yüzsüz tulumbacının ağzından çıkamayacak bir küfür daha..."},{"pos":"adj","definition":"Yüzü olmayan","example":null}]},"YÜZYIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzyıllık süre","example":null},{"pos":"n","definition":"İçinde yaşanılan zaman","example":null}]},"YÜZÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parmağa geçirilen genellikle metal halka","example":"Kalın parmaklarımın her bir boğumuna ayrı bir taştan, ayrı bir büyüklükte yüzükler geçirmişti."},{"pos":"n","definition":"Fincanlar altına yüzük saklayarak oynanılan bir oyun","example":"Büyüklerin yokluğundan istifade ederek kahvelerde bir iki el yüzük oynarlardı."}]},"YÜZÜNCÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüz sayısının sıra sıfatı, sırada doksan dokuzuncudan sonra gelen","example":null}]},"YÜZÜNDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir şeyin yada kişinin başka bir şeyin ya da eylemin olmasının, gerçekleşmesinin nedeni olduğunu ya da bir etmen olduğunu belirtmek amacıyla kullanılan bir söz","example":null}]},"YÜZÜSTÜ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yüzü yere gelecek biçimde","example":"Tam otların sarardığı zamanlar / Yere yüzükoyun uzanıyorum"},{"pos":"adv","definition":"Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda","example":null}]},"YÜĞRÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok çalışan, canlı, hareketli, etkin","example":null},{"pos":"adj","definition":"İyi yürüyen, iyi koşan","example":null}]},"YİLBİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı","example":null}]},"YİNE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başından alarak, bir kez daha","example":null},{"pos":"adv","definition":"Hem de, buna ek olarak","example":null}]},"YİNELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi bir kez daha yapmak","example":null}],"lemma":"yinelemek"},"YİRMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"On dokuzdan sonra gelen sayının adı","example":null},{"pos":"adj","definition":"İki kere on, on dokuzdan bir artık","example":"En az yirmi şiiri ezberimdeydi."}]},"YİRMİBİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eldeki kâğıtların sayı toplamının yirmi bir olmasına dayalı bir tür iskambil oyunu","example":null}]},"YİRMİNCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yirmi sayısının sıra sıfatı, sırada on dokuzuncudan sonra gelen","example":"Üzerimdeki kostüm yirminci yüzyıla aittir, kardeşim."}]},"YİRMİŞER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yirmi sayısının üleştirme sıfatı, her birine yirmi, her kezinde yirmisi bir arada olan","example":null}]},"YİRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yırtılma sonucu oluşmuş yarık","example":null},{"pos":"adj","definition":"Üst dudağı yarık olan kimse","example":null}]},"YİT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığı sona ermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Görünmez olmak, kaybolmak","example":null}],"lemma":"yitmek"},"YİTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığı sona ermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Görünmez olmak, kaybolmak","example":null}]},"YİTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kaybedilmiş; yitirilmiş","example":"Şikâyet etmeden yükünü çektiği yitik bir yaşamı olmalıydı."},{"pos":"n","definition":"Kayıp olan şey","example":null}]},"YİTİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yitmek işi","example":"Bunun yitimi sizden sorulur. Onun ölümü büyük bir yitimdir."}]},"YİTİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ne olduğunu, nerede olduğunu bilememek","example":null},{"pos":"v","definition":"Ölüm sonucu kaybetmek","example":"Dört oğlumun üçünü yitirdim ben burada"}],"lemma":"yitirmek"},"YİTİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ne olduğunu, nerede olduğunu bilememek","example":null},{"pos":"v","definition":"Ölüm sonucu kaybetmek","example":"Dört oğlumun üçünü yitirdim ben burada"}]},"YİV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dişli çarkta veya bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm","example":null},{"pos":"n","definition":"Ek çizgisi","example":null}]},"YİVAÇAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Metal çubuk ve borulara diş açan alet","example":null}]},"YİVLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bileyerek keskinleştirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Dikerek eklemek","example":null}],"lemma":"yivlemek"},"YİVLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bileyerek keskinleştirmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Dikerek eklemek","example":null}]},"YİYECEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek","example":null}]},"YİYİCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gereğinden çok yemek yiyen, doymak bilmeyen kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için mal veya para olarak sağlanan çıkarı alan ya da kullanan (kimse)","example":null}]},"YİYİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeme işi","example":null}]},"YİYİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yiyecek, yenilecek, atıştırılacak şey","example":"Esnaf ve tecimenlerin konak ve yalılarında da yiyinti işleri her türlü sınırı aşar."}]},"YİĞİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tehlikeyi korkusuzca karşılayan, hiçbir şeyden korkusu olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Savaşta veya tehlikeli bir durumda yararlık gösteren kimse","example":null}]},"YİĞİTLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü olmak, tehlikeyi korkusuzca karşılamak","example":null}],"lemma":"yiğitlenmek"},"ZAAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşkünlük, eksiklik, yetersizlik, zayıflık, dayanamama","example":null},{"pos":"n","definition":"İrade zayıflığı","example":"Hükümdarların yumuşak kalpliliğini zaaf sayan umumi hüküm belki de haklıdır."}]},"ZABIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi","example":null}]},"ZABITA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanunlarla belediyeye verilmiş emir ve yasakları belediye sınırları içerisinde takip etmekle görevli kolluk kuvveti","example":null},{"pos":"n","definition":"Belediye hizmetlerinin güvenliğini sağlamakla görevli yönetim","example":null}]},"ZABİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rütbesi teğmenden binbaşıya kadar olan asker","example":"Bu karanlık günler, senin gibi genç, ateşli, imanlı zabitlerin gayreti ile aydınlanacak!"},{"pos":"adj","definition":"Tuttuğunu koparan, dediğini yaptıran","example":null}]},"ZADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek evlat","example":null},{"pos":"adj","definition":"Doğmuş, dünyaya gelmiş","example":null}]},"ZAFER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok emek ve tehlikeli uğraşmalar pahasına erişilen mutlu sonuç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yarışma veya uğraşıda çaba harcayarak elde edilen başarı","example":"Uzun tedris ve terbiye hayatınız, evvela müşkülatla dolu ve sonrası zafere ermiş çetin bir mücadele ve mücahede hayatıdır."}]},"ZAFRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Süsengillerden, baharda çiçek açan, 20-30 santimetre boyunda, soğanlı kültür bitkisinin tepeciklerinin kurutulmasıyla elde edilen, bazı yiyecek ve içeceklere tat, koku ve sarı renk vermekte kullanılan toz","example":null}]},"ZAFİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitkin olma durumu, bir işi yapmaya gücü olmama durumu","example":null}]},"ZAGREB":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Hırvatistan ülkesinin başkenti.","example":null}]},"ZAHMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkıntı; güçlük; yorgunluk; eziyet; meşakkat","example":null}]},"ZAHTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit kekik","example":null}]},"ZAHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu","example":null},{"pos":"adv","definition":"Her hâlde, şüphesiz, kuşkusuz, tabii","example":"Söylemeli zâhir, saklamak olur mu hiç?"}]},"ZAHİRDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dıştan göründüğüne göre, görünene inanmak gerekirse, görünüşe göre","example":null}]},"ZAHİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gereğinde kullanılmak için saklanan tahıl","example":null}]},"ZAHİREN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dıştan göründüğüne göre, görünene inanmak gerekirse, görünüşe göre","example":null}]},"ZAHİRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçten olmayan tavır, davranış veya duygu","example":null},{"pos":"adj","definition":"Görünen, görünürdeki","example":null}]},"ZAHİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getiren kimse","example":null}]},"ZAKKUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zakkumgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, çiçekleri beyaz veya pembe renkli, kışın yapraklarını dökmeyen zehirli bir ağaççık","example":null}]},"ZALİM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıma duygusu veya vicdanı olmayan olmayan, başkalarına haksızlık eden","example":null}]},"ZALİMANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Üzülme veya merhamet duygusu olmadan, acımasız bir biçimde","example":null}]},"ZAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin fiyatını artırma, bir fiyat üstüne yeni bir fiyat katma","example":null}]},"ZAMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olayların art arda geçtiği süre; vakit","example":"Zaman su gibi akıp geçti."}]},"ZAMANDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı zamanda yapılanlardan veya gerçekleşenlerden her biri","example":null},{"pos":"adj","definition":"Aynı zamanda yapılan veya gerçekleşen","example":null}]},"ZAMANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde bulunulan zaman, dönem","example":"Karısı, evin hayatını, kendisi yokken en akıllı adamlar gibi zamaneye uydurmuştu."},{"pos":"n","definition":"Yakınma veya hafifseme yoluyla şimdiki zaman","example":"Hep bunlar yeni avukatlık çenebazlığı, zamane lafları."}]},"ZAMANLA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Aradan süre geçtikçe; giderek","example":"Basınımızın gelişmesini gözden geçirirsek görürüz ki zamanla konular uzmanlıklar arasında bölüşülür."},{"pos":"v","definition":"Bir konuda en iyi sonucu almak için en iyi, en uygun süreyi belirlemek","example":null}]},"ZAMBAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zambakgillerden, 90-100 cm yüksekliğinde, güzel ve iri çiçekli, çok yıllık bir süs bitkisi","example":null}]},"ZAMBİYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Lusaka.","example":null}]},"ZAMK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akasya, kitre, sütleğen vb. ağaçların kabuklarından sızarak donan, eriyiği yapıştırıcı olarak kullanılan, renksiz veya sarı kırmızımtırak renkte amorf madde","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu maddenin yapıştırıcı olarak kullanılan eriyiği","example":null}]},"ZAMKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zamk sürmek","example":null}],"lemma":"zamklamak"},"ZAMKİNOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden, bir şeyden kurtulma","example":null},{"pos":"n","definition":"Evli olunduğu halde evlilik dışı ilişki kurulan, genellikle kadın, kimse","example":null}]},"ZAMME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap harfli metinlerde bir ünsüzün o, ö, u, ü seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret","example":null}]},"ZAMPARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürekli kadın peşinde koşan, kadınlara düşkün erkek; kadıncıl; zendost","example":null}]},"ZAMİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişi, dönüşlülük, gösterme, soru ve belirsizlik kavramları vererek varlıkların yerini tutan söz","example":"Onu ya insana verilen özel adla ya da adın yerini tutan bir zamirle gösterir."},{"pos":"n","definition":"Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan sebep veya nitelik","example":null}]},"ZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanma durumu veya bunun sonucu","example":null}]},"ZANAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş","example":"Hiçbir vatandaşa benim zanaatı tavsiye etmem."},{"pos":"n","definition":"El ustalığı isteyen işler","example":null}]},"ZANGIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir ses çıkararak titremek veya sallanmak","example":null}],"lemma":"zangırdamak"},"ZANGIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlü titremeyle oluşan ses; gürültü","example":null}]},"ZANGOÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kilise hizmetini gören ve çan çalan kimse","example":null}]},"ZANKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki atlı kızak","example":null}]},"ZANLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Suçlu olduğu sanılan kimse","example":null}]},"ZANNET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey veya kimsenin ... olduğunu düşünmek","example":null}],"lemma":"zannetmek"},"ZANNEYLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey veya kimsenin ... olduğunu düşünmek","example":null}],"lemma":"zanneylemek"},"ZANNOLUN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşünme işine konu olmak veya düşünme durumunda bulunulmak","example":"Yanaklarına allık sürdüğünü zannettiler"}],"lemma":"zannolunmak"},"ZAPT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zor kullanarak ele geçirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Tutma, hâkim olma","example":null}]},"ZAPTİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlı Devleti'nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli askerî polis kuruluşundan olan er","example":"Sağında solunda birer zaptiye, dimdik duruyordu."},{"pos":"n","definition":"Osmanlı İmparatorluğu'nda toplum güvenliğini sağlamakla görevli askerî polis kuruluşu","example":null}]},"ZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Oyunlarda atılan, yüzlerinde nokta bulunan küçük küp","example":"Tavlada zarı attı."},{"pos":"n","definition":"İnce, yumuşak örtü","example":null}]},"ZARAFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma","example":null}]},"ZARAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç","example":"Öfke ile kalkan zararla oturur."}]},"ZARARINA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zarar ederek","example":null}]},"ZARF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime","example":"Yukarı, yarın, pek, koşarak\" birer zarftır."}]},"ZARFINDA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli bir sürede, belli bir süre içinde","example":null}]},"ZARFLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zarf içine koymak","example":"Damgalı bir kâğıda bir şeyler yazdı, mühürledi, imzasını attı hatta zarflayıp elime verdi."}],"lemma":"zarflamak"},"ZARGANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uskumrumsugillerden, 40-60 cm boyunda, vücudu silindir biçiminde, gaga gibi ince, uzun, sivri ağızlı bir balık","example":null}]},"ZARURET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoksul olma durumu, parasız kalma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey","example":null}]},"ZARURİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kesin olarak gereksinim duyulan","example":"Bu iskemlelerin böyle karşılıklı dizilmesi zaruridir."}]},"ZARİF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnce, kibar, zevkli","example":"Zarif bir kolye takmıştı."}]},"ZARİFANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zarife yakışır biçimde; hoşça; güzelce","example":null}]},"ZAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kimse, kişi","example":"Tanıdıklarımdan bir zat, meyveleri hiç sevmez."}]},"ZATEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Doğrusunu isterseniz; doğrusu","example":null}]},"ZATÜRRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sancı, ateş ve öksürükle beliren, tehlikeli bir akciğer hastalığı","example":null}]},"ZATİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kişi ile ilgili, kişiye ilişkin ya da kişinin kendi malı olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin aslında veya gerçeğinde olan, özde bulunan","example":null}]},"ZAVALLI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görevini yapacak yeterli gücü olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Acınacak kadar kötü durumda bulunan","example":null}]},"ZAVİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim","example":null},{"pos":"n","definition":"Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı","example":"Dipteki zaviyeden içeriye doğru veranda şeklinde bir girinti yapıp salonun cumba köşesine dayanır."}]},"ZAVİYEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim ile ilgili","example":null}]},"ZAYIF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görevini yapacak yeterli gücü olmayan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çok az","example":null}]},"ZAYIFLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eti, yağı az olan, sıska, cılız bir duruma gelmek","example":null}],"lemma":"zayıflamak"},"ZAYİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yitmek işi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kaybolmuş olan; yitik","example":null}]},"ZAYİAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yitikler; kayıplar","example":null}]},"ZAYİÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıldızların, belli bir zamandaki yerlerini, durumlarını gösteren çizelge","example":null}]},"ZAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kükürtle demir bileşimlerinden biri","example":null}]},"ZAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taş üzerinde bilenen bir kesici aracın keskin yüzüne yapışan ve aracın iyi kesebilmesi için, yağlanmış yumuşak taşla kaldırılması gereken çok ince çelik parçaları","example":null}]},"ZAĞANOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür doğan","example":null}]},"ZAĞAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür çoban köpeği","example":null}]},"ZAĞARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakanın üzerine dikilen kürk","example":null}]},"ZAİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yok olan, ortadan kalkan, sürekli olmayan","example":null}]},"ZAİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplama işleminde + işaretinin adı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gereksiz; fazla","example":"Canım bu kadar yeter, fazlası zait."}]},"ZEBAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma","example":null}]},"ZEBANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok iri yarı kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Cehennem bekçisi","example":null}]},"ZEBELLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok iri yarı kimse","example":null}]},"ZEBERCET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarı renkte ve cam parlaklığında, doğal demir ve magnezyum silikat","example":"Gümüş bir tepsi, daha doğrusu gümüş bir lenger ağız ağıza sanırsam zebercetle doluydu."}]},"ZEBRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek parmaklılardan, ata benzeyen, derisi çizgili, Afrika'da yaşayan memeli hayvan Equus zebra","example":null}]},"ZEBUN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Görevini yapacak yeterli gücü olmayan","example":null}]},"ZEBUNKÜŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güçsüze acımayan, zavallıları ezen","example":null}]},"ZECREN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İsteksiz olarak, istemeye istemeye","example":null},{"pos":"adv","definition":"Eziyet ederek","example":null}]},"ZECRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zorlayıcı; zorlayan; yasaklayan","example":null}]},"ZECİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zorlanarak sağlanan","example":null},{"pos":"n","definition":"İzin vermeme, yaptırmama","example":null}]},"ZEDELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kötülük etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Hafifçe yaralamak","example":"Top oynarken bileğini zedelemiş."}],"lemma":"zedelemek"},"ZEFİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akciğerlere çekilen havayı dışarı verme","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle gömlek yapmakta kullanılan, çizgili, ince, pamuklu bir tür kumaş","example":"Ali'nin kavun içi zefirden dikilmiş yakalıksız frenkgömleği..."}]},"ZEHAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanma durumu veya bunun sonucu","example":null}]},"ZEHRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tatsızlık çıkarıp üzüntüye yol açmak, bunaltmak, acı vermek, sıkmak, üzmek","example":null}],"lemma":"zehretmek"},"ZEHROL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zevk almak umulurken üzüntü ile karşılaşmak","example":"Bu gezinti bana zehroldu."}],"lemma":"zehrolmak"},"ZEHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı","example":"Dünya ile küsmüş, içi zehir dolu olarak yaşamıştı bütün gençliğini."}]},"ZEHİRLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine zararlı düşünceler, zararlı duygular aşılamak","example":"Fakat o, hayatını zehirleyen şeyin bu meşum kandırmaca olduğunu yıllarca öğrenemeyecekti."}],"lemma":"zehirlemek"},"ZEKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı","example":"Herkesin gönlünü almayı bilecek zekâya sahipti."}]},"ZEKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müslümanlıkta, zenginlerin sahip olduğu mal ve paranın kırkta birinin dağıtılmasını öngören İslamın beş şartından biri","example":null}]},"ZEKAVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çabuk anlama ve kavrama","example":null}]},"ZEKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkeğin çiftleşme organı","example":null}]},"ZEKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anlama ve kavrama, düşünme ve akıl yürütme ile objektif gerçekleri algılama yeteneği olan","example":"En zeki hayvan maymundur."},{"pos":"adj","definition":"Çabuk ve kolay kavrayan","example":null}]},"ZELVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift öküzünün boyunduruktan çıkmaması için boynunun iki yanından boyunduruğa, aşağıya doğru geçirilen çubuk","example":null}]},"ZELZELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi veya yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntı","example":null}]},"ZELİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hor görülen; aşağı tutulan; aşağılanan","example":"Batıya, bu zelil tavırla kabul ettirilmesi mümkün hiçbir şey olamazdı."}]},"ZEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi, bir göreneği yermek için yazılmış yazı veya söylenmiş söz","example":null}]},"ZEMBEREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saatlerin çeşitli parçalarını harekete geçiren yay","example":null},{"pos":"n","definition":"Hayvan sırtında taşınabilen küçük top","example":null}]},"ZEMBİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hasırdan örülmüş saplı torba","example":"Evin sabah alışverişini yapmış, elimde zembil, çarşıdan dönüyorum."}]},"ZEMHERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kış ortası, kışın en şiddetli zamanı","example":null}]},"ZEMMET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine (kusurundan ötürü) kırıcı ve sert söz söylemek","example":null}],"lemma":"zemmetmek"},"ZEMZEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kâbe yakınında bulunan bir kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu","example":null},{"pos":"n","definition":"Kâbe yakınında bulunan bir kuyu","example":null}]},"ZEMİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taban, döşeme, yer","example":"Kırmızı bir zemin üstünde bir sürü insan, havada uçan beyaz bir kuşa bakıyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Kumaş, süslü kâğıt, halı, yer muşambası, tablo vb. desenli nesnelerde, biçimlerin üzerinde yer aldığı renk","example":"Zemini mavi bir halı. Zemini beyaz bir basma."}]},"ZEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erişkin dişi insan","example":null}]},"ZENCEFİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkiden elde edilen ve baharat olarak kullanılan toz","example":"Kocaman duvara sırtını vererek üstüne zencefil ve tarçın serpilmiş salep içerlerdi."},{"pos":"n","definition":"Zencefilgillerden, Hindistan ve Malezya'da yetişen, yaklaşık 100 cm yüksekliğinde, kamış görünüşünde, çok yüksek ve otsu bir bitki","example":null}]},"ZENCİREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cilt kapağındaki ince çizgiler","example":null}]},"ZENDOST":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kadınlara düşkün olan; zampara; kadıncıl","example":null}]},"ZENGİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Parası, malı çok olan; bol","example":"Masal zengin bir tüccarı anlatıyor."}]},"ZENGİNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine mal sağlamak, mal sahibi olup varlığı artmak","example":null}],"lemma":"zenginlemek"},"ZENNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erişkin dişi insan","example":null},{"pos":"n","definition":"Orta oyununda veya Karagöz'de kadın rolüne çıkan erkek oyuncu","example":null}]},"ZEPHİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesimevinde kesilen hayvanlar için kasapların ödedikleri vergi","example":null}]},"ZEPLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havada yolcu taşımaya yarayan, sert gövdeye sahip, gazla yükselen ve pervanelerle hareket eden araç","example":null}]},"ZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 derecede eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element","example":null}]},"ZERAVENT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki çeneklilerden, çiçekleri koyu kahverengi ve pis kokulu, tırmanıcı bir bitki","example":null}]},"ZERDALİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayısı ağacının Akdeniz ülkelerinde yetiştirilen küçük meyveli bir türü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın sarı, etli ve tadı acı, çekirdekli meyvesi","example":null}]},"ZERDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç peltesi","example":null}]},"ZERDEVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç sansarı Martes","example":null}]},"ZERDEÇAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zencefilgillerden, kök saplarından safranı andıran boyalı bir madde çıkarılan, yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renkte, çok yıllık bir bitki","example":null}]},"ZERK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücuda şırınga ile sıvı verme işi","example":null}]},"ZERRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok küçük parçacık","example":"Kendi servetinden bir zerresini vatan namına feda etmemişti."}]},"ZERRİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi","example":null},{"pos":"n","definition":"Nergisgillerden, soğan köklü bir bitki ve bu bitkinin zerrin ve nergis adlarıyla da anılan güzel kokulu çiçekleri","example":null}]},"ZERZEVAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri","example":null}]},"ZEVAHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu","example":null}]},"ZEVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aksak olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Günün öğle saatlerinde","example":null}]},"ZEVALİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zeval ile ilgili","example":null}]},"ZEVAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişiler; zatlar","example":"Gazetenin, mutat zevat adını verdiği arkadaşlarımız ki daima Atatürk'ün yanında bulunurlar."}]},"ZEVCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın","example":null}]},"ZEVEBAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıcaklığı artırılmak yoluyla bir cisim katı durumdan sıvı duruma geçmek eylemi","example":null}]},"ZEVK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Neşeli, hoşça vakit geçirme","example":"Kadehlerden boşalan zevküsefa sonunda gerçek yerini bulmuştu."},{"pos":"n","definition":"Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu","example":"İçtik bu nadir içkiyi yıllarca kanmadık / Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor yazık"}]},"ZEVKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Hoşuna gitmek, hoş bulmak, beğenmek","example":null}],"lemma":"zevklenmek"},"ZEVZEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok konuşan","example":null}]},"ZEVÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kadının evlenmiş olduğu erkek","example":null}]},"ZEYBEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle Batı Anadolu köy yiğidi","example":"Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden / Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin"},{"pos":"n","definition":"Ege yöresine özgü bir müzik veya oyun türü","example":"Locadan çıkarken, davulu üstüne on lira atılan orkestra, zeybek havası çalmaya başlar."}]},"ZEYREK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anlama ve kavrama, düşünme ve akıl yürütme ile objektif gerçekleri algılama yeteneği olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Keten bitkisinin, yağı çıkarılan veya dövülerek hekimlikte kullanılan küçük taneleri","example":null}]},"ZEYTUNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kahverengiye yakın yeşil renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Zeytuni renginde olan","example":null}]},"ZEYTİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağacın tazeyken yeşil, sonradan kararan, yüksek besin değeri taşıyan yağlı meyvesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Zeytingillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, 10-20 metre yüksekliğinde, dalları dikensiz, yaprakları karşılıklı, küçük ve gümüş renginde, uzun ömürlü bir ağaç","example":null}]},"ZEYİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yazıya ek olarak katılan parça","example":null}]},"ZIBAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Uyumak, çok içip sızmak","example":"Çok konuşma da git kapının arkasındaki yatağında zıbar."}],"lemma":"zıbarmak"},"ZIBARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Uyumak, çok içip sızmak","example":"Çok konuşma da git kapının arkasındaki yatağında zıbar."}]},"ZIBIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen, ince pamukludan kısa ve kollu giysi","example":null},{"pos":"n","definition":"Kolsuz giysi","example":null}]},"ZIDDİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşıtlık, karşıt olma","example":null},{"pos":"n","definition":"Anlaşmazlık, uyuşmazlık","example":null}]},"ZIH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Giysilerin kol, yaka, etek vb. kenarlarına dikilen şerit veya kaytan","example":null},{"pos":"n","definition":"Marangoz işlerinde ince kenar pervazı","example":null}]},"ZIHLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kenarına zıh geçirmek","example":null}],"lemma":"zıhlamak"},"ZIHLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kenarına zıh geçirmek","example":null}]},"ZIKKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçki ve sigara","example":"Ne yapayım, rakı denen bu zıkkım yalnız içilmiyor."}]},"ZILGIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine kusurundan ötürü sert sözler söyleme işi","example":null}]},"ZIMBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mukavva, kâğıt, kayış, maden ve benzerinde delik açmaya yarayan araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Delgeçle açılan delik","example":null}]},"ZIMBALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin üzerinde zımba ile delik açmak","example":"Belki o biletleri zımbalayan delikanlı karnesini ona vermiş, bir de çay içirmiştir."}],"lemma":"zımbalamak"},"ZIMBIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Adı hatırlanmayan veya söylenilmek istenmeyen ufak ve değersiz bir şeyi anlatmak için kullanılan bir söz","example":null},{"pos":"n","definition":"Telli bir çalgıyı acemice çalarak çıkarılan çirkin ses","example":null}]},"ZIMNEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bağlı olarak, doğrudan doğruya olmayarak","example":"Meseleyi bana zımnen anlattı."}]},"ZIMNINDA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Dolayısıyla; için","example":"Buraya bir iş zımnında geldim."}]},"ZIMNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kapalı olarak yapılan veya açık ve kesin söz kullanmadan söylenen","example":"Bu sözün zımni anlamı şudur."}]},"ZIMPARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok sert alümin billurları kapsayan ve aşındırıcı olarak kullanılan doğal kaya","example":null}]},"ZINDIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'ya ve ahirete inanmayan kimse","example":null}]},"ZINGADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Birdenbire ve sarsıntıyla","example":"Elli metre kadar yürüdük, birkaç egzoz gürültüsü çıkarıp zıngadak durdum."}]},"ZINGILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir ses çıkararak titremek veya sallanmak","example":null}],"lemma":"zıngıldamak"},"ZINGIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir ses çıkararak titremek veya sallanmak","example":null}],"lemma":"zıngırdamak"},"ZINGIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zangırdama sesi","example":null}]},"ZINK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hızla giden bir şeyin birdenbire durduğu an çıkardığı ses","example":null}]},"ZIP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zıplayan veya birdenbire fırlayan bir şeyin hareketi veya çıkardığı ses","example":null}]},"ZIPIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şımarık ve delice tavırlı, hareketlerinde ölçüsüz","example":null}]},"ZIPKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karadeniz kıyısı halkının giydiği dar paçalı potur","example":"Karşı kahvenin çırağı bacağındaki zıpkasını örten futasıyla dört kahve getirdi."}]},"ZIPKIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük balıkları vurup çekmeye yarayan ucu çengelli mızrak","example":null}]},"ZIPKINLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zıpkınla vurmak","example":null}],"lemma":"zıpkınlamak"},"ZIPLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere çarpıp yukarı fırlamak","example":"İhtiyar profesörün elinde tuttuğu silindir, canlı bir mahluk gibi zıpladı."},{"pos":"v","definition":"Sevinçten veya oyun yapmak için, bulunduğu yerde havaya doğru fırlamak","example":"Çocuk annesini görünce zıplamağa başladı."}],"lemma":"zıplamak"},"ZIPLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere çarpıp yukarı fırlamak","example":"İhtiyar profesörün elinde tuttuğu silindir, canlı bir mahluk gibi zıpladı."},{"pos":"v","definition":"Sevinçten veya oyun yapmak için, bulunduğu yerde havaya doğru fırlamak","example":"Çocuk annesini görünce zıplamağa başladı."}]},"ZIPPADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Beklenilmeyen, uygun olmayan bir sırada","example":null}]},"ZIPZIP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocukların oynamak için kullandığı taş, maden, toprak, cam ve benzerinden yapılmış küçük yuvarlak nesne","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yerinden lastik bir bağla asılmış, içi talaş dolu hafif bir top olan çocuk oyuncağı","example":null}]},"ZIPÇIKTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görgüsüz, fırsatçı kimse","example":"Bu kadar milyon nasıl olur da bu eğlenceler zıpçıktısına milyonlar yağdırır?"}]},"ZIRCAHİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hiç öğrenim görmemiş ya da bir konuda hiç bilgisi olmayan","example":null}]},"ZIRDELİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aşırı deli; çılgın","example":"Deli olmalıydı bu herif, zırdeli olmalıydı."}]},"ZIRH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşlarda ok, kılıç, süngü vb. silahlardan korunmak için giyilen, demir ve tel levhalardan yapılmış giysi","example":"Demir halkalardan örülmüş zırh, o soğukta Bünyamin'in yüzüne yapışıverdi."},{"pos":"n","definition":"Savaş gemilerinin veya bazı araçların dışına kaplanılan çelik levha","example":null}]},"ZIRHLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zırh giymek","example":null}],"lemma":"zırhlanmak"},"ZIRILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Durmaksızın söylenerek hoşnutsuzluğunu açığa vurmak","example":"Herif yine zırıldayıp duruyor."},{"pos":"v","definition":"Sürekli ağlamak","example":null}],"lemma":"zırıldamak"},"ZIRILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme","example":null},{"pos":"n","definition":"Adı hatırlanmayan veya söylenilmek istenmeyen ufak ve değersiz bir şeyi anlatmak için kullanılan bir söz","example":null}]},"ZIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Durmaksızın söylenerek hoşnutsuzluğunu açığa vurmak","example":null}],"lemma":"zırlamak"},"ZIRLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sürekli zırlayan","example":null}]},"ZIRLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Durmaksızın söylenerek hoşnutsuzluğunu açığa vurmak","example":null}]},"ZIRNIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 derecede süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyin en küçük, önemsiz ve işe yaramaz parçası","example":null}]},"ZIRTAPOZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şımarık ve delice tavırlı, hareketlerinde ölçüsüz","example":null}]},"ZIRTLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hoşa gitmeyen, can sıkan","example":null}]},"ZIRVA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Saçma, saçma sapan, boş, anlamsız söz","example":"Bütün bu zırvaları kompliman diye söylemiyorsun da, ne diye yumurtluyorsun öyleyse?"},{"pos":"n","definition":"Saçma, saçma sapan, boş, anlamsız söz","example":null}]},"ZIRVALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Anlamsız, gereksiz, tutarsız, saçma sapan sözler söylemek","example":null}],"lemma":"zırvalamak"},"ZIT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan","example":null}]},"ZITLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine karşı ters davranmak","example":null}],"lemma":"zıtlanmak"},"ZIVANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki ucu açık küçük boru","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kilit dilinin yerleşmesi için açılmış delik","example":null}]},"ZIVIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Önemsiz, değersiz şey","example":"Çantası zıvırla dolu."}]},"ZIYPAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Islak veya düz olduğundan kaydırıcı özelliği bulunan veya üzerinde kayılan","example":null}]},"ZLOTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Polonya para birimi","example":null}]},"ZOKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük balıkları tutmakta kullanılan, küçük balık biçiminde, ucu iğneli kurşun parçası","example":null}]},"ZOM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olgun kimse","example":null}]},"ZOMBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mezardan çıkarak insanları korkuttuğuna inanılan yaratık","example":null},{"pos":"n","definition":"Uykusuzluktan, yorgunluktan serseme dönmüş kimse","example":null}]},"ZONA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deride, sinirler boyunca, özellikle gövde, bacak ve yüzde birtakım ağrılı fiskelerin dökülmesiyle beliren, mikroplu bir hastalık","example":null}]},"ZONKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücudun bir yeri nabız atışı gibi, kesik kesik ağrımak veya sancımak","example":null}],"lemma":"zonklamak"},"ZOOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biyolojinin, hayvanların yapı, görev, davranış ve sınıflandırmaları, yeryüzündeki dağılışlarıyla uğraşan bilim dalı uzmanı","example":null}]},"ZOOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biyolojinin, hayvanların yapı, görev, davranış ve sınıflandırmaları, yeryüzündeki dağılışlarıyla uğraşan bilim dalı","example":null}]},"ZOOLOJİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hayvan bilimi ile ilgili","example":null}]},"ZOOSPOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suda yaşayan mantarlarda ve su yosunlarında bulunan, selüloz zardan yoksun, üzerindeki iki veya daha çok titrek tüyle hareket eden üreme hücresi","example":null}]},"ZOOTEKNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evcil hayvanları üretme ve yetiştirme bilimi","example":null}]},"ZOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılması zorunlu olan iş veya bir işi yapma zorunluluğu olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir maddeyi sıkıp ezen alet","example":null}]},"ZORAKİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İsteksiz olarak, istemeye istemeye","example":null},{"pos":"adj","definition":"İstemeyerek yapılan","example":"Sinirli ve zoraki bir gülüşle güldü."}]},"ZORBA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı ve davranış özgürlüğü tanımayan","example":null}]},"ZORGU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişinin eğilimi ve isteğine uymayan iş ve davranışlara zorlanması veya bu özellikteki davranışları göstermesi","example":null}]},"ZORLA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İsteksiz olarak, istemeye istemeye","example":null},{"pos":"v","definition":"Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak","example":null}]},"ZORLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir konuda, bir düşüncede sürekli direnmek","example":null}]},"ZORLUKLA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zor bir biçimde, güçlükle","example":"Zorlukla kımıldattıktan sonra beni sahiden sürüklemeye başladı."}]},"ZORUNLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kesin olarak gereksinim duyulan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Doğal olarak kaçınılması imkânsız olan","example":null}]},"ZORUNLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması gerekme, olduğundan başka olmama, zorunlu olma","example":null},{"pos":"n","definition":"Olayların iç ve özlerindeki düzenlilik, yasaya bağlılık ve yapı gereği, belli şartlar altında ortaya çıkması kaçınılmaz olan şey","example":null}]},"ZUHUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baş gösterme, meydana çıkma","example":null}]},"ZUHURAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleşeceği düşünülmeyen, hesapta olmayan, umulmadık, olağan dışı olgular","example":"Benim oraya gitmem zuhurata bağlıdır."}]},"ZUHURİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta oyununda taklitçi","example":null}]},"ZULA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaçak ve yasak şeylerin saklandığı gizli yer","example":null}]},"ZULMET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acımayarak büyük bir kötülük etmek, eziyet çektirmek","example":null}],"lemma":"zulmetmek"},"ZULÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum","example":null}]},"ZUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alıcının değişir odaklı merceğinin yakından uzağa veya uzaktan yakına doğru odaklanmasıyla elde edilen sonuç","example":null}]},"ZURNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keskin bir ses çıkaran ve çoğu zaman davulla veya dümbelekle birlikte çalınan nefesli çalgı","example":"Bir zurna gibi duyulan çatlak sesiyle âlemi çekiştirir."}]},"ZURNAZEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaçtan yapılan, iki karış boyunda, ağız bölümü yayvan, keskin bir ses çıkaran üflemeli çalgıyı çalan kimse","example":"Kızları kendi başına bırakırsan ya davulcuya ya da zurnacıya giderler."}]},"ZÜBDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü","example":null}]},"ZÜHT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getirme","example":null}]},"ZÜHUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İş çokluğu veya dalgınlık sebebiyle yanılma, geciktirme, ihmal etme","example":null}]},"ZÜKAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üşütme sonucunda burun akması, aksırma ile beliren hastalık","example":null}]},"ZÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın değeri azalma, insana yakışmayacak şekilde davranma","example":null},{"pos":"n","definition":"Ayıplanacak şey","example":"Böyle bir kitaptan bahsetmek benim için zül, muharriri için de bir şereftir."}]},"ZÜLAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acı veya tuzlu olmayan, içilebilen su","example":null}]},"ZÜLFARİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Baklagillerden bir süs bitkisi ve bunun güzel kokulu, mor, beyaz renkli, saç lülesi görünüşünde olan kıvrıntılı çiçeği","example":null}]},"ZÜLFÜYAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevgilinin saçı","example":"Üçü orta boylu, boyları uzar / Üçü uzun boylu, zülfünü düzer"}]},"ZÜLÜF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevgilinin saçı","example":null},{"pos":"n","definition":"Şakaklardan sarkan saç","example":null}]},"ZÜMRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet","example":"O, yine de sevenler zümresine olan bağını muhafaza eder."},{"pos":"n","definition":"Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri","example":null}]},"ZÜMRÜDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeşilin koyu tonları","example":null},{"pos":"adj","definition":"Zümrüdi renginde olan","example":null}]},"ZÜMRÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyu yeşil bir renk","example":null},{"pos":"n","definition":"Cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı, doğal alüminyum ve berilyum silikatı","example":null}]},"ZÜPPE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Giyinişte, söz söyleyişte, dilde, düşünüşte toplumun gülünç ve aykırı saydığı yapmacıklıklara ve aşırılıklara kaçan kimse","example":null}]},"ZÜRAFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geviş getiren memelilerden, Afrika'da yaşayan, çok uzun boylu ve boyunlu, derisi benekli, ot yiyen hayvan","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir boncuk oyası türü","example":"Eski peçemdeki sıçan dişlerini söktüm, yeni peçemin kenarındaki zürafayı bitirdim."}]},"ZÜREFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kibarlar; nazikler","example":null}]},"ZÜRRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarımla uğraşanlar","example":null}]},"ZÜRRİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız","example":null},{"pos":"n","definition":"Canlıların üremesi sonucu ortaya çıkan yeni birey veya bireylerin bütünü; nesil","example":null}]},"ZÜYUF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalp veya ayarı düşük paralar","example":null}]},"ZÜĞÜRT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçinmekte çok sıkıntı çeken","example":null}]},"ZÜĞÜRTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Parasız, meteliksiz kalmak, züğürt duruma gelmek","example":"Züğürtledim, dedin. Senden para, hediye, şu bu, isterim diye mi, korktun?"}],"lemma":"züğürtlemek"},"ZİBİDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yersiz ve zamansız davranışları olan kimse","example":"Nereden bulmuştu bu zibidiyi?"},{"pos":"adj","definition":"Gülünç olacak derecede kısa ve dar giyinmiş olan","example":null}]},"ZİFOS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerden sıçrayan çamur","example":"Otomobiller korna çalarak, etrafa zifoslar saçarak kayıp geçiyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Yararsız; boş","example":null}]},"ZİFT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Katran ve diğer organik maddelerin buharlaşmasından veya damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile eriyen, katı, siyah, parlak madde","example":"Sağ elinin iki parmağı sigara ziftinden kararmıştı."}]},"ZİFTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zift sürmek, ziftle kaplamak","example":null}],"lemma":"ziftlemek"},"ZİFİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kışın yapraklarını döken, sarı çiçekli ve çalı görünüşünde bir bitki","example":null}]},"ZİFİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tütün dumanının bıraktığı yağlı kir","example":"Bıyıklarının ortası belli ki tütün zifirinden kınalı bir renk almıştı."}]},"ZİFİRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tütün dumanının bıraktığı yağlı ve siyah kir gibi kara, çok kara","example":null}]},"ZİGON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İç içe geçen sehpa","example":null}]},"ZİGOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek ve dişi gametin birleşmesiyle oluşan döllenmiş hücre","example":null}]},"ZİHAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aruzla yazılmış şiirlerde uzun bir ünlünün uzun okunması gerekirken kısa okunması","example":null}]},"ZİHAYAT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü ve sağlık durumu yerinde, canlı","example":null}]},"ZİHNEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Düşünce yoluyla, düşünerek, zihninin kavradığı biçimiyle","example":null}]},"ZİHNİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü ile ilgili","example":null}]},"ZİHNİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyu ve irade karşısında anlığın üstünlüğünü ileri süren doktrin","example":null}]},"ZİHNİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi","example":null}]},"ZİHİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü","example":null},{"pos":"n","definition":"Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü","example":null}]},"ZİKIYMET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değeri olan veya değeri yüksek olan","example":null}]},"ZİKRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etmek veya onu düşünmek","example":"Ben dervişim diye göğsün gerersin / Hakkı zikretmeye dilin var mıdır?"}],"lemma":"zikretmek"},"ZİKZAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin tutum ve davranışlarında beklenmedik değişmeler olması, istikrarsızlık","example":null},{"pos":"adj","definition":"İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren","example":null}]},"ZİKİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir tarikata bağlı olanların Tanrı'nın adını art arda söylemesi","example":null}]},"ZİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşaret vermek, uyarmak, çağırmak için kullanılan ve bir çan ile bu çana vuran bir tokmaktan oluşan, elle veya başka düzenlerle işletilebilen araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Birbirine çarparak ses çıkartmak için parmaklara veya tefin kasnağındaki deliklere takılan yuvarlak, metal nesne","example":"Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle / Her kalbi dolduran zile her sineden ole"}]},"ZİLHİCCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ay takviminin on ikinci ayı; kurban ayı","example":null}]},"ZİLKADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ay takviminin on birinci ayı","example":null}]},"ZİLLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük düşürme, hor gör(ül)me","example":null}]},"ZİLYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sahibi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kimse","example":null}]},"ZİMAMDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi","example":null}]},"ZİMBABVE":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Harare.","example":null}]},"ZİMMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstünde olan şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Kurum ve kuruluşlarda çalışanlara veya para işleri ile uğraşan görevliye imza karşılığı teslim edilen para veya eşya","example":null}]},"ZİMMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslam devleti tebaasında olan ve haraç veren Hristiyanlar, Yahudiler","example":null},{"pos":"n","definition":"Zimmete ilişkin","example":null}]},"ZİNCİFRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırmızı renkli doğal cıva sülfür","example":null},{"pos":"n","definition":"Kırmızı kurşun oksidin veya sülüğenin eski adı","example":null}]},"ZİNCİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ","example":null},{"pos":"n","definition":"Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi","example":"Otomobillerin bitmez tükenmez zinciri üzerinden geçiyor."}]},"ZİNCİRLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Zincirle bağlamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Art arda, peş peşe gelmek","example":null}],"lemma":"zincirlemek"},"ZİNDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tutuklu veya hükümlülerin içine konulduğu kapalı yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Çok karanlık ve sıkıntılı yer","example":null}]},"ZİNDE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü ve sağlık durumu yerinde, canlı","example":null}]},"ZİNHAR":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiçbir zaman, hiçbir biçimde","example":null}]},"ZİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yere bakan yanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin alt bölümü","example":null}]},"ZİRAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerekli, yararlı bitkileri yetiştirmek amacıyla toprak üzerinde yapılan çalışmaların bütünü","example":null}]},"ZİRAİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, uygun koşullarda korunması, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanması işleriyle ilgili","example":null}]},"ZİRKON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zirkonyumun doğal durumunda bulunan, renksiz, sarı, yeşil, kahverengi türleri olan doğal ve saydam, değerli taş","example":null},{"pos":"n","definition":"Erime noktası 2700 °C'ye yaklaşan, ateşe çok dayanıklı, beyaz renkli, katı, zirkonyum birleşiği","example":null}]},"ZİRVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağ, ağaç vb. yüksek şeylerin tepesi, en yüksek yeri","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir işte ulaşılan en üst aşama","example":null}]},"ZİRZOP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aklına eseni yapan","example":null}]},"ZİVİRCİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akdeniz bölgesinde yetişen, 100-300 cm yüksekliğinde, kuvvetli kokulu bir çalı","example":null}]},"ZİYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aydınlık, ışık, parıltı","example":null}]},"ZİYADAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Işıklı, aydınlık","example":null}]},"ZİYADE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok; daha çok; daha fazla","example":"Tevkifhane müdürü de bizden ziyade onlarla ahbaplık etti."},{"pos":"adj","definition":"Çoğalma; artma","example":null}]},"ZİYAFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek","example":null}]},"ZİYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç","example":null}]},"ZİYANKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sürekli zarar veren veya zarar vermeyi huy edinmiş olan","example":"Nevi şahsına münhasır bir ziyankâr hırsız, iki üç günde bir eve giriyor..."}]},"ZİYARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme","example":"Haftada iki gece ziyaretine giderdik."}]},"ZİYNET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güzellik veren, güzelleştiren şey","example":null}]},"ÇABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma","example":null}]},"ÇABALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş yapmak için zahmet çekmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Güç bir durumdan kurtulmaya uğraşmak, güç bir durumun altından kalkmaya çalışmak","example":"Vaktinde çalışmamış, şimdi bu kadar işi yetiştireceğim diye çabalayıp duruyor"}],"lemma":"çabalamak"},"ÇABUCAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman geçirmeden, kısa süre içinde","example":"Toplantıdan sonra çarçabuk eve döndü ve akşam yemeğini hazırladı."},{"pos":"adv","definition":"Sıkıntı çekmeden, güçlüklere uğramadan, kolayca","example":null}]},"ÇABUK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda","example":null},{"pos":"adv","definition":"Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda; tez","example":null}]},"ÇAD":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Afrika'da bir ülke; başkenti Encamena.","example":null}]},"ÇADIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak; çerge; oba; otağ","example":"Kılıcını çekip tek başına atını, düşman başkumandanının çadırına saldırarak ölüm arayan Türk kumandanları görülmüştür."},{"pos":"n","definition":"Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye","example":null}]},"ÇAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çivi gibi bir şeyi vurarak sokmak; kibrit yakmak (çakmak)","example":"Duvara bir çivi çak."}]},"ÇAKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etoburlardan, sürü halinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık kimse","example":null}]},"ÇAKALOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mermi olarak çakıl taşı atan bir tür top","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu topu kullanan topçu","example":null}]},"ÇAKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denizde, açığa veya kıyılara yerleştirilen, belirli aralıklarla yanıp sönen küçük fener","example":null},{"pos":"n","definition":"Uzunluğu iki yüz elli - üç yüz, genişliği on kulaç olan balık ağı","example":null}]},"ÇAKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın","example":null}]},"ÇAKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açılıp kapanan bir veya birkaç ağızlı küçük cep bıçağı","example":"İki çocuk tahta saplı bir çakı ile kollarını çizdiler."},{"pos":"n","definition":"Dar ve uzun kavkılı bir deniz yumuşakçası","example":null}]},"ÇAKIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz kıyılarında veya derelerde suyun aşındırması ile sivrilikleri kaybolmuş, toparlak veya badem biçiminde ufak bir taş türü","example":"Killi, kireçli toprak küçük çakıl parçalarıyla örtülüydü."},{"pos":"v","definition":"Hızla düşüp saplanmak","example":null}]},"ÇAKILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sürtünen, yuvarlanan çakıl taşları gibi ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"çakıldamak"},"ÇAKILDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı","example":null}]},"ÇAKILMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hızla düşüp saplanmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Ortaya çıkmak; farkına varılmak; anlaşılmak","example":null}]},"ÇAKILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çakıl taşı vb. kımıldatıldığında çıkardığı ses","example":null}]},"ÇAKIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık","example":null}]},"ÇAKIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık","example":null}]},"ÇAKINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şimşek çakması, parlaması","example":"Alanları düşüncenin çakıntılarıyla aydınlanan kent / Genişletti varoşlarını genç ordularıyla eylemin"},{"pos":"n","definition":"Ani buluş, düşünce, beklenmeyen söz veya davranış","example":"Sarhoşun bazı sevimli buluşları, delinin beklenmedik çakıntıları olabilir."}]},"ÇAKIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüm veya başka meyve sularını türlü yöntemlerle mayalandırarak elde edilen alkollü içki","example":null},{"pos":"n","definition":"Yırtıcı kuşlardan bir doğan çeşidi","example":null}]},"ÇAKIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aynı zaman dilimine denk gelmek","example":"İki sınıfın dersleri çakıştı."},{"pos":"v","definition":"Birbirine geçip kenetlenmek","example":null}],"lemma":"çakışmak"},"ÇAKIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çakışmış olan","example":null}]},"ÇAKIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aynı zaman dilimine denk gelmek","example":"İki sınıfın dersleri çakıştı."},{"pos":"v","definition":"Birbirine geçip kenetlenmek","example":null}]},"ÇAKMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi","example":null}]},"ÇAKMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateş yakmaya yarayan küçük araç","example":null},{"pos":"v","definition":"Vurarak sokmak; birden parlamak","example":null}]},"ÇAKOZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uygunsuz bir durumu fark etmek","example":"Gençler çok geçmeden durumu çakozladılar ."}],"lemma":"çakozlamak"},"ÇAKRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan bedeninde bulunan enerjiyi tüm vücuda dağıtan enerji noktaları","example":null}]},"ÇAKTIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sınavda başarısız saymak","example":null}],"lemma":"çaktırmak"},"ÇAKŞIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Paça bölümü diz üstünde veya diz altında kalan bir tür erkek şalvarı","example":"İyi işlenmiş mavi çakşır ve mavi cepken giyerdi."},{"pos":"n","definition":"Kuşların ayağında bulunan ve süs gibi görünen tüy","example":null}]},"ÇAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşlık yer, çıplak tepe","example":null},{"pos":"v","definition":"Vurarak veya sürterek ses çıkartmak","example":"Hafif hafif ıslıklar çalan sesi eski keskinliğini kaybetmiştir."}]},"ÇALACAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoğurt mayası","example":null}]},"ÇALAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolaylık ve çabuklukla davranan","example":null}]},"ÇALAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark","example":null},{"pos":"v","definition":"Ekinler veya meyveler olmaya, olgunlaşmaya yüz tutmak","example":null}]},"ÇALARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ekinler veya meyveler olmaya, olgunlaşmaya yüz tutmak","example":null}]},"ÇALGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Müzik çalmak için kullanılan herhangi bir alet","example":null},{"pos":"n","definition":"Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup","example":null}]},"ÇALGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Vücudunun bir bölümünde hareket ve hissi kalkmış olan","example":null},{"pos":"n","definition":"Uzun zaman bakır kapta kalan tadı bozulmuş yemek","example":null}]},"ÇALGIÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Telli çalgıları çalmaya yarayan, kemik, maden, plastik veya özellikle kiraz ağacından yapılan alet","example":null},{"pos":"n","definition":"Bahçe süpürgesi","example":null}]},"ÇALI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Böğürtlen, ahududu gibi küçük, dalları dibinden çatallanan ve sapları odunsu bitki","example":null}]},"ÇALIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun zaman bakır kapta kalan tadı bozulmuş yemek","example":null},{"pos":"adj","definition":"Verev kesilmiş","example":"Kumaşın bir yanı çalık."}]},"ÇALIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gösteriş, karşıdakini etkilemek amacıyla yapılan davranış","example":"O, sürekli pahalı arabasını ve markalı kıyafetlerini gururla sergileyerek, etrafındakilerin dikkatini çekmeye çalışıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin erebileceği uzaklık","example":"Kurşun çalımı. Göz çalımı."}]},"ÇALIMLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir oyuncu topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmek","example":"Hikmet sayıya gidiyordu, önüne çıkan herkesi çalımlayarak ilerliyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir fırsattan yararlanarak bir başkasının hakkı olan bir şeyi ele geçirmek","example":null}],"lemma":"çalımlamak"},"ÇALINTI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çalınmış olan","example":null}]},"ÇALIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak","example":"Aldırma sen hemen çalış ki biraz / Çalışan ilerler, yerinde kalmaz"},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak, durağan durumdan hareketli duruma geçmek","example":"Yeni bir projeye başlamak için çok çalıştım; sonunda ekibimle birlikte bu fikir üzerinde hizmet ettik ve başarıya ulaştık."}],"lemma":"çalışmak"},"ÇALIŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir spor dalında yapılan alıştırma veya hazırlık çalışması","example":null}]},"ÇALIŞKAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok çalışan, canlı, hareketli, etkin","example":"Bundan başka saygılı, temiz ve çalışkan bir kızdı."}]},"ÇALIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak","example":"Aldırma sen hemen çalış ki biraz / Çalışan ilerler, yerinde kalmaz"},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak, durağan durumdan hareketli duruma geçmek","example":"Yeni bir projeye başlamak için çok çalıştım; sonunda ekibimle birlikte bu fikir üzerinde hizmet ettik ve başarıya ulaştık."}]},"ÇALIŞTAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilim adamları ve uzmanların bir konuda ön hazırlık yapmak üzere katıldığı inceleme ve değerlendirme toplantısı","example":null}]},"ÇALKA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tahıl elemek","example":"Buğdayı iyice çalkayıp taşını ve samanını ayıkladıktan sonra değirmene götürdüler."}],"lemma":"çalkamak"},"ÇALKAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahıl tanesini yabancı nesnelerden seçmeye veya tohumlukta kullanılacak tahılı ayırmaya yarayan döner kalburlu araç","example":"Çiftçi, hasat sonrası tahılları temizlemek için çalkar kullanarak yabancı maddeleri ayıkladı."}]},"ÇALKALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Elek yardımıyla ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak","example":"İnce unu elde etmek için önce buğdayı elenirken elek üzerinde iyice çalkadı."},{"pos":"v","definition":"İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak","example":"Kahvelerde zar çalkalayan avuçlar görüyorum ."}],"lemma":"çalkalamak"},"ÇALKAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tahıl elemek","example":"Buğdayı iyice çalkayıp taşını ve samanını ayıkladıktan sonra değirmene götürdüler."}]},"ÇALKAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duygu ve düşünceleri güçlü bir tepki ile dışarı vurmak","example":"Onca haksızlığa uğradıktan sonra içindeki öfke ve isyanla çalkandı ve birden bağırmaya başladı."},{"pos":"v","definition":"Deniz, göl dalgalanmak","example":"Bu loş ve serin salonların altında Haliç'in denizliğini unutmuş, uslu suyu çalkanır."}],"lemma":"çalkanmak"},"ÇALKANTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi","example":"Şairin dizelerindeki çalkantı, derin bir aşkla dolu ruhunun yansımasıydı."},{"pos":"n","definition":"Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum","example":"Beraat etmen büyük çalkantı yaratır basında."}]},"ÇALKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahıl tanesini yabancı nesnelerden seçmeye veya tohumlukta kullanılacak tahılı ayırmaya yarayan döner kalburlu araç","example":"Çiftçi, hasat sonrası tahılları temizlemek için çalkar kullanarak yabancı maddeleri ayıkladı."}]},"ÇALKAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahıl tanesini yabancı nesnelerden seçmeye veya tohumlukta kullanılacak tahılı ayırmaya yarayan döner kalburlu araç","example":"Çiftçi, hasat sonrası tahılları temizlemek için çalkar kullanarak yabancı maddeleri ayıkladı."}]},"ÇALKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun bir sapın ucuna tutturulan, ot, ekin vb. biçmeye yarayan, hafifçe kıvrık, uzun çelik bıçak","example":"Çiftçi, tarladaki otları kesmek için çalkısını kullanarak sabahın erken saatlerinde işe koyuldu."},{"pos":"n","definition":"Bahçe süpürgesi","example":"Bahçede biriken kış yapraklarını temizlemek için eline bir çalkı alarak işe koyuldu ve kısa sürede bahçeyi pırıl pırıl yaptı."}]},"ÇALMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soygun yapma","example":"Rüyamıza kadar giren bu bahçeden elma çalmaya gidiyorduk."},{"pos":"n","definition":"Çalma işi","example":"Kimsenin bilmediği bir havayı çalmaya başladılar."}]},"ÇALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vurarak veya sürterek ses çıkartmak","example":"Hafif hafif ıslıklar çalan sesi eski keskinliğini kaybetmiştir."},{"pos":"v","definition":"İki kişi veya nesne arasında, birbirleriyle eş olacak kadar ortak nitelikler bulunmak","example":"İki kardeşin konuşmaları o kadar benzerdi ki, adeta birbirleriyle çalıyorlardı."}]},"ÇALMAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahtadan yapılmış kap","example":null}]},"ÇALPARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir çeşit çağanoz","example":"Balıkçılar, çalpara nedeniyle bu yıl verimsiz bir sezon geçiriyor; ağları sürekli kesiliyor ve kayıpları artıyor."},{"pos":"n","definition":"Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç","example":"Bet beniz solmuş, gözler büyümüş, kansız dudaklar aralık, alt üst dişler çalpara gibi birbirine vuruyor."}]},"ÇALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Böğürtlen, ahududu gibi küçük, dalları dibinden çatallanan ve sapları odunsu bitki","example":null}]},"ÇALYAKA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Yakasına yapışıp sıkıca tutarak","example":"Bizi çalyaka karakola götürdüler."}]},"ÇALÇENE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Durup dinlenmeden konuşan, çenesi düşük kimse; geveze","example":null}]},"ÇAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çamgillerin örnek bitkisi olan, dört mevsim yeşil kalabilen, iğne yapraklı, yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı","example":null}]},"ÇAMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avlanılmış balıkları elde taşımaya yarar çengel askı","example":null}]},"ÇAMAŞIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İç giysisi","example":"Çamaşırlığa çamaşır yıkamaya gitmiştim."},{"pos":"n","definition":"Kirli eşyaları yıkama işi","example":"Artık benim gündelikle çamaşıra, ortalık temizlemeye gitmemden başka çare kalmadı."}]},"ÇAMLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çam ağaçları çok olan yer","example":"Yaz tatilinde gittiğimiz çamlık, gölgeleriyle serin bir kaçış noktasıydı ve piknik yapmak için mükemmel bir yerdi."},{"pos":"n","definition":"Çam korusu","example":"Merdivenleri, çamlığı ve çardağı bir geyik gibi sekerek koştu."}]},"ÇAMUKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gümüş balığına benzer bir balık","example":"Gölette yakaladığımız çamukalar, gümüş balıklarına benzemesiyle dikkat çekiyordu ve çocuklar için harika bir oyun aracıydı."}]},"ÇAMUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç","example":"Usta, duvarları örerken çamuru dikkatlice hazırladı."},{"pos":"adj","definition":"Yersiz şakalar yapan, söz ve davranışları ile çevresini tedirgin eden veya gereksiz iltifatlarda bulunan kimse","example":null}]},"ÇAMURCUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sazangillerden, sazandan küçük, eti tatsız bir göl ve bataklık balığı","example":null}]},"ÇAMURCUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anadolu ve Kuzey Afrika'da yaşayan bir tür ördek","example":null}]},"ÇAMURLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çamur sürmek, çamurla sıvamak","example":"Bahçedeki çamurlu arazide çalışırken, kıyafetlerim tamamen çamurlandı."}],"lemma":"çamurlamak"},"ÇAMÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sazangillerden, pullarından yalancı inci yapılan bir ırmak balığı","example":null}]},"ÇAMÇAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç veya topraktan yapılmış küçük su kabı","example":"Köydeki yaşlı kadın bahçede çalışırken kovanın yanındaki çamçakla su içerek serinlemeye çalışırdı."},{"pos":"n","definition":"Köpüklenerek akma","example":"Suyun güçlü akıntısıyla çamçak çamçak köpüren dere, köyün içinden geçiyordu ve çocuklar bu köpüklü suyla oyun oynamaya bayılıyordu."}]},"ÇAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinden sarkan tokmağının kenarlara vurmasıyla ses çıkaran madenden araç","example":"Harp gemisinde çan, düdük ve insan sesleri birbirine karıştı."}]},"ÇANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprak, metal, cam vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap","example":"Oradaki sigara çanağından bir Gelincik alıp yaktıktan sonra anlattı."},{"pos":"n","definition":"Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü","example":"Rengarenk güllerin çiçek açmadan önce, çiçeklerin çanak yaprakları çevresinde bir koruma gibi duruyordu."}]},"ÇANAKÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çanak yapan veya satan kimse","example":null}]},"ÇANDI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş hazır kereste","example":"Evi, ahırı, samanlığı babadan kalma, çandı yani çivisiz yapılmış keresteler birbirine geçirilerek yapılmış."},{"pos":"n","definition":"Tahta kapak veya tavan","example":"Eski evin çandısı, zamanla çatlamıştı."}]},"ÇANDIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçine başka şeyler karışmış olan","example":"Çandır bir içecek hazırlamak için farklı meyveleri karıştırdım; portakal, limon ve nane ile ferahlatıcı bir tat elde ettim."},{"pos":"adj","definition":"Aşılanmamış; yaban","example":"Bahçedeki çandır ağaçlar, yıllardır bakımsız kaldığı için meyve vermekten uzak duruyor."}]},"ÇANGAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakta güreşirken karşı güreşçinin koltuğu altından bir kolu sokarak bir ayakla o güreşçinin bir bacağına çengel taktıktan sonra onu öne doğru eğip başı üzerinden atma oyunu; çelme takma","example":"Güreş antrenmanında, rakibinin dengesini bozmak için çangal hareketini kullanarak onu yere serdi."},{"pos":"n","definition":"Dallı budaklı ağaç","example":"Ormanın derinliklerindeki çangal ağaçlar, kuşlar için mükemmel bir yuva alanı sağlıyordu."}]},"ÇANGIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşerek veya birbirine çarparak gürültü çıkarmak","example":null}],"lemma":"çangırdamak"},"ÇANGIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çangırdama sesi","example":null}]},"ÇANKIRI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"ÇANTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kösele, meşin, kumaş vb. hafif malzemeden yapılıp büyüklüğüne göre para, evrak, yiyecek vb. koyup taşımaya yarayan kap","example":"Yanından hiç ayırmadığı çantasında bir kütüphane bulursunuz."}]},"ÇAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü","example":"Bir romanım Türkiye çapında ilk kez bu kadar çok okunuyordu."},{"pos":"v","definition":"Toplu olarak gitmek, üşüşmek, koşmak","example":"Yağı basar, uğru çapar, tek başıma barınamam, ölürüm."}]},"ÇAPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerin dalgalara, akıntılara kapılarak yer değiştirmemesi için suya atılan, zincirle gemiye bağlı bulunan, ucu çengelli ağır demir araç","example":"Fırtına çıkmadan önce, kaptan geminin güvenliği için çapasını suya indirdi."},{"pos":"n","definition":"Tarlalarda toprağı işlemek için kullanılan ağaç veya demir saplı kazı aracı","example":"İleride iki büklüm eğilmiş, elindeki çapayla tarhlarda çalışan bahçıvan, otomobilin gelişini görünce ağır ağır doğruldu."}]},"ÇAPAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 cm uzunluğunda, 4-5 kg ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı","example":"Göl kenarında balık tutmaya gittiğimizde birkaç tane de çapak yakaladık."},{"pos":"n","definition":"Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı","example":"Sabah uyandığında gözlerinde çapak olduğunu fark etti ve hemen gözlerini yıkadı."}]},"ÇAPAKLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çapak oluşmak","example":"İhtiyar kadın hep çapaklanan gözlerini mendiliyle kurulayarak bir iki söz daha kekeledi."}],"lemma":"çapaklanmak"},"ÇAPALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çapa ile toprağı kabartmak","example":null}],"lemma":"çapalamak"},"ÇAPAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haber getiren kimse, ulak","example":"Köydeki çapar, şehirden gelen önemli haberleri bizlere hızlıca ulaştırırdı."},{"pos":"n","definition":"Çiçek bozuğu yüz","example":"Çiçek eradike edilmeseydi çoğumuz çapar dolaşırdık."}]},"ÇAPARIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinden çıkılamayacak kadar güç olan, karışık iş","example":"Bu proje öyle bir çaparıya dönüştü ki herkes nereden başlayacağını şaşırdı."}]},"ÇAPARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beden, köstek ve iğne bölümlerinden meydana gelen, her bir iğneye hindi, horoz, kaz, martı, tavuk, ördek vb. kuşların kanat, kuyruk tüyleri takılan çok iğneli bir tür olta takımı","example":"Çocukluktan çıkmadığınız için dikkatiniz çapari gibidir."}]},"ÇAPAÇUL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kılığının veya eşyasının düzgün ve temiz olmasına özenmeyip düzensizlik içinde yaşayan","example":"Musa, gene her günkü çapaçul kılığına bürünmüş."}]},"ÇAPKI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin enini, boyunu ölçmek","example":null}],"lemma":"çapkımak"},"ÇAPKIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin enini, boyunu ölçmek","example":null}]},"ÇAPKIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçici aşklar ve ilişikler peşinde koşan kimse","example":"Mahallede çapkın olarak bilinen genç sürekli farklı insanlarla görüşürdü."},{"pos":"adj","definition":"Okşayıcı bir seslenme sözü","example":"Babaanne, torununa “Gel bakalım çapkın oğlum” diyerek onu kucağına aldı."}]},"ÇAPLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maden kazımak için kullanılan çelik kalem","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin enini, boyunu ölçmek","example":"Usta, yeni yapılacak kapının düzgün oturması için kapı çerçevesini dikkatle çapladı."}]},"ÇAPLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin enini, boyunu ölçmek","example":"Usta, yeni yapılacak kapının düzgün oturması için kapı çerçevesini dikkatle çapladı."},{"pos":"v","definition":"Keresteleri dört köşe olarak kesip biçmek","example":"Marangoz, masanın ayaklarını hazırlamadan önce kalasları düzgünce çaplayarak işine başladı."}]},"ÇAPMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toplu olarak gitmek, üşüşmek, koşmak","example":"Yağı basar, uğru çapar, tek başıma barınamam, ölürüm."}]},"ÇAPRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eyer örtüsü","example":null}]},"ÇAPRAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbirini kesecek biçimde duran","example":"Çapraz bulmaca çözdük."}]},"ÇAPRAZLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çapraz duruma getirmek","example":"Tüfeği bıraktım, kollarımı göğsüme çaprazladım."}],"lemma":"çaprazlamak"},"ÇAPRAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki şey birbiriyle çapraz olarak kesişmek","example":"Döne döne çapraşan, su yolları gibi ucu."},{"pos":"v","definition":"Karışık, çapraşık, çözülmez duruma gelmek","example":null}],"lemma":"çapraşmak"},"ÇAPRAŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anlaşılması, çözülmesi veya içinden çıkılması güç","example":"Proje raporundaki veriler çok çapraşık olduğu için ekip, durumu açıklığa kavuşturmakta zorlandı."},{"pos":"adj","definition":"Birbirinin içine girmiş, karışmış olan, dolaşık","example":"Kütüphanedeki kitaplar o kadar çapraşık bir haldeydi ki aradığımız kitabı bulmak neredeyse imkansızdı."}]},"ÇAPUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kişinin zor kullanarak ele geçirdikleri malı alıp kaçması","example":"Hırsızlıktan farkı olmıyan çapul, ordunun şerefini kıran bir harekettir"},{"pos":"n","definition":"Akıncıların düşman topraklarına yaptıkları baskın","example":"Akıncılar, gece vakti düşman köyüne çapul düzenleyip yiyecek ve mühimmat depolarını boşalttılar."}]},"ÇAPULA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaba deriden yapılmış ucu sivri ve kıvrık ayakkabı","example":null}]},"ÇAPULCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkasının malını alan, yağma, talan eden kimse","example":null}]},"ÇAPULLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yeri soymak, yağmalamak","example":null}],"lemma":"çapullamak"},"ÇAPUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelişigüzel kumaş parçası","example":"Mehmet geldiği zaman mektubu bitirmiş, mumlu çaputa sarmıştı."},{"pos":"n","definition":"Eskimiş bez veya kumaş parçası","example":"Annesinin eski dikiş kutusunu karıştırırken yırtık bir çaput buldu ve onu oyuncak bebeklerine giysi yapmak için değerlendirdi."}]},"ÇAPÇAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç veya topraktan yapılmış küçük su kabı","example":"Köydeki yaşlı kadın, bahçede çalışırken kovanın yanındaki çapçakla su içerek serinlemeye çalışırdı."},{"pos":"n","definition":"Ağzı açık fıçı","example":"Elimi çapçağa daldırdım, karidesi bıyığından yakaladım."}]},"ÇAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rus imparatorlarına ve Bulgar krallarına verilen unvan","example":null}]},"ÇARDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bahçelerde yazın oturulmak için yapılan, kafes biçiminde, kubbeli, üstü yeşilliklerle sarılan süslü yapı","example":"Çardağın boşluğuna girdiğimiz vakit durmuş, eliyle yanağımı sıkmış, çenemi okşamıştı."},{"pos":"n","definition":"Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer","example":"Evin bahçeye açılan tahta kapısının üstündeki çardakta koruklar sarkıyordu."}]},"ÇARDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya dört zamanlı Macar halk dansı","example":null}]},"ÇARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sıkıntıdan kurtulmak için başvurulan yol","example":"Bu işin bir çaresini bulacağız."}]},"ÇAREVİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çarın oğlu","example":null}]},"ÇARGAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türk müziğinde \"do\" perdesinin adı","example":"Neyzen, esere çargah perdesinde başlayarak dinleyicilere güçlü bir giriş yaptı."},{"pos":"n","definition":"Bu perdede karar kılan makam","example":"Çargah makamında yapılan beste, klasik Türk müziği tutkunları tarafından büyük ilgi gördü."}]},"ÇARIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para koymaya yarayan cüzdan","example":"Büyükbabası, çarığını dikkatlice açarak biriktirdiği bozuk paraları torununa verdi."},{"pos":"n","definition":"İşlenmemiş sığır derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı","example":"Tozla örtülmüş çarıklarının eskiliği belli olmuyor."}]},"ÇARK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir eksenin döndürdüğü tekerlek biçimindeki makine parçası","example":"Çarklar dönüyor, küçük çark büyüğünü döndürüyor."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir askerî birliğin, biçimini ve düzenini bozmadan kanatlarından biri çevresinde dönerek yön değiştirmesi","example":null}]},"ÇARKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Osmanlılarda öncü görevi","example":null}]},"ÇARKIT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eski; bozuk; sakat","example":null}]},"ÇARMIH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ana direkleri ve gabya çubuklarını yandan tutan halatlar","example":"Yelkenli teknenin çarmıhı sağlam görünüyordu, bu da güvenli bir yolculuk yapmamıza olanak tanıyordu."}]},"ÇARNAÇAR":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zorunlu olarak, elinde olmadan","example":null}]},"ÇARP":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hızla değmek, vurmak","example":"Küçük çocuk koşarken duvara çarptı ve yere düştü."},{"pos":"v","definition":"Birisini aldatarak parasını veya malını elinden almak","example":"İhtiyarın üç aylıkları aldığı günler çıkagelir, allem edip kallem edip zavallının yarı maaşını çarpar kaçar."}],"lemma":"çarpmak"},"ÇARPI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce sıvadan önce duvarlarda bulunan pürüzleri doldurup kapatmak için yapılan sıva","example":"Duvarın düzgün bir şekilde boyanabilmesi için önce çarpı yapılması şarttır."},{"pos":"n","definition":"Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret","example":null}]},"ÇARPIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gerçek niteliğini yitirmiş","example":null}]},"ÇARPIL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendisini kötü bir duruma düşürmek için hazırlanan bir düzene uğramak, birinin hazırladığı oyuna düşmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Etkiye uğramak, çekiciliğine kapılmak","example":"O kadar etkileyici bir konuşma yaptı ki dinleyiciler çarpılıp kaldı."}],"lemma":"çarpılmak"},"ÇARPIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çarpma işleminin sonucu olan sayı","example":"3x7x5=105 işleminde çarpım 105'tir."}]},"ÇARPIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaslar birdenbire kendiliğinden ve düzensiz bir biçimde kımıldamak","example":"Soğukta uzun süre bekleyen adamın bacak kasları istemsizce çarpınmaya başladı."}],"lemma":"çarpınmak"},"ÇARPINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbin hızlı ve sık vurması","example":"Sınav sonucunu beklerken heyecandan kalbinde çarpıntı hissetmeye başladı."}]},"ÇARPIT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gerçek anlamından saptırmak","example":"Durumu çarpıtmana gerek yok."},{"pos":"v","definition":"Yanlışa ve kötü duruma götürmek","example":"Örnek tutarlı olmazsa kimseyi düzeltemez / Tutarlı olmayan örnek herkesi çarpıtır"}],"lemma":"çarpıtmak"},"ÇARPIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çarpma işi veya biçimi","example":"Sert bir çarpma sonucu masanın üzerindeki vazo yere düşüp parçalandı."},{"pos":"v","definition":"Ordu ölçüsünde iki silahlı kuvvet karşı karşıya gelip vuruşmak","example":null}]},"ÇARPMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört işlemden biri, çarpmak işlemi","example":"Öğretmen, öğrencilere çarpma işlemini pratik yaparak pekiştirmelerini tavsiye etti."},{"pos":"n","definition":"Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık","example":"Sanatçı, eserin duygusunu vurgulamak için şarkının bazı bölümlerine zarif çarpmalar ekledi."}]},"ÇARPMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hızla değmek, vurmak","example":"Küçük çocuk koşarken duvara çarptı ve yere düştü."},{"pos":"v","definition":"Birisini aldatarak parasını veya malını elinden almak","example":"İhtiyarın üç aylıkları aldığı günler çıkagelir, allem edip kallem edip zavallının yarı maaşını çarpar kaçar."}]},"ÇARÇABUK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman geçirmeden, kısa süre içinde","example":"Toplantıdan sonra çarçabuk eve döndü ve akşam yemeğini hazırladı."}]},"ÇARÇUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek\" anlamındaki çarçur etmek ve \"gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak\" anlamlarındaki çarçur olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz","example":null}]},"ÇARİÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çarın karısına veya kadın çara verilen unvan","example":null}]},"ÇARŞAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yatağın üstüne serilen veya yorgan kaplanan bez örtü","example":"Adam, üstü beyaz bir çarşafla örtülü sedyeyi dışarı doğru çekiyor."},{"pos":"n","definition":"Kadınların kullandığı ve baştan örtülen, pelerinli, eteklikli sokak giysisi","example":"Çabucak yatak odasına koştu, çarşafını giydi."}]},"ÇARŞAFLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işin içinden çıkamamak, kötü ve başarısız duruma düşmek","example":"Projeyi yetiştiremeyince, sunumda bütün detaylar karıştı ve herkesin önünde çarşafladı."},{"pos":"v","definition":"Yorganı çarşafla kaplamak","example":"Misafirler gelmeden önce annem yeni yıkanmış çarşafla yorganı özenle çarşafladı."}],"lemma":"çarşaflamak"},"ÇARŞAMBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haftanın dördüncü günü, salı ile perşembe arasındaki gün","example":null}]},"ÇARŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dükkânların bulunduğu alışveriş yeri","example":"Elbet çarşıda bir kahve, bir çaycı dükkânı bulurum."}]},"ÇASAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Viyana'da oturan Alman imparatoruna verilen unvan","example":null}]},"ÇAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akarsu, yol gibi uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer","example":"İki nehrin çatak noktasında suyun akış yönü tamamen değişiyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir kimse ile karşı karşıya gelmek","example":null}]},"ÇATAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı","example":"Karakaçanı, Armutdere çataklarında bu Bozdayı tepelediydi."},{"pos":"adj","definition":"Yapışık, ikiz meyve","example":"Dalında iki çatak şeftali görünce, bahçıvan bunların özel bir tür olduğunu söyledi."}]},"ÇATAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı","example":"Çiftçi, harman yığınını savurmak için eline çatalını aldı."},{"pos":"n","definition":"Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç","example":"Çatalı elinden düştü, ağzı açık kaldı."}]},"ÇATALLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çatal gibi ikiye ayrılmak","example":"Bir çeyrek daha gittiler, önlerinde yol bir daha çatallandı."}],"lemma":"çatallanmak"},"ÇATALLAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok ihtimal ortaya çıkarak anlaşılması güç bir duruma gelmek","example":"Meğer ne kadar yanılmıştım. İş asıl bundan sonra çatallaşacaktı."}],"lemma":"çatallaşmak"},"ÇATANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi","example":null}]},"ÇATAPAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakla çiğnendiğinde veya bir yere sürtüldüğünde \"çat pat\" diye patlayan bir eğlence fişeği","example":null}]},"ÇATI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılan çoğu kiremit kaplı bölüm","example":"Sık ağaçlar arasında yalnız üst katının çatısı görünen kırmızı aşı boyalı bir eski eve doğru yürüyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu","example":"Halit Ziya Uşaklıgil'in, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun, Reşat Nuri Güntekin'in romanlarındaki sağlam çatıyı onunkilerde bulamazdınız."}]},"ÇATIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çatılmış olan","example":"O çatık, kara kaşlı, al yanaklı hanımın kucağına oturmak lazım gelmişti."}]},"ÇATILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çatık duruma gelmek","example":null}],"lemma":"çatıldamak"},"ÇATIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaşlarını çatıp surat asmak","example":"Bazen kız, çatınmakta inat ederse birden hatırına her müşkülü halledecek bir çare gelmişçesine..."}],"lemma":"çatınmak"},"ÇATINMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaşlarını çatıp surat asmak","example":"Bazen kız, çatınmakta inat ederse birden hatırına her müşkülü halledecek bir çare gelmişçesine..."}]},"ÇATIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çatır\" diye ses çıkarmak","example":"Ormanda yürüyüş yaparken ayağımın altındaki dal çatırdadı."},{"pos":"v","definition":"Çökmeye, yok olmaya yüz tutmak, tehlikeli duruma düşmek","example":"Konak bir fırtına başlangıcında bir eski gemi gibi çatırdamaya başladı"}],"lemma":"çatırdamak"},"ÇATIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çatırdama sesi","example":"Az sonra tutuşan çalıların çatırtısı sağanak sesini bastırmıştı."}]},"ÇATIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı birbirini dövmek, birbirine vurmak","example":"Oyun sırasında arkadaşlarım arasında bir çatışma çıktı ve kısa süreli bir kargaşa yaşandı."},{"pos":"v","definition":"Karşılıklı vuruşmak; kavga etmek","example":"Okuldan dönerken iki grup çocuk arasında çatışma çıktı ve ortam bir anda karıştı."}],"lemma":"çatışmak"},"ÇATIŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çelişme durumunda olan","example":null}]},"ÇATIŞKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasaların veya önermelerin kendi aralarında çelişikliği","example":null}]},"ÇATIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı birbirini dövmek, birbirine vurmak","example":"Oyun sırasında arkadaşlarım arasında bir çatışma çıktı ve kısa süreli bir kargaşa yaşandı."},{"pos":"v","definition":"Karşılıklı vuruşmak; kavga etmek","example":"Okuldan dönerken iki grup çocuk arasında çatışma çıktı ve ortam bir anda karıştı."}]},"ÇATKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstüne bir şey koymaya yarayan ayaklı destek","example":"Kitapları düzenli bir şekilde yerleştirmek için masanın üzerine bir çatkı koydum."},{"pos":"n","definition":"Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ","example":"Alnında, başı ağrıdığı vakitlerdeki gibi beyaz tülbentten bir çatkı vardı."}]},"ÇATKIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çatılmış olan","example":"Ağaçların çatkın durumda olması, fırtınanın ne kadar şiddetli geçtiğini gösteriyordu"}]},"ÇATLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Parçaları ayrılıp dağılmayacak biçimde yarılmak","example":"Eğer çay doldururken bardak çatlarsa, üzerlerinde nazar olduğuna hükmeder, gidip bir koşu ateşte tuz çevirirdi."},{"pos":"v","definition":"Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak","example":"Meşin ciltlerin çoğu kıvrılmış, bir kısmı da arkalarından çatlamıştı."}],"lemma":"çatlamak"},"ÇATLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yarılmasıyla oluşan ince aralık","example":"Bardakta küçük bir çatlak var."}]},"ÇATLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Parçaları ayrılıp dağılmayacak biçimde yarılmak","example":"Eğer çay doldururken bardak çatlarsa, üzerlerinde nazar olduğuna hükmeder, gidip bir koşu ateşte tuz çevirirdi."},{"pos":"v","definition":"Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak","example":"Meşin ciltlerin çoğu kıvrılmış, bir kısmı da arkalarından çatlamıştı."}]},"ÇATMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimse ile karşı karşıya gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Uygun zamanı gelmek, zamanı uygun olmak","example":"Bir tatile çıkmanın geldi de çattı."}]},"ÇATPAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakla çiğnendiğinde veya bir yere sürtüldüğünde \"çat pat\" diye patlayan bir eğlence fişeği","example":null}]},"ÇAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kulağın duyabildiği titreşim","example":"Müzik aletinin çavı, konser salonunda yankılanıyordu."},{"pos":"v","definition":"Sabahleyin güneş ufuktan yükselmek","example":"Dağın arkasından güneş çavmaya başladığında, gökyüzü pembe ve turuncu renklere büründü."}]},"ÇAVALYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tutulan balıkların içine konduğu sepet","example":null}]},"ÇAVDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerden, unlu tane veren bir bitki","example":"Çavdar ekmeği lezzetli olmakla beraber iyi pişmeyip hamur kaldığından çokluk yapılmaz"},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin esmer ve uzun tanesi","example":"Çavdar tanelerinin rengi koyu esmerdir."}]},"ÇAVELA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tutulan balıkların içine konduğu sepet","example":null}]},"ÇAVLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir akarsuyun, yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer","example":"Çavlan sesinden öte bir şey duyulmuyordu şimdi."},{"pos":"v","definition":"Onaylanmayan bazı davranışlar yüzünden hakkında dedikodu yapılmak","example":"Geceleri geç saatlere kadar dışarıda kalan Selin’in davranışları çevresinde çavlanmaya neden oldu."}]},"ÇAVMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sabahleyin güneş ufuktan yükselmek","example":"Dağın arkasından güneş çavmaya başladığında, gökyüzü pembe ve turuncu renklere büründü."},{"pos":"v","definition":"Dağılıp yayılmak; saçılmak","example":"Yeni bir gün ışığı çavdı başım üstüne"}]},"ÇAVUN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan derisinden veya çavdan yapılmış kırbaç","example":null}]},"ÇAVUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Onbaşıdan sonra gelen ve görevi manga komutanlığı olan erbaş","example":"Katanaların birinin üstünde bir topçu çavuşu oturuyor."},{"pos":"n","definition":"Bir işin veya işçilerin başında bulunan ve onları yöneten sorumlu kimse","example":null}]},"ÇAVŞIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maydanozgillerden bir bitki","example":"Dağ eteklerinde yetişen çavşır bitkisi, yüksek rakımlarda sıkça rastlanan dayanıklı bir bitki türüdür."},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin eczacılıkta kullanılan reçinesi","example":"Çavşırın reçinesi ağrı kesici ve iltihap giderici etkisiyle bilinir ve bu nedenle eczacılıkta kullanılır."}]},"ÇAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı","example":"Çay bahçesinden toplanan taze yapraklar, özel işlemlerle işlenerek kaliteli çay elde etmek için kurutuldu."},{"pos":"n","definition":"Bu yaprağın demlenmesiyle elde edilen güzel kokulu ve sarımtırak kırmızı renkli içecek","example":"Bize çay ikram ettiler."}]},"ÇAYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akrep, yılan, çıyan, kırkayak vb. zehirli hayvan","example":null}]},"ÇAYEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çay, kahve vb. içeceklerin hazırlandığı ve içildiği yer","example":null}]},"ÇAYHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çay, kahve vb. içeceklerin hazırlandığı ve içildiği yer","example":null}]},"ÇAYIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde gür ot biten düz ve nemli yer","example":"O zaman güneşe bakan bu güzelim çayırlara oturup kurumayı bekliyorduk."},{"pos":"n","definition":"Böyle yerde biten otlar","example":null}]},"ÇAYIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvan, çayırda otlamak","example":"Sabah erken saatlerde, çayırlayan koyunların arasında bir de kuzu bulduk."},{"pos":"v","definition":"Hayvan yediği çayırdan hastalanmak","example":"Çayırlayan ineklerimiz için veteriner çağırmak zorunda kaldık."}],"lemma":"çayırlamak"},"ÇAYKARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çay kenarında çıkan göze, kaynak, pınar","example":"Çaykaraların suyu o kadar soğuktur ki dişlerini tıkırdatır."}]},"ÇAYLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yırtıcılardan, uzun kanatlı, çengel gagalı, küçük kuşları ve fare gibi zararlı hayvanları avlayan, tavuk büyüklüğünde bir kuş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gençliği sebebiyle görgüsüz ve beceriksiz olan; acemi kimse","example":null}]},"ÇAÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ticaret gemilerinde eski ve usta gemici","example":null}]},"ÇAÇARON":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karşısındakini susturacak biçimde ve çok konuşan","example":null}]},"ÇAÇAÇA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meksika'dan yayılmış, hareketli, modern bir dans","example":null}]},"ÇAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası","example":"Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."},{"pos":"v","definition":"Güneş ışığı vurmak","example":"Ömrüm bir tepeye çağmış gün gibi."}]},"ÇAĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük çocuk","example":null}]},"ÇAĞANAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çalgılı, neşeli ve gürültülü bir biçimde","example":"Çalgı çağanak bir hayli eğlendik"}]},"ÇAĞANOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabukluların ön ayaklılar alt takımından, eti için avlanan, pavuryaya benzer küçük su hayvanı","example":null}]},"ÇAĞCIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Aynı çağda yaşayan","example":null}]},"ÇAĞDAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Aynı çağda yaşayan","example":"Daha sonrakileri ve Necip Fazıl'ın çağdaşlarını konuşmak üzere bugünkü sohbetimize son verdik."}]},"ÇAĞILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sular akarken taşlara, kayalara çarparak \"çağıl çağıl\" ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"çağıldamak"},"ÇAĞILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyun, akarken taşlara, kayalara çarparak çıkardığı yansıma ses","example":null}]},"ÇAĞIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek","example":"O akşam Orhan'ı yemeğe çağırdı."},{"pos":"v","definition":"Ezgisiyle bir türküyü seslendirmek","example":"Türküler çağırarak tahta siliyor."}],"lemma":"çağırmak"},"ÇAĞIRIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söyleme, seslenme işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Ruh çağırma sırasında seans","example":null}]},"ÇAĞIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek","example":"O akşam Orhan'ı yemeğe çağırdı."},{"pos":"v","definition":"Ezgisiyle bir türküyü seslendirmek","example":"Türküler çağırarak tahta siliyor."}]},"ÇAĞIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çağırma sesi","example":null}]},"ÇAĞLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Badem, kayısı, erik vb. tek çekirdekli yemişlerin körpeyken yenilebilen ham şekli","example":null},{"pos":"v","definition":"Duygu ve düşünceleri güçlü bir tepki ile dışarı vurmak","example":null}]},"ÇAĞLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duygu ve düşünceleri güçlü bir tepki ile dışarı vurmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Su, köpürerek ve ses çıkararak coşkun bir biçimde akmak","example":"Bir gün nehirler gibi çağlayarak derinden."}]},"ÇAĞLAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer, küçük şelale","example":null}]},"ÇAĞLAYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer, küçük şelale","example":null}]},"ÇAĞLAYIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyun topraktan çıktığı yer","example":null}]},"ÇAĞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güneş ışığı vurmak","example":"Ömrüm bir tepeye çağmış gün gibi."}]},"ÇAĞNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sıvı","example":null}]},"ÇAĞRI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin bir yere gelmesini isteme","example":null},{"pos":"n","definition":"Telefon sistemi ve ağı düzeninde belli bir numara verilerek taşıyanına kolayca ulaşılmasını veya ona haber bırakılmasını sağlayan alet","example":null}]},"ÇAĞRIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksek bir sesin yetişebileceği kadar uzaklık","example":"İki çağrım ötede bir pınar var."}]},"ÇAĞRIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hep birden bağırarak yaygara etmek","example":"Koşuşa çağrışa etrafa dağılıyorlar, ağaçlara tırmanıp çimenlerde yuvarlanıyorlardı."},{"pos":"v","definition":"Birbirini çağırmak","example":null}],"lemma":"çağrışmak"},"ÇAĞRIŞIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davranışlar, düşünceler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girdiğinde ötekini de bilince çekmesi olayı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir düşünce, görüntü ve benzerinin bir başkasını hatırlatması","example":"Doğru düşünmek çağrışımların rastgele gidişine karşı koymaktır."}]},"ÇAŞIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları için çalışan kimse","example":"O, derin devletin bir çaşıtı olarak görev yapıyordu ve bilgileri sızdırmak için sürekli ortalıkta dolaşıyordu."},{"pos":"n","definition":"Ara bozmak amacıyla söz taşıyan kimse","example":"Kız kardeşinin işine karışan çaşıt, iki arkadaş arasındaki dostluğu bozmak için dedikodular yaymaya başladı."}]},"ÇAŞITLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Casusluk yapmak","example":null}],"lemma":"çaşıtlamak"},"ÇEBİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yaşındaki keçi yavrusu","example":null}]},"ÇECİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Madenî kulp, halka, çivi","example":null}]},"ÇEDENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendirin tohumu","example":null}]},"ÇEDİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mesh üzerine giyilen sarı pabuç","example":"Kavuğu başından düşmüş, çedik pabuçlarından biri ayağından fırlamış."}]},"ÇEHRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin vatandaşlarına devletçe verilen, kimlikleriyle kişisel durumlarını gösteren resmî belge","example":"Şehrin etnik çehresi de bizim için az çok meçhuldür."},{"pos":"n","definition":"Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey","example":null}]},"ÇEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine doğru getirmek (çekmek)","example":"İpi yavaşça çek."},{"pos":"n","definition":"Bankadan para almaya yarayan belge","example":null}]},"ÇEKBERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Harman döküntülerini toplamaya yarayan araç","example":null}]},"ÇEKECEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakkabı ile topuk arasına sokularak ayağın ayakkabıya kolay girmesini sağlayan, maden, boynuz ve plastik maddeden yapılmış alet","example":"Ayakkabıları denemek için şuradaki çekeceği kullanabilirsiniz."}]},"ÇEKEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayık, mavna ve küçük gemilerin karaya çekildikleri yer","example":"Çayın taşması evler kadar çekekteki motorlar için de tehlikeliydi."}]},"ÇEKEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük çapa","example":"Bahçede yetiştirdiği sebzeleri sulamak için eline çekeli alıp toprağı şekillendirmeye başladı."},{"pos":"n","definition":"Üvendirenin alt ucunda bulunan, pulluğa yapışan toprağı ayırmaya yarayan demir bölüm","example":"Tarım aletinin çekel kısmı tarladaki toprağın daha iyi işlenmesini sağlıyor."}]},"ÇEKELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tekrar tekrar çekmek","example":"Deniz yakasından yakalamış, parmaklarını geçirmiş iki yakasına, çekeliyor."}],"lemma":"çekelemek"},"ÇEKELEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sincapgillerden, ağaçlarda yaşayan, genellikle meyveyle beslenen, çok tüylü, uzun kuyruklu, ince gövdeli bir hayvan","example":null}]},"ÇEKEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeşil yapraklı, dikensi, ateşe atıldığında çatırdayarak yanan bir bitki","example":null}]},"ÇEKEME":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir bakımdan kendinden üstün gördüğü birinin bu üstünlüğünden acı duymak","example":"Arkadaşının başarılarını her zaman çekemediği için onunla konuşmaktan kaçınıyordu."},{"pos":"v","definition":"Çekme işini yapamamak","example":"Şu ipi bir türlü çekemediniz gitti."}],"lemma":"çekememek"},"ÇEKEMEZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kıskanç kimse","example":null}]},"ÇEKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tartma aletinin kaldırabildiği ağırlık miktarı","example":"Tartının çeker kapasitesi sadece 5 kilo olduğu için daha ağır ürünleri tartmamız mümkün olmadı."}]},"ÇEKME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü","example":"Bir çekmede unutulmuş / Senelerle rengi solmuş / Bir tek resim çocukluğum"},{"pos":"n","definition":"Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması","example":"Spor salonunda çekme hareketleri yaparak kol kaslarını güçlendirdi."}]},"ÇEKMECE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü","example":"Bir çekmede unutulmuş / Senelerle rengi solmuş / Bir tek resim çocukluğum"},{"pos":"n","definition":"İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık","example":"Minderin köşesine annemden kalan ceviz boyalı çekmeceyi yerleştirdim."}]},"ÇEKMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kişiden veya bir şeyden hoşlanmak","example":"O güzel manzara, gerçekten ruhumu okşadı; doğanın bu muazzam görüntüsü karşısında büyülenmemek elde değildi."},{"pos":"v","definition":"İçki içmek","example":"Arkadaşlarıyla buluştuğunda keyifle bir kadeh rakı çekti."}]},"ÇEKTİRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelkenleri olmakla birlikte kürekle de yol alan eski zaman gemisi","example":"Bu donanma bizimdi... Kadırgalarıyla, kalyonlarıyla, çektirileriyle bizim."}]},"ÇEKYA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Prag.","example":null}]},"ÇEKYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerektiğinde açılıp yatak durumuna getirilebilen birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk","example":"Ben holde çekyatın üzerinde yatmaya başladım."}]},"ÇEKÇEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dört tekerlekli el arabası","example":null}]},"ÇEKÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç","example":null}]},"ÇEKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği","example":null},{"pos":"n","definition":"Tartma aleti","example":"Pazar yerinde sebze ve meyve tartmak için eski bir çeki kullanıyorlardı."}]},"ÇEKİCİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan","example":"Öğretmen, öğrencileriyle kurduğu dostça ilişkilerle oldukça çekici biri haline gelmişti."},{"pos":"n","definition":"Kaza veya arıza yapan aracı belli bir yere götürmek için kullanılan taşıt","example":null}]},"ÇEKİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yanlara doğru çekilerek gerilmiş gibi olan","example":"Çekik göz. Çekik kaş."},{"pos":"adj","definition":"İçeriye doğru kaçmış; batık","example":"Zayıf, ince uzun bir vücudu, kuru, çekik esmer bir yüzü var."}]},"ÇEKİL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden uzaklaşmak, geri durmak (çekilmek)","example":"Kapının önünden biraz çekil."}]},"ÇEKİLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Varlığı sona ermek","example":null},{"pos":"v","definition":"Eskisinden az bir duruma gelmek","example":null}]},"ÇEKİLİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Banka ve her tür ikramiyede piyango çekilme işi","example":null}]},"ÇEKİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alıcının sürekli olarak çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası","example":"Filmin en heyecanlı sahnesi tek bir planla kesintisiz olarak çekildi."},{"pos":"n","definition":"Fiillerin çeşitli zaman, kişi ve kiplere, isimlerin de isim hâllerine göre uğradıkları değişiklikler","example":null}]},"ÇEKİMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir cisim genel çekim yasasına göre başka bir cismi çekmek","example":null}],"lemma":"çekimlemek"},"ÇEKİMSEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saygı, korku vb. duygularla bir şeyi yapmaktan geri durmak","example":"Büyük patronun önünde konuşmaktan korktu, çünkü sözlerinin yanlış anlaşılmasından çekiniyordu."}],"lemma":"çekimsenmek"},"ÇEKİMSER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Oy vermekten, eğilim göstermekten veya bir şey yapmaktan kaçınan, kararsız, taraf olmayan kimse","example":null}]},"ÇEKİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saygı, korku vb. duygularla bir şeyi yapmaktan geri durmak","example":"Büyük patronun önünde konuşmaktan korktu, çünkü sözlerinin yanlış anlaşılmasından çekiniyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir şey sürünmek","example":"Sürmeler çekinmiş bir kadın."}],"lemma":"çekinmek"},"ÇEKİNCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek kaçınmayı gerektiren sebep veya durum","example":"En büyük çekincem, birinin dikkatini çekmekti."}]},"ÇEKİNGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyden çekinen","example":"Fikirlerini dile getirmekten bu kadar çekinmen ne kadar cesaretsiz olduğunu gösteriyor."}]},"ÇEKİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saygı, korku vb. duygularla bir şeyi yapmaktan geri durmak","example":"Büyük patronun önünde konuşmaktan korktu, çünkü sözlerinin yanlış anlaşılmasından çekiniyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir şey sürünmek","example":"Sürmeler çekinmiş bir kadın."}]},"ÇEKİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kararı olmama ya da karar vermekte güçlük çekme durumu","example":"... korkuya, hiç değilse çekintiye benzeyen bir şey de getiriyordu."}]},"ÇEKİNİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birkaç kuşak sonra ortaya çıkan ve o zamana kadar aradaki döllerde gizli kalan soya çekim nitelikleri","example":null}]},"ÇEKİRDEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum","example":"Kayısı çekirdeği. Zeytin çekirdeği. Karpuz çekirdeği."},{"pos":"n","definition":"Yenmek için satılan kabak veya ayçiçeği tohumu","example":"Akşamları televizyon karşısında kabak ve ayçiçek çekirdeği çitlemek onun en sevdiği alışkanlıklardan biriydi."}]},"ÇEKİRGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz kanatlılardan, uzun olan art bacaklarına dayanarak uzağa sıçrayabilen, birçok türü olan bir böcek","example":null}]},"ÇEKİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çivi çakma, madenleri dövme vb. işlerde kullanılan saplı bir el aleti","example":"Saldırmak onun içgüdülerinden biridir ve yöntemi çekiçle felsefe yapmaktır."},{"pos":"n","definition":"Yaklaşık 1,20 metre uzunluğundaki madenî tele bağlı ve ağırlığı 7,257 kg olan gülle","example":"Yarışmacılar çekiç atma müsabakasında en uzun mesafeyi hedeflemek için hazırlık yapıyordu."}]},"ÇEKİÇLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çekiçle dövmek","example":null}],"lemma":"çekiçlemek"},"ÇEKİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir iş yapmak için zahmet çekmek","example":"İkisi barbut oynuyor, üçüncüsü, en küçükleri, bir çekirgeye sigara içirmeye uğraşıyordu."}]},"ÇEKİŞKEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çekişmeyi seven, kavgacı kimse","example":null}]},"ÇEKİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş yapmak için zahmet çekmek","example":"İkisi barbut oynuyor, üçüncüsü, en küçükleri, bir çekirgeye sigara içirmeye uğraşıyordu."},{"pos":"v","definition":"Ağız kavgası etmek","example":"Kardeşler, son dilim pastayı kimin yiyeceği konusunda saatlerce çekiştiler."}]},"ÇEKİŞTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tuzla terbiye edilmiş yeşil zeytin","example":null}]},"ÇEKİŞTİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp dökmek","example":"Tüm gün arkadaşlarını çekiştirdi."},{"pos":"v","definition":"Uçlarından tutarak ayrı yönlere doğru çekmek","example":"Kilidi çekiştiriyorum, bana mısın demiyor."}],"lemma":"çekiştirmek"},"ÇEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek","example":"En tutulmaz penaltıları çeler ama bazen de bakarsın, bacak arasından en olmayacak golleri yerdi."},{"pos":"v","definition":"Örtü ve benzerini örtünüp iki ucunu bağlamak","example":"Soğuktan korunmak için şalı omzuna çeldi."}],"lemma":"çelmek"},"ÇELEBİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyan tüccar","example":"Çelebi, tütün mü alacaksınız?"},{"pos":"adj","definition":"Görgülü, terbiyeli, olgun kimse","example":"Yeleği gümüş köstekli, fesi kalıpsız, orta yaşlı bir adamdı, son derece osmanlı ve çelebi"}]},"ÇELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boynuzu kırık veya eğri hayvan","example":null}]},"ÇELEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ev saçağı","example":null}]},"ÇELENK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiçek, dal ve yapraklarla yapılmış halka","example":"Duvara dayalı çelenkleri görür."},{"pos":"n","definition":"Kadınların başlarına taktıkları mücevher veya madenden yapılmış sorguç","example":"Kraliyet ailesinin üyeleri, geleneksel törenlerinde altın çelenkler takarak büyük bir ihtişam sergilediler."}]},"ÇELGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü","example":null}]},"ÇELLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Viyoladan büyük, kontrbastan küçük, dört sürtme telli bir orkestra çalgısı","example":null}]},"ÇELME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini yere düşürmek için ayağının önüne ayak uzatma","example":"Bir itişme, bir bakışma, bir yanındakine çelme vurup öne geçme yarışıdır gidiyordu."},{"pos":"n","definition":"Arkadan hafifçe bağlanan baş örtüsü","example":"Eski fotoğraflarda büyükannemin başına taktığı ince kumaştan yapılmış çelme yüzüne zarif bir ifade katıyordu."}]},"ÇELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek","example":"En tutulmaz penaltıları çeler ama bazen de bakarsın, bacak arasından en olmayacak golleri yerdi."},{"pos":"v","definition":"Örtü ve benzerini örtünüp iki ucunu bağlamak","example":"Soğuktan korunmak için şalı omzuna çeldi."}]},"ÇELMELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çelme takmak","example":"Hademelerden biri odaya lamba getirirken Mebrure bahçeye fırladı, birbirini çelmeleyen adımlarla, istediği hâlde koşmaya muvaffak olamayarak sokağa yürüdü."},{"pos":"v","definition":"Bir iş veya kimseyi engellemek","example":"Başarılı olmak için kardeşini çelmeledi ."}],"lemma":"çelmelemek"},"ÇELMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğday ve başakla karışık iri saman","example":null}]},"ÇELTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoban yamağı, yardımcı, uşak","example":null}]},"ÇELTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kabuğu ayıklanmamış pirinç","example":"Pamuk tutarsa ne âlâ! Ama bu yıl bir de çeltiği deneyelim, demişler."}]},"ÇELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı","example":"Süngülerini çelikten birer parmak gibi göğe kaldırmışlar."},{"pos":"n","definition":"Kısa kesilmiş dal","example":"Bahçıvan yeni ağaçlar için iyi ağaçlardan çelikler kesti."}]},"ÇELİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çelik dikerek ağaç yetiştirmek","example":null}],"lemma":"çeliklemek"},"ÇELİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar","example":"Bu işi yapabilmek için gerekli çelime sahipsin."}]},"ÇELİŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirlerine ters düşmek; tutarsız olmak; mütenakız olmak","example":"Anlattıklarının hemen tümü birbiriyle çelişiyor."}],"lemma":"çelişmek"},"ÇELİŞKEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çelişme durumunda olan","example":null}]},"ÇELİŞKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşıt anlamlı kelimelerin, sözlerin bir araya gelmesi","example":"Bu söylediklerin çelişme değil de ne?"}]},"ÇELİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirlerine ters düşmek; tutarsız olmak; mütenakız olmak","example":"Anlattıklarının hemen tümü birbiriyle çelişiyor."}]},"ÇELİŞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çelişme durumunda olan","example":null}]},"ÇEMBALO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Piyanoya benzer, klavyeli ve telli bir çalgı","example":null}]},"ÇEMBER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü","example":"Çemberimde gül oya / Gülmedim doya doya"},{"pos":"n","definition":"Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri","example":"Matematik dersinde öğrendiğimiz çember, geometrinin en temel şekillerindendir."}]},"ÇEMBERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çember içine almak, çemberle çerçevelemek, kasnak içine almak","example":"Gözlükçü camı çemberleyerek ölçüsünü aldı."}],"lemma":"çemberlemek"},"ÇEMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu tohumu un durumuna getirip sarımsak, kırmızıbiberle karıştırarak yapılan, genellikle pastırma üzerine sürülen macun","example":"Çemenin tarifini verir misin?"},{"pos":"n","definition":"Maydanozgillerden, kimyon türü bir bitki","example":"Taze çemen yaprakları soslara katılır ve aromatik tadı ile et ve balık yemeklerine eklenir."}]},"ÇEMENLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çemen sürmek","example":null}],"lemma":"çemenlemek"},"ÇEMKİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Köpek kesik kesik havlamak","example":"Sokaktan geçen yabancıya karşı bahçedeki küçük köpek çemkirmeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Birine karşı gelmek, sert cevap vermek","example":null}],"lemma":"çemkirmek"},"ÇEMRE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kolunu veya paçalarını sıvamak, eteğini toplamak","example":"Lisânen söyleyemediğinden eteklerini çemreyip işâretle beyan eylemiş."}],"lemma":"çemremek"},"ÇEMREK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolları ve bacakları sıvanmış kimse","example":null}]},"ÇEMREMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kolunu veya paçalarını sıvamak, eteğini toplamak","example":"Lisânen söyleyemediğinden eteklerini çemreyip işâretle beyan eylemiş."}]},"ÇEMREN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş yapmaya güçlü bir biçimde, istekle hazırlanmak","example":"İhale kazanıldıktan sonra herkes iş için çemrenmeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Kendi kol ve paçalarını sıvamak, eteğini toplamak","example":"Lisânen söyleyemediğinden eteklerini çemreyip işâretle beyan eylemiş."}],"lemma":"çemrenmek"},"ÇEMÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahta kepçe","example":null}]},"ÇEMİÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dut veya üzüm kurusu","example":null}]},"ÇENE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzün ağız altındaki bölümü","example":"Elini çenesine dayadı."}]},"ÇENEBAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karşısındakini susturacak biçimde ve çok konuşan","example":"Toplantıda, çeneli bir çalışan sürekli konuştuğu için diğerleri fikirlerini paylaşmakta zorlandı."}]},"ÇENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşların gagasını oluşturan alt ve üst bölümlerden her biri","example":"Kuşun çenekleri oldukça keskin olduğu için küçük meyveleri kolayca koparabiliyor."},{"pos":"n","definition":"Böceklerde ağzın iki yanında bulunan parçalayıcı sert organ","example":"Arıların çenekleri, onları polen ve nektar toplarken oldukça işlevsel hale getiriyor."}]},"ÇENET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstiridye vb. iki çeneli yumuşakçalarda, kolsu ayaklılarda kavkının iki parçasından her biri","example":"İstiridyenin çenetlerini açmak oldukça zordur çünkü kavkı sıkıca kapanmıştır."},{"pos":"n","definition":"Açıldığında tohumların ortaya çıktığı kabuk","example":"Fasulye ve baklanın kabukları ikişer çenetten meydana gelir"}]},"ÇENGEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere takılmaya, geçirilmeye yarayan eğri ve ucu sivri demir","example":"Alaturka, eski tahta kapısının dışarıdan da içeriden de çengelleri var."},{"pos":"n","definition":"Basketbolda çembere yan durarak tek elle baş üzerinden geçirilerek atılan şut","example":"Çengel atışıyla topu çembere gönderdi."}]},"ÇENGELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çengelini takmak","example":"... duvara çengelliyordu pencerenin panjurlarını."},{"pos":"v","definition":"Çengel atış yapmak","example":"Çengelleme sonucu çok kritik bir puan kazandırmıştı takımına."}],"lemma":"çengellemek"},"ÇENGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalgı eşliğinde oynamayı meslek edinmiş kadın","example":"Eski Galata'dan artakalmış çengiler zilzurna dağılıyorlar."}]},"ÇENK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arpı andıran, telli bir çalgı","example":null}]},"ÇENT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin kenarında kertik açmak","example":"Belinden bıçağını çıkarıp sırığın ucunu çentmeğe başladı."},{"pos":"v","definition":"Soğan, salatalık ve benzerini küçük ve ince parçalar biçiminde doğramak","example":"... yabansı çiçeklerden toz toplayıp tunç havanda dövdüler, içine sabun çenttiler."}],"lemma":"çentmek"},"ÇENTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin kenarında kertik açmak","example":"Belinden bıçağını çıkarıp sırığın ucunu çentmeğe başladı."},{"pos":"v","definition":"Soğan, salatalık ve benzerini küçük ve ince parçalar biçiminde doğramak","example":"... yabansı çiçeklerden toz toplayıp tunç havanda dövdüler, içine sabun çenttiler."}]},"ÇENTİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin kenarından kesilerek veya kırılarak açılan küçük kesik","example":"Bıçağın ağzında çentik var."},{"pos":"n","definition":"Küçük oyuk","example":"İhtiyarın uzun şakaklarında, gözlerinin altında bıçak yaraları gibi ince çizgiler, çukurlar, oyuklar, çentikler, yenikler görünüyor."}]},"ÇENTİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyde çentik açmak","example":"Ağaç dalına ip tutturmak için hafifçe çentikleyerek bir girinti oluşturdu."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi ince doğramak","example":"Şef, salata için havuçları çentikleyerek ince dilimler halinde doğradı."}],"lemma":"çentiklemek"},"ÇENÇEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok konuşan","example":null}]},"ÇENİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Canı yanan köpek ağlar gibi acı acı ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"çenilemek"},"ÇEPEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kolayca ateş yakmaya yarayan ince ve kuru ağaç dalı, kuru ot vb. şeyler","example":"Kamp ateşi için etraftan çepel topladık ve kısa sürede ateşi yakmayı başardık."},{"pos":"n","definition":"Bozuk, kapalı, yağmurlu hava","example":"Şu saatte kar yağıyordur, daha fenası hava çepeldir, sokaklar çamurludur."}]},"ÇEPELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çepel duruma getirmek","example":"Yanlış kasayı döktüğünden üzümü istemeden de olsa çepellemişti."},{"pos":"v","definition":"Karıştırıp bozmak","example":"Çocuklar oyuncak kutusunu çepelleyip tüm parçaları birbirine karıştırdılar."}],"lemma":"çepellemek"},"ÇEPER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine sımsıkı yapışık hücre veya moleküllerden oluşan ve bitkilerin çeşitli bölümlerini bir kın gibi saran ince tabaka","example":null},{"pos":"n","definition":"Bağ, bahçe, bostan vb. yerlerin çevresine çalı, kamış, ağaç dalı gibi şeylerden çekilen duvar türü","example":"Sıra sıra çeperler / Çepere su serperler / Irak yoldan geleni / Terli terli öperler"}]},"ÇEPEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bozuk ipek kozası","example":null}]},"ÇEPİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bahçelerde kullanılan küçük çapa","example":null}]},"ÇERAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji; erke; ziya; nur","example":"Karanlık gözlerinde ümîdin çerağları"},{"pos":"n","definition":"Mum, kandil, lamba vb. ışık veren araç; çırağ","example":"İç oğlanı, iki köşede duran dövme bakır çerağları yakınca geniş dîvanhâne kızıla çalan çiğ bir ışıkla aydınlandı."}]},"ÇEREZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asıl yemekten sayılmayan, peynir, zeytin vb. yiyecekler","example":"Yemek öncesi atıştırılması için masaya peynir, zeytin gibi çerezlerden koyduk."},{"pos":"n","definition":"Yemek dışında yenilen yaş veya kuru yemiş vb. şeyler","example":"Film için bir kase dolusu fıstık ve badem gibi çerezler hazırladık."}]},"ÇEREZLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çerez türünden bir şeyler yemek","example":"Film başlar başlamaz herkes çerezlenmeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyden biraz yararlanmak; çimlenmek","example":"Yeni iş ortamında, eğitimlerden biraz çerezlenip kendini geliştirme fırsatı bulduğunu söyledi."}],"lemma":"çerezlenmek"},"ÇERGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyük ve süslü çadır","example":"Bu çergeler ne şaşalı, ne gösterişli idi."},{"pos":"n","definition":"Derme çatma çadır; göçebe çadırı","example":"Belki on aile keçelerden, kilimlerden çergelerini meyve ağaçlarının altlarına kurdular."}]},"ÇERMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyu sıcak olarak yerden çıkan hamam","example":null}]},"ÇERVİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kasaplık hayvanlardan elde edilen çeşitli yağların eritilmişi","example":"Ve bir de ekseriyetle Eflâk ve Boğdan cihetlerinden mum îmâli için don ve çerviş yağı ve ekl için sâdeyağ ve emsâli bakkāliye emtiası celp ve füruht edenlere ıtlâk olunurdu ki…"},{"pos":"n","definition":"Yemeğin sulu kısmı","example":"Annem, sebze yemeğinin çervişini ekmeğiyle bandıra bandıra yemeyi çok sever."}]},"ÇERÇEVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resim, yazı, ayna ve benzerini süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık","example":"Duvarda bir çerçeve asılıdır ki çarpıktır, düzeltemezsiniz."},{"pos":"n","definition":"Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık","example":"Pencerenin geniş çerçevesi yıldız salkımlarıyla dolu."}]},"ÇERÇİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse, gezici satıcı","example":"Çerçiler bağıra bağıra bilezik, kurdele, sakız, kına vesaire satıyorlardı."},{"pos":"n","definition":"Bazı bölgelerde tuhafiyeci","example":"Ördüğüm yeleği süslemeye çerçi dükkanına gittim."}]},"ÇERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orduda görev yapan erden generale kadar herkes","example":null}]},"ÇERİBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Albay rütbesinde jandarma alay komutanı","example":"Her mıntıka sâhiplerinden bu yaftaları alanlar, muharrir-i memleketten de tezkirelerini alıp yerleri uzaksa içlerinden birini veyâhut çeribaşılarını İstanbul’a gönderip yeni tahrîre göre kendilerine berat verilirdi."},{"pos":"n","definition":"Çingene topluluklarının başı","example":"Çok iyi giyinmiş ve süslenmiş bir çeribaşının yanında, yalın ayak, pis gömlekli bir baldırı çıplak gidiyor ve çeribaşı ile senli benli görüşüyordu."}]},"ÇETE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasa dışı işler yapmak veya etrafındakileri korkutmak amacıyla bir araya gelmiş topluluk","example":null},{"pos":"n","definition":"Ordu birliklerinden olmayan silahlı küçük birlik","example":"Bir korsan çetesi kuracak, adadan adaya geçerek..."}]},"ÇETELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çizilerek veya oyularak açılan kertik","example":"Lakin silinmiyor çetele! Bakın tavan tebeşirden görünmez oldu."},{"pos":"n","definition":"Ekmekçi, sütçü vb. esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttukları ağaç dalı","example":"Bre Balçar, benim aklım çetele mi?"}]},"ÇETREFİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Karışıklığı dolayısıyla, anlaşılması veya sonuca bağlanması güç","example":"Çetrefil siyasete aklım ermez."},{"pos":"adj","definition":"Yapı ve ses kurallarına aykırı kullanılan dil","example":"Onun çetrefil bir dili var"}]},"ÇETİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Amaçlanan duruma getirilmesi, elde edilmesi, çözümlenmesi, işlenmesi güç veya engeli çok olan, zor","example":null}]},"ÇEVGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elde taşınacak incelikte düzgün ağaç","example":"Çavuşların çevgânları gümüş kazaklı ve baş tarafı (…) mukavvesti."},{"pos":"n","definition":"At üzerinde sopayla oynanan bir tür top oyunu","example":"Genç binici bir yandan atını durmaksızın sürer, diğer yandan da av ve sefer yorgunları için düzenlenen çevgen partilerine katılır."}]},"ÇEVRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü","example":"Ayrıca ben, oldukça kapalı bir çevrede yetişmiştim."},{"pos":"n","definition":"Bir yerin yakınında olan ve saran başka yerlerin bütünü","example":"Bu şehrin çevresinde çok bağ var"}]},"ÇEVRELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak","example":"Eğitmen, \"sosyal adalet\" kavramını çevreleyerek tüm temel bileşenlerini açıkladı ve böylece öğrenciler konuyu daha iyi anladı."},{"pos":"v","definition":"İçine almak, kuşatmak, sarmak, ihata etmek","example":"Çadırlarımızı kurduk, keçi yünü battaniyelerimizi omuzlarımıza alıp yaktığımız ateşi çevreledik."}],"lemma":"çevrelemek"},"ÇEVREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz arazide veya açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer","example":"Arada sırada da olsa böyle buluşup konuşmak çok güzel oluyor, insanın çevreni genişliyor."}]},"ÇEVRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hava veya suyun hızla dönüp sütun biçiminde yükselmesiyle oluşan, alanı dar bir fırtına çeşidi","example":"Hava çevrisi şiddetli olduğunda ağaçları söker, yapıları yıkar."},{"pos":"n","definition":"Bir sözü veya davranışı görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme","example":"Onun söylediği basit bir şakaydı ama çevri yaparak bu sözleri üzerine alındı ve gereksiz yere kırıldı."}]},"ÇEVRİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Söz veya davranışa başka bir anlam vermek","example":null}],"lemma":"çevrilemek"},"ÇEVRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir elektrik akımının iletken üzerinde aldığı yol","example":"Mühendisler, elektrik devresindeki akımın çevrimini inceleyerek devre üzerindeki direncin nerede arttığını belirlediler."},{"pos":"n","definition":"Bir hareket, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılan başka hareketlerden oluştuğunda hareketlerin her biri veya bunların yapılması için geçen her zaman aralığı","example":"Motorun düzenli çalışabilmesi için her çevrimin eşit sürede tamamlanması gerekiyor."}]},"ÇEVRİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin etrafında saygı ile dolanmak","example":null}],"lemma":"çevrinmek"},"ÇEVRİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Su ve hava çevrintisi","example":"Kıyıya yüzmeye çalışıyor fakat tam yaklaştığı anda bir akıntı, bir çevrinti kendisini alıp içeriye çekiyordu yeniden; batıp çıkıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin kendi ekseni çevresinde sürekli dönmesi","example":"Bu girdâbın çevrintisi ortasında fırıl fırıl dönüyor."}]},"ÇEVİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolaylık ve çabuklukla davranan","example":"Sofrada Atatürk'ün pek kuvvetli ve çevik birkaç arkadaşı vardı."}]},"ÇEVİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlamak, idare etmek","example":"Koskoca okulu bir o çeviriyor."},{"pos":"v","definition":"Geldiği yere göndermek","example":"Kendisine yollanan parayı çevirmiş."}],"lemma":"çevirmek"},"ÇEVİRGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç","example":null}]},"ÇEVİRGEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça","example":"Fabrikadaki makinelerin çalışmasını kontrol etmek için her birinin çeviricisi düzgün çalışmalıydı."}]},"ÇEVİRGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevrilebilen anahtar, tokmak vb. araçlar","example":null}]},"ÇEVİRME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değiştirmek işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir dilden başka bir dile aktarma","example":"Birincisi Avrupalıların yaptıkları çevirmeler; ikincisi doğrudan doğruya, yabancı dili ana dilden çevirme yapacak kadar iyi bilen genç sanatçılarımızın çevirmeleri."}]},"ÇEVİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlamak, idare etmek","example":"Koskoca okulu bir o çeviriyor."},{"pos":"v","definition":"Geldiği yere göndermek","example":"Kendisine yollanan parayı çevirmiş."}]},"ÇEVİRMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazıyı veya konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse","example":"Bu kitabın çeviricisi Fransızcayı iyi bilir."}]},"ÇEVİRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dilden başka bir dile aktarma","example":"Birincisi Avrupalıların yaptıkları çevirmeler; ikincisi doğrudan doğruya, yabancı dili ana dilden çevirme yapacak kadar iyi bilen genç sanatçılarımızın çevirmeleri."},{"pos":"n","definition":"Bir dilden başka bir dile çevrilmiş yazı veya kitap","example":"Düşüncelerimi sormak üzere bu çevirileri parça parça İstanbul'a yollamıştı."}]},"ÇEVİRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sinema filmi elde etmek üzere alıcının çalıştırılması, duyar katın üzerinde gizli görüntülerin belirmesi","example":"Sinema filmi çekimlerinin son aşamasında çevirim yapıldı ve özel ışıklarla gizli görüntüler ekranın üzerine belirmeye başladı."},{"pos":"n","definition":"Çevirme işi","example":"Makine başındaki işçi sabahın erken saatlerinden itibaren çevirim yapmaya başladı."}]},"ÇEYREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alman para birimi","example":null},{"pos":"n","definition":"On beş dakikalık zaman","example":"Bir çeyrek geçmeden otomobil kara saplanıyor"}]},"ÇEYREKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Süt çocuklarının kollarını ve bacaklarını çaprazlayarak vücutlarına idman yaptırmak","example":null}],"lemma":"çeyreklemek"},"ÇEYİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelin için hazırlanan her türlü eşya","example":null}]},"ÇEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahıl yığını","example":"Konya’nın meydanında arpa, buğday çeçleri çıkmıştı."},{"pos":"n","definition":"Tahıl elenen kalbur","example":"Köydeki kadınlar kışa hazırlık için önce çeç ile un elemeye başladılar."}]},"ÇEÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki kanatlılardan, insana uyku hastalığı aşılayan, sinekten büyük bir cins Güney Afrika böceği","example":null}]},"ÇEĞMEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yay veya çengel biçiminde bükülmüş olan","example":null}]},"ÇEŞME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle yol kenarlarında herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı","example":null}]},"ÇEŞNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik","example":"Ben sadece ballar balından birkaç çeşni sunmaya çalıştım."},{"pos":"n","definition":"Alışılana benzememe","example":"Bu taşçılar topluluğunun tadını, çeşnisini başka hiçbir yerde bulamazlardı."}]},"ÇEŞNİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çeşni vermek","example":null}],"lemma":"çeşnilemek"},"ÇEŞİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu","example":"Cins türlerden, tür çeşitlerden, çeşit de bireylerden meydana gelir"},{"pos":"n","definition":"Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri","example":"Güçlüğün hiçbir çeşidinden yılmamak, dil arıtıcısı olmanın vazgeçilmez bir koşuludur."}]},"ÇEŞİTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin çeşidini artırmak","example":null}],"lemma":"çeşitlemek"},"ÇEŞİTLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çeşidi çok olan","example":"Varsayın, ayaklarının altına çeşit çeşit kürkleri ben sereyim."}]},"ÇIBAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi","example":null}]},"ÇIDAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi","example":"Topraklar getirdim bilinmeyen / Koynunda sevgi beslenir çıdam çıdam"}]},"ÇIFIT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanları birtakım hilelerle şaşırtıp paralarını çalan kimse","example":null}]},"ÇIK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçeriden dışarıya gitmek; yüksek bir yere tırmanmak (çıkmak)","example":"Tepeye çık, gökyüzü daha açık."}]},"ÇIKACAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamamlarda dışarıya çıkıp giyinme yerine giderken kurulanmak üzere verilen havlu","example":"Bir çıkacak ver de artık çıkayım bu sıcaktan."},{"pos":"n","definition":"Boy ölçüşecek kimse","example":"Yok mu bunla boy ölçüşecek bir çıkacak?"}]},"ÇIKAGEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yere çağrılmadan, beklenmedik bir zamanda gelmek","example":"Bir hafta sonra oğul yanında garip bir hayvanla eve çıkageldi."}],"lemma":"çıkagelmek"},"ÇIKAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerden çıkmak için kullanılan yer","example":"Elbet Irak’la Suriye’nin anlaşmazlıklarının tek nedeni petrol geçişi değildir. Irak, petrolü için Suriye çıkağını güvenceli bilmediğinden ikinci bir petrol çıkağı gereğini duymuştur."},{"pos":"n","definition":"Ağız boşluğunda seslerin oluştuğu noktaların her biri","example":"Bu sesin çıkağı yumuşak damaktır."}]},"ÇIKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç","example":"Bu yüzden teşkilatı kendi çıkarları için kullanmaya tenezzül etmedi."},{"pos":"v","definition":"Bilinip unutulan bir şeyi akla getirmek","example":"Eski fotoğraf albümünü karıştırınca çocukluk anılarını birer birer çıkardı."}]},"ÇIKARCI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnız kendi kazancını düşünen, kazancını kollayan kimse","example":null}]},"ÇIKARIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarından, yanlışlıklarından, başka önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarına, yanlışlıklarına varma","example":"Çıkarımlar bazen gerçeklere uymayabilir ya da yanlış olabilir. Umulmayan çıkarımlar ise gülünç olabilir."},{"pos":"n","definition":"Çıkarma işi","example":"Gerekli çıkarımlar sonrası durumu bir daha değerlendiririz."}]},"ÇIKARMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıkarmak işi; emisyon","example":"Fabrikaların zehirli gazlar çıkarmaları atmosver için büyük bir tehdit."},{"pos":"n","definition":"Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi","example":"Bugün matematikte çıkarma işlemini gördük."}]},"ÇIKARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bulunduğu yerden dışarı almak","example":"Çantasından bir kitap çıkardı."}]},"ÇIKART":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bulunduğu yerden dışarı al; çıkar","example":"Montunu çıkart, içerisi sıcak."}]},"ÇIKARTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boşaltım ile vücuttan dışarı çıkan madde; ıtrah maddesi","example":null}]},"ÇIKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça","example":"Düğünün hamamı benden. Çerezi, çıkısı hepsi benden."}]},"ÇIKIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölümü olan","example":"Caddedeki çıkık evi yıkmışlar"},{"pos":"n","definition":"Bir kemik veya organın yerinden çıkmış olması","example":null}]},"ÇIKILA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çıkı yapmak","example":null}],"lemma":"çıkılamak"},"ÇIKIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça","example":"Düğünün hamamı benden. Çerezi, çıkısı hepsi benden."}]},"ÇIKINLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi beze sararak küçük bohça haline getirip bohçayı düğümleyerek bağlamak","example":null}],"lemma":"çıkınlamak"},"ÇIKINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı","example":"Şuradaki çıkıntıda metinde anlamadığı durumla ilgili bir şeyler yazmış olabilir."}]},"ÇIKIŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen eğimli yer","example":"Dağ yolundaki dik çıkışı zorlanarak da olsa arabayla tırmandılar."},{"pos":"v","definition":"Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak, yeter olmak","example":"Param çıkışmadığı için arkadaşımdan borç aldım"}]},"ÇIKIŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak, yeter olmak","example":"Param çıkışmadığı için arkadaşımdan borç aldım"},{"pos":"v","definition":"Bir kimseye hoşa gitmeyen bir davranışından dolayı sert sözler söylemek, azarlamak","example":"Ben de ona bu yüzden sert çıkıştım."}]},"ÇIKKIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kabarmış ya da şişmiş olan","example":null}]},"ÇIKMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıkmak işi; binada dışa taşan bölüm","example":null}]},"ÇIKMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçeriden dışarıya gitmek; yüksek bir yere tırmanmak","example":"Tepeye çıkmak bir saat sürdü."}]},"ÇIKMAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sonu kapalı, çıkış yeri olmayan, hiçbir yere ulaşamayan yol, sokak","example":"Bu apartmanın olduğu çıkmazda bir garaj, bir eski ahır, üç esrarlı ve daima kapalı depodan başka bir şey yoktur."},{"pos":"n","definition":"Çözüme ulaşmayan, çözüm yolu olmayan","example":null}]},"ÇIKRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sık çalı","example":null}]},"ÇIKRIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağır bir şeyi çekecek ipin sarılmasına yarayan ve bir eksen üzerinde uzunca bir kolla çevrilerek dönen silindir","example":"Mavro, sıpa kadar köpeği yerine kapattıktan sonra iyice yağlandığı için hiç gıcırdamayan çıkrığı acı kuvvetiyle kolayca çevirerek kapının demir parmaklığını yukarı çekiyordu."},{"pos":"n","definition":"İplik bükme, iplik sarma vb. işlerde kullanılan, el veya ayakla çevrilen dolap","example":"Çıkrıkta ip kalmadı diye bir aydır söyleye söyleye dilimde tüy bitti."}]},"ÇIKTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üretim sonucu ortaya çıkan ürün","example":"Bir ülkede gayrisâfî millî hâsıla çıktılar toplanarak hesaplanır."},{"pos":"n","definition":"Bilgisayarda yazılan bir metnin kâğıda dökülmüş biçimi","example":"Bilgisayardan çıkan metinler bir aydıngerden çıktı alınır ve bu aydıngerler matbaanın grafik bölümünde montajlanır."}]},"ÇILBIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoğurtlu yumurta yemeği","example":"Çılbır sade yumurta ve yoğurtla da bitmez, sarımsak ister."},{"pos":"n","definition":"Yulara takılan ip veya zincir","example":"Atının çılbırını bileğine bağladı, yattı uyudu"}]},"ÇILDIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ardahan iline bağlı ilçelerden biri","example":null},{"pos":"v","definition":"Çılgınca davranışlarda bulunmak","example":"A a, ne yapıyor bu, çıldırmış mı ne?"}]},"ÇILGIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Davranışları aşırı ve taşkın olan","example":"Bazı anneler, çocukları olduğunda bir çılgın gibi davranırlar."},{"pos":"adj","definition":"Çok büyük; aşırı; olağanüstü","example":"Onların bu çılgın aşklarına karşı konulacak engel setlerinin hiç hükmü yoktur."}]},"ÇIMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Halat ucu","example":"Gidip gidip gelmede aynı his / Ulaşmıyor iskeleye çıma"}]},"ÇIMBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokuma tezgâhındaki kumaşı germeye yarayan iki tarafı dişli araç","example":null}]},"ÇIMKIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuş, pislemek","example":null}],"lemma":"çımkırmak"},"ÇIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat","example":null}]},"ÇINAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki çeneklilerden, 30 metreye kadar uzayabilen, gövdesi kalın, uzun ömürlü, geniş yapraklı bir ağaç","example":null}]},"ÇINAYAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık, mehtaplı, ancak çok soğuk hava","example":null}]},"ÇINGAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş","example":null}]},"ÇINGI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası","example":"Bir çıngı ateş düştü gönül kasrı tutuştu / Rahm eyle yetiştir bana su cânım efendim"},{"pos":"n","definition":"Çok küçük parçacık","example":"Rüzgârın savurduğu külün içinde hâlâ parlayan çıngılar vardı."}]},"ÇINGIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ufak ve seyrek taneli üzüm salkımı","example":"Bağ bozumundan sonra kütüklerde kalan tek taneli, güneşten ısınmış üzüm çıngılının tadını hiçbir salkımda bulamazsınız."}]},"ÇINGIRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük çan","example":"Atlı araba ormanın içinden geçen ince bir yolda çıngırak sesleriyle uzaklaşıyor."},{"pos":"n","definition":"İçindeki tanelerin hareketiyle ses çıkaran metal nesne","example":"Kollarını, çıngırağı tutmak istermiş gibi oynatıyor, ileriye geriye, iki yana."}]},"ÇINGIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çıngırak sesi çıkarmak","example":"Caz alabildiğine çıngırdıyor, gümbürdüyor, garsonlar sağa sola seğiriyor."}],"lemma":"çıngırdamak"},"ÇINGIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıngırağın sesine benzer keskin ve kesik ses","example":null}]},"ÇINLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tın sesi biraz sürüp gitmek ya da \"Çın\" diye ses çıkarmak","example":"Kulaklarımda bir dünya nağmesi / Bir büyük çalgı var içimde çınlar"},{"pos":"v","definition":"Yankı vermek","example":"Bir ses benzeri işitilmemiş bir kahkaha gibi çınladı."}],"lemma":"çınlamak"},"ÇINLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çınlaması, yankısı çok olan yer","example":null}]},"ÇINLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tın sesi biraz sürüp gitmek ya da \"Çın\" diye ses çıkarmak","example":"Kulaklarımda bir dünya nağmesi / Bir büyük çalgı var içimde çınlar"},{"pos":"v","definition":"Yankı vermek","example":"Bir ses benzeri işitilmemiş bir kahkaha gibi çınladı."}]},"ÇINSABAH":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sabahın en erken saatinde, erkenden, ortalık iyice aydınlanmadan","example":null}]},"ÇIPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerin dalgalara, akıntılara kapılarak yer değiştirmemesi için suya atılan, zincirle gemiye bağlı bulunan, ucu çengelli ağır demir araç","example":"Başa geç Davut Baba, çıpayı at. Demir dibe vurunca haber ver."},{"pos":"n","definition":"Döviz kurlarını belirlemek için esas alınan ölçü","example":"Merkez Bankası, ekonomik istikrarı sağlamak için yeni bir çıpa belirleme kararı aldı."}]},"ÇIPIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesilen, yontulan veya rendelenen bir şeyden çıkan parça","example":null}]},"ÇIPLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan; nü","example":"Hasta binlerle, bakan yok; diriler çırçıplak / Ölüler kaskatı olmuş, hani kim kaldıracak?"},{"pos":"adj","definition":"Süsü, gösterişi olmayan","example":null}]},"ÇIPLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çıplak duruma gelmek","example":null}],"lemma":"çıplanmak"},"ÇIRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç","example":"Buraya bir çıra getirin."},{"pos":"n","definition":"Çam vb. reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümü","example":"Reçineli çıraların kokusu, eski dağ evinin havasını dolduruyordu."}]},"ÇIRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dükkânda ayak işlerine bakan kimse","example":"Ekseriya bahçıvan, uşak, bakkal çırağı ile karşılaşırdım."},{"pos":"n","definition":"Zanaat öğrenmek için bir ustanın yanında çalışan kimse","example":null}]},"ÇIRAKMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine kandil, mum veya herhangi bir ışık konulan yüksek tabla","example":"Soğukluktaki güzel çırakman maalesef kırılmıştır ki bir eşi az zedeli olarak iç hamamın medhal duvarında durmaktadır."},{"pos":"n","definition":"Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk","example":"Tarihi limanın kenarındaki çırakman, yüzyıllardır denizcilere rehberlik ediyordu."}]},"ÇIRAMOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balıkçıların, ateş balığı avlarken üzerinde çıra ve funda yaktıkları ızgara","example":null}]},"ÇIRAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji; erke; ziya; nur","example":null},{"pos":"n","definition":"Işık veren araç","example":"Buraya bir çırağ getirin."}]},"ÇIRNIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük boyda kayık","example":"Herîf-i mezbur bir çırnık ile deryâdan ubur edip…"},{"pos":"n","definition":"Üç flok yelkeni bulunan, iki yüz tona kadar olabilen, tek ve yekpare direkli yelkenli","example":"Bir an için bu geminin bir Türk römorkörü olabileceğini düşünse bile kendi gemisiyle bu çırnığı kıyaslamak gülünçtü."}]},"ÇIRP":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek","example":"Pencereden örtü, kilim çırparak sabah temizliğine başlayan kadınlar, soba yakmaya uğraşan eller..."}],"lemma":"çırpmak"},"ÇIRPI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dal, budak kırpıntısı","example":"Bir çırpıya benzeyen kolunu sol tarafta bir yere uzattı."},{"pos":"n","definition":"Çok zayıf","example":"Bu çırpı ağaç ilk fırtınada devrildi."}]},"ÇIRPICI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çırpma işini yapan kimse veya şey","example":"Çırpıcı çimentoyu yetiştirmek için son hızda çalışıyordu."},{"pos":"n","definition":"Yazma kumaş işlerini, boyaları tutsun diye deniz suyunda çırpan kimse","example":"Çırpıcı, çırptığı yemenilere baktığında çok renkli çiçek desenleri gördü."}]},"ÇIRPIN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kaslar birdenbire kendiliğinden ve düzensiz bir biçimde kımıldamak","example":"Nöbet geçirirken çırpındığının farkında olmuyordu."},{"pos":"v","definition":"Acı ile debelenmek","example":"Bir oltanın iğnesinde çırpınan bir balık."}],"lemma":"çırpınmak"},"ÇIRPINTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ruhsal gerginliğin dışa vurması","example":"Selim, sınav sonuçlarını beklerken dudaklarında beliren bir çırpıntıyla oturduğu yerde kıpır kıpırdı."},{"pos":"n","definition":"Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması","example":"Gölde esen hafif rüzgar, suyun yüzeyinde zarif bir çırpıntı oluşturmuştu."}]},"ÇIRPIŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuşlar kanatlarını oynatmak","example":null}],"lemma":"çırpışmak"},"ÇIRPMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaşın kenarını kıvırıp dikmek için iğne, kenara göre çapraz tutularak ve çift kattan batırılıp tek kattan çıkarılarak yapılan dikiş biçimi","example":null}]},"ÇIRPMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek","example":"Pencereden örtü, kilim çırparak sabah temizliğine başlayan kadınlar, soba yakmaya uğraşan eller..."}]},"ÇIRÇIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilere yükleme sırasında, bir fıçıyı yukarı kaldırabilmek için fıçının iki başına takılan enli ve kancalı zincir","example":null}]},"ÇIRÇIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düz kanatlılardan ocaklarda, fırınlarda, kırlarda yaşayan böcek","example":"Kırda yürürken, çırçırların çıkardığı sesler yaz akşamlarının sessizliğini bozuyordu."},{"pos":"n","definition":"Pamuğu çekirdeğinden ayırmaya yarayan alet","example":"Kasabada bir çırçır fabrikası açılmış."}]},"ÇIRÇIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Pamuk, keten, kendir vb. bitkisel dokuma ham maddelerini çekirdek veya kabuklarından temizlemek","example":null}],"lemma":"çırçırlamak"},"ÇIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hafif ve anlık ses","example":"Aşağı katta ayak sesleri. Teyzenin odasında çıt yok."}]},"ÇITA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta","example":null}]},"ÇITAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çevresindekilerle iyi geçinemeyen, kavga çıkaran","example":"O kadar çıtak biri ki kimseyle anlaşamıyor."},{"pos":"adj","definition":"Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan","example":"Çıtaklar, dağlardan odun kesip köylere getirerek geçimlerini sağlıyorlardı."}]},"ÇITIRBOM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ehliyeti olmayan","example":"Seksenli yılların çıtırbom yayıncıları, ne türden bir kültürsüzleştirmeye hizmet ettiklerini acaba biliyorlar mı?"}]},"ÇITIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çıtır çıtır ses çıkarmak","example":"Yere kuş gibi basardı. Fakat ne kadar olsa eski tahtalar çıtırdardı."}],"lemma":"çıtırdamak"},"ÇITIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıtırdama sesi","example":null}]},"ÇITLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çıt \"sesi çıkarmak","example":null}],"lemma":"çıtlamak"},"ÇITLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çıt \"sesi çıkarmak","example":null}]},"ÇITLAT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseye, bilmediği bir şeyden ancak sezdirecek kadar söz etmek","example":"Kim bana bu sevdanın sonu çıkmaz olduğunu hafif yollu çıtlatacak olsa kırılarak karşı çıkıyor, çıtlatana düşman kesiliyordum."},{"pos":"v","definition":"Antep fıstığının kabuğunu aralamak","example":"Film izlerken bir yandan da Antep fıstıklarını çıtlatmak çok keyifliydi."}],"lemma":"çıtlatmak"},"ÇITLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kara ağaçgillerden, düz kabuklu, kerestesi sert ve dayanıklı bir ağaç","example":null}]},"ÇITPIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakla çiğnendiğinde veya bir yere sürtüldüğünde \"çat pat\" diye patlayan bir eğlence fişeği","example":null}]},"ÇITÇIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne","example":"Bunları da elbet icat eden kimseler vardı: Çıtçıt, firkete, sacayak filan..."},{"pos":"n","definition":"Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç","example":"Mutfak dolaplarının düzgün kapanması için çıtçıt mekanizmasını tamir ettirdik."}]},"ÇITÇITLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çıtçıtla tutturmak","example":null}],"lemma":"çıtçıtlamak"},"ÇIV":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya veya ileriye atılmak","example":"Binekle binici bir tek hız parçası olarak, çığlık gibi çıvdı."},{"pos":"v","definition":"Hızla giden bir şey bir yere çarpıp yön değiştirmek; sekmek; çavmak; sapmak; inhiraf etmek","example":"Kurşun da taşa değmiş sonra taştan çıvmış , Dursun Hacı'ya değmiş."}],"lemma":"çıvmak"},"ÇIVGAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift sürmekte veya araba çekmekte olan hayvanlara yardımcı olarak koşulan hayvan","example":null}]},"ÇIVGIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni oluşmuş körpe ve küçük dal veya yaprak","example":"Bahçede rüzgarın etkisiyle çıvgınlar yere düşüyordu."},{"pos":"n","definition":"Fırtınayla yağan yağmur","example":"Öyle bir çıvgın yağıyordu ki donumuza kadar ıslandık."}]},"ÇIVMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayaklarla, birdenbire ve kuvvetle yeri teperek hızla yukarıya veya ileriye atılmak","example":"Binekle binici bir tek hız parçası olarak, çığlık gibi çıvdı."},{"pos":"v","definition":"Hızla giden bir şey bir yere çarpıp yön değiştirmek; sekmek; çavmak; sapmak; inhiraf etmek","example":"Kurşun da taşa değmiş sonra taştan çıvmış , Dursun Hacı'ya değmiş."}]},"ÇIYAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötü niyeti olan","example":"Damadım için söylüyorsan sen de bilirsin ki ne akreptir ne de çıyan."},{"pos":"n","definition":"Çok ayaklılardan, sarımtırak renkte, zehirli böcek","example":null}]},"ÇIĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde","example":"Tuvalet masası çığ ile yatak odasından ayrılmıştı."},{"pos":"n","definition":"Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi","example":"Ev, çığla birlikte yamaçtan aşağı su gibi akıyordu; çığ, biz, çığ, biz."}]},"ÇIĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mersin balığının, yumurtasından havyar yapılan türü","example":null},{"pos":"n","definition":"Horoz, cennet kuşu vb. kuşların kuyruğundaki tüylerden en uzun ve gösterişli olanı","example":null}]},"ÇIĞALAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Atın kuyruğu horoz kuyruğu gibi dikilmek","example":null}],"lemma":"çığalanmak"},"ÇIĞILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çığlıkla karışık ses","example":null}]},"ÇIĞIR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Engebeli yerlerden gelip geçenlerin, hayvanların ayak izlerinden oluşan, tekerlekli araç işlemeyen dar yol","example":"Bu çığırda yürümek ne zordu..."},{"pos":"v","definition":"Ezgisiyle bir türküyü seslendirmek","example":"Nerde olsa savaşımız / Türk’üz türkü çığırırız"}]},"ÇIĞIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ezgisiyle bir türküyü seslendirmek","example":"Nerde olsa savaşımız / Türk’üz türkü çığırırız"},{"pos":"v","definition":"Çağırmak; seslenmek","example":"Çok çığırır, hem burnundan çığırır, çakal ürer gibi, değil mi?"}]},"ÇIĞIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çığırma sesi","example":null}]},"ÇIĞLIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haykırma sesi","example":null}]},"ÇOBAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koyun, keçi, sığır, manda sürülerini otlatan kimse","example":"Çoban kaval çaldı sordu bülbüle, sürülerim hani, ovam nerede"}]},"ÇOCUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük yaştaki oğlan veya kız","example":"Başka dünyadan gelmiş gibi tertemiz yüzü, iyi giyimli bir çocuktu, çekingendi."},{"pos":"n","definition":"Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız","example":"Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti."}]},"ÇOCUKLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çocuğu olan","example":"O da eski karısından iki veya üç çocuklu bir duldu."}]},"ÇOCUKLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan hayatının bebeklikle ergenlik arasındaki dönemi","example":"Manasız çocukluk, tatsız gençlik, olgunluk çağına hazırlanmaktan başka nedir?"},{"pos":"n","definition":"Çocukça davranış","example":"Onun nazını çekerek bütün çocukluklarına katlanıyorum."}]},"ÇOCUKÇA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yetenekleri gelişmemiş, çocuk kalmış","example":"Düşündü, anımsamaya çalıştı, bocaladı, sonra çocukça bir kahkaha attı, sesi kendine yabancı geldi."},{"pos":"adv","definition":"Çocuğa yakışır biçimde","example":null}]},"ÇOCUKÇU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk sağlığı ve hastalıkları doktoru","example":null}]},"ÇOK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan","example":"Biz çocuklar evimizi çok beğendik."},{"pos":"adv","definition":"Aşırı bir biçimde","example":null}]},"ÇOKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşlarda giyilen zırh","example":null}]},"ÇOKGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açı oluşturacak biçimde dörtten çok kenardan oluşan kapalı şekil","example":"Matematik dersinde, öğretmen çokgenler konusunu anlatırken çeşitli poligon örnekleri çizdi."}]},"ÇOKLARI":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok sayıda olan kimse veya şey","example":"Birçokları onu memleketin mukadderatına yabancı bulmuşlardır."}]},"ÇOKLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayı üstünlüğü","example":"O akşam kibarların geleceğini, smokin hatta frakların çoklukta olacağını söyledi."},{"pos":"n","definition":"Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu","example":"Güzel seslere fazla kapılma, onun çokluğu gönül öldürür."}]},"ÇOKLUKLA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Genel olarak, büyük bir sayı üstünlüğüyle","example":null}]},"ÇOKRAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gür kaynak","example":null}]},"ÇOKSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine yabancı gelen bir kimseye, duruma veya şeye alışamamak, ısınamamak","example":null}],"lemma":"çoksamak"},"ÇOKSAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendine yabancı gelen bir kimseye, duruma veya şeye alışamamak, ısınamamak","example":null}]},"ÇOKSATAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"En çok satılan yayın","example":null}]},"ÇOKÇA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gereğinden fazla olarak","example":"Benden utanırlar, odada çokça koca lakırtısı olsa kalkar kaçarlar"},{"pos":"adv","definition":"Çok olarak","example":"Çokça çeşit meyve almış, desene bu akşam şölen var."}]},"ÇOLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eli veya kolu sakat olan kimse","example":null}]},"ÇOLPA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen","example":"Hareketleri çolpa, dikkati dağınık, tepkileri geç ve kesikti."},{"pos":"adj","definition":"Ayağı sakat olan","example":"Kırlangıç gözleri bakar cam gibi / Dile gelse sözü demir leblebi / Bir çolpa oğlan ki yokken sebebi / Yokuşa tırmanır bırakıp düzü"}]},"ÇOLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoluk çocuk: aile, ev halkı","example":"Çoluk çocuk tatile gittiler."}]},"ÇOMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elde taşınacak incelikte düzgün ağaç","example":"Ormanda ilerlerken bir çomak buldum ve onu değnek gibi kullandım."}]},"ÇOMAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çomakla vurmak","example":null}],"lemma":"çomaklamak"},"ÇOMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürüyü koruyan iri cins köpek","example":null}]},"ÇOPRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Balıkların eti arasında bulunan diken gibi ince ve küçük kemik","example":"Balığı yerken dikkat etmelisin, çünkü çopra denilen küçük kemikler genellikle eti arasında saklanır."},{"pos":"n","definition":"Sık çalılık veya sazlık","example":"Öğleden sonra gölette kayıkla dolaşırken etrafımızda çopra dolu alanlar vardı."}]},"ÇOPUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüzü çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan, çiçek hastalığından yüzü delik deşik olmuş","example":"Etrafıma bakıyor, bu kadar insan içinde çopur yüzü, yanık dudağı..."}]},"ÇOPURİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İzmarite benzer bir balık","example":null}]},"ÇOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu","example":"Yüksek stres ve kötü beslenme, onun çor olmasına neden olmuş."},{"pos":"n","definition":"Sığırlarda yaygın olarak görülen veba türü","example":"Çiftlikte çor salgını baş gösterince tüm hayvanlar karantinaya alındı."}]},"ÇORAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Verimi olmayan veya az olan, yetersiz","example":"Hayatımın en acı, en yaslı ve çorak zamanları başlamış oldu."},{"pos":"n","definition":"Bazı toprakların yüzünde beyaz bir katman durumunda toplanan ve eskiden barut yapmakta kullanılan potaslı, sutlu tuz","example":"Eski maden köylerinin çevresinde beyaz beyaz çorak topraklar vardı."}]},"ÇORAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pamuk, yün ve benzerinden örülen, ayağa giyilen giyecek","example":"Varlıklı kadın ve erkekler naylon çorap giyiyorlardı."}]},"ÇORBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sebze, tahıl, et vb. ile hazırlanan sıcak, sulu içecek","example":"Hele soğuk günlerde sıcak bir çorba ne kadar makbule geçer."},{"pos":"n","definition":"İçinden çıkılmaz durum","example":null}]},"ÇORLU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Vücut direnci az olan, çabuk hastalanan, mariz","example":null}]},"ÇORUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"ÇOTANAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerinde birçok fındık bulunan dal","example":null}]},"ÇOTRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaçtan yapılmış küçük su kabı","example":"Elime çotranın yanındaki bir balta geçti."}]},"ÇOTUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asma kütüğü","example":"Bağcılık yapan çiftçi eski çotukları kullanarak yeni asmalar için destek sağlıyordu."},{"pos":"n","definition":"Dışarıda kalmış ağaç kökü","example":"Bahçede yeni bir çiçek ekmeye karar verdik, fakat çotuklar yüzünden toprağı kazmak oldukça zordu."}]},"ÇOTİRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çotiragillerden, dikenli, sert pullu, kısa ve geniş, siyaha yakın esmer bir balık","example":null}]},"ÇOĞAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Azken çok olmak, çok duruma gelmek","example":null}],"lemma":"çoğalmak"},"ÇOĞALMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Azken çok olmak, çok duruma gelmek","example":null}]},"ÇOĞALTIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asıl kopya ile aynı özellikleri taşıyan yeni bir kopyayı tek işlemde elde etme","example":"Birçok çoğaltım yaparak, eşsiz bir varoluşun yerine bir kopyalar çokluğunu koyar."},{"pos":"n","definition":"Çoğaltma işi","example":"Çoğaltım çağı düzmece bir sigorta duygusu yaratıyor bizde…"}]},"ÇOĞU":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir şeyin büyük bölümü","example":"Biz o zaman okuduğumuz mısraların çoğunu ezber bilirdik."},{"pos":"adv","definition":"Çok kimse","example":"Arkadaşlarımın çoğu gibi mektebe lalalarla, uşaklarla gitmedim."}]},"ÇOĞUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kelimelerin belirli eklerle birden çok varlığı veya kişiyi bildirme biçimi","example":null}]},"ÇOĞULCU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çeşitli eğilimlerin, düşüncelerin, yönetimde etkisini kabul eden siyasi yöntem ile ilgili olan","example":"Demokrasi, temsîlî ve çoğulcu karakteri ile seçmene karşı sorumluluğu, kamu makamlarının hukūka riâyet etmesi ve adâletin yansız şekilde dağıtılmasını da zorunlu kılar."},{"pos":"adj","definition":"Çoğulculuk yanlısı olan kimse; plüralist","example":"1946’da tek partili düzenden çoğulcu demokrasiye geçtik."}]},"ÇOĞULLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çoğul duruma getirmek","example":null}],"lemma":"çoğullamak"},"ÇOĞUMSA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin düşünülenden daha çok olduğu yargısına varmak; çok görmek; çok bulmak","example":null}],"lemma":"çoğumsamak"},"ÇOĞUN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok kez; sık sık; ekseriya","example":null}]},"ÇOĞUNLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayı üstünlüğü","example":null}]},"ÇOĞURCUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Serçegillerden, siyah renkli, uzun gagalı, serçeden iri, ötücü bir kuş","example":null}]},"ÇUBUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değnek biçiminde ince, uzun ve sert olan şey","example":"Sıcak bir demir çubuktan niçin elini çekiyorsun?"},{"pos":"n","definition":"Körpe dal","example":"Asma çubukları taze de duman yapıyor, duman kaçtı gözüme."}]},"ÇUBUKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Halı, kilim vb. örtülerin tozunu temizlemek veya şilte, pamuk gibi şeyleri kabartıp düzeltmek için üzerlerine değnekle vurmak","example":null}],"lemma":"çubuklamak"},"ÇUCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At, eşek, katır vb. hayvanların sırtına yerleştirilen, üzerine yük bağlanan veya binilen, iskeleti ağaçtan araç yapan veya satan kimse","example":null}]},"ÇUHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tüysüz, ince, sık dokunmuş yün kumaş","example":"Sandukanın yeşil çuhasına başını dayadığında, sanki bir el saçlarını okşayıp teskin edecekti onu."}]},"ÇUHADAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dairenin dışarıdaki ayak işlerine bakan kimse","example":null}]},"ÇUHÇUH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocuk dilinde tren","example":"Geliyor mu çuhçuh annecim, geliyor mu?"},{"pos":"n","definition":"Lokomotifin çalışırken çıkardığı ses","example":"Kocaman lokomotifler çuhçuhlarıyla istim boşaltarak gidip geliyorlardı."}]},"ÇUKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akdeniz, Marmara ve Karadeniz'de yaşayan tekirlerin irisi","example":null}]},"ÇUKUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevresine göre aşağı çökmüş ya da aşağıda olan yer","example":"Bulaşık çukurunun üstündeki pencere de yandaki büyük eve bakıyor."},{"pos":"n","definition":"Ölünün gömülü olduğu yer","example":null}]},"ÇUKURLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çukur durumuna girmek veya çukurlu olmak","example":"Çukurunu kendi elinle kaz."}],"lemma":"çukurlanmak"},"ÇUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşanılacak, giyilecek şey","example":"Eh, hanın yakınları çul giyecek değil ya?"},{"pos":"n","definition":"Genellikle kıldan yapılmış kaba dokuma","example":"Geceleri Ali, bir çula bürünerek yatıyordu."}]},"ÇULHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"El tezgâhında bez dokuyan kimse","example":null}]},"ÇULLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvana çul örtmek","example":"Eşeği çullamadan ona nasıl bineceksin?"},{"pos":"v","definition":"Fırtınalı denizde dalgalar güverteye su atmak","example":"Fırtına şiddetlenince dalgalar birbiri ardına gemiye çullamaya başladı."}],"lemma":"çullamak"},"ÇULLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvana çul örtmek","example":"Eşeği çullamadan ona nasıl bineceksin?"},{"pos":"v","definition":"Fırtınalı denizde dalgalar güverteye su atmak","example":"Fırtına şiddetlenince dalgalar birbiri ardına gemiye çullamaya başladı."}]},"ÇULLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Alta almak için birinin üzerine abanmak","example":"Hepsi, yeni gelenin üstüne çullanarak zavallıyı dövüyorlardı."},{"pos":"v","definition":"Birini bezdirecek, bıktıracak kadar üzerine gitmek","example":"Kız bu şakaya darılır gibi oldu; lakin Paşa bunu görünce daha ziyade çullandı."}],"lemma":"çullanmak"},"ÇULLUK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çullukgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika'da yaşayan, 32 cm uzunluğunda, tüyleri kahverengi ve kül rengi, göçebe, eti için avlanan, uzun gagalı, göçmen bir kuş","example":null}]},"ÇULSUZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçinmekte çok sıkıntı çeken","example":"Onun gibi bir çulsuza kız verilir mi?"},{"pos":"adj","definition":"Çulu olmayan","example":"Dışarı çulsuz çıkarsan çok üşürsün"}]},"ÇULTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eyerin veya palanın üzerine örtülen kilim, halı vb. örtü","example":null}]},"ÇUPRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karagöz balığına benzer, eti beyaz bir Akdeniz balığı, çupra balığı","example":"Ben levrek tava istiyorum, çavuşum sen ne yersin? -Benimki çupra tava olsun!"}]},"ÇURÇUR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemi olmayan","example":null},{"pos":"n","definition":"Lapina familyasından, eti pek sevilmeyen, küçük bir deniz balığı Crenilabrus","example":null}]},"ÇUVAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bu torbanın alabileceği miktarda olan","example":"Yanımızda, ne olur ne olmaz diye alınmış yarım çuval peksimet vardı."}]},"ÇUVALDIZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çuval vb. dokumalar dikmekte kullanılan, ucu yassı ve eğri, büyük iğne","example":"Ağızlarını çuvaldıza geçirilmiş yerli kınnapla diktiniz mi, bırakınız yuvarlansın."}]},"ÇUVALLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çuvala doldurmak","example":"Şu kasaları çuvallar mısın, bana boş kasa lazım?"}],"lemma":"çuvallamak"},"ÇUŞKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Patlıcangillerden bir biber türü","example":null}]},"ÇÖK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek","example":"Bir mindrerin üzerinde çökmüş, önüne bakıyordu."},{"pos":"v","definition":"Yıkılmak, egemenliği sona ermek","example":"Bizans İmparatorluğu 1453'te çöktü"}],"lemma":"çökmek"},"ÇÖKEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sazları çok olan yer","example":"Göle yakın çökek, kuşların yuva yapmak için tercih ettiği bir alan olmuştu."},{"pos":"n","definition":"Çukur yer","example":"İplere dizdikleri küçük balıkları, borunun altındaki minicik çökeğe atmışlardı."}]},"ÇÖKEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çökeltime sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde","example":"Gün iyiden iyiye ışıdı artık, tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık."},{"pos":"v","definition":"Bir sıvının içinde erimiş olan katı bir madde bir ayıracın yardımıyla sıvı dibine çökmek","example":null}]},"ÇÖKELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çökeltime sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde","example":"Gün iyiden iyiye ışıdı artık, tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık."},{"pos":"n","definition":"Yağı alınmış süt veya yoğurdun kaynatılmasıyla elde edilen bir çeşit peynir","example":"Pazardan yarım kilo da çökelek al."}]},"ÇÖKELGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok derin olmayan sularla örtülü üzerine basıldığında çöken çamurlarla kaplı bölge","example":"Yağmurdan sonra tarlanın kenarındaki çökek, ayaklarımı batıracak kadar yumuşamıştı."}]},"ÇÖKELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sıvının içinde erimiş olan katı bir madde bir ayıracın yardımıyla sıvı dibine çökmek","example":null}]},"ÇÖKELTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çökeltime sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde","example":"Gün iyiden iyiye ışıdı artık, tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık."}]},"ÇÖKER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çökmesini sağlamak","example":"Çatı üstüne binen karlarla çökerdi."}],"lemma":"çökermek"},"ÇÖKERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çökmesini sağlamak","example":"Çatı üstüne binen karlarla çökerdi."}]},"ÇÖKKÜN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çökmüş olan","example":"Kumral saçlarının çevrelediği çökkün yüzünü eğerek elindeki iğne oyalı kar beyaz mendile uzun uzun sümkürdü."},{"pos":"adj","definition":"Vücut, akıl ve ruhça gücü azalmış olan","example":"Gerçekten de çökkün, üzgün ve zavallı bulmuştu onu."}]},"ÇÖKMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek","example":"Bir mindrerin üzerinde çökmüş, önüne bakıyordu."},{"pos":"v","definition":"Yıkılmak, egemenliği sona ermek","example":"Bizans İmparatorluğu 1453'te çöktü"}]},"ÇÖKÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çökmüş, çukurlaşmış, içeri çekilmiş","example":"Gençken de yanakları çökük, kuru bir adamdı."}]},"ÇÖKÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çökme biçimi; gerileme; alçalma","example":null}]},"ÇÖKÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir toplumun, bir kuruluşun veya bir kimsenin yaşamında görülen güç dönem","example":"Dünya krizi, özellikle de afyon piyasasındaki çöküntü ondan da çok şey götürmüştü."},{"pos":"n","definition":"Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü","example":"Depremden sonra vadinin ortasında geniş bir çöküntü meydana geldi."}]},"ÇÖKÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıkım, çökme","example":"Yapıların depremde çöküşü korkunçtu"},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin başına çöküp toplanmak","example":"Kuşlar tarlaya çöküştüler ."}]},"ÇÖKÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin başına çöküp toplanmak","example":"Kuşlar tarlaya çöküştüler ."}]},"ÇÖL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumluk, susuz ve ıssız geniş arazi","example":"Koskoca çölü, yapı ve bahçelerle donattık."}]},"ÇÖLLÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çölü çok olan","example":"Derken orman bitti, önlerine kırlık, çöllük bir düz çıktı."}]},"ÇÖLYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beslenme bozukluğundan ileri gelen karın şişmesi, yağlı besinleri sindirememe ve ishal şeklinde görülen hastalık","example":null}]},"ÇÖM":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dizlerini bükerek topukları üzerine oturmak","example":"Ninem, gözlerini onların gidişlerinden ayırmaksızın yere çömdü."}],"lemma":"çömmek"},"ÇÖMEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dizlerini bükerek topukları üzerine oturmak","example":null}],"lemma":"çömelmek"},"ÇÖMELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dizlerini bükerek topukları üzerine oturmak","example":null}]},"ÇÖMEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci","example":"Bu çömez deminden beri nerede idi?"},{"pos":"n","definition":"Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse","example":"Sen de çömezlerini alıp gel peşimden, dedi."}]},"ÇÖMLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toprak tencere","example":"Elinde bir çömlek sadeyağla gelip pazar yerine oturduğu görülmüş."}]},"ÇÖMMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dizlerini bükerek topukları üzerine oturmak","example":"Ninem, gözlerini onların gidişlerinden ayırmaksızın yere çömdü."}]},"ÇÖMÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahta kepçe","example":null}]},"ÇÖP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yararsız, pis veya zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylerin hepsi","example":"Ama genel olarak en iyi çalışan belleklerde dahi çöplük diyebileceğimiz gereksiz bilgiler saklanabilir."},{"pos":"n","definition":"Saman inceliğinde herhangi bir sap, dal veya tahta parçası","example":"Köşk o kadar sessizdi ki yere bir kibrit çöpü düşse çıkardığı ses işitilebilirdi."}]},"ÇÖPLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çeşitli yiyeceklerden azar azar yemek","example":"... onun bıraktığı yemekten bir süre çöplenmiş."},{"pos":"v","definition":"Kendine açıktan ufak tefek çıkarlar sağlamak","example":"Böylece iktidarı tutmuş görünerek baskıdan korunuyor, iktidarın nimetlerinden çöpleniyor…"}],"lemma":"çöplenmek"},"ÇÖPLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çöplerin atıldığı veya biriktirildiği yer","example":"Bahçedeki küllük, artık her gün çöplerle dolup taşıyor."}]},"ÇÖPÇATAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlenmelerde aracılık eden kimse","example":"Çöpçatan başıyla onaylar. Oğlan kızın saçlarını okşamaya kalkar, peruk elinde kalır."},{"pos":"n","definition":"Kimin kiminle evleneceğini önceden kararlaştırıp gerçekleştirdiğine inanılan manevi güç","example":null}]},"ÇÖPÇÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evlerden çöpleri toplayan veya sokakları süpüren temizlik işçisi","example":null}]},"ÇÖRDEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gabya mantileri üzerine bağlanan palanga, flok ve yan yelkenleri kandilisası","example":null}]},"ÇÖREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Az yağlı, bazen şekerli ve yumurtalı, gevrekçe bir hamur işi","example":"Kahve ile çörek yiyerek çok iştahlı bir kahvaltı yapmıştır."},{"pos":"n","definition":"Bir gök cisminin teker biçimde görülen yüzü","example":null}]},"ÇÖREKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yılan halka durumunda kıvrılıp toplanmak","example":"Bahçenin köşesindeki yılan çöreklenmiş bize bakıyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir yerde, orada yaşayanları rahatsız etme pahasına sürekli kalmak, yerleşmek","example":"Geldi, çöreklendi, gitmek bilmedi."}],"lemma":"çöreklenmek"},"ÇÖREOTU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri sapının ucunda bulunan otsu bir bitki","example":"Kırlara çıkalım, belki çörek otu da buluruz."}]},"ÇÖRKÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basit sayma ve hesap işleri yapmakta kullanılan, her teline onar boncuk geçirilmiş hesap aracı","example":null}]},"ÇÖRTEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dam çevresindeki yağmur sularını oluklardan alıp duvar temelinden uzağa akıtan, saçak kenarlarından dışarı doğru uzanmış ağaç oluk","example":null}]},"ÇÖRTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değirmende buğday teknesi oluğu","example":null}]},"ÇÖVEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elde taşınacak incelikte düzgün ağaç","example":"Bu çövenle iyi oyun oynanır."},{"pos":"n","definition":"Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpürten, kir temizleyici bir bitki","example":"Çöven arıyordum, onu buldum."}]},"ÇÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirim organının mideden anüse kadar olan, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan oluşan bölümü","example":"Bazı insanlar çöz yemeye bayılır."},{"pos":"v","definition":"Bitmesini sağlamak, tüketmek veya sonuçlandırmak","example":"Ya bu durumu çözersin ya da ben giderim, demişti."}]},"ÇÖZELTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çözünme sonucu ortaya çıkan madde","example":null}]},"ÇÖZGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler","example":null}]},"ÇÖZGÜN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çözülmüş; dağılmış","example":"Değmiş m’ola bir kötünün elleri / Ak göğsünün düğmeleri çözgündür"},{"pos":"adj","definition":"Erimeye başlamış, yumuşamış kar, buz","example":"Çözgün yerlere basma, çökersin."}]},"ÇÖZMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitmesini sağlamak, tüketmek veya sonuçlandırmak","example":"Ya bu durumu çözersin ya da ben giderim, demişti."},{"pos":"v","definition":"Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak","example":"Şekeri karıştırarak suyun içinde çözdü."}]},"ÇÖZÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çözülmüş olan","example":"Bu direkler olmasaydı yaşamamızdaki gerginlik buruşurdu. Çözük bir çadıra benzeyebilirdik."}]},"ÇÖZÜLÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağılarak birbirinden ayrılma","example":"Toplantı sırasında bir anlaşmazlık yüzünden grup içinde bir çözülüm başladı ve herkes kendi görüşünü savunmaya başladı."},{"pos":"n","definition":"Sinir merkezleri arasındaki iş birliği ve uyumun bozulup kesilmesi","example":"Uzun süreli stres, beynin farklı bölümleri arasında çözülüm yaratabilir ve bu da kişinin karar verme yetisini olumsuz etkileyebilir."}]},"ÇÖZÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi","example":"Öğrenciler, matematik ödevlerinde her adımı ayrıntılı olarak çözümle gösterdiler."},{"pos":"n","definition":"Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç; hal","example":"Ayrıca olasılıkları azaltmak da, bir anlamda çözüme yaklaşmak demektir."}]},"ÇÖZÜMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çözümleme yoluyla bir şeyi incelemek","example":"Kültürel kargaşayı oldukça başarılı bir şekilde çözümledi ."},{"pos":"v","definition":"Anlamı ve niteliği anlaşılamayan bir konuyu açıkladıktan sonra sonuca bağlamak; tahlil etmek; analiz etmek","example":"Onu daha önce hiç görmemiş olmama karşın aramızda çözümleyemediğim bir bağın varlığını hissediyorum."}],"lemma":"çözümlemek"},"ÇÖZÜN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çözülme işine konu olmak, dağılmak","example":null}],"lemma":"çözünmek"},"ÇÖZÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çözülme işine konu olmak, dağılmak","example":null}]},"ÇÖZÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağılma durumu","example":"Nehrin buzları çözülmeye başlamıştı."}]},"ÇÖZÜŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi oluşturan ögeler birbirinden ayrılmak","example":null}],"lemma":"çözüşmek"},"ÇÖZÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi oluşturan ögeler birbirinden ayrılmak","example":null}]},"ÇÖĞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüksekten aşağı doğru inmek","example":null}],"lemma":"çöğmek"},"ÇÖĞDÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İdrar torbasında biriken sidiği dışarı atmak; çiş yapmak","example":"Ayın altında iri bedeniyle dikildi, uzun uzun çöğdürdü."},{"pos":"v","definition":"İleri doğru fışkırtmak","example":"Şuraya çöğdür de gidelim."}],"lemma":"çöğdürmek"},"ÇÖĞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüksekten aşağı doğru inmek","example":null}]},"ÇÖĞÜN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yanı inerken öbür yanı kalkmak","example":null}],"lemma":"çöğünmek"},"ÇÖĞÜNCEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki ucuna birer kişi oturup karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan, ortasından bir yere dayalı tahta veya metal araç","example":null}]},"ÇÖĞÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yanı inerken öbür yanı kalkmak","example":null}]},"ÇÖĞÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Maydanozgillerden bir çeşit dikenli yaban bitkisi","example":"Biraz çöğür mü eksek?"},{"pos":"n","definition":"İri gövdeli, kısa saplı bir tür halk sazı","example":null}]},"ÇÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkeğin çiftleşme organı","example":null}]},"ÇÜKÜNDÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin şeker elde edilen kalın ve etli kökü","example":"Bundan akdem mezbûra yüz seksen akçalık çükündür ve turp vermiş idim. Akçasın talep ederim."}]},"ÇÜKÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzü balta, bir yüzü kazma olan araç","example":null}]},"ÇÜRÜ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak","example":"Sen toprakta çürürsün canım kardeşim / Ben ayakta"},{"pos":"v","definition":"İnsan sarsılıp dinçliğini yitirmek, yıpranmak","example":"Şayet iradesiz bir adamsanız az zamanda çürüyüp çökmeniz pek mümkündür."}],"lemma":"çürümek"},"ÇÜRÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan;, sağlam bir temele veya kanıtlara dayanmayan","example":"Çürük dava. Çürük iddia."},{"pos":"n","definition":"Vurma veya sıkıştırma yüzünden vücutta oluşan mor leke","example":"Hemen her gece sille tokat adamakıllı dayak yiyor, her yanı çürük içinde."}]},"ÇÜRÜKÇÜL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğal olarak hayvan ve bitki kalıntılarının üzerinde yaşayan ve onların çürümesine yol açan bitki ve organizmalar","example":null}]},"ÇÜRÜMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak","example":"Sen toprakta çürürsün canım kardeşim / Ben ayakta"},{"pos":"v","definition":"İnsan sarsılıp dinçliğini yitirmek, yıpranmak","example":"Şayet iradesiz bir adamsanız az zamanda çürüyüp çökmeniz pek mümkündür."}]},"ÇİFT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş","example":"Kocası İtalyan, karısı Sırbistanlı olan bu çift ile araları pek iyi idi, ailece de görüşüyorlardı."},{"pos":"adj","definition":"Birbirine tamamen benzeyen, eş","example":null}]},"ÇİFTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki namlulu av tüfeği","example":"Çifteler dolduruldu, horozlar çekildi, iki el silah atıldı."},{"pos":"n","definition":"At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu","example":"O öyle bir çifte idi ki ki başım hala dönüyor."}]},"ÇİFTELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Gemi havanın sertleşmesi üzerine ikinci demirini de atmak","example":"Öyle bir yel esiyordu ki çiftelemek zorunda kaldık."},{"pos":"v","definition":"Hayvan arka ayaklarıyla tepmek","example":"Canı acıyan eşek birden arka ayaklarını kaldırıp boşluğu çifteledi, Bayram’ı sırtından attı."}],"lemma":"çiftelemek"},"ÇİFTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin sayısını ikiye çıkarmak","example":"Ama Çinko yirmi senede zor çiftledi o öküzleri."},{"pos":"v","definition":"Dişi ile erkeği bir araya getirmek","example":"O papağanları çiftleyince belki mutlu olurlar diye düşündü."}],"lemma":"çiftlemek"},"ÇİFTLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey tekken bir tanesinin daha katılmasıyla iki olmak","example":"Geçende açık hava tiyatrosunda banda çekilmiş bir konserdeki güzel parçaları hep ses gölgeleriyle çiftleşmiş dinledik."}],"lemma":"çiftleşmek"},"ÇİFTLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarım yapılan, hayvan yetiştirilen, çalışanlarının da oturması için evler bulunan geniş toprak parçası","example":"Orada kızına bir çiftlik almış, işten el çekmişti."}]},"ÇİFTÇİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçimini toprağı ekerek, tarımla sağlayan kimse","example":null}]},"ÇİKOLATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kakaonun içerisine şeker, süt, fıstık, fındık vb. katılarak yapılan bir tür tatlı yiyecek","example":null}]},"ÇİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla yüzde oluşan kahverengi küçük benekler","example":"Kızın yüzündeki çil kalabalığından olmalı."},{"pos":"n","definition":"Orman tavuğugillerden, eti için avlanan, ormanlarda yaşayan bir kuş","example":"Sabah erken Edirne’den giderken bir sürü çil görerek indik otodan."}]},"ÇİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İpek, yün, pamuk vb. her türlü iplik demeti","example":"Biri, iki elinin arasına bir yün çile germiş, öbürü de çileyi sarıp yumak yapıyor."},{"pos":"v","definition":"Islak duruma gelmek","example":"Yağmurda dışarıda kalan elbiselerim çilemişti."}]},"ÇİLEHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dervişlerin çile doldurdukları yer","example":null}]},"ÇİLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin güzel kokulu, pembe, kırmızı renkli meyvesi","example":"Pazardan iki kilo çilek al."},{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, sapları sürüngen, çiçekleri beyaz bir bitki","example":"Çilek ekmeye ne dersin?"}]},"ÇİLEKEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hayatı boyunca birçok sıkıntı ve üzüntü çekmiş kimse","example":null}]},"ÇİLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Islak duruma gelmek","example":"Yağmurda dışarıda kalan elbiselerim çilemişti."},{"pos":"v","definition":"Yağmur çiselemek","example":"O baharın renkleri, güzellikleri ve ihtirasları bir nisan yağmuru hâlinde çiler dururdu."}]},"ÇİLENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Damlacıklar, tanecikler durumunda, azar azar yağan yağmur veya kar","example":null}]},"ÇİLLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bitki köklerinde kılı andıran uzantılar çıkmak","example":"Toprağını ve yerini seven çiçeğin kökleri iyice çillenmişti."}],"lemma":"çillenmek"},"ÇİLİNGİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kilitli kapıları açan kimse","example":null}]},"ÇİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buğdaygillerden, bahçelerin, yol kenarlarının ve parkların yeşillendirilmesinde yararlanılan çok yıllık bitki","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendi vücudunu yıkamak","example":"Arıkta çimdim de geldim diye fısıldadı."}]},"ÇİMBALİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Piyanoya benzer, klavyeli ve telli bir çalgı","example":null}]},"ÇİMDİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haşlanmış yufka parçalarına yoğurt ve bazen kıyma katılıp üzerine kızgın yağ gezdirilerek yapılan yemek","example":"Çimdiğin üzerindeki kıymanın tadı çok güzel olmuş, baharat dengesi çok iyi."},{"pos":"n","definition":"Çimdikleme işi","example":"Çocuklar durmadan konuşuyorlar, birbirlerini dürtüyorlar, gülüyorlar, kalemtıraş kavgası yapıyorlar. Sağa sola, öne arkaya, yarım omuz ucu, dirsek, çimdik..."}]},"ÇİMDİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimsenin etini başparmakla işaret parmağı arasında kıstırarak sıkıp acıtmak","example":"Annesi kızın kolunu çimdikledi. Çocuk sustu."},{"pos":"v","definition":"Bir bütünden küçük küçük parçalar koparmak","example":"Bu ekmeği kim çimdiklemiş?"}],"lemma":"çimdiklemek"},"ÇİMEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çimecek yer","example":null}]},"ÇİMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu tohumu un durumuna getirip sarımsak, kırmızıbiberle karıştırarak yapılan, genellikle pastırma üzerine sürülen macun","example":"Çimenin tarifini verir misin?"},{"pos":"n","definition":"Kendiliğinden yetişmiş çim","example":"Baş başa uzandık seninle ıslak / Çimenlerine yaz bahçelerinin"}]},"ÇİMENTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suyla karışınca sertleşen, yapılarda kullanılan toz","example":null}]},"ÇİMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çim ekmek","example":"O koca alanı biz kendi elimizle temizledik, düzelttik, çimledik, suladık."}],"lemma":"çimlemek"},"ÇİMLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çim ekmek","example":"O koca alanı biz kendi elimizle temizledik, düzelttik, çimledik, suladık."}]},"ÇİMLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çimle kaplanmak","example":"Binanın etrafındaki saha çimlenmiş, yeşil bir kadife hâlini almıştı."},{"pos":"v","definition":"Üzerinde çim bitmek","example":"Evin giriş basamak çevreleri pek ayak değmediği için çimlenmişti."}],"lemma":"çimlenmek"},"ÇİMMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendi vücudunu yıkamak","example":"Arıkta çimdim de geldim diye fısıldadı."}]},"ÇİMÇEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Serçenin küçük bir türü","example":null}]},"ÇİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğu Asya'da, dünyanın en kalabalık ülkesi olma özelliğine sahip, resmi dili Çince ve başkenti Pekin olan ülke","example":null}]},"ÇİNAKOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lüfer balığının küçüğü","example":null}]},"ÇİNEKOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lüfer balığının küçüğü","example":null}]},"ÇİNKO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 30, atom ağırlığı 65,37, mavimsi beyaz renkte olan sert bir element","example":"Bölge kurşun, çinko, krom, manganez ve altın gibi madenler bakımından zengindir."},{"pos":"adj","definition":"Çinkodan yapılmış olan","example":"Odamız yaz günleri çinko damın altında yanar durur."}]},"ÇİNTİYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçi astarlı, uzun kadın donu, kadın şalvarı","example":null}]},"ÇİNÇİLYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çinçilyagillerden, postu için avlanan, yumuşak ve gümüş rengi tüyleri olan kemirici hayvan","example":null}]},"ÇİNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan, bir yüzü sırlı ve türlü desenlerle bezenmiş, pişmiş balçıktan levha","example":"Bizi sarar bir sülüs yazı görsek duvarda / Bize heyecan verir bir parça yeşil çini"},{"pos":"adj","definition":"Sırlı ve süslü, pişmiş balçıktan yapılmış olan","example":null}]},"ÇİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Milimetrik yüzeyler üzerinde on binlerce devre elemanından oluşan ve son derece karmaşık elektronik devrelerin yerleştirildiği, genellikle silikon gibi yarı iletken bir malzemeden yapılmış ince bir dilim","example":null}]},"ÇİPO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemilerin dalgalara, akıntılara kapılarak yer değiştirmemesi için suya atılan, zincirle gemiye bağlı bulunan, ucu çengelli ağır demir araç","example":"Çipo bir yere takılabilir ve kayığını sürüklenmekten kurtarabilirdi."}]},"ÇİPURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karagöz balığına benzer, eti beyaz bir Akdeniz balığı, çupra balığı","example":null}]},"ÇİPİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ağrılı ve kirpikleri dökülmüş göz","example":null}]},"ÇİPİLTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yağmur serpintisi","example":null}]},"ÇİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kayısı, erik, zerdali vb. meyvelerin kurusu","example":null}]},"ÇİRKEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pis ve bulanık su","example":"Bağrışmalar oldu. Şerife Abla'm elinin çirkefiyle hemen koştu."},{"pos":"adj","definition":"İğrenç ve bulaşkan kimse veya şey","example":"Bu adam ne çirkeftir, bilmezsiniz"}]},"ÇİRKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendisinden şüphe edilen, kuşkulanılan","example":"Dedikodular artmış, o da bu çirkin işler içinde kalmak istemediğinden çekilmiş."},{"pos":"adj","definition":"Göze veya kulağa hoş gelmeyen","example":null}]},"ÇİRKİNSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi çirkin bulmak","example":null}],"lemma":"çirkinsemek"},"ÇİROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu balığın kurutulmuşu","example":null},{"pos":"n","definition":"Yumurtasını atarak zayıflamış uskumru balığı","example":"Çiroz üretiminin yapıldığı nisan ve mayıs aylarında kadın çocuk herkes çiroz kurutur."}]},"ÇİRİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiriş otunun kökünün öğütülmesiyle yapılan ve su ile karılarak tutkal gibi kullanılan esmer, sarı bir toz","example":null}]},"ÇİRİŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çiriş sürmek","example":null}],"lemma":"çirişlemek"},"ÇİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı bitkilerden sızan ve katılaşarak sarımtırak bir cisim durumuna gelen bir çeşit şekerli öz su","example":null}]},"ÇİSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yavaş yavaş ve ince ince yağan yağmur","example":null},{"pos":"v","definition":"Yağmur ince ince yağmak","example":"Mevsim kış, hava kapalı, yağmur ince ince çiseliyor."}]},"ÇİSELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yağmur ince ince yağmak","example":"Mevsim kış, hava kapalı, yağmur ince ince çiseliyor."}],"lemma":"çiselemek"},"ÇİSEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yağmur ince ince yağmak","example":"Mevsim kış, hava kapalı, yağmur ince ince çiseliyor."}]},"ÇİSENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yavaş yavaş ve ince ince yağan yağmur","example":null}]},"ÇİSKİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiseleyen yağmur","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çiseleyen yağmurdan hafifçe ıslanmış","example":null}]},"ÇİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü","example":"Kadınların başlarını kapattıkları çitlerin desenleri çok güzeldi."},{"pos":"v","definition":"Bir araya getirmek","example":"Mertekleri çitip bahçenin etrafını sardık."}]},"ÇİTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etçil memeliler sınıfının etçiller takımının kedigiller familyasından bir hayvan","example":null}]},"ÇİTARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İpek ve pamukla dokunan bir tür çizgili kumaş","example":"Pencerelerdeki çitari perdelerden, köşedeki aynalı konsola kadar her şey, Hikmet'i çocukluğunun en samimi aşinaları gibi karşıladı."},{"pos":"n","definition":"İzmaritgillerden, üzerinde sarı çizgiler bulunan, en büyüğü yarım kiloyu aşmayan, kılçıklı bir balık","example":"Diğer adı sarpan balığı olan çitarinin eti pek lezzetli değildir."}]},"ÇİTEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saman taşımak için arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit","example":null},{"pos":"n","definition":"Kuzu ağılı","example":null}]},"ÇİTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kabak çekirdeği, ayçiçeği, fıstık ve benzerinin kabuklarını çıkararak yemek","example":"Bir yandan ay çekirdeği çitler, bir yandan gözlük değiştire değiştire okurdu."},{"pos":"v","definition":"Çitle çevirmek","example":"Bahçenin kenarlarını güzelce sınırladılar; çitlediler, suladılar, taşını, otunu ayıkladılar."}],"lemma":"çitlemek"},"ÇİTLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kabak çekirdeği, ayçiçeği, fıstık ve benzerinin kabuklarını çıkararak yemek","example":"Bir yandan ay çekirdeği çitler, bir yandan gözlük değiştire değiştire okurdu."},{"pos":"v","definition":"Çitle çevirmek","example":"Bahçenin kenarlarını güzelce sınırladılar; çitlediler, suladılar, taşını, otunu ayıkladılar."}]},"ÇİTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir araya getirmek","example":"Mertekleri çitip bahçenin etrafını sardık."},{"pos":"v","definition":"Kirini çıkarmak için çamaşırın iki yanını birbirine sürtmek","example":"Gel beni çitile, bana vur tokuç."}]},"ÇİTMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüm salkımının küçük dalı","example":null}]},"ÇİTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çitme işi","example":"Bu havada çiti yapmak oldukça zor."}]},"ÇİTİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kirini çıkarmak için çamaşırın iki yanını birbirine sürtmek","example":"Gel beni çitile, bana vur tokuç."}],"lemma":"çitilemek"},"ÇİVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şeyi birbirine tutturmak için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk","example":"Demirini topraktan çekti, köselesini büktü, çivi kutusunu kapadı, kiriş çanağını sarmaladı."},{"pos":"n","definition":"Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum","example":"Bülent Ersoy, Oya Aydoğan ve Nur Yerlitaş'ın yedikleri on kiloluk kalkanın yüzeyi çivilerden azade, oldukça pürüzsüz idi."}]},"ÇİVİDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür koyu mavi renk","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çivit renginde olan","example":"Yalnız o, Fatma gibi üst yanı cepli, çividi mavi ceket yaptırmamıştı."}]},"ÇİVİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak","example":"Usta, tahtaları sabitlemek için her birine dikkatlice çivilemekteydi."},{"pos":"v","definition":"Aynı noktaya sürekli olarak bakmak","example":"Gözünü hamamcının geleceği yola çiviledi ."}],"lemma":"çivilemek"},"ÇİVİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eskiden çivit otundan, bugün yapay yollarla elde edilen, mavi renkli, sarılığını gidermek için çamaşırın son suyuna karıştırılan toz boya","example":"Gömleğime yine çivit koymuş annem."}]},"ÇİVİTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çamaşırı çivitli suya sokup sarılığını gidermek","example":null}],"lemma":"çivitlemek"},"ÇİY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havada buğu durumundayken akşamın ve gecenin serinliğiyle yerde veya bitkilerde toplanan küçük su damlaları","example":"Çimenlerin üzerindeki çiylerde güneşten düşmüş parlak elmas damlalarını ayaklarıyla ezdi."}]},"ÇİYLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yağmur, hafif ve ince yağmak","example":null}],"lemma":"çiylemek"},"ÇİYLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yağmur, hafif ve ince yağmak","example":null}]},"ÇİZ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir noktayı hat biçiminde çeşitli yönde uzatmak","example":"Yerlerinden kalkıp duvara bir çizgi çekmişler."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin resmini yapmak","example":"Ben sizi yazar olarak değil, insan olarak çizmek istiyorum."}],"lemma":"çizmek"},"ÇİZECEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağacı çizmeye yarayan, çember kesitli, ucu sivri ve ağaç saplı el aracı","example":null}]},"ÇİZELGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çizgilerle bölümlere ayrılmış kâğıt","example":"Medrese sayısı 44 olarak bildirildiği hâlde çizelgede 43 çıkmaktadır."},{"pos":"n","definition":"Kadro, kademe, basamak ve derecelerin yer aldığı liste","example":"Norm kadro tespit çizelgesi"}]},"ÇİZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan ve toplumla ilgili her tür olayı konu alarak abartılı bir biçimde veren, düşündürücü ve güldürücü resimler çizen sanatçı","example":null}]},"ÇİZGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olayın, niceliğin çeşitli durumlarını göstermeye veya birkaç şey arasında karşılaştırma yapmaya yarayan çizgilerden oluşmuş şekil","example":"Çalışma konusunun resim, çizge ve çizelgelerle gösterilmesi, işlenilen materyalin, ölçülerin, toleransların, ağırlıkların ve normların bildirilmesi…"}]},"ÇİZGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz","example":"Bu kâğıda üç çizgi çekti."},{"pos":"n","definition":"Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim","example":"Çizginin yalnız uzunluk boyutu vardır."}]},"ÇİZGİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çizgi çekmek, çizgi çizmek","example":"Her gelen karikatürist nüktesini duvara çizgilemiş."}],"lemma":"çizgilemek"},"ÇİZGİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ne yapmak veya ne demek gerektiğini kestiremeyerek bir süre ses çıkarmamak, bir şey söylememek","example":"Çizgindi kaldı, resmen bir kal geldi."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin etrafında dönüp durmak","example":"Onun da, karanlıklar içinde birdenbire parlayan şimşeğe benzer güzellikleri olabilir; ancak o güzellik sürmez, dayanmaz, dört yanında çizginen boşluk içinde çabucak eriyip kayboluverir."}],"lemma":"çizginmek"},"ÇİZME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Koncu diz kapaklarına kadar çıkan bir çeşit ayakkabı","example":"Bununla birlikte adamlara kürkler, postlar, kepenekler ve keçe çizmeler dağıtılarak gönülsüzlükleri giderilmeye çalışıldı."}]},"ÇİZMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir noktayı hat biçiminde çeşitli yönde uzatmak","example":"Yerlerinden kalkıp duvara bir çizgi çekmişler."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin resmini yapmak","example":"Ben sizi yazar olarak değil, insan olarak çizmek istiyorum."}]},"ÇİZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz","example":"Alnında bir çizik vardı."},{"pos":"n","definition":"Saban demirinin toprakta bıraktığı iz","example":"Şimdi merada her çizi toprak kanunundan bir satır, her çizi taze bir bıçak yarası."}]},"ÇİZİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz","example":"Alnında bir çizik vardı."},{"pos":"n","definition":"Çarpma veya vurma sonucunda vücutta hafifçe kazınmış, zedelenmiş, soyulmuş, kanamış yer","example":"Kabuk bağlamış yara ve çiziklerin kaldırılması icap etmez."}]},"ÇİZİKTİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Baştan savma yazmak","example":"Allah aşkına bir mektup daha –daha firaklı, daha açık–. Derhal hemen bir tâne daha çiziktirdik"},{"pos":"v","definition":"Çabucak çizmek","example":"Sonra kazmayla toprağı çiziktirip tek gözlü, eğri büğrü planlar yaptılar."}],"lemma":"çiziktirmek"},"ÇİZİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çizilerek oluşturulmuş biçim","example":null},{"pos":"n","definition":"Çizme işi","example":null}]},"ÇİZİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ufak sıyrık","example":"Alnında oluşan çizinti, aslında çok belirgin değildi ama dikkatli bakınca hemen fark ediliyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir yazıda üzeri çizilen yer","example":"Kitapta okuduğum bazı cümleler üzerinde çizinti vardı."}]},"ÇİÇEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi","example":"Bahçemin en güzel çiçeğini size takdim ediyorum."},{"pos":"n","definition":"Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü","example":"Bir de inceden, arı kokularına karışmış çiçek kokusu geliyordu, yel belli belirsiz efiledikçe başları dönüyordu."}]},"ÇİÇEKEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çiçek yetiştirilen ve satılan yer","example":null}]},"ÇİÇEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çiçek dikmek","example":"Bu çok kalabalık alanı çiçekleyerek, çimenleyerek güzel bir görünüme soktu."},{"pos":"v","definition":"Çiçekle donatmak","example":"Çiçekliyor duvarı ocağın akisleri."}],"lemma":"çiçeklemek"},"ÇİÇEKSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çiçeği andıran, çiçeğe benzeyen, çiçek gibi","example":null},{"pos":"v","definition":"Çiçekli duruma gelmek","example":"Yaz erken gelmiş, mart içinde bütün ağaçlar çiçeklenmişti."}]},"ÇİĞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Pişmemiş veya az pişmiş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Gözü rahatsız eden, göze batan renk, ışık","example":"Bunun kırmızısı pek çiğ düşmüş"}]},"ÇİĞDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hünnapgillerden, yenilen meyvesi için özellikle Batı ve Güney Anadolu'da yetiştirilen dikenli bir ağaç","example":"Baharın gelmesiyle çiğde ağaçlarının dikenli dalları yeniden canlanmıştı."},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın kırmızı kabuklu, sert çekirdekli, iri zeytin biçiminde ve büyüklüğünde, güzün olgunlaşan yemişi","example":"O kadar çok çiğde yemişti ki karnı ağrıyordu."}]},"ÇİĞDEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zambakgillerden, türlü renklerde çiçek açan, çok yıllık, yumrulu bir kır bitkisi","example":null}]},"ÇİĞLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaba, yersiz, yakışıksız davranış","example":"O gece de böyle bir şeyi bütün çiğliği ve çıplaklığıyla gördüğüm bir geceydi."}]},"ÇİĞNE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Egemenliği altında bulundurmak, egemenliği altına almak","example":"On iki milyonluk bir milleti çiğnemek sevdasına kapıldı."},{"pos":"v","definition":"Uyulması gereken kural veya yasaya uymamak","example":null}],"lemma":"çiğnemek"},"ÇİĞNEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geçerken uğranılan, yanından yol geçen","example":null}]},"ÇİĞNEM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ağızda çiğnenecek miktarda olan","example":null}]},"ÇİĞNEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Egemenliği altında bulundurmak, egemenliği altına almak","example":"On iki milyonluk bir milleti çiğnemek sevdasına kapıldı."},{"pos":"v","definition":"Uyulması gereken kural veya yasaya uymamak","example":null}]},"ÇİĞNEMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağızda çiğnenip çıkarılan yemek","example":"Çocuklara çiğnemik yedirmek zararlı bir alışkanlıktır."}]},"ÇİĞİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm","example":null}]},"ÇİĞİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum","example":null}]},"ÇİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Böbreklerde kandan süzülerek idrar yolları aracılığıyla dışarıya atılan sıvı","example":null}]},"ÇİŞİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavşan yavrusu","example":null}]},"ÖBEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün; takım","example":"Halk oraya buraya öbek öbek oturmuştu."},{"pos":"n","definition":"Özne, yüklem veya çeşitli tümleçlerle birlikte kullanılan sözlerin bütünü","example":null}]},"ÖBÜR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilinenden, sözü edilenden ayrı","example":"Bu kitabı değil, öbür kitabı istiyorum."},{"pos":"adj","definition":"Önümüzdekinden bir sonraki zaman","example":null}]},"ÖBÜRKÜ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Öteki, diğer kişi veya şey","example":null}]},"ÖCÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çocukları korkutmak için kendisinden söz edilen, gerçek dışı bir yaratık","example":null}]},"ÖDE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek, tediye etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak","example":null}],"lemma":"ödemek"},"ÖDEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı hastalıklarda yüzde, ellerde, ayaklarda görülen iltihapsız şiş","example":null}]},"ÖDEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek, tediye etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak","example":null}]},"ÖDENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş için ayrılan belli para","example":null},{"pos":"n","definition":"Devlet harcamalarının yapılabilmesi için, her yılın bütçesiyle yürütme organına verilen harcama izni","example":null}]},"ÖDENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para","example":null}]},"ÖDEV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış","example":null},{"pos":"n","definition":"Öğretmenin öğrencilere okul dışında yapmaları için verdiği çalışma","example":"Öğretmenleri ödev vermiş, ders çalışıyorlar."}]},"ÖDEVCİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ödevine bağlı olan, ödevlerini yerine getirmeyi seven","example":null}]},"ÖDEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine olan borçları ödeyip alacak verecek bırakmamak","example":"Eski patronumla ödeştik ."},{"pos":"v","definition":"Karşılık olarak benzer iş, hareket yapıp veya bir şey verip borçlu kalmamak","example":"Gemi kaptanı ile pilot ödeşti ."}],"lemma":"ödeşmek"},"ÖDEŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine olan borçları ödeyip alacak verecek bırakmamak","example":"Eski patronumla ödeştik ."},{"pos":"v","definition":"Karşılık olarak benzer iş, hareket yapıp veya bir şey verip borçlu kalmamak","example":"Gemi kaptanı ile pilot ödeşti ."}]},"ÖDLEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok çabuk ve olmayacak şeylerden korkan","example":null}]},"ÖDÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iyiliğe karşılık olarak verilen armağan","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir başarı karşılığında verilen armağan, mükâfat","example":null}]},"ÖDÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçme","example":null}]},"ÖDÜNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçerek anlaşma sağlamak","example":"Karşılıklı ödünler vererek hoşgörü havası içinde dostluklarını sürdürüyorlardı."}],"lemma":"ödünlemek"},"ÖDÜNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen şey","example":null},{"pos":"adj","definition":"İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen (şey)","example":"Şoför arkadaştan biraz ödünç para almağa geldim."}]},"ÖFKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap","example":null}]},"ÖFKELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Duygu ve davranışlarını denetleyemeyecek duruma gelmek, öfkeli duruma geçmek","example":"Bu tutumu karşında kan beynime sıçradı, ben de kenimi tutamayarak öfkeyle konuştum."}],"lemma":"öfkelenmek"},"ÖGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir sınıf veya bir topluluğun bireylerinden her biri","example":"O savaşı başarıya ulaştıran en kuvvetli öge, ne yabancıdan gördüğümüz yardım ne de bugünkü özel girişimcilerin gayretleridir."}]},"ÖGLENA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tatlı sularda yaşayan, kamçı biçimindeki uzantısı ile hareket eden mekik biçimindeki bir hücreli","example":null}]},"ÖKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görüş, irade vb. nitelikleri yüksek, yetenek ve erdemleri herkesten üstün, olağanüstü yeteneği ve yaratıcı gücü olan kimse","example":null}]},"ÖKSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu macunla bulanarak kuş tutmakta kullanılan değnek","example":"Tepelere çıkıp kuşlara ökse kuralım."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, bir şeye ya da kimseye kavuşmayı istemek","example":null}]},"ÖKSELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ökse ile yakalamak","example":null}],"lemma":"ökselemek"},"ÖKSEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, bir şeye ya da kimseye kavuşmayı istemek","example":null}]},"ÖKSÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Solunum yolları zarlarının rahatsızlığı sebebiyle akciğerlerdeki havayı birdenbire ve gürültülü bir sesle dışarı vermek","example":"Efendim, çocuk durmaz, koşar, terler, öksürür."},{"pos":"v","definition":"Öksürtücü bir hastalığa tutulmuş olmak","example":"Çocuk öksürüyor, sokağa çıkarmamalı."}],"lemma":"öksürmek"},"ÖKSÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Solunum yolları zarlarının rahatsızlığı sebebiyle akciğerlerdeki havayı birdenbire ve gürültülü bir sesle dışarı vermek","example":"Efendim, çocuk durmaz, koşar, terler, öksürür."},{"pos":"v","definition":"Öksürtücü bir hastalığa tutulmuş olmak","example":"Çocuk öksürüyor, sokağa çıkarmamalı."}]},"ÖKSÜRÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ciğerlerdeki havanın, solunum organlarının kasılması ve zorlanmasıyla ağızdan gürültü ile çıkması","example":"Trende herkes uyuyor, uzun bir öksürük silsilesi ve bazı iniltilerden başka ses yok."},{"pos":"n","definition":"Üşütme gibi bir sebeple ortaya çıkan göğüs hastalığı","example":"Sancılı bir öksürükle öksürerek ağlamaya başladım."}]},"ÖKSÜZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Anası veya hem anası hem babası ölmüş olan çocuk","example":"Mektubunu, öksüz bir çocuğun anasını bekler gibi beklediğini unutma."}]},"ÖKÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakkabı altının topuğa rastlayan yüksek bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Topuğun arka bölümü","example":"Ökçesi basık pabucunun içinde kara ve çatlak topuklu ayakları, ellerinden ziyade ortadadır."}]},"ÖKÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift sürmekte, kağnı çekmekte kullanılan, etinden yararlanılan, iğdiş edilmiş erkek sığır","example":"Öküzünün biri ölünce tarlasını süremedi."},{"pos":"n","definition":"Bir yüzü ağır olacak biçimde yapılmış, hileli zar","example":null}]},"ÖKÜZDİLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sığırdiligillerden, 30-60 cm yükseklikte, tüylü, çok yıllık ve otsu bir bitki","example":null}]},"ÖKÜZGÖZÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşikgillerden, sarı renkte, papatyayı andırır bir çiçek ve onun bitkisi","example":null}]},"ÖLDÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir canlının hayatına son vermek","example":"Beni öldürmek için birisi fazla bile / Ancak onun elinden çıkar böyle haile"},{"pos":"v","definition":"Çok üzmek","example":"Ölüm bir eve girince sağ kalanları da biraz öldürüyor."}],"lemma":"öldürmek"},"ÖLDÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir canlının hayatına son vermek","example":"Beni öldürmek için birisi fazla bile / Ancak onun elinden çıkar böyle haile"},{"pos":"v","definition":"Çok üzmek","example":"Ölüm bir eve girince sağ kalanları da biraz öldürüyor."}]},"ÖLESİYE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ölecek kadar","example":null}]},"ÖLGÜN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Diriliği, canlılığı, tazeliği kalmamış; pörsümüş; solmuş","example":"Bataklıklarında henüz sazlar süzgün, nilüferler çürük, kurbağalar yorgun ve sular ölgün değildi."},{"pos":"adj","definition":"Gücü azalmış, zayıflamış","example":"Canlı olmaya çalışan ölgün adımlarla kapağı odasına attı."}]},"ÖLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek","example":"Bakımsızlıktan kuruyan eski ceviz ağacından artık can çıkmış, bahçeye gölge veren o heybetli ağaç sonbaharla birlikte dökülmeye başlamıştı."},{"pos":"v","definition":"Değerini, geçerliğini, gücünü yitirmek, kullanılmamak","example":"Bu usul öldü artık."}]},"ÖLMEZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ölümsüz, kalıcı olan","example":"Her kim ki olursa bu sırra mazhar / Dünyaya bırakır ölmez bir eser"},{"pos":"adj","definition":"Çok dayanıklı, kolay eskimeyen","example":null}]},"ÖLÇ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aşırı olmamasına dikkat etmek, kontrol etmek","example":"Behiç cesaretini ölçtüğü zaman kendisini oldukça kuvvetli buldu."},{"pos":"v","definition":"En, boy, hacim, süre gibi nicelikleri kendi cinslerinden seçilmiş bir birimle karşılaştırıp kaç birim geldiklerini belirtmek","example":"Dükkânda arşınla kumaş ölçmekle ömür çürütemeyeceğimi söyledim."}],"lemma":"ölçmek"},"ÖLÇEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü","example":null},{"pos":"n","definition":"Genellikle tahıl ölçmede kullanılan belirli hacimdeki kap","example":"Mercimek kile kile / Ölçerler sile sile"}]},"ÖLÇER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ateşi karıştıracak demir kol","example":null},{"pos":"v","definition":"Sönmekte olan ateşi, lambayı canlandırmak","example":null}]},"ÖLÇERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sönmekte olan ateşi, lambayı canlandırmak","example":null}]},"ÖLÇMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aşırı olmamasına dikkat etmek, kontrol etmek","example":"Behiç cesaretini ölçtüğü zaman kendisini oldukça kuvvetli buldu."},{"pos":"v","definition":"En, boy, hacim, süre gibi nicelikleri kendi cinslerinden seçilmiş bir birimle karşılaştırıp kaç birim geldiklerini belirtmek","example":"Dükkânda arşınla kumaş ölçmekle ömür çürütemeyeceğimi söyledim."}]},"ÖLÇÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme","example":null}]},"ÖLÇÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölçme işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Ölçülerek elde edilen sonuç","example":"Bu alanın ölçümü iki kilometrekaredir."}]},"ÖLÇÜMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Akıl süzgecinden geçirmek, sonuç almak, takdir etmek","example":"Onun tüm çalışmasını iyice ölçümledik."},{"pos":"v","definition":"Muhakeme etmek","example":null}],"lemma":"ölçümlemek"},"ÖLÇÜN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi uzun uzun düşünüp hesaplamak; teemmül etmek","example":null}],"lemma":"ölçünmek"},"ÖLÇÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke","example":null}]},"ÖLÇÜŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarından üstün olmaya çalışmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kişi ve nesnelerin benzer veya ayrı yanlarını incelemek için kıyaslamak, mukayese etmek","example":null}],"lemma":"ölçüşmek"},"ÖLÇÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarından üstün olmaya çalışmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kişi ve nesnelerin benzer veya ayrı yanlarını incelemek için kıyaslamak, mukayese etmek","example":null}]},"ÖLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hayatı sona ermiş olan, artık yaşamıyor olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Ölmüş (kimse)","example":null}]},"ÖLÜDOĞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konusu, cansız varlıklar veya nesneler olan resim","example":null}]},"ÖLÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi","example":"Her hastalığın sonu ölüm değildir"},{"pos":"n","definition":"Ölme biçimi","example":null}]},"ÖLÜMCÜL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ölümle sona erme ihtimali olan veya ölümle sona eren","example":"Uslu yurttaşlar bu ölümcül sorumluluk karşısında her türlü direnişten vazgeçerler."},{"pos":"adj","definition":"Can çekişen","example":null}]},"ÖLÜMÜNE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Her türlü olumsuzluğu var gücüyle göze alarak","example":null}]},"ÖMÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğumla ölüm arasında yaşanan süre","example":null},{"pos":"n","definition":"Çok hoşa giden şey","example":"Bu adamın arkadaşlığı ömürdür."}]},"ÖNAYAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işte öncü, işi yürüten kimse","example":null}]},"ÖNCE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İlk olarak; başlangıçta","example":null},{"pos":"n","definition":"Baştaki, geçmişteki bölüm, geçmiş zaman","example":"Bu hükmün önceye geçerliği yok"}]},"ÖNCEDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Geçmiş zamanlarda, geçmişte, daha önce","example":null}]},"ÖNCEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevde, bir makamda kendinden önce bulunmuş olan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Sonucun çıkarıldığı önerme veya önermeler","example":null}]},"ÖNCELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi önceden yapmak, geri bırakmamak, öne almak, takdim etmek","example":"Şirket, toplantıdan önce projeyi lânse etmek amacıyla tüm detayları hazırlamıştı."}],"lemma":"öncelemek"},"ÖNCELERİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Geçmiş zamanlarda, geçmişte, daha önce","example":null}]},"ÖNCELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin öbüründen önce olması durumu","example":"Bu olayda dikkate değer olan, neye öncelik verildiğinin anlaşılmasıdır."}]},"ÖNCÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser","example":null}]},"ÖNCÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri; mukaddem","example":null}]},"ÖNDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse","example":null}]},"ÖNEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin yapılması veya bir borcun ödenmesi için tanınan süre","example":null},{"pos":"n","definition":"İş sözleşmesine göre işçinin işten çıkarılmadan önce belirlenen süre","example":null}]},"ÖNEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu","example":null}]},"ÖNEMSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Değerli ve önemli saymak","example":null}],"lemma":"önemsemek"},"ÖNER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sorunu çözmek üzere bir şey öne sürmek","example":null}],"lemma":"önermek"},"ÖNERGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meclis, kongre vb. resmî bir toplantıda, herhangi bir konu veya sorunla ilgili olarak bir öneride bulunmak için, üyelerden biri veya birçoğu tarafından başkanlığa verilen, oya konularak karar verilmesi istenen yazılı kâğıt","example":null}]},"ÖNERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sorunu çözmek üzere bir şey öne sürmek","example":null}]},"ÖNERTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şartlı bir önermenin şartı anlatan ön bölümü","example":null}]},"ÖNERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İncelenmek veya kabul edilmek için bir şey sunma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce","example":null}]},"ÖNEZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, evsin","example":null},{"pos":"n","definition":"Sürek avında pusuda av bekleyen avcı","example":null}]},"ÖNGÖR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir durumun nasıl bir sonuca yol açacağını düşünmek","example":null}],"lemma":"öngörmek"},"ÖNGÖRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir durumun nasıl bir sonuca yol açacağını düşünmek","example":null}]},"ÖNGÖRÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin ilerisini kestirme veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilme ve ona göre davranma","example":null}]},"ÖNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek","example":"Olayın yayılmasını geremek için hızlı bir şekilde önlemler aldılar."},{"pos":"v","definition":"Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak; önüne geçmek","example":null}],"lemma":"önlemek"},"ÖNLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötü veya yanlış bir şeyi önleyecek yol","example":"Fakat anladığına göre, bu önlemlerin hepsi de yetersiz kalmıştı."}]},"ÖNLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek","example":"Olayın yayılmasını geremek için hızlı bir şekilde önlemler aldılar."},{"pos":"v","definition":"Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak; önüne geçmek","example":null}]},"ÖNLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle ilköğretim öğrencilerinin giydiği tek biçimde giysi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir iş yaparken giysinin kirlenmesini önlemek için bele takılan veya giyilen örtü, giyecek","example":null}]},"ÖNOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şarap ve şarap yapımıyla ilgilenen bilim dalı","example":null}]},"ÖNSEZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hiçbir belirti yokken bir şeyin olacağını sezme, içe doğma","example":null},{"pos":"n","definition":"Temellendirilmeyen duygu, verilmemiş olanın, bilinmeyenin, özellikle gelecekle ilgili olanın önceden duyulması, doğru sayılması","example":null}]},"ÖNÜNDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"...-den biraz önce","example":null}]},"ÖPMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sevgi, saygı, bağlılık, teşekkür belirtmek amacıyla dudaklarını bir şeye veya birine değdirmek","example":"Heyecandan mest olarak öptüm elini / Sonra akşam yemeğine çağırdı beni."}]},"ÖPÜCÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevgi göstermek için dudaklarıyla başka birisinin elini yüzünü öpme","example":"Güllü'nün boynuna sarılan Cemile, kadının hafif çilli, tombul yanaklarını öpücüklere boğdu."}]},"ÖPÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevgi göstermek için dudaklarıyla başka birisinin elini yüzünü öpme","example":null},{"pos":"v","definition":"Birbirini öpmek","example":"İçim sevinç dolu, annemin yanına gidiyorum, öpüşüyoruz."}]},"ÖPÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini öpmek","example":"İçim sevinç dolu, annemin yanına gidiyorum, öpüşüyoruz."},{"pos":"v","definition":"Nesnelerin parçaları birbiriyle tam olarak yan yana bulunmak, teması olmak","example":"Parmaklıklı demir kapılar birbiriyle tam öpüşmemişti."}]},"ÖRCİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İpten örülmüş, çoğunlukla gemilerde kullanılan merdiven","example":null}]},"ÖRDEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, Anas","example":null},{"pos":"n","definition":"Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap","example":null}]},"ÖREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem","example":null}]},"ÖREKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğrilmekte olan yün, keten vb. şeylerin tutturulduğu, bir ucu çatal değnek","example":null}]},"ÖREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski çağlardan kalmış şehir veya yapı","example":null}]},"ÖRF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasalarla belirlenmeyen, halkın kendiliğinden uyduğu gelenek","example":"Allaha şükür, Türk halkı kendi diline, dinine, örf ve âdetlerine hâlâ bağlıdır."}]},"ÖRFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Örfle ilgili","example":null}]},"ÖRGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Canlı bir vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü","example":null}]},"ÖRGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür","example":null},{"pos":"n","definition":"Örme işi veya biçimi","example":null}]},"ÖRGÜN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan","example":null}]},"ÖRGÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü","example":null}]},"ÖRGÜTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İnsanları veya işleri örgütlü duruma getirmek","example":"Adamları ... örgütlüyor ve çalıştırıyordu."}],"lemma":"örgütlemek"},"ÖRK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip","example":null}]},"ÖRKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanları otlamaları için uzun bir iple çayıra bağlamak","example":null}],"lemma":"örklemek"},"ÖRKLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanları otlamaları için uzun bir iple çayıra bağlamak","example":null}]},"ÖRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İplik, yün, tel, saz ve benzerini birbirine dolayarak işlemek veya tezgâhta dokumak","example":"Balık ağı ördük burada."},{"pos":"v","definition":"Kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak","example":"Paltonun sırtını güve yemişti de ben örmüştüm."}]},"ÖRNEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri","example":"Bu yapının bir örneği daha yoktur."}]},"ÖRNEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir konuyu daha ayrıntılı bir biçimde anlatabilmek için bir söz ya da davranış öne sürmek","example":"Son olarak bir başka yazarın kaleminden, tiyatronun önemi, en etkili eğitim aracı olduğu görüşüne bir örnek verelim."}],"lemma":"örneklemek"},"ÖRNEKLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir araştırmada bütünü anlamak için bütünden seçilen araştırma tekniklerinin uygulanacağı grup","example":null}]},"ÖRNEKSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Örnek olarak almak","example":null}],"lemma":"örneksemek"},"ÖRS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Biçimleri yapılacak işe göre değişen, üzerinde maden dövülen, çelik yüzeyli, demir araç","example":"Demir yalım gibi kızarmıştı. Küçücük örsünün üstüne koydu, dövmeye başladı."},{"pos":"n","definition":"Üzerine çivi çakılacak ayakkabı geçirilen kunduracı aracı","example":null}]},"ÖRSELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çok kullanarak eskimiş duruma getirmek","example":"Geçen zaman beni örseledi."},{"pos":"v","definition":"Gücünü azaltmak, canlılığını gidermek; sarsmak","example":"Naciye Hanım, kalkık kaşlarıyla başını sallayarak meclisin sükûtunu örseledi."}],"lemma":"örselemek"},"ÖRT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak","example":null}],"lemma":"örtmek"},"ÖRTBAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir durumun duyulmamasını, yayılmamasını sağlayan önlemler alma","example":null}]},"ÖRTENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvanların vücudunu örten deri, kıl, tüy, pul vb. dokuların bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bazı organları örten zarlar","example":null}]},"ÖRTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak","example":null}]},"ÖRTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Örtmek için kullanılan şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılan çoğu kiremit kaplı bölüm","example":null}]},"ÖRTÜK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış","example":"Yerler yemyeşil ve ıslak bir çimenle örtülü."}]},"ÖRTÜN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korunmak, görünmez duruma gelmek veya gizlenmek için kendi üstüne bir şey koymak","example":"Üşümem merak etme / Sıcak tutar yün fanila / olmazsa örtünürüm / Battaniyeyi iki katlı"},{"pos":"v","definition":"Kadın, dinî açıdan görünmesi sakıncalı olan yerlerini örtmek","example":"Kız 15 yaşına girince örtündü."}],"lemma":"örtünmek"},"ÖRTÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korunmak, görünmez duruma gelmek veya gizlenmek için kendi üstüne bir şey koymak","example":"Üşümem merak etme / Sıcak tutar yün fanila / olmazsa örtünürüm / Battaniyeyi iki katlı"},{"pos":"v","definition":"Kadın, dinî açıdan görünmesi sakıncalı olan yerlerini örtmek","example":"Kız 15 yaşına girince örtündü."}]},"ÖRTÜŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki görüş, düşünce, sözcük, cümle birbiriyle tam olarak uyuşmak","example":"Ancak çarpık bir felsefe anlayışı felsefe ile dünya görüşünün örtüştüğünü savunabilir."},{"pos":"v","definition":"Aynı noktalarda ve düzlemlerde kesişmek","example":"Aslında CHP'nin, vermek istediği mesajlarla seçim sloganları gayet güzel örtüşüyor."}],"lemma":"örtüşmek"},"ÖRTÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki görüş, düşünce, sözcük, cümle birbiriyle tam olarak uyuşmak","example":"Ancak çarpık bir felsefe anlayışı felsefe ile dünya görüşünün örtüştüğünü savunabilir."},{"pos":"v","definition":"Aynı noktalarda ve düzlemlerde kesişmek","example":"Aslında CHP'nin, vermek istediği mesajlarla seçim sloganları gayet güzel örtüşüyor."}]},"ÖRÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayvan otlatılan yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Örme işi","example":null}]},"ÖRÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nakış işlerinde bir tür motif adı","example":"Eğer örük varsa, artık paltonun bizimkine ait olduğuna hükmederim."},{"pos":"n","definition":"Hayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip","example":null}]},"ÖRÜKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hayvanları otlamaları için uzun bir iple çayıra bağlamak","example":null}],"lemma":"örüklemek"},"ÖRÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sürünün gece veya sabaha karşı otlaması","example":null}]},"ÖRÜMCEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Örümcekler takımından, ince bir ağ kurarak küçük böcekleri avlayan eklemli bir hayvan","example":"Köşede bir örümcek, ince ipliklerini tavandan duvara atarak ağını örüyor."},{"pos":"n","definition":"Yeni yürümeye başlayan çocukların çabuk yürümelerini sağlayan araç","example":null}]},"ÖRÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nesnelerin belli bir düzen içinde yerleştirilmesi","example":null}]},"ÖSTAKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Burun boşluğu ile orta kulağı birleştiren boru biçimindeki yol","example":null}]},"ÖTANAZİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyileşme olasılığı olmayan hastaların veya yaşamını kendi başına sürdüremeyecek ölçüde sakat olan kimselerin yaşamını sona erdirme hakkı","example":null}]},"ÖTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey","example":"Köşklerin biraz ötesinde köy kulübelerine benzer derme çatma evler görülürdü."},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin arkadan gelen bölümü","example":null}]},"ÖTEBERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türlü, önemsiz, ufak tefek şeyler","example":null}]},"ÖTEKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilinenden, sözü edilenden ayrı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sözü edilen veya benzer iki nesneden önem ve konum bakımından uzakta olan","example":"Bu kalemi değil, öteki kalemi veriniz"}]},"ÖTELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli olmayan bir süre ertelemek","example":"Borcun taksidini öteledi ."},{"pos":"v","definition":"Öteye götürmek","example":null}],"lemma":"ötelemek"},"ÖTELEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Belli olmayan bir süre ertelemek","example":"Borcun taksidini öteledi ."},{"pos":"v","definition":"Öteye götürmek","example":null}]},"ÖTLEĞEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Serçegillerden, güzel öten, küçük bir kuş","example":null}]},"ÖTLEĞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür kartal","example":null}]},"ÖTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Herhangi bir nesne sürekli ses çıkarmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Üflemeli çalgıların sesi çıkmak","example":null}]},"ÖTRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap harfli metinlerde bir ünsüzün o, ö, u, ü seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret","example":null}]},"ÖTÜMLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan, titreşimli ses veren ünsüz","example":null}]},"ÖTÜMSÜZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan, titreşimsiz ses veren ünsüz","example":null}]},"ÖTÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak","example":null}],"lemma":"ötürmek"},"ÖTÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak","example":null}]},"ÖTÜRÜ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir şeyin yada kişinin başka bir şeyin ya da eylemin olmasının, gerçekleşmesinin nedeni olduğunu ya da bir etmen olduğunu belirtmek amacıyla kullanılan bir söz","example":null}]},"ÖTÜRÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma; bağırsakları bozulma","example":null}]},"ÖTÜŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ötme işi veya biçimi","example":null},{"pos":"v","definition":"Birlikte veya karşılıklı ötmek","example":"Bir dakika evvel yaprakların arasında ötüşen kuşlar susuyor, gece oluyordu."}]},"ÖTÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birlikte veya karşılıklı ötmek","example":"Bir dakika evvel yaprakların arasında ötüşen kuşlar susuyor, gece oluyordu."}]},"ÖVEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki üç yaşındaki erkek koyun","example":"Git kumandana söyle, öveç ise, ucuz olursa iki tane de benim için alsın, anladın mı?"}]},"ÖVGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini, bir şeyi övmek için söylenen söz veya yazılan yazı","example":null}]},"ÖVMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin veya bir şeyin iyiliklerini, üstünlüklerini söyleyerek değerini yüceltmek, yermek karşıtı","example":"Hocasını her fırsatta sena eder, yaranmak ister gibi abartılı bir şekilde överdi."}]},"ÖVÜN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir niteliği sebebiyle kendini yücelmiş sayarak bundan abartmalı bir biçimde söz etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendi kendisini övmek; tefahür etmek","example":null}],"lemma":"övünmek"},"ÖVÜNEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Övünülecek şey, övünç kaynağı veya sebebi","example":"İnsanoğlu işte şimdi yine başlıca dayanağı ve övüneği olan sağduyusu ve bilinci ile eli şakağında düşünüyor."}]},"ÖVÜNGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendi kendini çok öven","example":null}]},"ÖVÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir niteliği sebebiyle kendini yücelmiş sayarak bundan abartmalı bir biçimde söz etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kendi kendisini övmek; tefahür etmek","example":null}]},"ÖVÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Övünülecek tutum veya davranış","example":"İstikbalini sağlamış olmanın o sinire batan, manasız güveni, budalaca övüntüsü..."}]},"ÖVÜNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Övünülecek bir olaydan dolayı sevinme eylemi","example":null}]},"ÖYKÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçek veya tasarlanmış olayları anlatan düz yazı türü, öykü","example":null},{"pos":"n","definition":"Ayrıntılarıyla anlatılan olay","example":null}]},"ÖYKÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ayrıntılarıyla anlatmak, söylemek","example":"Yıllar boyu biriktirdiklerini öyküledi ."}],"lemma":"öykülemek"},"ÖYKÜN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin yaptığı gibi yapmak, birine veya bir şeye benzemeye çalışmak","example":"Ölçümüz ve ölçütümüz, varsa yoksa Batı. Batı'ya öykünüyoruz."}],"lemma":"öykünmek"},"ÖYKÜNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin yaptığı gibi yapmak, birine veya bir şeye benzemeye çalışmak","example":"Ölçümüz ve ölçütümüz, varsa yoksa Batı. Batı'ya öykünüyoruz."}]},"ÖYLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"O biçimde, o tarzda","example":"Bize öyle öğrettiler. İyi olduğunu sandık."},{"pos":"adv","definition":"O denli, o kadar, o derece","example":"... eskiden büyük, ulaşılmaz gördüğü yazarları sonradan aşağılar oluşu öyle kolayca çözümlenecek bir sorun değil."}]},"ÖYLESİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ona benzer; onun gibi","example":"Bu otlakçıya canım kurban kardeşim! Bu herif öylesi değil ki!"}]},"ÖYLESİNE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Aşırı bir biçimde, fazla, o kadar çok","example":null}]},"ÖZBEÖZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gerçek; öz","example":null}]},"ÖZCESİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Özet olarak; kısacası; sözün özü; sözün kısası","example":null}]},"ÖZDEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan nesne","example":null},{"pos":"n","definition":"Kullanılmaya veya harcamaya elverişli, taşınması kolay eşya","example":null}]},"ÖZDEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yürekten, temiz duygulu","example":null},{"pos":"n","definition":"Göğüs kemiği arkasında bulunan iç salgı bezi","example":null}]},"ÖZDEYİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz","example":null}]},"ÖZDEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her türlü nitelik bakımından eşit olan, ayırt edilmeyecek kadar benzer olan; aynı","example":"... Sabahat'la kendisini özdeş hissedemiyor, hep oralarında görülmez ama aşılmaz bir duvar."},{"pos":"adj","definition":"Bir ve aynı olan, bir ve aynı anlama gelen","example":"Bir birey zaman içerisinde değişmeler geçirse de bir ve aynı bireydir, kendi kendisiyle özdeştir."}]},"ÖZDEŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Özdeş duruma getirmek","example":null}],"lemma":"özdeşlemek"},"ÖZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir türde, bir bireyde bulunan, aynı cinsten başka hiçbir türde veya bireyde rastlanılmayan; has","example":"Gülmek insan türünün bir özesidir"},{"pos":"v","definition":"Yoğurt, pekmez vb. koyu şeyleri suyla inceltmek, sulandırmak","example":null}]},"ÖZEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta","example":null}]},"ÖZEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Devlete değil, kişiye ait olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Kişi ile ilgili, kişiye ilişkin ya da kişinin kendi malı olan","example":null}]},"ÖZELGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konudaki görüşü ve yapılması gereken uygulamayı bildiren yazı","example":null}]},"ÖZELLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik","example":null}]},"ÖZEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yoğurt, pekmez vb. koyu şeyleri suyla inceltmek, sulandırmak","example":null}]},"ÖZEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin elden geldiğince iyi olmasına çabalama","example":null},{"pos":"v","definition":"Beğendiği şeye benzemeye çalışmak, yapmaya kalkışmak","example":null}]},"ÖZENGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan kimse","example":null}]},"ÖZENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beğendiği şeye benzemeye çalışmak, yapmaya kalkışmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi yaparken elden geldiğince iyi yapmaya çabalamak, bir şeye büyük dikkat ve ilgi göstermek; itina etmek","example":"Dünya güzelliği sendedir mevcut / Hususi özenmiş yaratmış mabut"}]},"ÖZENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beğendiği bir durumda olma, beğendiği şeye benzeme çabası","example":"Taklit ve özenti devri en çok bizde sürmüştür."}]},"ÖZENÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği","example":null}]},"ÖZENİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özenme işi","example":null}]},"ÖZERK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme yetkisi olan kuruluş, devlet vb.","example":null}]},"ÖZERKLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir topluluğun, bir kuruluşun ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme hakkı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kişinin, bir topluluğun kendi uyacağı yasayı kendisinin koyması","example":null}]},"ÖZET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz","example":"Makalenin sonuç kısmı, bütün araştırmayı özetliyor."},{"pos":"n","definition":"Filmin konusunu en kısa biçimde anlatan, bir senaryo çalışmasının ilk basamağı olan metin","example":null}]},"ÖZETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yazı, konu, söz veya filmin içeriğini daha az sözle anlatmak, özünü vermek","example":"Olan biten her şeyi iki dakikada özetledi ."}],"lemma":"özetlemek"},"ÖZEZER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özezerlik sapıncı gösteren kimse; mazoşist","example":null}]},"ÖZGE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilinenden ayrı, değişik, farklı","example":null}]},"ÖZGECİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan (kimse)","example":"Kadın erkeğe göre daha özgecil, sevmeye daha uygun bir yapıdadır."}]},"ÖZGÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir türde, bir bireyde bulunan, aynı cinsten başka hiçbir türde veya bireyde rastlanılmayan","example":null}]},"ÖZGÜL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir türle ilgili, bir türe ilişkin","example":"Demek ki güzele olan eğilim insanın özgül bir vasfı değil."}]},"ÖZGÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey veya bir yeri birine, bir şeye ayırmak, vermek","example":null}],"lemma":"özgülemek"},"ÖZGÜN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yalnız kendine has bir nitelik taşıyan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan","example":null}]},"ÖZGÜR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, şarta bağlı olmayan","example":"Fikri özgür, vicdanı özgür, irfanı özgür bir şairim."},{"pos":"adj","definition":"Siyasi bir güç tarafından denetlenmeyen, engellenmeyen","example":"Özgür basın. Özgür girişim."}]},"ÖZGÜRLÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu","example":"Kendini yeni hayatın özgürlüğüne terk ettiği zaman..."},{"pos":"n","definition":"Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu","example":null}]},"ÖZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, bir şeye ya da kimseye kavuşmayı istemek","example":null}],"lemma":"özlemek"},"ÖZLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi görme, kavuşma isteği","example":null}]},"ÖZLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, bir şeye ya da kimseye kavuşmayı istemek","example":null}]},"ÖZLENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi görme, kavuşma isteği","example":null}]},"ÖZLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Öz durumuna veya özlü bir duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Tahıl olgunlaşmak","example":null}],"lemma":"özleşmek"},"ÖZLEŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Öz durumuna veya özlü bir duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Tahıl olgunlaşmak","example":null}]},"ÖZNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir cümlede bildirilen işi yapan, yüklemin bildirdiği durumu üzerine alan kimse veya şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilinci, sezgisi, düş gücü olan, bazı filozoflara göre de dış dünyaya karşıt olan birey","example":null}]},"ÖZNEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Özneye ilişkin olan, öznede oluşan, nesnelerin gerçeğine değil, bireyin düşünce ve duygularına dayanan; enfüsi","example":null}]},"ÖZSEVER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendi benliğine bağlanan, hayran olan kimse","example":null}]},"ÖZVEREN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi çıkarlarından vazgeçerek davranan","example":"Bugün yaşıyorsam ben de hayatımı o doktorun özverili çalışmasına borçluyum."}]},"ÖZVERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi çıkarlarından vazgeçme","example":"Daha bilgili olmalı, daha çok özveride bulunmalı ve zekice davranmalıyız."}]},"ÖZÜMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Edinilmiş olan bilgileri bireyin öz malı durumuna getirmek","example":"Okuduğum mektupları özümseyip yüzeysel biçimde unutmam gerekiyordu."},{"pos":"v","definition":"Canlı varlıklar, dışarıdan aldıkları besinleri, değişikliğe uğratarak yeni bir birleşimle, organizmanın gereksinme duyduğu maddeler durumuna getirmek, temsil etmek","example":null}],"lemma":"özümlemek"},"ÖZÜMSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Edinilmiş olan bilgileri bireyin öz malı durumuna getirmek","example":"Okuduğum mektupları özümseyip yüzeysel biçimde unutmam gerekiyordu."}],"lemma":"özümsemek"},"ÖZÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kusur için bağışlanma dileği","example":"Geç kaldığı için özür diledi."}]},"ÖZÜRLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Engeli olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bozuk, kusurlu, ayıplı (kumaş, giysi, mal vb.)","example":null}]},"ÖZÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir maddenin herhangi bir yolla elde edilmiş olan özü","example":null}]},"ÖĞLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Günün öğle saatlerinde","example":"Ertesi gün öğleye kadar nasıl vakit geçireceğini bilemedi."},{"pos":"n","definition":"Öğle vakti kılınan namaz","example":"Öğleyi de kılar, sonra ağıla çıkarım."}]},"ÖĞLEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Günün öğle saatlerinde","example":"Ertesi gün öğleye kadar nasıl vakit geçireceğini bilemedi."},{"pos":"n","definition":"İki kutup arasındaki doğru ile o yerin çekül doğrultusunun belirttiği düzlem","example":null}]},"ÖĞLENDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Günün öğle saatlerinde","example":"Babam içki içiyordu. Bazen öğleyin de içiyordu."}]},"ÖĞLEYİN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Günün öğle saatlerinde","example":"Babam içki içiyordu. Bazen öğleyin de içiyordu."}]},"ÖĞLEÜSTÜ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Öğleye yakın zamanda","example":null}]},"ÖĞREK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At sürüsü","example":null}]},"ÖĞREN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi olduğu gibi akılda tutmak, öğrenip akılda tutmak","example":"Öğrenciler, şiirleri hıfzetmek için saatlerce çalıştı."},{"pos":"v","definition":"Kendisine bildirilmek, öğrenmek, bilgi edinmek","example":null}],"lemma":"öğrenmek"},"ÖĞRENCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse","example":"Genç şakirt, müzik okulunda öğrendiği enstrümanla ilgili bilgilerini derinleştiriyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir bilim veya sanat yetkilisinin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konuda çalışan kimse","example":null}]},"ÖĞRENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi olduğu gibi akılda tutmak, öğrenip akılda tutmak","example":"Öğrenciler, şiirleri hıfzetmek için saatlerce çalıştı."},{"pos":"v","definition":"Kendisine bildirilmek, öğrenmek, bilgi edinmek","example":null}]},"ÖĞRENİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir meslek, sanat veya iş için gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma","example":"Öğrenimini bitirmeye bir yıl kala Türkiye'deki büyük fabrika sahiplerinden çağrılar alıyormuş."}]},"ÖĞRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseye bir konuda bilgi ve beceri kazandırmak","example":"Annesi çocuğa sofra adabı öğretiyor."},{"pos":"v","definition":"Bilinmeyen bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak","example":"Köpeğime yerden yememeyi öğrettim."}],"lemma":"öğretmek"},"ÖĞRETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir kimseye bir konuda bilgi ve beceri kazandırmak","example":"Annesi çocuğa sofra adabı öğretiyor."},{"pos":"v","definition":"Bilinmeyen bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak","example":"Köpeğime yerden yememeyi öğrettim."}]},"ÖĞRETMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mesleği bilgi öğretmek olan kimse","example":null}]},"ÖĞRETİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olan ilke veya ilkeler dizisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilimde bir düzenli görüşü oluşturan ilke ve dogmaların bütünü","example":null}]},"ÖĞRETİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi","example":null}]},"ÖĞÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı sayı sıfatlarıyla birlikte kullanılarak bir olayın ve olgunun her bir tekrarlanışını bildiren söz","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir vakitlik yemek","example":null}]},"ÖĞÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan topluluğu","example":null},{"pos":"v","definition":"Kusarken veya kusacak gibi olurken \"öğürtü\" sesi çıkarmak","example":"Elini göğsüne bastırarak üst üste öğürdü."}]},"ÖĞÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kusarken veya kusacak gibi olurken \"öğürtü\" sesi çıkarmak","example":"Elini göğsüne bastırarak üst üste öğürdü."}]},"ÖĞÜRTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin içinden, işe yaramayan, gereksiz veya istenmeyen taneleri ayırıp çıkarmak, temizlemek","example":null}],"lemma":"öğürtlemek"},"ÖĞÜRTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğürürken çıkan ses","example":null}]},"ÖĞÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz","example":null},{"pos":"v","definition":"Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek","example":null}]},"ÖĞÜTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine bir şeyi yapmasını veya yapmamasını söylemek; nasihat etmek","example":"Güzel olanın yıkılmasını kimse öğütlemez."}],"lemma":"öğütlemek"},"ÖĞÜTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir araçla tane durumundaki nesneleri bir araçla ezerek un durumuna getirmek","example":"Çuvallardaki arpayı öğütmek üzere değirmenin hunisine boşalttım."}]},"ÖŞÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temel olarak on sayısını alan","example":null},{"pos":"n","definition":"Toprak ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi","example":null}]},"ÜCRA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok uçta, kenarda veya uzakta bulunan","example":null}]},"ÜCRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İş gücünün karşılığı olan para ve mal","example":null},{"pos":"n","definition":"Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para","example":"Fiyatından daha yüksek bir ücretle satın aldı."}]},"ÜDEBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilim, edebiyat, sanat alanında kitap yazan kimse","example":null}]},"ÜFLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Nefesli çalgıları çalmak","example":"Arkadaş çalgısını bir iki defa üfledikten sonra döndü ."},{"pos":"v","definition":"Dudakları büzerek soluğu bir şey üzerine hızla vermek, üfürmek","example":null}],"lemma":"üflemek"},"ÜFLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Nefesli çalgıları çalmak","example":"Arkadaş çalgısını bir iki defa üfledikten sonra döndü ."},{"pos":"v","definition":"Dudakları büzerek soluğu bir şey üzerine hızla vermek, üfürmek","example":null}]},"ÜFLEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaynak yapımında, metalleri kesme ve eritme işlemlerinde kullanılan, alev püskürten araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Laboratuvarlarda yüksek ısı elde edilen araç; hamlaç","example":null}]},"ÜFÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üfleyerek bulunduğu yerden uzaklaştırmak","example":"Pencereden ince bir rüzgâr, güneş tozlarını tül perdelere üfürüyor."},{"pos":"v","definition":"Üfleyerek çalmak","example":null}],"lemma":"üfürmek"},"ÜFÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üfleyerek bulunduğu yerden uzaklaştırmak","example":"Pencereden ince bir rüzgâr, güneş tozlarını tül perdelere üfürüyor."},{"pos":"v","definition":"Üfleyerek çalmak","example":null}]},"ÜFÜRÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üfürülerek verilen soluk","example":null},{"pos":"n","definition":"Üfürükçülerin hastaların üstüne okuyarak üfürdükleri soluk","example":null}]},"ÜFÜRÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbin kanı damarlara pompalaması sırasında, zarında veya kapakçığında bulunan delik yüzünden ortaya çıkan normal dışı ses","example":null}]},"ÜLEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm","example":null},{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok kimse aralarında herhangi bir şeyi paylaşmak, üleşmek, payını almak","example":null}]},"ÜLEŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki veya daha çok kimse aralarında herhangi bir şeyi paylaşmak, üleşmek, payını almak","example":null}]},"ÜLFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duygusal bağ veya akrabalık ilişkisi, dost olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bulup sohbet etme","example":null}]},"ÜLGER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadife, şeftali ve benzerinin üzerinde bulunan ince tüy","example":null}]},"ÜLKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü","example":"Her birey, ülkesinin hak ve bağımsızlığı için sorumluluk taşır."},{"pos":"n","definition":"Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık","example":null}]},"ÜLKÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey","example":"Millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür."},{"pos":"n","definition":"İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke, örnek yargı ölçüsü","example":null}]},"ÜLKÜDAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı ülküye bağlı olanlardan her biri","example":null}]},"ÜLSER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirim organlarında ve özellikle mide ile onikiparmak bağırsağında görülen yara","example":"Bir süre, mide ülseri tanısıyla sayrılık geçirdi."}]},"ÜMERA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buyuran, emreden kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Binbaşı, yarbay ve albay rütbesindeki subaylara verilen genel ad","example":"Ordu kumandanı, kendi ümerasından birinin istediği bir matara suyu esirgedi."}]},"ÜMMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti Muhammed'e inanarak, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak çevresinde toplanan Müslümanların tümü","example":"Allah'ım, sen koru Muhammed ümmetini bu eşkıyanın zulmünden."}]},"ÜMMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Okuyup yazması olmayan","example":"Ha onun elinde yün ha ümmi adamın elinde gazete!"}]},"ÜMRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş yer","example":null}]},"ÜMÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar","example":null}]},"ÜMİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleşmesi veya olması beklenen şey","example":null}]},"ÜNDEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Benzer sesle biten söz veya cümle","example":null}]},"ÜNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüksek sesle çağırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yüksek sesle bildirmek","example":null}],"lemma":"ünlemek"},"ÜNLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma vb. duyguları anlatan, bir doğa sesini yansıtan kelime veya cümlelerin sonuna konulan noktalama işaretinin adı","example":null},{"pos":"n","definition":"Türlü duyguları anlatan veya bir doğa sesini yansıtan kelime","example":null}]},"ÜNLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüksek sesle çağırmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Yüksek sesle bildirmek","example":null}]},"ÜNLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başarı yönünden herkesin dikkatini çekecek bir duruma gelmek","example":null}],"lemma":"ünlenmek"},"ÜNLENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başarı yönünden herkesin dikkatini çekecek bir duruma gelmek","example":null}]},"ÜNSİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duygusal bağ veya akrabalık ilişkisi, dost olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeye alışmış olma durumu, huy","example":"Araya giren yıllar zarfında meslekten kopunca eski arkadaşlarıyla ünsiyeti de kopmuştu."}]},"ÜNİFORMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı işi yapanların giydikleri, tüzükle belirtilmiş, bir örnek giysi","example":"Askerler, resmi elbise olarak belirlenen üniformalarını giyerek tören alanında yerlerini aldılar."},{"pos":"n","definition":"Silahlı kuvvetlerin resmî giysisi","example":"Kusursuz asker üniforması içinde zeki ve duygulu bir yüzü vardı."}]},"ÜNİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tek, eşi olmayan","example":null}]},"ÜNİTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge","example":null},{"pos":"n","definition":"Birlik, birleşmiş olma durumu","example":null}]},"ÜNİTER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birlikçi, birlikten yana, birleştirici siyaset","example":null}]},"ÜRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sidik asidi tuzu","example":null}]},"ÜRDÜN":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke; başkenti Amman.","example":null}]},"ÜRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Azotlu besinlerin vücutta yanmasıyla oluşan, erimiş bir durumda idrarla dışarı atılan azotlu madde","example":null},{"pos":"v","definition":"Azken çok olmak, çok duruma gelmek","example":null}]},"ÜREM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr","example":null}]},"ÜREMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Azken çok olmak, çok duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Canlı, doğup çoğalmak","example":"Altı, yedi ay içinde küçük sürü üredi."}]},"ÜREMİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ürenin idrarla çıkmayıp kanda birikmesi sonucu ortaya çıkan hastalık","example":null}]},"ÜREMİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üremiyle ilgili olan","example":null}]},"ÜRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ekonomik bir etkinlik sonucu ürün elde etmek","example":"Petrol üretmek. Çimento üretmek."},{"pos":"v","definition":"Oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek","example":"Korku, en sonunda putları üretti."}],"lemma":"üretmek"},"ÜRETEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt","example":"Pil ve dinamo birer elektrik üretecidir."}]},"ÜRETKEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üretme gücü veya yaratma yeteneği olan","example":null}]},"ÜRETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ekonomik bir etkinlik sonucu ürün elde etmek","example":"Petrol üretmek. Çimento üretmek."},{"pos":"v","definition":"Oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek","example":"Korku, en sonunda putları üretti."}]},"ÜRETİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların, toplumun varlığı ve gelişmesi için gerekli olan nesneleri sağlamak üzere, amaçlı etkinlikleriyle doğal çevrelerini değiştirmeleri","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu etkinlikler sonucu elde edilen nesneler","example":null}]},"ÜRK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saygı, korku vb. duygularla bir şeyi yapmaktan geri durmak","example":"Yaramaz çocuk tutumundan her zaman ürkerdi."},{"pos":"v","definition":"Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak","example":"Birisi merdivenlerden biraz hızlı inip çıktığı zaman biz de ürküyorduk."}],"lemma":"ürkmek"},"ÜRKEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyden çekinen","example":"Pencerelerden birinin önünde ürkek ve telaşlı durdu; halinde darılmış gibi bir şey vardı."},{"pos":"adj","definition":"Çok ürken, korkuya çabuk kapılan","example":null}]},"ÜRKMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saygı, korku vb. duygularla bir şeyi yapmaktan geri durmak","example":"Yaramaz çocuk tutumundan her zaman ürkerdi."},{"pos":"v","definition":"Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak","example":"Birisi merdivenlerden biraz hızlı inip çıktığı zaman biz de ürküyorduk."}]},"ÜRKÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ani dehşet duygusu, büyük korku","example":null}]},"ÜRKÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyden korkup sıçrama ve şaşkınlık duygusu","example":null}]},"ÜRKÜNÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ürkme, çekinme duygusu veren","example":"İncecik bir lüks değil, kaba, zevkten yoksun, çok daha ürkünç bir lüks sergilenecek şimdi."}]},"ÜRKÜT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korkmasına yol açmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Huylanmasına sebep olmak","example":"Ali Rıza Bey hemen kendini topladı. Münasebetsiz bir şey yaparak arkadaşını ürkütmekte mana yoktu."}],"lemma":"ürkütmek"},"ÜRKÜTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korkmasına yol açmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Huylanmasına sebep olmak","example":"Ali Rıza Bey hemen kendini topladı. Münasebetsiz bir şey yaparak arkadaşını ürkütmekte mana yoktu."}]},"ÜROLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İdrar yolu hastalıkları hekimi","example":null}]},"ÜROLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tıbbın idrar yolu hastalıklarını inceleyen dalı","example":null}]},"ÜROLOJİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üroloji ile ilgili","example":null}]},"ÜRPER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Korku, tiksinti, üşüme vb. yüzünden tüylerin dikilip derinin nokta nokta kabarmasıyla görülen ani titreme","example":"Fısıltılar duyarım , ürperirim ."}],"lemma":"ürpermek"},"ÜRPERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Korku, tiksinti, üşüme vb. yüzünden tüylerin dikilip derinin nokta nokta kabarmasıyla görülen ani titreme","example":"Fısıltılar duyarım , ürperirim ."}]},"ÜRPERTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ürperme duygusu veya durumu","example":null}]},"ÜRTİKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ciltte çeşitli sebeplerle oluşan kaşıntılı döküntüler","example":null}]},"ÜRYAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan; nü","example":null}]},"ÜRYANİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce kabuklu bir tür erik","example":null}]},"ÜRÜ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Köpek bağırmak","example":null}],"lemma":"ürümek"},"ÜRÜMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Köpek bağırmak","example":null}]},"ÜRÜN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Emek sonucu ortaya konan şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey","example":null}]},"ÜRÜŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hep birden ürümek","example":null}],"lemma":"ürüşmek"},"ÜRÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hep birden ürümek","example":null}]},"ÜSERA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse","example":"Bulgarlara esir düşüp fedakâr emirberi Hasan Çavuşun marifetiyle üsera karargâhından firar edişi."}]},"ÜSKÜF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüksek aşamadaki yeniçeri subaylarının giydikleri, yarısı arkaya sarkan uzun bir sarık","example":null}]},"ÜSKÜP":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Kuzey Makedonya ülkesinin başkenti.","example":null}]},"ÜSKÜRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Topraktan veya madenden yapılmış çorba tası; çukur çanak","example":null}]},"ÜSLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yeri kendine üs seçerek orada yerleşmek","example":null}],"lemma":"üslenmek"},"ÜSLENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yeri kendine üs seçerek orada yerleşmek","example":null}]},"ÜSLUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özelliği veya bir türün, bir çağın kendine özgü anlatış biçimi","example":null},{"pos":"n","definition":"Özel oluş veya davranış biçimi","example":null}]},"ÜST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yukarı yüzü, alt karşıtı","example":"Kitap masanın üstünde."}]},"ÜSTADANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bilim veya sanat alanında üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse gibi, bu kişinin yaptığına benzer","example":"Gayet muntazam ve üstadane bir takip planı yapmıştım."}]},"ÜSTAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilim veya sanat alanında üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse","example":"Koca üstat hemen rasttan bestelediği bir şarkıyı mırıldanmaya başladı."},{"pos":"n","definition":"Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü","example":null}]},"ÜSTE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Alışılana ek olarak, alışılandan çok, bol bol, çok çok","example":null},{"pos":"n","definition":"`Fazladan vermek, ödemek` anlamındaki üste vermek, `fiyatı artırmak eklemek, katmak` anlamlarındaki üste vurmak deyimlerinde geçen bir söz","example":null}]},"ÜSTEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstü olan","example":null}]},"ÜSTELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir konuda, bir düşüncede sürekli direnmek","example":"Bu cevabı alınca fazla üstelemedim."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin üstüne eklenmek, katılmak","example":null}],"lemma":"üstelemek"},"ÜSTELİK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir de, bundan başka; ayrıca","example":"Üstelik bu sene dimağımda büyük bir yorgunluk duyuyorum."},{"pos":"n","definition":"Üste verilen şey, fark","example":"Saatimi bu kalemle değiştirdim, beş lira da üstelik aldım."}]},"ÜSTEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş yapmayı üstüne almak; taahhüt etmek","example":null}],"lemma":"üstenmek"},"ÜSTENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir iş yapmayı üstüne almak; taahhüt etmek","example":null}]},"ÜSTEĞMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orduda rütbesi teğmenle yüzbaşı arasında olan subay","example":null}]},"ÜSTLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi yapmayı kabul etmek, üstüne almak","example":null}],"lemma":"üstlenmek"},"ÜSTLENİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstlenme işi","example":null}]},"ÜSTSUBAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Binbaşı, yarbay ve albay rütbesindeki subaylara verilen genel ad","example":null}]},"ÜSTTEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Derinleştirmeden, yüzeysel olarak","example":null}]},"ÜSTYAPI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altyapı üzerine kurulan, oturmaya veya üretime yarayan yapıların tümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Altyapı üzerinde oluşan kültür, din, sanat, felsefe, bilim, ülkü, siyasal kurumlar gibi toplumsal değerleri içeren genel kavram","example":null}]},"ÜSTÇAVUŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orduda astsubaylığın ikinci aşaması olan, çavuşla başçavuş arasındaki görevli","example":null}]},"ÜSTÜBEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boyacılıkta kullanılan zehirli, bazik kurşun karbonat","example":"Gündüz yüzünün kızıllığını örtmek için sürdüğü kalın pudra tabakası âdeta bir üstübeç maskesini hatırlatıyordu."}]},"ÜSTÜN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan","example":"El elden üstündür ta arşa kadar."},{"pos":"adj","definition":"Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan","example":"Bu nazire gazeller muhakkak ki onlardan çok üstündü."}]},"ÜSTÜNE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"...-den sonra","example":"Çay üstüne ayran içilir mi!"},{"pos":"adv","definition":"İlişkin; üzerine; dair","example":"Arkadaşım aşk ve evlilik üstüne konuşulacak şeyler bulmuştu."}]},"ÜSTÜNSE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üstün, iyi, yeğlenir olduğuna inanmak","example":"Belki de loşluğu üstünseyen Zeyno, mumu yakmış, yorganın üstünde hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı."}],"lemma":"üstünsemek"},"ÜSTÜPÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemi kalafatında, işliklerde, buharlı makinelerde, temizlik işlerinde, otomobilcilikte kullanılan didilmiş kendir","example":"Usta, ellerinin yağını üstüpüye silerken soruyor."}]},"ÜSTÜPÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üstüpü ile silmek veya temizlemek","example":null}],"lemma":"üstüpülemek"},"ÜSTÜVANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim","example":null}]},"ÜSTÜVANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Silindir biçiminde olan","example":null}]},"ÜTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Oyunda, kumarda kazanmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi, tüylerini yakmak için alevden geçirmek","example":"Tüyleri yolunmuş bütün tavuğu dikkatle ocakta üttü."}]},"ÜTOPYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleştirilmesi imkânsız tasarı veya düşünce","example":null}]},"ÜTOPİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ütopyaya dayanan, ütopya ile ilgili","example":null}]},"ÜTOPİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekleştirilmesi imkânsız tasarılara veya düşüncelere kapılan, inanan kimse","example":"Geleceği çok pembe görüyorsa ütopist derler insana."}]},"ÜTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle giysilerin buruşukluklarını gidermek için bunların üzerinden geçirilen kızgın demir araç","example":"Garsonların yamalı bez ceketleri etüv ve ütü kokuyor."},{"pos":"n","definition":"Bu araçla yapılan iş","example":"Garsonların yamalı bez ceketleri etüv ve ütü kokuyor."}]},"ÜTÜLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ütü ile buruşukluklarını gidermek","example":"Her Pazar yıkanan bütün kıyafetleri tek tek ütülerdi."},{"pos":"v","definition":"Alevde tüylerini veya kabuğunu yakıp gidermek","example":"Çakmak kıvılcım çıkardı, çıkarmasıyla pof diye gaz parladı ve zaten seyrek olan kirpiklerimi ütüledi. Çakmak kıvılcım çıkardı, çıkarmasıyla pof diye gaz parladı ve zaten seyrek olan kirpiklerimi ütüledi."}],"lemma":"ütülemek"},"ÜTÜLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ütü ile buruşukluklarını gidermek","example":"Her Pazar yıkanan bütün kıyafetleri tek tek ütülerdi."},{"pos":"v","definition":"Alevde tüylerini veya kabuğunu yakıp gidermek","example":"Çakmak kıvılcım çıkardı, çıkarmasıyla pof diye gaz parladı ve zaten seyrek olan kirpiklerimi ütüledi. Çakmak kıvılcım çıkardı, çıkarmasıyla pof diye gaz parladı ve zaten seyrek olan kirpiklerimi ütüledi."}]},"ÜVENDİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çift öküzlerini yürütmek için kullanılan, ucuna nodul çakılmış uzun değnek","example":null}]},"ÜVEY":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yalnız yasaca akraba sayılan, aralarında kan bağı bulunmayan, öz olmayan","example":null},{"pos":"v","definition":"Güvercin, kumru vb. kuşlar, göğüslerinden ötmek","example":null}]},"ÜVEYMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güvercin, kumru vb. kuşlar, göğüslerinden ötmek","example":null}]},"ÜVEYİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güvercinlerden, korularda yaşayan, eti için avlanan, boz renkli bir kuş","example":null}]},"ÜVEZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bu ağacın muşmulaya benzeyen yemişi","example":"Gülse bile gülüşünde ham ayva, muşmula veya üvez yemiş gibi bir burukluk vardır."},{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, orta boylu bir ağaç","example":null}]},"ÜYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir topluluğu oluşturan bireylerden her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Omurgalılarda, kol ve bacaklar","example":null}]},"ÜZENGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eyerin iki yanında asılı bulunan ve hayvana binildiğinde ayakların basılmasına yarayan, altı düz demir halka","example":"İyi süvarilik gururuyla ayaklarını üzengiden çıkarmış, dizginleri bırakmış."}]},"ÜZENGİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Koşturmak için hayvana üzengi ile vurmak","example":null}],"lemma":"üzengilemek"},"ÜZENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Manevi hazdan yoksunluk","example":"Şu iftara çağrılış bile üzenti gibi geldi, kendimden sıkıldım."}]},"ÜZERE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gibi, bu yolda, bu biçimde","example":"Daha önce belirtildiği üzere..."}]},"ÜZERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuşanılacak, giyilecek şey","example":"Yeni iş için gerekli kılık kıyafeti almak üzere mağazaya gitti."},{"pos":"n","definition":"Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm","example":null}]},"ÜZERİNDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"... ile ilgili; üzerine","example":"Hacı Ömer'in hatırı için gecelerce başımı soğuk su ile ıslatarak kitaplar üzerinde çalıştım."}]},"ÜZERİNE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İlgili olarak","example":"Dil üzerine bir yazı."},{"pos":"adv","definition":"...-den sonra","example":"Çay üzerine ayran içilir mi!"}]},"ÜZGÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yersiz ve gereksiz olarak çektirilen sıkıntı; eziyet; eza; cefa","example":"Bilirim bir üzgü bin avaz yapar."}]},"ÜZGÜN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üzülmüş, üzüntü duymuş","example":null}]},"ÜZME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tedirginlik yaratmak, sıkıntı ve huzursuzluğa yol açma","example":null}]},"ÜZMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üzüntü vermek","example":"Onu biraz üzerim ama zekâsına da bayılırım."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi gerip çekerek gevşetmek, sürterek aşındırmak","example":"Odunlar eşeğin sırtını üzüyordu."}]},"ÜZÜL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acılı durumda, üzüntü duymak","example":null}],"lemma":"üzülmek"},"ÜZÜLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acılı durumda, üzüntü duymak","example":null}]},"ÜZÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi","example":null}]},"ÜZÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği","example":"Hasta iyileşinceye kadar çok üzüntü çektik. Bu adamın aksilikleri bana çok üzüntü veriyor."}]},"ÜZÜNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği","example":"Hasta iyileşinceye kadar çok üzüntü çektik. Bu adamın aksilikleri bana çok üzüntü veriyor."}]},"ÜÇAYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine tencere, tava vb. koymaya yarayan, ateş üzerine oturtulan, üç ayaklı çember veya üçgen biçiminde demir destek)","example":null},{"pos":"n","definition":"Fotoğraf makinesi, televizyon kameraları vb. aletlerin üzerine oturduğu üç ayaklı düzen","example":null}]},"ÜÇER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üç sayısının üleştirme biçimi, her birine üç, her defasında üçü bir arada olan","example":null}]},"ÜÇGEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üç tepe noktası, üç açısı, üç kenarı olan geometri biçimi","example":"Tabanı otuz metre kadar tutan bir eşkenar üçgen biçimindedir."},{"pos":"adj","definition":"Bu biçimde olan","example":null}]},"ÜÇGÜL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür yonca","example":null}]},"ÜÇKAĞIT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hile, düzen","example":null},{"pos":"n","definition":"Oynatıcının el çabukluğuyla yer değiştirip kapalı olarak bıraktığı, ikisi aynı, biri değişik üç iskambil kâğıdından değişik olanını bulmaya dayanan hileli oyun","example":null}]},"ÜÇLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ürünün üçte birine karşılık, toprağını kiraya vermek","example":"Babam bu yaz tarlayı üçleyecek ."},{"pos":"v","definition":"Üçe çıkarmak","example":null}],"lemma":"üçlemek"},"ÜÇLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ürünün üçte birine karşılık, toprağını kiraya vermek","example":"Babam bu yaz tarlayı üçleyecek ."},{"pos":"v","definition":"Üçe çıkarmak","example":null}]},"ÜÇLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Halkın inançlarına göre üç kişilik ermişler topluluğu","example":null}]},"ÜÇTAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üç taşla oynanan bir tür çocuk oyunu","example":null}]},"ÜÇTEKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İkisi arkada, biri önde üç tekerleği olan, çocukların düşmeden binmesi için yapılmış araç","example":null},{"pos":"n","definition":"Eşya taşımak için bir kasası bulunan, çoğu kez motorlu, üç tekerlekli küçük taşıt","example":null}]},"ÜÇÜNCÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üç sayısının sıra sıfatı, sırada ikinciden sonra gelen","example":"Gelir vergisinin üçüncü taksitini verdik."}]},"ÜÇÜNCÜL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Organik bir bileşiğin formülünde öbür üç karbon atomuna bağlı olan (karbon atomu)","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir hastalığın belirli iki devresinden sonra oluşan belirtiler","example":null}]},"ÜÇÜZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üç parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden üç tane bulunan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Üçü birlikte doğmuş olan kardeş","example":null}]},"ÜĞRÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla ayın neden olduğu, yerin dönme ekseninin yaptığı koni hareketindeki dönemsel salınım, nütasyon","example":null}]},"ÜŞEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendinde bir gevşeklik duyarak bir işi yapmaya isteği olmamak ya da yapacağı işi ağır bir yük veya angarya olarak kabul etmek","example":null}],"lemma":"üşenmek"},"ÜŞENGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok üşenen; tembel","example":"Eniştem de üşengen bir adamdır, rahatı kaçar diye üstüne düşmedi."}]},"ÜŞENGEÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok üşenen; tembel","example":"Eniştem de üşengen bir adamdır, rahatı kaçar diye üstüne düşmedi."}]},"ÜŞENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendinde bir gevşeklik duyarak bir işi yapmaya isteği olmamak ya da yapacağı işi ağır bir yük veya angarya olarak kabul etmek","example":null}]},"ÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir araya gelmek, bir yerde birikmek","example":"Herifin etrafına daha trenden inerken üşüştük ."}]},"ÜŞÜ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Isı yokluğundan, azlığından veya ısı kaybından etkilenmek, soğuğun etkisini duymak","example":"Üşümüş, donmuş gibi, kaba, nasırlı, pis ellerini karnının üstünde sıkıyordu."}],"lemma":"üşümek"},"ÜŞÜMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Isı yokluğundan, azlığından veya ısı kaybından etkilenmek, soğuğun etkisini duymak","example":"Üşümüş, donmuş gibi, kaba, nasırlı, pis ellerini karnının üstünde sıkıyordu."}]},"ÜŞÜNTÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere toplanma","example":null}]},"ÜŞÜR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saldırma işini yaptırmak","example":null}],"lemma":"üşürmek"},"ÜŞÜRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Saldırma işini yaptırmak","example":null}]},"ÜŞÜTÜK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aklını yitirmiş, delirmiş kimse","example":null}]},"ÜŞÜŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir araya gelmek, bir yerde birikmek","example":"Herifin etrafına daha trenden inerken üşüştük ."}],"lemma":"üşüşmek"},"ÜŞÜŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir araya gelmek, bir yerde birikmek","example":"Herifin etrafına daha trenden inerken üşüştük ."}]},"İADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Verilen bir şeyi almayarak geri çevirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Alınmış bir şeyi geri verme","example":"Sekiz buçuk altını iade için eline mühim bir para geçmesi lazımdı."}]},"İANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma","example":null},{"pos":"n","definition":"Yardım amacıyla toplanan para","example":null}]},"İARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen şey","example":"Bu iare tuvaletiyle, kendi güzelliğinin gururunu da feda ederek bahçeye çıktı."},{"pos":"n","definition":"Eğreti verme; ödünç verme","example":null}]},"İAŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yedirip içirme yükümü","example":null}]},"İBADET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı buyruklarını yerine getirme, Tanrı'ya yönelen saygı davranışı","example":null},{"pos":"n","definition":"Dinî tören","example":"İbadet, dini âyin ve törenler serbesttir."}]},"İBARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi anlatan bir veya birkaç cümlelik söz","example":"Şu ibarelerin neresinde dilimizin şivesine uygunluk var?"}]},"İBARET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Oluşan, meydana gelen","example":"Gene hep beraber, bir iki parçadan ibaret bulaşıklarını yıkamaya oturdular."}]},"İBDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkarma, meydana getirme","example":null}]},"İBLAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin miktarını tamamlama","example":null}]},"İBLİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti Adem'e secde etmediği için cennetten kovulan, insanları Allah'ın emirlerine karşı kışkırtan, kötülüğe yönelten melek","example":null},{"pos":"n","definition":"Kötü, düzenci kimse","example":"Ne iblistir o Sezai, bir ben bilirim, bir de Allah."}]},"İBLİSANE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Şeytana yaraşır bir biçimde; kurnazca; kurnazlıkla;","example":"Mektebi terk etmek isteyen bir talebeyi iblisane birtakım desiselerle kandırarak fikrinden döndürmüştü."}]},"İBRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temize çıkarma","example":null}]},"İBRANAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alacak verecek kalmadığını gösteren belge","example":null}]},"İBRAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gösterme; meydana çıkarma","example":null}]},"İBRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölçü aletleri, saat ve göstergelerde sayı veya işaret göstermeye yarayan hareketli iğne","example":"Birtakım ışıklar yanıp sönüyor, kadranların ibreleri titreyerek yükselip alçalıyor."},{"pos":"n","definition":"Çam, ardıç, sedir vb. ağaçların yaprağı","example":null}]},"İBRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötü bir olaydan alınması gereken uyarıcı sonuç, öğüt","example":"Gören göze ibret vardır her şeyde."},{"pos":"adj","definition":"Çirkin; kötü; acayip","example":null}]},"İBRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçecek koymaya yarar, cam, plastik ve benzerinden yapılan kap","example":null}]},"İBRİKTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sarayın leğen, ibrik vb. eşyalarından sorumlu olan görevli","example":"Büyük kâhya, kahveci, ibriktar sofa ile selamlık odalarında."}]},"İBRİŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalınca bükülmüş ipek iplik","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu iplikten yapılmış","example":null}]},"İBZAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Esirgemeden bol bol verme, yapma veya söyleme","example":null}]},"İBİBİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çavuş kuşugillerden, uzun yay biçimli gagalı, güvercinden küçük, başı sorguçlu, kısa kanatlı bir kuş","example":null}]},"İBİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Köşe, kenar, kıyı","example":null},{"pos":"n","definition":"Horoz, hindi ve benzerinin tepesinde bulunan kırmızı deri uzantısı","example":"Çocuğun yüzü ibik gibi kızardı."}]},"İBİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Leyleksilerden, Afrika ve Batı Asya'nın sulak yerlerinde yaşayan bir kuş","example":null}]},"İBİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisini seyredenleri güldüren ve eğlendiren, acayip kılıklı, yüzü aşırı ve komik biçimde boyalı oyuncu","example":null},{"pos":"n","definition":"Orta oyununda çoğu kez aptal uşak rolünü oynayan komedyen","example":null}]},"İCABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çağrıyı yerine getirme, bir çağrıya gitme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir buyruk veya isteğe uyma; kabul etme; razı olma","example":null}]},"İCABINDA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Gerekince; gerekirse","example":"Ama icabında yine yumruğunu kullanabilirdi."}]},"İCAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Olumluluğu ortaya koyma","example":null}]},"İCAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konutun, bir mülkün veya taşıt gibi herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında, bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi","example":null}]},"İCAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlk defa yeni bir şey yaratma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaşma veya yöntem geliştirme","example":null}]},"İCAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Az sözle çok şey anlatma","example":null}]},"İCAZET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimseye herhangi bir okulu veya öğrenim programını başarıyla tamamladığını, bir derece veya unvanı kullanmaya hak kazandığını, bir iş, sanat veya meslek dalında çalışabilme yetkisi elde ettiğini belirtmek için bir öğretim kurumu tarafından düzenlenip verilen resmî belge","example":null}]},"İCBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Manevi baskı, zorlama, zorunda bırakma","example":null}]},"İCMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özet, kısaltma","example":null}]},"İCRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapma, yerine getirme, bir işi uygulama","example":null},{"pos":"n","definition":"Borçlunun alacaklıya karşı yapmak veya ödemekle yükümlü bulunduğu bir şeyi adli bir kuruluş aracılığıyla yerine getirme","example":"Kirayı icra ile alabildim. İcra memuru."}]},"İCRAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılan işler, çalışmalar, uygulamalar","example":null}]},"İDADİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Lise derecesindeki okul","example":"Rahmi idadide okurken Rıza efendi artık enikonu zengindir."}]},"İDAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ölüm cezası verilen kimseye uygulanan infaz işlemi","example":null}]},"İDARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kurum veya kuruluşun yasalara, kurallara ve belli şartlara uygun biçimde işlemesini sağlama işi, çekip çevirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Elindekinden hoşnut olma durumu, fazlasını istememe","example":"Bu son hatıralarla sonuna kadar idareye çalışıyorum."}]},"İDARETEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İdare etmek üzere","example":null}]},"İDARİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yönetimle ilgili","example":null}]},"İDDİA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuda direnme","example":"Bu kadar da iddia olur mu"},{"pos":"n","definition":"İleri sürülerek savunulan düşünce","example":"Bu adamın iddiası bana doğru göründü"}]},"İDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş","example":null}]},"İDEA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, düşünce, fikir","example":"Eflatun'a göre evrende gerçek olan yalnız: idealardır"}]},"İDEAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke, örnek yargı ölçüsü","example":null},{"pos":"n","definition":"Amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey","example":null}]},"İDEALİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İdealizm öğretisine bağlı filozof","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan; ülkücü","example":null}]},"İDEALİZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İdeal durum","example":null}]},"İDEALİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgide temel olarak düşünceyi alan ve varlığı insan düşüncesinin kurduğunu kabul eden öğretilerin genel adı","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir ülküyle belirlenmiş olan, bu ülküye çıkar gütmeden bağlı kalan yaşama biçimi ve dünya görüşü","example":null}]},"İDEFİKS":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Saplantı; sabit fikir","example":null}]},"İDENTİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendinde İki yanı birbirinin aynı olan veya harflerle verilen sayısal değerler ne olursa olsun iki yanı da sayıca eşit değerler alan eşitlik bulunan","example":null}]},"İDEOGRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözleri veya düşünceleri sesleri gösteren harflerle değil çeşitli işaret veya simgelerle ifade eden yazı","example":"Çince, ideogramlardan oluşan bir yazı sistemine sahiptir."}]},"İDEOLOG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ideolojinin akıl hocalığını yapan kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir felsefi veya toplumsal öğretiye sistemli biçimde bağlanan kimse","example":null}]},"İDEOLOJİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükûmetin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinî, moral, estetik düşünceler bütünü","example":"Bir başka milletin ideolojisini benimsemenin, topyekûn intihar veya cinayetten başka bir şey olmadığından haberleri yok."}]},"İDMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir spor dalında yapılan alıştırma veya hazırlık çalışması","example":null},{"pos":"n","definition":"Vücudu çevikleştirmek ve güçlendirmek için yapılan alıştırmaların tümü","example":null}]},"İDOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Örnek alınan, en çok hayranlık duyulan kimse","example":"Semahat'in nazarında evvelden ben bir idol idim. Her şeyi benim için feda ediyordu."},{"pos":"n","definition":"Çok tanrılı dinlerde tapınılacak nesne","example":null}]},"İDRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anlama, kavrama","example":null}]},"İDRAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Böbreklerde kandan süzülerek idrar yolları aracılığıyla dışarıya atılan sıvı","example":null}]},"İDİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir","example":null}]},"İDİOPATİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalnız başına ilerleyen, belirli bir sebebi bulunmayan, öbür hastalıklı durumlara bağlı olmayan hastalık","example":null}]},"İFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para vb. bir şey verme, ödemek işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir işi yapma, yerine getirme","example":null}]},"İFADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme","example":"Bu kitabın bende hazin bir intiba bıraktığını söylersem yanlış bir ifadede bulunmamış olurum."},{"pos":"n","definition":"Bir kelimenin ses, hece, ton ve vurgu bakımından söylenme biçimi","example":"Not ettiklerimi bir ağzın ifadesi şekline sokarak size okutacağım."}]},"İFHAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyi bildirme, anlatma işi","example":null}]},"İFLAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötü, güç bir durumdan kurtulma, iyi bir duruma gelme, onma","example":null}]},"İFLAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş insanının durumu","example":"Her gün küçük tüccarlardan birisi iflasa sürükleniyordu."},{"pos":"n","definition":"İşlevini veya görevini yapamama","example":null}]},"İFNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yok etme, varlığına son verme","example":null}]},"İFRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda çok ileri gitme, ölçüyü aşma, aşırı davranma","example":null}]},"İFRAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hücrelerin, vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir arazinin bölünmesi, parsellere ayrılması","example":null}]},"İFRAZAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücuttan çıkan kan, irin, ter vb. şeyler, salgılar","example":null}]},"İFRAĞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirimden sonra bağırsaklarda kalan posanın, idrar torbasındaki idrarın ve ter, tükürük, sümük vb. salgıların vücuttan dışarı atılması","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi başka bir biçime çevirme","example":null}]},"İFRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğu masal ve efsanelerinde, kötü ve korkunç cin","example":null},{"pos":"n","definition":"Öfkeli, ortalığı birbirine katan kimse","example":null}]},"İFSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzensizlik, karışıklık","example":null},{"pos":"n","definition":"Düzeni bozma, karışıklık çıkarma","example":null}]},"İFTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir işlemin veya eylemin din kurallarına uygun olup olmadığı konusunda konuyla ilgili bilim adamlarınca açıklama yapılmak işi","example":null}]},"İFTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey yiyerek, içerek orucunu sona erdirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Oruç açma zamanı","example":"Bir ramazan akşamı iftardan önce bahçede oturuyoruz."}]},"İFTARİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İftar için hazırlanmış çerez ve yiyecek","example":null}]},"İFTİHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Övünülecek bir olaydan dolayı sevinme eylemi","example":"Bu kararı size tebliğ ederken çok derin bir inşirah ve iftihar duyduğumu ehemmiyetle kaydetmek isterim."}]},"İFTİRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye kasıtlı ve asılsız suç yükleme","example":"Kaynağını iftiradan ve yalandan alır."}]},"İFİLDE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Hafifçe titremek","example":"İfildeyerek kendime geldim ."}],"lemma":"ifildemek"},"İFŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi gizli bir şeyi açığa çıkarma, yayma","example":null}]},"İFŞAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gizli bir şeyi ortaya çıkarmak için yapılan açıklamalar","example":"İkimiz de hayatlarımız hakkında ifşaatta bulunmadık."}]},"İGUANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İguanagillerden, 1-2 metre boyunda, Amerika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan, sırtında dikenli çıkıntılar bulunan, pullu, büyük sürüngen","example":null}]},"İHALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin kimin tarafından daha ucuz yapılacağının anlaşılması için istekliler arasında açılan fiyat kırma işi","example":null}]},"İHAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki anlamı olan bir sözün akla en az gelen anlamının amaçlanarak kullanılması ve anlamı güçlendirmesi sanatı","example":null},{"pos":"n","definition":"Kuruntuya düşürme","example":null}]},"İHANET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hain olma durumu veya haince davranış; kötülük etme veya karşı davranma","example":null},{"pos":"n","definition":"Evlilikte, sevgide aldatma","example":null}]},"İHATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesme","example":null},{"pos":"n","definition":"Kavrama, anlama, algılama yetisi","example":null}]},"İHBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suçlu saydığı birini veya suç saydığı bir olayı yetkili makama gizlice bildirme; ele verme","example":"Karakollara da ihbarlar artmaya başlamıştı."},{"pos":"n","definition":"Bildirme; bildirim; haber verme","example":null}]},"İHBARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İhbar etmek","example":null}],"lemma":"ihbarlamak"},"İHBARİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazılı olarak açıklamanın yer aldığı haber verme kâğıdı","example":null},{"pos":"n","definition":"Haber verme ücreti","example":null}]},"İHDAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortaya çıkarma; meydana getirme","example":null}]},"İHLAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yasa ve düzene uymama","example":null},{"pos":"n","definition":"Zarar verme, feshetme, kesme, ayırma, koparma","example":null}]},"İHLAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İbadetlerdeki içtenlik","example":null},{"pos":"n","definition":"Temiz sevgi ve yürekten bağlılık","example":null}]},"İHMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gereken ilgiyi göstermeme, önem vermeme, baştan savma","example":"Ama ben yaşımın toyluğuna kapılmış, ufak tefek ihmaller bulmuştum bu tercümede."}]},"İHMALKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İşlerine önem vermeyip onları gelişigüzel yapıveren veya daha sonraya bırakan","example":"Rastladığı bazı tanıdıklarını hafif ve ihmalci bir baş hareketiyle selamladı."}]},"İHRACAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin ürettiği malları başka bir ülkeye veya ülkelere satması","example":"Devletin ithalatı, ihracattan fazla olursa iflasa sürüklenir."}]},"İHRAKİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Liman ve havaalanlarındaki taşıtlara ücret karşılığı sağlanan akaryakıt","example":null}]},"İHRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yün yaygı","example":null},{"pos":"n","definition":"Yunanların, Romalıların, günümüzde de Berberilerin büründükleri geniş, beyaz, yünlü çarşaftan giysi","example":null}]},"İHRAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere ya da şeye ulaşma, elde etme, kazanma","example":null}]},"İHRAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıkarma, dışarıya atma","example":null},{"pos":"n","definition":"Yurt dışına mal satma","example":null}]},"İHSAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılık beklenilmeden yapılan yardım","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine verme","example":null}]},"İHSAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişinin duyular yoluyla elde ettiği izlenim","example":null},{"pos":"n","definition":"Dolaylı olarak anlatma, üstü kapalı olarak belirtme","example":null}]},"İHTAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi birine hatırlatma","example":null}]},"İHTİDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başka bir dinden çıkıp Müslüman olma","example":null}]},"İHTİFAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"(Ölmüş) Bir kişiyi veya bir olayı hatırlamak için yapılan tören","example":null}]},"İHTİKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İleride meydana gelebilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak kazanç sağlama veya bir şeyi değerinden çok yükseğe satma işi","example":null}]},"İHTİLAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında farklılık","example":null}]},"İHTİLAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzensizlik, karışıklık","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik yapısını veya yönetim düzenini değiştirmek amacıyla kanunlara uymaksızın cebir ve kuvvet kullanarak yapılan geniş halk hareketi","example":null}]},"İHTİLAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düş azması","example":null}]},"İHTİLAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle para çalmak","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir malı açıkça sahibinden veya evinden hızla kapıp alma","example":null}]},"İHTİLAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılaşıp görüşme","example":"Hastalık başka hastalıklarla ihtilat edebilir"},{"pos":"n","definition":"Hastalık, başka bir hastalıkla karışma","example":null}]},"İHTİMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin olabilmesi durumu","example":"Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin?"},{"pos":"adv","definition":"Olabilir ki, muhtemel olarak","example":null}]},"İHTİMALİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Doğru olabileceği gibi, yanlış da olabilen, belli ve kesin olmayan","example":null}]},"İHTİMAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin elden geldiğince iyi olmasına çabalama","example":null}]},"İHTİRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilinen bazı şeylerden yararlanarak düşünce gücüyle yeni bir şey bulma","example":null}]},"İHTİRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu","example":null}]},"İHTİRAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İrade ve yargıları aşan güçlü bir coşku","example":null},{"pos":"n","definition":"Aşırı, güçlü istek","example":"Aldım Rakofça kırlarının hür havasını / Duydum akıncı cetlerimin ihtirasını"}]},"İHTİRAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durma","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek kaçınmayı gerektiren sebep veya durum","example":null}]},"İHTİSAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözü kısa kesme, kısaltma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir metinden gereksiz ayrıntıları çıkarma","example":null}]},"İHTİSAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duygulanmak, etkilenmek durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Duyularla algılama","example":null}]},"İHTİVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınırları içine başka konuları veya anlamları alma durumu, içinde bulundurma","example":null}]},"İHTİYAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşı ilerlemiş, kocamış","example":null},{"pos":"n","definition":"Baba veya anne","example":null}]},"İHTİYARİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İsteğe bağlı, seçmeli olan; seçimlik","example":null}]},"İHTİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma","example":"Bizim yalnız sanat ve edebiyatta bu aksiyomu fazla ihtiyat kaydı ile ve mahdut manasıyla almamız lazımdır."},{"pos":"n","definition":"Gereğinden fazla olup saklanan şey; yedek","example":"Tüpte kalan iki üç taneyi de yol ihtiyatı olarak zorla kendisine kabul ettirdim."}]},"İHTİYATİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İlerisi düşünülerek yapılan","example":null}]},"İHTİYAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoksul olma durumu, parasız kalma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Eksikliği duyulan şey","example":"Ama unutmayalım ki tecessüslerimize yön veren ihtiyaçlarımızdır."}]},"İHTİZAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük ve hızlı salınım","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir noktanın gözün göremeyeceği kadar kısaca kımıldanışı","example":null}]},"İHTİŞAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı","example":null},{"pos":"n","definition":"Göz alıcı ve gösterişli olma durumu","example":null}]},"İHVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakın dostlar, arkadaşlar","example":null},{"pos":"n","definition":"Aynı okul veya tarikattan olan kimseler","example":null}]},"İHYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeniden canlandırma","example":null},{"pos":"n","definition":"Çok iyi duruma getirme, geliştirme","example":null}]},"İHZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirme","example":null}]},"İHZARİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hazırlık niteliğinde olan; hazırlayıcı","example":null}]},"İKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme","example":null}]},"İKAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yerine kullanma","example":null},{"pos":"n","definition":"Ayakta durdurma","example":null}]},"İKAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde oturma, eğleşme","example":null}]},"İKAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konu, sorun üzerine ilgi çekme","example":null},{"pos":"n","definition":"Uyandırmak işi","example":null}]},"İKBAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin dilediği veya istediği şey","example":"Çaya ikbal yok mu?"},{"pos":"n","definition":"Padişah, şehzade ve paşaların saraya alınan karavaşlar arasından seçtikleri kadın","example":null}]},"İKDAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gayretle çalışma, sürekli uğraşma","example":null}]},"İKEBANA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli kurallara göre yapılan çiçek düzenlemesi","example":null}]},"İKEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sırasında, olduğu anda","example":null}]},"İKLİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü","example":null},{"pos":"n","definition":"Yeryüzünün herhangi bir yerinde hava olaylarına bağlı olarak gerçekleşen etkilerin uzun yılların ortalamasına dayanan durumu","example":"İklim ile toprağın bereketi ve insanın faaliyeti arasında yakın bir münasebet vardır."}]},"İKMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitirmek işi","example":"Yazdığı kitabı ikmal etti"},{"pos":"n","definition":"Eksik bir şeyi tamamlama, daha iyi duruma getirme, tam duruma getirme","example":"... kolordu ikmaliyle ilgili bir iş için görevli olarak gelmiş."}]},"İKNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuda birinin inanmasını sağlama; inandırma; kandırma","example":"Sinirleniyor, kendi kendimi ikna için daha ısrarla, daha fazla konuşuyordum."}]},"İKON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortodokslarda İsa, Meryem veya ermişlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılmış dinî içerikli resimleri","example":null}]},"İKONA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortodokslarda İsa, Meryem veya ermişlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılmış dinî içerikli resimleri","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kişi, düşünce, akım veya herhangi bir şeyi tek başına simgeleyen ve anlatan şekil veya resim","example":null}]},"İKRAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi tiksindirici bulma","example":"Allah sana bu tütünden ikrahlık versin"}]},"İKRAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi karşılıksız olarak birine verme","example":null},{"pos":"n","definition":"Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlama","example":null}]},"İKRAMİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde çalışan kimselere genellikle kazançtan dağıtılan veya iyi çalıştıkları için verilen aylık dışı para","example":"Sonra yılda bir kez aldıkları ikramiyelerini artık alamayacaklarını bildirdi."},{"pos":"n","definition":"Piyangoda bir kimseye çıkan para veya nesne","example":null}]},"İKRAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyi bildirme, anlatma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir öneriyi uygun bulma, onaylama, tasvip","example":null}]},"İKRAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Borç veya ödünç verme","example":null}]},"İKSİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hayatı ölümsüzleştirme, madenleri altına çevirme vb. olağanüstü etkileri olduğuna inanılan sıvı","example":"İşte şimdi damarlarımda bu iksirin alevleri dolaşıyor."},{"pos":"n","definition":"İç ferahlatıcı ilaç veya içki","example":null}]},"İKTİBAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Ödünç alma","example":null}]},"İKTİDAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi yapabilme gücü; erk; kudret","example":"Bu iş benim iktidarım haricinde, demez mi?"},{"pos":"n","definition":"Bir işi başarabilme yetki ve yeteneği, görevini yerine getirme gücü","example":null}]},"İKTİFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elindekinden hoşnut olma durumu, fazlasını istememe","example":null}]},"İKTİRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere ya da şeye ulaşma, elde etme, kazanma","example":null},{"pos":"n","definition":"Arada az bir aralık kalacak biçimde ilerleme, aradaki uzaklığı azaltma veya büsbütün ortadan kaldırmak için ileri gitme","example":null}]},"İKTİSADİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ekonomi ile ilgili olan","example":"İktisadi düşünceler hâlâ devlet adamlarımızın resmî beyanlarında yer bulmaktadır."}]},"İKTİSAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendini bir şeye sahip kılma","example":null}]},"İKTİSAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütününü inceleyen bilim dalı","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü","example":null}]},"İKTİZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey","example":null}]},"İKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birden sonra gelen sayının adı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Birden bir artık","example":"Ertesi gün iki kardeş erken çıkmışlardı yola."}]},"İKİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi bir kez daha yapmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin sayısını ikiye çıkarmak","example":null}],"lemma":"ikilemek"},"İKİLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki önermesi bulunan ve her iki önermenin sonucu aynı olan tasım","example":null},{"pos":"n","definition":"İnsanı istenmeyen seçeneklerden birini, çoğunlukla iki seçenekten birini izlemeye zorlayan tartışma, sorun veya usa vurma durumu","example":"Bir süre dolanır, tokmağı vurup vurmama ikilemiyle boğuşurdu sanki."}]},"İKİLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi bir kez daha yapmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyin sayısını ikiye çıkarmak","example":null}]},"İKİLEŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sayısı ikiye çıkmak","example":"Başı ikiye ayırırlardı, bu sefer de baş ikileşirdi."}],"lemma":"ikileşmek"},"İKİNCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinciden sonra gelen kimse veya nesne","example":"Yeni ilişkisinden son derece hoşnut ve ilk bebeğine veremediği tüm sevgiyi ikincisine vermekte kararlıydı."},{"pos":"adj","definition":"Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen","example":"Tevfik'in alçak gönüllü, hep ikinci planda kalma olgunluğundaki pişekârlığı Dümbüllü'ye sanatını en iyi değerlendirme olanağını sağlardı."}]},"İKİNCİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sırada önem bakımından ikinci derecede olan","example":"Savaş cehennemine bizzat tanık olmuş bir adam için, bu hedefin dışında her şey ikincil kalıyordu."}]},"İKİNDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İkindi vakti kılınan namaz","example":null},{"pos":"n","definition":"İkindi ezanı namazına çağrı için okunan ezan","example":null}]},"İKİRCİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kararı olmama ya da karar vermekte güçlük çekme durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma","example":null}]},"İKİRCİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki anlama da gelen ve iki türlü yorumlanabilecek nitelikte olan","example":"Kara ikircil bir kelimedir"}]},"İKİTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ayrı ayrı oturaklarda ve sadece birer küreği olan tekne","example":null}]},"İKİYÜZLÜ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Özü sözü bir olmayan; riyakâr; mürai","example":"Kocasının zayıf bir adam olduğunu bilmez miydi, bilirdi, şimdi bir de ikiyüzlü olduğunu gözleriyle görüyordu."}]},"İKİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbirine tamamen benzeyen, eş","example":null},{"pos":"adj","definition":"İkisi bir arada doğan çocuk","example":null}]},"İKİZLER":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Gökyüzündeki 88 takımyıldızdan biri.","example":null}]},"İKİŞER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İki sayısının üleştirme sıfatı, her defasında ikisi bir arada olan, her birine iki","example":null}]},"İLAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisine tapılacak varlık","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir alanda yaratıcılığı ile hayranlık uyandıran, çok beğenilen, çok tutulan, herhangi bir işte başarılı olmuş, en üst dereceye ulaşmış","example":null}]},"İLAHE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok tanrılı dinlerde kendisine tapınılan dişi tanrı","example":null}]},"İLAHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tanrı ile ilgili olan, Tanrı'ya özgü olan","example":"Bakınız ki yalnız Allah'tan olan ve ilahî olan ümidiniz ölmesin!"},{"pos":"n","definition":"Tanrı'yı övmek, ona dua etmek için yazılıp makamla okunan nazım","example":"İlâhî o kadar içten, o kadar duyularak söyleniyor ki tarifi imkânsız."}]},"İLAHİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Allah'ın varlığı ve nitelikleriyle ilgili konuları ele alan bir bilim kolu","example":null}]},"İLAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyi bildirme, anlatma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmî belge","example":null}]},"İLAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açıkça bildirme, açıkça duyurma","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir olguyu, bir işi, bir durumu duyurmak için yayımlanan yazılı veya sözlü haber, ilan, anons","example":null}]},"İLANEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Duyuru yoluyla","example":null}]},"İLANIAŞK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşı cinse aşkını bildirme işi","example":null}]},"İLARYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gümüş balığının küçüğü","example":null}]},"İLAVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey koyma","example":null}]},"İLAVETEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ek olarak; ek yoluyla; ekleyerek","example":null}]},"İLAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için, türlü yollardan kullanılan madde","example":"İlaç için bir dirhem et bulamadım"},{"pos":"n","definition":"Kötü veya yanlış bir şeyi önleyecek yol","example":null}]},"İLAÇLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İlaç sürmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Mikroplardan arındırmak, zararlı böceklerden korunmak amacıyla ilaç püskürtmek veya sıkmak","example":"Ekici borç harç ilaçlayacaktı tarlasını."}],"lemma":"ilaçlamak"},"İLBAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ilde devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi","example":null}]},"İLCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Manevi baskı, zorlama, zorunda bırakma","example":null}]},"İLE":{"senses":[{"pos":"c","definition":"Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz","example":"Annesi ile (annesiyle) babası geldiler. Leylâ ile Mecnun. Gelmeleri ile gitmeleri bir oldu."},{"pos":"c","definition":"Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, sebep veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz","example":null}]},"İLELEBET":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Sonsuz olarak, sonsuzluğa kadar","example":null}]},"İLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine, Tanrı'nın, insanların sevgi ve ilgisinden yoksun kalıp nefretlerine uğraması, kötü duruma düşmesi dileğinde bulunmak","example":null}],"lemma":"ilenmek"},"İLENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine, Tanrı'nın, insanların sevgi ve ilgisinden yoksun kalıp nefretlerine uğraması, kötü duruma düşmesi dileğinde bulunmak","example":null}]},"İLENÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, bu amaçla sözler söyleme","example":"Avradın ilenci tutarsa senin iki gözün kör olacak."}]},"İLERDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İleride; ileriki bir yerde ya da zamanda","example":"İlerde bir köy var."}]},"İLERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Daha iyi, daha yüksek bir düzeye, aşamaya erişmek, gelişmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Vakit geçmek","example":"Mevsimin ilerlemiş olmasına karşın hâlâ direnen bir iki gelincik ve papatya..."}],"lemma":"ilerlemek"},"İLERLEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İlerlemiş, ileriye varmış","example":null}]},"İLERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer","example":null},{"pos":"adj","definition":"Önde bulunan","example":"İleri karakol. İleri hat."}]},"İLET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Götürmek, ulaştırmak, nakletmek, geçirmek","example":"Annesinden aldığı şekeri komşuya iletti."},{"pos":"v","definition":"Elektrik akımı, ısı, gaz ve benzerini bir yerden başka bir yere götürmek","example":null}],"lemma":"iletmek"},"İLETKEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Akım, ısı, ses ve benzerini geçiren madde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Elektrik akımı, ısı, gaz ve benzerini bir yerden başka bir yere aktaran madde, şey","example":null}]},"İLETKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir açıyı ölçmeye ve başka bir yerde aynı açıyı çizmeye yarayan, yarım çember biçimindeki araç","example":null}]},"İLETMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Götürmek, ulaştırmak, nakletmek, geçirmek","example":"Annesinden aldığı şekeri komşuya iletti."},{"pos":"v","definition":"Elektrik akımı, ısı, gaz ve benzerini bir yerden başka bir yere götürmek","example":null}]},"İLETİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi","example":null}]},"İLETİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hareket eden nesnelerle belli nicelikte ısının taşınması olayı","example":null},{"pos":"n","definition":"İletken şeylerden ısı veya elektriğin geçmesi","example":null}]},"İLETİŞİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Telefon, telgraf, televizyon, radyo vb. araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi","example":"Basın mensupları bağlı oldukları yayın kuruluşları ile iletişim hâlindeydiler."},{"pos":"n","definition":"Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması","example":null}]},"İLGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Varlığını ortadan kaldırma","example":null}]},"İLGEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tek başına anlamı olmayan, sonuna geldiği sözle cümledeki diğer kelimeler arasında ilişki kuran kelime türü","example":null}]},"İLGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık veya ilişki","example":"Bu olay, birbiriyle hiç ilgisi olmayan meselelerin taalluk etmesiyle daha karmaşık hale geldi."},{"pos":"n","definition":"Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma","example":null}]},"İLGİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki parçayı eğreti olarak seyrek dikişle elde dikmek, teyellemek","example":null}],"lemma":"ilgilemek"},"İLGİLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir konu üzerinde çalışmak, uğraşmak, bir şeyi çekici bulmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Birine karşı yakınlık duymak veya göstermek, alakalanmak","example":"Tarlaları gezdim, okuluma gittim, çocukları tanıdım, köylülerle ilgilendim."}],"lemma":"ilgilenmek"},"İLGİLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir konu üzerine olan, üzerine, konusunda, ... ile ilgili","example":null}]},"İLGİNÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İlgi uyandıran, ilgi ve dikkat çekici olan; enteresan","example":"Kızına ilginç mektuplar yazardı."}]},"İLHAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Egemenliği altına alma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir araya getirme, ekleme","example":null}]},"İLHAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Etkilenme, çağrışım veya içe doğmayla akla gelen yaratıcı duygu, düşünce","example":null},{"pos":"n","definition":"Tanrı'nın, peygamberlerin yüreğine doldurduğu tanrısal âleme özgü duygu ve düşünceler","example":null}]},"İLHAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir imparatorluğu yöneten kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"İran Moğollarında hükümdarın unvanı","example":null}]},"İLK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyin en önde olanı, önce geleni","example":"İnsanı insan yapan duyguların ilkidir aşk."},{"pos":"adv","definition":"Birinci olarak; en başta","example":"İşte, önüme ilk çıkan kitapçıda, önüme ilk çıkan İngilizce kitaplara bakıyorum."}]},"İLKAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek gametle dişi gametin kaynaşmasıyla yumurtacığın embriyo durumuna gelmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bitkilerin, dal veya gövde üzerine, aynı familyanın daha iyi bir türünden alınan dal, göz, tomurcuk vb. parçalarını kaynaştırılması yoluyla üretilmesi","example":null}]},"İLKBAHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey yarım küre için, 21 Martta gündüz gece eşitliğiyle başlayarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten, mart, nisan ve mayıs aylarını içine alan kış ve yaz arasındaki mevsim","example":null}]},"İLKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Temel düşünce veya temel inanç","example":"İlkelerine sıkı sıkıya bağlı, bilinçli ve ödün vermez bir insandı."}]},"İLKEL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gelişmemiş, en eski ve basit durumda olan","example":"İlkel insanlar mağarada yaşardı."}]},"İLKGÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eylül ayı","example":null}]},"İLKOKUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zorunlu öğrenim çağındaki kız ve erkek çocuklarının temel eğitim ve öğretimini sağlamak için devletçe açılan veya açılmasına izin verilen beş yıllık okul","example":null}]},"İLKTEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başta, önce, ilk zaman","example":null}]},"İLKYAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey yarım küre için, 21 Martta gündüz gece eşitliğiyle başlayarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten, mart, nisan ve mayıs aylarını içine alan kış ve yaz arasındaki mevsim","example":null}]},"İLKİN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Başta, önce, ilk zaman","example":null}]},"İLLA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Özel olarak, ayrı bir önem verilerek","example":null},{"pos":"adv","definition":"Ne olursa olsun, hangi şartta olursa olsun; her hâlde","example":null}]},"İLLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Mutlaka, ne olursa olsun","example":"İlle de gelmek istiyor."}]},"İLLEGAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yasalara, yasa kurallarına uymayan","example":null}]},"İLLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey, gerekçe","example":null}]},"İLLÜZYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Var olan nesneyi veya canlıyı yanlış, ayrımlı veya değişik olarak algılama","example":null}]},"İLLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Nedenle ilgili olan, sebep niteliğinde olan","example":null}]},"İLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, temas etmek","example":null},{"pos":"n","definition":"Çözülmesi kolay düğüm","example":"Kazak ördüm ağladım / İlmek ilmek bağladım"}]},"İLMEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İlmek durumuna getirmek","example":null}],"lemma":"ilmeklemek"},"İLMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bilimle ilgili, bilime dayanan","example":null}]},"İLMİHAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İslam dininin kurallarını öğrenmek için yazılmış kitap","example":null}]},"İLMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çözülmesi kolay düğüm","example":null}]},"İLMİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eğreti düğümle bağlamak","example":null}],"lemma":"ilmiklemek"},"İLMİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Din işleriyle uğraşan hocalar sınıfı","example":null},{"pos":"n","definition":"Din işleriyle uğraşanların mesleği","example":null}]},"İLTİBAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine çok benzeyen iki şeyin karışması","example":null}]},"İLTİCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korunmak için bir yere çekilme","example":null}]},"İLTİFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine güler yüz gösterme, hatırını sorma, tatlı davranma, gönül alma","example":"Vaktiyle en tatlı iltifatları, en sıcak nevazişleri ondan işittim."},{"pos":"n","definition":"İlgi gösterme, rağbet etme","example":"Kime iltifat dozunu artırırsa o gerçekten de bir şeyler olurdu."}]},"İLTİHABİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mikroplara karşı koymak için vücudun ya da organın herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irini olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"İltihapla ilgili","example":null}]},"İLTİHAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması","example":null}]},"İLTİMAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma","example":"Onun için buraya kabul edilişimde bir iltimas seziyordum, buysa beni yerin dibine geçiriyordu."},{"pos":"n","definition":"Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma","example":"Şimdi bir de tavsiyeden iltimastan bahsediyorlar."}]},"İLTİSAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşmek işi","example":null}]},"İLTİSAKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değişikliğe uğramayan, bitişen dil","example":null}]},"İLTİZAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma","example":"Onun için buraya kabul edilişimde bir iltimas seziyordum, buysa beni yerin dibine geçiriyordu."}]},"İLTİZAMİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İsteyerek, bilerek yapılan","example":null}]},"İLZAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cevap veremez duruma getirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir iş yerinin gelirlerini toplama işini üzerine alma","example":null}]},"İLÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm","example":"Ankara'nın bir ilçesinde bir yazıhane açtığını duydum sonradan."}]},"İLÇEBAY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ilçede devleti temsil eden en yetkili yönetim görevlisi","example":null}]},"İLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemiklerin iç boşluklarını dolduran yağlı madde","example":"Onun ilk nutkunu rutubete bırakılmış bir sünger gibi iliklerime kadar içerek dinledim."},{"pos":"n","definition":"Giysi, yorgan çarşafı, yastık kılıfı ve benzerinin gereken belirli yerlerine düğmenin geçirilebilmesi için iplikle örülerek, parça geçirilerek veya biye ile yapılan küçük yarık","example":null}]},"İLİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin düğmesini iliğine geçirmek","example":"İhtiyar doktor beyaz uzun gömleğini ilikleyerek doğruldu, sigarasını söndürdü."}],"lemma":"iliklemek"},"İLİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik","example":null}]},"İLİNEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeye zorunluluk sonucu bağlı olmayan, onun özünde bulunmayan, rastlantı ile olan nitelik","example":"Renk, hareket, sıcaklık birer ilinektir."}]},"İLİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık veya ilişki","example":null},{"pos":"n","definition":"İç sıkıntısı","example":"Her şeyi kendine ilinti etme"}]},"İLİNTİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İki parçayı eğreti olarak seyrek dikişle elde dikmek, teyellemek","example":null}],"lemma":"ilintilemek"},"İLİŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinden veya bir konudan söz etmek, onunla ilgili olarak konuşmak","example":"İliştiğiniz meseleyi bir daha. inceledim"},{"pos":"v","definition":"Aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, temas etmek","example":null}],"lemma":"ilişmek"},"İLİŞKEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz dibinde batık ve atıkların oluşturduğu tabaka","example":null}]},"İLİŞKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas","example":null},{"pos":"n","definition":"Bağlantı; temas","example":"Kar yağınca köylerle ilişki kesildi."}]},"İLİŞKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir konu üzerine olan, üzerine, konusunda, ... ile ilgili","example":null}]},"İLİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinden veya bir konudan söz etmek, onunla ilgili olarak konuşmak","example":"İliştiğiniz meseleyi bir daha. inceledim"},{"pos":"v","definition":"Aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, temas etmek","example":null}]},"İLİŞİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça","example":null}]},"İMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dolaylı olarak anlatma, üstü kapalı olarak belirtme","example":null},{"pos":"n","definition":"Açıkça belirtilmeyen, dolaylı olarak anlatılan şey","example":null}]},"İMAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyularla alınan bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar","example":null},{"pos":"n","definition":"Duyu organlarının dıştan algılandığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri","example":null}]},"İMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ham maddeyi el veya makine ile işleyerek mal üretme","example":null},{"pos":"n","definition":"Ham maddeyi işleyip mal üretme","example":null}]},"İMALAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mal veya hizmetlerin organize bir sistem çerçevesinde, satış amacıyla üretilmesi işi","example":"Bu paketler satılsın, imalata ondan sonra devam edilecekti."},{"pos":"n","definition":"Ham madde işlenerek yapılan her türlü mal","example":null}]},"İMALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tarafa yatırma","example":null},{"pos":"n","definition":"Kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma","example":null}]},"İMAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gücü, ünü ve toplumsal yeri dolayısıyla, belli zaman ve durumlar içinde, ilişkili bulunduğu küme veya toplumun tutum, davranış ve etkinliklerini değiştirip yönetme yeteneğini gösteren kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Cemaate namaz kıldıran kimse","example":"Kasımpaşa pazar yerinin dibinde, bir caminin imamına haftada elli kuruşa ders vermeye başladım."}]},"İMAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tespihlerin baş tarafına geçirilen uzunca parça","example":null}]},"İMAMEVİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınlara özgü cezaevi","example":null}]},"İMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinin ortaya koyduğu dogmalara inanma, din inancı, kutsal inanç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme","example":"Kalpleri vatan aşkı ve imanı ile doluydu."}]},"İMANİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Temel gerçeklerin akılla kavranamayacağını, ancak inan yoluyla elde edilebileceğini savunan öğretilerin genel adı","example":null}]},"İMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bayındır duruma getirme işi, imar","example":null},{"pos":"n","definition":"Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş yer","example":null}]},"İMARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yoksullara ve öğrencilere yiyecek dağıtmak için kurulmuş hayır kurumu","example":null}]},"İMBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazın, gündüz denizden karaya doğru esen mevsim rüzgârı","example":null}]},"İMBİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıvı karışımlarda, karmaşık, değişken birleşimleri oluşturan ögeleri, özellikleri belirli ürünlere ayırmakta, ya da gaz ürünler elde etmek için, bazı katı nesneleri ısı yoluyla temel ögelerine ayrıştırmakta kullanılan araç","example":"Az çok bulamaç olan romantizm şiirinin daha imbikten geçmiş taraflarına geldim."}]},"İMDAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tehlike durumu, imdat, yardım","example":"İşaret görmediğim zaman vaziyetinizin imdada muhtaç olduğu anlaşılır."},{"pos":"n","definition":"Yardım edin, yetişin, kurtarın anlamında bir seslenme sözü","example":null}]},"İMDİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Öyleyse, bu durum karşısında, sonuç olarak denilebilir ki","example":"İmdi, biz umutsuz da olsak tarih yapacağını yapar dersek bunun sonu tembelliğe varır."}]},"İMECE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Birçok kimsenin toplanıp el birliğiyle bir kişinin veya bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sıra ile bitirilmesi","example":null}]},"İMGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyularla alınan bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar","example":null},{"pos":"n","definition":"Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey","example":null}]},"İMGELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin imgesini zihinde canlandırmak","example":null}],"lemma":"imgelemek"},"İMGELEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zihnin hayal yaratma yetisi","example":null}]},"İMHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortadan kaldırma; yok etme","example":null}]},"İMKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yararlanılan uygun şart veya durum","example":"Bana imkân verirseniz, bu işi yaparım"}]},"İMLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dilin belli kurallarla yazıya geçirilmesi","example":"İmla bahsi, yalnız bizde değil, Fransa'da dahi gariplikler uyandırmıştır."}]},"İMLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dolayısıyla anlatmak; ima etmek","example":"Bu tür davranışlar , bilinçaltındaki düşüncelerimizi imler ."},{"pos":"v","definition":"İm koymak, imle göstermek","example":null}],"lemma":"imlemek"},"İMLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kurum veya kuruluşun kendine seçtiği, bazı ticaret eşyası üzerine konulan, o eşyayı üreten veya satanı tanıtan resim, harf vb. özel işaret","example":null}]},"İMLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dolayısıyla anlatmak; ima etmek","example":"Bu tür davranışlar , bilinçaltındaki düşüncelerimizi imler ."},{"pos":"v","definition":"İm koymak, imle göstermek","example":null}]},"İMLEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konumu genellikle klavye veya fare ile denetlenen, ulaşılacak verinin yerini, yazılacak veya düzeltilecek bölümleri gösteren işaretçi","example":null},{"pos":"n","definition":"Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç","example":null}]},"İMMORAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Daha üstün saydığı bir töre adına geçerli töreyi tanımayan","example":null}]},"İMPLANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücuda herhangi bir işlevi yerine getirmesi için yerleştirilen doku parçası, alet vb","example":null}]},"İMRAHOR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Padişah ahırlarına ve onlarla ilgili gereçlere bakmakla görevli kimse","example":null}]},"İMREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği","example":null},{"pos":"v","definition":"Beğenilen, hoşlanılan bir şeyi edinme veya bir yiyeceği yeme isteğini duymak","example":"İki gün evvel bir muhallebici dükkânının vitrinindeki kazandibine imrendim."}]},"İMRENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beğenilen, hoşlanılan bir şeyi edinme veya bir yiyeceği yeme isteğini duymak","example":"İki gün evvel bir muhallebici dükkânının vitrinindeki kazandibine imrendim."},{"pos":"v","definition":"Beğenilen bir kişi veya şeye benzemeyi istemek","example":"Çağımızın yazarları arasında da klasiklere imrenenler yok değildir."}]},"İMRENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği","example":null}]},"İMSAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşırı derecede cimri olma durumu ya da bu şekilde davranış","example":null},{"pos":"n","definition":"Oruca başlama zamanı","example":"İmsake beş dakika kaldı."}]},"İMSAKİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ramazanda imsak vaktini ve namaz vakitlerini gösteren çizelge","example":null}]},"İMTİHAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılan yoklama","example":null},{"pos":"n","definition":"Güç, direnme, dayanışma gerektiren, sonucunda deneyim kazandıran zor bir durum","example":null}]},"İMTİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durma","example":null}]},"İMTİSAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir örneğe göre davranma, uyma, benzemeye çalışma","example":null},{"pos":"n","definition":"Alınan buyruğa bütünüyle uyma","example":null}]},"İMTİSAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Emerek içine çekme","example":null}]},"İMTİYAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarına tanınmayan özel, kişisel hak veya şart veya başkalarından ayrı ve üstün tutulma durumu","example":"Hem bu sayede sen artık yüzüme bakmak imtiyazını kazanan biricik erkeksin."},{"pos":"n","definition":"Fabrika kurmak, maden işletmek vb. için bir kişi veya kuruluşa devlet tarafından verilen özel izin","example":null}]},"İMTİZAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birbirine uyma","example":null},{"pos":"n","definition":"Birbirini tutma; uyum sağlama; uygunluk","example":null}]},"İMZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, bir yazının altına bu yazıyı yazdığını veya onayladığını belirtmek için her zaman aynı biçimde yazdığı ad veya işaret","example":"Mektubun sonunda imzamı görür görmez kim bilir ne kadar şaşıracaksın."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir dalda ün yapmış yazar, sanatçı","example":null}]},"İMZALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yazı veya belgeye imzasını yazmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir kimseye, hatıra olarak sunulan esere imza atmak","example":null}],"lemma":"imzalamak"},"İMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar","example":null}]},"İNADINA":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Terslik veya inat olsun diye","example":"Dünya kendisinden ibaretmiş gibi görünmeyi nedense inadına abartırdı."},{"pos":"adv","definition":"Gereğinin, istenilenin tersine","example":"Şu hayatta azalması gerektiğini öğrendiği an inadına çoğalan, cabadan doğuran bir şey varsa o da evhamdır."}]},"İNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav","example":null}]},"İNAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendisine inanılan kimse","example":null}]},"İNAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb.","example":null}]},"İNAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin doğru olduğunu kabul etmek (inanmak)","example":"İnan bana, çok güzeldi."}]},"İNANMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin doğru olduğunu kabul etmek","example":"Sana inanmak istiyorum."}]},"İNANÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olan ilke veya ilkeler dizisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma","example":"Bilhassa kadınlar arasında hurafeye inanç fazla buralarda."}]},"İNAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuda direnme","example":"Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir."},{"pos":"adj","definition":"Ayak direyen, inat eden","example":null}]},"İNATÇI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ayak direyen, inat eden","example":null}]},"İNAYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılık beklenilmeden yapılan yardım","example":null}]},"İNCE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Eni ya da çapı az olan, kalın karşıtı","example":"İnce bir ip buldu."},{"pos":"adj","definition":"Kibar, nazik","example":null}]},"İNCEDEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir olay, bir görünüm karşısında hızlı ve kolayca güçlü duyguların etkisinde kalan","example":null},{"pos":"adj","definition":"İnce yapılı, zarif, davranışlarıyla hoşa giden","example":"Ekrandaki Loretta, ince yapılı, uzun bacaklı, kumral, yeşil gözlüydü."}]},"İNCEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eti, yağı az olan, sıska, cılız bir duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Aşınıp eskimek, ince duruma gelmek","example":"Sahnede siyah organtin tuvaletiyle beli incelmiş, göğsü kabarmış."}],"lemma":"incelmek"},"İNCELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışmak","example":"Bu dosyayı yanıma alıp uzun uzun incelemeliyim ."}],"lemma":"incelemek"},"İNCELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Eti, yağı az olan, sıska, cılız bir duruma gelmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Aşınıp eskimek, ince duruma gelmek","example":"Sahnede siyah organtin tuvaletiyle beli incelmiş, göğsü kabarmış."}]},"İNCELİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarına karşı saygılı ve incelikle davranma","example":null},{"pos":"n","definition":"Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri; teferruat","example":null}]},"İNCEREK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok ince, zayıf","example":"Birincisi o incecik o dal gibi kız / Şimdi galiba bir tüccar karısı"}]},"İNCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstiridye gibi bazı kavkılı deniz hayvanlarının içerisinde oluşan, değerli, küçük, sert, sedef renginde süs tanesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Yanlışlığı sebebiyle gülünç olan söz veya cümle","example":null}]},"İNCİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bacağın dizden ayak bileğine kadar olan bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bazı bölgelerde diz, ayak bileği, baldır veya kaval kemikleri","example":"Geceyi kumların üzerinde birer battaniyeyle geçirmiştik, çiğ düşmüş azıcık, inciklerim sızlıyor."}]},"İNCİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık ve üzüntü duymak","example":null},{"pos":"v","definition":"Çarpma, sıkışma vb. etkenlerle vücudun bir yeri ağrı verir duruma gelmek","example":null}],"lemma":"incinmek"},"İNCİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık ve üzüntü duymak","example":null},{"pos":"v","definition":"Çarpma, sıkışma vb. etkenlerle vücudun bir yeri ağrı verir duruma gelmek","example":null}]},"İNCİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dutgillerden, asıl yurdu Akdeniz kıyıları olan, yaprakları geniş dilimli olan ağacın yaş veya kuru olarak yenilen etli, tatlı meyvesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Dutgillerden, asıl yurdu Akdeniz kıyıları olan, yaprakları geniş dilimli bir ağaç","example":null}]},"İNCİT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek","example":"Sol ayağımı geçen gün biraz incitmiştim."},{"pos":"v","definition":"Kötü söz veya davranışla birini kırmak, üzmek","example":null}],"lemma":"incitmek"},"İNCİTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek","example":"Sol ayağımı geçen gün biraz incitmiştim."},{"pos":"v","definition":"Kötü söz veya davranışla birini kırmak, üzmek","example":null}]},"İNCİZAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cazibeye tutulma; ilgi duyma","example":"Kâtibe karşı incizabı, halk türkülerine bile geçti."}]},"İNDEKS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gelişimi gösteren nicelikler veya değerler arasındaki ilişki","example":"İklim değişikliği raporunda, küresel sıcaklık artışının gösterge niteliğindeki verilerle desteklendiği görüldü."},{"pos":"n","definition":"Bir kitabın veya derginin kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve eserin arkasında yer alan alfabetik liste","example":null}]},"İNDÜKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kapalı bir devreyi, şiddeti her an değişen bir manyetik alanın içine koyarak onun üzerinde bir elektrik akımı oluşturmak","example":null}],"lemma":"indüklemek"},"İNDÜKLEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alternatif akımla beslenen devrelerde, manyetik akıyı değiştirmek suretiyle akım yaratan araç","example":null}]},"İNDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Herkesçe kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan","example":"Bizden evvelki zamanların tarihleri hep değilse de ekseriyetle indi vesikalara istinat etmiştir."}]},"İNDİFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kimsenin cebir ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk vb. belirti","example":null}]},"İNDİFAİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Püskürten yanardağ","example":null},{"pos":"adj","definition":"Döküntülü hastalık","example":null}]},"İNDİNDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir kimseye göre","example":"Onun indinde varlığın, dirliğin, bir kara mangır kadar dahi hükmü olmadığını bilirlerdi."},{"pos":"adv","definition":"Bir şeye, bir kimseye göre","example":null}]},"İNDİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kurulu bir şeyi dikkatsizlik veya öfkeyle parçalayarak dağıtmak, bozmak, kırılmasına neden olmak","example":"Göstericiler yapının camlarını indirmişler."}],"lemma":"indirmek"},"İNDİRGE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir maddenin oksijenini alarak oksit özelliğini yok etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Daha kolay ve yalın duruma getirmek","example":"Bilim dünyayı kemiyetlere indirgedi."}],"lemma":"indirgemek"},"İNDİRGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Oksit durumundaki cisimlerin oksijenini alma veya daha düşük bir oksitleme derecesine indirme özelliği olan madde","example":null}]},"İNDİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Kurulu bir şeyi dikkatsizlik veya öfkeyle parçalayarak dağıtmak, bozmak, kırılmasına neden olmak","example":"Göstericiler yapının camlarını indirmişler."}]},"İNDİRİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiyatta yapılan değer düşürümü","example":"Ankara Palas'ta kendisine dörtte üç oranında indirim yapılırdı."}]},"İNDİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir harf, benzer fakat yine de değişik biçimlerde iki veya daha çok kez kullanılmak istendiğinde harfin üstüne veya altına eklenen ayırıcı işaret","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kökün derecesini göstermek için kök işaretinin kolları arasına konulan sayı","example":null}]},"İNDİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 49, atom ağırlığı 114,8 olan, gümüş parlaklığında, kurşundan daha kolay ezilen yumuşak bir element","example":null}]},"İNEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sütü için beslenen dişi sığır","example":"İnek çayırda otluyordu."}]},"İNEKHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İneklerin barındığı yer","example":null}]},"İNEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi olduğu gibi akılda tutmak, öğrenip akılda tutmak","example":null}],"lemma":"ineklemek"},"İNEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü","example":"Dereyler çok defa bir ineçten başka bir şey değildir"}]},"İNFAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nafaka verip bir kimsenin geçimini sağlama","example":null}]},"İNFAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kararı, bir yargıyı yerine getirme, uygulama","example":null},{"pos":"n","definition":"Birine sözünü geçirme","example":null}]},"İNFİAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine içerleme, kızgınlık duyma","example":null},{"pos":"n","definition":"Dışarıdan gelip bir şeyde belli bir değişiklik yapan iş veya bu işin sonucu","example":null}]},"İNFİLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlü bir biçimde patlama","example":"Bazen en ehemmiyetsiz bir kıvılcım en müthiş bir infilaka sebep olur."}]},"İNFİRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Topluluktan ayrı durma","example":null}]},"İNFİSAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aksak olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarma","example":null}]},"İNGİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üşütme sonucunda burun akması, aksırma ile beliren hastalık","example":null},{"pos":"adj","definition":"Aşağı olan, yüksek(te) olmayan yer","example":null}]},"İNHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Resmî bir göreve atama veya bir üst aşama için yazılan yazı","example":"Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, yürütme organının teklif, inha, atama veya onamasına bağlı resmî ve özel herhangi bir işle görevlendirilemez."}]},"İNHİDAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıkım, çökme","example":null}]},"İNHİLAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Moleküllerin, türlü etkenlerle geçici olarak daha yalın atom ve moleküllere bölünmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Parçalara ayrılma, bütünlüğü bozulma","example":null}]},"İNHİMAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeye aşırı düşkünlük gösterme","example":null}]},"İNHİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine baş eğme, yumuşaklık gösterme","example":"Ona küçük bir samimiyet kelimesi ile hitap ederken sesimin inhinası bile yeni değildi."}]},"İNHİRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başka bir tarafa meyletme","example":null}]},"İNHİSAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir üretim alanını devletin elinde tutma, satışı tek elden yönetme ve fiyata hâkim olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir malın yapımının, tek bir kuruluşun elinde bulunduğu durum","example":null}]},"İNHİTAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçten düşme","example":null},{"pos":"n","definition":"Çökme biçimi; gerileme; alçalma","example":"Yükselmeyen düşer / Ya terakki ya inhitat."}]},"İNKA":{"senses":[{"pos":"proper","definition":"Güney Amerika'da, And Dağları'nda kurulmuş eski bir uygarlık.","example":null}]},"İNKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaptığını, söylediğini, tanık olduğunu saklama, kabul etmeme","example":null},{"pos":"n","definition":"Kabul etmeme; tanımama","example":null}]},"İNKIBAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği","example":null},{"pos":"n","definition":"Dışkılama sıklığının azalması veya zor ve ağrılı dışkılama","example":null}]},"İNKILAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma","example":null},{"pos":"n","definition":"Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik","example":null}]},"İNKIRAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yok olma, dağılma, son bulma, çöküş","example":null}]},"İNKISAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Parçalara ayrılma, bütünlüğü bozulma","example":null},{"pos":"n","definition":"Parçalara ayrılma, taksim edilme","example":null}]},"İNKITA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin bir süre için durması","example":null}]},"İNKIYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boyun eğme; uyma","example":null}]},"İNKİSAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, bu amaçla sözler söyleme","example":null},{"pos":"n","definition":"Birine içerleme, kızgınlık duyma","example":null}]},"İNKİŞAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüyerek, daha kaliteli hale gelerek ileri gitme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması","example":null}]},"İNLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acı, üzüntü belirten kesik sesler çıkarmak","example":"O, inledikçe benim de yüreğim sızlıyor."},{"pos":"v","definition":"Gür, uğultulu, yankılı ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"inlemek"},"İNLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Acı, üzüntü belirten kesik sesler çıkarmak","example":"O, inledikçe benim de yüreğim sızlıyor."},{"pos":"v","definition":"Gür, uğultulu, yankılı ses çıkarmak","example":null}]},"İNME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması","example":null},{"pos":"n","definition":"İnmek işi","example":"Büzülüp kaldığım köşede sabahın bir an evvel olmasını, güneşin bir saat evvel arza inmesini bekliyorum."}]},"İNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüksek bir yerden aşağıya gelmek","example":"Merdivenden inmek daha kolay."}]},"İNOVATİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemleri kullanmaya başlayan kimse","example":null}]},"İNSAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acımaya, vicdana veya mantığa dayanan adalet","example":"Sende insaf yok mu, adamcağız bu borcu birden verirse işi bozulmaz mı?"},{"pos":"n","definition":"Acı, düşün\" anlamlarında bir seslenme sözü","example":null}]},"İNSAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsan; kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu türden olan canlı","example":"Ekmeğimizin, işimizin derdimizin ortağı / Dostumuz, kardeşimiz insanlar."}]},"İNSANCIL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsancılık yanlısı olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"İnsan seven","example":"Her hâli ile insancıl, sevecen, efendice bir tavırdır."}]},"İNSANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsana yakışan, insana özgü olan, insanla ilgili","example":null}]},"İNSÜLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pankreas tarafından salgılanan, kanda şeker oranını ayarlayan, birçok hücre için büyüme faktörü olarak görev yapan, protein yapılı bir hormon","example":null}]},"İNSİCAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tutarlı olma durumu, birbirini tutma","example":null},{"pos":"n","definition":"Anlatımın konuyla bağdaşması","example":null}]},"İNSİRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dil bilgisi görevleri ve yapı bakımından, kelime köklerinin başında, içinde veya sonunda türlü değişikliklerin olması","example":null}]},"İNSİRAFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Türetmede ve çekimde kelime kökleri değişikliğe uğrayan dil","example":null}]},"İNSİYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir canlı türünün bütün bireylerinde akıl ve düşünceden bağımsız olarak doğuştan gelen bilinçsiz her türlü hareket ve davranış","example":null}]},"İNSİYAKİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçgüdü ile ilgili","example":null}]},"İNTAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişileştirilen varlıklara, hayalî yaratıklara söz söyletme sanatı","example":null},{"pos":"n","definition":"Konuşturma söyletme","example":null}]},"İNTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarma","example":null},{"pos":"n","definition":"Mikroptan ileri gelen hastalık","example":"Yaranın intan ile karışması sizi fazla zayıf düşürmüş."}]},"İNTANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Mikroskopla görülebilen, çürümeye, mayalanmaya ve hastalıklara yol açan bir hücreli canlı içeren, bunlarla bulaşan","example":null}]},"İNTANİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mikropla bulaşan hastalıklar","example":null}]},"İNTAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi sonuçlandırma, sona erdirme, bitirme","example":null}]},"İNTEGRAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türevi bilinen fonksiyon","example":null},{"pos":"n","definition":"Parçalardan oluşmuş bütün","example":null}]},"İNTERN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Staj yapmak üzere hastanelerde çalışan tıp fakültelerinin altıncı sınıf öğrencileri","example":null}]},"İNTRANET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayar ağlarının birbirine bağlanması sonucu ortaya çıkan, sınırlaması ve yöneticisi olan sadece kurum veya iş yeri içinde kullanılan bilgi iletişim ağı","example":null}]},"İNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Peru para birimi","example":null}]},"İNTİBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyaranların, duyu organları ve ilişkili sinirler üzerindeki etkileri veya belirli bir durumun kişi üzerindeki çözümlenmemiş bütün etkisi","example":"Bu kitabın bende hazin bir intiba bıraktığını söylersem yanlış bir ifadede bulunmamış olurum."}]},"İNTİBAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyku durumundan çıkma","example":null}]},"İNTİBAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama","example":null},{"pos":"n","definition":"İki şeyin ölçülerinin birbirini tutması","example":null}]},"İNTİFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yararlanma; faydalanma","example":null}]},"İNTİFADA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Filistin halkının başkaldırısı","example":null}]},"İNTİHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Son; sona erme; sonu gelme","example":null}]},"İNTİHAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özellikle para çalmak","example":null}]},"İNTİHAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kanunlar, yönetmelikler uyarınca kanun koymak ve yönetmek için bir veya daha çok aday arasından belli birini veya birkaçını seçme","example":null}]},"İNTİHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin toplumsal ve ruhsal sebeplerin etkisi ile kendi hayatına son vermesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Hayatını tehlikeye düşürecek aşırı davranış veya iş","example":null}]},"İNTİKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"(Bilgiyi) idrak etme","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir durumdaki değişme","example":null}]},"İNTİKAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötü bir davranış veya sözü cezalandırmak için kötülükle karşılık verme isteği ve işi","example":"Bunun intikamının şimdi, tek gözüyle kuş peşinde dolaşarak çıkarıyordu."}]},"İNTİSAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağlı olmak işi","example":null},{"pos":"n","definition":"İçine girmek işi","example":null}]},"İNTİZAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düzenlilik, özen, itina, intizam, ihtimam","example":null},{"pos":"n","definition":"Düzenli, düzgün olma","example":"Her memleket başkalarının yeniliklerini taklit ile başladığı intizama kendisinin eskiliklerini tahkik ile nihayet verir."}]},"İNTİZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, bu amaçla sözler söyleme","example":null},{"pos":"n","definition":"Birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme","example":null}]},"İNTİŞAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gazete veya dergi, çıkma","example":null}]},"İNZAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Azaltma, eksiltme, çıkartma","example":null}]},"İNZİBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Silahlı kuvvetlerde, ordudaki düzeni sağlamak amacıyla görevlendirilmiş er","example":null}]},"İNZİBATİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıkı düzeni sağlayıcı, düzene bağlayıcı, insan davranışlarını sınırlayıcı; düzenleyici; baskı altına alıcı","example":"Yalnız idarenin inzibati yetkilerini de kollamaya mecburuz."}]},"İNZİMAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi başka bir şeye ekleme","example":null}]},"İNZİVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplum hayatından kaçıp tek başına yaşama","example":"Yalnızlık, huzur ve inziva arayanlar buralara gelmeli."},{"pos":"n","definition":"Dış dünyayla bütün bağlarını keserek Tanrı'yla birleşebilmek için insanın kendi içine kapanması","example":null}]},"İNÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futun on ikide biri olan, uzunluğu 2,54 cm olan İngiliz uzunluk ölçü birimi","example":null}]},"İNİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İn (hayvan yuvası) sözcüğünün iyelik biçimi: ayının ini","example":null}]},"İNİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnmiş; indirilmiş","example":"Pencere perdeleri hep inikti."}]},"İNİKAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, aksiseda, inikâs, akis","example":null},{"pos":"n","definition":"Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi","example":null}]},"İNİKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir araya gelme, birleşme","example":null},{"pos":"n","definition":"Ne olduğunu anlama, gösterme, belirtme","example":null}]},"İNİLTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acı veya üzüntü belirten kesik, dokunaklı sesler","example":null}]},"İNİSYAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İlk satırın ilk harfinin büyük puntoda ve süslü yazılarla dizilme işlemi","example":null}]},"İNŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yapıyı kurma, yapma","example":"Köprünün inşası bitti."}]},"İNŞAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılmakta olan konut, yol, köprü","example":null},{"pos":"n","definition":"Yapı kurma, yapı yapma","example":"Köprü yapma, inşaat kurma bunlar zaman ve sermaye isteyen şeyler."}]},"İNŞAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiir okuma, şiir söyleme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şiiri, bir edebiyat eserini topluluk önünde, yüksek sesle ve gerektiği biçimde okuma","example":null}]},"İNŞİRAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İç açılması, gönül açılması, ferahlık","example":"Bu kararı size tebliğ ederken çok derin bir inşirah ve iftihar duyduğumu ehemmiyetle kaydetmek isterim."}]},"İPEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince, esnek ve parlak tel","example":"Hamam takımları hep sırma ve ipek işlemeli imiş."},{"pos":"adj","definition":"Bu telden yapılmış","example":"Altın çizgili, yemyeşil ipek kravatı ne olursa olsun almalıydı. Ceketiyle asorti olacaktı."}]},"İPEKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güney Amerika'da yetişen, kusturucu niteliği olan bir kök","example":null}]},"İPEKHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kozaların, ipek çilesi durumuna getirilmesi için işlendiği yer","example":null}]},"İPHAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirsiz olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Etkisini artırmak için anlamın bilerek, isteyerek kapalı bırakılması","example":null}]},"İPKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınıfta bırakmak işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Yerinde, önceki durumunda bırakma","example":null}]},"İPLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı dolayısıyla bir kimseye veya bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmak","example":null}],"lemma":"iplemek"},"İPLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı dolayısıyla bir kimseye veya bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmak","example":null}]},"İPLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pamuk, keten, yün, ipek, naylon vb. dokuma maddelerinin uzun, ince liflerinden her biri","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu liflerin birlikte bükülmüş ve çekilmiş durumu","example":"İpek ipliği. Pamuk ipliği."}]},"İPLİKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tel tel olmak, lif lif olmak","example":null}],"lemma":"ipliklenmek"},"İPNOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sözle, bakışla telkinle sağlanan bir çeşit uyku durumu","example":null}]},"İPOTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir borcun ödeneceğine teminat olarak, ödenince, geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey","example":null}]},"İPOTEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Ödünç para almak için değerli bir şeyi sonrasında geri almak üzere güvence olarak vermek","example":null}],"lemma":"ipoteklemek"},"İPSİLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Solucanların, çoğu insan ve hayvanlarda asalak olarak yaşayan, ince uzun vücutlu bir sınıfı","example":null}]},"İPSİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"İpi olmayan","example":null}]},"İPTAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir hükmün geçersiz olduğunu gerekçeleri ile göstererek çürütme","example":null},{"pos":"n","definition":"Yararlıktan, kullanıştan kaldırma, silme, bozma","example":null}]},"İPTİDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir iş, bir dönem, bir hayat ve benzerinin ilk bölümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir işe başlama","example":null}]},"İPTİDAİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zorunlu öğrenim çağındaki kız ve erkek çocuklarının temel eğitim ve öğretimini sağlamak için devletçe açılan veya açılmasına izin verilen beş yıllık okul","example":null},{"pos":"adj","definition":"İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan","example":null}]},"İPTİLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Afyon, tütün, kahve, çay vb. keyif veren maddelere alışmış olma durumu","example":null}]},"İPTİZAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşağılık duruma düşme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi sürekli olarak kullanma","example":null}]},"İPUCU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, belirti","example":null}]},"İPİLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Az ışıkla yanmak","example":"Memidik başını kaldırınca çelikten ışık ağı bir anda silindi, onun yerini göz kamaştıran, ipileyen bir sarı sıcak aldı."}],"lemma":"ipilemek"},"İPİLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Az ışıkla yanmak","example":"Memidik başını kaldırınca çelikten ışık ağı bir anda silindi, onun yerini göz kamaştıran, ipileyen bir sarı sıcak aldı."}]},"İPİLTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hafif esinti","example":null}]},"İRADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin dilediği veya istediği şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü","example":null}]},"İRADİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İradeyle yapılan","example":null}]},"İRADİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyan, ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti","example":null}]},"İRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortadoğu'da yer alan, Hazar Denizi ve Basra Körfezi arasında yer alan, resmi dili Farsça ve başkenti Tahran olan ülke","example":null}]},"İRAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hiçbir değeri ve önemi yok\" anlamındaki irapta mahalli yok deyimde geçen bir söz","example":null}]},"İRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandığı ücret, aylık, kira vb.","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şeyi bildirme, anlatma işi","example":null}]},"İRCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değiştirmek işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Eski biçimine sokma, çevirme","example":null}]},"İRDELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenle anlamaya, öğrenmeye çalışmak","example":null}],"lemma":"irdelemek"},"İRFAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçeğe ulaştırıcı güçlü seziş, çabuk kavrayış, anlayış","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilme, anlama, sezme, kültür","example":"Zira onun irfan seviyesi hakkında malûmatım pek azdır."}]},"İRK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toplayıp yığmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şey, bir kimse, bir düşünce ve benzerini kötü, iğrenç veya aşağılık bularak ondan uzak durma duygusuna kapılmak","example":null}],"lemma":"irkmek"},"İRKMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toplayıp yığmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şey, bir kimse, bir düşünce ve benzerini kötü, iğrenç veya aşağılık bularak ondan uzak durma duygusuna kapılmak","example":null}]},"İRKİL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şaşırıp duraklamak","example":"İnsanlar iki büklüm olup düştükleri kondularin içinde dozer kasnaklarının sesiyle irkildiler."},{"pos":"v","definition":"Ürkerek geri çekilir gibi olmak","example":"Elimi omzuna koyuyorum. İrkiliyor, sertçe çeviriyor bakışını."}],"lemma":"irkilmek"},"İRKİLMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şaşırıp duraklamak","example":"İnsanlar iki büklüm olup düştükleri kondularin içinde dozer kasnaklarının sesiyle irkildiler."},{"pos":"v","definition":"Ürkerek geri çekilir gibi olmak","example":"Elimi omzuna koyuyorum. İrkiliyor, sertçe çeviriyor bakışını."}]},"İRKİLTEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deri altına yerleştirilerek kalbin atışını düzenleyen cihaz","example":null}]},"İRKİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi tiksindirici bulma","example":null},{"pos":"n","definition":"Korku, çekinme","example":null}]},"İRLANDA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Dublin.","example":null}]},"İRMİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sert buğdaydan elde edilen, taneleri iri, glütence zengin un","example":null}]},"İRONİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma","example":null}]},"İRONİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İroniye dayalı","example":null}]},"İRS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları yoluyla bir kuşaktan ötekine geçmesi","example":null}]},"İRSAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi gönderme","example":null}]},"İRSALİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yere gönderilen eşyanın listesi","example":null}]},"İRSEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kalıtım yoluyla","example":null}]},"İRSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Soydan geçme, soydan kalma, kalıtımla ilgili","example":null}]},"İRSİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları yoluyla bir kuşaktan ötekine geçmesi","example":null}]},"İRTİBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması; ilişki","example":null}]},"İRTİCA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Toplumda çağdaş değerlere ve yeniliklere önem vermeyen, her yönüyle eskiyi özleyen veya eski düzeni yaşamaya çalışan, ilerici karşıtı olma durumu veya davranış","example":"Vilayetin bir yerinde faili yakalanamayan bir irtica vakası çıkar."}]},"İRTİCAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiir veya sözü birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi söyleme","example":null}]},"İRTİCAİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gericilikle ilgili, gerici davranış, tutum","example":null}]},"İRTİFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir noktanın deniz yüzeyinden olan yüksekliği","example":null},{"pos":"n","definition":"Benzerlerinden daha yüksek düzeyde olma","example":null}]},"İRTİFAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dayanmak işi, metanet","example":null}]},"İRTİHAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi","example":null}]},"İRTİKAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rüşvet alma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Kötü iş yapma, kötülük etme","example":null}]},"İRTİSAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İz düşümü düzlemi denilen bir düzlem üzerinde, bazı geometri kurallarına uyularak bir cismin gösterilmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Resmi çıkma, resmi çizilme","example":null}]},"İRTİŞA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için çıkar amaçlı verilen parayı veya malı kabul etme","example":null}]},"İRİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan","example":null}]},"İRİBAŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuyruksuz kurbağanın yumurtadan yeni çıkmış kurtçuğu","example":null}]},"İRİDYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom ağırlığı 193,1 atom numarası 77, yoğunluğu 22,4 olan ve platin filizlerinde bulunan değerli bir element","example":null}]},"İRİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmanın herhangi bir yerinde iltihaplanma sonunda ölmüş hücre artıklarından ve bozulmuş akyuvarlardan oluşan, mikroplu veya mikropsuz, genellikle sarımtırak renkte koyuca sıvı","example":null}]},"İRİNLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir doku veya bir organda iltihap, irin oluşmak","example":null}],"lemma":"irinlenmek"},"İRİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler","example":null},{"pos":"n","definition":"Hayvanların beğenmeyerek yemedikleri iri saman","example":null}]},"İRİS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saydam tabaka ile göz merceği arasında bulunan, ince, kasılabilen bir zardan oluşan, gözün renkli bölümü","example":null}]},"İRŞAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğru yolu gösterme; uyarma","example":null}]},"İSABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hedefe varma, hedefi vurma","example":"Bir kurşun isabetiyle öldü."},{"pos":"n","definition":"Piyango vb. şans oyunlarında, kazanma; çıkma; vurma","example":"Piyango ona isabet etti"}]},"İSAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların, malların, haberlerin ulaşmasını sağlayan işlerin ve araçların tümü","example":null}]},"İSALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akmasını sağlama veya akmasına yol açma işi","example":null}]},"İSE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Olunca, olursa, olsa da, -ince, -diği için, -diği vakit","example":null}]},"İSFENDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Akçaağaçgillerden süs ağacı olarak da dikilen, tahtası hafif ve sağlam bir ağaç","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu ağaçtan yapılmış olan","example":null}]},"İSHAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma; bağırsakları bozulma","example":null}]},"İSKAMBİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yüzünde sayılar veya resimler bulunan, çeşitli oyunlar oynamaya yarayan kart","example":"İskambil kâğıtlarını karıştırıyorum, kendi kendime söyleniyorum."},{"pos":"n","definition":"Bu kartların 52 tanesinden oluşan deste","example":null}]},"İSKAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yeri yurt edinme, yurt sahibi olma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimseye veya bir topluluğa yurt sağlama","example":null}]},"İSKANDİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Denizin derinliğini ölçme","example":null},{"pos":"n","definition":"İşin içyüzünü öğrenme, bilgi toplama, sorup soruşturma","example":"İstanbul'daki ilk günlerinde yaptığı iskandiller, umduğunun tersine olarak burada geçimini kolay sağlayamayacağını göstermişti."}]},"İSKARPİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ökçeli, konçsuz ayakkabı","example":"Bu arada iskarpininin teki kuyuya düşer."}]},"İSKARTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapağı kırıntısı","example":null}]},"İSKELE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer","example":"Vapurdan indi, iskeleye çıkar çıkmaz etrafına bakındı."},{"pos":"n","definition":"Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven","example":"Oturduğu yerden kalkıyor, iskele zincirine uzanan eli, iskele tabanına basan ayağı, kendini çekiyor yukarı."}]},"İSKELET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi oluşturan temel çatı","example":"Yanımızdaki genç, yolun ötesinde bir bina iskeleti gösterdi."},{"pos":"n","definition":"İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı","example":"Çenesinin, başının bütün iskeleti peksimeti çiğnedikçe daha açık olarak meydana çıkıyordu."}]},"İSKEMLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arkalıklı, kol koyacak yerleri olmayan, bir kişilik oturma eşyası","example":null},{"pos":"n","definition":"Arkalıksız sandalye","example":"İskemlelerin maroken minderlerinden kendime yatak yapıyordum."}]},"İSKERLET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karından bacaklılar sınıfından, ılık ve tropik denizlerde yaşayan, kabuğu üzerinde birçok dikeni olan bir yumuşakça","example":null}]},"İSKETE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Serçegillerden, gagaları dişli, zararlı böcek ve kurtlarla beslenen, güzel sesli bir kuş","example":null}]},"İSKONTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiyatta yapılan değer düşürümü","example":null},{"pos":"n","definition":"Süresi dolmamış bir senedin, faiz ve komisyonu düşürülerek karşılığından eksiğine alınması","example":null}]},"İSKORBÜT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"C vitamini eksikliğinden ileri gelen ve dermansızlık, zayıflık ve diş etlerinin iltihabı vb. belirtilerle kendini gösteren hastalık","example":null}]},"İSKORPİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İskorpitgillerden, iri başlı, yüzgeçlerinde yakıcı dikenleri bulunan, eti beğenilen bir balık","example":null}]},"İSKOTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelkenleri açmak ve tutmak için alt köşelerine bağlanan halat, zincir ve palangadan oluşan donanım","example":"Suların kaburgalarındaki serinliği / iskotada uğuldayan rüzgâr"}]},"İSLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İse tutup karartmak","example":"Buradaki malzemeler önce islenecek."}],"lemma":"islemek"},"İSLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İse tutup karartmak","example":"Buradaki malzemeler önce islenecek."}]},"İSLİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar","example":null}]},"İSMEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Adını belirterek, adını söyleyerek, adını vererek","example":null}]},"İSMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Günahsızlık, temizlik, ahlak temizliği","example":null}]},"İSNADEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Birinden ya da bir şeyden güç alarak, dayanarak","example":null}]},"İSNAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye kasıtlı ve asılsız suç yükleme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir düşünceyi, bir konuyu bir kişi veya sebebe dayandırma, yükleme","example":null}]},"İSOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırmızı, acı biber","example":null}]},"İSPALYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Asma, fasulye vb. sarılgan bitkilerin tutunması için yanlarına dikilen sırık","example":null}]},"İSPANYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avrupa'nın güneybatısında İber Yarımadası'nda yer alan, resmi dili İspanyolca, başkenti Madrid olan ülke","example":null},{"pos":"n","definition":"Boyacılıkta kullanılan tebeşir tozu","example":null}]},"İSPARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İzmaritgillerden, kurşun renginde bir balık","example":null}]},"İSPAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanıt ve kanıt göstererek bir şeyin gerçek yönünü ortaya çıkarma","example":null}]},"İSPATLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyin gerçekliğini kanıtla ortaya koymak","example":"Daha sonraki olaylar bunu ispatladı"},{"pos":"v","definition":"Bir iddianın gerçekliğini inkâr edilmeyecek bir kesinlikle göstermek","example":null}],"lemma":"ispatlamak"},"İSPATİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İskambil kâğıtlarının siyah renkte yoncayı andıranı","example":null}]},"İSPENDEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Levrek balığının küçüğü","example":null}]},"İSPENÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarımla uğraşan Hristiyan uyruktan alınan bir tür vergi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bodur bir cins horoz veya tavuk","example":null}]},"İSPİNOZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İspinozgillerden, gagası kısa ve koni biçiminde, sırt tüyleri yeşilimtırak mavi, boynu ve karnı kırmızı renkte, güzel sesli bir kuş","example":null}]},"İSPİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"At veya araba uşağı","example":"Aşçı yamakları, kilerci, ispir ile arabacı çocukları arabalarla paytonda."}]},"İSPİRTO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde alkol bulunan içecek","example":null},{"pos":"n","definition":"Pancar, patates vb. nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı","example":null}]},"İSPİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Taşıtlarda, lastiklerin takıldığı tekerleğin çember biçimindeki bölümü","example":null}]},"İSPİYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin sırlarını, davranışlarını, düşüncelerini gözleyip başkalarına bildirerek çıkar sağlama","example":null}]},"İSRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gereksiz yere para, zaman, emek ve benzerini harcama veya böyle davranış","example":"... israf ve sefahat içinde yaşamaya başlamıştı."}]},"İSRAİL":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Asya'da bir ülke.","example":null}]},"İSTADYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzakta bulunan iki noktanın arasını ölçmekte kullanılan araç","example":null}]},"İSTANBUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"İSTASYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satış, bakım, aşı vb. işler yapılan kuruluş veya yer","example":"Trafik muayene istasyonu. Aşı istasyonu."},{"pos":"n","definition":"Tren, metro durağı","example":"Hep birlikte ilk istasyonda inerek karakola gitmişlerdi."}]},"İSTAVROZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hristiyanlığın sembolü sayılan ve birbirini dikey olarak kesen iki çizgiden oluşan biçim","example":"İstavrozunu bir gün göğsünden eksik etmez."},{"pos":"n","definition":"Sıhhi tesisatta kullanılan dört girişli bağlantı borusu","example":null}]},"İSTAVRİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kemikli balıklar takımının uskumrugiller familyasından, 30-50 cm kadar uzunlukta, yavruları bir denizanası türüyle ortak yaşayan, çok geniş alanlara yayılmış bir tür","example":null}]},"İSTE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinden bir şeyin yapılmasını rica etmek, arzu etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeye karşı eğilim duymak","example":"Herkes iyi yaşamak ister"}],"lemma":"istemek"},"İSTEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin dilediği veya istediği şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey","example":"Bu adamın istekleri bitmiyor."}]},"İSTEKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilardo oyununda toplara vurmak için kullanılan sopa","example":null},{"pos":"n","definition":"Ayakkabıların altını parlatmak için kunduracıların kullandığı kemik","example":null}]},"İSTEKLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeye karşı istek duymak, çok istemek","example":null}],"lemma":"isteklenmek"},"İSTEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme","example":"Cumhuriyet Savcılığında hem de tutuklama istemiyle çıktığı mahkemede ilk sorgusu sırasında suçunu itiraf etti."},{"pos":"n","definition":"İrade veya isteğin eylem durumunda belirmesi","example":null}]},"İSTEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinden bir şeyin yapılmasını rica etmek, arzu etmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeye karşı eğilim duymak","example":"Herkes iyi yaşamak ister"}]},"İSTENÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü","example":"Böyle bir değerlendirme, yerel seçimlerin halk istencini daha iyi gösterdiği sonucunu ortaya çıkarır."},{"pos":"n","definition":"Davranışlarla ilgili tepilerden bir bölümünü tutup ötekileri eyleme dönüştürme gücü","example":null}]},"İSTER":{"senses":[{"pos":"conj","definition":"\"İster ... ister ...\" biçiminde, iki seçenekten hangisi olursa","example":"İster gel ister gelme."}]},"İSTERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyu bozuklukları, türlü ruh karışıklıkları, çırpınma, kasılmalar ve bazen inmelerle kendini gösteren bir sinir bozukluğu","example":"Bu kadının hastalığı, isterinin çok şiddetli bir nevidir."}]},"İSTERİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Duyu bozuklukları, çırpınma, kasılmalar ve bazen inmelerle kendini gösteren bir ruhsal bozukluğa tutulmuş olan","example":"Ama içten gelme ferah bir gülüşle değil de sinirli, isterik bir gülüşle güldü."}]},"İSTOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ebenin topu havaya atması, diğerlerinin kaçışması ve ebe tarafından topla vurulması biçiminde oynanan bir oyun","example":null}]},"İSTRALYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gemide direk ve çubukları baş tarafından, yani burundan tutan halat","example":null},{"pos":"n","definition":"Geminin kaburgalarını birbirine bağlayan demir kuşak","example":null}]},"İSTİANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yardım isteme","example":null}]},"İSTİAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine alma, içine sığdırma","example":null}]},"İSTİARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen şey","example":null}]},"İSTİBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olmasını uzak görme; imkân vermeme","example":null}]},"İSTİBDAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyruklarına hiçbir hak ve özgürlük tanımayan sınırsız monarşi","example":null}]},"İSTİCAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çabuk, hemen yapılma gerekliği","example":null}]},"İSTİCAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kira ile tutma","example":null}]},"İSTİCVAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sorguya çekme; sorgu","example":"Hasan bu isticvaba benzeyen laubali tavırlar karşısında birdenbire içine çekildi."}]},"İSTİDA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir dileği bildirmek için resmî makamlara sunulan, imzalı ve adresli, pullu veya pulsuz yazı","example":null}]},"İSTİDAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaradılıştan gelen veya sonradan edinilmiş yetenek","example":null},{"pos":"n","definition":"Yeteneği olan kimse","example":null}]},"İSTİDLAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarından, yanlışlıklarından, başka önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarına, yanlışlıklarına varma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir konuda kanıtlara dayanarak sonuç çıkarma","example":null}]},"İSTİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir gereksinimi karşılayacak maddeden çok miktarda yığma, depolama","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir satış yerinde satışa hazır bulundurulan malların tümü","example":null}]},"İSTİFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi isteğiyle işten, görevden veya bir hizmetten ayrılma, vazgeçme","example":null},{"pos":"n","definition":"İşten ayrılma isteğini bildiren dilekçe","example":null}]},"İSTİFADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendine yarar sağlama","example":"Geminin altı saat tevakkufundan istifade ile bu şehrin içeri taraflarını araba ile gezdi."}]},"İSTİFLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Toplayıp yığmak","example":null},{"pos":"v","definition":"Düzgün bir biçimde üst üste yığmak","example":"Kitapları arka odada istifledim ."}],"lemma":"istiflemek"},"İSTİFRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Midesinin içindekilerini ağız yolu ile dışarı atma","example":null}]},"İSTİFSAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin açıklanmasını, aydınlığa kavuşmasını isteme, anlamaya çalışma","example":null}]},"İSTİHALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değişmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Biçim değiştirme","example":null}]},"İSTİHARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Girişilecek bir işin hayırlı olup olmadığını rüyadan anlamak için abdest alıp dua okuyarak uyuma","example":null}]},"İSTİHBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Haber ve bilgi alma","example":null}]},"İSTİHDAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hedef alma, bir amaca ulaşmayı isteme","example":null}]},"İSTİHDAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir görevde, bir işte kullanma","example":null}]},"İSTİHFAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz görme, değer ve önem vermeme","example":null}]},"İSTİHKAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir üretim veya yapım sırasında hak edilmiş durum, para","example":"Biz, benzincinin istihkakını düşeriz, siz de benzini alırsınız."},{"pos":"n","definition":"Hakkı olma; hak kazanma","example":null}]},"İSTİHKAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşman saldırısını durdurmak, düşmana karşı savunma yapmak amacıyla düzenlenmiş yer","example":"Meğer tel örgülerin gerisindeki istihkâmlara gelmişim."},{"pos":"n","definition":"Savaşan birliklerin saldırısını kolaylaştıran, savunma gücünü artıran, yapı işleriyle uğraşan teknik askerî sınıfın yaptığı iş veya bu işlerle uğraşma","example":null}]},"İSTİHKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Onur kırma, onuruna dokunma, hor görme","example":null}]},"İSTİHLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üretilen veya yapılan şeylerin kullanılıp harcanması","example":"Eskiden İstanbul istihlak ile yaşarken şimdi istihsalle yaşamak mecburiyetindedir."}]},"İSTİHRAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir önermeden, düşünce yoluyla bir başka önermeye geçme işi","example":null}]},"İSTİHSAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanların, toplumun varlığı ve gelişmesi için gerekli olan nesneleri sağlamak üzere, amaçlı etkinlikleriyle doğal çevrelerini değiştirmeleri","example":"Eskiden İstanbul istihlak ile yaşarken şimdi istihsalle yaşamak mecburiyetindedir."},{"pos":"n","definition":"Çıkarma; elde etme","example":null}]},"İSTİHZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gizli veya kinayeli bir biçimde alay","example":"Sivri burnu, korkunç bir istihza ile şimdi bana doğru uzamıştı."}]},"İSTİHZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilinip unutulan bir şeyi akla getirme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirme","example":null}]},"İSTİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ayakkabıların altını parlatmak için kunduracıların kullandığı kemik","example":null}]},"İSTİKBAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Fiilin belirttiği zaman kavramının, içinde bulunduğu zamandan sonraya ait olması","example":null},{"pos":"n","definition":"Dışarıdan gelen bir kimseye karşılayıcı olarak çıkma","example":null}]},"İSTİKLAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilme; özgür ve hür olma durumu veya niteliği","example":null}]},"İSTİKRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Teklik olandan, özel olandan genel olana giden, tek tek olgulardan genel önermelere varan yöntem","example":null}]},"İSTİKRAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi tiksindirici bulma","example":null}]},"İSTİKRAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı kararda, biçimde sürme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yerde yaşama; iskân","example":null}]},"İSTİKRAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karşılığını sonra vermek şartıyla birinden para veya bir şey alma","example":null}]},"İSTİKŞAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılan yöntemli çalışma","example":null}]},"İSTİLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yayılıp etkisi altına alma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir ülkeyi silah gücüyle ele geçirme","example":"İstanbul'a geldiğim zaman Habeşistan istilası başlamak üzereydi."}]},"İSTİLZAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey","example":null}]},"İSTİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar","example":"Sanıyorum ki istimi fazla gelmiş kazanlar gibi hırslarından patlayacaklar."}]},"İSTİMARA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Değerlendirme, değer biçme","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kabın hacmini veya alabileceği miktarı hesaplama","example":null}]},"İSTİMBOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi","example":"Kalamış'tan istimbota binildiği vakit neşeler tezayüt etmişti"}]},"İSTİMDAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İmdat isteme; yardıma çağırma","example":null}]},"İSTİMLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet veya kamu tüzel kişilerce, kamu yararı gerektiğinde kişinin hukukunu da koruyarak karşılığını peşin ödemek koşuluyla taşınmazların sahiplerinden izin alınmaksızın yasal yollarla tamamını veya bir kısmını alma; istimlak etme","example":"Yolun planları, projeleri yapılmış, istimlak emirleri çıkarılmıştı."}]},"İSTİMRAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesintisiz olarak sürüp gitme durumu","example":null}]},"İSTİMZAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin açıklanmasını, aydınlığa kavuşmasını isteme, anlamaya çalışma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin huyunu, kişiliğini tanımak için araştırma","example":null}]},"İSTİNABE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması","example":null}]},"İSTİNAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mahkemenin verdiği kararı kabul etmeyerek bunu istinaf mahkemesine götürme","example":null}]},"İSTİNAS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yadırgamaz olma","example":null}]},"İSTİNAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu duyma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeyi kanıt sayma","example":null}]},"İSTİNGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yelkenleri toplamak için kullanılan halat","example":null}]},"İSTİNKAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çekinme; geri durma; sakınma","example":null}]},"İSTİNSAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeye bakarak aynısını yazma","example":null}]},"İSTİNTAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ceza muhakemeleri usul kanununa göre, sanığın araştırma konusu olayla ilgili olarak yargıç karşısındaki beyanı","example":null},{"pos":"n","definition":"Sorguya çekme","example":null}]},"İSTİNTAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kesin bir karar veya görüşe varıp bunu bildirmek işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir büyük önermeden küçüğe ve sonurguya, yasalardan olaylara, nedenden sonuca giderek sonuç çıkarma","example":null}]},"İSTİRDAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geri alma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yeri yeniden ele geçirme, geri alma, kurtarma","example":null}]},"İSTİRHAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yalvarma işi veya biçimi, merhamet dileme","example":null}]},"İSTİSKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soğuk davranışlarla hoşlanmadığını belli etme","example":"Çoğundan istiskal, pek azından itibar gördü."}]},"İSTİSMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin iyi niyetini kötüye kullanma","example":"Türkiye Cumhuriyeti, laikliği umdeleri arasına koymakla dini, tecavüzden, istismardan, menfaate, şerre alet etmekten kurtardı."},{"pos":"n","definition":"İşletme; yararlanma","example":null}]},"İSTİSNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genelden ayrı, kural dışı olma","example":null},{"pos":"n","definition":"Ayrı tutulan kimse veya şey","example":null}]},"İSTİSNAİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kural dışı, ayrıcalıklı","example":null}]},"İSTİTRAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doğrudan doğruya konuşulan veya yazılan konuyu ilgilendirmeyen dolaylı söz, sırası gelmişken söylenen söz","example":null}]},"İSTİVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birden çok şeyin birbirine eşit ve denk olması","example":null}]},"İSTİZAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye Büyük Millet Meclisinde başbakana veya bakanlardan birine, milletvekilleri tarafından açılan ve sonunda soruşturma yapılması istenebilen soru","example":null},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir konuda açıklayıcı bilgi isteme, bir sorunun açıklanmasını isteme","example":null}]},"İSTİZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yetki isteme; izin isteme","example":null}]},"İSTİĞFAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'dan suçlarının bağışlanmasını dileme","example":null},{"pos":"n","definition":"Tövbe etme","example":null}]},"İSTİĞNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Doygun ve tatmin olma durumu","example":null},{"pos":"n","definition":"Önerilen bir işe karşı nazlanma, nazlı davranma","example":null}]},"İSTİĞRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendinden geçercesine sessiz bir coşkuya dalma, içine gömülme","example":"Dalmaların çok ürkütücü, seni tekrardan psikiyatriste götürmek istiyorum."}]},"İSTİŞARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konu hakkında birinin düşüncesini sorma","example":null}]},"İSVEÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuzey Avrupa'da İskandinav Yarımadası'nda yer alan, resmi dili İsveççe ve başkenti Stockholm olan ülke","example":null}]},"İSVİÇRE":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Bern.","example":null}]},"İSYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birçok kimsenin cebir ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir düzene veya emre boyun eğmeme, uymama, itaat etmeme","example":"Delikanlı babasına isyan etti."}]},"İSYANKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkaldıran, düzen bozan kimse","example":null}]},"İSİLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Terlemekten veya sıcaktan vücutta meydana gelen küçük pembe kabartılar","example":null}]},"İSİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ad","example":"Kedinin ismi Pamuk."}]},"İTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Para vb. bir şey verme, ödemek işi","example":null}]},"İTAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Buyruğa uyma; söz dinleme; boyun eğme","example":"Serkeşliklerden vazgeçerek edep ve itaat dairesine dönünüz!"}]},"İTAATKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Başkalarına kolayca uyabilen, sözlerini dinleyip karşı gelmeyen","example":null}]},"İTALYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güney Avrupa'da yer alan, resmi dili İtalyanca ve başkenti Roma olan ülke","example":null}]},"İTALİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yatık yazı","example":null}]},"İTAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine kusurundan ötürü sert sözler söyleme işi","example":null}]},"İTBOĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Boğan otunun bir türü","example":null}]},"İTBURNU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yaban gülünün meyvesi","example":null}]},"İTEKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sürekli itmek, arka arkaya itmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Sürekli olarak itmek, kakmak","example":null}],"lemma":"iteklemek"},"İTELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sürekli itmek, arka arkaya itmek","example":"Bu, insanı yanlış yollara itelese de bir çıkış noktası bulunmasına omuz verebilir."}],"lemma":"itelemek"},"İTELEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Sürekli itmek, arka arkaya itmek","example":"Bu, insanı yanlış yollara itelese de bir çıkış noktası bulunmasına omuz verebilir."}]},"İTENEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı araçlarda, motorlarda bir silindir içinde düzenli hareket eden daha küçük çaplı silindir","example":null}]},"İTEĞİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Un elerken dökülmemesi için yere serilen örtü","example":null}]},"İTFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir borcun her yıl ödenen taksitlerle belli bir zaman sonunda ödenmiş olması","example":null}]},"İTFAİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yangın söndürme kuruluşu","example":null},{"pos":"n","definition":"Yangın söndürmek üzere özel olarak donatılmış motorlu araç","example":"İtfaiyelerin çanları çalıyor, sirenleri ötüyordu."}]},"İTHAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin adına sunma, armağan etme","example":null}]},"İTHAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkeye başka bir ülkeden mal getirme veya satın alma","example":null},{"pos":"n","definition":"Başka ülkelerden alınan mal","example":null}]},"İTHALAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ülkeye başka bir ülkeden mal getirme veya satın alma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir ülkeye başka bir ülkeden alınan malların bütünü","example":null}]},"İTHAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine yüklenen, işlenildiği sanılan fakat henüz aydınlanmamış olan suç, suçlama işi","example":null}]},"İTKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi yapmak, harekete geçmek için duyulan ve bireyin engelleyemeyeceği kadar güçlü istek","example":"Bilinç dışı özgürlüğünün itkisiyle en sonunda âşık olmuştur."}]},"İTLAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ortadan kaldırma, yok etme","example":null}]},"İTLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Terbiyesizce davranmak","example":null}],"lemma":"itlenmek"},"İTLENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Terbiyesizce davranmak","example":null}]},"İTMAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bitirmek işi","example":null}]},"İTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisinden uzaklaşmaya zorlamak","example":"Aynı cins elektrikli iki cisim birbirini iterler."},{"pos":"v","definition":"Bulunduğu yerden aşağı düşürmek","example":"Çocuğu suya itmek ."}]},"İTMİNAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnanmak işi","example":null}]},"İTRİYUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 39, atom ağırlığı 88,92, yoğunluğu 4,6 olan, seryum filizlerinde bulunan, gri renkli, değerli bir element","example":null}]},"İTTİFAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bağlaşmak işi, uyuşma, anlaşma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir toplantıda oylamaya katılan bütün üyelerin aynı yönde oy kullanması","example":null}]},"İTTİHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşme; birlik kurma; bir olma","example":null}]},"İTTİHAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sayma, tutma","example":"Sözünüzü senet ittihaz ediyorum"}]},"İTTİSAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birleşmek işi","example":null}]},"İTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İtici güç, ilham verici","example":"Hayalî aşklar ona yaratmalarında en sıcak iti oluyor, iç iklimini uzun süre ısıtıyordu."}]},"İTİBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Saygı görme, değerli, güvenilir olma durumu","example":"Henüz para almamıştım, ama, evdeki itibarım adamakıllı artmıştı."},{"pos":"n","definition":"Borç ödemede güvenilir olma durumu, kredi","example":null}]},"İTİBAREN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"- ...-den başlayarak, ...-den sonra, ...-den beri","example":null}]},"İTİBARİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçekten öyle olmadığı hâlde öyle sayılan","example":"Kağıt paranın değeri itibaridir"}]},"İTİDAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstek ve tutkularda aşırı olmama veya davranma erdemi","example":"Onun her hissinde itidal vardı."},{"pos":"n","definition":"Olaylara ve gelişmelere sakin, ılımlı ve temkinli yaklaşan olma durumu","example":null}]},"İTİKAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ramazan ayının son on gününde Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak üzere dünya işlerinden ilgiyi kesip camiye kapanarak ibadet etme","example":null},{"pos":"n","definition":"Kendini bir konuya verme","example":null}]},"İTİKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri veya bir yerden başka bir yere taşınması olayı","example":null}]},"İTİKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dinin ortaya koyduğu dogmalara inanma, din inancı, kutsal inanç","example":null},{"pos":"n","definition":"İnanmak işi","example":null}]},"İTİLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüce bir duruma gelme","example":"Beşer denen kuş doymaz itilalara."}]},"İTİLAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge","example":null}]},"İTİMAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güven duyma, güveni olma","example":null}]},"İTİNA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işin elden geldiğince iyi olmasına çabalama","example":null}]},"İTİRAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkaları tarafından bilinmesi sakıncalı görülen bir gerçeği saklamaktan vazgeçip açıklama, söyleme, bildirme","example":"Hatıralarım demek, söylemek istediklerim; itiraflarım demek, söyleyebildiklerim demektir."}]},"İTİRAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir düşünce veya kararı benimsemeyerek karşı çıkma","example":"Benim bunlara itirazım yoktu. Tek itirazım, annemin oynamaya kaldırılmasıydı."},{"pos":"n","definition":"Söylenecek söz, karşı söyleme","example":"Artık itirazlar, teçhiller, istihzalar, hiddetler birbirini takip ediyordu."}]},"İTİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeye alışmış olma durumu, huy","example":null}]},"İTİZAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Özür dilemek işi","example":null}]},"İTİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İtme işi veya biçimi","example":null},{"pos":"v","definition":"Birbirini dürtmek veya itmek","example":"Gecikme korkusuyla herkes itişip kakışmakta ise kimsenin aklına gelmez konuşmak."}]},"İTİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirini dürtmek veya itmek","example":"Gecikme korkusuyla herkes itişip kakışmakta ise kimsenin aklına gelmez konuşmak."},{"pos":"v","definition":"Birbirini iterek şakalaşmak","example":null}]},"İVAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçme","example":null},{"pos":"n","definition":"Alacaklının isteyebileceği ve borçlunun yapmak zorunda olduğu davranış","example":null}]},"İVECEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tez iş gören, çabuk davranan, farfara, fırtına gibi","example":null}]},"İVEDİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda","example":null},{"pos":"adj","definition":"Hemen yapılması gereken","example":null}]},"İVEDİLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çabuk davranmak, acele davranmak","example":"Koşturduğu , gideceği yere bir an önce varmak için ivedilendiği belli oluyordu ."}],"lemma":"ivedilenmek"},"İVESİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beyaz vücutlu, kahverengi, kirli sarı veya siyah başlı, tek parçalı yuvarlak ve yağsız bir uçla son bulan yağlı kuyruklu, kaba karışık yapağılı, yaygın olarak Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen, süt verimi yüksek bir koyun türü","example":null}]},"İVEĞEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Tez iş gören, çabuk davranan, farfara, fırtına gibi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çabuk ilerleyen","example":null}]},"İVGİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ağaç oymaya yarar kesici araç","example":null}]},"İVME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hareket eden nesnenin kısa bir zaman içinde, hızında oluşan değişmenin bu zamana oranı","example":"Ankara'da yer çekimi ivmesi 980 santimetre/saniyekaredir."}]},"İVMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çabuk davranmak, acele davranmak","example":"Koşturduğu , gideceği yere bir an önce varmak için ivedilendiği belli oluyordu ."}]},"İVİNTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Seri olma durumu","example":null}]},"İYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse","example":null}]},"İYODÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyodun bir element veya bir birleşikle verdiği birleşim","example":null}]},"İYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir veya daha çok elektron kazanmış veya yitirmiş bir atom veya bir atom grubundan oluşmuş elektrik yüklü parçacık","example":null}]},"İYONİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İyonlardan oluşan, iyonlarla ilgili","example":null}]},"İYOT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası 53, atom ağırlığı 126,92 olan, tabiatta, deniz suyunda sodyum iyodür durumunda rastlanılan, bazı deniz bitkilerinde de çokça birikmiş olarak bulunan, mavimtırak esmer renkte katı bir element","example":null}]},"İYİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir işte iyi sonuç veren, fayda sağlayan, kazançlı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Uğuru olan, iyilik getirdiğine inanılan","example":null}]},"İYİCENE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Çok ince ayrıntıları ile, eksiksizce, gereği gibi, tam olarak","example":null}]},"İYİCİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yoksullara, düşkünlere, yardıma muhtaç olanlara iyilik ve yardım etmesini seven, herkesin iyiliğini isteyen","example":null},{"pos":"adj","definition":"Sonu iyi, tehlikesiz, kötücül olmayan (ur veya hastalık)","example":null}]},"İYİLİKLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Okşayıcı söz veya davranışla","example":null}]},"İYİMSER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren","example":null}]},"İZABE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Madenleri eritme, sıvı durumuna getirme","example":null}]},"İZAFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey koyma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şeye veya bir kimseye bağlama, mal etme, yakıştırma","example":null}]},"İZAFET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Var olabilmek veya belirlenebilmek için, bağıntı yolu ile başka bir şeye bağlı bulunma durumu, görece olma durumu","example":null}]},"İZAFETEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Bir şeye veya kimseye bağlanarak, dayanarak, ilişik olarak, mal edilerek","example":null},{"pos":"adv","definition":"Saygı göstermek amacıyla, bir kimsenin adına","example":null}]},"İZAFİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı bulunan, mutlak olmayan","example":null}]},"İZAFİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görecelik öğretisi, özellikle bilginin göreceli olduğunu ileri süren her türlü felsefe öğretisi","example":null}]},"İZAFİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Var olabilmek veya belirlenebilmek için, bağıntı yolu ile başka bir şeye bağlı bulunma durumu, görece olma durumu","example":null}]},"İZAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sorun üzerine bilgi verme","example":"Bu kızda izahı güç bir garabet var."}]},"İZALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yok etme; giderme","example":null}]},"İZAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi gönderme","example":null},{"pos":"n","definition":"Olduğundan büyük gösterme; abartma","example":null}]},"İZAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anlayış, anlama yeteneği","example":null}]},"İZAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlama","example":null}]},"İZAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tedirgin etme; baş ağrıtma; can sıkma","example":null}]},"İZBANDUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Rum korsanı","example":null},{"pos":"adj","definition":"Görünüşü ve davranışı ile korku veren iri yarı adam","example":null}]},"İZBE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Basık, loş, nemli, kuytu yer","example":"Bir sırrı sürüklüyor terlikler pıtır pıtır / İzbe sofalarında izbe sofalarında."}]},"İZBİRO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan","example":null}]},"İZCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İz güderek aradığını bulabilen kimse","example":null},{"pos":"n","definition":"Dayanışma ve yardımlaşma duygularını geliştirmek, ruhça ve bedence güçlendirilmek için kamplarda ve okullarda eğitilen genç","example":"Tam bu sırada, sokağın başından bir izci alayı sökün etti."}]},"İZDÜŞÜM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ışık kaynağından çıkan ışınlarla bir ekran üzerinde görüntü oluşturma","example":null}]},"İZDİHAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yerde aşırı kalabalık olma durumu, bir yerde toplanıp yığılma","example":null}]},"İZDİVAÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşme","example":null}]},"İZGE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşidi çok olma durumu","example":null}]},"İZHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli kılma, görüş bildirme, tasrih","example":null}]},"İZLANDA":{"senses":[{"pos":"place","definition":"Avrupa'da bir ülke; başkenti Reykjavik.","example":null}]},"İZLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bakmak, seyretmek; birinin arkasından gitmek (izlemek)","example":"Şu kayan yıldızı izle!"}]},"İZLEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Engebeli yerlerden gelip geçenlerin, hayvanların ayak izlerinden oluşan, tekerlekli araç işlemeyen dar yol","example":null}]},"İZLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İzinden gitme, uyma","example":"Töreni izlemeye gelenlerin bir kısmı bu iş için tutulmuş insanlardı."}]},"İZLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bakmak, seyretmek; birinin arkasından gitmek","example":"Yıldızları izlemek için çatıya çıktık."}]},"İZLENCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü","example":null}]},"İZLENİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uyaranların, duyu organları ve ilişkili sinirler üzerindeki etkileri veya belirli bir durumun kişi üzerindeki çözümlenmemiş bütün etkisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir durum veya olayın duyular yolu ile insan üzerinde bıraktığı etki, intiba, imaj","example":null}]},"İZMARİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçilmiş sigara artığı","example":"Kiminiz de kat çıkacak diye, izmarit toplar gibi boyuna gazete kuponu toplarsınız."},{"pos":"n","definition":"İzmaritgillerden, pullu ve kılçıklı bir çeşit küçük balık","example":null}]},"İZMİHLAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yıkım, çökme","example":null}]},"İZMİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"İZOBAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hava basınçları eşit olan yeryüzü noktalarını birleştirdiği varsayılan eğri","example":null}]},"İZOHİPS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yükseklikleri birbirine eşit olan yerler","example":null}]},"İZOLATÖR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Elektrik iletkenliği sıfır veya çok zayıf olan cisim veya madde","example":null}]},"İZOLE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yalıtılmış, tecrit edilmiş","example":null}]},"İZOMER":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aynı oranlarda birleşmiş aynı elementlerden oluşan, fakat moleküllerinde atom gruplaşmaları değişik olduğu için birbirlerinden farklı özellikler gösteren maddeler","example":null}]},"İZOMERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cisimlerin niteliği","example":null}]},"İZOMERİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İzomeri ile ilgili olan","example":null}]},"İZOMETRİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Noktalar arasındaki uzaklığı olduğu gibi koruyan noktasal dönüşüm","example":null}]},"İZOMORF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başka bir şeyin biçim veya yapı bakımından aynısı olan şey","example":null}]},"İZOTERM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sıcaklığı eşit olan yeryüzü noktası","example":null}]},"İZOTOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Atom numarası aynı, kütle numarası farklı olan atomlar","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yalnız atomlarının kitleleri yönünden birbirinden farklı olan aynı kimyasal element","example":null}]},"İZZET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erdemleri bakımından çok büyük olma durumu","example":null}]},"İZİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şey yapmak için verilen veya alınan özgürlük","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimseye çalıştığı yerce verilen tatil","example":null}]},"İZİNNAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nikâhın kıyılması için kadı tarafından verilen izin kâğıdı","example":"Bir izinname çıkacak, iki imam beş on mecidiye alıp nikâh kıyacaklar."},{"pos":"n","definition":"Bırakma veya çıkarma kâğıdı","example":null}]},"İÇBÜKEY":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yüzeyi düzgün ve pürüzsüz çukur biçiminde olan","example":null}]},"İÇECEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçilen her şey","example":"Burada yiyecek, içecek her şey var."},{"pos":"adj","definition":"İçilmeye elverişli","example":"Buranın içecek suyunu sağlamalı"}]},"İÇER":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine almak, içinde bulundurmak, kapsamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şey, başka bir şeyin varlığını gerektirmek, biri ötekini ister istemez düşündürmek","example":"Cins kavramları tür kavramlarını, tür kavramları birey kavramlarını içerir."}],"lemma":"içermek"},"İÇERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık ve üzüntü duymak","example":null},{"pos":"v","definition":"İçin için öfkelenmek","example":"O adi herife vurmana içerlemiş de değilim."}],"lemma":"içerlemek"},"İÇERLEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yanındakilerden daha içeride, daha geride bulunan","example":"İçerlek birahanenin uzun koridorunda kendimi çok yabancı buldum."},{"pos":"adj","definition":"İçine çökmüş, derinde olan","example":"Siyah oyuklarında içerlek gözleri sağa sola çevrildi."}]},"İÇERMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine almak, içinde bulundurmak, kapsamak","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şey, başka bir şeyin varlığını gerektirmek, biri ötekini ister istemez düşündürmek","example":"Cins kavramları tür kavramlarını, tür kavramları birey kavramlarını içerir."}]},"İÇERİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cezaya çarptırılmış suçluların kapatıldıkları yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri","example":null}]},"İÇERİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin içinde bulunanların bütünü","example":"Eğitimin yalnız yöntemlerini değil, içeriğini de gözden geçirmek, düzeltmek gerekmektedir."},{"pos":"n","definition":"Herhangi bir ruhsal süreç veya düşünsel işlevi oluşturan ögelerin bütünü","example":null}]},"İÇGÖRÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi duygularını, kendi kendini anlayabilme yeteneği","example":null}]},"İÇGÜDÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Organizmayı o türe özgü olan bir amaca ulaşmaya sürükleyen davranış eğilimi","example":"Arıların içgüdüleri onlara bal yaptırır"},{"pos":"n","definition":"Bir canlı türünün bütün bireylerinde akıl ve düşünceden bağımsız olarak doğuştan gelen bilinçsiz her türlü hareket ve davranış","example":null}]},"İÇKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde alkol bulunan içecek","example":"Masamızda ne içki ne yemiş ne meze eksildi."},{"pos":"n","definition":"İçki içme işi","example":"İçki her zaman kötü sonuçlar verir"}]},"İÇKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Varlığın içinde bulunan, varlığın yapısına karışmış olan","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yalnızca bilinçten olan, yalnızca bilinç içeriği olarak var olan","example":null}]},"İÇLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü","example":"Kuş sözcüğü bize canlı, havada uçan ve öten bir varlık anlatır; şu hâlde canlılık, uçuculuk ve ötücülük kuş kavramının içlemine giren niteliklerdir. Kartal, kırlangıç, tavuk ve öbür kuşlar ise birer kuş cinsi olduklarından bunun içlemini oluştururlar."},{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin içeriğini oluşturan şey","example":"Onları gözünde büyüterek bilmem hangi gizli dinin esrarlı yasakları gibi gören, içlemlerini ve niteliklerini değiştiren benim."}]},"İÇLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçli bitkiler tanelenmek, meyvelerin içi oluşmak","example":"Gelincikler açmayınca baklalar içlenmez."},{"pos":"v","definition":"Kimseye belli etmeden bir şeyi kendine dert etmek, duygulanmak","example":"Mısır'a vardıktan sonra beni kim hatırına getirir diye içleniyordu."}],"lemma":"içlenmek"},"İÇLENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçli bitkiler tanelenmek, meyvelerin içi oluşmak","example":"Gelincikler açmayınca baklalar içlenmez."},{"pos":"v","definition":"Kimseye belli etmeden bir şeyi kendine dert etmek, duygulanmak","example":"Mısır'a vardıktan sonra beni kim hatırına getirir diye içleniyordu."}]},"İÇMECE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçinde birtakım mineraller ve tuzlar bulunan, suyu ilaç olarak ve çoğunlukla ishal için içilen kaynak","example":null}]},"İÇMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir sıvıyı ağza alıp yutmak","example":"Bir oluktan buz gibi bir su içtik."},{"pos":"v","definition":"Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak ve tüketmek","example":"O akşam saat ikiye kadar içtiler."}]},"İÇREK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen, yalnızca sınırlı, dar bir çevreye aktarılan her türlü bilgi, öğreti","example":null}]},"İÇTEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yürekten, temiz duygulu","example":null},{"pos":"adv","definition":"Temiz duygularla, saygı ile, samimi davranarak","example":"Yumuşak ve içten sürdürdü konuşmasını."}]},"İÇTEPİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi yapmak, harekete geçmek için duyulan ve bireyin engelleyemeyeceği kadar güçlü istek","example":null}]},"İÇTİHAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kavrama, anlama, algılama yetisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Yasada veya örf ve âdet hukukunda uygulanacak kuralın açıkça ve tereddütsüz olarak bulunmadığı konularda, yargıcın veya hukukçunun düşüncelerinden doğan sonuç","example":null}]},"İÇTİMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birden çok kimsenin türlü amaçlarla bir araya gelmesi","example":null},{"pos":"n","definition":"Yer yuvarlağı bir uçta kalmak üzere, yerin, güneşin ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri","example":null}]},"İÇTİMAİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Toplumla ilgili, topluma ilişkin","example":"İçtimai hayat bizi hem dış tabiattan hem de kendi varlığımızdan uzaklaştırır."}]},"İÇTİNAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durma","example":null}]},"İÇYAĞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geviş getiren hayvanların karın boşluğunda iç organlarını saran kalın yağ","example":"Ve siner tavanlara bir içyağı kokusu."}]},"İÇYÜZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herkesçe bilinmeyen, anlaşılmayan ve görünenden büsbütün başka olan sebep veya nitelik","example":null}]},"İÇİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçme işi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir şey içilirken alınan tat","example":"Bu çayın rengi yok ama içimi iyi."}]},"İÇİN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İlgili olarak","example":null},{"pos":"p","definition":"Süre belirten bir söz","example":"Açık söyleyeyim, size birkaç gün için sığındım."}]},"İÇİNDE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Belli bir sürede, belli bir süre içinde","example":"Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"},{"pos":"adv","definition":"... ile dolu bir biçimde","example":null}]},"İÇİRİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yatak doldurmaya yarayan yün, pamuk, kıtık vb. şeyler","example":null}]},"İÇİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçilecek şey","example":null}]},"İÇİTİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücuda şırınga ile sıvı verme işi","example":null}]},"İĞBİRAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birine içerleme, kızgınlık duyma","example":null}]},"İĞDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İğdegillerden, kokulu, sarı çiçekleri olan, çalı biçiminde bir ağaç","example":null},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın zeytin biçiminde, kabuğu kırmızıya çalan sarı renkte, beyaz unlu, tadı mayhoş yemişi","example":null}]},"İĞDEMİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç","example":null}]},"İĞDİŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Erkeklik bezleri çıkarılarak veya burularak erkeklik görevini yapamayacak duruma getirilmiş hayvan ve özellikle at","example":null}]},"İĞFAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aldatma, kandırma, baştan çıkarma","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kadını aldatma, baştan çıkarma","example":null}]},"İĞNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç","example":"Çengelli iğne. Toplu iğne."},{"pos":"n","definition":"Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç","example":null}]},"İĞNELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Üstü kapalı olarak onur kırıcı, üzüntü verici söz söylemek","example":"Onlara karşı minnet altında olmaktan doğan bir kızgınlıkla Şinasi'yi her fırsatta iğnelerdi."},{"pos":"v","definition":"İğne ile tutturmak","example":"Hanım ipek peçesini açmış, çarşafının üzerine iğnelemiş."}],"lemma":"iğnelemek"},"İĞREN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey, bir kimse, bir düşünce ve benzerini kötü, iğrenç veya aşağılık bularak ondan uzak durma duygusuna kapılmak","example":"Annesine bile hakaret ettiğini görünce ondan tamamen iğrendim."},{"pos":"v","definition":"Aşağılık, bayağı bulmak, tiksinmek","example":"Onun yaptığı yemekten bile iğreniyorum."}],"lemma":"iğrenmek"},"İĞRENGEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Her şeyden iğrenme huyu olan","example":null}]},"İĞRENMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey, bir kimse, bir düşünce ve benzerini kötü, iğrenç veya aşağılık bularak ondan uzak durma duygusuna kapılmak","example":"Annesine bile hakaret ettiğini görünce ondan tamamen iğrendim."},{"pos":"v","definition":"Aşağılık, bayağı bulmak, tiksinmek","example":"Onun yaptığı yemekten bile iğreniyorum."}]},"İĞRENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi tiksindirici bulma","example":null}]},"İĞRENÇ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İnsanda iğrenme duygusu uyandıran","example":null}]},"İĞTİNAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ganimet yoluyla alma; yağma","example":null}]},"İŞAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazı ile bildirme","example":null}]},"İŞARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi göstermek ya da anlatmak için yapılan belirti","example":"Eliyle işaret etti."}]},"İŞARETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeye işaret koymak, bir şeyi işaretle belirtmek","example":"Gazetesini muhtelif renkli kalemlerle işaretlermiş ve itinayla saklarmış."},{"pos":"v","definition":"Belirtecek biçimde hareket etmek","example":"O bir iki sözcükle bildiğini işaretlemek isterdi."}],"lemma":"işaretlemek"},"İŞBA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sıvının içinde belli bir cisimden eriyebilecek en çok miktarın erimiş bulunması","example":null}]},"İŞBAŞI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İş yerlerinde işe başlama","example":null}]},"İŞBU":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Özellikle bu; bu","example":null}]},"İŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İş kelimesinin yönelme biçimi: işe gitmek, işe başlamak","example":"Sabah erkenden işe gitti."}]},"İŞEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İdrar torbasında biriken sidiği dışarı atmak; çiş yapmak","example":null}]},"İŞGAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseyi işten alıkoyma, oyalama","example":"Talebeyi dersten başka şeylerle işgal töhmeti ile tevbihe maruz kaldı, istifaya mecbur oldu."},{"pos":"n","definition":"Bir yeri ele geçirme","example":"Çuhahane, bir kumaş fabrikasıydı, İstanbul'un işgali sırasında İngilizler yaktılar."}]},"İŞGALİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşgal edilen yere ödenen ücret veya vergi","example":null}]},"İŞGÜDER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda veya o ülkeye gelmesinden önce ona vekâlet eden diplomat","example":null}]},"İŞGÜZAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gereği yokken, genellikle kendini göstermek için işe karışan kimse","example":null},{"pos":"adj","definition":"Eli işe yatkın, becerikli kimse","example":null}]},"İŞKAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çetinleştirmek işi veya durumu","example":null}]},"İŞKEMBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Omurgalılarda, sindirim sisteminin, yemek borusu ile onikiparmak bağırsağı arasında besinlerin sindirime hazır duruma getirildiği omurgasız hayvanlarda sindirim kanalının bu bölgeye karşılık olan parçası","example":null},{"pos":"n","definition":"Kasaplık hayvanlarda mideyi oluşturan bölümlerin bütünü","example":null}]},"İŞKENCE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşüncelerini öğrenmek amacıyla birine uygulanan eziyet","example":"Ona, evimize niçin geldiğini sormak işkencesini de yaptım."},{"pos":"n","definition":"Aşırı gerginlik; sıkıntılı durum; azap","example":"Beklemek işkencesi yüreğini fena didiklemeye başladı."}]},"İŞKİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma","example":null}]},"İŞKİLLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık ve kuruntu durumunda bulunmak ya da bu duruma gelmek","example":null}],"lemma":"işkillenmek"},"İŞKİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gölge balığıgillerden, Akdeniz'de yaşayan, vücudu yassı, pullu, eti lezzetli bir balık","example":null}]},"İŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak, durağan durumdan hareketli duruma geçmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi belli işlemlerden geçirerek onu daha elverişli bir duruma getirmek","example":"Ham maddeler burada işleniyor."}],"lemma":"işlemek"},"İŞLEK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Canlı, hareketli, atik","example":null},{"pos":"adj","definition":"Özenmeden, çabuk yazıldığı hâlde okunaklı ve güzel olan yazı","example":null}]},"İŞLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işi sonuçlandırmak için yapılan iş veya uygulamaların hepsi","example":null},{"pos":"n","definition":"Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi veya bir işi sonuçlandırmak için yapılan uygulamaların hepsi","example":null}]},"İŞLEMCİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir bilgisayarda verilen komutları yorumlayan ve yürüten birim","example":null},{"pos":"n","definition":"Bilgisayar programlarının herhangi bir dilinde yazılmış programı, bilgisayarda işletmeyi sağlayan programlar topluluğu","example":null}]},"İŞLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak, durağan durumdan hareketli duruma geçmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi belli işlemlerden geçirerek onu daha elverişli bir duruma getirmek","example":"Ham maddeler burada işleniyor."}]},"İŞLENTİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşleme yöntemi","example":null}]},"İŞLETME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İş yeri","example":null},{"pos":"n","definition":"Tarım, sanayi, ticaret, bankacılık vb. iş alanlarında, kâr amacıyla bir sermaye yatırılarak kurulan kurum","example":"Adam, büyük bir film işletme ortaklığının sahibiydi."}]},"İŞLETMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilgisayarı çalıştırıp gerekli uygulamayı yapan kimse","example":null}]},"İŞLETİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşletme işi; işletim sistemi: bilgisayarı çalıştıran temel yazılım","example":null}]},"İŞLEV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş, iş görme yetisi","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir yapının gerçekleştirilebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme imkânı veren eylem türü","example":null}]},"İŞLEYİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü","example":null}]},"İŞLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer","example":null},{"pos":"n","definition":"Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi","example":null}]},"İŞMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"El, göz veya baş ile yapılan işaret","example":null}]},"İŞPORTA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gezici satıcıların mallarını koymaya yarayan yayvan sepet veya bu işi gören, ona benzer araç","example":"Duvar diplerindeki işportalarda kiraz, tıraş bıçağı satar gibi kitap satıyorlar."},{"pos":"n","definition":"Açıkta yapılan satış","example":null}]},"İŞRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçki içme","example":null}]},"İŞTAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yemek yeme isteği","example":"İştahım yerinde, üç dört kişilik yemek yiyorum."}]},"İŞTAHLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İştahı uyanmak veya artmak","example":null},{"pos":"v","definition":"İsteği, arzusu artmak","example":null}],"lemma":"iştahlanmak"},"İŞTE":{"senses":[{"pos":"p","definition":"Bir şey gösterilirken veya bir şeye işaret edilirken söylenen bir söz; aha; ahacık","example":"İşte bu iki adam bir aralık göz göze geldiler."},{"pos":"p","definition":"Anlatılan bir sözün sonucuna gelindiğini gösterir","example":"İşte bütün manzara budur!"}]},"İŞTEŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Fiilde ortak olan","example":null}]},"İŞTİAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanmaya başlama","example":null}]},"İŞTİGAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uğraşma; meşgul olma","example":null}]},"İŞTİHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herkes tarafından kime veya ne olduğu bilinme","example":null}]},"İŞTİKAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aynı kökten çıkma","example":null},{"pos":"n","definition":"Aynı kökten gelen kelimeleri bir arada kullanma sanatı","example":null}]},"İŞTİRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesneyi belirlenen fiyatını ödeyerek kendine mal etme işi","example":null}]},"İŞTİRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyi paylaşmak veya bir şeye katılma","example":null},{"pos":"n","definition":"İletişim veya ortak davranışta bulunma yoluyla belirli bir toplumsal duruma girme süreci","example":null}]},"İŞTİYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin dilediği veya istediği şey","example":null},{"pos":"n","definition":"Bir kimseye, bir yere veya bir şeye kavuşmayı isteme, onu göreceği gelme","example":null}]},"İŞVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişilerin ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır","example":null}]},"İŞVEREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ticaret veya sanayi kurumunun sahibi, başı, işçileri ücretle çalıştıran gerçek veya tüzel kişi","example":"Fabrikaları, atölyeleri gezin, işçilerle, işverenlerle konuşun."}]},"İŞYAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Devlet hizmetinde aylıkla çalışan, resmi görevi olan kimse","example":null}]},"İŞÇİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse","example":"Gazetelere daha ziyade biz işçiler sahiptik."},{"pos":"n","definition":"Toplu olarak yaşayan böceklerde üreme yeteneğinde olmayan, topluluğun işlerini gören dişi veya erkek","example":null}]},"İŞÇİLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşçi emeği, yapılış","example":"Bunda çok işçilik var"},{"pos":"n","definition":"İşçi olma, işçi niteliğinde olma durumu","example":"Bu yapının işçiliği iyi değil"}]},"İŞİT":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendisine bildirilmek, öğrenmek, bilgi edinmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kulakla algılamak","example":null}],"lemma":"işitmek"},"İŞİTMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendisine bildirilmek, öğrenmek, bilgi edinmek","example":null},{"pos":"v","definition":"Kulakla algılamak","example":null}]},"İŞİTİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İşitme duyusu; işitme yetisi","example":null}]},"ŞABAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ay takviminin sekizinci ayı, üç ayların ikincisi","example":"Şaban ayında memlekete dönecekmiş."}]},"ŞABLON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerindeki harf ve şekillerin çevre çizgileri kalem ucu girecek biçimde oyuk olan, bu çizgilerden kalemle istenilen biçim elde edilen, metal veya plastikten cetvel","example":"Öğrenciler şablon kullanarak çeşitli geometrik şekiller çizdi."},{"pos":"n","definition":"Değişik alanlarda düzeltme, belirleme, ölçme, denetleme işlerinde kullanılan ve yaptığı işe göre yapısı değişen araç","example":"Mühendis, yeni projede doğru ölçüleri almak için şablon kullanarak her detayın doğru yerleştirildiğinden emin oldu."}]},"ŞAD":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sevimli, neşeli","example":null}]},"ŞADIRVAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle cami avlularında bulunan, çevresindeki musluklardan ve ortasındaki fıskiyeden su akan, üzeri kubbeli veya açık havuz","example":"Eski cami yıkıldığı hâlde, onun şadırvan avlusu, olduğu gibi yerinde kalmış."}]},"ŞAFAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık","example":"Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak"},{"pos":"n","definition":"Askerler arasında terhis için kalan gün sayısından önce söylenen bir söz","example":"Şafak sayılı kaldı diyerek, askerler arasında terhisin yaklaştığı haberini verdiler."}]},"ŞAFT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir makinenin dönme hareketini öteki parçalara aktaran ve ucuna dişli çarklar, tekerlekler veya pervane bağlanan demir mil","example":"Çok geçmiyor, şaftın dönmesiyle pervane çalışıyor."}]},"ŞAFUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bal konulan ufak tekne","example":null}]},"ŞAH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İran veya Afgan hükümdarı","example":"İran'da tarih boyunca birçok hükümdar \"şah\" unvanını taşımıştır."},{"pos":"n","definition":"Satranç oyununda her yönde tek hane gidebilen en önemli taş","example":"Sonra şahını bir hane geri aldı."}]},"ŞAHANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Hükümdarla ilgili, hükümdara özgü olan","example":"Teşrîf-i şahane ile hanemiz şenlendi."},{"pos":"adj","definition":"Hükümdara yakışacak durumda olan","example":"Şahane bir saray yaptırdı geçen yıl."}]},"ŞAHAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş sistemine bağlı, kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanlarına girdiğinde ateş külçesi durumuna dönüşen küçük gök cismi, ağma, şahap, meteor","example":null}]},"ŞAHBAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çevik ve becerikli","example":"Sanatçı, şahbaz bir dokunuşla tablosuna son rötuşları yaptı."},{"pos":"adj","definition":"Yiğit, kahraman, mert kimse","example":"Köyde herkes, düşmana karşı gösterdiği cesaretten dolayı onu şahbaz bir delikanlı olarak anıyordu."}]},"ŞAHESER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi türünde mükemmel olan, üstün ve kalıcı nitelikte eser","example":"Herkes, mektep müdürü dâhil, bu resmin bir şaheser olduğuna kaniydi."},{"pos":"adj","definition":"Değeri üstün olan, üstün nitelikli","example":null}]},"ŞAHIM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geviş getiren hayvanların karın boşluğunda iç organlarını saran kalın yağ","example":null}]},"ŞAHIS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kimse; kişi; zat","example":null},{"pos":"n","definition":"Kadın veya erkeğe verilen genel ad","example":null}]},"ŞAHLAN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak","example":"Fenerin ışığı karanlıkta şahlanarak yolu aydınlatıyordu."},{"pos":"v","definition":"At, ön ayaklarını yerden keserek arka ayakları üstünde durmak","example":"Altımdaki beygir acı acı kişneyerek şahlanır gibi oldu."}],"lemma":"şahlanmak"},"ŞAHMERAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başı insan, gövdesi yılan biçiminde olduğuna inanılan efsanevi yaratık","example":null}]},"ŞAHNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Anadolu ve İran'da devlet kurmuş halklarda devlet görevlisi","example":null}]},"ŞAHNİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Türk mimarisinde odanın karşı ön cephesinde yer alan üç yanı pencereli çıkma","example":"Lüzumsuz yere cumbalar, şahnişinler, çıkıntılar yapılıyor."}]},"ŞAHNİŞİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eski Türk mimarisinde odanın karşı ön cephesinde yer alan üç yanı pencereli çıkma","example":"Lüzumsuz yere cumbalar, şahnişinler, çıkıntılar yapılıyor."}]},"ŞAHSEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kendi (kendim, kendin, kendi...)","example":"Siz şahsan bu işi ele almalısınız"},{"pos":"adv","definition":"Tanışmadan, dış görünüşü ile, uzaktan","example":"Onu şahsen tanırım, ahbaplığımız yoktur."}]},"ŞAHSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kişiye ait; kişiyle ilgili; kişinin malı olan; kişisel; bireysel; özlük","example":null}]},"ŞAHSİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişiye ait işler","example":"Bu mesele tamamen onun şahsiyatına ait, başkalarının müdahil olması doğru değil."},{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin özel hayatı üzerinde söylenen sözler","example":"Lütfen eleştirilerinizi yaparken şahsiyatla ilgili yorumlardan kaçının."}]},"ŞAHSİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü","example":"Ben birer şahsiyetleri olan bu yalıların çoğunu dostlarım gibi tanırım."},{"pos":"n","definition":"Değerli kişi","example":"Bu davet, ülkenin en önemli şahsiyetlerini bir araya getiren özel bir etkinlikti."}]},"ŞAHTERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şahteregillerden, tarla ve yol kenarlarında yetişen, 20-40 cm yükseklikte, çiçekleri hekimlikte kullanılan, çok yıllık ve otsu bir bitki","example":null}]},"ŞAHTUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce donanma gemilerinden biri","example":"Limanda demirleyen şahturlar, hafif yapılarıyla hemen dikkat çekiyordu."}]},"ŞAHİKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Dağ, ağaç vb. yüksek şeylerin tepesi, en yüksek yeri","example":"Dağın şahikasına ulaşan dağcılar, orada manzaranın tadını çıkardı."},{"pos":"n","definition":"En üst derece","example":"Sanatın nadir kaydedeceği bir şahikadan gürlemişti."}]},"ŞAHİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kartalgillerden, 50-55 cm uzunluğunda, Avrupa ve Asya'nın dağ, orman ve çalılıklarda yaşayan yırtıcı bir kuş","example":null}]},"ŞAHİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse","example":"Kendisine uzun uzun anlattığım hikâyemin şahidi yoktu."},{"pos":"n","definition":"Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse","example":null}]},"ŞAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzunlamasına bölüp ayırma ya da yarık açma","example":"Savaş sırasında bir yol açmak için top mermileriyle şaklar yaratıldı."},{"pos":"n","definition":"Eni geniş bir şeyle vurulduğunda çıkan ses","example":"Şak diye yüzüne vurdu"}]},"ŞAKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güldürmek, eğlendirmek amacıyla karşısındakini kırmadan yapılan hareket veya söylenen söz, latife","example":"Şaka ettiğini ama şakanın tadını kaçırdığını söylüyordu."}]},"ŞAKADAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Şaka olarak, şaka diye","example":null}]},"ŞAKAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Göz, alın ve yanak arasında, elmacık kemiğinin üstünde bulunan çukurumsu bölge","example":"Genç adam tekrar elini hastanın başına, şakaklarına götürerek bütün yüzünü, boynunu okşadı."}]},"ŞAKALAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Karşılıklı olarak şaka etmek","example":null}],"lemma":"şakalaşmak"},"ŞAKAYIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri türlü renkte, çok yıllık güzel bir süs bitkisi","example":null}]},"ŞAKI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuş veya böcekler, değişik tonda ya da ezgili ses çıkarmak","example":"Kalk dilber, gidelim bağ arasına / Şakısın bülbüller, gül incinmesin"},{"pos":"v","definition":"Yerli yersiz konuşmak, çok konuşmak","example":"Eskiden hiç lakırtı söylemeyen bu ihtiyar, şimdi şakıyordu."}],"lemma":"şakımak"},"ŞAKILDAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir tür çocuk oyuncağı","example":null}]},"ŞAKIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kuş veya böcekler, değişik tonda ya da ezgili ses çıkarmak","example":"Kalk dilber, gidelim bağ arasına / Şakısın bülbüller, gül incinmesin"},{"pos":"v","definition":"Yerli yersiz konuşmak, çok konuşmak","example":"Eskiden hiç lakırtı söylemeyen bu ihtiyar, şimdi şakıyordu."}]},"ŞAKIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şakır\" diye ses çıkarmak","example":"Evde tek başına parmaklannı şakırdatıyordu"}],"lemma":"şakırdamak"},"ŞAKIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şakırdayan bir şeyin çıkardığı ses, şakır şakır ses çıkarma","example":null}]},"ŞAKKADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Hiç hatıra gelmedik bir sırada","example":null}]},"ŞAKKET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yarmak, parçalamak","example":null}],"lemma":"şakketmek"},"ŞAKLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şak\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"şaklamak"},"ŞAKLABAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Basit şakalar yaparak herkesi güldüren, şakacı kimse","example":"Herkesin ciddi olduğu bir toplantıda, bir anda şaklaban gibi davranarak ortamı neşelendirdi."}]},"ŞAKLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şak\" diye ses çıkarmak","example":null}]},"ŞAKRAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Şen, neşeli, hayat dolu bir biçimde","example":null},{"pos":"adj","definition":"Şen, neşeli ses","example":"Evin içinde şen şakrak bir hava vardı."}]},"ŞAKUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç","example":null}]},"ŞAKULLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Çekülle düşey doğrultusuna bakmak","example":"Duvarın düzgün olup olmadığını kontrol etmek için önce şakulledim, her şey doğru görünüyor."}],"lemma":"şakullemek"},"ŞAKULİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yer çekimi doğrultusunda olan","example":"Ağaç, rüzgarın etkisiyle eğilmişti, ancak bahçıvan onu tekrar şakuli hale getirdi."},{"pos":"adj","definition":"Çekülle ilgili","example":null}]},"ŞAKİRT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse","example":"Dedeye yeni şakirdiniz efendim diyerek çekilip gidince kız odanın ortasında kakıldı kaldı."}]},"ŞAKŞAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla hokkabazların kullandıkları, hafifçe vurulduğunda hızla vurulmuş gibi \"şak\" diye ses çıkaran tahta maşa","example":null}]},"ŞAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınların omuzlarını örtmek için kullandıkları geniş atkı","example":"Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı / Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı"},{"pos":"n","definition":"Genellikle Hindistan'da dokunan, özel motifleri olan değerli bir yün kumaş","example":"Genç kadın, yün şalını başına almışken çıkardı."}]},"ŞALAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyümemiş karpuz","example":null}]},"ŞALAKİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şal taklidi kumaş","example":null}]},"ŞALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Uzun saçaklı çatısı olan alçak dağ konutu","example":null}]},"ŞALGAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turpgillerden, yumru köklü bir bitki","example":"Bahçede yetiştirdiğimiz şalgamlar, kış boyunca taze kalır ve yemeklerde kullanılır."},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin insan ve hayvanlar için besin olarak kullanılan etli ve tatlı kökü","example":"Annem, kışın şalgam köklerini pişirip, etli yemeklere eklerdi."}]},"ŞALLAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan; nü","example":null},{"pos":"n","definition":"Giyimine özen göstermeyen kimse","example":null}]},"ŞALTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça","example":"Elektrik akışında sorun olduğunda, şalteri açıp kapatmayı deneyebilirsin."},{"pos":"n","definition":"İstasyon, sinema, banka, mağaza ve bazı giriş kapılarında bilet veya para alıp verilen, çoğu küçük pencere biçiminde olan yer","example":"Şalter dokuz buçukta açıldı."}]},"ŞALUPA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük bir gemi gibi kullanılabilen büyük sandal","example":null}]},"ŞALVAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle ağı çok bol olan, bele bir uçkurla bağlanan geniş bir tür pantolon","example":null}]},"ŞALİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiftikten yapılan bir cins ince kumaş","example":"Ankara şalisi. Bayrak yapılan şali."}]},"ŞAM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Suriye'nin başkenti","example":null}]},"ŞAMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bal mumuna veya parafine batırılmış fitil","example":null}]},"ŞAMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ruhlarla iletişim kurduğuna inanılan din adamı","example":null}]},"ŞAMAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık elle yüze vuruş","example":"İzzetinefsime yediğim bu şamardan sersemledim."}]},"ŞAMARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yüze açık elle vurmak","example":"Sözünüze itaat etmezse küçük ellerinizle şamarlayınız."}],"lemma":"şamarlamak"},"ŞAMATA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü","example":null}]},"ŞAMBABA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir çeşit hamur tatlısı","example":"Şambabası, arada bir ağzımızı tatlandıran nice tatlılardan biridir."}]},"ŞAMBREL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otomobil iç lastiği","example":null}]},"ŞAMDAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine kandil, mum veya herhangi bir ışık konulan yüksek tabla","example":null}]},"ŞAMPANYA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Açık renkli, tatlı ve köpüklü şarap","example":"Misafirlerin girmesiyle birçok şampanya şişesinin patlaması bir oldu."}]},"ŞAMPUAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çoğunlukla saç yıkamakta kullanılan, kokulu ve bol köpüklü bir tür sıvı sabun","example":null}]},"ŞAMPİYON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ulusal ve uluslararası bir yarışmada ilk dereceyi alan, birinci olan kimse veya takım","example":null}]},"ŞAMİL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçine alan; kaplayan; kapsayan","example":"Tüm ilimleri şamil bir kitap buldum."}]},"ŞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı","example":"Odaya girdiğinde şanıyla herkesin ilgisini çekti."},{"pos":"n","definition":"İyi bir nitelikte herkesçe tarafından bilinip tanınmış olma durumu","example":"Bu şairin şanı sadece ülkesinde değil, dünya çapında yayılmıştır."}]},"ŞANDEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda topu karşı takımın kalecisinin üzerinden aşırtma","example":null}]},"ŞANDELLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Futbolda topu karşı takımın kalecinin üzerinden aşırtmak","example":null}],"lemma":"şandellemek"},"ŞANGIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tabak, bardak vb. bir yere veya birbirine çarparken, kırılırken gürültülü ve çınlayıcı ses çıkarmak","example":"Demin bir şey şangırdadı, tabak mı kırıldı?"}],"lemma":"şangırdamak"},"ŞANGIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tabak, bardak, şişe ve benzerinin bir yere veya birbirine çarparken, kırılırken çıkardığı ses","example":null}]},"ŞANJAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kıpırdadıkça çeşitli renklerde parlayan (kumaş, deri vb).","example":null},{"pos":"n","definition":"Yanardöner, janjan","example":null}]},"ŞANO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tiyatro sahnesi","example":"Bir sevdiğim, şanoda şarkı söyler / Biri yanı başımda / İçer içer, ötekini kıskanır"}]},"ŞANS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bütün olayları önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç","example":null}]},"ŞANSON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi","example":"Şanson söylemek, duyguları en iyi şekilde ifade etmenin bir yoludur."},{"pos":"n","definition":"Belli bir kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi","example":"Fransızca şansonlar, genellikle duygu yüklü ve ritmik bir yapıya sahiptir."}]},"ŞANSONET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük şanson; kısa türkü","example":null}]},"ŞANSÖLYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Almanya ve Avusturya'da hükûmet başkanı","example":null}]},"ŞANTAJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutma","example":"Bu, bana bir blöften ziyade şantaj gibi görünüyordu."}]},"ŞANTUNG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle yazlık giyim eşyası yapılan, üzerinde kendinden desenli çizgileri bulunan, ham ipekle dokunmuş kumaş","example":null}]},"ŞANTÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erkek şarkıcı","example":null}]},"ŞANTÖZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın şarkıcı","example":null}]},"ŞANTİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapı gereçlerinin yığılıp saklandığı veya işlendiği yer","example":"Proje başlamadan önce şantiye alanı hazırlandı."},{"pos":"n","definition":"İnşa durumundaki ev, fabrika, baraj vb. her türlü yapı","example":"Şantiye alanında gece-gündüz çalışarak, fabrikanın inşaatı hızla devam ediyordu."}]},"ŞANZIMAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu taşıtlarda hız değiştirmek için, motorun yükünü azaltarak arabanın hareket etmesini sağlayan dişliler topluluğu","example":null}]},"ŞAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alüminyum ve potasyum sülfatından veya amonyum alüminyum sülfatından oluşan, sıcak suda eriyen, tadı buruk, antiseptik bir madde","example":"Tevekkeli dememişler: Kırkyıllık şap olur mu, şeker?"},{"pos":"n","definition":"İnce kum ve çimentoyla yapılan düzgün döşeme sıvası","example":"Bahçenin yolunu düzgün hale getirmek için şap döküldü."}]},"ŞAPEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Küçük kilise","example":"Köyün dışında eski bir şapel vardı, her hafta sonu orada dua ederdik."},{"pos":"n","definition":"Büyük kiliselerin içinde bir azizin adına ayrılmış küçük ibadet yeri","example":"Katedralin içinde birçok şapel bulunuyor, her biri farklı bir azizin anısına yapılmış."}]},"ŞAPHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şap çıkarılan yer; şap ocağı","example":"Dağ köylerinin yakınında eski bir şaphane vardı, burada yıllarca şap çıkarılmıştı."}]},"ŞAPIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Öperken veya bir şey yerken \"şap\" diye ses çıkarmak","example":null}],"lemma":"şapırdamak"},"ŞAPIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Öperken veya yemek yerken çıkan ses, şapırdama sesi","example":null}]},"ŞAPKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keçe, hasır, kumaş, ip vb. ile yapılan başlık","example":"Türkler başlık olarak 1925'te şapkayı kabul ettiler."},{"pos":"n","definition":"Yazılışları aynı okunuşları ve anlamları farklı Doğu kökenli sözleri birbirinden ayırt etmek ve bunlardaki g, k ünsüzlerini ince okutmak için kullanılan işaret","example":"Kâr kelimesindeki şapka kelimeyi daha yumuşak okutur ve kar kelimesi ile karışmasını önler."}]},"ŞAPLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şap\" diye ses çıkarmak","example":"Dalgalar kayalıklara vurdukça şaplayarak çevreye su saçıyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi şaplı su ile ıslatmak","example":"Tahtaları ziftle kaplamadan önce şaplı suyla iyice şaplamak gerekiyordu."}],"lemma":"şaplamak"},"ŞAPLAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şap\" diye ses çıkaran tokat","example":null}]},"ŞAPLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şap\" diye ses çıkarmak","example":"Dalgalar kayalıklara vurdukça şaplayarak çevreye su saçıyordu."},{"pos":"v","definition":"Bir şeyi şaplı su ile ıslatmak","example":"Tahtaları ziftle kaplamadan önce şaplı suyla iyice şaplamak gerekiyordu."}]},"ŞAPPADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ansızın, birdenbire","example":"Çocuk birden şappadak odadan çıktı ve herkes şaşkın bir şekilde baktı."},{"pos":"adv","definition":"Ani bir \"şapırtı\" sesi çıkararak","example":null}]},"ŞAPŞAL":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Aptalca davranışlarda bulunan, alık kimse","example":"Ne kadar şapşal davranıyorsun, bir şeyin doğru olup olmadığını düşünmeden hemen harekete geçiyorsun."},{"pos":"adj","definition":"Üstüne başına önem vermeyen, özen göstermeyen","example":"Bol geldiği için de onu büsbütün şapşal gösteren bej bir kostüm giymiş."}]},"ŞAPŞALAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Özenmeden, isteksizce iş yapan kimse","example":null}]},"ŞARABİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kırmızı şarap rengi","example":null},{"pos":"adj","definition":"Şarabi renginde olan","example":null}]},"ŞARAMPOL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kara yollarının kenarında yol düzeyinden aşağıda kalan bölüm","example":"Yol inşaatı sırasında, şarampol bölgesine yerleştirilen drenaj sistemi suyun birikmesini önlemeye yardımcı oldu."}]},"ŞARAP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzüm veya başka meyve sularını türlü yöntemlerle mayalandırarak elde edilen alkollü içki","example":"Bu bağdan toplanan üzümler, bölgedeki en kaliteli şarap üretimi için kullanılıyor."}]},"ŞARAPNEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Patladığında etrafa küçük parçalar saçan bir tür top mermisi","example":"Yere uzanınca tepesinde bir şarapnel patlamıştı."}]},"ŞARBON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli hayvanlarda, özellikle koyun ve sığırlarda görülen, deri veya mukoza yoluyla insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban yapan tehlikeli hastalık","example":"Veterinerler, şarbon hastalığını önlemek için hayvanlara düzenli aşılama yapmaktadır."},{"pos":"n","definition":"Şarbon mikrobu","example":"Şarbon, enfekte olan kişinin cildinde kara, ağrılı çıbanlara yol açarak tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlara neden olabilir."}]},"ŞARILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Su bol bol akarken \"şarıltı\" sesi çıkarmak","example":null}],"lemma":"şarıldamak"},"ŞARILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şarıldayan şeyin çıkardığı ses, şarıldama sesi","example":null}]},"ŞARJ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüklemek işi, tahmil","example":"Teknolojik cihazların bataryaları, şarj edilmeden düzgün çalışmaz."}]},"ŞARJÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Otomatik silahlarda, belli sayıda mermi taşıyan ve bu mermileri namluya arka arkaya sürmeye yarayan mekanizma","example":null}]},"ŞARKI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ezgi; müzik parçası; melodi","example":"Bu şarkı o kadar güzel ki, bir kez dinledikten sonra sürekli tekrar dinlemek istiyorsunuz."},{"pos":"n","definition":"Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi","example":"Konserdeki şarkıcıların gınası, dinleyicileri derinden etkiledi ve herkes onlara eşlik etti."}]},"ŞARLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Öfkeyle bağırmak","example":"Aniden yüzü kızardı ve tartışmada karşısındakine şarlamaya başladı."},{"pos":"v","definition":"Su bol bol akarken \"şarıltı\" sesi çıkarmak","example":"Deredeki su, taşlara çarpıp şarlayarak ilerliyordu."}],"lemma":"şarlamak"},"ŞARLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Öfkeyle bağırmak","example":"Aniden yüzü kızardı ve tartışmada karşısındakine şarlamaya başladı."},{"pos":"v","definition":"Su bol bol akarken \"şarıltı\" sesi çıkarmak","example":"Deredeki su, taşlara çarpıp şarlayarak ilerliyordu."}]},"ŞARLATAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi bilgi ve niteliklerini veya mallarını överek karşısındakini kandıran, dolandıran kimse","example":"Kim namuslu, kim dalavereci, kim şarlatan, laf ebesi ve dalkavuk, biliyordu."},{"pos":"n","definition":"Bilir geçinen kimse","example":"Ben şarlatan değilim, oğlum. Bu illetin devası bendedir."}]},"ŞARPİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Altı düz, üçgen biçiminde tek direkli, iki yelkenli, iki kişilik tekne","example":null}]},"ŞART":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey","example":"Kontratın kabulü için tüm şartların yerine getirilmesi gerekiyor."}]},"ŞARTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kirlenmiş sayılan bir şeyi en az üç, en çok kırk kez sudan geçirip kirli sayılmaktan kurtarmak","example":null}],"lemma":"şartlamak"},"ŞARTNAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Satın alma, satma, yaptırma, kiralama vb. işleri gerçekleştirmek isteyen tarafın düzenlediği, her iki tarafın da uymayı üstlendikleri şartların tespit edildiği resmî belge","example":null}]},"ŞARYO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı avcı uçaklarının kalkışını sağlayan fırlatma düzeni","example":"Şaryo, uçakları havalandırmak için kullanılan fırlatma rampasında büyük önem taşır."},{"pos":"n","definition":"Bir aletin veya aracın hareketli parçası","example":"Makine çalışmaya başlar başlamaz, şaryosu dönmeye başladı ve tüm sistem çalıştı."}]},"ŞASE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçine mendil, gecelik vb. şeyleri koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte, kumaştan koruncak","example":null}]},"ŞASİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Motorlu kara taşıtlarının iskelet bölümü","example":"Arabaların şasisi, taşıma gücünü ve sağlamlığını belirler."},{"pos":"n","definition":"Fotoğrafçılıkta içine duyarlı bir cam veya kâğıt konulan, yassı, ışık geçirmez kutu","example":"Fotoğraf makinelerinin şasisi, ışığa duyarlı malzeme için özel olarak tasarlanmıştır."}]},"ŞAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sığ sularda ağır yükleri taşımak için kullanılan, altı düz bir çeşit tekne","example":"Bordadan aşağı şatlara inip torbaları şata bırakarak eli boş geri dönüyor."}]},"ŞATAF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çalım; süs","example":"Çok şatafatlı bir kıyafetle salona girdi."}]},"ŞATAFAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı","example":null}]},"ŞATHİYAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ciddi bir düşünceyi, konuyu, şaka ve alay yollu anlatmak için yazılmış deyişler","example":null}]},"ŞATHİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yergiye, alaya, şakaya yer veren manzum eser","example":"Şairin bu şathiyeyi kime yazdığı bilinmiyor."},{"pos":"n","definition":"Tasavvuf konularını mizahlı bir biçimde işleyen, coşku halinde söylenen bir şiir türü","example":"Şathiye mutasavvıf şairler arasında kullanılan bir tarzdır."}]},"ŞATIR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşamaktan mutlu olduğunu davranışlarıyla belli eden","example":"Sabah erkenden uyanmış, neşeyle şarkı söyleyen birine bakarak, \"Ne kadar şatır bir insan!\" diye düşündüm."},{"pos":"adj","definition":"Tören ve alaylarda padişahın, vezirin yanında yürüyen görevliler","example":"Osmanlı alayında, padişahın hemen arkasında yürüyen iki şatır, heybetleriyle dikkat çekiyordu."}]},"ŞATO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Avrupa'da soylu kimselerin oturduğu, çevresi hendek, sur ve kulelerle çevrili konak","example":"Fransa’da gezerken tarihi bir şatoya rastladık ve ihtişamına hayran kaldık."},{"pos":"n","definition":"Geniş toprağı olan büyük konut","example":"Bir ahırdan farkı olmayan çiftlik binasını, bir yıl içinde bir küçük şato hâline soktum."}]},"ŞAVALAK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":null}]},"ŞAVK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji; erke; ziya; nur","example":null}]},"ŞAVKI":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Işık saçmak; parlamak","example":null}],"lemma":"şavkımak"},"ŞAVKIMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Işık saçmak; parlamak","example":null}]},"ŞAVUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç","example":null}]},"ŞAVULLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Derinlemesine incelemeden okumak","example":"Gazeteyi şöyle bir göz ucuyla şavulladım."},{"pos":"v","definition":"Yoklamak veya kollamak","example":"Kocasına düşen, gerçek niyetlerini ve duygularını böyle uzaktan şavullamak!"}],"lemma":"şavullamak"},"ŞAYAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaba dokunmuş, dayanıklı bir çeşit yün kumaş","example":"Arkasında siyah şayaktan bir sivil elbise vardı."},{"pos":"n","definition":"Bu kumaştan yapılmış elbise","example":"Beyaz şayaklar giymiş, kuvvetli, güzel, genç bir âşık."}]},"ŞAYAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir kimseye uygun olan","example":null}]},"ŞAYESTE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Uygun; yakışır","example":null}]},"ŞAYKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türklerin Karadeniz'deki ırmak kıyılarının korunmasında, Rus Kazakların kıyılara saldırmada kullandıkları altı düz, yayvan gemi","example":null}]},"ŞAYİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çoğu kimselerce duyulmuş, öğrenilmiş, kullanılmış veya benimsenmiş, özgünlüğü olmayan","example":"Onun dile getirdiği görüşler, zaten eskiden beri şayi olan düşüncelerdi."},{"pos":"adj","definition":"Bir şeyin her noktasıyla ilgisi bulunan pay","example":null}]},"ŞAYİA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yayılmış haber, yaygın söylenti","example":null}]},"ŞAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bir bütünün veya kurala uymayan","example":null}]},"ŞAİBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen","example":"Seçim sonuçlarına şaibe karıştırıldığı iddiaları gündemi uzun süre meşgul etti."},{"pos":"n","definition":"Eksik olma durumu, eksik olan miktar","example":"Projenin finansmanında bir şaibe olduğu söylentisi hızla yayıldı."}]},"ŞAİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiir söyleyen veya yazan kimse","example":"İnsanın şair olup şiir söyleyeceği geliyor."},{"pos":"adj","definition":"Hayal gücü geniş olan, duyarlı, duygulu kimse","example":"Şair ruhlu bir adam"}]},"ŞAİRANE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şaire yakışır biçimde; şair gibi","example":"Eylül sonlarına doğru böyle şairane gökyüzüne bakardı."},{"pos":"adj","definition":"Şair niteliği taşıyan","example":"Şairane bir duygu yoğunluğu içinde yazılmış bu metin, edebiyat dünyasında büyük takdir topladı."}]},"ŞAİRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadın şair","example":null}]},"ŞAŞ":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek","example":"Bu bulgular karşısında bilim adamları çok şaşırdı."},{"pos":"v","definition":"Şaşırmak, şaşakalmak","example":"Yüksek bir ses duyunca şaşarak arkasına döndü."}],"lemma":"şaşmak"},"ŞAŞAA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Büyüklüğü, görünüşü veya güzelliğiyle görenleri etkileyen olma durumu, göz alıcı","example":"Bu kadar şaşaaya gerek var mıydı?"},{"pos":"n","definition":"Bir ışık kaynağının verdiği ışığın, göz gibi bir alıcının üzerinde yaptığı etki","example":"O gece, sahnedeki ışıkların şaşaası göz kamaştırıcıydı."}]},"ŞAŞAKAL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek","example":null}],"lemma":"şaşakalmak"},"ŞAŞALA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek","example":null}],"lemma":"şaşalamak"},"ŞAŞI":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Birbirine paralel görme ekseni olmayan göz veya kimse","example":null},{"pos":"adv","definition":"Gözlerini çarpıtarak","example":null}]},"ŞAŞIR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek","example":"Bu bulgular karşısında bilim adamları çok şaşırdı."},{"pos":"v","definition":"Doğru, gerçek ve gerekli olanı ayırt edemeyecek duruma gelmek","example":"Hastasını muayene ederken başında bulundular mı hele söz söylediler mi eli ayağı dolaşır, ya kalbi bulamaz ya nabzı şaşırır."}],"lemma":"şaşırmak"},"ŞAŞIRMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek","example":"Bu bulgular karşısında bilim adamları çok şaşırdı."},{"pos":"v","definition":"Doğru, gerçek ve gerekli olanı ayırt edemeyecek duruma gelmek","example":"Hastasını muayene ederken başında bulundular mı hele söz söylediler mi eli ayağı dolaşır, ya kalbi bulamaz ya nabzı şaşırır."}]},"ŞAŞKALOZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şaşkın kimse","example":"Şaşkolozun tekidir, her şeye şaşırıp durur."},{"pos":"adj","definition":"Şaşı kimse","example":"Gözlerindeki kayma ona şaşkaloz bir görüntü veriyordu."}]},"ŞAŞKIN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zekâ düzeyi gelişmemiş kimse, anlayışı kıt olan, kavrayışsız","example":"Çok kafası basmayan şaşkın bir çocuktur."},{"pos":"adj","definition":"Düşünceleri dağılmış, karışmış, ne yapacağını bilemez duruma gelmiş","example":"Şaşkınım, çenem, dudaklarım, dilim sanki artık beni dinlemiyorlar."}]},"ŞAŞMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Umulmayan, beklenmeyen veya olağanüstü bir olay, bir olgu karşısında ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek","example":"Bu bulgular karşısında bilim adamları çok şaşırdı."},{"pos":"v","definition":"Şaşırmak, şaşakalmak","example":"Yüksek bir ses duyunca şaşarak arkasına döndü."}]},"ŞAŞMAZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Değişmez ve yanılmaz nitelikte olan","example":"O, gerçekte ne anlatıyorsa o anlattıklarının şaşmaz bir gözlemcisi."}]},"ŞEAMET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bazı olaylarda görülen ve insana kötülük getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan güç","example":null}]},"ŞEB":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güneş battıktan gün ağarıncaya kadar geçen süre","example":null}]},"ŞEBABET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gençlik yılları","example":"Şebabetinde yaptığı çılgınca geziler, onun en güzel anılarıydı."}]},"ŞEBBOY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Turpgillerden, güzel kokulu, dar yapraklı, değişik renkli çiçekleri olan, çok yıllık ve otsu bir süs bitkisi","example":null}]},"ŞEBEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle Afrika'nın dağlık bölgelerinde yaşayan, uzun veya kısa kuyruklu türleri olan maymun","example":null},{"pos":"adj","definition":"Çirkin ve arsız kimse","example":null}]},"ŞEBEKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ülke çapında yaygınlaştırılmış ulaşım ve iletişim örgüsü","example":"Şebeke altyapısının güçlendirilmesiyle tüm şehirlerde daha hızlı iletişim sağlandı."},{"pos":"n","definition":"Üniversite öğrencilerinin kimlik kartı","example":"Şebekemi evde unuttuğum için beni okula almadılar."}]},"ŞEBEKLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Primatların alt takımı","example":null}]},"ŞEBNEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Havada buğu durumundayken akşamın ve gecenin serinliğiyle yerde veya bitkilerde toplanan küçük su damlaları","example":null}]},"ŞEBİARUS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düğün gecesi","example":"Şebiarus düğün gecesi anlamına gelmekle birlikte Mevlana'nın vefatı için kullanılır."}]},"ŞECAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güçlü ve cesur olma durumu, kahramanca davranış","example":null}]},"ŞECERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kişinin veya bir ailenin en uzak atasından başlayarak bütün kollarını belirten çizelge","example":"Ailemizin tarihini öğrenmek için dedem şecereyi çıkarmış, her bir kuşağı yazmış."},{"pos":"n","definition":"Atların soyunun yazılı olduğu çizelge","example":"Atların nasıl şecereleri varsa, bu kilimlerin, halıların da öyle şecereleri vardır."}]},"ŞECİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yürekli; yiğit","example":null}]},"ŞEDDADİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok büyük ve sağlam yapı","example":null}]},"ŞEDDE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Arap yazısında, bir ünsüzün iki kez okunması gereken harfin üstüne konulan işaret","example":null}]},"ŞEDİT":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Gücü olan, şiddetli, kuvvetli","example":"Fırtına o kadar şedit esiyordu ki sahilde durmak imkânsızdı."}]},"ŞEF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir işte başta bulunan, yöneten kimse; aşçıbaşı","example":"Restoranın şefi bize yeni bir tatlı getirdi."}]},"ŞEFAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinin suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için o kimseyle Tanrı arasında peygamberin yaptığı aracılık","example":null}]},"ŞEFFAF":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan cisim","example":"Acaba Saffet'in vaktiyle nişanlısı olduğunu söylese Mazlume ile başlayan bu billur gibi şeffaf sevgi bulutlanır mıydı?"}]},"ŞEFKAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Acıyarak ve koruyarak sevme","example":null}]},"ŞEFTALİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gülgillerden, ılıman bölgelerde yetişen, 8-10 metre yükseklikte, pembe renkli bir ağaç","example":"Bahçedeki şeftali bu yıl bol meyve verdi."},{"pos":"n","definition":"Bu ağacın tatlı ve sulu meyvesi","example":"Hemen şeftali, portakal, mevsimlik sulu meyve, ne varsa satmaya başlıyorum."}]},"ŞEFİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Acıyarak ve koruyarak seven","example":null}]},"ŞEHADET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren olma durumu veya işi","example":"Dünya karşısında Türk'ün kendi kendisi için yapacağı şehadet daha adamakıllı yapılmamıştır."},{"pos":"n","definition":"Yüksek bir ülkü uğrunda ölme; şehit olma","example":"O, vatanı için şehadet şerbetini içen kahramanlardan biridir."}]},"ŞEHEVİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kösnüyle ilgili; erotik","example":null}]},"ŞEHLA":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kusurlu sayılmayacak kadar hafif şaşı göz","example":null}]},"ŞEHNAME":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hükümdarların niteliklerini, üstün başarılarını anlatan, mesnevi biçiminde yazılmış manzume","example":"Şehnamelerde Osmanlı sultanlarının zaferleri hikaye edilirdi."},{"pos":"n","definition":"Manzum olarak yazılmış tarih","example":"Şehname, kahramanlık ve savaşlar üzerine yazılmış önemli bir eserdir."}]},"ŞEHNAZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir makam adı","example":null}]},"ŞEHRİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çorba ve pilavda kullanılan, türlü biçimlerde kesilerek kurutulmuş buğday unu hamuru","example":null}]},"ŞEHVANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kösnüyle ilgili; erotik","example":"Bu kitap şehvani tasvirlerler dolu, çocuklara okutmak için uygun değil."},{"pos":"adj","definition":"Şehvete aşırı derecede düşkün olan kimse; şehvetli","example":"O pek şehvani biridir ve bunu kimseden gizlemez."}]},"ŞEHVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aşırı istek","example":"Her sabah masamıza yeni bir şehvetle geçtik."}]},"ŞEHZADE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Padişahların ve oğullarının erkek çocuklarına verilen san","example":null}]},"ŞEHİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nüfusunun çoğu ticaret, sanayi, hizmet veya yönetimle ilgili işlerle uğraşan, genellikle tarımsal etkinliklerin olmadığı yerleşim alanı","example":"Şehirdeki ticaret ve sanayi yoğunluğu, onu verimli bir site haline getirmişti."}]},"ŞEHİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen kimse","example":"Ey mavi göklerin kızıl ve beyaz süsü. Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü."}]},"ŞEKAVET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Soygun yapma","example":"Eşkiyalar gibi şekavete, çalıp çırpmaya mı özeniyorsun sen?"}]},"ŞEKEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İsrail para birimi","example":null}]},"ŞEKER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yiyecekleri tatlandırmak için kullanılan tatlı madde","example":"Çayına iki şeker attı."}]},"ŞEKERLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"İçine şeker koymak; şekerle tatlandırmak","example":null}],"lemma":"şekerlemek"},"ŞEKLEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Biçim bakımından, biçim yönünden","example":null}]},"ŞEKLİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Biçimle ilgili; biçimsel; formel","example":null}]},"ŞEKVA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hoşnutsuzluk belirten söz veya yazı","example":"Şekva dolu bir mektup bırakıp evi terk etmiş."}]},"ŞEKİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü","example":null},{"pos":"n","definition":"Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim","example":null}]},"ŞEKİLDAŞ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Biçimleri aynı olan","example":null}]},"ŞEKİLLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şey belli bir biçim kazanmak","example":"Adam konuştukça yaşamımın bir bölümü şekilleniyor, bazı kısımları sanki açıklığa kavuşuyordu."}],"lemma":"şekillenmek"},"ŞELALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir akarsuyun, yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer","example":null}]},"ŞELEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sırtta taşınan yük","example":"Çoban, şelek dolusu odunla yokuşu tırmanıyordu."},{"pos":"n","definition":"Boynuzunun biri kırık hayvan","example":"Sürünün en yaşlısı olan şelek, otlakta başı çekiyordu."}]},"ŞELF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karaları çevreleyen ve karalardan sayılan, 200 metre derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri","example":"Şelf alanlarında petrol ve doğal gaz arama çalışmaları yoğunlaşmıştı."}]},"ŞEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Mum; balmumu","example":"Beni candan usandırdı cefadan yâr usanmaz mı / Felekler yandı ahımdan muradım şemi yanmaz mı?"}]},"ŞEMA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir aletin, bir aracın veya bir biçimin ana çizgilerini gösteren çizim","example":"Öğretmen, elektrik devresinin şemasını tahtaya çizerek anlatımı daha kolay hale getirdi."},{"pos":"n","definition":"Bir edebiyat eserinin, bir tasarının planı","example":"Romanın şeması üzerinde günlerce çalıştı, her detayı planladı."}]},"ŞEMATİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şema biçiminde","example":"Kullanım kılavuzunda cihazın şematik bir çizimi de yer alıyordu."}]},"ŞEMAİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın yaradılış ve ruh özelliklerinin bütünü","example":"Onun şemaili, cömertliği ve derin anlayışıyla çevresindekilere güven verirdi."},{"pos":"n","definition":"Dış görünüş","example":"Şemaili çok zarif ve etkileyiciydi, girdiği her ortamda hemen fark edilirdi."}]},"ŞEMPANZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Primatlardan, ayakları beş parmaklı, tek yavru doğuran, iyi tırmanıcı olan, ormanlarda yaşayan bir maymun türü","example":null}]},"ŞEMS":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi","example":null}]},"ŞEMSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yazma kitapların cildine, baş sayfalarının üst bölümüne veya kumaşlara, kapı, pencere vb. yerlere işlenen veya çizilen güneş biçiminde süs","example":null}]},"ŞEMSİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Güneşle ilgili","example":null}]},"ŞEMSİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir sapın üzerinde esnek tellere gerilmiş, açılıp kapanabilen, yağmur ve güneşten korunmak için kullanılan, su geçirmez kumaştan yapılmış taşınabilir eşya","example":"Yağmur başlar başlamaz şemsiyemi açtım."},{"pos":"n","definition":"Aynı noktadan çıkan eşit uzunluktaki sapçıkların ucunda bulunan şemsiye görünüşündeki çiçek topluluğu","example":"Geçen aldığım japon şemsiyesini güzel bir saksıya yerleştirdim."}]},"ŞEN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Yaşamaktan mutlu olduğunu davranışlarıyla belli eden","example":"O kadar şen bir insandı ki, etrafındaki herkes onun neşesinden etkilenirdi."},{"pos":"adj","definition":"Neşe veren, neşelendiren; eğlenceli","example":"Şen kahkahalar yükseliyorken evinizden / Bendim geçen ey sevgili sandalla denizden"}]},"ŞENAAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alçakça davranış","example":null}]},"ŞENDERE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tekir cinsinden bir balık","example":"Akşam yemeği için fırında şendere pişirdim."},{"pos":"n","definition":"Kaplamacılıkta kullanılan ince tahta","example":"Evin kaplaması için şendere kullanmaya karar verdik, çünkü daha dayanıklı olacak."}]},"ŞENEL":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek","example":"Bahçedeki meyveler şenelmiş, gecikmeden toplayalım."},{"pos":"v","definition":"Neşeli, sevinçli duruma gelmek","example":"Öğle yemeğinden sonra herkes şenelmiş, günün geri kalanını daha neşeli geçirmişlerdi."}],"lemma":"şenelmek"},"ŞENELMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek","example":"Bahçedeki meyveler şenelmiş, gecikmeden toplayalım."},{"pos":"v","definition":"Neşeli, sevinçli duruma gelmek","example":"Öğle yemeğinden sonra herkes şenelmiş, günün geri kalanını daha neşeli geçirmişlerdi."}]},"ŞENLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Neşeli, sevinçli duruma gelmek","example":"Konuşmalarından ve kahkahalarından anlaşılıyordu ki, akşamın ilerleyen saatlerinde herkes şenlenmişti."},{"pos":"v","definition":"Canlılık, hareket kazanmak","example":"O arkadaş gelince hepimiz şenleniriz"}],"lemma":"şenlenmek"},"ŞENLİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku","example":"Takımın galibiyeti, tribünlerde büyük bir şenlik havası estirdi."},{"pos":"n","definition":"Belli bir sanat dalında oyun ve filmlerin sunulması ve gösterilmesi sonunda ödül, derece verilmesi biçiminde düzenlenen ulusal veya uluslararası gösteri dizisi","example":"Bu yıl düzenlenen film şenliğinde en iyi yönetmen ödülünü genç bir sinemacı kazandı."}]},"ŞENİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kötü, çirkin, alçakça, utanç verici","example":"En büyük fedakârlığı, en şeni cinayeti de aynı kolaylıkla işlerler."}]},"ŞENİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gerçek olan, var olan şeylerin tümü","example":null}]},"ŞEPİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hamurdan çok ince açılarak sacda pişirilen ekmek","example":null}]},"ŞER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alçakça davranış","example":"Aklı hiç hayra çalışmaz, hep şer peşindedir."},{"pos":"adj","definition":"İyi nitelikte olmayan, kötü","example":null}]},"ŞERAN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Şeriat bakımından","example":null}]},"ŞERARE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası","example":null}]},"ŞERAİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şartlar; koşullar","example":"Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır."}]},"ŞERBET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek","example":"Biraz sonra gümüş bir tepsi içinde ahududu şerbeti getirdiler."},{"pos":"n","definition":"Bazı maddelerin suda eritilmişi","example":"Çimento şerbeti. Gübre şerbeti."}]},"ŞERBETLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Yılan ve benzeri hayvanların sokmaması veya soktuğunda zehrin etkisiz olması için bir kimseyi afsunlamak","example":"Köyün yaşlısı, yılanların zararından korusun diye çocuğu şerbetledi."},{"pos":"v","definition":"Tarımda toprağın verimini artırmak için bitkiye gübre suyu vermek","example":"Çiftçi, tarladaki sebzelerin daha hızlı büyümesi için toprağı şerbetlemeyi ihmal etmedi."}],"lemma":"şerbetlemek"},"ŞEREF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer","example":"Onun için şeref, para ya da mevki kazanmaktan çok daha önemliydi."},{"pos":"n","definition":"Erdem, gözü peklik ve yetenekle kazanılmış iyi şöhret","example":"Cesareti ve liderliği sayesinde savaşta büyük bir şeref kazandı."}]},"ŞEREFE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçki içilirken kadeh kaldırarak karşısındakine değer verildiğini belirtmek için söylenen söz","example":"Yeni işinin başarılarla dolu olmasını dilerim, diyerek kadehini kaldırdı ve Şerefe! dedi."},{"pos":"n","definition":"Minarenin gövdesini çepeçevre dolaşan, korkuluklu, ezan okunan yer","example":"İstanbul'un kandilleri bile yanmayan şerefelerinde eski ışıkları arar."}]},"ŞEREFLEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şeref duymak","example":null}],"lemma":"şereflenmek"},"ŞEREFYAP":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şeref kazanan kimse","example":null}]},"ŞEREFİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir yer bayındır duruma getirildiğinde çevrede bulunan mülklerin değeri arttığından, sahiplerinden belediyece alınan para","example":"Yol genişletme çalışması tamamlandıktan sonra mahalledeki evlerden şerefiye alınacağı duyuruldu."},{"pos":"n","definition":"Kooperatiflerde üst katlardaki evlerin veya caddeye bakan evlerin sahiplerinden alınan fazla ücret","example":"Caddeye bakan dairenin şerefiye farkını ödemek istemeyen alıcı, iç kısımdan bir daire almayı tercih etti."}]},"ŞERGİL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Askıntı; baş belası","example":null}]},"ŞERH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Nitelik değişikliğini anlama","example":"Yeni yönetmeliklerin eski kurallara getirdiği nitelik değişikliklerini şerh etmek için bir komite kuruldu."},{"pos":"n","definition":"Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktalarına kadar gözden geçirerek anlatma","example":"Seminer dersinde sunum yapan öğrenci, makalenin zor kısımlarını şerh ederek anlattı."}]},"ŞERHA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik","example":"Kaza sırasında kolunda oluşan şerha, uzun süre iyileşmedi."},{"pos":"n","definition":"Bir bütünden ayrılmış dilim, parça","example":"Tahtadan ayrılan şerha, marangozun işini güçleştirdi."}]},"ŞERÇ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği","example":null}]},"ŞERİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kuran'daki ayetlere, Hz. Muhammed'in sözlerine dayanan İslam kanunu ile ilgili","example":null}]},"ŞERİAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kuran'daki ayetlere, Hz. Muhammed'in sözlerine dayanan İslam kanunu, hukuku","example":"Müslüman ülkelerde birçok yasa, şeriat hükümlerine dayandırılmıştır."}]},"ŞERİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kutsal; şerefli","example":"Kabe-i Şerif, Müslümanların en kutsal ibadet merkezidir."},{"pos":"n","definition":"Büyük Britanya'da kendi bölgesi içinde kralı temsil eden, yasalara saygı gösterilmesini sağlamakla görevli yönetici","example":"Eskiden Büyük Britanya’da her bölgenin bir şerifi vardı ve yasaların uygulanmasını denetlerdi."}]},"ŞERİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kötü, kötülükçü, fesat kimse","example":null}]},"ŞERİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Herhangi bir maddenin dar, düz, ince ve uzun parçası","example":"Film şeridini bana ver."},{"pos":"n","definition":"Dar, uzun parça ve özellikle dokuma veya kumaş parçası","example":"İpek şerit / Yün şerit"}]},"ŞERİTLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şeritle süslemek; şerit geçirmek","example":"Yollar daha dün şeritlendi."}],"lemma":"şeritlemek"},"ŞERİTLER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çok hücrelilerin ilkel solucanlar dalının yassı solucanlar sınıfından, ergin halde omurgalı hayvanların bağırsaklarında iç asalak olarak yaşayan, bir takım vücutları baş ve boyundan oluşan skoleks ile proglotis denilen bölmelerden oluşan bir takım; tenyalar","example":null}]},"ŞERİYE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kuran'daki ayetlere, Hz. Muhammed'in sözlerine dayanan İslam kanunu ile ilgili","example":null}]},"ŞET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sıkarak bağlama","example":"Halatı kazığa sıkıca şet ederek gemiyi sabitlediler."},{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde bir makamı kendi perdelerinden daha tiz veya pes perdelerde çalma işi","example":"Sanatçı, nihavend makamını şet ederek dinleyicilere farklı bir tını sundu."}]},"ŞETARET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku","example":null}]},"ŞETLANT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Shetland adalarında yetişen koyun türünün yününden yapılan kumaş, örgü vb","example":null}]},"ŞETİM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sövmek için söylenen söz","example":null}]},"ŞEV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnişli yer, dağ sırtı, tepe","example":null},{"pos":"adj","definition":"Yatay bir çizgi veya düzlemle açı oluşturacak biçimde olan","example":null}]},"ŞEVAHİT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şahitler; tanıklar","example":null}]},"ŞEVK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku","example":"Başarının verdiği şevk, onu yeni projelere yönlendirdi."},{"pos":"n","definition":"İstek, eğilim, arzu","example":"Bütün gençlik heyecanlarımızın, şevklerimizin, çabalarımızın mesnedi olan ve adına Atatürk ilkeleri dediğimiz inançlar..."}]},"ŞEVKEFZA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Klasik Türk müziğinde III. Selim tarafından düzenlenmiş bir birleşik makam","example":null}]},"ŞEVKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Erdemleri bakımından çok büyük olma durumu","example":null}]},"ŞEVVAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hicri takvime göre ramazandan sonra gelen ay","example":null}]},"ŞEY":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık","example":"Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir."},{"pos":"n","definition":"Madde, eşya, söz, olay, iş, durum ve benzerinin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz","example":"İnsan bir şeyin değerini ondan yoksun kalınca anlıyor."}]},"ŞEYH":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tarikat kurucusu, bir tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış olan kimse, tarikat büyüğü veya tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse","example":"Şeyh, dervişleri topladı ve yeni öğretilerini paylaştı."},{"pos":"n","definition":"Arap kabile ve aşireti başkanı","example":"Şeyh, kabilesinin çıkarlarını korumak için diplomatik görüşmeler yaptı."}]},"ŞEYTAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hazreti Adem'e secde etmediği için cennetten kovulan, insanları Allah'ın emirlerine karşı kışkırtan, kötülüğe yönelten melek","example":"Şeytan, Adem'e secde etmemiş ve insanları kötü yola sürüklemeye çalışmıştır."},{"pos":"n","definition":"Kötü düşünceli, kötü niyetli kimse","example":"Ben senin yüreğine giren şeytanı bildim."}]},"ŞEYTANET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kurnaz olma durumu veya kurnazca iş","example":"O, yaptığı şeytanlıkla herkesi kandırmayı başardı ve hedeflerine ulaştı."}]},"ŞEYTANİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şeytana yaraşır bir biçimde, kurnazca","example":"Bir millete yapılabilecek sinsi ve şeytani hücum onun vicdanından mazisini almak, hafızasında mazisini yok etmektir."},{"pos":"adj","definition":"Şeytanla ilgili","example":"Hikâyedeki karakter, şeytani güçlerle anlaşmaya girerek kötü yollara sapmıştı."}]},"ŞEZLONG":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine uzanılabilecek biçimde ayarlanan, döşeme yerine bez gerilen bir tür taşınabilir koltuk","example":"Uzun parmakları ile kumral saçının saçak köklerindeki beyazları örterek şezlongu üstünde bir daha doğruldu."}]},"ŞEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Beşten sonra gelen sayının adı","example":null}]},"ŞEŞBEŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavla oyununda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün beşli gelmesi","example":null}]},"ŞEŞCİHAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavla oyununda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün dörtlü gelmesi","example":null}]},"ŞEŞPER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Savaş araçlarından altı dilimli topuz","example":null}]},"ŞEŞYEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavla oyununda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün birli gelmesi","example":null}]},"ŞEŞÜDÜ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavla oyununda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün ikili gelmesi","example":"Tavla oynarken tam ihtiyacı olan anda şeşüdü geldi ve oyunu kazanmaya çok yaklaştı."}]},"ŞEŞÜSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavla oyununda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün üçlü gelmesi","example":null}]},"ŞIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Zarif, güzel giyimli","example":"Bugün çok şıksın."},{"pos":"n","definition":"Bir sorudaki seçeneklerden her biri","example":null}]},"ŞIKIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birbirine çarpan metal nesneler şıkırtı sesi çıkarmak","example":"Demir gagalı geveze leylekler gibi durmadan şıkırdayan makamları dinliyordum."},{"pos":"v","definition":"Aydınlanmak; parlamak","example":"Yeni takılan avize, odanın ortasında şıkırdayarak ışıldıyordu."}],"lemma":"şıkırdamak"},"ŞIKIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şıkırdama sonucu çıkan ses","example":null}]},"ŞIKŞIK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çıngıraklı çocuk oyuncağı","example":null}]},"ŞIMAR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendisine gösterilen sevgi ve saygıdan veya verilen değerden yüreklenerek yersiz ve aşırı davranışlarda bulunmak","example":null}],"lemma":"şımarmak"},"ŞIMARIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendisine gösterilen sevgi ve saygıdan veya verilen değerden yüreklenerek yersiz ve aşırı davranışlarda bulunan","example":null}]},"ŞIMARMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Kendisine gösterilen sevgi ve saygıdan veya verilen değerden yüreklenerek yersiz ve aşırı davranışlarda bulunmak","example":null}]},"ŞINAV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yüzüstü yere uzanılıp eller omuz açıklığında yere dayalı bir biçimde, ayak parmakları üzerinde, bel ve dizler bükülmeden dirseklerin yukarı aşağı doğru indirilip kaldırılmasıyla yapılan bir beden hareketi","example":null}]},"ŞINGIL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir salkımı oluşturan küçük salkımlardan her biri","example":"Üzümün her şıngılı dolgun ve tatlıydı."},{"pos":"n","definition":"Küçük ve parlak süs","example":"Gökyüzünü yıldızlar Noel ağacının şıngılları gibi süslemiş, pırıldıyorlar."}]},"ŞINGIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Küçük şeyler bir yere çarpıp düşerken veya birbirine değerken çınlama sesi çıkarmak","example":"Arabayı koştururken boyunlarındaki ziller güzel şıngırdıyordu atların."}],"lemma":"şıngırdamak"},"ŞINGIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şıngırdama sonucu çıkan ses","example":null}]},"ŞIP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Düşen su damlasının çıkardığı ses","example":null}]},"ŞIPIDIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Ökçesiz ve arkalıksız terlik veya pabuç","example":null}]},"ŞIPIRDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Su vb. hiç ara vermeksizin, damla damla akarken \"şıp\" sesi çıkarmak","example":null}],"lemma":"şıpırdamak"},"ŞIPIRTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şıpırdama sesi","example":null}]},"ŞIPKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Torpidolara karşı ve daha başka işler için gemilerde kullanılan halattan örülmüş ağ","example":null}]},"ŞIPPADAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Birdenbire ve beklenmeyen bir zamanda","example":null}]},"ŞIPSEVDİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Görür görmez seven, âşık olan kimse","example":"O şıpsevdinin biridir, herkese âşık olur."}]},"ŞIPŞIP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ökçesiz ve arkalıksız terlik; şıpıdık","example":"Bütün gün şıpşıplarını ayağından çıkarmadan dolaştı."}]},"ŞIRA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Henüz mayalanmamış üzüm suyu","example":"Yemekten önce bir bardak taze şıra içmek serinletti."},{"pos":"n","definition":"Bazı meyve ve sebzelerin özü","example":"Şeftalilerin suyunu sıkarak mis gibi bir şıra hazırladı."}]},"ŞIRAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir nesne başka bir nesneye birdenbire, şiddetle çarptığında çıkan hışırtılı, sert ses","example":null}]},"ŞIRILDA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Su vb. akarken veya dökülürken şırıl şırıl ses çıkarmak, şırıltıyla akmak","example":null}],"lemma":"şırıldamak"},"ŞIRILTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şırıldayan suyun çıkardığı ses","example":null}]},"ŞIRINGA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kaslar veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek için kullanılan bir tür pompa, araç","example":"Hemşire, ilacı şırınga ile hastanın koluna enjekte etti."},{"pos":"n","definition":"Havayı, sıvıları emmeye veya itmeye yarayan alet","example":"Çocuk, oyuncak şırınga ile arkadaşlarına su püskürtüyordu."}]},"ŞIRLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şırıl şırıl ses çıkararak akmak","example":null}],"lemma":"şırlamak"},"ŞIRLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şırıl şırıl ses çıkararak akmak","example":null}]},"ŞIRLAĞAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Susam tanelerinden çıkarılan yağ","example":"Köyde üretilen doğal şırlağan, yemeklere eşsiz bir lezzet katıyordu."}]},"ŞIRNAK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri","example":null}]},"ŞIVGIN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yeni oluşmuş körpe ve küçük dal veya yaprak","example":"İlkbahar geldiğinde ağaçlar şıvgın dallarla süslenmişti."},{"pos":"n","definition":"Fırtınayla yağan yağmur","example":"Şıvgın bir yağmur altında eve varmaya çalışıyordu."}]},"ŞLEMPE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanelerin, melasın fermantasyonuyla veya damıtma yoluyla alkolün alınmasından sonra geriye kalan çok sulu hâldeki lapa","example":null}]},"ŞNORKEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başı su altında tutarak yüzmeyi sağlayan soluk alma borusu","example":"Şnorkeli ısırıyordu, kauçuk ağızlığa basbayağı geçirmişti dişlerini."},{"pos":"n","definition":"Dizel motorlu denizaltının su altında uzun süre kalmasını sağlayan düzen","example":"Denizaltının modern şnorkel sistemi, operasyonu başarılı kıldı."}]},"ŞNİTZEL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tavuk etinin galeta ununa bulanıp kızartılması ile yapılan bir tür yemek","example":null}]},"ŞOFBEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gaz veya elektrikle çalışarak sıcak su sağlayan araç","example":null}]},"ŞOFÖR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karada kullanılan motorluya da motorsuz araçları sürüp yöneten kimse","example":null}]},"ŞOK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ani ve güçlü bir sarsıntı; büyük şaşkınlık","example":"Haberi duyunca şoka girdi."}]},"ŞOKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birdenbire şaşırmak, hoşa gitmeyecek bir şey yapmak\" anlamlarındaki şoke etmek ve \"birdenbire şaşırmak, hoşa gitmeyecek bir şeyle karşılaşmak\" anlamlarındaki şoke olmak deyimlerinde kullanılan bir söz","example":null},{"pos":"adj","definition":"`Birdenbire şaşırtmak, hoşa gitmeyecek bir şey yapmak` anlamlarındaki şoke etmek ve `birdenbire şaşırmak, hoşa gitmeyecek bir şeyle karşılaşmak` anlamlarındaki şoke olmak deyimlerinde kullanılan bir söz","example":null}]},"ŞOKOLA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çikolata, şeker, su veya sütle yapılan sıcak içecek","example":null}]},"ŞOLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Peru para birimi","example":null}]},"ŞOM":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kendinde kötülük getirdiğine inanılan belirti veya güç bulunan, sıkıntılı","example":null}]},"ŞOPAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çingene çocuğu","example":"Çalgı sesini duyan bütün şoparlar çadırlardan fırlayıp çevremizi kuşatıyorlardı."},{"pos":"adj","definition":"Kendisine gösterilen sevgi ve saygıdan veya verilen değerden yüreklenerek yersiz ve aşırı davranışlarda bulunan","example":null}]},"ŞORLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Su vb. \"şor\" diye ses çıkararak akmak","example":null}],"lemma":"şorlamak"},"ŞORLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Su vb. \"şor\" diye ses çıkararak akmak","example":null}]},"ŞOROLO":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kadınlaşmış, kadın kılığına girmiş olan ve ahlak dışı ilişkiler için kullanılan erkek","example":null}]},"ŞOROLOP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz","example":null},{"pos":"adv","definition":"Birdenbire ve hırsla yutmak","example":null}]},"ŞORT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle bazı sporları yaparken giyilen, paçaları dizlerin yukarısında başlayan kısa pantolon","example":null}]},"ŞOSE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle taş kırıkları üzerine kum döşenip silindir geçirilerek yapılan yol","example":"Şosede bir otomobil olmaktan geçtik, rayında bir tramvay gibi kendi başımıza hareket edebilsek o da yeterdi."}]},"ŞOSET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kısa çorap","example":null}]},"ŞOSON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kumaş veya ince deriden, çoğunlukla düz topuklu, ayağı bütünüyle saran ayakkabı","example":"Yahya Kemal'in redingotu biraz tozlanmıştı. Şosonları gümüş rengiydi."}]},"ŞOV":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerinin yer aldığı gösteri","example":null}]},"ŞOVEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şovenizmden yana olan kimse, görüş vb","example":null}]},"ŞOVENİZM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslararasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım","example":null}]},"ŞOVMEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şov yapan kimse, gösteri adamı","example":null}]},"ŞOVRUM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sergi salonu","example":null}]},"ŞUA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti","example":null}]},"ŞUBAT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yirmi sekiz, artık yıllarda yirmi dokuz gün süren, yılın ikinci ayı","example":"Şubat ayının gücü, bu yıl 29 gün olmasına rağmen, kışın ağır şartlarına rağmen geçmek bilmedi."}]},"ŞUBE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri","example":"Hayvanlar iki şubeye ayrılır; Birhücreliler ile çokhücreliler"},{"pos":"n","definition":"Bir kurumun, bir kuruluşun alt mevkilerindeki iş yerlerinden her biri","example":"Askerlik şubesi. Banka şubesi"}]},"ŞUFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir mülk kaça satın alınmışsa, o mülke o para ile sahip olma","example":null}]},"ŞUH":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Neşeli ve serbest kadın","example":"O şûh-ı dilbâz bana eder nâz / Hüsnüyle mümtâz gāyet dilârâ"}]},"ŞULE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı","example":"Bütün ordunun kalbini Duatepe'den çıkan kurtuluş şulesi aydınlatmış."}]},"ŞUNCACIK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Pek az, çok az, çok az","example":null}]},"ŞURA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için bir araya gelmiş kimseler topluluğu","example":"Şura, toplantıda alınacak kararların herkesin yararına olmasına özen gösterdi."},{"pos":"n","definition":"Anlatana veya söyleyene göre biraz uzakta olan yer; şu yer","example":"Kitaplık şura yerleştirilecek, eşyalar ise buraya taşınacaktı."}]},"ŞURUP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çeşitli meyve özleri ve şekerin kaynatılmasıyla elde edilen içecek","example":"Pastanın üzerini süslemek için koyu kıvamlı çilek şurubu kullanıldı."},{"pos":"n","definition":"Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet","example":"Sen hele şu kadayıfın şurubuna bir göz atıver."}]},"ŞUT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Futbolda bir oyuncunun topu kaleye sokmak için ayağıyla yaptığı sert ve hızlı vuruş","example":"Sol ayağımla değil şutu atmak, topa dokunmak bile mümkün olmaz."}]},"ŞUTLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden sürüp çıkarmak, çıkarıp atmak","example":null}],"lemma":"şutlamak"},"ŞUTLAMAK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir yerden sürüp çıkarmak, çıkarıp atmak","example":null}]},"ŞUUR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği","example":"Hayatımızda bozukluğunu, yokluğunu içlerimiz burkularak duyduğumuz ne vardır ki millî şuur eksikliğinden gelmesin?"},{"pos":"n","definition":"Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci","example":"Şuur, insanın kendisini ve çevresini anlamlandırmasını sağlayan temel bir yetenektir."}]},"ŞUURALTI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bilinç dışı olmakla birlikte, istenildiğinde kapsamındakilerin bilince çağrılabildiği zihin bölgesi","example":"Şiir, bizim tahteşşuurumuzdan şuurumuz vasıtasıyla çıkarıp ortaya koyduğumuz, birçok süzgeçlerden geçmiş, süzülmüş bir şeydir."}]},"ŞVESTER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir kimsenin (genellikle yaşça küçük) kadın kardeşi","example":"Şvesterim, bugünlerde üniversite sınavına hazırlanıyor ve çok heyecanlı."},{"pos":"n","definition":"Mesleki eğitim almış, hekimle iş birliği yaparak hastaya bakan sağlık çalışanı","example":"Ara sıra geniş koridordan, yatak odalarına ve sofraya bakan şvesterler geçiyor."}]},"ŞÖBİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce yufkaların içine kaymak konulup üstüne dövülmüş fıstık serpilerek yapılan bir tür baklava","example":"Fırından çıkan sıcak şöbiyet, evin içine güzel bir koku yaydı."}]},"ŞÖHRET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İyi bir nitelikte herkesçe tarafından bilinip tanınmış olma durumu","example":"Şöhretin getirdiği sorumlulukları kaldırmak herkes için kolay değildir."},{"pos":"n","definition":"Tanınmış, ünlü kimse","example":"Bu salonda hepsini ilk defa gördüğüm altı şöhret var."}]},"ŞÖLEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek","example":"Sizin şöleniniz, galiba, benimkinden daha masraflı olmuş."},{"pos":"n","definition":"Din töreni niteliğinde yemek toplantısı","example":"Köyde geleneksel şölen öncesi dua ediliyor."}]},"ŞÖMİNE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Odalarda, genellikle duvar kenarlarında tuğla veya taştan yapılmış, bacası olan yer","example":null}]},"ŞÖMİZ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi","example":"Özel davete giderken sade bir şömiz giymeyi tercih etti."},{"pos":"n","definition":"Kitap kılıfı","example":"Antika kitabın şömizini kaybetmemek için özen gösteriyor."}]},"ŞÖMİZYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yakası erkek gömleğini andıran, uzun kollu, manşetli kadın bluzu","example":null}]},"ŞÖVALE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ressam sehpası","example":null}]},"ŞÖVALYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Orta Çağ Avrupa'sında özel eğitimle yetişmiş, belli ülküler taşıyan, soylu, atlı savaşçı","example":"Orta Çağ’da her şövalye, at sırtında savaş becerilerini kanıtlamak zorundaydı."},{"pos":"n","definition":"Eski Roma'da üç sınıftan ikincisinin üyesi olan yurttaş","example":"Roma İmparatorluğu döneminde soylu kabul edilen şövalye sınıfı, diğerlerine kıyasla ayrıcalıklıydı."}]},"ŞÖYLE":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Şunun gibi, şuna benzer biçimde","example":"Bugünkü menüyü şöylece sıraladı: çorba, ana yemek ve tatlı."},{"pos":"adv","definition":"Şu yolda, şu biçimde, aşağı yukarı","example":"Masanın konumunu şöyle ayarlayalım ki kapıya rahat ulaşabilelim."}]},"ŞÜKRAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yapılan iyiliğe karşı kendini borçlu sayma","example":"Biz, şükran ve muhabbetle ellerini öpüyoruz."}]},"ŞÜKRET":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Tanrı'ya minnet duygusunu sunmak, şükreylemek","example":"Bu fırsatı sana bahşettiğinden dolayı Allah'a şükret!"},{"pos":"v","definition":"Bir kimseye minnet duymak, gönülden borçlu olmak","example":null}],"lemma":"şükretmek"},"ŞÜKÜR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'ya duyulan minneti dile getirme","example":"Şükür günlüğü tutmaya başladı."},{"pos":"n","definition":"Mutlu bir olay veya durumdan, yapılan bir iyilikten duyulan hoşnutluğu bildirme","example":"Hava kapanık geçti ama yağış olmadı şükür Allah'a!"}]},"ŞÜMUL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sınırları içine başka konuları veya anlamları alma durumu, içinde bulundurma","example":"Yeni kanunun şümulu tehlikeli hayvanları kapsamıyor."},{"pos":"n","definition":"Bir kavramın ve o kavramı dile getiren terimin içerdiği varlıkların ve bireysel olayların bütünü","example":"Bu kavramın şümulüne dair birçok farklı açıklama yapıldı."}]},"ŞÜPHE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirmemekten doğan kararsızlık","example":"Olayın detaylarını öğrenmeden bir karara varmak, şüphelerin artmasına neden olabilir."},{"pos":"n","definition":"Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma","example":"Uzun süredir haber alamayınca içimde garip bir şüphe oluştu."}]},"ŞÜPHELEN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık ve kuruntu durumunda bulunmak ya da bu duruma gelmek","example":"Nihal sevgilisinin sadakatinden şüpheleniyordu ."}],"lemma":"şüphelenmek"},"ŞÜPHESİZ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Kuşkusuz, elbette","example":"Şüphesiz yarın daha iyi olacak."}]},"ŞÜREKA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Birinden yana olan veya bir düşünceye, bir isteğe katılan, onu destekleyen kimse","example":"Bu projede bana destek olan şüreka sayesinde işimi daha kolay tamamladım."},{"pos":"adj","definition":"Birinden yana olan veya bir düşünceye, bir isteğe katılan, onu destekleyen kimse","example":null}]},"ŞÜYU":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Genişleme, yayılma","example":null}]},"ŞİAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik, belgi","example":"Bütün o devirlerde topların ve kolların şiarı bu Türk sözüydü: Zorlara dağlar dayanmaz!"},{"pos":"n","definition":"Ülkü, düstur","example":"Vatanın bütünlüğünü korumak, toplumdaki her bir kimsenin şiarı olmalı."}]},"ŞİDDET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Alınan yolun harcanan zamana oranı","example":"Gecikmeler nedeniyle, teslimatın şiddetini arttırarak süreyi azaltmamız gerekti."},{"pos":"n","definition":"Karşıt görüşte olanlara, inandırma veya uzlaştırma yerine kaba kuvvet kullanma","example":"Toplumdaki farklı görüşlerin barışçıl yollarla çözülmesi gerekirken, bazen şiddet kullanmak hiç de doğru bir yaklaşım değildir."}]},"ŞİF":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pamuk kozası","example":"Ortalık acı acı yanık şif kokuyordu."},{"pos":"n","definition":"Şırası alınmış üzüm posası","example":"Şif, üzüm şırası alındıktan sonra kalan posadan yapılan geleneksel bir yiyecekti."}]},"ŞİFA":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bedensel veya ruhsal bir hastalığın son bulması, hastalıktan kurtulma","example":null}]},"ŞİFAHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hastaların yatırılarak tedavi edildikleri sağlık kurumu","example":"Şifahane, yetersiz sağlık hizmetleri nedeniyle bölgedeki en önemli sağlık merkezi haline gelmişti."}]},"ŞİFAHEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Ağızdan, sözle söyleyerek","example":null}]},"ŞİFAHİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sözle, konuşma biçiminde yapılan","example":null}]},"ŞİFLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Pamuğu kozasından ayırmak","example":"Çiftçiler, pamuğu şifleyerek kozasından ayırdılar ve daha sonra işlemek için hazırladılar."},{"pos":"v","definition":"Mısırı koçanından ayırmak","example":"Mısır hasadında, köylüler mısırları şifleyerek koçanından temizlediler ve bu şekilde tarladan topladılar."}],"lemma":"şiflemek"},"ŞİFLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Pamuğu kozasından ayırmak","example":"Çiftçiler, pamuğu şifleyerek kozasından ayırdılar ve daha sonra işlemek için hazırladılar."},{"pos":"v","definition":"Mısırı koçanından ayırmak","example":"Mısır hasadında, köylüler mısırları şifleyerek koçanından temizlediler ve bu şekilde tarladan topladılar."}]},"ŞİFON":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İpek iplikle dokunmuş ince, şeffaf kumaş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bu kumaştan yapılmış","example":null}]},"ŞİFONYER":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Çekmecelerine çamaşır konulan dolap","example":null}]},"ŞİFRE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Gizli haberleşmeye yarayan işaretlerin tümü","example":"Gizli bir hükümet belgeleri şifresi, sadece yetkili kişilere açıktı."},{"pos":"n","definition":"Gizliliği olan kasa, kapı, çanta vb. şeylerin açılması için gereken rakam","example":"Bu şifreyi çözmeden kasanın içindeki önemli belgeleri alamayız."}]},"ŞİFRELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir metni şifreli duruma getirmek","example":null}],"lemma":"şifrelemek"},"ŞİKAR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi","example":"Orman köylerinde, bazıları geçimlerini şikarla sağlar."},{"pos":"n","definition":"Savaşta düşmandan zorla ele geçirilen mal","example":"Şikar edilen eşyalar, savaş sonunda ordu arasında paylaştırıldı."}]},"ŞİKAYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Hoşnutsuzluk belirten söz veya yazı","example":"Müşteriler, hizmet kalitesinden memnun olmayınca firmaya şikâyet mektubu yazdılar."}]},"ŞİKE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Başkalarını aldatmak veya atlatmak için önceden yapılmış gizli anlaşmaya dayanan davranış","example":"Bu işte şike var."},{"pos":"n","definition":"Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma","example":"Şike yaptığı ortaya çıkan oyuncular, federasyon tarafından cezalandırıldı."}]},"ŞİKESTE":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kırılmış, kırma eylemine konu olmuş","example":null},{"pos":"adj","definition":"Bir kimseye gücenmiş, gönlü kırılmış, kızgın olan","example":null}]},"ŞİKESİZ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Şikesi olmayan","example":null}]},"ŞİLE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ballıbabagillerden, küçük yapraklı, güzel kokulu bir saksı bitkisi","example":null}]},"ŞİLEM":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Briçte bir ekibin, en çok bir el vererek yaptığı oyun","example":null}]},"ŞİLEP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Yük taşımak için yapılan özel gemi","example":null}]},"ŞİLT":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üzerine genellikle bir kurum veya kuruluşun adı, işareti kazılmış olan ve armağan olarak bir kimse veya takıma verilen levha","example":null}]},"ŞİLTE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Üstünde oturulan, yatılan, içi yünle, pamukla doldurulmuş döşek","example":"Üçümüz birden sürükleyerek şilteyi de dışarı çıkardık."}]},"ŞİLİ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Güney Amerika'nın batısında yer alan, resmi dili İspanyolca ve başkenti Santiago olan ülke","example":null}]},"ŞİLİN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İngiliz sömürgelerinde ve başka bazı ülkelerde para birimi","example":"Eski bir şilin koleksiyonu, antikacılar arasında büyük ilgi gördü."},{"pos":"n","definition":"İngiliz lirasının yirmide biri olan para","example":"Dedem, gençliğinde bir şilinle birçok şey alındığını anlatırdı."}]},"ŞİMAL":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen dört ana yönden biri","example":"Rüzgâr, şimal yönünden sert esmeye başlamıştı."}]},"ŞİMALİ":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına denk gelen, dört ana yönden birine düşen veya bu yönle ilgili olan","example":null}]},"ŞİMDİ":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Öyleyse, bu durum karşısında, sonuç olarak denilebilir ki","example":"Bütün bu delilleri göz önünde bulundurursak, şimdi haklı olduğunu kabul etmek zorundayız."},{"pos":"adv","definition":"Kısa bir süre sonra","example":"Hadi toparlan, şimdi çıkmamız gerekiyor."}]},"ŞİMDİDEN":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"İçinde bulunduğumuz zamandan başlayarak","example":"Görülüyor ki atom harbi tehlikesi şimdiden tesirini göstermeye başlamıştır."}]},"ŞİMDİLİK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Şimdiki durumda veya zamanda, şimdiki zaman için, şu duruma göre","example":"Sen şimdilik büyük babanın yanında kal, babanı istediğin zaman görürsün."}]},"ŞİMŞEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Bir ışık kaynağının verdiği ışığın, göz gibi bir alıcının üzerinde yaptığı etki","example":"Gece ansızın çakan şimşek, odanın içini bir anlığına aydınlattı."},{"pos":"n","definition":"Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık","example":"Yağmur başlamadan önce gökyüzünde ardı ardına şimşekler çaktı."}]},"ŞİMŞİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şimşirgillerden, yaprakları her mevsimde yeşil kalan, taşlık, çorak bölgelerde kendiliğinden yetişen veya bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, odunu sarımsı renkli ve çok sert olan bir ağaççık","example":"Bahçede kullanılan şimşir bitkisi, çit yapımı için oldukça uygundur."},{"pos":"n","definition":"Bu bitkinin sert, düzgün sarı renkte kerestesi","example":"Şimşir odunu, oymacılıkta ve ince işçilikte tercih edilir."}]},"ŞİNANAY":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Bulunmayan, mevcut olmayan (nesne, kimse vb.)","example":"Şinanay bir eşya, bazen hayal gücünün ürünü olabilir."},{"pos":"adj","definition":"Süsü olan, süslenmiş, bezenmiş","example":"...ne güzel şinanay basmalar..."}]},"ŞİNİK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tahıl için kullanılan, sekiz kiloluk ölçek","example":"Hilmi Bey'in, altınlarını şinikle ölçtüğü söylenirdi."},{"pos":"adj","definition":"Şiniğin alabileceği miktarda olan","example":"İki şinik arpa almış"}]},"ŞİNİKLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şinikle tartmak, ölçmek","example":null}],"lemma":"şiniklemek"},"ŞİP":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Ülkemiz sularında yaşayan bir mersin balığı türü","example":"Şip balığı, nadir bulunduğu için balıkçılar arasında değerli sayılır."}]},"ŞİPŞAK":{"senses":[{"pos":"adv","definition":"Zaman geçirmeden, kısa süre içinde","example":"Yemekten sonra şipşak bulaşıkları yıkayıp masayı toparladım."}]},"ŞİPŞAKÇI":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Sokakta fotoğraf çekip beş on dakika içinde hazırlayan ve bunları satan fotoğrafçı","example":"Bayram sabahı, şipşakçı amcaya poz vermek için sıraya girmiştik."}]},"ŞİPŞİRİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Çok sevimli; çok şirin; cana yakın","example":"Bu şipşirin sinemanın perşembe gündüz seanslarını severim."}]},"ŞİRAZE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Pehlivan kispetinin paçası","example":"Güreşçi, kispetinin şirazesini bağlayarak mindere çıktı."},{"pos":"n","definition":"Ciltçilikte, kitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit","example":"Eski kitabın şirazesini tamir etmek için bir cilt ustasına götürdüler."}]},"ŞİRDEN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Geviş getiren hayvanlarda, çiğnenmiş besinin bir kez daha mide sularıyla sindirildiği, dört bölümlü midenin dördüncü bölümü","example":null}]},"ŞİRK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Tanrı'nın birden çok olduğuna inanma, Tanrı'ya ortak tanıma","example":null}]},"ŞİRKET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki veya daha çok kimsenin iş yaparak kazanç elde etmek için birleşmeleri","example":"İtalya'da büyük bir şirketin acentesiyim ben."}]},"ŞİRPENÇE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Deri altı hücre dokusunun ve yağ bezlerinin iltihaplanmasından oluşan, genişlediğinde çok tehlikeli olabilen, stafilokokların sebep olduğu bir kan çıbanı","example":"Araya taraya gördüğünüz küçük bir sivilceye şirpençe adını takmışsınız."}]},"ŞİRRET":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Geçimsiz, huysuz, kavga çıkarmaktan hoşlanan, edepsiz (kimse)","example":null}]},"ŞİRYAN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar","example":null}]},"ŞİRİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Cana yakın, tatlı, hoşa giden","example":null}]},"ŞİST":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İnce taneli kilin zamanla kat kat yığılması sonucu meydana gelen taş","example":"Yerel taş ustası, duvarlar için şist taşlarını kullanmayı önerdi."},{"pos":"n","definition":"Kolayca yapraklara ayrılabilen, silisli, alüminli tortul kayaçların genel adı","example":"Dağın yamaçlarında bolca şist bulunuyor, bu da jeologların ilgisini çekiyor."}]},"ŞİTAİYE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Divan edebiyatında kış mevsimini konu olarak işleyen şiir","example":"Fuzuli'nin şitaiyesi, kışın soğuk ve karanlık havasını çok güzel bir şekilde betimler."},{"pos":"n","definition":"Bir kasidenin kışı anlatan giriş bölümü","example":"Kasidenin şitaiye bölümü, kışın sertliğini ve doğanın huzursuz halini derin bir şekilde yansıtır."}]},"ŞİVE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Kişilerin ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır","example":"O, şive takarak arkadaşlarının dikkatini çekmeye çalışıyordu."},{"pos":"n","definition":"Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği","example":"Doğu Anadolu'nun şivesi, bölgenin zengin kültürünü ve geleneklerini yansıtıyordu."}]},"ŞİVEKAR":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen","example":null}]},"ŞİZOFREN":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şizofreniye tutulmuş kimse","example":null}]},"ŞİİR":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebî anlatım biçimi","example":"Her ülkede şiirin kendine özgü bir rengi, bir kokusu, bir sesi oluyor."},{"pos":"n","definition":"Bir şairin, bir dönemin bu sanatı kullandığı özel biçim","example":"Divan şiiri, Osmanlı döneminde büyük bir gelişim göstermiştir."}]},"ŞİİRİYET":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şiir olma özelliği","example":"Mana, vezin değişti mi? Başka kelimeler mi kullandık? Hayır fakat şiiriyet uçuverdi."}]},"ŞİŞ":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Şişmiş olan yer, şişlik","example":"Yürürken ceketinin arka tarafında bir şişkinlik gözüme ilişti."},{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":"Terfi alınca şişinip herkese emir vermeye başladı."}]},"ŞİŞE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İçerisine sıvı konulan, cam veya plastikten yapılmış, dar ağızlı uzun kap","example":"Geç saatlere kadar çöpten toplayacakları demirleri, şişeleri, naylonları nasıl satacaklarını konuştular."},{"pos":"n","definition":"Gaz lambasında fitil çevresine konulan cam koruyucu","example":"Lamba şişesi çatladığı için rüzgar fitili söndürdü."}]},"ŞİŞEK":{"senses":[{"pos":"n","definition":"İki yaşındaki koyun","example":"Çiftlikteki şişekler, diğer koyunlardan daha hareketliydi."},{"pos":"n","definition":"Kuzulama dönemine girmiş veya doğurmuş koyun","example":"Şişekler, kuzularıyla birlikte otlakta otluyordu."}]},"ŞİŞELE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Şişeye doldurmak","example":null}],"lemma":"şişelemek"},"ŞİŞHANE":{"senses":[{"pos":"n","definition":"Namlusu altı yivli tüfek veya top","example":null}]},"ŞİŞKO":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen kimse","example":"Çocuklar arasındaki şişko lakaplı Yusuf, futbol takımında çok popülerdi."},{"pos":"adj","definition":"Eti, yağı çok olan","example":"Şişko kedimiz, mama kabını her doldurduğumuzda heyecanla koşuyor."}]},"ŞİŞKİN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kabarmış ya da şişmiş olan","example":"Ayağa kalktı, arka ayaklarını geriye itip şişkin adaleleri çekerek ... gerdi."}]},"ŞİŞLE":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine veya bir şeye şiş saplamak, şiş batırmak","example":"Kızgın çoban, kurt saldırısına karşı koymak için hayvana şişle saldırdı."},{"pos":"v","definition":"Kama, çakı vb. bir araçla yaralamak","example":"Kavgada kendini savunmak için saldırgana çakıyla şişlemekten başka çaresi kalmadı."}],"lemma":"şişlemek"},"ŞİŞLEMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Birine veya bir şeye şiş saplamak, şiş batırmak","example":"Kızgın çoban, kurt saldırısına karşı koymak için hayvana şişle saldırdı."},{"pos":"v","definition":"Kama, çakı vb. bir araçla yaralamak","example":"Kavgada kendini savunmak için saldırgana çakıyla şişlemekten başka çaresi kalmadı."}]},"ŞİŞMAN":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Deri altında fazla yağ toplanması sebebiyle vücudun her yanı şişkin görünen kimse","example":null}]},"ŞİŞMANLA":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Beslenerek vücudun ağırlığı artmak","example":"Sizi biraz şişmanlamış buldum."}],"lemma":"şişmanlamak"},"ŞİŞMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":"Terfi alınca şişinip herkese emir vermeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, bu duruma düşmek","example":"Toplum içinde düştüğü hatadan dolayı şişip morali bozuldu."}]},"ŞİŞİK":{"senses":[{"pos":"adj","definition":"Kabarık; şiş","example":"Kara Mustafa, şişik davar derisinin her an çatlayabileceğini hissetti."}]},"ŞİŞİN":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":"Terfi alınca şişinip herkese emir vermeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Küskünlüğünü, bir şeye sıkıldığını, keyifsizliğini anlatacak biçimde yüzünü buruşturmak","example":"Arkadaşının sözlerine alınan çocuk, sessizce oturup şişindi."}],"lemma":"şişinmek"},"ŞİŞİNMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, kendini üstün görmeye çalışmak","example":"Terfi alınca şişinip herkese emir vermeye başladı."},{"pos":"v","definition":"Küskünlüğünü, bir şeye sıkıldığını, keyifsizliğini anlatacak biçimde yüzünü buruşturmak","example":"Arkadaşının sözlerine alınan çocuk, sessizce oturup şişindi."}]},"ŞİŞİR":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi olduğundan büyük veya çok göstererek anlatmak","example":"Başarısını şişirerek herkese abartılı hikayeler anlattı."},{"pos":"v","definition":"Şişkin bir duruma getirmek","example":"Nefesinin olanca gücü ve hızıyla şişirdiği tulumu dudaklarına yanaştırdı."}],"lemma":"şişirmek"},"ŞİŞİRMEK":{"senses":[{"pos":"v","definition":"Bir şeyi olduğundan büyük veya çok göstererek anlatmak","example":"Başarısını şişirerek herkese abartılı hikayeler anlattı."},{"pos":"v","definition":"Şişkin bir duruma getirmek","example":"Nefesinin olanca gücü ve hızıyla şişirdiği tulumu dudaklarına yanaştırdı."}]}}}
